Page 1

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi

1


EKONOMi ÇALIŞTAYI 2 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 3


EKONOMi ÇALIŞTAYI 4 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Elimizde bulunan rapor niteliğindeki bu kitap artık Dünya baş döndüren bir hızla değişiyor. Teknolojik ge- Samsun’un ekonomisi ve iş dünyası için bir rehber olabilişmeler kişisel ve sosyal yaşamımızı derinden etkilerken, lecek niteliktedir. eğitimde, mimaride, sağlıkta, sporda, şehir yaşamında Dostlar, önemli değişimler yaşanıyor. Şehirler daha iyisi için büyük Yatırımı kendine çeken, istihdam yaratan, huzurlu ve bir yarış içerisinde. mutlu bir şehri oluşturacak olan yine şehrin kendi dinamikGüzel ilimiz Samsun, ülkemizin en önemli şehirlerin- leridir. Şehrimizin öz kaynaklarını çok doğru ve verimli kulden birisidir. Sahip olduğu potansiyeli ve tarihten gelen lanmalıyız. misyonu dikkate alındığında ülkemizin en gelişmiş on şehBilgi yönetiminin hakim olduğu 3. bin yılın başında 4. ri arasında bulunması gereken ilimiz maalesef bu hedefin sanayi devrimi yaşanırken, Samsun olarak zihin yapımızı 4. çok uzağındadır. düzeye çıkarmak zorundayız. Yerel kalkınmanın kaynak ve alan boyutunu geliştiİnanıyorum ki, şehir olarak ortak akılla doğru zamanrerek, ekonomik ve siyasi kalkınma alanında topyekün bir da ve doğru yerde doğru yatırımlar yaparsak, Samsun önüyükseliş hedeflemeli ve Samsun olarak sürdürülebilir kal- müzdeki 100 yıllık süreçte Türkiye’nin en stratejik merkez kınma anlayışını benimsemeliyiz. Bu alanda bu şehrin bir üssü şehirlerden birisi olacaktır. yerel yönetimi olarak kendimizi sorumlu hissediyoruz. Bu kitap, şehrimizin 2023, 2053 ve 2071 hedefleri için Bu nedenle Canik Belediyesi olarak Yerel Ekonomik bir yol haritası niteliğindedir. Kalkınma Platformu kurduk. Ekonomi Çalıştayı’na bizzat katılarak katkıda bulunan Kurduğumuz Yerel Ekonomik Kalkınma Platformu, ilk Sayın Cumhurbaşkanımızın Ekonomi Baş Danışmanı Sayın olarak Samsun’un mevcut ekonomik durumu ve ekonomik Cemil ERTEM ile Stratejik Danışma Enstitüsü Uzmanı Sayın sorunların nasıl algılandığı ile ilgili anket çalışması yaptı. Levent YILMAZ’a, değerli akademisyenlerimize, işadamlaYapılan bu çalışma Samsun’un ekonomik durumuna yöne- rımıza, ekonomistlerimize, sivil toplum örgütlerinin temsillik algı ile ilgili önemi bir sonuç ortaya koyuyor. cilerine ve çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçen arkaAnket çalışmasının devamı ve tamamlayıcısı olarak daşlarıma teşekkür ediyorum. düzenlediğimiz Samsun Ekonomi Çalıştayı’nda ise ekonoSaygılarımla... minin tüm paydaşlarını Samsun için biraraya getirdik. Son derece verimli bir şekilde geçen ve üç gün süren çalıştayda iş dünyası ve ekonominin güncel sorunları tespit edildi. Ekonomi Çalıştayı, sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel gelişim değerlendirmelerinde orta ve ortanın altı durumda bulunan ilimizin bu durumunu gözden geçirmesi bakımından önemli bir fırsat olmuştur.

Değerli Hemşehrilerim;

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 5


EKONOMi ÇALIŞTAYI 6 EKONOMi ÇALIŞTAYI


İçindekiler Çalıştay Hazırlıkları 10 Davetliler 11 Çalıştay Öncesi Ziyaretler 12 Anket Sonuçları 19 Açılış Töreni Konuşması (Osman GENÇ Canik Belediye Başkanı)

40

Açılış Töreni Konuşması (İbrahim ŞAHİN Samsun Valisi)

52

Şehir ve Ekonomi Deşifre (Cemil ERTEM Cumhurbaşkanı Ekonomi Danışmanı)

58

Şehir ve Ekonomi Deşifre (Dr. M. Levent YILMAZ Stratejik Danışma Uzmanı)

88

Ekonomi Çalıştay Grupları 104 Çalıştay Raporları 105 Ekonomi Kalkınma Çalıştayı Turizm Çalıştay Raporu 106 Gıda Tarım Hayvancılık Grup Raporu 144 İhracat ve Samsun 188 Samsun’da Yerel Marka Oluşturma 204 Samsun’da Yatırım 210 Nitelikli İş Gücü Grup Raporu 230 Samsun Ekonomisinin Hedefleri ve Eylem Planları 236 Ekonomi Çalıştayı Özet Raporu 243 Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 7


EKONOMi ÇALIŞTAYI 8 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Neden Samsun Ekonomi Çalıştayı? Samsun’umuzun yerel yönetimlerinden birisi olarak Samsun’un gelişimi konusunda hissettiğimiz sorumluluk gereği, şehrin dinamiklerinin bu şehir için biraraya gelmesi, şehrin gelişimi için ortak aklın hakim kılınması ve Samsun’un ekonomik sorunları ile çözüm yollarının tespit edilmesi amacıyla Samsun Ekonomi Çalıştayını düzenledik.

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 9


EKONOMi ÇALIŞTAYI 10 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 11


EKONOMi ÇALIŞTAYI

Çalıştay Hazırlıkları

12 EKONOMi ÇALIŞTAYI

1

Çalıştay bilgi formu ve anket hazırlandı. Hazırlanan anket ve formların mail ve kargo ile dağıtımları sağlandı.

2

Hazırlanan form ve anketler Protokol, STK, Dernek ve Esnaflara gönderildi. 8 bin adet davetiye gönderildi.

3

Anket sonuçları raporlandı.

4

Rapor sonuçlarına göre gruplar belirlendi ve masalar oluşturuldu.

5

Her bir masaya uygun moderatör ve panelistler belirlendi.

6

Moderatörlerle yöntem ve bilgilendirme toplantısı yapıldı.

7

Katılımcılar kurum ve kuruluşlar istedikleri uygun olan gruplara dağılımları yapıldı.

8

Çalıştay düzenlendi ve 7 farklı başlıkta raporlar hazırlandı.


Davetliler Sanayiciler İş Adamları Tarım ve Hayvancılık Sektörü Ulaşım Sektörü Hizmet Sektörü Turizm Sektörü Ekonomi ile ilişkili Kamu Kurumları Ondokuz Mayıs Üniversitemizin ilgili bölümleri Ticaret ve Sanayi Odaları KOBİ Temsilcileri Organize Sanayi Bölge Temsilcileri İş Dünyası ile ilişkili Dernekler ve STK’lar

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 13


EKONOMi ÇALIŞTAYI 14 EKONOMi ÇALIŞTAYI

ÇALIŞTAY ÖNCESİ ZİYARETLER Belediye Başkanı Sayın Osman GENÇ, Siyaset, Bürokrasi ve İş Dünyasının ileri gelen temsilcilerini bizzat ziyaret ederek Çalıştayın hedef ve amaçlarını anlattı, bilgi alış verişinde bulundu.

Ziyaret Edilen Kurum ve Kuruluşlar


Vali İbrahim ŞAHİN

AK Parti İl Başkanı Muharrem GÖKSEL

Cumhurb

NER

nı İhsan ŞE

Danışma aşkanı Baş

U

i MURZİOĞL

ı Zek TSO Başkan

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 15


EZ

ı Adnan ÖLM

Başkan Borsan Grup

KOĞLU

kamı Ali BA

EKONOMi ÇALIŞTAYI

yma Atakum Ka

cısı

ardım teşar Y s ü M ı nlığ k Baka i UÇARMAK Gümrü Seza

16 EKONOMi ÇALIŞTAYI

Havalimanı Müdürü Hamit ANIL


LAMAZ

İlkadım Kaymakamı Turan AT

İŞKUR İl Müdürü Hasan KILIÇARSLAN

KOSG

Ahmet EB İl Müdürü

LU

DURSUNOĞ

Liman Başkanı Aydın ÜNAL

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 17


ı n Yardımcıs Maliye Baka U AVİLİOĞL Dr. Cengiz Y

EKONOMi ÇALIŞTAYI

Memur-Sen Onursal Genel Başkanı ve AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet GÜNDOĞ DU

aşkanı

-Bir e Eğitim LÇIN Ali YA

-Sen v Memur

18 EKONOMi ÇALIŞTAYI

enel B -Sen G

Organize Sanayi Bölge Müdürü Hakan TÜTÜNCÜOĞLU


SAMPA Yönetim Kurulu Başka Tarık ALTUNCU

Samsunport Liman İşletme Müdürü Bedir YILDIRIM

NOĞLU

rü A

l Müdü

Bİ KOSGE

URSU hmet D

SGK İl Müdürü Ünal KAYA

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 19


Bilim ve Sanayi Teknoloji İl Müdürü Nazmi GEDİKLİ

EKONOMi ÇALIŞTAYI

Ulusoy Un Yö n. Kur. Başka nı Fahrettin ULU SOY

arı Odası et ve Sanatkarl al ef K af sn E m Ataku SİNECEK Başkanı Metin

20 EKONOMi ÇALIŞTAYI

Yeşilyurt Yönetim Kurulu Başkanı Cemal YEŞİLYURT


ALKINMA K İK M O N O K E YEREL PLATFORMU

İK ALGI M O N O K E A ’D SAMSUN

I R A L Ç U N O ANKET S

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 21


Sizce Samsun sahip olduğu olanakları yeterince verimli kullanabilmekte midir?

EKONOMi ÇALIŞTAYI

İlimizin ekonomisini genel olarak değerlendirdiğinizde nasıl bir tablo görmektesiniz?

22 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Yaşanabilirlik düzeyi açısından şehrimizi nerede görüyorsunuz?

Bunların dışında değerlendirmeleriniz: (Katılımcı Görüşleri) • Samsun ekonomisi olması gereken yerde değil. daha yükseklerde yer almalı. Kalkınmadaki önceliği 2. sıradan 3. sıraya yükseltilmesi büyük bir avantaj, hatta turizm alanında 5. seviyeye yükseltildi ama bu durum yeteri kadar değerlendirilmemektedir. • Şehrimiz insanların öğrenme arzusu ve insanlarının meslek bilgisi zayıf durumda. • Suç oranı yüksek bir şehir, insanların yapacak işlerinin olmaması sosyo-piskolojik sorunları beraberinde getirip potansiyel enerjiyi üretim yerine suça doğru yönlendiriyor. • Samsun ili bulunduğu coğrafi konum, iklim, demografik yapı itibariyle ülkemizin en şanslı şehirlerinden biri, ancak, bahsettiğim bu özelliklerin koordinasyonunda yani bu özellikleri birlikte değerlendirerek şehrin geleceğine orta ve uzun vadede katkı sağlayacak yatırımların önceliğinde eksiklikler olduğunu değerlendirmekteyim. • Eski Samsun’u gördükçe nasıl bu kadar gerilemişiz diyorum. Bunda halkın ve yerel yönetimin payı büyük. Şehrini sevmeyen sahip çıkmayan Samsun’lu olmayan ya da olamayan bir halk var Samsun’da. • Samsun elinde ki değer ve imkanları tam anlamıyla kullanamayan bu hususta gerekli birlikteliği maalesef sağlayamayan şehir alt kültürünün tam anlamıyla yerleşmediği basit bir tabirle mirasyedi bir evladın babasından kalan mirasın gerçek anlam ve önemini bilememesi ve bu mirası her geçen gün çarçur etmesi gibi bir hal içinde bulunan bir şehir hüviyeti taşımaktadır. • Samsun’umuz daha iyisine daha güzeline layıktır. Yerel yöneticilerimiz Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 23


EKONOMi ÇALIŞTAYI

,siyasetçilerimiz ve bizlerde üstümüze düşenleri Allah için doğru dürüst bir şekilde yapabilsek var ya Samsun’umuzu kimse tutamaz... • Samsun’u ağır sanayi ile ilgili olarak ekonomik açıdan büyütmemizin çok olanaklı olduğunu düşünmüyorum. Özellikle bacasız sanayi olan turizm açısından geliştirilmesi ve cazibe merkezi haline gelmesi gerek ekonomik anlamda gerek katma değer yönünden samsun iline fayda sağlayacağını düşünüyorum. Bunun yanı sıra üretime dayalı oluşumların Samsun’un belli bir bölgesinin belirlenerek orada üretime dayalı orta ve büyük ölçekli işletmelerin kurulmasının da ekonomiye ve istihdama katkı sağlayacağı kanaatindeyim. Ayrıca gerek nüfus artışı bakımından gerekse katma değer anlamında daha fazla eğitime önem verilerek özel eğitim kurumlarının açılması gerektiğini düşünüyorum. Böylelikle istihdam sorunu azami ölçüye inecek ve Samsun ekonomisinde iyiye yönelik gelişmeler olacaktır. Mevduat bakımından baktığımızda en iyi sıralarda olan Samsun’umuz yatırımcıların güven duyacağı ve karlılık sağlayabileceği bir ortam hazırlanarak projelere yönlendirilerek mevduatların hareketsiz halinin işlem gören hale gelip bu durumdan Samsun ekonomisinin marjinal fayda sağlaması amaç ve hedefler arasında olmalıdır. • Samsun imkanları ölçüsünde üretim sağlayan ve imkanları ölçüsünde gelişim sağlayan bir şehir değildir. • Samsunlu değilim ancak Samsun’a gelmişliğim ve Samsunlu işadamlarıyla çalıştığım için 17 ilçenin her biri hakkında bilgiye sahibim. Samsun kesinlikle yaşanılması ancak tarihi değerlerini turizm açısından daha sahiplenici olup ekonomiye katkısı olacak şekilde sahip çıkılması gerektiğini düşünüyorum. Samsun sahip olduğu değerlerine sahip çıkmalı. • Şehrin trafik ve araç parkı özellikle şehrin merkezi sorunu ve halka şehrin geniş dairede aslında evimiz olduğu mantalitesinin anlatılması, yeni çevre temizliği açısından. • Samsun’u yıllarca ekonomik ve sosyal durum itibariyle (il sayısı 67 iken) ve halen 81 il içinde 12 ve 13.’ük arasında gidip gelmiştir. Bu durum Türkiye’nin de aynı düzeyde gelişmesine delalet eder. • Özelleşen KİT’ler teknolojinin ilerlemesi ile istihdam zaafı oluşturdu. Ancak külfetleri bulundukları yerlerde yaşanmaktadır.(Hava kirliliği başta olmak üzere) • İlimizin ekonomisini çok kötü görüyorum. Samsun’un yerlisi, emekli bir öğretmen olarak, eski Samsun’u arıyorum. Şu anda üniversite olmasa, ilimizin ekonomisi ne olacaktı? Bir çok fabrika kapandı, yenileri açılmadı. Gebze’deki Çayırova’daki fabrikalardan 10- 15 tanesi, teşvik verilerek ilimize taşınamaz mı? Samsun’un eksiği golf sahası mı? Sokaklar paralı otopark oldu , yeni otopark yapılmıyor? Ara sokaklara girilmiyor, yaya kaldırımından yürünmüyor, her yer araç dolu. Belediyelerin otopark yapması bu kadar zor mu? Gençlere iş sahası yok. Fakülte bitirmiş ama boş gezen gençleri gördükçe içim sızlıyor. • Samsun çok güzel bir şehir imkanlar çok ama siyasiler hiç bir işe yaramıyor sadece cenazelerde düğünlerde açılışlarda varlar yatırımcı şehrimize çekilmiyor istihdam yaratacak projeler desteklenmiyor.

24 EKONOMi ÇALIŞTAYI


SAMSUN’DAKİ EKONOMİK VE SOSYAL SORUNLARIN TEMEL NEDENLERİ İLE İLGİLİ DÜŞÜNCELERİNİZ? Samsun’un ortak akılla ve işbirliği içerisinde hareket etme becerisini nasıl görüyorsunuz?

Samsun bürokrasisinin kentin gelişimine katkısı ne yöndedir?

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 25


Samsun’da kentin gelişimine katkı sağlayacak şekilde bir siyasi birliktelik var mıdır?

EKONOMi ÇALIŞTAYI

Samsun’da yerel yönetimlerin yatırımın önünü açma becerisini nasıl görüyorsunuz?

26 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Samsun’da yatırım yapmak kolay mı? Yoksa zor mudur?

Bunların dışında değerlendirmeleriniz: (Katılımcı Görüşleri) • Samsun’da üniversite ve belediyeler acaba mevcut imkanlarının ne kadarını şehir içindeki esnafa yönelik kullanabiliyorlar, yapılan ihale ve verilen işlerin ne kadarından Samsun esnafı yararlandırılabilmektedir? • Şehrimiz diğer şehirlere göre kredibilitesi zayıftır. • Sanayileşme bilgi birikimi zayıf . Şehrin hedef ve ulaşma yolları belirlenmemiş. Şehrin tanıtımı zayıf . • Samsun’da yerel yönetimlerin çabası genel yönetimin önündedir. Ancak halkımızda ortaklık kültürü hiç gelişmemiştir. Mikro ölçekli ve aile işletmeleri hakimdir. Genel yönetim teşvikler yönünden Samsun’umuza gerekli desteği esirgemektedir. Samsun’da sanayi gelişmemiş üretim ve ihracat çok azdır. • Yatırım kolay fakat yatırımcının işi çok zor. Devletimizin işini namusuyla yapanı ve önce insan düşüncesiyle yapanı böyle düşünmeyene ve yapmayana karşı biraz daha savunup gözetmesi koruması hele hele gıda sektöründe faaliyet yürüten bir takım firmalar insanlığı zehirliyor. Burada bütün iş devletimizin bu duruma hakim olması. • Samsun’a ya da daha doğrusu Samsun firmalarına yatırım yapıldığı söylenemez. O kadar yerel firma kepenk kapattı ki bu çok acı. • Samsun’da alınan ekonomik, sosyal ve ticari kararlar her ne kadar geniş katılımlı toplantılar da ele alınsa da karar vericiler daha etkili olmaktadır. Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 27


• Yerel yönetimlerin yatırımcıların önünü açmak açısından sadece imara yollar açmak değil daha farklı çalışmalarının olması gerekmektedir. Bence yerel yönetimler yatırımcıyı teşvik edecek arsa veya projeler üretip yatırımcının bölgelere çekilmesi sağlanmalıdır belediyelerin finansal olarak yeterli bütçesinin olmadığı projeleri yap işlet devret modeli ile yaptırması gerekmektedir böylelikle hem belediye yatırımcıları bölgeye çekmiş olur hem de sosyal ve siyasi alanda hizmetler gerçekleştirmiş olur. • Samsun’un öncelikle sanayi, genel ticaret, tarım ve turizm alanlarında genel bir fotoğrafının çıkartılması ve acil eylem planlarının belirlenmesi gerekmektedir. gerek ticaret ve sanayi odası ve gerekse diğer kuruluşlar tarafından her yıl istatistik verileri hazırlanmasına rağmen Samsun kamuoyunda ve iş ve ticaret piyasalarında bir farkındalık oluşturulmamakta ve raporlar arasında rakamlar kaybolmaktadır. Konuşma ve paylaşma kültürü akabinde dinleme kültürü konusunda şehrimiz maalesef geridedir. Tüm bu hususular halledilmeden istihdamın artması içeriden ve dışarıdan yatırımcının bu şehre ilgisinin artması çok zor olacaktır.

EKONOMi ÇALIŞTAYI

GÖRÜŞLERİNİZ İstihdam imkanları oluşturmak için önerileriniz nelerdir? • Belediyenin sosyal tesisler haricinde istihdam sağlayıcı çalışmalara ağırlık vermelidir. • Turizm geliştirilmeli. • Yatırım yapılacak alanların alt yapısının sağlanması ve müteşebbise ücretsiz verilmesi. Enerji trafolarının bedelinin devlet tarafından karşılanması. Doğalgaz bağlantılarının bedelinin devlet tarafından yüklenmesi. Belediye ve üniversitelerin sürdürülebilir enerjiye yönelmeleri ve enerjinin daha düşük fiyata üreticiye sunulmasının sağlanması. Kalkınma projelerinin desteklenmesi ve bölgesel odaklı yapılanma projelerinin profesyonel ekipler tarafından yazılmasını sağlanmak. • Sanayi ve özellikle de tarım alanlarında geliştirmeler yapılmalı. • Samsun’un siyasi birlikteliğe ve siyaset üstü ortak hedeflere sahip olması gereklidir. Bu doğrultuda şehrin bir ortak aklının oluşması lazımdır. • Samsun da siyasi birliktelik yok. • Siyasetçiler arasındaki rekabet ile bürokrasinin çalışmazlığı kentin kalkınmasına olumsuz yönde etki etmektedir. • Samsun’da siyasi birlik bence yok. Siyasetle de zaten uğraşmıyorum. seçim sistemi ve partiler kanunu değişmedikçe de siyasetle uğraşılmaz. Samsun, göçebe bir şehir oldu. belediyeler çalışıyor ama, siyasette Samsun’un sahibi yok. Trabzon - Samsun çatışması devam ediyor. Turizmle ilgili çalışma yapılıyor, seyahat acenteleri il dışından ve yurtdışından davet ediliyor ama, Samsun’daki seyahat acentelerine haber verilmiyor. Fuarlara Samsun katılıyor ama, acentelere, otellere yer verilmiyor. Trabzon ise, şehrin tüm oteli ve acentesiyle birlikte katılıyor. Ordu bile bizden daha iyi durumda.

28 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Samsun’da yatırım yapmak, bugünkü politikalarla zor. ticaretin merkezi sadece İstanbul olduğu için zor. Fabrikalar Samsun’da çok olsa, şehre gelen kişi sayısı da artacak. İş adamları ve temsilcileri gelecek. Sadece turistik amaçlı gelenleri saymakla turist sayısı belli olmaz. Bu tür iş için gelenler de turist kapsamına girer. • Turizm yönünden oldukça zengin olan ilimizde turizm yatırımlarına daha çok önem verilmeli, yabancıların ilimize yatırım yapmalarını teşvik ve temin edilmeli, tarım yönünden oldukça zengin olan ilimizde tarım ve hayvancılık yatırımları teşvik edilmeli. • Yeni yatırım alanları açılmalıdır. • Yeni Organize Sanayi Bölgeleri kurulmalı ve yatırımcı teşvik edilmeli. • Onbir yaşına gelmiş çocukları aile ve okul kararı ile meslek yapmaya kabiliyetli olanlar yönlendirilmeli. • Bedava arsa altyapı eğitim meslek lisesi devletin üretilenlerin satışını destekleyici tedbirler alması. • İstihdam sanayi ve hizmet sektörünün gelişmesine bağlıdır. • Kırsal kesimde tarım ve hayvancılığın gelişmesi için eğitim semineri Yeşilırmak ve Kızılırmak Havzasındaki arazilerde alternatif ürünler planlamak. • Samsun bulunduğu coğrafi yapısı itibariyle fabrikalaşma şansı zayıf illerimizden biri olmasına rağmen, ülkemizin kuzey kapısı olması nedeniyle 250 milyonluk Rusya Pazarı için ticaret ve lojistik merkezi konumundadır. Bunun geliştirilmesi önem arz eder. • Katma değeri yüksek tarımsal ürünler, özellikle endüstriyel tarım ürünlerinin üretiminin teşviki ve ihracata dönük üretim yapan yerel işletmelerin desteklenmesi. • Samsun’da istihdamı arttırıcı çalışmaların öncelikle nitelikli ve niteliksiz personel kategorilerinin yada başka bir deyişle vasıflı veya vasıfsız eleman ayrımının çok iyi bir şekilde yapılması gerekmektedir .Ayrıca üretime ve turizme yönelik çalışmaların arttırılması ivedi bir şekilde yapılmalıdır . Burada en önemli etken yerel yönetim ve Samsun’daki siyasetçilerimize düşmektedir. Yatırımların sadece devlet tarafından yapılmasıyla kısıtlı kalınmayıp özel sektör yatırımlarının da olması gerekmektedir. • Turizmin geliştirilmesi. • Bafra ve Çarşamba ovalarında tarım ağırlıklı fabrika ürün işleme tesisleri deniz baraj turizmi ve Lâdik Gölü turizme kazandırılmalı. • Vergi yükünün azaltılması ve adaletli yapılması. • Üretim alanları açılmalı, Sanaiye dayalı tarım faaliyetleri geliştirilmeli. • Esnafın destelenmesi gerekir. • Şehrin genel bir ticaret ve sanayi yatırım planı çıkartılmalı acil eylem planları hazırlanmalı ve şehrin öncelikleri belirlenmelidir. Bu şehir öncelikle hangi alanda ön plana çıkarak yeni istihdam programları oluşturacak buna karar vermelidir. • Yeni fabrikalar, siyasi destek, istihdam sağlayacak büyük yatırımcılar. • Yabancı yatırımcıların şehrimize çekilmesi, Organize Sanayi Sitelerinin Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 29


faaliyete geçirilmesi, Samsun’un teşvik kapsamına alınması. • Samsun’a fabrikalar taşınmalıdır. İş adamlarına teşvik verilmelidir. Şehirden alınan vergi ile, o verginin şehire yüzde kaç oranında döndüğüne bakılarak yatırım yapılmalıdır. • İnşaat sektörünün önü açılmalı. • Bereketli toprakları daha iyi değerlendirip üretime yönelik gıda alanlarında çalışacak insanların da eğitilmesi. • Teklifleri geri çevirmemek yardımcı olmak gereklidir. • Yerli ve yabancı yatırımcının ilimizde yatırım için teşvik edilmeleri gereklidir. • İşverenlerle iş arayanları buluşturacak organizasyonlar yapmalı. • Organize sanayinin daha verimli hale getirilmesi ve iş adamlarının bir araya gelerek ortak yatırımlar planlanmalı. • Hizmet sektörüne ağırlık verilmelidir.

EKONOMi ÇALIŞTAYI

Şehrin gelişiminde siyasetin nasıl bir rolü olmalıdır? • Şehirler doğru ve birlikte siyasetle gelişir, o da Samsun’da yok . Büyük küçüğe yol vermiyor. • Her kesimi kucaklamalıyız. • Önce Samsun diyebilen ortak bir siyasi duruş geliştirilmeli. Samsun ekonomi platformu bunun için önemli bir adım sayılabilir. • Siyaset aktif bir rol oynamalıdır. Siyaset erbabı birlik ve beraberlik içinde ve daima iletişim halinde olacak şekilde hareket etmelidir. • Birleştirici ve kolaylaştırıcı bir rol üstlenmelidir. • Bütünleştirici, teşvik edici, Samsunlu ruhunu temsil etmeli. • Samsun’un 2023 ve 2053 vizyonu çizilmeli ona göre yapılanmalıdır. • Toplanacak kongrede bölgesel ve şahsi olmaktan çok Samsun’un öncelikli sorunları tespit edilerek adım adım ilerleme sağlanmalıdır. Bu konu ile alakalı maalesef üniversite ve STK’ların herhangi ciddi bir çalışması bulunmamaktadır. TOBB’un ve Kalkınma Bakanlığının çalışmaları ise yeterlilikten ve gerçeği yansıtmaktan uzak durmakta. • Tüm siyasetçilerin sloganı önce Türkiye, Samsunlu’ların ise Samsun olmalı. • Kentsel dönüşüme süratte ağırlık verilmesi. • Politik görüş ayrımı yapılmadan bütün zenginliklerinin siyasiler, bürokratlar tarafından destek görülmeli Turizm, Tarım, Eğitim vs. • Yatırımları teşvik edici düzenlemeler yapılmalı. • Şehrin geleceğinin planlanması ve hedeflerinin oluşturulması kolaylaştırılmalı.

30 EKONOMi ÇALIŞTAYI


• Şehrin gelişiminde siyaset, daha çok organize edici ve yol gösterici rol üstlenmeli Yatırım yapacaklara mevzuatta yardımcı olmalı, yatırımcının önündeki hukuki ve maddi engelleri kaldırmalı. Tarım ve hayvancılığa yatırım yapacaklara, devlete ait arazileri tahsis etmeli. Mümkün olursa sanayi ve ticarete yatırım yapacaklara yer tahsisi yapılmalı. Yapılacak bu tahsislerin bedelsiz olması gerekmez. Makul bir bedel alınmasının bir mahzuru yoktur. Bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde, yatırım için en önemli şeyin teşvikler olduğunu düşünmekteyim. Şehrimizde banka mevduatlarına bakıldığında yeterli sermaye birikiminin olduğu görülmektedir. Ancak bu mevduatları yatırıma kanal ize etmek gerekmektedir. • Topyekûn kalkınmayı öne alan, kısır çekişmelerden uzak ve özellikle katma değeri yüksek sanayilerin ve yatırımların ilimize kanalize edilmesini sağlayacak her partiden katılım sağlayan siyasi bir platformun oluşturulması. • Samsun’u temsil eden Bakan, Milletvekilleri ve yerel yöneticiler teşvik konusunda daha çok çabalamaları gerekmektedir. • Teşvikler ve kolaylaştırma. • Parti ayrımı gözetilmemeli, ortak payda da buluşulmalıdır. • Tüm yerel yöneticiler Osman Genç gibi aktif ve girişimci olmalıdır. • Siyasetçiler partilerine göre değil halka göre hareket etmeli. • Etkin ,belirleyici ve yaptırımcı. • Siyaset Samsun’a sahip çıkmalıdır. Trabzon doğumlu veya babası Trabzon’dan, Rize’den, Gümüşhane’den gelmiş olsa dahi, siyasetçi, “Samsunluyum” diyebilmelidir. İş sahaları açabilme, fabrikaları Samsun’a taşıtma gücü siyasettedir. • Adam kayırmamalı eşit davranılmalıdır . • Samsun’un siyasetçileri öncelikle devlet yatırımları sonrasında da özel sektör yatırımlarının şehre gelmesi noktasında ciddi bir efor sarf etmeleri gerekmektedir. Samsun şehri siyasetçisiyle yerel yönetimleriyle bürokratlarıyla vatandaşlarıyla bir bütün olarak değerlendirilmeli marjinal fayda sağlanması için bürokratik engellerin önde gelen siyasetçiler tarafından aşılması gerekmektedir. Ayrıca siyasetçilerimizin Samsun ilini yatırım ve turizm noktasında cazibe merkezi haline getirebilmeleri için gerekli reklam ve oluşumların içinde bulunmalıdırlar. • Siyasetçiler her şeyden nemalanmanın derdinde.. Hangi büyük firmayı Samsun’a getirse ondan nemalanıyor.. Esnaf arada kaynıyor.. Şehrin en güzel yerlerini büyük şirketlere veriyor.. En ücra köşelere esnafı atıyor.. Şehir esnafı kazanmadıktan sonra nasıl vergi versin.. • Siyaseti ve siyasi birlikteliği oldukça aktif kullanan şehirlerin son 10 yıl 15 yıllık gelişim periyotlarına baktığımız zaman bu durumun ne kadar ehemmiyetli olduğu hususunda hemfikir olacağız. Siyasi birliktelik veya ortak akıl veya şehrin ortak menfaatleri için ortak paydada buluşma olmaz ise olmazımız olmalıdır. • Siyaset, toplum, ülke yararına ise işe yarar Siyasetçilerin kişisel yarar sağlayıcı işler yapmasından kimse memnun değil. Siyasetin ne olduğunu ne yapması Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 31


gerektiğini bilmeden seçilmiş olanlar da var. • Siyasi yönden şehrin gelişmesi ve büyümesi için bütün akla değer projelerin siyasi yönden engellerin kaldırılması hatta yol ve fikir birliği içinde çalışılmalıdır. • Siyasetteki çekişmeler ve kişisel kaygılar maalesef şehrin sorunlarına el atmaya engel olmaktadır. Siyaset üstü şehir için bir ortaklık olmalıdır. • Seçilenler, kendisinin yada ailesinin doğduğu şehrin değil, seçildiği şehrin kalkınması için çalışmalıdır. • Siyasi birliktelik olmalı. • Aynı partiden seçilmiş siyasetçiler arasında köşe kapmaca oyunundan vazgeçmeli.

Yerel yönetimlerden beklentileriniz nelerdir? • Yerel yönetimlerin önündeki engellerin aşılması. Hizmetlerine engel değil katkı sağlayan bir yapının olduğu bir Büyük Şehir Belediyesi olmalı.

EKONOMi ÇALIŞTAYI

• Parti belediyesi değil halkın belediyesi olmalı. • Yerel yöneticiler ve de özellikle ilçe belediyeler son yasa düzenlemesinden sonra ekonomik olarak büyük şehir belediyesinin insafına terkedilmiş durumdadır. Yapılacak bir üst akıl kuruluyla ortak sorunlar ve yatırımların yapılmasında yerel yönetimlere önemli görevler düşmektedir. Son belediye kanunu maalesef sorunlara yol açmaktadır. Yurt dışı imkanlarının kullanılması bu konuda önem arz etmektedir. Avrupa birliği projelerinin Türkiye’ye aktarılmasında daha aktif hale getirilebilir. • Şehrin yönetiminde ve gelişiminde kesinlikle aktif rol oynamalıdırlar. Ayrıca mümkünse sektörel bazda da her iş ve kamu grubunu bir alanda toplayarak şehrin çehresini değiştirmelidirler. • Birleştirici, kolaylaştırıcı ve bütüncül bir yönetim anlayışı benimsenmelidir. • Yerel yönetimler, şehrimizde yatırım yapılacak alanları yatırım cinsine göre belirlemeli, yatırımları bu belirlenen alanlara kanalize etmelidir. Ayrıca yerel yönetimler, yatırım alanlarının alt yapılarını en seri şekilde tamamlamalıdırlar. Yatırım yapacaklara hukuki mevzuatta kolaylık sağlamalı, yatırımcıları bürokratik işlemler ile oyalamamalı, Yerel yönetimler, gerektiğinde yatırımları organize etmeli, hatta imkan olursa bu yatırımlara hissedar olmalıdırlar. • Sosyal belediyeciliğe daha fazla önem verilmeli, yeni ticaret ve sanayi alanları oluşturulmalı ve yatırım getirmek için çalışmalar yürütülmelidir. • Şehrin yol ve park sorununu ihtiyaca göre çözmelidir. • Üretken STK’lar ile iletişimlerini kuvvetlendirmeli. • Samsun sahil bandına yayılan bir şehir olması nedeniyle işletmelerin çoğunluğu şehir merkezinde kalmıştır. Dolayısıyla şehir merkezinde kalan bu işletmelerin bağlantı yollarının sağlanması, genişleme alanlarının ise imara açılmaması.

32 EKONOMi ÇALIŞTAYI


• Yerel yönetimler tatlı bir rekabet içinde “Önce Samsun” demelidirler. • Belediyeler ellerinde imkanlar ile mümkün olduğunda yerli ve yabancı yatırımcılara kolaylık sağlamalı. • Dini tesis alanlarının yeterli olması, planlama yapılırken Müftülüklerin görüş ve önerilerinin dikkate alınması, yerlerinin temizliğinin sağlanması. • Yatırıma yönelik çalışmalarda yatırımcılara kolaylık sağlanarak Samsun’un katmadeğerinin artırılmalıdır. • Koordineli bir çalışmayla yatırımcılara yer, tesis rahat ulaşım imkanları sağlanmalıdır. • Yöneticilerin daha ulaşılabilir olmaları gerekir. • Yerel yönetimler şehrin imar yönünden gelişmesinde yeni yaşam alanlarının belirlenmesinde yeni iş ve ticaret planlarının yapılmasında kısacası şehrin kılcal damarlarına kadar planlanmasında aktif ve öncelikli göreve ödeve sahiptir. Bir şehirde yerel yönetimler istemez ve gelişimin önüne engel olurlar ise o şehir ne büyüyebilir ne gelişebilir ne de yaşanabilir tercih edilebilir bir şehir olur. • Bir belediye hizmet yapması için var olan kaynaklarını optimum bir şekilde kullanması gerekmektedir. Kaynaklarının yeterli olmadığı durumlarda belediye borçlanmakta ve kredi kullanmaktadır. Gelirinden çok borçlandığı zaman belediyenin borç yükümlülüğü en üst seviyeye ulaşmaktadır. Hal böyleyken belediyenin yapması gereken projeleri ya da yapmak istediği projeleri borç yükünü arttırmayacak şekilde yap işlet devret ya da AB hibe programı dahilinde gerçekleştirmesi gerekmektedir. Belediye de yatırım yapma anlamında borç yükümlülüğü artacak ise yatırımın geriye dönüş hızına göre bu borç yükümlülüğü değerlendirilmelidir. Örneğin belediyenin üretim tesisi kurduğunu ve buraya belli bir miktar kaynak ihtiyacı olduğunu ve bu kaynağı borçlanarak elde ettiğini varsayarsak ve bu üretim tesisinin geri dönüşüm hızının çok iyi olması gerekmektedir. Yani azami 60 ay gibi bir sürede kendini amorti edecek yatırımlar yerel yönetimler için karlı yatırımlardır. Hizmet yapabilmek için kaynak yaratmak lazım kaynağı da kaynak getirici yatırımlarla finanse etmek lazım ki belediyenin borç yükümlülüğü çok artmasın. • Kalabalıkta gözükme çabasından vazgeçilip, kenar mahalle ve sokaklara inilmeli. Hayat arka sokaklarda yaşanıyor. • Sadece şehrin soruları ile değil istihdam yaratacak projeler üretmeliler. • Belediyecilik çöp toplayıp, yol yapmaktan ibaret olmamalı. • Uzun vadeli şehir planlarının yapılması gereklidir. • Yerel yönetimler, şehri daha yaşanabilir hale getirmelidir. Şehre yukarıdan baktığınızda ne kadar yeşillik görebiliyorsunuz? Kaldırımlarda ne kadar rahat yürüyebiliyorsunuz? Duraklarda ne kadar az bekliyorsunuz? Okullarımız neden hala şehrin içinde? Söylenmesine rağmen, okulları bir araya toplayacak “Eğitim Kampüsü” niçin yapmıyor? Peş peşe gökdelenler niçin yapılıyor ? • Daha modern ve yaşanılabilir bir Samsun istiyoruz. Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 33


• Eğitimsiz kişileri ,akraba ,arkadaş, tarafgirlikle, torpille işe almak da ne? Kim o işi en iyi yapacaksa o alınsın, kriter yok, ise yaramaz yalakacılar ,alkışçılar itibar görmemeli. • Seçildikten sonra artık siyasetten çok hizmetlerle gündeme gelsinler. • Birlik ve beraberlik içinde çalışmak el birliği ile Samsun’u Samsun yapmak Karadeniz’de parmakla gösterilen bir şehir olma yönünde yerel içinde iç savaş olmadan yapılanma ve altyapı kurmak gereklidir. • Yerel yönetimlerin şov amaçlı faaliyetleri bir kenara bırakarak şehrin gerçek sorunlarına eğilmeleri, bütüncül bir yatırım anlayışı ile ortak hareket etmeleri birbirleri ile çekişmek yerine bir araya gelerek çalışmalar planlamaları gerekmektedir. • Şehri daha yaşanılabilir hale getirmek için Samsun’un gerçek kimliğinin kazandırılması gerekiyor yatırımın önü açmalıdır (arsa ve altyapı vs.)

EKONOMi ÇALIŞTAYI

Şehri yönetenlerden beklentileriniz nelerdir? • Halkı düşünmek kadar müteşebbisleri de düşünmek gerekiyor Samsun’dan ciddi bir sermaye kaçışı var bunun önüne geçmek lazım. Diyalogsuzluk ve empati yeteneğinin gelişmemesi bunun en önemli nedenidir. Genç nüfus yapısı diğer şehirlere göre daha iyi durumda olan Samsun’un proje kapsamında -ara eleman- yetiştirme hamlesi ile işgücüne kazandırabilmeliyiz. Bu konuda yöneticilere önemli bir rol düşmektedir. Yöneticiler öncelikle kendi aralarında diyalog halinde olmalılar. • Kurumların ve yöneticilerin birbirleri ile koordineli davranmaları önemlidir. • Şehri şekillendirirken orada yaşayanlarla birlikte karar alınmalı. Gaziantep örneğinde olduğu gibi ortak akıl platformu oluşturulmalı. • Şehrin gelişimine topyekûn bir bakış açısıyla uzun vadeli ve sürdürülebilir planlamalar yapmaları. • Halkın istek, ihtiyaç ve beklentileri doğru analiz edilmeli, istihdam imkanları yaratılmalı, şehrin sorunlarını yine şehirle birlikte çözmeye çalışmalarını bekliyoruz. • Şehri yönetenlerden beklentilerimiz, şehrimizde yapılacak alt yapı ve imar çalışmalarının hakkaniyet ölçüleri içerisinde yapılması, Bu konuda birilerine menfaat temin edecek yatırımlardan ve işlerden kaçınılması. Yöneticilerin yol gösterici, organize edici rol üstlenmesi. Bizim ülkemizde kamunun yaptığı yatırımlardan kaynaklanan gayrimenkul ve diğer değer artışlarının vergilendirilmediği aşikardır. Oysa ülkemizdeki kişilerin zenginliğinin en önemli kaynağı bu değer artışından ileri gelmektedir. Kamunun özellikle yerel yönetimlerin kaynakları ile yapılan alt yapı ve üst yapı yatırımlarının bu yöredeki kişilere sağladığı değer artışlarının vergilendirilmesi veya bu harcamalara değer artışından faydalanacak kişi ve kuruluşların katkılarının sağlanması kamu menfaati yönünden elzemdir. • Vatandaş şikayet kutuları oluşturulup mutlaka cevaplandırılmalı. • Şehrin geleceğine yönelik master planlar yapmalıdır. • İyi bir planlama ile yol, konut, işyeri, sanayi, okul, park yeri, yeşil alan vs. kaliteli yaşam alanları

34 EKONOMi ÇALIŞTAYI


üretilmelidir. • Katma değeri yüksek sektörlerin yöneticilerinin taleplerini şehrin talepleriyle örtüştürmelidirler. • Yaşana bilirlik açısından Türkiye’de orta sıralarda bulunan Samsun’un en başta şehir içi ana arterlerinin genişletilerek ya da alternatif yollar yapılarak trafiğin rahatlatılması raylı sistemin araç akısına engel olmadan yapılması gerekir. • Gerek atanmışlar gerek seçilmişler hukukun üstünlüğüne inanmalıdırlar. • Birbirleri ile uyumlu eşgüdüm içerisinde çalışması dini ve sosyal hizmetlerin desteklenmesi. • Eşit şekilde tüm Samsun’un ilçeleri ile birlikte gelişmesi için destek vermeli. • Öncelikle istihdamı ve üretimi arttırıcı önlemler alınarak çalışmalar yapılması gerektiği kanaatindeyim. Sonrasında yatırımcıların ve üreticilerin ham madde, mamül ve yarı mamül ihtiyaçlarını Samsun ili içerisinde çözmeleri için gerekli siyasi ve bürokratik alt yapının hazırlanması noktasında yöneticilerin çalışması gerekmektedir. • Bu şehir için ortak menfaatleri belirlemek bu şehir için ortak aklı ve paydayı belirlemek kişisel hırs ve ihtirasları bir kenara bırakmak ortak eylem planları oluşturmak bu hedeflere ulaşmak için gayreti arttırmak gereklidir. • Güvenlik , ulaşımın rahatlaması için yeni yaklaşımlar, Samsun’un yeniden cazibe merkezi olan iller arasında yerini alması hedeflenmelidir. • Sayın yöneticilerden, benim gibi bir vatandaş olarak şehri yaya gezmelerini, bir vatandaş gibi durakta otobüs, tramvay beklemelerini ve binmelerini, kahvelerde oturan gençlerle, esnafla konuşmalarını istiyorum. Şehire yüksekçe bir yerden bakmalarını, niçin “yeşillik alan olmadığını” sorgulamalarını istiyorum. • Kişisel işlerden vazgeçmeleri ve Samsun’a hizmet için daha çok çalışmaları. • Şehri yöneten değil bir odayı yöneten idareci önce gitsin Hz. Ömer’i okuyup anlasın. Yapabildiği kadarını yapsın. Yeniden inşa edilmesi gereken bir İdarecilik var, Adaletsiz Kalkınma olmaz..! • Samsun sadece peyzaj düzenlemesi ve binalarla oluşmamalı, ticari yönden de düşünülmeli adam akıllı bir sanayi ve organize sanayimiz yok nasıl yok denildiğinde ise önerim Bir Antep, Bir Bursa veya Ankara sanayilerini dolaşmaları bunun için öncelikle düzenlenmesi gerekmektedir. • Sivil toplum örgütleri ve diğer yöneticiler fikir muhasebesini bulunarak ortak aklı oluşturmalıdırlar.

Ticari riskleri azaltmak ve krizlerin önüne geçebilmek için erken uyarı sistemi kurulabilir mi? • En ciddi risk ÇEK Kanunun yeniden düzenlenmesidir. bu konuda rol yerel yönetimlerden çok devlete düşmektedir. Bu sorun Türkiye’nin ortak meselesidir. Analitik bütçenin verimli kullanılması ve bankacılık sistemindeki restorasyonla bu Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 35


EKONOMi ÇALIŞTAYI

risklerin önüne rahatlıkla geçebiliriz. • Büyük ölçekli işletmeler için erken veya sistemin kurulması bence mümkün. Ancak maalesef şehrimizin küçük esnaflarının zihniyetleri gereği bu imkansız. • Her ne kadar ekonomide riskleri önceden tahmin etmek deprem tahminleri gibi, çok zor bir iş ise de, ticaretteki riskleri önceden görmek mümkündür. Bu nedenle bu konuda bir erken uyarı sistemi kurulabilir ve de çok faydalı olabilir. • Ekonomik dengelerin doğru analizi ile mümkündür. • Yerli malı tüketimi özendirilmelidir. • Ticari risklerin azaltılmasının en etkin yöntemi şehrin ihtiyaçları baz alınarak yatırım önceliklerinin bu sektörlere verilmesi, atıl kapasite oluşturacak sektörlerin önünün tıkanması gerekir. Bunu yaparken de rekabetçi ortamın canlı tutulması önem arz etmektedir. • Sanayi ve Ticaret Odası bünyesinde girişimcilere özellikle ekonomik riskler konusunda hizmet verecek bir birim kurulabilir. • Aslında bu husus STK’lar bünyesinde kurulup geliştirilebilir. • Elbette kurulabilir fakat dünya ölçeğinde de olması gerekir. • Gerek Ticaret Odası gerek yerel yönetimler gerek Valilik alanında uzman olan ekonomistler tarafından bir birim kurularak gerek ülke bazında gerekse Samsun ili bazında uyarı ekonomik sistemi kurulabilir. Burada sadece krizi değil de yatırım ve yatırımcıyı düşünmekte de yarar vardır. • O iş çok zor bu kadar terörün oluğu bir ülkede yaşadığımıza dua etmek lazım. • Bu ancak ortak akıl çerçevesinde şehrin tüm iş ve ticari dinamikleri ile şehri yönetenlerin bir araya gelebildiği birbirlerini dinleyebildikleri ve anlayabildikleri ortamların oluşturulması mümkün olacaktır. • Erken uyarı sistemi nedir ?Yine rant getiren sisteme ne gerek var? Ticari risk ve krizler bu işin içinde olanlar tarafından Analitik kritik edilerek düşünülmelidir zaten. Her işin risk faktörü hesaplanmadan işe başlanmaz. Başlandıktan sonra da erken uyarı diye bir şey olmaz..! • Tabiki kurula bilir ama öncelikle alt yapı burada çok büyük etken olacaktır alt yapısız hiç bir şey olmaz. • Uzman ekonomistleri işverenlerle buluşturan organizasyonlarla olası riskler konusunda bilgilendirmeler yapılabilir.

Sektörel kümelenme sorunlarımız ve marka geliştirme konusunda neler yapılabilir? • Markalaşma olmadığı sürece büyüyemeyiz. Marka ile birlikte sektörler bir araya gelip şirketleşmesi lazım. • Güven altyapısı tesis edilmeli önceki konu başlıklarındaki “yapılmalı” kısımları hayata

36 EKONOMi ÇALIŞTAYI


geçirildiğinde otomatikman bu sorunların çoğu da çözüme kavuşmuş olacaktır. • Öncelikli olarak Samsunculuk ön plana çıkaracak çalışmalar yapılmalı ve bu bilinç tüm halka, özellikle gençlere aşılanmalı. Diğer taraftan da Samsun menşeili marka sahibi firmalar da bilinçlendirilmeli ve desteklenmeli. Ayrıca bu çalışmaları yapabilecek tecrübe sahibi ve başarılara imza atmış firmalar ile kampanya çalışmaları yapmalı. • Kümelenme için sürdürülebilir projeler üretebilir ve ihracat hususunda destekler sağlanabilir. • Mediküm ve yeni kümelenmeler desteklenmeli. • İlimizde sektörel kümelenmenin çok başarılı olduğunu söylemek pek mümkün değildir. Bunun sebepleri arasında en önemli yeri kanaatimce, yöre olarak rekabeti sevmememiz ve rekabetten korkmamız almaktadır. Ayrıca yöre insanı olarak ortaklığı ve kolektif çalışmayı pek sevmememizin bu konuda payı olduğunu düşünmekteyim. Marka geliştirme konusunda ülke olarak bunun ekonomik değerini daha henüz kavramadığımız aşikardır. Tabii ki marka geliştirmek ekonomik bir güç ister, yatırım ister. Bu konuda yatırımcılarımız bilinçlendirilmeli, marka yatırımına teşvik edilmeli, devlet teşviki verilmeli, gerekir ise devlet kurumları marka yatırımlarına ortak olmalıdır. • Şehir kalitesiz ürün yapanı bünyesinde barındırmamalı. • Şehrin tanıtımında markaların yerli malı olana ücret iadesi yapılması (%5-10 devlet). • Şehrin başarılı olabileceği sektörler belirlenebilir. • Öncelikle Samsun’da hangi sektörler teşvik ve destek verilmeli net olarak bunun belirlenmesi gerekir. Bunlar içinde de önceliğin hangi sektöre verileceğinin belirlenmesi gerekir. • Tarım ve gıda konusunda iddialı bir yere gelebilecek olan Samsun’da Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesinin daha da geliştirilip büyütülmesi gerekmektedir. Ulusal ve uluslararası ölçekte iyi bir konuma gelebilmesi için tarımsal üretimindeki artış paralelinde büyük gıda üretici firmaların şehre çekilmesi gerekir. • Yerel yönetimlerin katkı vermesi yasal alt yapının oluşturulup işletmelerin kolaylaştırılması. • İsim yapmış kişilerle marka toplantıları yapılabilir. • Fason üretim yerine markalaşma önemlidir, fuarlarda tanıtım ve internet üzerinden alışveriş desteklenmelidir. • Sık sık istişare edip fikir geliştirmek gereklidir. • Mantıklı bir projedir.. Ama uygulama şekli çok önemlidir.. • Devletin ve hükûmetimizin daha çok destek vermesi gerekmektedir. • Kümelenme gösteren yatırımların sektörel teşvik kapsamına alınması için siyasiler ve bürokratların birlikte hareket etmelidirler. Kurumsal danışmanlık ve marka danışmanlığı ile ilgili hizmet birimleri kurulması gereklidir. • Samsun ve ilçeleri içerisinde baktığım zaman hangi sektörün hangi ilçe veya merkezde ağırlıkta olduğunu ve sektör kümesinin orada daha çok gelişmesi için neler yapılması gerektiğini bilmek gerekir. Marka geliştirme noktasında ise gerek ilin Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 37


EKONOMi ÇALIŞTAYI

markalaşması gerekse üretimi yapılan ürünlerin markalaşması noktasında il ,ilçe ve ülke genelinde reklama dayalı fuarlar ve üretilen ürünlerin kalitesine dayalı sempozyumlar yapılmalıdır. Bunu şöyle yorumlayabiliriz; gerek il gerek ürün noktasında oluşacak olan markalaşmaların alternatif maliyetinin azami ölçüde olacağı şekil ve şartlarının hazırlanması gerekmektedir. • Öncü sektörler belirlenmeli bu sektör temsilcileri ile düzenli bir araya gelinmeli ve istekler talepler alınmalı planlama yapılmalı ve uygulanabilir projeler ortaya konmalıdır. Marka geliştirme bir ARGE işidir. Bu hususta gerek üniversite gerek sanayi ve ticaret odası ve bağlı kuruluşlar ortak hareket etmelidir • Futbol takımına sahip çıkmayan, Süper ligde takımı olmayan şehrin markası nasıl olacak? • Meslek komitelerinin daha güzel çalışmalarının sağlanması. • Reklam ve ihracata ağırlık verilmelidir. • Kişisel hasetlikler olmadan kim marka yapmaya layık bir gelişme sağlarsa destek olmalı. Yeni farklı fikirlere açık olmalı. Gençleri marka projeler üretmeye teşvik etmeli ve ARGE çalışmalarına katılım geniş olmalı. • Samsun halen sektörel kümelenmede mesafe kat edememiş ve uluslararası markalar yaratamamış bir şehirdir. Oysa imkanları itibari ile birçok önemli marka oluşturulabilirdi. • Kültürel ve geleneksel ürünler markalaştırılabilir. Örn: Nokul gibi, tirit gibi, pide gibi, yöresel ürünler markalaştırılabilir. • Markalaşmayı sektör sahipleri gerçekleştirir ancak uzmanlar birey basında rehberlik yapmalı.

Oluşturulacak bir ekonomi platformunda neler tartışılsın, hangi konular üzerine yoğunlaşılsın istersiniz? • Ekonominin belirli kişilerde değil emeği geçen herkesin ortak sorumluluğu olacak yönde çalışma yapılabilir. Ekonomi tartışılacaksa taban ve tavan bir araya gelmeli. • Tarım ve hayvancılık (Çünkü mükemmel iki ovanın arasındayız) Ticaret ve Sanayi (Çünkü stratejik bir konumda yer almaktayız) Turizm (Çünkü Tabiat varlıkları sahil, yayla, orman, kaplıcaları- tarihi varlıkları ile tam değerlendirilmelidir) Karadeniz bölgesi kıyı şeridinin lokomotifi olabiliriz. Bunun için Karadeniz İşbirliği Örgütü Samsun’un uhdesine alınmalı. Üniversitede bir slav araştırmaları merkezi ve Rusça bölümü kurulmalı. Kongre ve kültür merkezi yapılanması mümkün görünmektedir. • Seçilen konular gayet başarılı. Ancak şehrimizde gün geçtikçe sayısı artan Suriyeli ve Iraklı nüfusun işveren ve çalışan olarak, ticarete ve ekonomiye etkisinin de tartışılmasını faydalı görüyorum. Zira bu sadece şehrimizi değil ülkemizi de ilgilendiren bir durum. • Bana göre oluşturulacak bir ekonomi platformunda, Bölgemizde yapılabilecek en rantabl yatırımlar belirlenmeli ve yatırımcılara geniş izahatlar ile bu konu anlatılmalıdır. Yatırımlar konusunda

38 EKONOMi ÇALIŞTAYI


insanlar bilinçlendirilmelidir. • Yeni yatırım alanlarının oluşturulması, lojistik imkanların geliştirilmesi, demiryolu kapasitesinin artırılması, teşvik mekanizmasının revizyonu ilimiz, potansiyeli olmasına rağmen neden Çorum, Konya, Adana gibi tarım ve sanayi şehri olamıyor? Bu illerin nasıl bu sektörlerde ön plana çıktığını araştırmak ve örnek almak için 30, 20 ve 10 yıl önceki durumlarının incelenmesi gerektiğini düşünmekteyiz. • Her fabrika kendi alacağı nitelikli işçiyi küçük yaşlardan itibaren bünyesinde M.E. Bakanlığı ile ortak olarak eğitmeli ve diplomalı meslek sahibi olarak işçiler bu kaynaktan alınmalı. • İstihdamı artıracak sektörleri belirleyip bunların hayata geçirilmesi ile yoğunlaşılabilir. • Samsun’un Ticari yapısına yön verecek şekilde nasıl yapılanacağının irdelenmesi. • Sanayinin geliştirilmesi, istihdamın artırılması genel hedefler doğrultusunda ihracatın artırılması . • Samsun’un öncelik sektörünün ne olduğu, bu sektörlerin birbiriyle nasıl büyüyeceği, bu sektörlerin il ekonomisine ne gibi katkı sağlayacağı konuşulmalı. Samsun’u sadece Samsun olarak değerlendirmekten ziyade, iller ile beraber değerlendirmek gerekir. Samsun ticaretini ithalat ve ihracat üzerine oturtmalı, yatırımlarını da buna göre şekillendirmesi irdelenmeli. Turizm sektörünü ilin böyle bir platformda Samsun’un benzer şehirler içeresinde sıradan değil nasıl sıra dışı ve olağanüstü bir şehir haline getirileceği, şehrin her köşesinin bir dantel gibi işlenerek dünyanın her yerinden ilgi çekebilecek bir hale nasıl getirileceği, şehrin sahip olduğu imkanlar ve asıl kapasitelerinin de faaliyete geçirilerek nasıl katma değer ihdas edebileceği hususları tartışabilir. • Ulaşım problemleri sanayi alt yapı sorunları iç ve dış pazar oluşturma, tanıtım, maliyeti düşürücü tedbirler Samsun’un yatırımı için avantajlı ve dezavantajlı yönleri. • Kesinlikle Samsun’un zengin turizmine yönelik iyileştirme yapılarak ekonomiye katkı sağlayarak markalaşması gerekir. • Öncelikle istihdam nerelere bölgesel yatırım yapılabilir. • Öncelikle şehrin markalaşması noktasında çalışmalar yapılmalıdır. Ayrıca üretimi ve istihdamı arttırıcı etkileri konuşulmalıdır. Devletin bu gibi faaliyetleri gerçekleştirmek için proje sunan il ve ilçeler için destek ve katkılarının maksimum seviye de olmasını konuşulmalıdır. • Ulaşım ağımızın yaygınlığı ama etkisizliği üzerinde yoğunlaşılsın. • Samsun’da ticaret yapan esnafın sorunları tartışılsın. Bu sorunlara göre gerçek çözümler bulunmalı. • Yukarıda yaptığımız ve aslında sizin de konu başlıkları halinde paylaştığınız tüm hususlar değerlendirme konusu yapılabilir, ama öncelik bu şehir için ortak menfaatleri belirlemek bu şehir için ortak aklı ve paydayı belirlemek ulaşılabilir hedefler ortaya koyarak ortak projeler yürütmek olmalıdır. • Aslında istatiksellere baktığınızda Samsun’un durumu ortada İhracatta Trabzon Samsun’u 2 ye katlamış 26 sırada Samsun’un önünde olan illerin çoğunda bizim imkânlarımızın yarısı yok . Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 39


• İstihdama yönelik üretim, özellikle tarım alanında üretim tesisleri olmalı. • Gülsan ve Eski Sanayi Sitelerinin durumu, buradaki esnafların beklentileri , çözümler ,İhtisas sanayi siteleri kurulması, iyi uygulama örneklerinin incelenmesi, Bafra ve Kavak Organize Sanayilerine yatırımcının çekilmesi, teşvikli yatırımlar. • Sanayi olarak, tarım olarak ne yapılabilir ? Limandan nasıl daha fazla faydalanabiliriz? vb. konular konuşulabilir, ama, ülkenin genel ekonomisinden farklı bir ekonomi yaratamazsınız. • Samsun’da sanayi kalkınma alanında yeni projeler üretilmeli inşaat sektörünün önünü açmalı Samsun ve bölgeyi açmalı. • Çarşamba ve Bafra ovaları arasında denizi de mükemmel olan bu şehrin ekonomisinin iyileştirilmesine yönelik projeler konuşulsun.

EKONOMi ÇALIŞTAYI

Bunların dışında değerlendirmeleriniz • Güzel bir çalışma olmuş. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. • Böyle bir organizasyonun gerçekleşmesini sağladığı için Sayın Osman Genç’e sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Bu tarz çalışmaların altındaki imza sürekli aynı kişiye ait. Samimiyetine canı gönülden inanıyor tüm çalışmalarını bende samimiyetle takip ediyorum. Umarım diğer yöneticiler de onun ne yapmaya çalıştığını bir nebze olsun anlayabilir ve katkı sağlayabilir. • Samsun meslek sahibi işçi yetiştiren bir şehir olmalı.( 3 ya da 4 yıl teori ve pratiği bir arada gören).Diplomalı, dolayısıyla nitelikli eleman yetiştiren bir şehir olarak ülkeye ve dünyaya örnek olmalı. • Global firmalar ancak Devlet desteği ile oluşabilir Devlet uygun gördüğü ve uygun gören firmaların içerisinde yer alarak Türkiye den global markalar çıkarmalıdır Firmaların yöneticilerinin ile sınırlı olmayacağı yapılara kavuşturulmalıdır. Türkiye’ye özel eğitim işbirliği kalkınma modelleri oluşturulmalı Devlet-Millet Elele ... • Yerel ekonomik kalkınma platformunun hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz. • Tarım gıda ürünlerinin festival ve fuarlarda tanıtımı (Ör: Bafra pidesi lokumu, Terme pidesi, Çarşamba kıvratması) Yazın yerel yönetimlerce park bahçelerde açık hava sinema vizyon gösterileri (tanıtıcı öğretici tarihsel vb.) Turizm amaçlı balık turizmi için gezi tekneleri (barajlar ve deniz için) 19 mayıs belediye evleri arası metrobüs yolu gibi şehre bir kaç yerden girişi olan transit yol düzenlemesi yapılırsa trafik rahatlar. • Bizi böyle bir çalışmaya ortak ettiğiniz düşüncelerimizi anlamak istediğiniz için teşekkür eder arzı hürmetler ederiz. • Katma değeri arttıracak her türlü hamlenin yapılacak olan yatırımların şehrin gelişmesinde diğer iller ve ülkeler bazında markalaşmasında çok büyük yarar sağlayacaktır. Böyle bir ekonomik platformun oluşturulması ve gündeme alınması çok ciddi yarar sağlayacağı kanaatindeyim. Böyle bir platformun oluşmasında emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.

40 EKONOMi ÇALIŞTAYI


• Anket soruları çok mantıklıydı .Teşekkür ederim. • Destek ihracatçıya destek yatırımcıya destek istihdam yaratana destek. • Senelerce önce “Samsun turizmi” konusunda bir araştırma yaptırıldı ve milyarlar verildi. Araştırmada önerilenler arasında, şunlar dikkatimi çekmişti: Samsun’da geçen “Asmalı Konak” veya tarihi bir konuda film çekilmesi; Disneyland gibi bir eğlence merkezinin kurulması. Sizler, yerel yöneticiler olarak yurtiçi ve yurtdışına gidiyorsunuz. Safranbolu ve Beypazarı birer örnektir. yurtdışı birer örnektir. 150 senelik binalar aynen dış yapısıyla duruyor. Samsun’da kaç tane tarihi bina kaldı ? Osmanlı, bina yaparken komşusunun güneşini engellemeyecek şekilde yapardı. şimdi bırakın güneşi, nefes almayı bile engelliyoruz. kim bu binalara izin veriyor ? • Değerlendirmeler dikkate alınsın. Aynı düşünen insanlarla değil farklı gelişmeler sağlayacak insanlarla birlik olunmalı, düşünmek değerli ve zor iştir çünkü. • Samsun için üst akılın oluşturulması mesela Samsun şehir meclisi gibi bir yapılanma oluşturularak burada ortak değerler ve ortak faydalar konuşulmalıdır. Hangi siyasi görüşten olursa olsun şehir için bir araya gelinebilmelidir.

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 41


EKONOMi ÇALIŞTAYI 42 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 43


Sayın Valim; Çok kıymetli Cumhurbaşkanımızın Ekonomi Başdanışmanı, Sayın Kaymakamlarımız, Çok kıymetli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanımız, İl Müdürlerimiz, Sivil Toplum Kuruluşlarımızın Temsilcileri, Çok kıymetli hanımefendiler, beyefendiler… Öncelikle hepinizi hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Hepiniz hoşgeldiniz, sefalar getirdiniz. Bugün Samsun’umuzun ekonomisini konuşmak üzere, yani yerel kalkınma çalıştayını gerçekleştirmek üzere buraya toplandık. Uzaktan ve yakından buraya teşrif eden herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

EKONOMi ÇALIŞTAYI

NEDEN EKONOMİ ÇALIŞTAYI? Bu önemli çalışmaya katkı sağlayanlara çok teşekkür ediyorum. Bu çalıştay fikri ticaret odalarımızı, sivil toplum örgütlerini ve esnafımızı ziyaretlerimiz esnasındaortaya çıktı. Böyle bir çalıştayın yapılmasının ihtiyaç olduğu ve “Canik Belediyesi öncülüğünde bu işi yapar mısınız?” talebi üzerine bu önemli çalıştayı yapmaya karar verdik. Bunun üzerine Belediye olarak Yerel Kalkınma Platformu’nu kurarak üç gün sürecek olan bu çalıştayı gerçekleştiriyoruz. Şehirlerin gelişmesinin ve büyümesinin, kendi ülkemizdeki iller arasındaki yarışta yer almasının, dünya şehirleri arasındaki yarışta yer almasının yerel kalkınmayla birlikte olacağını düşündüğümüz için bu Ekonomi Çalıştayını gerçekleştiriyoruz.

