Issuu on Google+

ÖZCANLAR

Minibüs-Otobüs İşletmeciliği Sahil Gülü, Doğuş, Metro İSTANBUL-ANKARA-SAMSUN KASTAMONU-KARABÜKZONGULDAK

Atatürk Bul. No: 28 Çatalzeytin 0366 516 12 45 0366 516 23 24 0366 516 10 14

0366 516 1014-516 12 45

Atatürk Bul. 20/B Çatalzeytin

30 HAZİRAN 2010

ÜÇ ETKİNLİKTE AKÇAY HES’E ‘DUR’ DEDİK

YEREL ÝLETÝÞÝM TURÝZM GAZETESÝ

“EL ATINA BİNMİŞ, YELE YELE İNMİŞ .” YÖREMİZ ATASÖZÜ

05 HAZİRAN 2010’DA SUÇATI DOĞA YÜRÜYÜŞÜ VE DEFNE’DE BİLGİLENDİRME TOPLANTISI YAPILDI 20 HAZİRAN 2010’DA İSTANBUL’DA HES KONUŞULDU 25 HAZİRAN’DA ANKARA’DA ÇEVRE BAKANLIĞINDA ÇEVRE PROTESTOSU YAPILDI

28. YIL /

1.00 TL. KDV Ýçinde

/ SAYI : 316

HES KONUSUNDA SAĞIMA SOLUMA SAKLANAN EBE Harun ÜNLÜ h-unlu@hotmail.com

26-27 Haziran 2010 tarihlerinde Ankara’da önemli bir buluşma vardı ve ben de ordaydım. Buluşmayı TMMOB düzenlenmişti. ÇEVRE DİRENİŞLERİ BULUŞUYOR başlıklı bu buluşmaya ülkenin her yanından doğasına sahip çıkan, duyarlı ve özverili yurttaşların oluşturdukları platformların temsilcileri katıldı. Kimler yoktu ki, Bergamalılar, Edremitliler, Artvinliler, Sinoplular, Gümüşhaneliler, Kemaliyeliler, Turgutlulular, Gebzeliler, Bartınlılar, Erzinliler, Afşinliler, Pazarcıklılar, Dersimliler, Samandağlılar, Mersinliler,Hasankeyfliler ve daha birçokları… İnşaat Mühendisleri Odası salonunu dolduran bu insanların tek dertleri vardı : doğalarını yağmadan korumak. Başka bir deyişle, canlı yaşamını hiçe sayarak doğayı yağmalamaya kalkışan yabancı sömürgecilere ve onların yerli işbirlikçilerine, yardakçılarına dur demek. Ülkeyi çekirge sürüsü gibi baştan aşağı sarmış onbinlerce ruhsatlı (!) doğa yağmacılarına karşı canlı yaşamının vazgeçilmezi olan doğayı korumak. Kirli çıkarları için milyonlarca ağacı kesmeye hevesli, dereleri boruların içine tutsak etmeye hazır hırsızlara karşı , yalnız bırakılmış halkı, kendi geleceğine sahip çıkmaya çağırmak. Çünkü emperyalistler, yerli işbirlikçileri ile kol kola verip halkı korkutmaya, susturmaya ve akıl almaz yalanlarla kandırmaya soyunmuş durumdalar. Çünkü emperyalistler ve yerli işbirlikçileri bu güzelim ülkeyi yağmalamakta direnmektedirler. Kendi geleceğine sahip çıkacak halkı, toplumun güvenliğinden sorumlu kolluk güçleri ile karşı karşıya getirmekten çekinDevamı Sayfa 8’de memektedirler.

NİLAY DİNÇER ANKARA’DA YAŞAMINI YİTİRDİ Karın ağrısı, ishal ve bulantı şikayetleri başlayan evli ve

Suçatı Doğa Yürüyüşü ( Fotoğraf :Doğan ÖZBAY )

SUÇATI DOĞA YÜRÜYÜŞÜ Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri 2911 sayılı kanuna uygun olarak Çatalzeytin tarihinde ilk etkinlik gazetemiz Çatalzeytin Mektubu tarafından gerçekleştirildi. 29 Mayıs 2010’da yapılacağını duyurduğumuz “Suçatı Doğa Yürüyüşünün, Açık Öğretim Sınavlarının ve İstanbul Çatalzeytin Derneklerinin piknik düzenlemelerinin aynı tarihe alınması nedeniyle bir hafta ertelendi. Çatalzeytin Aşıkları Çevre Platformu tarafından düzenlenen “Akçay HES Bilgilendirme Suçatı Doğa Yürüyüşü” 05 Haziran 2010 tarihinde yapıldı. Doğa yürüyüşü ve bilgilendirme toplantısına Kastamonu’dan Küre Dağı Dostları Platformu üyeleri Av. Evren Karaahmet, Arkeolog-Yazar Mustafa Afacan, Arkeolog-Yazar Murat Karasalihoğlu, Kastamonu Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Miraç Aydın ve Ankara Çatalzeytinliler Derneği Başkanı İbrahim Er, Eğitimci-Yazar

Harun Ünlü katıldılar.

Mazhar ÖZCAN Akçay,şŞiirini okurken

Saat 11:30’da Çatalzeytin’e 20 km uzaklıktaki Akçay’ın iki ana kolunun birleştiği Suçatı’ya araçlarla hareket edildi. Burada çevre köylerden gelen vatandaşlarla beraber yürüyüş yapıldı. Yürüyüşten sonra yüklenici firma “HES Enerji Üretimi San. Tic. Aş.” tarafından yolu da yapılan, Kızılcakaya köyü Tüğmenoğlu mahallesi altına, HES havuzunun yapılacağı noktaya gidildi. Suçatı doğa yürüyüşü ve gezisinden sonra saat 13:30’da dönüş yapıldı. Defne’deki bilgilendirme toplantısı saat 14:30’da başladı. Bilgilendirme toplantısını Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Düzenleme Kurulu Başkanı Emin Türkay Öztürk açtı. Doğa dostlarına, Çatalzeytin’i gönülden sevenlere teşekkür ederek, doğa yürüyüşünün başarı ile gerçekleştiğini söyledi. HES konusunda bilgilendirme yapacak olan Dr. Miraç Aydın’ı ve Düzenleme Kurulu üyeleri Mazhar Özcan, Necati Erat, Hayret Öztürk, Gökay Öztürk, Nadide Öztürk, Doğan Özbay’ı sahneye aldı. Harun Ünlü’nün sunumuyla bilgilendirme toplantısı başladı. Ünlü, doğa yürüyüşü ve HES konusunda bir değerlendirme yaptı. Mazhar Özcan Akçay’la ilgili yazdığı şiiri okudu. Necati Erat HES konusunda konuşma yaptı. Çat-Der Başkanı İbrahim Er, dernek olarak HES ile ilgili bir araştırma çalışması yapacaklarını söyledi. Dr. Miraç Aydın, HES’le ilgili genel bilgiler verdikten sonra

1 çocuk annesi Nilay DİNÇER (1987) 06 Haziran’da Kastamonu’da tedavi altına alındı. Yapılan tahlillerde DİNÇER’in bağırsaklarının tahrip olduğu görülerek acil olarak ameliyata alındı. Durumunun ağırlaşması üzerine Ankara’ya sevkine karar veren doktorlar İl Sağlık Müdürlüğüne başvurarak ambulans helikopter talebinde bulundular. Hava muhalefeti nedeniyle ambulans helikopter Kastamonu Merkezine inemedi. DİNÇER karayolu ile önce Daday ilçesine ardından da Çankırı’ya ambulansla sevk edildi. Çankırı’dan helikopterle Ankara’ya gönderildi. 3 kez kalbi duran Nilay DİNÇER Ankara Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesinde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Zayıflama tedavisine kurban giden genç anne Nilay DİNÇER, kaymakamlık personeli Erdinç DİNÇER’in eşiydi. 2,5 yaşında Eylül adında bir kız çocuğu olan Nilay DİNÇER doğum günü olan 10 Haziran’da Karamandağı’nda toprağa verildi.

TARTIŞMA ÖLÜMLE SONUÇLANDI Ö. F. GÜRSES (41) ve Seyfi YAKUPOĞLU (47) 26.06.2010 tarihinde Belediye Zabıta memuru Hamza ÜNAL’ı ziyarete geldiler. Ginolu’da içki içen 3 arkadaş arasında henüz bilinemeyen nedenle tartışma çıktı, tartışma sonrasında GÜRSES ÜNAL’a yumruk attıktan sonra YAKUPOĞLU ile birlikte olay yerinden araçlarına binerek ayrıldılar. ÜNAL arkadaşlarını cep telefonundan arayarak konuşmak istediğini söyledi. İsmail ŞEN’in taksisiyle Hamidiye köyü Şehitliğine gitti. ÜNAL, YAKUPOĞLU ile konuşmaya başladı. Onurunun kırıldığını kendisinin de GÜRSES’e bir yumruk atmak istediğini söyledi. Araçta kendilerini dinleyen GÜRSES, hızla olay yerinden Kastamonu yönüne hareket etti. 2-3 dakika sonra dönüş yapan GÜRSES, YAKUPOĞLU ve ÜNAL’a hızla çarptıktan sonra İsmail ŞEN’in taksisine çarparak durabildi. YAKUPOĞLU olay yerinde hayatını kaybetti, ÜNAL ağır yaralandı. Büyük şok geçiren İsmail ŞEN olayı jandarmaya bildirdi. Olayı öğrenen ÜNAL’ın arkadaşları Hamidiye’de GÜRSES’i darp etti. Çatalzeytin İlçe Hastanesinde ilk tedavileri yapılan ÜNAL ve GÜRSES Kastamonu Devlet Hastanesine sevk edildiler. Seyfi YAKUPOĞLU'nun cesedi, otopsi için Ankara Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Hamza ÜNAL acil serviste tedavi altına alındı. 28 Haziran’da Hamidiye köyünde

keşif yapıldı. Ö. F. GÜRSES tutuklanarak İnebolu M Tipi Kapalı Cezaevine gönderildi.

Komada olan Hamza ÜNAL’ın tedavisi devam ediyor. Hamza ÜNAL

Nilay DİNÇER ve kızı Eylül

Seyfi YAKUPOĞLU

Ömer Faruk GÜRSES

Nice zor engelleri çıkarsalar karşına, Herşeyin oluru var, etme olmazı kabul. Biraz zahmetli olsa, biraz zaman alsa da, Düğümü çözüp atma, çözmenin yolunu bul. Fazıl BAYRAKTAR

Cebrail Mh. Simsar Sk. 26 KASTAMONU 0 366 214 12 22

www.ozelugurluhastanesi.com

Nail AVCIL Elmalıkent Mh. Özyavuz Cd. Papatya Sk. No:2 İST. 0 216 631 64 72- 0 533 341 25 61- 0 541 440 91 12 E-mail:infofobsyapi.com Web:www.fobsyapi.com


30 HAZİRAN 2010

ÇATALZEYTÝN MEKTUBU

Sayı: 316

TEMİZ İNSAN TEMİZ ÇEVRE

Çocuklarımız….. Bugünümüz, yarınımız. Geleceğe güzel, tertemiz, kendine yeten bir birey olarak yetiştirmeye çalıştığımız en değerli varlıklarımız…… Dünyaya geldikleri andan itibaren üzerine titrediğimiz, gözünün yaşına dayanamadığımız çocuklarımız… Herkes gibi benim de hayalim tertemiz bir çevrede tertemiz çocuk yetiştirebilmek. Benim hayalim temiz toplumla başlıyor. Aklıma temiz çevre denilince ilk gelen “temiz insan”dır. Temiz insan; kültürüyle, konumuyla kendini geliştirmiş, özü sözü doğru sırtınızı korkmadan yaslayabileceğiniz insandır. Toplumun temel taşıdır. Peki bu insan nasıl oluşur? Temiz olan insan mı yoksa yaşadığı çevre midir? Bence çevreyi güzel de kötü de yapan insandır. Her insan temiz olarak gelir dünyaya. Onu kötü ya da iyi yapan yaşadığı toplum, gördüğü eğitimdir. Eğitim önce ailede başlar, okulda devam eder. Bize düşen tertemiz yetiştirmek istediğimiz çocuklarımızla ilgilenmek, öğretmenleriyle birlik olup geleceğini garanti altına almaktır. En azından bunun için evde anne baba, okulda öğretmenlerimiz üzerine düşen görevi yerine tam manasıyla getirmelidir. Toplumda yaşam kalitesi ne kadar yüksek, insanlarımız ne kadar yeterli olursa dünyada bir o kadar güzel ve yaşanılır olacaktır. Birbirine saygılı, kendine güveni tam, sorumluluklarını bilen insanlar zaten temiz bir çevre oluşturacaktır. Bütün kötülüklerin anası cahillik, bilgisizliktir. Her insan kendini geliştirmek, toplumla iyi geçinmek ve hayatı güzelleştirmek zorundadır. Kültür düzeyi yüksek, insanları seven, sorumluluk sahibi insanların yaşadığı toplum temiz çevre oluşturur. Bu toplumda zaten her şey kendiliğinden güzelleşir. Yaşanılası bir hal alır. Peki temiz çevre kimlerin eseridir ? Ailenin en tabii öğretmenlerimizin ve birlikte yaşadığımız insanların. Herkes üzerine düşeni çok iyi yapmalı, “ben” değil “biz” ilkesi ile yola çıkmalıdır. Tokat atmaya kıyamadığımız çocuklarımıza hayatın günün birinde tokat atmasını istemiyorsak bugün dönmeliyiz yanlışlarımızdan. Geleceğimizi teslim edeceğimiz çocuklarımızı öyle güzel yetiştirmeliyiz ki ayakları sapasağlam yere basmalı, hiçbir cehalet onları yıkmamalıdır. Çocuklar hepimizindir. İçlerinden birinin yanlışı, bizi de yakar. Günümüzde insanın insana güveni kalmadığı, kötülüklerin arttığı bir hayata inat hep beraber el ele vermeli, kötülükleri yok etmeliyiz. İşin ucundan tutmalı, çocuklarımızla, arkadaşlarıyla ilgilenerek göreve başlamalıyız. Kısacası temiz çevre, temiz insanlardan oluşur. Fikirleriyle, ruhuyla her şeyiyle temiz insanlardan. Benim en büyük hayalim kendine güveni tam, hayatla başa çıkabilecek, sağlam dostluklar kuran çocuklar yetiştirebilmek. Sizin hayalinizin de aynı olduğunu düşünüyorum. Hep beraber okul, aile ve toplum el ele verirsek bunun olacağına inanıyorum. Dostluk kadar güzel, paylaşmak kadar asil, cömertlik kadar bonkör, bir bebek kadar temiz, güzel çok güzel olsun çevremiz. Güzel çevre, temiz insan, güzel bir dünya dileğiyle . Okul, aile el ele nice güzel günlere... Ayşe ÜNLÜ

