Issuu on Google+

Katılımcı Kent Yönetimi

Cuma ÇĐÇEK

ĐSTANBUL TEKNĐK ÜNĐVERSĐTESĐ FEN BĐLĐMLERĐ ENSTĐTÜSÜ ŞEHĐR YÖNETĐMĐ VE UYGULAMALARI DERSĐ DÖNEM MAKALESĐ

Konu Katılımcı Kent Yönetimi Öğretim Üyesi Y. Doç. Dr. S. Şence Türk

Hazırlayan Cuma ÇĐÇEK 502041863

Teslim Tarihi 20.05.2005

0


Katılımcı Kent Yönetimi

Cuma ÇĐÇEK

ĐÇĐNDEKĐLER ÖZET 1. GĐRĐŞ Metodoloji 2. KATILIMCI YÖNETĐM 2.1. Özel Sektör ve Katılımcı Yönetim 2.2. Sivil Toplum Kuruluşları ve Katılımcı Yönetim 3. KENT YÖNETĐMĐNDE KATILIMCILIK 4. KATILIMCI KENT YÖNETĐMĐ VE YEREL GÜNDEM 21 Yerel Gündem 21 ve Katılımcı Mekanizmalar 5. YEREL GÜNDEM 21 UYGULAMALARI 5.1. Peru ve Yaşam Đçin Kentler Forumu Peru Kent Yönetimi Eğitim Programları (PEGUP) Peru Yaşam Đçin Kentler Forumu’nun Sağladığı Gelişmeler 5.2. Porto Alegre ve Katılımcı Bütçe Uygulaması 5.3. Diyarbakır Yerel Gündem 21 Süreci 6. SONUÇ

1


Katılımcı Kent Yönetimi

Cuma ÇĐÇEK

KATILIMCI KENT YÖNETĐMĐ ÖZET Bu çalışmada katılımcı kent yönetimi konusu, literatür taraması ve örnek olay incelemesi metodolojisi ile irdelenmiştir. Bu amaçla ilk olarak katılımcı yönetim anlayışı ve bunun özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarındaki uygulamaları incelenmiştir. Daha sonra 1970 yıllarıyla birlikte başlayan sürdürülebilir kalkınma, artan demokratikleşme tartışmalarıyla paralel olarak yerel yönetimlerde katılım kavramının popüler hale gelmesi değerlendirilmiştir. Teorik değerlendirmelerden sonra dünya genelinde yaygın olarak uygulanan ve katılımcı kent yönetimi uygulamalarının gelişimini sağlayan Yerel Gündem 21 (YG21) süreci ve bu sürecin özellikleri özetlenmiştir. Son bölümde ise yapılan teorik incelemeler çerçevesinde, “Porto Alegre: Katılımcı Bütçe Uygulaması” , “Peru Yaşam Đçin Kentler Forumu” ve “Diyarbakır YG21 Süreci” örnekleri incelenmiştir. 1. GĐRĐŞ Katılım kavramının, 1970’li yıllarla birlikte tartışılmaya başlandığı görülmektedir. 1990’lı yıllarla birlikte bu kavramın hem özel sektörde, hem sivil toplum kuruluşlarında hem de kamuda tartışılmaktan çıkıp popüler hale geldiği, bir çok alanda olmazsa olmaz olarak vurgulandığı, ama bununla birlikte uygulamada bir kaç iyi örnek dışında pek de başarının sağlanamadığı görülmektedir. Özel sektörde, endüstriyel demokrasi gibi kavramlar kullanılsa da katılım kavramının daha çok verimlilik, performans artırma, değişen çevre koşullarına uygun dönüşümleri yapma olarak ele aldığı görülmektedir. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişmelerle birlikte çevre koşullarında yaşanan gelişmeler, işletmeleri, varlıklarını sürdürebilmek ve daha da büyümek için insan ve bilgi kaynağına yatırım yapmaya zorladı. Đşletmelerde insan faktörünün öneminin öne çıkmasıyla birlikte katılımcılık kavramının da yavaş yavaş ortaya çıktığı ve bununla ilgili çeşitli saha çalışmalarının, teorik incelemelerin yapıldığı görülmektedir. Sivil toplum kuruluşlarında benzer bir dönüşümün yaşandığı görülmektedir. Sivil toplum kavramının güçlenip, kamusal alanda bir aktör olarak ortaya çıkışının, katılım kavramının siyasal literatüre girmesiyle birlikte geliştiği görülmektedir. Sivil toplum kuruluşlarının da hem gelişmelerini sağlayan ideolojik argümanlardan dolayı (demokrasi, insan hakları, özerkleşme, devlet dışı denetim ve katılım, açıklık, hesapverebilirlik gibi) hem de üretim güçlerini, etkinlik düzeylerini geliştirmek için katılımcılık kavramına sarıldıkları görülmektedir. Katılım kavramının kent yönetiminde tartışılmaya başlanması daha çok siyasal literatürdeki değişimlerle birlikte ortaya çıkmıştır. Son yıllarda yapılan demokratikleşme, temsili demokrasiden doğrudan demokrasiye, katılımcı demokrasiye geçiş tartışmaları, devletlerin yaşadıkları meşruluk krizi katılım kavramını popüler hale getirmiştir. 1992 Rio Yeryüzü Zirvesi’yle sürdürülebilir kalkınma kavramının benimsenmesi ve kalkınmanın yerelliğinin vurgulanması, katılım kavramının yerel yönetimlerin gündemine girmesini sağladı. Katılım kavramı hem kamuda, hem özel sektörde ve hem de sivil toplum kuruluşlarında, çok farklı siyasal kimliklere sahip politik hareketlerin tümünün programlarında vazgeçilmez bir kavram olarak öne çıkmasına rağmen, uygulamada sınırlı bir iki örnek dışında, başarılı uygulamalara rastlanmamaktadır. 2


Katılımcı Kent Yönetimi

Cuma ÇĐÇEK

Metodoloji Bu çalışmada katılımcı kent yönetimi konusu, literatür taraması ve örnek olay inlemesi metodolojisi ile irdelenmiştir. “Katılımcı Kent Yönetimi” konusunda araştırma yapılırken bir çok metot kullanılabilir. Birkaç yerel yönetimin karşılaştırılması suretiyle, katılımcı kent yönetimi incelenebilir. Ya da bir kentin farklı dönemlerdeki yönetim tarzları incelenebilir. Çeşitli kentlerin yöneticileriyle yapılacak anketlerle, bu yöneticilerin katılımcı kent yönetiminden algıladıkları ve uygulamaları değerlendirilebilir. Buna benzer farklı metotları kullanmak da mümkündür. Konu hakkında genel bir bilgi birikiminin oluşması ve farklı çalışmalara temel teşkil etmesi amacıyla literatür taraması ve örnek olay incelemesi metodolojisi tercih edilmiştir. Çalışma kapsamında ilk olarak katılımcı yönetim kavramı incelenmiştir. Daha sonra bu katılımcı yönetim kavramının özel sektörde ve sivil toplum kuruluşlarında kullanımı ve uygulamaları değerlendirilmiştir. Katılımcı yönetim anlayışı genel olarak değerlendirildikten sonra kent yönetiminde katılımcılık konusu teorik olarak incelenmiştir. Daha sonra katılımcı kent yönetimi konusunda bütün dünya ölçeğinde binlerce kentte uygulanmakta olan Yerel Gündem 21 süreci, bu sürecin özellikleri teorik olarak özetlenmiştir. Son olarak ikisi yurtdışında ve biri de yurt içinde olmak üzere üç ayrı YG21 uygulamaları incelenerek karşılaştırma olanağı sunulmuştur. 2. KATILIMCI YÖNETĐM Yönetimde katılımcılık hem kamu kuruluşlarında hem özel sektörde ve hem de kar amacı gütmeyen kuruluşlarda son yıllarda öne çıkmaktadır. Katılım, bir proje grubundaki tüm üyelerin, organizasyondaki tüm karar süreçlerinde kendi çabalarını katabildikleri bir değişim süreci olarak tanımlanmaktadır.1 Büyüyen, gelişen kurumsal yapılar, hiyerarşiyi eritmeye, yumuşatmaya çalışmakta, bunun için de katılımcı yönetim kültürünü geliştirerek, yeni insanları kazanıp, onların disiplin içinde çalışarak kendini adamış insanlar haline gelmesine, prosedürlere, normlara uyum sağlamalarına ve bu normları geliştirmelerine, bunun için bütün kademelerde ve düzeylerde katılımı yükseltmeye çalışmaktadır.2 2.1. Özel Sektör ve Katılımcı Yönetim Katılımcı yönetim anlayışı, özel sektörde uzun bir dönemdir uygulanan ve karar mekanizmalarına çalışanların katılımını sağlamak anlamına gelen bir yönetim teorisidir. Özellikle 1960’lı yıllardan sonra çalışanların karar mekanizmalarına katılımında bir yükselişin olduğu görülmektedir. Genel olarak yönetim modelleri, iş odaklı otoriter yönetim anlayışı ve çalışan odaklı demokratik ya da katılımcı yönetim modelleri olarak tartışılmaktadır. Yetki dağıtımına (empowerment) ya da katılımcılığa dayalı yönetim modelleri, iş dünyasında ve kalkınma modellerinde ciddi anlamda öne çıkmaktadır. Örneğin Japon firmaları Hitachi, Nissan, Honda, Mitsubishi ve Toyota gibi kar amacı güden kuruluşlarda çalışanların katılımına dayalı bir yönetim modelinden bahsedilmektedir. Yine son zamanlarda özellikle 1980 sonrası yıllarda çalışanların katılımına dayalı yönetim anlayışının sağlıklı bir büyümeyi sağladığını, ve insan kaynakları yönetimlerinin strateji oluştururken başvurdukları temel bir kavram 1 Berry, J. D. (n.d.) Exploring the concept of community: implications for NGO management. CVO International Working Paper Number 8. s. 2 2 Sheehan, J. NGOs and participatory management styles: a case study of CONCERN Worldwide, Mozambique. CVO International Working Paper Number 2. ss. 3-4

