Page 1

Kor del yo’ dan

“ Kar ş ı yaka’ ya” Fr omKor del y ot oKar ş ı y aka

İ z mi r EXPO2020’ yi bekl i yor

Şi r i nc e Dağdaki Ef es : TheEphes usont hemount ai n


襤ZM襤R Kas覺m - Aral覺k / November - December 2011

1


56 İmtiyaz Sahibi / Publisher on Behalf İZMİR VALİLİĞİ İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü adına

Abdülaziz EDİZ İl Kültür ve Turizm Müdürü / Director of Culture and Tourism Genel Yayın Yönetmeni / Publishing Director Cengiz KESKİNER İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Provincial Directorate of Culture and Tourism

Mehmet İŞLER ETİK Başkanı Presedent of ETİK

Bülent TERCAN ETİK Başkan Yardımcısı Vice Presedent of ETİK

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

35

18 / İzmir, 2020 EXPO ev sahipliği için Paris’te ilk sunumunu yaptı

İzmir’s first presentation in Paris for EXPO 2020

28 / İzmir karar vermeli!

Izmir must decide!

35 / Kordelyo’dan Karşıyaka’ya

From Kordelyo to Karşıyaka

52 / Turizme hediyelik eşya desteği

Responsible Manager of Editorial Department

Provincial Directorate of Culture and Tourism

56 / İzmir’in hafızası: APİKAM!

Ali AKSAKAL İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Yayın Kurulu Başkanı / Head of Editorial Board Haluk TUNÇSU Vali Yardımcısı / Lieutenant Governor Yayın Kurulu / Editorial Board Prof. Dr. Füsun BAYKAL - Doç. Dr. Gözde EMEKLİ Hamdi TÜRKMEN - Sirel EKŞİ - M. Kaan ERGE Selehattin SERT - Talat AYDİLEK - İsmail GÖÇMEN Güzfent DİLEMRE - Nalân MELEK Zeynep GÜVERCİN GÖÇMEN Danışma Kurulu / Consultative Board Başkan: Güman KIZILTAN Prof. Dr. Öcal USTA - Prof. Dr. Alp TİMUR Prof. Dr. İge PIRNAR - Necmi ÇALIŞKAN Alex BALTAZZI - Dilek GAPPİ Özer MUMCU - Veysi ÖNCEL İzmir Kültür ve Turizm Dergisi’ne internette www.izmirdergisi.com, www.izmir.gov.tr ve www. izmirkulturturizm.gov.tr adresinden e-dergi olarak ulaşabilirsiniz. You can have İzmir Culture and Tourism Magazine as an e-magazine from www.izmirdergisi.com, www.izmir.gov.tr and www.izmirkulturturizm.gov.tr.

Dergimizde yayımlanan yazı ve fotoğraflardan yayıncının izni alınmadan, kaynak belirtilmeden tam veya özet alıntı yapılamaz. Neither, text nor photographs from this publication may be reproduced either in ful lor summary without acknowleding the source and without prior permission from the publisher.

2

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

Souvenirs that contribute to tourism

The memory of Izmir: APİKAM!

64 / Sakız diyarına yolculuk

Journey to the land of mastic

76 / İzmir’in Koruyucu Aziz’i: Sen Polikarp

The protector saint of Izmir: Saint Polycarpe


64

76

124

82 / Nice kavuşmalara tanık

The witness of many reunions…

90 / Ekoturizmin gözde durağı: Bozdağ

The hot spot of ecotourism: Bozdağ

100 / Dağdaki Efes: Şirince

The Ephesus on the mountain

108 / Foça Kent Duvarları

Foça City Walls

116 / EXPO 2020 yolunda öğrenen kentlerve kent turizmi

Developing cities on route to EXPO 2020 and urban tourism

124 / Nazarköy’e nazar değmesin!

May Nazarköy be guarded from evil eyes!

132 / Tencerede pişeni en iyi kaşık bilir

Only the spoon knows what’s cooking inside the pot…

Ajans Başkanı / Chairman Özer KESTANE Yayın Koordinatörü Editorial Coordinator Sibel HEKİMOĞLU Muhabir / Interviewer Ceyda ADAR Derya ŞAHİN Süleyman DUMAN Grafik Tasarım / Graphic Design Yeşim AYAN Rahşan AKSOY Çeviri / Translation Roxanne YURCHAK E-dergi Uygulaması E-magazine application Turgut BEŞE

REKLAM / ADVERTISING Reklam Direktörü Advertising Director Güliz İLGEN Reklam Koordinatörü Advertising Coordinator İrfan IŞIK Müşteri Temsilcileri Customer Represantatives Hakan KÜL Rasim MUTLU Dilem ŞANLI Abone Sorumlusu Subscribe Director Melda HİÇDURMAZ Finans / Finance Dila Emral AYDIN

RK Renkli Kalem Medya Yapım Turizm Reklam Paz. Ltd. Şti. 1480 Sok. No: 7 Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 463 75 40 Faks: +90 232 421 92 24 www.renklikalem.com.tr bilgi@renklikalem.com.tr Baskı Yeri /Printing: Lamineks Matbaacılık Dijital Baskı İşl. San ve Tic.Ltd.Şti Tel: 0232 433 33 55

Baskı Tarihi /Printing Date:

ISSN: 977-1309 2642 İzmir Kültür ve Turizm Müdürlüğü Tel: +90 232 483 51 17 Faks: +90 232 483 42 70 E-Posta: iktm35@kulturturizm.gov.tr www.izmirkulturturizm.gov.tr Yayın Türü: Yerel, iki aylık

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

3


EXPO will carry Izmir to a brighter future The “İZMİR Culture and Tourism Magazine”, has successfully advertised the characteristics of our region and the cultural and touristic assets of our city locally and internationally in its 13 issues. Our city is ending the 2011 tourism season with a 20% increase in terms of number of tourists compared to last year. Tourism planning efforts are almost completed in our city which has 300 sunny days per year. Besides sea-sand and sun tourism, we must take maximum advantage of the potential of thermal regions such as Dikili, Çeşme, İnciraltı, Seferihisar and Doğanbey. With must make Izmir a city that is active in tourism all year round by providing healthmedical tourism investors with exemptions through legal arrangements. We have covered a great distance concerning the subject thanks to the planned efforts of the Ministry of Culture and Tourism and local dynamics.

4

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

Izmir has been a ‘world city’ ever since the antique ages but it must highlight its fair and congress tourism characteristic considering changing demands and the developments in technology, intercommunication, trade, science and art. EXPO 2020 is a process where Izmir’s selective approach will be more effective. The goal of EXPOs is not to market the products of various countries but to advertise the cultural, historical and national treasures of these countries. With this regard, the candidacy process of EXPO 2020 and the six month exhibition period which will be completed successfully, will carry the tourism in Izmir to a more luminous and shiny future.

M. Cahit KIRAÇ Governor of Izmir


EXPO İzmir’i daha aydınlık geleceğe taşıyacak Yaklaşık iki buçuk yıldır yayın hayatını sürdüren “İZMİR Kültür ve Turizm Dergisi”, yayımlanan on üç sayıda, bölgemizin ve özellikle de ilimizin tüm kültür turizm değerlerini yurtiçi ve yurtdışında tanıtma görevini başarıyla yerine getirmiştir. İlimiz 2011 yılı turizm sezonunu, 2010 yılına göre yüzde 20’lik bir ziyaretçi artışı ile kapatmaktadır. Yılın 300 günü güneşli geçen bir iklim yapısına sahip ilimizde, turizmde planlama çalışmaları da son aşamaya gelmiştir. Deniz-kum-güneş turizminin yanı sıra Dikili, Çeşme, İnciraltı, Seferihisar-Doğanbey termal bölgelerinin potansiyelini en iyi şekilde değerlendirmeliyiz. Bu anlamda sağlık-medikal turizm yatırımcılarına destek için yasal düzenlemelerle muafiyetler sağlanarak, yılın 365 günü turizmi yaşayan bir İzmir’i oluşturmalıyız. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın planlama çalışmaları ve yerel dinamiklerin çabasıyla bunu gerçekleştirmede önemli mesafeler kat edilmiştir.

İzmir, antik dönemden beri bir “dünya kenti” olma özelliğini korumuştur. Ancak yaşamın değişen talepleri, teknoloji, iletişim, ulaşım, ticaret, bilim, sanat v.b. çağdaş gelişmelerle fuar ve kongre merkezi olma özelliğini bir adım öne çıkarmak zorundadır. EXPO 2020, İzmir’in bu konudaki seçici yaklaşımının daha etkin olacağı bir süreçtir. EXPO’larda amaç, sadece farklı ülkelerin çeşitli ürünlerini bir araya getirip bu ürünlerin pazarlanmasını sağlamak değil, ülkelerin kültürel, tarihsel ve ulusal zenginliklerini ortaya çıkarmaktır. Bu nedenle, EXPO 2020’nin başarı ile tamamlanacak adaylık süreci ve altı aylık sergi dönemi, İzmir turizmini daha aydınlık ve daha parlak bir geleceğe taşıyacaktır.

M. Cahit KIRAÇ İzmir Valisi

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

5


Güncel / Actual

Travel Turkey beşinci kez kapılarını açıyor Turizm alanındaki en önemli buluşmalardan biri olan ve bu yıl beşinci kez İZFAŞ, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) ve Hannover-Messe International İstanbul işbirliği ile organize edilen Travel Turkey, 8-11 Aralık 2011 tarihlerinde gerçekleşecek. İzmir Uluslararası Fuar Alanı’nda düzenlenecek Travel Turkey İzmir Turizm Fuarı, 600’ün üzerinde katılımcı firma ile dünyanın ve Türkiye’nin farklı destinasyonlarından turizm profesyonellerini ağırlayacak. Otel ve seyahat acentelerinin yanı sıra kalkınma ajansları, belediyeler, otel ekipmanları tedarikçileri, araba kiralama ve hava yolu şirketleri gibi çeşitli kurum ve kuruluşlar Travel Turkey İzmir’de ürün ve hizmetlerini sergileme, yörelerini ve destinasyonlarını tanıtma fırsatı yakalayacak. Bu yıl partner ülkenin Hollanda, partner ilin Kütahya olacağı fuar süresince, başta İzmir olmak üzere Türkiye’nin turizm zenginlikleri, yerli ve yabancı turizm yatırımcıları ve acenteler ile tatil planı yapmakta olan tüketicilere tanıtılacak. Fuarda geniş bir yelpaze içinde turizmin birçok alanını bulmak mümkün.

Travel Turkey opens its door for the fifth time Travel Turkey, which is one of the biggest gatherings in the tourism sector, will take place for the fifth time on December 8-11, 2011 and will be jointly organized by İZFAŞ, The Turkish Travel Agencies Association and Hannover-Messe International İstanbul. Travel Turkey Izmir Tourism Fair, which will take place at the İzmir International Fair Area, will host over 600 participating firms in addition to tourism professionals from different destinations in Turkey. Besides hotels and travel agencies, development agencies, municipalities, hotel equipment providers, rent a car companies and airlines will get the chance to introduce their products and services and their destinations. During the fair, which will host the Netherlands as a partner country and Kütahya as a partner city, all the touristic elements of Izmir and Turkey will be advertised to tourism investors, agencies and consumers who are planning their holidays. The fair will exhibit many aspects of tourism.

Karşıyaka için el ele Karşıyaka’da yeni hizmete giren Medical Park İzmir Hastanesi, Karşıyaka Belediyesi ile ortak sosyal projeler için protokol imzaladı. Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak ile Medical Park Genel Müdürü Veysi Kubba ve Medical Park İzmir Hastanesi Bölge Koordinatörü Opr. Dr. Zafer Beken arasında imzalanan protokol ile iki kurum sosyal projelerde işbirliği içinde olacak. İmza töreninde ilçeye modern bir hastane kazandırılmasına katkı sağlayan tüm ekibe teşekkür eden Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak, “Hastane sadece Karşıyaka’ya değil, tüm Türkiye’ye hitap edecektir. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Ülkemizdeki ekonomik sıkıntılara rağmen önemli bir yatırım gerçekleştirildi. İki kurum sosyal projelerde her zaman birlik içinde olacak ve dayanışma sağlayacaktır.” dedi.

Hand in hand for Karşıyaka The Medical Park İzmir Hospital which opened in Karşıyaka signed a protocol with the Municipality of Karşıyaka for joint social projects. With the protocol signed by Karşıyaka Chief Magistrate Cevat Durak and Medical Park General Manager Veysi Kubba and Medical Park İzmir Hospital’s Regional Coordinator Dr. Zafer Beken, these two institutions will organize joint social projects. Karşıyaka Chief Magistrate Cevat Durak who thanked the hospital staff for a modern health facility during the signing, said, “the hospital will not only serve Karşıyaka but the entire country. I want to thank all those involved. An important investment has been realized despite the financial difficulties in Turkey. Both our institutions will always act together in social projects and support one another.”

6

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


襤ZM襤R Kas覺m - Aral覺k / November - December 2011

7


Güncel / Actual

Kültürel miras festivale taşındı Bu yıl 20-23 Ekim 2011 tarihlerinde ilki düzenlenen “İzmir Kültürel Miras Festivali”, zengin bir etkinlik programıyla İzmirlilerle buluştu. İzmir’in kozmopolit kent kültürünün izlerini takip edecek olan festival, İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından İzmir Fransız Kültür Merkezi, Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü, Uluslararası Selanik Kısa Film Festivali ve İzmir Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle yapıldı. İzmir’in geçmişten günümüze gelen kültür mirasını daha iyi anlatmayı amaçlayan festival kapsamında film gösterimleri, sergiler, sanatçılarla söyleşiler, eğlence ve konser etkinlikleri gerçekleşirken, Türk ve Yunan genç sinemacıların çektikleri kısa filmler de prodüktörler ve sinema alanındaki akademisyenlerden oluşan bir jüri tarafından değerlendirilmek üzere yarıştı.

Cultural heritage carried to a festival The Izmir Cultural Heritage Festival, which was organized for the first time this year, took place on October 20-23 and met with the locals of Izmir through a rich activity schedule. The festival, which will carry the traces of İzmir’s cosmopolitan urban culture, was organized by the Izmir Economy University Communication Faculty and sponsored by the Izmir French Cultural Center, The French Anatolian Research Institute, the International Thessaloniki Short Film Festival and the Izmir Metropolitan Municipality. Movie showings, exhibitions, panels and concerts took place during the festival, which aims to better explain the cultural heritage of Izmir. A short movie competition was also organized during the event where short films directed by young Turks and Greeks were evaluated by a jury made up of movie producers and academics.

İnanç turizminde önemli adım ABD’nin Ankara Büyükelçisi Francis Ricciardone ve eşi, tarihi Kemeraltı Çarşısı’ndaki Havra Sokağı’nda bulunan ve tadilatına Büyükelçilik tarafından maddi destek sağlanan Ets Hayim Sinagogu’nu ziyaret etti. Büyükelçi Ricciardone, yapılan kültürel çalışmanın çok önemli olduğunu ifade ederek, “Bu tür çalışmalar, Türkiye’nin 500 yıldır farklı inanç, kültür ve dillerin bir arada yaşaması konusundaki hoşgörüsünü dünyaya göstermek açısından önemlidir. Binanın ayağa kalkması ve restorasyonu için yapılacak çok şey var, bizim katkımız sembolik, ancak çorbada tuzumuz olsun istedik” dedi. İşbirliğiyle 2 ay içerisinde tadilatın başlayacağı müjdesini veren Konak Belediye Başkanı Dr. Hakan Tartan ise, “Tarih ve kültürel birikimin yanı sıra dini merkezler açısından İzmir önemli bir kent. Sinagoglar zincirinin ayağa kaldırılması, Türkiye ve dünya turizmine kazandırılması için elbirliği ile faaliyetler yapacağız. Büyükelçi Ricciardone’a kişisel destekleri için teşekkür ediyorum” diye konuştu. Konak Belediyesi, ABD Ankara Büyükelçiliği ile İzmir Sefarad Kültür Mirası Derneği işbirliğiyle gerçekleştirilen tadilat sonucu Konak’taki tarihi sinagog, İzmir’in inanç turizminin gelişiminde önemli bir merkez olacak.

A big step in faith tourism The American Ambassador to Turkey Francis Ricciardone and his wife, visited the Ets Hayim synagogue in the historical Kemeraltı Market, which is being restored by funds provided by the Embassy. Ambassador Ricciardone, who pointed out to the importance of the project said, “These kinds of projects are important in showing the world that Turkey continues its tolerance for different religions, faiths and cultures for over 500 years. There is much to be done for the restoration of the building. Our contribution is symbolic but we wanted to be a part of the project.” Konak Chief Magistrate Dr. Hakan Tartan who said that renovations were to begin in 2 months, added: “Besides historical and cultural accumulation, Izmir is an important city in terms of religious centers. We will undertake a lot of projects in order to renovate synagogues and make them a part of Turkish and world tourism. I want to that ambassador Ricciardone for his personal support.” After the synagogue, which is being restored thanks to contributions from the Municipality of Konak, The American Embassy in Ankara and the Izmir Sephardic Cultural Heritage Foundation, is restored, it will be an important center for the development of religious tourism in Izmir.

8

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


襤ZM襤R Kas覺m - Aral覺k / November - December 2011

9


Güncel / Actual

AB Yolunda Kültür Festivali Üç ülkenin işbirliğinde kültür ve sanat günleri geliyor. Avrupa Birliği Bakanlığı tarafından yürütülen Türkiye ve AB Sivil Toplum Diyaloğu-II Kültür ve Sanat Hibe Programı kapsamında, Konak Belediyesi İzmir Kültür ve Sanatı Geliştirme Derneğinin hazırladığı ‘’İzmir Sanat ve Kültür Projesi’’, düzenlenen kokteylle basına tanıtıldı. Kokteyl, Yunan ve Romen ortakların katılımıyla gerçekleştirildi. 12 ay sürecek projenin ana etkinliği, 2012 Nisan ayı sonunda başlayacak ve Mayıs ayı başında sona erecek. Uluslararası Kültür ve Sanat Festivali adı altında yapılacak etkinliklerde Türkiye, Yunanistan ve Romanya’dan mim-pandomim sanatçıları, sokak tiyatrosu sanatçıları, öykü yazarları ve şairler bir araya gelecek.

A culture festival as we head towards the EU The Izmir Art and Culture Project, prepared by the Municipality of Konak Culture and Art Development Association within the context of the Turkey and the EU Civil Society Dialogue- Culture and Art Donation Program carried out by the European Union Ministry, was presented to the press at a cocktail party. The main event of the 12 month project will start at the end of April 2012 and end in May. During the events which will take place with the International Culture and Art Festival, pantomime artists, street performers, writers and poets from Turkey, Greece and Romania will get together and perform.

Tarih ve geleceğin buluştuğu nokta Key Hotel Erdoğan Özgörkey şirketler grubunun ilk otel yatırımı olan KEY Hotel, projesi ile 1950 senesinde mimari tasarım ödülü almış ve onlarca yıl Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası İzmir Şubesi’ne ev sahipliği yapmıştır. Tarihi binasında geçmişin dokusunun, modern tasarımın ve yarının teknolojisinin bir araya getirildiği otel, 34 odası, deniz manzaralı restaurantı ve toplantı salonları ile 2011 sonbaharında misafirlerine hizmet etmeye başladı. Gün ışığına ve aydınlatmaya hükmetmeyi sağlayan akıllı sistemleri, tavan aynaları ve modern tasarımları ile KEY Hotel odaları, misafirlerini bir ilüzyona davet ediyor. Özgörkey ailesinin eşine az rastlanır klasik araba koleksiyonundan Rolls Royce ve Mercedes limuzin seçenekleri de dahil olmak üzere, misafirlerinin ulaşım ihtiyaçlarını da karşılayan otel, rafine zevklerin bir buluşma noktası.

The place where the past and future meet Key Hotel, the first hotel investment of Erdoğan Özgörkey group of companies, has received the architectural design award in 1950 and was host to the Izmir branch of the Turkish Central Bank for many years. The hotel, which embodies the fabric of the past, modern design and future technology, started serving its guests in the fall of 2011 with its 34 rooms, restaurant that overlooks the sea and meeting halls. The rooms of Key Hotel, with their smart systems that control daylight and lighting systems, ceiling mirrors and modern designs, invites its visitors to witness a magnificent illusion. The hotel, which caters to the transportation needs of its guests with Rolls Royce and Mercedes limousines and with classic cars from the exquisite collection of the Özgörkey family, is the meeting point of refined tastes.

10

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


KEY OTEL

襤ZM襤R Kas覺m - Aral覺k / November - December 2011

11


Güncel / Actual

Gezici Festival İzmir’de Kültür ve Turizm Bakanlığının katkısıyla Ankara Sinema Derneği tarafından düzenlenecek Gezici Festival, 17. yaşını kutlamaya hazırlanıyor. 2-18 Aralık 2011 tarihleri arasında gerçekleşecek festival, her yıl olduğu gibi Ankara’dan başlayacak, 14-18 Aralık günlerinde İzmir’e konuk olacak. Gezici Festival, bir kez daha dünyanın önemli festivallerinde gösterilmiş ve ilgi çekmiş filmlerden oluşan bir Dünya Sineması seçkisini izleyicilerine sunmaya hazırlanırken, geçen yıl Tunus’tan başlayarak birçok Arap ülkesine yayılan direnişi konu alan filmler de programda yer alacak. Festivalde ayrıca bu yıl Cannes Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü Nuri Bilge Ceylan ile paylaşan Dardenne Kardeşler’in filmlerinden oluşan bir “Toplu Gösterim”ile 600 kısa film arasından seçilen “Kısa İyidir”, Fin kısa filmlerinden oluşan “Kısaca Finlandiya”, Aki Kaurismaki’nin tüm kısa filmlerinin yer aldığı bir seçki ve “Çocuk Filmleri” bölümleri yer alacak. Ülkemizde bu yıl çekilen uzun metrajlı filmlerden derlenen Türkiye Sineması 2011 bölümünde yer alan filmlerin yönetmen ve oyuncuları da festivalde yapılacak galalarda izleyicilerle bir araya gelecek. Gezici Festival’in İzmir’deki gösterimleri, iki yıl kapalı kaldıktan sonra yeniden açılacak Konak Sineması’nda gerçekleştirilecek..

The travelling festival is in Izmir The Travelling Festival, which is being organized by the Ankara Cinema Club and sponsored by the Ministry of Culture and Tourism, is getting ready to celebrate its 17th birthday. The festival, which will take place on December 2-18, 2011, will start in Ankara as usual and will be in Izmir on December 14-18. While the festival is getting ready to show award winning movies, movies about the Arab Spring will also be a part of the program this year. Also during the festival, a collection of Dardenne Brothers films, the best short movie award winner at Cannes, a collection of short Finnish movies called “Finland in Short”, a collection of Aki Kaurismaki’s short films and Kid’s Movies will be a part of the program. The Turkish Movies 2011 segment, which will be compiled from the movies that were shot in our country this year, will unite the artists and directors of these movies with audiences at galas during the festival. The movies will be shown in the Konak Movie Theatre, which will be reopened after a two year period.

Egeart kapılarını açıyor Ege Üniversitesi tarafından düzenlenen ve İzmir’in, Ege Bölgesi’nin sanatsal gelişimine katkıda bulunmayı amaçlayan “Uluslararası Egeart Sanat Günleri”, dördüncü kez kapılarını açıyor. 9-13 Aralık 2011 tarihlerinde gerçekleşecek olan Egeart, yurtiçi ve yurtdışından gelen sanatçılar ve eserlerini İzmirli sanatseverlerle buluşturacak. Sergiler, paneller, konferanslar film gösterimleri, yarışmalar ve dans gösterileriyle dopdolu bir sanat yolculuğuna hazırlanan Egeart, 25 ülkenin misafir sanatçılarına da ev sahipliği yapacak.

EgeArt opens its doors The International EgeArt Days, organized by the Aegean University to contribute to the development of art in the Aegean region, is opening its doors for the 4th time. EgeArt, which will take place on December 9-13, 2011, will host local and foreign artists and their artworks. EgeArt, which is getting ready for an artful adventure that will include exhibitions, panels, conferences, movie showings, competitions and dance shows, will also host guest artists from 25 different countries.

12

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


My Home in Izmir

Tel: +90 232 489 19 40 Address: 1379 Sokak No.55 Alsancak / İzmir / Turkey

w w w . o t e l k a r a c a . c o m . t r İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

13


Güncel / Actual

Foça’da edebiyat buluşması Foça Belediyesi ve Edebiyatçılar Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği “Foça Edebiyat Günleri”, 21–23 Ekim 2011 tarihlerinde gerçekleştirildi. Bu yıl ilk kez düzenlenen etkinliğin Onur Konuğu Tarık Dursun olurken, sanat ve medya dünyasından isimler de Edebiyat Günleri’nde bir araya geldi. Dopdolu içeriğiyle Foça Edebiyat Günleri, edebiyatın masaya yatırıldığı oturumların yanı sıra imza etkinlikleri, şiir ve müzik dinletileriyle de beğeni topladı.

A literature meeting in Foça “Foça Literature Days”, organized by the Municipality of Foça and The Literary Writers Foundation, took place in 21-23 October, 2011. While Tarık Dursun was the honorary guest of the first time event, celebrities from the art and media world also attended Literature Days. The event was a big success with panels, book signings and poetry readings.

Kısa filmlerin İzmir çıkarması Türkiye’nin en önemli kısa film festivallerinden biri olan Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali bu yıl 12. kez sinemaseverlerle buluştu. 16-20 Kasım 2011 tarihleri arasında Fransız Kültür Merkezi’nde gerçekleşen festival, 38 ülkeden 114 filme ev sahipliği yaptı. Yönetmen Nash Edgerton’un Ayı adlı kısa filmiyle perdelerini açan Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali’nde Oscar, Bafta, Cannes, Berlin ve diğer önemli festivallerde ödül kazanmış filmlerin yanı sıra ilk kez gösterime giren filmler de izleyicilerin beğenisine sunuldu. Ulusal kategoride dokuz, uluslararası kategoride ise 11 filmin Altın Kedi ödülü için yarıştığı festivalin Jüri Başkanlığını Atilla Dorsay yaparken, jüride Tayfun Pirselimoğlu, Tülin Özen, Christophe Leparc ve Cedomir Kolar görev aldı. M. Cem Öztüfekçi’nin Nolya isimli filminin Altın Kedi Ödülü’ne layık görüldüğü Kısa Film Festivali kapsamında, konferans ve atölye çalışmaları da gerçekleştirildi. Önder Çakar, Sevil Demirci ve Hatice Aslan’ın konuk olduğu festival, Gökçe Pehlianoğlu’nun film setinde yaşananları konu alan fotoğraf sergisine de ev sahipliği yaptı.

Short movies invade Izmir! The Izmir International Short Film Festival, one of the most important short film events in Turkey, was organized for the 12th time this year. The festival, which took place between 16 and 20 November 2011 at the French Cultural Center, hosted 114 films from 38 different countries. The event, which started with director Nash Edgerton’s Bear, continued with movies celebrated at the Oscar, Bafta, Cannes and Berlin film festivals and included premiers of various short movies. Atilla Dorsay was the head of the jury during the Golden Cat Awards in which 9 national and 11 international movies competed. The jury also included Tayfun Pirselimoğlu, Tülin Özen, Christophe Leparc and Cedomir Kolar. During the festival, which M. Cem Öztüfekçi’s short film named Nolya won the Golden Cat Award, conferences and workshops were also organized. The festival’s attendees included celebrities such as Önder Çakar, Sevil Demirci and Hatice Aslan and a photography exhibition by Gökçe Pehlianoğlu that included photos from film sets was also introduced.

14

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


襤ZM襤R Kas覺m - Aral覺k / November - December 2011

15


Güncel / Actual

Genç festival yöneticilerine çalıştay tecrübesi İzmir’i dünya sanat kamuoyuna tanıtacak “Genç Festival Yöneticileri İzmir 2011 Çalıştayı’’, Avrupa Festivaller Birliği (EFA) ile İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı (İKSEV) işbirliğinde 24-31 Ekim 2011 tarihleri arasında yapıldı. Dünyanın sayılı festivallerinin kurucu ve yöneticilerinin, genç festival yöneticilerine tecrübelerini aktardığı çalıştaya, 28 ülkeden yaşları 24 ile 38 arasında değişen yaklaşık 50 genç festival yöneticisi katıldı. Katılımcılar bir hafta süreyle başta Uluslararası İzmir Festivali’nin yapıldığı tarihi mekanlar olmak üzere kentin yerleşik sanat kurumlarını da tanıma fırsatı buldu.

Young festival managers gain experience at the workshop The Young Festival Managers Izmir 2011 Workshop, which will introduce Izmir to the art world, was organized by EFA and the Izmir Culture, Art and Education Foundation and took place on October 24-31, 2011. 50 young festival managers between the ages of 24 and 38 from 28 different countries attended the workshop where world famous festival organizers told them about their experiences. The attendees also had the chance to visit the art establishments and festival areas in Izmir starting with the historical venues that are used during the International Izmir Festival.

Türk Halk Kültürü’nün İzmir buluşması Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğünce 1975 yılında başlatılan ve 1981 yılından itibaren beş yılda bir gerçekleştirilen “Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi”nin sekizincisi, 21-24 Kasım 2011 tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirildi. Ege Turizm Derneği ve Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı işbirliğinde düzenlenen kongrede, yurtdışından 14 farklı ülkeden 52 adet olmak üzere, toplam 224 bildiri sunuldu ve tartışıldı. Kongrenin konuları arasında, “halk edebiyatı”, “gelenek, görenek ve inançlar”, “maddi kültür”, “somut olmayan kültürel mirasın korunması çalışmaları” ve “popüler kültür, medya, internet ve halk kültürü ilişkisi” yer aldı.

The meeting of the Turkish Public Culture in Izmir The 8th International Turkish Public Culture Congress, which started being organized in 1975 by the Ministry of Culture and Tourism Research and Education Directorate and has been taking place every five years since 1981, took place in Izmir on November 21-24, 2011. During the congress, which was sponsored by the Aegean Tourism Foundation and the Turkish World Authors and Artists Foundation, a total of 224 declarations from 14 different countries were presented and discussed. The topics of the congress included “Public literature”, “traditions and beliefs”, “material culture”, “the works on the preservation of abstract cultural heritage” and “the relationship between public culture and popular culture, media and the internet.”

16

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


襤ZM襤R Kas覺m - Aral覺k / November - December 2011

17


Güncel / Actual

’ye doğru İzmir, 2020 EXPO ev sahipliği için Paris’te ilk sunumunu yaptı

Towards EXPO 2020 İzmir’s first presentation in Paris for EXPO 2020

İ

zmir, EXPO 2020 için Fransa’nın başkenti Paris’te OECD binasındaki BIE Genel Kurulunda ilk sunumunu gerçekleştirdi. İzmir sunumunun açılış konuşmasını, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım yaptı. İzmir Milletvekili, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı olarak İzmir’in EXPO 2020 sunumunu yapmaktan onur duyduğunu ifade eden Yıldırım, İzmir’in adaylığında ‘’daha iyi bir dünya için yeni yollar-herkes için sağlık’’ temasının belirlediğini hatırlattı. İzmir’in Akdeniz oyunları, Üniversite oyunları gibi önemli organizasyonları başarıyla gerçekleştirdiğine dikkati çeken Yıldırım, ‘’İzmir’in bir önemli özelliği de ilk tıbbın uygulandığı şehir olmasıdır. Yine Hıristiyanlar için önemli hac mekânı olarak kabul edilen Efes, Selçuk’ta, İzmir bölgesinde yer 18

almaktadır. Hıristiyan dünyasında çok ciddi önemi vardır’’ dedi. EXPO 2020’nin farkında olarak iddialı bir altyapı ve sağlık projesi gerçekleştirmeyi hedeflediklerini anlatan Yıldırım, şunları kaydetti: ‘’EXPO 2020’ye bağlı olarak İzmir’de 35 temel projeyi gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Şu ana kadar 8 projemiz başlamıştır ve 2020’den önce bir çoğu tamamlanmış olacaktır. İzmir, etrafındaki 50’den fazla ülkeye 3 saatlik uçuşla varılan bir şehirdir. Akdeniz iklimini, Akdeniz insanı sıcaklığını, samimiyetini barındıran önemli bir şehirdir. İzmir bilinen tarihin en eski yerleşim yerlerinden biridir, 8 bin 500 yıllık geçmişi vardır’’ diye konuştu. BIE Genel Kurulu’nda sinevizyon gösterisinin yer aldığı 20 dakikalık İzmir sunumu il-

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

İ

zmir realized its first presentation for EXPO 2020 in Paris at the BIE General Assembly that took place in the OECD building. Minister of Transportation, Maritime and Communication Binali Yıldırım gave the opening speech during the presentation. Yıldırım, who is also an MP from İzmir said that he was proud to be giving the opening speech and added that Izmir had chosen the theme “New roads for a better world- health for everyone” for its candidacy. Yıldırım, who pointed out that İzmir had undertaken successful organizations such as the Mediterranean Games and Universiade said, ‘’An important characteristic of Izmir is that it is a city where medicine was first implemented. Ephesus, an important religious site for Christians, is also located


Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Yıldırım, ‘’Siyasi irade olarak İzmir’e tam destek veriyoruz’’ Minister of Transportation, Maritime and Communication Yıldırım said, ‘’as the political authority, Izmir has our full support’’

giyle izlendi. İzmir’in dışında, diğer adaylar Tayland’dan Ayutthaya, Brezilya’dan Sao Paulo, Rusya’dan Ekaterinbourg ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden Dubai de OECD binasında sunumlarını gerçekleştirdi.Uluslarararası Sergiler Bürosu’nun (BIE) 157 ülkeden oluşan genel kurulu, 2013 yılının Kasım ayında düzenlenecek toplantıda EXPO 2020’yi düzenleyecek kenti belirleyecek. Sunumun ardından Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ile toplantıların yapıldığı OECD binasında bir basın toplantısı düzenleyen Binali Yıldırım, Antalya’nın 2016 Botanik EXPO’yu düzenleme hakkının da tescil edildiğini bildirdi. Yıldırım, ‘’Burada Türkiye adına iki güzel olayı birlikte yaşıyoruz. Antalya’nın ev sahipliği kesinlik kazandı. İzmir kentiyse yarışa başladı. Bugünden itibaren yoğun bir şekilde İzmir’in hep birlikte başarısı için mücadele ede-

ceğiz’’ diye konuştu. Sunumun oldukça kaliteli ve başarılı olduğunu ifade eden Yıldırım, siyasi irade olarak İzmir’in ev sahibi olmasını istediklerini ve tam destek verdiklerini kaydetti. Bakan Yıldırım, İzmir’in ev sahipliğini alabilmesi için ‘tek bir yürek’ halinde harekete edeceklerini kaydetti.

BIE delegelerine resepsiyon Genel kurul toplantısı öncesinde İzmir heyeti, oylarıyla EXPO adayını belirleyecek BIE delegelerini, Four Seasons Oteli’ndeki resepsiyonda ağırladı. Vali M.Cahit Kıraç ile Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun ev sahipliği yaptığı resepsiyona, BIE’nin Fransız Başkanı Jan Pierre La Fon, Genel Sekreter Vicente Gonzalez Loscartales, EXPO 2020’de

within the borders of Izmir. It is a very special place for Christianity.’’ Yıldırım, who said that they were aiming to realize an assertive infrastructure and health project for EXPO 2020, added: ‘’We are aiming to actualize 35 basic projects in Izmir in accordance with EXPO 2020. As of now, we have 8 projects that are still underway and most of them will be finished before 2020. İzmir is a city that can be reached in a maximum of 3 hours from the 50 cities around it. It is an important city that harbors the Mediterranean climate and the warmth of Mediterranean people. İzmir is one of the oldest settlements in history that dates back to 8500 years’’ The 20 minute presentation of Izmir at

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

19


İzmir’in rakiplerinden olan Sao Paulo’nun Belediye Başkanı Gilberto Kassab, Türkiye’nin Paris Büyükelçisi Tahsin Burcuoğlu katıldı. Resepsiyonda, İzmir milletvekilleri Prof.Dr. Oğuz Oyan, İlknur Denizli ve Ahmet Kenan Tanrıkulu, 2016 Botanik Exposu’nun ev sahibi kenti Antalya’nın Valisi Dr. Ahmet Altıparmak, Antalya Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın, Paris’te görev yapan çok sayıda yabancı diplomat ve BIE delegesi de hazır bulundu. Gecenin açılış konuşmasını yapan İzmir Valisi Mustafa Cahit Kıraç, 2020 adayları arasında bulunan İzmir’in öne çıkış nedenlerini anlattı. Vali Kıraç, BIE Genel Sekreteri Loscartales’e bir de armağan sundu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile sohbet eden BIE Başkanı La Fon ise İzmir’in yeniden aday olması karşısında duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Paris’teki Türkiye Büyükelçiliği ile Expo 2020 İzmir’in Paris Ofisi’ni ziyaret eden İzmir heyeti, Belçika’nın düzenlediği kokteyle de katıldı. 20

the BIE General Assembly attracted a lot of attention. Other candidates Sao Paulo, Yekaterinburg, Ayutthaya and Dubai also performed presentations at the OECD building. The BIE general assembly, which consists of 157 countries, will decide the host of EXPO 2020 during a meeting in 2013 November. Binali Yıldırım, who gave a press conference at the OECD building where meetings took place with the Minister of Agriculture and Live Stock Breeding Mehdi Eker, said that Antalya’s bid to host the 2016 Botanical EXPO, was registered. Yıldırım said, ‘’we are celebrating two big events for Turkey today. Antalya will host the 2016 EXPO. For Izmir, the race has just begun. From now on, we will all work hard for the success of Izmir.’’ Yıldırım, who pointed out that the presentation was highly successful, said that they were going to offer full support for Izmir as the political authority. Minister Yıldırım

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

added that they were going to unite and work relentlessly so that Izmir can secure the bid to host the event.

A reception for BIE delegates The Izmir committee entertained BIE delegates at the Four Seasons Hotel before the general assembly meeting. The reception, which was hosted by Governor Cahit Kıraç and the Metropolitan Municipality Chief Magistrate Aziz Kocaoğlu, was attended by, BIE’s French president Jan Pierre La Fon, General Secretary Vicente Gonzalez Loscartales, Sao Paulo Chief Magistrate Gilberto Kassab and Turkey’s Paris Ambassador Tahsin Burcuoğlu. İzmir MPs Prof. Dr. Oğuz Oyan, İlknur Denizli and Ahmet Kenan Tanrıkulu, Governor of Antalya Dr. Ahmet Altıparmak, Antalya Chief Magistrate Prof. Dr. Mustafa Akaydın, diplomats stationed in Paris and BIE delegates were also present at the reception. Governor Mustafa Cahit Kıraç, who gave the opening speech at the reception, explained the reasons why Izmir was the best candidate


Arama konferansı Bu arada İzmir’in EXPO 2020 adaylığı kapsamında, belirlenmiş olan “Daha İyi Bir Dünya için Yeni Yollar/ Herkes için Sağlık” temasının alt temalarını oluşturmak üzere görüşlerin alınacağı, temayla ilgili vizyon ve stratejilerin tartışıldığı İzmir Kalkınma Ajansı tarafından düzenlenen arama konferansı, 19 Eylül 2011 tarihinde geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Toplantıya ev sahipliği yapan İZKA Genel Sekreteri Dr. Ergüder Can, EXPO 2020 İzmir’in alt tema belirleme çalışmalarının titizlikle yapılması, bu süreçte kentin kendini çok iyi anlatması gerektiğini belirtti. BIE Başkan Yardımcısı ve Türkiye Delegesi Necil Nedimoğlu ise 180 gün sürecek, sabah 03.00’e kadar açık kalacak, 20 bin kültürel etkinlik düzenlenecek organizasyon için herkesin üzerine düşenleri yapması gerektiğini söyledi. BIE tarafından organize edilen ve ilk olarak, 1851 yılında Londra’da gerçekleştirilen EXPO, dünyanın en büyük sosyal etkinliği olma özelliğini koruyan, düzenlendiği kenti ve ülkeyi insanlığın vitrinine çıkaran, ülkeler arasında barış temelli ilişkilerin kurulabilmesini sağlayan uluslararası organizasyon olarak biliniyor.

for EXPO 2020. Kıraç also presented BIE General Secretary Loscartales with a gift. BIE President La Fon who spoke with Chief Magistrate Aziz Kocaoğlu said that he was happy to that Izmir was a candidate for the second time. The committee, who toured the Turkish Embassy and the EXPO 2020 Izmir Paris Office, also attended the cocktail organized by Belgium.

Can, who hosted the conference, said that meticulous works needed to be done for the determination of sub-themes and that Izmir needed to advertise itself perfectly during the candidacy process. BIE Vice President and Turkish Delegate Necil Nedimoğlu added that everybody needed to do their part for the organization that would last 180 days and be open until 3 o’clock in the morning.

The research conference In the meantime, the research conference organized by the Izmir Development Agency to determine sub-themes for Izmir’s candidacy of EXPO 2020 with the “New Roads for A Better World/Health for Everyone” theme, took place on September 19, 2011 at the Izmir Kaya Thermal Hotel. General Secretary of IZKA Dr. Ergüder

EXPO, which is being organized by BIE and first took place in London in 1851, is one of the most important social activities in the world which advertises the city and its people it is organized in and is an internationally known event that provides relationships between countries to help world peace.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

21


Güncel / Actual

Ege’den İngiltere’ye

tanıtım atağı

Londra’da 5 bini aşkın turizm profesyonelini bir araya getiren dünyanın en büyük ikinci fuarı World Travel Market’e katılan Egeli turizmciler, EXPO 2020 adayı İzmir’in tanıtımı için çalıştı.

Advertising the Aegean in Britain Aegean tourism professionals, who attended World Travel Market in London, the second largest tourism fair in the world, worked to advertise Izmir, one of the candidates to host EXPO 2020.

