Issuu on Google+


PORNOGRAF Açık saçık ama açık seçik de il.

Emre Koyuncu


Ç NDEK LER PORNOGRAF B R EY M D R? B R EYSE NED R, NE DE

LD R?........... 3

TUTUCULARIN YAKLA IMLARI................................................................ 4 GELENEKSEL L BERALLER N YAKLA IMLARI ........................................... 4 ZARAR LKES : MÜDAHALE NE ZAMAN ME RUDUR ? ............................................................. 5 SANSÜRÜN TEHL KELER ..................................................................................................... 6 L BERALLER N T RAZLARI .................................................................................................... 6

FEM N ST YAKLA IMLAR......................................................................... 7 YASAL DÜZENLEME KAR

ZARARA

ITI FEM N ST ARGÜMANLAR ............................................................ 12

ARET EDEN AMP R K KANITLAR MEVCUT MU?................... 13

AMP R K BULGULAR ETRAFINDA L BERAL VE FEM N ST DÜ

ÜNÜRLER N ARGÜMANLARI ............... 14

F LM TEOR S VE PORNOGRAF K MAJ ................................................ 16 ÖRNEKLEM N EHEMM YET NE METODOLOJ K KAYITSIZLIK VE SONUÇLARI ................................ 20 Erkekli in ve erkek egemen bakı ın merkezi konumlandırıldı ı savı ......................................... 21 Kadının anonim kılındı ı savı................................................................................................................ 23 Erke in cinsel obje olmasının imkansızlı ı savı ................................................................................ 23

AKLA TAKILANLAR ............................................................................... 25 REFERANSLAR....................................................................................... 26

2


Pornografi bir ey midir? Bir eyse nedir, ne de ildir? Pornografi, eski Yunan dilinde fahi eler hakkında yazılmı

metinler için

kullanılmı bir sözcük.Günümüzde ise daha çok cinsel bakımdan açık saçık yazı ve görüntüleri kastetmek için kullanılıyor. Pornografi tutucu kesim, liberaller ve feministlerin birbirleriyle ve kendi içlerinde oldukça ayrı malarına sebep olan bir konu; özellikle hukuki yaptırım söz konusu oldu u zaman kavramlar ve tanımlar “açık seçik” olmak zorunda. Örne in yukarıda yaptı ımız tanım ile anatomi ders kitaplarındaki kimi metin

ve resimleri pornografik olarak

nitelendirmek mümkün. Öte yandan cinsel bakımdan açık seçiklik de oldukça mu lak. Ne gibi durumlarda bir yazı açık saçık oluverir, nitekim kültürler ve ya antı tarzlarına göre cinsel bakımdan açık seçiklik anlayı ı her zaman bütünüyle kesi miyor olabilir. lk tanımdan hareketle pornografiyi sözlü yada grafik cinsel bakımdan açık seçik olan ve ki ide cinsel uyarılmaları amaçlayan materyaller diye güncellersek ders kitaplarını bu nitelemelerden kurtarmı oluruz. Ancak bu noktada yine bir bo luk söz konusu : sözlü ya da grafik, cinsel bakımdan açık seçik olup cinsel uyarılma amaçlayan ama nihai amacı bu olmayan materyaller, sanatsal veya politik duru ları ve diyecekleri olan i ler. Yeni bir ekle tanımı cinsel bakımdan açık seçik, izleyicide cinsel uyarılmayı amaçlayan ve bunu kötü bir ekilde/niyetle yapan materyaller dersek? fade özgürlü ü ba lamında artistik veya politik sözü olan materyalleri saf dı ı bırakmak üzere yaptı ımız bu güncelleme tanıma aynı zamanda yeni bir mu laklık bula tırdı. Tanımı bir kapsayan kümenin kötü elemanları eklinde kurmak, iyi emaillerinin de oldu unu ima etmesi bir yana dursun bu kötülü ün nasıl daha anla ılır kılınaca ı ve esas itibariyle neden kaynaklandı ı çok problemli. Bu noktada tutucular bu kötülü ün kayna ına müstehcenlik diyerek bütün cinsel bakımdan açık seçik materyalleri kar ılayan bir noktaya yani ilk tanımımıza geri dönüyorlar. Onlara göre bu müstehcenlik, izleyicileri bozarak onların mutlu, erdemli ve uzun süreli ili kiler ya amalarını engelliyor ve bütünde toplumun genel ahlakını, ailevi ve dini de erlerini yozla tırıyor. Kötülü ün kayna ı olarak feminist teorisyenler ise kadına olan zararı kriter olarak kabul ediyor.Onlara göre pornografi, kadını bir çe it itaat ve hizmet

3


durumu içinde sergileyen ve nihai olarak toplumda böyle bir durumu destekleyen materyallerdir.Bu tanım ise cinsel olarak açık seçik olup da pornografi

olmayan

materyaller

varsayıyor.Pornografinin

böylesi

kadın

merkezli tanımı bir takım liberalleri ve hatta feminist teorisyenleri kar ısına alıyor.

Tutucuların yakla ımları Pornografiye kar ı en

iddetli duru lardan biri ahlaki ve dinsel de erlere

önceli i veren tutuculara ait. Tutucular, bu materyallerin müstehcen ve ahlakı bozan bir de er ta ıdı ını bu nedenle yetkili mercilerce yasaklanmasını talep ediyor.Çünkü onlara göre devlet,vatanda larının süregelen ahlaki de erlerini ve huzurlarını gerekti inde zor kullanarak korumakla yükümlü. Bu bakı açısına “hukuki ahlakçılık” da denmekte. Yine tutuculara göre devlet aynı zamanda, ki ilerin, hukuken yeti kin olup kendileri için neyin en iyi oldu una karar verebiliyor olsalar bile, kendilerine zarar vermelerini engellemekle de yükümlü. Yeti kin bireylerin kendileri adına neyin iyi do ru oldu unu belirleme hürriyetlerine bu müdahale “hukuki paternalizm (do ru dayatmacılık)” olarak adlandırılmakta.

Geleneksel liberallerin yakla ımları Hujuki ahlakçılık ve paternalizm liberallerin yeti kin bireyler söz konusu oldu unda tamamen kar ılarında oldukları iki uygulama. Bu tabii ki liberallerin pornografinin destekçisi oldu u anlamına gelmiyor, ço u zaman liberaller bu tip materyallerin de ersizli ini; bunların entelektüel , sanatsal veya siyasal dü ünceye bir katkısı olmadı ını vurguluyorlar. Fakat yine de, Fransız dü ünür Voltaire’ e atfedilen “Söyledi ine katılmıyorum,ama söyleme hakkını ölünceye dek savunurum.” , temelinden hareket etme yanlısılar. Bu noktada liberaller yeti kin bireylerin ki isel zevklerinin ,ba kalarının bunları de ersiz, yanlı ve gücendirici bulmaları temelinde, yasaklamasına tamamen kar ı

çıkıyorlar. Liberallerin

bu

savunmaları

üç

temel

eksen

üzerinde

yo unla ıyor. lki, ki ilerin ifade özgürlükleri temelinde dü üncelerini, zevklerini yanlı , de ersiz ve bo

olsa bile aktarma özgürlükleri. Ancak bu özgürlük

tamamıyla sınırsız de il, bu ifadelerin ba kalarına zarar vermiyor olması gerekiyor.Yine de liberallerin bir takım özgürlüklerle çeli iyor olsa bile ifade 4


özgürlü ünden

yana

olmayı

ye leyen

karineleri

mevcut.Bu

yüzden

pornografik materyallerin sansürü ve yasaklanması bir ifade özgürlü ü kısıtlaması olaca ından, liberalleri ikna etmek için bu zararı çok açık gösteren delillere ihtiyaç olacaktır. kincisi, ahlaki ba ımsızlık yani ki ilerin kendi ahlak yollarında dı müdahaleler olmadan özgürce ilerleyebilmeleri. Ancak bu yol da ba kalarına zarar vermiyor olmamakla sınırlı. Üçüncüsü ise bu materyallerin di er ki ilere zarar verdi ini gösteren tatmin edici bilgilerin olmayı ı. Bu, ilk iki iddianın

“ama”larını

do rulayan

bir

durum

olmadı ını

dolayısıyla

yasaklamanın yersiz olaca ını ifade ediyor.