SAMSUN’UN GEÇMİŞTEKİ YERİ Çok Kıymetli Dostlar; Samsun’un dününü, bugününü ve yarınını konuşmalıyız. Samsun’un dününe baktığımızda, Samsun tarihinde bilim ve sanatta, ticarette, ekonomide ve aynı zamanda siyasette önemli bir merkez olmuş bir şehirdir. Tarihine baktığımız zaman Canik Sancağı adıyla 1413 yılında sancağın kuruluşuyla başlayan ve 1920’ye kadar devam eden bir sancak özelliğini taşımaktadır. Sınırlarına baktığımızda Tokat Niksar ve Amasya’yı içine alan, Sinop bölgesinde Dikmen’i de içine alan, Ordu Melet Irmağı’nın sınırıyla birlikte bu coğrafyanın adıdır Canik Sancağı. Tarihinde önemli ticari bir merkez olmuş, Anadolu şehirlerinin Avrupa’ya açılan en önemli kapısı olan bir yerdir. 7 bin yıllık bir tarihi olan bu şehrin en önemli özelliklerinden birisi ticarettir. Bu şehrin hafızasına döndüğümüzde, geçmişine baktığımızda en önemli özelliği ticaret, sonra bilim ve sanat,

44 EKONOMi ÇALIŞTAYI


onun da ötesinde önemli bir siyasi merkez olmuştur. Dolayısıyla Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1919’da şehre çıktığında, yani Canik Sancağı’na çıktığında ayağını bastığı yer Samsun, 17 konsolosluğun, fahri konsolosluklarla birlikte 50’yi aşkın konsoloslukların olduğu bir şehirdir. Canik Sancağı ikinci İstanbul’dur. Bu şehirde herkes, Osmanlı döneminde önemli bir şehir olan,1960 sonrasında altı ve yedinci sırada olan Samsun’u konuşur. Ama Samsun’un geçmiş tarihine döndüğümüzde bu şehir “İkinci İstanbul” diye adlandırılan bir şehirdir 1910 yılında, bizim yedi iskelemiz bulunduğu dönemde o günün şartlarında -1910’dan bahsediyorum- 7364 geminin iskelelere gelip, yük alıp Rusya’ya mal taşıdığı tarihin içinde yer almaktadır. İniş çıkışlar vardır ticarette ama hiçbir zaman Anadolu’nun Ticaret Başkenti olma özelliğini kaybetmemiştir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü buraya gönderen irade Padişah olan Vahdettin’in ve arkadaşlarının tesadüfen seçtiği bir şehir değildir Canik Sancağı. Çünkü o günün şartlarında 1910 - 1920 arasına baktığımız zaman Diyarbakırlısı, Eskişehirlisi, Konyalısı develer ile mallarını buradaki iskelelere getirip, buradan dünya pazarlarına satarlardı. Samsun işte böyle bir şehirdi. Samsun, bilim ve sanatta da önemli bir merkezdi. Osmanlı’nın dünya genelindeki 76 Mevlevihane’sinden bir tanesi de Samsun’daydı. Samsun 1920 sonrasıyla 1930 arasında aynı özellikleri devam ettirmiştir. Yani Cumhuriyet döneminde de uluslararası bir şehir olma özelliğini devam ettirmiştir. Fakat 1930 ve 1950 arasında önemli bir azizliğe uğramıştır Samsun. 1930’daki seçimlerde Serbest Fırka Partisi’nin şehirde birinci parti olmasından sonra Samsun sıradan bir şehir haline getirilmiştir. Nasıl ki bazı iller ilçeye döndürülmüşse, uluslararası şehirlerin de sıradan bir şehre döndürüldüğü tarih 1930 ve sonrasıdır.

ŞEHİRLERİN HAFIZALARINI GÜNCELLEMELİYİZ Biz diyoruz ki, şehirlerin hafızalarını bugüne güncellemedikten sonra şehirlerin ekonomisiyle alakalı, gelecekle alakalı söz etmek mümkün değildir. Sözümüz havada kalır. Onun için diyoruz ki, şehirlerin hafızasını üçüncü bin yılın başına bugüne güncellemek zorundayız. Geçmişte çok önemli olan bu şehrin bugün ekonomisine de baktığımızda 1950’ler ve 1960’lar arasında önemli sıçramalar yakalıyor. Yani sıradan şehir haline düşüşü sonrasında, 1950’de rahmetli Menderes’in iktidara gelişi ile birlikte Samsun’daki bugünkü Samsunport Limanı’nın yapılması, Fatsa-Samsun arasındaki karayolunun yapılmasıyla birlikte Samsun yeniden sıçrama yakalamıştır. Azot sanayisiyle, Bakır ve Sigara Fabrikalarıyla, hatta onun ötesinde barajlarla ve diğer devlet yatırımlarıyla birlikte Samsun önemli bir sıçramayı yakalamıştır. Fakat 1980’lere gelindiğinde rahmetli Özal’ın kapalı bir Türkiye’yi dünyaya açması ve şehirlerin artık devlet yatırımlarıyla birlikte kalkınamayacağını göstermesine rağmen Samsun bunu algılamakta ve anlamakta çok geç kalmıştır. Samsun, 2000’li yılların başına kadar hala devlet yatırımları ile kalkınacağını düşünmüştür. Samsun’un 1980’lerde sosyal ve ekonomik gelişmişlikte ilk 7’de olan bir şehir idi. Fakat bugüne geldiğimizde 2000’li yıllarda özeleştirmelerin hızlı bir şekilde

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 45


yapılması ve özel sektörün ise bu işi anlamayışı, anlayamayışından dolayı Samsun hızlı bir şekilde gerilemeye başlamıştır. Anadolu şehirleri buraya muhtaç iken artık Samsun şehri Anadolu şehirlerine muhtaç haline gelmiştir. Kayseri, Gaziantep gibi şehirler özel sektörle birlikte kalkınacağını düşünmüş ve o günün siyasi iktidarının göstermiş olduğu hedefleri asla ihmal etmemiş ve bu şehirler yatırımları kendine çekerek bugün hakkettiği yere gelmiştir.

YARIN, NASIL BİR SAMSUN OLMALIDIR? Samsun, yarınları nasıl olmalı diye baktığımızda, bize göre artık şehirlerin yarıştığı bir yüzyılda yaşıyoruz. Artık şehrin ekonomisini canlandıracak ve geliştirecek olanlar, şehirlerin yöneticileri ve şehirde yaşayanlardır. Şehirlerin yerel yöneticileri, şehri yönetenler şehirleri geleceğe taşıyacaktır. Eskiden 18., 19. Ve 20 yüzyıllar imparatorlukların ve ulus devletlerin yarıştığı yüzyıldır, ama 21. yüzyıl ise şehirlerin yarıştığı bir yüzyıldır. Dolayısıyla şehirler sadece devlet yatırımlarıyla birlikte geleceğe koşamazlar. Geleceğe koşmak için şehirler kendi dinamiklerini kullanmak zorundadır.

DÜNYADAKİ EKONOMİK GELİŞMELER

EKONOMi ÇALIŞTAYI

Dünyadaki gelişmelere baktığımızda uzmanlar 2050 hedefinde dünyanın dört eksende gelişeceğini söylüyor. Batıda ABD ve Güney Amerika Doğuda Çin, Hindistan ve Asya Kuzeyde Avrupa Birliği ülkeleri ve Rusya Güneyde Ortadoğu ve Akdeniz ülkeleri ve Afrika ülkeleri… Gelecekte 2050 yılına kadar önemli ekonomik gelişmeler olacağı ifade edilmektedir. Dolasıyla sadece Avrupa’nın 2050 öngörüsü yok. Yeni Türkiye’de artık 2023, 2053, 2071 hedeflerini koyan bir Türkiye var. Samsun bu hedeflere, geleceğe birlikte yürüyecektir. Hükümetlerin koymuş olduğu bu hedefler bağlı olarak, şehirlerin de ona paralel şekilde ekonomisini, siyasetini, turizmini, eğitimini, bilim ve sanatını, hedeflerini ortaya koymak zorundadır.

SAMSUN İÇİN ÖNERİLER Değerli Kardeşlerim; Samsun gelecek yüzyılın en önemli Stratejik Merkez Üssü olacak şehirlerden birisidir. Çünkü enerji koridor hatlarının geçtiği yer Samsun’dur. Baktığımızda Avrupa 9. koridorunun geçtiği yer

46 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Samsun’dur ve enerji koridorları ve Kazvaz Projesi Samsun’dan geçmektedir. Dolayısıyla Samsun’un geçmişte olduğu gibi uluslararası bir şehir olma özelliğini yakalamaması için hiçbir sebep yoktur. Yeter ki biz Samsun’u doğru yönetelim, birlikte düşünelim. Çağın gelişimine göre hareket ettiğimiz zaman bunu yakalayacağımızı düşünüyoruz. Bizim Samsun’un geleceği ile alakalı önerilerimiz şunlardır;

MASTER PLAN Değerli Kardeşlerim; Şehirlerin gelişmesi şehirlerin planlamasından geçiyor. Şehirleri doğru planlamazsanız şehirlerle alakalı yapacağınız her yatırım havada kalacaktır. Biz buna Master Plan diyoruz. Master Planı Sosyolojik Plan ve Mekânsal Plan olarak ikiye ayırıyoruz. Sosyolojik Plan derken insanın bütün ihtiyaçlarını ortaya koymak ve bu ihtiyaçlara göre mekânsal planlama yapmak… Sadece merkezleri değil, köyleriyle birlikte şehrin bütününde bu Sosyolojik Planı yapıp, sonradan Mekânsal Planı hayata geçirmek gerek.

YENİ ORGANİZE SANAYİ ALANI Samsun’un en büyük eksiklerinden birisi ise, Organize Sanayi Alanlarının üretilmemesidir. Düşünün Çorum Organize Sanayisi sizin OSB alanınızın üç katıdır. Gaziantep OSB 46 milyon metrekare alana sahip. Samsun’un 1 milyon 600 metrekare OSB alanı var. Samsun olarak eğer istihdamı, yatırımı, eğer üretimi artırmak ve gelecekte de ticarette hakettiği yeri almak istiyorsak, bugün sosyo-ekonomik gelişmişlikteki yerimizin 33. sırada değil, ilk 10 arasında olmasını istiyorsak acilen 20 milyon metrekare OSB alanına ihtiyacımız var. İlk etapta Çarşamba Havalimanı ile Çarşamba arasında bir Organize Sanayi Bölgesi alanı oluşturmak gerekir. Bunu oluşturduğumuz zaman sadece yerli firmalar değil, sadece ulusal da değil, uluslararası firmaların sıraya geçeceğini ve orada tercih yaparak yatırım yapılacağını düşünüyorum. Dolayısıyla organize sanayimizin arazisini hızlı bir şekilde geliştirmek zorundayız. Bakınız bizim 15 küçük ölçekte sanayimiz var. İlçelerle birlikte 5 Organize Sanayi Bölgemiz var. Toplam 25 bin insan çalışıyor. OSB’lerde çalışan insan sayısı bizde sadece 5 bindir. Dolayısıyla yeni araziler üreterek yeni istihdamlara kapımızı açmamız gerekiyor.

ŞEHİR GÜVENLİĞİ Üçüncü olarak en önemlisi ise şehirlerin güvenliğidir. Güvenli şehirlere yatırımcı girer. Güvenlik sadece polisiye güvenlik değildir. Şehirleri yönetenlere de güven önemlidir. En önemlisi bu şehrin yatırımcılarına, ulusal ve uluslararası yatırımcılara Samsun’un yöneticilerine güvenini sağlamalıyız. Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 47


EKONOMi ÇALIŞTAYI 48 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 49


LOJİSTİK KÖY VE AKTARMA LİMANI Lojistik dünyanın en önemli alanlarındın birisidir. Samsun’da Lojistik Köyle alakalı çalışmalar başlatıldı, ama şunu ifade etmek lazım, bakın dünya bugün lojistikte 10-12 trilyon dolarlık bir hacimle çalışıyor. Türkiye 2015 yılındaki rakamlarına baktığımız zaman 105 milyar dolar elde etmiş ama Samsun’a baktığımızda şu anda lojistikte elde ettiğimiz sıfır liradır. Dolayısıyla diyoruz ki, Lojistik Köy’ün yanısıra aynı zamanda Türkiye’nin 2023 hedeflerinde olan Aktarma Limanının muhakkak Samsun’da olması gerekiyor. Aktarma Limanıyla Lojistik Köy birleştiğinde hem ihracatımız hem de istihdamımız gelişecektir.

Değerli kardeşlerim; 2014 yılında 467 milyon dolar ihracat yaptık, ama 2015 yılında 430 milyon dolar ihracatımız var. Hedeflerimiz neydi 2015 yılı için 1 milyar dolar ihracattı. Yüzde 60 ıskaladık. Yani ihracat hedeflerini koyarken bunun masa başında değil, alanında bu işi yapanlarla birlikte hedefleri koymak ve bu yatırımın önünü açmakla olacağını düşünüyorum.

EKONOMi ÇALIŞTAYI

BÖLGE YOLCU VE KARGO HAVALİMANI Bölge Havalimanı Samsun da muhakkak olmalıdır. Bugün havalimanı Samsun’a cevap vermemektedir. Bölgesel bir havalimanı yapılacaksa iki havalimanından birisi Samsun olmalıdır. Bölgesel Hava Kargo Havalimanını da Samsun’da hayata geçirilmelidir. Dolasıyla bu iki alanı geliştirmek ve hayata geçirmek gerekiyor.

SERBEST TİCARET BÖLGESİ Serbest Bölgemizi muhakkak genişletmeli ve Tekkeköy bölgesine taşıyarak Büyük Serbest Ticaret Bölgesi’ni kurmalıyız. Nasıl ki Ürdün’de Akabe şehri tüm dünya ticaretinin % 12’sini yapıyorsa, Samsun’un da bunu hakettiğini düşünüyoruz. Samsun’da yeniden Serbest Bölgeyi geliştirmek gerekiyor.

HIZLI TREN Demiryollarıyla alakalı Türkiye’de yüzde 16 yatırım yapılırken, Samsun’da henüz demiryollarıyla alakalı bir yatırım yapılmamıştır. (0,7 civarındadır). Biz diyoruz ki, 2020 hedeflerine konulan AnkaraSamsun Hızlı Tren hattının yanı sıra yük trenini de ortaya koymak lazım. Daha sonra hedefimiz doğrultusunda Samsun-Batum demiryolu hattını 2023’e kadar gerçekleştirmek lazım. İşte o zaman tarihi hafızayı bugüne güncellemiş oluruz. Burayı yeniden Anadolu’nun Avrupa’ya açılan kapısı haline getiririz diye düşünüyorum. Samsun-Irak demiryolu hattını da geliştirmek lazım. Batman’ın Kurtalan ilçesinden Irak’ın Zaho şehrine kadar olan 100 kilometrelik kısmı da tamamladıktan sonra, tarihte varolan bu şehirdeki Bağdat Caddesi’ne de neden Bağdat Caddesi ismi verildiğini de anlamış oluruz. Bağdat’a bağlı bir İpek Yolu’nun üzerinde olan bir şehiriz. Dolasıyla bu demiryoluyla birlikte Orta Doğuya açılmış oluruz diye düşünüyorum.

50 EKONOMi ÇALIŞTAYI


ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ Değerli Kardeşlerim; Üniversiteyi muhakkak sanayi ile bütünleştirmek gerekiyor. Üniversitenin ürettiği bilgiyi sanayiyle birleştiremiyorsak, üniversitede üretilen bilgi Mehmet Ağanın bakkalına katkı sağlamıyorsa, üreticiye, sanayiciye katkı sağlamıyorsa o bilgi, bilgi değildir. Dolasıyla üniversite ve sanayi işbirliğini mutlak şekilde güçlendirmek zorundayız.

TARIMSAL SANAYİ Tarımsal reformu gerçekleştirmek ve tarımsal sanayiyi geliştirmek zorundayız. İki ovamız elimizden çıkmıştır. Tarımsal reformu gerçekleştirmedikten sonra ovalarımızı hayata döndüremeyiz. Sonra tarımsal sanaiyi de onunla birlikte geliştirmeliyiz.

İLÇELERİN ULAŞIMI Tabi bu tarımsal sanayiyi geliştirirken ilçeler arası ulaşım sorununu mutlak şekilde çözmek zorundayız. İlçelerde üretilen mamullerin, malların limanlara en ucuz ve en hızlı şekilde gelmesini sağlamak zorundayız. Onun için diyoruz ki, ilçeler arası ulaşım demek kalkınma demektir. Ulaşım sorununu da çözmek zorundayız.

YENİ ŞEHİR MERKEZİ Samsun’u stratejik üst yapacak tüm bu projelerin şehir faydasına dönüşebilmesi için, Samsun’da Anadolu’nun tüm illerinin ticaret ofislerinin de içerisinde yer aldığı yeni bir şehir merkezine ihtiyaç vardır.

4. SANAYİ DEVRİMİ Dünyada 4. Sanayi devrimi gerçekleşiyor. 1. Sanayi Devrimi biliyorsunuz. Tekstildeki makineyi bulan İngilizler o günün ekonomisine katkı sağlamıştır. 2. Sanayi Devrimi Avrupa buhar gücünü buldu. Biz hala insan gücüyle, hayvan gücüyle devam ettik. Daha önce güçlü olan Osmanlı İmparatorluğu 2. Sanayi Devrimi yani buhar gücünden sonra dağıldı. 3. Sanayi Devrimi elektrik ve elektronik üzerineydi. Bu değişim ve gelişmeler ekonomimize ancak % 13’lük bir şekilde katkı sağlayacak dönüşüm sağladık. 4. Sanayi devriminde ise; Bilginin iktidar olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Bilginin iktidar olması demek, üç boyutlu yazıcıdan, insansız hava, kara, deniz araçları ve nesnelerin, internetin, biyolojiden, gene dek organizmaları akıllı kılan teknolojilerin adıdır. Dolasıyla şehirler de bundan uzak kalamaz. Türkiye de bundan uzak kalamaz. 4. Sanayi devrimini kaçıran ülkelerin gelecek yüzyılda, gelecek bin yılda söz sahibi olması mümkün değildir. Akıllı üretilen araç ve gerece akılsızca para veren bir Türkiye, para veren bir şehir olmak istemiyoruz. 4. Sanayi devrimini gerçekleştiren ülkeler kural koyan

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 51


ülkelerdir, gerçekleştiremeyenler ise kurala uyanlardır. Gerçekleştirenler tanımlayandır, gerçekleştiremeyenler tanımlananlardır.

ZİHİNSEL DÖNÜŞÜMÜ GERÇEKLEŞTİRMELİYİZ Dolayısıyla diyoruz ki, 4. zihinsel dönüşümü gerçekleştirmek zorundayız. Bir misalle bitirmek istiyorum;

Sevgili dostlar;

EKONOMi ÇALIŞTAYI

Nokia’yı hepimiz biliyoruz. 2013 yılında Microsoft satın aldı değil mi? Nokia’nın CEO’sunun bir sözü var, bilmiyorum izlediniz mi? Burada onunla bitirmek istiyorum. Diyor ki; “Biz çok güzel şekilde çalıştık, her şeyi yaptık, hiçbir eksikliğimiz yoktu. Ama her şeyi doğru yapmak demek dünyadaki rekabetle ayakta kalmak anlamına gelmiyor.” Ve yine diyor ki; “Değişim ve gelişime açık değilseniz yok olmaya mahkumsunuz” diyor. Değişime ve gelişime açık olmayan hiçbir şehrin, gelecekteki şehirle yarışma şansı yoktur. Yeni yüzyılın belediyeciliği de bu değişimi ve gelişimi yöneten anlayıştır. İşte biz bugün Canik’te bunu yapmaya çalışıyoruz.

ŞEHRİN KULLANMA KILAVUZU Hepinizi hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Buraya katılan sayın Cumhurbaşkanımızın Ekonomi Başdanışmanı Cemil Ertem Bey’e ve Stratejik Düşünce Enstitüsü Uzmanı Sayın Yrd. Dr. Levent Yılmaz Bey’e, değerli Valimize ve katılımcılara, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanımıza, herkese ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki bugün, yarın ve üç gün içinde buradaki çalıştayın sonuçları ortaya çıkacak, sorunların çözümleri tespit edilecek ve kullanabilir bir kitapçık haline getirilecek ve bu kitap şehrin ekonomisini kullanma kılavuzu haline gelecek bu kitapçık. Samsun’umuzun önündeki engelleri ortadan kaldırarak geleceğe emin adımlarla yürüyen bir Samsun, gelecek 2023 yılı içinde ise ilk 10’nun içinde yer alacak bir Samsun görme arzusuyla hepinizi hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Hepiniz hoşgeldiniz, sefalar getirdiniz.

52 EKONOMi ÇALIŞTAYI


SAMSUN İÇİN 14 ALTIN ÖNERİ 1- Bütüncül Master Plan (Sosyolojik Plan – Mekansal Plan) 2- Güvenlik (Polisiye Güvenlik – Şehir Yöneticilerine Güven) 3- Organize Sanayi Alanı (20 milyon M2’lik üç OSB Alanı – İlki Çarşamba ile Havaalanı arasında) 4- Lojistik Köy (Açık Depo Konteynır ve Kapalı Depo Sıvı Madde Lojistik Alanları) 5- Aktarma Limanı (Tekkeköy Bölgesinde Üç Limanın Bağlantılı olduğu liman) 6- Bölge Havaalanı (Bölge Yolcu Havaalanı – Bölge Kargo Havaalanı) 7- Büyük Serbest Ticaret Bölgesi (Dünya ticaretinin yüzde 12’sini elinde bulunduran Ürdün’ün Akabe Şehri gibi) 8- Demiryolu (Samsun-Ankara Hızlı Tren / Samsun-Batum Demiryolu - Samsun- Irak Demiryolu /Batman’ın Kurtalan ilçesinden Irak’ın Zaho şehrine bağlantının tamamlanması) 9- 2. Devlet ve 3. Devlet Üniversitelerinin Kurulması 10- Üniversite - Sanayi İşbirliği 11- Toprak Reformu ve Tarımsal Sanayinin Geliştirilmesi 12- Medikal OSB Kurulması ve Medikal Sektörünün Desteklenmesi 13- Ulaşım (İlçeler ile Merkez Ulaşımının İyileştirilmesi - ilçelerin ürünlerinin en kısa ve en ucuz şekilde liman ve havaalanına ulaştırılması) 14- Yeni Şehir Merkezi (Anadolu illerinin ticaretinin yönetildiği, ticaret ofislerinin olduğu bir merkez)

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 53


EKONOMi ÇALIŞTAYI 54 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 55


Bugün Samsun için, Canik için önemli bir gün. Masaya yatırılması gereken konular Samsun, Samsun’un ekonomisi, Samsun’un çıkmazları, dünü, bugünü, yarını olmalı, olacak. 21. asırla birlikte çok farklı şeyler konuşur olduk. Eskiden 50 yılda bir gündemimiz değişiyorken son zamanlarda 10 yılda bir, şimdi 10 günde bir gündemimiz değişir oldu. Biz önümüze 2023 hedefini koyduk. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. Yılı dolayısıyla hükümet bir hedef koydu. Bürokratlar o hedefi yerine getirebilmek için, siyasi parti yöneticileri, yerel yöneticiler o hedefi yerine getirebilmek için gece gündüz çalıştı, çalışıyor. Ama makro düzeyde yaşanan global olumsuzluklar hepimizi etkiliyor. Tabi zaman zaman söylenir; 1840’lı yıllardan itibaren Osmanlı devletinin sıkıntı yaşamaya başlaması, peşinden Cumhuriyetin kurulması sanki 100 – 150 yıllık bir sorundan bahsediyoruz. Aslında Türklerin Anadolu’ya girişinden itibaren bu 1050, bazen 1071 olarak sınırlıyoruz. 1071’den bu tarafa Avrupalılar bir türlü bizi hazmedemediler. Onun için de ne zaman başımızı kaldırsak mutlaka bir şekilde bizi aşağı çekmek için vuruyorlar.

EKONOMi ÇALIŞTAYI

EKONOMİYİ SÜRÜKLEYEN İSTİKRARDIR 2 gün önce Ondokuz Mayıs Üniversitemizde, orta öğretim öğrencilerinin TÜBİTAK proje yarışması ve sergisi vardı. Orada gençlere bunu özellikle vurgulamaya çalıştım. Çok ciddi sorunlar yaşıyor ülkemiz, ülke insanı. Paris’te 12 kişi öldürüldüğünde neredeyse 190 ülkenin yöneticileri oraya gittiler. Üzüntülerini dile getirdiler. Biz Ankara’da aynı terör olaylarından daha fazla şehit vermişken hiç kimsenin kılı kıpırdamadı. Hatta Ankara bu sarsıntıyı 3 defa yaşamış olmasına rağmen. Belki çok basit, sıradan özürlerini iletmeye gayret ettiler, onu da lütfen yaptılar. Bürüksel patlaması öncesinde biliyorsunuz Brüksel’de, Belçika’da maalesef PKK terör örgütü çadırını polis aracı koruması marifetiyle korumaya çalıştılar. Terör kendilerini sarstığında da “Ne oluyoruz” dediler. Hemen oraya gittiler. İngilizce yayın yapan uluslararası televizyonlar onları uzun uzun canlı yayında verdiler. Peki İstanbul’da ölenler insan değil miydi? Onun için biz burada ekonomiyi konuşacağız. Ama ekonomiyi sürükleyen de istikrardır. İstikrar olmazsa mesafe alınamaz. Yatırımcı buraya güven duyarsa yöneticisine, yapısına, istikrarınagelir. Bu biraz da uluslararası politikalarla ve uluslararası olaylarla alakalı.

DİNAMİKLERİ HAREKETE GEÇİRMEMİZ GEREKİYOR Bir sürü şeyler yapılıyor aslında, ama bazı konular mutlak surette parmak basılıyor. Başkan üniversiteyle kamunun ortak çalışmasını ya da halkla bütünleşmesini söyledi. Buna sonuna kadar katılıyorum. Ama bununla ilgili şehir olarak biz ne yapıyoruz? Hocalar ne yapıyor? Yöneticiler ne yapıyor? Esas bu dinamikleri bizim harekete geçirmemiz gerekiyor.

Rektör adayı olan arkadaşlara söylüyorum; “Arkadaş rektör seçilmek istiyorsan, desteğimizi almak istiyorsan kamuyla, halkla ortak çalışacaksan ahitleşeceğiz, birlikte çalışacağız.”

56 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Çünkü Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nin 52.000 öğrencisi var. 1100’ün üzerinde Öğretim Üyesi var. Bu kadar ciddi beynin olduğu yerde biz Valilik olarak, kamu olarak, halk olarak daha fazla yararlanmak durumundayız. Onların fikirlerine, düşüncelerine ihtiyacımız var. Biz bunu sağlayamazsak başarılı olamayız. Ben hep derim: “İki akıl bir akıldan üstündür.” Eğer ben üniversite hocalarının fikirlerinden yararlanabilirsem bu şehrin yönetiminde sağlıklı kararlar alabilirim.

GİDEMEDİĞİN YER SENİN DEĞİLDİR Diğer bir konu demiryollarıyla ilgili. Allah’a şükürler olsun sayın Cumhurbaşkanımız geldiğinde, Başbakanımız geldiğinde Hızlı Trenden bahsettiler. Hızlı Trenle ilgili çok mesafe aldık. Biliyorsunuz şu anda Hızlı Trende Ankara-Konya, Ankara-Eskişehir–İstanbul’a seferler var. Diğer taraftan SivasErzincan-Erzurum‘a giden bir hat var. Bu hat Sivas’a giden hat, Kırıkkale’ye, Delice’ye, Delice’den Yozgat’a doğru gidiyor, oradan Sivas’a doğru uzanıyor. Delice’den Havza’ya doğru 280 km’lik bir hat var. Eğer bu yapılabilirse bizim normal demiryolumuz 600 km kısalacak. Şu anda Samsun’dan Ankara’ya 1006 km yol almak gerekirken bu 280 km bittiğinde 600 km kısalacak. Tabi bizim derdimiz hızlı tren. Hızlı tren yapılırken de konvansiyonel trenlerin işleyeceği hatları da mutlak surette yapıyorlar. Proje ihalesini de ona göre yaptılar. Normal tren yoluna konvansiyonel tren konamadı bu yüzden Hızlı Trenin yanı sıra konvansiyonel trenide Ankara’ya kadar taşımalıyız. “Gidemediğin yer senin değildir.” O yüzden ne kadar hızlı bir şekilde Ankara’ya ulaşabilirse insanımız o kadar hızlı kalkınacak. Onun için tren konusunda çok ciddi mesafe alıyoruz.

OSB SORUNU OSB konusu gündeme geldiğinde biliyorsunuz Organize Sanayi Bölgelerinde Müteşebbis Heyet Başkanı İlin Valisidir. Bana ilk geldiğimde işadamları şunu söyledi: “Çarşamba Ovasını OSB olarak aç, kahraman olursun” dediler. Çarşamba Ovası dünya kurulduğundan beri tarım arazisi. Burayı OSB olarak ilan etmek beni aşar. Canik’te çok uygun yerler var. Belediye Başkanımız bunu planlamak Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 57


durumunda. Canik’te varsa yapacağız, Kavak’a doğru gideceğiz. Bunun yanı sıra bahsedeceğim şu var: Samsun’da medikal aletler üretiliyor. Bunun için Medical OSB’yi biz Bafra’ya kuruyoruz. Bafra’daki mevcut OSB’nin arkasında ikinci parça OSB olarak Medical OSB dizayn ediliyor.

LOJİSTİK KÖY Lojistik Köy… Lojistik çok önemli. PTT şubelerine girdiğinizde şu üç kelime dikkatinizi çeker: Posta, Banka, Lojistik. Lojistiği geleceğin işi olarak planladık ve ayırdık. Lojistik kavramı biraz sihirli bir kavram, e- ticaretten bahsediliyor, internet alış verişinden bahsediliyor. Bunun arkasında lojistik var. Lojistik bir mal üretildiği andan itibaren tüketicinin eline geçene kadarki tüm süreçleri kapsar. Siz bir şeyi internetten aldığınızda bilgisayar hatlarından gelmiyor, GSM şirketinin üzerinden beri gelmiyor. Nerden geliyor? Ya posta idaresi getiriyor ya lojistik şirketi tarafından getiriliyor. İşte bunun için lojistik çok önemli. Bundan Samsun da payını almalı. Tekkeköy’deki Lojistik Köy Avrupa Birliği hibesi içinde Türkiye’deki en büyük paya sahiptir. Yani 42 milyon Euro’luk bir proje.

EKONOMi ÇALIŞTAYI

CEP TELEFONLARINA 30 MİLYAR DOLAR Youtube’dan Obama’nın gençlere tavsiyesi diye yazın. Obama’nın 2 dk’lık konuşmasını dinleyin. Obama, Amerika’nın geleceği gençlere sesleniyor: “Bir oyunu yüklemek yerine kendiniz oyun oluşturun. Başkasının türettiği telefonu kullanmak yerine siz telefon üretin.” Biz ne yapıyoruz? 30 milyar dolarlık parayı cep telefonlarına veriyoruz. 30 milyar dolar 5 tane Türk Telekom demek. Kore’ye gittiğinizde Kore akıllı olmayan telefonları kullanıyor. Akıllı telefonlarınız orada çalışmıyor. Oradan telefon kiralayacaksınız. Çünkü onlar kendileri ürettikleri telefonu kullanıyor ve dünyaya satıyorlar. Samsung’u dünyaya satıyorlar. Bizim başımızdaki terör belasına inat, teröre rağmen mutlak surette daha fazla çalışmalıyız. Eğer biz bunu aşamaz, terörün girdabına girersek zaten istedikleri o olduğu için sıkıntıya gireriz.

SAMSUN’UN MARKASI OLMASI LAZIM Dünyada artık ülkeler, bölgeler değil, şehirler yarışıyor. Samsun’un da bu yarışta Samsung gibi bir marka ile yarışması gerekiyor. Şu anda çok ciddi bir fırsat var. Samsun’da cerrahi aletler üretiliyor. Dünyada üç ülkede üretiliyor. Almanya, Pakistan ve Samsun. Samsun’da çok ciddi çalışma yaptık. Yaklaşık bir yıl önce 1500 kişi çalışıyordu, şu anada 2000’e çıktı. 2000 çok minik bir rakam. Almanya 105 bin kişi çalıştırıyor. Samsun’da 15 bin alet üretiliyor. Ama bu aletleri Almanya alıyor, millileştiriyor tekrar Samsun’daki hastanelere 10 kat parayla satıyor. Biz diyoruz ki, burada Cerrahlar Kongresi yapalım, cerrahlara bunları anlatalım. Demiryollarının eski binası vardı, orayı aldık, orayı Cerrahi Aletler

58 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Müzesi yapmaya çalışıyoruz. Eğer bunu gerçekleştirebilirsek cerrahi alet üretenlere orayı bir showroom olarak da kullandırmak istiyoruz. Çünkü kalkınma sadece şehirlerle şirketlerin kalkınması değil. Artık yerel yönetimler de kalkınmaya gidiyor. Yerel yönetimlerin de kalkınmada mutlak surette yer alması gerekiyor. Dünyada küçük ve orta ölçekli sanayiler % 90 oranında gelişmeye başladı. Türkiye de buna yetişti. Samsun, “Canik 55” diye bir marka oluşturdu. Küçük otomatik silah üretiliyor. Ayrıca Savunma Sanayi Müsteşarlığı’na çok ciddi aletler üretiliyor. Patentleri kendilerine aittir. Samsun sanayisi aslında çok güzel şeyler üretiyor. Ama Belediye Başkanının da dediği gibi Samsun’un OSB’si yeterli değil. O nedenle çok ivedi bir şekilde OSB bulmalıyız. Samsun’da OSB alanları bulmakta zorlanıyoruz. Bu bizim ciddi anlamda çok büyük çıkmazımız. Samsun tavukçuluk sektöründe marka olmuş bir şehir. Ancak bununla ilgili sıkıntılar var. Bankacılık kendini kilitliyor, iş kuracaklara kredi vermiyor. Samsun’u kimsenin sıkıntıya sokmaya hakkı yok. Bırakın bu anlamda sorun yaşatmayı tam tersine kredi konusunda daha cömert olunmalı ki daha hızlı kalkınmalıyız. Kriz dönemlerinde büyümek daha başarılı, daha hızlı, daha güzel oluyor.

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 59


EKONOMi ÇALIŞTAYI 60 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 61


Öncelikle merhaba diyorum. Sayın Valim, Sayın Belediye Başkanım, Sayın Kaymakamım ve Sayın Canikliler, Samsunlular… Gerçekten bu toplantının önemli olduğunu düşünüyorum. Bir çok açıdan önemli. Birincisi, biliyorsunuz hepimiz Türkiye’de ve Avrupa’da olan terörü, özelliklede Türkiye’ye yönelik olan bir terör saldırılarını uzun zamandır yaşıyoruz. Bu şartlar altında bir yerel yönetimin, bir belediyenin, “Bu saldırırlar ve terör bizim çalışma azmimizi, gayretimizi etkileyemez biz buna meydan okuyoruz” dercesine ekonomiyi konuşması çok önemli.

EKONOMi ÇALIŞTAYI

CANİK, DİĞER BELEDİYELERE ÖRNEKTİR Birincisi bu konjonktür dolayısıyla çok önemli. Onun için Canik Belediyesi’ni, Sayın Belediye Başkanını bu anlamlı zamanlaması açısından da kutlamak istiyorum. Dolayısıyla şu sıralar Canik Belediyesi’nin yaptığını bu ve benzeri çalışmaları şu sıralar bütün yerel yönetimlerin yapmasını gerektiğini düşünüyorum. Yani biz bu şartlar altında 2023 hedeflerini, Türkiye’nin Yeni Anayasasını, Başkanlık Sistemi tartışmalarını daha hararetli olarak tartışmalıyız ve masaya yatırmalıyız. Bütün bu olanlar, yani terör, Türkiye’ye olan bu topyekün saldırı, biz geleceğimizi tartışmayalım, “birileri yine eskisi gibi Londra’dan, Washington’dan bizim adımıza karar versinler, biz bunlara uygulayalım” diye yapılıyor. Şimdi Canik Belediyesi başlattığı bu tartışmayla yerel yönetimlerin önemini vurgularken, esasında teröre karşı da tavrını sergilemiş oluyor. Bunun özellikle altını çiziyorum, çok önemli.

KARAR ALMA MEKANİZMALARI YERELE YAYILMALIDIR İkincisi; olarak şunu da vurgulamak istiyorum, ekonomi dediğimiz olgu esasında Sayın Başkan da konuşmasında belirtti, Sayın Valimiz de belirtti, yerelin sorunudur. Yerelin ele alması ve buradan karar vermesi, aşşağıdan yukarıya doğru karar vermesi gereklidir. Türkiye’de biliyorsunuz darbeler oldu. Darbeler neden oldu? Her şeyin merkezde toplanması esasında Türkiye’de darbe süreçlerinin temel dinamiklerinden bir tanesidir. Biz demokratik bir şekilde karar alma mekanizmalarını yerele yaydığımız zaman ekonomiye, siyasete yukarıdan müdahale de en aza inecektir. Bu aynı zamanda demokratikleşme demektir. Yani ilk önce biz Samsun’dan, Canik’ten, Van’dan, Ardahan’dan, Edirne’den, Kars’tan ekonomiyi ve siyaseti belirlemeye başladığımız zaman Türkiye’nin demokratikleşmesinin de temel olarak önünü açmış olacağız. Bu bakımdan yerel ekonomik dinamikler çok önemli.

62 EKONOMi ÇALIŞTAYI


EKONOMİ YERELDEN BELİRLENMELİDİR Biliyorsunuz Türkiye’de AK Parti iktidarından önce, yani 2002’den önce çok ciddi bir vesayet vardı. Vesayet yalnızca siyaset anlamında değildi, ekonomi alanında da vesayet tahakkümü altındaydı bu ülke. Bu vesayet Ankara’da bir takım kararlar alınıyordu. Ama bu kararların arkasında biliyorsunuz hepiniz Londra vardı, Washington vardı, dünyanın gelişmiş ülkelerinden Berlin vardı Türkiye’nin ekonomisi buralardan belirleniyordu. İşte siyah bont çantalı IMF memurları Türkiye’ye yılda bir kaç defa geliyorlardı ve ekonomide ne yapılacağını söylüyorlardı. Dolayısıyla ekonominin Samsun gibi yerlerden, Edirne’den, Kars’tan belirlenmesi mümkün değildi. Biz siyasi vesayeti 2002’den beri gerilettik, burda çok önemli adımlar attık. 1982 Anayasasını büyük ölçüde değiştirdik, ama tam anlamıyla bunu tamamladığımızı söyleyemeyiz. Bu anlamda yeni bir anayasa tartışması da yapıyoruz biliyorsunuz. Bu Yeni Anayasa tartışmının içinde yeni ekonomik hedefler tarafı da dahildir. Biz ekonominin artık yukarlardan değil, buralardan, Canik’ten, az önce de bahsettiğim gibi Kars’tan, Edirne’den belirlenmesi gerektiğine inanıyoruz ve bunu vurguluyoruz. Bunu gerçekleştirdiğimizde vesayet ekonomisini de ortadan kaldırırız. Sayın Belediye Başkanım ve Sayın Valim, Samsun’un sorunlarını ve genel olarak dünyanın ekonomik sorunlarını çok kapsamlı bir şekilde belirttiler. Dolayısıyla benim burada çok konuşmama esasında bir konferans gibi anons edildi ama- gerek yok. Esasında merkezden gelen bir bürokratın uzun konuşmasına da gerek yok. Yani Sayın Belediye Başkanı ve Sayın Vali gerçekten bölgenin yerel yöneticileri olarak konulara değindiler ve çok önemli benim de önemle konuşacağım şeylerin satır başlarını belirttiler. Onun için ben kısa konuşacağım ve sizlerin sorularını ağırlıklı olarak cevaplamak arzusundayım. Eğer soru sorma lütfunda bulunursanız sevinirim. Ama önce genel olarak Türkiye önümüzdeki dönemlerde neler yaşayacak ve neleri tartışacak, biraz bundan bahsetmek istiyorum.

IMF VE STAND-BY ANLAŞMALARI Biliyorsunuz Türkiye’nin çok önemli kazanımları oldu. Demin de söylediğim gibi Türkiye 2002’den beri bu 13-14 yılda Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasından sonra kendisine gelme ve yeni bir siyasi irade belirleme konusunda çok önemli adımlar attı. Ekonomide önemli adımlar attık. IMF ile 2008’e kadar 19 Stand-By anlaşması yapmıştık. 2008’de 20. Stand-By anlaşmasını biliyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanımızın (o zaman Başbakan) siyasi iradesiyle yapmadık ve bu Türkiye ekonomisi için tarihi bir dönemeç olmuştu. Yani esasında demin de söylediğim gibi kararların Londra’dan, Washington’dan değil de Samsun’dan, Canik’ten alınmasının en önemli dönemeçlerinden bi tanesi. 2008 yılında Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın siyasi iradesiyle İMF ile 20. Stand-By anlaşmasının yapılmamasıdır. Bu anlamda 2008 yılı dönüm noktasıdır.

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 63


Tamda o yılda AK Parti’ye kapatma davası açıldı ve bildiğimiz, bilmediğimiz çeşitli darbe teşebbüsleri oldu. Bu anlamda 2008 yılından beri olan bitenlere baktığımızda esasında Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinden sonra ve ondan önce olanlara da baktığımızda şimdi de olan terör saldırılarına baktığımızda Türkiye’nin ne kadar önemli yol katettiğini ve esasında kimleri de rahatsız ettiğini görmüş oluyoruz.

EKONOMi ÇALIŞTAYI

SAMSUN-BATUM DEMİRYOLU Sayın Belediye Başkanımız çok önemli konulara değindi. Bunların bir tanesi de Samsun’la, burasıyla ilgili konulardı. Özellikle 1930 yılından sonra çok önemli bir merkez olan Samsun’un, yani Kurtuluş Savaşı’nın başladığı bu toprakların 1930 yılından sonra gerilediğinden söz etti. Bu esasında çok akademik ve doğru bir tespittir. Ben mesela buradan sosyal bilimcilerin, akademisyenlerin ve iktisatçıların da Sayın Belediye Başkanımızın yapmış olduğu bu tespiti incelemesini isterim. Çünkü şuanda Türkiye-Rusya arasındaki çekişme ve bu anlamda Türkiye’ye olan saldırılar Rusya’nın Karadeniz’den sonra Akdeniz’de Türkiye’ye rağmen olan amaçları, esasında Türkiye’nin Karadeniz kıyılarının, ikinci savaştan sonra Amerika ve Rusya tarafından pazarların paylaşılmasına bağlı olarak nasıl geriletildiğini bize gösteriyor. 1930’ları hatırlayalım. Avrupa’da Nazi döneminin önemli ölçüde yükseldiği, Almanya’nın büyük ölçüde yeni pazar ve enerji yollarını aradığı, Rusya’nın da Stalin iktidarıyla Karadeniz ve diğer alanlarda Türkiye’ye karşı daimi egemenlik tesir etmek üzere harekete geçtiği yıllardı. Ve Türkiye’nin Karadeniz kıyıları başta olmak üzere Samsun gibi merkezler esasında bu paylaşıma bağlı olarak geriletildi. Bu doğru tespitleri yaptığımız zaman bugün başımıza gelenler, Türkiye-Rusya arasındaki çekişmeyi, Türkiye’nin attığı adımlar ve bu bölgelerin önemi ortaya çıkar. Sayın Belediye Başkanı Samsun-Batum demiryolu hattının ne kadar önemli olduğunu söyledi. Evet çok önemlidir. Biz bu hızlı demir yolu hatlarını sağladığımız zaman, Orta ve Güney koridorlar dediğimiz yeni İpek Yolu koridorlarını Kuzeyle birleştirdiğimiz zaman Rusya’nın Kuzey egemenlik alanlarını ve Kuzeye yönelik Avrupa’ya ulaşacak ticari yollarını da büyük ölçüde Türkiye’yle rekabete sokmuş olacağız. Ve bu anlamda esasında Rusya’nın Türkiye ile ilgili telaşı yerindedir.

SAMSUN LİMANI, İHRACAT LİMANI OLMALIDIR 1853 yılında Kırım’da olduğu gibi Rusya’nın Türkiye’ye olan bu yönelimi (kavgası demeyelim şimdilik rekabeti) Batı tarafından kışkırtılıyor. Şahsen1853’te Kırım’da olduğu gibi bunun sıcak bir savaşla sonlanacağını ya da sıcak savaşa döneceğini sanmıyorum. Burada mutlaka barıştan yöne bir sağ duyu hakim olacaktır, ama burdaki Rusya ve Türkiye arasındaki rekabetin de esasında bir pazar ve enerji rekabeti olduğunun altını çizelim. Bu rekabetin esasında bir ekonomik paylaşım mücadelesi olarak devam etmesi ve bu siyasi manevraların askeri tarafa yansımaması en büyük dileğimiz ki, böyle

64 EKONOMi ÇALIŞTAYI


de olacağını umuyoruz. Bu rekabet anlamında Samsun Limanı’nın ve Samsun’un bir ihracat bölgesi olmasının öneminin çok büyük olduğunu düşünüyorum.

İPEK YOLU VE RUSYA’YLA REKABET Arkadaşlar; Osmanlı İmparatorluğu parçalanırken hepimiz biliyoruz 4 temel alandan uzaklaştırıldı. Bir tanesi de Kırım ve Karadeniz ticari çevrimiydi. Osmanlı İmparatorluğu ikinci olarak da Musul-Kerkük’ten, Misak-ı Milli dediğimiz alanlardan uzaklaştırıldı. Bu eski İpek Yolu’nun ticari hattıdır. Daha sonra Karadeniz ve Balkanlar… Şimdi dikkat ediyorsunuz Türkiye 2002 yılından beri (Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalandığı ve yerine yeni egemenliklerin tesis edildiği Türkiye’de vesayet rejiminin yerleştiği zamandan beri) ilk defa bütün bu alanlara yeniden hakim olmaya çalışıyor. İşte Samsun gibi bir ilimizin önemi ortaya çıkıyor ve burda esasında Karadeniz’in ticari yolları ve bunun hem enerji anlamında hem de Çin’den gelen ticari yolları Avrupa’ya birleştirmek anlamında, biz önemini ortaya çıkartıyoruz ve burada rekabete giriyoruz. Özellikle Rusya’yla rekabete giriyoruz.

ENERJİ KORİDORLARI İkinci olarak Misak-ı Milli sınırlarında terk ettiğimiz Musul-Kerkük enerji alanlarının ticarileştirilmesi anlamında Türkiye çok ciddi adımlar atıyor. Üçüncüsü Hazar Enerji Hatlarının Avrupa’ya taşınması yolunda Türkiye önemli adımlar atıyor Akdeniz Ticari Çevrimi dediğimiz, yani Lazkiye-İskenderun limanlarının orda biliyorsunuz şuan Suriye iç savaşı var. Dolayısıyla dünya ticari çevrimine katılması konusunda Türkiye çok önemli gayretler sarfediyor ve bu anlamda biz Türkiye üzerinden yeni bir Doğu kalkınmasının Batıdan ayrı olarak gündeme geldiğini görüyoruz. Bugün şunun altını çizmek gerekiyor ki, arkadaşlar, Türkiye ve Afrika başta olmak üzere, dünyanın çaresiz bölgelerine ve dünyanın sömürgeleştirme tarihinde çok önemli ölçüde mağdur olmuş ülkelerine insani yardım olarak en çok yardım yapan 3. ülkedir. Ve Türkiye’nin bu yaklaşımı Batının eski sömürgeci yaklaşımından çok farklı olarak ceryan etmektedir. Bugün de bunu özellikle mülteci konusunda Türkiye’nin mülteci konusuna yaklaşımı, mültecilere kapılarını açması ve başta Kilis ve Gaziantep olmak üzere oradaki mülteci şehirleri ve kentlerini tesis etmesi çok önemli ölçüde insani bir yaklaşımdır. Türkiye olarak, biz geçen ay Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte Afrika’ya gittik. Orada esasında çok önemli bir deneyim oldu. Türkiye’nin Afrika’ya yaklaşımı ve bu bağlamda Afrika’ya yardımı da gene bu insani yardım çerçevesinde gerçekleşmektedir.

SAMSUN VE MEDİKAL SANAYİİ Sayın Valimiz galiba söyledi. Türkiye’de özellikle Samsun’da medikal sanayinin çok geliştiğini ve buradan Almanya’ya ihracat yapıldığını ve Alman markasıyla tekrar buraya satıldığını söyledi. Biz Sayın Cumhurbaşkanımızla Nijerya’ya gittiğimizde şöyle bir tablo ile karşılaştık. Nijerya biliyorsunuz dünyanın en büyük petrol Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 65


üreticilerinden bir tanesi ve günde 2 milyon varil petrol üretiyor. Ama günde 2 milyon varil petrol üreten bu ülkenin benzin istasyonunda kuyruklar oluşuyor ve kavgalar çıkıyor. Neden biliyor musunuz? Çünkü ülkede rafineri yok. Yani ürettiği ham petrolü işleyemiyor. Nijerya’ya rafineri kurdurtmamışlar. Sayın Cumhurbaşkanımız orada Nijerya Devlet Başkanına “Sizin rafinerilerinizi biz inşa edelim, sizin petrol trafiğinize bir son verelim ve dolayısıyla halk da rahatlasın. O kadar işlenmiş petrolü siz dışarıdan pahalıya almayın. Ticari açık vermeyin, yazık ülkeye.” dediğinde, hepsinin suratı asıldı. Çünkü oradaki yöneticiler bir şekilde bu düzenden memnunlar. Bürokrasi memnun.

EKONOMi ÇALIŞTAYI

NİTELİKSEL VE NİCELİKSEL DÖNÜŞÜM HEDEFLERİ Peki şimdiye kadar bu Türkiye’nin başına gelmedi mi? Şuan Nijerya’da olan bu durum Türkiye’de AK Parti iktidarından önce var mıydı? Vardı arkadaşlar. Ve belli ölçülerde de devam ettiğini görüyoruz. Yani Samsun gibi bir ilin ihracat ve sanayi bölgesi olması gerekirken öne çıkmaması ve çok önemli bir alan olan medikal alanda kendisini dünya çapında önemli bir merkez haline getirememesinin temel nedenlerinden bir tanesi de bu anlayıştır. Bu anlayışı biz tam anlamıyla kıramadık. Ama kırma doğrultusunda çok önemli adımlar atacağımıza ben eminim. Sayın Belediye Başkanımız ve Sayın Valimizin bahsettiği gibi 2023 hedefleri esasında Türkiye’nin çok önemli niteliksel dönüşüm hedefleridir aynı zamanda ve bunlar niceliksel, yani “500 milyar ihracat yapalım, milli gelirimiz kişi başı 15-20 bin dolara varsın, 2 trilyon dolar bir milli gelişime ulaşalım.” değildir. Rakamsal hedefler değildir yalnız. Bunlar esasında Türkiye’nin niceliksel hedefleridir. Yani Türkiye’nin hızlı demir yolu ağlarıyla donanması, Türkiye ticaretinin bu anlamda dünya ile entegre olmasıdır.

TÜRKİYE’NİN BÜYÜK YATIRIMLARI VE TERÖR Biliyorsunuz çok büyük yatırımlar yapıldı. İstanbul’da 3. Havalimanı, Marmaray ve köprü yatırımları... Bu yatırımlar esasında İstanbul metropolünün ayağını kaydıracak yatırımlar değildir. Bu yatırımlar özellikle Marmaray gibi bir yatırım belki de Montrö Antlaşmasını, Lozan Antlaşmasını, Boğazlar Antlaşmasını ticari anlamda delebilecek çok önemli bir ticari çıkış noktasıdır. Ve bu anlamda Yeni İpek Yolunun demir yolu olarak Doğu ile Batıyı birleştiren temel akslarından bir tanesidir. Ki şüphesiz Samsun gibi iller yeni demir yolu ağlarıyla bu ticari aksa gelecekte dahil olacaktır. Bu anlamda Türkiye’nin esasında uzun zamandır neden bir takım saldırılarla karşı karşıya olduğunu gösteriyor. İşte Paralel Yapının yaptıklarını biliyorsunuz. Bir terör örgütü olarak esasında PKK’nın yaptıklarını biliyorsunuz. Bu tür taşeron terör örgütler ve ideolojik yapılarla Türkiye çok ciddi saldırılar altında kaldı. Bunun temel nedeni de bu ekonomik çıkışların yapılmamasıdır. Ama biz 2023 hedeflerini bu çerçevede gerçekleştireceğimize inanıyorum.

66 EKONOMi ÇALIŞTAYI


MERKEZ BANKASI TARTIŞMALARI Şimdi yaptığımız bütün tartışmalar, mesela bugün ekonomi anlamında biliyorsunuz bir Merkez Bankası tartışması yapıyoruz. Merkez Bankası tartışması arkadaşlar, burdan çok açık ifade etmek gerekirse, başkanın kim olacağı tartışması değildir. Merkez Bankası tartışması başından beri söylediğim gibi Türkiye’deki ekonomik vesayetin son kalelerinden bir tanesinin ne zaman yıkılacağının tartışmasıdır. Bu anlamda Türkiye ekonomisinin, Türkiye para politikasının nerden belirleneceği, Samsun’dan mı, Canik’ten mi, yoksa Londra’dan mı, Washington’dan mı belirleneceği tartışmasıdır. Merkez Bankası tartışmasına biz böyle bakamazsak, yalnızca bir başkan tartışmasına indirgersek çok büyük bir tuzağa düşmüş oluruz. Merkez Bankası Başkanının adını burada herkes biliyor. Çok değerli bir akademisyen olan Ertem Başçı… Ama Merkez Bankası’nda 15 tane Genel Müdürlük olduğunu, Para Politikası Kurulu Üyelerinin kaç kişi olduğunu, İdare Meclisi’nin kaç kişi olduğunu, Merkez Bankası’nın, Türkiye’nin en önemli kurumsal yapılarından biri olan bu kurumsal yapının nasıl yapılandığını biliyor musunuz? Bilmiyorsunuz. Hepimiz Merkez Bankası cahiliyiz adeta. Akademisyenlerimize kadar, iktisat hocalarımıza kadar… Neden? Çünkü bize bu şimdiye kadar tartışılmamış. Yalnızca Başkan üzerinden çok sudan bir tartışma yapmışız. O zaman Türkiye’de Cumhuriyetle biten iki kurum vardır arkadaşlar. Bir tanesi Cumhuriyet Savcılıklarıdır. Sizin adınıza, yani Cumhurun adına, halkın adına, milletin adına, onların hukuk anlamında garantisidir ve savunucusudur Türkiye cumhuriyet savcılıkları. Cumhuriyet-i değil, -i eki yoktur. Cumhuriyettir. Cumhuriyetin kendisidir. Cumhurun kendisidir. İkinci kurum ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’dır. O da sizin malınız mülkünüzdür. Tüm bir yıl boyunca Türkiye’nin yarattığı milli gelir de sizin çabanız, emeğinizdir, birikiminizdir. Onun savunucusu ve koruyucusudur Türkye Cumhuriyet ve Merkez Bankası. Ve esasında bu kadar önemli bir kurumu biz çok yanlış yerden tartışıyoruz bugün.

YENİ ANAYASA TARTIŞMASI Yine aynı şekilde bugün gündemde olan bir Anayasa tartışması var. Türkiye hala 1982 Anayasasıyla ne yazık ki yönetiliyor ve bunu biz hak etmiyoruz. Bunu Samsun hak etmiyor, Edirne, Ardahan, Kars hak etmiyor. Ne yazık ki yaşadığımız bazı sorunların kaynağında hala 1982 Anayasası’nda diretilmesi ve ne yazık ki Meclisteki partilerin de, biliyorsunuz muhalefet partileri şimdi Anayasa Komisyonu’ndan da, Meclisten çekilecekler gibi görünüyor. Kaynağında bu yatıyor ama özellikle milletin hak etmediği 1982 Anayasası’nı Türkiye’nin değiştireceğine inanıyorum ve 1982 Anayasası tartışması esasında Türkiye’de bir sistem tartışmasıdır. Mesela Merkez Bankası’ndan bahsettim. Bu ekonomi kurumlarımızın da bu anlamda yenilenmesi ve milli olması, yerel olmasıdır. İşte Sayın Cumhurbaşkanımızın “yerel ve milli” dediği olgu da budur arkadaşlar. Yani Canik Belediyesi’nin yaptığı gibi ekonominin, siyasetin yerellerden belirlenmesidir. Yerel ve milli dediğimiz şey budur. Sayın Cumhurbaşkanımızın yerel ve milli dediği budur. Yoksa yerel ve milliden Türkiye’nin 1930’lardaki gibi 1940’lardaki gibi 20. Yüzyılda olduğu gibi içe kapanması, Türkiye’nin içe kapalı bir ulus devleti Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 67


EKONOMi ÇALIŞTAYI 68 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 69


EKONOMi ÇALIŞTAYI

olarak devam etmesini kesinlikle anlamıyoruz ve anlatmıyoruz. Yerel ve milli derken dışa tam açık, demokratik ama kararları milletin aldığı bir Türkiye’den bahsediyoruz. Bu anlamda bir anayasa değişikliğinden bahsediyoruz. Bir anayasa ne anlatır? Burda çok değerli hukukçu arkadaşlarım var, onlara rağmen hata yapabilirim, biz iktisatçılar hukuk konusundan pek anlamayız ama benim anladığım anayasa toplumsal bir mutabakattır. Benim anladığım anayasa esasında bireyin devlete karşı olan haklarını garanti altına almasıdır. Ve bu anlamda çok demokratik bir adımdır ve bu toplumsal mutabakatın tezahülüdür. İkinci olarak ta devletin yeniden yapılanması ve devletin bireye karşı ödevlerinin tanımlanmasıdır. Bunların yazılı hale getirilmesidir. Bu anlamda anayasa, devleti öne çıkartan, devlete karşı bireyi koruyan kurumsal bir yapıdır. Ama bugün böyle bir anayasanın olmadığını görüyoruz. Üçüncü olarak devletin kurumlarının millet için yeniden yapılandırılmasıdır. Millet için. Millete rağmen değil. Şimdiye kadar bunu biz millete rağmen yaptık, millet için yeniden yapılanmasıdır. Merkez Bankası’nın da millet için yeniden yapılanmasıdır anayasa. Bu anlamda Merkez Bankası tartışmasıyla Anayasa Tartışması aynı tartışmadır arkadaşlar. Aynı şekilde Sayın Cumhurbaşkanımız Başkanlık Sistemi’nden bahsediyor. Başkanlık Sistemi de bütün bu olanlar varken, terör varken Başkanlık Sistemi ne diye sormamak gerekiyor. Esasında bütün bu olan biten Türkiye’nin eski sistemde ısrar etmesinin sonucudur. Biz karar alma mekanizmalarımızı demokratik yapmak zorundayız, aşağıdan demokratik bir şekilde belirlemek zorundayız, hem de karar alma mekanizmalarımızı hızlandırmak zorundayız.

GÜNEY KORE ÖRNEĞİ Güney Kore örneği verildi biraz önce. Güney Kore’de neler yapıldığını ve Güney Kore kalkınmasında Başkanlık Sistemi’nin önemini vurgulamak ve altını çizmek isterim. Örneğin Samsung’tan bahsetti Sayın Valimiz. Samsung firmasına Güney Kore 2000’li yıllara girerken “yalnızca bu alanda uzmanlaşacaksın” dedi. Honda’ya “yalnızca bu alanda uzmanlaşacaksın” dedi ve burda çok hızlı karar alma mekanizmalarını hayata geçirdiler. Gerçekten demin de vurguladığım gibi, yerel-milli ve dışa tam açık rekabetçi bir kalkınma politikasını öne çıkardılar. Bu anlamda kobilerin, Sayın Valimin de önemle vurguladığı gibi önemi büyüktür. Anti tekel düzenlemelerinin önemi büyüktür. Biliyorsunuz New Deal dediğimiz Amerika’nın İkinci Dünya Savaşı sonrası kalkınması da esasında çok genel olarak baktığımızda anti tekel düzenlemeler ve küçük işletmelerin yukarı çıkarılması ve burada istihdam sağlanmasıyla olmuştur. Ama onlar bunu hızlı bir şekilde yaparken, mesela Amerika’da yaparken bize tam aksini önerdiler, bize “dışarıya tam bağımlı, montajcı, tekelci bir ekonomiyi” önerdiler. Demiryollarını geliştirtmediler. Yalnızca karayolu ağının gelişmesine izin verdiler ve biz de ne yazık ki öyle yaptık.

70 EKONOMi ÇALIŞTAYI


RUSYA’YA EN İYİ CEVAP, SAMSUN-BATUM DEMİRYOLUDUR Şimdi Türkiye’nin o demir ağlarla 10. Yıl Marşı’nda da yazıldığı gibi demir ağlarla örülen Türkiye’yi şimdi biz yeni yeni yakalamaya başlıyoruz ve bir yerel Belediye Başkanı çıkıyor diyor ki, “BatumSamsun Demiryolu ağını bizim yapmamız lazım” diyor. İşte arkadaşlar Yeni Türkiye budur. Bir Belediye Başkanının bu sözleri sarf etmesi Yeni Türkiye’dir. Biz Kars-Bakü Hattını yapmaya çalışıyoruz ama henüz bunu gerçekleştiremedik. Ama bununla beraber Samsun-Batum Demiryolu hattının yapılması esasında Türkiye-Rusya rekabetinde Türkiye’nin verebileceği en önemli cevaplardan bir tanesi olabilecektir diye düşünüyorum.

TÜRKİYE’NİN AB İLİŞKİLERİ Arkadaşlar, şimdi gerçekten çok önemli konular var gündemde ve ben tabi ki biraz da sizin sorularınız olur diye umut ediyorum, çok da uzatmak istemiyorum ama çok kısa olarak dünyanın, belki eski bir akademisyen olarak, dünyanın şuanki özellikle Avrupa Birliği’nin ve Amerika’nın ekonomik durumdan da çok kısa temel varsayım, faraziye hipotez olarak bahsetmek isterim. Biliyorsunuz Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri esasında bu mülteci krizine bağlı olarak yeni bir şekil alıyor. Avrupa Birliği’nin çok ciddi bir krizi var. Avrupa Birliği Merkez Bankası genişleme politikalarını ve negatif faiz politikalarını uygularken Türkiye’nin bundan ne denli yararlanacağı sorusu gündeme geliyor. Avrupa Birliği’nin bu şartlar altında, bu krizi de varsayarsak devam etmeyeceğini, Avrupa Birliği’nin krizi aşabilmesi için Türkiye’yi içine alan, esasında Türkiye’nin şartları ve istekleri doğrultusunda, Türkiye’yle yeni bir bütünleşme ve genişleme politikası öne çıkartırsa ancak Avrupa Birliği’nin mülteci krizi dahil olmak üzere şuanda Türkiye’yle birlikte tanıştığı terör belasından da ve ekonomik krizinden de kurtulabileceğini düşünüyorum. Türkiye’yi hesap etmeyen bir Avrupa Birliği’nin yeni bir entegrasyon politikası, Türkiye’yi hesap eden yeni bir entegrasyon politikasını öne çıkarmayan bir Avrupa Birliği’nin içinde bulunduğu krizden çıkamayacağını düşünüyorum ve bu anlamda Türkiye ile ilişkilerinin yeni bir döneminin başladığını pekala söyleyebiliriz. İkinci olarak biliyorsunuz önümüzdeki hafta Sayın Cumhurbaşkanımızın Amerika seyahatleri var. Türkiye’nin Amerika ile olan ilişkilerinin de bu anlamda yeni bir döneme girdiğini, Amerika’daki seçimlerden sonraki gelişmelere de bakarak pekala söyleyebiliriz ve Türkiye-Amerika ilişkilerinin hiç şüphesiz ki bundan sonra daha sağlıklı ve daha Türkiye’yi hesap eden bir yerden devam edeceğini ve Amerika’nın, Türkiye’nin sorunlarını daha derinlikli olarak, özellikle son zamanlarda yaşadığı terör meselesini daha derinlikli olarak anlayabileceğini umut ediyoruz. Ve bu anlamda, Orta Doğu bölgesinde istikrar için ve barış için Türkiye’nin önemi sanıyorum önümüzdeki günlerde hem Amerika tarafından hem de Avrupa Birliği tarafından kendi krizi çerçevesinde anlaşılacak. Avrupa Birliği’nin aşmamakta ısrar ettiği gerek Rum yönetiminin vetosu, gerek başka nedenler de Almanya’nın da tabiri caizse Avrupa Birliği’nin aşmamakta ısrar ettiği stratejik başlıkları da hızla aşacağını umut ediyoruz.

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 71


Ama burada Türkiye tabi ki eskisi gibi Avrupa Birliği’nden bazı şeyleri isteyen ülke değil, Avrupa Birliği’nin Türkiye’den istediği bir ülke durumundadır ve bu anlamda Avrupa Birliği Türkiye’ye muhtaçtır. Birçok anlamda muhtaçtır. Bunun da işaretlerini görüyoruz. Yeter ki Türkiye bunun farkında olsun. Türkiye’nin ekonomi ile ilgili nasıl bir yol çizeceğini çok kısa bir şekilde özetlemek istiyorum. Türkiye şu anda çok büyük bir fırsatın eşiğindedir. Daha önceki konuşmalarda da Sayın Valim ve Belediye Başkanım belirttiler. Biz gerçekten bu dönemde korkusuzca ve cesaretle, özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasi iradesiyle söylediklerini yaparsak bunun vizyonu doğrultusunda Türkiye yoluna devam ederse ekonomik olarak biz 2023 hedeflerine varma konusunda hiç sıkıntı çekmeyeceğiz. Ve Türkiye çok kısa bir zamanda eğer bu adımları atarsa dünyada hem gelişmiş ülkelerden, krizden pozitif olarak ayrışacaktır ve hızla yoluna devam edecektir. Ve dünyayı belirleyen ülkelerden bir tanesi olacaktır, hem de gelişmekte olan ülkelerden çok ciddi ayrışacaktır ve adeta Türkiye bu adımları atarsa 21. yüzyılın ilk çeyreğinde bir 2. Güney Kore mucizesini Pasifik’ten sonra Orta Doğu ve Doğu Avrupa Kafkasya coğrafyasında gerçekleştiren bir ülke olacaktır.

