Issuu on Google+

Türkiye’nin tüm aileyi kucaklayan ilk online dergisi

FAMILY HUG www.familyhug.us

Biradambirbebek

ÇEVRE DOSTU H&M VE YENİ CONSCIOUS ÇOCUK KOLEKSİYONU

ÇABA BUTİKBEBE YÖNETİCİ ORTAĞI ÖZGÜR AKSAKALLI İLE İNTERNET ALIŞVERİŞİNİ KONUŞTUK

Nisan 2013 Yıl 1 Sayı 3

AİLE

OTOMOBİLİ

NASIL

SEÇİLİR?

İstanbul’da bir

JEDI

SIRADIŞI BİR GÜZEL

MELİS FLL DURASİ FIRST® LEGO® League

FAMILY HUG EXPO 2020 İZMİR ELÇİSİ

YAŞLANAN NÜFUSA GENÇ ÇÖZÜMLER


NELER VAR RÖPORTAJ ÖZGÜR AKSAKALLI/ BUTİKBEBE BUTİKBEBE.COM YÖNETİCİ ORTAĞI ÖZGÜR AKSAKALLI İLE İNTERNET ALIŞVERİŞİNİ KONUŞTUK

MELİS DURASİ MELİS DURASİ İLE TÜRKİYE GÜZELİ OLMANIN DIŞINDA HAYATI VE YAPMAK İSTEDİKLERİ ÜZERİNE KEYİFLİ BİR SÖYLEŞİ YAPTIK

YAZARLAR DİDA KAYMAZ

BİZE NASIL YARDIM EDEBİLİRSİNİZ?

ŞULE PASİN HOGBURN MİNİK TEKNO CANAVAR

60

08 18 28 46 60 12 38 42

MANŞET ÇABA

ÇABA DERNEĞİ’NİN MUHTEŞEM GECESİNDE ÜNLÜLER SAHNE ALDI.FAMILY HUG SİZİN İÇİN ORADAYDI

AİLE OTOMOBİLİ NASIL SEÇİLİR yedİNcİ koltuk mu? Soğutucu gözü mü yoksa isofix mİ? Bİr aİle otomobİlİ seçerken nelere dİkkat ediyoruz?

MODA ÇEKİMİ

ÇEVRE DOSTU H&M VE YENİ CONSCIOUS ÇOCUK KOLEKSİYONU

EXPO 2020 İZMİR

AYŞEGÜL İŞLEKELLER BOZCA ÇOCUKLARA SORUN ÇÖZME BECERİSİNİN KAZANDIRILMASI

ERKAN SARIYILDIZ KÜÇÜK ŞEYTANLAR

ENİS HAZAN İSTANBULDA BİR JEDI

DAHA NELER VAR PEMRA UĞURAL YENİLİKLER

S&S Visual Maker

22 63 14 54 56 69 73 50 52

FAMILY HUG EXPO 2020 İZMİR ELÇİSİ

FLL

Hİç tanışmamış olanlar İçİn İşte FLL yanİ FIRST® LEGO® League...

SAĞLIK/BESLENME ANNEYSEN

HAMİLELİKTE STİLİN ÖNEMİ

GURME BEBEK

BEBEKLERDE EK GIDA

KLİNİK

ÇALIŞMAK VE EMZİRMEYE DEVAM EDEBİLMEK SADECE BİR RÜYA MI?

18


Family Hug Biradambirbebek

İMTİYAZ SAHİBİ Turcreative adına Cesur Doruk GENEL YAYIN YÖNETMENİ Cesur Doruk

merhaba Yine dopdolu bir sayı ile karşınızdayız. Bu ay ilk defa çift kapak olarak yayındayız. İkinci kapak alternatifimiz derginin son sayfasında. Mart ayını Şubat ayının neredeyse iki katı okunma rakamları ile tamamladık. Kim nereden nasıl okuyor diye kısa bir istatistiki bilgi ile başladık bu ay ki dergiye. Moda çekimi sayfalarımızı bu aydan itibaren içeriğimize ekledik. İlk ayın konuk markası H&M oldu. Bu ay iki adet de röportajımız var, Butikbebe yönetici ortağı Özgür Aksakallı ile internet alışverişini konuştuk. Türkiye Güzeli titrinin yanında akademik kariyer sahibi Melis Durasi ile ise güzellik yarışması süreci, akademik hayatı ve yapmak istedikleri üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Diğer tüm konularımız ve yazarlarımız ile dergimizi yine keyifle okuyacağınızı umuyorum. Sevgiler Cesur d.

REKLAM Turcreative GENEL EDİTÖR İrem Gürel BÖLÜM EDİTÖRÜ Pemra Uğural BÖLÜM EDİTÖRÜ Görkem Pamukçu YAZARLAR Dida Kaymaz Şule Pasin Hogburn Pemra Uğural Pınar D. Ayşegül İşlekeller Bozca Erkan Sarıyıldız KONUK YAZAR Enis Hazan ONLİNE DAĞITIM familyhug.us biradambirbebek.com issue.com PR PR Atölyesi

İLETİŞİM dergi@familyhug.us


RAKAMLARLA FAMILY HUG

ugue. Duis id

İlk iki ayın sonunda harika okunma rakamları yakaladık, bunun için tekrar teşekkürler. Dedik ki bakalım kim nereden nasıl okuyor dergimizi. Bu ufak tefek detayları sizinle paylaşmak istiyoruz. Yakında daha da araştırmacı rakamlarda çıkacağız

MOBİL / DESKTOPa ugue. Duis id Dergimizi okuyanların %21’i mobil cihazlardan okumayı tercih ediyor. Kalan %79 ise bilgisayar

SÜRE / cihaz ugue. Duis id

Mobil cihaz kullanarak dergiyi okuyan okurlarımızın dergide geçirdiği süre bilgisayar kullananlara göre 2,5 kat daha fazla.

Kaynakugue. Duis id

Okurlarımızın %39’u dergiyi issuu üzerinden okurken kalan %61’i “embed” kod ile paylaşım siteleri kullanıyor.

Download id

Okuyanları kısmı derg yada bilgis download


nload

ın %3’lük giyi mobil sayarlarına ediyor.

ESKİ SAYIYALAR id

Okuyanların %7’si yeni sayıyı okuduktan sonra bir önceki sayıya da bakıyor.

COĞRAFİ DAĞILIM id

Okuyanların %97’ si dergiyi Türkiye’den, %2’si Almanyadan %1’i ise diğer ülkelerden okuyor.

SAYFA GÖSTERİMİi d Şubat: 260.000 Mart: 600.000


FAMILY HUG


FAMILY HUG


FAMILY HUG

ÇABA DERNEĞİ’NİN MUHTEŞEM GECESİNDE ÜNLÜLER SAHNE ALDI.

ÇABA’ladılar! İş, cemiyet ve spor hayatından pek çok ünlü isim sokak çocukları yararına tiyatro sahnesindeydi. Muhteşem bir gece yaşadı ve yaşattı Şişli Kent sineması geçtiğimiz ay. Kimsesiz çocuklara yardım faaliyetleri ile birçok projeye imza atmış ÇABA Derneği ve gönüllü ekibinin öncülüğü ile 55 ünlü sima, gönüllü olarak sahneye çıktı.


FAMILY HUG

FAMILY HUG SİZİN İÇİN ORADAYDI

Televizyonun beğenilen dizilerinden esinlenerek oluşturulan skeçlerde hiçbir tiyatro deneyimleri olmamasına rağmen harikalar yaratan gönüllü ekip, Ali Sunal yönetmenliğinde iki ay boyunca bu gece için bir araya geldi, provalar yaptı ve tarihi Şişli Kent’in yenilenmiş salonunu hayata döndürdü. İkincisi düzenlenen galaya rağbet yine çok yüksekti. 700 biletin tamamen satıldığı organizasyondan elde edilen gelir, bu defa Florya Çocuk ve Gençlik Merkezi Müdürlüğü binasının yenilenmesi için kullanılacak. 30 çocuğun sürekli kalabileceği bir kapasiteye sahip olan merkezin kapasitesini 60’a çıkartarak ÇABA Kampüs haline dönüştürülmesi planlanıyor.

Her gün televizyon karşısına çıkıp haber sunmak bir şey, tiyatro sahnesinde oyunculuk sergilemek ise bambaşka bir şey. Popüler gazete köşelerinden milyonlara hitap etmek ayrı bir cesaret, sahneye çıkıp rol yapmak apayrı bir cesaret. Böylesine anlamlı bir projede çocukları yalnız bırakmayan ve onlar için sahne alan amatör ünlü simalar arasında Defne Samyeli, Hıncal Uluç, Murat Güloğlu, Erol Aksoy, Cengiz Semercioğlu, Türkan Sabancı, Savaş Özbey, Ayşegül Dinçkök, Güliz Onursal, Uğur Batur, Cihan Kamer, Murat Aksu gibi isimler vardı. Profesyönel oyunculuk deneyimleri ile ÇABA’larını eksik etmeyen Hülya Avşar ve Hamdi Alkan da geceye renk kattı.


FAMILY HUG

Mahidevran has odadaki gecesini facebook’ta paylaştı!!! Hülya Avşar ve Hamdi Alkan da geceye renk kattılar...

Açılış, ÇABA Derneği üyelerinin Umutlu Ev Kadınları müzikal skeçi ile başladı. Skeç biter bitmez, canlı orkestranın Muhteşem Yüzyıl dizisinin meşhur müziğini çalması ve arka görüntüde yer alan saray odası görseli ile seyirci sahneyi alkış yağmuruna tuttu. Mahidevran’ın Has Oda’daki gecesini Facebook’a koyması, Pargalı’nın elinde iPad ile Süleyman’a rapor vermesi, Hürrem’in çileden çıkması üzerine kahkahalar koptu. Mizah katılarak sahneye uygulanan diziler arasında Karadayı, Kuzey Güney, Pis Yedili/Pamuk Prenses, Mutlu Ev Kadınları yer aldı. Özenilerek hazırlanan kostümler Sıla Oram imzalı.

Aylar süren emeklerinin karşılığını en iyi şekilde aldıklarına inanan ÇABA Derneği ekibi gecenin en mutlu ve en yorgun yüzleriydi. 2004 yılında kurulan ÇABA, o günden beri toplumun ihtiyaç duyulan her alanında gerçekleştirdiği yardım faaliyetleri ile bugüne kadar pek çok projeye imza atmış. Okul öncesi eğitim, eğitimcinin eğitimi, kadın emeğini değerlendirme ve kimsesiz çocuklara yardım amaçlı projelerle, yüzlerce gönüllü yardımsever ile faaliyetlerine devam etmekte. Canını dişine takıp çalışan dernek üyelerini, Ali Sunal’ı ve teknik ekibini, tüm oyuncuları ve istikrarlarını, cömertçe yardımlarda bulunan ve koşarak gelen izleyiciyi, bizlerle harika bir işbirliği kuran Bernaylafem iletişim ajansını tekrar tebrik ediyorum ve devamını dört gözle bekliyorum... Haber: Pemra Uğural


FAMILY HUG


12 | FAMILY HUG

anneysen

Hamilelikte stil önemli

Anne adaylarının en heyecanlı olduğu dönem olan hamilelik, bir sürü yenilik ve karışık duyguları bir araya getiriyor. Anneysen.com sitesinin Alışveriş ve Kıyafet Uzmanı Yasemin Genç hamilelik döneminde kadınların giyim stilleri ile ilgili bilgiler verdi.

G

karınları biraz daha çıkık olabiliyor ve pantolon düğmeleri rahatsızlık verebiliyor. Eğer o durum da iseniz bir hamile taytı veya pantolonu alın ve kendi üstleriniz ile kombinleyin.

Yasemin Genç konu ile ilgili şu açıklamalarda bulundu: İlk üç ay: Hamileliğinizin en belli olmadığı dönem. Normal kıyafetlerinizi doyasıya giyebilirsiniz. Bazen bazı kadınların gaz sebebi ile

İkici trimester: Artık biraz daha hamile gibi göründüğünüz dönemdesiniz. Kaliteli bir hamilelik pantolonu hayat kurtarıcınız olmaya başlıyor. Üstünüze bol, sizi sıkmayan t-shirtler üstüne düğmeleri açık gömlek giyebilirsiniz. Hamilelik döneminde kadınlar en çok siyah rengini tercih eder. Çok desenli olmayan sizi olduğunuzdan daha geniş gösteren baskılı kumaşları tercih

enç; hamilelik döneminde kadınların vücutlarında hem fiziksel hem de ruhsal değişiklikler olduğunu, güzel ve rahat giyinmenin her kadını mutlu ettiğini ancak bu değişiklikler yüzünden yanlış seçimlerle mutsuz olunabileceğini söyledi. Peki, iyi hissetmek ve güzel görünmek için bu değişiklikler karşısında ne yapmak lazım?

Hamile pantolonlarınız hayat kurtarmaya devam ediyor. Dar olmayan hamile elbiseleri artık alabilirsiniz.

etmeyin. Renk uyumu yakalayın. Kahvenin tonlarını karıştırın. Bej, beyaz, kahve gibi yada siyah, beyaz, füme, gri gibi. Önemli olan bir diğer konu abiye. Şık bir yere giderken beğendiğiniz normal bir elbisenin 1 veya 2 beden büyüğünü alabilir ve rahatça giyebilirsiniz. Rahat ayakkabı kuralını bozmak isterseniz platform topuk ince topuktan çok daha rahat bir seçim olur. Aksesuarlarını bu dönemde kullanın. Uzun kolyeler, fularlar, atkı, şapka. Bu dönem en keyifli hamilelik döneminiz unutmayın. Stilinizden ödün vermeyeceğiniz dönem bu dönem. Son trimester: Evet son 3 aylık döneminize girdiniz. Artık daha zor bir dönemdesiniz. Üstünüzde hiçbir şey beğenmiyor hatta kendinizi fazla şişman ve çirkin buluyor bile olabilirsiniz. Ama tüm bunlara rağmen sonunda hayatınızın en güzel hediyesini alacağınızı biliyor musunuz? Bu dönem daha sık kilo aldığınız bir dönem.


FAMILY HUG | 13

Düz babetler veya spor ayakkabılarla bunları kombinleyin. Bir tane şık kumaş bir hamlelik pantolonunuz olsun. Üstüne göğüs altından bollaşan bir gömlek ile şık bir yemeğe gidebilirsiniz. Yaz aylarına gelenler sıcak hava ile birlikte keten kumaşından üstler tercih etmeliler. Yine bu dönemde çok iddialı renkler kullanmayın. Abiye kıyafetlerinizde göğüs altından bollaşan seçimler tercih edebilirsiniz. Aksesuarlarınızı bu dönemde azaltın. Üstünüzde ağırlık yapıyorlar bir hissedebilirsiniz. Özellikle yüzük ve bilezik kullanımını azaltın. Ayaklarınız biraz daha şiştiği için ortopedik modellere yönelin. Özellikle çok şık modeller bulabileceğiniz mağazalar var. Bu dönemin sonunda artık muhteşem hediyenizi kucağınıza alacaksınız.


B 14 | FAMILY HUG

Bize nasıl yardım edebilirsiniz? Zamanın bize her zamankinden farklı ve acı geldiği bir dönem başlar. Önce yavaş yavaş etrafınızdaki insanlar elenir. İmkanların için yanında olanlar, güzelliğin için yanında olanlar, sosyal hayatı paylaştığın için yanında olanlar ve olmuş olmak için yanında olanlar.

B

u hastalığın insan detoksuna yol açtığına tüm kalbimle inanıyorum. Normal zaman dilimlerinde “acaba neden” diyerek sormaya başlayacağın onlarca soru artık yoktur. Giden gitmesi gerektiği için gidiyor bilincine istesen de, istemesen de seni pat diye getiriyor bu hastalık. Büyük ihtimalle bir çoğumuz sosyal hayatımızda irili ufaklı bu değişimleri yaşamışızdır. Şimdi bakalım elimizde kalanlara. Bizler için ne kadar zor ise, bu süreç çevremizdeki insanlar için de aynı zorlukta olabiliyor hatta bazı zamanlar bizden daha çaresiz olduklarına şahit oldum. Bugünkü yazımı bize yardım etmek isteyen ama ne yapacağını bilemeyip, bocalayan gerçek arkadaş ve dostlar için kaleme alıyorum. Umuyorum bir fikir verebiliriz. Birisi hasta olduğunda aklımıza ilk gelen,genelde elimize bir hediye alıp kapıyı çalmak olur. Eğer karşınızdaki yada siz kanser hastası iseniz; aldığınız hediyelerin işe yarıyor olması değerinden ve anlamından çok daha önemlidir.

Haydi başlayalımm Çiçekler ve bitkiler -vazoda veya saksıda alırsanız daha da iyi (insanları onlara boş yer bulma zahme¬tinden kurtarmak için), çünkü evde normalden daha çok zaman geçiriliyor.

Evde taze sıkılmış zencefİl kökü suyu ya da mİde bulantısını geçİrmesİ İçİn nane lİmon

Mini lifli saç havluları, “aşırı kurulama yüzünden fazla saç kaybını önlenmesine yardımcı olabilmek için.” Ayak masajı seti, aromaterapili güzel ayak bakım ürünleri ve ayak masörü olarak siz. O korkunç ağız tadından kurtulmak için sakız Mastektomi sonrası kol hareketlerinde zorlanan lar için önden iliklemeli, bol kesim, ipek pijamalar Biliyor musunuz ben hala tekrar tekrar şükrediyorum, üzerime kayarcasına giydiğim, harika, yumuşacık, üzerinde göz alıcı parıltılar olan ipek pijamalarım için.

Radyotera teda görürken e gİymek İ yumuşak, bİr pantolon çünkü ışınların geldİğİ bölgeler tahrİş oluyor tenİ saran kıyafetler rahatsı verİy


oterapİ avisİ evde İçİn , bol antolon, ınların eler or ve İnİzİ etler atsızlık yor.

