Issuu on Google+

Yıl: 1 Sayı:59 22 Haziran 2013 Cumartesi

BU SÜT FİYATI İNEK KESTİRİR Türkiye'nin önemli hayvancılık bölgelerinden biri olan Çine'de süt üreticileri üç aydın açıklanmayan çiğ süt fiyatı ile ilgili beklenen açıklama geldi ve çiğ süt 95 kuruş olarak fiyatlandı. Yine Türkiye'nin en önemli tarım yazarlarından biri olan Ali Ekber Yıldırım açıklanan çiğ süt fiyatlarını değerlendirdi. Ali Ekber Yıldırım'ın makalesini virgülüne dokunmadan yayınlıyoruz.

T

ürkiye'nin önemli hayvancılık bölgelerinden biri olan Çine'de süt üreticileri üç aydın açıklanmayan çiğ süt fiyatı ile ilgili beklenen açıklama geldi ve çiğ süt 95 kuruş olarak fiyatlandı. Yine Türkiye'nin en önemli tarım yazarlarından biri olan Ali Ekber Yıldırım açıklanan çiğ süt fiyatlarını değerlendirdi. Ali Ekber Yıldırım'ın makalesini virgülüne dokunmadan yayınlıyoruz. İzmir'de “Gıda ve Tarım Zirvesi” yapıldı.

Zirve AKP İzmir Milletvekillerinin isteği, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'in talimatı ile yapılınca her anlamda “sorunsuz” gerçekleşti.Bir iki küçük eleştiri dışında gıda, tarım, hayvancılık ve su ürünlerinde pembe tablolar çizildi. 2002′den bu yana her alanda devrim(!) niteliğinde çalışmalar yapıldığı ifade edildi. Doğal olarak yüksek girdi maliyetleri, canlı hayvan, et ve saman ithalatı gündeme dahi gelmedi.

Sayfa 2'de

YANGIN OLUR, BİZ YANGINA GİDERİZ DOĞANIN HAKLARI İADE EDİLSİN DOĞAYA SAYGILI POLİTİKALAR İSTİYORUZ Türkiye'nin 27 çevre örgütü ve paydaşı, 21 haziran Cuma günü gezi parkı ile ilgili ortak bir açıklama yaptı. Açıklamanın tam metni şöyle;

B

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte olası yangınlara karşı 24 saat hizmet eden Çine Belediye İtfaiyesi görevlileri yangınlara karşı uyarıda bulundu.

Sayfa 6'da

iz aşağıda imzası bulunan kuruluşlar, doğanın haklarını savunan ve insanın doğa üzerindeki hakimiyeti yerine "doğa ile uyumu" için hizmet edenler olarak, öncelikle Türkiye'de doğaya ve insana karşı uygulanan şiddetin, ivedilikle son bulmasını arzu ediyoruz.

Gezi Parkı özelinde, parkın halka ait bir park olarak kalmasını istiyoruz ve bu çerçevede Taksim Dayanışması'nın taleplerini destekliyoruz. Öte taraftan doğa hakkının referandum konusu olabileceğini düşünemiyoruz.

Sayfa 3'te


2

22 Haziran 2013 Cumartesi

BU SÜT FİYATI İNEK KESTİRİR Türkiye'nin önemli hayvancılık bölgelerinden biri olan Çine'de süt üreticileri üç aydın açıklanmayan çiğ süt fiyatı ile ilgili beklenen açıklama geldi ve çiğ süt 95 kuruş olarak fiyatlandı. Yine Türkiye'nin en önemli tarım yazarlarından biri olan Ali Ekber Yıldırım açıklanan çiğ süt fiyatlarını değerlendirdi. Ali Ekber Yıldırım'ın makalesini virgülüne dokunmadan yayınlıyoruz.

