Issuu on Google+

KÜLTÜR ve TURİZM DERGİSİ CULTURE & TOURISM MAGAZINE EYLÜL - EKİM / SEPTEMBER - OCTOBER 2011 YIL / YEAR: 3 SAYI / EDITION: 13 ALABİLİRSİNİZ / YOUR COMPLIMENTARY COPY

Tarihle Randevu A rendezvous with history

KONAK

İmam-ı Birgivi’nin kutsal diyarı The holy land of İmam-ı Birgivi

Huzura uzanan yol The road to serenity

ESKİ DOĞANBEY KÖYÜ


İZMİR Eylül - Ekim / September - October

1


32 İmtiyaz Sahibi / Publisher on Behalf İZMİR VALİLİĞİ İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü adına Abdülaziz EDİZ İl Kültür ve Turizm Müdürü Director of Culture and Tourism

Genel Yayın Yönetmeni / Publishing Director Cengiz KESKİNER İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Provincial Directorate of Culture and Tourism

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Responsible Manager of Editorial Department

Ali AKSAKAL İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Provincial Directorate of Culture and Tourism

Yayın Kurulu Başkanı / Head of Editorial Board Haluk TUNÇSU Vali Yardımcısı / Lieutenant Governor Yayın Kurulu / Editorial Board Prof. Dr. Füsun BAYKAL Doç. Dr. Gözde EMEKLİ Hamdi TÜRKMEN - Sirel EKŞİ M. Kaan ERGE - Selehattin SERT Talat AYDİLEK - İsmail GÖÇMEN Güzfent DİLEMRE - Nalân MELEK Zeynep GÜVERCİN GÖÇMEN Danışma Kurulu / Consultative Board Başkan: Güman KIZILTAN Prof. Dr. Öcal USTA - Prof. Dr. Alp TİMUR Prof. Dr. İge PIRNAR - Necmi ÇALIŞKAN Alex BALTAZZI - Dilek GAPPİ Veysi ÖNCEL - Özer MUMCU İzmir Kültür ve Turizm Dergisi’ne internette www.izmirdergisi.com, www.izmir.gov.tr ve www. izmirkulturturizm.gov.tr adresinden e-dergi olarak ulaşabilirsiniz. You can have İzmir Culture and Tourism Magazine as an e-magazine from www.izmirdergisi.com, www.izmir.gov.tr and www.izmirkulturturizm.gov.tr.

Dergimizde yayımlanan yazı ve fotoğraflardan yayıncının izni alınmadan, kaynak belirtilmeden tam veya özet alıntı yapılamaz. Neither, text nor photographs from this publication may be reproduced either in ful lor summary without acknowleding the source and without prior permission from the publisher.

ISSN: 977-1309 2642

2

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

48

22 / Yabancı medyada İzmir’in tanıtımı

The advertising of Izmir in the foreign press

32 / İzmir Fuarı 80 yaşında

The Izmir International Fair is 80 years old

38 / Türkiye’nin renkleri TRT Belgesel’de

Turkey’s colors on TRT Documentary

40 / Ege’nin az bilinenlerini dünyaya tanıtıyor

He introduces the lesser known characteristics of the Aegean

44 / Doğanın sesine yürüyün!

Walk towards the sound of nature!

48 / Konak’ta tarihle randevu

A rendezvous with history in Konak

70 / Lidyalılardan bugüne Ödemiş tarihi

The history of Ödemiş from past to present

76 / “İzmir fotoğraflarla buluşuyor”

“Izmir meets photographs”


70

82

88

82 / Huzura uzanan yol Eski Doğanbey Köyü

The road to serenity The Old Doğanbey Village

88 / İmam-ı Birgivi’nin kutsal diyarı

The holy land of İmam-ı Birgivi

94 / “Ben İzmir’i Barcelona gibi görüyorum”

“Izmir is just like Barcelona”

100 / Kervanların uğrak yeri şimdi tescilli güzel!

The rest stop of caravans; now a registered beauty!

104 / Homeros’un vadisinde doğayla iç içe

Commune with nature in the valley of Homer, Homeros in Turkish

108 / “Ben bakırla konuşuyorum”

“I talk to copper”

112 / İzmir’in tarih öncesi yerleşim alanı: Yeşilova Höyüğü

Ajans Başkanı / Chairman Özer KESTANE Yayın Koordinatörü Editorial Coordinator Sibel HEKİMOĞLU Muhabir / Interviewer Ceyda ADAR Derya ŞAHİN Süleyman DUMAN İngilizce Editörü English Editor M. Kaan ERGE Grafik Tasarım / Graphic Design Yeşim AYAN Rahşan AKSOY Nur BULUT

REKLAM / ADVERTISING Reklam Direktörü Advertising Director Güliz İLGEN Reklam Koordinatörü Advertising Coordinator İrfan IŞIK Müşteri Temsilcileri Customer Represantatives Hakan KÜL Rasim MUTLU Dilem ŞANLI Abone Sorumlusu Subscribe Director Neslihan EDİZ Finans / Finance Dila Emral AYDIN

E-dergi Uygulaması E-magazine application Gökhan AKSAKAL

Izmir’s prehistoric settlement: Yeşilova Tumulus

126 / En tatlı paylaşım: İzmir lokması

The sweetest sharing: The Izmir Lokma

RK Renkli Kalem Medya Yapım Turizm Reklam Paz. Ltd. Şti. 1480 Sok. No: 7 Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 463 75 40 Faks: +90 232 421 92 24 www.renklikalem.com.tr bilgi@renklikalem.com.tr İzmir Kültür ve Turizm Müdürlüğü Tel: +90 232 483 51 17 Faks: +90 232 483 42 70 E-Posta: iktm35@kulturturizm.gov.tr www.izmirkulturturizm.gov.tr Yayın Türü: Yerel, iki aylık Baskı Yeri /Printing: Lamineks Matbaacılık Dijital Baskı İşl. San ve Tic.Ltd.Şti Tel: 0232 433 33 55

Baskı Tarihi /Printing Date:

İZMİR Eylül - Ekim / September - October

3


We will try to construct the mastership period of tourism by making Izmir the center As the Ministry of Culture and Tourism, we are trying to establish an environment that will bring about all the cultural riches that our country possesses, to pass on our cultural values to future generations and to contribute to the development and support of creativity in culture and art. We see it as our historical responsibility to attend to the heritage accumulated through all the civilizations that have lived in Anatolia all these years and pass them on to future generations. Having a civilization heritage that unites different religions and cultures is in fact Turkey’s biggest richness. We have an understanding that we should share and advertise all these riches first with our nation, then to the world. This is very important in terms of the preservation of cultural originality and transportation of these assets to a universal dimension. One of the most effective ways to advertise our historical and cultural riches to the world is tourism. Tourism is a very important activity area which can obviate the prejudices between countries and cultures and for societies to understand each other

better. As long as Turkey values culture and art, it will take its rightful place in tourism and become an important player in the sector. Our aim is to provide the establishment of a tourism dash that is based on culture. Exhibiting our country, our culture and our citizens in their own naturalness is the basis of our tourism vision. While not thinking about tourism without the cultural values it encompasses, our primary goal is to highlight the magnificent cultural diversity and richness of Turkey. We aim to put into service our historical and cultural values in addition to sea, sand and sun tourism and to make improvements especially in cultural and thermal areas and diversify tourism. I believe that the best geography for this new target and concept is Izmir and its vicinity. We will try to construct the mastership period of tourism by making Izmir the center. We are trying to move tourism outside of the shores and expand it to the inner lands of Anatolia. We have finished our thermal master plan with regards to this goal. We want to put this huge potential in the Aegean Region and around Izmir to use by way of health tourism.

Within the works we are undertaking in making Izmir a history and culture center for high income and high cultured groups we are aiming for Turkey to take its rightful place in the sector by adding thermal and culture tourism to mass tourism. We are working very hard towards our goal of 50 million tourists and 50 billion dollars of revenue from the tourism sector in 2023. We are aiming for Izmir, an important culture and tourism center in the Aegean, to add synergy to the region with its city structure and social-cultural venues and as a modern and developed city. In this regard, we are trying to make Izmir an important tourism, economy, industry and export center in Turkey. I would like to stress once more that we are working relentlessly towards our goals, would like to thank your magazine which has an immense contribution to the works of our Ministry and congratulate you on your third anniversary and all those who are working very hard to make this magazine happen.

Ertuğrul Günay Minister of Culture and Tourism

4

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011


Turizmde ustalık dönemini İzmir merkezli inşa etmeye çalışacağız tüm dünyaya anlatmak ve tanıtmak doğrultusunda bir yaklaşımı benimsedik. Kültürel özgünlüğün maddi-manevi bütün boyutlarıyla korunabilmesi ve evrensel boyuta taşınabilmesi bu açıdan son derece önemlidir.

Bakanlık olarak, ülkemizin sahip olduğu bütün kültür zenginliklerini ortaya çıkaracak bir ortam oluşturulmasına, kültür değerlerimizin gelecek kuşaklara aktarılmasına, kültür ve sanat alanındaki yaratıcılığın geliştirilip desteklenmesine katkı sağlamaya çalışıyoruz. Anadolu topraklarında bugüne kadar yaşamış tüm uygarlıkların mirasını, insanlığın ortak kültür mirası olarak gören bir anlayışla, bütün değerlerimize hiçbir ayırım gözetmeksizin sahip çıkmayı ve geleceğe taşımayı, bu topraklara karşı tarihi bir sorumluluk olarak görüyoruz. Farklı inançları, kültürleri buluşturan, bir arada özgürce yaşamalarını sağlayan bir uygarlık mirasına sahip olmak, kuşkusuz Türkiye’nin en büyük zenginliğidir. Sahip olduğumuz bu zenginlikleri önce kendi insanımıza, sonra

Tarih ve kültür zenginliklerimizi dünyaya tanıtmanın en etkili yollarından birisi turizmdir. Turizm, ülkeler ve kültürler arasındaki önyargıların giderilmesi ve toplumların birbirlerini daha iyi anlayabilmelerinin sağlanması adına önemli bir hareket alanıdır. Türkiye, kültür ve sanata verdiği değer ölçüsünde turizm alanında farklı ve önemli bir ülke konumuna ulaşacaktır. Amacımız, kültüre dayalı bir turizm atılımının gerçekleşmesini sağlamaktır. Ülkemizi, kültürümüzü ve insanımızı kendi doğallığı içinde sergileme düşüncesi turizm vizyonumuzun da temelidir. Turizmi çevrelendiği kültürel değerlerden ayrı düşünmeyerek, kültürel mirasımızın korunmasını, Türkiye’nin muhteşem kültürel çeşitlilik ve zenginliğinin öne çıkarılmasını öncelikli hedef olarak ortaya koyduk. Deniz, kum ve güneş turizminin yanı sıra tarihi ve kültürel değerlerimizi de insanlığın hizmetine sunmak ve turizmi çeşitlendirerek özellikle kültür ve termal alanlarında bir atılımı gerçekleştirmek hedefindeyiz. Bu hedef ve yeni konsept için en uygun coğrafyanın da İzmir ve çevresinde olduğunu düşünüyorum. Turizmde ustalık dönemini

İzmir merkezli olarak inşa etmeye çalışacağız. Turizm potansiyelini kıyı turizminin ötesine taşımak istiyor ve Anadolu’ya yaymaya çalışıyoruz. Bu amaçla termal master planını bitirdik. Ege Bölgesi ve İzmir çevresinde mevcut olan büyük potansiyeli sağlık turizmiyle birlikte değerlendirmek istiyoruz. İzmir’i tarih-kültür turizmi merkezi olarak dünyada gelir ve kültür seviyesi yüksek grupların özel ilgi gösterdiği alanlardan birisi haline getirme yönünde yürüttüğümüz çalışmalar çerçevesinde, kitle turizmine termal ve kültür turizmini de ekleyerek, Ege bölgesinin Türkiye turizminde hak ettiği yeri almasını sağlamak istiyoruz. 2023’te 50 milyon turist, 50 milyar dolar gelir hedefimiz kapsamında bunun için de düğmeye basıldığını ve büyük gayret içinde olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Ege’nin önemli kültür ve turizm merkezlerinden olan İzmir’in, kent yapısı ve sosyal-kültürel mekânları ile daha çağdaş ve gelişmiş bir kent olarak bölgeye sinerji katmasını hedefliyoruz. Bu çerçevede, İzmir’i ülkenin turizm, ekonomi, sanayi, ihracat gelişiminin önemli merkezlerinden birisi yapmaya çalışıyoruz. Bütün gayretimizin bunun için olduğunu tekrar belirtiyor, bakanlığımız çalışmalarına kuşkusuz ciddi bir katkı sağlayan derginize yayın hayatında başarılar diliyor, 3. yıldönümünü kutluyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Ertuğrul Günay Kültür ve Turizm Bakanı

İZMİR Eylül - Ekim / September - October

5


Güncel / Actual

Bergama’da restorasyon çalışmaları sürüyor Bergama Belediyesi, kentin eski mahallelerindeki yapıları restore ederek, günümüz turizmine kazandırmaya devam ediyor. Dört yeni restorasyon çalışması için İzmir Valiliğine müracaat eden Bergama Belediyesi, katkı payı almaya hak kazandı. 14 Eylül İlköğretim Okulu bahçesindeki Papaz Evi denilen eski yapı, restorasyon çalışması tamamlanan ve yakında faaliyete başlayacak olan Eski Gazipaşa Okulu yanındaki bina, yine restorasyon çalışması tamamlanan Havra Binası’nın yanındaki bina ve restorasyon çalışmaları devam eden Kapalı Çarşı çevresindeki dükkanlar, İzmir Valiliğinin sağlayacağı katkı payı ile Bergama Belediyesince restore edilecek. Restorasyon çalışmalarına önem verdiklerini belirten Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç, “Tamamladığımız ve yapımı süren restorasyon çalışmalarımıza önümüzdeki günlerde yenileri eklenecek. Eski ve bazıları viran hale gelmiş yapılarımızı restore ederek, Bergama’nın görünümünü yenilemeyi amaçlıyoruz. Şehrimize gelen yerli ve yabancı turistlerin, tarihi yapısına uygun bir Bergama görmelerini istiyoruz.” dedi.

Restoration works continue in Bergama The Municipality of Bergama continues to restore the structures in the old neighborhoods of the town to contribute to tourism today. The Municipality of Bergama, which applied to the Governorship of Izmir for 4 new restorations, received a portion of the grant. The old structure called The Priest’s House within the 14 Eylül Elementary School, the building next to the Old Gazipaşa School, the structure next to the Synagogue and the stores next to the covered bazaar will be restored by the municipality with the funds granted by the Governorship. Bergama Chief Magistrate Mehmet Gönenç who pointed out they were putting great importance on restorations said, “We will add new projects in terms of restorations to the works that are already underway. We are aiming to renew the general panorama of Bergama by restoring old and rundown structures. We want the tourists who come here to see a Bergama that is in harmony with its history.”

Foça’da Mambo Beach Club keyfi Yılın yorgunluğundan veya gündelik hayatın stresinden uzaklaşmak için ideal bir mekân Mambo Beach Club. Moskova’dan Marina Romanova tarafından 2010’da devralınan 5 dönümlük koy, Buğra Berk Öğün tarafından işletiliyor. Yeni Foça’yı arkanızda bırakır bırakmaz iki tepenin arasında kalmış, Ege’nin muhteşem denizini kucaklayan 5 dönümlük eşsiz bir koyda kurulu Mambo Beach Club, konuklarının bütün isteklerine karşı özel olarak tasarlandı. Dünyanın en seçkin mutfaklarından oluşturulan menüsü ile her öğün farklı bir lezzetin bulunabileceği mekânda, açık hava fitness salonu ve ücretsiz su sporlarının yanında plaj voleybolu, scuba diving, dart ve mini çim sahada futbol imkanları da mevcut. Silent Beach ise kitap okumak, sessiz bir ortamda uyumak ya da arkadaş sohbeti için ideal.