FAMILY HUG | 15

Kaşmir çoraplar. Bir tabak taze, doğranmış çiğ sebze. Hastane yemeğinin sıkıcılığmdan kurtulmak için sebzeler (havuç, biber, kereviz) ve soslar (humus, acılı ezme, haydari). Evde taze sıkılmış zencefil kökü suyu ya da mide bulantısını geçirmesi için nane limon; inanın bu benim için “Ağzımdaki metal tadından kurtulmamı sağlayan tek şey.” Birkaç akupunktur seansı -mide bulantıları için. Su torbası içine soğuk su doldurulduğunda (oda sıcaklığı vücut sıcaklığının altındadır), radyoterapinin yarattığı güneş yanması etkileri ve göğüs/yumurtalık/prostat kanseri hastalarının hormon tedavisi sonucu muzdarip olduğu ateş basmaları için birebirdir. Evde masaj - Kanser hastasıysanız ve insanlar sizi sürekli klinik bir gözle inceliyorsa, hastalıkla hiçbir ilgisi olmayacak şekilde dokunulmak inanılmaz faydalı olabiliyor. Bu arkadaşlar için de geçerli. Hepimizi rahat ettiren şeyler farklıdır, ama insanlar onlara şefkatle dokunulmasını özlerler. Kel kafaları sıcak tutmak için eşarp veya bandana şeklinde bağlanabilecek baş örtüleri. Sesli kitaplar, gözünüzü açamayacak kadar yorgun olduğunuz zamanlar için. Bakın Miriam Margolyes ne diyor : Ben bir aktrisim, işlerimden biri de sesli kitaplar için ses kaydı yapmak. Kasetlerimi hasta arkadaşlarıma göndermeyi seviyorum. Çoğunlukla kemoterapi veya radyoterapi gören insanlar çok yorgun oluyorlar, saatlerce telefonda konuşmak istemiyorlar, bir kitabı ya da dergiyi tutacak fiziksel güçleri ya da ona konsantre olacak zihinsel enerjileri de yok. Ama bir hemşire ya da aile ferdi bir CD çalar ayarlayabilirse, arkadaşım da kulaklığı takarak benim kulağı okşayan ses tonumla okuduğum öyküleri dinleyebilir, neşelenir ve aklını kanserden alabilir. Kahkaha terapi gibidir. Eğer yorulurlarsa kapatıp ertesi gün dinlemeye devam edebilirler.

‘‘Fİzİksel değİşİmlerİn sİzİ korkutmasına İzİn vermeyİn. İltİfatlara devam edİn marİfetlerİnİzİ konuşturun’’

Çoğu insan için, özellikle kadınlar için, saçını kaybetmek veya operasyon sonrası yara bere ve dikiş içindeki vücudunu görmek, kanserin en acımasız kuvvetleriyle size saldırdığı acı gerçeğiyle yüzleşme anıdır. Bazı zamanlarda hastalığımız ne yazık ki ameliyatı gerektirmeyecek kadar fazla ilerlemiş oluyor, kemoterapi sonrasında ise saç kaybetmeyebiliyoruz, yine de aynadaki iğrenç görüntü oldukça moral bozuyor. Sadece 4 ay içinde 20 kilo vermiş arkadaşlarım oldu, dışarı fırlayan köprücük kemikleri, kalça kemikleri, sayılabilen kaburgalar, eğrilmiş omurga, leğen kuşağı kemikleri ve bacakları arasındaki aşırı boşlukla bir soykırım kurbanına benziyorlardı. Kıyafetlere her zaman bayılırdım, kederli bir şekilde dolabımdaki kıyafetlere bakarken, bunları bir daha hiçbir zaman giyemeyeceğime kanaat getirdim, çünkü resmen üstümden düşüyorlardı. Aklı selim bir arkadaşım bir kutu iğneyle yardımıma koştu ve bir düzine etek ile pantolonu bellerini daralttırmak üzere terziye götürdü. Dört gün sonra dolabıma tekrar kavuşmuştum ve her şey üzerime olduğu için yüzde yüz daha mutluydum. Bu inanın bizim için kocaman bir tek taş pırlantadan daha değerli.


16 | FAMILY HUG

Benim gibi birçok kadın hastalıklı ve ameliyatlı bedenlerine, kel kafalarına ve kirpiksiz yüzlerine bakmaya dayanamıyorlar. Kanserli insanlar, kadınlar da erkekler de, arkadaşlarının gözlerindeki şok ve iğrenme ifadelerini hemen algılıyorlar. Its Not Like That (Aslında Öyle Değil) adlı kitabın yazarı gazeteci Kate Carr evde peruğunu klostrofobik duygulara kapılmasına neden olduğu ve kaşındırdığı gerekçesiyle takmadığı zamanlar¬da, kapıyı açmadan önce avazı çıktığı kadar "Kel!" diye bağırdığını, böylece insanları uyararak kendini şaşkınlık dolu bakışlardan korumayı umduğunu yazıyor. Böyle durumlarda, arkadaşlarınızı tamamen kabullenmek yapabileceğinizin en iyisidir. Kadınlara kendilerini arzulanmaya değer ve feminen hissetmelerini sağlayacak jestler yapabilirsiniz. Bir arkadaşım "saçları döküldüğünde bile" kendisini güzel hissetmesini sağlayan sevgilisine minnettar olduğunu; vücut şeklinin çok bozulmasından korkan bir diğeri, ameliyattan önce ve sonra vücudunun fotoğraflarını çekmeye kendisini ikna eden ve aradaki farkın büyük olmadığını gösteren arkadaşına; bir başka arkadaş ise çok iyi tanımadığı bir arkadaşı hastaneye gelip yatakta ona pedikür yaptığı için ne kadar müteşekkir olduğunu anlatıyordu. "Ayaklarıma baktığımda, kiraz pembesi öpücükler gönderen ayak tırnaklarımı görmek harikaydı, üstelik acı da çekmemiştim." Bir başkası, kemoterapi aşamasında saçını daha kısa kesmeye ve geceleri yatarken duş bonesi takmaya teşvik ederek yastıkta saçlarını bulmanın yol açtığı travmanın etkisini azaltan arkadaşını takdir ediyordu. Bir sonraki yazıda kaldığımız yerden devam etmek istiyorum. Çünkü bir arkadaşın “kanser hastası” arkadaşına dokunması inanın “cennetin kapılarını aralayabilir”


FAMILY HUG | 17


18 | FAMILY HUG

AİLE OTOMOBİLİ

NASIL SEÇİLİR? Hız / performans mı, yedinci koltuk mu? Soğutucu gözü mü yoksa isofix mi? Bir aile otomobili seçerken nelere dikkat ediyoruz?

Ç

ocuk öncesi ve sonrası önemli alışveriş seçimlerimizin farklılaşmasının en ciddi örneklerinden birisi araba seçimidir. Hız, performans gibi değerler yerini iç ve bagaj hacmi, aydınlık ve ferah iç tasarım, ekstra güvenlik önlemlerine bırakır. Bagaja puset ile beraber kaç valiz sığar? Ufaklığın maması için soğuk muhafaza alanı var mı? Oto koltuğu nasıl bağlanıyor, yanında ne boşluk kalıyor? gibi sorular ilk akla gelenleri. Yapılan araştırmalarda aile otomobili tercih edenlerin ilk baktıkları özellikler sırası ile güvenlik, bagaj hacmi ve rahatlık. Bu özelliklerden sonra içeride ufak tefek eşyaların konuşacağı gözler, soğuk muhafaza bölmesi, arka kapının ne kadar ve nasıl açıldığı gibi bir sürü detay var.

Otomobil markaları bile reklam bütçelerinin önemli bir bölümünü aile otomobili modellerine ayırıyor. Tabi ki fiyat hala çok önemli bir seçim kriteri. Sizin için piyasadaki aile otomobillerini inceledik.

“her ne kadar tüm özellİklerİn sİzİn İçİn uygun olduğunu düşünsenİz de mutlaka test sürüşü yapın”


FAMILY HUG | 19

“ÖZELLİKLER BİR YANA FİYAT TABİ Kİ EN ÖNEMLİ SEÇİM KRİTERLERİNİN BAŞINDA GELİYOR”

1- Mazda 5 Geleneksel Japon sürgülü kapılardan esinlenilerek yaratılan elektrikli sürgülü kapılar ufak bir el hareketi ile kolaylıkla çalıştırılabilir ve tam elinize göredir. Sağlamlık ve emniyetten taviz vermeyen sürgülü kapılarda, parmakların sıkışmasını önleyen bir de güvenlik özelliği bulunur.

1

Mazda5’teki Karakuri koltuklar, hareket etmek için kendi ağırlıklarını kullanmaları sayesinde minimum efor harcanarak hareket ettirilebilir. İkinci sıradaki koltuklar tamamen ayarlanabilir ve isteğe göre ayarları tekrar tekrar değiştirilebilir. Masalar katlanabilir ve her yerde eşya gözleri mevcuttur.

2- Peugeot 5008 Peugeot5008’i,aile ihtiyaçlarınıza göre adapte etmek gayet kolay. 7kişilik yolcu kapasitesi ve modüler iç donanımı sayesinde yüklemeniz gereken tüm eşyalarınıza yer bulabilmeniz mümkün. İstendiğinde 2. ve 3. Sıra koltuklar katlanarak tümüyle düz bir taban oluşturup daha geniş bir yükleme hacmi sunulmakta. Ön yolcu koltuğunun tamamen katlanabilme özelliği sayesinde 2,76 m’ye kadar uzunluktaki eşyalarınızı rahatlıkla yerleştirebilirsiniz. Uçsuz bucaks›z gökyüzü panoramik cam tavanı ve geniş ön camı sayesinde 5008’in cam yüzey alanı 3,39 m2’ye ulaşıyor. Bu sayede her yolcu ışığın içeri girdiği, ferah iç mekanın verdiği konfor hissini yaşıyor. 5008’in PREMIUM - 1.6 HDi 112 hp modelinin fiyatı 58.900 TL’den başlıyor.

2


20 | FAMILY HUG

4- Mercedes-Benz Yeni B-Serisi Ölçüleri nedeniyle neredeyse her park boşluğuna sığıyor ve iç mekanı da ikinci eviniz iddiasında bulunan yeni B-Serisiʼnin 486 litreʼlik yükleme hacmine sahip bagajı ile çocuk pusetinizden haftalık alışverişinize kadar her şeyi taşıyabilirsiniz. İsteğe bağlı olarak sunulan EASY-VARIO-PLUS sistemi ile bagajı daha da büyütebilirsiniz. Akıllı muhafaza olanakları sayesinde ufak eşyalara yeni bir yuva sağlanır. Bugün kısa bacakların tepindiği arka koltukta yarın yarı yetişkinler de oturabilir. Arka koltuk sırtlıkları birkaç saniye içinde 60 : 40 oranında yatırılabilir ve bagaj zemini yüksekliği isteğe bağlı olarak ayarlanabilir.

3 3- Opel Zafira Tourer Opel Zafira Tourer yeni özellikleri ile öne çıkan modellerden. Üç bireysel ikinci sıra koltuk, ekstra bacak mesafesi veya bagaj alanı için birbirinden bağımsız olarak hareket ettirilebilmektedir. Üçüncü sıradaki koltuklar için kol dayama yeri opsiyonları bulunmaktadır. Tüm arka koltuklar, L şeklindeki baş dayama yerlerini çıkarmaksızın tamamen katlanabilmektedir. B-180 modeli fiyatı 75.300 TL’den başlıyor

Ön koltukların arasında ve en arka sırada yerde bulunan FlexConsole’un getirilmesiyle birlikte 34 farklı saklama alanı yaratılmış. Yeni Zafira Tourer 68.700 TL anahtar teslim fiyatından başlıyor.

4


FAMILY HUG | 21

5 5- Grand C4 Picasso 7 kişilik oturma kapasitesiyle sınırsız konfor sağlayan Grand C4 Picasso geniş cam yüzeyleri ile öne çıkıyor. Grand C4 Picasso’nun ön kısmında 1 adet 1.5 litrelik şişe alabilen klima ile soğutulan göz dahil dört büyük kapalı eşya saklama alanı bulunuyor. Ailenizin kişisel aksesuarları için araç içinde çok sayıda pratik bölme de mevcut. Isofix çocuk koltuğu bağlantıları ve çocuk gözetleme aynası ile gözünüz arkada kalmayacak. Aracın 1.6 e-HDi 115 HP Dynamique modelinin satış fiyatı 70.500 TL.

6

6- Grand C-MAX 7 kişilik oturma düzenini pratik hale getirmek adına Grand C-MAX’te yeni bir koltuk katlama sistemi geliştirildi. 2. sıranın orta koltuğu kolaylıkla dış koltuğun içine katlanarak, 2. sıradan 3. sıraya bir koridor oluşmasına imkân veriyor. Böylece 3. sıraya geçmek için çocuk koltuklarının çoğunlukla yerleştirildiği dış koltukları katlamanıza gerek kalmıyor. 2+2+2 oturma düzeninden 7 kişilik düzene saniyeler içinde geçerken dilerseniz tüm koltukları da düz bir zemin olacak şekilde katlayabilir ve daha geniş bir yükleme alanı elde edebilirsiniz. Grand C-Max Titanium 1.6i EcoBoost 180PS satış fiyatı 63.400 TL


22 | FAMILY HUG

Röportaj:Cesur Doruk

İnternet alışverişi nereye gidiyor? Bebek ve çocuk alışverişinde durum dedir? Bu sorularımızın hepsini Butikbebe.com Yönetici Ortağı Özgür Aksakallı’ya sorduk Uzun dönem reklamcılıktan sonra alışveriş sitesi fikri nasıl ortaya çıktı? Ve özellikle bebek-çocuk konusunda? Doğru, uzun süre reklamcılık yaptım, halen de yapıyorum. Türkiye gibi ülkelerde karşınızdakine hizmet satmak gerçekten çok zor. Ben senelerce insanlara bir şey anlatmaya çalıştım. ‘Şöyle yapacağım böyle olacak, şunu tasarlayacağım, şu şekilde bir kampanya olacak’ vs. Sonuçta insanların vizyonları ile sınırlı çözümler üretmeye çalışıyorsunuz. Türkiye’de insanlar gerçekten bir mal alıp satmaya çok daha alışkınlar. Hep bir mal alıp satma fikri vardı. Şu anda ortak olduğumuz Hasan Bey ile ne yapalım diye düşünürken bu sektörde bir eksiklik olduğunu biliyorduk. Bir alışveriş sitesi fikri geldi önce, nasıl farklılaşabiliriz diye düşünürken bebek çocuk ile ilgili bir boşluk olduğunu düşündük. Çalışan anneye nasıl hitap ederiz diye planlar yaptık, Türk insanının iki veya daha fazla çocuk yaptığını hesaba kattık. Çocuk sahibi insanların çocuklarına kendilerinden çok daha sık ve rahat para harcadıklarını hesaba kattık, buna alışveriş sıklığı vs. eklenince butikbebe.com ortaya çıkmış oldu.

Sektör hareketli gibi görünse de yaklaşık 35 milyon gibi bir internet kullanıcısı olduğu düşünülüyor, ancak Türkiye’de alışveriş yapan kısım 4-4,5 milyon kadar. Burada hedef bu 4,5 milyonluk pastadan en büyük payı elde edebilmek mi yoksa henüz internet alışverişi ile tanışmayan büyük kitleyi de işin içine çekebilmek mi? Oran az gibi görünse de bir önceki yıla göre her yıl neredeyse iki katına çıkan bir rakam var. Aslında bu bir bakıma avantaj da, sonuçta henüz internetten alışveriş yapmayan internet alışverişi ile tanışmamış çok büyük bir kitle var. Bu biraz zamanla olacak bir şey, alışveriş yapılan sitelere güven arttıkça Bankalararası Kart Merkezi (BKM) gibi bir yapının yaygınlaşması ile olumlu yönde değişiyor aslında. Müşterinin önünde çok fazla seçenek var, alışveriş sitesini kurmakla her şey bitmiyor. Profesyonel bir ekip, lojistik alt yapı, doğru planlama ve doğru reklam stratejisi çok önemli. Müşteriyi bir şekilde kazandınız ama kaybetmemek de çok önemli. Eğer bir olumsuzlukla onu kaybederseniz geri kazanmanız imkansız. Bizim amacımız pazarda lider olmak. Doğru stratejiler ile bu hedefe ulaşma yolunda çok hızlı ilerlediğimizi düşünüyorum.


FAMILY HUG | 23

Laf vardır ya memnuniyet 1 kişiye şikayet 10 kişiye anlatılır diye, müşteri memnuniyeti en önemli konu aslında değil mi? Müşteri memnuniyeti en önemli konu bizim için. Yüzda 5 geri dönüş ile sektörde çok iyi bir rakama sahibiz ki bunun hemen hemen çoğu beden ile ilgili yaşanan sıkıntılar. Firmadan firmaya kalıplarda değişiklik yaşanabiliyor çünkü. Ürünleri çok açıklayıcı olarak siteye koyuyoruz, koyduğumuz ürünlerin satış sonrası desteği de çok önemli tabii ki. İnternet müşterisi mağazadan farklı, mağazada parayı ödeyip malı alıp gidiyorsunuz. İnternetten alışveriş yapan müşteri her adım da çok daha hassas ve saygı duyulmayı bekliyor. Az önce de söylediğim gibi müşteriyi bir kez kaybederseniz geri kazanmanız neredeyse imkansız. Bu sebeple her adımı özenle yapıyoruz ve bunun sonucunda çok fazla teşekkür alıyoruz diyebilirim.


