Page 1

Bir adam ve bebek arasındaki her şey

sonraki sayfa

Biradam Birbebek Haziran 2011 Yıl:1 Sayı:9

Babalar günü

Röportaj Tekstilci ve fotoğrafçı İhya Bozkurt ile çocukları üzerine konuştuk

Uçuk kaçık babalar günü hediyeleri

Anneden

Sağlık

Benim babam senin babanı döver

Bebeklerde emzik kullanımı

Makale Çocuklar neden resim çizer? Dr. Azize Nilgün Canel

Derya Akkaya’dan Babalar Günü

U

IN AY

*Sağlık

S NU

KO

*Moda

Diyabet

*Eğlence

*Alışveriş

*Beslenme


sonraki sayfa

İmtiyaz Sahibi Turcreative adına Cesur Doruk Genel Yayın Yönetmeni Cesur Doruk Editör İrem Gürel Doruk Tasarım Turcreative Reklam ve Pazarlama Cesur Doruk bilgi@turcreative.com Katkıda Bulunanlar Dr.Azize Nilgün Canel, İhya Bozkurt, Derya Akkaya, İrem Gürel Doruk Dağıtım biradambirbebek.com / issue.com İletişim info@biradambirbebek.com

sevgiyle


editordenMerhaba, Bu ay malum babalar günü, zaten derginin adı Biradambirbebek her tarafı da babalar ile dolsun istemedik ama bize ait birşeyler olmadan da olmazdı tabi:) Bu sayımızda tekstilci ve fotoğrafçı İhya Bozkurt ile çocukları, iş hayatı ve belgeseli üzerine keyifli bir sohbet yaptık. Türkiye’nin ilk baba klübü Club Biradambirbebek hakkında detaylar ilerleyen sayfalarda. Sağlık köşesinde bebeklerde emzik kullanımı ve Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan “Okulda Diyabet Programı”nı ele aldık. Ayrıca ayın konuk yazarı bölümünde Dr. Azize Nilgün Canel’den “Çocuklar Neden Resim Yapar” başlıklı çok faydalı bir makale var. Yaşam koçumuz Derya Akkaya’dan babalar gününe özel bir yazı da bu ayın konuları arasında. Her türlü soru ve görüşünüz için bir de mail adresi verelim info@biradambirbebek.com Cesur d.


sonraki sayfa

Kısaca Bu Sayıdakiler

Haziran Sağlık köşesinde bebeklerde emzik kullanımı konusunu ele aldık

Röportaj Tekstilci ve fotoğrafçı İhya Bozkurt ile keyifli bir sohbet

Makale Dr.Azize Nilgün Canel’den “Çocuklar Neden Resim Yapar” başlıklı çok faydalanabileceğiniz bir makale

Yaşam Koçumuz Derya Akkaya’dan babalar günü ile ilgili...

Ayın Konusu Diyabet. Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan Okulda Diyabet programı gayet başarılı...


Sosyal Sorumluluk


sonraki sayfa

Biradam Birbebek Derginin tüm geçmiş sayılarına www.biradambirbebek.com adresinden ulaşabilirsiniz.


Anneden

Benim babam senin babanı döver

Çocukken arkasına sığındığımız, birisi canımızı yaksa, saçımızı çekse şikayet ettiğimiz, minicik elimiz onun kocaman elinde kaybolurken büyük bir güven hissettiğimiz, matematik dersinin zor problemlerini onunla çözerken bir yandan sıkılan bir yandan da süper anlatıyor dediğimiz o adam: Babamız Biraz daha büyüyünce erkeklerin çaktırmadan parfümünü kullandıkları, odalarına sinen sigara kokusunu duymasın diye camları açtıkları, kızların eve biraz daha geç gelebilmek uğruna yalvarıp yakardıkları, ama onay duyulan güven, saygı ve sevginin hep arttığı o adam: Babamız Zamanla, oturup memleket meselelerini tartıştığımız, aile olmanın ne demek olduğunu, hayatta bizi ne gibi zorluklar beklediğini uzun uzun anlatan, kimlere güvenmemiz gerektiği konusunda dersler veren, arada sıkılsak da doğruyu söylediğini bildiğimiz o adam: Babamız Yaşlandıkça yüceleştiğini düşündüğümüz, ona danışmadan içimizin rahat etmediği, çocukluğumuzda geçirdiğimiz günleri konuşurken gözleri hafif nemlenen, çocuğumuzun dedesi, ailemizin büyüğü o adam: Babamız Daha neler söylenebilir neler, herkesin kendine ait bir baba tarifi vardır elbet. Ancak o tarifler ne kadar bize özel olsa da hepimiz avuçlarımızda o büyük adamın elinin sıcaklığını ve güvenini hissetmedik mi? Babalar günün kutlu olsun büyük adam; babam! İrem Doruk