3


Katılımcı Kent Yönetimi

Cuma ÇĐÇEK

olduğunu görmekteyiz. Bugünlerde ise Japon firmalarından etkilenerek açığa çıkan takım çalışması, toplam kalite yönetimi gibi yönetim anlayışlarının popüler hale geldiği görülmektedir3. Kar amacı güden kuruşlarda katılımcılığın yükselmesi ile ilgili birkaç perspektifin olduğu belirtilebilir. Guest ve Knight, endüstriyel ve ekonomik sorunların, değişen uluslararası pazar şartlarının, çalışanların artan beklentilerinin üstesinden gelmek ve endüstriyel demokrasiyi sağlamak için katılımın gerekli olduğunu savunurlar. Yine Lawler’a göre, değişen çevre şartlarına -sosyal, ekonomik, iş dünyası ile ilgili, ürün ve iş gücü değişimi- verilecek en iyi cevaptır katılımcı yönetim anlayışı. Wall ve Lischeron, katılımcılığı, çalışma yaşamının kalitesini artırmak olarak tanımlar. Katılımcılığın artması sadece çalışma dünyasındaki hümanizmle ilgili değildir. Bearwell ve Holden, daha fazla katılımcılığın daha fazla verim, daha fazla etkinlik ve daha fazla kar olduğunu söylemektedir. Genel olarak katılımcılıkla performans arasındaki bağlantıya dikkat çekilmektedir.4 2.2. Sivil Toplum Kuruluşları ve Katılımcı Yönetim Yakın zamanda bir çok yazar, katılımcı yönetim anlayışının hükümet dışı kuruluşlar (NGOs) için uygun olduğunu savunmaktadır. Roche, deneyimlerin, yarı otonom, özyönetim anlayışına dayalı federe ünitelerden oluşan, enformasyonla bütünleşmiş, kooperatif bir öğrenme süreçlerin olduğu, hiyerarşik olmayan bir yapının, mikro-kalkınma anlayışa dayalı organizasyonlar açısından daha iyi bir organizasyon dizaynı olduğunu ifade etmektedir. Campbell ve Fowler, hükümet dışı organizasyonların adem-i merkeziyetçiliği (decentralization) ve katılımcı karar verme mekanizmaları yaratmaya ihtiyaç duyduğunu belirtiyorlar. Bu şekilde, sorun çözme, çevreye uyum sağlama yetenekleri artacak, esnek bir yapıya kavuşacaklardır. Yine Clark, sivil toplum örgütlerinin çalışanlarının, genellikle bu kuruluşların sosyal değişim misyonlarına olan inançları ve kurumun değerlerini paylaşmalarından dolayı, işlerini yüksek sorumlulukla yürüttüğünü söyler.5 Sivil toplum örgütlerinde katılımcılık genellikle hiyerarşik yapının yumuşatılması, düzleştirilmesi, yönetimsel sorumlulukların pratik ihtiyaçlara ve durumlara göre paylaştırılması olarak tanımlanıyor.6 Mozambik’te, CONCERN Worlkwide adlı sivil toplum kuruluşu üzerinde, katılımcı yönetim konusunda saha çalışması yapan James Sheehan, katılımcı yönetim anlayışının her şeyden önce katılımcı gelişim paradigmasını gerektirdiğini ifade ediyor. Hükümet dışı kuruluşlar açısından katılımcı yönetim çoğunlukla üzerinde durulmamış, araştırılmamış bir konudur. Bu, hükümet dışı kuruluşlarının yönetiminde karmaşıklığın ve katılımın öneminin anlaşılması açısından bir şans sunmaktadır. Bu, bir kuzey hükümet dışı kuruluşu olan CONCERN Worlkwide’da kapasite değişimini ve yeni düşünceler gelişimini sağlıyor.7 Desantralizasyon, sivil toplum örgütleri açısından, yerel topluluklara (coğrafik açıdan ve sosyal açıdan) daha kolay hizmet sunmayı, yerel kurumların kurulmasını kolaylaştırmayı, yerelde yaşayan insanların katılımının artmasını ve kurumsal ve entelektüel çeşitliliğin güçlenmesini sağlar. Kısacası, desantralizasyon, organizasyonel süreçlerin dinamik bir yapıya kavuşması, kalitenin artması ve devamlılık, katılımcı yönetim anlayışı için en iyi yoldur.8 Sheeden’a göre katılımcı yönetim anlayışı ile örgüt içi demokrasi arasında doğrudan bir ilişki 3

Sheehan, J. age. s. 6 Sheehan, J. age. s. 6 5 Sheehan, J. age. s. 8 6 Fyvie, C. & Ager, A. (1999). NGOs and Innovation: Organizational Characteristics and Constraints in Development Assistance Work in The Gambia. World Development, Volume 27, Issue 8. ss. 1383-1395. 7 Sheehan, J. age. 8 Uvin, P., Jain, P. S. & Brown, L. D. (2000, Ağustos). Think Large and Act Small: Toward a New Paradigm for NGO Scaling Up. World Development, Volume 28, Issue 8. ss. 1409-1419. 4

4


Katılımcı Kent Yönetimi

Cuma ÇĐÇEK

vardır. Katılımcılık, sadece organizasyon yapısı ve aktiviteleri ile ilgili değildir. Katılımcılık aynı zamanda kuruluşun politikalarını, stratejilerini belirleme süreçlerini de esas alınması gereken bir perspektiftir.9 Katılımcılık ile öğrenen organizasyonlar arasında da bağlantı kurulmaktadır. Senge, gelecekte gerçekten çok iyi olmak isteyen organizasyonların, organizasyonel yapının tüm kademelerinde, insanların sorumluluklarını, bağlılıklarını ve öğrenme kapasitelerini arttırmaları gerektiğini keşfettiklerini savunmaktadır.10 Wierdsma ve Swieringha, bir çok uluslararası hükümet dışı kuruluşun (INGO), öğrenmeyi başarmak için, katı merkezi (centralised) organizasyon yapılarını değiştirdiklerini ve adem-i merkeziyetçi (decentralised) bir organizasyon yapılarını oluşturduğunu belirtiyorlar. Hiyerarşik, merkezi, kontrol anlayışına dayalı örgütlenmeler, karar vericilerin gerçeklikten uzaklaşmasına, öğrenme ile yapma arasındaki önemli ilişkinin kopmasına, zayıflamasına, tüm bunlar da öğrenme süreçlerinin zayıflamasına neden olmaktadır. Hiyerarşik olmayan iletişim mekanizmasıyla ve öğrenmeye karşı açık olmakla, uluslararası hükümet dışı kuruluşlar, değişimleri karşılama, yine karmaşık gelişim sorunları karşısında çözüm bulma konusunda daha esnek bir yapıya kavuşmaktadır.11 Örgüt içi katılım ve demokrasi üzerine çalışan Gülgün Erdoğan TOSUN, örgüt içi katılım ve demokrasi süreçlerini yorumlayabilmek için kavramsal süzgece ihtiyaç olduğunu belirtir. Tosun, beş farklı katılım düzeyinden bahseder. Bunlar, ilgililere tek yönlü veri veya bilgi iletme sürecini kapsayan “enformasyon düzeyi”, hedef kişi veya grupların özelliklerine dikkat etmeyle tanımlanan “duyarlılık düzeyi”, enformasyon verilen grupların düşünce ve görüşlerinin alınmasını kapsayan “danışma düzeyi”, ilgili taraflarla eşitlik temelinde görüşme ve tartışmaların yapıldığı “diyalog kurma düzeyi”, konuşmaların ötesinde herhangi bir mekanın düzenlenmesi, bir faaliyetin gerçekleştirilmesi gibi konularda bireylerin doğrudan müdahale imkanının olduğu “ortak yönetim düzeyi”dir.12 3. KENT YÖNETĐMĐNDE KATILIMCILIK Özel sektör ve sivil toplum kuruluşları arasında olduğu gibi, kamu sektöründe de, hem yerel hem de merkezi düzeyde bulunan idari-politik sistemlerin katılımcı bir anlayışa göre yeniden organize olduğu ve yönetildiğini görmekteyiz. Farklı politik ve ideolojik düşüncelere sahip kesimler bugün katılım kavramını sahiplenmektedir. Katılımcı yerel yönetim uygulamalarına iyi bir örnek olan Porto Alegre deneyimi üzerine yapılan çalışmada Yıldırım, bu süreci şöyle ifade ediyor; “…neo-liberal politikaların bir aracı olarak kullanılan “katılım”ı aynı zamanda demokratik talepler için toplumsal ve siyasi talepler veren sol kesimler de -kavramın içeriği farklı biçimde yorumlanıyor olmakla birlikte- sahipleniyor. Özellikle yerel politikalar bağlamında, yelpazenin hemen her yerindeki partilerin programlarında katılım, vazgeçilmez bir kavram oldu.”13 Son yıllarda, kent alanında sosyal, ekonomik dönüşümler, genel olarak fordizmden, post-fordizme geçiş olarak tanımlanabilir. Bu değişim de kent yönetiminde bir değişimi getirdi. Kent yönetiminde bu değişim, ���yönetim” kavramından “yönetişim” kavramına geçiş

9

Sheehan, J. age. ss. 22-23 Sheehan, J. age. ss. 6-7 11 Madon, S. (1999). International NGOs: networking, information flows and learning. The Journal of Strategic Information Systems, Volume 8, Issue 3. ss. 251-261. 12 Tosun, G. E. (2000). Demokratikleşme-sivil toplum tartışmasının görünmeyen boyutu: Sivil toplum örgütleri içinde katılım ve örgüt içi demokrasi. Birikim, 130. ss. 59-60 13 Genro, T & Souza D. U. (1999). porto alegre: özgün bir belediyecilik deneyimi. Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi (WALD) Yayınları. Đstanbul. s. 7 10

