Issuu on Google+

YEŞİL İNCİ Türkiye’de yeşilinci

Orhaniye İnci Narin Yerlici İlköğretim Okulu Çevre Dergisi

Sayı 4

Biyolojik Çeşitlilik Fotoğraf Sergisi ·

Temiz Enerji : Rüzgar

·

Şifa Kaynağı : Adaçayı

·

Kırmızı Gelin : Gelincik

Güneş Evi

Zeytin Hasadı

Bitki Gözlemi

Ebeiğne

Güneş enerjisi her şeye

Bu yaz zeytinler bizden!

Bitkiler her ay değişiyor!

Anadolu

yetebilir mi?

Salep Orkidesi


Adres : 167. Sok. No:3 48700 Marmaris / TURKEY Telefon:+90 252 417 77 77 Faks:+90 252 417 00 40 E-Mail:info@ahuhetman.com

Adress : Orhaniye Köyü Keçibükü Mevkii Marmaris Türkiye Tel

: +90 252 487 10 74

Mobil : +90 532 644 94 71

Fax

: +90 252 487 10 70

E-mail : info@doganhotel.net

Web : www.doganhotel.net - www.doganmotel.net


Sa y fa 4

Y e şi l İ n ci

Sa y ı 4

Çevresel Atıklar: Yağlar Meryem Balcı

4442845 numarasını arayarak atık yağlarını teslim edebilirsin..

Akşam yemeği için annemden patates kızartması yapmasını istedim ve annem yaptıktan sonra kullandığı yağın lavaboya dökmekte olduğunu fark ettim. Hemen aklıma okulda atık yağları topladığımız geri dönüşüm kutusu geldi ve o yağı dökmemesi gerektiğini söyledim. Daha sonra annem de bana “Neden?” sorusunu sordu. Bende anneme nedenini açıklamaya başladım. Anneme açıklamış olduğum nedenleri sizlerle de paylaşmak isterim: Eğer yağları lavaboya ve toprağa dökersek bu yağ, içme suyumuza karışır. Oku-

lumuzdaki asılı afişten hatırladığım kadarıyla lavabodan dökülen 1 litre yağ, 1 milyon litre suyu kirletmektedir. Bu evlerimizin çatılarında bulunan su depolarından çok çok büyük bir miktardır. Toprağa ve suya karışan atık yağlar doğal yaşamın dengesini bozmaktadır. Temiz su kaynaklarımızı korumak için atık yağları lavaboya dökmemeliyiz. Atık yağların çevreye zarar veren etkileri şunlardır: Atık yağlar lavabo borularında birikerek tıkanmalarına sebep olabilir. Suya döküldüğü zaman su yüzeyini kaplar ve güneş ışığını

engeller. Zamanla sudaki oksijenin tükenmesini hızlandırır ve canlı yaşamını tehdit eder. Bu nedenle anneciğim kullandığımız yağları lavaboya veya toprağa dökmek yerine okulumuzdaki atık yağ kutusuna atmalıyız. Okulumuzda toplanan bu yağlar araba yakıtı yapılmak üzere kullanılmaktadır. Bu şekilde hem suyu kirletmemiş olacağız hem de yakıt tasarrufu yapmış olacağız. Ama asıl önemli olan kızartmalarda kullanılan yağları kullandıktan sonra çok bekletmeden farklı yemeklerde kullanarak hiç atık yağ üretmemektir!

Biyolojik Çeşitlilik Fotoğraf Sergisi Arife Yılmaz

Sergimizi çoğunluğu ilköğretim öğrencisi 600’e yakın kişi ziyaret etti.

Okulumuzda 5 yıldır Eko-okullar projesi kapsamında çevreyle ilgili çalışmalar yapıyoruz. 2008-2010 yılları arasında “Biyolojik Çeşitlilik” konusunu çalıştık. Bu yıl “bitki takvimi” oluşturmak için her ay doğadaki değişiklikleri takip edip fotoğrafladık. Yani bizim yöremiz de hangi ayda hangi bitkiler ve otlar çıkıyor bunları gözlemleyip aldığımız notlar ve çektiğimiz fotoğraflardan bir takvim oluşturmak ve insanların çevremizdeki bitkilerden, çiçeklerden haberdar olmalarını istiyoruz. Bitkilere sadece bakmaları değil, onların hayatımız-

da ki yerlerini bilerek bakmalarını istiyoruz Bu sergiyi bitki gözlem gezilerimizde çektiğimiz fotoğraflardan oluşturduk. Sergimizi 29-30 Mart tarihleri arasında Marmaris Belediyesi Sergi Salonu’nda açtık. Aslında 1 gün sürecekti yoğun istek üzerine 1 gün daha uzattık. Sergimizde 42 farklı, toplamda 52 bitki yer aldı. Çoğu makro çiçek fotoğraflarından oluşuyordu. Yaklaşık 600 kişi ziyaret etti. Sergimize gelen misafirlerimize sadece fotoğrafları göstermekle kalmadık onların ne gibi fayları olduklarını ve kısaca hayatımızda ki yerle-

rinden bahsettik. Ayrıca hediye olarak da sergi fotoğraflarından oluşan kitap ayraçlarından dağıttık. Sergi öncesinde her çiçeğin bitki ansiklopedilerden Latince isimlerini bulup fotoğrafların üzerine yapıştırdık. En çok uğraştıran işlerden biri buydu. Sergi sayesinde bizde bitkiler hakkında yeni bilgiler edindik. İletişimimizi güçlendirdi. Makro fotoğraf çekiminde ustalaştık. Yardımlaşma duygumuzu kuvvetlendirdi. İnşallah her sene yeni bir sergiyle karşınızda olacağız.

Yeşil Haber : Anasınıfı Bez Torba Çalışması Anasınıfı Şenliği’nde, öğrencilerin doğayı korumak amacıyla dağıttıkları bez torbalar onlar için büyük bir adım oldu.


Y e şi l İ n ci

Sa y ı 4

Temiz Enerji : Rüzgâr Evde zaman geçmek bilmiyordu. Ders çalışmayı denedim ama salondan gelen süpürge makinesinin sesi ve kardeşimin çığlıkları buna engel oluyordu. Odamın perdesini açıp dışarıya baktım. Hava güneşliydi ama hafif esen rüzgâr yaprakları keyfince sürüklüyordu. Anneme biraz dolaşma hakkımın olup olmadığını sordum. Elbette cevabını aldıktan sonra sırt çantama kitap, boş bir defter, birkaç adet renkli kalem, bir de suyumu koyup bisikletime atlayarak sahile yol aldım… Ne zaman canım sıkılsa hep burada rahatlardım. Bugün de öyle olmuştu. Şansıma her zamanki gibi kimsecikler yoktu. Derin derin nefes aldım. Bu iyi gelmişti. Kitabımı çıkarıp okumaya başladım. Rüzgâr biraz daha sert esmeye başlamıştı. Dalgalar kıyıya vuruyordu. Kitabımın yaprakları rüzgârın gücüyle havalanmaya başladılar. Benim rahatsız olduğum rüzgârdan karşıdaki bir yelkenli faydalanarak yol alıyordu. Rüzgârın hafiften arttığını hissetmeye başlayınca televizyondaki korkunç kasırga görüntüleri aklıma geldi. Bazen rüzgâr

ne kadar da kuvvetli olabiliyordu! Rüzgâr enerjisi yüzyıllardır insanların birçok alanda faydalandığı bir enerji türüdür. Henüz motorlu ulaşım araçları yokken insanlar yelkenli gemilerle kıtalar arası yolculuk yapmışlar, çocuklar rengârenk uçurtmalarını rüzgâr sayesinde delicesine uçurarak eğlenmişler ve Donkişot’un devlere benzeterek saldırdığı yel değirmenlerinde buğday öğüterek un, bulgur gibi yiyecekler elde etmişlerdir. Yüzyıllardır temiz enerji kaynağı olarak kullanılan rüzgâr gün geçtikçe unutulmuş yerini petrol, kömür gibi küresel ısınmaya neden olan maddelerden elde edilen elektrik enerjisine bırakmıştır. Doğamız bu tür kaynaklardan zarar gördüğü için insanlar yeniden temiz enerji kaynaklarına (rüzgâr, güneş vb.) yönelmişlerdir. Bu yüzden dünyada birçok yere rüzgâr türbinleri kurulmuştur. Elektrik enerjisinden ilk rüzgâr türbinleri 1890’lı yıllarda Danimarka’da yapılmıştır. Türkiye’de ise rüzgârdan elektrik enerjisi ilk kez 1990’lı yıllarda İzmir-

