Issuu on Google+

> KÖŞE YAZARLARI Arzu Başaran UYSAL

Katina KARANIKOLA

ÇANAKKALE İÇİNDE

KADIN

Yıl: 1, Sayı: 3 Cuma– Nisan 18, 2014

Çanakkale’nin İlk ve Tek Kadın Gazetesi

Güneş PEHLİVAN

Ayper ŞAHİN

www.canakkaleicinde.com/kadin

Kaz Dağları’nın muhteşem kadınları Doğa tüm yörede olduğu gibi muhteşem; Nusratlı da taştan evleri, kışları kimsesiz meydanı, kahvesiyle bu dağların tipik köylerinden farksız görünüyor. Ama öyle değil. Nusratlı, ruhuyla, kadınlarının ruhuyla, özverili çabasıyla diğer köylerden çok farklı.Evet, orada bir köy var uzakta. Ve o köyde Süheyla var, Meryem var, Sevgi var, Müzeyyen var, Perihan var, Rukiye var, Şennur var, Saliha var, Ayten var, Hanife var, Gülşen var, Saniye var. Bir tek Süheyla (Doğan), bu köye sonradan yerleşmiş. Bir kentli o. Ama ömrünü buraya adamış, saçlarını da bu ağartmış. Nusratlı kadınlarının içlerindeki ruhu harekete geçirmeleri için 2002’den beri yılmadan usanmadan çalışıyor. Tıpkı Nusratlı kadınları gibi. Kaz Dağları’nı korumak için çabalayan, nerede bir doğa katliamı var, nerede köylüler darda, hemen orada bitiveriyor Süheyla hanım. Onlardan biri gibi yaşıyor. Köyün kadınlarının güçlerini birleştirip el emeği, göz nuru ürünlerini satmaları, kendi paralarını kazanmaları için önayak olmuş. Başarmış da.

15 günde bir yayınlanır / Fiyatı: 3 TL

Çanakkale’ye Japonya’yı Sevdiren Öğretmen

> HABER SAYFA 10-11

ANZAK KURABİYESİ’NİN HİKAYESİ...

> HABER SAYFA 4-5

“KA.DER’İMİZİ BİZ BELİRLERİZ” KA.DER’in Avrupa Birliği Delegasyonu desteği ile başlatılan “Kadın Yurttaşların ve Aktivistlerin Seçmenler ve Aktif Yurttaşlar Olarak Güçlendirilmesi Projesi“, Çanakkale Kolaylaştırıcı Eğitimi 11 - 12 - 13 Nisan tarihlerinde gerçekleştirildi. KA.DER’in Genel Başkanı Zafer Berkol Çanakkale’de bir temsilcilik açılabileceğinin müjdesini verdi.

> ÖZEL RÖPORTAJ 12-13

25 Nisan 2014 günü Çanakkale Kara Savaşları’nın Yıldönümü’dür ancak savaşın diğer tarafı bugünü Anzak Günü olarak anmaktadır. Biz de 25 Nisan törenlerine yaklaşan bugünlerde Anzak Kurabiyesi’nin hikayesini araştırdık.

> HABER SAYFA 6


02 Cuma- Nisan 18, 2014

Çanakkale İçİNDE

KADIN

ZEYNEP BODUR OKYAY’A İTALYA’DAN YÜKSEK ŞÖVALYE NİŞANI Kale Grubu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, Türkiyeİtalya ilişkilerine yaptığı katkı nedeniyle İtalya Cumhuriyeti’nden Yüksek Şövalye Nişanı aldı. Kale Grubu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, bugün Venedik Sarayı’nda düzenlenen bir törenle İtalya’dan üst düzey bir devlet nişanı olan “Ufficiale Ordine al Merito della Repubblica Italiana” aldı. İki ülke ilişkilerine yaptığı katkı nedeniyle nişana layık görülen Zeynep Bodur Okyay’a nişanını, İtalya Cumhurbaşkanı Napolitano adına İtalya Büyükelçisi Gianpaolo Scarante verdi. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, İSO Başkanı Erdal Bahçıvan ve İKV Başkanı Ömer Cihat Vardan başta olmak üzere Türk ve İtalyan iş dünyasından çok sayıda misafirin yer aldığı törene, Kale Grubu’nun kurucusu ve Onursal Başkanı İbrahim Bodur da katıldı. Yaklaşık 55 yıldır İtalya ile sıkı ticari ilişkileri olan Kale Grubu, 2011 yılında bu ülkenin önemli seramik üreticilerinden Fincuoghi’yi satın alarak bu ülkede sanayici konumuna yükselmişti. Zeynep Bodur Okyay, 2006 yılında da İtalyan Devleti tarafından ‘‘Caveliere di Lavora‘‘ nişanı ile taltif edilmişti. Büyükelçi Scarante, “İtalya’da şükran duyduğumuz bir sempatisi var” dediği Zeynep Bodur Okyay’a Yüksek Şövalye Nişanı’nı iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesi konusunda referans isim olduğu için verdiklerini söyledi. İtalya’nın hayatındaki yerinin hep çok özel olduğunu söyleyen Zeynep Bodur Okyay ise, “Ülkem Türkiye ve ülkem kadar sevdiğim İtalya’yı yakınlaştırma çabası benim için bir iş değil daima bir zevk oldu” dedi.

KİŞİSEL TARİHİMDEKİ EN İYİ SEÇİMLERDEN BİRİ ilk Liyakat Nişanı’nı 2006 yılında İTALYAN LİSESİ’NE İtalya’dan alan Zeynep Bodur Okyay, bu iki nişanı aynı taşıyan ilk Türk iş kadını oldu. Zeynep YAZILMAKTI anda Bodur Okyay, törende şunları söyledi:

“55 yılı aşkın süredir İtalya ile iyi ticari ilişkileri olan bir ailenin ferdiyim. Henüz bir çocukken, kişisel tarihimdeki en iyi seçimlerden birini yapıp İtalyan Lisesi’ne yazıldım. İş hayatına atıldığımda önem verdiğim en önemli önceliklerden biri İtalya ile ilişkileri ilerletmek oldu. 18 yıl önce Türk-İtalyan İş Konseyi Başkanlığı’na seçildim. 2011 yılında İtalya’dan bir seramik şirketi satın alıp bu ülkede sanayici konumuna yükseldik. Geçen yıl, Kale Grubu’nun önemli sanat projelerinden biri olan Piri Reis Sergisi’ni İtalya’ya taşıyıp, Rönesans’ı yaratan İtalyan dostlarımızla paylaştık. Biz Türkler için çağdaşlaşma denince akla hemen Avrupa Birliği gelir. Avrupa’da bize en çok benzeyen dostların yaşadığı İtalya’nın bizim için ayrı bir yeri vardır. Bugünlere gelmemde ailem kadar okulumun ve hocalarımın da emeği var. Bu dili ve bu kadim kültürü tanımak, bana içlerinden biri gibi davranma ehliyeti kazandırdı. Bugün ikinci kez İtalya Devlet Nişanı’nı alıyorum ve doğrusu kendimi çok iyi hissediyorum. Bana büyük emek veren ve desteğini hiçbir zaman esirgemeyen kurucumuz ve Onursal Başkanımız babam İbrahim Bodur başta olmak üzere bütün Kale ailesine şükranlarımı sunuyorum.”

www.canakkaleicinde.com/kadin


ÇANAKKALE İÇİNDE

Cuma - Nisan 18, 2014

KADIN

3

“Barış Gelini” Pippa’nın Anısına... Dünya barışı için çıktığı yolculukta tecavüz edilerek öldürülen Pippa Bacca, Çanakkale Mahal Sanat Evi’nde gerçekleştirilen etkinlikler ile yeniden hatırlandı. Pippa Bacca, sanatçı arkadaşı Silvia Moro ile beraber “Barış Gelini” adıyla, dünya barışı için düzenledikleri ve 8 Mart 2008’de Milano’dan başlayıp Slovenya, Hırvatistan, Bosna, Bulgaristan, Türkiye, Suriye, Lübnan, İsrail ve Filistin güzergahından Tel-Aviv’de noktalanması planlanan bir yolculuk sırasında, 31 Mart 2008 tarihinde Kocaeli’nin Gebze ilçesine bağlı Tavşanlı Köyü yakınlarında Ballıkayalar mevkiinde tecavüze uğradı ve boğularak öldürüldü. Pippa Bacca’nın ölümünün 6’ncı yıl dönümünde Düş Yola grubu, bu yıl üç şehirde Bingöl Elmas’ın yönettiği “Pippa’ya Mektubum” adlı film gösterimi etkinliği gerçekleştirdi. Mahal Sanat Evi’nde düzenlenen etkinliği izlemeye gelen kişiler, bu yıl Pippa’nın beyaz gelinliği rengi yerine en sevdiği renk olan yeşili kıyafetlerinde giyerek katılım sağladılar. Bacca ve arkadaşı Nisan ayı ortalarında Kudüs’e ulaşmayı planlıyordu. Yolculuk YÖNETMENLİĞİNİ YAPTIĞI BELGESEL FİLMLER başlangıcında, internet sitelerinden 2012 Evcilik (Belgesel, Yönetmen ve Metin Yazarı) “Beraberimizde yolculuk boyunca üzer2012 Bir Avuç Toprak (Belgesel Dizisi – 13 Bölüm, inde birikecek tüm kirlerle birlikte Yapım, Yönetim götüreceğimiz tek elbise beyaz gelinlik 2010 Pippa’ya Mektubum (Belgesel, Yönetmen ve Metin olacak.” demişlerdi. Yazarı) “Pippa’ya Mektubum” Hakkında 2008 TransAsya (Belgesel, Yapım, Yönetim) Dünya barışı için beyaz gelinlikle, 2005 Ağustos Karıncası (Belgesel, Yapım, Yönetim) Milano’dan otostopla yola çıkan Pippa Bacca’nın yolculuğu, Türkiye’de uğradığı saldırıyla çok üzücü bir şekilde sonlandı. Film, yönetmenin siyah gelinlikle ve otostopla “Barış Gelini”nin yarım kalan yolculuğunu devam ettirmesini anlatıyor. Yolculuk Pippa’nın son otostop yaptığı yerden başlayıp Suriye sınırında son buluyor. Bu yolculukta Pippa’ya olanlardan, ‘erkeklik’ hallerinden bahsedilirken bir yandan da Türkiye’de kadın olmanın gerçekliği ile yüzleşiliyor. Erkeklere ait alanlarda, bir otobanda, bir kamyonda kadın olarak hiçbir tacize, tecavüze uğramadan var olabilmek üzerine bir film. Bir kadın belgeselcinin güven, barış, korku ve kötülük üzerine sorgulamaları, sesli düşünmeleri. Bingöl Elmas hakkında Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü mezunu. 1998-2001 yılları arasında ulusal yayın yapan çeşitli televizyon kuruluşlarında çalıştı. 2001-2008 yılları arasında Belgesel Sinemacılar Birliği’nde (BSB) çalıştı. Asmin Film isimli yapımevinde, belgesel sinema alanında yönetmen, yapımcı, metin yazarı olarak üretimler gerçekleştiriyor.

Av. Güneş PEHLİVAN

KADINA KARŞI ŞİDDET VE AYRIMCILIK SORUNSALI ÜZERİNE HUKUKİ BİR İNCELEME “Erkek insanlığıyla, kadın ise dişiliğiyle tanımlanır. Ve kadın ne zaman insan gibi davranmaya kalksa, erkeği taklit etmeye çalışmakla suçlanır.” Simone de Beauvoir İş Kanunu’na işveren ve işçi ilişkisinde cinsiyet dahil hiçbir nedenle temel insan hakları bakımından ayrım yapılamayacağına dair hüküm koyularak, aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamayacağı ve dahi kıdem ve ilerleme yönünden cinsiyete dair bir ayrımcılık yapılamayacağına ilişkin düzenlemeler kabul edilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun Belediyelerin görev ve sorumlulukları madde başlıklı 14. maddesinde “Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 50.000’i geçen belediyeler, kadınlar ve çocuklar için koruma evleri açar” hükmü getirilmiştir. Ancak, uygulamadan kaynaklı sorunlar henüz giderilememiş olup; sığınma evlerinin adreslerinin gizli tutulması prensibine riayet edilmeyerek adreslerin ifşa edilmesi yolu ile güvenlik zafiyetine yol açıldığı, sığınanlara uygun korumanın sağlanamadığı, sığınma kurumlarının işlevsel ve altyapısal yetersizliklerinin giderilemediği, hatta düzenlemede belirtilen şartlara uyan pek çok belediye çevresinde sığınma evlerinin bulunmadığı gözlemlenmektedir. 8 Mart 2012’de kabul edilen 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine dair Kanun ile şiddet mağduru olan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar lehine, uygun barınma sağlanması, geçici maddi yardımlar, danışmanlık hizmetleri verilmesi, geçici koruma altına alma gibi düzenlemeler kabul edilmiştir. Kanun, şiddet mağdurunu bulunduğu ortamdan uzaklaştırmak yerine, faili; müşterek konuttan veya mağdurun bulunduğu yerden uzaklaştırma imkanını getirmiştir. Kanundan önceki uygulamalarda, yaşadığı ortamda şiddet gören kadını ve varsa çocukları o ortamdan uzaklaştırmak fiiliyatta önemli sorunlara yol açmakta olup, birçok şehirde sığınma evi bulunmaması veya var olan kurumların yetersiz altyapıları nedeniyle şiddet mağdurlarını bulundukları yerden uzaklaştırmak onları ikinci defa mağdur etmek anlamına gelebilmekteydi. Sığınma evlerinin bulunmadığı bir şehirde ikamet edenlerin başka şehirlerdeki kurumlara gönderilmesi, özellikle mağdur kadının çocuklarının da bulunduğu vakalarda, çocuğun evinden, okulundan ve çevresinden uzaklaşmaması için mağdur kadının şiddet ortamından ayrılmak istememesi ve şiddete katlanma yolunu seçmesine yol açabilmekteydi. Güvenliğin tesis edilebilmesi amacıyla kadınlar yerleştirildikleri sığınma evlerine serbestçe girip çıkmalarının mümkün olmaması nedeniyle fiilen hürriyetleri engellenmekteydi. Anılan sakıncaların bertaraf edilebilmesi amacıyla, medeni birçok ülkede uzun süredir uygulanmakta olan şiddet mağduru yerine şiddet uygulayıcısını müşterek konuttan uzaklaştırma imkanı getiren düzenleme önemli bir adımdır. Şiddet uygulayanın korunan kişilere ve bu kişilerin bulundukları konuta, okula veya iş yerlerine yaklaşamamasına dair pek çok Avrupa ülkesi ve Amerika’da uzun süredir uygulanan Uzaklaştırma Kararı modeli de 6284 sayılı Kanun ile hukuksal alanımıza girmiş yeniliklerdendir. Yazı dizisi bir sonraki sayıda devam edecektir.