İ

ngiltere’nin başkenti Londra, dünyanın en önemli turizm fuarları arasında sayılan World Travel Market’e (WTM) ev sahipliği yaptı. 7-10 Kasım günleri arasında düzenlenen ve 5 bini aşkın turizm profesyonelini buluşturan fuarda, yaklaşık bin metrekare ile en büyük standı Kültür ve Turizm Bakanlığı aldı. Exel’deki fuar, Egeli turizmcilerin büyük katılımına ve tanıtım çalışmalarına katkısına sahne oldu. 197 ülkeden 6 bine yakın firmanın yer aldığı WTM’ye; İzmir’i temsilen Vali Yardımcısı Haluk Tunçsu, Ege Turistik İşletmeciler ve Konaklamacıları Birliği (ETİK) Başkanı Mehmet İşler, İzmir Ticaret Odası (İZTO) Fuarcılık Masası Uzmanı Aykut Terzioğlu ile İzmir Kültür ve Turizm İl Müdürlüğünden yetkililer katıldı. İzmir, Aydın, Muğla, Bodrum, Marmaris, Didim ve Kuşadası’ndan çeşitli otellerin temsilcileri ile tur operatörlerinin de hazır bulunduğu fuarda, İzmir Valiliğinin imtiyaz sahibi olduğu İzmir Kültür ve Turizm Dergisi’ni hazırlayan Renkli Kalem 22

Medya Grubu’nun Başkanı Özer Kestane de yer aldı. İzmir Vali Yardımcısı Haluk Tunçsu, yaptığı açıklamada, kentin tanıtımı için daha fazla birebir görüşmede bulunmanın önemine işaret ederek, ‘’Biz ne kadar emek sarf edersek o kadar başarı sağlayacağız. İzmir, EXPO 2020 adayı olarak ortaya çıkınca buradaki tanıtımda mutlaka ağırlığını göstermesi gerekiyor diye düşündük. Kamu olarak biz de desteğimizi sunmaya geldik’’ dedi. İZTO Fuarcılık Masası Uzmanı Aykut Terzioğlu ise İzmir’in turizmde hak ettiği yerde olmadığını, yaptıkları anketlerde de bu sonucun ortaya çıktığını belirterek, şunları kaydetti: ‘’EXPO ile İzmir atağa geçti. Çalışmalarda kentin görsellerle tanıtılması gerekiyor. Bundan sonra ne yapacağımıza bakmak lazım. Londra’da otobüslerin üzerinde İzmir’i de görmek istiyoruz. Fuardan çok

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

L

ondon hosted one of the world’s biggest tourism fairs, World Travel Market (WTM). The Ministry of Culture and Tourism bought the largest stand at the fair which took place between November 7 and 10, 2011 and was attended by more than 5000 tourism professionals. The fair at Exel was host to high attendance from Aegean tourism professionals and their advertising efforts. Izmir was represented by Assistant Governor Haluk Tunçsu, president of the Aegean Touristic Facilities and Accommodations Association Mehmet İşler, trade show expert Aykut Terzioğlu from the Izmir Trade Chamber and authorities from the Izmir City Culture and Tourism Directorate at the fair which hosted over 6000 firms from 197 different countries. At the fair, which was also attended by representatives of hotels and travel agencies from İzmir, Aydın, Muğla, Bodrum, Marmaris, Didim and Kuşadası, Özer Kestane, the president


umutluyuz, beklentimiz yüksek. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın İzmir’den aday olması da kent için bir şans.’’ ETİK Başkanı Mehmet İşler de, 2011 yılında İngiltere pazarında büyük bir düşüş yaşandığını bildirdi. Bu ülkede yaşanan ekonomik kriz ile sterlinin diğer para birimleriyle birlikte Türkiye’de değer kazanmamasının, düşüşün önemli sebeplerini oluşturduğunu ifade eden İşler, şöyle devam etti: ‘’Ama buna rağmen İngiltere pazarı bizim için çok önemli. Geçmiş yıllarda Almanya pazarından sonra ikinci sıradaydı. İlk defa 2011’de 4’ncü sıraya düştü. Ancak çok büyük bir pazar olduğu için, özellikle Ege sahillerini seven bir pazar olduğu için İngiliz pazarını önemsiyoruz. Bu pazarda 2012 yılında da bir düşüş söz konusu olacak. İngiliz pazarı eksi 10’larda görünüyor. Ama Avrupa’nın diğer pazarları çok iyi, bu bizi sevindiriyor. Bu demek değil ki, İngiliz pazarından vazgeçeceğiz. Biz ısrarla bu pazar konusundaki yatırımlarımızı sürdürmeye kararlıyız.’’ Ege Bölgesi ve İzmir olarak bu fuara ayrı bir önemle her yıl katıldıklarını belirten Mehmet İşler, İzmir’in 2020 EXPO adaylı-

of Renkli Kalem Media who publishes our magazine, was also present at the fair in London. Assistant Governor Haluk Tunçsu, who spoke at the fair pointed out to the importance of one on one meetings, said, ‘’the more we work, the more we will succeed. We believe that once Izmir became a candidate for EXPO 2020, we felt the need for increased advertising at this fair. We are here to offer our support as the local authority in the city.’’ Trade show expert Aykut Terzioğlu from the Izmir Trade Chamber stressed that Izmir wasn’t at its deserved place in tourism and that they concluded this from the surveys they conducted and added, ‘’Izmir has made a big leap with its candidacy for EXPO. During the process, the city needs to be advertised visually. We need to map out our route for the future. We want to see pictures of Izmir on the buses in London. We are hopeful about the fair. It is a big chance for us that the Minister of Culture and Tourism Ertuğrul Günay is an MP from Izmir.’’

Aegean Touristic Facilities and Accommodations Association Mehmet İşler pointed out that a steep fall occurred in the British market in 2011. İşler, who said that this was because of the economic crisis in the country and that the pound wasn’t as strong as the other currencies in Turkey, added, ‘’Despite of everything, the British market is very important for us. In the past, it was second after the German market. In 2011, it fell to 4th place for the first time. But because it is a big market and British people like the Aegean shores, we are putting great importance on the British market. We are expecting a decline in the market in 2012 too but other markets in Europe are doing well. This doesn’t mean that we are giving up on the British market. We are adamant on continuing our investments in this market.’’ Mehmet İşler, who pointed out that they were attending this very important fair every year, said that they were in London to advertise the country and exist in the sector despite of the economic

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

23


ğından sonra sağlık ve gurmenin yanında deniz, kum, güneşle birlikte bu pazarda ekonomik krize rağmen var olmak ve ülkeyi tanıtmak adına Londra’da bulunduklarını kaydetti. Fuara Denizli adına katılan, Denizli Turistik Otelciler ve İşletmeciler Derneği Başkanı Şeref Kalkan da, Londra fuarının Türkiye turizminde önemli bir pazar payı olduğunu belirterek, ‘’Özellikle Pamukkale’ye talep fazla. Türk standı her yıl büyüyor. Bu, Türkiye’nin bu pazarda ne kadar önemli olduğunun bir göstergesi’’ dedi. Tanıtma Genel Müdürü Cumhur Güven Taşbaşı ise fuarda yaptığı açıklamada, dünyada yaşanan ekonomik krize rağmen 2011 yılının 9 aylık verilerine göre, Türkiye’de yüzde 11’lik bir artışın yakalandığını ifade etti. Taşbaşı, yıl sonunda 31 milyon ziyaretçiye ulaşılmasının hedeflendiğini, turizm gelirlerinin ise 23 milyon dolara yaklaşacağını belirterek, Türkiye’nin kıyı turizminin yanı sıra kültür turizmi için de önemli bir destinasyon olduğunu söyledi. ‘’Son dönemde kültürü biraz daha ön plana çıkarmaya başladık. Turizmi çeşitlendirmek için değişik turizm dallarını ön plana çıkarıyoruz’’ diyen Taşbaşı, Liverpool ile yapılan işbirliğinden de söz ederek, Türkiye’nin ilk kez takımın resmi sponsoru olduğunu, buna ilişkin görsellerin fuar alanında ve şehirlerde görülebileceğini kaydetti.

24

crisis. Şeref Kalkan, the president of the Denizli Touristic Hotels and Facilities Association, stressed that the fair in London was an important event for Turkish tourism, said, ‘’There is a lot of attention for Pamukkale. The Turkish stand is getting bigger with each year and this shows how important Turkey is in the tourism sector.’’ Advertising General Manager Cumhur Güven Taşbaşı, who made an announcement at the fair, said that an 11% increase in tourism revenues was seen according to the data received in the first 9 months of 2011, despite the global economic crisis. Taşbaşı added that Turkey

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

was expecting over 31 million tourists by the end of the year and that revenues would reach 23 million dollars. Taşbaşı, who pointed out that Turkey was an important destination for cultural tourism in addition to resort tourism, said, ‘’we have managed to highlight our cultural assets in recent years. We are highlighting different tourism branches to diversify tourism. Taşbaşı also mentioned the collaboration with Liverpool FC saying that Turkey was going to be the official sponsor of a football club for the first time and that visuals on the subject would be popping up in cities and trade shows in the near future.


Dünya turizmini İzmir’de keşfedin! Explore the world’s tourism in İzmir! 08-11 Aralık December 2011

Turizm Fuar ve Konferansı Tourism Fair & Conference İzmir Uluslararası Fuar Alanı, Kültürpark İzmir International Fair Center, Kültürpark

www.travelturkey-expo.com T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde Under the patronage of Ministry of Culture & Tourism

Partner Ülke Partner Country

Organizasyon Organizers

Partner İl Partner City

KÜTAHYA

Member

Medya Sponsoru Media Sponsor

Havayolu Sponsorları Airline Sponsors

BU FUAR 5174 SAYILI KANUN GEREĞİNCE TOBB (TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ) İZNİ İLE DÜZENLENMEKTEDİR THIS FAIR IS ORGANIZED WITH THE PERMISSION OF THE UNION OF CHAMBERS AND EXCHANGES OF 2011 TURKEY İZMİRCOMMODITY Kasım - Aralık / November - December 25IN ACCORDANCE WITH THE LAW NUMBER 5174


Röportaj / İnterview

İzmir karar vermeli! Bellboyluk yaptığı binaya otuz yıllık yurt dışı deneyiminin ardından genel müdür olarak dönmüş Melik Kızılcan. Otelcilik sektörünün bu deneyimli ismine göre, İzmir markalaşma sürecinde henüz emekliyor. Röportaj-İnterview: CEYDA ADAR

Izmir must decide! Melik Kızılcan returned to the hotel where he once was a bellboy after 30 years abroad, as a general manager. According to the experienced hotel manager, Izmir is in its infancy when it comes to the branding process.

B

Melik Kızılcan

26

ellboyluktan Genel Müdürlüğe uzanan başarılı bir yol serüveninin kahramanı Melik Kızılcan. Yıllar önce bellboy olarak hizmet verdiği Etap Oteli, bugünkü adıyla Mövenpick İzmir’e genel müdür olarak dönen Kızılcan, 30 yıllık yurtdışı deneyimini İzmir ile paylaşıyor. Çevre illerde konaklama imkanlarının artmasıyla İzmir havaalanının bir atlama noktası olarak kullanılmaya başlandığını belirten Kızılcan, yapılması gerekenin, bölgeye gelen misafirlerin İzmir’de en azından 1-2 gün geçirebilmesini sağlayacak bir sebep yaratmak olduğunu söylüyor. Verilen bir hediyede paketin hatırlanmadığı gibi turizm sektöründe de akılda kalanın deneyimler ve yaşanan olduğunu dile getiren Melik Kızılcan’a göre, İzmir öncelikle turizmin hangi alanında ön plana çıkaracağına karar vermeli. Kongre şehri olmaya çalışan İzmir’de otel sayısının azlığına dikkat çeken Kızılcan, “Şu anda eğer 1500-2000 kişilik bir

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

M

elik Kızılcan is the hero of a successful journey that he started as a bellboy and now continues as a general manager. Kızılcan, who returned to the Etap Hotel- now the Mövenpick İzmiras a general manage after working at the location as a bellboy, shares his 30 year experiences abroad with Izmir. Kızılcan, who points out that the Izmir International Airport has became a transit point after accommodation options increased in neighboring cities, says that reasons should be created to make tourists stay in Izmir at least for a couple of days. According to Melik Kızılcan, who says that what sticks in the tourism sector are experiences, Izmir has to decide which characteristics it will highlight in tourism. Kızılcan, who points to the shortfall of hotels in Izmir which is trying to be a congress city, says: “If you were to host a congress of 1500-2000 people, there aren’t enough hotels.”


kongre alacak olursanız, bu sayıyı karşılayacak otel yok” diyor. Bellboylukla adım attığınız turizm sektöründe bugün genel müdürlük görevini üstleniyorsunuz. Bu size ne hissettiriyor? KIZILCAN: Bellboyluk veya bulaşıkçılıktan genel müdür olmak bizim mesleğimizde olağan şeyler. Örneğin Amerika Filedelfiya’da çalıştığım yerdeki genel müdür, öğrencilik yıllarında bulaşıkçı olarak başlayıp, daha sonra genel müdürlüğe kadar yükselmiş. Ben bu binada bellboy olarak çalışıyordum. Etap Oteli’ydi zamanında. Burada belki ilginç olan taraf, mesleğe bellboy olarak başladığım otelden çıkıp, 30 sene yurtdışında bir macera yaşadıktan sonra, tekrar aynı binaya genel müdür olarak dönmek. Türkiye’ye dönme planlarım oluştuktan sonra bana yapılan ilk teklif burasıydı. İzmir’den çıktım ve 30 sene sonra tekrar İzmir’e ve aynı binaya, değişik bir isim altında bile olsa yine aynı binaya genel müdür olarak geldim. Tabii o da bu binayı benim için çok daha özel kılıyor. Yurtdışında uzun yıllar çalışmış biri olarak İzmir turizmini diğer ülkelerdeki kentlerin turizmiyle kıyasladığınızda nasıl bir değerlendirme çıkar ortaya? KIZILCAN: Ben 19 yıl İsveç’te çalıştım. Orayı saymıyorum çünkü turizm konusunda pek iddialı bir ülke değil. İhtiyaçları yok belki bir yerde. Onun haricinde Kahire geçmişim var mesela. Kahire’nin özellikleriyle de İzmir’i kıyaslamak biraz zor. Çünkü hem Mısır’ın başkenti hem de ekonominin can damarının olduğu bir şehir. Aynı zamanda piramitler ve Nil Nehri. Bütün bunlar tabii Kahire’nin cazibesini daha değişik kılıyor. İzmir’in turizm potansiyeline bakacak olursak, İzmir’de belirli bir doku vardı, biz onu zaman içerisinde yavaş yavaş yok etme başarısına ulaştık. Aynı zamanda turizmin şekli de değişti. Rekabet arttı. Rekabet derken, sadece ülkeler arası değil, Türkiye’deki destinasyonlar arasındaki rekabet de artmaya başladı. Daha önce İzmir Çiğli Havaalanı vardı. Turist buraya indiği zaman İzmir’de eli mahkum bir müddet kalmak zorundaydı. Çünkü İzmir çevresindeki diğer kentlerde konaklama tesisleri bu kadar gelişmiş değildi ve İzmir bir yerde bir mo-

nopol şeklindeydi buraya gelen turist için. Şimdi resim değişti. Örneğin Kuşadası’nda ciddi anlamda bir konaklama potansiyeli var. Zaten eskiye dayanarak şöyle söyleyebilirim ki, insanların büyük bir kısmının İzmir’e gelme sebebi, Efes ve St. John Kilisesi gibi yerleri, tarihi ve dini anlamda bir ziyaret. Eskiden burada kalmak zorunda olan insanlar, şu anda İzmir’i bir atlama tahtası olarak kullanıp, havaalanında inip, oradan başka yerlere gidiyorlar. O zaman İzmir’in yapması gereken belki, bu bölgeye gelen misafirlerin İzmir’de en azından 1-2 gün geçirebilmesini sağlayacak bir sebep yaratmak. Bu konuda çalışmalar var biliyorum. Herkes gerçekten istekli, arzulu. Belki de bu istek ve arzuların bir yerde koordine edilmesi ve aynı kanala taşınması lazım. Çünkü bir başı bozukluk var. Herkes kendi başına Don Kişot’luğa soyunmuş durumda. Belki bunu koordine edilecek bir kanalla eforlar aynı istikamete doğru giderse o zaman daha başarılı olur diye düşünüyorum. İzmir’e döndüğünüzde sektörde bir değişim gözlemlediniz mi? KIZILCAN: Eğer ben 30 yıl hiç İzmir’e gelmemiş olsaydım tabii o değişim çok daha bariz olacaktı. Ama ben İzmir’den ve Türkiye’den hiçbir zaman kopmadım. Devamlı olarak gidip geldim. Her sene gidip gelince, değişimi biraz daha sindirerek yaşamış oldum ama eğer olumlu olarak bir şey söyleyecek olursak, İzmir’in eli ayağı düzeldi biraz. Biraz daha tertipli oldu. Yollar biraz daha iyileşmiş, biraz daha derli toplu gibi bir görünüme kavuşmuş bir intiba yaratmıştı bende. Turizmde kalite anlamında bir değişiklik var mıydı? KIZILCAN: Eskiden 1-2 otelin elinde oligopolü gibi bir durum vardı İzmir’de. Rekabetin olmadığı bir yerde kalitenin yürümesi biraz zor. Yani gerçekten idealist insanların ve müesseselerin olması lazım ki, rekabet olmadan bile kendi kendisini iyileştirme ihtiyacını hissetsin. Çünkü iş hayatında rekabetin olmadığı zaman genelde oluşan şey rehavettir. İki tane daha uluslararası şirketin buraya gelmesiyle artan rekabet, İzmir’de hizmet sektöründeki kaliteyi eli mahkûm

‘’İzmir’de veya herhangi bir destinasyonda, insanların iyi bir intibaıyla ayrılması için esnafla olan ilişkisinden tutun, taksi şoförünün davranışına, havaalanına geldiği zaman o damgayı vuran polisin hal ve tavırlarına kadar bir zincir olarak her şey etkilidir.” ‘’In Izmir or any other destination, customer satisfaction depends on everything- from his relationship with local merchants to the service of the taxi driver and even the policeman who stamps his passport at the airport.”

You started out as a bellboy and now you’re the general manager of a hotel. How does that feel? KIZILCAN: It is common in our sector to become a general manager after working as a bellboy or a dishwasher. For example, my manager at the hotel in Philadelphia used to be a dishwasher. I used to work as a bellboy in this building, when it was the Etap Hotel. The interesting thing is, I returned to the same building after 30 years as a manager. When I decided to return to Turkey after 30 years abroad, the first job I was offered came from this building. I set out from Izmir and came back to the same building, albeit under a different name, 30 years later. This of course makes this building more special to me. As someone who has worked abroad for many years, what do you think when you compare the tourism in Izmir to the tourism in other cities? KIZILCAN: I worked in Sweden for 19 years but I can’t do a comparison because Sweden is not a competitive country in terms of tourism. They don’t need it. I worked in Cairo and it’s difficult to compare Cairo with Izmir because it is the capital of Egypt and the economy center of the country.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

27


bir yerde iyileştirmeye başladı ki, bunun örneklerini Basmane’de açılan otellerde de görebiliriz. Geçtiğimiz günlerde oradaki üç yıldızlı otellerden birinin açılışına katıldım. Gördüm ki, oraya bir profesyonel mimar getirilmiş, o kendine göre bir takım tercümelerde bulunmuş ve orada birtakım çözümler yaratmış. Yani bir çaba gördüm, kalite artıyor. Bu gerçekten güzel bir şey. Belki biraz paradoks olarak gelecektir size ama ben isterim ki, buraya bir Kempinski açılsın, dünyanın tanınmış, büyük zincirleri de buraya gelsin. Diyeceksiniz ki, pastanın boyu ne kadar ki, kendi kendinizi dizinizden vuruyorsunuz. Başka otellerin gelmesi rekabeti artıracaktır ve sizi daha da zora sokacaktır iş anlamında, finansal anlamda ama bu tür şeyler bence İzmir’in destinasyon olarak daha aktif hale gelmesini sağlayacak, bir katkıda bulunacaktır. Bu otellerin burada bulunması bir yerde dışarıdaki pazara da bir güven duygusu sağlıyor. Bugün 28

pek çok millet bir yere gideceği zaman oradaki oteller eğer kendi ülkesinden orijine bir otelse genelde rezervasyonu o otellere yaparlar. Çünkü bir güven duygusu vardır. O yüzden bence İzmir’e daha fazla enternasyonal otelin gelmesi bu konuda katkıda bulunacaktır. ‘’İzmir’in gerçek anlamda bir turizm şehri olabilmesi için daha çok otele ihtiyacı var” şeklinde bir demeciniz olmuştu. Otel sayısının azlığı sektörü de sekteye uğratıyor mu? KIZILCAN: Mesela şöyle söyleyeyim, biz burada kongre şehri olmaya çalışıyoruz. Ama şu anda eğer İzmir’de 1500-2000 kişilik bir kongre alacak olursanız, bu sayıyı karşılayacak otel yok. Yatırımcı İzmir’deki potansiyelin artmasını bekliyor belki. Yani talep artarsa, yatırım yaparım şeklinde bir girişim veya ruhsal durum içerisinde. Kongreler planlandığı zaman şehrin po-

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

Plus, it has the pyramids and the Nile. All these characteristics make Cairo unique. If we look at the tourism potential of Izmir, the city had a certain historical structure and we managed to destroy it over time. Also, the shape of tourism changed, competition increased. When I mean competition, I don’t just mean between countries but the competition between the destinations in Turkey. In the past, we had the İzmir Çiğli Airport. When tourists landed there, they had to stay in Izmir for a couple of days because accommodation facilities in the cities around Izmir were not as advanced and Izmir was kind of a monopoly for tourists. Now we have a different picture. For example, there are many accommodation facilities in Kuşadası today. Most people come to Izmir to see historical and religious places such as Ephesus and the Church of St. John. People who used to have to stay here now use Izmir as a tran-


tansiyeli yoksa buraya aktarılmıyor. Dolayısıyla bence İzmir’in hala bir otel ihtiyacı var. Çünkü dediğim gibi bir kongre en azından 1500 kişiliktir. O 1500 kişiyi yatıracak beş yıldızlı otel yok. Duyumlar alıyoruz ama irili ufaklı pek çok otel açılıyor. Birkaç tane enternasyonal zincirin de İzmir’de arayışları olduğunu biliyoruz. Zaman içerisinde taşlar yerine oturacaktır herhalde. Gelen turistlerin İzmir ile ilgili genel değerlendirmeleri nasıl oluyor? Memnun ayrılıyorlar mı ya da eksik gördükleri yanlar oluyor mu? KIZILCAN: İzmir için güzellik ve şirinlik kelimelerini kullanıyorlar genelde. İzmir’in körfezin etrafında bir gerdanlık gibi olması, Türkiye’deki diğer şehirlerle kıyaslayacak olursak, kendine göre biraz daha relaks bir yaşam stili olması, yaşamasının daha kolay bir şehir olması, insanlarının belki biraz daha sıcak olması bütün bunlar insanlar üzerinde pozitif intibalar yaratıyor tabii. Çünkü buraya gelen insanların buradan iyi şekilde ayrılması için şehrin şehir olarak sadece kendi fiziksel güzelliği yeterli değildir; şehrin içerisinde yaşanan tecrübeler önemli. Mesela, size en son verilen hediye neydi? Neyin içinde paketlenmişti? Genelde paketi hatırlamayız, içindeki şey bizde bir intiba yaratmıştır. Bu durum, bir yere gittiğiniz zaman bir destinasyonda yaşadıklarınızda olur. Yani bunu bir otel olarak ele alacak olursak, granitler, mermerler, kristallerden ziyade otelde yaşamış olduğunuz şeyleri hatırlayacaksınız. Gittiğiniz bir destinasyonda, oradaki tecrübeleriniz, gördükleriniz, yaşadıklarınız hatırlanacaktır daha çok. İzmir’de veya herhangi bir destinasyonda insanların iyi bir intibayla buradan ayrılması için Kemeraltı’na gittiyse oradaki esnafla olan ilişkisinden tutun, taksiye bindiği zaman taksi şoförünün davranışına, havaalanına geldiği zaman o damgayı vuran polisin hal ve tavırlarına kadar bir zincir olarak her şey etkilidir. İlk ve son intiba çok önemlidir. Bence bu konuda konaklama tesisi olarak bizim İzmir’in güzelliğine yapabileceğimiz en büyük katkı elimizden geldiği kadar en iyi hizmeti verebilmek. Eğer biz bunu veriyorsak, o taşın altında bizim de elimiz var demektir.

sit point and go somewhere else. Then what Izmir needs to do is create reasons for people to stay here at least for a couple of days. I know there are projects regarding this issue and everyone is enthusiastic and passionate. Maybe these efforts should be coordinated and carried to the same channel. Everyone is trying to do something on their own and I think these efforts will yield better results if they are coordinated by a single body. Did you observe a change in the sector upon your return to Izmir? KIZILCAN: If I hadn’t come to Izmir during the 30 years the change would have been more obvious. But I was never completely broken off from Izmir. I visited the city all the time. When I came every year I saw the little changes and I can say that Izmir is better now. It became more organized. The roads seem better, more together. Was there a change in terms of quality? KIZILCAN: In the past, there were the monopoly 1-2 hotels in Izmir. You can’t have quality in a place that lacks competition. We really need idealist people and companies to come into the competition so that others can feel the need to be better. If there is so competition in business, you become lazy. Competition, which increased after two international brands came to Izmir, led to the development in the service sector and you can see examples of these at the hotels in Basmane. The other day, I was at the opening of a 3-star hotel in Basmane and saw that they had brought in a professional architect and he had done some wonderful things. I saw an effort for quality and I think that’s nice. Maybe you’ll find this ironic but I’d really want a Kempinski hotel here. You might think that I’m cutting my own leg here but if other worldwide brands come here maybe it will be financial harmful for us but it will make Izmir a more active destination. These types of hotels provide a kind of trust for foreign markets. Today, many people who are travelling abroad prefer to stay at hotels which have branches in their own countries. That’s why I think it will be good if more international hotels set up shop in Izmir.

You previously said that Izmir needed a lot more hotels if it were to become a truly touristic city. Does this situation cause damage to the sector? ‘ KIZILCAN: Let me put it this way; we are trying to be a congress city but if you want organize a congress with 1500-2000 people, there aren’t enough hotels to accommodate all these people. Maybe investors are waiting for the increase of potential in Izmir. They are probably waiting for more demand before they make an investment. When congresses are planned, cities with limited potential are not considered. So, I think Izmir still needs more hotels. There isn’t even a 5-star hotel that can accommodate 1500 people. We hear rumors about the construction of such a hotel but instead many small hotels are being constructed. We also know that a couple of international hotel chains are thinking about Izmir. I believe the situation will be cleared up in time. What do tourists think about Izmir? Are they happy when they leave or do they have complaints? KIZILCAN: They usually say Izmir is beautiful or cute. The fact that Izmir has a magnificent bay, a relaxed life style compared to other regions and warm people makes tourists happy. The physical condition of the city is not enough to make visitors happy, experiences within the city count even more. For example; what was the last gift you received? What was the wrapping like? We usually don’t remember the wrapping, the gift is more memorable. This is just like the experiences you have when you visit a destination. If we were to apply this situation to a hotel; you wouldn’t remember the granite, marble or crystals, you’d remember the experiences you had. You are most likely to remember the experiences you had at a certain destination. ’In Izmir or any other destination, customer satisfaction depends on everything- from his relationship with local merchants to the service of the taxi driver and even the policeman who stamps his passport at the airport. First and last impressions are crucial. What we can do to contribute to the situation is provide the best service

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

29


we can to customers. If we can do this, it means we are doing our part. Where does Izmir stand in terms of branding? KIZILCAN: Izmir is in its infancy when it comes to the branding process. It hasn’t made its mind up. Because in branding you have to have a niche before everything else. You have to decide who you are and what you are. Am I fish, can I swim? Am I a bird, can I fly? What unique characteristic can I highlight? Izmir hasn’t decided on that yet.

Pasaport İskele

Markalaşma sürecinde İzmir nerede duruyor? KIZILCAN: Daha emekliyor. Daha henüz kararını vermiş değil. Çünkü markalaşmak için her şeyden önce bir nişinizin olması lazım. Bir karar vermeniz lazım, ben neyim? Balık mıyım yüzer miyim? Kuş muyum uçar mıyım? Ünik diyebileceğiniz başka kimsede olmayan, ne özelliğim var ve ben neyi ön plana çıkarmak istiyorum? Bu konuda İzmir henüz karar vermiş değil. Sizce neler ön plana çıkarılmalı? KIZILCAN: Ben bir otorite değilim bu konuda, ben sadece dışarıdan gözlem yapıp, o kritiği veren insanlardan bir tanesiyim. İzmir’in bir tarihi var her şeyden önce. En son bulgular 8 bin yıldan bahsediyor. 8 bin yıllık geçmişi olan çok şehir yoktur dünyada. Örneğin Homeros’un doğum yeri olduğunu pek çok insan bilmiyor yurtdışında. Bunlar o ünik dediğimiz, bizde olan ama başka kimsede olmayan bir takım şeyler. Bir kere şehrin kendisinde var olan 30

bir takım şeyler vardır, lütuf olan şeyler. Bir de bizlerin insan olarak yapabileceği katkılar vardır. Bunlar belki daha çok ön plana çıkarılabilinir. İzmir’de bir Barselona kıyaslaması var. Tamam ama bir Barselona veya Avrupa’da herhangi bir şehrin tarihi dokularını ne kadar özenle koruduklarını biliyoruz. Biz burada zaten treni kaçırmışız elimizden. Ama coğrafi konumu, iklimi, yaşam tarzı kullanılabilinir mesela. Türkiye’nin veya Ege’nin en sağlıklı şehri denilebilir ya da zeytinyağının çok kullanıldığı, en sağlıklı mutfağı. O kadar çok şey var ki ön plana çıkarılabilecek. Yeter ki bir karar verelim önce. Biz neyi ön plana çıkaracağız? Sağlık turizmine yönelelim, sağlık turizminde marka olalım ya da kongre turizmde iyi olalım şeklinde konuşuluyor ama kişiler bir yere gitmeden önce, oraya gitmek için bir sebepleri olması lazım. Yani, siz Mısır’a niye gidersiniz? Piramitleri görmeye. Piramit kendi kendine bir markadır. O konuda bizim bir karar vermemiz lazım önce İzmir olarak.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

What do you think should be highlighted? KIZILCAN: I am not an authority on the subject, I am just an observer. First of all, Izmir has a rich history. Latest findings point to an 8000 year old history. There aren’t that many old cities in the world. For example, not many foreign people know that Homer was born here. This is one of the unique facts of the city. In every city, there are things that are unique to that location, blessings if you will and there are things we can do for the city. Maybe we can highlight these unique qualities. People are comparing Izmir to Barcelona. Maybe there are similarities but we know how Europeans protect the historical structure of their cities. I’m afraid we are too late for that. We can also take advantage of the geographical location, climate and life style. We can say that it’s the healthiest city in Turkey or the Aegean region; we can talk about its healthy cuisine that involves dishes made with olive oil. There are so many things we can highlight but we have to decide first. People say that we should focus on health tourism or congress tourism but tourists need a reason to go to destinations. For example, you would go to Egypt to see the pyramids of course. The pyramids are a brand of their own. Izmir needs to decide what it wants to highlight.


襤ZM襤R Kas覺m - Aral覺k / November - December 2011

31


Karşıyaka

From Kordelyo to Karşıyaka Karşıyaka, where you will be a part of the lives of compassionate and tolerant people, calls out to science, art and fun with its modern face, all the while carrying the traces of the past with its old Levantine houses.

32

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


Kordelyo’dan

“Karşıyaka’ya” Sevecen ve hoşgörülü insanların yaşamına ortak olacağınız Karşıyaka, eski Levanten evleri ve tarihi yapılarıyla geçmiş yılların izlerini taşırken, modern yüzüyle de bilime, sanata, eğlenceye çağırır. Fotoğraflar-Photographs: CEYDA ADAR, Karşıyaka Belediyesi Arşivi

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

33


Palmiyelerle süslü sahilde körfezin güzelliğiyle paylaşmak hayalleri… Bir martının kanat çırpışına ortak olup, İzmir’i seyre dalmak huzur eşliğinde… Binlerce yıldır varlığını sürdüren bir kentin yaşanmışlıklarına eklenmek sessizce… Ve şarkılara, şiirlere konu olan güzelliği yaşamak… Kordelyo’yu yaşamak, her anı dopdolu bir paylaşımın sıcacık gülümsemesi, yaşadığı gibi yaşatabilen bir kentin varlığını hissetmenin en güzel yanı… Cennet yeşili sahiliyle batılı seyyahları büyüleyen Kordelyo’dan Karşıyaka’ya dönüşen uzun bir yolculuk da olsa, geçmişin sayfiye yeri bugün de tüm yönleriyle sergiler aynı rahatlığı. Sevecen ve hoşgörülü insanların yaşamına ortak olacağınız Karşıyaka, eski Levanten evleri ve tarihi yapılarıyla geçmiş yılların izlerini taşırken, modern yüzüyle de bilime, sanata, eğlenceye çağırır. Adını İzmir merkezin tam karşısında olan konumundan alan Karşıyaka, ismine yakışır duruşuyla örnek bir İzmir yerleşimi olarak yer eder hafızalarda… 34

Karşıyaka’nın Tarihçesi Karşıyaka, Küçük Yamanlar Tepesi üzerinde ve su deposu kazısı sırasında tahrip olan höyükte bulunan kültür tabakaları ile etrafa saçılan seramik buluntularından yola çıkılarak yapılan tarihlendirmeyle Eski İzmir’den daha eski bir tarihsel geçmişe sahiptir. Tepede görülen en erken tarihli seramikler, uzmanlar tarafından Neolitik çağın geç safhasına (İ.Ö. 5000) tarihlendirilir. İzmir ve çevresinde Neolitik çağa ait yaşam izleri taşıyan Aliağa Helvacı Köy sınırları içindeki Araplartepe, Urla Limantepe, Kemalpaşa Ulucak Höyük, Bornova Yeşilova Höyüğü gibi birkaç höyük daha bulunur. Küçük Yamanlar Tepesi’nde görülen en geç tarihli çanak çömlek 12. ve 13. yüzyılda üretilen yeşil sarı renkli sırlı seramiklerdir. Bu yüzyıllar İzmir ve çevresinde Bizans İmparatorluğu egemenliğinin son dönemleridir. Bizans İmparatorluğu’nun coğrafyamızdaki kökleri İ.Ö. 2. yüzyılın sonlarında Anadolu’yu ele geçiren ve bin 500 yıl boyunca elinde tutan Roma İmparatorluğu’na bağlanır. Özellikle 15.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

Dreaming of sharing the beauties of the bay on the shoreline adorned with palm trees… Watching Izmir peacefully as a seagull flaps its wings… Being a part of the life of a town that has been around for thousands of years… And experiencing a beauty that has been the subject of songs and poems… Experiencing Kordelyo and its warm smile is the best part of feeling the existence of a city which still continues to live as it once lived in the past… Even though the transformation from Kordelyo- a favorite among Westerns travelers- to Karşıyaka was a long journey, the once summer resort is as relaxed as it was in the past. Karşıyaka, where you will be a part of the lives of compassionate and tolerant people, calls out to science, art and fun with its modern face, all the while carrying the traces of the past with its old Levantine houses. Karşıyaka, which takes its name by being right across the center of Izmir, is remembered as a proud settlement of Izmir.


yüzyıldan 5. yüzyıla kadar yaklaşık 400 yıl Roma’nın güçlü yönetimi altında Batı Anadolu, en parlak ve zengin dönemini yaşamıştır. Bu dönemde Smyrna; Aphesos ve Pergoman ile rekabet halindedir ve Asya eyaletinin en zengin kentidir. Küçük Yamanlar Tepesi’nde kayalık zirvesindeki buluntulardan kentin İ.Ö. 6000 yıllarından günümüze kadar neredeyse kesintisiz olarak kullanılmasına şaşmamak gerekir. Tepe, Yamanlar Dağı’nın güneye bakan yamaçlarına düşen yağmur sularını ve onunla birlikte yamaçlardaki verimli toprağı körfeze taşıyan üç adet taşkın derenin meydana getirdiği Alaybey ve Karşıyaka düzlüklerine hakim bir noktada bulunur. Bu düzlük zaman içinde deniz tuzundan arındığı ölçüde verimli bir toprağa dönüşür. Bu topraklar tarih öncesi dönemden düne kadar verimli sebze ve meyve bahçelerini barındırıyordu. Karşıyaka’nın en önemli özelliği deniz kenarına kadar inen Yamanlar ormanları ve yemyeşil bahçeleri ile İzmir’de bir mesire ve eğlence yeri olarak parlamasıdır. 18. yüzyılın sonuna kadar bu bölgeden gelip geçmiş ünlü batılı seyyahlar, Cordelio denilen bu cennet yeşili sahili anlatmadan edememişlerdir. 18. yüzyılda Karşıyaka, özellikle zeytinleri ile ünlü bir köy olarak kayıtlara geçer. 1865 yılında geçen tren yolu, Karşıyaka’nın hızlı gelişmesine neden olur. 1891 Aydın Vilayet Salnamesi’ne göre 832 ev ve 1080 kişilik bir nüfusu vardır. 1884’te kurulan Hamidiye vapur şirketinin Karşıyaka’daki tahta iskeleye vapur seferlerine başlaması, gelişmeyi daha da hızlandırır. Bu yıllarda Karşıyaka’da ikili bir yerleşme ilerler. Sahil şeridinde, büyük arsalar alan Levantenler ve yabancı tüccarlar buralara yerleşerek yalılar ve köşkler yapmaya başlar. İzmir Tümen Komutanı Giritli Ferik Hüseyin Hilmi Paşa ise Soğukkuyu civarını Türklerin iskânına açar. Böylece yüzlerce yıl önceden Yamanlar’ın Alucra-Sıralı Köy yörelerinde yaşayan Türkler, yaygın bir şekilde Soğukkuyu’ya yerleşmeye başlar. Karşıyaka’nın ilk Belediye Başkanı Çömezzade Hacı Mehmet Efendi, 1874’te Soğukkuyu Cami’ni inşa eder ve beldeye büyük hizmetler verir. İzmir Tü-

The history of Karşıyaka Karşıyaka has an older historical past compared to Old Izmir according to cultural layers and ceramics found during the excavations on the Küçük Yamanlar Hill. The earliest ceramic pieces have been dated back to the late Neolithic Age by experts. There are also various mounds such as Araplartepe, Urla Limantepe, Kemalpaşa Ulucak Tumulus and Bornova Yeşilova Tumulus within the borders of Aliağa Helvacı village that have traces of settlements from the Neolithic Age. The latest earthenware ruins seen on the Küçük Yamanlar Hill are the green-yellow glazed ceramics that were produced in the 12th and 13th

centuries. These are the last periods of the Byzantine Empire in and around Izmir. The roots of the Byzantine Empire are linked to the Roman Empire, which took over Anatolia at the end of 2nd century B.C. and ruled it for 1500 years. Western Anatolia, which was under Roman rule for 400 years, lived its most glorious days during this period. At this time Smyrna is competing with cities such as Ephesus and Pergamum and is the richest city of the Asian state. It is not surprising that the city which is located on the crest of the rocky cliffs on Küçük Yamanlar Hill has been constantly occupied since 6000 B.C. The hill overlooks Alaybey and Karşıyaka Plains, which were formed

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

35


Karşıyaka Çarşı

men Komutanı Ferik Hoca Osman Paşa, tramvay caddesi üzerinde çarşıya doğru ikinci camiyi inşa eder. Bu yıllarda Levantenlerin mülkiyetindeki sahil evleri daha çok yazlık sayfiye olarak anılır, pazar günleri ise kordon boyu çok kalabalık ve şenlikli olur. Eski dönemlerde Papa Scala veya Papas Köyü olarak isimlendirilen Bostanlı ise Menemen’in karpuz ve kavunun boşaltıldığı, gemilere yüklendiği bir iskeledir.

Görülecek yerler Zübeyde Hanım Kabri ve Parkı

Zübeyde Hanım Kabri

36

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın kabri, Karşıyaka İstasyonu’ndan Soğukkuyu tarafına giden Zübeyde Hanım Caddesi üzerinde bir parkta yer alır. Her daim ziyarete açık olan kabir, Ferik Osman Paşa Cami avlusu içindedir. Mevcut şekli bizzat Atatürk tarafından belirlenen mezar anıt şeklinde olup, 1940 yılında İzmir Belediyesi tarafından yaptırılmıştır.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

by three overflowing streams that carried the fruitful soil from the slopes along with rain water. This plain turns into a fertile land after it is refined from salt water. These lands used to host fertile vegetable and fruit gardens from the prehistoric age until recently. The most important characteristic of Karşıyaka is that it shines as a popular excursion and entertainment spot with the Yamanlar forests and green gardens that stretch all the way down to the shoreline. Famous Western travelers who passed through the region until the end of the 18th century have always talked about the magnificent shoreline called Cordelio. In the 18th century, Karşıyaka is known as a village famous for its olives. The railway that passes through the area in 1865 helps Karşıyaka develop rapidly. According to the 1891 Aydın City registry, it has 832 houses and a population of 1080. The establishment of the Hamidiye shipping line in 1884 and the start of boat rides in


Durmuş Yaşar Köşkü

Durmuş Yaşar Köşkü İzmirli Kont Aliotti tarafından 1914 yılında yaptırılan köşkü, 1938’de Durmuş Yaşar satın almıştır. Bugün eğitim vakfı olarak hizmet veren köşk, Çamlık Caddesi’nin girişinde Karşıyaka yalısında yer alır.

Van Der Zee Köşkü Alt katı “Eski Ev” Restoranı olarak tanınan binadır. Ünlü Türk dostu Heinrich Van Der Zee tarafından yaptırılmıştır. Restorasyon çalışmalarının ardından köşkün bir bölümü, günümüzde de restoran olarak hizmet vermektedir.

Penetti Köşkü 1930’da Karşıyaka’nın İtalyan ailelerinden Armando Penetti tarafından yaptırılan köşk, Venedik’teki bir sarayın minyatürüdür.

Löhner Köşkü (Epikmen Köşkü) Löhner Köşkü, gerek konumu gerekse süslemeleriyle Karşıyaka Levanten Evleri

Karşıyaka accelerate the development. During these years a double settlement starts in Karşıyaka. The Levantines and foreign merchants who buy large properties on the shore start building waterside mansions and villas. Izmir Division Commander Giritli Ferik Hüseyin Hilmi Paşa opens the area around Soğukkuyu to the settlement of Turks. So, the Turks who have been living in the villages of Alucra and Sıralı in Yamanlar for thousands of years start settling in Soğukkuyu. The first chief magistrate of Karşıyaka Çömezzade Hacı Mehmet Efendi builds the Soğukkuyu Mosque in 1874 and does great work in the town. Izmir Division Commander Ferik Hoca Osman Paşa commissions the building of a second mosque on the tramway road towards the market. During those years, the houses on the shore owned by Levantines are mostly used as summer houses and the shore is filled with people on Sundays. In the old times, Bostanlı, which was also called Papa İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

37


Latife Hanım Anı Evi

arasında ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Bahçe içinde bağımsız birer konut olarak tasarlanmış diğer örneklerin aksine; Karşıyaka yalısında, bir cephesi bitişik nizamda inşa edilmiştir.

Scala or Papas Village, is a pier where watermelon and melons from Menemen are loaded onto ships.

Latife Hanım Anı Evi

The tomb and park of Zübeyde Hanım

Yaklaşık 3 bin metrekare alana kurulmuş olan ve 1860’lardan kalma olduğu tahmin edilen Latife Hanım Köşkü Anı Evi, Mustafa Kemal Atatürk’ün eşi Latife Hanım’a ait olup, annesi Zübeyde Hanım’ın son günlerini yaşadığı ve 14 Ocak 1923’te vefat ettiği köşk olması açısından önemlidir. Köşk, Büyükşehir Belediyesi tarafından 2008 yılında “Tarihe Saygı Özgün İşlevin Değiştirildiği Esaslı Onarım Ödülü” almıştır. Restore edilip bugünkü haline kavuşturulan köşk, eski zamanlarda bahçe içindeki çam ve palmiye ağaçları, havuzu ve yel değirmeni ile tanınmaktaydı. Latife Hanım, Mustafa Kemal Atatürk ve Zübeyde Hanım’ın balmumu heykellerinin de sergilendiği Anı Evi’nin duvarlarında Atatürk, Latife Hanım ve Zübeyde Hanım’ın fotoğrafları asılıdır. Ayrıca birinci ve ikinci katlarda ayaklı panolarda, köşkteki ve o yıllar ile ilgili anılar anlatılır. Köşkün bahçesinde halka açık bir de kafe bulunur. 38

Attraction Points

The tomb of Mustafa Kemal Atatürk’s mother Zübeyde Hanım is located in a park on Zübeyde Hanım Avenue. The tomb, which is always open for visitation, is situated within the courtyard of the Ferik Osman Paşa Mosque. The monumental tomb, which is designed by Atatürk himself, was built in 1940 by the Municipality of Izmir.

Durmuş Yaşar Mansion Durmuş Yaşar has bought in mansion in 1938 which was built by Count Aliotti in 1914. The mansion, which now serves as an educational foundation today, is located at the entrance of Çamlık Avenue.

Van Der Zee Mansion The ground floor of the building is now the “Eski Ev” Restaurant. It was built by Heinrich Van Der Zee.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

Penetti Mansion The mansion, which was built by Armando Penetti of Italy in 1930, is a miniature of the palace in Venice.

Löhner Mansion (Epikmen Mansion) The Löhner Mansion, with its location and decorations, has a privileged place among all other Levantine houses. Contrary to all the other mansions which were built as independent mansions inside gardens, an exterior is built connected to the waterside mansion.

