Page 1

SANAT, GEZİ PARKI'NIN PEŞİNİ BIRAKMAYACAK GİBİ... Tabi ki sanat bir ölçüde de soyutlamadır ve her soyutlama gibi somuttan beslenmesi gerekir. İşte gerçek bir slogan: "Her yer Taksim her yer direniş" ve gerçekten sanat: Piyasa sanatının yerine 'Direniş Sanatı'. Ve bienale katılan sanatçının söylediği gibi

bir direniş olmasaydı bu topraklarda yan yana gelmesi pek de olanaklı gözükmeyen bir sürü üslup ve yöntem ile aktarılması, hem direnişin bileşeninin çeşitliliğinin nitel bir sonucu hem de direnişi, ortaklık kurma ve moral olarak ileri taşıyan bir etmen olarak yerini aldı.

"En büyük bienal Gezi Parkı'nda"

Dolayısıyla bir taraftan karşımızda TOMA önündeki gitarist, barikattaki akordeonist ve gaz bombası ile dağılan direnişçileri toparlayan saksafonist, 'kırmızılı kadın', 'duran adam', 'polise kitap okuyan adam' gibi genellikle ismi olmayan ama mücadelenin sanatında simgeleşen karakterler, bir taraftan da duvar yazılarından fotoğraflara, sloganşarkılardan uyarlamalara kadar bir sürü üretimi ortaya çıkaran anonim bir zemin var. Yani bu direnişin asıl yıkıcı gücünü sırtlayan kolektiflik, sanatında da kendini gösteriyor.

Gezi Parkı Direnişi, bir dizi öfkenin ve itirazın aynı andalığı ve toplamı olarak ifade edilebilirse, bu direnişin ortaya çıkardığı ya da hiç değilse silkelediği sanatın da heterojen bir yapıya sahip olmasına şaşırmamak kolaylaşır. Fakat en genel anlamda "insani olan hiçbir şey bize yabancı değildir" ilkesinin genişlemiş bir haliyle karşı karşıya kaldığımızı söyleyebiliriz. Öfkenin, umudun, üzüntünün, coşkunun, sevincin; nüktecilik, ironi, absürd, ajit-prop gibi, böyle

DİRENİŞİN YENİ BİÇİMLERİYLE SANAT Gezi Direnişi'nin ilk günlerindeki aktif çatışma ortamı, sanat icrasına elverişli değildi. Buna rağmen özellikle müzisyenler, bakır üflemeliler ve ritim çalgılarıyla sürece daha o günlerden katıldılar. Ve elbette fotoğraf sanatçıları da... Direnişin şeklinin çadır komünlerine dönüşmesiyle, bir 'kültür' yaratılma ihtiyacının ortaya çıktığı söylenebilir. Çadır sürecinin dönem dönem aktif çatışmaya dönmesinden de kaynaklı olarak buralardaki atölyelerden sarsıcı bir üretim çıkmadı ama yine de buralarda geliştirilen ve gösterilen 'ortak yaşam kültürü', başlı başına bir Gezi Kültürü olarak görülebilir. Direnişin biçiminin, park ve meydanlardaki

forumlara dönmesiyle birlikte, hem yerel mücadele olanaklarının direnişin enerjisi ile birleştirilmesi gereksinimi hem de forum alanlarının birer yaşam ya da hiç değilse paylaşım alanına dönüştürülmesini sağlamak için birtakım kültür-sanat etkinkikleri ve atölyeler buralarda daha sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilebildi. Bu çalışmaların en büyük katkısı, en genel anlamda bir direniş/muhalefet kültürünün oluşturulması ve aktarılması oldu. Zaten kış aylarının yaklaşmasıyla beraber, bu forumların yapılacağı kapalı alanlar bulma telaşı ile buraları kültür-sanat ve çocuk merkezlerine doğru bükme telaşı paralel yürüyecek gibi görünüyor.

4__