www.canakkaleicinde.com/kadin


Kaz Dağları’nın muhteşem kadınları

4 Cuma- Nisan 18, 2014

Çanakkale İçİNDE

KADIN

Kaz Dağları’nın sarp tepelerinden birinde, denize ve rüzgarlara karşı kurulu Nusratlı Köyü... Esin Dalay yazdı, Canan Aşık görüntüledi. Doğa tüm yörede olduğu gibi muhteşem; Nusratlı da taştan evleri, kışları kimsesiz meydanı, kahvesiyle bu dağların tipik köylerinden farksız görünüyor. Ama öyle değil. Nusratlı, ruhuyla, kadınlarının ruhuyla, özverili çabasıyla diğer köylerden çok farklı. Evet, orada bir köy var uzakta. Ve o köyde Süheyla var, Meryem var, Sevgi var, Müzeyyen var, Perihan var, Rukiye var, Şennur var, Saliha var, Ayten var, Hanife var, Gülşen var, Saniye var. Bir tek Süheyla (Doğan), bu köye sonradan yerleşmiş. Bir kentli o. Ama ömrünü buraya adamış, saçlarını da bu ağartmış. Nusratlı kadınlarının içlerindeki ruhu harekete geçirmeleri için 2002’den beri yılmadan usanmadan çalışıyor. Tıpkı Nusratlı kadınları gibi. Kaz Dağları’nı korumak için çabalayan, nerede bir doğa katliamı var, nerede köylüler darda, hemen orada bitiveriyor Süheyla hanım. Onlardan biri gibi yaşıyor. Köyün kadınlarının güçlerini birleştirip el emeği, göz nuru ürünlerini satmaları, kendi paralarını kazanmaları için önayak olmuş. Başarmış da. Kimi 69 yaşında, kimi çiçeği burnunda gelin Önceleri karşılaştıkları dirençleri birer birer kırmışlar. Kiminin yaşı 69’a dayanmış, hayat arkadaşını kaybetmiş, yapayalnız, kimi daha gencecik, çiçeği burnunda gelin. Ama öyle bir güçleri var ki, hani sadece Nusratlı’yı, Kaz Dağları’nı değil neredeyse tüm dünyadaki güçsüz kadınları kurtaracak bir güce sahipler. Süheyla Hanım ve Nusratlı’nın kadınları yapmak istedikleri iş için önce köyün muhtarı ve imamı ile görüşüp onların desteğini almış. Yerel yetkililerin ardından bu kez de devletin temsilcisi valilikle bağlantıya geçmiş, dernekleşmişler. Derneklerinin adı Nusrat Der. Ana yoldan giderken o kocaman tabela gözünüze çarpıyor ve ister istemez giriyorsunuz. Bir zamanlar okul olan binayı (sonradan taşımalı sisteme dönüldüğü için bomboş kalan) Çanakkale 18 Mart Üniversitesi kanalıyla Kalkınma Ajansı’ndan aldıkları destekle tadil edip, bir odasını doğal ürünler satış merkezine çevirmişler. Okulun bir odası konuk odası, bir odası eğitim odası, bir odası da mutfak olarak iş görüyor. Kafeterya, iyi havalarda okulun bahçesi. Kadınların alınteriyle üretiliyor Doğal ürünler satış merkezi olan büyük odada, her bir kadının alınteri olan

www.canakkaleicinde.com/kadin

ürünleri, poşetlenmiş, üzerlerine yapıştırılmış küçücük etiketlerde yapıp adı ve fiyatıyla alıcısını bekliyor. Her gün bir kadın satış merkezinde nöbetçi. Gelen ziyaretçiyi karşılıyor, ada çayı ya da kahve ikram ediyor, ürünlerin satışını yapıp, parayı alıyor ve deftere kaydediyor. Kimsenin hakkı kimseye geçmiyor. Bizim gittiğimiz gün köy imanının karısı Şennur nöbetçiydi. Satışların kaydını o tuttu. Zaman zaman babasının yerine ezan okuyan oğlu da annesini büyük bir gururla izliyordu. Köye sonradan yerleşmesine rağmen Süheyla Hanım, şalvarı, yemenisiyle gerçekten de onlardan biri. Hepsi birbirine özellikle de Süheyla Hanım’a hem çok özenli, hem de çok sevgili. ‘Bilgisayarsız olmaz’ Küçücük kara bir cimcime kızıyla birlikte Meryem ise ziyaretçilerle en çok ilgilenenlerden. Özgüveni müthiş. Hiç durmadan anlatıyor; nasıl pasaport çıkarttıklarını, nasıl yurtdışına gittiklerini, nasıl öbür köylerin kadınlarını bir bir ziyaret ettiklerini, nasıl bilgisayar öğrendiklerini, nasıl İngilizce kurslarına başladıklarını, nasıl ev pansiyonculuğu eğitimi aldıklarını. “Bilgisayar bilmezsek olmaz, dünya artık işini bununla görüyor” diye açıklıyor 69 yaşındaki Müzeyyen abla bir yandan bilgisayardan bir sipariş var mı diye bakarken. Bir diğeri “İngilizce şart” diyor. Çocuklarıyla birlikte her çarşamba günü okulun eğitim odasında Süheyla ablalarından ders alıyorlarmış. Bereketi bol olsun diye paralar saçlara sürülüyor Erkekler siftahlarını nasıl sakallarına sürüyorsa, Nusratlı kadınları da siftahlarını uğur getirsen, bereketi bol olsun diye saçlarına sürüyorlar. Neler satmıyorlar ki, badem içi, ada çayı, kekik, fıstık, ebegümeci, meyve kuruları, nane, ıhlamur, çeşit çeşit erişte, bulgur, tarhana, ev yapımı binbir çeşit reçel, çam balı, zeytin, zeytinyağ, çeşitli otların yağları, rengarenk yazmalar, örgü bebek kıyafetleri, nenelerden kalma bluzlar, etekler, şalvarlar, lizözler, patikler, çoraplar, yelekler, gelin kıyafetleri, gecelikler yok yok. Süheyla Doğan emekli olduktan sonra 2002’de eşimle Nusratlı’ya yerleşmiş: ”Emekli inşaat mühendisi bir kadın ve gazeteci şair-yazar bir erkek olarak, zaman zaman birbirimizin mesleklerine de karışıyoruz...”Eşiyle ‘Okumanın yaşı yoktur’ deyip Anadolu Üniversitesi, Açık Öğretim Fakültesi’ne başlamış. İki yıllık ‘Tıbbi ve Aromatik Bitkiler’ eğitimi göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş. “Tıbbi ve Aromatik Bitkiler konusunda


ÇANAKKALE İÇİNDE

Cuma - Nisan 18, 2014

KADIN

İlkler köyü * Aşevi (tekke) 1600 lü yıllar. * Köy çamaşırlığı 1600 lü yıllar * Kadın aza 1932

* Çanakkale-İzmir Otobüs yazıhaneleri ( 3 Firma) 1952 * Kanalizasyon şebekesi 1957 * Taş kaplama sokaklar 1959

* Elektrik 1964 * Yol kenarı seyyar manavlık 1968 * Su şebekesi 1973

yeterli bilgi ve donanıma sahip olarak, günümüzde oldukça popüler olan bu alanda olan bitenleri daha iyi anlamak istiyoruz” diyor.2005’te ‘Nusratlı Köyü Kültür Turizm ve Dayanışma Derneği’ni kurmuşlar. ”Köyümüzün ve köylülerimizin sorunlarına çözüm yolları aramak, köyün tarımsal, turistik kültürel potansiyelinden yararlanıp köyün gelişimine katkıda bulunmak ve köylülerimiz arasında dayanışmayı artırmak amacıyla kurduk derneği.” Bugüne kadar çocuklar, genç kadınlar, yetişkinler için bilgisayar kursları düzenlemişler. Çeşitli kültürel geziler ve etkinlikler cabası. Köyün tarihi yapılarının korunması konusunda da çalışmalar yapmışlar: ”Köyde çevre bilincinin gelişmesi için faaliyetlerde bulunduk. Köyümüz tarımsal ürünlerinin daha iyi koşullarda değerlendirilebilmesi için destek ve teşvikler konusunda bilgilendirme toplantıları yaptık. Çanakkale 18 Mart Üniversitesi ile birlikte ‘Nusratlı Köyü Turizm Kalkınma Projesi’ni hazırlayıp Güney Marmara Kalkınma Ajansı’ndan proje desteği almaya hak kazandık ve Nusratlı Taşı’ndan yapılmış olan Nusratlı Evleri’nin eko-agro turizm anlayışıyla ev pansiyonculuğuna açılması çalışmalarına başladık.”Şöyle diyor Sühyella hanım: ”Köyde yaşayıp da üretmeden olur mu? Ekmeğimizi, yoğurdumuzu, reçellerimizi, domates soslarımızı, tarhanamızı, eriştemizi, turşumuzu, zeytinimizi, sabunumuzu kendimiz yapıyoruz. Mümkün olduğunca doğal beslenmeye çalışıyoruz. Esas olarak kendimiz için üretiyoruz. Ancak zaman zaman ürünlerimiz fazla geliyor ve biz de bu ürünleri paylaşmak istiyoruz.” Köyün yabancı misafirleri British International School öğrencileri, Sosyal Sorumluluk Projesi (CAS – creativity, action, service) kapsamında, geçen yaz Nusratlı’daymış. Üç gün boyunca, çeşitli ülkelerden 45 genç ve öğretmenleri Nusratlılıların misafiriymiş.Program dahilinde meyve toplanması ve toplanılan meyveleriden reçel, pekmez, konserve vb. ürünler yapılması sağlanmış. Geleneksel erişte, tarhana, ev ekmeği, yoğurt da yapılmış. Son gün ürünler paketlenip raflarımıza konulmuş. Çalışmalar sonunda derneğin ürün yelpazesi genişlerken, gelen misafirlerimiz köy yaşamını ve üretmeyi öğrenmiş.

* Eğitim Odası 1976 * Tam otomatik telefon 1991 * Tam donanımlı sağlık evi 1992

5

* Kültür Turizm ve Dayanışma Derneği 2005 * Organik Zeytin Tarımı 2006 * Eko Turizm 2011

Nusratlı’nın geçmişi 15. yüzyıla uzanıyor Köyün bugünkü yeri , M.Ö. yıllara ait tarihi Gargara (Küçükkuyu) ile Pleo Gargara şehir devletleri kalıntıları arasında. Köyün kuruluşu ve adı ise;rivayete göre XV. yüzyıla uzanıyor.Yavuz Sultan Selim’ in Mısır Seferine (1516-1517) yöreden katılan Yörük delikanlılarından dördü , sefer dönüşü, köyün bugün bulunduğu yerin bir km doğusunda bulunan Musatpınarı mevkiine (Mısıratpınarı = Mısır’ dan gelen atlıların pınarı) konaklarlar ve yerleşerek oba oluşturmuş.Burası aynı zamanda Edremit-Ezine arasında yer alan meşhur ‘Yağcı Yolu’ üzerinde önemli mola yeri. Ancak burası hem yol üzerinde olması hem de denize açık yönde olması nedeniyle korsan baskınlarına maruz kalmış. Yine rivayete göre sefere katılan ve geri dönen bu dört atlıdan biri Yavuz’un sefer sonunda küpesini hediye ettiği yakın korumalarından biriymiş. Milli Mücadele yılları İşgal yıllarında köye dört Rum aile yerleştirilmiş. Ancak savaş sonunu beklemeden köyü terk etmişler. Milli mücadele yıllarında ise çevre köylerin de etkilendiği gibi ‘Rum Köyü-Çete Köyü’ gruplaşmasından Nusratlı da etkilenmiş. Milli çetelere destek vererek ‘Çete Köyü’ olmuş. Cumhuriyet dönemi Köy, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren Cumhuriyet’e tam destek vermiş. 50’li yıllarda çok partili sisteme çabuk uyum sağlamış ve yörede ilk kadın aza seçilen köy olmuş Nusratlı. Bugünkü yerleşim yeri Korsanlardan korunmak ve daha rahat bir yaşam için köyün bugünkü yerine göç edilmiş. Burası tepe arkasında. (Arıklı, B.Çetmi (Yeşilyurt), K.Çetmi, Adatepe gibi komşu köyler de hep tepe arkasında). İlk evlerin kurulduğu yere bir de mektep yapılmış. Burası halen ‘Mektep önü’ diye anılıyor. Terk edilen bölge ise uzun yıllar yaylacılık için kullanılmış ve bugün de yayla evleri bulunuyor burada. Esin Dalay & Canan Aşık / diken.com.tr

www.canakkaleicinde.com/kadin


6 Cuma- Nisan 18, 2014

Çanakkale İçİNDE

KADIN

ANZAK KURABİYESİ’NİN HİKAYESİ... vermesiydi. CWA (Ülke Kadınlar Derneği) gibi birçok grup, kilise grupları, okullar ve diğer kadın örgütleri Anzak bisküvi yapımı için büyük bir zaman adadı. Bisküvilerin gevrek kalmasını sağlamak için, teneke kutulara paketlediler. Avustralya’daki süpermarketlerde buna benzer kutuların bazılarını görebilirsiniz. Teneke, havadaki nemi içine emerek bisküvilerin yumuşak olmasını sağladı. ANZAC bisküvi bugün halen çeşitli törenlerde yapılır. Süpermarketler ve özel bisküvi dükkanlardan satın alınabilir. Avustralya’da Anzak Günü kapsamında yapılan bu bisküvilerin sık sık yaşlı savaş gazilerinin bakımı için satışı yapılarak elde edilen gelir fona ayrılır. Meryem Hanım’ın mutfağında pişen kurabiyelerin güzel kokusunu aldığımız zaman, açıkçası o günler hakkında biraz empati yapabilmeyi başardık. Çanakkale Savaşları’nın 100’ncü yıldönümü olan 2015 yılında, Çanakkale’ye gelecek binlerce kişiyi bu kurabiyeler ile karşılayabilirsek sanırım ülkeler arasında da farklı bir bağın kurulmasını sağlamış oluruz. İngiliz Orduları saflarında yaklaşık 48 ülkede savaşan Avustralya ve Yeni Zelanda askerleri bu savaşların tamamında paralı asker gibi savaştıklarını, ancak Gelibolu Savaşlarının kendilerine bir millet olma kimliği kazandırdığını ifade ederler. Gelibolu Yarımadası’ndaki Anzak Koyu’na ayak bastıkları 25 Nisan 1915 Pazar gününün önemi onlar için büyüktür. Avustralya’da 25 Nisan günü resmi tatildir. Gelibolu Yarımadası’nda uluslararası törenler düzenlenir. Törenin resmi adı Çanakkale Kara Savaşları’nın Yıldönümü’dür ancak savaşın diğer tarafı bugünü Anzak Günü olarak anmaktadır. Biz de 25 Nisan törenlerine yaklaşan bugünlerde Anzak Kurabiyesi’nin hikayesini araştırdık. Cafe Sürpriz’in sahibi Meryem Güçlüol, Çanakkale’de Anzak Kurabiyesi’ni yapabilen tek isim. Bizlere evinin kapısını açarak, bu güzel kokulu kurabiyenin nasıl yapıldığını adım adım gösterdi. Meryem hanım kurabiyeleri yaparken biz de sizinle Anzak Kurabiyesi’nin hikayesini paylaşalım.