EKONOMi ÇALIŞTAYI

3 BÜYÜK EKSEN VE TÜRKİYE Unutmayalım ki arkadaşlar bütün bu bölgelerde ve tarihte 3 büyük eksen vardır. Bir tanesi Türkiye’dir. Bütün bu toprakları coğrafya gibi belirleyen, bir tanesi Rusya’dır, bir tanesi İran’dır. Önümüzdeki dönemde bu üç büyük devletin bütün bu topraklarda rekabet edeceğini göreceğiz. Türkiye’nin burada gerçekten öne çıkması, tutarlı bir vizyona sahip olması ve hedeflerini gerçekleştirmesi gerekiyor. Bunun için de zaten yol bellidir. Az önce de söyledim, hukuki olarak yeni bir anayasaya ihtiyacımız var, parlemental sistemde Türkiye çok önemli kazanımlar ve başarımlar elde etmiştir. Bu demokratik kazanımları yeni bir eşiğe dönüştürebilecek ve bu eşiğe atlayacak bir Başkanlık Sistemi’ne de ihtiyacımız vardır. Ve Türkiye İran’la, Rusya’yla gireceği ekonomik rekabetten kazançlı çıkmalıdır. Ve bölgeyi, hatta Avrupa Birliği’nin dinamiklerini belirleyen, Avrupa Birliği genişlemesini çizen bir ülke konumuna gelmelidir. Bunun büyük ölçüde biz yapılacağını umut ediyoruz. Bunun en büyük işaretlerinden bir tanesi işte bugün burada yapmış olduğumuz toplantıdır. Bir ilçe belediyesinin bu vizyonel adımıdır. Bu anlamda tekrar ben teşekkürlerimi sunuyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın adına da teşekkürlerimi sunuyorum. Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum. Sorularınız varsa onları bekliyorum.

72 EKONOMi ÇALIŞTAYI


SORULAR KAMU BANKALARININ İŞ DÜNYASINA YAKLAŞIMI Muzaffer ALTUNTAŞ (İşadamı) Sayın Başdanışmanım. Ben hizmet sektörüyle ilgileniyorum. Size soru olarak değil de temenni olarak 3 tane konuyu arz etmek istiyorum. Birincisi, bu çalıştayın sonunda çıkacak olan kitapçığın kitaplarda kalmayarak Ankara ayağında, siz merkezden gelen birisi olarak desteklerinizi bekliyoruz. İkincisi Sayın Valimizin belirttiği gibi Samsun, Türkiye’de cerrahi alet üretiminde bir numara. Ama maalesef 10 yıl önce, ben de cerrahi alet üreten bir fabrikanın Genel Müdürlüğünü yapan birisi olarak, 10 yıl önce Hasan Basri Güzel adında bir valimiz vardı. Onun başkanlığında yapılan toplantılarda şunu demişti; “Hans bizi anladı ama Hasan bizi anlamadı.” Eğer biz merkezden biri olarak ihale şartnamelerine Almanya’da bulunan bir firmayı işaret eden maddeler koymaz isek, “Samsun’a satamadığımız şu cerrahi aletleri Türkiye genelinde satmış olacağız” diye söylemek ve arz etmek istorum. Yani bürokratlara bu emri verebiliyorsak biz cerrahi aleti Samsun dahil olmak üzere Türkiye geneline satabileceğiz. Üçüncü bir konu olarak, yine Sayın Valimizin belirttiği gibi, geçen aylarda açmış olduğum bir şubede, kendisinin de açmış olduğu bir şubede bankalar konusunda şunu belirtmiştim; Samsun’da bir tane köklü bir firma hafif sallandı diye bankaların, özellikle Devlet Bankalarının bu kadar geri adım atmasında üst düzeydeki yetkililerin Samsun’a bir kastının olduğunu belirtmek istiyorum. Ben bir yıl içerisinde Samsun’da 3 buçuk milyon yatırım yapan bir iş adamı olarak, bu paranın bir lirasını Devlet Bankalarından kullanamadım. Hangi dosyayı gönderirsen Devlet Bankasına ret geliyor. Buradaki Şube Müdürlükleri sadece bir kartvizit müdürlüklerinden ibaret değildir, olmamalı. Çünkü kendileri diyor ki, “Siz büyük bir firmasınız, sizin dosyanızı Genel Müdürlüğe gönderelim. Genel Müdürlük de “Samsun’da sıkıntı var” deyip reddediyor. Bu acı bir gerçek. Sizden, merkezden gelen yetkili birisi olarak sizin desteklerinizi ve gayretlerinizi bekliyoruz. Teşekkür ediyorum.

MERKEZ BANKASI VE SIĞINMACILAR Prof. Dr. Cevdet YILMAZ (Eğitim Fakültesi) Cevdet Yılmaz… Eğitim Fakültesi’nde Öğretim üyesiyim. Cemil Bey, size üç konuda soru sormak istiyorum kısa kısa. Merkez Bankası nedir? Bunu bize siz anlatır mısınız? Çok önemli olduğunu söylediniz. İkincisi Suriye krizi devam ediyor, üç yıl geçti. Bu mülteciler, sığınmacılar kalıcı mı, geçici mi? Devlet buna bir karar verdi mi? Çünkü biz karar verene kadar aktif nüfusu kaybediyoruz. Yani bize posası kalacak gibi geliyor. Biz bunu daha önce Avrupa’ya göçte yaşadık. Bu konuda devletin artık bir kararı var mı? Yani kalıcı mı, geçici mi? Ona göre biz bunlara nasıl davranacağız? Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 73


Üçüncüsü, Ankara’da bu Suriyelilerle ilgili ilginç bir tespitim oldu. Sanki o mülteciler için sığınmacılar için, henüz mülteci olmadı, sığınmacı dememiz lazım. Arapça okullar açılması gündemdeymiş. Bu doğru mudur? Çünkü bence Türkçe eğitim almalılar. Nasıl olsa gideceklerse eğer. Kalacaklarsa da Türkçe eğitim almalılar. Fakat görünen o ki onların yarım kalan eğitimlerini tamamlamak üzere sanki Arapça okullara eğilim varmış gibi bir durum var. Onu öğrenmek isterim. Son olarak AB maceramız devam edecek mi? Yani böyle bir kararınız var mı, yok mu? Yoksa o konuda bir tereddüt var mı? Teşekkür ederim.

EKONOMi ÇALIŞTAYI

Cevap: Ben tek tek isterseniz cevap vereyim öyle devam edelim, çünkü öteki türlü önemli sorular geliyor. Gerçekten atlayabiliriz. İlk önce bu Kamu Bankaları konusunda yani şunu temenni ediyoruz, Türkiye’nin biliyorsunuz özellikle Kamu Bankalarının yeniden yapılanması özellikle bankacılık krizinden sonra 2001 krizinden sonra yeniden yapılanması gündemi. Kamu Bankaları bankacılık sistemi içerisinde kar amaçlı çalışan kurumlar. Bu anlamda bir bankanın Türkiye’de özel olması ya da Kamu Bankası olması onun çalışma şeklini, Bankalar Yasası’na ve BDDK’nın belirlediği kurallara farklılık arz etmiyor. Dolayısıyla Kamu Bankaları piyasa şartlarına göre karlılıklarını hedef alan ve rekabet eden bir anlayışla çalışıyorlar. KOBİ’lerin öneminden bahsettik. Kamu Bankalarımızın özellikle Samsun gibi stratejik illerimizde ve Organize Sanayi Bölgelerimizde faaliyet gösteren, ihracat yapan, sanayileşme doğrultusunda güçlü adımlar atan KOBİ’lerimiz konusunda “pozitif ayrımcılık” yapmasını temenni ederiz. Tabi ki bankacılık kuralları çerçevesinde. Ama şöyle bir gerçek de var. Türkiye yeni kurallar çerçevesinde bir banka sistemi var ve Kamu Bankalarının özellikle önemli ölçüde bilanço eksiği olan, varlıklarını ve cirolarını bilançoya tam olarak yansıtmayan KOBİ’ler konusunda sıkıntı çektiğini de biliyoruz. Burda karşılıklı bir tamamalamama sorunu var. Umuyorum bu önümüzdeki dönemde tamamlanacak ve KOBİ’lere destek özel ve kamu tarafından daha fazla sağlanması gerekir. Ben burda birtakım iyileştirmeler de olabilir diye de düşünüyorum. İkinci olarak Merkez Bankası esasında konuşmamda da belirttim. Merkez Bankası adı Cumhuriyetle başlanan iki önemli kurumumuzdan bir tanesi ve teorik olarak iktisatçı arkadaşlarım varsa ya da tabi bilirler, ekonomi politikası iki temel ayak üzerine yürür. Bi tanesi Maliye Politikası, bir tanesi de Para Politikası. Bu iki temel ayağın birbirini tamamlaması gerekiyor. Para politikasının yürütücüsü tabiki Merkez Bankası’dır tüm dünyada ve Türkiye’de. Bu anlamda Merkez Bankası ekonomi politikalarının temel ayağı olan para politikasının hamisi ve yürütücüsüdür ve önemlidir. O açıdan Merkez Bankamızın şimdi bir de bağımsızlığından bahsediliyor. Ondan da çok kısa olarak bahsedeyim. Merkez Bankamız bizim bu bağımsızlık meselesi literatürde iki türlü. Bir tanesi Amaç Bağımsızlığı, bir tanesi Araç Bağımsızlığı. Amaç Bağımsızlığı, Para Politikasının bir amacı vardır. Yani bu amaçta hükümetlerin ve devletin büyüme politikasıyla, ekonomi politikalarıyla uyumlu olmak durumundadır, ki bu Maliye Politikası uyumu ile beraber iç içedir. Bu anlamda amaç açısından, amaç hedefleri açısından Merkez Bankaları bağımsız değildir, bağımlıdır. Niye bağımlıdır?

74 EKONOMi ÇALIŞTAYI


İlgili hükümete bağımlıdır. Seçilmiş hükümete bağımlıdır. Hiçbir Merkez Bankasıyla ilgili seçilmiş hükümetin amaçlarından, ekonomik politik amaçlarından hedeflerinden bağımsız hareket edemez, onla çelişen adımlar para politikası açısından atamaz. Ama araç bağımsızlığı, bir bağımsızlıktan bahsediyorsak araç bağımsızlığından bahsediyoruz. Araç bağımsızlığı da para politikası araçlarının piyasaya müdahale araçlarının Merkez Bankaları tarafından özgürce bağımsızca ve kendi dinamikleri içerisinde değerlenmesidir ki bizim Merkez Bankamız araç bağımsızlığı açısından dünyadaki Merkez Bankaları açısından örnek bir Merkez Bankasıdır ve bu anlamda araç bağımsızlığında en yüksek Merkez Bankalarımızdan bir tanesidir. Bütün bu kriz sürecinde Sayın Erdoğan Başçı ve ekibi çok önemli adımlar attılar ve çok önemli piyasaya müdahale araçlarını, özgür piyasaya müdahale araçlarını geliştirdiler. Burda ne hükümetin ne de devletin diğer kesimlerinin Merkez Bankamızın araç bağımsızlığına müdahalleri olmadı kesinlikle. Bunu belirtmek istiyorum. Mülteci sorunu. Mülteci sorunu konusunda esasında biliyosunuz bu oldukça hızlı gelişen bir süreç. Yani Avrupa’daki durumu biliyoruz, oradaki Merkel son bir yıl içinde Türkiye’ye iki kere gitti geldi ve iksinin de konusu aynıydı, mülteci sorunuydu. Ve Türkiye’yle AB ilişkileri Sayın Başbakanımızın biliyorsunuz geçen hafta bir zirvesi oldu AB’de. Bütün bunlar esasında mülteci sorununun ne kadar hızlı geliştiğini ve AB’nin de buraya ne kadar hazırlıksız yakalandığını bize anlatıyor ve tabiki bu mülteci sorunu çok ayrı bir tartışmadır. Nedenleri nasıl kaynaklandığı burda Batının sorumluluğu Türkiye’nin sorumluluğu bunlar ayrı bir tartışmadır. Ama şunu söylememiz lazımki bu çok hızlı gelişen bir süreçtir ve ülkeler burda hazırlıksız yakalanmıştır. Burada ne yazık ki hala hukuki, yazılı önlemler yoktur. Bunlar üzerinde çalışılmaktadır ama burada yaklaşım konuşulması gerekir. O yaklaşım da şudur. Ben konuşmamda da belirttim. Türkiye mülteci sorununa bütün reel politik çerçeveden uzak, insani bir yaklaşımla yaklaşmakta ve politikasını ona göre çizmektedir. Bu anlamda ona göre kapılarını açmaktadır ve Türkiye bunca terör sorunu yaşamasına rağmen mültecilere kapılarını sonuna kadar açmıştır ve büyük bir risk alarak, hem maddi hem diğer siyasi riskleri alarak özellikle Kilis gibi sınır şehirlerimizde çok önemli çalışmalar yapmıştır. Kilis’in biliyorsunuz bu anlamda adı geçiyor. Önemli olan mesela Kilis Valisi Süleyman Tapsız’ın siyasi iradeye de bağlı olarak, onun da gücüyle yaptığı çok önemli işler vardır ve burda da kendisini gerçekten bu başarısından dolayı sizin huzurunuzda tebrik etmek istiyorum. Mülteci meselesinde işin “Defacto” tarafında Türkiye başarılıdır, hızlı önlemler almıştır ve dünyaya örnektir. Bunu da insani bir yaklaşımla yapmıştır. Ama “de jör” olarak, yani yazılı hukuk çerçevesinde. Sizin de işaret ettiğiniz gibi eğitim meselesi başta olmak üzere aklımıza yer eden adımlar vardır. Sanıyorum onları da hükümetimiz hızla atacaktır diye düşünüyorum. Burda Türkiye bu adımları attıktan sonra da herhalde dünya ve AB Türkiye’yi bu konuda takip edecektir.

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 75


EKONOMi ÇALIŞTAYI 76 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 77


TÜRKİYE’NİN TURİZM POLİTİKASI Çağla ÇETİNKAYA (OMÜ Turizm Fakültesi) Turizm işletmeciliği okuyan üniversite öğrencisi olarak gelecekten endişe duyuyorum. Terör olayları bağlamında Türkiye’nin güvensiz bölge gibi gösterilmeye çalışılması yüzünden turizm sektörünün baltalanması beni kendi adıma ve geleceğim adına endişelendiriyor. Bunun için turizm ekonomisi ve turizm sektörü için alınan önlemler ve yapılan çalışmaları merak ediyorum.

EKONOMi ÇALIŞTAYI

Cevap: Öncelikle şunu söyleyeyim: Sayın Cumhurbaşkanımızın ekonomiden sorumlu Başdanışmanıyım. Bu sorularınızı resmi sıfatımla değil, akademisyen sıfatımla cevaplandırmaya çalışayım. Arkadaşımızın soruları hükümetimizin ve ilgili bakanlıkların da tasarrufuna giriyor. Bu anlamda bizim bürokratik sınırlarımızı aşan sorular. Bu konuda burada ben kişisel düşüncelerimi ve temennilerimi dile getirmiş olayım. Türkiye’nin turizm konusunda bugüne kadarkinden farklı bir strateji izlemesi gerektiğini düşünüyorum. Türkiye burada çok önemli adımlar atıyor. Kültür turizmi, sağlık turizmi, eğitim turizmi. Gerçekten çok küçük ülkeler bugün Avrupa’da eğitim turizminden milyonlarca dolar para kazanıyor. Otellerin uyguladığı paket fiyat verme çok hatalı. Ne kadar çok turist girerse o kadar çok kazanırız diye bir anlayış olamaz. Ne yazık ki otellerimizin birçoğu bu anlayışa bağlı olarak zarar ediyor. Esasında belki de bu Rusya’yla olan kriz bir fırsattır. Niteliksel değişimi yürüten bir fırsattır. Biliyorsunuz Turgut Özal Türkiye’de turizmin özellikle Akdeniz, İspanya, İtalya gibi ülkeler seviyesine gelmesi için çok önemli teşvikler verdi. Türkiye’ye bu dönemde çok önemli yatırımlar yapıldı. Türkiye’nin yatak sayısı geometrik olarak arttı. O zaman Özal öyle bir öngörüye bağlı olarak Türkiye’nin vizyonel olarak önünü açtı. Bu krizi fırsat bilip nitelikli turizm çerçevesine geçeriz. Bu anlamda turizm okuyan arkadaşlarımıza çok önemli iş sahaları doğacak. Eski akademisyen olarak da şunu tavsiye ederim. Üniversitelerde yalnızca turizm alanlarında okuyan değil, sosyal bilimlerde, hizmet alanlarında okuyan arkadaşlarımızın çok spesifik alanlara yönelmesi ve çok ciddi uzmanlık yeteneklerini edinmelerini ve birkaç yabancı dille birlikte tavsiye ederim.

BÜYÜMENİN YOLU YOLDAN GEÇER Salih UÇAR (İHLM Derneği Başkanı) Hoş geldiniz, ismin Salih Uçar. Alaçamlıyım. Alaçam İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği Başkanıyım. Öğrencilik yıllarımdan beri siyaseti de çok seven birisiyim. Ekonomi diyoruz, Avrupa’da akademisyenler bir araya geldiklerinde, “Ülkenin kalkınması için en önemli etken nedir?” dediklerinde, kimisi ekonomi, kimisi sağlık, kimisi eğitim, kimisi tarım diyor. Ekonomide tam karar verirken bir tanesi kalkıyor, “Arkadaşlar diyor, yol, yol, yol” diyor ve hakikaten de en geçerli gerekçe onunki kabul ediliyor. Niye? Diyor ki: Yol olmadan tarım olmaz, yol olmadan ekonomi olmaz, yol olmadan sağlık olmaz. Rabbime şükürler olsun ki hakikaten yaşım 53, hayatta birtakım tecrübelerimiz de var. Ben

78 EKONOMi ÇALIŞTAYI


şöyle diyordum: Baktığımızda tarihe, şu 10, 12 yıllık döneme baktığımızda hele bugünler altın çağ. Altının kıymetini kim bilir? Sarraf bilir. Ben kendimi burada bir sarraf olarak takdim ediyorum. Ne günler geçirdik? Bu ülke ne günler geçirdi? Bugün Yeni Türkiye yolunda hakikaten üretken Belediye Başkanlarımız, çalışkan Belediye Başkanlarımız var Allah’a şükür. Osman Genç Başkanımızla yıllardır hukukumuz var. Takip ederim kendisini, severim. Bu konuda hakikaten mükemmel hedefleri olan birisi. Bugün yol meselesini ülkemiz tam olmasa da mükemmel bir şekilde halletti. Şimdi Türkiye’nin yol konusu halledilmiş, ekonomisi canlanırken ülkemizde dış güçlerin bu şekilde saldırısı kesinlikle ve kesinlikle iyi yolda olduğunu ve ekonomik baltalama olduğu bir gerçek. Özellikle dünyanın birçok ülkesinde terörle boy göstermiş, resim çekinmiş birisi Meclis Başkanlığı yapıyor. Hangi ülkede var? Türkiye çok demokratik olduğundan mı, yoksa bunların engellenemediğinden mi? Bunun ben kesinlikle Türkiye’nin iyi olduğunu ve ekonomiyi baltalamak olduğunu düşünüyorum. Teşekkür ediyorum.

BANKACILIK SEKTÖRÜ Mustafa ÖZCAN (Eski Bankacı-Mali Müşavir) Ben Mustafa Özcan. Eski bir bankacıyım. Aynı zamanda Mali Müşavirim. Şehrimize hoş geldiniz. Şu konuda bir tespitimiz olacak. Sizin de öncülüğünüzü rica edeceğim bu konuda. Ben şunun bilinmesini istirham ediyorum. Biz buradaki Şube Müdürleri ilimizde, ilçelerimizde Şube Müdürleri, ticari yöneticiler biz orada kredi verdikçe, hedef yaptıkça varız. Samsunlu olarak tüm firmalarımıza elimizden geldiğince –istisnalar vardır- her türlü desteği veriyoruz. Fakat şunun bilinmesi lazım. Tabi ki bankacılık kanunları hazır kriterler var kabul ediyorum, ama bu gibi krizlerde bankaların yaklaşımlarını sermayedarları ve yukarıdaki yönetimlerin belirlemesinden biz burada Şube Müdürleri olarak biraz zorlanıyoruz. Burada çok da etkimiz yok. Bunun bilinmesini rica ediyorum. Mümkün mertebe halkımıza bu söylenmeli. Biz de bu meslekte bazı zorluklar yaşadık. Bazı art niyetli insanlar yani şu değildir, çalışıp krediyi çekip, işletip, ortağını kefil verir, ondan sonra dışardan kefil olmadan rahat bir şekilde yaşayıp kendini kurtarınca diğer sektörleri örnek verir. Bununla ilgili sorum şudur: Bununla ilgili yukarıdan ne tür önlemler alınabilir?

Cevap Çok kısa söyleyeyim cevabımı ben şundan yanayım. Türkiye’deki bankacılık sektörü çok geleneksel, belki de çağdışı kalmış bir anlayışa bağlı olarak çalışıyor. Ne kadar arsanız, tapunuz varsa o kadar bankadan kredi alabiliyorsunuz. Yani sizin işletmenizin kârına, sizin hiçbirinizin yeniliklerinizin niteliği bankalar için çok para etmiyor. Tabi demin de söylediğim gibi bizim işletmelerimizin ne yazık ki uluslararası muhasebe standartlarından uzak bilanço kayıt sistemine eklenince bankalar ipotekli tapu götürürseniz size kredi veriyor. Bu da tabi bir kredi verecekse sizden 10 tane tapu istiyor. Bu esasında sürdürülemez bir durum. Türkiye’de esasında katılım bankalarını biz devreye sokuyoruz. İşte Ziraat Bankamızı Ziraat Katılım, şimdi Vakıfbank Vakıf Katılım olarak girdi. Halk Bankası Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 79


inşallah biraz gecikti ama o da katılacak. Biliyorsunuz Katılım Bankacığı esasında, özünde girişim sermayesine dayalı bir sistemdir. Yani banka sistemi paradan para kazanmaya ve faize bağlı olarak değil, kâra ortak olur ve dolayısıyla o girişimciye ortak olur. Onu ayağa kaldırır. Yine kendisine emanet eder ve yola devam eder. Bu sisteme geçilmesi gerektiğini ben düşünüyorum. Burada ciddi reformlar yapılması gerektiğini düşünüyorum. Ağırlıklı olarak bu sisteme geçilmesi gerekiyor. Yani yalnızca katılım bankacılıkların değil, konvansiyonel bankacılıkların da bu şekilde yeniden yapılandırılması gerekiyor.

EKONOMi ÇALIŞTAYI

GAP PROJESİ VE SU KAYNAKLARI Prof. Dr. Yusuf DEMİR (OMÜ Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi) Öncelikle kıymetli fikirlerinizi bizimle paylaştığınız için teşekkür etmek istiyorum. Tabi ki Türkiye’nin 2023 vizyonu Türkiye’nin sadece ekonomisini yönlendirme değil, Türkiye’nin yüzyıl önce eline vurulan prangalardan kurtulma yüzyılı olarak değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum ve iki tane kısa sorum olacak. Bu soruların da 2023 vizyonunda, prangalardan kurtulma vizyonunda “yeni prangalar mı oluşacak?” sorusu aklımızda. Onun cevabını bir akademisyen olarak merak ediyorum. Bunlardan bir tanesi, Türkiye’nin geçmiş 50 yılına damga vuran, 20. Yüzyılın en önemli projesi olan GAP Projesi, ki Türkiye’nin geçmiş 50 yılına malolmuş ve belki de Gayrisafi Milli Hasılasının yüzde 90’ınını almış enflasyonumuzun temel sebeplerini oluşturmuş bir proje, ama o bölgede yaşanan olaylarla sanki son 10 yıldır yavaş yavaş gündemden düştü ve “GAP projesi gereken değeri görmüyor veya gündemden kalkıyor” diye bir algı oluşmaya başladı. Acaba bu proje, bu yaşanan süreçle birlikte Türkiye’nin önümüzdeki sürecinde değerini kaybedip bir noktada elimizdeki pranga mı olacak? Bir diğeri de temel kaynaklarımızdan biri olan su kaynaklarımız, ki bunların başında gelen Dicle ve Fırat. Avrupa Birliği ile yeni bir sürece giriyoruz. Avrupa Birliği’nin Dicle ve Fırat üzerinde hesaplarının olduğunu biliyoruz, ki Avrupa Birliği’nin Dicle ve Fırat’ın Avrupa Birliği sürecinde bir Tuna ve Ren Nehirlerinin bir konsensiuma bağlaması arzusu var, çalışmaları var. Dicle ve Fırat gibi suyumuzun yüzde 38’ni oluşturan bir temel kaynağımızın ben ekonominin temel argümanlarından olduğunu düşünüyorum. İkinci sorumsa bildiğimiz gibi Türkiye dünyada tarım ve tarıma dayalı sanayiyle kalkınabilecek ender ülkelerden bir tanesi ama son 30 yıldır sanki ekonomide tarımın önemi gittikçe azaldı ve ihmal edildi. Acaba -2023 vizyonunuzda ekonomiyi yöneten Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konudaki düşüncelerini biliyoruz, yeni ekonomik çağrışımınızda Türkiye’nin tarım ve tarıma dayalı sanayisi ekonominin lokomotifi olmaya başlayacak mı? Bu konuda sizin düşücüleriniz ve çalışmalarınız nelerdir? Çok teşekkür ediyorum.

80 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Cevap Sayın hocam gerçekten çok önemli sorular sordu, teşekkür ediyorum. Esasında belki de bu konuşmayı tamamlayacak sorular bunlar. Hocam öncelikle şunu belirteyim, GAP projesini ben ikiye ayırıyorum. Rahmetli Demirel’in büyük ölçüde üstlendiği, önem verdiği ve yapmakta olduğu projedir. Bu yıl esasında Türkiye o zamanki konjonktüre bağlı olarak, GAP projesi sizin demin vurguladığınız Dicle ve Fırat sularını kendisine mal etmekte ve biliyorsunuz hukuki alanda bir tartışma var. “Kaynağından çıkan sular” ve “sınırı aşan sular” tartışması var. O da dünyada çözülmüştü hukuki olarak. Bu mesele, Türkiye o zamanlar kaynağı kendisinde olan suları, sınırı aşan sular olamaması genellememesi için GAP’ı büyük ölçüde biraz da ulus devlet reflekslerine bağlı olarak düşünmüştür. Ama bu ne zamana kadar? 2008’e kadar. 2008 sonrası Sayın Cumhurbaşkanımız o zaman Başbakan iken iki tane önemli adım atıyor 2008 tarihinde. Bir tanesini ben söyledim yine… İkinci önemli adım da GAP projesidir. 2008’den itibaren GAP projesini Sayın Erdoğan’la birlikte ikinci tarihsel aşamasıdır ve esas GAP budur bana göre. Bu nasıl bir GAP’tır? Yalnızca bölgenin tarımsal mülkiyet yapısını değiştirmekle kalmayıp, Türkiye’de biliyorsunuz çok önemli bir tarım reformu var. Yıllardır tarımsal gelişimi ekonomik dinamiklere bağlı yapmayı amaçlayan Türkiye, bütçesinden 30 milyar lira gibi büyük bir rakamı ayırıp, GAP’a bunu bütçelemiştir ve kıyamet de o zaman kopmuştur zaten. Esasında iki temel nedeni vardır. 2008’den sonra Erdoğan’a yönelik saldırılarının bir tanesi IMF ve bir tanesi de bu GAP meselesidir. O zaman tabi Türkiye büyük ölçüde hayal kırıklığına uğradı. Özellikle Sayın Cumhurbaşkanımız da çözüm sürecinin de temel ekonomik ayağıdır 2008’deki GAP olayı. Hocam, şimdi bu o zaman biliyorsunuz doğaya yapılan bütün yatırımlar bu perspektif ve vizyonla yapılmıştır. Hele ki üniversite hele KÖYDES projeleri, SODES projeleri, hele havaalanı ve şehir hastaneleri… Bunlar genel olarak o zaman ki vizyonu şimdiye göre somutlaşmış kazanımlarıdır baktığımızda ve bu anlamda 2008’de Sayın Cumhurbaşkanımızın başlattığı GAP adımını tarihsel bir adım olarak nitelendirebiliriz. Bugün Doğu kalkınmasının temel ekonomik çıkışlarından bir tanesidir. Bu anlamda orada Kürt kimliğinin tanımlanması, Kürtlerin kendi dillerinde eğitim ve televizyon yayınları gibi bir dizi demokratik kazanımlarının yanı sıra ekonomik kazanımlarında da GAP vardır ve o anlamda Sayın Cumhurbaşkanımız “Kürt sorunu yok” derken dayandığı temel argümanlardan bir tanesi de budur. Bu anlamda GAP’ın unutulması diye bir şey söz konusu değil. Bu devam etmektedir ve devam edecektir ve bu anlamda Türkiye’nin en büyük kalkınma yatırım projelerinden bir tanesidir, ki satdece ekonomik proje de değildir. Siyasi ve demokratikleşme projesidir de aynı zamanda GAP projesi. Su savaşları siz de çok iyi biliyorsunuz ki, önümüzdeki yıllarda özellikle petrolün giderek fosil enerji kaynaklarının yenilenebilir enerji kaynaklarına karşı gerilemesi bağlamında Ortadoğu ne yazık ki petrolden sonra su sorununun çıktığı bir coğrafya olacak. Bu anlamda Türkiye’nin Dicle-Fırat alanında önemi büyük. Biz tabi burada bunu ihmal ediyoruz. Hukukçu arkadaşlarımız da burada var. Siz de ziraat alanından hocalarımızdan olarak burada sınır aşan sularla, kaynağından çıkan suların hukuki düzenlemesi ve tartışması dünyadaki kriz ve Ortadoğu’daki toz duman arasında unutuluyor. Bu çok önemli bir sorundur. Ve Türkiye’nin Ortadoğu’daki gelecek dönemdeki politikalarını ve duruşunu belirleyecek ve aynı zamanda çok Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 81


yoğun olarak tartışacağımız bir sorundur bu. Bu konuda bizim akademimizin, hukuk sistemimizin, hukukçularımızın gerçekten yavaş yavaş görüş belirtmeye ve Türkiye’nin burada milli bir duruş sergilemesine ihtiyaç vardır. Gerçekten çok önemli bir soru sordunuz çok teşekkür ediyorum. Sizin bu sorunuza cevabım yarım da olsa belki bir tartışmayı başlatır inşallah.

ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ Prof. Dr. Kaya Tuncer ÇAĞLAYAN (OMÜ Öğretim Görevlisi) Şehrimize hoşgeldiniz. Biraz önceki konuşmalarda Sayın Valim ve Belediye Başkanım işaret ettiler. Üniversite ve sanayi iş birliği ya da bölgesel kalkınmada üniversitelerin çok öncü bir kuruluş olarak ağırlığını artırması gerektiğinden bahsettiler. Bu konuda sizlerin de görüşlerini merak ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın da bu konuya gelecekte daha güçlü bir adım atma noktasında bir beklenti içerisindeyiz. Aydınlatırsanız sevinirim.

EKONOMi ÇALIŞTAYI

Cevap Sayın hocam çok teşekkür ederim. Gerçekten vurguladığınız gibi Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Sayın Valim ve Belediye Başkanım da belirtti. 52.000 öğrencisi ile Türkiye’nin en büyük üniversitelerinden bir tanesi. Ama biz bu üniversite de dahil olmak üzere biliyoruz ki Türkiye’deki üniversiteler hak ettiği yerde değil. Bilimsel makale üretme, patent sahibi olma gibi temel verilerden yola çıktığımız zaman, Türkiye’deki devlet üniversitelerinin ve daha sonra Osmanlı’dan bize miras kalan vakıf ekonomisini de inşallah yaşatırız ve anlatırız. Parantez içinde belirteyim; Vakıf üniversitelerimiz bu anlamda da önemli. Burada konuşacak söylenecek şey o kadar çok ki, bunun çok önemli tartışmaya açık bir başlık olduğunu belirteyim. Burada YÖK’ün durumu ve yaptıkları ortada. YÖK’ün bu anlamda üniversitelerimize ilişkin bir yeni yapılanma içerisinde olması gerektiği de açık. Vakıf üniversitelerinin çoğaldığını biliyoruz. Bunların yeniden bir gözden geçirilmesi gerektiği tartışmaya açıktır. Gerçek anlamda bunlar kamuoyu üniversitesidir. Kamu üniversitesi olduğu için de kamu denetimine tabi olması gerekiyor. Bunların biliyorsun bir de her birinin hami üniversiteleri var. Her vakıf üniversitesinin bir de devlet hami üniversiteleri var. Yani yönetilmez olduğu zaman vakıf olarak ona hami üniversiteleri sahip çıkıyor ve yönetiyor. Dolayısıyla üniversitelerimiz Türkiye’deki kamunun ve bizim malımızdır. Buradaki eksikliklerimizi hızlı gidermek durumunda ve zorundayız. Burada hepimize sorumluluk düşüyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın da bu konuda çok yoğun bir hassasiyeti olduğunu belirtmek istiyorum.

BAŞKANLIK SİSTEMİ VE YEREL KALKINMA Mevlüt ÖZER (OKA Genel Sekreteri) Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mevlüt Özer. Hocam konferansınızdan istifade ettik. Şehrimizde yeni bir vizyonun başlamasındaki katkılarınızdan dolayı teşekkür ederim. Benim

82 EKONOMi ÇALIŞTAYI


merak ettiğim şu; Yerel kalkınma inisiyatiflerinin geliştirilmesi uzunca bir süredir konuşuluyor, dünyanın ve türkiyenin gündeminde. Merkezi yönetimde kararların alındığı, kalkınma hamlelerinin başarısızlığı sonrasında yerel ekonomilerin güçlendirilmesi ve yerel kalkınma inisiyatifinin güçlendirilmesi öne çıktı son zamanlarda. Buna rağmen duraksamalarla devam ediyor. Başkanlık Sisteminin sosyal ekonomik dinamiklerle beraber yerel kalkınma inisiyatiflerinin güçlendirilmesi istikametinde ne gibi avantajlar sağlayabileceğini sizden dinlemek istiyorum. Teşekkür ederim.

Cevap Gerçekten bu da önemli soru. Üzerinde çalışılması gerek bir soru da aynı zamanda. Bunun için çok teşekkür ediyorum. Burada Başkanlık Sistemi deyince herkesin anladığı şey şu; Bir Başkan var, her şeyi o belirleyecek ve dolayısıyla da otokotik ve demokratik olmayan bir şey anlaşılıyor ya da muhalefet böyle anlatıyor. Halbuki tam aksidir. Özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın vurguladığı Başkanlık Sistemi, sizin de vurguladığınız gibi yerele daha fazla önem veren ve bu anlamda demokratikleşmeyi daha fazla derinleştiren, katılımın daha yoğun olduğu bir sisteme tekâmül ediyor. Burada esasında Türkiye’ye özgü bir Başkanlık Modelini de biz tartışıyoruz. Tabi ki bunun şöyle olmasını arzu ediyoruz; Bütün Samsun’dan, Edirne’den, Türkiye’nin her yerinden katılımın sağlanacağı ve herkesin görüşlerini belirteceği geniş bir mutabakatla bu sistemin ortaya çıkması önemli. Türkiye’ye özgü bir sistem böyle ortaya çıkabilir diye düşünüyoruz. Bu belki de Türkiye’deki en önemli demokratik tartışmanın tarihsel zeminlerinden bir tanesi olacaktır. Ama yerel yönetimlerin, yerelin, Anadolu’nun bu sistemde katılımı ve dahili eski merkezi parlamenter sisteme göre çok daha yoğun olacağını söyleyebiliriz. Hem ekonomik olarak hem siyasi olarak. Bir de bu yüzyılımızın gerçeğidir. Daha önceki konuşmalarda da bahsedildi. Şehir ekonomisi, şehirlerin rekabeti ve şehirlerin yarışması, şehirlerin yenilikçi bir şekilde ekonomide yer alması 21. Yüzyılın gerçeğidir. 20. yüzyıl hepimizin bildiği gibi bir ulus devletler yüzyılıydı ve ulus devletlerin pazar paylaşımı ve savaşı yüzyılı da oldu. Bu anlamda insanlık çok büyük acılar yaşadı. Faşizmleri gördük, dünya savaşlarını gördük. Konvesyonel savaşların nükleer bir savaşa dönüştüğü bir yüzyıl oldu 20. yüzyıl. Ama 21. yüzyılın bundan daha farklı olacağını düşünüyor ve umut ediyoruz. Tabi ki farklı olacak ve bu yüzyıl çok doğru bir tespittir. Uluslararası devletlerin değil, şehirlerin ve yerel ekonomilerin, bölgelerin ve büyük eksen devletlerinin ortaya çıktığı, yarıştığı bir yüzyıl olacaktır. Özellikle o eksen devletler içerisinde Türkiye vardır. Bu sorduğunuz soruyu bizim çok kapsamlı bir şekilde tartışmamız ve teorileştirmemiz gerekir. Çok teşekkür ederim.

Bedir YILDIRIM (Samsunspor Yöneticisi) Öncelikle katkılarınızdan dolayı çok teşekkür ederim. Hocam ülkemizdeki ekonominin gelişmesinin en büyük engellerinden birisi de kamu otoritesinin yetkilerinin birbiriyle çakışması. Bu da ister istemez yetkilerin çakışması ticaretin önüne ciddi bir şekilde engel. Bununla ilgili yerel idare, merkezi yönetim bir çalışma yapıyor mu? Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 83


EKONOMi ÇALIŞTAYI 84 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 85


Cevap Başkanlık Sistemi çalışması yapıyoruz. BÖLGESEL DEĞİL, SEKTÖREL TEŞVİK OLMALIDIR

Harun ÇİÇEK (TÜİK Müdürü) Türkiye İstatistik Kurumu Samsun Bölge Müdürü Harun Çiçek. Ben farklı bir boyuttan soru soracağım. Birincisi İllere verilen desteklerde sektör belirlemesinde sosyal riskler dikkate alınıyor mu? İkincisi sosyolojik ve bölgesel akademik çalışmaların uluslararası dergilerde yayınlanması ne derece doğrudur? Görüşlerinizi arz ederim.

EKONOMi ÇALIŞTAYI

Cevap Birinci sorunuz bölgesel teşvik sistemi ile ilgili bir soru. Akademik olarak da üzerinde çalışılması gereken bir soru. Maalesef buna bir cevap veremeyeceğim. Çünkü alınıp alınmadığını gerçekten bilmiyorum. Ama alınması gerekir. Fakat şunu da söyleyeyim, Türkiye’deki teşvik sisteminin değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Yani Bölgesel Teşvik Sisteminden çıkıp Sektörel Teşvik Sistemine geçmemiz lazım. Belki bölgeler için ayrı bir ekonomi ayrımcılığı yapabiliriz. Yani oradaki yatırımların belli bölgelerde yoğunlaşması ve burada kümelenme gibi. Örneğin Samsun’da medikal sanayinin kümelenmesi belki ayrı bir bölgesel teşvik sistemi geliştirebilir, ama 1-2-3-4-5-6 gibi genel bir teşvik sisteminin çok yararlı olduğunu düşünmüyorum. Zaten uyguladığımız çerçevede olumlu sonuçlarını da almadık. İkinci sorunuza gelince. Şöyle bir anı ile cevap vermek istiyorum. Sayın Süleyman Tapsız’ın daveti üzerine Kilis’e gitmiştim. O zamanlar Cumhurbaşkanı Baş Danışmanı değildim. Akademisyen ve gazete yazarı olarak gitmiştim. Kilis’te Amerikalılar bir güneş enerjisi yatırımı yapacaklardı. Cumhurbaşkanımız o zamanlar Başbakan iken, Amerika seyahati öncesinde böyle bir önlem almak istediler. Çok büyük bir güneş enerjisi yatırımı yapacaklardı Kilis’e. Biz de Süleyman Bey’in daveti üzerine gazeteci olarak oraya gittik. Sayın Vali Amerikalı heyete yatırımın olacağı Organize Sanayi Bölgesinin bitişiğinde yer gösterdi. Burada yapabilirsiniz diye. Bakarız dediler. Daha sonrasında Valiliğe gittik. Valilikte heyetten birisi dedi ki, “Biz orada o yatırımı yapamayız. Bize başka yer göstermeniz” lazım. Sayın Vali, “neden orada yapamazsınız?” diye bir soru sorduğunda, Amerikalı heyet; “Bize Amerika’dan söylediler; Gösterdiğinizin yerin 500 metre ilerisinde yüksek gerilim hattı geçiyormuş.” Bizimkiler orada yüksek gerilim hattı geçtiğini fark etmemişler. Ama yüksek gerilim hattı geçtiğini Amerika, oradaki Amerikalı heyete bildiriyor. Şimdi hocam, küresel haberleşmenin ve entegrasyonun hat safhada olduğu 21. yüzyılda siz emin olun bizim sosyolojimizi, bizim sosyologlarımızdan Amerikalılar ve Avrupalılar daha iyi biliyorlar.

86 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Aslında bu bizim bir eksikliğimiz. Üniversitelerimizde sosyoloji bölümlerimizin daha iyi çalışması gerektiğini ben düşünüyorum. Üniversitelerimizin sosyoloji bölümleri daha iyi çalışırsa daha sağlam adımlar atarız. Bir şey daha söyleyeyim. Geçenlerde doktora destekleri veren tanıtım ajansımızın müdürü Kudret Bülbül Bey şöyle bir şey dedi; “Hocam biz doktora için yurt dışına arkadaşlarımızı yolluyoruz, onlar Amerika’nın sosyal yapısı ve ekonomisi ile ilgili bir şey yazmıyor. Türkiye ile ilgili bir şey yazıyor.” Adamı Amerika’ya yolluyoruz. Adam Amerika’dan Türkiye ile ilgili doktora tezi yazıyor. Tabi doktora tezi yazmak gerçekten önemli bir faaliyet. Ve akademisyenler bu konuda özgürdür. Ama burada Türkiye’nin akademisyenlerinin ve üniversitelerinin daha küresel bir perspektif ile hareket etmesi ve daha derinlikli olması gerektiğine inanıyorum. Belki böyle yaparsak sorduğunuz soruyu bu şekilde yanıtlamış oluruz. Biz de onların sosyolojisini inceleriz.

ÇİFTÇİLERE VERİLEN DESTEKLER Halil BAŞAR (İşadamı) İsmim Halil Başar. Kentimize hoşgeldiniz. Verdiğiniz bilgiler için ayrıca teşekkür ediyoruz. Sorum, tarımsal teşviklerle alakalı olacak. Seçimler öncesinde Sayın Başbakanımızın gübre ve yemin katma değer vergisinin 0’a indirgenmesinde çiftçiye yönelik taahhüdü olmuştu. Bunlar seçim sonrası gerçekleştirildi. Hükümetimize çok teşekkür ediyoruz. Ama görüldü ki bunlar üreticinin cebinde kaldı. Yani çiftçiye yansımadı. Yemi üreten, gübreyi üreten ya da satan kesimin cebinde kaldı. Bunun bu şekilde olacağı mutlaka iktisat bilgisi olan kesim ve sizler tarafından bilinir. Teşviklerde bu tarz bir yol izlenmesinin devam edilmesini bundan sonra uygun görür müsünüz? İkinci sorum da, bugün süt fiyatlarıyla alakalı bir sıkıntımız var. Gerçi küresel boyutta da bir sıkıntı var ama Türkiye’de daha fazla. Maalesef bu tür sıkıntıları çok kolay aşamıyoruz. Yine süt sığırlarının kesilmesi gündemde. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü vasıtasıyla süt sığırlarını kesmek yerine, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne satışının teşvik edilmesi ya da bu yönde yasal bir düzenleme ile kesimin önüne geçilerek daha ileriki bir zamanda, ithalat yolunu açmaktan ziyade, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünden alımların oradan yapılması piyasayı regule etme açısından bir fayda sağlar mı sizce? Çok teşekkür ediyorum.

Cevap Sorunuzu şöyle cevaplayayım; Daha önceden de bir arkadaşım tarımla ilgili soru sormuştu atladım sanırım. AK Parti iktidarları döneminde 2002’den bu yana ekonomide biz çok önemli başarılar sağladık. Bütün dünyada tarım ürünleri fiyatları düşerken Türkiye’de enflasyonun temel nedenlerinden bir tanesi olarak yükseliyor. Bu fiyat mekanizması tarım politikalarında bir şeyleri eksik yaptığımızı açıkça gösteriyor. Bir şeyleri eksik yapmışız. Dolayısıyla burada tarım konusuna daha fazla önem vermemiz gerekiyor. Türkiye’nin tarım potansiyelini daha etkin değerlendirmemiz ve Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 87


EKONOMi ÇALIŞTAYI

endüstriyel tarımı, tarım teşvik politikalarının, özellikle aile tarım işletmelerinin ve toprak dağılımının etkin olması ve bu aile işletmelerinin verimli çalışması, hatta ihracat yapabilmesi için yeniden hem hayvancılık tarafından hem de tarım ürünleri tarafından ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Burada sanıyorum Tarım Bakanımız Faruk Bey çok önemli çalışmalar yapıyorlar. Önümüzdeki dönemlerde de sanıyorum bu çalışmaların sonucu olarak hem kamu tarafındaki tarımsal işletmeler hem özel taraftaki tarımsal işletmeler alanında çok önemli adımlar atılacak diye düşünüyorum. Bunun işaretleri var. Sayın Bakanımızla da konuştuğumuzda bunun çalışması içerisinde olduklarını söylüyorlar. Sanıyorum iyi gelişmeler olacak. Çok teşekkürler.

88 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 89


90 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 91


Öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum. Burada olmaktan çok mutluyum. Beni buraya kadar getiren süreç Erzurum’da başladı. Serde akademisyenlik var. Ben bir Üniversite hocasıyım. Bizleri çağırdıkları zaman her yere gidiyoruz. Kışın en sert dönemi. Çok ciddi bir soğuk var. Bir buçuk metre kar var ve biz Erzurum’da programdayız. Orada Canik Belediye Başkanımız Osman Bey’le tanıştık. Şöyle bir düşündüm; “Sayın Başkan burada ne yapıyor acaba?” Çünkü Samsun’dan çıkmış gelmiş Erzurum’a. Gençlerle ilgili bir program var. Hadi biz neyse, biz her yere gidiyoruz da, sonra Sayın Başkan bir konuşma yaptı orada. O konuşmayla beraber şunu hissettim. Evet İlçe Belediyeleri veya İl Belediyeleri, Yerel Belediyeler kendi alanlarıyla ilgili çalışmalar yapmalılar ama Türkiye Dünya’da bir yere gelmek istiyorsa Samsun Canik Belediye Başkanı Erzurum’da olmalı. Erzurum Belediye Başkanı Edirne’de olmalı. Yani sadece yerel dinamiklerle çözülebilecek bir sorunu yok Türkiye’nin. Hep beraber yereldeki yöneticilerimizle beraber, üniversitedeki akademisyenlerimizle, sanayicilerimizle oturacağız. İşte Levent Yılmaz Samsun’a gidecek. Canik Belediye Başkanımız Konya’ya gidecek. Konya’daki hocalarımız Edirne’ye gidecekler. Biz bunu beraber aşacağız. Çünkü biz bu ülkeyi böyle kurmuşuz. İkinci mutlu olduğum konu şu Samsunla ilgili. Ben bir İle gitmeden önce o İlin tarihini çok merak ediyorum ve okuyorum. Samsun’u araştırırken şöyle bir şeyle karşılaştım. Samsun bir dönem Pers egemenliğinde kalmış, ardından Roma, Bizans egemenliğine girmiş. Ardından Danışmentliler Samsun’u kurtarmak için şehri kuşatmışlar. Fakat çok çetin bir süreç geçtikten sonra şehri teslim alamayınca şehrin yanına yeni bir şehir kurmuşlar ve adına “Müslüman Samsun” demişler. Bu da benim için onur verici bir hadise. Bu iki faktörden dolayı burada olmak benim için son derece önemliydi. Bu davet için tekrar teşekkür ediyorum.

BÜYÜK BİR VİZYONUN GÖSTERGESİ Ben İktisatçıyım ama politik ekonomi ağırlıklı çalışıyorum. Söylediğim ekonomik kavramların arkasında politik ve uluslararası bir bağlantı görürseniz de şaşırmayın. Çünkü gerçekten Dünya ekonomisinin içinde bulunduğu durumda Canik’teki bir şirket ile Silikon Vadisi’ndeki şirketi kıyaslamadığınız anda kaybediyorsunuz. Bunun için ben bu panelin çok büyük bir vizyonun göstergesi olduğuna inanıyorum.

TÜRKİYE TARİHİ FIRSATIN EŞİĞİNDE Samsun’u konuşacağız ama müsaade ederseniz biraz küresel ekonomiden bahsedeyim. Biz Samsun’da bir şey yapacağımız zaman küresel ekonomiyi bilmeden yapamayız. Orayla bağlantı örnekler vereceğim. Sabah ki oturumda biraz bahsedildi. Bir kere Türkiye tarihi bir fırsatın eşiğinde. Bu hem ekonomik olarak hem siyasi olarak böyle. Ben siyasetçi değilim, siyasi olarak konuşmuyorum. Bir akademisyen olarak gördüğümü anlatıyorum. Şimdi öyle bir dönüm noktasındayız ki bugün itibariyle ya daha büyük, daha saygın, dünyada daha söz sahibi bir ülke olacağız ya da 1990’lara döneceğiz. Birkaç tane 92 EKONOMi ÇALIŞTAYI


teröristin gündem belirlediği, o teröristlere finansman sağladığı, batılı güçlerin ülkede yönetici seçtiği ya o 1990’lara döneceğiz ya da kendi kendimize ayakta duran, bölgesine hakim, dünyada söz sahibi bir ülke olacağız. Şimdi tam o eşikteyiz. Eşiği aşmanın iki yolu var. Birinci yolu da ekonomi. Ekonomide geldiğimiz nokta bugüne kadar şuydu. Biz hep küresel sisteme entegre olmaya çalıştık. Bunda da başarılı olduk. Bunda bir sorun yok. Şuan gerçekten tüm dünyadaki finans piyasalarında hem Türk Lirası ile alış veriş yapmak mümkün, Türk lirası ile yatırım yapmak mümkün. Türkiye’deki hisse senetleri dünyadaki borsalarda işlem görüyor. Dünyadaki büyük şirketler Türkiye’de var. Bizim küresel sisteme entegrasyonumuzla ilgili bir sorunumuz kalmadı.

SAMSUN’DAKİ KREDİ LONDRA’DAN BELİRLENMEMELİ Ama bunu yaparken bazılarımız sadece sistemleri değil, kafalarını da batıya entegre etmeye çalıştılar. Ve bunu ilericilik, modernlik olarak bize dayatmaya çalıştılar. Ben dedemin, babaannemin hayat tarzı ile şimdi yaşamaya çalıştığım zaman gerici oldum. Akademik çalışmalarımda İslam Ekonomisi, İslami Finans dillendirdiğim zaman yazılarım yayınlatılmamaya çalışıldı. Ama bir baktım. Londra bir yandan İslami Finans’ın merkezi olmuş. Dün Rusya’da İslami bir banka açılmış. Ben yapayım dersem gericisin dediler. Onlar yaptığı zaman finansal enstrümanlarda modernlik oluyor. Şimdi böyle bir yerdeyiz. Benim olan değerlerle dünyaya hükmediyorlar, ben onun ucundan tutmaya çalıştığım zaman çok çok ileri giderek benim dinimden olanları terörist ilan ediyorlar. Batı iki yüzlülüğü dediğimiz şey bu. Bu hem siyaseten hem ekonomik olarak böyle. Bizim son dönemde dillendirmeye çalıştığımız faiz konusunun temelinde bu yatıyor. Samsun ekonomisi ile alakalı birkaç veri çıkardım, onlarla ilgili küçük bir analiz yapacağım ama Samsun’daki KOBİ’nin alacağı kredi Londra’dan, belirleniyorsa o kredinin maliyeti, Wall Street’te belirleniyorsa ve Türkiye’nin Merkez Bankası Başkanı’nı sözüm ona yatırım şirketleri, yani faizden para kazanan bu adamlar belirlemeye çalışıyorsa burada bir sorun var. Samsun’daki KOBİ, işletme sahibi bir vatandaşımız sabah söyledi, “Kredi alırken önce devlet bankaları bizi sıkıştırıyor” dedi. Doğru. O bankanın devlet bankası olması bir şey ifade etmiyor. Çünkü oradaki yönetsel sistem Batı sistemi. Batı’da kar üzerine kurulmuş her şey. Yüzde 6 faizle para alıyorlar Merkez Bankası’ndan size yüzde 21 ile satıyorlar. Bunun adı modern bankacılık oluyor. Böyle bir şey yok. Kimse kusura bakmasın bunun adı tefecilik. Siz buna kanunlarla bankacılık diyebilirsiniz.

YERELDEKİ ŞİRKETLER GÜÇLENMELİ Dünya’nın neresine giderseniz gidin bunun adı ticaret değildir. Siz Merkez Bankası’ndan gecelik 6,25 borçlanmayla para alacaksınız, ertesi gün aynı parayı Samsun’daki Kobi’ye, Samsun’da büyük ihracat yapmak için can atan Kobi’ye yüzde 21 ile satacaksınız. Böyle bir şey yok. O zaman diyorlar ki bize faiz konusunda;

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 93


94 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 95


“Siz bunu dini inançlarınız gereği söylüyorsunuz.” Tamam ben bunu dini inançlarım gereği söylerim, bundan da şeref duyarım ama ABD’de faiz sıfırdı. Daha yeni 0,50 yaptılar. Avrupa’da negatif faiz var. Japonya’da negatif faiz var. Bizde günlük faizler yüzde 11 civarında. Diyorlar ki, “Bunu yükseltelim.” Niye Türkiye’nin sorunu enflasyon. Hayır, Türkiye’nin sorunu enflasyon değil. Türkiye’nin sorunu büyüme ve işsizlik. Ben şunu istemiyorum. Enflasyon 4 olsun, gençlerin yüzde 30’u işsiz olsun. Bana ne enflasyondan, gençler işsiz. Dolayısıyla burada tespiti iyi yapmak lazım. Yereldeki şirketler güçlenecek ki hem finans olarak, hem akıl olarak, hem işçi olarak güçlenecekler ki üretim yapacaklar. İstihdam sağlayacağız ki büyüyeceğiz.

ÇOK ÇALIŞKAN BİR MİLLETİZ Türkiye olarak Osmanlı döneminde İngilizlerin yaptığı sömürgeciliği yapmadığımız için bizim bir finans sorunumuz var. Sermaye sorunumuz var. Evet kabul, yeterli sermayemiz yok. Çünkü biz İngiltere gibi Afrika’yı sömürmedik. ABD gibi Orta Doğu petrolleri gibi kan üzerinden ticaret yapmadık. Öz sermayemiz yetersiz. Yetersiz mi? Evet yetersiz. Biz burada diyoruz ki zaten bizim girişimcimiz var. İnsanımız da çok çalışkan. Bakmayın siz sosyal medya üzerinden, bazı yayın organları üzerinden “Türkler tembeldir” diye yayın yapıyorlar. Biz tembel falan da değiliz. Bize hep böyle dayatmalar yapıldı yıllarca. Biz çok zeki bir milletiz. Çok çalışkan bir milletiz. Biz zeki ve çalışkan olmasaydık şuanda Samsun’da muhtemelen bir Rum yönetimi olurdu. Konya’da bir İtalyan yönetimi olurdu. Biz bu toprakları çalışarak kazandık. Ve geçen sürede de çalışarak hep ayakta tuttuk. Ve kimse bize yardım etmedi.

TERÖR, 1 TRİLYON DOLAR KAYBETTİRDİ Tam tersine 30 yıl bu ülkede terörü başımıza bela ederek, bazı hesaplamalara göre 300 milyar dolar ama bizim hesaplamalarımıza göre dışsallıkla beraber 1 trilyon dolarımızı terör belası ile aldılar, çaldılar. Bugün Türkiye’nin GSYH’sı (Gayri Safi Yurt İçi Hasıla) 800 milyar dolar. Düşünsenize 2015 yılında 800 milyar dolar GSYH var, sizin 30 yıl boyunca 1 trilyon dolarınızı çalmışlar. Bu şu demek: Biz bir Türkiye daha olurduk, engellediler bunu demek. Biz bunla da mücadele etmişiz. Onun için bir kere özümüze döneceğiz biz.

TÜRKİYE’NİN ÖNÜ ÇOK AÇIK Ben size gönül rahatlığıyla şunu söyleyeyim. Türkiye’nin önü çok açık. Ve bugün yaşadığımız canlı bomba eylemleri, sosyal medya üzerinden yapılan algılar, yabancı ülkelerde yapılan Türkiye aleyhi politikalar, ileri giderek söylüyorum bazı tutuklamalar, bunların hepsi bizim potansiyelimizi realize etmemizi engellemeye yönelik hareketlerdir. İran benim komşum, İran’a 30 yıldır ambargo uyguluyorsunuz. Ben sınır kapılarını kapatıyorum. Bir bakıyorsunuz ertesi gün ambargo kalkıyor, bütün Avrupa Birliği 96 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Bakanları orada. Ne oldu bir günde? Hani bunlar teröristti, hani bunlar nükleer silahlar yapıyordu? Türkiye yaptığı zaman ambargoyu delmek suç. Kendiniz 30 yıl boyunca bunu yaptınız. Bakın bu ikiyüzlülük işte. Türkiye bu ikiyüzlülükle mücadele ediyor bir yandan da. Hem çalışıyoruz, hem de bu ikiyüzlülükle mücadele ediyoruz. Aynı şey Irak’ta var. Ben bu örneği hemen hemen her yerde vermeye çalışıyorum. Lütfen siz de gördüğünüz herkese anlatın.

MUSUL VE KERKÜK PETROLLERİ Bizim Musul Başkonsolosumuz şu yüzden kaçırıldı. Türkiye Irak’ın Musul ve Kerkük petrollerini Adana Ceyhan Limanı’na getirip, oradan ticarileştirip satmak için 50 yıllık anlaşma imzaladı. Bu anlaşmayı engellemek için her şeyi yaptılar. Engelleyemediler. Biz ilk petrol tankerini Ceyhan’dan yükledik, gece Akdeniz’e doğru yola çıktı, müşterisine gidiyordu. Sabah 08.30’da ABD Dış İlişkiler Bakanlığı Sözcüsü Pisaki diye bir kadın dedi ki: “Bu ticaret illegaldir.” Niye illegal? Açıklaması yok. “Bunun tarafları bunun sonuçlarına katlanır” dedi. Saat 10.30’da Musul Başkonsolosumuz kaçırıldı. Şimdi bunlar tesadüf mü? Asla tesadüf değil.

AZERBAYCAN-TÜRKİYE ARASINDA TANAP PROJESİ İleri gidiyorum. İki tane patlama. Biz Azerbaycan’la, sayın Aliyev’le belki de Kafkasya, o bölgenin, bölge üzerinden de Dünya’nın enerji trafiğini değiştirecek bir antlaşmayı, TANAP Projesi’ni görüşmek ve imzalamak üzere sayın Cumhurbaşkanımız iki kez Azerbaycan’a gitmek üzere program yaptı, İkisinden de iki gün önce Türkiye’de bomba patladı, Ankara’da. Tesadüf mü? Sağolsun sayın Azerbaycan Cumhurbaşkanımız; “Sen gelemiyorsan ben gelirim” dedi. Ve o anlaşmalar imzalandı. Önceden olsa Rusya göderir miydi Azerbaycan Cumhurbaşkanı’nı? Şimdi bunları ekonomi ile bağlantılı olarak anlatmaya çalışıyorum.

TÜRKİYE KARADENİZ’E HAKİM OLMALIDIR Samsun gibi Karadeniz’e limanı olan bir şehrin ekonomisinin daha da ilerlemesi için Türkiye’nin Karadeniz’e hakim olması gerekiyor. Bu da illa toprak hakimiyeti değil. Bu bir ekonomik hakimiyet meselesidir. Bu sınırınızı ihlal eden Rus uçağını düşürmekle de olur, Kırım’ın ilhakını tanımamakla da olur, Ukrayna Devlet Başkanı’nı Saray’da ağırlamakla da olur. Bu şu demek; “Sen ne yaparsan yap ben buradayım, bölgedeyim” demek. Onun için ekonomi ve yerel ekonomi konuşurken uluslararası gelişmeleri göz ardı etmemiz mümkün değil.

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 97


SAMSUN CİDDİ GÖÇ VERİYOR Sayın Başkanımız Erzurum’da bahsetmişti. Samsun hızla şehirleşiyor. Bunun örneği de şu. 1965’te Samsun nüfusunun yüzde 74’ü kırsalda, yüzde 26’sı şehirde yaşıyormuş. 2015 yılı itibariyle bu oran yüzde 30’a 70 olmuş. Yani şehir nüfusu hızla artıyor Samsun’da. Bu iki tane şey getiriyor bize. Birincisi şehirleşmenin verdiği ekonomik bir canlılık olur. Ama ikincisi bu ekonomik canlılığı ayakta tutacak sanayi ve ticaret hayatının geliştirilmesini de getirir. Bunun da paydaşları belediyeler, ticaret odaları gibi, Vali Bey’in koordinasyonu, Üniversite’nin buna katkısı gibi. Şehirleşme çok iyi. Şehirleşmeyi şehirde tutacak imkanların da sağlanması gerek. Çünkü Samsun ciddi de göç veriyor. Bu da çok önemli bir konu. 44-45 bin civarında Samsun’un nüfusu dışa gidiyor ve en çok da İstanbul’a gittiğini görüyoruz. Bu da şundan dolayı, İstanbul’da ticari bir canlılık var ve insanlar ekmek paralarını burada kazanmaya gidiyorlar. Gayet doğal. Sayın Başkanımızın tespitleri son derece yerinde. Burada sanayiyi canlandırmak, Samsun’da Organize Sanayi’yi büyütmek, Samsun’da Samsunluların kalmasını sağlayacak en önemli işlemlerden bir tanesi. Ben pek çok İle gidiyorum ve orada toplantılar yapıyorum.

SAMSUN, KARADENİZ’İN EN STRATEJİK LİMANI Bize gelen şikayetlerin başında; “Bizim liman bağlantımız yok, ah bir liman bağlantımız olsa çok büyük sanayi şehri oluruz” diyorlar. İşte Samsun’un var. Samsun belki de Karadeniz’in en stratejik limanlarından birine sahip. Burada Organize Sanayi’nin büyütülmesi ile alakalı bir sorunun olduğu sayın Vali’nin konuşmasında geçti. Ama bu sorunun aşılacağını düşünüyorum. Keşke herkes sayın Başkan gibi düşünseydi, bu sorun şimdiye kadar çoktan aşılırdı diye de bir tespitim var.

KAYNAKLAR DAHA VERİMLİ KULLANILMALI Yerelde ekonominin güçlenmesi ile ilgili bizim kalkınma ajansları üzerinden devletin verdiği projeler var. Burayı tenzih ederek geneline hitap edecek şekilde söylüyorum. Kalkınma ajanslarının bazen hatalı ve eksik politikalarla devletin kaynaklarını çok da verimli kullandıramadığını görüyoruz. Bu da bir alışkanlık aslına bakarsanız. Bu kurumsal kültür zamanla gelişecek. Bunu da bir tespit olarak aklımızın bir kenarında tutmakta fayda var. Yavaş yavaş bu kurumsal kültürü kazanacağız ve kaynakların daha doğru ve verimli kullanılması yönünde bir çalışma yapılması gerektiğini düşünüyorum. Yereldeki kalkınma noktasındaki bir diğer önemli konu da, bu şehirde yaşayan sanayiciler.

ANADOLU ŞEHİRLERİNDE SERMAYE YETERSİZ Temel sorun şu; Bizim gibi Anadolu şehirlerinde sermaye yetersiz. Bu yetersiz sermayeyi bizim finansmanla aşmamız gerekiyor. Ve bu finansmanı sağlamak için de doğrudan kaynak aktarımı olabilir, işte ucuz krediler olabilir, karşılıksız hibe de olabilir. Bir şeyler devlet tarafından sağlanması lazım.

98 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Devlet durup dururken bir vatandaşı çağırıp, “Al sana kardeşim yatırım yap” demez. Burada projelerin üretilmesi lazım. O da katılımcı yönetimle olacak bir şey. O projelerin hayata geçmesi de aynı şekilde katılımcı yönetimle olacak bir şey. O yüzden Canik’te düzenlenen ve 3 gün sürecek bu toplantının oldukça mantıklı bir şekilde kurgulandığını düşünüyorum. Bu da Samsun için son derece önemli olacak bence.

ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ Bir diğer konu ise üniversite. Ben bir akademisyen olarak en çok konuşmak istemediğim konu üniversitelerin konumu. Maalesef üniversitelerimizde “üniversite-sanayi” işbirliği çok fazla gelişmiyor. Bunun iki sebebi var. Bir tanesi sanayicilerimiz günlük hayatın telaşına o kadar kapıldılar ki, “dolar kuru ne olacak, çekin ödemesi geliyor, senedin ödemesi geliyor” gibi yeni gelişmeleri kaçırıyorlar. Akademisyenler reel sektörden kopuk. Bilim yapıyoruz doğru, ama bir makine mühendisliğindeki hocamız sanayide çok zaman geçirmiyor. Bir iktisatçı hoca pazarda çok vakit geçirmiyor. Veya esnaflarla vakit geçirmiyor. Böyle de bir akademik eleştiri yapmak lazım. Bu tarz toplantılar “üniversite-sanayi işbirliği” açısından önemli. Sabah ki oturumda medikal aletlerle ilgili bir konuyu bir akademisyen olarak hemen not aldım. Değerlendirmem ve çalışmam için. Bir toplantıda bir şey çıkıyor, 10 toplantıdan 10 şey çıkacak, böyle böyle bu kurumsal kültürü de yerleştirmiş olacağız.

