Page 1


ÖNSÖZ GEÇMİŞİN BİLİNCİNDE, GELECEĞE EMİN ADIMLARLA YÜRÜYORUZ Milletin geçmişi aynı insanların geçmiş yaşantıları gibidir. Onların şuurudur belleğidir. Geçmişe takılı kalmamalıyız ancak mutlaka geçmişin bilincinde olmalıyız. Türk milleti olarak şanla şerefle, zaferlerle dolu bir tarihe sahibiz. Bu tarih bu ülkede yaşayan herkese heyecan ve güç verecek kadar ihtişamlıdır. Çocuklarımızın ve gençlerimizin tarihimizi bilmesi, bu ülkeye, bu kültüre ve değerlerimize daha fazla sahip çıkmalarını sağlayacaktır. Sadece bilmek yetmez diye düşündük. Bir de bu tarihin yaşandığı yerleri çocuklarımız gençlerimiz yerinde görsünler istedik. Atalarımızın hangi şartlar altında nasıl büyük zaferler kazandıklarını daha iyi hissetsinler istedik. Bu amaçla “Samsun’un Çocukları Atatürk’ün Yolunda” projesiyle çocuklarımızı Kurtuluş Savaşı’nın başlayıp devam ettiği yerlere gönderdik. 19 Mayıs günü Samsun’dan yola çıkan çocuklarımız Havza, Amasya, Erzurum, Sivas yol güzergahını izleyerek ilimize geri döndüler. Geziye giden çocuklarımızın anılarını ve izlenimlerini dinlediğimizde bu projenin ne kadar doğru ve ne kadar isabetli olduğuna bir kez daha inandım. Tarihinin bilincinde olan bir nesil geleceğine de sahip çıkacaktır. Bu gezileri her yıl düzenlemeye, gençlerimizin tarihi ufuklarını açmaya devam edeceğiz.


İÇİNDEKİLER

4

05

Projeye Giriş

07

Proje Belgeleri

17

Milli Mücadele Yolunda 1. Gezi

49

Milli Mücadele Yolunda 2. Gezi

95

Sonuç


PROJE GİRİŞ Kurtuluş Mücadelesi, Türk Milletinin yok olma ya da var olma mücadelesi olup, Türk milletinin esaretten kurtuluş mücadelesinin yapıldığı Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun ilk adımı Atatürk’ün Samsun’a ilk adımı atmasıyla başlamıştır. Bu adım daha sonra kurtuluşa giden yürüyüşe dönüşmüş ve Ankara’da tamamlanmıştır. Ancak bu kutsal yürüyüşün sağlam adımlarının temellendirilmesi Havza Mitingi, Amasya Tamimi, Erzurum ve Sivas Kongreleriyle gerçekleşmiştir. Bu anlamda Samsun, Havza, Amasya, Erzurum, Sivas güzergâhı önemlidir. Bunun önemini o günün şartlarını da göz önünde bulundurarak bugünkü çocuklarımıza ve geleceğin gençlerine hatırlatmak ve yaşatmak ve tarihi hafızalarını yenilemek amacıyla buralara bir gezi düzenlenmesinin eğitimimizin amaçlarına uygun düşeceğini düşüncesiyle bir seyahat düzenledik. Çocuklarımızın seyahatleri boyunca Mustafa Kemal ve arkadaşlarının nerede ve nasıl çalışıp, kaldıklarını yakından görmeleri, tarihi gözlerinde canlandırmaları fevkalade önemlidir. Bazen at sırtında, bazen kırık dökük araçlarla ve bazen de yaya olarak geçtikleri yerleri görmeleri, onların tarih şuurunu arttırmalarına yardımcı olmaları önemlidir. Tarih milletlerin hafızasıdır. Bu hafızayı her an tazelemek ve yenilemek önemlidir ve vazgeçilmezdir. Mustafa Kemal’in ifadeleriyle tarihi yapanlar önemli olduğu kadar yazanlar da önemlidir. Çocuklarımız bugün tarihin okuyucularıdır ama yarının tarih yapıcıları olacaklardır. Bunun için Samsun’un Çocuklarının Milli Mücadele Yolunda buluşmaları önemlidir. Milli Mücadele Yolunda sevgi ve kardeşlik bağıyla buluşan çocuklarımızdan anılarını anlatmalarını istememizle ortaya bu kitap çıktı.

5


SAMSUN ’UN ÇOCUKLARI

MİLLİ MÜCADELE YOLUNDA Proje Belgeleri


Proje Belgeleri

7


8

Proje Belgeleri


Proje Belgeleri

9


10

Proje Belgeleri


Proje Belgeleri

11


12

Proje Belgeleri


Proje Belgeleri

13


14

Proje Belgeleri


Proje Belgeleri

15


16

Proje Belgeleri


SAMSUN ’UN ÇOCUKLARI

MİLLİ MÜCADELE YOLUNDA


K TÜR A T al A

Edirne

M

m Ke a f 9 19 a 1 t us yıs

M 16

a

İstanbul

Tekirdağ

Çanakkale

SAMSUN ’UN ÇOCUKLARI

Eskişehir Kütahya

MİLLİ MÜCADELE YOLUNDA

İzmir YUN.

Samsun’dan Ankara’ya Kurtuluş Yolu

Afyonkarahisar

Soke EGE DENİZİ

İ TA LYA N L A R Antalya

A

18

K

D

E

N

İ

Z


K

A

R

A

D

E

N

İ

Z

R U S YA

19 Mayıs 1919 Samsun

Havza

Trabzon

Er

zu

ru

m

Amasya

Kars

ANKARA

n ca zin

taş

Er

ek cıb

Kayseri Malatya

Elazığ

Bitlis

Van

İRAN

Ha

TBMM

Sivas

Diyarbakır Maraş Antep Adana

Antakya

Urfa

FRANSIZLAR SURİYE

Mardin

IRAK İNGİLİZLER

İNG. KIBRIS 19


Büşra ÜNAL / Gökçepınar İ.Ö.O 19.05.2012 / Sevgili Günlüğüm, Bugün Havza’ya gittik. Gezimizin ilk günüydü. Biraz heyecanlıydım. Ama öğretmenlerimiz bize öyle davrandılar ki ne annemizi ne de memleketimizi özledik. Havza’da camilere girdik. Dualar ettik. Camilerin hepsinde 8 andıran bir şeyler vardı. Kiminde pencereler 8 taneydi, kiminde ise 8 tane Arapça ‘ Allah ve Hz. Peygamber ‘ yazıyordu. Bence hepsi hoştu. Gezdiğimiz yerler bittikten sonra Havza’da bir tane ilköğretim yatılı okulunda kaldık. Bence Havza’da kaldığımız yer güzeldi. Böylece Havza gezimiz bitti… 20.05.2012 / Sevgili Günlük, Bugün saat 07.00’da kalktık. Üstümüzü giydik, yatılı okulda kahvaltı yaptık ve yola çıktık. Yolumuz Amasya’ya idi. Oraya giderken hocalarımız bize biraz Amasya hakkında bilgi verdiler. Hocaların anlattıklarına göre Amasya’da çok tarihi yerler varmış. Neyse Amasya’ya vardık. Atatürk’ün yürüdüğü yerler, ayak bastığı o yerleri tek tek gezmek için yola koyulduğumuz yere geldik. Yine birçok camiye gittik. Çünkü o zamanlarda en çok toplanılan yerler camilermiş. Ama camiden başka müzelere de gittik. Herkes çok yorulmuştu. Hocalar bizi öğretmenevine götürdüler. Orada çaylarımızı içtik. Oradaki öğretmenlerle konuştuk. Ve yine yola devam ettik. Amasya’nın evleri öyle güzeldi ki insan bakınca tekrar bakası geliyor. Çoğu arkadaşlarım burada kalmak istedi. Ama böyle bir şey olamayacağı için yola devam ettik. Amasya’nın insanları hep bizlere nereden geldiğimizi sordular. Biz de söyleyince insanlar bizimle gurur duydular. Sanki bize gaz veriyorlarmış gibi, bize sözler söylediler. Bizlerde tabi başımız dik gezdik Amasya’yı Atatürk gibi. Artık çok yorulmuştuk. Yatmaya gidecektik ki bir sorun çıktı Amasya’da kalamayacağımızı söylediler. Biz de Havza’ya geri döndük yine aynı okulda kaldık. Yine kaldığımız yerden memnunduk. Herkes yorgun olduğu için 09.00’da yattık. Böylece Amasya gezimiz bitmişti. 21.05.2012 / Sevgili Günlük, Bu sabah uyandık. Kahvaltımızı yaptık ve hemen yola çıktık. Sivas’a giderken şarkı söyledik, fıkralar, masallar anlattık, bilmeceler sorduk vb. şeyler yaparak çok eğlendik. Yolculuğumuz sonunda bitti. Artık Sivas’taydık. Yine camileri ve müzeleri gezdik. Ailelerimize hatıra hediye baktık. Kimisi aldı, kimisi de beğenmeyip almadı ya da çok pahalı diye almadı. Ben alanlardanım. Anneme Sivas hatırası bir tablo aldım. Üstüne ‘ Anneciğime ‘ yazdırdım. Umarım annem beğenir. Neyse gezdik tozduk. Artık akşam oldu. Yatmaya gidiyoruz. Yatmada erkekler başka okulda kızlar başka okulda kaldılar. Erkeklerin okulunun adını bilmiyorum ama kızların okulunun adı ‘Fen lisesi’ idi. Ama biz orayı beğenmedik. Çünkü liseliler hiç bizimle muhabbet etmediler. Bize hep soğuk davrandılar. Ama biz hiç moralimizi bozmadık ve yattık. Böylece Sivas gezisi sona erdi. 22.05.2012 / Sevgili Günlük, Bugün yolculuğumuz Erzurum’a oldu. O yüzden 06.00’da kalktık. 07.00’da yola çıktık. Yine yolda giderken şarkılar, hikâyeler, masallar, bilmeceler sorulup, şiirler okundu. Yine eğlenerek Erzurum’a gittik. Artık yolumuz sonlandı. Saat 16.00’ı gösteriyordu. Hava çok soğuktu. Dağlarda hep karlar vardı. Hala erimemişti. İlk önce Nene Hatun’a gittik. Dualar ettik. Kimimiz ağladı, kimimiz ise ağlayacak gibiydi. Sonra da oradaki şehitlerimizin mezarlarına gittik. Orada da dualar ettik. İnsan bir şeyi okuyunca değil görünce anlıyor. Eda Abla Nene Hatun’un

20


çocuğunu nasıl askere gönderdiğini, tiyatro şeklinde bizlere gösterdi. Gayette başarılıydı. İnsanları hep duygulandırdı. Oradan sonra Atatürk’ün Erzurum’da yaptığı kongreye gittik ama pazartesi günleri kapalı olduğu için içine girip bakamadık. Ama önünde fotoğraflar çekindik. Oradan sonra bir yere içimiz ısınsın diye çay içmeye gittik. Gittiğimiz yer hem lokanta hem de ahşaptan yapılmış bir yer gibiydi. İçerisinde eskiden evlerde olan her şey vardı. Orada oturan insan oradan hiç kalkmak istemiyor. Çaylarımızı içtikten sonra yatmaya gittik. Saat 10.00’da. Yine erkekler başka okulda kızlar başka okulda kaldı. Biz kaldığımız yerden memnunduk ama erkekler memnun muydu onu bilemem. Saat 11.00’da yattık. Sabah erkenden kalkmamız gerekiyordu. Hemen yattık Erzurum gezisi de burada sona erdi. 23.05.2012 / Sevgili Günlük, Bugün eve gideceğimiz için çok mutluyduk. Yol uzun olduğu için sabah 05.30’da yola çıktık. Evimize, memleketimize Trabzon üzerinden gidecektik. Memleketimize giderken bir sürü şehir gördük. Ordu, Gümüşhane, Gaziantep, Trabzon gibi bir sürü yer gördük. Her şehirde mola verip kimi zaman yemek, kimi zaman tatlı, kimi zaman ise dondurma yedik. Bazı arkadaşların midesi bulandığı için bazen de petrol ofislerinde durduk. Bazen de arkadaşlarımız dayanamayıp kustu ve yollarda da durduk. Ama yine giderken şarkılar, bilmeceler, hikâyelerle eğlenerek gittik. Öğretmenlerimiz bizimle vedalaştılar. Hocalar tek tek herkesi çağırdı, bu gezi hakkında neler düşündüğümüzü, nereleri beğendiğimizi sordular. Biz de söyledik. Aslında bir yandan da öğretmenlerimizden ayrılacağımız için üzülüyorduk. Belediye Başkanı annelerimize götürmemiz için bize köme yollamış. Neyse ki Samsun’a vardık. İnsanın memleketi başka oluyor be. İlk önce Belediye Başkanının yanına gittik. Bazılarının velileri orada bazıların velisi ise Canik Kültür Merkezi’ndeydi. Penyelerimize Belediye Başkanı imza attı. Hepimizin elini teker teker sıktı. Aramızdan iki öğrenci neler yaptığımızı anlattı. Ve Belediye Başkanına aldığımız hediyeyi verdi. Resim de çekindik ve Canik Kültür Merkezi’ne gittik. Orada artık ayrılma zamanıydı. Herkes annesini babasını alıp evlerine gitti. İnşallah herkese nasip olur bu gezi. Bu gezi hakkında düşüncelerim; Tarihi anımsatan geziydi. Her şey çok güzeldi. Öğretmenlerimizi yormadığımızı düşünüyorum. Yorulsak da iyi dayandılar. Öğretmenlerin bizi çocukları gibi koruyup kollamaları hoşuma gitti. Herkese nasip olmasını diliyorum. ÖĞRETMENLERİMİZİ ÇOK SEVDİK.

21


Eda GÜNEŞ / 100.Yıl İ.Ö.O GEÇMİŞTEN BİR PARÇA YAŞAMAK Havza Gezisi: CKM’de uzun bir bekleyişin ardından sonunda kıyafetlerimiz, yaka kartlarımız dağıtılıyor. Biz de büyük bir heyecanla giyiyoruz. O coşkuyu hisseden bizler tam kıvamımızdayken Necip Fazıl Kısakürek Salonu’nda konuşmalar yapılıyor. Ben büyük bir heyecanla olayları inceliyor ve dinliyorum. Hep beraber tahminimin önemli bir bütününü kabataslak da olsa öğrenmenin verdiği heyecanla, uçak gösterileri eşliğinde; büyük uzun ve konforlu otobüsümüzde Kurtuluş Parkı’na Atatürk’ün Samsun’a ayak bastığı ilk yere doğru yola çıkıyoruz. 19 Mayıs’ın verdiği heyecanla herkes, trafikle uçak gösterilerini seyrediyor. Yabancılar Pazarı’nın bitişiğinde otobüsümüzden iniyoruz. Her yer insan seli… İğne atsanız yere düşmeyecek… Neyse ki sonunda Kurtuluş İskelesi’ne varıyoruz. Yalnız şunu önemle belirtmek istiyorum ki Karadeniz’in kenarı, sahil yolu insan dolu. Herkes uçak gösterilerini izliyor. Bu arada saat 16.40 olmuş. Eee artık yola çıkma zamanı gelmiş. Yola çıkıyoruz. Haa bu arada… Yolculukta bize eşlik edecek hocalarımız da bayağı komik ve bilgili. Şöyleydi, böyleydi derken yolculuk bitiyor. Makbule-Yusuf Ölçer Yatılı İlköğretim Okulu’nda buluyoruz kendimizi. Eee, diyoruz karnımız zil çalıyor. Hemen yemekhaneye… Yemekhane de iyice karnımızı doyurduktan sonra bakıyoruz ki yağmur çok yağıyor. Bekle anam bekle. Sonunda duruyor. Biz de otobüsümüze atlayıp yola çıkıyoruz. Yoldayken Atatürk’ün Havza’ya geldiği zaman Mesudiye Oteli’nde kaldığını öğreniyoruz. Daha başka yerlerde de kalmış. Mesela kaldığı bir ev Safranbolu Evlerine benziyor. Evin dışını inceledikten sonra biraz fotoğraf çekiniyoruz ve ardından öğretmenlerimiz bize biraz bilgi veriyor. Verilen bilgilere göre Atatürk Havza’ya geldiğinde sadece miting yapmamış böbreklerinden rahatsız olduğu için Havza Kaplıcalarında tedavi de görmüş. Yürüyoruz ve 1296 yılında yapılmış olan Yörgüç Paşazade Mustafa Bey Camii’ne varıyoruz. Cami tarihimizde önemli bir yere sahip. Çünkü o dönemde halk cami hocaları etrafında toplanıyordu. Atatürk de bizim şu anda ayak bastığımız camiye ayak basmış. Bu hazla camiyi dolaşıyor, fotoğraflar çekiniyoruz. Bir çember oluşturup bilgi alışverişi yapıyoruz. Sonunda okula varıyoruz. Bugün hem eğlenceli hem yorucu bir gündü. Gözlerimden uyku akıyor. Görüşürüz. Amasya Gezisi: Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki gece rahat uyudum. (Galiba herkes rahat uyumuş.) Sabah rahat uyumanın verdiği hazla kalkıyoruz. Saat 06.00 kıyafetlerimizi değiştirerek kahvaltıya iniyoruz. Meğersem herkes gerçekten çok açmış… Kahvaltılarımızı yapıyoruz. Allah’tan doyduk. Şu an yoldayız. Her şey iyi gidiyor. Ha bir de şunu söylemeden edemeyeceğim, dün bir çikolata kazandım ve birazdan alacağım. Bu arada saat 08.12 olmuş. Otobüste eğlene eğlene yolculuk yapıyoruz. Şarkılar söyleniyor, sorular soruluyor. Bu arada saat 08:39. Sonunda Amasya’ya geldik. “Amasya Müzesi” adı verilen bir müzeye giriyoruz. Müze şahane, tam gezmelik… Müzeyi öğretmenlerimiz eşliğinde geziyoruz. Müzede fi tarihinden (çok eski zamandan) kalma birçok eser görüyoruz. Ben de dahil olmak üzere herkesin dikkatini çeken mumyalardı (bezle falan sarılı değil, yanlış anlaşılmasın.) Orada mumyalar mıknatıs gibi ilgileri üzerine çekiyor. Uzun bir süre onlara baktıktan sonra yola koyuluyoruz. 2.durağımız Sultan II. Beyazıt Camii oluyor. Caminin dışındaki çınar ağacı ve cami duvarları üzerine işlenen “vav” harfi tüm dikkatleri üstüne çekiyor. Uzun süre çınar ağacı ve “vav” harfiyle ilgilenen grubumuz sonunda cami içine

22


girebilmeyi akıl ediyor ve cami içine giriyoruz. Cami dışındakiler kadar ilgi çekici. Caminin içini iyice inceledikten, fotoğraf çekindikten ve çember oluşturup bilgi alışverişi yaptıktan sonra caminin yakınlarındaki Amasya Minyatür Müzesi’ne giriyoruz. Müze, Amasya’nın kuşbakışı minyatür hali ve çok ilgi çekici… Herkes hayran hayran bakarken bir taraftan da fotoğraf çekiyor. Orada bugün gezeceğimiz yerleri de görüyoruz. Kentin hem gündüzü hem de gecesini burada yaşıyoruz. Müzeyi epey bir vakit inceledikten sonra yan tarafta bulunan Sohbet Evi’ne giriyor ve doyasıya sohbet ediyoruz çaylar eşliğinde. Buradan da çıkıyoruz ve Atatürk ve arkadaşlarının anıtının bulunduğu meydanda fotoğraflar çekiyoruz. Sonradan bir hediyelik eşya dükkanından hatıra bazı şeyler alarak yemeğe gidiyoruz… Yemek bitti, iyi güzel de yemekten önce açlıktan yürüyemeyen biz şimdi de karnımızın şişliğinden yürüyemiyoruz. Zor zoruna yürüyerek Amasya Öğretmenevi’ne geliyoruz. Terasta sohbetler ve kahkahalar eşliğinde içerken çayın her yudumundan ayrı bir haz alıyoruz. Sonradan Şehzadeler Müzesi’ne doğru yol alıyoruz. Müzeye varıyoruz. Öğretmenimizin söylediğine göre Amasya’ya “Şehzadeler Kenti” deniyormuş. Bunun sebebi de bunu da on iki şehzadenin sancağa çıkmasıymış. Hatta bu şehzadelerden yedi tanesi tahta çıkmış. Biz bu bilgiler eşliğinde silikondan yapılmış şehzadeleri incelerken öğretmenlerimiz çıkmamız gerektiğini söylüyorlar ve çıkıyoruz. Evet. Amasya Belediyesi Sabuncuoğlu Tıp ve Cerrahi Tarihi Müzesi’ne ulaşıyoruz ve gezmeye başlıyoruz. Oradaki minyatürler ilgimi çok çekti. Zaten ben küçüklükten beri minyatürlere ilgi duyarım. Sonunda Sabuncuoğlu Şerafettin’in çalışma odasına giriyoruz. Numan Hocamız fotoğraf çekiyor ve FLAŞ! Meğersem oradaki Sabuncuoğlu Şerafettin’in kafası flaşı algılayınca bir hareket ediyormuş ve konuşmaya başlıyormuş. Buradan sonra gülerek yol alacaktık ki hayatımız boyunca bizde bir anı olarak kalacak olan bir fotoğraf çektirmeye karar verdik ve çektirdik. Sonra da lay-lay-lom havasında yürümeye başladık ve yolumuz Beyazıt Paşa Camiye vardı. Biz de yolumuz üzerinde çıkan bu camiye piyangodan çıkmış ikramiye misali konduk. Caminin içi ve özellikle tavanı çok hoş… Burada öğrendik ki duvar kalınlığı 1-2 metreyi buluyor. Bu özellik caminin kışın çok soğuk, yazınsa çok sıcak olmasını önlüyormuş. Yürüye yürüye Amasya Saraydüzü Kışla Binası Milli Mücadele Müzesi ve Kongre Merkezi’ne geliyoruz. İçeriye giriyoruz ki.. Aman Allah’ım? Burası gerçek gibi bir şey.... Silikonden yapılmış Atatürk ve arkadaşları sanki şuan burada toplantı yapıyorlar. Hayran hayran onları inceledikten ve biraz bilgi aldıktan sonra gezimiz bitiyor ve Havza’ya dün gece kaldığımız okula geri dönüyoruz. Sivas Gecesi: İnanamıyorum… Sabah 06:00’da kalktık. Ama sorun şu ki: Kızların hazırlanıp daha sonra çıkması gerekirken, biz sabahın köründe her şeyimizi hazırlayıp dışarı çıktık. Daha sonra yemekhanede yemek yedik. Dışarı çıktık. Buraya kadar her şey iyi güzel de biz yemeğimizi bitirdikten sonra bizim paşalar ancak gelmeyi akıl edebilmişler. Allah’ım ya Rabbim ya! İki saat onları bekledikten sonra yola çıktık. Oh be sonunda Sivas’a varıyoruz. Beş saatlik yolculuğun verdiği bitkinlikle Sivas Öğretmenevi’nde yemeğimizi yiyoruz. Sivas gezisine başlıyoruz.

23


Yolda yürürken Ahi Emir Ahmed Bin Zeynel Huc’ın yerinde biraz duruyoruz. Orada o eseri inceliyoruz ve fotoğraf çekiniyoruz. Yürümeye devam ediyoruz. Şu an Ulu Camiye ulaştık. Cami 1196-1197 yılları arasında yapılmış. Caminin içi çok güzel. Hemen fotoğraf çekiniyoruz. Sonra herkes bir köşeye çekilip duasını ediyor. Cami gecesinde “Beş gece vardır ki bu gecelerde yapılan dualar reddedilmez. Cuma gecesi, Recep ayının ilk gecesi, Şaban ayının on beşinci yanı; Berat gecesi ve bayram geceleri” hadisi dikkatleri üstüne çekti. Şu an Buruciye Medresesi’ndeyiz. Burada hediyelik eşyalar alıyor ve çay içiyorum. Ayrıca bu medresenin taşlarından bir tanesi çıkmadan diğerleri de çıkmıyormuş. Hangisi acaba? Sivas Kongre Merkezi’ndeyiz. Müzeyi geziyoruz. Çünkü pazartesi günleri müzeler kapalı oluyormuş. Sadece fotoğraf çekiniyoruz ve hocalarımız bilgi veriyor. En önemli bilgi ise bu kongrenin her yönden ulusal bir kongre olmasıymış. (Zaten biliyordum) Atatürk Anıtını geziyoruz ve bol bol fotocuklar çekiniyoruz. Buradan da yol almaya başlıyoruz. Sivas Bilim ve Kültür Merkezi’ne giriyoruz. Orada ilginç deneyler görüyor ve uyguluyoruz. Uzun bir zamandan sonra (burası çok güzel olduğu için bir türlü çıkamadık) buradan da ayrılıyoruz. Otobüsümüzle Sivas Fen Lisesi’ne geliyoruz. Ve buranın yatakhanesinde kalıyoruz. Bugün fazla bir yer gezemesek de güzel bir gündü. Yarın görüşürüz… Erzurum Gezisi: Üf, üf, üf.. Son günümüz.. Yarın döneceğiz. Bu yüzden bugünün tadını çıkarmalıyım. Evet, sabah kalktığımızda uykumuzu gerçekten almıştık. Artık rahatça kahvaltı edebiliriz. Üstümüzü apar topar giyindikten sonra kahvaltıya iniyoruz ve kahvaltımızı bitirip valizlerimizle dışarı çıkıyoruz. Buraya kadar her şey güzel; ama bekle anam bekle! Bizim otobüs gelmiyor. Meğer yolu bulamamışlar. Oh canıma değsin Neyse ki sonra bulabilmişler ve geldiler. Biz de söylene söylene otobüse biniyoruz. Niye mi? Tabi söyleniriz; çünkü geç kalıyorlar! Neyse şu an otobüste ilerliyoruz. İleriki saatlerde neler olacak bilemiyoruz. Bu arada saat şuan 09.20! Uzuuuuuuun bir yolculuktan sonra sonunda Erzurum’a varıyoruz. (Tabii ara ara mola verip yemek yiyoruz.) saat 16,30-17,00 arası bir şey. Sonunda geziye başlıyoruz. Nene Hatun Milli Parkı’na varıyoruz. Çok güzel.. Burada bulunduğum an tüm anlara değer. Buradaki bütün mezarlıklara ve içlerinde yatan şehitlere dua ediyoruz. Sonra bir camide ara verip ihtiyaçlarımızı karşıladıktan sonra büyük bir rahatlama hissiyle Abdurrahman Gazi Türbesi’nde dua ediyoruz ve ben kendimi çok iyi hissediyorum. Sonra Gel Gör Çağ Kebabı’nda çağ kebabı ve kadayıf dolması yiyoruz. Ama benim karnım şimdi çok ağrıyor.. Uf, nereden yedim o çağ kebabını. Neyse sonra yolda ilerlemeye başlıyoruz ve bir çeşme görüyoruz. Çeşme üzerindeki yazı çok hoşuma gidiyor. “ DİLESEYDİ O’NU TUZLU YAPARDI, ŞÜKRETMEMİZ GEREKMEZ Mİ?” (Burada bir karışıklık oldu. En son sayfaya bakın, sonra geri dönün.) Çok hoş değil mi? Sonradan Yakutiye Medresesi’nin dışını görüyoruz. Ve hayran kalıyoruz. Daha sonra Çifte Minareli Medrese’yi görüyoruz; ama minareler yarım! Hikâyesi de ilginç… Bir usta ve bir çırak varmış. İkisi de bir minare yapıyorlarmış. Usta, çırağın yaptığı minareyi çok kıskanmış ona tuğla atmış (güya tutsun diye). Çırak tutayım derken düşmüş ve ölmüş. Usta da atlamış ve minareler yarım kalmış. İlginç…

24


Erzurum Evleri’ne geliyoruz.. İçerisi ayrı bir haz veriyor. Ve bir kitapta okumuştum. Erzurumlular çayı limonlu içerler. Bizde “Kıtlama Çay” yöntemini uygulayarak çayı limonlu içiyoruz, şekeri de dilimizin altına koyup eritmeye çalışıyoruz. Ben de zoru zoruna içiyorum. Ve Erzurum gezisi bitiyor. Kalacağımız yer olan Erzurum Lisesi’nin pansiyonuna geliyoruz. Gözlerimden uyku akıyor, yatacağım. Yarın görüşürüz… Geri Dönüş: İnanmıyorum. Sabah saat 05.00’da kalktık. Çığlık atacağım şimdi he… Tamam tamam yakınmayacağız. Saat 05.30 gibi otobüse biniyoruz.. Hala yoldayız.. Aslında çok sıkıldım; ama eğlenmeye çalışıyorum. Çünkü bugün burada, bu insanlarla belki de son konuşmamız, son görüşmemiz… Aslında ağlamak istiyorum.. Uf, ama bir an önce de eve gitmek istiyorum. Neyse kahvaltı yapmadığımız için otobüste çay içtik ve kek yedik. Sonradan da Gümüşhane’de çay içip kek yedik. Çook güzel bir şey bu kek. Şu an Zigana’ya gidiyoruz ve saat 09.54 olmuş. Oh bee. Sonunda Zigana Tünelini geçerek Hamsiköy’ün meşhur ve lezzetli sütlaçcısı her kaşığından ayrı bir haz ala ala yedik. Ah, o nasıl bir tatlıdır ya. Rabbim! Ay daha fazla bahsedersem ağzım sulanacak. Otobüs yolculuğu tekrar başladı ve sonra mola vererek Tirebolu’da enfes dondurmalarımızı yedik. Aman Allah’ım! Dondurmadan uzun bir süre ayrı kaldıktan sonra onunla tekrar buluşmak insana yaşama sevincini yeniden veriyor. Yine otobüs yolculuğu. Şuan saat 14.09. Lütfen bir an önce varalım. Artık herkes mikrofona çıkıp gezi hakkında konuşmalar yapıyor. Aaa.. Tekin hoca beni çağırıyor. Bana ne diyor biliyor musunuz? Osman GENÇ (Sayın başkanımız)’a konuşma yapacakmışım. Heyecanlanıyorum. Başkanımızın makamına varıyoruz. Ve ben zor zoruna konuşma yapıyorum. Ohh bee bu yükten de kurtuldum. Herkes t-shirtlerini başkanımıza imzalatıyor ve ben de, ben de… Sonradan otobüsle CKM’ye doğru yola çıkıyoruz ve üzüle üzüle CKM’deki ailelerimizle evlerimize gidiyoruz. Ben güzel bir duştan sonra, gezi boyunca özlediğim tek şey olan testlerime saldırıyorum. Testlerimle benim buluşunca anım bir başka..Neyse şimdi söylüyorum. Bu gezi bende hayatım boyunca unutamayacağım anılar bıraktı. Aslında biliyor musunuz insan ne garip bir yaratık? Niye diye soruyorsanız, örneğin ben bu geziye tüm hayatımı geride bırakarak geldim. Sadece geziyi yaşayarak… Ben daha önce hiç şehir dışına çıkmadım. Bu yüzden cebimizden tek kuruş para çıkarmadan otuz yedi öğrenciyi bu geziye yollayan sayın başkanımız Osman GENÇ’e, gezide tüm sorunlarımızla bize ana baba görevi yapan Nurhan(ORHAN) hocamıza, yazılarımda ve gezide gülmeme katkısı olan Numan AYDOĞAN hocamıza, hem bizle geziye katılan hem de bu arada bizim işlerimizle ilgilenen Tekin hocamıza, yeri geldiğinde bizi bilgilendiren yeri geldiğinde masal dahi anlatan Mustafa (GENÇ) hocamıza, bir rahatsızlığımız olduğunda bizimle ilgilenen doktorumuz Hasan ULUBAY hocamıza, gezi boyunca bizim kahrımızı çeken şoförlerimize ve gezide hep benimle olan gezi arkadaşlarıma gözlerimden yaşlar aka aka teşekkür ediyorum!

