Page 1

SEZONUN ÖNE ÇIKAN

ÖZEL MARKALARI Kadın, erkek, çocuk, dekorasyon ve kozmetik reyonlarından sizin için seçtiklerimiz

2012-13 KIŞ


edito Harvey Nichols'un Ceyda Balaban kreatif direktörlüğünde tasarlanan vitrinlerini süper kahramanlar süslüyor.

İtiraf edelim: Harvey Nichols bizim için bir tutku markası. Türkiye’de İstanbul ve Ankara’daki çok katlı mağazalarıyla var olan Harvey Nichols tasarımcıları arasına her sezon yepyeni, heyecan dolu markalar ekliyor. Peter Pilotto ve Prabal Gurung gibi yükselen değerleri ilk defa Türkiye’ye getiren mağaza, bu sene de Tom Ford kadın, erkek ve makyaj koleksiyonuyla öne çıkıyor. Dünyaca ünlü kadın ve erkek hazır giyim markalarında eşi benzeri bulunmayan bir yelpazeye sahip Harvey Nichols, 2012-13 Sonbahar/Kış sezonunda da moda severleri şaşırtmaya, cezbetmeye, aklını çelmeye devam edecek gibi görünüyor. Elinizde tuttuğunuz dergi de tam bir tutku ürünü. Harvey Nichols mağazalarından en beğendiklerimiz, çok özel marka hikayeleri, stil önerileri, dekorasyon ve çocuk modası da dahil olmak üzere her kategoriden sizin için seçtiklerimiz Vogue Türkiye-Harvey Nichols işbirliğimizin bu ilk sayısında. Harvey Nichols mağazalarında satışta olan birçok markayı bir araya getiren ve mağazanın reklam kampanyasında kullanılan görselleri de bünyesinde barındıran muhteşem çekimi Cüneyt Akeroğlu-Ceyda Balaban ikilisinin gerçekleştirdiğini söylemeden geçemeyeceğiz.Tom Ford, Maison Martin Margiela, Viktor&Rolf ve Peter Pilotto gibi markalardan sezonda öne çıkanları benzersiz bir saç-makyaj tasarımıyla kurgulayan Balaban bu sezon mağazanın vitrin tasarımlarında da yaratıcılığını konuşturdu. İster gotik, ister klasik bu sezon Harvey Nichols’da uzayıp giden stiletto çizmelerden vücuda oturan elbiselere kadar bin bir çeşit arzu objesi var. Sizi heyecanlandıran hangisi?

İmtiyaz Sahibi: Harvey Nichols mağazacılık adına Cengiz Çetindoğan Vogue Türkiye Projeler Ekibi Doğuş Power Center Ahi Evran Polaris Caddesi No: 4 Maslak, İstanbul www.vogue.com.tr Projeler Koordinatörü: Ahu Terzi Projeler İçerik Yönetmeni: Güldeniz Ayral Projeler Görsel Yönetmeni: Eşref Şengenç Proje Editörleri: Ezgi Bilgi, Feyza Düzyol, Çağla Gürel Renk Ayrımı: Ali Akyüz Üretim Planlama: Yakup Akyıldırım Katkıda Bulunanlar: Yeşim Suülker, Tülin Demir, Zeynep Yapar, Yaprak Aras, Esen Eüray, Berna Simavi, Serpil Bozhalil, Emre Dörter, Dinçer Dinç, Begüm Özpınar, Dilan Yüksel, Kübra Ataş, Ece Ertez, Demet Dökmecier Basım Yeri: APA-Uniprint Basım San. ve Tic. A.Ş. Hadımköy, İstanbul Asfaltı, 34555 Ömerliköyü, İstanbul Tel: 0212 798 2841 www.apa.com.tr Harvey Nichols Türkiye’nin ücretsiz yayınıdır.


içindekiler TREND

31 2012-13 Sonbahar/Kış koleksiyonlarından trendler 32 Gotik, militer, fütüristik, dekoratif parçalar; sezonun öne çıkan elbise ve palto modelleri

STİL

44 Yeni İlham Perisi Lana Del Rey’in moda dünyasına ilham veren stili 46 Onların seçimleri Feryal Gülman, Etel Baler, Dilek Türker ve Zeynep Ilıcalı’nın stil sırları 50 10 Best Skinny Jeans Modası her sezon hüküm süren skinny jean giyerken ünlülerden ilham alın

PORTRE

Modayı değiştiren adam Tom Ford 52

90’lı yıllara damgasını vurmuş tasarımcının ve markası Tom Ford’un hikayesi

56 Mükemmelin peşinde Dünyaca ünlü yıldızları giydiren Prabal Gurung’un başarısının sırrı 58 Modanın dâhi ikilisi Gerçek üstü baskıların yaratıcısı Peter Pilotto ve tasarımların ardındaki iki genç yetenek 66 Zamansız tasarımlar Minimalist tasarımları couture yöntemlerle işleyen Akris’in 90 yıllık öyküsü 68 Başına buyruk bir İngiliz Londra’nın kalbinde doğmuş, ilhamını sokaktan alan bir marka; All Saints. 70 Sofistike, zarif ve modern Modanın First Lady’si Carolina Herrera’nın otuz yıllık moda imparatorluğu

AKSESUAR

60 Tütün tonları Sonbahar renklerinde en güzel çanta ve ayakkabılar 62 Gece ışıltısı Gece elbiselerinizi tamamlayacak baş döndürücü aksesuarlar 64 Sıra dışı materyaller Egzotik deriler, rugan, süet ve kürkten oluşan aksesuarlarla sıra dışı olmaya hazırlanın

Elbise, PETER PILOTTO – Ayakkabı, MANOLO BLAHNIK


içindekiler 72 Takı Sanatı Sezonun elegan, gösterişli ve ışıltılı takılarıyla stilinizi tamamlayın

İÇ GİYİM

76 Karanlık ve gizemli İç giyimin en kışkırtıcı markası Agent Provocateur yeni sezonda da oldukça iddialı 77 Fransız cazibesi Chantelle’in baştan çıkarıcı modelleriyle Fransız zarafetine sahip olun

MODA

78 Kış hikayesi Püsküller, renkli kürkler, değerli taş tonları, fütüristik kumaş ve kesimler

RÖPORTAJ

94 Erdem kendi için ne ister? Moda dünyasında çiçek baskılı desenleriyle tanınan Erdem Moralıoğlu röportajı 98 Vitrinde mıknatıs var Parisli marka Longchamp’ın sezon yeniliklerini ve ürünlerini konuştuk

ERKEK 101 102

2012-13 Sonbahar/Kış podyumlarında öne çıkan trendler Sezonun rengi bordo, ekoseler, çizgiler ve mutlaka gardırobunuza eklemeniz gereken parçalar

106 Tarzınızı seçin Stil sahibi ünlü isimlerden ilham alan dört farklı tarz 110 Seri bomba imalatı Tasarım ikilisi Viktor&Rolf'tan en yeni erkek parfümü

ÇOCUK

112 Oyuncu karakterler Çizgiler, danteller, sloganlar ve taşlarla süslenmiş Sonia Rykiel koleksiyonu

Çocuk modasına yön veren trendler 116

Renkli dünya, çabasız şıklık, pastel etkisi ve kış masalı

MOSER

GÜZELLİK 127 Çarpıcı, doğal ve etkili 2012-13 Sonbahar/Kış sezonunun öne çıkan makyaj trendleri 132 Her yaşa özel cilt bakımı 20’ler, 30’lar, 40’lar ve 50’ler... Her yaşın cilt problemine uygun çözümler 136 10 adımda makyaj çantanızı yenileyin Yeni çıkan ve klasikleşmiş ürünlerle sezona hazırlanın

138 Baş döndüren notalar En yeni ve ikonik parfümler bu şişelerde 140 Şımartan bakımlar Harvey Nichols’a özel bakım odalarında cildinizi şımartın

120 Özel günlerde Lady&Lord Markanın kurucusu Selin Yıldız’la yeni sezon üzerine

142 Işıltılı bir illüzyon Harvey Nichols İstanbul içinde yer alan Chanel Make Up Studio’da bulabileceğiniz koleksiyon

122 Geçmişin izleri Dior'un, 1947’nin Paris’inden ilham alan kız ve erkek çocuk koleksiyonları

143 Karşı konulmaz cazibe Tom Ford makyaj koleksiyonu yalnızca Harvey Nichols İstanbul’da

DEKORASYON

145 Fark yaratan tasarımlar Bir tablo gibi boyanmış tabaklar, kristal- camlar, parlak yüzeyli gümüşler ve altın renkli objeler 150 Oryantal dokunuşlar Etro Home’un kaliteli materyaller, işçilik ve deseni birleştiren koleksiyonları

SEYAHAT

152 Alpler’de dağ evi keyfi Fransız ve İsviçre’de konfor ve lüksü bir arada sunan dağ evleri

Kişiye özel alışveriş 162 Harvey Nichols vitrinleri 164 English Pages 174 Harvey Nichols’ta Shop in Shop 176 Harvey Nichols Markalar 160


trends

:%:‡ĂœĂœ

TasarÄąmcÄą ve markalarÄąn 2012-2013 Sonbahar/KÄąĹ&#x; koleksiyonlarÄąna gßçlĂź, iddialÄą ve fĂźtĂźristik gĂśrĂźnĂźmler hakim.

BLUMARINE

PETER PILOTTO

BALMAIN

SALVATORE FERRAGAMO

=VgNH=U=JÂˆĂ™ $=Ă?H=Ă™ tNAH

31


32

SALVATORE FERRAGAMO

3

6

9 PRABAL GURUNG

PETER PILOTTO

Gecenin karanlığıyla yarışan siyah, koyu bordo tonlarındaki kıyafet ve aksesuarlar ile bu kış içinizdeki güçlü ve gotik kraliçeyi uyandırın. Destek olarak aynı tonlarda oje ve ruj renklerini tercih ederseniz etkiyi ikiye katlamış olursunuz.

KARA BÜYÜ

trends 1

2

5 4

7

1- Ceket, TOM FORD 2- Bot, TOM FORD 3- Dantelli elbise, ALL SAINTS 4- Bronz ayakkabı, DOVE NUOTANO GLI SQUALI 5- Yılan formlu kolye, AURELIE BIEDERMANN 6- Elbise, PAUL&JOE 7- Street Smart rengi oje, SPA RITUALS 8- Ceket, DONNA KARAN 9- Black Orchid rengi ruj, TOM FORD

8


34

HAIDER ACKERMANN

Uzay Yolu dizisini hatırlıyor musunuz? Ya da David Bowie’nin Space Oddity şarkısını? Bolca lame ve doreden bahsediyoruz. Ve tabii sıra dışı ilginç kumaş ve kesimlerden. Zamanın ilerisinde, fütüristik bir tarza sahip kadınlar için moda bu sezon çok alternatif sunuyor.

UZAY ÇAĞI 1

6

7

8

9

10 BLUMARINE

trends 2

4

3

5

1- Lame pantolon, THEORY 2- Dore çanta, SALVATORE FERRAGAMO 3- Bileklik, AURELIE BIDERMANN 4- V yaka üst, FAITH CONNEXION 5- Cooper Square parfüm, BOND NO.9 6- Payetli bot, UGG, 7- Payetli dolgu topuk bot, CARVEN 8- Lame ince mont, ACNE 9- El çantası, EDIE PARKER 10- Yüzük, LARA BOHINC


36

9 1- Kruvaze elbise, BALMAIN 2- Kürklü başlık, GREVI 3- Çanta, MAISON MARTIN MARGIELA 4- Triko, 3.1 PHILLIP LIM 5- Bot, ALEXANDER WANG 6- Deri pantolon, BALMAIN 7- Guerrilla 1 parfüm, COMME DES GARÇONS 8- Çizme, SERGIO ROSSI 9- Çanta, TORY BURCH

7

HAIDER ACKERMANN

SALVATORE FERRAGAMO

Bu sezon militer hava birçok koleksiyonda karşımıza çıkıyor. Siz de bu trendi kendinize yakın buluyorsanız, çizme, bot ve asker ceketleriyle iyi bir başlangıç yapın. Ama çok fazla erkeksi görünmekten kaçınmak isterseniz araya birkaç feminen detay katabilirsiniz.

HAZIR OL ASKER!

trends

2 3

1

4

5

6

8


38

1

3

7

6

8

ALBERTA FERRETTI

SALVATORE FERRAGAMO

Her daim seksi ve çarpıcı görünmekten vazgeçemeyen kadınlara sesleniyoruz. Amacınıza ulaşmak için deri bir etek ya da pantolon edinmeye bakın. Bu kış deri altın çağlarından birini yaşıyor. O kadar cesur değilim diyorsanız bir çift eldiven alışveriş listenizde olsun.

DERİ-N DARBE

trends

2

4

5

1- Deri ceket, ACNE 2- Krokodil stiletto, SERGIO ROSSI 3Taba üst, MAISON MARTIN MARGIELA 4- Deri tayt, THOMAS WYLDE 5- Çanta, NINA RICCI 6- Diz üstü çizme, SERGIO ROSSI 7- Deri etek, HAKAAN 8- Eldiven, SALVATORE FERRAGAMO


trends 2

40

3

4

5

BLUMARINE

1- Ceket, SANDRO 2Kadife ayakkabı, KURT GEIGER 3- Brokar etek, PRABAL GURUNG 4- Fiyonklu babet, SALVATORE FERRAGAMO 5- Taşlı bilezik, MAWI 6Payetli elbise, HERVE LEGER 7- Taşlı triko, ALICE+OLIVIA 8- Babet, REPETTO 9-Payetli etek, HAUTE HIPPI 10-Yüzük, AURELIE BIDERMANN 11- Taşlı stiletto, MANOLO BLAHNIK

7

9

6

8

BALMAIN

PARLAK FİKİR

Dekoratif, taşlı, payetli, işlemeli ve brokar parçalarla dikkat çekmeniz garanti. Böylece modanın kadınsı silahlarını maksimum düzeyde kullanmış olacak ve sofistike yönünüzü de tüm netliğiyle gözler önüne sereceksiniz.

1

10

11


1

2

4

3

5 6

ALBERTA FERRETTI

1- Mor ceket, DONNA KARAN 2- Zincir bileklik, AURELIE BIDERMANN 3- Ayakkabı, BURAK UYAN 4- Kroko baskılı çanta, LONGCHAMP 5- Gömlek, SANDRO 6- Suspicious rengi oje, CHANEL 7- Rugan çanta, SONIA by SONIA RYKIEL 8- Glee rengi lipgloss, CHANTECAILLE 9- Bordo ayakkabı, DOVE NUOTANO GLI SQUALI

7

MICHAEL KORS

ORMAN MEYVELERİ

Gri ve iç karartıcı kış günlerine enerji ve neşe katmanın en hızlı ve kolay yolu nedir? Tabii ki renk ve özellikle de orman meyveleri tonları! Bordo, mürdüm, kırmızı ve fuşya gibi canlı renklerdeki parçalar en büyük yardımcılarınız olacak.

trends

8 9

41


42

LEONARD

ERDEM

Vücut hatlarına güvenen kadınların tercihi dar elbiseler artık yeni teknoloji ürünü korseli ve likralı kumaşlar sayesinde bu konuda iddialı olmayan kadınların da ilgi alanına girdi. Vücudu bir çırpıda şekle sokarak kendinizi iyi hissettiriyorlar.

BODY - CON ELBİSELER

trends

1 2

3

4

1- Krem rengi elbise, DONNA KARAN 2- Bordo clutch, EDIE PARKER 3- Triko elbise, ALAIA 4Bordo stiletto, RENE CAOVILLA 5- Desenli elbise, MICHAEL KORS 6- Yılan derisi çanta, DEVI KROELL 7- Ayakkabı, AQUAZURRA 8- Straples elbise, HAKAAN

5 6

7

8


trends

3

5

4

MICHAEL KORS

1

6 1- Triko palto, SALVATORE FERRAGAMO 2- Yılan derisi çanta, DEVI KROELL 3- Bukle palto, DIANE VON FURSTENBERG 4- Krokodil derisi çizme, ALBERTA FERRETTI 5- Taba çanta, JUICY COUTURE 6- Gri, kolları zımbalı palto, THOMAS WYLDE 7- Kahverengi çizme, SERGIO ROSSI 8- Çanta, 3.1 PHILLIP LIM 9- Bordo hakim yaka palto, HAIDER ACKERMANN

ALBERTA FERRETTI

MODERN PALTOLAR

Kıyafetinize şık bir nokta koyan paltolar her zaman olduğu gibi bu kış da hüküm sürüyor. Farklı kesimler, bukle ve triko kumaşlarla birçok alternatifiniz mevcut. Size kalan tek şey kendinize en uygun olanına karar vermek...

2

9 7 8 43


stil

YENİ İLHAM PERİSİ Dijital dünya sayesinde ünlenen ancak müziği ve stiliyle şöhretini daha geniş kitlelere yaymayı başaran Lana Del Rey’den bahsediyoruz. Markalar onu reklam yüzü yapmak için sıraya girerken, ünlü dergilerin de kapağını süslüyor. Köklü İngiliz marka Mulberry’nin Del Rey çanta koleksiyonuna ise ilham kaynağı oldu.

G

eçen yılın Mayıs ayında müzik dünyası YouTube’a yüklediği videosuyla dikkat çeken bir kızı konuşmaya başladı. Milyonlarca kişi tarafından izlenme başarısı elde eden bu video evde yapılmıştı. Şarkının sahibi, etkileyici sesi ve farklı tarzıyla Lana Del Rey’di. Video kısa zamanda viral bir hite, Lana da bir internet fenomenine dönüştü. Bir gecede gelen şöhretin ardından Lana, 2011 yazının sonunda albüm anlaşması yapmış ve bir anda kalabalıklar karşısında konser vermeye başlamıştı bile. İngiltere’deki ilk konserinin biletleri satışa çıktıktan sadece13 dakika sonra tükenmişti. 24 yaşındaki şarkıcı, kendine has duygulu sesiyle söylediği ayrılık şarkılarıyla milyonların sevgisini kazandı. Birçok müzik dergisine kapak olan Del Rey’i indie müziğin kraliçesi ilan edenlerin yanı sıra pazarlama harikası olarak görenler de vardı. Çünkü 2010 yılında yayınladığı albümünde iyi bir satış yakalayamayınca yatırım uzmanı olan babasıyla imajı üzerine çalışıp yeni bir strateji geliştirmeye karar verdi. Ancak başarısı tartışılmaz. Ekim 2011’de Video Games’le Q Dergisi’nin ödüllerinden “Next Big Thing” ödülünü kazandı. Şarkının yer aldığı albümü Born to Die ise geçen Ocak ayında resmi olarak yayınlandı ve 11 ülkede bir numaraya tırmandı. İngiliz GQ onu 2012’de “Yılın Kadını” seçti. Moda dünyası da Del Rey’e kayıtsız kalamadı. Christopher Kane ve Emilio de la Morena’nın 2012 İlkbahar/Yaz defile müzikleri ona aitti. İkinci videosu Born to Die’da, şöhretin de getirdiği

44

bütçe artışıyla, Lana’yı Antonio Berardi giydirdi. Ocak 2012’de Next Model Management’la anlaşarak modellik kariyerine de başlayan Lana, Mulberry ve Dior’un düzenlediği gecelerde de şarkı söyledi. Lana Del Rey, eski Hollywood yıldızlarını andıran stiliyle dikkat çekiyor. Veronica Lake’i andıran uzun dalgalı saçları, uzun seksi tırnakları ve takma kirpikli kedi gözleriyle 60’lı yılların filmlerinden esintilere sahip. Bir gün jean üzerine geçirdiği baskılı tişörtüyle çabasız, ertesi gün küçük beyaz bir elbiseyle son derece zarif ve sofistike olabiliyor. Kabarık etekler, altın takılar, mini elbiselerle “cici kız”, yüksek belli şort ve bebe yaka gömleklerle pin-up stili yakalıyor. Stilinden etkilendiği kadınlar sorulduğunda aklına önce kimse gelmiyor, sonra “Grace Kelly,” diyor. En çok etkilendiği isimlerden biri yönetmen David Lynch. Sinema tutkusunu her fırsatta dile getiren şarkıcının en sevdiği filmler The Godfather serisi ve American

Beauty. Tarzında bu filmlerin etkisini görmek de mümkün. Ancak kendisi belli bir stili olduğunu düşünmüyor. “Kendimi hiçbir zaman modayla ifade etmedim. Yaklaşık yedi yaşından beri aynı şeyleri seviyorum. Saçımda çiçekler olmasını, deri ceket giyen erkekleri, beyaz giymeyi, eski kürk ve altın aksesuarları...” diyor Lana. Yine de kendini “Nancy Sinatra’nın gangster hali” ya da “kapüşon giymiş Lolita” gibi tabirlerle tanımlıyor. Ancak moda sektörü tarzı olmadığı konusunda aynı fikirde değil. Eleştirmenler onun retroyu modernle birleştiren stiline hayran. En önemli moda dergileri onu kapak yapmak için yarışıyor. Ünlü bir marka 2012-13 Sonbahar/Kış reklam yüzü olarak Lana Del Rey’i seçti. Öyle ki, bu popüler kültür kahramanı Mulberry’nin ikonik çantalarından birine ilham kaynağı oldu. Mulberry geçtiğimiz sezon Del Rey çantayı yarattı. Markanın kreatif direktörü Emma Hill, Video Games’teki melankolik vokalinden ve nostaljik güzelliğinden çok etkilendiğini söylüyor. “Hollywoodvari stiline eklediği eğlenceli detayları çok iyi kullanıyor. Biz de bu tezattan yola çıkarak eklektik referansları, klasik detaylarla karıştırdık,” diyor Hill. Çanta dikdörtgen formuyla vintage bir havaya sahip. Sade hatları, yüksek kalite derisi ve her Mulberry çantada yer alan detaylarıyla oldukça klasik ama modern. Emma Hill, “Çantanın Lana gibi şehirli olmasını istedik. Dolayısıyla oldukça işlevsel bir çanta,” diyor. “Del Rey Bag”i şimdiden Sienna Miller, Arizona Muse, Jennifer Lawrence gibi ünlü fanatikler edindi.


stil

ONLARIN

$ĂœĂœ PETER PILOTTO

ÛgGHgGH=NgUH=Ù@=EI=ÙCmVÙmJtJ@AÙKH=JÙ =NRAUÙE?DKHOÙ PQPGQJQÙ@mNPÙG=@gJH=ÙOPEHHANEJE†ÙR=VCA^AIA@EGHANEÙ I=NG=H=NgÙGKJQÚPQGÙRAÙOAVKJ@=JÙOA^EIHANEJEÙOKN@QG‰

PodyumlarÄąn en iyi gĂśrĂźnĂźmlerinin gerçek hayattaki temsilcisi Feryal GĂźlman. BulunduÄ&#x;u her ortamÄąn en Ĺ&#x;Äąk kadÄąnlarÄąndan. Alaia elbiseler favorileri arasÄąnda. Desenden vazgeçemeyen GĂźlman sÄąkÄą bir Peter Pilotto ve Erdem takipçisi. Emilio Pucci, Prabal Gurung, Elie Saab ve Michael Kors ise sevdiÄ&#x;i diÄ&#x;er tasarÄąmcÄąlar. AksesuarlarÄąnda da oldukça seçici. Giuseppe Zanotti, Casadei ve Le Silla ayakkabÄąlar gardÄąrobunda Ăśnemli yer tutuyor. GĂźnlĂźk stilinde ise genellikle deri pantolon ve trikolarla rahat bir tarz tercih ediyor.

2

EMILIO PUCCI

1

4

3

5

6 46

ERDEM

Feryal GĂźlman

7

1- tLA†ÙLARA BOHINC 2-ÙNEGK†ÙSANDRO 3-ÙU=GG=>g†ÙCASADEI 4-Ù AIAN†ÙEMILIO PUCCI 5-ÙÙANEÙL=JPKHKJ†ÙJUICY COUTURE 6-ÙtVtG†Ù LARA BOHINC 7-ÙKNPBmU†Ù EMILIO PUCCI


Etel Baler

1

MICHAEL KORS

DIANE VON FURSTENBERG

Farklı stiliyle dikkat çeken Etel Baler, iddialı tasarımları kendine özgü yorumlayanlardan. Bu sezon Tom Ford’un çok ses getireceğine inanan Baler, kişiselleştireceği parçalara yatırım yapacağını söylüyor. Günlük kıyafetlerde rahatlık onun için ön planda, bu yüzden Micheal Kors ve DVF favorileri. Rick Owens ve Opening Ceremony’de ise farklı parçalar bulabildiğini söylüyor. Ayakkabıda tercihi Türk tasarımcı Burak Uyan, çantada ise Judith Leiber ve pleksi çantalarıyla Edie Parker. Takı olarak sade, ağırlık yapmayan tasarımları seviyor. Davetler için ise Elie Saab ve Emanuel Ungaro’dan vazgeçemiyor.

3

4 5

8 6

7

ELIE SAAB

2

1- Pantolon, SANDRO 2- Kolsuz gömlek, EQUIPMENT 3- Kolye, AURELIE BIDERMANN 4- Çanta, EDIE PARKER 5-ÙU=GG=>g†ÙBURAK UYAN 6- Çanta, EDIE PARKER 7-ÙU=GG=>g†Ù BURAK UYAN 8- Kelepçe, AURELIE BIDERMANN

47


Dilek Türker Davetlerde klasik şıklığıyla göz dolduran Dilek Türker, sofistike tasarımları tercih ediyor. Emilio Pucci ve Salvatore Ferragamo başlıca tasarımcıları arasında. Gündüzleri bol paça pantolonlar, şık bluzlar ve platform topuklu ayakkabılarla daima zarif bir görünüm sergiliyor. Ayakkabıda Sergio Rossi, çantada Nancy Gonzalez favorilerinden.

EMILIO PUCCI

stil

DIANE VON FURSTENBERG

1

3 2

4

7

6

8

48

1- $=JP=†ÙEMILIO PUCCI 2-ÙU=GG=>g†Ù SERGIO ROSSI 3-Ù tLA†ÙSALVATORE FERRAGAMO 4-Ù AHAL^A†ÙLARA BOHINC 5-Ù$=JP=†ÙSALVATORE FERRAGAMO 6-ÙU=GG=>g†ÙSALVATORE FERRAGAMO 7-ÙU=GG=>g†ÙÙEMILIO PUCCI 8-Ù KHUA†Ù SALVATORE FERRAGAMO

SALVATORE FERRAGAMO

5


GIAMBATTISTA VALLI

Zeynep IlÄącalÄą

HELMUT LANG

FarklÄą tasarÄąmlarÄąyla dikkat çeken Thanx.co’nun sahibi Zeynep IlÄącalÄą, giyimde sadelik ve spor Ĺ&#x;ÄąklÄąktan yana. GĂźnlĂźk temposunda J Brand ve Helmut Lang pantolonlarÄą gĂśmleklerle tamamlÄąyor. Michael Kors da vazgeçemediÄ&#x;i tasarÄąmcÄąlar arasÄąnda. ÇoÄ&#x;u kadÄąn gibi o da bir Giuseppe Zanotti hayranÄą. AyakkabÄąlarÄąnda ayrÄąca Le Silla ve Casadei’nin platform topuklularÄąnÄą da tercih ediyor. Spor stilini halka kĂźpelerle tamamlayan IlÄącalÄą'nÄąn, davetler için tercihiyse Giambattista Valli’nin tasarÄąmlarÄą.

EMILIO PUCCI

1

2 3 4

5

6 7

1- KNPBmU†ÙEMILIO PUCCI 2-ÙU=GG=>g†Ù CASADEI 3-Ù tLA†ÙAURELIE BIDERMANN 4-Ù =JPKHKJ†ÙJUICY COUTURE 5-ÙAHAG†Ù EMILIO PUCCI 6-ÙU=GG=>g†Ù GIAMBATTISTA VALLI 7-Ù$=JP=†ÙMICHAEL KORS

49


stil

ONLARIN

$ĂœĂœ PETER PILOTTO

ÛgGHgGH=NgUH=Ù@=EI=ÙCmVÙmJtJ@AÙKH=JÙ =NRAUÙE?DKHOÙ PQPGQJQÙ@mNPÙG=@gJH=ÙOPEHHANEJE†ÙR=VCA^AIA@EGHANEÙ I=NG=H=NgÙGKJQÚPQGÙRAÙOAVKJ@=JÙOA^EIHANEJEÙOKN@QG‰

PodyumlarÄąn en iyi gĂśrĂźnĂźmlerinin gerçek hayattaki temsilcisi Feryal GĂźlman. BulunduÄ&#x;u her ortamÄąn en Ĺ&#x;Äąk kadÄąnlarÄąndan. Alaia elbiseler favorileri arasÄąnda. Desenden vazgeçemeyen GĂźlman sÄąkÄą bir Peter Pilotto ve Erdem takipçisi. Emilio Pucci, Prabal Gurung, Elie Saab ve Michael Kors ise sevdiÄ&#x;i diÄ&#x;er tasarÄąmcÄąlar. AksesuarlarÄąnda da oldukça seçici. Giuseppe Zanotti, Casadei ve Le Silla ayakkabÄąlar gardÄąrobunda Ăśnemli yer tutuyor. GĂźnlĂźk stilinde ise genellikle deri pantolon ve trikolarla rahat bir tarz tercih ediyor.

2

EMILIO PUCCI

1

4

3

5

6 46

ERDEM

Feryal GĂźlman

7

1- tLA†ÙLARA BOHINC 2-ÙNEGK†ÙSANDRO 3-ÙU=GG=>g†ÙCASADEI 4-Ù AIAN†ÙEMILIO PUCCI 5-ÙÙANEÙL=JPKHKJ†ÙJUICY COUTURE 6-ÙtVtG†Ù LARA BOHINC 7-ÙKNPBmU†Ù EMILIO PUCCI


Etel Baler

1

MICHAEL KORS

DIANE VON FURSTENBERG

Farklı stiliyle dikkat çeken Etel Baler, iddialı tasarımları kendine özgü yorumlayanlardan. Bu sezon Tom Ford’un çok ses getireceğine inanan Baler, kişiselleştireceği parçalara yatırım yapacağını söylüyor. Günlük kıyafetlerde rahatlık onun için ön planda, bu yüzden Micheal Kors ve DVF favorileri. Rick Owens ve Opening Ceremony’de ise farklı parçalar bulabildiğini söylüyor. Ayakkabıda tercihi Türk tasarımcı Burak Uyan, çantada ise Judith Leiber ve pleksi çantalarıyla Edie Parker. Takı olarak sade, ağırlık yapmayan tasarımları seviyor. Davetler için ise Elie Saab ve Emanuel Ungaro’dan vazgeçemiyor.