Latife Hanım Memorial House Latife Hanım Memorial House, which was thought to be built in the 1860’s and is situated within a 3000 square meter land, belongs to Mustafa Kemal Atatürk’s wife Latife Hanım and it is the mansion where Zübeyde Hanım died on January 14, 1923. The mansion has received the Renovation Award in 2008 by the Metropolitan Municipality. The house, which was restored thoroughly, was known in the past for its pine and palm trees, pool and windmill. There are photographs of Atatürk, Latife Hanım ve Zübeyde Hanım along the walls


Bilim Müzesi Geleceğin bilim insanlarını yetiştirmek, Türk insanının bilime, bilimsel düşünceye ve gelişen teknolojiye ilgisini artırmak amacıyla hizmet veren Bilim Müzesi, her yaştan insana, özellikle 12-15 yaş grubuna, bilimin temel prensiplerini ve teknolojik gelişmelerini göstermeyi hedefliyor. Müzede 60 adet öğrenme istasyonu, 100’e yakın deney düzeneği ile 15 civarında interaktif kiosk bulunurken, bu öğrenme istasyonları, gruplar halinde konusunun uzmanı rehberlerin anlatımı eşliğinde ziyaret edilebiliyor. Daha sonra içinde bir teleskopun bulunduğu mini bir gözlem evinin de dâhil edilmesi planlanan müzede ayrıca öğrencilerin bilime olan merakını sürekli kılmak amacıyla rehberler eşliğinde atölyeler, etkinlikler, deney gösterileri ve sahnede bilim aktiviteleri gerçekleştiriliyor.

Bilim Müzesi

Bostanlı Güzel Sanatlar Parkı Arkeoloji Müzesi 1987 yılında açılan ve 90 parça eserin sergilendiği Açıkhava Müzesi’nde günümüzden 2500, 3000 yıl öncesine ait eserlerin yanı sıra M.S. 3. yüzyıl, Erken Roma, Geç Roma ve Bizans dönemine ait eserleri de görmek mümkün. Bostanlı Güzel Sanatlar Parkı’nın içindeki müzede bu dönemlere ait lahitler, sütun başlıkları, tanrı, hayvan ve insan heykelleri, mezar stelleri ve mezar taşları bulunurken, parkın içinde kafeterya, çocuk oyun alanları, resim atölyesi ve sanat galerisi yer alıyor.

Karşıyaka Belediyesi Hamza Rüstem Fotoğraf Evi Karşıyaka Belediyesince Nisan 2011’de açılan Hamza Rüstem Fotoğraf Evi, İzmir’in en köklü fotoğraf stüdyolarından biri olan Hamza Rüstem Fotoğrafhanesi’nin yaklaşık yüzyıllık bir geçmişe sahip arşiv ve koleksiyonundan oluşuyor. Torunu Mert Rüstem tarafından Karşıyaka Belediyesine bağışlanan koleksiyonun sergilendiği Fotoğraf Evi’nde, her biri tarihi değere sahip orijinal fotoğraf makineleri, fotoğraflar, fotoğrafik efemera (antika ve koleksiyon değerine haiz değerli kayıt), çeşitli fotoğraf makinesi ekipmanları, tarihi, ticari ve erken yüzyıla ait tipik bir fotoğrafhane stüdyosunun canlandırıldığı etnografik nitelikli tarihsel

Hamza Rüstem Fotoğraf Evi

of the building in addition to wax statues of Latife Hanım, Mustafa Kemal Atatürk and Zübeyde Hanım. Also, there are panels on the first and second floor that detail the life in the mansion. There is a café in the garden of the mansion.

Science Museum The Science Museum, which was built to help raise future scientists and raise awareness of the Turkish people for science, scientific thinking and developing technology, aims to show the basic principles of science and technological developments to people of all ages, especially

youngsters. There are 60 learning stations and 15 interactive booths with 100 experiment mechanisms and these learning stations can be visited in groups under the guidance of expert tour guides. In the museum, which a mini observation room with a telescope will be built in the near future, workshops, activities, experimental shows and science projects are organized to keep the interest for science alive.

Bostanlı Fine Arts Park Archeology Museum You can see artifacts that date back 2500300 years along with artifacts belonging

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

39


stüdyo ve karanlık oda ve gezici camera obscura bulunuyor.

St. Helen Katolik Kilisesi 1904 yılında tamamlanan Karşıyaka’nın ilk Katolik kilisesidir ve Kilise Sokağı da denilen 1728 sokakta bulunur. St. Helen Kilisesi’nin mimarı 1854 ve 1929 yıllarında İzmir’de yaşayan Raymond Charles Pere’dir. Yapının tüm cephelerinde sivri kemerli pencereler kullanmıştır. Daha çok ışık alması için yüksek tutulan orta mekân ve giriş cephesinde kullanılan ağırlıklı kuleleriyle dikey görünüm kazanmıştır. İç dekorasyonda St. Joseph’in, St. Polycarpe’ın, St. François’in ve St. Antoine’nin heykellerine ve Hz. İsa’nın yaşamını anlatan sahnelerin yer aldığı panolara yer verilmiştir. Yapının içinde yer alan şapellerden güneyindekinde Karşıyaka’nın Hollanda asıllı Levanten ailelerinden Van der Zee’lerin genç yaşta kaybettikleri evlatları Carol ve Valdemar Van der Zee anısına ithaf edilmiş birer yazıt bulunur. Yine Azize Helen ve Aziz 40

Konsrantin’in mermer heykelleri kilisenin dört köşesine yerleştirilmiştir. 1968 yılında iç mimarisi yenilenen St. Helen Kilisesi’nde ayinler, düğünler, vaftiz törenleri ve cenaze törenleri yapılır.

Karşıyaka Opera, Bale, Tiyatro ve Konservatuar Kompleksi Atakent semtinde 3 bin metrekare kapalı alana sahip Opera, Tiyatro ve Konservatuar Kompleksi, Karşıyaka’nın önemli bir sanat merkezidir. Üç katlı tasarlanan binada bodrum katı, otopark ve sığınak olarak değerlendirilen tesiste sergi salonuyla birlikte localar dâhil 672 kişilik bir salon bulunur. Genelde opera, senfoni, bale ve tiyatro gibi güzel sanatların önde gelen etkinlikleri ve sanatçıları ağırlanır.

Mezaket Arabim Havrası Temelleri 1881-1882 yıllarında atılan havra, Alaybey’de Eski Tramvay Sokak olan 1685 sokakta yer alır. İlk yapıldığında Yako Eskinazi adına kayıtlıyken daha sonra Yahudi

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

to the early Roman, late Roman and Byzantine periods in the Open Air Museum which was built in 1987 and exhibits 90 pieces. There are sarcophagi, column heads, God, animal and human statues, tomb steles and tomb stones in the museum and there is a cafeteria, a playground, an art workshop and an art gallery inside the park.

Karşıyaka Municipality Hamza Rüstem Photography House Hamza Rüstem Photography House, which was established by the Municipality of Karşıyaka in April 2011, consists of the archive and collection of the Hamza Rüstem Photography, a prominent studio that has been around for almost 100 years. In the photography house, where pictures donated by his grandson Mert Rüstem are on display, there are original and very valuable old cameras, photographs, photographic ephemera, various equipments, a historical studio and a dark room.


Cemaati’ne geçen havra, Karşıyaka Yahudileri İzmir’e taşınınca terk edilir ve uzun süre bakımsız kalır. Karşıyaka Belediyesi, Yahudi Cemaati’nin bu binayı onlara devretmesini teklif etmesiyle, kültürel amaçlı kullanılmak şartıyla devredilen binanın orijinal halini korumuş, restore edilen yapı 2000 yılında Belediye Konservatuar Binası olarak açılmış.

Tarihi Alibey Hamamı Yapım tarihini belirten bir kitabesi günümüze ulaşmayan hamamın üslubundan 19. yüzyılın başlarında yapıldığı sanılmaktadır. Kesme taş, moloz taş ve tuğladan yapılan hamam soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelir. Soyunmalık yamuk dikdörtgen şeklinde olup, 20. Yüzyılda yeniden yapılmıştır. Ilıklık iki bölümden meydana gelmiş, üzeri kubbe ve basık tonozlarla örtülüdür. Sıcaklık kısmı, ılıklığın doğusunda olup, kare planlı ve üzeri pandantifli bir kubbe ile örtülüdür. Sıcaklığın güney tarafına iki bölüm halinde halvet yerleştirilmiştir. Bunların da üzeri kubbe ile örtülüdür.

Tay Park

Soğukkuyu Cami ve Hacı Osman Paşa Cami Karşıyaka’nın ilk Belediye Başkanı Çömezzade Hacı Mehmed Efendi tarafından 1880 yılında inşa ettirilen Soğukkuyu Cami, İzmir Tümen Komutanı Ferik Hacı Osman Paşa tarafından 1902 yılında inşa edilen Hacı Osman Paşa Cami ile Alibey Hamamı, Türk nüfusun Soğukkuyu yöresinde yaşadığının günümüze ulaşan kanıtlarıdır. Soğukkuyu Cami, Bahriye Üçok Bulvarı’nın Anadolu caddesine bağlandığı noktadadır. Hacı Osman Paşa Cami ise Zübeyde Hanım Caddesi’nde Zübeyde Hanım Anıt Mezarı’nın bulunduğu parkın içindedir. Her iki cami de tescilli anıtsal yapılardır.

Tay Parkı Mavişehir’de açılan ve adı “Tay Parkı” olarak belirlenen hayvan sevgi parkında, küçük atlar ile evcil hayvanlar bulunuyor. Çocukların özel görevliler kontrolünde boyları 90 santimetre ile 130 santimetre arasında olan minik atlara binebileceği ve evcil hayvanların sevilebileceği alan içerisinde, aileler için de çay bahçesi yer alıyor.

Bostanlı Güzel Sanatlar Parkı

St. Helen Catholic Church It is the first Catholic church in Karşıyaka, which was built in 1904, and is located on 1728 Street, also known as Church Street. The architect of the St. Helen Church is Raymond Charles Pere, who lived in Izmir between the years 1854 and 1929. Sharp arched windows are used on all the exteriors of the building. It has a vertical shape with the towers that were used in

the middle section and entrance for the better illumination of the structure. There are statues of St. Joseph, St. Polycarp, St. François and St. Antoine and panels that depict the life of Jesus Christ inside the church. There are two epitaphs in the southern chapel dedicated to the deceased children of the Van der Zee family. The marble statues of St. Helen and St. Constantine have been placed on all

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

41


o günlerdeki ferah yaşantısını bugün de sürdürmektedir.Latife Hanım köşkü başta olmak üzere eski Levanten evlerinin bir kısmının hala yaşadığı ilçemiz, Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın kabrine de ev sahipliği yapar. Görülmeye değer tarihi evlerinin yanı sıra modern yüzüyle de konuklarını karşılayan Karşıyaka’nın sahilindeki kafe ve restoranlarda vakit geçirmek ayrı bir keyiftir. Türkiye’nin en kalabalık çarşılarından biri olan Karşıyaka çarşımız da ilçemiz için önemli yer tutmaktadır.

Mehmet Emin Avcı Karşıyaka Kaymakamı The district of Karşıyaka

İzmir’in gözde ilçesi Karşıyaka Havası, rahatlığı, hoşgörülü, sıcakkanlı ve sevecen insanlarıyla Karşıyaka, İzmir’in en gözde ilçelerinden bir tanesidir. Geçmiş yıllarda Levantenler ve eski İzmirli zenginlerin sayfiye yeri olarak kurulan Karşıyaka,

Metro hattının başlamasıyla ulaşımın kolaylaştığı Karşıyaka ilçemiz, şu an hazırlıkları süren projelerle çok daha ileri bir noktaya taşınacaktır. İmar planında yeri belirlenen üniversitemizin yapımı tamamlandığında, ilçemiz aynı zamanda bir üniversite kenti olacaktır. Stadyum projesiyle maçlara ev sahipliği yapacak olan ilçemizde, planlanan üç yat limanı projesinin yanında, Sanatoryum diye adlandırdığımız Karşıyaka Yamanlar Köyü’ndeki eski Verem Savaş Dispanseri’ni turizme dönüştürme ve burayı bir teleferikle Karşıyaka’ya bağlama düşüncesiyle yürütülen çalışmaların ilçemize yepyeni bir soluk getireceği kanaatindeyim.

İnsan Hakları Anıtı

42

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

İzmir’s favorite borough: Karşıyaka Karşıyaka, with its relaxed atmosphere and friendly people, is one of the most popular boroughs of Izmir. The borough, which was established as a summer resort for Levantines and wealthy locals, continues its contended lifestyle today. Our borough, which hosts old Levantine houses in addition to the mansion of Latife Hanım, also has the tomb of Zübeyde Hanım, the mother of Atatürk. It is another pleasure to spend time at the cafes and restaurants on the shoreline of Karşıyaka, which hosts a number of historical houses. Our market, which is one of the most crowded markets in our country, is also an important asset. Our borough, which is now even more easily accessible thanks to the newly built subway system, will grow with projects that are still underway. When the university is built, our borough will also become an educational center. In our borough, which will host football games once the construction of the stadium is complete, works for the construction of three marinas and turning the sanatorium in the village of Yamanlar into a building available for tourism and linking it to the borough via a cable car system, are underway.

Karşıyaka Anayasa Meydanı Atatürk Anıtı


Bisiklet Yolu Bostanlı Balıkçı Barınağı’ndan İzmir Kuş Cenneti’ne kadar uzanan 15.8 kilometrelik sahil şeridi bisiklet yolu olarak düzenlenmiş ve Güzelbahçe’den itibaren İzmir yaklaşık 45 kilometrelik bisiklet yolu kazanmıştır. Bostanlı Vapur İskelesi ile Balıkçık Barınağı arasındaki 1.2 kilometrelik mevcut bisiklet yoluyla birlikte 17 kilometrelik sahil şeridini bisikletleriyle dolaşma imkanı olan İzmirliler, flamingo, pelikan, balıkçıl gibi çeşitli su kuşlarının muhteşem gösterisi eşliğinde doğada hoşça vakit geçirebilmekte, aynı zamanda Avrupa’nın sayılı doğal yaşam parkları arasında yer alan İzmir Doğal Yaşam Parkı’na da ulaşabilmektedir.

Anıttepe

Panoromik turlar Milattan önce yaklaşık 2800’de ilk olarak Mısırlıların bulduğu fayton, M.Ö. 1800’lü yıllarda Asurlar tarafından dört tekerli hale getirilmiştir. Ülkemize ilk defa Sultan Abdülmecit döneminde getirilen fayton, önceleri saray ve konak arabası olarak kullanılmış ve Sultan Abdülaziz döneminde kiralanmaya başlamıştır. Karşıyaka İskelesi’nin yanında bekleyen faytonlardan birine binip, körfezin eşsiz güzelliğini doyumsuz bir şekilde izlemek mümkündür. Karşıyaka-BostanlıMavişehir hattında düzenlenen fayton turları pazarlığa açıktır ve fiyatlar 20 TL ile 40 TL arasında değişmektedir.

Sportif Faaliyetler Yelkencilik 10 Kasım 1964’te resmen faaliyete geçen Karşıyaka Yelken Tesisi, zaman içinde yenilenerek ve genişletilerek bugün tekne parkı sahası, yarış ofisi, 2.5 tonluk vinç, iki adet beton kızak ve 420 metrekare sundurma ile toplam 3300 metrekare bir alana sahiptir. Tesiste ayrıca kayıkhane, 20*25 metre ebatlarında soyunma odaları, 70 kişilik eğitim salonu, antrenör odası, bakım onarım atölyesi ve depo bulunur. Sosyal lokali de kapsayan kulüp binasının alt katında ise kantin mevcuttur. Karşıyaka Spor Kulübü bünyesinde hem çocuklar hem de yetişkinler için kurslar açılmaktadır.

four corners of the church. Weddings, baptisms and funerals are conducted in the church which was renovated in 1968.

Karşıyaka Opera, Ballet, Theatre and Conservatory Complex The complex, which is situated in a 3000 square meter closed area in Atakent, is an important art center in Karşıyaka. The facility has three floors including a basement that serves as a parking garage and bunker and the hall has a seating capacity of 672. The complex is the staging area of operas, ballet and theatre performances.

Mezaket Arabim Synagogue The synagogue, which was built in 18811882, is located in 1685 Street. The synagogue, which was registered to Yako Eskinazi when it was first built, became the property of the Jewish Community later on but it was abandoned after the Jews of Karşıyaka move to Izmir. The building was donated to the Municipality of Karşıyaka by the Jewish community and restored to its original in 2000 and now serves as the Municipality Conservatory Building.

Historical Alibey Turkish bath According to the style of the bath, we assume that it was built at the beginning

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

43


Karşıyaka Uluslararası Çocuk Şenliği

Mavişehir Kapalı Spor Salonu Toplam 11 bin 650 metrekarelik alan üzerine kurulan olimpik kapalı spor kompleksi, FİSU (Uluslararası Üniversiteler Spor Federasyonu) standartlarına uygun olarak yapılmıştır. 5 bin seyirci kapasiteli, basketbol, voleybol, güreş, hentbol müsabakaları düzenlenen kapalı spor salonunda, Karşıyaka Spor Kulübü’nün tüm basketbol ve voleybol maçları oynanır. 5 yüz seyirci kapasiteli diğer salonda ise basketbol ve voleybol antrenmanlarının dışında Karşıyaka Belediyesince çeşitli kültürel ve sportif organizasyonlar yapılır.

Örnekköy Tenis Kompleksi 30 bin metrekarelik alan üzerine kurulu tenis kompleksinde, 3 katlı idari bina, 5 bin kişilik kort, 1 adet bin kişilik kort, 10 adet açık ve 4 adet kapalı kort mevcuttur.

Festivaller Karşıyaka Festivali Karşıyaka’da eğlenceli, stresten uzak zamanlar yaşanması amacıyla her yaş grubuna hitap 44

of the 19th century. The bath, which was built with hewn stone, rubble and bricks, has three parts- the locker room, the warm room and the hot room. The locker room is built with a lopsided rectangular shape and was rebuilt in the 20th century. The warm room consists of two parts and is covered with a dome and pressed vaults. The hot room is to the east of the warm room; it is square shaped and covered with a pendantive dome. There are two solitary rooms to the south of the hot room and they both are covered with domes.

Soğukkuyu Mosque and Hacı Osman Paşa Mosque Soğukkuyu Mosque, which was built by the first chief magistrate of Karşıyaka, Çömezzade Hacı Mehmed Efendi in 1880, the Hacı Osman Paşa Mosque built by İzmir Division Commander Ferik Hacı Osman Paşa in 1902 and the Alibey Turkish bath, are all the artworks that have survived to this date from the first time that Turks settled in the Soğukkuyu region. Soğukkuyu Mosque is

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

Karşıyaka Çiçek Festivali

located at the intersection of Bahriye Üçok Boulevard and Anadolu Avenue. Hacı Osman Paşa Mosque is located on Zübeyde Hanım Avenue, inside the park that hosts the monumental tomb of Zübeyde Hanım.

Tay Park There are small horses and domesticated animals inside the park which is located in Mavişehir. There is also a café inside the park for families where children get to ride small horses supervised by experts.

Bicycle Road The 15, 8 kilometer shoreline that starts from the Bostanlı Balıkçı Animal Shelter all the way to the İzmir Kuş Cenneti has been reorganized as a bicycle road, thus establishing a 45 kilometers bicycle road from Güzelbahçe. The people of Izmir, who can tour the 17 kilometer shoreline with bicycles, can spend time in nature accompanied by flamingos, pelicans and various other birds and get to the Izmir Natural Life Park, one of the most important natural parks in Europe.


eden festivaller düzenlenir. Bu festivallerin en bilineni her eylül ayında gerçekleşen, ülkenin tanınmış sanatçılarının konserler verdiği Karşıyaka Festivali’dir. Geleneksel Karşıyaka Festivali’nin içeriğini müzik, spor ve kültür etkinlikleri oluşturur. Üç gün süren festivalde farklı türde ses sanatçıları ve gruplar sahne alırken, sokak basketbolu, plaj voleybolu gibi spor karşılaşmaları ve söyleşiler de gerçekleştirilir.

Uluslararası Dans Festivali Karşıyaka, iki yıldır birçok ülkeden profesyonel dansçıların katıldığı Uluslararası Dans Festivali’ne ev sahipliği yapar. Festival kapsamında düzenlen yarışmalara katılmak için dünyanın birçok yerinden gelen dansçılar farklı gösterileriyle izleyicileri büyülerken, dereceye girebilmek için zevkli bir mücadele ortaya koyan dansçılar, renkli ve canlı görüntüler sergiler.

Karşıyaka Uluslararası Çocuk Şenliği Karşıyaka Belediyesi, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğiyle her yıl geleneksel olarak Karşıyaka Uluslararası Çocuk Şenliği’ni düzenler. Şenlik her yıl 18-25 Nisan günleri arasında gerçekleşir. 1993 yılından beri farklı ülkelerden Karşıyaka’ya gelen çocuklar, Milli Eğitim Müdürlüğünün belirlediği okullardaki öğrenciler tarafından misafir edilir ve birlikte bayram kutlanır. 2003 yılında CIOFF (Uluslararası Folklor ve Halk Sanatları Festivalleri Organizasyon Kurulu) üyeliğine kabul edilen organizasyon, kurulun her yıl yayınladığı takvimin “Çocuk Festivalleri” bölümünde üyelerine duyurulur.

Çiçek Festivali Karşıyakalıların özellikle yaz sezonuna hazırlandıkları ve bahçelerini, balkonlarını, yazlık evlerini güzelleştirmek, renklendirmek, çiçeklendirmek amacıyla akın ettikleri Karşıyaka Çiçek Festivali, mayıs ayı başında Bostanlı Pazaryeri alanında düzenlenir. Mevsimlik çiçekten, fidana, saksı türlerinden toprak çeşitlerine, bitki ilaçlarına kadar her türlü ürünün yer aldığı festivale, son derece uygun fiyatlarla satış yapan Bayındır, Ödemiş, Menemen, Menderes, Torbalı, Zeytinova’dan birçok üretici firma katılır. Festivalde her akşam düzenlenen konserler de, İzmirlilere hareketli zamanlar yaşatır. Festival bünyesinde ayrıca en güzel bahçe, balkon ve apartman bahçesi yarışması da düzenlenir.

Uluslararası Dans Festivali

Panoramic tours Carriages, which were invented by the Egyptians in 2800 B.C., were turned into four wheeled vehicles by the Assyrians. Carriages, which were used in palaces and mansions during the Ottoman Empire, started being rented out during the time of Sultan Abdülaziz. Karşıyaka You can hop on one of the horse drawn carriages that are waiting near the Karşıyaka Pier and watch the unmatched magnificence of the bay. The tours which take place on the Karşıyaka-BostanlıMavişehir route cost between 20 and 40 Turkish Liras but don’t hesitate to haggle!

Sports Activities Sailing Karşıyaka Sailing Club, which started operating on November 10, 1964, is now located on a total area of 3300 square meters and has a boat parking area, racing office, a 2, 5 ton crane, 2 concrete sleds and a 420 square meter hanger. There is also a boat house, locker rooms, a 70 people capacity training hall, trainer rooms, a mainte-

nance workshop and a warehouse. There is a cafeteria on the ground floor of the building which also houses a social club house. There are workshops for kids and adults at the club.

Mavişehir Indoor Gym The Olympic indoor gym, which is situated on an 11650 square meter area, was built in accordance with the International Universities Sports Federation standards. In the indoor gym, where basketball, volleyball, wrestling and handball matches take place, all the basketball and volleyball games of the Karşıyaka Sports Club are played. In the other hall that has a 500 people capacity, basketball and volleyball players train and the hall is open for other cultural and sports activities.

Örnekköy Tennis Complex In the tennis complex, which is situated on a 30000 square meter area, there is a 3 storey management building, a tennis court with 5000 people capacity, another court with a 1000 people capacity, 10 outdoor and 4 indoor courts.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

45


A touristic city that develops through tourism: Karşıyaka zamandır yeniden hayat bulmayı bekliyordu. Biz bu heyecanla turizm projelerimizi oluşturduk ve adım atmaya başladık. Ve gördük ki Karşıyaka, tarihine, kültürüne, doğasına dokundukça yeniden nefes alan bir kent haline geldi. Biz değerlerimizi sadece bu ülke içinde değil, sınırların dışına da taşımak ve duyurmak istedik. Bu kapsamda Karşıyaka Belediyesi ve İsveç’in Kalmar Belediyesi arasında sürdürülebilir turizm ve üçlü işbirliği (yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve ticari işletmeler) konularında çalışmalar gerçekleştirilerek, karşılıklı deneyim paylaşımı ve ortak projelerin üretilmesini sağladık.

Cevat Durak

Karşıyaka Belediye Başkanı Chief Magistrate of Karşıyaka

Turizmi gelişen, turizmle gelişen bir kent: Karşıyaka Yamanlar Dağı’nın eteği ile deniz arasında kalan kısımda şehir dokusu ile büyük ölçüde bütünleşmiş metropol bir ilçedir Karşıyaka’mız. Tarihsel ve kültürel kimliği ile İzmir’in en güzel ilçelerindendir. Birçok güzelliği içinde barındıran ve uzun zamandır keşfedilmeyi bekleyen bu güzide ilçemiz için hareket etme vakti geldiğini gördük ve Karşıyaka Belediyesi olarak ciddi çalışmalar başlattık. İstedik ki, bu özel değerleri olan kentimizi herkes daha yakından tanısın, öğrensin. İlk önce “Karşıyaka Kendini Tanıtmaya Hazır” sloganıyla yola çıktık. Karşıyaka bu sloganla turizm kenti olmayı hedeflediğini de göstermiştir. İlçemizin kaybolmaya yüz tutmuş nice değeri, tarihsel mekânı uzun 46

Bağrında Atamızın annesi Zübeyde Hanım’ın mezarını saklayan bu kent, restore ettiğimiz tarihi Latife Hanım Köşkü ile adeta can buldu. Belediye olarak ilçemize kazandırdığımız butik müzeler ile kentimize yeni kimlikler kazandırdık. Latife Hanım Köşkü Anı Evi’nin dışında Hamza Rüstem Fotoğrafevi, Bilim Müzesi, yeniden düzenlediğimiz Bostanlı Arkeoloji Müzesi sanata, bilime ve kültüre hizmet ediyor. Yamanlar Dağı’na günübirlik gidilebilecek, piknik ve kamp alanları, restoran, kafeterya, bungolavlarda konaklama imkanı, ağaç müzesi, spor kulüpleri için kamp ortamlarının olacağı bir dinlence merkezi yapıyoruz. Önümüzdeki yıl hizmete açacağız. Bu hizmetler Karşıyaka’yı 4 mevsim yaşayan bir kent olarak turizmde iyi bir noktaya getirecektir. Bu kent, muhteşem sahili, sahili mesken eden tepeli pelikanları, çarşısı, apartmanlar arasında kalan tarihi köşkleri, alternatif restoranları, çağdaş yaşam şekli, yüzyıllık tarihi spor kulübü (KSK) ve en önemlisi güler yüzlü insanları ile turizmde marka kent olacaktır.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

Karşıyaka is a metropolitan borough which has become a united whole between the slopes of Mount Yamanlar and the sea. It is one of the most beautiful boroughs in with its historical and cultural identity. We have seen that it was time to become active for this wonderful borough and started realizing important projects as the municipality. We wanted people to know about this special place. We set out with the slogan “ Karşıyaka is ready to advertise itself’ and showed that we wanted to be a tourism city. Many almost extinct traditions and historical locations were waiting to be revitalized. We started establishing touristic projects and started working. And we saw that Karşıyaka became a borough that breathed again once we touched its history, culture and nature. We wanted to advertise all our assets not only to Turkey but to the world. In this context, we realized works with the Kalmar Municipality in Sweden on sustainable tourism and various other topics. We exchanged ideas and experiences and joint projects. This borough, which harbors the tomb of Zübeyde Hanım, was reborn after the restoration of Latife Hanım’s mansion. As the municipality, we presented our borough with a new identity by establishing boutique museums. Besides Latife Hanım Memorial Mansion, the Hamza Rüstem Photography House, the Science Museum and the recently renovated Bostanlı Archeology Museum, serves art, science and culture. We are building a recreational facility on Mount Yamanlar for daily excursions with picnic and camping areas, restaurants, cafes, bungalows and a camping ground for sports teams. The facility will be opened next year. These services will make Karşıyaka a tourism center that can be enjoyed all year round. This borough, with its magnificent shoreline, pelicans that have taken up shelter on the shore, market, historical mansions, alternative dining options, modern lifestyle, a century old sports club and most importantly its friendly locals, will become a brand city in tourism.


Karşıyaka Çarşı

Alışveriş

Festivals

Karşıyaka Çarşı

Karşıyaka Festival

Vapurdan ya da otobüsten indiğinizde karşınızda beliren cadde, Karşıyaka Çarşısı’dır. Giyimden, kozmetiğe, takıdan hobi ürünlerine farklı konseptlerin yer aldığı mağazalarla dolu olan çarşı, her zevk ve kaliteye hitap eder. Gün boyu hareketli olan çarşı sadece alışveriş için gezilen bir yer olmanın yanı sıra sosyal bir buluşma mekânıdır.

Many festivals geared towards different age groups are organized in Karşıyaka. The most famous of these festivals is the Karşıyaka Festival which takes place in September every year. The festival is composed of sports, music and cultural activities. Various bands and artists perform at the festival that lasts 3 days in addition to street basketball and beach volleyball matches.

Ekopazar İzmir Bostanlı’da 4 bin metrekare alanda kurulan pazar, cuma günleri hizmet verir. Sadece sertifikalı organik ürünlerin satıldığı pazar, İzmir Büyükşehir Belediyesinin öncülüğünde, Karşıyaka Belediyesi, İzmir Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği işbirliğinde açılmıştır. Kimyasal işlemden geçmemiş

Karşıyaka International Children’s Festival

International Dance Festival Karşıyaka has been hosting the International Dance Festival for the past two years. Dancers, who come to the area from all over the world, amaze audiences with their skills and try to do their best to place in the competition.

The municipality of Karşıyaka and the Borough National Education Directorate organize the Karşıyaka International Children’s Festival every year. The festival takes place each year on April 18-25. Foreign children, who come to Karşıyaka, are hosted by local families and they celebrate the national children’s holiday with us. The event, which became a member of the International Folklore and Public Arts Festivals Organizational Board in 2003, is introduced in the letter of the board each year in the Children’s Festival section.

Flower Festival The Flower festival, which draws a lot of attention from the locals who are looking to adorn their gardens and balconies right before the summer, is organized at the be-

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

47


Doğal Yaşam Parkı

ahşap tezgâhlarda satılan ürünler, tüketicilere bez ya da kağıt ambalajlarla verilir.

Bostanlı Pazarı 12 bin metrekare kapalı alana sahip Bostanlı Pazarı, Çarşamba günleri kurulur. Bospa ismiyle bilinen, sebze, meyve ve her türlü gıda ihtiyaçlarını karşılayabileceğiniz pazar, tekstil ürünleriyle ün yapmıştır. Her saat kalabalık olan pazar, sadece İzmirlerin değil, yakın illerden gelen misafirlerin de uğrak yeridir.

Yakın yerler İzmir Doğal Yaşam Parkı 1936 yılında Türkiye’nin ilk hayvanat bahçesi olarak Kültürpark içerisinde 18 dönüme kurulan Fuar Hayvanat Bahçesi, 2008 yılında Çiğli Sasalı’daki 425 bin metrekarelik alana taşınarak Türkiye’nin ilk Doğal Yaşam Parkı’na dönüştürüldü. Hayvanların kendileri için özel olarak hazırlanan barınaklarda özgürce yaşadığı, binlerce ağaç ve bitki çeşitliliği ile 120’den fazla türde bin 200’ü aşkın canlıyı bünyesinde barındıran İzmir Doğal Yaşam Parkı, Avrupa Hayvanat Bah48

ginning of May at the Bostanlı Market. The festival, which hosts flowers, tillers, pots, soil and everything related to gardening, is attended by producers from all over the city. Concerts are organized at night during the festival along with competitions regarding the most beautiful garden and balcony.

Shopping Karşıyaka Market The market, which hosts everything from clothes to cosmetics, from jewelry to hobby items, targets all tastes and budgets. The market, which is alive all hours of the day, is also a meeting place for social events.

Ecomarket İzmir The bazaar, which is set up on a 4000 square meter area in Bostanlı is open only on Fridays. Only organic products with certificates are sold at the bazaar, which is jointly established by the Municipality of Karşıyaka, the İzmir Food, Agriculture and Live Stock Breeding Directorate and the

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

Ecological Agriculture Organization Club. Chemical free products which are sold on wooden workbenches are presented in linen or paper wrappings.

Bostanlı Market The Bostanlı Market, which is situated on a 12000 square meter closed area, is open on Wednesdays. The market, which is known simply as Bospa is a place where you can buy fresh fruits and vegetables and is famous for its textile products. The market is crowded at every hour and is preferred also by people from neighboring cities.

Nearby attractions İzmir Natural Life Park The zoo, which was first built in 1936 within Kültürpark and is the first zoo in Turkey, moved to Çiğli- Sasalı in 2008 and is now located on a 425000 square meter area. The park, where animals live freely inside shelters built just for them is a candidate for the European Zoos and Aquariums Association with the thou-


sands of trees, plants and animals it harbors.

İzmir Kuş Cenneti The Gediz Delta, which is a neighbor of Izmir, is one of the most important watery lands in the Mediterranean. The delta, which begins in Mavişehir and is the fourth biggest delta in Turkey, compasses a 40000 hectare area that stretches all the way to the hills of Foça.

çeleri ve Akvaryumları Birliği (EAZA) üyeliğini yerine getirmek için standartlarını her geçen gün daha da yükseltmektedir.

İzmir Kuş Cenneti İzmir kentine komşu olan Gediz Deltası, Akdeniz’in en önemli sulak alanlarından biri. Mavişehir önlerinden başlayan ve Türkiye’nin dördüncü büyüklükteki konumunda bulunan delta, Foça tepelerine kadar uzanan yaklaşık 40 bin hektarlık geniş bir alanı kaplar. Kıyı ve tatlı su bataklıkları, geçici sulak çayırlar, sazlıklar, tuz tavaları, tepeler, dalyanlar gibi pek çok canlıya farklı yaşam alanı sağladığından eşine az rastlanır sayıda kuş türüne ve diğer canlı türleri açısından da yüksek çeşitliliğe sahiptir. Deltada bu zamana kadar 288 kuş türü kaydedilmiştir. Yıl içerisinde 235 kuş türünün gözlenebildiği bölgede, 30 bin ile 130 bin arasında su kuşunun kış mevsimini burada geçirdiği tespit edilmiştir. Deltanın nesli tehlike altında olan türlerinden bazıları; tepeli pelikan, küçük kerkenez, küçük karabatak, mahmuzlu kızkuşu, karagagalı sumru, uzunbacak ve kılıçgagadır.

Ne yenir? Karşıyaka Çarşısı ve Bostanlı’ya uzanan sahil boyunca birçok kafe ve restoranın yer aldığı ilçede, balık çeşitlerinden ev yemeklerine, yöresel lezzetlerden fast fooda kadar her zevke uygun lezzetler bulmak mümkün. İzmir’in ünlü kumrusunun tadına bakmak içinse Bostanlı’daki kumruculara uğramanız yeterli.

Ne alınır? İzmirlilerin uğrak yeri Karşıyaka Çarşısı, alışveriş için ilk adreslerden biri. Çarşının yanı sıra çarşamba günleri kurulan Bostanlı Pazarı, Bostanlı’da yer alan mağazalar ve Mavişehir’deki alışveriş merkezleri de her türlü hediye seçeneğini bir arada sunar.

It hosts many bird species and other animals thanks to the various living areas inside it such as marshes, hay fields, hills and traps. 288 types of birds have been documented in the delta so far. In the area, where you can observe 235 types of birds within a year, it is documented that between 30 thousand and 130 thousand water birds spend the winter. The delta is also home to species that are in danger of becoming extinct.

What to eat? You can find all kinds of food in cafes and restaurant within the Karşıyaka Market and the shoreline that stretches all the way to Bostanlı. You should visit the buffets at Bostanlı to taste the famous Izmir sandwich called kumru.

What to buy? The Karşıyaka Market is the first address for a shopping spree in addition to the Bostanlı Bazaar which is set up on Wednesdays, the shops in Bostanlı and the shopping malls in Mavişehir.

Don’t return before!

Yapmadan dönmeyin! • Karşıyaka’dan Bostanlı’ya uzanan sahilde yürüyüş yapmadan, • Karşıyaka Levanten köşklerini görmeden, • Fayton gezisi yapmadan, • Karşıyaka Çarşısı’ndaki mağazaları dolaşmadan, • Zübeyde Hanım Kabri ve Latife Hanım Anı Evi’ni ziyaret etmeden dönmeyin.

• Walking along the shoreline that stretches from Karşıyaka to Bostanlı, • Seeing the Levantine mansions in Karşıyaka, • Taking a carriage ride, • Touring the shops in the Karşıyaka Market, • And visiting the tomb of Zübeyde Hanım and the Latife Hanım Memorial House.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

49


Portre / Portrait

Turizme hediyelik eşya desteği İşadamı Necmi Çalışkan, yurtiçi ve dışına pazarladığı hediyelik eşyalarla hem turizm sektörüne hem de kentlerin tanıtımına katkı sağlıyor.

Souvenirs that contribute to tourism Businessman Necmi Çalışkan contributes to the tourism sector and the advertisement of cities with the souvenirs he markets locally and internationally.

K

RT Gift&Souvenir Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Çalışkan, yurtiçi ve yurtdışına pazarladığı hediyelik eşyalarla başta İzmir olmak üzere Türkiye’nin tüm değerlerini dünyanın dört bir yanına ulaştırıyor. İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi de olan Necmi Çalışkan, kentlerin kendine özgü değerlerini magnetten anahtarlığa, kalemden saate, mücevherden biblolara kadar 35 binden fazla çeşide dönüştürerek, turizm sektörüne ve tanıtıma ekibiyle birlikte katkı sağlıyor.

Necmi Çalışkan

50

Böyle bir girişimde bulunma fikrinin yaklaşık 16 senedir kafasında olduğunu söyleyen Necmi Çalışkan’ın karar aşaması, 2000 yılındaki Rodos seyahatine rastlıyor. Rodos’taki tüm mağazaların sanat galesi gibi olduğunu gören Çalışkan, bunu nasıl yapabileceğinin yollarını aramış. Ve 10 sene önce Kemeraltı’ndaki binada başlayan yolculuğu, bugün Bornova’nın Çamdibi sem-

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

K

RT Gift & Souvenir Chairman Necmi Çalışkan communicates all the values of Izmir and Turkey to the world with souvenirs he sells. Necmi Çalışkan, who is also a member of the İzmir Chamber of Commerce Board of Directors, turn the unique assets of cities into magnets, key chains, pens, watches, jewelry and statuettes and contributes to the tourism sector with his advertisement team. Necmi Çalışkan, who says that he has been thinking about an enterprise like this for 60 years, decides in 2000 while on a trip in Rhodes. Çalışkan, who points out that all the shops in Rhodes look like art galleries, searches for a way to do the same and his journey that started in a building in Kemeraltı 10 years ago now continues in a factory in Bornova’s Çamdibi neighborhood. Necmi Çalışkan, who says that they have been producing jewelry and silver


tindeki fabrikada halen devam ediyor. 30 yıldır turizme yönelik mücevher ve gümüş imal ettiklerini söyleyen Necmi Çalışkan, “Türkiye’yi, Türkiye’nin ürünlerini seyahat eden insanın, turistin istediği standart ölçüde, evrensel lezzette ama yerel özelliklerini bozmadan, kimlikli bir ürün haline getirmeye çalışmak çok zor bir süreç” diyor.

Dünyada tek! 6 bin 500 metrekarelik alana kurulu fabrikada toplam 150 kişinin çalıştığını söyleyen Necmi Çalışkan, ayrıca evlere ve küçük atölyelere de işler vererek, toplam 1000 kişinin istihdamına katkı sağladığını belirtiyor. Çalışkan, yarattıkları modelin belki de dünyada tek olduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Aynı çatı altında tüm bölge ve yörelere, müzelere, seyahat edilen noktalara, ören yerlerine, otellere, doğa koruma alanlarına, o bölgenin özelliğini taşıyan, o müzedeki, yöredeki sanat eserleri, binaları ya

for the tourism sector for 30 years, adds: “It is a very difficult process to turn Turkey and its products into quality objects that are at global standards but still have their local characteristics for tourists”

The only one in the world! There are seven small workshops in the factory which is located on a 6500 square meter area. Necmi Çalışkan, who points out that 150 people work at each of these workshops and that they provide employment for 1000 additional people by passing on work to other small workshops and household, says that the model they have adopted is probably the only one in the world and adds: “We are providing products to regions, museums, destination points, ruin sites, hotels and natural parks that depict the unique qualities and tastes of the related areas.” İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

51


Çalışkan, who says that what they do requires serious and long-term planning, adds: “You have to archive thousands of pictures, memorize and learn all the historical, ecological, touristic and traditional values of the area and you’re going to turn all these into a product. This calls for a good archive and strong marketing power.”

da herhangi bir lezzeti, o bölgeye ait görsellerle lezzetlenmiş bir halde sunuyoruz.” Yaptıkları işin çok ciddi ve uzun vadeli çalışmayı gerektirdiğini vurgulayan Çalışkan, sözlerine şöyle devam ediyor: “Çünkü binlerce noktada resim arşivleyeceksiniz, oranın tarihi, ekolojik, turistik, geleneksel değerlerini özümleyeceksiniz ve bunları bir ürün haline getireceksiniz. Bu ciddi bir birikim, iyi bir arşiv bilgisi ve iyi bir pazarlama gücü gerektiriyor.” Ürettikleri ürünlerle büyük bir açığı kapattıklarını belirten Necmi Çalışkan, “Çünkü bir yere gittiğiniz zaman, kente ait bir şeyler almak ve yanınızda taşımak istiyor52

sunuz. Bu öyle bir ürün olmalı ki, oraya giden Çinli’ye de, İspanyol’a da, Rus’a da, Türk’e de hitap etmeli” diyor. Amaçlarının bütün ürünleri turistin ilgisini çekebilecek şekilde pazara sunmak olduğunu söyleyen Çalışkan, herkesin bir ürünü götürerek masasına koyduğunu, duvarına astığını ya da arkadaşına hediye ettiğini, bunun da ülkenin tanıtımına büyük katkı sağladığını vurguluyor.

Necmi Çalışkan, who points out that they have filled a big void with their products says, “When you go on vacation, you want to buy something that reminds you of that city. This must be a product that will be attractive to a Chinese person, a Russian, or a Spaniard.” Çalışkan, who says that their aim is to put out products that will be attractive to all tourists adds that every person who buys these products hangs them on their wall or puts them on their desk and this helps the advertisement of the country.

Şu anda 33 ülkeye ihracat yapan KRT Gift &Souvenir’in ürünleri, Türkiye’de 3 bin noktada satılıyor. Dünyanın yaklaşık bin 500 noktasında satılan ürünlerle başta İzmir olmak üzere Türkiye’nin tüm değerleri tanıtılıyor.

The products of KRT Gift &Souvenir, which exports to 33 countries, are sold at 3000 points in Turkey. The company advertises Izmir and Turkey’s unique assets with their souvenirs, and their products are sold at 1500 stores around the world.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


襤ZM襤R Kas覺m - Aral覺k / November - December 2011

53


Müze / Museum

İzmir’in hafızası

APİKAM

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı merhum Ahmet Piriştina’nın girişimleriyle 2000 yılında proje yapılandırmaları tamamlanan İzmir Kent Arşivi Müzesi, “Kentin hafızası” olarak hizmet veriyor. Fotoğraflar / Photography: CEYDA ADAR

54

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


The memory of Izmir:

APİKAM!