25


Eda ÖZDEMİR / Dereler İ.Ö.O ATATÜRK YOLUNDA Bir taşa kimse vatan demez. Çünkü hiçbir akademi bir taşa vatan demeyi öğretemez insana…O taşa o kan değmezse vatan olmaz. Çünkü o kanın o taşa döküldüğünü bilen vatan der. Bizim atalarımız, dedelerimiz, ninelerimiz savaşmışlar bir parça toprağa, bir tek taşa kan dökmüşler şehit vermişler. Biz onların torunlarıyız ve tarihimizi öğrenmeye tarih öncesine uzun bir yolculuk yapacağız… Belki ağlayacağız, belki güleceğiz belki duygularımız değişecek fakat Atatürk’ün, Nene Hatun’un, Kazım Karabekir’in birçok askerin yurdumuz için verdiği mücadeleyi öğreneceğiz. Büyük bir coşku ile otobüse bindik. Güzel de bir veda programı hazırlanmıştı. Birçok resim çekindik ve 37 öğrenci 4 öğretmen 1 doktor yola çıktık. Artık Atatürk’ün yolunda ilerliyorduk. İyi bir yolculuk sonrası Havza’ya ulaştık. Sürekli gözümün önünden Atatürk’ün zorluklarla yola çıktığı geceli gündüzlü çalıştığı geçiyordu. Havza’da yemek yedik ve odalarımıza geçtik. Sonra gezmeye çıktık. Yağmur yağmıştı Hava biraz soğuktu. İlk olarak Ulu Önder Mustafa Kemal’in çalışma yeri olarak kullandığı Tarihi Mesudiye Oteli’ni gördük. Öğretmenlerimiz bizlere birçok şey anlattı. Sonra Yörgüç Paşazade Mustafa Bey Camisi’ne gittik. Atatürk burada namaz kılmış. Sonra kalacağımız yere geri döndük ve yattık. İkinci gün Amasya’ya gittik. Amasya da birçok yer gezdik. Müzeye gittik. Amasya Minyatür müzesine gittik. Beyazıt Camisi’ne gittik. Amasya görüşmelerinin yapıldığı yere gittik. Sohbet evine gidip çay içtik ve öğretmenevinde çay içtik. Sonra tekrar havzaya döndük ve o akşam orada kaldık. Duygularım çok değişmişti. Sanki her şeyi yaşıyordum. Vatanın ne olduğunu biliyordum. Geçmişte atalarımın yaptıklarının ne olduğunu biliyordum. Geçmişte atalarımızın yaşadıklarını yavaş yavaş öğreniyordum. Vatan, bir kişinin doğup büyüdüğü barındığı gerekirse uğrunda canını vereceği topraktı. Peki, ‘millet’ millet neydi? Aslında herkese göre millet; belli bir coğrafya üzerinde yaşayan, ırk, dil, din, tarih, yasa, medeniyetin özelliklerinden dolayı ve bunlar oranında kendilerini diğer milletlerden farklı hisseden insanlardan oluşan toplumdur ama Atatürk’ göre; ‘ Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.’ Evet, 3. gün olmuştu. Kahvaltıdan sonra yola çıktık. Sivas’a gidiyorduk. Öğretmenlerimiz çok iyiydi. Sürekli hepimizin bir aile olduğunu söylüyorlardı. Sivas’a vardığımızda bize rehber olarak Sefa Hoca geldi. Çok güzel bir rehber olan Sefa Hoca ile birçok yer gezdik en çok hoşuma gidenler Sivas Kültür Merkezi, Sabuncuoğlu Şerafettin ve camilerdi. Gezimizi bitirip kalacağımız yere dönmüştük bir sürü hediyelik eşya almıştık. O akşam Fen Lisesi’nde kalacaktık. Yerleştik akşam yemeğimizi yiyip yattık. Sabah yola çıktık. Erzurum’a gidiyorduk. Giderken Erzincan’a uğrayıp yemek yedik. Sonra Erzurum’a gittik. Nene Hatun mezarına gittik. Orada Nene Hatun’un kundaktaki bebeğini nasıl bırakıp gittiğini, nasıl veda ettiğini anlatan bir tiyatro yaptım. Nene Hatun mezarından sonra şehit mezarına geçecektik. Akçe Kadının, Hasan’ını nasıl askere uğurladığını anlatan bir tiyatro daha yapmıştım. Genellikle herkes beğenmişti. Birkaç kişi ben yaparken gülmüştü. Nurhan öğretmenimiz biraz üzülmüş olmalı ki biraz sinirlenip ‘Bu vatan öyle gülerek kazanılmadı, kendinizi askerlerin annelerin yerine koyup düşünürseniz aslında gülünecek bir şey olmadığını anlarsınız. Bundan sonra gülmeden bir kez daha düşünmenizi isterim.’dedi.

26


Sonra da şehit mezarına gittik. Oradaki camide dua ettik. Ben SBS sınavından yüksek alayım diye bir de bizi buralara yollayan Belediye Başkanımıza da dua ettim. Çünkü onlar bizi burara yollamasalardı aklımda sadece inkılâp kitabındaki resimler kalacaktı. Büyük bir ihtimal onları da unutacaktım. Ama şimdi öyle değil her şeyi görseliyle gördüm, yaşadım, öğrendim. Merkeze dönüp yemek yiyecektik. Erzurum’un meşhur çağ kebabından yedik, dolma gibi olan tatlısından yedik. Sonra alışverişe çıktık bayağı gezdik. Hediyelik eşya aldıktan sonra Çifte Minareli Medrese ’ye gittik. Bilgi edindik. Benim çok hoşuma gitmişti çünkü çok düşündürücüydü. Aslında çifte minareli medreseyi kimin yaptırdığı kaç yılında yapıldığı bilinmiyordu. Bir gün usta çırak çalışırken çırak ustadan su istemiş ve bunu duyan usta ‘ usta idim oldum seğirt, al destini suya seğirt.’diyerek kendini minareden atmış. Bunu görüp hatasını anlayan çırak çok pişman olmuş ve ustasının arkasından kendini aşağı atmış. Ve çalışan işçiler bu vahim olaya çok üzülmüşler ve işi yarım bırakıp girmişler. Biz sonra işlemeleri inceledik tadilatta olduğu için belli olmuyordu ama galiba solda bulunan yani ustaya ait olan ve sade yapraklarının arasından 1 kartalın olduğunu sağdaki yani çırağın yaptığında ise ortada kartal ve altında yaprak şeklinde motifler varmış. Gezimizi bitirdikten sonra Erzurum Lisesi’ne geldik. Çok yorgunduk hemen yattık. Sabah 05.30’da hazırlanıp çıktık kahvaltımızı yolda yapacaktık. Artık eve dönme vaktiydi. Başladığımız yere yani Samsun’a dönüyorduk. Yolda gelirken Bayburt’ta kete, Trabzon Hamsiköy’de sütlaç, Giresun’da dondurma yedik. Güzel yolculuktu. Hem çok iyi arkadaşlar hem de çok iyi öğretmenler edinmiştik. Samsun’a varmamıza az kalmıştı. Otobüste sırayla neler öğrendiğimizi neler yaşadığımızı anlattık. Herkes olumlu şeyler söylüyordu. Arkadaşlarımızdan biri çıkıp ‘ arkadaşlar Atatürk de çok güzel bir şekilde belirtmiştir ‘muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.’ dediğinde çok titremiştim. Sanki damarlarımdaki kan harekete geçmişti. Kısa süre sonra belediyenin önüne geldik. Osman GENÇ bizi kapıda karşıladı. Eda arkadaşımız kısaca yaşadıklarımızı anlattı ve Belediye Başkanımıza hediyesini verdi. Güzel bir tarih yolculuğundan sonra artık evimizdeyiz. Allah herkese tarihini öğrenmesini nasip etsin.

27


Engin YETKİN / Hacinaipli İ.Ö.O KURTULUŞ GEZİSİ 19.05.2012 Bugün 4 günlük gezinin ilk günü ve çok heyecanlıyım ve mutluyum… 43 kişilik bir topluluktan 5’erli gruplar kurduk. Bu grupta; ben, Hasan, Önder, Onur ve Enes vardı. Canik Kültür Merkezi’nden çıkınca otobüsle Kurtuluş İskelesi’ne gittik ve halkı selamladık. Yanımızda Sayın Belediye Başkanımız Osman GENÇ de vardı. Otobüse binerek Havza’ya yola çıktık. Havza’ya geldiğimizde bir okulda yemek yedikten sonra geziye çıktık. Önce Mesudiye Oteli’ne gittik. Mesudiye Oteline Atatürk’ün evi de deniliyormuş. Mesudiye harika bir dizayna sahip. Sonra Yörgüç Paşazade Mustafa Bey Cami’sine gittik. Bu cami 1296 yılında inşa edilmiş. Bu zamana kadar korunmuş müthiş bir cami. Mesudiye Camisi de denir. Çok mutluyum çünkü buralar zor görünür. Sonra Havza’nın meydanına geçtik. Zaman çok hızlı geçti. Saatler geç olunca okula döndük. Ve yattık. 20.05.2012 / AMASYA Sabah kalktık, yemeğimizi yedikten sonra Amasya’ya yola çıktık. Amasya’ya geldiğimizde, etraf tarihi eserler ile doluydu. İlk olarak Amasya müzesine gittik. Amasya müzesinde mumyalar, eskiden kalma savaş aletleri, halı dokumacılığı vb. şeyler vardı. Oradan 2.Beyazıt Külliyesi’ne gittik. Bu Külliye 2.Beyazıt adına 1485-86 yılında Cami, Medrese, İmaret, türbe, şadırvan ve çeşmeden ibaret külliyesi olarak yapılmış. 15. yüzyılın son çeyreğinde yan mekânlı cami minaresinin gelişmiş bir örneğidir. Bu tarihi camiye söz bulamıyorum adeta. Oradan Minyatür Müzesine gittik. Bu müze daha yeni açılmış, güzel bir yer. Oradan sonra harika Şehzadeler Müzesi’ne gittik. Burada 12 Şehzade vardı. Şehzadelerin buraya gelmelerini sebebi iki tarafın dağ olmasıdır. Bence güzel bir düşünce. Şehzadeler buraya vali olarak gelirlermiş. Buradaki 12 Şehzadelerin 7’si Padişah olmuş, 5’i kıskançlıktan tahta geçememiştir. Şehzadelerden sonra Amasya Meydanı’nda ki Atatürk Milli Mücadele Anıtı’nı ziyaret ettik. Ardından Sabuncuoğlu Tıp ve Tarih müzesine geldik. Orada hastalıklarda kullanılan yöntemler ve aletler gördük. Bu yöntemler Dünya Tıbbına yol açtığına eminim. Bazı hastalıkları müreikle tedavi edilirmiş. Her burca göre müreik varmış. Oradan Milli Mücadele müzesine gittik. Burada Atatürk ve arkadaşlarının maketini gördük. Hangi şartlar altında imzaladıklarını hissettik. Son olarak Beyazıt Camisine gittik. Atatürk halkı böyle camilerde toplamış, halk her zaman Atatürk’ün arkasında olmuştur. Beyazıt Camisi Beyazıt Paşa tarafından 1414 yılında inşa edilmiştir. Hava kararmaya 3-4 saat kaldığında okula döndük ve yattık.

28


21.05.2012 / SİVAS Yemeği yedikten sonra otobüse binerek Sivas’a geldik. İlk olarak Ulu Cami’ye gittik. Bu caminin 1997 yılında tamiri yapılmıştır. Bu caminin yakın zamanda tekrar tamiri yapılırsa güzel olur. Halk arasında da Atatürk’ün Camisi denir. Bu cami 1192-1193 yılları arasında inşa edilmiştir. Camiden çıkınca medreseye gittik. Medrese de çeşitli süsleme, camdan eşya, hediyelik eşyalar, ebru sanatları vardı. En çok camdan yapılan hayvan, eşya, bitki gibi şeyler ilgimi çekti. En fazla nazar boncuklarından kolye ve yüzük yapılırmış. Kum saati de vardı. Medreseden çıktıktan sonra Sivas Kongresinin binasına gittik. İçeriyi görmek istedik ama kapalıydı. Burayla ilgili en çok merak ettiğim şey neden restore edilmediği. Oradan bir yere gittik, orada çeşitli deneyler yaptık. Bugün pazartesi olduğu için fazla yer yoktu bu yüzden 3 okula dağıtıldık. Bize, okulda çok iyi davrandılar. Ve yattık. 22.05.2012 / ERZURUM Şu anda Sivas’tan Erzurum’a doğru yola çıktık. Yol uzundu ama zaman geçti. İlk Erzurum Kongresine gittik. Oradan fotoğraf çekip, askeri alandaki Nene Hatun’u ziyarete gittik. Nene Hatun 1877-78 Osmanlı Rus hareketinde düşmanla göğüs göğse çarpışmıştır. Nene Hatun 22 Mayıs 1955’te ölmüştür. Nete Hatun’dan sonra kaleye gittik. Kalede çeşitli savunmalar, turacıklar vardı. Orada topları inceledik. Mezarda isim olmamasının sebebi savaştan sonra kimin kim olduğunun bilinmemesidir. Kaleden sonra Abdurrahman Gazi Türbesi’nde Kur’an okuyup dua ettik. Sonra yemek yedik. Otobüse bindik öğretmenlerimiz bizi 2 gruba ayırdı. Biz Anadolu Lisesine gittik. Akşam oldu yattık. Bu gezi bize çok şey kattı. Bunun için Canik Belediye Başkanı Osman GENÇ’e, tüm öğretmenlerime çok teşekkür ederim.

29


Enes BEYAZYÜZ KURTULUŞ YOLUNDA Bugün Kurtuluş Yolu’na çıktık. Yani o kutsal yola... Bu yola çıkarken kendimi sanki ulusun bağımsızlığını yaşatmaya gidiyorum gibi hissettim. 43 kişiden herkes 5 kişilik bir grup oluşturdu. İlk olarak Samsun Kurtuluş Meydanı’na gittik. Oradaki Ulu Önder Mustafa Kemal Paşa’nın heykelini gördüğümde, gerçekten bir heykel de bile onun bu ülke için ne kadar uğraştığını anlayabiliyorum. Kurtuluş Meydanı’ndan ayrıldık ve bağımsızlığın ikinci adımı olan Havza’ya doğru yola çıktık. Havza Genelgesi’nin yapıldığı yere gittik. Genelgenin yapıldığı yerde kendimi bağımsızlığı yaşatmayı çalışan birisi olarak hissetmiştim. Genelgenin yapıldığı yerden ayrıldık ve Yörgüç Paşazade Mustafa Bey Cami’sine gittik. Burada Atatürk ve arkadaşları namaz kılmış ve bu ulusun kurtarılması için Allah’a dua etmişlerdi. Camide oturdum. Sanki yanımda Ulu Önderimiz oturuyormuş gibi bir duygu hissettim.. Bu cami 1296 yılında inşa edilmiştir. Bu zamana kadar muhafaza edilmiş müthiş bir cami. Bu akşam bir okul pansiyonunda kaldık. Üçüncü adımı gerçekleştirmeye yani Amasya’ya gitmeyi dört gözle bekliyorum. 10.05.2012 Bugün okul pansiyonundan ayrıldık. Üçüncü adımı gerçekleştirmeye yani Amasya’ya gidiyoruz. Amasya’ya vardık. Hava sıcaktı. Amasya Tarih Müzesi’ne doğru yol aldık. Müze Amasya tarihini bir ayna gibi yansıtıyordu. Müzede ilgi çeken en çok mumyalar oldu. Mumyaları korkunç zannederdim. Fakat zannettiğim gibi çıkmadı. Müzede eşyalar 400 yıl önceki çağın modernliğini yansıtıyordu. Müzeden ayrıldık 2.Beyazıt Cami’ne gittik. Bu cami gerçekten ustalıkla yapılmış tarih başyapıtı. Camideki tarih aynasını anlamak gerçekten hiç mümkün değil. Bu zaman mı yoksa o zaman mı inşa edilmiş belli olmuyor. Bunun nedeni de ustalık eseri olduğundan olabilir. Camiden ayrıldık. 5 metre uzağındaki Amasya Minyatür Müze’sine girdik. Amasya’yı sanki avucumun içine almış gibiydim. Ama Amasya’nın minyatürüne bakarak Amasya’yı değerlendirmek, bence büyük kayıp olur. Minyatüre baktığımda Amasya’yı bir elmaya benzettim. Amasya elma kadar tatlı, elma kadar bir tarihi geçmişi vardı. Eski insanların Amasya’yı neden seçtiğini şimdi anlayabiliyorum. Bir sohbet haneye girdik. Şimdiki adıyla kahvehane. Akustik özelliği var. Çok güzel bir yer gerçekten. Şimdi Amasya’nın vazgeçilmezi olan Amasya evlerini karşısındayız. Karşısında bir dağ hemen aşağımda bir ırmak Her ikisi de bana gülümsüyor sanki. Mutlulukla dönen değirmenler, neşeyle parıldayan bir güneş. Her şey bir an canlılaştı gözümün önünde. Her neyse Amasya’nın Şehzadeler ve Padişahlar müzesine gittik. Padişah ve Şehzadelerin heykelleri büyük ustalıkla yapılmış. Sanki yaşıyorlarmış gibi bir duygu katmışlardı içlerine. Şimdi de Sabuncuoğlu Şerafettin’in tedavi yöntemlerini anlatan bir müzeye girdik. Müzede şimdiki tıbbı araçlar olmasa da gerçekten çok teknik olan tıbbı araçlar var. Daha sonra bir lokantaya girdik. Karnımızı iyice doyurduktan sonra şimdiki bulunduğumuz yer olan Amasya Genelgesi’nin binasındayız. Heykeller gerçekten çok dikkat çekici yaşıyorlardı sanki. Kendimi Amasya Genelgesi’nde bir görevli olarak düşünmüştüm. Kurtuluş Yolu’nda üçüncü adımı da bitirdik. Tekrar Havza’ya döndük. Yarın dördüncü bağımsızlık adımı için Sivas’a gideceğiz. Her bir yolda bağımsızlığı tekrar yaşıyorum.

30


21.05.2012 Bugün erken saatlerde kaktık. Kahvaltımızı yaptık. Ve bağımsızlığımızın dördüncü adımına yani Sivas’a doğru yola çıktık. Sivas’a vardık. Bir öğretmenevindeyiz. Karnımızı iyice doyurduk. Merkez Ulu Cami’ne girdik. Çok güzel ve ustalık eseri olarak başyapıttı. Sonra Bilim ve Teknik Merkezi’ne girdik. Üst düzey olarak yapılmış olağanüstü icatlar vardı. Şimdi hepsini kâğıda döksem çok kâğıt masraf olur desem iyi olur. Kısacası mükemmeldi. Şimdi bir öğrenci yurdundayız. Sabahın erken saatlerinde Erzurum’a doğru yola çıkacağız. Bugün o kutsal yolun dördüncü adımını da bitirdik. Yarın son adımımızı da bağımsız olacağız. 22.05.2012 Şimdi de Erzurum’dayız. Erzurum Kongresi’nin yapıldığı yerdeyiz. İşte tam burada bir bağımsız ulus gibiydim. Tabya’lara doğru yola çıktık. Tabyalara baktığımda atalarımıza helal olsun demekten başka içimden başka bir şey gelmiyor. Nene Hatun’un mezarını ziyaret ettik. Nene Hatun demek, bu vatanın kurtuluşunda kadının fedakârlığı demektir. Dualar ettik. Nene Hatun’a bir ad daha koymak gerekirse muhteşem kadın bence çok iyi olurdu. Şimdi de Abdurrahman Gazi Türbesi’ndeyiz. Çok büyük bir âlimmiş. Türbesinde Yasin süresi okuduk. Ve Erzurum’un vazgeçilmez yemeği olan cağ kebabını yemeye gidiyoruz şimdi de. Çağ kebabı gerçekten müthiş bir kebap. En çok yeme rekoruna sahip olan kişi 50 tane yemiş. Ama gerçekten yenilmeye değer. Bir hediyelik eşya dükkânına girdik. Babama bir tespih aldım anneme ise kaliteli oltu taşından gümüş bir yüzük aldım. Bu akşam bir yurda yerleştik. Hani bir şarkı var ya ‘hadi gel Erzurum’a gel’ hakikaten gelinecek bir yer. Bugün bağımsızlığın evladıyım. Bu Kurtuluş Yolu’nda bana gelen ilhamla bir şiir yazdım. Ve bunu da kağıda dökmekten gurur duyuyorum. KURTULUŞ YOLU Bağımsızlığı yaşıyorum. Her anda her saniye de Samsun Havza ayrı. Amasya Erzurum Sivas Onlar daha bir ayrı. Kalbimdeki ses diyor bana Her adım bir bağımsızlık, Yeniden doğuyorum sanki. Benim canım Türkiye’m!

31


Hasan AKÇAY / Başkonak İ.Ö.O HAVZA Sevgili Günlük, Bugün çok mutlu ve heyecanlıyım. Bugün gezinin ilk günü ve okulumuzda hatta sınıfımızda o kadar öğrenci arasından ben seçildim. Neyse bugün ki gezimiz CKM’den başladı. Gidişimiz için yani gezinin başlangıcı için bize bir program yaptılar. Programdan sonra otobüse bindik Havza’ya geldik ve ilk olarak Yörgüç Paşazade Mustafa Bey Cami’ni gezip öğretmenimizin söylediklerini not ettik. Daha sonra Mesudiye Oteli’ne yani Atatürk’ün Havza’da kaldığı yere gittik. İçerisine girmeyi, bakmayı çok isterdik ama mecburen en dışarısıyla yetindik ve gezimizi bitirdik, kalacağımız yere geldik. AMASYA Sevgili Günlük, Bugün Atatürk’ün izinden Amasya’yı geziyor, onu saygıyla anıyorum. Biliyor musun ben hep burada kalmayı istiyorum, gitmeyi istemiyorum. Amasya’ya dönüyorum. Amasya’da ilk önce Amasya müzesini gezdik. Mumya görüp onun gibi olmamak için dua ettik ve halkımızın yaptıklarını resimlerden değil yakınında gerçek gezdik. Beyazıt Camii’nin içerisine girdik. Fotoğraf çekip 3 ihlâs 1 Fatiha dua ettik. Yapana hürmet, yapmayana kendi bildiği iştir dedik. He bir hatırlatma Beyazıt Cami değil Beyazıt Külliyesi. Daha sonra da 2 yıl önce yapımı tamamlanan Amasya minyatürü müzesine eski Amasya’yı bir de orada görüp bilgilendik. 2. Beyazıt Camii’ne gidip orayı da gezip tarihi eserlerimizin önemini birde öğretmenlerimizden dinledik. Atatük’e hürmet ettik. SİVAS Sevgili Günlük, Bugün ilk önce Sabuncuoğlu Şerafettin Türbesi’ni ziyaret ettik ve onun için bir tıp bilimci olduğunu öğrendik. Vaktimizi fazla harcamayıp Bilim Fuarına gidip bilim insanlarımızın icatlarını bir de orada yakınında gezdik. İçerisine girdik ve hayretler içerisinde resim çektik. Minaresinin yamuk olduğunu da kendimiz önce öğretmenlere söyledik. ERZURUM Açıkçası bugün biraz üzgünüm çünkü Erzurum’a biraz değil çok geç geldik Nenehatun Türbesini gezip dua da ettik. Milli Kültür Tarihi Milli Parkı’nda gezi fotoğrafı çektik. Sonra bir arkadaşımız sayesinde orayı da gözden geçirdik ve Erzurum evlerini gezip çay içmeyi ihmal etmedik.

32


Liderler Atatük’ü görünce, hep diziliyor Er Atayı görünce gönlüm yerinden çıkıyor. Görmüyor musun Türk Halkı Kemaller Erzurum Sivas geziyor. Seni görünce gönlüm yerinden çıkıyor, Seni görünce ruhum aklım şaşıyor Görmüyor musun Türk halkı, Mustafa Kemal Türk, övün, çalış, güven diyor. Mustafa Kemaller Erzurum Sivas geziyor. Bizim Türk Halkı neden çağdan geri kalıyor, Duymuyor musun Türk halkı Atatürk Türk, övün, çalış, güven diyor Uyan Türk halkı Atatürk ölüyor. Bir yaşam fidanı daha yurdumuzdan göçüyor, Duymuyor musun Türk halkı Atatürk bu konuda ne diyor. Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti İlelebet yaşayacaktır. Bilginler hep neden dışarı göçüyor, Devletimiz onlara neden sahip çıkmıyor, Düşünün bir kere Atatürk ileri koşuyor neden Türk halkı olduğu yerde duruyor. İcatlar hep neden bizden çıkmıyor, Türk milleti neden aklını çalıştırmıyor. Bilgin icat yapıyor, Neden ülke gelişmiyor.

Neden araba yapmıyor. Bor’umuz var işlemiyoruz Petrol benzin dış ülkelerden alıyoruz. Dünya’da ki Bor’un %60’ı bizde Neden onu kullanıp kendimizi geliştirmiyoruz. Küresel ısınma artıyor Doğanın ömrü bitiyor. Neden insanlar Doğayı kirletiyor. Halk çarşı pazar geziyor, GDO’suz ürün alıyor. Düşünün bakayım neden GDO’suz ürün bulamıyor. Atatürk Türkiye’ye neden devletini kurdu. Bize verdi bu yurdu İnkılâpları yaparken Birde Türk Dil Kurumu’nu kurdu. Erzurum’da Sivas’tayız Biz Kurtuluş yolundayız Atatürk’ün izinde Onun hep yanındayız. Kalbimizde yaşıyor Onu herkes anıyor. Çanakkale’de kim var deyince Herkes Mustafa Kemal Diyor.

Arabalar neden yurtdışından geliyor, Türkiye’nin neden kendi arabası olmuyor. Zenginler her şey yapıyor

33


Kader GÜRSU / Karşıyaka Anadolu L. KURTULUŞ YOLU GEZİSİ 19 Mayıs 1919 Milli Mücadelenin fiilen başladığı tarihtir. 19 Mayıs bir başlangıçtır; fikir ve karar sahibi Atatürk’ün hedefine varan yolda ilk adımıdır. Bizler de bugünden itibaren o yolları dolaşarak, şanlı Türk ordusunun ne zorluklar içinde savaştığını anlayacağız. Canik Kültür Merkezi’nde o güzel anlardan sonra otobüse bindik ve yolculuğumuz başladı. Çok heyecanlıydım. İlk önce İskele’ye gittik, orada fotoğraf çekindikten sonra Havza’ya doğru yol aldık. Havza’da Makbule-Yusuf Ölçer Bilge Okulu’nda kalacaktık. Burada yemek yedikten sonra Mesudiye Oteli’ne gittik. Burası Atatürk’ün Havza’ya geldiğinde kaldığı otelmiş. Aslında sadece otel denirse yanlış olur; çünkü Atatürk, Havza’dayken işlerini burada yürütürmüş. Yeni Mesudiye Oteli, Milli mücadele için önemli bir yere sahiptir. Kapalı olduğu için sadece dışarıdan fotoğraf çekinebildik. Daha sonra Yörgüç Paşazade Mustafa Bey Camii’ne gittik. Orada bize bilgi veren Tarih Hocamız çok etkili bir söz söyledi; ‘Savaşların hepsi camide başlar camide biter.’ Bu camiye Atatürk ve arkadaşları da namaz kılmaya gelmiştir. Başka bir söz de ‘Şu an oturduğumuz yerde belki de Mustafa Kemal oturdu ya da onun silah arkadaşları oturdu.’ Evet, hocamız bu sözleri söylediği zaman tüylerim ürperdi gözlerim doldu. Çünkü Atatürk ve arkadaşlarının burada namaz kılmaları, oturmaları ve buranın havasını solumaları ne bileyim anlatılması zor bir şey. Havza Genelgesi, Türk Tarihi açısından çok önemlidir. Çünkü Havza Genelgesi, Kurtuluş Savaşı’nın ilk resmi belgesidir. Kurtuluş Savaşı bu camide başladı. Cephede savaşan askerlerden daha önemli olup, askerlere yiyecek, içecek ve silah ihtiyacı karşılayan insanlar. Bu camii 705 yıllıktır. 1296 yılında yapıldı. Birkaç kere de restore edildi. Akşam biraz geç yattık. Sabahleyin kahvaltı yaptıktan sonra Şehzadeler Kenti olan Amasya’ya yolculuğumuz başladı. Buraya Şehzadeler Kenti denilmesinin nedeni, Şehzadelerin buraya gelip vali gibi yönetilmesidir. Amasya’ya Şehzade olarak gelip, daha sonra Osmanlı Padişahı olan kişiler; 2.Bayezid, Çelebi Mehmet, 2.Murat ve Fatih Sultan Mehmet’tir. Daha sonra 10.Yıl Marşı’nı hep birlikte söyledik. Ben bu Marşı söylerken kendime güvenim artıyor ve daha fazla vatan sevgisi ile doluyorum. Amasya’nın dört bir yanı dağlarla çevrili olduğu için buranın düşman tarafından işgali çok zordur. Bir yandan da Şehzadeler burada daha iyi korunuyorlar. Müzeleri gezmeye başladık. Halı, banyo ve tuvalet alışkanlığını yabancı ülkelere Türkler kazandırmıştır. Bir de kapılarda kadınlar için küçük tokmak, erkekler için büyük tokmak vardır. Bu sayede gelenin kadın ya da erkek olduğu anlaşılırmış. Ve herkes 3 kez kapıya vururmuş. Medrese kapıları küçük yapılırmış ve herkes kapıdan geçerken eğilirmiş. Padişahlar da aynı şekilde eğilirmiş. Çünkü onları da eğiten ve büyüten öğretmenleridir. Müzeden sonra 2.Bayezid Camii’ne gittik. Bu cami, kesme taşlardan yapılmıştır. Padişah halkı için, 1783 yılında camiye sıcak su bağlattı. Bütün camilerde 8 pencere vardır ya da 8 kere Allah, 8 kere Muhammed yazılıdır. Bu 8 sayısı cennet kapısını temsil eder. 8 tane cennet kapısı varmış. Minyatür Amasya Müzesine gittik. Orada çok şaşırtıcı bir şey vardı. O da Amasya’nın maketini yapmışlar. Çok güzeldi. Maket dünyada ve Türkiye’de tektir. Burada gece-gündüz olayını yaşadık. Gece olduğu zaman odanın tavanında ay görünüyor ve yıldız kayıyor. Geceden sabaha dönerken sabah ezanı okundu, evler teker teker ışıklarını yakmaya başladı. Daha sonra Amasya Sohbet Evi’ne gittik. Orada çay içtik. Buradan çıktıktan sonra Amasya İl Özel İdare Şehzadeler Müzesi’ne gittik. Amasya’da şehzade olarak görev yapan padişahların mumyası vardı. Her şey çok gerçekçiydi. Padişahların gözleri kirpikleri ve damarları sanki gerçek insanmış gibiydi. Öğle yemeğini Çatal Tepe Lokantası’nda yedik. Buradan manzara çok güzeldi. Sabuncuoğlu Şerafettin 1300 yılında akıl hastalarını müzik eşliğinde tedavi etmiştir. Sabuncuoğlu Şerafettin’in de mumyasını yapmışlar ve flaş patladığı zaman Sabuncuoğlu konuşmaya başlıyor. Hatta kafasını çevirebiliyor.