5


Katılımcı Kent Yönetimi

Cuma ÇĐÇEK

olarak tanımlanıyor14. Yönetişim kavramı, dikey, hiyerarşik yönetim sisteminden, demokratik temsili ve katılımı, ademi merkeziyetçiliği esas alan yatay, ağlara dayalı bir yönetim sistemine geçişi ifade ediyor. 1970 ve 1980 yıllarıyla birlikte Fordist sistemin eleştirisinin geliştiğini görmekteyiz. Bu eleştirilerle birlikte kentin organizasyon yapısında ve yönetiminde de değişimler tartışılmaya başlandı. Bir çok kavramla adlandırılan bu yönetim anlayışı, kamu sektörünün organizasyonel, kurumsal yapısının esnekleştirilmesi, farklılıkların çoğalması, yatay bir yönetsel sistem, politik-idari sistemin kent kalkınmasında rol ve sorumluluk sahibi aktörlerden sadece biri olduğu anlayışı gibi hususlarla tanımlanmaktadır. Yeni yönetim anlayışı, dikey, tepeden yönetim anlayışı yerine, ağsal bir yapıya sahip bir idari-politik sistemi kurmayı ifade ediyor. Bu sistemde, özel ve gönüllü sektör kuruluşları gibi bir çok aktörün yönetsel süreçlere katılımlarına olanak tanınmaktadır. Bu değişim literatürde bir çok farklı kavramla ifade edilmektedir15. Florentina Astleithner ve Alexander Hamedinger yaptıkları çalışmada, bu yeni yönetim anlayışını ifade eden kavramlardan biri olan Yeni Kamu Yönetimi (New Public MangementNPM) üzerinde duruyorlar. NPM, yönetim kavramından yönetişim kavramına geçişi, kent yönetiminin yeniden yapılandırılmasını ifade ediyor. 1980 yılları ile birlikte sanayileşmiş devletlerin rollerinin, görevlerinin ve politik-idari sistemlerinin faaliyetlerinin tartışılmaya başlanmasıyla birlikte bu değişimin başladığı görülmektedir. Yerel politik-idari sistemlerin finanssal manevra olanaklarını hızla yitirmeleri, ekonomide ve sosyal hayatta karşılaşılan esnekleşme süreci karşısında sistemin performansını artırmaya yönelik baskıların artması, kamu sektöründe yeni yönetsel form arayışlarının temel nedenleri olarak gösterilebilir. NPM ile ilgili en temel yaklaşımlardan biri, durumu bir özel şirket gibi ele alan ve 3E (economy, efficiency and effectiveness) olarak ifade edilen politik-idari sistemin, ekonomi, verim ve etkinlik açısından değerlendirilmesidir. Sistemin verimliliğini ve etkinliğini artırmak yeni bir değerlendirme ve yargı sistemini gerektiriyor. NPM iki temel yönlendirmeyi içeriyor: (1) özel sektörden alınan ve çalışanların sayısını azaltarak maliyet etkinliği, departmanlar arası yeni iletişim tarzları, desantralize, yatay organizasyonlar, sorumlulukların yerele devri, kalite kontrol gibi kavramları içeren örgütsel modernizasyon ve insan sermayesinin geliştirilmesi, müşteri odaklı, motivasyon, eğitim, yetki devrine dayalı stratejiler ve alt düzeyler dahil sivil toplumun katılımın arttırılması gibi hususları içeren işgücü modernizasyonu.16 NPM ile ilgili yapılan eleştiriler, bu yaklaşımın özel sektör kaynaklı olduğu ve özel sektör ve kamu nitelikleri ve yapıları birbirinden farklı olduğu için kamuya uymayacağı noktalarında odaklanmaktadır.17 Özellikle kadınların kent yönetimine katılımı üzerinde çalışan Jo Beall, katılım kavramının yetki vermek (entitlement) ve müsaade etmek (empowerment) olarak tanımlanabileceğini ifade ediyor. Yetki vermek anlamında katılım, kadınların ve erkeklerin kaynakları yönetmesi, toplumun ve kentin iyi olması için sorumluluk alması ve katkıda bulunmasıdır. Müsaade etmek anlamında katılım, kente bulunan örgütlü grupların (ve bu gruplar içinde yer alan bireyler) ilgilerini tanımlamaları ve bunu rahatlıkla ifade etmelerini, başkalarıyla etkileşime geçmelerini, kentin organizasyonel yaşamını ve kendi rollerini dönüştürmelerini ifade etmektedir18. Yine Robinson, özellikle kalkınma süreciyle birlikte kent yönetimi konusunda “iyi yönetim” kavramının öne çıktığını vurgulamaktadır. Yazara göre katılım konusunda iki temel yaklaşım var. Bunlar esas olarak finanssal hesapverebilirlik ve 14

Astleithner, F. & Hamedinger, A. (2003). Urban Sustainability as a New Form of Governance: Obstacles and Potentials in the Case of Vienna. Innovation, Vol. 16, No. 1 s. 52 15 Astleithner, F. & Hamedinger, A., age. ss. 53-54 16 Astleithner, F. & Hamedinger, A., age. ss. 55 17 Astleithner, F. & Hamedinger, A., age. ss. 56 18 Beall, J., (1996). Participation in the city: where do women fit in? Gender and Development Volume 4, Number 1/February, s. 9

6


Katılımcı Kent Yönetimi

Cuma ÇĐÇEK

etkin idare etmeye önem veren yaklaşım ile daha çok politik konularla ilgili olan demokrasi, insan hakları ve yönetim konularına önem veren yaklaşımdır.19 Kent yönetiminde sürdürülebilirliğin göstergeleri üzerinde çalışan Meine Pieter van Dijk ve Zhang Mingshu, kent yönetiminde başarılı bir katılımcı uygulama için bazı elementlerin var olması gerektiğini belirtiyorlar. Bilginin elde edilebilirliği, ulaşılabilirliği, kamu katılımı için ilk önemli element. Kararlar, yerel öncelikler, stratejik eylem planları gibi ilgili bilgilerin tümü, tüm ilgili ortaklar için ulaşılabilir olmalı. Đkinci önemli element ortaklar arasında bir konsensüsün inşa edilmesidir. Bu konsensüs, ortakların görüşmesi, tartışması ve düşüncelerini paylaşması yolu ile inşa edilmelidir. Bununla birlikte stratejik eylem planları tüm ortakların katılımı ve anlaşmasıyla hazırlanmalıdır. Son element ise, stratejik eylem planlarının denetlenmesidir. Konsensüslerin oluşturulması, beklenen amaçların başarılması süreçlerinde, tüm uygulama aşamalarında kamunun denetimi garanti altına alınmalıdır20. Michael Crilly, Adam Mannis, Karen Morrow yaptıkları ortak çalışmada benzer vurgular yapıyorlar. Bu yazarlara göre, katılımcı bir yönetim modeli için, STK’lar, halk grupları ve yerel otoriteler arasında bir güvenin inşa edilmesi gerekmektedir.21 Halkın katılımının ilk adımı, ulaşılabilir ve anlaşılabilir bilgiler sağlamaktır, ikincisi, halkın yapılanları değerlendirme, öneri ve uygun eylemler sergilemesine olanak tanımaktır, üçüncüsü ise, halktan geri bildirim almayı sağlayacak mekanizmaları kurmaktır22. Yoksullukla mücadelede katılımcı bir yaklaşım sağladığı başarılar üzerinde çalışan Peder Hjorth, yoksulluğu yok etmenin, kökünü kurutmanın yolunun, holistik, katılımcı bir yaklaşım geliştirerek, bilgi paylaşımının sağlandığı bir yapı kurup ve bu yapı ile öğrenmeyi geliştirmekten geçtiğini belirtiyor. Yazara göre, projeler ve programlar tüm tarafların bilgilerine dayanarak şekillendirilmelidir. Bu yolla dinamik, işbirliğine dayalı bir ortam oluşturabilir. Yoksulluğun azaltılması konusunda, kamunun sağduyusu ve holistik düşünce sistemi, karar verme, öğrenme süreçlerinde ve yenilikçilikte kalitenin gelişmesi için temel bir başlangıç noktası olabilir. Esnek, süreç odaklı, toplumun değişiminde ihtiyaçlara ve kapasiteye önem veren, değer biçen stratejiler büyük olasılıkla başarıya ulaşır. Tek bir metottan ziyade, bir çerçeveye ihtiyaç var, bu çerçeve içerisinde farklı yaklaşımlar, yöntemler esnek ve üretken bir tarzda, yerel katılımcıların, partnerlerin katılımına, paylaşımına, kendi yaşamları ve koşullarını analiz etmelerine ve bu bilgilere göre yaşamlarını planlayıp harekete geçmelerine olanak sunacak tarzda karşılaştırılıp harmanlanabilir23. Katılımcı kent yönetimi ve bilgi teknolojileri üzerinde çalışan Jeff Turner, Len Holmes and Frances C. Hodgson, karar verme süreçlerinde kontrolün ve katılımın olmamasının, vatandaşlar arasında sosyal dışlanmışlığa (social exlusion) neden olduğunu ifade etmektedirler. Sosyal dışlanmışlık sorununun çözülmesi için kent yöneticilerinin kent ile ilgili konularda halkın kararlar üstünde olmasını, kontrol ve katılım olanaklarını artırması gerekir. Yazarlara göre bu sorunların çözümünde teknolojik gelişmeler, önemli bir çözümleyici güçtür ve çok sayıda yurttaşın sosyal politikaların belirlenme sürecine katılımına olanak sağlıyor24. Sosyal dışlanmışlık, karar verme süreçlerinde kontrolün ve katılımın olmamasından kaynaklanmaktadır. Bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanmak, servis sağlayıcı ajanslar, kurumlar ile servisten faydalanan kullanıcılar arasındaki ilişkiyi, servis kalitesini, organlar 19

Beall, J. age. s. 13 Dijk, M. P. V., & Mingshun, Z. (2004). Sustainability indices as a tool for urban managers, evidence from four mediumsized Chinese cities. Environmental Impact Asseement Review. Article in Pres. s. 19 21 Crilly, M., Mannis, A. & Morrow, K. (1999) Indicators for Change: taking a lead. Local Environment, Vol. 4, No. 2, s. 162 22 Crilly, M., Mannis, A. & Morrow, K. age. s. 154 23 Hjorth, P., (2003). Knowledge development and management for urban poverty alleviation. Habitat International 27. s. 381, 386 24 Turner, J., Holmes, L., & Hodgson, F. C., (2000). Intelligent Urban Development: An Introduction to a Participatory Approach. Urban Studies, Vol. 37, No. 10, s. 1728 20