The Izmir City Archive Museum, for which the project works were completed in 2000 thanks to the now deceased Chief Magistrate Ahmet Piriştina, serves as the virtual memory of the city.

T

1932’den 2001 yılı sonuna kadar aralıksız 70 yıl itfaiye merkezi olarak hizmet veren bina, günümüzde İzmir’in arşiv ve görsel tarihine ev sahipliği yapıyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı merhum Ahmet Piriştina’nın girişimleriyle 2000 yılında proje yapılandırmaları tamamlanan İzmir Kent Arşivi Müzesi, “Kentin hafızası” olarak hizmet veriyor. Restorasyon, tefriş, donanım ve sergi çalışmalarının tamamlanmasının ardından 10 Ocak 2004 günü törenle açılan ve 6 Temmuz 2004 tarihinde ismi, katkılarından ötürü Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi (APİKAM) olarak değiştirilen binada, İzmir’in tarihine yönelik her türlü yazılı ve görsel bilgiye ulaşmak mümkün.

he building which serves as a fire station for 70 years straight- from 1932 to 2011- now hosts the archive and visual history of Izmir. The Izmir City Archive Museum, for which the project works were completed in 2000 thanks to the now deceased Chief Magistrate Ahmet Piriştina, serves as the virtual memory of the city İzmir. The museum, which opened on January 10, 2004 after restoration, furnishing, fixture and exhibition works were completed, was renamed the Ahmet Piriştina City Archive and Museum (APİKAM) on June 6, 2004. You can access all kinds of written and visual information on the history of Izmir at the building.

Kentin belleğini oluşturmanın yanı sıra çeşitli sergilerle ve diğer etkinliklerle İzmirlilerin kentsel aidiyet bağlarını güçlendirme amacı doğrultusunda çalışmalarını sürdüren APİKAM, arşiv ve müze olmak üzere iki ana birimden oluşuyor. Kent arşivi, İzmir´in geçmişten getirdiği birikimi yansıtan her türlü materyali, derlenmiş ve tasnif edilmiş olarak barındırmayı amaçlayan birim. Arşivde toplanan malzeme bilimsel yöntemlere göre tasnif edilip, bilgisayar teknolojisinin bütün imkânları kullanılarak, araştırmaya açık hale getiriliyor. Binanın ikinci katında bulunan Kent Arşivi’nde, araştırma salonu ve teknik birimlerin yanında realize edilecek projelerin hazırlık çalışmalarını yürüten görevlilere ait ofisler yer alıyor. Her biri arşiv veri tabanına bağlı olan özel

APİKAM, which is also used as a center for exhibitions and other social activities to strengthen the bond between the city and its locals, consists of two sections: the museum and the archive. The archive harbors every kind of material that reflects the cultural and historical accumulation of the city in an organized manner. Materials that are gathered in the archive are filed in accordance with scientific methods and readied for research. In the archive, which is located on the second floor of the building, there are offices for project researches in addition to a research hall and technical units. Researchers can access archived documents and photographs in the research hall where there are 24 tables with computers. İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

55


İzmir Milli Kütüphane koleksiyonunda bulunan gazete, el yazması ve süreli yayınların mikrofilm ve dijital ortama aktarılması devam ederken, bu seride bin 440 cilt Osmanlıca ve yaklaşık 8 bin cilt Latin alfabesiyle basılmış gazete bulunuyor. While newspapers and magazines in the Izmir National Library collection are being transferred to microfilm and computers, there are 1440 volumes of newspapers written in the Ottoman language and approximately 8000 volumes written in Latin. 56

olarak tasarlanmış 24 adet bilgisayarlı çalışma masasının olduğu araştırma salonunda araştırmacılar, arşivlenmiş olan belgelere ve fotoğraflara ulaşılabiliyorlar. Kent Arşivi’nin en önemli özelliği sahip olduğu teknik alt yapısı. Derlenen malzemenin tamamı mikrofilm ve dijital kayıtlama yoluyla saklandığından, araştırmacılar malzemenin aslı üzerinde çalışmıyorlar. Bu amaçla belgeyi aynı anda hem mikrofilme hem de dijital olarak bilgisayara kayıtlayabilen hybrid kameradan yararlanılarak, bütün arşivsel malzeme, bu makineler aracılığıyla bilgisayar ortamına aktarılıyor. Araştırmacılar, anahtar sözcükler veya değişik arama yollarıyla, ana bellekte bulunan verileri, konuları açısından kısa sürede tarayıp tespit edebiliyorlar. Aranan belgelerin CD ortamına kayıtlanabilmesi ya da bilgisayar çıktısı olarak edinebilinmesi de mümkün. Arşive üye olan herkese, dünyanın her yerinden bilgisayar aracılığı ile arşivin web sayfası üzerinden veri tabanına ulaşarak istediği belgeleri alma imkânı da sunuluyor.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

The most important of the City Archive is its technical infrastructure. Because the entire material is stored on microfilms and digital recordings, researches don’t work on the original material. With this regard, all archived materials are transferred to computers through hybrid cameras. Researchers can find all the materials on the main server through key words and various research tools in no time. It is also possible to copy and print the information. Everyone who is a member of the archive can access the archive through the web site. The research hall in the building was designed as a multipurpose room. There is also a library in the hall which is also used for meetings and conferences. The library consists of 11 thousand books compiled of materials donated by Ahmet Piriştina, the former Chief Magistrate of the Izmir Metropolitan Municipality and journalisthistorian-author Orhan Koloğlu in addition to publications of the Izmir City Library.


Binanın içerisinde bulunan araştırma salonu, çok amaçlı tasarlanmış. Konferans ve toplantılar için de kullanılabilen salonda, açık raf sistemiyle çalışan bir de kütüphane bulunuyor. Kütüphane, merhum İzmir Belediye Başkanı Ahmet Piriştina’nın ve gazeteci-tarihçi-yazar Orhan Koloğlu’nun bağışlarının yanı sıra İzmir Kent Kitaplığı’nın yayınları ve İzmir hakkında temel başvuru eserlerinin yer aldığı yaklaşık 11 bin kitaptan oluşuyor.

Osmanlı’dan günümüze Belge Grupları Osmanlı Devleti’nden intikal eden kadı defterlerinin mikrofilmlerinin alınması yoluna gidilerek, Ankara Milli Kütüphane’de bulunan İzmir ve Ege Bölgesi’ne ait bin 834 adet mahkeme defteri edinilmiş ve dijital kayıtları tamamlanmış. Bu, kabaca 100 binden fazla belge anlamına geliyor. İzmir Milli Kütüphane koleksiyonundaki gazete, el yazması ve süreli yayınların mikrofilm ve dijital ortama aktarılması devam ederken, bu seride bin 440 cilt Osmanlıca

Document Groups from the Ottoman period to the present 1834 court transcripts belonging to the Izmir and Aegean Region were obtained from the Ankara National Library and transferred to the digital world. This translates to roughly over 100 thousand documents. While newspapers and magazines in the Izmir National Library collection are being transferred to microfilm and computers, there are 1440 volumes of newspapers written in the Ottoman language and approximately 8000 volumes written in Latin. There are 5000 volumes of hand written manuscripts.

Kent Arşivi’nin en önemli özelliği sahip olduğu teknik alt yapısı. Derlenen malzemenin tamamı mikrofilm ve dijital kayıtlama yoluyla saklandığından, araştırmacılar malzemenin aslı üzerinde çalışmıyorlar. The most important of the City Archive is its technical

Works are underway to trade documents in the archives of foreign countries and bring them to the City Archive. The microfilms of documents related to Izmir will be taken from the Marseilles Chamber of Commerce Archive, the Venice State Archive, the archives in England and other European countries and serviced to researchers.

infrastructure. Because the entire material is stored on microfilms and digital recordings, researches don’t work on the original material.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

57


Durağan bir obje müzesi olarak değil, sınırsız sayıda ve formda sergi yapılabilmesi olanağına sahip bir “okunur müze” olarak tasarlanan İzmir Kent Müzesi’nin açılış sergisi “Kent ve Ticaret” temasını işlerken, günümüzde “Kent ve Sağlık” temasını içeren sergi meraklılarıyla buluşuyor.. The opening exhibition of the museum, which was designed not like a stable object museum but an exhibition museum, was the exhibition themed City and Trade and today, the exhibition themed City and Health is on display. 58

ve yaklaşık 8 bin cilt Latin alfabesiyle basılmış gazete bulunuyor. El yazması eserlerin toplamı ise 5 bin cilde ulaşıyor. APİKAM’da, yabancı ülkelerin arşivlerinde bulunan belge birikiminin takas yoluyla İzmir Kent Arşivi’ne kazandırılma çalışmaları da sürüyor. Marsilya Ticaret Odası Arşivi, Venedik Devlet Arşivi, İngiltere’de bulunan (Public Record Office, Foreign Affairs) arşivler ve diğer Avrupa belgeliklerindeki, İzmir’e ilişkin belge ve kayıtların mikrofilmleri alınacak ve Kent Arşivi’nde araştırmacıların hizmetine sunulacak. Kent Arşivi’nin materyal kaynaklarının en önemlisi de kent halkı. İzmirliler ellerinde bulunan belge, fotoğraf vb. arşiv malzemesinin isterlerse asıllarını Kent Arşivi’ne bağışlayabiliyorlar ya da materyalin aslını vermek istemeyenler, bağışladıkları materyalin mikrofilme veya dijital ortama alınması ve asıllarının sahiplerine iade edilmesi yöntemini seçebiliyorlar. Böylece kaybolmaya mahkum olan pek çok özel

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

The most important material resources of the City Archive are the locals of Izmir. Locals can donate documents, photographs and other archive materials they own and if they don’t want to donate the originals, copies can be made at the City Archive. This system will prevent the loss of valuable materials and reconstruct an important part of the city’s memory.

The history of Izmir with visuals The City Museum, which aims to contribute to urban awareness with exhibitions that will be organized with the collected materials, is a unit that provides the visual history of the city. It was designed not like a stable object museum but an exhibition museum. The opening exhibition of the museum was the exhibition themed City and Trade and today, the exhibition themed City and Health is on display. Izmir is competing with Milan for EXPO 2015 with the theme “New roads for a healthier world and health for everyone”


arşiv kurtarılacağı gibi, kentin hafızasının önemli bir bölümü de yeniden oluşturulabilme yoluna giriyor.

Görselleriyle İzmir tarihi Kent Arşivi’nde üretilecek olan bilginin kullanıldığı sergilerle İzmir halkının kent bilincine katkıda bulunmayı amaçlayan Kent Müzesi, kentin tarihini görsel olarak sunan birim. Durağan bir obje müzesi olarak değil, sınırsız sayıda ve formda sergi yapılabilmesi olanağına sahip bir “okunur müze” olarak tasarlanmış. İzmir Kent Müzesi’nin açılış sergisi “Kent ve Ticaret” temasını işlerken, günümüzde “Kent ve Sağlık” temasını içeren sergi meraklılarıyla buluşuyor. “Daha sağlıklı bir dünya için yeni yollar ve herkes için sağlık” teması ile EXPO 2015 için Milano ile yarışan İzmir, müzede tarihten bugüne İzmir’in sağlık alanındaki ilklerini sergiliyor. Dünyanın ilk tıp merkezi Bergama Alliaoni’yi de müzeye taşıyan APİKAM’da, Alliaoni ile özdeşleşen su perisinin heykelinin de yer aldığı bölümde, Alliaoni’nin birebir benzeri bulunuyor.

Süleyman Ferit Eczacıbaşı’nın kurduğu ilk eczane olan ve İstanbul’a götürülen Şifa Eczanesi, Eczacıbaşı ile yapılan özel bir protokol ile aslına uygun olarak sergide yerini alıyor. İzmir Eczacılar Odası’nın katkılarıyla, Altın Damla Kolonyası, Ferit Kuvvet Şurubu, reçeteler, dönemin belge ve objeleriyle Türk eczacılık tarihini gözler önüne seren Şifa Eczanesi’nde o dönemlerde ilacın nasıl yapıldığı da uygulamalı olarak sergileniyor. Haftanın yedi günü 08.30-18.00 saatleri arasında açık olan müzede, toplu ziyaretlerde randevu alınması halinde sergi bir rehber eşliğinde geziliyor. Tüm bunların yanı sıra APİKAM´da 70 kişilik bir drama-toplantı salonu da bulunuyor. Müze ziyaretçileri, APİKAM´ın giriş katında bulunan bu salonda sergiyi görsel olarak izleyebiliyorlar. Salon; ilköğretim ve lise öğrencilerince oynanacak olan dramaların sergileneceği bir drama salonu olmanın yanı sıra, konferans ve video salonu olarak çok amaçlı olarak işlevlendirilmiş. Ayrıca özel konferans ve paneller için de tahsis edilebiliyor. Aynı katta ki-

and the museum exhibits the firsts of Izmir in the health sector. In APIKAM, which has transferred Alliaoni, the world’s first health center to its museum, an original mockup of Alliaoni is located right next to the water ferry sculpture which is the symbol of Alliaoni. The Şifa Pharmacy, the first pharmacy established by Süleyman Ferit Eczacıbaşı, is also a part of the exhibition. In the pharmacy, which brings the Turkish pharmaceutics history into relief with unique materials and objects from that era, how medicines were prepared during that time are exhibited with live demonstrations. In the museum, which is open 7 days a week between 08.30-18.00, a tour guide is provided for group visitations if an appointment is made in advance. In addition to all these, a 70 person capacity drama-meeting hall is available at APIKAM. Visitors can also watch the exhibition visually from this hall which is on the ground floor of the building. The hall, in addition to being a drama hall where elementary and high school students can

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

59


tap-hediyelik eşya bölümlerinden başka, arşive kazandırılan malzemenin ilk ayrımının yapıldığı ön tasnif odası yer alıyor. Hediyelik Eşya ve Kitap Satış biriminde, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Kitaplığı yayınları ve İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan çeşitli objeler satışa sunuluyor. 3 bin 592 metrekare arazi üzerine bin 24 metrekare kullanım alanı bulunan APİKAM binasının bir kısmı, İzmir Milli Kütüphane koleksiyonunda yer alan bin 440 cilt Osmanlıca ve yaklaşık 8 bin cilt Latin alfabesiyle basılmış gazete, 5 bin el yazması eser için tahsis edilmiş. Sabit ısı ve nem altında korunan bu kısımda bir de Milli Kütüphane araştırma salonu bulunuyor. Gelen konukların dinlenme ve yemek molalarını değerlendirmeleri için APİKAM´ın avlusunda, menüsünü ağırlıklı olarak İzmir yemeklerine ayıran bir restoran yer alıyor.

60

showcase their plays can also be used for conferences and video presentations. It is also available for private conferences and panels. On the same floor, there is a gift shop and the preliminary classification office for the materials that need to be sorted out. In the gift shop, the publications of the Izmir Metropolitan Municipality and various souvenirs produced by the municipality are on sale. A part of the APIKAM building, which is 1024 square meters and is located on a 3529 square meter land, is allocated to 1440 volumes of newspapers written in the Ottoman language and approximately 8000 volumes written in Latin and 5 thousand handwritten manuscripts. In this section, which is protected with a stable temperature and humidity, there is also the National Library research hall. In the courtyard of the building there is a restaurant that serves traditional local dishes for those who want to rest and have some lunch.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


襤ZM襤R Kas覺m - Aral覺k / November - December 2011

61


Günübirlik / Excursion

Sakız diyarına

yolculuk

Yolculuğumuz, damla sakızının anavatanı Sakız Adası’na; hep uzaktan seyrettiğimiz komşunun güzel yurdunun, sakız ağaçlarıyla sınırlı kalmayan tüm güzelliklerini keşfetmeye… Fotoğraflar / Photography: ARMAĞAN DURKAN

62

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


Journey to the land of mastic We are on route to discover all the beauties of Chios Island, the homeland of mastic…

S

“O bir sakız ağacıydı, alelade; Bir gün o yeşil sahile çıktı geldi, O zaman bu zamandır memnun yerinden; Seyreder bulutları, göğü, denizi.”

“It was a tranquil, oh so simple; One day, it appeared in the green coast, It has been happy ever since, Watching the clouds, the sky and the sea.”

Can Yücel

Can Yücel

akız ağacı, usta şair Can Yücel’in kaleminden böyle dökülür satırlara… Ayrıcalıklı özellikleriyle şiire duygu katan sakız, Antik çağlardan beri insanoğlunun vazgeçilmezleri arasında yerini alır. Eski zamanlarda Romalı hekimlerin ağrı giderici özelliğinden yararlandıkları sakız, dokuzuncu yüzyılda Arap hekimlerin sıklıkla tercih ettikleri bir ürün olur. Ortaçağ Avrupa’sında Romalı hekimlerin ilaç yapımında kullandıkları bu şifalı ağaç, bugün de mide rahatsızlıkları ve diş tedavilerinin yanı sıra kozmetik alanında da sıklıkla karşımıza çıkar. Sayısız faydalarıyla kullanım alanı gitgide genişleyen sakız, kendisine has kokusu ve aromasıyla, Roma, Bizans

ve Osmanlı mutfaklarının ardından tatlıları, içkileri, simitleri ve sayısız yemek çeşidiyle günümüz Ege mutfağının da başlıca lezzetlerindendir. Dolayısıyla yolculuğumuz, damla sakızının anavatanı Sakız Adası’na; hep uzaktan seyrettiğimiz komşunun güzel yurdunun, sakız ağaçlarıyla sınırlı kalmayan tüm güzelliklerini keşfetmeye… Zira Homeros’un İzmir’den gelip bu topraklarda yaşadığına inanılan Sakız, karakteristik özelliği olan denizciliğin yanında tarihi ve kültürel değerleri, keyifli, huzurlu ve doğayla iç içe yapısıyla misafirperver halkının içten davetini gönderir bizlere.

T

he tranquil is described as such by famous Turkish poet Can Yücel. Mastic, which brings warmth to poems with its unique characteristics, has been one of the favorite items of mankind ever since the antique ages. Roman doctors used it as a painkiller and Arab doctors took advantage of the healing powers of mastic in the 9th century. This healing tree, which was commonly used by doctors in Middle Age Europe, is now used in the treatment of stomach and tooth aches and the cosmetic industry. Mastic, which widens its area of use with each passing day, is one of the unique ingredients of the Aegean cuisine with its great smell

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

63


Sakız ağaçları

Tarihte Sakız Adası Buluntular ve araştırmalar Sakız Adası’nda Neolotik çağlardan beri gelişmekte olan ekonomik ve kültürel yaşamın bulunduğunu ispatlar. M.Ö. 1000’lerde Ionya’nın sakinleri belirli dönemlerle Sakız Adası’na, Samo Adası’na ve Küçük Asya kıyılarına yerleşmişlerdir. Sakız Adası M.Ö. 7. ve 4. yüzyıllar arasında oldukça gelişir ve güçlenir. M.Ö. 3. yüzyılda Büyük İskender ve varislerinin hâkimiyetiyle farklı değişimlere uğrayan Sakız Adası, M.Ö. 2. yüzyılda Romalıların egemenliğine geçer ve Roma kültürüne yakınlığı nedeniyle ayrıcalık kazanır. Antik buluntular, en eski Hıristiyanlık dönemlerin ispatıdır. 9. yüzyıldan itibaren Bizans Devleti, adanın stratejik konumu nedeniyle Sakız Adası’nı savunmaya başlar. Böylece şehrin kalesiyle birlikte diğer küçük birçok küçük burç inşa edilir. Adanın kültürel, ekonomik ve dini yaşantısında önemli rol oynayan Nea Moni de 11. yüzyılda kurulur. Cenovalılar tarafından işgal edilen (1346-1566) Sakız Adası, güçlü ve varlıklı aileler sayesinde gelişir. Damla sa64

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

and aroma and it now flavors desserts, liquors, bagels and many dishes after it was extensively used in the Roman, Byzantine and Ottoman kitchens. We are on route to discover all the beauties of Chios Island, the homeland of mastic Chios, which is believed to be the home of Homer after Izmir, is an alluring island with its seamanship in addition to its historical and cultural assets, enjoyable nature and hospitable locals.

The history of Chios Research suggests that a developing economic and cultural life exists in Chios since the Neolithic Age. In 1000’s B.C., the citizens of Ionia have settled in Chios, Samos and the shores of Asia Minor. Chios develops and grows stronger between the 7th and 4th centuries. The island, which changes with the reign of Alexander the Great and his successors in 3rd century B.C., becomes a part of the Roman Empire in 2nd century B.C. and is awarded privileges because of its closeness to Roman culture.


Sakız Adası

kızı ticaretini elinde tutan tekelci denizcilik ve ekonomi şirketi Maona kurulur. O dönemden kalan ve ortaçağ izlerini taşıyan köyler, adanın merkezinde bulunan güzel mimari örnekler ve Kambos Köyü’ndeki Cenovalı zenginlerin yazlık konakları bu döneme aittir. 1566 yılında Osmanlılar tarafından işgal edilen Sakız Adası (1566-1912), özellikle damla sakızı nedeniyle imtiyazlı olarak yönetilir. İpek ve pamuk ticareti oldukça gelişir. 1822 yılında başarısızlıkla sonuçlanan ayaklanmanın ardından Sakız Adası katliamı gerçekleşir. 1881 yılında meydana gelen depremler sonrası ada yıkıcı darbe alırken, yerel halkın çoğu başka ülkelerde diaspora olarak yaşamına devam etmek üzere buradan ayrılır. 1912 yılında Sakız Adası özgürlüğünü kazanıp Yunanistan’a bağlanır. Adanın ekonomisi daha çok denizcilik, tarım, turunçgiller ve damla sakızı ticaretine dayalıdır. Bugün adanın merkezinde yaklaşık 24 bin kişi, köylerde 28 bin kişi yerleşik hayat sürer.

Ancient findings are the confirmations of oldest Christianity periods. From the start of the 9th century, the Byzantine state starts defending Chios because of the strategic location of the island. The castle of the city and a small tower is constructed. Nea Moni, which plays an important part in the cultural, economic and religious life of the island, is built in the 11th century. The island, which is invaded by the Genoese in 1346, develops through powerful and wealthy families. Maona, a maritime and financial company that dominates the trade of mastic is established. Villages that carry the traces of the Middle Age, architectural buildings that are located at the center of the island and the summer mansions of wealthy families in the village of Kambos, belong to that period. Chios, which is invaded by the Ottomans in 1566, is given special privileges because of mastic. Silk and cotton trade develops. In 1822, after a failed attempt at munity, the Chios massacre occurs. While the island sustains great damage after the earthquake in

1881, most citizens immigrate to foreign countries. In 1912, Chios announces its independence and becomes affiliated with Greece. The economy of the island depends on maritime, agriculture and the production of mastic and citrus fruits. Today, 24 thousand people live in the center and 28 thousand people live in the villages of the island.

The familiar face of Chios A language that most of us don’t understand greets us at Chios. But the thing that we really don’t know is the reflection of the warmth of the Aegean on the streets of Chios. First, you feel as if you’re walking along the shores of Izmir or Çeşme. While a dish reminds you of Izmir, a tavern becomes a bar house; Roman, Byzantine and Ottoman style buildings, which you will see frequently, are the living assets of a joint history. The city center of Chios grows and develops around the

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

65


port, which has been a popular settlement area since the antique ages. The citizens of Chios are always open, calm, hospitable and enjoyable, thanks to the possibilities provided to them by economic comfort.

Carries the traces of past cultures

Sakız Adası Çarşı

Sakız’ın tanıdık siması Belki birçoğumuzun bilmediği bir dil karşılar bizi Sakız’da. Ama asıl bilmediğimiz, Ege’nin sıcaklığının yansımasıdır Sakız sokaklarına. Tanıdık simasıyla ilk bakışta, İzmir’in Kordon’u ya da Çeşme’nin sahilinde hissedersiniz kendinizi. Yediğiniz bir yemek adıyla veya tadıyla İzmir mutfağını çağrıştırırken, bir taverna meyhaneyi andırır size; sıklıkla karşınıza çıkan Roma, Bizans ve Osmanlı yapılarıysa ortak bir tarihin yaşayan değerleridir. Sakız Adası’nın şehir merkezi bugünkü konumuyla hemen hemen aynı yerde, antik 66

çağlardan günümüze kadar yerleşim alanı olma özelliği taşıyan liman çevresinde gelişerek büyür. Sakız Adası’nın sakinleri her zaman için denizciliği ve ekonomik refahın onlara verdiği rahatlık ve sağladığı olanaklar sayesinde hep dışa dönük, kozmopolit bir toplum olarak sakin, misafirperver ve keyiflidir.

Geçmiş kültürlerin izlerini taşıyor Dost kapısının ilk durağı Vunakiu Meydanı. Kentin merkezinde yer alan meydan, güneşli günlerde kahve sohbeti için buluşma noktası. Yanı başında Sakızlı edebi-

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

The first stop of our brotherly journey is the Vunakiu Square. The square at the center of the town is an ideal place to meet and have a cup of coffee on sunny days. Next to it, is the Municipality Park that harbors the busts of writers from Chios, the artwork of sculptor Tobros and the statue of Konstantinos Kanaris. The castle of the city is situated on the shore. There are many monumental structures within the castle walls such as the Cold Fountain (Kria Vrisi), the half basement cistern, the Palace of Justinian, Skotini Filaki (dungeon), the Ottoman cemetery, Turkish baths, Bayraklı Mosque and Ayo Yorgo Church. Other castles besides the Chios Castle are Volissos (Kastro Volissu), Apolihnon, Pitios, Kambion and Orias. There are also various towers around the island such as the Dotion tower in Pirgi, the Gria tower in Kardamila, The tower of Pitios in Kila, the Kammenos tower at the center, the Gothikos tower in Limni and the towers in Kambolsa and Kambohara. Most of these structures were built for defense purposes. Nea Moni (New Monastery), which is located at the center of the island, is one of the most important structures in Chios. The monastery, which was built in 11th century, is one of the masterpieces of Byzantine architecture with its magnificent mosaics. The monastery, which has an important role in the religious, economic and culture life of Chios, has been added to the World Heritage List by UNESCO. Panagia Krina- in the village of Vavili- which resembles Nea Moni in terms of architecture, Ayos Isidoros, located at the center and dedicated to Saint Isidoros and Vizantino Vaptistiri (The Byzantine baptism area) in Emborios which is located to the southeast of the port are other religious structures that are worth visiting.


Sakız Adası Osmanlı Yapıları

yatçıların büstleri ve heykeltıraş Tobros’un eseri, Konstantinos Kanaris’in heykeliyle Belediye Parkı yer alır. Şehrin kalesiyse deniz kıyısında konumlanmış. Sakız Adası’nın limanının kuzeyi boyunca uzanan ve Ceneviz-Türk dönemlerinin izlerini taşıyan Bizans Kalesi’nin iç kısımlarında Soğuk Çeşme (Kria Vrisi), yarı bodrum sarnıç, Jüstiniani’nin Sarayı, Skotini Filaki (zindan), Osmanlı mezarlığı, Türk hamamları, Bayraklı Cami, Ayo Yorgo Kilisesi gibi birçok anıtsal yapı bulunur. Sakız Adası Kalesi dışında; bölgede görebileceğiniz diğer kaleler de Volissos (Kastro Volissu), Apolihnon, Pitios, Kambion ya da Orias’dır. Sakız Adası’ndaki çeşitli bölgelerde bulunan kaleler gibi, Pirgi’deki Dotion Kulesi, Kardamila’daki Gria Kulesi, Kila’da Pitiosun Kulesi, şehir merkezindeki Kammenos Kulesi, Limni bölgesinde bulunan Gothikos Kulesi ve Kambosla ile Kambohara’daki kuleler gibi kulelere de rastlamak mümkün. Bu yapıların çoğu, ortaçağ boyunca adada savunma ve sığınma ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılmışlar. Adanın tam merkezinde bulunan Nea Moni (Yeni Manastır), bölgenin en önemli

There are also traces from the Ottoman period in the island which is rich in historical assets. The Melek Paşa Fountain, also called Yeni Çeşme or Mermer, from the Ottoman period, is located to the south of Dimotikos Kipos at the center. The fountain, which was commissioned by Sakız Adalı Mehmet Melek Paşa- a member of one of the founders of the island- in 1768, still stands today with all its glory. Other important Ottoman period structures on the island are the Osmaniye Mosque, Bayraklı Mosque, Mecidiye Mosque and Eski Mosque, which was turned into an Orthodox church after 1912.

Yediğiniz bir yemek adıyla veya tadıyla İzmir mutfağını çağrıştırırken, bir taverna meyhaneyi andırır size; sıklıkla karşınıza çıkan Roma, Bizans ve Osmanlı yapılarıysa ortak bir tarihin yaşayan değerleridir. While a dish reminds you of Izmir, a tavern becomes a bar house; Roman, Byzantine and

The center of history, archeology and literature

Ottoman style buildings, which

The historical Korais Library on the island, which is known for its cultural and literature riches, is one of the biggest and most important libraries of the country, not just only with the number of books it carries but with the valuable books it harbors. There is a Folkloric Museum and Painting Gallery on the second floor of the library which has a reading section, a computer-

you will see frequently, are the living assets of a joint history.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

67


Sakız Adası Osmanlı Yapıları

yapılarından biri. 11. yüzyılda inşa edilmiş olan manastır, muhteşem mozaikleriyle Bizans mimarisinin başyapıtlarından. Sakız’ın dini, kültürel ve ekonomik hayatında çok önemli bir rol oynayan Nea Moni, UNESCO tarafından da dünya kültür hazineleri arasına alınmış. Mimari yapısıyla Nea Moni’yi andıran ve merkeze sekiz kilometre uzaklıkta bulunan Vavili Köyü’ndeki Panagia Krina, şehir merkezinde çileci Aziz Isidoros’un şerefine adanmış Ayos Isidoros ve limanın güney doğusunda Emborios’daki Vizantino Vaptistiri (Bizans Vaftiz yeri) bölgede görülmeye değer diğer dini yapılar. Tarihsel zenginlikleriyle dikkat çeken adada, Osmanlı izlerine de rastlamak mümkün. Yeni Çeşme ya da Mermer Çeşme adlarıyla bilinen ve Osmanlı döneminden kalma Melek Paşa Çeşmesi, Sakız Adası şehir merkezinde Dimotikos Kipos’un kuzeyinde bulunur. Adanın kurucularından olan önemli Türk ailelerinden birinin mensubu Sakız Adalı Mehmet Melek Paşa tarafından 1768 yılında yaptırılan çeşme, tarihi önemi, konumu ve güzelliği sayesinde bölgedeki önemini, günümüzde de ihtişamıyla koruyor. Adada dikkat çeken diğer Osmanlı eserleri de, Osmaniye Cami, 68

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

ized research room and a place where you can check out the books. The Homer Cultural Center owned by the municipality is the meeting place of at enthusiasts. There are museums all over the island in addition to this center which is open for panels, exhibitions and art activities throughout the year. The Archeology Museum, which exhibits findings from the Neolithic Age to the late antique period, The History and Physics Museum which is located inside the historical high school building, The Byzantine Museum, which exhibits artworks from the antique Christianity period to the Byzantine era and the Maritime Museum which exhibits historical elements pertaining to the maritime tradition of the island, provide a visual festival. Other museums on the island are the Yaluri Museum, the Municipality Painting Gallery, the Folkloric Museum in Kallimaria, Church Museum in Kurunion, The Citrus Fruits Museum and the Inussos Maritime Museum.

Time to discover! You can find traditional country cafes, internet cafes, modern cafeterias, restau-


Sakız Adası Osmanlı Yapıları

Bayraklı Cami, Mecidiye Cami ve 1912’den sonra Ortodoks Ayo Yorgio Kilisesi’ne dönüştürülen Eski Cami..

Tarih, arkeoloji ve edebiyatın merkezi Kültür ve edebiyat alanındaki zenginliğiyle bilinen Sakız Adası’ndaki Korais Kütüphanesi’nin tarihi kitaplığı, sadece bünyesinde bulundurduğu kitapların sayısıyla değil, eşsiz değere sahip eserleriyle de ülkenin en önemli ve büyük kütüphanelerinden. Okuma bölümü, bilgisayarlı araştırma kısmı ve ödünç kitap alabileceğiniz bir bölümün bulunduğu kütüphanenin üst katındaysa Folklorik Müze ve Tablo Galerisi yer alıyor. Sanatseverlerin uğrak noktalarından biri de Sakız Belediyesi’ne ait Homeros Kültür Merkezi. Tüm yıl boyunca sergi, konferans ve güzel sanatlar etkinliklerinin gerçekleştirildiği merkezin yanı sıra Ada merkezinde farklı konseptleriyle konuklarını ağırlayan müzeler de ilgi çekiyor. Neolitik dönemden geç antik döneme kadar ait olan buluntuların sergilendiği Arkeoloji Müzesi, Sakız Adası’nın tarihi lise binasının çatısı altında bulunan Tarih ve Fizik Müze-

si, Osmanlı mabedi Mecidiye Cami çatısı altındaki ve antik Hıristiyanlık dönemden Bizans sonrası döneme kadar uzanan sürece ait kazılardan çıkan buluntuların sergilendiği Bizans Müzesi ve Sakız Adası’nın denizcilik geleneğine ait tarihi örneklerin teşhir edildiği Denizcilik Müzesi, tarih ve arkeoloji meraklarına görsel ziyafet sunuyor. Sakız Adası’nda ayrıca, Yaluri Müzesi, Belediye Tablo Galerisi, Kallimaria’nın Folklorik Müzesi, Kurunion’un Kilise Müzesi, Turunçgiller Müzesi, Inussos Deniz Müzesi bulunuyor.

Keşfe çıkın! Geleneksel kahvehaneleri, internet kafeleri, modern kafeteryaları, restoranları, tavernaları ve fast food lokantalarını tüm Sakız Adası’nda bulmak mümkün. Adalıların uğrak yeri olan şehir merkezindeki meydanda kahvenizi yudumlamayı denemelisiniz. Adanın en ticari caddesi olan Aplotaria’da yürüyüp, onlarca kafeterya ve sayısız mağazanın yer aldığı rıhtımın keyfini çıkarın. Ancak adanın tüm güzelliklerinin ve özelliklerinin şehir merkezinde olduğu yanılgısına düşmeyin. Adanın dört bir yanında eğlence ve yemek için harika yerler bulunuyor. Barlar, clublar, buzuki

rant, taverns and fast food restaurants all over the island. You should definitely has a cup of coffee at the town square were all locals meet. You can shop and walk along, Aplotaira, the most fashionable place on the island that hosts hundreds of shops and cafeterias. But don’t think that all the beauties and assets are located at the center. There are many great restaurants, clubs and bars all around the island. If you love the sea, you can swim or engage in water sports and games in Karfa, and even learn how to dive. You can work out at the gyms-which are plenty on the island- play football on mini fields or try your hand at bowling or tennis. Don’t forget to stroll through the streets of Kambios, which is located to the south of the town center. You will be walking between high walls that were built to shelter orchards and gardens from dust. If you are visiting the island in the spring, the great smells from citrus fruits will be very memorable. Whichever jetty you prefer, it will be worth the effort. The city looks more mysterious and alluring form the jetties at night and clear during the day. If you enjoy walking, you should walk from one jetty to

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

69


Sakız Adası-Yel Değirmenleri

dinleyebileceğiniz yerler, konserler. Nasıl eğleneceğinize siz karar verin! Eğer denizi seviyorsanız, Karfa’da water sportta deniz oyunlarıyla eğlenebilir ya da dalgıçlık derslerine katılabilirsiniz. Adada bolca bulunan jimnastik salonlarında spor yapabilir ya da mini soccer sahasında futbol oynayabileceğiniz gibi tenis ya da bowling de deneyebilirsiniz. Şehir merkezinin güney bölgesi olan Kambios sokaklarında bir gezinti yapmayı ihmal etmeyin. Bostan ve bahçelerin ağaçlarını sokakların tozlarından korumak için inşa edilmiş yüksek duvarlarıyla etkileyici konakların duvarları arasından yürüyeceksiniz. Üstelik bir de bahar aylarında yapılırsa bu gezinti, turunçgil ağaçlarından gelen mis kokular sizde unutulmaz anlar olarak kalacak.

Sakız Adası-Pirgi Köyü

70

Yerli halkın “fanarakia” diye adlandırdığı iki dalgakırandan hangisini seçerseniz seçin, gezinti için yorulduğunuza değecektir. Şehir çok farklı görünür oradan; gece cazibeli ve gizemli, gündüz ise apaçık, net.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

the other; the journey takes about an hour but you won’t regret it.

Don’t return before seeing the villages! Today, at the center of Chios, which has 62 villages, there is the village of Avganima, which is hot spot from tourists with its magnificent structures from the Middle Age, the historical village of and the village of Sidirunda, which is located on a high hill and has a magnificent view of the island. The historical villages in the southern part of the island where mastic is produced attract attention with their architectural structures. The villages, which are built with houses and structures of the same style and mostly for protection purposes, were built this way so that they could protect themselves from pirates who were after mastic. Mesta, Olimpi and Pirgi are the only three that have survived to this date because they were built outside the earthquake fault line. These villages are all


Sakız Adası-Pirgi Köyü

Eğer uzun bir yürüyüşe dayanabiliyorsanız, bir fanarakiadan diğerine gitmeyi denemelisiniz. Yaklaşık bir saatlik mesafeyi yürümenize değecek.

Köyleri görmeden dönmeyin! Bugün 62 köyü olan Sakız Adası’nın merkezinde, suyuyla ün salmış Karies, Ortaçağ mimarisinin muhteşem örneklerinden olan ve bu yüzden de turist akınına uğrayan Avganima, tarihi Anavatos, Sakız Adası’nın batı bölgesinin tamamının ayaklar altında olduğu manzarasıyla yüksek bir tepeliğe inşa edilmiş Sidirunda köyleri bulunuyor. Adanın damla sakızının üretildiği güney kısımlarında yer alan ortaçağdan kalma köyler ise mimarileriyle dikkat çekiyor. Korunma amaçlı olan ve aynı tip yapılardan oluşan köyler, o dönemde sıkça maruz kalınan korsan saldırılarından damla sakızını korumaya duyulan ihtiyaç yüzünden bu şekilde inşa edilmişler. Bu köylerden, deprem fay hattının dışında olduklarından günümüze kadar gelmeyi

settlements and resemble open air museums. Mesta, which is the best organized village in term of tourism, harbors two important churches. The most striking village on the island is Pirgi, with its houses adorned with carved decorations. Pirgi is one of the hot spots on the island with these unique houses that can’t be seen anywhere else in Greece.

Experience the beauty! “It hasn’t remembered any of its visitors, It has nothing to do with a fortunate future, It lived each day as a vagabond, It was a tranquil, living in peace.” All you have to do to be a part and experience these lines is to come to the island by hopping on a ferry that departs from Çeşme after an hour journey. You will be mesmerized by the culture and friendly locals who have settled on the island after the great exchange.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

71


başarmış olanlar Mesta, Olimpi ve Pirgi. Her biri yerleşim alanı olan bu köyler, Sakız Adası’nı ziyaret edenler için birer müze gibiler. En çok turistik açıdan organize olmuş Mesta Köyü’nde görülmeye değer iki kilise bulunuyor. Bu köylerin arasında en etkileyici olanı ise evlerin dış cephelerinde “kazıma usulü süslemeler” yapılmış Pirgi. Tüm Yunanistan’da başka hiçbir yerde görülemeyecek köye farklı

bir ifade katan bu dış cephe süslemelerini taşıyan evleriyle Pirgi, ziyaretçilerin uğrak yerlerinden biri.

Güzellikleri yaşayın! “Anmadı geçenleri bir defa bile; Ne uğraşır mesut olan gelecekle? Bir avare misali, günü gününe, O bir sakız ağacıydı, yaşadı sade.”

Can Yücel’in “Sakız Ağacı”nın yaşantısına ortak olmak ve adanın güzelliklerini yaşamak için tek yapmanız gereken, Çeşme-Sakız Adası arasında hizmet veren feribotlardan birine binerek, yaklaşık bir saat süren yolculuğun ardından karşı kıyıya varmak. Mübadele döneminde Anadolu topraklarından giderek adaya yerleşen halkın, dost selamı ve benzer kültürü sizi de kendine hayran bırakacak...

Sakız Adası Plajları

Beaches in Chios

Tercihiniz Sakız Adası’na yaz aylarında gitmek olursa, ada en talepkar ziyaretçileri dahi memnun edecek muhteşem sahillerle doludur. Yoğun ilgi gören plajların dışında ıssız sahillerin de bulunduğu bölgede, farklılık arayanlar için bir keşif turu yeterli! Sakız Adası’nın merkezine yakın konumlanan plajlar, Karfas, Mega Limnionas, Aghia Fotia, Afanis Beach, Lo Beach ve Daskalopetra olarak sıralanıyor. Adanın batı yakasında yer alan plajlar, Elinta, Tigani, Metoxi, Managros, Limnos ve Agia Markela. Diğer plajlar ise adanın güney tarafında konumlanmış. Bunların en ünlüleri de Komi, Mavra Volia, Vroulidia, Karida ve Kato Phana. Ayrıca, Nagos’un ve Sakız Adası’nın kuzeydoğu tarafının kristal sularında yüzmek için ziyarete değer.

If you prefer to visit Chios during the summer, there are magnificent beaches that will satisfy even the toughest customer. All you need to do is discover those beaches which are located in popular spots as well as isolated areas. Here are the beaches close to the center: Karfas, Mega Limnionas, Aghia Fotia, Afanis Beach, Lo Beach and Daskalopetra. The beaches on the western shore of the island are: Elinta, Tigani, Metoxi, Managros, Limnos and Agia Markela. Other beaches are located on the south of the island and the most popular ones are Komi, Mavra Volia, Vroulidia, Karida and Kato Phana. In addition, you can swim in the crystal clear water of Nagos and the northeastern side of the island.

72

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


襤ZM襤R Kas覺m - Aral覺k / November - December 2011

73


İnanç Turizmi / Belief Tourism

İzmir’in Koruyucu Aziz’i:

Sen Polikarp Havari ve İncil yazarı Sen Jan’ın ilk müritlerinden biri olan Sen Polikarp, İsa’nın şehidi olarak anılırken, İzmir’de adını yaşatan kilise de inanç turizminin önemli durakları arasındadır. Fotoğraflar / Photography: CEYDA ADAR

74

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


The protector saint of İzmir:

Saint Polycarpe

Saint Polycarpe, who was one of the first apostles of Saint John, is known as the martyr of Jesus and the church named after him is one of the most important stops in religious tourism in Izmir.