24 | FAMILY HUG


FAMILY HUG | 25

Butikbebe.com’a koyacağınız ürünleri seçerken de ekstra bir özen gerekiyor o zaman değil mi? Kesinlikle, her gün onlarca firma bize tedarikçi olmak için başvuruyor. Biz çoğu sektörde önemli e-ticaret firmalarına da tedarik desteği sağladığımızdan bu seçimi çok dikkatli yapıyoruz. Bu süreç ile ilgili profesyonel bir ekibimiz çalışıyor. Malın kalitesi, satış sonrası tedarikçinin vereceği hizmetler ve şirket yapısı gibi çok fazla kriter var önümüzde... Müşteri, satıştan sonraki her hangi bir zamanda yaşayabileceği sıkıntıda direkt sizi muhatap olarak gördüğünden tedarikçi ve ürün seçimi çok hassas bir konu. Sektör yeni olduğundan çok fazla kalifiye eleman yok diye tahmin ediyorum, sizce durum nasıl? En fazla zorlandığımız konu kalifiye eleman sıkıntısı. Emek ile pazarlama stratejileri oluşturuluyor, tedarikçi ve ürün temin ediliyor; ama o ürün doğru zamanda doğru bir şekilde müşteriye ulaştırılamaz ise her şey boş. Başta çok fazla zorlanıyorduk. Doğru pozisyona doğru insanı bulup ona işi öğretip sonuç almak için 3 ay beklemeye razıydık. Şimdi yapı da oturdukça bu eğitim süreçlerinde çok daha hızlı ilerleyebiliyoruz. Ama ilk açıldığımızda şu an ki ekibe sahip olsa idik bulunduğumuzun en az 3 katı fazla hedefe ulaşmış olurduk diyebilirim.

Lojistik en önemli konulardan birisi değil mi? Kesinlikle en önemli noktalardan birisi. Eski iş tecrübelerimden ve lojistik firmalarına çok fazla proje yaptığımdan iyi hakim olduğum bir konu aslında. İlk başta bunu dışarıdan yapmayı düşündük ve bir süre denedik de. Ancak Türkiye’deki tedarikçilerin, gerek şirket işleyişi gerek barkodlama gibi teknik altyapılı büyük lojistik firmalarla çok örtüşemediğinden; lojistiği kendi bünyemize aldık. Yeri geldiğinde çoğu tedarikçimizi kendimiz bile eğitiyoruz bu konuda…


Yurtdışı yatırımı ile büyümek butikbebe.com’un planları için de mi? Ve bu ne şekilde olmalı? Şu an sektörde hani derler ya yüzde 100 Türk sermayeli diye, önde gelenler arasında neredeyse tek firmayız diyebilirim. Sektörde liderliğe oynuyorsunuz ve büyüyorsunuz bu kısımda sıkıntı yok. Ama bir basamak üzeriye çıkmak istiyor, yurt dışına açılmak istiyorsanız ciddi bir yatırım desteği gündeme geliyor. Şu anda da Türkiye’deki bu tür firmalara en fazla yurt dışı yatırımcılar talep gösteriyor. Doğru bir ortak ve doğru bir strateji ile biz de böyle bir birliktelik istiyoruz. Bize gelen böyle yatırımcılar var, yakın zamanda olumlu bir yol alacağız diye düşünüyorum. Butikbebe.com’un yakın ve orta vadedeki hedefleri nedir? Mesela bir süre sonra sizi 3 ayrı ülkede faaliyet gösteren bir alışveriş sitesi olarak görebilecek miyiz? Kesinlikle göreceksiniz, eğer göremezseniz beni de göremezsiniz zaten… (gülerek) Kısa vadede hedefimiz sektörümüzde pazar lideri olmak ve bu yerde kalabilmek. Bunun için çalışıyoruz. Orta vadede ise yurt dışı yatırımlarını faaliyete geçirmeyi planlıyoruz.


FAMILY HUG

KIYAFETLER : H&M CONSCIOUS EXCLUSIVE FOTOĞRAFLAR : SS VISUAL MAKER AKSESUAR & MOBILYA : LACOTE DESIGN PROJE : PEMRA UĞURAL


FAMILY HUG

ÇEVRE DOSTU H&M VE YENİ CONSCIOUS ÇOCUK KOLEKSİYONU

Ü

rünlerin kendi yaşam döngüleri içindeki çevresel etkilerini azaltmak, tekstil ipliklerinin tekrar kullanılmasını sağlayacak teknik çözümler üretmekten yola çıkarak sürdürülebilir malzemelerden hazırlanan H&M Conscious Exclusive Çocuk Koleksiyonu 4 Nisan 2013’te dünya çapında 140 mağazada, Türkiye’de ise H&M İstinye Park ve Brandium AVM Ataşehir mağazaları’nda satışa sunulacak. Koleksiyon; organik pamuk, geri dönüştürülmüş polyester, geri dönüştürülmüş polyamid ve Tencel gibi materyallerden üretilmiş cıvıl cıvıl, saf ve yaz kokan tasarımlar içeriyor. H&M sadece bu bilinçli ve sınırlı sayıdaki koleksiyonu yaratmakla kalmayıp, muhteşem bir projeye daha imza attı. Her ülkeden müşteriler hangi marka olduğuna bakılmaksızın kullanılamayan giysilerini seçilmiş H&M mağazalarına getirebilecek ve kişi başı günde iki alışveriş torbasıyla sınırlı olmak kaydıyla her torba dolusu eski kıyafet karşılığında H&M’den hediye çeki alacaklar. H&M, kıyafetlerin çöplüklerde birikmesini önlemek adına bu ölçekte bir giysi toplama kampanyası başlatan ilk marka olarak dikkat çekiyor. Böylece H&M müşterileri doğal kaynaklardan tasarruf yapmış ve çevreye olan etkiyi aza indirmede etki sağlamış olacaklar. Her türlü markadan, her türlü şartta kıyafet kabul edilecektir. Karşılığında, H&M müşterileri getirdikleri her poşet dolusu kıyafet için bir 5 TL hediye çeki alacaktır. Toplanılan kıyafetlerin sonrasında, tüketim malzemelerine dönüştürülerek tekrar kullanıma sokma görevini, H&M’in bu projedeki çözüm ortağı I:Collect üstlenecektir. Her sene tonlarca tekstil ürünü çöp olarak atılmaktadır. %95 oranındaki bu kıyafetler, durumlarına göre tekrar kullanılabilir, giyilebilir yada geri dönüştürülebilir konumdadır. FAMILY HUG, bu ay bu iki doğa dostu yeniliği bir araya getirerek, aileleri ve çocukları bilinçlendirme arzusu ile yeni koleksiyonu ve geri dönüşümü sizler için fotoğrafladı.


30 | FAMILY HUG


FAMILY HUG | 31


32 | FAMILY HUG


FAMILY HUG | 33


34 | FAMILY HUG


FAMILY HUG | 35


36 | FAMILY HUG


FAMILY HUG | 37

AYLİN ŞAKİR KAMİ NİKOTYAN TANEM IŞIK


38 | FAMILY HUG

Gurme Bebek

Bebeklerde ek gıda Ek gıdalara hangi ayda başlamalı?

Anne sütünün nasıl artırılabileceğini öğrenmek için tıklayın. Bu konuda bir diğer yaklaşım ise, 4 aylık bebeğe ek Bebeklere ek gıda hangi ayda besin başlamaktan yanadır. Bu başlanması gerektiği koyaklaşımı benimseyen doktornusunda iki farklı yaklaşım var. lar, bebeğe daha erken katı gıda Birçok doktor, bebeğinizi ilk 6 vererek sindirim sisteminin daha ay sadece anne sütüyle besleçabuk katı gıdaya hazır hale menizi 6. aydan itibaren ek gıda geldiğini, güçlendiğini düşüyorlar. vermeye başlamanızı önerecekBu yaklaşıma göre böylece bebeğe tir. İlk 6 ay bebeğiniz ihtiyacı ek gıda başlanması kolaylaşıyor. olan her şeyi, D vitamini hariç Bebeğinize o ilk lokmaları ne zaanne sütünden alır. . Sindirim man vereceğinizi doktorunuzun ve sistemi henüz katı gıdayı sizin yaklaşımınız belirleyecektir. hazmetmeye hazır değildir. Türkiye’de Sağlık Bakanlığı ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesini tavsiye Ne kadar ek gıda almalı ? etmektedir. İlk 4 ayda ise anne sütü dışında herhangi bir ek besinin bebeğe verilmesi hiçbir açıdan uygun değildir. Bebeğinize ilk vereceğiniz gıda her ne olursa olsun birazcık akışkan olmalı. O ana kadar sadece sıvı ile beslenmiş bebeğiniz çok kıvamlı bir muhallebi ya da sebze püresi ile ne yapacağını bilemeyebilir. Yiyeceklerin kıvamını yavaş yavaş zaman içinde koyulaştırın.

Katı gıdaya geçişte altın kurallar • Hangi yemeğin servis edileceğine ebeveynler/ bebeğin bakımından sorumlu olanlar karar verir. • Yemeğin ne zaman servis edileceğine ebeveynler/ bebeğin bakımından sorumlu olanlar karar verir.

• Yemeği yiyip yemeyeceğine veya ne kadar yiyeceğine bebek karar verir. • Unutmayın, bebeğinizi yemeye zorlamak iyi bir fikir değildir ve ileride yeme problemlerine yol açabilir. • Yemek saatlerinde bebeğinizin yemekle ilgili kendisini iyi hissetmesine yardımcı olun.

İlk gün bebeğinize bir tatlı kaşığı kadar katı gıda verin. Bebekler için özel olarak yapılmış plastik/silikon bir kaşık tercih edin, ki damağı zedelenmesin. İlgisini çekti ve rahatlıkla yuttuysa en fazla bir kaşık daha verin. Eğer pek ilgisini çekmiyorsa, bırakın koklasın, ellesin, bu yeni dünyayı tanımaya çalışsın. Daha sonra her zamanki gibi bebeğinizi emzirin. Aynı süreci tercihen aynı öğünde birkaç gün boyunca devam ettirin. Alıştıkça verdiğiniz miktarı birer kaşık arttırın. Zamanla, bunun ne kadar zaman alacağı bebekten bebeğe değişecektir, bebeğinizin o öğünde yediği katı gıda miktarı artacak ve tükettiği süt miktarı azalacaktır. Sonunda da bir tam öğün katı gıda tüketir hale gelecektir.


FAMILY HUG | 39

Kendi kendini besleme (Baby Led Weaning) nedir? Özellikle son zamanlarda sıkça duyduğumuz bu yöntem bir nevi bebeğinizin kendi kendini beslemesi yöntemi. Yavaş yavaş ek besinler yemeğe başlayan bebeklerinizin başında bekleyip, yiyeceklerini siz ağızlarına vermeyin. Bunun yerine diş ve damak yapısına uygun ek gıdaları küçük parçalara ayırarak bebeğinizin önüne koyun ve kendi kendine yemesine izin verin. Bu yöntemle bebeğiniz neyi ne kadar yiyeceğini kendisi ayırt edebilir ve bu da daha sağlıklı bir beslenme alışkanlığı edinmesine neden olur. Ek gıdaları bebeğinize püre şeklinde vermenize gerek kalmadan bebeğinizin önüne koyduğunuz zaman, hem bebeğiniz kendi kendine yeme becerisini geliştirir hem de siz, her öğünde elinizde kaşıkla başında beklemek zorunda kalmadan rahatlıkla ihtiyacı olan besinleri minik gurmenize verebilirsiniz. Bu yöntemi uygularken hatırlanması gereken bir konu da işin size düşen kısmı. İş sadece bebeğinizin önüne yiyeceği koymakla bitmiyor. Bebeğiniz gıdaları yerken onu gözlemlemeli ve yadıma ihtiyacı olduğundana neyi ne şekilde yemesi gerektiğini ona göstermelisiniz.

Bebeğim benim yardımım olmadan yemekte zorlanıyorsa ne yapmalıyım? Bu yöntemi denerken bebeğinizin zorlandığını gözlemlerseniz bebeğinize biraz zaman tanımanızda fayda var. Öncelikle sevdiği ve yutması kolay besinler vererek bebeğinizin alışma sürecini kolaylaştırabilirsiniz. Fakat her bebekte bu yeme sistemine alışma süresi değişiklik gösteriyor. Bu konuda sizin de sabırlı olmanız gerekir.

Bu dönemde bebeğiniz yiyeceklerin şekillerini inceler, tatlarını anlamaya çalışır. Bu çok olağan bir durumdur. Zaman içerisinde kendi yeme şeklini geliştirdikçe yaşadığı zorluklar da giderek azalır ve siz de yiyeceklerin çeşitliliğini alışma sürecine paralel olarak genişletebilirsiniz.


40 | FAMILY HUG

Bebeğime yiyecekleri püre şeklinde vermeli Bu yöntemin bebeğime faydaları nelerdir? miyim? Kendi kendine besleme yöntemi bebeğinizin gün içerisinde Eğer bebeğiniz ek besinlere 6 aydan sonra pişirdiğiniz yemeklere alışması ve aile içi yeme düzenine başladıysa katı gıdalarla kolaylıkla başa çıkabilir. katılması açısından büyük önem taşıyor. Ayrıca bu yöntem minik Onları kavrayıp kendi kendine ağzına götüre- gurmenin anne sütü alırken edindiği çiğneme alışkanlığını kendi bilecek beceriye sahiptir. Fakat ek gıdalara 4-6 kendine pekiştirmesi ve yemek istediği gıdaları kendi seçmesi ay arasında başlandıysa bebeğiniz kendi başına açısından da oldukça geliştirici. beslenmekte oldukça zorlanır ve püre şeklinde Bu yöntemi deneyen birçok anne tecrübelerine dayanarak besinlere ihtiyaç duyabilir. bebeklerinin yemek seçmediğini ve önüne koyulan hemen Fakat bebeğinizin bu yönteme alışması zaman hemen her şeyi yediklerini söylüyor. Fakat tabi ki bu durum alıyorsa, önüne konulan yiyecekleri yere atma her bebekte farklılık gösterebilir. Ancak bebeğinizin yemek gibi durumlar söz konusuysa ve bebeğiniz önüne seçmeyen bir birey olması için ilk adımı kendi kendine besleme konulanları yemediği için alması gereken besin yöntemiyle atabilirsiniz. değerlerini alamıyorsa o zaman parmak besinAklınızda Bulunsun: leri vermeyi kesmeden, püre şeklinde gıdalarla bebeğinize yardımcı olabilirsiniz. Ama bunu bir Yumurta sarısına başlama ayı 8, akına başlama ayı 12’dir. alışkanlık haline getirmeden, sadece yöntemi Haşlanmış yumurta sarısını bebekler yemekte zorlanır. Bir uygulamaya başladığınız zamanla bebeğin alışma pürenin içine katarak ya da yumurta sarısından omlet yaparak süreci aralığında tutmak önemli. işini kolaylaştırabilirsiniz. Gurmebebek.com Bebek ve çocuklar için sağlıklı beslenme rehberi

Sebzeli Çocuk Köftesi (Ortalama 12 köfte için) 500 gr köftelik kıyma 2,5 gr kimyon 2,5 gr yenibahar 2,5 gr karabiber 1,5 diş sarımsak 1/4 soğan

1 adet yumurta 1/8 bayat ekmeğin içi 50 gr havuç rendesi 50 gr kabak rendesi 50 gr kereviz rendesi

İyice harmanlanan malzemeler yoğrulur. Dilenen köfte şekli verilerek az yağlı tavada ya da ızgarada kızartılır.


FAMILY HUG | 41

Türkiye’nin sadece çocuk aktivite ürünleri satan tek sitesi handykids.com.tr açıldı...

Handy Kids nasıl bir site? Handy Kids nedir? Handy Kids , “becerikli çocuklar” anlamına geliyor. Ürünlerin tamamı çocukların el becerilerini geliştirmeye yönelik. Kutunun içinden yapacağı aktiviteyle ilgili tüm malzemeler çıktığı için anneler hem fikir hem malzeme bulma derdinden kurtulmuş oluyor. Ürünler İngiltere’den ithal, çocuk sağlığına uygun malzemelerden üretilmiş, ve tüm güvenlik testlerinden geçmiş.

Handy Kids fikri nasıl ortaya çıktı? Oğlumla aktivite yapmayı ve gezmeyi çok seviyoruz. Çevremdeki annelerden en sık duyduğum soru hep şu olmuştur :“Bu aktivite fikirlerini ve malzemeleri nereden buluyorsun ?”Aktivitelerin çoğunu yabancı bloglardan buluyorum; fakat bazen insanın, özellikle de çalışan annelerin fikir aramaya bile vakti olmuyor. Malzeme konusu da ayrı bir sıkıntı. Yurtdışında çok sık rastladığım“do it yourself”yani“kendin yap”diye tabir edilen setler vardır, içinde çocuğun yapacağı aktiviteyle ilgili tüm malzemeler olur. Bunların benzerlerinden Türkiye’de zaman zaman görüyordum, ama fiyatları çok yüksek buluyordum. Buradan yola çıkarak Türkiye’ye bu tarz ürünler getirmeye karar verdim, ve böylelikle www.handykids.com.tr doğmuş oldu.

www.handykids.com.tr ürünlerimizin satıldığı tek e-ticaret sitesi. Fakat www. handykids.com.tr sadece ürün satan klasik bir e-ticaret sitesi olmayacak. Sitemizin blog kısmı var ve burayı aktif olarak kullanacağız. Blog kısmında paylaşacağımız ürünlerle ilgili yazılarda; ürünün kutusundan neler çıktığı ve nasıl yapılacağı detaylı fotolarla anlatılıyor olacak. Böylece ürünün sadece kutusuna bakarak seçmeniz gerekmeyecek. Ayrıca ürün çocuğunuzun zevkine hitap ediyor mu, yaş grubuna uygun mu, bu soruların yanıtlarını da blog kısmındaki yazılarda görebileceksiniz. Blogger geçmişime dayanarak blog yazılarına çok önem veriyorum. annelerin pek çok faydalı bilgiyi bloglardan edindiğine inanıyorum. Bu da www.handykids.com.tr yi sadece ürün satan sitelerden ayıran en önemli özellik olacak.