7


Katılımcı Kent Yönetimi

Cuma ÇĐÇEK

arasında geri dönüşümü ücretsiz ve zaman harcamaksızın geliştirebilir. BĐT ayrıca toplumda dezavantajlı ve marjinal durumda olan grupların, kent yönetimi ve hizmetleri ile ilgili konularda, daha kolay karar-verme süreçlerine katılmalarını sağlar, böylece bu gruplar daha fazla yarar sağlar, ayrıca servis sağlayıcılara açısından da verimliliğin artışına olanak sunar.25 Kimi akademisyenler, katılımcı yerel yönetim anlayışını, daha radikal bir temelde ele almakta, katılımcılığı mevcut sorunların çözümü ve daha verimli bir yönetim modelinin geliştirilmesinin ötesinde görmekte, sorunların bir sistem sorunu olduğu ve alternatif bir sistemin yaratılması gerektiğini savunmakta ve bu konuda radikal çözümler önermektedirler. Bu konuda toplumsal ekoloji hareketinin öncü düşünürü Murray Bookchin sunmuş olduğu konfederalist yönetim modeliyle dikkat çekmektedir. Bookchin konfedere sistemi şöyle tanımlıyor; “… konfederasyon, ademi merkezileşmeden, özyeterlilikten ve karşılıklı bağımlılıktan oluşan bir birliktir; Yunanlıların paideia adını verdikleri vazgeçilmez nitelikteki ahlaki eğitim ve karakter oluşturma süreci de bu birliğin bir parçasıdır; paideia günümüzdeki pasif seçmenleri, ya da tüketicileri değil, katılımcı bir demokrasi çerçevesinde akılcı bir biçimde hareket eden etkin yurttaşları ortaya çıkarır. Sonuç olarak, birbirimizle ve doğal dünyayla olan ilişkilerimizi bilinçli bir biçimde yeniden oluşturmamızdan başka bir alternatif yoktur.”26 Bookchin konfedere sistemi, çeşitli köylerdeki, kasabalardaki, büyük kentlerin mahallelerindeki karşılıklı ilişkiye dayanan demokratik meclislerin ağı olarak tanımlıyor. Bu konfedere meclislerin üyeleri sözü edilen meclisler tarafından seçiliyor. Bu meclislere seçilen delegeler her an görevden alınabiliyor ve yerelde bulunan meclislerin belirledikleri politikaların koordinasyonu ve yürütmesini gerçekleştirmek üzere seçiliyorlar. Bu delegelerin cumhuriyetçi sistemlerde olan parlamenterlerden farkı politika belirleme yetkilerinin olmaması ve tamamıyla idare ve uygulama ile sınırlı bir yetkiye sahip olmalarıdır. Bookchin’in savunduğu konfedere sistemde politika oluşturma süreci ile bu politikaların hayata geçirilmesi ve eşgüdümü süreci birbirinden keskin bir şekilde ayrılmıştır. Politika oluşturma yetkisi yerleşimlerde bulunan halk meclislerinin yetkisi alanındadır, politikaların uygulanması ve koordinasyonu ise sözü edilen meclislerin delegelerinden oluşan konfedere meclisin yetki ve sorumluluk alanındadır. Bu sistemde otorite aşağıdan yukarıya doğru kullanılmakta ve güç yukarıya doğru çıktıkça azalmaktadır. 27 4. KATILIMCI KENT YÖNETĐMĐ VE YEREL GÜNDEM 21 Katılımcı kent yönetimi uygulamaları içinde en önemli örnek YG21 uygulamalarıdır. 1992 yılında Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen Rio Dünya Zirvesi / Sürdürülebilir Çevre Konferansı’nda, sürdürebilir kalkınma 21. yüzyılın gündemi olarak belirlenmiş ve Gündem 21 başlığı altında bir eylem planı hazırlanmıştır. Ve bu konferansa katılan BM’ye üye bütün ülkeler bu eylem planını kabul etmişlerdir. Bu konferansta yerel yönetimler, sürdürülebilir kalkınma sürecinin temel aktörleri olarak tespit edilmiş ve sürdürülebilir kalkınma süreci doğası gereği yerel olduğundan bu sürecin uygulayıcı organizasyonu olarak YG21 süreci başlatılmıştır28. Bilim ve teknolojideki hızlı gelişmeler, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda önemli güç kaynakları yaratmış, insanlığın üretim kapasitesini geliştirmiştir. Eğitim, sağlık, sosyal yaşam, ekonomik üretim gibi birçok alanda olumlu gelişmelere neden olan bilgi ve eletişim 25

Turner, J., Holmes, L., & Hodgson, F. C., age. s. 1724 Bookchin, M., (1992). Kentsiz Kentleşme & Yurttaşlığın Yükselişi ve Çöküşü, Ayrıntı Yayınları, Đstanbul, s. 372 27 Bookchin, M., age. s. 370 28 Emrealp, S., (2004). Türkiyede Yerel Gündem 21 Programı, Yerel Gündem 21 Uygulamalarına Yönelik Kolaylaştırıcı Bilgiler El Kitabı. Uluslar arası Yerel Yönetimler Birliği – IULA EMME Yayını. Đstanbul, s. 29 26

8


Katılımcı Kent Yönetimi

Cuma ÇĐÇEK

teknolojileri, bununla birlikte kalkınma, gelişme, ilerleme politikaların yanlışlığından dolayı yerkürenin ve üzerinde yaşayan insanların geleceğini tehdit etmeye başlamıştır. Tehlikenin ürkütücü bir noktaya gelmesi, 1970 yılları ile birlikte tartışmaları başlatmış ve bu tartışmalarda tehlikenin ulaştığı düzeye dikkat çekilmiştir. Bu yıllarlar birlikte çevre ve kalkınma sorunları, tüm dünyada en önemli gündemler olmaya başlamıştır. Dünyanın her geçen gün kirlenmesi, doğal kaynakların tükenmesi, doğal yaşamın tahrip olması ve bunun sonucu olarak, canlı türlerinin azalması, su, toprak ve hava kirliliğinin artması, ormanların tükenmesi, çölleşmenin artması, atıkların geri dönüştürülmemesi ve birikmesi, ozon tabakasının aşınması, küresel ısınma, yine doğal tahribatla birlikte sosyal sorunlardaki patlamalar, dünya nüfusunun hızla artması, yoksulluğun, işsizliğin, açlığın hızla artması, kentsel sorunların çoğalması, eşitsizliğin tüm dünyada daha da artması, devletlerin silahlanma yarışı içine girmesi gibi daha da uzatılabilecek sorunlar, farklı bir bakış açısını, bir müdahaleyi ihtiyaç haline getirmiştir. Bu tartışmalarda sürdürülebilir kalkınma çözüm gücü olan bir yaklaşım olarak öne çıkmış ve BM aracılığıyla dünya gündemine girmiştir.29 1992 yılından bu yana, yaklaşık 135 ülkedeki binlerce kentte uygulanmakta olan30 ve 21. yüzyılın gündemini oluşturmayı hedefleyen YG21, katılımcılığı ve ortaklığı esas alan “yönetişim” anlayışını temel dayanak noktası olarak belirliyor. YG21, halkın yerel demokrasi okuludur. Halkı günlük yaşamını doğrudan etkileyen sorunların gündeme alınıp, tartışıldığı, çözümlerin üretildiği ve bunların uygulamaya geçirildiği bir süreçtir31. Gündem 21 amaçlarına ulaşmak amacıyla, katılımcı bir anlayışla birçok aktörün ve birçok sahanın, sektörün birlikte yer aldığı, yerelde bulunan sürdürülebilir kalkınma sorunlarının çözümünü ve bu konuda uzun vadeli stratejik bir eylem planının hazırlanıp hayata geçirilmesini hedefleyen bir süreçtir32. Gündem 21 Eylem planının 28. bölümde ifade edilen, uluslar arası nitelikte kabul gören ideal tipteki katılımcı yerel çevre yönetiminin altı kilit amacı şunlardır: (1) çoğulcu bir yaklaşımı, karar verme süreçlerinin açık olduğu esnek bir kurumsal yapıyı geliştirmek, (2) yerel ortaklarla (stakeholder) diyalogun geliştirilmesi, (3) konsensüse dayalı bilgileri esas alan bir yerel çevresel yönetimin inşa edilmesinin geliştirilmesi, (4) kapsamlı bir sürdürülebilirlik gündeminin geliştirilmesi, (5) çok sektörlü ortaklığa dayalı uygulamaların geliştirilmesi, (6) çok sektörlü, yönlü bir ağın (cross-border networking) geliştirilmesi. Bu normlar, farklı sosyal, politik, ekolojik, kültürel ve tarihsel koşullara göre daha belirgin, açıklayıcı ve uygun hale getirilmelidir33. YG21 ile ifade edilen çoğulcu yaklaşım, politika üretme sürecinin demokratikleştirilmesi olarak tanımlanabilir. Ademi merkeziyetçilik, ortaklık, yurttaş katılımı ve yetkilendirilmesi bu sürecin bileşenleri olarak vurgulanabilir. Çevresel yönetimde, yerel bilgi kaynağının üretilmesi ve bunun bir konsensüse dayalı olması, uzun vadeli yerel sürdürülebilirliğin en önemli merkezi bileşenini oluşturuyor. YG21 sürecinin başarısı, planlama sürecinde yerelde bulunan yurttaşları, iş gruplarını dinleme ve onlardan bir şeyler öğrenmesine dayanıyor.34 Son yıllarda kent yönetiminde, sivil toplumun önemi konusunda önemli bir artışın olduğu görülmektedir. Canlı, hareketli bir sivil toplumun, kentsel kalkınmada pozitif sonuçları elde edilmesi için gerekli olduğu vurgulanmaktadır. Devlet, özel sektör ve aile dışında kalan alanda çalışma yapan gönüllü, kar amacı gütmeyen kuruluşlardan, sosyal ve politik 29

Emrealp, S., age. s. 13 Emrealp, S., age. s. 29 31 Emrealp, S., age. s. 39 32 Emrealp, S., age. s. 19 33 Barrett, B., & Usui, M., (2002). Local Agenda 21 in Japan: transforming local environmental governance. Local Environment, Vol. 7, No. 1. s. 50 34 Barrett, B., & Usui, M., age, ss. 60-62 30

9


Katılımcı Kent Yönetimi

Cuma ÇĐÇEK

hareketlerden, profesyonel ve savunuculuk yapan organizasyonlardan oluşan sivil toplum kuruluşlarının kent planlamasına katılımı ile mevcut sorunlar karşısında yeni düşüncelerin, analizlerin ve yaklaşımların geliştirilmesi mümkün olmaktadır. Bu kuruluşlar ayrıca kamu düşüncesinin oluşmasında da aktif bir biçimde önemli rol oynayabilirler.35 Sürdürebilirlik, yerel, ulusal ve uluslar arası politika belirleme sürecinde sosyal, çevresel ve ekonomik boyutların entegrasyonunu gerektirir. 1992 Yeryüzü Zirvesi ile başlayan Gündem 21 ve YG21 süreci, sürdürülebilir kalkınma için var olan en önemli güçlerden biridir. Yerel kalkınmayı kolaylaştırmayı, geliştirmeyi amaçlayan bu organizasyon, toplumlar için önem taşımaktadır36. Sürdürülebilir kalkınmanın temel felsefesi, tabandan, aşağıdan yönetim ve yerelde bulunan vatandaşların sürece katılımıdır37. YG21, yerel sorunlara karşı yerel çözümlerin üretilmesini ve toplumun katılımını teşvik etmektedir. Genel olarak “küresel düşün, yerel davran” anlayışını benimsemektedir. YG21 kendi kendine yeterliliği, yerel kalkınmayı ve toplumun katılımını önemsemekte, ortak çalışma ve hareket etmek için iyi bir çerçeve sunmaktadır38. YG21 sürecinin demokratik ve çevresel etkileri konusunda çalışan Makro Joas, YG21 sürecinin iki önemli yönüne vurgu yapıyor: (1) yurttaşların politik ve yönetsel karar verme süreçlerine katılım olanakları, (2) şeffaflık ve karar verme süreçlerinin düzeyleri, bilginin yayılımı. Bu iki yön YG21 uygulamalarının temel amaçlarını ifade ediyor.39 Kamu katılımı üzerinde çalışan Liz Sharp katılımı, politika sürecinin bir parçası olarak değerlendiriyor. Kamu katılımı, sorunlar karşısında farkındalığın artışını, politik taahhütlerin güvence altına alınmasını, düşüncelerin, fikirlerin ve bilginin elde edilmesini amaçlar. Bu amaçlar, dışsal bilginin artmasına ihtiyaç duyulduğunu ve katılım sürecini, kamunun eşit bir statüde olduğu ve politikaların belirlenirken söz sahibi olduğu bir süreç olarak ifade eder. YG21 süreci ile danışman yaklaşımından, uygulama yaklaşımına doğru bir değişim garanti altına alınıyor. Danışma eyleminden, kamunun kolaylaştırıcı olduğu, yardımcı olduğu bir eylem düzeyine geçişi ifade ediyor. Bu bir yönüyle demokrasiyi yaymanın dolaylı yöntemleri olarak da görülebilir.40 Đsveç’in Göteborg kentinde YG21 süreci üzerinde çalışma yapan Khakee’ye göre, bu süreç, yerel otoritelerin vatandaşlarla, yerel organizasyonlarla ve özel kuruluşlarla diyaloglarını geliştirmelerini gerektiriyor. Kamusal diyalog, iletişime dayalı planlama için çok önemli bir elementtir41. Tüm aktörleri kucaklayan bir diyalog, iletişime dayalı planlamanın (communicative planning) önemli dayanak noktalarından biridir. Đletişime dayalı planlama, yerel demokrasiyi geliştiren ve bir çok politik alanda kalkınmayı büyüten, teşvik eden tüm aktörleri kapsayan interaktif bir süreç olarak tanımlanabilir. Bununla birlikte YG21, bir plandan öteye, sürdürülebilir kalkınmanın ekolojik, sosyal, kültürel, ekonomik ve politik yönlerini entegre etmeyi ifade ediyor.42 YG21 sürecinde geliştirilmek istenen diyalog ile amaçlanan, sürdürülebilir bir yaşam tarzının ve kalkınmanın yerel ve küresel boyutları hakkında, geniş kesimleri kapsayan bir 35 Sorensen, A., (2001). Urban planning and civil society in Japan: Japanese urban planning development during the ‘Taisho Democracy’ period (1905–31). Planning Perspectives, 16. ss. 383, 385 36 Holland, L., (2004). Diversity and Connections in Community Gardens: a contribution to local sustainability. Local Environment, Vol. 9, No. 3, s. 285 37 Holland, L., (2004). age, s. 289 38 Holland, L., (2004). age, s. 286 39 Joas, M., (2001). Democratic and Environmental Effects of Local Agenda 21: a comparative analysis over time. Local Environment, Vol. 7, No. 2. s. 214 40 Sharp, L., (2002). Public Participation and Policy: unpacking connections in one UK Local Agenda 21. Local Environment, Vol. 6, No. 1. ss. 15, 19 41 Khakee, A., (2002). Assessing Institutional Capital Building in a Local Agenda 21 Process in Göteborg. Planning Theory & Practice, Vol. 3, No.1. s.53 42 Khakee, A., (2004), age. s. 54