8

biradambirbebek


Sosyal

sonraki sayfa

Club Biradambirbebek Dedik ki bir kulüp kuralım sadece babalar ve baba adayları katılsın. Mail grubunda bilgi birikimlerini paylaşalım, sorularımıza cevap bulup, sıkıntıları ve sevinçleri beraber yaşayalım. O da az gelir; eşlerden gizli kapaklı ara sıra toplanıp sohbet edelim, yiyelim, içelim, eğlenip sosyal ağımızı genişletelim. Güzel de bir isim bulalım buna, diyelim ki Club Biradambirbebek (Private Member Club). Bir mail adresiniz olması ve davette çıkan soruya içten cevap vermeniz gruba girmek için yeterli. İşte bunlar da adresleri; http://www.club.biradambirbebek.com mail grup: http://groups.google.com/group/clubbiradambirbebek

9

biradambirbebek


Ayın Konusu

Okulda Diyabet Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Derneği Okulda Diyabet Programını başlattı. Çok faydalı olduğunu düşündüğümüz programın amaçlarına geçmeden önce diyabet nedir tipleri nelerdir gibi başlıklara bakalım. Vücudumuzda kan şekerinin normal değerler arasında tutulmasını sağlayan insülinin salgılanmasındaki bozulma veya salgılanan insülinin iş görememesi sonucu, kan şekerinin açlık ve toklukta yüksek bulunmasıyla karakterli bir hastalıktır. İnsülin salgılanmadığı veya iş göremediği zaman, kandaki glikoz hücrelere giremez. Hücreler enerji ihtiyaçlarını karşılayamaz. Hücre düzeyinde “açlık” hissedilir. Bu durumda, enerji glikoz dışı “yağ” ve “protein”den elde edilmeye çalışılır. Yağların enerji kaynağı olarak kullanılması ile “keton”lar vücutta çoğalır. Hastaların nefesinde farklı bir koku (aseton kokusu) hissedilir. Proteinlerin yakılmasıyla hastalar halsizlik ve yorgunluk hissederler. Kan glikozu çok yükselince böbreklerden suyla birlikte atılmaya başlar. Hastalar sık ve bol miktarda idrar yapmaya başlar. Çok idrar yapma sonucu susuzluk artar ve hasta çok fazla su içmeye başlar.

10

biradambirbebek


Ayın Konusu

sonraki sayfa

İki tip diyabet vardır; Tip 1 Diyabet: İnsülin eksikliği sonucu oluşan ve çocukluk çağında en fazla görülen şekildir. Tip 2 Diyabet: İnsülinin etki gösterememesi sonucu oluşan, en fazla şişman erişkinlerde ve ergenlerde görülen şekildir.

Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Derneği tarafından başlatılan Okulda Diyabet Programının amaçları; Tip 1 diyabet, çocukluk çağının sık görülen kronik hastalıklarından olup tedavide insülin kullanılması, kan şekeri takibi gibi uygulamalar nedeniyle yakın takip gerektirir. Ülkemizde çoğu okul yaşında 15.000 civarında diyabetli çocuğun olduğu ve her yıl 1500-1700 civarında çocuğa Tip 1 diyabet tanısı konduğu tahmin edilmektedir. Tip 1 diyabet yakın takip gerektirmesi nedeni ile haftada 7 gün ve 24 saat bakımı gerektirir. Diyabetli çocuklar okula başladıklarında ise aynı şekilde kan şekerlerinin okul saatlerinde bakılması ve insülin yapılması uzun ve kısa dönemli komplikasyonların önlenmesi açısından önemlidir.

Bu nedenle okulda öğretmenlerin, yöneticilerin, okul hemşiresinin ve personelinin diyabet konusunda bilgili ve bilinçli olması diyabetli çocuğun hayatını kolaylaştırmanın yanı sıra okulda gelişebilecek ağır hipoglisemi diyabetik ketoasidoz gibi komplikasyonları ve sonuçlarını önler. Şimdiye kadar ülkemizde diyabetli okul çocuklarının okulda bakımları tamamen çocuğa ve ailesine bırakılmış olup, nadiren kişisel ilgisi olan sınıf öğretmenleri ve özel okullarda okul hemşireleri çocuklara yardımcı olmaktadır. Oysa diyabetli çocukların okul yaşamı boyunca sağlıklarının korunması ve kendilerini güvende hissetmeleri için öğretmenler ve ailelerin yakın işbirliğine ihtiyaç vardır.

11

biradambirbebek


Ayın Konusu Ayrıca Tip1 diyabetli çocuklara erken tanı konması ve tedavi gecikmesinde kaynaklanan sorunların önlenmesi için öğretmenlere görevler düşmektedir. Ülkemizde diyabetli çocukların okuldaki bakımı için hazırlanmış bir program bulunmamaktadır. Aşağıda belirtilen öneriler diyabetli çocukların okuldaki bakım ve izlemlerinin geliştirilmesi için hazırlanmış ve gerekli onaylar alınarak resmiyet kazanmış bir program niteliği taşımaktadır. Okul yöneticilerin bu program doğrultusunda gerekli önlemleri almaları gerekmektedir.