34


Neden Amasya? - Bu bölge genelinde Amasya güvenlik ve stratejik açısından en uygun yerdir. - Müftü Kamil Efendi, telgraflar çekerek Mustafa Kemal’in Amasya’ya gelmesini istemiş, Amasya’nın Milli Mücadele ‘ye hazır olduğunu belirtmiştir. - Amasyalı din âlimleri, halkı mücadeleye teşvik etmiş, İngiliz Bayrağının rüzgârda parçalanması Amasyalıları manen kuvvetlendirmiştir. Tamim de yer alan önemli bir hüküm de, ‘:Milletin İstiklalini yine Milletin azim ve kararı kurtaracaktır’ parolasıdır. Amasya Genelgesi’nin imzaladığı Saraydüzü Kışlası’na gittik. Saraydüzü Kışlasının karşısında bulunan kaldırıma oturduk. Bugün yine erkenden kalktık. Havza’dan Sivas’a 6 saat yolculuk yaptık. Sivas’ta kongre yapılmasının nedeni Sivas’ın o dönemde işgal altında olmaması, denize uzak olması, stratejik konumu, ulaşıma elverişli olması. Sonunda Sivas’a ulaşabildik. Öğle yemeğini Sivas’ta yedik. Daha sonra Sivas’ı gezmeye başladık. İlk gittiğimiz yer Sivas Ulu Cami’ydi. Ulu Cami, Kılıç Arslan’ın oğlu Kutbeddin Melikşah zamanında Kul Ahi tarafından yaptırıldı. Halk arasında bu camiye Sultan Alahaddin Cami’de deniliyormuş. Sivas’ın en eski camilerdendir. Dıştan ve içten kesme taşlarla yapılmıştır. Bu cami Danişmentli döneminin önemli eserlerindendir. Ulu Cami’den sonra Buruciye Medresesi’ne gittik. Bu medrese halk arasında Hacı Maksut Medresesi olarak da bilinmektedir. Bu medreseden çıktıktan sonra Cumhuriyet’in temelinin atıldığı yani Sivas Kongresi’nin yapıldığı binaya gittik. Kapalı olduğu için içeriye giremedik. Akşamleyin de Sivas Fen Lisesi’nde kaldık. Yorgun olduğumuz için erkenden uyuduk. Yine erkenden uyandık ama erkekler geç kaldılar. Uzun bir yolculuk başladı. Öğle yemeğini Erzincan’da yedik ve yağmur başladı. Erzurum’da bir sürü askerlik şubesi vardı. Otobüste Nuran Hoca, Nene Hatun hakkında bilgi verdi. Ermeni çetelerinin, Türk askerinin öldürülmesi üzerine Erzurum halkı yollara dökülmüş. Silahı olanlar, silahı olmayanlar; balta, kazma, kürek, tırpan ve taşlar ellerine alarak Tabya’ya doğru koşmaya başlamışlardır. Nene Hatun da o zamanlar taze bir gelinmiş ve üç aylık bebeğini emzirdikten sonra ona ‘seni bana Allah verdi, ben de ona emanet ediyorum’ diyerek evinden uzaklaşmış. Nene Hatun, elindeki satırı düşman askerinin kafalarına indirmiş. İşte bizim Türk kadınlarımız böyledir. Onlar için vatan toprağı, kendi canlarından daha değerlidir. Daha sonra şanlı askerlerimizin mezarlarına gittik. Hiçbirinde isim yazmıyordu. Nereden bilsinler orada kimlerin şehit olduğunu. Onları göremedim en azından bir hatıra olarak mezarlarından taş aldım. Hepsine Fatiha okuduk. Biz buraları gezerken üşüyorduk. Ama onlar burada yırtık ayakkabıları ile aç, susuz, hatta üstlerinde kıyafetleri yokken düşmanla savaştılar. Bunları düşündükçe kendimden utanıyorum. Beşinci Osmanlı ordusu Kumandanı Mareşal Liman Van Sanders, Türkler için şöyle demiştir; ‘Bir asker için mutluluk denen bir şey varsa, Türkler ile omuz omuza savaşmaktır, diyebilirim. Fakir insanlardaki; buğday kırığından yapılmış çorba en önemli yemekleriydi; sağlıksız su içerlerdi; çamur barınaklarda yatarları; fakat en önemli modern silah ve araçlarla donanmış düşmanlarına karşı aslanlar gibi savaşırlardı. Bu insanların kalplerinde sadece ve sadece ulvi bir vatan sevgisi vardır. Ölümüne onlar kadar gülümseyerek giden bir millet ferdi daha görmedim.’ Bir gün General Liste ile Başkomutan Monro, Türkleri nasıl yok edebileceklerini konuşuyorlardı. Liste, Türkler için ‘Onların bedenini yenebiliriz; ama ruhlarını yenmeyi unutalım.’dedi. Bu komutanlardan Türklerin ne zor şartlarda savaştıklarını az da olsa anlamalı ona göre davranmalıyız.

35


Mısra ÖZBİR / Başkonak İ.Ö.O CANİK’İN ÇOCUKLARI ATATÜRK’ÜN İZİNDEN YOLA ÇIKIYOR. 19 Mayıs’ta Samsun ufkundan Bir güneş yükseldi göklere doğru Bir millet uyandı derin uykudan Koştu o parlayan güneşe doğru. 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk, yurdun kurtuluşu için Samsun’da Kurtuluş Savaşı’nı başlatmıştır. Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı’nın Samsun’da başlatmasının asıl nedeni ise Havza, Amasya ve Sivas sancağına bağlı olduğu için Samsun merkezdi. Ve diğer illerin durumuna uygun olan ili yani Samsun’u tercih etmiştir. Mustafa Kemal Samsun’a Bandırma Vapuru ile gelmiştir. Mustafa Kemal Samsun’a gelirken Bandırma Vapuru’nda yalnız değildi. Yanında 23 er ve 25 subay yaklaşık 50 kişiydiler. Atatürk Samsun’a ayak bastığında bir söz söylemiştir. O söz ise şuydu: ‘ YA İSTİKLAL YA ÖLÜM!’. Atatürk bu sözü ilk defa Samsun’da söylemiştir. Bu sözü söylerken ve savaşı başlatırken tek bir hedefi vardı. Bu hedefini ise şu sözlerle ifade etmiştir: ‘ Başka bir devletin mandası altına girmektense ölmeyi tercih ederim.’ demişti. Bana göre Atatürk’ün bu hedefleri karşısında savaşı kazanmayı başardık. Çünkü inandığımız için. Ben Atatürk’ün bu sözünden şunu anlıyorum. Başka devletlerin himayesi altında yani başka devletlerin esiri olmaktansa ölmeyi tercih ederim. Mustafa Kemal Atatürk Samsun’da büyük çaba gösterdikten sonra Havza’ya geçmiştir. İlk olarak Mustafa Kemal Bayram Ağa ile Bayram Ağanın evinde kaldığı evi görüyoruz. İnanabiliyor musunuz? O zaman ki tarih 1919 tabi o ev daha önce yapılmıştır gerçi ama şu anki yılımız 2012 arada kaç yıl var. Aslında ben niye şaşırıyorum ki. Tarihte bundan daha eski binalar var. Ama bana yine de çok ilginç geliyor. Günümüzde 700 yıllık binalar var. O tarihten bu tarihlere gelene kadar neler olmadı ki? Neyse oradan sonra Atatürk’ün evinde gidiyoruz. Onun evi o kadar güzel ki görmeye değerdi. İçini göremedik ama olsun. Oradan yürüyerek Yörgüç Paşazade Mustafa Bey Camii’ne gittik. Başta, ayakkabı çıkarıp giymeyi sevmediğim için içerisine girmeyecektim. Fakat öğretmen herkes girecek dedi. Ben de girdim. Ama içeri girince ‘iyi ki de girmişim.’ dedim. Caminin içerisinde işlemeler bile kalmış. Mustafa Kemal halkı toplayıp bu camide planlar yapmıştır. Ama o zaman da bu zaman da ki kadar kolay değildi bütün insanları toplayabilesin. O yıllarda tek bir telgraf vardı. Ona da düşmanlar el koymuş. Bu yüzden halkın dört bir yanına tellallar salıyor. Bütün milleti böyle topluyor. Havza’da da planlarını yaptıktan sonra Amasya’ya gitmiştir. Biz de yolumuzu Amasya’ya doğru çevirdik ve sonra Amasya’ya geldik. Amasya, çok güzel bir şehir. Yeşilırmak ve Amasya evleri karşılıyor bizleri. Amasya Şehzadeler Kenti olarak da biliniyormuş. Ben bunları ilk kez duyuyorum. Amasya’ya Şehzadeler Kenti denmesinin nedeni ise burada birçok şehzade yetiştirilmiştir. Şehzadelerin burada yetiştirilmesi ise Amasya’nın etrafı dağlarla çevrili ve 2 tane girişi vardır. Bu nedenle çok güvenliydi Amasya. Bir nedeni ise Amasya’da eğitim yerleri çok fazlaydı. Büyük bir eğitimle yetiştirilir. Bu nedenlerden dolayı birçok şehzade Amasya’da yetiştirilmiştir. Tahta geçen 7 Şehzadenin Yeşilırmak boyunca yapıtları vardı.

36


Ayrıca ırmağın içindeki değirmenler çok dikkat çekiyordu. Hatta bir tanesine odun parçaları gelerek dönmesini engellemişti. Ama çok güzel duruyorlardı. Amasya’da birçok tarihi yapıt ve camiler vardı. Elimizden geldiğince hepsini gezmeye çalıştık. Bugün ilk olarak Amasya Müzesi’ne gittik. Bu müzede çok eski zamandan kalan yapıtlar vardı. Benim en çok ilgimi çeken şey İlhanlı döneminden kalan cesetler oldu Sanki onlara dokununca parçalanacak gibi duruyordu. Müzeden sonra 2. Beyazıt Cami’ne doğru yol aldık. O gün şansımıza güneşliydi hiç otobüse binmedik hep yürüdük. Cami güzeldi. Cami yapılırken bir çınar ağacı dikilmişti. Bu ağaç o kadar büyüktü ki inanılmazdı. Cami tam 528 yıllıkmış yani o kadar eski bir camiymiş. O kadar yazmışken şunu da söylemeden edemeyeceğim. Caminin dışarısındaki duvarda ‘vav’ harfi vardı. Bu harf o kadar ilgi çekici ve güzeldi ki görmeye değerdi. Ayıca bu ‘vav’ harfi kıyametin küçük alametlerindenmiş. Bu harfin kuyruğu ise kıyamet yaklaştıkça harfin gövdesi ile birleşiyormuş. Bana çok ilginç geldi. Size de ilginç gelmiştir eminim. Camiyi gezme işimiz bittikten sonra Amasya Minyatür Müzesi’ne gittik. Bu müze dünyada ilk ve tek müzeymiş. Biz bu müze de hem gece hem gündüzü yaşadık. En güzeli sabaha karşıydı. Ezan eşliğinde bütün evlerin ışıkları teker teker yanmaya başladı. İyi ki de böyle bir şey yapmışlar. Herkesin görmesini istiyorum. Amasya’ya gelip de bu müzeyi görmemek olmaz. Burayı da gezdikten sonra Şehzadeler Müzesi’ne uğradık. Şehzadeler Müzesi’nde Amasya’da yetişen şehzadelerin yapıtları vardı. Amasya’da tam 12 tane şehzade yetiştirilmiştir. Ama bunlardan sadece 7 tanesi tahta geçmiştir. Burayı da ilgi çekiciliğiyle gezdikten sonra Sabuncuoğlu Şerafettin’in müzesine gittik. Ben küçüklüğümden beri tıbba ilgi duymuşumdur. Bu nedenle bu müze benim için çok ilgimi çekti. Sabuncuoğlu Şerafettin hastalarına bakarken yapılmış heykelinin yanında duruyordum. O sıra da Numan Hocam kameranın flaşı patlayınca kafasını döndürüp bir şeyler söyledi. Hepimiz çok korktuk. Korkulmayacak gibi değildi. Orayı da ilgiyle gezdikten sonra Beyazıt Cami’ne doğru yol alıyoruz. Beyazıt Cami de çok güzeldi. Ama benim en çok dikkatimi çeken şey şadırvanıydı. Hım yazmayı unuttum. Camiden önce Amasya Kongre binasına gittik. Amasya Kongresi bu binada yapılmış. Orayı da gezdikten sonra Sivas’a gittik. Sivas’ta ilk olarak Ulu Cami’ne gittik. Bu camii minaresinin eğriliği ile meşhurdur. Halk arasında bu camiye Sultan Alaattin Cami de deniliyormuş. Ve tam 800 yıllıktır. Bu cami de 80’li yaşlarda bir hocayla karşılaşıyoruz. Hikâyesini tam olarak hatırlamıyorum ama köy halkı bu hocaya ‘Hey-Hak’ diyorlarmış. Ama gerçek adı ‘Süleyman Yalkan’ imiş. Oradan sonra Sivas Kongre binasına gidiyoruz. Bina pazartesi günü kapalıymış. Biz göremedik. Ama çok methettiler. Bundan dolayı biraz üzüldük. Sivas Kongre 4 Eylül 1919 tarihinde yapılmış. Bu kongre de savaştan sonra ne olacağı planlanmıştır. İlk atama burada olmuştur. Burayı da daha doğrusu Sivas’ı da güzelce gezdikten sonra Erzurum’a gidiyoruz. Erzurum da Kongre binasına gittik. Orası da kapalıydı gezemedik. Bizim şansımız yokmuş. Bu kongre 23 Temmuz 1919 yılında imzalanmıştır. Bir maddesi çok dikkatimi çekti. “Vatan bir bütündür, bölünemez.” Oradan sonra Nene Hatun büyük bir cesaret göstermiş. Buna kimse cesaret edemezdi. Tabya’yı kaybetmemize rağmen Nene Hatun tek başına savaşarak ele geçirmişti. Nene Hatunun mezarı da çok dikkatimi çekti. Orada bulunan şehit mezarlarında isim yoktu. Buda çok ilginçti. Hocalarım bu geziye iyi ki de beni seçmişler. Hepsine çok teşekkür ederim. 4 günlük gezimiz burada son buldu.

37


Onur YILMAZ / Başalan Cumhuriyet İ.Ö.O 1.Gün Sevgili günlük, bugün ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş mücadelesini başlatmak için 19 Mayıs 1919’da çıktığı Samsun şehrimizden yola çıktık. Dört öğretmenim bir doktorumuz ve kırka yakın arkadaşımla birlikte Kurtuluş mücadelesi yolunda ilk durağımız Havza ilçemizdi. Hepimiz Atamızın izinden şanslı tarihimizi yaşayacak olmanın heyecanı içindeydik. Kısa bir otobüs yolculuğundan sonra Havza’ya vardık. Burada çok önemli bilgiler öğrendik. Mustafa Kemal buraya gelerek halkı tellallarla haberdar etmiş ve toplantıya çağırmıştır. O zamanlar en güvenli yerler camiler olduğu için halkı camide toplamayı tercih etmiştir. Aynı zamanda büyük devletlere uyarı telgraflarının çekilmesini istemiştir. Böylece işgalci güçlere milli mücadelemizdeki kararlılığımızı göstermiş olduk. Atatürk Havza’da kaldığı sürede ileride yapılacak kongre ve genelgelerinde planlamasını yapmıştır. Kısacası Kurtuluş mücadelesinin temeli Havza’da atılmıştır. Ben ve arkadaşlarım öğretmenlerimizin eşliğinde Atamızın toplantı yaptığı camiyi ve orada kaldığı Mesudiye Oteli’ni gezdik. Bugün öğrendiklerimiz önemli bilgilerdi. Buraları yakından görmek ve tanımak çok güzel bir duygu. Bugün Havza’da kalıyoruz. Yarınki durağımız ise en güzel şehirlerimizden biri olan Amasya. 2.Gün Bu sabah erkenden kalktık. Kahvaltımızı yaptıktan hemen sonra ikinci durağımız olan Amasya’ya gitmek üzere yola koyulduk. Amasya’ya geldiğimizde ilk önce Amasya Müzesi’ni gezdik. Burada tarihimizden kalan bazı kıyafetleri, tarihi kılıçları, tabakları gördük. Daha sonra II. Beyazıt Camisi’ni gezdik. Cami sağlam yapılmadığından dolayı bir ara yarısı yıkılmış; fakat tekrar yapmışlar. Oradan II. Beyazıt Camisi’nin hemen yanındaki Amasya Minyatür Müzesi’ni gezdik. Burada Amasya’nın minyatür halini gördük. Minyatür çok güzel olmuş. Işıklandırması çok hoşuma gitti. Orayı da gezdikten sonra Şehzadeler Müzesi’ne gittik. Müzenin alt katında tahta geçemeyen şehzadelerin, üst katında ise tahta geçen şehzadelerin heykelleri vardı. Tahta geçemeyen şehzadelerin kıskançlıklarından dolayı geçemediklerini öğrendim. Tahta geçen şehzadelerin en önemlileri; Çelebi Mehmet, II. Murat, II. Beyazıt ve Fatih Sultan Mehmet’tir. Buraları gezdikten sonra öğretmenlerimiz bizi yemeğe götürdü. Ben ve yanımdaki bütün arkadaşlarım Adana kebap istedik. Güzel bir yemek ziyafetinden sonra Sabuncuoğlu Şerafettin Fuarına gittik. Burada Sabuncuoğlu Şerafettin’in bitkilerden yaptığı ilaçları hastalarına uyguladığı hareketle gösterilmiş. Burayı da gezdikten sonra geceyi geçirmek için tekrar Havza’ya döndük. Yarınki durağımız ise Sivas. Sivas’a gideceğimiz için heyecanlıyım. Yeni bir ilimizi daha gezip tanıyacak olmak, Ulu Önderimizin orada yaptığı işleri öğrenecek olmak ve onun bir yere gidip oraları gezecek olmak heyecanlandırıyor beni.

38


3.Gün Bugün Sivas yolculuğu çok eğlenceli geçti. Grup başkanımız Önder abi “Sivas’ın yollarına” türküsünü söyledi, hepimiz çok eğlendik. Sivas’a vardığımızda ilk önce öğretmen evine gittik. Oradan sonra Sivas Ulu Camii ve Bilim Fuarını gezdik. Daha sonra Sivas Kongresi’nin yapıldığı Sivas Lisesi’ne gittik. Oradan çıktıktan sonra tekrar otobüse binip gece kalacağımız yere geldik. Burada bizden büyük ağabeyler de vardı. Akşam yemeğini yedikten sonra iki gruba ayrıldık. Sonra arkadaşlarla biraz sohbet ettik. Şimdi biraz uyuyup yorgunluğumu atmak istiyorum. Yarınki gideceğimiz yer de son durağımız olan Erzurum. 4.Gün Bugün sabah saat 04:00 gibi uyandım. Ama bütün arkadaşlarım uyuyordu. Ben de onlar uyuyor diye tekrar yattım. Uyandığımda herkes kalkmış tek ben kalkmamışım. Hemen üstümü değiştirdim ve yemekhaneye indik. Yemekhaneye yemekler sayılı geldiği için bize yetmedi. Bizde dışarı çıktık ve öğretmenimizin aldığı pide ve meyve suları ile kahvaltımızı parkta yaptık. Biraz parkta vakit geçirdikten sonra otobüs geldi ve Erzurum ilimize doğru yola çıktık. Birkaç saat gittikten sonra Erzincan’da yemek molası verdik. Yemek yedikten sonra tekrar yola çıktık. Şiddetli bir yağmur başladı ama fazla uzun sürmedi. Erzurum’a geldiğimizde hava çok soğuktu. İlk önce Nene Hatun mezarına gittik. Daha sonra şehitlerimizin mezarlarını ziyaret ettik. Onlar için dualar ettik. Mezarlıklardan sonra Erzurum’un yöresel yemeği olan cağ kebabı ve kadayıf dolması yedik. Galiba ben çok yedim. Kadayıf dolmasını da çok beğendim. Daha sonra Taşhan’a gittik. Ben oradan anneme hediye etmek için yüzük aldım. Arkadaşlarımın çoğu kendilerine tesbih aldılar. Sonra Çifte Minareli Medresenin olduğu yere gittik. Oraları gezdik ve oradan sonra eski Erzurum evlerine gittik. Orada bize çay ikram ettiler. Sonra otobüse binip kalacağımız yere geldik. Böylece Erzurum gezimizi tamamladık. Gezip gördüğüm yerleri çok sevdim. Bu gezinin ben ve arkadaşlarıma çok faydalı olduğunu düşünüyorum. En mutlu olduğum olay Atamızın izinden gitmek oldu. Bu geziyi bizlere sunan herkese çok teşekkürler.

39


Önder POLAT / Canik Karşıyaka Anadolu Lisesi ÖZGÜRLÜK YOLUNDA Bugünün gelmesini sabırsızlıkla bekliyordum. Bugün 19 Mayıs Atatürk’ün Milli Mücadeleyi başlattığı tarih. Atatürk Milli Mücadeleyi başlatmak için Samsun’a ilk adımını attı. Bizde Atatürk’ün Milli Mücadele için gezdiği şehirleri gezmek için Samsun’dan yola çıktık. Samsun’dan sonra Amasya, Sivas ve Erzurum’a gidecekmişiz. Burada benim gibi birçok arkadaşım var. Umarım onlarda bu yolculukta tarihimizle ilgili önemli şeyler öğrenirler. Otobüse bindiğimde çok heyecanlıydım, bu benim ilk defa şehir dışına çıkışım olacaktı. Bunun yanında Atatürk’ün yaptığı gibi Anadolu’yu sömürgeci devletlerden kurtarmaya gidiyormuşum gibiydi. İlk gideceğimiz Havza idi. Otobüste giderken tarih hocamız Atatürk ve silah arkadaşlarının Havza’ya ulaşmak için biraz mücadele ettiklerini söyledi. Çünkü o zamanlar araba yokmuş bizim gibi otobüse binipte rahat rahat gidememişler. Sonunda Havza’ya ulaştık. Burada Atatürk’ün kaldığı evi gördük bu eve Mesudiye Oteli deniliyormuş. Mesudiye Otelinden sonra Milli Mücadele hakkında halkı bilinçlendirmek için topladığı camiye gittik. Bu caminin adı Yörgüç Paşazade Mustafa Bey Camidir. Cami çok eskiydi ancak hala sağlam ve günümüzdeki birçok camilerden bile daha güzeldi. Caminin içini gezerken tarih hocamız buraya Atatürk geldiğinde caminin içinin ve dışının tıklım tıklım olduğunu söyledi. “O zamanlar televizyon yok, radyo yok, gazete yaygın değil bu insanlar nasıl haber aldı Atatürk’ün buraya geleceğini” diye aklıma bir soru takıldı. Bu sorumun cevabını tarih hocamdan aldım meğerse o zamanlar tellallar varmış halk Atatürk’ün geldiğini tellallardan öğrenmiş. Camiyi gezerken hocamız “Atatürk ve silah arkadaşları hep hep buralara bastı ona göre camiyi inceleyin” dedi. O zaman içimde bir şey olmuştu. Çünkü bende Atatürk’ün bastığı yerlere basıyordum. Havza’nın Milli Mücadele için büyük önemi varmış. Çünkü ileride yapılacak olan kongreler genelgeler Havza’da planlanmış. Kısacası Milli Mücadelenin temelleri Havza’da atılmış. Bu gece Havza’da bir yurtta kaldık. Geç saatlere kadar hiç kimse uyumadı. Çünkü herkes birbiriyle yeni tanışmıştı sürekli sohbet ediyorlardı. AMASYA Dün gece geç yatmamıza rağmen bu sabah erkenden uyandık. İçim kıpırdı özgürlük yolunda bugün önemli bir şehri gezecektik. Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra hemen yola koyulduk. Gideceğimiz yer Amasya idi. Ben hiç Amasya’ya gitmemiştim ama geçen yıl resim öğretmenim bana Amasya’da dik dağların ve kalelerin fazla olduğunu söylemişti. Otobüste giderken tarih hocamız Amasya’ya şehzadeler şehri demişti. Amasya’ya niçin şehzadeler şehri denildiğini bilmiyordum ancak hiç kuşkusuz ki Amasya’ya vardığımızda bu sorunun cevabını öğreneceğimi biliyordum. Amasya’ya varmamız çok uzun sürmedi. Amasya’da ilk durağımız Amasya müzesiydi. Amasya müzesinde birçok eser vardı.

40


Ayrıca bir müzede tarihimizle ilgili bazı şeyler öğrendim. Bütün Osmanlı şehzadeleri bu şehirde yani Amasya’da yetişiyor yada vali olarak atanıyormuş. Peki bu şehzadeler neden başka bir şehre değil de Amasya’ya geliyordu. Bu sorunun iki cevabı varmış biri Amasya’da o zamanlar birçok medrese varmış. Amasya’da medrese bol olduğu için şehzadelerde buraya eğitimini tamamlamak için geliyormuş. Bir diğer sebep ise Amasya iki dağın arasında olduğu için yani Amasya güvenli bir şehir olduğundan şehzadeler bu şehre geliyormuş. Şimdi anlamıştım Amasya’ya niçin şehzadeler kenti denildiğini. Hocamız bize Amasya’da yetişen dört önemli şehzadeyi söyledi. Bunlar Çelebi Mehmet, II.Beyazıt, II. Murat ve Fatih Sultan Mehmet. Düşünüyorum da böylesine önemli bir padişah olan Fatih Sultan Mehmet bile şehzade iken Amasya’da imiş. Amasya müzesinden sonra II. Beyazıt külliyesine gittik. Burada bu cami II. Beyazıt tarafından mimar Şemseddin Ahmet’e yaptırılmış. Caminin içinde gezdik, çok güzeldi. Caminin önünde bir çınar ağacı yer alıyordu. Bu çınar ağacı çok büyüktü. Osmanlıda çınar ağacı bir simge imiş onun için çınar ağacı dikmişler. Camiyi II. Beyazıt padişah olduktan sonra yaptırmış ancak camiyi devletin bütçesinden değil kendi bütçesinden yaptırmış. Camiden sonra sohbet evine geçtik ve sohbet evinde çay içtik. Hocamız bize Osmanlı zamanında böyle yerlere çok sık rastlanabileceğini söyledi. Birde o zamanlar kahvelerin şimdiki kahvehanelerden çok farklı olduğunu ve sadece sohbet etmek için ve kahve içmek için gidildiğini söyledi. Günümüzde ise kahvehaneler çok farklı amaçlar için kullanılıyor. O zamanki kahvehaneler için bir söz varmış: Gönül ne kahve ister ne kahvehane gönül sohbet etmek ister kahve bahane. Bu sözün ardından sohbet evinden çıktık değişik yerleri gezmeye baya bir yol yürüdük. Yol yürümemiz hiç önemli değildi benim için. Atatürk ve arkadaşları Amasya’ya ulaşmak için o günün zorluklarını çekmiş o kadar yol yürümüş ben yürüsem ne olur. Bu vatan için ne şehirler verilmiş ne kanlar dökülmüş. Bundan sonraki durağımız şehzadeler müzesi idi. Bu müzede Amasya’da yetişen şehzadelerin maketleri vardı. Bu şehzadeleri ikiye ayırmışlar. Bunlar; tahta çıkanlar ve çıkamayanlar. İlk olarak tahta çıkamayanları gördük. Bu şehzadelerin tahta çıkamamalarının nedeni birbirleri arasındaki kıskançlıkmış. Şehzadeler müzesinden sonra Amasya Belediyesi Sabuncu oğlu Şerafettin Tıp ve Cerrahi müzesine gittik. Müzenin girişinde yukarı doğru uzayan taştan bir ağaç vardı. Bu taştan ağaç o zamanki medreselerin hepsinde varmış. İçeri girdiğimizde müzik çalan insan maketleri vardı. O dönemde Sabuncu oğlu Şerafettin akıl hastalarını müzikle tedavi ediyormuş. Sadece akıl hastalarını değil değişik hastaları da dağlama yöntemi ile tedavi ediyormuş. Müzeyi gezdiğimizde hastalıklar için birçok alet vardı. Bu aletler çok ilginçti.

41


O zamanın şartlarını göz önünde bulundurulduğunda Sabuncu oğlu Şerafettin’in tedavileri çok büyük şey. Diyardan diyara gezen ve gezdiği yerlerden de seyahatnamesinde bahseden Evliye Çelebi Sabuncu oğlu Şerafettin’in akıl hastalarını nasıl tedavi ettiğinden bahsetmiştir. Bu müzeden çıktıktan sonra benim için asıl önemli olan müzeye Milli Mücadele ve Kongre Merkezi müzesine gittik. Atatürk Amasya genelgesini burada yayınlamış. Amasya genelgesi Milli Mücadelenin temel gerekçe amaç ve yöntemini belirtiyor. Amasya genelgesini burada yayımlayan Atatürk Amasya halkının büyük desteğini görmüş.Mustafa Kemal’in Milli Mücadele yolunda geçirdiği her gün Cumhuriyet’in temellerini oluşturuyordu. Bu gün Milli Mücadele için önemli bir şehir olan Amasya’yı gezdik. Yarın daha da önemli olan kongrelerin düzenlendiği Sivas’a gideceğiz. SİVAS Bugün sabah erkenden kalktım tabi ki arkadaşlarımda erkenden kalktı. Sabah kahvaltısını yaptıktan sonra hemen yola koyulduk bize uzun bir yolculuk yapacağımız söylenmişti. Gerçekten de öyle oldu. Otobüste herkesin canı sıkıldı. Ama benim canım hiç sıkılmamıştı. Cam kenarına geçmiş, geçmişe dalıp düşünüyordum. Atatürk’ü düşünüyordum, silah arkadaşlarını düşünüyordum, güzel halkımı düşünüyordum. İtilaf devletleri ile nasıl bir azim ve kararla mücadele etmişler. Eğer onlar bu uğurda canlarını feda etmeselerdi biz bu topraklarda yaşayamazdık. Bu gün Kurtuluş Mücadelesi yolunda önemli adımların atıldığı Sivas’a gideceğiz. Otobüste giderken tarih hocamız bize canımız sıkılmasın diye sorular sordu; Atatürk niçin kongre düzenlemek için Sivas’ı seçmiştir?” dedi. Arkadaşlarımdan bir tanesi o dönemde Sivas’ın işgal altında olmadığını söyledi. Bir diğer arkadaşımız ise Sivas’a daha kolay ulaşabildiğini söyledi. Tarih hocamızda bu cevapların hepsini doğruladı. Sivas’a uzun bir tolculuktan sonra ulaşmıştık. Sivas’a ulaştığımızda öğlen olmuştu bizde öğle yemeği yedik. Öğle yemeği yedikten sonra Sivas’ı gezmeye başladık. İlk durağımız Sivas Ulu Cami idi. Ulu Cami Kılıçarslan’ın oğlu Kutbeddin Melikşah tarafından yaptırılmıştır. Anadolu’nun en eski camilerinden imiş. Bina kesme taştan minare ise tuğladan yapılmış. Minare biraz eğik gibiydi. Caminin içini gezdik baya bir genişti. Sivas’ta Ulu Cami’den sonra durağımız bilim merkeziydi burada çok ilginç şeyler vardı. Bisikletin enerjisiyle çalışan lambalar vardı. Bende bisiklet sürdüm ve bütün lambaları yaktım ancak yorulmuştum. Çünkü bisiklet küçüktü benim boyumda uzun olduğu için zorlanmıştım. Bugün Sivas’ta Bilim merkezinden başka bir yere gitmedik. Çünkü yağmur yağdı. Gittiğimiz yere bereketimizle gidiyoruz. Birde Sivas Kongresinin yapıldığı yere gittik. Sivas Kongresinde alınan kararlar ulusal bir karar idi. Bu yönüyle de Sivas Kongresi dikkat çekiyor. Sivas’ta bu gece bir yurtta kalıyoruz. Yarın Erzurum’a gideceğiz.

