Page 187

vaktinde, saat onikide geliyor. Ben birinci katında genç hanımefendinin oturduğu binanın zemin katındaki şekerci dükkânında oturuyorum. Teğmen de kızı çoktan görmüş. Dikkatli ol arkadaşım, öne doğru eğilerek birinci kattaki birini zarafetle selamlamak kolay değildir. Evet, adam gerçekten fena değilmiş; yapılı, dimdik, yakışıklı bir tip, kemerli burun, siyah saçlar, üç köşeli şapka yakışmış. Şimdi gelelim ikileme. Dizler, çok uzun süre ayakta durmaktan ötürü birazcık çatırdamaya başlar. Bunun balonca yarattığı izlenim, diş ağrısı çeken birinin kapıldığı, ağzındaki dişlerin uzadığı hissine benzetilebilir. Tüm gücünüzü gözlerinize toplar ve birinci kata yöneltirseniz bacaklarınızdan biraz fazla enerji alırsınız. Bu semavi yükselişe takılan bakışlarım için beni bağışlayın teğmen. Evet, bunun bir küstahlık olduğunu gayet iyi biliyorum. Bu bakışa anlamlı demek zor, hatta anlamsız, ancak ümit verici. Ama bu kadar çok ümit adama çok fazla geldi; adam sendeliyor, şairin Agnete için seçtiği sözcükleri kullanırsak, yalpalıyor, düşüyor. Bu biraz kaba ve bana sorarsan hiç olmamalıydı. Bu

Profile for Cihan Eyri

Baştan Çıkarıcının Günlüğü  

Baştan Çıkarıcının Günlüğü  

Profile for cihaneyri
Advertisement