Ülke çapında yapılacak faaliyetler. 1. “Çocuklarda diyabet” bulgularına dikkat 5. Yeni tanı konan ve tedavisi yapılarak çeken afişlerin bütün okullara asılması taburcu edilen Tip 1 diyabetli çocuklara sağlanacaktır. öğretmenlerine ulaştırılmak üzere bilgilendirici bir mektup verilecektir. 2. “Öğrencim ve Diyabet” isimli broşür bütün okullara elektronik ortamda gön- 6. Ortaöğretim düzeyinde okutulan derilerek öğretmenlere ulaştırılacaktır. sağlıkla ilgili derslerde çocuklarda diyabet konusunun yeterince işlenmesi 3. Eğitim amacıyla hazırlanacak film bü- sağlanacaktır. tün okullara ulaştırılacak ve öğretmenlere yönelik “Çocuklarda diyabet” konulu 7. 14 Kasım Dünya Diyabet Günününde eğitim yapılacaktır. okullarda diyabet konulu etkinlikler yapılacaktır. 4. Okul çocuklarında Diyabet ve Okulda Diyabet Bakımı konusunda rehber 8. Öğretmenlere verilen ilk yardım kursu hazırlanarak bütün okullara gönderilecek- içinde “glukagon uygulama becerisi” kotir. nusunun yer alması sağlanacaktır.

12

biradambirbebek


Ayın Konusu

sonraki sayfa

9. Diyabetli çocukların ülke düzeyinde yapılan sınavlarda yaşayabileceği sorunlar konusunda sınav görevlilerine gerekli bilgilendirmeler yapılacaktır. 10. Adı geçen programa ve program dokümanlarına Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Derneği sitelerinden ulaşılması sağlanacaktır.


Sosyal Sorumluluk


Sağlık

sonraki sayfa

Bebeklerde Emzik Kullanımı Bebeğin doğum ile birlikte gelen en önemli refleksi emme refleksidir. Emme içgüdüsünü tatmin ettiğinden, emzik bebek için önemli bir rahatlatıcıdır, tabiî ki ileride bir bağımlılığa dönüşmediği sürece. Bu da aslında ebeveynlerin bilinçli davranış ve eğitimiyle, korkulacak ve endişe yaratacak bir durum değildir. Bağımlılığa dönüşen emzik kullanımı yaş ilerledikçe hem fiziksel hem de ruhsal sorunlara neden olabilir. Kullanırken dikkat edilmesi gerekenler; Yukarıda da değindiğimiz gibi uzun süreli kullanım ilerleyen zamanlarda fiziksel ve ruhsal sorunlara neden olabilir. Uzun süreli ve bağımlılık derecesinde kullanım fiziksel olarak diş ve damak sorunlarına, ruhsal olarak da iletişim problemi, konuşmada gecikme gibi olumsuz etkilere yol açabilir. Çocuğu emziğe bağımlı hale getirmemek aslında ebeveynin kontrolünde rahatlıkla sağlanabilir. Her ağladığında veya huzursuzlukta emzik vermemek, emziği ödül olarak kullanmamak ilk önlemlerden.

15

biradambirbebek


Sağlık Emzik çeşitleri; Genel olarak ikişer çeşitten bahsedebiliriz, damaklı ve damaksız olanlar, kauçuk ve silikon olanlar. Damaksız emzik genellikle anne memesi şeklinde olduğundan doğumdan sonraki süreçte bebeğin daha tercih ettiği bir meme şeklidir. Ancak 1 yaşından yani bebeğin dişlerinin çıkmaya başlamasından sonra meme damak üstüne baskı yaptığından damakta ve dişlerde deformasyona neden olabileceğinden damaklı emziğe geçiş yapılmalıdır. Kauçuk emzik ise daha doğal bir malzeme olduğundan tercih sebebidir, ancak yumuşak ve dişe dayanıksız olduğundan dişler çıktıktan sonra kolay deforme olabilir bu sebeple dişler ile beraber silikon emzik kullanılabilir. Temizlik; Emzik temizliği enfeksiyon kapılmaması için çok önemlidir. Silikon olan emzikler sıcak sterilizasyon aletle-rinde ya da kaynatılarak sterilize edilebilir. Kauçuk olanlar ısıya dayanıklı olmadığından özel sıvılar ile soğuk olarak sterilize edilmelidir. Uzun süreli aynı emziğin kullanımı yine enfeksiyon riski doğurabileceğinden deforme olmuş emzikler yenileri ile değiştirilmelidir. Emzik bebeğin emme refleksini tatmin ettiğinden önemli bir ihtiyaçtır. Az da olsa hiçbir şekilde emzik kabul etmeyen bebekler de olabilir. Bu koşulda zorla emdirmeye çalışmak, bunun için emziği şekere vs. gibi bebeği cezbedecek şeylere batırarak vermek yanlış bir davranıştır. En ideal kullanım süresi 2 yaştır. İki yaşından sonra kullanım, gelişimi olumsuz yönde etkilemeye ve bağımlılığa neden olabilir.

