Issuu on Google+

Siyasi ve Aktüel Gazete

Yıl - 14 Sayı: 115 Aralık - 2016 -“ B i l g i O r d u s u B i z i m O r d u m u z , B i l d i ğ i m i z i Ö g r e t m e k B i z i m G ö r e v i m i z ”

Avrupa ile Asya Yakası Avrasya Tuneli ile Birleşti

Avrasya Tüneli Projesi, İstanbul Boğazı’nın deniz tabanının altında, İstanbul’un Avrupa ile Asya yakasındaki sahilleri ile birleşti Asya ve Avrupa yakalarını, deniz tabanının altından ge- Tüneli ile yolculuk süresi 100 dakikadan 15 dakikaya kadar çen bir karayolu tüneli ile birbirine bağlayacak olan Avrasya inerken güvenli ve konforlu yolculuğun ayrıcalığı yaşanacak. Tüneli Projesi açıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Çevre ve gürültü kirliliğinin azalmasına da katkı sağlanacak. Yıldırım’ın katılımıyla açılan olan Avrasya Tüneli için buAVRASYA TÜNELİ’NDEN İLK GEÇİŞİ CUMgün İstanbul’da bayrağını alan tören alanına gitti. Cumhur- HURBAŞKANI ERDOĞAN YAPTI başkanı Erdoğan, 150 yıllık hayal olan asrın projesi Avrasya Avrasya tüneli ya da İstanbul Boğazı Karayolu Tüp GeTüneli’nin açılış töreninde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan çişi Projesi, temeli 26 Şubat 2011 tarihinde atılan Asya burada yaptığı konuşmada, “Dün akşam ki kalleşte Rusya’nın ve Avrupa yakalarını, deniz tabanının altından Kennedy temsilcisi olan bir yerde bize emanet olan bir insanı sırtından Caddesi’nde Kumkapı ile D-100 Karayolu’nda Koşuyolu vurdu. Sırtından vurmak kalleşlerin adetidir. İşte bunu yaptılar. mevkii arasında güzergahında bir karayolu tüneli ve bağDün akşam ki tabi bedelini anında ödedi ama bağlantıları hepsi lantı yolları ile birbirine bağlayan tünel. Toplam güzergah ayrı ayrı inceleniyor. Zaten bağlantılar çıkmaya başladı” dedi. tünel ve bağlantı yolları ile 14,6 kilometredir. Kumkapı ile İstanbul’da araç trafiğinin yoğun olduğu Kazlıçeşme- Koşuyolu arasında yoğun trafikte 100 dakikaya varan seyaGöztepe hattında hizmet verecek olan Avrasya Tüneli, toplam hat süresinin 15 dakikaya kadar indirilmesi hedeflenmiştir. 14,6 kilometrelik bir güzergâhı kapsıyor. Projenin 5,4 kilometİstanbul Boğazı’nda üç köprü ve bir arabalı feribotla relik bölümü, deniz tabanı altına özel bir teknoloji ile inşa edi- beraber alternatif bir karayolu geçişi sağlamak amacıyla, len iki katlı tünelden ve diğer metotlarla inşa edilen bağlantı tü- Marmaray’ın 1,8 kilometre kadar güneyinde inşa edilen nellerinden oluşurken Avrupa ve Asya yakalarında toplam 9,2 proje mevcut üç köprünün ve arabalı feribotun trafik yükkilometrelik güzergâhta ise yol genişletme ve iyileştirme ça- lerini paylaşarak İstanbul’a daha dengeli bir şehiriçi ulalışmaları gerçekleştirildi. Sarayburnu-Kazlıçeşme ile Harem- şımı kazandırması beklenmektedir. İstanbul’da Marmaray Göztepe arasında yer alan yaklaşım yolları genişletilerek kav- tüp geçidinden sonra ikinci tüp geçididir. Tünelin geçiş ücşak, araç alt geçitleri ve yaya üst geçitleri inşa edildi. Avrasya reti tek yönlü; arabalar için ₺16,60, minibüsler için ₺24,75’dır.

Bulgaristan’da 1 milyon “ölü canlı” var Bulgaristan’da nüfusla ilgili veriler doğru olmadığından majoriter belgelendirme güç olacak. 6 Kasım 2016 ‘daki halk oylamasında 2,5 milyon Bulgaristan vatandaşı seçim sisteminin değiştirilmesini ve yüzde yüz majoriter sisteme geçilmesini istedi. Fakat ülkedeki nüfus bilgiler i gerçek durumu yansıtmadığından dolayı, seçim bölgelerini belirleme işi yerinde sayıyor. Oysa seçimlerin 26 Mart’ta yapılması önerisi kamuoyunda yoğun destek buldu. Sorun seçim listelerinin “ölü canlılardan” temizlenmesinde gizleniyor, diyen yerel ve genel seçim başuzmanı Prof. Konstantinov, 2017 yılı sonuna kadar ülkedeki vatandaşların adres kaydı yenilemesi gerektiğine işaret etti. Uzmanın açıkladığına göre, 19. Yüzyılın başından beri uygulanan mojeriter sistem belirli güçlere öncelik ve ayrıcalık tanımak üzere icat edilmiştir ve bugün de aynı amaçlara hizmet etmektedir. Prof. Konstantinov’un bildirdiğine göre, Bulgaristan’da majoriter sistemin başarılı uygulanmasına nesnel engeller vardır: En büyük engel seçim listelerindeki verilerin doğru olmayışıdır. Son yıllarda Bulgaristan nüfusunda çok güçlü bir hareketlenme var. Devamlı adres değiştiren kişilerden

yüzde kaçının 18 yaş üstünde olduğu bilinmiyor. Bu yaş ülkemizde seçime katılma yaşıdır. Sözü edilen 1 000 000 (bir milyon) kişi seçim listelerinde kaydı olan fakat ülkede yaşamayan seçmen kişilerdir. Görüntü kişilerin listelerden silinmesi (çıkarılması) ancak nüfus kaydının yeniden yapılması ile olabilir. Bir uzman olarak ben, 2017 yılının sonuna kadar bu işi nasıl bitireceğimizi bilemiyorum, diye vurgulayan Prof. Konstantinov, “ölü canlıların” Bulgaristan seçim listelerinde adı ve soyadı olan fakat yıllardır dış ülkelerde ikamet eden vatandaşlar olduğunu açıkladı. Aynı zamanda bu kişilerin Bulgaristan’da gerçek adresleri ve muhtarlık ve belediyelerde nüfus ve adres kaydı var. Bununla birlikte Prof. Konstantinov, Bulgaristan vatandaşlarının ikamet ettikleri yabancı ülke topraklarının Bulgaristan alanı olmadığından dolayı Bulgar Anayasa Mahkemesi üyelerinin dış ülkelerde seçim bölgesi belirlenmesinin mümkün olamayacağı görüşünde olduğunu da paylaştı. yüzyılda dış ülkelerde bulunanların seçimlerde oylarını mektupla göndererek kullanması usulünün uygulandığına işaret eden seçim uzmanı, bu defa da çok büyük sahtekârlıklar olduğunu açıkladı.

yit YUSUF’a Hayırlı Olsun Ziyareti Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği (BULTÜRK) Ankara Temsilcimiz Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı İsmail CİNGÖZ, Türkiye Cumhuriyeti Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığına, Başkan Yrd. olarak atanan Sayın Sayit YUSUF Bey’i 15 Aralık 2016 günü makamında ziyaret etmiş ve BULTÜRK adına yeni görevinin hayırlı olması temennisi iletilmiştir. Ziyaret dahilinde Sayın YUSUF ile Bulgaristan Türkleri başta olmak üzere Türk Dünyası ve Akraba Topluluklarda yaşanan sorunlar üzerine gelecekte çalışılabilecek hususlarda istişarelerde bulunulmuştur. BULTURK yayın kurulu olarak Sayın Sayit YUSUF’a görevinde başarılar dilerken kendisine de Allah yar ve yardımcısı olsun, Allah bu görevini layiki ile yapmayı nasip etsin. Saygılarımızla,

Büyükelçi Göçe: Yaşadığınız rahatlığı Türkiye sağlıyor T. C . S o f y a Büyükelçisi Süleyman Gökçe.

Sofya’daki “Darik” radyosuna demeç veren Türkiye Cumhuriyeti Sofya Büyükelçisi S. Gökçe, “15 Temmuz darbesinden sonra oluşacak olan kargaşa Bulgaristan’ı etkileyecekti” dedi. Büyükelçi demecinde, “Bulgaristan’ın Noel Bayramı ve Yılbaşını rahatlık içinde geçirmesini Türkiye sağlıyor,” vurgulamasını yaptıktan sonra şöyle konuştu: “Bulgaristan sakinlerinin artık tatil dönemine giriyor, bu çok güzel fakat size bu rahatlığı sağlayan Türkiye’dir. Kanımca Bulgaristan’da sığınmacı bunalımı yok. Bulgaristan’daki toplam sığınmacı sayısı 7 bin kişidir. Bulgaristan’da sığınmacı sayısı çok az, çünkü Türkiye imzaladığı antlaşmalara titizlikle uyuyor.” Büyükelçi Gökçe şöyle konuştu: “Türkiye sözünde ve vaatlerinde duran

bir ülkedir. Bu yılın Mart ayında Avrupa Birliğiyle imzaladığı ve tüm maddeleri bir paket oluşturan, antlaşmaya her konuda titizlikle uyuyor. Bu antlaşmada,Türkiye’nin verdiği vaatlere ve üstlendiği yükümlülüklere sağdık kalmasına rağmen, Avrupa Birliği’nin uyması gereken, ama tamı tamına yerine getirmediği 4 madde var.

Azerbaycan Cumhurbaş- YTB Başkan Yrd. Sayit YUSUF’a Hayırlı Olsun Ziyareti BULTÜRK Ankara Temsilkanından Tarihi cevap cimiz YTB Başkan Yrd. Sa-

İki kıta arası yaya yolu

Azerbaycan’dan İran’a; “Eğer bize saldırırsanız İran’ın haritadan silinip ve yerinede 5 devlet oluşacağını söyledi.”

Üsküdar-Kabataş arasında yayaların ve bisikletlilerin geçeceği “İstanbul Boğaziçi Bulvarı” için sondaj çalışmaları başladı. İBB şirketlerinden BİMTAŞ, “Taahhüt Altında Bulunan Kabataş-Üsküdar Arası Boğaz Geçiş Yaya Tüneli Deniz ve Kara Sondajlarının Yapılması Hizmet Alım İşi” adı altında yaptığı sondaj ihalesini, merkezi Ankara’da bulunan Envy Enerji ve Çevre Yatırımları AŞ, 7 milyon 500 bin liraya üstlendi. DENİZİN 20 METRE ALTINDAN GEÇECEK Kadir Topbaş’ın 2019 yılında sona erecek üçüncü dönemi bitene kadar hayata geçirmeyi planladığı, denizin 20 metre altından geçecek iki katlı yaya tünelinin üst katından yayalar ve bisikletliler geçecek. Alt katından ise lastik tekerlekli, elektrikli araçlar yolcu taşıyacak.


2

D U D O k N - 2016

Ateşli silahların kısıtlanmasına ilişkin genel Avrupa yasası konusunda anlaşmaya varıldı

Brüksel’de AB kurumları arasında ateşli silahları kısıtlayan yeni bir Avrupa yasası konusunda anlaşmaya varıldı. BNR’nin Brüksel muhabiri Nikola Miladinov’un verdiği bilgiye göre, Kasım 2015’teki Paris’teki terör saldırısından sonra metni hükümetler ile Avrupa Parlamentosu arasında yıl boyunca tartışma konusu oldu. AB üyesi her devletin topraklarında, şimdiye kadar sivil kişilere yasaklanmış olmayan belirli yarı otomatik kısa namlulu ve uzun menzilli silah türlerine sahiplik yasaklanıyor. Tehlikeli silah modellerinin bazıları, federasyonlarca belirlenen sıkı kurallarda sadece sporcu ve avcılar tarafından elde edilebilecek. Avrupa’da silah üreten ve silah ticareti yapan herkes, silahların temel kısımlarına özel işaretler koyacak ve bunlar 28 üye ülkenin polis daireleri arasındaki tek elektronik değişim sistemine girilecek. Böylelikle her silah türünün takip edilmesi kolaylaştırılacak.

İstatistik veriler tarımda düşüş kaydetmektedir

Milli İstatistik Enstitüsüne göre 2016 yılında Bulgaristan’ın tarım sektöründeki nihai üretim, baz fiyatlar açısından 7,36 milyar levadır, ki bu geçen seneye nazaran yüzde 6,7 daha düşük. Azalma, fiyatlarda yüzde 5,6 oranındaki düşüşten ve hacimlerde yüzde 1,2 oranında düşüşten kaynaklanmaktadır. Tarımda üretilen brüt katma değer, 2015 yılına nazaran ortalama yüzde 6,6 azalmıştır.

Araç satışlarında AB’de artış ülkemizde ise düşüş izleniyor

Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) Kasım ayında Avrupa Birliği içinde yeni araç satışlarında artış olduğunu bildirdi. Söz konusu artış, İspanya, Fransa ve İtalya’da en büyük olurken ülkemiz Bulgaristan’da yeni araç satışlarında düşüş izleniyor. Avrupa Birliği ülkelerinde yeni yolcu araçlarının tescil işlemlerinde yıllık bazda yüzde 5,8 oranında artış izlenirken, Bulgaristan’da yüzde 7,1 oranında düşüş var.

Bulgaristan Türklerinin Sesi

Şair ve Yazarlar Derneği’nin Yeni Dönem Başkanını Seçti Kocaeli Şair ve Yazarlar

Derneği’nin Seka Park Mevlevi Evi’nde gerçekleştirilen 3. Olağan Genel Kurul’da Divan Başkanlığına Selçuk Düzgün, Divan Başkan Yardımcılığına Seyfettin Karamızrak, Katip Üyeliğe Ferhat Yüksel seçildi.

Divan seçiminden sonra Aziz Şehitlerimiz için saygı duruşu yapıldı ve İstiklal Marşı söylendi. Gündem sebebiyle faaliyet raporları tebliğ edildi. Seçimde Başkan adaylığını açıklayan Alptekin Cevherli, başka aday çıkmaması sebebiyle kendi listesiyle seçime girdi. Oy çokluğu ile, seçim sonucuna göre seçilen yeni Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu şu şekildedir: ‘’Yönetim Kurulu Asil Liste Alptekin Cevherli 2. Ertuğrul Kemaloğlu 3. Süleyman Pekin 4. Dr. Erol Koca 5. Seyfettin Karamızrak 6. Gültekin Yazıcı 7. Talha Dülgerbaki Yönetim Kurulu Yedek Liste Semiha Lavas Özkol 2. Gülbahar Kahraman 3. Şükrü Çakır 4. Zeki Topaloğlu 5. Cahit Büyükanber 6. Yusuf Ünel 7. Belgin Bayram

Denetim Kurulu Asil Liste 1- Selçuk Düzgün 2- Behice Karadeniz 3- Mustafa Atalay Denetim Kurulu Yedek Liste 1-Bahattin Omurcan 2- Ensar Emir 3- Hilâl Topal’’ Oldu. Kocaeli Şair ve Yazarlar Derneği Yeni Yönetim Kurulu Başkanlığına Alptekin Cevherli yeniden seçilirken, Denetim Kurulu Başkanlığına da Selçuk Düzgün seçilerek görevlendirildi. Dilek ve Temenni bölümünde birlik içerikli ve yapıcı konuşmalar toplantıya hoşluk kattı. Derneğin gelecek projeleri ve gelir getirici projeler hakkında fikir teatisinde bulunuldu. BULTURK Yayın kurulu olarak Bulturk kurucumuz Alptekin CEVHERLİ’ye başarılı çalışmaların devamını diler, allah yar ve yardımcısı olsun.

Yurtdışı Türkler ve Göçmenler Platformu Kuruldu

Başkent Ankara ve Anadolu Konfederasyonu BAŞKON Yurtdışı Türkler ve Göçmenler Platformu Kuruldu “Okumak, Çalışmak, Üretim ve Verimliliği Arttırmak” sloganı ile 9 Federasyon, 65 Dernek ile çalışmalarını yürütmekte Başkent Ankara ve Anadolu Konfederasyonu BAŞKON, 15 Aralık 2016 günü Ankara-Altındağ Belediyesi-Hamamönü’ndeki Kabakçı Konağında ‘Kültür ve Sanat Etkinliği’ gerçekleştirmiştir. Çok sayıda ilim ve irfan sahibi önemli isimlerin katılmış olduğu toplantıda BAŞKON bünyesinde Yurtdışı Türkler ve Göçmenler Platformu’nun kurulmuş olduğu da duyurulmuştur. Başkanlığına Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği BULTÜRK Ankara Temsilcimiz olan Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Sn. İsmail CİNGÖZ’ün görevlendirildiği “BAŞKON Yurtdışı Türkler ve Göçmenler Platformu” Türk Dünyasının birbirinden değerli temsilcileri, akademisyen ve bürokratlardan oluşan çekirdek kadrosu ile “Türk Dünyasının sorunu bizim sorunumuzdur” düsturu ile çalışmalarına başlamıştır. BULTÜRK Derneği olarak başarılar dilediğimiz ve çalışmalarında katkılarımızı esirgemeyeceğimiz BAŞKON Yurtdışı Türkler ve Göçmenler Platformu Başkanı İsmail CİNGÖZ, platformun kuruluş nedeni ve hedeflerini ortaya koyan bir konuşma yapmıştır. İsmail CİNGÖZ’ün konuşma metni aşağıdadır. Saygıdeğer misafirlerimiz;Memleket meselelerine sahip çıkarak, halka hizmeti, Hakk’a hizmet anlayışı ile kurulmuş olan Başkent Ankara ve Anadolu Konfederasyonu BAŞKON bünyesinde “Yurt Dışı Türkler ve Göçmenler Platformu” oluşturulmuştur. Bugün Adriyatik’ten Çin’e, Türk Dünyası ve İslâm Âleminin “üsve-i hasenesi/En güzel örneği ve rehberi durumunda olan ülke Türkiye’dir. Çünkü biz İmparatorluk geleneğinden gelen bir millet olarak, İslam âlemi ve Türk dünyasını kaplayan bir şemsiyeye sahibiz. Bu doğrul-

tuda geçmişte Osmanlı İmparatorluğu’nun mirası olan coğrafyanın sorunları ile ilgilenmek, insani, İslami ve kültürel bir görevimizdir. Devlet ve milletimizin bu zorunlu görevi itibarıyla, oluşturulan Yurt Dışı Türkler ve Göçmenler Platformu; kuruluş amacı doğrultusunda, Türk Dünyası ve akraba topluluklarını kapsayacak şekilde geniş ölçekli hedefler ortaya koymuştur. Bu amaçla mahallî ve yerel düzlemde, sorunların tespiti ve bunlara çözüm üretecek nitelikte çalışmalar yaparak, karar alıcı ve uygulayıcı yetki ve birimlere raporlar halinde sunmak hedeflenmektedir. Bu amaçla başkanlığını üstlendiğim platformda, bu alanda uzman ve birbirinden değerli gönüldaşlardan oluşan oluşum, BAŞKON çatısı altında buluşarak çalışmalara başlamış bulunmaktadır. Türk dünyası ve akraba topluluklarının mevcut sorunlarına yönelik üretilen çözüm önerileri, akademik boyutta hazırlanacak raporların oluşmasında, siz değerli üyelerimizin katkılarınızı ciddi anlamda önemsiyoruz. Yurt Dışı Türkler ve Göçmenler Platformumuz adına BAŞKON Genel Başkanı Sayın Mehmet AKYOL ile Yönetim Kurulu Üyelerine ve katılımcılara teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. 15.12.2016. İsmail CİNGÖZ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Yurt Dışı Türkler ve Göçmenler Platformu Başkanı

rasyonu yapılmış bir eşek de var müzemizde.’ Müze, Gurkovo Belediyesinin 2014 yılında AB’den ödenek kazanmasından sonra açılıyor. Ön tarihçesinde ise uzak 1971 yılında eşek arabalarıyla düzenlenen bir ralli yer alıyor. Katya Stoyanova devamla şunları anlatıyor: ‘Ralliye eşek ve araba sahibi herkes katılabilir, yaş ve cinsiyet kısıtlamaları yoktur. Yalnız doping rolünü gören acı biber ve at sineklerinin kullanımı yasaktır. Start verilmeksizin eşeklerin diş tırnakları ve kalplerinin çalışması yoklanır. Eşekler en süslü araba, onları acele koşmak ve koşumdan çıkarmak,

kısa mesafede yarış, eşek arabalarını çekmek gibi disiplinlerde aralarında yarışır. Eşek futbolu da oynanılır. Katılanlar eşeklerinin sırtında oturmuş bir halde ayakları ile topu almaya ve rakibin kalesine gol atmaya çalışıyorlar. ‘ Ne yazık ki, bu yıl eşekler sahiplerine benzer bir biçimde kaybolmak üzere olduğu için bu yarış düzenlenmemiştir. Müze kuratörü gelecek yıl köydebari eşek rallisi düzenlenmesi için eşeklerin yetip yetmeyeceğini bilmiyor. Artık nadir rastlandığı için eşeğe iyi bakım gereklidir, diyor sözlerinin sonunda Gurkovo köyü müze kuratörü Katya Stoyanova.