3

4 5

8 6

7

ELIE SAAB

2

1- Pantolon, SANDRO 2- Kolsuz gömlek, EQUIPMENT 3- Kolye, AURELIE BIDERMANN 4- Çanta, EDIE PARKER 5-ÙU=GG=>g†ÙBURAK UYAN 6- Çanta, EDIE PARKER 7-ÙU=GG=>g†Ù BURAK UYAN 8- Kelepçe, AURELIE BIDERMANN

47


Dilek Türker Davetlerde klasik şıklığıyla göz dolduran Dilek Türker, sofistike tasarımları tercih ediyor. Emilio Pucci ve Salvatore Ferragamo başlıca tasarımcıları arasında. Gündüzleri bol paça pantolonlar, şık bluzlar ve platform topuklu ayakkabılarla daima zarif bir görünüm sergiliyor. Ayakkabıda Sergio Rossi, çantada Nancy Gonzalez favorilerinden.

EMILIO PUCCI

stil

DIANE VON FURSTENBERG

1

3 2

4

7

6

8

48

1- $=JP=†ÙEMILIO PUCCI 2-ÙU=GG=>g†Ù SERGIO ROSSI 3-Ù tLA†ÙSALVATORE FERRAGAMO 4-Ù AHAL^A†ÙLARA BOHINC 5-Ù$=JP=†ÙSALVATORE FERRAGAMO 6-ÙU=GG=>g†ÙSALVATORE FERRAGAMO 7-ÙU=GG=>g†ÙÙEMILIO PUCCI 8-Ù KHUA†Ù SALVATORE FERRAGAMO

SALVATORE FERRAGAMO

5


GIAMBATTISTA VALLI

Zeynep IlÄącalÄą

HELMUT LANG

FarklÄą tasarÄąmlarÄąyla dikkat çeken Thanx.co’nun sahibi Zeynep IlÄącalÄą, giyimde sadelik ve spor Ĺ&#x;ÄąklÄąktan yana. GĂźnlĂźk temposunda J Brand ve Helmut Lang pantolonlarÄą gĂśmleklerle tamamlÄąyor. Michael Kors da vazgeçemediÄ&#x;i tasarÄąmcÄąlar arasÄąnda. ÇoÄ&#x;u kadÄąn gibi o da bir Giuseppe Zanotti hayranÄą. AyakkabÄąlarÄąnda ayrÄąca Le Silla ve Casadei’nin platform topuklularÄąnÄą da tercih ediyor. Spor stilini halka kĂźpelerle tamamlayan IlÄącalÄą'nÄąn, davetler için tercihiyse Giambattista Valli’nin tasarÄąmlarÄą.

EMILIO PUCCI

1

2 3 4

5

6 7

1- KNPBmU†ÙEMILIO PUCCI 2-ÙU=GG=>g†Ù CASADEI 3-Ù tLA†ÙAURELIE BIDERMANN 4-Ù =JPKHKJ†ÙJUICY COUTURE 5-ÙAHAG†Ù EMILIO PUCCI 6-ÙU=GG=>g†Ù GIAMBATTISTA VALLI 7-Ù$=JP=†ÙMICHAEL KORS

49


stil

10 BEST SKINNY JEAN

50

Rugan babet, REPETTO - Jean, CURRENT ELLIOTT

Bot, AQUAZURRA- Jean, J. BRAND

NICOLE RICHIE

Burnu açık bot, RENE CAOVILLA - Jean, J. BRAND Stiletto, CASADEI - Jean, RAG & BONE

KATE BOSWORTH

Rugan stiletto, GIANVITO ROSSI - Jean, J. BRAND

Skinny jean modası yıllardır hüküm sürüyor. Kate Moss’un popüler hale getirdiği bacakları sımsıkı saran modeller bu sezon J. Brand’den Acquaverde’ye, Mother’dan Current Elliott’a kadar birçok markada karşımıza çıkıyor. Sizin için en iyi 10 tanesini seçtik.


51

Rugan stiletto, CASADEI - Jean, SEVEN

Kadife ayakkabı, MANOLO BLAHNIK - Jean, ACQUAVERDE

SIENNA MILLER

Süet sandalet, SALVATORE FERRAGAMO - Jean, RALPH LAUREN

Bot, CASADEI - Jean, BALMAIN

EMMANUELLE ALT

Kus tüylü süet bot, GIANVITO ROSSI - Jean, MOTHER

Bot, GIANVITO ROSSI - Jean, VERSUS


#$%&%'

 ĂšĂœĂ?Ăœ

!"#$%"&'

ĂˆÂżÂ‘HgĂ™UgHH=N=Ă™@=IC=OgJgĂ™RQNIQÚÙ>ENĂ™EOEIĂ™KIĂ™KN@‰ÙtJU=?=Ă™tJHtĂ™UgH@gVH=NgĂ™CEU@ENEUKNĂ™ RAĂ™GAJ@EĂ™=@gJgĂ™RAN@EĂ?EĂ™I=NG=OgUH=Ă™G=NEUANEJEJĂ™VENRAOEJ@AĂ™KHI=JgJĂ™GAUĂ—JEĂ™^gG=NgUKN‰Ù KN@ÂŻQJĂ™G=@gJ†ÙANGAGĂ™RAĂ™I=GU=FĂ™tNtJHANEĂ™O=@A?AĂ™ =NRAUĂ™E?DKHOÂŻP=‰Ù

=VgÂˆĂ™VCEĂ™EHCE



!"

baĹ&#x;ladÄą. Daha sonra markada readyto-wear koleksiyonlar, parfĂźmler, reklam kampanyalarÄą ve maÄ&#x;azalarÄąn baĹ&#x;Äąna getirildi. Gucci’de kreatif direktĂśrlĂźk yaptÄąÄ&#x;Äą tĂźm bu dĂśnem boyunca daracÄąk saten gĂśmlekler, metalik botlar gibi ikonik tasarÄąmlara imza attÄą. AyrÄąca genç yetenekler Stella McCartney, Alexander McQueen ve Christopher Bailey’i tasarÄąm ekibine dahil etti. AynÄą yÄąllarda Yves Saint Laurent’in de kreatif direktĂśrlĂźÄ&#x;ĂźnĂź yĂźrĂźten Tom Ford sayÄąsÄąz ĂśdĂźlĂźn sahibi. Modaevini klasikten moderne dĂśnĂźĹ&#x;tĂźren tasarÄąmcÄą YSL Opium ve M7 parfĂźmleri için yarattÄąÄ&#x;Äą cĂźretkar

reklam kampanyalarÄąyla o dĂśnem bĂźyĂźk yankÄą uyandÄąrdÄą. 2004’te ayrÄąldÄąÄ&#x;Äą Gucci’den sonra estetik anlayÄąĹ&#x;ÄąnÄą ve yaratÄącÄąlÄąÄ&#x;ÄąnÄą tam anlamÄąyla ifade edebileceÄ&#x;i bir alana adÄąm attÄą. Birçok ĂśdĂźl kazanan sinema filmi “A Single Manâ€?, yĂśnetmen Tom Ford’a bir de Oscar adaylÄąÄ&#x;Äą getirdi. EleĹ&#x;tirmenlere gĂśre iki Tom Ford var: Biri ismiyle bir marka haline gelmiĹ&#x;, daima takÄąm elbise giyen, seksi gĂśrĂźnen, lĂźksĂź seven ve New York’un ÄąĹ&#x;ÄąltÄąlÄą dĂźnyasÄąndan biri. DiÄ&#x;er Tom Ford ise bĂźyĂźdĂźÄ&#x;Ăź Santa Fe’de sevgilisi ve kĂśpekleriyle doÄ&#x;a içinde sessiz bir hayat yaĹ&#x;amayÄą seven, sessiz ve utangaç

Harvey Nichols Ä°stanbul'da markanÄąn hem kadÄąn hem de erkek kategorilerinde 2012-2013 Sonbahar/KÄąĹ&#x; koleksiyonunun tamamÄąnÄą gĂśrebilirsiniz.

KPKĂ?N=Ă˜=NÂˆĂ™ Ă™  †ÙĂœ$Ă™Ăœ$

om Ford Amerika’nÄąn yetiĹ&#x;tirdiÄ&#x;i belki de en Ăśnemli tasarÄąmcÄąlardan biri. 90’lÄą yÄąllarda ĂźnlĂź Ä°talyan modaevi Gucci’yi Ĺ&#x;u anda olduÄ&#x;u yere taĹ&#x;ÄądÄąÄ&#x;Äą artÄąk herkes tarafÄąndan kabul ediliyor. AynÄą yÄąllarda Yves Saint Laurent’in kreatif direktĂśrlĂźÄ&#x;ĂźnĂź de yĂźrĂźten Ford'un, moda dĂźnyasÄąndaki ismi “SeksiliÄ&#x;in kralÄąâ€?. KadÄąn vĂźcudunu çok iyi tanÄąyor. Modaya Ĺ&#x;ÄąklÄąÄ&#x;Äą, seksiliÄ&#x;i ve cezbediciliÄ&#x;i getiren tasarÄąmcÄą gĂźzel olan her Ĺ&#x;eye hayranlÄąk duyuyor. Ä°Ĺ&#x;leri daima kÄąĹ&#x;kÄąrtÄącÄą, baĹ&#x;tan çĹkarÄącÄą. “Seksilik beyninizde dokunulabilir ve ulaĹ&#x;Äąlabilir bir yerde. Tom Ford kadÄąnlarÄą her zaman sofistike ve bunu anlayan kadÄąnlar,â€? diyor. 51 yaĹ&#x;Äąndaki tasarÄąmcÄą New York’a Parsons The New School for Design’da mimarlÄąk okumak için geldiÄ&#x;inde efsanevi Studio 54 altÄąn çaÄ&#x;ÄąnÄą yaĹ&#x;Äąyordu. O yÄąllarda yaĹ&#x;anan disko çaÄ&#x;ÄąnÄąn Ford’un tasarÄąmlarÄąna etkisi olduÄ&#x;u Ĺ&#x;Ăźphesiz. 25 yÄąllÄąk moda kariyerine Paris’te ChloÊ’nin basÄąn ofisinde baĹ&#x;layan Ford, 1988’de Marc Jacobs’Ĺn tasarÄąmcÄą olduÄ&#x;u Perry Ellis’e geçti. Avrupa’ya gitmeye karar veren Ford, “Amerika’da kalsaydÄąm asla iyi bir tasarÄąmcÄą olamazdÄąm,â€? diyor. O dĂśnemde kimsenin giymeyi hayal bile etmediÄ&#x;i Gucci’de erkek giyim koleksiyonu tasarlayarak iĹ&#x;e


51 yaşındaki Tom Ford, tasarımlarında genelde eski Hollywood yıldızlarından ilham alıyor.

!"


GWYNETH PALTROW

GWYNETH PALTROW

LIBERTY ROSS

CHARLIZE THERON

JOAN SMALLS

KIM KARDASHIAN

HELEN HUNT

EVA GREEN

54

JULIANNE MOORE

kişi. Tasarımcı moda kariyerine ara vermeye karar verdiğinde bu sakin yanını keşfettiğini ve gerçek Tom Ford’u filmine yansıttığını anlatıyor. Bir çeşit orta yaş krizi yaşadığını da itiraf ediyor. Ancak Gucci’den ayrılmadan önceki birkaç koleksiyonunun sadece disiplin ve çok çalışmayla oluştuğunu, yıl içinde 16 koleksiyon ürettiğini ve artık eğlenemediğini söylüyor. Sadece gerçekten zevk alınarak yapılan işlerin bir mağazada askılarda duran kıyafetlerden müşterilere geçtiğine, kıyafetin bu zevki yansıttığına inanıyor. Dolayısıyla tüm ısrarlara rağmen anlatacak yeni bir şeyi olmadıkça sektöre dönmeyeceğini açıklıyor. 2011’de kendi adını taşıyan markasını kurduğunda YSL’nin ilk dönemlerinde yaptığı çalışmalardan yola çıkarak yeni bir kadın koleksiyonu hazırladı. “YSL’de hep 40’lı yaşlarında olgun kadınlarla çalıştım ve o dönemde hayatım başka bir yöne gidiyordu,” diyor. Tom Ford kadını ona göre, kendine has bir stil anlayışının olduğunu bilen ve kendine güvenen, güçlü bir kadın. Kendine özgü bir duruşu olan kadınlar onu etkiliyor, “Kıyafetlerimin baştan ayağa podyumda olduğu gibi giyilmesi yerine doğru parçalarla karıştırılmasını seviyorum,” diyor. Sektörde geçen uzun yıllar sonrasında şu anda aradığı her şeyin en iyisi. Tom Ford giyen kadının bu kaliteyi takdir etmesi gerektiğini düşünüyor. “Elli dolarlık jean’ler yaptığım zamanların aksine artık en iyi kumaş, en iyi dikiş, en iyi kaliteyle ilgileniyorum. Dolayısıyla da tasarımlarımın pahalı olması normal,” diyor ve ekliyor “Ancak stilin parayla hiçbir ilgisi olmadığını düşünüyorum.” Tasarımda ilham kaynaklarından biri bizzat kendisi. “Erkek koleksiyonları benim DNA’mda olan bir şeyleri, benim kendi gardırobumda eksik olan parçaları içeriyor," diyor. Kadın koleksiyonları içinse Julianne Moore, Daphne Guinness, Beyonce, Lauren Hutton, Marisa Berenson gibi gösterişli seçimler yapmaktan korkmayan kadınlar esin kaynağı. Bu isimler Tom Ford adı altındaki ilk

GWYNETH PALTROW

portre


&-5('*$61

makyajı için makyaj uzmanlarıyla günlerce çalıştığımı hatırlıyorum,” diyor bir röportajında. Ford’un tek bir ideali var; naif bir seksilik. “İçinde bulunduğumuz her şeyde biraz öfke var. Ama ben biraz tatlılığa ve yumuşaklığa hazırım,” diyor. Bu yüzden 1970’ler onun favori dönemi. Sadece o dönemde büyüdüğünden değil, o zamanki güzellik anlayışının ulaşılabilir olmasına bağlıyor bunu. Hayatının en mutlu döneminde olduğunu her fırsatta tekrarlayan Ford, eskiye göre daha yuvarlak hatlı bir dünya görüşü olduğunu söylüyor. Seksilikten öte duygusallık artık onun ilgi alanı. “Gucci’deyken her sezon tek düşündüğüm ‘doğru görünüm’ü bulmaktı. Ayakkabı, çanta, saç... Artık o görünümü yaratma isteğim yok. Sadece güzel kıyafetler tasarlamak istiyorum. Hem gece hem gündüz giyilebilecek kıyafetler...” İşte böyle yaratılmış Tom Ford tasarımları, Gwyneth Paltrow’dan, Kim Kardashian’a, Eva Green’den Bradley Cooper’a birçok ünlü ismin gardırobunda yer alıyor. Tom Ford’a ise hayatının en huzurlu döneminde bu başarının tadını çıkarmak kalıyor.

KPKÝN=Ø=Nˆ!"#$$%!&'("#)

2%$$03%,(+-)%4

Tom Ford yeni James Bond filmi Skyfall’da ikinci kez James Bond’u giydirdi. Filmde Craig’in tüm kostümleri tasarımcıya ait. “Prodüktörler ilk film için benimle görüşmeye geldiğinde çok heyecanlandım. Daniel’la bir süredir çalışıyordum ve onun için en iyisinin sade kıyafetler olduğunu biliyordum. Dolayısıyla güzel takımlar, smokinler ve günlük giyim için parçalar hazırladım. Takımlarımızı tam anlamıyla modifiye etmedik çünkü James Bond, klasik ve elegan tarzıyla tam bir Ford erkeği," diyor Ford. Filmin birkaç bölümünü gördüğünü söyleyen Tom Ford sonuçtan çok memnun. Skyfall 007'nin vizyon tarihi 2 Kasım.

Brad Pitt, Daniel Craig, Tom Hanks, Johnny Depp, Ryan Gosling ve Will Smith Tom Ford tasarımlardan vazgeçemeyen erkekler arasında.

2-$('*55

!"#$%&'()*+&,-"

.,*/()0&&

+0.%,&#(,-11

koleksiyonunda da ayrıca podyumda yürüyenler arasında. Ford, 2011’deki koleksiyonunu bazı editörlere ve arkadaşlarına, basına kapalı şekilde bir kokteyl partiyle sundu. Eski Paris couture defilelerini andıran sunumda ünlü modellerini tek tek kendisi takdim etti ve kıyafetleri anlattı. Klasik bir şov yapıp, internette yayınlanmasını istemediğini belirtiyor. “Eleştirmenler için tasarım yapmak istemiyorum” diyor. Ayrıca tasarımlarının 45 dakika içinde herkes tarafından görüldüğünde büyüsünü kaybettiğini, müşterilerin o parçaları mağazada görene kadar onlardan çoktan sıkılmış olduğunu düşünüyor. “Sadece güzel kıyafetler yaratmak istiyorum, bu yüzden kimsenin ne yazacağını düşünmeden tasarım yapmak hoşuma gidiyor,” diyor. Hiçbir zaman küçük düşünmeyen Tom Ford güzelliğin her yönüyle ilgilendiği için Tom Ford markası altında bir de makyaj koleksiyonuna sahip. “Kadınların artık ne kadar çok makyaj yaptığını fark ettiniz mi? Çünkü güzellik ürünleri kıyafetlerden daha ucuz. Bu yüzden makyaj malzemelerini çok seviyorum. Gucci’de bir şovun

!!


portre sonunda 2009’a gelindiÄ&#x;inde kendi ismi altÄąnda ilk koleksiyonunu hazÄąrladÄą. Ä°lk koleksiyonunun her ayrÄąntÄąsÄąyla kendisi ilgilenmiĹ&#x;. “Sekiz yÄąl sektĂśr deneyiminin sonunda kendi kendime atĂślyeler ve maÄ&#x;azalar arasÄąnda koĹ&#x;uĹ&#x;turmak bana bu iĹ&#x;i hala nasÄąl sevdiÄ&#x;imi hatÄąrlattÄą,â€? diyor o dĂśnemde verdiÄ&#x;i bir rĂśportajda. MesleÄ&#x;ine bu kadar aĹ&#x;Äąk bir tasarÄąmcÄąya sektĂśrĂźn cevabÄąysa hak ettiÄ&#x;i ĂśvgĂźyĂź vermek oldu. KÄąsa zamanda gelen baĹ&#x;arÄą “bir gecedeâ€? gibi ifade edilse de aslÄąnda tĂźm bu sÄąkÄą çalÄąĹ&#x;manÄąn sonucu. Ama kendisi bu konuda oldukça mĂźtevazÄą. 2010 yÄąlÄąnda kazandÄąÄ&#x;Äą CFDA/Vogue Fashion Fund’ta ikinci olmasÄąyla ilgili Anna Wintour ve ekibi için “SanÄąrÄąm o dĂśnemde ne kadar çok çalÄąĹ&#x;tÄąÄ&#x;ÄąmÄą gĂśrĂźp benim için ĂźzĂźldĂźler,â€? diyor. CFDA dÄąĹ&#x;Äąnda birçok ĂśdĂźl de kazanÄąyor Gurung. 2010’da Ecco Domani Fashion Fund’Ĺ 2011’deki USA Network’s Character Approved Award takip ediyor. Cooper-Hewitt National Award için finale kalan tasarÄąmcÄą aynÄą yÄąl kadÄąn giyim dalÄąnda CFDA Swarovski Award’un da sahibi oluyor. ĂœnĂź gittikçe yayÄąlan Gurung’un adÄąnÄą uluslararasÄą alanda duyurma Ĺ&#x;ansÄą doÄ&#x;uyor. Bir dĂśnemin ĂźnlĂź markasÄą Japon ICB (International Concept Brand) markayÄą canlandÄąrmak için Prabal Gurung’u tasarÄąm ekibinin baĹ&#x;Äąna getiriyor. ŞÜhretinin gerçek sebebiyse ABD’li First Lady Michele Obama’nÄąn onun elbiselerini tercih etmesi. MedyanÄąn bĂźyĂźk ilgisini çeken bu Nepal asÄąllÄą Amerikan tasarÄąmcÄą, Obama gibi gßçlĂź ve zarif karakterler çizen tasarÄąmlarÄąyla moda dĂźnyasÄąnÄą adeta sallÄąyor. “Her zaman kendi hayatlarÄąnÄąn kontrolĂź elinde olan gßçlĂź kadÄąnlar ilgimi çekmiĹ&#x;tir. Bence genç ya da yaĹ&#x;lÄą kadÄąnlarÄąn gĂźzel ve akÄąllÄą gĂśrĂźnmenin doÄ&#x;ru olduÄ&#x;unu anlamasÄą gerek. BaĹ&#x;ka biri gibi davranmaya, yapmacÄąk olmaya hiç gerek yok,â€? diyor. Ä°lhamÄąnÄą yaĹ&#x;adÄąÄ&#x;Äą Ĺ&#x;ehrin, New York’un kadÄąnlarÄąndan alÄąyor. Hatta zaman zaman East Village, Lower East Side ya da Brooklyn sokaklarÄąnda kamerasÄąyla gĂśrĂźntĂźler

:Ăœ

ĂœĂœ

tJU=JgJĂ™AJĂ™tJHtĂ™G=@gJH=NgJg†ÙAJĂ™Ct^HtĂ™G=N=GPANHANEJEĂ™ CEU@ENEUKN‰ÙN=>=HĂ™ QNQJCĂ™DANĂ™OAVKJĂ™@AOAJHAN†ÙOEHQAPHANĂ™RAĂ™ NAJGHANHAĂ™KUJ=U=N=GĂ™ItGAIIAHEĂ™=NgUKN‰Ù QNQJCÂŻQJĂ™AĂšOEVĂ™ P=O=NgIH=NgĂ™O=@A?AĂ™ =NRAUĂ™E?DKHOÂŻP=‰Ù odaya ilgisi olan, gĂźnĂźn birinde kendi kÄąyafetlerini tasarlamak isteyen her insanÄąn hayalidir kendi markasÄąnÄą kurmak. Ăœstelik kendi ismini taĹ&#x;Äąyan markayÄą dĂźnyanÄąn en ĂźnlĂź isimleri Ăźzerinde gĂśrmenin hazzÄą sĂśzlerle anlatÄąlamaz. RĂźyalar belki de çok isteyince gerçeÄ&#x;e dĂśnĂźĹ&#x;ebiliyor. TÄąpkÄą Prabal Gurung’un hikayesinde olduÄ&#x;u gibi... Prabal Gurung Singapur’da doÄ&#x;muĹ&#x;, Nepal’de yetiĹ&#x;miĹ&#x; bir tasarÄąmcÄą. “Bir ßçßncĂź dĂźnya Ăźlkesinde erkek bir tasarÄąmcÄą olmak her zaman garip karĹ&#x;ÄąlanÄąrdÄą. Ancak ailem bana inanÄąlmaz destek verdi,â€? diyor Gurung. Ä°lerleyen yÄąllarda Hindistan’Ĺn baĹ&#x;kenti Yeni Delhi’de tasarÄąmcÄąlÄąk kariyerine baĹ&#x;lÄąyor. ÇĹraklÄąk yÄąllarÄąnÄą Manish Arora’nÄąn yanÄąnda geçirmesinin nasÄąl bir tasarÄąmcÄą olma istediÄ&#x;inde Ăśnemli rolĂź olduÄ&#x;unu her fÄąrsatta belirtiyor. Daha sonra eÄ&#x;itimine ve geliĹ&#x;imine devam edebilmek için Parsons the New School for Design’a gidince New York macerasÄą bĂśylece baĹ&#x;lÄąyor. En bĂźyĂźk Ĺ&#x;anslarÄąndan birinin sektĂśrĂźn her aĹ&#x;amasÄąnÄą gĂśrmesi olduÄ&#x;unu her seferinde dile getiren tasarÄąmcÄą mezun olduktan sonra iki yÄąl Cynthia Rowley’nin tasarÄąm ve Ăźretim ekiplerinde bulunmuĹ&#x;. Ä°konik marka Bill Blass’ta tasarÄąm direktĂśrĂź olarak geçen beĹ&#x; yÄąlÄąn

M Prabal Gurung, 2012-13 Sonbahar/ KÄąĹ&#x; koleksiyonunu kendi manevi arayÄąĹ&#x;ÄąnÄąn yansÄąmasÄą olarak tanÄąmlÄąyor. Siyahlarla baĹ&#x;layan, maviye dĂśnen ve sona doÄ&#x;ru altÄąndan inci beyazÄąna uzanan renkler iç dĂźnyasÄąnÄąn hem aydÄąnlÄąk hem karanlÄąk tarafÄąnÄą simgeliyor.

=VgÂˆĂ™VCEĂ™EHCE

56


alÄąyor. “AkÄąl ve duyarlÄąlÄąk benim için en Ăśnemli Ĺ&#x;ey. SĂśyleyecek bir Ĺ&#x;eyleri olan, dĂźnya hakkÄąnda fikir sahibi kadÄąnlar ilgimi çekiyor,â€? diyor ve ekliyor â€œĂ‡ok fazla çaba harcayan kadÄąnlardan ziyade, her gĂźn sokakta gĂśrdĂźÄ&#x;ĂźmĂźz, gerçek iĹ&#x;leri olan gerçek kadÄąnlar beni etkiliyor.â€? BaĹ&#x;ladÄąÄ&#x;Äą gĂźnden beri tek amacÄą var: mĂźkemmellik. En Ăśnemli Ĺ&#x;eyin daima geliĹ&#x;mek, daha iyiye doÄ&#x;ru evrilmek olduÄ&#x;unu vurguluyor. Her sezon bir Ĺ&#x;eylerin kafasÄąnda daha net hale geldiÄ&#x;ini ancak temel fikrin aynÄą kaldÄąÄ&#x;ÄąnÄą sĂśylĂźyor: “İyi kumaĹ&#x;, iyi terzilik.â€? KÄąyafet yaratmanÄąn eski tarz yolunun modernize edilmiĹ&#x; hali. El iĹ&#x;lemeleri ve net hatlarla feminen siluetler yaratÄąyor. KÄąrmÄązÄą halÄąnÄąn tĂźm dinamiklerini birleĹ&#x;tirebilen elbiseler onun imzasÄąnÄą taĹ&#x;Äąyor. Renkler onun baĹ&#x;ka bir oyun alanÄą. Her tasarÄąmcÄąnÄąn kendini en iyi ifade ettiÄ&#x;i bir renk olduÄ&#x;una inanÄąyor ve ekliyor: “ Her sezon kumaĹ&#x;lar, desenler, siluetler ve renkleri bir araya getirerek belli bir hikaye anlatÄąyor olmak Ăśnemli.â€? BaĹ&#x;arÄąsÄąnÄąn tadÄąnÄą çĹkardÄąÄ&#x;ÄąnÄą sĂśyleyen ancak daha gidecek çok yolu olduÄ&#x;una inanan Prabal Gurung’u daha uzun yÄąllar ĂźniformasÄą haline gelen beyaz tiĹ&#x;Ăśrt ve siyah jean’iyle podyumda selam verirken gĂśreceÄ&#x;iz.

Prabal Gurung, 2012-13 Sonbahar/KÄąĹ&#x; koleksiyonunu kendi manevi arayÄąĹ&#x;ÄąnÄąn yansÄąmasÄą olarak tanÄąmlÄąyor. Siyahlarla baĹ&#x;layan, maviye dĂśnen ve sona doÄ&#x;ru altÄąndan inci beyazÄąna uzanan renkler iç dĂźnyasÄąnÄąn hem aydÄąnlÄąk hem karanlÄąk tarafÄąnÄą simgeliyor.

%

$

!

#

1- Zoe Saldana. 2-Prabal Gurung 3- Jessica Chastain 4-Carey Mulligan 5-Jennifer Lawrence 6- Anne Hathaway

&

KPKĂ?N=Ă˜=NÂˆĂ™ Ă™  

"

!)


portre

MODANIN

 ĂœĂ™Ăœ ĂœĂœĂœ AN^AGtOPtĂ™>=OGgH=NgJĂ™U=N=Pg?gOgĂ™APANĂ™EHKPPKĂ™GgO=Ă™P=NEDEJAĂ™N=Ă?IAJĂ™IK@=Ă™ @tJU=OgJ@=Ă™GAJ@EJAĂ™mJAIHEĂ™>ENĂ™UANĂ™A@EJ@E‰Ù=NGHgĂ™@KGQH=NgĂ™UAJEĂ™PAGJEGHANHAĂ™EĂšHAUAJĂ™ I=NG=Ă™DANĂ™OAVKJĂ™QHPN=Ă™BAIEJAJĂ™OEHQAPHANHAĂ™G=NĂšgIgV=Ă™^gGgUKN‰Ù

=VgÂˆĂ™VCEĂ™EHCE

ondralÄą genç tasarÄąm ikilisi Peter Pilotto ve Christopher De Vos her sezon markanÄąn imzasÄą haline gelen desenler ve mimari formlarÄą bir adÄąm Ăśteye taĹ&#x;Äąyor. BeĹ&#x; yÄąllÄąk geçmiĹ&#x;ine birçok ĂśdĂźl sÄąÄ&#x;dÄąran marka yeniyle klasiÄ&#x;i birleĹ&#x;tiren parçalarla moda eleĹ&#x;tirmenlerini Ĺ&#x;aĹ&#x;ÄąrtÄąyor ve ĂśvgĂźleri topluyor. 2000 yÄąlÄąnda Belçika’daki prestijli moda okulu The Royal Academy of Fine Arts’da okurken tanÄąĹ&#x;an ikili, Peter Pilotto markasÄąnÄą 2007

KPKĂ?N=Ă˜=Nˆ GETTY IMAGES

LĂ•

58

Christopher De Vos ve Peter Pilotto ikilisi Amber Le Bon ile.

yÄąlÄąnda Londra’da kurdu. Pilotto yarÄą AvusturyalÄą yarÄą Ä°talyan, De Vos ise Libya doÄ&#x;umlu, yarÄą Perulu yarÄą BelçikalÄą. Ä°kisinin bu farklÄą kĂśkenleri tasarÄąmlarÄąna çeĹ&#x;itli kĂźltĂźrlerin yansÄąmasÄąnÄą saÄ&#x;lÄąyor. Pilotto’nun ailesi Avusturya’da ĂźnlĂź markalarÄą satan ilk maÄ&#x;azanÄąn sahibi olduÄ&#x;undan her zaman modayla iç içe olmuĹ&#x;. De Vos ise ailesinin iĹ&#x;i dolayÄąsÄąyla dĂźnyayÄą gezmiĹ&#x;. Ortak noktalarÄą sadece moda ve tasarÄąm deÄ&#x;il aynÄą zamanda doÄ&#x;aya ve bilime duyduklarÄą

ilgi. TasarÄąmlarÄąna bu ilgi yĂśn veriyor da denilebilir. DoÄ&#x;ada gĂśrdĂźkleri Ĺ&#x;eylerden etkilenip buna biraz zeka katÄąyorlar. Ortaya grafik ancak soyut desenlerin hakimiyetinde tasarÄąmlar çĹkÄąyor. Pilotto ve De Vos’un “merak gardÄąrobuâ€? adÄąnÄą verdikleri bir bakÄąĹ&#x; açĹlarÄą var. DoÄ&#x;a harikalarÄąnÄą, dĂźnya kĂźltĂźrleriyle entegre eden bir metafor bu. DoÄ&#x;anÄąn bilimsel yanÄą onlarÄą çok etkiliyor. BĂźtĂźn bunlar mikroskobik, gerçekĂźstĂź baskÄąlara yansÄąyor. Ä°lhamlarÄąnÄąn bĂźyĂźk bĂślĂźmĂź birlikte çĹktÄąklarÄą gezilerde karĹ&#x;ÄąlarÄąna çĹkÄąyor. “Bir koleksiyonumuzu hazÄąrlarken ufak bir tatile çĹktÄąk. Ormanda trekking yaparken gĂśrdĂźÄ&#x;ĂźmĂźz bitkilerin yapraklarÄą, renkleri, yarattÄąÄ&#x;Äą gĂślgeleri ilk defa kendi gĂśzĂźmĂźzle gĂśrĂźyorduk,â€? diyor Pilotto ve ekliyor: “İĹ&#x;ten hiç konuĹ&#x;mamÄąĹ&#x;tÄąk bile ancak geri dĂśndĂźÄ&#x;ĂźmĂźzde kazara bir Ĺ&#x;ey fark ettik. Tatil fotoÄ&#x;raflarÄąmÄązdan biri ve koleksiyondan bir elbiseyi yan yana masaya koyduk ve bire bir aynÄą renk ve desenleri gĂśrdĂźk.â€? TasarÄąm sĂźreci biraz farklÄą. Belli bir temadan yola çĹkmÄąyorlar. Hatta sezonlar arasÄąnda benzer desenleri gĂśrmeye de baĹ&#x;ladÄąk. Bunu, renkler ve baskÄąlar Ăźzerinde birlikte çok çalÄąĹ&#x;malarÄąna baÄ&#x;lÄąyorlar. “Birçok desen farklÄą renklerle bir araya geliyor ve geliĹ&#x;iyor. AynÄą Ĺ&#x;ey kumaĹ&#x;larda da


'()*+,-./(01,'

23.*14*+,0..