İ

zmir’de Hıristiyanlığı yaydığı gerekçesiyle öldürülen Sen Polikarp (Saint Polycarpe), tarih sayfalarına adını “İzmir’in Koruyucu Aziz’i” olarak yazdırır. Havari ve İncil yazarı Sen Jan’ın ilk müritlerinden biri olan Sen Polikarp, İsa’nın şehidi olarak anılır. İzmir’de adını yaşatan Sen Polikarp Kilisesi de, kentin en eski kilisesi olarak inanç turizminin önemli durakları arasındadır. Duvarlarına tarih dokunan kilisenin dört bir yanı süsleyen resimleri, bir devre ışık tutar. Yapım tarihi olan 1625 yılından beri geçirdiği talihsiz günleri unutturacak kadar güzel mimari yapısıyla, herkesi kendine hayran bırakır. Osmanlı İmparatoru Sultan Süleyman’ın izni ve Fransa Kralı 13. Louis’in iradesi ile inşa edilen Sen Polikarp Kilisesi, Kapusin rahiplerine verilir. Kilise ve sonradan binaya eklenmiş olan manastır, 1688 yılındaki deprem ve sonrasında geçirdiği yangında hasar görür. 1690 ve 1691 yıllarında, kilise ve yaşam birimleri yeniden inşa edilir. 1742 yılında çıkan şiddetli yangında ise ne kiliseye ne de çevresindeki Fransız Mahallesi’ne zarar gelmez. Böylesine bir yangından kurtulmuş olmak, Aziz Polikarp’ın mucizesine bağlanır. Ardından 1763’te bir başka yangın daha çıkar; manastır harap olur, kilisede ise

T

he pictures that adorn the walls of the historical church shed light on an era. The church mesmerizes its visitors with its beautiful architecture, which makes you forget all the unfortunate days it has witnessed since its construction in 1625. Saint Polycarpe, who was murdered in Izmir because of missionary activities, is known in history as the protector saint of Izmir. Saint Polycarpe, who was one of the first apostles of Saint John, is known as the martyr of Jesus and the church named after him is one of the most important stops in religious tourism in Izmir. The pictures that adorn the walls of the historical church shed light on an era. The church mesmerizes its visitors with its beautiful architecture, which makes you forget all the unfortunate days it has witnessed since its construction in 1625. The church, which was built with the permission of Ottoman sultan Suleiman and with the request of French King Louis 13, is entrusted to the priests of Capuchin. The church and the monastery that was added on later becomes damaged during İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

75


önemli zararlar meydana gelir. 1774’te Osmanlı makamlarının binaların yeniden inşa edilmesi için izin vermesiyle 1820’de Kral 13. Louis’in şerefine mermerden bir plaka monte edilir. 1898’de de kilise genişletilir ve dekore edilir. Aziz Polikarp’ın yaşamının ve şehit oluşunun evrelerini tasvir eden freskler, geçen yüzyılın sonlarında İzmir’de yaşamış olan genç Fransız sanatçı, ressam ve mimar Raymond Pere’nin eseridir. Aziz Polikarp’ın şehit oluşunu tasvir eden freskin sol tarafında yer alan, elleri bağlı figür, Karşıyaka’daki Sen Helene Kilisesi ve İzmir Konak Meydanı’nda bulunan Saat Kulesi’nin de mimarı olan Pere’nin kendisidir. Sen Polikarp Kilisesi ve manastırı, 13 Eylül 1922’deki büyük yangında harap olur ve 1929’da şimdiki haliyle yeniden inşa edilir.

Episkopos ve şehit: Aziz Polikarp Yaklaşık olarak M.S. 70 yılında Anadolu’da doğan Aziz Polikarp’ın, ermişliği, havarilik geleneği ve Hıristiyanlık öğretisine dair engin bilgisi, henüz çok genç yaştay76

ken Asya’nın en eski kiliselerinden İzmir Kilisesi’nin yönetimine gelmesini sağlar. Sen İgnas, Antakya’dan Roma’ya giderken, yolculuğu sırasında İzmir’den geçer ve Sen Polikarp’ı şu sözlerle selamlar: “Allahım, sarsılmaz bir kaya gibi sağlam merhametine şükürler olsun! Beni, senin gibi bir şahsiyeti tanıma mertebesine çıkardığı için Efendimize hamdolsun! Polikarp, varlığınla övünebilirsin! İşgal ettiğin yere layık olduğunu göster! Birlik için uğraş! Hiçbir şey birlik kadar önemli değildir.” Sen Polikarp, Sen İgnas’ın ziyareti dolayısıyla Filipeliler’e bir mektup yazar. Burada da olağanüstü rahiplik çabası bir kez daha ortaya çıkar. Rakipleri bile sonradan onu “Asya’nın Önderi” ve “Hıristiyanların Babası” olarak tanımlarlar. Aziz Polikarp, uzun havariliği boyunca Dosetizm gibi Mesih İsa’nın tanrısal niteliğini ya da Gnostisizm gibi O’nun insan oluşunu yadsımaya yeltenen ilk mezhep sapkınlıklarına karşı mücadele etmek zorunda kalır. Karşısına çıkan bir başka sorun da Paskalya’nın kutlanma tarihi ile ilgilidir.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

the earthquake in 1688 and he fire after that. The church and its living quarters are rebuilt in 1690 and 1691. The fire in 1742 doesn’t cause any damage to the church and the French Quarters around it. Surviving such as fire is attributed to the miracle of Saint Polycarpe. Another fire breaks out in 1763 and the monastery is ruined and the church is badly damaged. After Ottoman authorities give permission for the rebuilding of the structures in 1774, a marble plaque dedicated to Louis 13 is mounted on the church in 1820. In 1898, the church is widened and decorated. The frescoes which depict the life and martyrdom of Saint Polycarpe are the works of French artist, painter and architect Raymond Pere who lived in Izmir until the end of the last century. The figure with the tied hands to the left of the fresco that depicts the death of Saint Polycarp is Pere, who is also the architect of the St. Helene Church in Karşıyaka and the Clock Tower on Konak Square. The church and monastery is ruined during the great fire in 1922 and is restored to its original in 1929.


Polikarp’ın şehit oluşunu tasvir eden fresk

Sen Polikarp, Anadolu kiliselerinin geri kalanında olduğu gibi Paskalya Bayramı’nı 14 Nisan’da kutluyordu. Zira bu tarih, Musevi Paskalyası ile Quartodesimanizm denilen Sen Jan geleneğinin devamıydı. 154 yılına doğru, Doğu Geleneği’nin meşruluğunu savunmak üzere Roma’ya, Papa Anicet’in yanına gider. Ancak anlaşmaya varılmaz; 14 Nisan Geleneği daha birkaç on yıl devam eder. Roma’da iken Marcione ile de karşılaşır ve kendisini mezhep sapkınlığından ötürü eleştirir. Geleceğin Lyon Episkoposu olan ve Sen Polikarp’ın müritleri arasında bulunan İzmir doğumlu (yaklaşık olarak 135) Saint İreneo, bize şu tanıklığı bırakır: “Polikarp’ın bizimle konuşmak için çekildiği alışılmış köşesi neredeydi, nasıl söze başlardı, konuya nasıl girerdi, nasıl bir hayat sürdürürdü, dış görünümü nasıldı; bunun yanında halka verdiği nutuklarını; Sen Jan’la ve Mesih İsa’yı bizzat görmüş olan diğerleri ile ilişkilerini bize ayrıntılarıyla anlattığını, bu kişilerden, Mesih İsa’ya, mucizelerine, öğretisine ilişkin işittiklerini, onların sözlerini nasıl hatırladığını sana hala söyleyebilirim!...”

Bishop and martyr: Saint Polycarpe The vast knowledge of Christianity that Saint Polycarpe, born in 70 B.C. in Anatolia, possessed, helped him become the manager of the Izmir Church – one of the oldest churches in Asia-at a very young age. Saint Ignatius passes through Izmir on his way to Rome from Antioch and greets Saint Polycarp with these words: “God, I am thankful for your strong mercy! I thank you for bestowing me with the blessing of meeting such an important man! Polycarpe, you can be proud of your existence! Show us that you are worthy of the lands you have conquered! Work for solidarity! Nothing is more important than solidarity!” Saint Polycarpe writes a letter to the Philippe with regards to the visit of Saint Ignatius. His excellent priesthood skills once again prevail. Even his rivals call him the Leader of Asia and the Father of Christians. During his entire life as an apostle, Saint Polycarp struggles against those who defy

the existence of Christ. Another problem he deals with is the date of Easter. Saint Polycarpe used to celebrate Easter on April 14, just like the other churches in Anatolia. In fact, this date was the continuance of the Jewish Easter. He goes to Rome to see the Pope in 154 to defend the legitimacy of the Eastern Tradition but they can’t agree; the April 14 tradition continues for a decade. While in Rome, he meets Marcione and criticizes him because of deviance. Here is how Saint Ireneo, born in Izmir in 135 A.D., describes Saint Polycarpe: “I can still tell you where Polycarpe used to sit when he wanted to talk to us, how he started his conversations, what he looked like, his sermons, his relationship with Saint John and all the others who had met Jesus, what he knew about Jesus and his miracles and how he remembered everything they had told him!” When Antonino Pio’s cruel oppression began, Polycarp is 86 years old. Because Roman Emperors are polytheist and order the worship of cults, Christians are tried as atheists and executed. Saint Polycarpe is

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

77


killed on February 23, 155 in the Roman Stadium in Izmir. The details of the encounter reach us through a letter written by the Christians in Izmir to the Filomelio Church in Phrygia:

Antonino Pio’nun zulmünün kasıp kavurduğu zaman Sen Polikarp artık 86 yaşına gelir. Roma imparatorları politeist oldukları, tanrısal ve kişisel kültlere tapmayı emrettiklerinden dolayı, Hıristiyanlar, çok geçmeden asi ve ateist diye yargılanır ve ölüme mahkûm olur. Sen Polikarp da, 23 Şubat 155 tarihinde İzmir Akropolü üzerinde, Roma Stadyumu’nda şehit edilir. Olaya dair ayrıntılı bilgi, İzmirli Hıristiyanlar tarafından Frigya’daki Filomelio Kilisesi’ne gönderilen sarsıcı bir anı-mektupta bize ulaşır: “Polikarp, Roma konsül vekilinin tehditlerine ve kışkırtmalarına şu meşhur cevabı verir: (Seksenaltı yıldır İsa’ya hizmet ediyorum, bana hiçbir haksızlık yapmadı. Kralıma kurtarıcıma nasıl küfredebilirim?)… Kalabalık, Polikarp’ın aslanlara atılmasını 78

istiyordu ama konsül vekili, oyunun sona erdiğini söyledi. Ayak takımı ısrar ediyordu. O, önce bir odun yığınının üzerinde yakılmaya mahkûm edildi. Ama mucizevî bir şekilde alevlerden kurtuldu. Sonra bir cellât tarafından ağır yaralandı ve nihayet yakıldı. Ardından Hıristiyanlar, ‘kıymetli taşlardan daha değerli, altından daha itibarlı’ saydıkları kemiklerini elde etmeyi başardılar.” Sen Polikarp’ın şehit oluşunun öyküsü şu sözlerle son bulur: “Diğerleri içinde sadece o, böylesine canlı bir hatıra bıraktı. Her yerde, paganlar arasında bile konuşuluyor. Gerçekten de Polikarp, yalnızca çok değerli bir üstat değil, aynı zamanda asil bir şehittir ve bütün kardeşlerimiz, hakikaten kahramanca olan şehitliğinin yolundan gitmeyi arzuluyor…”

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

“Polycarpe gives this famous answer to the threats of the Roman council delegate: (I have been serving Jesus for 86 years, he has never been unfair to me. How can I curse my savior, my king?)… The crowd wanted Polycarpe to be thrown to the lions but the delegate said that the game was over. The crowds insisted. First, he was sentenced to be burned over a pile of wood. But miraculously he survived the fire. Then he was badly wounded by an executioner and then burned. After that, Christians took his bones, which they thought were more valuable then gold and jewelry.” The story of the martyrdom of Saint Polycarpe ends with these last words: “For others, only he left such a live memory. Even the pagans still talk about it. In fact, Polycarpe is not only a valuable master but a noble martyr and all our brothers long to follow in his footsteps…”


襤ZM襤R Kas覺m - Aral覺k / November - December 2011

79


Mimari / Architecture

Nice kavuşmalara tanık Uzun dostlukların getirdiği bir izdir asırlık yapılar. Kordon’daki Fransız Konsolosluk binası da zarif duruşuyla daha nice kavuşmaları izleyecektir. CİHAT KEMAL PEHLİVANOĞLU / Mimar - Architect Fotoğraflar/Photographs: CEYDA ADAR

80

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


The witness of many reunions… Century old structures are traces of old friendships. The French Consulate building in Kordon, with its graceful stance, will witness many more reunions.

İ

zmir Kordon’da sayıları çok az olan asırlık binalardan birisidir Fransız Konsolosluk Yapısı. Kordon’un hemen arkasında Talat Paşa Caddesi’ne cephesi bulunan bina, dönemin hatırasını yansıtan ender mimarlık örneklerindendir. Yapıda Konsolosluk çalışmaları, İzmir Fahri Konsolosu Zeliha Toprak yönetimindedir. Geleneksel üslubun en güzel örneklerinden birisi olan yapının, yığma taş örgü sistemi içerisinde taşın kullanımını ön plana çıkaran ve mermer süslemeleriyle sade bir zarafeti birlikte sunduğu görülmektedir. Köşe parsel üzerinde konumlanmış yapının üç cephesi bulunmaktadır. Bugünkü kullanımında konsolosluk ana giriş kapısı, Talat Paşa Caddesi üzerindedir. Yapının hemen Kordon’a geçilebilen yan sokağın içerisinde bir yan girişi daha bulunmaktadır. Talat Paşa Caddesi cephesindeki giriş kapısı kemerlidir. Göz seviyesinde mermerden damlalıklı ve profilli iki katlı silme, bodrum kat pencere seviyesinin üzerinde tüm yapıyı çerçevelemektedir. Zemin kotuyla silme kotu arasında kalan kısımda mermer düzgün kaba yonu kesme taş örgü ile cephe kaplanmıştır.

Zemin katta caddeye bakan beş adet pencere, tümünde mermer çerçeve ile

çerçevelenmiş ve mermer denizlikler ile tamamlanmıştır. Bunlardan yalnızca bir tanesi, iki adet mermer konsol üzerinde ve cepheden daha taşkın durumdadır ve alnı mermerden katlı silme ile çerçevelenmiştir. Bu pencerenin bulunduğu kısım, düşeyde cephe boyunca tek pilastr ile çatıya kadar cepheden öne çıkarılmıştır. Pilastr çizgisi üzerinde bütünlüğü sağlamak üzere düşeyde aralıklı mermer düzgün kaba yonu kesme taş ile kaplama yapılmıştır. Bu özellik yapının tüm düşeyde köşe oluş-

T

he French Consulate building is one of the few century old structures in Izmir, The building, which is located on Talat Paşa Avenue, is one of the rare architectural examples that reflect the memory of its period. The consulate works in the building are carried out by Honorary Consul Zeliha Toprak. We can see that the building, which is one of the most beautiful examples of the traditional style, presents a plain elegance by

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

81


turan noktalarında mevcuttur ve yapının ana karakteristiğini ortaya koyan unsurlardandır. Zemin kat ile birinci kat, zemin kat tavan kotu seviyesinde, cephede kısmi düz çatının hemen saçak seviyesi altında mermer zemin kat geçiş silmesinden farklı profilde bir silme ile sonlandırılmıştır. Pilastr ile ayrılan kısım ile düz çatı örtüsü arasında kalan kısımda mini bir teras oluşturulmuştur. Teras beton aralıklı şekilde ve üzerinde iki adet demir bayrak gönderi taşıyacak şekilde asılıdır. Ve yapı, fotoğrafın çekildiği tarihte bayraksızdır. Çocukluk hatıralarımdan dikkatimi çeker…Dedem, Cumhuriyet Meydanı’ndaki Anıt Apartmanı’ndan çıkıp, bu yol üzerinde yaptığımız gezintilerde, söz konusu mini terasın aslında ilk zamanlarında yerinde mevcut olmadığını bana anlatırdı. Bugün İzmir Valiliği İzmir İl Kültür Turizm Müdürlüğünce Eylül 2009 bastırılmış olan “İzmir Kent Tarihi” isimli kitabın doksan beşinci sayfasında, Fransız Konsolosluk binasının o yıllardaki görünümünü yansıtan bir fotoğraf bulunmaktadır. Bu tarihi fotoğraftaki gö82

rünüme göre, gerçekten o yıllarda Talat Paşa Caddesine bakan cephe üzerinde bir teras yoktur. Giriş kısmının üzerindeki tek eğimli çatı örtüsü pilastr ayrımına kadar tek parça halinde gelmektedir. O açıdan bakıldığında bu cephede teras, o yıllarda mevcut olmadığı için bugün birinci kattaki terasa açılan kapılar ve pencere de özgününde bulunmamaktadır. Çatının hemen devamında aynı cephe üzerinde düz iki silme, pilastr ayrımına kadar gitmekte, alttaki silme ise pilastr ve yan cephe ve boyunca ve Kordon Cephesi’ne aynı profil ve seviyede yansıyacak şekilde devam etmektedir. Cephede iki adet baca, görüşe girmektedir. Köşe noktasının hemen üzerinde birinci kattaki özgün pencere tipolojisi, zemin kat ile aynıdır. Bunun hemen üzerinde küçük boyutlu bir adet çatı havalandırma penceresi göze çarpmaktadır. Pencerelerde krem rengi ahşap kepenkler bulunmaktadır. Dar Sokağın içerisinde zemin katta altı adet pencere yer almaktadır. Pencerelerin çevresi mermer çerçeveli olarak geçil-

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

highlighting the use of stones and marble decorations. The structure which is located on a corner parcel has 3 fronts. The main entrance of the consulate is located on Talat Paşa Avenue. The building has a side entrance in the street next to it which leads to the Kordon. The main entrance door is arched. The two storey molding with marble window sills on eye level frames the whole building from over the ground floor window level. The space between the ground floor and the molding elevation is covered with a marble and stone braiding. Five windows on the ground floor that overlook the avenue are framed with marble frames and finished with marble sills. Only one of these windows stands on a marble console and protrudes from the front and its frontal part is framed with marble molding. The part where this window is located is highlighted from the front with a single plaster all the way to the roof. In order to establish the unity on the plaster line, it is perpendicularly covered with neat cut marble stones. This characteristic


miş, denizlik ve pencere iki mermer profil konsol üzerinde taşıtılmıştır. Pencere üstlerinde profilli alın silmeleri mevcuttur. Üst kat pencereleri daha sadedir ve Talat Paşa Caddesi’ndeki genel pencere tipolojisi burada aynen devam etmektedir. Dar sokağın Kordon’a yakın kısmında son pencereden hemen önce yapıya ikinci bir giriş noktası bulunmaktadır. Bu giriş kısmı tek kademeli pilastr ile cepheden önce çıkarak zenginleştirilmiş ve giriş kapısının tüm yan yüzeyi kasa çerçevesi ve alnı, mermer yüzeyle kaplanmıştır. Alın tacı iki adet zarif konsol ile taşıtılmış, üstünde ise demir parmaklıklı mermer çerçeveli ve yassı kemerli tek adet pencere boşluğu ile geçiş sağlanmıştır. Pencere yan kısımları motiflidir. Bu yan girişin düşey pilastr iki yan sınırında, düzgün kaba yonu kesme taş çatı gabarisine kadar devam etmektedir ve yan giriş kapısının alın taşı ile de çizgisel olarak cephede bütünleştirilmiştir. Bodrum kat pencere seviyesinin üzerindeki kat arası silmeleri, burada da devamlılık göstermektedir.

is available in all the vertical corners of the building and is one of the unique features of the structure. The ground floor and the first floors are finished with a different molding on the ground floor ceiling elevation level. A small terrace is located between the part separated with the plaster and the flat roof covering. The terrace is placed on discrete concrete and can hold two iron flag staffs. The photograph was taken while there were no flags in the building. My grandfather used to tell me during our walk to the building from our house that this small terrace wasn’t a part of the original building. Today, on page 95 of the book “The history of Izmir” that was published in September 2009 by the Governorship of Izmir City Culture and Tourism directorate, there is a picture of the building that was taken when it was first built. And such a terrace can’t be seen in that photograph. The inclined roof covering on top of the entrance comes down as a

whole unit until the plaster separation. So, we can conclude that the doors and windows that open to the terrace today are not from the original building. Two straight moldings on the same front continue to the plaster separation and the molding on the bottom continues to the Kordon front in the same profile and level. Two chimneys come into view on the front. The original window typology on the first floor is the same with the ground floor. A small ventilation window lies on the upper area. There are cream colored wooden blinds on this window. Inside the narrow street, there are 6 windows on the ground floor. The windows are framed with marble and the sill and windows stand on two marble consoles. There are profiled head moldings on windows. The windows on the upper floor are plainer and the general window typology on Talat Paşa Avenue continues here. On the part of the narrow street that is close to Kordon, there is a second entrance right before the last window. This entrance

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

83


Mermerden balkon Girişin hemen üstünde birinci kata bağlantılı tamamen mermerden balkon yer almaktadır ve üç adet mermer konsol tarafından taşıtılmaktadır. Yan sokakta bulunmasına rağmen bu giriş noktası yapısal olarak daha görkemlidir. Balkon korkulukları, mermer ve profillidir. Balkona açılan kapının çerçevesi mermerdir ve alın üstünde iki küçük konsol izi üzerine mermer silme ile sonlandırılmıştır. Çatı kat kısmında çatı ile bağlantılı mekânın dikdörtgen formlu ve demir parmaklıklı üç adet pencere olduğu görülmektedir. Birinci kat silmesi, cephe boyunca burada devam etmekte ve yapının köşe noktasından dönerek, Kordon cephesine bağlantı sağlamaktadır. Kordon Cephesi tamamen simetriktir. Yapının köşe noktalarından düşeyde kaba yonu kesme taş ile aralıklı çerçevelenmiş ve bu çerçeve tek kademeli pilastr üzerinde taşkın haldedir. Bodrum kat seviyesine beş adet pencere açılmaktadır.

84

was enriched with a single stopped plaster and the entire surface is covered with marble. The forehead crest is carried on two elegant consoles and is connected to the arched window space that has marble framing and iron palisades. The sides of the window have motifs. The moldings between floors in the ground floor window level continue at this location.

The marble balcony There is a balcony made entirely from marble on the first floor and is carried by 3 marble consoles. Although it is in the side street, this entrance is structurally more magnificent. The barriers are marble and profiled. The frame of the door that opens to the balcony is marble and is finished with marble moldings that stand on two small consoles. In the roof, the area that is connected to the roof is rectangular and has three windows with iron palisades. The first floor molding continues along the front and connects to the Kordon front by turning at the corner.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

The Kordon exterior is fully symmetrical. It is framed by rough hewn stones in vertical on the corner points of the structures and this frame protrudes from the building on a single level plaster. There are five windows that open up to the ground level.

The twin characteristic The most important characteristic of the symmetrical exterior is that the terrace in the middle is framed with three arched spaces. The balcony barriers between the arches are made from marble and the terrace on the first floor is located the same fairway. But what makes this terrace unique is that its roof stands of four marble pillars. There are 5 small rectangular window openings on the roof level along the exterior. The terrace parapet wall is finished with a marble barrier. This feeling of vastness which has been created in the middle part completely lifts the building and gives its twin characteristic. There are 3 doors that open up to


İkiz özelliği Simetrik cephenin en belirleyici özelliği ise orta kısımdaki terasın cephede üç adet kemerli boşluk ile çerçevelenmiş olmasıdır. Kemerlerin aralarında iki adet balkon korkulukları mermerden profillidir ve birinci katta teras aynı derinlikte bulunmaktadır. Ancak bu terası belirleyen özellik, dört adet mermer sütun ile çatısının taşıtılmasıdır. Çatı seviyesinde cephe boyunca beş adet minik pencere açıklıkları, yatayda dikdörtgen şekilde bulunmaktadır. Teras parapet duvarı mermer korkuluklu ve parapet üzeri mermer yatay profilli ile sonlandırılmıştır. Orta kısımda yaratılan bu boşluk hissi, yapıyı tamamen ayağa kaldıran ve onu unutulmaz kılan ikiz özelliğidir. Teraslara açılan üçer adet kapı bulunmaktadır. Zemin kat kapıların gabarileri daha yüksektir ve kapı üst kısımları ayrı kepenkli ve camlıdır. Kapıların kenarları mermer çerçevelidir ve zemin kat mermer genişlikleri birinci kata oranla daha geniştir. Birinci katta simetrik iki yapı öğesinden terasa açılan açıklıklar

bulunmaktadır. Kordona bakan cephe boyunca çatı, teras çatıdır. Kordon tarafında Fransız Konsolosluk yapısının en zengin mimari dili, cephesidir. Zemin kat ve birinci kat pencere tipolojileri, diğer cepheler ile uyum içerisinde ve aynıdır. Yan giriş cephesinin hemen içerisinde holden zemin kata bağlantı sağlayan tek kollu demir korkuluklu bir merdiven bulunmaktadır. Bu, hemen zemin katta iç koridora ulaşımı sağlayan kemerli geçişe bağlantılı bir hol genişliğinde üst sahanlık ile irtibatlıdır. Girişte solda Kordon cephesine bakan odaya açılan bir pencere, holü görmektedir ve pencere içi mermer korkuluk bulunmaktadır. Dikdörtgen iç pencerenin altında bodruma bir geçiş yer almaktadır. Bu merdivenin kanadı üzerindeki mermer limonluk genişliğindeki mermer silme, üst merdiven sahanlık kotunun altında hol boyunca mekânı gezmektedir.

the terrace. The templates of the ground floor door are much higher and the upper parts of the doors have windows and blinds. The doors are framed with marble and the widths of the ground floor marbles are bigger compared to the first floor. There are clearings to the terrace on the first floor from the two symmetrical structural elements. The roof on the side that overlooks Kordon is a covered terrace. The richest part of the structure of the building that overlooks is its exterior. The windows have the same typology as the windows on the ground and first floors. Right inside the side entrance, there is a staircase with iron barriers that connects the hall to the ground floor. This stairway is connected to the upper platform which is used to access the inner corridor in the ground floor. A window on the left at the entrance opens up to a room that overlooks the Kordon exterior and has marble barriers. Under the rectangular inner win-

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

85


Dönemin yoğun ticaret hayatının merkezinde olan bina, bugün İzmir’i temsil eden yapısal bir öğedir. The building, which was in the heart of the trade district when it was built, is a structural element that symbolizes Izmir.

Kültür ve sanat merkezi olarak da işlev görecek Dönemin yoğun ticaret hayatının merkezinde olan yapı, bugün İzmir’i temsil eden yapısal bir öğedir. Yakın dönemde, Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi Bernard Emie tarafından sağlıklılaştırması istenmiş ve bu yönde çalışmalar yapılmıştır. Yapı yeni fonksiyonuyla kültür ve sanat merkezi olarak da işlev görecektir. Uzun bir dönemin izlerini üzerinde taşıyan bina, bir buluşma noktasıdır aynı zamanda. İzmir yangınının olduğu dönemde İtalyan Kız Okulu ve Fransız Konsolosluk Yapısı, yangından etkilenmemiştir. Ancak şimdilerde İtalyan Konsolosluğunun bulunduğu mevkideki eski İtalyan Okulu, günümüzde çok yazık ki mevcut değildir. Uzun süren dostlukların getirdiği bir izdir, böylesi yapılar. Dönemin ticaretinin ve Fransız geleneğinin bir ölçüsü niteliğinde olan bu zarif yapı, daha nice kavuşmalara tanık olacaktır.

86

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

dow, there is a passage to the basement. The marble molding on the door leaf surrounds the hall from under the upper stairway platform level.

Will also be used as an art and culture center The building, which was in the heart of the trade district when it was built, is a structural element that symbolizes Izmir. It was asked to be renovated recently by Bernard Emie, the French Ambassador to Turkey and some restoration works were undertaken. The renovated structure will also be used as an art and culture center. The building, which carries the traces of a long period, is also a reunion point. During the great fire in Izmir, the Italian School and the consulate building were not damaged. Unfortunately the Italian school, which was located at where the Italian Consulate is today, no longer exists. These kinds of buildings are trances of old friendships. This elegant building will witness many more reunions.


襤ZM襤R Kas覺m - Aral覺k / November - December 2011

87


Ekoturizm / Ecotourism

Ekoturizmin gözde durağı:

BOZDAĞ

Bozdağlar’da çok sayıdaki yayla arasından en tanınmış olanları, birbirine yakın konumdaki Bozdağ, Elmabağı ve Gölcük’tür. Tarım alanları ve doğal bitki örtüsünün birbiriyle bütünleştiği buradaki köyler, unutulmaz bir peyzaj oluşturur.

Yazı-Fotoğraflar / Article-Photographs: Doç. Dr. Gözde EMEKLİ/ Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Aegean University Literature Faculty Geography Branch

88

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


BOZDAĞ

The hot spot of ecotourism: The best known plateaus on Bozdağlar are Bozdağ, Elmabağı and Gölcük. The villages on these plateaus which combine agricultural lands and the natural flora establish an unforgettable landscape.

İ

zmir’in doğusunda bir başka coğrafyadır Ödemiş; kıyıdan hem uzak hem yakın… Denizden 123 metre yükseklikte büyük bir ovadır; hem dağdır hem yayladır. Kuzeyinde Bozdağlar, güneyinde Aydın Dağları arasındaki ovada kurulmuş ilçeden geçen Küçük Menderes ırmağı, Birgi, Bademli, İlkkurşun, Çomaklar, Karga, Üzümlü derelerinin sularını toplar ve bereketli toprakları ayaklarınızın altına serer. Tarihi, kültürel zenginlikleri, doğal güzellikleri ve bereketli topraklarıyla Ödemiş, her mevsimi farklı yüzüyle sizi karşılar. Höyükleri, tümülüsleri, kaya mezarları, antik kent kalıntıları, kaleleri, anıtları, müzesi, ÇakırAğa Konağı, Ödemiş’in tarihi çekiciliğini oluşturur. Yöreye özgü yemekleri, halk oyunları, gelenek-görenekleri ve el sanatlarını yaşatan kültürel yapısının yanında Bozdağ çevresindeki yaylaları, kış sporları merkezi gibi doğal çekiciliğiyle de Ödemiş, önemli bir turistik potansiyeli elinde bulundurur. Bunun yanında inanç turizmi bakımından dünyaca tanınan İmam-ı Birgivi Mehmet Efendi’nin kabrinin, özgünlüğünü koruyan Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin seçkin örneklerinin bulunduğu 9 kilometre uzaklıktaki Birgi, Ödemiş’in kültürel kaynaklarını zenginleştirir. Tarihin ilk çağlarından beri yerleşime sahne olan Birgi, Aydınoğulları döneminde başkent olması ile önem ve ün kazanmıştır.

Turizm cenneti Bozdağ Bozdağlar, kış sporları turizmi, ekoturizm, kırsal turizm gibi doğrudan doğaya dayalı turizm türleri için bir cennet sayılabilir. Bozdağlar, ortalama yükseltisi 1000-1200 metre olan bir platodur ve en yüksek yeri

Bozdağ zirvesinde 2159 metreyken, Bozdağ kasabası, platonun en büyük yerleşmesi durumundadır. Bozdağlar’da çok sayıdaki yayla arasından en tanınmış olanları, birbirine yakın konumdaki Bozdağ, Elmabağı ve Gölcük yaylalarıdır. Bunlar oluk şekilli birer alüvyal vadi tabanıdır ve tarım alanları ile doğal bitki örtüsünün bütünleştiği buralardaki köyler, peyzajı son derece güzel ve unutulmaz kılar. Gölcük Yaylası’ndaki Gölcük Gölü, rekreasyonel zenginliği artıran en önemli kaynaklardan biridir. Göl kenarındaki lokantalar, oteller, pansiyonlar, yayla evleri, yaz-kış çevreyi canlı kılar. Mermeroluk, Çınarlık ve Kırkçeşme gibi piknik alanları, göl dışında rekreasyon amaçlı günübirlik kullanılacak diğer alanlardan bazılarıdır. İzmir ilinde iklim ve yüzey şekilleri bakımından kış sporları potansiyelinin en yüksek olduğu yöre şüphesiz Bozdağlar’dır. Bu potansiyel değerlendirilerek bir kayak merkezi kurulmuştur. Ege Bölgesi’nin de tek kayak merkezi olan tesisler, genellikle 15 Aralık - 15 Nisan tarihleri arasında 4 ay boyunca kış sporlarını yapmak isteyenleri yöreye çeker. Yerel tarımsal ürünleriyle de ünlü olan Bozdağlar’da yetişen başlıca ürünler, yayla patatesi, elma, ceviz, vişne ve kestanedir. Zengin bitki türleri içinde kızılçam, karaçam, ıhlamur, kestane, çınar, zakkum, kavak, hayıt, söğüt, ılgın gibi ağaçların yanı sıra, kantaron, kekik, adaçayı, gibi şifalı otlar bakımından da Bozdağlar, eşsiz güzellikleri barındırır.

Ö

demiş is a different geography in the east of İzmir; it is both close and far away from the shore…It is a large plain 123 meters above sea level; it is also a mountain and a plateau. Küçük Menderes River, which flows though the borough which is located between Bozdağlar, and the Aydın Mountains, gathers the waters of streams such as Birgi, Bademli, İlkkurşun, Çomaklar, Karga and Üzümlü and lays out fruitful lands under your feet. Ödemiş greets you with a different face at each season with its historical and cultural riches, natural beauties and fruitful lands. Its mounds, tumuli, rock tombs, ancient city ruins, castles, monuments, museum and Çakırağa Mansion establish the historical attractiveness of Ödemiş. Ödemiş, with its local delicacies, traditional folk dances, traditions, handicrafts, Bozdağ and its surrounding plateaus, and winter sports center, has an immense potential for tourism. In addition, Birgi, which is 9 kilometers from the borough and hosts the tomb of İmam-ı Birgivi Mehmet Efendi and the most unique examples of Seljuk and Ottoman era architecture, enriches the cultural resources of Ödemiş. Birgi, which was a settlement area in the antique ages, was the capital city of the Aydınoğulları Seigniory.

Bozdağ: A touristic heaven Bozdağlar could be considered a heaven for winter sports tourism, ecotourism and rural tourism. Bozdağlar is a plateau with an average of 1000-1200 meter height and its highest points is 2159 meters. The town

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

89


Bozdağ

İzmir ilinde iklim ve yüzey şekilleri bakımından kış sporları potansiyelinin en yüksek olduğu yöre, şüphesiz Bozdağlar’dır. Bu potansiyel değerlendirilerek bir kayak merkezi kurulmuştur.

In İzmir, Bozdağlar has the best potential for winter sports with their climate and geographical elements. A ski center has been established to evaluate this potential.

90

Ekoturizm güzergahları Bozdağ-Gölcük Güzergah uzunluğu: 11 km, asfalt yol Güzergah zorluk derecesi: Orta Gezi süresi: Yürüyerek 3-4 saat, bisiklet de kullanılabilir Önerilen dönem:12 ay Güzergaha ulaşım şekli ve süresi: İzmir Şehirlerarası Otobüs Terminali’nden kalkan otobüslerle (113 km, 2,5 saat) veya İzmirBasmane Garı’ndan kalkan otoray (raybüs) ile Ödemiş’e ulaşım, ayrıca Kuşadası, Alaşehir, Salihli, Selçuk’tan Ödemiş’e varış, Ödemiş’ten (26 km, 45 dk) ve Salihli’den Bozdağ’a minibüslerle ulaşım (32 km, 60 dk) Olanaklar: Bozdağ beldesinde kahveler, yeme-içme, alışveriş (köpük helvası, ceviz, kestane, vişne, elma, doğal şifalı bitkiler vd), piknik (Mermeroluk mesire yeri, asırlık kestane ve çınar ağaçları, soğuk su kaynakları), konaklama, güzergâh üzerinde

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

of Bozdağ is the largest settlement in the plateau. The best known plateaus on Bozdağlar are Bozdağ, Elmabağı and Gölcük. These are pipe shaped canyon bases made from silts and the villages on these plateaus which combine agricultural lands and the natural flora establish an unforgettable landscape. Lake Gölcük on the Gölcük Plateau is one of the resources that increase recreational richness. The restaurants, hotels, motels and plateaus houses around the lake keep the region alive every season. Picnic areas such as Mermeroluk, Çınarlık and Kırkçeşme are the other areas that can be used daily besides the ones around the lake. In İzmir, Bozdağlar has the best potential for winter sports with their climate and geographical elements. A ski center has been established to evaluate this potential. The facilities, which are the only ones in the Aegean region, attract the


bulunan Elmabağı Köyü çevresindeki elma bahçelerinin gezilmesi, doğal şifalı bitkileri toplama, manzara seyretme. Doğal güzellikler: Çam, ceviz, kestane, sedir ağaçlarından oluşan ormanlar, elma bahçeleri, doğal şifalı bitkiler (kekik, adaçayı, ısırgan otu, karabaş otu, kantaron), soğuk kaynak suları, Gölcük Anadolu Kestanesi Doğa Anıtı, manzara güzellikleri (A Tepesi’nden Gölcük Gölü, ormanlar, dağlar, Küçük Menderes Ovası, Aydın Dağları vd) Kültürel özellikler: Bozdağ’da yerel tatlar (katmer, köpük helvası, kar helvası), Bozdağ kestanesi, elması, Bozdağ kırsal yaşam kültürü, Gölcük ve çevresi geleneksel yaylacılık kültürü. Yakın çevrede görülebilecek yerler: Bozdağ’dan; Bozdağ Kayak Merkezi (9 km), Birgi (22 km), Ödemiş (29 km), Salihli/Kurşunlu Kaplıcaları (32 km) Gölcük

Gölcük-Zeytinlik Güzergah uzunluğu: 10,4 km, asfalt yol Güzergah zorluk derecesi: Orta Gezi süresi: Yürüyerek 6-7 saat Önerilen dönem: Mart-Mayıs Güzergaha ulaşım şekli ve süresi: İzmir Şehirlerarası Otobüs Terminali’nden kalkan otobüslerle (113 km, 2,5 saat) veya İzmirBasmane Garı’ndan kalkan otoray (raybüs) ile Ödemiş’e ulaşım, Kuşadası, Alaşehir, Salihli, Selçuk’tan Ödemiş’e varış, Ödemiş’ten Gölcük’e minibüslerle ulaşım (20 km, 35 dk) Olanaklar: Gölcük’te yeme-içme, alışveriş (kestane, kestane şekeri, tarhana, salça, köy ekmeği, kurutulmuş sebze, elma, vişne, ceviz, erik, kiraz, patates, zeytin, zeytinyağı, doğal şifalı bitkiler vd), konaklama, Gölcük Gölü çevresinde piknik ve yürüyüş (7 km, 2-3 saat) Doğal güzellikler: Ormanlar (çam, sedir, kestane vd), yaylalar, panaromik manzara güzellikleri (Bozdağ zirvesi, Bozdağlar’ın güney yamaçlarından Küçük Menderes Havzası, A Tepesi’den Gölcük Gölü, ormanlar ve yaylalar), serin ve temiz hava, doğal şifalı bitkiler (kekik, adaçayı, defne, papatya, kantaron vd), Gölcük Anadolu Kestanesi Doğa Anıtı. Kültürel güzellikler: Gölcük ve çevresi geleneksel yaylacılık kültürü, Zeytinlik Köyü kırsal yaşam kültürü, yöresel yemekler (sarımsak soslu yayın balığı, fırında güveç,

Gölcük

gözleme, pide, Ödemiş köftesi vd) Yakın çevrede görülebilecek yerler: Gölcük’ten; Bozdağ beldesi (11 km), Birgi (11 km), Ödemiş (Birgi yoluyla 20 km), Tire (48 km)

Hacıhasan-Kemerköy-Yılanlı Güzergah uzunluğu: 10 km, asfalt köy yolu

attention of people who want to engage in winter sports during December 15 and April 15. The most important products that are harvested in Bozdağlar are potatoes, apples, walnuts, cherries and chestnuts. Bozdağlar, which harbors Turkish pine, black pine, linden, chestnut, oleander,

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

91


Birgi

Suggested period: 12 months How to get there and duration: You can get to Ödemiş by buses that depart from the İzmir Intercity Bus Terminal (113 km, 2, 5 hours) or by rail buses that depart from the İzmir-Basmane station. From there to Ödemiş from Kuşadası, Alaşehir, Salihli and Selçuk. From Ödemiş and Salihli, there are minibuses to Bozdağ. Facilities and things to do: country cafes in Bozdağ, food, shopping, picnic, accommodation, touring apple orchards in the village of Elmabağı, picking herbs, watching the panorama. Natural beauties: Forests filled with pine, walnut, chestnut and cedar trees, apple orchards, healing herbs such as oregano, sage, centaury and nettle, cold spring waters, the Gölcük Anatolian Chestnut Monument, watching the panorama Cultural Characteristics: Local delicacies of Bozdağ (katmer, köpük helvası, kar helvası), the apple and chestnut of Bozdağ, Bozdağ rural life culture, the traditional plateau culture in and around Gölcük. Attractions points in the vicinity: from Bozdağ; Bozdağ Ski center (9 km), Birgi (22 km), Ödemiş (29 km), Salihli/Kurşunlu Hot Springs (32 km)

Gölcük-Zeytinlik

Güzergah zorluk derecesi: Orta-zor Gezi süresi: Yürüyerek 4 -5 saat Önerilen dönem: Mart-Mayıs Güzergaha ulaşım şekli ve süresi: İzmir Şehirlerarası Otobüs Terminali’nden kalkan otobüslerle (113 km, 2,5 saat) veya İzmir-Basmane Garı’ndan kalkan otoray (raybüs) ile Ödemiş’e ulaşım, Kuşadası, Alaşehir, Salihli ve Selçuk’tan Ödemiş’e varış, Ödemiş’ten Hacıhasan köyüne minibüslerle ulaşım (17 km, 30 dk) 92

poplar, willow and tamarisk trees, is also home to healing plants such as centaury, oregano and sage.