Zarar ilkesi: Müdahale ne zaman me rudur ? Geleneksel liberallerin pornografiyi savunurken sıklıkla kullandıkları kavram zarar ilkesi, esasında John Stuart Mill’in On Liberty (1859) sinden alıntı. Bu ilke, Mill’in devlet müdahalesinin ne zaman ba laması gerekti ine ili kin görü lerini yansıtıyor. Mill’ e göre ki inin rızası dı ında ona güç kullanılarak herhangi bir eyin dayatılması sadece ba kalarına zarar vermeyi engellemek için olabilir. Ki i bir takım i leri yapmaya veya yapmaktan vazgeçirilmeye ba kalarınca bu de i im onun için daha iyi olacak, onu daha mutlu kılacak olsa bile zorlanamaz.

te bu ifadeler “zarar ilkesi” olarak bilinir. Mill bu noktada

bahsetti i bireylerin yeti kin ve karar vermelerini engelleyecek bir zihinsel durumun söz konusu olmaması gerekti ini vurgular. Bu noktada çocuk pornografisi liberallerin tamamıyla kar ı çıktı ı ve yasaklanmasını gerekli buldu u bir olgu. Çünkü çocuklar onlara göre eylemlerinin ilerde kendileri için ne gibi sonuçlar do uraca ını tam olarak kestiremediklerinden zihinsel olarak kendileri için karar verme yeterlili ine sahip de iller. Ama çocukları do rudan de il de dolaylı olarak, yeti kinlerin çocuk gibi giydirilip, davrandırıldı ı materyalleri aynı temele dayanarak yasaklamak mümkün olmuyor. Çünkü bu durumda bu materyalleri izleyenlerin di erlerine, özelde çocuklara zarar verdi inin ispatlanması gerekiyor. nsanlara

zor

kullanarak

onlar

için

iyi

oldu u

dü ünülen

eyin

dayatılamayaca ını savunan liberaller, bu kanuni zorlamalara alternatif olarak e itsel kampanyalar ve kamuya açık tartı malar yoluyla ki ileri iyi 5


oldu u dü ünülen davranı

ekillerini tekrar gözden geçirmeye sevk ederken

yine de ki ilerin kendileri hakkında karar verme kapasite ve haklarına saygılı kalmayı sa layaca ı görü ündeler. Önde gelen liberal savunuculardan, Ronald Dworkin ve Joel Feinberg zarar ilkesinin ötesinde yeni bir kavram ortaya atılarak sansürün gerekli olabilece ini iddialarının kar ısındadırlar. Bu yeni “gücendirme ilkesine” göre zarar verilmiyor olsa bile bazı durumlarda rıza göstermeden bu materyallerle kar ı kar ıya kalanları gücendirmeyi engellemek adına yasal müdahaleyi savunmak yararlı olabilir. Her iki dü ünür de pornografinin gönüllü ve ahsi olarak izlenmesinde ve

okunmasında

hiçbir

ekilde

bir

sakınca

görmezken

pornografik

materyallerin halka açık ve rıza göstermeyenlerin gücenece i ortamlarda bulundurmamak

gerekli

oldu unu

dü ünürler.

Yani

her

sinema

veya

kitapçıdansa bazı yerlerin bu materyallere açık olması gerekti ini dü ünürler. Ama böylesi bir belirli yere toplama bu yerlere gidenleri tespit aracı hali alabilir.

Sansürün tehlikeleri Liberallerin sansürün pratikte uygulanırken ya anabilecek teknik problemler hakkında endi eleri vardır. Öyle ki bazı liberaller ve hatta feministler zarar ilkesini çi nemesine ra men sansürün olası tehlikelerinin bu zarardan çok daha büyük olaca ı görü ünde birle irler. Bu yasaların, mevcut görünürdeki piyasayı bir underground piyasaya dönü türmesi bir yana , mu lak ve yetersiz tanımlamalardan ötürü bazı edebi, sanatsal veya politik i lerin önüne set çekebilece inden endi e ederler.

Liberallerin tirazları Geleneksel liberaller pornografi hakkının savunucusu olsa da kimi ça da liberaller bu görü e katılmıyor. Bu liberaller, son zamanlardaki feminist teorisyenlerin öne sürdü ü tezlerin de etkisiyle, ki ilerin otonomisini, e itli ini ve ifade özgürlü ünü savunma adına geleneksel liberallerin yanında oldu u pornografinin aynı sebeplerle kar ısında bir duru sergilemeye ba lamı lardır. Bu liberaller zarar ilkesinin de arkasındadırlar,

iddet içeren veya

iddet

içermese bile a a ılayıcı unsurlar barındıran pornografinin ba kalarını özellikle 6


kadınları zarara u rattı ı bu yüzden sansür veya yasaklamanın do ru olaca ı görü ündedirler. Bu teorisyenlerin pornografiyi ki ilerde nihai olarak cinsel uyarılmayı amaçlayan cinsel bakımdan açık saçık materyaller olarak tanımladıktan sonra, iddet ö eleri barındıran, iddet ö eleri barındırmayan ama a a ılayıcı unsurlar barındıran ve ne iddet ne de a a ılayıcı unsurlar barındıran cinsel bakımdan açık saçık materyaller olarak üç kategoriye ayırdıklarını görürüz. Liberalleri

kendi

aralarında

pornografinin

me ruiyeti

konusunda

bölen

sebeplerin ilki ampirik temellidir: kimi liberaller pornografinin di erlerine zarara sebep oldu u konusunda güvenilir ve yeterli delil olmadı ı görü ündedirler. Di er fikir ayrılıkları ise kavramsal temellerden do ar: zarar tam olarak ne demektir, neden olmak ne demektir, böyle bir zarar varsa bile bu yasaklamalarla ortaya çıkacak zararlarla kar ıla tırıldı ında yeterince büyük müdür.

Feminist Yakla ımlar Pornografi kar ıtı feministlere göre pornografi ne zararsız e lence ne de terapatik fantezidir ne de u rattı ı zarar bir gücendirmeden ibarettir. Fakat bu kar ı duru tutucuların savundu u ilkeler üzerinden de il de, pornografinin kadınların sömürülüp baskıya u ramasında aldı ı temel rol üzerinden gider. Bu teorisyenler cinsel bakımdan açık saçık materyallerin ba lı ba ına zararlı oldu unu dü ünmezler. Bu fikir cinsel bakımdan açık saçık materyalleri pornografi ve erotika eklinde kategorize eder. Erotika, katılımcıların e itlik ilkesine etrafında ve kendi rızalarıyla katılım gösterdikleri materyaller olarak tanımlanırken, pornografiyi cinsel bakımdan açık saçık materyallerin kadınların zorlamalara maruz bırakılarak, kötüye kullanılarak, ezilerek ve a a ılanarak sergilendi i altkümesi olarak görürler.Onlara göre bu muameleler toplumda böylesi muameleleri destekleyen bir nitelik ta ır. 1983 yılında iki önde gelen feminist teorisyen, Catharine Mackinnon ve Andrea Dworkin Minneapolis Konseyi’nin talebi üzerine bir pornografi kar ıtı kararname hazırlamı lardır. Bu kararnamede pornografik materyallerin üretimi