T

ürkiye'nin önemli hayvancılık bölgelerinden biri olan Çine'de süt üreticileri üç aydın açıklanmayan çiğ süt fiyatı ile ilgili beklenen açıklama geldi ve çiğ süt 95 kuruş olarak fiyatlandı. Yine Türkiye'nin en önemli tarım yazarlarından biri olan Ali Ekber Yıldırım açıklanan çiğ süt fiyatlarını değerlendirdi. Ali Ekber Yıldırım'ın makalesini virgülüne dokunmadan yayınlıyoruz. İzmir'de “Gıda ve Tarım Zirvesi” yapıldı. Zirve AKP İzmir Milletvekillerinin isteği, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'in talimatı ile yapılınca her anlamda “sorunsuz” gerçekleşti.Bir iki küçük eleştiri dışında gıda, tarım, hayvancılık ve su ürünlerinde pembe tablolar çizildi. 2002′den bu yana her alanda devrim(!) niteliğinde çalışmalar yapıldığı ifade edildi. Doğal olarak yüksek girdi maliyetleri, canlı hayvan, et ve saman ithalatı gündeme dahi gelmedi.Zirve'nin finalinde konuşan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker 3 aydır açıklanamayan ve litre maliyeti 1.3 lira olan çiğ süte 95 kuruş fiyat belirlediklerini müjdeledi. Bu fiyatın anlamı nedir? Çiğ sütün litre fiyatı 1 Ekim 2012′den 1 Nisan 2013′e kadar 90 kuruştu. 1 Nisan'da 3 aylık dönem için yeni fiyatın belirlenmesi gerekiyordu. Ulusal Süt Konseyi'nde yapılan toplantılardan sonuç çıkmayınca fiyatı açıklamak Bakan Mehdi Eker'e kaldı. Eker'in açıkladığı 95 kuruşluk fiyat 1 Nisan'dan geçerli olacak mı? Üreticilere geriye dönük ödeme yapılacak mı? Ayrıca açıklanan fiyatın tavan fiyat olduğu unutulmamalı. Az sayıdaki üretici sütü 95 kuruştan satabiliyor. Büyük bölümü 70-75 kuruştan satıyor.

Yaklaşık 9 aydır 90 kuruş olan fiyat 95 kuruşa çıkarılırken maliyet hesabının dikkate alınmadığı çok açık. Geçen 9 aylık sürede yem fiyatı ne kadar arttı? Diğer girdiler ne kadar arttı? Bunun hesabı Ulusal Süt Konseyi'nde yapıldı. Bakanlık temsilcilerinin de katıldığı o toplantılarda Mart 2013′te belirlenen maliyet litre başına 1.3 liraydı. Bakanın açıkladığı fiyat 95 kuruş. Bunun üzerine 9 kuruşta prim konulduğunda 1.04 lira. Açıklanan fiyat maliyetle karşılaştırıldığında verilen mesaj çok net. Üreticiye “ya bu işi bırak, ya da sahtekarlık yap” deniliyor. Sahtekarlık yapılmayacağını düşünürsek bu fiyat süt ineklerini kestirir. Bakan Eker, fiyatı açıklarken salonun bir bölümü, muhtemelen hayvancılıkla ilgisi olmayan partililer tarafından alkışlandı. Dışarı çıkarken karşılaştığımız süt üreticileri, “Maliyetimizi en iyi Mehdi bey biliyor. Nasıl olur da 95 kuruş fiyat açıklar ” diye söyleniyorlardı. Çiğ süt fiyatının açıklanmasından sonra süt üreticilerinden gelen birçok mesajdan sadece iki tanesini paylaşarak yazıyı bitirelim. ***** Dünyanın en zor ve zahmetli işi olan süt hayvancılığı Türkiye'de bu kararla bitmiştir. Sütün maliyetinin ne kadar olduğunu bilen Sayın Tarım Bakanı maliyetin çok altında fiyat açıklıyorsa “ne haliniz varsa görün” demeye getirmiştir. Yüzde 10 zam yapsalar sektörü kurtarırlar. Demek ki hem kanımızı hem de sütümüzü emmeye planlanmış. Kendimi sanayicinin karşısında hizmetkar olarak görüyorum. Bu işe çok paralar yatırıldı. Anlamadığım neden bu sektör hiç hesaba alınmıyor. Artık yeter. Ben bugünden

