Issuu on Google+

Seri katilin adı “Allaha emanet etmek” anlayışıdır Kimse bu katliama “Allahın takdiridir” dememelidir ve diyemez. Allah helâl ekmek parası için çalışan insanları cayır cayır yakmayı takdir etmez. Allah, evine aş götürmek için çalışırken güneşi unutan insanları helak etmez. Yalanlarınıza, almadığınız önlemleri unutturma gayretlerinize Allah’ı alet edemezsiniz. Bu facianın da bize ders olmayacağını hepimiz biliyoruz ama bu cinayetin seri katilinin, iş ve işçi sağlığı ile ilgili önlemleri almadan sıfır maliyetli “Allaha emanet” anlayışının olduğu da unutmayalım. Osman GÜRÇAY

Yıl : 1 Sayı : 25 / 19-25 Mayıs 2014

2’de

Haftalık Yerel Gazete

5.00 ¨

Acı rekor...

Soma’da kaybettiğimiz maden işçilerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve Türk ulusuna başsağlığı diliyor, tekrar böyle acılar yaşamamak için iş güvenliğinde insan odaklı önlemlerin alınmasını istiyoruz...


2

Mayıs 2014 / 3

Sayı : 25

Seri katilin adı “Allaha emanet etmek” anlayışıdır Osman GÜRÇAY “Ölüm bu mesleğin kaderinde var” yalanı aslında insana değer vermeme anlayışının toplumsal kamuflajı olarak kullanılmasıdır. Bunu ilahî iradenin takdiri olarak gösterip bu yalanlara alet edilen din, acı kesici olarak kullanılmaktadır. Kimse bu katliama “Allahın takdiridir” dememelidir ve diyemez. Allah helâl ekmek parası için çalışan insanları cayır cayır yakmayı takdir etmez. Allah, evine aş götürmek için çalışırken güneşi unutan insanları helak etmez. Yalanlarınıza, almadığınız önlemleri unutturma gayretlerinize Allah’ı alet edemezsiniz. Soma’da neredeyse er kişi kalmadı ama beyaz elbisesiyle bir kişinin Türkiye’nin en güvenli madeni diye kurdelasını kesip kırıtarak açtığı mahşer yerinde, bugün Türkiye’nin en büyük toplu katliamı yapılıyor. Ama bugün aynı kişi orada ölü sayıyor ve istifa etmiyor. Bu olayın olduğu her ülkede istifalar olur ve halktan özür dilenir. Hatta Japonya’da harakiriler olur ama bizde ne yaprak kımıldıyor, ne de taşlar yerinden oynuyor. Yani eski hamam eski tas! Şimdi size soruyorum! Bu kafa Nükleer Santral kurup, sağlıklı ve dünyaya zarar vermeden çalıştırabilir mi? Başbakan ‘Bana MB verilerini değil, Hamamönü verilerini gösterin’ derken kastettiği hamam ‘bu’dur. Yani

osmangurcay@gmail.com

sadece ve ne pahasına olursa olsun para kazanmak! Sosyal Medya’da cinsiyeti önemli olmayan kadın erkek “beyin fahişeleri” kaza konusunda “ihmal” dışında her türlü sabotaj, paralel gibi yakıştırmaları, kendi mezheplerine uygun olarak yapıp pazarlamalarına şaşırmıyorum. Kendi kalıtımsal salaklığı ve kahverengi dilini görmeden, Manisa Milletvekili’nin verdiği araştırma önergesinin reddini bile çarpıtarak halkı kandırdığını sanan kıytırık bir müsveddenin meşrebinin gereği olarak hönkürmesine de şaşırmıyorum. Ancak bir iş kazası sonrasında ortaya çıkan trajedinin başında olayı takip Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın olmamasına şaşırıyorum. Bu sürecin Faruk Çelik’in siyaseten sonu olmasına şaşırmayacağım. Sanıyorum ki bedel olarak o kelle

verilecektir. Türkiye’de olan maden ocağı kazalarının dünyada olanlara göre ters bir grafik çizmesinin altında yatan gerçek budur. Dünya’da 1800’lü yılların sonundan 1900’lü yılların ilk yarılarında meydana gelen kazalarda büyük kayıplar yaşanmasına rağmen ve son 30 yılda büyük kayıp veren kaza sayısı yok denecek kadar azken, bizde ise koşullar geliştikçe can kayıplı kazalar artarak sürmektedir. Taşeron işçi sistemi sadece emeği sömürmekle yetinmeyip, emek sahibinin yaşamını hiçe sayacak kadar ahlâksızlaşarak, işçi sağlığı, iş güvenliği, çevre koruma tedbirlerini gereksiz masraf olarak görmektedir. Bu facianın da bize ders olmayacağını hepimiz biliyoruz ama bu cinayetin seri katilinin, iş ve işçi sağlığı ile ilgili önlemleri almadan sıfır maliyetli “Allaha emanet” anlayışının olduğu da unutmayalım.

Bursaspor için sirenler çalıyor! Bursaspor’u “itina ile çalışarak” 11 ayda sahip çıkılamayacak hale getiren Körüstan ve yönetiminden kurtulmaya sayılı günler kaldı diye sevinmeden önce, göreve geldikleri andan itibaren devre arasına kadar yapmış oldukları bütün yanlışları basiretsizlik olarak nitelendirip, Fesuphanallah diyerek görmezden gelebilirsiniz. Ancak devre arasında ne olacağı da ne olmayacağı da belli olan, yani küme düşmeyeceği gibi yukarıları hayal edemeyecek bir durumda olan bir takıma devre arasında 9 (dokuz) transfer yapan iradenin kuruşuna kadar herşeyi sorgulanmalıdır. Bu yönetim arkasında büyük karanlıklar bırakarak giderken, gelecek olanlara nefes alacak ortam bile bırakmamışlardır. Kurumları tarihi boyunca yıldızı parladığı anlar sayılıdır. Krizden çıkmak için atılan adımlar her zaman sonuç vermez. Cumhuriyet Tarihi boyunca enflasyonla mücadele adı altında onlarca paket bu halka yedirilmiş ama sadece Kemal Derviş’in paketinden maksat hasıl olduğu gibi, Bursaspor’da ilk kriz rahmetli Orhan Özselek’in çabaları ile aşılmıştır. Ondan sonra yıllarca ne krizler yaşadığımızı, işimize gelmediği için pek konuşmadığımız 3 (üç) kez küme düşmemizin ardından İbrahim Yazıcı eksi bakiyede aldığı takımdan değer yaratarak Bursaspor tarihine Şampiyon Başkan olarak geçmiştir. Onun bıraktığı değer, kulübün suyunu bile içmeyen(!) adamlar tarafından talan edilerek, Bursaspor yeni bir krizin kucağına atılmıştır. Bu kongre Bursaspor tarihinin en önemli kongresidir. Bu kongrede bütün mali hesaplar, idari kararlar uzmanlar tarafından incelenip raporlanmalı ve ondan sonra yönetim ibra edilmelidir. Bu kongre şansını denemek isteyenlerin kongresi olmamalıdır. Bu kongrede ilki kötü olan 15 dev adam(!) filminin tekrarı çevrilmemelidir. Bu kongrenin en güçlü profili Recep Altepe’dir ve

kamuoyu algısına göre de onun görüşmeler yapması gereken isimler bellidir. Bu görüşmeler Yazıcı, Uslu ve Bölükbaşı ile yapılarak, Belediye olarak stadyum ve diğer konularda verilebilecek destek ve koşullar kamuoyu ile paylaşılmalıdır. Bugüne kadar içimde tutarak yüreğimi kabarttığım bir konuyu paylaşmak şart oldu. Uludağ Ekonomi Kongresi’nde uzun uzun sohbet ettiğim Hayri Yazıcı ile o gün için özel şeyler paylaşmıştık. “Ben 70 yaşındayım Osman’ım, bu yaştan sonra şan için ortaya çıkmak gibi bir derdim yoktur. Ben rahmetlinin aniden ve zamansız bıraktığını, aile olarak geleceğe hasarsız teslim etmek için aday olmuştum.” Ama olmadı dedi ve ekledi. “Bugün koşullar çok ağır olduğu kadar aynı zamanda belirsizliklerle doludur. Ben görev kabul etsem altına gireceğim yükü bilemeden girmiş olurum ki, bu bana ve aileme yakışmaz. Borç rakamları konusunda ortalıkta göz gözü görmüyor. Ben bu körlüğün içine girip küfür yemek istemiyorum. Borçlar bilinir, rakam çıkarılır, ibra edilirse biz de duruma bakarız ama her koşulda bir Bursaspor aşığı olan Recep Altepe Başkanımın desteği ve yaklaşımı olmadan bu yükün altına girecek insan bulunmaz.” Sohbetimiz ilginç anlamlı kesintilere de uğruyordu. Kongrede konuşma yapan Fatih Terim geliyor “Selam Babaaa” diye sarılıyor. Ardından Turkcell CEO’su Süreyya Ciliv geliyor sıcak bir sohbet yapıyoruz. Hüsnü Özyeğin hal hatır soruyor. Ardından devam ediyoruz. Mevcut yönetimin randevu almak için 6 ay bekle-

yeceği adamların sarıldığını görünce aklıma bir şey takılıyor ve soruyorum. Abi! İstanbul’daki Başkanlarla aran nasıl? Hayri Yazıcı kendine has bir adamdır. Omzuma yumruk atarak yanıtlıyor. “Ben Ünal’dan (Aysal) da, Aziz’den de (Yıldırım), Fikret’ten de (Orman) kadro fazlası olan istediğim adamları alırım. Kendim için tek bir şey istemem ama Bursaspor için bunu yaparım.” Diyor ve; “Forma reklamı için de kimlerle konuşacağımı anlamışsındır.” diyerek konuyu bitiriyor. Hayri Yazıcı macera aramıyor. Altepe Başkan’ın desteği ile doğru bir planlama yaparak ve geride durarak sağlıklı bir Bursaspor yaratmak istiyor. Şampiyon Bursa sloganını tekrar gerçeğe dönüştürmenin yolunun sabırdan ve planlamadan geçtiğinin altını çiziyor. Bütün bunları kuruşlandırıp alt alta yazdığımız zaman elini cebine sokmadan 20-30 milyon euro çıkıyor. Ben tabloyu böyle okudum. Ben Hayri Abi’ye verdiğim sözü tutamadım. Gelişmeler bana bu sohbeti tarihe not düşmek adına okurlarımla paylaşmayı görev olarak düşündürdü. Biliyorum kızacak, belki dili de kemiksizleşecek ama şarttı be Hayri Ağabey! Eğer cami avlusundaki çocuğun üzerine ceket atıp sahiplemek tarzı ile şans denemesi gibi görev talep edenler varsa çekilsinler ve ortalığı karıştırmasınlar. Bursaspor için çanlar değil sirenler çalmaya başlamıştır.


Mayıs 2014 / 3

3

Sayı : 25

Karacabey’in geleceğinin şifresi 3 ‘T’ Karacabey kökenli insanlar bugün haklı olarak Bursa siyasetinde, borsasında, odasında ve ekonomisinde söz sahibi ve yön verecek önemli bir güce ulaşmışlardır. Osman GÜRÇAY Yerel seçimlerden sonra uğradığımız Karacabey’de dünyanın ne kadar küçük olduğunu bir kez daha gördük ve yaşadık. BURSAPOST’ta yol arkadaşımız Canan Ekinci Yılmaz’ın Karacabey bağlantılı oldu. Ama bildiğimizden, Karacabey Belediye Başkanı Ali Özkan ile tanış çıkması büyük olasıydı ve oldu da ama geçmişte benim tanışıklığım olması ve bunu bana Sevgili Başkan’ın hatırlatması tam bir sürpriz oldu. Ben de yaklaşık 30 yıl önce tanış olduğum bir insanın bugün Karacabey’in Belediye Başkanı seçilmesinden büyük mutluluk duydum. Karacabey, insan diksen biter denecek kadar verimli ovaya sahip bir ilçemizdir. Bunun doğal karşılığı olarak ektiğinden verim alan insanların hali vakti de yerindedir. İlk zamanlar tarıma destek alet üretimi yapan atölyeler zamanla fabrikalara dönüşürken, tarıma dayalı sanayi tesisleri İzmir ve Bandırma yol kenarlarında yükselmişlerdir. Karacabey insanı ilçesinin doğasından gelen avantajları akılcı kullanarak Bursa’ya çok önemli katma değer katarken, son dönemlere kadar siyasete ilgi duymamış ve siyaseti sandıkta oy atarak bitirmişti.

