Page 1

Yıl: 1 Sayı:57 20 Haziran 2013 Perşembe

MİNİKLERDEN BALE GÖSTERİSİ 19 Haziran Çarşamba akşamı Saat 21.00'da Çine Belediye Kültür merkezinde Çine Belediyesinin sosyal sorumluluk projeleri kapsamında açtığı bale okulu öğrencilerinin hazırladığı bale gösterileri düzenledi.

1

9 Haziran Çarşamba akşamı Saat 21.00'da Çine Belediye Kültür merkezinde Çine Belediyesinin sosyal sorumluluk projeleri kapsamında açtığı bale okulu öğrencilerinin hazırladığı bale gösterileri düzenledi. Çine Belediyesi Kültür merkezinde düzenlenen gecede bir çok minik öğrenci gösterilerini sundu. Geceye

Çine Belediye Başkanı Enver Salih Dinçer, Belediye Meclis Üyelerinden Burhan Kandemir ,Muammer Direk ve bale okulu öğrencilerinin velileri katıldı. Düzenlenen etkinlik 4-5 yaş grubu minikler bale gösterisiyle başladı. Minikler öğretmenleri Emine Güney ile birlikte hazırladıkları gösterilerle gelenleriçok eğlendirdi.

Sayfa 2'de

KÖYLÜLERİN TOPRAKLARI ŞİRKETLERİN ELİNE Mİ GEÇECEK?

Tayfun Özkaya

Hükümetler, şu ana kadar bu değişiklikleri yapmaya gözü kesmemişti” Bu sözleri Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Methi Eker söylemiş. Konu 30 Mayıs 2013'de Başbakanlık'tan TBMM'ne gönderilen ve Bakanlar Kurulunca 22 Nisan'da kararlaştırılan “Toprak

Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve Türk Medeni Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı” Meclis web sayfasında tasarının özeti şu şekilde yazılmaktadır:

Sayfa 6'da

MADRANSPOR FUTBOL OKULU AÇILIYOR Çine Madranspor Kulübü, Çine Belediyesi ile birlikte organize ettikleri 7-14 yaş arası Futbol Yaz Okulu başlıyor.

Ç

ine Madranspor Kulübü, Çine Belediyesi ile birlikte organize ettikleri 7-14 yaş arası Futbol Yaz Okulu başlıyor. 24 Haziran Pazartesi gününden itibaren başlayacak olan kamp için

başvurular devam ediyor. Yaz okuluna katılmak isteyenler, kayıtlarını saat 16.00 ile 20.00 saatleri arasında Çine Yüksel Yalova Stadı'nda yaptırabilir.

Sayfa 8'de


2

20 Haziran 2013 Perşembe

MİNİKLERDEN BALE GÖSTERİSİ 19 Haziran Çarşamba akşamı Saat 21.00'da Çine Belediye Kültür merkezinde Çine Belediyesinin sosyal sorumluluk projeleri kapsamında açtığı bale okulu öğrencilerinin hazırladığı bale gösterileri düzenledi.

1

9 Haziran Çarşamba akşamı Saat 21.00'da Çine Belediye Kültür merkezinde Çine Belediyesinin sosyal sorumluluk projeleri kapsamında açtığı bale okulu öğrencilerinin hazırladığı bale gösterileri düzenledi. Çine Belediyesi Kültür merkezinde düzenlenen gecede bir çok minik öğrenci gösterilerini sundu. Geceye Çine Belediye Başkanı Enver

Salih Dinçer, Belediye Meclis Üyelerinden Burhan Kandemir ,Muammer Direk ve bale okulu öğrencilerinin velileri katıldı. Düzenlenen etkinlik 4-5 yaş

grubu minikler bale gösterisiyle başladı. Minikler öğretmenleri Emine Güney ile birlikte hazırladıkları gösterilerle gelenleriçok eğlendirdi. Sergiledikleri oyunlara öğretmenleri yardımcı olurken renkli ve sevimli görüntüler oluştu. 4-5 yaş grubundan sonra sahneye 6-7 yaş grubunun oryantal gösterileriyle devam etti. Ardından 9-11 büyükler grubu sahne aldı.

Sonrasında tekrar 4-5 yaş grubu öğrencileri sahne aldı. Gösterilerin sonunda bütün kursiyerler ellerinde türk bayrağıyla sahneye gelip onuncu yıl marşını söyledi.

