Page 1

1

NEDENSİZ BURAYA GELMEDİK-1 “Hiçbir bela nedensiz gelmez” Prof. Dr. Ali Demirsoy Paralelciler devletin önemli yerlerine sınav sorularını önceden ele geçirerek girmişler. Soru çalınması KPSS sorularının çalınma olasılığını araştırma ile ortaya çıktı. Zanlılardan biri yakalanıp elleri arkadan kelepçelenmiş olarak polis tarafından götürülürken, basının önünde, kimin yaptığını öğrenmek istiyorsanız Işık Evlerini arayın diye bağırmıştı; kimsenin kılı kıpırdamadı; çünkü yönetimle paralelciler o günlerde kankaydı. Her rezilliğin altından nedense AKP yönetiminin “kendi ifadelerine göre” bilmeden yaptıkları gaflar çıkıyor. Çünkü bilenleri düşman görüyorlar. En iyi örnek kişinin kendisi ile ilgili verdiği örnektir. En azından halkın deyimi ile “günahı ile sevabı ile” kendisine aittir. Bu yazıda ve bundan sonra yazacağım (nedensiz buraya gelmedik-2 ve 3) yazılardaki örnekler, sizin de şu ya da bu şekilde başka biçimlerde tanık olduğunuz, toplumumuzun için kemiren, sosyal beklenti ve haklarımızın temel direklerini yıkan illet tarafgirlik, yandaşlık örnekleri olacaktır. Ben biraz gerilere gideyim. ÖSYM’nin başında kurucusu olan ve uzun süre hizmet veren rahmetli Prof. Dr. Altan Günalp var. Hekim olmasına karşın uzun süre biyoloji bölümü kadrosunda (moleküler biyoloji anabilim dalı başkanı olarak) yer almıştı. Birbirimizi çok sevmemize karşın dekanlığım sırasında kendisine karşı aldığım bir karardan dolayı ilişkilerimiz soğumuştu. ÖSYM o aralarda test araştırma ünitesi için güvenilir bir denetmen arıyormuş. Sayın Prof. Dr. Altan Günalp, başkan yardımcısı Sayın Ünal Oktay’a “karşıda-Beytepe’de deli dolu birisi var; aramız nahoş; ancak en çok güvendiğim insanlardan biridir; gerçek bir


2

bilim adamı kimliğine sahiptir; konuşun; eğer gelirse bundan böyle soruları ona denetletelim” diyor. Böylece TAB olarak bilinen ÖSYM Test Araştırma (soruların hazırlandığı, denetlendiği; seçildiği; ancak sadece yetkililerin girebildiği bir birimdir) biriminde biyoloji sorularını (4 yıl kadar da ek olarak TUS sınavında yabancı dil sınavlarını ve birçok sınavı) denetlemeye başladım. Önemli bir yerdi. Bu nedenle eşim bile 16 yıl boyunca güvenlik nedeniyle burada çalıştığımdan haberdar olmadı. Çalışma biriminde kendi alanında son imzayı atan yetkili bendim; bu görevi 34 yıl boyunca tek başıma yürüttüm; daha sonra önerim ile bir doktora öğrencim— meslektaşım profesör, aynı yetkiyle çalışma ekibine katıldı. Böylece 38 yıl boyunca (ek-1) biyolojik bilimler alanı içinde tek bir soru dahi iptal edilmeden, kimseye sızdırılmadan başarıyla sınavlar gerçekleşti. Ekip, ahlaklı ve görevinin bilincinde olan bir ekipti. Soruların basıldığı METEKSAN basımevinde uzun zaman içeriye girip çıkabilen birkaç kişiden biri olan rahmetli Vedat Usta’nın oğulları epeyi bir yıl boyunca üniversite

sınavlarını

kazanamamıştı.

ÖSYM

başkanı

kardeşinin

cenazesine bile sınav yapılıyor diye gitmemişti. Basım evi METEKSAN güvenlik için elinden gelen her şeyi yapmıştı. Bu kurum, ahlaklı, bilinçli, şerefli, namuslu insanların omuzları üstünde; üstelik de çok mütevazı ücretlerle buraya gelmişti. Daha sonra AKP yönetimi ile bu kuruma garip insanlar atanmaya başladı (ortak özellikleri erkeklerin badem bıyıklarıydı). Önce başkan değişti.

Daha

sonra

birimlerin

başına

adı

sanı

az

duyulmuş

üniversitelerden öğretim elamanları gelmeye başlandı. Test Araştırma biriminde yıllarca oraya emek veren ve kurum dışından gelen epeyi bir öğretim üyesi ile “tehlikeyi sezinleyerek” bu birimi elimizden geldiğince,


3

götürebildiğimiz kadarıyla güvenli bir şekilde götürmeye karar verdik ve ayrılmadık. Bu değişime kadar bu birimde çalışanlar işe başlar başlamaz hemen masanın

başına

oturamıyordu.