16

biradambirbebek


Makale

sonraki sayfa

ÇOCUKLAR NEDEN RESİM ÇİZER Bir çocuğun dünyasında sanatsal aktiviteler, özellikle de resim, yetişkin dünyasındaki algılanışlarından biraz daha farklı özellikler taşır. Çocuğun nesneleri ve şekilleri nasıl algıladığı ya da bilişsel gelişim süreci içerisinde sanat algısının nasıl gelişip şekillendiği sorularına vereceğimiz cevaplar, aynı zamanda çocuğun kendi dünyası içerisinde varoluş biçimi hakkında da ipuçları taşımaktadır. Bu varoluşun en önemli anahtarı ise, çocukta doğuştan varolan bir hazine niteliğindeki yaratıcı düşüncenin anlaşılmasını gerektirir. Önemli gelişim kuramcılarından Jerome Bruner, üç yaşından itibaren çocuğun hayal gücünü gittikçe daha fazla kullandığına dikkat çekmektedir. Hayal gücünün etkin kullanımı, çocuğun aktif ve sınırsız yaratıcılığıyla birleştiğinde, çocuk tarafından kendini ifade edebilmek amacıyla kullanılan doğal bir yaşantıya dönüşür. Bu dönemde çocuk, dil gelişiminin kazanımlarıyla birlikte, dünyasını nesnel olarak temsil edebilme yeteneğini de kazanmıştır. Çocuğa sunulan her türlü aktivite –boya kalemi, çamur, kil, su, oyuncak v.b.- çocuk tarafından zihninde var olan dünyanın dışarıya yansımaları için birer araç olarak kullanılmaktadır. Bruner, sekiz yaşla birlikte çocuğun dünyayı en üst düzeyde temsil edebilme yeteneği kazandığına da dikkat çekmektedir. Bu dönemin, sanatı meslek olarak seçen bir birey için son derece önem taşıyan sembolleri oluşturma veya semboller aracılığı ile düşüncelerini gerçeğe dönüştürme yeteneklerinin de kazanıldığı bir dönem olduğuna dikkat etmek gerekir. Çocukta bilişsel gelişimin seyrini en iyi açıklayan kuramcılardan birisi olan Jean Piaget ise, çocukların geçirdikleri değişik gelişim aşamalarının erişkinlerin düşünce biçimlerinden çok farklı olduğuna dikkat çekmektedir. Bilişsel gelişiminin zihninde basamak basamak yapılanan aşamalı yapısının, sanat algısının gelişimi üzerinde de etkili bir süreç olması kaçınılmaz gözükmektedir. Piaget’ye göre çocuk, çevresini inceleyen aktif bir araştırmacı konumundadır. Bu araştırma süreci içerisinde karşılaştığı her türlü yaşantı, zihninde “şema”lar yoluyla yerleşmektedir. Kişinin doğuştan getirdiği bir yetenek olan “uyum” mekanizması ise, çocuğun geliştirdiği şemaların duruma göre değiştirilebilmesine, uyarlanabilmesine yardımcı olmaktadır. Bu bağlamda çocukların kağıda yansıttığı resimlerin, zihinlerinde karşılık bulan şemaların bir yansıması olduğunu söyleyebiliriz.

17

biradambirbebek


Makale Dolayısıyla çocuğun nesneyi nasıl çizdiği değil, çizdiği nesnenin neyi temsil ettiği önemlidir. Yani kağıdın üzerindeki kocaman bir mavi yuvarlak, yetişkin bir beyinde mavi bir yuvarlaktan ibaretken, çocuğun sahip olduğu şemalarında karşılığı bir balon, bulut, oyuncak bebeğinin mavi gözü veya en sevdiği topu olabilir. Bu yaklaşım aynı zamanda bize, çocukların resimlerinde ortak olarak rastladığımız bazı çizimler hakkında da bir fikir sağlayabilir. Örneğin pek çok çocuğun gözünde güneş sapsarı, bulut mavi, yapraksa yeşildir. Ara renklerin resme yansıtılamamasının sebebi, dışardan bakıldığında basit olarak bu şekilde görünmelerinin çocuğun zihninde aynı şekilde basit şemalar yaratması olduğu söylenebilir. Çocukların özellikle okul öncesi ve ilk çocukluk dönemleri içerisinde resim çizmeye verdikleri önem ve dikkat, yaşamlarının başka dönemleriyle karşılaştırıldığında oldukça kayda değer gözükmektedir. Bir daha belki asla eline almayacak olduğu boya kalemlerine bu yaş döneminde gösterdiği bu yoğun ilgi, “çocuğun neden resim çizdiği” sorusunu da akla getirmektedir. Piaget’e göre resim yapmak, çocuk için simgesel bir oyundur. Çocuğun bu oyunda ortaya koyduğu şey ise, duygusal ve düşünsel yaşamıyla ilgili zihninde o şekilde var olan imgeleridir. Çocuk yaptığı resimde, nesneye veya yaşantıya ait kendine özgü yorumunu ve biçimini kullanmaktadır. Bu noktada çocuğun neden resim çizdiği sorusuna vereceğimiz cevap, çocuğun sanatsal kaygılarla çizmediğini, sadece zihninde var olanı yansıtabilmek amacına sahip olduğu gerçeğini içerebilir. Dış dünyayı kavrayıp içselleştirmeye çalışan çocuk, bu kavrama çabasını kağıda da yansıtmaktadır. Kavrayışında, yaşına, dolayısıyla bilişsel gelişimine uygun algısal yansımalar görülebilir. Örneğin o anda vurgulamak istediği şey evin içindeki herhangi bir yaşantıysa, bu evin duvarlarını şeffafmış gibi algılayıp çizmesine sebep olabilir. Ya da kendisini sık sık döven babasını vurgulamak istiyorsa, babanın elleri vücuduna göre çok daha büyük ve yetişkin bir göz için orantısız olabilir. Oysa bu görüntü sadece çocuğun algısının bir yansımasıdır. Karnı acıkan çocuğun masanın üzerindeki meyve tabağını masadan daha büyük çizmesinde olduğu gibi, bazen algı, ihtiyaç duyulanı yansıtıyor da olabilir. Bu anlamda sanatsal aktivite, özelliklede resim, çocuğun iç dünyasını bize yansıttığı bir ayna olma özelliği de taşır. Özellikle son yıllarda sanatsal aktivitelerin terapötik ilişki içersinde projektif birer teknik olarak sıklıkla kullanıldıkları görülmektedir. Sanat dolaylı anlatımıyla, çocuğun iç dünyasında dile getirmekte zorlandığı ihtiyaç, beklenti, hayal kırıklıkları ve travmaları yansıtabilmesi için işlevsel bir zemin hazırlayabilmektedir.