Çocuklarının başarısıyla gururlanan veliler gösterileri ayakta alkışladı. Gösterilerin sonunda Çine Belediye Başkanı Enver Salih Dinçer konuşma yaptı. Konuşmasında: “Bazen bana diyorlarki bale kursu açtınız bu çocuklar balerin mi olacaklar? Bence bu yanlış bir düşünce. Kendimden örnek vermek istiyorum. Ne kadar eğitim almış olsak ta sosyal yönlerden eksik kalıyoruz. Ne sporla uğraştık, ne keman çalabildik ne de kendi zeybek oyunumuzu bile tam oynayamıyoruz. Ama ben çocuklarımızın böyle olmasını istemiyorum. Bizim zamanımızda başarılı çocuk yetiştirmenin tek kriteri üniversite sınavında yüksek bir puan almaktı. Ama artık kriterler değişti. En az bir

yabancı dili tam olarak bilmeleri bir spor dalıyla uğraşmaları bir dansı tam olarak yapabilmelerini talep ediyorum. Tabiki imkanlar olmayabiliyor bazen ama Allaha şükür Çine Belediyesi'nin imkanları yeterli. Biz ailelerimizin yetişemediği yerde yetişmek için başarılı çocuklar yetiştirmek için uğraşıcaz. Bütün yıl boyunca çocuklarımızla ilgilenen Emine hocamıza velilerimiz adına çok teşekkür ediyorum. Ayrıca kursumuza katılan kursiyerlerimizi de tebrik ediyorum”dedi. Konuşmasının ardından Bale Okulu öğretmeni Emine Güney'e çiçek taktim eden Belediye Başkanı Enver Salih Dinçer kursiyerlere belgelerini vermesiyle gece sona erdi.


20 Haziran 2013 Perşembe

WİLYS'LERE HAYAT VERİYOR Y

ıl 1938… İkinci dünya savaşı ha koptu ha kopacak… ABD Savunma Bakanlığı eli kulağındaki savaşta kullanılmak üzere hafif, manevra yeteneği yüksek, güçlü, sağlam, güvenli bir araç arayışına girer ve bir yarışma düzenler. Yarışmanın koşulları oldukça zordur. İlk elemeyi Bentam, WillyOverland ve Ford geçmeyi başarır. Ancak zafer Willy-Overland'ın olur.Üretilen ilk modelin adı CJ1A olur ve bu mucizevi araçlar CJ10 serisiyle günümüze kadar ulaşır. II. Dünya Savaşı sırasında ABD tarafından askeri amaçlı olarak üretilen ve dünyanın pek çok ülkesinde cephede görev alan Wilys Jeep'ler Çine'de yeniden hayat buluyor. Wilys Jeep'ler günümüzde özellikle turizm bölgelerinde düzenlenen safari ve dağcılık turizminin gözdesi durumunda. 50'li yaşlardaki Wilys'leri günümüze revize ve modifiye ederek piyasaya süren Çine Sanayisindeki Jeep-Oto Tamir Servisi sahibi 50 yaşındaki Halil Yavuzkan baba mesleğini sürdürüyor olmanın haklı kıvancını yaşıyor. 10 yaşında iken jeep ustası olan babası Reşat Yavuzkan'ın yanında çalışmaya başlayan ve 40 yıldır Wilys jeeplere hayat veren Halil Usta, son on yıldır özellikle gençlerin ve turizm sektörü

işletmecilerinin bu Wilys'lere rağbet göstermeye başladığına işaret ederek; “bu araçlar adeta bir tank gibi sağlam ve bir otomobil kadarda hareket kabiliyeti yüksek olan arazi tipi araçlar. Bu güne kadar aralarında Suavi gibi ünlü sanatçılarında bulunduğu bir çok bürokrat, akademisyen ve iş adamı için bu araçlardan revize ettik. Özellikle turizm bölgelerinde yerle ve yabancı tatilciler için safari aracı olarak ta tercih edilen bu araçlardan sıkı bir çalışma ile bir ayda 4 aracı modifiye edebiliyoruz. Yıllık üretimimiz ise 20 araç” diyerek atölyelerinde araçların boya, kaporta, şase, mekanik ve aksesuar gibi tüm gereksinimlerine cevap verebildiklerinin altını çizdi. “Bizden sonrası olmayacak” Baba mesleğini kardeşi Hüseyin Yavuzkan ile birlikte sürdüren Halil usta, artık kimsenin çocuğunu meslek sahibi olması için saniyeye göndermediğini belirterek jeep revize ve modifiye işinin son temsilcisi olduklarını söyledi. Yavuzkan; “ben bu mesleği babamdan öğrendim ve sürdürdüm. Kardeşim Hüseyin ile birlikte Çine sanayisinde bu işi yapan tek iş yeri bizim. Ayrıca bu bölgede tek sayılırız, ülke genelinde birkaç usta daha var ancak onlarda sadece modifiye işi yapıyor. Biz ise araçları komple topladıktan sonra