Sa y fa 5

Cansu Bulucu

Çeşme’de üretilmeye başlanmıştır. Rüzgâr enerjisi temiz bir enerji kaynağıdır fakat zor depolandığı, rüzgâr türbinlerinin kuşlara zarar verdiği ve çok yakın aralıklarla inşa edilirse rüzgâr akımının yönünü değiştireceği yönünde olumsuz eleştiriler öne sürülmüştür. Gözlerimi açtığımda uzun bir uykudan kalktığımı fark ettim. Zaman ne çabuk geçmişti. Karşıdaki yelkenli çoktan gitmişti. Hava kararmış rüzgârdan yüzüm sertleşmişti. Annem merak etmiş olmalıydı. Hemen bisikletime geri atlayıp pedalları hızla çevirmeye başladım. Eve vardığımda annem telaşlı görünüyordu. Geç kaldığım için özür dileyip odama çekildim. Bugün olanları kesinlikle yazmalıydım. Rüzgâr diye düşündüm… Ne tuhaf bir şeymiş. Yüzümü sertleştirip koca yelkenliyi nasıl ilerletiyormuş. Rüzgâr enerjisinden faydalanmak anlamında eskiden beri değişmeyen tek şey ise sanırım çocukların geceleri hayallerini kurarak uyudukları o rengârenk uçurtmalar olmuştur…

Kullanım KullanımAlanları Alanları ¨

Yelkenli gemiler

¨

Elektik elde edilmesi

¨

Uçurtma uçurmak

¨

………………………

¨

………………………

¨

………………………

¨

………………………

¨

………………………

¨

………………………

Eklemek istedikleriniz varsa noktalı yerlere yazınız.

1.Rüzgarı alan pervanelerin dönmesiyle içinde bulunan motor hareket eder. 2.Dönme hareketiyle oluşan enerji elektriğe çevrilir. 3.Üretilen elektrik akülerde depolanır.

Bu yazıda yer alan resimlerin gerçeğini görmek istersen köyümüzden Marmaris’ e doğru giderken gözün sağda olsun..


Sa y fa 6

Y e şi l İ n ci

Sa y ı 4

Temiz Enerji : Güneş Görkem Uysal

Güneş enerjisinin kullanıldığı yerlere köyümüzden birkaç örnek

Güneş Enerjisi evrenimizde yer alan doğal bir enerjidir. Güneş enerjisi tükenmeyen ve doğayı kirletmeden elde edilen bir enerji türüdür. Bu yüzden temiz enerji olarak adlandırılır. Elektrik üretmek amacıyla kullanılan kömür ve petrol gibi yakıtlar kullanıldıktan sonra tükenir ve tekrardan kullanılmazlar. Ayrıca bu tür enerji kaynakları kullanıldığında havamızın ileri derecede kirlenir ve küresel ısınmaya yol açar. Bu yüzden güneş, rüzgâr gibi temiz enerji kaynaklarını tercih etmeliyiz. Güneş Enerjisi sistemi çevremizde en çok evlerin

çatılarına su ısıtma amaçlı Ülkemiz diğer ülkelere kurulur. göre daha fazla güneş görür, bu da daha fazla güneş enerjisi üretebileceğimizi gösterir. Bu yüzden şanslıyız. Güneş enerjisi köyümüzde evlerin çatısında su ısıtma amaçlı kullanılır.Daha farklı olarak yol kenarlarında ki ışıklandırmalarda ve trafik levhalarında kullanılır.Ayrıca güneş enerjisi ile çalışan hesap makineleri, saatler, cep telefonu şarj aletleri bulunur. Almanya’da tarla bü- Teknelerde elektrik elde yüklüğündeki yerlere güneş etmek ve sıcak su için kullapilleri kurulur, buradan da nılır. temiz enerji üretilir. Umarız Bu faydalı ve temiz ki bu onurlu davranış ülke- enerjiden hepimiz faydalanmizde de uygulanır. malıyız.

Gezginci: : Muğla Güneş Evi Ahmet Eyin Deniz Türkmen

Güneş Evi’nin önünde hatıra fotoğrafı çektirdik.

Biz bu sene Eko Okullar projesi kapsamında enerji konusunu çalışıyoruz. Bu yüzden temiz bir enerji kaynağı olan güneş enerjisi hakkında bilgi almak için Muğla’daki güneş evine gittik. Tamamen güneş enerjisiyle çalışan bu evde küçük bir serada bulunmaktadır. Muğla Güneş evi Türkiye’deki 2. Güneş Evi’dir. 1.si Diyarbakır’dadır. 3.sü Antalya’da yapılmaktadır. Güneş evi Muğla Akyol’daki bir parkın içine yapılmıştır. Güneş Evi’nde çatıda bulunan güneş panellerinden

gelen enerji çeviricide elekt- tamamlandığında çay bahçeriğe dönüşür ve sonra akü- si olarak kullanılması düşülerde depolanır. Güneş ol- nülmektedir. madığı zamanlar aküde topGüneş evine gittiğimizde oradaki enerjiyle bilgisayar, radyo gibi elektrikle çalışan aletler çalıştırdık ve işe yaradığını gördük. Güneş evinin yapılma amacı insanlara temiz bir enerji olan güneş enerjisinin bir evin tüm elektrik enerjisini sağlayabildiğini göstermektir. Herkesin gilanmış olan elektrik kullanı- dip görmesini isterim. Belki lır ve eğer yeterli güneş yok- sizde evinizde güneş enerjisi sa elektrik şebekeden de kullanmayı isteyip tasarruf elde edilebilir. Güneş evi edebilirsiniz.

Yeşil Haber : Kıyı Temizlik Günü 3 Ekim Dünya Kıyı Temizlik Günü nedeniyle her yılda yaptığımız gibi gönüllü arkadaşlarımızla beraber köyümüzdeki sahili temizledik.


Y e şi l İ n ci

Sa y ı 4

Çevre Kuruluşları: Greenpeace Greenpeace çevreyi koruma ve desteklemek amaçlı kurulan bir kuruluştur. Birçok ülkede faaliyet göstermektedir. Greenpeace ilk eylemini 1971 yılında yapmıştır. Greenpeace gerçekten kendine uygun bir isim seçmiştir. Çünkü Greenpeace “Yeşil Barış” anlamına gelmektedir. Greenpeace şu anda üç kampanya yürütmektedir. Nükleersiz Gelecek: Nükleer enerjini kulla-

nımını engellemeye yönelik kampanyalar düzenlemiştir. Bunun yerine daha temiz ve güvenli rüzgâr, güneş, su gibi yenilenebilir enerjileri kullanmaya teşvik edici kampanyalar yaparak halkı bilinçlendirmeye çalışmıştır. Akdeniz’i Koruyoruz: Akdeniz’deki balık sayılarının çoğalması ve tür çeşitliliğin koruması için çalışmalar ve kampanyalar yapmıştır. Bunlardan biriside “Küçük balık yoksa büyük balık da yok” kampanyasıdır.

ölümcül düzeyde tehlikeli olabilmektedir. Nükleer elektrik santralleri günümüzün en önemli elektrik kaynaklarından biri olarak görülmektedir. Türkiye de henüz yok ama Mersin’in Akkuyu ilçesinde kurulması düşünülüyor. Bir yandan 1986’ da Ukrayna’nın Çernobil kentinde yaşanan nükleer reaktör kazası ve bu yıl Japonya da nükleer elektrik santralinde yaşanan sızıntı, nükleer enerjiye güveni sarstı. Binlerce insanın hayatını kaybetmesine sebep olup binlercesini de

Melek Aydoğan

Küresel Isınma ve Enerji: Dünyamızı mahfeden küresel ısınmaya karşı kampanyalar düzenlemiştir. Petrol, kömür gibi küresel ısınmaya sebep olan yakıtların yerine daha temiz enerji kaynaklarının kullanılmasını önermiştir. Tüm bu kampanyalar dünyamızı korumak için düzenlenmiştir. Bizde bu kampanyalara katılarak üzerimize düşen görevi yapabiliriz.