Handy Kids’te ne tür ürünler bulabilirim? Handy Kids’de birçoğu hazır kit halinde aktivite setleri bulabilirsiniz. Tamamı çocuğunuzun el becerilerini geliştirmeye yönelik ahşap setler, alçı aktivite setleri, elişi setleri, maske yapma setleri, boyama setleri, köpük aktivite setleri bulabilirsiniz. Hazır kitlerin yanı sıra bolca değişik aktivite malzemeleri de bulabilirsiniz craft paketleri, şönil, makas , boyama örtüsü tarzı ürünlerle aklınızdaki aktiviteleri kolaylıkla yapabilirsiniz.


42 | FAMILY HUG

Çalışmak ve emzirmeye devam edebilmek! Sadece bir rüya mı?

Klinik Günümüzde bebek doğduktan bir süre sonra çalışmaya dönen annelerin sayısı oldukça kabarık. Değişik milletlerde yapılan araştırmalar işe dönme süresi ne kadar gecikirse, toplam emzirme uzunluğunun o kadar arttığını gösteriyor. Ancak etrafımızda tam zamanlı çalışarak sütü devam ettiren bir çok anne var. Çalışmak emzirmenin katili olarak görülmemeli! Sadece biraz daha program yapmak gerekiyor, o kadar… Nasıl hazırlanmalı? Annenin bebeğiyle geçirdiği ilk haftalar boyunca yapacağı en önemli ve değerli şey, bebeğini olabildiğince sık emzirmek, anne-bebek bağını kuvvetli bir şekilde kurmak ve geçirdiği her anın kıymetini bilmektir. İstemeden de olsa yapılan en büyük yanlış, haftalar sonra işe döneceği düşüncesine saplanıp sıkıntıya girmek, kendini bebeğe verememek, bir an önce süt biriktirme telaşına girmek. Tüm anneler! İşe döneceğiniz zaman dönersiniz. Dönmeden bir iki hafta önceden, göğsünüzü dolu hissettiğiniz zamanlarda biraz süt sağmaya başlar, biriktirirsiniz. Buna aylar önce başlamaya gerek yok. Bebeğiniz aç kalmaz. Önce biraz nazlansa da, sütü kaşıkla, kadehle, biberonla mutlaka içer. İşe dönmeden önce biberon alıştırmaları yapmak da çok lüzumlu değil. İş yerinizde yapacağınız hazırlıklar: Emzirmeye devam etmek istiyorsanız elbette süt sağmalısınız. Peki süt sağmadan bu işi nasıl götürebilirsiniz?

• Kendi işinizse harika! İş yerinizde bir odayı bebeğe ayırıp, yanına bir de yardımcı olacak birini koyabilirsiniz. Bebek her istediğinde emzirebilirsiniz. Bunu yapan aileler oldu. Genelde ofiste çalışan, mimarlar, grafikerler böyle yapabiliyorlar.


FAMILY HUG | 43

Süt sağmak istiyorum. Nelere dikkat etmeliyim? • Eviniz işinize yakınsa, bazı öğünlerde bebek size gelebilir ve pompalamak yerine bebeği emzirebilirsiniz. Tabii bu, destekleyen bir iş ortamı ve patron gerektirir. Bir de bebeği her gün size getirecek bir gönüllü… Anneanneler, babaanneler, evdeki yardımcı bebeğinizi günde 2 öğün getirebilse, pompalamanıza ihtiyaç daha az olur.

geçebilirsiniz. Toplantı odasını kullanabilirsiniz. Hiçbir yer yoksa gidip arabasında süt pompalayanlar da olmuştur ancak sakın tuvalette pompalamayın. Süt çekerken, bebeğinizin olduğu bir fotoğrafa bakmak, telefonda onun sesini dinlemek, sizi rahatlatır ve süt salgısını kolaylaştırır.

• Ne sıklıkla pompalamalıyım? Süt pompalayarak bebeğinizi beslemeye devam edebilmek için, işe gelmeden önceki dönemde bebeğinizi Süt sağmak istiyorum. Nelere dikkat etmeliyim? günde kaç defa emzirdiğinizi not edin. Memelerde Yukarıdaki çözümler yerine daha geleneksel süt üretimi sadece ve sadece ne kadar boşaltıldığıyla olanı; yani işte süt sağıp eve götürme şeklini ilgilidir. Yani, ne kadar sık emzirirseniz, ne kadar sık uygulayacaksanız, öncelikle şunlara dikkat etmelisi- göğsünüz boşalırsa, o kadar süt üretirsiniz. Evde niz: günde 8-10 kez emziriyorsanız, aynı sıklığı 24 saat • Önceden patronunuzla konuşun. lik dönemde tutturmaya çalışın. Bunun bir kısmını Emzirmenin bebeğinizin hasta olmaması için gerekli emzirerek, bir kısmını pompalayarak yapacaksınız. olduğunu vurgulayın. Bebek hasta olduğu için işe gelemediğiniz günleri aza çekmenin bir yolu bu! Kendi odanız varsa, kapısını kilitleyip, pompanın başına


44 | FAMILY HUG

Örnek program: Sabah uyandığınızda bebeğinizi emzirin. Bu size hazırlanmak için zaman tanır. Tam kapıdan çıkacakken yeniden emzirin ki işe giderken göğsünüz boş olsun. Sonra işte 3 saat aralarla pompalayın. Dönüş saatinizde bebeği yine emzirin ve sonrasında akşam ve gece emzirmeye devam edin. Gece ne kadar sıklıkla emzirmeliyim? Bazı bebekler, anne çalışmaya başladığında, geceleri daha sık emerek, beslenmeyi geceye kaydırabilirler. Bunu tercih eden bebek için sık sık kalkıp meme vermeyi, hem sütü arttırmak, hem de bebekle biraz daha zaman geçirmek açısından öneririm. Bazı bebekler gün içinde biberonla, anne evde olduğu zaman da anneyi emerek dengeli beslenmeye devam ederler. Bu durumda da zorla bebeği uyandırmak hiç akıllıca değil. Annenin dinlenmesi çok önemli. Süt giderek azalacak mı? Sütü azaltacak iki şey

biliyorum. Biri yorgunluk, diğer ise daha az sıklıkla pompalamak ya da emzirmek. Çalışan annenin mümkünse, evdeki zamanını bebeğe ayırıp, erken yatıp, beslenmesine dikkat ederek bu dönemi geçirmesi çok önemli. Yeterli sıvı almak, vücudu susuz ve besinsiz bırakmamak da öyle. Emzirme ve pompalama seanslarını azaltmazsanız, aynı miktarda süt çıkarmaya devam edebilirsiniz. Süt nasıl pompalanır? Nerede tutabilirim? Nasıl taşıyabilirim? İşte süt pompalarken en verimli şekli bulmalıyız. Damla damla çeken bir

pompa değil, gücü iyi olan, canınızı acıtmayan konforlu bir pompa bulmalısınız. Aynı anda iki memeyi birden sağmak size zaman kazandırır. Pompalanan sütü buzdolabında tutabilirsiniz. Buz kalıpları olan, izolasyonlu bir termos ya da süt saklama torbalarında da tutabilirsiniz. Sütü aktarırken ellerinizin temiz olmasına dikkat edin. Sağılan süt 3 gün buzdolabında bekleyebilir. Sütün saklama koşullarıyla ilgili basit bir kural. 3 ler kuralı: •oda ısısında 3 saat, •buzdolabında 3 gün, •derin dondurucuda 3 ay.

Evde bebeğinizle ilgilenen kişinin bebeği doyurmadan sizi beklemesi çok önemlidir. Yoldan arayıp, kaçta evde olacağınızı bildirin ki, bebek sizi emmeye hazır beklesin. Açlıktan ağlıyorsa, normal aldığının yarısıyla beslenip biraz oyalanabilir.

İş seyahati var, artık emzirmeyi kesmeli mi? Emzirmeye devam etmek istiyorsanız, önünüzde kimse duramaz Seyahate bebek ve bakıcıyla gidebilirsiniz. Bunu yapan anneler çok oluyor. Biraz yorgunluk ama değer. Eğer bebeği götüremiyorsanız o zaman gittiniz yerde sütünüzü belirli aralıklarla pompalayıp dondurabilirsiniz. Dönene dek orada saklayabilirsiniz ya da kargoyla eve gönderebilirsiniz. Donduramıyorsanız, çekip atarsınız. Altından bile(!) değerli olan bu maddeyi atma fikri gerçekten çok üzücü ama eğer sütü saklayamıyor, ya da kargoyla ulaştıramıyorsanız hiç

o e e B g Y b e

S

E f d k b e B e k

K ç v i o b k ş


FAMILY HUG | 45

olmazsa salgılama düzeni bozulmasın ve eve dönünce yeniden emzirmeye devam edebilesiniz. Bebekler bazen uzun süre annelerini görmeyince mini grevler yapabilirler. Yılmadan emzirmeye gayret edin. Bazı bebekler de hiç istiflerini bozmadan emmeye devam ederler. Son Söz Emzirmek anne sütünün çok büyük faydalarının yanı sıra, anneye çok güzel duygular veren, bebekle arasında başka kimsenin kuramayacağı bir bağı kurduran bir olay. İnsan yavrularının sadece emerek beslendiği dönem sadece 6 ay. Bu süreden sonra emzirmeye, ek gıdalar eşlik ediyor ve anne-bebek ikilisi istediği kadar emzirme devam ediyor. Keyfini çıkarın ve gerçekten istiyorsanız, çalışmanın keyfinizi kaçırmasına izin vermeyin. Çalışan bütün annelerin içindeki o rahatsızlık duygusunu hiç olmazsa biraz azaltmak için bebekle bire bir geçireceğiniz süreyi arttırmak, kendiniz için yapabileceğiniz en önemli şey. Pınar Boncuk Dayanıklı, MD pinardayanikli@klinilk.com Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı/Yenidoğan Uzmanı

Referanslar: • ‘2012 ‘de Emzirmeyi Rahatlatan Yaklaşımlar’ sempozyumundan alıntılar. 2012 • ‘Making More Milk’. Diana West, Lisa Marasco M.A. IBCLC 2009 • Personal communication with Lisa Marasco, 2012 • Working Mothers Guide to Breastfeeding. • The Ultimate Breastfeeding Book of Answers . Newman and Pittman, 2006


46 | FAMILY HUG

FAMILY HUG EXPO 2020 İZMİR ELÇİSİ


FAMILY HUG | 47

Destek

EXPO 2020 İzmir Manifestosu EXPO’YA İNANIYORUZ! EXPO insanlığın ortak geleceğini ilgilendiren fikirlerin, bilgilerin, projelerin ve kültürlerin paylaşıldığı, dünyanın en büyük buluşmalarından biridir. EXPO’lar, odaklandıkları temalar sayesinde sadece düzenlendikleri kentlerin geleceğine değil, tüm gezegenin geleceğine olumlu katkılar sağlar.

FAMILY HUG EXPO 2020 İZMİR ELÇİSİ


48 | FAMILY HUG “HERKES İÇİN SAĞLIK” İDEALİNE İNANIYORUZ! Sağlık, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kapsamındaki en temel haklardandır. Sağlık, bireylerin ve ulusların refahının da temelidir. Bu nedenle İzmir; EXPO 2020 adaylık teması olarak Birleşmiş Milletler’in Binyıl Kalkınma Hedefi olan “Herkes İçin Sağlık” idealini seçti. İzmir biliyor ki, Gelişmekte olan ülkelerde nüfusun yarısının temel sağlık hizmetlerine en az 8 km uzakta yaşadığı, Çocuk ölümlerinin % 20’sinin, yetersiz sağlık koşulları nedeniyle meydana geldiği, Salgın hastalıkların birkaç günde, hatta saatte yeryüzüne yayılabildiği, Kronik hastalıkların her geçen gün daha büyük tehdit halini aldığı, Ülkelerin yarıdan çoğunun sağlık harcamalarının GSYİH’lerinin % 15’inden fazlasına ulaştığı günümüzde, “Herkes İçin Sağlık” ideali, küresel iş birliği ve bilgi paylaşımı ile mümkündür. İzmir inanıyor ki, “Herkes İçin Sağlık” ideali, bireylere ve toplumlara dokunan alt temalarla desteklendiği zaman sürdürülebilir şekilde gerçekleşir: “Sağlıklı Yaşam” bireylerin yaşam kalitelerini yükseltmenin ve daha mutlu bir yaşam sürmelerinin anahtarıdır. “Toplum Sağlığı ve Eğitim”e odaklanıldığında yaşam kalitesi yükseltilir ve birçok sağlık probleminin önüne geçilebilir. “İnovasyon” ile mevcut ve muhtemel sağlık sorunlarının çareleri bulunabilir. “Bakım ve İş Birliği” ile kalıcı sağlık sistemlerinin yaratılması mümkündür. TÜRKİYE MODELİNE İNANIYORUZ! Türkiye’nin sağlık alanında son 10 yılda gerçekleştirdiği reformlarla elde ettiği; Ortalama ömrün 3 yıldan fazla uzaması, Bebek ölümlerinin % 64 azalması, Aşılamada toplumun % 100’üne ulaşılması, Sağlık hizmetleri kapsamının % 60’tan % 97’ye yükseltilmesi gibi somut başarılar, “Herkes İçin Sağlık” idealinin erişilebilir olduğunu göstermekle kalmadı. Aynı zamanda Türkiye modeli, sağlığa erişimin adaletli, kaliteli, verimli ve sürdürülebilir olabileceğini kanıtladı. İZMİR’E VE İZMİRLİLERE İNANIYORUZ! İşte tüm bunlardan yola çıkarak, dünya sağlık tarihine yön veren hekimlerimiz, binlerce yıllık tedavi merkezlerimiz, 9 üniversitemiz, yüksek teknolojiye sahip sağlık kurumlarımız, gelişmiş sanayimiz, iklimimiz, doğal kaynaklarımız, yetişmiş insan gücümüz ve sağlıklı yaşam kültürümüzle biz İzmirliler; EXPO 2020 ile sağlık alanındaki en ileri örneklerin paylaşıldığı, tüm insanlık için yepyeni fırsatların yaratıldığı, ülkelerin ve halkların sağlık sorunlarının çözümünde yerelle küreselin buluşturulduğu bir platform yaratmayı hedefliyoruz. EXPO 2020 İZMİR’İN SAĞLAYACAĞI OLANAKLARLA TÜM DÜNYANIN “HERKES İÇİN SAĞLIK” HAYALİNE BİR ADIM DAHA YAKLAŞMASINI HEDEFLİYORUZ. BİZE KATILIR MISINIZ?

FAMILY HUG EXPO 2020 İZMİR ELÇİSİ


FAMILY HUG | 49


50 | FAMILY HUG

Pemra Uğural

Kim Evinde Robot İstemez ki?

Mutfak gereçlerinizi, diş fırçası ve macununuzu, çeşit çeşit kalemlerinizi çekmecede saklamaktan sıkıldıysanız, 5 canlı renkten oluşan eğlenceli Grabit Robot'lar her derde deva… Modern tasarımı, yüzünüzü güldüren şekilleri ve fonksiyonelliği ile her yaşa hitap eden bu küçük robotlar mango, mavi, yeşil, kırmızı ve beyaz renklerde Nisan sonu satışa sunulacak.

Christoph Neimann'ın Yeni iPad Uygulaması Petting Zoo 21 interaktif hayvan karakteri içeren bu muhteşem iPad uygulaması çocukları çılgına çeviriyor. Çocuklar seçtikleri hayvanlara dokunarak verecekleri değişik tepkileri izliyorlar. Uygulamada konuşma yok, ne de olsa hayvanlar konuşamıyor, değil mi? Eğlenceli müzikleri ile çocuklar büyük balıklara küçük balıklar yedirebilir, kirpinin dikenlerini çıkartabilir, köpekleri çekiştirip ekranda tur attırabilirler. Her dokunuşlarında karşılaşacakları sürprizlere şaşıracak, daha çok denemek ve oynamak isteyecekler. Uygulamayı indirmek için buraya tık Video için buraya tık


FAMILY HUG | 51

IKKS İlkbahar/Yaz Çocuk Koleksiyonu Prensesler gibi olmak için gece elbisesi, delikanlı olmak için takım elbise giymeye gerek yok. IKKS bu sezon Rockçı prensesler ve Pop-Chic genç erkekler teması ile spor ve şıkı, zarafet ve 'vintage' tarzını birleştiren bir koleksiyon yaratmış. Erkek çocuklar için kumaş pantalon üzerine denim gömlek, kurukafa desenli eşarplar, dirsekleri yamalı ceketler, eski Paris temaları kokan tişörtlerle, kar yıkama pantalonlar retro rock tarzını bire bir yansıtmış. Kız çocuklar, yeni sezonda IKKS Queen konsepti ile altı siyah tül, üzeri beyaz tişörtlü elbiseler, pembe dapdar pantalonlar üzerine deri ceketler, tişört üzeri yelekler ve fiyonklu tokalar giyerek Rock kraliçelerini andıracaklar. video için tık tık


52 | FAMILY HUG

S&S Visual Maker Unutulmaması gereken anları ölümsüzleştirmektir fotoğrafçılık sanatı. Yaşanırken hissedilenleri tekrar yaşayabilmenin, sevdiklerinizle paylaşabilmenin ve geleceğe miras bırakabilmenin en anlamlı yoludur fotoğraflarla dolu albümler. Hele ki bazı fotoğraflar vardır, ne kadar bakarsanız bakın sizi o ana döndürüp tekrar yaşatır aynı duyguları. Görmediğiniz zamanlar da bile gözünüzün önünden gitmeyen, asla silinmeyen karelerdir onlar. Bunlar daha çok ön hazırlık yapılarak kameraya poz olarak verilen fotoğraflardan ziyade; fotoğrafçının anı, duyguyu, doğru ışığı yakalayarak çektiği karelerdir. Fotoğrafı çekilenlerle çeken arasındaki muhteşem uyumdur aslında. 20 seneyi aşkın bir zamandır bu sektörde çok başarılı işlere imza atmış fotoğraf sanatçısı Muharrem Doğan ile Salih Saka ortaklığında 2002’de kurulan S&S Visual Maker en özel anları tecrübeleri, önsezileri, detaylı ve titiz çalışma prensipleri, en önemlisi empati kurabilme kabiliyeti içerisinde zamanı en yüksek hızda en verimli şekliyle kullanarak fotoğraflara hayat veren markaların başında gelmektedir. Hiç vazgeçmedikleri ve en çok önem verdikleri hedefleri ise fotoğraflara baktığınızda yaşanan duyguları aynı heyecan ve güzellikte yaşamanızı sağlayabilmek. S&S Visual Maker düğün fotoğrafları ve video kayıtları olmak üzere, müşterilerine görüntü hizmetleri sunarak adım atıyor yola. Yılların getirdiği deneyimi; teknolojik gelişmeler, gelişen sanat teknikleri ve sunumda trendi yakalamaya yönelik detaylarla her geçen gün geliştirip sınır tanımayan yeniliklerle karşımıza çıkmayı başarıyor. Bir aile oluşturmanın ilk ve en özel parçası olan, düğün gecesi fotoğrafçılık hizmeti sunarken, sadece o günle sınırlı kalmayıp, daha önceden çiftlerin yaşadığı diğer paylaşımlara, yaratıcılıklarına ve talebe göre yön verip muhteşem bir hikaye fotoğrafçılığı sergiliyorlar.


ailenizin ilk adımlarında...