Bunun zararı yoktu ama global dünyada bilinmeme gibi bir tehlikesi vardı. Bu “genel teamüle” uymayan siyasetten bir şey beklememe sürecini, ‘kentimin geleceği için nasıl siyaset yaparım’a dönüştüren akil seçim bugün Karacabey’i uçurmaktadır. Karacabey kökenli insanlar bugün haklı olarak Bursa siyasetinde, borsasında, odasında ve ekonomisinde söz sahibi ve yön verecek önemli bir güce ulaşmışlardır. Daha önce kimin Başkan olacağını pek kafasına takmayan Karacabey halkı, son Belediye Başkanı seçimlerinde işi sandıkta bitirmenin getirdiği rehavetten kurtulma zamanının geldiğine inanarak ve seçimlere müdahil olarak doğru adamı aramışlar ve sanıyorum ki bulmuşlar. Ali Başkan ile sohbetimiz Karacabey’in mazisini bildiğimizden epey verimli ve keyifli geçti. Bir kere Karacabey bu dönemde değişik bir başkan profili görecek ve yaşayacak. Ali Başkan Karacabey’in üzerindeki tülü kaldırmaya kararlı görünüyor. “Bizde Tarım, bereketli topraklarımız sayesinde Allah’ın lütfudur. Bunu en iyi şekilde değerlendiriyoruz. Tarıma dayalı sanayide ülke ve dünya çapında

tesislere sahibiz.” “Güney Marmara’nın en geniş kumsalına sahip bir sahil şeridimiz var. Doğa harikası Longoz Ormanlarımız var. Bugüne kadar yerel bakışla değerlendirilen bu doğal varlıklarımızı dünyaya açmaya kararlıyız. Bu yıl için süre çok kısıtlı, deniz mevsimi başlıyor. Yine de elimizi değdirip Karacabey Boğazımızda yaşamı kolaylaştıracağız ama seneye çok radikal adımlarla sahili ile Longoz’u ile Turizme açılan bir Karacabey yaratacağız.” “Biz, çevreye zarar veren, akarsularımızı, yeraltı sularımızı, havamızı kirleten sanayileşmeye asla izin vermeyeceğiz. Yüksek teknolojiye dayalı ve atık sorunu olmayan tesislere destek vereceğiz. Bizim sanayileşme anlayışımız Teknolojik yatırımlardır.” Başkan, enkaz devraldık edebiyatı yapmıyor ama geçmişte savrulan kaynakları ve plansız, projesiz halkın yararına olmayan yatırımları paylaşıyor. Büyükşehir’in desteğinin öneminin farkında olarak Tarım, Turizm ve Teknolojik Sanayinin “3 T” sini yol haritası olarak önlerine koyduklarını ifade ediyor. Ali Başkan ile hayırlama ziyaretinin arasına sıkıştırdığımız bunca sohbetin devamını yeni atılımların tanıtımında ve özellikle Longoz’da Alper Tüydeş’in rehberliğinde yapmak için sözleşerek vedalaştık.


4

Mayıs 2014 / 3

Elektrikli dolmuşlar geliyor Balkan Rumeli Sanayicileri ve İşadamları Derneği (BALKANSİAD), “e-mobilite” kavramını Bursa’ya taşıyarak, özellikle toplu ulaşımda çevre dostu elektrikli araçların kullanılması için çalışmalara başladı.

BALKANSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Aytuğ Onur, e-mobilite konusunda Hollanda’da çalışmalarda bulunan APPM firmasını yetkilileriyle birlikte BURULAŞ Genel Müdürü Levent Fidansoy’u makamında ziyaret etti. Elektrikli araç kullanımının önemine işaret eden BALKANSİAD Başkanı Onur, “Bursa yeşili ile meşhur bir il. Elektrikli araçları teşvik etmek, çevreye saygılı araçların şehir sokaklarında dolaşmasını sağlamak istiyoruz. Biz Bursa’da e-mobilite kavramını şehir vizyonuna sokmak istiyoruz. Bursa’nın özellikle elektrikli araçlarla yapılan toplu ulaşımla Türki-

ye’ye örnek olmasını istiyoruz. Daha yeşil bir Bursa için karbon emisyonu olmayan elektrikli araçların Bursa’da olmasını arzu ediyoruz. Zararlı gazların azalması ve trafik gürültüsünün azalması ile hayat kalitesi yükselecek. Ayrıca inovasyon ve teknoloji ile istihdamın artması ve akaryakıta bağımlılığın azalması ekonomimize olumlu yansıyacaktır” şeklinde konuştu. BURULAŞ’ın senelerdir elektrikli araç konusunda çalışmaları olduğunu ifade eden Fidansoy, son birkaç senedir bu çalışmaların hız kazandığını söyledi. Fidansoy, “Daha önce sınırlı süreli menzil ve şarj etme süresinin çok uzun olmasından dolayı elektrikli araçlar ekonomik değildi. Çevre kirliliği açısından artık elektrikli araçlara geçmemiz gerekiyor. Bursa gibi tarihi mekânlarının yoğun olduğu bölgelerdeki eserlerimizi korumak için bu sisteme bir an önce geçmemiz gerekiyor. Dolmuş ve taksiden başlayarak sürekli aynı rotada kullanılan araçlar ve daha sonra ise otobüsleri elektrikli sisteme dönüştürmeyi hedefliyoruz” dedi.

Sayı : 25

U.Ü. Tıp Fakültesi’ne yeni dekan atandı

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı’na Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu atandı. Tıp Fakültesi Dekanlığında üç yıllık görev süresi dolan Nefroloji-Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Güllülü’nün yerine, Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu atandı. Prof. Dr. Kırıştıoğlu, YÖK’ten gelen atama yazısının ardından 12 Mayıs 2014 günü, selefi Prof. Dr. Mustafa Güllülü’den görevi devraldı. Üç yıldır, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcılığı görevini yürüten yeni Dekan Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu, Rektörlük seçimlerinde de adaylığını koymuştu.

“Yanan ocakları söndüren klasik” Bursa’da 30 yıllık kaporta ustasının hurda halde bulup topladığı 1950 model Magirus marka itfaiye aracını görenler hayrete düşüyor. Vatandaşların, “Yanan ocakları söndüren klasik” demekten kendini alamadığı itfaiye aracının 40 yıl daha kullanılabileceği ifade edildi. İnegöl’deki 55 yaşındaki kaporta ustası İsmail Yıldız, hurda durumda aldığı araçları yeniliyor. Bu zamana kadar birçok aracı hurdalıktan kurtararak çalışır vaziyete getirdiğini ifade eden Yıldız’ın el attığı son klasik ise bir itfaiye aracı oldu. Yıldız, 1950 model Magirus marka itfaiye aracını İnegöl Belediyesi’nden alarak kısa sürede orijinal haline getirdi. Yaklaşık 70 bin lira masraf yaptığını dile getiren Yıldız, lastiğinden 18 metrelik merdivenine kadar her şeyin orijinal olduğunu söyledi. Magirus marka aracın 1954 yılında İnegöl itfaiyesinde kullanıldığını belirten Yıldız, “Yıllar sonra hurdalığa düşen aracı 2 yıl önce alarak eksik parçalarını tamamladık. Parçalarını Ankara’dan, Al19 - 25 Mayıs 2014 Yıl : 1 Sayı : 25

YEREL SÜRELİ YAYIN İMTİYAZ SAHİBİ BURSAPOST Medya,İletişim ve Görsel Sanatlar Hizmetleri Gökçe Gürçay Genel Yayın Yönetmeni Osman Gürçay Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Erhan Kural

Haber Direktörü Canan Ekinci Yılmaz

Grafik Tasarım & IT Can Ginyol

Grafik Tasarım & İstihbarat Sercan Erol

Bursapost Gazetesi Altıparmak Caddesi, Yahşibey Mahallesi 9. Kısa sok. Çağın Apt. No: 3 Daire: 4 Osmangazi / BURSA Tel: 0 224 223 21 25 Fax: 0 224 223 21 26 osmangurcay@gmail.com

Yeni Yüz Matbaacılık Reklamcılık San. ve Tic. Ltd. Şti. Sakarya Mah. Sezen Sok. No:25/A Osmangazi / BURSA

Tel: 0224 250 21 81 BursaPost’ta yayınlanan köşe yazılarından yazarları sorumludur BURSAPOST, basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir. Gazetemiz İHA’nın resmi üyesidir.

manya’dan getirttirdik. 6 ay gibi kısa zamanda aracı topladık. Şu anda diğer klasik araçlarımın arasında yer aldı. Böyle araçlara fiyat biçilemez ama bu yaklaşık 150 bin lira değerinde” dedi. “ÖNÜMÜZDEKİ 40 YILA MERDİVEN DAYAR” Böyle klasik araçların toplandıktan sonra tamir görmeden 25 yıl çalışması gerektiğini anlatan Yıldız, “Bunlar, İnegöl’de çocukluğumuzdan beri gördüğümüz ve arkasından gıptayla baktığımız araçlardı. Elimize böyle bir fırsat geçtiği için çok mutlu olduk. Bunlar özellikleri olan sağlam araçlar. 40 sene boyunca Allah kısmet ederse tık demeden çalışır. Arka lastiğindeki özelliğinden de bahsetmeden geçemeyeceğim, çünkü arka lastiği söktüğümüzde jeneratör olarak kullanılabiliyor” diye konuştu.

Özhan Gönüllüleri’nden LÖDER annelerine kutlama Hayata geçirdikleri sosyal sorumluluk projeleri ve verdikleri desteklerle farkındalık yaratan Özhan Gönüllüleri Topluluğu, Bursa Lösemili Çocuklara Yardım Derneği (LÖDER) işbirliğiyle organize edilen etkinlikte lösemili çocuklar ve anneleri ile bir araya geldi. Lösemi tedavisi gören çocuklarının zorlu tedavi süreçlerinde yanlarından bir an olsun ayrılmayan annelerin, anneler gününü kutlayan Özhan Gönüllüleri, ikramlar ve hediyelerle annelere moral verdi. Bursa LÖDER Rahime Gazioğlu Konukevi’nde düzen-

lenen etkinlikte Özhan Gönüllüleri annelerle sohbet etme imkânı bulurken, katılanların ve çocukların bir hayli mutlu oldukları gözlendi. GÜNEŞ, ANNELERE UMUT AŞILADI LÖDER adına konuşma yapan Bursa LÖDER Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Adalet Meral Güneş, derneğin lösemi tedavisi gören hastalara gönüllü yardım amacıyla kurulduğuna ve yapılan bağışlarla çalışmalarını sürdürdüğüne dikkat çekti. Güneş, annelerin bu özel gününü kutlarken “20 yıl önce yüzde 30 ile yüzde 40 olan hastalıktan kurtulma oranı bu gün yüzde 80’elere ulaştı” diyerek annelere umut aşıladı. Tedavi sürecinde manevi desteğinde önemli olduğuna deği-

nen Güneş, etkinlik için emeği geçen herkese teşekkür etti.

LÖDER’le birlikte yürüttükleri projeler ile lösemili çocuklara maddi ve manevi destek vermekten büyük mutluluk duyduklarını belirten Özhan Gönüllüleri Topluluğu Başkanı Nehir Sarel, “Uygulanan tedavi kadar miniklerimize ve ailelerine moral vermenin de önemli olduğunu düşünüyoruz. Bugün anneler günü için miniklerimizin yanında yaşadıklarımız ve gözlerde gördüğümüz mutluluk bize ne kadar doğru bir yolda olduğumuzu bir kez daha hatırlattı. Miniklerimize destek vermek, umut aşılamak için her zaman onların ve ailelerini yanında olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.