modifiye ediyoruz” dedi. “Görevden düşenlere hayat veriyoruz” Ülke genelinde birçok resmi kurumun demirbaşında bulunan ancak kullanım ve ekonomik olma şartlarını yitirdiği için görevden düşen Wilys Jeepleri ihale yolu ile satın alarak revize ettiklerini belirten Halil Usta araçların yedek parça ihtiyaçlarını ise MKE'den (Makine Kimya Enstitüsü) temin ettiklerini veya hurdaya ayırdıkları araçların parçalarını kullandıklarını söyledi. Halil Yavuzkan, “bir çok

cephenin tozunu yutmuş, barut kokusunu solumuş Wilys'lere yeniden hayat verip yepyeni bir yüzle onlara tekrar hayat vermek bizim içinde heyecan verici. Bu işi severek yapıyoruz, bizi in çok mutlu edense müşterilerimizin 50 yaşındaki hurdaya ayrılmış araçlarını sıfır araç ayarında karşılarında gördüklerindeki mutlulukları ve yüzlerinde oluşan şaşkınlık ifadeleri memnuniyetleri” diye konuştu.


4

20 Haziran 2013 Perşembe

MOTOSİKLET GÜVENLİĞİ: DİĞER EKİPMANLAR

M

otosiklet kullanırken bizim için en önemli ekipman olan kask, sonrasında koruyucu mont ve pantolon hakkında bilgiler verdik, bu yazımızda motosiklet kullanırken ihtiyaç duyduğumuz diğer ekipmanlar hakkında bilgi edinelim.

Dikkat etmemiz gereken husus, öncelikle eldivenin kullanım amacınıza göre tasarlanmış olmamasıdır. İyi bir eldivenin avuç içi bölgesi, darbeyi emecek zırhlara sahip ve darbe alabilecek alanlarının dikişlerinin sağlam olması gerekir. Eldiven deri ise bu kez kalınlığı çok önemlidir. Giydiğiniz eldiven bir kere her şeyden önce elinize oturmalı, parmaklarınızı ve gidon üzerindeki kumandaları etkili bir biçimde kullanmanızı sağlamalıdır. Alacağınız eldiveni çok sıcak ya da çok soğuk havalarda kullanacaksanız, bu korumayı sağlayıp sağlamadığını araştırmanız gerekir. Normal şartlarda eldivenleri devamlı takacağınızdan, elinize oturduğuna ve parmaklarınızı rahatlıkla kullanıp kullanamayacağınıza dikkat edin. Elleriniz kısa sürede karıncalanıyor

motosiklet için üretilmiş koruma seviyesi yüksek bot veya çizme kullanmaya özen gösterin hiç birini edinmemişseniz bileğinizi kapatan, bir bot giymelisiniz. Yarış (racing) çizmeleri ve motocros çizmeleri en korumalı ve en çok tavsiye edilen ürünlerdir. Ama her ikisi de çok pahalıdır ve hoşunuza giden bir modeli bulmak zordur. Yürürken rahatsızlık verirler ve oldukça sert ve ağırdır. Normal şartlarda yarış yada cros yapmayacağımızı düşünürsek motosiklette güvenlik için deriden yapılmış, bileklerinizi tamamen saran, sürtünmeye dayanıklı ve kaymaya dayanıklı botları kullanmanızı tavsiye ederim. Montlarda olduğu gibi başkalarının sizi fark edebilmesi açısından reflektörlü ürün seçilmesi de faydanıza açısından önemlidir. Ayak için alınacağınız ürününüz en

Ayrıca kaskınızın altına takacağınız, hayati kısmımızı koruyacak bir “boyunluk”, ciğerleriniz ve kalçanızı koruyacak olan “bellik” hayatta kalmanıza büyük katkı sağlayacak çok ama çok önemli ekipmanlardandır. Sizi koruyan tek zırh kıyafet ve ekipmanlarınızdır. Ve unutmayın, motosiklet sürücüsü herkesten daha dikkatli, herkesten daha duyarlı, herkesten daha kuralcı olmalıdır. Güvenli sürüşler…