18

biradambirbebek


Makale

sonraki sayfa

Çocukların bilişsel gelişim aşamalarına paralel olarak, somut işlemler dönemiyle birlikte nesneleri yavaş yavaş oldukları gibi kopyalama, benzetme eğiliminde oldukları söylenebilir. Ergenlik çağının bir özelliği olan soyut düşünce ise, ergenin gerçeği kendi istediği şekilde yorumlayabildiği soyut bakış açısını, resimlerine kazandırmaya başlar. Dolayısıyla resim aynı zamanda çocuğun bilişsel gelişimi hakkında ipuçları da sunan bir araçtır. Çocukların evrensel bir ortaklıkla aynı dönemlerden geçtiği resim gelişim basamaklarında birinci evre, 2-4 yaş arasında başlayan “karalama evresi”dir. Bu yaşta gelişigüzel içgüdüsel karalamaların kağıt üzerinde yer aldığı görülür. Bu dönemde çocuğun motor becerileri henüz tam olarak gelişmemiştir. Zihin-kas koordinasyonunu tam olarak sağlayamadığı bu dönemde, kağıt üzerinde bıraktığı izlerden oldukça zevk alır. Üç dört yaşlarında motor becerilerinin yavaş yavaş gelişmesiyle beraber çizdiği şekillere olan hakimiyeti de gelişmeye, böylece çizdiği şekillere anlamlar yüklemeye başlar. 4-7 yaş arasında başlayan “şema öncesi dönem”, büyük dairesel çizgilerle dikkat çeken bir dönemdir. Yuvarlak bir kafadan çıkan kol ve bacaklarla başlayan ve yaşla birlikte gelişip zenginleşen bu evrede insan çizimleri oldukça orantısızken, altı yaş civarına doğru resimdeki oranlar daha gerçekçi bir hal almaya başlar. 5-7 yaş arasının bir diğer tipik özelliği ise resimde saydamlığa rastlamamızdır. Yani çocuk bir evin içinde göstermek istediği her şeyi duvarları şeffafmışçasına çizerek gösterebilir. 7-9 yaş arasında seyreden “şematik dönem”de ise, somut işlemsel dönemin bilişsel düzeydeki etkileri çocuğun resimlerine de yansımaya başlar. Bu dönemde nesneler artık daha fazla belirgin, sade ve basittir. Çocuk nesneleri ana hatlarıyla basitçe gösterme eğilimindedirler. Bu dönemde göze çarpan bir başka gelişme de, çocuğun kendisini mekan içinde algılayışının bir göstergesi olabilecek “yer çizgisi”ne ait ip uçlarına resimlerinde rastlanmasıdır. 9-12 yaş civarında, çocuğun çizdiği resimlerde gerçek oranlara dikkat etmeye başladığı, renklerde ve ayrıntılarda gerçeğe bağlı kalınmaya gayret ettiği bir dönem olan “gerçekçilik dönemi” yaşanır. Çocuk bu dönemde gördüğü nesneyi kağıt üzerine geçirmekte hassasiyet göstermeye başlamakta ve taklit içeren çizimlerini beğenmeme eğilimi gösterebilmektedir. Bu dönemin bir diğer özelliği de resimlerde cinsiyet rollerine uygun konu seçimlerine özen gösterilmesidir. 12-14 yaş arasında ise “görünürde doğalcılık dönemi” başlar. Bu dönemde ise, resimlerde daha fazla orantı ve perspektif, daha fazla renk kullanımı, ufuk çizgisinin resimlerde yer alması gibi ayrıntılı çizimler dikkati çeker.