sonra bu işten nasıl kurtulurum hesabını yapmaktayım. Bu işi bırakma kararı aldık benim gibi bir çok işletme aynı şeyi düşünüyordur bundan eminim. Bir çok işletme iflasın eşiğine gelmiştir. Yakın zamanda ortaya çıkar süt sanayisi yine galip gelmiştir. Üreticinin Allah yardımcısı olsun süt sanayicisine bol kazançlar. Bu kadar parayı nereye götürecekler merak ediyorum. Buzağı besliyorsun zarar ediyor, süt üretiyorsun zarar ediyor, bir yıllık yemini depoluyorsun stok maliyeti, yemin firesi, hayvan hastalıkları, işçi maaşı, SSK, maliye, akaryakıt, elektrik, sağımhane giderleri, dezenfektan, koruyucu hekimlik maliyetleri, Tarsim sigortası, yem fabrikası ödemeleri, araçların arıza bakım onarımı, amortisman giderleri, hayvanların laktasyonları süresi, 5 yıl para kazanılmadığı gibi sürüden çıkanların yeri nasıl doldurulacak, bu masraf ve zararla para kazandıracak ki sürü kendini yenilesin. Yenilesin ki hayvancılık bitmesin. Maalesef hayal kırıklığı içindeyim. İşletmem satılıktır bu işi ben yaparım diyenler için mail adresim fuat571@gmail .com ***** “Kendisinin 1 litre süt maliyetinin 1,30 lira olduğunu açıklayan

Tarım Bakanı, üreticiyi üç ay süründürdükten sonra 5 kuruş farkla fiyat açıklıyor. Mademki mandıracının dediğini yapacaksın bırak bu fiyatı mandıracı açıklasın. Tamam biz 95 kuruştan süt satalım ama bizden 95 kuruşa aldığı sütün yağını, kaymağını alıp yarı yarıya su kattıktan sonra pastörize süt diye yüksek fiyatlardan satanlara bu sütü 1,5 TL'den yüksek fiyata satamazsın diyebiliyor musun? Birde düzeltme yapayım. Geçen ay Tarım Bakanı “süt desteklerini yüzde 50 arttırarak 9 kuruş yaptık” dedi. Ya bakan eski desteğin ne kadar olduğunu bilmiyor ya da hesap yapamıyor. Süt desteği zaten 8 kuruştu. Yüzde 50 verseydi 12 kuruş olması gerekmiyor mu?” Üreticilerin mesajı çok net, fazla söze gerek yok.


22 Haziran 2013 Cumartesi

DOĞANIN HAKLARI İADE EDİLSİN DOĞAYA SAYGILI POLİTİKALAR İSTİYORUZ Türkiye'nin 27 çevre örgütü ve paydaşı, 21 haziran Cuma günü gezi parkı ile ilgili ortak bir açıklama yaptı. Açıklamanın tam metni şöyle;

B

iz aşağıda imzası bulunan kuruluşlar, doğanın haklarını savunan ve insanın doğa üzerindeki hakimiyeti yerine "doğa ile uyumu" için hizmet edenler olarak, öncelikle Türkiye'de doğaya ve insana karşı uygulanan şiddetin, ivedilikle son bulmasını arzu ediyoruz. Gezi Parkı özelinde, parkın halka ait bir park olarak kalmasını istiyoruz ve bu çerçevede Taksim Dayanışması'nın taleplerini destekliyoruz. Öte taraftan doğa hakkının referandum konusu olabileceğini düşünemiyoruz. Doğa Hakkı seçim yapabileceğimiz bir hak değildir ve varoluşumuza dair, doğuştan gelen hakkımızdır. Bu nedenle, tüm insanların, kendi yaşam alanlarını etkileyecek kararlarda katılımcı olmalarının sağlanması gerektiğine inanıyoruz. Gezi'de şiddet gören ağaçlar, hayvanlar ve insanlar; HESlerle tahrip edilen nehirlerin, yapılaşmayla yok edilen ormanların, madenlerle yok edilen doğanın, termik santrallerle değişen iklimlerin, yoğun turizm ve kültür balıkçılığıyla yok edilen körfez ve kıyıların, dip ağlarıyla yok edilen denizlerin, kimyasallarla yok edilen toprağın ve üzerindeki canlı yaşamın sembolüdür. Oysa hepimiz biliyoruz ki ağaçlar, ormanlar, nehirler, göller, kıyılar, iklimler, toprak ve üzerindeki canlılar bir bütündür ve onlara yönelen tehdit bir bumerang gibi insana döner. Gezi eylemlerine şiddet