Ecotourism routes Bozdağ-Gölcük

Route length: 11 km, asphalt road Route difficulty level: Medium Trip duration: 3-4 hours on foot, bicycles can be used

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

Route length: 10, 4 km, asphalt road Route difficulty level: Medium Trip duration: 6-7 hours on foot Suggested period: March-May How to get there and duration: You can get to Ödemiş by buses that depart from the İzmir Intercity Bus Terminal (113 km, 2, 5 hours) or by rail buses that depart from the İzmir-Basmane station. From there to Ödemiş from Kuşadası, Alaşehir, Salihli and Selçuk. Then you can reach Gölcük from Ödemiş with minibuses (20 km, 35 minutes) Facilities and things to do: Food, shopping (chestnut, candied chestnut, tomato paste, bread, dried vegetables, cherry, apple, walnut, plum, potato, olive, olive oil and herbs), accommodation, picnic around Lake Gölcük and trekking (7 km, 2-3 hours) Natural beauties: Forests (pine, cedar, chestnut), plateaus, magnificent panora-


Olanaklar: Hacıhasan köy kahvesi, Kemer köy kahveleri, alışveriş (ceviz, kestane, doğal şifalı bitkiler vd), Yılanlı köy kahvesi, doğal şifalı bitkileri toplama, manzara seyretme (Yılanlı Kale’den Bozdağ zirvesi, elma bahçeleri, bağlar vd) Doğal güzellikler: Küçük Menderes Nehri Vadisi, Kemer Yaylası, asırlık ağaçlar, doğal şifalı bitkiler, kaynak suları, manzara güzellikleri. Kültürel özellikler: Hacıhasan, Kemerköy ve Yılanlı köyleri kırsal yaşam kültürü Yakın çevrede görülebilecek yerler: Hacıhasan’dan; Birgi (8 km), Ödemiş (17 km), Bozdağ (30 km)

Bozdağ-Kayak MerkeziBozdağ Zirve Güzergah uzunluğu: Bozdağ-Kayak Merkezi; 9 km, asfalt yol (güzergah, Bozdağ Kayak Merkezi’nden Bozdağ zirvesine kadar uzatılabilir, patika, toplam 17 km.) Güzergah zorluk derecesi: Zor Gezi süresi: Yürüyerek 6-7 saat Önerilen dönem: Eylül-Mayıs Güzergaha ulaşım şekli ve süresi: İzmir Şehirlerarası Otobüs Terminali’nden kalkan otobüslerle (113 km, 2,5 saat) veya İzmirBasmane Garı’ndan kalkan otoray (raybüs) ile Ödemiş’e ulaşım, Kuşadası, Alaşehir, Salihli, Selçuk’tan Ödemiş’e varış, Ödemiş’ten veya Salihli’den minibüslerle Bozdağ’a ulaşım (32 km, 60 dk. ) Olanaklar: Bozdağ beldesinde kahveler, yeme-içme, alışveriş (köpük helvası, ceviz, kestane, vişne, elma, doğal şifalı bitkiler vd), piknik (Mermeroluk mesire yeri, asırlık kestane ve çınar ağaçları, soğuk su kaynakları), konaklama, Bozdağ Kayak Merkezi’nde yeme-içme, konaklama, teleski ve telesiyej ile zirveye çıkma. Doğal güzellikler: Çam, ceviz, kestane, sedir ağaçlarından oluşan ormanlar, elma bahçeleri, doğal şifalı bitkiler (kekik, adaçayı, ısırgan otu, karabaş otu, kantaron), soğuk kaynak suları, Gölcük Anadolu Kestanesi Doğa Anıtı. Kültürel özellikler: Bozdağ’da yerel tatlar (katmer, köpük helvası, kar helvası), Bozdağ kestanesi, elması, kırsal yaşam kültürü Yakın çevrede görülebilecek yerler: Bozdağ’dan; Gölcük Gölü (11 km), Birgi (22

km), Ödemiş (29 km), Salihli/Kurşunlu Kaplıcaları (32 km)

Ödemiş-Birgi Güzergah uzunluğu: 9 km, asfalt yol Güzergah zorluk derecesi: Kolay-orta Gezi süresi: Yürüyerek 3-4 saat, bisiklet de kullanılabilir Önerilen dönem: 12 ay Güzergaha ulaşım şekli ve süresi: İzmir Şehirlerarası Otobüs Terminali’nden kalkan

mas, cool and clean air, medicinal herbs (oregano, sage, bay leaf, daisy, centaury), Gölcük Anatolian Chestnut Monument. Cultural characteristics: the traditional plateau culture of Gölcük, the rural life culture of Zeytinlik village, local dishes (cat fish with garlic sauce, casserole, gözleme, Turkish pita, Ödemiş meatballs) Attractions points in the vicinity: from Gölcük; the town of Bozdağ (11 km), Birgi (11 km), Ödemiş (through Birgi, 20 km), Tire (48 km)

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

93


otobüslerle (113 km, 2.5 saat) veya İzmirBasmane Garı’ndan kalkan otoray (raybüs) ile Ödemiş’e ulaşım Olanaklar: Ödemiş Cumartesi pazarı ve alışveriş (kestane, elma, kiraz, kavun, karpuz, çeşitli sebze ve meyveler, ipekli dokuma, Ödemiş iğne oyaları, çember, yazma, dantel, tel kırma el işi ürünleri vd), yemeiçme, konaklama, Birgi’de yeme-içme, konaklama, Pazartesi kurulan haftalık Birgi pazarı (organik tarım ürünleri, peynir, yoğurt, patates, kestane, doğal, şifalı bitkiler vd), Beyazıt Köyü girişindeki kestane şekeri fabrikasında alışveriş, Birgi girişindeki ipekli dokuma fabrikasını ziyaret, doğal şifalı bitkileri toplama, manzara seyretme (Dikencik sırtlarından Birgi ve yakın çevresi) Doğal güzellikler: Bozdağ’ın güney yamaçları, Küçük Menderes Ovası, zengin kuş türleri (bülbül, kuyrukkakan kuşları, baştankare, sinekkuşu, baykuş vd), doğal şifalı bitkiler (kekik, kantaron, ısırgan otu, papatya vd), manzara güzellikleri. Kültürel güzellikler: Ödemiş; İlk Kurşun Anıtı, Ödemiş Müzesi, Ödemiş Belediyesi İ. Hakkı Ayvaz Kent Müzesi ve bünyesindeki Bedia Akartürk Sanat Müzesi, Hypaipa Antik Kenti, Birgi; İmam-ı Birgivi Mehmed Efendi Medresesi, Ulu Cami, Aydınoğulları Türbesi, Çakırağa Konağı, tarihi dokunun en çarpıcı örneğini oluşturan Camii Kebir Mahallesi, yöreye özgü zengin el sanatları ve kadınların el işleri; ipekli dokuma (ipek mendil, peştamal, pembezar vd), çaputçulu dokuma, yünlü dokuma (heybe, çuval, sofra mendili vd) iğne oyası, dantel oyası, mekik oyası, boncuk oyası, kanaviçe, tel işleri, zengin Ödemiş mutfağı; Ödemiş kebabı, töngül pidesi, keşkek, ekmek dolması, yağlı sulu akıtma, kestirme çorbası, höşmerim, heybeli çorba, yağlı ekmek, sinkonta, ısırgan avukması, dibile, kabakaşı tatlısı, kalburabastı. Yakın çevrede görülebilecek yerler: Ödemiş’ten; Gölcük Gölü (Zeytinlik yoluyla 18 km), Bozdağ (29 km), Bozdağ Kayak Merkezi (38 km.)

Konaklı-Ovakent-Bademli Güzergah uzunluğu: 8,5 km, asfalt yol, 94

Hacıhasan-Kemerköy-Yılanlı Route length: 10 km, asphalt village road Route difficulty level: Medium-hard Trip duration: 4 -5 hours on foot Suggested period: March-May How to get there and duration: You can get to Ödemiş by buses that depart from the İzmir Intercity Bus Terminal (113 km, 2, 5 hours) or by rail buses that depart from the İzmirBasmane station. From there to Ödemiş from Kuşadası, Alaşehir, Salihli and Selçuk. Then you can reach the village of Hacıhasan from Ödemiş by minibuses (17 km, 30 minutes) Facilities and things to do: Hacıhasan country café, Kemer country cafes, shopping (walnut, chestnut, medicinal herbs), watching the panorama Natural beauties: Küçük Menderes River Valley, Kemer Plateau, century old trees, medicinal herbs, water resources, panorama. Cultural characteristics: The rural lifestyle in the villages of Hacıhasan, Kemerköy and Yılanlı Attractions points in the vicinity: from Hacıhasan; Birgi (8 km), Ödemiş (17 km), Bozdağ (30 km)

Bozdağ-Ski CenterBozdağ Summit Route length: Bozdağ-Ski Center; 9 km, asphalt road (the route can be extended from the ski center to the summit – the total pathway is 17 kilometers) Route difficulty level: Hard Trip duration: 6-7 hours on foot Suggested period: September-May How to get there and duration: You can get to Ödemiş by buses that depart from the İzmir Intercity Bus Terminal (113 km, 2, 5 hours) or by rail buses that depart from the İzmir-Basmane station. From there to Ödemiş from Kuşadası, Alaşehir, Salihli and Selçuk. Then you can reach Bozdağ from Ödemiş or Salihli via minibuses (32 km, 60 minutes. ) Facilities and things to do: country cafes in Bozdağ, food, shopping (köpük helvası, chestnut, cherry, apple, medicinal herbs), picnic (Mermeroluk picnic area, century of chestnut and plane trees, cold water springs), accommodation, food and bev erages at the Bozdağ Ski Center, reaching the summit with lifts. Natural beauties: Forest filled with pine,

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

walnut, chestnut and cedar trees, apple orchards, medicinal herbs (oregano, sage, oregano, sage, bay leaf, centaury), cold water springs, Gölcük Anatolian Chestnut Monument. Cultural characteristics: Local delicacies of Bozdağ (katmer, köpük helvası, kar helvası), Bozdağ chestnut, apple, rural life style. Attractions points in the vicinity: from Bozdağ; Gölcük Gölü (11 km), Birgi (22 km), Ödemiş (29 km), Salihli/Kurşunlu Hot Springs (32 km)

Ödemiş-Birgi Route length: 9 km, asphalt road Route difficulty level: Easy-medium Trip duration: 3-4 hours on foot, bicycles can be used Suggested period: 12 months How to get there and duration: You can get to Ödemiş by buses that depart from the İzmir Intercity Bus Terminal (113 km, 2, 5 hours) or by rail buses that depart from the İzmir-Basmane station. Facilities and things to do: In Ödemiş, the Saturday market and shopping (chestnut, apple, cherry, melon, watermelon, various fruits and vegetables, silk products, Ödemiş needle embroideries, various handicrafts), food and beverage, accommodation, in Birgi, food and beverage, accommodation, the weekly Birgi market on Mondays (organic agricultural products, cheese, yoghurt, potato, chestnut, medicinal herbs), shopping at the candied chestnut factory at the entrance of Beyazıt village, visiting the silk textile factory at the entrance of Birgi, picking herbs, watching the panorama. Natural beauties: the northern slopes of Bozdağ, Küçük Menderes Plain, rich bird species, medicinal herbs and panorama. Cultural assets: Ödemiş; İlk Kurşun Monument, Ödemiş Museum, Ödemiş Municipality İ. Hakkı Ayvaz City Museum and the Bedia Akartürk Art Museum, Hypaia antique city, Birgi; İmam-ı Birgivi Mehmed Efendi Madrasah, Ulu Mosque, Aydınoğulları Mausoleum, Çakırağa Mansion, the Camii Kebir neighborhood that forms the most striking example of the historical structure, handicrafts,


toprak yol Güzergah zorluk derecesi: Orta Gezi süresi: Yürüyerek 4-5 saat Önerilen dönem: Mart-Mayıs Güzergaha ulaşım şekli ve süresi: İzmir Şehirlerarası Otobüs Terminali’nden kalkan otobüslerle (113 km, 2.5 saat) veya İzmirBasmane Garı’ndan kalkan otoray (raybüs) ile Ödemiş’e ulaşım, Kuşadası, Alaşehir, Salihli, Selçuk’tan Ödemiş’e varış, Ödemiş’ten Konaklı’ya minibüslerle ulaşım (18 km, 20 dk) Olanaklar: Konaklı’da yeme-içme, tarım ürünleri alışverişi, Ovakent’te yeme-içme, tarım ürünleri alışveriş alışverişi, Bademli’de yeme-içme, alışveriş, Belediye konuk evi, dere kenarında piknik (5 km.) Doğal güzellikler: Orman, şelaleler, dereler, kestane ve ceviz ağaçları, kiraz bahçeleri, doğal şifalı bitkiler (kekik, sarmaşık, papatya vd.) Kültürel özellikler: Konaklı-Adagüme (Günümüzden 8500 öncesine inen yerleşme, Soğukluk Deresi’ndeki içbükey bir kaya altı sığınağının duvarlarındaki figürler, Batı Anadolu Bölgesi’nin en eski kültürel varlıklarından biridir), köy kahvesi, organik tarım ürünleri, zeytin, Konaklı Deve Güreşleri Şenlikleri (Her yıl şubat ayının ilk günleri), Bademli’de geleneksel köy evleri (Mumdağı’nın eteğine dar taşlı sokakları cumbalı süslü kafesli evleri), yöreye özgü el işleri (iğne oyası, mekik oyası, dantel, boncuk oyası, kanaviçe vd), gömlek bezi dokuma, keçecilik, yerel mutfak (saç böreği ve pideler vd), Bademli Kiraz ve Fidancılık Festivali (Haziran ayının ilk günleri.) Yakın çevrede görülebilecek yerler: Konaklı’dan; Ödemiş (15 km), Birgi (24 km)

Birgi-Gölcük Güzergah uzunluğu: 16,8 km, patika ve asfalt yol Güzergah zorluk derecesi: Zor Gezi süresi: Yürüyerek 6-7 saat Önerilen dönem: Mayıs-Ekim Güzergaha ulaşım şekli ve süresi: İzmir Şehirlerarası Otobüs Terminali’nden kalkan otobüslerle Ödemiş ‘e ulaşım (113 km, 2,5 saat) veya İzmir-Basmane Garı’ndan kalkan otoray (raybüs) ile ulaşım, Ödemiş’ten

Birgi’ye minibüslerle varış (9 km, 20 dk.) Olanaklar: Birgi Çekül Evi’nden rehberlik hizmeti alınabilir, Birgi’de Cumhuriyet döneminin ilk taş yolundan (şose yolu) itibaren yürüyüş, yeme-içme, alışveriş, konaklama, Gölcük’te yeme-içme, alışveriş (kestane, kestane şekeri, tarhana, salça, köy ekmeği, kurutulmuş sebze, elma, vişne, ceviz, erik, kiraz, patates, zeytin, zeytinyağı, doğal şifalı bitkiler vd), konaklama, Gölcük Gölü çevresinde piknik ve yürüyüş

silk products, wool products, needle embroidery, lace embroidery, the rich cuisine of Ödemiş; the Ödemiş kebab, töngül pita, keşkek, brad stuffing, yağlı sulu akıtma, kestirme soup, höşmerim, heybeli soup, buttery bread, sinkonta, ısırgan avukması, dibile, kabakaşı dessert and kalburabastı. Attractions points in the vicinity: from Ödemiş; Gölcük Gölü (via Zeytinlik -18 km), Bozdağ (29 km), Bozdağ Ski Center (38 km.)

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

95


ary each year) Traditional village house in Bademli, traditional handicrafts, textiles, local cuisine and the Bademli Cherry Festival (first days of June) Attractions points in the vicinity: from Konaklı; Ödemiş (15 km), Birgi (24 km)

Birgi-Gölcük

Bozdağ

(7 km, 2-3 saat), güzergah boyunca ve A Tepesi’nden manzara seyretme. Doğal güzellikler: Gölcük Gölü, doğal şifalı bitkiler (ısırgan otu, papatya, adaçayı, kantaron vd), İzmir-Ovacık Köyü Anadolu Kestanesi, İlkkurşun Doğa Anıtı, Gölcük Anadolu Kestanesi Doğa Anıtı, manzara güzellikleri (A Tepesi’nden Gölcük Gölü, ormanlar, dağlar, Küçük Menderes Ovası, Aydın Dağları vd.) Kültürel özellikler: Birgi; İmam-ı Birgivi Mehmed Efendi Medresesi, Ulu Cami, Aydınoğulları Türbesi, Çakırağa Konağı, tarihi dokunun en çarpıcı örneğini oluşturan Camii Kebir Mahallesi, yöreye özgü zengin el sanatları ve kadınların el işleri; ipekli dokuma (ipek mendil, peştamal, pembezar vd), çaputçulu dokuma, yünlü dokuma (heybe, çuval, sofra mendili vd) iğne oyası, dantel oyası, mekik oyası, boncuk oyası, kanaviçe, tel işleri, zengin geleneksel mutfak; Ödemiş kebabı, töngül pidesi, keşkek, ekmek dolması, yağlı sulu akıtma, kestirme çorbası, höşmerim, heybeli çorba, yağlı ekmek, sinkonta, ısırgan avukması, dibile, kabakaşı tatlısı, kalburabastı vd, Gölcük ve çevresi geleneksel yaylacılık kültürü Yakın çevrede görülebilecek yerler: Birgi’den; Ödemiş (9 km), Gölcük’ten; Bozdağ (11 km), Kayak Merkezi (20 km) 96

Konaklı-Ovakent-Bademli Route length: 8, 5 km, asphalt road, dirt road Route difficulty level: Medium Trip duration: 4-5 hours on foot Suggested period: March-May How to get there and duration: You can get to Ödemiş by buses that depart from the İzmir Intercity Bus Terminal (113 km, 2, 5 hours) or by rail buses that depart from the İzmir-Basmane station. From there to Ödemiş from Kuşadası, Alaşehir, Salihli and Selçuk. Then you can reach Konaklı from Ödemiş via minibuses (18 km, 20 minutes) Facilities and things to do: Food and beverage at Konaklı, shopping of agricultural products, food and beverage at Ovakent, shopping of agricultural products, Food and beverage at Bademli, shopping, the Municipality guest house, picnic along the stream (5 km.) Natural beauties: Forest, waterfalls, streams, chestnut and walnut trees, cherry gardens, medicinal herbs (oregano, ivy, daisy) Cultural assets: Konaklı-Adagüme (the settlement is one of the oldest cultural assets in Western Anatolia which dates back 8500 years before our time), country cafe, organic agricultural products, Konaklı Camel Wrestling Festival (the first days of Febru-

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

Route length: 16,8 km, pathway and asphalt road Route difficulty level: Hard Trip duration: 6-7 hours on foot Suggested period: May-October How to get there and duration: You can get to Ödemiş by buses that depart from the İzmir Intercity Bus Terminal (113 km, 2, 5 hours) or by rail buses that depart from the İzmir-Basmane station. Then you can take the minibuses from Ödemiş to Birgi (9 km, 20 minutes.) Facilities and things to do: You can ask for guides at the Birgi Çekül House. In Birgi; walking on the first stone road of the Republic period, food and beverage, shopping, accommodation, in Gölcük; food and beverage, shopping (chestnut, candied chestnut, tomato paste, bread, dried vegetables, plums, apples, cherries, potatoes, olive, olive oil, medicinal herbs) accommodation, picnic and walking around Lake Gölcük and watching the panorama. Natural beauties: Lake Gölcük, natural medicinal herbs, İzmir-Ovacık village Anatolian chestnut, İlkkurşun nature monument, Gölcük Anatolian Chestnut Monument, panorama. Cultural assets: Birgi; İmam-ı Birgivi Mehmed Efendi Madrasah, Ulu Mosque, Aydınoğulları Mausoleum, Çakırağa Mansion, the Camii Kebir neighborhood that forms the most striking example of the historical structure, handicrafts, silk products, wool products, needle embroidery, lace embroidery, the rich cuisine of Ödemiş; the Ödemiş kebab, töngül pita, keşkek, brad stuffing, yağlı sulu akıtma, kestirme soup, höşmerim, heybeli soup, buttery bread, sinkonta, ısırgan avukması, dibile, kabakaşı dessert, kalburabastı, the traditional plateau culture in and around Gölcük. Attractions points in the vicinity: from Birgi; Ödemiş (9 km), from Gölcük; Bozdağ (11 km), Ski center (20 km)


ümitköy

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

97


Gezi / Trip

Dağdaki Efes

ŞİRİNCE

Yılın her ayı yerli ve yabancı yüzlerce misafire ev sahipliği yapan Şirince’nin sokak araları bugün hala doğal kalabilen yaşantıların en güzel yansıması… Yazı / Article: CEYDA ADAR Fotoğraflar/ Photographs: CEYDA ADAR - SÜLEYMAN DUMAN

98

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


The Ephesus on the mountain The streets of Şirince, which entertain hundreds of local and foreign tourist all year round, are the best reflections of lives that still remain natural…

K

âgir bir evin bahçesinde, odun ateşinin üzerindeki tencerede pişen yemeğe takılıyor gözüm… “Ne pişiyor acaba?” sorusuna cevap bulmaya çalışırken, kapı açılıyor ve karşımda duran evin hanımından “fasulye” cevabını alıyorum. Modern bir mutfağın ocağında yapılan yemeklere alışkın bir yabancıya, hafif tebessümüyle anlatıyor lezzet farkını… “Bu devirde nerede kaldı?” dediğiniz anda karşınıza çıkıveren bir detay da olsa, bütünü tasvir edebiliyor aslında köyün kaynayan tenceresi. Yılın her ayı yerli ve yabancı yüzlerce misafire ev sahipliği yapan Şirince’nin sokak araları, bugün hala doğal kalabilen yaşantıların en güzel yansıması…

Çirkince’den Şirince’ye Yemyeşil bir doğayla Rum mimarisinin en güzel fotoğrafı karşımda duruyor. Şirince’nin uzaktan bir tabloyu andıran güzelliğini keşfetmek için yol alırken, farklı ülkelerden gelen turların meraklı bakışlarına takılıyor gözüm. Onlar rehberleri eşliğinde köyün hikâyesine kulak verirken, ben eski isimleri Kırkınca ve Çirkince olan Şirince’nin tarihine öncelik tanıyorum. Eski kaynaklarda “Dağdaki Efes” adıyla anılan köyde, kesin bir ipucu olmasa da Efes kentinin dağılıp limanın Kuşadası’na

taşınmasıyla, küçük bir grubun buradan dağa gelmiş olmaları görüşü hâkim. Şirince’nin eskiden Çirkince olarak anılmasının ise köyün varlığını gizlemek için olduğu söyleniyor. Dilden dile günümüze ulaşan hikâyelerden birine göre de, Aydınoğulları Dönemi’nde köye yerleştirilen bir grup Rum, civar köylerin “Yerleştiğiniz yer güzel mi?” sorusuna “Çirkince” şeklinde cevap veriyor ve Çirkince ismi bu şekilde günümüze kadar ulaşıyor. 1780’li yıllarda Osmanlılar tarafından iskân edilen Çirkince’ye, Rumlar yerleştiriliyor ve köy bu dönemde inciriyle ünlü bir merkez haline geliyor. 1924’teki Göçmen Mübadelesiyle Selanik, Kavala ve Provusta’dan gelen Türklerin buraya yerleştirilmesiyle köy yeniden canlanmaya başlıyor. Şirince ismini alışı ise Cumhuriyet’in ilk yıllarında köyü ziyaret eden dönemin İzmir Valisi Kazım Dirik Paşa’nın “Böyle güzel bir yer Çirkince olamaz; olsa olsa Şirince olur” deyişiyle gerçekleşiyor.

Tarihi dokunun günümüze yansıması Şirince Köyü’nün meydanındaki çarşı, günün hemen her saati kalabalık bir misafir topluluğunu ağırlıyor. Köylü kadınların hünerli ellerinden çıkan dantel ve örgü ürünlerin yanında, ev yapımı sabunlar, zeytinyağları, doğal sebze ve meyveler, ayrıca birçok hediyelik eşya seçeneğini

I

’m looking over to the meal that is being cooked on an open fire inside a pot in the garden of a stone house… While I’m wondering what the dish may be, the door opens and the lady of the house says “string beans” She tells about the difference of the taste to someone who is used to eating food that is cooked in modern kitchens… Even though this is a small detail you come across just as you’re thinking this kind of cooking is obsolete, the boiling pot describes the entirety of the village. The streets of Şirince, which entertain hundreds of local and foreign tourist all year round, are the best reflections of lives…

From ugly to cute The most beautiful picture of Greek architecture immersed in a green nature stands before me. While I am walking around trying to discover the beauty of Şirince, I can’t help but notice the curious gazes of foreign tourists. While they are listening to the story of the area from their tour guides, I too am in search of the history of the village which was named Kırkınca and Çirkince in the past. This village, which referred to as “the Ephesus on the mountain” in old documents, is believed to be established by a group of people who came to this mountain af-

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

99


bir arada sunan çarşı, yörenin en popüler gezinti mekanı. Çarşı girişinden başlayarak Şirince’nin dört bir yanında görebileceğiniz restoranlar da hem dinlenmek hem de başta gözleme olmak üzere yerel lezzetleri tatmak için en iyi mola yerleri. Gezintinizin durakları arasında ilk sırayı şüphesiz köyün adıyla özdeşleşen ev yapımı şarapların satıldığı şarap evleri alıyor. Karaduttan böğürtlene, kavundan çileğe ve mandalinaya kadar birçok meyve özüyle vitrinleri süsleyen şaraplar, tadım etkinlikleriyle önce damaklara, ardından da beğeniye göre satılarak dünyanın dört bir yanına ulaşıyor.

Sokakların gizemi Keşfetmeyi sevenlerdenseniz, kalabalığı ardınızda bırakarak köyün taş sokaklarını adımlamanız yeterli. Zira Şirince’de gördüğünüz her sokak, yepyeni güzelliklerle karşılıyor sizi. Bunlardan ilki St. Jean Kilisesi. Yorgun yüzüyle selamlasa da konuklarını, zamanın bir yerinden “Ben de varım” der gibi duruyor ayakta. Kilisenin bahçesindeki küçük havuz çevrenin ilgi çeken detaylarından. Atılan bozuk paralar havuzun içindeki küçük delikten içeri 100

girerse tutulan dileklerin gerçek olacağı inancı, tüm konukların tatlı rekabetine yol açıyor. Siz de bir dilek tutup suyun derinliklerine bırakın umutla; ardından kilisenin bahçesinde camı sanata dönüştüren ustayı izleyerek modern zamanlara dönün ve çayınızı yudumlayın Şirince’nin büyülü manzarasında.

Cennetin parçası Kırkınca! Kilisede başlayan zaman yolculuğunu sürdürmek için en doğru rehber Şirince’nin dar sokakları oluyor yeniden. Tümü kâgir, asma balkonlu ve iki katlı olan eski Rum evleri, Şirince’nin karakteristiği. Kiminin yıpranmış duvarları, kiminin yaşlı sahibi dili oluyor geçmişin ve evlerin her biri farklı bir fotoğraf karesi tadında... Evinin önünde örgü ören bir teyzenin dost selamını, başka bir köy yerlisinin sıcak daveti izliyor. Modern kentlerde çoğumuzun uzak kaldığı doğal yaşantılara imrenirken, karşınıza çıkıveren at, eşek, koyun, keçi, kedi ve köpekler de doğayla iç içe yaşayan köyün sevimli dostları olarak yerini alıyor. 1909 yılında İzmir’in Şirince Köyü’nde doğan Yunan yazar Dido Sotiriyu, “Benden Selam Söyle Anadolu’ya”

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

ter the city of Ephesus was dismantled and moved to Kuşadası. Şirince, which means kind of cute in Turkish, is said to have been referred to as Çirkince, which means kind of ugly, in the past to hide the existence of the village. According to one of the legends, a group of Greeks who were settled in the village during the Aydınoğulları Seigniory, answer the question “is your new village cute?” by replying “Çirkince (kind of ugly)” so this is how the name Çirkince comes about. In the 1780’s, Greeks are made to settle in Çirkince by the Ottomans and the village becomes famous for its figs. The village revitalizes after Turks come to settle in the area after the great exchange. Its gets the name Şirince during the first years of the Republic when the Governor of Izmir Kazım Dirik says that such a pretty place doesn’t deserve to be called ugly.

The reflection of the historical fabric The market at the square of Şirince village hosts hundreds of people every hour of


isimli kitabında, doğup büyüdüğü toprakları, “Şu yeryüzünde cennet diye bir yer varsa, bizim Kırkınca o cennetin bir parçası olsa gerekir” cümleleriyle anlatıyor. Üzerine fazla söz söylemeye gerek bırakmayan bu cümle rehberiniz olsun; kalabalıktan ve gündelik hayatın modern koşuşturmacalarından uzak, doğanın kucağında bir kaçamak için Şirince’ye çevirin yönünüzü… Köye gelmişken de Çamlık’taki Tren Müzesi, Meryemana, Yediuyurlar, Efes Ören Yeri, Saint Jean Kilisesi, Selçuk Kalesi, İsabey Cami, Artemis Tapınağı ve Selçuk Müzesi’ni görmeden dönmeyin. Bir gün yetmez diyorsanız, köyün birbirinden güzel evlerinde hizmet veren pansiyon ve otellerinde kalabilir, büyüleyici gece görüntüsünün de tadını çıkarabilirsiniz.

the day. - The market, which offers lace and wool products that are made at the masterful hands of village women, handmade soaps, olive oil, organic fruits and vegetables and various souvenirs, is the most popular spot in the town. Restaurants that start from the beginning of the market and are spread all around Şirince are excellent places for rest and sample local delicacies, gözleme in particular.

Nasıl gidilir?

The mystery of the streets

İzmir otogarından Selçuk’a giden dolmuşlara binerek, yaklaşık bir saat sonra Selçuk otogarına varıyorsunuz. Buradan yarım saate bir kalkan köy dolmuşlarıyla da Şirince’ye ulaşım mümkün.

If you are of a curious mind, all you have to do is step on to the stone streets and leave the crowds behind because every street you see in Şirince greets you with a different characteristic. One of them is the St. Jean Church. Even though it greets you with a tires smile, it looks at you as if to say “I’m still here!” The small pool in the yard of the church is an interesting structure. Even though the coins that are thrown into the pool make their way inside the

Özel araçla geleceklerin, İzmir-Aydın otobanının Selçuk ayrımından çıkması gerekiyor. Selçuk’a varıldığında Şirince Köyü tabelasının olduğu ayrıma girildikten sekiz kilometre sonrasında köye varılıyor.

One of the top attraction points is undoubtedly the wine houses which offer homemade wines. Wines, which are made with black mulberry, blackberry, melon, strawberry and tangerine essences, take their place at shop windows first for tasting and then they are sold at Şirince and reach the whole world.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

101


Köylü kadınların hünerli ellerinden çıkan dantel ve örgü ürünler, ev yapımı sabunlar, zeytinyağları, doğal sebze ve meyvelerin dışında birçok hediyelik eşya seçeneğini de bir arada sunan çarşı, yörenin en popüler gezinti mekânı. The market, which offers lace and wool products that are made at the masterful hands of village women, handmade soaps, olive oil, organic fruits and vegetables and various souvenirs, is the most popular spot in the town. 102

small hole, the hope that all the wishes will come true creates a friendly competition between guests. You too should make a wish and hope for the best and then watch the master in the yard turns glass into art. Don’t forget to have some tea while watching the magnificent panorama of the village.

Kırkınca: A piece of paradise! The best guide to continue your trip down memory lane that started at the church is again the narrow streets of Şirince. Two storey Greek houses, which are all made from stones and have balconies, are the symbols of Şirince. Some with worn walls or old owners become the gateway to history and all of them are picturesque... The warm greeting of an old lady knitting in front of her house is followed by another warm welcome. While we envy the life which is so different from ours in modern cities, the horses, mules, donkeys, cats and dogs we see on the way become our new cute friends. Greek author Dido Sotiriyu, who was born

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

in the village of Şirince in1909, describes his hometown as such in his book, “Say hello to Anatolia for me”: “If there is such a thing as heaven on earth, our lands must be part of that paradise.” Let these words be our guide; come to Şirince for a nature filled escapade, away from the hustle and bustle of modern life. While you’re in town, don’t return before seeing the Train Museum in Çamlık, Meryemana, Yediuyurlar, the Ephesus ruin site, Saint Jean Church, Selçuk Tower, İsabey Mosque, the Temple of Artemis and the Selçuk Museum. If you don’t think one day is enough, we can stay at the hotels and motels in the village and experience the magnificence during the night.

How to get there? If you get on a dolmuş (a kind of taxi) at the İzmir bus station to Selçuk, you reach the Selçuk bus station in an hour. There is a dolmuş every half hour to Şirince. Those who are driving must exit from the Selçuk turn on the İzmir-Aydın Highway. When you get to Selçuk, turn at the Şirince sign and you’ll be there in 8 kilometers.


襤ZM襤R Kas覺m - Aral覺k / November - December 2011

103


Ören Yeri / Ruins

FOÇA

Kent Duvarları Kronolojik olarak uzun bir döneme işaret eden surların birçok kez onarılmış olduğu dikkati çeker. Özellikle savaş ve deprem tahribatları, surların tarihlenmesinde önemli rol oynar. Yazı / Article: Prof. Dr. Ömer Özyiğit Foça Kazı Başkanı / Head of the Foça Excavation

Foça City Walls

We can see that the city walls, which point to a long period in terms of chronology, were renovated many times. Especially the damages they suffered during wars and earthquakes are crucial in the dating of the walls.

F

oça, Arkaik dönemde dünyanın en büyük kentlerinden biriyken, Bizans döneminde oldukça küçülür. Yerleşim, Athena Tapınağı’nın bulunduğu yarımadanın içine çekilir. Bu nedenle Bizans döneminden bu yana yalnızca yarımadanın çevresi surlarla çevrilir. Yarımadayı çevreleyen toprak harçla örülmüş Bizans dönemi kent duvarları, 1040 yılı depreminde büyük zarar görür. Bu depremde aynı zamanda uzun süre ayakta kalmış mermerden Roma dönemi Athena Tapınağı da tümüyle yerle bir olur. Surlar, deprem sonrasında Bizans yönetimi tarafından yine toprak harçla onarılır. 1275 yılında Foça’da Ceneviz yönetimi başlar. Cenevizliler, yarımadayı çevreleyen kent duvarlarını Venediklilerin tahribinden (1296) sonra onarır. Bu onarım, Bizanslılardan sonraki ilk büyük onarımdır. 104

Ceneviz Dönemi Büyük Onarımı (1298 - 1299) Aleksios Komnenos, 1082 Mayısında Venedik Cumhuriyeti ile bir anlaşma yapar. Bu anlaşma ile Venedik’e birçok bağışıklık ve ayrıcalık tanınır. Böylelikle Foça, Venediklilere açık bir liman durumuna gelir. Castro Zaccaria’lar XIII. yüzyılda Cenova’nın en kudretli ve en zenginlerindendi. Cenevizliler, 1261 Kemalpaşa (Nif) Anlaşması ile İzmir’de ticaret yapabilecekleri bir yere sahip olma ve limandan yararlanma hakkını elde ederler. 1261’te Nymphaeum (Kemalpaşa) Anlaşması imzalandığı zaman Zaccaria dei Zaccaria henüz yaşıyordu. Oğullarından Manuele, Benedetto I ve Nikola önemli işler başardı. Manuele erkenden Cenova’yı terk etti ve İstanbul’da İmparator Mikhail Paleologos’un sarayına gitti. Yiğitliği ve

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

While Foça was one of the largest cities during the Archaic Age, it becomes quite small during the Byzantine era. Settlements move inside the peninsula where the Temple of Athena is located and that is why only the area around the peninsula is surrounded by walls from the time of the Byzantine rule. Byzantine city walls, which are constructed with raw materials form the dirt, are damaged during the earthquake in 1040. During this earthquake the Roman period Temple of Athena is completely destroyed. The walls are renovated by the Byzantine authorities with the same materials after the earthquake. In 1275, the rule of the Genoese starts in Foça. As stated below, they renovate the walls after the Venetians destroy it in 1296. This renovation is the biggest renovation after the Byzantines.


The big renovation during the Genoese Period (1298 - 1299)

Corneille Le Brun’nün Voyage du Levant adlı kitabında bulunan Eski Foça gravürü. Gravürde Kanuni Sultan Süleyman zamanındaki kuleler ve kent duvarları görülmektedir. 17.yüzyıl.

yeteneği ona, imparatorun yardımlarını kazandırdı. Ağrıboz’un yeniden Bizans egemenliği altına alınmasında İmparatora yardım etti. İmparator ödül olarak, 1275’te ünlü Foça kentinin yönetimini ona emanet etti. Manuele, Yeni Foça dağlarındaki şap madenlerinden büyük gelir elde etti. Foça, Manuele Zaccaria’ya göre gerçek bir altın madeni idi. Manuele’nin ölümünden sonra zengin şap madenleri ve bu kentin sahipliği, Benedetto I’e (1288-1307) geçti. Enerjisi kardeşinden aşağı değildi. 1293’te Ceneviz ve Venedik arasında savaş başlar. Venedik, denizde Ceneviz’e yenilir. Venedik bunun öcünü almak amacıyla Ruggero Morosini komutasında bir donanma hazırlayarak, 1296 Temmuz ayında İstanbul’a saldırır. Morosini İstanbul’u alamayınca Galata’ya yönelir ve Cenevizlilere zarar verir. Venedik donanması, Cenevizlilere ait Kefe ve Foça üzerine yürümek için çekilir. 1296’de Foça, Ruggero Morosini komutasındaki bir Venedik donanması tarafından oldukça tahrip edildi ve aşırı derece yağmalandı. Şap üretiminde kullanılan kazanlar bile tahrip edildi. O zaman Benedetto I, Fransa Kralı Philippe-le-Bel’in sarayındaydı ve onunla yeniden Kutsal Yerler’in fethine girişmek için görüşmelerde bulunuyordu.

Eski Foça’yı küllerinden yarattı Benedetto I, 1298 yılında şaptan çok büyük paralar kazandı. 650 kental şap sattı. Bu satıştan 1.300.000 lira kazandı. Gelecek yılların gelirleri bu rakamın altında kaldı. Kısa zamanda Morosini’nin neden olduğu bütün zararlar onarıldı. Harabe halindeki surları ve duvarları ivedilikle inşa ettirdi. Böylelikle şap madeninden sağladığı büyük gelirle Benedetto I, Eski Foça’yı küllerinden yeniden yarattı. Bize göre, Benedetto I’in Foça surlarının büyük onarımına başladığı tarih, şap gelirlerinin büyük olduğu 1298 yılı olmalıdır. Çok hızlı çalışılmasına karşın, yapılan onarım, yeniden bir yapım biçimindeydi. Foça’da tarihi yarımadayı çevreleyen surlarda, Bizans dönemine ilişkin toprak harcın kullanılmış olduğu duvarların üzerinde, Bizans dönemi surlarından sonra yapılmış başka çok büyük bir onarım görülür. Bu onarımda irili büyüklü, özellikle Arkaik dönem Athena Tapınağı’na ilişin büyük tüf taşı bloklarının kullanılmış olduğu gözlenir. Yer yer küçük taşların da kullanıldığı bu duvarlarda taşları bağlayıcı olarak horasan harcın seçilmiş olması, özellikle ilgi çekicidir. Ceneviz duvar örgü stili açıkça görülen horasan harçlı bu

Alexis Komnenos I signs a treaty in May 1082 with the Venetian Republic. With this treaty, immunity and many privileges are awarded to Venice and Foça becomes an open port for Venetians. The Castro Zacharias’ are the wealthiest and most powerful people in Genoa in the13th century. The Genoese, with the treaty signed in 1261, get the right to trade and use the port in Izmir. When the Nymphaeum Treaty was signed in 1261, Zaccaria dei Zaccaria was still alive. His sons, Manuele, Benedetto I and Nikola achieved great works. Manuele left Genoa early and went to Istanbul, to the palace of Emperor Mikhail Paleologos. His talent and bravery helped him receive benefits from the emperor. He helped the emperor retake Ağrıboz for the Byzantine Empire. In return, the emperor entrusted him with the management of Foça in 1275. Manuele derived great revenue from the alum quarries in the mountains of New Foça. According to him, Foça was a real gold mine. After his death, his brother Benedetto I (1288-1307) took control of the city and the mines. He was as energetic as his big brother. In 1293, a war begins between Genoa and Venice. The Venetians are defeated at sea. In order to avenge this defeat, Venetians establish a fleet under the command of Ruggero Morosini and attack Istanbul in July 1296. When Morosini can’t conquer Istanbul he turns towards Galata and inflicts damage on the Genoese. The Venetian fleet retreats to attack Kefe and Foça. In 1296, Foça is nearly destroyed by a Venetian fleet and ruthlessly pillaged. Even the boilers used in alum production are destroyed. At the time, Benedetto I, was in France with King Philippe-le-Bel and was discussing the conquest of holy lands.

Reconstructed Old Foça from its ashes Benedetto I made a lot of money from alum in 1298 and sold 650 quintals of alum. He made 1.300.000 liras in total. In time, all the damage inflicted by Morosini

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

105


Surların rölövelerinden görünümler.

büyük onarımın üzerinde ise, 1538-1539 yılında Kanuni Sultan Süleyman zamanında yapılan büyük onarımın yer alması, horasan harçlı diğer büyük onarımın ondan daha eskiye tarihlenmesi gerektiğini gösterir. Buna göre ve yukarıda anlatmış olduğumuz tarihi olaylara dayanarak, horasan harçlı büyük onarımın Cenevizlilere ait ve Benedetto I tarafından 1298-1299 yıllarında gerçekleştirilen büyük onarım olduğu kuşku götürmez bir sonuç olarak ortaya çıkar.

II. Bizans Dönemi Onarımı (1336-1360) Foça’nın başına geçen Cenevizli Cattaneo ailesinden Domenico, 1336 yılında Bizanslılara karşı Foça’yı kaybeder. Simone Vignoso komutasındaki Ceneviz donanması, Sakız’ı Bizanslılardan aldıktan sonra, Eski Foça’ya 16 Eylül 1346 tarihinde yola çıkar. Ertesi günü, Pazar akşamı Foça’da karaya ayak basarlar. “Teslim ol” ihtarı yaparlar; fakat bu ihtar sonuçsuz kalır. Cenevizliler, ertesi sabah 18 Eylül günü kente denizden saldırır. Surlarda gedikler açılır. Dört saatte kalenin sahibi olurlar. Yeni Foça’da hem Eski Foça’nın hem de Yeni Foça’nın Bizanslı idarecisi olan Nymphaeum’lu (Kemalpaşalı) Léon Petronas bulunuyordu. Léon Petronas 20 Eylül’de Yeni Foça’yı terk etmek zorunda kalır. Böylece 1336-1346 yılları arasındaki 106

was repaired. Damaged city walls were repaired in no time. Benedetto I, with all the money he earned from selling alum, rebuilt the city from its ruins. According to us, this happened in 1298. Although the work was fast, the rebuilding was sort of a renovation. We believe that the biggest renovation by Benedetto I took place between the years 1298 and 1299. In the walls that surround the historical peninsula in Foça, we see another big renovation after the Byzantine period. During this renovation, large blocks of tuff stones from the Temple of Athena were used. In these walls, which we can also see small stones in some places, it is interesting that mortar made from brick dust and lime was used as a binder. This renovation on the wall, which is constructed with a Genoese wall braiding style, predates another renovation that took place between the years 1538 and 1539 during the reign of Kanuni Sultan Süleyman and we can safely say that it was done by the Genoese during the reign of Benedetto I.

The 2nd Byzantine Period Renovation (1336-1360) Domenico from the Cattaneo family who starts ruling Foça loses the city to the Byzantine in 1336. The Genoese fleet under the command of Simone

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

Vignoso sails to Old Foça on September 16, 1346 after taking Chios. The next day, they set foot on Foça. They order the forces to surrender but there is no response. The next morning, on September 18, they attack the city from the sea. They breach the city walls. They take over the fortress in four hours. Léon Petronas of Nymphaeum was in charge of both Old and New Foça at that time. Léon Petronas is forced to leave New Foça on September 20, ending his 10 year rule. Byzantine Leone Kolotete retakes Old Foça from the Genoese after two years in 1348 and adds it to the lands of the Empire. His rule continues until 1355. He is abolished that year by his son Yuannis. Orhan Gazi’s son oğlu Halil is captured and taken to Foça that year. Yuannis Kolotete rules for five years. In 1360, the Genoese fleet in Chios retakes the city.

The determination and dating of the 2nd Byzantine Period Renovation: Foça looks to have been traded between the Byzantine and Genoese between the years 1336 and 1360. It is possible that the walls were damaged during these wars. In fact, the raw material renovations between the 2nd Genoese Tower and the 1st Ottoman Tower must have been completed during this period because this renovation was done after the Genoese renovations completed with mortar made from brick dust and lime (1298-1299) and predates the limestone renovation during the 1st Ottoman period (1538-1539). The 2nd Byzantine period renovation is on top of the Genoese renovation and under the 1st Ottoman period renovation thus dating the 2nd Byzantine period renovation between these two.

The 1st Ottoman Period Grand Renovation (Kanuni Period- 1538-1539): After the big renovation of the Foça fortress by the Genoese, the most important renovation was done during the reign of Kanuni sultan Süleyman. This


renovation has been named the “1st Ottoman Period Grand Renovation”

Surların rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinden bir görünüm.

10 yıllık yöneticiliği de sona erer. Bizanslı Leone Kolotete, iki yıl sonra 1348’de Eski Foça’yı Cenevizlilerden yeniden alır ve Bizans topraklarına katar. Onun yönetimi 1355’e kadar sürer. O tarihte oğlu Yuannis tarafından iş başından uzaklaştırılır. Orhan Gazi’nin oğlu Halil’in esir edilip Foça’ya getirilmesi, bu tarihlere rastlar. Yuannis Kolotete’nin yönetimi beş yıl sürer. 1360’da Sakız’daki Ceneviz donanması, kenti yeniden ele geçirerek Sakız’a bağlar.

II. Bizans Dönemi Onarımının Belirlenmesi ve Tarihlenmesi: 1336 – 1360 yılları arasında Bizans ve Cenevizliler arasındaki savaşlar sırasında Foça, birkaç kez el değiştirmiş görünüyor. Surların da bu savaşlar sırasında zarar görmüş olması, kuvvetle olasıdır. Nitekim 3.Bölüm olan II.Ceneviz Kulesi ile I.Osmanlı Dönemi kulesi arasında bulunan ve toprak harçlı onarım, büyük olasılıkla bu zamana ait olmalıdır; çünkü bu toprak harçlı onarım, horasan harçlı Ceneviz onarımından (1298-1299) sonra, kireç harçlı I.Osmanlı Dönemi onarımından (1538-1539) öncedir. II.Bizans Dönemi onarımı, horasan harçlı Ceneviz onarımının üzerinde, I.Osmanlı Döne-

mi onarımının altında kalır; bu nedenle II.Bizans Dönemi onarımının tarihi, bu iki büyük onarımın arasındaki zamana uygun düşer.