Enjoying the Mambo Beach Club in Foça The Mambo Beach Club is an ideal place to escape the year’s fatigue or the stress of daily life. The 5000 square meter bay that was taken over by Marina Romanova from Moscow in 2010, is run by Buğra Berk Öğün. Mambo Beach Club, which is located between two hills just after you leave New Foça behind, is a special beach club that is built on a magnificent 5000 square meter bay and caters to your every needs. In the club which you can find a different menu at every meal prepared from elite cuisines around the world, you can enjoy working out at an open air fitness area, play beach volley, go scuba diving, play darts and engage in match at a miniature football field. What’s more is that water sports are free of charge! The Silent Beach within the club is ideal for reading, sleeping or hanging out with your friends.

6

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011


İZMİR Eylül - Ekim / September - October

7


Güncel / Actual

Çandarlı, festivalle şenlendi Bu yıl 15’incisi düzenlenen Çandarlı Kültür ve Sanat Festivali, 15-17 Temmuz 2011 tarihleri arasında gerçekleşti. Festival süresince fotoğraf, seramik, ahşap, cam üzerine yapılan çalışmalar ile yağlı boya ve takı tasarımı eserlerin yer aldığı sergi sanatseverlerle buluşurken, tavla, dama, satranç ve trap atış yarışmaları katılımcılara eğlenceli saatler yaşattı. Çandarlı Yelken ve Su Sporları Kulübü’nün organize ettiği yelken gösterileriyle renklenen etkinlikler kapsamında, halk oyunları ekipleri de beğeni topladı. Deniz ve Grup 84’ün şarkılarıyla renk kattığı Çandarlı Kültür ve Sanat Festivali, halkın yoğun katılımıyla gerçekleşen Zara konseriyle son buldu.

Çandarlı jazzed up with a festival! The Çandarlı Culture and Art Festival which was organized for the 15th time this year took place on July 15-17, 2011. While guest enjoyed photography, oil painting and jewelry exhibitions and works on wood and glass; backgammon, checkers and chess and trap shooting competitions were fun events during the festivals. During the events that became even more colorful with the sailing shows organized by the Çandarlı Sailing and Water Sports Club, the Turkish folklore troops were a big hit with the crowd. The Çandarlı Culture and Art Festival which was host to performances by Deniz and Group 84, ended with a concert by famous Turkish singer Zara.

Sörf tutkunları Alaçatı’da buluştu İzmir’in dünyaca ünlü sörf merkezi Alaçatı, 21-24 Temmuz 2011 tarihleri arasında Sörf Festivali’ne ev sahipliği yaptı. Türkiye’nin ilk sörf odaklı eğlence ve müzik festivali Alaçatı Sörf Festivali, spor, eğlence ve müziğin merkezi oldu. Katılımcılardan ücret alınmayan festivale ilgi yoğundu. Dört gün boyunca sörfçülerin kıyasıya rekabetine sahne olan festivalde etkinlikler kapsamında düzenlenen konser ve partiler de büyük beğeni topladı.

Surf enthusiasts met at Alaçatı Alaçatı, İzmir’s world famous surfing center, was host to the Surf festival on July 21-24, 2011. The Alaçatı Surf Festival, which is Turkey’s first surf focused music and fun festival, was the center of sports, music and fun. The festival, which was free of charge, was attended by many people. During the 4 day festival which was host to competitions of surfers was also a big hit with the all day concerts and parties that were organized.

Art Alaçatı Summer Fest İDF ve İyi Sanat işbirliğiyle bu yıl ilki düzenlenen Art Alaçatı Summer Fest, 26 Temmuz’da start aldı. Tatil kültürünü sanat, tasarım ve müzikle buluşturan festivalin açılışında sahne alan cazın özel ismi Al di Meola, Alaçatı Anfi Tiyatro’da verdiği muhteşem konserle dinleyenleri büyüledi. Festival, Alaçatı’nın spor ve eğlenceyi buluşturan özgün tatil kültürüne yepyeni bir pencere açarken, gelenekselleşmeyi de hedefledi. ‘Art Alaçatı Summer Fest’te etkinlikler kapsamında; Türkiye’nin önde gelen sanatçı ve tasarımcılarına ait resim, heykel, fotoğraf ve video art dalındaki eserler, Alaçatı’nın mimari yapı ve tasarımlarıyla ön plana çıkan restaurant, cafe, butik otel ve galerilerinde sergilendi. Bu yıldan itibaren her yıl temmuz-eylül ayları arasında gerçekleşecek festival, 15 Eylül’de son buldu.

Art Alaçatı Summer Fest Art Alaçatı Summer Fest which was jointly organized by İDF and İyi Sanat for the first time this year started on July 26. Al di Meola, who took to the stage at the opening of the festival which combined art, design and music with the holiday culture, dazed the audience with his performance at the Alaçatı Amphitheatre. While the festival opened up a whole new window to the holiday culture of Alaçatı that combines sports and fun, it aimed to continue in the upcoming years. Paintings, sculptures, photographs and video artworks belonging to famous Turkish artists were exhibited at restaurants, cafes, boutique hotels and art galleries in Alaçatı during the festival. The event that will take place every year from now on between July and September, ended on September 15.

8

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011


DINING BUSINESS PLEASURE NATURE RELAX damaklarda iz bırakacak lezzetler, modern konferans salonları, efsaneleşmiş havuzu, şehrin içinde doğayı sunan atmosferi, ve hayalinizdeki Spa deneyimi... hepsi bu çatı altında...

İZMİR Eylül - Ekim / September - October

9


Güncel / Actual

Hamam Kalıntıları gün yüzüne çıkıyor Bergama’da Kleopatra Güzellik Ilıcası olarak bilinen ve mülkiyeti Bergama Belediyesine ait alanda bulunan Roma Dönemi hamamının ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmalar başladı. Tarihi, M.S. 2. yüzyıla uzandığı tahmin edilen ve hamam, havuz, soyunma yerlerini içinde barındıran kompleks bir yapı olduğu düşünülen mimari kalıntıların, yıllar içinde üzerini örten dolgu malzemelerinin temizlenmesiyle başlayan kazı çalışmaları esnasında Roma ve Osmanlı Dönemlerine ait taş bilezik, tabak, çanak ve çömlek parçaları bulundu. Buluntu eserler, üniversite laboratuarında birleştirildikten sonra müzeye teslim edilecek ve sergilenecek.

Public bath ruins are coming to light Excavation works to unearth the Roman era public bath in Bergama known as the Cleopatra Beauty Hot Springs is underway. During the digs of the architectural ruins of the bath which is thought to date back to 2nd century and which is thought to be complex that includes a bath and changing rooms, stone bracelets belonging to the Roman and Ottoman era, plates and clay potteries were found. The ruins that were found during the dig will be recomposed in labs and then turned over to museums for exhibition.

Ayavukla’da müzik şöleni İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarının ardından İzmirlilerle buluşan Ayavukla Kilisesi, 25. Uluslararası İzmir Festivali kapsamında düzenlenen ‘Des Equlibres’ konserine ev sahipliği yaptı. Fransa’nın önemli oda müziği gruplarından olan ‘Des Equlibres’i dinlemeye gelenler arasında bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, “İzmir için çok önemli bir mekânı, tarihî bir varlığı, dünya mirasını kurtarabildiğimiz için son derece sevinçliyiz. Bundan sonra bu mekân, kentimizde önemli etkinliklere ev sahipliği yapacak. Müştemilat olarak kullanılan binayı da, İzmir Gazeteciler Cemiyetine tahsis ettik. Kısa sürede kentimize bir de basın müzesi kazandıracağız” dedi.

Music at Ayavukla The Ayavukla Church which was open to the public after restorations undertaken by the İzmir Metropolitan Municipality, was host to the ‘Des Equilibres’ concert during the 25th International Izmir Festival. Izmir Chief Magistrate Aziz Kocaoğlu who was among the guests at the concert by one of France’s most famous chamber music orchestras ‘Des Equilibres’ ’said: “This is a very important event site for Izmir. We are very happy that we were able to save this historical site which is a world heritage. This site will host many important events in the years to come. We have allocated the auxiliary building to the Izmir Journalists Association. We will build a press museum in our city in the very near future.”

10

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011


İZMİR Eylül - Ekim / September - October

11


Güncel / Actual

Yurt dışında İzmir’i tanıtacaklar Kültür ve Turizm Bakanlığınca dış görevlere atanan kültür ve tanıtma müşavirleri ile ataşe ve ataşe yardımcılarına, İzmir ve çevresi ile kentin kültür ve turizm potansiyeli anlatıldı. Türkiye’yi yurt dışında 3 yıl süreyle temsil edecek ve İzmir’in tanıtımına katkıda bulunacak 14 görevli, tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenen yemekte, turizm sektörü temsilcileriyle bir araya geldi. İzmir Vali Yardımcısı Nevzat Ergün, İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Sırrı Aydoğan, Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürü Cumhur Güven Taşbaşı’nın katıldığı yemekte, Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet İşler ve yönetim kurulu üyeleriyle turizm sektörünün temsilcileri de hazır bulundu.

They will promote Izmir abroad Cultural attaches and assistant attaches that have been appointed to work abroad by the Ministry of Culture and Tourism were told about Izmir and its surroundings and the cultural and tourism potential of the city. 14 appointees, who will represent Turkey abroad for 3 years and aid in the promotion of Izmir, came together with representatives of the tourism sector at a dinner organized in the old Gas Factory. The dinner was attended by Izmir Assistant Governor Nevzat Ergün, İzmir Metropolitan Municipality Assistant Director Sırrı Aydoğan, Ministry of Culture and Tourism Promotional Agency General Manager Cumhur Güven Taşbaşı, President of the Aegean Touristic Facilities and Accommodations Association Mehmet İşler, board members of the association and representatives of the tourism sector.

İzmir’in sanat şölenine doğru 4. Uluslararası EgeArt Sanat Günleri

Towards Izmir’s art festival: The 4th International EgeArt Days

Ege Üniversitesi tarafından 9-13 Aralık 2011 tarihlerinde, 4. Uluslararası EgeArt Sanat Günleri düzenlenecek. Etkinlik nedeniyle İzmir’in 18 ayrı kültür merkezi ve sanat galerisinde 9-25 Aralık günlerinde sergiler açılacak, yüzlerce yerli ve yabancı sanatçı İzmirlilerle buluşacak. Ayrıca genç sanat resim ve kısa film yarışmaları da organize edilecek.

The 4th International EgeArt Days, organized by the Aegean University, will take place on December 9-13, 2011. Within the contents of the festival, exhibitions will be organized in 18 different cultural centers and art galleries and hundreds of local and foreign artists will meet with the people of Izmir. In addition, young art painting and short film competitions will be organized.

Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Candeğer Yılmaz, “Bir üniversitede alanı ne olursa olsun, sanatla beslenmeyen bir eğitim eksik kalacaktır. Ayrıca çeşitli kurumlar gibi, sanatsal faaliyetler üretmek, sanatın gelişimine katkıda bulunmak, sanatın ve sanatçının toplumla buluşmasını sağlamak da, üniversitelerin toplumsal duyarlılık görevleri arasındadır. Bu düşünceden hareketle üniversitemiz öncülüğünde düzenlenecek ve çeşitli kurum, kuruluş ve kişilerin desteği ile hayat bulacak olan 4. Uluslararası EgeArt Sanat Günleri etkinliği, üniversitemizde ve kentimizde farklı ve arzuladığımız atmosferin oluşmasına katkı sağlayacaktır” dedi.

12

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

Prof. Dr. Candeğer Yılmaz Dean of the Aegean University said, “If a university, whatever its field is, does not engage in arts, the education taught at that facility will be insufficient. In addition, organizing activities concerning art, contributing to the development of art and helping people come together with artists is among the social responsibilities of universities just like any other establishment. With this regard, The 4th International EgeArt Days which will be organized by our institution and sponsored by various companies and institutions will contribute to the unique atmosphere we are trying to establish.”


İZMİR Eylül - Ekim / September - October

13


Güncel / Actual

İzmir’de yeni arkeolojik keşifler Kadifekale’de yürütülen sur duvarları restorasyon çalışmalarına destek kazılarında, Kale Cami olarak tanımlanan yapı bütünüyle ortaya çıkarılırken, M.S. 2. yüzyıla tarihlenen kadın başı heykeli de bulundu. Çalışmalar hakkında bilgi veren Kazı Başkanı ve DEÜ Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Akın Ersoy, ortaya çıkarılan caminin, 14. yüzyıla ait, İzmir’deki ilk Türk-İslam Dönemi ibadet yapılarından olduğunu tahmin ettiklerini kaydetti. Kadın başı heykelinin ise Helenistik özellikler gösterdiğini, Demeter veya Artemis görüntüsüne sahip olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Ersoy, heykelin göz işçiliği ve matkap izlerinin çok ince işlenmiş olduğunu vurguladı. Osmanlı Dönemine ait seramik atölyesi buluntularının gün yüzüne çıkarıldığı çalışmalarda, Bizans Sarnıcı içindeki dolgu da temizlendi.

New archeological finds in Izmir In the countenance excavations during the city wall restorations in Kadifekale, a structure called the Kale Mosque was completely unearthed and a statue of a woman’s head that dates back to 2nd century A.D. was found. Dr. Akın Ersoy, the head of the excavation, said that the mosque dated back to 14th century and was one of the oldest Turkish-Islam religious structures in Izmir. Dr. Ersoy, who pointed out that the head of the woman looked like it was from the Hellenistic era and resembled Demeter or Artemis, said that its workmanship was very delicate. During the excavations, relics belonging to an Ottoman period ceramic workshop were unearthed and the fillings inside the Byzantium Cistern were cleaned.

Finlandiya’dan gazeteci konuklar İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) ile Türkiye’nin Finlandiya Ataşeliği işbirliğinde, Finlandiya’dan gazetecilerin de katıldığı basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan Abdülaziz Ediz, Finlandiya ile turizm ilişkilerinin henüz istenen düzeye gelmediğine ve potansiyelin çok daha yüksek olduğuna işaret etti. ETİK Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet İşler ise Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye’nin Finlandiya Ateşeliğinin, İzmir’in tanıtımı için el ele verdiklerini belirtti. Dünya basınına İzmir’i tanıtmak için sezon öncesi gerçekleştirilen Living İzmir’den çok başarılı sonuçlar elde ettiklerini bildiren İşler, 2012 baharında, daha büyük bir organizasyonla Living İzmir-2’yi yapmayı planladıklarını söyledi.

Our guests were Finnish reporters A press conference jointly organized by the İzmir City Culture and Tourism Directorate, The Aegean Touristic Facilities Association and the Finnish Attaché to Turkey was also attended by reporters from Finland. Abdülaziz Ediz who spoke at the meeting said that touristic relations with Finland were not at a level that they were expecting and that there was great potential. ETİK Chairman of the Board Mehmet İşler added that the Ministry of Culture and Tourism and the Finnish Attaché to Turkey were working together for the advertisement of Izmir. İşler, who pointed out that they had got great results from Living Izmir, an organization for the promotion and advertisement of Izmir and that they were planning a bigger sequel in the spring of 2012.