Eşeği müzeye koydular

Harry Potter’in gizemli dünyasında quidditch oyununa başlamalarından çok öncesi küçük bir Bulgar belediyesinin halkı çoktan beri usandıkları sıkı futbol kurallarını tuzla buz etmiş ve uzun kulaklı eşeklerinin sırtında … eşek futbolu oynayarak eğlenmeye başlamışlardır. Ne yazık ki, şimdiye kadar hiç kimse onları dünyadaki ilginç gelişmeleri yansıtan ansiklopedilere dahil etmemiştir. Eşek buranın sevilen ve sayılan bir hayvanıdır. Güller Vadisi’nde bulunan Gurkovo köyü, her evi süsleyen aromalı çiçekler yetiştirmekle ünlenmiştir. Ancak biz her şeyden önce eşekleri kastettiğimiz için müzelerine bir göz atalım. Müze kuratörü Katya Stoyanova şunları anlatıyor: ‘Müzede, eşek yetiştirilmesi ve kullanımı ile ilgili alet ve edevatın yanı sıra günlük yaşantıda kullanılan eşyalar da görülebilir. Semer, koşum, heybe, saban gibi bazıları 19. yy’dan kalmadır.Ayrıca toprak testi, ekmek tekneleri, milli kadın giysileri, peşkirler de sergileniyor. Prepa-

Alptekin CEVHERLİ Modern Mankurtlar

2016 yılı Türkiye’miz ve dünya için oldukça zor geçti. Birkaç günde bir bombaların patladığı vahşet konusunda terör örgütlerinin fantezi yapar hale geldiği; insan akıl ve vicdanının hiçe sayıldığı bir yılı geride bıraktık. Kimileri terör literatürüne kamyonla insan ezmeyi soktu, kimileri de bomba dolu çukura insanları diri diri doldurup sonra da et parçalarının havada uçuşmasını videoya aldı… 2017’den iyilik ve güzelliklere vesile olmasını beklerken daha ilk saatlerinde İstanbul Valisi’nin açıklamasına göre; Ortaköy’de 39 vatandaşımız daha kalleş terör saldırısıyla canını kaybetti, 69’dan fazlası ise yaralandı. Bu saldırı, elbette Türkiye’ye bazı şeylerin normalleştirilmesi ve alıştırılması sürecinin bir parçası. Dikkat ettiyseniz bir süredir her hafta sonu Cuma akşamı veya cumartesi günü ciddi can kaybı yaşanan bir terör saldırısı ile muhatap oluyoruz. Bu gidişle Türk Milleti’nde, güzel yurdumuzun bir Irak’tan ya da Suriye’den farkı yokmuş imajını zihinlere yerleştirmek istiyorlar. İşin en acı yanı ise bu vahşet ve ihanet operasyonunu “mankurtlaştırdıkları” insan müsveddeleri ile yaptırıyorlar… M a n k u r t n e d i r ? (Bun/Ban/Man) kökünden türemiştir. Bun sözcüğü akıl yoksunluğunu ifade eder. Moğolca Munu/Mung (Türkçe Bunu/Bung) fiilleri aklını yitirmeyi, Munah (Türkçe Bunak) sözcükleri yaşlılık nedeniyle aklını yitirmiş olan kişileri anlatır. Sözcük Türkçe’deki Mankafa tabiri ile aynı kökten gelir. Yani aklını yitirmiş kişi demektir. Biz bunu “aklını kaybedip kendi özüne düşman olan” olarak günümüz Türkçesi’ne çevirebiliriz. Mankurt – Türk efsanelerinde bahsedilen bilinçsiz köledir. Juan juanlar, Mankurt haline getirmek istedikleri ‘Türklerin’ başını kazırlar, başına ıslak deve derisi sararlar ve böylece elleri kolları bağlı olarak güneş altında bırakırlar. Deve derisi kurudukça gerilir. Gerilen deri başı mengene gibi sıkar ve inanılmaz acılar vererek aklını yitirmesine neden olur. Böyle bir kişi bilinçsiz ve her istenen şeyi sorgusuzca yapan köleye dönüşür. Verilen talimatla kendi öz anasını bile öldürür… Cengiz Aytmatov’un da 1980 yılında yazdığı Gün Olur Asra Bedel adlı eserinde Mankurt, bazı işlemler sonucu öz benliğini yitirerek kendisini kimliksizleştiren düşmanının kuklası haline gelmiş bir zavallı insan tipidir. Bugün karşılaştığımız ülkemizin ve insanlığın canını yakan teröristler de bu manada birer mankurttur. Evet, bunların kafasına deve derisi geçirilmemiştir ama içi safsata ve “Batı kaynaklı ‘güya İslâm’la doldurularak” aynen Türk efsanelerindeki mankurtlar gibi kendi özlerine karşı düşman edilmiş birer katil olmuşlardır. Gerek FETÖ, gerek IŞİD ve gerekse de PKK, mankurtlaştırdıkları gençlerimizle güya yüksek idealler uğruna kan akıtmakta sözde inançları veya etnik kökenleri gereği terör suçu işletirken aslında Müslüman’ı Müslüman’a kırdırmakta, Kürt kardeşimizi yine bir Kürt’e öldürtmektedirler. Bu mankurt açmazından derhal kurtulmamız. Gerekirse toplumsal olarak rehabilite edilmemiz şarttır. Türk kimdir, Müslümanlık nedir, Diyanet İşleri Başkanlığımızın bunu çok hızlı bir şekilde tekrar tekrar anlatması gereklidir. Bu işin tek çözümü millî benliğimize dönüştür… FETÖ, yıllar önceden hesapladığı vahşi katliam ve suikastları önce TV’lerinde dizi olarak oynattıktan sonra bugün tek tek uygulamaktadır. Bu örgütü hâlâ İslâm’a hizmet olarak gören kimseler varsa; ya kanı bozuktur, ya da mankurttur… Bu çapta bir suikast plânı veya yıllar önceden dizisini yayınlayıp pratiğini gerçekleştirecek Noel Babalı terör saldırısını ne FETÖ, ne de diğer örgütler tek başına gerçekleştirecek bir zekâ ve imkâna sahip değildir. Bunları yönlendiren yıkıcı üst akıl ile mücadele edildiği bir an dahi unutulmamalıdır… Devletimiz tez elden bu örgütlerle herhangi bir şekilde bağlantıya girmiş herkesi, kim olursa olsun; her ne kadar “Bunların ihanetini gördüm tövbe ettim” derse desin mutlak surette sorguya çekmek ve görevden el çektirmek zorundadır. Kimin uyuyan terör hücresi, kimin saf olduğunu şu saatten sonra ayırt etmek neredeyse imkânsız hale gelmiştir… Türkiye’mizin ABD’nin Irak’ta yapacağı işgal harekâtına karşı çıktığı yıllardan beri sürekli dozu yükselen bir saldırı altında olduğu açıktır. Kimi zaman politik, kimi zaman ekonomik, kimi zaman terör olayı şeklindeki bu


D U D O k N - 2016

Bulgaristan Türklerinin Sesi

Ufukta ne sol ne sağ olan yeni siyasi güç görünüyor Geçen hafta yeni siyasi güç kuracağını açıklayan Hristo İvanov, dün Bulgaristan Milli Televizyonu BNT’ye konuşurken kurulacak olan yeni oluşumun güdeceği esas amacın Bulgaristan’ı ve kuruluşları “yolsuzluk vebasından” kurtarmak olduğunu belirtti. Henüz kurulmamış olan oluşuma sadece toplum tarafından değil, bazı siyasi güçler tarafından da ilgi duyuluyor ve bunu anlamak zor değil, yeni güç erken seçimlere katılmayı da hedef belirlemiştir. Cuma günü yeni siyasi projenin duyurulduğu toplantıda ilgi ve sempati jesti olarak DSB lideri Radan Kınev, yapılan seçimlerde Reformcu Blok’un cumhurbaşkanı adayı Trayço Traykov, milletvekili Martin Dimitrov, DEOS partileri temsilcileri ve son yıllarda ülkede yapılan protestolardan bilinen figürler katıldılar. Projeyi başlatan Hristo İvanov da duyulan ilgiyi teşvik ediyor ve hukuk üstünlüğü fikri esasında yeni oluşumun diğer partilerle de işbirliği yürüteceğini belirtiyor, fakat aynı za-

manda Adalet Bakanı olarak hükümetinden istifa ettiği GERB partisinin son 10 yıllık dönemde yolsuzlukla başetmek durumunda olmadığını gösterdiği için bu partiyi yürütülecek işbirliğinin kapsamı dışında bırakıyor. Bu ve diğer sebeplerden dolayı GERB partisi de Hristov’a sempati duymuyor. Hristov’un projesine ilişkin sosyalistler de şüpheci davranıyorlar ve ülkede yolsuzluğa karşı çıkmayan bir siyasi gücün olmadığını da öne sürüyor. Hukukçu çevrelerinden bazı insanlar da proje ile ilgili şüpheci. Başsavcıya yakın oldukları düşünülen Yüksek Yargı Kurulundan bazı figürler, si-

yasi projenin duyurulmasının yargıçların protesto gösterileri ile aynı güne denk geldiğine dikkat çekiyorlar ve bundan kısa süre öncesine kadar yargı mensubu olarak siyasi işler çeviren Hristov’un sonunda siyasetçi olmayı seçtiğini öne sürüyorlar. Ancak aynen Hristov gibi statüko ile mücadele eden bazı yargı mensupları, bu görüşü paylaşmıyorlar. Statükoya karşı yönelik tutum kamuda da hakim ve iktidar partisi GERB ve Reformcu Blok yanlısı olan onlarca bin vatandaşın solun adayı Rumen Radev’e oy vermiş olmaları, bunun bir kanıtıdır. Anlaşılan kurulacak olan siyasi oluşumun ne sol ne de sağ olma hedefi, büyük destek alma potansiyeline sahip. Ancak verilecek destek, sadece siyasi platformuna bağlı değil, kuruluşundan sonraki ilk icraatlarına da bağlı olacak. Erken seçimlere kalan sürenin çok kısa olması, Hristo İvanov’un siyasi projesi için en büyük problem haline gelebilir. Çeviri: Tanya Blagova

BULTÜRK-Kazakistan’ın bağım- Bulgaristan’da Sığınmacı Karşıtlığı Yükseliyor B ulgaristan’da sığınmacılara karşı halkın ve Fahim Caber, Bulgaristan Devlet Sığınmacısızlığının 25. yıl dönümünde çeşitli sivil toplum kuruluşlarının gösterdiği lar Ajansı’ndan ülkede ikamet izni almasına tepkiye yerel yönetimler de katılmaya başladı. Ülkenin batısındaki Elin Pelin İlçe Belediye Başkanı İvailo Simeonov, ilgili kurumların onayına rağmen Suriyeli sığınmacı bir ailenin ilçede ikamet etmesine izin vermiyor. Suriye’deki savaştan kaçarak eşi Fatima ve iki oğluylaTürkiye üzerinden Bulgaristan’a gelen

Türk Dünyası içinde parlayan yıldız Kazakistan bağımsızlığını ilan edeli çeyrek asır oldu. 1991 yılında ilan edilen bağımsızlık, Kazakistan‘ı sadece bölgesinin değil dünyanın yakından takip ettiği gelişme ve kalkınma modeli komşu ülkelere parmak ısırttı. Bağımsızlık ilanından hemen sonra kardeş ülke Türkiye Cumhuriyeti tarafından ‘Tanınan’ Kazakistan’ın kurucu devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, geride bıraktığı 25. yılda sadece ülkesinin değil, Türk Dünyası’nın Aksakalı haline geldi. Kazakistan Bağımsızlığının 25 yılında İstanbul STK’ları bir araya geldiler. Avrasya Türk Dernekleri Federasyonu tarafından organizasyonu yapılan, “Kazakistan’ın bağımsızlığının 25. yıl dönümü açık oturumda”, Türk Cumhuriyetleriyle ilgili kısaca dış Türkler ile ilgili İstanbul’da kurulan STK’larının sivil toplum kuruluşları temsilcileri bir araya geldiler. Afganistan’dan – Doğu Türkistan’, Kazakistan’dan Bulgaristan’a, Nogay Dağıstan’dan İrak, Suriye’ye kadar Sivil toplum temsilcileri hazır bulundular. Toplantının Açılışını yapan Avrasya Türk Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı İsmail Cengiz, Kazakistan’ın ekonomik, siyasi ve kültürel anlamda, insan hakları ve demokrasi değerleri açısından bulunduğu coğrafyada ön plana çıktığını söyledi. Başkan; Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in ülkeyi ön plana çıkardığını ifade ederek, Pekin ile Moskova arasında tampon görevi üstlenen ülke liderinin Avrasya Birliği adı altında güçlü bir organizmanın oluşmasını hedeflediğini anlattı. Toplantıya katılan Kazakistan İstanbul Konsolosu Galymzhan Yerimbetov konuşmasında, Kazakistan – Türkiye ilişkilerine değindi. Yerimbetov konuşmasında 25 yıl önce Kazakistan’ı ilk tanıyan ülkenin Türkiye oluğunu anımsatarak, her zaman Türkiye’nin yanında olduklarını söyledi. Yerimbetov konuşmasında iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da gelişmesi için Kazakistan ve Türkiye liderlerinin ortaya koyduğu iradeye dikkat çekti. Daha sonra İstanbul Gelişim Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitisünden Doç. Dr. Kutay Karaca, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in Orta Asya Devletleri Birliği projesinin olduğunu belirterek. “Buna liderlik yapabilecek ülke Kazakistan’dır. Bu birlik Kazakistan öncülüğünde kurulursa, Rusya ve Çin’i tedirgin etmeyecektir. Orta Asya Devletleri Birliği projesine bizim olabildiğince destek vermemiz ve cesaretlendirmemiz gerekiyor.” ve devam etti: “Nazarbeyev’in OrtaAsya Devletleri Birliği projesi var. Buna liderlik yapabilecek ülke Kazakistan’dır”. dedi.

rağmen Elin Pelin Belediyesi, kendisine ilçe sınırları içinde yaşamasına müsaade etmiyor. Halkın Suriyeli aileyi istememesini gerekçe gösteren Belediye Başkanı Simeonov, Caber ailesinin ilçede ikameti konusunda herhangi yasal bir engel bulunmamasına rağmen Suriyelileri istemediklerini belirtti.

Romanya’da Hükumet Karşıtları Sokaklardan Çekilmiyor Başkent Bükreş başta olmak üzere ülke genelinde devam edem protestolarda 13’inci gün geride kalırken hükumetin geri adım atıp kararnameleri iptal etmesine rağmen vatandaşlar sokaklardan çekilmiyor. Başkent Bükreş başta olmak üzere ülke genelinde devam edem protestolarda 13’inci gün geride kalırken hükumetin geri adım atıp kararnameleri iptal etmesine rağmen vatandaşlar sokaklardan çekilmiyor. Diğer yandan ilk günlerdeki kalabalık azalıp iki bakan istifa etmiş olsa da eylemcilerin öfkesi dinmiyor: Eylemciler, beş yıldan az hüküm giyen veya cezası kalanların serbest kalmasını öngören kararnamelerin ülkede yolsuzluğu “yasallaştıracağını” savunuyor. Bükreş’te gece boyu devam eden gösteriye katılan bir protestocu, halkın meydanlara katılımı-

nın azalmasının çok önemli olmadığını savundu. Kararnameleri iptal etmenin yeterli olmadığını savunan vatandaşlar, Ocak ayında göreve gelen hükumetin istifa etmesini istiyor: “Burada kaç kişi olduğumuzun önemi yok. Evlerindeki insanlar da aynı şeyi hissediyor ve bizim bunu değiştirmemiz gerekiyor. İnsanlar her gün yeniden buraya gelecekler” Sosyal-demokrat Başbakan Sorin Grindeanu ise hükumetin sadece güven oylamasıyla düşeceğini dile getirerek istifa etmeyeceğini söyledi.

Sofya buz pateni pistinde heyecan dolu dakikalar

Özügürlük, tutku, adrenalin, sevgi –kayak kaymak için ilk defa buz pateni pistine çıktığımda işte bu duygularla kalbin dolup taştı. Her bir başlangıcın zor olduğunu bilmeme rağmen, bu sporu ömür boyu kalbimde taşıyacağımı biliyordum. Zamanla pistte düşme korkusu gitti ve buz pateni pisti, benim en sadık dostum oldu. Büyük şehirlerde kurulan açık hava buz pateni pistleri sayesinde artık herkes

bu sporla uğraşabilir. Sofya’da “Slaviya” spor kompleksi, “Zimen dvorets na sporta” (Kış spor sarayı), “Ariana” gölü ve geçen yılın Aralık ayında “2018 Sofya Avrupa Spor Başkenti” çerçevesinde “2000 Spor Sofya” kompleksinde açılan buz pateni pisti revaçta. Orada Lübomir Alamanov’a rastlıyoruz, ki kendisi meslekdaşlarıyla birlikte güzel zaman geçiriyor. Lübomir mikrofonlarımıza şunları paylaşıyor:

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Değişti Başbakanlık ve Başbakan Yardımcılığına ait atama kararları Resmi Gazete’de yayımlandı. Başbakan Yardımcılığına bağlı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı görevine Mehmet Köse atandı. Söz konusu atama, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 68/B ve 76. maddeleri ile 5978 sayılı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 22. maddesi uyarınca yapıldı. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Kudret Bülbül ise Başbakanlık Müşavirliği görevine getirildi. Bu atama, Devlet Memurları Kanunu’nun 59 ve 74. maddeleri ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) ek 18. maddesi ve 2451 sayılı Bakanlıklar ve Bağlı Ku-

ruluşlarda Atama Usulüne İlişkin Kanun’un 2. maddesi gereğince gerçekleştirildi. Sn. Mehmet Köse’ye yeni görevinde başarılar dileriz Bulturk istanbul

3

Rafet ULUTÜRK Arayıp Da

Bulamadığımız

Hak arama davasında yeni bir sayfa açılabilir mi? Biz Bulgaristan Türkleri tarafından sevilecek, söylediği sözlere insanlarımız uyacak ve Bulgar aydın çevreleri ile kamuoyunun da dikkatini çekecek birini arıyoruz. Biz bu kişiyi henüz bulamadık. 24–26 Aralık 2016 Sütkesiği (Mleçino) anma töreni olayları ile Mestanlı (Mumçilgrad) şehitler anıtı önünde yapılan miting aradığımız kişiyi bulamadığımızı bir daha doğruladı. Aranan lider nitelikli kişi anlaşılan ne Bulgar okullarında ne de Türkiye’de yetişiyor. Bu iki kaynaktan gelen kadroların tadı halkımıza ekşi, eksik geliyor ve her defasında olay “o kadar olacak artık, ne yapalım” sözleriyle kapanıyor. Ortada, Bulgaristan Türklüğüne damat aranıyor gibi bir durum var. “Ben bu işi yaparım” deyip 6 kez Hak ve Özgürlükler Hareketi’nden kopup ortaya çıkan olsa da, kesişen gözlerden alev çıkmayınca, iş olmadı. Ve bu yeter başkalarının bize sunduğu lider meselesi artık ortada yatan bir ceset gibi, ceset dediğimiz Bulgaristan Türklüğü-dür. Eğer bizim kuşak bu cesedi kaldırırsak, o zaman lidere de gerek kalmayacaktır. Bu olay 21. yüzyıl olayı değildir. Dava bize geçen yüzyıldan miras kaldı. Önce geçen yüzyıl nerede ve ne zaman bizi kim nasıl temsil etmişti, ona kısaca bir göz atalım. 1878’de Rumeli’den sürü halinde kaçmışız. Hatta bu öyle bir kaçıştı ki, Plevne’de askeriyle kuşatılan Osman Paşa’ya İstanbul’dan silah, mühimmat, cephane, ilaç vs. getiren tren katarı Sofya’nın “Poduene” garında perona boşaltıp bugünkü “Gorublene” semtinde oturan Çerkez aileler, karı kızan, yaşlı, kap kaçakla vagonlara dolmuş ve İstanbul’u boylamıştır. O zaman bizde bozgun yaşanmıştır. Büyük şair Mehmet Akif Balkan bozgunu denen bu faciayı şöyle ebedileştirmiştir: Birer birer oluyor ırzı, malı, yurdu hedef… Gidince hepsi elinden “Ya Bulgar ol ya geber!” Şu göğsü baltaların en körüyle parçalanan, Şu beyni taşların altında uğrayan kafadan; Karın, çamurun üstünde, inleyen canlar; Şu bir yığın kömür olmuş, kül olmuş insanlar; Ki gazlı bezle, o olmazsa, yağlı katranla yakıldı Bulgar’a şayeste bir soğuk kanla; “Salibe secdeye varmak Huda’ya isyandır.” Deyip Huda’sına kurban olan şehidindir, “Ya Bulgar ol ya geber!” sade hainin dediği.. Kuduzca saldırıyor intikam için ite bak! Sarıklarından asılmışların hesabı mı var? Yetişmiyor gibi yer bir de gökyüzünde Mezar! Hiç uzatmayalım, bozgun lidersiz bir kaçıştır. İnsanlarımız da birbirlerini izlemişler ve can kurtarmak pahasına öz toprağını terk etmişlerdir. Bozguna neden olan, imparatorluğun bölgemizde hezimete uğramasıdır. Dönelim konumuza. Osmanlı çekildiğinde bizi kim temsil etmiştir? Şöyle kabul edelim. “93 Harbi” Biz, Bulgaristanlı Müslümanlar için savaş değil, düpedüz soy kırımıydı. O zamana kadar çoğunluktaydık, hakkımızda ilk kez “azınlık” dendi. 1878 Berlin Konferansı’ndan başlamalıyız. Konferans bizimle ilgili de kararlar aldı. Bu kararların Prensliğinin 1879 Tırnova Anayasasına işlendiği dönemde bizim siyasi partimiz yoktu. Sanki siyasi temsilcilerimiz de yoktu. Birinci Bulgar Anayasası’na Vidin ve Varna Müftülerinden başka imza atan birkaç başka müftü, Rus komiser Korsakov’un kolundan tutup parmak bastırdığı hocalardır. Öyle olsa bile, bu Anayasayla Bulgar Prensliği topraklarında vatandaşlığımız yasallaştı. Bu durumda Müslümanlar Osmanlı dışında bir dini ve sivil yapılanmaya gitmek zorundaydı. Mecliste işlevleri belirlenmemiş 20 milletvekili bulunuyordu. 1895’te Prens imzasıyla çıkan ve 1919’a kadar geçerli olan Bulgaristan’da “Müslümanların dini idarelerine Dair Geçici Talimatname” dini örgütlenmeye temel oldu. Prenslikte 1880 nüfus sayımına göre Türk –Müslüman sayısı 750 bin yani nüfusun % 28’dir. 1910’da Bulgaristan Türklerinin sadece % 6’sı okuryazardır. Bizim aydınlanma davamız 1918’de Şumen’de Devlet Türk Pedagoji Okulu ve 1922– 1923 ders yılında Ruhani “Nüvvap” Yüksekokulu açılmasıyla başlamıştır. Bulgaristan Türklerinin aydınlanma davası öncelikle Çarlık dönemi iktidarlarıyla ve bir de ayrıca Baş Müftülükle sert mücadele içinde gerçekleşmiştir.


4

D U D O k N - 2016

Levent RASİM

Türkiye 17 Aralık 2016 sabahı yine menfur bir terör saldırısına uyandı. Bu defa acı haber Kayseri’den geldi. Çarşı iznine çıkan otobüse yapılan bombalı araçla yapılan saldırıda 14 askerimiz şehit olmuş, 48’i asker, 55 kişi de yaralanmıştı gelen habere göre. 12 Ocak-17 Aralık 2016 döneminde yaşanan 27 intihar ve bombalı saldırılarda güvenlik kuvvetimiz ve sivil halkımız dâhil olmak üzere; 333 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 1470 kişiden fazla vatandaşımız yaralanmıştır. PKK, Türkiye’nin başarılı hendek operasyonları sonucunda özellikle bölge halkının desteğini kaybetmiş durumdadır. Suriye’de ise Fırat Kalkanı Operasyonu ile hem PKK, hem de DAİŞ/ IŞİD’de karşı başarılı operasyonlarını sürdürmektedir. Bu durum karşısında terör örgütleri kendi tabanlarına “Ben hala buradayım” mesajı verebilmek adına intihar ve bombalı saldırılar yapmaktadır. Türkiye’ye ise “Ben istediğim yerde, istediğim zaman, istediğim eylemi yaparım” mesajı vermek istemektedirler. İlk silahlı eylemini Eruh ve Şemdinli baskınları ile 15 Ağustos 1984’te yapan PKK terör örgütü ile halen mücadele edilmektedir. Terörle mücadelede bu kadar süre başarı göstermesi açısından takdire şayan olan Türkiye, maalesef örgütün eleman kazanmasına mani olamamış, dolayısı ile teröriste karşı başarılı olunmuşken, terörle mücadelede o kadar başarılı olamadığı görülmektedir. 30 yılı aşan sürede maalesef örgüte katılımların devam ettiği görülmektedir. Çünkü yıllardır etkisiz hale getirilen teröristlerin yerine yenilerinin katılımı ile teröristlerin tükenmediğinden anlaşılmaktadır. O halde terörle mücadele yalnızca askeri yöntemlerle olmayacağından hareketle bir yöntem sıkıntımız var demektir. Türkiye doğu ve güney doğu bölgesine ekonomik açılımlar, GAP projeleri gibi stratejik yatırımlar başta olmak üzere zaman zaman yeni taktikler uygulamıştır. Fakat yine de örgüte desteği ve katılımı yeterince önleyememiştir. O halde Türkiye terörle mücadelede; iktidar ve muhalefetiyle (örgütle iltisaklı muhalefeti hariç tutarak) iç ve dış siyasetinde, askeri mücadele yöntemlerinde, istihbarat yapılanmasında, ekonomik yöntemlerinde, eğitim yöntemlerinde, mahalli memur istihdamları öncelikli olarak, her biri alanında uzman ve alanı bilen ama en önemlisi devletin bekasını düşünen heyetler oluşturarak mücadele yöntemlerinde değişikliğe gitmelidir. Yapılan planlamalar halka iyi anlatılmalı ve teröre karşı bilinç oluşması sağlanmalıdır. Türkiye’de terörle mücadele için ayrıca Anayasa’da Türk Ceza Kanunu’nda yer alan “cezai sorumluluk şahsidir” hususlarında değişiklik yapmanın da zamanı çoktan gelmiştir. Öyle ki terör örgütü ile doğrudan iltisaklı olan kişilerin çok yakın akrabalarının hem siyasi yapılanmalarda, hem devletin çeşitli kademelerinde istihdamlarında seçici olacak hukuki engel bulunmadığından, buralarda yer alan kişilerin örgüte müzahir oldukları bilindiği halde bir şey yapılamamaktadır. Özellikle mahalli idarelerde ve küçük yerleşim birimlerinde terörle mücadelede 10 Kasım 2016 günü Mardin Derik Kaymakamına makamında düzenlenen bombalı saldırı örneğinde olduğu gibi birçok sıkıntılar yaşandığı görülmektedir. Örgütle iltisaklı kişilerin devlet istihdamı engellenerek aile içinde oto kontrol ile örgüte katılımın engellenebileceği değerlendirilmektedir. Terör örgütünden dolayı verilecek cezaların her hal ve şartta en üst sınırdan ceza verileceği, infazlarında indirim yapılamayacağı ve af kanunlarına dâhil edilemeyeceği yasal olarak teminat altına alınarak, örgüte katılımda caydırıcılık ihdas edilmelidir. AB uyum yasaları kapsamında kaldırılmış olan idam cezasının “vatana ihanet ve terör olayları” kapsamında yeniden ceza yasasına eklenmeli ve verilecek idam cezalarının geciktirilmeden uygulanacağı da şarta bağlanmalıdır. Son zamanlarda artış gösteren bombalı araç ile saldırıların önlenebilmesi adına araç kiralama sistemine yasal şekil şartı getirilmeli ve araç kiralama bürolarında kullanılan bilgisayar kayıt sistemi ile güvenlik kuvvetlerine paralel olarak bağlı hale getirilmelidir. “Kim, nerede, hangi aracı kiralıyor, nereye gidecek gibi sorular sisteme kaydedilirken, bu bilgileri güvenlik kuvvetleri de görebilmeli, eş zamanlı olarak sabıka kayıtlarına ulaşılabilmeli ve araç kiralanırken beyan edilen güzergâh dışına çıkan araçlar ikaz sistemi ile kontrol altına alınabilmeli…” gibi bir dizi önlemler geliştirilmelidir. Devamı - www.bghaber.org

Bulgaristan Türklerinin Sesi

Köylüye 55 Bin Lira Ağaç Desteği Verilecek Orman alanını artırmayı hedefleyen hükümet, hibe desteklerini yüzde 65’e çıkardı. Yeni destekle, köylüye 3 hektarlık bir alanda 55 bin TL hibe verilecek. Hükümet, orman alanını artırmak, biyolojik çeşitliliği geliştirmek ve bozulan orman ekosistemini yeniden oluşturmak amacıyla yeni bir hibe yöntemi geliştirdi. Bu kapsamda 5 bin orman köyünün yararlanabileceği sistemle köylülere yüzde 65’lere varan hibe destekleri verilecek. Eski uygulamada orman köylüsünün 3 hektarlık bir alanda özel ağaçlandırma maliyeti yaklaşık 40 bin lira düzeyinde hesaplanırken, yeni uygulamayla bu rakam 55 bin liraya kadar çıkabilecek ve destekler hibe olarak verilecek.