I.Osmanlı Dönemi Büyük Onarımı (Kanuni Zamanı 1538-1539): Foça kalesinde Cenevizliler tarafından yapılan onarımdan sonra, en büyük onarım Kanuni Sultan Süleyman zamanına yapılan onarımdır. Bu onarım, tarafımızdan “I. Osmanlı Dönemi Büyük Onarımı ” olarak adlandırıldı. Foça kale duvarları, Fatih Sultan Mehmet zamanında, 24 Aralık 1455 tarihinde Cenevizlilerden Osmanlı topraklarına katılmasından sonra Kanuni Sultan Süleyman zamanına kadar bir onarım görmedi. Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Sultan Mustafa, Manisa’da Saruhan Sancak Beyi (H.940-948) iken Silahdar Ağası İskender tarafından Foça kalesi büyük ölçüde onarıldı; ancak bu onarımın büyüklüğü ve yalnızca kayıkhane bölümüyle sınırlı kalmadığı 2010 yıl Foça kazıları sırasında yapılan araştırmalarla anlaşıldı. “Beş Kapılar Kalesi ” diye anılan ve beş kapısı olan kayık çekek yeri, Osmanlı dönemi yapımıdır. Arkasındaki yarım daire biçimindeki duvarlar ise horasan harçlı Ceneviz dönemine aittir. Beş Kapılar yöresindeki bu kayıkhanenin en ortadaki kapının üze-

The walls of the Foça fortress didn’t go under major renovation by the time the city was conquered on December 24, 1455 by Fatih Sultan Mehmet and became a part of the Ottoman Empire until the time of Kanuni Sultan Süleyman. While Kanuni Sultan Süleyman’s son Sultan Mustafa was the flag officer of Saruhan in Manisa, the fortress was hugely renovated by an officer named İskender but the scope of this renovation and that it wasn’t just limited to the boathouse was only discovered during the digs in the area in 2010. The boathouse and trailer park which is known as the “Beş Kapılar fortress” and has five doors was built during the Ottoman period. The semi-circle walls behind the structure belong to the Genoese period. There is a marble epitaph on top of the middle door that reads: “This sacred structure was built during the reign of Sultan Süleyman Şah (May he rule for the rest of time), commissioned by his son Sultan Mustafa and built by the high squire. The year is 945 (M. 1538-1539). ”

The determination and dating of the 1st Ottoman Period Grand Renovation (1538-1539): As we can see clearly from the epitaph on the door, the Ottomans performed a big renovation on the fortress during the years 1538 and 1539. This was the biggest renovation realized on the fortress after Benedetto I. It is clear from the epitaph in Beş Kapılar that the front part of the boathouse was built in 1538-1539. The limestone mortar used in the walls of this section is different from all the mortars used during the renovation. There are small pebble stones that look like think sands inside the limestone mortar. This is the main characteristic of the limestone mortar that was used during that period. These renovations that were done with limestone mortars are especially visible on the towers with are square planned. So these towers must have been built during 1538-1539. The renovation that was real-

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

107


Arkaik dönemde dünyanın en büyük kentlerinden biriyken Bizans döneminde oldukça küçülen Foça’da yalnızca yarımadanın çevresi surlarla çevrilir. Only the area around the peninsula is surrounded by walls during the Byzantine period in Foça although it was one of the largest cities in the world during the Archaic Age. Ceneviz-Osmanlı kent duvarları ve kulelerinin planı ile Athena Tapınağı’nın planı.

rinde mermerden bir yazıt bulunur. Bu yazıt, halen in situ durumundadır. Üzerindeki yazıtta şu ifadeler yer alır: “Bu mübarek yapı, Sultan Selim Şah oğlu, en büyük Sultan, Arab ve Acem Meliklerinin efendisi, Sultan oğlu Sultan Süleyman Şah’ın hükümdarlığı zamanında (Gökler ve yerler durdukça Allah O’nun devletini ebedi ve mülkünü daim kılsın), Sultan Süleyman Şah’ın oğlu Sultan Mustafa’nın Silah’darlar ağası (Allah’ın) zayıf kulu İskender eliyle yapıldı. Sene 945 (M. 1538-1539). ”

I. Osmanlı Dönemi Büyük Onarımının (1538-1539) Belirlenmesi ve Tarihlenmesi: Beş Kapılar üzerindeki yazıttan da açıkça anlaşıldığı üzere, Osmanlılar 1538-1539 yıllarında kalede çok büyük bir onarım gerçekleştirdiler. Foça kalesindeki bu çalışma, I.Benedetto’nun 1298-1299 yıllarında yaptığı büyük onarımdan sonraki en büyük onarımdı. Beş Kapılar yöresindeki kayıkhane bölümünün ön tarafının yazıta göre H.945, yani M.1538-1539 tarihinde inşa edilmiş olduğu açıktır. Bu bölümün duvarında kullanılan kireç harcı, onarımlarda kullanılan diğer harçlardan oldukça farklılık gösterir. Kireç harcının içerisinde oldukça iri kum tanesi görünümünde küçük çakıl taşları bulunur. Bu özellik, bu dönem kireç harcının özelliğidir. Bu kireç harcıyla yapılan onarımlar, kale duvarının büyük bölümünde özellikle kare prizmaya yakın biçimdeki kulelerde kendini gösterir. Yani kare prizmaya yakın kulelerin 108

tümü 1538-1539 yılından olmalıdır. Bu dönem onarımı, Ceneviz döneminin pembe renkli horasan harçlı sur onarımının üstüne geldiğinden ondan sonradır. Öte yandan 1623-1683 yılları arasında yaşamış olan Hollandalı Corneille Le Brun’un, ölümünden sonra 1700 yıllarında basılmış olan kitabındaki Eski Foça’ya ait iki gravür oldukça önemlidir. Bu gravür, seyyah tarafından elle çizilmiş olmalıdır. Gravürde her ne kadar Yeni Foça yazısı bulunuyorsa da her iki resim de Eski Foça’ya aittir. Tüm Osmanlı dönemi kalesi ve kulelerini ayakta gösterir durumdadır. Seyyah, 17. yüzyılın üçüncü çeyreğinde Foça’ya gelmiş olmalıdır. Demek ki, Osmanlı dönemi kuleleri ve kalesi bu tarihten önce olmalıdır; bu nedenle 1538-1539 yıllarında Kanuni Sultan Süleyman zamanında yapılmış onarım, bu gravürlere de kronoloji yönünden uygun düşer.

II. Osmanlı Dönemi Onarımı Foça surları, Venediklilerin 1649 yılındaki büyük saldırısı sonrasında büyük tahribata uğrar. Bu saldırıyı Evliya Çelebi (16121682) ve Katip Çelebi’den (1609-1657) ayrı ayrı öğreniyoruz. XVII. yüzyılın ortalarında Girit Adası kuşatması nedeniyle Osmanlı Venedik savaşları başladı. 7 Mayıs 1649 tarihinde, öğle zamanı Venedikliler Giacomo Riva komutasında limana saldırdılar ve büyük bir savaş oldu. Osmanlı donanması zarar gördü. Foça kalesi, Venedik toplarıyla tahrip edildi. Katip Çelebi’den öğrendiğimiz bilgilere ek olarak Evliya

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

ized at this time must have come after the Genoese renovation which was done with pink colored mortar made from brick dust and lime. On the other hand, Dutch traveler Corneille Le Brun, who lived between 1623-1683, talks about two gravures from Old Foça in a book published in the 1700’s..

This gravure must have been drawn by hand by the traveler. Even though the gravure has New Foça scripture, both pictures belong to Old Foça. It depicts all the Ottoman period fortress and towers as undamaged. The traveler must have come to Foça during the third quarter of the 17th century. So these towers and the fortress must have been built before this time and we can date the renovations to 1538-1539, to the time of Kanuni Sultan Süleyman according to these gravures.

The 2nd Ottoman Period Renovation The city walls of Foça are inflicted with great damage during the Venetian attacks in 1649. We know about this attack through the writings of Evliya Çelebi (16121682) and Katip Çelebi (1609-1657). In the middle of the 17th century, Ottoman-Venetian wars started because of the siege of Crete. On May 7, 1649, the Venetians attacked the port under the command of Giacomo Riva and a big war erupted. The Ottoman fleet suffered a lot of damage.


1538-1539 yıllarında Kanuni Sultan Süleyman zamanında yapılan diğer bir kulenin bugünkü görünümü. Kulenin her iki yanında 1709 ve 1739 depremlerinin sonrasında 1742 yılında yapılan onarımlar. Resimde bu onarımlarda surları desteklemek için yapılan payanda görülüyor.

Çelebi de bu saldırı üzerine ve kalenin onarımı konusunda daha da çok bilgi vermektedir. Evliya Çelebi, Foça’ya 1671’de gelir. Onun geldiği tarihte Foça kalesinde onarım söz konusudur. Kendisinin de iki gün süreyle kalenin onarımında çalıştığını anlatır. 1538 ile 1742 yılları arasına rastlayan I. Osmanlı kulesinin doğu bitişiğindeki söz konusu onarım, kanımızca Evliya Çelebi’nin katılmış olduğu Osmanlı Padişahı IV. Mehmet zamanındaki 1671 yılındaki onarım olmalıdır. Bu onarımda orta boy taşların aralarında küçük taşların eklendiğini görüyoruz. İlginç olan yön, taşların arasında kireç harcın değil, toprak harcın kullanılmış olmasıdır. Kanımızca Osmanlı döneminde kalenin bu tarihten önceki ve sonraki onarımlarında kireç harç uygulanırken, bu zamanda toprak harcın kullanılması Foça’daki ekonomik durumun çok iyi olmadığını gösterir.

III. Osmanlı Dönemi Onarımı (1709 ve 1739 Depremleri Sonrası Onarımı) Foça yarımadasını çeviren kent duvarlarının, 1671 yılından sonra 18. yüzyıl ortalarına kadar bir onarım gördüğünü sanmıyoruz; ancak 1709 ve 1739 yıllarında Foça’yı yerle bir eden iki büyük deprem sonrasında 18. yüzyıl ortalarına doğru,

The fortress of Foça was damaged by Venetian cannons. The information we have from Katip Çelebi and Evliya Çelebi enlightens us on the attack and the renovation of the fortress. Evliya Çelebi comes to Foça in 1671. This is the time when the fortress is being repaired. He writes that he works on the renovations for two days. The fore mentioned renovation on the eastern part of the tower must have been the renovation realized in 1671 during the reign of Ottoman Empire Mehmet IV. We see that small stones are used in addition to middle sized stones during this renovation but the most interesting thing is that dirt mortar was used instead of limestone. We believe that limestone was used in the renovation before and after this renovation during the Ottoman period and the fact that dirt was used in this one suggests that the economic situation of Foça was not so bright during this time.

The 3rd Ottoman Period Renovation (Renovations after the earthquakes in 1709 and 1739) We don’t think that the city walls that

surround the Foça peninsula were renovated after 1671 until the middle of the 18th century but we know that the walls were renovated towards the middle of the 18th century after two earthquakes in 1709 and 1739 which devastated Foça. The renovation concentrated on the support walls. We see that these walls surround the entire fortress. These walls, which were built in addition to the city walls, were the subject of the last renovation and no other renovations were done on the walls after this. So it is highly possible that the support wall was built in 1742. The stones of the support wall are connected with a limestone mortar. The content of this limestone mortar is different from the mortar that was used during the renovations realized at the time of Bu Kanuni Sultan Süleyman. “The Phocaea Antique City Walls Restoration Project” in Foça took place between the years 2009 and 2011. The working area starts at the eastern side of the rocky cliffs on which the Temple of Athena is located and ends at the area known as Beş Kapılar after continuing along the northern part of the peninsula. In addition to excavations in this 300 meter area, drawings for sur-

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

109


Surlarda Ceneviz onarımları (1298-1299). Onarımlarda Arkaik dönem Athena Tapınağına ilişkin mimari bloklar kullanılmış.

1742 yılında bu kale duvarlarının büyük bir onarım geçirdiğini biliyoruz. Bu onarım, özellikle surları dışarıdan destekleyen payanda denilen destek duvarlarındadır. Bu payandanın kaleyi baştanbaşa kuşatır vaziyette yapılmış olduğunu görüyoruz. Surlara ek olarak yapılan bu payanda en geç onarımdır ve bu tarihten sonra surlarda başka bir onarım yoktur; bu nedenle bu payandanın 1742 yılında yapılmış olması büyük olasılık içerisindedir. Payandanın taşları birbirine kireç harcıyla tutturulmuştur. Bu harcın yapısı, I. Osmanlı dönemi onarımı olan Kanuni Sultan Süleyman zamanındaki büyük onarım sırasında kullanılan kireç harcın yapısından içerik olarak farklıdır. Foça’da “ Phokaia Antik Kenti Surları Restorasyon Projesi ” çalışmaları, 2009-2011 yılları arasında gerçekleştirildi. Çalışmaların alanı, Athena Tapınağı’nın üzerinde bulunduğu kayalığın doğusundan başlar ve yarımadanın tüm kuzeyi boyunca devam ederek, kalenin Beş Kapılar diye anılan bölümünde sona erer. Yaklaşık 300 metre uzunluğundaki bu alanda kazı çalışmalarının yanı sıra rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerine ilişkin çizimler ger110

çekleştirildi. Altı ana bölümde incelenen bu çalışmanın konusunu içeren surlar, kronolojik olarak uzun bir dönemi gösterir. Bu uzun dönem içerisinde surların birçok kez onarılmış olduğu dikkati çeker. Surlardaki tüm yapım evreleri, arkeolojik veriler ve yöntemlerin ışığında tarihsel olaylar ile yazılı kaynaklar da göz önünde bulundurularak tarihlendi. Özellikle savaş ve deprem tahribatları, surların tarihlenmesinde önemli rol oynadı. Bundan sonraki aşamada restorasyon projelerinin uygulamasına geçilecektir.

KAYNAKLAR

Guglielmo HEYD, Le Colonie commerciali degli Italiani in Oriente ne I Medio Evo, trad.G.Müller, 2 vol, Venezia-Torino 1866-1868. Karl HOPF, Les Giustiani Dynasttes de Chios. Étude Historique, Paris 1888. Paul LEMERLE, L’Émirat d’Aydın, Byzance et L’Occident. Recherches sur ‘’La Geste d’Umur Pacha”, Paris 1957. Lodovico SAULI, Della Colonia dei Genovesi in Galata, 2 vol, Torino 1831 Şerafettin TURAN, Türkiye-İtalya İlişkileri. Selçuklular’dan Bizans’ın Sona Erişine, I, İstanbul 1990.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

vey, restitution and restoration projects were also realized. The walls that are the subject of this project divided into six main categories show a chronological period. We see that the walls were renovated during this long period. All the construction phases in the walls were dated according to archeological findings and methods in addition to historical accounts and written documents. Damages during wars and earthquakes were crucial in the dating of the walls. The next step in the project is the restoration phase.

RESOURCES

Guglielmo HEYD, Le Colonie commerciali degli Italiani in Oriente ne I Medio Evo, trad.G.Müller, 2 vol, Venezia-Torino 1866-1868. Karl HOPF, Les Giustiani Dynasttes de Chios. Étude Historique, Paris 1888. Paul LEMERLE, L’Émirat d’Aydın, Byzance et L’Occident. Recherches sur ‘’La Geste d’Umur Pacha”, Paris 1957. Lodovico SAULI, Della Colonia dei Genovesi in Galata, 2 vol, Torino 1831 Şerafettin TURAN, Türkiye-İtalya İlişkileri. Selçuklular’dan Bizans’ın Sona Erişine, I, İstanbul 1990.


襤ZM襤R Kas覺m - Aral覺k / November - December 2011

111


Güncel / Actual

EXPO 2020 yolunda öğrenen kentler ve kent turizmi:

İZMİR

Kentlerin her yönüyle güçlü olması için tüm paydaşların ortak hareket etmesi gereklidir. Bu dönüşümün, öğrenen turizm kentleri yaklaşımı ile kolaylaşacağına inanılmaktadır. Yazı / Article: Doç. Dr. GÖZDE EMEKLİ Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi / Aegean University Literature Faculty Geography Department Coğrafya Bölümü Fotoğraflar / Photos: Erdinç EREEŞ

Developing cities on route to EXPO 2020 and urban tourism: İzmir In order for cities to be strong in every aspect, all stakeholders must act in unison. It is believed that this transition will be easier with the developing tourism cities approach.

112

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


T

urizmde öğrenen kentler yaklaşımı ile EXPO 2020’ye aday olan İzmir’de, kent turizmine katkı sağlayan bilgi ve onun yarattığı rekabet avantajı ile bu bilginin kentte birimler arasındaki paylaşımının önemi üzerinde durulacaktır. Kentin; alt yapısı, nitelikli işgücü, farklı ürünleri-hizmetleri, talep koşulları, küreselleşen ekonomilerde rekabeti destekleme olanakları, daha yaşanabilir, rekabet eden, daha iyi yönetilen bir kent olarak pazarlama arayışlarında kent turizminin ve öğrenen kentler yaklaşımının gücü ve gerekliliğine de dikkat çekilecektir. Hafta sonları ya da kısa tatillerde ulaşımı kolay ve ucuz, güvenli bir kente gitmek, bir ya da iki gece konaklamak, dünyada yükselen bir eğilim olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüz insanları tatil planlarını yapmak için yazın yıllık izinlerini kullanmayı beklemek yerine, kısa kaçışlarla kendilerini yenilemek ve yeni deneyimler yaşamak istemektedir. Bunun turizm dilindeki karşılığı ise “city break”tir. Hatta Avrupa kentleri hızla artan bu trentten faydalanabilmek için “City Break Expo” isminde bir fuar düzenlemektedir (www.citybreakexpo.com). Bu kentlerin tüm yıla yayılan kent pazarlamasına geçmesi için önemli bir gerekçedir.

Dünyada yerleşmeleri, dağları-ovaları, kıyıları-yaylaları-denizleri, farklı kültürleri-insanları-olayları birbirine bağlayan yeni ilişki ve süreçler hızla gelişmektedir. Bu nedenle kentlerin, yüksek katma değerli sektörlere yönelmesi, ekonomik, kültürel, sosyal yönden güçlü olması için tüm paydaşların ortak hareket etmesi ve uluslararası anlamda tanınır bir yerleşmeye ya da kente dönüşmesi gerekmektedir. Bu dönüşümün öğrenen turizm kentleri yaklaşımı ile kolaylaşacağına inanılmaktadır. “Öğrenen turizm bölgelerinin” (kentlerinin /kasabalarının/köylerinin) oluşturulmasın-

I

n Izmir, which is a candidate to host EXPO 2020, works will be concentrated on information that contributes to urban tourism and the sharing of this information between the units in the city. The focus will be on the infrastructure, quality workforce, different products-services in the city, requisition conditions, competition supporting possibilities in global economy, marketing strategies that are better organized and the power and need of the understanding of the developing tourism cities approach. Going to easily accessible, safe and cheap towns and staying for one or two nights during weekends or short holidays is a rising trend in today’s world. Nowadays, people prefer short getaways and new experiences instead of waiting for their yearly vacations. This is called “city break” in tourism. What’s more, a fair called “City Break Expo” is being organized by European countries to take more advantage of this new trend. This is the reason why cities are adopting the urban tourism approach. New relationships and processes that connect different cultures and geographies are in rapid development. This is why cities need to gravitate towards sectors with added values, all stakeholders must work in unison for the cities to be strong economically, socially and culturally and turn into settlement areas known internationally. It is believed that this transition will be easier with the developing tourism cities approach. The management of information flow is essential in establishing developing tourism areas (cities, towns, villages) Developing cities use information as a tool to develop social and economic structures. Developing cities are structures that serve the information societies and directors and are entities that can provide an excellent mix of resources, corporate bodies, modern technologies and complex values. Acting individually will not help a city become a brand. Acting together towards a united goal with people from all walks of

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

113


da kentler içindeki bilgi akışının yönetilmesi oldukça önemlidir. Öğrenen kentler; öğrenmeyi, toplumun bütün kesimlerini içine alan sosyal oluşumun ve ekonomik gelişmenin sağlanmasında bir araç olarak kullanır. Öğrenen kentler; 21. yüzyılın bilgi toplumlarına ve yönlendiricilerine hizmet eden, gerekli kaynakların, kurumsal yapıların, modern teknolojilerin ve karmaşık değerlerin doğru karmasını sunabilen yapılanmalardır. “Marka Kent” olabilme yolunda bireysel hareket etmenin hiçbir anlamının olmadığı bilinmektedir. Sanayici, tüccar, esnaf ya da diğer tüm vatandaşlar, özel sektör, kamu; yerel yönetimler STK’lar; hatta öğrenciler, işçiler ve ev hanımlarını içine alan “ortak bir inanç “ ile hareket etme “öğrenen turizm bölgeleri ya da öğrenen kentler yaklaşımı” ile mümkün olacaktır. Öğrenen turizm bölgeleri yaklaşımı ile; hedefe yönelik ortaklık oluşturulması, destinasyon kalitesinin yükseltilmesi ve konuya ilişkin bilgi akışının ve bölgeye ait ileri düzeyde öğrenmenin sağlanması, turizm açısından kaliteli ürün ve hizmet yaratılması, tanıtım için yenilikçi bakış açılarının oluşturulması sağlanabilmektedir. Ayrıca, rekabetin artırılması, küresel ortam ve teknolojik değişimlere yönelik stratejiler geliştirilmesi ve kentte hayat kalitesinin yükseltilmesi de başka avantajları getirmektedir. Bu, turizm

life will only happen with the developing cities approach. With the developing tourism regions approach, partnerships towards the target and raising the quality of destinations and information flow of the related case is established, quality products and services in tourism are created and innovative marketing strategies are constructed. In addition, the increase in competitiveness, the establishment of strategies geared towards global changes and technological advancements and the increase of life quality in the city brings about other advantages.

trip organization sector (agencies, tour operators etc.), transportation sector (air, sea, train, land) , entertainment sector , information sector, complimentary services, services and service infrastructure. In urban tourism, a unity in vision, an informative and technical system that will enable the city to gain the upper hand in competing with neighboring cities and international actors, the establishment of a joint picture and mindset between the locals, authorities, public and civil enterprises and nongovernmental organizations and sharing information are musts. That is why the developing city approach is crucial.

Urban tourism Urban tourism is a type of tourism that is performed in big cities, such as metropolitan cities. This type of tourism is closely related to natural resources (climate, landscaping, ecosystems), cultural resources (urban heritage, art, archeological values, traditions. Scientific values, folkloric arts, sub-cultures), social resources (in addition to socio-demographic characteristics, potential tourism entrepreneurs, talents, financial capital, knowledge, health-environmental protection system, local society inclinations) the food and accommodation sector (café, restaurants, bistro etc.),

Development, for this type of tourism, calls for a collective and social process. Here are the elements within the developing tourism regions approach; Regional development organizations and joint ventures Local/regional public bodies, universities, Learning centers (private and public education and research facilities), Labor organizations (Investors, managers, employees), Local social partners (NGOs, syndicates etc),

Konak-Saat Kulesi

114

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


tabanlı sürdürülebilir kalkınma için de bir anahtar görevi üslenmektedir.

Kent turizmi Kent turizmi, metropol ölçeğindeki büyük kentlerde gerçekleştirilen bir turizm türüdür. Bu turizm çeşidi, doğal kaynaklar (iklim, peyzaj, ekosistemler), kültürel kaynaklar (kentsel miras, sanat, arkeolojik değerler, gelenekler, bilimsel değerler, folklorik sanatlar, alt-kültürel biçimler), sosyal kaynaklar (sosyo-demografik özelliklerle birlikte potansiyel turizm girişimcileri, yetenekler, mali sermaye, bilgi birikimi, sağlık – çevre mülk koruma sistemi, yerel topluluk eğilimleri vs.), yemek-konaklama sektörü (café, lokantalar, bistro vs.), seyahat düzenleme sektörü (acentalar, tur operatörleri vs.), taşıma sektörü (havayolu, bot, tren, otobüs, vs.), eğlence sektörü (oyun ve dans salonları vs.), bilgilendirme sektörü (turizm enformasyon şebekesi), tamamlayıcı hizmetler, servisler ve servis altyapısı ile yakından ilişkilidir. Kent turizminde; vizyon birliği, kentin genel ekonomik ve siyasi koşulları, çevre iller, uluslararası aktörler, kentin rekabet avantajı elde etme ve öğrenme sürecinde ihtiyaç duyduğu bilişsel ve teknik sistem, kentte yaşayanlar, kentin önderleri, resmi ve resmi olmayan kurumlar, sivil toplum örgütleri arasında kentin geleceğine ilişkin ortak bir resmin ve aklın oluşturulması ve her birimin bilgiyi paylaşması gereği vardır. Bu nedenle “öğrenen kentler yaklaşımı” önem taşır. Bu turizm çeşidi için öğrenme, kolektif ve sosyal bir süreci ifade etmektedir. Öğrenen turizm bölgeleri yaklaşımında kent turizminin aktörleri arasında; Bölgesel kalkınma organizasyonları ve işbirlikleri, Yerel/Bölgesel kamu kurumları, üniversiteler, Öğrenim merkezleri (özel ve kamuya ait eğitim ve araştırma kurumları), İş örgütleri (Kobiler, yatırımcılar, yöneticiler, çalışanlar), Yerel sosyal ortaklar (STK’lar, Sendikalar vb), Tüketiciler, yerel halk, gönüllüler,

Gündoğdu Meydanı

Konaklama-yeme-içme-eğlence sektörü, ulaşım, turist rehberlik hizmetleri Turizm sektöründe yer alan ticari aracılar (Tur operatörleri, Seyahat acenteleri) sayılmaktadır.

İzmir’de neden kent turizmi? Bu sorunun yanıtı; kentin turizm potansiyelini daha verimli kullanmak, turizmin ekonomiye katkısını artırmak, yerel ve ulusal kalkınmaya katkıda bulunmak, istihdamdaki payı yükseltmek şeklinde özetlenebilir. İzmir ölçeğinde ise soruyu arz-talep açısından, ekonomik, toplumsal ve çevresel boyutlarıyla ele almakta yarar bulunmaktadır. Arz özellikleri açısından; doğal-kültürel ve tarihi miras ve beraberinde getirdiği geleneksel yaşam biçimlerinin bölgeden bölgeye farklılık gösterdiği ülkemizde, “yeni turist tipinin” aradığı ve yaşamayı istediği deneyimler sunabilecek potansiyel vardır. Kentimiz ise arz olanakları açısından yeterli, zengin ve çeşitlilik sunan kent turizmi potansiyeline sahiptir. İzmir; doğal, tarihi, kültürel ve sanatsal yönden sahip olduğu

Consumers, locals, volunteers, Accommodation-food and beverageentertainment sectors, touristic guidance services Commercial intermediaries that work in the tourism sector such as tour operators and travel agencies.

Why ‘urban tourism’ for Izmir? To answer that question, we can say that urban tourism is best suited for cities to better use the touristic potential of the city, to increase the contribution of tourism for economy, to contribute to local and national development and increase the ration in employment. It would be better if we could answer the question in terms of supply-demand, with its economic, social and environmental aspects for Izmir. In terms of supply, in our country where traditional life styles vary from region to region because of natural, cultural and historical characteristics, Izmir has the potential that can provide services and experiences the new tourist type is looking for. Our city is sufficient in terms of supply

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

115


Pasaport

zenginlikleri, ulusal kongre ve fuar etkinlikleri için elverişli konum ve olanakları, geleneksel eğlence, festival ve gastronomi yönünden artıları, sağlık ve spor turizmi dallarında potansiyeli olan ve turist güvenliğinin sağlandığı bir kenttir ve bu özellikleri ön plana çıkartılmalıdır.

Günümüz turisti, yaşayan dokuya önem veriyor Talep özellikleri açısından; yeni turizm eğilimlerinde kitlesellikten bireyselliğe, çevresel değerlere, kültürel miras, sosyal sorumluluk, sessizlik, yavaşlık ve kısa tatillere yönelme dikkat çekmektedir. Unutulmaya yüz tutmuş gelenekler ve yaşam biçimlerinin yeniden canlandırılması, özellikle Avrupa’nın güneyinde kent turizmini canlandıran önemli bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, kent turizmini de farklılaştırmaya başlamıştır. Daha önceleri kent içinde yer alan müzeleri, anıtları, tarihi ve doğal mekânları, çeşitli turistik etkinlikleri kapsayan “kent turizmi” artık kapsamını genişletmiştir. Turistler, destinasyonun belirli turistik ürün ve hizmetlerinin dışına çıkarak, yerel kültürle 116

bütünleşmek, özgün olanı yerinde görmek ve yaşamak istemektedir. Kültür, kent turizminde en önemli motivasyon aracıdır. Tarihi kent merkezleri, müzeler, sanat galerileri, anıtlar ve alış-veriş merkezleri kent turizminin temel çekim noktalarıdır. Ancak son yıllarda yeni turistler kentin yaşayan dokusuna, atmosferine daha fazla önem vermektedir. Dikkat çeken bir diğer özellik de turistlerin seyahat sıklıklarıdır. Turistler artık eskisi gibi, toplam yıllık izninin tamamını kullanarak bir defalık seyahat yapmamaktadır. 20-30 günlük iznini 3-5 kez bölerek, değişik ilgilerini tatmin etme çabası içindedir. Talep özellikleri ve potansiyel tüketicinin beklentilerinin belirlenmesi, bunlara yönelik bilgi akışının sağlanması için anket uygulanarak, müşteri tatmini ve programlara katılım oranlarının ölçülmesi de öğrenen turizm bölgelerinde talep açısından gerekli bir yaklaşımdır. Pazar olanakları ve pazarlama yaklaşımları açısından; kentle ilgili ne anlamak, ne

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

opportunities and has an urban tourism potential which offers richness and variety. İzmir is a rich city in terms of nature, culture and art, provides excellent opportunities for national congress and fair activities, has many positives when it comes to entertainment and gastronomy, has an immense potential for health and sports tourism and is very advanced in tourist safety and these characteristics must be highlighted.

Today’s tourist puts importance on the organic structure With regards to demand; there is a growing trend for individuality, environmental values, cultural heritage, social responsibility, quietness and short vacations. The revitalization of almost forgotten traditions and lifestyles is an important understanding that jazzes up urban tourism in southern Europe. This understanding has begun changing urban tourism. The content of this type of tourism, which in the past consisted of museums, monuments, historical and natural locations and vari-


tanıtmak, kime nasıl ulaştıracağına karar vermek, kent turizminin pazarlanmasında yanıt arayan sorulardır. Yeni pazarlama stratejileri ülkelere odaklanmak yerine bölgeleri ve kentleri, kasabaları ve köyleri hedef almaktadır. Son yıllarda özellikle temalar üzerinden kentlerin turistik niteliklerinin farklılaştırılması sağlanmaktadır. Kopenhag, Milano, Prag, Paris, Londra, Roma, Viyana, Budapeşte, Moskova, St. Petersburg gibi kentler buna örnektir. ‘’Öğrenen turizm bölgesi ve yaşam boyu öğrenme” anlayışının toplum, turizmciler, yöneticiler ve turistler tarafından benimsenmesi ve farklılaşmaya dayalı, etkin bir pazarlama stratejisinin desteklenmesi adına aşağıda birkaç öneri geliştirilebilir: İzmir kent destinasyonu olarak özgün niteliklerin ortaya çıkartılması (coğrafi işaretleme , kültür mirası belirleme vb) “Kent Turizmi” uygulamalarında pozitif ayrımcılığın yapılacağı “Engelli ve Yaşlı Turistler için Kent Turizmi” anlayışı, Bölgelerarası (Büyükkent ve küçük kentler arasında) ortak temaların oluşturulması (İzmir’in coğrafi konumu buna oldukça uygundur) ‘Kentin turizm gönüllüleri ağı’nın oluşturulması (İzmir buna hazırdır) Rekabet olanakları açısından; EXPO 2020’ye giderken; kent turizminde, İzmir’in özgün alanları, farklılığı, kentin imajı ve turizm potansiyeli önemlidir. Rekabet gücünü artırmak için kentin kimliğini geliştirmek, güçlü yönlerini sunabilmek, zayıf ve eksik yönlerini gidermek, kent turizm potansiyelini tehdit eden unsurları ortadan kaldırabilmek ve kenti -varsa- olumsuz imajından sıyırarak, semboller üzerine odaklamak gerekir. Bunları yaparken, kent turizmi potansiyelini ortaya çıkarmak; iskele, liman, alışveriş merkezleri, kongre merkezleri gibi turistik ürün çeşitliliğini sağlamak amacıyla altyapılarını tamamlamak; hem risk ve belirsizliğini giderecek hem de rekabet gücünü artıracaktır. Sonuç olarak kent turizminin planlanması; ürün geliştirme, farklılaşma ve imaj oluşturma, pazarlama modeli seçilmesi, kaynak yönetimi, sürdürülebilirliğin sağ-

Pasaport

ous touristic activities, has a wider scope today. Tourists want to become integrated with the local culture instead of sampling all the classic products and want to see and experience the origins of the region. Culture is the most important motivational element in urban tourism. Historical city centers, museums, art galleries, monuments and shopping malls are the most important attraction points in urban tourism. But lately, tourist put more importance on the atmosphere and organic structure of a city.

and who will be our target audience. New marketing strategies concentrate on regions, cities, boroughs and villages instead of the whole country. Especially in recent years, cities are differentiated through various themes such as Copenhagen, Milan, Prague, Paris, London, Rome, Vienna, Budapest, Moscow and St. Petersburg. Here are some ideas to support an effective and unique marketing campaign:

Another important point to consider is the travel frequency of tourist. Tourists don’t prefer to wait for a year and take a big vacation. The trend is to divide 20-30 days of leave into 3 or 5 and satisfy their different interests. Determining demand characteristics and the needs of potential consumers, conducting surveys to establish the flow of information on the subject and measuring customer satisfaction levels is crucial for developing tourism regions.

Bringing out the unique qualities of Izmir as a destination for urban tourism (geographical mapping, determination of cultural heritages) Applying positive discrimination in urban tourism such as urban tourism for the handicapped or the elderly, Establishing joint themes within the region (between the big city and small cities in the region). The location of Izmir is well suited for this kind of project. Establishing the ‘urban tourism volunteers network”

In terms of market possibilities and marketing strategies; we need to establish what we want to highlight about the city

In terms of competition opportunities; as we head towards EXPO 2020, Izmir’s unique areas, disparity, the image of the

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

117


lanması gibi birçok strateji geliştirmeyi gerektirmektedir. Başarılı bir kent turizmi için ilk adımları somut olarak sıralamak mümkündür: Kent ve yakın çevredeki destinasyonların sahip olduğu; kültürel, doğal, tarihi, sanatsal varlıklara ilişkin bir envanterin oluşturulması, Bilgi teknolojilerinden destek alınması (sanal tur organizasyonları), Bölgedeki turizm paydaşları arasında işbirliği ve ağ yapılarının oluşturulması, Öğrenim deneyimlerini (en iyi uygulama tecrübeleri, yenilikçi yaklaşımlar) paylaşacaklar ile bu deneyimlerden faydalanmak isteyenlerin tanımlanması, Coğrafi işaretleme çalışmalarının artırılması, Kent turizminde merkezi bir veri toplamasorgulama-izleme değerlendirme sisteminin (coğrafi bilgi sistemi-turizm bilgi sistemi) oluşturulması ile geleneksel yaşam-üretim biçimlerinin, kültürel mirasın ve çevresel değerlerin korunması sağlanarak, sürdürülebilir turizm ve kalkınmanın temeli de oluşturulacaktır. İzmir’de markalaşma stratejisi farklı sektörlerin, profesyonel grupların, üniversitelerin ve sivil toplum örgütlerinin katılımıyla oluşturulacak büyük bir organizasyondur. Organizasyon çalışmalarını da arz-talep bakımından değerlendirmek gerekir:

Arz bakımından; özellikle pazar talebini karşılamaya yönelik olarak, kaynak (doğaltarihi-kültürel-hizmet vb) kullanımı konusunda farklı/çeşitli/alternatif yollar geliştirme

Talep bakımından; Kentlerde tarihi-doğal-sanatsal vb güzergah ve alternatiflerini oluşturma, Ziyaretçiler için yeni rezervasyon yöntemleri (City Cards) yaratma, Verimli bilgilendirme ve tanıtım stratejileri (before the visit) geliştirme Turistlerin tüketim davranışlarını doğru yönde arttırmak üzere eğitim ve ürün yaratma, Ulaşım ağı ve hizmet kullanımını iyileştirmek için kentsel hareketliliği kontrol etme ve kentte turistlerin ve kentlilerin gereksinimlerini birleştirme çabalarının, bizim rekabet avantajımızı ve EXPO 2020 şansımızı artıracağına hiç şüphe yoktur. 118

Pasaport İskele

city and its touristic potential are important. We need to focus on developing the identity of the city, highlight its strong points, obviate its weak elements, abrogate the elements that threaten the touristic potential of the city and concentrate on its symbols to increase its competitive power. While doing these, introducing the touristic potential of the city, finishing the infrastructures of touristic elements such as the port, shopping malls and congress halls, will efface the risk and uncertainty and increase competitive power.

Increasing geographical mapping efforts, Establishing a data accumulation-inquiry-monitoring system and preserving traditional lifestyle elements, cultural heritage and environmental assets.

In conclusion, the planning of urban tourism, product development, diversification, constructing an image, picking a marketing strategy, resource management and the supply of sustainability involves developing a number of strategies. Here are the first steps that need to be taken in order to achieve a successful urban tourism: Establishing an inventory of the cultural, natural, historical and art assets in and around the destinations in the city , Getting support from information technologies such as virtual tour organizations, Establishing joint ventures and networks between tourism stakeholders in the region, Identifying people who will share their experiences, ideas and approach and those who want to hear about them,

In terms of supply; we need to de-

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

The branding strategy of Izmir is a big project that requires the attention of different sectors, professional groups, universities, and NGOs. We need to analyze organizational efforts in terms of supply and demand:

velop alternative ways in using existing resources to meet the demand.

In terms of demand, we need to: Establish natural-historical-art routes and alternatives, Create new reservation methods for visitors (City Cards), Efficient information and advertising strategies before the visit, Create products geared towards increasing consumption behaviors of tourists in the right direction, Control urban activity to ameliorate intercommunication network and services. These will undoubtedly increase our competitiveness and our chances for EXPO 2020.


襤ZM襤R Kas覺m - Aral覺k / November - December 2011

119


El Sanatları / Hands Crafts

Nazarköy’e nazar değmesin! Dört bir yanı süsleyen boncuk çeşitleriyle Nazarköy, geleneksel nazar boncuğu sanatının başkentidir. Yazı / Article & Fotoğraflar / Photography: CEYDA ADAR

120

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


May Nazarköy be guarded from evil eyes! Nazarköy is the capital city of evil eye beads which adorn all corners of the village.

B

urası bir boncuk yapım atölyesi. Odun ateşiyle yanan ocağın sıcağında, alın teriyle sanatlarını sergileyen ustaları izlerken, yüzyıllardır yaşayan bir geleneğin yeniden doğuşuna tanıklık ediyorsunuz. Birçoğumuzun yarım saatten fazla kalamayacağı sıcaklıkta ve zor koşullarda çalışan boncuk ustaları, “Nazar değmesin” deyimini çoktan hak etmişler. Onlar zor bir zanaatın kahramanları, bizler yaşantımızın bir parçası olan nazar boncuğunun üretiminden bihaber… Yollara düşüp nazar boncuğu ustalarının izini sürüyoruz. Lakin geçmişi İslamiyet

öncesine değin uzanan ve günümüzde inanç ve süs eşyası olarak kullanılan nazar boncuğu, az sayıda ustanın ellerinden uzanıyor evlerimize. Bu yolculuğun ilk durağı olan Nazarköy de, adına yakışır şekilde dört bir yanı süsleyen boncuk çeşitleriyle geleneksel sanatın başkenti tanımını çoktan hak etmiş. İlk kez Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde Mısır’dan İzmir’e göç eden Abdülazim adlı kişinin Kemeraltı Araphan’da açtığı ocakta başlayan göz boncuğu üretimi, Kurtuluş Savaşı yıllarında Kadifekale’ye taşıdığı ocağında sürmüş. Ardından Arap

T

his is a bead production workshop. While watching masters perform their art in the heat of an open wood fire, you witness the rebirth of a tradition that has been going on for centuries. Masters who work in a very hot environment which many of us can’t stand for half an hour they deserve to be congratulated. They are the heroes of a tough craft and we don’t know much about the production of evil eyes that are a part of our lives… We set out to find masters of this craft but unfortunately only a few craftsmen are left

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

121


Selim lakaplı oğlu Selim Özboncuk’un Cumaovası’nda açtığı ocakta devam eden boncuk yapımı, günümüzde Menderes’e bağlı Görece Köyü’nde Özboncuk ailesi ve ortakları tarafından sürdürülüyor. Bu sanatı Kemalpaşa’nın Nazarköy Köyü’ne taşıyan isim ise Abdülazim’in yeğeni Topal Bekir ile ortak çalışan Bekir Arabalı. 1942 yılında ortağından ayrılarak yeni bir ocak açmak için yer arayışına giren Bekir Arabalı, ocakta yakılan kızılçam odununun en iyi sonucu vermesinden dolayı, ilk ocağını kızılçam ormanlarının çok olduğu Kemalpaşa’nın Kurudere Köyü’nde açmış. Bekir Arabalı ve kardeşleri boncuk yapımının meslek sırlarını köylülerin öğrenmesini istemeseler de, ocağa gizlice giren Mehmet adlı köylü, öğrendiği sanatın yaygınlaşmasını sağlamış. 60 yılı aşkın süredir yöre halkının başlıca geçim kaynağı olan nazar boncuğu üretimi, gündelik yaşamda öyle yer etmiş ki, Kurudere olarak bilinen köyün adı 2007 yılında Kültür 122

who are still producing this item which dates back before Islam. The first stop of this journey is Nazarköy and it deserves to be called the capital city of this art with all sorts of beads that adorn the village. Evil eye bead production, which began with a quarry in Kemeraltı Araphan, opened by someone named Abdülazim who came from Egypt to Izmir during the last days of the Ottoman Empire, continued in his quarry he moved to Kadifekale during the Turkish War of Independence. Production, which then moved to a quarry in Cumaovası which his son Selim Özboncuk, also known as Arap Selim, opened, still continues today in the village of Görece by the Özboncuk family and their partners. The person who brought this art to Nazarköy is Bekir Arabalı, the partner of Abdülazim’s nephew Topal Bekir. Bekir Arabalı, who left his partner in 1942 and started looking for a new quarry,

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

chose the village of Kurudere, where there were lots of Turkish pine trees because the wood from this type of tree yielded the best results when it was burned in the quarry. Even though Bekir Arabalı and his brothers didn’t want to teach the locals about the secrets of bead production, a villager named Mehmet, who snuck into


ve Turizm Bakanlığının onayıyla Nazarköy olarak değiştirilmiş.

Nazarköy’de açılan 23 satış kulübesinden beğeniye sunuluyor.

Saraçtan nazara…

Ocaklardan evlere…

Uzun yıllardır kötü gözlerden koruduğu inancıyla kullanılan nazar boncuğunun Nazarköy’de ilk üretimi, gözsüz olarak başlamış ve genellikle binek hayvanların semer ve yular süslemelerinde kullanılmış. Sonraki dönemlerde, saraç boncuğu olarak adlandırılan bu boncukların üstüne nazar inancını ifade eden “göz” eklenerek, “Nazar Boncuğu” ismiyle de anılmaya başlamış. Hayvancılığın azalmasıyla kullanım alanı daralan nazar boncuğu günümüzdeyse ağırlıklı olarak takı ve hediyelik eşya yapımında kullanılıyor.