FAMILY HUG | 53 Gelinin annesi ile gittiği gelinlik provasından, düğün davetiye örneklerini gördükleri andaki tepkilerine, çiftin o günün sabahı ayrı ayrı güne başlayış anlarından itibaren geceye hazırlanana kadar yaşadıklardan, gelinin kuaför maceralarına kadar kimselerin şahit olmadığı, kendilerinin de yaşarken görmediği anları yakalayarak sonu mutlu biten bir hikaye halini alıyor herşey. Saatler süren bir düğünün montajlanan Kısa Film videosu ve klip çekimi servisleri ile her türlü ihtiyaca ve talebe karşılık veriyorlar. Artık bir aile olan çiftin meyvelerini alma zamanı geldiğinde de S&S Visual Maker yine onların yanında. Çifti yakından tanıma

fırsatı bulmuş, ifadelerini karelere yerleştirmiş ve onların neyi sevip neyi sevmediğinin bilincinde olan ekip, özel mi özel hamilelik sürecinde, doğum anında ve bebeklerinin büyüyen yaşlarında da anıları ölümsüzleştiriyor. Bebeğin dünyaya geleceği doğum günü öncesi ve sonrasında en çok hassasiyet gösterdikleri konu ise doğallık. Son derece doğal bir süreç geçiren annenin yaşadıklarını, duygularını, paylaşımlarını sanki fotoğrafçı orada yokmuş gibi, herşeyin ve herkesin gerçekten olduğu gibi fotoğraflanması prensibinde yakalayarak yansıtıyorlar.

Doğum mücadelesi veren anne, yanındaki eşinin yaşadığı duyguları, heyecanı, mimikleri ancak daha sonra bu fotoğraflardan görerek anlayabiliyor. Bebeğin ilk ağlama sesiyle, kapıda kuyruk olmuş aile fertlerinin gözlerinden süzülen yaşları yakalayabilen ve nesillere aktarabilen tek kişi oluyor fotoğrafçı. Nesiller boyu çevrilen albüm sayfalarına bakan kişilerin yüzlerine gülümseme, şaşkınlık ve mutluluk koyabilmenin en doğru yolunun herşeyin en doğalını yakalamak olduğuna inanıyor S&S Visual Maker ekibi. Herşeyin sadece görüntü kalitesi ve yakalanan özel anlar olduğunu düşünüyorsanız S&S Visual Maker sizi burada yanıltıyor. Karelerin yansıttığı duygular ve detaylar kadar, fotoğrafların baskı kalitesi ve fotoğrafları uzun yıllar ilk günkü gibi koruyabilmesi için sunulan değişik amaçlı, yüksek kalitedeki albüm çeşitleri de bir o kadar önemli. Ailenizin ilk adımlarından, bebeğinizin ilk adımlarına kadar hiçbir detayı atlamanıza izin vermeyen ve sizi yalnız bırakmayan S&S Visual Maker'ın yaşadıkları ve yaşattıkları hakkında detaylı bilgi almak istiyorsanız http://www.ssvisualmaker.com 'u ziyaret etmenizi şiddetle tavsiye ediyorum.

ssvisualmaker


54 | FAMILY HUG

minik

o n k e t canavar

Artık her evde minik bir teknoloji canavarı var. Bu iyi bir şey mi? Yoksa siz de çocukların teknolojiyle bu kadar haşır neşir olmasını itici mi buluyorsunuz?

Hem işimiz hem de ilgi alanımız teknoloji olunca, evimiz de bir çok teknolojik aletle dolu. Dizüstü bilgisayarlar, tabletler, oyun konsolu, cep telefonları günlük hayatımızın olmazsa olmazı. Hal böyle olunca evdeki bu aletleri de tıpkı dünya üzerindeki diğer herşey gibi Gün’le paylaşmak zorunda kalıyoruz.

lüks değil, bir ihtiyaç. Teknoloji nedeniyle bugün bir çok meslek sahibi sadece etraflarındaki kişilerle rekabet etmiyor, farklı şehirlerde hatta farklı ülkelerdeki meslektaşları ile rekabet etmek durumunda kalıyorlar. Batılı ülkelerdeki bir çok programcı aynı işi onardan daha ucuza yapan Hint’li meslektaşları nedeniyle işsiz kalma tehlikesi ile karşı karşıyalar. Ben kızımı teknolojiden uzak tutmaya Çünkü teknoloji sayesinde artık meçalışmıyorum. Hatta yeni aldığımız safelerin bir önemi yok, herkes bir çok oyun konsolunun bağlantılarını nasıl işi heryerden yapabilir durumda. Yani yapacağımızı bize öğretmeye çalıştığında, bizim çocuklarımız sadece kendileriyle telefonumun zil sesini benden habersiz aynı okula giden, aynı ülkede yaşayan değiştirip kendince yaşıtlarıyla ...teknoloji sayesinde artık şaka yaptığında değil, şu anda onunla bizim mesafelerin bir önemi yok, herkes birçok gurur mühendisduyuyoişi heryerden yapabilir durumda lik fakülrum. telerimizde öğretilen matematik bilgisini orta okul Benim bilgisayarla tanışmam ancak üniversitede oldu, buna rağmen kendimi yıllarında öğrenen Çin’li yaşıtları ile de rekabet edecekler. Teknolojik aletlerin, teknoloji konusunda bilgili biri olarak özellikle de bilgisayar oyunlarının pek çok nitelendirebiliyorum. Ama bunun Gün negatif etkisi var. Saldırgan davranışları için geçerli olamayacağını biliyorum. arttırması, sosyal yetenekleri zayıflatması, Üniversiteye kadar blgisayarsız bir hayat obeziteye davetiye çıkarması, göz yaşaması günümüz dünyasına mümkün sağlığını bozması bunların içinde ilk değil. akla gelenler. Bilgisayar oyunlarının Çünkü artık gerek eğitim gerek sosyal aşırı kullanımı, tıpkı aşırı yapılan her hayatta başarı için gençler ve çocuklar aktivite gibi çocuk gelişiminde problemmutlaka “teknoloji okur-yazarı” olmak lere neden olabiliyor. Hatta bağımlılık zorundalar. Yakında okullarda her çocuğa yaratabiliyor. Ancak kontrollü ve dengeli bir tablet verilecek ve ödevlerini bu cikullanımı sağlanabilirse bir çok araştırma hazlar üzerinden yapacaklar. Bir çok özel çocukların öğrenme becerileri üzerinde okul bu uygulamaya geçti bile, devlet olumlu etkiler sağladığını gösteriyor. Bu okulları için projeler devam ediyor. Bir etkilere kısaca göz atalım; çok proje ve araştırma ödevleri bilgisayar olmaksızın yapılamıyor. Yani artık bu

Onları böyle bir geleceğe tam donanımlı bir şekilde hazırlayabilmemiz çok önemli. Nasıl ki çocuğumuzun mutlaka bir yabancı dil bilmesini istiyorsak, onu artık evrensel dil olan “teknoloji dilini” öğrenmekten mahrum bırakmamamız gerekiyor.

Elbette her şeyin fazlası zarar. Üstelik teknolojik aletler iyi amaçlarla kullanılmanın yanında çok yanlış ve hatalı şekilde de kullanılmaya maalesef çok elverişli. Hangimiz bir cafe’de, restoranda eşiyle veya arkadaşlarıyla sohbet ederken çocuğunu oyalaması için eline bir tablet veya telefon tutuşturan anneleri görmedik? Veya bunu kendimiz bizzat yapmadık?Peki, bu o kadar kötü bir şey mi? Bizler bir vapurda, metroda, evde, bir kuyrukta beklerken boş boş etrafı seyretmek yerine hemen telefonumuza sarılmıyor muyuz? Çocuklarımız bizimle bir paylaşımda bulunamayacaklarsa zamanlarını


FAMILY HUG | 55

Reaksiyon Süresinde Kısalma Reaksiyon süresi, beyninize dışarıdan gönderilen bir uyarıya – bu bir görüntü, ses, his, koku olabilir – ne kadar sürede tepki gösterebildiğinizdir. Reaksiyon süresi kısa olan kişilerde motor yenetekleri daha gelişmiştir ve karar verme sürecini daha çabuk işletebilirler. Anaokulu öğrencileri ile yapılan bir araştırma gösteriyor ki, bilgisayar oyunları oynayan çocuklar oynamayan çocuklara göre, kendilerine gösterilen şekil ve renkleri tanımlarken daha hızlı ve daha atik davranabiliyorlar. Yine araştırmalara göre bilgisayar oyunları çocukların el-göz koordinasyonunu arttırarak daha kuvvetli reflekslere sahip olmalarını sağlıyor. Özellikle birden fazla tuş kullanımı ve hız gerektiren oyunların etkisi daha fazla, bu oyunları oynayan oyuncular farklı bilgileri aynı anda işleme konusunda daha gelişmiş oluyorlar. Eğitici Öğretici Eğlendirici Çocuğumuzu bilgisayarın başından kaldırmak ne kadar zorsa, ders kitaplarına gömülmesini sağlamak da bir o kadar zor. Ancak bilgisayar oyunlarının diğer aktivitelerden farklı olarak işi bizim lehimize çevirebilecek bir avantajları var. Eğitici-öğretici oyunlar! Uygulamalar arasında şöyle bir gezinin, onlarca matematik, dil veya alfabe oyunu bulacaksınız. Çarpım tablosunu ezberletmek için aylardır uğraştığınız

çocuğunuzun sırf o minik ekrandaki elmaları – altınları – puanları toplayabilmek uğruna tüm çarpma sorularına teker teker cevap verdiğini gördüğünüzde şaşırmayın. Bİr çok eğitici oyuncak daha küçük çocukların ilgisini çekerken daha büyük çocuklara sıkıcı gelebilir. Ancak eğitim amacıyla hazırlanmamış oyunlar da bazı yeteneklerin gelişmesine katkıda bulunabilir. Örneğin simulasyon, macera veya hazine avı gibi oyunlar çocuğunuzun stratejik düşünme, ileriyi görme ve planlı hareket etme yeteneklerinin gelişmesine yardımcı olacaktır. Örneğin; tatile giderken tabletinize yükleyeceğiniz uygun bir uygulama ile, hem yol boyunca çocuğunuzun keyifli zaman geçirmesini hem de gideceğiniz bölge ile ilgili coğrafi bilgiler edinmesine katkıda bulunabilirsiniz. Bilgisayar oyunları yukarıda bahsettiğimiz gibi reaksiyon süresini kısaltmakla kalmıyor, Rochester Üniversite’sinde yapılan bir araştırmaya göre görme yeteneğini de arttırıyor! Bir aydan uzun bir süre boyunca, düzenli şekilde bilgisayar oyunu oynayan deneklerin bu zaman sonunda karışık şekiller içerisinden harfleri tanımlayabilmekte daha iyi bir duruma geldikleri gözlemlenmiş. Bu gelişme, gözün daha iyi görür hale geldiği anlamına gelmiyor.

Reaksiyon süresi kısalan çocuklar bir çok spor branşında daha başarılı olabilir. Çünkü bir çok spor dalında hızlı karar vermek, rakibinin bir sonraki hamlesini tahmin edebilmek ve doğru hamleyi yapabilmek amaçlanır. Yine reaksiyon süresi kuvvetli olan çocuklar tehlikelere karşı daha tetikte olurlar. Ancak çocuğunuzun bu yetenekleri kazanması için elbette sadece bilgisayar oyunlarından medet ummak hatalı olur. Çünkü hiçbir futbol oyunu çocuğunuzun gerçekten futbol oynamanın verdiği fiziksel faydayı sağlayamaz. Bilgisayar oyunları çocuğunuzun fiziksel bir aktivite yapmaksızın saatlerce hareketsiz kalmasına yol açabilir. Dolayısıyla her konuda olduğu gibi yapmamız gereken çocuğumuzun hayatında artık önemli bir yer kaplayan teknolojiyi sağlıklı, dengeli ve kararında kullanabilmesini sağlamaktır. Bunu yapabilmenin en iyi yolu da önce kendimizi geliştirmekten geçiyor. İnsan sadece tanımadığı, bilmediği tehlikelere karşı savunmasız olur. Nasıl ki çocuğumuzu bilmediğimiz bir yerde asla kendi başına bırakmıyor, onun yanında ve yakınında olup ona destek olmak istiyorsak, teknoloji dünyasına da başıboş yalnız bırakamayız.

sadece

OYUN ?

Oyun oynamak istiyorsa siz de onunla oynayın. Saatlerini harcadığı şeyin ona bir faydası var mı? Şiddet içeriyor mu? Küfür, hakaret içeriği var mı? Bunu ancak kendiniz deneyimleyerek görebilirsiniz. Onu sıkmayın ama asla denetimsiz bırakılmadığının da farkında olsun. Bir eğitimcinin çok sevdiğim bir sözünü hatırlamadan edemiyorum; “Çocuklarınız siz onlara destek olmak için hep yanlarında olmanızı, ama bunu yaparken de görünmez olmanızı isterler.”

Sorularınız ve yorumlarınızı teknolojikannem@gmail. com adresine yazabilir bana Twitter’dan @ sulepasin hesabından ulaşabilirsiniz.

Çocuklarınıza gönlünüzce destek olup dünyayı keşfetmelerini zevkle izlediğiniz güzel bir ay dilerim.

Şule Pasin Hogburn


56 | FAMILY HUG

ÇOCUKLARA SORUN ÇÖZME BECERİSİNİN KAZANDIRILMASI Kişilerarası sorunlarımızı çözerken çocuklara nasıl yardımcı olabiliriz? Sizlerden gelen mailler üzerine bu haftanın konusunu sorun çözme becerisi olarak belirledik. İletişimin temelini oluşturan sorun çözme ile her yerde karşılaşıyoruz. Evde, işte, sokakta insanlarla beraberiz ve zaman zaman sorunlar yaşıyoruz. Bu sorunları farklı şekillerde çözmeye çalışıyor ve çocuklarımıza da örnek oluyoruz. Çocuklarımız bizlerle doğdukları andan itibaren iletişim kurmaya başlar, son yıllarda yapılan araştırmalar bazı çocukların anne karnında ebeveyni ile iletişim kurduğunu söylüyor. Bu iletişim çocuklarımızın hayatını şekillendiriyor. Bizlerin sorunları çözmede kullandığımız yöntemler de çocuklarımızın sorun çözmede kullandıkları yöntemlerle çoğu zaman aynı. Peki çocuklar ne gibi sorunlar yaşıyor ? Bunları nasıl çözümlüyor? Davranış Bilimleri Enstitüsünün geçtiğimiz günlerde yaptığı bir incelemede çocukların karşılaştıkları sorunların en yaygın olanlarını kıskançlık, ders çalışma, öfke ve akran zorbalığı olduğunu söylemektedir. Bu sorunlar çocuklarımızın hayatında derin yaralar açabiliyor. Bu sorunları çözümlerken ise genelde ailesinde ya da çevresinde gördüğü sorun çözme metotlarını kullanıyor. Çocuklarımıza iyi örnek olarak veya hayata farklı bakmasını sağlayarak sorun çözme konusunda yardımcı olabiliriz. * Çocuklara hayata nasıl bakacağını bizler öğretiriz. Bazı ebeveynler hayata siyah-beyaz bakmayı öğretir çocuklarına. Ya doğrular vardır hayatta ya da yanlışlar. Yanlış yaparsanız bu kötüdür her zaman, doğru yaparsan da ödülü hak edersiniz. Bazı ebeveynler ise siyahın beyazın yanında grinin tonlarını da görmeyi öğretir çocuklarına. Siyah ders çıkarabildiğin sürece çok da kötü değildir aslında. Hatalar büyütür çocukları da, büyükleri de diyebilir. Hayatın farklı tonlarını çocuklarımıza gösterebilmeliyiz. “Ya kaybet ya da Kazan” (Sen kazan-ben kaybedeyim ya da sen kaybet- ben kazanayım) anlayışı yerine “Kaybeden yok” anlayışı ile hayata daima olumlu bakabilmeli çocuklarımız. Bu anlayış, kendi sorunlarına kendi çözümlerini bulmalarının sorumluluğunu kabul etmeleri için çocukları yüreklendirmektedir.