Enerji Kaynakları: Nükleer Enerji Nükleer enerji uranyumun (bir element) bölünmesiyle, ortaya çıkan su buharı enerjisinin elektrik enerjisine dönüşmesiyle oluşur. Petrol, doğalgaz gibi enerji kaynaklarının aksine dışarıya çevreyi kirletecek herhangi bir gaz salmaz, su buharı salar. Bu yüzden temiz bir enerji kaynağıdır. Nükleer elektrik santrallerinde ki en büyük sorun açığa çıkan atığın saklanmasının çok zor olmasıdır. Çünkü bu atık çok miktarda radyasyon içerir. Çok miktarda radyasyon canlılar için

Sa y fa 7

Gamze İlhan

etkileyen kaza Türkiye’yi de etkiledi. Etrafa yayınlan çok miktarda radyasyon insanların vücutlarında değişikliklere ve kansere yol açtı. Nükleer enerji tedbirli kullanıldığı zaman ülkenin elektrik ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayabilir ama küçük bir hata büyük facialara yol açabilir. Bu yüzden nükleer elektrik santralleri yerine daha temiz ve daha güvenilir enerji kaynakları olan rüzgâr enerjisi ve güneş enerjisi tercih edilmeli. Böylece hem insanlar hem de çevre daha güvenli olur.

Bu işaret bulunduğu yerin radyasyon içerdiğini belirtir. Bu durumda o ortamda mümkün olduğunca az durmalıyız

Nükleer Enerji Santralleri havaya su buharı yayar. Hastanelerde bulunan röntgen cihazları radyasyon yayar. Ama kemiklerimizin durumunu görmek için kullanılmak zorundadır.


Sa y fa 8

Y e şi l İ n ci

Sa y ı 4

Çiçeklerimiz : Gelincik Simge Ergün

Gelincik “Papaver rhdeas”

Gelincik, şubat ve mart ayları arasında sık görülebilen bir çiçektir. Gelincikler, çok narin çiçeklerdir. Kırmızı renklidirler ve üzerlerinde siyah benekleri vardır. Genellikle yol kenarlarında ve tarlalarda bulunur. Boyu 25-60 cm arasında değişen yüksekliklere ulaşabilir. Gelinciğin faydaları çoktur. Öksürüğü ve öksürüğün boğazda yaptığı gıcığı önler, uykusuzluk çekenlere faydalıdır, nefes darlığı, bronşite ve yanıklara iyi gelir. Köyümüzdeki yaşlılar gelincik çiçeğine “Ebübük” derler. Gelincik çiçeğinin tarlalarda yetişen türünün yaprakları çok narindir, do-

kunduğumuzda dökülür. Bu yüzden biz bunlara deli (sahte) gelincikler de deriz. Dağlarda yetişen türünün yaprakları ise dökülmez buna da akıllı gelincik deriz. Gelincik çiçeklerinin meyvesi tüysüz ve fıçı biçiminde tuzluk gibidir. Gelinciğin Latince adı “Papaver rhdeas” dır. Türkiye de 16 kadar gelincik türü yetişir ve bu türlerin hepsinin çiçekleri halk arasında gelincik çiçeği olarak adlandırılır. Gelincik ismi geleneksel Türk gelinliklerinin kırmızı olmasından gelir. Kırmızı gelincikler küçük bir gelin olarak görünürler. Gelincikler, tohum

oluşturmak için diğer gelinciklerin çiçektozuna ihtiyaç duyar. Köyümüzün çocukları gelincik çiçeğinden bileklik yaparlar. Gelinciğin taç yapraklarını ve dişi organını koparırlar daha sonra uç kısmını kopardıkları yere sokarak kollarına uygun bileklik yaparlar. Gelinciklerin taç yaprakları çok çabuk döküldüğü için bazı kimseler ona diğer çiçeklere verdikleri değeri vermezler. Ama şunu bilmeleri gerekir ki her canlı doğa için bir pırlantadır. Umarım bu yazıdan sonra, gelinciklere değer vermeyenler birazda olsa bilinç sahibi olmuşlardır.

Ağaçlarımız : Pıynar Meşesi Nur Pakat Şadiye Taştekin

Pıynar “Quercus ilex” YAŞ PIRNAL KÖKLERNİR Mİ? Yaş Pırnal köklenir mi Dibinde beklenir mi Doğru söyleyin dostlar Üç sene beklenir mi Şama doğru (3kez) O yar açmış kollarını bana doğru Dam başında duran kız Bayram geldi donan kız Alacam diye aldattın Her sözleri yalan kız Şama doğru (3kez) O yar açmış kollarını bana doğru

Kasım ayınd aydık. Komşumuz evimizin etrafında bulunan bir ağacı kesiyordu. “Kesme” demek isterdim ama çekindim. Annemin küçüklüğünden beri duran bu ağaç pıynar ağacıydı. Annem kesildiğini görünce “Durun!” dedi ama artık çok geçti. Onun ağladığını görünce bu kocaman ağaç için üzüntüm bir kat daha arttı. Pıynar Meşesi ağacının diğer adı “Eren Ağacı”dır, boyu yaklaşık 10-15 metredir. Yapraklarının değişik biçimleri vardır ve dikenlidir. Özellikle alt yüzleri tüylüdür. Yapraklarının boyları 3-7 cm dir. Meyve bir yılda olgunlaşır. Meyvesinin üst kısmı namaz kılanların takkesine benzer. Her zaman yeşil kalır. Pıynarın odunu ağır ve

dayanıklıdır. Mangal kömürü yapımında ve yakacak odun olarak kullanılır ve pahalıdır. Pıynar ağaçları susuzluğa da dayanıklıdır. Ailemizle piknikler yaptığımızda yaktığımız mangal kömürlerinin çoğu meşe ağacından yapılmaktadır. Pıynarda bir meşe türüdür. Köyümüzde “Pıynar” olarak seslendirilen bu ağaç Türkiye genelinde “Pırnal” olarak bilinir. Dünya’ da İspanya, İtalya ve Portekiz'de yaygındır. Türkiye'de ancak, Muğla, Kuşadası, Marmaris, Sinop, Samsun, Zonguldak yörelerinde vardır. Odunu değerli olduğu için insanlar tarafından dalları kesilmiş, bu yüzden çalılıklara dönüşmüştür. Kışın odun sobalarında yakılır. Meyvesini genellikle sincaplar yer ve pa-

lamut olarak adlandırılır. Kışın ağacının altında çok güzel çıntarlar (bir mantar türü) çıkar. Bunlardan insanlar yiyecek olarak faydalanır. Bu ağaçlar genel olarak hayvanların otlatılması, tarla açmalar ve çeşitli insan faktörleri nedeniyle çoğunlukla çalı olarak kalırlar. Ancak iyi korunduklarında gövdelerine zararlı böcekler girmediği sürece yüz yıllar boyunca yaşamlarını devam ettirler. Sizlere İzmir Bayındır yöresine ait şarkıyla veda ediyoruz..

Pıynar Yaprağı


Y e şi l İ n ci

Sa y ı 4

Sa y fa 9

Şifa Kaynağı : Adaçayı Hava çok güzeldi. Annemle birlikte ada çayı toplamaya evimizin oradaki dağa çıktık. Adaçayı dağlık yamaçlarda çıkıyormuş. Çıkana kadar çok yoruldum. O zaman çok eğleniyordum. Papatyaların arasında koşmak çok güzeldi. Ben eğlenirken annem daha yükseklere çıkacağımızı söyledi. Anneme sorular sormaya başladım. İlk önce anneme “Ada çayı ne zaman toplanır?” diye sordum. Annem “Haziran – temmuz aylarında” dedi. Yolumuza devam ederken annem bir yanda ada çayı gördü. Toplamaya başladı. Tabi ki bende yardım ettim. O gün annem bir poşet toplamıştı. Aşağıya inerken taşa takılıp düştüm, dizim çok ağrımıştı. Ayağa kalktığım zaman fark ettim çevremdeki arıları ve böcek-

leri. O gün çok eğlenceliydi. Annem adaçaylarından bir tanesini sökerken tohumu da koptu. Annemden alarak bunu ben dikeceğim dedim, annem sevindi. Artık bu benim adaçayım olacaktı. Annem ilerlemeye başladı, daha toplayacaktı. Ada çayının çiçeği mor renklidir yaprağı açık yeşil ve tüylüdür, güneşte kurutulur ve yaprakları uzundur. Boyları 30-70 cm arasındadır. Astıma iyi gelirmiş ve boğaz ağrısına. Benimde astımım olduğu için daha fazla toplamaya başladım. Aslında adaçayını sevmiyordum ama bundan sonra seveceğim. Artık yavaş yavaş akşam oluyordu, biz eve ilerliyorduk. Annem adaçayından elma yağı yapılabileceğini söyledi. Elma yağı kanı durdurmaya ve karın

ağrısına iyi gelirmiş. Elma yağı ağrıyan yerlere sürülerek, küp şekerin üstüne bir damla elma yağı katıp içerek ya da bir damla elma yağını bardağa katarak kullanılıyormuş. Böyle ilerlerken bir de baktım ki adaçayının üzerinde kelebek var, kelebeği yakalamaya çalıştım. Ama yakalayamadım. Bende adaçayını aldım. Akşam eve gidince bunların hepsini babama anlattım. Babam başka bir gün birlikte gideriz dedi ve akşam yemeğini yedik ve yedikten bir saat sonra annem adaçayını hazırladı. Kokusu birden midemi bulandırdı. Ama içtim beni çok dinlendirdi, akciğerlerimdeki hırıltıyı azalttı ve uykumu getirdi. Bende dayanamadım ve uyudum.