Mayıs 2014 / 3

5

Sayı : 25

Türkiye’nin ilk yerli denizaltısı Bursa’da bir iş adamı tarafından üretilen Türkiye’nin ilk yerli denizaltısı mavi sulara indi.  Bursa’da Türk Denizaltı Sanayi (TURKSUB) tarafından üretilen ilk yerli denizaltının tanıtımı Mudanya’da yapıldı. 10 kişilik bir ekibin, 2 seneye boyunca üzerinde çalıştığı yüzde yüz yerli denizaltısını Adrenalin Scuba Doo, mavi sulara indi. Yaklaşık 1 buçuk saat şarjı giden Scuba Doo, denizin 25 metre derinliğine inebiliyor. 5 ileri ve 2 geri vitese sahip motor olmasına rağmen firma yetkilileri Scuba Doo’nun hızını gezi maksatlı olduğu için suyun altında bir dalgıcın hızına göre sabitledi. Yaklaşık 2,5 deniz mili hızla gidebilen Scuba Doo’dan firma günde 3 tane üretebiliyor. Yurt dışından 20 bin dolara getirilen denizaltının fiyatı 5 bin dolar olacak. Yurt dışında 20 dakikalık kiralık ücretinin 79 Euro olduğu öğrenilirken, Türkiye’de ise 30-45 dakika arasının 100 dolara kiralanması bekleniyor. “DALIŞ KORKUSUNU GİDERMEK İÇİN BU ÜRÜNÜ GETİRDİK” Denizaltı ile ilgili bilgiler veren firma sahibi Burçin Doğan, “Bu dünyada var olan bir cihazdı. Biz bu cihazın Türkiye’de olmadığını fark ettik, 94 yılında Amerika’da bu cihaz üretilmiş. Fakat

Türkiye pazarına hiç girmemiş. Biz bunu alıp, Türkiye’ye getirmek istediğimizde çok büyük maliyeti olduğunu hissettik. Biz bunu kendimiz üretebilir miyiz diye düşündük. Bu cihazı fikir sayesinde ürettik. Üzerinde 2 yıldır arge çalışmalarımızla birlikte bu aşamaya kadar geldik. Şu an günde 3 tane üretebilecek kapasitedeyiz. Dalış turizmine bir alternatif getiririz diye umuyoruz. Görüştüğümüz yerler var. Bunlar olumlu yaklaşıyor. Biz bu ürünü dalış korkusunu gidermek için getirdik. Yüzme bilmeyen veya az yüzebilen insan suyun altına girmekten ürkebiliyor” dedi. “İKİ PARMAĞI ÇALIŞAN HERKES BU ALETE BİNEBİLİR” Denizaltının teknik özelliklerinden bahseden Doğan, “Alette omuza kuru ortam var. Öndeki oksijen tüpünden serbest bir hava akışı sağlıyor. Sonra bir atmosfer basıncı oluşuyor. İçinde bir elektrik motorumuz var. Elektrik motorunun çevreye hiçbir zararı yok. Tamamen kapalıdır. Dümen kanatlarımız ve palamız var. Suyun altında yatay hareket ettiğimiz gibi yukarıaşağı hareket edebiliyoruz. Dalışlarda

5 metre uygun görülüyor. Yoldan geçen adamın deneme dalışı için 5 metre uygun görülüyor. Bunda da bir denge şamandırası kullanıyoruz ve alet 5 metrede asılı kalıyor. Suyun üzerine yükselirken, altına inmesini kesiyoruz. Altında ağırlık merkezi var. Ağırlık merkezi aşağıya kaçmaya çalı-

şırken, kafanın üzerindeki oksijen yukarıya çıkmaya çalışıyor. Bu yüzden alet dengede kalıyor. Serbest hava akışı da var. İçindeki kullanıcı ağzında cihaz olmadan serbest şekilde nefesini alabiliyor. İki parmağı çalışan herkes bu alete binebilir” dedi.


6

Mayıs 2014 / 3

Böyle mi, değil mi? Canan Ekinci YILMAZ cananyilmaz@msn.com Maden ocağı yan gelip yatma yeri değildir, değil mi? Madencinin kaderi ölmektir, değil mi? Hem; güzel de öldüler, değil mi? Şehitlik mertebesine ulaşmıştır şimdi onlar, değil mi? Cennette keyf-î âlâ içindedirler hepsi, değil mi? Biz burada boşu boşuna yaygara kopartıyoruz, değil mi? Ölü bedenleri rahat bırakmıyor, onların üzerinden siyaset yapıyoruz, değil mi? Hükümete vurmak için elimizden geleni ardımıza koymuyoruz, değil mi? Belki trafoyu da biz patlatmışızdır, değil mi? Hatta belki ben kedimi trafoya salıvermişimdir, değil mi? Paralelinden tut alevisine kadar herkes patlama olsun diye el birliği ile çalışmıştır, değil mi? Trafonun yağını da işçiler halledivermiştir zaten, değil mi? Güvenlik kurallarını da onlar ihlâl etmişlerdir, değil mi? 15 yaşındaki çocuk, topu madene kaçtığı için madendedir, değil mi? Meclis’te Soma için soruşturma isteyen milletvekilleri de boş işlerle iştigal etmişlerdir, değil mi? Şirketlerin idaresi de madenden anlamayan, gelmişi-geçmişi şaibeli insanların elinde değildir, değil mi? Bu vakada zinhar ihmal yok, eksik yok, yanlış yok, değil mi? Öyle, DEĞİL Mİ! Peki ya bunlar ne? Kapı arkalarında dönen dolaplar, kömüre muhtaç edilerek alınan oylar, oy avına malzeme olan kömürü çıkartmaya inen ve o karanlıklarda yitip giden canlar. Yaşananları an be an veren kanallar, yaşananları yaşanmamış varsayarak olay hakkında bir kelam etmeyen kanallar. Soma’da can pazarı yaşanırken ödül törenlerine koşturup kameralara verilen pozlar, sırıtan ağızlar. Durumun ciddiyetine geç de olsa farkedilince, -ayıp olmasın diye-, ilan ediliveren yaslar. Çok haklısınız başbakanım, madencilik fedakârlık isteyen bir iş kolu. Lâkin fedakârlık birleşik bir sözcük. Ayrı ayrı telaffuz edildiğinde olmuyor. Feda edilen canlar bir yanda, kâr eden canlar öte yanda kalıyor. Feda edilenler kâr edenlerden fazla ise, kâr edilen hiç ama hiçbir şeye değmiyor... Sizi bilmem ama kömür karası ayak izleri bizim yüreklerimizden zinhar silinmiyor...

Sayı : 25

Soma’ya Alman teşhisi: Tipik ‘Türk işi’ “Türkiye’deki güvenlik standartları ve güvenliğin pratikte sağlanması Almanya’daki maden ocaklarında uygulanan ve dünya genelinde talep ettiğimiz güvenlik standartlarının çok gerisinde. Ne yazık ki güvenlik açıkları Türk madenciliği için tipik bir unsur.”

Soma’daki kazayı Alman Madencilik Kimya ve Enerji Sendikası’ndan Dr. Ralf Bartels DW’ye değerlendirdi. Bartels’e göre, Türkiye’de madenlerde güvenlik önlemleri dünyadaki standartların gerisinde. Alman Maden Kimya ve Enerji İş Sendikası Enerji ve Madencilik Bölümü Başkanı Dr. Ralf Bartels madende yangın çıkması sonucu oluşan tehlikeye şu sözlerle dikkat çekiyor: “Oksijen tükeniyor ve yerine konması da mümkün olmuyor. Nefes darlığı, patlamalar… Yeraltında olmayan mekânlarda yangın çıktığında ne türden riskler varsa, burada da öyle. Ancak bu durumda, işçiler yerin iki kilometre altında ve burayı terk etme olanakları olmuyor.” ‘Güvenlik önlemleri yetersiz’ Alman Maden Kimya ve Enerji İş Sendikası Başkanı Michael

Ulusumuza başsağlığı diliyoruz

Vassiliadis, Soma’daki kazaya ilişkin açıklamasında, Türkiye’deki güvenlik açığını eleştirdi ve iş ve sağlık güvenliği konularında asgari standartların dahi yerine getirilmediğini söyledi. Maden ocaklarında korunaklı güvenlik alanlarının bulunması gerektiğini vurgulayan sendika uzmanı Dr. Ralf Betlers şu değerlendirmeyi yapıyor: “Türkiye’deki güvenlik standartları ve güvenliğin pratikte sağlanması Almanya’daki maden ocaklarında uygulanan ve dünya genelinde talep ettiğimiz güvenlik standartlarının çok gerisinde. Ne yazık ki güvenlik açıkları Türk madenciliği için tipik bir unsur.” ‘Maden-İş ile temastayız’ Dr. Ralf Bartels, Soma’daki maden ocağında genç ve eğitimsiz maden işçilerinin çalıştırıldığı, ucuz işçiliğin tercih edildiği iddialarına ilişkin olarak

ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Başkanımız Maden-İş Sendikası ile yakın temas halinde. Nasıl yardım edebileceğimizi ve somut olarak neler yapabileceğimizi konuşuyoruz. Ancak diğer adım, kazanın nedenlerini araştırmak ve işçilerin güvenlik malzemeleri var mıydı, eğitimliler miydi gibi sorulara yanıt bulmak olur. Söz konusu olan teknik önlemler değil, temel bir güvenlik anlayışıdır. Güvenlik ve verimlilik bir madalyonun iki yüzü, insanların canları pahasına kömür çıkartılması kabul edilemez. Hayatını kaybeden işçilerin yüceltilmesi, gelecekteki olası kazalara karşı ne yazık ki yeterince koruma sağlamıyor. Gelecekte bu tür kazaların yaşanmaması için her şeyi yapmak yerine, maden işçilerinin ölümünün kabullenilmesi olacak şey değil.”


Mayıs 2014 / 3

7

Sayı : 25

20 gün önce

Nilüfer’de yas ilan edildi

Meclis’te reddedildi!

Manisa’nın Soma ilçesinde maden ocağında çok sayıda emekçinin hayatlarını kaybetmesinin ardından CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, Manisa ilan edilen milli yas dolayısıyla Nilüfer Belediyesi’nin Soma’daki maden faciasıyla ilgili açıklamalarda düzenlemeyi planladığı çok sayıda etkinlik iptal bulundu. MHP ve BDP’nin desteğiyle Soma’daki oldu. madenlerin incelenmesi için Meclis komisyonu Nilüfer Belediyesi tarafınkurulmasını önerdiklerini söyleyen CHP’li Özel, bu dan Mayıs ayı içerisinde önergenin 20 gün önce reddedildiğini açıkladı. yapılması planlanan kültür CHP’li Özel “Manisa milletvekilleri olarak bıktık sanat etkinlerinden bir artık cenazeye gitmeye. Bu konuya TBMM, hatta çoğu Soma’da meydana Devlet Denetleme Kurulu el koysun” diye kogelen maden faciasında nuştu. çok sayıda madencinin hayatını kaybetmesi dolayısıyla iptal edildi. Nilüfer Belediyesi’nin her yıl geleneksel olarak düzenlediği 19 Mayıs etkinliklerinin yürüyüş haricinde tüm etkinlikleri ertelendi. 19 Mayıs’ta iptal edilen Emre Aydın konserinin yerine Nilüfer Belediyesi tarafından Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’nda gerçekleştirilecek yürüyüşe katılımcıların siyah kurdelalarla katılması istendi.

Nilüfer Belediyesi tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen Hasanağa Enginar Festivali’nde ise Ferhat Göçer ve Halk Dansları gösterileri iptal edilirken yemek yarışması ve diğer etkinliklerin gerçekleştirileceği bildirildi.