,*560.310+278600

022*+:*59'1

5*/('.+9763((31) à ¿Àà ‹ÀÂÙ š ÛÙÙ 

Peter Pilotto’nun 2012-13 Sonbahar/KÄąĹ&#x; koleksiyonu ikilinin Asya’ya yaptÄąklarÄą yolculuktan izler taĹ&#x;Äąyor. (solda) Koleksiyonun çĹkÄąĹ&#x; noktasÄą JaponlarÄąn Ăźzerinde milyonlarca ÄąĹ&#x;Äąk bulunan fetiĹ&#x; kamyonlarÄą ve Çinli opera sanatçĹlarÄąnÄąn maskeyi andÄąran makyajlarÄą. Yine yĂźksek teknoloji kumaĹ&#x;lar yĂźksek sesle baÄ&#x;Äąran renklerde baskÄąlarla buluĹ&#x;uyor. Elle iĹ&#x;lenmiĹ&#x; boncuklu Ăźstler, balÄąk formlu kalem etekler, bele oturan elbiseler 3D desenlere sahip. Asit yeĹ&#x;iller, neon sarÄąlar gece mavisi ve lacivert Ăźzerinde daha da parlak hale geliyor. TasarÄąmcÄąlarÄąn bu sezon en bĂźyĂźk yeniliÄ&#x;iyse koza formlu rengarenk çizgili kĂźrkler ve kÄąsa kapitone montlar.

geçerli. ÇßnkĂź en mĂźkemmel halini bulabilmemiz uzun zaman alÄąyor,â€? diyor Pilotto. Renkler her zaman çok Ăśnemli. “Her seferinde ‘sadece beyaz yapalÄąm’ diyoruz ancak sonra iĹ&#x;e maviler, sarÄąlar, yeĹ&#x;iller karÄąĹ&#x;Äąyor!â€? diyor De Vos. Hep bir kadÄąnÄąn ne giymek isteyebileceÄ&#x;ini dĂźĹ&#x;ĂźnĂźp iĹ&#x;e koyuluyorlar. DolayÄąsÄąyla belli bir Peter Pilotto kadÄąnÄą yok onlara gĂśre. Hangi yaĹ&#x; grubundan olursa olsun bir Peter Pilotto parçayÄą gĂśrdĂźÄ&#x;Ăźnde heyecanlanacak kadÄąn onlarÄąn mĂźĹ&#x;terisi. Otuz kiĹ&#x;ilik bir ekiple çalÄąĹ&#x;an ikilide desenler ve dokuma Pilotto’nun ilgi alanÄąyken De Vos daha çok siluet ve kumaĹ&#x;larla ilgileniyor. Ancak tĂźm yaratÄąm sĂźrecini birlikte yĂśnetiyorlar. Ä°ki kiĹ&#x;i olmanÄąn zorluklarÄą

sorulduÄ&#x;undaysa cevaplarÄą aynÄą. “Birbirimizi 12 yÄąldÄąr tanÄąyoruz. BaĹ&#x;larda kavga ediyorduk ancak zamanla birbirimizi anlamaya baĹ&#x;ladÄąk. Fikir tamamen geliĹ&#x;ene kadar beklemeyi, daha sonra birbirimizle paylaĹ&#x;mayÄą ĂśÄ&#x;rendik.â€? TakÄąm olmanÄąn en iyi yanÄąnÄąn tasarÄąmcÄą, yĂśnetici, ve iĹ&#x; adamÄą olarak farklÄą rolleri yĂźklenmek olduÄ&#x;unu dĂźĹ&#x;ĂźnĂźyorlar. Otuz iki Ăźlkede 125 maÄ&#x;azada satÄąlan Peter Pilotto 2009 yÄąlÄąnda British Fashion Awards’ta “En iyi genç tasarÄąmcÄąâ€? ĂśdĂźlĂźne layÄąk gĂśrĂźldĂź. 2012 Ä°lkbahar/Yaz koleksiyonuyla ise British Fashion Council tarafÄąndan sponsorlukla ĂśdĂźllendirildi. Peter Pilotto’nun Rihanna, Kate Bosworth, Michele Obama gibi dĂźnyaca ĂźnlĂź hayranlarÄą bulunuyor.

!+


aksesuar 2

3

4

1

Tütün tonları

Sonbahar renkleri en güzel çanta ve ayakkabı modellerinde öne çıkıyor. Onları siyahlar ve kahve tonlarıyla kombinleyebilirsiniz. Fotoğraf: Dinçer Dinç Stil editörü: Çağla Gürel


5

6 1- Zincir saplı çanta, SALVATORE FERRAGAMO – Bilezikler, VITA FEDE – Triko, MICHAEL KORS 2- Bot, BALENCIAGA 3- Rugan çanta, MARNI – Eldiven, TOM FORD 4- Çanta, MICHAEL KORS 5- Zincir saplı süet çanta, TOM FORD – Siyah jean,VERSUS 6- Çanta, LONGCHAMP – Yüzük ve bilezik,MAISON MARTIN MARGIELA 7- Kısa bot, TORY BURCH – Deri tayt, THOMAS WYLDE 8- Çizme, CASADEI 9- Çanta, SALVATORE FERRAGAMO

7

8

9 61


aksesuar

Gece ışıltısı

1

Gece elbisenizi tamamlayacak aksesuarlar arıyorsanız size bazı önerilerimiz var. Dore ve lame detaylı parçalar, seksi çizme ve ayakkabılar baş döndürmenizi sağlayacak.

4

2

3

62


5

7

6 8

1- Süet ve taşlı çanta, DIANE VON FURSTENBERG 2- Bağcıklı süet ayakkabı, GIUSEPPE ZANOTTI 3- Dore çanta, EDIE PARKER 4- Çizme, MANOLO BLAHNIK 5- Zincir saplı çanta, NINA RICCI 6- Taşlı kafes ayakkabı, SERGIO ROSSI 7- Clutch, DEVI KROELL – Taşlı kalın bilezik, ERICKSON BEAMON

9

8- Lame kroko baskılı clutch, MISELA 9- Rugan stiletto, MANOLO BLAHNIK

63


aksesuar 1

4

2 3

Sıra dışı materyaller

Egzotik deriler, rugan, süet ve kürk, sıradan olmayı sevmeyen kadınların tercihi. Bu sıra dışı materyallerden oluşan çanta ve ayakkabılardan edinmenin tam zamanı.

64


5

6

1- Krokodil baskılı çanta, LONGCHAMP 2- Yılan derisi çanta, MICHAEL KORS 3- Yılan derisi ve süet stiletto, JEAN MICHEL CAZABAT 4- Yılan derisi çanta, MICHAEL KORS – Yüzük ve bilezik, MAISON MARTIN MARGIELA 5- Leopar çanta, JUICY COUTURE 6- Leopar stiletto, MANOLO BLAHNIK 7- Kürk çanta, FENDI 8- Kürklü bootie, FENDI 9- Çanta, TORY BURCH

7

9

8 65


portre

ZAMANSIZ TASARIMLAR

1

922 yılından beri varolan 90 yaşında büyük bir marka. Ancak adı moda dünyasında sık duyduklarımız arasında değil. Financial Times’a göre “daha önce hakkında bir şey duymadığınız en başarılı marka” Akris. Kurulduğu topraklarda, eski tarzda üretime devam eden, kendine özgü çizgisinden şaşmayan bir modaevi. Zaten Akris’in başarısı moda eleştirmenlerine göre trendleri yaratmaktan değil istikrardan geliyor. Birçok lüks markanın aksine parfüm gibi ürünler üretmeden, büyük şovlar yapmadan kulaktan kulağa yayılan bir üne kavuşuyor. Örneğin Nicole Kidman tesadüfen bir mağaza vitrininde gördüğü Akris paltoyu ertesi sabah hemen sipariş ediyor. İsviçre’de, St. Gallen’de Alice Kriemler-Schoch’un basit bir dikiş makinesinde ürettiği puantiyeli önlükler Akris’in hikayesinin başlangıcı. Ancak markanın gerçek anlamda “ready-to-wear” aşamasında üretime başlaması ve büyümesi 1944’te Max Kriemler’in firmanın başına geçmesiyle gerçekleşiyor. Akris zamanla adını dünyaya duyuruyor ve bir dönem Hubert de Givenchy ve Ted Lapidus gibi önemli Fransız tasarımcılar için koleksiyonlar hazırlıyor. Akris’in şu anki kreatif direktörü Albert Kriemler ise yaratıcılığıyla markayı bir üst seviyeye taşıyan kişi. Henüz 20 yaşında devraldığı mirasa ileri görüşlülük ve mimari bir bakış açısı getirdiğini kaydediyor o yıllarda WWD. 2004 yılında, büyükannesinin Akris’e hayat vermesinden 80 yıl sonra, Albert Paris’teki ilk şovunu gerçekleştiriyor. 2009 yılında ilk çanta koleksiyonunu

66

90 yıl boyunca birçok ikonik tasarıma imza atan Akris’in hikayesi Assouline’den çıkan “1922-2012 Akris” isimli kitapta anlatılıyor. Kitap Albert Kriemler sanatsal referanslarıyla birlikte kendine has estetiğini anlatıyor.

FOTOĞRAFLAR: FRANCO P. TETTAMANTI, DUKAS METZGER, MOST WANTED PICTURES; STEPHANE CARDINALE, CORBIS; KARIM SADLI, STEVEN KLEIN

Lüks kumaşları geleneksel couture yöntemleriyle işleyen, minimalist tasarımları yenilikçi teknolojilerle üreten ancak köklerine derinden bağlı. Neredeyse bir asırdır yoluna devam eden Akris zamansız parçalarıyla sadece Harvey Nichols'ta.


satışa sunduğunda ise Akris çoktan global bir dünya markası haline gelmişti. Bugün Monaco Prensesi Charlene, Angelina Jolie, Condoleezza Rice, Susan Sarandon, Diane Swayer gibi ünlü isimlerin yanında birçok kadın Akris tasarımlarını giyiyor. Albert’ın kişisel ilgi alanı olan mimari Akris koleksiyonlarının başlıca ilham kaynağı. İsviçre’de ya da dünyayı dolaşırken gözünü binalardan alamadığını söylüyor tasarımcı. Aslında her yer ve her şeyden etkileniyor ancak onu gerçekten büyüleyen, modern mimari tasarımların aynı zamanda işlevsel olması. Koleksiyonlarındaki parçalara da bunu yansıttığını söylüyor. Her zaman yenilikçi ve sade kıyafetler üretiyor. Yeni kumaşlar üretmeye adeta takıntılı. Dolayısıyla Akris, couture koleksiyonlarda rastlayabileceğimiz kalitede kumaşlar ve terziliğiyle meşhur. Kriemler “Ucuz kumaşla asla çalışamam,” diyor. Kriemler’in kumaşa ve işçilik kalitesine verdiği önem öyle güçlü ki St. Gallen’deki merkezde 200 kişilik bir ekiple farklı bir üretim süreci var. Önce kumaş seçiliyor, daha sonra Kriemler eskiz çalışıyor. Çoğu zaman kumaşları 90'ıncı yılını kutlayan İsviçreli Akris'in ünlü da kendileri üretiyorlar. Hatta bazı hayranları arasında oyuncu Angelina Jolie'nin yanı sıra kumaşların imalatı yıllar sürebiliyor. Monaco Prensesi Charlene de (altta sağda) bulunuyor. Kriemler Akris’in İsviçreli köklerine yürekten bağlı. Hikayeyi aynen devam ettirmek için St. Gallen’deki atölyede lokal zanaatkarlarla çalışıyor. İşe alınanlar 2 yıl boyunca sıkı bir eğitimden geçiyor. Terziliklerinin gelişip gelişmediğini tek bir kriterle ölçüyorlar. Akris’in, tamamlaması iki buçuk gün süren ikonik “çift taraflı kaşmir ceketlerini” dikebilen, ekipteki yerini almaya hazır hale geliyor. Albert Kriemler kıyafetlerin sadece iyi görünmesi değil kendine özgü bir karakteri olması gerektiğine de inanıyor. Yapmaya çalıştığı, iyi kalite materyallerin bir araya gelmesinden oluşan minimal ve sade tasarımlar. Mimaride olduğu gibi renklerle dekore edilebilecek aynı zamanda işlevsel parçalar yaratıyor.

67


portre

Ă? 

ĂœĂ™Ăœ ĂœĂœ

KJ@N=‘@=Ă™@KĂ?IQچÙEHD=IgJgĂ™OKG=GP=JĂ™=H=JĂ™HHĂ™=EJPOĂ™DANĂ™OAVKJĂ™@AĂ?EĂšIAUAJ†Ù AOGEPEHIEÚÙCmNtJtIHtĂ™P=O=NgIH=NgUH=Ă™@tJU=@=Ă™>tUtGĂ™>ENĂ™D=UN=JĂ™GEPHAOEĂ™A@EJIAOEJAĂ™ N=Ă?IAJĂ™>=Ă?gIOgVĂ™RAĂ™=OEĂ™EI=FgJgĂ™GKNQUKN‰ÙÙ=NG=Ă™O=@A?AĂ™ =NRAUĂ™E?DKHOÂŻP=‰ ondra mĂźziÄ&#x;i, modasÄą, insanlarÄą, sokak kĂźltĂźrĂź, sanatÄą en hayal edilemez noktalarda yaĹ&#x;ayan bir metropolit. Tarihin gĂśrdĂźÄ&#x;Ăź birçok deÄ&#x;iĹ&#x;imin baĹ&#x;ladÄąÄ&#x;Äą ya da ilham kaynaÄ&#x;Äą olan nadir Ĺ&#x;ehirlerden. Siyah taksiler, çift katlÄą otobĂźsler, Big Ben gibi birçok Ä°ngiliz ikonu gibi Ĺ&#x;ehrin ruhundan beslenmiĹ&#x; doÄ&#x;muĹ&#x; bir marka All Saints. Sokaktan esinlenmiĹ&#x;, ancak kalitesi ve duruĹ&#x;uyla sokaktan aslÄąnda çok uzak. Bir yandan mĂźzikten, sosyal olaylardan kopamamÄąĹ&#x; bir aktivist, Ăśte yandan AmerikalÄą ĂźnlĂźlerin vazgeçemediÄ&#x;i kÄąyafetler Ăźreten bir marka. 1970’lerde tasarÄąmcÄą Vivienne Westwood’un baĹ&#x;lattÄąÄ&#x;Äą punk akÄąmÄąnÄąn ruhuna sahip tasarÄąmlarla 1994’te yola çĹktÄąÄ&#x;Äą Ä°ngiltere’den sonra kÄąsa sĂźrede, Amerika’da ve tĂźm dĂźnyada bĂźyĂźk bir baĹ&#x;arÄąya koĹ&#x;tu. Londra’nÄąn en gĂśzde noktalarÄąndan biri olan Notting Hill’deki All Saints Street’ten ismini alan All Saints, mĂźzik veya tasarÄąma ilgi duyanlarÄąn kendini ifade ettiÄ&#x;i marka olarak anÄąlÄąyor. Fanatikleri yalnÄązca genç yaĹ&#x; aralÄąklarÄąndan da deÄ&#x;il. Her yaĹ&#x;tan birçok kadÄąn kadÄąnlar hiçbir kÄąyafetin içinde All Saints parçalarÄąn içindeki kadar seksi hissetmediÄ&#x;ini sĂśylĂźyor. Ancak Ĺ&#x;u bir gerçek ki ruhen çok genç bir marka. Ăœstelik yarattÄąklarÄą “rockchicâ€? parçalarÄą taĹ&#x;Äąyabilmek herkes için kolay deÄ&#x;il. Ä°Ĺ&#x;e erkek giyimle baĹ&#x;layan All Saints ilk

68

yÄąllarÄąnda Londra’da Harvey Nichols’ta satÄąĹ&#x;a baĹ&#x;lÄąyor. Daha sonra erkek gardÄąrobuna biraz seksilik karÄąĹ&#x;tÄąrarak kadÄąn giyime, ilerleyen yÄąllarda da çocuk kÄąyafetlerine el atÄąyor ve aksesuar koleksiyonlarÄą yaratÄąyor. BĂźtĂźn bu sĂźre içinde birçok finansal badire de atlatan firma Ăśnce Ä°ngiltere’de daha sonra Amerika’da birçok maÄ&#x;aza açĹyor. AçĹldÄąÄ&#x;Äą gĂźnden bugĂźne markanÄąn tek amacÄą “yÄąpranmÄąĹ&#x;â€? Ĺ&#x;eylerin aslÄąnda kĂśtĂź olmadÄąÄ&#x;ÄąnÄą anlatmak. Hatta bu yĂźzden maÄ&#x;aza tasarÄąmlarÄą da kÄąrÄąlmÄąĹ&#x; tuÄ&#x;lalar, ahĹ&#x;ap zemin, endĂźstriyel materyallerden oluĹ&#x;uyor. TĂźm maÄ&#x;azalarÄąnÄąn dÄąĹ&#x;ÄąnÄą, markanÄąn logosu olan koç kafatasÄą ve eski dikiĹ&#x; makineleri sĂźslĂźyor. Bunda biraz markanÄąn temsil ettiÄ&#x;i “trendleri umursamamakâ€? yatÄąyor. Her sezon Ăśne

çĹkarmak istedikleri parçalarla vitrin sĂźslemek yerine kendi yarattÄąklarÄą sinematik dekorasyonu kullanÄąyorlar. DolayÄąsÄąyla dÄąĹ&#x;arÄądan içeride ne olduÄ&#x;una dair bilgiyi edinmek gßç. All Saints’in maÄ&#x;aza tasarÄąmÄąyla gelen gizlilik politikasÄąnÄąn yanÄąnda bir baĹ&#x;ka ĂśzelliÄ&#x;i de çalÄąĹ&#x;anlarÄąna ve onlarÄąn davranÄąĹ&#x;larÄąna gĂśsterdiÄ&#x;i Ăśzen. Evet, her Ĺ&#x;irketin ĂśnemsediÄ&#x;i bu durum All Saints’te biraz farklÄą. Marka deÄ&#x;erlerini temsil edecek stile sahip olmayanÄą iĹ&#x;e almÄąyorlar. Kesinlikle reklam yapmayan markanÄąn satÄąĹ&#x;larÄąnÄą yĂźkseltmesi ve dĂźnya çapÄąnda Ăźn kazanmasÄą sadece aÄ&#x;Äązdan aÄ&#x;Äąza yayÄąlarak oluyor. BĂźyĂźk ve Ĺ&#x;ov yapan olmak yerine tutarlÄąlÄąÄ&#x;Äą her zaman esas alan marka hiçbir çalÄąĹ&#x;anÄąna marka adÄąna konuĹ&#x;ma hakkÄą tanÄąmÄąyor ve bu konuda hayli katÄą.

ĂžÂˆĂ™ Ă™  

L


All Saints’in başarısının kaynağı aynı zamanda ilhamı olan şey, yani sokak. Markanın alametifarikası “yıpranmış” parçalar. Lüks materyallerden tasarlanmış keskin hatlı, vintage görünümlü parçalar markanın olmazsa olmazları. Moda eleştirmenlerinin yere göğe koyamadığı All Saints’in her bir parçası “önceden giyilmiş, 1980’lerde üretilmiş gotik punk” etkisi taşıyor. The New York Times, All Saints’in koleksiyonları için “yaşlandırılmış görünümlü mal” tabirini kullanıyor. Yüksek sesle bağırmayan renklerde, siyah, kahverengi, beyaz ve grilerin hakim olduğu koleksiyonlarda deri ceketler, bağcıksız motorcu botları, korseler, deri pantolonlar, grafik tişörtlerle yüksek kalite bir estetik sunuyor. Marka için en çok yapılan yorum “bir müzik videosundan ya da bir konserden çıkmış gibi görünümler” yaratıyor olması. Bunda en önemli etken müziğe olan bağlılığı. All Saints kurulduğu günden beri müzikle de iç içe. U2, Stereophonics, Robbie Williams, Kings of Leon, Kelis gibi birçok müzisyenle yaptıkları işbirliklerinin yanı sıra All Music Parties adı altında etkinlikler de düzenliyor. Burada İngiliz yetenekleri keşfedip destekliyorlar. Hatta İngiliz rapçi Tinie Tempah, bir şarkısında All Saints elbise giyen bir kızdan bahsediyor. Markanın popüler kültürdeki yerini belki de en iyi bu sözler anlatıyor. Ayrıca GQ ile birlikte Basement Sessions adını verdiği yeni yeteneklerin keşfedildiği ve ünlülerin konuk olduğu bir programa da sahipler. Konukların arasında Fatboy Slim, Aloe Blacc gibi dans müziğinin önemli isimleri yer alıyor. Müzikle birlikte sosyal konularda da daima aktif bir tablo çizen All Saints, 2011 yazından beri Not For Sale organizasyonu için bir tişört koleksiyonu hazırlıyor. Marka, İngiliz yetenekleri desteklemede bununla da yetinmedi. “Voices of Cloth” isimli bir belgeselle İngiliz tasarım ve üretim sürecine ayna tuttu.

69


portre

 ĂœĂœ‡Ăœ

VE MODERN PQVÙUgHHgGÙ>ENÙIK@=ÙEIL=N=PKNHQ�QJQJÙO=DE>EÙ=NKHEJ=Ù ANNAN=Ù BAIEJAJÙRAÙAHAC=JÙP=O=NgIH=NgJÙU=N=Pg?gOg‰ÙK@=JgJÙENOPÙ=@U‘OEÙKH=N=GÙ =JgH=JÙ ANNAN=ÙGKHAGOEUKJH=NgUH=ÙG=@gJH=NgÙ>tUtHtUKN‰Ù

ew York’un en ihtiĹ&#x;amlÄą zamanlarÄąnda, 70’li yÄąllarda sanat ve sosyete çevresinin aranÄąlan yĂźzĂźydĂź Carolina Herrera. AdÄą her zaman “en iyi giyinenlerâ€? listelerinde yer alÄąrdÄą. Andy Warhol, Robert Mapplethrophe ve Bianca Jagger gibi dĂśnemin stil ikonlarÄą yakÄąn arkadaĹ&#x;larÄąydÄą. 80’li yÄąllarÄąn baĹ&#x;Äąnda moda anlayÄąĹ&#x;Äą deÄ&#x;iĹ&#x;irken ve o 40 yaĹ&#x;Äąna yaklaĹ&#x;mÄąĹ&#x;ken hayatÄąnda baĹ&#x;ka bir Ĺ&#x;eyler yapmak istediÄ&#x;ini fark etti. Vogue Amerika’nÄąn efsanevi editĂśrĂź Diane Vreeland’e kumaĹ&#x; tasarlamak istediÄ&#x;ini sĂśyledi. â€œĂ‡ok sÄąkÄącÄą. Neden elbise koleksiyonu yapmÄąyorsun?â€? yanÄątÄąnÄą aldÄąÄ&#x;Äąnda ilk koleksiyonunu hazÄąrlamak için kollarÄąnÄą sÄąvadÄą Herrera. 1981’de New York Metropolitan Club’da bir Ĺ&#x;ov gerçekleĹ&#x;tirdi. “Benimkinden Ăśnce orada hiç defile yapÄąlmamÄąĹ&#x;tÄą. O kadar çok problem vardÄą ki, hatta bazÄą elbiseler tamamlanmamÄąĹ&#x;tÄą bile,â€? diyor Herrera o gĂźnleri hatÄąrlarken. Ancak tĂźm aksaklÄąklara raÄ&#x;men defile Ăśnemli bir baĹ&#x;arÄą kazandÄą. Bergdorf Goodman, Saks Fifth Avenue gibi lĂźks maÄ&#x;azalar koleksiyonu raflarÄąna ekledi. Defileden hemen sonra ilk atĂślyesini açtÄą Herrera. Çok iyi bir “couture takÄąmÄąâ€?

N

70

kurdu. Ăœretim sĂźrecini ekibiyle birlikte yĂźrĂźtĂźyor. KumaĹ&#x;lara karar verip formu oturtunca asistanlarÄą eskizleri çĹkarÄąyor. “Proporsiyonlar benim iĹ&#x;im. Ä°yi gĂśrĂźnmenin de tek yolu vĂźcut oranlarÄąnÄą iyi kullanmak. Formlarla kumaĹ&#x;larÄą karÄąĹ&#x;tÄąrmak,â€? diyor ve ekliyor: “Ama benden kumaĹ&#x; kesmemi veya dikiĹ&#x; beklemeyin. Ancak bir kÄąyafetin omzu nasÄąl gĂśrĂźnmeli çok iyi biliyorum.â€? Carolina Herrera, kadÄąn vĂźcudunu gerçekten de iyi tanÄąyor ve geniĹ&#x; omuzlarÄąn beli daha ince gĂśstereceÄ&#x;ini bildiÄ&#x;inden moda dĂźnyasÄąna vatkalÄą kollarÄą alÄąĹ&#x;tÄąran isim de oluyor. Ä°lhamÄąnÄą New York’tan ve gĂźnlĂźk hayattan alÄąyor. “Size esin kaynaÄ&#x;Äąm belli bir ressam, mĂźzisyen ya da gittiÄ&#x;im gĂźzel bir bahçe

Carolina Herrera, Sonbahar/KÄąĹ&#x; kampanyasÄą için ßçßncĂź kez ĂźnlĂź fotoÄ&#x;rafçĹ Patrick Demarchelier ile çalÄąĹ&#x;tÄą. Kampanyada iki gĂśsteriĹ&#x;li ve gĂźzel kadÄąn New York'ta ĂśzgĂźvenle dolaĹ&#x;Äąyor. Bu iki kadÄąnÄą ĂźnlĂź modeller Constance Jablonski ve Eniko Mihalik canlandÄąrÄąyor. Hem siyah ve lacivertten oluĹ&#x;an gĂźnlĂźk parçalar hem de defile finalindeki hacimli kÄąrmÄązÄą gece elbisesi, soyut grafik baskÄąlÄą parçalar gĂśrĂźlĂźyor.


Herrera 2012-13 Sonbahar/Kış koleksiyonunda podyuma leydiler gönderdi. Siyah ve lacivertin hakim olduğu günlük görünümlerle başlayan defile, kabarık etekli gece elbiselerine yerini bıraktı. Belden kemerli, düz ve vücudu saran elbiseler de koleksiyonun öne çıkan parçaları.

demek isterdim ancak değil. Benim için her zaman New York ilk sırada. Modanın başladığı ve bittiği yer. Bizi biz yapan yer,” diyor. “Her zaman gözlerinizi açık tutmalısınız, güzellik ancak o zaman sizi bulur.” Bugünün kadını için tasarım yaptığını söylüyor Herrera. “Onların kendine güvenli, modern ve en önemlisi güzel hissetmeleri benim sorumluluğum,” diyor. “Tasarımlarım kadınsı, ancak çok avangart değil. Sofistike, kolay giyilebilir ve trendlerden çok etkilenmemiş kıyafetler. Çünkü trendlere uyum sağlarken gerçek modayı kaybediyorsunuz. Giydiğiniz her şeyde size yakışan belli bir bireysellik olmalı,” diyor. Yakın arkadaşı Donna Karan, Carolina Herrera tasarımları için “Nasıl bir insansa

koleksiyonuna tamamen yansıyor,” diyor. Gerçekten de Herrera’ya tasarımlarının tarzı sorulduğunda “Benim stilim,” diyor. Calvin Klein onun için “Kendisi Carolina Herrera kadınının ta kendisi. Sofistike, zarif, modern, ışıltılı ve romantik.” Carolina Herrera’yı “modanın first lady’si” yapan özellikleri aslında biraz çocukluğuna dayanıyor. Venezüela asıllı tasarımcı köklü bir ailede, aristokrat bir çevrede büyümüş. Anne ve anneannesiyle Paris’e yaptıkları gezilerde Balenciaga ve Lanvin gibi tasarımcıların haute couture şovlarını görmüş. Ready-to-wear defilelerinde bile gelinlik bulunan Herrera’nın couture’dan kopamayışının kanıtı bu. Herrera’nın ödüllerine değinmekte de yarar var. 2004 yılında CFDA “Kadın giyimde en iyi tasarımcı”, 2008’de ise Geoffrey Beene Yaşam Boyu Başarı Ödülü kazandı. 2011 İlkbahar/ Yaz koleksiyonuyla ise “Mercedes-Benz Presents” unvanını aldı. Bu unvanın kaliteli materyallerden vazgeçmeyen, kendine özgü stili olan ve yenilikçi koleksiyonlar yaratan tasarımcılara verildiğini hatırlatalım.