Kaancan Tuncel

Adaçayı yaprak ve çiçekleri

Doğanın Güzellikleri: Çıntar Çıntar toplamaya gittiğimde hiç bir bilgim olmadığı için her ağacın dibine bakmıştım. Ama çam ağaçlarının, pırnal ağaçlarının altında ve bunlardan farklı olarak küçük maki şeklinde görünen pamukluk dediğimiz çalının altında da bulunduğunu öğrendim. Çıntar 3-5 'li gruplar halinde yetişir. Çam bülçüklerinin (yere düşmüş yaprakları) altında saklanır, nemli yerlerde bulunur. Yani serin ve gölgelik yerleri sever. Aslında çıntar bir mantar türüdür. Turuncu renkli, huni şeklinde şapkalı bir bitkidir. Diğer mantarlardan farklı olarak kubbe şeklinde

değildir, şapkasının ortası hafif çöküktür. Hemen hemen 5-12 cm çaplıdır. Ayrıca çıntarların şapkalarının altında diğer mantarlarda olduğu gibi sporları vardır. Sonbahar mevsiminde özellikle kızılçam ormanlarında bulunur. Muğla daha yüksek olduğu ve yağış daha erken başladığı için, çıntar Marmaris’den daha erken çıkar. Köyümüzde kasımaralık aylarında yağmurlardan sonra çıkar. Köylülerde hemen ellerinde sepetler çıntar aramaya çıkarlar. Çıntar köylüler arasında bir yarışa sebep olur. Herkesin kendine özel, kimseye söylemediği bir yeri vardır. Çıntar toplamaya çoluk ço-

cuk toplanıp gidilir ve çok zevklidir. Sanki balık tutuyormuşsun gibi zevk verir. Yavaş yavaş her taşın altına bakarsın. Bulduğunda ise hemen poşetine ya da sepetine koyarsın. Çıntar toplandıktan sonra böreği ve sade yağda kavrularak yemeği yapılır , çok lezzetlidir. Çok toplayanlar haşlayıp derin dondurucuda saklarlar. Anlattığım gibi çıntarın yeri başkadır bizlerde. Toplamak ve pişirmek için olan tüm malzemelerimiz durur bir köşede. Şimdi ise bir daha ki çıntar mevsimini bekliyoruz, kovalar elimizde.

Melek Aydoğan

Çıntar

Tavsiye Kullanım Alanları ¨Yemeden

kurtlu olup olmadığına bakmalıyız

¨Her

mantarı toplamamalıyız.


Sa y fa 10

Y e şi l İ n ci

Sa y ı 4

Özel Köşe: Sığla Ağacı Enes Özkan

Sığla, Liquidambar orientalis.

Sığla’nın diğer bir ismi de “Günlük Ağacı”dır.

Halamlarla güzel bir hafta sonu geçirmek için yola çıktık. Annemler piknik sofrasını hazırlarken bende kuzenlerimle top oynadım. Kuzenim topa çok hızlı vurduğu için top ağaca asılı kaldı. Etrafıma bakınca her yerde bu ağaçtan olduğunu fark ettim. Ağacın dallarında topa benzer meyveleri vardı. Bu, babamın yağını çıkarmak için eğitim aldığı sığla Ağacı idi. Hemen babamın yanına gidip okulumuzda ki dergi için sığla hakkında küçük bir röportaj yaptım. Baba bu ağaçlar nerelerde yetişir? Bu ağaçlar dünyada sadece Marmaris – Köyceğiz çevresinde yetişirler. Muğla, Fethiye ve Aydın civarı ile Rodos Adası gibi yerlerde azda olsa bulunur. Boyları hep böyle uzun mudur? Nasıl bir

bitkidir? Yaprakları yıldız şeklindedir çınara benzer. Meyveleri yuvarlaktır ve dikenli gibidir. 30 metreye kadar boylanabilir, yapraklarını ekim – kasım aylarında dökmeye başlar . Mart-nisan aylarında çiçeklenir. Çiçekleri arılar için polen sağlar. Baba kimi ağaçların ilaçları da yapılıyormuş günlük ağacının da böyle bir yararı var mıdır? Olmaz mı? Mesela Günlük ağacının gövdesi mart – nisan aylarında kazınır, kazınınca bir sıvı salgılar. Bu sıvı (balsam) ve ağaç kabukları haziran – temmuz aylarında toplanarak kaynatılır. Daha sonra özel makinelerde sıkılarak yağ elde edilir. Bu yağ egzama ve ülser tedavisinde kullanılır. Bir yerimizi kestiğimiz zaman Günlük yağını sürdü-

ğümüzde hemen iyileşir. Kaynadıktan sonra arta kalan ağaç kabukları buhur olarak kullanılır. Buhur (bir tür tütsü) özel günlerde evlerimizde yakılır. Peki, bu yapraklarından yemek yapılıyor mu? Yapılır. Taze filizleri toplanır. Tencereye yağ, soğan, tuz ve pul biber konur. Bulgur ve günlük filizleri eklenip, hepsi kavrulur. Sonra su ilave edilip pişirilir. Nar ekşisi ilave edilir. Babamla bir sığla ağacını incelemeye gidecekken annemin sesini duyduk: “Haydi soframız hazır.” Karnımızı doyurduktan sonra büyük bir ilgiyle Sığla ağacını inceledik. Babam beni sığla ormanına götürmeye söz verdi. Dediğine göre oksijeni en bol ormanlardan biriymiş.

Doğanın Güzellikleri : Sokkan Balığı Sokkan balıkları kıyı taraflarında yaşarlar. Kızıl deniz göçmenidir. Yavruları büyük balıklardan korunmak için yosunluk bölgelerde yaşarlar. Boyları en fazla 40 cm olur. Vücudunda boylamasına sıra sıra sarı çizgiler vardır. Kuyrukları sarı, vücudu kurşun rengindedir. Yavruları daha yeni Sokkanların Akdeniz’e gelme za- çıkmış yosunları yerler ve manı mayısın ortalarına rastlar. onların yemeğini yememeleri için başka balıkları sokarlar. sokkanların sırt ve göğüs yüzgeçlerinin ilk başında bulunan dikenlerinde zehir bulunur. Hem canlıyken hem de ölüyken bu dikenler zehirlidir. Sadece pişirildiğinde zehri gider. Sokkanların büyükleri yumurtalarını koyduktan Orçun Kaya Halil Ataş

sonra göç ederler. 10 gün içinde yumurtlar ve derin sulara giderler. 1 ay sonra tekrar gelirler. Bu sefer daha büyükleri gelir yumurtlarlar ve geri giderler. Bundan 1 ay sonra tekrar gelirler. Bu sefer daha da büyükleri gelir yumurtalarını bırakır ve tekrar giderler.Giderken sürünün bir kısmı o bölgede kalır. Böylece üç farklı sokkan grubu farklı zamanlarda köyümüze gelir. Ama maalesef trol balıkçıları nedeniyle sokkan balıklarının sayısı azalmaktadır. Köyümüzde sokkan olarak bilinir ama bazı yerlerde türüne ve rengine göre değişik değişik isim verilir (beyaz sokar, esmer sokar). Bir de esmer sokar denilen

türü vardır. Bunların kuyrukları çatallıdır. Akdeniz bölgesinde en lezzetli balıklardan biridir. Sokkan balığı ekmeği çok sevdiği için sepet ile tutulur. Sokkan balıklarını zamanı gelmeden avlayarak birçok doğmamış balığın hayatını kaybetmelerine sebep olmuş oluruz. Bu durum denizlerdeki balık sayısının azalmasına neden olur. Bu yüzden bu davranışı sadece sokkan balıkları için değil tüm balıklar için dikkate almalıyız. Balık yemek ve avlamak kötü değildir sadece doğru bir şekilde ve avlanma zamanında ihtiyacımız kadar avlamalıyız. Hepinizin bu konuyu dikkate alacağınızı umuyorum.