Çağdaş Gazeteciler Derneği faturayı hükümete kesti

Soma’da meydana gelen iş katliamı sonucu yüzlerce maden işçisi yaşamını yitirdi, yüzlerce işçinin de hala toprak altında olduğundan korkuluyor. Sorumlular bellidir. Kamu mallarını özelleştirmelerle sermayeye bırakan, madenciler öldüğünde “bu mesleğin fıtratında var” diyenlerdir sorumlular. Kendilerine rüşvet kotası belirleyenler, iş cinayetlerinde ölen işçilere “tane” diyenlerdir sorumlular. Maden açma ruhsatlarını kendi iznine bağlayanlardır. Sözü uzatmanın gereği yok. Bu katliamın sorumlusu, sigortasız, sendikasız, güvencesiz bir çalışma dünyası kuran ve sermayeye hayatlarımızı peşkeş çeken AKP hükümetidir. Bu katliamı dahi AKP’yi savunma fırsatına çevirmek isteyenler de bu sorumlulukta pay sahibidir. ÇGD olarak sorumluları biliyoruz. Bir an önce hesap vermeliler.

TRT 1’in Soma duyarsızlığı TRT1 Soma Faciasını on saat sonra algılamış(!) olacak ki; kazadan sonra yayınlarına değişiklik yapmadan devam etti. Vatandaşlar tarafından büyük tepki alan bu duyarsızlık, gündüz saat 10:00 sularında ulusal yas ilanının ardından sona erdi.

BİSİAD’dan Soma’ya ve Türkiye’ye başsağlığı

BTSO acıyı paylaştı Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Soma’da yaşanan maden faciası ile ilgili bir açıklama yaptı. Tüm Türkiye gibi Bursa iş dünyasının da derin bir acıya boğulduğunu ifade eden İbrahim Burkay, “Manisa’nın Soma ilçesinde meydana gelen feci kaza; tüm ül-

kemizi olduğu gibi Bursa iş dünyası olarak hepimizi derinden etkilemiş ve üzmüştür. Tüm BTSO ailesi olarak, elim olayda hayatını kaybeden madencilerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve yaralı madenci kardeşlerimize acil şifa diliyoruz. Tüm ülkemizin başı sağolsun” dedi.

BUSİAD’ın taziye mesajı

BİSİAD Başkanı Osman Akın, Manisa’nın Soma ilçesinde bir kömür madeninde dün 15:10’da meydana gelen ve 205 işçinin hayatını kaybettiği olaya ilişkin yaptığı basın açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Manisa’nın Soma ilçesindeki kömür madeninde dün öğle saatlerinde yaşanan trafo patlaması nedeniyle çıkan yangın sonrasında yaşananları üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Madende hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dilerken, mahsur durumda bulunan madencilerimizin ise bir an önce sağ salim kurtulmasını temenni ederiz.”

Manisa’nın Soma ilçesindeki maden ocağında meydana gelen ve 200’den fazla işçinin hayatını kaybetmesiyle Türkiye’yi yasa boğan facia ile ilgili bir taziye mesajı yayınlayan BUSİAD Başkanı Günal Baylan, hayatını kaybeden işçilere Allah’tan rahmet, kederli aileleri ile sevenlerine baş sağlığı diledi. Ülkemizde bir daha böyle faciaların yaşanmaması için, her sektörde Avrupa Birliği standartlarında işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin alınmasını isteyen Günal Baylan, özellikle maden ocaklarında bu hassasiyetinin en üst seviyede sergilenmesi gerektiğini kaydetti. Türkiye’nin önceki dönemlerde de maden ocaklarından gelen elim kaza haberleriyle sarsıldığını anımsatan Baylan, insanlarımızın bu tür facialarla üzüntü ve acıları yaşamaması için gerekli önlemlerin alınmasının öneminin altını çizdi.

Cemalettin Torun’dan başsağlığı mesajı AK Parti Bursa İl Başkanı Cemalettin Torun, Manisa’nın Soma ilçesindeki bir kömür ocağında dün meydana gelen kaza sonunda yaşamını yitiren madenciler için ailelerine başsağlığı diledi. Torun, “Soma’daki maden ocağında meydana gelen ve milletimizi yasa boğan kazada yaşamlarını yitiren madencilerimizin geride bıraktığı kederli ailelerine

başsağlığı ve sabır, kurtarılan yaralı işçi kardeşlerimize ise acil şifa diliyorum. Halen madende mahsur kalmış işçilerimizin de en kısa sürede kurtarılmasını temenni ediyorum. Hiç şüphe yok ki, devletimiz tüm imkânlarıyla Soma’da acının hafifletilmesi için çalışmaktadır. Milletimizin başı sağ olsun” dedi.


8

Mayıs 2014 / 3

Sayı : 25

Dünya’da Maden Ocağı kazaları! Dünyada meydana gelen ve büyük can kayıpları yaşanan maden ocağı kazalarına göz gezdirdiğimiz zaman, çoğunun yaşının elli ila yüz arasında olduğunu gözlemleriz. Bu maden ocağı işleten ülkelerin başlarına gelen felaketlerden ders alarak önlemlerini geliştirdikleri sonucunu doğurur. Bizde ise bu süreç maalesef ters işlemektedir. Günümüzdeki kazalar teknolojik olanakların ve önlemlerin çok daha gelişmesine rağmen kayıpları artan bir hızla devam etmektedir. İş kazalarında ölümün ihmal cinayeti değil, kader olduğu anlayışı sürdüğü sürece de artış katlanarak devam edecektir.

*Ocak 1862’de Hartley maden ocağında meydan gelen maden kazasında göçük altında kalan 204 madenci oksijensizlikten öldü. *İngiltere’deki en kötü maden kazası Yorkshire’daki Barnsley yakınlarındaki Oaks madeninde 12 Aralık 1866 tarihinde meydana geldi. Patlamada 388 madenci yaşamını yitirdi. *Belçika’nın Boule kentindeki bir kömür ocağında 4 Mart 1887 tarihinde metan gazı patlaması sonucu 120 madenci öldü. *25 Haziran 1894’de Britanya’daki Albion kömür ocağında meydana gelen patlamada 290 madenci öldü. *Avustralya tarihinin en büyük maden kazalarından biri olan 31 Temmuz 1902 tarihindeki Kembla Dağı maden faciasında 96 madenci yaşamını yitirdi.

bishi Hojyo kömür ocağında 15 Aralık 1914 günü meydan gelen gaz patlamasında 687 madenci yaşamını yitirdi. Ve bu kaza Japon tarihine en ölümcül maden kazası olarak geçti. *22 Eylül 1934’de Kuzey Galler’deki Wrexham kentinde işletilen Gresford maden ocağındaki grizu patlamasında 259 madenci yaşamını yitirdi. *26 Nisan 1942’de Çin’in Benxi kentinde Japonların kontrol ettiği Benxihu kömür ocağında meydana gelen patlama sonucu madende çalışan işçilerin %34’ü olan 1,549 işçi hayatını kaybetti. İşçilerin cesetlerinin madenden çıkarılması 10 gün sürdü. *Şili’nin Cachapoal ilinin Machali kentindeki El Teniente madeninde 1945 yılında çıkan bir yangında 355 madenci karbonmonoksit zehirlenmesinden öldü.

*Kuzey Fransa’daki Courrières maden ocağında 10 Mart 1906 meydana gelen kömür tozu patlamasında 1,099 madenci öldü. Ölenlerin 3’te ikisinin 18 yaşın altında olduğu belirtilen kazadan 13 madenci 20 gün göçük altında kaldıktan sonra kurtulmuştu.

*Marcinelle kentindeki Boisdu Cazier maden ocağında ise 8 Ağustos 1956 sabahı meydan gelen yangında 262 madenci öldü. Kazadan yalnızca 12 madenci kurtulabildi. Ölenlerin çoğunun göçmen olduğu belirtildi.(136 İtalyan, 8 Polonyalı, 6 Yunan, 5 Alman, 5 Fransız, 3 Macar, 1 İngiliz, 1 Hollandalı, 1 Rus ve 1 Ukraynalı)

*ABD’nin Batı Virginia eyaletindeki Monongah kentinde 6 Aralık 1907 tarihinde meydana gelen maden patlaması 362 madencinin ölümüne neden olarak Amerikan tarihine en ölümcül maden kazası olarak geçti.

*Güney Afrika tarihindeki en ölümcül maden kazalarından biri olan 21 Haziran 1960’daki Coalbrook faciasında büyük bir kayanın madenin üzerine yuvarlanması sonucu göçük altında kalan 437 madenciden kurtulan olmadı.

*1910’da Lancashire’da meydana gelen bir patlamada ise 344 madenci hayatını kaybetti.

*Yine Japonya’nın Omuta kentindeki MitsuiMiike kömür madeninde 9 Kasım 1963’te patlama meydana geldi. 438’i karbonmonoksit zehirlenmesinden olmak üzere 458 madenci yaşamını yitirdi. MitsuiMiike madeni 1997 yılına kadar işletildi.

*Birleşik Krallık’taki Senghenydd maden kazası 14 Ekim 1913’te meydana geldi. 439 madenci hayatını kaybetti. *Japonya’nın Kyushu kentindeki Mitsu-


Mayıs 2014 / 3

Sayı : 25

9

Türkiye’de Maden Ocağı kazaları! Türkiye'de bu güne kadar yaşanan bazı maden ocağı kazaların sıraladığımızda, bugün Soma faciasının en çok insan kaybettiğimiz maden kazası olması gerçeği ile karşı karşıya kaldık. Ülkemizde insana verilmeyen değerin birebir karşılığı olan sağlık ve güvenlik için yatırım yapılmadığını biliyoruz. Bu cinayetlerin seri katili, önlem almadan tevekkülün bedava olmasından dolayı “Allahın takdiri” anlayışıdır. 1941'den bugüne kadar Türkiye'nin birçok bölgesinde yer alan kömür ve diğer maden ocaklarında yaşanan, pek çoğu grizu patlaması, göçük ve yangından kaynaklı olmak üzere iş kazalarında 3 binden fazla işçi hayatını kaybetti. Bu kazalarda 100 bini aşkın kişi ise yaralandı. Ülkede en büyük maden faciası, 1992'de Zonguldak'ın Kozlu ilçesinde yer alan Türkiye Taş Kömürü İşletmesine bağlı kömür ocağında meydana geldi. Buradaki grizu patlamasında 263 işçi hayatını kaybetmişti. Türkiye İstatistik Kurumunca geçen mart ayında yayınlanan ve iş kazalarının sektörel dağılımının yer aldığı rapora göre, Türkiye'de iş kazalarının en fazla yaşandığı sektör, "maden ve taş ocakçılığı" olarak belirlendi. Geçen yıl iş kazalarının yüzde 10,4'ünün madencilik ve taş ocağı sektöründe görüldüğü tespit edildi. Elektrik, gaz, buhar, su ve kanalizasyon sektöründe iş kazası geçirenlerin oranı yüzde 5,2; inşaat sektöründe iş kazası geçirenlerin oranı ise yüzde 4,3 olarak gerçekleşti. *7 Mart 1983: Armutçuk'ta grizu patlaması (103 ölü). *10 Nisan 1983: Kozlu'da grizu patlaması (10 ölü). *31 Ocak 1987: Kozlu'da göçük (8 ölü). *31 Ocak 1990: Bartın'ın Amasra ilçesinde grizu patlaması (5 ölü). *7 Şubat 1990: Amasya Yeni Çeltik'te grizu patlaması (68 ölü). *3 Mart 1992: Kozlu'da grizu patlaması (263 ölü). *26 Mart 1995: Yozgat'ın Sorgun ilçesinde grizu patlaması (37 ölü). *22 Kasım 2003: Karaman'ın Ermenek ilçesinde grizu patlaması (10 ölü). *8 Eylül 2004: Kastamonu'nun Küre ilçesinde yangın (19 ölü). *2 Haziran 2006: Balıkesir'in Dursunbey ilçesinde grizu patlaması (17 ölü). *10 Aralık 2009: Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde grizu patlaması (19 ölü). *17 Mayıs 2010: Zonguldak'ta grizu patlaması (30 ölü). *8 Ocak 2013: Kozlu'da grizu patlaması (8 ölü).