FİDANLAR ÜCRETSİZ Hibe tahsis edilen özel orman fidanlıklarında üretilecek fidanların en az yüzde 50’sinin orman ağaç ve ağaççığı fidanı, en çok yüzde 50’sinin odun dışı orman ürünü veren türler ve süs bitkisi olması zorunlu olacak. Sabah’ın haberine göre, onaylı uygulama projesinde belirtilen sayıda orman ağacı ve ağaççığı fidanı ücretsiz verilebilecek. Yapılan özel ağaçlandırmanın altında alt türler için hibe tahsisi yapılmayacak. ZEYTİNE DESTEK Buna göre fidanda ceviz, kestane, antepfıstığı, badem, harnup, alıç, defne, mah-

lep, zeytin, kuşburnu gibi odun dışı orman ürünlerinden faydalanılan türler ile kavak, kızılağaç, okaliptüs ve benzeri hızlı gelişen orman ağacı ve ağaççığında hibe 3 yıllık bakım ve proje yapım bedeli toplamının yüzde 25’i kadar olabilecek. Orman köyü nüfusuna kayıtlı ve o köyde ikamet eden köylülerin odun dışı orman ürünü veren ağaç ve ağaççık türleri ile yapacakları özel ağaçlandırma ve özel imar-ihya çalışmalarında verilecek hibe tutarı ise 3 yıllık bakım ve proje yapım bedeli tutarları toplamının yüzde 65’i kadar olabilecek. DESTEK BÜTÇESİ 18 MİLYONA YÜKSELTİLDİ

Destek sağlanan iş kalemleri arasına yenileri de eklendi. Damlama sulama ve işçilik desteği de kapsama girdi. Köylü önceden 3 hektar alanın ağaçlandırma maliyetine yaklaşık 40 bin lira destek alabilirken, yatırım destek kalemlerine yenilerinin de eklenmesiyle 55 bin liraya kadar hibe kullanabilmeye başladı. Özel ağaçlandırma kapsamında verilen desteklerde önden ödeme sistemi ise bulunmuyor. Bütün hibe ve destekler iş yapıldıktan sonra veriliyor. 2015 ve 2016’da özel ağaçlandırma ve imar ihya çalışmalarına yönelik hibe ve kredi için ayrılan destek bütçesi yaklaşık 16 milyon lira iken, bu rakam 2017’de 18 milyona yükseltildi.

“Altına” – Hıristiyan ve Müslümanları birleştireni Birçok edebiyat ödülüne sahip olan şair İvezamanda ondaki ses, bülbülleri bile kıskandırır.

lina Nikova “Tanrı birdir, ama farklı isimleri vardır” diyor”. 1977 , Provadiya doğumlu şairenin kitapları Bulgaristan’dan ve insanlar arasındaki sevgiden ilham almıştır. Şimdiye dek hep şiirler yazan İvelina, yayınladığı “Altına” isimli kısa romanıyla herkesi şaşırttı. Romanda yer alan olay, Rodoplar’da gelişiyor ve farklı dinlere mensup insanlar, Hıristiyan ve Müslümanlar arasındaki saygı ve sevgiyi konu alıyor. İvelina Nikova, kitap hakkında şunları paylaşıyor: “Altına”, yaraya tuz, dile bal basan” misali, büyüsü çözülen bir sır ve aynı zamanda da hayatımızda güzel günlerin doğacağına dair bir umuttur. Bu kitap,iradenin ve sevginin gücünü, haklı olanı ve iyiliği, güzelliği ve Tanrı’nın bir olduğunu gösteren, dinlerin birleşmesini anlatan bir kitaptır. Kitabın baş kahramanı olan Altına, bir Rodop kızıdır, anlında bir yara izi vardır ve aynı

Altına bir Hıristiyan kızıdır, ancak anlındaki yara izinden dolayı ailesi tarafından yakın köyde terkedilir. Daha sonra onu bir Müslüman bulup evlatlık edinir ve ilerleyen yaşında ona tüm gerçeği anlatır. Altına, gerçek annesiyle yüz yüze gelir ve kardeşi ve kızkardeşi ile tanışır. Daha sonra büyük aşkı bulur ve anlında aynı yara izini taşıyan bir kız çocuğunu doğurur. Kitabın finalini açık bıraktım. Okurlar ise kitabın devamını bekliyorlar. “ Rodopları “ruhu ve kalbi olan dağı” olarak adlandırıyorlar, “Altına” ise ruha ve öyle bir güce sahip bir kitap ki, bu güç insanı dağın eteklerine ulaştırabilir, çanların şarkısını söyleyebilir, yıldızlarla mayalanmış bir çanak yoğurt sunabilir, ekmeğin kutsallığını öğretebilir ve herşeyden çok, hangi dine mensup olursak olalım, iyilik ve aşkın bize öncelik etmesini öğretir. Altına, ışık ve aydınlık sembolüdür. Bu isim, baş kahramanın

Bulgaristan’ın Nedelino Belediye Başkanı Lüleburgaz Ticaret ve Sanayi Odası’nda Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı A. Ergin Okandeniz, Yönetim Kurulu Üyeleri ve Meclis Üyeleri Nedelino Belediye Başkanı Boyan Kehayov ve beraberindeki 20 kişilik heyet ile bir toplantı gerçekleştirdi.

Ziyarette konuşan Kehayov, ilk kez geldikleri Lüleburgaz’dan çok etkilendiklerini, Lüleburgaz hakkında internetten ve bazı dergilerden bilgi sahibi olmaya çalıştıklarını belirterek, “Lüleburgaz’ın birçok Avrupa ülkesinin önünde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu ziyaret bize, karşılıklı birbirimizi tanıma fırsatı da verdi. Lüleburgaz çok avantajlı bir şehirdir. Öncelikle yerel yönetimlerimizin işbirliği yapmaları gerekir. Ortak birçok konuda çalışabiliriz. Biz Belediye olarak iki taraflı partnerlik için çalışmalar yürüteceğiz. Özellikle, tarım, gıda ve mobilya sektörlerinde iyi ilişkiler kuracağımıza inanıyorum” dedi. “İnşallah karşılıklı olarak güzel bir işbirliği sağlarız” Lüleburgaz TSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Ergin Okandeniz de Bulgaristan heyetini ağırlamaktan büyük mutluluk duyduklarını belirterek, kent ekonomisi ve fırsatlar, yürüttükleri proje-

ler hakkında misafirleri bilgilendirdi. Okandeniz, “Lüleburgaz’ın konumu itibariyle oldukça stratejik bir kenttir. Lüleburgaz, konumu, potansiyeli, üretim altyapısı, lojistik fırsatları, sosyokültürel imkanları, yetişmiş insan gücü ile bölgenin en önemli aktörüdür. İnşallah karşılıklı olarak güzel bir işbirliği sağlarız. Ben buna inanıyorum” dedi. Lüleburgaz TSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Ergin Okandeniz ve Nedelino Belediye Başkanı Boyan Kehayov ziyaret anısına birbirlerine hediye verdi.


D U D O k N - 2016

Bulgaristan Türklerinin Sesi

TUVANA TÜRKAY

Tuvana Türkay, 3 Ekim 1990 tarihinde İstanbul Üsküdar’da doğmuştur. Babası Bulgaristan göçmeni annesi ise Rizelidir. Tuvana Türkay, 3 Ekim 1990 tarihinde İstanbul Üsküdar’da doğmuştur. Babası Bulgaristan göçmeni annesi ise Rizelidir. İstanbul Güneş Kolejinden mezun olduktan sonra Beykent üniversitesi Radyo tv sinema bölümünde okumaya başladı. 9 yaşında reklam filmlerinde oynamaya başladı. Tuvana Türkay, Kent Şeker, Türk Telekom, Only Ped, Akbank, Ayyıldız GSM, Kek Reklamı, Coca Cola gibi birçok reklam filminde oynadı. “Akademi Neo”dan oyunculuk dersleri aldı. Bunun haricinde bir sene 1 sene şan ve diksiyon dersleri aldı. Tuvana Türkay 2012- 2013 yılları arasında milli futbolcu Sercan Yıldırım ile birlikte oldu. Tuvana Türkay , 2014 yılında “Kara Para Aşk” adlı dizide Tuba Büyüküstün, Engin Akyürek, Erkan Can, Aytaç Arman, Nebahat Çehre ile birlikte oynadı. 27 Mart 2015 tarihinde vizyona girecek olan “Güvercin Uçuverdi” adlı sinema filminde Atalay Demirci baş rolde oynadı. İlk sinema filminde Atalay Demirci’ye duayen oyuncular Salih Kalyon, Zerrin Sümer, Ali Erkazan, Erdal Tosun ve Ayşen Gruda ve Tuvana Türkay eşlik edecekler.

Türkan Bebek Dualarla Anıldı Bulgaristan’da totaliter baskıcı rejim tarafından Türklere yapılan zulümde annesinin kucağında 17 aylıkken vurularak hayatını kaybeden Türkan bebek 32’inci ölüm yıldönümünde Edirne‘de yapılan törende dualarla anıldı Edirne Şükrüpaşa Mahallesi Göçmen evleri mevkiinde anıtı bulunan Türkan bebek, burada yapılan törenle anılırken, tüm şehitler için dualar yapıldı ve anıta karanfil bırakıldı. Törene, Edirne Valisi Günay Özdemir, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Balkan Türkleri Federasyonu Başkanı Nedim Dönmez, Trakya Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Cevat Güneş, CHP Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl, siyasi partilerin ve STK temsilcileri katıldı.

Programda konuşan Balkan Türkleri Federasyonu Başkanı Nedim Dönmez, “Biz devamlı Balkan Türkleri olarak devletimizin yanında olmuşuzdur, teröre karşı olmuşuzdur, gerekirse bu ay yıldızlı bayrağın altında kanımızı da vermeye hazırız. Bunu herkesin böyle bilmesini istiyorum” şeklinde konuştu. Trakya Balkan Türkleri Derneği Başkanı Cevat Güneş ise Bulgaristan‘da yapılan baskıcı rejime karşı annesinin kucağında hayatını kaybeden 17 aylık Türkan bebeğin direnişi olduğunu söyledi.

1 milyon avroyu aşan eroin ile iki Bulgar gözaltına alındı Değeri1 milyon avroyu aşan eroin ile iki Bulgar gözaltına alındı

Türkiye ile ortak sınırımızın Belevren köyü beldesinde resmi 1 milyon Avroyu aşan kaliteli eroin ile iki Bulgar vatandaşı gözaltına alınmıştır. 96 paket halindeki uyuşturucu ‘Lada Niva’marka bir arabada ortaya çıkarılmıştır. Toplam miktarı 49 kilogram 990 gramdır. Uyuşturucuyu taşıyan- ları güzergahtan geçmiştir. İkilar Türkiye’den Batı Avrupa’ya sinden biri direniş göstererek giden göçmenlerin kullandık- kaçma denemesinde bulunmuştur.

Bulgaristan’dan Getirdikleri Lüks Otomobilleri Parçalayıp Satan Çeteye Baskın

BULGARİSTAN’dan getirdikleri lüks otomobilleri Bursa’da parçalayıp internet üzerinden satan çete, Gümrük Muhafaza ekiplerinin operasyonuyla ortaya çıkarıldı. Parçalanan 3 lüks otomobilin ele geçirildiği baskınla ilgili 4’ü yabancı uyruklu 12 şüpheli hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Süresi geçtiği halde ülkeden çıkarılmayan yabancı plakalı lüks araçlarla ilgili operasyonlar, Gümrük Muhafaza ekiplerince sürdürülüyor. Bir vatandaşın Alo 136 Gümrük Muhafaza İhbar Hattına yaptığı ihbar, Bursa’daki bir çetenin ortaya çıkarılmasını sağladı. İhbarın değerlendirilmesi sonucu Bursa Oto Sanayii Sitesindeki bir iş yerinde yabancı plakalı lüks araçların parçalanıp satıldığı tespit edildi. Yürütülen çalışmalar kapsamında, internet üzerinden yapılan araştırmalarda söz

konusu işyerinin lüks araç parçalarını internet sitesi üzerinden sattığı da belirlendi. Bursa Gümrük Muhafaza Müdürlüğü ekiplerince yapılan operasyonda, iş yerinin dış kısmında parçaları sökülmüş durumda

yabancı plakalı olduğu görülen bir aracın şasi numarasının sistem üzerinden yapılan sorgulamasında, turistik kolaylıklardan faydalanarak Türkiye’ye Bulgaristan uyruklu bir kişi tarafından getirildiği ve yasalara aykırı olarak Türkiye’de bırakıldığı anlaşıldı. Ayrıca yapılan aramada, 2 Mercedes ve 1 adet Audimarka lüks aracın parçalandığı ve parçaların iş yerinin muhtelif yerlerinde satışa hazır şekilde depolandığı görüldü. Piyasa değeri 176 bin lira olan araç ve parçalarına el konuldu. Hazırlanan soruşturma dosyası kapsamında 4’ü yabancı uyruklu olmak üzere toplamda 12 şüpheli şahıs hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunuldu.

Almanya’nın gizli belgelerini yayımladılar

Bulgaristanlılar mahkemeye güvenmiyorlar

Wikileaks, ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) Almanya’daki faaliyetlerini araştıran Federal Meclis Araştırma Komisyonunun gizli belgelerini yayımladı. Wikileaks’in internet sitesinde ifşa edilen belgelerin, Almanya Dış İstihbarat Teşkilatı (BND) ile NSA arasındaki iş birliği hakkında bilgiler verdiği savunuldu. Yayımlanan toplam 2 bin 420 belge arasında BND, ülkenin iç istihbarat servisi Almanya Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) ve Almanya Bilgi Teknolojileri Güvenliği Dairesine (BSI) ait yazışmaların da bulun-

duğu ifade edildi. Belgelerin, gizli servislerin yöntemlerini ortaya koyduğu ve araştırma komisyonunun çalışmalarına ilişkin bilgi verdiği belirtildi. Federal Meclis NSA Araştırma Komisyonu Başkanı Patrick Sensburg, Alman İkinci Televizyon Kanalı ZDF’ye yaptığı açıklamada, komisyondan binlerce belgenin sızdırıldığını doğrulayarak bunların gizlilik seviyesi düşük Ocak 2015’e kadar olan belgeler olduğunu söyledi. “Bu, çalışmalarımızı çok engelliyor.” diyen Sensburg, bunu yapanların, olayların profesyonelce aydınlatılmasını değil, istikrarsız-

Dost Parti Trakya’da Teşkilatlanıyor

Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde, Bulgaristan’da çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu Bulgaristan Sorumluluk Özgürlük ve Hoşgörü İçin Demokratlar Partisi (DOST Parti) Trakya teşkilatlanma toplantısı gerçekleştirdi. İlçedeki bir restoranda gerçekleştirilen toplantıya, Dost Parti Genel Başkan Yardımcıları Aydoğan Ali ile Şaban Ali Ahmet ve Trakya’daki Balkan Türkleri Derneği yetkilileri katıldı. Toplantı, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Genel Başkan Yardımcısı Ali, yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde gösterilen gayret ve mücadeleden dolayı herkese teşekkür etti. İyi bir antrenman geçirdiklerini ifade eden Aydoğan Ali, asıl müca-

delenin bundan sonra başladığını belirtti. Bugüne kadar Bulgaristan’da hep demokrasiyi beklediklerini, ancak gerçekleşmediğini aktaran Ali, şöyle konuştu: “Bizim var oluş ve hakkaniyet mücadelemiz, bu 3 ay içinde gelecek genel seçimlerde belli olacak. Bu Bulgaristan için çok önemli. Biz bugüne kadar Bulgaristan’da hep demokrasi bekledik. Azınlık haklarını bekledik. Gerçek bir Avrupa ülkesinde olduğu gibi yüksek refah seviyesinde yaşayacağımız günleri bekledik. Bugün o kişiler hala ‘biz yöneteceğiz’ diyorlar. Buna artık izin vermeyeceğiz. Birlik ve beraberliği sağlayacağız. Buradan aldığımız güç ile Dost Partisi başarılı olacaktır. Büyük hizmetlere imza atacaktır. Daha iyi daha refah günlerle yaşayacağız.”

Modern Politika Enstitüsü”nün bir araştırmasına göre Bulgaristanlıların yüzde 78’i mahkemenin etkili olmadığını, yüzde 72’si ise savcılığın çalışmaları ile başa çıkmadığını düşünüyor. Polise verilen değerlendirme ise daha kötüdür. Ankete katılanların yüzde 81’i polise güvenmiyor. Araştırmayı yapanların yorumuna göre Bulgaristanlılar arasında ne polise ne de mahkemeye güven var.

5

Musa Vatansever Yeni Yılınız Kutlu Olsun!

Dileğimiz, bizim yeni yılımız bize benzesin ve hiç birimizi bir şeye muhtaç etmesin! Geçen kış öyle usulca gelmişti Yıl Başı. Hatırladınız mı? Sevdi bizi ve bizden ayrılması çok zor oldu. Hele son günlerde çok hırçınlaştı. Hem Bulgaristan’da hem de Türkiye’de baştanbaşa kar altında kaldım. Soğuk da kendini aratıyor. Çok sevmiş bizi bir türlü bırakıp gitmek istemiyor. Sonu hayırlı olsun. Lütfen Yeni yıl vesilesiyle Burgas dağlarında, Deliorman’da yakınları olan kardeşlerimiz yola çıkmasınlar. Yollar kapalı. Otobanlardaki buzlanma ve kat teperi geçit vermiyor. Yılbaşınız kutlu olsun sevgili kardeşlerim. Biz Türk milleti olarak bu yıl çok zor bir yılı tarihe kattık. O kadar zordu ki, birçok konuda geçmişimizi ve bugünümüzü yeniden değerlendirdik. Etrafımıza bir daha baktık ve göremediklerimizi görmeye çalıştık. Hak ve Özgürlükler Hareketinden Sorumluluk, Özgürlükler ve Tolerans için Demokratlar (DOST) partisinin kopmasıyla, 2016’nın gerçekten içimizdeki totaliter kalıntılardan, hainler sürüsünden süzülüp kurtulacağımız umudu doğmuştu. Bu olumlu gelişmeye Doğruca’lı bağımsız milletvekili Hüsmen Güney hareketinin dal budak salmaya başlanması da eklenince umutlarımız inanç kıvılcımları vermeye başladı. Yılın son günlerinde bu ikiliye Hürriyet ve Demokrasi Partisinin yeni başkanı Orhan İsmailov da dahil olunca yeni bir hareketlenme biçimlendi. 26 Aralık sabahı yeni ortak atılımın Sütkesiği (Mleçino) şehitler mezarına ONUR YÜRÜYÜŞÜ’ ne birlikte katılmaları yepyeni bir gelişmenin başlangıcı oldu. “Bizim bahar yeniden yeşerecek” diye haykıranlara Yeni Yıl müjdemiz olsun! Bulgaristan Türklerinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nde bulunan soydaşlarımızın yeniden uyanarak kenetlenmesinden oluşacak kitle hareketinin ideolojik, teorik ve siyasi tohumlarını saçan Bulgaristan Türkleri Kültür ve Hizmet Derneği BULTÜRK ve Stratejik Araştırma merkezimiz de 2016’da ciddi bir şahlanma yaşadı. Yılın tüm toplumsal olaylarında başı çeken, ışık olan, yol gösteren rol oynadı. Binlerin gönlüne biraz daha yaklaşabildi. Okut kitlesini genişlettikçe genç tabana inmeye devam edecek. “Bulgaristan Türklerinin Sesi” gazetesini bir elektronik aylık yayın olarak çıkarak BULTÜRK yayını okur kitlesinin 100 bini aşması övgüye değerdir. Tarihsel önem taşıyan,2016’ Ağustosunda “Yeni Kapı” da bir daha ateşlenen Türk Ulusal Ruhunda BULTÜRK bayrakları da dalgalanması büyük anlam kazandı. 20 gün süren demokrasi için gece nöbetlerinde tüm vatanseverlerle aynı saflardaydık. 15 Temmuz FETÖ darbecilerini birlikte kınadık. Türk ulusunun yeniden dirilişinde, bir ve beraberlik kavgasında omuz omuza beraberdik. 1919’da Çanakkale zaferleriyle tutuşan ve bir asır boyu kesintisiz gelişerek büyüyen Türk kimliğimizin yeni sarmalında buluştuk. Bugün de bu yeni başlangıcın gurur ve kıvancıyla kanatlanmışız, ortak hedeflere birlikte uçuyoruz. Türk ulusundan bir parça olan ve Türk kimlini Atatürk’ü, Türkiye halkının ulusal şahlanışını örnek alarak oluşturan Bulgaristan Türkleri 21. asır Türk ulusal kimliğinde ayrılmaz, kopmaz ve oluşturucu bir öğedir. Bulgaristan Türk kimliği Türkiye Cumhuriyetiyle sıkı bir etkileşim içinde, Türk halkının öz kimliği örnek alınarak, kendi kökleri üzerinde oluşmuş, azınlık statüsü kazanmış ve gelişmiştir. Artık hepimiz inanıyoruz ki, hayat bir ulusal kimlik ve azınlıkları öteleme yüzyılı olan 20. yüzyılı iteliyor ve çok uluslu, çok kimlikli, çok kültürlü halk topluluklarından oluşan yapılanmayı hayata çağırıyor. Bulgaristan’da bu yeni yapılanmanın başını çekecek olan kitlesel, bileği bükülmez güç Türkler olacaktır. 2016’da memleketimizde bizi Rus etki alanında bir mantar haline getirmek isteyen, kimliğimizi köreltme çabalarını sürdüren HÖH-DPS azınlığımızın eritilmesinde ön ayak olma siyaseti artık çöküyor. Totaliter rejim nankörlüğünden doğan “Bulgar Etnik Modeli” zamanını doldurdu, kendi mezarını kendisi kazdı ve çukura düştü, cenazesine giden yok. Halka karşı gelişen tüm hareketlerin kaderini yaşadı ve söndü. 2016 yılı Bulgaristan için çok ağır ekonomik, siyasal, mali ve kültürel çöküş yılı oldu. Avrupa kıtasında en sefil, en az gelirli, en fakir, işsizler ordusu en kalabalık ülke damgası sırtımızdadır. Bulgaristan halkının dirilme enerjisini tüketen totaliter baskı terör ve zulüm düzeninin enerjisi tükenmiştir. Dünya çağdaş medeniyetlerine katılabilmemiz için yalnız memleketimizi güzel havası yeterli olmuyor. Modern dünya sayısal devrim çağına giriyor. Nüfusun % 44’ünün okuduğunu anlayamadığı bir eğitim sistemi7yle bu hamleye katılabilmemiz zor olacak benziyor. Memleketimizdeki karanlıkta ağarma ve ışık kıvılcımı göremeyen yurttaşlarımızın 3 milyonu artık geçimlerini dış ülkelerde arıyor. Avrupa Birliği makamlarının genç nüfusumuz arasında yaptırdığı bir ankete göre, ülkemizin beyin gücü ve beden gücü gelişmiş ülkelere akmaya devam ediyor. Nesnel süreçleri yapay kararlarla yön değiştirmeye çağırmak hiçbir işe yaramıyor. Tüm bunlara rağmen biz Bulgaristan Türkleri ve orada yaşayan tüm kardeşlerimiz ülke siyasetinde belirleyici rol oynamaya devam ediyoruz. 6 Kasım’da yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüksek aktiflik gösterdik. Halkın kaderinin hiçbir siyasi gücük veya kişinin elinde oyuncak olmadığını ve olamayacağına işaret ettik.