Sayfa 2

Cıvıltı

mektup’tan özetler * Çatalzeytin Emniyet Amirliğine 28.06.2010’da güvenlik kamerası takıldı. * Fikri ÖZCAN’a ait lokantada 07.06.2010’da biten tüpün değiştirilmesi sırasında yangın çıktı. Yangın büyümeden söndürüldü. * Batman İl Jandarma Komutanlığına tayin olan J. Ü. Çvş. Yunus VATANDAŞ, 28.06.2010’da ilişiğini kesti. * Elazığ İl Jandarma Komutanlığına tayini çıkan J. Uzm. Çvş. Osman KÖSE 30.06.2010’da ilişğini kesti. * Dut ağacından meyve toplarken 12.06.2010’da düşerek yaralanan Samancı köyünden Mustafa DEMİR’in tedavisi İlçe Hastanesinde yapıldı. * Celallar köyünde 08.06.2010 tarihinde ruhi bunalım sonucu 10 adet uyku hapı ile intahara teşebbüs eden Döndü TOKAN(1978)’ın tedavisi Kastamonu Devlet Hastanesinde yapıldı. * Bozkurt ilçesi Ortasökü köyü nüfusuna kayıtlı Hüseyin TOPÇU (1940) Karamanlar mevkiinde direksiyon hakimiyetini kaybederek 37 AB 048 plakalı kartal otomobiliyle 06.06.2010’da kaza yaptı. Tedavisi İlçe Hastanesinde yapıldı. * Kemal KARTAL (1965) yönetimindeki araç ile Selahattin BULUT (1978) yönetimindeki araç Karamanlar mevkiinde 25.06.2010’da çarpıştılar. Kazada yaralanan 2 kişinin tedavisi Kastamonu Devlet Hastanesinde yapıldı. * Konaklı Köyü ve Çevre Köyleri Su Ürünleri Kooperatifinin 08 Haziran’da yapılan Olağan Kongresinde Tahir YUVANÇ Başkanlığındaki yönetime Ahmet TÜRK, Mehmet ALBAYRAK, Yasin KORKMAZ, Hakkı ÖZCAN seçildiler. * Huzur Kıraathanesinin sahibi Hasan YILMAZ Çatalzeytinspor’lu oyunculara 12 Haziran’da kahvaltı verdi. * Burhan ARSLAN’ın 15.06.2010’da intihar etmesiyle Canlar köyü muhtarlığına

kaymakamlıkça birinci aza Ahmet ÜZMEN görevlendirildi. * Köylerimizdeki tarla ve bahçelerden izinsiz salep toplanmasına doğaseverler tepki gösterdiler. Lüx Türkeli Çatalzeytin * Otobüs firmasına Ahmet ÖZTÜRK ve Mehmet TIĞLI 2004 model 403 ortak otobüsleriyle 29 Haziran’da girdiler. * S.S. Çatalzeytin Turizm Geliştirme Kooperatifinin Olağan Mali Kongresi 30 Haziran’da yapıldı. Genç esnaflarımızdan Volkan * KARAHAN Haliçi’ndeki işyerini dekore ettirdi. * Ferit GÜZELAYDIN’ın sahibi olduğu Köşk Gazinosu 27.06.2010 günü saat 04:00 sıralarında soyuldu. İşyerinin mutfak kapısını kıran hırsızların bir miktar içki çaldıkları anlaşıldı. Polis Olay Yeri Ekibi gerekli incelemeyi yaptı soruşturma sürüyor. * Yunuslar, Kızılcakaya, Sırakonak köyleri derneklerinin ortaklaşa düzenledikleri Akfırat Pikniğinin 3.’sü 30 Mayıs 2010’da yapıldı. * Türk Telekom Ankara Bölge Müdürlüğünün personeli arasında çektiği tatil kurası Abdullap ÖZ’e çıktı. Şimdi Devrekani’de görev yapan eski Telekom Şefimiz ÖZ, 28 Haziran’da 1 haftalık Antalya tatiline çıktı. * S.S. Çağlar Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin 27.06.2010 tarihinde yapılan Genel Kurulunda Yönetim Kuruluna Bilal ŞAHİN, Murat YILDIZ, Sadık KARATAŞ seçildiler. * Karacakaya İlköğretim Okulunun başarılı çalışmaları ile dikkat çeken Müdür Vekili Murat KORKMAZ Türkeli Atatürk İlköğretim Okulu sınıf öğretmenliğine atanarak 28.06.2010’da ilişiğini kesti. Yerine öğretmen Sevgi SAĞIR vekalet ediyor. * Kaymazlar köyü Tarımsal Kaykınma Kooperatifinin 26 Haziran’da yapılan kongresinde Yönetim Kurulu İlyas AYNAOĞLU Başkanlığında Sabri DEMİRCİ ve Sabri KIZILASLAN’dan oluştu. * Kaşlıca çayı kıyısında Ahmet DEMİR tarafından kurulan LPG istasyonunda araçlara gaz dolumu 29.06.2010 tarihinde başladı.

e-mail: eturkay@mynet.com

HES’E NİÇİN KARŞIYIM ? 6 aydır aklım fikrim Akçay’a yapılması planlanan Hidro Elektrik Santralı (HES) ile meşgul. HES’le yatıp, HES’le kalkıyorum. HES’ler ile ilgili yazılar okuyorum, haberleri izliyorum. Yüreğim kan ağlıyor. Çatalzeytin’e vereceği zararları düşündükçe kahroluyorum. Kendimi bu düşünceden alamıyorum. HES huzurumu kaçırdı. Akçay’ın HES Projesi elimde. Bir felaketin raporu gibi. 17 Haziran’da Mazhar ÖZCAN, Bekir YÜKSEL ve Sami ERCAN’la Ayancık’a giderek yapımı süren HES’i inceledik. Ayancık merkez ve Babaçay, Mestan, Duvarsökü, Gölköy köyleri 3. Dünya Savaşından çıkmış gibi. İnsanlar perişan, HES bitmeden zararları ortaya çıkmış, feryat ediyorlar. Projedeki verilere göre HES’in bizden ne alıp ne verdiğine değineceğim. HES, Akçay’ın suyunu bitirecek, yatak kuruyacak. Çünkü Suçatı altında Kızılcakaya köyü Tüğmen Mahallesine 475 metre mesafede regülatör yapılacak. Akçay yatağına yaz aylarında %5 kış aylarında %10 oranında su bırakılacak. 14 km aşağıya Hösgüden’e 350 metre mesafeye santral kurulacak. Tüğmen altında havuzda toplanan sular, çelik borularla Kızılcakaya, Duran, Kuşçular sırtından santrala taşınacak. Akçay’ın 14 km ana kolu kuruyacak, su akmayacak. Akçay kıyısındaki köylerin ve Çatalzeytin Belediyesinin su kaynakları kuruyacak. Bırakın bahçe yapmayı insanlar ve besledikleri hayvanlar içmeye su bulamayacaklar. İlçemizin iklimi değişecek. Ot, yaprak bitmeyecek. 1935’te 100’ü aşkın değirmene su veren Akçay, 35 bin insan beslemiş. Atalarımız boşuna yerleşmemiş Akçay boyuna. Suyu taşıyacak ağır CTP boruları doğaya çok tahribat verecek. Boru hattına en yakın konut, 60 metre mesafede. Mahallesi) Oluşacak heyelan (Kızılcakaya/Hasanköyü nedeniyle evler ve köy yolları zarar görecek. Akçay kıyısındaki yerleşim yerleri zararı çok çabuk hissedecek. Zamanla HES’in zararı tüm köylerimize yansıyacak. HES yapımı sırasında 460 bin m3 hafriyat çıkacak. 500 bin m3 beton dökülecek. Çevre kirliliği oluşacak. Gürültü kirliliği meydana gelecek. Enerji iletim hattı kansorejen madde yayacak. Te k m add e Akçay ’ın s usu z k alm ası, yatağ ın ın kuruması benim HES’e karşı çıkmama yetiyor. HES’ten karımız ne olacak ? 2 yılda bitmesi planlanan HES inşaatında fasılalı olarak 50-60 kişi asgari ücretten iş bulacak. Santral bitip üretime geçildiğinde çalışan sayısı 5’i geçmeyecek. Bizden birileri değil, uzman kişiler çalışacak. Çatalzeytin’lim yine aç, yine açık. Yalan makinasının söylediği gibi 500 kişinin çalışması sadece hayal. Suyumuz elden çıkacak. Ama biz elimizi bile yıkayamayacağız. Bu işten Türkiye ne yarar sağlayacak ? Tüm Karadeniz’deki derelere santral kurulduğunda %25 kaçak elektriği karşılayacak. Hiç düşünen yok. Su giderse hayat olur mu? Su giderse Çatalzeytin’in bir değeri kalır mı ? Mart sonunda gurbetçimiz köye gelir. Kışlık erzağını hazırlar. Turşusu, tarhanası, pekmezi, kuskusu, unu, yaprağı.. Devamı Sayfa 7’de

ÖZCANLAR HİPERMARKET "Kaliteyi Uygun Fiyata Alacağınız Adres"

KUZU ETİ SATIŞLARIMIZ BAŞLAMIŞTIR! NAİL ÖZCAN

Minibüs, Otobüs İşletmeciliği

/

SEBZE VE MEYVEDE

PERŞEMBE VE CUMA GÜNÜ

HALK GÜNÜ

TÜM MANAV ÜRÜNLERİ HAL FİYATINA!

Sahil Gülü, Doğuş, Metro

İSTANBUL-ANKARA-SAMSUN-KASTAMONU-KARABÜK-ZONGULDAK Merkez : Atatürk Bulvarý No: 28 Çatalzeytin / KASTAMONU Tel: 0 366 516 12 45 Þube: Cumhuriyet Meydaný No: 1 Çatalzeytin / KASTAMONU Tel: 0 366 516 23 24

Tel: 0 366 516 10 14

Atatürk Bul. No: 20/B Çatalzeytin ÇALIŞMA SAATLERİ

06.00

02.00


30 HAZİRAN 2010

10 TEMMUZ’DA KORU’DA HES BİLGİLENDİRME TOPLANTISI YAPILACAK

Dört Muhtarlık Karacakayalılar Derneğinin düzenlediği Koru Yaylası Şenliğinin 1. gününde 10 Temmuz 2010 saat 13:00’te HES Bilgilendirme Toplantısı yapılacak. Toplantıya gurbetteki Çatalzeytinliler ve çevre köyler halkı katılacak.

ÇATALZEYTÝN MEKTUBU

Sayı: 316

ÖĞRENCİLER ÇEVRE YÜRÜYÜŞÜ YAPTI

Yunus Emre İlköğretim Okulu öğrencileri öğretmenleriyle birlikte çevre yürüyüşü yaptılar. Okul bahçesinden ellerinde çevre ile ilgili dövizler taşıyan öğrenciler Atatürk Bulvarını dolaşarak çevre gezisini tamamladılar. Daha önce hazırlanan “Lütfen biz çocuklara temiz bir çevre, temiz bir dünya bırakın ! Bizim hayallerimiz, umutlarımız, yarınlarımız var. Kirli bir dünyanın esaretinde yaşamaya mahkum etmeyin bizi, bizlere örnek olun. Çevremizi temiz tutalım. Daha güzel bir dünya daha mutlu insanlar için.” yazılı duyuruları esnaflara ve vatandaşlara dağıttılar. Öğrencilerin taşıdıkları dövizlerde “Bizi oksijensiz bırakma”, “Yerlere çöp atmayın”, “Temiz bir çevre için el ele”, “Çevre geleceğimiz, kirletmeyiniz” dövizlerde yazılıydı.

ÇATALZEYTİN YAZ EĞLENCELERİNE ÇOŞKUN SABAH GELİYOR

KÖY DERNEKLERİ HES’İ İPTAL İÇİN BİRLEŞTİ

İstanbul’daki köy dernekleri HES’e karşı birlikte mücadele etme kararı aldılar. İlk eylem olarak köy dernekleri projenin iptali için beraber hazırladıkları dilekçeyi “Çevre ve Orman Bakanlığı’na” gönderecekler. Köy Dernekleri ayrıca HES iptal davasında üyelerini toplu vekaletname vermeye çağıracaklar.

SUÇATI YÜRÜYÜŞÜNDEN NOTLAR

Öğrenciler Çevre Yürüyüşünde

JANDARMA ÇEVRE TEMİZLİĞİ YAPTI

Kastamonu’ya bağlı Çatalzeytin ilçesinde İlçe Jandarma Komutanlığınca Ginolu turistik bölgesinde çevre temizliği yapıldı. Ginolu plaj çevresinde toplanan pet şişeler, poşetler vs. belediye hizmet aracına doldurularak çöp imha noktasına gönderildi.

Dr. Miraç AYDIN Defne’de HES konusunda bilgi verirken

Suçatı Yürüyüşünde güvenlik için polis ve jandarmaya takviye kuvvet geldi. Hükümet Komiseri olarak Halk Eğitim Merkezi Müdürü Lütfi KARA görev yaptı. Belediye itfaiyesi yürüyüşte hazır bulundu. Yürüyüş emniyetçe kameraya alındı.

CANLAR KÖYÜ MUHTARI BURHAN ARSLAN İNTİHAR ETTİ Canlar K ö y ü muhtarı B u r h a n ARSLAN ( 1 9 6 5 ) 15.06.2010 tarihinde evinde intihar etti. S a a t 1 2 : 0 0 sıralarında kendini iple asan muhtar B.A. 6 çocuk babasıydı. B.A. daha önce de intihar girişiminde bulunmuş kurtarılmıştı. Sakin bir kişiliğe sahip olan ARSLAN 29 Mart 2009 seçimlerinde muhtar seçilmişti. ARSLAN’ın cesedi otopsi için Ankara Adli Tıpa gönderildi. 17 Haziran’da Canlar’da toprağa verildi.

SAHİBİ İÇERDE UYURKEN KAHVEHANEYİ SOYDULAR Ginolu caddesinde Hasan Yılmaz’a (1959) ait Huzur Kıraathanesi 17.06.2010’da soyuldu. Müşteriler dağılınca saat 01:30’da Hasan Yılmaz kahvehanede dinlenmeye çekildi. Sabah uyandığında kasadaki bozuk 30 TL paranın ve 2 adet cep telefonunun çalındığını fark etti. Polis olay yeri ekibi gelerek kahvehanede parmak izleri aldı. Hırsızın Hasan Yılmaz içeride uyurken kapı üstündeki boşluktan içeri girmiş olduğu tespit edildi. Polis soygunu yapanın parmak izinden İ.U. olduğunu tespit etti. Soruşturma sürüyor.

Jandarma Ginolu’da

PAŞA-DER’İN YENİ BAŞKANI YAŞAR YILMAZ İstanbul’da etkinlik gösteren Paşalı Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin 16 Mayıs 2010’da yapılan kongresinde Yönetim Kurulu Yaşar YILMAZ Başkanlığında Hasan DEMİRCAN, Sezar KILIÇ, Sinan KILIÇ, Fatih DEMİRKIRAN, Sezai ÖZCAN, Mehmet ÜN, Telat ÖZCAN, Cemil ÜNLÜ’den oluştu. Kısa adı Paşa-Der olan derneğe 260 üye kayıtlı, pasader.org.tr internet sitesi var. Paşa-Der, Paşalı İlköğretim Okuluyla sürekli iletişim içinde. Öncelikli hedefleri eğitime destek. Dernek Sekreteri Sezar KILIÇ ve Dernek Başkanı Yaşar YILMAZ

Belediye Başkanlığı’ının düzenlediği 23-24-25 Temmuz 2010 tarihlerinde yapılacak olan Çatalzeytin Yaz Eğlencelerine Çoşkun SABAH gelecek. Yaz Eğlencelerinin 1. günündeki konserde Coşkun SABAH’la birlikte Etkin, Betül ARIKAN, Birsu BAL, Eylül sahne alacaklar. 24 Temmuz 2010’da Ginolu’da yüzme yarışları yapılacak, 25 Temmuz 2010’da 10 bin metrelik 41. Çatalzeytin Ginolu Koşusu yapılacak.

5 KÖYÜMÜZDE ŞENLİK VAR

Komite Başkanlığını Ahmet ÖZCAN’ın yaptığı Dört Muhtarlık Karacakayalılar Derneğinin Düzenlediği Koru Yaylası Şenliği 10-11 Temmuz’da. Komite Başkanlığını Şahin Ali TURAN’ın yaptığı Hamidiye Köyü ve Çevre Köyleri Kültür ve Yardımlaşma Sosyal Dayanışma Derneğinin düzenlediği 130. Kuruluş Yıldönümü Etkinlikleri 16-17-18 Temmuz’da. Komite Başkanlığını Yaşar YILMAZ’ın yaptığı Paşalı Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin düzenlediği Türkmen Pazarı ve Patladun Yaylası Şenlikleri 2627 Temmuz’da. Komite Başkanlığını Recep Sedat TIĞLI’nın yaptığı Yukarısökü Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin düzenlediği 6. Kuş Üzümü Kadılar Yayla Şenliği 24-25 Temmuz’da. Komite Başkanlığını Bilal ŞAHİN’in yaptığı Çağlar Köyü Şenliği 30-31 Temmuz’da.

AYŞE YILMAZER 100 YAŞINDA VEFAT ETTİ

MUSTAFA ÖZTÜRK ÖDÜLLERİ DAĞITILDI Çatalzeytin Mektubu Gazetesi kurucusu Emekli Öğretmen Mustafa ÖZTÜRK anısına Çatalzeytin İlköğretim Okulları 4,5,6,7,8. sınıf öğrencileri arasında “Çatalzeytin Coğrafyası” konulu bilgi yarışmasında dereceye girenlere ödülleri dağıtıldı. 18 Haziran’da Yunus Emre İlköğretim Okulu kapanış töreninde birinci Oğuz BİLEN ve ikinci Mertcan KARACAN’a ödülleri Emekli Öğretmenler Mazhar ÖZCAN, Selma ÖZDEMİR ve Nalan İNCE tarafından verildi. Üçüncü olan Paşalı İlköğretim Okulu öğrencisi Yahya ÇETİNKAYA törene katılamadı. Ödülü daha sonra verildi. Gelecek eğitim yılında 10. Mustafa ÖZTÜRK Yarışması “Çatalzeytin Folkloru” konusunda yapılacak.