10


Katılımcı Kent Yönetimi

Cuma ÇĐÇEK

öğrenme sürecini geliştirmektir, daha genel ifade ile “kurumsal sermayeyi” (institutional capital) geliştirmektir. Kurumsal sermaye (institutional capital) üç temel öğeden oluşur: (1) geçmiş deneyimler sonucu oluşan çeşitli bilgi kaynakları, bilimsel araştırmalar, insanları, mekanları ve sorunları anlama kapasitesi, sorunlara yeni pencerelerden bakma, insanların destekledikleri kararları kolaylaştırmak için bilgileri ve anlamayı zenginleştirmek ve paylaşmak, bilimsel, teknik ve pratik anlamayı kapsayan ve ekolojik sorunlara cevap verecek ve yerel eylemin önemini ifade eden politik yaklaşımların geniş bir bölümünü geliştirmek için gerekli geniş bilgi birikimini ifade eden entelektüel sermaye, (2) kararları ve eylemleri koordine etme kapasitesini güçlendirmek ve desteklemeyi başarmak için, geniş bir kesimden oluşan ortaklar arasında işbirliğini mümkün kılacak sosyal ağ kaynaklarını ifade eden, eylemler, insanlar ve mekanlar arasındaki ilişkiler sürecinde düşünmeyi kapsayan sosyal sermaye, (3) politikacılarla, hükümet üyeleri ile birlikte yurttaş hareketleri ve ortak grupların gündemi şekillendirmeleri ve eyleme geçmeleri için gerekli olan istek ve sorumluluğu ifade eden, ortak hareket etme kapasitesi anlamına gelen politik sermaye 43. Yerel Gündem 21 ve Katılımcı Mekanizmalar Yerel ortaklıklara ve “yönetişim” kavramıyla ifade edilen yeni yönetim anlayışına işlerlik kazandırmak için YG21 süreci kapsamında ilk olarak geniş tabanlı yurttaş katılımına olanal sağlayacak ve toplumsal uzlaşmayı sağlayacak mekanizmaların oluşturulması gerekmektedir. YG21 sürecinde, bir çok yerde çevresel koşullara bağlı olarak özgün modeller oluşsa da, bazı temel mekanizmalar tanımlanmıştır. Bu mekanizmalar ve dikkate alınması gereken hususlar şunlardır:

43

44

Kent Konseyleri: Tüm örgütlü ortakların ve örgütsüz kesimlerin yeterli bir şekilde temsiline özen gösterildiği; bireysel katılım ile kurumsal katılım dengesinin gözetildiği, kent ölçeğindeki platformların oluşturulması,

Çalışma Grupları (ya da Habitat II Zirvesi’nin ifadesiyle “kozalar”) oluşturulması; kadınların ve gençlerin bu gruplara etkin katılımının sağlanması; elverişsiz durumdaki gruplarının temsili; çalışma alanlarının kentin önceliklerini yansıtması; farklı çalışma gruplarının kendi aralarındaki koordinasyonun sağlanması,

Kadın ve Gençlik Meclisleri: Kadınların ve gençlerin kendi katılımcı platformlarını ve yönetişim ağlarını geliştirmelerinin teşvik edilmesi, kadınların ve gençlerin yerel karar alma süreçlerine katılımını arttırıcı politikalar ve mekanizmalar geliştirilmesi,

Özel Đlgi Grupları: Çocuklar, yaşlılar ve engelliler gibi özel ilgi gerektiren grupların, YG21 süreçlerine ve katılımcı mekanizmalara etkin olarak katılımlarının sağlanması; bu amaçla, özel ilgi gruplarına yönelik çeşitli katılım mekanizmalarının, platformların oluşturulmasının teşvik edilmesi,

Mahalle Ölçeğinde Katılım: Mahalle ölçeğinde yurttaşların katılımına önem verilmesi ve bunun için gerekli mekanizmaların yaratılması,

YG21 Sekreterlikleri: Kent ölçeğinde YG21 sürecini koordine edecek ve destekleyecek, esnek bir yapıya sahip bir yönetim organının oluşturulması;

YG21 Evleri: Yerel ortakların buluşması ve ortak çalışabilmesi için uygun çalışma mekanlarının oluşturulması.44

Khakee, A., (2004). age. s. 54-56 Emrealp, S., age. s. 62

11


Katılımcı Kent Yönetimi

Cuma ÇĐÇEK

5. YEREL GÜNDEM 21 UYGULAMALARI 5.1. Peru ve Yaşam Đçin Kentler Forumu Bu bölümde YG21 hareketinin bir örneği olan; kentlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve üniversitelerin oluşturduğu, “üçlü çalışma modeli” olarak adlandırılan “Peru Yaşam için Kentler Forumu” incelenmiştir.45 Belediyeler

Kent Çevresel Birlikteliği STK’lar, özel sektör ve diğer kuruluşlar

Üniversiteler

Şehirler Yerel Gündem 21 Sürecine Katılım Şekil 1. Kent Çevresel Birlikteliği46

Peru, bir çok Latin Amerika ülkesi gibi kentleşmenin hızlı yaşandığı, nüfusun %70’inin kentlerde yaşadığı ve on yıllar içerisinde bu oranın %90’a çıkması beklenen bir ülke. Yapılan değerlendirmelere göre nüfusun yarısından fazlası yoksuldur. Öte yandan önemli düzeyde çevre sorunları, kent hizmetlerinin sağlanamaması, sınırlı eğitim ve iş imkanı gibi sorunlar bulunmakta. Peru’nun şehirlerinin tüm bu çevresel ve yoksulluklar ilgili sorunların nedeni olarak merkezileşmiş yönetim organları ve yerel ekonomi, kentin kaderi üzerindeki gücü elinden alınmış, zayıf bırakılmış yerel yönetim organları olarak belirtilmektedir.47 Peru’da yerel yönetimlerin STK’lar ile birlikte çalışmaya başlaması ile birlikte birikimlerin mobilize edilmesi ve projelerin yürütülmesi kolaylaştı. Sosyal kalkınma, yoksulluğun azaltılması ve son yılların üretken kalkınması ile ilgili bir çok yerel yönetim faaliyetleri, bu katılımcı yaklaşım ile birlikte gelişti. Bu katılımcı yaklaşım ile STK’lar ve yerel yönetimler (belediyeler) insan ve finanssal kaynaklarını birleştirerek yerel kalkınma projeleri geliştirdiler, kamu ile, halk ile üretken katılımcı bir ilişki güçlendirdiler. Bir çok Peru kentinde, ayrıca toplumun iş, emek ve diğer birçok kaynak açısından destek sunması, ortak bir kalkınma ruhunun gelişmesi sağlandı. Bu konuda bilinen en iyi örnek Villa El Salvador (El Salvador Kenti) ve YG21 bünyesinde olan Kent Danışmanlığı Süreci ve Bütünleşik Kalkınma Planı ve çevresel yatırımlarda katılımcı bütçe uygulamalarıdır.48

45

Steinberg, F. & Miranda, L. (2005). Local agenda 21, capacity building and the cities of Peru. Habitat International 29. ss. 163–164 46 Steinberg, F. & Miranda, L. (2005). age. s. 172 47 Steinberg, F. & Miranda, L. (2005). age. s. 165 48 Steinberg, F. & Miranda, L. (2005). age. s. 168

12


Katılımcı Kent Yönetimi

Cuma ÇĐÇEK

Peru Kent Yönetimi Eğitim Programları (PEGUP) 1997 yılında Kentler Forumunun kurulmasında sonra, 1998 yılında “Peru Kent Yönetimi Eğitim Programları (PEGUP)” planlandı. Liderlik, sivil toplumu kapsayan kamu özel ortaklığı, desantralizasyon, çatışmaların (uyuşmazlıkların) yönetimi ve kent çevresel yönetiminde teknik konuları, Yaşam için Kentler Forumu’nun ve Kent Kalkınma Çalışmaları Đskan Enstitüsü’nün bir inisiyatifi olan PEGUP’ın uygulamadaki temel elementlerini oluşturmaktadır. PEGUP, kent kalkınma faaliyetlerine teknik destek ve akademik eğitim sunan, doğrudan uygulama odaklı araştırma ve kentin çevresel sorunlarına somut çözümler üretmeyi amaçlayan, ayrıca genel kamu için bilgilendirmeyi ve uzaktan eğitim servisini kapsayan bir program. PEGUP kapsamında verilen hizmetler49: 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7.