14

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011


İZMİR Eylül - Ekim / September - October

15


Güncel / Actual

İzmir online pazarda tanıtılacak Alman Seyahat Acentaları Birliğinin eski başkanı ve Almanya’nın en büyük turizm danışma şirketlerinden Hesselmann & Associates CEO’su Gerd Hesselmann ile online pazarlama şirketi Unister GmbH Firması üst düzey yetkilisi Ulrich Brandner, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği’nin (ETİK) konuğu olarak İzmir’e geldi. İzmir’i online pazarda tanıtmak, kentin turizm olanaklarını araştırmak ve dünyaya anlatmak amacıyla gelen konuklar, üç gün boyunca tarihi ve turistik yerleri gezdi, ziyaret ve incelemelerde bulundu. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gerd Hesselmann, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Ağustos-Eylül ayları arasında Türkiye’nin tanıtımı için banner çalışması yaptıklarını belirterek, “Vereceğim raporda bu çalışmaların yıl boyu sürmesini önereceğim” dedi. Ulrich Brandner ise, kültür turizmcisi olarak İzmir Kültür ve Turizm Dergisi’nde hangi konuları görmek istediğine ilişkin soru üzerine ‘’Daha çok İzmir’in bilinmeyen, keşfedilmemiş yönleri, mesela modern ve alternatif sanat, Türk ve Osmanlı mutfakları ile özel mekanlar ilgimi çekiyor’’ yanıtını verdi.

İzmir will be advertised online Gerd Hesselmann, the former president of the German Travel Agencies Association and the CEO of Germany’s largest tourism consultancy firms Hesselmann & Associates and an administrator from online marketing company Unister GmbH named Ulrich Brandner visited Izmir as guests of the Ministry of Culture and Tourism and the Aegean Touristic Facilities Association. The visitors, who came to Izmir to research the touristic potential of the city and introduce it in the online market, visited historical and touristic sites during their three day stay. Gerd Hesselmann, who spoke to the press pointed out that they were going to do banner works between August and September with the Ministry of Culture and Tourism for the advertisement of Izmir, said that he was going to recommend the extension of these works to 12 months in his report. When Ulrich Brandner was asked what kind of topics he would like to see in Izmir Culture and Tourism Magazine, he said; ‘’I would like to see articles about the lesser known characteristics of Izmir such as modern and alternative art. I am also interested in the Turkish and Ottoman cuisine and special venues.”

Hilton’dan fuara destek Hilton, İzmir’in dünyaya açılan penceresi olan İzmir Enternasyonal Fuarı’na konaklama sponsoru olarak destek verdi. Bu kapsamda dünya genelinde yakından takip edilen bir organizasyon olan fuarın yerli ve yabancı farklı kültürlerden misafirleri, Hilton İzmir’de konakladı. Ayrıca fuarın onur konuğu ülkesi Avusturya’nın Kültür Ofisi’nin katkılarıyla 15 Eylül günü Avusturyalı ünlü jazz grubu Drechsler Trio, İzmirli sanatseverlerle Hilton İzmir’in 31.katında yer alan Windows On The Bay Bar’da bir araya geldi. İzmir’in tanıtımına destek olarak kentin uluslararası turizm pazarından daha fazla pay almasını hedeflediklerini belirten Hilton İzmir Genel Müdürü Todori Kalamaris, ‘’Şehrimizde gerçekleştirilen organizasyonları destekleyerek, İzmir’in çekim merkezi olması için çalışmalarımıza ara vermeden devam ediyoruz” dedi.

Hilton supports the fair Hilton was the accommodation sponsor of the Izmir International Fair, Izmir’s window to the world. National and international guests from different cultures stayed at the Hilton Izmir hotel during the fair. In addition, Australia’s famous jazz band, the Drechsler Trio, performed at the hotel’s famous bar, Windows on the Bay, on the 31st floor of the hotel, on September 15th, sponsored by the Cultural Office of Australia, which is the honorary guest of this year’s fair. Hilton İzmir’s general manager Todori Kalamaris who pointed out that their aim was to increase the share of Izmir in international tourism by contributing to the PR of the city said, ‘’We are continuing our efforts to make Izmir an attraction point by supporting the organizations in the city.”

16

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011


İZMİR Eylül - Ekim / September - October

17


Güncel / Actual

Batı Anadolu’nun en büyük zemin mozaiği Agora’da

Western Anatolia’s biggest ground mosaic is in Agora

Büyükşehir Belediyesinin dünyanın “kent merkezindeki en büyük antik agorası” olarak bilinen İzmir Agorası’ndaki kamulaştırmaları sürerken, yıkılan binaların altından her geçen gün yeni bir buluntu daha ortaya çıkıyor. Batı Anadolu’da en büyük mozaikli zemin buluntusu, bunlardan bir tanesi. 900 metrekarelik alanın hemen yarısını kaplayan mozaik döşeme, büyüklüğü ve yerinde korunmuş olması ile İzmir ve Batı Anadolu için bir ilk olma özelliği taşıyor. Geometrik desenlerden oluşan büyük boyutlardaki mozaik üzerinde restorasyon ve düzenleme çalışmaları hakkında bilgi veren Kazı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Akın Ersoy, bölgede iki yıldır kazı çalışmalarını sürdürdüklerini bildirdi. Akın, ‘’Mozaikli yapı dememizin nedeni, tabanın tümünde mozaik zemin olmasından kaynaklanıyor. Burası, Batı Anadolu’da en büyük mozaikli zemin buluntusu olarak görünüyor. Çünkü ilk tespitlerimize göre burası 900 metrekarelik bir alan ve mozaikler hemen hemen bu alanın yarısını kaplıyor. M.S. 2. yüzyılda yapılmış bir kültür sarayı, toplantı salonu olarak tanımlayabileceğimiz yapı. Arkadaşlarımız bir yandan mozaikleri ortaya çıkarırken, diğer yandan da restorasyonunu yapıyorlar” dedi.

While the Izmir Metropolitan Municipality’s nationalization continues at the Izmir Agora, which is known as the “biggest antique agora within a city center” in the world, new findings are being unearthed from under the buildings that are demolished. One of them is the biggest ground mosaic in Western Anatolia. The mosaic furnishing which almost covers half of the 900 square meter area is a first for Izmir and Western Anatolia with its size and well preserved state. Director of the excavation Assistant Docent Dr. Akın Ersoy, who spoke about the restoration and renovation efforts on the mosaic which is composed of geometric shapes, pointed out that digs were being performed for the past two years in the region. Akın said, ‘’the reason we call it a structure with mosaic is that its entire ground floor is made from mosaics. This looks like Western Anatolia’s largest ground mosaic because it seems that almost half of the 900 square meter area is covered in mosaics. It is a 2nd century A.D. cultural hall or a meeting area. While our colleagues are digging up the mosaics they are also restoring them.”

Tiyatroseverler Dikili’de buluştu Dikili’de İzmir Yenikapı Tiyatrosu’nun, Dikili Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğünün katkılarıyla düzenlediği Tiyatro Buluşması, görkemli bir şekilde sona erdi. 11-14 Ağustos tarihleri arasında Türkiye’nin farklı illerinden 22 tiyatro topluluğun bir araya geldiği buluşma, ilk günden son güne kadar yüzlerce vatandaşın katıldığı görsel bir şölene dönüştü. Bu yıl beşincisi düzenlenen buluşma süresince her gece iki oyun sergilenirken, oyunculuk, sinema, öğretmenlere yaratıcı drama, vücut oyunculuğu atölye çalışmaları da yapıldı. Şiir dinletileri ve sokak tiyatrosu etkinliklerinin renk kattığı buluşmanın Türkiye Tiyatrolar Birliği Dönem Başkanı, Yönetmen Orçun Masatçı tarafından yönetilen sonuç bildirgesinde, 6. Tiyatro Buluşması’nın da Dikili’de yapılmasına, ayrıca ilçede ‘Çocuk Oyunları’ festivali düzenlenmesine karar verildi.

Theatre lovers gathered in Dikili The Theatre Ensemble organized by the İzmir Yenikapı Theatre in Dikili and sponsored by the Dikili Municipality Culture and Social Works Administration, ended with a magnificent show. The ensemble, which was the host of 22 theatre troops from different cities in Turkey during August 11-14, turned into a visual festival attended by thousands of citizens from start to finish. While two theatre plays were staged each night at the 5th ensemble, acting, cinema, creative drama and body acting workshops were organized during the event, along with poetry readings and street plays. In the term report prepared by Orçun Masatçı, the acting director of the Turkish Theaters Association, it was concluded that the 6th ensemble would also be organized in Dikili, along with a Children’s Festival.

Kadın Filmleri Haftası

Women’s Films Week

A7 Şehir Kulübü’nün desteğiyle Makina Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından gerçekleştirilen MMO Tepekule Açıkhava Sinema Şenliği kapsamında “Kadın filmleri Haftası” etkinliği de düzenlendi. Etkinlik, MMO Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi’nde 6-8 Eylül 2011 tarihlerinde gerçekleştirildi. Hafta kapsamında yönetmenliğini Güliz Sağlam ve Feryal Saygılıgil’in yaptığı “Bölge”, Müjde Arslan’ın yönettiği “Kumalık: Ölüm Elbisesi”, Kolombiyalı yönetmen Rodrigo Garcia’nın “Anneler ve Kızları”, Belma Baş’ın yönettiği “Zefir” filmleri izlendi. Bu sezon açıkhava film gösterimleri kapsamında belgesel ve animasyon filmleri haftaları da düzenlenmişti.

Women’s films week was organized during the Tepekule Open air Cinema Festival sponsored by the A7 City Club and the Izmir branch of Mechanical Engineers Association. The event took place during September 6-8, 2011 at MMO Tepekule Congress and Exhibition Center. “Bölge”, a movie directed by Güliz Sağlam and Feryal Saygılıgil, “Kumalık: Ölüm Elbisesi”, directed by Müjde Arslan, “Mothers and Daughters” directed by Rodrigo Garcia and “Zefir” directed by Belma Baş were shown during the event. Documentary and animation films were also shown this season as part of the open air movie weeks.

18

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011


İZMİR Eylül - Ekim / September - October

19


Güncel / Actual

SunExpress’te önceden sipariş özel yemek SunExpress, iç hat yolcularına önceden sipariş edilebilen özel yemekler sunuyor. Yolcular, 8 Ağustos’tan itibaren başlayan uygulama ile özel siparişlerini, uçuşlarına en geç 72 saat kala SunExpress’in web sitesi www.sunexpress.com üzerinden verebiliyor. SunLight Bistro Deluxe adıyla 15 TL’ye satışa sunulan özel yemekler, Izgara Köfte, Karnıyarık, Tavuk Şiş, Peynirli Ravyoli, Börekli ve Omletli Kahvaltı’dan oluşuyor. Tüm yemekler yanlarında salata veya zeytinyağlı ile tatlı ya da meyve çeşitleriyle birlikte servis ediliyor. SunExpress, Haziran ayından bu yana dış hat uçuşlarında da önceden sipariş edilen özel yemek uygulamasını sürdürüyor.

A special preordered meal at SunExpress SunExpress offers its domestic passengers special meals that can be preordered. Starting from August 8, passengers can order their special meals 72 hours prior to the flight at the latest from the web site of SunExpress, www.sunexpress.com. The special menu that is called SunLight Bistro Deluxe and priced at 15 Turkish Liras, includes grilled meatballs, eggplant with minced meat, skewered chicken, cheese ravioli, and a breakfast with pastry and omelet. All the dishes are served with salad or an olive oil dish and dessert or fruit. SunExpress still continues this tradition for international flights which has started in June.

Karşıyaka’da festival coşkusu Karşıyaka Belediyesince her yıl eylül ayında düzenlenen Karşıyaka Festivali, bu yıl da tüm İzmirlilere ev sahipliği yaptı. 21-24 Eylül 2011 tarihleri arasında gerçekleşen festival süresince açılan stantlar ve sergiler yoğun ilgi görürken, düzenlenen bisiklet, yelken ve model araba yarışları izleyicilere heyecanlı saatler yaşattı. Uluslararası Dans Festivali kapsamında Karşıyaka’ya gelen 16 ülkenin en iyi dansçılarının gösterileriyle renklenen festivalde, Bostanlı Rekreasyon Alanı’nda hayranlarıyla buluşan Candan Erçetin ve Berkay’ın yıldızların altında söyledikleri şarkılara onbinlerce Karşıyakalı eşlik etti.

An exciting festival in Karşıyaka The Karşıyaka Festival, which is organized by the Municipality of Karşıyaka every year in September, was again the center of attraction for the people of Izmir. During the festival, which took place between September, 21-24, 2011, stands and exhibitions were full of people and bicycle, sailing and model car competitions were great sources of excitement for those at the event. The festival, which became livelier with the dance of 16 of the best dancers in the country that came to Karşıyaka within the context of the International dance festival, songs that were sung during concerts by famous Turkish singers Candan Erçetin and Berkay at the Bostanlı Recreation Area were accompanied by thousands of locals.

20

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011


İZMİR Eylül - Ekim / September - October

21


Güncel / Actual

Yabancı medyada İzmir’in tanıtımı

Dünyanın dört bir yanından İzmir’i ziyaret eden medya mensupları, kentin sahip olduğu güzelliklerin yurtdışında tanıtımına katkı sağlıyor.

The advertising of Izmir in the foreign press Media members from all around the world who have visited Izmir are contributing to the advertisement of the city.

A

lmanya’nın en büyük kongre ve turizm dergisi CIM (Conference & Incentive Management), Eylül sayısıyla birlikte verilecek 20 sayfalık ekte İzmir’i tanıttı. Geçtiğimiz aylarda İzmir’de ağırlanan CIM’in Genel Yayın Yönetmeni Kerstin Hoffmann, İzmir’e ilk defa geldiğini ve hayran kaldığını söyleyerek, İzmir’i “Potansiyeli yüksek bir kent, işlenmemiş bir elmas gibi” şeklinde tanımladı. Hoffmann, “İstanbul, Antalya ve Ankara’yı tanıyan birçok kurum var. İzmir tanınmıyor. Ama bana göre burada, şehrin göbeğinde tarihi yaşamak mümkün. İnsanlar artık toplantısını yapıp, duşunu aldıktan sonra kentin sokaklarında tek başına kaybolmak istiyor. İnsanlar böyle zenginlikler arıyor bir kentte. İzmir’in modern bir yapısı var. Ya eskiye dönersin ya da yeniye ulaşabilirsin” dedi.

22

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

G

ermany’s biggest congress and tourism magazine CIM (Conference & Incentive Management), introduced Izmir with a 20 page inset that will be distributed with its September issue. Editor in chief, Kerstin Hoffmann, who was in Izmir in the past month said that this was her first time in Izmir and that she was impressed. She described Izmir as “A city with an immense potential, a diamond in the rough.” Hoffmann said, “There are a lot of establishments that know about İstanbul, Antalya and Ankara. Not a lot of people know Izmir. But it is possible to witness history in the middle of the city. People want to explore the city and lose themselves in the streets after they have finished their business. People are looking for these kinds if riches. Izmir is a modern city.”