Selma ÖZDEMİR, Yarışma 2.’si Mertcan KARACAN, Yarışma 1.’si Oğuz BİLEN, Mazhar ÖZCAN, Nalan İNCE

Çatalzeytin merkez mahallesinde yaşayan Ayşe YILMAZER (1909) 100 yaşında vefat etti. 30 yıl önce eşi vefat eden YILMAZER’in 10 torunu 13 torun çocuğu, 2 de torununun torunu var. Torununun torunu Rana Duru ATALAY 5, Mert ATALAY 1 yaşında. YILMAZER’in en büyük çocuğu Kore Gazisi Nurettin YILMAZER 80 yaşında, en küçük çocuğu öğretmen emeklisi kızı Hayret ÖZTÜRK 56 yaşında. Ayşe YILMAZER’in geçen yıl yapılan 99. yaş gününe torunları, yeğenleri, akrabaları, Karabük, İstanbul, Samsun vs. illerden gelmişlerdi. YILMAZER 10 Haziran’da Karamandağı Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Sayfa 3

KASÇETVAK’IN HES BİLDİRİSİ

Kastamonu Kalkınma Sağlık Çevre Eğitim ve Turizm Vakfı (KASÇETVAK) Hidro Elektrik Santral (HES) projelerine karşı açıklama yaptı. Açıklamada HES projelerinin çevreye zarar vereceği belirtildi. Yönetim kurulu adına Avukat Şevket Şahap İnce’nin imzasıyla yapılan yazılı açıklama şöyle: “Vakfın ve derneğin amacı Kastamonu’nun tanıtımı, insanların daha çok Kastamonu’ya gitmesini sağlamak olduğundan doğanın korunması, bu aşamada son derece önemli hale gelmektedir. Cide’de mobil santralin yapılmasına vakıf olarak karşı çıkmıştık. Binlerce ton mazotun Cide’nin doğasını ve eko sistemini mahvedeceğini söylemiştik. Cideliler buna karşı katılmış ve sonuçta bu mobil santralden vazgeçtiler. Ancak doğaya saldırı bununla kalmadı. Hidro Elektrik Santraller yapılmasına karar verildi ve ihaleler yapıldı. Ancak bunlar yapılırken kamuoyundan saklandı ve siyasilerimiz bu HES’lerin Kastamonu’ya yararlı olacağını, hatta işgücü yaratacağını anlattılar. Hiçbir enerji santralinin sağlayacağı yarar Kastamonu’nun derelerini enerji santralleri olarak görmek, doğasını ve eko sistemini bozmanın getireceği zararı telafi etmez. Küre Dağları Milli Parklaı içinde akan Devrekani çayı üzerinde 3 tane HES’in kurulması Milli Parkı, Milli Park olmaktan çıkaracağı gibi biriktirilen suyun bir takım yerleri kapatması, Milli Parkın içinden alınan suyu borularla

aşağıya taşımak ekosistemi katletmek anlamına geliyor. Ayrıca Çatalzeytin’de Akçay üzerine kurulacak santralin boru ile aşağı taşınarak suyun geriye çevrilmesi sonucunda derenin tamamen kuruyacağı kaçınılmazdır. %10’u bırakılacak su kurak dönemde derelerin geri dönülmez şekilde kaybına yol açar ki bu da doğanın dengesinin bozulmasına neden olur. Bu duruma Çatalzeytin halkının tepki koyması doğaldır. İnebolu deresi üzerine yapılacak HES’in de aynı sonuçlar doğuracağı kaçınılmaz bir durumdur. Aynı santralin Bozkurt dereleri üzerine kurulması ve suyun borularla aşağıya düşürülerek enerji elde edilmek istenmesi, suyun debisinin istenilen seviyede olmaması nedeniyle mümkün değildir. HES’ler Kastamonu’nun şırıl şırıl akan derelerini kurutmakla kalmayacak, yer altı sularını da etkileyecektir. Kuraklık olduğu dönemlerde bu santrallerin çalışabilmesi için yer altı sularına ihtiyacı olur ki, ilçelerin içme suları çoğunlukla dere yataklarından keson kuyularla elde edildiğinden o zaman içme suyu problemi doğacaktır. Kastamonu’nun enerjisi ulusal sistemden sağlanıyor. Bu sistemin sırf kaçakları %20 oranında engellense Kastamonu’nun ihtiyacı ileriye doğru 50 senesini karşılar. Onun için bu santraller bir planın ortaya konulmasıdır. Bu nedenle biz KASÇETVAK olarak karşı çıkıyor, hemşehrilerimizi karşı çıkmaya çağırıyor ve karşı

Ankara’da faaliyet gösteren Kastamonu Kalkınma Sağlık Çevre Eğitim ve Turizm Vakfı (KASÇETVAK) genel kurulu yapıldı. Genel kurul toplantısında yönetim ve denetim kurulları şöyle oluşturuldu: Yönetim kurulu üyeleri: Ş.Şahap İnce (Avukat), Mustafa Usta (Doktor), Turgut Çelikkol (Orman Mühendisi), Osman Er (Diş Hekimi), Ümran Koparan

(Ankara Hastanesi Müdür Yard.), Halil Karahalil (E. Eğitimci), Ahmet Denizhan (Bankacı), Ali Rıza Belgin (avukat), Necati Ören (Öğretmen). Denetim kurulu üyeleri: Ayhan Demir (Başbakanlık Denetleme Kurulu Uzmanı), Ali İnce (Mali Müşavir), Ramazan Güleryüz (E. Memur), Muhteşem Dinek (E. Memur), Muzaffer Gün (E.

Anadolu Ajansı’nın Kastamonu merkez ve ilçelerinde görev yapan muhabirleri 26 Haziran’da Kastamonu’da Eğitim Seminerinde buluştular. Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü lokalinde saat 10:00’da başlayan toplantıya Anadolu Ajansı Genel Müdür Yardımcısı Ahmet TEK, Yurt Haberleri Müdürü Fatih Serhat SÜRMELİ ve Taşra Sorumlusu Hamdi ÇELİKBAŞ katıldılar. AA Genel Müdür Yardımcısı Ahmet TEK, dünyada en çabuk bayatlayan ürünün haber olduğunu belirterek Yurt Muhabirlerinin çevresini iyi gözlemlemesini istedi. Yurt Haberleri Müdürü F. Serhat SÜRMELİ ve Taşra Sorumlusu Hamdi ÇELİKBAŞ haber tekniği konusunda öneriler sunarak daha fazla haber ve

fotoğraf beklediklerini söylediler. İsmail Bey Konağı’nda yenilen yemekten sonra toplantıya son verildi. Seminere katılan muhabirler: İzzet Sarı (Kastamonu), Semih Yüksel (Abana), H.Cidal Savaş (Araç), Çağlar Karaset (Azdavay), Muzaffer Demir (Bozkurt), Ümit Yorulmaz (Bozkurt), Ali Kesim (Cide), E.Türkay Öztürk (Çatalzeytin), Murat Sevin (Daday), Barış Kılıçkıran (Devrekani), Hasan Yılmaz (Hanönü), Kadir Yıldırım (İnebolu), Celal Bekiroğlu (Doğanyurt), Erdal Mercan (İhsangazi), Cengiz Muhsiroğlu (Küre), Metin Karakaş (Pınarbaşı), Engin Kadiroğlu (Seydiler), Selçuk Yay (Şenpazar), Mehmet Tuğcu (Taşköprü), Sevda Kara (Tosya).

KASÇETVAK GENEL KURULUNU YAPTI

AA KASTAMONU MUHABİRLERİ EĞİTİM SEMİNERİNDE BULUŞTU

AA Kastamonu Muhabirleri


30 HAZİRAN 2010

Sayı: 316

PARMAK HİKAYESİ

Mustafa AFACAN

Avuç içine bir kuş konmuş… Baş parmak tutmuş, İşaret parmağı kesmiş, Orta parmak yolmuş, Yüzük parmağı pişirmiş. Serçe parmak hani bana hani bana demiş, Eşek sudan gelesiye sopa yemiş. Tıpkı bizim HES hikayesi gibi… Sağ olsun devletimizin bir kurumu, Üzerine santral yapılacak dereyi buluyor. Bir kurum, Anında görüntü ÇED’i çakıyor. Öbürü, Bilmem kaç senelik elektrik alım garantisini mütayite toka yapıyor. Siyasetçi, Halka “dur” çekiyor. Vatandaş, Hani bana hani bana deyince, Gerisini anlayın artık. Dün 5 Haziran’dı… Bilmeyenlere hatırlatalım, “Dünya Çevre Günü”. Çatalzeytin’de, Yalın ayak, Bi karış dereye girmiş, Kadın erkek, çoluk çocuk yöre halkı haykırıyor, Bir ağızdan; “Ölürüz de deremizi vermeyiz”. Bağıranlar; Baş parmağın, işaret parmağının, orta parmağın, yüzük parmağının gözünde hain, hem de en kallavisinden vatan haini. Serçe parmak çünkü onlar, Halk. Üstelik pişen kuştan yağlı bir but da istemiyorlar hani. Tek istekleri var, Hatıralarının silinmemesi. Kendilerini azgın denizlere atmak için, Kulaç atmayı ilk öğrendikleri derelerinin kurumaması. Ondan sonraya geliyor; İçtikleri, Tarla suladıkları, Değirmen çevirdikleri, Çamaşır yıkadıkları, Dünyalarını boydan boya yeşile boyayan dereye sahip çıkmaya dair yekun sebepler. Kaya balıklarının, Kurbağaların sesini duyamamak; Yöre halkı için, Susuzluktan daha beter öldürücü çünkü. 54 mezunu, Köy Enstitülü Mehmet Özçelik; 76 yaşında, Sırakonak köyünden çıkıp, 4-5 kilometre yürüyerek geldi, Kahrolası HES’i protesto etmek için, Suçatı’ya. Ve, Ben utandım; Mehmet Hoca’yı, Bu yaşında, Hala, Memlekete sahip çıkmak için, Yollara düşürdüğümüz için. Ama neylersin, Bu da bu devrin Kurtuluş Savaşı. Mesele değil, Yine düştük işte, Düşeriz milletçe yollara. Dedim ya, Bu bir parmak hikayesi… Hiç kimse heveslenmesin, Bu sefer yemeyeceğiz ama. Kastamonu Gazetesi, 07.06.2010

ÇATALZEYTÝN MEKTUBU

ARTIK ÇED’E BİLE GEREK DUYMUYORLAR

Ilgaz YÜCELER

Artık ÇED’e bile gerek duymuyorlar! Bu işi yapanları aslında kutlamak lazım. Türkiye’de hiç bu kadar üzerine çalışılmış, düşünülmüş, ince eleyip sık dokunmuş hiçbir büyük proje yoktur sanırım. Nereden ne akıyor, hangi ilde, hangi ilçede, hangi köyde, hangi dağda nerde su akıyor, nerede dere, nerede derecik var hepsi çıkartılmış. Onca mesai, onca uğraş, konmuş haritalar öne, dağ bayır demeden nerede yeşilin ya da kahverenginin içine mavi karışmış hemen tutsak edilmiş. HES projelerinden bahsediyorum tabi. Gerçekten kutlamak lazım. Türkiye’nin su envanteri hiç yapılmış mıydı, nerede ne kadar su akıyor, yıllık debisi, mevsimlik debisi şu kadardır diye çıkartılmış mıydı bugüne kadar bilmem ama yoktuysa da dereleri HES’e dönüştüreceğiz diye hepsini bulup, debisi de uysun uymasın bir envantere oturtmuşlar belli ki. Bu memleketin suları 49 yıllığına satılınca, pardon kiralanınca belki envanterini tutmak akla gelmiştir. Dere, derecik, nerede saklı kalmış ufak bir cennetten köşe var illa ki bulunmuş. Az bir su, şöyle yatağından aşağıya doğru akmaya görsünler hemen enseden kelepçelemişler. Açıkça söylemeli aslında, maviye düşman olunmuş, nerede özgürlük uyandıran su akışı varsa onu zapturapta bağlamışlar. Hiç mi düşünmezler insanı da, doğası da o suyun oluşturduğu bir ortamda ortaya çıkmış. Bir yerin karakteri, yaşam tarzı değil midir o dereler. Peki, siz bunları o doğadan çekince geriye ne kalacak. Nasıl bir yaşam, nasıl bir karakter kalacak. Yazık yahu. Üç gün sonra ne Devrekani Çayının şekillendirdiği Loç’a Loç diyebileceğiz, ne Ilıca’ya Ilıca. Çünkü bu koşullarda, bu kafada, bu hunharca uygulamalarda suyu çektiğinizde hayatı da çekmiş olacaksınız. Loç, Azdavay, Kapı Suyu, Araç derken şimdi de isyan bayrağını Çatalzeytin çekiyor. Köylü kımıldanıyor, ilçeliler HES nedir ne değildir anlatmaya çalışıyorlar. Yani halk aslında “istemezük” davasında, ama halktan kopmuşlar için, koltuğa sevdalanmışlar için, bir ilin, ilçenin geleceğini üç günlük sefaya değiştirenler içinse bir şey söylemek sanırım şimdilik zor. Bir mevzuat koymuşlar. 25 megawaytın altındaki HES’lere ÇED raporu istenmiyormuş. Ola ki ilin mülki amiri yani vali isterse, zorunlu görürse bu işletmeler de ÇED yaptırmak zorunda kalıyorlarmış. Şimdi Çatalzeytin Akçay’da 25 megawaytın altında elektrik üreteceksin ama 14 kilometre boyunca çelik boru geçireceksin ve ÇED gerekli olmayacak. Ama başka yerlerde megawaytı fazla ama 3 kilometre boru döşüyor ama ÇED yaptırmak zorunda kalıyor. Bu nasıl iştir. Doğaya zarar veren üretilen elektriğin boyutu mu, yoksa o elektriği üretmek için kurulan tesisin varlığı mı? Kastamonu Valisi Sayın Mustafa Kara’nın bu durumu görmezden geleceğini sanmam. Küçük ya da büyük, ortada doğaya zarar vereceği belli olan, bu zararın da boyutunun ne olduğu bile belli olmayan bir uygulama var. En azından bunun bir dökümü için Akçay için de çevresel etki durumunun araştırılıp, ortaya bu ÇED’in raporu konması gerekir. Kastamonu Gazetesi, 07.06.2010

KORU’DAN KARADENİZ’E İSYAN YILKILAR GİBİ ÖZGÜR AKSIN AKÇAY

Murat KARASALİHOĞLU

Yılkılar gibi özgür aksın Akçay Koru’dan Karadeniz’e isyan… Çatalzeytin’in tam 1500 metre üstünde Koru Yaylası vardır. İlçenin neredeyse en yüksek yeridir. Aynı zamanda en saklı kalmış mekânlarından, en hayat dolu ve hayat veren yerlerinden de biridir. Bu yaylada özgürce dolaşan yılkı atları vardır. Doru atlardır onlar, Koru’yu Koru yapan, yelelerinde rüzgârların şarkı söylediği atlardır onlar. Gem’leri yoktur, dizginleri, eğerleri yoktur. Onların tek kırbacı özgürlük tutkusudur bir de kulaklarına şarkılar fısıldayan fırtınalar. Koru Yaylası hayat verendir, hayat doğuran. Öyle bir konumda bulunur ki dört bir yanından fışkıran kaynaklar kilometreler sonra Karadeniz’e akan birer ırmak olup çıkar. Milyon yıllardır özgür akmıştır Koru’nun dereleri ormanlar içinde. Engelsiz kavuşmuştur sevgilisi Karadeniz’e. Ya şimdi? Şimdi, canım Küre Dağları’ndan doğup da Karadeniz’e coşan ne kadar

dere varsa, Koru’dan doğup da akan Akçay gibi bütün dereler de hırsa, ranta kurban edilip, paraya tutsak edilerek doğanın elinden, köylünün elinden, halkının elinden alınıp kör kuyulara saklanıyor. İki dere birleşiyor Koru’nun pınarlarından doğup da gelen. Sonra Akçay oluyorlar. Hani bildiğimiz Kastamonu derelerinden. Martla Mayıs ayı coşkulu akar, sonra yağış kesilir, bahçe bostan sulanır, kuyular açılır derken dereden dereciğe buradan da ark suyuna kadar düşen derelerden Akçay da. Dere boyunca, Karadeniz’e kadar birçok köy birebir bu dereden faydalanıyor. İçme suyundan, bahçesine, kavağına, değirmeninden balığına, eğlencesine kadar. Hala su ile çalışan birçok değirmen var ki sanırım artık unu da bulguru da taş değirmenden yeme şansımız da kalmayacak. Çünkü şimdi birileri buraya, buncacık suya 14 kilometre çelik kelepçe takacak. Ne dere akacak, ne bahçeye bostana su verilecek ne de kavağa meyveye. Elektrik üretmek için derenin üstündeki su da lazım,

arkasından akıp gidecek olan da. Sadece bu 14 km tutsak değil, artık bütün dere tutsak. İşin daha da vahim yanı var. Nasıl köylüler için Akçay can damarıysa aynı dere Çatalzeytin için de can damarı. Çünkü ilçenin içme suyu bu dere üzerine kurulan iki adet sondajla ve bir de pınardan gelen su ile sağlanıyor. Peki sen Akçay’ı kesersen ilçenin içme suyu Karadeniz’den mi karşılanacak? O derenin yer altını besleyen su yer üstünden akan su olurken, sen de onu boruya hapsedince, eko sistemi bozunca Çatalzeytinliye ne içireceksin… Hoş şeyler olmasa da Çatalzeyin’de işler henüz yolun başında. Şimdilik ilçeden bir avuç, köylülerle birlikte bir en azından yüz kişi bu işe karşı. Eminim Loç’da olduğu gibi, Azdavay’da olduğu gibi onlar da seller gibi çoğalacaklar. Bunun için illa ki mücadelenin bırakılmaması gerekiyor. Yılmadan, bıkmadan, daha çok insana ulaşıp haklılığın, suyun özgürlüğünün, Koru’dan Karadeniz’e isyanın anlatılması gerekiyor.

