Page 1

HİÇ AYRILMAYALIM Orijinal Adı: Breaking Up Is Hard To Do Yazarı: Anne Dayton / May Vanderbilt Genel Yayın Yönetmeni: Meltem Erkmen Çeviri: Arzu Gürtuna Editör: Emirhan Aydın Düzelti: Fahrettin Levent Düzenleme: Gülen Işık Kapak Uygulama: Berna Özbek Keleş

1. Baskı: Mart 2014 ISBN: 978 9944 82-822-2 YAYINEVİ SERTİFİKA NO: 12280 © 2009 Anne Dayton / May Vanderbilt Türkçe Yayım Hakkı: Onk Ajans aracılığı ile © Epsilon Yayıncılık Hizmetleri Tic. San. Ltd. Şti. Baskı ve Cilt: Kitap Matbaacılık Davutpaşa Cad. No: 123 Kat: 1 Topkapı-İst Tel: (0212) 482 99 10 (pbx) Fax: (0212) 482 99 78 Sertifika No:16053

Yayımlayan: Epsilon Yayıncılık Hizmetleri Tic. San. Ltd. Şti. Osmanlı Sk: Osmanlı İş Merkezi 18/4-5 Taksim / İstanbul Tel: 0212.252 38 21 pbx Faks: 252 63 98 Internet adresi: www.epsilonyayinevi.com e-mail: epsilon@epsilonyayinevi.com


Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT

Hiç Ayrılmayalım Anne Dayton Maly Vanderbilt

Çeviri Arzu Gürtuna

© p s i lon

Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT


Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT

"Spor salonuna bir ponpon kızın hayaleti dadanmış sanki!" Burnumu kırıştırınca burnumdaki hızmayı gördüm. Onu orada görmek hâlâ beni şaşırtıyordu. Ana yaptığım şakaya güldü ama Zoe gözlerini devirip, sessizliğimizi telafi etmek için abartılı bir halde alkış tutmaya başladı. Çevremizdekiler okul ruhuyla coştuğu için tribünler sallanıyordu. Nereye bakarsanız bakın her yerde nar kırmızısı ve altın rengi bayraklar, flamalar ve birinde yazım hatalarının olduğu afişler vardı. Umarım bizim neşeli, inek öğrenciler "Denizyıldızı'da

Okul

yapmıyorlardır,

diye

Rugu

Var"

düşündüm.

anlamında

Okul

tezahürat

maskotumuz

için

Denizyıldızı zaten yeterince kötü bir seçimken insanlar bir de "Okul Ruhu" yerine yanlış yazılan "Okul Rugu"muz olduğunu düşünürlerse tam anlamıyla dalga konusu olurduk. Okula geri dönüşümüzün ilk gününün ilk teneffüsündeydik. Normalde, iyi bir gün geçiriyor olsam bile neşeli

Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT


Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT

olmayacağım için böyle bir günde keyfimin yerinde olması imkânsızdı. Neyse ki istediğimiz kişiyle oturmamıza izin verilmişti. Yapmamız gereken tek şey sadece kendi sınıfımızdan biriyle oturmaktı. İşte, inanılmaz bir yaz tatilinden sonra tekrar bir araya gelen Mucize Kızlar burada, "Lise ikiler" tabelasının altında duruyorduk. Ne harika! Pompon

kızlar

basketbol

sahasında

taklalar

atarken,

marşımızı çalan grup başlangıç işaretini verdi. Riley taklacıların arkasından hızla kenara koştu ve ellerini açarak kalabalığı selamladı. Bu yıl doktorlar onun takla atmasını yasaklamışlardı. Riley'ye başımla selam verince o da bana doğru tekrar elini salladı "Yürü be, Riley!" diye bağırdı Zoe. Bir lise iki öğrencisi olarak Zoe büyük gösterilerde pikolo çalmıyordu. Bu son sınıflara tanınmış bir "ayrıcalıktı." "Kızlar hadi," diye homurdandı Zoe, "en azından Riley için tezahürat yapın." Ana, Zoe'yi kırmamak için, elinden geldiğince umursamaz görünerek

tezahürat

yapmaya

başladı.