1

www.canakkaleicinde.com/kadin

İSKOÇYA’DAN ANZAK’LARA UZANAN TARİF... 1. Dünya Savaşı sırasında, Avustralyalı askerlerin eşleri, anneleri ve kızları askerlerin savaşta aç kalmaması için çeşitli yiyecekler hazırlıyordu. Fakat bir sorun vardı. Yiyecekler tüccar donanması gemileri ile askerlere taşınabiliyordu. Ve bu çok uzun bir yoldu. Herhangi bir gıdanın iki aydan fazla bir sürede yenilebilir kalması mümkün olmuyordu. Kadınlar, İskoç tarifi olan temeli yulafa dayalı bir kurabiye keşfetti. İskoçya’da yaygın olarak kullanılan yiyecek, özellikle soğuk iklim koşullarında insanları tok ve enerjik tutuyordu. Yulaf, şeker, beyaz un, hindistan cevizi, tereyağı, altın şurubu veya şeker pekmezi, soda bikarbonat ve kaynar sudan oluşan bir enerji deposu. İlk başlarda Soldiers Bisküvi olarak adlandırılan yiyecek, Gelibolu’ya geldikten sonra Anzac Bisküvi olarak adlandırıldı. Kurabiyenin bir diğer özelliği ise içinde yumurta olamamasıydı. Çünkü savaş zamanında, kümes hayvanı ve çiftliklerin olmaması yumurtanın bulunamamasına yol açmıştı. Kurabiyenin diğer bir özelliği ise askerleri uzun süre tok tutup, enerji

2

Meryem Güçlüol’dan Anzak Kurabiyesi

3


08 Cuma- Nisan 18, 2014

Kent Müzesİ’nde “Sarıkız Efsanesİ ve Anatanrıça Kültü” Konuşuldu Çanakkale Kent Müzesi ve Arşivi’nde 9 Nisan 2014 tarihinde masal üzerine etkinlikler devam etti. ÇAYEK ve Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ortaklığında gerçekleştirilen masal etkinliklerinde bu ay Ahmet Turgut Yazman “Sarıkız Efsanesi ve Anatanrıça Kültü” sohbet konusu ile Kent Müzesi’nin konuğu oldu. Anadolu’nun 1200 yıllık tarihsel sürecinde aşamaları ve farklılıkları ile Anatanrıça kültü arkeolojik buluntular ve buluntuların ışığındaki sembolik değerlendirmeler üzerinden incelendi. Ahmet Yazman, Anatanrıça kültünün tarihsel sürecinde Kaz Dağlarındaki Sarıkız Efsanesinin bu kültün yaşayan bir devamı olduğunu belirti. Kaz Dağlarındaki Sarıkız Efsanesi’nden de kısaca bahsetti; Efsanenin, güzeller güzeli Sarıkız’ın kimseleri beğenmediği için evlenememesi, babasının köyde olmadığı bir zaman dedikodusunun çıkması, babasının dönüşünden sonra dedikodular sebebi ile namus kaygısı güderek kızını öldürmek için çevreden ve kendi değer yargıları tarafından baskılandırılması ile birlikte Sarıkız’ı öldürmeye karar vermesi, kızını kendi elleriyle öldürmekte zorlanan babanın kızını alıp kazlar ile birlikte Kaz Dağları’na bırakması ve ölüme terk etmesi ile şekillendiğini belirtti. Efsanenin diğer kısmında ise köye dönen babanın ölüme terk ettiği kızının başka insanlar tarafından görüldüğü iddiası ile hareket ederek dağa çıkması, kızını görünce Allah’a şükretmesi ve şükrü ifade etmek için namaz kılmaya yeltenmesi, abdest için kızın denizden su getirmesi, babanın tuzlu su olmaz tatlı su olsun itirazları ile Sarıkız’ın toprağa sertçe vurarak su çıkartması ile birlikte Sarıkız’ın ermişlik özelliği kazandığı, terk edilmenin, yalnızlaştırılmanın getirisi olarak bilgeliğin vurgulandığını belirtti. Farklı mitolojik hikayelerde farklı versiyonları ile karşılaşılan bu hikaye ile doğaya hükmeden Anatanrıça kültünün sürekliliğine vurgu yaparak süreci değerlendirdi. Bazı tarihsel süreçlerde Anatanrıça kültünün görünürlüklerindeki kopmaların olmasının nedeninin arkeolojik buluntuların yeterli olmamasına bağladı. Ahmet Turgut Yazman sohbetine, sembollere yüklenecek farklı anlamları ifade ederek devam etti. Sohbet, konukların soruları ile paylaşımları ile sona erdi. Çanakkale Kent Müzesi ve Arşivi’nde 16 Nisan 2014 Çarşamba saat 18.00’da İzzet Dilmaç ile “Kent ve Turizm” başlıklı sohbet gerçekleştirilecek.

www.canakkaleicinde.com/kadin

Çanakkale İçİNDE

KIYMAYIN ADAMA Katina Karanikola Duygusal olmak istemiyorum. Duygusallık zayıflıktır bence. Ben o dönemleri çoktan geçtim. Ama içimdeki öfke duygusallaştırıyor beni. 1960’lı yıllarla 1913’lü yılları karşılaştırıyorum da... Aradan geçen zaman içinde gelişmek adına adaya ne çok kıyıldığını görüp endişeleniyorum. Adada doğmuş büyümüş biri olarak bir de benden dinleyin özlemini çektiğim İmroz’u. O seneler kültür, gelenek parlıyordu... Nasıl da hızla yok oldu, tersine dönüştü... Citta Slow’un C’si yokken İmroz gerçek Citta Slow’du; günümüzde unvanı var kendisi yok. Gökçeada deniziyle, plajlarıyla, tarihiyle, kültürüyle, havasıyla, bakir kalmasıyla ünlüydü. Günümüzde hoyratça katlediliyor. Gün geçmiyor ki önümüzde çeşitli çevre cinayetleri çıkmasın. Kimsenin kılı kıpırdamıyor. Neden bu ilgisizlik? Adaya ihanet niye? “Adalıyım” diye ortada dolaşanlar belli ki adalılık ruhuna erişemediler. Doğaya azıcık saygı olsa, insanlık oluruna bıraksa her şeyi, hayatımız çok daha farklı, kaliteli olmaz mıydı? Alçak, çatılı, tavansız, bacalı, kireçle boyanmış iki katlı taş evlerin yerine renk renk koca beton binalar dikiliyor. Turist hiçbir yere koca binaları var diye gitmez ha dostlar! Her evin avlusunda, el örmesi perdelerin süslediği küçük pencerelerinde rengarenk çiçekler, fesleğenler, kireçlenmiş avlular, tenekeler, duvarlar artık yok; şimdi çoğu evin önünde hurda yığınları, plastik kovalar, araba lastikleri... Her sabah kadınlar kapılarının önünü süpürür, tek bir çöpün sokağı kirletmesine razı olmazdı. Günümüzde poşetler, petler her türlü kirlilik mevcut sokaklarımızda. Evin bacalarından tüten odun ve pirina kokusu yerini en kalitesiz, nefes almamızı önleyen kömür dumanlarına bıraktı. Her mahallenin minik bakkal dükkanları herkesin takıldığı mekanlardı. Hepsinin de kendine has kokusu vardı; kimi naftalin kokar, kimi tuzlu sardalye. Artık kocaman bir buzdolabını andıran Citta Slow kriterlerine aykırı marketler var. Manavlarımız sıra sıra dizilmiş her mevsimde sebze yetiştirilen bahçelerdi. Sağlıklı doğal sebzeyi dalından güle oynaya kendimiz toplar, günlük tüketirdik. Çamaşırhaneler ada kadınlarının en fazla vakit geçirdikleri yerlerdi. Kimi çamaşır yıkar, kimi doğadan topladığı yaban otlarını. Çamaşır günleri adeta bir festivale dönüşürdü. Bir yandan çamaşır yıkanırken bir yandan kahveler içilir, börek çörekler yenir bu arada mahallenin tüm dedikoduları da çamaşırhanede yapılırdı. Zeytinyağlı ev yapımı sabun, soda ve çivitle yıkanan çamaşırlar asıldıktan sonra, kazanda son kalan kaynar sularla yalaklar yıkanır ertesi güne tertemiz bırakılırdı. Bizim mahallenin çamaşırhanesine son girdiğimde yalaklardaki sümük ve balgamlar musluğa dokunamadan kaçmama neden oldu. Ada halkının büyük bir çoğunluğunun senenin beş altı ayını geçirdiği damlar (yayla evleri), her damın yanı başındaki harmanlar bir sanat eseriydi. Ekilmeyen tek bir karışı yoktu dağların tepelerin, on bin kişinin her ihtiyacını karşılıyordu bu topraklar. Dışarıdan adaya sadece pirinç, şeker ve lambalarımızı yakacak gaz gelirdi. Şimdi her tarafı gevenler sardı, damların yerlerinde yeller esiyor. Gelişme adıyla pek çok yerimiz mahvedildi. Koca binalarla, otellerle... Yamalı bohça gibi TOKİ, DTRK bloklarının bırakın güzelleştirmeyi hiçbir estetiği olmadığı, hata çirkinleştirdiğini düşünenlerdenim. Tabi ki yeni binalar yapılacak, bu kaçınılmaz ama adanın doğal dokusunu bozmayacak nitelikte olsa... Aptalca kalkınma anlayışı yerine, medenice çevremizi koruyarak, geriye dönüşü olmayan yaralar açmadan gelişebilsek....

KADIN


ÇANAKKALE İÇİNDE

Cuma - Nisan 18, 2014

KADIN

9

GEZİ- YORUM Çanakkale Koza Gençlik Derneği’nin yardımlarıyla Avrupa Gönüllü Hizmet Projesi’ne katılan Esra Alparslan, Romanya izlenimlerini aktarmaya devam ediyor.

Hızlı ve Korkak ! (Castrul Roman) Nasıl güzel bir gün Ramnicu Valcea’da... Bugün güne başlarken planım olmasa da öğleye doğru Mircea arıyor ve atla gel dolaşalım deyince hayır demiyorum. Motorsikletle çıkıyoruz yola. Zaten dolaşmayı gezmeyi seven bir kıza hadi kalk gezelim diyorsan fotoğraf çekilmeyi ve çekmeyi göze alman gerekiyor. Buranın her yerine bayılıyorum... Görmediğim hayatlar, evler, yaşamlar, köpekler dahi farklı burada… Çok ilgimi çekiyor yeni yerler görmek... Öncelikle havanın da sıcak olması süper! CASTRUL ROMAN adlı 138 yılı yapımı Roma dönemine ait antik bir bina tarzı açık hava alanında bulunan bir yere gidiyor. Düşünüyorum kim bilir bu geçtiğim yerlerden hangi soylu insanlar geçti, kıyafetleri nasıldı, dertleri, kimler öldürüldü o bastığım yerde... Aklıma bir ton soru geliyor çünkü çok hayatlar geçmiş belli. Orada biraz dinlenip motorla bu sefer basıyoruz gaza... Ama Mircea o kadar hızlı gidiyor ki tutunamıcam diye korkuyorum bile. Bu kadar adrenalin bazen çok gelebiliyor. Bugün de yolda gelirken bildiğim tüm duaları okudum. Dönüş yolunda hava kararıyor. Hala motorsikletin üzerindeyiz. Yolu görmedigim gibi önümü de göremiyorum ama kafamı yana çevirdiğimde ışıklı ışıklı yerler göl kenarında nasıl güzel nasıl huzur verici anlatamam. Hayatımda

Yukarıdakı alanda CASTRUL ROMAN ARUTELA… Roma dönemi 137-38 döneminde inşa edilmiş çok eski bir yapı... ikinci kez belki de görmeyeceğim yerleri gördüm. Dünyada senin ülkenin dışındaki yerleşimleri görmek insana ayrı bir haz veriyor, bu hazzın tadını tarif edemem ki .. Düşünsenize bir yılda en yakın dostlarınız dilini dahi tam olarak bilmediğiniz insanlar oluveriyor ve güveniyorsunuz onlara…! Seviyorsunuz... Burada beraber zaman geçirmekten zevk aldığım kişiler benim gibi gönüllüler değil açıkçası ve beni kendileri gibi görüp sevdikleri için onlara karşı ayrı bir sevgi duyuyorum. Romen insanı iyi...

Şimdi de Romanya’nın elektriğinin üretildiği barajlardan birindeyiz. Duyduğuma göre Romanya’nın elektrikte fazlası bile varmış ve Türkiye’ye satmaya hazırlanıyormuş. Ülke toparlanıyor...