6

D U D O k N - 2016

Bulgaristan Türklerinin Sesi

AYenikyılınızı kutlu l dve heraşey gönlünüzce B i olsun. r Bulgaristan Bilimler Akademisi’nin yeni başkanı var İyi kötü, umutla başladı, umutla gitti 2016! Yeni umularla geliyor yeni 2017 yılı. Almanya bir Katolik ülke, Noel Pazarlarıyla doldu taştı ortam. Noel, onların en kutsal dini Bayramı! Geçen yüzyılın ikinci yarısında bir ara BARIŞ BAYRAMI olarak kutlamak istemişler tutmamış. Onların derin dini inancında İsa Peygamber’in dirilişi zaten DÜNYADA BARIŞ OLSUN anlamındadır. Ben buraya geleli birkaç yıl oldu. Noel Bayramı arifesindeki kilise törenlerinin derin anlamını tam kavrayabilmiş değilim. Fakat hayran olduğumuz Alman klasikleri arasında kilise korosundan ya da org klavyesinde terleyerek gelmemiş besteci yok gibi ve bu dinsel özün sivil dünyaya akmasına hizmetlerinden dolayı sonsuz saygı kazanmışlar. Üstelik kilisenin ruhsal dünyasından çıkan bestelerle Avrupa halklarının birleşme umudu gibi çok kutsal emellere ölümsüzlük kazandırmaları gerçekten saygıya değer. Bu yazımı yazarken biraz karmaşık duygular etkisindeyim. Ben Almanya’ya bir Avrupa Birliği vatandaşı pasaportuyla geldim. İş aramaya ve bulursam çalışmaya geldim. Uçak alanında ya da otobüsten inerken çiçekle karşılanmadım, ne de Almanya’da işlerim iyi gitsin diye arkamdan bir kova su dökenim vardı. Buraya geldim geleli beni bir düşüncedir aldı. Hadi geldik iyi oldu da, çalışıp harcamakla nereye kadar? Arkamızda kalanları kocaman memleketimizi sanki kurda kuşa bıraktık. Köylerimizden 30’unda 300 kişi kalmış, tamamen boşalmış mahalleler var. Yalnız yol boylarını değil çayırlarımızı da kavgalaz ve eşek dikenleri bürümüş. Arda boyunca karanfil ve yonca yeşili dalgalanan yamaçlar geçiyor gözlerimin önünden… Buradaki bayır ve yamaçlar parçalanmış, elektrikli telle sarılmış inekler içinde gezen inekler bakışırken sanki “ne yapalım kader” diyorlar. “Muuuu” demeyi neredeyse unutmuşlar. O kadar da olmaz canım… Bizim bövelek sinekleri burada olsa, dünyaları değişir, diye düşündüğüm de olmuyor değil ha! En fazla dinlediğim “Deutsche Welle” – (Almanya’nın Sesi) radyosu. Vatandan da hep kulak misafiri olmaya çalışıyordum da, burada sanki can kardeşim oldu. Bugün bir haberinde, Bulgaristan’da yapılan yılbaşı anketinden çıkan sonuçları açıkladı. 2017 yılında hala Bulgaristan’da yaşayan vatandaşların % 44’ünün memleketi terk etmeye hazırlandığını duyurdu. Bu rakam, Romanya’da yaşlı nüfusun % 49 imiş. Şöyle bir şey var ki, bir türlü aklım almıyor. Noel öncesi, ben de davet edildim. Burada, Münich’e yakın bir dağ beldesindeki turistik tesislerinden birine toplandık. 20 kişiydik. Toplantımıza konuşmacı olarak Sofya’dan önemli bir isim gelecek, dediler. Karşımıza dikilenin sakalı uzamış, siyah saçları kafasındaki şapkadan fazla karışmış olduğundan birden tanıyamadım. Oysa çok bildik birisiydi. 2014’te Bulgaristan sivil toplum eylemlerinde başı çeken rol oynamıştı. O dönem Bulgaristan’da olduğumdan kendisini sima olarak tanıyordum. Önerdiği Adalet Reformunu meclisten geçiremeyince hemen istifa etmişti. Şimdi yeni bir siyasi parti kurmayı düşünen ve nabız yoklamaya gelen Hristo İvanov’tu. Oturduğum yerde rahatlarken, “koyunlar nereye, çoban oraya” geçti aklımdan. Çok esaslı şeyler anlatıyordu. Siz burada 232 bin kişisiniz, dedi. Kendisine saygı duymasam “her kes kendi bacağından, sana ne!” deyebilirdim. Fakat o sözü ağzımdan aldı. Bulgaristan’da “akılda bir” deyecek adam kalmadı. Öğrenimlilerin, diplomalıların, işten anlayanların, ustaların hepsi dışarı çıktı. Halkımızın aklı dışarı aktı. Taş kafalar kaldık memlekette, dedi. Sonra doğumun durduğunu anlatmaya başladı. 1997’de Bulgaristan’da en az çocuk doğmuş. Bu yıl, onun açıkladığına göre, toplam 7 100 000 (yedi milyon yüz bin) kişiymişiz Bulgaristan vatandaşlığında, gelecek sene yani 2017’de 100 bin kişi daha azalacakmışız ve 7 milyon kalacakmışız. Ne var ki, bu büyük büyük rakamlar rahmetli annemim şu sözüne benzedi: Kayığın içindeki yoğurdun miktarından söz etmeden “bu sabah bir kayık yoğurt dövdüm” derdi. Yoğurdu kalaylı bakıra döktüğünde gözüne az gelirse içine birkaç tas su ekler ve güzelce karıştırırdı. İvanov, 7 milyon deyince, “hadi atma” demek üzereydim, ama “3 milyonumuz” dışarıda deyiverdi. Doğruya doğru 700 binimiz de Türkiye’de, diye ekledi. Yani 1 gün otobüs yolculuğuna dayanabilen torbasını sırtlayıp boylamış eski kıtayı. Konuşmacı önündeki kâğıtları topladı. Başını kaldırdı. Ve “dönün” desem, “döner misiniz?” sorusunu yöneltti. Çıt yoktu! Değirmenciev isminde bir arkadaş, ilk sırada oturanların arasından kalktı. “Almanya’ya 5 senede ısındım. Evraklarımın tanıtılması, yazışmalar, dil kursları, ortam, uygun iş, sosyal sigorta sistemine kaydolmak, eşimin sorunları, çocukların okulu art arda çözüldü. Halen kenara pek bir şey koyamadık. Boş elle dönmek olmaz. Teklifiniz nedir? Cazibeli bir tarafı varsa, tartışalım” dedi.

Bulgaristan BilimlerAkademisi BAN Genel Kurulu toplantısında başkan görevine akademisyen Stefan Vodeniçarov’un yerine Yulian Revalski seçildi. 27 Şubat 1956 Simitli doğumlu olan akademisyen Revalski, Sofya Üniversitesinin matematik bölümünden mezun olup 1986 yılından bu yana BAN’da, operasyonların araştırılması, fonsyonel analiz ve genel topoloji alanında çalışıyor. Onlarca makale yazmış bulunan Yulian Revalski, İtalya, Kanada, Yunanistan, Almanya, Fransa, Şili, Peru ve Küba’da bulunan 14 üniversitesinde konuk araştırmacı ve konuk öğretim üyesi oldu. Bulgaristan Matematikçiler Birliği ve Bilimciler Birliğinin, ayrıca da ABD Matematik Topluluğunun üyesidir.

Bulgaristan, erken genel seçimlere gidiyor Reformcu Blok, 43. Millet Mec-

lisi çerçevesinde Cumhurbaşkanı Rosen Plevneliev tarafından kendisine sunulan üçüncü ve son hükümet kurma yetkisini geri çevirdi. Cumhurbaşkanı Plevneliev, Reformcu Blok, GERB ve Yurtsever Cephesi arasında yürütülen görüşmelerin beklenen sonucu sağlamamasından esefini dile getirirken, şimdiki Meclis’in görevi sırasında hükümet kurulmasıyla ilgili anayasal prosedürün tamamlanmasının ve ülkenin erken genel seçimlere gitmesinin aşikar olduğunu belirtti

Romanya’dan Bulgaristan’a doğalgaz nakliyatına 2019 yılında başlanması bekleniyor

Enerji Bakanı Temenujka Petkova, parlamentoda Kasım ayında açılan sistemler arası doğalgaz bağlantısı üzerinden doğalgaz Romanya’dan Bulgaristan’a 2019 yılında nakledileceğini söyledi. Yavaşlamanın nedeni, Romanya topraklarında 2019 yılında hazır olması gereken baskı üssü eksik-

liğidir. Bükreş yetkilileri, Bulgaristan’a ve AK’ye çalışmalarına hız vereceğini ve doğalgaz nakliyatına daha erken başlanabileceğini temin etti. Projenin tam kapasitesi, 1,5 milyar metre küp. Romanya ile sistemler arası doğalgaz bağlantısı, Bulgaristan’ın komşuları ile inşa edebildiği ilk bağlantıdır.

Bulgaristan hükümeti Hitrino’ya 5 milyon avro yardım sağladı Başbakanlık basın merkezi, Ba- geri kalan kaynaklar, in-

kanlar Kurulunun, Hitrino belediyesinde meydana gelen faciadan yaraların sarılması amacıyla 10 milyon leva (5 milyon avro) yardım sağladığını, duyurdu. Paraların yarısı, belediyenin hazırladığı halka yönelik sosyal programlar için harcanırken

şaat, rehabilitasyon, yeniden yapılanma ve belediye mülkiyet ve altyapı onarımı dahil olmak üzere köylülerin normal hayata ve yaşam biçimine dönmelerini sağlayacaktır.

A B ’ d e i s t i h d a m a r t ı y o r, B u l g a r i s t a n ’ d a a z a l ı y o r

Eurostat’ın verilerine göre yılın üçüncü üç aylığında Avro bölgesinde ve bütün AB’de istihdam edilen kişilerin sayısı, ikinci üç aylığına nazaran yüzde 0,2 artmıştır. O zaman istihdam sırasıyla yüzde 0,4 ve yüzde 0,3 arttı. Bunun yanı sıra üçüncü üç aylığında Bulgaristan’da istihdam üç aylık bazda yüzde 0,7 ve yıllık bazda yüzde 1,0 azalmıştır. Üç aylık bazda daha büyük düşüş sadece Letonya ve Estonya’da, yıllık bazda ise Romanya, Litvanya ve Estonya’da kaydedilmiştir.


D U D O k N - 2016

Bulgaristan Türklerinin Sesi

Türk Badmintonu Balkanlar’ı Aştı” Türkiye Badminton Federasyonu Başkanı Murat Özmekik, «Türk badmintonu Balkanlar’ı aşmıştır, Avrupa’da söz sahibi bir ülke haline gelmiştir.» değerlen.dirmesinde bulundu Özmekik, yaptığı yazılı açıklamada, son dönemde Türk badmintonunun .önemli bir gelişim kaydettiğini belirtti Türkiye’nin, Balkan Şampiyonalarında ilk derecesini 2004 yılında 13 yaş grubunda takım halinde elde ettiğini hatırlatan Özmekik, «O dönem büyüklerde set ve maç aldığımızda sevinen bir ülkeydik. Bugün artık Balkanlar’da tek başımıza Türkiye olarak 100 madalyanın yarısından fazla.sını alır olduk.» ifadelerini kullandı Özmekik, Balkan ülkelerinin bu başarıdan rahatsız olarak ferdi müsabakalarda Türk sporcularının katılımlarına kota koymaya başladık:larına dikkati çekerek, şunları kaydetti Artık Bulgaristan ve diğer Balkan« ülkeleri, ferdide Türk sporcularının katılmadığı kategorilerde üçüncülüğü başarı olarak görmeye başladılar. Karaman’da 2015’te yapılan 19 Yaş Balkan Şampiyonası’nda tarihte ilk defa gözümüzde yıllardır büyüttüğümüz Bulgarları ferdi kategoride madalya almadan Türkiye’den geri gönderdik. Şampiyonada ferdi müsabakalarda 20 madalyanın 17’sini Türkiye olarak tek başımıza aldık. Başarı anlamında Türk badmintonunun geldiği nokta budur. Artık Türk badmintonu Balkanları aşmıştır, Avrupa’da söz sahibi bir ülke haline gelmiştir. Avrupa Şampiyonalarında yıldızlar ve gençlerde ilk 3’e girmiş, büyüklerde Özge Bayrak ile ilk madalyasını almış, ülke sıralamasında İspanya ve Bulgaristan’ı geçerek 50’den ».28. sıraya yükselmiş bir ülke olmuştur

Edirne Bulgarların Pazarı Haline Geldi Edirne, kara sınırı bulunan Bulgaristan vatandaşlarının pazarı haline döndü. Bulgarların Edirne’den aldıkları ürünlerin ba.şında deterjan ve temizlik ürünleri geliyor Edirne, kara sınırı bulunan Bulgaristan vatandaşlarının pazarı haline döndü. Sabahın erken saatlerinde otomobil ve otobüslerle kente gelen Bulgarlar, ucuz buldukları ürünleri araçlarına yükleyerek evlerine dönüyorlar. Bulgarların Edirne’den aldıkları ürünlerin başın.da deterjan ve temizlik ürünleri geliyor

TOPTANCILAR DURUMDAN MEMNUN Bulgarlar, toptancıların yoğunlukla bulunduğu Bostan Pazarı Mahallesi>nde alışveriş yapmayı tercih ediyor. Kapıkule ve Hamzabeyli sınır kapılarından Edirne’ye giriş yapan Bulgarlar’ın alışveriş yaptığı Bostan Pazarı Mahallesi adeta Bulgaristan’daki herhangi bir caddeyi andırıyor. Esnaflar, dükkanlarının camlarını, tabelalarını Bulgarca yazılarla süslüyor. Mahallede Edirnelilerden çok Bulgar vatandaşlar alışveriş yaparken toptancı esnafı da durumdan oldukça memnun. Otomobillerine ucuz buldukları ihtiyacı olan ürünle.ri yükleyen Bulgarların aldıkları ürünleri Bulgaristan’da sattıkları iddia ediliyor »KAZANÇ SAĞLAYACAKLARI HER ŞEYİ EDİRNE’DEN ALIYORLAR« Bulgaristan müşterisinin oldukça fazla olduğunu belirten Can Ay, «Uygun buldukları her şeyi alıyorlar. Gümrükte bu aralar sıkıntıları var. Gümrükten geçecekleri günleri takip ediyorlar. Kazanç sağlayacakları her şeyi buradan alıyorlar. Ekmek .peşindeler. Genelde dövizi Türk parasına çevirerek alışveriş yapıyorlar» dedi Bulgar vatandaşı Hasan Gırnata, Edirne’deki ürün fiyatları uygun bulduğunu ifade ederek, «Çocuk bezi ve kahvaltılık alıyorum Edirne’den. Yunanistan’dan ucuz olan ürünleri alıyoruz, fazlası bizi kurtarmı.yor. Haftada bir gün Edirne’den alışveriş yapıyorum» diye konuştu

Avrupa’da sanayi üretim azalıyor, Bulgaristan’da artıyor Eurostat verileri 2016 yılının sonunda bütün AB’nde sanayi üretimin birden bire azaldığını, aynı zamanda Bulgaristan’da ikinci ay süresinde iyi bir artış kaydettiği gösteriyor. Bütün AB’nde Kasım ayına göre %1,0 azaldı. Bulgaristan’da üretim Aralık ayında %2,1 arttı. Yıllık bazda Aralık ayında artış %7.

Ramazan Dede, Türk Ordusu İçin Yerli Silah Yapıyor

Malatya’da 2 metrekarelik barakasında kendine has yöntemlerle yerli silah üretimi yapan 87 yaşındaki Ramazan Apaçık, fırsat verilmesi halinde Türk Ordusu için de silah yapabileceğini söyledi.

YA P T I Ğ I LAR HERKESİ

S İ L A H Ş A Ş I RT I Y O R

Yeşilyurt ilçesine bağlı Topsöğüt Mahallesi’nde evinin önüne yaptığı küçük tahta bir barakada her türlü tamir işini yapan Ramazan Dede’nin hiçbir eğitim almamasına rağmen yaptığı silah ve tü-

fekler herkesi şaşırtıyor. Her sabah barakasında işe koyulan Ramazan Dede, silah yapımının dışında çeşitli tamirat işleriyle de uğraşıyor. Yaşı ilerlemesine rağmen ustalığıyla gençlere taş çıkaran Ramazan Apaçık, temin ettiği malzemelerden ürettiği silahları fırsat verilmesi halinde Türk Ordusu için de üretebileceğini ifade etti. “ S İ L A H YA P I M I İ Ç İ N G E REKLİ RESMİ BELGELERİM VAR” Yaptığı silahların her türlü durumda kullanılabilecek yeterlilikte olduğunu belirten Ramazan Dede yetkililere seslenerek, fırsat verilmesi halinde orduya silah yapmaya gönüllü olduğunu ifade etti. Silah yapmanın kendisi için bir hobi olduğunu belirten Apaçık, daha önce silah tamiratı yaparak geçimini sağladığını söyledi. Şu an işlerinin eskisi gibi iyi olmadığını belirten Ramazan Dede, “Eskisi gibi iş yapamıyorum. Eskiden silah tamiratı çok yapardım. Aslında bu mesleği ilerletmek istiyordum ama şimdilerin pek hevesi yok. Silah yapımı için gerekli resmi belgelerim var. Yaşım 87 oldu artık.

Tabi eskisi gibi el çabukluğum kalmadı. Nereye giderse oraya kadar devam edeceğim bu işe” dedi. “ORDUMUZUN ALL A H YA D I M C I S I O L S U N ” Ramazan Apaçık, fırsat verilmesi halinde gücü nispetinde Türk Ordusu’na da silah yapmak istediğini belirterek, “Eğer fırsat verilirse Türk Ordusu’na da silah yapmak isterim. Ordumuzun Allah yardımcısı olsun. Onlar için hep dua ediyorum. Ben bu halimle ordumuz için elimden geleni yapmaya hazırım. Eğer fırsat verilirse ordumuza yerli silah yapabilirim” diye konuştu.

BM: Uluslararası Çabalar Sonuç Vermezse Gıda Üretimi Tehlikeye Girecek

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FOA) Genel Direktörü José Graziano da Silva, gıda sistemlerini iklim değişikliğine karşı daha dirençli duruma getirme çabalarının başarısız olması durumunda, birçok bölgede gıda üretiminin ciddi olarak tehlikeye gireceği ve açlık ile aşırı yoksulluğu 2030 yılına kadar bitirmek için devam eden uluslararası çabaların başarısızlığa mahkum olacağı uyarısında bulundu. ‘’SORUNUN ÇÖZÜMÜNDE TARIMIN ANAHTAR ROLÜ VAR’’

Dubai’de gerçekleşen Dünya Yönetim Zirvesi’ndeki yuvarlak masa toplantısında konuşan Graziano da Silva, tarımın, günümüz insanlığının maruz kaldığı en büyük iki sorunun çözümünde anahtar role sahip olduğunu, açlık ve yoksulluğun kökünün kurutulması ve medeniyetin iyiye gitmeye devam etmesi için istikrarlı iklim koşullarının sağlanmasına katkı sağlayacağını söyledi. ‘’ÇİFTÇİLER BÜYÜK ENGELLERLE KARŞILAŞIYOR’’ Graziano da Silva, açlık ve aşırı yoksulluk yaşayanların büyük çoğunluğunun geçim kaynağı olarak tarıma bağımlı olduklarını ve istikrarsız iklim ve küresel ısınmanın etkilerine karşı en korumasız kişiler olduklarını söyledi. FAO Genel Direktörü innovasyon yaklaşımlarının bu kişilerin ürünlerini geliştirip direncini arttıracağını belirtti ve ekledi:

“Çiftçiler daha çok kredi ve pazarlara ulaşım eksikliği, bilgi eksikliği, arazilerin kullanım süresindeki güvensizlik ve mevcut çok yüksek işlem masrafları gibi büyük engellerle karşılaşıyor.” ‘’70 ÜLKE METEOROLOJİ SERVİSİNİ KURMADI’’ Graziano da Silva, olumsuzluklara örnek olarak halen 70 ülkenin meteoroloji servisini kurmadığını belirterek, FAO’nun Dünya Meteoroloji Örgütü ile bu ihtiyaca cevap verebilmek için çiftçi dostu düşük maliyetli çözümler üretmek için çalıştığını söyledi. Sert ve daha az tahmin edilebilen hava koşullarına karşı koymak için çiftçilerin daha iyi teknolojik araçlara, pazara ve bilgiye ihtiyaç duyduğunu belirten Graziano da Silva, tarım altyapısının geliştirilmesi ve arazi kullanım sürelerinin iyileştirilmesinin de bu anlamda önemli olduğuna dikkat çekti.