42


ERZURUM Bugün sabah erkenden kalktık. Kahvaltıyı yaptıktan sonra hemen yola koyulmadık çünkü otobüs gelmedi biraz bekledik. Otobüs geldiğinde herkesin mutlu olduğu yüzünden okunuyordu. Otobüse bindik binmesine ama yol git git bitmiyor. Öğle olduğunda Erzincan’da mola verdik. Tabi ki öğle yemeğinde Erzincan’da yedik. Bu yolculuğun üzerine zaten yemek iyi giderdi. Öyle çok yemek yemişim ki midem iyice doldu. Otobüse bindik yolculuğa devam bu sefer yağmur başladı. Erzurum’a yaklaştığımızda yağmur dindi. Vakit iyice geçmişti. İçimden “Bugün yolculukla bitti hiçbir yer gezemeyeceğiz” diyordum. Ancak öyle olmadı. Erzurum’da çok önemli yerlere gittik. Bunlardan ilk olarak Erzurum Kongresinin yapıldığı yere gittik. Burada pek fazla durmadık. Bundan sonraki durağımız Nene Hatun Türbesi’dir. Nene Hatun Birinci Dünya Savaşında Ruslara karşı çok büyük mücadele vermiş. O zamanda güzel ülkemin toprakları bir bir işgal edildiğinde işgal altındaki toprakların kurtarılmasında büyük rolü varmış. 1877-1878 Osmanlı Rus Harbinde Aziziye Tabya’da genç kız iken Rus Askerleriyle göğüs göğse çarpışarak Türk kadınının savaşçılık ruh ve asaletini tüm dünyaya tanıtan Nene Hatun. Nene Hatun mezarının başında hepimiz oturup dua ettik, diğer şehitlerimizi de unutmadık onların başına da gidip dua ettik. Ancak benim dikkatimi bir şey çekti. Mezar taşlarında şehitlerin hiçbirinin adı yoktu. Daha sonra akşam yemeğini yemeye gittik. Erzurum’a has bir yemek olan çağ kebabı yedik bende çok beğendim. Akşam yemeğini yedikten sonra yine Erzurum’u gezmeye devam ettik. Çifte minareli camiye gittik. Caminin neden iki tane minaresi olduğunu hocama sordu. Hocamız hikayesini anlattı, hikayesi ilginçti. Gece gece yola devam. Bundan sonraki durağımız eski Erzurum evleri burada bize çay ikram ettiler. Burada hepimiz fotoğraf çekindik. Bu gece bir yurtta kalacağız. Yurtta benim ilgimi çeken bir şey vardı. Yerlere hep halı sermişlerdi aslında bu güzel bir şeydi. Bu bizim özgürlük yolundaki son gecemizdi. Keşke yolculuğumuz biraz daha uzun olsaydı. Anadolu’yu hep gezsek güzel Anadolu’mdaki güzellikleri görsek. Bugün saat beşte kalktık hemen yola koyulduk. Diğer arkadaşlarımı bilmem ama ben biraz üzgündüm. Otobüste herkes birbirine hatıra yazıyordu telefon numaralarını aldırıyorlardı. Bende boş boş durmayayım dedim bir iki arkadaşıma hatıra yazdırdım. İlk başta Bayburt Gümüşhane Trabzon Giresun ve Ordu’dan sonra Samsun’a geri dönecektik. Otobüste giderken herkese dikkatli dikkatli bakıyordum. Çünkü bu gezideki arkadaşlarımı bir daha belki göremeyecektim. Neyse ben bu yolculukta çok önemli şeyler öğrendim. Eğer ben bu gezdiğim tarihi yerlerle ilgili kitap okusaydım aklımda pek kalmazdı. Ama gezide bütün bu bilgiler hafızama kazındı. Bu yüzden bu geziyi düzenleyen herkese özellikle de Sayın Canik Belediye Başkasını Osman Genç’e ve bizi gezdiren bütün öğretmenlerime çok çok teşekkür ediyorum.

43


Özge YALÇIN / Toptepe Canik İ.Ö.O KURTULUŞ YOLUNDA 19.05.2012 Yolculuğumuza ilk başladığımızda gerçekten çok heyecanlıydım. Biz de Atatürk gibi yolculuğumuza ilk Samsun’dan başladık. Atatürk’ün 2.durağı olan Havza için yola çıktık. Havza’ya vardığımızda orada çok güzel şeyler gördük. Atatürk oraya 25 Mayıs’ta gelmiş ve 15 güne yakın bir süre orada kalıp birçok karar almış. O yüzden Havza Kurtuluş Mücadelesi için çok önemli bir yer. Ayrıca ilk cuma namazı da Havza’da kılınmıştır. O camiye gittik. Güzel ve eski bir camiydi. Sonuçta 424 senelik, 1296 yılında yapılan bir cami ve daha da önemlisi yıllar önce Atamızın ayak bastığı, oturduğu yerde olmak beni gururlandırdı. Cami haricinde Atatürk’ün Havza’ya geldiğinde kaldığı otele gittik. İçeriye giremesek de dışından güzel bir yer olduğu belli idi. Adı da Mesudiye Oteliydi. Böylece ilk günümüzü tamamlamış olduk. 20.05.2012 Bugün Amasya’dayız… Ben daha önce Amasya’ya gelmiştim. Ama bu kadar tarihi geçmişi olduğunu bilmiyordum. Amasya’da bir sürü müzeye gittik. İçlerinde çok güzel tarihi eserler ve heykeller vardı. Camilere de gittik tabii ki. Cennetin 8 kapısı olduğu için bütün camilerde 8 sayısı kullanılmıştı. Mesela 2.Beyazıt Külliyesi’nde Allah, Muhammed ismi tam 8 kere yazılmış. Beyazıt Paşa Bey Camisi’nde 8 pencere var. Benim Amasya’da en çok beğendiğim yer Amasya’nın minyatürünü yaptıkları müzeydi. Gerçekten çok güzel yapmışlar. Aynı gerçek gibi olmuş. Amasya’nın her yerini gezmiş oldum. Bu minyatürü yapmak onların da 2 senesini almış. Amasya’da en çok dikkatimi çeken şey mumyalardı. Hem çok ilginç hem de korkunçlardı. Amasya Şehzadeler Kenti olarak da anılır. Çünkü 12 Şehzade orada yetişmiştir. İki tarafı dağlarla çevrili olduğu için denizden uzak olduğu için güvenli. Kısaca Amasya çok güzel, çok şirin ve tarih kokan bir şehir. 21.05.2012 Evet, şimdi de Sivas’tayız. Sivas’ı da daha önce görmüştüm. Ama Sivas Kongresi’nin yapıldığı yere gitmemiştim. Oraya gittik. Ama yine şanssızlığım başıma vurdu. Oranın da maalesef içine giremedik. Ama olsun. Dışarıdan görmek de güzeldi. Her zamanki gibi camilere gittik ve dualar okuduk. Sivas’ta o kadar gezilecek yer yoktu. O yüzden Bilim ve Teknoloji Merkezi’ne gittik. Gerçekten güzel ve ilginç icatlar vardı. Hepsinin teker teker inceledik. Oradan sonra hediyelik eşyalar alabileceğimiz yere gittik. Ben orayı da çok beğendim. Kısacası Sivas da güzel bir şehirdi ve bir kez daha ‘iyi ki bu geziye gelmişim.’ diyorum.

44


22.05.2012 Bugün de yeni bir gün ve gezideki son gün. Bir taraftan son günüm diye üzülüyorum. Bir taraftan eve gideceğim diye seviniyorum. Bindik otobüse gidiyoruz Erzurum’a. Gezmek güzel ama beni araba tutuyor. O yüzden yolculuk zor geçti. Ama otobüsten inince kendimi toparladım. Erzurum’a ilk defa gelmiş olacaktım ve ayrıca merak da vardı. Erzurum’a giden herkes çok güzel bir şehir deyince haliyle merak ettim. Gerçekten de güzel bir şehirdi. En çok da Samsun’a biraz benzemesini sevdim. Çünkü Samsun’u gerçekten çok özledim. Erzurum’da ilk olarak Erzurum Kongresi’nin binasına gittik. Maalesef oranın da içine giremedik. O yüzden içini merak ettim. Oradan ayrıldıktan sonra Nene Hatun savaşta kazandığı Kaleyi gezdik. Nene Hatunun mezarına gittik ve dua okuduk. Sonrada o savaşta şehit olan askerlerin mezarlarına gittik. Benim orada tuhafıma giden olay mezar taşlarında isim yazmamasıydı. İşte bir günümüzü de böyle Erzurum’da geçmiş oldu. 23.05.2012 Bugün geri dönüş günü. Artık Samsun’a geri dönüyoruz. Günlerce heyecanla beklediğim bir gezinin sonuna geldik. Eve dönerken Trabzon yolundan gittik ve birçok şehir görmüş olduk. Ben bu geziye gitmeden önce sadece Havza, Amasya, Sivas ve Erzurum’a gideceğimizi zannediyordum. Ama Tokat’ı, Erzincan’ı, Bayburt’u, Gümüşhane’yi, Trabzon’u, Giresun’u ve Ordu’yu da görmüş olduk. Bu gezi tam anlamıyla benim için çok iyi oldu. İyi ki bu geziye gitmişim. Bu geziyi hazırlayan, uygulayan ve emeği geçen herkese sonsuz teşekkür ederim.

45


Sümeyye MERYEM AYDIN KURTULUŞ YOLUNDA CKM’nin önünde çok değişik duygular içindeydim. Bir an annemsiz, babamsız yapamam dedim. Ama otobüse binince bütün duygularım değişti. Yabancılar pazarının orada iskeleye çıktık. Birçok fotoğraf çekindik. O sırada F6’lar gösteri yapıyorlardı. Onları izleme şansına da sahip olduk. Bir an onları izlerken içinde olduğumu düşündüm. Tüylerim diken diken oldu. İyi ki orada değilim. İskeleden indikten sonra Havza’ya gitmek üzere yola çıktık. Yeni arkadaşlarımla kaynaşmam uzun sürmedi. Çünkü onlar da benim gibi arkadaş arıyordu. Neyse… Havza’ya varınca ilk olarak Yörgüç Paşazade Mustafa Camii’ne gittik. Bu cami tam bir tarihi eser yuvasıdır. Caminin içindeki lambadan tut, tahtasına kadar. Cami 1296 yılında yapılmıştır. Yani günümüzle hesapladığımızda 716 yaşında oluyor. Benim burada şaşırdığım şey, günümüzdeki evler hafif bir sarsıntıda hemen yıkılıyor ama bunlar 700-800 yıl boyunca yıkılmıyor. Ayrıca Atatürk Samsun’da ilk cuma namazını burada kılmıştır. Yanında da 23 er, 28 de rütbeli asker olmak üzere toplam 48 kişi vardır. Atatürk Samsun’da zamanını Mesudiye Oteli’nde geçirdi. Mesudiye Oteli günümüzde müze olarak kullanılıyor. Ama biz kapalı olduğu için giremedik. Öğretmenden aldığımız bilgiye göre içeride Atatürk’ün imzaladığı belgeler varmış. Sonra Makbule-Yusuf Ölçer Yatılı İlköğretim Bölge Okulu’nda geceyi geçirdik. Çok konforluydu ama ben yine de evimi özledim. Bugün ilk önce arkeoloji müzesine gittik. Benim gözüm direk olarak mumyalara takıldı. Kim bilir kaç yılından kalmıştı. Eski yıllarda Amasya’da en yaygın meslek nalbantçılık imiş. Bu müzede eskiden kalma silah, bıçak, çakı, tokmak vb. şeyler var. Amasya çok güzel bir şehir. Hele o dağları her şeye değer. Ayrıca bir püf nokta verelim. Sizce “Atatürk neden Antalya, Ankara, Van değil de Amasya’yı seçti?” bu sorunun cevabı şudur; “Amasya’nın her tarafı dağlarla çevrili olduğu için düşmanların gelme gibi bir şansı yok.” Sonra bir minyatüre gittik. Bu minyatür Amasya’nın merkezini gösteren ve dünyanın tek minyatür şehridir. Bu minyatür şehir 2 yılda tamamlanmış. Ayrıca gece modu ve gündüz modu olmak üzere iki modda incelenir. Ben en çok gece modunu beğendim. Sonra; bir sohbet evine gittik. Burada herkes birbiriyle sohbet ediyordu. Bize çay ikram ettiler. Benim ilk olarak dikkatimi tavanı çekti, çok garipti. Kubbeye benziyordu. Ayrıca biz garip yerlerde oturduk. Tahminime göre adının kerevet ya da divan olması gerekiyor. Çayımızı içtikten sonra Amasya İl Özel İdaresi’ne gittik. Atalarımızın bir sözü vardır. “Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.” Bende orada Samsun’dan gelen birkaç insan ile karşılaştım. Burayı çok beğenmişler. İçeriye girdiğimizde yanımıza biri geldi. Bizi 1.kata götürdü. Burada tahta çıkmak isteyip de çıkamayan şehzadelerin maketleri vardı. Çok gerçekçiydi. Aynı Muhteşem Yüzyıl filmindeki gibilerdi. Hemen üst katta ise tahta çıkan sekiz şehzade maketleri vardı. Bu yüzden Amasya “Şehzadeler Şehri” olarak da bilinir. Ama maketler o kadar gerçekçiydi ki… Anlatılmaz yaşanır.

46


Buradan sonra Milli Mücadele Müzesi’ne gittik. Burada da aynı şehzadeler müzesinde olduğu gibi maketler vardı. Ama bunlar Atatürk ve yanındaki arkadaşlarının maketleriydi. Hemen gördüklerimi anlatayım. Atatürk önde diğerleri arkada. “diğerleri” kelimesini açayım. Yaşlısı, genci, imamı herkes vardı. Bu da demek ki Kurtuluş Savaşına yaşlı-genç, küçük-büyük, zengin-fakir herkes katılmıştır. Hemen yan tarafta ise bir masa vardı. Masada üç kişi vardı. Bunlardan biri de Atatürk idi. Masanın üstünde ise bir harita vardı. Galiba savaş için plan yapıyorlardı. Fotoğraf çekinip dışarı çıktık. Buradan ise Beyazıt Paşa Cami’ne gittik. 1414 tarihinde yapılan bu cami günümüzle hesapladığımızda 598 yaşında oluyor. Çelebi Mehmet devrinde, I. Beyazıt Paşa tarafından yaptırılmıştır. Camiye girip dua ettik. Caminin kubbesinde 8 cam vardı. Bunun sebebini öğretmene sordum. Öğretmen; “cennetin 8 kapısı olduğu için” dedi. Aslında bütün camilerde böyleymiş. Ama benim sadece bu camide dikkatimi çekti. Buradaki duvarlar 1-1,5 metreydi. Bunun nedeni kışın sıcak, yazın serin olmasıymış… Sivas’ta ilk önce Sivas Kongre binasına gittik. Bu bina günümüzde müze olarak kullanılıyor. Bugün de pazartesi günü olduğu için bütün müzeler kapalı. İçerisinde ne olduğunu bilmiyorum. Çok üzgünüm… Evet. Buradan sonra eski adıyla Madımak Oteli olan ama bir olaydan sonra adı Bilim ve Kültür Merkezi olan yere gedik. Farkındaysanız az önce “bir olaydan sonra” dedim. Bu “2 Temmuz 1993 tarihinde meydana gelen yangındır.” Bu yangında 37 insanımız hayatını kaybetti. Bunlara; Ahmet Alan, Ahmet Öztürk, Ahmet Özyurt, Asaf Koçak,Asım Bezircioğlu, Asuman Sivri, B. Sefa Aysan, Belkıs Çakır, Edibe Sülari, Erdal Ayrancı ve Gülender Akça örnektir. Hemen üst kata çıktığımızda yapılan projeler vardı. Bu projeler çok garip ve yapılması zor şeylere benziyordu. Projelere örnek vermek istersek; Kum sarkacı, pedallı jenaratör, anomorfi temiz enerji evi, berhamdiski, fısıltı çarkları, vakumlu zil, refleksmetre, takip eden Einshtein vb. örnek verebiliriz. Buradan çıktıktan sonra ise yemeğe gittik. İyice karnımızı doyurduk. Sonrada bir fen lisesinde geceyi geçirdik. Sivas’tan Erzurum’a gelene kadar bayağı yol kat ettiğimiz için gezmeye çok vakit kalmamıştı. Öğleden sonra anca gelebildik. Bu da beni çok üzdü. Öğle yemeğimizi yedik. Sonra Erzurum Kongre binasına gittik. Fakat bu da aynı Sivas Kongre binası gibi kapalıydı. Bu bina 23 Temmuz 1919 tarihinde yapılmıştır. İçini göremediğim için anlatamıyorum. Buna açıkçası üzüldüm. Sonra Ulu Cami’ye gittik. Kılıçarslan’ın oğlu Kutbettin Melikşah zamanında Kul Ahi tarafından yapılmıştır. Anadolu’nun en eski camisidir. 1196-1197 yılında yapılmıştır. Yani 815 yaşındadır. Hatta burada da Hay-hak dede ile karşılaştık. Sonra Aziziye Tabyası’na gittik. Burası çok soğuktu. Şimdiden Samsun’u özledim. Burada toplar falan vardı. Bu tabya Nene Hatun olarak bilinir. Nene Hatun 1877-1878 Osmanlı Rus Harbinde, Aziziye Tabyasında genç kız iken Rus askeriyle göğüs göğse çarpışır. Türk kadınının savaşçılık ruh ve asaletini dünyaya tanıtan kahraman Türk anası Nene Hatun’dur. Vefatı 22 Mayıs 1955. Nene Hatun parkına gittik. Burası aynı filmlerdeki gibi kaleler gibiydi. Ve çok büyüktü. Git git bitmiyordu. Burasını çok beğendim ayrıca da çok ürkütücüydü. Çünkü çok karanlıktı.

47


Yakup SEKBAN / Gökçepınar İ.Ö.O Bugün çok heyecanlıyım. Çünkü otobüsle Atatürk’ün kongre yaptığı yerlere gidecektik. Ayrıca 5 gün sürecek olan gezinin ilk günündeydik. 38 kişilik bir otobüsle yola çıkmıştık ama önce CKM’de konuşma yapıldı. Yanımıza çoktan ihtiyaçlarımızı almıştık. Üzerine oradan bir tişört, şapka ve yaka kartı aldık. Canik belediye başkanı ve Canik ilçe Milli Eğitim Müdürü konuşma yaptı. Öğretmenler grup oluşturun dediler. Grup oluşturduk ve otobüse bindik Havza’ya gittik. Havza da gezdik, yemek yedik sonra maç istedik. Maç bitince yattık sabah saat 06.00 da kalktık yemekhaneye gittik. Kahvaltı yaptıktan sonra otobüse bindik. Amasya’ya gidiyorduk. Amasya’ya giderken Tekin Hoca, Mustafa Hoca, Numan Hoca bizlere soru sordular, bizler cevapladık, müzik dinledik. Amasya’ya gelince sağımıza bakıyoruz dağ, solumuza bakıyoruz dağ. Amasya’da çok güzel dağlar vardı. Amasya’da yeşillik alanlar hep kurumuştu. Amasya’da kalacak yer bulamayınca Havza’ya geri dönmüştük. Kaldığımız yere maç izledik. Havza’da sabah olunca lokantada yemek yedikten sonra otobüse bindik. Sivas’a gidiyorduk televizyonları açmıştık daha sonra da televizyonları kapattılar müzik açtılar bizler de dinledik Sivas’ta çok tarihi eserler vardı. Sivas’ta hep camiiler taştan yapılmaydı ama taştan yapılan camiiler tarihi eserdi. Taştan yapılmış camiiler çok güzeldi içlerini gezdik, fotoğraflar çektik hepimiz bir araya toplandık. Numan Hoca bize bilgiler anlattı bizler dinledik.Bazen Mustafa Hoca anlattı çok detaylı anlattılar. Bizler dahi anlayıp her bir şeyi bilmek için onları dinledik. Bizleri hediye almak için hediyelik yere getirdiler.. Herkes hediye aldı, ben de aldım çok güzel hediyeler var ama çok pahalıydılar. Ben de ucuz hediyeler aldım. Sivas’ta çok güzeldi gezdik gördük bizlere Sivas’ı anlattılar bizler de dinledik, bize çok güzel bilgiler anlattılar. Sivas’ta akşam yemeğini lokantada yedik bizi 3 okula dağıttılar. Bize okulda yemek verdiler, yedikte sonra yatacağımız yeri gösterdiler üstümüzü değiştik dışarı çıktık, top oynadık, eğlendik akşam olunca yataklarımıza geçtik. Büyük abiler geldiler yanımıza tanışmak için ama abiler çok iyiydiler. Bize iyi davrandılar. Bize dediler ki bir sorunuz oldu mu yanımıza gelin biz hallederiz dediler biz de tamam dedik ama sorunumuz olmadı. Sabah olunca kahvaltı yaptık, eşyalarımızı aldık dışarıdaki banklara koyduk. Otobüs gelene kadar top oynadık. Bizi en son aldılar. Otobüse bindik Erzurum’a gidiyorduk. Otobüsten müzik dinledik hem dinledik hem eğlendik hem de oynadık alkışladık. Müziği kapattık, Sivas’la ilgili sorular sordular bizlere cevapladık soruları bitince. Bize Erzurum’la ilgili bilgileri anlattılar, bilgiler aynı masal gibiydi öyle dinledim ki çok güzeldi otobüste uyumaya çalıştım ama uyuyamadım. Sivas’tan Erzurum çok uzaktı. Bizlere televizyon açtılar. Otobüste hiç canım sıkılmadı tam tersi eğlendim sevindim. Erzurum’a gelince yemek yemek için lokantaya getirdiler bizi. Yemeği yiyince otobüse bindik bir camiye gittik oradaki camide fotoğraf çektik. Bir daire olup yere oturduk. Numan Hoca camiyle ilgili bilgiler anlattı çok güzeldi bize anlatılan bilgilere göre çok önemliydi Numan Hoca anlattı hiç canım sıkılmadan dinledim; çünkü masallar gibi anlatıyordu. Atatürk’ün kongreler yaptığı yerlere gittik, gezdik, gördük fotoğraflar çektik. Amasya’da mumya gördük çok kötüydüler. Ben görünce çok kötü oldum her neyse Erzurum’da hediye almaya gittik. Hediye aldıktan sonra tarihi eser bir camii vardı dağa gittik 85 yaşında ki bir dedeyle konuştuk camide gezdikten sonra bir yatılı okula gittik. Sabah 5’te kalktık geriye dönüyorduk son saatlerimizdi eğlendik. Böyle gezi bitsin istemiyorum hani 3 hafta daha böyle gezsek bize bilgiler anlatmaya devam etseler çok bilgilere sahip olurduk. 5 gün gezi bana 1 gün geldi. Giderken çok çekingendim ama birbirimizle konuşunca birbirimizin arkadaşı olmuştuk anlaştık. Bu gezi güzel olmayacak diye düşünmüştüm ama çok güzeldi bana iyi gelmişti hem arkadaş edinmiştim hem de bilgiler aldım gezdim, gördüm fotoğraflar çektim ve Osman GENÇ’e, Numan Hoca’ya, Mustafa Hoca’ya, Nurcan Hoca’ya teşekkür ederim bu gezi için.

48


SAMSUN ’UN ÇOCUKLARI

MİLLİ MÜCADELE YOLUNDA


RK ATÜ T A al

M

Edirne

m Ke a f 9 19 1 ta s s u yı

M 16

a

İstanbul

Tekirdağ

Çanakkale Eskişehir

SAMSUN ’UN ÇOCUKLARI

Kütahya

MİLLİ MÜCADELE YOLUNDA

Afyonkarahisar

İzmir YUN.

Samsun’dan Ankara’ya Kurtuluş Yolu

Söke EGE DENİZİ

İ TA LYA N L A R Antalya

A

K

D

E

N

İ

Z


K

A

R

A

D

E

N

İ

Z

R U S YA

19 Mayıs 1919 Samsun

Havza

Trabzon

Er

zu

ru

m

Amasya

Kars

ANKARA

n ca Er

İRAN

zin

taş ek cıb Ha

TBMM

Sivas

Kayseri Malatya

Elazığ

Bitlis

Van

Diyarbakır Maraş Antep Adana

Urfa

Mardin

IRAK Antakya

FRANSIZLAR İNGİLİZLER

İNG. KIBRIS

SURİYE


HAVZA

52

Atatürk’ün Yolundaki Samsun’un Çocuklarının ilk durakları Havza’ydı.


Öğrencilerimiz Atatürk Evi Müzesini gezerek ve fotoğraflayarak ilk gözlemlerini gerçekleştirdiler.

53


AMASYA

Mustafa Kemal ve Kurmayları Çalışırken

Yazma Eserler Müzesini de Ziyaret Ettik

54

Mustafa Kemal’in Amasya’da Karşılanması

Öğrencilerimiz Amasya Şehrinin Maketine Hayran Kaldılar

Amasya’dan Bir Görünüm

Rehberimiz Tarihi Vesikaları Yorumluyor


O Günlere Tanıklık Eden Bazı Tarihi Vesikalar

Amasya Müzesindeki Tarihi Lahitler

Saraydüzü Kışlası

Amasya Müzesindeki İskelet İlgi Çekiciydi

Öğrencilerimiz Tarihi Eserlere Yoğun İlgi Gösterdi

M. Kemal Atatürk’ün Portresi

55


Amasya Valimizi Makamında Ziyaret Ettik.

Amasya Yeşilırmak Üzerindeki Tarihi Binalar

56

Canik Belediye Başkanı Sayın Osman Genç’in hediyelerini Amasya Valimize Takdim Ettik.

Amasya Tamimi Motifli Halı

Amasya İl Milli Eğitim Müdürlüğü Ziyareti

Amasya Etnografya Müzesi Ziyareti


Mehmet Paşa Camii

M.Kemal’in Amasya’ya Gelişinin Temsil Edilişi

Samsun’un Çocukları Yeşilırmak Üzerinde

Saraydüzü Kışlası

Saraydüzü Kışlası, Amasya Tamimi Salonu

57


ERZURUM

Samsun’un Çocukları Erzurumda

Türk Askerinin Kahramanlığının Sembolize edilmesi

58

Erzurum Yöresel Kıyafetleri

Erzurumdaki Tabyalar Hala O Günlerin İzlerini Taşıyor

Erzurum Kongresi’nin İmzalandığı Binadayız

Dokuma Tezgahında Kilim Dokuyan Kadın


Erzurum Kongresinin Mimarları

Semer Yapan Adam

Samsun’un Çocukları Nene Hatun’u Ziyarete Gidiyor.

Kahraman 109. Topçu Alayının Anıtı

Nene Hatun’un Kabri

Müzedeki Osmanlıca Belge O Döneme Tanıklık Ediyor

59


Erzurum Büyükşehir Belediyesi Ziyaretimiz

M.Kemal’in İmzasından Onuncu Yıl Nutku

60

Erzurum Büyükşehir Belediyesi Ziyaretimiz

Nene Hatun Ziyaretimiz

Başkanımız Osman Genç’in Hediyesini Erzurum Milli Eğitim Müdürümüze Takdim Ederken

Erzurum Şehir Gezisi


Erzurum İl Milli eğitim Müdürümüz Bizi Kabul Etti.

Erzurum Atatürk Evi

Erzurum Milli Eğitim Müdürümüzü Ziyaret Ettik.

Erzurum Kongresinin İmzalandığı Binayı Ziyaret Ettik.

Erzurum Çifte Minareli Medrese

Erzurum Kongresinin İmzalandığı Bina

61


Öğrencilerimiz Erzurum Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonunda

Öğrencilerimiz Tabyaları Ziyaret Ediyor.

Öğrencilerimiz Erzurumda Kümbet mimarisinin örneklerini geziyor.

62

Yakutiye Medresesi

Samsun’un Çocukları Nene Hatun’un Kabrine ve Tabyalara çıkıyor.


Samsun’un Çocukları Atalarının İzinde

Samsun’dan Getirdiğimiz Hediyelerimizi Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısına takdim ettik.

Samsun’un Çocukları Şehid Atalarının Kabri Başında

Samsun’un Çocukları Nene Hatun’un Kabri Başında

Samsun’un Çocukları Erzurum Valiliğinde

63


SİVAS

Samsunun Çocuklarının Üçüncü Durağı Sivas’dı.

Sivas İl Milli Eğitim Müdürlüğü Ziyaretimiz

Sayın Osman Genç’in Hediyesini Sivas İl Milli Eğitim Müdürümüze Takdim Ederken

64

Sivas Valiliği Ziyaretimiz

Tadilatta Olduğundan İçini Gezemediğimiz Sivas İnkılap Müzesi


Sivas’ın Milli Mücadeledeki Yerini Anlatan Bir Tablo

Sivas İnkılap Müzesini Gezemeyen Öğrencilerimiz Ancak Dışarıda Fotoğraf Çektirebildiler.

Öğrencilerimiz Sivas’daki Tarihi Eserleri de Gezme İmkanı Buldu.

Kahraman Mehmetçiğimiz

65


66

Sivas Buruciye Medresesi

Selçuklu Mimarisinin En Güzel Örneklerinden Büyük Taç Kapı

Sivas Arkeolaoji Müzesi

Gezimiz Esnasında Öğrencilerimiz İstifade Edebilecekleri Her Bir Materyali İtina İle Gözlemledi.


Sivas Çifte Minareli Medrese

Sivasta Müzesindeki Fosiller Öğrencilerin Dİkkatini Çekti.

Sivas Ulu Cami Ziyaretimiz

Sivas Valiliği Ziyaretimiz

67


VE SAMSUN’A DÖNÜŞ

Samsun’un Çocukları Canik Belediyesi Meşe Tesislerinde Başkan Osman Genç Tarafından Karşılandılar.

Öğrencilerimiz Gezide Yaşadıklarını ve Duygularını Paylaştılar.

68


Öğrencilerimiz Atatürk Evi Müzesini gezerek ve fotoğraflayarak ilk gözlemlerini gerçekleştirdiler.

Öğrencilerimiz ve Aileleri Meşe Tesislerinde Kahvaltıda Buluştu.

Öğretmenlerimiz Gezi Hakkındaki Görüş ve Memnuniyetlerini İfade Ettiler.

69


Öğretmenlerimiz, Ziyaret Ettikleri Yerlerde Başkan Osman Genç Adına Kabul Ettikleri Hediyeleri Başkana Takdim Ettiler.