Sevecen... Kısacası: Seninki kaç cm? Kampanyasının anlamını içeren levha. “Balık tutmayın küçümenler büyümeden” yazıyor... Güneşin batışı. Daha yukarılara çıktıkça karlarla karşılaştık o yüzden fazlası gerekmiyor artık.. Dönüş vakti...Kendinize çok iyi bakın... Bol gezmeler... Yukarıda gördüğünüz saha Ramnicu Valcea’nın “Cozia Naturel Parkı”dır. Ayrıca benim EVS projemin ana konusu olmakla beraber kendisini gezmekten başka ziyaret etmişliğim yoktur.. Böyle de bir işim gücüm var benim de ne yapacaksınız. Yazın burası harika oluyor. Tavsiye ederim ki sık ormanları büyük ağaçları mis gibi kokan toprağıyla gerçekten güzel memleket. Parkın içinde 2 tane önemli kilise var. İnsanlar ormanların içine tapınak yapıyor, bizim insanımız iki cami diktiler diye yeri göğü inletiyor böyle de dinine bağlı Müslümanlarız... www.canakkaleicinde.com/kadin


10 Cuma- Nisan 18, 2014

Çanakkale İçİNDE

Çanakkale’ye Japonya’yı Sevdiren Öğretmen

KADIN

Türk Japon Dostluk Topluluğu üyelerinden Ebru Polat ile Ufuk Fincan, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Japon Dili Eğitimi Anabilim Dalı Okutmanı Yukiko Kondo ile bir röportaj gerçekleştirdi. ÇOMÜ’de 1993 yılında Japonca Öğretmenliği bölümü açıldığında öğretmen olarak buraya gelen Kondo, bu sene 20’ncisi 28-29 Nisan tarihlerinde Anafartalar Kampüsü’nde düzenlenecek olan ‘Japonya Günleri’ etkinlikleriyle ilgili bilgi verdi. - Öncelikle sizi tanıyalım. Yukiko Kondo. 1993 yılında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi – Japonca Öğretmenliği bölümü açıldığında öğretmen olarak buraya gelmem teklif edildi. Hiç düşünmeden evet diyerek Türkiye macerama başladım. O zamandan bugüne kadar burada öğrencilerim ile birlikteyim. Yaklaşık 21 sene... Şimdi baktığımızda bir çoğunuz doğmamıştı bile. O zamanlar 3 öğretmen arkadaşla birlikte başladık. Yeni bir bölüm olduğu için ilk başlarda kaynak kitap – ders kitabı bulmakta zorluk çekiyorduk. Ve şimdi buralardayız... - Büyük bir ilgi gören “Japonya Günleri” etkinliklerinin tarihçesinden biraz bahseder misiniz? Nasıl ortaya çıktı, o zamanlar nasıl tepkiler aldınız? Bu etkinlikleri yapma amacımız; öğrencilerimize ve yerel halka bölümümüzü tanıtmaktı. Bildiğiniz gibi o zaman Japonya hakkında fikri olmayan insanlar çoktu. 1994 yılında öğrencilerin önderliğinde topluluğumuz açılıp ilk olarak takvim sergisi etkinliği yapılmıştı. O dönemde kısıtlı imkanlar ile gerçekleştirdiğimiz takvim sergisine ilgi çok büyüktü. Hatta beklentilerimizin çok üstündeydi diyebilirim.

“Yukiko Kondo”

- 20 yıl önce sadece takvim sergisiyle etkinliklere başlamıştınız. Şimdi baktığımızda yaklaşık olarak 15 farklı etkinliğimiz bulunmakta. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz? Süreç hakkında bizi bilgilendirir misiniz?

www.canakkaleicinde.com/kadin

O günden bu güne öğrenciler ve bölüm sürekli kendini geliştirerek bugünkü etkinlikleri gerçekleştirir konuma geldik. Etkinliklerin hepsi birbirinden güzel. Kültürümüzün öğrenciler tarafından yansıtılması beni çok mutlu etmekte. Yapılan etkinliklere bölümümüz dışında katılan öğrenciler ve Çanakkale halkının katılımı, kendo gösterisi, çay seromonisi, Japon satrançı gibi etkinliklere katılıp denemeleri bir Japon olarak beni güzel duygulara sürüklemekte. Açıkça söylemek gerekirse 20 yıl önce etkinliklerin bu kadar gelişmesini beklemiyordum. Ama öğrencilerimiz ve onlara bu etkinliklerde destek olan hocalarımız sayesinde bu kadar gelişme başarısı gösterdik. - Bu etkinliklerin bölümünüz öğrencilerine ve dışarıdan gelen katılımcılara ne gibi konularda katkıda bulunduğunu düşünüyorsunuz? Bizim burada yaptığımız etkinlikleri televizyonlar, sanal ortam, gazete vb. yerler dışında görmeniz, denemeniz gerçekten çok zor. Yaptığımız etkinlikler insanlara Japonya hakkında fikir veriyor. Her ne kadar damak zevkimiz farklı olsa da etkinliklerde yaptığımız yemeklerden tadıyorlar. Shodo sergimizi gezip Japon kaligrafi sanatı – Japon alfabesi hakkında fikir sahibi oluyorlar. Bu örnekleri arttırabiliriz. Benim için en önemlisi


ÇANAKKALE İÇİNDE

KADIN

Cuma - Nisan 18, 2014

11

Japonlar hakkında merak ettiklerini sorabiliyorlar. Bu ve bunun gibi konularda katkıda bulunduğunu düşünüyorum.

izlemek için gelen birilerinin olması öğrencilerin bu etkinliği yapma heveslerini de arttırmıştır. Böyle devam etmesi her iki taraf içinde oldukça iyi bir şeydir.

- Etkinliklere katılım hakkında neler söylemek istersiniz? Katılımdan memnun musunuz?

Bu etkinliklerde öğrenciler ilgi duyduğu şeyleri isteyerek yapması, bencilce değil de, birlikte çalışıp zaman ayırmaları, ders çalışma dışında toplum kavramını öğrendikleri için oldukça faydalı oluyor. Ayrıca bunların iş hayatında da büyük bir önemi vardır. Bu etkinliklerin okulda gerçekleştirilmesi ve bunu öğrencilerin yapması gelecekteki işleri için iyi bir değerlendirme oluyor.

Yürütme komitesindeki hocalarımız ve öğrencilerimiz tarafından hazırlanan etkinlik öncesi posterlerin üniversite kampüsü içersinde ve kampüs dışarısında ilgi gören yerlere asılması sayesinde katılım yoğun bir şekilde gerçekleşmekte. Üniversite öğrencilerimizin dışında yerel halktan da oldukça ilgi görmekteyiz. Hatta anime gösterimize hocaları eşliğinde ilkokullardan bile öğrenciler gelmekte. Katılımlardan oldukça memnun olduğumu söyleyebilirim.

Herkes bu etkinleri yaparken gayretli, canlı bir şekilde sürdürmeye devam ederse; izleyenler için de çok güzel bir izlenim olur. Ebru Polat & Ufuk Fincan / www.turkjapondostluktoplulugu.com

- Yaklaşık 15 etkinliğimiz bulunmakta. Hepsinin çok güzel olduğunu söylüyorsunuz. Peki bu etkinliklerin dışında görmek istediğiniz bir etkinlik var mı? Etkinliklerin içinde İkebana çok az gerçekleşti. Türkiye’de çiçek çeşidinin fazla olmasından dolayı bu sanatın genişletilmesinin de iyi olacağını düşünüyorum. Çiçekleri bu şekilde sergilemek hem güzel olacak hem de Japon Kültürü’nün bir parçasını olan İkebana’yı da göstermiş oluruz. - Son olarak eklemek istediğiniz başka bir şey var mı? Öğrenciler, öğretmenlerinin de yardımıyla çabalayıp bu etkinlikleri gerçekleştiriyorlar. Bizde kendi topluluğumuz içinde yaptıklarını değerlendirip birinci grubu seçiyoruz ve topluluğun flaması ile ödüllendiriyoruz. Bu, öğrencileri teşvik etmekte ve öğrencinin istekliliğini açığa çıkarmakta. Öğrencilerin yaptıkları bu etkinlikleri

Türk Japon Dostluk Topluluğu Hakkında ÇOMÜ’nün ilk öğrenci topluluklarından olan, kurulduğu 1994 yılından beri çalışmalarını sürdüren Türk Japon Dostluk Topluluğu, bu sene 20’nci yılını kutluyor. İlk yıllarında az sayıda üyesiyle Japon Takvimleri Sergisi düzenleyen topluluk bugün ise resmi olarak 200’ü aşkın, fiilen ise 120’ye yakın üyesi ve Akademik Danışmanı Yard. Doç. Dr. Tolga Özşen ile 15’e yakın etkinlikle Japon kültürünü çok yönlü şekilde tanıtmaya çalışıyor. Topluluğun etkinliklerinden biri olan ‘Japonya Günleri’nin ise bu sene 20’ncisi düzenleniyor. Japonya Günleri’nde neler yapılıyor? Japon Kaligrafisi Sergisi (Shodo), Geleneksel Çay Seramonisi (Sado), Japon Kılıç Teknikleri (Kendo), Japon Yemekleri, Kağıt katlama sanatı (Origami) sergisi, Japonca Tiyatro Gösterimi, Çiçek Düzenleme Sanatı (İkebana), Japon Satrancı (Shogi), Japonca Müzik Grubu, Geleneksel dans (Bon Odori), (Türkçe altyazılı) Japon film ve anime gösterimi.

www.canakkaleicinde.com/kadin


12 Cuma- Nisan 18, 2014

Çanakkale İçİNDE

“KA.DER’İMİZİ BİZ BELİRLERİZ”

KA.DER’in Avrupa Birliği Delegasyonu desteği ile başlatılan “Kadın Yurttaşların ve Aktivistlerin Seçmenler ve Aktif Yurttaşlar Olarak Güçlendirilmesi Projesi“, Çanakkale Kolaylaştırıcı Eğitimi 11 - 12 - 13 Nisan tarihlerinde gerçekleştirildi. 3 gün süren eğitimler boyunca, uzmanlarca toplumsal cinsiyet, kadın bakış açısıyla siyaset, aktif yurttaşlık, sosyal medya ve kadının insan hakları konuları detaylı olarak anlatıldı. Yaygın eğitim örneklerinden biri olan proje kapsamında Çanakkale’ye gelen KA.DER’in yeni Genel Başkanı Zafer Berkol ile özel bir röportaj gerçekleştirdik. Çanakkale’deki atmosferden çok etkilendiğini belirten Zafer Berkol, ileriki dönemlerde KA.DER’in Çanakkale’de bir temsilcilik açabileceğini dile getirdi. Geçtiğimiz aylarda KA.DER’in yeni Genel Başkanı olarak seçilen Zafer Berkol ile yaptığımız o röportaj: KA.DER’İN VİZYONU VE MİSYONU BELLİ Ben yeni bir başkanım, fakat KA.DER’le çok uzun süredir bağım bulunuyor. KA.DER’in Kadıköy Şube Başkanlığı görevini gerçekleştirdim. Daha öncesinde ise siyasi bir yaşamım oldu. KA.DER’in işleyişini bu yüzden idolojik anlamda çok iyi biliyorum. Çünkü KA.DER’in vizyonu ve misyonu çok net belli. KA.DER siyasette olan ya da olmayan kadınlara siyasi adaylık noktasında destek olan bir kurum. En büyük özelliği ise her siyasal partiye eşit seviyede olmasıdır. KA.DER’in çıkış noktası ve hedefi tamamıyla kadınlarla çalışmak. Erk noktalarında, yönetimde, siyasette kadınların daha fazla yer almasını sağlamaktır. Net ama çok önemli. “AMAÇ, YATAY GENİŞLEME” Son yapılan kolaylaştırıcı eğitimlerde, kadınların yurttaşlık hakkı ile ilgili bir proje başlattık. AB’nin hibe programından yararlanarak düzenlenen projeler bağlamında birçok il dolaşıldı. Son bir buçuk yıldır 7 şehir dolaştık, Rize’ye giderek projeyi tamamlayacağız. Bundan önceki eğitimde 17 il dolaşıldı. Eğitimci www.canakkaleicinde.com/kadin

Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA.DER), tarafından AB’nin hibe programından yararlanarak düzenlenen “Kadın Yurttaşların ve Aktivistlerin Seçmenler ve Aktif Yurttaşlar Olarak Güçlendirilmesi Projesi” kapsamındaki eğitimler sürüyor. Proje kapsamında, aktif ve katılımcı yurttaşlığı desteklemek, uzun vadede kadınların siyasete aktif katılmasını teşvik etmek, kadınları ilgilendiren yasal düzenlemeler hakkında bilgi aktarmak amaçlanıyor. Çanakkale’de gerçekleşen eğitimlere katılan kadınlar, bilgilendirici projeden memnuniyet duyarak ayrıldıklarını ifade etti.

Çanakkale’de çok canlı bir ekiple karşılaştık. Enerji dolular. Açıkçası burada KA.DER’in temsilciliğini açmayı düşünüyoruz. Buradaki kadınların enerjisi ile birlikte güzel çalışmalar gerçekleştireceğimize inanıyorum.