Y e şi l İ n ci

Sa y ı 4

Çiçeklerimiz : Ebeiğne Baharın en güzel günlerinden birinde nisan ayının başında arkadaşımla ebeiğne toplamaya gitmiştik. Orda onun elinden çiçeğini aldığım için birbirimize küsmüştük. Sonra ikimizde tam zıt yönlere çiçek toplamaya gittik. O aslanağzı ve yoğurt çiçeği toplamıştı, ben ise sarılale ve ebeiğne toplamıştım. Eve geldiğimizde çiçeklerimi gördü ve çok beğendi. Bana bu çiçeklerin yerini gösterirsen barışırım dedi. Ben de buna mutlu oldum ve ona çiçekleri topladığım yeri gösterdim. Kim derdi ki yıllar sonra ebeiğne ile ilgili size bir yazı hazırlayacağım… Ebeiğne pembe-beyaz renkli bir çiçektir iğneleri ise sarı renklidir. Köyümüzde ebeiğne diye bilinen bu çiçeğe Türkiye’de Anadolu Orkidesi diyorlar. Anadolu’ da yetiştiği için Anadolu Orkidesi denilmektedir. Özellikl e E g e , Akdeniz ve Doğu Anadolu

bölgelerinde bulunur. Latince ismi ‘Orchis anatolica’dır. Ebeiğne daha çok dağ yamaçlarında bulunan bir çiçektir. Çam ormanları ve makiler arasında yetişir. Tek dalda 5-10 arası çiçek bulunur.15-20 cm boylarındadır. Kendilerini arılara ve kelebeklere benzetip, hatta böceklere özgü kokular da yayıyorlar. Ebeiğnelerin böcekleri kendilerine çeken bir görünt üsü vardır. Ebeiğne köyümüzde mart ayında çiçek açar. Rengi koyu kırmızı ile mor arasındadır, beyaz olanları da vardır. Ebeiğnenin kuvvetli bir kokusu yoktur. Çocuklar köyde iğneleriyle ilgili bir oyun oynarlar. Ebeiğne çiçeğinin içine baş parmaklarını koyarlar ve dilek tut up üç defa “Ebeiğne ebeiğne bana iğneni ver!” derler. Eğer oda çocuklara iğnesini verirse tutulan dileğin gerçekleşeceğine inanırlar. Ebeiğne bir orkide

Sa y fa 11

Eda Kaya

türüdür. Orkidelerin kökleyip köklerinin yanındaki patates gibi olan yerleri kesilip kurutulur. Daha sonra ezilerek salep haline gelir ve bunun da çayı yapılır. Ayrıca kaliteli dondurmaların yapımında da kullanılır ve dondurmaya o güzel tadı verir. Kökünden söküldüğü için orkidelerin nesli tükenmektedir. Bu yüzden bir orkide türü olan Ebeiğneleri toplarken kökünü sökmemeliyiz. İyi ki köyümüzde Ebeiğnelerden salep yapılmıyor. Belki yapılsaydı köyümüzde göremeyecektik. Ama başka illerimizde Ebeiğneden salep yapılmaktadır. İnternette orkidelerle araştırma yaparken gördüğüm bir habere sevindim. Artık dondurma için kullanılan orkideleri İzmir Menemen’de doğadan toplamayıp bahçemizdeki gibi yetiştireceklermiş.Bu güzel haberle sizlere veda ediyorum…

Ebeiğne,”Orchis anatolica”

2002 yılında “Ebeiğne” resimli hatıra para basılmıştır

Yeşil Haber : Enerji Tasarrufu Eko Tim’de yer alan arkadaşlarımız 4. ve 5.sınıf öğrencilerine enerji tasarrufu hakkında sunum yaparak arkadaşlarımızı konuda bilgilendirdi.

Yeşil Haber : Atık Yağlar Artık okulumuzda evimizdeki atık yağları toplayarak suyun ve toprağın kirlenmesini önlüyoruz.

Yeşil Haber : Geri Dönüşüm Eğitmenleri Eko Tim olarak 1,2,3,4 ve 5. sınıfta yer alan küçük arkadaşlarımıza okulumuzdaki geri dönüşüm kutularını anlatarak onları bilgilendirdik.


Sa y fa 12

Y e şi l İ n ci

Sa y ı 4

Tohumdan Fidana Emirullah Çetin

1/A sınıfı tohumun fidan olma öyküsünü güzel çizimleri eşliğinde anlatıyor.

Fidan’ın Öyküsü 1. Elma önce toprağa düşer. 2. Elma çürüyünce çekirdekleri toprağa karışır 3. Kökler çıkmaya başlar 4. Elma çekirdeğinden yeni bir fidan oluşur.

Çevrecimri : Evde Enerji Tasarrufu Dicle Yüksel Rümeysa Eyin

Enerji tasarrufu demek tüm enerji kaynaklarını yeteri kadar ve verimli kullanmaktır

Bir günün daha sonuna gelmiştik. Yemek yiyip, dişlerimi fırçaladım. Benden sonra dişlerini kardeşim fırçaladı. Fakat musluk açık kalmıştı. Ben de içimden “Kim açtıysa o kapatsın” dedim. Bu yüzden musluk açık kaldı. Kardeşimle aynı odada kalıyorduk. Kardeşim usulca beni kaldırıp “Ben çok korkuyorum, ışığı açalım mı?” dedi. Ben de ona “Korkuyorsan aç “dedim ve o da ışığı açtı. Sabah kalktığımda tuvaletten su sesleri geliyordu. Tuvalete girdiğimde her yer ıpıslaktı. Tuvaletin ıslak olduğunun farkına varmadan tuvalete girdim ve kayarak yere düştüm. Canım çok acımıştı bu yüzden ağla-

maya başladım. Ağlama sesini duyan annem ve babam koşarak yanıma geldiler. Onlarda yerin ıslak olduğunu anladılar ve yerleri temizlediler. Annem beni yatağa bırakıp, boşa harcadığımız suya ve elektriğe kızmadan bizimle konuştu. Tasarruflu olmamız gerektiğini anlattı. Ben de sizlere annemin verdiği örnekleri anlatıyorum: ¨Buzdolabından yemeği bir saat önceden çıkartırsak daha az tüp harcamış oluruz. ¨Çamaşır ve bulaşık makinelerini yıkanacak şey az olduğunda kullanmamalıyız ve elde yıkamalıyız. ¨Saç kurutma makinesini yazın kullanmayabiliriz.

¨Yazın klima ve vantilatör yerine pencereyi açabiliriz. ¨Birkaç çamaşır ütüledikten sonra ütümüzün altı sıcak olduğunda fişi çekip birkaç çamaşır daha ütüleyebiliriz. ¨Kışın su ısıtıcıya değil de bir kaba su koyup sobada ısıtabiliriz, eğer su ısıtıcı kullanacaksak (mesela bir bardak kahve içeceksek bir bardak su) yeteri kadar koyup ısıtmalıyız ¨Televizyonu kapatmak için ilk önce kapatma düğmesine basıp sonra da fişini çekmeliyiz. Tüm enerji kaynaklarını yeteri kadar kullanalım çünkü bir gün tükenebilir.