10

Mayıs 2014 / 3

Sayı : 25

T.E.V. Bursa’nın büyük başarısı ödülsüz kalmadı Türk Eğitim Vakfı (T.E.V.) Bursa Şube Müdürü Mehmet Çalışkan’ın Bursa’da saygın sosyal kimliğinin yanı sıra çalışkanlığı ve çağdaş bir nesil yetişmesi adına yaptığı çalışmalara bütün şehir gibi ben de yakın tanığıyım. Kendi işlerini tasfiye ettikten sonra kendisine önerilen TEV Bursa Şube Müdürlüğü’nü büyük bir özveriyle yapan ve kurumunun saygın kimliğine değer katan çalışmaları sonucunda T.E.V., tarihinde ilk kez T.E.V. Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç ve Yönetim Kurulu üyeleri 22 Mayıs’da Bursa’yı ziyaret edecek ve Mehmet Çalışkan’ı onurlandıracaklar. Bu ziyaretin programı ve nedeni başlı başına bir başarı öyküsüdür. TEV Genel Merkezi Bursa’ya geçerken uğramayacaklardır. Ya da kebap yemeğe gelmeyeceklerdir. Bursa Çekirge Dikkaldırım Mahallesi’nde, 6759 m2 arsa üzerine 24 derslikli Sağlık Meslek Lisesi yapılmak üzere T.E.V.’e bağışlanıyor. Bağışlayan Hayırsever Hayri Tokaman adına yapılacak okulun yapımı

için Bursa Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile yapılan protokol imzalanmıştır. TEV Hayri Tokaman adını alacak olan okulun temelinin 22 Mayıs’ta atılarak yeni öğrenim yılına yetişmesi için çalışılacağı bilgisini aldık ve TEV Genel Merkezinin Bursa çıkarmasının nedeni de budur. TEV’in Bursa için yaptığı önemli bağış alma çalışmaları kadar, çok sayıda burs verdiğini de biliyoruz. Bursa’da bugüne kadar toplam 2251 öğrenciye burs verdiklerini, halen faal olarak 201 bursiyerinin bulunduğunu gururla paylaşan Mehmet Çalışkan, burs miktarının aylık 400 TL olduğunu sözlerine ekledi. Sevgili Başkanın davetine icabet edip temel atma törenine gideceğiz ve izlenimlerimizi okurlarımızla paylaşacağız.

Çimlerin Efendisi

Futbol sohbeti yaparken çim sahalardan söz açıldığında “Çimlerin Efendisi” kim diye sorsam biliyorum ki bana ‘yerli mi yabancı mı?’ diye soracaksınız? Ardından yerli ise Arda Turan, yabancı ise Lionell Messi diye yanıt vereceksiniz ve yanlış cevap vereceksiniz. Türkiye’de abartmadan söylüyorum bir tane Çimlerin Efendisi vardır. Onu da her taşın altını arayan adam olan ben bile yeni tanıdığıma göre siz zaten tanımazsınız. Türkiye’de stadlarda çim saha ekimi, serimi, bakımı ve sürekliliği becerilememiş konu olarak yıllardır ve “çok akçeli” bir sorun olarak sürüp gitmektedir. Bu konuya yakın ilgi duymaya başlamam Kayseri BŞB Stadı’nın açılışı ile olmuştur. Büyük maliyetlerle dünya standartlarında yapılan modern ve konforlu stadın açılış maçında sahanın tek maçta tarlaya dönüşünü hüzünle izlemiştim. Maçtan sonra çok bilmişlerin verdiği demeç ile sahada çim tam oturmadan maç oynanmasının açtığı yara yine çok akçelerle yeniden kapatılmaya çalışılmıştır. Ve ardından yeniden... Tabi bu arada gerek Trabzon’da aşırı yağıştan, gerek İstanbul’da rüzgârdan, gerek Ankara’da dondan, gerek Adana’da pantolondan dolayı çim işi bir türlü tutturulamaz… Ama bahaneler son derece gerçekçidir(!)

Ya don! Ya pantolon! Ülke olarak belki de en iyi çim yetişecek coğrafyada yaşamamıza rağmen, akçe götürücüler tarafından suni çim bile gündeme gelmiş ve Ankara’da bir çuval dolara denenmiştir. İstanbul’da GS’nin başına gelenler pişmiş aslanın başına gelmemiştir. TT Arena Stadı bitmiş ve çim serilmiştir. İlk maçta altında tutucu olmayan yolluk halı gibi futbolcuların ayağına dolanmıştır. Çim yatmamış olduğundan tekrar uykuya yatırılmış bu sefer de uyanmayınca yumurta tavuğu gibi lambalarla kandırılarak verim alınmaya çalışılmıştır. Tabii ki her seferinde çok akçeler ödenerek... Bu arada Bursaspor Stadı çimlenerek Şampiyonlar Ligi’ne hazır hale getirilmiş ve podyuma çıkmıştır. Sonbaharda başlayan maçlar çim saha tek bir darbe almadan bitirilince bizler çimde bozulmayı kış şartlarında beklemeye başladık. Kış geldi, kar oldu, yağmur oldu, sel aktı sahada ne bozulma var, ne su birikintisi var, ne de çimde kalkma var. Ben kulunuz Şampiyonlar Ligi maçında Sir Alex Ferguson’un sahaya çıkıp zemini yokladığında Wembley lezzeti aldığına tanık oldum. Özellikle son 15 ayda Bursa Atatürk Stadı’nın ismi dışında övünerek anlattığım tek şey çimlerimiz oldu. Sonra bir yıl geçti, ardından 4 yıl daha geçti. Sinir bozucu bir şekilde Bursa Atatürk Stadı’nın tek bir yara almadığını gördük. Bunu defalarca yazdım ve zor işi hem de mütevazı paralara başaran adam ile tanıştım. Peyzaj Mimarları Odası Başkanı Sevgili Necla Özkaplan Yörüklü’nün Ulusal Peyzaj Mimarlığı Günü dolayısıyla verdiği kokteylde tanıdım onu. O adam “Çimlerin Efendisi Muhittin İpek” dir. Tansal Peyzaj bünyesinde ekibi ile çalışan ve adeta çimlerle sevişen bu adamın öyküsünü yazmak boynuma borç oldu.

Ünlü cadde eski ihtişamına kavuşuyor

Osmangazi Belediyesi’nin, Ünlü Cadde’de başlattığı Sokak Sağlıklaştırma ve Cephe Yenileme çalışmaları devam ediyor. Çalışmaların yürütüldüğü Ünlü Cadde’yi ziyaret eden Başkan Mustafa Dündar, “Bursa’nın en eski çarşılarından biri olan Ünlü Cadde, yıllardır ihmal edilmişliğin kurbanı olmuş. Kısa sürede çalışmaları tamamlayıp, caddeyi yeniden eski ihtişamlı günlerine kavuşturacağız” dedi. Yürütülen çalışmalarda, bugüne kadar 12 binada cephe yenileme çalışmalarının tamamlandığını, 10 binada ise çalışmaların devam ettiğini ifade eden Dündar, “Hazırladığımız

proje kapsamında, Ünlü Cadde üzerinde bulunan 42 binada cephe yenileme çalışmaları yapılacak. İçlerinden bazıları tescilli tarihi binalar olan bu yapılar, Anıtlar Kurulu tarafından onaylandıktan sonra aslına uygun şekilde yenileniyor. Yapılan bu çalışmalar, bir yandan Ünlü Cadde’ye yepyeni bir kimlik kazandırırken, aynı zamanda esnafa destek anlamına geliyor. Buradaki esnafımızın yeni nesil AVM’lerle rekabet edecekleri, tarihi doku içerisinde geleneksel alışveriş kültürümüzün yaşatıldığı bir alışveriş anlayışını, yeniden canlandırmış oluyoruz” dedi.


Mayıs 2014 / 3

11

Sayı : 25

Çivisiz cami restore ediliyor İznik’e bağlı Elmalı köyünde 1884 yılında yapılan çivisiz caminin restorasyonu başladı.

Batum’un Acariye bölgesinden göç ederek Elmalı köyüne yerleşen Gürcülerin, Karadenizli ağaç ustalarına bugünkü tarihi çivisiz camii inşa ettirdikleri öğrenildi. 2004 yılında hemen yanı başına yaptırılan yeni beto-

narme caminin ardından ibadete kapanan tarihi ağaç cami, bir ay zarfında yeniden ibadete açılacak. Bugünkü tarihi caminin hemen yanında daha eski bir mescit bulunduğunu söyleyen Elmalı Muhtarı İbrahim Turan, “O da ağaçtı. Fakat çıkan yangında küle dönmüş. 1884 yılında büyüklerimiz Karadeniz kıyılarından getirttikleri ağaç ustalarına bugünkü çivisiz camii inşa ettirmişler” dedi. Bursa İl Özel İdaresi tarafından 2 ay önce restorasyon ihalesi yapılan çivisiz caminin onarımında ağaç ustaları çalışıyor. Caminin çürüyen aksamı onarılırken, diğer yandan da ağaç kurduna karşı ilaçlama yapılıyor. Ağaç aksamının onarılmasının ardından cami içinde bulunan kalem işleri, nakış ve hatlar bu işin ustaları tarafından yapılacak. Yurdun her yanından gelen ziyaretçileri hayran bırakan tarihi ağaç camiden Türkiye’de 123 adet bulunduğu öğrenildi.

Doruk Sağlık Grubu ‘Beyaz Dev kavşağın yüzde 60’ı tamamlandı Melekler’i unutmadı Bursa Doruk Sağlık Grubu, Hemşireler Gününü unutmadı. Bünyesindeki hemşirelerle bir araya gelen sağlık grubu çalışanları, Hemşireler Günü’nü pasta keserek ve oynayarak kutladı. Hilton Bursa Convention Center Spa’da düzenlenen etkinliğe Doruk Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Op. Dr. Mustafa

Esgin ve Doruk Sağlık Grubu çalışanları katıldı. Yönetim Kurulu Başkanı Op. Dr. Mustafa Esgin, çalışanlar adına Başhemşire Şerife Dursun’a çiçek taktim ederek 12 Mayıs Hemşireler Günü’nü kutladı. Etkinlikte konuşan Esgin “Bugün Doruk Sağlık Grubu 15 yaşında. 650 çalışanı ile hizmet veriyor. Bu çalışanların önemli bir kısmını hemşirelerimiz oluşturuyor. Bu akşamki etkinliğimize katılımınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum. Tüm hemşirelerin gününü kutlarım” dedi.

Yaklaşık 400 kilometrelik Gebze-Orhangazi-İzmir otoyol projesi üzerindeki en büyük kavşak olarak inşa edilen ve yapımı yaklaşık 2 yıldır süren Karsak kavşağında çalışmaların yüzde 60’lık bölümü tamamlandı. Orhangazi-Bursa karayolu üzerindeki Karsak kavşağında dolgu yapılarak oluş-

turulan yonca kavşak otoyol projesi üzerindeki en büyük kavşak olacak. Bursa-İstanbul kara yoluna nazaran çukur bir alanda inşa edilen kavşak için bugüne kadar tam 40 bin kamyon dolgu malzemesi inşaat sahasına taşındı. Köprü ve tünel inşaatı ve otoyol ile birlikte eş zamanlı olarak yapımı devam eden Karsak kavşağının inşaatını yürüten Makyol İnşaat yetkilileri, kavşağı 2015 sonuna kadar tamamlamayı planladıklarını söyledi.