Çünkü bir kısım köylü ve bir kısım ilçeli haberdar durumdan. HES ne onu bile pek bilmiyorlar. Bilmedikleri gibi daha şimdiden birçok kişinin kulağına altı doldurulmaz, yerine getirilmez vaatler uçurulmuş bile. “500 kişi çalışacakmış” diyeninden tutun da “dere yatağının altına gömülecekmiş borular, böylece de çevreye zarar verilmeyecekmiş” diyenine kadar. Kastamonu’nun en büyük işletmesinde bile 500 kişi çalışmazken çoğunda bir elin parmağını geçmeyen personel sayısı ile hangi HES 500 kişiye ekmek verebilir ki? Suyu boruya hapsettikten sonra su ha alttan akmış ha üstten ne fark eder ki? Ç a t a l z e y t i n başaracaktır. Akçay yılkılar gibi özgürlüğüne akacaktır. Çünkü doğasının, geleceğinin, suyunun özgürlüklerinin değerini bilen duyarlı insanların memleketi orası. Çünkü Çatalzeytin, işin henüz başında yola koyulan savaşçı insanların memleketi. Çatalzeytin başaracaktır çünkü Koru’dan Karadeniz’e suların özgür aktığı memlekettir.

Sayfa 4

HES’LERE KARŞI MÜCADELE Ümit ŞAHİN Bizim kuşağın çoğu üyesi ekoloji meselesiyle ilgilenmeye seksenli yıllarda Çernobil felaketiyle başladı. Özal döneminin Gökova’yla hatırlanan termik santral atağı da aşağı yukarı aynı döneme denk geliyor. O günlerde henüz küresel ısınmadan haberdar değildik, ama çevre kirliliğine ve halk sağlığı sorunlarına neden olan, ormanlara ve doğal alanlara zarar veren kömürlü termik santrallara karşı çıkıyorduk. Çernobil ise çok tazeydi. Böylece termik santrallara ve nükleer enerjiye karşı mücadele, Akkuyu ve Gökova (bir de Yatağan) gibi iki-üç yerle özdeşleşerek hayatımızın merkezine oturdu. Hidroelektrik santrallar ise (HES’ler) o zamanlar sadece “barajlar” olarak biliniyordu. O günlerde barajsız HES yok muydu, aslında tam olarak bilmiyorum. Ama HES deyince aklımıza Keban, Karakaya, Atatürk gibi dev barajlar geliyordu. Büyük topraklar su altında kaldığı için ve sebep olduğu sosyal sorunlar nedeniyle (göç gibi) bu barajlara da karşıydık. Zaten HES’lerin geçmişi 1882′de Amerika’da yapılan ilk santrala dayanıyor ve HES’lere karşı ilk büyük doğa koruma mücadeleleri yirminci yüzyılın başlarında ABD’de yapılmıştır. Hetch Hetchy gibi büyük mücadeleler çevre hareketinin erken dönemlerini simgeliyor. Oysa GAP projesinin en hızlı zamanları olan o yıllarda barajlara karşı mücadelenin Türkiye’deki çevre hareketinin merkezinde yer aldığı söylenemezdi. Barajlara karşı ilk büyük mücadeleler Ilısu, Munzur ve Çoruh gibi projelere karşı doksanlı yıllarda başladı. Ama bu dönemde de gündemde küçük (ve genellikle barajsız) HES’ler yoktu. Hatta barajsız HES’lerin bir tür temiz, yenilenebilir enerji seçeneği olduğu söyleniyordu. Doğrusu ya, o yıllarda barajsız HES denince benim aklıma da Kaçkar dağlarındaki köylerde gördüğüm, suyla çalışan un değirmenleri gibi bir şey geliyordu. Akarsuyun akışına yerleştirilmiş bir tür jeneratör yani… Su değirmeni döndürür ve elektrik elde edilir. Ekosisteme bir zararı olmaz, kimseyi de rahatsız etmez… Bu tür bir şey teknik olarak mümkün olabilir belki, ama ekonomik olarak akılcı değildi elbette… Birilerinin kâr elde edebilmesi için o küçük derelerin normal akışı elbette yetmeyecekti. Küçük dereler ya birleştirilecek, ya da suları barajlar yerine tünellerde toplanacak ve doğal kinetik enerjisi yetmediği için yapay yollarla götürüldüğü yüksek bir kottan aşağıya düşürülecekti. Bütün bunlar yapılırken de ağaçlar kesilecek, taş ocakları açılacak, ormanlar ve vadiler tahrip edilecekti. Ben bu tür bir örneği ilk kez 2004′te barajlara karşı vadiyi savunmak için gittiğimiz bir Munzur şenliğinde gördüm. Munzur için planlanan sekiz HES’ten biri olan Mercan Hidroeletrik Santralı böyle bir örnekti ve daha o günlerde yapımı tamamlanmak üzereydi. İnsan görünce daha iyi anlıyor. Doğanın bütün canlılığıyla ayakta olduğu Mercan vadisinden akması gereken Mercan suyu kaynağına yakın bir yerde, vadinin oldukça yukarılarında önce küçük bir havuzda toplanıyor, sonra vadide akması engellenip beton tünellerle yatay olarak birkaç kilometre götürülüyor ve bir uçurumdan aşağı düşürülüp kinetik enerjisi arttırılırak aşağıdaki santralda elektrik üretilmesi sağlanıyordu. Üretilen enerjinin bedeli Mercan vadisinin susuz kalması, vadideki yeşil örtünün kuruması, suya inen yabani hayvanların içecek su bulamayıp göç etmek zorunda kalması, belki de ölmesi olacaktı. Bugün Karadeniz’in yemyeşil vadilerinde binlercesi yapılmak istenen ve şirketlerin sadece Karadeniz’e değil, nerede akan bir su buldularsa oraya yönelmelerini sağlayan bu “küçük HES teknolojisi” işte böyle bir şeydi. Doğanın belli bir noktasına yönelik büyük bir müdahale yerine, binlerce küçük noktaya yönelik daha küçük müdahaleler. Sonuç, çok daha yaygın bir doğa katliamı… HES’lere karşı başlayan mücadele bu nedenle son derece önemli. Bize doğaya yönelik müdahalenin sınırlarının masa başında çizilemeyeceğini, her durumda doğanın içinden, ekolojist bir gözlükle bakmamız gerektiğini bir kez daha gösteriyor. Ama aynı zamanda politik bir gözlükle de… HES’lere hem enerji politikaları bağlamında yaklaşmalıyız, hem de enerji politikalarının tamamen dışında kalıp bir doğa koruma mücadelesi olarak bakmalıyız. Olması gereken bakış açısını üç başlıkta özetleyebileceğimizi düşünüyorum. Enerji politikalarının bugünkü özeti olan “olası her kaynaktan maksimum faydalanma” prensibinin, bütün yıkıcı enerji biçimlerine eşit oranda yatırım yapmak anlamına geldiği ortaya çıkmış durumda. Hükümet Ilısu ve Munzur gibi büyük doğa ve tarih katliamlarını ve vadileri kurutan küçük HES projelerini bir de üstelik “yenilenebilir enerji” sepetinin içine koyuyor. Böylece bir taraftan kömüre ve nükleere hız verirken, bir yandan da yenilenebilir gibi gösterdiği HES’ler ve barajlar için akarsulara saldırının önünü açıyor. Bu nedenle HES’lerle mücadelenin aşırı üretim, tüketim ve kalkınma anlayışının bugünkü en yıkıcı unsuru olan enerji politikalarından ayrılması mümkün değil. Öte yandan HES’lere karşı tek tek verilen mücadelelerin enerji politikalarına dair çalışmaların içinde yürütülmesi gerekmiyor. Kendi vadisini ya da köyünü kurtarmak için mücadele eden insanların Türkiye’nin enerji politikasıyla uğraşması da gerekmiyor, alternatifler üretmesi de… Bu nedenle bu mücadeleyi en saf anlamıyla bir doğa koruma mücadelesi olarak görmek çok daha doğru ve akılcı. Akarsularına karşı başlatılan saldırılara karşı direnen insanlar bunu doğalarını, geçim kaynaklarını, tarihlerini, geleneklerini ve yaşadıkları toprağı korumak için yapıyorlar. En son Yuvarlakçay’da halkın kazandığı başarı yerel bir doğa koruma mücadelesinin ne kadar yüksek şansa sahip olduğunun bir örneği. Son olarak HES’lere karşı mücadelenin insanların yaşadıkları ya da kendilerini ait hissettikleri yerlerle ilgili söz söyleme haklarıyla ilgili olduğunu unutmamak gerekiyor. Tıpkı senelerdir Akkuyu halkının nükleere hayır demesi gibi, bu insanlar da köylerine ve vadilerine kendilerine sormadan gelen şirketlere ve onlara izin veren ya da yol gösteren bürokratlara ve politikacılara hesap soruyorlar. Bu yörelerde yaşayan insanlar şireketlerin ve devletin baskıcı, ikiyüzlü ve paradan başka bir şey düşünmeyen yüzüyle bir de böyle karşılaşıyorlar. Bu nedenle HES mücadelesi zaten bir doğrudan demokrasi mücadelesi. Yani insanların yaşadıkları yerlerle, kendi kaderleriyle ve gelecekleriyle ilgili söz söyleme haklarına dair bir mücadele. HES’lere karşı mücadeleyi, birbiriyle kısmen çelişir gibi görünse de, bu üç bakış açısını harmanlayarak büyütmenin mümkün olduğu kanısındayım. Ancak politik yanı iyi tanımlanmış ve yerel niteliği ön planda tutulan bir doğa koruma mücadelesi olarak sürdürüldüğü takdirde genişleyebilecek ve başarı kazanabilecek bir hareket bu. Yarın, 25 Nisan’da, Kadıköy’de bir kez daha bütün bu mücadeleler birbiriyle buluşacak. Ayrı ayrı ya da beraber olabilir, ama aynı yönde yürümeye devam etmemiz gerekiyor.


30 HAZİRAN 2010

Sayı: 316

YUNUS EMRE KAPANIŞ TÖRENİ

Metin sona YILDIRIM sonra program erdi.

Yunus Emre İlköğretim Okulu’nun 2009-2010 eğitimöğretim yılı kapanış töreni Okul Müdürü Metin YILDIRIM’ın konuşmasıyla başladı. YILDIRIM “Mustafa Kemal’in gösterdiği hedeflere eğitim yoluyla ulaşacağız. Öğrencilerimiz kitap okuma alışkanlığının yollarını aramalıdır. Öğretmenlerimize, öğrencilerimize, velilerimize, Okul Aile Birliği Üyelerine gayretli çalışmaları için teşekkür ederim.” dedi. Öğretmenler adına Nilay ÖZDEMİR konuştu. Öğrenciler eğitiimle ilgili şiirler okudular. Başarı belgelerinin dağıtımından

PAŞALI İLKÖĞRETİM OKULUNDA KAPANIŞ GECESİ YAPILDI

Paşalı İlköğretim Okulu’nun 16 Haziran’da yapılan kapanış gecesine Kaymakam İsmail BAYATA, Garnizon Komutanı Mehmet AKBUZ, Emniyet Amiri Cemal AĞÖREN, öğrenci velileri ve köy halkı katıldılar. Öğrenci skeçleri ve danslarının ilgi ile izlendiği gecede konuklara etli pilav ikram edildi. Gece eşya piyangosu çekilişiyle son buldu.

HALK EĞİTİM YILSONU SERGİSİ

Çatalzeytin Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünce açılan Makine Nakışı ve El Sanatları kurslarının yıl sonu sergileri 04 Haziran 2010 saat 14:30’da açıldı. Açılışta kurdeleyi Belediye Başkanı M. İhsan Uğuz ile birlikte Garnizon Komutanı Mehmet Akbuz kestiler. İlçe Milli Eğitim Müdürü Erdoğan Kahvecioğlu ve Halk Eğitim Müdürü Lütfi Kara kursiyerlere ve halka hitaben birer konuşma yaptılar.

OKUMA-YAZMA TESPİT SINAVI YAPILDI Kursiyerler

Çatalzeytin Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünce okumayazma 2. kademe seviye tespit sınavlarının 4.’sü yapıldı. Okuma-yazma kurslarına katılan ve 1. kademe sınavından belge alan 17 kişi 2. kademe seviye tespit sınavına katıldılar. Başarılı olan 17 kursiyer belgelerini aldılar. 2. kademe seviye tespit sınavında başarılı olanlar ilköğretim 1. kademeyi tamamlamış olacaklar. İsteyenler Açık ilköğretim sınavlarına katılabilecekler. Lütfi KARA başkanlığındaki Seviye Tespit Sınav Komisyonunda Mecit UĞUZ ve İsa AKIN görev aldılar. Okuma-yazma tespit sınavı

KİMLİĞİNİ KAYBETTİ HAYATI KARARDI HATAY (A.A) – Hatay’ın Samandağ ilçesinde yaklaşık 5 yıl önce kimliğini kaybeden inşaat işçisi Mehmet KURKMAZ’ın (36), başına gelmeyen kalmadı. Bu süre içerisinde adına hayali tekstil şirketi kurulan ve dört gün cezaevinde yatan KURKMAZ’ın hakkında 250 bin lira tutarında karşılıksız çek vermekten de 4 ayrı kentte dava açıldı. Cumhuriyet Gazetesi 29 Haziran 2010 Salı

DUYURU

Çanakkale’ye 21-24 Mayıs tarihleri arasında düzenlediğimiz geziye katkılarından dolayı Kaymakam İsmail BAYATA’ya, Belediye Başkanı Musa İhsan UĞUZ’a, Çatalzeytin Esnaflarına, İlçe Milli Eğitim Müdürü Erdoğan KAHVECİOĞLU’na, Okul Müdürü Ömer ÖZCAN’a, Müdür Yardımcısı Mustafa ÇELEN’e, Tarih Öğretmeni Cengiz EKİZ’e, Felsefe Öğretmeni Serap KELOĞLAN’a, Fizik Öğretmeni Yakup ERTURAN’a, Gönüllü veliler Hamza ÜNAL ve Nilüfer KARA’ya, Yardımcı Personeller Sadık ÜSTÜNDAĞ ve Şerafettin KARADAĞ’a, tüm veli ve öğrencilerimize teşekkür ederiz. Çatalzeytin Lisesi Okul Aile Birliği Başkanlığı