71


aksesuar 2 1

4

3

TAKI SANATI

5

RALPH LAUREN

Stilinizin tamamlayıcısı takılar bu sezon o kadar elegan, o kadar gösterişli ve o kadar ışıltılı ki aralarından seçim yapmakta zorlanacaksınız.

Altın ışıltısı

İhtişamı anlatan altın rengi sezonun en gözde takılarında hayat buluyor. Biraz Çarlık Rusyası’nı biraz Kleopatra’yı hatırlatan kolye, bilezik, küpe ve yüzük gibi takılar büründükleri modern formlarla gerçekten de altın çağını yaşıyor.

7

1- Bilezik, AURELIE BIDERMANN 2- Kolye,SERGIO ROSSI 3- Kolye, AURELIE BIDERMANN 4- Yüzük, LARA BOHINC 5- Bileklik, İNCIDEN 6- Yüzük, AURELIE BIDERMANN 7- Kolye, KATE SPADE 8- Küpe LARA BOHINC 9- Yüzük,VITA FEDE

72

RALPH LAUREN

6

9 8


NINA RICCI

1

Göster kendini

ROBERTO CAVALLI

Gösterişli bir kolye, bilezik ya da broşla ne daha başka bir aksesuara ne de iddialı kıyafetlere ihtiyacınız var. Düz, sade bir elbise ya da jean-beyaz gömlek ikilisiyle birlikte kullandığınızda etkiyi artıracağınızdan emin olun.

2

4 3

5

7 6

8

1- Kolye,VENNA 2- Kolye, SALVATORE FERRAGAMO 3- Kolye, SERGIO ROSSI 4- Yüzük, MAWI 5- Kolye,VENNA 6- Bilezik,VENNA 7- Broş, TORY BURCH 8- Saç tokası,TORY BURCH 9- Kolye,VENNA 10- Kemer,RALPH LAUREN

9 10 73


aksesuar 1 2 5

3 4

ROBERTO CAVALLI

1- Kolye, AURELIE BIDERMANN 2- Yüzük,VITA FEDE 3- Bileklik, SERGIO ROSSI 4- Kolye, KATE SPADE 5- Kelepçe, AURELIE BIDERMANN 6- Küpe, SALVATORE FERRAGAMO 7- Yüzük,VITA FEDE 8- Küpe, LARA BOHINC 9- Kolye, SALVATORE FERRAGAMO 10- Kemer, VITA FEDE 11- Bilezik, LARA BOHINC 12- Bileklik,İNCIDEN

6

7

SALVATORE FERRAGAMO

Gotik etki

Dantelli, bantlı detaylarıyla iddialı siyahların önemli bir rol oynadığı bir sezon yaşıyoruz. Bu trend, yansımasını takılarda da göseriyor. Altın ya da gümüş renkleriyle hoş bir birliktelik yaşayan siyah aksesuarlarla gotik çağa gönderme yapın.

9

10

8 11 12 74


1

2 ROBERTO CAVALLI

3

Neon enerji

5

4

DSQUARED

Güneşin kendini göstermediği kış günlerine bu renkli ve enerjik takılarla karşı koyun. Özellikle canlı yeşil ve mavi ile neon kırmızı tonları ruhunuzu canlandıracak. Eğlenceli tasarımlar ile birlikte kullandığınızda dinamik bir stil yakalayacağınızdan emin olabilirsiniz.

6

1- Bilezik,MAWI 2- Küpe,AURELIE BIDERMANN 3- Küpe, KATE SPADE 4- Bilezik,AURELIE BIDERMANN 5- Kolye, KATE SPADE 6- Yüzük, AURELIE BIDERMANN 7- Kolye, AURELIE BIDERMANN 8- Bilezik,KATE SPADE 9- Küpe,AURELIE BIDERMANN 10- Bilezik,KATE SPADE

8

7

10 9 75


aksesuar 1 2 5

3 4

ROBERTO CAVALLI

1- Kolye, AURELIE BIDERMANN 2- Yüzük,VITA FEDE 3- Bileklik, SERGIO ROSSI 4- Kolye, KATE SPADE 5- Bileklik, AURELIE BIDERMANN 6- Küpe, SALVATORE FERRAGAMO 7- Yüzük,VITA FEDE 8- Küpe, LARA BOHINC 9- Kolye, SALVATORE FERRAGAMO 10- Kemer, VITA FEDE 11- Bilezik, LARA BOHINC 12- Bileklik,İNCIDEN

6

7

SALVATORE FERRAGAMO

Gotik etki

Dantelli, bantlı detaylarıyla iddialı siyahların önemli bir rol oynadığı bir sezon yaşıyoruz. Bu trend, yansımasını takılarda da göseriyor. Altın ya da gümüş renkleriyle hoş bir birliktelik yaşayan siyah aksesuarlarla gotik çağa gönderme yapın.

9

10

8 11 12 74


trends

KARANLIK VE GIZEMLI

İç giyimin en kışkırtıcı markası Agent Provocateur 2012-2013 Sonbahar/Kış koleksiyonuyla karanlık ve gizemli bir dünyaya yolculuğa çıkıyor. İngiliz Agent Provocateur’ün 2012-13 Sonbahar/Kış koleksiyonu, markanın provokatif ve kışkırtıcı ruhuna uygun parçalar içeriyor. Koleksiyon zengin ve koyu renk paletiyle karanlık ancak gotik olmaktan çok uzak. Bantlı vamp parçaların yanında dantel katmanlardan oluşan fırfırlı, kadınsı figürü vurgulayan parçalar yoğunlukta. Günlük kullanıma uygun mikro fiber The Joseline, lila ve leylak tonlarında korse ve jartiyerleriyle The Verronika, ve Bask etkiler taşıyan The Caisley iç çamaşırı her kadının

76

gardırobunda bulunmasını isteyeceği türden. 1930’lardan ilham alan The Novah modeliyse fuşya renklerde gecelik, kimono ve takımıyla oldukça nostaljik. Çok tartışılan reklam kampanyalarıyla ünlü Agent Provocateur’ün bu sezon reklam yüzü İspanyol aktris Monica Cruz. Cruz, markanın koleksiyon için çektiği kampanya filminde de baş ol oynuyor. “Wilhemina: Show Your True Self ” adını taşıyan film Viktorya Londra’sında

geçiyor. Eski bir hapishanede çekilen film sihirli bir kamera sayesinde içindeki seksi kadını keşfeden genç bir kadının hikayesini anlatıyor. Markanın kreatif direktörü Sarah Shotton; “Film, büyüleyici, karanlık ve gizemli. Monica ise seksiliğinin farkında ve duygularıyla hareket eden bir kadın ve Agent Provocateur’ü mükemmel temsil ediyor” diyor. Kampanya filmi ünlü yönetmen Tim Pope’a ait. Pope Agent Provocateur için “çalışmak için rüya bir marka” diyor.


FRANSIZ CAZIBESI

İç giyim bir görünümü anında farklılaştırabilir. Kıyafetin altında vücudunuzun şeklini öne çıkaran bu parçalar doğru seçildiğinde çarpıcı sonuçlar elde edilebilir. Fransız iç giyimin lideri Chantelle’in zarafeti yansıtan modelleri kadın siluetini vurguluyor. Parisli kadınlardaki büyüyü açıklamak zor. Gösterişli, zarif ve spontan... Duruşları, jestleri, görünüşleri çabasız ve farklı bir havaya sahip. Bu Fransız ruhuyla doğan, Fransa’nın önemli markalarından Chantelle. 1876’da henüz kadınların iç giyimleri sımsıkı korselerden ibaretken kuruldu ve ilk defa elastik kumaş üreterek iç giyime yenilik getirdi. Korse üreticilerine yeni olanaklar sağlayan bu kumaş anında başarı elde etti. 1920’de Chantelle kadınları korseden kurtarıp özgürlüğe kavuşturdu. Kum saati figürü artık korsesiz sağlanıyordu. 50’li yıllarda ise yeni bir sutyen formu oturmaya başlamıştı. Chantelle, ready-to-wear

koleksiyonlar üretilmeye başladığında, bu görünümü tamamlayacak sutyenler tasarladı. İlerleyen zamanlarda birçok ilke de imza attı marka. İlk dikişsiz sutyen 1972’de Chantelle tarafından üretildi. Korseden yola çıkarak vücudu toparlayan çamaşırlar geliştirdi. Chantelle'in başarısının kaynağı her zaman nesilden nesile aktarılan terzilik bilgisi ve couture kadar özenle yaratılan çamaşırlar. Vücuda iyi oturtulmuş, içinde her kadının rahat edeceği parçalar tasarım hedefi. Chantelle kadını, günlük iç giyiminde bile bir parça lüks arayan kadın. İçten dışa iyi giyinmeyi seven, yapbozun tek bir parçası bile eksik olursa

görünümün ucuz görüneceğini bilen kadın. Chantelle yeni sezonda maskülen ve feminen detayları buluşturuyor. Lüks ve konforlu materyallerden üretilen iç giyimde dantel, işleme gibi detaylar öne çıkıyor. Günlük siyah ve “nude” renkler ağırlıkta. Çekmecenin en özel köşesinin sahibi kırmızılar da yine koleksiyonun dikkat çeken parçalarından. 2012-13 Sonbahar/Kış kampanya çekimleri için Chantelle ünlü İsveçli fotoğrafçı Camilla Akrans’la çalışmış. Bu hem seksi hem kullanışlı koleksiyona hayat veren model ise son yılların parlayan yıldızı Enilo Mihalik. Ünlü model birkaç sezondur markanın reklam yüzü.

77


KIS HIKAYESI Sezonun favori parçaları klasik kış siluetleri ve tonlarının ötesinde. Püsküller, renkli kürkler, değerli taş tonları, fütüristik kumaş ve kesimlerle buluşarak ışıltılı ve renkli bir kışın kapısını aralıyor.

Fotoğraf: Cüneyt Akeroğlu / Kreatif Direktör: Ceyda Balaban


ERDEM KENDİ İÇİN

Çiçek baskılı elbiseleriyle moda dünyasında hatırı sayılır bir şöhret edinen Erdem Moralıoğlu’yla, Montreal-Hatay-Londra üçgeninde geçen hayatını, her sezon değişen kadınını, tasarımlarını giyenleri ve kendisi için ne istediğini anlattı. İsim anlamları sözlüklerini oldum olası sevmemişimdir. Bütün adlar için cana yakın, değerli, kutsanmış, mehtabın en güzel hali gibi havalı şeyler yazarken, benim ismimin karşısında botaniğe girişten hallice açıklamalar bulunur. Yaprak: Bitkilerde klorofilli, yeşil renkli, çeşitli şekillerde olan ve soluk almaya yarayan uzantı. Erdem de şanslı çoğunluktan. İsmi, “ahlakın övdüğü iyilikçilik, alçakgönüllülük, yiğitlik, doğruluk gibi niteliklerin genel adı” anlamına geliyor. Kendi de biliyor isminin karşılığını ve seviyor. “Umarım erdemli biriyimdir” diyor. Moda dünyasının Türk asıllı desen cambazı Erdem Moralıoğlu, İngiliz modasının biriciklerinden. 2005 yılında kendi markasını kurduğundan bu yana modern/ feminen tasarımlarıyla tanınıyor. Yalnızca Hollywood ünlüleri değil, kraliyet ailesi ve politikacıların da vazgeçemediği isimlerden. Erdem, adını babasından almış. Bugün ikisi de hayatta olmayan ebeveynlerinden baba Moralıoğlu, Antakyalı bir kimya mühendisi. Anne ise İngiliz. Erdem ve hayattaki en yakın dostum dediği ikiz kız kardeşinin çocukluğu Kanada’da geçiyor. “Çok güzel günlerdi. Ailemle çok yakın ilişkilerim vardı. Montreal’in hemen dışında bir yerde yaşıyorduk. Harika bir yerdi. Sokağımızın ucundaki kocaman gölde yazları yüzer, kışları paten yapardık.” Erdem’in

94

doğadan esinlendiği desenlerinin kökünde Montreal florasını aramak yanlış olmaz. Ama erken estetik şekillenmesinde önemli rol oynayan bir faktör daha var. Çokkültürlü aile yapısı ve seyahat ederek geçen bir erken gençlik. “Montreal, kardeşim ve benim evimizdi. Ama kendimizi hiçbir zaman tamamen Kanadalı, İngiliz veya Türk hissetmedik. Annemin de babamın da evlerinde olmadığını bilerek büyüdüm. Geniş ailelerimiz uzaktaydı. O yüzden her yaz önce İngiltere’ye gidip annemin ailesini, oradan da Türkiye’ye geçip babamın akrabalarını ziyaret ederdik.” Moralıoğlu da hem farklı kültürlerin, hem de kontrastların tasarımlarına yansıdığı görüşünde. “Türkiye’ye gidince ilk durağımız İstanbul olurdu. O zamanlar Antakya’ya direkt uçuş olmadığı için, ardından İzmir’e giderdik. Bu seyahatler sırasında da çok gezerdik. Antakya birçok kültürün bir arada bulunduğu, çok ilginç bir yer. Arkeolojik alanları, tarihi eserleri ve pazarlarını hatırlıyorum. Bildiğim ve gördüğüm her şeyden farklı, mükemmel yerlerdi. Sanırım bütün bunlar tasarımlarımı etkiledi. Beni ben yapanın, bu ilginç kokteyl olduğuna inanıyorum. Renklerle ve kontrastla çok ilgiliyim.” Türkiye denince renkleri düşündüğünü söylüyor: “Sanırım renklere olan düşkünlüğüm de Türk kökenimden geliyor. Türkiye çok özel bir yer. Ayrıca elişi ve zanaate çok

düşkünüm. Elle yapılan her şeye çok takığım. Anadolu’da da bunun ciddi bir geçmişi var. Belki tasarımlarımda elişine bu kadar çok önem vermemin sebebi budur.” En son 17 yaşındayken gelmiş Türkiye’ye. Ama kültüründen hiç kopmadığını anlatıyor: “Londra’da Türk mahallesinde yaşıyorum. O yüzden de çok sevdiğim Türk yemeklerinden yoksun kalmıyorum.” Erdem’in modayla ilgili ilk anıları da birçok tasarımcı gibi, çocukluğundan. “Kanada çok soğuktu. O yüzden kış aylarında hep evde oturup film izlerdim. Bütün Fransız kanallarını seyreder, moda programlarını kaçırmazdım. Ama genel olarak modayla ilgili her şeye kafayı çok takmıştım.” İlk tasarladığı şey de, kız kardeşinin bebeği için bir elbise. “Sanırım altı yaşımda falandım. Açık mavi renkte, straples, küçük bir Barbie elbisesi yaptım. Birkaç dikişten oluşan, çok amatör bir şekilde yapılmış, basit bir elbiseydi. Ailem çok şaşırmıştı herhalde.” Erdem, tasarımcı olmak istediğini çok erken anlayıp hayatını buna göre kurgulayanlardan. Bu yüzden de Montreal onun yaratıcı zihnine dar gelmeye başladığı gün kalkıp Londra’ya gider. Toronto’da başladığı moda tasarımı eğitimine Royal College of Art’ta devam eder ve master’ını tamamlar tamamlamaz da New York’a gidip Diane von Furstenberg’e asistan olur. Ama bu macera da uzun sürmez


95


ve eğitimini henüz tamamlamış bir tasarımcı adayı olarak kendi markasını kurar. Erdem o gün yaptığının aslında büyük bir risk olduğunun farkında: “Şu anda bakınca çok çılgınca bir şey yapmış olduğumu anlıyorum. Ama o zaman çok gençtim, 26 yaşındaydım. Ve tam olarak neye atıldığımın da farkında değildim. Aslında ne yapmak istediğimi çok iyi biliyordum. Benim işim ve koleksiyonum için piyasada açık vardı. Tuhaf bir şekilde kendime güveniyordum. Hani bazen bir şeyi bilmemekten kaynaklanan bir güven olur ya, sanırım öyle bir şeydi. Çok heyecanlı bir süreçti. Üretim, defile, editörleri defileye getirebilmek... Tabii ki çok da zordu.” Bir yıllık asistanlık deneyimiyle moda dünyasına atılmanın hem olumlu hem de olumsuz yanları olduğunu söylüyor Erdem. “En olumlu tarafı, özgürlük hissi. Eleştiri falan düşünmediğiniz için çok büyük bir hürriyet duygunuz var. Her şey çok yeni. Olumsuz tarafı ise tanınmamanız.” Yine de tasarımcı adaylarına “Tecrübe şart” diyor: “Fazla tecrübe her zaman iyidir. Bu deneyimi nereden ve nasıl alırsanız alın, önemli değil. Mesela benim en önemli tecrübem, okulumdu. Çok değerli hocalarımız vardı. Son yıl derslerimize Alber Elbaz giriyordu. Ne istediğimi, okurken daha iyi anladım. Bu işin nasıl yapıldığını kavradım.” First lady’ler değil, sokaktaki kadın giysin Şansı da yaver gider Erdem’in. 2005 yılındaki ilk koleksiyonuyla Fashion Fringe yarışmasını kazanır. Bunun üzerine koleksiyonu sergileme fırsatını da yakalar. Ve “kariyerimdeki dönüm noktası” dediği olay gerçekleşir, Barney’s, tasarımcının bütün koleksiyonunu satın alır. “Çok büyük bir mağaza, koleksiyonumu satın alıyordu. Bu sayede tanınırlığım çok arttı. O yıl ilk kez İngiliz Vogue’unda yer aldım ve basın da bana ilgi göstermeye başladı. İşler yoluna girmişti.” Barney’s’in desteği yalnızca

96

Tasarımlarımı podyum dışında ne kadar çok görürsem o kadar çok mutlu oluyorum. Genç, yaşlı, büyük beden... Bu benim için en büyük iltifat. İnanın kraliyet ailesi veya Hollywood ünlülerindense, sokaktaki kadının Erdem giymesi bana daha fazla gurur veriyor.

Erdem 2012-13 Sonbahar/Kış koleksiyonu


satın almayla kalmaz, mağazaların kreatif direktörü Julie Gilhart, Met Balosu’na Erdem’den bir elbiseyle katılır. Bu arada Claudia Schiffer da 2006 BAFTA Ödülleri’ne giderken tasarımcının imzasını taşıyan bir kıyafet giyer. Zaten bu noktadan sonra Erdem’i kimse tutamaz. Yalnızca kırmızı halının, kokteyllerin tercih edilen tasarımcısı olmakla kalmaz, elbiseleri ve desenleriyle sokaktaki kadının da moda rüyalarını süslemeye başlar. 2010 yılında kazandığı BFC/Vogue Fashion Fund ödülüyle başarısını daha da pekiştirir. Kariyerinde birçok önemli dönemeç var. Bu yıl katıldığı Met Balosu’nu, koleksiyonunu Bergdorf Goodman’da görmeyi ve kraliçeyle tanışmayı sayıyor bir çırpıda. “Ama en çok hoşuma giden, kıyafetlerimi farklı kadınlar üzerinde görmek” diye de ekliyor: “Tasarımlarımı podyum dışında ne kadar çok görürsem o kadar çok mutlu oluyorum. Genç, yaşlı, büyük beden... Bu benim için en büyük iltifat.” Yalnızca Hollywood ünlülerini değil, first lady’leri de sık sık Erdem tasarımları içinde görüyoruz. Ama o bu konu hakkında konuşmayı pek sevmiyor. Birçok tasarımcı ve markanın aksine kıyafetlerini tercih eden isimleri sıralamıyor. “Neden beni first lady’lerle bu kadar özdeşleştirdiklerini anlamıyorum. Çünkü Samantha Cameron diğer İngiliz tasarımcıların kıyafetlerini benimkilerden çok giydi. Michelle Obama da o eteği giyeli beş yıl oldu. Ve inanın kraliyet ailesi veya Hollywood ünlülerindense, sokaktaki kadının Erdem giymesi bana çok daha fazla gurur veriyor.” Erdem’in şimdilik en büyük hayali, kendi mağazasını açmak. Önce, yaşadığı şehir olan Londra’da tabii. Ardından New York ve hatta İstanbul’da da mağaza açmak istiyor. Moda tarihinde nasıl yer almak, nasıl hatırlanmak isterdiniz, soruma ise şöyle cevap veriyor: “Güzel şeyler tasarlamış ve kadınlara güzel hissettirmiş biri olarak hatırlanmak isterdim. Kadınları iyi hissettirecek,

Detaylardan gelen karanlık feminizm Erdem, 2012-13 Sonbahar/Kış koleksiyonunda, yaz sezonunun tam tersini yapmak istemiş. “İlkbahar/ Yaz çok yumuşak ve akıcıydı. Bunun ise çok daha grafik, güçlü ve doygun olmasını istedim. İlham kaynaklarım Peggy Guggenheim ve Diana Vreeland gibi hem modayı hem de sanatı seven kadınlardı.” Erdem, feminenliğin doneleriyle oynadığı bu koleksiyonunda daha karanlık bir yönünü gösteriyor. Lateksi dantelle birleştirdiği giyilebilir parçalardan oluşan koleksiyonun anahtar unsurları işlemeli kabanlar, tüvit takımlar, neon renkler, dantel ve desenler.

trendlere bağlı olmayan, 10-20 yıl sonra da giyebilecekleri kıyafetleri yapan tasarımcı olarak anılmak güzel olurdu.” Aynı, moda ikonum dediği Yves Saint Laurent gibi. “Çünkü o, gerçek kadınları giydiren bir adam. Yepyeni klasikler yaptı. Benim için o, gerçek bir öğretici. Otuz yıllık kıyafetleri hâlâ geçerliliğini koruyor ve giyiliyor. İşte ben de kendim için bunu isterdim.” Erdem kadını sürekli değişiyor Erdem, kendine meydan okumayı seven bir tasarımcı. Tasarıma yaklaşımını da genelde bir önceki koleksiyondan farklı şeyler yapmak olarak açıklıyor: “Belki hiç kullanmadığım bir materyal veya denemediğim bir siluet. O yüzden de 2012-13 Sonbahar/Kış koleksiyonumu çok sevdim. Renkler çok canlıydı. Tüvit gibi çok geleneksel bir materyali alıp lateksle kaplamak, ona biraz plastik eklemek... Yeni şeyler denemeyi, yapmayı seviyorum.” Bu nedenle tipik bir Erdem kadınından söz etmemiz de söz konusu değil. “Benim eskizlerimde yaşayan bir kadın var. O hiçbir zaman bir kız olmadı. Çocukluğumdan beri aynı kadını çiziyorum. Anlatabileceğim bir karakter değil. Kağıt üzerinde yaşıyor ve her koleksiyonla başka biri oluyor.” Değişmeyen en önemli şey ise desen ve baskılarındaki ustalık. Bunu da kontrolcü yapısına bağlıyor. “İstediğim kumaşı bulamıyordum. O yüzden

kumaşları da kendim manipüle etmeye karar verdim. O da kontrolü bende olacak bir başka unsurdu.” Kitap koleksiyonu yapıyor Londra’da yaşıyor Erdem. “Bu şehri çok seviyorum. On yılı aşkın burada yaşıyorum. Artık evim gibi. Anne ve babamı kaybettim, doğup büyüdüğüm Kanada’da ailem yok. Londra okuduğum, her şeyi öğrendiğim yer. Arkadaşlarım burada. Çok yaratıcı, her şeyin başladığı bir yer. ” Erdem’in tipik bir Londra günü ise Thames Nehri kıyısında yaptığı koşuyla başlıyor. “Sonra duş alır ofise giderim ve gün başlar. Oturur, çizmeye başlarım. Bugün mesela Nicholas Kirkwood’la buluşup 2013 İlkbahar/ Yaz ayakkabılarını konuşacağım.” İşkolik belki ama asosyal bir tasarımcı değil, Erdem. “Aksine, çok sosyalim. Arkadaşlarımla yemek yemeyi, bir yerlerde içmeyi severim. Boş zamanlarımda yüzüyorum, TATE Modern’ı ziyaret ediyorum, baleye gidiyorum ve kitap koleksiyonu yapıyorum. Özellikle ilk baskıları alıyorum. Charing Cross Road’daki kitapçılardan, internetten; her yerden topluyorum. Hepsini okuyacak zaman bulamıyorum elbette ama inanılmaz para harcıyorum kitaplara.” Röportaj : Yaprak Aras, Vogue Türkiye Ağustos 2012

97


Mıknatıs Var VİTRİNDE

Longchamp vitrinleri büyük bir değişimden geçiyor. Anlaşılan artık Parisli markanın tek öne çıkan aksesuarı Le Pliage çanta olmayacak. Markanın artistik direktörü Sofie Delafontaine markada yaşanan yenilikleri ve ürünleri anlattı.

Longchamp deyince herkesin aklına ilk Le Pliage gelir. Adına aşina olmasanız bile, kapama kısmı ve askısı deriden, gövdesi pvc kaplama bu naylon çantaları tanırsınız. Boy boy, renk renk tasarlanan çantaların en güzel yanı katlanır olması. Üstelik tüy gibi hafif, her iklime dayanıklı. İhtiyacınız olan tüm eşyanızı alır. Her seyahatte bavulun en üst fermuarlı gözüne bir büyük boy

98

Le Pliage atılır; alışverişin ipi kaçarsa havaalanında ekstra çanta hazır. İyidir, hoştur, bazı senaryolarda hayat kurtarır. Fakat 64 yıllık Longchamp tarihini anlatmaya az kalır. Markanın kurucusu Jean Cassegrain. 1948 yılında Paris’teki Poissonnière bulvarında, bir tütün dükkanının üst katında, deri kaplama pipo satarak işe başlar. Cassegrain, 1955’te Sergé’de ilk

Sofie Delafontaine tasarımcı Mary Katrantzou ile geçen yazın harikaları Le Pliage’lar için çalışıyor


fabrikasını açar ve Longchamp deri aksesuar işine girer. 70’lerde seyahat çantası yapmaya başlarlar. Çantalar, hafif ve dayanıklı tasarımıyla önce Fransa’yı sonra da Çin ve Japonya’yı fetheder. 80’lerde işin başına oğul Philippe Cassegrain geçer ve markanın tasarım ağı hazırgiyim ve aksesuara kadar esner. Amerika dahil olmak üzere yeni dünya pazarlarında Longchamp’a yer açan ünlü Le Pliage koleksiyonu ise 1993 yılında yaratılır. Markanın bugünkü artistik direktörü Sophie Delafontaine’in Longchamp ailesine katılmasından tam iki yıl önce… Heyecan dolu işbirlikleri Sophie Delafontaine doğma büyüme Longchamp’lı. Zira kurucu Jean Cassegrain dedesiydi. Üniversite eğitiminden sonra Fransız moda okulu Esmod’a girdi ve çocuk giyimi üzerinde uzmanlaşmayı seçti. Dört yıl, Paris’te çocuk modasının öncülerinden Bonpoint’la çalıştıktan sonra bir profesyonel olarak Longchamp’a döndü. “Moda dünyasında kazandığım tecrübe markaya değer katabileceğimi fark etmemi sağladı. Kaldı ki bu serüvenin içinde büyüdüm ve bir katkım olması gerektiğini düşündüm.” Sofie Delafontaine markanın yaratıcı ekibine dahil olduktan sonra Longchamp evinde heyecan arttı. İngiliz sanatçı Tracey Emin, Amerikalı tasarımcı Jeremy Scott ve dijital baskılarıyla ünlü Mary Katrantzou’nun markayla işbirliklerinin ardında sanat düşkünü Delafontaine var. Tracey Emin’in tasarladığı üzerinde Türkçe “Seni Sevi-yorum” yazan yamalı Le Pliage çantayı kaçırdığım için hâlâ sızlanırım. Marka, ortaklıkların en güçlüsünü İngiliz moda kraliçesi Kate Moss’la yaptı. Süpermodel, markanın sezonlarca kampanya yüzü olmakla kalmadı, mutfağa girip çanta da tasarladı. “Kate Moss bir süpermodelden çok fazlası, gerçek bir moda ikonudur. Moda dünyasındaki eğilimlerin belirleyicisi olacak kadar güçlü. Onunla çalışmayı seçtik, çünkü uluslararası ölçekte bu güce ve değere sahip tek kadın.”