Sanki

bir

golf

oyunundaymış gibi hafifçe ellerini çırpıyor, nadiren bağırıyordu. Zoe'ye bir bakış attım. Bütün yaz boyunca hepimizin değiştiğinin farkındaydım ama ben hâlâ Christine Lee'ydim. Okul ruhu da, kozu da umurumda değildi ve bu asla değişmeyecekti. Ponpon kızlar sınıflarına göre ayrıldılar ve her grup marş söyleyerek başka yöne doğru ilerledi. Riley tam bizim önümüzde durdu ve bizim sınıfın tezahüratını başlattı. Hepimiz geçen yıldan marşı biliyorduk. Ana ve Zoe sınıfın geri kalanıyla birlikte bağırıyordu. Amaç en çok bağıran sınıf olmak ve en çok coşkuya sahip olma unvanını

Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT


Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT

kazanmaktı. Sakın abarttığımı düşünmeyin, bu gerçekten büyük bir onurdur. Harika bir uygulama! "L-İ-S-E," diye bağırdı Riley. "İ-K-İ" diye onunla birlikte bağırdı kalabalık. "Lise iki, lise iki, lise iki, en iyi!" Küçükler ve son sınıf öğrencileri de aynı şeyi yapıyor, lise birler

ise

kafaları

karışmış

bir

halde

onlara

bakarken,

olabildiğince yüksek sesle bağırıyorlardı. Her yere bir kargaşa hâkimdi şimdi. Bu kısmı ben de severdim. "Bağırın!" diye seslendi Zoe telaş içinde. "Daha çok bağırmalıyız!" Zoe eflatun uzun bir etek ve bol batik bir üst giymişti. Kızıl saçları uzun bir perde gibi sırtından aşağı dökülüyordu. Spor salonundaki ses iki şehir öteden bile duyulabilir bir yüksekliğe ulaştığı için Ana da ciğerleri çıkacakmış gibi "Lise ikiler!" diye bağırabiliyordu artık. Ana, yazın güzel bir kısmını annesiyle birlikte San Francisco'da alışveriş yaparak geçirmişti, J. Crew reklamından çıkmış gibi görünüyordu. Kıyafetlerle ne zaman ilgilenmeye başlamıştı? Yeni gardırobu, güneşte açılmış saçları, aşırı bronz teni ve en az beş santim uzayan boyuyla, bir yıl önce tanıştığım o küçük yalnız birinci sınıf öğrencisine hiçbir şekilde benzemiyordu. Bayan Lovchuck'un sahaya çıkmasıyla tezahürat son buldu. Okul müdürünü hiç bu kadar mutlu görmemiştim. Kürsüde durup bir an için mikrofonu ayarlamaya çalıştığında hepimiz yerimize oturduk. Yani diğer herkes oturdu. Ben zaten ayağa kalkmamıştım. Bayan Lovchuck "Sevgili öğrenciler, Marina Vista Lisesi'nde heyecan verici yeni bir yıla hoş geldiniz!" dedikten

Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT


Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT

sonra bir alkış kopmasını bekler gibi duraksadı. Sessizlikle karşılaşınca içini çekti ve devam etti. Yeni okul dönemindeki girişimleri anlattı ve kurallarla ilgili sıkıcı duyurularını yaptı. Aklımı buradan uzaklaştırmaya çalıştım ama gözümün ucuyla bir hareketlilik gördüm ve dikkatimi oraya çevirdiğimde insanları aşıp bize doğru gelen açık kahverengi saçlı cılız çocuğu fark ettim. Hayır, olamaz! Marcus Farcus. Zoe'ye baktığımda zavallı kızın yüzünün kıpkırmızı olduğunu gördüm. "Hey Marcus," deyip ilk oyununa çıkan bir aktris gibi gülümsedim. Marcus dingin bir ses tonuyla "Christine, bu ne güzel bir sürpriz," dedi. Zoe gözleriyle zehirli oklar atıyordu adeta. Marcus "Zoe, karşılaştığımıza sevindim," diyerek geriye çekildi ve Zoe'nin yanına zorla da olsa oturmaya çalıştı. "Bu okul çıldırmış gibi." Marcus bu yaz Zoe'nin yanındaki eve, hatta teknik olarak Zoe'nin evinin yanındaki ormanlık alana taşınmış, üzerinden buldozerle geçip bir zamanlar ağaçların olduğu yere dev bir konak inşa etmişlerdi. Tabii ki aslında bunu yapan Marcus'ın ailesiydi ama bunlar Zoe'nin onu suçlamasını engellemiyordu. Marcus ise başından gitmesini söylemeyecek kadar nazik olan Zoe'ye yapışmış, onu bir köpek yavrusu gibi gittiği her yerde takip etmeye başlamıştı. Zoe, Marcus'un kolunu omzundan iterek, "Belki de sınıfındakilerle otursan daha iyi olur," dedi. Gülmemek için kendimi zorlukla tutuyordum. Marcus'a bağıracak kadar

Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT


Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT

kızgın olmasına rağmen, Zoe hâlâ kibar olmaya çalışıyordu. Marcus ise "Hayır," dedi ilgisiz bir şekilde ve lise bir öğrencilerini işaret etti. "Er ya da geç onları tanıyacağım. Seninle olmayı tercih ederim." "Teşekkürler," dedi Zoe tekdüze bir ses tonuyla. Zavallı çocuk! Hiç şansı yoktu. Ailesi hayatına kötü bir başlangıç yapmasına neden olmuştu. Soyadınız Farcus ise ve bir erkek çocuğunuz olmuşsa, ona şu dünyada veremeyeceğiniz tek isim Marcus'tur. Bu gayet bariz bir gerçektir. Eğer çocuğunuza o ismi veriyorsanız, sosyal dünyanın kurallarını ihlal edip, onu hayatı

boyunca

ezik

olmaya

mahkûm

edersiniz.

Bence

çocuklarına bunu yapan ailenin aklında kesinlikle bir sorun vardır. Ana, Zoe'nin nefret ettiği bir şekilde elini sallayarak "Hey Marcus," dedi. Aslında o da, Marcus'u diğerlerimiz gibi oldukça sinir bozucu buluyordu ama çocuk şehirde yeni olduğu için ona sempati

de

duyuyordu.

Bana

sorarsanız

fazla

merhamet

gösteriyordu. Bayan Lovchuck "Ve fazla uzatmadan, sizlere oyun kurucumuzu tanıtayım, Zach Abramo!" diye bağırıp podyumdan uzaklaştı ve üzerinde bir savaşçı Denizyıldız ile büyük bir boyalı kâğıt parçasını gösterdi. Spor salonunu büyük bir gürültü kapladı, Zach kâğıtların arasından ortaya çıktığında herkes çıldırdı. Kâğıt parçalarını yırtıp, sahneye çıkmanın ne zaman hayranlık duyulacak bir şey olduğunu bilmiyordum. Bir anda midem sanki kurşunla dolmuş gibi hissettim kendimi. Zach "Naber, Marina Vista?" diye bağırdığında etrafımızdaki bütün saf, ikinci sınıf öğrencileri onun için alkış

Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT


Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT

tutup, ıslık çalmaya başladılar. Neyse ki bu uyuz, bizim üst sınıfımızdı. Eğer sınıfta kalmazsa, ona sadece bu yıl katlanacaktık yani. Bakışlarımı Riley'ye çevirdim. Diğer pompon kızların zıplayıp, Zach için tezahürat yapmalarına rağmen Riley yerinden kıpırdamıyordu. Zach'in, Riley'ye yaptıklarından sonra ayağa kalkıp "Korkak, Hain!" diye bağırmamak için kendimi zor tutuyordum. "Bu yıl mücadeleci Denizyıldızı futbol takımımızla birlikte eyalet elemelerine kadar gidiyoruz!" Zach yumruğunu havada salladı.

Alkış

tufanı

yüzünden

neredeyse

kulak

zarım

patlayacaktı. Aslında Zach hakkında polise suç duyurusunda bulunmalı ya da en azından onun ne yaptığını herkese tam olarak anlatmalıydık

ama

Riley

bunları

istememişti.