gösterilerek görmezden gelinen meselenin sadece birkaç ağaç olmadığının, doğa ile uyumlu yaşama hakkının insanların elinden alınması olduğunun farkındayız. Öncelikle bu şiddet ortamı dindirilmeli ve barışçıl bir ortam sağlanmalıdır. İnsanların, doğal yaşam alanları ve ekolojik yaşam haklarını savunan yasalar ve bu yasaların uygulanmasını sağlayacak mevzuat ortaya konmalıdır. Gezi eylemleri, kaybedilen ekolojik haktan doğmuş, doğayı odağına alan geniş çaplı bir halk hareketi olması açısından öncü ve önemlidir. Bu direnişi başlatan ağaçların hakkını savunanlar, daha önce de başka mecralarda seslerini duyurmaya çalıştılar. Direnişin öncü sarsıntıları, daha küçük gruplar ve etkisizleştirilen eylemlerde yaşanmıştı: HES'ler, Tabiatı ve Biyoçeşitliliği Koruma Kanunu, nükleer ve termik santraller, 3. Boğaz Köprüsü, 3. havaalanı, imar mevzuatı, tohum yasaları, GDO'lara geçit veren kanun ve uygulamalar, Büyükşehir Belediyeleri Yasası, Maden Yasası,orman ve tarım

alanlarımızı yapılaşmaya açan; kırsaldaki küçük üreticilerin yaşamını zorlaştıran yasal uygulama ve politikalara gösterilen tepkiler verildi ve verilmeye devam ediliyor. Yıllardır doğaya uygulanan şiddet içerikli ve “yaptım oldu”cu anlayış, şimdi Gezi Parkı'nda önce ağaçlara, ardından insanlara ve diğer canlılara karşı vücut buluyor. Bunu üzülerek gözlüyoruz. Biz, aşağıda imzası bulunan doğa koruma ve ekolojik yaşam örgütleri, insana ve doğaya yönelik şiddetin ivedilikle durdurulmasını, doğayla insanın birlikte, uyum içerisinde yaşamasına izin veren düzenlemeler için işbirliği ortamının yaratılmasını talep ediyoruz. Doğanın parçası olduğumuzu unutmadan, doğanın haklarına saygılı kentsel ve kırsal yaşam politikaları üretilmesini ve uygulanmasını talep ediyoruz. Bu yolda atılacak samimi adımlara, ekolojik yaşam ve doğa koruma toplulukları olarak her türlü desteği vermeye hazırız. Saygılarımızla,

Ataköy Platformu

Asin ve Mandala Körfezlerini Koruma Platformu Bayramiç Yeniköy Kazdağları Ekolojik Yaşam ve Tohum Derneği Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ÇEKÜL Doğa Araştırmaları Derneği Doğa Derneği Doğal ve Tarihi Değerleri Koruma Derneği Doğal Yaşam Derneği Ege Derneği EKODOSD Ergene Platformu Greenpeace Akdeniz Gürsel Tonbul Organik Çiftliği Hayvan Yaşam Haklarını Koruma Derneği İstanbul Kuş Gözlem Topluluğu ODTÜ Biyogen Sinek Sekiz Yayınevi Slow Food Ankara Slow Food Fikir Sahibi Damaklar Slow Food Yağmur Böreği Sokak Bizim Derneği TEMA Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı WWF - Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Yeryüzü Derneği Yeşil Adımlar Derneği Yeşilist


DANIŞMANLAR BAĞLARBAŞI VE BEREKET KÖYLERİNDE ALAN ÇALIŞMASI YAPTILAR G

ıda tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yayınladığı tebliğ uyarınca Güney ege Tarımsal Danışmanlık ve Yayımcılık A.Ş bünyesinde görev yapan tarım danışmanları Ziraat müh. Aysun Aksakal, Aysun Uğur ve Yücel Açıkgöz, yapmak zorunda oldukları işlemleri yerine getirerek her bir üretici için; işletme envanter formu, günlük hizmet defteri, arazilerinin karalama krokileri v.b hazırlıklarını yaparak ve üreticilerle yüz yüze görüşmek üzere Bereket ve Bağlarbaşı köylerini ziyaret ettiler. DANIŞMANLIK DESTEĞİ İÇİN EVRAKLAR HAZIRLANIYOR Tarım Bakanlığın 18.4.2006 tarihli, 5488 sayılı tarım