19 Mayıs’ta İDO’dan eksefer İDO, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın Pazartesi gününe denk gelmesi sebebiyle oluşması beklenen yoğunluğa dönük olarak önlemlerini aldı ve birçok hattında ek seferler açıkladı. İDO’nun 19 Mayıs Bayramı ve tatil için planladığı seferler, dış hatlarındaki deniz otobüsü ve hızlı feribot seferlerini kapsıyor. İDO’nun ek seferleri şöyle: 19 Mayıs 2014 Pazartesi 15:30 Bostancı - Yenikapı – Bandırma Deniz Otobüsü 19:30 Bandırma - Yenikapı – Bostancı Deniz Otobüsü 15:00 Yalova – Yenikapı Deniz Otobüsü 17:50 Yalova – Yenikapı Deniz Otobüsü 12:00 Kadıköy-Yenikapı-Bursa Deniz Otobüsü 14:00 Kadıköy-Yenikapı-Bursa Deniz Otobüsü 16:40 Bursa-Yenikapı-Kadıköy Deniz Otobüsü 15:30 Bursa-Armutlu-Armutlu TK-Yenikapı-Kadıköy Deniz Otobüsü 17:00 Bursa-Armutlu-Armutlu TK-Yenikapı-Kadıköy Deniz Otobüsü 17:00 Avşa-Marmara-Yenikapı-Bostancı Deniz Otobüsü 21:30 Yenikapı – Yalova Hızlı Feribot 21:45 Yalova – Yenikapı Hızlı Feribot 13:00 Pendik / Yalova Hızlı Feribot 13:00 Yalova / Pendik Hızlı Feribot 22:45 Pendik / Yalova Hızlı Feribot 22:45 Yalova / Pendik Hızlı Feribot 23:55 Pendik / Yalova Hızlı Feribot 23:55 Yalova / Pendik Hızlı Feribot 15:00 Yenikapı – Bursa Hızlı Feribot 20:30 Yenikapı – Bursa Hızlı Feribot 15:00 Bursa – Yenikapı Hızlı Feribot 20:00 Bursa – Yenikapı Hızlı Feribot

Yüreğimiz SOMA’da, acımız büyük Soğukkuyu Mahallesi Hürriyet Caddesi No: 3 Osmangazi / Bursa


12

Mayıs 2014 / 3

Bursaspor olağanüstü kongreye gidiyor Prof. Dr. Nihat SAPAN nihatsapan@yahoo.com.tr

Önümüzdeki günlerde Bursaspor’un olağanüstü kongresi yapılacak. Bilindiği gibi adaylık için başvuran üç aday mevcut. Aslında çok zor bir dönem ve üstlenilmesi gereken sorumluluk büyük. Bu durumda aday olarak göreve talip olmak büyük özveri ve cesaret istiyor. Bu açıdan düşünüldüğünde her üç adayı da kutlamak gerekiyor. Ayrıca başarısız bir dönemin ardından kongreye giden Bursaspor bütün olumsuz şartlara rağmen üç başkan adayı bulabiliyorsa durum henüz umutsuz değil. Şampiyonluğun yaşandığı dönemi takiben giderek bir düşüş yaşandı ve bu düşüş bu yıl daha da derin oldu. Şampiyonluk sonrasındaki yıllarda ilk sıralar için mücadele eden takım, bu yıl eski yıllarda olduğu gibi sıra takımı oldu. Üstelik bu düşüş önemli harcamaların da yapıldığı bir dönemde gerçekleşti ve özellikle yabancı transferler çok başarılı olmadı. Ayrıca yönetimin de birbiri ile iyi uyuşan, anlaşan bir yapıda olmadığı dikkat çekti. Bu aşamadan sonra ne yapılabilir; Öncelikle taraftar eleştiriye erken başlar ve sabırsız davranırsa takım zarar görecektir. Birlik ve beraberlik içinde olunursa ve tepki içe değil de dışa yönlendirilebilirse daha doğru bir davranış sergilenmiş olur. Seçilen yönetimin ve seçilen hocanın, oyuncuların kendilerini baskı altında hissetmemeleri gerekir. Ancak yönetimin de kendine düşeni yapması şarttır. Bu yıl hakemlerin yanlış kararları sonucu çok puan kaybeden takımımız ayrıca federasyonun da en çok ceza verdiği takımlardan biri olmuştur. Burada federasyonu taraflı davranmakla suçlamak işin kolaycılığı olur. Aslında taraftarımızın onlara koz vermemesi gerekirdi.

U.Ü. Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı veHastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Yönetimde yer alacak olan yönetim kurulu üyeleri katılımcı ve paylaşımcı bir düşünceyle seçilmeli, görev alacak kişiler hem kent dinamiklerini temsil etmeli, hem de alacakları görevin uzmanı kişilerden oluşmalıdır. Bu nedenle yönetim oluşturulurken görev tanımları yapılmalı ve uygun isimlerin uygun görevlere getirilmeleri sağlanmalıdır. Yapılacak olan transferlerden önce Bursaspor’un oyun şekli oluşturulmalıdır. Bu oyun şekli Bursaspor’da görev yapmış futbolcuların ve futbol adamlarının katılmasıyla yapılacak olan geniş bir toplantı sonrasında belirlenmeli ve her yaş grubu takımların aynı formatta oynamaları sağlanmalıdır. Bu durumda zaten güçlü olan alt yapıdan, gerekli olan yerlere uygun karakterdeki oyuncuların getirilme ihtimali artacaktır. Ayrıca dışarıdan nokta transferler yapılarak takımın güçlenmesi sağlanacaktır. Futbol takımının yönetiminde yetki ve sorumluluk verilen profesyonel görevlilerin yer alması işi kolaylaştıracaktır. Bursaspor’un maddi açıdan güçlenmesi için maç gelirlerinin artması çok önemlidir. Bu açıdan halen yapımı devam etmekte olan stadyum biran önce bitirilmelidir. Yeni stadyumda çocukların ve kadınların da katılmasıyla birlikte değişecek olan seyirci profili Bursaspor’a çok şey katacaktır. Sonuç olarak bu haftaki seçimde göreve talip olan üç adayı da sorumlu davranışları nedeniyle kutlarım. Seçimi kazanan adayın başarılı olması için bütün kent dinamiklerinin kendisine destek olmasının gerektiğini belirtmek isterim. Bursaspor bu kentin takımıdır ve başarılı olması bütün kentin çabasına bağlıdır.

SOMA faciasının tekrarlanmaması dileğiyle ulusumuza başsağlığı diliyoruz

Sayı : 25

Bisikletiyle işe gidene vergi indirimi Fransa Ulaştırma Bakanı Frédéric Cuvillier, büyük şehirlerde bisiklet kullanımını artırmayı planlayan bir projeyi hayata geçireceklerini açıkladı. Proje kapsamında, işyerlerine giderken bisiklet kullananlara kilometre başına 25 cent verilecek ya da vergi indirimi sağlanacak. Fransızlar araba yerine bisiklet kullandıklarında, hem kendi sağlıkları, hem ekonomi hem de çevreye katkı sağlamış olacaklar. Belediye otobüslerinin sayısını azaltma şansını yakalayacak belediyeler de bu işten karlı çıkabilecekler. Karbon emisyonları önemli ölçüde azalacak. Bisiklet sektörü çok önemli bir gelişme fırsatı yaşayacak. Bakanlık, belediyelerden bisiklet kullanımını desteklemelerini istiyor. Bu kapsamda, bisiklet kullanımına yönelik 25 maddelik bir önlemler listesi dağıtılmış.

Bu listeye göre, belediye başkanları, sokaklara göre bisiklet sürüş hızını belirleyebilecekler. Yayalar ve bisikletliler, motorlu araçlara göre öncelik sahibi olacaklar. Eğer bir otomobil, yaya veya bisiklet yoluna park ederse, daha fazla cezaya tabi tutulacak. Tren bağlantıları sağlanacak Fransa hükümeti, tren ve bisiklet arasındaki bağlantıyı da kolaylaştırmayı planlıyor. Bu kapsamda, tren saatleri yeniden düzenlenecek, ara bağlantılar yenilenecek ve tren garlarında bisikletler için güvenli park alanları oluşturulacak.

Sony 185 terabaytlık manyetik kaset üretti Uzun yıllardır yeni bir depolama ürünü üzerinde çalışma yapan Sony, 185 terabayt veri depolayabilen manyetik kaset geliştirdi. 90’lı yıllarda hayatımıza giren ve uzun yıllar dijital verileri depolamak için kullanılan kasetler önümüzdeki yıllarda tekrar ünleneceğe benziyor. Sony’nin yeni ürettiği bu manyetik kaset günümüzde kullanılan birçok depolama ürününün kat ve kat üstünde özelliklere sahip. Mevcut kasetlerden 74 kat fazla depolama özelliğine sahip yeni manyetik kaset ayrıca Blu-ray’den 3700 kat

daha fazla veri depolama özelliğine sahip. Mevcut özellikleriyle en yüksek dijital kayıt depolama özelliğine sahip olan manyetik kasetin ne zaman piyasaya sürüleceği ise henüz netlik kazanmadı.


Mayıs 2014 / 3

13

Sayı : 25

75 kuzen gizlice buluşarak küskünlükleri bitirdi Aydın’dan yaklaşık bir asır önce Türkiye’nin farklı illerine dağılan ve aile büyüklerinin arasındaki dargınlık nedeniyle hiç görüşmeyen 75 kuzen, yıllar sonra gizlice buluşarak küskünlüklere son verdi. Soy ağaçları Aydın’a dayanan ve belki de hiç tanışma imkânı bulamayacak 75 kuzen ve aileleri, gizlice toplanarak aralarında çeşitli nedenlerle dargınlık bulunan aile büyüklerine mesaj verdi. Aydın’da yıllar sonra gerçekleşen buluşmanın temeli, İzmir’de yaşayan en büyük erkek kuzen olan Behçet Dağdeviren tarafından atıldı. GİZLİLİĞE ÖNEM VERİLDİ Dağdeviren, öncelikle 1900’lü yılların başlarına dayanan ve Aydınlı Hüseyin-Fatma Uymaz çiftiyle başlayan soy ağaçlarını çeşitli kaynaklardan oluşturdu. Bilgi, fotoğraf ve çeşitli dokümanları toparlayıp düzenledi. Türkiye’nin çeşitli illerinde yaşayan tüm akrabalarının Aydın’da buluşmasını ve tanışmasını sağladı. Büyüklere haber verilmedi ve gizliliğe çok önem gösterildi. Kuzenler, Aydın’da yaşayan Serkan Yılmaz’ın ev sahipliğinde düzenlenen organizasyonda bir araya

geldi. Tanışmadan sonra aile geçmişi, büyükler, kayıplar, nişanlar, düğünler, doğum günü fotoğrafları uygun müzikler eşliğindeki videoyla sunuldu. Sunum süresince bazıları hüzünlendi bazıları şaşırdı, kahkaha attı. 25-30 yıl birbirini görmeyen ya da birbirini hiç tanımayan kuzenler de tanıştı. Birlikte fotoğraflar çekilip tekrar görüşmek üzere telefon numaraları, sosyal medya adresleri alınıp verildi. Yıllar sonra buluşup tanışan kuzenler, diyalogların sürdürülmesi temennileriyle yaşadıkları kentlere döndü. Kırgınlıkları bitiren büyük buluşmanın mimarı Behçet Dağdeviren, şöyle konuştu: “Biz kuzenler olarak, akrabaların birbirinden kaçtığı günümüzde bir araya geldik. Yıllardır görüşmeyen ve birbirini hiç tanıma fırsatı bulamamış akrabalarımızı buluşturduk. Gizlice gerçekleştirdiğimiz bu buluşma ile hem küskünlükleri bitirdik hem de büyüklerimize bir mesaj vermek istedik. Bunun herkese örnek olması gerektiğini düşü-

Türkiye’den 5 milyar göçmen kuş geçiyor Orman Mühendisleri Odası Doğu Akdeniz Şube Başkanı Selami Tece, yapılan araştırmalarda her yıl dünya üzerinde 500 milyar kuşun göç ettiğini bunun 5 milyarının Türkiye üzerinden geçtiğini söyledi. Tece, yaptığı açıklamada, göçmen kuşların Mart, Nisan aylarında Afrika’dan Türkiye üzerinden Avrupa’ya göç ettiğini, Eylül, Ekim, Kasım aylarında da Avrupa’dan Türkiye üzerinden Afrika’ya göç ettiğini ifade etti. Göç eden kuş türlerinin leylek, pelikan, yırtıcı kuşlar, yaban ördeği ve kazlar olduğunu belirten Tece, “Türkiye’de 3 tane göç güzergâhı var. İstanbul Boğazı, Hatay Belen, Çoruh Vadisi, Adana’da işte bu Hatay Belen göç yollarında bulunmaktadır. Göçmen kuşlar genellikle okyanuslar üzerinden uçmayı tercih etmezler genelde karalar üzerinden uçarlar. Bunun sebebi dağlar, tepeler, ovalar, göller

nüyorum. Davetimizi kırmayıp eksiksiz olarak buluşmaya gelen kuzenlerimizle büyük bir aile tablosu çizdik.” Büyük buluşmaya Aydın’da ev sahipliği yapan Serkan Yılmaz da, “Yıllar sonra ailenin bir araya gelerek tanışmayanların birbiriyle tanışması çok güzel bir duygu. Burada duygusal anlar yaşadık. İnşallah bu buluşma ve kaynaşmanın devamını getirmeyi amaçlıyoruz” diye konuştu.