En

azından

benim

ekibime

biri

katılacaksa, sınav açılıyor; kazanan işe başlatılıyordu. Ancak ilk birkaç yıl sorular haricinde getir götür işlerine bakıyor; güven verince ham soruların incelenmesi sırasında odaya alınıyor (sınavda sorulacak bir tek soru için yaklaşık 40-50 ham soru hazırlanır); ilk seçilme aşamasında (bu aşamada soruların yaklaşık 2/3’ü elenirdi) yeni gelen meslektaşımız masadan uzaklaştırılıyor; güven vermeye devam ederse ilk aşama seçimine katılmaya başlıyor; daha sonra 2. kademe seçime geçiliyor; aynı şekilde belirli bir yıl sonra 2. kademe seçiminde masa başına gelme hakkını alabiliyordu. Sonuçta 6-7 sene sonra son soruların hazırlanması sırasında masaya oturabiliyordu. Herkes birbirinden emindi. Yeni gelen başkan, dışarıdan (çoğu üniversitelerden) gelen öğretim üyelerinin haricinde (onları daha sonra harcadı) Test Araştırma birimine yıllarca emek veren deneyimli ve güvenilir ekibin tümünü YÖK’e sürdü ya da yol verdi. Yeni başkanın atandığı günlerde, bir gün yine ÖSYM’ye Test Araştırama

Birimine

çalışma

için

gittim,

bir

genç

bayan

ekip

masalarından birinde oturuyordu. Sordum, sen kimsin diye. Efendim ben yeni alındım, bundan böyle biyoloji sorularının koordinatörlüğünü ben yapacağım. Eğitim Fakültesinden yeni mezun olmuş biriymiş. İşin aslını öğrenmek için birime yeni atanan yöneticilere gittim; “bunu nasıl yaparsınız?” diye sordum. Yavan yavan, başkanlık yeni bir karar aldı elemanları artık biz görevlendireceğiz diye yanıt verdiler. Kurumdaki tüm birimler için bu şekildeki atamalar geçerliydi. Belli ki bir tezgâh kuruluyordu. O günden sonra okuduğum ve incelediğim soruların


4

üzerinde bazı işaretler gördüm ve yeni gelen bu bayana bunlar nedir diye sordum. Efendim bir hoca (daha sonra tesadüfen öğrendim ki Cumhuriyet üniversitesindenmiş) her hafta geliyor ve dil bakımından soruları inceliyor. Yeni gelen bu öğretim üyesi ile benim karşılaşmamam için olsa gerek çalışma için farklı günler seçiliyordu; yeni gelen öğretim üyesini tek bir defa bile göremedim. Soruların güvenliği diye sormaya kalmadı, genç bayan başkanlık emri, lütfen bu konuda bir şey demeyiniz diyerek sözü bağladı. Sonuçta ekteki yazıda da görüleceği gibi 38 yıl boyunca tek bir kusur yapmadan yürüttüğüm ÖSYM görevim sonlandı. Benden sonra kimler geldi, neler yaptı; öğrenme isteğini bile duymadım. Artık başımıza bir bela açılacağını biliyordum; ancak zamanını tahmin edemiyordum. Sonuçta KPSS (Kamu Personel Seçme Sınavı) rezaleti ile cerahat patladı. Devlet yönetimi önce eski ÖSYM yetkililerini suçlu bulmanın çabası içine girdi. Ancak malı götüren aslında kankaydı. ÖSYM, üniversite giriş sınavları, akademik personelin seçim sınavları ve KPSS sınavlarından başka Türkiye’nin önemli 90 kadar kurumuna alınacak memurların sınavını yapan bir kurumdur1. Her birinin sorusu farklı hazırlanırdı. Bu ülkenin can damarı sayılacak bir yerdir. Dikkat edin! Hiç kimse bu sorular bunca güvenli ortamda nasıl çalındı; kimler çaldı, ne zamandan beri çaldı bilmiyor. Yönetim, bu son atananları da galiba büyük ölçüde uzaklaştırdı ve bir kısmını da yargıya sevk ettirdi. 1. ÖSYM verilerine göre 2005’te ALES’e 226 bine yakın aday girdi. Bu adayların ancak yüzde 0.1’i soruları tam ya da 2 eksikle yanıtladı. 2005’te ALES’te tam yapanların sayısı 100 civarındayken bu rakam 2009’da tam 200 kat arttı. 2009’da sınava giren 226 bine yakın adayın yüzde 9’u tam puan aldı. FETÖ’nün neredeyse bütün sınavlarda kopya çektiği belirlenen 2009’da, ALES’te yalnızca 2 yanlışı olan aday sayısının 20 bin 290 olduğu belirlendi. Üniversite giriş sınavlarının aksine ALES zamana karşı yarışılan bir sınavdır ve tam soru yapanların oranı yüzde 5 civarındadır. ALES, yüksek lisans ve doktoranın yanı sıra okutmanlık, arşiv görevlisi, uzmanlık ve öğretim görevlisi istihdamında da kullanılıyor. Yılda iki kez yapılan sınavların birincileri YGS ve LYS’nin aksine kamuoyuna açıklanmıyor. Bu nedenle soruları tam yapanlar dikkat çekmiyor. Sonuçlar, farklı üniversite ve bölümlerde kullanıldığı için tam puanlılar bireysel olarak değerlendiriliyor ve kesinlikle kuşku uyandırmıyor. Sınavın bu yapılandırılmasından yararlanan FETÖ, soruları binlerce adaya sızdırarak üniversitelerde kendi akademik kadrosunu oluşturdu (Ceyda Karaaslan’dan).