Longchamp’ın sadık yüzü Kate Moss

Longchamp’da vitrinler hareketli Markanın 2012-13 Sonbahar/Kış koleksiyonları içinde en gösterişli seri “More is More.” Çantaların fonunda göz alan turuncu, ördek yeşili, ahududu gibi renkler var. Tasarımlarda dekor gibi kullanılan materyallerse egzotik deriler, hayvan desenleri ve kürk. Bu sonbahar üçüncü sezonuna giren Balzane koleksiyonu binicilik dünyasından referans alan ağırbaşlı tasarımları kapsıyor. Buzağı derisi ve süetle tasarlanan el çantaları birer klasik. Sofie Delafontaine bu koleksiyonun tasarım aşaması için şöyle diyor: “Özgür ruhu ve karakteristik stiliyle hayatı atının üzerinde yaşayan modern bir Amazon hayal ettim.” Bir diğer koleksiyon, 70’lerde tasarlanan ve Longchamp Maroquinerie’yi temsil eden LM logosuyla giydirilen LM Cuir. Pipo, at nalı gibi markanın tarihinden gelen figürlerle etiketlenen, gerek materyal gerek işçiliğiyle lüks hissini en çok hissettiren çantalar da bunlar. Kısacası, Longchamp’ı Le Pliage’dan ibaret sandıysanız yanıldınız. Röportaj : Zeynep Yapar, Vogue Türkiye Ekim 2012

99


satın almayla kalmaz, mağazaların kreatif direktörü Julie Gilhart, Met Balosu’na Erdem’den bir elbiseyle katılır. Bu arada Claudia Schiffer da 2006 BAFTA Ödülleri’ne giderken tasarımcının imzasını taşıyan bir kıyafet giyer. Zaten bu noktadan sonra Erdem’i kimse tutamaz. Yalnızca kırmızı halının, kokteyllerin tercih edilen tasarımcısı olmakla kalmaz, elbiseleri ve desenleriyle sokaktaki kadının da moda rüyalarını süslemeye başlar. 2010 yılında kazandığı BFC/Vogue Fashion Fund ödülüyle başarısını daha da pekiştirir. Kariyerinde birçok önemli dönemeç var. Bu yıl katıldığı Met Balosu’nu, koleksiyonunu Bergdorf Goodman’da görmeyi ve kraliçeyle tanışmayı sayıyor bir çırpıda. “Ama en çok hoşuma giden, kıyafetlerimi farklı kadınlar üzerinde görmek” diye de ekliyor: “Tasarımlarımı podyum dışında ne kadar çok görürsem o kadar çok mutlu oluyorum. Genç, yaşlı, büyük beden... Bu benim için en büyük iltifat.” Yalnızca Hollywood ünlülerini değil, first lady’leri de sık sık Erdem tasarımları içinde görüyoruz. Ama o bu konu hakkında konuşmayı pek sevmiyor. Birçok tasarımcı ve markanın aksine kıyafetlerini tercih eden isimleri sıralamıyor. “Neden beni first lady’lerle bu kadar özdeşleştirdiklerini anlamıyorum. Çünkü Samantha Cameron diğer İngiliz tasarımcıların kıyafetlerini benimkilerden çok giydi. Michelle Obama da o eteği giyeli beş yıl oldu. Ve inanın kraliyet ailesi veya Hollywood ünlülerindense, sokaktaki kadının Erdem giymesi bana çok daha fazla gurur veriyor.” Erdem’in şimdilik en büyük hayali, kendi mağazasını açmak. Önce, yaşadığı şehir olan Londra’da tabii. Ardından New York ve hatta İstanbul’da da mağaza açmak istiyor. Moda tarihinde nasıl yer almak, nasıl hatırlanmak isterdiniz, soruma ise şöyle cevap veriyor: “Güzel şeyler tasarlamış ve kadınlara güzel hissettirmiş biri olarak hatırlanmak isterdim. Kadınları iyi hissettirecek,

Detaylardan gelen karanlık feminizm Erdem, 2012-13 Sonbahar/Kış koleksiyonunda, yaz sezonunun tam tersini yapmak istemiş. “İlkbahar/ Yaz çok yumuşak ve akıcıydı. Bunun ise çok daha grafik, güçlü ve doygun olmasını istedim. İlham kaynaklarım Peggy Guggenheim ve Diana Vreeland gibi hem modayı hem de sanatı seven kadınlardı.” Erdem, feminenliğin doneleriyle oynadığı bu koleksiyonunda daha karanlık bir yönünü gösteriyor. Lateksi dantelle birleştirdiği giyilebilir parçalardan oluşan koleksiyonun anahtar unsurları işlemeli kabanlar, tüvit takımlar, neon renkler, dantel ve desenler.

trendlere bağlı olmayan, 10-20 yıl sonra da giyebilecekleri kıyafetleri yapan tasarımcı olarak anılmak güzel olurdu.” Aynı, moda ikonum dediği Yves Saint Laurent gibi. “Çünkü o, gerçek kadınları giydiren bir adam. Yepyeni klasikler yaptı. Benim için o, gerçek bir öğretici. Otuz yıllık kıyafetleri hâlâ geçerliliğini koruyor ve giyiliyor. İşte ben de kendim için bunu isterdim.” Erdem kadını sürekli değişiyor Erdem, kendine meydan okumayı seven bir tasarımcı. Tasarıma yaklaşımını da genelde bir önceki koleksiyondan farklı şeyler yapmak olarak açıklıyor: “Belki hiç kullanmadığım bir materyal veya denemediğim bir siluet. O yüzden de 2012-13 Sonbahar/Kış koleksiyonumu çok sevdim. Renkler çok canlıydı. Tüvit gibi çok geleneksel bir materyali alıp lateksle kaplamak, ona biraz plastik eklemek... Yeni şeyler denemeyi, yapmayı seviyorum.” Bu nedenle tipik bir Erdem kadınından söz etmemiz de söz konusu değil. “Benim eskizlerimde yaşayan bir kadın var. O hiçbir zaman bir kız olmadı. Çocukluğumdan beri aynı kadını çiziyorum. Anlatabileceğim bir karakter değil. Kağıt üzerinde yaşıyor ve her koleksiyonla başka biri oluyor.” Değişmeyen en önemli şey ise desen ve baskılarındaki ustalık. Bunu da kontrolcü yapısına bağlıyor. “İstediğim kumaşı bulamıyordum. O yüzden

kumaşları da kendim manipüle etmeye karar verdim. O da kontrolü bende olacak bir başka unsurdu.” Kitap koleksiyonu yapıyor Londra’da yaşıyor Erdem. “Bu şehri çok seviyorum. On yılı aşkın burada yaşıyorum. Artık evim gibi. Anne ve babamı kaybettim, doğup büyüdüğüm Kanada’da ailem yok. Londra okuduğum, her şeyi öğrendiğim yer. Arkadaşlarım burada. Çok yaratıcı, her şeyin başladığı bir yer. ” Erdem’in tipik bir Londra günü ise Thames Nehri kıyısında yaptığı koşuyla başlıyor. “Sonra duş alır ofise giderim ve gün başlar. Oturur, çizmeye başlarım. Bugün mesela Nicholas Kirkwood’la buluşup 2013 İlkbahar/ Yaz ayakkabılarını konuşacağım.” İşkolik belki ama asosyal bir tasarımcı değil, Erdem. “Aksine, çok sosyalim. Arkadaşlarımla yemek yemeyi, bir yerlerde içmeyi severim. Boş zamanlarımda yüzüyorum, TATE Modern’ı ziyaret ediyorum, baleye gidiyorum ve kitap koleksiyonu yapıyorum. Özellikle ilk baskıları alıyorum. Charing Cross Road’daki kitapçılardan, internetten; her yerden topluyorum. Hepsini okuyacak zaman bulamıyorum elbette ama inanılmaz para harcıyorum kitaplara.” Röportaj : Yaprak Aras, Vogue Türkiye Ağustos 2012

97


VİTRİNDE

Mıknatıs Var

Longchamp vitrinleri büyük bir değişimden geçiyor. Anlaşılan artık Parisli markanın tek öne çıkan aksesuarı Le Pliage çanta olmayacak. Markanın artistik direktörü Sofie Delafontaine markada yaşanan yenilikleri ve ürünleri anlattı.

Longchamp deyince herkesin aklına ilk Le Pliage gelir. Adına aşina olmasanız bile, kapama kısmı ve askısı deriden, gövdesi pvc kaplama bu naylon çantaları tanırsınız. Boy boy, renk renk tasarlanan çantaların en güzel yanı katlanır olması. Üstelik tüy gibi hafif, her iklime dayanıklı. İhtiyacınız olan tüm eşyanızı alır. Her seyahatte bavulun en üst fermuarlı gözüne bir büyük boy

98

Le Pliage atılır; alışverişin ipi kaçarsa havaalanında ekstra çanta hazır. İyidir, hoştur, bazı senaryolarda hayat kurtarır. Fakat 64 yıllık Longchamp tarihini anlatmaya az kalır. Markanın kurucusu Jean Cassegrain. 1948 yılında Paris’teki Poissonnière bulvarında, bir tütün dükkanının üst katında, deri kaplama pipo satarak işe başlar. Cassegrain, 1955’te Sergé’de ilk

Sofie Delafontaine tasarımcı Mary Katrantzou ile geçen yazın harikaları Le Pliage’lar için çalışıyor


erkek Harvey Nichols markalarının 2012-2013 Sonbahar/Kış koleksiyonlarında öne çıkan trendleri ve stil önerilerini görmek için sayfaları çevirin.

Deri pantolon, gömlek ve kazak, VIKTOR&ROLF

101


102

HAIDER ACKERMANN

Bu sezon gardırobunuzu yenilerken eklemeniz gereken parçaların şaraptan vişne tonlarına kadar bordo tonlarında olmasına dikkat edin. Hemen her markada bu renk ailesinden bir kıyafet ya da aksesuara rastlayacaksınız. Seçiminizi siyah ile tamamlayabilirsiniz.

BORDO DÜNYASI 1

3

1- Ceket, BALMAIN 2- Ayakkabı, SALVATORE FERRAGAMO 3- Atkı, AMI 4- Polo yaka tişört, HACKETT 5- Gömlek,HACKETT 6- Zincir aksesuar,SALVATORE FERRAGAMO 7- Pantolon, J BRAND 8- Kemer,ROSSETTI FRATELLI 9- iPad kılıfı ,AMI 10- Kol düğmeleri ,TATEOSSIAN SALVATORE FERRAGAMO

trends 2

4

6

5

7

9

8

10


104

6 8

7

10

MARC JACOBS

ICEBERG

Renkli bir kazak, ekose bir gömlek, enine çizgili bir kravat... Rahat bir stili olan erkekler bu sezon seçim yaparken zorlanmayacaklar. Daha iddialı ve eğlenceli bir gardıroba sahip olmak için çorap ya da kravatınızda renk ve çizgileri deneyebilirsiniz.

RAHATINA DÜŞKÜN

trends 2

3

1 4

5

1- Ceket,JUST CAVALLI 2- Şapka, POLO RAULPH LAUREN 3- Pantolon, LUCIANO BARBERA 4- Eldiven, SALVATORE FERRAGAMO 5- Kazak,MARC JACOBS 6- Kravat, DUCHAMP 7-Bot, MORESCHI 8- Gömlek,HUGO BOSS 9- Mendil, CESARE ATTOLINI 10- Çorap, DUCHAMP

9


1- Kravat,STEFANO RICCI 2- Parfüm,ACQUA DI PARMA 3- Saat,NIXON 4- Kol düğmesi, TATEOSSIAN 5- Ceket,J.LINDBERG 6- Çanta, TOM FORD 7- Boğazlı kazak,JOHN SMEDLEY 8- Kemer, ARMANI 9- Cüzdan,SALVATORE FERRAGAMO 10- Anahtarlık, SALVATORE FERRAGAMO 11- iPad kılıfı, TUMI

9

10

11

SALVATORE FERRAGAMO

HAIDER ACKERMANN

Şehirli erkeğin rahat ve kullanışlı bir stile sahip olması için tasarımcılar, birbirinden gösterişli ve özellikli parçaları beğeninize sundular. Tasarımcıların öne çıkan trendleri arasından bu sezon edinmeniz gereken aksesuarları sizin için seçtik.

OLMAZSA OLMAZLAR

1

2 3

4

5

6

7

8

105


stil 1- Kadife ceket BALMAIN 2- Gömlek,HUGO BOSS 3-Smokin pantolonu, TOM FORD 4-Taşlı kol düğmeleri, DUCHAMP 5- İpek mendil, SALVATORE FERRAGAMO 6- Rugan ayakkabı, ARFANGO

TARZINIZI SEÇIN

2 1 5

Stilini beğendiğimiz ünlü isimlerden de ilham alarak en fazla tercih edilen dört tarz için dört kombin yaptık. Militer, renkli, spor ve resmi davet görünümlerinden kendinize uyanı seçmek size kalmış. Hazırlayan: Çağla Gürel

3 4

106

GECE ŞIKLIĞI İster bir kokteyl parti, ister gece kulübü, ister bir akşam yemeği için kadife ceket, kol düğmeleri ve yine kadife ayakkabılarla gecenin en şık erkeği olmanız kaçınılmaz.

Fotoğraflar: DİNÇER DİNÇ, GETTY IMAGES

RYAN GOSLING

BEN AFFLECK

6


2

1- Süet ceket, BALMAIN 2- Jean gömlek, MICHAEL BASTIAN 3- Tişört, MARC JACOBS 4- Jean pantolon, BALENCIAGA 5- Postacı çanta, BALENCIAGA 6- Süet spor ayakkabı, BALENCIAGA

1

3

5

4

SPOR Rahat ve samimi görünmeyi seven erkeklerin her zamanki tercihi spor kıyafetler aynı zamanda daha genç algılanmanızı da sağlar. Doğru seçilmiş jean, tişört ve spor ayakkabılarla tarzınızı oluşturun.

TOM CRUISE

JAKE GYLLENHAAL

6

107


stil 1- Parka,POLO by RALPH LAUREN 2-Balıkçı yaka triko, BALENCIAGA 3- Kargo pantolon, POLO by RALPH LAUREN 4-Fular, SALVATORE FERRAGAMO 5- Bot,MAGNANNI

2

4

1

BEN BARNES

3

5

GERARD BUTLER

MİLİTER

108

Moda tasarımcılarının en sevdiği tarzlardan biri olan militer stili artık her sezon yeni parçalarla karşımıza çıkıyor. Asker botları, haki tonlarda parka, ceket ve çantalar farklı tasarımlarıyla sizi bekliyor.


3

1- Ekose gömlek HACKETT 2-V yaka kazak, ISAIA 3- Ekose atkı, HACKETT 4- Pantolon, HUGO BOSS 5- Çizgili çorap, HAPPY SOCKS, 6- Ayakkabı, CAR SHOE

1

2

5 4

RENKLİ DESENLİ Dikkat çekmeyi seven, canlı ve neşeli aynı zamanda da cesur erkekler için renk ve desenli parçalar vazgeçilmezler arasında olmayı sürdürüyor. Ekose desenler de erkeklerin başta gelen favorileri arasında.

KELLAN LUTZ

JESSIE WILLIAMS

6

109


portre

Viktor Horsting (solda) ve Rolf Snoeren ilk erkek koleksiyonlarını 2003’te yarattılar.. 110


İmalati SERİ BOMBA

Viktor&Rolf erkek dünyasını sarsmaya alıştı. Sonbahar koleksiyonları, fit formları ve çarpıcı detaylarıyla dikkat çekiyor. İkilinin yeni sezon öncesinde tanıttıkları parfümleri Spicebomb ise bütün duyuları harekete geçirmekte oldukça iddialı. Onlar erkek giyiminin klasik tavır ve ciddiyet sınırlarını esneten, çıkan sonucu smokin detaylarıyla çarpıştıran yaratıcı ikili: Viktor Horsting ve Rolf Snoeren. Modanın, gerçek hayatın panzehiri olduğuna inanıyorlar. “Bizim de kullanabileceğimiz ve parçası olmak isteyeceğimiz maskülen bir dünya yaratmaya çalıştık” diyor Viktor. Birlikteliklerinin temellerini Ocak 2003’te Monsieur 1 koleksiyonuyla atan ikili, yola neredeyse 10 yıldır, klasik dikiş tekniklerinin ardından kumaşları bükerek farklı bir görünüm elde ettikleri koleksiyonlarıyla devam ediyorlar. Bugün modada daima takip edilenler arasında olmak zor. Nasıl bir yol izlediklerini “Her şeyin bir sezonda binlerce parti üretilmiş ve hızla tüketilmiş olma durumuna karşı durmak, zamana ve seri tüketime meydan okumak zorundayız. Yapabileceğimiz en iyi şey, kendi alanımızı ve algımızı yaratmak” diye özetliyorlar. Bu bahsettikleri algıyı beş duyuda da hissedilebilir kılmak için, 2005’te kendi

şişelerini tasarlayıp, kendi kokularını yaratmanın peşine düşmüşler. Kadınlar için yaptıkları Flowerbomb kapış kapış gidince, bu kez kendilerini kıskanıp erkek parfümü yaratmaya girişmişler. Spicebomb’u tasarlarken önce isme karar verip sonra Flowerbomb’un da yaratıcısı olan Olivier Polge’den baharatlı, son derece çekici bir parfüm yaratmasını istemişler. Çalışmalar ilerledikçe baharatları pek sevmediklerini fark etmişler: “Kim yemek gibi kokmak ister ki!” İşte tam bu noktada Olivier iki zıt içeriğin karışımıyla çıkagelmiş. Önce bağımlılık yaratan baharatlar kırmızı biber ve safran, sonra tütün ve derinin erkeksiliğiyle harmanlanan güçlü vetiver. İkinci aşamada patlayıcı tesirli bergamot ve greyfurtla karışan soğuk baharatlar, reçine ve pembe biber. Sonucu net anlatıyorlar: “Tek kelimeyle çarpıldık.” Özetle bu ikili, kodlarla oynama işini iyi biliyor! Röportaj : GQ Türkiye, Ekim 2012

Şifre Dinamizm

Klasik giyime renk ve detay oyunlarıyla dinamizm katan ikilinin, 2012-13 Sonbahar-Kış paletinde bordo, haki, kahverengi ve yer yer turuncular var. Koleksiyonun ana hatları keskin ve fit formlardan oluşuyor. Bele oturan ceket ve paltolar, anahtar parçalar. Deri eldivenler, kürk detaylar, kapitone dokularla detaylandırılmış koleksiyonun iddiası yüksek.

111


Oyuncu trends

KARAKTERLER

ÇIZGILER, DANTELLER, SLOGANLAR VE TAŞLARLA SÜSLENMIŞ SONIA RYKIEL ÇOCUK KOLEKSIYONU, GÖKYÜZÜNÜN GRI BULUTLARLA KAPLANDIĞI SONBAHAR VE KIŞ MEVSIMINDE BILE NEŞE SAÇIYOR. ŞERBET RENKLERININ AĞIRLIKTA OLDUĞU KIYAFETLERDE MINIKLERIN HER ANINA UYGUN PARÇALAR BULMAK MÜMKÜN. 112


trends Triko elbise, çizgili çoraplar, mont ve pantolon, RYKIEL ENFANT (sol sayfada) – Siyah etek, sarı işlemeli üst, sarı külotlu çorap, sarı pantolon ve çizgili üst, RYKIEL ENFANT

113


trends

Siyah kedili 羹st, hayvan desenli pantolon ve bere, bej h覺rka ve elbise, RYKIEL ENFANT

114


Siyah etek, baskılı tişört, siyah blazer, RYKIEL ENFANT

115


trends

RENKLİ DÜNYA 116

2

Fotoğraflar: GETTY IMAGES, SHUTTERSTOCK PHOTO

Bu kış kız çocukların gardıropları canlı renklerin hakimiyetinde. Desenli elbiseler, çizgili ve baskılı üstler stillerinin kilit parçaları. Koyu renk kıyafetler ise mutlaka neon tonlardaki bir aksesuarla tamamlanıyor.

1

3

4

5

6

9 10

8 7

1- Elbise, MARNI 2- Ayakkabı, LELLI KELLY 3- Pantolon, MISS BLUMARINE, 4- Triko hırka, JUNIOR GAULTIER 5- Elbise, CHRISTIAN DIOR 6- Çizme, MOSCHINO 7Etol MISS BLUMARINE, 8- Çorap, HAPPY SOCKS 9- Üst, RYKIEL ENFANT 10- Çorap, HAPPY SOCKS 11- Elbise, BLUMARINE BABY 12- Hırka, MISS BLUMARINE 13- Etek, JUNIOR GAULTIER 14Kazak, MARNI 15- Etek, MISS BLUMARINE 16- Ayakkabı, MARNI

11

12

14 13 16

15


ÇABASIZ ŞIKLIK

Erkek çocukların kıyafetlerinde şıklığın yanı sıra fonksiyonellik de ön planda. Hareket özgürlüğü veren yumuşak kumaşlı pantolonlar, baskılı üstler, fermuarlı hırkalar, leke tutmayan montlar aynı zamanda şıklığının da garantisi.

1

2

3

4

5

6 9

7

10

1- Mont, HACKETT 2- Bere ve eldivenler, RALPH LAUREN 3- Pantolon, IL GUFO 4- Bot, MOSCHINO 5- Çanta, JUNIOR PAUL SMITH 6- Kazak, POLO BY RALPH LAUREN 7- Çorap, HAPPY SOCKS 8- Üst, JUNIOR PAUL SMITH 9- Çanta, JUNIOR PAUL SMITH 10- Çorap, HAPPY SOCKS 11- Hırka, JUNIOR PAUL SMITH 12- Tişört, POLO BY RALPH LAUREN 13- Gömlek, POLO BY RALPH LAUREN 14Ayakkabı, ARMANI

11

8

12

13

14

117


trends

PASTEL ETKİSİ 118

2

Fotoğraflar: GETTY IMAGES, SHUTTERSTOCK PHOTO

Bebeklere en çok yakışan tonlar, masumiyetlerinden olsa gerek pastel renk paletini yansıtanlar. Pudra, krem, bej ve maviler içindeki tulumlar ve minyatür kıyafetler ile bebeğiniz daha da büyüleyici olacak.

1

3

4

5

1- Elbise, BLUMARINE BABY 2- Patik, BABY DIOR 3- Hırka, BLUMARINE BABY 4- Patik, TARTINE&CHOCOLAT 5- Boy ölçer ve body, ARMANI BABY 6- Üst, TARTINE&CHOCOLAT 7Etek, BLUMARINE BABY 8- Kemer, BLUMARINE BABY 9- Tulum, BABY DIOR 10- Üst, BLUMARINE BABY 11- Pantolon, MOSCHINO 12- Etol, BLUMARINE BABY 13Patik, BABY DIOR 14- Çorap, BLUMARINE BABY

9 8 10

6 11 7

13

12

14


Kış mevsiminin vazgeçilmezi kaz tüyü montlar ya da kabanlardır. Bebeğiniz için bir astronot,kızınız ya da oğlunuz için de tarzlarına uygun bir modeli seçmekte geç kalmayın. Ne de olsa soğuk ve karlı günlerde ihtiyacınız olacak.

KIŞ MASALI

1

7 2

3

4

6

5

1- Pelerin,,RALPH LAUREN 2- Bot, UGG 3- Kaban, JUNIOR PAUL SMITH 4- Bot, UGG 5- Kaz tüyü yelek, MONCLER 6- Astronot, RYKIEL ENFANT 7- Bot, MOSCHINO 8Manto, MISS BLUMARINE 9- Çizme, DIOR 10- Kaz tüyü kaban, JUNIOR GAULTIER

8

10

9

119


portre

ÖZEL GÜNLERDE

LADY&LORD Çocukların sadece günlük hayatta değil özel davetlerde de şık olması için tasarımlar yapan Selin Yıldız’la markası Lady&Lord’u ve yeni sezonu konuştuk.

er yıl biraz daha büyüyorlar. Aldığınız kıyafetleri gelecek sezonda giyemiyorlar. Mevsim değiştikçe gardırop da değiştirmeniz gerekiyor. Günlük parçalar için alışveriş yapacağınız seçenekler sonsuz. Peki, özel günlerde ne giydireceksiniz? Kendi deneyiminden yola çıkan bir anne, Selin Yıldız bu soruna kendi elleriyle çözüm bulmuş. Küçük prens ve prensesler yaratan Lady&Lord’un hikayesini Selin Yıldız’dan dinledik. Kızı, Alisa 2 yaşındayken onun için tasarımlar yapmaya başlayan Yıldız, kıyafetler etrafında çok beğenilince atölye kurup üretim yapmaya başlamış. “Çocukların kendilerini içinde özel ve ayrıcalıklı hissettiği tasarımlar yapıyorum,” diyor. Onların özel günlerde giyecekleri kıyafetlerin de anne ve babalarınınki kadar özenle hazırlanmış olması gerektiğine inanıyor. Lady&Lord üzerinde emek olan, iyi tasarlanmış kıyafetler. Türkiye’de bu konuda çok az alternatif bulunduğunu söyleyen Yıldız, Lady&Lord’un bu açığı kapattığı kanaatinde. Çünkü Lady&Lord ürünleri aynı modelden yüzlerce üretilen ürünler değil. Tasarımların ilhamı çok farklı yerlerden geliyor. “Bazen kullanmak istediğim bir aksesuar elbiselerin

120

kumaşını belirliyor veya gördüğüm bir kelebek kullanacağım renkler için ilham veriyor,” diyor Yıldız. Kıyafeti tasarlarken model içine sinene kadar üzerinde değişiklik yapıyor ve tam olarak oluşana kadar tüm ekip enerjisini buna harcıyor, herkes fikrini söylüyor. Karara varılınca olabilecek en iyi dikiş tekniği uygulanıyor. Elbette çocuklar en büyük ilham kaynağı Yıldız’ın. Onların kendilerini rahat hissedeceği kıyafetler yapmaya dikkat ediyor. “Ürünleri tasarlarken çocukların ne istediklerini ve nasıl görünmekten hoşlanacaklarını düşünüyorum,” diyor ve ekliyor: “Tabii kızım bu konuda en büyük yardımcım.” Markanın kendine özel bir çizgisi var ve bu yolda ilerliyorlar. Ancak her sezon koleksiyona yeni parçalar da ekleniyor. Bu sezon Lady&Lord’ta küçük hanımlar için kabarık dantelli elbiseler, balon etekler, etek ceket takımlar ön planda. Beyefendiler için frak, smokin ve renkli takım elbiseler var. Lady&Lord’da bebekler için de parçalar bulunuyor. Cildi tahriş etmeyecek kumaşlardan üretilen, dantelli ve kocaman fiyonklu kıyafetler dikkat çekiyor. Bebek kreasyonlarında bu sezon açık renkler hakim. 1-8 yaş koleksiyonunda ise pastel renklerin yanında fuşya, mor, lacivert gibi çocukların renkli dünyasına yakışan renkler bulunuyor.


121


GEÇMIŞIN IZLERI

Dior, 1947’nin Paris’inden aldığı ilhamla bu kez kız ve erkek çocuk koleksiyonlarında klasik siluetlere yeniden hayat vermiş. Geçmişte Mösyö Dior’un imza attığı ikonik desenler kızların elbiselerinde hayat bulurken, erkek çocuk kıyafetleri bir terzi elinden çıkmışcasına mükemmel. 122


123 Elbise, palto, ayakkabı ve şapkalar, DIOR


Mont, DIOR

124


Deri ceket ve pantolon, DIOR

125


Lady&Lord ÖZEL GÜNLERDE

Çocukların sadece günlük hayatta değil özel davetlerde de şık olması için tasarımlar yapan Selin Yıldız’la markası Lady&Lord’u ve yeni sezonu konuştuk.

Her yıl biraz daha büyüyorlar. Aldığınız kıyafetleri gelecek sezonda giyemiyorlar. Mevsim değiştikçe gardırop da değiştirmeniz gerekiyor. Günlük parçalar için alışveriş yapacağınız seçenekler sonsuz. Peki, özel günlerde ne giydireceksiniz? Kendi deneyiminden yola çıkan bir anne, Selin Yıldız bu soruna kendi elleriyle çözüm bulmuş. Küçük prens ve prensesler yaratan Lady&Lord’un hikayesini Selin Yıldız’dan dinledik. Kızı, Alisa 2 yaşındayken onun için tasarımlar yapmaya başlayan Yıldız, kıyafetler etrafında çok beğenilince atölye kurup üretim yapmaya başlamış. “Çocukların kendilerini içinde özel ve ayrıcalıklı hissettiği tasarımlar yapıyorum,” diyor. Onların özel günlerde giyecekleri kıyafetlerin de anne ve babalarınınki kadar özenle hazırlanmış olması gerektiğine inanıyor. Lady&Lord üzerinde emek olan, iyi tasarlanmış kıyafetler. Türkiye’de bu konuda çok az alternatif bulunduğunu söyleyen Yıldız, Lady&Lord’un bu açığı kapattığı kanaatinde. Çünkü Lady&Lord ürünleri aynı modelden yüzlerce üretilen ürünler değil. Tasarımların ilhamı çok farklı yerlerden geliyor. “Bazen kullanmak istediğim bir aksesuar elbiselerin kumaşını belirliyor veya gördüğüm

120

bir kelebek kullanacağım renkler için ilham veriyor,” diyor Yıldız. Kıyafeti tasarlarken model içine sinene kadar üzerinde değişiklik yapıyor ve tam olarak oluşana kadar tüm ekip enerjisini buna harcıyor, herkes fikrini söylüyor. Karara varılınca olabilecek en iyi dikiş tekniği uygulanıyor. Elbette çocuklar en büyük ilham kaynağı Yıldız’ın. Onların kendilerini rahat hissedeceği kıyafetler yapmaya dikkat ediyor. “Ürünleri tasarlarken çocukların ne istediklerini ve nasıl görünmekten hoşlanacaklarını düşünüyorum,” diyor ve ekliyor: “Tabii kızım bu konuda en büyük yardımcım.” Markanın kendine özel bir çizgisi var ve bu yolda ilerliyorlar. Ancak her sezon koleksiyona yeni parçalar da ekleniyor. Bu sezon Lady&Lord’ta küçük hanımlar için kabarık dantelli elbiseler, balon etekler, etek ceket takımlar ön planda. Beyefendiler için frak, smokin ve renkli takım elbiseler var. Lady&Lord’da bebekler için de parçalar bulunuyor. Cildi tahriş etmeyecek kumaşlardan üretilen, dantelli ve kocaman fiyonklu kıyafetler dikkat çekiyor. Bebek kreasyonlarında bu sezon açık renkler hakim. 1-8 yaş koleksiyonunda ise pastel renklerin yanında fuşya, mor, lacivert gibi çocukların renkli dünyasına yakışan renkler bulunuyor.


Hazırlayan: Feyza Düzyol

Sonbahar-Kış sezonu makyaj trendlerinden öne çıkanları ve sezonun gözde ürünlerini sizin için seçtik. 2012-13 koleksiyonlarında bordo ve kırmızının neredeyse her tonu var.

5

2

1

4

2

3 6

7

1- Giorgio Armani Marron Lip Gloss 2- Tom Ford Lip Gloss Naivete 3- Chanel Rouge Coco ruj 4- Laura Mercier Secret Camo Compact Fondöten ve Secret Concealer 5- Tom Ford Lip Lacquer 6- Bobbi Brown ruj 7- Bobbi Brown Lip Gloss


güzellik

1

2

3

4

8

5

Natürel dokunuş

İddialı kıyafetler giydiğiniz günlerde belli belirsiz bir makyaj yaparak mükemmel dengeyi yakalayabilirsiniz. Bu makyajın sırrı tabii ki yüzünüze hafif bir ışıltı vermekten geçiyor. Kusursuz görünümde cilt üstüne uygulayabileceğiniz bronz, dore, pembe ve tonları doğal görünüm için ihtiyacınız olacak renklerden…

6

10 7

128

9

1- Chantacaille The Pebble tekli far 2Chantacaille Coral Palette göz farı seti 3- Chantacaille Poudre de Perle allık 4- Laura Mercier Second Skin Cheek Color 5- Chantacialle Brill Gloss 6Thierry Mugler Latex Eye Brow Palette far seti 7- Chantacaille Lip Chic ruj 8Laura Mercier Mosaic allık 9- Guerlain Sable Show Lip Gloss 10 Tom Ford Oje


güzellik

1

2

3

4

8

5

Natürel dokunuş

İddialı kıyafetler giydiğiniz günlerde belli belirsiz bir makyaj yaparak mükemmel dengeyi yakalayabilirsiniz. Bu makyajın sırrı tabii ki yüzünüze hafif bir ışıltı vermekten geçiyor. Kusursuz görünümde cilt üstüne uygulayabileceğiniz bronz, dore, pembe ve tonları doğal görünüm için ihtiyacınız olacak renklerden…

6

10 7

128

9

1- Chantecaille The Pebble tekli far 2- Chantecaille Coral Palette göz farı seti 3- Chantecaille Poudre de Perle allık 4- Laura Mercier Second Skin Cheek Color 5- Chantecaille Brill Gloss 6- Thierry Mugler Latex Eye Brow Palette far seti 7- Chantecaille Lip Chic ruj 8- Laura Mercier Mosaic allık 9- Guerlain Sable Show Lip Gloss 10- Tom Ford Oje


güzellik

40’lar

40’lı yaşlarınızda cildinizde sıkılık kaybı, derinleşip yer etmeye müsait kırışıklık ve ince çizgiler oluşmaya başlar. İçerik olarak daha yoğun kremlere yönelmelisiniz. Cildinizin elastikiyetini korumak için hem gündüz hem de gece nemlendirmelisiniz. İyi bir serumun yanı sıra A ve C vitaminleri içeren bir nemlendirici kullanmanız yerleşmeye başlamış kırışıklara karşı iyi bir önlem olacaktır.