Y e şi l İ n ci

Sa y ı 4

Balıkların Farkında mısın? Bu yazımda bugüne kadar merak ettiğim bir konu üzerinde durmak istiyorum. Erkek arkadaşlarımın boş zamanlarında balık tutuklarını görüyorum. Her seferinde balık yakaladıklarını fark ettim. Acaba denizde balık hiç tükenmiyor mu? Gelin bu sorunun cevabını birlikte araştıralım. Balıklar yumurtlayarak çoğalan hayvanlardır. Bir dişi balık milyonlarca yumurtlayabiliyor. Bu nedenle balıkların sayılarının giderek artması gerekir. Fakat balık sayıları bilinçsiz avlanmalar yüzünden azalmakta. İnsanlar balıkları büyük küçük ayırt etmeden avlamaktalar. Küçük balıklar avlanınca çoğalamadıkları için balıkların sayısı giderek azalıyor. Henüz yumurtlama büyüklüğüne gelmemiş

balıkları avlarsak ilerde bu balığın doğurabileceği binlerce balığın daha doğmadan yaşamlarına engel olmuş oluruz. Bu yüzden balıkların üreme mevsimi dışındaki zamanlarda avlanması gerekir. Böylece birçok yeni balığın doğması için balıklara şans vermiş oluruz. Ayrıca avcıların ağlarının aralıklarının daha büyük olması gerekir. Böylece küçük balıkların ağalara takılması neredeyse imkânsız olur. İnternette araştırma yaparken bu konuyla ilgili Greenpeace çevre örgütünün hazırlamış olduğu bir kampanyanın sloganını gördüm ve bu konuyla tam bir uyumu olduğunu fark ettim. Sloganda şöyle yazıyordu: “Küçük balık yoksa büyük balık da yok”. Bu kampanyanın ülkemiz için çok fay-

Fatma Günay

dalı bir kampanya olduğunu düşünüyorum. Tüketeceğimiz balıkların balık cetveline uygun olarak alınması, bu kampanyanın hedefine ulaşmasını sağlar. Çünkü eğer bir tüketici balık alırken balığın küçük olduğunu fark edip almaktan vazgeçerse, balıkçı küçük balık avlamamaya karar verir. Bu da bir balığın küçük boyutta avlanmasını önler. Örneğin, bir balıkçı levreği balık cetveline göre 30 cm’ den küçük avlanmaması gerekir. Eğer avlayıp satmaya çalışırsa tüketici hemen bunu fark edip almazsa, balıkçı küçük balık avlamaktan vazgeçer. İşte bu yoldan devam edilirse küçük balıkların avlanması önlenir ve bu önlemin sonucunda denizlerdeki balıkların sayılarının azalmasının yerine artış gerçekleşir. Herkesi bilinçli balık tüketicisi olmaya davet ediyorum!

Bilgisayarda Enerji Tasarrufu İçin Neler Yapılmalı? Bilgisayarları modifiye (neon ışıklı) gibi süslemelerini kaldırarak elektrik tasarrufu yapılabilir. ¨ Otomatik kapanma programlarını bilgisayarınıza kurarak bilgisayarın belli bir süre sonra otomatik kapanmasını sağlayabilirsiniz. Böylece uyuyana kadar bilgisayardan müzik dinleyen arkadaşlarımız istediği süre kadar bilgisayarı açık tutabilir. ¨ Bilgisayarımızda yüksek çözünürlükte oyun oynar¨

sak ekran kartımız daha da fazla elektrik tüketir. ¨ Yemek yerken bilgisayarımızı uyku moduna alıp ekranı kapatırsak elektrik tasarrufu yaparız. ¨ Yazıcımızdan çıktı alırken mürekkep tasarrufu için “Eco Font Vera Sans “ (Ekonomik Yazı Tipi) kullanarak %25 Mürekkep tasarruf yaparız. (www.ecofont.com) ¨ Yazıcılarımızda kullanılmış kağıt kullanabiliriz. ¨ CD, DVD yerine USB

Sa y fa 13

Balık cetveline bakarak hangi balığın hangi uzunlukta olduğunu anlayabilirsiniz

Parmak kadar çocuğa vurmaya kıyılmaz denir. Peki ya balığa?

Batuhan Kasap

Bellek, Hard Disk kullanırsak çevreyi koruruz. Nedeni CD ve DVD plastiktir ve tek kullanımlıktır ama USB belleği ise sürekli kullanabiliriz. ¨ A Enerji sınıfı monitör kullanabiliriz. Bunlar daha az enerji harcarlar. ¨ Yatarken bilgisayarınızın tüm araçlarını (ekran, yazıcı, hoparlör vb.) kapatarak tasarruf yapılabilir. ¨ Dizüstü bilgisayarlarda ekran parlaklığı düşürülerek tasarruf yapılabilir .

Bilgisayarlar artık televizyonlardan daha çok kullanılmaya başladı.


Sa y fa 14

Y e şi l İ n ci

Sa y ı 4

Zeytin Hasadı Fatma Günay

Ağaçlara vurmak hoşumuza gitmese de hemen her yerde böyle toplanıyor.

Zeytin, Olea europaea

Bölgemizin en bilinen, gözde ağacı zeytin ağaçlarıdır. Köyümüzde annelerimizin, babalarımızın, akrabalarımızın zeytin ağaçlarını yetiştirdiklerini görürüz. Fakat bu konuda köydeki arkadaşlarım ve ben yeterli bir bilgiye sahip değiliz. Yaptığımız gezide zeytin ağaçlarıyla ilgili bilgileri arkadaşlarım ve ben öğrenmiş, bölgemizde zeytin ağaçları bulunduğu için kendimizi çok şanslı hissetmiştik. Ege ve Akdeniz’in simgesi olan zeytin ağaçlarını öğrenmek için yaptığımız bu gezimizi sizlerle paylaşacağım. Gezimiz 3 km yürüyüş mesafesindeydi. Çevreme bakındığımda yemyeşil bir görüntüyle karşı karşıyaydım. Her adımda farklı çiçek kokuları, bizi çalı arkalarında gizlenerek izleyen hayvanları görmek beni çok mutlu ediyordu. Yürürken bizi bilgilendirmek amaçlı gelen iki arkadaşımızın annesinin geldiğini gördüm. Beraber zeytin ağaçlarının bulunduğu yere gittik. Zeytin ağaçlarının bulunduğu yere gittiğimizde heyecanım artmıştı. Zeytin ağaçlarının dalından zeytinleri almak kolay değildi. Orada zeytin toplayan bir kadının yanına gidip zeytin ağaçlarıyla ilgili koyu bir sohbete başladık. İlk önce zeytin ağaçlarının nasıl ve ne zaman dikildiğini sorduğumda, zeytin ağaçlarının fidanlarının şubat ayında dikildiğini söyledi. Peki, zeytin ağaçlarını çiçekler

gibi her gün mü sulamalıydık? Bu soruyu sorduğumda, kışın gübre verildiğini ve budandığını eğer yaprakları buruşmuşsa suya ihtiyacı olduğunun anlaşıldığını söyledi. Yeni dikilen fidanların iki üç yıl sonra sulanmaya gerek kalmadığı bilgisini de aldım. Bir kışta bir kez diplerinin çapalanması gerektiğini ve kuruyan dallarının budanması gerektiğini öğrendim. Peki, hangi çeşit zeytinler görebilirdik köyümüzde? Yeşil ve siyah zey-

tin nasıl oluyordu? Bu zeytinler tek bir ağaçtan mı yoksa farklı ağaçlardan mı elde ediliyor diye sorduğumda bana söyle bir cevap verdi: “Ağacın türüne göre sofralık zeytin mi yağlık zeytin mi olduğu anlaşılır. Köyümüzde “Yerli” ve “Edremit” zeytini bulunur.Yerli zeytin büyük ve uzundur.Yağ yapımında daha çok yerli zeytin kullanılır.Edremit zeytini daha çok sofralık olarak tercih edilir. Yerli zeytine göre daha yuvarlaktır. Yeşil zeytin, siyaha göre daha erken,

Yeşil Haber : Ağaç Dikimi Okul bahçemizi Sığla ağaçları dikerek ağaçlandırdık.