2002 ÖNCESİ VE SONRASI Ekonomide “2002 öncesi ve sonrası” diye ayrım yapıyoruz. Bunun sebebi de bir akademisyen olarak bu ayrımı yaptığım zaman hükümet değişti, iktidar “a” partisi oldu, “b” partisi oldu noktasında bir ayrım değil bu. Bu ayrım şu: Türkiye 2000-2001’de çok ciddi bir ekonomik kriz yaşadı. Bu krizin ardından Türkiye ekonomisinde çok ciddi kırılmalar oldu. O kırılmalar siyasi kırılmayı getirdi. O siyasi kırılmanın ardından yeni bir siyasi akım olarak AK Parti Hükümeti geldi ve o AK Parti Hükümetinin krizden çıkarken ortaya koyduğu bir ekonomi anlayışı var. Onun için ben 2002 öncesi ve sonrası Türkiye ekonomisini farklı değerlendiriyorum. 2002’den önceki durumumuz şu idi. Ben çok iyi hatırlıyorum ve bu örneği her yerde vermeye çalışıyorum.

IMF UZMANINA KIRMIZI HALILI KARŞILAMA Carlo Cotarelli diye bir adam vardı. IMF Türkiye masası şefi. Bu adam şu; Bizim Bakanlıklarda uzmanlarımız var ya, bu adam da IMF’de uzman. Bu adamı benim ülkemin Bakanları kırmızı halı sererek havaalanlarında karşılıyordu. 1 milyar dolar için. 1 milyar dolar parayı istediğimiz yerde değil, onların istediği yerde kullanabilmek için bu ülkenin Bakanları IMF’deki bir tane uzmanı için havaalanlarında Valiler protokol yapıyordu, askeri erkan falan oluyordu. Bunları yaşadım ve gözlerimle gördüm. 2002 öncesi biz çalışanlara, emeklilere maaş verebilmek için biz bu adamın ağzına bakıyorduk, acaba ne diyecek diye. Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 99


100 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 101


Genellikle de “mali disiplin, kemerleri sıkacağız” diyordu. Her yıl kemer sıkıyorduk hiç de bir şey olmuyordu. Ve yine 2002 öncesinde tamamen teröre teslim olmuş, güvenlikçi politikalarla içe kapanmış, dışarıdaki hiçbir gelişmeden haberi olmayan bir ülkeydik. Bana 2002’den önce söyleseydiniz, “Türkiye Musul-Kerkük petrollerini alacak, Ceyhan’dan Dünya’ya satacak” deseydiniz, herhalde “Siz aklınızı peynir ekmekle yerdiniz” derdim.

TÜRKİYE, ESKİ TÜRKİYE DEĞİL Dünya’da petrol işi, finans işi ve bankacılık işi Yahudi kökenli iki tane ailenin elinde. ABD’de yaşayan iki tane Yahudi ailenin kontrolünde. Siz tutacaksınız Musul-Kerkük’te İngiliz, Amerikan şirketleri dururken şirket kurup, petrolleri getirip, Ceyhan’da satacaksınız öyle mi? Hükümetinizi devirirlerdi. Başbakanınıza suikast yapar, öldürürlerdi. Genelkurmay Başkanınızın uçağını düşürürlerdi. Şimdi Allah’a şükür öyle bir ülke değiliz. Ben Dünya’nın neresine gidersem gidim Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın itibarını yaşıyorum. Önceden “Barbar Türk” diyorlardı bize. Şimdi gittiğimiz her yerde itibarımız var. Daha da iyi olacağız. Bakın kaç tane ülkeyle vize antlaşması yapıldı. Hemen hemen pek çok ülkeye vizesiz gidiyoruz artık. Şimdi AB ile de aynısı yapılacak. 15 yıl önce hayal edebiliyor muydunuz bunu. Mümkün değildi. İşte bu hepsi ekonomik güç ve siyasi istikrarla oldu. Ben doktora çalışmasından önce ekonomi güvenliği çalışması yapmıştım. Türkiye’nin ekonomi güvenliği noktasındaki gücü arttıkça ben ülkemizin daha ileri gittiğini gördüm bu son 10-12 yıllık süreçte.

GEZİ OLAYLARI Bunun sebebi şu; Ekonomi güvenliğiniz iyi olduğu zaman kendinize güveniniz geliyor. Örnek Gezi Olayları. Gezi olaylarında bu ülkenin 120 milyar dolar parası gitti. Buhar oldu, uçtu. 2001 Kasımında Türkiye’nin yaşadığı krizlerde borsadan çıkan para 600 milyon dolar. 600 milyon dolar para borsadan çıktığı için bu ülke bataklığa saplandı. Ve bizim üç tane Bakanımız IMF’nin kapısında üç gün bekledi 900 milyon dolar kredi alabilmek için. Şimdi o günden bu güne geliyoruz. Sadece Gezi olaylarında 120 milyar dolarlık bir kayıp oldu. Ama ekonomi ayakta kaldı.

MERKEZ BANKASI Evet zorlanıyoruz, biliyorum. Kobiler zorlanıyor. Piyasada bir nakit sıkışıklığı var. O zaman da Nisan ayındaki Merkez Bankası Başkanı’nın seçimlerine geliyorum. Şuanda piyasadaki nakit sıkışıklığının sebebi ekonominin kötü olması mı acaba? Yoksa uygulanan para politikaları bizi burada nakit sıkışıklığına itiyor mu? Şimdi bizim Merkez Bankamızın bir görevi var. Kanunla belirlenmiş. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın görevi fiyat istikrarını sağlamaktır. Yani enflasyonu düşürmektir. Bakıyorum ben son 7 yıldır, enflasyon hedefi 5. Sonra bakıyorum ki o yılbaşında bir toplantı yapıyor, “benim hedefim 102 EKONOMi ÇALIŞTAYI


5 ama, enflasyonun 7,5 olacağını tahmin ediyorum” diyor. Sonra bir bakıyorum 8,8 olmuş. O zaman burada hata var. Kanun sana “enflasyon hedefi koy ve bunu tuttur” diyorsa ve sen de nerdeyse % 100 sapıyorsan burada o zaman ciddi bir hata var.

PATLAYAN BOMBALARIN SEBEBİ Merkez Bankası diyor ki, 250 yıllık bir iktisadi ezber var. “Ben enflasyonu düşürmem için milletin harcama yapmasını engellemem lazım. Çünkü inşaların cebinde para olduğu zaman gidiyor alış veriş yapıyor, alış veriş yaptığı zaman da talep yaratıyor, talep artınca fiyatlar artıyor, fiyatlar artınca enflasyon oluyor” diyor. Bu 250 yıl önce yazılmış kitaptan yola çıkan bir mantık. Biz de diyoruz ki, ABD Merkez Bankası Kanunu’nu bir inceleyelim. İnceledik, FED’in (ABD Merkez Bankası) görevi enflasyonu düşürmek ve büyümeyi sağlamak ve işsizliği düşürmek ve finansal istikrarı sağlamak ve böyle ve ve ve gidiyor. Yani “bütün ekonomiden sorumludur” diyor. Bizim kanun ne diyor, “Ben fiyat istikrarına bakarım. İşsizlik var o beni ilgilendirmez. Ekonomik büyüme düşüyor, valla ben enflasyona bakarım.” Böyle bir kanun olabilir mi? Bir kanun bir milletin günlük hayatını bu kadar negatif etkileyebilir mi? İşte böyle bir kanunla karşı karşıyayız. Siz bunu siyasi irade ile değiştirmeye çalıştığınız zaman Londra’dan bir ses geliyor: “Aman Merkez Bankası bağımsızdır. Sakın dokunmayın.” Ne münasebet ya bu kanunu ben yaptım. İstediğim zaman değiştiririm. Sen hangi bağımsızlıktan bahsediyorsun? “Hayır, Merkez Bankası’nın bağımsızlığına dokunursanız Türkiye’de ekonomik kriz çıkar.” Diyor. Çıkmayacağını söylüyorsunuz, bir adım atıyorsunuz Ankara’nın göbeğinde bomba patlıyor. Bir adım atıyorsunuz İstiklalin göbeğinde bomba patlıyor. Bu terör faaliyetlerinin hiçbirisini ekonomik çıkarlarımızdan, Irak politikamızdan, ekonomi politikamızdan, Rusya politikamızdan, Samsun limanının büyümesinden, üçüncü havalimanının yapılmasından, Konya Ovası projesinden bağımsız düşünemezsiniz. Bunu düşündüğümüz anda zaten kaybediyoruz. Ne alakası var, bu kadar da komple teorisi olur mu? Hayır, komplo teorisi filan değil.

SAMSUN-BATUM DEMİRYOLU, ÜÇÜNCÜ KÖPRÜ VE ÜÇÜNCÜ HAVALİMANI Sabah Başkan Bey ne dedi? Samsun’dan Batum’a demiryolu. Bakın Üçüncü köprünün üstündeki demiryolu bütün dünyayı rahatsız etti. Etmeye de devam ediyor. Çünkü siz Pekin’den çıkan trenin Londra’ya kadar ulaşmasını sağlayacak projeyi hayata geçiriyorsunuz. Bu şu demek: “Bütün dünyanın lojistik dengesi değişecek” demek. Çin’den çıkan bir gemi 62 günde Mersin limanına geliyor. Ama normal şartlarda bir konvansiyonel tren Çin’den çıksa 15 günde Anadolu’ya geliyor. Bütün dünyanın lojistik Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 103


sistemini kökünden dinamitle patlatıyorsunuz. Bunu kim istemiyor biliyor musunuz? Uluslararası taşımacılık yapan o gemilerin sahipleri istemiyor. Onların arkasında hangi finansal güçler varsa onlar istemiyor. Üçüncü havalimanı projesi, ben dünyanın hava taşımacılığında “aktarma hava merkezi” planlamışım Türkiye olarak. Üçüncü havalimanı açıldığı anda Amsterdam, Paris ve Frankfurt havalimanlarının yükünün % 70’i İstanbul’a gelecek. Bu şu demek: Önceden yılda 100 milyon kişi uçuyorsa, şimdi 300 milyon kişi uçacak demek bu. Gezi olaylarında bir Alman vatandaşın elinde bir pankart görüyoruz: “Üçüncü havalimanına hayır, üçüncü köprüye hayır, nükleer santrale hayır.” Avrupa’da kaç tane nükleer santral var? Kaç tanesinin yapılması planlanıyor? Onu kimse görmüyor. Mersin Akkuyu’da biz nükleer santral yapıyoruz. Ve “nükleer santrale hayır” diye Taksim’de Gezi Parkı’nda pankartlar yapılıyor. Fransa’da 65 tane var, 5 tanesinin ömrü doldu, kapatılacak, 11 tane daha yapılıyor. Almanya’da 12 tane var. 6 tanesinin ömrü doldu kapatılacak, 10 tane daha yapılacak. Bakmayın siz güneş enerjisinden enerji ürettiklerine. Onlar bize yutturmaya çalışıyor. Ben, “Mersin’e bir tane yapacağım, Sinop’a ikinciyi yapayım” derken, ”Çernobil’i hatırlayın” diyor Avrupa. Sen niye hatırlamıyorsun Çernobil’i? Hep böyle bize baskı psikolojisi ile “siz yapamazsınız, edemezsiniz” e getirdiler. Çok şükür biz artık bunlara inanmıyoruz, kanmıyoruz. Bütün bu projeler hız kesmeden devam ediyor.

RUSYA İLE UÇAK GERİLİMİ Rusya ile uçak gerilimi yaşandığında en çok doğalgaz konuşuldu. Doğalgazı Rusya’dan aldığımız için bu antlaşmaları manipüle edip bizi zorda bırakmaya çalışacaklarını biliyorduk. Ve bunu maalesef Rusyaların değil, içeridekilerin yapacağını biliyorduk. En çok da ağrımıza giden buydu. Halbuki doğalgazın kesilme riski yapılan antlaşmalara göre yoktu. Uluslararası antlaşmalar çok net. Onun için yaşadığımız bu süreç patlayan bombalar, medya ve sosyal medya üzerinden yürütülen algı operasyonları, bir Merkez Bankası ataması… Bütün bunlar çocuklarımızın geleceğinin ipotek altına alınması için. Bir karar vereceğiz, ya projelere devam edeceğiz ve diyeceğiz ki, “ben ülkemin yanındayım. Terör nereden gelirse gelsin karşısındayım. Ve İslam’ın terörle anılmasından rahatsızım.” Ya bunu söyleyeceğiz. Ya da kaderimize razı olacağız. Çok uzun sürmez, eğer vazgeçersek birkaç yıl içerisinde IMF’nin Türkiye masası şefi gelir emekli maaşlarını belirlemeye kalkar. Sizin büyük projelerinizin finansmanlarına mali disiplin der, “buralara para vermeyin” der. Onlar hazırlar. Önemli olan biz hazır mıyız? Bunu çok iyi analiz etmemiz lazım.

104 EKONOMi ÇALIŞTAYI


‘SAMSUN’U TARİHİNDEKİ MİSYONA DÖNÜŞTÜRMELİYİZ’ Yerelde Samsun’u tarihindeki misyonuna dönüştürdüğümüz anda bu savaşı kazanırız. Samsun tarihi bir kent, Samsun tarihi bir ticaret noktası, Samsun İpek Yolu’nun Anadolu’daki en önemli duraklarından bir tanesi. Eğer bu saydıklarımızı gerçekleştiremezsek Türkiye kaybetmiş olacak. Onun için Samsun çok önemli. Tarih bize zaten stratejik öneme sahip yerleri göstermiş. Şimdi Samsun’dan çıktığınız zaman Bağdat’a kadar gidiyorsunuz. Bir ticaret koridoru var. İpek Yolu’nda ne zaman ticaret aksamış, savaş çıkmış. Biz Anadolu’yu İpek Yolu’ndaki tarihi misyonuna geri çevirebilirsek, kazanacağız. Ben bu toplantıyı son derece önemsiyorum. Emeği geçenlere tekrar teşekkür ediyorum.

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 105


EKONOMi ÇALIŞTAYI

Ekonomi Çalıştayı Grupları

106 EKONOMi ÇALIŞTAYI

1

Samsun’da Turizm

2

Gıda, Tarım ve Hayvancılık

3

İhracat ve Samsun

4

Samsun’da Yerel Marka Oluşturulması

5

Samsun’da Yatırım

6

Samsun’da Nitelikli İşgücü

7

Samsun Ekonomisinin Hedefleri ve Eylem Planları


y a t ş ı l a Ç ı r a l r o Rap

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 107


108 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 109


EKONOMİ KALKINMA ÇALIŞTAYI TURİZM ÇALIŞTAY RAPORU TURİZM İLE İLGİLİ TEMEL KAVRAMLAR Turizm Kavramı ve Özellikleri Turizm, sektör itibari ile çok yönlü bir kavramdır. Bu yüzden literatürde turizm ile ilgili birçok tanıma rastlamak mümkündür. Turizm denilince akla ilk olarak konaklama gelmektedir. Ancak turizm faaliyetleri sadece konaklamadan ibaret değildir. Turizm tanımlamalarına bakıldığında da bu durum kendisini göstermekte ve turizm tanımlamalarının yapıldığı ilk zamanlarda konaklama kavramı ağır basarken bugün boş zaman, dinlenme gibi kavramlar da turizm kavramının içerisine girmektedir. (Toskay,1989) Turizm kelimesi köken olarak Latince Torrus sözcüğünden türemiştir. Torrus kelime anlamı olarak bir dönme hareketini ifade etmektedir. Latincedeki Torrus kelimesi batı dillerinde İngilizcede tour ve touring, Fransızcada tour ve tourer kelimelerinin türemesine neden olmuştur. İster Latince anlamı olsun isterse batı dillerindeki anlamları olsun tour dairesel bir hareketi, destinasyon ve yörelerin ziyaretini ifade etmektedir. Touring ise zevk için yapılan eğitici ve kültürel özellik gösteren yolculuklar için kullanılmaktadır. Literatürde yer alan turizm tanımları ve kavramsal çerçevesi incelendiğinde turizmin özelliklerini şu şekilde sıralamak mümkündür; (Akova vd,2015) • Turizm her şeyden önce insanların belirli bir süre için değişik amaçlarla yaptıkları seyahati ve konaklamayı kapsamaktadır. • Turizm insanların kendi konaklama yerleri dışında sürekli yerleşme amacı gütmemek üzere yaptıkları seyahat ve geçici konaklamaları içermektedir. • Turizm para kazanma amacı gütmemek üzere yapılan seyahat ve geçici konaklama hareketidir. • Turizmde yolculuğa çıkan insan seyahat edilecek yeri seyahat aracını konaklama yerini serbestçe seçme olanağına sahiptir. Alternatif tercihi vardır. • Turizm insanların iş merak din sağlık spor dinlenme kültür aile ziyareti nedeni ile ve kongre ve seminerlere katılmak amacıyla yaptıkları seyahat ve konaklamaları kapsamaktadır. • Turizm insanların kişisel ve toplu olarak yaptıkları seyahat ve konaklamaları kapsamaktadır. • Turizmin bir yandan seyahatin meydana getirdiği dinamik niteliği diğer yandan gidilen yerde 24 saat veya bir gecelemeyi alan konaklamaların statik özelliği bulunmaktadır. • Turizm sosyal bir olaydır. • Turizm sadece konaklama ve seyahatten oluşmamaktadır. Seyahat ve konaklamanın ortaya çıkardığı tüm kurumlar davranışlar faaliyetlerdir.

110 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Seyahat Kavramı ve Özellikleri Seyahat Türk Dil Kurum sözlüğünde yolculuk anlamına gelmektedir. Turizm açısından seyahat ise yerleşmeksizin bir bölgeye yapılan ve devamlı yaşanan bölge dışında gerçekleşen faaliyetlerdir. Seyahatin özellikleri ise şu şekilde sıralanabilir; (Akova vd,2015) • Seyahat bir karar verme sürecidir. Nereye gidilecek nasıl gidilecek nerede kalınacak kimlerle gidilecek ne zaman gidilecek gibi sorulara cevap verilen ve sonraki tecrübelere de ışık tutacak ve kalitesini belirleyecek bir algıdır. • Seyahat üretimine tüketicinin doğrudan katılımı söz konusudur. • Seyahate katılanların ortak beklentisi rahatlık ve güven içerisinde girdi ile maksimum çıktıyı alabilmektir. • Seyahat birebir ilişkiler üzerine kurulmuş emek yoğun hizmet üretiminin sağlandığı bir sektördür. • Seyahat sektöründe alternatiflerin çeşitli olması farklı yer ve zaman aralığında bu hizmetlerin sunulabilmesi yapının kırılgan özelliğini ortaya koymaktadır. • Seyahat hizmet ağırlıklı olduğu için ortaya çıkan ürün standartlarının kolay şekilde belirlenmesi zordur. • Seyahat yapısı gereği ekonomik ve siyasi gelişmelerden kolaylıkla etkilenebilen riskli bir faktördür. • Seyahat sektörü diğer sektörlerle olan ilişkisi ve ortaya koyduğu ürün çeşitliliği ve istihdam yaratmada önemli bir rol üstlenmektedir.

Turist Kavramı ve Özellikleri Milletler Cemiyeti tarafından yapılan tanıma göre turist “sürekli oturduğu ülkenin dışında herhangi bir ülkeyi 24 saatten az olmayan bir süre için ziyaret eden yabancı kişidir”. Turistin genel özellikleri ise şu şekildedir. (Çeken,2014) • Turizm hareketlerinin belirleyicisi olan turist turizm olayının öznesi durumundadır. • Turist temel amacı psikolojik tatmin sağlamak olan seyahati süresince ekonomik kazanç elde etmeyi düşünmeyen fakat ekonomik anlamda tüketici olan turizm olayına katılacak şekilde yeterli bir gelire ve boş zamana sahip olan kişidir. • Turist gittiği yerden son derece memnun olarak dönmek ister. Her işinin düzgün ve sorusuz gitmesini bekler. • Turist için zaman kavramı oldukça önemlidir. Kısa zamanda çok fazla yer görmek yeterince eğlenmek ve dinlenmek ister. • Bilimsel idari diplomatik dini sportif vb nedenlerden dolayı seyahat edenler de turist olarak kabul edilir. • Bir ülkeye çalışma yerleşme uzun zaman eğitim amacıyla gidenler ve transit yolcular turist saEkonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 111


yılmamaktadır. En az bir gece konaklama gerçekleştirilmiş günübirlikçiler ise turist olarak kabul edilir. • Turist sürekli yerleşme amacı olmaksızın dini ailevi ilişki sağlık eğlenme dinlenme veya boş zamanlarını gibi ticari olmayan nedenler ile seyahat eden insandır.

Rekreasyon Kavramı, Özellikleri ve Sınıflandırılması Rekreasyon, boş zamanda, genellikle eğlence amaçlı olan, spor, oyun, el sanatları, müzik, tiyatro, drama, hobiler, seyahat gibi birtakım aktiviteleri içermektedir. Diğer bir ifade ile rekreasyon, insanların boş zamanlarında, eğlence, dinlenme ve tatmin amaçlı gönüllü katıldıkları faaliyetlerdir (Hacıoğlu vd., 2003) Kökeni Türkçe olmayan rekreasyon kavramı, Latince “yenilenme, tazelenme” anlamındaki “recre ate” sözcüğünden gelmektedir. Bir başka ifade ile rekreasyon, çalışma faaliyetleri ile tükenen beden ve zihnin “ye¬niden yaratılması” amacını taşımaktadır. İnsanlar, boş zamanlarında bulundukları mekândan uzaklaşmak, dinlenmek, hava değişimi yapmak, gezmek, görmek, sağlıklı olmak, heyecan duymak, farklı yaşantılar elde etmek gibi değişik amaçlarla ev dışında veya içinde, açık veya kapalı alanlar¬da, pasif-aktif şekilde şehir içinde veya kırsal alanda etkinliklere katılmaktadır. Rek¬reasyon, insanların boş zamanlarında katıldıkları bu etkinlikleri ifade eden bir kavramdır (Hacıoğlu vd., 2003) Turizm ve rekreasyon faaliyetlerine olan talebin artış nedenleri; • Boş zamanın artışı, • Gelir seviyesinin yükselmesi, • Teknolojik gelişmeler, • Şehirleşme eğilimleri, • Nüfus artışı ve hareketliliği, • Kitle iletişim araçlarının etkisi, reklam ve propaganda, • Eğitim ve kültür seviyesinin yükselmesi, • Değer yargılarının değişmesi, • Turizm ve rekreasyon bilincinin artması, • Siyasi otorite ve diğer kurumların etkisi, • Çevre bilincinin artması ve eko turizm, • Değişen yeni sağlık bilinci ve entegre sağlık köyleri, • Tüketici tercihlerinde değişmeler ve e-turizmdir (Hacıoğlu vd., 2003) Rekreasyonu diğer faaliyetlerden ve kavramlardan ayıran temel ve belirgin özellikleri aşağıda toplu olarak ifade edilmektedir (Driver ve Toucher,1974; Karaküçük, 1997: 62-67’den akt. Hacıoğlu vd., 2003: 30-32); • Rekreasyon, insanların boş zamanlarında katıldıkları etkinliklerdir. • Gönüllü katılımı gerektiren, zorunlu olmayan aktivitelerdir. 112 EKONOMi ÇALIŞTAYI


• Her yaştaki ve cinsteki insanların faaliyetlere katılımlarına imkân vermektedir. • İlgi ve isteğe göre seçilen etkinliklerdir. • Her türlü açık veya kapalı alanlar ile her mevsim ve iklim şartında uygulanabilmektedir. • Zihinsel, fiziksel ve ruhsal güç kazanma amacıyla bireyin veya grupların; sosyal, kültürel, ekonomik, fizyolojik imkânlarıyla bağımlı olarak boş zamanlarında katılım sağladıkları etkinliklerdir. • Rekreasyon, rekreatif etkinliklere katılma sonucu ortaya çıkan bir deneyimdir. • Rekreasyon faaliyetlerine katılım, birey tarafından önceden belirlenmiştir. • Rekreasyonun kendine has bir takım çekicilikleri bulunmaktadır. • Rekreasyon faaliyetlerine katılım, kişilerin bir işle meşgul olmadıkları veya her türlü sorumluluğu terk ettikleri zamanlarda gerçekleşmektedir. • Rekreasyon, birçok aktiviteyi kapsamaktadır. Bu aktiviteler arasında oyun, eğlence ve dinlenme faaliyetleri gibi daha pek çok faaliyet yer almaktadır. • Rekreasyon, ciddi ve belirli amaçları olan aktivitedir. Rekreasyon faaliyet¬lerinin, katılan herkese göre bir amacı bulunmaktadır. • Rekreasyon, yer, zaman ve insanlar açısından sınırlamalara tabi değildir. Her boş zaman diliminde, her yerde yapılabilecek olması onun anlamını genişletmektedir. • Rekreasyonel faaliyetler katılımcıya kişisel ve toplumsal özellikler kazandırmaktadır. • Rekreatif faaliyetlere devam, iştirak etme zorunluluğu bulunmamaktadır. • Rekreasyon, haz ve neşe sağlayan bir faaliyettir. • Rekreasyon, evrensel olarak uygulanmaktadır. Rekreasyonel faaliyetler bütün insanlar için, bir ortak lisanı oluşturmaktadır. Faaliyet alanlarından bazıları olan; güzel sanatlar, müzik ve sporda ayrı ayrı özelliği taşımakta olduğu görülmektedir. • Rekreasyon, toplumun geleneklerine, törelerine ve manevi değerlerine uygun olmalı ve sosyal değerlere ters düşmemelidir. Rekreasyonel faaliyetlerin öncelikle ahlaki ve toplum kurallarına uygun olması, en çok tasvip ve kabul gören bir özelliğidir. • Rekreasyon, bir faaliyet yapılırken, ikinci veya daha fazla faaliyete ilgi duyma ve gerçekleştirme imkânı vermektedir. Örneğin, dalgıçlık yapan bir kişinin, aynı zamanda fotoğrafçılık yapması gibi. • Rekreasyon, kişinin kendisini ifade edebilme ve yaratıcı olabilmesine imkân sağlayıcı faaliyetler içermektedir.

Rekreatif faaliyetlerin Sınıflandırılması Rekreatif faaliyetler çeşitli şekillerde sınıflandırılmaktadır. (Hazar,2003) a) Etkinliklere katılım biçimine göre rekreasyon b) Etkinliklere Katılanların Mekan Tercihleri Bakımından Rekreasyon c) Kentiçi Rekreasyon Etkinlikleri Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 113


d) e) f) a. b. g) h)

Kırsal Rekreasyon Etkinlikleri Kapalı Mekan Rekreasyon Etkinlikleri Etkinliklere Katılanların Sayısına Göre Rekreasyon Münferit Rekreasyon Etkinlikleri Grup Rekreasyon Etkinlikleri Etkinliklere Katılanların Yaşları Bakımından Rekreasyon Çocuk Rekreasyonu

Etkinliklere Katılım Biçimine Göre Rekreasyon İnsanlar boş zamanlarını değerlendirmek için bazı faaliyetlere katılmak isterken bazılarına katılmak istememektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde rekreasyonel faaliyetler etkinliklere katılma biçimine göre çeşitli şekillerde sınıflandırılmaktadır. Şekil 1: Etkinliklerin Katılım Biçimine Rekreasyon Türleri

Etken Katılımlı Rekreasyon: Rekreatif etkinliklere bireylerin aktif rol aldıkları boş zaman değerlendirme etkinlikleridir. Enstrüman çalmak, şarkı söylemek gibi Edilgen Katılımlı Rekreasyon: Rekreatif etkinliklere bireylerin aktif olarak yer almayarak ve yapılan etkinliğe kendilerinden bir şey katmadıkları aktif olarak enerji sarf etmeyerek yalnızca boş zamanlarını değerlendirme amacıyla ruhsal ve mental olarak haz almak üzere izleyici seyirci olarak katıldıkları bir rekreatif etkinliktir. Tiyatro veya sinem izleme gibi. Ettirgen Rekreasyon: Rekreatif etkinliklere bireylerin aktif olarak katılımının gerçekleştiği ancak etkinliklerin yapılması ve uygulanması için dışarıdan muhakkak yardım alınmasının faaliyetin uygulanabilirliği açısından bir mecburiyet olan eğitsel öğretsel ve terapötik amaçlı yapılan etkinliklerdir. Engelli bireylere yönelik yapılan rekreasyon etkinlikler. 114 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Etkinliklere Katılanların Mekân Tercihleri Bakımından Rekreasyon Türleri İnsanların boş zamanlarını değerlendirmek amacı ile yapılacak rekreasyonel faaliyetler mekân tercihlerine göre de sınıflandırılmaktadır. Şekil 2: Etkinliklere Katılanların Mekân Tercihleri Bakımından Rekreasyon Türleri

Açık Mekân Rekreasyon Etkinlikleri: Bir kapalı mekân dışında tamamı ile açık alanda yapılan rekreatif etkinliklerdir. Bu tür etkinliklerde liderlik, çözüm odaklı strateji geliştirme gibi öznel veya toplumsal olarak tanımlanabilecek kişilik özellikleri oluşmasını amaçlamaktadır. • Kaynak Temelli Açık Mekân Rekreasyonu: Bireylerin boş zaman faaliyetlerini gerçekleştirmek üzere insan eliyle yapılmış kapalı mekanların dışında tamamen tabiat içerisinde doğal güzellikler doğal oluşumlar ve doğal kaynakların insanlar tarafından kullanımına bağlı olarak gerçekleştirilen rekreasyon türüdür. Balık tutmak, dağ bisikleti, kamp yapmak, avcılık gibi. • Kullanıcı Merkezli Açık Mekân Rekreasyonu: Açık alanlar olarak tanımlanan çevrede doğal olmayan veya insan eli ile oluşturulan kaynak mekan ve alanlarda gerçekleştirilen rekreatif etkinliklerdir. Kamu kurum ve kuruluşları tarafından oluşturulan parklarda eğlence alanlarında gibi gerçekleştirilen etkinliklerdir. Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 115


• Aracı Merkezli Açık Mekân Rekreasyonu: Kaynak Temelli Açık Mekân Rekreasyonu ile Kullanıcı Merkezli Açık Mekân Rekreasyonunun bir bileşkesidir. Milli parklar, tabiat koruma alanları vb alanlarda yapılan etkinliklerdir.

Kent İçi Rekreasyon Etkinlikleri: Bireylerin yapmış oldukları kentlerin sınırları çerçevesinde doğa ile buluşmadan kente ait rekreatif açık veya kapalı mekanların kullanılması ile gerçekleştirilen boş zaman değerlendirme etkinlikleridir. Tablo 1: Kamu Kurumları Tarafından ve Özel Kuruluşlar Tarafından

Oluşturulan Kent İçi Rekreasyon Alanları Kaynak: Ali Yaylı .(2014)., Rekreasyona Giriş, Ankara, Detay Yayıncılık

116 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Kırsal Rekreasyon Etkinlikleri: Kırsal rekreasyon etkinliği insanların hem kısa hem de uzun süreli boş zamanlarında ağırlıklı olarak yaşanılan şehir dışına çıkılarak gerçekleştirilen faaliyetlerden oluşmaktadır. Tablo 2: Açık Alan Rekreasyon Etkinliklerinde Mekân Kaynak ve Etkinlik İlişkisi

Kaynak: Ali Yaylı .(2014)., Rekreasyona Giriş, Ankara, Detay Yayıncılık

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 117


Kapalı Mekân Rekreasyon Etkinlikleri: İnsanlar boş zamanlarını değerlendirmede kapalı mekânları kullanmaktadır. Voleybol, Basketbol, TV izleme gibi.

Etkinliklere Katılanların Sayısına Göre Rekreasyon Rekreasyon etkinlikleri etkinliklere katılanların sayısına göre de sınıflandırılabilir. Şekil 3: Etkinliklere Katılanların Sayısına Göre Rekreasyon Türleri

Münferit Rekreasyon: Kişinin tek başına yaptığı rekreasyon faaliyetidir. Grup Rekreasyon: Konser, sinema, takım halinde yapılan sporlar gibi.

Etkinliklere Katılanların Yaşları Bakımından Rekreasyon İnsanlar doğduğu andan itibaren ölene kadarki süreçte her yaşta kendine özgü bir rekreasyon faaliyeti içinde olacaktır. (Yaylı,2014) a) Çocuk Rekreasyonu: Eğitimciler ve psikologlar tarafından verilen rekreatif faaliyetleri kapsar. a. Okul Öncesi Dönem: 3 ile 6 yaş arasında olan dönemde yapılan rekreatif faaliyetleri kapsar. Bu dönem bireyin psikomotor gelişiminin, bilişsel gelişiminin ve sosyal-duygusal gelişiminin olduğu dönemdir. Bu dönemde yapılacak olan rekreasyon faaliyetleri bireyin gelişim dönemlerinde yapabileceği faaliyetler olmalıdır. b. Eril Dönem: 6 ile 12 yaş arası dönemi kapsamaktadır. Bu dönemde yapılacak olan rekreatif faaliyetler bu döneme uygun faaliyetler olmalıdır. b) Gençlik rekreasyonu: 118 EKONOMi ÇALIŞTAYI


a. Ergenlik dönemi: 12-14 yaş arası dönemdir. Bu dönem gereklerine uygun rekreatif faaliyetler yapılmalıdır. b. Adölesan dönemi: 14-18 yaş dönemi: bireyin hızlı büyüme olgunlaşma dönemi olan adölesan dönemine uygun rekreatif faaliyetler yapılmalıdır. c) Yetişkin rekreasyonu: 18 yaş sonrası bireylere dönük olarak yapılan rekreasyon faaliyetlerini kapsamaktadır. d) Üçüncü yaş rekreasyonu: Bireylerin yaşlılık dönemlerine uygun rekreasyon faaliyetlerinin yapılması gereken rekreasyon türüdür.

Destinasyon Kavramı Destinasyon kavramı turizm sektörü içerisinde oldukça popüler olan bir kavramdır. Destinasyon; turist denilen tüketici gruba bütünleştirilmiş hizmetler sunan ve turizm ürünlerinin birleşiminden oluşmuş coğrafi bir bölge olarak tanımlanmaktadır. Destinasyonlar turizm ürünlerinin bir karışımı niteliğinde olup yerleşik olarak yaşadıkları alan dışında ve belirli bir zaman diliminde müşterilere bütünleşmiş bir deneyim sunarlar. Destinasyon bir ülke olabileceği gibi bir şehir veya bir ilçe de olabilir. Turistin yaşadığı yerden ayrılıp bir tatil ya da iş gezisi vb gideceği yerler bir bütün olarak destinasyon olarak adlandırılır. Turizm bölgesi; ülke bütününden küçük ve ülke içindeki pek çok kentten büyük, insan beyninde belli bir imaja sahip markalaşmış ulusal bir alandır ve önemli turistik çekiciliklere çekim merkezlerine ve festivaller karnavallar gibi çeşitli etkinliklere bölge içinde kurulmuş iyi bir ulaşım ağına gelişim potansiyeline dahili ulaşım ağıyla bağlantılı bölgeler arası ve ülke düzeyinde ulaşım olanaklarına ve turistik tesislerin gelişimi için yeterli coğrafi alana sahip bir bölge olarak tanımlanmaktadır. Tablo 3: Turizm Bölgelerinin Genel Özellikleri

Kaynak: Ozan Bahar ve Nazmi Kozak, Turizm Ekonomisi, Detay Yayıncılık,2014

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 119


TURİZMİN ÇEŞİT VE ŞEKİLLERİ Gerek uluslararası gerekse ulusal turizm hareketlerine katılan turistlerin seyahat nedenleri motifleri demografik özellikleri türleri konaklama şekilleri gelir düzeyleri ihtiyaç ve istekleri ve beklentileri birbirinden farklı olmaktadır. Bu yüzden turizm işletmelerinin faaliyet konuları buna göre farklılık göstermektedir. Burada temel amaç turistlerin ihtiyaç ve isteklerin mevcut imkanlar ile gidermektir. (Çeken,2014) Amacı Bakımından Turizm Çeşitleri Bireylerin neden veya hangi amaçlarla turizm olayına katılmış olduğunu belirlemek turizmi 12 aya çıkarabilmek turizm yatırımlarını ve turizmden elde edilen gelirleri artırabilmek için turizm türleri çeşitlendirilmiştir. Şekil 4: Amacı Bakımından Turizm Çeşitleri

120 EKONOMi ÇALIŞTAYI


• Av Turizmi: Ülkemizde av turizmi 3167 sayılı Kara Avcılığı Kanunu ve bu kanuna bağlı olarak her yıl yenilenerek yayınlanan Merkez Av Komisyon Kararları ile Av Turizmi Yönetmeliği esaslarına göre yapılmaktadır. Av turizminin yapılacağı avlaklar Çevre ve Orman Bakanlığı Milli Parklar Av ve Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü tarafından tespit edilmektedir. A grubu seyahat acentelerine 1 defaya özgü izin verilmektedir. • Sağlık-Termal Turizm: Sağlık muhafaza etme ve iyileştirme maksadı ile belirli bir zaman içinde mekan değiştiren insanların şifalı kaynaklara müsterit turistik merkezlerde konaklama kür uygulaması yene-içme istirahat etme ve eğlence ihtiyaçlarının karşılanması olayıdır. Termal turizmde termal sular ile çamurlarla tedavi iklim ve deniz tedavileri, mağara tedavileri ile bütün bunların yanında diğer destek ve sağlıklı insanların talep edebilecekleri rekreasyon hizmetleri bir bütün olarak arz edilmektedir. • Kongre Turizmi: Kişilerin daimi konakladıkları veya çalıştıkları yerler dışında uzmanlık gerektiren bilimsel alanlarda veya mesleki kollarda belirli bir konuda bilgi alışverişi yapmak amacıyla bir araya gelmelerinden ortaya çıkan seyahat konaklama olay ve ilişkilerin tümüdür. Kongre turizm çeşitlerinden birisidir. Bu turizm türü ikili bir turizm türünü ifade eder. Kongre turizminde esas olan kongredir. Turizm kongrenin bir türevi olarak ortaya çıkar. • Yayla Turizmi: İnsanların bulundukları yerlerden ayrılarak yaz aylarında yaylalara gitmeleri ve orada konaklayarak tüm ihtiyaçlarını sağlayabilmeleri turizm hareketini yaratmaktadır. Ayrıca yaylalardaki etkinlikler yayla kültürü ile bozulmamış doğada yaşamak diğer insanların da ilgisini çekmiş ve bu yaşama tarzına katılmalarını sağlamıştır. Nihai olarak bu turizm hareketleri yayla turizmi şeklinde bir turizm çeşidini ortaya çıkarmıştır. • Kültür Turizmi: Eski sanat eserlerinin tarihi yapıların müzelerin eski medeniyetlere ait kalıntıların görülmesi amacıyla seyahatler araştırma ve keşif için yapılan seyahatler kişilerin bilgi ve görgülerini artırmakla kültür turizmi içinde yer almaktadır. Kültür turizminde en önemli unsur hiç şüphesiz ki turizme konu olacak kültürel değerin olmasıdır. Kültürel değerler kırılgandır ve sürekli olarak korunması gerekir. (Öter,2010) • İnanç turizmi: Dinlerce kutsal sayılan beldeleri ziyaret etmek dinsel ayin ve törenlere katılmak veya bunları izlemek hac gibi dini görevleri yerine getirmek için yapılan seyahat ve konaklamaların meydana getirdiği olaydır. • Doğa ve Kış Sporları Turizmi: Dağ turizmi dağlatın temiz ve bol oksijenli havasından yararlanmak üzere dağlara yönelik yapılan turizm türü olarak adlandırılmaktadır. Dağ turizmi macera heyecan ve değişiklik arayanlara farklı seçenekler sunmaktadır. Bu turizm kapsamında doğa yürüyüşleri, bisiklet turları kaya tırmanıcılığı yamaç paraşütü asılma planörü buzul kayağı balonla yapılan yüksek dağ kayağı, kızak snowboard ve kayak faaliyetleri yer almaktadır. Kış turizmi turistik ürününün odak noktasında kayak alışkanlığı yer almaktadır. Kış turizmi turistik ürünü diğer turizm türleri yanında eğlence animasyon vb faaliyetler ile mutlaka desteklenmelidir. • Agro Turizm (Tarım Turizmi): Tarımsal üretimin yoğun olarak gerçekleştiği yörelerde mümkün olmaktadır. Tarımsal turizm kırsal alandaki festival müze kültürel aktiviteleri kapsayan tüm turizm faaliyetlerini kapsayan tüm turizm faaliyetlerini ifade etmek için kullanılmasına rağmen daha çok doğruEkonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 121


dan kırsal çevreyle ürünle veya konaklamayla bağlantılı bir çiftlikte kapta veya pansiyonda konaklama eğitsel gezi yeme-içme rasyonel aktivite ve çiftlik ürün ve el sanatlarının satılmasıyla ilişkilidir. Agro turizmde önemli faktörlerden birisi kadınlar ve kadın emeğidir. Bu manada marmelat yapımı aktivitelerde kadınlar yoğun olarak iş gücü olarak kendisini göstermektedir. • Macera Turizmi: Değişiklik arayan, tehlikelerden ve risk almaktan çekinmeyen korku ve heyecan duygularını yaşamaktan haz alan kişilerin tercih ettikleri bir turizm çeşididir. Kaya tırmanışları, mağaracılık, yamaç paraşütü, bungee-jumping, uzay yolculukları, sky diving, rafting, scuba diving, safari turları, yakın dönemde yaşanan felaket alanlarının gezdirilmesi gibi faaliyetler örnek gösterilebilir. • Eko-Turizm: Turizm Bakanlığına göre eko turizm eğlenmeyi doğayı ve kültürel kaynakları anlayarak korumayı destekleyen düşük ziyaretçi etkisi olan ve yerel halka sosyo ekonomik fayda sağlayan bozulmamış doğal alanlara çevresel açıdan sorumlu seyahat ve ziyaret şeklidir. Bir başka tanımlamaya göre eko turizm nispeten dokunulmamış ya da bozulmamış doğal alanlara manzaralarını ve yabani bitki ve hayvanların olduğu kadar varsa mevcut kültürel özelliklerini de inceleme görme eğlenme gibi belirli bir amaçla seyahat etmektir.

TURİZM ÜRÜNÜ Tüm işletmecilik faaliyetlerinde olduğu gibi turizmde bir sistemdir. Bu sistemin öğeleri ise turist gönderen bölgeler, turist kabul eden bölgeler ve ulaşım oluşturmaktadır. Turist Gönderen Bölge: Seyahatin başladığı ve bittiği yer olan aktif yada potansiyek turist gruplarının sürekli olarak yaşadıkları yerleşim yerlerini kapsamaktadır. Ulaşım: Turistin bir başka bölgeye gidip geri dönmesini sağlayan ulaştırma sistemleri ve ulaşım süresince edindiği deneyimler bu süreçte yer almaktadır. Karayolu, denizyolu, demiryolu ve havayolu araçları bu manada köprü görevi görmektedir. Turist kabul eden bölge: Turistlerin tatik deneyimini kazandıkları bçlge halkı tarafından turist olarak kabul edildikleri ve istatistiklere giriş yerlerinde turist olarak kayıt edildikleri bölgeyi içermektedir. Dünyadaki turizm haraketleri incelendiğinde turist gönderen ülkelerin ABD, Kanadz gibi gelişmiş ülkelerin olduğu görülmektedir. Kişi başına düşen milli gelirleri düşük olmasına rağmen Jamaika gibi turizmden yükske gelir elde eden ülkeler de söz konusudur. Turizm bölgelerinin sunmuş oldukları kaynaklar değişik şekillerde ele alınmaktadır. Bir yaklaşıma göe turizm bölgelerinin kaynakları iki şekilde ele alınmaktadır. Bunlar birincil ve ikincil kaynaklardır. Bu iki kaynağın birlikte olması halinde bir bölge turizm bölgesi anlamında cazibe merkei haline gelmektedir. Turistleri bir ülkeyi bölgeyi yeri vb ziyaret etmeye çeken motive eden ana faktörler o yerin çekicilik özelliğini oluşturmaktadır. Niagara Şelalesi, Eyfel Kulesi gibi. Şekil 5 Turizm Bölgelerinin Temel Kaynaklarını göstermektedir.

122 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Şekil 5: Turizm Bölgelerinin Temel Kaynakları

Bir ülkenin, bölgenin doğal tarihi ve kültürel güzellikleri ile çekicilikleri ne kadar zengin olursa olsun bunların organize bir şekilde turizm alt ve üst yapısına uygun olarak arz edemez ise turizm talebi açısından hiçbir önemi yoktur. Bir ülkeye/bölgeye gezmeye gelen turist tatili süresince sadece nesnel (fiziksel) ürünlerle ilgilenmemekte motivasyonunun bir gereği olarak öznel (sübjektif) faktörler ile de etkileşimde bulunmaktadır. Şekil 6: Turizm Ürümü Arz Kaynakları ve Yardımcı Faktörler Turizm ürünü; bir turistin seyahatinin başlangıcından bitimine kadar geçen zaman dönemi içerisinde gereksinimlerini karşılamak amacı ile elde ettiği ve turizm arzını oluşturan faktörler tarafından sunulan nesnel ve öznel değerlerin bütünüdür.

BİR SEKTÖR OLARAK TURİZM Turizm sektörü turizm amaçlı seyahat edenler için doğrudan mal ve hizmet sunan işletmeler ile dolaylı ilişkisi bulunan belirli alanlarda faaliyet gösteren işletmelerin oluşturduğu bütünleşik bir hizmet üretim sektörleri kümesidir.(Çeken,2014) Turizm sektör olarak birçok iş kolunu etkilemekte ve birçok iş kolundan etkilenmektedir. Turizm sadece konaklama işi değildir. Literatürde turizmi sektörünün 5 temel dayanağı vardır. (Yağcı,2007) a) Turizm sadece konaklama işi değildir. Turistlerin yararlanacağı donanımın oluştutulması alt ve üst yapıya ait yatırımları gerektirir. Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 123


b) Turizm faaliyetleri kapsamında doğa girişimci sermaye ve işgücü gibi üretim faktörlerinin bir araya getirilerek turistik ürün oluşturulması turizmi endüstriyel bir faaliyet alanı haline getirir. Şekil 7: Turizmde İş Kolları

Kaynak: Özcan Yağcı, Turizm Ekonomisi,Detay Yayıncılık,Ankara,2007 124 EKONOMi ÇALIŞTAYI


c) Turizm kapsamındaki ulaşım konaklama eğlence ve diğer iş kollarının faaliyetler göstermesi zorunluluğu bunlar arasındaki sıkı iş birliğine ait gereklilikler turizme entegre endüstri özelliği kazandırır. d) Turizmde üretim pazarlama ve satışa konu olan hizmettir. Yapısı gereği hizmet endüstrisidir. e) Turizm ulusal ekonomilerin kalkınmasında sağlam esaslara dayandırıldığı ölçüde endüstrileşneyi sağlayan endüstri özelliklerine sahiptir. Uluslararası birçok kurum ve kuruluş tarafından turizm sektörü çeşitli sınıflandırmalara tabi tutulmaktadır. Türkiye’de Merkez Bankası tarafından da bir sınıflandırma yapılmış ve turizm alt sektörleri NACE kodalarına göre oluşturulmuştur. Tablo 4: Turizm Sektörü NACE Sınıflaması

Kaynak: Kurban Ünlüönen vd, Turizm Ekonomisi, Nobel Yayıncılık,Ankara,2014

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 125


Turizm sektörünün özelliklerini şu şekilde sıralamak mümkündür;(Çeken,2014) • Turizm tek başına konaklama veya sadece seyahat değildir. • Turizm faaliyetleri kapsamında doğa girşimci sermaye ve işgücü gibi üretim faktörlerinin bir araya getirilerek turistik ürün oluşturulması turizmi endüstriyel bir faaliyet alanı haline getirir. • Turizm bir hizmet sektörüdür. • Turizm kapsmaında ulaşım konaklama eğlence yeme içme ve diğer iş kollarının ortak faaliyetler göstermesi zorunluluğu bunlar arasındaki sıkı iş birliğine ait gereklilikler turizme entegre endüstri özelliği kazandırır • Sektörün ürettiği mal ve hizmetin tüketilebilmesi boş zamanın yaratılması ile doğru orantıldır • Turizmde talep artışına hemen cevap verecek arzın kısa sürede fazla esnek olmaması sunuluşu uzun bir süreyi gerektirdiği gibi turizm olayına katılacak olan kişilerin karar vermeleri de birçok dürtülerin etkisi ile oluşacağından bu da uzun bir süreyi gerektirir. • Turizmde üretim pazarlama ve satışa konu olan hizmettir. Yapısı gereği turizm bir hizmet sektörüdür. • Ülkenin çeşitli kesimlerinde jeolojik yapının farklı bir şekilde olması sonucu jeo-ekonomik varlıkların farklılık göstermesi turizmin mevsimlik özelliği bu sekötürn eksik rekabet piyasasında olmasına yol açmıştır. • Bu sekötürn hammaddesini ülkedeki doğal kaynaklar ve ülkenin folklorik kültürel özellikleri oluşturmaktadır. Bu nedenle hammadde bakımından diğer sektörler gibi dışa bağımlı değildir. • Turizm ulusal ekonomilerin kalkınmasında sağlam esaslara dayandırıldığı ölçüde endüstrileşmeyi sağlayan endüstri özelliklerine sahiptir • Turizmde başlangıç sabit sermaye yatırımlarına ait parasal tutar yüksektir. Bundan dolayı risk oldukça yüksektir. • Turizmde ürün karma (bileşik) ürün özellikleri gösterir • Teknoloji ve otomasyonda büyük gelişmelere rağmen sektördeki üretim emek yoğundur. Bundan dolayı ootmasyona geçme imkanı oldukça sınırlıdır. • Turistik arz özellikle konaklama yatırımları açısından değerlendirildiğinde kısa dönemde çok az esnektir. • Talebin fiyat esnekliği 1 den büyüktür. • Turizm siyasal sosyal ve ekonomik gelişmelere duyarlı bir sektördür.

TURİZMİN EKONOMİK ETKİLERİ Turizm yapısı gereği birçok sektörü etkilemektedir. Makro ölçekte bakıldığında da ekonomiyi etkileyen bir sektör olarak karşımıza çıkmaktadır • Turizmin Ödemeler Dengesi Üzerindeki Etkileri: Bir ülke ya da bölgede turizmin gelişmesinin 126 EKONOMi ÇALIŞTAYI


ödemeler dengesi üzerindeki ilk olumlu etkisi gelen turist sayısının artması ve satılan ürünün artması sonuncunda döviz gelirlerinin artmasıyla olmaktadır. İkinci olumlu etkisi yatırımcıların ülkeye ya da bölgeye sermaye artışı sağlaması da ödemeler dengesinde olumlu katkı yaratmaktadır. Yabancı turiste satılan hediyelik eşya yabancı turistten alınan vergiler eleman ücretleri de olumlu etki yapmaktadır. (Özkök, 2008) • Ekonomik Büyümeye Etkisi: Turizmin ekonomik büyümeye olumlu ve olumsuz etkilerini şu şekilde özetlemek mümkündür;(Yağcı,2007) Tablo 5: Turizmin Ekonomik Büyümeye Etkisi

Kaynak: Öczan Yağcı, Turizm Ekonomisi, Detay Yayıncılık, Ankara,2007 • Ekoomik Kalkınmaya Etkisi: Ekonomik kalkınma ve turizm ilişkisi 3 temel düzeyde incelenebilir; (Yağcı,2007) • Kalkınma aşamaları ve turizm: Kalkınma aşamaları teorilerinde Avrupa ve Amerikada yaşanan kalkınma deneyimlerinden hareket edilir ve kalkınma faaliyetleri farklı aşamalarla gerçekleşen bir süreç biçiminde açıklanmaya çalışılır. Buna göre kalkınma geleneksek toplum kalkışa hazırlık olgunluğa geççiş ve yüksek tüketim gibi aşamalardan oluşur. • Yayılma teorileri: Yatırımların belli bölgelerde toplanmasıyla ortaya çıkacak etkiler üzerine yoğunlaşır. Yatırımların belirli bölgede toplanması kaynak yetersizliği nedeni ile yapılacak bir tercih olabilir. Bu türlü bir tercihle alt yapı yatırımlarının gerçekleştiirlmesi nitelikli iş gücünde artış ve dışsal ekonomilerin yaratılması gibi etkilerin ortaya çıkacağı düşünülür. • Bağımlılıkl teorileri: Yayılma teorilerine tepki şeklinde oluşturulan yaklaşımları içerir. Bu yaklaşımlara göre kapitalist ekonomi anlayışı kendi ekonomik ve siyasal gücünün devamını sğlayabilmek için çevre ekonomileri açısından yeni bağımlılıklar üretir. Turizm de bu nedenle önemsenen bir sektördür. • Turizmin İstihdam Etkisi: Turizm sektörünün geliişmesine paralel olarak turistik tesis sayılarının ve yatırımlarının artması işgücü talebini artırdığı gibi turizm sektörünün mevsimlik özelliğinden dolayı talebin yoğunlaştığı dönemde turistik işletmelerde işgücüne olan talep de artmaktadır. (ÇeEkonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 127


ken,2014) • Turizmin Tarım Sektörüne Etkisi: Artan turizm talebine bağlı olarak turistlerin yeme içme ihtiyacını karşılayan tarım ürünlerine olan talebin artması sonucu tarım sektöründe yer alan kişilerin ürünleri daha iyi değerlenecek ve böylece gelirlerinde bir artış olacaktır. (Ünlüönen, 2014) • Turizmin Hizmet Sektörüne Etkisi: Hizmet sektöründe üretimin belli kıstasları ve özellikleri yanında turizm amaçlı hizmetlerde aranan özellikler üçüncü üretim sektöründe bir farklılaşmaya yol açar. Turizmin piyasa foksiyonunun harekete geçirerek üçüncü üretim sektörü üzerindeki etkileri aşağıdaki gibi sıralanabilir;(Çeken,2014) • Turizm sektörünün gelişmesi ülkede veya yörede cari tüketimle ilgili üçüncü üretim sektörünü geliştirir. Turizm bir tüketim olayı olduğu gibi artan talebe bağlı olarak mal ve hizmete bağlı olan talebi artırır. • Turizm donatım sanatları ile üçüncü üretim sektörünü geliştiri. Örneğin inşaat sektörü gibi • Turizmin Alt ve Üst Yapıya Etkisi: Turistik talebi karşlımaya hazır hale gelebilmek için öncelikle alt yapı ulaştırma ve diğer yerel hizmetler bakımından hazır olmak gerekir. Bu sebeple gelişmekte olan ülkeler bakımından alt yapının yeterli hale gelmesi ile turizmin gelişmesi arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Alt yapı yatıırmlarını turizm açısından iki şekilde ele almak mümkündür Genel altyapı (fiziksel altyapı); sektörden bağımsız olarak yöre için yapılmış bir yatırım olmakla birlikte turizmin gelişmesi için de oldukça önemlidir. Turizm bölgesinde yol, su kanalizasyon elektrik haberleşme oto parklar ağaçlandırma terminal spor ve rekreasyon tesisleri müzeler hayvanat bahçesi plajlar büfeler gibi altyapı yatırımları turizm arzının oluşmasına imkan sağladığı gibi turizmin aradığı yüksek standartlara ulaştıtılması gerekir. Konaklama tesisleri yiyecek içecek işletmeleri eğlence ve alışveriş merkezleri gibi biirmler turizin birincil üst yapısını oluşturur. Turizmin üst yapıya olan etkileri incelenirken direkt turizm hedefli olamakla birlikte birncil üst yapı birimlerini tamamlayan ikincil üst yapıyı da dikkate almak gereklidir. İkincil üst yapı birimleri ise şunlardır: (Ünlüönen vd,2014) • Ulaşım sistemi • Taşıt bakımı ve tamir istasyonları • Jeo-ekonomik varlıklar alanındaki ikincil üst yapı (kıyı dağ kış kayak ve termal turizmle ilgili donanım hariç) • Tarihi nitelikteki varlıklar alanındaki ikincil üst yapı • Boş zaman değerlendirmeye yönelik donatım ve düzenlemeler • Sağlık güvenlik ve günlük yaşantı ile ilgili ikincil üst yapı • Turizmin Sanayi Sektörüne Etkisi: Turizmin etkisi tüketim ve ara mal üreten sanayilerde yüksek yatırım malı üreten sanayiler üzerinde ise düşük oranda olan etkileri şu şekilde sıralanabilir; (Çeken,2014) • Turizm talebinin gelişmesine bağlı olarak turistik bölgelerde yapılan alt yapı yatırımlarının (arazi düzenleme çalışmaları yeni yol yapma vb) gelişmiş modern araç ve gerçelerle yapılması bu sanayi ürünlerine olan talebi artırır. 128 EKONOMi ÇALIŞTAYI


• Turizm sektöründe sabit sermaye yatırım oranının yüksek olduğu özellikle konaklama gibi işletmelerin inşasında kullanılan her türlü malzeme (çimento demir toprak sanayi ürünleri elktrik üreten malzemeler dokuma madeni eşya plastik malzemeler orman ürünleri vb) ve bu malzemeleri üreten sanyi ve iş kolları turizm sayesinde canlanır. • Son dönemlerde bilişim teknolojisinde meydana gelen hızlı gelişmeler diğer sektörlerde olduğu gibi turizm sektöründe de bilgisayarların artan oranlarda bazı departmanlarda kullanılmasına yol açmıştır. Bu durum bilgisayar gibi yeni teknolojik ürünleri üreten sanayi dallarında da telep ve gelir artışına neden olmaktadır. • Turizmin geliştiği veya gelişmekte olduğu bölgelerde veya yörelerde yapılan turistik yatırım harcamaları ulaştırma sektörü için yapılan alt yapı imkanlarının oluşturulması ya da genişletilmesi ile sanayi ve ticaret sektörlerinin hammade tedarik üretim ve pazarlama sorunlarının çözümüne katkı sağlayarak milli gelirin artmasına da yol açmaktadır. • Turizmde oluşan talep sanayi sektöründe iş hacminin ve ürtetiminin artırılmasının yanı sıra istihdamın da artmasına neden olmaktadır. • Turizme en çok girdi sağlayan ve içiçe olan sektörlerden birisi olan tarım sektörüdür. Turistik bölgelerde yüksek sezonda artan taleple birlikte hem tarım ürünlerine hem de tarıma dayalı sanayilerde de üreitm artışına neden olmaktadır. (örneğin unlu mamuller, bitkisel yağ sanayi, meyve suyu, şarap konserve…)

TURİZMİN EKONOMİK ETKİLERİNİN ÖLÇÜLMESİ Turizmin meydana getirdiği ekonomik etkilerin birincisi hiç şüphesiz turist harcamaları oluşturmaktdır. Turist harcamalarının belirlenmesinde ise birincil ve ikincil verileri kullanan çeşitli istatistiksel analiz yöntemleri vardır. Bu analiz yöntemlerinin başında ana kütleyi temsil eden turistlerden örnekleme yoluyla seçilen bir gruba anket uygulanarak turistlerin hangi mal ve hizmetlere ne kadar harcama yaptığının bulunması gelmektedir. Sonraki aşamada elde edilen rakamların her grup mal ve hizmet için ortalamaları alınmakta ve ana kitledeki turist sayısı ile çarpımı yapılmaktadır. Turizmin ekonomik etkilerini ölçmeye çalışan diğer bir yöntem de turizm aracılığı ile ülke ekonomisine giren paranın ulusal gelirde istihdamda satış miktarlarında ve vergi gelirlerinde ne kadarlık bir değişime yol açtığının belirlenmesidir. Ziyaretçi harcama anketi resmi istatitiklerden elde edilen ikincil verilerin analizi ekonomik modeller girdi çıktı analizi ve uydu hesaplama yöntemi turizmin ekonomik etkilerinin ölçülmesinde kullanılan yöntemlerden bazılarıdır. Turizmin ekonomik etkilerinin ölçülmesinde kullanılan yöntemler şu şekildedir; (Bahar ve Kozak,2014)

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 129


Şekil 8: Turizmin Ekonomik Ölçümünde Kullanılan Yöntemler

130 EKONOMi ÇALIŞTAYI


SAMSUN’UN TURİZM AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ Samsun’un Turizmdeki Mevcut Durum Analizi Bu başlık altında Samsun turizm mevcut potansiyeli, iç ve dış turist istatistikleri, turizm alt yapısının mevcut durumu, Samsun’un turizm karnesi başlıkları baz alınarak değerlendirme yapılmaktadır. Samsun nüfus olarak bakıldığında Türkiye’nin en kalabalık 16. ilidir. Samsun Valiliği’nin yaptığı çalışmalarda Samsun 8.950 km2 dir. Nüfus olarak kilometrekareye 140 kişi düşmektedir. Samsun İl nüfusunun yıllar itibari ile aşağıdaki şekilde görmek mümkündür. Şekil 9: Samsun İl Nüfusu

TÜİK verileri dikkate alınarak yapılacak olan değerlendirmede Samsun il nüfus artış oranı Türkiye ortalamasının altında olduğu görülmektedir. 2007 ve 2014 yılları arasında Türkiye nüfus artış oranı % 13 civarında olduğu görülmektedir. Yıllara göre artış oranları incelendiğinde 2010 yılında %15.88 iken söz konusu oran 2014 yılında %13.30 olarak gerçekleşmiştir. Aynı yıllar için Samsun için bir değerlendirme yapılacak oluursak 2010 yılında bu oran %2.09 iken 2014 yılında % 0.65 olarak gerçekleşmiştir. Aşağıdaki şekilde bu artış ve azalışları görmek mümkündür. Şekil 10: Samsun İl Nüfus Artış Hızı

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 131


Samsun ilinin Türkiye ortalamasının altında kalmasının nedenlerinden birisi göç alıp göç vermesidir. Samsun özellikler 2000’li yıllarından başından bu yana İstanbul başta olmak üzere iç göçü yaşamış olan bir kenttir. Yöre halkı Samsun’dan İstanbul’a başta eğitim ve istihdam amaçlı olmak üzere birçok nedenden dolayı göç etmiştir. Samsun’un göç oranları incelendiğinde bazen Türkiye ortalamsının üzerinde bazen de altında olaraka iç göç verdiği görülmektedir. Burada dikkat çeken en önemli husus Samsun’un sürekli olarak iç göç vermesidir. Samsun’un nüfusunun ilçelere göre dağılımı şu şekildedir. Tablo 6: Samsun’un nüfusunun ilçelere göre dağılımı

Samsun il nüfusunun ilçelere göre dağılımında göze çarpan en önemli husus nüfusun sahil bandında yoğunlaşmış olmasıdır. İç bölgelere doğru gidildikçe nüfus yoğunluğunu azaldığı görülmektedir.

