Page 1

Her gün,eskiden fotoğraflarının süslediği boş bir odaya uyanıyorum. Ardından sırasıyla boş bir eve ,boş bir apartmana,boş bir sokağa açılıyor kapılar.Sonra o boş sokak bomboş bir şehre postalıyor beni. İçimde önceden yapmadıklarımın pişmanlığı ve ileride yapmak istediklerimin umudu. Dilimde keşke'ler ve derinden bir 'inşallah' diyorum her 'keşke'nin ardından. Nasıl olduğumu soruyorlar. 'Normal' diyorum. 'İyi olmanı istiyorum' diyen bir kaç arkadaşım kaldı. ‘Hayır.’ diyorum,hayır. ‘Çünkü İyi olmak için bir sebep yok tıpkı kötü olmak için bir sebep olmadığı gibi.’ Gözlerimi teslim ediyorum,bir zamanlar ikimizin paylaştığı gökyüzüne. Yanağımda iki damla yaş,evlerini izinsiz terk eden iki yaramaz çocuk gibi. Bulutlardan öğrendiler bunu da. Yağmurlara özendiler. Gidişin bir mahkumiyetin en acı başlangıcıydı.Sen özgürlük dedin buna.Acılarım özgürdü evet.Hayallerimi yıkıp firar etti bütün umutlarım.Anlayacağın fazlasıyla umutsuzum. Gel diyorum. Gel.


Hem yapmadığın şey mi ? Bir umut verip sonra çekip gidersin yine. Aynı senaryoyu oynar gözlerimiz,dudaklarımız aynı yalanı ezberler . Parmaklarım aynı soğuklukta donar.Sonra aynı sıcaklıkta yanar canım. Normal bir vatandaş olamıyorum sen yokken. Oturup da üzülemiyorum memleketin haline mesela. Benim derdim bana yetiyor anlayacağın. Ama artık ne eşyaların ne fotoğraflar ne de bilmem kaç bin tane anı yetmiyor bana. Özlüyorum. Hiçbir şey olmamış gibi davranıyorum bazen de . Sahte gülüşleri yapıştırıp dudaklarıma,kendimi atıyorum sokaklara . Tam kendime geliyorum derken; akşama yine Sen’deyiz. Aynaya bakıyorum. Karşımda benim adımda bir ahmak. Ağlamak da yakışmıyor ki be adam! Göz yaşından UTAN!

Buğra Avcı | UTAN

Hergun  

her gun fdsgdfgdfdfggfgddf