ELDİVEN Eldivenden başlayalım. Eldivenin nasıl bir faydası olur?, olmazsa ne olur?, nasıl bir eldiven kullanmalıyız?… Motosiklet kullanıyorsanız bilinçli olmak zorundasınız, çünkü hepimizin bildiği gibi motosiklet, ihmali affetmeyen bir araçtır. İlk başta eldivenle uğraşmak bazılarına zor gelebilir ama bir çoğumuz düşerken ellerimizi uzatarak ve avuç içlerimiz açık olarak düşeriz. Bu durum sadece derilerimizin sıyrılmasına neden olmaz, aynı zamanda kan kaybetme olasılığını da yükseltir. Eldivenlerin de çok farklı tipleri, ısı dereceleri, malzemeleri ve koruma dereceleri vardır. İleri teknoloji kullanarak farklı çeşitler, farklı renkler ve kalıpta bulunur. Bu eldivenler, eski zamanlara oranla daha fazla koruma ve soğuk havalarda ellerimizi daha sıcak, sıcak havalarda da serin tutmamız sağlar.

Orçun ERDİNÇ

ve uyuşuyorsa bu eldivenin elinize dar gelmesinden kaynaklanıyordur. Tekstil eldivenler deriye nazaran daha iyi koruma ve ısıtma sağlar. Kevlar, Sheltex, Condura, Goratex gibi malzemelerden yapılmaktadırlar. Ama siz ne tür motosiklet kullanıyorsanız kullanın, kendinize iyi bir eldiven alın, kendinizi motosiklet üzerinde daha sağlam BOT veya ÇİZME Motosiklet botlarının da güvenliğe önem veren her motosiklet sürücüsü tarafından kullanılması gerekir. Özellikle çıplak ayakla, terlikle ve yüksek topuklu ayakkabılarla motosiklet kullanmamalısınız. Kaza sırasında ayaklarınızı korumak için

azından, bilek desteğine, ıslak zeminde kaymayı önleyebilecek taban yapısına, yürümenizi kısıtlamayacak bir yapıya sahip olmalıdır. Ayağınızı tam koruması için burun, bilek her iki yan kemikleri, topuk arkası ve bileğin üzerinde kalan kısmında ekstra koruma kalıpları olmasına dikkat etmelisiniz. Bağcıkları olmayan bir bot daha emniyetli olacaktır. Montunuzun olmadığı durumlar da -ki güvenlik için olmazsa olmaz bir kıyafet, koruma zırhları olan bir mont- dirseklik, aynı zamanda yine zırhsız bir pantolon giymişseniz dizlik, gibi ekipmanları mümkün olduğunca kullanmalısınız. Çünkü diz ve dirsek gibi eklem noktaları hasar gördükleri taktirde ömür boyu sıkıntı yaşanacak durumlar ortaya çıkarabilirler ve iyileşmeleri çok zordur.


5

20 Haziran 2013 Perşembe

ÇİNE USULÜ YARATICILIK novasyon, bu günlerde yazılı basın ve görsel basında sıkça duymaya alıştığımız sözcüklerden biri. Yenilik-yenilikçilik manasına geliyor. Yani kısaca yeni ve parlak fikirlerden para kazanmak, ticari fayda elde etmek anlamında kullanılıyor. İktisadi gelişmenin ve büyümenin anahtarı olarak görülüyor. İnovasyon uzmanları nasıl değerlendirirler bilmiyoruz ama yerlerde sürünen tarımımız için mütevazi bir yenilik önerisi de Çine'deki Dostlar Manavı'ndan geldi. Dostlar Manavı bir süredir en başta kavun-karpuz olmak üzere bir çok meyveyi soğutulmuş olarak satıyor ve bu sayede müşteri memnuniyetinde önemli bir farklılık yaratıyor. Dostlar Manavı' nın sahibi Onur Dündar, 1971 Çine doğumlu. Çekirdekten yetişme bir çiftçi. Üstelik ''hibrit'' de değil. Onur Dündar'ın hibrit bir ziraatçı olmadığını, dükkanında canla başla çalışırken bulduğumuz büyük babası Mehmet Emin 'in ismini taşıyan oğlunun ''büyüyünce ne olacaksın'' sorumuza ''hem çiftçi hem de manav olacağım'' demesinden çıkartıyoruz. Dündar, tarımın sorunlarını iyi biliyor. Tarladan sofraya hem tüccar hem üretici kimliğiyle bütün sorunlara derinlemesine nüfuz etmiş bir girişimci. Ona göre tarımın meselesi ''üretmek '' değil, ürettiğini elden çıkarmak. Çünkü; üretim için toprak da var, toprağı işleyecek bilgi de. Önemli olan ''pazarlama'' diyor Dündar. Yaşanmış, ancak artık çok gerilerde kalmış bir altın çağdan söz eder gibi, Ankara ve başka hallere mal götürdüğü, kolayca satıp parayı cebine koyduğu