7


da ıtımı ve satı ı yasaklanmamı tır, çünkü Dworkin ve Mackinnon böyle bir yasaklamanın ters teperek daha büyük zararlara sebep olabilece ini piyasanın underground hale dönü mesine sebep olabilece ini belirtmi lerdir. Ancak bu kararname bu materyallerin yapım, da ıtım ve satım a amasında zarar gören kadınlara dava açma ve bu zararı ispatlamaları halinde bu materyallerin ilerde yasaklanabilmesini içeren önemli haklar getirmi tir. Bu hükümler kimileri tarafından yasaklamaya kar ı temkinli tavrından ötürü övgü alırken, kimileri bunun pratikte yasaklamayla i levsel olarak aynı durumu ya ataca ını ileri sürmü tür. Bu kararname sadece pornografinin hukuki boyutunu sorgulamalara açmakla kalmamı , geleneksel olarak yasalarda tutucu bakı

açısıyla ele alınan

pornografik materyallere kadınların medeni haklarını kısıtladı ı fikriyle yeni bir yakla ım getirilmi tir. Bu kararname pornografiyi bir cinsel ayrımcılık ve kadınların e itlik hakkını gözetmeyen sistematik bir medeni hak ihlali olarak tanımlamı tır. Pornografi, yazı veya görüntü yoluyla kadınların ikincil ve itaat eder konumda sergilendi i ve özelde (i) kadınların insan olma vasıflarından soyutlanarak cinsel objelermi gibi yakla ıldı ı (ii)bu ‘obje’lerin a a ılanma ve acıdan zevk alıyor gibi gösterildi i (iii) tecavüz, ensest gibi cinsel istismarlardan ho lanıyor gibi gösterildi i (iv) kadınların ba lanıp, kesilip, yaralanıp sakat bırakıldı ı ve hatta öldürüldü ü (v) kadınların cinsel itaat, teslimiyet ve kulluk içinde oldu u duru ve hareketleri öne çıkaran (vi) kadınların vücutlarının yalnızca bir kısmı görüntülenerek kadınların sadece bu organlarından ibaretmi gibi sergilendi i (vii) kadınların hayvanlar veya objeler yoluyla suistimale maruz bırakıldı ı (viii) kadınların yaralanmı , a a ılık, i kence edilmi , pislik içinde, dövülmü ,kanatılmı ve bunların tüm bunların cinsel uyarıcı elemanlar olarak sergilendi i senaryolar içinde betimlendi i durumları kapsayan materyaller olarak tam da hukuki metinlerin gerektirdi i detay ve kesinlikte tanımlanmı tır. Dworkin ve Mackinnon’un pornografik materyallerin mahiyetine ve amacına yönelik bu argümanları yine de tüm feministlerce benimsenmi de il. Tabii ki

8


tüm feminist teorisyenler kadınların ikinci planda, itaatkar ve kul tezahürüne kar ı, ancak pornografik materyallerin buna sebep oldu u veya sebep oldu u varsayılırsa bile bunun hukuki yaptırımlarla engellenmesi gereklili i hararetli tartı ma konuları. Bu noktada Mackinnon’un bir ki inin pornografi kar ıtı olmadan feminist olmayaca ı eklindeki dü üncelerinin di er feminist teorisyenlerin bu tartı ma konuları ba lamında bazı hızlı genellemelerle yanlı anla ılmalarına da sebep oldu u a ikar. Pornografi kar ıtı feministlerin savundukları zararı iki geni kategoride ele almak mümkün: (1)Yapım safhasında kadın oyuncuların maruz kaldıkları baskı, zorlama ve sömürüler ve (2) birey ve grup temelinde, kadınların bu ürünlerin da ıtılıp tüketilmesi sonucu u radıkları zararlar. lk türden zarara örnek olarak Deep Throat filminde Linda Loveface rolünde ba rol oynayan aktris Linda Marchiano’nun bu filmin üretimi sırasında ya adıklarını, maruz kaldı ı zorlama, hipnoz, hap, dayak ve i kenceyi anlattı ı Ordeal adlı kitap. Marchiano’nun ba ından geçenler belki örnekleri arasında en a ırı olanlardan ve bu uygulamaların zaten bir ço u ba lı ba ına suç. Birçok feminist ve liberal, yapım a aması böylesi kriminal vakalarla dolu olan ürünlerin da ıtılmasına ve satılmasına kar ılar. Birçok feministin üzerinde durdu u öbür mevzu ise bu filmlerde rol alan kadınların bu seçimlerini ne denli özgürce yapmı oldukları. Bu ba lamda toplumun sosyoekonomik bakımdan dezavantajlı kesimlerinden gelen bu kadınların önlerinde seçim yapacakları alternatifleri olmadı ı için bir zorunluluk veya

zorlamadan

pornografi

endüstrisi

bahsedilebilece i zor

durumdaki

savunuluyor. kadınların

Mackinnon’a ruhsal

ve

göre

ekonomik

zafiyetlerinden istifade ederek büyük karlar elde eden bir sektör. Öte yandan pornografik filmlerde rol alan kadınların bazıları sömürülüyor oldukları fikrine kar ı çıkıyorlar. Bir porno yıldızı olma kararının tamamen onlar tarafından verilmi bir karar oldu unu belirtiyorlar.Öte yandan sömürü kurbanı oldukları yolundaki iddiaların, pornografinin de ersiz ve geçerli bir kariyer

9


seçimi olamayaca ını ve bu kadınların erkek egemen düzenin zavallı avanakları olarak gösteren dayatmacı yanını vurguluyorlar. Pornografi endüstrisi e er kadın çalı anlarını bir ekilde sömürüyor olsa bile, bunun yasaklanılabilece i de tartı ma konusu. Öyle ki birtakım feminist ve liberaller, süper marketler ve fast food zincirlerinin de pek de ba ka alternatifi olmayan kadınların zorunlu tercihleri oldu unu belirterek, sömürü etrafında bir yasaklamanın bu endüstrileri de içerece ini söylüyorlar. kinci türden zararlar ise genel olarak pornografik materyallerin satılması ve bunun sonucunda kadınlara yönelik zararları içeriyor.Kimi feminist teorisyenler, pornografiyi

kadınlar

hakkında

yanlı

bilgilendirme

yapan

bir

reklam

kampanyasına benzeterek, kadınların saygınlı ını hedef alarak ünlerine, güvenilirliklerine

ve

gelir

beklentilerine

önemli

ölçüde

zarar

verdi ini

savunuyorlar. Mackinnon tarafından zarar kavramanın haklar temelinde geni letilmesi son zamanlarda liberal ve feminist teorisyenlerin tartı malarının genel çerçevesini olu turuyor. Çünkü Mackinnon’a göre pornografinin kadınlara verdi i zarar çok özel ve ciddi bir boyutta: onların medeni haklarını ihlal ediyor, e itliklerini zedeliyor ve onları susturuyor, bir anlamda ifade özgürlüklerini kısıtlıyor. Ça da argümanların etrafında dola tı ı bu fikir üzerinde daha fazla durmakta fayda var. Pornografi kadınların e itsizli ini cinselle tirmek suretiyle onların ikinci plana itilmesine sebep oluyor. Mackinnon pornografinin, kadınların varlı ının ba lı ba ına erke in cinsel tatminini sa lamak oldu u, kadınların erkeklerin cinsel isteklerine ho nutlarmı

hizmet

eden

köleleri

gibi sergileyen

oldu u

halleri

kadınların

bunlardan

ve kadınların bu itaatkar ve ikinci plandaki

konumunu heteroseksüel ili kinin seksi, do al ve me ru bir boyutuymu gibi ele alan yönüne dikkat çeker. Ayrıca tüketicilerini kadınları bu cinsel itaat halinde algılamaya ve onlara böyle davranmaya artlayarak, kadınların toplumsal ve ki isel ili kilerinde katılımlarının bütün ve e it olmasını engellemektedir. Bu e itsizli in

öne

çıktı ı

boyut

kadınların

konu malarıdır.Bu

konu malar

erkeklerinkinin sahip oldu u güvenirlik, otorite ve etkiden yoksundur. Kadınlar

10


bütünüyle

sistematik

bir

ekilde

sessizle tirilmeye

çalı ılmaktadır

ve

Mackinnon’a göre pornografi bu duruma en azından üç farklı ekilde peki tirir. lk olarak, pornografi kadınların dinlenmeyece i ve anla ılmaya çalı ılmayaca ı alıcılar ve ortam yaratarak onları konu maya gönülsüz hale getirir. te bu yüzden, ço u tecavüz, cinsel baskı ve öteki

iddet olayları kadınlar

tarafından olu sıklı ının pek altında dile getirilmektedir. kinci durum ise pornografinin yarattı ı sosyal ili ki ortamının kadınlar konu salar bile özellikle söylediklerin pornografideki kadının söyledikleriyle çeli ti i hallerde dikkate de er bulunmamasına yol açmasıdır. Son olarak

pornografi kadının konu tu unun anla ılmamasına veya yanlı

anla ılmasına sebep olarak onları suskunlu a itmektedir.Özellikle, itiraz niyetiyle söylenen sözler ve çıkarılan seslerin pornografik ba lamda hiç de bu anlamlara gelmemesi hatta aksine cesaretlendirme ve te vik ünlemleriymi gibi kullanılması sosyal ya antılarında kadınların itirazlarının nötrlenmesine sebep olmaktadır.Bu durum büyük bir ehemmiyet arz etmektedir, çünkü e er anlatılmak istenenle anla ılanın tamamıyla zıt oldu u bir ortamda bazı liberal ve feministlerin çözüm mahiyetinde öne sürdü ü kamuya açık tartı malar, e itim kampanyaları, protestolar ve hicivler ba tan iflas edilmi

olacaktır.