7

BGSAM Şehitlerimiz Yaşıyor

Şehitleri anma etkinliğine ilk gittiğimde 24 yaşındaydım. 5 arkadaş bir “Lada” ile gitmiş ve Sütkesiği’ne (Mleçino) varmazdan önce bir tütün tarlası kenarına park etmiştik arabamızı. Araçlar yolları tıkamış, otobüslere de geçit yoktu, 60 bin kişi dolmuştu köy meydanına ve etrafta kuş uçmuyordu. İstanbul, Bursa, İzmir ve İzmit’ten gelen otobüs sayısı 50’den fazlaydı. Bütün Eğiri Dere, Cebel, Mestanlı ve Kırcaali buradaydı. Kirli (Bekovski) insanı ev sahipliği yapıyor, gelenleri karşılıyor ve yönlendiriyordu. O zaman bu çok büyük mitinge katılanlardan her biri bir bayraktı. Hak ve Özgürlükler Partisi (DPS) den kimsenin konuşmasına gerek yoktu. Hapisten çıkmış, kolunu, bacağını direniş yollarında kaybetmiş, gözleri görmez olmuş ama alnı akpacık, vicdanı açık ve çelik ruhlu yaşlılar konuşuyordu. Bu gün bunları Ne BTV, ne Nova TV ne BNT-1, bu mitingten söz etmedi. Davamız unuturulmak isteniyor. İsimlerimizi, dilimizi, dinimizi geri alma davası ateşini yakan kanaat önderleri, babalar ve bileği bükülmeyen gençler ateşli konuşuyordu. Herkes kendisini anlatıyordu, her birimiz aynı ateşte bir odun, aynı davada bir er, bir çavuş ve bu toprakların daha önce görmediği bir paşa, bir generali idi. Konuşanların hiç biri devrim teorilerinden hiç birini bilmiyordu. Çünkü Avrupa ve Balkanlar tarihinde isim, dil ve din için diktatör devrilmemiş, totaliter komünist sistem sırt üstü getirilmemiz ve üzerine uzlaşma ve barış bayrağı dikilmemişti. Aslında bizim isim, dil, din davamız çok daha geniş kapsamlıydı. Kürsüye çıkanlardan Mehmet Hüseyin Lyaskovo köyünden son şehidimizi şöyle anlatmıştı: “Kardeşlerim, çoğumuzun evimizi yerimizi parasız pulsuz bırakıp pala pırtısıyla “Büyük Gezi” kuyruklarına dizildiği o kargaşalı günlerden birinin akşamında bizim köyde bir evde 40 dolayında çocuk sünnet edildi. Sünnetçi Bulgar ve uzmandı. İş (sağlık ocağı görevlisi) felşer Salimehmet Şevket’in üstüne kaldı. Sorguya çekildi. Yine sünnet raporları yazması istendi. Daha ertesi sabah bölge kliniği baş sorumlusu ve güvenlik müdürü köye geldiler. Salimehmet’i arıyorlardı. O eşine “Ben çok ama çok sıkıntıdayım” diye itiraf etti. Evden iş yerine diye çıktı, çıkış o çıkış ve bir daha geri dönmedi. Annesi Nevriye bacı ve eşi Hüsnüye kuşkulandılar. Köylüyü ayağa kaldırdılar. Ta ikindiüstü yakındaki barajın kıyısında önce ayakkabıları, sonra da bulanık sularda cesedi bulundu. Ardından anası, eşi, biri beş diğeri 2 yaşında öksüzler kaldı. Onu da “soykırım şehirleri listesine” yazın diyordu konuşmacı…” Şimdi zamanlar değişti. “Halk “doğru ağaç çatlamaz” dese de, yüzlerce şehidimizin kanından, Yüz binlerce göçmenimizin çilesinden, bir asır devam eden faşist ve komünist Türk düşmanlığına baş kaldırışımızdan doğan Bulgaristan Müslüman Türk kimliği ruhu bugün parçalanmış durumdadır. Hak ve Özgürlük Partisi (DPS) yönetimi şehitler anıtına çelenk ve çiçek koyma, El Fatiha okuma esnasında hoparlörden Bulgar horo ve rıçenitsa müziği salarak, halk eylemine gölge düşürmeye kalktı. Bu tüm sınırları aşan bir hainlik oldu. Bugünkü HÖH-DPS parti yönetimi Bulgaristan Türklerinin öz geçmişine, hak ve özgürlükler uğruna verdiği mücadeleye, izlediği davaya ihanet siyaseti yüzünden son 26 yılda ileri tek adım atamadı, geçen sene yönetim değişikliği yapmış olsa da, davamıza sahip çıkmıyor. Dava bayrağımızı dalgalandırmaktan vazgeçmiştir. Şehitlerimize saygısız davranıyor. Bugünkü sorunlarımızı domuz sucuğu gibi ipte sallandırıp üzerine sinek konmasını ve pislendi deyip çöp tenekesine atma peşindedir. Türkiye’den Bal-Göç gibi saygın dernek temsilcilerinin ve Filibe Başkonsolosu Murat Muhacıroğlu gibi saygın konukların katıldığı Şehitleri Anma ve Direniş etkinliğinin yuhalanmaya çalışılması, HÖH partisinin Bulgaristan Türklerinin Türkiye’deki soydaşlarımızla, onların hizmet ve kültür dernekleri, federasyonları ve Türkiye devlet makamlarıyla olan bağlarımızı, dayanışmamızı bal-


8

KASIM - 2016

Bulgaristan TĂźrklerinin Sesi


KASIM - 2016

Bulgaristan TĂźrklerinin Sesi

9


D U D O k N - 2016

10

Avşin BALKAN Direniş Yıllarının Havası

Edebiyatımız ve kültürümüz var oldukça biz yaşarız. Nice yıllara! Yazarlarımızdan Muharrem Tahsin bazı öykülerinde insanlarımızın zorla kimlik değiştirme kampanyası sırasında yaşadığı manevi ve psikolojik bunalımı yansıttı.. “Ak Kiraz” adlı öyküsünün kahramanı olan şarkıcı, kiraz ağıcından yontulmuş sazı eşliğinde Türkçe türkü söylüyor. Rejimin ajanları sazı alıp kırıyor ve yerine gaydayı (tulumu) dayatıyorlar. “Tükürük” adlı öykünün kahramanı bir köylüdür. Başkent Sofya’yı ziyareti esnasında Parti evinin duvarına tükürüyor. Ama köyüne dönünce korkudan ruhsal bunalıma girecek kadar ağır sıkıntılar çekiyor. Zorunlu kimlik değiştirme yıllarında Bulgaristan Türkü’nün üzerindeki baskı ve zorba eylemleri İsmail Çavuş’un öykülerinden de izlenebilir. “Nostradamus” adlı öykünün kahramanı – Nusreddin adında ihtiyar bir köylü, memur hanımı aldatarak adını, kendi adına yakın ve eziyet çağrışımları uyandıran Nostradamus olarak kaydettiriyor. “Antika” başlıklı öyküsü ile uydurma arkeolojik kalıntılarla mizah ve istihza ile eleştiriyor. İslam Beytulla “1940 – 2014), bir uluslar arası bilim şöleninde “Bulgaristan Türklerinin güya Gönüllü ad değiştirmeleri” konusunda bildiri sunmaya zorlanan bir genç kızın akli dengesini yitirme trajedisini dile getiriyor. “Kara Tahtadaki Tazı” başlıklı öyküsünde yazar rejim görevlilerinin adını değiştirmek için yaptıkları baskı altında bulunan bir köy okulu müdürünün yaşadığı manevi bunalımı yansıtıyor. “Benim ismim kişiliğimdir, sekreterim. Başka bir adın beni daha güzel, daha kibar, daha akıllı yapacağını sanmıyorum.” Diyor okul müdürü, sekreterin ismini gönüllü olarak değiştirme “önerisini” kabul etmediği için tutuklanıyor. İnsanlık dışı bir uygulama olan zorla kimlik değiştirme siyaseti çoğu yerli yaratıcının yapıtlarında yer alıyor. Halk ozanları konuya kendi üsluplarıyla yanaşarak ustalıklı yergilerini ortaya koyuyorlar. “Örencik Deresi” adlı şiirinde halk ozanı şöyle diyor: “Düşmana verecek Adım yok benim.”

Ruse’de Buz Heykeller Festivali Bulgaristan’da ve de Balkanlar’da ilk defa kapalı bir mekanda buz heykeller festivali yapılıyor. Artık üç yıldır Ruse şehrinde “Ruse İce Fest” (Ruse Buz Festivali) yapılıyor. Festival 15 Şubat 2017 tarihine kadar devam edecek. Sekiz ülkeden heykeltıraşlar, “Karlar ülkesi” çizgi filminden “Buz masalı” konusunda buz heykeller yaptı. 20 ton ağrılığında 130’dan fazla buz bloğu, bir buz taht, DNA zinciri, “Buz ateş”, “Buz rüzgar” şekline sokuldu. Festivalsorumluları Ruslan Korovkov ve İrina Taflevskaya, ziyaretçilerin sıcak içecekler içebildiği buz bar da yaptılar. 21 Aralık’ta katılımcıların ödüllendirilmesi töreni yapıldı. Belediye “Kültür ve eğitim” dairesi başkanı İrena Petrova, bu yılki “Ruse Buz Festivali”nin özelliklerini anlatarak şunları açıkladı: “Bu yıl ve de gelecek yıllar için festival için özel bir salon yaptık. Böylece buz heykeller daha uzun bir zaman korunabilecek. Yapı, 144 metre karelidir. İçinde soğutma jeneratörü var ve sıcaklıklar eksi 8 – eksi 10 derece civarındadır. Geçen yıl buz

Bu kimliklerin bazıları demokrasiye geçiş yıllarında hatalarını anlayarak vicdan azabı çektiklerini itiraf etmişlerdir. Seçkin ozanlarımızdan Naci Ferhat “Geç Anladım” adlı şiirinde benze bir ruh halinin yansımalarını görüyoruz. “Ne zamansa yoluma çıkacak olan kadın Sokmuş bir çıkmaza beni Bırakmış, geç anladım. Yapacağım bir tek iş, bildiğim gerçekleri Sağırların kulağına Haykırmak, geç anladım.” Zorla kimlik değiştirme siyaseti yüz binlerce insanı ana-baba ocağını terk etmeye zorladı. Gerçi göç Bulgaristan Türkünün kaderi. Göç etmek, doğup büyüdüğün yöreden uzaklaşmak, yaşamda o zaman kadar elde ettiklerini elinin tersiyle yan taraf itmek zorunda kalmak ve her şeye yeniden başlamak demektir. Ama 1989’daki zorla göç tarihimizde eşine rastlanmamış bir olaydır. Alay edercesine “Büyük turistik gezi” adı verilen son göç, Bulgaristan Türkünün ruhunda büyük yaralar açtı. Derin üzüntülere neden oldu. Halkımızın o yıllarda yaşadığı sarsıntı birçok edebi yapıtta yansıtıldı. Aslında göç trajedisi edebiyatımıza Osmanlı – Rus Savaşı’ndan (1877 – 1878) sonra Hüseyin Raci Efendi’nin Zağra Müftüsü’nün hatıratları adlı yapıtıyla girdi. Göç konusuna, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları arasındaki dönemde birçok öykü ve şiir ve birkaç roman da adandı. Göç motifleri ve teması, halk edebiyatınca, özellikle ağıtlarla da yansıtıldı. Yukarıda adı geçen “Belene Dedikleri” başlıklı eser, totaliter sosyalizm döneminde üretilen ağıtlardan sadece biridir. Devamı www.bghaber.org

heykeller, sadece 2-3 gün korundu ve Noel için şehrin konukları bu kısa vadeli sanatın tadını çıkaramadı.” Festival çerçevesinde Fransa, Belçika, İrlanda, Hollanda, Macaristan, Rusya, Ukrayna ve Bulgaristan’dan olan ve uluslararası çapta tanınan sanatçılar, hayal gücünü kullanarak kendi görüş açılarını gözler önüne serdi. İrena Petrova şunları da anlattı: “Alternatif materyallerin kullanıldığı böyle bir yarışmada ilginç olan, bizim konuyu belirlediğimiz, ancak sanatçıların buna dayanarak yeteneğini kullanmasıdır. Sanatçıların sınırlandırmaları veya çerçeveleri yoktur. Böylece yarışmadaki konu üzerinde aşırı odaklanmadan kaçınılıyor. Bu şekilde “Ruse İce Fest 2016”yı yaptık. Her tür buz heykelin görülebildiği festivalde bu yıl ne gibi heykeller ödül kazandı acaba? Bu so-

ruya cevaben festival sorumlusu İrena Petrova, şunları söyledi: “Birincilik ödülü Fransa’dan Nataliya Çistyakova’ya “Buz Rüzgar” esleri için sunuldu. İkinciliği Ruseli Daniel Kınçev aldı. Kendisi, Karlar Ülkesi Kraliçesi Elsa’yı buzdan yaptı. İlginç olan, Daniel Kınçev’in ilk defa buz ile çalışmasıdır. İrlanda’dan Fergus Mulvany, “Light Works” eseri ile üçüncü kaldı”.

En Çok Konut Satılan İlçe Esenyurt Oldu Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye’nin en çok konut satışı yapılan ilçesi Esenyurt oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2016 yılında Türkiye’deki konut satışlarına ilişkin verileri açıkladı. Buna göre en fazla konut satışı yapan 20 ilçenin bulunduğu listede İstanbul’un Esenyurt ilçesi ilk sırada yer aldı. A N K A R A’ D A KEÇİÖREN ÖNE ÇIKTI Ankara’da ise Keçiören ilçesi ilk İ S TA N B U L’ D A İ L K 5 sırada yer alırken, Keçiören ilçesini Çankaya 20 bin 848, Mamak 20 bin 40 bin 436 konut satışı ve yüzde 455, Etimesgut 16 bin 599 ve Yenima- 3’lük pay ile Esenyurt, Türkiye’nin halle 15 bin 951 konut satışı ile izledi. en çok konut satışı yapan ilçesi oldu.

Pamporovo ve Çepelare’de mükemmel kayak koşulları

“Belene dedikleri” adlı öyküsünde de: “Rodoplardan Belene Uzak mıdır yakın mıdır? Allah’ım ne bu gördüğüm Cehenneme yakın mıdır?” Bazı bilim ve sanat adamları, yaratıcı ve gazeteciler baskıya dayanamadı veya lütuflara kapılarak zorla kimlik değiştirme politikasını desteklediler. A. Tımış “Ekmek Bıçağı” başlıklı öyküsünde böylesi gayretlere girişen öykü kahramanını ironi ile yermektedir.

Bulgaristan Türklerinin Sesi

Dağ kurtarma dairesinin haberine göre Rodop dağında Pamporovo ve Çepelare turizm merkezlerinde kayakçılık için şartlar mükemmel. Pamporovo’da dokuz pist açık, Çepelare’de Meçi Çal bölgesinde ana ski pisti açık. Bu sezondan itibaren bir teleferik kartı ile Pamporovo ve Meçi çal bölgelerinde sürülebilecek. Son günlerde kayak merkezinde en fazla Bulgar, Yunan, Romen ve İrlandalı turist var.

21 Şubat Bulgaristan’da Nazilere karşı mücadele

21 Şubat Bulgaristan’da Nazilere karşı mücadele edenlere minnettarlık günü ilan edildi Hükümet aldığı bir karar ile 21 Şubat tarihini Bulgaristan’da Nazilere karşı mücadele edenlere minnettarlık günü ilan etti. Bu tarihte 1941 yılında 20.yüzyılın ilk yarısında Demokratik parti önderi olan Bulgar siyasetçi Nikola Muşanov’un evinde Bulgaristan’ın Üçlü Pakta girmesine karşı çıkan muhalefet liderlerinin toplantısı düzenlendi.

Esenyurt’u 11 bin 885 konut satışı ile Sancaktepe, 10 bin 901 konut satışı ile Beylikdüzü, 10 bin 117 konut satışı ile Pendik ve 9 bin 081 konut satışı ile Kartal ilçesi takip etti.

TÜRKİYE KAZAKLARININ “HAZİN GÖÇ”Ü TÜRKÇEYE KAZANDIRILDI Türkiye Kazakların göç liderlerinden Elishan Batur Elifoğlu’nun hayatını konu alan Jadi Şakenulı’nın “Hazin Göç” isimli tarihi romanı Türkçeye çevrilerek yayınlandı. Kitap ilk defa okuyucularıyla Kasım 2016’da TÜYAP İstanbul Uluslararası Kitap Fuarında buluştu. Nurgül Berikbolova tarafından Türkçeye kazandırılan ve kaliteli bir baskıyla Kalender yayınevinden çıkan kitaba okuyucuların ilgisi büyük oldu. Yayınevi sahibi Muharrem Uçan kitaba bu kadar büyük bir ilgi olacağını beklemediklerini söyledi. Kitabın yayınlanmasına vesile olan Kazak Türkleri Eğitim ve Araştırma Derneği (KATEAD) Başkanı Serkan Dinçtürk “Özellikle Türkiye Kazaklarının gençlerinin 12-20 Kasım 2016 tarihleri arasında bir hafta devam eden İstanbul Uluslararası Kitap Fuarı’na gelerek çevirmen Nurgül Berikbolova’ya imzalatarak çok sayıda kitabı satın alması bizi sevindirdi. Bu bizim Şakenulı’nın romanını çevirip yayınlamamızın isabetli bir iş olduğunu ispatlamaktadır” dedi.adi Şakenulı’nın romanı bundan altı sene önce, yani 2010 Kasım ayında Almatı’da yayınlanmıştı. Kitabın yazarı eserinde Türkiye Kazakların göç liderlerinden ve ismi efsaneye dönüşen Elishan Batur Elifoğlu’nun hayatı ve halkını özgürlüğe ulaştırma yolundaki mücadelesini ustaca tasvir etmişti. 400 sayfalık kitap ilk yayınlandığında sadece Türkiye’de değil, Kazakistan ve Doğu Türkistan Kazakları arasında da büyük bir yankı uyandırmıştı. Türkiye Kazaklarının göçü hakkında bugüne kadar Kazak yazarlar birçok roman yayınlamıştı. Ancak, bu romanlar arasında bu kitabın ayrı bir yeri ve önemi olacağı muhakkaktır. Çünkü Şamis Kumarulı Altaylardan Tibet’e göç eden Kazaklar hakkında “Böke Batur” ve “Gözyaşları Tükenmeyecek”, Baturhan Kusbegin “Zuka Batur”, Jaksılık Samiytulı Osman Batur hakkında dört ciltten oluşan “Kaharlı Altay” Kabulhak Gülmezhanoğlu Gansu’dan Şinghay’a göç eden Kazaklar hakkında “Dumanlı Bozkır” ve Zeynullah Sanikulı ünlü Taekwondo sporcusu Mustafa Öztürk’ün dedesi Tölevbay hakkında “Sergelden” gibi tarihi romanlar yazmış olmalarına rağmen, bunlarda Türkiye Kazakların Hindistan ve Pakistan’daki sıkıntılı günleri yer almamıştı.

Jadi Şakenulı romanını yazma sürecinde Doğu Türkistan, Kazakistan, Moğolistan ve Türkiye’ye seyahatler düzenleyerek göçün günümüzde yaşamakta olan canlı şahitleri veya onların çocukları ile görüşerek bilgi toplamıştı. Bu meyanda 2008’de yazarı biz İstanbul Atatürk Havaalanı’nda karşılayarak Türkiye’de görüşüp konuşmak istediği kişileri bulmasına yardımcı olmuştuk. Böylece İstanbul’da Zuvka Batur’un torunları Fazile Canaltay, Minan Altay, Selime Kırgızlı gibi yaşlı nineler ve Delilhan Canaltay, Madelim Çalışkan ve Abdülcelil İnan gibi aksakal ve göç liderleri, İzmir’de Hasan Oraltay ve Şirzat Doğru gibi büyüklerimiz ve Niğde şehri Altay köyünde Elishan Batur’un yeğeni Ateyhan Bilgin gibi göçün içinde bulunmuş kimselerle görüşmeler yapmıştı.


D U D O k N - 2016

Bulgaristan Türklerinin Sesi

İran’da İki Metreden Uzun Bir İnsanın Mezarı Bulundu İran’da, bin 500 yıl önce yaşadığı belirlenen ve boyu 2 metreden uzun olduğu tahmin edilen bir insanın mezarı bulundu. İran’ın batısındaki Luristan bölgesinde, ilk tahminlere göre Sasani dönemine ait eski bir mezar tespit edildi. Bilim adamları, ayrıca Ahameniş İmparatorluğu ve Part Krallığı dönemlerine ait eserler de buldu. Arkeologlar ekibinin başkanı Ata Hasanpur, “Luristan bölgesinin Çia Sabz ilçesindeki kazıntıların son gününde Ahameniş dönemine ait nesneler bulundu. Bu nesneler Luristan bölgesinde bulunan Ahameniş İmparatorluğu (MÖ 705-330) dönemine ait ilk eserler oldu.” dedi. 2 METREDEN UZUN OLDUĞU TAHMİN EDİLEN BİR İNSANA AİT MEZAR BULUNDU Hasanpur, “Ayrıca Çia Sabz’ın kuzeyinde uzunca bir taş levhanın örttüğü ve dört kerpiç du-

varı olan bir mezar bulundu. Mezarın uzunluğu 2 metre 25 santim olduğundan buraya gömülen insanın boyunun 2 metreyi aştığını düşünüyoruz. Mezarın yanında, Sasani dönemine ait çok sayıda seramik ürün tespit edildi ama net tarihi sadece radyokarbon analizden sonra verebiliriz.” ifadelerini kullandı. Arkeologlar ‘devin’ mezarı yanında ayrıca çocuklara ait eski bir mezarlık da tespit etti. Kazıntıların son günlerinde ayrıca bir deponun ve yiyecek saklamak için kullanılan 2 kabın bulunduğunu aktaran Hasanpur, “Kapların içeriği, ek analizler için laboratuvara gönderildi. Depo, Part Krallığı döneminde bu bölgenin sakinleri tarafından kullanılıyordu.” diye konuştu.

11

Şakir ARSLANTAŞ Dijital Devrim

2017 yılının yıldız falınızı dinlediniz mi?