1

3

4

2

5

1- Jeneuve The Essential Exfoliator Complex 2- Lancester Sun Age Control Anti Wrinkle Anti Dark Spots 3- La Mer The Regenerating Serum The Eye Concentrate 4- Mama Mio Boob Tube - Göğüs ve Dekolte için Sıkılaştırıcı Krem 5- Babor HSR Luxe Ultimate Anti Aging Cream 6- Sjal Saphir Concentrate AntiAging Face Oil 7- Baume 27 Bioenergizing Cell Repair Balm 8- Chantecaille nano Gold Energising Eye Serum

136

La Prairie Skin Caviar Liquid Bu ürün ince çizgi ve kırışıklıkların önüne geçmenizde size fazlasıyla yardımcı olacak. Tek bir damlası bile daha sıkı bir cilde sahip olmanızı sağlıyor.

6

7

8


LA MER Crème de la Mer, kozmetik dünyasının en özel ürünlerinden biridir. Onu daha iyi anlamak için gelin ortaya çıkış sürecine göz atalım. Bir NASA kimyageri olan Dr. Max Huber geçirdiği talihsiz kaza sonucu yüzünde oluşan derin yanıklarını tedavi edecek bir kür araştırmaktadır. Pasifik Okyanusu’nun California kıyılarında 60 metre uzunluğa ulaşan dev yosun türü sekoyaları keşfettiğinde çığır açacak bir buluşa imza atacağını henüz bilmiyordu. Kalsiyum, potasyum ve magnezyum zengini bu yosunları farklı vitamin, mineral, doğal yağ gibi içeriklerle 3-4 ay fermente eden Huber sadece yanıklarını iyileştirecek kürü değil, kadınların vazgeçemeyeceği kremlerden birini de bulmuştu. Crème de la Mer adını verdiği krem, cilt hassasiyeti ve kızarıklığını anında yatıştırıyor ve cildin tedavi edilmesine yardımcı oluyor. Crème de la Mer, mucizevi iyileştirici özellikleri ile yaşlanma karşıtı bakım, sıkılaştırma, toparlama ve

Bu bakım sırasında;

yenilemenin en etkili ürünlerinden biri. Türkiye’de sadece Harvey Nichols’ta bulunan La Mer Bakım odasında La Mer’in mucizevi içeriklere sahip ürünleriyle yapılan iki farklı yüz bakımı var: La Mer Luxury Signature Facial ve Radiant Facial. Her biri 60 dakika süren bakımlar refleksoloji tekniğinden faydalanarak uygulanıyor.

• Cilt temizlenir. • Buhar uygulaması ile cilt ölü deriden arındırılır. • Nem takviyesi yapılır. • Ciltte hassasiyet ve kızarıklık varsa en aza indirilir. • Cildin ihtiyacına göre serumlarla lifting, anti-aging ve leke bakımı yapılır. • La Mer’e özel masaj teknikleri yardımıyla uygun krem cilde uygulanır. • Bakım, dekolte ve el-kol masajıyla sonlanır.

ESTÉE LAUDER Türkiye’de sadece Harvey Nichols Türkiye mağazası müşterileri Estée Lauder Bakım odasında, markanın dünyadaki en deneyimli estetisyenleri ile buluşuyor. Beş farklı bakımın yapıldığı kabinde en çok talebi European Facial Treatment bakımı görüyor. Stone Therapy, Stress Relief Eye Treatment, Lifting Bakım Ampullü cilt bakımı gibi farklı terapiler uygulanıyor.

İnce çizgiler ve kırışıklıkların yer etmesine karşı yaptırabileceğiniz Classic European Lifting Facial Treatment küründe cilt 25 dakika elektrotlarla uyarılıyor, sonrasında ise klasik yüz bakımı yapılıyor. Bu bakım haftada iki gün üç hafta boyunca bir kür olarak uygulanıyor. Senede bir kez bu ritüelin tekrarlanmasıyla ile de cildiniz uzun süre sıkı ve diri bir görünüme kavuşuyor.

Öne çıkan uygulamalar: Ampullü bakım: Ampuller özel kaşıklarla kolajen olarak cilde yediriliyor. Ayda sadece bir kez yapılıyor. Stone Therapy: Sıcak ve soğuk taşlarla cilde masaj yapılıyor. Stress Relief Eye Treatment: Özel masaj teknikleriyle cilde kremler uygulanıyor göz çevresindeki kan dolaşımı hızlandırılıyor,.

141


MOSER

dekorasyon

Dünyanın en beğenilen ev dekorasyon markaları çok özel sunumlarıyla Harvey Nichols mağazalarında. Sezonun öne çıkan ürünleri bu sayfalarda...


dekorasyon

Fark yaratanlar Her biri ünlü bir ressamın tablosu gibi boyanmış tabaklar, elegan hatlara sahip kristal-camlar, parlak yüzeyli gümüşler ve altın renkli objeler evinize, özenle hazırladığınız davet masanıza değer katacak. Fotoğraf: Emre Dörter Stil Editörü: Serpil Bozhalil

146

Kristal Şamdan, ORREFORS SWEDEN – Sürahi, Rochere. Yeşil kelebek, DAUM – Piramit karaf COLLE – Yeşil mumluk, KOSTABODA – Pempe vazo, VERITAS. Mor kristal vazo, MOSER – Renkli likör kadehleri, MOSER – Mor çiçek formunda kase, DAUM – Yeşil çiçek figürlü vazo, DAUM– Kırmızı kadın figürü biblo, KOSTABODA– Pembe ayaklı kase, KOSTABODA– Pembe at figürü, MOSER


Kırmızı mercan desenli kare tabak, RAYNAUD LIMOGES – Mavi damask desenli tatlı tabağı, GIEN – Mavi mercan desenli kare tabak, RAYNAUD LIMOGES – Siyah çiçek desenli tatlı tabağı; mavi çiçek desenli kanepe tabağı; siyah çiçek desenli kahve fincanı tabağı, GIEN – Kız figürlü tatlı tabağı, HAVILAND – Mavi mercan desenli kare tabak, RAYNAUD LIMOGES – Manzara desenli çay fincanı tabağı; karanfil desenli tatlı tabağı; mavi damask desenli ekmek tabağı; meyve desenli kahve fincanı tabağı, GIEN

147


dekorasyon Şamdan, ERCUIS – Sütlük; yaprak şeklinde nehale; cam mumluk, MICHAEL ARAM – Ayaklı büyük pasta servisliği, RIVA – Ayaklı ayak kısmı ağaç figürlü pasta servisliği, L’OBJET – Bardak, EL INFINITY – Kapaklı çanak, URART

148


Çerçeve, armut tuzluk; kaseler, MICHAEL ARAM – Sincap ev aksesuarı, JONATHAN ADLER – Masa saati, EL CASCO – Kapli kahve fincanı, HAVILAND – Kuş kafesi şeklinde kapaklı mum, L’OBJET – Mumluk kase, LAZY SUSAN – Tepsi, RIVA – Kahve fincanı, HAVILAND – 2 katlı pasta servisliği, L’OBJET

149


dekorasyon

ORYANTAL

DOKUNUŞLAR Ünlü İtalyan modaevi Etro’yu yıllardır eşsiz kılan iyi materyaller, işçilik ve desen konusundaki özel yeteneği. Tüm bu özellikler markanın ev tekstilinde de vücut buluyor. Şal deseninin farklı yorumları kadifeler Harvey Nichols'ta.

Moda dünyasının geleneklerine bağlı köklü İtalyan ailelerinden Etro, oryantal değerlerle yoğrulmuş tasarımların öncüsü. Zanaatkarlığın ve yaratıcı deneylerin sonucunda ortaya çıkan renk renk, desen desen kumaşlar ve şal deseni markanın kimliğini oluşturuyor. Kumaşı bir materyal olarak görmek yerine bir tuval gibi kullanarak ustalığını sanata dönüştürüyor. İtalyan tekstilinin öncülerinden olan Etro 1968 yılında Gimmo Etro tarafından kuruldu. Modaevi şu anda dört çocuğu tarafından yönetiliyor. Jacopo tekstil, deri ürünler ve ev dekorasyonuyla ilgileniyor. Kean, erkek giyim, Veronica ise kadın giyimin

150

başında. Ippolito ise bu moda devinin CEO’su. 1981 yılında evleri de giydirmeye karar veren Etro kumaştaki ustalığını Home serisinde devam ettiriyor. Marka ham materyali farklı renk ve motiflerle, farklı tekniklerle işliyor. Etro tasarımları lokasyon ve tarih kokan, geçmiş zamandan izler taşıyan parçalar. Koleksiyon temaları oluşturuluyor, rafine bir şekilde yorumlanıyor, yorucu bir çalışmadan geçiyor ve en iyi ipliklerle işleniyor. Sonuç Etro’nun sofistike çizgisi. Markanın kimliğini oluşturan “paisley” yani şal deseni ev tekstilinde de öne planda. Hurma ağacını

temsil eden bu antik figürün kökleri Mezopotamya’ya kadar uzanıyor. Markanın kadın giyiminden çanta koleksiyonuna kadar birçok parçada şal deseninin faklı kullanımlarına rastlamak mümkün. Hâlâ her sezon Etro koleksiyonlarında karşımıza çıkıyor. Jacopo Etro’nun eski çağlardaki tekstil yöntemlerine olan ilgisi bunun bir sebebi. Koleksiyonların yıllarca Asya ülkeleri, Hindistan ve Çin’e yaptığı gezilerin meyveleri olduğunu söylüyor. “Kendimi daima bir araştırmacı olarak gördüm. Araştırma ve deney tekstilin kökeni ancak hiçbir zaman kendinizi tekrar etmemeli ve durmamalısınız,” diyor ve ekliyor “Ancak koleksiyonlarım yeni olmasına rağmen geçmişinden koparılamayacak kadar güçlü bağlara sahip. Birinin deneyimleri, yaşadıkları ve değerleri tasarımlarından ayrı düşünülemez.” Etro Home 2012-13 Sonbahar/ Kış sezonunda yine markanın ünlü fularlarına göndermeler var. Monokrom üzerine kırmızı geçişler, grinin her tonu, kristal nakışlar kaşmir kumaşları süslüyor. Seramik ve balmumu parçalara da yine Etro’ya özel baskı yöntemi uygulanmış. Çerçevelerde şal deseninin farklı yorumları görülüyor. Kadife yastık ve yatak örtülerinde renklerin dengeli kullanımıyla oryantal bir etki yaratılıyor. Aynı etki abajur ayağı gibi tamamlayıcı parçalarda da devam ediyor.


gezi

ALPLER’DE DAĞ EVİ KEYFİ

Alpler’de kayak keyfi bir başkadır. Fransız ve İsviçre Alpleri’nde konfor ve lüksü bir arada sunan dağ evlerinde kalmaksa bu zevki ikiye katlar. Dört ayrı bölgeden derlediğimiz lüks dağ evlerine, kayak pistlerine ve apres-ski mekanlarına bir göz atın.

Ferme De Moudon, Les Gets Yaklaşık on kişinin konaklayabileceği bu özel chalet, hem Les Gets bölgesinin kalbinde yer alıyor hem de tasarımıyla konuklarına muhteşem bir atmosfer sunuyor. Tasarımcısı Nicky Dobree’ye ödül getiren bu dağ evi, şimdiye kadar basında da “kusursuz bir dağ evi” nitelendirmeleriyle pek çok kez yer aldı. Restoranları aratmayacak lezzetteki Fransız ve İtalyan mutfaklarına ait gözde yemeklerin hazırlandığı mutfak ise tamamen açık, bu şekilde konuklar aşçıyı seyretme şansı da buluyor. Birinci sınıf şarabınızı yudumlarken Mont Blanc manzarasının da tadını çıkarabilirsiniz.Chalet’nin sunduğu hizmetler arasında sadece yetenekli aşçı değil, kişisel yardımcılar da

152

yer alıyor. Konukların arzuları doğrultusunda hazırlanan programa göre belirlenen saatlerde kahvaltı, çay, akşam yemeği servisleri sunuluyor. Aynı zamanda, istenilen saatte istenilen koşullarda ulaşım sağlanıyor. Helikopter ve ski-lift de bunlara dahil. Kayak ve Eğlence Dokunulmamışlığını koruyan Les Gets bölgesi, kayak pisti anlamında çeşitli alternatifler sunuyor. Özellikle yeni başlayanlar ve orta seviyedeki kayakçıların tercih ettiği Les Gets bölgesinde, serbest stil tiplerinden mogula uygun La Chamossiere ya da geniş bir açık pist olan Ronfolly’de kaymak tamamen tercihinize kalmış. Daha tecrübeli kayakçılar için ise Avoriaz ideal.

Kasabada bulunan apres-ski cafe’leri bütün gün konuklarını ağırlarken, kasabada özellikle kış mevsiminde yapılan aktivitelerle eğlence hayatı canlı tutulmaya çalışılıyor. Kasabanın merkezinde yer alan Dublin Inn çoğu zaman oldukça canlı, Black Bear keyifle kokteylinizi yudumlamanız için doğru tercih. The Igloo ise bölgede yer alan tek gece kulübü, ve sabah saat 5’e kadar açık.


Altapura, Val Thorens Dünyanın en büyük kayak alanı olan Val Thorens bölgesinin kalbinde yer alan Altapura, 2 bin 300 metrelik yükseltisiyle konuklarına sıra dışı bir kayak tecrübesi vaat ediyor. Büyük Fransız pencerelerine sahip 88 odası ile, Fransa Alpleri’nin muhteşem manzarasını konuklarına sunan otel, aynı zamanda tasarımı ile Nordik bir atmosferde lüksü ve konforu yakalıyor. Yumuşak ve sıcak kahverengi tonlarının hakim olduğu odalarının banyolarında kullanılan doğal taşlar ise şıklığa natürelliği de ekliyor. Şimdiye kadar basında çok kez yer alan Altapura, “En Yüksek Kayak Sarayı” olarak da anılıyor. Bu saraya benzetilen otelde, bin metrekarelik bir alan sadece sağlık ve bakıma ayrılmış. Nordik ve Baltık geleneklerinin etkileri görülen spa’da kapalı havuz, buhar odası, jakuzi, sauna ve tepidarium bulunuyor. Altapura’nın farklı damak tatlarına uygun üç de restoranı var. La Laiterie’de özel peynirlerden yapılan lezzetli yemekleri, Les Enfants Terribles’de Fransız mutfağının en güzel et yemeklerini tatma ve 2.Mille.3.’te zengin bir mönüden Asya yemeklerinden İtalyan mutfağına kadar pek çok yemeği seçme şansına sahipsiniz. Kayak ve Eğlence Altapura’nın içinde yer aldığı Val Thorens her seviyeden kayakçı için uygun pistleriyle Alpler'de son derece gözde bir bölge. Üstelik apres-ski anlamında da en az kayak pistleri kadar zengin ve canlı. Bölgede, Avrupa’nın en büyük açık hava kulübü olan La Folie Douce görülmesi gereken yerlerden biri. Burada akşam saatlerinde keyifli bir yemek yiyebilir ya da daha geç

saatlerde sabaha kadar eğlencenin tadını çıkarabilirsiniz. La Folie Douce’a alternatif olarak Alpler’deki en büyük gece kulübü olan The Malaysia ise akşam 22.00 ile 02.00 arasında canlı müzik gruplarını ve DJ’leri sahneye taşırken, sonrasında gece kulübüne dönüşüyor ve sabahın erken saatlerine kadar mekana tamamen house müzik hakim oluyor. The Malaysia’da geçen sezonlarda Calvin Harris ve DJ Pone gibi dünyaca ünlü isimler de sahne aldı. Gece kulüpleri yerine pub gibi daha rahat ortamları sevenler için de adresiniz The Frog & Roast Beef ya da Le Viking olmalı.

153


trends

Le Lodge Park, Megéve Fransa Alpleri’nin Megéve bölgesinde yer alan Le Lodge Park, otantik ve sıcak atmosferiyle adeta ev ortamı sunuyor. Giriş ve oturma odasında bulunan geyik kafaları, sekoya ağacından masalar, İskoç baskılar ve deri koltuklar sayesinde şık bir atmosfer yakalayan dağ evinin 10’u suit olmak üzere 49 yatak odası bulunuyor. Odaların çoğu peri masalını andıran bir manzara sunan teras ve balkonlara sahip. Aynı zamanda, şarap mahzeni, uluslararası mutfaktan seçmeler sunan iki restoran ve çocuklar için oyun odası da yer alıyor. Dekorasyonu ve kaliteli ürün seçimleriyle konuklarına lüksü sunan otel, spa merkezi, sauna, hamam, jakuzi, termal havuz ve fitness odası gibi olanaklarla konuklarını daha da şımartıyor. Spa Pure Altitude diye adlandırdıkları spa merkezi dört ayrı kabinden oluşuyor. Bu spa merkezi; su, ağaç, çiçekler, ateş ve taşlar kullanılarak dekore edilmiş. Doğal elementleri modern bir şekilde bu bakım merkezinde sunan otel, konuklarına aynı zamanda sakin ve rahatlatıcı dakikalar vaat ediyor. Bu kış açılacak The Beef Lodge adlı

154

restoranda dünya mutfaklarından farklı et yemekleri servis edilecek. Kayak ve Eğlence Le Lodge Park, Fransa’nın güneydoğusunda yer alan Megéve bölgesinin lift’lerine sadece 200 metre uzaklıkta. Sadece lift'lere olan yakınlığıyla değil, Megéve bölgesinde yer alıyor olması ile de bir adım önde. Çünkü bu kasaba, yalnızca kayakla değil çok sayıda aktivite ve eğlence olanaklarıyla da ünlü. Kasabanın merkezinde yer alan butiklerde kendinizi kaybetmeniz ya da kayak sonrası keyifli bir akşam yemeği yemeniz mümkün. Balon turuyla da muhteşem manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Gecenin ilerleyen saatlerinde ise Megéve’deki hayat renkliliğini korumaya devam ediyor. Ünlü Fransız şarkıcı ve gruplarından, yerel şarkıcılara kadar canlı müzik dinlemek isterseniz bunun için Bar Cocoon ya da Jazz Club Les 5 Rues doğru adres. Aynı zamanda, sabaha karşı 4’e kadar açık olan gece kulüpleri de yer alıyor. Dans etmek istiyorsanız rotanız White Pearl veya Palo Alto olmalı.


gezi

ALPLER’DE DAĞ EVİ KEYFİ

Alpler’de kayak keyfi bir başkadır. Fransız ve İsviçre Alpleri’nde konfor ve lüksü bir arada sunan dağ evlerinde kalmaksa bu zevki ikiye katlar. Beş ayrı bölgeden derlediğimiz lüks dağ evlerine, kayak pistlerine ve apres-ski mekanlarına bir göz atın.

Ferme De Moudon Les Gets Yaklaşık on kişinin konaklayabileceği bu özel chalet, hem Les Gets bölgesinin kalbinde yer alıyor hem de tasarımıyla konuklarına muhteşem bir atmosfer sunuyor. Tasarımcısı Nicky Dobree’ye ödül getiren bu dağ evi, şimdiye kadar basında da “kusursuz bir dağ evi” nitelendirmeleriyle pek çok kez yer aldı. Restoranları aratmayacak lezzetteki Fransız ve İtalyan mutfaklarına ait gözde yemeklerin hazırlandığı mutfak ise tamamen açık, bu şekilde konuklar aşçıyı seyretme şansı da buluyor. Birinci sınıf şarabınızı yudumlarken Mont Blanc manzarasının da tadını çıkarabilirsiniz.Chalet’nin sunduğu hizmetler arasında sadece yetenekli aşçı değil, kişisel yardımcılar da

152

yer alıyor. Konukların arzuları doğrultusunda hazırlanan programa göre belirlenen saatlerde kahvaltı, çay, akşam yemeği servisleri sunuluyor. Aynı zamanda, istenilen saatte istenilen koşullarda ulaşım sağlanıyor. Helikopter ve ski-lift de bunlara dahil. Kayak ve Eğlence Dokunulmamışlığını koruyan Les Gets bölgesi, kayak pisti anlamında çeşitli alternatifler sunuyor. Özellikle yeni başlayanlar ve orta seviyedeki kayakçıların tercih ettiği Les Gets bölgesinde, serbest stil tiplerinden mogula uygun La Chamossiere ya da geniş bir açık pist olan Ronfolly’de kaymak tamamen tercihinize kalmış. Daha tecrübeli kayakçılar için ise Avoriaz ideal.

Kasabada bulunan apres-ski cafe’leri bütün gün konuklarını ağırlarken, kasabada özellikle kış mevsiminde yapılan aktivitelerle eğlence hayatı canlı tutulmaya çalışılıyor. Kasabanın merkezinde yer alan Dublin Inn çoğu zaman oldukça canlı, Black Bear keyifle kokteylinizi yudumlamanız için doğru tercih. The Igloo ise bölgede yer alan tek gece kulübü, ve sabah saat 5’e kadar açık.


Altapura Val Thorens Dünyanın en büyük kayak alanı olan Val Thorens bölgesinin kalbinde yer alan Altapura, 2 bin 300 metrelik yükseltisiyle konuklarına sıra dışı bir kayak tecrübesi vaat ediyor. Büyük Fransız pencerelerine sahip 88 odası ile, Fransa Alpleri’nin muhteşem manzarasını konuklarına sunan otel, aynı zamanda tasarımı ile Nordik bir atmosferde lüksü ve konforu yakalıyor. Yumuşak ve sıcak kahverengi tonlarının hakim olduğu odalarının banyolarında kullanılan doğal taşlar ise şıklığa natürelliği de ekliyor. Şimdiye kadar basında çok kez yer alan Altapura, “En Yüksek Kayak Sarayı” olarak da anılıyor. Bu saraya benzetilen otelde, bin metrekarelik bir alan sadece sağlık ve bakıma ayrılmış. Nordik ve Baltık geleneklerinin etkileri görülen spa’da kapalı havuz, buhar odası, jakuzi, sauna ve tepidarium bulunuyor. Altapura’nın farklı damak tatlarına uygun üç de restoranı var. La Laiterie’de özel peynirlerden yapılan lezzetli yemekleri, Les Enfants Terribles’de Fransız mutfağının en güzel et yemeklerini tatma ve 2.Mille.3.’te zengin bir mönüden Asya yemeklerinden İtalyan mutfağına kadar pek çok yemeği seçme şansına sahipsiniz. Kayak ve Eğlence Altapura’nın içinde yer aldığı Val Thorens her seviyeden kayakçı için uygun pistleriyle Alpler'de son derece gözde bir bölge. Üstelik apres-ski anlamında da en az kayak pistleri kadar zengin ve canlı. Bölgede, Avrupa’nın en büyük açık hava kulübü olan La Folie Douce görülmesi gereken yerlerden biri. Burada akşam saatlerinde keyifli bir yemek yiyebilir ya da daha geç

saatlerde sabaha kadar eğlencenin tadını çıkarabilirsiniz. La Folie Douce’a alternatif olarak Alpler’deki en büyük gece kulübü olan The Malaysia ise akşam 22.00 ile 02.00 arasında canlı müzik gruplarını ve DJ’leri sahneye taşırken, sonrasında gece kulübüne dönüşüyor ve sabahın erken saatlerine kadar mekana tamamen house müzik hakim oluyor. The Malaysia’da geçen sezonlarda Calvin Harris ve DJ Pone gibi dünyaca ünlü isimler de sahne aldı. Gece kulüpleri yerine pub gibi daha rahat ortamları sevenler için de adresiniz The Frog & Roast Beef ya da Le Viking olmalı.

153


trends

Le Lodge Park Megève Fransa Alpleri’nin Megéve bölgesinde yer alan Le Lodge Park, otantik ve sıcak atmosferiyle adeta ev ortamı sunuyor. Giriş ve oturma odasında bulunan geyik kafaları, sekoya ağacından masalar, İskoç baskılar ve deri koltuklar sayesinde şık bir atmosfer yakalayan dağ evinin 10’u suit olmak üzere 49 yatak odası bulunuyor. Odaların çoğu peri masalını andıran bir manzara sunan teras ve balkonlara sahip. Aynı zamanda, şarap mahzeni, uluslararası mutfaktan seçmeler sunan iki restoran ve çocuklar için oyun odası da yer alıyor. Dekorasyonu ve kaliteli ürün seçimleriyle konuklarına lüksü sunan otel, spa merkezi, sauna, hamam, jakuzi, termal havuz ve fitness odası gibi olanaklarla konuklarını daha da şımartıyor. Spa Pure Altitude diye adlandırdıkları spa merkezi dört ayrı kabinden oluşuyor. Bu spa merkezi; su, ağaç, çiçekler, ateş ve taşlar kullanılarak dekore edilmiş. Doğal elementleri modern bir şekilde bu bakım merkezinde sunan otel, konuklarına aynı zamanda sakin ve rahatlatıcı dakikalar vaat ediyor. Bu kış açılacak The Beef Lodge adlı

154

restoranda dünya mutfaklarından farklı et yemekleri servis edilecek. Kayak ve Eğlence Le Lodge Park, Fransa’nın güneydoğusunda yer alan Megéve bölgesinin lift’lerine sadece 200 metre uzaklıkta. Sadece lift'lere olan yakınlığıyla değil, Megéve bölgesinde yer alıyor olması ile de bir adım önde. Çünkü bu kasaba, yalnızca kayakla değil çok sayıda aktivite ve eğlence olanaklarıyla da ünlü. Kasabanın merkezinde yer alan butiklerde kendinizi kaybetmeniz ya da kayak sonrası keyifli bir akşam yemeği yemeniz mümkün. Balon turuyla da muhteşem manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Gecenin ilerleyen saatlerinde ise Megéve’deki hayat renkliliğini korumaya devam ediyor. Ünlü Fransız şarkıcı ve gruplarından, yerel şarkıcılara kadar canlı müzik dinlemek isterseniz bunun için Bar Cocoon ya da Jazz Club Les 5 Rues doğru adres. Aynı zamanda, sabaha karşı 4’e kadar açık olan gece kulüpleri de yer alıyor. Dans etmek istiyorsanız rotanız White Pearl veya Palo Alto olmalı.


trends

Le Chalet Des Drus, Chamonix 600 metrekarelik geniş bir alana sahip bu chalet, Fransız Alp stili mimarisi ile günlük hayatın ihtiyaçlarını modern bir konseptte kombine ediyor. Doğal renklerin tercih edildiği son derece şık altı yatak odasının yan ısıra, lüks spa merkezi de keyfinizi ikiye katlıyor. Dağ evinin üst katında ise geniş oturma odası ve yemek salonu bulunuyor. Şömine eşliğinde hoş dakikalar geçirilebilecek bu alanda pencereler balkona ve barbeküye açılıyor. Dağ evinin bu yıl inşa ettirdiği ek binada ise masaj odası, geniş donanımlı spor salonu ve sıcak su havuzu da yerini aldı. Üst katında ise Royal Suite adını verdikleri geniş suit oda, şöminesi ve sunduğu muhteşem manzarayla konuklarını bekliyor.

156


La Ferme Du Bois, Chamonix Bölgenin en eski çiftlik evlerinden biri ve Hip Chalets tarafından kırsalla modern konseptler birleştirilerek yeniden dekore edilmiş. Özgünlük ve tarihle dolu bu yapı, yaklaşık on kişinin konaklayabileceği beş yatak odasına sahip. Aynı zamanda ahşapla zevkli bir şekilde döşenmiş antik şömineye sahip oturma odası ve geniş yemek salonu ile dağ evi şıklığını konuklarına sunuyor. Bu geniş yemek salonunda Mont Blanc manzaralı keyifli bir akşam yemeği de konuklarını bekliyor. Çatı katının terasında bulunan sıcak su havuzu ise kendinizi şımartmak için iyi bir fırsat. Havuzda, karlarla kaplı ağaçlara ve dağ manzarasına bakarak keyifli dakikalar geçirmeniz mümkün. La Ferme Du Bois, alışılmışın dışında genişlikte olan oturma alanları ile özellikle grup halinde seyahat etmek isteyen aileler için ideal bir tercih. Kayak ve Eğlence Chamonix bölgesinin en çok rağbet gören kasabası Les Bois geniş yürüme yolları, ağaçlıklı alanları ve hoş mimarisiyle dikkat çekiyor. Kayak alanı Flégère’ye ise yaklaşık on dakikalık yürüyüş uzaklığında. La Ferme Du Bois’dan Chamonix’nin merkezine ulaşmak ise arabayla beş dakika sürüyor. Chamonix bölgesinde yer alan pistler daha çok tecrübeli kayakçılara uygun. Ancak, orta seviyedeki kayakçılar için de Le Tour ve Brévent gibi alternatifler mevcut. Bölge, gece hayatı anlamında da oldukça renkli. MBC’de canlı müzik eşliğinde ev yapımı şarabınızı yudumlayabilir, The Clubhouse’da bölgenin en iyi kokteyllerini tadabilir ya da ünlü gece kulübü No Escape’te VIP masalarda sabaha kadar eğlenebilirsiniz.