KADIN


ÇANAKKALE İÇİNDE

Cuma - Nisan 18, 2014

KADIN olarak çoğuna bende katıldım. Bu projeye biz basit anlatımıyla eğitici eğitimi diyoruz. Eğitimlerde yaklaşık 20 kadın oluyor, 3 gün içerisinde 20 kadınla çalışma yapıyoruz. El kitapları, kolaylaştırıcılar dağıtıyoruz. Amaç, yatay genişlememiz. Kolaylaştırıcı eğitim çalışması dememizin sebebi, buradaki 20 kadından her biri başka bir 20 kadına gidecek. Yuvarlandıkça büyüyen bir şey. “TOPLUM KADIN CADI OLMAYACAK, HANIM HANIM OLACAK DER” Kadın meselesi sadece Türkiye’ye özgü bir mesele değil. Belki bizde erkeklerin daha çok katı olmasından kaynaklı belli bir sistem oluşmuş. Ataerkil demiyorum, çünkü bu durumu hafifleştiriyor. Erkek egemen alanı kadınların önünde büyük bir engel olarak görüyoruz. Bu durum evlerimizde başlıyor. KA.DER’de toplumsal cinsiyet çalışmalarımız çok yoğundur. Biliyorsunuz bir toplumsal, bir de biyolojik cinsiyet vardır. Biyolojik cinsiyeti tanıtmaya yönelik çalışmalar yapıyoruz. Biyolojik cinsiyet çok nettir. Fakat toplumsal cinsiyet çok ağırdır. Toplumun verdiği kurallar ağırdır. Kadın, hanım hanımcık olacaktır, çok konuşmayacaktır, cadı olmayacaktır. Aslında toplum bizlere o kadar büyük yük verir ki. Kız çocuğu anneye yardım eder. Babasına hizmet eder, küçük erkek kardeşine hizmet eder. Bunu kırmak çok kolay

13

değil. Zaman alacak bir şey. Fakat bu kaderimiz değil, toplumun koyduğu bir şey. Kaderimizi biz belirleriz. Kadınsan iyi evlat olacaksın, iyi eş olacaksın, iyi anne olacaksın, hanım hanımcık olacaksın derler. Düşündüğünü söyleyemeyeceksin, duygularını saklayacaksın yani sen yoksun. Söylemlere bakın. Kadınlar için “eksik etek, kaşık düşmanı, karnından sıpayı sırtından sopayı eksik etmeyeceksin” diyorlar. En çok ağrıma giden de “kaşık düşmanıdır”. Bu ne demek karnın doyuyor, erkek getiriyor kazanıyor, senin hiçbir şeyin yok, sana parazit demek anlamında söyleniyor. “KADIN ASLINDA ORADA YOK” KA.DER aynı zamanda siyasilere baskı da yapan bir kurum. Son seçimlerde istediğimiz sonucu alamadık. Çünkü erkek egemen bir siyasi anlayış var. KA.DER çok temelden olmasa da kadınları siyasete heveslendirmek için eğitim çalışmaları yapıyor. Bizim ana noktamız kadın. Kadının dili, inançları, etnik kimliği KA.DER’i hiç ilgilendirmiyor. Kadın üzerinden gidiyoruz biz. Siyasi partilerde aktif çalışan arkadaşlarımız var ama KA.DER diyor ki siyasi kimliğini kapının dışında bırak, kadın için orada ol. Çalışmalarda net görüyoruz. İlk gün eğitimlerde keskin olan katılımcıların, bir diğer gün konulara yumuşak bir şekilde baktığını görüyoruz. Onlar da haklı, bir takım alışkanlıklar ve önyargılar ile geliyorlar. “Böyle kadın aman, ben onları görünce tüylerim ürperiyor” diyorlar. Öyle bir şey

KA.DER var olduğu sürece kadınların hem yurttaşlık hem de siyasal anlamda çalışmalarına devam edecektir. yok. Çünkü biz aynı cinsiz. Savaşlarda mağdur olan kadınlar ve çocuklardır. Yani mağduriyetse bizim cinsiyetimiz mağdurdur. Hangi siyasi ideolojiye sahip olursanız olun, karşı olduğumuz erkek egemen topluma ait değiliz, aynı sıkıntıları yaşıyoruz. Bizlere önyargılı yaklaşan kadınların “ayy” dedikleri o zihniyet bugün o meclistedir. Onları kapatan, evden çıkarmayan o zihniyet meclistedir. Her gün sinek kaydı traşlarını oluyorlar, takımlarını giyiyorlar ve oraya gidiyorlar. Kadın aslında orada yok.

diyenlere, ya bırak ona sen karışma dediler. CHP yüzde 33 kota koydu. Peki uyguladı mı? İşte sonuç bu kadar basit. Ve bu kendine sosyal demokrat diyen bir parti. Sıfırdan ön seçim olması lazım biz kadınlar, buna hazırız. Kadınlara bırakın, hakkıyla oy verin. Kotayı bu bağlamda yine önemli buluyorum. Çünkü bizim için aralık bir kapı. “SADECE BİR MADDEYE BAKAR”

BDP’nin son seçimlerde yaptığı zor bir şey değildi. Eş başkanlık uygulamasını pekala diğer partiler de yapabilir. Muhafazakarlardan beklemeyelim belki “ALDIKLARI SIVI FARKLI AMA ama sosyal demokrat parti diyenler bu maddeyi ZİHNİYET AYNI” koymalı. Sadece bir maddeye bakar. BDP tüzüklerBugün mecliste bulunan kadın, özel toplantılarda ine koydu. Partileri bağlayan tüzükleridir. Anayasası bir kenara gidiyor dertleşiyor. Özelde konuşurken odur. Bir madde değişikliği ile bunu koymak zor değil. Eş başkanlık kadının önünü açan bir madde. aynı sıkıntıları var. Ama mecliste pek dile getKadını görünür kılıyor. irmiyorlar. Kınamıyorum, neden onlarda belli yargılarla oradalar. İş bize düşüyor. Bizim gibi “BİZ VARIZ DİYORUZ” kurumlara düşüyor. Kadın hareketi içindeki Yurttaşlık dediğimiz zaman bir ülkede yaşayan kadınlara düşüyor. Meclisteki kadınlar konulara bireyler aklımıza gelir. Şimdi biz yok farz edilen daha fazla siyasi bakıyorlar, kadın bakış açısı ile bakmıyorlar. Sistem öyle bir sistem ki, bir millet- bir kesim olduğumuz için onu hatırlatmak için bu vekili kadın hakları ile ilgili konuştuğu zaman bir söylemi projemizde kullanıyoruz. Yani insanlara daha seçilmesi tehlikeye giriyor. Çünkü kadınları biz varız diyoruz. Biz hakkımız olanı elde etmek o sıralamaya koyan yine o erkekler. Bakın seçim için uğraşıyoruz. Cinsiyet ayrımcılığımız yok, sadece hatırlatmak istiyoruz, en basit tabirle pastadaki öncesi listeler yapılırken, bazıları masada soda içti, bazıları içki içti. Alınan sıvılar farklıydı ama payımızı almak istiyoruz. Proje ağustos ayında sona erecek. zihniyet aynıydı. Listeye kadın aday koyalım www.canakkaleicinde.com/kadin


14 Cuma- Nisan 18, 2014

Çanakkale İçİNDE

KADIN

Bİr Kamusal Mekan Olarak Çocuk Oyun Alanları - 2

Çanakkalelİler, Kenttekİ oyun alanları hakkında ne düşünüyorlar? Çanakkale’de belediye tarafından düzenlenmiş ve bakımı yapılan 70 oyun alanı bulunmaktadır. Kent Konseyi, Çocuk Oyun Alanları Çalışma Grubu, Belediyenin sorumluluğundaki 70 parkta inceleme ve tespitler yaptı. 2009 yılında yapılan tespitler oyun elemanlarının çeşitlilik açısından çok yetersiz olduğunu ortaya koymuştur[1]. Oyun alanlarının neredeyse tamamı salıncak, kaydırak ve tahterevalli’den oluşmaktadır ve sınırlı sayıda oyun elemanına sahiptirler. Oyun alanlarının düzenli b a k ı m - on a r ı m ı ve temizliği konusunda yetersizlikler vardır. Birçoğunda ağaçlandırma, aydınlatma, çöp kovası, bank gibi donatılar yetersizdir. Parklarda kırık, bozuk, eskimiş oyun Kent merkezindeki üç Namık Kemal ve vardır. Ticaret fonksiyokonut alanlarının sınırlı Namık Kemal Mahalleleri olduğu söylenebilir. Ancak alanı olan Fevzipaşa Mahalyetersizdir. Sarıçay kenarında bu oyun alanı özellikle nitelik yetersizdir (Bu oyun alanı 2010 daha sonra 2012 yılında Zafer bir oyun modülü konmuştur). yılında yapılan iki çalışma[2] olanakları konusunda önemli tale-

elemanları bulunmaktadır. Parklardaki oyun elemanları, demir, fiberglas, polyester, polietilen malzeme kullanılarak üretilmişlerdir. Demirden yapılan oyun elemanları zamanla paslandığı, kesici uçlarının açığa çıktığı gözlemlenmiştir. Drenaj sistemi olmayan oyun alanlarının zemininde su birikmesi problemi yaşanmaktadır. Ayrıca, oyun elemanlarının zemine iyi

sabitlenmemiş olması, kaydırağın zeminden yüksek olması, salıncakların zemine yakın olması gibi problemler tespit edilmiştir. Çevresinde taşıt trafiği olan 8 çocuk parkının etrafında çocukların yola

Yrd. Doç. Dr. Arzu Başaran Uysal çıkmalarını engelleyecek bir önlem alınmamıştır. Her mahallede iyi ve kötü oyun alanları vardır. Bir başka ifadeyle oyun alanlarının niteliği mahalleden mahalleye değişmemektedir. Ama sorunlar mahallelere göre farklılaşmaktadır. Örneğin Esenler Mahallesindeki parklar daha fazla aydınlatma ve ağaçlandırmaya ihtiyaç duyarken, İsmetpaşa’daki oyun parklarında daha fazla donatı alanına, Barbaros’da ise daha fazla temizlik ve bakım-onarım hizmetine ihtiyaç duyulmaktadırlar. Oyun elemanlarındaki kırılma ve bozulmalar daha çok eskimeye bağlıdır. Büyük çocukların kullanımına bağlı olarak yıpranmanın arttığı söylenebilir. Bilinçli bir tahrip etme eyleminin izlerine rastlanmamıştır. Bu kent yaşamının güvenliği açısından son derece olumlu bir tespittir.

mahallede (Kemalpaşa, Fevzipaşa) birer oyun alanı nunun yoğun olduğu ve olduğu Kemalpaşa ve için bu miktarın yeterli büyük oranda konut lesi için bir oyun alanı hiçbir donatısı olmayan açısından da oldukça yılında sökülmüş, Meydanı’na küçük Fevzipaşa Mahallesi için 2012 [3], mahallelinin çocuk oyun alanı ve spor pleri olduğunu göstermektedir.

Kullanıcıların çocuk parkları hakkındaki düşünce ve görüşlerini öğrenmek amacıyla 65 çocuk parkında, 205 çocukla ve 128 ebeveyn ile toplam 333 anket yapılmıştır. 5 çocuk parkında kullanıcı bulunmadığı için anket yapılamamıştır. Yapılan anketlerin sonuçları da çalışma grubunun oyun alanlarındaki tespitlerini desteklemektedir. Çocuklarını oyun alanına getiren 128 yetişkinin %38,3′ü oyun elemanlarını çeşitlilik açısından çok yetersiz, %30,5′i oyun elemanlarını güvenlik açısından çok yetersiz, %39,8′i oyun alanını bakım ve temizlik açısından çok yetersiz, %47,7′si ise oyun alanını donatılar açısından çok yetersiz bulmuşlardır. Ebeveynler ile yapılan anket sonuçları oyun alanlarının yenilenmesinde önemli ipuçları vermektedir. Hatta kullanıcı davranışı mahalleden mahalleye değişebilmektedir.

• • • • • •

Çocuklar oyun alanlarına büyük oranda anneleri (%61) ve babaları (%20) ile gelmektedirler. Anne ve babaları, dedeler izlemektedir. Çocukların babaları ile parka gelme oranı her mahallede düşüktür ama Barbaros Mahallesinde bu oranın çok daha düşük olduğu görülmektedir. Ebeveynlerin o an bulundukları parkı tercih etme nedenlerinin başında (%76) eve yakın olması gelmektedir. İkinci tercih nedeni okula yakınlıktır. Ebeveynler parkları bir sosyalleşme mekanı olarak da kullanmaktadırlar. %49,2′si oyun alanlarında diğer anne babalar ile her zaman , %38,9′u bazen sohbet ettiklerini söylemektedir. Ağaçlandırma (gölge), oturma birimi, tuvalet ve çeşme en fazla talep edilen donatılardır. Esenler’de çocuklar her gün, Cevatpaşa’da, İsmetpaşa’da ve Barbaros’ta haftada birkaç gün çocuk parkına geliyorlar. Çocuklar bütün kentte çoğunlukla öğleden sonraları parka gidiyorlar. Çocukların parkta kalma süresi Esenler’de ve Cevatpaşa’da 1-2 saat, Barbaros’ta ise 30 dakika-1 saat arası.

www.canakkaleicinde.com/kadin


ÇANAKKALE İÇİNDE

Cuma - Nisan 18, 2014

KADIN

128 yetişkine “Bu parkın daha iyi olması için neler yapılmasını istersiniz?” sorusu yöneltilmiştir. Alınan cevaplar, verilme sıklığına göre aşağıda sıralanmıştır: - Aydınlatma (48) - Oyuncaklar yenilenmeli /daha çok, çeşitli ve yaratıcılığı geliştiren oyuncaklar (45) - Bank (38) - Zemin düzenlenmeli, kum temizlenmeli (25) - Temizlik (24) - Çöp tenekesi (22) - Bakım-onarım (20) - Çevresi çit ile çevrilmeli (19) - Ağaçlandırma/gölgelik (13) - Gece güvenliği (12) - Güvenli oyun elemanları (11) - Büyükler için spor aletleri (10) - Park tümüyle yeniden düzenlenmeli (9) - Çevre düzenlemesi (8) - Çeşme (8) - Yaş grubuna uygun oyuncak (5) - Masa (5) - Tuvalet (5) - Köpek girişi engellenmeli (2) - Mini futbol sahası/küçük basketbol potası (2)

15

Pekİ çocuklar ne İstemektedİrler?