19

biradambirbebek


Makale Sanatın sadece bir oyun veya eğitim aracı olmanın ötesinde bireyin geleceğinde de var olan bir unsur olarak yer alması, kişinin yaratıcı düşüncesini yetişkinlikte de sürdürmesiyle mümkün olacaktır. Sanat uygulamaları yalnızca çocuklukta ihtiyaç duyulan araçlar değildir. Sanatın her türlü şekliyle -ister bir uygulayıcı, ister bir dinleyici, izleyici, hobi sahibi v.b. olsun- yetişkin dünyasında yer alması, bireyin ruh sağlığını korumasının ve depresyonla başa çıkmasının anahtarlarından birisi olacaktır. Çocuklukta bu kadar ilgi ve istekle karşılanan sanatsal uygulamalar, yetişkin hayatta da sağ beyni uyaran faaliyetler olarak oldukça zevk alınan araçlar olabilirler. Bunun için yaratıcı düşüncenin yetişkinliğe ulaşana kadar aktif kalmasına, kaybedilmemesine ihtiyaç duyulacaktır. Yaratıcılık her insanda var olan ve geliştirilmeye müsait bir düşünce sistemidir. Zekanın değiştirilemez potansiyeline karşılık yaratıcılığın sınırsız gelişime açık potansiyeli, yedi yaşına kadar bir çocuğun zihninde zaten kendiliğinden aktif olan ve kullanılan bir niteliktedir. Sağ beynin aktif bir faaliyeti olan yaratıcılık, sol beyin aktivitelerine uygun bir şekilde planlamış ve sağ beyin içeriklerine yer vermeyen okul ortamında gittikçe körelmeye başlar. Yedi yaşına kadar yaratıcılığını aktif bir şekilde kullanan çocuk, üniversiteden mezun olduğunda yaratıcılığının en az %50’sini kaybeder. Beynimizin her iki yarı küresi, birbirinden farklı özelliklerin kullanımında aktif haldedir. Aslında her iki yarım küreyi de kullanırız. Ancak birini daha aktif kullanma eğilimi gösteririz. Beynimizin hangi yarıküresini daha aktif kullandığımız ise, duygularımız, düşüncelerimiz, eğilimlerimiz hatta yeteneklerimiz üzerinde etkili olmaktadır. Duygular, iletişim, paylaşma, düşler, içgüdüler, sezgiler ve yaratıcılık daha çok sağ beyin tarafından yönetilir ve bu özelliklerin okul ortamı tarafından desteklendiğini söylemek çok zordur. Okul daha ziyade, mantık, çözümleme, dilsin, analiz, gerçekçilik, ayrıntı gibi özellikleriyle sol beyne yönelik bir ortam sunar. Oysa yaratıcı düşüncesi gelişmiş olan bireyler yaratıcılığın en temel özelliklerinden birisi olan diverjant düşünebilme yetenekleri sayesinde, hayat problemleriyle daha kolay başa çıkabilmekte, özgüvenleri ve benlik algıları daha yüksek olabilmektedir. Diverjant düşünebilme yeteneği yaratıcı bireye, bir problemin çözümüne giden birden fazla yol olabileceği fikrini kazandırmakta ve böylece birey herkesin denemediğini deneyebilme cesaretini gösterebilmektedir.

20

biradambirbebek


Makale

sonraki sayfa

Bir nesneyi gerçek görünümü dışında yorumlayabilmekte, herkesten farklı bir hareket, biçim, renk kazandırabilmekte, böylece ortaya çıkardığı ürünün orjinalliğini arttırabilmektedir. Bu özelliğiyle yaratıcılık, sanat penceresinden bakıldığında sanatçıyı farklı kılan niteliğin ta kendisidir ve sağ beyin fonksiyonlarının desteklenmesi gerekliliğini bir kez daha haklı kılar. Anne babanın veya öğretmenin ev ve okul ortamı içerisinde yaratıcılığı desteklemesi, en azından sağ beyin fonksiyonlarını durdurmaktan kaçınmaya özen göstermesi mümkündür. Çocuğun yaptıklarının ve yarattıklarının kıymetli görülmesi, küçümsenmemesi, özellikle kişinin kendine ve ortaya çıkarttıklarına olan inancını yitirmeden özgün eserler vermeye devam edebilmesi için gereklidir. “Bu işe yaramaz”, “Acaba başkaları ne düşünür?” “Resim çizmekle oyalanacağına biraz matematik çalış”, “Gitar dersi mi! Büyüyüp de çalgıcı mı olacaksın” gibi bir yaklaşım, çocuğun içinde var olan eğilimi küçümsemesine ve derinlerde bir yerlere gömmeye çalışmasına sebep olacaktır. Pek çok yetişkin yaşları belli bir olgunluğa erdikten sonra, kendilerine iyi geleceğini derinden hissettikleri hobilere hayatlarında bir yer açma isteğini şiddetle hissetmeye başlar. Aslında aradıkları bir zamanlar bir yerde bastırılmış olan yaratıcılıklarıdır. Çünkü yaratıcılığın başlıca nedeni Rogers’ın da (1959) belirttiği gibi kendini gerçekleştirme eğilimidir. Başarılı sanatçılar, çocukluk çağlarında sanat için şekillenmeye hazır beyinleri olumlu koşullarda desteklenmiş veya olumsuz koşullarda kışkırtılmış bireylerdir. Hayat boyu biriktirdiklerini sanat yoluyla yansıtabilmeleri için gerekli olan içgüdülerini, sezgilerini, duygularını, düşlerini bastırmamayı öğrenmiş olmaları, onları ilerde yaratacaklarına hazırlamaktadır. Yaratıcı düşüncesi durdurulmadan yetiştirilmiş bir neslin yaratabileceği duyarlılık ve sanat dolu bir gelecek, belki de hemen herkesin hayalini kurduğu barış dolu toplum için de bir anahtar niteliği taşımaktadır.