ÇATALZEYTÝN MEKTUBU

Sayfa 5

Akçay’ın Gözyaşı

9. MUSTAFA ÖZTÜRK “ÇATALZEYTİN COĞRAFYASI” KONULU BİLGİ YARIŞMASI SORULARI VE YANITLARI

Adnan ÇETİNKAYA

İstanbul Sultangazi’deki Çatalzeytinliler Derneği binasında, “Çatalzeytin Âşıkları Çevre Platformu” tarafından düzenlenen “HES Bilgilendirme Toplantısı” yapıldı. Bu toplantının başlarında sevgili hemşehrilerim olayın ehemmiyetinin farkında değildi. Fakat bizler toplantının verimli olacağından emindik. Platform Başkanı Emin Türkay Öztürk, Platform Üyeleri Erdal Şen, Eğitimci Ergün Usta, Şair Tahsin Şentürk, Elektrik Mühendisi Celal Özdemir ve ben konuşmalarımızda Hidroelektrik Santrallerinin doğal çevre ve insan yaşamına zararları hakkında bilgi vermeye çalıştık. İnanın günün sonunda aldığımız destek keyif vericiydi. Peki, HES nedir? HES geniş açılımı ile Hidroelektrik Santrali’dir. Bir Hidroelektrik Santrali köyümüze neden kurulmasın? Elbette ki yöremiz insanlarında küçükte olsa heyecan uyandıran bu Elektrik santrali fikri bizleri neden irrite etsin? Doğa Derneği baraj inşaatlarının Türkiye’deki doğal yaşam üzerinde en büyük tehditlerden biri olduğunu ortaya koydu. Çevresel etkilerinin nerdeyse göz ardı edildiği bu inşaatlar bir doğa katliamına sebep oluyor. Bu projelerden biri sesi hind ormanlarındaki kuş cıvıltılarını andıran, hala körpe, cilveli Akçay’ımıza yapılmak isteniyor. Bilindiği üzere barajlar yapay olarak oluşturulmuş büyük ve ya küçük göletlerdir. Bir akarsu önüne çekilen duvarın arkasında biriken su, düzeyi yükseldikten sonra geniş bir baraj gölü oluşturulmuş olur. Barajın göl tarafına bakan duvarın alt kısımlarında, suyun diğer tarafa geçmesini sağlayan kapaklar vardır. Kapaklar açıldığında, su aşağı doğru eğilimli yoldan hızla akmaya başlar ve yolunun üzerindeki türbinin pervanelerine çarparak dönmelerini sağlar. Bu türbin 172 ton ağırlığında olabilir ve dakikada 90 tam devir yapabilir. Su türbinleri, yapı olarak yel değirmenlerine benzer ve tek farkları dönmeyi sağlayan enerji kaynağının rüzgâr değil, su olmasıdır. Bu türbin şaft denen bir çubukla jeneratöre bağlıdır. Türbinin hareketiyle jeneratörün içindeki bir dizi elektromıknatıs dönmeye başlar. Ortaya çıkan manyetik alan bir elektrik akımı üretir. Buraya kadar baktığımızda normal görünen elektrik üretim işi, bölgemize planlanan HES’ de tam olarak böyle değildir. Farkı biraz daha küçük bir baraj olması ve altta bulunan kapaktan çıkması gereken suyun dere yatağına değil, 1,5 – 2 metre çapında borularla taşınmasıdır. Basit anlatımla, suyun hızlanması için dere yatağı boyunca değil, çevrede dolandırılarak hız kazanarak elektrik üretecek türbine ulaştırılmasıdır. Bu türbin öğrendiğim kadarı ile Çatalzeytin’ de kurulacak. Yani Suçatı’ndan alınan su toprakla temas ettirilmeden Çatalzeytin’e kadar taşınacak ve elektrik üretimi gerçekleştirilecek. Demek oluyor ki, köyümüzün Akçay’ı tutsak edilerek yöremiz susuz bırakılacak. Oluşacak tepkileri bertaraf etmek için %5 ila %10 gibi bir miktarın Akçay’ımız için cansu’yu olarak bırakılacağını söylüyorlar. Hâlbuki can suyu en az % 40 olmalıdır. Aksi halde bu can suyu olamaz Olsa olsa “Akçay’ın Gözyaşı” olur. Ayrıca, tarlaları sulamak için gereken sulama kanalları nerede? Akçay’ın suyu kesilince hep aynı yerden su içmeye alışkanlık haline getirmiş olan yaban hayvanlarımız, börtüböcek nasıl yaşayacak? Yerüstünden altına sızarak oluşmuş yer altı akarsularımız nereden beslenecek? Bölgenin başka taraflarında yeraltından kaynayan su artık olmayacak. Oradaki toprak ve diğer mahlûkat susuz kalacak. Duvarın öbür tarafında biriken su ise ayrı bir felaket. Toprak altında yaşayan küçük canlılar, su altında kalan onlarca yıllık ağaçlar, onlarca çeşit canlı… Her biri için ayrı bir kıyamet. En önemlisi, bu barajlar suyu işlendikten sonra insanları hasta eden, hayvanları öldüren zehirli atıkları için kim ne diyecek. Yoksa bu yazımın ardından ben de rahmetli Cemil MERİÇ gibi “bir dereye taş attım hiçbir kurbağadan ses çıkmadı” mı diyeceğim ? Deresi kuruyan, balığı tükenmiş, ormanı yok olmuş, yerel tohumlarını kaybetmiş bir yörede, nasıl bir doğal yaşamdan bahsedilebilir. Doğanın korunarak kullanılması ilkesine neden sadık kalınmıyor. Böyle bir inşaatın yapımında mutlaka yer alması gereken ÇED Raporuna neden gereksinim duyulmuyor? Güzel Türkiye’mizin yeşil bakımından gurur duyulacak tek bölgesi Karadeniz, sanki kıskanılmışçasına, nazar değmişçesine tahrip edilmek isteniyor. Bu gibi tahribatlar “Küresel Isınma” sonucunu doğurmadı mı? İnsanlığın geleceği tehlikeye girmedi mi? Ucuza enerji üretmek uğruna hiçbir olumsuz çevresel zarar düşünülmeden girişilmiş bu işe “hayır” demek bizce milli bir ödevdir. Bu yürütmenin acilen durdurulması gereklidir. Haber7.com’un 29 Nisan 2010 da yayımlanan haberini olduğu gibi aktarmak istiyorum. Rize İdare Mahkemesi, il merkezindeki Ambarlık Regülâtörü ve HES Projesi için yürütmeyi durdurma kararı verdi. Derelerin Kardeşliği Platformu Dönem Sözcüsü Ömer Şan, yaptığı yazılı açıklamada, yurt genelinde, özellikle de Doğu Karadeniz'de yapımı planlanan 1700 hidroelektrik santral (HES) projeleri ile ilgili demokratik ve hukuksal mücadelelerini sürdürdüklerini belirtti. HES projelerine karşı yöre insanlarıyla birlikte açtıkları davalarda birçok yürütmeyi durdurma ve iptal kararı verildiğini ifade eden Şan, buna karşın HES yapımcı firmalarının yargı kararlarını hiçe sayarak çalışmalarına devam ettiğini ileri sürdü. 26 PROJE İÇİN YÜRÜTMEYİ DURDURMA VEYA İPTAL KARARI VERİLDİ Yaklaşık bir yıl önce Rize kent merkezi ile 10 belediye ve 26 köyü kapsayan, yaklaşık 300 bin kişinin içme suyu ihtiyacını karşılayan Andon İçme Suyu Tesisleri'nin de bulunduğu Salarha Vadisi'nde yapımı planlanan Ambarlık Regülatörleri ve HES projesi için Çevre ve Orman Bakanlığınca verilen ''ÇED gerekli değildir'' kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması amacıyla Rize İdare Mahkemesi'nde dava açtıklarını ifade eden Ömer Şan, şunları kaydetti ''Mahkeme, davada sürecin devam etmesi halinde telafisi imkânsız sonuçların doğabileceği gerekçesiyle yürütmenin durdurulması yönünde karar verdi. Bu kararla birlikte HES projeleri hakkında mahkemelerce verilen yürütmeyi durdurma ve iptal kararları 26'ya ulaşmış oldu. Bölgemizin bütün vadilerinde akan derelerimiz üzerinde yapımı planlanan HES projelerinin, doğal yaşam alanlarımıza geri dönüşümsüz zararlar verdiği gerçeği bilimsel raporlarla ve yargı kararlarıyla defalarca kanıtlanmıştır. Bu gerçeğin Çevre ve Orman Bakanlığı yetkilileri ile diğer yetkililer tarafından da kabul edilmesi gerekir. Bu nedenle HES projelerine ilişkin gerekli önlemlerin alınması ve projelerin bir an önce durdurulması gerektiğini bir

1- 365 gün içinde kar bulunan “Kar Kuyusu” yaylamızdadır ? a-) Ayıkovduk b-) Geyikoynağı c-) Attepe d-) Hiçbiri

hangi

2- En eski yerleşim yerimiz olan Ginolu, bugün hangi köyümüze bağlıdır ? a-) Samancı b-)Doğan c-)Kaşlıca d-) Konaklı 3- Çatalzeytin ilçesinin yüz ölçümü kaç kilometre karedir ? a-) 318 b-) 418 d-) 618 c-) 518 4- Çatalzeytin ormanlarında yetişen, meyve veren 5 ağaç adını yazınız ? a-) Kızılcık b-) Yaban armut c-) Yaban elma d-) Döngel e-) Kestane 5- Aşağıdakilerden hangisi ilçe merkezimize en uzak köyümüzdür ? a-) Güneşler b-) Epçeler d-) Paşalı c-) Çatak 6- En son nüfus sayımına göre nüfusu en az olan köyümüz hangisidir ? a-) Karacakaya b-) Çağlar c-) Yunuslar d-) Kulfallar 7- Aşağıdaki boşluklara yönlerine göre ilçemize komşu olan ilçeleri yazınız ? Taşköprü doğusunda Çatalzeytin’in güneyinde Türkeli/Sinop batısında Abana / Bozkurt güneybatısında Devrekani ilçeleri vardır 8- Cuma Pazarında satılan 5 yerli sebze adını yazınız ? a-) Patlıcan b-) Bezelye c-) Taze fasülye d-) Kabak e-) Kara pancar 9- İlçemizde yetiştirilen 5 meyve adını yazınız ? a-)Elma b-) Armut c-) Erik d-) Ceviz e-) Ayva 10- Adını ağaçlardan alan köylerimiz hangileridir ? a-) Kirazlı b-) Kavaklı c-) Kavakören d-) Yemişli e-) Fındıklı 11- Akçay deresinin doğusunda toprağı Tükeli/Sinop ile sınır çizen köylerimizi yazınız? Duran, Sırakonak, Kızılcakaya, Paşalı

olan,

12- Hangi köylerimizin adında “Sökü” sözcüğü geçmektedir ? a-) Sökü b-) Aşağısökü c-) Yukarısökü d-)Kuzsökü e-) Hacıreissökü 13İlçemiz sınırları içinde karadenize dökülen 3 çayımızın adlarını yazınız ? a-) Akçay b-) Harda c-) Kuğu 14- Ayıkovduk yaylasına en yakın köyümüz hangisidir ? a-)Hacıreis b-) Kayadibi c-) Hacıreissökü d-) Köklüce 15- İlçemizin en büyük yaylası hangisidir ? a-) İtoğlu b-) Aktaş c-)Koru d-) Soyucak 16- İlçemizde 2 mahalle muhtarlığı , 41 köy muhtarlığı vardır. 17- İlçe nüfusumuzla ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur ? a-) İlçemizde kadın nüfusu daha fazladır. b-) İlçe toplam nüfusumuz 5000’in altındadır c-)Nüfusumuz yaz mevsiminde azalmaktadır. d-) Nüfusumuz göçle artmaktadır. 18- ilçemizin geleneksel yapı malzemesi aşağıdakilerden hangisidir ? b-) Ağaç a-) Taş c-)Toprak d-) Beton 19Çatalzeytin ormanlarında yaşamayan hayvan aşağıdakilerden hangisidir ? a-) Ayı b-) Kurt d-) Kaplan c-) Çakal 20- İlçemizin bilinen en büyük mağarası hangisidir ? b-) Subatan a-) Ginolu c-) Damlıca d-) Attepe

DUYURU 24-25-26 Temmuz 2010 Geleneksel Paşalı Panayarına ayrıca 27 Temmuz 2010 tarihinde Paşa-Der ile birlikte düzenlediğimiz Patladun Yayla Şenliğine bütün köy muhtarlarımızı, esnaflarımızı, köyler halkımızı, sivil toplum örgütlerini, kurum ve kuruluşları davet ediyorum. Ahmet ÖZCAN Paşalı Köyü Muhtarı


30 HAZİRAN 2010

ÇATALZEYTÝN MEKTUBU

Sayı: 316

DOĞRUSU BUNU HAK ETMEMİŞTİK

Sayfa 6

FENOMEN KUNDURA AÇILDI

HEY GİDİ GÜNLER HEY ….. Sadık KORKUT

Harun ÜNLÜ

Geçen yıl (2009) Ankara’da Çatalzeytinliler ile toplanıp bir yemek yedik, tanıştık. Daha doğrusu bunları yapmaya çalıştık. Derneğin genç ama heyecanlı yöneticileri kimi eksikleri içlerine gömdüler. Eksiklerin bir çoğu da yönetici gençlerden kaynaklı değildi. Gelelim bu yıla. Yine toplandık ve yine aynı yerde yemek yiyecek ve gülecek, oynayacaktık(21 Mayıs 2010). Olmadı. Geçen yıldan farklı olmayan nedenler, bu yıl da karşımıza çıktı. Ne güzel planlarımız vardı. Sunuculuğu bana vermişlerdi ve ben de çok ciddi bir özlemin programını yapmıştım. Hepsi elimde kaldı. Çünkü o toplantı amacından uzaklaştırıldı. İnsanların orada bulunuş nedenleri ya tam kavranamamıştı-ki sanmıyorum- ya da bizim yılda bir akşam da olsa doyasıya birlikte olmamız çok görüldü. Biz orada tek yanlı siyasal söylemleri duymak için toplanmamıştık. Biz orada seçim propagandasının provasına konu olmak için de toplanmamıştık. Buluşma amacımıza saygı gösterilmedi. Ne yalan söyleyeyim kendimi aptal yerine konulmuş gibi hissettim. Hiçbir çağdaş anlayış bir toplantıyı amacından bu kadar uzaklaştırmaya izin vermez. Demek ki biz çağdaş falan değiliz ve bu gidişle de olamayız. Genç ve hiçbir siyasal ayrım yapma niyeti olmayan yönetim de bu tutumun kurbanı oldu.Gecemizin daha yarısına bile gelmeden, gecenin amacından sapmasına dayanamayan hemşehrilerimizin bir kısmı salonu terk ettiler. Bu, aslında bir protesto idi ama yönetim yaralandı. Geceye bu rengi verenler ise herhalde siyasal kimliklerini yeterinceden ve gereğinden fazla olarak yerine getirmiş olmanın mutluluğunu yaşamışlardır. Bu ikinci kezdir dernek yönetimi amacına ulaşamadı, ulaşmasına izin verilmedi. Üstelik, bedenlerinden, beyinlerinden, zamanlarından ve işlerinden özveride bulunmuş olmakla kalmadılar bir de TAHSİL EDİLEMEYEN (!) davetiye paralarını da ceplerinden ödemek zorunda kaldılar. Zaman zaman parlamenterler de belediye başkanları da ,valiler de, kaymakamlar da herkes gibi birer yurttaş olduklarını hatırlamak zorundalar. Orada insanlar ne için ve ne amaçla toplanmışlarsa anlayış gösterip bir iki tatlı sözcükle kutlamayla yetinmeyi göze almalıdırlar. Nedense bizde üç kişi yan yana gelse birileri onlara derin derin felsefe yapmaya yönelirler. Kimse alınıp gücenmesin, Biz orada gerçekten hemşehrilerimizle söyleşmeye, acıları paylaşmaya, sevinçlere ortak olmaya,ileriye yönelik neler yapabileceğimizi konuşmaya,birbirimizle dertleşmeye gelmiştik. Her şeyin yeri ve zamanı farklıdır. Siyasal platformlarda saatlerce siyaset konuşulmalıdır. Buna ihtiyaç vardır .Ama herkesin konuşmasına,düşüncesini açıklamasına olanak tanınmalıdır.Seçim öncelerinde siyasal amaçlı toplantılarda,yemeklerde,mitinglerde neler yapıldığı anlatılmalıdır,eyvallah,ama amacı bunlardan biri olmayan böylesi masum buluşmalar, fırsat bu fırsat anlayışı ile kullan��lmamalıdır. Biz orada Çatalzeytin adına toplanmıştık. İlgililer ve yetkililer en az konuşup en çok süreyi Çatalzeytinlilere tanımalı, onların soru, sorun ve beklentilerine kulak vermeli idiler. Notlarını almalı, ayrıntıları öğrenmeli ve çözüm için hazırlıklara yönelmeli idiler. Bizim insanımız dinlemekten yoruldu. Dinlemekten kendini anlatmaya fırsat bulamadı. Bulacağa da benzemiyor. O toplantı, siyasal kapışma alanı gibi algılanıp ön yargılarla davranılacak bir toplantı değildi. Benim sahipsiz insanım gördü ki sorunlarına sahip çıkmaya niyetli olan yok ya da çok az ama oyunun peşindekiler çok… Tüm bunlar, yönetime olan güven ve saygıyı da soru işaretleriyle baş başa bıraktı. Bazı ‘acaba’ları açık yüreklilikle dile getirenler oldu. Çünkü orada bulunan herkes tek bir görüşün insanları değildi, bu biiir. Siyasal anlamda farklı düşünceyi temsil eden aynı etikete sahip insanlar yoktu ve bu, siyasal propaganda yapılması konusunda eşitlikçi bir tutum olmadı,bu ikiii. Söyleneceklerin söylenip kimseyi dinlemeden gitmek hangi samimiyetle açıklanabilir, bu üç. Eğer, zaman sıkıntısı vardı ise konuşma süresini kısa tutup o sürede başkaları dinlenemez miydi, bu da dört. Ben, kendi adıma bambaşka amaçlar için orada toplanma özverisi göstermiş olan sevgili Çatalzeytinli hemşehrilerimden özür diliyorum.Çünkü benim de kabahatim olabilir.İzin almadım ama dernek yönetimi adına da özür diliyorum çünkü niyetlerini bildiğimi sanıyorum. Orada mikrofon uzattığım birçok hemşehrimin utangaç ve sıkılgan tavırları da gösterdi ki, kimse onlara konuşma fırsatı vermemiş bugüne kadar. Bundan sonrasının olabileceğine de inanacaklarını sanmıyorum. Bilemiyorum, dernek yönetimi bu iki yemek deneyiminden sonra ne düşünecek. Ama bir düş kırıklığı yaşadıklarını sanıyorum. Yine de ben biz Çatalzeytinlilerin, Çatalzeytin ve Çatalzeytinliler adına Çatalzeytinlice yürekli kalacaklarına inanıyorum. Ve fırsatlarımız azaltılsa da birbirimize çok ama çok ihtiyacımızın olduğunu düşünüyorum. Kimsenin geleceğe umutsuz gözlüklerle bakmasını da doğru bulmadığımı açıkça belirtmek istiyorum.