Çünkü öbür taraftan pornografi böylesi algılamaları ba tan törpülemektedir. Mackinnon, kimi feminist teorisyenlerin öne sürdü ü, pornografi ve cinsel iddetin toplumda zaten varolan, kadına itaat içinde ve ikinci planda yakla an

zihniyetin bir sonucu oldu u fikrine kar ıdır.Pornografi toplumda

varolan bu yakla ımın esas sebeplerindendir ve pornografi var oldukça kadınlarda hep ikinci plana itilecek ve susturulacaklardır. Mackinnon’un problemi medeni haklar yönüyle yeniden ele alı ı bir çok liberali konuyu tekrar dü ünmeye sevk etmi tir. Liberallerin oldukça dar olan ve teknik olarak bireyin fiziksel müdahalelerden ötürü bedensel bütünlü ünün bozulması(öldürme, i kence,tecavüz vb.) eklinde algıladıkları zarar kavramını biraz daha açılmasına ve hak engellemelerini içerme yolunda geni lemesine yol açmı tır. Bu ba lamda kasti veya ihmalen bir ba kasının hak ve

11


özgürlüklerine müdahalede bulunan her eylem ve söz bir “zarar”dır. Aynı zamanda geleneksel liberallerin ifade özgürlü ü sebebiyle pornografi lehinde argümanları tekrar incelemek gerekmi tir. Çünkü Mackinnon, kadınların ifade özgürlü ünün de aynı kapsamlılıkla de erlendirilmesi gerekti ini göstermi tir. Bu durum problemi iki grubun ifade özgürlüklerinin çeli ti i bir düzlem üzerinde yeniden

kurmu ,

ve

neden

pornografi

yanlıların

ifade

özgürlü ünün

kadınlarınkinden ön sıraya alındı ının sorgulamalarını beraberinde getirmi tir.

Yasal düzenleme kar ıtı feminist argümanlar Bazı feministler pornografinin yararlarına parmak basarak kadının cinsel özgürlü ünde ve kadına geleneksel olarak biçilen tutucu rolün zindanlarından kurtulmasında oynadı ı rolü vurgularlar.

üphesiz ki burada pornografinin

kullanıldı ı ba lam Mackinnon’unkinden farklıdır. Çünkü Mackinnon bu tip materyalleri yok saymıyor fakat bunlara “erotika” demeyi tercih ediyordu. Bazı feministler ise yasal düzenlemelerin pornografinin sebep oldu u zararlara deva olamayaca ını ve aksine ters teperek daha büyük zararlara sebep olaca ından endi e ederler.Bu nedenle e itim kampanyaları, protestolar, hicivler, tartı malar gibi araçlarla tavır ve kültür de i ikli ini sa lamayı ye lerler. Esasında seksen feminist dü ünür bazı organizasyonlar etrafında birle erek Mackinnon

ve

Dworkin

tarafından

geli tirilen

pornografi

kar ıtı

yasal

düzenlemeler hakkında çekincelerini bildirmi lerdir. Bu çekinceler, tutucu kesimin fikirleriyle yo un bir hizada la manın politik tehlikeleri, lezbiyenlik gibi bazı cinsel yönelimlerin aleyhine olası hükümler, kadınların pornografi endüstrisinde çalı abilme özgürlüklerinin kısıtlanması, kadınlar için geleneksel olarak biçilen, cinselli in kadınlar için kötü oldu u fikrini destekliyor gibi olmak ile dikkat, efor gibi önemli kaynakları kadına yönelik yolundan savru turmak eklinde sıralanabilir.

12

iddeti engellemek


Zarara i aret eden ampirik kanıtlar mevcut mu? Feminist dü ünürlerin bu tezlerine ra men bir çok liberal dü ünür ikna edilmi görünmüyor. Kimileri zararı ola an kapsamıyla algılamaya devam ederek bu kapsamda bir zararın ispatlanmamı oldu unu söylüyor, kimileri ise kadınlara zararı dokundu unu benimsemesine ra men bunun yasal uygulamayla çözülemezli inden endi e ediyor. Liberal

dü ünür

Ronald

Dworkin,

Mackinnon’un

bu

pe in

hükümlü

de erlendirmelerine kar ın pornografinin cinsel suça sebebiyet verdi ini gösteren herhangi bir kapsamlı çalı ma bulunmadı ını belirtiyor. Fakat birçok çalı ma, iddeti benimseyen ki ilik özelliklerinin çocuklukta yani pornografik materyallerle kar ıla madan önce geli ti ini yani pornografik materyale ilginin bu ki ilik özelliklerinin ileride beraberinde getirdi i bir olgu oldu unu gösteriyor. Sıkça kullanılan zarara neden olmak ifadesi, nedensellik kavramına ili kin bazı ampirik

ve

metodolojik

problemleri

gündeme

ta ıyor.

Bazı

liberaller,

pornografik materyalleri bir ya da daha çok izlemi /okumu bireylerin masum beyefendiciklerken birdenbire azılı tecavüzcülere dönü ebilece i fikrini hiç de makul bulmuyor. Fakat yine de pornografik materyaller, bu yönde e ilimi olan bireylerde tecavüz kararıyla sonuçlanabilir, ve nihayetinde genel olarak tecavüz vakalarında bir artı ya anmı olur.Yani esasında iddet içerikli cinsel cürümlerin tek nedeni olmadan, belki ba ka faktörlerle birle erek olsa bile, bu tip cürümlerin oranında bir artı gözlemleniyorsa, kimilerine göre, bu cürümlerin sebebi sayılabilir. Buradaki nedensellik, sigara içme ve akci er kanseri ili kisindekine benziyor. Sigara içme ba lı ba ına akci er kanserinin gerekli ve yeterli

artı de il: hiç sigara içmeden akci er kanseri olan inanlar gibi

durmadan sigara içmesine ra men akci er kanseri olmayan, sapasa lam insanlar da mevcut. Fakat bugünlerde sigaranın akci er kanserine neden oldu u fikrinde bir uzla ma mevcut. Bu kabul, sigaranın ara tırmalara göre bazı di er faktörlerle birlikte akci er kanserini oldukça mümkün hale getirmesinden kaynaklanıyor. Esas itibariyle sigara kullanımıyla akci er kanseri vakalarının oranında artı

gözlendi i için sigara akci er kanserinin sebebi 13


sayılıyor. Pornografi de kimi çevrelerce benzer bir akıl yürütmeyle ba ka faktörlerin etki ve deste iyle bile olsa iddet içerikli cinsel suç oranında artı ya atması bakımından bu suçların sebebi sayılıyor. Bu konuda yazılmı bir çok resmi metin, deklarasyon da mevcut. Örne in Amerika’da 1970’te Müstehcenlik ve Pornografi Komisyonu’nun ve Williams Komitesi’nin hazırladı ı raporlarda klinik ve deneysel bulgulardan yola çıkılarak pornografi ve tecavüz arasında nedensellik bulunmadı ına i aret ediliyor. Fakat 1986 yılında Amerika’da Genel Hukukçular Pornografi Komisyonu’nun açıkladı ı raporda ise klinik ve deneysel verilere dayanarak cinsel