Doğal ortam bulamayan atmaca saksıya yuva yaptı

deniz kıyıları bunlar için bulunmaz bir nimettir. Burada konaklarlar dinlenirler, o yönden Türkiye göçmen kuşların göç ettiği güzergâhta olması vesilesiyle önemli bir ülkedir. Ülkemiz bu yönden büyük bir öneme haizdir” dedi.

“KANAT ÇIRPMADAN 400 KİLOMETRE UÇUYORLAR” Genellikle leylek, pelikan, gök güvercini, yaban kazları, yaban ördeği, kırlangıç, doğan, atmaca ve kartal denilen yırtıcı kuşların göç ettiğine dikkat çeken Tece şöyle devam etti: “Bu göçmen kuşlar toplu uçar ve ‘v’ şeklinde uçar. Ayrıca bu kuşlar yeryüzünün ısınmasıyla birlikte oluşan holizondan hava akımına kapılarak çok yükseklere yükselirler buradan kanatlarını çırpmadan uçuşa geçerler. Çünkü bu kanat çırpmadan uçmaları, kanat çırparak uçmalarına nazaran daha az enerji harcamalarına neden oluyor. Yaklaşık yüzde 27’lik bir enerji kazançları oluyor. Böyle daha uzağa gidebiliyorlar. Böyle kanat çırpmadan yaklaşık 400 kilometre gittikleri araştırmalarda tespit edilmiş.”

Birçok il gibi Adana’nın da ‘beton kente’ dönüşmesi nedeniyle kuluçkaya yatacak yer bulamayan atmaca, kendisine bir evin saksısını seçti. Saksıda 4 yavruya bakan atmaca, ev sahiplerinin ilgi odağı oldu. Penceredeki saksıdan sesler duyan Akdağ ailesi, ilk başta sesi baykuşun çıkardığını düşündü. Ertesi gün saksıya bakan baba Selçuk Akdağ, sesin kaynağının bir atmacaya ait olduğunu fark etti. Akdağ, evde iki çocuğunun bulunması nedeniyle atmacanın bir daha gelmemesi için saksıyı başka bir odanın penceresine taşıdı. Ancak atmaca bu sefer buraya gelmeye başladı. Saksıya dikkatlice bakan Selçuk Akdağ, atmacanın saksıya yumurta bıraktığını fark etti. Akdağ, bunun üzerine atmacanın rahatsız olmaması için pencereye karton çekti. İlk başta atmacadan yırtıcı olduğu için korkan Akdağ ailesi daha sonra bu duruma alıştı. Hatta atmaca da Akdağ ailesine alıştı.

Nuh’un Gemisi bu ilde mi? Hz. Nuh’un Gemisi’ni Diyarbakır’da aradılar Bir grup araştırmacı Hz. Nuh’un gemisinin Kırklar Dağı’nda olabileceği ihtimali üzerine çalışma yapmak üzere Diyarbakır’a geldi. İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Kimyasal Oşinografi Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Yavuz Örnek ve araştırmacı yazar Hamza Yardımcıoğlu, bir süredir yürüttüğü araştırma ve incelemeler neticesinde elde ettikleri verilere dayanarak Hz. Nuh’un Gemisi’nin Diyarbakır’da bulunduğunu iddia ettiler. 2009 yılından beri Hz. Nuh’un Gemisi’yle ilgili araştırma yaptıklarını anlatan Araştırmacı Yazar Hamza Yardımcıoğlu, çalışmaları Türkiye’de bazı üniversitelerle ortak yürüttüklerini ifade etti. Tufanın Mezopotamya bölgesinde çıktığını dile getiren Yardımcıoğlu, Tevrat’ın da bunu Ararat olarak işaret ettiğini söyledi. Kuran-ı Kerim’de Hz. Nuh’un Gemisi’nin Cudi’ye yerleştiği belirtilen ayetten örnek veren Yardımcıoğlu, Cudi’nin yüksek bir yer anlamına geldiğini anlattı.

“UZAYDAN ÇEKİLEN FOTOĞRAFLAR GEMİNİN KIRKLAR DAĞI’NDA OLDUĞUNU GÖSTERİYOR” Yardımcıoğlu, “Mezopotamya’da tufan sonrası geminin durabileceği yaptığımızı uydu çalışmalarında en uygun yerin Dicle Vadisi’nin olduğunu fark ettik. Elde ettiğimiz verilerden sonra odaklandığımız yer burası oldu. Kırklar Dağı’nın yapay bir tümünüz görünümünde olması ve buranın kutsal bir alan olarak bilinmesi merakımızı cezbetti. Daha sonra buraya yoğunlaşmaya başladık. Birçok şeyin Nuh’un Gemisi’nin Diyarbakır’da olabileceğine işaret ettiğini gördük. Örneğin Elmalı Hamdi yazır tefsirinin Hud Suresi’nin 44. ayet bölümüne bakarsanız, orada bile geminin Amid’de olabileceği belirtiliyor. Bu tümünüz görünümlü tepenin içini merak ederken, hiç bilmediğimiz ve fark etmediğimiz bir yapı karşımıza çıktı. Dağın yamacında kalan dikdörtgen şekilli uzunluğu yaklaşık 180 metre eni ise yaklaşık 75 metre genişliğinde bir yapının olduğunu uydu aracılığıyla fark ettik. Daha sonra üniversitelerle görüşme yapmaya başladık. Bu yapının jeolojik veya

farklı bir yapı olabilir mi araştırmasını yaptık. Üniversitedeki araştırmacılar da bizim düşüncemizi teyit etti. Yani tespit ettiğimiz yerin insan yapısı bir yer olduğuna karar verdiler. Bu insan yapısını en az 50 bin yıl öncesine dayandırıyoruz. Uzayda çekilmiş fotoğraflara Kırklar Dağı’nda olan bu bilinmeyen olarak tanımlanan iki yer toprak altında kalmış. Geminin bu yapılar içerisinde olabileceğini düşünüyoruz. Bu durumun kamuoyunda gündeme gelmesi gerekiyor. Elimizdeki belgeler çok önemli. Elimizde çok sayıda somut veriler var. Yetkililerin bu bölgede mutlaka kazı çalışması yapmaları gerekiyor. Buradan çıkacak olan şey her ne olursa olsun, dünya tarihini değiştirebilecek bir önemdedir” dedi.


14

Mayıs 2014 / 3

Sayı : 25

Kamuda en çok hangi mesleğe ihtiyaç var? Devlet Personel Başkanlığı (DPB) tarafından düzenlenen “Kamuda Yönetici Yetkilerinin Artırılması Bölgesel Eğitim Programı”nda konuşan DPB Başkanı Mehmet Ali Kumbuzoğlu, son yılda en fazla öğretmen alımı yapıldığını ve her yıl 50 bin dolayında öğretmene ihtiyaç duyulduğunu bildirdi. Öğretmen ihtiyacının 127 bine çıktığına işaret eden Kumbuzoğlu, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu açığı 3 yılda gidermesini beklediklerini söyledi. Mehmet Ali Kumbuzoğlu, “İkinci sırada üst düzeyde polis ihtiyacı var. Bunu da gidermeye çalışıyoruz. Sağlık ve yardımcı sağlık personelinde ihtiyaç diz boyu. Doktor ihtiyacımız çok fazla. Tıp fakültelerinden her yıl 5 bin doktor mezun oluyor. Bu sayı az. Son 10 yılda 500 bin kamu personeli emekli olurken 1 milyon kamu personeli alındı. Müfettiş ve yardımcı sayısında azalma var. Uzman sayısında, iş denetçi noktasında büyük artışlar var. 3 milyon civarında kamu görevlisi var. 812 bin civarında öğretmen, 14 bin hakim ve savcı, 120 bin öğretim üyesi, 200 bin asker, sağlık hizmetlerinde toplam 384 bin kişi, 103 bin mühendis, 107 bin kişi din hizmetlerinde çalışı-

yor. Temmuz ayında 3 bin engelli kamuya yerleştirilecek” diye konuştu. Kamuda çalışanların yüzde 36’sını kadınların oluşturduğunu hatırlatan DPB Başkanı Mehmet Ali Kumbuzoğlu, “Avrupa standartlarına yaklaştık.” dedi. “İş arayan memur adaylarına robot geliştirdik” Kamu Personeli Seçme Sınavı’yla (KPSS) ilgili yeni ve önemli bir sistem geliştirdiklerini açıklayan Başkan Mehmet Ali Kumbuzoğlu, şunları söyledi: “Tüm iş arayan memur adaylarımız için bir robot geliştirdik. Artık tercih kitapçığını tek tek, sayfa sayfa karıştırmasına gerek olmayacak. DPB internet sitesinden robot sistemine giriş yaparak hangi okul mezunu olduğunu, istedikleri illeri yazarak otomatik tercih yapma imkânını kendilerine kavuşturduk. Şu anda işliyor. Temmuz’da sınavlar yapılacak. Ağustos- Eylül gibi yerleştirmelerde bu sistem kullanılacak. Ayrıca tüm kamu iş ilanlarını sitemizde görebileceksiniz. Artık vatandaşlarımız iş aramak için kurumların internet sitelerini dolaşmayacak. Gazetelere tek tek bakmak

zorunda kalmayacak. Daha kısa sürede bu iş ilanlarına ulaşma imkânı sağladık.” “Cumhurbaşkanlığı dahil bütün kurumlarda ücretler eşit” En düşük memur maaşının 2 bin lira olduğuna dikkati çeken DPB Başkanı Mehmet Ali Kumbuzoğlu, şöyle devam etti: “Kurumlar arası ücret adaletsizliğinin giderilmesi ülkemizde çok büyük bir reform. TBMM ve Cumhurbaşkanlığı dahil olmak üzere bütün kurumlarda ücretler artık eşit.” Erzurum Valisi: “Merkezde işler dosya, taşrada insandır” Erzurum Valisi Ahmet Altıparmak ise; “Merkezde işler dosyadır. Taşrada ise insandır. Ağlama, üzüntü, sevinç ifadesini görürsünüz. Ama bu Ankara’da dosyadır. Kamu hizmetlerinde taşra önemliyse yaşadığınız sıkıntıları üste rapor etmekten çekinmeyin. Oradaki insanlar sizden üstün değil” diye konuştu.