Başkan Osman Genç, Projedeki Katkılarından Dolayı Öğretmenlerimize Hediyelerini Takdim Etti.

70


Son Olarak Başkan Osman Genç Projenin Amacına Ulaştığını İfade Ederek Herkese Teşekkür Etti.

Öğrencilerimiz Hatıra Fotoğrafı Çektirerek Evlerine Döndüler.

71


Çocuklarımız Ne Dediler!.. Aydın KOÇ / LİMAN Y.İ.B.O Otobüste yatmıştık. Zaten uyumamıştım. O yüzden çok üzüldüm kalkar kalkmaz kızları alıp gittik. Milli Eğitime çıktık orada M.E ile görüştük. Daha sonra Belediyeye en son Valiye 6 kişi gitti. Ben gidemediğim için üzüldüm. Bu işler bittikten sonra Atatürk ‘ün evine gittik. Sonra yemek yemeye gittik . Yemek çok güzeldi. Sonra Nene Hatun Türbesine gittik. Orası çok güzeldi. Derslerde Nene Hatun adını çok duymuştum. Onun mezarını gördüm. Daha sonra Abdul Gazi camisine gittik. Namaz kıldık. En çok istediğim yer olan 2011 kış olimpiyatlarının yapıldığı yere gittik, çok yüksekti. Sonra otobüse bindik. Bu geziden çok memnunum teşekkürler.

Cem ATALAY / MUstafa Kemal İ.Ö.O

Bugün evden ayrıldık. Bu gezide sıkılacağıma dair duygular içindeydim. Fakat şimdiden çok güldük ve eğlendik. İlk olarak Bandırma Vapuru’nun kopyasının olduğu yere gittik. Burada duygusal olay yaşadığım söylenemez. İkinci olarak Havza’ya gittik oralarda rehberimiz bize çok değişik olaylar anlattı. Ben o kadar duygulanmadım ve kolay kızamadığımı hatırlatırım. Bugün Amasya’ya gittik. Amasya çok güzel bir şehir ve kültür açısından çok değerli bir kentimiz olduğunu düşünüyorum. Amasya’ya önceden gittiğimde pek bir şey hissetmedim. Ama o zaman küçüktüm ve bu sefer bendeki düşüncelerimden dolayı yeni şeyler öğrendim.

72


Çağatay KOCAKUŞAK Havza’da ki turumuz çok güzel geçti. Havza ‘da yaşadığım için gittiğimiz yerlerin çoğunu biliyordum. Fakat bilmediğim bazı bilgiler edinmiş oldum. M. Kemal Atatürk’ün Havza’ya vermiş olduğu değeri anlamış oldum. Amasya turumuzda gittiğimiz yerler çok hoşuma gitti. Amasya Valisi ile görüşmemiz sırasında ilk defa bir vali ile bu kadar yakın oturmam nedeni ile heyecanlıydım. Ardından şelalenin yanındaki molamız bana çok iyi geldi. Gerçekten bir hayli yorulmuş ve serinlemeye ihtiyaç duymuştum. Daha sonra Milli Eğitim Müdürü ile yaptığımız görüşme biraz daha rahat geçti. Gittiğimiz her mimari ve özellikle camiiler içimi huzur ile doldurdu. Sivas’ı çok beğendim tarihi güzellikler ve köftesi çok güzeldi. Vali Bey’in balkonundan Sivas’a bakmak heyecan verici bir duyguydu. Kirli Ahmet’in hayatını okuduk ve çok etkilendim. Gezinin en güzel yeri Erzurum’du. Erzurum maddi manevi değerler taşıyan bir şehir. Cağ kebabını daha önce hiç tatmamıştım ve çok hoşuma gitti. Fazla doyurucu olmasa da karnımızı doyurduk. Tespih aldık. Taşhan gerçekten çok etkileyici bir mekân. Medresedeki turistlerle olan sohbet çok eğlenceliydi. Akşam Erzurum Evlerindeki yemeğimiz çok güzeldi, çok eğlendik.

Emine TAŞDEMİR / Terme A.İ.L. 19.05.2013 Öncelikle Canik Kültür Merkezi’nde buluşup bize gideceğimiz yerler hakkında biraz bilgi verildi içimde bir heyecan ve aklımda birtakım soru işaretleri vardı. Acaba orada neler yapacağız, nereleri gezeceğiz vb. gibi sorular kafamı kurcalarken Kurtuluş Yoluna vardık ve orada Bandırma Vapuru’nu gördük. Vapurda Atatürk ve ordusunu karşılayan askerlerin maketlerini gördük. Tıpkı gerçek gibilerdi. Bir yandan üzerimizden geçen uçaklar adeta yüreğimizi hoplatırcasına sesler çıkartıyorlardı. Aldığımız bilgilere göre Atatürk 21’i mürettebat 55’i asker toplam 76 kişilik grup ile Samsun’a gelmiş. Buraları gezerken o kadar heyecanlıydım ki o heyecan anlatılmaz yaşanır. Samsun gezintisi burada bitti. Sonra Havza’ya doğru yol aldık. Yollar o kadar güzeldi ki hem yeşillik hem de kayaklıktı. İçime adeta huzur dolmuştu o an. Gençlik Marşı da Havza’da söylenmiş.

73


Atatürk’ün eşliğindeki 76 kişilik grup Havza heyetinde karşılanmıştı. Havza yollarından geçerken içime bir hüzün dolmuştu. Sanki o günlerde yaşıyordum. Geçtiğim bu topraklar o günkü katı topraklardı sanki. Atatürk 19 Mayıs’ta Samsun’da 25 Mayıs’ta Havza’da kalmış. Havza’da 18 gün kalmış 4 sefer Havza’ya gelmiştir. İlk miting burada Mustafa Kemal Atatürk tarafından tertiplenmiştir. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni Atatürk burada kurmuştur. Havza’da bir müzeyi ziyaret ettik. Orada Atatürk’ün çalışma odasını, yatak odasını, Selanik’teki evinin maketini, Havza Atatürk evinin resmini, bozkurt evlerini, tarihi kurt köprüsünün resmini, birtakım silah eşyalarını ve Nutuk’unu gördük. Havza’ya geldiğinde kullandığı birçok eşyasını gördük. Örneğin; gaz lambası, semaver, hamur mayası kabı, hamur teknesi, terazi, peştamal, başlık gibi birçok eşyaları gözlemledik. Burada sizlere bir not düşmek isterim. Örneklerini vermiş olduğum bu eşyalar iki müzede bulunan eşyalardır. Kimisi Atatürk’ün Havza’da konakladığı evinde eşyalardır. Müze gezisinden sonra bizi Yörgüç Paşazade Mustafa Bey Camine gezdirip biraz bilgiler verdiler. Sonra tarihi imalathanenin önüne getirdiler. Burada duvarlara yazılmış Romalar bulunmaktaydı. Değişik şekiller ve duvara eklenmiş bir haç işareti olan taş vardı. Sonra da öğrendim ki burası sosyal dayanışma vakfıymış. Sanırım yakın bir zamanda kullanılmaya başlanacakmış. Daha sonra Havza’da bir pansiyonda akşam yemeği yedik. Sonra bilgi olarak şunu eklemek istiyorum. Mustafa Kemal Atatürk, ilk cumhurbaşkanlığı forsunu Havzalılara hediye etmiş. Havza’dan Amasya’ya doğru hareket ettik ve artık Amasya’dayız. Bu gecemizi burada geçireceğiz. 20.05.2013 Bugün Amasya’daki rehberimiz Fen Lisesi Tarih öğretmeni Resul Değirmenci. Amasya’nın 1500 yıllık tarihi bir geçmişi olduğunu öğrendik. Amasya denilince akıllara gelen Ferhat ile Şirin’in efsanesini bize anlattılar. Öncelikle Milli Mücadele ve Kongre Merkezine gittik. Burada rehberimiz bize binaya neden Saraydüzü isminin verildiğini söyledi. Bunun nedeni Yıldırım Beyazıt döneminde şehzadelerin kaldığı bina olmasıymış. Burada sergi ve müze salonları yer almaktaymış. Amasya Atatürk’ün 10-26 Haziran tarihleri arası misafir edildiği yermiş. Ayrıca Amasya Protokolü burada imzalanmış. Atatürk Amasya’ya tam 5 kez gelmiştir. Amaç ise tam bağımsızlığı sağlamakmış. Neden Amasya dediğimizde ise bize verilen cevap; Amasya’nın 3 tane giriş noktasının olması ile güvenliğinin çok rahat sağlanması cevabı oldu. Ben buraları gezerken ve bu önemli notları atarken o kadar çok mutluyum ki yorgunluğumu gezdiğim, gördüğüm yerler unutturdu. Amasya o kadar güzel bir şehir ki içinde yaşayan insanların çok şanslı olduğunu düşünüyorum. Buram buram tarih kokan Havzayla yakın olmasının gururu içindeyim. Biraz daha bilgi vermeye devam etmek istiyorum. Bazı devletler Amasya’yı Anadolu’nun Oxford’u olarak görüyormuş. Arap coğrafyasından gelen Araplar da Anadolu Bağdat’ı demişler. Yani o şehre benzetmişler. Sonraki gezdiğimiz yer Milli Mücadele Salonu oldu. Birkaç komutanın temsili resmi vardı. 30 general subayın sadece 76 tanesi o dönemde Amasya’ya gelmiş Mustafa Kemal Atatürk eşliğinde. Daha sonra Genel Kurmay Başkanlığı arşivi yazısını gördük orada. Bir sonra ki ziyaret yerimizde Amasya ili valisinin toplantı odasında görüşmeler yaptık. Tabi o zamanda ayrı heyecanlıyım. Sonra ki yerimiz Beyazıt Paşa Cami oldu. Kapılarında Hicri suresi 45.-46. ayetler bulunmaktadır. Kapılarda 3 tane hadis vardı. Kapının bir tarafta Vav harfi bir tarafta ise Muhammet yazıyormuş. O harf bebeğin annesini karnındaki pozisyonu temsil ediyormuş. Ben bu bilgiyi duyduğumda çok şaşırmıştım. Belki de duyduğum en güzel bilgilerden biriydi. Aldığımız bu bilgiye göre medrese olarak devam eden tek kurum Büyük Ağa Hafızlık Kuran Kursuymuş. Evet, bunun gibi daha birçok yer gezip birçok bilgiye sahip olduk. Paylaşabildiklerim bu kadar. Son olarak şunu paylaşmak istiyorum ki Amasya’da yapay bir şelale ile karşılaştık, onun o görüntüsü,

74


sesi her şeyiyle o kadar güzeldi ki insana huzur ve mutluluk veren bir yapıya sahipti. Şuan Sivas’tayız ve burada konaklayacağız. Allah izin verirse yarın da Sivas’ı gezeceğiz. 21.05.2013 Bugün Sivas’tayız rehberimiz Celalettin Topçu ile tanıştık. Sivas’ta bizim rehberliğimizi yaptı. Öncelikle Abdulvahabi Gazi Cami’ini ziyaret ettik. Burada aldığımız bilgilere göre Sivas, Malazgirt Savaşı’ndan sonra Türklerin eline geçmiş. Daha sonra Sivas Kongresinin yapıldığı binayı ziyaret ettik. Fakat tadilat dolayısıyla içeriyi gezemedik. Bu müzede Sivas Kongresini anlatan Kurtuluş Savaşı mücadelesini anlatan yazı, eşya vb. kaynakların olduğunu öğrendik içeriyi gezebilseydik daha iyi olurdu. Ama olsun gezemesek de aldığımız bilgilere göre Anadolu Rumeli Müdafaa-i Hukuk cemiyeti altında tüm cemiyetler birleşmiş o dönemin askerleri vatan için anne babasını bırakmışlar. Bırakmışlardan kastım savaşmak için bir süreliğine evden ayrılmışlar. Bu bilgiyi aldığımdaki düşüncelerim bu vatana millete bizler için canı uğruna savaşanlara layık bir Türk genci olmak oldu. Sivas Kongresi 4 Eylülde başlamış 11 Eylülde bitmiştir. Bu bilgileri alırken bir an içim kendimi o dönemde hissedip derin hüzünle duygulara kapıldım. Yeni bilgilere sahip olmak için Sivas valiliğine geldik. Valimiz bir nedenden dolayı görüşmeye gelmediğinden vali yardımcısı Veysel Çiftçi bizimle sohbet etti. Şunu da belirtmek isterim son Ulu Camiyi ziyaret ettik. Bu cami o kadar çok ilginç ve güzeldi. Bilgileri dikkatimi çekmişti. Örneğin Selçuklu camisidir. Selçuklu camilerinde ön saflarda kılınan namazlara önem verildiğiiçin enine uzun bir camidir. Bugün Sivas gezimiz bu kadar. 21.05.2013 Son olarak bugün Erzurum’da gezdik.. Öncelikle Erzurum Milli Eğitim Müdürlüğü’nün toplantı odasında sohbet ettik. Daha sonra Erzurum Büyükşehir Belediyesi’ni ziyaret ettik. Bizimle başkan vekili konuşma yaptı. Oradan tekrar gezmeye devam ettik. Bu arada gezerken rehberimiz bize bazı konularda bilgi verdi. Erzurum’un sürekli işgal altında yaşanmış bir şehir olduğunun Batı Trakya ve Çanakkale de savaşan askerlerimizin olduğunu öğrendik. O dönemi düşündükçe anlıyorum ki biz gençler, geleceğin şanslı umutlarıyız. Buradan sonra Atatürk evini ziyaret ettik. Atatürk evinde Erzurum Kongresi’ne katılan kişilerin isimleri vardır. Daha sonra kongre binasına gittik. Fakat tadilat olduğu için içeriye giremedik. Kongre binası 1925’de yandığı için yerine yapılan bu bina temsili resmidir. Bu kongrede bütün milleti kapsayan kararlar alınmış. Bu sebepten dolayı önemli bir kongredir. Daha sonra tabyaları ziyarete gittik. Gezide en etkilendiğim zamanlardan biriydi. Bu bölge Doğunun Çanakkale’si olarak adlandırılıyormuş. Sanırım savaş sonrası birçok askerin şehit olması nedeniyle bu şekilde adlandırılıyor. Gezimizde Nene Hatun Mezarlığı ve o dönemde savaşan şehitlerin mezarlarını ziyaret ettik. O topraklardan geçerken hüzünle boğulmuştum. Bir yandan anlatılanlar beni o döneme sürüklemeye yetiyordu. Coğrafi yandan güzel bir şehir olan Erzurum dağları ile adeta dikkatleri üzerine çekebiliyordu. Başta da belirttiğim gibi gezimiz Erzurum’da sona erdi. Bana bu gezinin nelere kattığına gelecek olursak açıkçası bugüne kadar öğrendiklerimin bir kısmı doğru değilmiş. Bu gezi sayesinde hem bilgilerimi tazelemiş oldum hem de o dönemde yaşayan insanların azıcık da olsa neler yaşadığını hissettim. Bu geziye geldiğime pişman mıyım? Hayır, tabi ki değilim. Çok yorulsam da gezdiğim yerler, kurduğum arkadaşlıklar hepsi yorgunluğumun önüne geçti. Allah izin verirse böyle projelerde yine bulunmak isterim.

75


Enes ÜNAL / Hüseyin Avni Asal İ.Ö.O 19.05.2013 İlk olarak Canik Kültür Merkezi önünde toplandık. Çok heyecanlıydım. Çünkü ilk defa böyle bir geziye gidiyordum. İlk durağımız Samsun’da Tütün İskelesi idi. İskele Atatürk ‘ün Samsun ‘a çıkışını gösteren bir makettir. Maket olsa da eski zamanları bizlere hatırlatıyor. Tütün İskelesi’ne çok gittim ama içine hiç girmemiştim. Ama bugün içine girip resim çekindik. O zaman iyi ki bu geziye gelmişim dedim. Diğer yerleri daha da çok heyecanla bekliyordum. İkinci durağımız Havza Anadolu Lisesi idi. Burada bizi rehberimiz Osman Hoca karşıladı. Rehberimiz bize Havza’yı anlatmaya başladı. Oradan Atatürk ‘ün karargahına gittik. İçerisindeki resimleri, maketleri görünce daha da etkilendim. Oradan çıkıp Yörgüç Paşazade Mustafa Bey Camii’ne gittik.Camii 1296 yılından kalma bir camii ama sanki 20 yıllıkmış gibi gösteriyor. Atatürk Havza’da 18 gün kalmış . Kaplıcalardan şifa bulmuş Eğer şifa bulmasaymış Samsun‘a geri dönecekmiş. Havza gezisi bittikten sonra Amasya’ya geldik Burada Murat Zeren Fen Lisesinde kaldık. 20.05.2013 Pazartesi günü sabah kalktığımızda ilk olarak müze ve kongre merkezine geldik içeride halıların üzerine kurtuluş savaşını anlatan resimler dokumuşlar. Bunların hepsi çok güzeldi. İçeride Amasya tamimi vardı. Sonra Saraydüzü kışla binasına gittik. Ardından da Sabuncuoğlu cerrahi tarihi müzesine gittik. Fakat kapalıydı. O yüzden içeri giremedik, giremediğimiz için üzüldüm. Böyle bir fırsat ilk defa elime geçti. Belki daha sonra gelemeyebilirim. Oradan Mehmet Paşa Camisi’ne gittik. İçi çok güzeldi Eski zamanlarda yapılan eserler yapımı olduğu için çok beğeniyorum. Bunun gibi birçok camiye gittik. Oradan medreseye gittik. Bu medrese hala kullanılıyor. Yemek vakti geldi ve yemek yemeye gittik. Tekrar eski zamanlardan kalan camileri gezdik, sonra Beyazıt Yazma Eser kütüphanesine gittik. Kütüphanede çok eski el yazması kitaplar vardı. Oradan sonra arkeoloji müzesine gittik içinde eskiden kalma eşyalar, kitaplar, kapılar ve mumyalar vardı. İlk defa bir mumya gördüm. O yüzden tiksindim. Oradan sonraki durağımız Amasya’nın minyatürü olan bir yere gittik rehberimiz bize ilk gezdiğimiz yerleri gösterdi. Biraz da minyatür üzerinden anlattı. Ondan sonra yemeğimizi yedik ve Sivas’a geldik. Gece Sivas’ta kaldık.

76


21.05.2013 Sabah kalktığımızda ilk olarak Abdul Vahabi Gazi Camii’ne gittik. Abdul Vahabi Gazi Peygamber efendimizin sancaktarıdır. Sivas’ın en yüksek yerine çıktık. Sonraki durağımız Sivas Kongresinin yapıldığı bina idi .Ama tadilatta idi. O yüzden içeri giremedik. Giremediğimiz için üzüldük. Sivas Kongresi 4 Eylül de başlamış, 11 Eylülde sona ermiştir. Atatürk Sivas’ta 108 gün kalmış.. Oradan sonra Sivas Valiliğine gittik. Valilikten sonra Buruciye medresesine geldik. Bu medrese şuan kafeterya, hediyelik eşya satılan bir yer halindedir. Sonra kale camiine geldik. Bu camii 3. Murat zamanında yapılmış. Ondan sonra Şifahiye Medresesine geldik. Bu medrese 1218 yılında yapılmış hastane olarak kullanılıyormuş. En büyük hastane idi. Ve en son olarak Çifte Minareli Medreseye gittik. Sonra Erzurum‘a geldik. 22.05.2013 Çarşamba sabah kalktığımızda ilk olarak Atatürk evine gittik. İçinde Atatürk’ün el yazısı ile 10.yıl Nutku vardı. Eski zamanlardaki gazeteler vardı. Matbaa makinesi vardı. Oradan sonra Erzurum Kongresi binasına gittik. Ama içini gezemedik çünkü tadilat vardı. İçeri giremediğimiz için üzüldüm. Daha sonra Taşhan Rüstem Paşa Bedesteni’ne gittik. Şimdi burası gümüşçüler çarşısı olarak geçiyor. Peşine Nene Hatun ‘un mezarına gittik Oradaki kalelerin biraz daha küçüğü olan sığınaklara gittik peşine yemek yiyip Samsun ‘a gelmek için yola çıktık. Gezimiz bitti bu geziye geldiğim için çok mutluyum Atatürk dönemi ile ilgili bilmediğim bilgileri öğrendim. Böyle bir gezi yine olursa tekrardan gelmek isterim. Bu geziyi düzenleyenlere böyle bir fırsatı bize sundukları için çok teşekkür ediyorum.

77


Ercan KORAL / Vezirköprü Hatice Kemal Kayalıoğlu Fen Lisesi Maceralarıma bir yenisi daha eklenmişti bu geziyle. Bu gezinin amacı Atatürk’ün Milli Mücadele yıllarında çektiği zorlukları en iyi şekilde bizlere aktarmak ve daha kalıcı hale getirmek, geçmişimizi ona göre şekillendirmeye çalışmaktır. Atatürk’ün yaptığı gibi ilk durağımız Atatürk’ün Samsun’a ilk ayak bastığı ve milli mücadelenin ilk adımının atıldığı Tütün İskelesi oldu. Daha sonra uçakların müthiş gösterisi hepimizi çok etkilemişti. Ancak akşam haberlerde aldığım üzücü kaza bizi bir o kadar da hüzne boğmuştu. Gösteri uçağı pilotu 19 Mayıs kutlamalarında hayatını kaybetmişti. Daha sonra ki durağımız Kaplıcalar Diyarı Havza idi. Havza’nın 19 Mayıs’ta Milli Mücadelenin başladığı yıllarda unutulup gidilmesine ayrı bir parantez açılmalı. Havza, Milli Mücadelenin temellerinin atıldığı, bu mücadelenin amacının gerekçesinin yönteminin belirlendiği önemli bir merkezdir. Rehberlerimiz ise çok duyarlı, vatanına memleketine bağlı bir insandı. Milli Mücadelenin ilk temellerinin atıldığı yeri görmek gurur vericiydi. 2. durağımız ise bir başka önemli merkezdi. Buraya gelmek ve yaklaşık 7 ay öncesinde ayrıldığım Macit Zeren Fen Lisesi’nde konaklayacak olmamız beni belirsiz ve anlamsız duygulara sürüklüyordu. Şu ana kadar gezdiğimiz yerlerin en tarihi olanı şüphesiz burasıydı. Rehberimiz ve ayrıca eski tarih hocamız Resul Değirmenci’nin bizi çok etkileyeceğine emindim. Onun sadece 2-3 dersine girerek ne kadar bilgili ve zeki olduğunu anlamak mümkün. Amasya’da daha önceden 1 ay kaldığım için fazla heyecanlı değilim. Burada öğrendiğim en önemli konu tarihimizin neden çarpıtılmaya çalışıldığı. Buraya gelmeden önce okuduğum Nutuk’tan öğrendiklerim vardı. Osmanlı padişahının bir düşman olmadığını biliyordum ancak bunun sebeplerini biliyordum diyemem. Amasya’da benim dikkatimi en çok çeken şey, tarihi eserlerden ziyade camide hiç durmadan yazı yazan dedeydi. Bu da Amasya halkının özellikleri hakkında bildi vermektedir. Diğer yerimiz ise Sivas’tı. Sivas da Milli Mücadelenin önemli bir merkezidir. Sivas’taki Çifte Minareli Medrese beni en çok etkiledi. Benim dikkatimi şu çekti. Atatürk’ün izlediği yollardaki şehirlerin hepsinde üst düzey yetkilerin bulunduğu binaların hepsi tarihi binalardı. Ayrıca Sivas’ta bilim merkezine gideceğimizi duyunca çok heyecanlanmıştım. Ama gidince o kadar da orijinal bir proje göremedim. Bence Sivas bu gezinin en zayıf halkasıydı. En sevdiğim yer son durağımız Erzurum’du. Açıkçası beklediğimden çok fazla güzel tarihi mekânlar gördüm. Ayrıca çok saygılı 10 numara rehberimiz vardı. Beni bu gezide en çok etkileyen yerlerden biri de Erzurum tarihi evleridir. Fatih, Nurhan ve Tekin hocalarıma da çok teşekkür ederim. Şoförümüz Kemal Bey’e de. Evime dolu dolu dönüyorum ayrıca tarihe de ilgim yoktu bu sayede ilgim de artmış oldu. Çok yararlı bir gezi olmuş tekrar teşekkürler Sayın Osman GENÇ.

78


Erdem YILMAZ / Sutfiye Dr. Kenan Yılmaz İ.Ö.O 19 Mayıs2013 Lâdik’ten gelen öğrenciler yerini aldı ve yola çıktık. Sıkıcı bir trafik var. İnşallah Havza’da açılır. Tütün İskelesi’ne vardık. İzin alarak iskelenin içine girdik.. Çok güzel bilgiler öğrendik. Havza’dayız. Havza Lisesinde müdür çok güzel konuşmalar yaptı ve Havza’nın öneminden bahsettiler. Yola çıktık, müdür konuşmasına devam etti ve bir karargâha geldik. Atatürk’ün Evine seyahat ettik. Milli Mücadele yıllarında kullanılan eşyaları gördük. Sonra Kaplıca ve imalathaneleri gezdik. Kız gözü diye bir efsane varmış. Bu orada Havza kelimesinin anlamının gırtlak olduğunu öğrendik. Bol bol fotoğraf çekindik. Sonra yemekhane de yemek yedik. Şimdi bekliyoruz birazdan Amasya’ya hareket edeceğiz. Amasya’dayız. Amasya Fen Lisesi’ne gittik. Pansiyonlarda uyuduk. 20 Mayıs 2013 Amasya Fen Lisesi’nde kahvaltı yaptık. Otobüse bindik. Amasya’yı gezeceğiz. Çift minareli medreseyi gördük yarısı yoktu. Sonra gök Medreseyi gördük. Şifahane’yi gördük öğretmenlere hediye aldık. Sonra müzeyi gezdik. 22 Mayıs 2013 Geceyi yolculuk yaparak geçirdiğimizden otobüste uyuduk. Sabah uyandığımda her yerim ağrıyordu. Milli eğitim müdürlüğüne gittik sonra belediye başkan yardımcısı Erzurum’un neden Milli Mücadeleye bir sonraki durak olduğunu anlattı. Erzurum Atatürk evine gittik. Atatürk’ün eşyaları ve kendi el yazısı vardır. Kongre merkezine gittik. Tadilat nedeniyle içeri giremedik. Şimdi cağ kebabı yemeye gidiyoruz. Kebabımızı yedik Taşhan’a gittik hediye aldık. Sonra Yakutiye Medresesi’ni gezdik. Sonra Ulu Camii ve Pabuç kız Kadı türbesini gördük. Sonra Çifte Minareli Medreseyi gördük ama tadilat vardı. Nene hatun’u ziyarete gittik çok duygulandım. Sonra Abdurrahman Gazi Türbesi ve camisini gezdik. Şimdi atlama rampalarına gidiyoruz. Şimdi 3 kümbetleri gezdik ve yine yemek yemeye gidiyoruz.

79


Esra YILDIZ / Vezirköprü Anadolu Öğretmen Lisesi Kurtuluş İskelesi 19 Mayıs 1919 08.15 Pazartesi 21 mürettebat 55 askerle gelmiştir. Havza Gençlik marşı ilk defa Atatürk’ün arabasının arızalanması sonucu söylenmiştir. Dağ başını duman almış Gümüş dere durmaz akar Güneş ufuktan şimdi doğar Yürüyelim arkadaşlar Yaşlı bir adam ile Atatürk’ün konuşması 18 gün kaldı 4 defa Havza’ya geldi. Atatürk ilk mitingi düzenledi. İzmir üzümü dağıtıldı. 19.05.2013 Bugün gerçekten farklı başladı. Daha çok bir geziden ziyade Atatürk’ün kongre yaptığı illerde yaptığı çalışmaları gerçek yerlerinde görecektim. Belki bütün bunlar olmadan hissedilen duyguları hissetmeyecektim ama yine de bir nebze olsun o duyguları tadacaktım. Kurtuluş İskelesi ülkemizin doğuşunun başlangıcıymış meğer. Oysa sadece Atatürk’ün Samsun’a geldiği yer diye biliyor olduğum için bir anlam taşıyordu.. Bu ülkenin kadınlarının, çocuklarının, bebeklerinin kurtuluşuymuş. Artık insanların evlerin önünde düşman askerleri özgürce dolaşmayacak kimseye türlü işkenceler edemeyecekti. O günün şartlarının hiçbirisi bugünkü gibi değildi. Ülkemiz düşman işgalindeydi. Her taraf yıkık döküktü. Ama buna rağmen tarlada bir adam çift sürüyordu sanki bunlardan habersizmiş gibi. Mustafa Kemal adama sorduğunda yaralı baba yüreği şu cevabı vermiş: “Ben cephede iki oğlumu bu vatana feda ettim. Şimdi evde bekleyen 9 yetim çocuk, 2 dul kadın var, yapabileceğimin en iyisi buydu.”

80


Ülkemiz gerçekten çaresizlik içindeydi. İşte böyle çaresizlik, imkânsızlıklardan kurtulup da bugüne ulaşan bir ülkenin çocuklarıyız biz. Bir gün padişah Vahdettin ile Mustafa Kemal birlikte ülkenin halini izlerken Sultan Vahdettin bir dua etmiştir: ‘İnşallah şu ülkeden bir insan çıkar ve hem ülkemizi hem de bizi zevalden kurtarır’ demiştir. Ne kadar güzel ve anlamlı bir duaymış. Mustafa Kemal’de inşallah deyip, onu onaylamıştır. Sultan Vahdettin’in elinden gelen de çok fazla bir şey yoktu. Ve başında bulunduğu ülke için bir şeyler yapmadı değil. Tabi ki yaptı ama ülkenin kurtuluşu için bambaşka fikirler, bambaşka uğraşlar gerekliydi. Bunu ise Atatürk Samsun’a çıkarak Anadolu’ya gelerek milli bilinci uyandırarak yapmıştır. Çünkü biliyor ki Türk milleti vatanını düşman askerlerine bırakacak bir millet değil. Asırlar boyunca yaşamış Türk milleti nasıl olur da esir kalırdı. Türk toplumunun bu özelliğini iyi bilen Atatürk Samsun’a geldi. Amasya Bugün yine farklıydı. Yorucu ve yoğundu. Amasya’da yaşayan insanların gerçekten tarihine sahip çıktığını gördüm. Amasya her ne kadar deprem bölgesi üzerinde olsa da halk, için tarihi çok değerli ve bu değeri kaybetmemek için ellerinden gelen neyse onu yapıyorlar. Tarihi eserlere sahip çıkıldıkça çok mutlu oluyorum. Bazen de öğrendiğim bilgileri önceden yanlış olduğu için bana böyle öğretenlere kızıyorum. Mesela Bandırma Vapurunun çürük bir gemi olmadığı. Anadolu’nun sıcakkanlı misafirperver insanlarıyla karşılaşıyoruz. Her tarafta var fakat Amasya başka güzel. Manevi ya da verdiği kadar tarihine de önem veren millet deprem kuşağının üzerinden geçmesi sebebiyle çok hasar görmüş fakat halkı tarafından tekrar ayağa kalkmıştır. Manevi yerlere gitmek ve o maneviyatı hissetmek insanı bir başka mutlu ediyor. Erzurum Kongrelerden birinin neden Erzurum’da yapıldığını merak ettim. Ama buraya gelince bunun sebebini anladım. Halkının vatanını kurtarmak için ne kadar savaşçı bir ruhla canla başka çalıştığını bir nebze de olsa gördüm. Her ne kadar etrafımda toplar patlayıp tüfekler ateşlenmese de vatanıma düşmanın girip beni esir etmesini kabullenmem. Halkın mücadeleci birliği ve misafir perverliği Atatürk’ü çok mutlu etmiş. Belki de Erzurum’a verdiği değer bundan ileri gelir. Erzurum halkı hiç sorunuzu kabul edip bağrına basmıştır Atatürk’ü. Bununla birlikte rütbelerinden de vazgeçtiği yerdir Erzurum. Aynı zamanda bu ülkenin düşman işgalinden kurtuluşu için en önemli kararların alındığı yerdir. Bugün vatanımızda rahat yaşayabilmemizi sağlayan savaşın başlangıç yerlerindendir. Erzurum halkının milli duygularının coştuğu yerdir. Bütün bu duyguların yaşandığı yerleri görme fırsatı verdiği için Osman Genç’e teşekkürler ederim. Saygılarımı sunarım.