157


gezi

Chalet Kernow, Verbier 500 metrekarelik bir arazi üzerinde kurulu üç katlı dağ evi, 14 kişinin konaklayabileceği altı yatak odasına sahip. Chalet Kernow, Alpler’in en gözde kayak bölgelerinden biri olan Verbier’de ev ortamı sıcaklığını hissetmek isteyenler için de ideal. Chalet Kernow’un tasarımında her şeyden önce konfor geliyor. El yapımı kanepeler, kaz tüyü yataklar, Mısır pamuğundan çarşaf ve yastıklar, donanımlı banyolar... Tamamı konukların rahatlığına göre hazırlanmış. Daha fazlasını isteyenler içinse buhar odası, sauna, masaj odası gibi alternatifler sunulurken, aynı zamanda bahçesinde de jakuzi ve havuz yer alıyor. Tasarımında önem verilen tek unsur ise tabii ki konfor değil. Chalet’de yer alan bütün yatak odaları farklı temalara göre dekore edilmiş. Antik kilimler ve mobilyalar dünyanın farklı bölgelerinden getirilerek konfor lüksle buluşturulmuş. Odalarda yer alan plazma televizyonlar ve oyun sistemleri hem yetişkinler hem de çocuklar için neşeli saatler vaat ediyor. Chalet’de tasarımın yanısıra, güler yüzlü ve tecrübeli çalışanlarla konuk memnuniyeti en üst seviyede tutuluyor. Profesyonel eğitim almış aşçısından 24 saat hizmet sunan ulaştırma görevlisine kadar, tüm ekip işlerini severek en iyi şekilde yerine getiriyor. Chalet Kernow’da şarapseverleri mutlu edecek bir mahzen de mevcut. 3000’den fazla sayıda, yıllanmış, dünyanın çeşitli yerlerine ait kaliteli şaraplar bu Vintage mahzende meraklılarını bekliyor. Kayak ve Eğlence Kernow, İsviçre’nin en sevilen kayak bölgelerinden biri olan Verbier’de yer alıyor. En çok tercih edilen liftlerden biri

158

olan Medran’a sadece yürüme mesafesi uzaklığında. Aynı zamanda, Verbier’nin merkezinde yer alan cafe ve restaurantlar da Kernow’a son derece yakın. Verbier bölgesi sadece kayak anlamında değil aynı zamanda yeme-içme ve gece hayatı anlamında da oldukça zengin. Bölge, İsviçre Alpleri’nde en çok gece kulübüne sahip yer olarak dikkat çekiyor. Eğer lüksün sınırlarını zorlayan bir eğlenmek istiyorsanız, adresiniz the Farm Club olmalı. Giriş ücreti olmayan Farm Club’da girişinizi garantilemek

istiyorsanız mutlaka rezervasyon yaptırmalısınız. Dans etmek isteyenler için bir başka tercih de Casbah olabilir. İki farklı bölüme ayrılmış bu gece kulubünde, kişisel zevkinize göre eğlenceli saatler geçirebilirsiniz. Son olarak, tasarımını İsviçre’nin ünlü tasarımcılarından Patrik Polli’nin yapmış olduğu Coco Club da tercih edilesi alternatifler arasında yer alıyor. Canlı ve hareketli ortamıyla lüksü birleştirerek sabaha kadar konuklarını eğlenceli müziklerle dans etmeye çağırıyor.


ALP STILININ VAZGEÇILMEZI Pistte terletmeyecek, en soğuk havada bile üşütmeyecek montların adresi bu yıl da Harvey Nichols. Bu yıl 60’ıncı yaşını kutlayan Moncler'in 2012-2013 Sonbahar/Kış kadın ve erkek koleksiyonlarının fonksiyonel ama bir o kadar da şık parçaları dağ stilinizin tamamlayıcısı olacak.

Moncler Gamme Rouge, 2012-13 Sonbahar/Kış

159


trends

Le Chalet Des Drus Chamonix 600 metrekarelik geniş bir alana sahip bu chalet, Fransız Alp stili mimarisi ile günlük hayatın ihtiyaçlarını modern bir konseptte kombine ediyor. Doğal renklerin tercih edildiği son derece şık altı yatak odasının yan ısıra, lüks spa merkezi de keyfinizi ikiye katlıyor. Dağ evinin üst katında ise geniş oturma odası ve yemek salonu bulunuyor. Şömine eşliğinde hoş dakikalar geçirilebilecek bu alanda pencereler balkona ve barbeküye açılıyor. Dağ evinin bu yıl inşa ettirdiği ek binada ise masaj odası, geniş donanımlı spor salonu ve sıcak su havuzu da yerini aldı. Üst katında ise Royal Suite adını verdikleri geniş suit oda, şöminesi ve sunduğu muhteşem manzarayla konuklarını bekliyor.

156


La Ferme Du Bois Chamonix Bölgenin en eski çiftlik evlerinden biri ve Hip Chalets tarafından kırsalla modern konseptler birleştirilerek yeniden dekore edilmiş. Özgünlük ve tarihle dolu bu yapı, yaklaşık on kişinin konaklayabileceği beş yatak odasına sahip. Aynı zamanda ahşapla zevkli bir şekilde döşenmiş antik şömineye sahip oturma odası ve geniş yemek salonu ile dağ evi şıklığını konuklarına sunuyor. Bu geniş yemek salonunda Mont Blanc manzaralı keyifli bir akşam yemeği de konuklarını bekliyor. Çatı katının terasında bulunan sıcak su havuzu ise kendinizi şımartmak için iyi bir fırsat. Havuzda, karlarla kaplı ağaçlara ve dağ manzarasına bakarak keyifli dakikalar geçirmeniz mümkün. La Ferme Du Bois, alışılmışın dışında genişlikte olan oturma alanları ile özellikle grup halinde seyahat etmek isteyen aileler için ideal bir tercih. Kayak ve Eğlence Chamonix bölgesinin en çok rağbet gören kasabası Les Bois geniş yürüme yolları, ağaçlıklı alanları ve hoş mimarisiyle dikkat çekiyor. Kayak alanı Flégère’ye ise yaklaşık on dakikalık yürüyüş uzaklığında. La Ferme Du Bois’dan Chamonix’nin merkezine ulaşmak ise arabayla beş dakika sürüyor. Chamonix bölgesinde yer alan pistler daha çok tecrübeli kayakçılara uygun. Ancak, orta seviyedeki kayakçılar için de Le Tour ve Brévent gibi alternatifler mevcut. Bölge, gece hayatı anlamında da oldukça renkli. MBC’de canlı müzik eşliğinde ev yapımı şarabınızı yudumlayabilir, The Clubhouse’da bölgenin en iyi kokteyllerini tadabilir ya da ünlü gece kulübü No Escape’te VIP masalarda sabaha kadar eğlenebilirsiniz.

157


gezi

Chalet Kernow Verbier 500 metrekarelik bir arazi üzerinde kurulu üç katlı dağ evi, 14 kişinin konaklayabileceği altı yatak odasına sahip. Chalet Kernow, Alpler’in en gözde kayak bölgelerinden biri olan Verbier’de ev ortamı sıcaklığını hissetmek isteyenler için de ideal. Chalet Kernow’un tasarımında her şeyden önce konfor geliyor. El yapımı kanepeler, kaz tüyü yataklar, Mısır pamuğundan çarşaf ve yastıklar, donanımlı banyolar... Tamamı konukların rahatlığına göre hazırlanmış. Daha fazlasını isteyenler içinse buhar odası, sauna, masaj odası gibi alternatifler sunulurken, aynı zamanda bahçesinde de jakuzi ve havuz yer alıyor. Tasarımında önem verilen tek unsur ise tabii ki konfor değil. Chalet’de yer alan bütün yatak odaları farklı temalara göre dekore edilmiş. Antik kilimler ve mobilyalar dünyanın farklı bölgelerinden getirilerek konfor lüksle buluşturulmuş. Odalarda yer alan plazma televizyonlar ve oyun sistemleri hem yetişkinler hem de çocuklar için neşeli saatler vaat ediyor. Chalet’de tasarımın yanısıra, güler yüzlü ve tecrübeli çalışanlarla konuk memnuniyeti en üst seviyede tutuluyor. Profesyonel eğitim almış aşçısından 24 saat hizmet sunan ulaştırma görevlisine kadar, tüm ekip işlerini severek en iyi şekilde yerine getiriyor. Chalet Kernow’da şarapseverleri mutlu edecek bir mahzen de mevcut. 3000’den fazla sayıda, yıllanmış, dünyanın çeşitli yerlerine ait kaliteli şaraplar bu Vintage mahzende meraklılarını bekliyor. Kayak ve Eğlence Kernow, İsviçre’nin en sevilen kayak bölgelerinden biri olan Verbier’de yer alıyor. En çok tercih edilen liftlerden biri

158

olan Medran’a sadece yürüme mesafesi uzaklığında. Aynı zamanda, Verbier’nin merkezinde yer alan cafe ve restaurantlar da Kernow’a son derece yakın. Verbier bölgesi sadece kayak anlamında değil aynı zamanda yeme-içme ve gece hayatı anlamında da oldukça zengin. Bölge, İsviçre Alpleri’nde en çok gece kulübüne sahip yer olarak dikkat çekiyor. Eğer lüksün sınırlarını zorlayan bir eğlenmek istiyorsanız, adresiniz the Farm Club olmalı. Giriş ücreti olmayan Farm Club’da girişinizi garantilemek

istiyorsanız mutlaka rezervasyon yaptırmalısınız. Dans etmek isteyenler için bir başka tercih de Casbah olabilir. İki farklı bölüme ayrılmış bu gece kulubünde, kişisel zevkinize göre eğlenceli saatler geçirebilirsiniz. Son olarak, tasarımını İsviçre’nin ünlü tasarımcılarından Patrik Polli’nin yapmış olduğu Coco Club da tercih edilesi alternatifler arasında yer alıyor. Canlı ve hareketli ortamıyla lüksü birleştirerek sabaha kadar konuklarını eğlenceli müziklerle dans etmeye çağırıyor.


ALP STILININ VAZGEÇILMEZI Pistte terletmeyecek, en soğuk havada bile üşütmeyecek montların adresi bu yıl da Harvey Nichols. Bu yıl 60’ıncı yaşını kutlayan Moncler'in 2012-2013 Sonbahar/Kış kadın ve erkek koleksiyonlarının fonksiyonel ama bir o kadar da şık parçaları dağ stilinizin tamamlayıcısı olacak.

Moncler Gamme Rouge, 2012-13 Sonbahar/Kış

159


alışveriş

KIŞIYE ÖZEL

ALIŞVERIŞ Harvey Nichols İstanbul’un Personal Shopping bölümüne girdiğinizde taptaze çiçekleri, rahat koltukları ve güler yüzleri eksik olmayan bir ekip sizi karşılıyor. İki oda ve dört ayrı kabinden oluşan bu bölümün perdeleri kapandığında size özel alışveriş şöleni başlıyor. ersonal Shopping, yani kişiye özel alışveriş aslında satış danışmanınızın ihtiyaçlarınızı, zevklerinizi, vücut yapınızı en az sizin kadar iyi biliyor olmasına ve bu doğrultuda sizi mağazada tepeden tırnağa hazırlayıp bir davete gönderebilmesine dayanıyor. Birçok lüks mağaza kişiye özel alışveriş adı altında çeşitli hizmetler veriyor aslında ama Harvey Nichols kadar kapsamlı bir hizmeti sağlayan yok İstanbul’da. Personal Shopping ile ilgili olarak Harvey Nichols Kanyon mağaza müdürü Yasemin Atadeniz ile görüştük. Atadeniz, mağazanın en çok önem verdiği bölümlerinden biri olan Personal Shopping’de gerçekleşen aktivitenin memnuniyet oranı yüksek karşılıklı bir alışveriş olduğunu söyleyerek ekliyor: “Rakip firmaları da göz önüne alarak söylüyorum, bu kadar detaylı bir şekilde Personal Shopping hizmeti veren tek yer Harvey Nichols. Müşteri özel odamıza geldiğinde duşunu alabiliyor, çağırdığımız kuaföre saçını, makyajını yaptırabiliyor, satış danışmanlarımızın seçtiği kıyafet ve aksesuarlar giydirilerek davete ya da toplantısına hazır şekilde buradan çıkabiliyor. Üstelik bu imkandan günün her saatinde yararlanabiliyorlar. Örneğin, kişi seyahate gidecek veya uçaktan inip toplantısına yetişecek olduğu zaman bizi arayıp gideceği ortamı belirtirse istediği alternatifler profesyonel ekibimiz

160

tarafından hazırlanıyor.” Bu hizmetten yararlanmanın avantajlarını sorduğumuzda Atadeniz, Harvey Nichols İstanbul’un 6 bin 500 metrekareye yayıldığını ve yüzlerce markayı barındırdığını belirterek müşterinin mağazada dolaşıp kendisinin seçmesindense bu hizmet sayesinde zaman kazandığını vurguluyor. Harvey Nichols’ta müşteri adına seçim yapan danışmanlar onların hangi markayı sevdiğinden, tarzına ve vücut tipine kadar neyi sevip neyi sevmeyeceklerini bilerek uygun seçimleri yapabiliyorlar. Önceden telefonla randevusunu alan müşteri mağazaya geldiğinde de kıyafetinden ayakkabısına, çantasına ve aksesuarına kadar her şey hazır oluyor. Atadeniz, Personal Shopping’in her zaman bu kadar detaylı olmayabileceğinin de altını çiziyor. Mesela müşteri arayıp “Akşam toplantıya gideceğim ve üzerimde deri pantolon var. Bunun üstüne kombin yapar mısınız?” da diyebiliyor. Yani sadece tek bir parça için bile bu hizmetten yararlanılabiliyor. Yasemin Atadeniz, bu hizmetten yararlanan müşteri profilini anlatırken şöyle diyor: “Bizim için önemli olan alışveriş meblağı veya alınan parçanın çokluğu değil. Biz VIP dediğimiz zaman, marka ve kalite bilincine sahip herkesi kastediyor ve yardımcı olabilmek istiyoruz. Bazen beni arayıp ‘Yasemin orada mısın, kahve içmeye geleceğim,’ diyenler oluyor.

Geldiğinde dertlerini, hayatını paylaşan, çıkarken de alışveriş yaparak keyfini yerine getirmek isteyenler var. Burası gerçekten bu perdeler kapandığında her şeyin paylaşıldığı bir yer oluyor. Biz de onların keyiflerini paylaşmak ve keyifsizliklerini de keyfe dönüştürmek istiyoruz. Biz burayı evimiz gibi görüp, gelenleri evimizde karşılar gibi karşılıyoruz. Her müşteri benim misafirimdir. Kapıya kadar bizzat ben uğurlarım. Kapıyı açacak görevlilerimiz olmasına rağmen ben açarım. Bu çok önemli çünkü ben evimdeki misafirle kendim ilgileniyorum ve buradaki misafirin de evimdekinden farkı yok.” Personal Shopping’in Adana,


Gaziantep, Bursa gibi kentlerden de müşterisi var. Onlar da telefonla sipariş verebiliyor. “Benim tarzımı biliyorsunuz, kombinler hazırlayıp gönderir misiniz,” şeklinde talepler aldıklarını vurguluyor Atadeniz. Bunun sırrının da kurduğu samimiyette ve işlerini aşkla yapmakta gizli olduğunu söylemeden geçemiyor. Personeline de hep bu yönde telkinde bulunuyor. Müşteriye 10.000 liralık bir elbise yerine 10.000 liraya 10 elbise satmaları yönünde tavsiyeler veriyor. “Bizim için önemli olan uzun vadede güven kazanmak. Eğer bir ilişkide samimiyseniz, o ilişki uzun ve sağlam şekilde devam eder. Bir müşteri ‘bana bir clutch yollar mısın?' dediğinde ona 5000

liralık clutch da yollayabilirim 400 liralık da. Kıyafetine gerçekten uyanı seçtiğimi görünce bir dahaki sefere 10.000 liralık olanı da göndersem, elbisesine o yakışacağı için gönderdiğimi bilir. Bu da uzun vadede size o alışverişi geri döndürüyor zaten." Personal Shopping için gelen müşteri sayısının ve bu hizmete ilginin giderek arttığını söyleyen Atadeniz, “Ünlü isimler de var heykeltıraş gibi sanatçılar da... Çok geniş bir kesime hitap ediyoruz. Personal Shopping hizmeti bizim için sadece belirli bir kesimi kapsamıyor, bu yüzden de müşteri kitlemiz sürekli artıyor. Randevuyla çalışacak kadar yoğun oluyoruz,” diyor.

Kanyon Alışveriş Merkezi'ndeki Harvey Nichols mağaza müdürü Yasemin Atadeniz müşterileriyle bire bir ilgileniyor.

161


alışveriş

VITRINDE DÖNÜŞÜM ÇAĞI Özgün konseptli vitrinleriyle her sezon moda ve sanat tutkunlarına görsel bir karnaval yaşatan Harvey Nichols’ın yeni sezon vitrinleri dönüşüm çağrışımlı.

Harvey Nichols, hız, enerji, yenilenme gibi kavramları bir bütünlük içinde vitrinlerine yansıtarak fantastik bir dünyanın kapılarını aralıyor. Gerçek üstü formların egemenliğini sürdürdüğü moda dünyasına atıfta bulunan Harvey Nichols vitrinlerinde sıra dışı karakterler ortaya çıkıyor. Ceyda Balaban’ın kreatif direktörlüğünde yorumlanan dönüşüm çağrışımlı vitrinler, süper kahramanları, sanat ve modayla özdeşleştiren kompozisyonlar şeklinde kurgulanmış. Bu görsel şölene bakmadan geçmeyin...

162


english

THE MAN WHO CHANGED FASHION Reflecting his bold elegance on big brands during his years as creative director, Tom Ford now only designs what he wants. His widely-acclaimed collections cherished by famous celebrities worldwide are only available in Turkey at Harvey Nichols stores. Tom Ford is one of the most talented designers in the United States. It is his genius in 1990s that turned the Italian fashion house Gucci into what it is today. Also working as Yves Saint Laurent’s creative director back in those years, Ford quickly gained a reputation as the ‘king of sexy’. With his instinct for adorning the female body and his endless passion for all things beautiful, it is also he who brought a genius combination of sex appeal, boldness and elegance into fashion with his provocative and seductive designs. As he puts it: ‘Sex appeal can be reached and touched in the brain. I appeal to women who know how to look elegant all the time.’ It was the golden years for Studio 54 when Ford, now 51 years old, went to New York City to study architecture at Parsons The New School for Design. It is no doubt that New York’s disco scene influenced Ford’s perspective of design. Beginning his career at Chloe in Paris 25 years ago, he then went to work for the American Perry Ellis in 1988 where Marc Jacobs was working as a designer. Yet, Europe was more compelling to Ford than his own country. ‘If I chose to stay in America, I would never be a good designer,’ he admits. His career in Europe took off when he started designing the men’s line in Gucci, which no one cared to wear then. As he carried this Italian label to the top, he also took ownership of the ready-to-wear collections, perfumes, ad campaigns and eventually became the head of Gucci stores. During his years as creative director at Gucci, he designed

164

the iconic satin shirts and metallic boots. Plus, he got to work with young talents like Stella McCartney, Alexander McQueen and Christopher Bailey in his design team. Ford, who was also creative director for Yves Saint Laurent back then, ended up receiving countless awards for his genius. Turning Yves Saint Laurent into a modern fashion house in no time, his ad campaigns for perfumes like YSL Opium and M7 caused a lot of sensation. After leaving Gucci in 2004, Ford discovered another area in which he was able to express his ideals of aesthetics and creativity freely. His award-winning film ‘A Single Man’ brought Ford an Oscar nomination

for Best Director. Critics believe there are two different Tom Fords. One is a legendary man always wearing a sleek suit, looking sexy, loving luxury, and living in the glamorous city of New York. The other Tom lives a very quiet and peaceful life in Santa Fe, where he grew up, with his lover and their dog. When Ford discovered his calm side, he decided to take a break from his career in fashion and reveal this side of his personality in his film. He admitted that it was sort of like a mid-life crisis for him. Of course, there were other major reasons, like losing his enthusiasm for Gucci, creating 16 collections in a single year and not enjoying it any more, that compelled him to give a break. For Ford, when a piece is designed with passion and enthusiasm, these feelings pass on to the customer, and only then that piece can reflect its beauty. At that point in his life, Ford was sure he wouldn’t return to fashion unless there was something new he could tell, no matter how much people wanted him back. In 2001, the legend decided to come up with his own line carrying his own name where he would design clothes for women. At that point, he was inspired by his work back in Yves Saint Laurent where he worked with women over 40 years of age. His Ford woman was confident, powerful and had her own sense of style. The designer wants women to appreciate what he is doing for them. ‘I am not making jeans worth 50 dollars now. I am using the best fabric, the best tailoring and the best quality in everything. Sure, my designs are


expensive. On the other hand, style has nothing to do with money.’ One of Ford’s sources of inspiration is indeed himself. ‘My men’s collections consist of elements from my DNA and pieces I want to see in my own closet,’ he says. For the women’s collection, his muses are daring and bold female icons like Julianne Moore, Daphne Guinness, Beyonce, Lauren Hutton and Marisa Berenson. These women also walked the runway in Tom’s first show. He showcased his 2011 collection away from the eyes of the press in a private cocktail party he organized for friends and a number of fashion editors. In a nostalgic setting resembling the past couture shows in Paris, he presented the runway models himself and talked about each piece. Ford is totally against a customary show that would go online. ‘I don’t want to prepare a show for the critics,’ he says. He believes exhibiting his designs in 45 minutes causes them to lose their allure and from the runway show to the time his collection is available in stores, his customers will already be bored with them. ‘All I want is to make beautiful clothes. I like to design things without caring about what people will write about them.’ Always thinking big and caring about all aspects of beauty, the designer has also created a makeup line under his own name. ‘Have you realized how much makeup women put on? It is because makeup is cheaper than clothing. That’s why I love it.’ Ford has one ideal, and it is the naive sex appeal. ‘There is fury everywhere. But I am ready for sweetness and gentleness,’ he says. That’s why the 70s are his favorite era not just because he was growing up at that time, but for him the notion of beauty back then is much easier to achieve. Ford thinks he has a more well-rounded perspective today. Sentimentality is now more important to him than sexuality. ‘When I was working for Gucci, all I had in mind was to create the perfect look with the shoes, bags, the hair... I am not after

Hollywood stars like Gwyneth Paltrow (above), Charlize Theron (right above) and Joan Smalls (right) in Tom Ford.

that any longer. I just want to design beautiful clothes you can wear daytime and in the evening.’ With this ideal in mind, Ford appeals to many celebrities from Gwyneth Paltrow to Eva Green, Brad Pitt to Bradley Cooper. Now it is time for him to celebrate his success in this most peaceful phase of his life.

165


english

SEEKING PERFECTION He dresses the world’s most famous ladies and the most powerful figures. Today a red carpet event without his designs as key players is impossible to imagine. Each season Prabal Gurung seeks perfection playing around with new patterns, silhouettes and colors. Having his own brand is every fashion lover’s dream, and the bliss of seeing one’s own label succeed is beyond words. Prabal Gurung’s life story showed everyone that dreams can actually come true. Born in Singapore and raised in Nepal, Gurung says, ‘It is unusual to see a male fashion designer in a third world country. It was my family who supported me all the way.’ One of his strengths is getting the chance to witness every step of the way to becoming a fashion designer. Gurung started his career in India’s capital city New Delhi. It was his apprentice years he spent working for Manish Arora that helped him decide what kind of a designer he wanted to become. He then went to New York to study at Parsons the New School for Design. Later he worked for Cynthia Rowley’s design and production team. It was in 2009 that Gurung created his own collection after spending 5 years as creative director at the iconic Bill Brass. The designer was personally in charge of every single detail while preparing his first collection to the point that he admitted, ‘Running in between ateliers and stores after 8 years of work experience made me realize how much I loved being in this business.’ Luckily, today the fashion sector rewards Gurung by giving him the appreciation he deserves. His quick success, though described as ‘overnight’ by some, was definitely the result of his hard work. Yet Gurung never lost his modesty. When he won second prize at the CFDA/Vogue Fashion Fund, he said Anna Wintour and her team must have felt sorry for him because they knew how much effort he had put in his work. Prabal won other awards besides the CFDA. In 2010 he was awarded the Ecco Domani Fashion Fund

166

prize followed by the USA Network’s Character Approved Award in 2011. Also making to the finals for CooperHewitt National Award in 2011, he won the CFDA Swarovski Award the same year. With his quick-spreading fame, Prabal Gurung got the chance to be global. The once-famous Japanese label ICB (International Concept Brand) hired Gurung as Creative Director to jumpstart the brand. But the main reason behind Prabal’s worldwide acclaim is First Lady Michelle Obama’s choice of his designs. Grabbing media attention right way, the American designer of Nepalese descent rocked the fashion world with his creations for powerful and elegant women like Michelle Obama. ‘Strong women who are in control of their own lives attract my attention. It is important to feel pretty and smart in your own skin no matter how old you are. There is no need to

act like someone you are not,’ he says. Gurung’s inspiration is women of New York City. That’s why he sometimes takes his camera out on the streets of East Village, Lower East Side and Brooklyn. ‘Wisdom and sensitivity are two important merits for me. Women should have something to say, have a solid worldview. It is the regular women we see on the street everyday that impress me, not the ones that try hard to look pretty.’ Among the female celebrities Gurung dresses are strong names like Angelina Jolie, Sarah Jessica Parker, Zoe Saldana, Opray Winfrey, Demi Moore and Lady Gaga. He prefers ‘confident women with whom he can communicate.’ He doesn’t necessarily design for Hollywood, and he believes there is a designer for every celebrity as well as a celebrity for every designer. Prabal’s true aim is to seek perfection. For him the most important thing is to improve himself and evolve for the better. Each season he gets a clearer focus with the idea of using good fabrics and tailoring remaining constant. Gurung’s feminine silhouettes with sharp lines turn into flashy handmade dresses ideal for the red carpet. And colors are his playground. ‘Every season you need to tell a story mixing together fabrics, patterns, silhouettes and colors.’ As a designer from Asia, Prabal Gurung is aware of the lack of ethnic diversity in fashion and that his own success is really inspiring for that matter. As Asian countries grow, he believes, there will be more interest in fashion. And the world will definitely see more of this widely acclaimed designer giving his salute on the catwalk in his iconic white t-shirt and black jeans for many years to come.


FASHION’S MAGIC DUO

The label of otherworldly prints, Peter Pilotto earned itself a prestigious name in fashion world despite its short past. Young talents from London, Peter Pilotto and Christopher De Vos, give fresh meaning to prints and sculptural shapes that have become their label’s trademark. The design duo’s paths crossed in 2000 when they were studying at Antwerp’s prestigious Royal Academy of Fine Arts, and together they launched the Peter Pilotto label in London 7 years later. Pilotto’s half Italian-half Austrian and Libyan-born De Vos’ half Peruvianhalf Belgian heritage crowned their designs with a multi-cultural touch. Since Pilotto’s family was the first ones to open a store selling international labels back in Austria, the designer has been keen on fashion every since he was a child. And De Vos has grown up touring the world because of his family business. The duo’s common areas of interest are not just design and style but also nature and science, which inspire their work and help them create graphic and abstract prints. Pilotto and De Vos have created a ‘curiosity cabinet’, which is a metaphor for the mix of natural phenomena with cultural diversity. They are fascinated by nature, and they reveal this fascination by creating microscopic, surreal prints. Their source of inspiration is the trips they take together. ‘Once we went trekking in the forest where we watched the leaves of different plants, saw different colors and the shapes of their shadows very closely. Later on, when working on our collection, we suddenly realized that the prints on one of our dresses were similar to the photo we took in the forest that day,’ explains Pilotto. Their design process is somehow unique since they do not choose to focus on a specific theme each season. That’s why there are some similar prints in consecutive collections, which Pilotto explains as, ‘We always try prints and

The 2012-2013 Autumn/Winter Collection was inspired by Japanese ‘Decotora’ trucks and Chinese opera singers with mask-like makeup.

fabrics with different colors, and this matures how they look. It takes a long time to find the perfect match.’ ‘Colors are very important. We always start out by saying ‘Let’s make it all white,’ but we end up using blue, yellow, green,’ adds De Vos. They always keep in mind what a woman would want to dress like, and for them there is no single type of ‘Pilotto woman’. No matter how old she is, their client should feel excited when she comes across a piece of clothing she likes to wear. Collaborating with a team of 30 people, Pilotto concentrates on prints and weaving while De Vos works on silhouettes and textiles. But the duo orchestrates the whole design process together. Their answer to whether

it is difficult to work as a duo or not is: ‘Initially we were arguing from time to time. It’s been 12 years, so we have started to understand each other. We learned to wait until an idea matures before sharing it with each other.’ The plus side of being a team for them is the distribution of responsibilities of a designer, a director and a businessman between themselves. Today the brand sells at 125 stores in 32 countries and was awarded the British Fashion Council’s Emerging Talent Award in 2009. Additionally, the 2012 Spring/Summer Collection was the Fashion Forward Recipient of the British Fashion Council. The label has renowned clients like Rihanna, Kate Bosworth and Michele Obama.

167


english

WHAT DOES ERDEM WANT FOR HIMSELF? We caught up with Erdem Moralıoğlu on his life between the Montreal-Hatay-London triangle, his seasonally-changing perception of ‘his woman’ and the admirers of his designs. And we found out what he really wants for himself. By Yaprak Aras, Vogue Türkiye, August 2012 I have never been fond of dictionaries that define meanings of names. While everyone has a name with connotations like ‘warm-hearted’, ‘precious’, ‘blessed’ or ‘the most striking phase of full moon’, mine derives its meaning from botanic. Yaprak (Leaf): The chlorophylled, greencolored extension of plants that come in various shapes and help the breathing process. But Erdem is the fortunate majority as his name carries definitions such as ‘virtue, modesty, and morality’. He is fond of what his name stands for and says: ‘I hope I am a virtuous person.’ The half-Turkish fashion master of print, Erdem Moralıoğlu, is the sweetheart of the British fashion world. He is renowned for his modern and feminine creations ever since he launched his own label in 2005. Besides Hollywood fashionistas, his designs are cherished by the British Royal Family and politicians. Erdem was named after his father who was a chemical engineer from the city of Antakya. His mother was British. Along with his two sisters whom he calls his best friends, he spent his childhood in Canada. ‘Those were beautiful times. I had a really close relationship with my family. We lived right outside Montreal, and it was a splendid place. In the summer we used to swim in the big lake, and in winter we ice skated on it,’ he remembers. It would not be wrong to relate his nature-inspired designs to Montreal’s flora. But there is another significant factor that shaped Erdem’s early vision of aesthetics: his multinational roots and years spent travelling. ‘Montreal was home to my sisters and me. Yet we never felt hundred

168

percent Canadian, British or Turkish. I was aware that my parents were living away from their homes. Our extended families lived very far, so each summer we first flew to England to visit Mom’s family and then to Turkey to visit Dad’s.’ Moralıoğlu agrees that different cultures and contrasts are reflected on his designs. ‘Istanbul was our first destination in Turkey. Since there were no direct flights to Antakya, we then went to Izmir. We travelled around extensively during those trips. Antakya is a riveting city with a variety of different cultures. I remember its markets, historical sites and the archeological places. They were very different from what I had seen so far. I guess all this has a strong influence on my designs. It is this cocktail that makes me what I am today. I am very keen on colors and contrasts.’

