Page 1

Son günlerde gündemde olan, Hacettepe Üniversitesi’nin Bilkent bölgesinde yer alan ve Milli Savunma Bakanlığı’ndan henüz devraldığı arazisinin satışıyla ilgili, Beytepe Kolektif olarak bir bilgilendirme raporu hazırladık. Değeri milyarlarca Lira ile ifade edilen bu arazi, henüz okullar açılmadan, üniversite bileşenlerine tam anlamıyla danışılmadan, adeta “yangından mal kaçırırcasına” satılmak istenmektedir. Konu ile ilgili olarak derlediğimiz bilgileri ve değerlendirmelerimizi bu raporla kamuoyuna duyuruyoruz.

1- Genel bilgiler: Bahse konu arazi, 12 Eylül’ün hemen ardından, 15.01.1981 tarihinde, Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğü ile Milli Savunma Bakanlığı arasında yapılan bir protokolle elimizden çıkmıştır. Protokol üzerinde belirtildiği üzere, bu arazi “bedelsiz” olarak tahsis edilmiştir. Yaklaşık olarak 293,000m2’dir. Tahsisin süresi hakkında herhangi bir ibare bulunmamakla birlikte, Murat Tuncer’in iddia ettiği gibi “süresiz” de denmemiştir. Aradan geçen süre içinde arazinin belli bir kısmına MSB tarafından bir rehabilitasyon merkezi kurulmuştur. Hacettepe Üniversitesi, kendi arazisini almak için giriştiği pazarlık sonucunda, arazinin üzerinde yapı olmayan yaklaşık 203,000m2’lik kısmını Kasım 2012’de geri almıştır. Bu kısmın tapusu Üniversite üzerinedir. Murat Tuncer’in verdiği rakama göre, arazinin mevcut imar planıyla satışı halinde değeri yaklaşık 11,500,000,000TL’dir(Eski parayla 1-1,5 katrilyon). Murat Tuncer’in verdiği bilgilere göre, bu rakam Hacettepe Üniversitesi’nin yıllık bütçesinin yaklaşık 3 katıdır.


Murat Tuncer’in beyanına göre, Üniversite Yönetim Kurulu Tuncer’e arazi satışı konusunda yetki vermiştir.

2-Rektör Tuncer’in satış planı: Yaptığı arazi değerlendirme toplantısında, bu arazinin 2013 Aralık sonuna kadar satılması gerektiğini, böylece buradan elde edilecek gelirin Üniversite döner sermayesinin borçlarını kapatmak için kullanılabileceğini söyleyen Murat Tuncer, arazinin satışı –kendi deyimiyle “realizasyonu”- için dört yol olduğunu belirtmiştir: 1.

Ortak kullanım: İhaleye girecek firmalarla, gelir paylaşımı üzerinden, yani firmaların elde edebilecekleri cironun yüzdesi üzerinden, sözleşme yaparak arazi üzerine inşa edilecek çarşı, alışveriş merkezi gibi yapılar üzerinden uzun dönem gelir elde etmek.

2.

TOKİ aracılığıyla değerlendirme: TOKİ ile yapılacak bir protokolle arazinin bu kuruma devredilmesi ve TOKİ’ye pay verilmesi. Yapılan sunumda TOKİ’nin ihale mevzuatına tabii olmaması avantaj olarak gösterilmiş, ancak TOKİ’nin her zaman üniversite çıkarını düşünmeyeceğinin ve peşinat almanın mümkün olmamasının risk olduğu vurgulanmıştır.

3.

Kamu-özel ortaklığı: Üniversitenin ihtiyaç duyduğu tüm yapıların bir kompleks halinde ihaleye çıkarıldığı yöntem. Bu yöntemin riski olarak sunulan Başbakanlık onayı gerekliliği hakkında Murat Tuncer şöyle demiştir:


“Bir de burada Başbakanlık onay söz konusudur. Onay deyince bizim sıkıntılı duyduğumuz konular var. Çünkü bizim dışımızda olan olaylarda, bizim dışımızda yönlendirmeler olabiliyor, sen, sen, sen gireceksin-sen girmeyeceksin falan gibi şeyler olabiliyor. Bu da bunun riski.” Bu sözleri ile ilgili olarak Murat Tuncer hakkında Meclis’te bir soru önergesi verildi; Murat Tuncer “böyle bir şey söylemediğini ve konu ile ilgili olarak yasal işlem başlatacağını” söyledi. Ancak konuşmasının video kayıtları var. 4.

Doğrudan satış: Arazinin tahmini bedeli (1-1,500,000,000TL) üzerinden açık arttırma yöntemiyle, en çok parayı verene satılmasıdır. Murat Tuncer’e göre bu yöntemin riski bulunmamaktadır.