5

Türkiye, özellikle 1950’li yıllardan bu yana niteliği ne olursa olsun yandaşların önemli yerlere getirildiği bir ülke olmuştur. Bunları anlatırken bu vahim olayın nedenini sadece yeni gelenleri töhmet altında bulundurma ve suçlama gibi bir basitliğe indirgenmesini de kesinlikle istemem. Tezgâhın birçok önemli kurumda benzer şekilde ve zihniyetle uzun zamandan beri kurulduğu belirlendi. Burada değinmek istediğim senden-benden ön yargısı ile yapılan uygulamaların ve atamaların er ya da geç önemli sorunlara neden olacağını –birçok kurumda yaşandığı gibi- bir daha vurgulamaktır. Bununla ilgili yüzlerce örnek vermemiz mümkündür. Birkaçına bir göz atarsak: Son zamanda yaşanan darbeyi aklı başında olan herkes lanetliyor. Güzel, iyi de. Ancak hava kuvvetlerinin başına darbeci komutanı getirmek için önündeki 30 generalin bir kalemde silinmesini; diğer kuvvetler için de benzer rezilliklere göz yumulmasını ya da bizzat tezgâhlanmasını; Anayasa Mahkemesine FETO’cu bir üye atamak için bin bir hülleye başvurulmasını ve bunun için gülünç yasaların ve düzenlemelerin yapılmasını; ordunun ve önemli bilim adamlarınızın belini kırmaya ahdetmiş mahkeme ve savcıların “bile bile yapacakları aşikâr olan” haksız kararlarından dolayı doğacak zararları ve ödentileri bizzat devletin yüklenmesini sağlayan yasaların alelacele çıkarılmasını acaba kim nasıl açıklayabilir? Kandırıldık deniyor. İyi de ÖSYM, ayrıldığım (birçok değerli çalışanın da ayrıldığı) güne kadar Türkiye’nin en güvenilir kurumuydu ve hiçbir şaibenin gölgesi bile düşmemişti. Yetişmiş güvenilir bir kadrosu vardı. Bu insanların aydınlık yüzünden başka ne kusuru vardı? Bu kurumda iğneden ipliğe her şey neden değiştirildi? Burası teknik bir kurumdu, bilime ve güvene dayalıydı. Yılların birikimini taşıyan insanlar vardı. Siyasilerin kendi görüşlerini dayatacağı bir kurum değildi. ÖSYM


6

binasına bir defa bile girmemiş, bu tip sınavların kıyısından bile geçmemiş insanlar neden yönetici ve uzman olarak atandı; güvenirlikleri uzun yıllardır bilinen eski kadro toptan neden uzaklaştırıldı? Şimdi kalkmış kandırıldık muhabbeti yapılıyor. Önce bu soruların yanıtı verilmelidir. Geçtiğimiz kötü günlerin tekrarlanmaması için herkes bu sistemin içindeyken yaptıklarını, aksaklıkları ve görüşlerini yazarsa, gerçeği anlama daha kolay olacaktır. 38 yıl boyunca ÖSYM sorularını denetleyen bir kişi olarak buradaki sorunun nasıl ortaya çıktığını ve siyasetin bilimsel kurumlara işlemesinin sonuçlarını anlatabilme için –tarihe not düşsün diye- ben kendi başımdan geçenleri anlattım. Arif olan anlayacaktır… Saygılarımla

Prof. Dr. Ali Demirsoy 19.10.2016 Ek-1


7

Değerli Kardeşim


8

Hiçbir ülke ya da toplum durup dururken batağa saplanmaz. Onu hazırlayan nedenler vardır. Zaman içinde anlayanlar toparlanabilir; anlayamayanlar da yok olur gider. Dünyada adı ve sanı unutulmuş bunca devlet neden yol oldu dersiniz? Organizasyon bozukluğu, yönetim bozukluğu, bilimsellikten uzak olma ve geçmiş olaylardan örnek alamama ve en önemlisi niteliksiz insanları olmaması gereken yerlere yetkili olarak yerleştirme gibi birçok neden sayılabilir. Türkiye bugün yaşanan kargaşalığın içine nedensiz düşmedi. Bu nedenle “buraya nedensiz gelmedik-1” adlı yazımın birincisini gönderiyorum. Daha sonra bu yazıyı pekiştiren aynı adlı 2 ve 3’üncüsünü göndereceğim. Yaşanmadan öğrenme dünyada sadece insana nasip olmuştur…

NEDENSİZ BURAYA GELMEDİK-1  

Değerli Kardeşim Hiçbir ülke ya da toplum durup dururken batağa saplanmaz. Onu hazırlayan nedenler vardır. Zaman içinde anlayanlar toparlana...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you