kanununun 9.maddesi gereğince ve 8.9.2006 tarihli- 26283 sayılı resmi gazetede yayımlanan tarımsal yayım ve danışmanlık hizmetlerinin düzenlemesine dair yönetmenliğe göre Ve yine 11.3.2013 tarihli 2013/4463 sayılı 2013 yılında yapılacak tarımsal desteklemelere ilişkin bakanlar kurulu kararının 8. Maddesi hükümlerine dayanılarak hazırlanan, 50 üretici ve her üretici için en az 10 dekar zeytin bahçesinin sahibi olduğunu gösteren ÇKS kayıtları temel alınarak tarım danışmanı-üretici ilişkisi tanzim edildi. Buna göre Güneyege Tarımsal Danışmanlık ve Yayımcılık A.Ş tarım danışmanları kendi aralarında yaptıkları görev paylaşımı sonucunda tarım danışmanı Aysun Uğur; Bağlarbaşı ve Bereket köyü

üreticilerinin tarım danışmanı oldu.

TARIM DANIŞMANLIĞI GİDEREK YAYGINLAŞACAK Tarım danışmanları Aysun Aksakal, Aysun Uğur ve Yücel Açıkgöz Bağlarbaşı köyünde ; Abidin Cihan,Ünal Büyükburgaz, Hüdai Özdon,Hüsnü Koç,Mehmet Aydın,Mehmet Özdon,,Mustafa Zeki Yılmaz, Nutiye

Koç,Suzan Acar,Osman Ateş,Nihat Öznargiz, Semiha Uyar,Yener Cihan isimli, üreticilerle kahvede birebir görüşme yaptı. Ve yine Bereket köyünde; Ahmet Kaya, Alaettin Aydın,Ali Yılman,Cavit Özder,Dursun Okumuş, Efrail Özder, Ercan Güzel, Erol Yaşar, Hasan Ali Taştan,Hayriye Uyar, Hüsnü Yaşar, İsmet Uyan,Mehmet Çalışkan,Mehmet Nargiz, Mustafa Ali Uyan, Mustafa Aydın, Mustafa Taştan, Sabri Özder, Salim Okumuş, Tahsin Yaşar, isimli üreticiler tarım danışmanlarıyla yapılan toplantıya katıldılar.


5

22 Haziran 2013 Cumartesi

ÇİNE TARIM DANIŞMANLIĞINDA DA İDDİA SAHİBİ Bağlarbaşı köyünde üreticilerle buluşan danışmanlar Aysun Aksakal'ın kısa bir açış konuşmasının ardından toplantıya geçildi. Toplantıda, tarım danışmanlığının tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaygınlaşacağını, Tarım Bakanlığın, 50 üreticiye 1 serbest danışman tahsis ettiği konusunda bilgilendirme yapıldıktan

sonra, danışman desteğinin alınabilmesi için gerekli olan evrakların hazırlanmasında geçildi. özellikle zeytin bahçelerinin kroki çizimleri esnasında üreticiler ve tarım danışmanları neşeli anlar yaşadı. Bereket köyünde de üreticilerle bir araya gelen tarım danışmanları, daha öncede de üreticiler tarafından yoğun bir ilgi gören sohbet toplantılarından birini daha gerçekleştirdiler. kısa bir konuşma sunuş konuşması yapan Aysun

Aksakal üreticilere yaptığı toplantıda tarım danışmanlığında düzenlenmesi zorunlu olan evrakların hazırlanması konusunda üreticileri uyardı. BİYOTEKNİK MÜCADELE ÖNEMLİ Toplantıda , Çine ilçe Tarım müdürlüğü tarafından Bereket köyüne tarım danışmanı olarak atanan Ziraat Mühendisi Yılmaz Güney'de bereket köyü üreticilerine , ağaçlara tuzak

asımı (biyoteknik mücadele) aşamasında tuzakların ağaçlara nasıl asılacağını anlattı. Ağustos 15 leri gibi ağaçlara tuzakların asılmasının zeytin sineği zararlısı ile mücadelede en uygun zaman olacağını belirtti. Alan çalışması yaptıkları köylerden ayrılırken, üreticilerle hatıra fotoğrafı çekilen danışmanlar, daha sonra Çine 'ye döndüler.