3- Değerlendirme: Arazi, Bilkent-Lodumlu bölgesinde yer almakta, alt sınırı Real Alışveriş Merkezi ve Doğramacızade Ali Paşa Camisinden başlayan ve yaklaşık 293,000m 2’lik alana yayılmaktadır. MSB’ye bırakılan kısmı düşüldüğünde 203,000m2 alan üniversitemize kalmıştır. Arazi üzerindeki yapının mülkiyeti MSB’ye bırakılmak koşuluyla arazinin mülkiyetininalınması mümkündür. Ancak neden bu yolun tercih edilmediği, yani arazinin yaklaşık 90,000m 2’sinin neden MSB’ye bırakıldığı muammadır. Üniversitemizin özellikle öğrenci yurdu, laboratuar gibi belli başlı yapılara olan ihtiyacı ve mevcut kampüsün büyük kısmının orman arazisi olduğu düşünüldüğünde, bu şekilde boş bir alana olan zaruriyet görülecektir. Murat Tuncer’in iddiasına göre, Beytepe Kampüsü içinde inşaat yapılabilecek ve orman arazisi olmayan çok alan vardır. Ancak Murat Tuncer’in, “bu kadar boş alan varken” Hukuk Fakültesi’ni neden ormanın içine yaptırmayı tercih ettiği bizce merak konusudur. Fakülte inşaatı için bölgedeki ağaçlar taşınma bahanesiyle sökülmüş ve çoğu yeniden dikildikleri alanda tutmamıştır. Ayrıca inşaat alanında tahrip olan doğal yaşam unutulmamalıdır. Arazi, Murat Tuncer’in iddia ettiğinin aksine, Beytepe’ye oldukça yakındır. Arazinin Beytepe Kampüsü B Kapısı’na olan uzaklığı 3 kilometre, Eskişehir Yolu’na olan uzaklığı ise yaklaşık 2 kilometredir.


Murat Tuncer, üniversitenin 205,000,000TL’lik borcunu gerekçe göstererek araziyi satmaya çalışıyor. Bu noktada unutulmaması gereken şudur ki, üniversiteler kendi gelirlerini kendileri bulması gereken, para peşinde koşan değil, bilimsel çalışmalar yapan kurumlar olmalıdır. Bu çalışmalar devlet tarafından finanse edilmelidir. Üniversitelerin maddi açıdan sıkıntıya düştüğü her dönemde taşınmaz satmak gibi yöntemlere başvurması düşünülemez. Bir eğitim kurumu olan Üniversitemizin bir kısmının satılması açıkça gayri ahlakidir. Bu alan üniversitemize bir eğitim kurumu olduğu için tesis edilmiştir, maddi amaçlar uğruna elden çıkarılması kabul edilemez. Rektörlüğün “üniversitenin kamusallığı” ilkesine tezat olan bu tutumu, ülkenin dört bir yanında düzenlenen park forumlarında tartışılmaya başlayan kamusallığın ve örneklerini pek çok noktada gördüğümüz yaşam alanı savunularının -100. Yıl halkı ve ODTÜ’lülerin mahallelerinden geçecek yola karşı direnişleri gibi- tokadını yemeye mahkumdur. Murat Tuncer’in 13.09.2013 tarihinde yaptığı, üniversitenin tüm akademik, idari personelini ve öğrencilerini davet ettiği “arazinin değerlendirilmesi hakkında toplantı”ya, satış için Yönetim Kurulu’ndan yetki alarak gelmesi ve bu toplantıyı acele bir şekilde, henüz üniversite açılmadan düzenlemesi açıkça samimiyetsizliktir. Yapılan, arazinin değerlendirilmesi konusunda görüş alışverişi için değil, satışı konusunda bilgilendirme toplantısıdır. Murat Tuncer’in “bir an önce satmamız lazım”a varan tutumu üniversite kamuoyunda şüphe uyandırmaktadır.

4 - Ne yapılabilir? İlk elden, satış ile ilgili tüm işlemler, üniversite bileşenlerinin tam anlamıyla konu ile ilgili bilgilendirilmemesi sebebiyle durdurulmalıdır. Okullar açıldığında daha geniş katılımlı ve gerçekten değerlendirme amacını taşıyan bir toplantı organize edilmeli, buradan çıkan sonuca göre hareket edilmelidir.


Arazinin yapısı ve büyüklüğü, üniversitemizin ihtiyaç duydu pek çok yapının inşa edilmesine müsaittir. Yaklaşık 36,000 öğrencinin eğitim gördüğü ve bunun yaklaşık 25,000’inin Ankara dışından geldiği Üniversitemizin yurt imkanı (Rektör Tuncer’in de söylediği gibi) ancak yaklaşık 5,000 öğrenciye cevap verebilmektedir. Arazi üzerine yapılacak öğrenci yurdu ve Beytepe Kampüsü ile karşılıklı çalışacak servislerin konulmasıyla Üniversitemizin barınma sorunu çözülebilecektir. Beytepe Kampüsü B Kapısı ile arazinin uzaklığı yaklaşık 3 km. olup asfalt yol hali hazırda döşelidir. Yine Üniversitemizin ihtiyaç duyduğu laboratuarlar ve Mimarlık Fakültesi gibi yapılar, bu alana yapılabilir. Biyoloji Bölümümüzün teknik çalışmalarını gerçekleştirmek üzere ihtiyaç duyduğu bir tarla bu arazi üzerine yapılabilir. Bugün Yeşil Vadi’de olan ve oldukça dar bir alana kurulan Botanik Bahçemiz bu araziye taşınabilir. Toplumsal belleğimizin ayrılmaz bir parçası haline çoktan gelmiş olan Gezi Direnişi sırasında katledilen sıra arkadaşımız Ali İsmail Korkmaz için bir hatıra ormanı yapılarak arazi yeşillendirilebilir.

Beytepe Kolektif Rapor  

Beytepe Kolektif tarafından hazırlanmıştır.

Advertisement