Uzm. Ayşegül İşlekeller Bozca Üstün Zekalılar Eğitim

* Olumlu Çocuk Yetiştirme Modeli olarak adlandırılan geçtiğimiz yıllarda da çok söz edilen modelin mantığı günümüz NLP nin ilk basamaklarından biridir. Çocukların özsaygılarını kırmadan daha etkili iletişim kurmaları için, çocuklarımıza neleri yapmamaları yerine neleri yapmaları gerektiğini söylemeliyiz. Olumsuz davranışın vurgulanması çocuğun bilinçaltına aslında “yapma” dediğimiz davranışı “yapmasını” söyler. Bunun yerine çocuklarımıza neleri yapmaları gerektiğini söyleyerek olumlu davranışı vurgulayabiliriz. Bunun çoğu zaman zor olduğunu biliyorum fakat hayatın rutinleri arasına girdiğinde anlamadan bazı sorunların çözümlendiğini göreceksiniz. “Koşma!” demek yerine yürümesini söylemek sanırım çocukların fazla direnç göstermeden alışabilecekleri durumlar yaratır. * Sorun çözme becerisinin kazanılmasında özellikle 4 yaş kadar erken bir dönemde çocukların uygun bir eğitimle problem çözücü düşünme biçimini kazanabileceği belirtilmektedir.

* Aşırı koruyucu çocuklarının sor becerisini olums etkilemektedir. Ç sorun bırakılmam yaşlarda küçük b karşısında çocuğ düşmesine sebe Ailede çözülmes sorunlar hakkınd için cesaretlend yapılması gerek sorun kimin ise ç bırakılmalıdır.

* Ailede yaşanan problemlerin çö etkilemektedir. G olan bir ailenin ç psikososyal tem çözme becerisi p ortalamaları ara fark bulunamam


u ebeveynler run çözme suz Çocuğa çözecek ması ilerleyen bir sorun ğun çaresizliğe ep olmaktadır. si gereken da doğru çözüm dirici konuşmalar kmektedir. Fakat çözüm de ona

n karşılıklı özümü çocukları Geçimsizlik çocuklarının melli problem puan asında anlamlı bir mıştır.

FAMILY HUG | 57 (Bu noktada biz büyüklerin unutmaması gereken, bu yaşlarda hissedilen duyguların değişken olduğudur. Kızgınlığın, öfkenin geçeceğini bilmeli ve verilen tepkilerdeki şifreleri doğru çözümleyebilmeliyiz. Çocuğun söylediği “Senden nefret ediyorum!” gibi bir cümle çoğu zaman “ödevimi yapmak istemiyorum” demek olduğunu anlayabilmeliyiz. Etkin dinlemede, çocuğa kabul edildiği mesajını vererek sorunlarını anlatıp bu sorunlara yine kendisinin çözüm bulması için onu cesaretlendirmeliyiz. Anne babayı rahatsız eden bir durumla ilgili, çocukla konuşurken “sen iletileri” yerine “ben iletileri” kullanılmalıdır. Çünkü “sen iletileri” kişiyi savunmacı bir tutuma yöneltir ve bilinç altına “yap” denileni “yapma” olarak yollayabilir. “Çok çikolata yiyorsun” denildiğinde, çocuk sorunu çözmek için değil, kendini savunmak için harekete geçer. “ben iletileri” kullanıldığında ise kişinin savunmaya geçmesi gerekmez. “ben iletileri” ile çocuğa hangi davranışın kabul edilemez bir davranış olduğu, bu davranışının bizde yol açtığı duygu ve bu davranışının bizim hayatımızın hangi yönünü aksattığı iletilir. Çikolatayı günde 2 den fazla yediğinde bu beni korkutuyor. Çünkü fazla çikolata zararlı. Dişlerin çürüyebilir, karnın ağırabilir, hasta olabilirsin...

* Anne-baba olarak bizler dinleme becerilerimizi de geliştirmeliyiz. Dinlenmesi gereken sözleri olan sadece bizler değiliz. Bunun için öncelikle iletişim engellerini tanımalı ve çocukla iletişim kurarken bunlardan kaçınmalıyız. Anne-baba çocuğu konuşmaya teşvik etmeli (örneğin, Sorun çözümlerinde kullanabileceğimiz daha düzenli bir bu konuyu konuşmak ister misin?), yol ise 6 basamak da tamamlanıyor. ve daha sonra susarak onu dikkatle dinlediğini göstermeli ve en önemlisi 1. Basamak, Sorunu Tanımlama: bu noktada çocukları de “etkin dinleme” ye geçmelidir. Etkin dinleyerek, tam olarak neler olduğunu ve isteklerini dinleme, çocuğa kabul edildiği mesajını anlamaya çalışın. Etkin dinleme kullanılarak onun vererek sorunlarını anlatıp bu sorunlara düşüncelerini özetleyin. yine kendisinin çözüm bulması için onu 2. Basamak, Çözümler Üretme: birlikte beyin fırtınası cesaretlendirir. yaparak, çözümün farklı yollarını düşünün. Bunları not edebilirsiniz. Etkin dinleme hayatımızın her 3. Basamak, Çözümleri Değerlendirme: Birlikte evresinde bilinçli ya da bilinçsiz düşündüğünüz sonuçların iyi ve kötü yönlerini tartışın. kullandığımız iletişim becerilerinden 4. Basamak, En İyi Çözüme Karar Verme: Fikrini sorun, biridir. Etkin dinleme yaparken kararsız ise konuyla ilgili verilmesi gereken sizce doğru çocuklarımızın bize sorunlarını kararı paylaşın. anlatmaları için kapıları kırarcasına 5. Basamak, Kararın Nasıl Uygulanacağını Belirleme: nasıl çalmalarını beklemeden, kapı uygulayacaksınız nerede gibi ayrıntıları değerlendirin. aralayıcılar kullanarak Bu konuyu 6. Basamak, Değerlendirme İçin Çözümün Uygulanışını konuşmak ister misin?, seni anlıyorum İzleme: çünkü ben de buna benzer bir Bu adımları sırasıyla kullanmak ilk bakıldığında “aman bir olay yaşamıştım….) onları durumu de sıra mı izlenecek” dense de günlük işlerimizi yaparken anlatmaya teşvik etmeliyiz ve ya da bir proje hazırlarken genellikle kullandığımız daha sonra susarak onları dikkatle bir yöntemdir. Etkin dinleme tekniklerini, ben dilini iş dinlediğinizi göstermeli, en önemlisi arkadaşlarımızı dinlerken uygulayabiliyorsak neden de çocuğun bize verdiği mesajları iyi çocuğumuz için bunu yapmayalım? anlayıp ona yansıtmalıyız. (………….. şeklinde düşünüyorsun, doğru mu? Mutlu bir Nisan ayı geçirmenizi diliyorum. Peki ne hissediyorsun?). Bir sonraki sayıda görüşmek üzere...


58 | FAMILY HUG

BEBEKLER İÇİN İLK OYUNCAKLI iPAD UYGULAMASI : TIGGLY Tiggly, eğitici bebek oyuncakları ile iPad uygulamaları arasında köprü kuran, gerçek ve sanal dünyayı birleştiren muhteşem bir oyun. 18 aylıktan 3 yaşına kadar tüm çocukların merak ve eğlence ile oynayacağı oyun, bir değil üç ayrı ipad uygulamasında kullanılabiliyor. Kare, üçgen, daire ve yıldız şeklindeki oyuncakları, uygulamalarda gösterildiği gibi iPad ekranının üzerinde uygun yerlere yerleştirerek elle tutulanı gözle birletiriyor olacak çocuklar. Tiggly Match uygulamasında, çocuklar ekranda gösterilen şekillere 4 şekilden doğru olanı yerleştiriyorlar. Tiggly Draw uygulamasında ellerindeki şekilleri damga veya boya olarak kullanıp, hem hazırda olan hem de kişiselleştirilebilen boyamaları yapıyorlar. Tiggly Safari ise 16 hayvandan oluşan safari hayvanları puzzle’ını şekillerle yaratmalarını sağlıyor. Mayıs 2013’te piayasaya çıkacak uygulama ve oyuncağın A.B.D.’de yaklaşık 30 dolara satılacağı belirtilmiş.


FAMILY HUG | 59

“iWatch” adıyla piyasaya çıkması beklenen akıllı saatler, Apple çalışanlarına göre bükülen bir bombeli cama sahip olacak. Piyasaya çıkmamış ürünler hakkında konuşmaları yasak olan, bu nedenle adını vermeyen işçiler, IOS destekli akıllı saatlerin aynı zamanda bir cep telefonu işlevi göreceğini söylüyorlar.

iW atc h

Apple’ın ısrarla açıklama yapmaktan çekindiği iWatch’ın, görücüye çıktığı benzerlerinden ne gibi farklar sunacağı merakla bekleniyor. Ancak giyilebilir teknolojiye ciddi yatırımlar yapan şirketin, bu alanda da bir hayli yükselebileceğine kesin gözüyle bakılıyor.


60 | FAMILY HUG

FLL

FIRST® LEGO® League Hiç tanışmamış olanlar için işte FLL yani FIRST® LEGO® League...

B

undan yaklaşık 4 sene önce bir toplantıda tanıştığım sevgili Hakan Habib’in jürilik teklifine evet dediğimde bu derece bağımlılık yapacak bir işin içinde olacağımı tahmin etmemiştim. Bir Robotik Lego turnuvası var, çocuklar robotları yarıştıracak biz de jüri olarak oylayıp eve döneceğiz diye tahmin ettiğim iş, jürilik kılavuzunu elime aldıktan sonra değişti. İnanılmaz bir deneyim olmuştu benim için, şimdi ise her sene sabırsızlıkla beklediğim ve içinde olmaktan büyük keyif aldığım bir organizasyon. Hiç tanışmamış olanlar için kısaca anlatayım Bilim Kahramanları Derneği ve FLL turnuvasını. Bundan 15 yıl önce 1998 yılında ilk kez ABD’de 500 çocuğun katılımıyla düzenlenmeye başlanan FIRST® LEGO® League (FLL),


FAMILY HUG | 61

Türkiye’de ise bu yıl Hakan Habib ve Bilim Kahramanlığı önderliğinde 9. yaşını kutluyor. Her yıl Türkiye’de yapılan yerel ve ulusal turnuva sonucu bir takım Amerika Birleşik Devletleri’ndeki World Festival’e katılmaya hak kazanıyor. Bu sezon dünya genelinde 70 ülkeden 200.000’den fazla çocuk dahil oldu turnuvaya. Türkiye’de ise bu yıl 12 ilden 400 çocuğun katıldığı yarışmanın yerel turnuvaları Ankara’da Çankaya Üniversitesinde, Gaziantep’te Sanko Okulları’nda, İzmir’de İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde, İstanbul’da ise Marmara Kolejinde yapıldı. Yerel Turnuvalarda dereceye girip ulusal turnuvada yarışma hakkı kazanan takımlar ise Mimar Sinan Üniversitesi’ndeki ulusal turnuvada yarıştı. Yarıştı yanlış kelime aslında, ulusal turnuvada olmaya hak kazandı demek lazım çünkü

FLL bir yarışma değil turnuva. Her yıl turnuva tüm dünyada aynı tema ile düzenleniyor. Bu seneki tema “Yaşlanan Nüfusa Genç Çözümler” idi. O minik beyinlerin bulduğu fikirleri görünce gelecek gerçekten emin ellerde diyorsunuz. Turnuvada takımlar sırasıyla 3 jüri önüne çıkıyor ve masa başında robotları ile verilen görevleri tamamlamaya çalışıyor. Bu 3 jüri takımları teknik, proje ve öz değerler açısından değerlendiriyor. Bu yıl ki ulusal turnuvanın şampiyonu İzmir’den çıktı. Özel İzmir Rota Fen Lisesi’nden “Rotatech” takımı şampiyon olurken; 24- 27 Nisan’da ABD’de yapılacak olan World Festival’e katılmaya hak kazandı. Turnuvada ikinci olan Özel BahçeşehirFen ve Teknoloji Lisesi takımı “The Intersection” ise 7- 10 Mayıs tarihlerinde Almanya’da yapılacak olan Open European Championship’de ülkemizi temsil etmeye hak kazandı.


62 | FAMILY HUG

Turnuvayı ilk gününden beri sevgili Hasan Hakan Bilgin sunuyor. Çalışan herkes gönüllü. En büyük gönüllü kadrosu ise Mimar Sinan Üniversitesi’nden. Bu seneki turnuvayı da işte böyle tamamladık.10. yılın teması ise “Doğanın Gücü” olarak belirlenmiş. Yeni sezon kayıtları ve gerekli tüm bilgilere Bilim Kahramanları Derneği’nin internet sitesinden ulaşabilirsiniz. Hazırlayan:Cesur Doruk

Fotoğraflar Biz Gezenler ve Cesur Doruk


FAMILY HUG | 63

GENETİK MÜHENDİSİ, DOKTOR ADAYI, LİSANSLI VOLEYBOLCU VE TÜRKİYE GÜZELİ

SIRADIŞI BİR GÜZEL

MELİS DURASİ

FLL turnuvası çocuklar ile yaşanan deneyimin yanında her sene güzel tanışmalara da vesile oluyor. Bu seferki gerçekten de güzel bir tanışma idi. Melis ile turnuva sürecinde tanıştık. Melisi Family Hug’a getiren ise Türkiye Güzeli olması dışında diğer hayat tercihleri ve bunları “Türkiye Güzeli” sıfatı ile nasıl birleştirmek istediği. Sonuç olarak keyifle okuyacağınıza inandığım bir röportaj çıktı ortaya...


64 | FAMILY HUG

Güzellik yarışmasına girmek nereden ve ne zaman geldi aklına? Çocukluğumdan beri hiç unutmam, hep izlerdik Türkiye güzellik yarışmalarını, ailece ve daha o zamandan derdim ‘ben de büyüyünce katılacağım, taç takacağım” diye, çocuk hevesiyle (gülerek) Üniversiteye girdiğim sene yani 2008 baharında gene Miss Turkey başvurulurı alınıyordu ki acaba bu çocuk hayalimin peşinden gitmeli miyim diye düşünmeye başlamıştım. Ama o zamanın yarışma kamp süreci, tam mayıs ayına denk geliyordu ve üniversitede de hem vize hem de final dönemi sınavlarını kaçırmama sebep olacaktı, öyle olunca da dersleri toparlayabilmem pek mümkün olmayacaktı. Ben de bir sonraki seneye erteledim. İşin komik tarafı, her sene aynı durum oldu, hep okulda aksaklık olacak endişesiyle ben ancak 4 sene sonra, lisanstan mezun olduktan sonra ve master eğitimine başladığım sene 2012’nin Mayıs ayında derslerimi, proje çalışmalarımı ayarlayıp başvurumu yapabildim. Ama bir nevi o çocukluk hayalimin peşini hiç bırakmadım diyebiliriz.

Genetik bilim dalıyla ilgilenen bir biyomühendisin ne işi var yarışmada demediler mi sana:)? Okulun faydası yada dezavantajı oldu mu bu süreçte hatta bu bağlamda şunu da sormak istiyorum yurtdışındaki yarışmada kızların eğitim durumları nasıl? Demezler mi . Ama herşeyden önemlisi, ailem, en yakınlarım her zaman yanımdaydı. Onların desteği olmasaydı zaten şuanda eminim ki şimdiki Melis olamazdım. Onun haricinde beni gerçek anlamda tanıyan dostlarım ve akademik çevrem de destek çıktılar. Özellikle Türkiye’deki derecemden sonra Türkiye’yi temsilen katıldığım dünya yarışmasına hazırlanırken, büyük bir manevi destek vardı ki, benim için gerçekten çok önemliydi. Çünkü şunun bilincinde olmak gerekiyor daha çok, o da mühendis olmak ile bu yarışmaya katılmanın arasında hiç bir ilişkinin olmaması. İkisi çok farklı şeyler. Birisi benim kariyerim, altın bileziğim. Güzellik yarışması ise bir çocukluk hayali, harika bir tecrübe ve hayatımın güzel bir anısını oluşturuyor, bu vesileyle pek çok yeni insan tanıdım, farklı bir açıdan bakabilmeyi öğrendim olaylara gibi. Güzellik yarışmasında kazanılan onun haricinde sıfattan öte bir şey değil, asıl kazanılan o süreçte insanın öğrendikleri ve yaptığı çıkarımlar.. Bu yarışmanın en güzel yanı, Türkiye’yi temsil etme fırsatı vermiş olması bana. Ulusal bir yarışmadan çıkıp, yaklaşık 93 ülkeden farklı kültürden gelen genç kızın katıldığı bir dünya yarışmasında Türkiye’nin adını taşıma fırsatı. Orada büyük bir sorumluluk altında oluyosunuz çünkü kimse size isminizle hitap etmiyor, ülkenizin ismiyle varsınız. Türk kadını olarak orada yer alıyorsunuz. Bu yarışmaya katılan diğer ülke kızlarının hepsi yüksek eğitimli. Hukukçusundan doktoruna kadar, mühendisine kadar, tam anlamıyla kendini yetiştirmiş kendi ayakları üzerinde durabilecek kişiler. Çünkü dünyada güzelliği sadece dış görünüşten ibaret değerlendirmiyorlar. Güzel ünvanı verilecekse bu her anlamda kendini taşıyabilen, duruşuyla, davranışıyla, tavırlarıyla, dediğim gibi her yönüyle topluma rol model olabilecek niteliktekileri barındıranları seçmeye çalışıyorlar. Türkiye’de biraz bu yarışmalara katılıyor olmanın tek sebebinin, kariyer yolu çizebilmek için fırsat yakalayabilmek olarak görüldüğünü düşünüyorum. Tabiki o da bir seçenek, tabiki kariyer yolu olarak da değerlendirilebilir ama böyle bir yarışmada yer almanın tek sebebi de bu değil.