iddet

içeren materyalleri izleyen/okuyan bireylerde kadınlara yönelik agresif ve antisosyal davranı ihtimalinin arttı ı, ve bazı gruplarda yasadı ı cinsel iddet uygulamalarına neden oldu u belirtilmi tir. Bu rapor ayrıca iddet içermese bile a a ılayıcı unsurlar barındıran materyallerin o kadar yo un olmasa bile iddet içerikli olanlar gibi etkilere neden oldu unu fakat

iddet veya

a a ılayıcı ö eler barındırmayan (Mackinnon tanımlamasıyla “erotika”) materyallerin ise böylesi davranı larla bir nedensellik içerisinde bulunmadı ını aktarmı tır. Yine

bazı

ara tırmalara

göre,

iddet

içerikli

pornografik

materyaller,

tüketicilerinde tecavüz kar ısında artan oranda bir cinsel uyarılmaya veya bu iddet ö elerinin bir uyaran gibi benzer uygulamaları ki inin sosyal ya antısında ba latmasına veya bazı tecavüz mitlerine (kadınlar da aslında tecavüzden ho lanır ve ‘hayır’ derken aslında ‘hayır’ı kastetmezler.) itibarın artmasına, tecavüz fantezilerin artmasına ve ki ilerin e er yakalanma ihtimalleri yoksa tecavüze ba vurabilme meyillerinin artaca ı eklindeki beyanlarının artmasına neden olmaktadır.

Ampirik bulgular etrafında liberal ve feminist dü ünürlerin argümanları Kimi zaman birbiriyle çeli en sonuçlar ortaya koyan bu çalı malar en çok liberallerin kafasını karı tırıyor. Çünkü onlar açık bir delil olmadı ı sürece pornografi aleyhinde yasal bir uygulamanın me ru bir zeminden yoksun olaca ı görü ündeler. Öte yandan feministler, pornografinin bu ara tırmaların

14


büyük bir kısmının ilgilendi i iddet içerikli cinsel suç oranı artı ının meselenin bütün boyutu olmadı ını, zarar kavramının böylesi sı

bir boyutta de il de

kadınların sosyal ya antılarında medeni haklarının ihlaline uzanan geni bir ölçekte ele alınması gereklili ini vurguluyorlar. Liberal dü ünür Ronald Dworkin, Mackinnon’un pornografi kar ıtı zarar kavramını haklar temelinden ele alan argümanlarına katılmıyor. Dworkin’e göre bu argüman üzerinden olu turulacak bir yasal düzenleme, e itli in sa lanması için sanki bazı kesimlerin bazı temel haklarından feragat etmeleri gerekiyormu gibi bir anlayı olu turacak ve bu da çok tehlikeli sonuçlara davetiye çıkaracaktır. Dworkin’e göre bu düzenlemeyle güldürü amaçlı, ele tirel, sanatsal ve politik birçok dü ünce ve performans bu ba lamda engellemelere maruz kalacaktır. Öte yandan bazı liberal ve feminist dü ünürler, Mackinnon’un kadının toplumda ikinci plana itilmesinde pornografiye biçti i bu ba rolü ele tirirler. Onlara göre cinsel bakımdan açık seçik olmasa bile birçok materyal kadını ikinci planda konumlandırıyor. E er pornografi e itsizli i cinselle tiriyorsa, reklamlar ve romantik romanlar bunu süsleyip romantikle tiriyor ve böylece tıpkı pornografinin yaptı ı gibi me rula tırıyor. Üstelik bunu pornografi gibi açık seçik de il daha gizli kapaklı yapıyor. Mackinnon’un, liberallerin pornografi lehinde argümanlarında kullandı ı ifade özgürlü ünü kadınlar tarafından ele almasıyla ortaya çıkan yeni zeminde, Dworkin ifade özgürlü ünün yanlı anla ıldı ını dile getiriyor. Ona göre ifade özgürlü ü hem ki inin konu masını ve beyanlarını destekleyip hem de dinleyenleri buna saygılı ve kabul edici bir konumda olmalarını sa lamak de ildir. Kar ıt fikirdeki argümanların dinleyicileri daha dirençli kılması normaldir.

Örne in

yaratılı çıların,

evrimcilerin

tezlerinin

kendilerini

dinleyenlerini daha dirençli kılmasından dolayı veya tam tersi durumda evrimcilerin, ifade özgürlükleri çi nenmi olmaz. Öbür taraftan West gibi bazı dü ünürler de Mackinnon’un fikirleri üzerinden ifade özgürlü ünün salt ses çıkarma veya söz söyleme özgürlü ü olmadı ını

15


bu ses ve sözlerin alıcılar tarafından kastedildi i manalarda algılamasını temin edecek bir ortamı da kapsaması gerekti ini vurgularlar.Aksi taktirde ifade özgürlü ünün bir nevi ses çıkarma özgürlü üyle e olaca ını, pornografinin ekillendirdi i bir sosyal ba lamda ileti imin mümkün olamayaca ını ileri sürerler.

Film Teorisi ve Pornografik maj Skopofili, feti izm, bakı ve cinsel öteki, cinselli in sinema öyküleminde temsili konusundaki

yakın

zamanlardaki

argümanların

ana

kavramlarını

olu turuyor.Bu argümanlar Freud ve Lacan’dan ödünç psikoanalitik kavramlar kullanılarak postyapısalcı bir metodoloji üzerine oturtuluyor.Bu yazı, cinselli in temsiline postyapısalcı ve psikoanalitik açıdan bakmanın pornografik imaj ba lamında ya attı ı eksikliklere de iniyor. Pornografik imajın bir takım Freud ve Lacan varsayımlarıyla çeli ebildi ine ve pornografi çalı malarındaki metodolojik mu laklıklara parmak basıyor. Freud kavramlarının film çalı malarına uygulanması “bir rüya olarak sinema” yakla ımına dayanan eski bir gelenektir. Freud’un rüya analizi ,temelinde imajların analog kodlar olarak öne çıktı ı analizlerdir.Freud’un söyleminin önemli bir bölümü de hazzın kaynaklarına ili kindir, ki bu kaynaklardan biri “bakmak”tır. te Freud kavramları üzerinden film analizleri yapanlara göre de film, birer analog kod olan imajlardan olu an ve bu kodları izleyicilerin “röntgenci” denebilecek haz kaynaklarına yönelten bir olgudur. Son zamanlardaki bir çok çalı ma cinselli in sinema öykülemindeki temsilini feti izm ve skopofili üzerinden anlamaya çalı ır. Freud’a göre feti izm, ba larda nesnesiz ve yo unla mamı cinsel güdülerin yeti kinlikte belli yollara kanalize edildi i bir cinsel “sapkınlık”tır. Freud’a göre do umdan sonra insano lunun cinselli i otoerotik ve nesnesiz olması bakımıyla esasen “sapkın”dır. Fakat bir süre sonra toplumun do ruları etkisiyle-evlilik içi üreme esaslı heteroseksüel ili kiler- bir obje bulur ve cinselli i “normal” bir hal alır. Bu normalle me sürecinde bir takım cinsel güdülerin (koprofilik yönelimlerin) bastırılması veya yansıtılması gerekmektedir. Bu süreç içerisinde böyle güdülerde takılınması