İçtimai Tv ekibi Abdülaziz Ediz ile

EasyJet In-flight Magazine’den İzmir eki

İçtimai TV’nin “Güzel İzmir” belgeseli

An inset about Izmir in EasyJet In-flight Magazine

EasyJet Havayolları’na ait aylık turizm dergisinin medya uzmanı Shneenagh Baxter Martin de, 25-26 Temmuz 2011 tarihlerinde İzmir’i ziyaret etti. Londra’dan İzmir’e haftada iki uçuşu bulunan ve dünya genelinde 2,5 milyonu iş adamı olmak üzere aylık 6 milyon yolcu taşıyan EasyJet, uçuşlarında yolculara EasyJet In-flight Magazine adlı dergiyi dağıtıyor. Derginin tanıtımı ve İzmir hakkında yazı yazmak amacıyla kente gelen Martin, Eylül sayısında İzmir’e altı sayfalık yer verdiklerini söyledi. Sonraki sayılarda da farklı başlıklar altında kenti tanıtmayı amaçladıklarını dile getiren Shneenagh Baxter Martin, değişik güzergâhlarda uçan yolculara İzmir hakkında bilgi vererek, buraya da gelmeleri konusunda istek yaratmak ve İzmir pazarını geliştirmek istediklerini belirtti.

Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yayın yapan ulusal televizyon kanalı İçtimai TV (İTV) ekibi, 6 Haziran 2011 tarihinde 40’ar dakikalık 5 bölüm halinde yayınlanacak olan “Güzel İzmir” isimli belgeselin çekimlerini gerçekleştirmek üzere İzmir’e geldi. Yönetmen Hürrem Nebiyev, Sunucu Nuraman Mammedova ve Kameraman Manaf Guliyev’den oluşan ekibin İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdülaziz Ediz röportajıyla başlayan çekimleri, Agora, Konak, Kemeraltı, Kadifekale ve müzelerle sürdü. Çekimler, Bergama, Foça, Çeşme, Seferihisar, Kuşadası, Selçuk, Tire, İzmir merkez ve Karşıyaka görüntüleri ile sona erdi. Ekibin yönetmeni Hürrem Nebiyev, belgeselin özellikle Azerbaycan’da izleyenlerinin büyük beğenisini kazandığını ve çok olumlu tepkiler aldığını, İzmir’e yönelik turist tale-

EasyJet Airways’ monthly tourism magazine’s media expert Shneenagh Baxter Martin was also in Izmir in July 2011. EasyJet, which carries 6 million passengers a month – 2, 5 million of them businessmen from all around the world- and has two scheduled flights a week from London to Izmir, distributes the EasyJet In-flight Magazine to its passengers. Martin, who came to the city to promote the magazine and write about Izmir, said that they devoted 6 pages to Izmir in their September issue. Shneenagh Baxter Martin, who pointed out that they were going to keep on promoting the city with different headlines in upcoming issues said that they were aiming to bring more people to the city by introducing them to the unique characteristics of the city and develop the Izmir market. İZMİR Eylül - Ekim / September - October

23


bini arttırdığını belirtti. Haziran sonundaki ilk bölümünden Ağustos sonundaki son bölümüne kadar tekrarlarıyla birçok kez yayınlanan belgesel, Türkiye’de de izlendi.

Yabancı basın ağırlandı Rusya Federasyonu TV yayın dünyasının önemli isimlerinden olan ve Avrupa Yayın Birliği ile TRT’nin ortakları arasında bulunan Euronews kanalı üyeleri Petr Federow ve Tatyana Federowa, turizm televizyon yayıncılığıyla ilgili incelemelerde bulunmak ve tanıtım amacıyla 26 Temmuz-10 Ağustos 2011 tarihleri arasında İzmir’e geldi. Bulgaristan’da faaliyet gösteren Dodo Film Şirketi de, Türkiye’nin destinasyonlarını Bulgaristan ve dünyaya tanıtmak amacıyla 29 Temmuz-29 Ağustos 2011 tarihleri arasında Kültür ve Turizm Bakanlığınca ağırlandı. Film ekibi, ülkenin doğal güzelliklerini, şehirlerini, yollarını, otellerini, etkinliklerini, mutfağını ve folklorunu tanıtmak için İzmir’den başlamak üzere Türkiye genelini dolaşarak, “Türkiye’yi Keşfet” adlı belgesel filmi tamamladı. “Mail on Sunday” Gazetesi’nde İzmir ile ilgili makale yazan İngiliz gazeteci Gareth Huw Dawies de, 1113 Ağustos 2011 tarihleri arasında İzmir’in tanıtımı için Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ağırlanan isimler arasındaydı. 24

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

İçtimai TV’s “Beautiful İzmir” documentary The crew of İçtimai TV, a national television that broadcasts out of Baku, the capital city of Azerbaijan, came to Izmir on June 6, 2011 to film a 5 part documentary, each 40 minutes, called “Beautiful İzmir”. The crew that included Director Hürrem Nebiyev, presenter Nuraman Mammedova and cameraman Manaf Guliyev started the documentary by interviewing City Culture and Tourism Administrator Abdülaziz Ediz continued filming in Agora, Konak, Kemeraltı, Kadifekale and museums. The documentary ended with footage taken at Bergama, Foça, Çeşme, Seferihisar, Kuşadası, Selçuk, Tire, İzmir and Karşıyaka. Director Hürrem Nebiyev said that the documentary was a big hit in Azerbaijan and that it fuelled interest for Izmir. The documentary which ran many times from June to August was also shown in Turkey.

Foreign press was entertained Euronews members Petr Federow and Tatyana Federowa were in Izmir between July 26 and August 10, to conduct inspections on tourism broadcasting and presentations. The Dodo Film Company, which operates in Bulgaria, came to Izmir to introduce Turkey’s touristic destination to Bulgaria and the world and was entertained by the Ministry of Culture and Tourism between July 29 and August 29. The crew started filming the scenic beauties, cities, roads, hotels, culture, cuisine and folklore of the country in Izmir and finished their documentary called “Discover Turkey” by touring the whole country Gareth Huw Dawies, a journalist who wrote an article about Izmir in the “Mail on Sunday”, was also entertained by the Ministry of Culture and Tourism during August 11-13, 2011.


İZMİR Eylül - Ekim / September - October

25


Güncel / Actual

Turizmde 2012’nin rotası çizildi Turizm sektörüne yön verenler, 2012 yılı için sektörde rekabet edilebilirliği artırmak, yeni yatırım olanaklarını ve bölgenin turizm rotasını saptamak amacıyla bir araya geldi.

İ

zmirli turizmciler, Ege Turistik İşletmeciler ve Konaklamalar Birliğinin (ETİK) önderliğinde Mövenpick Otel’de düzenlenen toplantıda, 2012 yılının rotasını çizdiler. Toplantıya; İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdülaziz Ediz, ETİK Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet İşler, ETİK Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Tercan, ETİK Genel Sekreteri Sevda Zorlu, Kültür ve Turizm Bakanlığı eski Müsteşarı Güman Kızıltan katıldı. İzmir Kongre ve Ziyaretçi Bürosu (İzmir CVB) ile Ege Turizm Derneği yetkilileri, sektör temsilcileri ve öğretim üyeleri de toplantıda hazır bulundu. İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdülaziz Ediz, toplantıda yaptığı konuşmada, 25 bin ve 5 binlik imar planlarında son aşamaya ge26

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

P

eople from the tourism sector in Izmir mapped the tourism route for 2012 during a meeting held at the Mövenpick Hotel organized by the Aegean Touristic Facilities Association (ETİK).

The meeting was attended by the İzmir City Culture and Tourism Director Abdülaziz Ediz, ETİK Chairman of the Board Mehmet İşler, ETİK vice chairman Bülent Tercan, ETİK General Secretary Sevda Zorlu and former undersecretary of the Ministry of Culture and Tourism Güman Kızıltan. Authorities from the Izmir Congress and Tourist Bureau, members of the Aegean Tourism Association, representatives of the sector and academics were also present at the meeting.

During his speech at the meeting, İzmir City Culture and Tourism Director Abdülaziz Ediz said that they were at the last stages of the building schemes for the 25 thousand and 5 thousand congress centers and authorities from the Ministry were working for three days for land allocation. Ediz said, “If we can overcome legal matters, our touristic areas all the way from Dikili to Selçuk, Pamucak will be opened to investors. In addition, our archeological digs at 21 different spots are underway. Various ruin sites will be open to the public in the next two years.”

İzmir will be advertised in one voice ETİK President Mehmet İşler said that they would like to apply a smaller model


The route for tourism in 2012 was mapped Those who shape the tourism sector met to increase competitiveness in the sector, determine new investment possibilities and to map the tourism route of the region. lindiğini, bakanlık yetkililerinin üç gündür İzmir’de arazi tahsisleri için ciddi çalışmalar yaptıklarını anlattı. Ediz, “Hukuki sıkıntılar yaşanmadığı takdirde Dikili’den Selçuk Pamucak’a kadar uzanan turizm bölgelerimiz, yatırımcıya açılacak. Ayrıca kentte şu anda 21 ayrı noktada arkeolojik kazılarımız sürüyor. Önümüzdeki iki yıl içerisinde farklı ören yerlerimiz de halkın ziyaretine açılacak” dedi.

İzmir tek bir ses olarak tanıtılacak ETİK Başkanı Mehmet İşler ise Kültür ve Turizm Bakanlığının ülke genelinde uyguladığı başarılı tanıtım çalışmalarının küçük modelini İzmir’e uygulamak istediklerini belirtti. İşler, izlemek istedikleri tanıtım stratejilerini şöyle açıkladı: “Bakanlığımızın tüm Türkiye’de farklı turizm çeşitlerine uyguladığı tanıtım modelini, İzmir’de tek bir çanakta sunacağız. Tek bir ses olarak İzmir’i tanıtacağız. Almanya’da bir araştırma şirketine İzmir’in tanıtımı adına bir çalışma yaptırdık. Mesela Efes Antik Kenti, bilinirlik açısından kentten daha fazla öne çıkıyor. 3,5 milyon nüfuslu İzmir’i destinasyon haline getirmemiz için yaptırdığımız araştırmadan birçok sonuç elde ettik.”

İzmir örnek alınıyor İZKA Planlama Programlama Koordinasyon Birim Başkanı Sibel Ersin de, farklı kurum ve kuruluşlarla yüz yüze yapılan birçok görüşme sonrasında hazırlanan İzmir Kentsel Pazarlama Stratejisi’nin detaylarını anlattı. Türkiye’deki diğer kalkınma ajanslarının bu konuda İzmir’i örnek aldığını anlatan Ersin,

“Bir referans belgesi niteliği taşıyan strateji planı, kent turizminin geliştirilmesine dair 170 yenilikçi ve yaratıcı farklı fikri içeriyor. Amacımız; ortak akıl oluşturarak, İzmir’e daha fazla ve yüksek gelir grubunda turist gelmesini sağlamak, cazibe merkezlerinin sayısını artırmak dolayısıyla turizm gelirlerini artırmak” dedi. Turizm Yatırım Danışmanı, duayen turizmci Güman Kızıltan ise “Asayiş, eğitim, temizlik gibi hepsi başlı başına ilgilenilmesi gereken temel sorunlarımız var. Turistin kendini güvende hissetmesini sağlayacak temel altyapı sorunlarını çözmemiz gerekiyor’’ dedi.

İzmir’e Bakanlık ilgisi Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü görevlisi Gökçe İnce ise İzmir’in 2009 yılından bu yana hızlı ve olumlu yol kat ettiğini söyledi. İlk zamanlar sektörün kendi içinde bile anlaşmazlıklar olduğuna değinen İnce, “Kültür ve Turizm Bakanımız Ertuğrul Günay’ın özel ilgisi ve katkısı sayesinde bugün İzmir’de birçok somut adım atıldı. İZKA ve ETİK gibi kuruluşların bakanlığımızla işbirliği sonucunda önümüzdeki yıl çok daha iyi noktalara geleceğimize biz inanıyoruz.” dedi.

Çalıştaydan ortak görüş: İzmir’de turizm üst birliği kurulmalı İzmirli turizmciler, İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) yetkilileriyle de bir araya geldi. Toplantıda, turizm sektörü temsilcilerine, İZKA’nın proje destekleri anlatıldı. Bu toplantıda, İzmir Vali Yardımcısı Haluk Tunçsu,

of the successful advertising strategies conducted by the Ministry of Culture and Tourism for Turkey in Izmir. Here is how İşler explained their desired advertising strategies: “The Ministry has an advertising strategy that is geared towards the various touristic characteristics in Turkey. We will use this strategy by presenting Izmir in a single dish. We will advertise Izmir in one voice. We commissioned a survey to a German company about the advertisement of Izmir. For example; the Ephesus antique city has maximum awareness. We derived many results from this survey which we did to make Izmir an important touristic destination.

İzmir is an exemplary city İZKA Planning, Programming and Coordination Unit Chief Sibel Ersin talked about the details of the Izmir Urban Marketing Strategy that was prepared after input from various facilities and companies. Ersin, who pointed out that other planning agencies around the country were following Izmir regarding this matter, said: “This strategy plan, which is like a reference document, includes 170 innovative and creative ideas for the development of urban tourism. Our target is to attract wealthier tourists, increase the number of attraction points, thus increasing revenue from tourism.” Tourism Investment Consultant Güman Kızıltan said, “We have basic problems such as public peace, education and İZMİR Eylül - Ekim / September - October

27


İZKA Genel Sekreteri Ergüder Can, TAV Genel Müdürü Erkan BALCI, İzmir Skal Başkanı Haldun Palanduz’un yanı sıra İzmir Rehberler Odası ve Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) yetkilileri de bulundu. İzmir’in yeterince tanınmadığı konusunu, kuruldukları günden bu yana dile getirdiklerini anlatan İZKA Genel Sekreteri Ergüder Can, bu amaçla İzmir için “Kentsel Pazarlama Stratejik Planı” hazırladıklarını belirtti. Turizmcilere “İZKA uygulayıcı değil, destek mekanizması bir kuruluş. Biz sadece size destek olabiliriz. Bize proje ve öneri getirecek olan sizlersiniz” diye seslenen Can, kar amacı güden kuruluşların İZKA’ya başvururken, mutlaka KOBİ tanımına uyması gerektiğini vurguladı.

Tunçsu: Avrupa Sağlık Turizm Fuarı 2013’de İzmir’de İzmir’in önünde EXPO gibi çok önemli bir gündem maddesi olduğuna değinen İzmir Vali Yardımcısı Haluk Tunçsu da, medikal sektörüyle turizm sektörünün bir araya geleceği bir çalıştayın yararlı olacağını belirtti. 2012 yılında Chicago’da düzenlenecek Dünya Sağlık Turizm Fuarı’na İzmir Valiliği olarak katılacaklarını anlatan Tunçsu, “Bu amaçla iki stand kiraladık. Bu fuarda hem İzmir’in sağlık olanakları hem de turistik özellikleri tanıtılacak. EXPO’ya ilişkin de çalışma yapacağız” dedi. Avrupa Sağlık Turizm Fuarı’nın 2012 yılı Mayıs ayında İzmir’de yapılacağını belirten İzmir Vali Yardımcısı Haluk Tunçsu, bu fuarın EXPO için ciddi bir ön çalışma olacağını vurguladı. 28

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

cleanup. We need to solve our basic infrastructure problems so that tourists feel safe in the city.’’

The Ministry’s interest in Izmir Gökçe İNCE, an officer at the Ministry of Culture and Tourism’s Advertisement Directorate, said that Izmir had developed quickly and efficiently since 2009. Ince, who pointed out to the disputes within the sector at first, said: “Thanks to the efforts of our Minister Ertuğrul Günay, a lot of positive steps were taken in Izmir. I believe that the city will be in even better condition in the near future with the collaborations of establishments such as İZKA and ETİK with our Ministry.”