Önce yeni yılınız kutlu olsun! Hepinize sağlık ve mutluluk getirsin! Siz bugünden ya da gelecekten haber veren bakıcıya gittiniz mi? Kahve falını açıldı mı? Ne çıktı? Cevap vermeye bilirsiniz. Kişisel fal, herkesin kendi sırıdır. Bugünkü gibi hatırlıyorum, “Bloomberg” analiz merkezi, geçen sene, 2016 yılı kılavuzu yayınlamıştı. Açtığı fallarda ikisinde İngilizler Avrupa Birliği’nden ayrılacak, demişti. İsabet oldu. İkincisi de, Amerikan seçimlerini muhafazakâr bir aday kazanacak demişti. Onu da bildi. Donald Trump tam bir tutucu Cumhuriyetçi. 2016’yı peşin okuya bilen, 2017 yılı için de isaİran’da, bin 500 yıl önce yaşadığı belirlenen ve boyu 2 metreden uzun olduğu tahmin edilen bir insanın mezarı bulundu. betli öngörüde bulunabilir, diye düşündüm ve size İran’ın batısındaki Luristan bölgepiç duvarı olan bir mezar bulundu. Mezarın “Bloonberg” ten 2017 Yıldız Falı açıyorum. “Blouzunluğu 2 metre 25 santim olduğundan bu- omberg” öngörüde bulunurken gökyüzüne baktısinde, ilk tahminlere göre Sasani döneraya gömülen insanın boyunun 2 metreyi aş- ğına inanmıyorum. Henüz olmamış işlerin, hele mine ait eski bir mezar tespit edildi. Bilim adamları, ayrıca Ahameniş İmparatorluğu ve tığını düşünüyoruz. Mezarın yanında, Sasani olup olmayacağı asla belli olmayan birçok şeyin, Part Krallığı dönemlerine ait eserler de buldu. dönemine ait çok sayıda seramik ürün tespit peşinen söylenebilmesi zordur. Fakat zaman ve olaylar uzam içinde belirli yasallıklarla akıp gittiArkeologlar ekibinin başkanı Ata Hasanedildi ama net tarihi sadece radyokarbon ana- ğine bazı kritik olayları sezinlemek ve üstüne vurpur, “Luristan bölgesinin Çia Sabz ilçesindeki lizden sonra verebiliriz.” ifadelerini kullandı. mak olasıdır. Bazı merkezlerin bu tahminlerin kitkazıntıların son gününde Ahameniş dönemine Arkeologlar ‘devin’ mezarı yanında ayrıca lelerin umutlarını öldürmek, beyin yıkamak, hayal ait nesneler bulundu. Bu nesneler Luristan bölçocuklara ait eski bir mezarlık da tespit etti. kırmak vb için yapıldığını da biliyorum. gesinde bulunan Ahameniş İmparatorluğu (MÖ Kazıntıların son günlerinde ayrıca bir depoHer ihtimale karşı, 2016’da “breksit” gerçekten 705-330) dönemine ait ilk eserler oldu.” dedi. nun ve yiyecek saklamak için kullanılan 2 ka- oldu. Türkiye’de de “zor bir yıl geçirdik.” Yeni 2 METREDEN UZUN OLDUĞU TAHMİN bın bulunduğunu aktaran Hasanpur, “Kapların yılda (yıldız falında demek istemiyorum) analiiçeriği, ek analizler için laboratuvara gönderildi. tik öngörüde “Bloonbeg” şu olaylar üzerinde duEDİLEN BİR İNSANAAİTMEZAR BULUNDU Hasanpur, “Ayrıca Çia Sabz’ın kuzeyinde Depo, Part Krallığı döneminde bu bölgenin sa- ruyor. Dünya dijital devrim çağına giriyormuş. Sayısal uzunca bir taş levhanın örttüğü ve dört kerkinleri tarafından kullanılıyordu.” diye konuştu. devrim de deyebiliriz. Şöyle açmaya çalışayım. FOX TV, “Çalar Saat” programında İsmail Küçükkaya, “Kapalı Çarşı”da 5 gündür elektrik yok ama kuyumcular Vietnam’ın Bulgaristan Büyükelçisi Nguen Thi Hong Oan, Hitrino köyünde tren faciasında zarar gören ailelerin bir kısmı ile görüştü isyan etmiyor, dedi. Neden etsinler “on leyn” alış Ön verilere göre Vietnam’ın Bulgaristan Büyüveriş tıkır tıkır gidiyor. Bulgaristan’da bile 28–29 Ulusal Gelir Aralık “Yılbaşı On leyn” pazarında 176 milyon kelçisi Nguen Thi Hong Oan, HitAjansı 2016’nın leva el değiştirmiş. rino köyünde tren faciasında zarar Sayısal devrimin benzinsiz çalışan motoru, sonuna kadar müşterinin ucuz ürün arayan içgüdüsüdür. vergi ve sosgören ailelerin bir kısmı ile görüştü. İstanbul’da AVM’lerde ya da “Mall of Sofia” yal sigortalarKendisi, en çok zarar gören ailelerin da 20 liraya ya da levaya satılan bir bluz, düne dan toplam 17,6 milyar leva. /8,8 milyar kadar 5 lira ya da levaya almayanın kafasına vualtısına para sundu. Sayın Nguen Avro/ toplamış olacak ve bu geçen yıla göre ruluyor, zorla çantasına sokuluyordu. Millet o 1,9 milyar leva /970 milyon Avro/ fazla Thi Hong Oan’ın beraberinde günleri geri istiyor. El değmeden üretilen malların olacak.Gelirlerin 2014yılına göre artışı % Bulgaristan’da yaşayan Vietnam “Bit Pazarı” fiyatına satılınca canlanma olacağına 25’ten fazladır ve Ajans böyle bir sonuca inanıyor. Bin kişinin yaptığı bir işi bir bilgisayavarlığından beri ulaşmış değildir.Sağla- Vatandaşları Derneği temsilcileri rın yaptığına şaşmıyorsak, fiyatlarda sıfırdan yeni nan gelirlerin % 83’ünün Ajans hesaplarına vardı. Onlar, zarar görenler arasında ayarlama beklememiz doğaldır. Artık yeni arabagönüllü olarak transfer edilmiş olması da bölünen 1,5 bin avro toplamıştır. ların kaza testleri bile, bilgisayarda yapıyor. Dün şimdiye kadar görülmemiş bir sonuçtur. ancak benzinle yürüyen, ama artık elektrikle şarj olacak araçların, yarın su yakarak sürat rekoru kırması bir mucize olacak. Finlandiya Meclisi çalışmadan yaşamak isteyenlere ayda 560 Euro maaş ödeme kararı almış. Sliven metropoliti Yoanikiy gazetecilere koBulgaristan’da 2 milyon emekliden 1 milyonu 1 Ocak 2017 itibaren nuşurken, Bulgaristan’ın Orta Doğu’nun hu161 leva (80 Euro) ile 250 leva (125 Euro) arasında aylık gelirle geçiniyor. O İskandinav ülkezursuzluk dolu bölgelerinden daha fazla göçasgari maaş 235 Avro sinde 560 Euro’yu kabul edenler, toplum işlerine men kabul etmemesi gerektiğini belirtti. Irak oluyor. Bu yıla bakarak katılmayacakmış. İnsanı sosyal ve siyasi hayattan ve Suriye savaşından kaçanları göz önünde dışlayan kapitalizmin son hedefi şakıdı. “Ye yat zam %9.5.Bu zam ile iş ve bir şeye katışma.” Gel keyfim gel. bulundurmadığına işaret eden metropolit, saarama teşvik edilecek. Biz yazılarımızda “yenilenme”, “dönüşüm”, vaş yürütülmeyen Afganistan’ı kastettiğini söyevrim”, ve “devrim” gibi kavramları kullanırken Değişiklik ile çalışanaklımızdaki karışan bir ortamdı. “Devrilme” söledi ve Bulgaristan’ın kendi geleceğini dülar arasında yoksulluk zünde nereye doğru devrildi sorusu gizlidir. Buşünmesi gerektiğini vurguladı.Yüksek ruhani, riski azalacak. Saat başı ödeme ise 1,42 Avro gün Bulgaristan’da yaşayanlardan daha çoğu “Yaülkemiz ve Avrupa makamlarının toprakolacak. 2017 yılında ülkemizde fakirlik çiz- sal diktatörlükten” yana olduklarını gizlemiyor. Onlar için diktatörlük çınar gölgesi, aç ağzını yut larına kimliği belirlenememiş insanlara gigisi 160,55 Avro. Bu yıla göre 7,16 artış var. salkımı…Terörizm vatandaşı korkutmuş gibi… riş sağladıklarından şaşkınlığını da dile getirdi. Taban hareketleniyor, tavan çöküyor ya da devriliyor ama korku hep yaşıyor. En sık kullandığımız Uzmanlar Roman çocuklarına klişe “Todor Jivkov diktatörlüğü devrildi!” Şimdi ona yanıt bulmuşlar: “Devrildi de ne oldu?” derslerde yardım ediyor AK birinci başkan yardımcısı Frans Tim‘Eşit start için eğitim’ Siz şimdi, “ekmek elden su gölden” bu işler, bu proje ile pedagoglar, psidefa, 560 Euro ile düzelir mi diyorsunuz! Sefalemermans Bulgaristan’da adalet ve içişleri alakologlar, gönüllüler eşit tin boğucu kokusu 560 Euro ile kapsülle sıkıştınında izleme mekanizmasının durdurulması durumda olmayan çorıla bilir mi? Yeni slogan “Ver parayı, gösterme için hiçbir zaman son süre vermediğini bildirdi. cuklara topluma kazandıyüzünü!” olacak. İğne ile kuyu kazmayalım. Barılması için yardım ediyor. zen evdeki hesaplar bir türlü çarşıya uymuyor. Geçen hafta Perşembe günü istifa eden başbaGirişimi Avusturyalı ‘Herbert Stepiç’ vakfı ve Büyük Fransız Devrimi’nin en usta hatibi MaxiKatolik kiliseye bağlı ‘Karitas’ örgütü ortak- kan Boyko Borisov mekanizmanın 2017 yımilien Robespierre, insanlık tarihin en uzun çağı laşa gerçekleştiriyor. Çocuklar Bulgarca oku- lında sona ereceği umudunu dile getirdi. Timolan feodalizmi gömmeye gönüllü toplarken, alyor ve böylece derslerde geri kalmaları gi- mermans başbakan ile geçen hafta görüştüğünü kış tufanını hep Paris fahişelerinden almış. Sayıderiliyor. Bu ülkede 4 merkezde yapılıyor. Yaz sal devrimi en hararetli alkışlayanlar ev hanımları kampları da öneriliyor. Proje için paralar ‘Yar- doğrularken, somut süre vermediğini, Bulgaris- zaman son sürenin belirlenmesinin sürecin çı- olabilir mi? dım etmek için seç’ kampanyasınca toplanıyor. tan ve Romanya’dan tüm muhataplarına her karına aykırı düştüğünü izah ettiğini söyledi. Devamı www.bghaber.org

İran’da İki Metreden Uzun Bir İnsanın Mezarı Bulundu

Ulusal Gelir Ajansı rekor sonuçlar elde etti

Vietnam Hitrino sakinleri ile dayanışma içinde

Bulgar Ortodoks Kilisesi göçmen kabul edilmemesini istedi

Asgari maaş 235 Avro oluyor

Avrupa Komisyonunun Bulgaristan’da yaptığı izleme için son süre yok


12

D U D O k N - 2016

Osman BÜLBÜL Şehitlerimizi Anarken

Bu direniş senin öz davandır, Ey kardeş! Bulgaristan Türklerine yapılan zulmü 1990’ların ilk Cumhurbaşkanı Yardımcısı Blaga Dimitrova şöyle değerlendirmişti: “..Öz adın!… Adın dünyaya karşı yüzündür senin. Baba adın! Topluma seni bu adla kabul ederler… Soyadın senin soy zincirine katılımını sağlamaktadır… Adını senden zorla alıp verene başka bir ad kabul ettirmeye kalkışanlar, kişiliğine karşı en büyük ve en dayanılmaz bir saldırıda bulunmuş olurlar… Bulgar Makamları, Türk öz bilincine sahip ve Müslüman olan yurttaşlarımıza işte böyle kabaca bir saldırıda bulundular…” Bu saldırılar 1984’ün Hıristiyanların Bocuk Bayramı’nda yani 24 Aralığında fili saldırı olarak başlamış ve yayılmıştı. Bulgaristan Türkleri arasından yetişen ve düzyazılı anlatımda üstüne olmayan yazar Halit Aliosman Dağlı Bulgar halkının onuru için de bir yüzkarası olan isim değiştirme olayı üstüne şu satırları kaleme almıştı: “Yurdumuzda uygulanan soykırımı örneğini başka yerde görmek mümkün değildir. Eylemler sırasında hem Bulgaristan Anayasası, devletlerarası hukuk kuralları, insan hakları sözleşmeleri ve hem de insan hakları beyannamesi ayaklar altına alınmıştır. Bu nedenle zerre kadar vicdan ve insaniyet hissi taşımayan komünist partisi rejimi dünya durdukça bu lekeyi alnından silemeyecektir. Zorla Bulgarlaştırma döneminin bu acı gerçeklerini yurdumuzda ve Türkiye’deki soydaşlarımız arasında hiç birimizin hiç bir şeyi unutma lüklü yoktur ve olamaz.” Bulgaristanlı Türklere uygulanan baskı, terör ve zulme karşı mücadelede canını veren kardeşlerimizi saygıyla anarken, duygusal insanlarımızın kararlı ve kutsal direnişini yaşatmak zorundayız. Ne yazık ki bugüne kadar şehitlerimizin hiç birinin ismini bir okula, bir okuma yurduna veya kütüphaneye veremedik. Ne yazıktır ki, şehitlerimiz adına açılan Vakıflar bugüne kadar hiçbir şehidimizin evladını veya torununu dış ülkelerdeki en ünlü hukuk fakültelerinden herhangi birine gönderip haklı davamızı mahkeme salonlarında savunacak bir hukukçu eğitemedi, yetiştiremedi. Bu yapılmadan, katiller hak ettikleri cezayı almadan bu intikam duygusu bu öfke sönmez. Ne yazıktır ki, şanlı şehit kardeşlerimizden hiç birinin adını taşıyan hiçbir tarım veya üretim kooperatifimiz yoktur. Şu da iyi bilinmeli şehitler yalnız yıldönümlerinde anılmakla yaşatılmaz, yalnız anıt veya şehitlik levhaları kurmak da yeterli değildir. Şehitlerimiz hayatın içinde her gün bizimle nefes alıp vermelidir. Davamızın devam ettiği anlamı ancak bu olabilir. Uzun yıllar sustuk Gün geldi kan kustuk Zannetme umut kestik Yaşa sen özgürlük… 1984’un en soğuk Aralık sabahında meydana gelen trajik olayı şairlerimizden F. Horozov şöyle anlatmıştır: MELEKLERE KURŞUN 1984 tarihinde, Aralık ayı Kırcaali ilinin Benkovski köyünü asker ve polis kuşattır. Halk barışçıl bir protesto gösterisine çıkmıştır. Amacı isimlerinin Bulgar isimleriyle değiştirilip Değiştirilmeyeceğini parti ve devlet adamlarına sormaktı. Buna rağmen protestocu köylüler kurşun yağmuruna tutuldular. Yaralanan ve şehit düşenler oldu. Araların 18 aylık bebek Türkan da vardı… “Bana sıkılan kurşundan sonra Söğütlü (Vırbitsa) nehri sesini kaybetti. O gün bu gün nehir bir sustu, bir sustu, fısıltılarla konuşmak istese bile Ne söylediği anlaşılamıyordu. Benim acım toprağa işlemiş, suya geçmiş, ateş kıvılcımlarına da saçılmış… Yalvarıyorum size: Sakın gözyaşlarınızı yutmayın! Ne olur küçük küçük ırmacıların suları yanaklarınızdan süzülsünler… Neden mi? Çünkü yüzleriniz tarlalarınız gibi çizi çizi Benkovski, Gorski İzvor, Vesles, Mogilyane, Kayaloba’da köylünün yüzleri gibi. Ateş, su ve toprak gözlerimizin okyanusunda! Ateş alev aldığı zaman bakışlarınızda! Gözlerinizi göksüzüne çeviriniz. Bakışlarınızı yol boyunca tarlalara ve Söğütlü sularına çeviriniz Ben bu köprülerden hiç geçmedim. Bir kör kurşun yüzünden çocuk ayakkabılarıma bile sevinemedim. İstikbalim de kapandı. İlk aşkı bile tadamadım… Eğer bir sır değilse bana aşkı anlatın! Gözyaşı, tebessüm ve hüzün! Belki de bu üç sözcük bir araya gelir bir gün. Bir kıvılcım oluşur ve kıvılcımdan ateş parlar. Gökyüzüne bir bakın. Beni andığınız her gün, ben oradayım. O acılı günler tarihe geçti artık diyenler çıktı. “Ben, bundan sonra huzur ve güvenliğinizden sorumluyum” deyip bizi avutanlar oldu. Hainler “Sizi ata toprağından söküp memleketimizden kovma planlarını” bizden gizli tutular. Söküp söktüler bitmedik. 720 binimiz Türkiye’ye gitmişiz. Bir o kadar da Batı’ya. O kadar derin köklerimiz var ki bu topraklarda kökümüzün dibini ulaşamıyorlar. Göçebe olduk Londra’da, Oslo’da, Berlin’de buluştuk. Ama hep Bulgaristanlı Türk kaldık. Kader kardeşliği yaptık yapıyoruz ve yapacağız.

Bulgaristan Türklerinin Sesi

İkiyüzlü Suriye’de binleri öldüren DEAŞ devletinin Bulgaristan’ın Sopot şehrindeki askeri fabrikada üretilen silahlarla savaştığı ortaya çıktı. Kaynak: News.bg

Bulgaristan Sopot şehrindeki “BMZ İvan Vazov” askeri fabrikasında üretilmiş 4 000 “GRAD” füze Suriye’nin Alepo şehrinde teröristlerin depolarında bulundu. Haber Sofya’da çıkan günlük “Trud” gazetesinde de yayınlandı. Silah depoları Alepo şehrinin Doğu semtlerinden birinde bir depoda bulunmuştur. Bu silahların aylardan beri “Al Nustra” teröristlerinin elinde olduğu ve Alepo savaşında kullanıldığı açıklandı. Öte yandan Alepo için savaş sona erdi, durdu gibi haberler yayılırken, aynı zamanda şehrin 6 semtinde savaşlar devam ediyor. Son 5 yılda teröristlerin elinde bulunuyordu. Ehirdeki savaşlarda çok derin bir “Bulgar izi” olduğu ortaya çıktı. Teröristleri silahlandıran güçlerin gizli bir işbirliği, silah kaçakçılığı ve teröristlerle ortaklığının bu denli büyük ölçülerde parlaması dünya kamuoyunda tepki uyandırdı. Teröristlerin bırakıp kaçtığı evlerde

komşu

silah depolarını tahliye edemediği, depoların dolu olduğu, depolardaki silahların hepsinin Bulgaristan’da imal edildiği ortaya çıktı. Dünya basınına taşan haber v resimlerde, ağır makineli tüfeklerde kullanılan mühimmattan 2 milyon adet ve ayrıca 4 bin GRAD füzesinin hepsinin üzerlerinde “Sopot” askeri fabrikalarında üretildiği yazıyor. Teröristlere silah ve mühimmat taşıyan Bulgar şirketinin merkezinin Lyaskoves şehrinde ikamet etği ve kayıtlardaki isminin de “Arkus” olduğu açıklandı. Mühimmat sandıklarının üzerine yapıştırılmış olan etiketlerde Bulgar şirket ismi ve üretim tarihi yazılıdır. Konuyla ilgilenen askeri uzmanların açıkladıkları verilerde, bu silahların Alepo savaşının daha 2 yıl devam etmesine yeterli miktarda olduğu açıklandı. NOT: Bir taraftan Avrupa Birliği’nden Türkiye sınırına tel duvar germek için 160 milyon Euro alan ve öte yandan sığınmacı kentlerindeki yerli halkı ve sığınmacıları isyana kışkırtan Bulgar yetkililerin, aynı zamanda Suriye teröristlerini bu boyutta silahlandırması, dünya demokratik kamuoyunda sert tepkiler uyandırıyor.

Kuralları ihlal eden sürücülere miktarı sert tespit cezalar Aralık ayı içinde sadece bir hafta soedilen nunda başkent Sofya’da alkollü olarak araç kullandıkları tespit edilen 17 kişiden üçünde dreger testi, 1,5 promil, yani en az yarım litre alkolün kullanıldığını gösterdi. Sık sık karşılaşılan diğer bir ihlal ise yerleşim merkezi içinde hız limiti 50 km olurken saatte 100 kilometrenin üzerinde olan süratla hareket edilmesidir. Yılın sonunda istatistik verileri, iç karartıyor – yolda can verenlerin sayısı 700’ün üzerinde, yaralı sayısı ise 9 bini buluyor. Yolda hayatını yitiren çocukların sayısı da 30’un üzerinde olmak üzere rekor niteliğinde. Noel tatiline çıkmadan milletvekilleri, ihlalcı sürücülere karşı sert önlemlerin uygulanmasını onayladılar. Kanında 0,8 ile 0,5 promil arasında alkol

sürücülerin ehliyeti 6 ay süre ile alınacak, ayrıca 500 leva tutarında para cezası uygulanacak. Kanında bundan daha yüksek oranda alkol saptananlara daha büyük para cezasına çarptırılacak ve onlar araçlarını bir yıl zarfında kullanamayacaklar. Bunun için ihlalcı sürücülerin malı olan araçların plakaları da alınacak. Yeni yaptırımlar, Yıl başından itibaren yürürlüğe girecek. Kazazedeler Birliği Başkanı Vladimir Todorov’un sözlerine göre bu önlemler, direksyona alkollü olarak geçen sürücüler üzerinde etkileyici olacak. Yaptırımların etkili olacağını belirten Todorov, aynı zamanda ihlal kapsamının genişletilmesi gerektiği düşüncesinde.

Rus askerler terkedilen Smolyan - Plovdiv karayolunda daha

Halep’te Bulgar silahı buldular az trafik kazası için kurban verildi

TASS haberi: Rus askerler, Suriye’nin Halep şehrinde isyancılar tarafından terkedilen Doğu bölgesinde binlerce hektarın mayından temizlendiği sırada Bulgar silah ve mühimmat buldular. Bulgaristan’da üretilmiş mühimmat daha önce de Bulgar gazeteciler tarafından depolarda bulunmuştu. Dün Rusya Dışişleri bakanlığından , Moskova’da Halep’te bulunan Bulgar ürünü silah ile ilgili bir takım ‘sorular meydana getirdiğini’ bildirdiler.

Smolyan – Plovdiv anayolunda, Zabırdo köyü kavşağında yolda daha az trafik kazası ve daha az ölü sayısı için ayin düzenlendi. Ayini Znepol Piskoposu Aresniy okudu, Baçkovski manastırdan 000 ikon hediye edildi yolculara. Kurban dağıtma töreninde geçenlerde büyük tren kazası yaşanan Hitrino köyü muhtarı da hazırbulundu. Bulgaristan trafik kazalarında hayatını kaybedenler sayısı bakımından Avrupa’da lider konumunda. En sık nedenler arasında yüksek hız ve öncelik tanımamaktır.

Bulgar Kralı II. Simeon: Majesteleriyle Profesör baş başa.

Altı yaşında kral oldu. Dokuz yaşında ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Çocukluğu, İstanbul üzerinden gittiği Mısır’ın İskenderiye şehrinde, gençliğiyse İspanya’nın başkenti Madrid’de geçti. 1946 yılında sürgün edildiği ülkesine 50 yıl sonra, 1996’da geri döndü. Kurduğu siyasi parti 2001’deki Bulgaristan genel seçimlerinden zaferle çıkınca, tarihte eşine zor rastlanan bir başarıya imza attı: Sürgün edildiği ülkesinin 55 yıl sonra başbakanı oldu. Son Bulgar Kralı Simeon Sakskoburggotski ya da daha bilinen adıyla II. Simeon’un hayatı, adeta Avrupa tarihinden dünyaya açılan bir pencere niteliği taşıyor. Dolayısıyla kral, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan ‘Benzersiz Bir Hayat’ adlı otobiyografik kitabının tanıtımı için İstanbul’a geldiğinde, onunla röportaj yapacak en doğru isim; tarihçi Profesör Dr. İlber Ortaylı olacaktı. Bulgar Kralı, İlber Hoca ve ben, Elmadağ’daki Divan Oteli’nde buluştuk. İlber Hoca, kralı “Majesteleri” diye selamladı, Kral da İlber Hoca’ya “Profesör, çok memnun oldum” diyerek karşılık verdi. Tarihin sırlarını çok iyi bilen bu iki bilge kişinin eski krallardan sanki karşı komşuları gibi bahsetmelerini, eski kraliyet mensuplarına ait duyulmamış bilgileri birbirlerine zevkle anlatmalarını şaşkınlık ve hayranlıkla dinledim. İran Şahı Rıza Pehlevi’nin utangaçlığından tutun da kız kardeşi Eşref’in ne kadar zeki olduğuna kadar tarih kitaplarında asla bulamayacağımız türde kraliyet dedikodularını dinlerken resmen yüzümde güller açıyordu. Ancak sohbetin ilerleyen dakikalarında bu ikilinin diyaloglarını yakalamak benim için çok da kolay olmadı. Örneğin İlber Hoca “Neslişah Sultan, sizin Otto’yla yakın arkadaştı” dediğinde bahsettiği Neslişah’ın Osmanlı hanedanının son kayıtlı veliahtı, Otto’nun da Avusturya-Macaristan Monarşisi’nin son veliaht prensi Otto von Habsburg olduğunu anlamak için mutlaka araya girip “Hocam Otto derken?” diye sormam gerekti! İşte Profesör Dr. İlber Ortaylı’nın Bulgar Kralı II. Simeon’la yaptığı bu sıradışı ve tarihi mülakatı takdimimizdir… Prof. Dr. İlber Ortaylı: Çocuk yaşta ‘Balkanlar’ın Prusyasının kralı olmak nasıl bir şeydi? – Bulgar Kralı II. Simeon: ‘Balkanlar’ın Prusyası lafı, Bulgaristan’a sonradan yapıştırılmış bir yafta. Evet, belki Bulgar ordusu iyi bir orduydu ama bu bizi Prusya yapmaz. Altı yaşında kral olmakla ilgili en net hatırladığım şey şu: Babamın çok hasta olduğu bize zaten söylenmişti. Ama bir çocuğun ölümü anlaması çok zor. Babamın öldüğünü şöyle anladım: Altı yaşındaydım ve normalde bana ‘ekselansları’ derlerdi. Ama bir gün aniden ‘majesteleri’ diye hitap etmeye başladılar. Anladım ki, o gün babam öldü. Altı yaşında kral olmak nasıl bir histi? – Çocuk zihniyeti, çocuk zihniyetidir. Ne kadar eğitim almış olursanız olun, her şeyi çocuk kafasıyla görürsünüz. Hissettiğim tek şey, o andan itibaren çocukluğumun bitmiş olduğuydu. Anladım ki artık farklı davranmak zorundayım. Etrafım farklı insanlarla çevrildi. Ve tabii ki çok zor bir dönemdi, İkinci Dünya Savaşı yıllarıydı, Bulgaristan’da bombalamalar yaşandı. Hemen sonra Sovyet işgali gerçekleşti. Bu da başka bir şoktu. Ondan sonra bir şok daha, yeni komünist rejim geldi.


D U D O k N - 2016

Bulgaristan Türklerinin Sesi

B Bulgaristan’ın u l g akuzeybatısında r i s tŞumnu a nkentine ’ d a T r e n d e P a t met l akurulana m akadar : görevini 7 devam Ö l üettibağlı Hitrino (Şeytancık) köyü bölgesinden geçen doğalgaz taşıyan trende meydana gelen patlama sonucu 7 kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi. Başbakanlık tarafından oluşturulan kriz masasından yapılan açıklamaya göre, özel bir şirkete ait iki lokomotif tarafından çekilen ve 26 vagondan oluşan trenin doğalgaz dolu son iki vagonunda meydana gelen patlamada 7 kişi hayatını kaybetti, 29 kişi yaralandı. Olayda 7 vagon raydan çıkarken, şiddetli patlama sonucu 800 kişinin yaşadığı köyden gara yakın binaların bir bölümü yıkıldı. Yaralılar Şumnu, Varna, Rusçuk gibi büyük şehirlerin hastanelerine kaldırılırken, yüzü aşkın itfaiye ekibi çıkan yangınla saatlerce mücadele verdi. Kriz masasında, patlamada zarar gö-

ren köylülere ilk aşamada kişi başına 160 avro para yardımı yapılması kararı verildi. Bir günlük ulusal yas Geçen ay istifa eden ancak yeni hükü-

ren hükümet, 12 Aralık Pazartesi günü ülkede ulusal yas ilan edildiğini duyurdu. Başbakan Boyko Borisov, bazı kabine üyeleri ile kaza yerinde incelemelerde bulundu. Göreve 22 Ocak’ta başlayacak ülkenin yeni CumhurbaşkanıRumenRadevdeHitrino’yuziyaret ederek, “En kısa zamanda insanların evlerini onarmamız gerekiyor. Kazazedelerinin kışı vagon ve konteynerlerde geçirmelerine izin veremeyiz.” dedi. Radev, kazanın nedenini araştıran ekiplerin kısa sürede açıklama yapabileceğini umduğunu söyledi. Hitrino köyü tamamen tahliye edilirken, yetkililer kazanın trenin gar bölgesine aşırı hızla girmesi ve son vagonlarının yüksek gerilim hatlarına dokunması sonucu meydana gelme ihtimali üzerinde duruyor.