Kredi kartlarında yeni düzenleme Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) kredi kartları için “kredi kartları ile gerçekleştirilecek mal ve hizmet alımları ile nakit çekimlerinde taksitlendirme süresi dokuz ayı geçemez” şartını getirirken, “mal ve hizmet içermeyen ürünler” için ise taksit uygulanamayacağına dair değişiklik yaptı. KREDİ KARTLARIYLA İLGİLİ ÖNEMLİ KARAR: “TAKSİT YASAĞI KALKTI” Kredi kartlarına kuyum, akaryakıt, gıda ve yemek harcamalarında taksitlendirme yasağı, şirket kredi kartlarından kaldırıldı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK), Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında

Yönetmelikte değişiklik yapılmasına ilişkin yönetmeliği Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmeliğin 26’ıncı maddesinin yedinci fıkrasını değiştiren kararla kredi kartlarına kuyum, akaryakıt, gıda ve yemek harcamalarında taksitlendirme yasağı şirket kredi kartlarından kaldırıldı. Yapılan değişiklikle hediye kart, hediye çeki ve benzeri şekillerde herhangi somut bir mal veya hizmeti içermeyen ürünlerin alımlarındaki taksit uygulamalarına da son verildi. Buna göre yönetmeliğin 26’ıncı maddesinin yedinci fıkrası “Mal veya hizmet alımı sonrası belli bir ücret karşılığı borcun taksitlendirilmesi veya ödemenin ertelendiği dönemler de dâhil olmak üzere, kredi kartları ile gerçekleştirilecek mal ve hizmet

alımları ile nakit çekimlerinde taksitlendirme süresi dokuz ayı geçemez. Kredi kartlarıyla gerçekleştirilecek telekomünikasyon ve kuyumla ilgili harcamalarda ve yemek, gıda, akaryakıt ile hediye kart, hediye çeki ve benzeri şekillerde herhangi somut bir mal veya hizmeti içermeyen ürünlerin alımlarında taksit uygulanamaz” şeklinde değiştirildi ve aynı maddeye 8’inci fıkra eklenerek “Yedinci fıkranın ikinci cümlesi, kurumsal kredi kartları hakkında uygulanmaz” denildi.

Bilet fiyatları ne kadar Vergi Dairelerinden tepeden inme haciz uyarısı olacak? Trafik Cezalarından, Öğrenim Kredi Borçlarına kadar herşey dahil

Günümüzde mükellefin menkul, gayrimenkullerinin yanı sıra banka hesaplarında da ulaşım kolaylığı bazen borcu olan vergi mükelleflerini güç durumda bırakabiliyor. “e-haciz” ile banka hesaplarına konan blokaj bazen borcun çok üzerinde kaldığından mükelleflerin cari hesapları ve ödeme programları altüst olabiliyor. Yüksek hızlı tren için geri sayım Ankara ile İstanbul’u birbirine bağlayacak yüksek hızlı tren için geri sayım başladı. Maksimum hızı 250 kilometre olacak hızlı trenin test sürüşleri her türlü ihtimal göz önünde bulundurularak 275 kilometre hızla yapılıyor. YHT hattının ilk etabı Polatlı, Eskişehir, Bozüyük, Bilecik, Pamukova, Sapanca, İzmit, Gebze ve Pendik olmak üzere 9 duraktan oluşacak. Hattın Marmaray’a ulaşması ise 2015 yılını bulacak. BİLET FİYATLARI Daha öncede söylendiği gibi bilet fiyatları uçaktan ucuz, otobüsten pahalı olacak. Ankara’dan İstanbul’a 3 saat sürecek seferler için tahmin edilen fiyat aralığı 60-80 lira.

Bunun önüne geçmek amacıyla Vergi Daireleri borcu olan mükelleflere uyarı mektup göndermeye başladı.Vergi borcu olduğu tespit edilen mükellefler, ödenmeyen borçların takibi sırasında mal varlığı haczi gibi istenmeyen durumlarla karşılaşmamaları için vergi dairelerine çağrıldı. Mektupta, “Ödenmeyen borçların takibi sırasında mal varlığı haczi (banka hesabı haczi (e-haciz), gayrimenkul haczi, taşıt haczi vs. ) gibi istenmeyen durumlarla karşılaşmamanız için bu borçların tasfiyesine yönelik gerekli görüşmelerin ve ödemelerin yapılması için bağlı bulunduğunuz vergi dairesi müdürlüğümüze başvurmanız önem arz etmektedir” denildi.

Vergi daireleri kredi öğrenim borcundan, trafik borcuna kadar borcu olan mükellefleri çıkardı. Mart ayında gelir vergisi beyannameleri de alındıktan sonra nisan ayında borçlu mükelleflere mektup gönderilmeye başlandı. Mektupta, Anayasa’nın 73. maddesi gereğince herkesin kamu giderlerini karşılamak üzere mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olduğu hatırlatıldı. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın mükellefe odaklılık, katılımcılık, verimlilik temel ilkelerini esas alarak adalet ve tarafsızlık içinde gelir politikasını uygulamak, mükelleflerin vergiye gönüllü uyumunu sağlamak, yükümlülüklerini kolayca yerine getirmeleri için gerekli tedbirleri almasının görevi olduğu belirtilerek, “Gelir İdaresi Başkanlığı dönemler halinde mükelleflere vergi mevzuatından doğan haklarını ve ödevlerini hatırlatmak amacıyla bilgilendirmeler yapmaktadır” denildi. Yeniden yapılandırılan borçlarda da aksamalar var Mektubun gönderildiği mükelleflere yürütülen çalışmalar sonucunda dosyasının incelendiği ve ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş veya eksik ödenmiş vergi borcu bulunduğunun tespit edildiği kaydedilerek, “Bilindiği üzere süresinde ödenmeyen vergiler, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 51’nci maddesine göre hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte haciz dahil olmak üzere her türlü icrai işlemle takip edilmektedir” denildi. Mükelleften ödenmeyen borcun ödenmesi istenerek, ayrıca gelecekte ödenmesi gereken vergi ve diğer borçların da süresinde ödenmesi gerektiği hatırlatıldı.


Mayıs 2014 / 3

15

Sayı : 25

Bursa’nın tarihinde ilk kez bir günde 45.000 turist ağırlaması artık an meselesi...

BŞB Timsah Arena’ya konuk olduk. Bir locada yapılan basın toplantısını stadyum inşaatı manzarası eşliğinde izledik. Gerçekten çok etkileyici bir stadyuma kavuşacağız. Hatta çok büyük ve ihtişamlı sosyal bir yaşam alanına sahip olacağız. İnşaat ne zaman biterin klasik cevabının inşaatı para bitirir olduğunu bildiğimden sezon hesabını geniş tutarak 20142015 sezonunun son çeyreğini burada oynarız diyorum. Bu bir abartılı ve sıkıntılı gecikme değildir. Sadece Bursaspor’a talip olanların önce bu stadı gezip ondan sonra kendi vizyonlarını kantara koyarak “Ben varım” demelerini dilerim.

Bursa’da gerçek olmasının an meselesi olduğunun altını çizdi. “Eserlerimizle iddialı olmalıyız” ‘Marka kent’ hedefleri doğrultusunda yeni stadyumun önemli bir değer oluşturacağını ifade eden Başkan Altepe, “Biz ucuza değil, kaliteye talibiz. Dünya kentlerinde bedavaya hiçbir şey yok. Bunun için tüm malzemelerin en kalitesini kullanıyoruz, dünyanın en iyi firmaları ile çalışıyoruz. İddialı bir kent eserleriyle de iddialı olmalı. Sadece stadyum değil, proje hazırlıkları süren kapalı atletizm pisti, buz

Stattan çok yaşam alanı Mimar Hasan Sözüneri de projenin teknik özellikleri hakkında bilgiler verdi. Bu projenin 11 proje arasından seçildiğini ve projede Bursaspor’un simgesi haline gelen timsah figüründen hareket ettiklerini dile getiren Sözüneri, yeni stadyumun yeriyle ilgili tartışmalara dünyadan örnekler vererek nokta koydu. UEFA ve FİFA kriterlerinde stadyumların ulaşım planlamaları yapılması koşuluyla kent merkezlerinde yapılması gerektiğine dikkat çeken Sözüneri, İspanya, İtalya

Büyük düşünüp, büyük oynamayanları bu Timsah Arena “ham” yapar. Uyarması bizden! Basın toplantısında konuşma yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, çatısından localarına kadar birçok ilki bünyesinde barındıran stadyumun 185 bin metrekarelik inşaat alanıyla Bursa’nın en büyük anıtsal yapısı olduğunu belirterek, “Biz ucuza değil, kaliteye talibiz. İddialı kent, eserleriyle de iddialı olmalı” dedi. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan ve teknik özellikleri bakımından Türkiye’de birçok ilki bünyesinde barındıran yeni stadyum, İnşaat Müteahhitleri ve İşadamları Derneği (İMSİAD) yönetimini ağırladı. Halen çatı montajının sürdüğü stadyumdaki özel localardan birinde düzenlenen kahvaltılı bilgilendirme toplantısında İMSİAD üyelerine stadyumla ilgili bir sunum yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, konuşmasına Soma’da meydana gelen maden kazasında yaşamını yitiren madencilere rahmet, yakınlarına ise sabırlar dileyerek başladı. Bursa’nın en büyük yapısı Bu yıl içinde tamamlanması hedeflenen ve halen çatı montajının hızla sürdüğü yeni stadyumun 185 bin metrekarelik inşaat alanı ile Bursa’nın en büyük yapısı olduğunu ifade eden Başkan Altepe, 45 kişilik stadyuma alınabilecek uluslarası bir final maçı ile Bursa tarihinde ilk kez bir günde 45.000 yabancı turisti ağırlayacaktır. Bunun hayalinin bile kurulamadığı

hokeyi salonu ve velodromumuz da dünyanın en kalitelisi olacak. Ayrıca yeni stadyumun, Bursaspor’un başarısına da ivme katacağına inanıyorum. Torino’da Juventus’un yeni yapılan stadını gezdik. 3 yıl önce yapılan stadyumda takım 2 şampiyonluk yaşadı, şimdi de şampiyonluk yolunda. Yani yeni statta 3 yılda 3 şampiyonluk görüyorlar. Böyle bir başarıyı Bursaspor’un da yakalayacağına inanıyorum” diye konuştu.

ve İngiltere’de yeni stadyumların hep kent merkezlerinde projelendirildiğine dikkat çeken Sözüneri, “Bizim liglerimizde sezonda 18 maç oynanıyor, 10 ilave maçlar olsun, hadi 10 da özel müsabakalar olsun 38 maç eder. Yılda 50 maç diyelim. 10’ar saatten 500 saat eder ve bu da stadyumun yılda 20 gün kullanılması anlamına gelir. Oysa bizim stadyumumuz tamamlandığında 4 bin araçlık otoparkı olacak. Raylı sistemin hemen yanında böyle bir otopark kapasitesi çok önemli. İn-

sanların araçlarını buraya bırakıp, raylı sistemle şehri istediği noktasına gidebilecek. Yine kurumsal firmalara özel yaptığımız, içinde mutfağı ve özel tuvaletleri bulunan localarda toplantılarını yapabilecekler. Buraları, ofis olarak da kullanabilecekler. Stadyum, 30 bin metrekarelik ticari alanları, bin dönümlük yeşil alanıyla Bursa’nın kentsel kimliğine önemli bir değer katacak” dedi. Sözüneri, 72 locası bulunan stadyumda 84 turnike bulunduğunu ve toplam 43 bin 670 kişinin 8 dakika içinde stadyumu rahatlıkla boşaltabileceğine vurgu yaptı İnşaat tekniği görülmeye değer İMSİAD Başkanı Namık Ziya Mescioğlu da ‘marka kent’ vizyonuyla gerçekleştirilen projelerden birinin de stadyum olduğunu belirterek, “Mimarisi ile dünya çapında ses getirecek bu proje inşaat tekniği ile de görülmeye değer. İMSİAD olarak, kentsel dönüşüm, yatırımlar ve diğer ilgili konularda Büyükşehir Belediyemizle işbirliğine hazırız. İnanıyoruz ki, Büyükşehir Belediyemiz ve ilgili kurumların yakaladığı güzel sinerji ile Bursa çok daha güzel yarınlara ulaşacaktır. Bu arada, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanımız Recep Altepe’ye hayırlı olsun ziyaretinde ilettiğimiz yeni imar yönetmeliğinde son tarih olan 31 Mayıs’ın ertelenmesine ilişkin talebimizi Ankara nezdindeki kıymetli girişimleri ile 1 Ocak 2016 tarihine ertelenmesi konusundaki hassasiyeti nedeniyle de ayrıca şükranlarımızı sunarız” diye konuştu. Başkan Altepe, toplantının ardından İMSİAD yöneticileri ile birlikte stadyumu gezdi.



Bursapost sayı 25