Kısa süreli eğitim ve seminerler / sivil toplumun gelişmesi için atölye çalışmaları Lisans üstü eğitim programları Kent kalkınması alanında problem odaklı “aktif araştırmalar” YG21’ler ve kent yönetimleri için teknik destek Uzaktan eğitim programı Sivil katılım ve toplumsal cinsiyet konusunda eğitimler Kaynakların Aktifleştirilmesi (Mobilizasyonu)

Peru Yaşam Đçin Kentler Forumu’nun Sağladığı Gelişmeler Yaşam Đçin Kentler Forumu’nu örgütlendirilirken; üniversitelerin sınırlı kapasiteleri, akademisyenlerin projeye sınırlı ilgisi, eğitim programları için ödeme yapmada bireysel ve kurumsal kapasite eksiklikleri, şehir düzeyinde, YG21 için bazı yerel aktörlerin düşük takdiri ve YG21 yatırımlarını engelleyen, belediyelerin düşük, dramatik gelirleri gibi zorluklar; finanssal, ekonomik, kültürel ve çevresel sürdürülebilirlik gibi sorunlar50 olsa da, önemli sonuçlar doğurmuştur. YG21 sürecinin kurumsal anlamda kazandırdıkları şöyle sıralanabilir51: 1. 2. 3. 4. 5. 6.

Bir networkin kurulması sağlandı Eğitim (trainging), bilgi ve eğitim (education) kapasitesi gelişti Bilgi yönetimi gelişti Kent Danışmanlıkları ve Katılımcı Planlama uygulamaları gelişti Komşu Projeler ve Özel Eylem Planları gelişti Normatif Çalışmalar gelişti

Peru deneyimi önemli kentsel ve toplumsal sonuçlar da doğurmuştur. Peru Yaşam Đçin Kentler Forumu, YG21 çalışmalarının sürmesi ve yayılmasını sağladı. YG21 ile sunulan teknik destek ve kapasite geliştirme, bir çok proje inisiyatifinin, yatırım planının, yerel planlama normlarının gelişmesini ve çevre ile ilgili alanlarda faaliyet yürüten bir çok STK’nın çalışmalarının gelişmesini sağladı.52 Peru YG21 deneyimi şehir planlamasında bir boşluğu doldurdu, katılımcı bir sürecin ve ilgili eylemlerin gelişmesinde bir rol oynadı. YG21 genel kamuda ve yerel kuruluşlarda, kent ve çevre ile ilgili dikkate değer bir bilinç artışını sağladı. Farkındalığın artışı, eğitim, kapasite geliştirme ve teknik desteği kapsayan bütünsel bir yaklaşımın başarılı bir uygulaması, Peru

49

Steinberg, F. & Miranda, L. (2005). age. ss. 168-169 Steinberg, F. & Miranda, L. (2005). age. ss. 179-180 51 Steinberg, F. & Miranda, L. (2005). age. ss. 172-176 52 Steinberg, F. & Miranda, L. (2005). age. s. 163 50

13


Katılımcı Kent Yönetimi

Cuma ÇĐÇEK

Yaşam için Kentler Forumu ve Peru Kent Yönetimi Eğitim Programı deneyimin, gerçek mesajıydı. 53 Yerel yönetimler, üniversiteler, özel sektör ve sivil toplumun üçlü ilişkiler modeli, ölümcül sorunların çözümünü sağlayan birlikteliği ve konsensüsü başarmanın anahtarı. Peru’da, kamu ve sivil toplum sektörü arasındaki üretken ilişkiler, başarıyı getiren faktörlerdir. Peru Yaşam Đçin Kentler Forumu ile tüm kentler, stratejik birliktelikler ile sınırlarının, zorluklarının üstesinden en iyi şekilde gelebileceklerini fark ettiler.54 5.2. Porto Alegre ve Katılımcı Bütçe Uygulaması Katılımcı kent yönetimi uygulamaları içerisinde en yaygın olan YG21 uygulamalarının bir diğer örneği de Brezilya’nın Porto Alegre kentinde uygulanan katılımcı bütçe sürecidir. 1.250.000 nüfuslu Porto Alegre kentinde, 1989 yılından bu yana uygulanan ve 1996 yılında Đstanbul Habitat II. Konferansı’nda “En Đyi Uygulama” olarak ödüllendirilen55 katılımcı bütçe süreci, YG21 sürecinin sınırlarını zorlayan iyi bir örnektir. Porto Alegre kentinde katılımcı bütçe uygulaması ile, kamu bütçesinin ve yatırım planı, belediye ve teknisyenler tarafından büroların tecrit edilmişliği içinde değil, kentin on altı (16) ilçesinde örgütlenmiş halk, kent düzeyinde örgütlenmiş beş tematik komisyon ve belediye tarafından yapılan tartışma, teknik ve siyasi tanılardan kalkarak hazırlanır.56 1989 yılında belediye ve kentte bulunan cemaat hareketi tarafında siyasi ve kültürel yakınlık çerçevesinde coğrafik temel üzerinde kent on altı ilçeye ayrılmıştır. Katılımcı bütçe sürecinde ilk olarak bu on altı ilçede tüm vatandaşlara açık toplantılar organize edilmektedir. Bu toplantılar önceden el ilanları, afiş, televizyon programları, kentte yapılan sesli duyurularla halka duyurulmaktadır. Yapılan on altı ilçede halk ihtiyaçlarını ifade eder ve temizlik, konut, semt yollarının yapımı, eğitim, sosyal yardım, sağlık, ulaşım ve trafik, kentsel düzenlemeden oluşan sekiz tema arasından dört ana tema belirleyerek bunlar arasında bir hiyerarşik sıralama yapar. Đlçe düzeyinde örgütlenen halk dışında kent düzeyinde beş tematik komisyon oluşturulmuştur. Bu komisyonlar şunlardır: (1) Ulaşım ve trafik, (2) sağlık ve sosyal yardım, (3) eğitim, kültür, ve dinlence-eğlence, (4) iktisadi kalkınma ve vergi, (5) kentin örgütlenmesi ve kentsel gelişim (temizlik, çevre düzenlemesi, konut ve şehircilik). Bu komisyonların amacı katılımı genişleterek daha önce ilçe halk toplantılarında yer alamayan sivil toplum ve özel kuruluşlardan yurttaşların sürece katılımını sağlamaktır. Bu komisyonların bir diğer önemli amacı da mahalle, ilçe düzeyini aşarak tüm kent ölçeğinde düşünmeyi ve kentle ilgili politikalar, projeler üretmeyi sağlayacak bir aracın yaratılmasıdır. Tematik komisyonlarda da ilçe halk toplantılarında olduğu gibi öncelikler belirlenir. Katılımcı bütçe sürecinin üçüncü aktörü de belediyedir. Đlçe halk toplantılarında ve farklı tematik komisyonların toplantılarında belediyenin hizmet ve birim sorumluları toplantılara katılarak, bütçe tartışması için gerekli teknik bilgileri, belediyenin ilgili önerilerini halka sunarlar. 57 Đlçe halk toplantıları ve tematik komisyonlarda öncelikler belirlendikten sonra, katılımcı bütçe uygulamasını bu önceliklere göre hazırlanması için Katılımcı Bütçe Danışmanları, Delegeler Forumu, Katılımcı Bütçe Konseyi’nden oluşan yürütme organları seçilir. Katılımcı 53

Steinberg, F. & Miranda, L. (2005). age. s. 163 Steinberg, F. & Miranda, L. (2005). age. s. 181 55 Genro, T & Souza D. U. (1999). age. s. 12 56 Genro, T & Souza D. U. (1999). age. s. 48. 57 Genro, T & Souza D. U. (1999). age. ss. 48-49 54

14


Katılımcı Kent Yönetimi

Cuma ÇĐÇEK

Bütçe Danışmaları, ilçe ve tematik komisyonların toplantılarında seçilir. Her ilçe ve tematik toplantı da iki kişi olmak üzere toplan kırk iki danışman bulunmaktadır. Đlçe ve tematik toplantılarda seçilen delegeler ve Katılımcı Bütçe Danışmanları’nın58 oluşturduğu Delegeler Forumu, belirlenen önceliklere göre bütçenin belirlenmesinden ve süreci halkla paylaşmaktan sorumludur. Katılımcı Bütçe Konseyi de kırk iki danışman, Porto Alegre Sakin Dernekleri Birliği’nden bir ve Belediye Çalışanları Sendikasından bir olmak üzere kırk dört kişiden oluşmaktadır. Belediye Planlama Kabinesi ve Kent Cemaatiyle Đlişkiler Koordinasyonu Kurulunun koordinatörleri de bu konseyde oy hakkına sahip olmayan üyeler olarak yer alırlar. Katılımcı Bütçe Konseyi, Planlama Kabinesi tarafından halk toplantılarında belirlenen öncelikler, nüfus ve mahalledeki hizmet ve altyapı eksizliği kriterlerine göre hazırlanan bütçe taslağını tartışarak karara bağlar ve onaylanması için Belediye Meclisine sunarlar. Belediye Meclisi de hazırlanan taslağı tartışıp oylarlar.59 Porto Alegre’deki Katılımcı Bütçe uygulaması ile halk katılımını arttırmak ve demokratik mekanizmaları oluşturmaktan öteye gidilmiştir. Bu uygulama ile yurttaşların, yasama ve yürütme gücünün birlikte oluşturduğu, yeni bir “karar merkezi”, yeni bir “kamusal alan” yaratılmıştır. Kente yapılan yatırımların belirlenmesinde doğrudan etkisi olan bu yeni karar merkezi ile zenginliklerin, kaynakların daha iyi bir bölüşümü sağlanarak “siyasetin toplumsallaşması” sağlanmıştır.60 Katılımcı Bütçe uygulamasının sağladığı en önemli katkılardan biri de karar mekanizmalarının ve bilgiye ulaşım mekanizmalarının demokratikleştirilmesiyle yeni bir yurttaşlık anlayışının geliştirilmesidir. Yurttaşlar Katılımcı Bütçe süreciyle devletin rol ve sorumluluklarını, sınırlarını öğrenmekte, bilgiye dayanarak karar vermektedirler. Oluşturulan yeni kamusal alanda “…geleneksel yurttaşlıktan, yani bireysel talepler, tecrit olum ve sonuçsuz isyanlar üzerine kurulu yurttaşlıktan kendini ayrıştıran aktif, katılımcı, eleştirel bir yurttaşlık” anlayışı doğmaktadır.61 Özetle, her yıl Mart ayının başında başlayan ve yıl sonunda tamamlanan Porto Alegre Katılımcı Bütçe süreci, uzun bir zamana yayıldığı için klasik ekonomik anlayışla verimli62 görülmemesine karşın, devletin toplumla ilişkisinin demokratikleşmesini sağlayarak, devletin dışında bir kamusal alan yaratarak, yani içinde toplumun kendi ortaklaşa yönetme sürecini kurduğu ve devlet üzerindeki toplumsal denetim mekanizmalarını tanımladığı, bir kamusal alan63 yaratarak YG21 sürecinin sınırlarını zorlayan iyi bir katılımcı kent yönetimi modeli oluşturmuş, bu konuda çaba içerisinde olan kesimlere, kurumlara ışık tutabilecek, yol, yöntem, modeller sunabilecek bir perspektif oluşturmuştur. 5.3. Diyarbakır Yerel Gündem 21 Süreci 1997 yılı sonunda, UNDP’nin desteğiyle, IULA-EMME – Uluslararası Yerel Yönetimler Birliği, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu Bölge Teşkilatı’nın koordinatörlüğünde yürütülen “Türkiye’de Yerel Gündem 21’lerin Teşviki ve Geliştirilmesi Projesi” ile Türkiye’de de YG21 uygulamaları başladı. Aralık 1999’da bu projenin tamamlanmasından sonra UNDP’nin desteğiyle “Türkiye'de Yerel Gündem 21'lerin Uygulanması” başlığını taşıyan ikinci aşama Ocak 2000’de başlamıştır. YG21 sürecinün üçüncü aşaması bir dizi projenin bütününden oluşmaktadır. Bu projeler şunlardır: UNDP-TTF Programı’nın desteğiyle 58