FAMILY HUG | 65 Yurt dışındaki yarışma Filipinler’in Manila şehrinde oldu ve Filipin gazeteleri, yarışma hakkında yazan bloggerlar ve oradaki halk arasında hep Türkiye’den yarışmaya katılan bilim kadını olarak bahsedildim. 3 altın 3 gümüç 1 bronz madalyayla ve Miss Compassion yani merhamet ve şefkat güzeli ünivanıyla döndüm Türkiye’ye yarışma sonucunda. Zaten herşeyden önemli olan öyle bir ortamda o atmosferi yaşamak, şu anda 92 ülkede bir arkadaşım var, nereye gitsem orada beni misafir edebilecek bir asker arkadaşı misali tanıdığım var. Özellikle bağımızı hepsiyle sıkı tutmaya çalışıyoruz, zaman zaman haberleşiyoruz, hatta bir kaç grup buluşması bile gerçekleşti her ne kadar ben fırsat bulup katılamamış olsam da.Telefon, e-mail, sosyal medya yoluyla sürekli iletişim halindeyiz . madalyalar ünvanlar ise sadece ülkeni temsil ederken aldığın takdir, bir nevi tadı tuzu gibi düşünülebilir. Ben öyle bakıyorum olaya .

Eski bir sporcu olduğunu biliyorum, niye devam etmedin? Spora 10-11 yaşlarında ilk önce jimnastikle başladım, sonra boyum yaşıtlarıma göre uzun olduğundan dolayı ilgi çekti ve bir anda kendimi voleybolla iç içe hatta voleybol oynamaya aşık bir insan olarak buldum. Yaklaşık 9 sene Fenerbahçe spor kulübünde pasör olarak yani bir diğer deyişle oyun kurucu olarak oynadıktan sonra, ve oldukça da iyi giderken, kariyer hedeflerime ulaşabilmek için ara vermek durumunda kaldım. Üniversite sınavlarına hazırlanırken aynı zamanda her gün antrenmana gitmek, bir de vücut yorgunluğu derken, bir karar vermek durumundaydım. Tıp okumak istiyordum ve ona göre de çalışmam gerekiyordu, o yüzden çok üzülerek de olsa bıraktım. Ama gene takımın sorumluluğunu taşımanın gerektirdiği bir pozisyonda takım oyununda olmanın bana kattıklarıyla, spor yapma bilincinin oluşmasıyla ben hiç farkında olmadan pek çok güzel özellik de kazanmış oldum. Voleybolu bırakmış olabilirm ama oynadığım süreç içerisinde, sorumluluk almayı ona göre düşünebilmeyi öğrenmiş olmak, sürekli planlı programlı yaşamaya alışmış olmak, kötü alışkanlıklardan uzak durmak, belli bir ölçüde disiplinin hayatta ulaşılmak istenilenlere ulaşmak için ne kadar önemli olduğunu farketmek...tüm bunlar benim hayata bakışımı, yaşam felsefemi oluşturan unsurlar oldular. Sporu hiç bırakmadım. Sabancı Üniversitesi voleybol takımında oynadım öğrenimim boyunca. Profesyonel değildi ama gene de harika bir sosyal ortamdı ve keyifliydi. Profesyonel olarak oynamayı bıraktıktan sonra da, atletizme başladım, daha bireysel sporlara yöneldim. Ama hepsi tamamen artık hobi olarak, vücut ve akıl sağlığını sağlamak amacıyla düzenli yaptığım aktiviteler. Sporsuz bir hayat düşünemiyorum diyebilirim. Benim için yemek, içmek kadar önemli bir yere sahip.

dünyada güzellİğİ sadece dış görünüşten İbaret değerlendİrmİyorlar. Güzel ünvanı verİlecekse bu her anlamda kendİnİ taşıyabİlen, duruşuyla, davranışıyla, tavırlarıyla, dedİğİm gİbİ her yönüyle topluma rol model olabİlecek nİtelİkteklerİ barındıranları seçmeye çalışıyorlar


66 | FAMILY HUG Genetik mühendisliği pek rastlanan, hatta bir kız seçimi olarak çok rastlanan bir bölüm değil. Nasıl karar verdin bu bölümü okumaya? Genetik ve Biyomühendislik ülkemizde oldukça yeni bir disiplin aslında. Çok ilgi görüyor çok da merak ediliyor. Biyoloji son 10 yıla kadar mühendislik yaklaşımlarının uygulanabileceği bir bilim dalı değildi ama artık biyolojik sistemler de mühendislikteki 4M yaklaşımına yani Measure-Modeling-Manupilation-Make, yani ölçme-modelleme-manipülasyonAkademik yapma, yaklaşımına uygun hale kariyer olarak devam etmeye nasıl karar verdin? geldi. Biyomühendis ne yapar diye açıklamam gerekirse de, mikrobiyoloji, Dediğim gibi bilimi ve araştırmayı, problemlere çözüm aramayı ve hücre biyolojisi, moleküler biyoloji, bulmayı çok seviyorum. Benim istediğim yaşam tarzına da benim genetik alanlarını, tıp ve medikal kişiliğime de oldukça uygun, yeniliklere açık ve sonu olmayan bir alanlarında üretilen yüksek miktarda kariyer yolu akademi. Üniversiteyi çok seviyorum. Öğrenciliğim bitti veriyi analiz edebilmek ve bu analizlerin sonucunda doğru sonuçlara sayılır ama hala öğrenci gibiyim, ve akademi gerçekten benim kendimi ifade edebildiğimi hissettiğim en doğru yer. Biraz idealist olmak varabilmeye çalışırlar. Bunun için de gerekiyor sanırım akademik kariyerde karar kılmak için. Bir bayan matematik ve bilgisayar programlama olarak özellikle matematik ağırlıklı bilimlerde Biyomühendislikte donanımlarını kullanırlar ve bu olduğu gibi kadın bilim insanlarına çok daha az rastlanıyor. Korkutmak biyolojik problemlere mühendislik gibi de olmasın ama her meslekte olduğu gibi disiplinli ve programlı bakış açısıyla yaklaşırlar. Evet, zaten çok rastlanan bir bölüm değil, bayanlar çalışmak en önemli faktör. Ve en önemlisi de sevmek. Sevince gerisi çorap söküğü gibi geliyor zaten. tarafından tercih edilmesi daha da az bir olasılık tabiki. Benim de kafamda Fll yi nereden duydun.Nasıl bir tecrübe idi? sence? yoktu, daha önce de bahsettim, tek hedefim vardı o da Tıp okumaktı, başka tercih yapmayacaktım. Onun FLL benim için harika bir tecrübe oldu. Hem istanbul da çok ayrı bir hikayesi var, gerçekten bazen hayatın hem de ulusal turnuvasında jürilik yaptım ve hala bize sürpriz yapmak için fırsat kolladığını düşünmüyor etkisindeyim diyebilirim. Öncelikle söylemem değilim. Tercihler döneminde, Tıp fakültesinden yana gerekiyor ki, genç, yeni yetişen nesli bilime, tercih yapacağım için,fakülteleri geze geze karar teknolojiye, araştırmaya, soru sormaya, sorgulamaya, veriyorduk. Kocaeli tıp fakültesinden dönüşte Sabancı takım çalışmasına ve daha hayatları boyunca Universitesi’nin önünden geçerken, babam gelmişken kullanacakları ve kullanmaları gereken pek çok Sabancıyı da bir ziyaret edelim en azından görmüş özellik için teşvik eden ve onların bunları öğrenirken oluruz dedi. Ben de hatta itiraz ettiğimi hatırlıyorum, de eğlenmesini ön plana çıkaran bir turnuva FLL. hiç gerek yok, Sabancı Universitesi’nde tıp fakültesi İlk duyduğumda ne olduğunu anlamamıştım ama yok ki diye. Ama herşey farklı gelişti. Oryantasyon yaşayıp gördükten sonra diyorum ki umarım her programına aldılar bizi, okulu, olanaklarını anlattılar, sene bu tecrübeyi yaşama fırsatı yakalayabilirim. bölümleri tanıttılar. Tıp alanında kariyer istediğimi Çünkü Türkiye’nin ve toplumumuzun gerçekten böyle söylediğimde beni şuanda çalıştığım Prof.Dr.Ugur genç beyinlere, üretken beyinlere ihtiyacı var. Ve Sezerman ile görüştürdüler. Yaklaşık 2 saat bize böyle rekabetin tatlı olduğu, hırsa dönüşmediği bir bölümün ne olduğunu, ne anlama geldiğini ortamda olması ise FLL’yi özel kılan en önemli özellik. anlattı. Kafamda bir anda her şey öyle bir oturdu O yüzden böyle bir etkinliğin parçası olmak, her gelen ki, kampüsten ayrıldığımızda tamamen kararımı takımdan, takım bireylerinden farklı şeyler öğreniyor vermiştim ve tercihim de tek orası oldu ve Başarı olmak, ayrı bir tecrübe oldu benim için. FLL’yi TEMA bursuyla kabul edildim. Gerçekten büyük keyif alarak Vakfı proje koordinatörü Kenan Doğan’ın böyle böyle yaptığım bir mesleğim var. Ben akademide ilerlemek bir etkinlik bir turnuva var ilgilenir misin diye bana istiyorum. Üniversiteyi ve ortamını çok seviyorum bahsetmesiyle duydum. İlk işim araştırmak oldu, nedir ve araştırma yapmak bir şeyler üretmek bana büyük neler yapılıyor nasıl yapılıyor diye ve ilgilendiğimi bir haz veriyor. O yüzden, iyi ki de babam o gün beni belirttim. Sonra kendimi bir çok genç beynin arasında, dinlemeyip, arabayı Sabancı Üniversitesi’ne sürmüş onların yaratıcılıklarını düşüncelerini fikirlerini diyelim değerlendirirken buldum. Çok da güzeldi.


FAMILY HUG | 67 Fll dışında ne var güzellik yarışması ile gelen başka sosyal sorumluk projelerin oldu mu? Farkındalığına ulaştığımdan beri sosyal sorumluluk projelerine zaman ayırmaya çalıştım. Yarışmadan önce Bir Dilek Tut için gönüllü çalışıyordum, bir sene boyunca projelerinde çalışmıştım. O da çok değişik bir deneyimdi. Sonra NIKE Türkiye adına beni yarı maraton koşmak üzere SanFrancisco Kadınlar maratonuna gönderdi ve bu maraton dünyanın dört bir yanından bayan atletleri ve koşucuları misafir eden bir etkinlikti. Ve herkesin tek bir amacı vardı, o da lösemililer için bağış toplamaktı. Böyle bir atmosfer daha önce hiç yaşamamıştım. Herkesin tek yürek olması, birbirlerini desteklemesi, o kadar kalabalık içinde koşmak ve böyle bir amacın, hedefin bir parçası olmak ve Türkiye adına temsil ediyor olmak tarif edilemez bir duyguydu benim için. Çok zorlandım bitirirken 22 km’yi, ama bitirdiğimde “evet ben güçlüyüm ve bu maratonu bitirebildiysem her şeyi başarabilirim” duygusu almıştı tüm o yorgunluğun yerini .Çünkü bu kadar uzun mesafe daha önce koşmamıştım, evet ona göre antrenman yapmıştım, beslenme programımı ona göre düzenlemiştim ama bizzat yaşamak ve tecrübe etmek çok başka bir şeymiş. Tamamen yalnızsınız aslında ve kendinizle mücadele ediyorsunuz, beynin ‘çok yoruldun dur artık’ demeye başlıyor ve ona karşı bir savaş veriyorsunuz aslında. İşte bu maratonla gerçekten beyin gücüyle pek çok şeyin değişik algılnabileceğini, farklı hissedilebileceğini ve başarılabileceğini anladım. O yüzden benim için büyük bir farkındalık yaratan bir deneyim olmuştu. Maratona başlamadan önceki ve sonraki Melis arasında mental olarak epey fark vardı yani. Miss Turkey’de derece aldıktan sonra bahsettiğim gibi MissEarth dünya güzellik yarışmasında temsil edecektim ülkemi. Bu yarışmanın önemli kollarından bir tanesi de yarışmaya gitmeden önce katılımcılardan çevre ve doğaya duyarlılık konusunda neler yaptıklarını ne tip projelerde yer aldıklarını anlatan bir sunum ve kısa video hazırlamalarıydı. Çünkü yarışmanın sloganı “Bir amaç uğruna güzellik” idi. Burada 2012 yazında TURMEPA’ya üye oldum ve gönüllü olarak kıyı temizlemesi, çocukların deniz bilgisi konusunda bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi hakkındaki etkinliklerinde bulundum. Yazın İzmir Seferihisar’da bir haftalık bir kamp yaptık, yaklaşık 25 kadar çocuk ile. Hem eğlendik, eğlenirken de öğrendik ve öğrettik. Çünkü ağaç yaşken eğilir atasözü o kadar doğru ki. Büyüdükçe, çocukken yaşanılan deneyimler, tecrübeler farkında olmadan bilinçaltlarına yerleşiyor ve ömür boyu o öğrenilenler üzerine yeni taşlar inşa ediliyor... Önemli olan o temeli sağlam yapabilmek, yani en azından amacımız o, bu şekilde ulaşabildiğimiz kadar çok genç beyinlere ulaşabilmek ve toplumsal sorumluluk bilinci aşılayabilmek. Ben de genç neslin bir parçası olarak en büyük görevlerimden birinin bu olduğunu düşünüyorum. Bu misyonu taşımak ve aktarmak...

Güzellik yarışması bazen bir basamak olarak kullanılıyor, buradan çıkıp televizyonda özellikle, çok başarılı işlere imza atanlar var. Bir akademik kariyer yapıyorsun ama bununla beraber bu tip bir girişimin de olacak mı? Evet genelde bir basamak yolu olarak kullanıldığı doğru. Sonuçta değişik fırsatlar çıkabiliyor insanın karşısına özellikle modellik ve oyunculuk olarak değerlendirilmek üzere. Ama ben modellik yapmayı ve oyunculuk yapmayı düşünmüyorum. Çünkü akademi tarafım oldukça yoğun, vakit ayırmak oldukça zor olur benim için ve bu işlerde düzgün ilerlemek isteyenler her işte olduğu gibi zaman ayırmak, özen göstermek , disiplinli olmak ve emek harcamak durumundalar. Benim şu anda odaklanmış olduğum kendi işim var zaten, bilim yapmak. Bunun haricinde uygun zaman ayırabildiğim süreçte televizyonda kendi tv programımı yapmak gibi bir hayalim var, çünkü bilim ve teknoloji alanında Türkiye yeni yeni ilerliyor ve çok da güzel adımlar atmış durumda. Bunların biraz daha yayılması gerek, daha çok tanıtılması, insanların bu konuda bilgilendirilmesi gerek. Kendi çalışma alanımla ilgili ve sahip olduğum özellikleri de kullanabileceğim akademik kariyerimle de bütünlük oluşturan bir projede olmak, tabiki bana büyük mutluluk verir. İşte size bir sürpriz daha.Bir sonraki aydan itibaren Melis her ay yazıları ile artık Family Hug'ta olacak...


68 | FAMILY HUG

KÜÇÜK ŞEYTANLAR Benim çalışmalarımda en çok sorduğum soruların başında “Kendini nasıl tanımlıyorsun?” gelir. Kimi mesleğiyle tanımlar ERKAN SARIYILDIZ “Ben avukat bilmem kim.” “Ben şu, ben bu…..” Genelde de bu tanımlamalarda kötü Ya da kendisi ile ilgili kafasında yazdığı yok, hep iyi, hep güzel vardır. hikayelerle, “Arkadaşımın başarılarını kıskanan, başkalarının acılarından beslenen bir “Ben insanlara yardım etmeyi seven, kişiyim” yoktur bu tanımlamalarda. duygusal bir kişiyim” İşin ilginç olanı kişiler bu yönlerinin farkında değildirler.

Onlar bu yanlarını idealize edip bir formüle sokarak kendi haklılıkları penceresinden gördüklerinden, gördüklerinin kötü olduğunu bile anlayamazlar. Onlara göre bu tepkiler veya hisler doğaldır.

Çünkü tanımlarınız ihtiyaçlılıklarınız, ihtiyaçlılıklarınız da tutsaklıklarınızdır.

Bugün varoluşunuzu tanımladığınız yani varolmanızı koşulladığınız şeyler eğer bu geçici şeylere bağlı ise, hayatınızın her anı yaralanmaya müsait bir yumuşak karın ile yaşıyorsunuz demektir, sakın gözden kaçırmayın bu dediğimi.