6

22 Haziran 2013 Cumartesi

YANGIN OLUR, BİZ YANGINA GİDERİZ Yaz aylarının gelmesiyle birlikte olası yangınlara karşı 24 saat hizmet eden Çine Belediye İtfaiyesi görevlileri yangınlara karşı uyarıda bulundu.

Y

az aylarının gelmesiyle birlikte olası yangınlara karşı 24 saat hizmet eden Çine Belediye İtfaiyesi görevlileri yangınlara karşı uyarıda bulundu. Altı İtfaiye aracı ve 21 kişilik personeliyle hizmet veren Çine Belediyesi İtfaiyesi İlçede bulunan Orman İşletme Şefliği ile de organize ve büyük bir dayanışma içerisinde çalışmaktadır. Bu zorlu görevde, yirmi dört saat boyunca hizmete hazır olan kahramanlar, İlker Ünal(Sorumlu), Mustafa Acar( Vardiya Sorumlusu), Armağan Ak, Hüseyin Kaçar, Yakup Kurkut, Ferdi Esen, Durmuş Barak, Muharrem Duman, Hüseyin Duman, Hasan Güngör, Mustafa Atalay, Osman Kavak, Aydın Mut, Veysel Kılınç, İrfan Kocabıyık, Ali Çıvgın, Münir Sever, Ali Acar, Osman Tunç, Serkan Gültekin, Osman Yarıcı, Ramazan Kansu'dan oluşuyor. Bu insanlar can ve mal güvenliğimizin tehlikeye girdiği anlarda olağanüstü çabalarla yardımımıza koşan isimsiz kahramanlardır. Bu kahramanlar Çine halkını yangınlara karşı uyaran bilgileri Çine Gündem aracılığı ile paylaştı. İşte o dikkate alınması gereken uyarılar…. BÜYÜK ZARARLARA YOL AÇAR Anız yakmanın kanunen yasak olduğunu belirten Çine Belediyesi İtfaiye Sorumlusu İlker Ünal, anız yakmanın toprağa büyük zarar verdiğini söyledi. Ünal; "Hasat bittiğinde tarlada ne varsa, bu ürünlerin atıkları kalır biz bunların hepsine birden anız diyebiliriz. Köylüler tarlalarında kalan bu anızı

yakmak çabasındalar. Gelecek seneleri düşünürler çünkü. Topraklarını daha kolay işlemek ve topraktan aldıkları verimleri artırmak niyetiyle bunu yapmaktalar. Bunun için bu yabancı ot ve haşereleri görmek istemezler. Halbuki bununla ilgili araştırmalar, anızın toprağın organik madde kısımlarının oluşturduğunu gösterir. Yakılan anızlar sanılanın aksine toprağı güçsüzleştirir ve güzelim biyolojik dengeyi olumsuz etkiler. Anız yakmanın diğer bir zararı toprak yüzeyinde bulunan mikroorganizmaları öldürmesidir. Toprak sıcaklığının yükselmesi sonucu toprağın mikrobiyolojik aktivitesi gerilemekte ve biyolojik denge bozulmaktadır Oysa toprakta kendi halinde yaşayan bu canlılar çalışırlar ve organik madde parçalanır, ayrışır ve humus dediğimiz şekle dönüşür.

Yangınlarla beraber bu çalışmalar da heba olur. Tarlada anız yanarken enerji ve haberleşme hatları zarar görmekte, şehir içerisinde kurumlar vatandaşın üstüne yapışarak çirkin bir durum oluşturmaktadır. Geçmiş yıllarda görüldüğü üzere yakılan anız rüzgarın etkisiyle de mera, otlak veya komşu tarlanın ürününe zarar vererek maddi kayıplara yol açar” dedi. ANIZ YAKMAK SUÇTUR Anız yangının çevreyi kötü etkilediğini vurgulayan İtfaiye Sorumlusu Ünal; "Yanan tarla yol kenarında ise yanarken çıkan dumanlar yoldan o anda geçen araçları duman altına bırakarak trafik kazasına yol açmaktadır. Tarlalarda balya haline getirilen ekin saplarını taşıma yaparken, traktör veya kamyonların