Danışmanlar her hangi bir zamanda Delegeler Forumu tarafında görevden alınabilir. Genro, T & Souza D. U. (1999). age. ss. 51, 55, 56. 60 Genro, T & Souza D. U. (1999). age. ss. 20-21 61 Genro, T & Souza D. U. (1999). age. ss. 23 62 Verimlilik anlayışını zaman, fiyat açısından değerlendiren bakış açısını ifade etmektedir. 63 Genro, T & Souza D. U. (1999). age. ss. 43-44 59

15


Katılımcı Kent Yönetimi

Cuma ÇĐÇEK

başlatılan “Türkiye’de Yerel Demokratik Yönetişimi Teşvik Amacıyla Sürdürülebilir Đlişkiler Ağı Kurulması Projesi”, Hollanda Hükümeti’nin MATRA Programı’nca desteklenen “Şeffaflık için Yerel Ortaklıklar ve Đşbirliği Ağı Oluşturmada Kadınların ve Gençlerin Rolünün Güçlendirilmesi Projesi” , “Türkiye Yerel Gündem 21 Yönetişim Ağı Yoluyla BM Bin yıl Bildirgesi Hedefleri ve Johannesburg Uygulama Planı’nın Yerelleştirilmesi Projesi”.64 Mayıs 2005 itibariyle Türkiye65’de 32 il ve 31 ilçe belediyesinde YG21 uygulamaları sürmektedir.66 Bu çalışmalar YG21 Programı Ulusal Yönlendirme Kurulu tarafından merkezi düzeyde koordine edilmektedir. Bu Kurul, Başbakanlık Müsteşarlığı, Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı, Đçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Avrupa Birliği Genel Sekreterliği, Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü ve Kurul tarafından davet edilebilecek diğer kamu kuruluşları ile destekleyici kuruluşlar, IULAEMME ve UNDP temsilcilerinden oluşmaktadır.67 Türkiye’nin on altı büyükşehirinden biri olan ve 2000 yılı nüfus sayımlarına68 göre 1.362.708 nüfusa sahip Diyarbakır’da, YG21 Projesi, Ağustos 2000 içerisinde Bölge Valiliği, Diyarbakır Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi ortaklığı ile başlamıştır.69 YG21 çalışmaları, hazırlanan bir tüzük ve program çerçevesinde yürütülmektedir. Tüzükte belirlenen organlar şunlardır:       

Diyarbakır YG21 Proje Koordinatörü Kent Danışma Meclisi Ana Çalışma Grupları Ana Çalışma Grubu Meclisleri (Alt Meclisler) Alt Çalışma Grupları Koordinasyon Kurulu Diyarbakır YG21 Genel Sekreteri

Hazırlanan tüzüğü, proje koordinatörü Büyükşehir Belediye Başkanı olarak tespit edilmiştir. Bir diğer organ olan ve toplam 363 üyesi olan Kent Danışma Meclisi (Kent Konseyi), ilin milletvekilleri, valilik, büyükşehir, il merkezinde bulunan ilçe belediyeleri ve onlara bağlı belde belediyeleri, Dicle Üniversitesi (sosyoloji, tıp ve mühendislik ve mimarlık fakülteleri), il genel meclisi, GAP, ilde bulunan dernek, vakıf, işçi ve işveren sendikaları, mimar ve mühendis odaları, esnaf ve sanatkarlar odaları, bakanlıklara bağlı müdürlüklerinin temsilcileri, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi mücavir alan sınırları içindeki 43 mahalle muhtarı ve bireysel katılımlardan oluşmaktadır. Kent Konseyi içinden 39 kuruluştan oluşan bir Koordinasyon Kurulu seçilmektedir. Bu Koordinasyon Kurulu Konseyin belirlediği çalışmaların yürütülmesinden sorumludur. YG21 projesi çerçevesinde dört ana çalışma grubu oluşturulmuştur. Bu çalışma grupları şunlardır: (1) Çevre ve Sağlık Ana Çalışma Grubu, (2) Tarih-Kültür-Kentleşme Ana Çalışma Grubu, (3) Kadın ve Çocuk Ana Çalışma Grubu, (4) Gençlik Ana Çalışma Grubu. Belediyenin ilgili birimlerinden ve konuyla ilgili çalışma yapan sivil toplum örgütü temsilcilerinden ve üniversite yetkililerinden oluşan bu çalışma grupları ortalama olarak 20-25 üyeden oluşuyor. Bu çalışma grupları dışında yakın zamanda kent düzeyinde kadın ve gençlik meclisleri de oluşturulmuştur. Gençlik politikalarının hazırlanmasında ve uygulanmasında gençliğin söz sahibi olması, planlama, karar alma ve uygulama süreçlerine katılması amacıyla, 31 Ekim 64

Emrealp, S., (2004). age. s. 30 Đl ve Đlçe belediyelerinin listesi Ek 1’de bulunmaktadır. 66 Daha ayrıntılı bilgi için www.la21turkey.net adresine bakın. 67 Emrealp, Sadun; (Ağustos, 2004). age. s. 31 68 Daha fazla aytıntı için www.die.gov.tr adresine bakın. 69 www.diyarbakır.la21turkey.net 65

16


Katılımcı Kent Yönetimi

Cuma ÇĐÇEK

2004’de Sivil Gençlik Parlamentosu kurulmuştur. Ayrıca 1 Mart 2005 tarihinde 40 kurum ve kuruluştan toplam 104 delegenin katılımıyla Kadın Meclisi oluşturulmuştur. Diyarbakır YG21 projesi kapsamında yapılan çalışmalar:            

Anket çalışmaları, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Vakfı ile “Ders Kitaplarında Đnsan Hakları Projesi, Aynı kurumun, “Hikayemi Dinler Misin? Tanıklarla Đnsan Hakları ve Sivil Toplum Sergisi Projesi”nin Diyarbakır ayağı, Kadın ve çocuklar için sağlık taraması, “20 Kasım BM Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi Kabul Günü” etkinlikleri (2004) Hukuk, Demokrasi ve Sivil Toplum Sempozyumu (28-29 Şubat 2004), “Kadın Günleri” etkinlikleri (1-4 Mart 2004), Bağlar Belediyesi ile “Kadınların Kendileri ile Sanatla ve Kentle Buluşmaları Projesi”, Kadın ve Çocuk Ana Çalışma Grubu, KESK, Af Örgütü Diyarbakır Temsilciliği, Diyarbakır Kadın Platformunun işbirliği ile "Kadına Yönelik Şiddete Son” etkinlikleri (25-26 Kasım 2004) Kent ormanlık alanının satışının engellenmesi için yapılan çeşitli etkinlikler ve satışın engellemesi (08-17 Ocak 2005) Çocuk Kurultayı (10-12 Şubat 2005), Gençlik Kültür ve Spor Şenliği (14-17 Nisan 2005)

Diyarbakır YG21 uygulamalarına analiz edildiğinde, ilk olarak belediye ile olan iyi ilişkiler öne çıkmaktadır. Büyükşehir belediyesi çalışmayı tamamıyla sahiplenmekte, YG21 süreci belediyenin bir çalışması görüntüsü vermektedir. Öyle ki YG21 projesinin koordinatörlüğünü belediye başkanı yapmaktadır. Bu durum YG21 sürecinde bir takım avantajlar sağlamaktadır, bununla birlikte bazı riskleri de taşımaktadır. Belediyenin projeyi sahiplenmesi Yerel Gündem sürecinde oluşturulan politikaların, hazırlanan projelerin hayata geçirilmesini kolaylaştırmaktadır. Örneğin, YG21, Tarih Kültür ve Kentleşme Ana Çalışma Grubu’nun, Diyarbakır Surları’nın kent dokusuna uygun olmayan bir şekilde restore edilmesiyle ilgili hazırladığı rapor üzerine Keçi Burcu ile Hastane Caddesi yanındaki surlarda yürütülen restorasyon çalışmaları durdurulmuştur. Yine Büyükşehir Belediyesi’yle ortaklaşa, kentsel gelişimin yanlış yönlendirilmemesi amacıyla kent kültürüne yönelik planlama çalışmaları YG21 kapsamında başlatılmıştır.70 Bu durumun sağladığı en önemli hususlardan biri de Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin diğer katılım öncelikleri ile birlikte, bütçesini katılımcı yöntemlerle hazırlamayı ve YG21 Kent Danışma Meclisi’nde görüşülmesini taahhüt etmesidir.71 Belediye’nin YG21 sürecinde bu kadar etkin olması yukarıda belirtilen olumlu katkılarla birlikte, önemli riskler de taşımaktadır. YG21 sürecinin en önemli özelliği devlet dışında bir kamusal alan yaratarak yurttaşların ve sivil ve özel kuruluşların ilgili mekanizmalara katılması ve devlet kuruluşları, yerel yönetimler üzerinde denetleme olanaklarını sunmasıdır. Bu bağlamda devlet kurumlarından bağımsızlık, YG21 sürecinin en önemli özelliklerinden biri olarak vurgulanabilir. Diyarbakır YG21 sürecinde bu bağımsızlığın yitirilme tehlikesinin olduğu görülmektedir. Özellikle Diyarbakır’ın içinde bulunduğu özel koşullar bu riski daha da artırmaktadır. 1984 yılında bu yana bölge yaşanan 70 71

