Page 3

Hakemli

TMS-2 Standardıyla, doğal olarak hizmet stoğu kavramı da ortaya çıkmıştır. Stoklar hizmet sunulması durumunda, işletmenin ilgili geliri elde etmediği hizmet maliyetini kapsamakta ve hizmet maliyeti bu durumda hizmet stoğunu oluşturmaktadır. Sunulan hizmet ile ilgili hâsılatın mali tablolara gelir olarak yansıtılmadığı durumlarda ilgili hizmet maliyeti giderleri bilançodaki açılacak olan hizmet stoğu hesabına alınmaktadır (www.accountancy.com.pk). Uygulamada genel olarak hizmet işletmesi mamulleri stoklanmamaktadır. Ancak TMS-2 Standardı hizmet işletmeleri de dahil olmak üzere bütün işletmelerin stok hesaplarında yer alan çıktıların maliyetlerinin nasıl belirlenmesi ve sonraki aşamalarda nasıl değerlenmesi gerektiği konularında ayrıntılı bilgiler sunmaktadır. 3. Stoklara İlişkin Türk Mevzuatında (VUK, MSUGT, TDHP, SPK, TTK) Yer Alan Düzenlemeler ve TMS-2 Standardı’nın Karşılaştırılması Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’nde (MSUGT) ve Tekdüzen Hesap Planı’nda (TDHP) stoklar, ilk madde ve malzeme, yarı mamuller-üretim, mamuller, ticari mallar, diğer stoklar şeklinde sınıflandırılarak bilançodaki 15-Stoklar Hesap Grubu’nun altında açılmış hesaplarda kayıtlanmaktadır ve bu hesap grubunun altında 158-Stok Değer Düşüklüğü Karşılığı (-) Hesabı da yer almaktadır. MSUGT-1’de, bilançonun dönen varlıkları içinde yer alan stoklar, işletmenin satmak, üretimde kullanmak veya tüketmek amacıyla edindiği ve bir yıldan daha kısa bir sürede kullanılacak olan yada bir yıl içinde nakde çevrilebileceği düşünülen varlık kalemlerinden oluşmaktadır. Ticaret işletmelerinde stoklar sadece satışa hazır ticari mallar olarak gösterilebilmekteyken üretim işletmelerinde stoklar: a)- Üretim sürecine henüz başlanılmamış, üretimde ya da diğer faaliyetlerde kullanılmak üzere bulundurulan hammadde, yardımcı madde, işletme malzemesi ve diğer malzemelerden oluşan mallardır.

İzmir SMMMO

b)- Üretim safhasında bulunan direk işçilik ve genel üretim giderlerinden belli oranlarda pay almış yarı mamul stoklarıdır. c)- Üretimi tamamlanmış ve satılmak üzere ambara alınmış mamul stoklarıdır (Demir, 2000). Türkiye’de Vergi Usul Kanunu stoklar ve stokları oluşturan unsurlar açısından TMS-2 ile benzerlik taşımaktadır. Ancak, stokların finansmanı hususundan borçlanmalara ilişkin kredi faizleri ve kur farklarının stok maliyetine yansıtılıp yansıtılmayacağı hususunda mevcut düzenlemeler ile TMS-2 arasında farklılıklar bulunmaktadır. Standart, stoklarla ilgili ortaya çıkan borçlanma maliyetlerini dönem gideri olarak kabul etmektedir. Ancak stok kalemi TMS-23 Borçlanma Maliyetleri Standardı’ndaki özellikli varlık sınıfına giren varlık konumunda ise, kur farkı ve faiz gideri gibi finansman giderleri varlığın satın alma bedeline dahil edilerek aktifleştirilebilmektedir. VUK’a göre ise borçlanma maliyetleri stoğun maliyetine dahil edilerek aktifleştirilmektedir. Stokların satın alınması ile ilgili ortaya çıkan vade farkları da standartta borçlanma maliyetlerine benzer biçimde, stok kaleminin özellikli varlık olması durumunda, dönem gideri olarak kabul edilmekte ve varlığın maliyetine dahil edilebilmektedir. Uygulamadaki mevcut sistemde ise vade farkları stoğun maliyetine dahil edilmektedir. VUK’un 274. maddesinde emtianın maliyet bedeli ile değerlendiği belirtilmektedir. Ayrıca mükellefler, satın aldıkları veya imal ettikleri emtianın maliyet bedeline nazaran değerleme günündeki satış bedelinde %10 ve daha fazla bir düşüklük gösterdiğini kanıtladığında, stoğun maliyet bedeli yerine, maliyet bedeli esası hariç olmak üzere emsal bedeli ölçüsünü uygulayabilmektedir (VUK, Md. 267). VUK 267. maddesine göre emsal bedel, gerçek bedeli olmayan (veya gerçek değeri bilinmeyen yada gerçek bedeli doğru olarak tespit edilemeyen) bir malın değerleme gününde satılması durumunda emsaline göre sahip olacağı değeri ifade etmektedir. Emsal bedeli birinci sırada, ortalama fiyat esasına göre tayin

dayanışma

29

27-40mahmut yardimcioglu hakemli.indd  
Advertisement