Bulgarlar Anktarktika’nın Romanya’dan Bulgaristan’a doğalgaz nakliyatına 2019 Bakanı Temenujka Petkova, parFriesland tepesini tırmand Enerji lamentoda Kasım ayında açılan sistemler Bulgar Antarktika Seferi’nden Bulgar dağcıları Nikolay Petkov ve Doyçin Boyanov, Antarktika’nın Tangra dağının Friesland ve St. Boris tepelerini tırmanmıştır. Friesland, Livingston adasında en yüksek tepe sayılıyor. Tırmanması sırasında yüksekliklerinin ölçülmesi ve hesaplanmasına ve ön bilgilere göre St. Boris tepesinin adada en yüksek tepe olduğu ortaya çıkabiliyor.

arası doğalgaz bağlantısı üzerinden doğalgaz Romanya’dan Bulgaristan’a 2019 yılında nakledileceğini söyledi. Yavaşlamanın nedeni, Romanya topraklarında 2019 yılında hazır olması gereken baskı üssü eksikliğidir. Bükreş yetkilileri, Bulgaristan’a ve AK’ye çalışmalarına hız vereceğini ve doğalgaz nakliyatına daha erken başlanabileceğini temin etti. Projenin tam kapasitesi, 1,5 milyar metre küp. Romanya ile sistemler arası doğalgaz bağlantısı, Bulgaristan’ın komşuları ile inşa edebildiği ilk bağlantıdır.

Bulgaristan Yabancılar Yasası Kabul Etti.

Hiç bir ülkenin vatandaşı olmayan kişilere “apatrid” denecek. Bulgaristan Cumhuriyeti halk meclisi YABANCILAR KANUNU kabul etti. Kendi ülkelerindeki vatandaşlık haklarını yitirenvebaşkabirdevlettevatandaşlıkhakkıalamayan kişilere bundan böyle “apatrid” statüsü tanınacak. Yasa değişikliği, 1954’te kabul edilen ve Bulgaristan Cumhuriyeti tarafından onaylanan, Hiçbir Ülkenin Vatandaşı Olmayan ve Vatandaşlık Hakları Olmayan Kişilerin Azaltılması Sözleşmesi’ne göre, hiçbir devletin vatandaşı olmayan kişiler için “apatrid” kavramı kullanılmasını ve bu kişilerin hukuksal durumunu düzenlemeyi öngörüyor. Vatandaş hakkı olmayan kişilere İç İşleri Bakanlığı “GÖÇ’ Müdürlüğü statü tanıyacaktır. Ülkemiz sınırları içinde fiilen bulunan ve elinde olmayan sebeplerden dolayı ülkeyi terk edemeyen yabancıların ikamet süresinin yasal olarak uzatılması olanakları yeniden sağlanıyor. Bundan böyle sınır makamları da insancıl nedenlerle bir defalık olmak üzere 15 günlük kısa süreli ikamet vizesi verebilecek.

Böylece vize dilekçesinin reddedildiği durumları değerlendiren mahkemelerin yetki alan sınırları açıklık kazanmıştır. Ya p ı l a n yasa değişikleriyle, yasalara göre mutlaka bulunması gereken yolculuk evrakları ve zorunlu Bulgar vize kontrolü istemini uygulamayan, Bulgaristan’a ve Bulgaristan’dan yabancı yolcu taşıyan şoförlere kesilen asgari cezanın 6 000 levadan 3000 levaya indirilmesi yasallaşmıştır. Ülkede ticaret yaptıklarını gerekçe göstererek uzun vadeli vize için aday olan kişilere tam iş günü uygulayan 10 işyeri açma istemi yasallık kazanmıştır. Tercüme *Alıntı Vesti bg

2 0 1 7 Y ı l ı n d a Ya p ı l a c a k E n K a r l ı 7 İ ş

Yeni dünyanın yeni iş fikirlerine ihtiyacı var. Daha çok kazanmak daha iyi kar elde etmek için yeni yöntemler bularak yeni pazarlar oluşturmak gerekir. İşte aşağıdaki yöntemler, yeni dönem İçin oldukça ideal ve herkesin yapabileceği 7 iş… Üretim, pazar, hammadde alanında her firmanın mutlaka bir taşıyıcıya ihtiyacı var. Bu sebepten dolayı lojistik alanına oldukça çok ihtiyaç duyuluyor. Emlakçılık geçmişten beridir her zaman kazançlı bir iş olmuştur. İnsanların yaşamlarının değişmesi, ev iş ihtiyaçlarının değişmesi İnsanlar için yeni ev ve iş anlamına gelmektedir. Bu da emlakçılar için oldukça iyi bir fırsattır. Pazar şartlarının iyileşmesi toptancılar için de çok iyi bir fırsat oluşturdu. Toptan satışı halka açık olarak yaparsanız kısa

sürede büyüme ihtimaliniz çok yüksek. İnternet çağının gelişmesi internet üzerinden satışları da arttırdı. Eğer sizler de fırsatları değerlendirip e-ticaret yapmaya başlarsanız iyi kazançlar elde edebilirsiniz. İnsan Gücüne Dayalı İşler Gelişen dünyada bir çok şirket ve iş alanlarıda değişiyor. Yeni kurulan bir firmanın danışman ihtiyacı, araştırma ekibine ve bir çok alanda kendine yardımcı olacak unsurlara ihtiyacı var. En basitinden bir danışma şirketi kurarsaOnline olarak yapabileceğiniz olan nız bir çok firma İçin danışmanlık yaparak ciddi gelirler elde edebilirsiniz. bu iş fikri oldukça karlı. Elinizde bulunan bir ürünü geliştirerek ya da herhangi bir alanda yeni tasarımlar yaparak büyük miktarlarda kazançlar elde edebilirsiniz.

Finansal yatırım oldukça kazançlı bir iş. Dolara, Euro’ya yatırım yapanlar ciddi miktarlarda kazanç elde ediyorlar.

13

Raziye ÇAKIR Bir çocuk hikayesi Sakarya Savaşları’nın ilk günleriydi. İstanbul büyük bir heyecan içinde savaşın sonunu bekliyordu. İstanbul Hilâl-i Ahmer Şubesi (Kızılayı), kendiliğinden İstanbul’da birkaç yerde Anadolu’ya bir yardım kampanyası başlattı. Şubelerin önünde uzun kuyruklar oluşuyor, herkes gönlünden ne koparsa veriyordu. “Yaz Tüccar Mehmet Bey, on lira lira.!”, “Yaz, Tapu Katibi Süleyman Efendi, yirmi lira.!”, “Yaz Defterdar Hasan Paşa, elli lira.!” Diyerek herkes birbiriyle yarışıyordu. Bu şubelerden birinde, sıraya on bir, on iki yaşlarında bir de simitçi çocuk girmişti. O gün bütün simitlerini satmış, koltuğunun altına tablasını koymuş, diğer elinde de tablayı koyduğu sehpayı tutuyordu. Sıra ona geldiğinde yardımları toplayıp kaydeden Hilâl-i Ahmer memuru; “Sen ne arıyorsun burada. Çık sıradan.!” Diye çocuğu kovaladı. Çocuk sıradan çıkıp, gene en arkaya geçti. Sıra gene ona geldi. Hilâl-i Ahmer memuru gene: “Oğlum ne işin ver burada. Çık sıradan.!”diye bağırdı. Çocuk gene en arkaya geçti. Sıra gene ona geldiğinde; memur; “Gene mi sen ?” diyerek yüzüne sert sert bakınca; çocuk bu sefer gururla başını dikerek bağırdı; “ Yaz Simitçi Ali, on kuruş..!” Hilâl-i Ahmer memuru kalktı, göz yaşları içinde, o günkü bütün kazancını, bütün servetini ordusuna yollayan, o küçücük çocuğun ellerini öperek bağrına bastı.. Kimse endişelenmesin, Simitçi Ali’ler var oldukça bu millet yok olmaz…!!!!


D U D O k N - 2016

14

Bulgaristan Türklerinin Sesi

Erken genel seçim tartışmaları başladı Bulgaristan Sosyalist Partisi ile Hak ve Özgürlükler Hareketi 100-105 milletvekilinden fazla çıkaramaz seçimlerden sonra yeni hükümet kuramaz.

Güçlü Bulgaristan Partisi Reformcu Bloku dağıtıp bitirmek istiyor. Rus General Raşetnikov BSP lideri Bayan Ninova ile Sofya’da görüştüğünü itiraf etti. Artık kimin doğru konuştuğunu söylemek güç oldu. Sosyalist parti başkanı Bayan Kornelya Ninova ile Rus General Reşetniov arasında Sofya’da bir otelde gizli bir görüşme yapılmış olması dahi, siyasetin dadını kaçırdı. Bu işlerin araştırılması ve halka açıklanması gerekirdi. Bir yıldan beri yazdığım bütün yorumlarda, Bulgaristan kamuoyunun siyasi gerginlik şarj ettiğini vurguluyorum. Konuyla ilgili Avrupa TV’de yorum yapan HÖH eski Genel Başkan Yardımcısı Osman Oktay, Bulgar Sosyalistleri / BSP/ tarafından Cumhurbaşkanı gösterilen Rumen Raden bir yıla kadar yalnız başına kalacaktır. BSP partisi ve onun koltuk değneği olan HÖH-DPS partisi ise erken seçimlerde ancak 100- 105 milletvekili çıkaracaklar ve 240 milletvekilli Sofya meclisinde hiçbir zaman kendi başlrına hükümet kuramayacaklar, dedi. Eren seçimle ilgili O. Oktay şu noktaları işaretledi: “Yeni parlamentoda yanız 4 parti olacak. Bulgaristan’ın Avrupa Gelişimi İçin Vatandaşları GERB; Bulgaristan Sosyalist Partisi BSP; Sözüm ona Yurtsever Cephe PF ve HakveÖzgürlüklerHareketiHÖH-DPS. Ben, güya “Yurtsever Cephe” şefi Valeri Simyonov’u şahsen tanıyan biriyim ve kendisine Boyko Borisov ve GERB hak-

konumlarını zayıflattığı, Balkanların zayıf düştüğü şu durumda Bulgaristan’daki süreçlerde Moskova’nın adamları bizde de eskiye göre daha güçlüdür. Putinciler bu durumdan kendileri için azmi fayda sağlıyorlar. Çünkü bizim istihbarat örgütlerimiz her zaman Sovyet ve Rus casus örgütlerine bağlı çalışmıştır. Bulgaristan’da her zaman güçlü lojistik vardı ve şimdi de gelişmeler o yöndedir. Bu gelişmeler Avrupa Birliği önünde Balkanların bir lojistik merkezi olarak değerini arttırıyor. … . . Not: Rus General Reşetnikov Moskova’da bir açıklama yaparak, Bulgaristan Cumhurbaşkanı seçimlerinden önce Sofya’da BSP Başkanı Bayan Korneliya Ninova ile bir otel lobisinde “Rusya ve görevlileri Bulgaristan’da görüştüğünü itiraf etti ve bu konuda geri adım atmadılar. Avrupa Birliği’nin Ninova’yı yalan söylemekle itham etti.

kında söylediği sözleri biraz derleyip toparlamasını ve tartmasını sağlık veriyorum. Reformcu Blok ve Radan Radev ile ne olacak sorusun ise Osman Oktay şu cevabı verdi: “1990’lı yıllarda Demokratik Güçler Birliği /CDC/ ne olduysa şimdi de o olacak. Vaktiyle İvan Kostov, Nadejda Neyski hizbini CDC partisinden nasıl kovdu ve onların yerine Çar III. Boris zamanından kalma lejyonerle birlik kurdu ama meclise giremediyse, şimdi de olacak olan budur. Kostovçular yeni yanlışlar yapmaya devam ediyorlar.” Rusya istihbaratı ve Moskova’nın Bulgaristan dolapları hakkında sorulan soruya ise Osman Oktay şu cevabı verdi:

AA muhabirinin emniyet yetkililerinden edindiği bilgiye göre, 11 Kasım 2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği”nde Maliye Bakanlığınca yeniden yeniden değerleme oranının yüzde 3,83 olarak belirlenmesinin ardından 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren uygulanacak trafik ceza miktarları da yeniden hesaplandı. 2017 yılında en düşük ceza, “taşıma sınırı üstünde yolcu alan” sürücülere verilen 75 lira olarak kesilecek. En yüksek ceza 14 bin 908 lira ile “geçici tescil belgesini basmak ve araç sahibine vermek üzere yetkilendirilen gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerinden belirlenen usul ve esaslara aykırı hareket edenler”e uygulanacak. Yetkisi olmadığı halde tescil plakası basanlar 10 bin 383 lira ile cezalandırılacak. “Karayoluna, trafiği tehlikeye sokacak ve trafik işaretlerinin görülmelerini engelleyecek şekilde bir şey atan, döken, bırakan, karayolunun yapısına, güvenlik tesisleri ile trafik işaretlerine zarar verenlere, bunların yerlerini değiştirenlere veya ortadan kaldıranlara” 427 lira para cezası kesilecek. Sahte plakaya 5 bin 191 lira ceza Tescil edilen araçları trafik belgesi ve tescil plakası olmadan karayoluna çıkaranlar 2017’de 876 lira ceza ödeyecek. Ruhsatsız araç kullanan ve tescil plakasını monte edilmesi gereken yerin dışında farklı bir yere takanlara 95 lira, yönetmeliğe aykırı plaka takanlara 427 lira ceza verilecek. Farklı okunmaya ya da okunamamaya neden olacak şekilde tescil plakasında değişiklik yapanlar 92 lira, tescilli aracı plakasız kullananlar bin 763 lira ceza ödeye-

cek. Aracına sahte plaka takan kişilere verilen 5 bin liralık para cezası, 5 bin 191 liraya yükselecek. Aracını tescil ettirmeden trafiğe çıkaranlar, karayolunda geçici kullanacağı aracı için geçici trafik belgesi ve geçici tescil plakası almayanlar veya bunları başka araçta ve süresi bittiği halde kullananlar 206 lira para cezasına çarptırılacak. Kamyon, çekici ve otobüslerde takograf, taksi otomobillerinde taksimetre bulundurmayanlar ile bunları kullanmayanlara 427 lira para cezası verilecek. Bu cihazları bozuk imal edenlere, bozulmasına neden olanlara ve bozuk durumdaki cihazları araçlarında kullananlara 6 bin 660 lira para cezası uygulanacak. Ehliyetsiz araç kullanan bin 763 lira ceza ödeyecek Araçlarının muayene süresini geçirenlere 95 lira ceza verilecek. 2017’de muayene istasyonları işletme şartlarına uymaz ya da gerektiği şekilde araçları muayene etmezse ilkinde 6 bin 989, ikincisinde 11 bin 658 ve üçüncüsünde 23 bin 318 lira para cezası ödeyecek. Sürücü belgesiz araç kullanmanın cezası bin 763 lira olacak, kırmızı ışık kuralına uymayanlara 206 lira ceza kesilecek.

BULTÜRK-Dünyada’ki Temsilcilerimiz Aylık Siyasi Aktüel Gazete

www.bulturk.net /bilgi@bulturk.net- Tel:0212 511 63 47 İmtiyaz Sahibi Yazı İşleri Müdürü Alptekin CEVHERLİ

Ekonomi Müdürü:

Abidin KARASU Av. Hasan MOLLAOĞLU Müjgan DENİZ

İstihbarat Müdürü:

Hüseyin Y I L D I R I M

Yazı İşleri Müdür Yardımcısı İbrahim SOYTÜRK

Eğitim Sorumlusu:

Filiz SOYTÜRK

Kültür-Sanat:

Avşin B A L K A N

Genel Yayın Yönetmeni Abidin KARASU

Spor Müdürü:

Serkan YILDIZ

İnternet Müdürü:

Murat ULUTÜRK

Genel Yayın Müdürü Raziye ÇAKIR

Halkla İlişkiler:

Neriman ERALP

Reklam Müdürü:

Mesut UĞURLU

Rafet ULUTÜRK

Yayın DanıSmanları: Prof.Dr. Hayati DURMAZ Prof. Dr. Emin ÇARIKÇI Prof. Dr. Ahmet ÇOLAK Doc. Dr. Sakin ÖNER Doc. Dr. Hasine ŞEN Doc. Dr. Müjgan DENİZ

Haber Sorumlusu: Hukuk Danışmanı:

Hangi Birini?

Hiçbir şey hiçbir zaman unutulmayacaktır!

2017 yılında uygulanacak trafik ceza miktarları

1913 Sofya

Neriman ERALP

İrtibat Bürosu: Yıldırım Mh. Şehit Kamil Balkan cad. No: 114 / A (500 Evler) - Bayrampaşa / İST. Bayrampaşa - Adaparkın üstü - Palmyalar durağın altı

Tel: 0212- 5 11

6 3 4 7 - Fax: 0212 - 511 33 91 Reklam için İrtibat: 0212 526 51 98 Star Medya, Akademi Yayıncılık A.Ş.

Teknik Hazırlık: Murat ULUTÜRK

Bu gazete basın yayın ilkelerine uymayı taahhüt eder. Yazarlar yazılarından sorumludur. www.bulturk.net /www.bulturk.com

Avusturya -Viena Osman BÜLBÜL Almanya-Köln: Ünal G A Z İ Amerika-New York: Alaattin Gokay Belçika-Antwerpen: Nevin BEYTULLAH İspanya-Madrid: Hüseyin Hasan Kazakistan Türkistan: Erkan İsveç Seval ÖZTÜRK İngiltere London Ridvan Akay Riko

B u l g a r i s t a n - Te m s i l c i l e r i

Sofya: Hikmet EFENDİEV Blagoevrad: Bülent MURADOV Smolyan: Rufat FELETİ K ı r c a a l i : Mehmet R A S İ M Ardino: Aziz ŞAKİR Cebel: Erdal H. AHMET Plovdiv: Fikret SEPETÇİ Stara Zagora: Menderes KUNGÜN Loveç: Emine BAYRAKTAROVA Troyan: E r g ü l BAYRAKTAR Pleven: Rafet RODOPLU Şumen: İ r f a n ÖZGÜR Razgrad Levent RASİM

Tırgovişte:

Sevinc

YÜCE

Salih

POMAK

S i l i s t r a : Nermin ÇAKIR

Varna:

Dobriç:

Sebahattin AYYILDIZ

TÜRKİYE -Ankara: İsmail ÇİNGÖZ

ist. Trakya Bölgesi İst. Anadolu:Bölge- İst. Sultangazi: ist. G.O.P.aşa: ist. Bayrampaşa: ist. Zeytinburnu: ist. Avcılar: ist. Başakşehir: ist. Kağıthane:

Nedim BİRİNCİ Mahmut ORAL Seyhan ÖZGÜR Avşin BALKAN Raziye ÇAKIR Mustafa AKGÜN Ekrem SÜZEN Aydın FİDAN Nazım ÇAVUŞ Kocaeli: Abidin KARASU Bursa- Ayşe HOCAOĞLU -Bursa Yıldırım: Turhan YAMAÇ -Bursa-Hürriyet: Üzeyir AKGÜN -Bursa-Yenibağlar: Cevat ÇALIŞKAN -Bursa-İnegöl Bayram BAYRAM İzmir-Sarnıç: Durmuş HATİPOĞLU -İzm.Görece: Mümin GÜNEY -İzm.Buca: Şevket YILMAZ -İzm.Bornova: Kenan ÖZGÜR Edirne: Nadir ADLI Kırklareli: Ali ÖZTÜRK Tekirdağ: Ertaş ÇAKIR Balıkesir-Bandırma: Güner BAŞARAN Eskişehir: Sevgin GÖKÇE Mersin : Ferda ER Fethiye : Fatih AKSAK

Rodopların özgürlük şehirlerine Hainliğin türlü çeşidi var. Devrimin de bin bir çeşidi var. Karıncalar gibi, Atlısı başka, yayası başka… Hayallerimiz gerçekten bambaşkaydı. Emellerimizde karıncaya yol vermek vardı. Üretim araçlarını değiştirmekse devrimlerin son amacı, Biz çapalarımızdan memnunduk. Üretim ilişkileriyse devrimlerin en üst amacı. Biz kendi kendimizi idare ederken mutluyduk. Bir tek yasakların kaldırılmasını istemiştik. Çünkü toplum pirelenmişti yasaklardan. Türk olmamızı yasaklayan yasaklar kaldırılmalıydı. Anası evladını anadilinde çağırabilmeliydi ve Çekişebilmeliydi öz dilinde yürekten severken. Sarılabilmeliydi boynuna bayramda. Doğurmuşsa bir Türk ana, Türk ana olabilmeliydi. İstediği yok denecek kadar azdı. Hor görülmese Ekmek su istemez Kendi kendine de olabilirdi. Kimseye el açmadan, boyun eğmeden yaşamaksa mutluluk Kanatlarında motor takılmadan, bir kuş gibi uçabilirdi. İşte bu başına buyruk yüksek uçuş, Hem anasına hem de evladına çok görüldü. Her şeyi bilmeleri ve her şeyi bozmaları adetlerindendi. O sabah üç bin kişinin şahitliğinde kurşunlanan Türkan kız Onun kalbine atılan kör kurşun, yalnız ona değil, Arkasına gizlendikleri kalkanların hepsine birden, Sosyalizme, Marksizm’e, hümanizme, insan kardeşliğine, barışa ve özgürlüğe çekilmişti. Yapılan tek yollu, vicdansız, alçakça bir hainlikti. O kurşunun o sabah açtığı yara açık kaldı, Asla kapanmadı… Ve o yara kanadıkça Sen ne dersen de, Doğuştan ölüdür vatan sevgin, hoşgörün, Demokrasin de, özgürlüğün de Türkan bebeğin kalbine saplanan kurşundan Marks mezarında döndü. İnsan kardeşliğinden söz edenler intihar etti. Çocuklara kurşun çekildi. Yaşam hakkı mateme girdi. İnsan haklarının en kutsalı: Gözyaşı dökmeden ölme hakkı. Türkan kız ağlamadan öldü. Dava hainliği, kimlik hainliği, hürriyet hainliği, demokrasi hainliği türedi. Hainliğin türlü çeşidi olur deyenler haklıydı. Türkan kız hayattan henüz hiçbir şey istememişti. Bu katliam hainliğin en büyüydü. Türkan bebeği tek kurşunla öldürenler neyin haini? Tutuklanıp yargılanmadı! Emir kuludur dendi. Öyleyse emir veren neden dava edilmedi? Hainlerin yaşadığı yerde Hürriyetler ölüdür. Demokrasi mezarda, Adalet raftadır. Bebek haini, isim haini, dil haini, aydınlık haini veya insanlık haini?? Hainlikse aldığın maaş, Göğsündeki madalya ise hainlik… Haindi yazsın mezar taşına, hainler mezarlığında… Emel etmiştim, Vatanımdan hainliğin ebediye sökülmesini Ama hangi birini? Hainliğin de bin bir çeşidi var. Hangi birisini?