81


Feyzanur ÇAL / 80. Yıl Ortaokulu Canik Kültür Merkezi’nde toplandık, ilk durağımız olan Tütün İskelesi’ni çok beğendim, neler yaşadıkları bir an gözümün önüne geldi. Sonra fotoğraf çekindik. Otobüse bindik Havza’ya gittik. Bize bir anı kaldı. Rehberimiz eşliğinde her yeri gezdik ve öğrendik çok mutlu oldum. Rehberimiz gezdiğimiz yerlerde şirinliği ile bizi etkiledi. Atalarımızın anılarını yeniden yaşadık. Havza’da bir yerde sıcak su çıkıyormuş ama nereden geldiği hakkında bilgiler yokmuş. Ama su tuzlu olduğundan biraz şaşırdım. Eskiden kalan camiye gittik, orada bazıları namaz kıldı sonra otobüse bindik yemek yemeye gittik sonra Amasya’ya doğru yol aldık. Fen Lisesi’nde konakladık. Amasya valisini ziyarete gittik. 2 yıldır valilik yaptığını öğrendim. Valimiz, vali olmadan önce kaymakamlık yapmış. Dağlık yerleri kale yapmak için eşkıyalardan, hastalıklardan korumak için dağlıkların çok olduğu yerleri seçmiş sonra müzeye gittik. Bu müze İlhanlılar tarafından yaptırılmış tarihi müzedir. Hem de Selçukluların eseriymiş. Amasya’da Beyazıt Camisi’ni ziyaret ettik. Orijinali deprem de yıkılmış. Yemek yedikten sonra Amasya’yı gezdik orada kaldık. Sabah milli eğitim müdürlüğüne gittik ama müdür yerine vekili bize bilgi verdi. Fotoğraflar çekindik çok bilgi öğrendik halı dokumacılığın yapıldığı yerlere gittik. Oradan sonra yemek yemeye gittik. 2. Beyazıt Külliyesine gittik çok güzeldi. Rehberimiz külliye hakkında bilgi verdi. Külliyede kütüphane de vardı. Ellerle yazılmış kitaplar vardı nem kokuyordu, eski olduğunu öğrendik. Sivas’a gittik. Erzurum’da valiliği ziyaret ettik. Valilikte vali yardımcısı bizlere bilgiler verdi. Vali yardımcısı sorularımızı cevapladı. Bize içecek ikram etti. Belediye Başkanını ziyaret etmeye gittik sonra valiliğe 6 kişi gittik. Erzurum kongresine gittik ama tadilat nedeniyle kapalıydı. Nene Hatun mezarlığına gittik. En son olarak Samsun’a doğru yola çıktık.

82


Gülsüm BALCI / Mustafa Üstündağ Y.İ.B.O 19.05.2013 / Havza Bugün gezimize başlamak için otobüsümüze bindik. Duygularım çok güzel; çünkü daha önce hiç gitmediğim yerlere gideceğim. Rehber bize bayağı bilgiler verdi. Mesela eskiden Bandırma Vapuru eski püskü kullanışsız değilmiş. Aksine çok kullanışlı her işte ön sırada olan vapurmuş. Rehber daha çok bilgi verdikten sonra eski bir camiye gittik. Orada çok duygulandım çünkü eski camiler nasıl olduğunu çok merak ederdim ve merakımı gidermiş oldum. Kurtuluşumuzun vesilesi Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’tür. Sonra otobüsten indikten sonra herkes bize baktı ben çok heyecanlandım. Sonra Havza’nın okullarından birisinde yemek yedik. Sonra Amasya’ya doğru yola çıktık. Çok mutlu, heyecanlıydım. Çünkü ilk defa Samsun’dan dışarı adım attım. Sonra Amasya’ya geldik. Sonra fen lisesinde kaldık. 20.05.2013/ Amasya Amasya gezimizin rehberi Resul Bey, bize arabadayken Ferhat ile Şirin’in hikâyesini anlattı. Anlattığı hikâyeleri beğendim. Sonra Atamız ile ilgili bilgiler söyledi. Mustafa Kemal Amasya’ya 5 kez gelmiş. Amasya’nın ismi bir yabancı adamın isminden gelmektedir. Geçmişte Amasya Samsun’a göre çok güvenliymiş. Sonra valimiz vali olmakla ilgili konuştu. Valimiz vali olmadan önce farklı görevlerde bulunmuş. Valimizin yanında olmak çok güzel. İlk kez bir vali ile çay içtim. Çok sevindim. Sonra bizlere bilgi verdi. Rehberimiz dedi ki Samsun eskiden çok küçük bir şehirmiş ama Amasya’dan geniş bir il. Sonra nasıl meslek seçmeliyiz dedi ve söyledi ki seçtiğimiz mesleğin en iyisini yapmalıyız dedi. Kimseyi kıskanmamalıyız. Valilikten çıktığımızda Beyazıt Cami’ye gittik. Her kapının üstünde illaki bir ayet yazıyor. Sonra orada çok ilgimizi çeken bir yazı vardı dede o camın yanına bir tahta asmış. Her gün oraya Peygamberimizin sözlerini yazmaktaymış. Çok duygulandım. Yaşlı dede de bilirdi evde oturmayı ama tembellik yapmadan yazıyordu ve yazısı çok güzeldi. Hepsi aynı boyutta biçimli bir şekilde ilerliyordu. Ne diyeyim Allah yardımcısı olsun. Sonra eski kitapların olduğu kütüphaneye gittik baktık. Sonra en çok sevdiğim yer minyatür müzesine gittik. Çok güzeldi. Amasya’nın ince ayrıntısına kadar yapılmış o derece yani sonra akşam yemeği yedik. Oradan otobüse bindik. Ve Sivas’a geldik.

83


21.05.2013/ Sivas Buradaki rehberimiz Celil Bey. Sivas çok güzel bir şehir. Önemli insanların mezarlarını ziyaret etmek çok güzeldi. 1892 yılında etnografya ve kongre müzesi Mülki İrade olarak kullanılıyormuş. 4 Eylül de kongre başlıyor. Atatürk 4 ay Sivas ‘ta kalıyor. Valimizin yanından ayrıldıktan sonra hediyelik eşyalar olan dükkâna gittik ama buradakiler çok pahalı. Neyse Şifahi medresesine geldikten sonra bilgiler aldık. 1218 yılında yapılmış. Hastane olarak kullanılmış. Alaattin Keykubat yaptırmış. Sonra Çifte Minareli Medreseye uğradık. 1272 yılında yapılmış. Astronomi ve diğer dersler verilmiş. Anadolu’nun en büyük taç kapısı burada mevcut. Bu bilgileri öğrendikten sonra bir saat kendi istediğimizce her şeyi yapma imkânı bulduk çok mutlu oldum. Mağazaları gezdim, gördüm. Sivas, Amasya kadar tarihi eser taşımıyor ama yine de çok güzel. 22.05.2013 / Erzurum Erzurum valisiyle konuştuk. Onun konuşması beni çok etkiledi, çok duygulandım. Ama konuştuğu her kelimeden ders çıkardım. Mesela boş ders bizim için çok ama çok bilgi kaybıymış. Yani boş derste gezmek yerine elimize okuma kitabı veya o gün işlediğimiz konuyu tekrar edebilirmişiz. Valimiz çok güzel konuşma yaptı. Biz Osmanlıların torunlarıyız. Vali bey bize hediyeler vermek için hazırlıyorlar. Çok iyi bir vali. Arkadaşlar durumları hep söylüyor. Bize de gülmek düşüyor. Çok komik geçiyor zamanımız. Erzurum kayak merkeziymiş. Türkiye şampiyonları burada kayıyormuş. Valimiz 20 kişilik grup toplayıp bizi kaydıracaklar. Cumhuriyetin ilk haberi burada alınmıştır. Atatürk askerlikte istifa ettiği yer Erzincan. Sonra Nene Hatun’un mezarını gördük çok mutlu oldum. Çünkü o vatan için çocuğunu ve hasta kardeşini bırakıp vatana hizmet etmeye gidiyor. millete gidiyor. Çok mutlu oldum. Sonra Abdurrahman Gazi Türbesi’ne gittik. Çok mutlu oldu. Çünkü Peygamber Efendimizin yakınının mezarının başında olmak çok sevinç verici hatta ben burayı çok sevdim. Gezimizin son saatlerini yaşıyoruz. Çok üzgünüm çünkü 4 günlük gezimiz bitti Allah inşallah bizi buralara nasip eder. Eğer istediğim şehre gelirsem ben Amasya’ya gelirim. Çünkü çok güzel ve en önemlisi rehberimiz de müthişti. Biz birazcık bilgi öğrenelim diye kendini paralıyor. Yemek yemek için Erzurum’un eski yemeğine geldik, yedikten sonra Samsun’a geri dönmek için otobüse bindik gidiyoruz. 4 günüm çok müthiş ve güzel geçti rehber hocalarımıza ve Sayın Osman Genç’e çok teşekkür ederim. Onlar olmasaydı ben buraları gelip göremezdim. Allah razı olsun. Bu geziden anladıklarım ben bu geziden çok zevk ve keyif aldım. Bir sürü bilgiler öğrendim, tarihi eserler gördüm. Böyle bir geziyle anladım ki eskiden durumlar çok zormuş.

84


İsa ÖZTÜRK / Türk Telekom Lisesi

19.05.2013 Gezimizin başlangıcı olan Tütün İskelesi, Atatürk’ün Samsun’a çıkışını gösteren güzel bir simgedir. Bu simgenin her zaman yanına gelir bakardık ama bu gün içine girip daha yakından gezip gördük. Böyle bir fırsatı bir daha bulamayabilirim. Güzel ve anlamlı idi. Gezimizin ikinci durağı olarak Havza’ya gittik. Mustafa Kemal Atatürk, Havza’da kaldığı 18 gün boyunca kaplıcalarda şifa bulmuş. Rehberimizin anlattığına göre, eğer şifa bulmasaymış Samsun ‘a dönüp, Milli Mücadeleyi başlatamaz imiş. Atatürk’ün bir çiftçi ile diyaloğunu ve bu diyalogda bunun gibi çiftçilerle bu vatan kurtarılır dediğini öğrendim. Bunun gibi birçok yeni bilgiyi burada öğrendim. Atatürk’ün konakladığı evi gezerken farklı duygular yaşadım. Onun kullandığı eşyaları görmek beni çok etkiledi. 20.05.2013 Amasya, Kurtuluş Savaşı süresinde önemli noktalardan biridir. Mustafa Kemal bu bölgeye birçok defa gelip önemli toplantılar, önemli yazışmalar yaparak bir nevi Kurtuluş Savaşının kazanılmasına ön hazırlıkları bu bölgede yapmıştır. Amasya eski bir yerleşim yeri olduğundan beni çok etkiledi. Açıkçası bu kadar etkileneceğimi beklemiyordum. Çeşitli camilere yaptığımız ziyaretler tarihi yaşamamıza o dönemlere dönmemize neden oldu. Bu tarihi değerlerimizi korumalı ve onarımında her türlü desteği sağlamalıyız. 21.05.2013 Yiğidoların şehri Sivas’tayız. Kurtuluş Mücadelesinde önemli kararların alındığı bu kongrede, bu kararlar sayesinde kesin olarak manda ve himayeyi kabul etmeyerek bağımsız bir millet olduğumuzu kağıt üzerinde de göstermek gerektiğini anlatmamız lazımdır. Köklü bir millet olduğumuzdan özgürlük için her türlü savaşa gireriz. Kimsenin esiri olmadığımızı yaptığımız savaşlarda, kongrelerde, alınan kararlarda görmekte ve göstermekteyiz. Başta Mustafa Kemal Atatürk ve onun yanındaki dedelerimizin kararlılığı, azmi bana günlük

85


yaşantımda örnek olmaktadır. Onlar gibi azimli olmak ve kararlar alıp uygulamak için çaba harcamaktayım. Şimdiki nesillere bunları, yani milli duygularımızı en iyi şekilde aşılamalı ve Atamızın izinden yürümeye teşvik etmeliyiz. Sivas gibi birçok tarihi şehrimiz ülkemizde bulunmaktadır. Bunların önemini en iyi şekilde anlatıp tarihimizi öğretmeliyiz. Tarihini bilmeyen, geçmişini bilmeyen gelecekte harap olup yıkılır gider onun için tarihimizi bilmemiz çok önemlidir. Bu arada yeni yerler görüp yeni yerler tanımak da çok güzel bir duygu. Bize sunulan bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirdiğimizi düşünüyorum. Eminim ki bizim yerimizde olmak isteyen birçok arkadaşımız vardır. Ama bende onlarla paylaşacağım ki onlar da bu tarihi yerleri ve Atatürk’ün kurtuluş mücadelesindeki güzergâhını bilsinler ve vatanın hangi zorluklarla kazanıldığını anlasınlar. 22.05.2013 Gezimizin son durağındayız. Erzurum, Kurtuluş Savaşımızın doğudaki parlayan ışığıdır. Erzurum kentinden anladım ki Batıda Çanakkale ne ise Doğuda da Erzurum o dur. 23 Temmuz 1919’daki kongreye çevredeki illerden bir çok delege katılmıştır. Bu kongrenin en büyük önemi dört tane alınan karardır. Vatanın bütünlüğü bölünemez, topyekün savaş milli gücü kullanmak, milli mücadeleyi hakim kılmak ve manda ve himayeyi reddetmek. Bu alınan kararlarla bağımsızlığımızın nasıl kazanıldığını, vatanın nasıl kurtarıldığını gördüm. Vatanın zorluklar içinde kurtarıldığını görmek müzelerde gezerken beni duygulandırdı ve ortamı yaşamış gibi oldum. Mustafa Kemal’in giyecek bir elbisesi bile olmaması nasıl bir zorluk içinde bu vatanın kazanıldığını aklıma getirdi. Milli duygularım hat safhaya çıkmış durumda. Tarihimizi bilelim ki ülkemizi en iyi şekilde kalkındırmaya, kimin dost kimin düşman olduğunu bilelim yoksa onun bunun esiri oluruz. Ne derlerse onu yaparız. Bunun için tarih sahnesindeki rolümüzü iyi bilmeliyiz. Bu geziden sonra bilmediğim gerçekleri öğrendim. Yanlış bildiğim şeylerin doğrularını öğrendim. Bandırma vapurunun satılarak jilet yapıldığını öğrendim bu beni çok üzdü. Yeni yerleri gezerek, görerek bildiklerimi pekiştirdim. Benim için çok büyük değişiklik oldu. Çok güzel ve zevkli geçti. Gezimiz sırasında hocalarımız elinden geldiğince en iyi şekilde yardımcı olmak ve gezimizi en iyi şekilde organize etmek için çabalar gösterdi. Bundan dolayı teşekkür ederiz. Bize böylesine güzel gezi imkânı sunan Sayın Osman GENÇ’ e teşekkür ederiz.

86


Mahir EMEN / Asarcık Ç.P.C.Lisesi Bugün ilk olarak Canik Kültür Merkezi önünde toplandık. Sonra yola çıktık Kurtuluş yolu üzerinde durduk. Cesur askerlerimizin fotoğraflarına baktık ve hepimiz duygulandık ondan sonra Havza’ya geçtik. Havza’da Mustafa Kemal Atatürk’ün yattığı yeri gezdik ve o zaman ki müzik aletlerini o zamanın silahlarını gördük ve ne kadar kötü olduğunu anladık. Ama Mustafa Kemal ve adamlarının o silahlara rağmen savaşlarını kazanmaları bizim tüylerimizi diken etti. Çok duygulandık. Ondan sonra camileri gezdik Amasya Fen Lisesi’nde konakladık. 20.05.2013 Bugün ilk olarak rehberlerimizle tanıştık. Ondan sonra il valiliğine gittik. Orada oturduk ondan sonra tarihi camileri gezdik ve duygularımızı kabartan şeylerle karşılaştık mesela camilerin dekorasyonu mükemmel. Amasya’nın minyatürüne baktım ve nerde nasıl olduğumuzu gördük. Müzelerde eski silahlar, eski elbiseler gördük. Eski dönemde ne zorluklarla yaşanıldığını gördüm. Türkiye yani can vatanımın değerini daha iyi anladım ve bize Bandırma Vapurunun aslının yok edildiği ve yerine çökmesi için konulduğunu anladım. Herkesin devlete, millete sahip çıkmasını istiyorum. 21.05.2013 Öncelik Sivas’a geldik ve konakladık. Sabah Sivas’ın en yüksek yerine çıktık orada Peygamber Efendimizin sancakları olduğu biliniyor. Sivas Kongresi’nin binasının yapıldığı yere gittik ve tadilattan dolayı içeri giremedik. Vali yardımcısının yanına gittik. Atatürk burada 208 gün kalmış. En fazla orada durduk. Sonra medreseleri gezdik. Arkeoloji müzelerine gittik en son akşam yemeği ve oradan yolculuk Erzurum’a oldu. 22.05.2013 Erzurum Atatürk’ün evine gittik. Atatürk’ün eşyaları ve kendi el yazısı vardır. Kongre merkezine gittik. Tadilat nedeniyle içeri giremedik. Şimdi cağ kebabı yemeye gidiyoruz. Yemeği yedik. Taşhan’a gittik. Hediye aldık. Sonra Yakutiye Medresesi’ni gezdik. Sonra Ulu Cami ve pabuçlu korlu türbesine gittik. 22.05.2013 Çift minareli medreseleri gördük. Ama tadilat nedeniyle giremedik içeri. Nene Hatun’un nasıl fedakâr bir Türk kadını olduğunu öğrendik, eski bir camii gezdik ve gezimizi bitirdik. Canik Belediyesi Başkanı Sayın Osman GENÇ’e teşekkürler.

87


Merve ÇETİN / Gökçeli Ortaokulu Bugün pazar geziye ilk başladığımızda beni çok güzel bir gezi beklediğini düşünüyordum. İlk önce Kurtuluş İskelesi’ndeki heykeller çok güzel ve bilgilendiriciydi ve sonra Havza’da gittiğim yerler, duyduklarım ve gördüklerim beni çok etkiledi. Eski zamanlardaki şartlar, insanlara uygulanan kötü durumlar ve insanların birbirilerine kötü günlerinde düşman olmamaları ama bunlardan da başka beni en çok düşmanların çocukları, bebekleri top gibi oynamaları beni çok etkiledi. Ama iyi ki atalarımız düşmanları yurdumuzdan def etmiş ve bu zamanki insanlar da rahatça yaşayabilmiş. O insanların ülkemizi korumak için hayatını, ailesini arkada bırakarak gözünü kırpmadan düşmanlarla savaşmaları beni çok etkiledi. Düşünüyorum da acaba bu zamanki insanlar o şartlarda savaşa o insanlar gibi gözünü kırpmadan gidebilir miydi? Bence topraklar için canlarını feda eden o eski insanlar yaşasaydı yine aynı şekilde savaşırlardı. Kanım dondu o insanları nasıl bir hırs bürümüş ki yapmışlar hala inanamıyorum. 20.05.2013/ Pazartesi Bugün geziye başlarken çok heyecanlıyım. Bugün Amasya’nın güzelliklerini görmek beni sevindirdi. Bunlardan örnek verirsek Ferhat ile Şirin’in hikâyesi beni çok etkiledi neden diye sorarsanız şu yüzden; aşkından dağları delmiş ve ama sonu kötü bitmiş. Amasya’nın güzellikleri sadece bunlar değil müzeleri, camileri ve tabi ki doğal güzelliklerine tutuldum. Ve bugün çok eğlendim çok güzel bir geziydi.

88


21.05.2013/ Salı Bugün Sivas’ın güzelliklerini gezdik. Sivas dağlarla kaplı bir yer ve o dağları izlemek çok güzeldi. Burada tarihi camiler vardır ve hepsinin ayrı bir hikâyesi, ayrı bir güzel yerleri var. Gezilecek yerleri vardır. Gezimiz ilk olarak valilik ve milli eğitim bakanın yanına gittik. Orada çok güzel zamanlar geçirdim. Daha sonra camileri, medreseleri gezdik ve her yerde olduğu gibi burada da birbirinden güzel yerler bulunmaktadır. Her bir yerde çok değerli bilgiler öğrendim. Camilerin hepsini beğendim. Şifai medresesini çok beğendim. Ve beni şu etkiledi. Sivas’ta 14 medrese bulunmaktadır ama günümüze sadece 4 tanesi kalmıştır. Keşke hepsi dursaydı çünkü anıları ve öğreneceğimiz bilgiler vardı ama yinede çok mutluyum. 22.05.2013/ Çarşamba Bugün Erzurum’un güzelliklerini gezdik ve çok eğlendim. İlk olarak Atatürk evinde çok önemli bilgiler öğrendim ve çok beğendim. Mesela cumhuriyetin ilk olarak orada ilân edilmesi beni çok etkiledi. Sonra oradaki eski eşyalar da beni çok etkiledi. Ve o evi, eşyaları çok beğendim ve hayran kaldım. Bunların yanında Nene Hatun da bir o kadar dikkatimi çekti. Nene Hatun’un hikâyesi çok güzeldi. O hasta kardeşini ve küçük çocuğunu bırakarak cepheye savaşa gitmiştir. Burada çok camiye gittik. Her birinin ayrı hikâyeleri var, hepsini çok beğendim. Kısaca Erzurum’u ve gittiğimiz her yeri çok beğendim. Genel Düşüncelerim Biz bu gezide birçok yeri gezdik ama asıl bu gezinin amacı tarihimizi iyi bir şekilde öğrenmek ve amacına çok uygun bir gezi oldu. Burada da her bir gittiğimiz yerde tarihimizi öğrendik ve geçmişimizi iyi bir şekilde öğrendiğim için çok mutluyum.

89


Meryem AYGIN / Alaçam Anadolu Lisesi Bugün Alaçam’dan Samsun’a gelirken bugüne kadar bize anlatılan şeylerin tekrar edileceğini düşünmüştüm. Şimdi anlıyorum ki yanılmışım. Bunu aslında Havza’da anladım. İlk olarak Kurtuluş İskelesi’ne gittik. Yolculuk sırasında öğrendiğime göre gerçek Bandırma Vapuru jilet fabrikasına satılmış ve jilet yapılmış buna çok kızdım ve şaşırdım. Çünkü bir toplum tarihinin izlerini taşıyan önemli bir gemi nasıl olur da hunharca yok edilebilir. Dahası nasıl olur da Atatürk’ün kurtuluş için attığı ilk adımın simgesi yok edilirdi. Sonra Havza Lisesi’ne gittik. Burada bize Osman Bey rehberlik etti. İlk defa Gençlik Marşı’nın burada söylendiğini ve Atatürk tarafından çevresindekilere öğretildiğini söyledi. Bir olay anlattı onu yazmak istiyorum. Atatürk Samsun’da arabası bozulunca yola iner ve yürümeye başlar yolun kenarında yaşlı bir amca görür ve “Vatan düşman ayakları altındayken sen burada ne yapıyorsun?” der. Yaşlı adam: “Evlat benim iki oğlum ve kardeşim Çanakkale’de şehit oldu. Şimdi benden iki dul, dokuz yetim ekmek bekler.” Atatürk: “Ya peki amca düşman senin topraklarına saldırırsa?” der. Adam önüne dayakla bir çizgi çeker. “ Eğer düşman şu sınırı geçsin, bu öküzü alır kafalarına geçirim.” de. Atatürk’ün içinde bir kıvılcım yanar. “Bu vatan kurtulur. Milletimde bu vatan aşkı, bu azim olduğu sürece Allah’ın izniyle sırtımız yere gelmez.” der. İlk kıvılcım Havza’da yanar. Ayrıca burada Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulur. Atatürk halkı bilgilendirmesi için Yörgüç Paşazade Mustafa Bey Camii kullanılmıştır. Burayı gezerken camiinin duvarından Rumca yazılı bir taş gördüm. Kız gözü efsanesi de beni çok etkiledi. Rum çeteleri bir gün kadınlar hamamını basar. 3 kadın hamamdan kaçamaz. Allah’a dua eder: “Allah’ım beni taş et ki zalimler namusumu kirletmesin.” diyerek hıçkırarak ağlar. Bugün hala oradan göz şeklindeki taştan su gelmektedir. Şunu anladım ki Türk kadını, Türk çocuğu, Türk insanı hiçbir şekilde düşman himayesinde yaşamaz. Bizim için egemenlik, ölümü göze alabilmek demektir. Biz bunu şanlı tarihimizde görmekteyiz. Şunu da biliyorum ki tarih geçmişle gelecek arasında merdivendir. O basamakları birer birer inip tarihin derinliklerini öğrenmeli ve birer birer çıkıp geleceğe yön vermeliyiz.

90


20 Mayıs Pazartesi Bugün Amasya’daydık. Milli mücadelede neden Amasya sorusunun cevabını almıştım. Düşman tehlikesine karşı çok çabuk koruma altına alınan bir şehirdir. Bu yüzden Milli Mücadele buradan yönetilmeye başlandı. Bugün Amasya’nın buram buram tarih kokan sokaklarında dolaşırken bunu daha iyi anlıyorum. Bir şey de çok dikkatimi çekti tüm resmi binalar tarihi binalardı. Bu binanın merdivenlerinden çıkarken milli mücadeleye yön veren atalarımızın ayak seslerini duyar gibi oldum. Vatanın durumu o kadar kötüyken onların yaptıkları bence büyük bir çılgınlıktı. Egemenlik ve özgürlük adına Türk milletinin eli ayağı olmuşlardı. Bana o binalar hep milli mücadele ruhunu anımsattı. O yüzden bir an düşündüm, atalarımızın yaptıkları kahramanlıklara karşı üstümüze düşen görevleri yerine getirebiliyor muyuz, onlara layık evlatlar olabiliyor muyuz? Bence Amasya, tarihimizin en güzel simgelerindendir. Camileri, müzeleri, külliyeleri her şeyiyle tam bir kültür kentidir. Bu kenti yaşatmak için de her türlü çalışma yapılmıştır. Tarih her yerde satır satır işlenmiş. Amasya minyatürünün oluğu yer de çok güzeldi. Işıklandırmalarla Amasya’da bir gece şeklinde mini bir gösteri oldu. Yıldızların parlaması, ayın semada görüntüsü muhteşemdi. Şuna inanıyorum ki bugüne kadar birçok tarihi eserlerimizi kötü kullanmış, değerinin anlamamış olabiliriz; fakat bundan sonra tarihimize sahip çıkmak için her şeyi yapmaya hazırız. Şunu da yazmadan geçemeyeceğim. Bir insan özgür (egemen ) değilse inandığı dinin gereklerini de getiremez. Bu yüzden tarihimize daha sıkı sarılmamız gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca tarihimizi değiştirmeye çalışan düşmanlarımız da anlamalılar ki Türk gençliği ayakta olduğu sürece tarihimize leke sürecekleri güç ve kuvveti bulamayacaklardır. 21 Mayıs Salı Bugün Sivas’taydık. İlk olarak Sivas’ta kongre yapılan yere gittik. Fakat bina restore edildiği için gezemedik. Rehber hocamız bize kongre binasının bahçesinde bilgiler verdi. İlk kez manda ve himayenin resmi olarak reddedildiği yerdeydik. Tekrar ve tekrar Türk milletinin egemenliğe olan düşkünlüğü Sivas’ta da dile getirilmiştir. Ayrıca hiç bilmediğim bir şey öğrendim. Anadolu’nun en büyük şifahanesi Sivas’taymış. Her alanda olduğu gibi atalarımızın sağlık alanında da çalışmalarda bulunduğunu görüyoruz. Gerçekten yeni yerler, yeni bilgiler bize çok şey kattı. Şunu da hiçbir şekilde unutmamalıyız biz hiçbir şekilde başka bir ülkenin himayesinde kalamayız. Egemenlik için en kıymetli hazinemiz olan canımızı feda etmeye her daim hazırız. Bir de bina yaparken kullanılan mantık beni hayran etti. Caminin temelinde oynamayla veya küçük bir değişikle taşlar hareket etmiyor. Sonra sadaka taşları mükemmel, parayı alan kişi mahcup olmuyor veren de alandan çok memnun. Atalarımız bu döngüyü öyle bir yaşama yerleştirmişler ki sadece sadaka taşından ihtiyacı olanlar alırlarmış eğer bir şeyler örnek alınmak isteniyorsa bu geçmişimizi tarihimiz olmalıdır.

91


Muhammet EMİN ZEYREKLİ / Adnan Kahveci Ortaokulu İlk önce Atatürk’ün ayak bastığı Tütün İskelesi’ne diğer bir adıyla Kurtuluş İskelesi’ne gittik. Orada fotoğraf çekindikten sonra gazi bir dede bize bunun önemini anlattı. Bu projeyi beğendi. Otobüse binip Havza’ya gittik. Orada Atatürk’ün karargâhını gezdik. Orada Atatürk’ün kullandığı eserler vardı. Hepsi de çok güzeldi. Orada o zamanda kullanılan bazı eşyalar da vardı. Ve orada Atatürk’ün şu sözü vardı. “Eğer Havzalıların desteği ve azmi olmasaydı benim ümidim olmazdı.” Yani bu sözünde milletimizin desteği ve umudu ona ümit vermiş ve azmini arttırmıştır. Sonra ise Yörgüç Paşazade Mustafa Bey Camii’ne gittik. Orada Osmanlı’ya ait eserler vardı. Camiler manevi destek kaynağı olmuş ve milletimize de destek vermiştir. Manevi destek kaynağımızın olması bizim için önemlidir. Külliyenin içindeki çay içme ve seyahat yerinde oturup çay içtikten sonra külliyenin içinde bulunan Amasya maketi Amasya’yı kısaca özetliyor. Muhteşem bir yer. Sonra Saraydüzü’ne geldik. Orada Amasya müftüsünün Atatürk’ü karşılamasını gösteren heykeller vardı. Ve bazı resim ve belgeler vardı. Hepsi insanı o günlere götürüyordu. Sonra Sivas’a gittik. Orada Peygamber Efendimiz (s.a.v) sancaktarı bir zatı ziyaret ettik. Sonra Sivas Valiliği’ne gittik. Orada vali yardımcısını gördük. Bize ikramlarda bulundular ve hediyeler sundular. Ve ardından Çift Minareli Medrese’ye gittik. İhtişamlı taç kapısından girdikten sonra hediyelik eşyalar karşımıza çıkıyor. Orayı da gezdikten sonra, Osmanlı zamanında yapılan Keli Camine gittik. Camide sadaka taşı vardı. Bu taşın amacı ise insanlara gizlice sadaka alıpverme imkânı sağlamasıydı. Yani alan da veren de birbirini görmüyor ve dolayısıyla tanımıyordu. Sonra ise Erzurum’a gittik. Orada Milli Eğitim Müdürü ile Belediye Başkanını ziyarete gittik. Atalarımızın bizi korumak için döktüğü kanlar duvardaydı. Ayrıca Nene Hatun’un mezarını ziyaret ettik. Kümbetleri gezdik. Padişah veya devlet görevlisinin defnedildiği yer olan türbe ve kümbetlerimizi korumamız gerekiyor. Çünkü bizim kültürümüzü yansıtıyor. Bu güzel geziyle yeni bilgiler öğrenmiş olduk.