132 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Samsun Turizm İstatistikleri Konaklama Tesisleri Oda ve Yatak Kapasiteleri Samsun konaklama tesisleri açısıından incelendiğinde son 12 yılda çok büyük mesafeler aldığı görülmüştür. 2004 yılında sadece 6 tane turizm yatırım belgeli konaklama tesisi var iken 2014 yıl sonu itibari ile bu rakam turizm yatırımı belgeli ve turizm işletmesi belgeli tesis sayısı toplamı 20 olmuştur. Benzer şekilde oda sayısı incelendiğinde 2004 yılında oda sayısı 401 iken 2014 yılı sonu toplam oda sayısı 1.278 olarak gerçekleşmiştir. Yatak sayısı açısından irdelendiğinde ise 2004 yılında 815 iken iken 2014 sonu itibari ile bu rakam 2.576’ya ulaşmıştır. Samsun konaklama tesisleri oda ve yatak kapasiteleri açısından Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir gelişim seyretmiştir. (Samsun TSO İktisadi Rapor ve Samsun Valiliği) Tablo 7: Konaklama Tesisleri Oda ve Yatak Kapasiteleri

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 133


Şekil 11: Samsun Konaklama Tesisleri Oda ve Yatak Kapasiteleri

Turizm İşletme Belgeli Konaklama Tesislerinde Geliş ve Konaklama (Geceleme) sayıları Turizm İşletme Belgeli Konaklama tesislerinde geliş ve konaklama sayısı 2002 yılında 50.699 iken 2013 rakamlarına göre bu sayı 152.430 olarak gerçekleşmiştir. Benzer şekilde geceleme sayısı 202 yılında 83.453 iken bu sayı 2013 yılında 223.432 olarak gerçekleşmiştir. Her iki istatistik de anılan dönem için Türkiye ortalamasının üzerindedir. (Samsun TSO İktisadi Rapor 2015)

134 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Tablo 8: Konaklama Tesisleri Geliş ve Konaklama (Geceleme) Sayıları

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 135


Şekil 12: Konaklama Tesisleri Geliş ve Konaklama (Geceleme) Sayıları

Samsuna Gelen Yerli ve Yabancı Turist İstatistikleri Samsun bulunduğu lojistik konum itibari ile hava demir deniz ve kara yolu ile turist ağırlama avantajına sahiptir. Samsuna 2014 yılı itibari ile giriş yapan turist sayıları aşağıdaki gibidir. (Samsun Valiliği) Tablo 9: Samsuna Gelen Yerli ve Yabancı Turist İstatistikleri

Tabloda da net bir şekilde görüleceği üzere Samsuna gelen yerli ve yabancı turist sayısı belirgin bir şekilde artış göstermiştir. Samsun istatistiksel olarak büyük ivmeler kaydediyor olsa da yapılması gereken bazı temel bazı noktalar mevcuttur. 136 EKONOMi ÇALIŞTAYI


SAMSUN’UN YAPMASI GEREKENLER 1. Samsun’a ait simgenin olmaması veya eksik biliniyor olması: Dünya’daki tüm marka olmuş kentlere bakıldığı zaman her kentin bir simgesinin olduğu görülmektedir. Örneğin Paris denilince Eyfel Kulesi’nin akla gelmesi gibi. Samsun bu konuda bir kavram karmaşası yaşamakta ve bu karmaşa da kentin marka bilinirliğinin düşük seviyelerde olmasına neden olmaktadır. 2. Turizm davranışı araştırması: Samsun’a gelen yerli ve yabancı turist sayısı son 10 yılda oldukça önemli bir mesafe almıştır. Ancak Samsun’a yerli veya yabancı turistin neden geldiği, beklentileri, kenti ne olarak gördüğü gibi sorulara cevap oluşturacak bir araştırmanın mutlaka yapılması gereklidir. Bu araştırma ile ziyaretçilerin kente neden geldiği, kente ne amaçla geldiği (iş/özel/merak. Gibi) sorular de cevaplanmış olacaktır. Bu şekilde kente gelen kişiler tam olarak ortaya çıkarılmış olunacak ve netice itibari ile de hedef kitle tespit edilmiş olunacaktır. 3. Pazarlama stratejisi eksikliği: Samsun sahip olduğu tüm değerleri hedef kitle ile buluşturacak bir pazarlama stratejisi eksikliğini hissetmektedir. Bunun için bir pazarlama planı hazırlanmalı ve bu doğrultuda hareket edilmelidir. 4. Odak görüşme / Arama konferans / Turizm çalıştay eksikliği: Samsun’a gerek yurt içinden gerekse yurt dışından misafirlerin gelmesi konusunda tur operatörleri Samsun’da sadece kültürel olarak değer ifade eden noktaları misafirlerine gezdirmekte sonrasında ise kentten ayrılmaktadır. İlgili taraflar bir araya getirilerek söz konusu durumun çözümüne yönelik olarak adımlar atılmalıdır. 5. Envanter çalışması eksikliği: Samsun’un her ilçesi turizmin farklı bir çeşidine ev sahipliği yapabilecek kapasitededir. Buna karşın hangi ilçede turizme konu olabilecek ne tür bir turizm ürününün olduğu konusunda bir envanter çalışması gerçekleştirilmelidir. 6. Yatırımcı Eksikliği: Turizm 56 sektörü yakından ilgilendiren entegre bir sektördür. Bu sektörü hareket geçirecek en büyük unsurlardan birisi de yatırımcıdır. Bu bağlamda karar vericiler şehre yatırımcı getirecek konular ve teşvikler üzerinde çalışmalı ve şehre turizm yatırımcısı kazandırılmalıdır. 7. Uzmanlaşılmış Çalıştay: Samsun turizm konusunda oldukça önemli bir potansiyele sahip bir kenttir. Bunun için Samsun turizmi turizmin çeşitlerine göre (eko turizm, kongre turizmi, av turizmi gibi) ayrılarak her bir konuda ayrı bir çalıştay düzenlenmeli ve bu çalıştaylar sonunda ortaya çıkacak raporlar uygulamaya konulmalıdır. 8. Tanıtım konusunda yaşanan sorunlar tanıtım eksikliği: Samsun turizm gelirinin artırılmasına yönelik olarak birçok çalışma yapmıştır ve haliz hazırda da yapmaktadır. Yapılan organizasyonlarda yaşanan talihsizlikler, tanıtımın sadece bir kere yapılacağı zaman yeterli olduğuna dair yanlış inanış ve şehri temsilen gidilen fuarlarda şehri temsil ile yükümlü olan kişilerin veya kurumların organizasyona sahip çıkmaması gibi durumlar da katılımcılar tarafından dile getirilen bir diğer önemli aksaklıktır. 9. DOKAP ve TÜRSAB Kayıtlarında Samsun’un coğrafi yerinin farklılık arz ediyor olması: Samsun DOKAP kayıtlarında Doğu Karadeniz’de TÜRSAB kayıtlarında ise Batı Karadeniz’de yer almaktadır. Kenti ziyarete gelmek isteyenlerin bu manada yaşadığı mağduriyetin önüne geçilmesi için bu durumun düzeltilmesi gerekir. Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 137


10. Merkezi Yerel Yönetim ile Yerel Yönetimler Arasında İletişim Eksikliği: Bir şehrin turizm konusunda başarılı olabilmesinin en temel şartlarından birisi hiç şüphesiz ki kenti idare edenler arasındaki uyumdur. Bu uyumun sağlanamaması durumunda kentte yapılacak olan tüm çabalar ya boşa gidecektir ya da sonuca ulaşılması gecikecektir. 11. Tarihi Yapıların Korunamaması: Samsun kültürel olarak birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir kent olmasına rağmen tarihi yapıların korunamaması sorunu ile karşı karşıyadır. Tarihi yapılar ya çıkan yangınlarda harap olmakta ya da kullanıcılar tarafından harap edilmekte veya bilinçsiz kullanım yüzünden kullanılamaz hale gelmektedir. 12. Kalifiye Eleman: Turizm daha önce de belirtildiği üzere emek yoğun bir sektördür. Aşçısından servis elemanına kadar tüm seviyelerde yer alan kişilerin konularında ehil olması gerekir. Bu da hizmet içi eğitim ve işbaşı eğitim ile sağlanabilir. Samsun’da bu konuda oldukça önemli bir boşluk söz konusudur. Hemen hemen tüm turizm ile ilgilenen tüm kurumların en önemli eksikliklerinden birisi nitelikli eleman eksikliğidir. 13. Rekreasyon alan eksikliği: Rekreasyon alanı konusunda Samsun oldukça önemli bir mesafe kaydetmiştir. Yapılan parklar ve tesisler bu konuda oldukça önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Burada yerel yönetimlerin dikkate alması gereken bazı önemli noktalar vardır. Birincisi rekreasyon alanları planlaması yaparken kişilerin yaş dönemleri dikkate alınmalı ve bu doğrultuda planlama yapılmalıdır. İkincisi de Samsun’un ilçelerinde yer alan varış merkezlerinde olan rekreasyon eksikliğidir. Örneğin Ladik Akdağ kayak tesislerinde kişiler kaymak için söz konusu yere gitmekte ancak gece konaklamak için ve gece yapılacak olan etkinlikler için yerin olmaması benzer şekilde büyük bir eksiklik ortaya çıkarmaktadır. 14. Rehber eksikliği: Samsun’da kokartlı rehber sayısı çok azdır. Bu yüzden gerek şehir içinden gelen taleplerin karşılanmasında gerekse Kızılırmak Deltası gibi yerel yerlerin tanıtımı esnasında çalışmak için rehber/mihmandar istihdam edilmelidir. 15. Kongre merkezi alan eksikliği: Samsun bulunduğu alan itibari ile aynı anda birden fazla kongre, sempozyum ev sahipliği yapacak nitelikte bir ildir. Kongre turizmi yapısı gereği nitelikli turiste ev sahipliği yapılan bir turizm çeşididir. Bu nedenle kongre turizminin daha fazla sayıda gerçekleşebilmesi için gerekli alt yapı sorunlarının giderilmesi gerekir 16. Seyahat acenteleri arasındaki iletişimsizlik: Samsun’da bulunan seyahat acenteleri turizmden daha fazla pay almak istiyorlar ise kendi aralarındaki iletişim eksikliğini gidermeli ve geliştirdikleri ortak strateji doğrultusunda birlikte hareket etmelidir. Seyahat acentesi sahipleri bu bağlamda rekabetin sadece fiyat konusunda olmayacağını ortaklaşa rekabet edilebileceğini ve ortaklaşa rekabetin hem kendilerine hem de ilimize daha fazla gelir getireceği gerçeğini unutmamalıdır. 17. Ev pansiyonculuğu eksikliği: Samsun Karadeniz’deki en büyük sahil şeridine sahip ildir. Bu avantajı özellikle yazın kent dışından gelen misafirlerin yararlanması amacıyla sahil bandında yer alan ilçelerde ev pansiyonculuğu kavramının yerleştirilmesi gerekir. Başta üniversite öğrencilerinin şehir dışında bulunan ailelerinin yaz aylarında çocuklarının yaşadıkları kenti görmek maksadı ile kente gelmesi olmak üzere tüm başka nedenlerle kente gelenlerin bu tip ihtiyaçlarına da olanak sağlanmış olunacaktır. 138 EKONOMi ÇALIŞTAYI


18. Turizm danışma bürolarının olmayışı: Samsun’da gerek yurt içinden gelen turistin gerekse yurt dışından gelen turistlerin ihtiyaçlarına cevap verecek bir turizm bürosu maalesef kişilerin ulaşmakta zorluk çekeceği yerlerdedir. Bu büroların yerleşim yerlerinin insanların rahat ulaşabileceği yerlere konulması gereklidir. 19. Promosyon ürün eksikliği: Samsun’a gelen yerli veya yabancı turistlerin kendi memleketlerinde dönerken yanlarına alacağı ve yakınlarına götüreceği kente ait ürünlerin satışa sunulduğu yer maalesef ki bulunmamaktadır. Bu ürünler turistlerin kolay ulaşabilecekleri/görecekleri yerde olmalıdır. 20. Yöresel el sanatları ürün satış merkezi: Samsun’a ait çok sayıda yöresel el sanatı ürünü bulunmakla birlikte bu ürünlerin yerli ve yabancı turistlerin kolaylıkla alabileceği yerler kişilerin rahatça ulaşabileceği yerlerde değildir. 21. Hedef kitle ile Turizme konu olan değerin buluşamaması: Samsun’da turizm çeşitlerinin birçoğu yapılma olanağının olmasına rağmen turizm ürünü ile hedef kitle buluşması gerçekleşememektedir. Bunun nedenlerinden birisi turizme konu olan değerin lokasyonundan kaynaklandığı kadar söz konusu değerin hedef kitleye anlatılmamış olması bir başka deyişle hedef kitleye özgü tanıtımının yapılmamış olmasıdır. 22. Liman özellikleri: Kruvaziyer turizmi açısından liman son derece önemlidir. Ancak samsun limanının kruvaziyer gemisinin yanaşabileceği özellikte olmaması bu tip turizmi tercih eden turistlerin Samsun’a gelmemesine neden olmaktadır. 23. Dokuman eksikliği ve yetersiz sayıda olması: Samsun’da başta büyükşehir belediyesi olmak üzere turizm konusunda oldukça faydalı eserler ortaya çıkarmaktadır. Ancak bu eserlerin yeterince tanıtımı yapılmadığı ve ilgili yerlere /kurumlara/yerel halka ulaşımı sağlanamadığı için başta yerel halk olmak üzere yapılan çalışmalardan haberdar olması sağlanamamaktadır. Benzer şekilde inanç turizmine konu olan yerlerde ise turistler dokuman istediği zaman çoğu zaman negatif cevap almaktadır.

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 139


Samsun’un Turizm Açısından SWOT (GZFT) Analizi Güçlü Yönler

Zayıf Yönler

Ulaşım imkanlarının kolay olması

Tanıtım eksikliği

Doğal güzellik

Kendini ifade edememe

İklim

Hedef kitleye hitap edememe

Karadeniz’in en büyük ili

Resmi kurumlar arası iletişim eksikliği

Geçiş kapısı

Siyasilerin arasındaki uyumsuzluk

İlkadım şehri-1919

Yerel halkın turizm konusunda yeterli eğitime bilinç düzeyine sahip olamaması

Efsanelerin olması Samsunspor Yöresel yemek Alışveriş için çevre illerden gelen insan kişi sayısı Güvenilirlik Şehir içi kolay erişim Üniversite öğrenci sayısının artması Gelişim potansiyeline açık olması Turizm konusunun yeni konuşuluyor olması

Turiste karşı davranış konusunda davranış eğitimi gibi eğitim alması Temizlik \alt yapı sorunları Rehber sayısının yetersiz olması Eğitim şart Çalışanların turizmi gerçekten iş olarak benimsememesi Master planı işin ehli kişiler tarafından hazırlanmaması Danışma bürolarının yokluğu Güvenlik konusunda zaman zaman yaşanan aksaklıkları

Turizme destek veren kuruluşların

Danışma bürolarında çalışanların yabancı dil sorunu

(TKDK gibi kentte bulunuyor olması.)

Samsun’a direk uçuş sayısının azlığın

Alternatif turizm çeşitliliğinin varlığı

Pazarlama

Göç alıp göç vermesi

Samsunluluk bilinç eksikliği (kent kültürü kent kimliği)

Yaşanabilir\yaşamın kolay olduğu şehir

İşgücü hacminin düşüyor olması Çarpık kentleşme Kent estetiğinin olmayışı Samsunun bir varış merkezi olmaması

140 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Fırsatlar

Tehditler

İlkadım şehrinden kaynaklanan isim şehir olması

Siyasetin turizm sektörüne objektif yaklaşması

Üniversite öğrenci sayısının fazla olması

Komşu şehirlerinin marka şehir stratejilerini uyguluyor olması

Güçlü siyasi aktörlerin olması Karadenize giriş noktası Pilot şehir

Fuarlarında samsun markasına sahip çıkmaması Fuarlarda samsun markasının yeterince tanıtılmaması

Macera turizmine açık olması

Tur operatörleri tarafından Samsun’un varış merkezi olanak görülmemesi

Sahil şeridinin büyük\uzun olması

Kaybolmaya yüz tutan yöresel ürünlerin ve el sanatlarının olmaması

Spor olanaklarının uluslar arası organizasyonlara sahiplik

Samsun ile ilgili halkla ilişkiler çabalarının olmaması

edecek kapasitede olması

Samsun tanıtımlarının profesyonel kişiler tarafından yapılmaması

Tarımsal ürün sayısının turizm maliyetini düşürmede etken olması Yatak kapasitelerin artıyor olması

Çarpık yapılaşma Siyasiler arasındaki çekişme

Konaklama tesis sayısının artıyor olması Turizm fakültesinin olması Engellilerin tatil yapacağı tesislerin olması Karavan parkı olması Yerel yöneticilerin turizm bilincine varılıyor olması Turizm odaklı yatırımların artıyor olması Kongre fuar turizmine yönelik tesislerin var olması ve bu tesislerin sayısı artıyor olması TÜYAP kongre, Fuar merkezinin faaliyete geçmesi

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 141


Samsun Turizminin Geliştirilmesi ve Daha Etkili Olması İçin Neler Yapılabilir? 1. Samsun Tanıtım Grubu Oluşturulmalıdır: Samsun lojistik yapısı ve turizm değerleri ile oldukça önemli ürünlere sahip olan bir kenttir. Bu tanıtımın profesyonel kişiler tarafından yapılması sağlanmalıdır. Bunun için organizasyon şeması içerisinde stratejilerin tespit edildiği bir grubun oluşturulmasının yanı sıra turizm çeşitliliğine veya ilçeye göre alt gruplar oluşturulmalı ve oluşturulan bu gruplar da ana strateji çerçevesinde çalışmalıdır. Grubun içerisinde reklam ajansları, toplum bilimciler, davranış bilimciler, akademisyenler, sektör temsilcileri gibi ilgili tarafların tamamını kapsayacak kişiler ve gruplar yer almalıdır. 2. Samsun Turizm Stratejisi Tespit Edilmelidir: Samsun için hedeflerin performans göstergeleri ile desteklendiği Samsun Turizm Stratejisi hazırlanmalıdır. Bu stratejik plan tüm paydaşların görüşleri alınarak hazırlanmalı ve içerisinde somut adımların olduğu bir eylem planı niteliğinde olmalıdır. 3. Veri bankası Oluşturulması: Samsun turizmi ile ilgili olarak veriler herkesin kolaylıkla bulabileceği, erişimin kolay olduğu sektörel istatistikleri içerisinde bulunduran bir veri bankası oluşturulmalıdır. 4. Alt Yapı Sorunlarının Çözüme Kavuşturulması: Samsun’da turizm alt yapısı ile alakalı tüm sorunlar çözülmelidir. 5. Turizm Bilincinin Artırılması: Yerel halk başta olmak üzere turizm sektörü çalışanları, turist ile karşı karşıya gelen meslek kuruluşları (zabıta, polis, simitçi, taksiciler…) turizm konusunda bilinçlendirilmelidir. 6. Turizm yatırımcısı kente çekilmelidir. Kamu kurumları her ne kadar turizm konusunda yatırım yapıyor olsa da özel sektör tarafından da turizm yatırımları desteklenmelidir. Bunun için yerel aktörler tarafından kente turizm yatırımcısı çekilmesi gereklidir. 7. Turizm İkonu Yaratılması: Samsun’u simgeleyecek bir ikon yaratılmalı ve bu ikon başta hediyelik eşyalar olmak üzere tüm promosyon malzemelerinde, tanıtım kitlerinde ve tanıtımın olabileceği her yerde mutlaka kullanılmalıdır. 8. Samsuna ait bir festival yapılmalıdır. Kentte halk dansları festivali yapılmakla birlikte ulusal medyada gündem oluşturacak, Samsun’a ülkenin her yerinden ve yurt dışından da insanların gelebileceği ve ilgi duyabileceği bir temanın belirlendiği bir festival oluşturulmalıdır. 9. Yer İkonları Yapılması: Samsunun değişik yerlerine “şu an Cumhuriyet Meydanındasınız Bedestene 500 metre uzaklıktasınız” şeklinde ikonlar yapılarak yerli ve yabancı turistin merak etmesini sağlayacak ve şehir içi hareketliliği de artıracak ikonlar yapılmalı ve herkesin görebileceği yerlerde kolaylıkla okunabilecek ve çok dilli olmalıdır. 10. İnfo gezilerinin yapılması: Konaklama tesisleri başta olmak üzere turizm sektöründe çalışanlara info gezileri yaptırılmalıdır. Bu sayede çalışanın turiste doyurucu bilgi vermesi sağlanmalıdır. 11. Yerel yönetimler turizm gelirlerini artırmak için doğaya ve yerel kültüre zarar vermemelidir. 12. Yerel yönetimler yapılacak olan turizm yatırımlarının veya herhangi bir yatırımın kendi yerlerinde doğaya zarar vermeden gerçekleşmesini sağlamalıdır. 13. Samsun turizmi ile ilgili doküman sayısı artırılmalı ve söz konusu dokümanlar yerel halkın rahat 142 EKONOMi ÇALIŞTAYI


bir şekilde erişebileceği yerde kendilerine ulaştırılmalıdır. Bu kapsamda yerel gazeteler ile işbirlikleri yapılarak yapılan dokümanların daha fazla kişiye ulaştırılması sağlanabilir. 14. Sektör çalışanlarının eğitimi: Hizmet pazarlamasında en önemli unsurlardan birisi olan çalışan ve yönetici eğitim programları mutlaka gerçekleştirilmelidir. Bu konuş süreklilik arz etmelidir. Mersin’de yapılan bir çalışmada tekrar ziyarette en önemli faktörlerin birisinin hizmet kalitesi olduğu ortaya çıkmıştır. (Duman ve Öztürk,2005) 15. Hedef kitleye uygun aktivitelerin yapılması: Pazarlamadaki en önemli konulardan birisi hedef kitlenin tespit edilmesidir. Bunun için ise pazarın hangi dilimine ya da bölümüne hitap edileceği tespit edilmelidir. Bilindiği gibi pazar 3 başlık altında incelenmektedir. Birinci olarak potansiyel Pazar kavramı gelmektedir. Bu kavrama göre pazarlamaya konu olan ürünün toplam olarak kimlere satılabileceğidir. İkinci olarak ise gerçek/hazır pazardır. Bu kavramada göre sizin ürününüzü satın alamaya hazır kişilerin oluşturduğu pazardır. Üçüncü Pazar ise hedef pazardır ki bu da ürününü gerçekte kime pazarlanmak istenildiğidir. Bu başlık altında yapılması gerekenler ise; a. Her ilçenin turizme konu olan bir ürün olduğu gerçeği unutulmamalı ve bu kapsamda tanıtım filmleri yapılmalıdır. Hazırlanan bu tanıtım filmleri ilk başta kentte yaşayan insanların kolaylıkla izleyebileceği yerlerde (toplu taşıma araçlarında) izlettirilmelidir. Bu sayede şehirde yaşayan insanlar ilk önce yaşadığı yeri öğrenecek ve bu bilgileri çevresindeki insanlara anlatacaktır. b. Çok dilli bir rehber hazırlanmalıdır. İçinde karekod uygulamalarının olduğu bir rehber hazırlanmalı ve bu rehber ilgili yerlere ulaştırılmalıdır. 16. Medya Planlaması: Yapılacak olan tüm aktiviteler belirlenen stratejiye uygun ve medya planlaması dahilinde gerçekleştirilmelidir. 17. Sanal gerçeklik uygulamalarının turizmde uygulanması sağlanmalıdır. 18. Sosyal medya hesaplarının açılması ve kullanılması: Samsun için bir tane ve her ilçe için de mutlaka birer tane sosyal medya hesabı (Facebook, YouTube, Instagram, Dailymotion,Google + gibi) açılmalı ve aktif şekilde yönetilmelidir. Örneğin samsun yemekleri isimli bir sosyal medya hesabı açılarak gastronomi ile ilgilenenlerin kente gelmesi sağlanabilir. 19. Etkinlik ve organizasyon sayısı artırılmalı: Samsun’da hali hazırda birçok sportif etkinlikler yapılıyor olsa da kültürel olarak yapılacak olan etkinliklerin de sayısı artırılmalıdır. Benzer şekilde kamuda veya özel sektörde yapılan etkinlikler için kurumlar kente davet edilmeli ve hareketlilik yaratılmalıdır. Samsun’un kongre ve fuar turizmi konusunda sahip olduğu avantajlar ilgili kurum ve kuruluşlara anlatılmalıdır. 20. Gastronomi konusunda değişik sunum teknikleri uygulanmalıdır. Özelikler restoranlarda yemek öncesinde yerel lezzetlerin ikramı yapılarak yerli veya yabancı turistlerin yerel lezzetler konusunda tadım yapması sağlanmalıdır

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 143


KAYNAKÇA Akova., Kızılırmak İ ve Tanrıverdi H. (2015)., Turizm İşletmeciliği Temel Kavramlar ve Uygulamalar, Ankara, Detay Yayıncılık Bahar O. Ve Kozak M. (2014)., Turizm Ekonomisi, Ankara, Detay Yayıncılık Çeken H.(2014)., Turizm Ekonomisi, Ankara, Detay Yayıncılık Duman T. ve Öztürk A.B.,(2005).,”Yerli Turistlerin Mersin Kız Kalesi Destinasyonu ve Tekrar Ziyaret Nedenleri ile İlgili Algılamaları Üzerine Bir Araştırma”, Anatolia: Turizm Araştırmaları Dergisi, Cilt:16, Sayı:1,Bahar 9-23 Hazar A.(2014)., Rekreasyon ve Animasyon, Ankara, Detay Yayıncılık Hacıoğlu N., Gökdeniz A. ve Dinç Y. (2003)., Boş Zaman ve Rekreasyon Yönetimi, Ankara Detay Yayıncılık Özkök Güngör F. (2008)., Az Gelişmiş ve Gelişmekte Olan Ülkelerde Turizmin Ekonomik Etkileri,Bursa, Ekin Kitabevi Samsun Valiliği Samsun Ticaret ve Sanayi Odası İktisadi Rapor 2015 Samsun Şehir Kimliği Çalıştayı Sonuç Raporu Toskay.T.(1989).Turizm: Turizm Olgusuna Genel Bir Yaklaşım, 3. Baskı, İstanbul, Der Yayınları Türkiye İstatistik Kurumu Ünlüönen K.,Tayfun A. ve Kılışlar A. (2014)., Turizm Ekonomisi, Ankara, Nobel Yayıncılık Yağcı Ö.(2007)., Turizm Ekonomisi, Ankara, Detay Yayıncılık Yaylı A. (2014)., Rekreasyona Giriş, Ankara, Detay Yayıncılık

144 EKONOMi ÇALIŞTAYI


ÇALIŞTAY GRUPLARI Moderatör Doç. Yetkin BULUT Adı-Soyadı Engin Topçu Cem Emre Çakan Fikri ATAY Ayşegül KALEKÖYLÜOĞLU Levenç KAYA Bahri ÇAKIR Naci CİNGÖZ Celal KESENCİ Ahmet SEVEN Issatay Yerkinbekov F.Tuğba ÇAKIR Züleyha Öztel Tenzile Göksel Betül Dinç Murat Çöpoğlu Buğrahan Aslan Mert Uymaz Sarenur Büyükboz Beyza Doğan Melike Cücemen Sevil Şengün Hayri CAN SOYDAN Bilal TOPAL Ömercan KIRIŞTI Mücahit DÜLGER Ahmet ETHEM DANIŞ

Çalıştığı Kurum Müsiad Müsiad İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Samsun Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü KADEF KADEF KADEF KADEF-DSİ KADEF YAZARLAR DERN. OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 145


146 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 147


GIDA TARIM VE HAYVANCILIK GRUP RAPORU 1. MEVCUT DURUM Samsun Orta Karadeniz Bölgesinin bir ili olup Bafra ve Çarşamba ovalarını bünyesinde bulundurmaktadır. Samsun ili Kuzeyde 41°- 44’, güneyde 40°- 05’ kuzey enlemleri, doğuda 37°-05’, batıda 35°-30’ boylamları arasındadır. İlimizde Kızılırmak ve Yeşilırmak nehirleri yanında Terme çayı, Kürtün çayı ve Mert ırmağı vardır. Samsun genellikle ılıman bir iklime sahiptir. Ancak sahil şeridi ve iç kesimlerde iklim iki ayrı özellik gösterir. Sahil şeridinde yazlar sıcak kışlar ılık ve yağışlı geçer. İç kesimlerde kışlar soğuk, yağmur ve kar yağışlı, yazlar ise serin geçer. Sahil şeridinde (Merkez ilçe, Terme, Çarşamba, Bafra, Alaçam, 19 Mayıs, Tekkeköy ve Yakakent) Karadeniz ikliminin etkileri görülür. Bunun için sahil şeridinde yazlar sıcak, kışlar ılık ve yağışlı geçer. İç kesimler (Vezirköprü, Havza, Lâdik, Kavak, Asarcık ve Salıpazarı) yüksekliği 2.000 metreyi bulan Akdağ ve 1.500 metreyi bulan Canik dağlarının etkisi altında kalır. Buradaki dağların etkisinden dolayı kışlar soğuk, yağmur ve kar yağışlı, yazlar ise serin geçer. Sıcaklık ve yağış yönünden Samsun hiç bir bölgeye benzemez. Samsun’da aynı gün içerisinde havanın bir kaç kez değiştiği görülür. Bazı yıllar kış ortalarında yazdan günler yaşanır. Sahil şeridinde kar ile kaplı günlerin sayısı 2-3 günü geçmez. İç kesimlerde ise kar yağışından bazen ulaşım aksar. 2015 yılı adrese dayalı nüfus kayıt sistemi çalışmasına göre Türkiye’nin toplam nüfusu 78.741.053 olup Samsun ilinin toplam nüfusu 1.279.884 dir. İlin nüfus yoğunluğu 134 kişi/km2’dir. İlin toplam alanı 9725 km2 olup 17 ilçede kırsal mahalle sayısı 998, toplam mahalle sayısı 1247 dir. Osmanlının 4 büyük menkul kaynak merkezinden biri olan Samsun ilinin ekonomik yapısı bu günde tarıma dayanmaktadır. Halkın %70’i tarım, %20’si ticaret ve %10’u sanayide çalışmaktadır. Çiftçilerin tarımsal ürünleri üretme ve elde ettikleri gelir düzeyleri önemli ölçüde sebze, tarla ürünleri ve hayvansal ürünlere dayalıdır. Çiftçinin Tarımsal Gelir Durumunun Dağılımı

148 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 149


150 EKONOMi ÇALIŞTAYI


İlin en önemli tarım arazisi alanları Bafra ovası % 16.69 (76.000 ha) ve Çarşamba ovasıyla % 19.65 (89.500 ha) dır. Samsun İlinde tarıma elverişli arazi 488.209 hektar olup, bunun 392 298 hektarı sulanabilir arazidir. DSİ‘ce etüd edilen 219 132 hektarında, 159 490 hektarı ekonomik olarak sulanabilir alandır. Samsun ilinin su kaynaklarının kapladığı su yüzeylerinin dağılımına bakıldığında baraj rezevurları (% 56), Doğal Göl (% 27), akarsu yüzeyleri (% 16) ve Gölet Rezervuarı (% 1)’dır. İlde jeotermal kaynaklar Havza ve Ladik ilçelerinde yer almaktadır (Şekil 2). Samsun ili sınırları içerisinde yer alan önemli akarsular, Kızılırmak ve Yeşilırmak nehirleri, Terme Çayı, Abdal Irmağı, Mert Irmağı, Kürtün Irmağı, Engiz Deresi, Tersakan Çayı ve bunarlın yan kollarından oluşmaktadır. Ortalama debileri Yeşilırmak nehrinin 183.7 m3/s, Terme çayının 7.05 m3/s, Abdal ırmağının 5.34 m3/s ve Kızılırmak nehrinin 184.2 m3/s dir.

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 151


Arazi Sorunları ve Çözüm İmkanları Toprak ve su kaynaklarının bilinçsizce kullanımı en önemli tarımsal sorunlardır. Topraktan düzenli bir şekilde yararlanabilmek için toprak koruma ile ilgili gerekleri yerine getirmek gerekmektedir. Samsun ili Yeşilırmak ve Kızılırmak deltalarına sahip önemli tarımsal merkezlerden birisidir. • İl topraklarının en önemli sorunları, erozyon ve toprakların amaç dışı kullanımıdır. • Samsun il topraklarında görülen erozyonun önlenmesi için, mevcut ve muhtemel riskler ortaya konmalı ve soruna çözüm getirebilecek yeni araştırma ve projeler desteklenmelidir. • Toprak ve su koruma önlemlerinin çiftçimize öğretilmesi sağlanarak erozyonla mücadele edilmelidir. • Özellikle Bafra ilçesi ve Ondokuzmayıs İlçesi Dereköy kıyılarında meydana gelen kıyı erozyonu kıyılara yapılan bilinçsiz müdahaleler sonucu daha da artmıştır. • Her iki kıyı yöresindeki erozyonu önlemek için, kıyıya ve çevreye uyumlu önlemler alınmalıdır. • Kıyı yörelerini etkileyen faktörlerin (dalga, kıyı topografyası vs. ) değişik olması sebebiyle her yerde uygulanabilir önlemler bulunması çok zordur. Ancak yörenin özellikleri dikkate alınarak yapılacak arazi çalışmalarıyla erozyonu kontrol edecek ve durdurabilecek önlemler alınabilir. Bu amaçla, erozyon problemi olan yerde yapay kıyı beslemesi yapılması, son yıllarda başarıyla uygulanan bir tekniktir. • Toprakların amaç dışı kullanımının önlenmesi için; kısa süreli önlemler olarak, eldeki mevcut yasalar tekrar gözden geçirilmelidir. Türkiye genelinde tarım topraklarının amaç dışı kullanımını düzenleyen ilk yasal düzenleme 1989 yılında yapılmıştır. Son yapılan yasal düzenleme ise Temmuz 2005 yılında çıkartılan 5403 sayılı Toprak Koruma Yasasıdır. 2014 yılında çıkarılan 6537 sayılı kanunla 5403 sayılı kanunda bazı düzenlemeler yapılmıştır.

BİTKİSEL ÜRETİM • İlçelerin sahip olduğu tarım arazisi bakımından, Bafra ve Çarşamba İlçeleri belirgin bir üstünlüğe sahiptir. En az tarım arazisine sahip ilçeler ise; Asarcık (7.000 ha) ve Yakakent (7.800 ha) İlçeleridir. • İlimizde 103.000 tarım işletmesi mevcuttur. Tarım işletmeleri genellikle bitkisel ve hayvansal üretimi birlikte yapmakta olup bu işletmelerin oranı % 85’dir. İşletme büyüklükleri bakımından, genel tarım sayımı sonuçlarına göre, işletme başına düşen ortalama tarım arazisi; 43,5 dekardır. • Tarım arazilerinin %47,82’ sinde tahıl grubu bitkiler, %19,52’sinde meyvecilik, %8,33’ünde endüstri bitkileri, %4,54’ünde yemeklik baklagiller, %8,43’ünde sebze, %0,64’ünde yumrulu bitkiler ekilmekte, %2,70 i ise nadasa bırakılmakta olup, kalan tarım arazisi ise, diğer amaçlarla kullanılmaktadır. • İlde sulanabilen tarım alanları, toplam tarım alanlarının %24,3’ ünü teşkil etmekte olup, uygulanacak projelerle bu oranın, %50 seviyesine çıkarılması planlanmaktadır. Sulanan alan miktarla152 EKONOMi ÇALIŞTAYI


rı 109.750 ha’dır. Sulamaya açılması planlanan arazi miktarı 143,048 ha, ekonomik sulanabir arazi 158490 ha’dır. • Sulama açısından, Bafra ve Çarşamba Ovaları büyük öneme sahiptir. Zira motor ürünler olan sebzelerin üretimi, çok büyük oranda, bu ovaların sahip 3olduğu verimli arazilerde yapılmakla birlikte; yüksek taban suyu varlığı, tuzluluk, alkalilik ve sulama suyu eksikliği önemli problemler olarak ortaya çıkmaktadır. Bafra ve Çarşamba Ovaları’nı sulama amacıyla kurulmuş olan Derbent ve Suat Uğurlu Barajları enerji amaçlı üretime geçmiş olduğu halde, her iki ovanın sulanması için gerekli olan sulama kanalları henüz tamamlanamamıştır. Çarşamba ve Bafra Ovaları verimli, oldukça geniş (183.766 ha) tarım alanlarına sahip ve pek çok ürün yetiştiriciliğine uygun ekolojik avantajlarına rağmen, drenaj sorunu ve sulama suyu yetersizliği ürün yetiştiriciliğini bilhassa fındığa alternatif ürünleri sınırlamaktadır. • Tarımsal altyapının sağlanamaması, İldeki verim ortalamalarının düşük olması ve tarımsal üretim maliyetlerinin yüksek olması, tarımsal faaliyetlerin cazibesini yitirmesine neden olmaktadır. • Tarım arazilerinde çok parçalı yapı ve miras hukukuna bağlı, arazilerin sürekli küçülmesi, ekonomik üretimin önünde çok büyük engeldir. ➢Tarımsal üretimi destekleme hizmetleri (tarımsal teknoloji, koruma kontrol hizmetleri, tohum-tohumluk, damızlık vb. girdi temini ve pazarlama) büyük ölçüde devlet kuruluşları başta olmak üzere, kooperatifler, birlikler, Özel Sektör kuruluşları ve sivil toplum kuruluşları tarafından sağlanmaktadır. ➢Bitkisel üretimin çeşitlendirilmesi ve geliştirilmesi kapsamında, sera kurulumları, tıbbi ve aromatik bitkiler, süs bitkileri, mantar yetiştiriciliği %65 hibe ile desteklenmektedir. Ekonomik Yapı İçinde Bitkisel Üretimin Yeri İlin ekonomik yapısının tarıma dayandığı ifade edilmişti. Samsun Halkının %70’ i tarım, %20’ si ticaret ve %10’ u da sanayi sektöründe çalışmaktadır. Samsun GSYİH’sı, sektör bazında incelendiğinde, en yüksek payı %23,1 ile tarım sektörü almakta ve bunu %20,3 ile ticaret sektörü ve %16,3 pay ile sanayi sektörü izlemektedir. Tarımsal üretim gelirleri içerisinde en fazla payı sebzeler almaktadır. İlin tarımsal gelirleri içerisinde sebzeler %44,9 , tarla ürünleri %20,9 , hayvansal ürünler %20,7, meyve ürünleri ise %13,5’ lük bir paya sahiptir. İl genelinde, sebze ekiliş alanları 40.731 ha olup; İlçe bazında en fazla ekiliş alanına 15.687 ha ile Çarşamba İlçesi sahiptir. 14.651 ha ile Bafra İlçesi ikinci sırada yer almaktadır. Sebzeler içinde en fazla taze fasulye ekilişi yapılmaktadır, bunu domates takip etmektedir. İlde, ekonomik olarak üretimi yapılan sebzeler; taze fasulye, domates, biber, hıyar, patlıcan ve maruldur. Bunun yanında kışlık sebzelerin üretimi de oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Özellikle beyaz lahana, kırmızılâhana, pırasa ve karnabahar yoğun bir şekilde üretilmektedir. Açıkta sebze yetiştiriciliğinin yanında, son yıllarda, turfanda örtü altı yetiştiriciliği yayılmaya başlamıştır. İl genelinde toplam 15.210 da. alanda, örtü altı sebze yetiştiriciliği yapılmaktadır. Türkiye genelinde, tarım alanlarının %3’ ünde sebze üretimi yapılırken, Samsun’ da ise bu oran %9.5’ dur. Samsun İli, Ülke sebze üretiminin yaklaşık %6,0’sını karşılamaktadır. Ürün grupları bakımından; Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 153


yaprağı yenen sebzelerin %13,86’ sı, baklagil sebzelerin %12,13’ ü, meyvesi yenen sebzelerin %4,49’ u, soğanlı-yumrulu sebzelerin %1,38’i Samsun İlinde üretilmektedir. Sebze üreten İller arasında ise Antalya, Bursa ve İzmir’ den sonra 4. sırada yer almaktadır. Ancak, Samsun İlinin, Çarşamba ve Bafra Ovaları gibi Türkiye’nin en verimli iki büyük ovasına sahip olması, ovalarda devam eden drenaj ve sulama projeleriyle oldukça geniş bir arazinin büyük ölçüde yazlık ve kışlık sebze ekilişlerine ihdas edilmesi ve edilecek olması, Samsun’ u çok yakın bir gelecekte, Ülkenin, en önde gelen sebze üreten İli konumuna getirecektir. Kontrollü Örtü altı Üretimi; üretim planlamaları, geliştirilmesi, pazarlanması ve gerekse gıda güvenlik zinciri içerisinde, kaliteli üretimin tüketiciye ulaştırılması amaçlarına yönelik olarak, başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. 27 Aralık 2003 tarih ve 25329 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe giren “Kontrollü Örtü altı Üretiminin Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik” gereğince; 500 m2 ve üzerinde alana sahip olan seralar, kayıt altına alınmaktadır. Bu kapsamda; İl genelinde 761 adet işletmede; 1094 sera ve 1.870 da alan kayıt altına alınmıştır. Sera modernizasyon çalışmalarına devam edilmektedir. İlde, planlı sebze üretim yapan işletmeler umumiyetle Bafra ve Çarşamba İlçelerinde yoğunlaşmıştır Bu işletmelerin çoğu entansif şartlara haiz olup, sebze üreticileri örgütlüdür. Samsun’ da, meyve alanları (91.227 ha), İl’in sahip olduğu tarım alanlarının %20’ sini teşkil etmektedir. Önemli meyve ürünlerinin başında, 87.716 ha ile fındık gelmektedir. Bu anlamda, sert kabuklu meyveler haricindeki meyvelik alanlar hayli düşüktür. İlimizde meyveciliğin en yoğun yapıldığı yerler Çarşamba ve Terme İlçeleri’dir. Meyvecilikte en fazla üretim alanına Çarşamba İlçesi sahiptir. Ülkemizde üretilen ekolojik ürünler, büyük ölçüde yurtdışı pazarlara gönderildiğinden, ürün miktarı ve çeşitliliği yurt dışından gelen talepler doğrultusunda şekillenmektedir. İhracat için organizasyon ihtiyacı olduğundan, üretim tümüyle sözleşmeli olarak yapılmaktadır. İlde, Çarşamba ve Bafra ovaları dışındaki diğer tarım alanlarında kimyasal gübre ve zirai ilaç kullanımı azdır. Bu durum organik tarım yapabilmek için önemli bir avantaj teşkil etmektedir. Yoğun tarımsal üretime bağlı olarak ortaya çıkan olumsuzluklar, çok daha belirginlik kazanmıştır. Konvansiyonel tarımla birlikte ortaya çıkan, çevre kirliliği ve özellikle gıda maddelerinde canlı yaşamını tehdit eden toksik kalıntı maddelerin mevcudiyetinin anlaşılması neticesinde “çevre dostu, ekolojik, biyolojik, bio-dinamik, organik tarım, iyi tarım uygulamaları ” gibi değişik kavramlarla ifade edilen sürdürülebilir tarım anlayışı önem addetmeye başlamıştır. Yağlı tohumlu bitkiler üretimi, sahip olduğu stratejik öneme rağmen yeterince gelişmemiştir. Yağlı tohumlu bitkilerden en fazla ayçiçeği ekimi (7.450 ha.) yapılmaktadır. Ayçiçeği üretimi Vezirköprü İlçesi’ nde, soya üretimi ise Terme İlçesi’ nde yoğunlaşmıştır. Kanola ekimi, toprak yapısı ve toprak hazırlama istekleri yönünden müşkülpesent olup, bu bitkinin uygun alanlarda yaygınlaştırılması çalışmalarına, K.T.A.E öncülüğünde devam edilmektedir. Yemeklik Tane Baklagillerden ekilişte 118.29 dekar olup, % 4.49’lük pay almaktadır. En fazla ekilen ise kuru fasulye 80.489 dekar ile % 3.1’lik pay almaktadır. Endüstri Bitkileri ekilişi toplamda 98.434 dekar olup, % 4’lük pay almaktadır. En fazla ekim alanı ise tütün ve şeker pancarı olup sırasıyla 57.196 ve 41.138 dekar ile % 2.18 ve % 1.57’lik paya sahiptir. 154 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Yağlı tohumlar ise toplam 110.010 dekar olup, %’4’lük pay almaktadır. En fazla ekim alanı Ayçiçeği ve soya olup, sırasıyla 78.839 ve 25.050 dekar ile %3 ve % 1’lik paya sahiptir. Yumru bitkileri ise toplam 20.353 dekar olup, %’1’lik pay almaktadır. En fazla ekim alanı patates ve soğan olup, sırasıyla 19.423 ve 680 dekar ile % 0.74 % 0.03’lük paya sahiptir. Samsun ili ekolojisi ve doğal coğrafyası ve iklim özellikleri açısından önemli bir tıbbi ve aromatik bitki üretim potansiyeline sahiptir. Samsun ili tarla bitkileri ekilişi içinde yem bitkileri 520.502 dekar olup, % 20’lik pay almaktadır. Yem bitkilerinden ise en fazla ekilenler fiğ, silajlık mısır, yulaf, korunga, tritikale ve yonca gelmektedir. Samsun ilinde 152 336 ton meyve ve 1 221 930 ton dolayında sebze olmak üzere toplamda 1 374 266 ton dolayında meyve-sebze üretimi yapılmaktadır. Samsun, bu üretimiyle 44 505 695 ton olan Türkiye meyve-sebze üretiminde % 3.1’ lik bir paya sahiptir. Tablo 11. Samsun İlinin Meyve ve Sebze Üretimleri ve Ülke Genelindeki Payı

Samsun ilinde aynı zamanda yaklaşık 22 000 dekar alanda örtü altı tarımı yapılmakta ve bu alanda 125 239 ton sebze üretimi gerçekleştirilmektedir. Samsun ilinde yaklaşık 30 dekar alanda süs bitkileri tarımı da yapılmaktadır . Samsun üretim yönünden önemli bir değere sahip olmasına karşın gerek üretilen tür sayısının ve gerekse tür içindeki çeşit sayısının fazla olması ürünler bazında marka olabilmeyi engellemektedir. Bahçe ürünleri yetiştiriciliğinde başarı, ürünün pazara sunulması ve tüketici tarafından beğenilerek tercih edilmesiyle sağlanabilmektedir. Bu nedenle üretilen ürünlerin toplam miktarından daha çok pazarlanabilen miktarı önem kazanmaktadır. Toplam üretim içinde pazarlanabilir ürün miktarını yüksek tutacak şekilde yapılacak yetiştiricilikte, üreticiler daha yüksek ekonomik gelir elde edebilmektedirler. Meyve yetiştiriciliği, birkaç tür dışında genel olarak 15-50 yıllık bir yatırım olduğundan, bahçe tesisinden önce dünyada ve ülkemizde beğenilen standart çeşitlerinin seçilmesi, hatta çeşit seçiminde, ürünün satılması hedeflenen pazardaki tüketicilerin beğenileri ve damak zevklerinin de dikkate alınması gerekmektedir. Sebze yetiştiriciliğinde ise yıllara göre üretim desenlerini değiştirerek uygulamak mümkün olabilmektedir. Tarımsal mekanizasyon, diğer tarım girdilerinin etkinliğini arttırmak, ekonomikliğini sağlamak ve çalışma koşullarını iyileştirmek yönünden tamamlayıcı bir öğedir. Üretimde iş verimini geliştirmek için insan el emeği yerine üretim teknolojilerinin gereği olarak kullanılan her türlü mekanik araçların tasarımı, imalatı, geliştirilmesi, denenmesi, pazarlanması, işletilmesi, bakımı, onarımı ve yayımı ile ilgili hizmetlerden oluşmaktadır. Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 155


Pahalı tarımsal girdi olma özelliği de taşıyan tarımsal mekanizasyonu girdi olarak ülkemiz tarımındaki payının %41 olduğu yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur. Bu nedenle, tarımsal mekanizasyona duyulan ihtiyacın belirlenmesine ve rasyonel kullanımında bilinçli planlamalara gereksinim olduğu ortadadır. Bu planlamalar yapılırken tarımsal mekanizasyon düzeyini tanımlamada dikkate alınan en önemli göstergeler, traktör parkının durumu, tarım iş makineleriyle ilişkisi, birim tarım alanındaki yoğunluğu ve güç düzeyi gibi ölçütlerdir.

HAYVANSAL ÜRETİM Samsun ilindeki yaklaşık 321 bin baş (manda dahil) olan büyükbaş hayvan miktarının Bafra, Çarşamba, Vezirköprü ve Havza ilçelerinde yoğunlaştığı bilinmektedir. İl ve ilçelerde elde edilen sütün önemli bölümü süt sığırcılığından sağlanmaktadır. Son yıllarda süt sığırcılığına yönelik desteklemeler, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin bölgede yaptığı yararlı çalışmalar ve yetiştiricilerin birim hayvandan elde edilebilecek en fazla ürünün sığırdan elde edeceğini düşünmesi gibi faktörler bu konuda etkin olmuştur. Ülkemizde mevcut Büyükbaş hayvanların % 34.7’si kültür ırkı sığırlardan oluşmasına karşın bu oran Samsun’da % 23.0 düzeyindedir. Bu rakam neredeyse Türkiye ortalamasının yarısına yakındır. Toplam sayı bakımından önde gelen iller içerisinde olmasına rağmen genotip bakımından kültür ırkı düzeyinin istenen oranda olmaması verim düşüklüğüne neden olan önemli bir faktördür. İşletmelerin küçük ölçekli olması, üretimde yeniliklerin benimsenmesi ve teknolojik gelişimlerin izlenmesinde eksiklikleri de beraberinde getirmektedir. İl merkezinde süt ürünlerinin satışında, diğer büyük firmaların rekabeti altında istenen tüketim sağlanamazken, ilçelerde ise pazar yerleri ve küçük marketlere yönelik üretim modeli tercih edilmektedir. Yapılan çalışmalarda kent merkezi ve ilçelerden toplanan çiğ inek sütlerinin kalite düzeylerinin AB standartlarının yaklaşık 2.5 kat düşük düzeyde seyrettiği saptanmıştır. Koyunculuk, Bölgemizde kış aylarının ılıman geçmesi nedeniyle kışlatma masrafı ucuzdur. Fındık altı araziler ve diğer meralar ülkemizdeki koyun sayısındaki önemli düşüşler nedeniyle değerlendirilememektedir. Fındık yetiştiriciliği yapılan arazilerde, gerek verim düşüklüğü ve gerekse fındık ekiminin düz ova arazilerden arındırılması prensibi gereği bu arazilerin alternatif bir üretim kaynağı tarafından değerlendirilmesi bölgedeki yetiştiricilerin yararına olacaktır. Bu bölgede yem bitkilerinin üretiminin arttırılması için her türlü imkân mevcuttur. Bu yetiştiriciliğe uygun ilçeler Çarşamba, Terme, Salıpazarı ve Ayvacık ilçeleridir. Keçi yetiştiriciliği, ülkemizde keçi sütünün önemi giderek daha iyi anlaşılmaktadır. Bu da keçi ürünlerine karşı talebi artırmaktadır. AB ülkelerinin bizden istediği tarımsal ürünlerin başında keçiden elde edilen ürünleri gelmektedir. Son 30 yılda keçi sayısında meydana gelen düşüş nedeniyle bu talebin karşılanması mümkün değildir. Özellikle süt keçisi yetiştiriciliğine önem verilmesi gerekmektedir. TKDK gerek süt gerekse et üretimi için Büyükbaş ve Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğine yönelik olarak ahır ve ağıl kurulumları ve makine ekipman alımlarında %70’ e varan hibe desteği sağlamaktadır. 156 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Aynı şekilde mevcut işletmelerin modernizasyonları da desteklenmektedir. Tavukçuluk, Türkiye’nin beyaz et üretim, tüketim ve yurtdışı ihracat verileri incelendiğinde son 10 yılda; Beyaz et sektörü hızla ivme kazanarak önemli hayvancılık kollarından biri haline geldiği açıkça görülmektedir. Türkiye’de et ürünlerine olan iç talep (etin lezzetli oluşu, besin değerin yüksekliği, düşük kalori ve kolesterol içermeleri v.s), nüfus artışı (her yıl yaklaşık 1 milyon) ve ekonomik protein kaynak ihtiyacı (kırmızı et sektöründe yaşanan sorunlar) gibi nedenler; 1995 yılında 270.445 ton olan beyaz et üretimimizi 2011’de yılında 1.310.000 tona ulaştırmış, benzer biçimde beyaz et tüketimi de 1990 yılında kişi başına 3,82 kg/yıl iken 2007 da bu rakamı 15,23 kg/yıl’ a yükseltmiştir ve 2013 yılında da kişi başına beyaz et tüketiminin 20-21 kg/yıl’ ı geçtiği tahmin edilmektedir. Samsun’un başta Kavak, 19 Mayıs, Havza ve Alaçam ilçeleri olmak üzere toplam 14 ilçesinde, IPARD Programı kapsamında, 74 adet etlik piliç projesi desteklenmiş ve toplam toplam kurulu kapasitesi 3 milyon 370 bin adet civciv/dönem olan 173 adet kümes kurulmuştur. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) IPARD Programı hibe desteklemeleriyle eski kümesler terkedilmiş veya modernize edilmiştir. Mevcut kümeslerden 42 günlük yetiştirme periyodu sonunda elde edilen piliçler, Kavak’ta kurulu bulunan ve günlük 20 bin adet yıllık yaklaşık 6 milyon adet kesim kapasitesine sahip kesimhanede kesilmektedir. Özetle; Samsunda ekonomik ve istihdam bakımından oldukça önemli bir yere sahip beyaz et sektörünün bu fırsatları çok iyi değerlendirmesinin öncelikli koşulu sektörün içinde bulunduğu mevcut sorunların ivedilikle çözüme kavuşturmakla mümkün olacaktır. TKDK, IPARD Programı kapsamında beyaz ve kırmızı et kesim ve işleme tesislerinin genişletilmesi ve modernizasyonunda %50 hibe desteği vermektedir. Arıcılık, Türkiye ve Karadeniz Bölgesi arıcılığının genel bir değerlendirmesi yapıldığında, Samsun İlinin önemli bir potansiyele sahip olduğu görülür. Bölge coğrafik yapı itibari ile arıcılığa uygundur. Yıldan yıla değişmekle birlikte Türkiye’de mevcut 4 – 4.5 milyon koloninin 70–75 bin kadarı Samsun’da yetiştirilmektedir. Arı varlığı ülke varlığının %1,7’si kadardır. Ayrıca, bu ilimizde 1000–1100 ton arasında değişen miktarda bal üretimi gerçekleşmektedir. Bal ve balmumunun ülkede pazarlanan ürün değerleri ise balda % 2.0 ve balmumunda ise % 2.5’i ne tekabül etmektedir. Samsun coğrafik yapı olarak Orta Karadeniz Bölgesi’nde yer almış ve İç Anadolu Bölge’sine yüksek dağlarla bağlantılıdır. Rakımın yüksek olduğu iç kesimlerde Lâdik, Salıpazarı, Erikli gibi yaylaların orta düzeyde bitki örtüsü, topraklarının tarım amacıyla işlenmemesi ve zirai mücadele uygulamalarının düşük olması sebebiyle buralarda kaliteli ballar üretmek mümkündür. Balıkçılığımız ve Su Ürünleri yetiştiriciliği son yıllarda balık üretimindeki artışa paralel olarak daha fazla önem kazanmıştır. Av araç ve gereçlerinin sağlanması ve bunların gerektiği gibi kullanılması, açık deniz balıkçılığı, su ürünleri yetiştiriciliğindeki teknolojik gelişmeler, soğuk depolama ve su ürünleri endüstrisi, deniz kirlenmeleri konularında karşılaşılan sorunların çözümlenmesi gereği ortadadır. Yakakent ilçesi sınırları dahilinde deniz balıkları yetiştiriciliği yapan 4 adet işletme bulunmaktadır. Bu işletmelerin proje kapasiteleri yaklaşık toplam 3.188,8 kg/yıl’dır. Derbent Baraj Gölünde 9 ve Dereköy Sulama Göleti’nde 1 olmak üzere ağ kafeste su ürünleri yetiştiriciliği yapılan işletme sayısı 10 ve kurulu kapasite ise 1.774 ton alabalık/yıl dır. Karada su kiralayarak aktif faaliyet gösteren 7 adet Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 157


yetiştiricilik tesisi bulunmaktadır ve kurulu kapasiteleri Alabalık için 50.5 ton/yıl ve aynalı sazan 30 ton/yıl’dır. 2011 yılında ilimizde iç su ve denizlerde avcılık ve yetiştiricilik yolu ile 40.771 ton üretim gerçekleşmiştir. Kültür balıkçılığı yapan Üreticiler ihtiyaç duydukları modernizasyonu veya makine ekipman alımlarını TKDK sayesinde %65 hibe ile gerçekleştirebilirler. Su ürünleri işlemeye yönelik tesis kurulumları ve soğuk hava deposu yatırımları da % 50 hibe ile desteklenmektedir.

2. AVANTAJ VE DEZAVANTAJLI YÖNLERİMİZ Tarla bitkileri üretiminin güçlü yönleri Türkiye, tarla bitkileri üretimi açısından dünya’da buğday, arpa ve çavdar üretiminde ilk on sırada yer almaktadır. Nohut, mercimek, soğan, şeker pancarı ve tütün üretiminde ilk beş sırada bulunmaktadır. Samsun tarla bitkileri üretimi, mevcut ekolojik özellikler yönünden (iklim, toprak, su ve diğer kaynakları) özelliklede 19. Tarım havzası önemli bir avantaja sahiptir. Türkiye’nin Çukurova’dan sonra, sulanabilir ve tarım potansiyeli yüksek en önemli ovalarından Bafra ve Çarşamba ovalarının yer aldığı havza yaklaşık 184 bin hektardır. Tarım potansiyelleri ve kent ekonomisine katkısı en fazla olduğu için önem taşımaktadır. Tarımsal kaynakların ortaya koyduğu bu güçlü yapının sonucu olarak birçok tarla ürününde önemli bir avantaja sahiptir. Bilhassa, ana, ara ve ikinci ürün tarımı açısından son derece önemli bir konuma sahiptir. Tarla bitkileri üretiminin zayıf yönleri İlimizde 103.000 tarım işletmesi mevcuttur. Tarım işletmeleri genellikle bitkisel ve hayvansal üretimi birlikte yapmakta olup bu işletmelerin oranı %85’ dir. İşletme büyüklükleri bakımından, işletme başına düşen ortalama tarım arazisi; 43 dekardır. Tarımsal işletmelerin küçük, arazilerin parçalı ve dağınık olması ve bunların oluşumunu engelleyecek hukuki ve idari düzenlemelerin bulunmaması, yani mevcut tarımsal yapı bitkisel üretimin en dikkat çeken zayıf yönünü oluşturmaktadır. Ürün bazında orta-uzun vadeli tarım politikalarının eksikliği, biyolojik girdi üretiminde ve kullanımında yetersizlik, pazarlama ağı ve altyapısının (taşıma, soğuk ve kontrollü depolama vb.) yetersiz olması, çiftçilerin mali gücünün zayıf, eğitim düzeylerinin düşük oluşu da önemli zayıf yönlerdir. Bafra ve Çarşamba Ovalarının tarımsal üretimde en önemli sorunlarının başında, yüksek taban suyu varlığı, tuzluluk, alkalilik, sulama suyu eksikliği ve tarla sınır boylarına dikilen söğüt ağaçları vb. şeklinde sayabiliriz. Özellikle, ovalarda yıllık toplam yağış yüksek olmasına karşın etkili yağış birçok ürün için yeterli olmayıp, sulama büyük önem taşımaktadır. Bu ovaların sahip olduğu verimli arazilerde sulama yapılmakla birlikte, Bafra ve Çarşamba Ovaları’nı sulama amacıyla kurulmuş olan Derbent ve Suat Uğurlu Barajları enerji amaçlı üretime geçmiş olduğu halde, her iki ovanın sulanması için gerekli olan sulama kanalları henüz tamamlanamamıştır. Çarşamba ve Bafra Ovaları verimli, oldukça geniş (184 bin ha) tarım alanlarına sahip ve pek çok ürün yetiştiriciliğine uygun ekolojik avantajlarına rağmen, özellikle 158 EKONOMi ÇALIŞTAYI


drenaj ve sulama suyu yetersizliği ürün yetiştiriciliğini sınırlamaktadır. Diğer taraftan, tarımsal altyapının sağlanamaması, ovalarda verimin düşük olması ve tarımsal üretim maliyetlerinin yüksek olması, tarımsal faaliyetlerin cazibesini yitirmesine, özellikle de tarım arazilerinde çok parçalı yapı ve miras hukukuna bağlı, arazilerin sürekli küçülmesi, ekonomik üretim yapılmasını sınırlamaktadır. Bu sorunlar ovalarımızda organik tarla bitkileri tarımı açısından da karşımıza çıkmaktadır. İlde, yoğun tarımının yapıldığı, Çarşamba ve Bafra ovalarında, kimyasal gübre ve zirai ilaç kullanımı diğer tarım alanlarından fazladır. Organik tarım metoduyla bitkisel üretimde ovalarda ortaya çıkan en önemli sorunların başında, arazilerin çok küçük, parçalı ve birbirine yakın olmasıdır. Bu durum organik üretimi olumsuz yönde etkilemektedir. Çünkü, organik üretim yapan bir işletmenin çevrede üretim yapan diğer klasik işletmelerde kullanılan kimyasallardan etkilenmemesi mümkün değildir. Ancak, belirli bir bölge organik tarla bitkileri üretimine tümden geçerse işletme küçüklüğü, organik tarım uygulandığında bir avantaja dönüştürülebilir. Organik tarım sisteminde yetiştirilen ürünlerin pazarlanması özellikle iç piyasa için yeni ve belirsizlikler olması, özellikle tarla bitkilerinde iç piyasa talebinin yok denecek kadar az olması bir diğer sorundur. Bu durum, ihracat yapamayan üreticiyi zor durumda bırakmaktadır. İlimizde de organik ürünler konusunda, tüketici bilinci olmadığı için normalleri gibi satılmak zorunda kalınmaktadır. Ülke genelinde organik ürünlerin %95’i ihraç edilmektedir. Aslında, sorun kendi insanlarımıza sağlıksız ürünleri sunarken, AB’nin organik tarla ve bahçesi işlevi görülmektedir. Kendi insanımıza organik ürünlerin her açıdan ne kadar önemli olduğunu bilgilendirme yönünden ilgili taraflar benimsetmekte yetersiz kalındığı için organik tarımın kısa vadede gelişmesi bir ölçüde zor görünmektedir. Samsun ilindeki organik ürün üretimi konusundaki mevcut durumu özetleyecek olursak, büyük ölçüde yurtdışı pazarlara gönderilmekte, ürün miktarı ve çeşitliliği yurt dışından gelen talepler doğrultusunda şekillenmektedir. İhracat için organizasyon ihtiyacı olduğundan, üretim tümüyle sözleşmeli olarak yapılmaktadır. Denetim yapan sertifikasyon şirketlerinin tamamına yakınının merkezi İzmir ilindedir. Anadolu’daki denetimler için şirket yetkililerinin gelmesi zor ve masraflıdır. Bu konudaki yük de çiftçinin sırtına bindiği için denetimler de yetersiz kalmaktadır. Bu açıdan bu şirketlerin taşra teşkilatlarının olması, yada kurulacak birliklerin bu denetimleri yapması gerekmektedir. Tarla bitkileri üretiminde fırsatlar Bitkisel üretimin önünde, onun GSYİH’ya katkısını artıracak önemli fırsatlar da mevcuttur. Organik tarım ve iyi tarım uygulamalarının gelişiyor olması, ülkemizde ve dünyada tüketicilerin gıda güvenliği konusunda bilincinin ve kalite beklentisinin artması, AB’ye üyelik müzakere sürecinin başlamış olması, iletişimdeki teknoloji ve entegrasyonun gelişmesi (yerel TV’ler, fuarlar, tarım web siteleri, Tarım TV kurulması, ve organik tarım örneğinde olduğu gibi TV programlarının yayımı) AR-GE çalışmalarında özel sektör, kamu ve üniversite iş birliğinin oluşmaya başlaması fırsatlardan önemli olanlardır. Samsun ilinde üretilen tarla bitkilerinin birim alan verimleri Türkiye ortalamasına yakın veya üzerinde olmasına karşılık bilhassa ovalarda, ileri tarım tekniklikleri uygulayan ülkelerin verimlerinin altınEkonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 159


dadır. Bilhassa, hasat öncesi, sırası ve sonrası her bir ürün grubunda yetiştirme ve değerlendirmede sorunlar mevcut olup bunlar giderildiği taktirde ürün çeşitlerine bağlı olarak en az % 25- 100 arasında verim artışı sağlanabilir. Organik tarla tarımı bakımından yukarıdaki zayıf yönler giderildiği taktirde veya tüm bu olumsuzluklarına rağmen avantajlarını sıralayacak olursak; -Çarşamba ve Bafra Ovasının yoğun tarımın yapıldığı kuzey bölgelerine karşın güney bölgelerinde sentetik ve kimyasallar çiftçilerimizin büyük bir kısmı tarafından ya çok az kullanılmakta, yada hiç kullanılmamaktadır. Bu nedenle organik tarıma geçişin güneyde kalan yörelerde kolay olması beklenebilir. -Fiyatı artan kimyasal gübre, pestisit ve enerji girdilerinden tasarruf edilecek ve üreticinin geliri hem girdi hem de ürüne bağlı olarak artacaktır. -Ekolojik ürünlerin ihraç fiyatı diğer ürünlerden daha yüksektir. -Sözleşmeli tarımla üreticinin tüm ürününün alınması garanti edilmektedir. -Organik ürünlerin ihracatı ile ovalarımızın tarım ürünleri için ilave bir kapasite oluşturacaktır. -Özel bilgi isteyen organik tarım modeli Ziraat Mühendisleri için yeni iş alanları imkanı ortaya çıkaracaktır. - IPARD Programı kapsamında depo binaları, kurutma tesisleri ve paketleme tesisleri yatırımları hibe ile desteklenmektedir.

Tarla bitkileri üretiminde tehditler - Temel kaynaklar: Toprak, Su ve Hava Kirliliğinin önlenmesi Toprak kirlenmesi: Atıklarla, zararlı ilaç ve gübrelerle toprağın çoraklaşması, tarıma elverişsiz duruma gelmesidir. Çiftçilerimiz; tarlada kullanacakları ilaç ve gübreleri, uzmanlarına sorarak bilinçli olarak kullanmalıdır. Hangi gübrenin hangi cins topraklarda yararlı olacağı bilinmektedir. Bu nedenle; ilgili uzmana danışmaksızın ilaç ve gübre kullanılmamalıdır. Toprağa zararlı atık maddeleri atılmamalıdır. Toprak kirlenmesi toprağın verimini azaltır. Bitki hastalıklarını çoğaltır, tarım alanlarının azaltır ve ülkenin fakirleşmesini sağlar. Su kirlenmesi: Denizlerin, göllerin ve nehirlerin, zararlı atıklarla kirletilmesi ile ortaya çıkar. Bu zararlı atıkları sulara sanayi kuruluşları bırakabildiği gibi, bilinçsiz insanlar da bunu yapabilir. Örneğin denize atılan bir plastik pet şişe yüzyıllarca kaybolmaz ve kirliliğe neden olur. Kirlilik ile deniz hayvanlarının yaşam ortamları bozulur, toplu ölümler meydana gelir, bu sulardan avlanan deniz hayvanlarının yenmesi insanlara zarar verir, insanlar denize giremez ve yüzemez. Hava kirliliği: Günümüzde hava kirliliğinin büyük bölümünü taşıtların egzozlarından çıkan gazlar oluşturur. Yakıtların gereği gibi yakılmaması sonucu da kirlilik ortaya çıkar. Bacalarına filtreleme sistemi yapmayan fabrikalar da kirliliğe yol açar. Kirli hava, solunuma elverişsiz havadır. Kirli hava solunum yolları hastalıklarını artırır. Solunum organlarımızı yorar. Hava kirliliği ölümlere bile sebep olabilir. -Tarımsal üretimi tehdit eden biyolojik hastalık etmenlerine (bakteri, virüs, mantar, vb.) karşı daya160 EKONOMi ÇALIŞTAYI


nıklı bitki çeşitlerinin seçilmemesi, -Ürüne ve yöreye has desteklerin verilmemesi, desteğin özendirici olmaması dolayısıyla üretim miktar ve ürün kalite düşüklüğü, -Girdi maliyetlerinin yüksekliği ve dışa bağımlılık -Bitkisel ürünlerde üretimden tüketime kadar geçen aşamada tam anlamıyla standartlara ulaşılamamış olması -İklim değişiklikleri, su kaynaklarının azalması ve kuraklık Sanayinin gelişmesine bağlı olarak ekolojik dengenin bozulması, Bahçe Bitkilerinde Pazar Dengesi Bahçe ürünlerinde pazar fiyatının belirlenmesinde arz ve talep dengesi etkili olmaktadır. Pazarda arzın fazlalığı fiyatların düşmesine, talebin fazlalığı ise fiyatların yükselmesine neden olmaktadır. Pazarda arz / talep dengesinin kurulabilmesi ve üreticilerin yapmış oldukları üretimden ekonomik bir gelir elde edebilmeleri için aşağıdaki öneriler dikkate alınmalıdır. Bir yörede çok sayıda çeşit yerine, standart belli sayıda çeşitle kitlesel üretim yapmak, Hasat dönemi farklı çeşitlerle üretim deseni oluşturarak, pazarlarda yığılmaları önlemek, Pazar isteklerini önceden belirleyerek, üretimi bu isteklere göre yapmak, Muhafaza yapmak, Kaliteli meyve üretmek, Alternatif pazar bağlantıları yapmak, Farklı değerlendirme ve tüketim şekillerini geliştirmek, Ürünün tanıtımını ve reklamını yapmak. Ülkemizde, meyve-sebze pazarlanmasına üreticilerin katılımı düşük olduğundan, pazar fiyatlarının en fazla yarısı üreticinin olabilmektedir. Pazarlama kanallarında aracı sayısının artması, üretici payının daha da düşmesine neden olmaktadır. Üreticilerin örgütlenmesi, pazar fiyatlarının belirlenmesinde daha etkin olmalarını ve aynı zamanda pazar fiyatları içindeki paylarının daha yüksek olmasını sağlayabilecektir. Yukarıda verilen bilgilerden de açıkça anlaşıldığı gibi bahçe ürünlerinin hasadından tüketiciye ulaşıncaya kadar geçirdiği taşıma, muhafaza, paketleme ve pazarlama gibi tüm aşamalarda önemli kayıplar olabilmektedir. Bu kayıpların son yıllarda geliştirilen yeni teknolojilerle azaltılması mümkündür. Bu nedenle bahçe ürünlerinin hasadı, taşınması, ambalajlanması, muhafazası ve pazarlanması sırasında yapılan tüm işlemlerde bu teknolojilerin ve bilgilerin kullanılması gerekmektedir. TKDK hasat sonrası kayıpları engellemek amacıyla tasnif ayıklama, paketleme ve soğuk depo yatırımlarını %50 hibe ile desteklemektedir.