Dilek DEMİRCİ’nin sahibi olduğu Fenomen Kunduranın 25 Haziran’da İstikbal Caddesindeki açılışında Kaymakam İsmail BAYATA ve Belediye Başkanı M. İhsan UĞUZ kurdeleyi birlikte kestiler.

DOLU KÖYLERİMİZDE ZARARA YOL AÇTI 13 Haziran’da Piri, Yemişli ve Güneşler köylerimizde 15 dakika sürekli yağan dolu meyve ve sebze bahçelerine çok büyük hasar verdi. Dolu bazı evlerin çatılarında kiremitlerin kırılmasına yol açtı. Piri Köyü Muhtarı Rahmi ÇELİK ve Güneşler Köyü İhtiyar Heyeti Azası Yüksel AÇIKGÖZ gazetemizi telefonla arayarak olayla ilgili anında bilgi verdiler. ÇELİK ve YÜKSEL’in verdiği bilgiye göre ceviz büyüklüğünde yağan dolu meyve ağaçlarının dallarını kırdı.

HELAL OLSUN!

Dağı taşı yutanlara, Midesine atanlara, Cebellezi yapanlara, Helal olsun, helal olsun. Çuldan çorap örenlere, Köçek gibi dönenlere, Ağlayana, gülenlere, Helal olsun, helal olsun. Kibirlenip, gezenlere Garipleri ezenlere Hep düzmece düzenlere Helal olsun, helal olsun. Çok dayısı olanlara, Ona alkış vuranlara, Sözüme yüz buranlara, Helal olsun, helal olsun. Yüksel AÇIKGÖZ Güneşler Köyü

Sevdiklerinize En Güzel Armağan

Ciye Çatalzeytin Belgeseli Çatalzeytin Posterleri Kartpostalları Günay ÖZTÜRK ÇEBİ’nin Yeni Kitabı

“Çatalzeytin Yemekleri”

Püsürge Kırtasiye’de

YİTİK Nufus Cüzdanımı kaybettim. Hükümsüzdür. Fatma KARA Saraçlar Köyü ÇATALZEYTİN

NAZAN KUAFÖR Nazan ÇAĞLAR İstikbal Cd. 20/B ÇATALZEYTİN Gsm: 0.544 863 17 73

TEŞEKKÜR

DÜ Ğ ÜNE ÇAĞ RI

YILMAZER AÝLESÝ Seher-Korel

07 Ağustos 2010 Cumartesi Saat: 19.30 Yunus Emre Ýlköðretim Okulu Bahçesi - ÇATALZEYTÝN

Epçeler Köyü Orta Mahallesinde yalnız yaşayan Zekiye ÖZCAN (80) 26.06.2010 saat 21:00 sıralarında abdest alırken düşerek kalça kemiğini kırdı. Çatalzeytin İlçe Hastanesinde ilk tedavisi yapılan ÖZCAN aynı gün Kastamonu Devlet Hastanesine sevk edildi. ÖZCAN 27.06.2010 tarihinde tedavi amacıyla İstanbul’a oğulları tarafından götürüldü.

Digital Fotokopi Digital Pres

Atatürk Bulvarý No: 54 37940 ÇATALZEYTÝN Tel: 0 366 516 12 22 Faks: 516 17 00

YİTİK Nufus Cüzdanımı kaybettim. Hükümsüzdür. Ayşe BOZKURT ÇATALZEYTİN

VEFAT VE TEŞEKKÜR Sevgili Kızımız,

Nilay DİNÇER (1987)

Okul Gecemize destek veren Paşa-Der Başkanı Yaşar YILMAZ ve Yönetim Kuruluna, Paşalı köyü muhtarı Ahmet ÖZCAN’a, Ziya ŞAHİNGÖZ’e, Umutlar, mutluluklar payla t k a b y r.Zafer ÖZCAN’a, Eşya Piyangosuna katkı veren Sevenler, sevilenler d n m ze davetlisiniz. Çatalzeytin Esnaflarına, HEDİYE-SEYHUN öğretmen, öğrenci ve velilerimize teşekkür ederiz. AKYOL AİLESİ Huriye-Mustafa

ABDEST ALIRKEN KALÇA KEMİĞİNİ KIRDI

Çağlar köyünün şenliğini Çatalzeytin Mektubu Gazetesinde okumuştum. Şenliğin çok canlı geçtiğini özellikle Çağlar’ın Dünü Bugünü Yarını içerikli panel dikkatimi çekti. Yukarıdaki başlığı eski günlerin anısını yani, köyün dününde yaşanan anıları canlandırma anlamında düşündüm. Hemen ifade etmek istiyorum. Bu tür organizasyonlar köyün tanıtımının yanı sıra birlik beraberliğin sağlanmasında çok etkili olur. Bu organizasyonu düzenleyenlere sponsorluk yapanlara teşekkür ediyor, candan kutluyorum. Köyde kültür seviyesi yükseldikçe özelikle eğitimli gençlerimizin köye sahip çıkması ve köyün layık olduğu yere gelmesini sağlar diye düşünüyorum. Panelde işaret edilen köyün dününe ait bildiklerimi az ve öz olarak irşat etmek istiyorum. Çağlar köyünün tarihi ismi İnanya’dır. İnanya ismi nereden gelmiştir. İnanya köyü altı mahalleden oluşmaktadır. Sonradan Eğribaşı ve Hatip köyü ile sekiz mahalleden oluşmaktadır. Mahallelerin kendisine has kullanım kimlikleri vardır. Demirci mahallesi Hacıismailoğulları ve Yağcıoğulları, Ulu mahalle Karaahmetoğulları ve Karahasanoğulları, Orta mahalle Hocahasanoğulları , Ablu mahallesi Halil Bayrakdaroğulları, Çamlık Hacı İbrahim oğulları, Kayabaşı Hacıhasan oğulları gibi geçmişi çağrıştıran tarihi isimlerdir bunlar. Ayrıca tarihi camii ve etrafındaki gerçek dünyaya intikal etmiş büyük insanların mezar taşlarındaki tarihi çağrıştıran bu kimliklere göre İnanya köyünün adının inananlardan geldiğine işaret ettiğini düşünüyorum. Köyümün geçmişini araştırmak isterdim. Belli yerleri sergilemeyi düşündüm. O günkü ortamda hiç zamanın olmadı ki. Olsa dahi o kimliği araştıracak eskiye dayalı kültürün yanı sıra ekonomik güç yoktu bende. İnanya köyünün kimliği 1955 yılında Çağlar olarak değişmiştir. Bu kimliği nereden aldı,nasıl aldı konusuna değinmek istemiyorum. Çağlar köyümüzün layık olduğu yere ulaşması için gündemdeki projelerimiz de Temel Eğitim Okulu , köye elektrik, Sağlık Ocağı, imar planı, PTT şebekesi ve yolun o günkü standartlara uygun olarak yapılması vardı. Bu projeleri uygulamak için 1970 yılında Çağlar Köyü Kalkınma Kooperatifi kurulmasına karar verdik . Birlik beraberliği sağlamak için kooperatifi kurduk. Üye yapmaya başladık. Okul arsasının tespiti, okulun yapılması için kooperatif olarak müracaat ettik. Amacımız köyün birlik beraberliğini sağlamak için öncelikle eğitimden başlamak en büyük arzumuzdu. İşte o zaman köyde bu projeye karşı çıkılmaya başladı. Birlik beraberliğin ötesinde biz üç mahalle olarak köyün orta yerine seçmekte ve Eğribaşı ile Hatip köyünü baz alarak mahkemeye başvurduk. Mahkeme teknik eleman eşliğinde , Hatip köyünden Eğribaşı’na kadar ölçüm yaptı. Köyün orta yeri olarak tespit ettiğimiz arsa aşağı ki mahalleye ikiyüz metre daha yakın çıktı. Sekiz yıllık temel eğitim okulu ihale aşamasında iken Karabükteki kültürlü arkadaşlar tarafından sendikacı Enver Kaya’yı devreye koydular. Enver Kaya siyasi gücünü de kullanarak bizim okulumuzu Araç İğdir’e aldırdı. İşte o güzelim irfan yuvasından Çağlar mahrum kaldı. Diğer yandan kooperatif olarak özellikle yolun yapılması, sağlık ocağı , imar planı , PTT şebekesi kurulması aşamasında bilinçli olarak engellenmesine rağmen nasıl gerçekleştiği panelin dününün içinde yer almaktadır. Köyümüzde şenlik dolayısiyle bir canlılık görülüyor. İnşallah bu canlılık devam eder. Son olarak sağlık ocağımızı bölge sağlık evi yapmak için müracaat ettik. Bölge sağlık evi yapılması için bitişikte ormanın tahsisi istendi. Orman Bakanlığı tahsis için kullanım amaçlı proje istedi. Proje yapıldı.Bakanlık kabul etti. Sağlık Bakanlığına 49 yıllığına tahsisi yapıldı. Projeyi uygulamak için kriz nedeniyle giderini temin edemedik. 1999 yılında İl Genel Meclisi Üyeliğine seçildiğimde projenin uygulanması için il bazında çalışma başlattık. Cazibe köy projesi kapsamına aldırdık. Projenin uygulanması için köy muhtar ve heyetinin olumlu kararı da dosyaya konuldu. 2002 yılında gerekli parası çıkarıldı. Sağlık ocağı bölge sağlık evi olacak, dört dörtlük sağlık hizmeti verecekti. Onun yanında mevcut okul, düğün evi, lojman, gelin evi, aşağıki okul kütüphane yapılacaktı. O alanda dört dörtlük bir park yapılacaktı. Tam uygulama aşamasında köy muhtar ve ihtiyar heyeti bu projenin köye fayda sağlamayacağı, köyü birleştirme yerine ayrıştıracağı düşüncesiyle Valiliğe müracaat edildi, uygulama durduruldu, parasıda başka köye aktarıldı. Sadık Korkut olarak beni bir bölen olarak lanse edildim. Benim ve ekibimin amacı ayrıştırma değil birleştirme yönünde çok uğraş verdik. Maalesef muvaffak olamadık. Benim gençlerimize tavsiyem; yapılır veya yapılmaz köyün dünü çok çetrefelli geriye bakmadan köyün bugününü yarınını planlayarak Çağlar’ın layık olduğu yere gelmesini sağlamanız. Çalışmalarınız içinde lütfen aşağı mahalle yukarı mahalle uslubunu kullanmamanızı tavsiye ederim. Sağlık ocağı alanına park projesinin birini şenlik komisyonu başkanı Bilal Şahin’e diğerini de köy meclis üyesi ve şenlik komisyonu üyesi Ergün Ersöz’e teslim ettim. İnşallah uygulama imkanı bulunur. O bölgede şenlikler daha sağlıklı yapılır diye düşünüyorum. Kolaylıklar dileklerimle.

Selami ŞENGÖZ Paşalı İlköğretim Okulu Md. V.

Sadık BEKİROĞLU Okul Aile Birliği Başkanı

09 Haziran 2010’da vefat etti. Acılarımızı paylaşan, tüm dost ve yakınlarımıza Kastamonu Valisi Mustafa KARA’ya Çorum Valisi Nurullah ÇAKIR’a Eski Kaymakamlarımızdan Salih GELGEÇ’e, Mustafa MENDEŞ’e, Ayhan TERZİ’ye, Kadir Akın GÖZEL’e, Abdulmuttalip AKSOY’a, Bozkurt Kaymakamı Üzeyir Aziz ÖZEREN’e, Valilik Yazı İşleri Müdürü Nevzat ÖZKAN’a, Defin merasimine katılan Kaş Kaymakamı Süleyman YILMAZ’a, Tedavisi ve vefatı sırasında Çatalzeytin, Kastamonu ve Ankara’da bizi yalnız bırakmayan Çatalzeytin Kaymakamı İsmail BAYATA’ya, 10 Haziran’da Karamandağı’ndaki defin merasimine katılan hemşehrilerimize teşekkür ederiz.

DİNÇER ve ÖZTÜRK Aileleri Adına Babası Ergun ÖZTÜRK


30 HAZİRAN 2010

Sayı: 316

Burdan Buyrun

BAŞKENT EDAŞ TAHSİLAT VE ABONE SERVİSİNİ KALDIRDI Önce elektrik arıza ekibi Bozkurt’a gitti. Sonra tahsilat kalktı. Şimdi abone işlemleri de Bozkurt’ta yapılıyor. Başkent Edaş’ın Kastamonu’dan bir yetkilisi cuma günleri Bozkurt’a geliyor, abone işlemlerini yapıyor. Bu işlem vatandaşa eziyettir. Bozkurt’tan kontrole elektrik ekibi geliyor. Bu ekip rapor verdikten sonra vatandaş açma ve kapama işlemleri için bankaya ya da PTT’ye belirlenen ücreti yatırsa olmuyor mu? İlçemiz tavuk gibi yolunuyor. Parça parça taşınıyor. Kimseden ses çıkmıyor. Özelleştirme eziyete dönüşmesin. İMZA, Çileli Yurttaş

PİRİ-YEMİŞLİ YOLU

Yemişli köyü girişinde ve çıkışında sel suları yolu dağıttı. Altı uçurum, üstü çukur olan yol, geçit vermiyor. Mancuş’un Deresinden geçmek hüner istiyor. Tehlike saçan yolumuzun acele yapılmasını bekliyorum. Salim ÜNLÜ Piri Köyü

İKİ KONU İKİ SORU

Geçen yıl yaz tatiline gelenler sel sonrası kıyıyı kaplayan kelekler yüzünden güneşlenemediler. Denize giremeden evlerine döndüler. Bu yıl gurbetçilerimiz aynı olumsuzlukla karşılaşmamalı. Belediye gerekli önlemleri almalı. İkinci önerim de Ginolu ile ilgili. Çatalzeytin’i geçmişi ile buluşturan, Ginolu Kalesini gösteren tabela yazdırılarak yol ayrımına asılmalı, Kale girişine de tarihi bilgileri içeren yazı asılmalı. Kaleye çıkış merdiveni sağlamlaştırılmalı, çevre temizliği yapılmalı. Ergun USTA

AKÇAY’IM Bu çay, benim çayım. Gökyüzüm, yıldızım, ayım, Veremem onu hiç kimseye İstese de annem, babam, dayım. Akçay benim çayım. Diyorum işit, yıldızım, ayım, Bu çay hepimize lazım, Anladınız mı bayım ? Akıyor Akçay gir göle, Çim yıkan oyna döne döne, Susma kardeşim çay senin, Eğme kafanı asla yere.