Hâlâ

onu

bağışlamaya çalışıyordu. Zach "Haydi! Hep beraber Marina Vista!" diye bağırarak küçük konuşmasını bitirdiğinde herkes ve Mucize Kızlar onun için tezahürat yapıyordu. Zach karşısındaki bütün bu coşkuyu zevkle izledi ve spor salonunda yürürken, Riley'nin eski en iyi arkadaşı olan Ashley Anderson ona sarıldı. Yazdan beri çıkıyorlar ve açıkçası midemi bulandırıyorlardı. O yüzden gözlerimi zemine odaklamaya çalıştım. Orkestra tekrar çalmaya başladığında, ponpon kızlar, Denizyıldızı'nı hecelediğimiz marşı bize söylettiler. Yanımdaysa bir grup kız toplanmış bir şeyler konuşuyorlardı. Ne dediklerini anlamak için yaklaştım. Kızlardan biri ciyak ciyak sesiyle "Zach'tenmiş," dedi. Hımm, oyun kurucuyla ilgili bir dedikodu. Bu ilginç olabilirdi. "Hiç öyle doğurmuş gibi gözükmüyor," dedi başka bir

Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT


Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT

kız. Geçen yıl, resim dersine beraber girdiğim, çizimi fena olmayan Hailey'nin sesini hemen tanıdım. "Bir kız beş ay boyunca ortadan kayboluyorsa, bu sadece tek bir anlama gelir." Konuşan ilk ses oldukça kendini beğenmiş birine

aitmiş

gibi

geliyordu.

Birden

kimin

hakkında

konuştuklarını anladım. "Saçlarını o yüzden kestirmiş zaten." Yumruğumu sıktım. İlk olarak herkes Riley'nin, Zach'ın bebeğine hamile olduğu için değil, geçen yıl bir kayalıktan düştüğü için okuldan kaydını sildirdiğini biliyordu. İkincisi bunun saçlarla ne alakası vardı ki? Hem bu kızlar kendilerini ne sanıyorlardı da, böyle şeyleri herkesin, özellikle de bizim önümüzde konuşmaya cesaret edebiliyorlardı? Riley'nin en iyi arkadaşlarının dibinde oturduklarının farkında değiller miydi? "Zach onunla evlenmeyeceğini söyleyince o da Britney Spears gibi saçlarını kestirdi." Hailey kıkırdayarak "Bebeğe ne yapmıştır sizce?" diye sordu. Orkestra marşımızın son bölümünü çalarken, durumun ne olduğunu anladım. Bu kızlar Riley ile bizim arkadaş olduğumuzu büyük ihtimalle bilmiyorlardı. Bütün yazı Mucize Kızlar olarak, hep beraber geçirmiştik. Ana ve Dave'le dolaşmış, Riley'nin sörf yapışını izlemek için sahile inmiş, Zoe'nin evinde ata binmiş, okul

baskısından

hissettiğimiz

çok

eğlenceli

uzakta, günler

hiç

bitmeyecekmiş

geçirmiştik.

Mucize

gibi kızlar

herşeyim olmuştu. Ama bu kızların bundan haberi yoktu tabii. Riley geçen yılın sonunda, trafik kazasından önce bizim arkadaşımız olmuştu. Okulda hiç kimse geçirdiğimiz inanılmaz yazı ve aramızdaki bağı güçlendiren sırlarımızı bilmiyordu.

Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT


Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT

"Büyük ihtimalle evlatlık vermişlerdir. Birçok insan böyle yapıyor, sonra hiç çocukları olmamış gibi hayatlarına devam ediyorlar." Bunu daha fazla dinleyemeyecektim. Öfke damarlarımda iyice yükseliyor, etrafımdaki dünya gittikçe silikleşiyordu. Nerede olduğumun ya da çevremde neyin yaşandığının farkında değildim biliyordum.

artık.