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 161


Samsun İli Sebzeciliğinde Mevcut Durum 1. Güçlü Yönler * Verimli ova arazilerinin varlığı, (iki ovadaki bitkisel üretim, 16 milyonluk bir nüfusu besleyebilecek düzeyde) * Ekolojik avantajı ve kışlık sebze yetiştirme periyodu açısından 200 günlük bir sürece sahip olmasının getirdiği 2.ürün kışlık sebze üretimindeki üstünlüğü, * Zengin yer altı ve yer üstü sulama kaynaklarının varlığı, * Uluslar arası havaalanı ve limanın varlığı * Potansiyel dış pazarlara yakınlık (Türki Cumhuriyetleri ve Rusya Federasyonu vb) * Tarım sektöründeki yatırımlar için sağlanan devlet destekleri * TKDK’nın meyve ve sebze fide yetiştiriciliğinde 500 bin Avro’ya kadar olan yatırımların %65’ini hibe ile desteklemesi 2. Zayıf Yönler * Tarımsal üretimde genç nüfusun azalması (Köyden genç işgücü göçünün artması), * Tarım arazilerinin çok parçalı ve küçük oluşu ve bu nedenle üretim deseninde çeşitliliğin artması ile üretimde ihtisaslaşmanın sağlanamaması, * Üretim aşamasında girdi fiyatlarının yüksekliği, * Etkin bir Tarımsal Üretim Planlaması yapılamadığından sebze üretim hacminin yıllara bağlı büyük değişkenlikler göstermesi ve ürün fiyatlarının dalgalanması, * Bölgede, sebze türlerine ait çok sayıda çeşit olması ve büyük pazarlara girecek yeterli miktarda ürün bulunmaması, * Bölge üreticilerinin alışılmış geleneksel tek üretimi sürdürme istekleri, * Bölgede, Ortalama Tarımsal İşletme büyüklüğünün az olmasının modern tarım teknolojilerinin uygulanmasına imkan vermemesi, * Çok sayıda çeşitle yapılan üretim sonucu Tarımsal üretimde kalite standardizasyonunun oluşturulamaması, * İlde, sebze üretim potansiyeline karşılık gelebilecek düzeyde dondurulmuş gıda, kurutulmuş gıda, turşu,salça fabrikası gibi işletmelerin olmaması, (Tokat-Salça fabrikası örneği) * Gıda Sanayi Sebzeciliğinin önündeki bir engel de; üretilen çeşitlerin çoğunun işlemeye uygun olmayan sofralık çeşitler oluşu, * Üretimden hasada kadar geçen süreçte, gübreleme ve ilaçlama gibi teknik uygulamalarda yapılan üretici hatalarının, üründe kalıntı sorununu doğurması, * Taze sebze pazarlama zincirinde oluşan aksaklıkların , (paketleme,ambalaj,soğutma ve nakliye zincirindeki kırılmalar vb.) üründe kalite kayıpları ile buna bağlı olarak gelir kaybı oluşturması, * Üreticilerin düzenli ve sürekli bir Pazar garantisi olmaması nedeni ile standart ve ihracata dö162 EKONOMi ÇALIŞTAYI


nük üretim yapamaması. 3. Fırsatlar * Gıda Sanayi Sektörünün istediği yönde sebze üretim potansiyelinin varlığı, * İlde üretilen sebzeleri işleyecek entegre bir tesisin (salça fab.,turşu fab.,konserve fab. gibi) varlığı halinde, Sözleşmeli Üretim Modeli özendirilerek,üretim ve pazarlamada sürdürülebilirlik sağlanarak belirsizliklerin bertaraf edilmesi, * Kalite garantisi olarak markalaşmaya gitmenin mümkün olması, * İhracat yapılan ülkelerin ve AB ülkelerinin tercih ettiği kalite ve standartlarda ürün üretiminin sağlanması, * Tarım arazilerinin çok parçalı ve küçük olmasından kaynaklı üretim kayıplarının önüne geçmede; bölgede, ekolojik ve ekonomik anlamda üstünlüğe sahip ve sürekli gelişme eğiliminde olan plastik seracılığın bu alanlarda desteklenerek, hem küçük alanların ekonomiye kazandırılması hem de yılın büyük bir kısmında piyasaya mal arzının mümkün olması, * Son yıllarda, Tarımsal Örgütlenmenin hızlı bir ivme kazandığı İlimizde; küçük ölçekli sebze işletmelerinin, Üretici Birliği çatısında toplanarak, ortaklaşa makine parkı kullanımı, zirai ilaçlamayı birlikte yapma gibi üretim maliyetlerini düşürücü faaliyetler ile pazarlamadaki sorunların giderilmesinin mümkün olması Arıcıların Karşılaştığı Başlıca Sorunlar ve Bunların Öncelikleri * İl arıcılarının karşılaştığı en önemli sorun pazarlamadır. Pazarlamada esas sorunu fiyat istikrarsızlığı oluşturmaktadır. Bal fiyatları serbest piyasa sistemine göre oluşmaktadır. Ancak bazı firmalar tek başlarına belirleyici olmaları sebebiyle piyasa fiyatlarının oluşumunda baskıcı bir konuma gelmişlerdir, * Damızlık materyal yetiştirme ve temin etme sorunu aşılamamıştır, * Sahte ve katkılı bal üretimi aşırı sayılacak düzeydedir, * Kristalize olan balın şekerle ilgisi olmadığı tüketiciye yeterince anlatılamamıştır, * Yeterli miktarda ve kalitede ana arı üretilmemektedir, * Özellikle meyve üretiminde polinasyonun önemi anlaşılamamıştır, * Çiftçilerin zirai ilaç kullanırken arıları dikkate almamaları, * Örgütlenme sıkıntısı aşılamamıştır. Arı yetiştiricileri il birlikleri kurulmuş ancak üreticiyi birliklere bağlayacak yönetim kadrosu oluşturulamamıştır. Samsun ilinde birlik yönetiminin ihtiyacı ve çalıştırma kapasitesinin çok üzerinde bir paketleme işletmesi açma çabası ve buna bağlı olarak devamlı üreticiden ek ödeme talep etmesi ve yıllardır da faaliyete geçememesi birlikten üreticilerin ayrılmalarına sebep olmuştur. * Nakit kredi kullanımında ise vadenin kısa ve faizin yüksek oluşu problemleriyle karşılaştıklarını ifade etmişlerdir. Ziraat bankasının üreticiye faiz indirimi söz konusuyken ipotek ve kefil (memur) gibi Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 163


istekler, uygun sayılabilecek kredinin kullanılamamasına sebep olmaktadır. Nakitte ihtiyaç duyan üretici mecburen daha fazla faiz ödemeyi göze alarak özel bankalardan kredi kullanmaktadırlar. * Diğer önemli bir sorun ise ıslah edilmiş damızlık niteliklerde arı materyaline çok acil ihtiyaç bulunmasıdır. * TKDK, 30-500 kovana sahip işletmelerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere, alet-ekipman, kovan, depo binası yapımı, karavan alımlarında, paketleme tesisleri yapımında %65 hibe desteği vermektedir.

SAMSUN TARIMINDA İLGİLİ TÜM TARAFLARIN SORUMLUKLUKLARI ve YAPMASI GEREKENLER Yasal ve Siyasi Sorumluluklar Günümüzde sivil toplum örgütlerinin tüm konularda olduğu gibi ülke tarım politikalarının oluşumuna da katkı yapması demokrasi ile yönetilen neredeyse tüm ülkelerde gerçekleşmektedir. Bu açıdan ülkenin tarım politikaları belirlenirken Tarım ile ilgili Bakanlıklar, Üniversiteler ve konu ile ilgili tarım kooperatiflerinin temsilcileri ve tarımla ilgili her türlü dernek ve sivil toplum örgütünün temsilcilerinin de görüşleri alınmalıdır. Tarımsal destekleme politikası belirlenirken üreticilerin de buna destek vermesi, destekleme sisteminin daha demokratik bir şekilde yürümesi için önemlidir. Bu şekilde devlet tarafından uygulanan desteklemelerde üreticiler de sistemden bir ölçüde sorumlu olacaklarından tarımsal desteklemelerin ülke tarımına ve üretici gelirine faydaları artacaktır. Sürdürülebilir kalkınma temel strateji olmalıdır. Türkiye tarımının pek dile getirilmeyen bir sorunu da çevre sorunlarıdır. Doğal kaynakların ve çevrenin korunması, geliştirilmesi ve bu kapsamdaki faaliyetlere çiftçilerin örgütlü katılımının sağlanması, çevreyle uyumlu tarımsal üretim ve sürdürülebilir bir tarımsal kalkınmanın gerçekleştirilmesi, gen kaynaklarının korunması, ekolojik tarımın verimde bir azalma yaratmayacak önlemler alınarak yaygınlaştırılması Türkiye tarımının bir başka ve önemli sorunudur. Türkiye’de bazı bölgelerde yoğun kimyasal gübre ve ilaç uygulanmaktadır. Üreticiler tarımsal üretimde kullandıkları girdileri (gübre ve pestisit) kendi bilgi ve tecrübesine göre ayarlamaktadır. Bu konuda uzmanlardan bilgi alan üreticilerin oranı oldukça düşük düzeydedir. Çevre ve toplum sağlığı açısından çok önemli olan bu konuda daha duyarlı politikalar izlenmelidir. Çiftçilerin Sorumlulukları Bitkisel üretimde esas amaç, tarım arazilerinden mümkün olan en yüksek verimi ve kaliteli ürünü elde etmektir. Çiftçinin girdi kullanırken bilmesi gerekenleri özetlemek gerekirse; Tohumluk kullanırken; Tarımda üretim ve verimliliği yükseltecek toprak, su, gübre ve mekanizasyon kaynaklarının yararını artıracak, hastalık ve zararlılara karşı bitkiyi dirençli kılabilecek temel girdilerden 164 EKONOMi ÇALIŞTAYI


biri de tohumluk olduğu, ortalama olarak verimi, kalitesi ve genetik potansiyeli yüksek tohum kullanımının, verimde en az % 25-100 oranında artırdığı bilmesi ve sertifikalı tohum kullanmasıdır. Tohumluk tarımsal verimlilik ve üretimin artırılmasında, üretim maliyetinin düşürülmesinde ülkemiz için en temel ve önemli bir teknolojik girdi durumunda olduğudur. Gübre kullanırken; Bu faktörlerin en önemlisi toprak analize göre yapılan etkili ve doğru gübrelemedir. Toprak analiz parasını verene kadar fazladan bir çuval daha atayım istediğim ürünü elde ederim mantığı artık rafta kalmıştır. Çiftçilerin tarım topraklarını analiz parasından kaçmaması gerekir. Analiz yaptıran çiftçiye dekar başına 2.5 TL destekleme verilmektedir. Tarla bitkileri için bir numune 50 dekara kadar geçerlidir. Mücadele ilaçlarını kullanırken; Tarımsal mücadele, tarım ürünlerinin bir nevi sigortasıdır. Tarımsal mücadele yapmadan temiz ve kaliteli ürün elde etmek mümkün değildir. Ülkemizde hastalık ve zararlılardan meydana gelen toplam kayıpların % 35 civarında olduğunu, tarımsal üretimde 400’den fazla hastalık, zararlı ve yabancı ot türü ile karşı karşıya kaldığını bilmesi gerekir. Tarımsal mücadelenin yetersiz olması nedeni ile, yıllık en az ürün kaybının, hububatta 6.4 milyon ton, meyve ve yaş üzümde 1.6 milyon ton, sebzede 632 bin ton ve diğer tarla bitkilerinde 312 bin ton olduğu tahmin edilmektedir. Ancak, temel amacı mücadelede temel amaçı, ürünü hastalıklardan, böceklerden, yabancı otlardan ve diğer zararlılardan ekonomik ölçüler içerisinde koruyarak, kayıpları asgariye indirmek ve kaliteyi yükseltmektir. Tarımsal mücadele ilaçları en etkili olacağı düzeye kadar kullanılmalı aşırı düzeyde kullanımdan kaçınılmalıdır. Kimyasal mücadelede kullanılan pestisitlerin insan sağlığı, çevre sağlığı ve doğal dengeye yan etkileri gözönünde bulundurmalı; bunların denetim altında, uygun zamanda ve yöntemine göre kullanılmasıdır. Tarımsal Mekanizasyon konusunda ise: Tarımsal üretimde, toprak işleme, ekim, dikim, çapa, hasat, harman, tarımsal mücadele, ürün değerlendirme gibi hemen her alanda mekanizasyondan geniş ölçüde yararlanıldığını biliyor. Ancak, tarımda mekanizasyon işlemleri, büyük oranda traktörle çalıştırılan iş makinaları ile gerçekleştirilmektedir. Bu alet ekipmanı kullanırken verimli olabilmesi için işletmenin mekanizasyon düzeyi iyi belirlemesi gerekmektedir. Sulama konusunda ise: Bitkisel üretime doğrudan doğruya etki eden faktörlerin başında sulama gelir. Tarımda su, bitkisel ve hayvansal üretimin her aşamasında gerekli temel bir girdidir. Uygun bir sulamanın yapılabilmesi için de, bitki kök bölgesine verilen suyun ihtiyaç duyulan miktarda olması çok önemlidir. Sulamanın aşırı ya da yetersiz olması, hem maliyeti, hem de bitki gelişmesini olumsuz yönde etkileyebilir. Bazı ülkelerde sulama ile tarımsal üretim potansiyelinde 10-15 kat artış gözlenmektedir. Ülkemizde bu artış, 3-3,5 kat dolaylarına çıkabilmektedir. Zamanlı ve uygun sulama, tarla içi geliştirme hizmetleri ve eksik tesislerin tamamlanmasıyla üretim 4-5 katına ulaşabildiğini bilmesi gerekir. Çarşamba ilçesinde tamamına yakını halk sulamalarındaki sulama kanalları toprak olup, işletme ve bakımları yöre halkı tarafından yapılmaktadır. Bazı halk sulamalarına belediyeler, köy ya da mahalle muhtarlıkları sahip çıkarak, imkanları dahilinde sulama ile ilgili sorunlarını çözmeye çalışmakta ve su dağıtımını belirledikleri bir düzene göre yapmaktadırlar.

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 165


Çiftçiler: * Birlik olmak ve birlikte hareket etmek, * Üretimi, pazarlama ve pazar isteklerine bağlı olarak başlatmak, * Üretime başlamadan uzmanlardan teknik yardım almak, * Kitlesel üretim yapacak şekilde sınırlı sayıda ve standart çeşitlerle üretim yapmak, * Hasat sırası ve sonrası sağlıklı depolama şartlarının sağlanması, * Ürünün fazla ve pazar isteklerinin az olduğu dönemlerde muhafaza yapmak, * Taşımayı uygun araçlarla yapmak, * Farklı değerlendirme ve tüketim şekillerini geliştirmek, * Sözleşmeli tarıma yönelmek, * Üretimleri yörenize göre belirlenecek üretim desenine uygun yapmak, * Ürününüzün pazarlama sürecine dahil olmak, * Kendimize, çevremize ve diğer insanlara zarar vermeden üretimleri yapmak Kamunun Sorumlulukları Samsun ilinin sahip olduğu ekolojik ve sosyo-ekonomik kaynaklar yönünden ele alındığında il ve ilçede bulunan kamuya ait kurumların üstlendikleri misyon ve vizyonu yerine getirmeleri gerekir. Bu görevi yerine getirirken, bütünleştirici ve birleştirici olmalı, ortak akılla hareket etmeli ve buna göre yöre için çözümler üretilmelidir. Özel Sektörün Sorumlulukları Özel sektör ve sözleşmeli tarım modelinin uygulanması büyük önem taşımaktadır. Ekonomide, tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinin birbirlerine neden-sonuç ilişkileriyle bağlı olduğu gelişim doğrultusunda mevcut işbirliği (entegrasyon) modellerinin geliştirilmesi ve/veya yeni modeller türetilmesi ihtiyacı hızla artmaktadır. Sektörler arası bütünleşme süreciyle, sektörlerin ya da alt sektörlerin birbirleri için pazar ve kaynak yaratmaları söz konusudur. Böylece sektörlerin ya da birbirlerinin ihtiyaçlarına yönelmeleri ve üretimde kaynaşmaları sağlanmaktadır. Bu çerçevede genel olarak belirlenebilen dört tip entegrasyon modeli vardır: 1. Hem girdi sağlanması ve üretim, hem de ürün pazarlamasında çiftçiye serbestlik sağlayan buna karşın fiyat ve miktar belirsizliği gibi bir takım sorunları da beraberinde taşıyan ‘sözleşmesiz ilişki’ dir. Bu sürece devlet düzenleyici olarak girmemişse, tarımsal piyasalar eşitsiz ilişkilere dayanır. Bu tür piyasa ilişkilerinin ortak özelliği çok fazla sayıda üreticiyi az sayıda ticaret sanayi sermayesiyle karşı karşıya bırakır ve sonuçta üretici daima kaybeden olur. İktisadi ve sosyal gelişme sürecinde gerek gelişmiş ülkelerde gerekse az gelişmiş ülkelerde uygulama alanı oldukça azalan bir ticari ilişkidir. 2. Arazi, bina vb. sermayelerin mülkiyetini alma ya da kiralama yoluyla sahip sanayici firmanın doğ166 EKONOMi ÇALIŞTAYI


rudan çalışanı olarak üretim sürecine katılan çiftçi ile kurduğu “sahiplik altındaki ilişki’’ dir. Kapitalist gelişme sürecinde pazar için üretim yaygınlaşırken, köylü üreticiler ulusal ve uluslararası sermayenin, tüccar ve tefecilerin var olan yapıları çözücü ve farklılaştırıcı etkileriyle karşı karşıya gelirler. Bir görüşe göre, kapitalizmin kırsal alanlara girişiyle birlikte köylülük arasındaki farklılaşmalar giderek artacak, büyük toprak sahipleri güçlenirken küçük üreticiler mülksüzleşecek ve zaman içinde ya kentlere göç edecek ya da büyük toprak sahiplerinin işletmelerinde ücret karşılığı çalışan işçilere dönüşecektir. Böylece köylülük ortadan kalkarken sanayi kesiminde olduğu gibi tarımda da ücretli emek-sermaye ilişkisi egemen olacaktır. 3. Üreticilerin girdi sağlama, ürünlerini işleme ve pazarlama konusunda kooperatifler veya birlikler şeklinde birleşmeleridir. Gelişmiş ülkelerin deneyimleri tarım sektörü ile ilgili çalışmalarda öncelikle üreticilerin örgütlenmesine öncelik verildiğini gösteriyor. Kurulan çiftçi örgütleri, tarımı sanayi ile bütünleştirerek üreticiyi sadece hammadde satan kişi konumundan kurtarmışlar, tarımı zenginlik üreten bir sektör haline getirmişlerdir. Bugün tarım, bu ülkelerde toprağın üstündeki sabit sermaye birikimine önemli ölçüde katkı sağlamaktadır. Uyguladıkları sanayi politikası ile tarımdaki nüfus baskısını azaltarak, tarımdaki verimliliği arttıracak çalışmalara önem vermişlerdir. Sanayi devriminden önce tarım devrimi yaşanmış, tarımsal sorunların çözümü yönünde önemli reformlar yapılmıştır. Tarım, sanayinin itici gücü olmuştur. Gelişen sanayi sektörü de hammadde talepleri ile tarımın pazarı olmuştur. Tarıma girdi üreten sanayiler dev sanayiler haline gelmiştir. 4. Firmalar ve üreticiler arasında ürünün ekimi, dikimi veya üretiminden önce yapılan çiftçinin belirli bir ekiliş alanı ve üretimi gerçekleştirme sorumluluğu yüklemesine karşın, firmaların da elde edilecek ürünü belirli koşullarda almayı garanti ettiği anlaşmaya dayalı üretim ve pazarlama modeli olarak tanımlanabilen “ Sözleşmeli Tarım”dır. Sözleşmeli tarımı doğuran nedenleri şu şekilde sıralanabilir; 1. Sözleşmeli tarım gibi entegrasyon hareketlerinin en önemli itici güçlerinden birisi tüketici pazarındaki gelişmelerdir. Tüketicinin daha bilinçli hale gelmesi, oluşan talebin sürekli karşılanabilmesi, kalite ve istenen miktarda üretim, sözleşmeli tarım için ana nedenlerden biridir. 2. Sözleşmeli tarım, yeni üretim tekniklerinin uygulama alanına hızlı bir şekilde aktarılmasının yolu olarak görülmektedir. 3. İşleme sanayinde sabit yatırım masrafları gelmektedir. Bu durumda üretim dalgalanmaları, işletmeleri olumsuz yönde etkileyecektir. Özellikle hammadde sağlamasındaki dalgalanma bunda önemli rol oynamaktadır. Sürekli istenen miktar ve kalitede girdi sağlamanın en etkin yolu olacak model görünüyor. 4.Tarımsal faaliyet çok sayıda dağınık ve küçük işletmelerde yürütülüyor ise, sermaye ve yönetin açısından önemli eksiklikler bulunur. Model bu eksiklikleri de giderme iddiasındadır. 5. Bunlara ek olarak riskin azaltılması, maliyetin düşürülmesi, yönetim şeklinin iyileştirilmesi, pazarlık gücünün kazanılması, pazarın iyileştirilmesi, uygun girdi sağlanması, yeni teknolojilerin adaptasyonu ve geliştirilmesi, sermaye temini gibi faktörler de sıralanabilir. Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 167


6.Burada bir uyarıda bulunmayı zorunlu görüyorum. Kırsal kesimde pazara dönük antlaşmalar, örneğin ürün alma antlaşması, ya da iş gücü ve makina kullanımında sözleşme yapılabilir. 7.Modelde adı geçen sözleşme bu tür sözleşmelerden farklıdır. Üretim-Pazarlama ile ilgili bir veya daha fazla düzenlemeyi içerir. Başkasına devredilemez. Bu tür sözleşmelerde firma davranışlarının üretici üzerinde etkisi vardır. 8.Modeli sınırlı sözleşme ve tam yetkili sözleşme diye sınıflandırmak mümkündür. Sınırlı sözleşmede, üretici sadece aldığı girdiler nedeniyle bir borç ilişkisine girer. Alım garantisi yoktur. Ya da sadece alım sözleşmesi yapılarak, çiftçinin belirli nitelikte ürünü için bir pazar garantisi sağlamaktadır. Tam yetkili sözleşmede ise, hem girdi sağlanır, hem de belirli nitelikte ürünü için alım garantisi verilir.

Tarımda Kayıtdışılık, Mülkiyet ve Parçalılık Sorunları Arazi, tarım sektörü için vazgeçilmez bir üretim faktörü olduğu kadar tarım dışı faktörler içinde o kadar önemlidir. Kayıt dışılık, adı üzerinde, kayıt altında olmama, resmi kayıtlara girmemiş olma, bir olgunun varlığı ve niteliğine ilişkin bilginin resmi kayıtlarda olmamasıdır.. Tarımdaki kayıt dışılık, sanayi ve hizmetler sektörlerindeki kayıt dışılık sorunundan biraz farklıdır. Sorunun bir boyutu arazilerin tapulama faaliyetlerinin henüz tam olarak bitirilememiş olmasıyla ilgilidir. Başka bir boyutu ise çiftçililikle uğraşan işletmelerin sayısı, sahip oldukları mülkler, arazi ve hayvan varlığı, her yıl ürettikleri ürün ve kullandıkları girdi miktarı ile elde ettikleri satış hasılatı rakamlarının bilinmemesi, kayıt altına alınamıyor olmasıyla ilgilidir. Bu bakımdan, Türkiye’de olduğu gibi Samsun ilinde de tarım kesiminde ciddi bir kayıt dışılık ve mülkiyet sorununun bulunduğu söylenebilir. Buna bir de mirasın kardeşler arasında eşit paylaşımını öngören son derece isabetsiz miras hukuku düzenlemeleri yüzünden tapulu arazilerin bir bölümünün de fiilen sahipsiz (vereseler arasındaki ihtilaf ve kavgalar yüzünden) ekilip biçilemeyen veya yeterince bakım yapılmaz durumda olması sorunu eklenince sorun büsbütün ağırlaşmaktadır. Ülkemiz tarımda olduğu gibi samsun’da da tarımın yapısal sorunlarını ortaya çıkarmaktadır. İşletmeler ticari üniteler mantığı ile yönetilememektedir. Bunun en önemli sebebi çok küçük olmaları yanında, yönetim bütünlüğünden de yoksun mülkiyet sorunlarını karşımıza çıkarmaktadır. Kalkınma planlarının hepsinde bu hususlar açık biçimde ortaya konulmuştur. Yarım asır evvel yapılan tarım sayımında nüfusun dörtte üçü (17 milyon) tarım sektöründe yaşıyordu ve ortalama işletme büyüklüğü 77 dekardı. Bugün nüfusun üçte birinden daha azı tarımda (17.5 milyon) ama ortalama işletme büyüklüğü 60 dekardır (Samsun’da 43 dekar). Bu durum tarım nüfusunun fazla değişmemesine rağmen tarım işletmelerinin giderek küçüldüğünü göstermektedir. Tarım işletmeleri ekonomik anlamda üretim yapan birimlere dönüştürülemediği sürece, rekabet edebilmeleri üretim planları ile sağlanamaz. Samsun tarımın yapısal problemler giderilmedikçe, yöre ve genelde ülkenin tarımsal potansiyelinin harekete geçirilmesi için yapılacak önerilerin etkileri çok sınırlı olacaktır. Yapısal sorunların çözümünün uzun vadeli bir hedef olduğu da dikkatten uzak tutulmamalıdır. Bugün ABD’de ortalama tarım işletmesi büyüklüğü 1800 dekardır ve işletmelerin küçüklüğünden şikayet edilmekte, kooperatifleşmeleri teşvik edilmektedir. İşin zor olan tarafı, bu dönüşümün masa başı 168 EKONOMi ÇALIŞTAYI


tedbirlerle sağlanmasının mümkün olmamasıdır. Bu bir süreçtir, masa başı tedbirlerin rolü bu süreci hızlandırmasıdır. Bu sürecin motoru ise sanayileşmedir.

Teknoloji ve Girdi Kullanımından Kaynaklanan Sorunlar * Tarım işletmelerinin küçük ve dağınık olması, gerekli alt yapının uygun olmamasından dolayı, makine, ekipman ve modern teknoloji kullanımına tam olarak geçilememektedir. * Makineli tarım yaygınlaştırılamamasından dolayı ekim, gübreleme, bakım, hasat, harman vd. yetiştirme teknikleri insan gücüyle yapılmakta olup, ürün maliyetini yükseltmektedir. * Tarımda işgücünün pahalı ve zamanında bulunamaması nedeniyle pek çok tarım ürününde ekim alanı sınırlı kalmaktadır. * Teknoloji girdilerinin tam olarak kullanılamaması; verimde düşüşlere, birim alan maliyetinin yükselmesine dolayısıyla da dünya pazarında rekabet gücümüzün azalmasında en büyük etken olmaktadır. * Bitkisel üretimde kaliteli ve sertifikalı tohumluk kullanımı istenilen seviyeye ulaşamamıştır (Örneğin buğday, çeltik, kuru fasulye vb). * Önemli bir üretim girdisi olan gübre, ürün bazında dengeli olarak kullanılamamaktadır. * Hastalık, Zararlı ve yabancı otlarla mücadelede kullanılan kimyasal ilaçların bilinçli olarak tüketimi sağlanamamaktadır. * Ekimden başlayarak; hasat, harman, depolama, ve değerlendirmeye kadar geçen aşamalarda ürün kaybı azaltılamamaktadır.

Ürün Değerlendirilmesinde Karşılaşılan Sorunlar * Bölgedeki üreticiler tarla ürünlerinin değerlendirmesinde pazarlama sorunu ile karşı karşıyadırlar. Tarıma dayalı sanayi tesislerinin sayısı yetersizdir, mevcutlar da etkin çalışmamaktadır. * Bölgede üreticilerin örgütlenme düzeyleri yetersizdir veya mevcutlar verimli çalışmamaktadır. Çünkü bu kurumlar profesyonel yöneticiler tarafından idare edilmemektedir. Ayrıca mevcut üstbirliklerin sayısı ise yetersizdir. Bölgede kooperatifler çeşitli nedenlerden dolayı etkin çalışmamakta, üretici birlikleri ise hala yaygınlaşamamıştır. * Çarşamba ilçesinde meyvecilik özellikle fındık bir ölçüde şeftali, kivi, elma vb.sektörü önemli yer tuttuğundan, arazisini sulama imkanı olan ve meyve üretimine uygun çitçiler tarla ürünlerinden meyve üretimine geçiş yapmaktadırlar. * Tarla bitkilerinin depolanmasında görülen düzensizliklerden dolayı ürün kaybı oldukça fazla oranlardadır. * Bitkisel ürünlerde standardizasyon tam olarak sağlanamamaktadır. * Tarla bitkilerinin paket ve ambalaj işlemlerinde tüketici isteklerine uygunluk gerçekleşememektedir. Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 169


* Tarımsal üretim; üreticilerin beslenme alışkanlıkları doğrultusunda yönlenmekte iç ve dış pazar isteklerine uygun standart bir üretim yapılamamaktadır.

Kırsal Yerleşme Alanı Sorunları İstihdam, Su, Kanalizasyon, Sağlık, Eğitim, İletişim, Ulaşım, Enerji, Altyapı ve hizmetler vs şeklinde sıralanabilir. Yeni çıkan büyük şehir yasası bu sorunları çözücü değil, büyütücü niteliktedir. Diğer taraftan, tarımda verimin düşük olması, toprak miktarının azlığıyla, toprak sahipliğinin dengesiz dağılımı, yeterli gelir sağlanamaması, sosyal imkânların yetersizliği, soyutlanma ve en önemlisi kentin çekiciliğidir. * Sanayi, ticaret ve hizmet sektörlerinin sunduğu büyük iş imkânlarının bulunması kentin çekiciliğinin en önemli nedenlerinden biridir. * Tarımın GSMH’daki oranı sanayileşmis ülkelerde % 10’nun altındadır. Ama, Türkiye 2016 yılına gelmesine rağmen tarımın GSMH’daki oranını % 10’nun altına çekememiştir. Samsun’da ise bu değer yaklaşık % 20’leri bulmaktadır. * Tarım ürünlerinin göreli olarak ucuzlaması, tarım dışı sermaye birikimi için elverişli koşulların oluşması anlamına gelir. Tarım ürünlerinde ucuzluk, kırsal alanda hane halkı gelirinin ihtiyaçlarını karşılama memnuniyet durumu azalmıştır.

İşgücü ve İstihdam Olanakları: * * * * *

Tarım sektörü istihdamındaki dengesizlikler, Yüksek işsizlik seviyesi, Düşük işgücüne katılma ve istihdam oranları, İşgücünün eğitim seviyesinin ve niteliğinin düşüklüğü Eğitim ile istihdam arasındaki ilişkinin zayıflığı “kayıt dışı istihdam”

Kırsal kesimde işgücüne katılım oranlarının kentlere kıyasla daha yüksek tespit edilmesi, kentlerden farklı olarak; kadınların çoğunlukla ücretsiz aile işçisi şeklinde tarımda istihdam edilmesi ve öğrencilerin örgün eğitim sürecinden erken ayrılmalarından kaynaklanmaktadır.

İşsizlik ve Kentlere Göç Olgusu Kırsal alanda mevsimlik, gizli, açık, teknolojik ve yapısal işsizlik şeklinde ortaya çıkan işsizlik yani işgücü çokluğu vardır. Özellikle tarım sektöründe ve bununla bağlantılı olarak kırsal alandaki işsizliğin nedenini 1950’lerden itibaren gerçekleşmekte olan tarımda makineleşme ve teknolojik gelişmelere bağlamak olasıdır. Bir traktörün köye girmesiyle 4 ila 9 arasında insanın üretimden kopması ve işsiz kalması mümkün olmuştur. * Kırsal Alanlar için ortak sorun, o bölgelerde yaşayanların kazançlarının yetersiz olmasıdır. 170 EKONOMi ÇALIŞTAYI


* Kırsal alanların kalkındırılmasında biri ekonomik, diğeri sosyo – kültürel olmak üzere iki hedef üzerine kurulmalıdır. * Kırsal kalkınma için sadece tarımda kalkınma yeterli değildir. * Ekonomik kalkınma kırsal kalkınma için başlangıç noktasıdır ya da bir basamaktır fakat tek başına kesinlikle yeterli değildir. * Kırsal halkın bilinçlenmesi, eğitim düzeylerinin yükselmesi kalkınma için şarttır. * Sağlık ve eğitim olanakları kırsal alanlarda yetersiz seviyelerde bu olanakların arttırılıp iyileştirilmesi gerekli. * Kırsal kalkınma olanaklarının son derece sınırlı olduğu alanlarda tarım dışı kalkınma teşvik edilmemelidir. * Devlet tarafından kredi, sübvansiyon gibi teşviklerle desteklenmesi gerekir. Bu gün tarımla geçinen insanların en büyük sorunlarından biri ürettikleri ürünlerini pazarı olduğu halde iyi bir fiyata satamamaktadır. Bunun için çiftçilerin Pazar olanaklarını araştıracak kurumların oluşturulması gerekir. Aksi halde kırsal alanda elde edilen artık değerin yine kırsal alanda kalması olanaksızdır. Bu değerlendirmeler ışığında tarım sektörümüzün darboğazlarını 3 başlık altında aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür. 1) Uygulanan Tarımsal Politikalarda Yaşanan Darboğazlar ve Nedenleri - Uygulanan politikaların popülist yaklaşımlı ve kısa vadeli oluşu, - Yapısal önlemlerin alınmaması, - Destekleme politikalarının tarımsal yapıya uygun olarak belirlenememesi, - Bilgi ve teknolojinin yeterince ilgili yerlere ulaştırılmaması, - Avrupa Birliği açısından ortak tarım politikasının ve stratejilerin halen belirlenmemiş olması, - Orta ve uzun vadeli tarım politika planlamalarının yapılamamış olması, - Üretim planlamasına geçilememesi, - Çiftçinin örgütlenemeyişi ve gerekli kooperatiflerin oluşturulmaması, - Ülkemiz tarımını yapısına uygun bir tarım anlayışı ve politikasının geliştirilememesi, - Tarımın anayasal güvenceye alınamayışı, - Ülkemiz tarımını yönlendirici işletme planlamasının yapılamaması, - Tarımla ilgili kuruluşlar, üniversiteler ve üreticiler arasında koordinasyonun yeterince sağlanamaması. 2) Üretimle İlgili Darboğazlar - Üretim yapılan tarımsal arazilerin nüfus artışı ve miras hukuku gereği hızla küçülmesi, Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 171


- Gübre, tohum, ilaç, damızlık hayvan gibi önemli girdilerde dışa bağımlı kalınması, - Tarımsal üretimin piyasaya yönelik bir ekonomik faaliyet olarak geliştirilememesi, - Tarımsal üretimde doğal koşullara bağımlı olunması ve bunu giderecek sigorta sistemlerinin oluşturulamaması, - Hayvancılığın dışa bağımlı hale getirilmesi, - Modern girdi ve teknolojilerin yeterince kullanılamaması, - Ortalama verimlerin düşük seviyelerde bulunması, - Tarımsal potansiyelin yerinde ve yete¬rince kullanılamaması, - Üreticilerin kooperatifler ve Üretici Bir¬likleri şeklinde yeterince örgütlenememeleri, - Tarım alanlarının amacı dışında kulla¬nılmasının önlenememesi, - Toprak, su ve gen kaynakları gibi doğal kaynakların yeterince korunamaması, - Kırsal bölgelerdeki kadastro çalışmalarının tamamlanamaması, - Kırsal yerleşim ve profesyonel tarım politikalarının ayrılamamış olması, - Tarımsal bilgi, üretim, eğitim-yayım sistemindeki aksaklıklar, - Tarıma ilişkin yetki ve sorumlulukların çeşitli kurumlara dağıtılmış olması, - Sadece tarıma yönelik bir finans kuruluşunun oluşturulamamasıdır. 3) Pazarlama ile İlgili Darboğazlar - Arz ve talep dengesinin kurulamaması ve bu nedenle ürün kayıplarının artması, - Modern pazarlama tekniklerinin uygulanamaması, - Mamul madde yerine, yarı mamul madde ihraç edilerek diğer ülkelere avantaj sağlanması, - Ülkemize özgü ağırlıklı ürünlerimizin dış piyasalarda yeterince tanıtılamaması, - Pazarlama organizasyonlarımızın yeterli olmayışı, - Getirisi yüksek olan ürün ihracatına gereken ve yeterli önemin verilmemesi, - Ürün bazında ihtisas kooperatiflerinin oluşturulamamasıdır.

3. SAMSUN GIDA, TARIM VE HAYVANCILIĞININ GELİŞTİRİLMESİ DAHA ETKİLİ OLMASI İÇİN NELER YAPILMALIDIR Samsun tarımında önemli olan bitkisel ve hayvansal üretimde stratejilerimizi geliştirmek ve uygulamaktır. Bitkisel üretime yönelik önemli stratejiler şöyle özetlenebilir: * Uygun bölgeler de hızlı bir şüreç içerisinde iyi tarıma geçişin sağlanması, * Bilinçli girdi kullanımının sağlanmasına yönelik tedbirlerin alınması, * Drenaj çalışması bitirilmiş tarım alanlarının damla sulamaya açılması, * Örtü altı üretimin yaygınlaştırılması, 172 EKONOMi ÇALIŞTAYI


* Yasal düzenlemeler ile boşalması muhtemel alanlardaki üretim açığının meyvecilik, mevcut soya, ve çeltik üretimi ile ikame edilmesi olanağının değerlendirilmesi, * Tarıma dayalı sanayinin geliştirilmesi, * Çiftçi örgütlenmesinin sağlanması, * Pazarlamanın geliştirilmesi, * Eğitim ve Yayım Hizmetlerinin arttırılması, * Arazi toplulaştırmasının yapılması yoluyla tarımsal üretimi verimsizleştiren arazi parçalanmasının önlenmesi, * Üretimde kalite ve standardizasyonun geliştirilmesi. Samsun için, hayvansal üretime yönelik önemli stratejiler şöyle özetlenebilir: * Hayvancılıkta organik üretime geçiş koşullarının oluşturulması, * Yerli ırktan kültür ırkına geçişin sağlanması, * Hayvancılıkta entegre üretim tesislerine geçiş koşullarının oluşturulması, * Yem, bakım ve beslenme Şartlarının iyileştirilmesi, * Etkin pazarlama ve örgütlenme sisteminin oluşturulması, * Üründe kalite ve standardizasyonun geliştirilmesi, * Yem bitkileri üretiminin arttırılması. Samsun için, su ürünleri sektörüne yönelik önemli stratejiler şöyle özetlenebilir: * Yem maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla yem üretimine geçilmesi, * Su ürünleri üretiminde en fazla getiriyi sağlayan yavru balık üretiminin bölgede gerçekleştirilmesi, Yerüstü su kaynaklarının su ürünleri üretiminde kullanılması. * Ayrıca, Avlanma sezonunda büyük miktarda avlanan ve fiyatı çok uygun olan hamsi, istavrit ve palamut gibi türlerin bölgede kurulacak işleme tesislerinde soğutma, dondurma, tuzlama, konserve, kurutma ve salamura gibi işleme ve muhafaza teknolojilerine tabi tutularak tüketicilere diğer zamanlarda sunulması, balıkçılık ile bölgede yaratılacak katma değeri artırmada önemli bir yaklaşımdır. Dünya Tarımında Olduğu Gibi Gelecekte Tarımda Yapılması Gereken Ana Başlıklar * Su Kayıplarının Azaltılması * Toprak Verimliliği * Toprak Kaybı * Toprak Besin İçeriği * Bitki Koruma Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 173


* Biyoçeşitlilik * Sürdürülebilir Tarım * Destekler * Enerji * CO2 Emisyonunu Azaltmak Samsun tarımının geliştirilebilmesi ve bahçe bitkilerine ait üretim deseninin oluşturulmasında aşağıda sıralanan önerilerin dikkate alınması önerilebilir; 1. Çok sayıda farklı meyve türlerinin üretilmesi yerine, daha geniş alanlarda o ekolojide en iyi yetişebilecek birkaç türün yetiştirilmesi teşvik edilmelidir. 2. Aynı ürünü üreten küçük işletmelerin üretici birlikleri olarak örgütlenmesi ve daha büyük pazarlara ürünlerini satabilmeleri sağlanmalıdır. Bu uygulama, aynı zamanda üreticiler arasında bir otokontrol mekanizmasının oluşmasını da sağlayacaktır. 3. İl genelinde tarımsal sanayi ve bu sanayilere hammadde olacak tür ve çeşitlerin üretimlerinin birlikte teşvik edilmelidir. 4. Organik tarım teşvik edilerek geliştirilmelidir. 5. Meyve üretimlerinde modern meyvecilik ve bodur meyve üretim teknikleri teşvik edilmelidir. 6. Üzümsü meyvelerin üretimi, sanayisiyle birlikte teşvik edilmelidir. 7. Henüz çok küçük miktarlarda olan süs bitkileri üretimi, kesme çiçek ve çok yıllık süs bitkileri olarak geliştirilmelidir. 8. Yörede, halen tütün tarımı için kullanılan, güneye bakan arazilerde bağ tesisi yapılarak bağcılık geliştirilebilir. 9. Kokulu üzümün (izabella) geniş T destek sistemiyle birlikte üretimi teşvik edilmelidir. 10. Fındık alanlarının daraltılması kapsamında yapılacak sökümlerden sonra, o alanlar için en uygun üretim deseni oluşturularak, bu desenin uygulanması sağlanmalıdır. 11. Sebze yetiştiriciliğinde çok farklı çeşitler yerine, aynı türe ait sınırlı sayıda çeşitlerin üretimleri sağlanmalıdır. 12. Samsun ili kivi yetiştiriciliğinin geliştirilmesine yönelik çalışmaların artarak devam etmesi gerekmektedir. Yörede, sahil kuşak ve deniz etkisinin olduğu (tabansuyu sorunu olmayan, orta bünyeli topraklara sahip) alanlarda kivi yetiştiriciliği teşvik edilmelidir. 13. Sebze yetiştiriciliğinde üretim deseninin, bir önceki yılın fiyatlarına göre değil, pazar istekleri ve talep durumuna göre oluşması sağlanmalıdır. 14. Samsun ilinde, sertifikalı fide ve fidan üretimi yapacak işletmelerin kurulması teşvik edilmelidir. 15. Meyve, sebze ve süs bitkilerini depolayacak soğuk hava depolarının sayı ve kapasite yönünden 174 EKONOMi ÇALIŞTAYI


artması teşvik edilmelidir. 16. Yetiştiricilerin, çevreye ve insan sağlığına zarar vermeyecek uygulamalarla üretim yapmaları sağlanmalıdır. 17. Yöre çiftçisinin üretim teknikleri ve sorunların çözümü konusunda bilgi ve becerilerini arttıracak eğitim programları düzenlenmelidir. 18. Samsun ilinde üretilen bahçe ürünlerini farklı şekillerde değerlendirebilecek sanayi kuruluşlarının teşvik edilmesi gerekmektedir. Bu amaçla işleme ve depolama tesisleri arttırılmalıdır. 19. Katma değeri yüksek olan yöresel ürünlerin TKDK tarafından %65 hibeyle desteklenmesi Samsun ilinde yoğun olarak bitkisel üretim yapılmaktadır. Ancak, farklı ürün gruplarında yıldan yıla değişen oranlarda hastalık, zararlı ve yabancı ot problemleri sorun oluşturabilmektedir. Bu sebeple, bitkisel üretimde verim kayıplarına yol açan bu etkenlere karşı aşağıda sıralanan önerilerin ilgililerce dikkate alınması faydalı olacaktır. 1. Üretimin sağlıklı ve ekonomik olabilmesi öncelikle üretim materyalinin temiz (hastalık, zararlı ve yabancı ot tohumundan ari) olması gerekmektedir. Bu nedenle, iç ve dış karantina tedbirleri etkin ve sürekli olarak uygulanmalıdır. Bölgeye yurt dışından ve yurt içinden bulaşık üretim materyali (tohum, fide, fidan, yumru, soğan ve kalem) girmesi mutlaka önlenmelidir. Aksi halde, bölgede mevcut olmayan ya da günden güne yoğunlaşan, üstesinden gelinmesi zorlaşan bitki koruma problemleri ortaya çıkabilecektir. 2. Hastalık ve zararlılar bakımından ürünlerin özelliğine göre, mücadelede kültürel tedbirlere ve dayanıklı çeşit yetiştiriciliğine önem verilmelidir. Ancak, tüm hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı çeşitler pratikte yer almadığından, bu etmenler yüzünden oluşan kayıpların minimuma indirgenmesi için bölgedeki hastalık, zararlı ve yabancı otların bio-ekolojileri esas alınarak hazırlanmış kültürel mücadele uygulamaları önem arz etmektedir. 3. Bölgemizde çiftçiler tarafından tarımsal ürünlerde gelişigüzel ve bilinçsizce kimyasal ilaç kullanımının olduğu görülmektedir. Tek hedef olarak sadece verim artışının dikkate alınması tarımsal üretimi, insan sağlığını ve çevreyi olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca, aşırı ilaç kullanımı hastalık, zararlı ve yabancı otlarda kullanılan kimyasallara karşı direnç gelişimine sebep olmaktadır. Bu sebeple, bölgemizde zararlıların kontrolünde öncelikle entegre mücadele yöntemlerinin uygulanması, iyi tarım uygulamalarının etkin hale getirilmesi, tarım danışmanlık sisteminin üretime entegre edilmesi, akredite analiz laboratuarlarında analiz edilen ürün çeşidi ve sayısının arttırılması, denetim hizmetlerinin ürünlerin pazara çıkış noktalarında etkinleştirilmesi ve etkin caydırıcı önlemlerin alınması gerekmektedir. Ayrıca tarımsal ilaçların kullanımı konusunda üreticilere yönelik eğitim program ve projeleri desteklenmelidir. 4. Bölgede önemli ihraç ürünümüz olan fındıkta ve diğer yağlı tohumlu ürünlerde kurutma işlemlerinin sağlıklı yapılamadığı durumlarda, depolarda özellikle Aspergillus flavus’un oluşturduğu aflatoksin sorunu ile karşılaşılmaktadır. Gerek sağlık açısından, gerekse ihraç edilen ürünlerin geri dönmesi Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 175


sorunu nedeniyle kurutma işlemlerinin iyi tekniklerle yapılması konusunda çiftçilerin desteklenmesi ve bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, mikotoksinler içerisinde aflatosin’in yanında kanserojen olarak bilinen mısırda Fusarium spp.’ nin oluşturduğu fumonisin B1’in seviyesinin de limitlerin oldukça üzerinde olduğu yapılan çalışmalarda ortaya konulmuştur. Mısırda gerek tarlada funguslarla mücadele, gerekse hasattan sonra sağlıklı depolama yapılmasının önemi çiftçilere benimsetilmelidir. 5. Üreticiler yeni gelişen tarım teknikleri, hastalık, zararlı, yabancı otların tanısı ve kontrolü konusunda pratik uygulamalarla sürekli olarak bilgilendirilmelidir. 6. Bölgede epidemik durum (salgın) yaratabilecek hastalık ve zararlılara karşı hizmet verecek tahmin ve erken uyarı servisleri kurulmalıdır. 7. Bölgede hastalık, zararlı ve yabancı otların kontrolü konusunda çevreye dost biyolojik mücadele imkanları üzerinde durulmalıdır. 8. Nematodlar ile mücadele amacıyla dayanıklı çeşitlerin seçimi ve bulaşık alanlarda ise yayılmayı önlemek amacıyla damlama sulamanın teşvik edilmesi gereklidir. 9. Nematodlar ile bulaşık alanlar genel olarak seralar olup, seralar kurulmadan önce mutlaka toprak analizleri ile bulaşıklık durumları ortaya konmalı ve bulaşık alanlarda sera, fidanlık, meyve bahçesi tesisi yapılmamalıdır. 10. Bölgenin bitki koruma sorunlarının çözümüne yönelik olarak, ilgili meslek oda ve birlikleri ile özel idareler tarafından çözüm odaklı araştırma projeleri talep edilmeli ve bu projeler pek çok ülkede olduğu gibi mali olarak ilgili kuruluşlar tarafından desteklenmelidir. 11. Üniversite, Araştırma Enstitüsü ve Tarım İl Müdürlükleri’ nin ilgili bölümleri arasında -proje ve program odaklı olarak-aktif işbirliği sağlanmalı ve eşgüdüm toplantıları düzenlenmelidir. Samsun ilinde kullanılan ortalama traktör gücü değeri (35,01kW), Türkiye ortalamasına (36,4 kW) oldukça yakındır. Hektara düşen traktör gücü değeri (3,09 kW/ha) Türkiye ortalamasının (1,54 kW/ha) yaklaşık iki katı düzeyindedir. Buna karşılık, traktör başına düşen tarım alet ve makineleri değeri (2,13 am/trk) Türkiye ortalamasının (3,34 am/trk) oldukça altındadır. Buna göre, traktörlerin tarımsal işlerde yıllık kullanım sürelerinin oldukça düşük olduğu söylenebilir. Bu durum, üretim maliyetlerini olumsuz yönde etkileyen unsurların başında gelmektedir. Sebze ve meyve üretiminde, özellikle hasat ve hasat sonu işlemlerin mekanizasyonuna yönelik alet ve makinelerin oldukça sınırlı olması ve/veya hiç bulunmaması insan emeğine dayalı yoğun işgücü kullanımını zorunlu hale getirmektedir. Türkiye’nin ekonomik ve sosyal alandaki gelişmelerine bağlı olarak tarımsal işlerde çalışan nüfusun azalması, mevcut çalışanların işgücü maliyetlerinin de yükselmesine neden olmaktadır. Bu durum, ekonomik ve sürdürülebilir üretimi doğrudan etkilemektedir. Ekonomik ve sürdürülebilir bir üretim için; 1. Mevcut işletme büyüklüklerinin artırılması, 2. Tarımsal altyapı gereksinimlerinin tamamlanması, 176 EKONOMi ÇALIŞTAYI


3. Ortak makine kullanımının teşvik edilmesi, 4. İlimiz tarımsal şartlarına uygun tarım alet ve makinelerin geliştirilmesine yönelik çalışmaların desteklenmesi, tarım makineleri işletmeciliği açısından çiftçilere yönelik eğitim programlarının düzenlenmesi önerilmektedir. 5. TKDK-IPARD Programı ile çiftlik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi ve geliştirilmesi kapsamında alet-ekipman alımlarında %65 hibe desteği vermekte, bunun kullanımı yaygınlaştırılmalıdır. Tüm Türkiye’de olduğu gibi Samsunda da hayvancılığın geliştirilmesi için temel sorunlar ve çözüm önerileri benzerlik göstermektedir. * Sorunların çözümünde hayvancılığa profesyonel bir bakışın şart olduğu, her bir hayvancılık alt sektörünün kendine özgü yatırım, üretim ve pazarlama stratejileri ve sorunları olduğu bilinerek yatırımlara mutlaka teknik bir fizibilite ile başlanmalıdır. * Samsun taşıdığı jeopolitik konum nedeniyle her geçen gün gelişen ve kalkınan, sahip olduğu iki önemli ova nedeniyle hayvancılıkta hızla büyüme potansiyeli olan bir ilimizdir. * Bu potansiyelin değerlendirilmesi için il bazında makro projeler geliştirilerek gerek ilin kamu yönetimi ve gerekse küçük-orta boy aile işletmeleri ve özel teşebbüsün yatırımcılarını karlı, verimli ve sürdürülebilir hayvancılık için teknik, hijyenik, altyapısı, finansı, eğitimli işçisi, üretim ve pazarlama danışmanı olan, bakım, besleme, üretim ve pazarlamayı iyi bilen işletmeleri faaliyete geçirmesi gerekmektedir. * Bu amaçla uygun mekânda, uygun zamanda, uygun kadroyla ve teknik elemanlarla çalışmak, yeterli sermayeyle, pazarlamayı garanti etmek yapılacak yatırımların Samsun için karlı, verimli ve sürdürülebilir olmasını sağlayacaktır. * Tarım Bakanlığı ve AB kaynaklı teşvikler nedeniyle hızlanan süt sığırcılığı yatırımları yanı sıra, yeterince değerlendiremediğimiz meralarımızdan en iyi şekilde yararlanan, üretim maliyeti düşük, çiftçiler için üretimi ve sürdürülebilirliği kolay olduğu için koyun ve keçi üretiminin yalgınlaştırılması gerekmektedir. * Koyun ve keçi üretimi kırsal alanda istihdamın teşviki için de oldukça önem arz etmektedir. Irmaklarımızın mevcudiyeti, göller ve bataklık alanlarımızı en iyi değerlendirecek olan ve son yıllarda ülkemizde sayıları gittikçe azalan mandaların gerek gen kaynağı olarak kullanılması gerekse bilhassa organik üretim için şartların uygun oluşu Samsunda manda üretiminin yaygınlaştırılabileceğini göstermektedir. * Karadeniz Bölgesinde Tavukçuluk alanında Çorum ve Samsun başı çekmekte, Samsun hem etlik piliç hem de yumurta üretiminde önemli bir konumda bulunmaktadır. İç talebin ve ihracat imkânlarının geliştirilmesi halinde bu sektörde de çok hızlı bir büyüme potansiyeli bulunmaktadır. * Ruminantların kaba yem ihtiyacının karşılanması için kaliteli yem bitkileri üretiminin, hem ruminantların hem de kanatlıların ihtiyacı olan protein ve enerjinin sağlanması için de tahıllar ve yağlı tohumların ekiliş alanlarının artırılması, Çarşamba ve Bafra ovaları üretim desenlerinde artık bu ürünlere Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 177


de yer verilmesi gerekmektedir. * Hayvansal üretimin karlılığı için bölgede mutlaka kaba ve kesif yem üretiminin bol olması ve kolay temin edilebilir olması gerekmektedir. * Yemin az olması arz talep dengesi nedeniyle yem fiyatlarında artışa neden olmakta, bu da hayvancılıkta maliyeti önemli ölçüde artırarak, karlılığı düşürmekte ve istenilen sonuca ulaşılmasını engellemektedir. Hayvansal ürünlerin üretiminin artmasının yanı sıra işlenmiş ürünler üretimi için mandıra ve fabrikaların kurulması ve pazarlama ağlarının yaygınlaştırılması ve bu amaçla planlamaların ivedi olarak yapılması gerekmektedir.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Uzun Vadeli Öneriler * Tarım işletmelerinin bütünlüğü korunmalı ve belirli bir genişliğin altına düşmemeleri için parçalanmayı önleyici yasal ve kurumsal düzenlemeler yapılmalıdır. * Arazilerin küçük ve parçalı olmasının en önemli nedenlerinden birisi miras hukukudur. Miras hukuku gereği araziler kardeşler arasında parçalandığından işletme sayısı da artmaktadır. Arazilerin miras yoluyla küçülmeleri sürecinin durdurulmasında yalnız yasa çıkartılması yeterli değildir. Arazinin tek bir kişiye devredileceğinin bilinmesi, geleceğini tarıma bağlayanların sayısının zorunlu olarak azalmasını da beraberinde getirecektir. Kırsal kesimde açılacak meslek kurslarıyla gençlerin geleceklerini tarıma bağlı görmelerinin önüne geçilebilir ve tarımdan olan beklentilerini de ortadan kaldırılabilir. Böylece bundan sonra işletmelerin küçülmeleri önlenmiş, tarım nüfusu azaltılmış, bu işler için ayrılacak fonlar yapıyı düzeltici özellikte kalıcı bir amaca harcanmış olacaktır. Bunun dışında arazilerin yalnız tek mirasçıya devri sırasında açılacak kredilerle bu sürenin özendirilmesi de bu hükmün geçerlilik kazanması için vazgeçilmez bir koşuldur. Bununla beraber, büyük arazilerin tek kişiye devri söz konusu olduğunda, verilen krediler için istenen faizin normal faiz oranının altında olması kuralı gereksiz gibi gözüküyorsa da, büyük işletmelerin tek parça halinde, yani parçalanmadan devrinin sağlanması açısından yararı da açıktır. * Erezyona açık tarla alanları orman, çayır-mer’a ve doğal alanlar olarak kullanılması sağlanmalıdır. * Çiftçi çocuklarının bölgesel tarım eğitimlerine ağırlık verilmelidir. * Sulama imkanları genişletilmeli ve özendirilmelidir. * Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı engellenmelidir. * Sertifikalı ve kaliteli tohumluk kullanım oranı artırılmalı ve teşvik edilmelidir 178 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Orta ve Kısa Vadeli Öneriler * Bölge üreticilerinin ürünlerini satmada karşılaştıkları sorunların çözümünde üretici örgütlenmesi büyük önem arz etmektedir. Bu yüzden örgütlenme önündeki yasal sorunların bir an önce giderilmesi ve bu konuda çiftçilerin bilinçlenmesine yardımcı olacak yayım faaliyetlerinin artırılması gerekmektedir. * İşletme faaliyet sonuçlarından dekara brüt kar, işletme grupları büyüdükçe arttığından, bölgede tarım işletmelerinin büyüklüklerinin arttırılmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır. * Bölgedeki üreticilerin en çok şikayet ettikleri konu, ürünlerini istediği fiyattan satamamaları ve paralarını zamanında alamamalarıdır. Ürünlerini ya tüccarlar aracılığıyla ya da kendileri pazarda satmaktadırlar. Aracılar çok düşük fiyatlarla ürünleri satın almakta ve stok yapmak suretiyle yüksek karlar sağlamaktadırlar. Bunu önlemek amacıyla kooperatif ve ürün borsaları gibi üretici organizasyonlarının kurulması, mevcutların etkinliğinin arttırılması ve devletin bu konuda teşviklerini arttırması, işletmecilikte profesyonelleşme ve sertifikalı üretim sürecine girilmesi gerekmektedir. * Doğrudan gelir desteğine devam edilmelidir. Bu sistemle, üreticiler kayıt altına alınarak, tarım ürünleri fiyatlarının serbest piyasada belirlenmesine önemli katkıların yapılması beklenmektedir. Türkiye tarımının öncelikle yapısal sorunları bulunmakta olup, bu sorunlara yeterli çözümler bulunmadan Doğrudan Gelir Desteğinin tek bir tarım politikası aracı olarak uygulanması yanlıştır. Ancak bu desteğin sosyal amaçlı olarak üreticilere ödenmesi doğru bir uygulama olacaktır. Zaten Dünya’da birçok ülke bu desteği üreticilerine vermektedir. Dünya ülkelerinde de hiçbir zaman doğrudan gelir desteği tek başına bir tarım politikası aracı olarak kullanılmamıştır. Dünyanın pekçok ülkesinde doğrudan gelir desteği üretim sonucuna göre veya yatırım aracı olarak uygulanmaktadır. Ülkemizde de geçilmeye çalışılan bu sistemin yatırım aracına yöneltilmesi yerinde ve yararlı olacaktır. * Sürdürülebilir kalkınma temel strateji olmalıdır. Bölge tarımının pek dile getirilmeyen bir sorunu da çevre sorunudur. Doğal kaynakların ve çevrenin korunması, geliştirilmesi ve bu kapsamdaki faaliyetlere çiftçilerin örgütlü katılımının sağlanması, çevreyle uyumlu tarımsal üretim ve sürdürülebilir bir tarımsal kalkınmanın gerçekleştirilmesi, gen kaynaklarının korunması, ekolojik tarımın verimde bir azalma yaratmayacak önlemler alınarak yaygınlaştırılması bölge tarımının bir başka ve önemli sorunudur. Bu bahsettiklerimizin hepsi bölgemiz içinde geçerlidir. İlimizin bazı ilçelerinde uygulanan ÇATAK (Çevre amaçlı tarım arazilerinin korunması) projesine Çarşamba ilçesininde dahil edilmesi gerekmektedir. Ovada yoğun kimyasal gübre ve ilaç uygulanmaktadır. Üreticiler tarımsal üretimde kullandıkları girdileri (gübre ve pestisit) kendi bilgi ve tecrübesine göre ayarlamaktadır. Bu konuda uzmanlardan bilgi alan üreticilerin oranı oldukça düşük düzeydedir. Çevre ve toplum sağlığı açısından çok önemli olan bu konuda daha duyarlı politikalar izlenmelidir. * Makine ve ekipmanların dağılımı dengesiz durumdadır. Bununla ilgili kooperatifler ve ortak alet-ekipman kullanımı teşvik edilmelidir, * Bitkisel ve hayvansal üretim bir bütün olarak düşünülmelidir. Bitkisel ürünlerin değerlendirilmesinde açığa çıkan yan ürünlerin hayvancılıkta kullanılmasına önem verilmeli, * Ana, ara ve ikinci ürün tarımının geliştirilmeli, Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 179


* Tarla bitkilerinde birim alan veriminin artırılma imkanları araştırılmalı, * Özellikle baklagil tarımını azaltan, makineli hasat ve harman sorununun çözülmesi gibi konulara önem verilmelidir. Kırsal Alanlar için ortak sorun, o bölgelerde yaşayanların kazançlarının yetersiz olmasıdır. * Kırsal alanların kalkındırılmasında biri ekonomik, diğeri sosyo – kültürel olmak üzere iki hedef üzerine kurulmalıdır. * Kırsal kalkınma için sadece tarımda kalkınma yeterli değildir. Ekonomik kalkınma kırsal kalkınma için başlangıç noktasıdır ya da bir basamaktır. * Kırsal halkın bilinçlenmesi, eğitim düzeylerinin yükselmesi kalkınma için şarttır. * Sağlık ve eğitim olanakları kırsal alanlarda yetersiz seviyelerde bu olanakların arttırılıp iyileştirilmesi gereklidir. * Kırsal kalkınma olanaklarının son derece sınırlı olduğu alanlarda tarım dışı kalkınma teşvik edilmemelidir. * Devlet tarafından kredi, sübvansiyon gibi teşviklerle desteklenmesi gerekir.