Ebeveynler ile yapılan görüşmelerde oyun elemanlarının yenilenmesi ve donatı alanlarının eksikliği konuları ön plana çıkmaktadır. Ebeveynlerin bank yanı sıra masa talep etmeleri, tuvalet ve çeşme istemeleri, gölgelik alanlar ihtiyacı, kendileri için spor aletleri istekleri aslında oyun alanlarında daha fazla süre geçirmek istediklerinin bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Anne-babalar daha kontrollü ve güvenli alanlarda çocukları oynarken kendileri de oyun alanlarında nitelikli zaman geçirmek istemektedirler. Aşağıda Cuma Pazarı yanındaki oyun alanı görülmektedir (Fotoğraf 1 / Sayfa 6). Çocukları ile pazara gelen anneler için bu park neden bir soluklanma, dinlenme alanı olmasın? 65 parkta 3 ile 7 yaş arasında 205 çocuk ile anket yapılmıştır. 205 çocuğun %31.2′si oyun alanlarını yeterli, %32.7′si ise bazı eksikleri olduğunu düşünmektedir. %22.9′u ise hiç yeterli bulmamaktadır. Çocuklara “En çok hangi oyuncakta oynamayı seviyorsun?” diye sorduğumuzda, neredeyse tamamı salıncak ve kaydırak diye cevaplamıştır. Acaba başka seçenekleri olmadığı ya da başka bir oyun elemanı görmedikleri için olabilir mi? Bunun cevabı “Bu parkta en çok hangi oyunu oynamayı seviyorsun?” sorusuna verilen yanıtlarla açıklanabilir. Çocuklar, oyun alanlarında genellikle arkadaşları ile birlikte grup oyunlarını (kovalamaca, saklambaç, kum ebesi, evcilik, top gibi) oynadıklarını söylemektedirler. Bu durum, özellikle 5 yaş üstündeki çocukların parktaki oyun elemanları ile oynamayıp, bu

alanı diğer çocuklarla oynayabilecekleri bir mekan olarak kullandıklarını göstermektedir. Çocuklar büyük oranda (%85) parkta arkadaşları olduğu ve birlikte oynadıklarını söylemektedirler. “Hayır parkta hiç arkadaşım yok” diyen çocuk oranı % 6,3′tür ve bu çocukların büyük kısmı Esenler’de oturmaktadır. Esenler Mahallesi’nin yeni gelişen bir konut alanı olması muhtemelen bu sonucu ortaya çıkarmaktadır. Sevindirici bir biçimde, oyun alanları yetersiz olsa bile, çocuklar sosyalleşmekte ve birbirleriyle oynayabilmektedirler. Hatta kent çocuklara yalnız başlarına oyun alanına gelebilme fırsatı yaratacak ölçüde güvenlidir. Görüşülen çocukların %43′ü tek başına, kardeşleri ile ya da arkadaşları ile oyun parkına geldiklerini ifade etmişlerdir. Bu oran Esenler ve Barbaros’ta yükselmektedir. Çocuklara “Bu parkta sevmediğin bir şey var mı?” diye sorulmuştur. En çok tekrar eden cevapları şu şekilde sıralamak mümkün; • • • • • •

Sevmediğim bir şey yok ya da cevap yok (89) Oyuncaklar kırık, bozuk, yüksek, alçak (66) Temiz değil, yerlerde cam kırıkları var (17) Yerler çamur, düz değil, düşünce acıtıyor (9) Köpeklerden korkuyorum (3) Geceleri ıssız, korkutucu (2)

Çocuklara yönelttiğimiz “Nasıl bir çocuk parkı istersin?” sorusu genelde cevapsız kalmıştır. “Bu parkta hangi oyuncakların olmasını istersin?” sorusuna verilen cevaplar sıklık derecesine göre aşağıdadır. • • • • • • • • • • • • • • •

Yanıt yok (44) Dönme dolap (31) Salıncak / korumalı salıncak (30) Kaydırak/daha büyük/üstü kapalı (24) Oyuncak at / atlı karınca (18) Kum / kum havuzu (17) Tren /araba (17) Gondol (17) Top sahası/kale/basket sahası (13) Zıp zıp (13) Tahterevalli (13) Havuz / su (9) Oyuncak ev / gemi (8) Kay kay (7) Çimen/çiçek/ağaç (6)

Çocuklar doğal olarak bildikleri, gördükleri oyuncakların çeşitlenmesini istemektedirler. Daya büyük kaydırak, kapalı kaydırak, ejderhalı kaydırak gibi çeşitlemeler yapılmaktadır. Ayrıca lunapark ve alışveriş merkezlerinde gördükleri oyun alanlarından esinlenerek yeni oyuncak önerilerinde de bulundukları (çarpışan araba, balerin, top havuzu gibi) izlenmektedir. Bunun dışında fiziksel aktivite olanağı sunan alanlar (futbol sahası, basketbol sahası, kay kay, zıp zıp ve havuz gibi) sıklıkla çocuklar tarafından talep edilmektedir. Kaynaklar

[1] Başaran Uysal, A. 2010. Çanakkale Çocuk Oyun Alanları, Çanakkale Kent Konseyi Yayınlar 22, Çanakkale. [2] Başaran Uysal, A., Okumus, G. Sakarya, İ. 2012. Bir Mahalleyi Anlamak, Çanakkale Kent Konseyi Yayınları 31, Çanakkale. [3] Başaran Uysal, A. ve diğerleri, 2012. Çanakkale Kentsel Sit Alanında Sürdürülebilirlik Analizi ve Potansiyellerin Değerlendirilmesi (Zafer Meydanı ve çevresi), Güney Marmara Kalkınma Ajansı, Çanakkale Belediyesi.

www.canakkaleicinde.com/kadin


16 Cuma- Nisan 18, 2014

Çanakkale İçİNDE

Kahvenin 80 Tonu “BAYKUŞ Coffee Shop”

KADIN

Kahvenizi nasıl alırsınız? Şekerli, aramolı, orta, sade, kremalı ya da közde pişmiş bir Türk kahvesi... Çanakkale Şair Orhan Talat Şalcıoğlu sokakta bulunan Baykuş Coffee Shop’ta tam 80 adet kahve çeşiti bulunuyor. Seçim sizin... İki kız kardeş Nazan Türker ve Rahşan Ersezer tarafından işletilen Baykuş Coffe Shop, en kaliteli kahve çekirdeklerinden hazırlanan kahveleri, özel karışımları, eşsiz lezzet formülleriyle kısa sürede kahve severlerin popüler adresi olmayı başardı. Gün geçtikçe menüsüne yeni lezzetler ekleyen kafede, şu anda en çok talep edilenler arasında “Diyarbakır Kahvesi” ve yaklaşık 15 aroma tercihi sunulan “Aromalı Latte” bulunuyor. Filtre kahve aromasını daha yoğun olarak tatmak istiyorsanız eğer, Syphon tekniği ile hazırlanmış kahveleri içmenizde fayda var. Ayrıca dilediğiniz kahveyi bu mekanda kafein-

siz olarak içebilirsiniz. Özel olarak seçilip getirtilen kahve çekirdekleriyle hazırlanan kahveleri, farklı dekoru, lezzetli kahvaltılık ürünleri,tatlıları ve sıcak atmosferi ile Baykuş’ta kendinizi özel hissetmeniz mümkün. House Cafe, Big Chef gibi ünlü mekanların iç mimarı olan Burçin Ersezer, Baykuş Cafe’nin iç mimarlığını üstlenerek ortaya güzel bir mekan çıkartmayı gerçekten başarmış. Neden BAYKUŞ? Aslında özel bir nedeni yok. İsim konusunda herkese yakın gelecek bir kelimeyi seçmeye özen gösterdiklerini söyleyen Nazan Türker, ilk başlarda kafenin adı için “Sisters” Kız kardeşler düşündüklerini, fakat daha sonra Baykuş ismini mekana verdiklerini belirtiyor. İki kız kardeş mekanın işletmesini severek yürütüyor, ayrıca geri dönüşümlerden de oldukça mutlular. “Baykuş Coffee Shop”u ise şöyle özetliyorlar: “İnsanlara kendimizin hoşlandığı türden bir atmosfer yaratmak istedik. Misyonumuz, iyi kahvenin kıymetini bilen insanların sayısını arttırmak.” 7 gün açık olan mekan, saat 08.00 ile 24.00 arasında müşterilerine hizmet veriyor.

Menüde Neler Var! 80 çeşit sıcak ve soğuk kahve çeşiti. Her gün çıkan kahve menüsü, yaz aylarında menüye eklenecek dondurmalı tatlılar, meşrubatlar, sandviçler, sıcak havalara özel Frozen, Smoothie,Limonata,Milkshake soğuk içecekleri. Mekanda kahvaltı menüsünü isteyen 2 kişiye 15 TL ve kahve ikramı kampanyası sürüyor. Ve Muhteşem tatlı ve baharat karışımı...Chai Tea Latte.

www.canakkaleicinde.com/kadin


ÇANAKKALE İÇİNDE

Cuma - Nisan 18, 2014

KADIN

17

ETNİK KÜLTÜR SANAT VE MÜZİK FESTİVALİ BEĞENİ TOPLADI Öküz Kültür Cafe’de birincisi düzenlenen, Uluslararası Çanakkale Etnik Kültür Sanat ve Müzik Festivali tüm coşkusuyla devam ediyor. Yurt dışından ve Türkiye’den etnik müzik yapan grupların katıldığı festivalin açılışı, 12 Nisan Cumartesi günü Çanakkale Belediye Başkan Vekili Celal Karakaş tarafından gerçekleştirildi. Festival programının açılışını ise, Karadeniz müziğinin önemli isimlerinden biri olan Fuat Saka yaptı. Katılımcılar Saka’nın şarkılarına hep bir ağızdan eşlik ederek eğlenceli vakit geçirdiler.

Festival Programının Son Gün Etkinlikleri

Karma sergiler, ÇOMÜFOT Fotoğraf Sergisi, Seramik Çini Heykel Sergisi, Etnik Belgesel ve Kısa Film Gösterimi,Açık sahne ve Karikatür Yarışması Finali gibi etkinliklerinde gerçekleşeceği festival programı, 20 Nisan Bajar (Kardeş Türküler) ve Troia Trans (Ahmet and İbo) canlı performansları ile sona erecek. Festivalin organizatörlüğünü üstlenen ve Öküz Kültür Cafe’nin işletmecisi Ayla Eroğlu, böyle bir festival organize etmenin mutluluğunu yaşadıklarını söylerek; festival kapsamında gerçekleştirilecek olan etkinliklere tüm Çanakkale halkını davet etti.

18 Nisan Cuma Jazz Kentet Kafa (Müzikli Şiirler) 19 Nisan Cumartesi Pop Art Drink Drow Workshop /Sergi 20 Nisan Pazar Bajar (Kardeş Türküler) Troia Trans (Ahmet and İbo) Karikatür Yarışması Finali (Ödül töreni, sergi, canlı performans)

Alİn Taşçıyan, FIPRESCI’nİn İlk Kadın Başkanı Seçİldİ Sinema Yazarları Derneği Başkanı Alin Taşçıyan, Uluslararası Sinema Eleştirmenleri Federasyonu (FIPRESCI) başkanlığına seçildi. Dünyanın en prestijli sinema örgütlerinden FIPRESCI’nin oy birliğiyle uluslararası başkanı seçilen ve ilk kadın başkanı olma özelliğini taşıyan Taşçıyan dört yıldır burada başkan yardımcılığı görevini yürütüyordu. FIPRESCI nedir? 1925 yılında Avrupa’da temelleri atılan, 50’den fazla ülkenin sinema yazarı ve eleştirmenlerinin kurduğu meslek örgütlerinden oluşan FIPRESCI (Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu), uzun yıllardır Uçan Süpürge’ye jüri gönderiyor ve festivalde bir filme ödül veriyor. Sinema çevrelerinde çok prestijli kabul edilen bu ödül 2006 yılından beri Uçan Süpürge’de veriliyor. Uçan Süpürge, dünyada FIPRESCI’nin jüri gönderip film ödülü verdiği tek kadın filmleri festivali olma özelliği taşıyor. Alin Taşçıyan kimdir? Alin Taşçıyan İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu’nu bitirdi. 16 yıl boyunca Doğan Medya Grup bünyesinde sinema yazarlığı, film eleştirmenliği ve muhabirlik yaptı. Milliyet gazetesi ve Milliyet Sanat’ta uzun yıllar sinema yazıları yazdı. Sinema Yazarları Derneği SİYAD’ın yöneticiliğini de yapan Taşçıyan, sanat ve sinema alanında çeşitli televizyon programları hazırlayıp sundu. Aktif olarak sinema yazarlığını sürdürüyor ve pek çok festivalin danışmanlığını yapıyor. www.canakkaleicinde.com/kadin


ÇANAKKALE İÇİNDE

KADIN

GÜZELLİK Kış bitti Bahar kendini yavaş yavaş göstermeye başladı. Peki bu duruma cildimiz ne kadar hazır? Ne gibi bakımlar yapmamız gerekiyor ve de cildimizi nasıl korumamız gerekiyor.

CİLDİNİZ BAHARA HAZIR MI?

Ayper ŞAHİN Güzellik Uzmanı

Yaz aylarına yaklaştığımız şu günlerde cilt bakımımıza daha fazla önem göstermeliyiz. Cildimiz bizim en değerli varlığımızdır! Kimi zaman hastalığımızı, kimi zaman da güzelliğimizi belli eder. Bahar ayı yavaş yavaş kapımızı çalmaya başladı. Hava değişiminin sıcaklık farklılıklarının olduğu şu günlerde cildimiz de ister istemez dengesini kaybetmeye, kötü görünmeye başlamaktadır. Bu nedenle mevsimler değişirken, cilt bakım rutinimizi de mevsimlere göre değiştirmemiz gerekiyor. İklim değiştikçe, cildimizin ihtiyaçları da değişiyor. Cildimiz ilkbahar aylarında hassas, alerjik ve daha yüksek reaksiyonlu olur. Kışın soğuktan yıpranan cildimizi hem kışın olumsuz etkilerinden arındırmak hem de ihtiyacı olan bakımı yaptırmak için bahar mevsimi tam zamanıdır. Peki yazın yaklaştığı bu günlerde cildinize nasıl bakmanız gerektiğini biliyor musunuz? Yaz ayları yavaş yavaş yaklaşırken ve güneş etkisini gittikçe göstermeye başlarken bu mevsim geçişinde ve yaz boyunca cildimize nasıl bakmalıyız? Yaz ayları boyunca güneşin zararlı etkilerinden cildimizi nasıl korumalıyız? Güneşin cildimizde lekeler bırakmasını nasıl önleriz? Kış aylarından çıkarken cilt bakımını da buna göre gözden geçirmeliyiz. Mevsim geçişlerinde cildimize gerektiği ilgiyi göstermeniz cilt leke lerinden ve bir çok problemden kurtulmamızı sağlar. Özellikle güneşin zararlı etkilerinden doğru şekilde korunmak cilt lekelerini azalttığı gibi cildinizin daha genç gözükmesini sağlayacaktır. Peki güneşin cildimize ne gibi etkileri olabilir ve bunlardan nasıl korunuruz.? Güneşin zararlı etkilerine karşı kalkan görevi üstlenen cildimiz eğer savunmasız yakalanırsa içerisindeki kollajen, elastin ve benzeri proteinler ile nemini yavaş yavaş kaybederek kurumaya ve elastikiyet kaybına ve sarkmaya