A mutual decision at the meeting: A tourism higher association must be established in Izmir People from the tourism sector in Izmir also held a meeting with the Izmir Development Agency (İZKA). During the meeting, people from the sector were told about the supports of IZKA. The meeting was attended by the Assistant Governor of Izmir İzmir Haluk Tunçsu, İZKA General Secretary Ergüder Can, TAV General Manager Erkan BALCI, İzmir Skal President Haldun Palanduz and authorities from Izmir Tour Guides Association and the Turkish Travel Agencies Association (TÜRSAB). İZKA General Secretary Ergüder Can, who pointed out to the fact that the advertise-

ment of Izmir was insufficient and that they have been voicing this opinion since their establishment, said that they had prepared the Izmir Urban Marketing Strategy just for this purpose. Here is what Can said to the people in the tourism sector: “İZKA does not put plans into action, it is a support mechanism. We can only support you. You are the ones who will bring us projects and suggestions.” Ergüder Can also said that when establishments who want to make a profit apply to IZKA, they must be defined as SMEs.

Tunçsu: The European Health Tourism Fair will be held in Izmir in 2013 Assistant Governor of Izmir İzmir Haluk Tunçsu, who pointed out that Izmir had a very important agenda as EXPO, said that a workshop that included the medial and tourism sectors would be very beneficial. Tunçsu, who added that they were going to participate in the World Health Tourism Fair in Chicago in 2012, said: “We have rented two stands for this fair as the Governorship of Izmir. We will advertise the health opportunities and touristic characteristics of Izmir and also conduct works regarding EXPO.” Assistant Governor of Izmir İzmir Haluk Tunçsu who pointed out that the European Health Tourism Fair in the May of 2013 would be held in Izmir said that this organization would be a serious preliminary work for EXPO.


İZMİR Eylül - Ekim / September - October

29


Güncel / Actual

“Kırmızı”

İzmir’den yola çıktı Reklamcılarla kentlerinde buluşan Kırmızı ekibi, 14 Eylül 2011 Çarşamba akşamı, İzmirli reklam ajansları ve reklamverenlerle buluştu.

“Kırmızı” started out from Izmir The Kırmızı team who join up with advertisers at their own cities, met with advertising agencies and advertisers of Izmir on Wednesday, September 14, 2011.

R

eklam sektörünü daha derinlemesine ve ülke çapında kapsamak amacıyla, İstanbul dışındaki reklam ajanslarının bulundukları kentlere giden Kırmızı Bölge ekibi, 14 Eylül 2011 Çarşamba akşamı, İzmirli reklam ajansları ve reklamverenler ile buluştu. Kırmızı Ödülleri’nin ev sahipliğinde, İzmir reklam sektörünün önde gelen isimleri ve reklamverenlerinin katılımlarıyla İzmir Arena’da gerçekleşen kokteylde, bu yıl için planlanan yenilikler paylaşıldı. Geçtiğimiz yıl Kırmızı Bölge Reklam Ödülleri’nde, Foça Yoğurt ilanlarıyla büyük ödül Kıpkırmızı’yı kazanan İzmirli reklam ajanslarından Reklam Merkezi, düzenlenen kokteylde Kırmızı Ödülleri’nin, ajansa kattıklarını paylaştı. Geçen yıl İzmir’e ödül kazandıran diğer ajans ve reklamverenler de günün anısına bir kez daha belgelenip,

30

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011


Tasar İletişim Başkanı Murat Türkay-Rekmar Hande Göktepe Yamans Ajans Başkanı Atilla Yaman - Freelance Group Güler Sarıgöl

Berk Optik Sahibi Aylin ve Levent Pala

alkışlandı. Yerel basın reklamlarında yaratıcılığın artırılmasını özendirmek, İstanbul dışında bulunan reklam ajanslarının, çalışanlarının ve reklamverenlerin başarılarını belgeleyip, ödüllendirmek amacıyla tasarlanan Kırmızı Bölge Basında En İyiler Reklam Ödülleri’nin ikinci yılında da Anadolu reklamcılığının en yaratıcı reklamcı ve reklamverenleri alkışlanacak. Geçtiğimiz yıl, Türkiye genelinde 60 ajanstan 378 reklam içeren 280 başvuru ile büyük ilgi gören Kırmızı Bölge’ye, www. kirmiziodulleri.com üzerinden başvurular başladı. Tüm Türkiye genelindeki, reklamcı ve reklamverenlerin bir araya geleceği, yaratıcılıklarını ve başarılarını kutlayacakları 2. Kırmızı Bölge ödül töreni ise Aralık ayında, İzmir’de düzenlenecek.

T

he Kırmızı regional team, who meet agencies outside of Istanbul at their own cities to cover the whole advertising section in Turkey, met with advertising agencies and advertisers of Izmir on Wednesday, September 14, 2011. During the cocktail that was organized by the Awards at Izmir Arena and attended by the prominent names in the sector and advertisers, innovations that were planned for this year were discussed. A local advertising agency, Reklam Merkezi, which received the most prestigious award last year for their advertisement of Foça Yoghurt, shared the contributions of the award to the agency during the cocktail. Other local agencies and advertisers who received awards last year were also

Kırmızı Ödülleri Koordinatörü Gürül Öğüt

Japar Rezervuar Yetkilileri Engin Erbay - Nihan Sayili

mentioned and congratulated. Kırmızı Bölge, which was established to encourage creativity in local press advertising and to document and celebrate the success of advertising agencies outside Istanbul, will also award the most creative advertisers and agencies in Anatolia during its second year. Applications to Kırmızı Bölge, which was quite popular last year with 280 applications from 60 advertising agencies with 378 advertisements, started on www.kirmiziodulleri.com. The award ceremony for the 2nd Kırmızı Bölge competition will be held in Izmir in December.

İZMİR Eylül - Ekim / September - October

31


Nostalji / Nostalgia

İzmir Fuarı 80 yaşında Ardında kalan yıllarla, kimimiz büyüdük, kimimiz orta yaşı çoktan devirdik ama stantlar, konserler, eğlenceler ve birbirinden renkli etkinliklerle hafızalarda yer eden İzmir Fuarı, bugün de kenti dünyanın dört bir yanıyla buluşturan en önemli kapısı… Fotoğraflar / Photography: SÜHA TARMAN KİŞİSEL ARŞİVİ - İZFAŞ ARŞİVİ

The İzmir International Fair is 80 years old! Some of us grew up, some of us are now middle aged but the İzmir International Fair, which we still remember with its stands, concerts and colorful activities is still an important place that unites the city with the four corners of the world…

Ç

ocukluk günlerimizin en unutulmaz anları arasındadır fuar günleri. Gelişi dört gözle beklenen, en güzel giysilerin giyinilip meraklı bakışlarla doyasıya yaşanılan İzmir Fuarı, kentle özdeşleşen ismiyle 80 yılı geride bıraktı. Ardında kalan yıllarla, kimimiz büyüdük, kimimiz orta yaşı çoktan devirdik ama stantlar, konserler, eğlenceler 32

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

T

he days we have spent at the fair are amongst the most beautiful of our childhood. The İzmir International Fair which was awaited with much anticipation and visited after we put on our best clothes is now 80 years old. Some of us grew up, some of us are now middle aged but the İzmir International Fair, which we

still remember with its stands, concerts and colorful activities is still an important place that unites the city with the four corners of the world… In the month of September, when hot days will give way to warm spring days, the İzmir International Fair will open its doors to its visitors for the 80th time. The


9 Eylül Kapısı

ve birbirinden renkli etkinliklerle hafızalarda yer eden İzmir Fuarı, bugün de kenti dünyanın dört bir yanıyla buluşturan en önemli kapısı… Sıcak yaz ayının yerini ılık bahar akşamlarına bıraktığı Eylül ayında İzmir Fuarı kapılarını 80’inci kez misafirlerine açtı. 17 Şubat 1923 yılında Atatürk’ün talimatıyla İzmir’de toplanan İktisat Kongresi’nde 80 yıllık bir gelenek olan İzmir fuarının temelleri atıldı. Mustafa Kemal Atatürk, İzmirli tüccar Şerif Remzi Reyent’in, Konak ilçesi Yemiş Çarşısı’ndaki 4-5 bin kişi alabilecek büyüklükteki binasında, imal edilen her şeyin teşhirinin yapılacağı ‘Yerli Mallar Sergisi’ açılması talimatını verdi. Bugün Türkiye’nin birçok kentinde renkli stantlar, büyük açılış kok-

foundations of the fair were laid during the Economic Congress in February 17, 1923 in İzmir with the directive of Atatürk. Mustafa Kemal Atatürk ordered the opening of a “Local Goods Fair” that would exhibit every piece of production in the 5 thousand capacity building of local tradesman Şerif Remzi Reyent located in the Yemiş Bazaar in Konak. That was the beginning of international fairs that now have colorful stands, fancy opening cocktails and interest from the international communities in all the corners of Turkey. The first local goods exhibition called “September 9”, which is the independence day of İzmir, was opened in 4-25 September 1927 in the Mithatpaşa Art Institute. 71

state institutions, 195 local and 72 foreign companies attended the first fair. The second one was opened in 4-21 September, 1928 which was attended by 515 companies, 155 of them foreign. When a larger area was needed, an exhibition area was built on the place which now houses the Swiss Hotel Grand Efes and the exhibition was renamed as the “September 9th National Fair” The opening ceremony was attended by the Chief of Staff at that time Fevzi Çakmak, the Mayor of İzmir, Kazım Dirik Pasha and Chief Magistrate Dr. Behçet Uz. Suat Yurdkoru, a local of İzmir, went to Russia in 1933 with the Turkish sports procession while he was a sports reporter for the İZMİR Eylül - Ekim / September - October

33


teylleri, uluslararası camianın ilgisiyle yapılan fuarların ilki böylelikle gerçekleştirildi. İzmir’in kurtuluş günü olan “9 Eylül” adının verildiği yerli mallarının ilk sergisi 4-25 Eylül 1927’de Vali Kazım Dirik Paşa’nın çalışmaları sonucunda Mithatpaşa Sanat Enstitüsü’nde açıldı. 71 resmi kuruluş, 195 yerli, 72 yabancı firmanın katıldığı, İktisat Kongresi sergisinden sonraki ilk sergi olma özelliğini alan bu organizasyonun ikincisi, 4-21 Eylül 1928’de düzenlendi. Bu sergiye 155’i yabancı olmak üzere 515 firma katıldı. Daha geniş bir mekân yaratma gereği ortaya çıkınca 1931 yılında, bugünkü Swiss Otel Grand Efes’in kurulduğu alan üzerinde bir sergi alanı inşa edildi ve 9 Eylül Sergisi, ‘9 Eylül Milli Panayırı’ adını aldı. Açılış törenine, dönemin Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak ile İzmir Valisi Kazım Dirik Paşa ve Belediye Başkanı Dr. Behçet Uz katıldı. İzmirli Suat Yurdkoru, Yeni Asır Gazetesi spor muhabirliği yaparken, 1933 yılında Türk sporcu kafilesiyle yönetici olarak Rusya’ya gitti. Moskova Fuar Alanını gezerken çok etkilenen Yurdkoru, fuar alanının panosundaki krokileri, kara kalemle bir kağıda alarak İzmir’e döndü. Bu arada belediye meclisi üyeliğine, ardından da Belediye Başkan Yardımcılığı görevlerine getirilen Yurdkoru, İzmir yangınının harabe haline çevirdiği alanda Kültürpark oluşturma fikrini sunduğu Başkan Dr. Uz’dan olumlu yanıt aldı.

Genç Cumhuriyetin ilk fuar etkinliği Bugünkü 450 bin metrekarelik Kültürpark’ın temeli, çok kısa zamanda moloz yığınlarından arındırılarak,

34

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

local newspaper. Yurdkoru who was most impressed by the Moscow Fair Area copied the layouts of the area and returned to İzmir. Yurdkoru who was first elected to be a member of the municipality and then promoted to deputy mayor suggested the establishment of a culture park in the area that was destroyed by fire and was approved by the Chief Magistrate Dr. Uz.

The first fair of the young republic The foundations of the now 450 thousand square meter culture park were laid in January 1, 1936 with a huge ceremony. The fair which was finished with moral support from then Prime Minister İsmet İnönü and financial contributions from the government opened with the name “Arsıulusal İzmir Fair” on September 1, 1936 with a speech by İsmet İnönü finally found its place in the culture park. That year, 104 foreign and 424 national firms attended the fair. Thus, the first international fair of a young republic took place in İzmir. During the first part of the 1940’s the fair was affected by WWII and could not be opened in 1942 but events were organized under the name “Culture Park Activities” for the local crowds. The fair which reopened in1943 in spite of war was also attended by countries that were still fighting such as Britain, Italy and Germany. While the whole world was at war, a phrase that was one of the founding principles of Turkey, “Peace at home, and peace in the world” was shared with the world at the İzmir fair.


Dr. Behçet UZ

devasa bir parka dönüştürülmek üzere 1 Ocak 1936 yılında büyük bir törenle atıldı. Yoğun çalışmalar sonunda dönemin Başbakanı İsmet İnönü’nün sağladığı manevi destek ve hükümetin de maddi katkılarıyla 1 Eylül 1936 günü, bugünkü Lozan Kapısı önünde İsmet İnönü’nün açılış konuşmasıyla ‘Arsıulusal İzmir Fuarı’ adıyla açılan fuar, Kültürpark’taki yerine böylece kavuştu. O yılın fuarına 104 yabancı, 424 yerli kuruluş temsilci gönderdi. Böylelikle ilk uluslararası fuar etkinliğini Genç Cumhuriyet İzmir’de gerçekleştirdi. Tarih 1940’ları gösterdiğinde ise İzmir Fuarı, 2. Dünya Savaşı’nın yarattığı tahribattan payını aldı ve 1942 yılında açılamadı. Ancak halkın ihtiyacı doğrultusunda ‘Kültürpark Eğlenceleri’ adı altında organizasyon düzenlendi. Savaşın bütün hızıyla devam

ettiği 1943 yılında kapılarını açan fuara, savaşta olan ülkeler de katıldı. İngiltere, İtalya ve Almanya fuarda yer aldı. Tüm dünya savaştayken İzmir Fuarı’nda Türkiye’nin kuruluş felsefi olan “Yurtta Sulh Cihan’da Sulh” anlayışı tüm dünyaya sergilendi. 1947 yılına gelindiğinde İzmir Enternasyonal Fuarı, Uluslararası Fuarcılık Endüstrisi Derneğine (UFI) üye oldu. Böylece fuarcılık sektörünün en üst kuruluşu olan UFI’de Türkiye’nin de temsilcisi bulunmaya başladı. 1950 yılında fuar çocuklara açıldı ve ilk kez onlar için Lunapark kuruldu. 1960 ile 1970’li yıllarda İzmir Enternasyonal Fuarı’nda Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) uzay teknolojilerini sergiledi. Bu yıllarda, ulusal sanayi malları ve ürünleri uluslararası pazara gösterilirken, Almanya ve İngiltere ürettiği son model otomobilleri görücüye çıkarıyordu.

In 1947 the İzmir International Fair became a member of UFI, the global association of the exhibition industry. Thereby, Turkey started having a representative in the most important element of the exhibition sector. In 1950, the fair was opened to the kids and an amusement park was built. In the 60’s and 70’s the United States and the Soviet Union exhibited their space technologies and Germany and Britain exhibited their latest models of cars.