16


durumunda ise normalli e giden bu yolda aksama olur ve ki i o basamakta takılır. Feti izm gibi sapkınlıklar böylesi takılmalara ili kindir. Freud’a göre feti izmin neden kaynakladı ı açıktır: erke in cinsel faklılıkla, kadınların penisi olmadı ı gerçe iyle ilk kar ıla masından sonra duydu u hadım edilme korkusu. Bu feti , erke in bir kere kadında (annesinde) oldu una inandı ı ve inanmamak istemedi i fallusun yerine geçer. Kadın cinsel

organlarından

korku

veya

tiksinti

bu

yüzden

feti izmin

temel

özelliklerinden biridir ve belirli bir feti formu annenin bir penis sahibi olmayı la yüzle me anını temsil eder niteliktedir. Freud’un feti izm algılayı ı Laura Mulvey’in Hollywood sinemasında cinselli in temsilini konu alan önemli makalesinin temel çatısını olu turur. Mulvey’e göre Hollywood sinemasında kadının temsili tam olarak hadım edilme korkusu ve feti izm üstüne kuruludur. “Fallosantrik bakı ın bütün yönlerinde varolan paradoks kendi dünyasını anlamlı kılabilmek için kadının hadım edilmi oldu u imajına dayanmasıdır, kadın temsili hadım edilme konusundan ba ka bir ey ifade etmemektedir.” Mulvey gibi, Christian Metz de bazı sinematik tekniklerin, bazı kamera hareketlerinin ve kadrajlamaların

hadım edilme korkusunu

hissettirmemeye yönelik olması itibariyle feti istik kabul edilebilece ini belirtir. Sinema erotik konularda hem kare kare hem de olay bazında durumun kenarından kıyısından geçmeyi tercih etmektedir ve bu tesadüf de ildir. Burada bir sansür söz konusudur, filmlerin tam da Freud’un feti izmin kadın cinsel organından korku ve tiksintisi ile kendini gösterdi i tezi ba lamında bir sansür. E er bir analitik model bir materyali bütünüyle açıklamakta eksik kalıyorsa fakat uygulamakta devam edilmek isteniyorsa, hangi bakımdan ve nasıl sebeplerle eksik kaldı ının açıklanması gerekir. Esasında Freud terminolojisi ve bu terminolojinin gerektirdi i analitik model film imajlarına uygulandı ı vakit bu modelin feti izm konusundaki temel varsayımlarıyla taban tabana çeli ir. Çünkü pornografik filmler, kadın cinsel organlarını erkeklere göstermek konusunda takıntılıdırlar ve hiçbir

ekilde bu gösterimi engelleyecek veya

savu turacak kamera hareketleri, kadrajlamalar kullanmazlar. Aksine erkek ve 17


kadın cinsel organları uzun süren yakın çekimlerle sergilenmektedir. Bu, Freud’un feti izmi kadın cinsel organlarından kaçınma olarak belirleyi i üzerinden Mulvey ve Metz’in geli tirdi i sinemasal faktörlerin bu cinsel farklılık gerçe ini gizlemeye yönelik oldu u teziyle uyu mamaktadır.Evet, Mulvey ve Metz Hollywood sinemasıyla ilgilenmi lerdir, ama modellerinin Hollywood sinemasının çe itli kurnazlıklarla saklamaya çalı tı ı bu cinsel farklılık gerçe ine pornografi

izleyicilerinin

neden

ve

nasıl

tahammül

edebildiklerini

de

açıklayabilmesi gerekir. Bu arada Lacan’ın bir takım Freud revizyonlarını film analizi ba lamında de erlendirmekte fayda var. Bu noktada esas önem izleyicinin imajlarla erkek egemen toplumun söylemiyle kurdu u ili kiye addedilmi tir. zleyici tamamen pasif bir alıcı konumundadır bu da izleyicinin bakı ını inkar eden bir yolda izleyicinin sinemayla hayali bir birlik ve özde le mi lik hissinden ötürü tamamen olmasa bile bir çok yönüyle ayna dönemine benzetilebilir. Lacan’ın teorisi böylece ileti imde izleyiciyi bo bir alıcı konumlandırmaktadır. Bu konumlandırma

yüzyılın ba larında oldukça

popüler olan kitlesel ileti imin mesajını korumasız alıcılarına kur un gibi ya dırdı ı “ kur un teorisi” modeliyle benzerlikler ta ımaktadır. leti im alanında artık hiç de geçerlili i olmayan bu teorinin yerini alıcıyı daha etkin konumlandıran karma ık modeller almı tır. Film teorisinin izleyicisiyle ili kisini hala “kur un teorisi” üzerinden

kuruyor olması ironiktir. Film teorisyenlerinin zorlu

macerası da bu olmalıdır: izleyiciyi yayvan ve pasif konumundan kurtarmak. Algı

psikolojisi alanındaki çalı malar da açıkça göstermi tir ki algısal

deneyimleme fenomenal dünya hakkında olu turulan hipotezlerin görsel bilgilerle aktif bir

ekilde tekrar tekrar test edilerek olu turulması

eklinde

gerçekle ir. Film çalı maları ileti im modellerini olu tururken yüksek bir seçicilikle Lacan psikoanalizini ve Benvenistian linguisti ini a ırlıkla genel çerçeve olarak ele almı tır. Halbuki, analizleri tarihsel ve ideolojik olarak kısıtlı olsa bile George Herbert Mead’ın öne sürdü ü egonun dil aracılı ıyla olu turuldu u fikri veya Mead’in kine benzer bir ekilde V. N. Volosinov’un dil sistemiyle bireysel ego

18


arsındaki ili kiyi Marksist terimler temeline ta ıyan statik ve tek yönlü olmayan bakı açıları da mevcuttur. Esas konuya dönmek gerekirse, Freud modellerinin varsayımları ile pornografik imajın cinsel organları direkt sergilemesi arasındaki bu çeli ki, cinsellik temsili ba lamında feti izm teriminin kullanılmasını seyrekle tirmi tir. Öbür taraftan kimi teorisyenler bir ba ka Freud terimini, skopofiliyi ( bir haz kayna ı olarak bakmak) cinsellik temsili argümanlarının merkezine yerle tirmi lerdir.Onlara göre

filmde

kadının

sunumu

erkek

izleyiciye

kadın

cinselli inin

hiç

ula amayaca ı gizemini anlamaya çalı aca ı bir fırsat sunmaktadır. Gözetleyenin heyecanı kadınlık gizemini yeterince bakmakla çözebilece i fikriyle peki ti inden, foto rafın “hile”lerin farkındalı ıyla birlikte asla tatmine ula amaz. E er hile söz konusuysa ke fetti inin do rulu undan nasıl emin olabilir

ki,

böylece

gözetleyen

durmaksızın

bir

incelemeye

mahkum

konumdadır. Pornografik filmde merak objesi kadın, gözetleyenin çözemedi i gizeminden ötürü duydu u öfke, o bunu saklıyormu çasına kadına yönelik bir saldırıya dönü ür. Böylece Freud’un cinsel heyecanın temeline yerle tirdi i bakma ve zalimane tavırlar tam da pornografinin nitelikleriyle örtü ür. Bu noktada esas önem arz eden nokta zalimane tavırlar, i kenceler ve a a ılamalar içeren filmlerin mevcudiyeti de ildir, üphesiz ki böyle filmler mevcuttur. Mesele bu ö eleri barındıran senaryoların yaygınlı ıdır, ki bu da içten içe film teorisi ve onun ilgi alanı olan filmler arasındaki ili kinin mahiyetine ili kin problemler barındırmaktadır. Çünkü psikoanalitik ba lamda ele alınan filmlerde cinsiyet temsilleri ara tırmalarında üzerinden ara tırma yapılan nesnelere,

filmlere

kar ı

metodolojik

bir

farketmezlik

havasında

yakla ılmaktadır. Bir çok film analisti, pornografik imajın özellikleri ile ilgili yorumlarda bulunmakta fakat bu yargılara hangi materyaller üzerinden ula tıklarına de inmemektedirler. Örne in, Annette Kuhn, “soft-core” pornografik foto rafların yapısal özelliklerini inceledi i bir makale yazmı fakat bu makaledeki hükümlerine hangi materyalleri, resimleri çalı arak ula tı ını belirtmemi tir.

19


Film analistlerinin örneklem konusunda sergiledi i bu farketmezlik yakla ımı esasında büyük bir varsayıma dayanır: pornografi tutarlı bir temsil rejimidir. Fakat John Ellis, pornografinin tutarlılık içinde bir temsil rejimi olmaktan çok tutarsızlık ve çeli kilerle dolu bir alan olarak ele alınması gereklili ini vurgular. Bu vurgu çalı malarda kullanılan örneklemin önemini de açıklar, bu alanda öylesine bir çe itlilik mevcuttur ki seçti iniz uygun örneklemler üzerinden her eyi

ispatlayabilirsiniz.