21

biradambirbebek


Makale KAYNAKLAR: Aydın, B. 2005 Çocuk ve Ergen Psikolojisi. Atlas Yayın Dağıtım, Ankara. Canel; A. N. 2005. (Editör: Prof. Dr. Betül Aydın) Yaratıcı Düşünce ve Problem Çözme Grup Çalışması. Ergenlikten Yetişkinliğe Grup Çalışmaları. Nobel Yayın Dağıtım. İstanbul. Craft, A. 2005. Creativity in Schools: Tensions and Dilemmas. Routledge, U.S. Csikszentmihalyi, M. 1996. Creativity: Flow and the Psychology of Discovery and Invention. Harper Collins Publishers, Inc., New York. Davaslıgil, Ü. 1989, “Yaratıcılık ve Oyun” Eğitim ve Bilim Dergisi, Sayı:71, Ankara Draper,W. D. 1985, “A Cursory Review of Current Creativity Research” The Creative Child and Adult Quarterly,Vol:10, No:2 Herrmann, N.1990,”The Creative Brain” The Neal Herrmann Group, North Carolina. Keskin, S.P. 2003. Çocuk Çizgilerindeki Giz Çöp Çocuk. Boyut Kitapları. İstanbul. Malchiody, C.A. 1998. The Art therapy Sourcebook. Lowell House, NTC /Contemporary Publishing Group, Inc. , Illınoıs, USA. Rawlinson, G.1995, “Yaratıcı Düşünce ve Beyin Fırtınası” Rota Yayın Tanıtım, İstanbul. Samurçay, N. 1983, “Okul Öncesi Eğitimde Yaratıcı Etkinliklerin Önemi” Okul Öncesi Eğitim Ve Sorunları, Türk Eğitim Derneği Yayınları, Ankara. Sungur, N.1992, “Yaratıcı Düşünce” Özgür Yayın Dağıtım, İstanbul. Yavuzer, H. 1986, “Yaratıcı Çocuğu Sever misiniz?” Yaşadıkça Eğitim, Sayı:1 İstanbul. Yavuzer, H. 2000. Resimleriyle Çocuk. Remzi Kitapevi, İstanbul. Dr. Azize Nilgün Canel M.Ü.Eğitim Bilimleri Bölümü Psikolojik Danışma ve Rehberlik Ana Bilim Dalı nilgun.canel@marmara.edu.tr

22

biradambirbebek


Sosyal Sorumluluk

sonraki sayfa


Hediye

Babalara ne alınır? Babalar günü için uçuk kaçık hediye seçenekleri

Bu alet ile babamız evde kendi meyveli sodalarını yapabilir. Fiyatı:150 TL

Üzerinde bebek el ve ayak izleri olan kravatlar. Fiyatı:65 TL

Waffele için 2 yumurtayı köpürene dek çırpıyoruz, içine 1 su bardağı süt,1 tatlı kaşığı şeker ve aldığı kadar un ilave edip karıştırıyoruz. (Unu karışım koyu bir boza kıvamına gelene dek ekleyin.)

Babanıza kendi elleriniz ile mevsim meyveli bir waffle hazırlayabilirsiniz.

Karışımı var ise waffle pişirme ızgarasına yok ise ocak üzerindeki bir tavaya yarım parmak kalınlığında dökerek her iki yönünü pişiriyoruz. Bu karışımdan orta büyüklükte 6-7 adet waffle çıkarabilirsiniz.

24

biradambirbebek


sonraki sayfa

Hediye

Deri Cüzdan 65 TL

Babanız için balkonda ufak bir sera yapabilirsiniz. Fiyatı:35 TL Laptop sehpası 60 TL Günün tüm yorgunluğunu alacak harika bir masaj yastığı. Fiyatı:250 TL

İçki soğutma taşları 45 TL

25

biradambirbebek


Röportaj

İhya Bozkurt Tekstilci ve fotoğraf sanatçısı İhya Bozkurt ile iki çocuğu üzerine konuştuk...

....bez de değiştiriyorum beslenmelerine de yardımcı oluyorum bir tek emziremiyorum :).....

İhya öncelikle hayırlı olsun ikinci bebek, ne kadar oldu? Tesekkur ederim darısı basına. Ali Mert bebek 1 Mart’ta doğdu, hemen hemen 3 aylık oldu.

Evdeki erkek sayısı bir anda arttı, Perihan ne diyor bu duruma? Perihan çok mutlu bu durumdan ama bir yandan da ben 3 erkekle ne yapacağım diye söylenip latife ediyor.