92


Muhammet HASAN BAYRAKLI / Altınkaya Anadolu Lisesi Öncelikle burada geçireceğim dakikaların teşekkürünü Sayın Canik Belediye Başkanım Osman Genç’e iletmek isterim. Bir güneşin Samsun’a ayak bastığı Kurtuluş İskelesi’ni gezdiğimizden tüylerimizin diken diken oldu. Anlatılanların etkisiyle bal mumundan yapılmış heykellere soru sormam milli mücadeleyi hissetmiş olduğumu gösteriyor. Biraz gurur duyuyorum, biraz da gülümsüyorum. Bence onlar bal mumlarından ibaret değil. Gerçek olan şu ki ortada varoluşun hikâyesi, bir dirilişin sahneleri var. Şuna çok üzülüyorum bizim bazı gençlerimizin düşünceleri bilim üzerine yenilik, barış, dostluk üzerine değil. Batının gizli entrikaları işte. Kendimi çok şanslı hissediyorum. Bundan tam 95 yıl önce Atatürk’ün arızalı aracından dolayı yürüyerek gezdiği bu mevkileri, onların sayesinde günümüzde son model bir otobüs ile geziyor olmak harika doğrusu. Ayağındaki çarığının verdiği ıstırabı hiçe sayıp da öküzü ile tarlasını süren bir çiftçinin aha işte çizgi, burayı geçeni elimdeki sopayla durdururum demesi, Rus çetelerinin kundaktaki bebeleri süngülerine takıp yerden yere çaldığı dönemde acıların bir çığ gibi büyüdüğü Havza sokaklarının her bir arasının imdat! İmdat! Diye haykırıyor olması, bir kahraman yetiştirmeye çalışan direniş birliklerinin ‘kim bu vatanın uğruna olmaz ki feda ’anlayışı… Hepsi bu vatanın ne zor şartlardan geçtiğinin birer göstergesidir. Havza Lisesi’nde karşılaştığımız Osman Çetin’in bu yolculuk sonrasında benim ruhumu yüz yıllar geriye götüren konuşması çok güzeldi. Zaman benim için geçmişim kalbiydi. Tükenmek bilmeyen bir tarih ufku olmuştu. Havza Atatürk evini gezerken karşılaştığım o canlı tarih sahneleri olmasa belki ben tarihini bilmeyen, oturduğum yerden taslak tarih edebiyatı yapanlardan olacaktım. Unutmayalım ‘tarihini bilmeyen millet geleceği asla tahmin edemez.’ Bizim güzel duyguları besleyen gençlere ihtiyacımız var. Şu anda Havza’dan Amasya’ya doğru ilerliyoruz. Galiba Amasya Fen Lisesi’nde konaklayacağız. 20.05.2013 Şimdi Amasya Macit Zeren Fen Lisesi’nden ayrılıyoruz. Güzel bir gece geçirmesi dileğiyle güne hazırım. Amasya’dan bahsetmek gerekirse 7500 yıllık bir tarihe sahip. Amasya denildiği zaman Ferhat Su kanalı akıllara geliyormuş. Yolculuk esnasında Amasya Fen Lisesi Tarih Öğretmeni Resul Değirmenci anlattığı güzel hikâyelerle zamanın boş bir odaya yaptığı yankıların gönüllere yayılışını hissediyorum. Sıra Saraydüzü Müzesini gezmeye geldiğinde karşılaştığım mumyadan yapılmış heykellerin semaya yükselen dualarının kabul edilişinin mutluluğu yok mu?

93


Umut dolu bir gelecek vaat ediyor, Amasya yollarındaki her şey... Korku dolu gözler yok. Sevinçle, şevkle ve özgürce işlerini yapıyorlar. Şehir yerleşim bakımından dağların arasında kurulmuş. Resul Değirmenci’nin açıklaması sonucunda Mustafa Kemal’in neden bu şehri tercih ettiğini şimdi daha iyi anlıyorum. Sıra Amasya Valisi Cemil Öz’ü ziyaret etmeye gelmişti. Bu şehrin valisi ile el sıkışacaktım. O nedenle gururluyum ve çok heyecanlıyım. Konuşma tatlı sohbetlerle geçti. Ayrılma vakti geldi ve ayrıldık. Oradan Erhan Gümüş İşleme Merkezine uğradık. Yüzlerdeki tebessümleri görüyor, geleneksel kıyafetleriyle kendimi tarif edilemez duygular içinde hissediyorum. Amasya sokaklarında yürürken kendimi cepheye mermi taşıyor gibi hissetmek en büyük mutluluk olsa gerek. Beni en çok etkileyen şey Amasya’nın tarihe sahip çıkması oldu. Tarihi eserlerin, evlerin, alışveriş merkezlerinin hatta lokantaların şehirle iç içe olması güzel bir tablo. Sırayla Sabuncuoğlu Şerafettin Medresesi, Mustafa Bey Hamamı, Mehmet Bey Cami, Amasya İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi gibi çeşitli yerleri gezdik. 21.05.2013 Yolculuğumuza Sivas Fen Lisesi’nden başladık. Rehber öğretmenimiz olan Celalettin Topçu bizi ilk olarak Abdulvahab Gazi Camisi’ne götürdü. Böylelikle günün heyecan dolu dakikaları başlamış oldu. Bu cami hakkında çeşitli bilgiler vererek, merak ettiklerimizi cevaplandırmaya çalışıyor. Müzeye yaptığımız geziden sonra vali beyi ziyarete gelmiştik. Hissettiğim duygular dünkü gibi karmaşık değil. Tecrübe olsa gerek. Sivas valisi hoşgörülü, sevecen tavırları ile gelecekte nasıl bir karakter özelliğine sahip olmam gerektiğini gösteriyordu. Aslından bir şeyler öğrenmek benim için ön plandadır. Bazıları 81 ilin tamamını gezip bir şeyleri değerlendiremedikten sonra ben ona gezi demem. Zaman zaman Sivas’ın çeşitli sokaklarında mola verip yemek yedik ve eşsiz manzaranın keyfini çıkardık harika yani. Zamanın geçmesini istemiyorum olduğum yerde kendimi boş bırakmış olduğu sayfalarda hissetmiş olmak istiyorum. Ve nerede bebek görsem geleceklerimiz gözüyle bakıyorum. Nerede bir yaşlı görsem, görsem elini öpüp hal hatır sormak hoşuma gidiyor. Yaratılanı sevmeliyiz yaratandan ötürü düsturuyla yöneliyorum kâinata. Sivas gezisinin sonuna gelirken öğrenmiş olduğum birçok bildiği var ve yaşadığım anı benim kendi kimliğimi oluşturmada çok önemli rol oynayacaktır. Şu anda yoldayız ve çok yorgunum Erzurum’a doğru ilerliyoruz. 22.05.2013 Çok çetin bir gece geçirdikten sonra güne başlamak zor olsa gerek. Geceyi otobüste yolculuk yaparak geçirdik. Gecenin yorgunluğuyla Erzurum Hükümet Konağı, Milli Eğitim Müdürlüğü ve Erzurum Valisini ziyaret ettik. Yeni yüzler görmek onlardan aldığımız ülke planları ile ilgili aklımız da ki soruları cevaplıyorlar. Gezinin bir avantajı da yeni arkadaşlarla sohbet ortamı kurup gezinin zevkli geçmesidir.

94


Yine Erzurum bir kongre merkezlerinden biri olmasının sebebi burada yaşayan inşaların milli mücadele uğruna evini sevdiği ve canını milletini kullananların çok olmasıymış şimdi öyle kişiler çoğunluktaymış. Umut verici doğrusu. Hele de rehberimiz Mehmet Akın’ın Atatürk Evi’nde anlattığı şu olay yok muydu? Padişah İstanbul’dan gönderdiği mektupta M. Kemal’i; halkın elinden silahları toplaması gerekirken, insanları milli mücadele ruhuna sokmasından dolayı onu görevden aldığını, yakalandığı yerde İstanbul Hükümetine teslim edilmesi gerekiyordu diye yazıyordu. Padişah milli mücadeleyi engellemeye çalışır. Bunu öğrenen M. Kemal Erzurum dolaylarında istifa ederek görevini sonlandırır. En sevdiği meslek olan askerliği bırakan M. Kemal’in vatanı ve milleti için yapamayacağı bir şey olmadığının göstergesidir. Ee! Bizlere de böyle olmak düşer. Oradan hükümet konağa ve milli eğitim bakanlığına geçtik. Kongre binası, eski medrese, ulu cami, pabuçlu kadın türbesinin hikâyesi bakımın dan da çok şaşırttı. Aziziye tabyalarını gezerken savaş meydanının bir şey anlatmaya çalışıyor olması ‘burası doğunun kapısı olup buranın aşılmaya demek Türkiye’nin yok oluşu demektir.’ sözü bu haykırışa eşlik ediyordu. Aziziye tabyalarından mevzilerin daha çözümleyen sırrının esareti içinde ayrılıyorduk. Abdurrahman Gazi Türbesi ve daha Erzurum’un eşsiz manzarasının gözler altına alan Erzurum Kayak Merkezi’ni gezdik. Artık düzenlenen gezimizin sonuna geliyorduk. Akşam yemeği için Erzurum evlerine gittik. Burada karşılaştığım halkın yöresel kıyafetleri, küçük pencerelerden sızan ışık huzmesi, müzik tınılarının çıktığı eski radyolar. Birkaç İngiliz’le kısa sohbet etme imkânım oldu. Teşekkürler başkanım sizler sayesinde bir yabancıyla farklı bir dilde sohbet ettim. Sizler sayesinde geleceğim şekillendirmem gerektiğini öğrendim. Unutmayalım tarihini bilmeyenler geleceğini tahmin edemez. İnşallah! Türkiye ekonomi de dünyanın başını çeken üretimde Çin ve Japon mallarını sallayan tarihte bir kez daha teknolojisiyle yenilikleriyle çağlar açıp çağlar kapatan bir vatan toprağı için canını feda eder. Yeni savaş aracılıyla dünyayı arkasına alan bir ülkeden bahsediyorum. Bu yazdıklarım hayal değil. Gezdiğim ilkeler de bu potansiyel var. Yeter ki o potansiyeli doğru kullanan gençlere ihtiyaç var. Yani bizlere Samsun’un, Konya’nın, İstanbul’un, Ankara’nın, Hakkâri’nin, Iğdır’ın çocuklarına... Tekrar bu görevi amaçlayan ve üstlenip emek harcayanlara kocaman bir teşekkür ediyorum. Aslında teşekkür yetmez ama bir ülke yönettiğim zaman onlara borcumu en iyi şekilde ödeme sözü veriyorum. Unutmayalım gelecek bizleriz.

95


Mücahit KARABÖCEK / Yaşardoğu İ.Ö.O. Otobüsün gelmesini heyecanla bekliyorum. Nihayet otobüs geldi. Otobüse bindik. Biraz sonra Havza’ya vardık. İlk gittiğimiz yer Havza Anadolu Lisesi oldu. Havza Anadolu Lisesi’nden Osman öğretmenimiz bize rehber oldu. Rehberimiz Havza’yı anlattıkça Havza’ya hayran kalıyorum. Havza’nın unutulmuş büyük bir tarihi olduğunu öğrendim. Biraz sonra Atatürk’ün karargâhına gittik. Atatürk’ün Havza’ya güvendiğini anladım. Atatürk’ün karargâhından çıktıktan sonra Yörgüç Paşazade Mustafa Bey Camii’ne gittik. Cami eski ama faaliyetliydi. Camiden çıktıktan sonra Havza Anadolu Lisesi’ne geri döndük. Yemek yedikten sonra Amasya’ya doğru yola çıktık. Havza’yı ilk defa gezmiştim. Beklediğimden daha güzeldi. Amasya’ya geldiğimizde bir fen lisesinde konakladık. Amasya Liseden çıkınca kültür evine gittik. Buradaki eserler benim ve arkadaşlarımın fazlaca dikkatini çekti. Sonraki durağımız valilikti. Valiyi görünce hepimiz çok heyecanlandık. Valilikten çıkınca yeniden gezmeye başladık. Gezerken Mehmet Paşa Cami’ne uğradık. Cami içine girmeden Beyazıt Paşa Cami’ne gittik.. Cami çok büyüktü. Yola çıktık. Durağımız Büyük Ağa Hafızlık Kuran Kursu oldu. Bu kursun önemi yapıldığından beri işlevini değiştirmeden günümüze kadar sürdürebilmesiydi. Bu beni çok şaşırtmıştı. Buradan sonra milli eğitim müdürlüğüne gittik. Milli eğitim müdürlüğünün güzel konuşmasından sonra Sultan Beyazıt Camisi’ne gittik. Gezide şimdiye kadar gördüğümüz en büyük camiydi. Caminin bahçesinde çok yaşlı meşe ağaçları vardı. Yıldırım çarpmasın rağmen yaşıyorlardı. Camii bahçesinde bulunan Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesine geçtik. Burada binlerce eski kitap vardı. Buranın en önemli eseri Peygamberimizin zamanından kalan Kur’an-ı Kerim’dir. Sultan Beyazıt Cami bahçesindeki Amasya minyatürünün olduğu müzeyi gezdik. . Amasya’nın 1910 yılındaki minyatürü idi. Bu müze ile Amasya’yı daha iyi inceledim. Amasya çok güzel bir şehir. Çok büyük bir tarihi var. Her yer tarihi eser dolu Amasya benim memleketim olduğu için yabancılık çekmedim.

96


Sivas Konakladığımız yerden kahvaltı yaparak çıktık. Geceyi çok rahat geçirmiştik. Rehberimiz Celalettin Topçu’ydu. Rehberimiz ile beraber geziye başladık. İlk gittiğimiz yer Abdulvahabi Gazi Cami’ydi. Cami bahçesinden bütün Sivas’ı görüyorduk. Biraz Cami’yi gezdikten sonra milli eğitim müdürlüğüne gittik. Fakat öğrenciler arasından 5 kişi seçilecekti. Hepimiz gitmek istiyorduk. Maalesef ben seçilmedim. Otobüste bekliyordum. Öğretmenimiz gelince valiliğe gittik. Valilikte vali olmadığı için vali yardımcısı Veysel Çiftçi ile konuştuk. Konuşmasından sonra Çifte minareli Medreseye gittik. Selçuklu minaresi olduğu için kapıları büyük ve işlemeliydi. Buradaki dükkânlardan hediyelik eşyalar aldık. Biraz dolaştıktan sonra en son durağımız Ulu Cami’ydi. Selçuklulardan kalma bu müthiş eser hepimizi etkiledi. Erzurum Erzurum’da kötü geçen bir gecenin ardından gezimize başladık. İlk olarak Milli Eğitim Müdürlüğüne gittik. Milli Eğitim Müdür Yardımcısı bize konuşma yaptı. Bize hediyeler verdi ve bizi mutlu etti. Sonra yanındaki belediye binasına gittik. Belediye Başkanı ile konuşma yaptık. Güzel bir salonda bizi ağırladı. Sonra Atatürk’ün evine gittik. Atatürk’ün eşyalarını gördük. Ama giysileri göremedik. Bunun sebebi Atatürk’ün sadece bir giysisi olmasıymış. Sonra kongre binasına gittik ama tadilat nedeniyle içeri giremedik. Bu da bizi üzdü. İçerisinin merak ermiştim. Rehberimiz bize kongreyi anlattıkça Erzurum Kongresi’nin önemini anlıyordum. Yemek yedikten sonra Taşhan’a gittik ve hediyelik eşyalar aldık. Dikkatimi çeken hediyelik eşyaların tümü taşlardan olmasıydı. Biraz sonra Yakutiye Medresesi’ne gittik. Çok turist geldiğini gördüm. Bir sonraki durağımız Çift Minareli Medrese oldu. Bu medrese de tadilatta olduğu için gezemedik. Erzurum’da geze geze yorulmaya başlamıştık. Nene Hatun mezarına gittik. Nene Hatun’un Türk Milleti için bir kahraman olduğunu anladım. Şehirde son durağımız Erzurum Evleri oldu çok büyük ve gösterişliydi. İçi labirent gibiydi. Erzurum bizi uykusuz ve yorgun bıraktı. Bence bu gezi öğrenciler için çok önemli. Ben bu gezide okulda öğrendiğimiz bilgilerin dışında birçok bilgi öğrendim. Bu gezi de çok eğlendim. Sivas ve Erzurum’a ilk defa gittim ve bu şehirleri çok beğendim.

97


Nagihan GÜVENÇ / Sıhlı Ortaokulu 19.05.2013 Ben bugüne kadar Tütün İskelesi’ne çok gittim ama bu defa daha heyecanlandım. Hele o jetle yapılan gösteri bir taneydi ve çok güzeldi çok eğlenceliydi. Atatürk’ün Samsun’a geldiğinde ilk ayak bastığı yere gittiğimizde duygulandım. Oradaki Kıbrıs gazisini gördüğümde çok duygulandım. Yola çıktık Havza’ya geldik. O gün boğazlarım şişmişti. Canım çok açıyordu. Amasya’ya doğru yol aldık. Yolda İlker ve İsmail Ankara’nın Bağları’nı oynadı. Burada olduğum için çok mutluyum. Havza Kız Gözü hikâyesi beni çok etkiledi. 20.05.2013 10.20’de vali beyi ziyarete gittik. Amasya’nın geçmişi 7500-8000 yıla dayanıyormuş çok şaşırdım. Vali beye hediye verildi. Amasya çok güzel. 10.50 vali bey ile görüşmemizin sonu. Rehberimiz çok komik bir adam. Amasya ‘nın tarih kokan sokaklarında yürümek ayrı bir duygu. Her köşede okul, hamam vs. var. İşlevi Osmanlı’dan beri devam eden tek medrese Büyük Ağa Hafızlık Kuran Kursu’nu ziyaret ettik. 2. Beyazıt’ın oğlu tarafından yapılmıştır. Onun içi çok güzel. Amasya çok güzel bir şehir. Okuma evi, sohbet gibi yerler var. Sivas’ta kaldığımız yatakhane çok güzeldi. Sabah müzeye kongre binası ile başlayacaktık tadilattaydı. Dışını gezdik. Ben Sivas’ı çok sevdim. Erzurum çok güzeldi. Son gün olduğu için moralim bozuk ama buna rağmen ortam kurduk, çok eğleniyoruz. 4.günün yorgunluğu üzerimde hissediyor olsam da çok güzel bir gezi oldu. Osman Genç’e teşekkürler.

98


Ömer FARUK AYAZ / 19 Mayıs İ.H.L. Gezimizin başlangıcı Samsun Tütün İskelesi ile oldu. İskeleye daha önce gitmiştim. Ama ilk defa içeriye, iskelenin üzerine çıkabildim. İskele çok kalabalıktı ve havada Türk yıldızlar gösteri yapıyordu gerçekten bu ortam beni çok etkiledi. Şimdi yola çıktık Havza’ya doğru ilerliyoruz. Havza Atatürk Havza’da 18 gün katılmıştır. Atatürk; Eğer Havza’da o inancı göremeseydim gemiye dönüp İstanbul’a gidecektim demiş. Havza’da ilk müdafaa-i hukuk cemiyeti kurulmuştur. Havza da yaşadıklarım ve gördüklerim Havza’da Kaymakamlık Atatürk Evi Atatürk’ün Havza’da ileri kaldığı bütün kararlarını oradan aldığı ve her bir yerinde öyle izi bıraktığı yer. Atatürk Havza’ya ve Havza’nın halkına verdiği önemi rehberimiz bize çok açıklayıcı ve etkili bir şekilde anlattı. Şuan yoldayız ve Amasya’ya varmak üzereyiz. Amasya Amasya’da ilk olarak Saraydüzü kışla binasını ziyaret ettik. Burada padişahın Atatürk’e verdiği haklar, Atatürk’ün maketi, silahları vb. şeyler vardı. Burada Atatürk’ün bizlere çok yanlış anlatıldığını anladık. Bandırma vapurunun kötü değil o zamanın en iyi gemilerinden olduğu gerçeğiyle karşılaştık. Bir sonra ki durağımız valilikti. Burada Vali Bey ile sohbette bulunup ona sorular da bulunduk. Valilikten sonra camiler, müze, kütüphane, kıran mezarlıkları gibi Amasya’nın tarihi yerlerini gezdik. Gerçekten bu geziden zevk tarih bilinci ve Atatürk’ün Mücadelesin yüceliğini anladım. İnşallah gezi böyle sorunsuz ve akıcı bir şekilde devam eder.

99


Sivas Abdul vahabi bir gazi ziyaretiyle başladık Sivas’ı gezmeye. Bir sonraki durağımız valilikti. Vali Bey il Sivas’ın güzelliklerinin Atatürk’ün burada 108 gün kaldığını ve milli mücadelenin merkezi konumuna geldiğini öğrendik. Sonra çift minareli medreseyi gezdik. Burası zamana dayanmayıp yıkılmıştı ve Anadolu’daki en büyük kapı buranın kapısıdır. Burayı da gezdikten sonra yemek yedik ve sonra da hocalarımız bizi 1 saat serbest bıraktı. 1 saat serbest kaldıktan sonra Bilim ve Sanat merkezine gittik. Burada çok farklı şeyler ile karşılaştık. Hem eğlenip hem de şaşırdık. Buradan sonra da Sivas Ulu Cami’ye gittik. Burada şaşırdığım şey Hızır direğiydi. İşçiler akşam malzemeleri farklı bir yere taşıyanlar o malzemeler Ulu Cami’nin bulunduğu yere getirildiği ve işçiler sabah geldiğinde Hızır direğiyle caminin temelinin attığını görüyorlar. Sivas gezisi bitti. Şuan da yemeğe gidiyoruz. Yemek yediğimiz yerde büyük bir park vardı. Yemekten sonra burada 15-20 dakika oyaladık ve şimdi yoldayız Erzurum Erzurum da ilk durağımız Milli Eğitim Müdürü oldu. Gezimizin nasıl geçtiği ile ilgili bilgiler aldı bizden Vali yardımcı. Bize öğretmenlerimizin değerinden bahsetti Milli Eğitim Müdür Yardımcısı. Mademki canlarını ortaya koyarak savaştılar bizde onların bizlere verdiği değeri ve önemi anlamalıyız ve ona göre davranmalıyız. Tarihimizin bilerek hareket edelim ve tarihin önemini görelim ve tarihin önemini görelim ve ondan sonra tarih doğru aktarılacaktır. Milli Eğitim Müdürlüğünden sonra Belediyeyle gittik. Şuan da Erzurum güzelliklerini kahramanlarını ve tarihi yapısından bahsetti Vali Bey. Erzurum da kısım ekonominin turizminden etkili olduğu bahsedildi. Eğitimde iddialı ve başarılı olduklarını da vurguladı. Bu şehirde hayvancılığın yapıldığı tarımın yapıldığını anlattı. Milli Mücadelenin kalbinin attığı yerlerden biriside Erzurum’dur. Atatürk’ün evi. Bu evde Atatürk komutanlığında vazgeçip istifa etmiştir. Atatürk istifa etmesinde rağmen bir komutan Atatürk’e emrindeyim diyerek Atatürk’ün liderliğini ve gücünü ortaya koymuştur. Kongre binası Türkiye’nin kaderini değiştiren kararlar alınmıştır. Nene Hatun 20 yaşında 4 aylık çocuğu ve gazi yürek amirin evinde savaşa katılıyor. Şimdi mezarının yanındayız nene hatun her şeyini bir köşede bıraktı vatan için. Şimdi biz vatanın değerini iyice kavradık.

100


Öznur URHAN / Samsun Terme Anadolu T.L. 19.05.2013 Canik’ten yola koyuluyoruz. İlk durağımız Kurtuluş Yolu ve İskelesi oluyor. Hocamdan öğrendiğime göre Mustafa Kemal Atatürk 55 asker 21 mürettebatla birlikte toplam 76 kişi ile Samsun’a gelmiş. Burada bolca resim çekiniyoruz Başkanımız Osman Genç ile birlikte. Ve artık Samsun’un çocuklarına hazırlanan bu gezinin ilk adresi olarak Havza’ya yola koyulup Samsun’a el sallayarak Atatürk’ün izlediği o yolun ilk adımlarını atıyoruz. Artık Havza’dayız. Osman Hocadan öğrendiğim bilgilere göre Havza’nın değeri pek bilinmiyormuş. Zaten aslında 1926’ya kadar Havza Amasya’ya bağlıymış sonradan Samsun’a bağlanmış. Ayrıca yine Atatürk’ün Havza’da tüm ayarlamaları yaptığını ayrıca da ilk Müdafaa-i Hukuk Cemiyetini burada kurulduğunu öğreniyorum. Havza genelgesinin konuşulduğu karargâhta Osman hocamız her odanın, her yerin teker teker değerini ve önemini bize anlatıyor. Söylediğine göre düşman hiç acımayıp gaddarca zulümlerde bulunmuş. Ama ben en çok bebekleri hiç acımadan öldürüp, sonra da onların etlerini kurşun misali kullanıp gökyüzüne fırlatmalarını duyduğumda üzüldüm. Hangi insan, hangi kalp bu kadar gaddar olup küçücük çocukların canına gasp eder. Hiç kimse beni bunu yapanların insan olduğuna inandıramaz. Şimdi şartlarla o zamanı da gözümde canlandırıyorum da ne kadar şanslı olduğumu bir kez daha anlıyorum. Camileri ve medreseleri gezmeye devam ediyoruz. İlk cumhurbaşkanlığı forsunun Havzalılara hediye edildiği hatta Atatürk’ün Havza’da 18 gün kaldığını öğrendim. Başka hiçbir yerde 18 gün kalmamış. Atatürk Havza’ya çok değer vermiş. Atatürk’ün bazı anılarını dinliyoruz yine Osman Hocamızdan. Atatürk meğer Gençlik Marşı’nı Havza’da söylemiş. Bir gün Samsun’dan çıkıp Havza’ya doğru gelirken arabası bozulmuş sonra Atatürk de “biz gidelim araba tamir olduğunda gelirler.” demiş. Askerlere sormuş gençlik marşını bilip bilmediklerini sormuş. Bilmediklerini öğrenince başlamış söylemeye. “ Dağ başını duman almış/ Gümüş dere durmaz akar/ Güneş ufuktan şimdi doğar/ Yürüyelim arkadaşlar. Gezdikten sonra tekrar Havza’da ilk durağımız olan Havza Lisesi’ne geri dönüp yemeğimizi yiyoruz. Artık Amasya için hazırız. Osman Hocamızın o güzel Havza tanıtımına elveda diyerek yeni bir şehrin acısına, hüznüne ve sevincine karışmak için harekete geçiyoruz. Yarım saatlik bir yolun ardından Amasya’da konaklamak üzere Amasya Fen Lisesi’ne geliyoruz. İlk günümde temelini oluşturduğum bu geziden çıkarttığım ilk mesaj; nice insan çocuk hiç bir şey gütmeden her şeylerini canlarını ortaya koyup gözetip korumakta geleceğe meşale tutmakta Atatürk’ün o güvendiği gençlik olmak elimizde. Gelecek bizim ise geçmişte ki zorluklar da bu güne gelindiği unutmamalı. 20.05.2013 Ve bugün de Amasya gezimize başlıyoruz. Yavaş yavaş arabamızla ilerlerken tarihin buram buram kokusunu hissedebiliyoruz. İlk olarak kongre binasına geliyoruz. İçinde gezerken 4 önemli kişi adına dizayn edilmiş masa, sandalye vb. eşyaların kopyalarına rastlıyoruz. Eski binanın aynısı olmasına rağmen çok amaçlı bir salon olarak kullanılıyor, sadece kongre binası değil Saraydüzü Kışla bölgesi de eski

101


binaların aynıları ama sıfırdan yapılarak tarih korunmaya çalışılmış. Aynı şekilde bina içinde gezerken yine hocamızdan bilgiler almaya devam ediyoruz. Karadenizliler genelde Rum tehdidinden dolayı doğuda bulunmuşlar. Amasya üç ayrı bölümden koruma altındaymış. Ama Karadeniz’de Samsun donanma tehdidinden dolayı tehlike arz ediyormuş. Ayriyeten de yine burada Amasya Protokolü imzalanmış. Ama tabi ki Amasya Genelgesinin en önemli maddesi olan Kurtuluş Mücadelesinin amacı, yöntemi ve gerekçesi belirlenmiştir. Yine üstte ifade ettiğim gibi Amasya’nın 3 tane kilit noktası bulunmaktadır. Emniyet bu yönüyle tam olarak sağlanacağı için Amasya Genelgesinin burada görüşülmesi son derece güvenli olmuştur. Yine benim Amasya’da çok dikkatimi çeken bir nokta şu anda bile tam olarak halkı eğitime yöneltmezken 1920’li yılların Amasya’da 25 medrese ve halkın %10’u okuryazar ve üniversiteliymiş. O zamanlar da hatta Amasya’ya Anadolu’nun Oxford’u denilmiş. Amasya’ya Anadolu’nun Bağdat’ı da denilmiş. Samsun sahil kenti olduğu için top mermileri altında tehdittedir. Samsun’un bu yönden tehlikeli olduğunu bildiği için Mustafa Kemal Amasya’yı tercih etmiştir güvenlik açısından. Amasya’da Atatürk’ü ilk karşılandığında “Gazanız mübarek olsun” diye karşılamıştır. Tam manasıyla sınanmak olsa gerek şu 4 günlük gezimiz de biz ailemize, arkadaşlarımıza özlemimizi dile getiriyoruz her fırsatta ama durup da bir düşündüğümde anlıyorum ki her zaman şükretmeyi bileceksin şu hayatta. Bizden nice zorluklar altında dini, dili, özgürlüğü, ailesi, vatanı tehlike altındayken bile bir kez bile laf etmeyip hep şükür etmeyi bilmiş insanların evlatlarıyız biz. Şimdiki adresimiz Amasya valisi oluyor, valimiz bize milli mücadelenin ilk belgesinin Amasya’da atıldığını, 7500 yıllık bir tarihinin olduğunu hatta bazı verilere göre 8000 yıllık bile tarihi olabilirmiş. Yine aynı şekilde valimiz bize ‘milletin bağımsızlığını yine milletin azmi ve kararı kurtaracaktır.’ sözünün önemi anlatıyor. Buranın bir Şehzadeler Şehri olduğunu, güçlü bir kültür birikimine ev sahipliği ettiğini, pek çok medeniyetin kalıntılarının bulunduğunu ve burada da vali olmaktan duyduğu gururu ve sevinci sunuyor bizlere. Yine o kültür birikiminin bir parçası Beyazıt diye bildiğimiz bu cami aslından, Bayezıt diye okunuyormuş. Caminin içerisinin de çok hoş motiflere rastladım. Orijinale benzer de bir mutfak vardı. Şimdi ise hemen yanında bulunan kütüphaneye geldik. Osmanlı medrese döneminde yapılmış. 4750 var toplam 2000 civarında el yazması kitap mevcuttur. Ama en önemli eser 1360 yıllık el yazması Kur’an-ı Kerim’dir. Tam manasıyla bir tarih, bir milli kültür örneğidir. Muaviye başkalığında yazılan Kur’an-ı Kerim papirüs kâğıdından yazılmıştır. Hz. Osman’ın dokunduğu bir esere şu an ben de gözlerimle hükmediyorum. Resmen hayran kaldım seneler bile o tarihin izlerini yok edememiş. Mevlana’nın mesnevisinin el yazması burada mevcuttur. Burada öğrendiğime göre 6 cilttir. Tek cilt olmuş burada 2008’de de buraya gelmiş. Burada 8 tane kütüphane varmış ama tekke ve zaviyeler kapatılınca tek kütüphane kalmış. Şehzadeleri eğitmek için Amasya’ya gelindiğinde kitapları da onlarla beraber getirirlermiş böylece birçok türü barındıran imkânı sağlıyorlarmış. Bu kütüphane hocamızın dediğine göre de bir rivayete göre kurulan ilk kütüphaneymiş. Ve artık yavaş yavaş yine bir elvedaya hazırlanıyoruz. Yemeğimizi yiyerek son adres olan Sivas’a doğru yola koyuluyoruz.