Erkeklerin

sadomazo istik

tavırlar

içinde

kadınları

a a ıladı ı bir örneklem üzerinden ula ılacak yargılar, kadınların erkekleri a a ılayıp iddet uyguladı ı filmlerden olu an bir örneklemden çıkarılacak yargıların tam tersi olacaktır. Esasında pornografik materyallerin büyük bir kısmı heteroseksüel ili kileri sergilemez, bu materyaller için kadın-erkek ili kisi üzerinden yapılan sorgulamalar alakasız kalır.

Örneklemin ehemmiyetine metodolojik kayıtsızlık ve sonuçları Örneklemin ehemmiyetine bu kayıtsızlık, teori bazında ileri sürülen yargıların örneklem üzerinden do rulanamaması gibi sonuçlar do urabiliyor.Bu durumu daha iyi izah edebilmek için Pennsylvanya Üniversitesi, Annenberg leti im Okulu’nun topladı ı veriler, inceledi i materyaller ve ula tıkları sonuçları inceleyece im. Bu ara tırma, “konulu” pornografik filmlerin içerik analizini yaparak erkek ve kadının temsilini, erkek- kadın ili kisi ve ileti im kalıplarını, kostümleri ve çe itli cinsel davranı ları da kapsayan bir yelpazede yargılara ula maya çalı ıyor. Her film bir kadın bir erkek tarafından karakterler, seks sahneleri, ve iddet içerikli davranı lar ekseninde kodlanıyor.Bu kodlamadaki uyu ma datanın güvenilirli ini gösteren bir ölçü kabul ediliyor. nceleme yaptıkları örneklem, 1972- 1985 arası en çok satan ve klasikle mi 32 filmi kapsıyor.(Deep Throat, Debbie Does Dallas vb.) Bu filmler herhangi bir video dükkanında rahatça bulunabilecek filmler, daha ekstrem olayların geçti i ve daha özel bir kitleye hitap eden, bulunması pek de kolay ve ucuz olmayan filmlerden de il. Bu 32 filmde toplamda 429 karakter ve 248 seks sahnesi üzerinde çalı ılıyor.

20


Postyapısalcı ya da psikoanalitik çerçeveden bakan bir ara tırmacı içerik analizinin pornografik imajı ara tırmada yetersiz oldu unu savunacaktır. çerik analizi film boyunca sunulan göstergelerden ibaret bir inceleme oldu undan bunların esas anlamlara nüfuz edemeyece ini ileri sürecektir.Fakat içerik analizi iki sebepten ötürü pornagrafik imajın ara tırılmasında uygun bir araç olmaktadır. lki, pornografik imaj hakkındaki fikirler ve genellemeler zımnen de olsa

nicel

terimler

üzerinden

kurulmaktadır.Örne in

Annette

Kuhn’un

pornografinin özelliklerinden biri olarak kadın vücudunu erkek vücudundan daha sıklıkla parçalı halde/kısmen gösterdi i saptamasında oldu u gibi. kinci olarak, teorik argümanlarda pornografik imajlarda cinsiyetlerin temsilini filmin direkt göstergeleri bazında dahi derin bir anlayı la ifade edilmedi ini görüyoruz. Halbuki Freud’un psikoanalizinde açık seçik göstergelerden daha gizli olanlara uzanı ı gibi biz de içerik analizi ile elde edece imiz nicel bilgileri derin manalara ta ımalıyız, bu bilgiler olmadan bu zaten pek mümkün olmaz. Bu nicel bilgi eksikli i bu konuyu ara tıranların kimi sebeplerden dolayı (belki bu filmlerin do asıyla ilgili olarak) yeterince pornografik film izlememi olmalarından da kaynaklanıyor olabilir. imdi Pennsylvanya Üniversitesince yapılan ara tırmalar sonucu elde edilen bulguları ve bunlardan çıkarılabilecek sonuçları, di er yaygın argümanlar etrafında ba lıklar halinde inceleyece iz.

Erkekli in ve erkek egemen bakı ın merkezi konumlandırıldı ı savı En yaygın savlardan biri pornografik materyallerin erkeksi cinsel dürtüler etrafında kuruldu udur. Bu endüstrinin

tüketicisinin ço unlu unun erkek

oldu u ve dolayısıyla bu filmlerin de erkeksi arzu ve fantezileri yansıttı ı do rudur. Fakat erkek cinselli inin ve erkek egemen bakı ın merkezili i konusunda bir yargıya varmanın filmlerde teorik metinlerdekinden daha zor ve mu lak oldu u da unutulmamalı. Heteroseksüel erkek tüketiciye hitap eden filmlerdeki lezbiyen ili ki sergilenen sahnelerde dahi, lezbiyen ili kinin erkek bakı

açısıyla kurgulandı ı ileri

sürülür.Bu sahnelerde yer alan ve penis yerini tutan çe itli objelerin esasında bu ili kinin erkek yoklu unda idareten yapılan ve asıl olarak erke i arzulayan bir 21


ili ki oldu u hissini uyandırır. Esasında bu sahnelerdeki lezbiyenizmin erkek varlı ının sürdürülmesi için kullanılan bir eleman oldu u belirtilir. Pennsylvanya Üniversitesi’nde yapılan ara tırmalara gelince çe itli “oyuncak” ve yardımcı malzemenin kullanılması filmlerde yaygın bir unsur olarak gözlenmemi tir. Bütün seks sahneleri içinde yüzde 16 lık bir kısım böyle sahnelerden olu maktadır. Toplamda 14 tane olan lezbiyen ili ki sahnesinin sadece dört tanesinde çe itli cinsel oyuncak ve yardımcı malzeme kullanılmı tır.Yani bu filmlerde, iddia edildi i gibi lezbiyenli in tamamıyla erkek arzusunun dı avuruldu u geçici bir me guliyet oldu u do rulanamamaktadır. Yine erkekli in merkezi konumlandırılı ı argümanlarının temel iddialarından biri vajinal ili kilerin di er ili ki formlarına nazaran daha sık yer almasıdır.Bu esas itibariyle erkeklerin vajinal ili kiyi kendi güçlerinin tasti i olarak gördü ünden daha zevkli buldu u varsayımına dayanır. Halbuki ele aldı ımız ara tırmanın bulguları bu ifadeleri do rulamıyor. Seks sahnelerinin sadece yüzde 71 inde vajinal ili ki gözleniyor. Bu yüzde 29 luk- neredeyse dörtte

birlik oran iddia

edildi i gibi erkek-kadın ili kisinin temeliyle bundan ibaret oldu u fikrine kapılaca ımız filmler için oldukça yüksek olsa gerek.Yine di er cinsel davranı formları, oral seks ve mastürbasyon cinsel aktivitenin rutin bir bölümü haline getirilmi . Kadın bedenin feti haline getirilmesi de erkek egemen bakı ın kanıtlarından biri olarak sunulmakta. Bu savlara göre kadın bedeninin erkek bedeninden farklı olu u, erke in hadım edilme korkusu temelinde çe itli erkeksi kostümlerle perdelenmekte. Referans ara tırmamızın bulgularına göre seks sahnelerinin yüzde 57 si herhangi bir

ekilde erotik kostüm barındırmıyor. Di er bir

feti le tirme kanıtı için öne sürülen durumlardan biri de kadının soyunması sırasında uzun süre kaydedilmesi veya senaryo içindeki bir ba ka erkek karakterin gözünden bu sahnenin aktarılmasıdır. Mulvey’in bu yönde tespit etti i feti le tirme, örne in von Stenberg filmlerinde, ili ki sırasında bütün öykülemin durması ve filmin kadın oyuncunun “direkt erotik raporlanması” haline dönü mesini referans alır. Ele aldı ımız çalı ma bulgularında soyunma seks sahnelerinin pek de yaygın rastlanmayan bir elemanı. Toplam seks sahnelerinin yüzde 16 sında kadınlar, 22


yüzde 3 ünde erkekler soyunurken görülüyor. Bu filmlerde de her ne kadar Mulvey’in belirtti i gibi cinsel ili ki ba ladıktan sonra öykülemin durması varsa da film kadın oyuncunun direkt erotik bir raporlanması haline dönü memi tir. Çünkü hem erkek hem kadın cinsel organları rutin olarak yakın çekimlerde gösterilmi tir. Üstelik bu filmlerde “karakter”leri filmden filme de i meyen erkek ve kadın oyuncular bile mevcuttur.