İ

günleri anlatıyor; ''Haller gürül gürül çalışırdı. Seyyar satıcılar da vardı, başka esnaf da. Sonra zincir marketler ortaya çıktı, seyyar satıcılar yasaklandı. Tüketiciler zincir marketlere mahkum oldu. Şimdi zincir marketler sözleşmeli tarım yapıyor. Üreticiler bu durumdan hiç memnun değiller. Tüketiciler memnun mu onu da tüketicilere sormak lazım. Bizim ürettiğimizi tüketiciye ulaştırabilmemiz için yeni yollar denememiz şart'' diyor. Bu sırada alışveriş için Dostlar Manavı'na Trafik Bölge Müdürlüğü'nden Yaşar Kırcamış giriyor. Bizi tanıdık ve neyle uğraştığımızı anladıktan sonra ''1999'dan beri Çine'de yaşıyorum. O tarihten bu yana tarımın Çine'de nasıl gerilediğini gözlerimle gördüm. Şimdi ne yediğimizi bilmiyoruz. Kötü ve sağlıksız besleniyoruz. Artık şeker hastalığı yeni doğan çocuklarda bile gözüküyor. Obezite almış başını yürümüş'' diyor. Herkesin bir biçimde ayağının toprağa bastığı, tarımla uğraştığı Çine'de, manavlığın sürdürülebilir bir iş olup olmadığını sorup, meyve ve sebzelerle dolu rengarenk raflara birlikte göz atıyoruz. Patates Ödemiş'ten, Soğan Nevşehir'den, sarmısak Kastamonu'dan, armut Bursa'dan, kayısının Malatya'dan geldiğini görüyoruz. Yalnızca şeftalinin Kuruköy 'den, Amazon Çarlisi biberin ve domatesin Çine'de üretildiğini öğreniyoruz. Zincir marketlerde görmeye alıştığımız Arjantin elma, Şili üzümü, Çikita muzu dostlar manavında görmediğimiz

için şükrediyoruz. Bütün bir tarımı, sadece verimlilik prensibiyle, dönüm başına aldığımız ürün miktarıyla tanzim ettiğimizden bu yana, yerli çeşitlerin nasıl itibar yitirdiğini, üreticiyi tek tip ürüne mahkum ettiğimizi daha iyi kavrıyor, yalnızca verimlilik prensibiyle iş gören çiftçinin yaptığı üretimden zarar ettikçe nasıl toprağa küstüğünü, geçimlik bile olsa toprağını neden ekmediğini daha yakından anlıyoruz. ''Manavlık artık köylerde bile yapılabilinir bir iş. Neden Çine'de yapılamasın' diyor Dündar ve soğutulmuş karpuzun öyküsünü anlatıyor. ''Beş yıl önce, yirmi metrekare büyüklüğünde bir buzdolabı aldım. İlk önceleri soğuk karpuz satmak gibi bir fikrim yoktu. Kendim ve misafirler için birkaç karpuz soğutuyordum. Tesadüfen, bir gün bir müşterim dolaptan soğuk karpuz çıkardığımı gördü ve talep etti. Müşterinin ışıl ışıl olan gözlerinden yaşadığı memnuniyeti anlayınca kafamda şimşekler çaktı. O gün bu gün karpuz dahil bir çok meyveyi soğutarak satıyorum'' dedi.