ÇATALZEYTÝN MEKTUBU

Sayfa 7

Cıvıltı

AKÇAY’I HES’E KURBAN ETMEYELİM Seyfettin BAYKAL

e-mail: eturkay@mynet.com

HES’E NİÇİN KARŞIYIM ? Baştarafı Sayfa 2’de Sepet, sepet.... Torba torba erzaklar otobüslerle 4-5 ay gurbete taşınır. Akçay’ın suyu kuruyunca bu ürünler nasıl alınacak ? Akçay kurursa köyler de kurur. Çatalzeytin cazibesini kaybeder. Çatalzeytin’i Kerbela’ya çevirmek kime ne kazandırır ? Anlamak mümkün değil. Akçay Hes’le ilgili 3 etkinlik yaptık. Çatalzeytin’de, İstanbul’da ve Ankara’da Bu etkinlikler sürecek. 10 Temmuz 2010’da 4 Muhtarlık Karacakayalılar Derneğinin düzenlediği Koru Yaylası Şenliği’nde HES Bilgilendirme toplantısı yapacağız. HES’e karşı dava hazırlığımız sürüyor. HES etkinliklerinde ortaya çıkan görüşleri siz okuyucularımla paylaşmak istiyorum. Su çatı Yürüyü şün de İsmail Hakkı ÖZÇELİK “Bu ağaçları bu yeşilliği bir daha bulamayacağız.” Cemal ÖZÇELİK “HES’in iptal edilmesi, sahiplenmemize bağlı.” Kuvvet ACAR “3 kuruş, 5 kuruş için gelecek yakılmaz.” Cemal AYDIN “Hayatım burada, Suçatı’nda geçti. Elma bahçem var. Bir ton elma alıyorum.” İstanbul Bilgilendirme Toplantısında Mehmet ÖZÇELİK “Akçay boyundaki köyler yalnız bırakılmamalı.” Cemi l ÖZDEMİR “Torunlarımızın ahını almayalım. Kuşlar bizden davacı olmasın.” Adnan ÇETİNKAYA “HES yapılırsa Çatalzeytin’de yeşil ile mavinin nikahı bozulur. Olaydan tüm köyler etkilenir.” Seyfettin BAYKAL “Akçay’ın kurumuş halini düşünmek istemiyorum.” Güler BAYKAL “Her gittiğimiz yerde Çatalzeytin’in yeşilliğini, güzelliğini aradık. HES resmen katliam.” Sami AYDIN “Böyle bir şey kimseye fayda sağlamaz. Sedat TIĞLI “Anlıyoruz ki HES bir katliam. Bu konuda her türlü desteği vermeye hazırız.” Erdal ŞEN “Oğlum küçük denizde yüzeceğim diyor. Onun küçük denizi Akçay, bizim aşkımız, sevdamız, heyecanımız.” Bizden sonra gelen kuşaklar, Akçay katliamını HES’ten önce, HES’ten sonra diye anlatacaklar. Bugün yaşayan herkes, tarih önünde hesap verecek. Eğer HES’i durduramazsak gelecek nesil bizi iyi anmayacak. Kızılcakaya ve diğer köylerimizde kızılca kıyamet HES yapımından sonra kopacak. Şimdiden söylüyorum, “HES Yapılsın” diyenler, yanlış bilgi verenler o zaman kaçacak delik arayacaklar. Suyu tutsak edenler, bizi özgür mü bırakacak ?

Senin diyorum Akçay senin, Gir göle yıkan çim, Tek başına kalsan da verme ! Yanındayım, ediyorum yemin.

Sevgili Çatalzeytin gönüllüleri; Doğduğumuz; bizi ana gibi kucaklayıp besleyen, bağrında özgürce barındıran güzel Çatalzeytin’imiz. Her ne kadar yatırımlardan, turizmden payını alamamış olmanın yoksulluğu ve gelişememişliğiyle göç vermiş ilçelerin başında geliyor olsa da. Başta İstanbul olmak üzere yurt genelinde hatta dünya ülkeleri genelinde gurbetçileri bulunan; askerin şafak sayması gibi izinlerini , tatillerini iple çekip kavuşmayı hasretle bekleyen bu güzel kasabanın ve köylerinin sakinleri. Gerek köylerinizden, gerekse gurbetten hasretle Çatalzeytin’e eski tabirle yalıya inip bir an evvel alışverişlerinizi tamamlayıp; koşarcasına köylerinize ulaşmak için kendinizi Akçay ve yamaçlarının bağrına bırakıp; keyifle yaptığınız o yolculuklar var ya. Artık tehlikede. Yakın bir gelecekte Akçay’ın o senfoniyi andıran çağıltısını; ondan beslenen ,onun hayat verdiği tabiatın doğal süsleri: bitki,çiçek, börtü böçek, kurt, kuş seslerini duyamayacaksınız. Hani hep bizim olup ta kaybetmeyecekmişiz gibi farkında olmadığımız bu güzellikleri ; şairimiz Tahsin Şentürk’ün deyimiyle doğanın ‘doğal vantilatörleri’ dediği gölgeleri çok keyifli o devasa çınarların (kavlak ağaçlarının) serinliğini hissedemeyeceksiniz. Nasıl mı? Hani son günlerin şu meşhur !! HES (Hidro Elektrik Santralleri) projesi olup Karadeniz dereleri ve çayları üzerine kurulması planlanan barajcıklardan Akçay’ında payını alması yüzünden. Proje hazır. Hatta Doğu Karadeniz’de bazı dereler üzerine kuruldu bile. Duyarsız kalıp Hes e destek veren bu yörelerde yaşayanlar artık dövünüyor. Çünkü artık içinde balıkların oynaştığı, tüm canlıların hayat bulduğu dereleri çayları yok artık. İşte aynı akibeti Akçay bekliyor. Akçay’ın suları borulara hapsedilerek adeta kurutulacak. Akçay , kuruçaya dönüşecek. Verimliliği bile komik olan HES’ e dönüştürülecek. Eğer ki bu duruma göz yumarsak yukarıda bahsetmeye çalıştığım; daha çoğuna değinemediğim bir çok güzelliğimiz; doğal yaşam alanlarımız yok olacak. Küçücük bir örnek: Kavlaksız bir Türkmen pazarını düşünebiliyor musunuz allah aşkına ?. Yazın sıcaklarında içinde çimdiğimiz, kenarlarında serinlediğimiz hayvanlarımızı suladığımız hayat kaynağımız Akçayın kuru halini düşünebiliyor musunuz ? Korkunç değil mi? Değerli hemşerilerim. İnanın bu projeden Çatalzeytin’in bir kazancı olmayacak…HES e karşı çıkmak hainlik değil.Memleketine, onun doğasına sahip çıkmak olacak. İş işten geçti mi dövünmenin ve pişmanlığın bir faydası yok. Onun için diyorum ki: vakit varken memleketine sahip çık.Hes projesine karşı yürütülen kampanyalara destek ol. Bu uğurda büyük özveri ve fedakarlıklarla çalışıp halkımızı bilinçlendirmeye çalışan değerli ve duyarlı aydınlarımıza, bilinçli insanlarımıza destek ver… Yarın çok geç olmadan….. Saygılarımla…..

Mutlu Günler

Sulanma çayımıza .... A.Ş., Toplan ! lütfen buradan git ! Başımızı derde sokma aksın çay, Lütfen bizi dinle bırak git ! Değirmenim harmanım, Nakliye aracım, av hayvanım, Sal ile tahta, tomruk, odun taşıyanım. Canım derem, suyum Akçay’ım Çocukluğumda eğlencem oyuncağım, Kum ocağım odun depom, çakılım, Mercan balığım, güğütüm, bıyıklım, Şırıl şırıl akan suyum Akçay’ım.

DOĞUM

* Tuğba-Recep Sedat TIĞLI çiftinin 11 Haziran’da İstanbul’da doğan 3. bebeklerine ERSİN 20 Haziran 2010 İstanbul HES Toplantısı

EVLENME

*

ADI VERİLDİ.

Sezin (ÜNLÜ) ile Yasin TOKUŞ 20 Haziran 2010’da İstanbul’da

EVLENDİLER.

Keten gömleğim kilim dokuyanım, Bezim, bezir yağım. Sana muhtacım hala, Sevgilim güzelim Akçay’ım. Yağmur istemez bulut istemez, Yedirir içirir Akçay’ım, Bizim gözümüz kulağımız, Şırıl şırıl akan suyum Akçay’ım. Yatıyorum suyunda doya doya, Akıyor çayım boylu boyuna, Canım Akçay’ım kesilmesin suyun, Sahip çıkalım gelmeyelim oyuna. Akçay, Harda, Kuğu Deresi, İlgilendirmez deme beni gerisi, Verilmez bunların hiçbirisi, Gelse de Amerika’dan berisi. Mazhar ÖZCAN Emekli İlçe Milli Eğitim Müdürü

AKÇAY HES’E HAYIR

Akçay’a yapılacak Hidro Elektrik Santralı (HES), bağ ve bahçelere, iskan alanlarına zarar verecek. Bu alanlarda balık ,hayvan, bitki yaşamayacak, su bulunmayacak. Akçay boylarında bulunan sera ,bağ, bahçe tüm ağaçlar yok olup sahiplerinin ekonomik kayıpları olacaktır. Suyumuzu kesip kurutacak,doğamızı tahrip edecek bu santrala karşıyım. Çatalzeytin Mektubu Gazetesini, Emin Türkay ÖZTÜRK’ü ve arkadaşlarını verdikleri mücadeleden dolayı kutluyor ve destekliyorum. Saygı ve selamlarımla... Hürsel YILDIRIM

AYLIK YEREL GAZETE Her ayýn sonuncu günü çýkar Kurucusu: Mustafa ÖZTÜRK Sahibi: Nadide ÖZTÜRK

20 Haziran 2010 İstanbul HES (Fotoğraflar: Hüseyin KARADENİZ)

SATILIK DÜKKAN VE DAİRELER

S.S. Kışlakent Konut Yapı Kooperatifinden denize nazır satılık dükkan ve daireler. 0 533 249 01 26- 0 535 501 01 35

Dursun AKPINAR (İbrahim) 1943, KAVAKÖREN Elvide EROĞLU (Osman) 1932, HACIREİSSÖKÜ Ayşe YILMAZER (Yahya) 1910, MERKEZ Mustafa ÜNAL (Bayram) 1926, CANLAR Burhan ARSLAN (Mehmet) 1965, CANLAR Mehmet DEMİR (Hüsnü) 1943, DAĞKÖY Mustafa KOÇ (Haşim) 1951, GÜNEŞLER Abdullah ÇAM (Hasan) 1936, MERKEZ Kazım ERSÖZ (Mehmet) 1949, DİDİ Abdulkerim YILDIZ (Cengiz) 1993, KİRAZLI Nilay DİNÇER (Ergun) 1987, MERKEZ Hanife ÜNLÜ (Mustafa) 1926, PAŞALI Kazım YILDIZ (Halit) 1936, ÇAĞLAR Fatma DEMİRCAN (İbrahim) 1944, PAŞALI Erkan AKIN (Yüksel) 1982, KONAKLI

SATILIK VİLLA ARSASI Samancı köyü Ulucuk mevkiinde karayoluna yakın deniz manzaralı, villa yapmaya müsait 5 dönüm arsa satılıktır. Hüseyin YILDIZ Tel: 0 366 531 42 22 Cep: 0 539 868 53 48

Merkez Mahallesi Karakol Sokakta Satılık Daire Reşat AKÇAY Tel: 0 212 471 25 68 Cep:0 532 445 82 19

Genel Yay›n Yönetmeni: Emin Türkay ÖZTÜRK Yaz› Ýþleri Müdürü Gökay ÖZTÜRK Sanat Yönetmeni: Tahsin ÞENTÜRK Merkez Muhabiri:Doğan ÖZBAY TEMSÝLCÝLER Kastamonu: Yusuf ÖZ Tel: 214 05 20 Zonguldak: Veysel ATAY Tel: 0 372 268 23 28 Ankara: Yakup ATAY Tel: 495 29 66 Antalya: Þenol ATAY Tel: 0 242 241 08 29 Ýstanbul: Muhammet AYDIN Tel: (0212) 594 78 00 - 0537 324 28 29 - Hüseyin KARADENÝZ Tel: 0 212 675 08 58 - 0 533 477 53 88 - Eskişehir: Kadir YALMAN Tel : 0506 892 72 92 Karabük : Muzaffer DEMİR Tel : 0 536 526 14 24 İsviçre: Mehmet ÞAHÝNGÖZ Tel: 0041217314800 Almanya: Selahattin DEMÝRCAN Tel: 0049208401798 Hollanda: Yüksel ÞENTÜRK Tel: 0031118464978 Atatürk Bulvar› 54 37940 Çatalzeytin P.K. 8 37940 Çatalzeytin Tel: (0366) 516 12 22 Faks: (0366) 516 17 00 e-mail: eturkay@mynet.com Dizgi, Sayfa, Düzeni: Çatalzeytin Mektubu Baskı: Yeni İnebolu Ofset Tel: (0366) 811 20 20 İNEBOLU Banka Hesap Numaras›: Ziraat Bankası Çatalzeytin Þubesi TR29 0001 0004 9512 8087 9350 01 Posta Çeki H.No: 588730 Yurtiçi Abone: 30,00 TL, Yurtd›þ› Abone: 60,00 TL


30 HAZİRAN 2010

ÇATALZEYTÝN MEKTUBU

Sayı: 316

SUÇATI Baştarafı Sayfa 1’de

“Küreselleşmenin getirdiği var. Ağaç kaybı olacak enerji nakil hatlarının kansorejen etkileri var. Sağlık açısından da risk taşımaktadır. Yörenin turizm ve ormancılık potansiyeli var. HES projesi turizm şansını ortadan kaldırmaktadır. Küresel ısınma çok yakın gelecekte deniz turizmini Akdeniz’den Karadeniz’e kaydıracaktır o zaman bu şans yitirilmiş olacak.” dedi. Emekli işçi Cemal ÖZÇELİK, “Barajda su seviyesi yükseldiğinde sele yol açacak tehlike var mıdır ?” sorusunu yöneltti. Dr. Miraç Aydın “Özellikle Karadeniz Bölgesinde böyle bir tehlike olabilir. Firma bu konuda önlemler alacaktır.” dedi. Paşalı köyü muhtarı Ahmet ÖZCAN “Akçay HES projesiyle ilgili daha geniş bilgi almak istiyorum.” dedi. Özcan’a Akçay HES projesi ile ilgili olarak Dr. Aydın bilgiler verdi.

Yürüyüşe Sırakonak köyü ihtiyar heyeti azası Selahattin ÇELİK, eşek ile katıldı.

Son konuşmayı yapan Emin Türkay ÖZTÜRK “Akçay HES konusunda köyler halkı ve gurbetçilerimizin ilgileri doğrultusunda işin hukuki yönüne bakacağız. Hemşehrilerimizin gösterdiği ilgiye, doğa severlerin verdiği desteğe teşekkür ediyorum.” dedi. Toplantı saat 18:00’de sona erdi. Suçatı Doğa Yürüyüşüne Çatalzeytin’den 50, çevre köylerden 50, toplam 100 dolayında katılım oldu. Etkinliğe Epçeler köyü muhtarı Asım GÜRLEYEN, Sırakonak Köyü MUHTARI Mehmet KAYA, Karacakaya Köyü Muhtarı Sami ALTUNDAL, Piri Köyü Muhtarı Rahmi ÇELİK, Yemişli Köyü Muhtarı Yaşar PULATKAN katıldılar.