Celebrities at the fair While time blended into historical documents, unforgettable shows were added to the fun of children and fair stands. The most popular period of the fair was the 70’s and 80’s. While the name of the fair started to be associated with entertainment and art, many important artists and İZMİR Eylül - Ekim / September - October

35


Ünlü isimleri ağırlıyor Zaman tarih sayfalarına karışırken çocukların eğlencesinin ve fuar stantlarının yanına unutulmaz eğlence programları eklendi. İzmir Fuarı’nın en gözde dönemi 1970 ve 1980’li yıllarda yaşandı. İzmir Enternasyonal Fuarı daha çok eğlence ve sanat dünyasıyla gündeme gelirken, isimleri hala gönüllerde özlemle anılan birbirinden önemli sanatçılara ev sahipliği yaptı. Sanat müziğinin efsane ismi Müzeyyen Senar ve Sanat Güneşi Zeki Müren İzmir Fuarı ile aydınlattı dört bir yanı. Sadece onlar mı? Behiye Aksoy, Gönül Yazar, Emel Sayın, Bülent Ersoy, İbrahim Tatlıses, fuarın gazinolarını insan seline çevirirken, İsmail Dümbüllü, Nejat Uygur, Sadri Alışık ve Öztürk Serengil, Metin Akpınar-Zeki Alasya, Levent Kırca gibi tiyatro ve şov dünyasının duayenlerinin yarattığı kahkaha sesleri kulakları çınlattı. Atatürk’ün doğumunun 100. yılını kutlama etkinlikleri kapsamında 1981 yılında İzmir Fuarı, Atatürk Fuarı adıyla düzenlendi. Fuarda ilk ihtisas denemeleri bu yıl başladı. Zaman her şeyi olduğu gibi İzmir Fuarı’nı kendine uydurmaktan geri kalmadı. Her şey hızla sergilenip hızla tüketilmeye başlanırken, bir ayı bulan fuar süresi önce 15 güne indirildi. 1 haftası uluslararası, 1 haftası ulusal düzeyde olmak üzere 2 haftalık süre uygulaması yerleşti. Fuarda 1992 yılından itibaren onur konuğu ülke, 2005 yılından itibaren de onur konuğu il uygulaması başlatıldı. Yüreklerde geçmişe duyulan özlem bir kenarda dururken, her daim fuarcılığın, eğlencenin ve İzmirlilerin merkezi olan İzmir Enternasyonel Fuarı bu yıl 80’inci yaşını kutladı. Fuarda ilk kez partner ülke uygulamasına geçildi. İzmir, partner olarak Avusturya’yı, “onur konuğu il” olarak da Denizli’yi ağırladı. 80. fuarın teması ise “Çevre ve çevre teknolojileri” oldu. 80 yılda milyonlarca anıyı, onlarca başarıyı biriktiren İzmir Enternasyonal Fuarı, nostaljiyle gelecek umudunun kesiştiği yerde yine sizleri bekliyor.

36

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

singers came to perform at the location. Great traditional Turkish performers such as Müzeyyen Senar and Zeki Müren performed there many times along with Behiye Aksoy, Gönül Yazar, Emel Sayın, Bülent Ersoy and İbrahim Tatlıses. Famous actors such as İsmail Dümbüllü, Nejat Uygur, Sadri Alışık, Öztürk Serengil, Metin AkpınarZeki Alasya and Levent Kırca performed at the theatre and gave us memorable performances where we laughed our hearts out. In 1981, the fair was renamed the Atatürk Fair to commemorate the 100th year of Ataturk’s birthday. The first specialization attempts started that year. Time, as it does to everything, changed the fair. Because of mass consumption and changing traditions, the fair was shortened to 15 days instead of 30. Now, one week is devoted to international firms and 1 week is dedi-

cated to local firms. Starting from 1992, the honorary country tradition started to be observed and from 2005 the honorary city tradition started to be observed at the fair. While we are yearning for the days gone by, the İzmir International Fair which is the center of fun and exhibitions and an indispensible location for the people of İzmir is getting ready to celebrate its 80th birthday. For the first time this year, a partner country application is going to be introduced. İzmir has chosen Austria as a partner country and Denizli as the honorary city. The theme of this year’s fair will be “Environment and Environmental Technologies” The İzmir International Fair which has accumulated millions of memories and successes in 80 years awaits you at the intersection of nostalgia and a hopeful future.


İZMİR Eylül - Ekim / September - October

37


Güncel / Actual

Türkiye’nin renkleri TRT Belgesel’de Ülkenin uluslararası alandaki imajını güçlendirmek ve Türk seyircisinin belgesel program özlemine karşılık vermek amacıyla yayın hayatını sürdüren TRT Turizm ve Belgesel kanalı, Türkiye’nin zenginliklerini dünyaya tanıtıyor.

Turkey’s colors on TRT Documentary The TRT Tourism and Documentary Channel which continues its broadcasts to strengthen Turkey’s image in the international arena and to present quality documentaries to the Turkish public, introduces the riches of Turkey to the world.

38

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011


Y

T

ayın akışını turizm ve belgesel olmak üzere iki ana tema üzerine kuran TRT Turizm ve Belgesel kanalı, ikinci yılını doldurdu. Türkiye’nin tanıtımı ve ülke turizminin gelişmesi için Türkçenin yanı sıra İngilizce, Almanca, Fransızca yayın yapan TRT Turizm ve Belgesel Kanalı; Avrupa, Orta Asya’nın bir bölümü, Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika’da yer alan ülkeler, dijital platformlar aracılığıyla bazı Avrupa ülkeleri ve Avustralya, internet aracılığıyla da bütün dünyaya ulaşıyor.

he TRT Tourism and Documentary Channel which establishes its broadcast schedule on two main themes- tourism and documentary- is celebrating its 2nd anniversary. The channel which broadcasts in Turkish, English, German and French to contribute to the tourism in the country broadcasts in Europe, a part of Central Asia, the Arab Peninsula and countries in Northern Africa and some European countries, Australia via digital platforms and all the world through the internet.

Türkiye’nin uluslararası alandaki imajını güçlendirmek ve Türk seyircisinin belgesel program özlemine karşılık vermek amacıyla kurulan TRT Turizm ve Belgesel Kanalı, Erzurum’dan Diyarbakır’a, Antalya’dan Trabzon’a Türkiye’nin dört bir yanından gerçekleştirdiği canlı bağlantılarla, yörelerin tarihi, turistik, kültürel zenginlikleri ve ilginç özelliklerini izleyicisine sunuyor. Turksat 2A ve Hotbird uydularından tüm dünyaya yayın yapan TRT Turizm ve Belgesel Kanalı, ayrıca özel yayın paketleriyle de izleyicisine ulaşıyor.

The TRT Tourism and Documentary Channel which was established to strengthen Turkey’s image in the international arena and to present quality documentaries to the Turkish public, presents its viewers with detailed information about the cities all around Turkey through live broadcasts; highlighting the historical, cultural and touristic riches of the regions. The channel which broadcasts al around the world through Turksat 2A and Hotbird satellites also provides special broadcast packages for its viewers.

“Kardeş Kentler” ekrana yansıyacak

“Sister Cities” will be broadcasted

TRT Turizm ve Belgesel Kanalı, Avrupa Birliği (AB) fon desteği ile gerçekleştirilen “Kardeş Kentler” programıyla Türkiye ve Avrupa Birliği’nden 13 kardeş kenti ekranlarına taşıyacak. Her bölümü 25 dakika olan programın amacı, Türkiye ve dünyadaki yerel yönetimler arasında etkin ilişkiler kurulmasını sağlamak ve ortaya çıkan ilişkiler sonucunda turizmi ve ticareti canlandırmak.

The TRT Tourism and Documentary Channel, will air a documentary called “Sister Cities”, a program sponsored by the EU, about the 13 sister cities of Turkey and The European Union. The target of each 25 minute episode is to establish strong relationships with the local managements in Turkey and the world and to liven up tourism and trade after those relationships.

Kardeş Kentler Kuşadası-Romanya Sinai Kuşadası- Almanya Marl Alanya- Litvanya Trakai Antalya- Almanya Nurmberg Bursa- Finlandiya Oulu Kadıköy- Almanya Krouzberg Beşiktaş- Almanya Erlangen Selçuk- Portekiz Fatima Gaziantep- İsveç Karstad Eşme- Fransa Herouvelle İzmir- Danimarka Odense Gökçeada- İtalya Sardunya Adası Mandas Edremit- İtalya Sicilya Adası Nicolasti

Sister Cities Kuşadası-Romania Sinai Kuşadası- Germany Marl Alanya- Lithuania Trakai Antalya- Germany Nuremberg Bursa- Finland Oulu Kadıköy- Germany Krouzberg Beşiktaş- Germany Erlangen Selçuk- Portugal Fatima Gaziantep- Sweden Karlstad Eşme- France Herouvelle İzmir- Denmark Odense Gökçeada- Italy, Sardinia, Mandas Edremit- Italy, Sicily, Nicolasti

İZMİR Eylül - Ekim / September - October

39


Röportaj / İnterwiev

Ege’nin az bilinenlerini dünyaya tanıtıyor Bugün 16 bin üyeli internet grubunun yöneticiliğini üstlenen Necdet Büyükbay’ın amacı, İzmir ve çevresinin bir destinasyon olarak tanıtılmasına katkı sağlamak. Röportaj-Interview: CEYDA ADAR

He introduces the lesser known characteristics of the Aegean The target of Necdet Büyükbay, who manages a 16 thousand member web site, is to introduce Izmir and its surroundings as an important touristic destination.

Necdet Büyükbay

40

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

İ

zmir sevdalısı ve gezi tutkunu Necdet Büyükbay. İngiltere’nin Başkenti Londra’dan yayın yapan bir internet sitesinden gezilecek yerleri ararken, bu, onun Londra’da güzel bir tatil geçirmesine neden olmuş. Tatil dönüşü, memleketi İzmir’i sanal alem üzerinden tanıtmaya gönül veren Büyükbay, sosyal paylaşım sitesi üzerinde kurduğu “Ege’nin az bilinen muhteşem yerleri” isimli grubuyla yola çıkar. Bugün 16 bin üyeli grubun yöneticiliğini üstlenen Büyükbay’ın amacı, İzmir ve çevresinin bir destinasyon olarak tanıtılmasına katkı sağlamak.

N

Facebook sayfanızdan başlayalım, bu fikir nasıl oraya çıktı? BÜYÜKBAY: Ben hem iş hem de hobim olduğu için çok sık seyahate çıkıyorum. En son Londra seyahatimde, “Ben Londra’ya gidersem sıra dışı nerelere gidebilirim? Herkesin gittiği yerlerin yanı sıra bu tür yerlerin dışında çok ilginç yerler var mıdır?” diye in-

Let’s talk about your Facebook page, how did this idea come about? BÜYÜKBAY: I travel a lot for work and as a hobby. During my latest trip to London, I was looking for interesting, lesser known places to visit and came across a web site called Secret Cities. After that, I was directed to a site called Secret London

ecdet Büyükbay loves Izmir and loves to travel. While he was looking for places to visit in London, a web site based in London helped him to have a great vacation. Upon returning from his holiday in London, he sets out to introduce his beloved Izmir on line and starts by establishing a group in the interned called “The Aegean’s lesser known magnificent places” The target of Necdet Büyükbay, who manages a 16 thousand member web site, is to introduce Izmir and its surroundings as an important touristic destination.


Bergama Trajan Tapınağı

ternette araştırma yaparken ‘Secret Cities’ diye bir internet sitesi ile karşılaştım. Sonrasında ise ‘Secret London’ adında bir siteye ulaştım ve onlarla yazışmaya başladım. Ben Londra’ya geldiğimde nereye gidebilirim diye öneriler istedim. Nelerden hoşlandığımı sordular. Ben de ‘Müzelerden ve tarihten hoşlanıyorum’ diye yanıt verdim. Bu tür gruplardaki insanlarla yazıştıktan sonra Londra’da çok ilginç yerlere gittim. Daha sonra ben bunu İzmir’de yapabilir miyim diye düşündüm. Araştırırken o sitelerin kurucularından bir bayan ile iletişime geçtim. Böyle bir şey kurmak istediğimi belirttim. ‘’Biz sana yardımcı oluruz’’ dediler. Ve benim yaptığım şey, “Ege’nin az bilinen muhteşem yerleri” diye Facebook’ta bir grup kurmak oldu. Bu grup ilk haftada 100 üyeye ulaştı. Grubu kurduktan sonra hiçbir şey yapmadım. Farklı paylaşımlar oldu ve grup çok ilgi gördü. İlk hafta 1000 üyeye ulaşınca İngiltere’deki hanımefendiyi tekrar aradım.

and started corresponding with them. I wanted them to give me suggestions on where to go. They asked me what kind of things I liked. And I told them I liked museums and history. After receiving suggestions from the people on the site I went to really interesting places. Later on, I thought I could do the same for Izmir. While researching the subject, I contacted a woman from the original site. I told her about my project and she told me she’d help. The first thing I did was to open a group in Facebook called “The Aegean’s lesser known magnificent places”. The group reached 1000 members in the first week. I didn’t do anything after I established the group. People shared all kinds of different things and it became very popular. I contacted the lady in London after the membership reached 1000 after the first week and told her I wanted to share the site internationally. So they

helped me and I registered my facebook page to www.secret-cities.com. Now I have 5000 members. What kinds of things do you usually share on the site? BÜYÜKBAY: We share most things as long as it’s intriguing. We now have close to 16 thousand members. There are 2 thousand photographs and information about them on the site. People are sharing everything from the first psychological treatment methods in Bergama to the Kozak Plateau, from the restaurants in Izmir to Ephesus. We have a member that said that Heraclitus, who had said “You cannot step twice into the same stream”, was from Ephesus. Can you visit all the places that are mentioned in the group? BÜYÜKBAY: I can’t do that but I learned a lot of things from the group like there was İZMİR Eylül - Ekim / September - October

41


Menderes Claros

“İzmir’in bir marka kent olması gerektiğini düşünüyorum; bir pakete konulmalı ve öyle satılmalı. Biz bir yoldan gideceksek Kemeraltı’na, onun hikayeleri olmalı, hikayeler anlatmalı insanlara.” “I believe that Izmir has to be a brand city; it should be put in a special package and marketed like that. If we were to take a route to Kemeraltı, that road must have a story; we must tell people stories.”