Cuma - Nisan 18, 2014

19

başlar. Güneş ışınlarına (UV ışınlarına) karşı cilt kendini ve derin dokuları korumak için koyulaşmaya, damarlanmada artışa (kılcal damar belirginleşmesi), kalınlaşmaya ve dolayısıyla mat ve homojen olmayan bir görünüme ve lekelenmeye, çillenmeye gider. Bunlar bizim yaz sonrası bakım nedenlerimizdir ancak aslında isteğimiz bunlar gelişmeden cildi güçlendirmek ve cilt problemlerinin oluşumunu engellemektir. Bu nedenle cildin protein ve nem kapasitesini artırıcı terapi ve bakımların yaz gelmeden uygulanması ve bu konuda uzman görüşü ile danışmanlığı almanın faydalı olacağını söylemeliyim. Tabii aynı zamanda çoğu cilt probleminin altında yanlış ve cilde uygun olmayan kozmetik ve dermatokozmetikler ile bilgisiz ve uzman olmayan kişiler tarafından yapılan bakım ve önerilerin de olduğu düşünüldüğünde alınacak danışmanlık hizmeti de oldukça önem kazanmaktadır. Cilt Lekeleri & Çiller: Leke; hem kadın hem erkeklerde en yaygın görülen cilt rahatsızlıklardan biridir. Lekelerin bir çoğu özellikle yanak, alın ve çenede yerleşirken ve yüze daha mat ve pürüzsüz olmayan bir görüntü verirken, bazen vücut bölgelerinde sırtta ve göğüste ve ya el üstünde de yerleşebilirler. Çiller; organizmanın cildi ultraviyole güneş ışınlarından korumak için verdiği doğal tepki sonucu ortaya çıkarlar. Soğuk aylarda organizma güneş ışınları etkisiz olduğundan bu kadar güçlü korumaya gerek duymaz ve bu nedenledir ki, çiller genellikle ilkbahar ve yaz aylarında kendilerini gösterirler. Lekenin nedenleri 1. Güneş 2. Hormonal değişiklikler 3. Bazı sistemik hastalıklar 4. Genetik 5. Enfeksiyonel hastalıklar (Mantar…) 6. İlaç, yanlış kozmetikler... Yanlış uygulamalar. Lekeler hakkında en çok sorulan sorular 1. Yüzümdeki lekeler için hangi tedavi uygulanacak? Başvuracağınız uzman hekiminiz tarafından lekeniz değerlendirildikten sonra en uygun tedavi şekli veya şekilleri seçilecektir. 2. Lekelerim kesin geçer mi? Lekeler doğuştan olmadıkları takdirde daha kolay geçebilirler, genelde lekelerde başarı oranı lekenin derinliğine göre %70-100 arasında değişir. 3. Lekelerim bir daha tekrarlar mı? Tedavi boyunca sosyal hayatımı veya işe gitmemi etkiler mi? Lekelerin tekrarlanmaması için güneşten çok iyi korunmak gerekir, işe gitmenizi etkileyecek her hangi bir durum söz konusu olmaz. 4. Hangi mevsimler tedavi için daha uygun? Çok güneşli bir mevsim olmamasına dikkat etmek gerekir. İlk bahar, Sonbahar ve Kış daha uygun mevsimlerdir. Bir sonraki sayıda sizlere kalıcı kırışıklık ve akne bakımı konularından bahsedeceğim.

www.canakkaleicinde.com/kadin


20 Cuma- Nisan 18, 2014

Çanakkale İçİNDE

KAMPANYALAR

NİSAN AYI

ADİL IŞIK

GÖZDESPOR

PEMBE TOPUK

Tüm ürünlerde %50’den %70’e varan indirimler.

Sezon sonu ürünlerde %50’ye varan indirimler. Outlet mağazasında ise sürekli %50’ye varan indirimler. Üniversite öğrenci ve personeline yeni sezon ürünlerinde %10-15 indirim.

Ayakkabı ürünlerinde indirimler.

İsmetpaşa Mah. / Demircioğlu Cad.

ATAKAN PENYE

Kemalpaşa Mah. / Değirmenlik Sokak

Bahar indirimi: Her şey 10-15-20 TL.

AYPERİ GÜZELLİK SALONU İsmetpaşa Mah. / Demircioğlu Cad.

Ayperi Güzellik Salonu’nda Bölgesel incelmede Yaza Merhaba Kampanyası. İncelme Paketi : 490 TL

ÇIĞ BUTİK

Kemalpaşa Mah. / Değirmenlik Sokak

Bluzlar 15-20 TL.

DE FACTO

Kemalpaşa Mah. / Değirmenlik Sokak

JOURNEY

Kemalpaşa Mah. / Değirmenlik Sokak

Nisan ayı sonuna kadar %20’den %50’ye varan indirimler.

Kemalpaşa Mah. / Mersin Dede Sokak

PENTİ

İsmetpaşa Mah. / Demircioğlu Cad.

Plaj gruplarında indirimli fiyatlar.

PİCASSU

İsmetpaşa Mah. / Demircioğlu Cad.

LC WAIKIKI

Yeni sezon babetler 39,90 TL’den başlayan fiyatlarla. Erkek ayakkabı 49,90 TL. Nisan ayı boyunca tüm ürünlerde %70’e varan indirimler.

18-23 Nisan tarihleri arasında 50 TL’lik alışverişlere sırt çantası veya keçeli kalem seti hediye.

RELAX MODE

LOYA

Nisan ayı boyunca yeni sezon ürünlerde %10, önceki sezon ürünlerde %70 indirim.

İsmetpaşa Mah. / Demircioğlu Cad.

Kemalpaşa Mah. / Değirmenlik Sokak

İsmetpaşa Mah. / Demircioğlu Cad.

Nisan ayı boyunca pantolonda kampanya: 29,99 TL.

Nisan ayı boyunca iç giyim ürünlerinde %70’e varan indirimler.

RİDADE

EŞLE

MATMAZEL

Nisan ayında Etiketin yarısı fiyatlar.

İsmetpaşa Mah. / Demircioğlu Cad.

İsmetpaşa Mah. / Demircioğlu Cad.

Nisan ayı sonuna kadar kadın gruplarında ayakkabı, sandalet ve abiyelerde 50 TL ve 80 TL fiyatlar.

GETHIT

İsmetpaşa Mah. / Demircioğlu Cad.

Sezon sonu ürünlerde %70’e varan; yeni sezon ürünlerde ise %20-30 arası indirim.

GÖKSPOR

İsmetpaşa Mah. / Demircioğlu Cad.

Butik ürünlerde %30’a varan idirimler.

SOBE

MODA SHOW

Nisan ayı boyunca 0-12 yaş çocuk giyimde %50 indirim.

Kemalpaşa Mah. / Kemalyeri Sokak

İsmetpaşa Mah. / Demircioğlu Cad.

Kemalpaşa Mah. / Değirmenlik Sokak

Nisan ayı boyunca tüm ürünlerde açılışa özel %50’ye varan indirimler.

ŞİMAL

ONDA

Mayıs ayına kadar kırmızı etiketli ürünlerde %50 indirim.

İsmetpaşa Mah. / Demircioğlu Cad.

İsmetpaşa Mah. / Demircioğlu Cad.

Nisan ayı boyunca %30 - %60 arası indirimler.

Nisan ayı boyunca spor ayakkabılarda 29-39-49-59 TL fiyatlar. Bagetler 29-39 TL.

TIRTIL BEBE

GREYDER

PANDORANIN KUTUSU

Sezon ürünlerinde %30’a varan indirimler.

Satın alınan ikinci ürüne %50 indirim.

%30’a varan idirimler.

YARDS

İSTANBUL ÇEYİZ

PEMBE

Tüm ürünlerde %50’den %70’e varan indirimler.

Ürünler tükeninceye kadar saten 6’lı setler ve tek gecelik sabahlıklarda %50, Sezon sonu ürünlerde %25 indirim.

Nisan ayı boyunca büyük beden ve hamile giyimde %50’ye varan indirimler.

Kemalpaşa Mah. / Değirmenlik Sokak

İsmetpaşa Mah. / Demircioğlu Cad.

Kemalpaşa Mah. / Kemalyeri Sokak

Kemalpaşa Mah. / Tarla Sokak

Kemalpaşa Mah. / Değirmenlik Sokak

Kemalpaşa Mah. / Küçükhamam Sokak

İsmetpaşa Mah. / Demircioğlu Cad.

YAZAR PERDE

İsmetpaşa Mah. / Aynalı Çeşme Sokak

Nisan ayı boyunca ürünlerde %20 indirim.

Sayfalarımızda yer alan kampanyalar ücretsiz yayınlanmaktadır. Siz de işletmenizin bir kampanyası varsa sonraki sayımızda yer alması için (0286) 214 33 93 ya da 0530 329 72 17 telefon numaralarından bizimle iletişime geçebilirsiniz...

www.canakkaleicinde.com/kadin

KADIN


ÇANAKKALE İÇİNDE

Cuma - Nisan 18, 2014

KADIN

20

19 Cumartesi/4 Etkinlik

Pazar/3 Etkinlik

-Çanakkale Kent Müzesi ve Arşivi “Kentte Mahrukatçılar” Pazartesi günleri hariç her gün 10.00 – 19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir. Çanakkale Kent Müzesi ve Arşivi Eyüp Görgüler Süreli Sergi Salonu. Ayrıntılı bilgi; 214 34 17

-20 Nisan Çocuk Şenlikleri, Çanakkale Kent Konseyi Esenler Mahallesi Özgürlük Parkı, saat 13.00 ile 16.00 arasında

-Stüdyo Sanat - Kemalpaşa Mah. Aslan Abla Sok. No:18 Moda İllüstrasyon Atölyesi Ayrıntılı bilgi; 0 532 205 23 22 – 0 542 797 74 27 -İçindeki Çocuğu Çıkart Minderini Kapta Gel Kent Konseyi Aslan Abla Sokak saat 14.00 ile 21.30 arası -Turizm Haftası Kutlama Programı 14.00-15.00 Canlı Seramik Performansı; Seramik Müzesi Kursiyerleri (Morabbin Park) 14.00-17.00 İÇDAŞ Yelken Gösterisi (Kordon) 17.00-18.00 Konser “İsmail Kaymak Çocuk Korosu” (Morabbin Park) 20.30-21.30 Müzik Dinletisi (İstanbul Müzik) (Morabbin Park)

21

25 Cuma/1 Etkinlik

-Turizm Haftası Kutlama Programı 20.00-21.00 Tiyatro “Yaşasın Komedya” Abdülkadir Katra Sanat Tiyatrosu (Ücretsiz) Mehmet Akif Ersoy Tiyatro Salonu -“Çocuk Yüzünde İfade” Ali Demirkol Çanakkale Belediyesi Yazar ve Sanatçı Evi

-Kaz dağları seni çağırıyor ! 25 Nisan Cuma günü 14.00’da Bayramiç’te buluşarak kamp alanımız olan Evciler Ayazma’ya geçeceğiz. 26 Nisan’da Cumartesi Kazdağı zirvesi yapılacaktır. Yaklaşık 10 saat sürecek olan uzun zirve yürüyüşüne veya daha kısa yürüyüşlere katılmak isteyenler ya da kampa erken gelmek isteyenlerin 25 Nisan Cuma gününden gelmesi gerekmektedir. Etkinliğe 26 Nisan Cumartesi katılmak isteyenlerle ise 10.00’da Bayramic’te buluşacağız. Burada Bayramiç Belediyesi tarafından organize edilen Tohum Takas Şenliği’ni takiben saat 15.00’den itibaren de kamp alanına geçeceğiz. 26 Nisan akşamı kamp ateşi etrafında ekolojik forumları düzenlenecektir. 27 Nisan Pazar günü Ayazma’dan Evciler’deki buluşma alanına geçilecek ve burada konserler, tiyatro, sokak söyleşileri düzenlenecektir. Buluşmamız 27 Nisan Pazar günü 17.00’de Evciler’de sona erecektir. Yaşam alanını savunan tüm duyarlı halkımız davetlidir. İletişim için Ali Furkan Oğuz (05333900254) İbrahim Gül (05069902989)

27

26 Cumartesi/1 Etkinlik

Pazar/1 Etkinlik

KAZDAĞLARI DOĞA BULUŞMASI Doğaya, doğanlara ve doğacaklara karşı kendini borçlu hisseden ve çağdaşlığın önemli göstergelerinden olan sürdürülebilir yaşamı savunan “Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği”, “Çanakkale Çevre Platformu” ve “Karabiga Temiz Doğa Derneği” tarafından 26-27 Nisan 2014 tarihlerinde Çanakkale’de “KAZDAĞLARI DOĞA BULUŞMASI” düzenlenmiştir. PROGRAM 26 Nisan 2014 Cumartesi Karabiga’da öğle yemeği (Keşkek İkramı) (Çanakkale’den 09.30’da Karabigaya Eski Otogar önünden araç kalkacaktır) 26 Nisan 2014 Cumartesi Saat 20.00 26 Nisan 2014 Cumartesi Saat 20.00 ÇYDD 25. Kuruluş Yıldönümü ve ÇYDD Çanakkale Şubesi 19.Kuruluş Yıldönümü Yemeği Yer: Hellespont Hotel Restaurant. (Yemek ücreti 40.00TL olup, Çanakkale dışından katılmak isteyenlerin isimlerini aşağıda verilen adrese elektronik posta ile bildirmelerini rica ediyoruz).

ETKİNLİK TAKVİMİ

26 Cumartesi/1 Etkinlik -4.Bayramiç Yerel Ürün ve Yerel Tohum Takas Şenliği Kapalı Pazar Yeri Bayramiç/Çanakkale 25 Nisan Cuma (9:30-17:00; Belediye Düğün Salonu): Panel ve Çalıştay 1- Yerel Meyveler için Alternatif Dost Çözümler (*) Moderatör: Cem Ali Birder 2- Gıda Topluluklarında Sorunlar ve Çözümler (**) Moderatör: Gunesin Aydemir 26 Nisan Cumartesi (08:00-14:00): Yerel Ürünler ve Yerel Tohum Takas Şenliği. Kapalı pazar yerinde yerel ürün tezgahları açılacak,şenlik dolayısı ile bir açılış konuşması yapılacak. Saat 12:00 da tohum takas masalarında takas gerçekleşecek. Konaklama opsiyonu: Varol Otel ve Pansiyon, tel: (0286) 773 51 51 Ulaşım opsiyonu: Otobüs Truva - Bayramiç, tel: (0286) 773 31 31 Çanakkale’den Bayramiç’e, saat 07:00 - 19:00 arası her yarım saatte bir Bayramiç’e otobüs vardır.