Dostlar Manavı Onur Dündar'ın inovatif yeteneği sadece soğutulmuş karpuz satmasıyla sınırlı değil. Bir kaç yıldan beri yaptığı karşılaştırmalı maliyet analiziyle, kimyasal gübre yerine tavuk samrası kullanmayı yeğliyor. Yaptığı hesap basit. Bir dönüme bir torba gübre yetmiyor. Elli kilo gübre yetmiş lira. Oysa samranın on tonu sadece yüz lira. Bütün bir tarla için iki bin liralık samra yetiyor. Samra yerine gübre kullanmış olsa yedi bin lirayı gözden çıkaracaktı. Gübre yerine samra kullanmayı seçerek, hem beş bin liranın cebinde kalmasını sağlıyor, hem de toprağını koruduğunu söylüyor. Onur Dündar ''Tecrübeyle sabit. Marmaris'te Çine'li manav bir hemşehrim var. Benim samrayla büyüttüğüm domateslerin düzenli müşterisi oldu. Bu domateslerin lezzet ve koku bakımından daha kolay satıldığını söylüyor. Benden talep ettiği domates miktarı her gün daha fazla artıyor'' dedi.

***


6

20 Haziran 2013 Perşembe

KÖYLÜLERİN TOPRAKLARI ŞİRKETLERİN ELİNE Mİ GEÇECEK?

Hükümetler, şu ana kadar bu değişiklikleri yapmaya gözü kesmemişti” Bu sözleri Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Methi Eker söylemiş. Konu 30 Mayıs 2013'de Başbakanlık'tan TBMM'ne gönderilen ve Bakanlar Kurulunca 22 Nisan'da kararlaştırılan “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve Türk Medeni Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı” Meclis web sayfasında tasarının özeti şu şekilde yazılmaktadır: “Tasarı ile 5403 ve 4721 sayılı kanunlarda değişiklik yapılmak suretiyle, 'Tarımsal işletme' ve 'Asgari tarımsal işletme büyüklüğü', 'Asgari tarımsal arazi büyüklüğü' ve 'Yan sınai işletme' tanımları yapılmış, 5403 sayılı Kanuna eklenen 8-A maddesi ile tarımsal faaliyetin ekonomik olarak yapılabildiği en küçük alana sahip ve daha fazla küçülmemesi gereken asgari tarımsal işletme büyüklüklerinin bölge farklılıkları göz önüne alınarak Bakanlıkça belirlenmesi, bölünemez büyüklükteki tarımsal işletmeye ait tarım arazilerinin bir tek mirasçıya devri ve diğer mirasçıların payları oranında belli bir bedelin mirasçılar tarafından ödenmesi, mirasçıların arazileri Türk Medeni Kanunu'nda yer alan aile malları ortaklığına devri, miras payı oranında hissedarı oldukları Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kuracakları bir şirkete devri veya işletmeye ait arazilerin satışı konusunda anlaşabilmeleri, Türk Medeni Kanunu'nun 659 ve devamı maddelerinde yer alan düzenlemeler yürürlükten kaldırılarak ilgili hükümlerin 5403 sayılı Kanuna taşınması ve miras yolu ile arazi bölünmeleri konusunda bütünlük sağlanması amaçlanmaktadır.” Şimdi bu sözleri deşifre edelim. Sayın bakan neden korkmaktadır?

Hükümetlerin gözünü kesmeyen şey nedir? Bana göre bu kanun tasarısı köylü elinde bulunan toprakların şirketlerin elinde toplanmasına yönelik hükümler taşımaktadır. Tasarı tarımsal işletme mülkiyetinin mirasçılara devredilmediği durumlarda kamu kurumları ve finans kurumlarının ihbarını öngörmektedir. Finans kurumlarının müdahil olması manidardır. Kendisine tarımsal işletmenin mülkiyeti devredilecek mirasçılar diğer mirasçıların paylarını ödeyemediği takdirde bankalardan kredi çekebileceklerdir. Ancak peşinen ödenecek bu borç küçük işletmecilere çok ağır gelebilir. Geçen hafta Antalya'da 2B sorunu ile uğraşan köylülerle konuştum. Yılda en fazla 10 000 TL gelir getiren bir arazi için 2B'de 120 000 TL ödemek zorunda idiler. Kimse bu parayı çıkarıp ödeyemiyor. Bu paranın anası bir yana faizini bile ödemek bir sorun. Bu tasarıda da aynı şey olacak. Bankalar bu amaçla kâr elde edeceklerdir. Devletin bu kredilerin faizlerine destek olması tasarıda olmasına karşı bu desteğin ne düzeyde olacağı belli değildir. Muhtemelen ilk uygulama yıllarında bu destek tepkileri sınırlandırmak amacıyla büyük olacak daha sonra tamamen kaldırılacaktır. Kendisine işletme verilecek olan ve diğer mirasçılara peşinen ödemek durumunda olan kişi ya ciddi faizler ödeyecek veya almaktan tamamen vazgeçecektir. Bu ise tarım topraklarının yerli ve yabancı büyük şirketlerin eline geçmesine yol açacaktır. Bu Türkiye'nin tarımsal açıdan Guatemela gibi veya Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemleri gibi bir yapıya doğru evrilmesine yol açacaktır. Latin Amerika ülkelerinde tarım toprakları plantasyonlar halinde yabancı şirketlerin elindedir ve halk