Kendimi tanımlamamın ne sakıncası var ki? Kafamda BEN dediğimde ortaya çıkan bir resim Diğer bir tanımlama yolu da bana nasıl zarar verebilir. Peki o zaman sen kendini nasıl toplumun biçtiği rol ile, bulunduğu tanımlıyorsun? maddi imkanlar ile tanımlamaktır Dediğinizi ve bu dediklerime bir kendisini. Aile babasıdır, birinin anlam veremediğinizi biliyorum Ben tanımsızlığı seçiyorum kendi çocuğudur, bir şirketin sahibidir.……. ama bir düşünürseniz haklı adıma. Ya da çektiği acılarla tanımlar. olduğumu anlayabilirsiniz. Ve tanımsızlığın keyfini tabii ki. “Sen benim ne acılar çektiğimi bilir Kendinizi tanımladığınız şeyler Elimdeki şeyler, bulunduğum misin?”le devam eden arabesk aslında sizin varoluşunuzu konum, etrafımdaki insanlar söylemlerle karşınıza kendi resmini somutlaştırmak için olsa da olmasa da ben olarak çıkarır. tutunduklarınızdır. yaşayabilmenin özgürlüğünü ta Birinin babası anası olmak ile içerimde hissedebiliyorum. Kendimi Gerçekten bu soruyu kendinize sorun varolursunuz ancak, ya da bir tanımlamaların tutsaklığında ve tanımlamalarınızı bir kağıda yazıp mevki ile, bir konumla, bir maddi kalmadan, her an değişebilecek okuyun. varlıkla. bir yaşam yolunun olasılıklarının Bütün bu tanımlamaların geçici heyecanıyla duruyorum başım dik. Çünkü orada yazan şeyler size sizin birer varoluş kaynağı olduğunu Evrenin sonsuz imkanlarının zaaflarınızı, tutunduklarınızı, olmazsa gözden kaçırırsınız. ihtiyaçlılıklarınız için değil, olmazsa olmazlarınızı göstermektedir, yani da olabilecekleriniz için hazır bu yazdıklarınız özgürleşmenizi Bunlar elinizde kalmazsa beklediğini unutmayın. engelleyen küçük şeytanlarınızın kendinizi nasıl tanımlayacaksınız listesidir. o zaman? Sevgiyle kalın İş de, eş de, para da, mal da, mülk te her şey geçici…


FAMILY HUG | 69


70 | FAMILY HUG

kİTAP / fİLM / mÜZİK BOŞ KOLTUK J.K.Rowling

“Hayatta ne önemlid sordu Şişko, hayalle zun bir sessizlikten hoş bir şekilde dön “Seks” diye yanıtladı

“Hı hı” dedi Şişk “Düzüşmek. Önem dur.Türün davamını sağlamak. Çocuk ya mek.” DOĞAN KİTAP

MONSTER HIGH lISI HARRISON

Günlüğünüzü Nasıl Şapşalozlarsınız? RACHEL RENEE RUSSELL

Ya Okulunuzda Canavarlar Olsaydı!

Günlük sözcüğünü duyar duymaz aklınıza o mis kokulu, renkli sayfalarıyla kendisine bağlayan ve sırların paylaşıldığı ‘defterin’ geldiğine hiç şüphemiz yok! Ve bir de günlük yazmasıyla ünlü muhteşem kahramanımız Nikki Maxwell’in gözünüzün önüne geldiğine eminiz… Çünkü Nikki, gelmiş geçmiş en komik, en sıradışı ve de kendi deyimiyle en ‘şapşal’ kız, öyle değil mi?

Lisi Harrison’ın kaleme aldığı çok satan seri Monster High, tüm çılgınlığıyla devam ediyor!

DOĞAN EGMONT

DOĞAN EGMONT

Bieber Fırtınası İstanbul’da!

SEFİLLER

“Believe” turnesi kapsamında 2 Mayıs 2013 günü İTÜ Stadyumu’nda konser verecek olan Justin Bieber dünya çapında 15 milyonun üzerinde albüm satışı ile 2 yıldan fazla zamandır pop kültürüne ve sosyal medyanın yeni yüzü olarak hükmetmektedir. Konseri seyretmek için satışa sunulacak olan biletlerin yanı sıra, Justin Bieber ile tanışma ve fotoğraf çektirme olanakları da VIP paketleri ile satışa sunulacaktır.

Crood’lar, kendilerini o güne kadar her türlü tehlikeden koruyan mağaraları yok edildiğinde, uzun bir yolculuğuna çıkan, dünya üzerindeki ilk ailenin tarih öncesi ve komik maceralarını anlatıyor. Büyüleyici güzellikte bir tabiatta seyahat eden Crood’lar, fantastik yaratıkların da bulunduğu inanılmaz bir dünya keşfederler ve dünyaya dair tüm fikirleri değişir.


dir Arf?” diye erle geçenun sonra.Başı nen Andrew, ı.

ko neşeyle. mli olan buı... devamını apmak. Üre-

FAMILY HUG | 71

CANAN TAN HASRET

Sende KendİMİ Buldum Sylvia Day

HASRET mi, ÖLÜM mü deseler, Ölümü seçerdi. Tereddütsüz... Hiç gözünü kırpmadan. Ama ona soran olmadı ki... ... Gözyaşı romanın kahramanları kadar okuru da esir alıyor zaman zaman. Yaşanmış hikâyelerin tüm gücünü ve etkisini gözler önüne seriyor Hasret.

“Beni dinle Eva. Kimse senin kılına bile dokunamaz” dedi sertçe. “Kimse sana ulaşamaz. Bir daha asla.” Parmaklarım daha da sıkılaştı parmaklarının arasında.“Önce beni aşmaları lazım bunun için Eva. Ve bu asla olmayacak.”

DOĞAN KİTAP

DOĞAN KİTAP

...okumadan ayı bitirme


72 | FAMILY HUG

01 32. İstanbul Film Festivali

02

İstanbul Uluslararası Dans Festivali

İş Sanat Klasik, Caz ve Dans

Sürükleyici, rengârenk, heyecanlı, ödüllü filmler, baharla kapımıza geliyor! 200’den fazla film gözünüze görünmek, aklınızda yer etmek, sizi güldürmek, şaşırtmak, düşündürmek için sırada bekliyor. 32. İstanbul Film Festivali 30 Mart – 14 Nisan tarihlerinde 200’ü aşkın filmden oluşan kapsamlı bir programla sinemaseverlerle buluşuyor.

04

12 yıldır sunduğu zengin etkinlik programıyla İstanbul’un kültür ve sanat yaşamını renklendiren İş Sanat, 13. yılında yine birbirinden eşsiz sanatçıları sahnesine konuk etmenin heyecanıyla yeni sezonunu açıyor.

Amerika’dan Çin’e, Avrupa’dan Asya’ya dünyanın dört bir tarafından 5.000 dans severin katılacağı, ABD, Rusya, Kanada, Meksika, Brezilya, Venezüella, Japonya, Almanya, İtalya, Fransa, İspanya, İngiltere, Ukrayna, Kuzey Kıbrıs, Türkiye vb. ülkelerden en popüler 80 dans grubunun yer alacağı 2. İstanbul Uluslararası Dans Festivali, 4 - 7 Nisan 2013 tarihleri arasında Green Park Pendik Hotel’de gerçekleştirilecektir.

05 Yalnızlar Kulübü

18. İKSV Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nde ilk gösterimini yapan İkincikat, “Yalnızlar Kulübü” ile günümüz insanının sosyalleşme problemine değiniyor. “Hayat Ritmini Bul” adında bir kurs veren Demet Sağlam, 20 dersten oluşan bu kursunda hatıralar ve dürüstlük egzersizleri yapıp insanların kişiliğini açmaya çalışıyor...

15

08 Nilgün Belgün’le Aşk ve Komedi

Ne zaman? Nerede?

Nilgün Belgün’ün hayat hikayesinden ve anılarından yola çıkarak yazdığı ve büyük ilgi gören “İçimdeki Kadın Aşk ve Komedi” isimli kitabından sahneye uyarlanan “Nilgün Belgün’le Aşk ve Komedi” isimli müzikli danslı gösteride, Nilgün Belgün hayatını anılarını yaşadıklarını şarkılar ve danslarla kimi zaman hüzünlü kimi zaman kahkahalar eşliğinde anlatarak seyircileri ile buluşuyor…

Ne var?

NİSAN

21

19

Ankara Devlet Opera Balesi - Harem

CRR Senfoni Orkestrası - Rengim Gökmen

Harem, 1998 yılında Merih Çimenciler tarafından Osmanlının 700. yılı nedeniyle klasik Türk müziği üzerine iki perdelik bale eseri olarak tasarlandı. Bu eser günümüze kadar yaptığı temsillerde yurt içinde ve yurt dışında seyirciden yoğun ilgi gördü. Ülkemizi başta Shanghai Expo, Dortmund Staatsoper olmak üzere pek çok ülkede ve prestijli turnede başarıyla temsil etti.

Rus Kültürü Festivali’nin kapanış konserinde operanın usta ismi Hakan Aysev, Rusya’nın pek çok ödül sahibi genç yıldızı Evgeniya Dushina, Türkiye’yi yurt dışında başarıyla temsil eden, İtalya’nın ünlü operası “La Scala”da defalarca sahneye çıkmış olan Asude Karayavuz ve Moskova Çaykovski Devlet Konservatuarı Opera Tiyatrosu’nun başarılı sanatçısı Nikolay Efremov programlarıyla dinleyicileri şaşırtmaya hazırlanıyor.

Kıvılcım

Mustafa Erdoğan’ın Genel Sanat Yönetmenliği’ni yaptığı ‘’Anadolu Ateşi’’nin göz bebeği “Kıvılcımlar” gösterilerine devam ediyor. 21 Nisan’da Tim Show Center’da İstanbullu dans severlerle buluşmaya hazırlanan genç dansçılar hiç dinlenmeden haftada 3 gün Şişli’de kurulan Anadolu Ateşi Dans Akademisi’nde çalışmalarını sürdürüyor.

Kaynak ve biletler Biletix


FAMILY HUG | 73

Enis Hazan

İstanbul’da bir

JEDI

Çocukluğunuzda yaşadığınız, aklınızda kalan ve net olarak anlatabileceğiniz kaç anınız vardır? Eğer benim gibi hafızası çok iyi olmayanlardansanız, bu sayı sanırım 4-5 civarında olacaktır. Benim ise net olarak hatırladığım anılarımın tek bir ortak noktası var. Star Wars. Betamax video dönemlerinde annemle babamın, ben ve kardeşim için her hafta bu filmleri videotekten kiraladığını hatırlarım. Evde koltuğa yapışık bir şekilde, çocuk aklımla ışın kılıçlarına, uzay gemilerine, nedense korkmadan izlediğim Darth Vader’a hayran hayran baktığımı çok net olarak hatırlıyorum. 10’lu yaşlara geldiğimde harçlıklarımı biriktirerek evimizin yakınındaki oyuncakçı Jilber amcadan Star Wars figürleri aldığımı, eve gelip paketi büyük heyecanla açıp ortalığı dağıta dağıta oynarken, filmleri tekrar tekrar kendi içimde yaşadığımı da aynı şekilde hatırlıyorum. Star Wars çoğu zaman Star Trek ile karşılaştırılsa da ikisinin de bilim kurgu olması dışında başka hiçbir ortak yönü yoktur. Star Wars başlı başına bir fenomendir. Filmdeki karakterlerin, uzay gemilerinin, gezegenlerin, şehirlerin, silahların hepsinin ardında bir hikaye olduğunu ve bunların sayısız kitapta detaylı şekilde anlatıldığını biliyor muydunuz? Bu filmin altında yatan detaylar öylesine fazla ki; sadece araçlar, gemiler silahlar değil aynı zamanda Jedi ve Sith kavramları, bu iki düşman grubun eğitim sürecinden tutun da, ahlaki değerlerine kadar herşeyin anlatıldığı The Jedi Path ve The Book of Sith adlı iki kitap geçtiğimiz senelerde piyasaya çıktı. İkisi de Star Wars’a son derece yakışır görsellikte hazırlanan ve özel kutularında satılan bu kitaplarda, Star Wars’un yaratılış felsefesiyle ilgili merak ettiğiniz tüm bilgilere ve çok daha fazlasına da ulaşmanız mümkün. Tamamen hayal ürünü olan bir evrenin bu kadar ciddiye alınması, bence Star Wars’u büyük bir efsane yapan ve inandırıcılığını tetikleyen en önemli etkendir. Aradan 35 yıl geçmesine rağmen benim neslimden sonra bugünkü çocukların bile halen keyifle seyrettiği ve güncelliğini asla yitirmeyen inanılmaz bir sinema başyapıtıdır. 1970’lerin sonunda bugünkü teknolojinin yakınından bile geçmeyen bir film sektöründe, ince düşünülmüş detayları, çok geniş kadrosu ve büyük bütçesiyle bir bilim kurgu filmi yapmak sanırım bugünkü yapımcıların bile alamayacağı bir riskti.

Salonumun orta yerinde kendim boyadığım ve ölçülendirmek için uğraştığım birebir ölçülerde bir Stormtrooper 24 saat nöbet tutuyor!


74 | FAMILY HUG

koleksiyon Tamam k zorluyo değili

Fig

Filmin oyuncularından birkaçı bile bu filmin gişe başarısından şüphe etmişti. İlk çekilen serilerde Obi Wan Kenobi’yi oynayan Sir Alec Guiness’in filmle ilgili beklentileri o kadar düşüktü ki, biraz daha fazla para kazanabilmek adına filmin yapacağı gişeden yüzde almak üzere yapımcıyla anlaştı. Bu adımı bugün ailesine milyon dolarlar olarak geri dönüyor tabii ki de. Oyuncusu bile filmden şüphe ederken Lucas’ın inancıdır Star Wars’un başarısı. Devasa maketler, farklı ülkelerde kurulan setler, kalabalık bir oyuncu kadrosu ve muhteşem bir hikaye bir araya gelince ortaya çıkan eserin bu kadar büyük olmasından daha doğal ne olabilir ki.

farklı olarak onlar birer action figür olarak geçiyor literatürde. Odamda 7 tane farklı Star Wars uzay gemisi misinalarla tavanıma asılı, salonumun orta yerinde kendim boyadığım ve ölçülendirmek için uğraştığım birebir ölçülerde bir Stormtrooper 24 saat nöbet tutuyor ve yine salonumda 45 tane figür ve tamamını kendim tasarlayıp yaptığım, kardeşimin de mobilya kısmında bana lojistik destek sağladığı bir Hazan biraderler ortak yapımı olan Geonosis dioraması duruyor. Peki heps bu mu? Tabii ki de hayır. Çocukluğumdan beri hay Bugün ben 35 yaşındayım ve ne değişti? Büyük bir mutlulukla lini kurduğum, filmlerdeki versiyonuna sadık kalın diyebilirim ki hiçbir şey. Peki peki değişen bir şeyler var kabul yapılmış, müthiş detaylı gerçek metal saplı, açıldığınd ediyorum. Artık daha fazla oyuncak sahibiyim, ki oyuncaktan yükselerek filmdeki orijinal sesleri çıkartan 3 ışın kılıcı


numun en önemli parçaları arasında yer alıyor. kabul ediyorum hobi kavramının sınırlarını biraz or olabilirim ama inanın bana bu konuda yalnız im.

gür koleksiyonu deyip geçmeyin, çok zor bir hobi gerçekten. Çok fazla çeşit, çok fazla boy ve model var. 3.5 inç, 6 veya 7 inç, 1/6, 1/2, birebir gerçek ölçülerdeki figürler, büstler, polystone heykeller ve bunun gibi yüzlerce kategorisi var. Ben 6-7 inç civarındaki figürleri tercih ettim ve koleksiyonumu bu yönde oluşturdum. Burada bulamadığım figürler için Ebay yardımıma koştu ve sayısız figür getirttim. Tabii ki sonu gelmiyor ama bir yerden sonra daha seçici olmaya

si yanarak da ışığı ım da

FAMILY HUG | 75 başladım ve tabii ki koleksiyonuma yeni bir parça katmam artık daha seyrek gerçekleşen bir şey benim için. Star Wars temalı herhangi bir ürün gördüğümde mutlaka sahip olmak istiyorum. Filmlerin her birisini yüzlerce defa (repliklerin tamamını ezberleyene kadar) izledim ve halen devam ediyorum, müziklerini dinlediğim ya da bir yerde duyduğum zaman halen ilk seyrettiğim günkü gibi heyecanlanıyorum. Stormtrooper’ları koluma dövmesini yaptıracak kadar çok seviyorum. 2015’de gösterime girecek yeni bölümleri büyük bir heyecanla bekliyorum hatta o zamana kadar nasıl bekleyeceğimi bilemiyorum. Evet kabul ediyorum ben bir Star Wars manyağıyım ve dünyada milyonlarca benim gibi insan olduğunu bilmek de çok hoşuma gidiyor. Herkese de şiddetle tavsiye ediyorum. Güç sizinle olsun…Daima.. Enis


Hatırlatma Dergi içeriği sadece bilgilendirme amaçlı olup hiç bir şekilde tıbbi öneride bulunma amacı taşımaz. Derginin okuyucuları riski tamamen kendilerine ait olmak üzere dergi ve içeriğine erişmeyi kabul ederler. Derginin yazılması ve yayınlanmasında görev alan ve üçüncü kişiler erişimden ve/veya dergideki bilgilere güvenmelerinden kaynaklanan herhangi bir zarar ve/veya kayıptan sorumlu tutulamazlar. Dergi, diğer web sitelerine linkler ve köprüler içermektedir. Family Hug, söz konusu sitelerinin içeriklerinden ve bu sitelerden dolayı kaynaklanan herhangi maddi ve manevi zarar ve kayıplardan sorumlu tutulamaz. İçerikteki yazı ve resimlerin izin alınmadan, izin alındıktan sonra da kaynak gösterilmeden yayınlanması yasaktır.


Türkiye’nin tüm aileyi kucaklayan ilk online dergisi

FAMILY HUG www.familyhug.us

ÇEVRE DOSTU H&M VE YENİ CONSCIOUS ÇOCUK KOLEKSİYONU

Biradambirbebek

ÇABA

Nisan 2013 Yıl 1 Sayı 3

SIRADIŞI BİR GÜZEL MELİS DURASİ

BUTİKBEBE YÖNETİCİ ORTAĞI ÖZGÜR AKSAKALLI İLE İNTERNET ALIŞVERİŞİNİ KONUŞTUK

NİSAN

İstanbul’da bir

Dünya Otizm Farkındalık Ayı FAMILY HUG EXPO 2020 İZMİR ELÇİSİ

JEDI

FLL

FIRST® LEGO® League

YAŞLANAN NÜFUSA GENÇ ÇÖZÜMLER


Family Hug Nisan 2013