Bunların dışında Samsun İlinde: 1. İlimizde ihracata dayalı üretilen başta beyaz et, yaş sebze ve meyve üreticilerinin sıkıntı yaşadığı görülmektedir. Rusya ile yaşanan problem nedeni ile başta beyaz et olmak üzere yaş sebze ve meyve ihracatında yaşanan sıkıntılar sektörde faaliyet gösteren tüm kesimleri ekonomik olarak etkilemiştir. Özellikle önümüzdeki aylarda ürün arzının artacağı da dikkate alındığında sektör telafisi güç zararlar yaşayacaktır. Üreticilerin kamu bankalarına ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının faizsiz ertelenmesi, sektörde yer alan kişi ve esnafların SGK ve vergi borçlarının ertelenmesi fayda sağlayacaktır. Etlik piliçle ilgili tüketimin arttırılması gerekmektedir. Etnik piliç ucuz protein kaynağıdır ve kesinlikle desteklenmelidir. İnsanlarımız bu işin ehli kişiler tarafından bilinçlendirmelidir ayrıca dış Pazar yeri bulunmalıdır. Samsun’da öncelikle şu an ki entegre tesisinin sorunları giderilmeli daha sonrasında 2.si için görüşmeler yapılmalıdır ve adım atılmalıdır. 2. 6537 sayılı toprak koruma ve arazi kullanım kanunu gereğince miras yoluyla mülkiyetin devrinde devre dışı kalacak mirasçılar, çiftçiliği tek geçim kaynağı ve çocuklarının güvencesi olarak gördüklerinden babadan kalma arazilerini kardeşi de olsa satmak istememektedir. Arazilerin paylaşımı ve ehil mirasçı tespitinde üreticilerde sorunlar yaşanmaktadır. Çarşamba ve Bafra ovalarının tarımsal potansiyeli bu problemi tetiklemektedir. Miras paylaşımında mülkiyetin devrinde devre dışı kalacak varislerin hayatlarını idame ettirebilmesi için ekonomik ve sosyal projelerin hazırlanmalı, Kırsalda tarım dışında başka iş ve kazanç kapıları açılmalı, Tarım dışı sanayi, ticaret ve diğer hizmet sektörlerinde uygun istihdam olanakları yaratılmalıdır. 180 EKONOMi ÇALIŞTAYI


3. 5403 sayılı yasa ile korunan tarım topraklarına diğer sektörlerden (sanayi-turizm-çevre- konut) önemli baskı yaşanmaktadır. Yürürlükteki mevcut yasalar dikkate alındığında ülkemiz topraklarından koruma altında olan orman arazileri, meralar ve tarım arazileri içerisinde en az korunanı şüphesiz tarım arazileridir. 1. Sınıf tarım arazisinin 7. Sınıf bir mera ya da orman arazisinden daha az korunabildiği dikkate alınarak tarım-orman ve mera arazilerini bir bütün halinde koruyacak ve koruma kullanma dengesini sağlayacak düzenlenmelere ihtiyaç duyulmaktadır. 4. Bafra ve Çarşamba ovaları gibi ülkemizin iki önemli ovasına sahip olmamıza rağmen, ovaların tarım dışı amaçlı olarak kullanılmasının önüne geçilememektedir. Arazi Kullanım Planlarının yapılması, Büyük Ovaların sınırlarının belirlenmesi ve korunmasına yönelik çalışmalar yapılması gerekmektedir. 5. Ülkemizde tarım işletmeleri; genellikle küçük aile işletmesi şeklinde, teknoloji kullanımı ve işletme sermayesi yetersiz dağınık işletmelerdir. Bu yapı küçük üreticilerin ürün fiyatını belirlemede söz sahibi olmasını engellemekte ve ürünlerinin düşük fiyatlarla pazarlanmasına neden olmaktadır. Güçlü ve etkin üretici örgütü modeli oluşturulması, üretici-tüketici zincirini azaltmak için gerekli tedbirlerin alınması ve sözleşmeli üretim modelinin destek verilerek Samsun’un pilot il olarak seçilerek etkin hale getirilmesi gerekmektedir. 6. İlimiz en fazla Manda varlığına sahip olmasına rağmen hem manda ürünlerinin markalaşması hem de manda sütü veriminde sıkıntılar yaşanmaktadır. Islah çalışmalarına ağırlık verilerek uysal ve süt verimi yüksek damızlık manda çeşitlerinin geliştirilmesi, ıslah projelerinin yaygınlaştırılmalıdır. Bu amaçla hazine arazilerinin kullanımı konusunda yatırımcılara kolaylık sağlanması önemlidir. Özellikle Bafra Ovası manda yetiştiriciliğinde özel avantajlara sahiptir ve dünya çapında önemli bir merkez haline dönüştürülmelidir. 7. Üreticiler açısından bakıldığında asıl sorun yetiştirilen ürünlerin değerinde satılması için gerekli şartların gerekli yatırımların sağlanmasıdır. Bölge, ne olursa olsun dünya devleriyle bir anlaşmaya varılması, bunun için temel problemler giderilmesi, Samsun bir marka olacaksa mutlaka dünya devi şirketleriyle alt yapı çalışmaları yapılması zorunludur. 8. Samsun tarımının önemli başlıklarından biri su ürünleri ve kültür balıkçılıdır. Kültür balıkçılığının desteklenmesinin yanında, bir Samsun markası yaratılmalı, özellikle balıkçılık alt yapısı yanında balık ürünleri işletme ve paketleme tesisleri ve soğuk hava depoları yapılmalıdır. 9. Samsun tarımının ülke ve dünyaya açılabilmesi içim ürünleri paketlenme ve pazarlanması için alt yapılar oluşturulmalı, özellikle Çarşamba merkezli bir kargo taşımacılığına uygun havaalanı kurulmalı, hava köprüsünü kurulup geliştirilmelidir. 10. Samsunun önemli üretim alanlarından biri koyun ve keçiciliktir. Bölgeye uygun ırkların geliştirilmesi, Karayaka ırkının markalaştırılması ve merinos gibi kültür ırklarının bölgede adaptasyonu sağlanmalıdır. Bölgede önemli problem olan koç üretim merkezinin kurulması ve ıslah çalışmalarının desteklenmesi gereklidir. Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 181


11. Samsun ülke genelinde pilot il haline dönüştürülmeli ve çiftçilik profesyonel bir iş haline getirilmeli, sertifikalı üretim ve işletme modeli geliştirilmelidir. 12. Samsun öncelikle tarım ve tarıma dayalı sanayisi ile ayağa kalkmalıdır. Tarım dışı sanayiyi geliştirmek adına yapılan girişimler tarım alanlarını yok edebilmektedir. Bu amaçla tarıma elverişsiz olan alanların alt yapısının oluşturularak kullanılması, tarım alanlarının korunması önemli değil bir zorunluluktur. Mera alanlarının korunması, ıslahı ve kullanımının yaygınlaştırılması hayvancılığın geliştirilmesinde önemli bir adımdır. Hem tarım alanların korunması hem de hayvancılığın gelişmesi için gerekli sanayilerin açılması aynı zamanda oraya gidecek sanayicinin desteklenmesi gerekmektedir. 13. Tarımsal nüfusu, üretimi yerinde değerlendirilecek ve tarım dışı istihdam olanakları yaratacak, tarımsal sanayi kollarının oluşumu ve gelişimi teşvik edilmelidir. Böylece yüksek katma değerli sanayi üretiminden, kırsal ve tarımsal kesimin daha fazla pay alması sağlanacağından gelir dağılımı da bundan olumlu yönde etkilenecek, kırsal kesimden kente göç azalacaktır. 14. Çarşamba ve Bafra ovalarını içinde barındırarak önemli bir avantaja sahip olan Samsun’da iyi tarım uygulamaları yaygınlaştırılmalı, gerekli bilinçlenme ve pazar oluşumuna paralel olarak organik tarım desteklenmelidir. 15. Özellikle Bafra ovasını ekolojik ve iklimsel avantajları nedeniyle kış sebzeciliğinde ülkemizin önde bölgelerinden birisidir. Bu anlamda destek ve çalışmalar ile kış sebzeciliğinin üretim merkezi haline getirilmeli, yatırım ve planlamalar bu çerçevede ele alınmalıdır. 16. İki ovada sulama amacıyla barajların yapılması önemli bir avantajdır. İvedilikle ovalarda sulama çalışmaları geliştirilmeli ve özellikle kapalı basınçlı tip sulama desteklenmelidir. Çarşamba ovası başta olmak üzere drenaj çalışmaları gözden geçirilip yaygınlaştırılmalı, açı kanal tipi drenaj yerine kapalı sistem drenaj çalışmaları ve projeleri uygulanmalıdır. 17. Samsun ülkemiz tarımının geleceğinde önemli bir sebzecilik potansiyeli taşımaktadır. Bu anlamda sebzecilik ve seracılık desteklenerek yaygınlaştırılmalıdır. 18. Çiftçilerin ortaklaşa kullanabilecekleri, ürünlerini paketleyip koruyabilecekleri işletme ve soğuk hava tesislerinin kurulması teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. 19. Küçük aile işletmeleri korunarak modernize edilmeli. 20. İşletme planlarında yem bitkileri üretimine yer verilmeli, proje esasına dayalı kontrollü hayvancılık kredileri sağlanmalıdır. 21. Samsun’un marka şehir haline gelebilmesinde unlu gıda sanayinin geliştirilmesi ve desteklenmesi önemlidir. 22. Tütünün kalktığı ve rakımı 100 ile 400 m arasında olan kuşakta özellikte meyvecilik, seracılık, tıbbi ve aromatik bitki üretimi teşvik edilmelidir. 182 EKONOMi ÇALIŞTAYI


SAMSUN TARIM VE HAYVANCILIĞININ PROBLEMLERİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ RAPORU ÖZETİ Türkiye ve Samsun tarımının mevcut durumu, problemleri genel hatları ile tespit edilerek rapor hazırlanmıştır. Raporda belirtilen, tarımın iki temel alanı olan bitkisel ve hayvansal üretim konusunda yanlış uygulamalar sonucu zor durumda olan Samsun üreticisinin içinde bulunduğu dar boğazdan nasıl çıkaracağı aşağıda özetlenmiştir. 1-Tarım Sektörünün gerek bitkisel üretim gerekse hayvansal üretim alanında faaliyet gösteren işletmelerin varlığını sürdürebilmesi ve çiftçi ailelerinin geçimini sağlayabilmesi için yeterli büyüklükte olması gerekirken, yanlış politikalar sonucu çok parçalı ve küçük ölçekli işletmeler oluşmuştur. Bu işletmelerin daha da küçülmemesi için acilen medeni kanun ve miras hukukunda yapılan son düzenlemelerin ışığı altında uygulama geliştirilmeli, tarım arazilerinin küçülmesinin önüne geçilmeli, getirilecek yeni teşviklerle mevcut işletmelerin birleşmesi sağlanarak dünya ve Avrupa birliği üreticileri ile rekabet edebilecek güce kavuşturulmalıdır. Bu amaçla son çıkarılan toprak koruma ve arazi kullanım kanunundaki iyileştirmeler etkin bir şekilde uygulamaya konulmalıdır. 2-Tüm dünyada ve Avrupa Birliği ülkelerinde tarım sektörü bizdekinin çok üzerinde oranlarla desteklendiği için bizim üreticilerimiz bunlarla rekabet edememektedir. Bu nedenle; tarım sektörü desteklenmek zorundadır. Bu teşvik ve destekler siyasete alet edilmeden kalıcı bir mevzuat ile düzenlenmeli, çiftçi daha ürününü ekmeden hangi ürünü ekerse ne kadar destek, prim v.b. katkı alabileceğini bilmelidir. Mevcut desteklemeler her yıl alınan kararlarla yürürlüğe girdiğinden çiftçi prim ve destekten bazen hasat döneminde bazen de bir yıl sonra haberdar olduğundan planlı bir üretim yapamamaktadır. Prim ve desteklemeler genelde ürüne ve hasattan bir yıl sonra yapıldığından üretici girdiler için finansman sıkıntısı çekmekte ve yüksek faizle girdiler için kredi kullanmak zorunda kalmaktadır. Su ürünlerinde olduğu gibi mutlaka tarımda da indirimli motorin kullanılması sağlanmalıdır. Desteklemelerin ağırlıklı olarak ürünlere yapılması ile arazilerin boş kalması önlenmeli, yatırıma yönelik desteklere ağırlık verilmelidir. 3- Çiftçilere daha kolay kullanabilecekleri düşük faizli ve faizsiz krediler geliştirilmelidir. Yanlış tarım politikaları sonucu çiftçiler öz sermayeleri ile üretim yapamadığından kredi kullanmak zorundadır. Emeğinin karşılığını alamayınca da kredi borcunu ödeyemediği için ya icralık olmakta ya da yerini yurdunu bırakarak büyük şehirlere göç etmek zorunda kalmaktadır. Çiftçilerin aldığı kredilerin çoğu yatırım yapmaktan ziyade eski borçların kapatılması için kullanıldığından verilen zirai krediler amacında kullanılmamaktadır. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin yanında özel bankalarda çiftçilerin mülklerini ve arazilerini ipotek ederek kredi kullandırmaktadır. Bu finans kuruluşlarının hisselerinin çoğunluğunun yabancı sermaye olduğu düşünüldüğünde, icralarla tarım arazilerimiz yabancı sermayenin eline geçme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Bu nedenle; çiftçilerimizin yabancı sermayeye sahip bankaların tuzağına düşmemesi için uygun kredi şartları sağlanmalı ve indirimli girdi temin edilmelidir. Ülke ve Samsun çiftçisinin durumu içler acısıdır. Çiftçiler kredi ve diğer borçlarını ödeyemediği için ya köyünü terk etmekte ya da bunalıma girerek intihar etmektedir. 4-Çarşamba ve Bafra Ovası sulama projelerinin yapımı yılan hikayesine dönmüştür. Bir an önce açık kanal şeklinde olan proje kapalı sisteme dönüştürülmelidir. Bu yöndeki sivil toplum kuruluşlarının ve Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 183


bilim adamlarının görüşlerine rağmen ısrarla; ihalesi yapılmış, inşaatı devam ediyor diye karşı çıkılarak çağın bilim ve teknolojisinden uzak 1960’lı yılların eski projelerinin yapımına devam edilmektedir. Yapılan açık kanal ve kanaletlerle hem toprak israfı olmakta, hem de parseller bölünerek ve parçalanarak ulaşım ve işlemesi güçleşmektedir. Ayrıca açık kanallarla yapılan sulamada su israfı da fazla olacaktır. 5-Yaş sebze ve meyvenin işlenmesi ve piyasa taleplerine göre hasat sonrası pazara sunulabilmesi için acilen entegre işleme tesisleri ve soğuk hava depolarına ihtiyaç vardır. Mevcut buğday, fındık, çeltik v.b. ürün işleme tesisleri kapasitelerinin çok altında çalışırken halen bu tür tesislere teşvik ve destekleme yapılması yerine raf ömrü kısa olan yaş sebze ve meyve işleyecek tesislere ve büyük kapasiteli soğuk hava tesislerine gerekirse %100 oranlarında hibe ve teşvik desteği sağlanmalı ve faizsiz kredi kullandırılmalıdır. Bu tür yatırımlar için Belediye ve özel sektör iş birliği içerisinde olmalıdır. Kırmızı ve beyaz et entegre tesisleri için de durum farklı olmadığı için bu konuda yapılacak yatırımlar da desteklenmeli ve teşvik edilmelidir. 6-Ülkemizde ve ilimizde meralar ve tarım arazilerine çeşitli yatırımlar yapmak için yoğun talepler nedeniyle kurumların baskı altında olduğu bir gerçektir. Bir cm kalınlığındaki bir toprağın oluşması yüzyıllar aldığı düşünüldüğünde, meraların ve tarım arazilerinin amacı dışında kullanılmasına kesinlikle izin verilmeyecek tedbirlerin alınması gerekmektedir. Milyarlarca lira harcama yapılıp ıslah edilerek çok iyi vasfa kavuşturulan meralar her an çok zayıf meraymış gibi inşaat yapımlarına peşkeş çekilebilmektedir. Bu tür talep ve uygulamalar önlenerek meralar asıl sahibi olan hayvan yetiştiricilerinin hizmetine sunulmalıdır. Tarihimizde ilk defa bu dönemde saman fiyatı buğday fiyatını geçmiş, üreticiler buğdayı samana katarak satar duruma gelmiş, gümrük mevzuatında değişiklik yapılarak yine ilk defa sap, saman gibi bitki artığı ithalatına izin verildiği düşünüldüğünde, meraların ve tarım arazilerinin ne kadar önemli ve korunması gerektiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca büyük ovaların tarım dışı amaçla kullanılmasını önlemek için büyük ovalarla ilgili acilen bir yasal düzenleme yapılmalıdır. 7-2/b olarak tabir edilen tarım arazilerinin rayiç bedel üzerinden yıllarca bu arazileri kullanan hak sahiplerine satılacak olması kanayan bir sosyal yaradır. Bu arazileri halen kullanan kişiler yıllar önce atıl dururken ıslah ederek tarıma kazandırmış, bir kısmı ise bedelini ödeyerek bir başkalarından satın almıştır. Tekrar bedelini ödeyerek satın almaya zorlanmaları anayasaya ve sosyal hukuk devleti ilkelerine aykırıdır. 8-Ülkemizin en fazla ihracat geliri sağlayan tarım ürünü olan fındık politikası eksik ve yanlış yürütülmekte, üretici cezalandırılmaktadır. Fındık ekim alanları ile ilgili 1983 yılından itibaren değişik mevzuat düzenlemesi yapılmasına ve teşvik uygulamaları uygulanmasına rağmen fındığın ovadan sökülmesi başarılamamıştır. Çünkü mevcut teşvik ve desteklemelere rağmen maliyet hesabı yapıldığında en fazla getirisi olan ürün fındık olduğu için üreticiler fındık üretiminden vazgeçmemektedirler. Fındıkta üretim destekleri yanında, her yıl ihtiyaç fazlası ürün piyasadan çekilerek yağlık olarak veya okullarda ve yurtlarda dağıtım şeklinde değerlendirilmesi halinde, kalan ürün yüksek fiyatta ihraç edileceğinden ihracat gelirimizde ciddi bir artış meydana gelecek, dünya piyasalarını kontrol etmek kolaylaşacaktır. Girdilerdeki artışlara rağmen dünya piyasasındaki fındık satış fiyatları iç piyasaya da yansıdığından fındık üreticisinin mağdur olmasına göz yumulmaktadır. 184 EKONOMi ÇALIŞTAYI


9-İstikrarlı bir hayvancılık politikası uygulanmadığı için ülke hayvancılığı dar boğazdadır. Yeterli besilik hayvan olmasına rağmen yetersizmiş gibi kamuoyu oluşturularak ithalat yapmak isteyenlerin iştahı kabartılmakta, yurtdışından hayvan ithal edilerek besicilerimiz mağdur edilmektedir. İthal hayvan getiren tüm yetiştiricilerimiz mağdur olmuş, aldıkları kredileri ödeyememişlerdir. Süt sığırı ithal edenlerde girdilerdeki artışlar nedeniyle damızlık hayvanlarını kesime göndererek aynı mağduriyeti yaşamışlardır. İlimizdeki hayvancılık işletmeleri 2-4 baş ortalama büyüklüğe sahiptir. Bu büyüklükteki işletmelerin ekonomik olması mümkün değildir. Bu nedenle; uygulanacak hibe, teşvik ve desteklemelerle kapasitesi yüksek et ve süt işletmelerinin sayısının artırılması yanında dışa bağımlılıktan kurtulmak için damızlıkçı işletmelerin kurulması teşvik edilerek, mera, kışlak ve yaylalarımız bu tür yatırım yapanlara tahsis edilmelidir. 10. Ülkemizde ve bölgemizde tarıma dayalı sanayide öne çıkan sektörlere bakıldığında; - Samsun’un önemli bir üretim potansiyeline sahip olduğu yaş sebze ve meyve ürünlerinin dondurulmuş gıda olarak değerlendirilmesi, konserve, salça, meyve işleme tesislerinin kurulması ve meyve suyu sanayi ile paketleme ve koruma ünitelerinin bölgede yaygınlaştırılması, - Un ve unlu mamullerde markalaşma(ekmek, yaş pasta ve kuru pasta markalaşması), - Fındık ürünleri ve işlem sanayisinin geliştirilerek, Samsun çikolata markasının ve sanayisinin alt yapısının oluşturulması, - Ülkemizin önemli üretim potansiyeline sahip çeltikte entegre çeltik işleme ve paketleme tesislerinin geliştirilerek dünya markası yaratılabilmesi, - Dünyada mısır üretimi için önemli avantaja sahip bölge olan Samsun’un mısır üretiminde ve sanayisinde desteklenmesi, özellikle mısır unu, cipsi, irmiği gibi üretim tesislerinin desteklenmesi, - Su ürünleri üretiminde çok önemli avantajlara sahip olan ilin entegre su ürünleri işleme ve depolama tesislerine sahip olması, su ürünlerinde bir dünya markasına dönüşebilmesi için gerekli çalışma ve yatırımların yapılması, Samsun’un ve tarıma dayalı sanayinin en önemli açılımı olacaktır. 11. Büyükşehir yasası ile getirilen düzenlemeler, kırsal kesimde ciddi boşluk ve problem kaynağı oluşturmaktadır. Bu alanda sahada çalışan teknik eleman ve üreticilerin görüşleri doğrultusunda kırsal alanı tanımlayacak ve yasal boşluk ve problemleri ortadan kaldıracak düzenlemeler acil hayata geçirilmelidir. KAYNAKLAR Aytuğ, H. K. 2014. Sürdürülebilir Su Kullanımı Açısından Avrupa Birliği Çevre Politikalarına Türkiye’nin Uyumu. Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, CİLT 10, YIL 10, SAYI 2. Balkaya, A., Yanmaz, R., 2001. Bitki Genetik Kaynaklarının Muhafaza İmkanları ve Tohum Gen Bankalarının Çalışma Sistemleri. Çev.Kor, Cilt: 10 Sayý: 39 (2001), 25 - 30. Birgün, D. E., file:///C:/Users/samsungnb/Downloads/25%20(1).pdf. Türkiye Tarımı ve AB Ortak Tarım Politikası. Çetiner, S., 2014. Tohum Gen Bankası Üzerine Düşünceler. Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 185


Doğa Bilimleri Fakültesi. http://research.sabanciuniv.edu/15319/1/GEN_BANKASI-3.pdf. Deniz, M., H., 2009. Sanayileşme Perspektifinde Kentleşme ve Çevre İlişkisi, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Coğrafya Dergisi Sayı 19, Sayfa 95-105, İstanbul, 2009 Basılı Nüsha ISSN No: 1302-7212 Elektronik Nüsha ISSN No: 1305-2128. Dernek, Z., 2006. Cumhuriyet’in Kuruluşundan Günümüze Tarımsal Gelişmeler. Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi 1(1):1-12, 2006. ISSN 1304-9984. Dişbudak, K. 2008. Avrupa Birliği’nde Tarım-Çevre İlişkisi Ve Türkiye’nin Uyumu, T.C. Tarım Ve Köyişleri Bakanlığı. Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Koordinasyon Dairesi Başkanlığı, AB Uzmanlık Tezi. Doğan, Z., Arslan, S., Berkman, A. N., 2015., Türkiye’de Tarım Sektörünün İktisadi Gelişimi ve Sorunları: Tarihsel Bir Bakış. Niğde Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Yıl: Ocak 2015 Cilt-Sayı: 8 (1) ss: 29-41, ISSN: 2148-5801 e-ISSN 1308-4216. http://dergipark.ulakbim.gov.tr/niguiibfd/. Fidan, A., Tarım, Sanayi Ve Bilgi Toplumunda Üretim Ve Tüketim İlişkilerinin İşletme Ve Yönetimleri Üzerindeki Etkileri. Mevzuat Dergisi, yıl 6, sayı 62. ISSN 1306-0767. file:///C:/Users/samsungnb/Downloads/-7901002034189936928..pdf. Türkiye’de Tarım İstatistikleri 2008. Türkiye İstatistik Kurumu. Gökçe, F. G; Usta, C.; 2013. Biyolojik Kontrol, Organik Tarım ve Çevre Kirlenmesi. Türk Bilimsel Derlemeler Dergisi 6 (1): 63-67, 2013 ISSN: 1308-0040, E-ISSN: 2146-0132. Günaydın, G., 2006. Türkiye’de Tarım Sektörü. Tarım Ve Mühendislik, Sayı: 76-77. http://www.bahcebitkileri.org/ http://www.bloomberght.com/analiz/haber/1584649-analiz-tarimda-yeni-normal-trendler. http://www.iktisadi.org/tarim-sektorundeki-sorunlara-cozum-onerileri.html. http://www.tarim.gov.tr/SGB/Belgeler/yayinlar/turkiyede_tarim.pdf; Yavuz, F., Türkiye’de Tarım. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Raporu 2005(Editör). Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü. http://www.tarimsal.com/tarim_istatistikleri.htm. Türkiye Tarım İstatistikleri, 2015. http://www.tarmakbir.org/tr/istatistikler/213-tuik-tarim-istatistikleri. TUIK (Tarım ve Tarım Makineleri İstatistiği). TARMAKBİR. 2015. http://www.tobb.org.tr/Documents/yayinlar/2014/turkiye_tarim_meclisi _sektor_raporu_ 2013_ int.pdf. Türkiyede Tarım Sektörü Raporu. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Raporu. 2013. http://www.tuik.gov.tr/AltKategori.do?ust_id=12. Türkiye İstatistikleri. Türkiye İstatistik Kurumu. 2015. https://www.ekodialog.com/Konular/tarim_eko/tarim_sanayi_iliskisi.html. Karaer, F., Gürlük, S., 2003. Gelişmekte Olan Ülkelerde Tarım-Çevre-Ekonomi Etkileşimi. Doğuş Üniversitesi Dergisi, 4 (2) 2003, 197-206. Kolsarıcı Ö., Kaya M.D. Göksoy A.T., Arıoğlu H., Kulan E. G. ve S.Day 2015. Yağlı Tohum Üretiminde 186 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Yeni Arayışlar. Türkiye Ziraat Mühendisliği VII. Teknik Kongresi Bildiriler Kitabı-1. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası 12-16 Ocak 2015, Ankara. Kumral, A., İncedayı, B., 2008. Gen Kaynaklarının Erozyonu Ve Korunması. Gıda Ve Yem Bilimi Teknolojisi Sayı: 10. Saçlı, Y. 2009. Türkiye’de Tarım İstatistikleri, Gelişimi, Sorunları ve Çözüm Önerileri. Devlet Planlama Teşkilatı Raporu. http://samsun.tarim.gov.tr/ http://samsun.tarim.gov.tr/Belgeler/Yayinlar/Tarimsal_strateji/TR83_illerinin_Tarimsal_sanayi_ potansiyellerinin_kiyaslanmasi.pdf Sevgican. A., Tüzel, Y., Ayşe, G., Eltez, R. Z., Türkiye’de Örtüaltı Yetiştiriciliği. http://www.zmo.org. tr/resimler/ekler/. Şahinöz, A., AB ve Türkiye Tarım Politikalarında Değişim Eğilimleri. http://www.zmo.org.tr/resimler/ekler/ Tan, A., 2010. Türkiye Bitki Genetik Kaynakları Ve Muhafazası. Anadolu, J. of AARI 20 (1) 2010, 9 - 37 Mara. Tekin, M., 2013. Yaşanabilir Bir Dünya İçin; Biyoekonomi(Köşe Yazısı). http://www.anadoludabugun.com.tr/. Yalçınkaya, N., Yalçınkaya, H., Çılbant, C., 2006. Avrupa Birliği’ne Yönelik Düzenlemeler Çerçevesinde Türk Tarım Politikaları ve Sektörün Geleceği Üzerine Etkisi. Yönetim Ve Ekonomi Yıl:2006 Cilt:13 Sayı:2 Celal Bayar Üniversitesi İ.İ.B.F. Manisa. Yılmaz, S., 2014. Biyoekonomi. SCAR/SWG 5.Çalışma Grubu Toplantısı 25-26 Şubat 2014 Paris / FRANSA. Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü, Ankara. Yiğit, A. A., 2013. Türkiye’nin Tarıma Dayalı Sanayi Politikası. Doğuş Üniversitesi Dergisi, 13 (2) 2012, 315–326.

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 187


ÇALIŞTAY GRUPLARI Moderatör Prof. Dr. Yusuf DEMİR Adı-Soyadı Mustafa Karabıyık Ali YAKUPOĞLU Mehmet ÇİFTÇİ Ayhan KELEŞ Burhan HEKİMOĞLU Mustafa ALTINDEĞER Rıfat COŞKUN Dr. Ali KORKMAZ Sergen ÇİÇEK Büşra DEDE Tuğçe Şentürk Hande Fışkın Zeynep Oktar Elisa Akyıldız Şimal Akyol Muhammet Halit YILMAZ Ali Turhan Osman YILMAZ Dr. Bülent TURAN Mustafa Karlık E. Tolga ÖZONGAN ÇAĞLA ÇAKIN Gülşah Aydoğdu Aşkın çilsal Ayşen avcı Sibel Karaca Nur Keskiner Özgür Töngel

188 EKONOMi ÇALIŞTAYI

Çalıştığı Kurum Müsiad TMO TMO Samsun Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü Gıda Tarım ve Hayvancılık Gıda Tarım ve Hayvancılık Gıda Tarım ve Hayvancılık Gıda Tarım ve Hayvancılık OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ TÜMSİAD ASKON ASKON TKDK TKDK TKDK OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OKA


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 189


190 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 191


İHRACAT VE SAMSUN ÇALIŞMA GRUBU RAPORU GİRİŞ VE SAMSUN İHRACATINA İLİŞKİN ÖZET DEĞERLENDİRME Samsun 2015 yılı içerisinde gerçekleştirdiği 430 milyon dolarlık ihracatı ile 24. sırada yer almakta olup, Türkiye ihracatından 0.32 % pay almaktadır.

SAMSUN’DA EN ÇOK İHRACAT HANGİ SEKTÖRDE YAPILMAKTADIR ? Samsun’da 2015 yılı içerisinde en çok ihracat Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri sektöründe yapılmaktadır. Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri sektöründe 2015 yılında 78 milyon dolar ihracat yapılmıştır. Bu rakam 2014 yılına göre 15 % artışla gerçekleştirilmiştir. Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri sektörünü sırasıyla Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller, Otomotiv Endüstrisi ve Fındık ve Mamulleri sektörleri takip etmektedir. Samsun ihracatına bakıldığında 2014 yılından 2015 yılına geçildiğinde çelik sektörü 76 milyon dolar ihracattan 53%’ lük düşüşe 35 milyon dolara gerilemiştir. Samsun ilinin sektörel bazda ihracat değerleri aşağıda yer almaktadır. 192 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 193


EN ÇOK İHRACAT YAPTIĞIMIZ HUBUBAT, BAKLİYAT, YAĞLI TOHUMLAR VE MAMULLERİ SEKTÖRÜNDE TÜRKİYE’DE NEREDEYİZ ? Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektöründe, Samsun 78 milyon dolar ihracatı ile Samsun 2015 yılında Türkiye ihracatının 1,28 % ini gerçekleştirmektedir. Bu ihracat ile Samsun, Türkiye sıralamasında 12. sırada yer almaktadır. Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektörü Türkiye ihracat rakamları aşağıda verilmektedir.

2. SIRADA YER ALAN SU ÜRÜNLERİ VE HAYVANSAL MAMÜLLER SEKTÖRÜNDE DURUM NEDİR ? Samsun ihracatında 2. Sırada Su Ürünler ve Hayvansal Mamuller sektörüyer almaktadır. Bu sektörde Samsun 2015 yılında 73 milyon dolar ihracat gerçekleştirmiştir. Türkiye toplam ihracatı olan 1.8 milyar dolar içerisinden aldığı %4’lük pay ile Samsun bu sektörde Türkiye’de 7. sırada bulunmaktadır. Sektöre ilişkin ilk 10 İhracatçı il aşağıda yer almaktadır. 194 EKONOMi ÇALIŞTAYI


SAMSUN EN ÇOK İHRACATI HANGİ ÜLKELERE YAPMAKTADIR ? Samsun 2015 yılında 64,8 milyon dolar ihracat ile en çok ihracatını Hollanda’ya yapmıştır. Hollanda’yı sırasıyla Almanya, Irak ve Gürcistan takip etmektedir.

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 195


Samsun’dan yapılan ihracatın ülke bazlı sıralamasında ilk 10 ülke aşağıda yer almaktadır.

METODOLOJİ Canik Belediyesi tarafından 24-25-26 Mart 2016 tarihlerinde gerçekleştirilen Yerel Ekonomik Kalkınma Platformu Çalıştayı kapsamında gerçekleştirilen Samsun ve İhracat Odak Grup Çalışması 3 aşamada gerçekleştirilmiştir. Şekil 1 : Çalışma Metodolojisi

196 EKONOMi ÇALIŞTAYI


* Aşama 1 : Genel Bilgilendirme 24 Mart 2016 Perşembe günü katılımcılar ile birlikte Genel Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirilmiştir. Toplantı kapsamında katılımcılar ile odak grup çalışmasının metodolojisi aktarılmıştır. Katılımcılar ile tanışma gerçekleştirilmiş, grup sinerjisi sağlanmıştır.

* Aşama 2 : Grup Çalışmaları Çalışmanın ikinci aşamasında katılımcılar alt gruplara bölünmüş ve odak grup çalışmalarına başlanmıştır. Grup çalışmaları kapsamında 2 alt grup halinde beyin fırtınası gerçekleştirilmiştir.

* Aşama 3 : Değerlendirme Toplantısı Grup çalışmalarının sonucunda 2 alt grup biraraya gelmiş ve alt grup çalışmalarında edinilen sonuçlar alt grup temsilcileri tarafından katılımcılar ile paylaşılmış ve sonuç raporuna girdi oluşturacak çıktılara ulaşılmıştır. Samsun ve İhracat Odak Grup çalışması kapsamında gerçekleştirilen alt grup çalışmalarında beyin fırtınası için metodolojik olarak aşağıda şekilde bir yol izlenmiştir. Şekil 2 : Beyin Fırtınası Yol Haritası

Mevcut Durum : GZTF Analizi Samsun ve İhracat Odak Grup Çalışması kapsamında alt grup çalışmalarında ilk olarak Samsun’un ihracattaki mevcut durumu katılımcılar tarafından ortaya konmuştur. Mevcut durumun ortaya konulması kapsamında GZTF Analizi çalışması gerçekleştirilmiştir. GZTF Analizi ile birlikte Samsun’un ihracattaki; • Güçlü Yanlar • Zayıf Yanlar Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 197


• Fırsatlar • Tehditler başlıkları katılımcılar tarafından tartışılmıştır.

Daha Rekabetçi Olmak İçin Katılımcılar tarafından Mevcut Durum’un ortaya konulmasından sonra “Daha Rekabetçi Olmak İçin” spesifik olarak neler yapılmalıdır ? başlığı tartışılmıştır. Bu tartışma doğrultusunda esas olarak 3 başlık değerlendirilmiştir.

1. Üretim : Samsun ihracatını artırmak ve daha rekabetçi olmak için üretimde neler yapılabilir. 2. Pazarlama : Samsun firmaları daha rekabetçi olmak adına hangi pazarlama aktivitelerini gerçekleştirmelidirler.

3. Hedef Pazarlar : Samsun ihracatını artırmak adına spesifik olarak hangi hedef pazarları ön plana çıkarmalıdır. “Daha Rekabetçi Olmak İçin” konsepti altında yukarıda belirtilen 3 temel esasında katılımcılar fikirlerini belirtmişler ve önerilerini sunmuşlardır.

Önerilerimiz Önerilerimiz bölümünde katılımcılar Mevcut Durum, devamında spesifik değerlendirmeler sonucunda Genel Önerileri’ni paylaşmışlardır. Böylece katılımcılar görüş ve önerilerini açık ve net bir şekilde paylaşmışlardır.

ÇIKTILAR 1. SAMSUN VE İHRACAT MEVCUT DURUMU * * * * *

Samsun İhracatı için; Güçlü Yanları Nelerdir Zayıf Yanları Nelerdir Fırsatlar Nelerdir Tehditler Nelerdir

1.1. Güçlü Yanlar * Tarımsal Üretim Alanlarının Geniş Olması / İklimin Tarıma Elverişli Olması Samsun kapsamında yer alan Çarşamba ve Bafra Ovaları Samsun tarımsal ürünler ihracatında 198 EKONOMi ÇALIŞTAYI


önemli bir güç olarak ön plana çıkmaktadır. Ayrıca iklim açısından da Samsun tarıma oldukça elverişli bir iklime sahiptir. * Ulaşım ve Lojistik’te Güçlü Olmak Samsun sınırları içerisinde kara, hava, deniz ve demir yolları ile ulaşım ve lojistik imkanları bulunmaktadır. Bu anlamda Samsun ihracatına katkı sağlayabilecek ulaşım imkanlarını Samsun içerisinde barındırmaktadır. * Interland’in Geniş Olması Samsun coğrafi yapısıyla interlandi geniş bir alana sahiptir. Bu anlamda Samsunun etki alanı oldukça büyüktür. * Samsun Teknopark Samsun TR83 bölgesi’nde (Samsun, Amasya, Tokat ve Çorum) bölgesinde lider olan ve bölgeye öncü olarak faaliyet gösteren Samsun Teknopark’a sahiptir. Bilişim ve yazılım ihracatı anlamında Teknopark’ın Samsun’da faaliyet gösteriyor olması Samsun’un katma değerli ve Arge-İnovasyon’a dayalı ihracatını destekleyecek en önemli unsur olarak ön plana çıkmaktadır.

1.2. Zayıf Yanlar * Katma Değerli Üretimdeki Yetersizlikler İhracatta yaşanılan en büyük sorunlardan biri olan katma değerli ürün ihracatı sorunu Samsun’da da gözlemlenmektedir. * Bölgesel İşbirliği Noktasındaki Yetersizlikler Kümelenme yaklaşımı çerçevesinde gerçekleştirilecek çalışmalar kapsamında işbirliği ve ortak rekabet anlayışı noktasında Samsun’da yetersizlikler olduğu belirtilmektedir. * Bilinçsiz Üretim ve Markalaşma Özellikle tarımsal üretimde, üretim teknikleri noktasında bilinçsiz üretim yapıldığı belirtilmektedir. Bununla birlikte ihracatta en önemli unsur olarak belirtilen güçlü markalar yaratma noktasında Samsun’da yetersizlikler olduğu gözlemlenmektedir. * Nitelikli Eleman / Ara Elemana Ulaşımdaki Eksiklikler Katılımcılar tarafından nitelikli elemana ulaşımda sıkıntılar olduğu belirtilmektedir. Yabancı dil bilen nitelikli işgücünün Samsun yerine diğer bölgelerde çalıştıkları gözlemlenmektedir. Bununla birlikte mesleki ara elemana ulaşımda da sıkıntılar yaşanmaktadır. * Organize Meslek Birliklerindeki Yetersizlikler Katılımcılar tarafından şehirde yer alan meslek birliklerinin ihracata teşvik ve yol gösterici olma noktasında yetersiz oldukları belirtilmiştir. * Teknoloji Tabanlı Ürün ve Hizmet Üretiminde Eksiklikler Katma değerli üretimin en önemli unsurlarından biri olan teknoloji tabanlı, inovasyona dayalı ve Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 199


katma değerli ürün ve hizmet üretiminin ve ihracatının Samsun’da son derece düşük olduğu belirtilmektedir.

1.3. Fırsatlar * Büyük İhracat Pazarlarına Yakınlık Samsun ulaşım araçları ile büyük ihracat pazarlarına yakın bir il olmakla birlikte, bu pazarlara ulaşımı da etkin bir şekilde sağlayabilecek niteliktedir. * İhracata Yönelik Finansa Erişimin Kolay Olması Kamu tarafından sağlanan ihracat spesifik destekler güçlenmekte ve Samsun da bu anlamda belirtilen desteklerden faydalanabilecek düzeydedir. * Samsun’da Kümelenme Çalışmaları Samsun son yıllarda gerçekleştirdiği kümelenme ve ihracat odaklı olarak rekabet öncesi işbirliği projelerinde gelişim göstermektedir. Bu anlamda Medikal Kümelenme çalışmaları, mobilya kümelenmesi ve bilişim kümelenme çalışmaları örnek olarak gösterilebilir.

1.4. Tehditler * Üretime Dair Politikaların Merkezden Yürütülüyor Olması Katılımcılar tarafından politikaların merkezden yürütülüyor olması bölgesel politika geliştirme anlamında gelecek için risk ve tehdit olarak görülmektedir. Bu anlamda politikaların bölgeye entegrasyonunun hızlı ve etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekliliği belirtilmektedir. * Rekabetin Hızlı Şekilde Artıyor Olması Katılımcılar tarafından gerek üretim gerekse hizmet anlamında rekabetin çok hızlı bir şekilde artış gösterdiği ve bu rekabet şartlarına uyum sağlayamamanın tehdit olacağı vurgulanmıştır. * Küresel Şartlar Doğrultusunda Pazarların Daralması Rekabet şartları ve küreselleşmenin etkisinin yanında global gelişmeler doğrultusunda büyük pazarların kapanma riski Samsun ihracatı için risk teşkil etmektedir.

2. ÖNERİLER Yapılan GZTF sonucunda katılımcılar tarafından Samsun ihracatının artırılması için öneriler sunulmuştur. Belirtilen önerileri aşağıda şekilde gruplamak mümkündür.

ÖNERİ 1 : STK’lar ihracat noktasında daha etkin görev ve sorumluluk almalılar. Böylece sektörlere yönelik destek bütüncül bir yaklaşımla sağlanmalıdır. 200 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Samsun bölgesinde gerek ekonomik liderler, gerekse yerel yönetimlerin de içerisinde yer aldığı bir “Samsun İhracat Destek Platformu” nun tesisi gerçekleştirilmelidir. Bu platform ile birlikte Samsun’un ihracat hedefleri gözden geçirilmeli ve daha gerçekçi, uygulanabilir ve ulaşılabilir hedefler ortaya konulmalıdır. Samsun İhracat Destek Platformu yapılacak çalışmalar kapsamında Samsun ihracatının desteklenmesi adına “Ana Eylem Kararlarının Alınması”, Eylemler İçin Koordinasyonun Sağlanması”, “Gerekli Revizyonların Yapılması” ve “Paydaşların Dinamik Tutulması” adına gerekli çalışmaları yürütmelidir. Sağlanacak ortak akıl ile birlikte hareket edilerek Samsun ihracatına orta ve uzun vadede etkin destek verilmelidir. Samsun İhracat Destek Platformu’nun önerilen genel yapısı aşağıda sunulmaktadır.

ÖNERİ 2 : İhracata yönelik Samsun markaları geliştirilmeli ve bu markalar desteklenmelidir. Samsun, sadece firmaları ile değil, uluslararası alanda söz sahibi markaları ile de ihracatını orta ve uzun vadede artırma fırsatına sahiptir. Zira, Türkiye ve Avrupa örnekleri incelendiğinde görülmektedir ki, gelişim gösteren şehirlerde var olan ve liderlik yapan markalar şehirlere ve bölgelere sağladıkları spill-over (yaygınlaşma) etkisi ile şehirlerin gelişimine büyük katkılar sağlamaktadırlar. Samsun, uluslararası alanda yaratacağı güçlü bir marka ile ihracatını sürdürülebilir olarak artırabilecektir.

ÖNERİ 3 : Samsun markasını geliştirmeye yönelik iyi uygulama örnekleri gösterilmeli ve bu doğrultuda işbirliği yapılmalıdır. Günümüz rekabet koşullarında görülmektedir ki, artık sadece kişiler ya da firmalar değil, şehirler de rekabet etmekte ve “Marka Şehir” teması gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Marka şehirler uluslararası alanda ön plana çıkmakta böylece şehirdeki firmalar da tanıtımlarını daha etkin olarak gerçekleştirebilmektedirler. Samsun’da gerçekleştirilecek bir “Marka Şehir” çalışması orta ve uzun vadede Samsun ihracatına oluölu yönde destek sağlayacaktır.

ÖNERİ 4 : İhracata öynelik Üniversite – Sanayi işbirliği desteklenmeli, üniversitedeki bilgi sanayiye entegre edilmelidir. Samsun’da biri devlet üniversitesi biri vakıf üniversitesi olmak üzere iki adet üniversit bulunmakEkonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 201


tadır. Bu anlamda Samsun bilgi yoğunluğu bakımından oldukça güçlü bir şehir olarak ön plana çıkmaktadır. Ancak üniversite sanayi ve hatta kamu işbirliği anlamında bakıldığında ise, bölgede geliştirilmesi gereken alanlar olduğu gözlemlenmektedir. Üniversite sanayi işbirliğine verilecek destek ve daha ötesinde Samsun’a kurulacak üçüncü bir üniversite ile birlikte Samsun ihracatının artırılmasına yönelik olumlu bir destek sağlanmış olacaktır.

ÖNERİ 5 : Arge ve inovasyona yatırım yapılmalı, katma değerli üretim ile birlikte teknoloji ve bilişim iracatı desteklenmelidir. Küreselleşen dünya ile birlikte, artık günümüz rekabet koşullarının da değiştiği aşikar bir gerçek olarak durmaktadır. Zira, artık geleneksel üretim metodları ile rekabet edilemeyeceği gibi gelneksel ürünlerle de ihracatın artması mümkün değildir. Artık, şehirler ve ülkeler Arge, inovasyon kavramlarını eskiye göre çok daha fazla tartışmakta, bu alan yönelik yatırımlarını oldukça hızlı bir şekilde artırmaktadırlar. Bu anlamda Samsun da bu yarışta geride kalmamak ve şehir olarak rekabet gücünü artırmak ve ihracatını artırmak ve bunun da ötesinde ihracat artışını sürdürülebilir olarak sağlayabilmek için üretimde arge ve inovasyona çok daha fazla önem vermelidir. Bu gerçekle birlikte geleneksel rekabetten ziyade, niş ve daha rekabetçi ürün ve hizmetler üzerine çalışmalar, planlamalar gerçekleştirilmeli ve hızlı bir şekilde uygulanmalıdır. Samsun içerisinde yer alan arge ve inovasyona yatırım yapan firmalar desteklenmeli, teknoloji ve bilişime yönelik yatırımların hızlı bir şekilde artırılmalıdır.

ÖNERİ 6 : İhracata yönelik eğitim ve bilgilendirme toplantılarına önem verilmeli, ihracat akademisi / ihracat koçluğu gibi projeler hayata geçirilmelidir. Samsun’daki firmaların ihracat kapasitelerinin artırılması adına bilgi anlamında destek verilmelidir. Bu destekler; • İhracat Eğitimleri • İhracat Danışmanlık Programları • İhracat Koçluk Programları gibi programlar ç kurgulanabilir.

202 EKONOMi ÇALIŞTAYI


ÖNERİ 7 : Kümelenme yaklaşımı doğrultusunda bölgedeki kümelenme çalışmaları desteklenmelidir. İhracat artırılmasına yönelik olarak dünyada ve ülkemizde uygulanmakta olan yaklaşımlardan bir tanesi de rekabet öncesi işbirliğine dayanan kümelenme yaklaşımıdır. Bu çerçevede Samsun’da da yürütülmekte olan ve Ekonomi Bakanlığı tarafından URGE programı kapsamında da desteklenen 4 adet küme çalışması yer almaktadır. BU kümelenme çalışmaları; • Samsun Medikal Kümelenmesi • Samsun Gıda Kümelenmesi • Samsun Mobilya Kümelenmesi • Samsun Bilişim ve Yazılım Kümelenmesi olarak yürütülmektedir. Kümelenme ve işbirliği çerçevesinde yürütülmekte olan bu çalışmalar ihracatın artırılması yolunda desteklenmelidir.

SONUÇ 24-25-26 Mart 2016 tarihlerinde Canik Belediyesi tarafından gerçekleştirilen Yerel Ekonomik Kalkınma Platformu Çalıştay’ı kapsamında Samsun ve İhracat Odak Grup Çalışması 3 gün sürmüş ve katılımcılar tarafından yukarıda belirtilen düşünceler aktarılmıştır. Bu kapsamda düşünceler, moderatörler tarafından kayıt altına alınmış ve Canik Belediyesi ilgili birimleri ile paylaşılmıştır. Yapılan çalışmanın ilin ekonomik kalkınmasına destek olması umuduyla Canik Belediyesi’ne söz konusu Çalıştay’a yönelik ev sahipliği için teşekkür ederiz.

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 203


ÇALIŞTAY GRUPLARI Moderatör Oğuzhan ACAR - Esra TAŞÇI Adı-Soyadı Mehmet Bilici Fuat YETKİN Erdoğan ÖZDEMİR Temel BEKDEMİR Hasan KARABULUT Soner ÇEVİK Hüseyin ÖZDUMAN Selçuk BÜYÜKTAŞ Özgür BOZ Hakan YILMAZ Gamze Ordu Merve DEMİRCAN Ayşenur Er Fezid Süleymanov Behşam Genbezli Taylan Soylu Kamuran Özörs Burcu Öncel Batuhan Çelik Sevim Şanlı Berna Şen Sevgi Toplu Kadir BAŞAR Murat DİNDAR Kazım KEFELİ Samet SEMİZOĞLU Ümit AYAN Özlem Morkoç Şeyma Arslan Hasret Doğan Aynur Aydın Elif Gür Shakila Haidari Merve Nur Yaşar 204 EKONOMi ÇALIŞTAYI

Çalıştığı Kurum Müsiad Halkbank Halkbank VAKIFBANK Samsun Liman Başkanlığı Samsun Liman Başkanlığı Samsun Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü Gıda Tarım ve Hayvancılık Gıda Tarım ve Hayvancılık Gıda Tarım ve Hayvancılık OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ TÜMSİAD TÜMSİAD TÜMSİAD ASKON ASKON OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 205


206 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 207


SAMSUN’DA YEREL MARKA OLUŞTURMA GRUP RAPORU Mevcut Durum: ( Samsun’da yerel marka oluşturmanın mevcut potansiyeli, yerel marka altyapısının mevcut durumu, Samsun’un yerel marka karnesi.) Bir ilin markalaşması, o şehrin diğer şehirlerden farklı olan güçlü yanlarını vurgulayacak, kente kültürel, ekonomik ve sosyal anlamda değer katacak bir imajın oluşturulması stratejisidir. Markalaşmış bir kent, uluslararası bilinirliği arttığından sahip olduğu güçlü yanları kullanarak dünyaya çeşitli mesajlar verebilir, yatırımları çekebilir ve ekonomik olarak fayda sağlayabilir Bir kentin markalaşma projesi, sahip olduğu kültürel, tarihsel, doğal ve toplumsal özellikleri bir bütün haline getirerek diğer kentlerden farklılığını ortaya koyacak bir simgeyle geliştirmesi, ulusal ve uluslararası alanda tanıtması ve imaj kazandırmasıdır. Bugün dünyamız bir değişim ve yeniden yapılanma süreci yaşamaktadır. Bu sürecin dinamikleri “Küreselleşme, Bilgi Toplumu ve Teknoloji” kavramlarıdır. Dünyada yaşanmakta olan bu globalleşme sürecinde KOBİ’lerin önemi daha da artmıştır. Artık günümüzde Küçük İşletmeler denince başarısız olduğu için büyüyememiş, küçük ölçeklerde kalmaya mahkûm, ekonomiye yük olan işletmeler anlaşılmamaktadır. Tam tersine, günümüzde bu işletmeler sahip oldukları esnek üretim yapılarıyla, dinamik, değişen şartlara hızla uyum sağlayabilen, bürokratik olmayan yapılarıyla yaratıcı, yenilikçi, talep boşluklarını hızla yakalayıp, fırsatları zamanında değerlendirebilen işletmeler olarak algılanmaktadır. Çünkü KOBİ’ler ekonomilerin en dinamik kuruluşları olarak, gelişmenin ve sürdürülebilir kalkınmanın temel taşlarıdırlar. Tekil yada aile işletmelerinin faaliyet gösterdiği bölgemizde küçük ve orta ölçekli işletmelerde ürün ve hizmet faaliyetlerinin olması yerel ve ulusal çapta bir marka oluşturmasına yönelik handikaplar içerir. Yerel ve ulusal bazda kabul edilebilir ve tanınır bir marka çıkarılması bugüne kadar çok az karşılaşılan bir durumdur ancak şu an Bafira, Takışoğlu, Otat, KöyTür, Akdağ Su, Tozlu Giyim gibi markalar öne çıkmakla beraber samsunun mevcut potansiyeline göre bu durum tatmin edicilikten uzaktır. Bölgenin tarımsal, sanayi, turizm, ticaret potansiyelleri üst seviyede olmasına rağmen 3 saatlik uçuş mesafesinde yaklaşık bir milyar insanın yaşadığı bir coğrafyanın merkezinde olmasına rağmen bu potansiyeli şehrin paydaşlarına yansıtmakta zorlanmaktadır. Bölgede gerek sanayi altyapısı gerekse de tarımsal üretim potansiyeli açısından zengin olmasına rağmen gerek sermaye yetersizliği gerekse de nitelikli insan gücü eksikliği buna paralel olarak da teknoloji kullanımının noksanlığı bölge firmalarının atılım yapmasına ve şehir dışından sermaye ve yabancı yatırımcı gelmesinin önündeki engellerin aşılamaması şehrimizin marka zenginliğinin önündeki en büyük engeller olarak gözükmektedir.Özellikle Ulusal market zincirlerinde ve AVM’ler de yerel markalar yer bulmakta zorlandıklarından dolayı tüketici- marka ilişkisinde kopukluklar yaşamaktadır. Avantajlı ve Dezavantajlı Yönlerimiz: (Samsun’da yerel marka oluşturmanın avantajlı olduğu yönler ve dezavantajlı olduğu yönler bu başlık altında raporlanacak vb.) 208 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Günümüzün rekabetçi ortamında, işletmeler, seçim serbestîsine sahip müşteriler karşısında, küçük ayrıntılar ile farklılık yaratıp, farklı bir imaja sahip olmaya çalışmaktadır. Bu nedenle, işletmeler, gün geçtikçe markalama işlemine daha fazla önem verip, müşterilerini, kendi ürünlerine çekmeye çalışırken, aynı zamanda, onları uzun süre markalarında tutmak ve markalarına sadık yapmak için, zaman, para ve emek harcamaktadırlar. İşletme yöneticilerinin önemli görevlerinden biri, hedef kitlelerinin istek ve ihtiyaçların belirleyip, ona göre stratejiler geliştirmektir. İşte, bu stratejik kararlardan biriside markalamadır. Üretim ve ticari alt yapımız bölgeye göre ön plandadır. Yerel ve dış yatırımcılara geniş imkânlar yaratmaktadır. Yerel nüfusun sayısal zenginliği belirgin bir tüketici potansiyeli içermektedir. Şehirde 2 üniversite olması bilimsel ve teknik alt yapının belli bir seviyeye yükseldiğinin göstergesidir. Şehrin tarımsal ve turizme yönelik destinasyon çeşitliliği alternatif markaların üretilmesine fırsat sağlamaktadır. Ulaşım alt yapısının Türkiye ölçeğine göre zengin bir çeşitlilik oluşturması (kara yolu, hava yolu, demir yolu, deniz yolu) her türlü yatırımcıyı cezbedebilecek durumdadır. Bununla beraber üniversite sanayi iş birliğinin yeterince olmaması global teknolojik yeniliklerin bölgeye ve şehrimize yeterince gelmemesi yatırım talebini etkileyen ana faktörler olarak gözükmektedir. Mevcut işletmelerin çok küçük ve küçük çapta olması ve özellikle aile işletmelerinin çoğunluğu ve birinci nesilden ikinci nesile işletmelerin devri sırasında karşılaşılan sorunlar yüzünden uzun vadeli işletmelerin oluşamaması marka zenginliği ve derinliğinin şehrimizde oluşmamasını sağlamaktadır. Bu yüzden sektörlerinde rekabet edilebilir finansman güce sahip işletmelerin oluşmasında şehrimizde sorunlar yaşamaktadır. Özellikle tarımsal sanayinin oluşmasında ana faktör olan tarımsal ürünlerin çeşitliliğin miktarı ve kalitesi tarımsal parsellerin geçmişte uygulanan miras hukuku yüzünden çok küçük parçacıklar haline dönüşmesi yüzünden kırsaldaki nüfusun asgari geçim seviyesine ulaşmasında zorluklar oluşturduğundan şehrimiz göç veren bir il konumuna düşmesine sebep olmaktadır. Bu durum özellikle şehrin Bafra ve Çarşamba ilçeleri dışında çok yoğun olarak yaşanmaktadır. Bu yüzden tarım ve hayvancılık işletmelerin kapanmasına arazilerin boş kalmasına sebep olmaktadır. Bu durum tarımsal ürünlerin işlenmesine yönelik kurulan sanayi tesislerinin verimliliği ürün standardizasyonunu ve işletme sürekliliğini çok yakından ilgilendirmektedir. Özellikle şehrimiz deniz kıyısında olmasına rağmen su ürünleri konusunda bir marka çıkartamaması üzerinde özellikle durulması gereken bir noktadır. Sonuç olarak şehrimizde ham madde işleyerek mamul madde üreten tüm işletmelerin ürünlerinde katma değer kazancı son derece düşük kalmaktadır. Bu konu üzerinde özellikle çalışılması gerek bir konu olarak tarafımızca tespit edilmiştir. Samsun’da yerel marka oluşturmanın geliştirilmesi ve daha etkili olması için neler yapılabilir?: (yerel marka oluşturmanın daha verimli bir hale getirilmesi için neler yapılmalıdır. yerel marka oluşturma hangi alanlarda desteklenmelidir. yerel marka oluşturma da çalışan elemanlarının eğitimi ve kendilerini geliştirmeleri için neler yapılabilir? vb. konular ilgili mevcut durum bu başlık altında raporlanacak) Küreselleşen dünyada rekabet edebilmek için şehirlerin farklılığının ön plana çıkartılması gerekmektedir. Şehirler, rakiplerinden farklılaşıp özgün hale gelerek marka olurlar. Şehir markası sayesinde şehir sakinlerinin gelir düzeyleri ve yaşam kalitesi (ulaşım, sağlık, haberleşme vb.) artar. Güçlü şehir Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 209


markası sadece ziyaretçileri değil, aynı zamanda beyin göçünü ve yatırımcıları da ülkeye çeker. Ekonomik krizlerin yaşandığı durumlarda, marka şehirler daha az kayıpla bu süreci atlatır. Şehirlerin kalkınması için gerekli olan kaynaklar her zaman içeriden temin edilemez. Bunun için şehirler, yurt içi ve yurt dışı ziyaretçiler, üniversite öğrencileri, nitelikli çalışanlar, alışveriş amaçlı gelen tüccarlar ve iş amaçlı gelen iş adamları gibi dış kaynakları çekmeye çalışır. Marka şehirlerin en büyük somut göstergelerinden biri, öğrencilere, akademisyenlere ve yatırımcı yaşam alanı sağlaması, çalışma ortamlarının kalitesini artırması, yatırım imkânı sunması gibi faktörler sayesinde başarılı insanları şehre çekmesidir. Rekabet ve çekim gücünü artırmak için şehirler marka olarak konumlandırılmalıdır. Yerel marka oluşturulmasının birinci koşulu markaya müşterilerinin sahip çıkmasıdır. Yerel marka zenginliği yerelde yeni marka oluşmasını pozitif yönde etkiler. Şehrimizde özellikle yöresel el sanatları yöresel doğal ürünler yöresel kişilerinde desteklenerek yerel ve ulusal çapta tanınılırlıklarının artırılmasıyla yöresel ve ulusal çapta markalar oluşturulabilir böylelikle marka olmaya aday kişi ve ürünlerin önü açılmış olur. Yerel marka oluşturmada çalışan elemanların yetiştirilmesine yönelik bölgemizde bulunan iki üniversitenin akademik kadro ile gerek ulusal gerekse de uluslararası bilimsel ve akademik insanlarla teknik iş birlikleri kurularak güncel teknolojik bilgi birikiminin yerele aktarılması sağlanarak teknolojik fırsatların yenilikçi yaklaşımların en hızlı şekilde yerele aktarılması sağlanılabilir. Bu konuda üniversite sanayi iş birliği teknik konferans ve fuarların yapılması konusunda uzman kişilerin ihtiyacı bulunan işletmelerle buluşturulması konusunda teknoloji transfer ofislerinin ve kalkınma ajanslarının daha etkin bir şekilde çalışmaları sağlanmalıdır.

210 EKONOMi ÇALIŞTAYI


ÇALIŞTAY GRUPLARI Moderatör Fatih TASLAK Adı-Soyadı Elif Karayel Alp Nebahat LİVAOĞLU Ali Kemal KARA Oğuz Kazım AKBAŞ Güneş BAKAÇ E. Kıvanç CUCUR Namık BECER Emine KÖROĞLU Eda Dilara AYBER Sevginur UÇAR İBRAHİM ÇEVEN ABDULLAH YERİŞKİN Bülent ÖZDERE Adem KAPLAN Fatma Tuba Çakır Emre Fidan Berna Akış Halil İbrahim Bayram Barış Demirci Hilal Bellitaş Merve Han Nurten Akyıldız Jennet Gurbanova Sibel Bektaş Elif Çakmak Melis Yaymacı Mesut Kılıç

Çalıştığı Kurum Müsiad KOSGEB Samsun Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü Samsun Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü Samsun Bilim, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürlüğü YEDAŞ Gıda Tarım ve Hayvancılık OMÜ OMÜ OMÜ TÜMSİAD TÜMSİAD ASKON ASKON OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OKA

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 211


212 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 213


SAMSUN’DA YATIRIM Samsun Karadeniz bölgesinin en büyük ili olarak bölgenin ticaret merkezidir. Samsun; deniz, hava, demiryolu ve karayolu gibi alternatifli ve gelişmiş ulaşım altyapısı, limanı, serbest bölgesi, organize sanayi bölgeleri ile gelişmiş sanayi altyapısı ve geçmişten beri gelen ticaret geleneği ile bölgenin dünyaya açılan kapısıdır. Bu önemli avantajlarıyla Samsun; ülkemizin stratejik önemini artıran illerin başında gelmektedir. Doğudan batıya, kuzeyden güneye, Asya’dan Avrupa’ya, Rusya’dan Güneydeki ülkelere ulaşımın yapılabileceği hava, deniz, kara, demiryolu, enerji hatları, boru hatları hemen hemen hepsinin şu anda kesiştiği nokta olarak Samsun önemli bir merkezdir. Bu nedenle gelişen ticaret hacmine bağlı olarak ihtiyaç duyulan kalifiye elemanların yetiştirilmesi ve sektöre kazandırılması hem Samsun ekonomisi hem de ülke ekonomisi açısından büyük önem arz etmektedir. Bugün Samsun yaklaşık olarak 1.270.000 kişinin yaşadığı bir şehirdir. Nüfusunun yüzde 35’i köylerde yaşamaktadır. Her yıl 100.000 yerli ve yabancı turist kenti ziyaret etmektedir. 7 tiyatro topluluğuna, 34 yerel gazeteye, 6 yerel dergiye sahiptir Samsun. 20 hastanesinde 4000 yatak kapasitesi bulunmaktadır. Doğalgaz dağıtım şebekesi Samsun’un pek çok mahallesine ulaşmıştır. Samsun Ticaret ve Sanayi Odası’ndan alınan bilgilere göre; 2002 yılında dış ticaret hacmi 127 Milyon 155 bin dolar iken, 2003 yılında toplam dış ticaret hacmi 217 milyon 83 bin dolar ile %0.19 paya sahip olan Samsun, 2013 yılında gerçekleşen 1 milyar 292 milyon 823 bin dolar toplam dış ticaret hacmi ile %0.32 paya ulaşmıştır. 2002/2013 döneminde toplam dış ticaret Samsun’da %916,7 oranında, Türkiye’de ise %360,5 oranında artmıştır. 2010/2011 dönemine toplam dış ticaret Samsun’da %56.3 oranında, Türkiye’de ise %25.5 oranında artmıştır. 2011 yılında gerçekleşen 1 milyar 387 milyon dolarlık toplam dış ticaret hacmi ile Samsun 20’nci sırada yer almıştır. 2012 yılında gerçekleşen 1 milyar 292 milyon 823 bin dolarlık dış ticaret hacmi ile Samsun 19.cı sıradadır. 2003 yılında ihracatın ithalatı karşılama oranı %34.5 olan Samsun’un 2011 yılı ihracatın ithalatı karşılama oranı %46.6 olmuştur. 2011 yılında Türkiye’de ihracatın ithalatı karşılama oranı %56.0 olarak gerçekleşmiştir

214 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Samsun Ticaret ve Sanayi Odası’ndan alınan bilgilere göre; 2011 yılında Samsun’da yerleşik 206 firma, 135 ülkeye toplam 441 Milyon$, 2013 yılında 1 Milyar 244 Milyon 599 bin dolar ihracat gerçekleştirmiştir. Samsun 2011 yılı rakamlarına göre 23’üncü sırada iken 2013 yılı rakamlarına göre 27. Sıradadır. İhracatın büyük bir kısmı organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren sanayici firmalar tarafından gerçekleştirilmektedir. Samsun, Ekonomi Bakanlığının Dış Ticaret Potansiyeli çalışmasına göre sıradan olmayan ürünler ihraç eden çeşitliliği yüksek iller arasındadır. 2003/2011 döneminde İhracat tutarı Türkiye’de %185.5 artarken, Samsun’da %692 oranında artmıştır. 2010/2011 döneminde ihracat tutarı Türkiye’de %18.37 artarken Samsun’da %60.35 oranında artmıştır.