zeytin daha yeşilken toplanır. Siyah ise geç toplanır” dedi. Peki, zeytin nasıl toplanır? Bu soruyu sorduğumda, zeytin ağaçlarının yanını gidip yaparak öğrenmeye karar verdik. Elimize uzun değnekler alıp ağacın zeytin olan dallarına vurmaya başladık. Zeytinler yere serilmiş muşambaların üzerine döküldü. Bazı arkadaşlarımız da yere düşen zeytinleri ellerindeki kaplarla toplamaya başladılar. Zeytin ağacı büyükse merdivenle toplanır. Suyunu çekmesi için buruşana kadar beklenir. Gerçekten bir zeytin ağacını yetiştirmek çok zor. Peki yaşlanmış bir zeytin ağacını ne yapabiliriz? Yaşlı bir zeytin ağacını belinden kesildiği zaman tazelenmiş olur. Sohbetimizin sonuna gelmiştik, ona bizi konuda bilgilendirdiği için teşekkür ettik. Daha sonra biz de yere düşen zeytinleri toplamaya kara verdik. Zeytin toplamak çok güzeldi. Ayrıca bu araştırmayı yapmamıza yardımcı olan öğretmenime de teşekkür ettim. Çok güzel bir gün geçirmiş oldum. Hava kararmıştı ve eve dönmeye karar verdik. Yolda giderken aldığım notları arkadaşlarımla tekrar göz gezdirdik. Zeytin ağaçlarıyla ilgili bilgileri yeterince öğrendiğim ve benim yazımı okuyup zeytin ağaçlarıyla ilgili bilmediklerini benim yazım sayesinde öğrenecekler olabileceği için kendimi çok mutlu hissediyorum…


Y e şi l İ n ci

Sa y ı 4

Bitki Gözlem Gezileri Eko Tim öğrencileri olarak her ay çevre gezisi yapıyoruz. Çevre gezisi yaparken hem çevreyi tanıyoruz hem çevre hakkında bilinçleniyoruz. Çiçeklerin, bitkilerin değişimlerini gözlemliyoruz. Asıl amacımız çevre takvimi oluşturmak. Bunun için bitki gözlem gezileri sırasında hem bitkilerin fotoğraflarını çekiyoruz hem de bilmediğimiz bitkileri numaralandırdığımız şeffaf dosyalara koyup evde nenemize, dedemize, annemize, babamıza sorup çiçeklerin, bitkilerin adlarını öğreniyoruz. Eğer bulamazsak okulumuzdaki rehber kitaplardan yararlanıyoruz. Biz bu çevre gezisi yaparken çok eğleniyoruz. Fotoğraflar çekiyoruz. Bizim bunları yapma amacımız iyi bir çevre takvimi oluşturmak. Şimdi size arkadaşlarımızla yaptığımız bir geziyi anlatacağım: Her ay yaptığımız gibi bugün yine okul bahçesinde toplandık. Aylardan Ekim ‘

di. Öğretmenimiz geldi. Geçen ay gideceğimiz yere gidip değişikleri gözlemleyecektik. Okulun bahçesinden yola koyulduk. İlk önce mor, mor açan domuz topalaklarını (siklamen)’i gördük. Çok güzeldiler. Geçen ay narlar yeni çıkıyordu ama şimdi ise yenebilecek durumda olanlar vardı. Bir

bahçe gözümüze çarpmıştı daha yeni fasulyeler çiçek açıyorlardı. Sonra yeni filizlenen enli yapraklı uzun ılıbadayı gördük. Uzun bir yürüyüşten sonra 3 metre uzunluğundaki esnek bir çalı türü olan, mor ve beyaz renkli hayıtı gördük. Sonra iki ismi olan yılanyastığının (nivik) yapraklarını gördük. Böğürtlenlerin meyvelerini

Sa y fa 15

Melike Ersoy

döktüğünü fark ettik. Yürürken hem bir şeyler atıştırıyorduk hem de gözlem yapıyorduk. Öğretmenimiz üzümün yapraklarının döktüğünü fark etti. Üzümlerin hepsi dökülüyordu ve çimlerin oluşturduğu bir grup gördük. Çok güzel çimlere basmamaya dikkat ediyorduk. Geçen ay fıstıklar yeşildi. Ama şimdi ise sökmüşler ve ay ık lam ış l ar d ı. Zeytinlerin bir kısmı toplanmış bir kısmı ise toplanmayı bekliyordu. Sarı otlar yeni pamuklanıyorlarmış. Yaprakları yıldız şeklinde ve tüylü olan ebe gümecinin (ebe gömeci, kabaot) fotoğrafını çektik. Gezimiz artık sona eriyordu. Isırgan otları büyük olmuşlar ayaklarımızı ısırıyorlardı en son ise yeşil ve dikenli olan tilkişenleri (kuşkonmaz) gördük. Akşam olmaya başlamıştı, bizde evlerimize gittik. Bir sonraki gezimizi iple çekiyorum…

Yeşil Haber : Eko Kardeşlik Eko Okullar Projesi kapsamında ilk kez geçtiğimiz yıl Urla Asiye Hüseyin Akyüz Bilim İ.O ile okulumuz arasında Urla’da gerçekleştirilen Eko Kardeşlik çalışmasının ikincisini okulumuzda yaptık.

Yeşil Haber : Enerji Tasarrufu Çıkarmaları Enerji tasarrufu ile ilgili Eko Tim öğrencilerimizin hazırladığı mizahi çıkartmaları enerji harcayan (prizler, lambalar, sobalar vb.) aletlerin üstüne astık. Okulumuzun bu ayki elektrik faturasından dolayı tüylerim diken diken oldu.

Bitki Gözlem Gezileri’nde resimli bitki kitaplarından faydalanıyoruz Gezimizde karşılaştığımız Domuz Topalağı, “Cyclamen persicum”


Sa y fa 16

Bül t e n Ba şl ı ğı

Sa y ı 4

Okuyan Çevreci : Gelin Dünyamızı Kurtaralım Diler Gün Dinç

İnkılap Kitabevi, 144 sayfa

Sevgili arkadaşlar, Ben size okuduğum bir kitabı yorumlamak istiyorum. Kitabın adı “Gelin Dünyamızı Kurtaralım”. Yazarı Jacquie Wines. Bence çok iyi bir yazar, çok güzel bir kitap yazmış. Bu kitap 144 sayfadan oluşuyor. Kitabın içindeki resimler ise siyahbeyaz. Kitap 7 bölümden oluşuyor. Şimdi size kitapta yer alan bölümleri kısaca anlatacağım. 1.bölüm: “Çevreci Bir Evde Mi Yaşıyorsunuz?” Bu bölümde evimizi nasıl çevreci bir hale getirebileceğimiz anlatılıyor. 2.bölüm: “Harika Yeşil Bir Dış Ortam”: Bu bölümde bahçemizi nasıl çevreci bir hale getirebileceğimiz örneklerle a n l a t ı l ı y o r . 3 .b ö l üm : “Dünyamız İçin Alışveriş Yapmak”. Bu bölümde dün-

yamız için dayanıklı ve yararlı ürünleri doğru seçebilmemize yardım edecek öner i le r v ar . . 4 .b öl üm : “Azaltmak, Yeniden Kullanmak, Onarmak, Geri Kazanmak”. Bu bölümde geri dönüşüm projeleri var. 5.bölüm: “Dünyayı Kirletmekten Vazgeçin”.Bu bölümde zehirli gazların dünyamızı kirletmesini önlemek ve dünyayı kurtarmak ile ilgili bilgiler var. 6.bölüm: “Tüm Canlı Türlerini Kurtarın”. Bu bölümde nesli tükenmekte olan (Panda, Akdeniz foku gibi) canlı türlerini kurtarmanın önemi a n l a t ı l ı y o r . 7 .b ö l üm : “Andınızı Herkese Duyurun”. Bu bölümde çevre için bir araya gelip dünyayı kirletenleri yenmek ile ilgili projeler yer alıyor. Son olarak size belirt-

mek istediğim bir şey var. Benim bu kitapta en sevdiğim bölüm 1.bölüm. Çünkü bu bölüm evimizi çevreci bir eve dönüştürüyor. Ne kadar garip değil mi? Ayrıca 4. bölüm de benim dikkatimi çekti. Geri dönüşüm dünyada herkesin işine yarar.Yani güzel ve yararlı bir proje. Size anlattığım kitabın sonuna geldim. Ama bitirmeden önce kitabın arkasında dikkatimi çeken bir yazı gördüm. Şöyle yazıyordu. “Eskiden insanlar dünyaya çok zarar verdi. Şimdi dünyamızı kurtarmak senin elinde. Ne kadar güzel bir cümle değil mi? Şimdi size bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum. İçinde çok güzel çevre ile ilgili bilgiler ve projeler var. Seveceğinizden eminim.