Sadece

Ayaklandım

Riley'yi ve

savunmam

Hailey'nin

gerektiğini

üzerine

atlayıp

gömleğinden yakaladım ve onu koltuğundan çektim. "Yalan bunların hepsi!" O kadar öfkelenmiştim ki neredeyse burnumdan soluyordum. Hailey ve salak arkadaşı, gözleri fal taşı gibi açılmış, dik dik bana bakıyorlardı. "Ne?" Benden uzaklaşmayı denese de, gömleğini sıkıca tuttuğum için kaçamadı. "Söylediklerinin hiçbiri doğru değil." O anda bir şeyin önce sağ kolumu, sonra da sol kolumu çekiştirdiğini hissettim. Ana ve Zoe beni geri çekmeye çalışıyorlardı. Hailey'nin gömleğini daha sıkı tuttum ama arkamdan, beni geri çekmeye çalışanlara daha fazla dayanamadım. Sonra kendime geldim. Nasıl olduysa, çevremdeki bütün curcuna bitmiş, herkes gözlerini bana çevirmişti. Yutkundum ve açık tribüne geçtim ama artık çok geçti. Bayan Lovchuck ince çarpık parmaklarıyla beni gösterdikten sonra spor salonunun kapısını işaret etti. Ne söyleyeceğini biliyordum. O yüzden insanların arasından, çantalara, ayakkabılara ve ceketlere sürtünerek yol almaya başladım. "Aman dikkatli olun, ucube yürüyor," dememek için kendimi zor tutuyordum. Merdivenlerden aşağı inerken herkesin gözü üzerimdeydi. Ben kapıyı açar-

Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT


Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT

ken Mucize Kızlar'a son bir kez daha baktım ve Zoe'nin endişeli yüzünü gördüm. Bu bakışın ne anlama geldiğini biliyordum. O da

benim

gibi,

tatilin

bitişinin,

aramızdaki

her

şeyi

değiştireceğinden korkuyordu. Aferin, Christine. Okuldaki bu yılını mahvetmen, bir saat bile sürmedi.

Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT


Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT

2

Beşe çeyrek kala eve girdim. Okuldan geç çıkma cezası önemli değildi. Ayrıca Bayan Lovchuck, "risk altında" olduğum için bana bundan daha kötü bir ceza da veremezdi. Kendi kullanmıştı o tabiri. Okuldan geç çıkma cezasını sevdiğimi bir tek Bayan Moore anladı. Candace ile geçirmek zorunda olmadığım bir saat bile hediyedir benim için. Candace yani California Güzeli "Merhaba, Christine," diye mutfaktan seslendi. Babamın nişanlısıydı. Geçirdiğim günden sonra ona katlanabileceğimi sanmıyordum. "Merhaba," dedim sessizce ve elimden geldiği kadar hızla odama yürüdüm. Odama varabilirsem, burada olduğumu bile unutacaktı. Babam, Candace'in bana okuldan sonra bakması gerektiğini neden düşünüyordu, bilmiyordum ama yakında on altı yaşıma basacağım için bu tuhaf durumdan kurtulacaktım. Emma "Hey!" diye karşıma çıktı. On üç yaşındaydı ve enerjisi bir türlü bitmiyordu.

Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT


Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT

"Çekil yolumdan Em," diyerek onu kenara ittim. Mayıs ayından itibaren, Emma üvey kız kardeşim olacaktı ve onun ne kadar iyi bir çocuk olduğunu düşünsem de, sanatım ve Mucize Kızlar'a sahip olduğum için, hayatımda ona ayırabileceğim bir boşluk yoktu. Emma derin bir nefes aldı. "Bugün yedinci sınıf öğrencisi olarak ilk günümdü ve ne öğrendim biliyor musun? Yedinci sınıf, altıncı sınıftan bile kötüymüş." "Öyle mi?" Yatak odamın kapısını kapatmaya başladım. Emma'nın duygularını incitmeyi istemiyordum ama annesinin dikkatini çekecekti ve yalnız kalmaya ihtiyacım vardı. "Altıncı sınıftayken herkes bize, bebekmişiz gibi davranıyordu ama şimdi yönetimde biz varız anlıyor musun? Arkadaşım Sylvie sınıf başkanlığına adaylığını koydu ve..." "Demek öyle." Kapıyı neredeyse kapatıyordum ki, Emma ayağını araya soktu. "Sylvie'ye dedim ki, 'Neden, başkan yardımcılığı için aday olmuyorum ki? Kız kardeşim Christine..."' Her böyle dediğinde rahatsız oluyordum ama Emma bunun farkında bile değildi, '"...dünyadaki en etkileyici sanatçıdır ve güzel yazı yazmada harikadır. Kampanya posterlerini yapmak için bize yardım edebilir.'" "Evet, kulağa gerçekten harika geliyor." Ayağını geri ittirdim ve sonunda kapıyı kapatabildim. "Tamam," dedi Emma kapının ardından. "Söz verdin!" "Tamam." Yatağıma atladım. Yalnız kalabilmek için o anda şeytanla bile anlaşabilirdim. Emma bir süre daha kapımın orada dolandıktan sonra, uzaklaştı. Rahat bir nefes alıp, ipodumu hoparlör yuvası

Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT


Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT

na yerleştirdim ve odamı sevdiğim bir sörf rock grubunun müziği doldurdu. İlk şarkı boyunca, hiçbir şey hakkında düşünmedim. Aklım tamamen durdu. Sonra ki şarkıdaysa spor salonunda yaşananları düşünmeye

başladım.

Neden

öyle

yaptığımı

gerçekten

bilmiyordum. Bir an gayet sakinken, sonra aniden Hailey'nin gömleğine

yapışmıştım.

Parmaklarımla

yorgan

kılıfımın

desenlerine dokunmaya başladım. Belki de okul haklıydı. Tam bir kaçıktım belki de ve günün birinde iyice tırlatıp birine bir mektup açacağı çekecektim. Emma kapıma vurdu. "Sonra!" diye bangır bangır çalan müziğin içinden bağırdım ama kapı yine de açıldı. İçeri birden Candace girdi ve hoparlörün oradan geçerken müziği kapattı. Candace "Merhaba Christine," dedi ve sertçe yatağıma oturdu. "İlk günün nasıldı?" Candace babam işteyken bana bakmaya gelirdi ama son zamanlarda iyice etrafımda dolanmaya başlamıştı. Sürekli muhabbet kurup, yeni annem olmaya çalışıyordu. Ondan uzaklaştım. Bir ikiz yatakta bu kadar yakın oturuyor oluşumuz tuhaftı ama Candace böyleydi, fiziksel teması severdi. Candace'i tanıdığım şu son yıl boyunca o kadar çok sarılmıştık ki, babamla hayatım boyunca o kadar sarılmamışızdır herhalde. "Yani..." Candace'in o dolgun yüzüne baktım. Babamla, Dört Temmuz kutlamaları sırasında, Half Moon Bay su adasında tanışmışlardı. Eski California Güzeli olan Candace her zaman harika giyinir ve her an dünyadaki açlığı nasıl bitireceği sorusuna bir cevap vermeye hazır görünürdü. Babamın onda gerçekten ne gördüğünü bilmiyordum çünkü Candace'in annemle hiçbir benzer yanı yoktu.

Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT


Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT

"Okul iyi geçti yani. Bütün arkadaşlarım falan hepsi oradaydı. Derslerim de ilginç görünüyorlar." Candace başını yana yatırdı. "Bunu duyduğuma çok sevindim. Artık lise bir öğrencisi olmamak güzel olsa gerek. Şimdi kampüsteki büyük kız olacaksın. Ünlü Christine Lee!" Kendimi gülümsememek için zor tuttum, çünkü haklıydı. Gerçekten ünlüydüm. Bugün spor salonunda birinin boğazına atlayan ucubenin ta kendisiydim! "Evet, öyle." Candace bir an için bana baktı ve odayı bir sessizlik kapladı. Onunla sessizliklerimiz katlanılmaz oluyordu. Daha zayıf iradeli biri olsa sonunda pes eder ve Candace ile konuşurdu ama ben öyle biri değildim. Burası benim odamdı ve konuşmak zorunda değildim. Candace bu evde bile yaşamıyordu ve bana kalırsa hiçbir zamanda yaşamayacaktı. Bu saçma evlilik fikrini sona erdirmek için uzun zamandır bir plan üzerinde çalışıyordum. Candace uzun bir süreden sonra "Pekâlâ," dedi. Bir şey söylemek için cesaretini toplamaya çalıştığını hissettiğim için kendimi duyacaklarıma karşı hazırladım. "Aslında seninle bir şey hakkında konuşmak istiyordum." "Olur," dedim aynı ses tonuyla. Dudaklarını ince bir çizgi halini alana dek sıkıca kapadı. "Bugün evi şöyle bir inceliyordum da, arka bahçedeki stüdyoyu merak ettim." Yüzümdeki ifadenin değiştiğini hissettim. Orası annemin stüdyosuydu. Oraya gitmeyi severdim. Saatlerce annemi resim yaparken izlerdim, yavaş ve dikkatli bir tarzı vardı. Onu izlerken büyükannemin eski çiçekli kanepesinde yatar ve aklımın

Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT


Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT

ordan oraya sürüklenişine izin verirdim. Vietnam dilinde babaannenin karşılığı Bâ'dır ama ben çocukken ona öyle demez, Büyükanne Ba diye seslenir ve iki kere büyükanne demiş olurdum ama o bunu hiç sorun etmemişti tabii ki. "Oraya uzun zamandır girmemişsindir ama içerisi gerçekten çok dağınık, her yer fırça ve yarım kalmış tuvallerle dolu. Bir de toz içindeki koltuk var tabii." Annem öldüğünde, babamın yas tutma şekli, onun bütün eşyalarını bir kutuya tıkıştırıp, çatı katına koymak olmuştu. Hatta

annemin

olduğu

bütün

fotoğrafları

bile

ortadan

kaldırmıştı. Şimdiye kadar stüdyoya dokunmamıştı, ben de bazen onun eşyalarına yakın olmak için oraya giderdim. Ona yakın hissediyordum kendimi böylece. "Belki stüdyoya girip eşyalara bakabiliriz diye düşünmüştüm. Kullanışlı olanları kurtarabilir, içeriyi güzelce temizleyebiliriz." "O stüdyo annemindi." Yumruklarımı sıktım. Candace'in orada olmaya hakkı yoktu. Orası benim yerimdi. "Oradan uzak dur." "Ama..." "Hayır. O stüdyodaki hiçbir şeye dokunma. Oradan uzak dur." "Christine, üzgünüm." Bir şey diyecekmiş gibi ağzım açıp kapadı. Candace, ne cüretle annemi, ilişkileri dedikleri bu saçmalığa sürükleyebiliyordu? "Güzel olur diye düşünmüştüm. Onun resimlerinden birini odana asabilirdik." Yataktan aşağı indim. Bunu yapmaya hakkı yoktu. Benimle annem hakkında konuşmaya hakkı yoktu. Benim eşsiz, harika, yeri doldurulması imkânsız annemi aklından

Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT


Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT

bile geçirmemeliydi. Başımı salladım ve karalama defterimi bulmak için odaya bakındım. Buradan çıkmam gerekiyordu. "Christine, lütfen biraz daha konuşalım. Kalbini kırmak istemedim. Stüdyoyu temizlemesek de olur tabii." Candace'm yüzü soluktu. İçten içe, bunu gerçekten takdir edeceğimi düşündüğü için teklif ettiğini biliyordum ama bu düşünceyi aklımın derinliklerine, bir daha hatırlamamak üzere gömdüm. Candace annemin yerini almaya çalışan biriydi sadece. Karalama defterimin sırt çantamda olduğunu hatırladım ve uzanıp pürüzsüz deri kaplama defteri kaptım. Yatak odamın kapısını çarparak, Candace'i içeride bıraktım ve arka kapıya yürüdüm. Candace kapıyı açarak "Christine bekle," diye seslendi "Böyle gitme lütfen." Bir an geri döndüm ve koridorun sonunda duran Candace'e baktım. Bir zamanlar o koridor aile fotoğraflarımızla doluydu. İstediğim gibi gidebilirdim. Sürgülü cam kapıyı hızla açtım ve arka avludaki stüdyoya baktım. Serin akşam havası yüzüme vurunca kendimi daha iyi hissettim. Arkamdan kapıyı kapattıktan sonra bahçeye çıkıp gökyüzüne baktım. Böyle devam edemezdi. Bu çılgınlık artık sona ermeliydi. Hiçbir şey umurumda değildi artık. Bu düğüne engel olmanın bir yolunu bulacaktım.

Renkli Kalemler Blog Tur - RKBT

Anne dayton may vanderbilt hiç ayrılmayalım ön okuma