Bu grubu uluslararası ortamda paylaşmak istediğimi söyledim. Bana yardımcı oldular ve Facebook’ta açtığım grubu, www. secret-cities.com’a üye yaptım.Üye sayım 5 bine ulaştı. İnsanlar güzellikleri paylaşıyor. Genelde ne gibi şeyler paylaşıyorsunuz? BÜYÜKBAY: Gizemli olduğu sürece çoğu şeyi paylaşıyoruz. Şu anda grubun yaklaşık 16 bin üyesi var. Grupta 2 bin adet fotoğraf ve bu fotoğraflara ait yazılı bilgiler var. Mesela Bergama’da ilk psikolojik tedavi yönteminin uygulanmasından Kozak Yaylası’nın güzelliklerine, İzmir’de hizmet veren restoranlardan Efes’e kadar çok geniş yelpazede paylaşımlar oluyor. “Her şey bir başka şeye dönüşür ve hiçbir şey aynı kalmaz. Aynı nehre iki defa girilmez” diyen Herakleitos’un Efesli olduğunu bir üyemiz grupta paylaşabiliyor. Grupta paylaşılan mekânların hepsine gidebiliyor musunuz? BÜYÜKBAY: Hepsine gidemiyorum fakat İzmir’de bir Çiçek Festivali olduğunu ya da Kuşadası’nda Uluslararası Motosiklet Festivali yapıldığı gibi birçok şeyi buradan öğrendim. Gittiğiniz yerlerden en çok etkilendiğiniz neresi oldu? BÜYÜKBAY: Beni en çok etkileyen yer İzmir’in Menderes ilçesi Ahmetbeyli bel-

42

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

a Flower Festival in Izmir and an International Motorcycle Festival in Kuşadası. Which location impressed you the most during your travels? BÜYÜKBAY: I was most impressed by the Claros Antique City in the town of Ahmetbeyli in İzmir’s Menderes borough. After doing some research on the city after my visit, I learned that it was one of the 3 most important prophecy centers in the world. That intrigued me even more. Also, the pictures of the Zeus Cave at the entrance of the National Park Kuşadası were very interesting. Are there people in the group looking for information? BÜYÜKBAY: We receive many interesting questions like “What is the best place for a honeymoon in or around Izmir, can we surf someplace else rather than Alaçatı? Is there a spot for diving? Which is the best Chinese restaurant in Izmir?” What is your favorite place in Izmir as a local? BÜYÜKBAY: As someone who windsurfs, I must say Alaçatı. Also, I like going to the Kozak Plateau in Bergama and the village of Şirince.


desindeki Klaros Antik Kenti oldu. Gittikten sonra yaptığım araştırmada, antik kentin dünyadaki 3 önemli kehanet merkezlerinden birisi olduğu öğrendim. Daha fazla ilgimi çekti. Doğası ile etkileyen Kuşadası’ndaki Milli Park girişindeki Zeus Mağarası’nın fotoğrafları da çok ilgi çekiciydi. Gruptan bilgi almak için faydalananlar da oluyor mu? BÜYÜKBAY: Çok ilginç sorular soranlar oluyor. “İzmir ve çevresinde en iyi balayı mekânı neresi olabilir? Alaçatı dışında sörf olanağı var mı? Dalış yapılacak bölge var mı? İzmir’de en iyi Çin lokantası nerede?” gibi bizden yardım isteyenler de oluyor. İzmirli olarak gitmekten en çok keyif aldığınız yerler neresi? BÜYÜKBAY: Sörf yapan biri olarak Alaçatı diyebilirim. Ayrıca Bergama’daki Kozak Yaylası’na ve Şirince Köyü’ne gitmeyi çok seviyorum. İzmir’in sahip olduğu tarihi kültürel ve turistik yerlerin yeteri kadar tanıtıldığını düşünüyor musunuz? BÜYÜKBAY: Ben yeterince tanıtılabildiğini düşünmüyorum. Bununla ilgili benim başka projelerim var. Uluslararası seyahat kitapları var mesela, bunun İzmir versiyonu yok! İzmir’i her yönüyle tanıtan bir kitap olmalı. Avrupa’nın birçok yerinde şehir turları var. İzmir’e gelen kişinin kenti tanıması için beş tane ayrı rota olmalı. Profesyonelce yapılmış olan rotalar da çok özenle seçilmeli. Bir tanesi Bergama’ya, bir tanesi Efes’e gider döner, diğeri şehir içerisinde kalır. Otobüs-

ler de bu iş için tasarlanmış otobüsler olmalı. Yürüyüş güzergahları belirlenmeli. İzmir Kemeraltı’nda turistin rahatlıkla gezebilmesine yardımcı olan tabelalar olmalı. Mesela Atina’da bir internet sitesi var. Oraya geleceğinizi söylüyorsunuz ve sizi orada gezdirecek gönüllü kişiler bulunuyor ve onlar sizi gezdiriyor. İzmir’in bir marka kent olması gerektiğini düşünüyorum; bir pakete konmalı ve öyle satılmalı. Biz bir yoldan gideceksek Kemeraltı’na, onun hikayeleri olmalı, hikayeler anlatmalı insanlara. Örneğin ben ‘Destinasyon İzmir Grubu’nun içerisindeyim. Uluslararası fuarlarda İzmir stantları açarak, kentimizi tanıtmaya çalışıyoruz. Destinasyon İzmir Grubu’nun kuruluş amacı neydi? BÜYÜKBAY: Dört sene önce, tamamen gönüllülerce kurulan bir grup. Sektörün belirli kesimlerinden insanlar grup içerisinde yer alıyor. Kurulma amacı, İzmir’i bir destinasyon olarak bütün dünyada tanıtmak. Belirli fuarlara broşür ve katalog gibi materyallerle katılıyoruz. İzmir’de var olup da bilinirliği az olan, “Keşke burası daha fazla tanıtılsa” değiniz yerler var mı? BÜYÜKBAY: Smyrna, Klazomenai ve Klaros gibi antik yerler çok daha iyi tanıtılabilir. Ayrıca İzmir’deki festivaller dünya standartlarına nasıl çıkartılabilir, onun üzerine çalışmak gerek. Hıdrellez kutlamaları, Kemalpaşa’da gerçekleştirilen Kiraz Festivali gibi eğlenceler, yöre halkının eğlenmesi için gerçekleştiriliyor. Bence bu festivaller uluslararası sahaya taşınarak, halkların kaynaşması sağlanabilinir.

Bergama Tiyatrosu

Do you think that the PR of Izmir’s historical, cultural and touristic spots are enough? BÜYÜKBAY: I don’t think so. I have other projects regarding this issue. There are international travel books everywhere but Izmir doesn’t have one! There must be a book that introduces Izmir with all its aspects. There are city tours all over Europe. There must be at least 5 different routes for tourists who come to Izmir. These professionally established routes must be chosen carefully. One should go to Bergama, the other to Ephesus and the rest should stay in the city. Buses that will be used during these tours must be designed only for this task. Walking routes must be established. There must be signs in Kemeraltı so that tourists can find their way easily. For example, there is a web site in Athens. You tell them that you are coming to the city and the site finds you volunteers to take you around the city. I believe that Izmir has to be a brand city; it should be put in a special package and marketed like that. If we were to take a route to Kemeraltı, that road must have a story; we must tell people stories. I am also a member of an online group called “Destination Izmir. We are trying to introduce ourselves by putting up stands during the Izmir International Fair. What is the purpose of the Destination Izmir group? BÜYÜKBAY: This is a group that was established 4 years ago by volunteers. There are also members of the tourism sector within the group. Its aim is to introduce Izmir to the world as a touristic destination. We participate in certain fairs by handing out brochures and catalogues. Is there a lesser known place in Izmir that you feel deserves more recognition? BÜYÜKBAY: The antique cities of Smyrna, Klazomenai and Claros could be advertised more. In addition, we must work on raising the festivals to world standards. Festivals such as Hıdrellez and the Cherry Festival organized in Kemalpaşa are done for only the locals. These festivals could be carried to an international arena.

İZMİR Eylül - Ekim / September - October

43


Ekoturizm / Ecotourism

Doğanın sesine

yürüyün! Efem Çukuru güzergahı doğal güzellikleri ve alternatifli yürüyüş parkurlarıyla huzurlu bir gün vaat ediyor. Yazı / Article: Hafize YİĞİT

44

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011


Walk towards the sound of nature! The Efem Pit route promises a day filled with serenity with its scenic beauties and alternative hiking paths.

İ

zmir’de bir sonbahar günü… Havaların inceden serinliğini hissettirmeye başladığı kentte, kendinizi doğanın cömertliğine teslim ederek hem ruhunuza hem de bedeninize iyi gelecek bir yolculuğun tam zamanı. Rotanızı ne yöne çevireceğiniz konusunda sıkıntı yaşıyorsanız, Efem Çukuru güzergahı, doğal güzellikleri ve alternatifli yürüyüş parkurlarıyla huzurlu bir gün vaat ediyor. Bir tarafında Balçova Narlıdere, diğer tarafında Seferihisar, bir diğer yanında ise Tahtalı Barajı bulunan Efem Çukuru Köyü, panoramik görüntüsüyle oldukça etkileyici. Çatalkaya’nın hemen arkasında yer aldığından çok güzel yürüyüş parkurlarına sahip bölgede, Efem Çukuru Köyü’nden başlayarak, istediğiniz uzunluğa göre kendinize bir yürüyüş rotası seçebilirsiniz. Buradan uzun yol almak isteyip, performansı iyi olanlar için Tırazlı Köyü üzerinden Balçova’ya inmek mümkün. Ayrıca geçen mayıs ayında Efem Çukuru’ndan başlayan ve Çatalca’ya kadar uzanan işaretlenmiş

A

n autumn day in Izmir…It is just the right time for you to take a trip that will be good for your body and soul in the city which is cooling down after a long summer. You are having trouble in deciding which way to go, which route to follow. The Efem Pit route promises a day filled with serenity with its scenic beauties and alternative hiking paths. The Efem Pit village, which is surrounded by Balçova Narlıdere, Seferihisar, and Tahtalı Dam, is quite impressive with its panoramic presence. In the region which has beautiful hiking paths, you can select a route for yourself starting from the village. For those who enjoy a long walk you can stride down to Balçova from Tırazlı Village. In addition, the marked route that starts from the Efem Pit and reaches all the way to Çatalca, offers an enjoyable route inside the forest that is easy to follow for those who don’t know the way. Another route, especially in March and April, is walking İZMİR Eylül - Ekim / September - October

45


Efem Çukuru’ndan başlayan ve Çatalca’ya kadar uzanan işaretlenmiş rota, hiç rota bilmeyenler için bile çok rahat yürünebilecek, orman içinde keyifli bir güzergah sunuyor

The marked route that starts from the Efem Pit and reaches all the way to Çatalca, offers an enjoyable route inside the forest that is easy to follow for those who don’t know the way.

46

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

rota, hiç rota bilmeyenler için bile çok rahat yürünebilecek, orman içinde çok keyifli bir güzergah sunuyor. Diğer bir yol ise; özellikle mart, nisan gibi güneşin henüz çok yakmadığı dönemde Gödence’ye yürümek. Gödence Köyü de yüksekte olduğu için, bu rotanın çok fazla inişi-çıkışı yok. Küçük tepeleri geçerek derelerin sularında serinleyip, ormanlık yollardan, bağlar arasından yürüyebilirsiniz. Halk arasında Kavacık üzümü olarak bilinen ve bu bağlarda yetişen siyah üzüm Kavacık, Efem Çukuru, Çamtepe ve Gödence’nin olduğu bu bölgede yaygın. Zeytin bahçeleri de yamaçlık yerlerde sıklıkla karşınıza çıkıyor. Diğer yürüyüş parkurlarıyla kıyaslandığında oldukça kolay bu rotayı tamamlayıp, Gödence Köyü’ne geldiğinizde, köylülerin yaptığı şarap ve zeytinyağını mutlaka almalısınız. Buradaki tüm ürünler, köylülerin kendi yetiştirdikleri mahsulden yapıldığı için organik ve çok lezzetli. Ekoturizm meraklılarındansanız, “Bu bölgede olduğum için çok şanslıyım” cümlesiyle son bulacak seyahatiniz için tek yapmanız gereken, sırt çantalarını alıp yola koyulmak…

to Gödence. Because the Gödence Village is higher up, this route doesn’t have many ups and downs. You can cool down in the streams after passing small hills and walk through forest roads and vineyards. Black grapes that are produced in these vineyards and are known as Kavacık are abundant in the Efem Pit, Çamtepe and Gödence areas. Olive gardens are also abundant on slopes. When you arrive in Gödence village after you complete this relatively easy course, you must buy the wine and olive oil produced by the locals. All the products that are sold are organic and delicious because they are made from crops harvested by the locals. If you are a fan of eco-tourism, all you have to do is strap on your backpack and set out towards a route that will make you feel very lucky once you’ve finished it…


İZMİR Eylül - Ekim / September - October

47


Konak

KONAK’ta Siz İzmirli olmanın ayrıcalıklarını doyasıya yaşarken, İzmirli olmayanların kentin soluğunu hissedebileceği ilk duraktır Konak. Fotoğraf-Photograph: CEYDA ADAR, ERDİNÇ EREEŞ, AYKUT FIRAT

48

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011


tarihle randevu

A rendezvous with history in Konak While you are taking advantage of being a local of Izmir, Konak is a place where people who are not from Izmir can feel the essence of the city. İZMİR Eylül - Ekim / September - October

49


Konak Meydanı

Saat Kulesi’nin önünde buluşmalar, Kemeraltı’nda alışveriş molası, Kızlarağası’nda kahve eşliğinde dost sohbeti, Kordon’da körfezi de yanınıza alarak yapılan keyifli yürüyüşler. Siz İzmirli olmanın ayrıcalıklarını doyasıya yaşarken, İzmirli olmayanların kentin soluğunu hissedebileceği ilk duraktır Konak. Agora ve Kadifekale’de tarihle randevunuz, Kemeraltı’nın tarihi camileriyle sürer, Alsancak’ın cumbalı evleriyle eski zamanlara yol alır, sıcak insanların ev sahipliğinde zamanın bir yerine takılır kalırsınız. Konak demek, 8 bin 500 yıldır var olan bir kentin tüm yaşanmışlıklarına tanık olmak demektir. Konak demek, her yönüyle İzmir’in ayrıcalıklarını hissetmektir.

bu eski konak nedeniyledir. Zamanla harap hale gelen yapı yıktırılır ve yeni konak 1872 yılında tamamlanır.

Saat Kulesi

Kısaca İzmir’in kalbidir Konak. Ve Konak deyince akla gelenler saymakla bitmez desek de, bunların belli başlılarını sıraladık

Şehrin hemen herkes tarafından simgesi kabul edilen Saat Kulesi, Konak Meydanı’nın odak noktasıdır. Sultan II. Abdülhamid’in tahta çıkışının 25. yılında armağan olarak 1901 yılında inşa edilen kulenin mimarı M. Raymond Pere’dir. Üst bölümde, dış yüzlerde bulunan dört adet saat, Alman İmparatoru II. Wilhelm tarafından armağan edilmiştir. 22 adet dişli çarktan saatin mekânizması üzerinde 1901 tarihi bulunur ve her biri beşer kilogramdan fazla ve çelik halatlarla bağlı iki ağırlığın haftada bir yukarı çekilmesinin sağladığı güç ile çalışır.

TARİHİ YERLER Hükümet Konağı

Milli Kütüphane

İzmir’in yönetim merkezi olan, günümüzdeki Hükümet Konağı yerinde bulunan ve Katipzade Konağı olarak bilinen ahşap yapı, vali konağı olarak kullanılmaya başlanır. Bölgenin “Konak” adıyla anılması, işte

23 Haziran 1912 tarihinde Beyler Sokağı’nda Salepçizade Konağı’nın selamlık bölümünde hizmete giren kütüphanenin bugünkü binasına taşınması, uzun yıllar almıştır. 29 Ekim 1933’de

50

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

Meetings in front of the Clock Tower, taking a shopping break in Kemeraltı, having coffee with friends at Kızlarağası Inn, enjoyable walks by the sea in Kordon… While you are taking advantage of being a local of Izmir, Konak is a place where people who are not from Izmir can feel the breaths of the city. Your rendezvous with history at Agora and Kadifekale continues with the historical mosques in Kemeraltı and you will be whisked back in time with the salient houses in Alsancak. Konak means witnessing all the lives in the city that has been around for 8500 years. Konak means experiencing all the privileges of Izmir. In short, Konak is the heart of Izmir. And even though words are not enough to describe the characteristics of Konak, we tried to tell you about the most important ones…

HISTORICAL PLACES The Government Mansion The wood structure which is known as the Katipzade Mansion and is now the Government Mansion was later on used as the Mansion of the Mayor. That is why the area


Pasaport

Cumhuriyet’in 10.Yıl Şenlikleri’nde hizmete açılan Neo-Klasik tarzdaki yapının köşelerdeki ikiz Osmanlı taç kapılarında, iki renk taştan yapılan at nalı, kemer, ikili ve üçlü gruplar oluşturan pencerede sivri kemerler kullanılmıştır.