Kaynak: DTM Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 215


TÜRKİYE İHRACATÇILAR MECLİSİ (TİM) İLK 1000 İHRACATÇI LİSTESİ (2007-2011) Türkiye İhracatçılar Meclisinin açıkladığı İlk 1000 ihracatçı listelerinde 2007 yılında beş, 2008 altı, 2009 yılında altı, 2010 yılında beş, 2011 yılında da yedi Samsunlu firma yer almıştır. İlk 1000 ihracatçı listesinde yer alan Samsun firmaları

Bu tabloda, sosyo-ekonomik gelişmişlik tanımının, ağırlıklı olarak hangi unsurlarla tanımlandığı görülebilir. Tablo-4’de görüldüğü gibi kavramsal olarak gelişme seviyesini ters yönde etkilediği bilinen Tarım İşkolunda Çalışanların Toplam İstihdama Oranı, Yeşil Karta Sahip Nüfus Oranı ve Doğurganlık Hızı değişkenlerinin ağırlıkları negatif işaretlidir. Bu değişkenlerden ağırlığı en fazla olan değişken Yeşil Karta Sahip Nüfus Oranı değişkenidir. Diğer 38 değişkenin katsayıları ise pozitif işaretlidir. “Gelişmişlik nedensel faktörü” içerisinde yükü en fazla olan değişkenler, diğer bir ifade ile gelişmişlik seviyesini en çok etkileyen değişkenler, mali göstergeler (Kişi Başına Sınai, Ticari ve Turizm Kredileri Miktarı, Kişi Başına Banka Mevduatı, Kişi Başına Gayri Safi Katma Değer) ile eğitim göstergeleridir (Üniversite Bitirenlerin 22+ Yaş Nüfusa Oranı, Okur-Yazar Kadın Nüfusun Toplam Kadın Nüfusa Oranı, Okur-Yazar Nüfus Oranı). Diğer refah göstergelerinden On bin Kişiye Düşen Özel Otomobil Sayısı ve sağlık göstergelerinden On bin Kişiye Düşen Diş Hekimi Sayısı değişkenleri de gelişmişlik seviyesini en çok etkileyen 216 EKONOMi ÇALIŞTAYI


ilk 10 faktör arasında yer almaktadır. Son olarak aşağıdaki tabloda 81 ile ait endeks değerleri ile bu illerin sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralaması yer almaktadır. (Türkiye’de DPT’nin Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Analizlerinde Kullanılan Temel Göstergeler)

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 217


Samsun’da Yatırıma Yönelik Çözüm Önerileri 1. Oda ve borsa üyelerine yönelik bilgilendirme toplantıları yapılabilir; a. Teknoloji b. Enerji c. Hukuk d. Ticaret e. Kalkınma f. Teşvik ve kredi g. OKA h. İhracat i. Proje hazırlanması j. Çevre bölgelerdeki diğer yatırımlar hakkında bilgilendirmeler 2. KGF (Kredi Garanti Fonu) 1993’ten beri hizmet veren bu kuruluş sayesinde bankaların kredi vermekte çekindiği yatırımcılara kaynak sağlanmaktadır. Bu sistem Samsundaki girişimcilere anlatılmalıdır. 3. Samsun ilinin bölge ve ülke gelişmişlik düzeyi sıralamasında yerinin yükselmesi, il sınırları içerisinde bulunan insanların sosyal ve ekonomik olarak daha uygun şartlarda yaşamaları mümkündür. Bu amaçla akılcı, uygulanabilir ve katılımcı projeler geliştirilip, hayata geçirilmelidir. Samsundaki işgücü kalitesini arttırabilmek için meslek edindirme kursları açılabilir. UMEM (Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri) bunun için önemli katkı sağlayacak bir programdır. UMEM çerçevesinde, OMÜ, Samsun Ticaret ve Sanayi Odası ve Büyükşehir Belediyesi ortaklığında oluşturulacak bir düzenleme ile “BELTEK EĞİTİM PROGRAMI” başlığı altında gençlere; a. Bilgisayar b. Elektrik-elektronik c. Makine d. İnşaat e. Otelcilik f. Muhasebe Vb. gibi mesleki kurslar verilerek üniversite, sanayi ve şehri bir araya getirebiliriz. Bu projeyi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve İş ve İşçi Bulma Kurumu da desteklemektedir. 4. Samsun Ticaret ve Sanayi Odası ve OMÜ işbirliği ile teknokentte bir teknoloji merkezi veya ku218 EKONOMi ÇALIŞTAYI


luçkalama merkezi adı da verilen öğrenciye yönelik bir girişimcilik ofisi finanse edilebilir. Bunun güzel örneklerinden birisi TOBB Üniversitesinde “GARAJ” adı ile faaliyet göstermektedir. OMÜ İİBF, mühendislik fakültesi ve Teknokentte “Başarı Hikayeleri” başlığı altında ildeki başarılı girişimciler tecrübi bilgilerini gençlerle buluşturulması düzenli olarak sağlanacak. İngiliz ekonomisinde internetin payı %14 civarında iken bu oran Türkiye’de %1 seviyesinde kalmaktadır. Bu çalışmalarla bu payın arttırılması hedeflenmektedir. 5. İlde bulunan üniversitede, sosyo-ekonomik yönden ilin kalkınmasına katkıda bulunacak projelerin üretimi ve uygulanması amacıyla, bir “Samsun İli ve İlçeleri Araştırma ve Uygulama Merkezi” kurulabilir. 6. Karadeniz Ekonomik ve İşbirliği Örgütü, STO ve OMÜ ortak girişimi ile Karadeniz’e kıyısı bulunan ülkelerdeki gelişmiş sanayi ve ticaret merkezleri ile ortaklaşa FUAR düzenlenmesi sağlanacaktır. Bu noktada Samsun’un bir marka şehri olması sağlanacak bölgeye dinamizm kazandıracak başat bir rol oynaması sağlanmalıdır. Bu noktada özellikle üniversitede bu konuya yönelik merkezler açılması sağlanmalıdır (Slav Araştırmaları Merkezi, Karadeniz Havzası Araştırma Merkezi gibi). 7. İl bazında da az gelişmiş ilçelerden gelişmiş ilçelere veya merkez ilçeye doğru göç yaşanmaktadır. Nüfus hareketliliğinin en yoğun olduğu iller arasında bulunmaktadır. Böylece, az gelişmiş yörelerde değerlendirilebilecek nitelikli eleman sıkıntısı ortaya çıkmaktadır. Çünkü buralara itici nedenlerden dolayı dışardan zaten nitelikli nüfus gelmemektedir. Bu konuda Samsun ve ilçelerini kapsayan ayrıntılı bir araştırma yapılmalıdır. Türkiye İstatistik Kurumu Samsun şubesinden yararlanılarak yaş ve meslek skalası çıkarılmalıdır. STO her ne kadar girişimci ve müteşebbislere yönelik bir kurum ise de şehir çalışanlarının istihdamını da üyeleriyle paylaşmalıdır. OMÜ’nün bu konuda coğrafya, istatistik ve kamu yönetimi bölümleri şehrin demografik yapısı hakkında akademik yorumlar ve tespitlerini STO’ya sunabilirler. OMÜ’de ekolojik değişim ve demografik hareketlilik ile ilgili varsa yapılan çalışmaların yayınlanması ve daha çok araştırmanın sağlanabilmesi için lisansüstü çalışmaların bu alanda yoğunluk kazandırılması sağlanabilir. 8. Samsun ilinin her ne kadar zenginleşmesini ve gelişip büyümesini istiyorsak da bunu çevreye uyumlu halde geliştirmek durumundayız. Bu konuyla alakalı olarak Samsun’un hangi ekolojik risk bölgesinde bulunduğu çalışmalarla ortaya koyulmalıdır. Bu konuda üniversiteden destek sağlanabileceği gibi çevre müdürlüğünden istifade edilebilir. Samsun deniz kenarında kurulmuş bir şehirdir. Dünyada Samsun’un benzeri birçok şehirde yaşanan tabii felaketler sırasında ölen insandan çok sonrasında hayatlarını kaybeden insanlar azımsanmayacak kadar çoktur. Örneğin enerjinin kesilmesi en büyük sorunların başında gelmektedir. Her yerde jeneratörler zemin ve bodrum katta olduğu için bu alternatif enerji kaynakları kullanılamaz hale gelmiştir. Batılı devletlerin birçoğu yeni yaptıkları bir düzenlemeyle Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 219


jeneratörlerin tamamının en üst kata taşınmasına karar vermişlerdir. Bundan yola çıkarak STO’nun Samsun’da da benzeri bir uygulamayı başlatması sağlanabilir. 9. Samsun’da yetişen ürünlerden hangileri üzerinde katma değer elde edilebiliyor veya il bu konuda rantabl kullanılabiliyor mu? Samsun’da deniz ürünlerinden katma değer sağlanması konusunda var olan ciddi eksiklikler nelerden kaynaklanmaktadır? Katma değerli üretim konusunda uygun bir altyapısı (kestane, fındık, ceviz, hayvancılık vb.) olan şehrin URGE (Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin) Projesi kapsamında canlanması sağlanabilir. 10. Samsun ilinin gelişimini, genel anlamda ülke ekonomisinden ayrı düşünemeyiz. Bu yüzden hem ülke, hem de illerin kalkınabilmesi dünya ile entegre olabilmesiyle yakından ilgilidir. Mal üretmek kadar, onu satabilmek de önemlidir. Bu yüzden dünya ile uyum sağlamak, dünyaya açılmak gerekir. Bunun yolları da ihtisas fuarı gibi yatırımlardan geçmektedir. Kaldı ki, Samsun’un ilk çağlardan beri en önemli ekonomik fonksiyonlarından biri ticarettir. Samsun ve hinterlandında üretilen ürünlerin ülke içinde ve dışında tanıtılması gerekiyor. Bu tanıtımın en iyi yapıldığı yerler ihtisas fuarlarıdır. Böyle bir fuar sayesinde, Samsun ve çevresinin malları hem ülke genelinde, hem de başta Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler olmak üzere tüm dünyaya tanıtılabilecektir. Aynı şekilde, diğer ülkelerde üretilen mallar da bu fuarda tanıtılabilecektir. 11. Samsun’un her yıl yatırım rehberi hazırlanmalı bu yayın kardeş ülke şehirleri ve diğer oda ve borsalarla paylaşımı sağlanmalıdır. 12. Samsun ilçelerinde bulunan oda ve borsaların ilçe potansiyelleri hakkında yapmış veya yaptırmış oldukları saha çalışmaları ve veri analizleri bulunmakta mıdır? Bu çalışma özellikle katma değerli ürünlerin değerlendirilmesinde ve URGE projelerinde hikaye açısından önemli bir değer oluşturmaktadır. 13. Dünyada gelişmiş olan ülkelerin sıralaması ürettiği ihraç ürünleri sonucunda ortaya çıkmaktadır. Örneğin G8 bu alanın en önde gelen 8 ülkesidir. Türkiye bu skalada 5bin ihraç ürünü ile 70. Sırada gelirken Avusturya 20. Sırada yer almaktadır. Türkiye’nin zenginleşmesi bu sıralamanın üstüne çıkması demektir. Bu durumda öncelikle yapılması gereken çalışma bizimle hemen aynı şartlara sahip önümüzdeki ülkelerin ihraç ürünlerini Türkiye’de ki ürünlerle mukayesesini sağlayarak aradaki fark olan ihraç ürünlerinin daha ucuz ve kaliteli imalatını sağlayıp sofistike ürünlerle uluslararası piyasalara girmesini sağlamaktır. Samsun makine yoğunluğu bakımından iyi alt yapıya sahiptir. Mevcut tesisler ve eklemelerle devlet teşviği de sağlanarak zenginleşmemizin önünü açabiliriz. STO bu konuda eğitim, araştırma ve dış ilişkiler birimlerini kullanarak artı değer katkısı sağlayabilirler. Bütün dünyadaki ülkelerin ne ürettiği şu adresten görülebilir: atlas.mti.edu.us 220 EKONOMi ÇALIŞTAYI


14. Yan sanayi ve ana sanayi bağlantısı noktasında odalara önemli görevler düşmektedir. Bilgilendirme ve yönlendirmelerle teknolojiyi komplike hale getirebiliriz. Buna lego mantığı da diyebiliriz (Ürettiğimiz mamülleri bir araya getirdiğimizde araba mı gemi mi uçak mı yapabiliyoruz. Türkiye’de bu noktada en gelişmiş lego çeşitliliği inşaat sektöründe göze çarpmaktadır). Çeşitlilik noktasında örneğin İzmir’de 1500den fazla ürün üretilebilirken Samsun’da bu rakam 500’den azdır. 15. Bölge planlarının yerel planlama yaklaşımıyla hazırlanması, hem planlarla yararlanıcıları yaklaştırmakta hem de gerçeğe daha yakın planların ortaya çıkmasını sağlayarak uygulanma başarısını arttırmaktadır. Bununla birlikte bölge planlarının bölgesel temsil kabiliyetine sahip Kalkınma Ajansları tarafından yapılması da, bölgelerin pratikte de bir bütün olmasına katkıda bulunmaktadır. Türkiye 7 coğrafi bölgeye ayrılmasına rağmen ekonomik ve yatırım olarak daha küçük bölgelere ayrılmıştır. Örneğin Afyon, Kütahya, Uşak, Manisa “Zafer Bölgesi” olarak belirlenmiş özel bir yatırım teşviği ile desteklenmiştir. Böylelikle bu şehirler arasında da ticari bir aktivasyon sağlanmıştır. Bölge planları, yerel gereksinimlere göre şekillenmiş ve uygulayıcılara yol gösteren planlar olarak, bölgedeki yerel yönetimlerin de planlama başarısını artıracaktır. Ayrıca, farklı illerde görev yapan, hatta kamu, özel sektör, STK gibi farklı kesimlere hizmet sunan bölge paydaşlarının ortak bir planlama yaklaşımı ile bölgenin geleceğini şekillendirmelerine fırsat tanıyacaktır. (Bu proje finanse edilerek başka bir kuruma da verilebilir) 16. Ekonomide önem verilen konulardan bir diğeri kadınların ekonomik hayata girmesidir. İllere göre kadın aktiflik oranına bakıldığında Samsun ortalama bir değerde bulunmaktadır. Üretim ve ticarette bu aktivasyonun sağlanması için bütün ilçelerde ve ilde kadınlara yönelik Pazar kurulması bir başlangıç olarak önemli adım sayılacaktır. 17. İlimizde valilik, STO ve büyükşehir belediyesi ortaklaşa “yaşam memnuniyeti anketi” yapmalıdır. Bu noktada OMÜ bilimsel bir katkı sunabilir. Verileri değerlendirip politika ve yatırımlar buna göre düzenlenebilir. 18. Daha önceden TEPAV tarafından hazırlanmış olan “Yatırım Ortamı Değerlendirme Anketi” bölgemizde de yapılabilir. Veriler sonucunda elde edilecek bilgiler ışığında kentsel strateji belirlenebilir. Bu tip anket çalışmalarını kalkınma ajansları ciddi maddi destek sağlamaktadır. 19. Diğer şehirlerde yapılan lokomotif ürünlere yönelik endeks çalışması Samsun’da tütün, fındık, ceviz ve kestaneye de uygulanabilir. Bu konuyla ilgili önceden yapılmış örnekler ilham verici olabilir. 20. Diğer bölgelerde başarıyla uygulanmış olan yatırım projeleri benzer şekilde Samsun ve ilçelerine de uygun hale getirmeliyiz. Örneğin Kayseri, Develi ilçesinde DETOK Çevre Plan Raporu odaklı yerel Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 221


kalkınma planlamasıyla başarılı bir hale getirilmiş ve halen bölgede uygulanmaktadır. Bu tip projelere AB veya kalkınma ajansları destek de sağlamaktadır. Çünkü odaların en aktif olarak etkili oldukları alan yerel kalkınmadır. 21. Plajları, gölleri, mağaraları, kaplıcaları, müzeleri, höyükleri, mağara, kale yerleşmeleri, camileri ve çeşmeleri gibi doğal ve beşerî çekiciliklere sahip Samsun’un, bu potansiyeli gereği gibi değerlendirilirse, önemli turizm girdileri sağlanabilir. Bu nedenle, Samsun’un turistik çekicilikleri ile ilgili planlamalar yapılmalı, Samsun mutlaka tur güzergâhları içine dâhil edilmelidir. Bölgesel kalkınmada Samsun öncelikli bir sıraya yükselebilirse teşviklerle bu yatırım hayata geçirilebilir. 22. Mavi Akım projesi ile Türkiye’ye Rusya’dan gelen doğal gazın karaya çıktığı ve dağıtımının yapıldığı il Samsun’dur. Hidroelektrik santrallerinden (Hasan Uğurlu HES, Suat Uğurlu HES, Altınkaya HES) sonra, doğal gaz dağıtımı açısından ilin üstlendiği bu görev Samsun’u bir enerji terminali konumuna getirmiştir. Limana da sahip olan Samsun’un bu önemi, kurulacak bir rafineri ile daha da arttırılabilir. Böyle bir rafineri her şeyden önce bölgelerarası gelişmişlik açısından önemlidir. Çünkü Karadeniz Coğrafi Bölgesi rafineriye sahip olmayan iki bölgeden biridir. Ayrıca, rafineri ve kurulacak olan petro-kimya tesislerinde doğrudan yöre insanına istihdam imkânı doğacaktır. Dünyanın önde gelen petrol üreticisi ülkelerinden Rusya ve Orta Asya Türk cumhuriyetlerine yakın olan Samsun’a kurulacak rafineri için, ham petrol denizyolu ile ucuz olarak taşınabilecektir. 23. Küçük sanayi siteleri, büyük ölçekli sanayi kuruluşları için alt yapı oluşturma, planlı şehirleşmeye katkıda bulunma, projelerinde bulunan çıraklık okulları sayesinde nitelikli işgücünün hazırlanmasına katkıda bulunma gibi işlevlere sahiptir. Bu yüzden, il ve ilçelerde küçük sanayi siteleri yaygınlaştırılabilir.

Samsun’da Sektörel Alanlardaki Yatırım Sorunları ve Çözüm Önerileri: 1. Bankacılık ve Finans Sorun: Finansal sektörde haksız rekabete neden olan düzenlemelerin bulunması. Çözüm Önerisi: Bankaların ihracat taahhütlerinden doğan sorumlulukların sınırlandırılmasına ilişkin düzenleme yapılmalı. Sorun: 4949 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda yer alan “ İflasın Ertelenmesi “ne ilişkin düzenleme. Çözüm Önerisi: Söz konusu düzenleme, Samsun koşulları dikkate alınarak yeniden gözden geçirilmelidir. Sorun: Aracılık işlemlerinden alınan vergiler ve dolaylı yüklerin yüksek olması. Çözüm Önerisi: BSMV, KKDF gibi dolaylı vergiler düşürülmeli/kaldırılmalı. 222 EKONOMi ÇALIŞTAYI


2. Çimento ve Çimento Ürünleri Sorun: Sektörde yaratılan yeni kapasitelerin ortaya çıkaracağı sorunlar. Çözüm Önerisi: Sektörün geleceğine ilişkin makro planlar yapılırken, çimento yatırımlarının teşvik edilmesi hususunun dikkatle değerlendirilmesi gerekir. 3. Dayanıklı Tüketim Malları Sorun: Enerji verimliliği yüksek ürünleri teşvik edilmesi konusunda çalışma yapılmasına, buzdolabı ve klima başta olmak üzere enerji verimli ürünlerin vergi indirimi ile teşvik edilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Çözüm Önerisi: Teşvik edilmesi için vergi indirimi ABD ve ABD ülkelerindeki benzer tüketicilere yönelik teşvik uygulanmalıdır. 4. Demir ve Demir Dışı Metaller Sorun: Türkiye-Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ( AKÇT ) serbest ticaret anlaşmasının sektöre devlet yatırımlarını yasaklayan hükümlerinin revize edilmesi. 1996’dan beri bu anlaşmanın imzalandığı koşullar revize edilmemiştir. Ekonomi Bakanlığı ve AB Bakanlığı destek vermemiştir. 5. Denizcilik (Tersane) Sorun: Öz kaynakla gemi yatırımı yapılamamaktadır. Bütün dünyadaki gemi sanayi, o ülke Eximbankları tarafından verilen kredilerle finanse edilmektedir fakat bu durum Türkiye’de desteklenmemektedir. Bu nedenle siparişler diğer ülkelere kaymaktadır. Çözüm Önerisi: Eximbank, gemi inşaat sanayisine düşük faizli ve uzun vadeli kredi sağlamalı ( 1015 yıl vadeli) 6. Doğalgaz Sorun: Doğalgaz piyasasında rekabet ortamının oluşturulamaması. BOTAŞ’ın tüm faaliyetlerini halen tek bir tüzel kişilik tarafından sürdürülmesi. Çözüm Önerisi: BOTAŞ’ın devir süreci başlatılmalı, iletim ve depolama şirketlerini özelleştirilmeli, şehirlerin tamamımın merkezi ısıtma sistemine geçilmesi sağlanmalı, ısınma öncesinde sürdürülebilir enerjiye dönüştürülebilmeli. 7. Döküm Sanayi Sorun: Yurt içinde alüminyum ve bakır külçe sektör ihtiyacını karşılayamamakta. Çözüm Önerisi: Hurdacılık kanunu çıkartılması lazım. Hurda metalin yurt dışına çıkışı engellenmelidir, yeni maden sahalarının açılması gerekir. Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 223


8. Eğitim Sorun: Mesleki ve özel öğretim, ülkenin şartlarına uygun personel yetiştirememektedir. Çözüm Önerisi: Eğitimle ilgili bütün kurumlar (YÖK, MEB) eğitimi kendi içerisinde düzenlemelidir. Devlet memurları kanunu değiştirilmeli, tıpkı özeldeki gibi memurların da işine son verilmeli. 9. Enerji Sorun: Elektrik üreticisi ve tedarikçisi firmalar tüketicilere yaptıkları satışlar üzerine koydukları vergilerden dolayı önemli bir finansman maliyeti ortaya çıkarmaktadır. Çözüm Önerisi: Enerji fonu kaldırılmalıdır. 10. Fuarcılık Sorun: Fuar şirketlerinin yabancı şirketlere yönelik stant satışlarından dolayı elde ettikleri gelirlerin ihracat sayılmaması. Çözüm Önerisi: İhracat kabul edilmesi gerekiyor. Sorun: Fuarların yurt içi tanıtımına kamu kurumlarının ve yerli üretimlerin desteklerinin yetersiz olması. Çözüm Önerisi: Fuar alanlarının kalıcı ve sabit kalmasını sağlamak. 11. Gıda Sanayi Sorun: Kayıt dışılığın gıda güvenliğini olumsuz etkilemesi. Gıda beslenme konusunda kamuoyunun yanlış bilgilendirilmesi. Çözüm Önerisi: Tüketicilerin gönlünü kazanacak bağımsız ve tarafsız bir gıda otoritesi kurulmalı. 12. Girişim Sermayesi Sorun: Üniversite temeli girişimciliğin zayıf olması. Girişim sermayesi fon yöneticilerinin Türkiye’ye çekilmesine ilişkin mevzuat engelleri 6102 sayılı TTK’nın yeni girişimler için küresel ölçüde hukuki usuller içermemesi. Çözüm Önerisi: Hazine Müsteşarlığı tarafından profesyonel bir danışmanlık çalışması yaptırılmalı. YOİKK (Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu) gündemine taşınmalıdır. Üniversite öğretim üyelerinin teknopark dışında şirket kurmaları serbest bırakılmalı. 13. İnşaat Müteahhitleri Sorun: Yapı müteahhitliğinin faaliyet ve standartlarının belirlenmemiş olması ve sektörün mesleki idari yapılanmasının bulunmaması. Çözüm Önerisi: Müteahhitlik mesleği 6102 yazılı TK’da tanımlanmalı ve sektöre giriş akreditasyo224 EKONOMi ÇALIŞTAYI


nuna tabii tutulmalı. 14. Karayolu Yolcu Taşımacılığı Sorun: 2023 yılında hedeflenen 500 milyon dolarlık ihracat sayısına ulaşılması için mevcut duble yolların bu altyapıyı kaldıramayacağı görülmüştür. Çözüm Önerisi: Uzun bir Karadeniz otobanına ihtiyaç duyulmaktadır. 15. Makine ve Teçhizat İmalatı Sorun: Bölgesel teşviklerin ve AR-GE teşviklerinin sektörün yapısına uymaması ve yetersiz kalması. Çözüm Önerisi: Bu sektör için teşvikler bölge farkı gözetmemelidir. Beşeri sermaye yetersizliği meslek okulları, MYO ve üniversite makine imalat sanayinin ihtiyaçlarına bağlı olarak geliştirilmelidir. Üniversitedeki döner sermaye sistemi, işletmelerin AR-GE ve ÜR-GE bölümlerinde akademik personelden yararlanmayı zorlaştırdığından döner sermaye sistemi yeniden düzenlenmelidir. 16. Medikal Meclisi Sorun: Tıbbi cihaz sektöründe iki farklı K.D.V. uygulanmaktadır ( Mamul alımında %8, hammadde alımlarında %18 ). Bu durum engellenmelidir. Çözüm Önerisi: Tek %18 K.D.V. uygulaması sektörü rahatlatacaktır. Sorun: Kamu ihale mevzuatında yerli mala %15’e kadar fiyat avantajı sağlanması uygulamasının genişletilmesi gerekmektedir. Çözüm Önerisi: Yerli malı satın alan hastaneleri teşvik etmek amacıyla her yıl satın aldığı yerli malı bedelinin %15’i oranında risturn ( iade ) katkısı sağlanmalıdır. 17. Orman Ürünleri Sorun: Hammadde üzerindeki ilave vergi yükleri (fonlar) maliyeti arttırmaktadır. Çözüm Önerisi: Bu fonlar kaldırılırsa sektörün de önü açılacaktır.   18. Otomotiv Yan Sanayi Sorun: Vergi mevzuatı otomotiv sektörüne göre uyumlaştırılmamıştır (K.D.V. + Ö.T.V.) Bizde bu oran %65-%171 aralığındadır. Çözüm Önerisi: Satış ve kullanma vergi sistemi kurulmalı. Vergi hadleri dengeli hale getirilmeli. Vergiler servet vergisi gibi uygulanmak yerine “ Yol Kullanım ve Çevreyi Kirletme Vergisi “ olarak düzenlenmeli ve bu vergi aracın yaşından bağımsız olmalı. MTV, çevreyi daha az kirleten tüm araçlarda oran daha düşük olmalı.

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 225


19. Sağlık Kurumları Sorun: Ülkemizde sağlık hizmetlerinde sürdürülebilir bir finansman modelinin olmaması. SGK, oluşan hizmet bedelini ödemede yetersiz kalmaktadır. Çözüm Önerisi: Fark ücret sınırı tamamen kaldırılarak hastaneler alacakları fark ücretlerini deklare etmeli. Vergi indirimi ve bireysel emeklilik sigortasında olduğu gibi devlet desteği sağlanmalı. 20. Savunma Sanayi Sorun: Savunma ve sanayicilik sanayine ilişkin satış ve kredi sistemi eksikliği mevcuttur. K.D.V. alacağının yüksek tutarlara ulaşması. Çözüm Önerisi: Rakip firmaların finansman paketlerindeki asgari şartları sağlayan kredi sistemi kurulmalıdır. Türk savunma sanayinde ürünlerinde bulunan kontrole tabii malzemelere ait ihraç müsaadesi süreçlerinin esnetilmesi sağlanmalıdır. 21. Serbest Bölgeler Sorun: Serbest bölgelerde fason üretim yapan firmaların çalışanlarının ücretlerinin gelir vergisine tabii tutulması ve gelir vergisi istisnası için ürettikleri ürünün en az %85’ini ihraç etme şartı getirilmesi. Çözüm Önerisi: Bu oran Bakanlar Kurulu tarafından %50 olarak belirlenirse problem ortadan kalkacaktır. Sorun: Serbest bölgelerin tabii olmadığı dolaylı vergilerin değişik yorum ve uygulamalar ile tahsil edilmesi. Cevapta muhtevasında vardır.

Yatırım’da Kaynak Kullanımı BT-İK (Bilim ve Teknoloji İnsan Kaynağı) dünya çapında rekabetçi, dinamik bir bilgi toplumu olmayı hedefleyen toplumların yenilik sistemlerinin temel hususlarından biridir. Sürdürebilir bir ekonomik büyümenin sağlanmasında artan bir şekilde bilgiye dayalı işgücünün gelişimine yönelik politikalar yürütülmektedir. Bu bağlamda Türkiye’de BT-İK sayısının önemli ölçüde artış gösterdiği fakat gelişmiş ülkeler ile karşılaştırıldığında ve nüfusa göre incelendiğinde Ar-Ge insan gücünün 4-5 kat daha az olduğu gözlemlenmektedir. BT-İK artışını sağlamaya yönelik olarak göz önünde bulundurulması gereken unsurlardan biri gençlerin Ar-Ge alanlarına yönlendirilmesidir. Ayrıca Türkiye’de son yıllarda mühendislik alanlarını seçen gençlerin oranının düştüğü gözlenmektedir. Bu oranı artırmak amacıyla gençlerin Ar-Ge’ye yönelmelerini özendirmek üzere araştırmacılar ile öğrencilerin bir araya gelebileceği etkinliklerin artırılması, BTY konularının medyada popüler bir şekilde yayınlanmasına yönelik teşviklerin geliştirilmesi, Ar-Ge kampı, Ar-Ge yaz okulu aktivitelerin her ilde üniversiteler bünyesinde öğrencilere sunulması gibi önlemlerin alınması gereklidir. BT-İK sayısının artırılmasıyla doğrudan ilişkili olabilecek bir diğer husus da araştırmacılar için kariyer imkânlarının geliştirilmesidir. 226 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Bu doğrultuda araştırmacı özlük haklarının ve ücretlerinin diğer mesleklere göre iyileştirilmesi, doktora ve sonrası araştırma kariyerine devam edenlerin burs ve diğer teşviklerle artan bir şekilde desteklenmesi ve doktora sonrasına ilişkin kariyer yollarının çeşitlendirilmesi hem gençlerin Ar-Ge alanlarına yönelmesi hem de araştırmacıların doktora sonrası kariyerlerine devamının sağlanması açısından önemlidir. Diğer taraftan, araştırmacıların gerek lisans gerekse lisansüstü derecelerde özel sektörde araştırmacı olarak istihdam edilmeleri de büyük önem taşımaktadır. Özel sektörde çalışan araştırmacı sayısı son zamanlarda artış gösterse de yükseköğretim sektöründe çalışan araştırmacı sayısının altında seyretmektedir. Özel sektörün Ar-Ge ihtiyaçları doğrultusunda BT-İK yetişmesine yönelik programlar tasarlanması özel sektördeki araştırmacı sayısının artırılmasında önemlidir. Bu konu ile alakalı önerilerimiz şu başlıklarda toplanmaktadır; • Teknoloji Transfer Ofislerinin Desteklenmesi, • Kuluçka Merkezlerinin Desteklenmesi, • Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endekslerinin Oluşturulması, • Akademik Yükseltme Ölçütlerinin Girişimcilik ve Yenilikçiliği Teşvik Edecek Şekilde Yeniden Tasarlanması. BT-İK Sayısının Artırılması ve Sektörel Dağılımın İyileştirilmesi • Gençlerin Ar-Ge alanlarına yönlendirilmesi • Kariyer imkânlarının geliştirilmesi ve gelirlerin iyileştirilmesi • Özel sektörün Ar-Ge ihtiyaçları doğrultusunda BT-İK yetişmesine yönelik programlar • Teknisyen ve dengi personelin istihdamının artırılması • Ülkemizin önceliklerine ve ihtiyaç duyduğu alanlara yönelik BT-İK personeli • Toplumda BT kültürünün yaygınlaştırılması Araştırma kültürünün, araştırmacıların yetenek ve deneyimlerinin geliştirilmesi • Araştırmacıların yeteneklerinin geliştirilmesini sağlayan mekanizmalar tasarlanması • Doktora sonrası araştırma (post-doc) uygulamasının hayata geçirilmesi BT-İK personelinin çalışma ortamlarının iyileştirilmesi • Üniversitelerdeki çalışma ortamının iyileştirilmesi • Üniversitelerdeki Ar-Ge altyapısının geliştirilmesi • Üniversitelerdeki yönetişimin iyileştirilmesi • Özel sektördeki araştırmacıların çalışma koşullarının iyileştirilmesi • Sektörler arası işbirliğinin geliştirilmesi Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 227


• Kamu araştırma merkezlerindeki çalışma koşullarının iyileştirilmesi Araştırmacıların Dolaşımının Artırılması • Ulusal, sektörler arası ve uluslararası dolaşım mekanizmalarının geliştirilmesi • Yurtdışındaki nitelikli araştırmacıların, öncelikli alanlar başta olmak üzere, yurt içinde istihdam edilmesi için gerekli imkânların sağlanması Ar-Ge Personeli İstihdam Kapasitesinin Geliştirilmesi • Üniversitelerde nitelikli Ar-Ge personel istihdamı • Özel Sektörde Ar-Ge personeli istihdam kapasitesinin geliştirilmesi • Kamu Araştırma Merkezleri Ar-Ge personeli istihdam kapasitesinin geliştirilmesi Yukarıda bahsi geçen önerilerin yerine getirilmesi bir proje kapsamında olması ekip halinde çalışmayı gerektirmektedir. Bu nedenle Samsun merkezli çalışmanın ortaya konulması şarttır. Bu nedenle kurgulamayı düşündüğümüz yapıda varolması gereken unsurlar aşağıda sunulmuştur. • Samsun Bölgesel Stratejisi oluşturulmalı, • Samsun Yenilik Teknik Komitesi Üyeleri oluşturulmalı (üyeleri akademisyen, oda ve kalkınma ajansından oluşmalı, üye sayısı 9-11 kişi olabilir) • Samsun Bölgesel Yenilik Komitesi Üyeleri 1. Organize Sanayi Bölgelerinden birer temsilci 2. Sanayici ve işadamları derneği üyeleri 3. KOSGEB 4. Samsun Serbest Bölgesi 5. İl Özel İdaresi 6. Samsun Ziraat Odası 7. Samsun Büyükşehir Belediyesi 8. TÜİK Samsun Bölge Müdürlüğü 9. Samsun Esnaf ve Sanatkarlar Odası 10. OMÜ Teknopark   SAMSUN İÇİN YAPILACAK ÇALIŞMA ÖRNEK PLANI Samsun’da belirlenen tematik eksenler rekabet gücünün arttırılması, kırsal kalkınmanın sağlanması, beşeri gelişimin sağlanması ve altyapının geliştirilmesi eksenlerinin bölgesel gelişme dinamiklerinin harekete geçirilmesi adına güçlü bir yönlendiriciliğe sahip olduğu ifade edilebilir. Çok sektörlü, çok düzlemli, uygulamaya yönelik strateji ve politikaların, tarımıyla, sanayisiyle, turizm potansiyeli ile yüksek 228 EKONOMi ÇALIŞTAYI


yaşam kalitesine erişmiş kent merkezleri ve kırsal alanları ile marka şehirlerden oluşan bir bölge ortaya çıkması en büyük temennimizdir. Samsun ili ile alakalı olarak aşağıda öngörülen başlıklar altında çalışma yapılmalı ve planlama buna göre düzenlenmelidir. Samsun’da yatırım planlarının bu düzlemde gerçekleşmesi sağlanmalıdır. 1. SOSYAL YAPI * Nüfus Yapısı * Eğitim * Sağlık * Dezavantajlı Gruplar 2. EKONOMİ VE TİCARET * Üretim * İstihdam * Dış Ticaret * Yatırım * Ticaret Becerisi ve Üretim Potansiyeli 3. TARIM * Tarım Alanlarının Dağılımı * Sulanabilir Tarım Alanları * Tarım İşletmeleri ve Tesisleri * Tarımsal Üretim Değerleri * Bitkisel Üretim – Tarla Ürünleri * Bitkisel Üretim – Sebzeler * Bitkisel Üretim – Meyveler * Örtüaltı Tarım * Organik Tarım * İyi Tarım Uygulamaları * Hayvancılık * Arıcılık * Su Ürünleri * Tarımsal Araç ve Gereçler 4. SANAYİ & AR-GE * Bölgede Öne Çıkan Sektörler * Gıda Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 229


*

Tekstil ve Giyim Eşyası

*

Deri Sanayi

*

Ağaç Ürünleri

*

Plastik ve Kauçuk Ürünler

*

Metalik Olmayan Mineral Ürünleri

*

Metal ve Metal Ürünleri

*

Makine, Elektrikli Makine ve Cihazlar

*

Motorlu Kara Taşıtları

5. SAMSUN’DA ÖNE ÇIKAN SEKTÖRLER *

Organize Sanayi Bölgeleri

*

Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) & İnovasyon

6. ENERJİ VE MADEN *

Elektrik ve Doğalgaz Tüketimi

*

Linyit İşletmeleri ve Termik Santraller

*

Yenilenebilir Enerji Kaynakları

* Maden 7. TURİZM *

Genel Görünüm

*

Konaklama Profili

*

Yabancı Turist Profili

*

Müzeler ve Ören Yerleri Ziyaretçi Profili

8. ÇEVRE VE ORMAN *

Hava Kirliliği

*

Atıksu Yönetimi

*

Katı Atık Yönetimi

*

İçme ve Kullanma Suyu

* Ormanlar 9. ULAŞTIRMA *

Hızlı Tren

*

Çevre Otobanı

*

Yeşil Yol Projesi

230 EKONOMi ÇALIŞTAYI


ÇALIŞTAY GRUPLARI Moderatör Doç. Dr. İlhan AKSOY Adı-Soyadı M. Tuğrul TORUN Abdulbaki PARLAK Duygu KALKAN Seray OTAR Büşra BÜYÜK Funda nur UZUN Eda KURTULMUŞ Canberk BATUR Erva KOCAAHLAT Aslıhan KURT Mümin ÇAKIR Kaan SAĞLAM Sinem KURU İ.Şilan BAŞAR Cemre TORAMAN Adem ÇOPUR Dilara ÇİÇEK Berkant YURTÇU Murat AKKAYA Tuba DEDE İlhan KARA Yakup BAHADIR Kardelen ERGÜVEN Bilal KUCUK Bora ERSERİN Tuba AVŞAR ZEKİ BAŞAR İSA GÜNDOĞDU RIZA KURT Volkan GÜNEY Birkan İPOĞLU Yavuz DEMİR

Çalıştığı Kurum OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ Müsiad Müsiad OMÜ Samsun Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü YEDAŞ YEDAŞ TÜMSİAD TÜMSİAD TÜMSİAD ASKON ASKON OKA

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 231


232 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 233


NİTELİKLİ İŞ GÜCÜ GRUP RAPORU Mevcut Durum: ( Samsun’da Nitelikli İş Gücününmevcut potansiyeli, Nitelikli İş Gücünün mevcut durumu, Samsun’un Nitelikli İş Gücükarnesi.) *Samsun il nüfusu 2015 verilerine göre 1.280 bin civarında olup yıllar itibariyle nüfus artış hızı sınırlı bir gelişim göstermektedir. Bu büyüklükte bir şehrin nüfusunun artış hızı nitelikli iş gücü ihtiyacı için yeterli olmadığı değerlendirilmektedir. *19 mayıs üniversitesinin yaklaşık 50.000 civarında öğrencisinin oluşu ciddi bir iş gücü potansiyeli oluşturmaktadır. Bu potansiyelin etkin kullanılmadığı değerlendirilmektedir. *İşkur üzerinde yapılan olumlu çalışmalar nitelikli iş gücü oluşumu için çok önemli bir etki sağlamaktadır. Bu konudaki çalışmaların artarak devam etmesinin faydalı sonuçlar oluşturacağı değerlendirilmektedir. Avantajlı ve Dezavantajlı Yönlerimiz: ( Samsun’da Nitelikli İş Gücününavantajlı olduğu yönler ve dezavantajlı olduğu yönler bu başlık altında raporlanacak vb. ) *Türkiye’nin en hızlı gelişen ilçesi Samsun Atakum’dur. Bu nedenle yoğun bir inşaat yatırımı ve çalışanı bulunmaktadır. İnşaat sektörü iş gücünün ağırlıklı olarak beden gücüne dayalı bir iş olması ve nispeten doğu illerinden taşınmalı olarak sağlanması nedeniyle nitelikli iş gücüne katkısı oldukça sınırlıdır. *Samsun ekonomisi ağırlıklı olarak mikro düzey Kobi işletmelerinden oluşmaktadır. 50 kişi ve üzeri istihdam sağlayan Kobi işletmeleri sınırlı sayıda olması ve işletmelerin faaliyet sürelerinin kısa oluşu bilgi ve sermaye birikimi önünde engel teşkil etmektedir. Bu durum nitelikli insan gücünün de büyük şehirlere yönelmesinin temel nedenidir. * Mevcut insan kaynağının gelişimine yönelik yeterli bir alanın olmaması, arz ve talebin buluşması önündeki engeller, gelir ve sosyal yaşam beklentilerinin düşük kalması en önemlisi de Samsun için UMUT eksikliği önemli bir olumsuz durum oluşturmaktadır. *Samsun da son dönemde yaşanan çok sayıda firmanın iflası ve iflas eden firma yetkililerinin şehrin ekonomisi üzerinde söz sahibi konumlarda bulunması, insanların umutlarını yok eden önemli bir etkidir. *İşkur un Samsun için etkili çaşılmaları şehrin nitelikli insan gücü açısından bir avantaj olarak görülmektedir. Ancak işkur un özellikle karşılamakta zorlanılan meslek gruplarına yönelik özel çalışma yapmaması ya da yapılan bazı çalışmaların yeterince duyurulamaması dezavantaj olarak gözükmektedir. *Samsun ilinin önemli bir avantajı oldukça güvenli bir şehir olması, iklim koşullarının ılıman olması, ulaşımın çeşitli olmasıdır. 234 EKONOMi ÇALIŞTAYI


*Yeterli yatırım alanların oluşturulması ve bürokratik kolaylıkların sağlanması girişimcileri Samsun iline yatırım yapmalarında bir avantaj olmakta, yapılacak yeni yatırımlarda Samsun iş gücü piyasasına pozitif etki edeceği düşünülmektedir. *Kobiler arasında ortaklık kültürlerinin olmaması önemli bir dezavantajdır. Samsun’da Nitelikli İş Gücünün Geliştirilmesi ve Daha Etkili Olması İçin Neler Yapılabilir?: (Samsun’da Nitelikli İş Gücünündaha verimli bir hale getirilmesi için neler yapılmalıdır. Nitelikli İş Gücühangi alanlarda desteklenmelidir. Nitelikli İş Gücünde çalışan elemanlarının eğitimi ve kendilerini geliştirmeleri için neler yapılabilir?vb. konular ilgili mevcut durum bu başlık altında raporlanacak) *Samsunda tıbbı cerrahi aletler, su ürünleri, otomotiv yedek parça ,turizm, inşaat ve lojistik konularının seçilerek eğitim ve insan gücü yatırımlarının bu alana yapılması. *Yukarıda bahsi geçen iş kollarının hibe ile İŞKUR üzerinden desteklenmesi. Görüş ve Öneriler: *Nitelikli iş gücünün gelişimi için Kobiler desteklenmeli kurumsallaştırma konusunda teşvikler verilerek takip edilmelidir. *İşsizlik maaşı adı altında verilen ücretlerin özünden uzaklaştığı ve iş gücünü tembelliğe iten bir etki yarattığı gözlemlenmektedir. İşsizlik maaşı süresinin kısaltılması, oluşan kaynağın iş gücü konunda daha etkin kullanılmasının önemli olacağı değerlendirilmektedir. *KOSGEB’in nitelikli iş gücü eleman desteği kapsamı geliştirilmelidir. *Samsunda bulunan nitelikli iş gücünün Samsunda kalmasını sağlamak amaçlı SGK ve diğer primlerde avantaj sağlanmalı ANADOLU YAKLAŞIMI adı altında bir teşvik programı hazırlanmalı. *İş gücü niteliğini artırmaya yönelik bizzat iş yerlerinde ve iş başında eğitilmesi önemli olduğu bununla ilgili tedbirlerin alınması gerekmektedir. *Üniversite ve meslek liseleriyle işletmeleri, sanayi kuruluşlarının iş birliği halinde olması gerekmektedir. Bu uygulama sözde değil özde olmalı ve sonuçları mutlak suretle takip edilmelidir. *Eğitim kurumlarının iş hayatına yönelik eğitim programlarına yer vermesi bu noktada işletmelerin tecrübelerinden ve mesleki teknik kurumsal hafızalarından yararlanılması, başarılı kişilerin öğrenciler ile bir araya getirilmesi sağlanmalıdır. *İş güvenliği yasası çerçevesinde alınması gereken tüm belgelerin ve sertifikaların yüksek maliyetlerinin aşağı çekilmesi alternatif kanallardan alına birliğini sağlanmalıdır. Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 235


ÇALIŞTAY GRUPLARI Moderatör Gökhan GÜLER Adı-Soyadı Ali Süleymanoğlu Hüseyin ÖZDUMAN A.Kerim AÇIKALIN Çavlan ÖZER Halit Tuna AÇİKÖZ Furkan ALTUNELİ Hakan YÜKSEK Taner YALÇIN Niyazi FELEK Burak UĞUR UFUK CANTÜRK SAVAŞ TERZİ ÖZCAN DAĞAŞAN Recep OCAK Orhan MIRIK Nagihan Özkan Ramazan Patal Yusuf Tokmak İsmail BÜYÜKKARADOĞAN

236 EKONOMi ÇALIŞTAYI

Çalıştığı Kurum Müsiad Samsun Çalışma ve İş Kurumu İl Müd. YEDAŞ YEDAŞ MÜSİAD SİNOP MÜSİAD SİNOP MÜSİAD SİNOP MÜSİAD SİNOP MÜSİAD SİNOP MÜSİAD SİNOP TÜMSİAD TÜMSİAD TÜMSİAD ASKON ASKON OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF OMÜ-İİBF


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 237


238 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 239


SAMSUN EKONOMİSİNİN HEDEFLERİ VE EYLEM PLANLARI GRUP RAPORU Mevcut Durum • Samsun ekonomisinde sanayinin payı az • Samsun, Bafra ve Çarşamba gibi verimli alanlarda iki büyük ovaya sahip olmasına rağmen tarım ihracatının tam anlamıyla gerçekleştirilememektedir. • Son 12 yılda tarım alanlarının küçüldüğü görülmektedir. • Medikal aletler yapımında Samsun’un Türkiye çapında çok önde oldugunu görülmektedir. • Buna bağlı olarak sağlık ekipmanları endüstrisi mevcuttur. Bu ve benzeri ürünlerin üretim yönünden yeterli olmakla birlikte ihracat yönünden zayıftır. • Samsun oldukça kozmopolit ve her türlü kültürel özelliği barındıran bir şehirdir. Net göçveren bir şehir olmakla birlikte Ortadoğu’dan gelen göçmenlerin işsizlik problemi gelecekte sorun yaratma kapasitesine sahiptir. Avantajlı ve Dezavantajlı Yönlerimiz Avantajlar • Samsun Dünya’nın 137 ülkesine ihracat yapmaktadır. • Karadeniz’in en büyük iki ovası Bafra ve Çarşamba ovaları Samsun’da bulunmaktadır • Ulaştırma yönünde çok avantajlı bir şehirdir. Fakat ilerleyen zamanlarda Samsundaki havaalanı yetersiz olabilir. • Samsundaki işsizlik oranı Türkiye ortalamasının altında hatta AB düzeyinde seyretmektedir. Dezavantajlar • Tarım alanında gelişmeye müsait bir konumu olmasına rağmen tarımın şehir kalkınmasında yeteri kadar etkili olmaması. • Turizm açısından Karadeniz’in elverişsiz su rejimi nedeniyle dezavantajlıdır. • Türkiye’de tıbbi malzeme üretiminde belli bir seviye yakalamıştır ancak istenilen düzeyde değildir • Girişimcilerin az olması da ekonomiyi olumsuz yönde etkilemektedir.

240 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Samsun Ekonomisinin Hedefleri ve Eylem Planlarının Geliştirilmesi ve Daha Etkili Olması İçin Neler Yapılabilir? • Teknoparklar AR-GE daha sıkı çalışmalı sanayicilerle işbirliği yapılmalı • Havaalanı geliştirilmeli • Yüzey planları geliştirilmeli tarım arazileri betonlaştırılmamalıdır. • Lojistik ivedilikle geliştirilmelidir. • Farklı kurumların yaptığı çalıştaylar toplulaştırılmalı, her yıl güncellenerek bir veri tabanı oluşturulmalıdır. • Faydalı modellerin üretimi ve gelişimi üniversitelerden bağımsız yapılmaktadır. Bunu sanayici talep etmelidir. Zita teknoparkların kuruluş amacı da tam olarak budur. • İş adamları ve sanayicilerin bir araya gelerek birbirlerini desteklemeleri gerekmektedir. • Tarımla uğraşan çiftçilere gerekli bilgiler verilip yol gösterilmeli üretim artırılmalıdır. İhracata dayalı bir üretimin olması ekonominin gelişmesini sağlayacaktır. • Tarımda teknolojinin geliştirilmesi az alanda çok üretim yapmaya faydalı olacaktır. • Yenilenebilir enerji kaynakları en yüksek şekilde kullanılsa bile bu yeterli değildir. Bunun için nükleer enerji santraline ihtiyaç duyulmaktadır. • Şehrin ekonomisinin neye dayalı olduğuna karar verilmelidir. • Samsun’da yapılacak olan engelli sporcular olimpiyatının Samsun ekonomisini canlandıracaktır. Aynı zamanda engelli vatandaşlarımız spora teşvik edilecektir. Görüş ve Öneriler: • Girişimcilik derslerinin artırılması ve geliştirilmesi gerekmektedir. • Uzem üzerinden genç girişimcilik belgesinin alınması imkânı oluşturulabilir. • Üniversiteler ile şehirlerarasında iletişim kurulmalıdır. • Sağlık anlamında medikal ve tıbbi aletler üretiminin yanında termal kaynaklarında kullanılması konusunda çalımsalar yapılması şehir lehine olacaktır. • Bir envanter çalışması yapılması gerekmektedir. • Tarım ve hayvancılık üretiminin geliştirilmesi ve ilerleyebilmesi için devletin yapmış olduğu teşvikleri sürekli hale getirilmelidir • Lojistik alanında da gerekli çalışmalar yapılmalıdır. • Cazip tarım yatırım alanları oluşturulmalıdır. • Dış ticareti artıracak gelişmeler yapılmalıdır. • İhracat yapılan ülkelerin ve ürünlerin artırılması gerekmektedir. • İhracat için pazarların oluşturulması, geliştirilmesi ve üreticilerin bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 241


• Sanayileşmenin kümeleneceği yerlerin tarım arazileri olmaması gerekmektedir. Buradaki en önemli görev yerel yönetimlere düşmektedir. • Tarımı geliştirmek için çevre illerden yardım alınması önemlidir. • Şehrimizin yerel kaynakları verimli kullanılmalıdır. • Doğa turizmi potansiyel doğrultusunda kullanılmalıdır. Bunun için çok önemli kaynaklar mevcuttur. • Sağlık sektöründe termal kaplıcalar kullanılabilir • Tarımda ilaç kullanımı konusunda çalışma yapılması önerilir. Çiftçilerin ilaçları bilinçsiz kullanması engellenmelidir. • Kendi imkânlarıyla enerji kaynağı bulan ve üreten vatandaşlarımız söz konusudur. Bunlar teşvik amaçlı kullanılabilir. • Samsun merkezde ihracat yapacak firmaların açılması gerekmektedir. • İhracat yapılabilmesi için belirli bir pazar oluşturulmalıdır. • Yerleşim alanlarının uygun seçilmesi önemlidir.

242 EKONOMi ÇALIŞTAYI


ÇALIŞTAY GRUPLARI Moderatör Prof. Dr. E. Muhsin DOĞAN Adı-Soyadı Harun Reşit Özer Meral KOÇAK Mustafa ŞEN Vahap ÖNEN Gülşah VAROL ADEM AKSOY EYÜP SEZGİN BEKİR KORKMAZ Kadir Salih KILIÇ Sümer Çakır Emine KÖROĞLU Eda Dilara AYBER Sergen ÇİÇEK Büşra DEDE Sevginur UÇAR Gülsen Demir Selin Olcay Ayşe Hilal Karan Rukiye Kurt Fazilet Güzel

Çalıştığı Kurum Müsiad EKONOMİ BAK. BATI KARADENİZ BÖLGE MÜD. EKONOMİ BAK. BATI KARADENİZ BÖLGE MÜD. YEDAŞ YEDAŞ TÜMSİAD TÜMSİAD TÜMSİAD ASKON OKA OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ OMÜ

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 243


EKONOMi ÇALIŞTAYI 244 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 245


Samsun ve Türkiye’nin bir çok yerinden önemli ekonomi uzmanları ile bürokratlar, işadamları, sivil toplum örgütlerinden oluşan şehrin dinamiklerinin yer aldığı ve üç gün süren çalıştay kapsamında oluşturulan 7 ayrı Çalışma Grubunda; • Turizm Çalıştay Raporu • Gıda Tarım ve Hayvancılık Grup Raporu • Giriş ve Samsun İhracatına İlişkin Özet Değerlendirme • Samsun’da Yerel Marka Oluşturma Grup Raporu • Samsun’da Yatırım • Nitelikli İş Gücü Grup Raporu • Samsun Ekonomisinin Hedefleri ve Eylem Planları Grup Raporu, konu başlıkları ele alınmıştır.

EKONOMi ÇALIŞTAYI

Şehrin yerel yönetimi olarak Samsun’un gelişimi konusunda hissettiğimiz sorumluluk gereği düzenlediğimiz Ekonomi Çalıştayı’nda, şehrin dinamikleri biraraya gelmiş ve Samsun’un gelişimi için ortak akıl noktasında önemli bir fırsat yakalanmıştır. Samsun içinde bulunduğu imkanlar göz önünde bulundurulduğunda ülkemizin en avantajlı şehirlerinden birisidir. Coğrafi konumu, kültürel ve tarihi mirası, BDT’ye karşı komşu oluşu, ulaşım avantajları, enerji koridoru oluşu vb. birçok avantajları bir çırpıda sayılabilir. Bu fırsatlara biraz daha yakından bakarsak; Samsun; Bafra ve Çarşamba ovaları ile Türkiye’nin tarıma en elverişli coğrafyalarından birisidir. Kızılırmak ve Yeşilırmak gibi iki büyük ırmak ve bu ırmaklar üzerinde kurulu barajlar hem enerji üretimi hem de sulama açısından önemli kaynaklardır. Samsun Doğu ve Orta Karadeniz’in İç Anadolu’ya, İç Anadolu’nun Doğu ve Orta Karadeniz’e açılan kapısıdır. Kara, hava, deniz ve demiryolu ulaşım imkanlarına sahip Samsun; bu ulaşım avantajları ile bir lojistik merkez olmaya son derece uygundur. Samsun tarihin de benzer bir merkez olma özelliğine sahipti. Rusya ve Avrupa’ya satılan Anadolu’nun malları Samsun limanından gönderilmekteydi. Samsun yüksek tarihi mirası olan bir ildir. Hititlerden Selçukluya, Osmanlıya ve Milli mücadeleye uzanan tarihi ve kültürel mirası önemli bir avantaj sağlamaktadır. Bu tarihi ve kültürel mirasın ortaya çıkartılması, korunması gerekir. Geçmişte Anadolu’nun en önemli kentlerinden birisi durumunda olan Samsun’un bu gün bu konumundan uzak bir durumda olması tarihi geçmişiyle birlikte ele alınmalıdır. Bir bakıma tarihi kodlarımızı bu güne güncellemeli ve Samsun’umuzu hak ettiği noktaya getirmeliyiz. Samsunumuz’un doğal güzellikleri, sahili, denizi ve her türlü aktiviteye imkan sağlayan coğrafyası büyük turizm avantajlarını da beraberinde getirmektedir.

246 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Samsun daha bir çok farklı parametreden ele alınarak değerlendirilebilir. Yapılacak olan bu değerlendirmelerde Samsun’un ne denli avantajlara ve gelişim imkanlarına sahip olduğu daha da yakından görülecektir. Burada önemli olan soru Samsun’un imkanları ile doğru orantılı olarak gelişip gelişmediğidir. İstatistiki değerlendirmelere bakıldığında ilimizin gelişmişlik düzeyinin Türkiye’nin ortalama bir ili düzeyinde olduğu görülmektedir. Hatta ilimizden çok daha az kaynak ve imkanlara sahip bazı illerin gelişmişlik düzeylerinin daha ileri olduğunu da görmekteyiz. Düzenlemiş olduğumuz ekonomi çalıştayında bu önemli soruya da cevap aranmıştır. Neden Samsun İmkan ve Kaynakları ile doğru orantılı olarak gelişememiştir? Tarımda , Sanayide, Turizmde, Lojistikte, Marka oluşturmada vb. birçok alanda önü açık olan ilimizin gelişimi hangi nedenlerden dolayı geri kalmıştır? Bu sorulara cevap niteliğinde ‘Samsun’un Ekonomik Algısı Anketi’ düzenlenmiştir. Ankete verilen cevaplar ve yapılan değerlendirmeler oldukça manidardır. Anket sonuçları özetlendiğinde; Samsun elinde bulunan imkanları yeterince verimli kullanabilen bir il değildir. Ekonomi çevreleri Samsun’un ekonomik gelişimini yetersiz olarak değerlendirmektedir. Samsun yaşamaya elverişli, insanların yaşamını geçirmek istediği bir yerdir. Yaşam için tercih edilir olmasına rağmen yatırım için tercih edilmemesi ayrı bir sorundur. Ekonomik sorunların temelinde Samsun’un ortak akılla hareket edememesi, siyasi birlikteliğin olmaması, şehir bürokrasisinin yanlış atamalar nedeni ile yeterince katkıyı sağlamaması ve yatırımcıya gerekli kolaylıkların sağlanmayışı gösterilmektedir. Yine anket verilerinin değerlendirmesinde, Samsun’un gelişimi için siyasi birlikteliğin sağlanarak şehrin ortak aklının kullanılması gerektiği, şehre yerli yabancı yatırımcının getirilmesi ve yatırım kolaylıklarının sağlanması, şehrin içinde yaşayan insanlarla birlikte yönetilmesi, ben yaptım oldu mantığı ile değil şehir sakinlerinin yaşamını kolaylaştıracak, şehir dokusuna uygun bir şehirleşme mantığının güdülmesi gerektiği belirtilmiştir. Ekonomi çalıştayı sonucunda çok önemli tespitler yapılmış ve ilimizin gelişimi için birçok altın öneri ortaya koyulmuştur. Bu tespit ve öneriler aşağıda kısaca özetlenmektedir. 1- Bütüncül Master Plan (Sosyolojik Plan – Mekansal Plan): Şehrin gelecekteki birkaç yüzyılını da öngörebilecek nitelikte, sadece mimar ve mühendislerin tasarladığı değil, sosyologların, psikologların, halk bilimcilerin bu şehirde yaşayan her kesimden insanın da fikrini alarak bütüncül bir master planı yapılmalıdır. Bu planlamada şehrin gelişimi ve yapılacak yatırımlar bütüncül olarak değerlendirilmelidir. 2- Güvenlik (Polisiye Güvenlik – Şehir Yöneticilerine Güven): Şehre yatırımcının gelmemesinin en önemli nedeni güvendir. Yatırımcı kendini güvende hissettiği, sorunlarını kolayca aşabildiği ve önüne engellerin çıkartılmadığı bir yere yatırım yapmak ister. Yatırımcıya güven veren bir anlayış benimsenmelidir.

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 247


3- Organize Sanayi Alanı (20 milyon M2’lik üç OSB Alanı –Öncelikle Çarşamba ile Havaalanı arasında): Organize sanayi alanlarımız yetersizdir. Acilen yeni organize sanayi alanları belirlenmelidir. Özellikle havaalanı çevresinde organize sanayinin geliştirilmesi önemlidir. 4- Lojistik Köy (Açık Depo Konteynır ve Kapalı Depo Sıvı Madde Lojistik Alanları): Samsun lojistik merkez olabilecek niteliktedir. Anadolu’nun mallarının ihraç edildiği bir merkez olmaya oldukça uygundur. Depolama merkezlerinin oluşturulması gerekmektedir. Samsun’da lojistik köy projesi hayata geçirilmekte ve inşa çalışmaları devam etmektedir. Lojistik köyün bir an önce tamamlanarak, açık- kapalı depolama, sıvı depolama depolama alanları ile hizmete girmesi önemlidir. 5- Aktarma Limanı (Tekkeköy Bölgesinde Üç Limanın Bağlantılı olduğu liman): Samsun limanı ihracat açısından daha aktif hale getirilmelidir. Bu yıl hedeflenen ihracat rakamlarının çok gerisinde kalınmıştır. Samsun hedeflediği 1 milyar dolar ihracat hedefinin ancak yarısını gerçekleştirebilmiştir. İhracatın geliştirilmesi için aktarma limanının yapılması önemlidir. Hükümetimizin 2023 Hedefinde yer alan Karadeniz Bölgesinde yapılacak olan Aktarma Limanı Samsun’da yapılmalıdır.

EKONOMi ÇALIŞTAYI

6- Bölge Havaalanı (Bölge Yolcu Havaalanı – Bölge Kargo Havaalanı) : Mevcut havaalanı acilen geliştirilmeli, yeni pist inşaa edilerek önemli noktalara direkt uçuş imkanları sağlanmalıdır. Ayrıca hava limanına kargo tesisleri eklenerek ihracata ve lojistik aktarıma uygun hale getirilmelidir. 7- Büyük Serbest Ticaret Bölgesi (Dünya ticaretinin yüzde 12’sini elinde bulunduran Ürdün’ün Akabe Şehri gibi): Dünya ticaretine entegre olmak açısından serbest ticaret bölgesinin kurulması ve geliştirilmesi önemlidir.73.000m2 Serbest Ticaret Bölgesi olan Samsun’un bu alanını genişletmesi ve öncelikle Tekkeköy bölgesinde büyük bir alanın oluşturulması gerekmektedir. 8- Demiryolu (Samsun-Ankara Hızlı Tren / Samsun-Batum Demiryolu - Samsun-Irak Demiryolu /Batman’ın Kurtalan ilçesinden Irak’ın Zaho şehrine bağlantının tamamlanması): Mevcut Demiryolu hatlarının modernize edilmesi gerekmektedir. Ayrıca hızlı trenin bir an önce hayata geçirilmesi, Samsun’dan Batum’a ve Zaho’ya ulaşacak demiryolu hatlarının tamamlanması şehrin gelişimi açısından çok değerlidir. 9- 2. Devlet ve 3. Devlet Üniversitelerinin Kurulması: İlimizde tek devlet üniversitesi bulunmaktadır. Bu şehrin vizyonu ve gelişimi açısından önemli bir dezavantajdır. Biran önce 2., 3. Devlet üniversitelerinin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Mevcut üniversiteden bazı bölümlerin ayrılarak değil yeni üniversitelerin oluşturulması gerekmektedir. 10- Üniversite-Sanayi İşbirliği: Üniversitemizin Samsun yaşamına daha fazla katılması, üretici ile, sanayici ile daha çok temas etmesi, üretimde, imalatta teknik, bilimsel altyapının hayata geçirilmesi, üniversitemizde üretilen bilginin pratikte kullanımının sağlanması gerekmektedir.

248 EKONOMi ÇALIŞTAYI


11- Toprak Reformu ve Tarımsal Sanayinin Geliştirilmesi : Bir tarım cenneti olarak Bafra, Çarşamba ovalarına sahip Samsun’un tarımının geliştirilmesi için şehrin yapısına özel bir teşvik sisteminin ortaya konulması ve tarımın geliştirilmesine yönelik bir toprak politikasının belirlenmesi gerekmektedir. 12- Medikal OSB Kurulması ve Medikal Sektörünün Desteklenmesi: Samsun medikal kümelenmede önemli bir merkezdir. Medikal üretimde ciddi bir payı olan Samsun’un bu avantajını daha da geliştirilmesi gerekmektedir. Medikal sektörüne özel teşvikler verilmelidir. 13- Ulaşım (İlçeler ile Merkez Ulaşımının İyileştirilmesi - ilçelerin ürünlerinin en kısa ve en ucuz şekilde liman ve havaalanına ulaştırılması) : Samsun’un şehir içi ulaşımı yetersizdir. Özellikle ilçelerden merkeze ve ilçelerin kendileri arasındaki ulaşımda önemli sorunlar yaşanmaktadır. Bu sorunların giderilmesi şehir içi aktarma ve ulaşımı çok daha faal hale getirecektir. 14- Yeni Şehir Merkezi (Anadolu illerinin ticaretinin yönetildiği, ticaret ofislerinin olduğu bir merkez): Şehir merkezi sahil şeridine sıkışmış durumdadır. Samsun hat boyu gelişmekte ve bu gelişim nedeni ile ulaşım kanallarında önemli sıkıntılar yaşanmaktadır. Çarpık gelişim nedeni ile şehrin bir derinliği de yoktur. Acilen şehrin planlaması gözden geçirilerek şehri derinlemesine büyütecek bir planlama yapılmalıdır. 15- Marka oluşturulması: Samsun’un uluslararası düzeyde markalarının olması önemlidir. Şehrin markalarının ortaya çıkartılması için ARGE birimi oluşturularak markalaşma konusunda çalışmalar yapılmalı ve markalaşma teşvikleri verilmelidir. 16- Ortak aklın kullanılması: Şehirde yaşayan herkesin fikrinin önemsendiği, şehirde çalışan, yaşayan, üreten herkesin katkı sağladığı şehrin ortak aklı hayata geçirilmelidir. 17- Siyasi birlikteliğin ve siyasi istikrarın sağlanması: Şehrin ortak hedef ve amaçları doğrultusunda siyasi birliktelik sağlanmalıdır. 18- Bürokratik atamalarda liyakatin öne çıkartılması ve somut parametrelerle hareket edilmesi: Samsun bürokraside önemli sorunlar yaşamış bir ildir. İlimize atanacak bürokratların siyasi tercihlerden ziyade liyakatleri doğrultusunda atanmaları önemlidir. Ekonomi Çalıştayında burada özetlenenden çok daha fazla görüş ve öneri ortaya koymuştur. Çalıştay raporları incelendikçe farklı birçok görüşün olduğu görülecektir. Ancak bu özette ana başlıklar ve kısa bir değerlendirme yapılmıştır. Yapılan ekonomi çalıştayının başarısının ardında yatan nedenlerden birisi de her türlü fikre açık bir ortam sağlanmış olması ve her fikrin özgürce ifade edilebilmiş olmasıdır. Samsun’un ortak aklı bu çalıştayda ortaya konulmuş ve son derece güzel sonuçlar elde edilmiştir. Çalıştayda emeği geçen ve katkı sağlayan herkese teşekkür ediyoruz.

Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 249


EKONOMi ÇALIŞTAYI 250 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 251


BASINDA

YENİ TÜRKİYE YOLUNDA EKONOMİ KONFERANSI

252 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 253


254 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 255


256 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 257


258 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 259


260 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 261


262 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 263


264 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 265


266 EKONOMi ÇALIŞTAYI


Ekonominin Tüm Paydaşları Samsun İçin Biraraya Geldi 267


268 EKONOMi ÇALIŞTAYI

Profile for Burhan Özakça

ekonomi çalıştayı  

ekonomi çalıştayı  

Advertisement