Tayfun Özkaya yoksulluk içindedir. Çevreye saygı duyulmaz. Tasarı tarımda gelişmenin büyük ölçüde işletme büyüklüğünün artması ile gerçekleşeceği gibi yanlış bir varsayıma dayanmaktadır. Ölçek büyüklüğü (economics of scale) kadar kapsam büyüklüğü (economics of scope) da önemlidir. İşletme büyüklüğü şüphesiz önemlidir. Ama önce toprakların her kuşakta bölünmesini istemiyorsak çiftçilere çok çocuk yapmasını empoze etmeyelim. Bırakalım bu kararı kendileri versin. Şüphesiz çok küçük işletmelerden yana değiliz. Ancak toprak alamayan çiftçi kente gitmek zorunda kalıyorsa artık kentlerde iş olmadığını da belirtelim. Dahası eğer kooperatifçilik ciddi bir şekilde yapılırsa küçük ve orta büyüklükteki tarım işletmeleri aynen büyük işletmelerin sahip olduğu imkanlara kavuşacaklardır. Orta büyüklükteki işletmeler dezavantajlarını böylece giderirken aynı zamanda kapsam ekonomisine de sahip olabilirler. Bu ise birincisi birden fazla ürün yetiştirerek bunların çıktılarını birbirlerinde girdi olarak

Sağlık Bakanlığı Sigara Bırakma Hattı

Alo 171

kullanmalarıdır. Hayvancılıktan elde edilen gübre sebzede kullanılırken, sebze atıkları yem olur. Buğdayın saplarını malç olarak veya mantar kompostosu için kullanabilirsiniz. Büyük işletmeler genellikle bunları yapamaz. İkincisi aynı üretim dalında birden çok ürün veya hizmet elde edebilirsiniz. Hem ürünleri satabilirsiniz hem de açacağınız bir restoranda kullanabilirsiniz. Çevreye saygılı bir üretim yapıyorsanız bu sadece bir ürün üretmek değil, aynı zamanda temiz yeraltı suyu, temiz hava, güzel bir kırsal peyzaj anlamına gelir. Büyük işletmeler bunların çoğunu yapmaz, yapamaz. Çünkü bütün amaçları en çok kâr elde etmektir. Tasarı kısır bir neoliberal ideolojiye dayanmaktadır ve büyük şirket yanlısıdır. Sayın bakanın korktuğu bu durumun köylüler ve bütün bir halk tarafından anlaşılmasıdır.

Tayfun Özkaya


7

20 Haziran 2013 Perşembe

AYDIN YANIYOR!!!!!! Aydın'da, yerleşim alanlarının yakınında başlayan yangın hava ve karadan müdahaleye rağmen söndürülemiyor.

A

ydın'da, yerleşim alanlarının yakınında başlayan yangın hava ve karadan müdahaleye rağmen söndürülemiyor. 19 Haziran Çarşamba günü saat 09.30 sıralarında Aydın merkezi Ilıcabaşı Mahallesi ile Doğanköy köyü arasında kalan bölgedeki tarım arazilerinde henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Mahallenin kıyısındaki bir evin bahçesinde başlayan yangın, rüzgarın etkisiyle bölgedeki tarım arazilerini sardı. Yangına Aydın Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü ve Aydın Orman İşletme

HAVADAN VE KARADAN MÜDAHALE Şiddetli rüzgarın etkisiyle alevler kontrol altına alınamazken, vatandaşlar yaklaşık iki saat boyunca havadan müdahale yapılamamasına tepki gösterdi. İtfaiye ve orman ekiplerinin karadan yaptığı söndürme çalışmalarının ardından saat 11.30 sıralarında 1 uçak ve 3 helikopterle yangına havadan müdahale başladı. Rüzgarın etkisiyle büyüyen yangını kontrol altına alma çalışmaları devam ediyor. Yangın Doğanköy, Yılmazköy, Kalfaköy'e doğru

uçakları alevlerin yaklaştığı Kalfaköy'e yönlendirildi. Çok büyük bir alana yayılan alevler Aydın'ı duman altında bıraktı. Arazinin engebeli oluşu ve havanın da rüzgarlı olması nedeniyle yangınla müdahalede ciddi sıkıntılar yaşanıyor.