üstüne sap balyaları daha engin şekilde yüklenmelidir, aksi halde sıcaklık nedeniyle genleşip sarkan elektik tellerine takılıp yangın çıkarma olasılığını arttırmaktadır. Bunun için daha engin yükleme yapılmalıdır. Tarladan eve getirilen sap balyaları evlerin altı, kapalı ahır gibi yerlere mümkün olduğu kadar koymayıp, en az 100 metre evlerden uzağa istif etmeliyiz. Anız yakmanın kanunen de yasak olduğunu unutmayalım! “ şeklinde konuştu. Çine Belediyesi İtfaiye Sorumlusu İlker Ünal; "Anız yakarak; kendine, tarla komşuna ve devlet malına zarar vermeyin" diyerek ilçenin ve köylerin çeşitli yerlerine anız yakılmaması konusunda uyarıcı pankartlar ve afişler asmayı düşündüklerini sözlerine ekledi. PİKNİK ALANLARINI YANGIN ALANLARINA ÇEVİRMEYİN Piknik alanlarında yakılan ateşin tam olarak söndürülmemesi sonucu yangınların meydana geldiğini ifade eden yetkililer, Çinelilerden yeşil alanlara ve çevreye sahip çıkmalarını istedi. İtfaiye görevlileri yetiştirilmesi zor ve uzun yıllar süren ormanlar ve ağaçlık alanlardaki yangınların çıkışında tedbirsizlik ve ihmalin ilk sırayı aldığını vurguladı. Çine'nin ekili alanları, ormanları ve fidanlıkları civarında yaşayan vatandaşlara da seslenen


7

22 Haziran 2013 Cumartesi

itfaiye yetkilileri, çevreyi kontrol altında tutmalarını, çocuklarını yangın tehlikesine karşı uyarmalarını ve bilgilendirmelerini istedi. 'ALO 110' VE ' ALO 177' İHBAR HATTI İtfaiye yetkilileri, 'Alo 110' ve 'Alo 177' yangın ihbar telefonunun Türkiye'nin her yerinde ücretsiz aranabildiğini hatırlatarak, ihbarda bulunulan adresin doğru ve anlaşılır biçimde verilmesinin yangınla mücadelede anahtar olduğunu kaydetti. PİKNİKÇİLERİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN HUSUSLAR Yetkililer piknik yapan vatandaşlara şu uyarılarda bulundu: "Çevreye veya çöp kutularına yanar durumda kibrit veya

sigara izmariti atmayın. Piknik alanını yaktığınız ateşin söndüğünden emin olmadan terk etmeyin. Söndürdüğünüz ateşin tekrar canlanmasını önlemek için

üzerini toprakla örtüp oksijenle temasını kesin. Güneş ışınlarını odaklaştırarak yangın çıkmasına neden olabilecek şişe cam parçalarını açık alanlarda

bırakmayın. Yangın anında 'Alo 110' ve 'Alo 177' ihbar telefonunu arayın, yangın yerinin adresini açık bir şekilde bildirin."

BORSA'DA 'FED ŞOKU' SÜRÜYOR BIST 100 Endeksi dün geçen yılın en düşük seviyesini görürken, Merkez Bankası'nın tüm müdahalelerine rağmen dolar yükselmeye devam ediyor. Yükselen gösterge faizi ise bir yılın zirvesine ulaşırken, Merkez Bankası bugünü 'istisnai gün' ilan etti.

F

ed kararlarının açıklanmasının ardından dün sert düşen borsa bugünkü işlemlerde toparlanmaya çalıştı. BIST 100 Endeksi yüzde 1,2 primle açılırken, dün tarihi rekor kıran dolar ise bir süre 1,93 seviyesinin üzerinde işlem görmeye devam etti. Dolarda yükselişin sürmesi üzerine Merkez Bankası dün olduğu gibi bugün de döviz satım ihalesi açtı. Fed kararları ardından yükselen gösterge faiz de bir yılın zirvesi olan yüzde 8,10'a ulaştı. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) bu yıl bitmeden tahvil alımlarını azaltabileceğini açıklamasının ardından diğer gelişmekte olan piyasalar ile birlikte Türkiye'de de sert düşüşler yaşandı. TL, Fed'in açıklaması ardından tarihi zirvesini gördü. Çarşamba akşamı Amerikan Merkez Bankası FED'in 2013 yılsonuna doğru parasal genişleme hızını düşürebileceği ve 2014 yılı ortalarında sona erdireceğini açıklaması piyasalarda deprem etkisi yaratmıştı. BIST 100 Endeksi dün yüzde 6,82 düşüşle 2012 başından beri en düşük seviyesi olan 73.461,89 puandan