www.diyarbakir-bld.gov.tr Emrealp, Ss, (2004). age. s. 52

17


Katılımcı Kent Yönetimi

Cuma ÇĐÇEK

çatışmalı süreç, bunun sonucunda kent düzeyinde yurttaşlarda ve sivil toplum kuruluşlarında yaşanan politikleşme, Diyarbakır’ın bölge illeri üzerinde olan tarihi, kültürel ve sosyal etki gücü, uluslar arası camianın Diyarbakır’a olan ilgisi, yine belediye yönetimin % 69 gibi yüksek bir oyla seçilmesi72, kentte bulunan yurttaşların belediye yönetimini belediye hizmetlerinden ziyade daha çok politik nedenlerden dolayı tercih etmesi, Diyarbakır’a homojen bir görüntü vermektedir. Tüm bu nedenler belediye yönetimini oldukça güçlü kılmaktadır. Böylesi bir ortamda belediyenin YG21 üzerindeki etkinlik düzeyinin yüksek olması, bu sürecin bağımsızlığını yitirip, belediyenin güdümüne girmesine neden olabilir. Diyarbakır YG21 sürecinin bir diğer dikkat çeken yanı, kurumsal açıdan katılım düzeyi iyi iken, yurttaş katılımın çok sınırlı kalmasıdır. Kentte bulunan tüm kamu, sivil toplum ve özel kuruluşların temsilcilerinin Kent Konseyi’nde yer aldığı görülmektedir. Yine 40 mahalle muhtarının, il milletvekillerinin Konsey’de yer alması önemli bir özelliktir. Ancak bununla birlikte yurttaş katılım mekanizmalarının çok sınırlı olduğu, görülmektedir. Oysa ki mahalle düzeyinde katılım YG21 sürecinin en önemli özelliklerinden biri olarak vurgulanmaktadır. Yurttaşların % 69 gibi yüksek bir oranda desteğini alan belediye yönetiminin politika belirleme ve uygulama aşamalarında yaygın yurttaş katılımını sağlayamamaları önemli bir eksiklik olarak tespit edilebilir. Yurttaşlarda ve sivil toplum kuruluşlarında yaşanan politikleşme, sivil toplum kuruluşlarının etkinlik düzeyi, Diyarbakır’ın bölge illeri üzerinde olan tarihi, kültürel ve sosyal etki gücü, uluslar arası camianın Diyarbakır’a olan ilgisi, yine belediye yönetimin % 69 gibi yüksek bir oyla seçilmesi73, Diyarbakır’da YG21 sürecinin gelişmesi için önemli fırsatlar sunmaktadır. Özellikle yurttaş katılımının yaygınlaştırılması, bunun için gerekli mekanizmaların, kuruluşların kurulması, YG21 sürecinin daha bağımsız bir yapıya kavuşturulması, mevcut etkinlik düzeyini daha da arttıracak, katılımcı bir kent yönetim modelinin gelişme potansiyelini büyütecektir. 6. SONUÇ Günümüzde katılım kavramının oldukça popüler hale geldiği görülmektedir. Tüm kurumsal yapılarda, toplumsal ilişkilerde katılımcı bir anlayışın geliştirilmesi gerekliliği, çok farklı kesimler tarafında kabul edilen ortak bir düşünce haline gelmiştir. Yapılan tartışmalar incelendiğinde arka planla bu sürecin ekonomik, kültürel, sosyal yaşamda, bilgi ve iletişim teknolojilerinde sağlanan gelişmelere dayandığı görülmektedir. Bununla birlikte mevcut durumda daha çok tartışmaların yapıldığı, sınırlı birkaç başarılı uygulama dışında yapılan tartışmalara denk bir düzeyde uygulamanın gelişmediği görülmektedir. Bazı düşünürler, son yıllarda, kent alanında sosyal, ekonomik dönüşümleri, genel olarak fordizmden, post-fordizme geçiş olarak tanımlanmaktadır. Bu değişim kent yönetiminde de bir değişimi getirdi. Kent yönetiminde bu değişim, “yönetim” kavramından “yönetişim” kavramına geçiş olarak tanımlanıyor. Bu bakış açısının daha çok mevcut sınırlar dahilinde kurumsal yapıların verimliliğini, düzeyini geliştirmeyi öngören bir bakış olduğunu belirtilebilir. Öte yandan kimi düşünürler, katılımcı yerel yönetim anlayışını, daha radikal bir temelde ele almaktadır. Katılımcılığı mevcut sorunların çözümü ve daha verimli bir yönetim modelinin geliştirilmesinin ötesinde görmekte, sorunların bir sistem sorunu olduğu ve alternatif bir sistemin yaratılması gerektiğini savunmakta ve bu konuda radikal çözümler önermektedirler. Yeni bir yurttaşlık anlayışının gelişmesi ve katılımcı kent yönetimi 72

Bu oran Mayıs 2005 tarihinde www.secimsonucu.com adresinden alınmıştır.

18


Katılımcı Kent Yönetimi

Cuma ÇĐÇEK

anlayışının buna dayanması gerektiğine vurgu yapan bu düşünürler arasında, toplumsal ekoloji düşüncesinin öncü düşünürü Murray Bookchin, sunmuş olduğu konfederalist yönetim modeliyle bu alanda dikkat çekmektedir. Katılımcı kent yönetimi anlayışının gelişmesindeki en önemli gelişmelerden biri de katılımcı kent yönetimi uygulamaları içinde en önemli ve yaygın örneklere sahip YG21 sürecini başlatan, 1992 yılında Birleşmiş Milletler tarafından düzenlenen Rio Dünya Zirvesi / Sürdürülebilir Çevre Konferansı’dır. Bu konferansada sürdürebilir kalkınma 21. yüzyılın gündemi olarak belirlemiştir ve Gündem 21 başlığı altında bir eylem planı hazırlanmıştır. Bu konferansta yerel yönetimler, sürdürülebilir kalkınma sürecinin temel aktörleri olarak tespit edilmiş ve sürdürülebilir kalkınma süreci doğası gereği yerel olduğundan bu sürecin uygulayıcı organizasyonu olarak YG21 süreci başlatılmıştır. Türkiye’de 1997 yılında başlayan YG21 süreci 2005 Mayıs itibariyle 31 il ve 32 ilçe belediyesinde uygulanmaktadır. Sekiz yıl içerisinde önemsenmesi gereken bir rakama ulaşan ve önemli örnekler sunan Türkiye’de YG21 sürecinin daha çok proje bazlı ele alındığı görülmektedir. Özellikle devletin toplumla ilişkisinin demokratikleşmesini sağlayan, devletin dışında bir kamusal alan yaratarak, yani içinde toplumun kendi ortaklaşa yönetme sürecini kurduğu ve devlet üzerindeki toplumsal denetim mekanizmalarını tanımladığı, bir kamusal alanın yaratıldığı ve YG21 sürecinin sınırlarını zorlayan Porto Alegre deneyimi göz önünde bulundurulduğunda, ülkemizde bu sürecin dar bir perspektifle ele alındığı görülmektedir. Oysa ki katılımcı kent yönetimi, en yaygın uygulama alanına sahip YG21 süreci daha geniş perspektifler sunmaktadır.

19


Katılımcı Kent Yönetimi

Cuma ÇĐÇEK

Kaynaklar: Astleithner, F. & Hamedinger, A. (2003). Urban Sustainability as a New Form of Governance: Obstacles and Potentials in the Case of Vienna. Innovation, Vol. 16, No. 1 s. 52 Barrett, B., & Usui, M., (2002). Local Agenda 21 in Japan: transforming local environmental governance. Local Environment, Vol. 7, No. 1. s. 50 Beall, J., (1996). Participation in the city: where do women fit in? Gender and Development Volume 4, Number 1/February, s. 9 Berry, J. D. Exploring the concept of community: implications for NGO management. CVO International Working Paper Number 8. s. 2 Bookchin, M., (1992). Kentsiz Kentleşme & Yurttaşlığın Yükselişi ve Çöküşü. Ayrıntı Yayınları, Đstanbul, s. 372 Crilly, M., Mannis, A. & Morrow, K. (1999). Indicators for Change: taking a lead. Local Environment, Vol. 4, No. 2, s. 162 Dijk, M. P. V., & Mingshun, Z. (2004). Sustainability indices as a tool for urban managers, evidence from four medium-sized Chinese cities. Environmental Impact Asseement Review. Article in Pres. s. 19 Emrealp, S., (2004). Türkiyede Yerel Gündem 21 Programı, Yerel Gündem 21 Uygulamalarına Yönelik Kolaylaştırıcı Bilgiler El Kitabı. Uluslar arası Yerel Yönetimler Birliği – IULA EMME Yayını. Đstanbul, s. 29 Fyvie, C. & Ager, A. (1999). NGOs and Innovation: Organizational Characteristics and Constraints in Development Assistance Work in The Gambia. World Development, Volume 27, Issue 8. ss. 1383-1395. Genro, T & Souza D. U. (1999). porto alegre: özgün bir belediyecilik deneyimi. Dünya Yerel Yönetim ve Demokrasi Akademisi (WALD) Yayınları. Đstanbul. s. 7 Hjorth, P., (2003). Knowledge development and management for urban poverty alleviation. Habitat International 27. s. 381, 386 Holland, L., (2004). Diversity and Connections in Community Gardens: a contribution to local sustainability. Local Environment, Vol. 9, No. 3, s. 285 Joas, M., (2001). Democratic and Environmental Effects of Local Agenda 21: a comparative analysis over time. Local Environment, Vol. 7, No. 2. s. 214 Khakee, A., (2002). Assessing Institutional Capital Building in a Local Agenda 21 Process in Göteborg. Planning Theory & Practice, Vol. 3, No.1. s.53 Madon, S. (1999). International NGOs: networking, information flows and learning. The Journal of Strategic Information Systems, Volume 8, Issue 3. ss. 251-261. Sharp, L., (2002). Public Participation and Policy: unpacking connections in one UK Local Agenda 21. Local Environment, Vol. 6, No. 1. ss. 15, 19 Sheehan, J. NGOs and participatory management styles: a case study of CONCERN Worldwide, Mozambique. CVO International Working Paper Number 2. ss. 3-4 Sorensen, A., (2001). Urban planning and civil society in Japan: Japanese urban planning development during the ‘Taisho Democracy’ period (1905–31). Planning Perspectives, 16. ss. 383, 385 Steinberg, F. & Miranda, L. (2005). Local agenda 21, capacity building and the cities of Peru. Habitat International 29. ss. 163–164 Tosun, G. E. (2000). Demokratikleşme-sivil toplum tartışmasının görünmeyen boyutu: Sivil toplum örgütleri içinde katılım ve örgüt içi demokrasi. Birikim, 130. ss. 59-60 Turner, J., ve dig. (2000). Intelligent Urban Development: An Introduction to a Participatory Approach. Urban Studies, Vol. 37, No. 10, s. 1728 Uvin, P., Jain, P. S. & Brown, L. D. (2000). Think Large and Act Small: Toward a New Paradigm for NGO Scaling Up. World Development, Volume 28, Issue 8. ss. 1409-1419. Internet Kaynakları:     

www.la21turkey.net www.die.gov.tr www.diyarbakır.la21turkey.net www.diyarbakir-bld.gov.tr www.secimsonucu.com

20


Katilimci Kent Yonetimi