Turkey resembles colors for Erdem. ‘I believe my deep interest in colors stems from my Turkish background. Turkey is a unique country. I am especially taken by the handicrafts and craftsmanship here. Anatolia has a long history in artisanry. Maybe this is the reason I emphasize handicrafts this much.’ Erdem’s last visit to Turkey was at the age of 17. Yet he has never ceased his connection with Turkish culture. ‘I live in the Turkish neighborhood in London, so I don’t miss out on my favorite Turkish dishes.’ His initial interest in fashion, like that of many other designers, dates back to his childhood. ‘It was often very cold in Canada, so I was home most of the time watching TV, mostly the fashion shows. I was obsessed with fashion in general.’ His first creation was a dress for his sister’s doll. ‘I was 6 years old when I sewed a light blue strapless Barbie dress. It was a simple design with only a few stitches. I must have surprised my family,’ he remembers. Erdem was lucky enough to know early in life that he wanted to be a designer. When Montreal could not fulfill his imagination any longer, he moved to London to pursue his education, which he had started in Toronto, at the Royal Academy of Art. As soon as he completed his master’s degree, he took off to New York and became an assistant to Diane von Furstenberg. Yet he changed his course as he decided to launch his own label as a young designer. Today he is well aware of the big risk he took back then: ‘Looking back, it was an insane thing to do. But I was only 26 years old, and I wasn’t aware of what I


was getting myself into. On the other hand, I was fully confident about what I wanted to do because there was a strong need for my designs in the industry. My confidence was booming; it was like that confidence you feel when you are blissfully ignorant. Overall, it was an exciting stage of my life. Production, fashion shows, bringing fashion editors to my shows... It required hard work!’ Throwing himself into to the arms of the fashion industry with only a year of experience as an assistant had its up and down sides for Erdem. ‘The best part is your freedom. You don’t care about criticism, so you feel totally emancipated. One down side was, no one knew who I was.’ Still, he believes experience is essential. ‘It doesn’t matter where and how you get it, experience is crucial. My biggest experience was from school where we had great teachers. Even Alber Elbaz came to lecture in our last year. My school years helped me figure out what I truly wanted to do. I got a hang of how things should be done.’

NOT THE FIRST LADY, BUT YOUR AVERAGE WOMAN

Luck was on Erdem’s side as his first collection won the Fashion Fringe competition in 2005. After this win, he got to showcase his entire collection. And the turning point of his life was when Barney’s bought his collection. ‘A big store was into my work, and my name was beginning to appear in various places. That’s how I got my first coverage in British Vogue. The press was interested in me. Things were turning out great for me.’ Barney’s contribution to his success not only included the purchase of his collection, but Creative Director Julie Gilhart attended the Met Ball in an Erdem creation. And when Claudia Schiffer appeared at the BAFTA Awards in an Erdem Moralıoğlu dress in 2006, Erdem became unstoppable. Not only was he preferred at red carpet events and cocktail parties, but he soon became the hero of the average woman’s dreams. And he solidified his genius with the BFC/Vogue Fashion

Fund Award in 2010. There are many highlights in his career which include his attendance at the MET Ball this year, his collection starting to sell at Bergdorf Goodman’s and meeting the Queen. And he adds: ‘The most thrilling part of it all is seeing my designs on women from different walks of life. Young, old, big sizes... This is the biggest compliment for me.’ Not only Hollywood fashionistas, but First Ladies are also big fans of Erdem’s work. Yet he doesn’t like to brag about it. Unlike big names in the fashion industry, he doesn’t prefer to name his A-list clients. ‘I don’t see why they associate me with the First Ladies. Samantha Cameron wears other British brands more than she wears mine, and it has already been 5 years since Michelle Obama wore that skirt. And believe me, I take more pride with the average woman wearing my designs than with the Royal Family members and Hollywood celebrities.’ Right now Erdem dreams of opening his own store first in London, the city where he lives, followed by New York and Istanbul. When asked how he wishes to be remembered in the fashion world, he replies, ‘as someone who made remarkable designs, helped women feel pretty and did not limit himself with current trends. It would be nice to be appreciated as a designer who made pieces that people could wear even 10 or 20 years later.’ Just like his fashion icon Yves Saint Laurent. ‘He dressed real women and created new classics. For me he is a true master. His creations from 30 years ago are still in fashion. This is what I would want for myself.’

ERDEM’S WOMAN IS IN CONSTANT CHANGE

With his desire to challenge himself, Erdem describes his sense of fashion as adding a new touch to his previous work. ‘It can be using a new material or trying a new silhouette. That’s why I love my 2012-13 Autumn/Winter collection. The colors are vibrant. I also covered tweed with latex and added some plastic

to the whole thing. It is a whole different touch after my 2012 Spring/Summer woman of a gentle and feminine character. I simply love trying new stuff,’ he explains. This is why it is not possible to describe a classical Erdem woman. ‘I’ve been sketching the same woman ever since I was a boy. Yet she is not a character I can describe. She is living on paper and changing into someone new each time.’ The only aspect of his work that doesn’t change is his mastery of prints. And that can be related to his controlling nature. ‘When I don’t come across the fabric I need, I manipulate all sorts of fabrics to create what I want. And that’s another thing I keep control of,’ he says.

HE HAS A BOOK COLLECTION

Erdem lives in London. He could as well choose to live in another fashion capital or show his work in a fashion week somewhere else. But he doesn’t want to. ‘I love this city where I have been living for more than 10 years. It is home to me now. Since my parents passed away, I don’t keep a home in Canada any more. London is where I got my education and learned everything I know. Plus, all of my friends are here. It is a creative environment; everything starts here in London. From music to arts and graphics, this city is the perfect catalyzer.’ His typical London day begins with jogging on the banks of the Thames River. ‘After my morning exercise, I shower and head to work where I sit down and start drawing.’ Yes, he may be a workaholic, but he is definitely not antisocial. ‘On the contrary, I am very active. I love to meet with my friends to grab a bite somewhere or get a drink. In my free time, I do some laps in the pool, visit TATE Modern or go to a ballet performance. I also have a book collection. I am especially keen on finding first editions. From the bookshops on Charing Cross Road to the web, I collect books from everywhere possible. Sure I don’t have time to read them all, but I spend a good deal of money on these books.’

169


english

SOPHISTICATED, ELEGANT AND MODERN The owner of a 30-year-old fashion empire, Caroline Herrera is the creator of the feminine and elegant style. Known as fashion’s First Lady, the naturalized American of Venezuelan descent continues to vow women with her genius today. In 1970s, during New York’s era of glamour, Herrera was the sought-after persona among the arts scene and high society. Always considered among the most stylish, she hung out with other style icons like Andy Warhol, Robert Mapplethorpe and Bianca Jagger. As the 80s were approaching and she was reaching her 40s, Herrera realized she wanted to do something different with her life, and so she told American Vogue’s legendary editor Diane Vreeland of her wish to design fabric. But Vreeland’s answer was, ‘Very boring. Why don’t you make your own collection?’ This is how Herrera geared up to create her first collection. She made a debut show at New York’s Metropolitan Club in 1981. ‘No one had thought of having a catwalk show there before. There were so many problems, and some of my dresses were not even complete,’ she reflects back. Despite all its problems, the show was a big success, and Bergdorf Goodman, Saks Fifth Avenue and other luxury stores couldn’t wait to add Herrera’s designs to their racks. Right after her much talked-about show, Herrera opened her atelier and set up a very promising ‘couture team’. Even today she follows up on production with her team. After she decides which fabric to use, Herrera’s assistants start on the sketches. ‘My job is to determine proportions. The only way to look good is to use correct proportions and fabrics. Do not expect me to cut fabric or stich up because I can’t. But I know how you should design a shoulder to get a beautiful dress,’

170

Herrera says. It is Herrera’s intuition about the female body that helped her introduce shoulder pads to the fashion world because she knew broad shoulders made the waist look slimmer. Everyday life in New York is what inspires her. ‘I wish I could tell you that this artist, that musician or this concert or garden that I saw is my inspiration, but I can’t. New York is always at the top for me. It is where fashion begins and ends. It is what makes us who we are. You always have to keep your eyes open; that’s how true beauty will come and find you.’ Herrera designs for today’s women. ‘It is my job to make them feel confident, modern and pretty,’ she says. Her classic-cut, modern and feminine designs are indispensible for stylish women. ‘My designs are feminine, but not avantgarde. They are

sophisticated, easy-to-wear, and not so much influenced by trends because you lose focus when you try to catch up with the trends. Everything you wear should be a personal choice reflecting who you are.’ Her close friend Donna Karan says, ‘Herrera’s own personality reflects on her designs.’ And Herrera thinks of her creations as ‘my own style’. Also, Calvin Klein thinks of her as ‘…the true Herrera woman herself. Sophisticated, elegant, modern, glamorous and romantic.’ It is her background that makes Carolina Herrera fashion’s First Lady. Descending from an aristocrat Venezuelan family of designers, she was exposed to Balenciaga and Lanvin during her trips to Paris with her mother and grandmother. Her passion for couture is the reason she has a couture wedding gown at each show. Her designs range from Jackie Onassis’ and Renee Zellweger’s wedding gowns to glamorous dresses at red carpet events. Constance Jablonski and Eniko Mihalik shot for Herrera's 2012-13 Autumn/Winter collection by photographer Patrick Demarchelier


MAGNETIC STORE WINDOWS Longchamp store windows are going through remarkable change. It seems like Le Pliage bag will no longer be the only it-bag from now on. We talked about what’s going on at Longchamp with Artistic Director Sofie Delafontaine. By Zeynep Yapar, Vogue Türkiye, September 2012 The word Longchamp automatically brings the Le Pliage bag to mind. Even though you might not know its name, you would immediately recognize this pvc-covered nylon bag with its top flap that buttons up and leather shoulder straps. The best part of Le Pliage, which comes in various colors and sizes, is that it is lightweight, foldable and durable. You can basically fill in everything you need when you are on the go. What’s more is you can put it in your suitcase when you’re travelling, so that if you need extra space after shopping, you can always use it as an extra bag. This stylish and handy bag is enough to save your life, but it falls short of telling the story of Longchamp’s 64 year-long history. The label’s creator Jean Cassegrain started out selling leather-covered pipes on the second floor of a tobacco shop on Paris’ Poissonniere Boulevard in 1948. Opening his first factory in Sergé in 1955, Cassegrain began making leather accessories, followed by travel bags in 1970s. The lightweight and durable bags invaded China and Japan soon after they became the hype in France. When Jean’s son Philippe took over the family business in the 80s, their production line expanded into ready-to-wear and accessories. It was in 1993, two years before Sophie Delafontaine joined the team, that the Le Pliage bag was born, introducing the label to larger markets like the United States. Sophie Delafontaine was born into the world of Longchamp as the granddaughter of the brand’s creator, Jean Cassegrain. After her college

education, Delafontaine went to the French fashion school Esmod where she specialized in childrenswear, and later worked for Bonpoint in Paris before starting to work for her family business as a professional. ‘My experience in fashion made me think I could do something good for Longchamp. Plus, I grew up with my family business, so I wanted to become a part of it,’ she says. After joining the Longchamp team, Sophie brought her motivation and excitement to the company and made important collaborations with American designer Jeremy Scott, British artist Tracey Emin and Mary Katrantzou. I still can’t get over the fact that I missed the Pliage bag with Tracey Emin’s famous ‘Seni Seviyorum’ design on it. Delafontaine’s most successful partnership was with Kate Moss, who not only became the face of Longchamp but also designed bags for the brand. ‘Kate Moss is more than a supermodel; she is a fashion icon in the true sense. She is as

powerful as a trendsetter. We chose to work with her because she is the only woman with this much power in the fashion world,’ thinks Delafontaine. Longchamp’s most glamorous line in its 2012-2013 Autumn/Winter Collection is ‘More is More’. With backgrounds of green, raspberry and orange colors, the bags have animal prints, exotic leather and fur. In its third season, the Balzane line carries elements of equitation with bags of bull-calf leather and suede among its classics. ‘I dream of a modern Amazon woman with her free spirit and characteristic style,’ says Delafontaine of this exquisite line. Another is the LM Cuir line, from the 70s, with the LM logo standing for Longchamp Maroquinerie. Inspired by the brand’s past elements like the pipe and the horseshoe, this line resembles the ultimate luxury in terms of materials used and craftsmanship. In short, if you think Longchamp is all about Le Pliage, you are sadly mistaken.

171


english

UP, CLOSE AND PERSONAL

Upon entering the personal shopping section at Harvey Nichols Istanbul, you are greeted by fresh flowers, comfy couches and a team with a huge smile on their faces. Consisting of two chambers and four changing cabins, your personal shopping spree begins after the curtains seal this section off from the rest of the store. The concept of personal shopping is based on the idea that your sales representative knows about your needs, taste and body type so well that he or she can dress you up from head to toe for a cocktail party you will be attending that evening. Although there are other stores that offer personal shopping to their customers, none of them matches the quality of Harvey Nichols Istanbul. Here we chat with Store Manager Yasemin Atadeniz about the personal shopping

172

experience. Atadeniz explains how much their clients are satisfied with Harvey Nichols Istanbul’s personal shopping service: ‘Considering our competitors, I can easily say that we are the only place with such an extensive service. Our client can take a shower in her private chamber, and she can get her hair and makeup done by a specialist we call in. Our sales reps dress her up from head-to-toe, and she can directly go to a party or meeting

from here. Our service is available any time during the day. For instance, if our client calls and tells us where she will be going that day, our sales reps will choose the clothes and accessories appropriate to that occasion before she arrives in the store.’ One of the biggest advantages of personal shopping is, as Atadeniz suggests, instead of having to look around the 6,500 meter-squared store, you can have the work done by


sales representatives and indeed save yourself a lot of time. ‘Our sales team chooses the right pieces because they are aware of their clients’ personal tastes, needs and body types. Clients, who call before they arrive at the store, have everything ready waiting for them once they come in,’ she says. Atadeniz also tells us there might be other occasions when a client needs personal shopping: ‘A client may call and tell us that she is wearing black leather pants and she needs a top to go with that. She can use our service even for only one item.’ About the clientele, she says, ‘What’s important for us is not how much money we make. We prefer a clientele with a sense of fashion, and we want to be helpful to them. Sometimes a client calls me to tell she is coming over for only a cup of coffee. She comes in to chat with me, and before she leaves, she picks up a few pieces. Overall, we share a positive experience. We want to cheer our clients up and make them feel happy as they are leaving the store. As this place feels like home to us, our clients are like our guests. I open the

door to them and see them out myself because this is how I treat my own guests at home.’ The personal shopping service has clients from cities such as Adana, Gaziantep and Bursa. A client from a different city can call the store and ask her sales rep to send her the items she needs. Atadeniz says, ‘She totally

puts her trust in us because we know what she will want to wear. We are sincere and honest with our clients.’ Instead of selling a piece for 10,000 Turkish liras, Atadeniz tells her team to sell 10 different pieces for a total of 10,000 Turkish liras. ‘This way we build a long-lasting trustworthy relationship with our clientele. When a client asks me to send her a clutch to go with her dress, I might send her a clutch for 5,000 Turkish liras or only for 400 Turkish liras. When she sees that I always choose the right clutch for her, she will trust my choice next time even if the clutch I send her is worth 10,000 Turkish liras. This is how a solid relationship with our clientele pays off in the long run.’ Atadeniz tells us that the number of clients of their personal shopping service is rising over time: ‘We have famous clients like artists and sculptors. We appeal to a versatile group as our service isn’t limited to only a specific type of clientele. Our schedule is so busy that we are working on an appointment basis.’

SHOWCASING TRANSFORMATION Creating a visual carnival for arts and fashion lovers with its unique window designs, Harvey Nichols focuses on ‘transformation’ this season.

Harvey Nichols invites you to a world of fantasy through its store windows where themes such as high speed, energy and rejuvenation are blended in together. In reference to the dominating surreal forms in fashion, the store windows are adorned with fantastic characters emphasizing on the concept of ‘transformation’. The window decorations feature striking compositions where superheroes meet arts and fashion under the supervision of Creative Director Ceyda Balaban. Do not miss out on this artistic feast!

173


’TA

174

SHOP IN SHOP KEYFI


Harvey Nichols, öne çıkan bazı markalarını Shop in Shop konseptiyle sergiliyor. Müşteri, o markaya ait mağaza tasarımı içinde alışveriş yapıyor, böylece marka ifadesini daha güçlü hissediyor. İstanbul mağazasında yer alan başlıca Shop in Shop mağazalar şöyle: Michael Kors, Donna Karan, Alberta Ferretti, Sonia Rykiel, Alaia, All Saints, Manolo Blahnik, Sergio Rossi, René Caovilla, Giuseppe Zanotti, Hugo Boss, kozmetikte de Tom Ford, Chanel, Thierry Mugler, La Mer, Estee Lauder, Bobbi Brown ve Beyond Beauty. 175


174

SHOP IN SHOP KEYFI


Harvey Nichols, öne çıkan bazı markalarını Shop in Shop konseptiyle sergiliyor. Müşteri, o markaya ait mağaza tasarımı içinde alışveriş yapıyor, böylece marka ifadesini daha güçlü hissediyor. İstanbul mağazasında yer alan başlıca Shop in Shop mağazalar şöyle: Michael Kors, Donna Karan, Alberta Ferretti, Sonia Rykiel, Alaia, All Saints, Manolo Blahnik, Sergio Rossi, René Caovilla, Giuseppe Zanotti, Hugo Boss, kozmetikte de Tom Ford, Chanel, Thierry Mugler, La Mer, Estée Lauder, Bobbi Brown ve Beyond Beauty. 175


markalar

MARKA LİSTESİ/BRANDS KADIN/WOMEN 3.1 PHILIP LIM SEVEN FOR ALL MANKIND ABS ACQUAVERDE ACNE ADRIANO GOLDSCHMIED AKRIS ALAIA ALBERTA FERRETTI ALEXANDER MCQUEEN ALEXANDER WANG ALEXANDER WANG T ALICE & OLIVIA ALL SAINTS ANN DEMEULEMEESTER ANGLOMANIA ANTONIO BERARDI ARMANI COLLEZIONI ARMANI JEANS ASHISH AVELON AUTUMN CASHMERE BALMAIN BLANK BLUGIRL BLUMARINE CAROLINA HERRERA CARVEN CENGİZ ABAZOĞLU CITIZENS OF HUMANITY CLU COSTUME NATIONAL CURRENT ELLIOT DAVID MEISTER DİLEK HANİF DIANE VON FURSTENBERG DB DICE KAYEK DINA BAR EL DONNA KARAN DUSAN ELIE SAAB ELIE TAHARI ELIZABETH & JAMES EMILIO PUCCI ERMANNO SCERVINO EQUIPMENT FABIANA FILIPPI FAITH CONNEXION ERDEM FREE CITY FREE PEOPLE GERARD DAREL GIAMBATTISTA VALLI

176

HAIDER ACKERMANN HAKAAN HANII Y HAUTE HIPPIE HELMUT LANG HELMUT HERVE LEGER J BRAND JAMES PERSE JOIE JOSEPH JS GROUP JUICY COUTURE KENZO KITON LEONARD LES COPAINS LWREN SCOTT M.MISSONI MANOUSH MARCHESA MARCUS LUPFER MARCO S VANOLI MARIA BUCCELLATI MARTIN MARGIELA MATTHEW WILLIAMSON MICHAEL KORS MICHAEL BY MICHAEL KORS MIH JEANS MILLY MARTIN MARGIELA MM6 MAJESTIK MONCLER MOTHER MSGM MOTHER OF PEARL NARCISO RODRIGUEZ

NICOLE FARHI NINA RICCI NO21 OPENING CEREMONY OZLEM SUER PAUL & JOE PAUL & JOE SISTER PAULE KA PATRIZIA PEPE PETER PILOTTO PHILOSOPHY FERRETTI PIERRE BALMAIN PINKO PRABAL GURUNG RALPH LAUREN BLACK LABEL PRL BLUE LABEL RAG&BONE REEM ACRA RICK OWENS ROBERT RODRIGUEZ SAM ROBERTO CAVALLI SALVATORE FERRAGAMO SANDRO SEE BY CHLOE SONIA BY SONIA RYKIEL SONIA RYKIEL TADASHI THEORY THEYSKEN’S THEORY THOMAS WYLDE TORY BURCH VANESSA BRUNO VERSACE VERSUS VIKTOR & ROLF VINCE


markalar

MARKA LİSTESİ KADIN/WOMEN 3.1 PHILIP LIM SEVEN FOR ALL MANKIND ABS ACQUAVERDE ACNE ADRIANO GOLDSCHMIED AKRIS ALAIA ALBERTA FERRETTI ALEXANDER MCQUEEN ALEXANDER WANG ALEXANDER WANG T ALICE & OLIVIA ALL SAINTS ANN DEMEULEMEESTER ANGLOMANIA ANTONIO BERARDI ARMANI COLLEZIONI ARMANI JEANS ASHISH AVELON AUTUMN CASHMERE BALMAIN BLANK BLUGIRL BLUMARINE CAROLINA HERRERA CARVEN CENGİZ ABAZOĞLU CITIZENS OF HUMANITY CLU COSTUME NATIONAL CURRENT ELLIOT DAVID MEISTER DİLEK HANİF DIANE VON FURSTENBERG DB DICE KAYEK DINA BAR EL DONNA KARAN DUSAN ELIE SAAB ELIE TAHARI ELIZABETH & JAMES EMILIO PUCCI ERMANNO SCERVINO EQUIPMENT FABIANA FILIPPI FAITH CONNEXION ERDEM FREE CITY FREE PEOPLE GERARD DAREL GIAMBATTISTA VALLI

176

HAIDER ACKERMANN HAKAAN HANII Y HAUTE HIPPIE HELMUT LANG HELMUT HERVE LEGER J BRAND JAMES PERSE JOIE JOSEPH JS GROUP JUICY COUTURE KENZO KITON LEONARD LES COPAINS LWREN SCOTT M.MISSONI MANOUSH MARCHESA MARCUS LUPFER MARCO S VANOLI MARIA BUCCELLATI MARTIN MARGIELA MATTHEW WILLIAMSON MICHAEL KORS MICHAEL BY MICHAEL KORS MIH JEANS MILLY MARTIN MARGIELA MM6 MAJESTIK MONCLER MOTHER MSGM MOTHER OF PEARL NARCISO RODRIGUEZ

NICOLE FARHI NINA RICCI NO21 OPENING CEREMONY OZLEM SUER PAUL & JOE PAUL & JOE SISTER PAULE KA PATRIZIA PEPE PETER PILOTTO PHILOSOPHY FERRETTI PIERRE BALMAIN PINKO PRABAL GURUNG RALPH LAUREN BLACK LABEL PRL BLUE LABEL RAG&BONE REEM ACRA RICK OWENS ROBERT RODRIGUEZ SAM ROBERTO CAVALLI SALVATORE FERRAGAMO SANDRO SEE BY CHLOE SONIA BY SONIA RYKIEL SONIA RYKIEL TADASHI THEORY THEYSKEN’S THEORY THOMAS WYLDE TORY BURCH VANESSA BRUNO VERSACE VERSUS VIKTOR & ROLF VINCE


VIVIENNE WESTWOOD WILLOW YVES SALOMON ZADIG&VOLTAIRE

AYAKKABI ÇANTA AKSESUAR/ACCESSORIES 3.1 PHILIP LIM ALAIA ALEXANDER MCQUEEN ALBERTA FERRETTI ALBERTO MORETTI ARFANGO ALEXANDER WANG ANN DEMEULEMEESTER AQUAZZURA ARMANI COLLEZIONI ARMANI JEANS AURELIE BIDERMANN BALENCIAGA BURAK UYAN CAMBRIDGE SATCHELL CAMILLA SKOVGAARD CAROLINA HERRERA CARVELA CARVEN CASADEI CINZIA ARAIA DEVI KROELL DIANE VON FURSTENBERG DOVE EDIE PARKER ELIE TAHARI EMILIO PUCCI FENDI FRENCH SOLE GINA GIORGIO ARMANI GIUSEPPE ZANOTTI GIVENCHY GREVI INVERNI JEAN MICHEL CAZABAT J LYNCH JUICY COUTURE KATE SPADE KURT GEIGER KG BY KURT GEIGER LARA BOHINC LAURENCE DACADE LE SILLA LOEFFLER RANDALL LONGCHAMP MANOLO BLAHNIK MARC JACOBS MARNI MARTIN MARGIELA MAWI MELISSA MICHAEL KORS MICHAEL BY MICHAEL KORS KORS SHOES MONCLER MULBERRY

NANCY GONZALEZ NICHOLAS KIRKWOOD NINA RICCI OLGA BERG OPENING CEREMONY PIERRE HARDY PRL BLUE LABEL RAG&BONE RALPH LAUREN RENE CAOVILLA REPETTO ROBERTO CAVALLI RUCO LINE RUTHIE DAVIS SALVATORE FERRAGAMO SEE BY CHLOE SERGIO ROSSI SERPUI MARIE SIGERSON MORRISON SHOUROUK SONIA BY SONIA RYKIEL SONIA RYKIEL STUART WEITZMAN THOMAS WYLDE TORY BURCH UGG V73 VENNA VERSACE VITA FEDE ZADIG&VOLTAIRE

İÇ GİYİM/LINGERIE Agent Provocateur CHANTELLE ELLE MC PHERSON ELSE ERES JUICY COUTURE LALA ROSE MAGIC BODY MYLA PARAH SPANX STELLA MC CARTNEY Helen WOLFORD

ERKEK/MEN 7 FOR ALL MAN KIND ADRIANO GOLDSCHIMED ALEXANDER MCQUEEN AMI AQUASCUTUM ARMANI COLEZIONI ARMANI JEANS ATTOLINI BAGUTTA BALENCIAGA BALMAIN BIKEMBERG BLUE BLOOD BOGLIOLI

CALVIN KLEIN CHRISTOPHER REABURN / MONCLER CITIZENS OF HUMANITY C’N’C CORNELIANI COSTUME NATIONAL DANIELE ALLESSANDRINI DANIELE FIESOLI DKNY DRAKES DUCHAMP DUVETICA ELIE TAHARI ETON FRED MELLO HACKETT HAPPINESS HORIYOSHI - THIIIRD HUGO BOSS ICE ICEBERG ISAIA ITALIA INDEPENDENT J BRAND J.LINDEBERG JOHN SMEDLEY JOHN VARVATOS MAIN JOHN VARVATOS USA JUST CAVALLI KARL LAGERFELD PARIS KENZO LAGERFELD LUCIANO BARBERA LUCKY DE LUCA MAISON MARTIN MARGEILA MARC JACOBS McQ MESSAGERIE MICHAEL BASTIAN MICHAEL KORS MONCLER MONCLER GRENABLE MONCLER R NICOLE FARHI PATRIZIA PEPE PAL ZILERI PAUL & JOE PAUL & SHARK PIERRE BALMAIN PRPS RAKE SALVATORE FERRAGAMO SARTORIO STEFANO RICCI SVEVO TED BAKER TEE LIBRARY TOMS TOM FORD TRUE RELIGION VERRI VERSACE VICTOR & ROLF

177


markalar VINTAGE 55 VIVIENNE WESTWOOD WOOLRICH ERKEK AYAKKABI VE AKSESUAR ARFANGO ARTIOLI BABETTE CAR SHOE DEREK ROSE DIADORA DORE DORE DOUCAL’s ERMENEGILDO ZEGNA FALKE K. FRATELLI ROSSETTI GIENCHI HANRO HAPPY SOCKS HARRYS OF LONDON ISHU JOHN LOBB KG & KURT MAGNANNI MORESCHI ORLEBAR BROWN PREMIATA RAPARO RED SANTONI SERGIO ROSSI TATEOSSIAN ZIMMERLI

ÇOCUK/CHILDREN ARMANI JR CHLOE DIOR FENDI JN GAULTIER HACKETT HAPPY SOCKS IL GUFO J.COUTURE JR PAUL SMITH KENZO LADY &LORD LA STUPENDERIA LELLIE KELLY LESY LITTLE M.JACOBS LITTLE PAUL& JOE MARNI MELISSA MS BLUMARINE MONCLER STEP2 SONIA RYKIEL UGG

GÜZELLİK/COSMETICS 27 COSMETICS ACQUA DI PARMA

178

AGENT PROVOCATEUR AFRICOLOGY AMOUAGE ANNICK GOUTAL ARDELL ARMANI PRIVE BALENCIAGA BLINC BOBBI_BROWN BOND NO 9 BY KILLIAN CARTIER CHANEL CHANEL MAKE UP STUDIO CHANTECAILLE CHLOE CLAUS PORTO CLIVE CHRISTIAN COMME DES GARÇONS COSTUME NATIONAL COWSHED CREED DAYNA DECKER ELIE SAAB ESCENTRIC MOLECULE ESTEE LAUDER ETRO GUERLAIN GUEST MEN HERMES HSR BABOR JENEUVE JO MALONE JUDITH LIEBER JUNE JACOBS L’ARTISAN PARFUMEUR LA PRAIRIE LA MER LANCASTER LAURA MERCIER LIGNE ST.BARTH MARC JACOBS NARCISO RODRIGUEZ NATURAL THERAPY NEULASH OROGOLD PATYKA PENHALIGONS RANCE 1795 SJAL SPA RITUAL THALGO THIERRY MUGLER TOM FORD-MAKE UP TOMFORD TRUSSARDI VIKTOR&ROLF

DEKORASYON/HOME AIREDELSUR ALEXANDRE HOME INTERIORS ANTHOUSA

AQUIESSE ARTE ITALICA ATLANTIS BLUE LEAVES BLUMARINE HOME CERAMICHE DAL PRA CHILEWICH DAUM DA VINCI DVF HOME EGIZIA EL CASCO EL INFINITY ELIAS ARTMETAL ERCUIS ETRO HOME FRETTE FRINGE STUDIO GANS GEORGE JENSEN GIEN GOODWILL GREGGIO HAVILAND ILLUME IOSIS IRONI JONATHAN ADLER JORGE MOURA JUDECO KINGSBRIDGE KOSTA BODA LA ROCHERE LAFCO LALIQUE LAZY SUSAN LENOX LOBJET LUNARES MOSER MICHAEL ARAM MISSONI HOME MÜHÜR ORREFORS PINAR HAKIM RALPH LAUREN HOME RAYNAUD LIMOGES RIVA RIVADOSSI RIVIERE ROBERT WELCH SACHET DOR SAMBONET SEDA FRANCE SELAMLIQUE SIRR TRUMP HOME URART VAGABOND HOUSE VAN ROON LIVING ZANETTO ZODAX

SONBAHAR- KIŞ 2012/13  

Harvey Nichols Sonbahar Kış Kataloğu

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you