İSTANBUL’DA HES’İ KONUŞTUK İstanbul Sultançiftliği Çatalzeytinliler Yardımlaşma Derneği lokalinde kahvaltılı HES Bilgilendirme toplantısı saat

10:00’da başladı. Sunuculuğunu Eğitimci-yazar Ergun USTA’nın yaptığı toplantının açılışını ÇatDer Başkanı Ahmet GÜLER yaptı. Bilgilendirme toplantısında Emin Türkay ÖZTÜRK, Platform üyeleri Erdal ŞEN, şair Tahsin ŞENTÜRK, Eğitimci Ergun USTA Ziraat Saha Mühendisi Adnan ÇETİNKAYA, Elektrik Mühendisi Celal ÖZDEMİR, Zeki YILDIZ, Hüseyin KARADENİZ konuşma yaparak Hidro Elektrik santrallarının zararlarına değindiler. Emin Türkay ÖZTÜRK “Çatalzeytin Akçay Hes projesine göre dere yatağında yaz aylarında % 5, kış aylarında %10 su bırakılacak. Bu oran doğal dengeyi korumaya yeterli değildir. Bilim adamları en az % 40 su bırakılmasını öneriyorlar. Yapılan Hes’leri, kuruyan dereleri gidip görmeliyiz. 40 km doğumuzdaki Ayancık savaştan çıkmış gibi. Akçay deremize mutlaka sahip çıkmalıyız. İlçemizin geleceği turizmdedir.” dedi. Emekli öğretmen Cemil ÖZDEMİR duygusal bir konuşma yaparak HES’in olumsuz etkilerine değindi. HES’le ilgili sorulara verilen yanıtlardan sonra Bilgilendirme Toplantısı saat 18:00’de sona erdi. İstanbul’da Akçay Hes’le ilgili bir komisyon oluşturuldu. Komisyona Mehmet ÖZÇELİK, Sami AYDIN, Cevdet CAN, Tahsin ÇETİNKAYA, Adnan ÇETİNKAYA, Fahri ÜNAL, Celal ÖZDEMİR, İsmet KAYA, Sadi ÖZCAN seçildiler. Toplantıya katılanların tümü oybirliğiyle Akçay Hes’in iptal edilmesi için hukuki sürecin başlatılmasını istediler. Bilgilendirme toplantılarının İstanbul’dan sonra Ankara, Kastamonu ve Karabük’te yapılması kararlaştırıldı. Ayrıca Çatalzeytin’de de köyler bünyesinde toplantılar yapılması uygun görüldü. Bilgilendirme Toplantısına Kızılcakaya Dernek Başkanı Tahsin ÇETİNKAYA, Arıca Dernek Başkanı Adem TOPÇU, Güneşler Dernek Başkanı Fahri ÜNAL, Aşağısökü Dernek Başkanı Ragıp RENÇBER, Yukaırsökü Dernek Başkanı Sedat TIĞLI, Yenibeyler Derneği Başkanı Şenol ÖVEÇ, Çepni Dernek Başkanı Mehmet ÇAY, Sırakonak Dernek Başkan Yardımcısı Mehmet ÖZÇELİK, Paşalı Dernek Başkanı Yaşar YILMAZ, Karacakaya Dernek Başkan Yardımcısı Sadi ÖZCAN, Kavaklı Dernek Başkan Yardımcısı Rıfat ÖZBAY, Duran Dernek Başkanı Cevdet Sunay ÖZCAN, Çay-AŞ Başkanı Rasim TAN, Cebeci

ÇERE BAKANLIĞININ ÖNÜNDE ÇEVRE PROTESTOSU Türkiye'nin Hidroelektrik Santral (HES) ve Baraj politikasının mağdurları Çevre ve Orman Bakanlığı önünde bir araya gelerek Bakanlığı protesto etti. 25 Haziran 2010, Ankara - 50'yi aşkın vadiden gelen dere mağdurları, sayısı 1700'ü aşan dere ve akarsuda, bölge insanlarına, kültür mirasına ve doğaya zarar veren hidroelektrik santral (HES) ve baraj inşaatını protesto etmek için Çevre ve Orman Bakanlığı önünde bir araya geldi. Türkiye Su Meclisi'ni oluşturan, bugüne kadar Türkiye'nin farklı bölgelerinde HES ve barajlara karşı yerel kampanyalar yürüten gruplar Çevre ve Orman Bakanlığı önüde ilk defa ortak bir protesto gerçekleştirerek "Dere soykırımını durdur!" mesajını verdi. Yapılan açıklamada, yürüttüğü su politikasındaki kabul edilemez yanlışlar nedeniyle Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun görevden alınması talep edildi. Doğu Karadeniz Vadileri, Yuvarlakçay, Hasankeyf, Göksu Vadisi, Munzur Vadisi, Düzce, Küre Dağları, Çoruh Havzası, Macahel, Eskişehir, Allianoi, Havran ve Batı Toroslar'dan gelen HES ve baraj mağdurları Bakanlık önünde bir araya geldi. Protesto sırasında her bir dereyi temsilen "Eroğlu'nu Durdur!" ve "Dere Soykırımını Durdur!" pankartları taşındı. Katılımcıların bazıları HES ve baraj projeleri nedeniyle kaybolan yerel kültürleri temsilen basın açıklamasına yerel kıyafetleriyle iştirak etti. Verilen fotoğrafta, Havran Çayı'ndaki mağaraları sular altında kalan yarasaların ve Hasankeyf'te yaşayan Kaplumbağa Rafet'in dev kuklaları da yer aldı. 50'yi aşkın derenin temsilcisi adına açıklama yapan Türkiye Su Meclisi Yürütme Kurulu Üyesi Avukat Yakup Okumuşoğlu, "Türkiye coğrafyası,tarihin hiç görmediği bir doğa yıkımının içinden geçmektedir. Bu yıkımın nedeni, binlerce yıldır bu topraklara hayat veren dere ve akarsuların HES ve baraj inşaatlarına konu edilmesidir. Sayısı 1700'ü aşan dere ve akarsuda, bölge insanlarına, kültür mirasına ve doğaya olumsuz etkileri dikkate alınmadan kaynağından denize kadar peşi sıra birden fazla HES ve baraj inşaatı planlanmış, pek çoğunun ise inşaatına başlanmıştır. Türkiye'nin dereleri, su havzaları, bu akıl dışı uygulama ile ranta teslim edilmiş, doğal kaynaklarımız sermayenin işgali altına sokulmuştur. Uygulamanın hukuk dışılığı açılan onlarca dava ile tespit edilmiştir. Ancak mahkeme kararlarına rağmen Bakanlık aynı yanlış uygulamayı tekrarlayan işlemlere imza atmaya devam etmektedir. Mahkeme kararlarına rağmen yenilenen işlemler nedeni ile HES inşaatları bir türlü durdurulamamaktadır. Bu uygulama ile Anadolu'nun yaşam kaynağı dere ve akarsularımız adeta bir soykırımın içinden geçmektedir," açıklamasında bulundu. Okumuşoğlu, yaptığı basın açıklamasında Türkiye Su Meclisi'nin taleplerini şöyle dile getirdi: "Yürürlükteki yanlış su politikasının mimarı olan, çevreyi ve doğayı koruyamayan Çevre ve Orman Bakanı Prof.Dr.Veysel Eroğlu hemen bu gün görevden alınmalıdır. Enerji sorunu tüm dereleri kaynağından denize peşi sıra HES'lerle doldurularak çözülemez. Suların asıl işlevi HES'leri değil ona bağlı yaşamı devam ettirmektir. Sular doğaya aittir. İnsanların, hayvanların, bitkilerin ve diğer canlıların suya olan gereksinimi dikkate alınarak suları doğal yatağından akıtmayan, akışını kesen tüm HES ve baraj inşaatları derhal durdurulmalı, iptal edilmelidir."

BASIN AÇIKLAMASINDA YER ALAN HES ve BARAJ MAĞDURLARI Akseki Gümüşdal, Alakır Nehri, Allianoi, Andon, Ardanuç Dereleri, Arhavi, ArtvinMeydancık, Barhal Vadisi, Birecik, Borçka, Cimil, Çatalzeytin – Akçay, Çaykara Solaklı, Çit Deresi, Çoruh Vadisi, Dalaman Çayı, Dicle Vadisi, Erenler Köyü, Fındıklı Arılı, Fındıklı Çağlayan, Fırtına Vadisi, Girlevik Şelalesi, Giresun Çanakçı, Giresun Keşap, Gölyaka Düzce, Görele, Güneysu Gürgen, Gürleyikli Avatarlar, Hasankeyf, Havran Çayı, Hemşin, İkizdere, İspir Aksu Deresi, Kaş Gömbe, Kılıçkaya, Korkuteli Sürekler, Loç Vadisi Macahel, Melet Çayı, Munzur Vadisi, Murgul Dereleri, Papart Vadisi, Saklıkent, Salarha, Sarıkeçili Göç Yolu Göksu Vadisi, Senoz Vadisi, Şavşat Dereleri, Tonya Fol Deresi, Tortum Vadisi, , Uzungöl, Yusufeli, Yuvarlakçay. Çevre Bakanlığı önündeki protesto eylemine ilçemizden Emin Türkay ÖZTÜRK ve Mazhar ÖZCAN katıldılar. ÖZTÜRK ve ÖZCAN 25-26 Haziran tarihlerinde Türkiye Su Meclisi’nin Ankara

Defne’de HES toplantısı

HEDEF

Çevere Bakanlığı’nda Çevre Protestosu

PVC KAPI VE PENCERE SÝSTEMLERÝ DURUPEN ÜRETİCİ BAYİİ

Çayaðzý Mah. ÇATALZEYTÝN Tel: (0366) 516 16 04 Cep: (0535) 589 76 70

0 532 285 60 17

HES KONUSUNDA SAĞIMA SOLUMA SAKLANAN EBE Baştarafı Sayfa 1’de

Çünkü emperyalistler ve yerli işbirlikçileri için bu ülkede yaşayan, başta insan olmak üzere hiçbir canlının önemi yoktur. Onlar için kar önemlidir. Kar için ise yağmalamak gerekmektedir. Emperyalistlerin işbirlikçileri bu yağmanın yolunu açabilmek için her türlü etik dışı yöntemlere başvurabilmektedirler. Geceleri ülke uykudayken ( 10 Haziran ) maden yasaları çıkarıp dağı, taşı, toprağı peşkeş çekebilmektedirler. Yerel yöneticileri kah kandırarak kah tehdit ederek oylarını aldıkları halkın çıkarlarına ihanet etmeye zorlayabilmektedirler. Yürütmenin görevlilerini halkın karşısına dikebilmektedirler.. Su Uygarlıktır… Dünya uygarlık tarihine göz atma zahmetine katlananlar suyun, uygarlığın temel öğesi olduğunu görürler. Mısır uygarlığı Nil’in armağanıysa Çin Uygarlığı Sarı Irmağın, Roma uygarlığı Po ırmağının, Mezopotamya uygarlığı Fırat ve Dicle’nin, Anadolu uyarlıkları Kızılırmak, Yeşilırmak, Gediz, Menderes, Sakarya’nın armağanıdır. Sularına el konulmuş toplumlar pis ve ilkel yaşamaya tutsak edilmiş olurlar. Suyuna göz dikilmiş toplumların namusuna göz dikilmiştir. Suyuna sahip çıkmayanlar da bu noktada sorgulanacaktır. Suları tutsak edilmiş toplumların özgür olmaları ancak düşlerde kalır. Suyunu tutsak ettiren toplumlar ancak ve ancak utanç için örnek oluşturabilir. Suyuna sahip çıkamayan bir insan özürlüdür. Çünkü bedeninin yarısından fazlasından vazgeçmiş demektir. Bunu, dinler de böyle söyler. Suyuna sahip çıkamayan insanın neslinin de sonu gelmiş demektir. O, benden sonra tufan diyecek kadar körleşmiş demektir. Eyyy Çatalzeytinli… Seni önce işsiz ve aç bırakıp doğduğun topraklardan kovdular. Büyük kentlerin kasvetinde, başka başka ülkelerde namerde muhtaç ettiler. Seni, karın tokluğuna terk ettiler. Köyüne gelemedin. Köyleri boşaltılar. Şimdi köpeksiz köyde değneksiz at oynatmak peşindeler. Askerlik çağına gelmiş, gelinlik yaşa gelmiş oğullarımız, kızlarımız köylerimizi görmedi hala. Hepimizi yabancılaştırdılar ana-baba toprağımıza. Bedenlerimizi leş kargalarının önüne serdiler. Göçtüğümüz koca koca kentlerde oyumuzu alabilmek için aç karınlarımızı palavralarla doldurmaya kalkıştılar. Ama yolun yol değil, suyun su değil, kanalizasyonun yok, sağlık ocakların kapalı, altı yaşındaki bebeler köyden köye sürükleniyor okumak için ve kuru gıda ile besleniyor. Gurbettesin ya gelsen bin dert, gelmesen bir dert. Köylünü, akrabanı , hısımını çıkarıyorlar karşına… Uyan artık !... Şimdi Akçayı’na göz diktiler. Şırıl şırıl suyumuzu çelik boruların içine gömecekler. Ne kavak ağaçlarının suyu kalacak ne de kavakların. Türkmen pazarını vuracaklar gözbebeğinden haberin var mı ? Ağaçlarını kesip, sesleriyle mutlu olduğun kuşları kovacaklar yurtlarından. Sana iş mi verecekler sanıyorsun. Aldanma. Ankara’da toplananları aptal mı sanıyorsunuz. Ne iş ne aş. Bir avuç aldatılmışlık, bir avuç eyvah kalacak sana. Birisi o sudan çıkan karı alıp gidecek, birisi de vergi toplayacak. Sen ardından bakıp kalacaksın. Ya torunların… Onlara ne bırakacaksın? Bugün Akçay, yarın Harda, sonra kıyı, sonra orman… Bu azgınlar doyar mı sanıyorsun? Sen sus, sen kork, sen seyret, sen aldan. Bugünün sömürgecileri seni alkışlarlar. Ama torunun seni ihanetle suçladığında geri getirecek bir damla gözyaşın bile kalmayacaktır, susuzluktan. Bu yağmaya evet diyenler gelecek nesillerin vicdanında bağışlanmaz suçlular olarak kalacaklar. Yalnızca evet diyenler mi? hayır… ‘Bana’ ne diyenler de, seyredenler de bu suça yataklık etmiş olacaklar. Halkı yok sayan haksızlara, hukuksuzlara ve hırsızlara karşı tek güç, yine halkın kendisidir; halkın örgütlü direnişidir. Bunun da adresi apaçık ortadadır. Eyy Çatalzeytinli… Haydi ne olur bir kez uyan… Uyan, uyan, uyan…

HUKUKİ SÜREÇTE YER ALIN!

Mustafa YILDIRIM Kaynakçý

Metin DOÐAN

Sayfa 8

* ALÇIPAN * KARTONPÝYER * ÝZOLASYON

Merkez: Ethemefendi Cd. Ýlker Ap. No: 92 / 2 Erenköy / KADÝKÖY - Tel: 0 216 386 33 26 Þube: Uzunçayýrbaþý Mh. No: 68/1 Gözcübaba/Göztepe - Tel: 0 216 566 87 16 - 566 87 23 Atölye: Ali Fuat Cebesoy Cd. Sancak Sk. No: 14/1 Örnek Mh. - Tel: 0 216 317 76 12 www. atilimkartonpiyer.com / e-mail: info@atilim-kartonpiyer.com Faks: 0 216 368 84 57

Aytekin ALTUN

TİCARET LTD. ŞTİ.

www.hedefticaret.com

Uluyol Büyük Coþkun Sk. Öz Dericiler San. Sit. C Blok No:6 B.Paþa / ÝST. Tel: 0 212 674 15 95 - 674 16 39 Faks: 0 212 674 15 12 a-mail: info@hedefticaret.com msn: hedefatak@hotmail.com

Gıda İnşaat Nakliye Turizm San.Tic.Ltd.Şti.

İnşaat Malzemeleri-Demir Çimento-Kum ve Çakıl Nakliye İşleri ve Hafriyat

Atatürk Bulvarı No.14 ÇATALZEYTİN Tel: (0366) 516 14 04 Gsm: 0 537 690 54 80-0 535 623 04 26

Akçay HES Vekaletname Örneği Akçay HES’e ‘dur’ demek için hukuki mücadele başladı. İstanbul’daki HES Bilgilendirme Toplantısında dava açılmasına karar verildi. Davaya vekaletname vererek müdahil olabilir. Akçay’a sahip çıkabilirsiniz. Ne kadar çok vekaletname o kadar güç demektir. Akçay HES konusunda Zonguldak Barosunun deneyimli avukatı Yakup Şekip OKUMUŞOĞLU dava açacaktır. OKUMUŞOĞLU’nun T.C. Kimlik nosu 10976804342 . Noterden vereceğiniz Genel Vekaleti, “Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Emin Türkay ÖZTÜRK’e

ÜRETÝCÝ BAYÝÝ

İnşaat ve Tadilat İşleri TURGUT - FÝKRET ASLAN

Cam - Ayna - Isıcam American Siding

Merkez : Sanayi Sitesi Çatalzeytin/Kastamonu Þube : Musabey Cad. No: 12 Türkeli / Sinop Tel : 0366 516 13 75 - 0368 671 27 36 Cep: 0537 630 25 85

Nakliyatta Deneyim ve Güven Nakliyat • Hafriyat • Ýnþaat Malzemesi • Kömür

Þefik Yelkenci - Refik Yelkenci Cumhuriyet Meydan› No:17 37940 Çatalzeytin Büro: 0366 516 10 93 - Ev: 0366 516 17 47-Cep: 0532 583 70 51


Çatalzeytin Mektubu 316 Sayı Haziran 2010