Kadının anonim kıl��ndı ı savı Di er yaygın iddialardan biri de pornografinin sadece kadınların cinsel organlarına yöneldi i ve böylece kadınların sadece cinsel organlardan ibaretmi çesine anonim kılındı ıdır. Kadının cinsel organını azami yakın çekimde sergileyen bu filmlerde, kadının sosyal bir karakteri veya bir kimli i yoktur veya varsa bile bu onun cinsiyetindedir. Esasında, konu aldı ımız ara tırmanın inceledi i filmlerde de isim veya kimlik sahibi olmayan, tek bir söz bile söylemeden sadece seks sahnelerde görevini yerine getiren ki iler rol almaktadır.Fakat bu ki iler kadından çok erkektir. Seks sahnelerinde görülen erkeklerin yüzde 36 sı kadınların ise 19 u anonimdir: kimli i veya tek repli i dahi yoktur ve belirli sahneler dı ında asla görünmez. Yine replik bazında ele alınacak bir anonimlik de erkeklerin yüzde 69 unun kadınlarının ise yüzde 83 ünün önemli ölçüde (çalı mada be satır konu ma olarak belirlenmi tir) bir repli e sahip oldu unu, bu ba lamda da erkeklerin daha anonim bir konumda oldu unu göstermektedir.

Erke in cinsel obje olmasının imkansızlı ı savı Pornografiyi psikoanalitik yakla ımla ele alanlar, pornografinin izleyiciyi erkek bakı ı perspektifinde konumlandırdı ı ve bu bakı ın erkek bedeninin cinsel obje gibi sergilenmesini tahammül edilemez ve rahatsızlık verici buldu unu belirtir. Erkek kendi bakı ına sahip ki iyi, benzerini, nesne olarak izlemekten kaçınır, ve zaten izleyici konumundaki bakı ın maskülen özellikler sergiledi i varsayıldı ından kadın da pornografinin merkezine yerle tirilir. Bu

iddialar

zımnen

kadın

bedeninin

çıplaklı ının

erkek

bedeninden

çıplaklı ından daha sık sergilenmesinin pornografinin genel bir kuralı olarak ele

23


almaktadır. Referans aldı ımız ara tırmanın bulguları ise erkek çıplaklı ının kadın çıplaklı ı kadar yaygın oldu unu gösteriyor. Ara tırma bu konu hakkında cinsel ili kinin ba ı, esnası ve sonunda olmak üzere giyiniklik durumu verilerini toplamı tır. Bu verilere göre, ili kinin ba langıcında erkeklerin yüzde 17 si, kadınların yüzde 20 si; ili ki esnasında erkeklerin yüzde 42si kadınların yüzde 51 i; ili kinin sonunda erkeklerin yüzde 51 i, kadınların yüzde 44 ü çıplaktır. Kameranın erkek cinsel organlarını görüntülemekten hiç kaçınmadı ı da göz önüne alınırsa , erkek izleyicilerin “benzerleri”nin bedenlerinin sergilenmesine tahammül edemediklerini farz etmek güçtür. Öte yandan cinsel ili ki sahnelerinin ba latıcısı konumunda yüzde 37 kadınlar yüzde 37 erkekler bulunmaktadır. Bu da kadın ve erkeklerin ili ki ba latmada e it derecede aktif oldu unu gösterir. Yukarıdaki örneklerde görülen teorik metinlerdeki savlar ve veriler arasındaki bu uyu mazlık, ara tırma örnekleminin ehemmiyetine ve verilere kar ı metodolojik kayıtsızlıktan ileri gelir. Bu kayıtsızlı ın temelinde belki de teorinin nasıl olması gerekti i kaygıları vardır. Dahası, disiplinler arası bir tahammülsüzlük, film çalı malarının teorilerini ara tırmada farklı disiplinlerin metodolojilerinden faydalanmasını engellemi tir. Film çalı maları, postyapısalcı bakı

açılarının epistemolojik açıdan bir çok

iddiasını yaraladı ı fakat pozitivizme kar ı antipatisini pek de yumu atamadı ı be eri bilimlerin bir kolu olagelmi tir. Bu antipati algısal deneyimler gibi tamamıyla ampirik ara tırmaya müsait konularda bile kendini hissettirmi tir. Halbuki film teorisi ara tırmaların ampirik boyutunu da ele almaktan kaçınmamalıdır. Son zamanlarda da film teorisinin di er alanların metotlarını veya bulgularını ödünç almaya ba laması daha kapsamlı bir disiplin olma yolunda ilerlemesini sa lamı tır.

24


Akla Takılanlar •

Neden pornografinin bütün tanımları kadrajdaki ilk düzey göstergeler üzerinden yapılmaktadır?

Kimi feminist teorisyenlerin postyapısalcı denilebilecek tanımlarının pornografik imaja yükledi i teleoloji imajın ontolojisi ba lamında ne gibi sorunlar do urur, pornografik imaja ba ka teleolojiler yüklemek mümkün müdür?

Feministler yakın plan çekimlerinin kadınların bütün ve insan olarak algılanmasına sebep oldu u kanılarında haklı mıdır, “postmodern” kadrajlamaların detay merakı bu anlamda yeniden mi gözden geçirilmelidir?

Neden yakla ımdan ba ımsız olarak pornografi üzerine çalı manın ahlaki bir boyutu vardır? Neden pornografi üzerine okumak,ara tırmak pornografik olarak algılanır?

Ki inin kendi bedenini direkt ya da foto rafik ve ya filmik imajlar vasıtasıyla incelemesi arasında ne gibi farklar vardır?

Bir film çekildi i andan itibaren mi, izlendi i andan itibaren mi pornografiktir?

Kendi ili kilerini izleyen çift için bu görüntüler pornografik midir? De ilse, Lacancı film-izleyici ili kisi modelinde, imajlarla özde le ilip kendi ili kisiymi gibi izlenmesinden yola çıkılırsa , bu, pornografi diye bir ey olmadı ı manasına mı gelir?

Bu alandaki incelemeler neden sanki bütün pornografik materyaller heteroseksüel ili ki sergiliyormu gibi yapılmaktadır?

Cinsel bakımdan açık saçık ve cinsel uyarılmaya sebep olan bir rüya pornografik olarak nitelendirilebilir mi? Hayırsa, bütün mesele Flusser’ın terimleriyle bir “teknik imaj” ve ya “aparat” problemi midir?

Bir çiftin ilerde bu ili kiden do acak çocuklarına göstermek üzere kaydettikleri videoyu çocuklarıyla birlikte, ailece izlemelerinin Freud’a göre ne gibi sakıncaları olabilir?

25


Referanslar Üç bölümden olu an bu derleme niteli indeki yazının çe itli çevrelerin yakla ımları

inceleyen

ilk

bölümü

Stanford

Felsefe

Ansiklopedisi’nin

Pornography and Censorship* makalesinin, film teorisi temelinde inceleyen ikinci bölümü Stephen Prince’in Cinema Journal 217:2 (1988:Winter) da yayınlanmı “The Pornographic Image and the Practice of the Film Theory” makalesinin özeti niteli indedir. Üçüncü kısımda bu okumaları yaparken ka ıtların kenarlarına daha sonra üzerinde dü ünmek üzere not aldı ım sorular bulunmakta. Stanford Felsefe Ansiklopedisi’ndeki makalenin tamamı ve konu ile daha geni kaynak listesi için a a ıdaki link takip edilebilir. *http://plato.stanford.edu/entries/pornography-censorship/

26



Emre Koyuncu- Pornografi