Kerem Al, İl Jandarma Komutanı Kıd. Albay Bülent Bulut, Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, İl Afet Acil Durum Müdürü Recep Coşkun ile çeşitli yetkililer köye gelerek çalışmaları yakından takip ediyor. KÖYLER BOŞALTILIYOR

YETKİLİLER YANGIN YERİNDE

Müdürlüğü'nde görevli çok sayıda ekip müdahale etti.

ilerliyor. Bölgedeki tüm ekipler yangın mahalline sevk edilirken, iş makineleri ve yangın söndürme

Sabah başlayan ve öğle vakti Kalfaköy'e ulaşan yangın nedeniyle Kalfaköy'de yaşayan insanlar ve hayvanlar tahliye edildi. Elektriklerin kesik olduğu bölgede vatandaşlar, Jandarma ve Acil Durum Müdürlüğü ekiplerince köy meydanında toplandı. Aydın Valisi

Yangın nedeniyle ekiplerin büyük bir kısmı can kaybı yaşanmaması için Kalfaköy ve diğer yerleşim birimlerine kaydırılınca alevlerin Paşayalası ve Doğanköy'e doğru ilerlemeye başladığı belirtildi. Şu an itibarıyla binlerce dönüm alanın yandığı ve yangının şiddetini artırarak devam ettiği bildirildi.


8

20 Haziran 2013 Perşembe

MADRANSPOR FUTBOL OKULU AÇILIYOR Çine Madranspor Kulübü, Çine Belediyesi ile birlikte organize ettikleri 7-14 yaş arası Futbol Yaz Okulu başlıyor.

Ç

ine Madranspor Kulübü, Çine Belediyesi ile birlikte organize ettikleri 7-14 yaş arası Futbol Yaz Okulu başlıyor. 24 Haziran Pazartesi gününden itibaren başlayacak olan kamp için başvurular devam ediyor. Yaz okuluna katılmak isteyenler, kayıtlarını saat 16.00 ile 20.00 saatleri arasında Çine Yüksel Yalova Stadı'nda yaptırabilir. Başvuru esnasında kursiyerlerin başvuru formunu doldurup kimlik bilgilerini vermeleri bir de sağlık raporu getirmeleri yeterli olacak. Ayrıca yaz okuluna katılanlara Çine Belediye'sinin destekleriyle hazırlanan Madranspor Futbol Okulu baskılı şort, tişör, çorap

takımı hediye edilecek. Yaz okulu 24 Haziran Pazartesi'den itibaren başlayıp 3 ay boyunca devam edecek ve Pazartesi Çarşamba ve Cuma günleri olmak üzere haftanın üç günü 1'er saatlik antrenmanlar şeklinde yapılacak. Katılımcılar 7-8, 9-10,11-12,13-14 yaşları şeklinde 4 grup şeklinde ayrılacak. Seanslarsa sabah 09.0010.00 ve 10.00-11.00, akşamüzeri 18.00-19.00 ve 19.00-20.00 saatlerinde gerçekleştirilecek. Madranspor Futbol takımı kaptanı ve yaz okulu öğretmeni Muhittin Bozkurt; “Futbol yaz kampının amacı, öncelikle çocukların eğlenip iyi vakit geçirebilmelerini sağlamak, onlar için sosyal bir ortam yaratmak, yetenekli çocukları

tespit edip, başarılı çocukları amatör kulüplerin altyapılarına kazandırmak, Çineli çocukların ileride iyi bir yerlerde olmaları için onlara ön ayak olmak. Bu çocukların ileride hangi takımda

90 Model ve Altı, Maliye Borçlu Tüm Araçlar Değerinde Alınır.

oynayacak olmaları önemli değil. Önemli olan bir takımda oynamaya başlayıp gelecekte iyi yerlere gelmelerini sağlayıp Çine'nin adından söz ettirecek olmalarıdır” şeklinde konuştu.

AYTAÇLAR HURDACILIK

Aytaç KARABULUT

Çine.Sanayi Sitesi I Blok No :26 Tel: 0543 204 07 50 0535 630 08 53

57. sayı  

çine gündem 57. sayı

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you