Okuyan Çevreci : Çevreci Olmak Zorunda mıyım? Melisa Kuş

Günışığı Kitaplığı, 188 sayfa

Merhaba arkadaşlar. Size Günışığı Kitaplığı’ ndan okuduğum bir kitabı tanıtmak istiyorum. Kitabın adı “Çevreci Olmak Zorunda Mıyım ?”.Kitap 187 sayfa ve 10 bölümden oluşuyor. Kitapta resim yok. Bu kitap bir çocuk romanı. Kitap 2000 yılında basılmış. Yazarı “Dyan Sheldon”. Dyan Sheldon, Amerikalı bir yazar. 6 Yaşından itibaren hep yazar olmak istemiş ve bu hayalini gerçekleştirmiş. Kitabın ismi çok garip. Kitabın isminin bu olmasının sebebi; kitabın kahramanı olan,12 yaşındaki Elmo haricinde ailesindeki herkes çevreci iken Elmo’ nun çev-

reci olmak istememesi. Ailesin d e ki he r b ir ey “Gezegenimizi Yeşil Tutalım” grubuna üye. Çevre hakkında yürüyüş ve protestolar düzenliyorlar. Ama karşı komşuları Bay ve Bayan Bamber’ ler ise bir inşaat sektöründe çalışıyorlar. Yakın bir parkta bulunan gölü kurutup oraya çeşitli binalar yapmak istiyorlar. Elmo’ nun annesi ve diğer kişiler buna karşı çıkıyor. Elmo da her ne kadar Bay ve Bayan Bamber’ a hak verse de elinden bir şey gelmiyor. Tam da o sırada Kuba ortaya çıkıyor. Kuba ortaya çıktıktan sonra Elmo’ nun çevre ile ilgili

fikirleri değişiyor. Bay ve Bayan Bamber’ ın çevreye zarar verdiklerini ve annesinin ne kadar doğru bir şey yaptığını anlıyor. Elmo da annesine yardım etmeye başlıyor. İmza topluyorlar ve mahkemeye gidiyorlar. Mahkeme sonucu Bay ve Bayan Bamber’ ın doğru söylediğini söyleyince Yeşiller ve ��nşaat Sektörü arasında kavga çıkıyor. Veeeee kim mi kazanıyor…? Okuyunca görürsünüz. Ama eminim ki şimdiden kimin kazandığını tahmin ediyorsunuzdur. Arkadaşlar bu kitap okurken eğlendirmekle kalmıyor bilgi de veriyor. Bence okuyun!


Bül t e n Ba şl ı ğı

Sa y ı 4

Ağaçlarımız : Harıp Bir Cumartesi günü Turgut’a anneannemin yanına gidecektik. Hazırlanıp yola çıktık. Vardığımızda anneannem uyuyordu. Sonra annem beni harıp toplamaya gönderdi. Anneme “Bu harıpları neden toplayacağız?” diye sordum. Anneannemin pekmez yapacağını söyledi. Abimle sepeti alıp yola çıktık. Arkamızdan annem keçilere de vereceğimiz için fazlaca toplamamız gerektiğini söyledi. Bahçeye çıktığımızda hava çok sıcak bir ağustos ayı idi. Ben ağacın altındaki harıpları toplarken abim ağaca çıkıp daldakileri toplamaya başladı. Koca bir sepeti doldurunca toplamayı bitirdik. Keçilere vereceğimizi ayırıp kalanını anneanneme pekmez yapması için ona götürdüm. Harıp pekmezi kan yapıcıdır. Nasıl

Neslihan Yüksel Melike Ersoy

pekmez yapılacağını anlatmadan önce harıp ağacının özelliklerinden bahsetmek istiyorum: Harıpın kokusu kötü, içi yumuşaktır. Harıp adı Arapçadan gelmiştir. İçinde 12 tane çekirdeği vardır. Keçiboynuzunun çekirdeği doğada ağırlığı değişmeyen tek tohumdur ve çekirdeği katıdır. Çekirdeklerinin 4 tanesi 1 dirhem (3 gram) eder. Eski zamanlarda keçiboynuzunun çekirdeğini elmas tartmak için kullanırlarmış. Ülkemizde keçiboynuzu olarak bilinen harnup ağacına köyümüzde “Harıp” denir. Harıp ağustosta meyvesini verir. Bol yapraklıdır. Yaprakları defne ye benzer, yüzeyi kaygandır. Boy uzunluğu en fazla 10 metredir. Meyvesi ve yaprağı kokar. Meyveleri olgunlaşmadan

3/A Sınıfından Senem Ölmez’in Harıp Çizimi

Senem Ölmez

Sa y fa 17

önce fasulyeye benzer. Harıpa keçiboynuzu demelerinin sebebi şeklinin keçinin boynuzuna benzemesidir. Ayrıca harıbı keçiler çok sever. Harıptan en çok pekmez yapılır. Harıp ağacı çiçeklendiği zaman arılar ağacın içine dolar. Yanından geçerseniz arıların uğultusunu duyar, ağacın ses çıkardığını sanabilirsiniz. Çiçeklendiğinde arıları kendine çekmek için ağır ve kuvvetli bir koku yayar. Sizi bilmem ama ben kokusunu sevmiyorum. Şimdi size pekmezin nasıl yapıldığını anlatacağım: İlk önce harıplar toplanır. Daha sonra dövülür. Dövüldükten sonra suyu 4-5 saat kaynatılır. Kaynatıldıktan sonra yarım saat soğutulur ve afiyetle yenir.

Keçiboynuzu ağacı ve yaprağı

Keçiboynuzu “Ceratonia Siligua” meyvesi.

Biyolojik Çeşitlilik Fotoğraf Sergisi’nde Yer Alan Çiçeklerden


Sa y fa 1 8

Y e şi l İ n ci

Sa y ı 4

Fotoğraf Karesi: Orman Haftası, Zeytin Hasadı, Bitki Gözlem Gezisi Bu sayımızda yıl boyunca gerçekleştirdiğimiz etkinlerden derleme yaptık.

O zaman bizi de leylekler getirmiş olabilir

Orman Haftası: Elimizde pankartlar, muhtarlığa yürüyoruz. Savunun biz geliyoruz!

Geniş Aile: Zeytin toplamaktan dönerken bu mutlu resimde yer aldık.

Gözlerim kapalı çıkmış!

Biraz daha böyle durursam boynum tutulacak!

Saklambaç: Sadece bitkileri gözlemlemedik, onların arkasına saklanarak saklambaç bile oynadık!


Sa y fa 1 9

Y e şi l İ n ci

Sa y ı 4

2/A Sınıfından Furkan Özcan ve Mine Sude Dinç Şiirleri ile Sizlerle

Mine Sude Dinç

Bulmaca 1

2

3

4

5

6

7

8

1 2 3 4

5

Yukarıdan Aşağıya 1. Yüzgeçlerinin dikenleri canımızı yakar, ama biz gene de severiz bu balığı. 2. Tatlı tatlı eser, işini bilen enerji elde eder! 3. Güneş Evi Muğla’nın hangi semtinde yer alıyor. 4. Yazın en güzel meyvelerindendir.Ekşi ve yeşildir. 5. …..iğne : Çok güzel bir dağ çiçeğidir. 6. Bölgemizin en nadir ağaçlarından. Liquidambar orientalis! 7. 3 Ekim Dünya ……….. Günü. 8. Bir atık türü. Kızartma yemeklerinden sonra çıkar.

Soldan Sağa 1. Boynu bükük sarı bir çiçek güzeli. - Tehlikeli bir enerji 2. Gelinciğin Latince ismi: “Papaver…………” 3. Baharda çimlerde meleşir. 4. Köklerinden Salep yapılan çiçek türü. - Bir meşe türü, türküsü var. 5. Bitki Gözlem Gezisi’ nde gördüğümüz bir meyve. - Dergimizde tanıttığımız çevre kuruluşu.


www.lunabegonvil.com.tr

LUNA BEGONVİL ORHANİYE YAT KLUB BÜK RESTAURANT

LUNA BEGONVİL SELİMİYE RESTAURANT TAŞEVLER LOSTA SAHİL EV MANZARA OTEL

MARMARİS

ÖZBİLİM DERSHANESİ Üniversite ve Lise Hazırlık Sınıfları Sayısal - Sözel - Eşit Ağırlık - Yabancı Dil E-mail: mozbilim@hotmail.com Yeniyol cad. Özer Sayar İş Merkezi Kat : 1 Marmaris Tel: 0252 413 35 47 - 413 35 48 - 413 33 30 - Faks : 412 35 47

Berense (Maridan Gelecek)

Martı Marina


Yeşil İnci 4