kapanmıştı. Doların yükselişi Merkez Bankası'nın 350 milyon dolarlık 6 müdahalesine rağmen durdurulamadı ve 1,9340 TL ile tarihi rekora ulaştı. Gösterge tahvil faizleri de Ekim 2012'deki seviyelerine yükselerek günü yüzde 7,61'den kapadı. Piyasalar bugüne uluslararası borsalardan gelen iyi haberlerle başladı. BIST 100 endeksi bugüne ise yüzde 1,2 primle 74.345 puandan başladıktan sonra gelen satışlarla kazançlarını geri verdi. Borsa saat 9.42 itibariyle yüzde 0,11 kayıpla 73.350 puana geriledi. Endeks saat 10.14 itibariyle yüzde 0,7-1,0 arasında kayıpla seyretti. MB müdahalesine rağmen doların ateşi sönmüyor Dün Merkez Bankası'nın (MB) tam 6 kez döviz satım ihalesi yapmasına rağmen dolar 1.93 TL'lerin altına inmedi. Dün ABD Merkez Bankası Fed'in kararları ardından gece 1,9420 ile tarihi zirvesini gören dolar güne 1,9385 seviyesinden başladı. Dolardaki yükselişi dizginlemek isteyen Merkez Bankası, 50 milyon dolar

tutarlı döviz satım ihalesi açtı. İhalenin ardından dolar 1,9250-1,93 bandına gerileyen dolar, tekrar yükselerek 1,9332 seviyesine ulaştı. Merkez'in dünden beri yaptığı müdahalelerinin toplam tutarı 400 milyon doları buldu. Ayrıca Merkez Bankası bugün miktar bazlı repo ihalesi açmayarak bugünü "istisnai gün" ilan etmiş oldu. Faiz geçen yılın zirvesinde Borsada yabancı para çıkışları gösterge tahvil faizlerinin de sıçramasına yol açtı. Faizler yüzde 6,80'den yüzde 7,61'lere kadar sıçradı. Fed'in bu yıl bitmeden tahvil alımlarını azaltabileceği açıklaması ardından gelişmekte olan piyasalardan sert çıkışlar devam ederken, likiditenin az olduğu gece saatlerinde 2,2539 ile yeni tarihi zirvesini gören sepet bazında TL güne 2,25 seviyesinde başladı. Başçı: “"Pazartesi normale dönebiliriz"

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ise küresel piyasalarda yaşanan dalgalanma sonrası yaptığı ilk açıklamada ancak pazartesi günü normale dönülebileceğini kaydetti. Başçı yaptığı yazılı açıklamada, "Sakin seyrin devamı halinde önümüzdeki Pazartesi günü politika faizinden fonlama yapmaya başlayabiliriz" dedi. Fakat Başçı'nın açıklamasının ardından dolar kuru 1,9315 seviyelerine yeniden yükseldi. TCMB bugün politika faizinden fonlama yaptığı miktar yöntemi ile repo ihalesi açmayarak art arda üçüncü günde de ek parasal sıkılaştırmaya devam etti. TCMB'nin politika faizi yüzde 4,5, faiz koridorunun alt bandını oluşturan gecelik borç alma faizi yüzde 3,5, koridorun üst bandını oluşturan gecelik borç verme faizini ise yüzde 6.5 seviyesinde.


8

22 Haziran 2013 Cumartesi

90 Model ve Altı, Maliye Borçlu Tüm Araçlar Değerinde Alınır.

AYTAÇLAR HURDACILIK

Aytaç KARABULUT

Çine.Sanayi Sitesi I Blok No :26 Tel: 0543 204 07 50 0535 630 08 53


59. sayı