102


21.05.2013 Tarihin ışığında yine yeni şehrin tarihine ortaklık etmek için gezimize başlıyoruz. İlk adres Abdulvahabi Gazi Cami oluyor. Hz. Muhammet’in sancaktarıymış. Sonra ise Roma müzelerle devam ediyoruz. Etnografya ve kongre müzesi burası, aynı zaman da Sivas Kongresinin görüşüldüğü yer. Tabi ki her yerin kendine göre ayrı bir özelliği, ayrı bir tarihi var. Her taş nice vahşetlere tanıklık etmiş. Şu an ki koşullarda çoğumuzun dayanamayacağı olaylar hüküm sürmekteymiş. Ben bu vatanın ne zorluklarla kazanıldığının farkındayım. Bazıları bizi tarihimizden soğutmaya çalışabilir ama işte böyle bir gezi ile anlıyoruz her şeyi; şartları, zorlukları çoğumuzun aklının dahi alamayacağı konuları. Milli bilinç ne kadar kazandırılırsa insan da o derece vatanına, milletine, insanına değer veriyor. Nerden geldiğini bir zamanlar kimin evlatları olduğunu bilincini kavrayabiliyor. En azından ben artık bir parça daha bilinçliyim. Bu da bana gezinin kazandırdıklarından biri olmuş oldu. Hayatımız da her dakika yeni bir şeyler öğreniyoruz ama ne kadarını kaile alıp uyguluyoruz bilmiyorum. Kendi vatanımızın bir zamanlar düştüğü o kötü durumu bilmemize rağmen o milli duyarlığı bir türlü sağlayamıyoruz. Tam manasıyla bugün Sivas’ta da yine birçok tarihi alan yenileme çalışmaları altındaydı ama en azından korumaya çalışmak bile bir şey sonuçta. Atalarımızın da dediği gibi milli varlığımızı, benliğimizi kaybetmek bizlerin geleceği için yeni yetişen nesil için de hiç hayırlı bir şey olmayacak. 22.05.2013 Bugün ki adresimiz Dadaşlar Diyarı yine ilk önce valiyi, milli eğitim müdürünü ziyaret gibi faaliyetleri yerine getiriyoruz. Bugünkü rehberimiz bizi kongrenin yapıldığı binaya getirdi. Cumhuriyetin ilk haberi burada verilmiş. Sonra hep birlikte meşhur cağ kebabını yiyoruz. Daha sonra Erzurum’da çok önemli bir yer alan Nene Hatun mezarlığını ziyaret ediyoruz. Türk kadınının Kurtuluş Mücadelesi yolunda verdiği savaşı, mücadeleyi, azmi anlamının tam bir örneğidir. Küçücük yavrusunu evde bırakıp cepheye koşmuştur. Tabi ki bu gezinin bir amacı da arkadaşlar kazanmak ve ben bu dostluğu, bu kardeşliği çok iyi kurduğumu düşünüyorum Uzun lafın kısası bu gezi bana ne kazandırdı derseniz iyi bir tarih bilinci, muhteşem öğretmenler ve bir milletin tarihini devam ettirecek olan gençlerden oluşan bir kardeş grubu. Bir sürü arkadaşım oldu burada belki bir daha onları hiç göremem ama artık onlarından var olduğunu biliyorum sağol Canik sağol Samsun’um.

103


Salih MERT YERSİN / Süthite Dr. Kenan Yılmaz İ.Ö.O 19 Mayıs 15.15’te yola çıktık. Şu anda zorlu gidecek gibi geliyor. Yanımda kendi okulumdan arkadaşım var. Tütün İskelesi’ne girdik o zaman ilk defa girdim çok güzeldi. Arabada televizyon izlemek çok zevkliymiş. İlk açtığım kanal olan Show tv’de “Pis Yedili” vardı. Onu izledim. Başımızdaki da öğretmenler çok iyi, bizle çok ilgileniyorlar. Şu anda çok mutluyum ve her şey çok iyi gidiyor. Koltuk sıramızı falan aldılar. Koltuk sigortası yapıldı. Saat 18:30 ve Havza’ya indik. M. Kemal Atatürk 18 gün Havza’da kalmış. M. Kemal Atatürk Havza’ya çok önem vermişti. İspatı da Ankara’da elle yazılan 100 tane nutuk eserinden 1 burada. Vakıf hamamında bazı bilgiler verildi. Kız Gözü diye efsane var. Hamamda kadınlar varken hamamı çete basar, kadınlar kaçar sadece 3 kadın kaçamaz. Kadınlardan biri kuş olup gitmeyi ister ve gider. Diğeri ben doğaya gideyim der o da kurtulur. Sona kalan kadın korkmaz ve bir taş olayım der. Hepsinin dileği kabul olur ve şu anda kızın gözünden o gün bu gündür yaş akar.. Yola çıkıyoruz. Arabada gelirken, yazarken duygularınızı yazı demişlerdi. Öyle yazmaya çalışıyorum. Gezi güzel geçiyor. Bu bir gezi değil geziden farklı arkadaşlıkların bilgilerin sevginin dostluğun havada uçtuğu bir gezi daha ilk günde bu kadar heyecan, arkadaşlığı bilgiyi paylaşan bir gezi ileride aranır bulunmaz. Bu düzenlemeyi yapan herkese teşekkür ediyorum. Biraz önce yemek yedik Amasya’da konaklamak güzeldi. Fen lisesinin pansiyonunda kaldık. Şu anda da arabada Ali ile oturuyoruz 08.30 da yola çıkacağız. Bazı müzelere girdik orada kâinatta az bulunan bazı tarihi eserleri gördük zevkli geçti. Amasya’da bizi rehber bekledi. Bize bazı şeyler anlattı. Oraları gezdik oradan milli eğitim müdürüne gittim. Çoğu yerler çok müthiş yerlerdi. Beyazıt’a gittik. Namaz kıldık. Büyük ağa Medresesi’ne gittik. Orası eski medrese görevini gören Türkiye’nin tek medresesidir. Minyatür Amasya’da torpille gittik yoksa kapalıydı. Ama minyatüre çok önem verilmiştir. Sonra Yeşilırmak’ın üzerinde resim çekindik ve hediye aldık. Zevkliydi şu an yoldayız Sivas’a gidiyoruz. Şu an da otobüsteyiz yola çıkacağız. Abdullah Haclı Camiini gezdik zevkliydi. Şuan yoldayız. İlk minareli camiyi gördük bazı hediyeler aldık. Günler su gibi akıyor bu yüzden güzel. Şu an Erzurum’dayız. Milli eğitim müdürüne oradan valiliğe gittik. Oradan Atatürk evine gittik. Kongre merkezine gittik oradan medreselere ve yemek yemeye gittik. Orada cağ kebabı yedik. Yakutiye Medresesi’ne gittik. Güzel bir gezi oldu yetkililere çok teşekkür ederim.

104


Sedanur KANCA / Şehit Ahmet Altınoğlu 100. Yıl L. 19.05.2013 Bugün yolculuğa başladık. İlk önce Atatürk’ün Samsun’a geldiği Bandırma Vapuru’na geldik. Burayı daha önceden görmüştüm ama bu günkü gibi içine girerek gezmemiştim. İçine girdiğimizde içerdeki maketler o zamanki kişileri gösteriyordu. Buraya girdiğimde sanki o günü hissettim. Bir de bir amca geldi. “Ben gaziyim” dedi. O günlerde o amcanın da bir payı var. Tabi o günlere ait birini görünce duygulandım. Herkes onu sevgiyle karşıladı. Atatürk’ün 18 gün bulunduğu Havza’ya geldik. Atatürk’ün bulunduğu yeri gezdik. Atatürk’ün ayak bastığı yerleri gezdiğimiz de bir duygu yaşattı. Tabi bu mutluluktu. Havza hamamına geldik. Burasının da çok ilginç bir hikâyesi ve tarihi var. Sonra Havza Lisesi’ne gittik, yemek yedik. Havza, Havza kaplıca çok güzel ve sıcak yer. 20.05.2013 Bugün Amasya’dayız. Amasya tarih bakımından geniş bir yer. Ve bu tarihler gayet güzel korunmuş. Gezdiğimiz yerler; Ferhat su kanalı, Amasya Saraydüzü binası, Beyazıt Paşa Cami, Amasya valilik binası, Amasya Millî Eğitim Müdürlüğü, 2. Beyazıt Cami, külliyeler, müzeler ve Amasya minyatür müzesi. Buradaki bazı yerlerin tarihini öğrendik. Amasya valiliği ve Amasya Milli Eğitim Müdürlüğü bizleri çok sıcak karşıladı. Amasya gerçekten güzel ve tarihi iyi bir şehir. Buraları gezmek çok güzel, ben buraları gezdiğim, yeni bilgiler öğrendiğim için çok mutluyum. Amasya’ya daha önceden gelememiştim. 21.05.2013 Bugün Sivas’tayız. İlk olarak Abdulvahabi Cami’ye geldik. Bize eşlik eden rehber buranın tarihinden bahsetti. Buradan sonra Sivas Milli Eğitim Müdürüne geldik. Sivas kongresinin yapıldığı binaya geldik. Burası öncelerden 1892 yılında devlet memuru yetiştiren yermiş. 1983 yılından sonra müze olarak devam etmiş. Sivas 108 gün Milli Mücadelenin merkezi olmuş. 4 ve 11 Eylül arası Sivas Kongresi olmuş. Sona Sivas Valiliği’ne geldik. Sivas Kongresi müzesine geldik ama tadilat olduğundan orada gezemedik. Sivas’ta Buruciye’ye geldiğimizde burada da alışveriş yaptık. Yitik taş ile tarihi bilgi aldık. Şitaiye Medresesi’ni gezdik. Ve günümüzü tamamladık. Buralar çok güzel ve tarihi ilginç bir yer. Sivas’a daha önce gelmemiştim. Buraları gezip, gördüğüm için mutluyum. 22.05.2013 Bugün Erzurum’dayız. İlk olarak Atatürk evini gezdik. Orada çok şeyler gördük ama beni çok mutlu eden Atatürk’ün el yazısını görmekti. Daha sonra kongre binasına geldik. Buranın tarihi 23 Temmuz 1919. Burası 1925 yılında yanmış. Bu yüzden burayı yenilemişler. Atatürk’ün Erzurum’da yaklaşık 1,5 ay kaldığını öğrendik. Merkez Çifte Minareli Medrese’ye gittik. Buranın hikâyesi çok ilginçmiş. Daha sonra Erzurum Milli Eğitim Müdürlüğü’nü ve Erzurum Belediyesi’ni ziyarete gittik. Burada bizleri çok güzel ve samimi karşıladılar. Ve tabi ki her yer önemli ama en önemlisi benim için Nene Hatun Türbesiydi. Buranın hikâyesini duyunca gerçekten çok duygulandım. Erzurum’da gerçekten diğer yerler gibi çok güzel bir yer. Buraya daha önce gelmemiştim. Gelip, gezdiğim için çok mutluyum. Sayın Osman Genç’e çok teşekkür ederim.

105


Semanur KANCA / Şehit Ahmet Altınoğlu 100. Yıl L. 19.05.2013 İlk gün. Mutlu ve heyecanlıyım. İlk olarak Atatürk’ün Samsun’a çıktığı Bandırma Vapuru’nu gezdik. Bandırma Vapuru’nu önceden gezmiştim ama bugünkü gibi duyguya kapılamamıştım. İçeride gezerken Gazi amca yanımıza geldi ve fotoğraf çekindik. Sonra Havza’ya geldik. Atatürk’ün burada 18 gün kaldığını öğrendim ve müzeyi gezdik. Bugün günüm çok güzel geçi. İnşallah hep böyle olur. 20.05.2013 Bugün Amasya’ya geldik. Her yerde tarihi yerler var. Burada Ferhat Su Kanalı, Amasya, Saraydüzü binası, Beyazıt Cami, Amasya Valilik Binası, Amasya Mili Eğitim Müdürlüğü, Şehzade 2. Beyazıt Paşa Camii ve minyatürleri gezdik. Ferhat su kanalının ilginç hikâyesini öğrendim. Beyazıt Paşa Caminin, Çelebi Mehmet için ve diğer sadrazamlar için yapıldığını öğrendim. Kapılarında el yazıyla çeşitli ayetler ve sûreler yazıyor. Cami kubbesinin yüksek olmasının nedeni yüksekliği ululuğu ifade ediyor. Amasya Büyük Ağa Hafızlık Kuran Kursu’na geldik ve burayı gezdim. Güzel bir yer. Külliyelere geldik. 2.Beyazıt adına oğlu tarafından yaptırılmış kütüphanesini görünce çok etkilendim çok güzel bir yer. Sultan 2.Beyazıt camiye geldik. Bu cami büyük ve 2 tane fil ayağı denilen büyük duvarlar var. sonra müzeye gezdik. Burası çok güzel, mumyalar, el işlemeleri kıyafetleri, çamurda yapılan tencere ve tabakları gördüm. Bugünkü gezimiz de çok güzeldi. Bir de Amasya minyatürünü olduğu yere geldik ve burada çok etkilendim ve çok güzel bir yer. 21.05.2013 Bugün 3. gün olarak Sivas’a geldik. Vali yardımcısı ile görüşmeye gittik. Burada Atatürk heykeli var ve heykel çok güzel duruyor. Cumhuriyet müzesine tadilat olduğu için giremedik. Dış taraftan etrafını gezdik. Büyük bir bina daha önce lise olarak kullanılmış ve sonra müzeye dönüştürülmüş. Kongre 4 Eylül 1919 da başlamış. Çifte Minareli Medreseye geldik. Burada ders veriliyordu. Arkeoloji müzesine geldik. Bu eserler Selçuklu eseridir bugün yine çok güzel vakit geçirdim. 22.05.2013 Erzurum Mili Eğitim Müdürlüğü’ne geldik. Burası çok güzel bir yer. Daha sonra Erzurum Belediyesi’ne geldik. Burası da güzel bir yer. Atatürk Kültür evine geldik. Atatürk’ün Erzurum’da kongreyi yapmak için burada kaldığını öğrendim. Atatürk Cumhuriyet’in ilk haberini burada vermiş. Askerliği ve rütbesini burada bırakmış. Nene Hatun Türbesi’ni ziyaret etmek çok güzeldi. Yapılan savaşın yerine gittik her yeri gezdik, çok güzel gündü. Bugün Samsun’a dönüyoruz. Bu gezide bulunduğum için çok mutluyum, bu geziye gelmem benim için önemli yerlerin tarihini öğrenmemi sağladı. Bu etkinliği yapan Canik Belediyesine çok teşekkür ederim.

106


Şehri SOYLU / Havza Kız Teknik ve Meslek Lisesi 19.05.2013 Gezimiz bugün başladı. İlk başta Havza’yı gezdik. Yani ben Havza’dan bindim. Ben Havzalıyım. Gezdiğimiz yerleri daha önceden gezmiştim. Arkadaşlar öyle ardı ardına fotoğraflar çekerken ben sadece izlemekle yetindim. Gruba katıldığım an kimseyi tanımıyordum sonra ise çok güzel arkadaşlık kurduk. Rehberimiz bize sadece gezdiğimiz yerleri hakkında değil, bunun dışında bilgiler de verdi. Havza ile ilgili anlattıklarında bilmediğim birçok bilgi varmış onları öğrendim. Öğrendikçe de Havza’ya bir kere daha bağlandım. Saat 20.30 Havza Lisesi’nde akşam yemeğimizi yedikten sonra konaklamak için Amasya’ya doğru yola koyulduk. Gece yolculuğu yapmaktan çok hoşlanmam. Ama bu sefer içimde ayrı bir heyecan, ayrı bir neşe vardı. Bu heyecanımı ve neşemi Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’e borçlu olduğumu düşünüyorum. Ve bizleri onun yoluna yönlendiren değerli kişilere. 20.05.2013 Bugün Amasya’yı gezmek için otobüse bindik. Otobüse bindiğimiz zaman rehberimiz bize kendini tanıttı. Bu arada Ferhat ile Şirin efsanesini anlattı. Ferhat ile Şirin efsanesinin İran’a ait olduğunu ve bize nasıl ulaştığını anlattı. 1700’lü yıllarda yapılmış Selçuklu köprüsünün üzerinden geçtik oldukça heyecanlıyım. Saraydüzü Kışlası’nda rehberimiz bize bilgiler verdi. Mustafa Kemal Amasya’ya 5 kez gelmiştir. Mustafa Kemal, Amasya’nın üç tarafı güvenli olduğu için burayı seçmiştir. Araplar Amasya’ya Anadolu’nun Bağdat’ı demişlerdir. Amasya valisi konuşma yaparak bizi yeterince aydınlattı. Beyazıt Paşa Camii gezdik. İlk başta kapı dikkatleri topladı. Giriş kapısı mükemmelin üzerindeydi hadis metinleri, şiir bölümleri bulunmaktadır. Kapının giriş bölümünün bir tarafında Muhammet (s.a.v) yazısı, bir tarafında Vav harfi bulunmaktadır. Vav harfi bebeğin anne karnındaki pozisyonunu temsil etmektedir. Türkiye’de Osmanlı’dan kalma işlevini devam ettiren tek medrese Büyük Ağa Hafızlık Kuran Kursu’nu gezdik. Burada kapılar çok dikkatimi çekti. Kapılar insan boyunun altındaydı. Kısa olmasının sebebi girerken eğilerek girdiğimizden karşıdaki kişiye saygıyı temsil etmektedir. Amasya valiliği milli eğitim müdürlüğüne gittik. Külliye ye gittik. Hep eski tarzdan şimdiye göre koltuk mu denir bilmiyorum. Oturma yerleri eski döneme göre tasarlanmış durumda. Külliyenin adı Beyazıt Külliyesi Sultan Beyazıt Cami gezdik. Caminin iyi çok iyi tasarlanmış süperdi. Amasya halk kütüphanesine girdik. Amasya minyatür müzesinin gezdik. Bu minyatür Amasya’nın 1910 yılındaki halini gösteriyor. Bu maket muhteşem bir şekilde yapılmış. O da Amasya’nın güzelliğinden kaynaklanıyor olsa gerek. 18.40 akşam yemeğimizi yedik.

107


21.05.2013 İlk başta Abdulvahabi Gazi Camisi’ni ziyaret ettik. Caminin içi mükemmeldi. Özellikle duvarlar çok dikkatimi çekti. Daha sonra Sivas Valiliği’ne gittik. Bize Sivas ile ilgili düşüncelerimizi sordu. Bizlere söz hakkı vermeleri bizi çok duygulandırdı. Orta Anadolu’nun en büyük arkeoloji müzesine gittik. Öğretmenlerimiz bizi kendi başımıza bıraktı 1 saat kendimiz gezdik. Arkadaşlarımızla gezdiğimiz esnada herkes bize bakıyordu. 1 saat dolduktan sonra tekrar otobüse toplandık. Toplandık ama gitmeden önce Bilim Merkezini ziyaret ettik. Sonra Sivas Ulu Camii’ne gittik. Burada dikkatimi çeken şey caminin yapılmak üzere olduğu zaman ertesi sabah malzemelerin şu an caminin olduğu yerde bulunması camiden sonra akşam yemeğimizi yemek için kültür ev restoranına gittik. En beğendim yerlerden birisi de burası oldu. Restoran ve çevresi çok güzel tasarlanmış, bu şekilde çevredekileri etrafına toplamayı becermiş bence. Erzurum yolculuğumuza çıkmadan önce restoranın çevresinde çok güzel zaman geçirdik. Yolculuğa çıkmadan önce zorlukların en olmaya yaradığını düşündüm. Bu geçirdiğimiz zaman dilimi. Yarın aynı heyecanla devam edeceğim umuyorum. İnşallah bu hislerim beni yanıltmaz. 22.05.2013 Erzurum’u gezmeye başladım önce milli eğitim müdürlüğüne gittik. Müdürün konuşması gerçekten güzeldi. Bu sözleri öğretmenlerimizden duyduğumda çok zaman sıkıldığımı hissediyordum. Ama bugün bu konuşmaların ne kadar değerli olduğunu anladım. Erzurum Atatürk evine gittik. Rehberimiz bizi bilgilendirdi. Daha sonra Erzurum Kongre binasına gittik. Yine bizi aydınlatacak bilgileri aldığımızı düşünüyorum. Burada tadilat olduğu için giremedik. Ama rehberimizin anlattıklarıyla da içerisi bizim kafamızda canlandı. Sonra Lâla Paşa Camisi’ne gittik. Burası gördüğüm camilerden çok farklıydı. Bu arada burada turistleri gördük. Birkaç bilgilerimizle onlarla konuşmaya çalıştık. Çok güzeldi. Caminin içi bir hayli güzeldi. Sonra da Nene Hatun’un mezarına gittik. O an orada tüylerim diken diken oldu. O topraklara bastıkça o zamanki insanların hallerin tahmin edebiliyordum. Son olarak Abdurrahman Gazi Türbesini ziyarete gittik. Dualarımızı ettik. Sonra otobüse bindik. Son olarak şunları belirtmek istiyorum. 5 günlük bir geziydi. Kimseyi tanımıyordum. Kısa sürede yeni arkadaşlar edindim ve çabuk kaynaştık. Gezdiğimiz yerler çok güzeldi. Bize bu imkânları sunan Sayın Osman Genç’e teşekkür ederim.

108


Ümit ÇELİK / Bafra Anadolu İ.H.L. 19.05.2013 Bugün hepimiz de bilmekteyiz ki 19 Mayıs Atatürk’ün Samsun’a adımını attığı gündür. Bunun içimizde ki duygusu ayrıdır. Bugün Canik Belediyesi’nin yaptığı bu proje bizim için iyi oldu. Tarih neymiş şimdi bu yolculukta neler öğreneceğim umut içinde buram buram şehir kokan tarih kokan şehirlerimize gitmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Rehber hocalarımız Fatih hoca ve Numan Hoca cana çok yakın hocalarımız hepsine candan teşekkür ediyorum. Ama müdürümüz adını hatırlamıyorum şoförümüze ve muavinimizi es geçmemek gerekir emeklerine teşekkürler, şükranlar. İlk olarak Kurtuluş İskelesi’ni Osman Genç başkanımızla gezdik ve o esnadan jetlerin gösterileri vardı. O pilotların deli olması lazımdı öyle bir şey göremedim. Orada Havza’ya yola çıktık. Havza’ya vardık orda Osman Çetin rehberliğinde de buram buram tarih kokan Havza Atatürk evine gittik o zaman ki şartlar silahlar, kap kaçak bir tarih kokuyordu. Rehberimizin anlattığı hikâyeler hepimizin bu vatanın her karış toprağının kolay kazanılmadığını anlatmaya yetiyordu. Bandırma Vapurunun öneminden bahsettik bize çürük çarık diye anlatılan Bandırma Vapuru bu gezide çürük çarık olmadığını anladım ve yola çıktık. Amasya bizi bekliyordu. 20.05.2013 Sabah fen lisesinde sabah kahvaltısını yaptıktan sonra rehberimizle hızla yola çıktık. Amasya küçük bir yer ama tarih yönünden çok zengin. Önce Askeri Kışla sarayını ziyaret ettik. Sonra valimizle görüştük, valimiz bizi çok güzel ağırladı. Sonra milli eğitim müdürümüzle görüştük. Tarihi yerler çok fazla anlatmakla bitmez. Amasya’da şunu anladım tarih denildiğinde Amasya’dan geçmeden olmuyor. Ha aklıma gelmişken Beyazıt diyorlar ama Bayezıt olması gerekmektedir. Tabi burayı ilk defa ve son defa gelmiş olabilirim ve akşam sırası doğru yol aldık. 21.05.2013 Sivas Fen Lisesi’nde kahvaltımızı yaptık. Önce bir yatır ziyareti yaptık. Arkasından milli eğitim müdürümüzü ve Sn. valimizi ziyarete gittik. Sonra ne kadar tarihi alan varsa ziyaret ettik. Tabi çoğu ibadethanelerden oluşmaktadır. Tabi her şehir gibi burası da önemlidir. Akşam da buradan Erzurum’a yol aldık. Ha bu arada Sivas kongresini yapıldığı yerde tadilat yapılmaktaydı. Tabi bu da bizim onun gibi tarihi bir yeri ziyaret edemeyişimize neden oldu. 22.05.2013 Bugün Erzurum’daydık. Tabi 14.30’da gidince namazı orada kıldık, sonra Fatih Hoca ve arkadaşlarımızla Erzurum’u kısa bir tanımış olduk. Önce bir çay içtik sabahları nasıl oluyor onu gördük. Önce milli eğitim müdürümüzle sonra büyükşehir belediye başkanımızla daha sonra da Sn. valimizle görüştük. Ve arkasından birçok tarihi yer gezdik. Aziziye tabyalarını gezdik, atlama kuleleri zaten ayrı bir güzelliktir. Ben bu gezide öğrendiklerimin çoğunun yanlış olduğunu ama doğrusunun öğrenmesinin çok zor olmadığını öğrendim. Tabi ki bu gezide emeği geçen herkese teşekkürler. Osman Genç’e bu projelerinden ayrı teşekkürler. Bu gezi belki de hayatımda ilk ve tek gezi olmuştur. Tarihini öğrenmeyenin geleceği iyi değildir.

109


Zafer KOCABAŞ / Liman Y.İ.B.O 19.05.2013 İlk otobüse bindiğimizde çok heyecanlıydım. Samsun’dan çıkacaktım ilk olarak Atatürk’ün geldiği yerden Kurtuluş İskelesi’ne gittik. Ve oradan gezdik, fotoğraflar çekindik. Atatürk Samsun’a 76 kişiyle gelmiş. Oradan Havza’ya geçtik. Atatürk ilk defa Gençlik Marşı’nı Havza’da söylemiş. Samsun’a İngilizler saldırdığı için Havza’yı seçmiştir. Atatürk oradan birinde konaklamıştır. Atatürk18 gün Havza’da kalmıştır. İlk miting Atatürk tarafından Havza’da yapılmıştır. Havza Genelgesi yapılmıştır. Havza’nın geleneği ve kültürü çok farklıdır. Havza’yı gezdik. Bu cami 1276 yılında yapılmıştır hala ayakta geçmişi ve geleneği barındırır içinde. 20.05.2013 Fen lisesinin yatakhanesinde yattık. Sabah yemekhaneye indik. Sonra ben ilacımı içtim yol tutmasın diye. Sonra kültür merkezine geçtik. Orada rehber bize bilgiler verdi. Sona valiye gittik. Orada konuştuk, sorular sorduk. Beyazıt Cami’ye gittik. Oradan Büyük Ağa Medresesi’ne gittik. Namaz kıldık. Oradan milli eğitim müdürüne gittik, onun yanında şelale vardı oraya da gittik. Yemek yedikten sonra camiye geçtik orada minyatür kesittik. Orada taş hanları gezdik. Amasya minyatürleri gösterildi. Amasya’nın 3 giriş yolu vardı. Kral merkezi hepsini ve cephanelik olarak kullanmıştır. Oradan müzeye geçtik oraları gezdik. Fotoğraf çekindik. Hediyelik aldık, yemeğe gittik. Otobüse bindik. 21.05.2013 Fen lisesinde kalmıştık. Sabah olunca bavulumu otobüse koydum. Sonra rehberimizle Sivas’ı gezmeye gittik. İlk olarak camiye gittik, oraları gezdik. Oraları anlattı sonra valiye çıktık. Milli eğitime çıktık. Valilikten sonra medreseleri gezdik, oradan hediyelik eşyalar aldık. Sonra Sivas Kongresi binasına gittik Atatürk Sivas’ta 108 gün kalmış. 22.05.2013 Sivas- Erzurum arası yol uzun olduğundan geceyi arabada geçirdik.. Saat 3 de Erzurum’a vardık.İlk olarak milli eğitime gittik, sohbet ettik. Sonra belediyeye gittik. Orada sohbet ettik. Bize içecek ikram ettiler. Konuştuktan sonra valiye gittik. Vali de konuştu ve validen sonra oradan camileri ve medreseleri gezdik. Atatürk’ün evine gittik. Oradan yemeye gittik. Oradan sonra gezdik. Samsun’a geldik.

110


PROJE SONUÇ “Samsun’un Çocukları Milli Mücadele Yolunda” isimli bu proje ile öğrencilerimizin kitaplarda okudukları ve derslerinde dinledikleri Milli Mücadele tarihini bizzat yerlerinde görerek ve yaşayarak pekiştirmeleri amaçlanmıştır. “1919 senesi Mayısının 19. günü Samsun’a çıktım.” diyen Mustafa Kemal gibi öğrencilerimizin gezisi de 19 Mayıs’ta Kurtuluş İskelesi’nden başladı. Daha sonra sırasıyla Havza, Amasya, Sivas, Erzurum’a gidilerek oralardaki Milli Mücadele ruhu yaşatılmaya çalışıldı. Öğrencilerimiz hem tarihi hem manevi ortamlara götürülerek geçmişten bugüne kalan eserleri inceleme fırsatı buldular. Öğrencilerimizin daha önceden tanımadıkları, farklı okullarda okuyan öğrenci arkadaşlarıyla 5 gün bir arada vakit geçirip sosyalleşmeleri sağlandı. Daha önce ailelerinden hiç ayrılmamış olan öğrencilerimizin aile dışında farklı ortamlarda sosyalleşmeleri sağlandı. Kendi il ve ilçelerindeki özellik ve güzelliklerin bilincinde olan öğrencilerimize diğer il ve ilçelerin tarihi ve doğal güzellikleri tanıtıldı. Projenin Sonuçları, öğrencilerimizin günlüklerinde ve kendi ağızlarından yaptıkları ifadelerde net bir şekilde ortaya çıkıyor. Milli şuurun güçlenmesi, milli değerlerin korunmasında son derece etkili olduğunun gözlemlediğimiz projemiz büyüyerek devam edecektir.

111


Profile for Burhan Özakça

atatürkün yolunda  

atatürkün yolunda  

Advertisement