KAZDAĞLARI DOĞA BULUŞMASI 27 Nisan 2014 Pazar * Çanakkale’den Bayramiç Ayazma’ya hareket (07.30)) * Ayazma (10.00-11.30) - Bir gün önce bu eylemin anısına zirve tırmanışı yapan Dağcılar kampı ziyareti - 26. Nisan. 2014 Ayazma Kazdağları Ekolojik Formu sonuçları değerlendirmesi * Evciler Köyünde Öğle Yemeği (12.00 -13.00) - Yemekte Köylülerin Bulgur Pilavı ve ayran ikramı * Evciler köyünde konu uzmanlarının sokak söyleşileri * Yöresel ürünler sergilerinin gezilmesi, perma kültür çalışmaları * Yöresel sanatçılar ve ÇYDD Gençliğinin sergileyeceği skeçler ve mitolojik olaylar. “Kazdağları Doğa Buluşması” Sonuç Bildirgesinin okunması. (Prof. Dr. Aysel ÇELİKEL) 17.00 Kapanış (Çanakkale’den 09.30’da Evciler’e Eski Otogar önünden araç kalkacaktır).

28 Kongre 24-25 Nisan -CITTASLOW GÖKÇEADA EKOGASTRONOMİ KONGRESİ Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Gökçeada Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Gastronomi Bölümü tarafından 24 ve 25 Nisan 2014 tarihlerinde Gökçeada-Çanakkale’de gerçekleştirilecektir.

03 Cumartesi/1 Etkinlik Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi PROFESYONEL ISO EĞİTİMLERİ 6 EĞİTİM 6 PROFESYONEL SERTİFİKA DİPLOMA DEĞERİNDE 6 ULUSLARARASI GEÇERLİLİĞE SAHİP SÜRESİZ SERTİFİKA !! 1-ISO 9001:2008 TEMEL KALİTE YÖNETİMİ EĞİTİMİ 2-ISO 14001 ÇEVRE YÖNETİMİ EĞİTİMİ 3-ISO 18001 İŞ GÜVENLİĞİ VE İŞÇİ SAĞLIĞI EĞİTİMİ 4-ISO 19011 İÇ TETKİK EĞİTİMİ 5-ISO 22000 GIDA GÜVENLİĞİ EĞİTİMİ 6-RİSK ANALİZİ EĞİTİMİ Kayıtlar İçin ; 0.850 333 57 37 ÜCRETSİZ DANIŞMA HATTI ! İLETİŞİM 0544 226 50 60 0545 689 90 00 www.canakkaleicinde.com/kadin


22 Cuma- Nisan 18, 2014

Çanakkale İçİNDE

KADIN

Tüketİcİ kredİsİyle hayalİndekİ fİlmİnİ çektİ Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim görevlisi Şahine Hatipoğlu, yıllarca hayalini kurduğu toplumsal şiddet konulu filmi çekebilmek için 60 bin TL tüketici kredisi kullandı. Hatipoğlu, gösterime hazır olan film için gelecek teklifleri bekliyor. ÇOMÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne ve Görüntü Sanatları Bölümü öğretim görevlisi Şahine Hatipoğlu, toplumsal şiddeti konu alan ‘Dantel Söküğü’ isimli 147 dakikalık film çekti. Ancak bunu gerçekleştirebilmek için filmlere konu olacak bir yol izlemek zorunda kaldı. Yıllarca hayalini kurduğu filmi beyaz perdeye taşıyabilmek için yeterli bütçesi olmayınca bir bankadan tüketici kredisi kullandı. Film çekimleri devam ederken parası bitince iki kez daha kredi çekti. Toplamda 60 bin lira tüketici kredisi kullanarak filmi tamamladı.

“TİCARİ AMAÇLA ÇEKMEDİM” Filmi ticari amaçla değil, mesajlar vermek amacıyla sosyal sorumluluk projesi olarak çektiğini anlatan Hatipoğlu, daha önceden yazdığı pek çok kısa ve uzun metraj senaryoları bulunduğunu, ancak bunları finans sıkıntısı nedeniyle beyaz perdeye taşıyamadığını belirtti. Ancak bir şekilde bunlardan birini çekmeden ölmemesi gerektiğini düşünerek, tüketici kredisi ile çözüm bulduğunu belirten Hatipoğlu şunları söyledi: “Kadın öyküleri uzun zamandır üzerinde düşündüğüm öykülerdi. Geçen yaz birden bire dantelli kumaşların bana getirdiği esinle yeni bir öykü yazdım. Bu öyküyü çekmem için de gidip tüketici kredisi çektim. Çevremdeki insanlar da masrafları karşılanmak suretiyle gönüllü olarak çalışabileceklerini söyledi. Dolayısıyla yarı amatör bir grupla biz işe başladık. Para bittikçe tekrar gidip kredi çektik. Toplamda 60 bin lira kredi kullandım. Ancak film ticari değil. Sosyal mesajları olan bir film. O yüzden daha çok televizyonlarda gösterilebilir. Bir de festivallere gidebilir. Krediyi ödeyemezsem önümüzdeki yıl içeride mahkumların hayatını çekiyor olacağım büyük ihtimalle. Yinede umutluyum. Hayatta risk almak gerekiyor. En azından masrafları karşılasak o bile şimdilik bizim için önemli. Bu kendime ve tanıdığım bazı kişilere karşı gönül borcuydu. Belki kadın dernekleri ile işbirliği yapabilir. Kadınların çoğunlukla bu filmi görmelerini isterim. Biz daha çok sanatsal ve sosyal anlamda nasıl bir hizmet verebiliriz ona bakmak durumundayız.”

ÜNLÜ İSİMLER DE ROL ALDI Ocak ayında başlayıp Şubat ayında tamamlanan film çekimlerinde, tiyatro oyuncusu Ayla Algan, Aytaç Arman, Radife Baltaoğlu gibi isimler konuk oyuncu olarak yer aldı.

www.canakkaleicinde.com/kadin

Ocak ayında başlayıp Şubat ayında tamamlanan film çekimlerinde, tiyatro oyuncusu Ayla Algan, Aytaç Arman, Radife Baltaoğlu gibi isimler konuk oyuncu olarak yer aldı. Filmin senaristi, yapımcısı ve yönetmeni öğretim görevlisi Şahine Hatipoğlu’nun yanı sıra, üniversitedeki hocalar ve öğrenciler ile Çanakkaleli vatandaşlardan oluşan 100 kişilik bir ekip kamera karşısına geçti. Çekimler Çanakkale sokakları, parklar, cafe ve barlarda gerçekleşti. Görüntü yönetmenliğini öğrenci Umut Güven, Kurguyu ise Salih Başkaya’nın yaptığı film geçtiğimiz günlerde gösterime hazır hale geldi. Şahine Hatipoğlu, filmin toplumsal şiddeti konu aldığını belirterek, “Filmin kahramanları ise kadınlar. Ama kadına şiddete başka bir bakış açısı getirmemiz gerektiğini düşündüm. Çünkü kadına şiddet sadece bu kadar yüzeysel bir şey değil. Toplumun temelinde, kökeninde olan ve herkesin sorumluluğunda olan bir şey. Biz şiddet ortamını birlikte üretiyoruz zaten ve o kişileri o noktaya birlikte getiriyoruz. Dolayısıyla bunun sorumluluğu da hepimizin. Bu öyküde de herkes farklı hikayelerin içinde farklı karakterler oynuyor” dedi.


ÇANAKKALE İÇİNDE

Cuma - Nisan 18, 2014

KADIN

Spor

23

Çanakkale Beledİyespor, Acıbadem Kadınlar Voleybol 1. Lİgİ’nde Kaldı Takımın başarısından dolayı büyük mutluluk yaşadıklarını belirterek sözlerine başlayan Başkan Gökhan, takımın ligde kalmak için büyük emek verdiğini kaydetti.

Konuşmaların ardından Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Belediyespor yöneticileri ve oyuncular başarıyı pasta keserek kutladı.

Acıbadem Bayanlar 1. Voleybol Ligi’ndeki mücadelenin ardından baraj etabına kalan Çanakkale Belediyespor Bayan Voleybol takımı, baraj maçlarında verdiği büyük mücadele sayesinde birinci ligde kalmaya hak kazandı. Takımın başarısı, kentte de büyük mutluluk yarattı. Mavi beyazlı ekip, 5-6-7 ve 13-14-15 Nisan tarihlerindeki baraj maçlarındaki performansı ile kent halkına verdiği sözü tuttu. Yeni sezonda birinci lig iddiasına devam edecek olan Belediyespor, Bursa Cengiz Göllü Spor Salonu’nda oynanan maçlar sonrasında 5 Nisan’da Sarıyer Belediyespor’u 3-2, 6 Nisan’da Halkbank’ı 3-2, 7 Nisan’da Ereğli Belediyespor’u 3-1, 13 Nisan’da yine Ereğli Belediyespor’u 3-0 ve 14 Nisan’da da Halkbank’ı 3-1 mağlup etti. Son olarak 15 Nisan’da Sarıyer Belediyespor ile karşılaşan Belediyespor, 3-2 yenilmesine rağmen elde ettiği puanlarla ligde kalmayı başardı. “SÖZÜMÜZÜ Kent halkı tarafından da sevinçle karşılanan başarılı mücadelelerin ardından ise, Belediyespor Yönetim kurulu TUTTUK...” ve oyuncular Çanakkale Belediyesi Meclis Salonu’nda düzenlenen toplantıda basın mensuplarıyla buluştu.

Yönetim Kurulu ve takımın hazır bulunduğu toplantıda ilk olarak konuşma yapan Çanakkale rulu Başkanı İsmet Güneşhan, birinci lig mücadelesinin zor ve güç şartlar altında gerçekleştiğini belirterek, “Birinci lig yeni bir organizasyondu bizim için. Buradan başarıyla çıkmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Öncelikle bize maddi ve manevi her zaman destek veren Belediye Başkanımız Ülgür Gökhan’a teşekkür etmek istiyorum. Kendisi bizim bile moralimizin düştüğü zamanlarda ‘İnancınızı kaybetmeyin, bu takım birinci ligde kalacaktır’ diyerek bizlere moral verdi” diye konuştu. Mavi beyazlı ekibi maçlarda yalnız bırakmayan kent protokolü ve kent halkının yanı sıra sponsor kuruluşlara da teşekkürlerini ileten Güneşhan, “Önümüzdeki yıl kentlilerimize daha keyifli maçlar izleteciğimizi düşünüyoruz. Hedefimiz birinci ligde kalmaktı, bunu da başardık. Bu kapsamda sporcu arkadaşlarımıza da teşekkür ediyorum. Büyük mücadele verdiler. Büyük bir onur mücadelesi verdiler. Çünkü zaman zaman diğer takımlar bize düşmüş gözüyle baktılar ama onlar inanılmaz bir mücadele göstererek ellerinden geleni yaptılar” şeklinde konuştu.

Belediyespor Yönetim Ku-

Lig ortasında gerçekleşen transferler ve değişikliklere rağmen takımın zorlu bir ligden başarıyla çıktığını belirten Başkan Gökhan, “Kolay bir lig değildi. Biz de madem bu lige çıktık, burada kalabilme şartlarını zorlamalıydık. Tecrübeli bir hocayı transfer ettik. Tecrübeli oyuncuları takviye ettik. Ama bunlar oluncaya kadar ligin yarısına geldik. Ben bu takımdan her zaman ümitliydim. Büyük bir azim ve inançla mücadele ettik. Bu başarı da küçümsenecek bir başarı değildir. Yarıştığımız takımların şartları ile bizim takımımız arasında ciddi farklar var. Ancak bizim bir farkımız vardı, takımımız inanmıştı. Hocamızın başarısı ve yönetici arkadaşların yoğun olarak takım ile ilgilenmesi de önemliydi. Onun için bu başarıyı çok önemsiyorum” şeklinde konuştu.

Takım kaptanı Duygu Sipahioğlu, sezon içerisinde zaman zaman umutlarını yitirdikleri anlar olsa bile sezon sonunda başarının kutlandığı bu toplantının gerçekleşeceğine takım olarak inandıklarını söyledi. Sipahioğlu, “Biz bu şehri gerçekten sevdik, taraftarı çok sevdik, desteklerinizi çok sevdik. Buraya başımız dik bir şekilde geldiğimiz Güneşhan, yerel seçimlerin ardından Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ı maçlardan dolayı tebrik için de çok mutluyuz” diye konuştu. ziyaretine gelemediklerini belirterek, “Ligde kalarak sizi tebriğe geldik ve bu başarıyı da Çanakkale halkına armağan ediyoruz” dedi. 15 günde bir yayınlanır. / Yıl: 1, Sayı: 3 18 Nisan 2014 / Fiyatı: 3 TL BASILDIĞI YER: YADA Grup Matbaa Tesisleri. Barbaros Mah. Şehit Gürol Cad. 136/B ÇANAKKALE İDARİ YER: Kemalpaşa Mah. Aslan Abla Sk. 8/1 ÇANAKKALE TEL: (0 286) 214 33 93 & 0530 329 72 17 ÇANAKKALE İÇİNDE İNTERAKTİF MEDYA REKLAM & TANITIM HİZMETLERİ Adına Sahibi ve Yazıişleri Müdürü Onur Özer

KATKIDA BULUNANLAR: ŞEBNEM GÖKSEL, GÜNEŞ PEHLİVAN, ARZU BAŞARAN UYSAL, KATINA KARANIKOLA, ESRA ALPARSLAN, Esİn Dalay, Canan Aşık, Ebru Polat, Ufuk Fİncan, MERYEM GÜÇLÜOL, Ayper ŞAHİN, BİHTER BİLİR.

Yaklaşık beş aydır takımı çalıştıran Antrenör Dragan Nesic ise Türkçe olarak yaptığı konuşmasında, beş ay önce birinci ligde kalma hedefi belirlediklerini kaydederek, “Teşekkürler Başkan, Teşekkürler Çanakkale, Teşekkürler Takım” şeklinde konuştu.

Abonelik Bilgileri: Yıllık 24 sayı yurtiçi abonelik bedeli KDV Dahil 60 TL’dir. www.canakkaleicinde.com kadin@canakkaleicinde.com Çanakkale İçinde KADIN Gazetesi, Basın-Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. Sayfalarımızda yayınlanan köşe yazılarından yazarları sorumludur. www.canakkaleicinde.com/kadin



Çanakkale İçinde KADIN #3