Her birinde altı boncuk ustasının ter döktüğü ocaklarda yapımı sürdürülen nazar boncuğunun hammaddesi cam. Yüksek ısı veren ocakların başında zor bir zanaatın temsilcisi olan ustalar siparişlerle üretimlerini sürdürürken, yaratıcılıklarını kullanarak ortaya çıkardıkları farklı çeşitleri de beğeniye sunuyorlar. Göz Boncuğu, Karagöz, Şekerlik, Plaka ve Zar Boncuğu gibi çeşitlerin üretildiği ocaklarda, göz bocuğunun temel figürleri kullanılıyor. Sadece bir yüzünde gözü olan, üzerinde sarı renk bulunmayan boncuk türü “küçük danagöz”, silindir biçiminde ve üzerinde üç gözün yer aldığı boncuk ise “karagöz” olarak adlandırılıyor. Genellikle dairesel veya oval şekildeki ocaklarda bu geleneksel el sanatını sürdüren ustaların kullandıkları aletlerin başlıcaları; sındırgı- sıdır demiri, ray demiri, çelik çubuk, merteke (maşa) ve kalıp. “Nazarköy’ün

2000’li yıllara kadar köyde doğan tüm çocukların nazar boncuğu üretimiyle yetiştiği Nazarköy’de 2-3 yıl öncesine kadar 12 olan ocak sayısı, şimdilerde beş ile sınırlı. Sayıları gittikçe azalan ustaların ellerinden dünyaya yayılan nazar boncuğu,

the quarry and learned about the craft, helped spread the art in the village. The production of evil eye beads, the main source of income for the locals for over 60 years, is such an important part of the daily life in the village that the village which was known as Kurudere was changed to Nazarköy (evil eye village) in 2007 by the order of the Ministry.

From saddles to evil eyes… The first production of evil eye beads in the village started somewhat involuntarily and was mostly used as decorations in the saddles and bridles at the beginning. Later on, the eye motif-the motif that refers to the evil eye faith-was added to these beads which were initially known as saddle beads and the beads got the name evil eye beads. Evil eye beads, which are no longer so popular when it comes to decorating animals, are now mainly used in the production of jewelry and souvenirs.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

123


boncuklarını farklı kılan ne?” sorusunun cevabı da kullanılan malzemede gizli. Zira ocaklarda ısı için kullanılan kızılçam odunu

In Nazarköy, where all the children born until the 2000’s was affiliated with evil eye bead production, there were 12 quarries but now this number is only five. Evil eye beads, which reach the world through the hands of only a few craftsmen, are sold at 23 sales booths in Nazarköy.

From quarries to homes… The raw material of evil eye beads is glass. While masters continue production in difficult circumstances they put out different styles using their creativity. In quarries, which various types of beads are produces such as Göz Boncuğu, Karagöz, Şekerlik, Plaka and Zar Boncuğu, the basic figures of eye beads are used. The one which has an eye motif on one side and doesn’t have the color yellow is called “küçük danagöz”, and the cylindrical one that has three eyes is called “karagöz”

Şükran Tümer

124

In quarries, which are usually round or oval, craftsmen use traditional tools such

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

as sındırgı- sıdır iron, track iron, steel rods, tongs and molds. What makes the evil eye beads of Nazarköy unique are the raw materials that are used. The wood of Turkish pine trees that is used in quarries yields a high fire, leaves very little ash and has no resin so the glass comes out clear and shiny.

Traditional motifs on evil eyes The project established by the Ministry of Culture and Tourism in February 2011 breathed new life into Nazarköy. Thanks to works that are continued under the supervision of Şükran Tümer, a faculty member from the Aegean University Ege, traditional evil eye beads now meet other traditional motifs. Şükran Tümer, who met with bead producers to highlight the importance of modernization in production, is achieving great works in carrying evil eye beads to other platforms. Tümer, who


yandığında yüksek alev vermesi, çok az kül bırakması ve reçinesiz olmasından ötürü cama parlaklık ve saydamlık kazandırıyor.

Geleneksel motifler nazar boncuğunda Kültür ve Turizm Bakanlığının 2011 Şubat ayında başlattığı proje, Nazarköy’e yepyeni bir soluk getirmiş. Ege Üniversitesi Emel Akın Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Şükran Tümer eğitmenliğinde sürdürülen çalışmalarla geleneksel nazar boncuğu artık başka geleneksel motiflerle buluşuyor. Üretimin güncellenmesi gerekliliğiyle başlayan süreçte boncuk ustalarıyla bir araya gelen Şükran Tümer, “Bir kimliği var” dediği nazar boncuğunun farklı platformlara taşınması adına önemli çalışmalar yapıyor. Ustaların camı çok iyi işlediklerini, ancak bakış açısının değişmesi gerektiğini belirten Tümer, proje sürecini şöyle anlatıyor:

says that masters are doing a great job in processing the glass but need to change their point of view, tells us about the project:

60 yılı aşkın süredir yöre halkının başlıca geçim kaynağı olan nazar boncuğu üretimi köyün gündelik yaşantısında

“The craftsmen in Nazarköy started doing fish motifs 8-10 years ago. We needed new things besides traditional motifs in term of design. We first researched nature and the environment and looked for motifs we could use on beads. Then we tried the pomegranate figure and applied it on beads.” These new designs, which started with the pomegranate that symbolizes abundance, continued with the çintemani motif which is used in kaftans during the Ottoman period. They used this motif on a metal platform on imperforated beads. They later on combined these beads with plaques cut with laser thus creating a more modern bead that could be used in decorations. Şükran Tümer who says that

öyle yer etmiş ki, Kurudere olarak bilinen köyün adı 2007 yılında Bakanlık onayıyla Nazarköy olarak değiştirilmiş. The production of evil eye beads, the main source of income for the locals for over 60 years, is such an important part of the daily life in the village that the village which was known as Kurudere was changed to Nazarköy (evil eye village) in 2007 by the order of the Ministry.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

125


“Nazarköy’ün boncuk ustaları 8-10 sene önce balık figürü yapmaya başlamışlar. Tasarımda farklılık adına geleneksel motiflerin yanında yenilik arayışları da olmalıydı. Biz öncelikle çevreyi ve doğayı araştırarak, ‘neyi boncuğa taşıyabiliriz’in cevabını aradık. Ardından kırmızı renkten nar motifini deneyerek, 41 maşallaha 40 nar çekirdeği ve bir nar figüründen boncuk yaptık.” Narın bereketini simgeleyen bu figürlerin boncuk yapımında kullanılmasıyla başlayan çalışmalar, Osmanlı kaftanlarının üzerinde bulunan çintemani motifiyle sürmüş. Bu motifi metal platform üzerinde deliksiz boncuk olarak çalışmışlar ve bu boncukları lazer kesimli plakalarla birleştirerek daha modernize edilmiş boncuk olarak dekoratif amaçlı kullanılabilir hale getirmişler. “Boncuk farklı materyallerle birleştiği zaman güncelleniyor” diyen Şükran Tümer ve öğrencilerinin sonraki adımıysa geleneksel boncuğu form ve boyutlarıyla oynayarak, mutfak kulplarına taşımaları olmuş. Adına da “Zamane kulpları” demişler. Ardından lale motiflerini de boncuğa taşıyan Tümer ve ekibi, 126

son olarak çintemani motifini kullanarak, boncuktan kaftan yapmaya başlamış. Her bir süreçte öğrencileriyle birebir ilgilenen Şükran Tümer, “Köyde üretilen boncukların keçe, metal gibi farklı materyallerle birlikte kullanılabileceği gibi gümüş, altın gibi değerli metallerle beraber uygulandığında da değer bulabileceği kanaatindeyim” diyor. Şimdiki hedef de, üzerinde çalıştıkları bu formları yakalayabilmek.

Boncuk diyarının marifetli elleri Proje kapsamında aldıkları eğitimin bitiminde sertifikayla ödüllendirilen Nazarköy ustaları, hak edilmiş bir başarının gururuyla geçiyorlar ocağın başına. Geleneksel ile farklılığı yakalayabilen boncuk diyarının marifetli elleri, boncuğu ustalıkla yaratırken, bize “Nazar değmesin” demekten başka söz kalmıyor. “Nazar deveyi kazana, insanı mezara sokar” atasözünün gerçekliği bilinmez ama “Nazar değmesin” Nazarköy’e ki, boncuklar bizi korumayı sürdürsünler kötü gözlerden…

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

beads become more modern when they are united with different materials, later on started playing with the traditional shape and size of the beads and added them to coffee cups. Tümer and her team, who added the tulip motif to beads, started making kaftans from beads by using the çintemani motif. Şükran Tümer says, “I believe that beads that are produced in the village can be even more valuable if they are used with precious metals such as gold or silver.” They are now working to achieve this.

The masterful hands of the land of beads The masters in Nazarköy, who are presented with certificates at the end of the workshop within the context of the project, proudly head to the quarry. While masterful hands of the land of beads who can grasp the difference between the traditional and the modern create art, all we have to do is wish for them to be guarded from evil eyes so that they can continue making beads that protect us from evil…


襤ZM襤R Kas覺m - Aral覺k / November - December 2011

127


Mutfak Kültürü/ Cuisine Culture

Tencerede pişeni en iyi kaşık bilir… Sürgünde yerleşilen ülkelerin yemek kültürüyle zenginleşmiş Sefarad mutfağı. Ama alışkanlıklarında dinsel etkiler de ağır basmış. Bugün bu mutfak da ayaküstü atıştırmalara, bozulmaya karşı yaşamaya çalışıyor. Yazı/Article: NEDİM ATİLLA - Gazeteci Yazar / Journalist-Author Fotoğraflar/Photography: CEYDA ADAR - NEDİM ATİLLA

128

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


Only the spoon knows what’s cooking inside the pot… The Sephardic cuisine was enriched with the culinary cultures of the countries inhabited during the exile. But religious aspects weighed heavily in its traditions. Today, this cuisine is trying to survive and stand up to fast food.

B

atı Anadolu’nun zengin yeme-içme kültürünün önemli bir parçası olan İzmir Yahudilerinin yaşattığı Sefarad Mutfağı, geleneksel tüm mutfakların yaşadığı tehlike ile karşı karşıya… Ayaküstü atıştırma alışkanlıkları, bozulmayı peşi sıra getiren tüm sosyo ekonomik ve kültürel dönüşümlere karşın İzmir Sefarad Mutfağı da yaşamaya çalışıyor. Bu bilince sahip İzmirli 6 Musevi hanım el ele vererek, önce çocuklarına daha sonra da bu coğrafyanın kültürel birikimine saygı duyan tüm insanlara ulaşmayı hedefleyen bir kitapta anneannelerinden, annelerinden derledikleri 100 yemek tarifini bir araya getirdiler. Bu yemekleri tek tek pişirip denediler. Bir yandan da İzmir Musevilerinin yaşayan yemek kültürünün tanığı olmaya çalıştılar. Tek amaçları vardı, yarınlara yaşadıkları günlerden bir şeyler bırakabilmek. Ve ortaya olağanüstü bir kitap çıktı. Avram Galanti, ‘Türkler ve Yahudiler’ adlı görkemli ve benzersiz kitabında Büyük İskender tarafından milattan 325 yıl önce Musevi nüfusun ilk kez İzmir’e getirildiğini anlatır. 1492’de Kadiz’den başlayan büyük göçe kadar İzmir defalarca Musevilerin nüfus hareketlerine tanık olunan bir kentti. Sadece İzmir mi? Manisa, Akhisar, Milas, Bodrum ve İzmir’i doğal merkez kabul eden Ege adaları… İzmir’i ve Batı Anadolu’yu ‘vatan’ kabul eden Sefarad Musevileri, bu güzel kıyı-

ların da ayrılmaz parçası haline gelirken, bir yandan yanlarında getirdikleri kültürel birikimleri yeni coğrafyanın koşullarına uydurmuşlar, diğer yandan da Batı Anadolu’nun tarihsel kültürel birikimlerinden yararlanıp ülkemizin zengin kültürel çeşitliliğinde önemli bir parça haline gel-

S

ephardic cuisine, which is an important part of the rich food culture of Western Anatolia, is being kept alive by Jews living in Izmir and unfortunately it faces the same threat that all the other traditional cuisines is facing. It is trying to survive despite all social economic and cultural changes. 6 Jewish ladies who are aware of this threat have come together and gathered 100 traditional recipes in a book to reach first their own children and then the people who respect the cultural accumulation of this geography. They tried cooking all these recipes one by one. In the meantime, they witnessed the food culture of Jews in Izmir. They had only one goal; to leave something from today for the future. And with that, a great book was born. In his magnificent book “Turks and Jews” Avram Galanti, tells that Jews were sent to Izmir for the first time by Alexander the Great in 325 B.C. Before the great immigration from Cadiz in 1492, Izmir was a city that had witnessed population activity from Jewish people. But it wasn’t just Izmir; Manisa, Akhisar, Milas, Bodrum and the Aegean Islands were receiving Jewish populations… Sephardic Jews, who called Izmir and Western Anatolia their homes, became one with these beautiful shores; they adapted their cultural accumulations to the conditions of this new geography and have become an important part of our country’s own rich cultural variety. Sep-

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

129


mişlerdir. İzmir’de ilk matbaayı 16. yüzyıl ortalarında kuran Sefarad Musevileri, ticarette olduğu gibi İzmir’in kültürel yaşamında da hep önlerde yer almışlardı. 1922 sonrasında bir liman, turizm, ticaret, sanat ve kültür kenti olarak büyüyen İzmir’in yaşamında Musevi nüfus sayısı giderek azalsa da, mozaiğin en önemli parçalarından biri olarak yaşamını sürdüreceklerdir. “Tencerede ne piştiğini en iyi yemeği karıştıran kaşık bilir…” İzmir Yahudileri arasında böyle bir deyim vardır. Osmanlı Yahudilerinin dört ana coğrafyadan beslenen göçlerle geldiğini biliyoruz. Bunlardan ilki, Roma İmparatorluğu döneminden kalma ‘Romanyotlar’, ikincisi ‘Eşkenaz’ ya da ‘Aşkenaz’ Yahudileri ki, bunlar daha çok Doğu Avrupa ve Almanya kökenli idiler; üçüncüsü İberik Yarımadası’ndan yani İspanya ve Portekiz’den gelen ‘Sefaradlar’ ile nihayet 130

Kuzey Afrika’nın Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethiyle Osmanlı’ya dâhil olan ‘Mustaribalar’dı.

hardic Jews, who were the ones to establish the first printing house in Izmir in the middle of the 16th century, were always on the front line of Izmir’s cultural life. Even though Jewish population decreased after 1922 in Izmir, a city that grew as a port, tourism, trade, industry and culture city, they will always be around as a crucial part of the mosaic.

İzmir Yahudileri ezici çoğunlukla Sefarad kökenliydi. Bergama ve Salihli’den gelenler Romanyot kökenliydiler, ama onlar da Sefaradlara karıştılar. Anadolu’da Yahudiler, İsa’dan 300 yıl öncesinden beri varlıklarını koruyorlar. Salihli’deki Roma döneminden kalma sinagog, bilinen en eski Yahudi tapınaklarından biri. Ülkemizde yaşayan Musevi yurttaşlarımızın büyük çoğunluğu İspanya kökenli. 1492’de dini inançları nedeniyle İspanya’yı terk etmeleri istenmiş; Osmanlı Sultanı II. Bayezid’in onlara kucak

“Only the spoon that stirs it knows what’s cooking inside the pot …” This is a famous saying among the Jewish people of Izmir. We know that the Ottoman Jews came here for 4 main geographies. The first are the “Romaniotes” from the Roman Empire, the second are the Ashkenazi Jews from Eastern Europe and Germany, the third are Sephardic Jews from the Iberian Peninsula and finally the Mustarabim, who became a part of the Ottoman Empire when Northern Africa was invaded.

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


Sefarad Mutfağı

açması üzerine yoğun olarak İstanbul, İzmir ve Selanik’e gelip yerleşmişlerdir. İmparatorluk coğrafyası içinde, çok kültürlü yapısıyla farklı yaşam tarzlarının bir arada temsil edildiği İstanbul ve İzmir’de, Yahudiler ile diğer gayri-müslim gruplar arasındaki ilişkiler mesafeli ve gergindi. Büyük ölçüde ‘kan iftirası’ gibi dinsel nedenler temellendirilerek oluşan gerginlikler, bu cemaatler arasında zaman zaman önü alınamaz olayların çıkmasına da neden oluyordu. Bu yüzden geçmişte Yahudi cemaatinin, ‘Pesah’ döneminde (yani Hamursuz Bayramı’nda) tedirgin olduğunu söylemek yanlış olmaz. Pesah, İbranilerin Mısır’dan çıkışını kutsayan bir dinsel ritüeldir. Nisan ayında kutlanan Pesah günlerinde, Yahudiler mayalı ekmek yemezler. Zira Mısır’ı çok acele terk etmek durumunda kaldıklarından, ekmeklerini kabartacak zaman dahi bulamamışlardır. Yahudiler bu hafta süresince mayasız ekmek tüketirler, ‘hamursuz’ yerler. Pesah akşamı, en büyük Yahudi bayramlarından

birisidir. O akşam, dua ve şarkıların süslediği değişik dinsel ritüellerle birlikte, aile arasında bir akşam yemeği, yani ‘Seder’ yenir.

Tarihin içinden süzülüp gelen mutfak Türkiye Yahudilerinin yemek alışkanlıklarına bakacak olursak; Ortaçağ’da İber Yarımadası’nın kuzeyinde, Roma etkisinde yemek pişirilirken, güneyinde daha çok İslam izleri görülmekteydi. Romalılar bağ kurmuşlar, zeytin ağacı dikip buğday ekmişler; buna karşılık Araplar, pirinç ve şekerkamışı ekmişler, badem, narenciye, patlıcan, ıspanak ve enginar yetiştirmişler. Ayrıca yemeklere kimyon, safran, tarçın, karabiber gibi baharatlar ekleme ve çift pişirme - kızartma ve ardından pişirme – alışkanlıklarını edinmişler. Bu alışkanlıkların hemen hepsi Sefaradların mutfağında da rağbet görmüş; sürgünde yerleşilen ülkelerin yemek kültürleriyle bu mutfak daha da zenginleşmiş.

The Jews in Izmir were mostly Sephardic. The ones from Bergama and Salihli were of Romaniote descent but they mixed in with the Sephardic. Jews have been living in Anatolia since 300 B.C. The synagogue in Salihli which dates back to the Roman era is one of the oldest known temples. The majority of the Jewish people living in our country are of Spanish descent. They were asked to leave Spain in 1492 because of their religious beliefs and have come to Istanbul, Iznik and Thessaloniki thanks to the tolerance of Ottoman emperor Bayezid II. The relationship of Jews and other nonMuslim communities in Istanbul and Izmir was distant and tense. This tension often led to big fights and unwanted events. So it is not wrong to say that the Jewish community was a little tense during religious holidays such as Passover. Passover is a religious ritual that celebrates the fleeing from Egypt. During Passover, which is celebrated in April, Jews don’t consume yeasted foods

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

131


Arap kültüründen gelme Albondiga (et köftesi), Alcachofas (enginar), Arroz (pilav), Almendres (badem), Azafran (safran), Naranjas (turunçgil) gibi kelimelerinden başka; yumurta esaslı iki Arap sosu olan Agristada (yumurta ve limon karışımı) ve Alioli (sarımsaklı mayonez), Türkiye’de yaşayan Sefaradların mutfağında da yerini almış.

‘’Oğlağı anasının sütünde pişirmeyeceksin’’ Elbette bu mutfağın alışkanlıklarında dinsel etkiler de ağır basıyor ve daha ilk bakışta bu yemekler, diğer mutfaklardan farklı bir görünüm sergiliyor. Yıllardan beri gelen ‘Kaşer’ alışkanlığı, buna iyi bir örnek. Bu fark Tevrat’ta yer alan sağlık önlemlerinden kaynaklanıyor; gündelik yemekler ve kutlama sofraları bu kuralların ışığında hazırlanıyor. ‘Kaşerut’ ilkelerine göre, sadece geviş getiren, yarı toynaklı ve avlanmamış hayvanlar ile yüzgeçli ve pullu balıklar yenebilir. Domuz kesinlikle günahtır. Hayvanlar, özel yetiştirilmiş kasaplar tarafından ve hayvanın en az acı duyması amaçlanarak (tüm semavi dinlerde olduğu gibi) kesilir; sağlık yönünden uygunluğu belirlendikten sonra da etlere ‘kaşer’ damgası vurulur. Pişirilmeden önce, etlerin belli ritüellerle tuzlanıp kanının akıtılması da Yahudi mutfağının belirgin bir özelliğidir. Tevrat’taki “Oğlağı anasının sütünde pişirmeyeceksin” cümlesine dayanılarak, et ve sütün birlikte yenmemesi kuralı, ayrıca dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta olarak karşımıza çıkar. İzmir’de günlük yaşama damgasını vuran Yahudi lezzetlerinin başında ‘Boyoz’ gelir. Musevi yurttaşlarımızın İspanya kökenli olduklarının da en önemli kanıtı olan ‘Pandispanya’, özel fırınlarda hâlâ aranan bir lezzettir. Yaz aylarının serinleticisi ‘Sübye’ ise, yine geleneksel bir içecek olarak karşımıza çıkar. Boyoz için ‘Tarihten Günümüze İzmir Mutfağı’ kitabımızın “Şehrin Hamurişi Renkleri’; sübye için de yine aynı kitabın “Şerbet Şehir” bölümlerinde daha fazla bilgi bulabilirsiniz. 132

İzmir boyozu

because they didn’t have time to bring yeast for their bread while hurrying away from Egypt. During Passover week, Jews eat ‘matzo’ which is a kind of bread without yeast. The first night of Passover is one of the biggest holidays of the Jewish faith. All the family gathers around the table; prays and eats traditional Passover food.

The cuisine that flows through history If we look at the dining habits of Turkish Jews we see that while Roman traditions ruled in the north of the Iberian Peninsula, Islamic traces were usually seen in the south. Romans has established vineyards, planted olive trees and wheat while Arabs planted rice and sugarcane and produced almonds, citrus fruits, eggplant, spinach and artichoke. Also, they added spices such as cumin, saffron, black pepper and cinnamon to their dishes and double-cooked and fired them. All of these characteristics were welcomed in Sephardic kitchens and the cuisine was enriched with the culinary cultures of the countries inhabited during the exile. Besides Albondiga (meatballs) that comes from the Arab culture, Alcachofas (artichoke), Aroz (rice), Almendres (almond), Azafran (saffron), Naranjas (citrus fruit); an Arab sauce based on eggs called Agristada

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

(a mixture of egg and lemon) and Alioli (garlic mayonnaise), are parts of the Sephardic cuisine in Turkey.

‘’Don’t cook the goat in its mother’s milk” Naturally, religious effects have control over these culinary traditions and look different from any other cuisine even at the first glance. The kosher tradition is a good example. This difference comes from the sanitary protections in the Old Testament; daily tables and celebration feats are prepared according to religious rules. According to kosher rules only ruminant, semi-hoofed and non-hunted animals and scaled fish can be consumed. Pork is definitely off the table. The animals can only be cut by authorized butchers and stamped as kosher after they are deemed fit for consumption. In Jewish cuisine, the meat is salted and rid of all blood. Meat and dairy products are never consumed together because it says in the Old Testament that you don’t cook the goat in its mother’s milk. Boyoz is the ultimate Jewish delicacy in Izmir and is consumed daily. A kind of pound cake called Pandispanya is also a popular element at bakeries. ‘Sübye’, a refreshing taste during the summer, is a traditional drink. You find out more on these two in our book ‘The History of Izmir Cuisine”


caplomba

襤ZM襤R Kas覺m - Aral覺k / November - December 2011

133


Bilgi / Info ACİL TELEFONLAR / EMERGENCY TELEPHONE NUMBERS

Göztepe

224 20 22

Üçkuyular

259 40 13

İtfaiye / Fire Department 110 AKS / Emergency Rescue (AKS)

110

Hızır Acil / Medical Emergency Service 112

TÜRK TELEKOM

Polis İmdat / Police Department 155 Cenaze Hizmetleri / Funeral Services 188

Arıza / Breakdown 121

Sahil Güvenlik / Coast Guard

Bilinmeyen Numara / Unknown Numbers 11811

158

Orman Yangınları / Forest Fires 177

Danışma / Information Service

Hava Ambulans / Air Ambulance

Uyandırma / Wake Up Service 135

463 33 22

161

Fono Tel / Fono Phone 141

HASTANELER / HOSPITALS TİYATROLAR / THEATRES

Üniversite Hastaneleri / University Hospitals Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi / Ege University Medical Faculty Hospital

343 43 43

9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi / 9 Eylul University Medical Faculty Hospital

412 22 22

Dokuz Eylül. Ü. İlaç ve Zehir Danışma / 9 Eylul U. Drug and Poison Information Center

Bornova Sahnesi / Bornova Stage

343 04 33

Karşıyaka Sahnesi / Karşıyaka Stage

369 64 87

Konak Sahnesi / Konak Stage

483 50 35

412 39 39 Özel Tiyatrolar / Private Theatres

Dokuz Eylül Üniversitesi Karşıyaka Polikliniği / 9 Eylul University Karsiyaka Polyclinic

Devlet Tiyatroları / State Theatres

369 30 40

Ege Sanat Merkezi / Ege Art Centre

381 64 06

Hamle Tiyatrosu / Hamle Theatre

446 70 18

Konak Belediye Tiyatrosu / Konak Municipality Theatre 246 63 93

Doğumevleri / Maternity Hospitals Ege Doğumevi / Ege Maternity Hospital

449 49 49

Pınar Çocuk Tiyatrosu / Pınar Children’s Theatre

463 15 15

Ege Ü. Kadın Doğum / Ege U. Maternity Hospital

388 19 63

Tansaş Çocuk Tiyatrosu / Tansaş Children’s Theatre

483 48 28

SANAT GALERİLERİ / ART GALLERIES

Kan Merkezleri / Blood Centers Türk Kızılayı / The Turkish Red Crescent

421 47 89

Çocuk Has. Kan Bankası / Children’s Hospital Blood Bank 483 61 33

Adnan Franko Sanat Galerisi / Adnan Franko Art Gallery 464 41 86

Ege Ü. Has. Kan Bankası / Ege U. Hos. Blood Bank

388 28 61

Akbank Sanat Galerisi / Akbank Art Gallery

484 16 66

Tepecik / Tepecik Blood Center

433 38 74

Aphrodite Sanat Galerisi / Aphrodite Art Gallery

482 33 02

Çetin Emeç Sanat Galerisi / Cetin Emec Art Gallery

293 35 22

GF Sanat Galerisi / GF Art Gallery

421 29 95

ULAŞIM / TRANSPORTATION

İzmir Resim Heykel Müzesi / Denizyolları / Maritime Lines

464 88 64

İzmir Art and Sculpture Museum

441 41 92

THY Rezervasyon / Turkish Airlines Reservation

444 08 49

İzmir Sanat Merkezi / İzmir Art Centre

483 63 34

Basmane Rezervasyon / Basmane Reservation

484 86 38

İZFAŞ Sanat Galerisi / IZFAŞ Art Gallery

482 12 70

TCDD Santral / Turkish State Railways Central

464 31 31

İzmir Türk Amerikan Derneği Sergi Salonu /

Alsancak Gar / Alsancak Railway Station

464 77 95

Kedi Kültür Sanat Merkezi

464 99 35

Otogar / Bus Station

472 10 10

Leonardo Sanat Galerisi / Leonardo Art Gallery

422 13 95

Rotary Sanat Galerisi / Rotary Art Gallery

421 56 61

Selçuk Yaşar Sanat Galerisi / Selcuk Yasar Art Gallery 422 65 32

İskeleler / Piers Konak

484 98 56

TCDD Sanat Galerisi / TCDD Art Gallery

433 58 97

Karşıyaka

368 00 42

Turkish American Association Art Gallery

464 20 95

Alsancak

464 78 31

Vakıfbank Sanat Galerisi / Vakifbank Art Gallery

441 59 00

Bostanlı

330 50 71

Yapı Kredi Sanat Galerisi / Yapı Kredi Art Gallery

463 56 28

Bayraklı

345 77 53

Alman Kültür Merkezi / German Cultural Centre

489 56 87

Pasaport

484 22 56

Atatürk Kültür Merkezi / Atatürk Cultural Centre Konak 483 85 20

134

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011


anaokulu

襤ZM襤R Kas覺m - Aral覺k / November - December 2011

135


Güncel / Actual Fransız Kültür Merkezi / French Cultural Centre

463 61 42

İngiliz Kültür Merkezi / British Cultural Centre

446 01 31

İtalyan Kültür Merkezi / Italian Cultural Centre

421 52 42

İZFAŞ Sanat Galerisi Kültürpark / İZFAŞ Art Gallery Kulturpark 482 12 70 İzmir Türk Amerikan Derneği / Turkish American Association 464 20 95 Kıbrıs Türk Kültür Derneği / Cyprus Turkish Cultural Association 421 13 40 Sabancı Kültür Merkezi / Sabancı Cultural Centre Konak 441 90 09

TURİZM BÜROLARI / TOURISM OFFICES İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü / Provincial Directorate of Culture and Tourism

483 62 16

Turizm Danışma / Tourism Information

445 73 90

Adnan Menderes Havalimanı Turizm Dan. / Adnan Menderes Airport Tourism Inf.

274 22 14

Bergama Turizm Danışma / Bergama Tourism Information

633 18 62

Çeşme Turizm Danışma / Çeşme Tourism Information 712 66 53 Foça Turizm Danışma / Foça Tourism Information

812 12 22

Selçuk Turizm Danışma / Selçuk Tourism Information 892 63 28 Tire Turizm İrtibat Bürosu / Tire Tourism Contact Office 512 66 14

136

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

TURİZM SEKTÖR TEMSİLCİLİKLERİ / REPRESENTATIVES OF TOURISM SECTOR Ege Turizm Derneği / Aegean Tourism Association

441 46 12

ESAD (Ege Seyahat Acenteleri Derneği)

484 87 02

ETİK (Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği) 489 47 77 İzmir Tanıtma Vakfı

465 28 90

Otelciler Derneği / Hotels Associations

425 45 85

Rehberler Odası / Chamber of Guides

463 21 53

TUREVS (Turistik Ev Pansiyoncular Birliği)

425 72 73

TURING

421 71 49

TURSAB İzmir Bölgesel Yürütme Kurulu / TURSAB İzmir Regional Executive Committee

464 03 47


襤ZM襤R Kas覺m - Aral覺k / November - December 2011

137


BAŞKONSOLOSLAR / CONSULATE GENERALS

Lüksemburg / Luxembourg

421 48 82

Macaristan / Hungary

421 28 61 422 31 38

Almanya / Germany

488 88 88

Malta

Romanya / Romania

465 04 63

Meksika / Mexico

327 32 63

421 69 92

Moğolistan / Mongolia

478 50 15

Yunanistan / Greece

FAHRİ BAŞKONSOLOSLAR / HONORARY CONSULATE

Moldova

472 18 13

Norveç / Norway

421 92 80

Pakistan

459 16 16

Portekiz / Portugal

483 80 31

Bangladeş / Bangladesh

421 23 32

Endonezya / Indonesia

421 81 77

Rusya Federasyonu / Russian Fed.

461 51 86

Güney Afrika / South Africa

376 84 45

Sırbistan / Serbia & Montenegra Rep

441 91 81

Hindistan / India

461 46 60

Slovakya / Slovak Rep.

486 11 75

Makedonya / F.Y.R.O.M.

421 41 92

Slovenya / Slovenia Rep.

425 99 83

Malezya / Malaysia

445 05 46

Şili / Chile

446 93 01

Türkmenistan / Turkmenistan

484 77 75

KONSOLOSLAR / CONSULATES İngiltere / United Kingdom

463 51 51

İtalya / Italy

463 66 76

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

489 77 89

FAHRİ KONSOLOSLAR / HONORARY CONSULATES ABD / U.S. Of America

464 87 55

Arnavutluk / Albania

483 33 76

Avusturya / Austria

347 66 76

Belarus

482 31 82

Belçika / Belgium

463 47 69

Bosna Hersek / Bosnia&Herzogovina

328 18 90

Brezilya / Brazil

463 86 07

Çek Cumhuriyeti / Czech Rep.

422 10 80

Danimarka / Denmark

489 54 01

Estonya / Estonia Rep.

469 79 69

Etiyopya / Ethiyopia

388 25 57

Fas / Morocco

421 23 32

Fildişi Sahili Cumhuriyeti / Ivory Coast

479 07 09

Filipinler / Philippines Rep.

472 13 75

Finlandiya / Finland

877 02 35

Fransa / France

421 42 34

Gürcistan / Georgia

425 93 53

Hırvatistan / Croatia Rep.

446 28 70

Hollanda / Netherlands

464 02 01

İspanya / Spain

441 66 99

İsveç / Sweden

422 01 38

İsviçre / Switzerland

421 42 39

İzlanda / Iceland Kazakistan / Kazakhstan

482 22 11

Kore / Korea Rep.

479 04 04

Litvanya / Lithuania

371 51 50

138

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

Ukrayna / Ukranie

421 21 41

Ürdün / Jordan

482 24 45

İZMİR KÜLTÜR VE TURİZM DERGİSİ’NE SİZ DE ABONE OLUN !

1 YILLIK ABONELİK 60 TL Tarih:

/

ADIMA FATURA EDİNİZ ŞİRKET ADINA FATURA EDİNİZ

/ 20..........

ADI SOYADI

KURUMU

GÖREVİ

ADRESİ

ŞEHİR

POSTA KODU

ÜLKE

TELEFON

FAX

E-MAIL

VERGİ DAİRESİ/NO

....... Yıllık abonelik bedeli olan ................................ TL yi Halk Bankası Alsancak Şb. Kod.731 10260253 nolu RK Renkli Kalem Medya Yapım hesabına havale ettim. Not: Lütfen havale dekontunuzu, doldurduğunuz Abone Formu ile birlikte fax veya e-mail yoluyla gönderiniz. Abonelikle ilgili ayrıntılı bilgi için arayabilirsiniz.

ABONE TELEFON

(0232) 463 75 40 ABONE FAX (0232) 421 92 24 E-MAİL bilgi@renklikalem.com.tr


Gezdik, gördük, anlattık...

İZMİR VALİLİĞİ KÜLTÜR ve TURİZM DERGİSİ

KÜLTÜR ve TURİZM DERGİSİ

KÜLTÜR ve TURİZM DERGİSİ

KÜLTÜR ve TURİZM DERGİSİ

KÜLTÜR ve TURİZM DERGİSİ

KÜLTÜR ve TURİZM DERGİSİ

Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Dergisi Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Dergisi

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

139


Sudoku

140

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

Fulya OMAÇ / e-mail: medyapuzzle@yahoo.com


襤ZM襤R Kas覺m - Aral覺k / November - December 2011

141


Rehber / Guide

BALÇOVA TERMAL OTEL 35330 Balçova / İZMİR Tel: +90 232 259 01 02 Faks: +90 232 259 08 29 www.balcovatermal.com info@balcovatermal.com

HİLTON İZMİR Gaziosmanpaşa Blv. No:7 35210 / İZMİR Tel: +90 232 497 60 60 Faks: +90 232 497 60 00 www.İzmir.hilton.com sales.İzmir@hilton.com

SOLTO ALAÇATI HOTEL 2.Çark Plajı Liman Mevkii Alaçatı Çeşme / İZMİR Tel:+90 232 716 06 61 Faks:+90 232 716 06 69 info@soltohotel.com www.soltohotel.com

DenİzAtı Holiday Village Meryemana Cad. No:19 Gümüldür / İZMİR Tel: +90 232 790 91 91 www.denizati-hv.com

EGE PALAS Cumhuriyet Bulvarı No.210 35220 Alsancak / İZMİR Tel:+ 90 232 463 90 90 Faks: +90 232 463 81 00 www.egepalas.com.tr

İZMİR PALAS OTEL Atatürk Bulvarı 35210 İZMİR Tel: +90 232 465 00 30 Faks: +90 232 422 68 70 www.İzmirpalas.com.tr info@İzmirpalas.com.tr

KİLİM OTEL Atatürk Bulvarı 35210 İZMİR Tel: +90 232 484 53 40 Faks: +90 232 489 50 70 www.kilimotel.com.tr info@kilimotel.com.tr

OTEL KÂYA Gaziosmanpasa Blv. No: 45 35230 Çankaya / İZMİR Tel: +90 232 483 97 71 Faks: +90 232 483 97 73 www.otelkaya.com info@otelkaya.com

RESIDENCE BUTİK HOTEL Mürselpaşa Bulv. No:28 Fuar karşısı Kahramanlar / İZMİR Tel: +90 0 232 441 90 90 Faks: +90 232 441 60 40 www.residencehotel.com.tr info@residencehotel.com.tr

BİRLİK OTEL Yeni Hal Yanı Kaynaklar Buca / İZMİR Tel : +90 232 443 06 56 Fax : +90 232 443 06 70 info@birlikhotel.gen.tr www.birlikhotel.gen.tr

Hotel Grand Amphora İsmet Paşa Mh. 206 Sok. No:7 Foça / İZMİR Tel: +90 232 812 39 30 +90 232 812 39 97

Naz Otel Ali Stair Cad. No: 135 Yenifoça / İZMİR Tel: +90 232 814 78 28 www.nazotel.com

VİLLA SARAY İzmir Cad. Saray. Sk. Ilıca Çeşme / İZMİR Tel: +90 232 723 02 66 Faks: +90 232 723 36 72 www.villasaray-vip.com www.viltur.com

ANGORA BEACH RESORT Doğanbey, Gümüldür İZMİR Tel:+90 232 742 70 00 Faks: +90 232 742 69 99 www.angorabeachresort.com info@angorabeachresort.com

DENİZ RESTAURANT İzmir Palas Oteli Zemin Kat Atatürk Cad. No: 188/B Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 464 44 99 Faks: +90 232 463 00 86 www.denizrestaurant.com.tr

EGEBY ET & BALIK RESTAURANT V. Kazım Dirik Cad. No.6 Pasaport / İZMİR Tel:+ 90 232 489 49 49 Faks: +90 232 441 18 74 info@egeby.com.tr www.egeby.com.tr

GÜVERTE BALIK RESTAURANT Fish& Meat Balıkçı Barınağı Mevkii Özdere/İzmir Tel: +90 232 797 82 84 + 90 232 797 84 36 www.guverterestoran.com

focagrandamphora@hotmail.com

ALTIN KAPI 1444 Sok.No:9/A Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 422 27 09 Faks: +90 232 421 21 47 www.altınkapi.com altınkapi@superonline.com

142

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

İZAİR Adnan Menderes Havalimanı Girişi

35410 Gaziemir / İZMİR Tel: +90 232 298 35 00 Faks: +90 232 298 35 54 www.izair.com s.atli@izair.com.tr

İPEKSİ TATLAR Cumhuriyet Bulvarı 192/12 Üstay Apt. Gündoğdu Meydanı Alsancak / İZMİR Tel:+ 90 232 421 5988 Faks: +90 232 464 9088 www.ipeksitatlar.com


KORDONBOYU BALIK PİŞİRİCİSİ Atatürk Caddesi 196/A 1.Kordon Alsancak - İZMİR Tel: +90 232 422 40 01 Tel: +90 232 422 15 90 www.kordonboyu.com.tr

LA CIGALE Cumhuriyet Blv. No: 152 Fransız Kültür Merkezi Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 421 47 80 Faks: +90 232 464 79 86

RED DRAGON İZMİR CHINESE RESTORAN 1379 Sk. N:57/6 Hilton Otel Yanı Alsancak / İZMİR Tel:+90 232 483 00 79 Faks:+90 232 441 64 69

lacigalealsancak@hotmail.com

reddragonchinese@hotmail.com

TEOS PARK CAFE & RESTAURANT TEOS PARK CLUB

Çamlık mevkii Sığacık–Seferihisar / İZMİR Tel: +90 232 745 77 17 Gsm: 0 532 694 88 66

www.reddragon.com.tr

TOPÇU’NUN YERİ Restoran İşletmeleri Kazım Dirik Cad. No: 3/A-B Pasaport / İZMİR Tel:+ 90 232 484 14 70 +90 232 425 90 47 www.topcununyeri.com

TAVACI RECEP USTA Atatürk Caddesi No.364 Alsancak / İZMİR Tel:+90 232 444 19 78 +90 232 463 87 97 Faks:+90 232 422 61 71 www.tavacirecepusta.com

VELİ USTA Atatürk Cad. No:212/A Alsancak / İZMİR Tel:+90 232 464 27 05 10 Sk. N:179/A İnciraltı/İZMİR Tel:+90 232 277 77 66 www.İzmirbalikpisiricisi.com

İLYAS GÖNEN KURUKAHVECİ 904 Sok. No:54 Hisarönü / İZMİR Tel:+ 90 232 483 25 07 Faks: +90 232 483 68 04 www.ilyasgonen.com

A&A ÇİFTE KUMRULAR İnciraltı Cd:49-136 Balçova/İzmir Tel Plus: 0 232 259 75 85 Tel Merkez: 0 232 277 91 58 Fax: 0 232 277 04 77 ciftekumrularnet@gmail.com www.ciftekumrular.com.tr

KÜNENFES TATLI İMALATI Osmangazi Cad. No:82/A Osmangazi Mahallesi Bornova / İZMİR Tel: +90 232 374 74 47 Gsm: 0532 544 85 56

EGE-KOOP Merkez: 1337 Sk. No:16 Kat: 6-7 As Han Çankaya - İZMİR Tel: +90 232 484 07 07 Faks: +90 232 425 89 24 www.egekoop.org.tr www.4mevsimkonaklari.com

SİMMSAR GAYRİMENKUL Değerlendirme Yalı Caddesi No:414/1 Karşıyaka-İzmir Tel: +90 232 364 47 48 Faks: +90 232 368 95 97 info@simmsar.com.tr www.simmsar.com.tr

SEDEKO 1399 Sok. No.9 K.2 D.5 Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 465 18 00 Fax: +90 232 465 29 39 sedeko@sedeko.com.tr www.sedeko.com.tr

Kedİ Kültür Sanat Merkezİ Atatürk Cad. No: 386/A 35220 Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 464 99 35 Faks: +90 232 464 98 35 info@kedikultursanat.org www.kedikultursanat.org www.kedikultursanat.com

SOLMAZ GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ Kıbrıs Şehitleri Cad. Kristal İş Merkezi No:136 K :3 Alsancak / İZMİR Tel :+90 232 463 65 16 (pbx) Faks: +90 232 463 65 20 www.solmaz.com.tr ismailt@solmaz.com

NOTTINGHAM BAR Gazi Kadınlar Sokağı No:13 Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 464 36 72 www.nottingham.com.tr

VAKIF MARKET VE TURİZM İŞLETMELERİ LTD. ŞTİ. Fevzi Çakmak 2. Sokak No.32/21 Demirtepe - ANKARA Tel: +90 312 231 25 63 Faks: +90 312 229 36 44 tmovakfi@gmail.com www.tmovakfi.org.tr

ORION REMAX ORİON GAYRİMENKUL & DANIŞMANLIK Mithatpaşa Cad. No:1133/Z-1 Üçkuyular / İZMİR Tel:+90 232 247 31 32 Faks:+90 232 247 92 71 info@remax-orion.com www.remax-orion.com

Levha Saclar • CNC Kesim • Raylı Kesim

Levha Saclar • CNC Kesim • Raylı Kesim

AÇAN DEMİR TİC. SAN.LTD. ŞTİ. Ankara Cd. No. 200 A Blok No.11 Demirciler Sitesi Bornova - İZMİR Tel:+90 232 478 18 99 Faks: +90 232 478 19 43 www.acandemir.com.tr

DİKİLİ LİMAN VE TURİZM İŞLETMELERİ TİCARET A.Ş. Atatürk Caddesi No: 11 35980 Dikili – İZMİR Tel: +90 232 671 44 00 Faks: +90 232 671 20 29 info@portofdikili.com www.portofdikili.com

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

143


Bulmaca / Crossword

144

İZMİR Kasım - Aralık / November - December 2011

Fulya OMAÇ / e-mail: medyapuzzle@yahoo.com


İzmir 14  

izmir hayatı

İzmir 14  

izmir hayatı

Advertisement