D U D O k N - 2016

Bulgaristan Türklerinin Sesi

Sylvie Vartan yeniden Bulgaristan’ına kavuştu Bulgar ve Macar kökenli dünyaca ünlü Fransız şarkıcı ve sinema oyuncusu Sylvie Vartan, “Mama” (Anne) kitabını tanıtmak amacıyla Bulgaristan’a geldi. Sylvie Vartan’ın geriye bıraktığı 40 milyonun üzerinde satan albümleri, 1300 şarkı, 2000 dergi kapağı, 6 film, dünyanın dört bir köşesinde binlerce konser ve aynı zamanda kendi hayatını anlattığı iki kitap var. Sylvie Vartan, “Gölge ile ışık arasında” başlığını taşıyan ilk kitabında çocukluğunu anlatıyor. Ünlü sanatçı daha yedi yaşında iken ailesiyle birlikte Bulgaristan’ı terkediyor ve sadece 10 yıl sonra Paris’te ilk şarkısının kaydını yapıyor… Söz konusu kitapta Johnny Hallyday ile yaşadığı aşkı ve Sofya ile Paris arasındaki ilişkiyi eşsiz kılan Darina’yı anlatıyor. Darina da ünlü Amerikali film yapımcısı ve yönetmeni Tonny Scott’un evlatlık edindiği bir Bulgar kızıdır. 2014 yılında yayınlanan ikinci romanı “Kelime kelime üstüne” ismini taşıyor ve Sylvie, göçmen bir aile kızının, Fransa gibi bir ülkenin kültür ortamına ayak uydurarak şöhrete giden yolunu anlatıyor. Aynı yılın Nisan ayında , Sylvie Vartan, Sofya Ulusal Kültür Sarayı (NDK)’da muhteşem bir konser verdi ve “Sylvie Nashville’de” isimli albümünü tanıttı. 1993 yılında kurulan “Bulgaristan için Sylvie Vartan” Vakfı, bugün de Bulgaristan’da çocuk sağlığı alanında birçok girişime destek oluyor. “Mama” (Anne) ismini taşıyan yeni kitap hakkında Sylvie Vartan, şunları paylaştı: “Şunu paylaşmak isterim- her zaman Bulgaristan’a büyük bir heyecanla dönüyorum. En nazik, en hassas anılarım buradan. “Kolibri” yayınevine teşekkür ediyorum, iki kitabımı da o denli güzel tercüme ettiği ve ailemizin direği olan anama adadığım hikayelerin herkesin okumasını sağladığı için.İsmi İlona’dır ve Macaristan doğumludur. 1990 yılında bizim sürgünümüzün ardından Bulgaristan’a ilk defa gelmeye niyetlenirken kendisinden bana eşlik etmesini rica ettim. Fakat annem istemedi, onun için çok sevdiği ülkeye geri dönmek çok zor olacaktı. Ben de çok zor anılar yaşadım, çok ağaldım…Yıllar sonra doğup büyüdüğüm evi gördüm ve bu karşılaşma benim Bulgaristan ziyaretimi eşsiz kıldı“. “Anne…” Sylvie Vartan tarafından büyük bir sevgi ile minnetarlıkla yazılmıştır. Sylvie Vartan “Dünyada bir annenin sevgisinden daha büyük bir sevgi yoktur. Bu olağanüstü bir sevgidir. Anemle benim aramdaki ilişkiyi zaman silemez, o içimizden gelen bir şeydir” dedi ve devam etti: “Son derece biribirine kilitlenmiş bir ailede büyüme şansına sahibim. Daha sonra ben de çocuk sahibi olunca annemim hayatımdaki rölünü anladım. Kendisi olağanüstü bir kadın idi, cömert, asil, zarif, çok cesur, fakat asla yenik düşmedi. Ömrü boyunca bizim için çalıştı ve bir anlığına bile zayıf olduğunu belirtmedi. Haysiyet, onun ana özelliği idi. Ve annemin aşkı büzüm için dünyaya bedel idi. “. Sylvie Vartan, ailesini anlatırken Bulgaristan’da geçirdiği çocukluğunu da dönüyor. Dedesi ile olan güçlü bağları, Totleben köyünde geçridiği çocukluğunu, bu güzel hayatın sonsuza dek devam edeceğine dair hislerini anlatmaya devam ediyor. Kendisi “Zor anlarımda dedemin bahçesini hatırlarım” diyor. Aynı zamanda ilk oyunculuk deneyini de Bulgaristan’a borçlu olduğunu da belirtmeden geçemiyor.“Geride kalan 1950 yıllarında , daha 6 yaşında iken İvan Vazov’un “Esaret altında” romanı üzerinde çekilenDako Dakovski’nin filmimde oynadım. Çekimler Koprivştitsa’da yapıldı. Gerçek anlamda çok küçük bir röl idi. Bu filmden kazandığım paralarla annem bana bir çift kahverengi ayakkabı satın aldı. Daha sonra aynı ayakkabılarıylaParis’e ulaştım...„ “Anne…” kitabıyla Sylvie Vartan, çocuklarına köklerini tanımak, anne babalarını sevmek ve daha büyüklere karşı sevgi ve saygı beslemeleri mesajını gönderiyor. Bizim için Sylvie Vartan olağanüstü yeteneği, sahne duruşu ve asıl ruhu ile dünyada milyonların kalbini fetheden Fransız müziğinin dev ismi olarak kalıyor. Çeviri: Şevkiye Çakır

Bulgaristan yeniden Karadeniz Sınır Daireleri Forumu Başında

Burgas şehrinde bu hafta Bulgaristan, Romanya, Rusya, Türkiye, Ukrayna ve Gürcistan sahil güvenlik organlarının yöneticileri görüştü. Forum, sorumluluk paylaşmak ve Karadeniz havzasında sınır ötesi örgütlenmiş suç ve uluslararası terörle mücadele etmek için başarılı bir bölgesel modeldir. Burgas’ta bu haftaki toplantıda Bulgaristan, Rusya’dan forumun dönem başkanlığını devraldı ve bu sorumluluğu bir yol boyunca taşıyacak. Ülkemizin bu görevde artık tecrübesi var, çünkü forumun başkanlığını

dördüncü kez yapacaktır. Ancak bölgedeki yeni sorumluluklarını zor uluslararası durumda üstleniyor, çünkü mülteci akını karadan deniz üzerinden yollar arıyor. Şu ana doğru Bulgaristan’a deniz üzerinden pekiştirilmiş mülteci baskısı yoktur. Karadeniz kesintisiz denetim altındadır ve geçen yıl yasa dışı göç vakaları kaydedilmedi. Ancak bu, sahil güvenlik güçleri önünde bir meydan okumadır, çünkü böyle vakalar gelecekte de olmamalıdır. Bulgaristan’ın dönem başkanlığı sırasında bölgedeki sınır ve sahil güvenlik organları ile işbirliğinde Burgas’taki Karadeniz Sınır Koordinasyonu ve Bilgi Merkezi’nin büyük rolü olacak. Bulgaristan’ın dönem başkanlığı, yeni kurulan Avrupa Sınır ve Sahil Güvenlik Ajansı’nın kurulması ile denk düşüyor. Önümüzdeki aylarda bu yapı büyük bir olasılıkla Karadeniz Sınır Daireleri Forumu ile işbirliği içinde çalışacak. Bu bağlamda Bulgaristan’ın ek sorumlulukları olacak.

Bulgarların yurtdışındaki seyahatlerinde ve yabancıların ziyaretlerinde artış

Milli İstatistik Enstitüsü’nün verilerine göre Bulgarların yurtdışında seyahatlerinde ve yabancıların Bulgaristan ziyaretlerinde artış kaydediliyor. Bu yılın Kasım ayında yurtdışında seyahatler, geçen senenin Kasım ayına nazaran yüzde 22,4 artmıştır. En tercih edilen destinasyonlar İtalya, Romanya, Avusturya ve Almanya’dır. Bunun yanı sıra yabancıların Bulgaristan’da ziya-

retleri, Kasım 2015’e kıyasla yüzde 20,0 artmıştır. Ülkemizi ziyaret eden AB vatandaşları, yabancıların toplam sayısından yüzde 56,6’sını oluşturuyor. İspanya, Yunanistan, Almanya, İtalya ve Fransa’dan ziyaretçilerin sayısı en çok artmıştır.

Bulgaristan’da yaklaşık 900 bin öğrenci yabancı dil öğreniyor

Eğitim ve Bilim Bakanlığı, Bulgaristan’da I. ile XII. sınıf arasında olan 882 bin 188 öğrencinin yabancı dil öğrendiğini bildirdi. En tercih edilen yabancı dil İngilizcedir. İngilizce yaklaşık 605 bin öğrenci tarafından öğrenilmektedir. Arkasından ikinci sırada Rusça, üçüncü sırada ise nıyor. Ülkede farklı okullarda yaklaAlmanca sıralanıyor. Ardından Fran- şık 2 bin öğrenci Japonca ve Çince sızca, İspanyolca ve İtalyanca sırala- öğreniyor.

Smolyan - Plovdiv karayolunda daha az trafik kazası için kurban verildi

Smolyan – Plovdiv anayolunda, Zabırdo köyü kavşağında yolda daha az trafik kazası ve daha az ölü sayısı için ayin düzenlendi. Ayini Znepol Piskoposu Aresniy okudu, Baçkovski manastırdan 000 ikon hediye edildi yolculara. Kurban dağıtma töreninde geçenlerde büyük tren kazası yaşanan Hitrino köyü muhtarı da hazırbulundu. Bulgaristan trafik kazalarında hayatını kaybedenler sayısı bakımından Avrupa’da lider konumunda. En sık nedenler arasında yüksek hız ve öncelik tanımamaktır.

Avrupa’nın en güçlü silahı demokrasi ve hukuk devleti

‘ Av r u p a ’ n ı n en güçlü silahı demokrasi ve hukuk devleti ve insanların özgür olduğu bir sahanın oluşturulması’ . B u n u Cumhurbaşkanı Rosen Plevneliev Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesine verdiği demeçte söyledi. Devlet başkanıAB’nin bu başarılarının elden alınmasına izin vermemesi gerektiğini söylerken, yakınlaşmanın yararlı olduğu noktalarda daha yoğun entegrasyon çağırısında bulundu. Cumhurbaşkanına göre güçlüler için

kuralların geçerli olmadığı siyaset uygulamak ve güç konumundan sınırların yeniden çizilmesi asla kabul edilemez. Plevneliev aşırı milliyetçi partilerine destek vererek AB’nin temellerinin zedelenmesitehlikesinden dolayı bir kez daha uyarıda bulundu.

15

Dr. Nedim BİRİNCİ O Zaman Tek Yürektik

Yıldönümü kutlamaları şanlı davaların şeref günleridir. O Zaman Tek Yürektik 1984’ün bocuğu bugünden soğuktu. O gün bu gün o buz kesmiş günden 32 yıl geçti. Ortalama 365’ten hesaplasak tam 11 bin 680 gün eder. Ve o sabahın sert soğuğunu unutamadığımız gibi, o gün bizden canımızın istendiğini ve verecek bir şeyimiz yok değişimizi, yumruklarımızı sıkmış, gözler kıvılcımlı, suskun yürüyüşümüzü, kuru çöplü tütün tarlalarının içinden akışımızı asla unutamam. O zaman terk yürektik. Karşımıza devlet, askeri, polisiyle, partisi, komsomollu ve vatan cephesiyle dikilmiş canımızı istiyordu. Bütün bir halkın, binler cemisin, milyonlar camızın, henüz doğmamış olanımızın, kemikleri mezarda çürümüş olanlarımızın ruhuna talepti. Biz canlılar yürüyorduk. O zaman tek yürektik. Göçebe kuşlar gibi yuvalarımızdan uçmuş, yürekler kanat çarpıyor, havalandıkça havalanıyor, soğuk bocuk sabahının buzlu havasını nefes edip yürüyorduk. Nereye gittiğimizi bilmiyorduk. Sanki tarihimize dönüyorduk. Yer yarılsa içine girmeye hazırdık. Bizim kimliğimiz tarihti ve başka bir kimlik ve farklı bir gelecek istemiyorduk. O zaman tek yürektik. Bize hiç kimsenin hiçbir şey anlatmasına gerek yoktu. Evlerinizden, köyümüzden hep birlikte çıktık çıkın, bize hava çok sert, konçlu çorap giyin, başınıza atkı alın, takkelerinizi unutmayın, yaşlılar iki değnek alsın, yolumuz uzun, biri kırılırsa ikincisiyle devam eder, deyen olmadı. Ama herkesin aklında sanki o Çoban Oğlan masalı vardı. Okyanus geçerken lokmalar bitmiş, verecek bir şey yok, canlarını istemişti kuzgun. Verecek canları yoktu. Aynı topraklar üzerinde, aynı dağların arasında, aynı rüzgârların şiddetine birlikte göğüs gererek yaşamak zorunda olsalar bile, kendi canları kendilerine aitti, dillerinden dinlerinden yaşayışlarından, geçmiş ve geleceklerinden örülmüş canları ruhlarında yaşıyordu ve onu asla ve ne pahasına olursa olsun hiçbir kimseye veremezlerdi. İstenen bir avuç tuz, bir bardak şeker, bir tas un değil, canları, ruhları, kimlikleriydi. Türk doğmuşlar, Türk evlat doğurmuşlar ve Türk olarak ölmek istiyorlardı. Ve öldüler. Onlara karşı büyük bir katliam işlenmişti. Şu çok ayan ve iyi bilinmelidir. Adına “soya dönüş” denen çirkeflikle biz 1984 bocuğundan 1989’a kadar yüzleşmedik. Halkımız başa gelecek olanın kokusunu daha 1960’larda almıştı. “Soya dönüş” bir soykırım biçimidir. İlk tüfek Ribnevo köyünde patlamıştı. Tarihte görülüp işitilmemiş eziyet, işkence ve zulümle söküp alınmak istendi canları – adları, baba ve ana adları, soyadları, Allah sevgisi, öz kültürleri, namus ve inançları ve daha neleri varsa. Geçen asrın ikinci yarısında döverek insan canını çıkarma işi Nevrekop (Gotse Delçev) belediyesine bağlı bu köyde başlamıştı. Fakat zulmün en ağırı o zamanlar Sofya eyaletine bağlı Kornitsa köyünde yaşandı. Yıl 1973’tü. Köyü 3 bin asker ve polis, zülüm etme gönüllüsü, hain sivil sardı. Kışın en ağır günlerinde, hayata korkmadan ısınmak için köy ortasına büyük bir ateş yaktılar. 3 ay evlerine toplanmadılar. Ölümü ateş başında beklediler. Onlar tek yürektiler. Adlarını, dinlerini canlarını vermek istemeyen Müslüman Pomak köylülere, çocuk ve yaşlılara, hamile kadınlara ve iki büklüm nenelere ateş açıldı. 5 şehit düştü, 80 yaralı, 10 yiğide 3 yıldan 12 yıla kadar ağır hapis cezası kesildi, 14 aile ve ayrıca 13 kişi de bireysel olarak çok uzak yerlere sürgün edildi. Onların sevdası birdi. Türk doğmuşlar Türk ölmek istemişlerdi. Kornitsa köy katliamına binlerce delil vardı. Dava açılmadı. Tutuklanan olmadı. Hep yeni mezarlar açıldı ve insanlarımızın acı ve kaderi derine gömülerek unutturulmak istendi. Bu olaylar gözyaşı damlalarını saymakla anlatılacak türden değildir. İşte Kornitsalı Karahalilov kardeşimizin devlete başvuru yazısı. İşte öldürülen kardeşlerimizin isimleri: Hüseyin Hasanov; Muharrem Muharremov; Salih Mustafaov. Muharrem Hacıbekirov hapishanede öldü. Birçokları kapanmayan yaralarından öldüler. 28 Mart 1973’te komşu köy Breznitsa’da da 2 Pomak öldürüldü. Karahalilov’un devlet büyüklerine gönderdiği yazılı başvuruda “2 saatten daha az bir zamanda köyümüzde 20 çocuk öksüz kaldı” deniyordu. En ufağı 2, en büyü de 17 yaşında olan 6 çocuklu bir aile bir anda anasız babasız kaldı. Aynı başvurudan okuyoruz: Babamız sabah işe çıktı ve bir daha dönmedi. 2 saat sonra muhtarlığa çağrılan annemize babamızın kurşunlanarak öldürüldüğü bildirildi. Naaşları verilmedi. Şehirlerimizi gömemedik. Devlete gönderilen “Bizim Babamız Nerede?” mektubunu Hüseyin Hasanov Karahalilov’un eşi, 4 kızı ve 2 oğlu tarafından imzalanmıştır. Bu katliamı anlatan kitaplar yazıldı, yazmak ne dertlere ne acılara mehlem. Devamı www.bghaber.org


“İdealiniz ve İddianız Yoksa, Mücadele Gücünüz de Olmaz” 1913 Sofya

Aylık Siyasi Aktüel Gazete

Bulgaristan yas tutuyor

Bulgaristan’da bugün Hitrino köyünde meydana gelen ve 7 kişinin ölümü, diğer 29 kişinin ise yaralanmasına yol açan kazada hayatını yitirenler için yas günüdür. Hitrino faciası, propanbütan ve propilen dolu tanklardan oluşan yük treninin raylardan çıkması üzerine tanklardan birinin patlaması üzerine meydana geldi, gar, komşu binalar ve köyün bir bölümü yerle bir oldu. Hitrino köyünde afet durumu ilan edildi, köy sakinleri kaza yapan tankların kaldırılmasına kadar tahliye edildi. Kazanın nedenlerine ilişkin savcılık tarafından yürütülen soruşturma sürüyor. Hükümetin bugün yapacağı olağanüstü toplantıda kaza sonuçlarının giderilmesine yönelik önlemler görüşülecek. Hitrino faciasından dolayı Cumhurbaşkanı Rosen Plevneliev, şimdiki Meclis’te yeni hükümet kurma yetkisinin verilmesini yarına erteledi.

KÖY B O Ş A LT I L D I Kazada bina yıkıntılarının altından kalan 7 kişi hayatını kaybederken, 12 kişi yaralandı. Bulgaristan kuzeydoğusundaki Hitrino köyünde gerçekleşen kaza sonrası köy boşaltıldı. İKİ VAGON YÜKSEK GERİLİM HATTINA DEĞDİ Kazaya, doğalgaz taşıyan yük trenin son iki vagonun yüksek gerilim hattına değmesinin yol açtığı, özel bir şirkete ait trenin yedi vagonunun raydan çıktığı belirtildi. Reuters’a konuşan bir polis yetkilisi, “Patlama aynı zamanda yangına sebep oldu. İkinci patlamayı beklemiyoruz. Ancak köy boşaltılıyor.” ifadeleri kullandı. KAZANIN NEDENİ ARAŞTIRILIYOR Köyde yaklaşık 150 itfaiyecinin katıldığı arama kurtarma çalışmaları devam ederken, poliskazanın nedenlerini araştırıyor.

Doğumunun 88. Yılında Cengiz Aytmatov Anıldı Türk dünyasının ünlü yazarlarından Kırgız edebiyatçı Cengiz Aytmatov, doğumunun 88. yılında düzenlenen etkinliklerde, Bulturk olarak bizde burada Türk Dünyası ailesinin içinde yerimizi aldık. Türk dünyasının ünlü yazarlarından Kırgız edebiyatçı Cengiz Aytmatov, doğumunun 88. yılında düzenlenen etkinlikle anıldı. Kırgızistan Başkonsolosluğu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ ve Kırgızistan Dostluk Derneğinin iş birliğiyle Topkapı Türk Dünyası’nda düzenlenen etkinlikte Aytmatov’un hayatı, kişiliği, siyasi kimliği ve eserleri ele alındı. İBB Kültür AŞ Genel Müdürü Nevzat Kütük, Aytmatov’un Kırgızistan’ın yetiştirdiği en büyük edebiyatçılardan birisi olduğunu söyledi. Aytmatov’u anmanın Türk dünyasının bir borcu olduğunun altını çizen Kütük, “Cengiz Aytmatov için Kazak şair Şahanov, ‘Dünyadan iki Cengiz geçti. Birisi Cengiz Han elinde kılıcı ile savaş meydanlarında at sürdü. Diğeri elinde kalemiyle insanlığa ve dünyaya sevgi, barış dağıttı. Bu da

Cengiz Aytmatov’ der. O manada Aytmatov’un romanlarında, hikayelerinde topluma verdiği mesajlar itibariyle insanlığın barış, kardeşlik, huzur ve gelecekle ilgili olumlu duygularla yaşamasını sağlayacak unsurlar ön plana çıkarılmıştır.” dedi. Kırgız Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Prof. Dr. İbrahim Junusov ise Beşiktaş’taki saldırıda şehit olanların ailelerine taziyelerini iletti. Türk dünyasında yaşanan tüm olaylara duyarlı olduklarını dile getiren Junusov, “TürkiyeCumhuriyeti, Kırgızistan’ın bağımsızlığını kabul eden ilk devlettir ve Kırgısiztan’da ilk büyükelçiliği Türkiye açmıştır. Kırgısiztan da ilk elçiliğini Türkiye’de açmıştır. Yani ikili ilişkilerimiz bu şekilde başlamıştır.” diye konuştu. Eserleri 160’dan fazla dile çevrildi

Kaptan Ahmet Erdoğan Uluslararası Erkek Anadolu İmam Hatip Lisesi Eğitim Külliyesi’nin açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kaptan Ahmet Erdoğan’ın ve oğlu Recep Tayyip Erdoğan’ın hikâyesi, aslında Türkiye’nin hikâyesidir. Bu ülkede kimsenin imtiyazlı olmadığının; çalışması, gayret etmesi, mücadele etmesi, milleti ile gönül bağı kurması hâlinde tüm kapıların herkese açık olduğunun ispatı işte burada, karşımızdadır” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Bayrampaşa’da merhum babasının adını taşıyan, Kaptan Ahmet Erdoğan Uluslararası Erkek Anadolu İmam Hatip Lisesi Eğitim Külliyesi’nin

resmî açılış törenine katıldı. Törende; Millî Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Bayrampaşa Belediye Başkanı Atila Aydıner de hazır bulundu. Okul öğrencilerinin ve vatandaşların da yoğun katılımıyla gerçekleşen törende, Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı. Açılışı yapılan külliyenin Bayrampaşa’ya, İstanbul’a ve Türkiye’ye hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, külliye bünyesinde yer alan Uluslararası İmam Hatip Ortaokulu ve Uluslararası Anadolu Erkek İmam Hatip Lisesi’nde eğitim görecek öğrencilere başarılarla dolu bir eğitim hayatı temennisinde bulundu.

Burgas havaalanı kapılarını açıyor BTA haber ajansına göre Burgas havaalanı, tamiratların tamamlanmasından sonra yarın kapılarını açıyor. Yıl Başı arifesinde Moskova-BurgasMoskova hattındaki yolculuklar karşılanacak. “Sibirya Hava Yolları” (S7), bu hatta haftada beş kere uçuşlar gerçekleştirecek. 3 Ocak tarihi itibariyle ise haftada üç kere “Wizz Air” uçakları Burgas-Londra-Burgas hattında uçuşlar gerçekleştirecek.

BURSA Büyükşehir Kütüphanesi Müdürü Bulgaristanlı Bursa Büyükşehir belediyesinden Bulgaristanlı genç Ayşe Hacıoğlu’na Bursa BüyükBULTÜRK üyesine yeni görev: şehir Belediye Bursa Büyükşehir Belediyesi Şehir Başkanı Recep Kütüphane Müdürü görevine getirildi. Altepe bu kez de Ayşe Hacıoğlu’nu Bursa ahaBüyükşehir Belelisi ilk olarak rahmetli Semih Pala dödiyesi Şehir Küneminde Bursa Kent Konseyi Getüphanesi Münel Sekreter Yardımcısı olarak tanıdı. dürü olarak Ayşe AK Parti Gençlik Kolları’ndan yeHacıoğlu’nu götişen bir genç olarak önemli orgareve getirdi. nizasyonlar üstlendi. Ardından… B U LT Ü R K 2011 genel seçiminde gençlik kontenjaYa y ı n ı o l a nından AK Parti Milletvekili Adayı oldu. rak hemşehriFakat Milletvekili seçilememize ve BULyince Kent Konseyi’ne geri döndü. T Ü R K ü y e m i z o l a n Ay ş e G e ç e n y ı l B ü y ü k ş e h i r HACIOĞLU’na yeni görevinde başarıBelediyesi’nin yeni oluşturduğu bi- lar diler, Allah yar ve yardımcısı olsun. rime Müzeler Müdürü olarak atanmıştı. BULTÜRK – İstanbul

BULTÜRK YENİ UFUKLAR Derneğinde T ü r k M i l l e t i n i n B a ş ı S a ğ o l s u n

İstanbul Beşiktaş’ta Çevik Kuvvet Amirliğine yapılan Canlı Bombalı saldırıda Şehitlerimize Allah Rahmet Eylesin Yaralılarımıza Allah Acil Şifalar versin Şehitlerimizin ve Yaralılarımızın Ailelerine sabırlar versin. Allah Türk Milletinin yar ve yardımcısı olsun. Bunun arkasında terör falan değil asil olan KÜRESEL GÜÇLERDİR


Bulturk Gazetesi 115.Sayı