İki bebek arası çok uzun değil, dolayısıyla bakımları da zor oluyordur, ne kadar yardımcısın bakıma? Evet, Ömer Emre 4 yaşında, daha bebek sayılır. 2 bebekle zor oluyor inkar edemem. Çocuklarımın bakimlarina yardımcı oluyorum; bez de değişiyorum beslenmelerine de yardımcı oluyorum, ama bir tek emziremiyorum :)

26

biradambirbebek


Röportaj

sonraki sayfa

Ömer Emre nasıl karşıladı kardeşini? Süper karşıladı, tabii biz önlemimizi önceden aldık, hastane odasına bir sürü oyuncak vs getirdik kardeşin sana getirdi muhabbetine iyi oldu. Kardeşini kıskanıyor tabi ki sağlıklı bir insanın kıskanması gerektiği kadarıyla. O iyice büyüdü tabi artık, neler yapıyorsunuz evde ve dışarıda beraber? İşe geliyor mu seninle ara sıra? Evet zaman buldukça vakit geçiriyoruz. Kışın pek dışarıya çıkamıyoruz; hem günler kısa hem de okula gidiyor. Benimle işe de geliyor tabi ki, mesela yarın beraber gideceğiz. Biz beraber gittiğimiz zamanlarda kuzeni de geliyor hep beraber güzel vakit geçiriyoruz. İnternetle aran nasıl? Neler yapıyorsun sanal alemde? İnternetle aram hep iyi olmuştur, günümüzde internetsiz hayat zor geliyor, internet pek çok şey için çok büyük kolaylık. İşin dısında hobilerimle alakalı girdiğim siteler var, ayrıca kendime ait 2 sitem de var . Çok ufak yaşta elektronik aletlerle tanışıyor artık ufaklıklar. Sizde durum nasıl? Ömer Emre ilgili mi? Ömer Emre çok ilgili, iPad, Psp, Ps3 le arası çok iyi diyebiliriz.

27

biradambirbebek


Röportaj Otomobil ve fotoğraf tutkunu biliyorum, nasıl gidiyor? Ne kadar vakit ayırabiliyorsun hobilere? İkisi de zaman buldukça devam ediyor... Sen de bilirsin fotograf çok güzel bir sanat. E tabiki Sultan, yani bekar oldugum zamanlardaki gibi zaman ayıramıyoruz, hem iş hayatı hem ev hayatı pek zaman kalmıyor fotoğrafa da Para versen ayağına gelmez sen kalkıp gideceksin :) Bir de belgesel çalışması biliyorum, onda durum nedir? Sorduğun belgesel çalışmasını tamamladım. Şimdi Doğu Londra hakkında bir çalışmam var. Fırsat buldukça Hanım'dan izin alıp kısa kısa gidip geliyorum. İş hayatı nasıl gidiyor? Tekstilde 2011 nasıl geçecek? Üretime devam ediyorsun, 2011 ve sonrası için yeni bir marka planın var mı? İş hayatı güzel gidiyor evde çorba kaynıyor kimseye muhtaç değiliz çok şükür. 2011’ de pamuk fiyatlarının dengesizliğinden dolayı tekstil rolantide gidiyor. Herşeye rağmen yatırımlar, projeler olacaktır... Keyifli sohbet için çok teşekkürler Ben teşekkür ederim

28

biradambirbebek


Sosyal Sorumluluk

sonraki sayfa


Yaşam Koçu

Babam... Babam, içindeki ben ile konuşan, yürüyüşü dik, gururlu, ayrıntılara önem veren, her zaman özenli ve şık giyinmeyi seven, çiçeklerle konuşan, hayattan keyif almayı seven ve sevdiren, insanlara yakın, üşenmeyen, hayal kuran, saygısızlığa hiç tahammül edemeyen, ülkesini çok seven, İstanbul’a söz söyletmeyen, duygusal, paylaşmayı seven, sevgiye inanan, ağlamayı bilen, okumayı çok seven, tatlılardan vaz geçmeyen , yeğenlerini çok seven, evlatlarına çok düşkün, bu dünyadan göçüp giden anneannesini, babasını, annesini, kardeşini ve güzel eşini çok özleyen aşkı bilen bir erkektir. Hem doğrularım hem de yanlışlarımla beni olduğum gibi kabul eden, sevgisini yarın değiştirmeyen, her zaman arkamda olacağını bildiğim tek erkek , babam … Zafer Akkaya , babalar gününüz kutlu olsun Babalar gününüz kutlu olsun… Yaşamınızdaki öznelere dikkat edin Sevgilerimle, Derya AkkayaYaşam Koçu deryaakk@gmail.com

30

biradambirbebek


Yasal

Yasal bıdı bıdılar Dergi içeriği sadece bilgilendirme amaçlı olup hiç bir şekilde tıbbi öneride bulunma amacı taşımaz. Derginin okuyucuları riski tamamen kendilerine ait olmak üzere dergi ve içeriğine erişmeyi kabul ederler. Derginin yazılması ve yayınlanmasında görev alan ve üçüncü kişiler erişimden ve/veya dergideki bilgilere güvenmelerinden kaynaklanan herhangi bir zarar ve/veya kayıptan sorumlu tutulamazlar. Dergi, diğer web sitelerine linkler ve köprüler içermektedir. Biradambirbebek, söz konusu sitelerinin içeriklerinden ve bu sitelerden dolayı kaynaklanan herhangi maddi ve manevi zarar ve kayıplardan sorumlu tutulamaz. İçerikteki yazı ve resimlerin izin alınmadan, izin alındıktan sonrada kaynak gösterilmeden yayınlanması yasaktır. Demedi demeyin

Biradambirbebek Dergi Haziran Sayısı  

Bir baba ve bebek arasindaki hersey

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you