Elhamra Sineması Yıllarca Milli Kütüphane’ye bağlı olarak çalışan ek bina, Elhamra Sineması olarak İzmirlilerin belleğine yerleşmiş, 1980’den sonra İzmir Devlet Opera ve Balesi’ne verilmiştir. İzmir Kütüphane Cemiyeti tarafından yaptırılan ve 840 kişi alacak büyüklükte olan sinema, 120 metrekarelik sahnesiyle dönemin en konforlu ve en büyük sinemasıdır.

Pasaport İskelesi 1867’de başlayan İzmir Limanı inşaatının bir bölümünü oluşturan Pasaport Rıhtımı, 1876’da Fransız Guiffray Şirketi tarafından ve İngiliz mühendislerin projelerine göre bitirilmiştir. Günümüzde Pasaport İskelesi, örneklerine Cumhuriyet’in ilk yıllarında rastladığımız, Osmanlı ve Selçuklu mimarlığından esinlenen 1. Milli Mimari stilindedir.

is known as Konak, which means mansion in Turkish. The Government Mansion which was finished in 1872 burns down in 1970 but is restored almost to its original state later on.

The Clock Tower The Clock Tower, which is regarding as the symbol of the city by all, is the focal point of the Konak Square. The architect of the tower, which was built in 1901, is M. Raymond Pere. The four clocks that are located on the upper exteriors are gifts from German Emperor Wilhelm II. The clocks are dated as 1901 and work with manual power that involves pulling two 5 kilogram weights connected to steel rods once a week.

The National Library It took a while for the library, which was built in June 23, 1912 in a part of the Salepçizade Mansion, to be relocated to its current location. Horseshoe and arches made from two different color stones were used on the twin crown doors and sharp arches were used on the windows of the neoclassical style building which was opened in October 29, 1933.

Pasaport

The Elhamra Cinema The auxiliary building which was a part of the National Library is etched into the memories of the locals as the Elhamra Cinema. The building was given to the Izmir State Opera and Ballet after 1980. The cinema which was commissioned by the İzmir Library Foundation and has an 840 people capacity was one of the biggest and most luxurious of its kind at that time.

The Pasaport Pier The Pasaport Pier which is a part of the construction plan of the Port of Izmir that started in 1867, was finished by a French company called Guiffray according to the plans of British engineers in 1876. The Pier today exhibits the 1st National Architectural Style which is inspired by Ottoman and Seljuk architecture.

Alsancak Train Station The Alsancak Train Station which was founded in 1857 during Governor Mustafa Paşa, was named after its first stop and was opened for business in 1858. İZMİR Eylül - Ekim / September - October

51


İzmir Kültür Turizm Müdürlüğü

Alsancak Garı

Tourism Directorate

1857’de Vali Mustafa Paşa döneminde temeli atılan demiryolunun başlangıcında yer alan Alsancak (o günkü adıyla Punta) Garı, 1858’de hizmete açılmıştır.

The Izmir Commodity Exchange which was founded in 1891 continued its transitions in the structure until 1919 and gave away the building to the Greek National Bank after the invasion. The building now serves as the headquarters of the Izmir City Culture and Tourism Directorate.

Turizm Müdürlüğü 1891’de kurulan İzmir Ticaret Borsası, 1919’a kadar yapıda etkinliğini sürdürmüş, işgalden sonra 1921’de ise Yunan Milli Bankası’nın kullanımına ayrılmıştır. Cumhuriyet Döneminde uzun yıllar PTT olarak yararlanılan yapı, bugün İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne hizmet veriyor.

Asansör Karataş Semti’nde, Mithatpaşa Caddesi’nden yaklaşık 40 metre yükseklikteki Halil Rıfat Paşa Caddesi’ne çıkan Asansör, 1907 yılında Nessim Levi tarafından yaptırılmıştır.

Mithatpaşa Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi Alsancak Garı

52

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

İzmir’in kurtuluşundan günümüze aynı yapıda eğitim veren en eski okuldur.

Asansör (The Lift) The Lift that opens to Halil Rıfat Paşa Avenue which is 40 meters above Mithatpaşa Avenue in the Karataş Quarter was built by Nesim Levi 1907.

Mithatpaşa Technical and Industrial Vocational High School It is the oldest school that continues its activities in the same building since the liberation of Izmir until today.

Vakıflar Bank The Çatalkaya Inn was commissioned by architect- engineer Kemal Bey in 1931.


Vakıflar Bankası Çatalkaya Hanı 1931’de Mimar Mühendis Kemal Bey tarafından yapılmıştır. 1938’de Vakıflar İdaresi’nin eline geçen yapının Cumhuriyet Bulvarı kanadında halen İzmir Vakıflar Bankası İzmir Şubesi, Şehit Fethi Bey Caddesi ucunda ise kiralık dükkan ve bürolar bulunur. Yapı, 1.Milli Mimarı ve An Deco stillerinin özelliklerini taşır.

Borsa Sarayı 1892 yılında kuruldu. Uzun süre farklı binalarda hizmet veren kurum, 1928 yılında tamamlanan ve teslim alınarak “Borsa Sarayı” adıyla hizmete sokulan binasında faaliyetlerini sürdürmeye başladı.

Osmanlı Bankası 1926’da Mimar G. Mongeri tarafından yapılan İzmir Osmanlı Bankası, 1.Milli Mimari Dönemi yapılarındandır.

Dönertaş Sebili Tek kubbeli kare planlı bir 19. yüzyıl başı yapısı olan Dönertaş Sebili, Osmanzade Yokuşu ve Anafartalar Caddesi’ne bakan cephelerinde yer alan Barok tarzı mermer süslemeleri ile ünlüdür. Sebilin iki cephesinin birleştiği köşede süslü başlıklı yuvarlak bir sütun gibi görünen taşın aslında döner olması, yani bir türlü terazi oluşu nedeni ile bu sebil, “Dönertaş Sebili” olarak anılmıştır.

GÖRÜLECEK YERLER Atatürk Anıtı Cumhuriyet Alanı’nda Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘’Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri’’ komutunu taşıyan anıt, 1933 yılında Pitro Canumica tarafından yapılmıştır. Atatürk’ü üniforma ile ve bir at üzerinde tüm heybeti ile gösterir.

İlk Kurşun Anıtı Yunan Ordusu’nun İzmir’i işgali sırasında, denizden karaya çıkan düşman askerlerine karşı ilk kur��unu sıkarak, Türk direnişinin ilk örnek davranışını gösteren ve ardından şehit olan Gazeteci Hasan Tahsin adına 1974 yılında dikilen ve onu ilk kurşunu sıkarken gösteren heykel-anıt, bugün Konak Meydanı’ndadır.

Asansör

There is the Vakıflar Bank İzmir Branch on the side of the building that overlooks Cumhuriyet Boulevard and rented shops and offices on the side that overlooks Şehit Fethi Bey Avenue. The building was overturned to the Foundations Directorate in 1938.

The Stock Exchange Mansion It was established in 1892. The Stock exchange which served at different build-

ings for a long time, started working out of a structure which was finished in 1928 and aptly named The Stock Exchange Mansion.

Osmanlı Bank The Izmir Osmanlı Bank which was built in 1926 by architect G. Mongeri is one of the structures of the 1st National Architecture Period.

İZMİR Eylül - Ekim / September - October

53


Kızlarağası Hanı

Eskinin gizemli tonoz ve kubbeli dükkânlarının sayısı oldukça azalsa bile, modern iş merkezleri, mağazaları, sinemaları ve kafeteryaları ile Kemeraltı, sokakları günün her saati canlı, her türlü alışverişin yapılabileceği bir site görünümündedir.

Kızlarağası Hanı, Kemeraltı’nda Halim Ağa Çarşısı’ndan Hisarönü’ne giden yol üzerinde, arka duvarı Hisar Cami avlusuna, bir yanı ise Bakır Bedesteni’ne bitişik konumdadır. Kapı üzerindeki kitabeye göre 1157 (1744) yılında I. Mahmut zamanında Kızlar-ağası Hacı Beşir Ağa tarafından yapılmıştır. Alt katta kahve ve dükkanlar, üst katta ise el yapımı ürünler ve hediyelik eşyaların satıldığı dükkanlar bulunur.

Although there are not many

Çakaloğlu Hanı

of the domed and mysterious

18. yüzyılda Osmanlı Dönemi eserlerinden biri olan Çakaloğlu Hanı, İzmir’in önemli tarihi eserleri arasında yer alır. Han, uzun dikdörtgen planlıdır ve üstü tonozlu kapalı bir çarşı şeklindedir.

shops left in the area, Kemeraltı, with its modern business centers, shops, cinemas and cafeterias is a site that is ideal for shopping at every hour of the day. 54

HANLAR Kızlarağası Hanı

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

HAMAMLAR Lüks Hamam Kadı Hamamı da denen hamam, ilk Os-

The Dönertaş Fountain The fountain which is a 19th century structure with a single domed, square plan, is famous for its Baroque style marble decorations on the exteriors that overlook Osmanzade Hill and Anafartalar Avenue. The decorated stone that looks like a round headed column at the intersection point of the two sides of the fountain is actually a rotating stone and that is why it’s called Dönertaş, which means rotating stone n Turkish.

ATTRACTION POINTS Atatürk Monument The monument on Cumhuriyet Square which includes Mustafa Kemal Atatürk’s famous words: ‘’My armies! Your first target is the Mediterranean, go!” was built by Pitro Canumica in 1933. The monument shows Atatürk in uniform on top of a house with all his might.


Kızlarağası Hanı

manlı eserleri arasında sayılır. İnşa tarihi 16. yüzyıl olduğu sanılan yapı, çift hamamdır.

Basmane Hamamı 17. yüzyıl Osmanlı Dönemi eseridir, bakımlı ve işler durumdadır.

Yeşildere Hamamı Halen Yeşildere Çarşısı adı ile bilinen çarşı içinde bulunan hamam, 17. yüzyıl eseridir ve yine klasik Osmanlı mimari tarzında tipik bir örnektir.

CAMİLER Konak (Yalı) Camisi Yalı Camisi’nin hangi tarihte kim tarafından yapıldığına dair kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte Yurt Ansiklopedisi ‘’İzmir’’ maddesinde yer alan 1755 yılında Katipzade Mehmet Paşa’nın kızı Ayşe Hanım tarafından yaptırıldığı görüşü, İzmir Tarihi yazarı H. Gültekin’in bir kaynak göstermeden verdiği bilgilere dayanıyor.

İlk Kurşun (The First Bullet) Monument The monument was erected in memory to journalist Hasan Tahsin, who was the first one to open fire to the Greek army during Izmir’s invasion, in 1974. The monumental statue is located on Konak Square today.

INNS Kızlarağası Inn Kızlarağası Inn is located on the road from Kemeraltı’s Halim Ağa Bazaar to Hisarönü; its back wall overlooks the courtyard of Hisar Mosque, the other side is next to Bakır Bazaar. According to the epigraph on the door, it was commissioned by Kızlarağası Hacı Beşir Ağa in 1157. At the ground floor of the inn there are coffee shops and stores, and on the second floor there are handicrafts and souvenir shops.

Çakaloğlu Inn Çakaloğlu Inn, which is one of the 18th century Ottoman period structures, is one of the most important historical structures in Izmir. The inn has a long, rectangular plan and its upper part resembles a vaulted bazaar.

BATHS Lüks (Luxurious) Bath The bath which is also called Kadı Bath is considered to be one of the earliest Ottoman period structures. It is believed that it was built in the 16th century and is a double bath.

Basmane Bath It’s a 17th century Ottoman period piece; it is well maintained and fully functional.

Yeşildere Bath The bath, which is still located inside the bazaar called Yeşildere Bazaar, is a 17th century typical Ottoman style structure. İZMİR Eylül - Ekim / September - October

55


Konak Yalı Cami

Salepçioğlu Cami

Kemeraltı Camisi

Kestanepazarı Camisi

İzmir’in belli camilerinin sıralandığı Anafartalar Caddesi kenarında, eski iç liman kıyısındadır. 1690 tarihinde inşa edilmiştir. Etrafında medrese, kütüphane ve sebili vardır. Zeminde olup, tek bir kubbe bütün cami sathını örter.

Anafartalar Caddesi etrafında yoğunlaşan iş merkezlerinde 872 ve 882 sokaklarda bulunan cami yerinin, doldurulan iç liman olması nedeniyle Evliya Çelebi, minareyi güçlükle oturttuklarından söz eder. Çelebi’ye göre, 1667 (veya 1663) yılında yapılan cami, kare bir mekân üzerine büyük bir kubbeyle etrafında dört kubbeden oluşur.

Salepçioğlu Camisi Son derece zarif bir yapı tarzına sahip olan bu cami, Kemeraltı 850 ve 917 sokaklarda bulunur. 1906 yılında Salepçizade Hacı Ahmet Efendi tarafından tek büyük kubbeli olarak yaptırılan cami, ince yapılı, zarif bir minareye sahiptir.

Şadırvan Camisi

Başdurak Camisi

Cihannüma’ya göre İzmir’in Ulu Camii olan “Nıflızade Cami” bu olmalıdır. Anafartalar Caddesi ile 912 Sokak köşesinde olup, ismini altında ve yanında bulunan şadırvanlardan alır.

İzmir Kemeraltı çarşı camilerinin bir örneği olan Başdurak Cami, avlu kapısının söve ve kemer üzengi taşı süslemelerinden oluşan bir çerçeve içinde yer alır. 1652 yılında yapıldığına dair kitabesi vardır.

Evliya Çelebi caminin yapılışı için 1636 (1637 de olabilir) tarihini verir. Evliya Çelebi’nin “Bir beyaz inciye” benzettiği bu caminin altında o zamanlar aktar dükkanları vardır.

56

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

MOSQUES Konak (Yalı) Mosque Although we don’t know who built the Yalı Mosque but according to the Izmir section of Yurt Encyclopedia, it was commissioned by Ayşe Hanım, the doughter of Katipzade Mehmet Paşa in 1755.

Kemeraltı Mosque It’s located on the corner of Anafartalar Avenue. It has a single floor and a dome covers the entire mosque.

Salepçioğlu Mosque This mosque, which is very elegant, is located on 850 and 917 Streets in Kemeraltı. The mosque, which was commissioned by Salepçizade Hacı Ahmet Efendi and built in 1906 as a single domed structure, has a slim, elegant minaret.


Hisar Cami

Hisar Camisi

Başdurak Mosque

İş merkezi Hisarönü mevkisinde bulunan cami, 1592 yılında Yakup Bey tarafından yaptırılmıştır. Ortada bir büyük kubbe sekiz fil ayak üzerinde durur, yanlarda üçer büyük, geride üç küçük ve son cemaat yerinde yedi küçük kubbesi vardır.

The Başdurak Mosque which is a typical İzmir Kemeraltı bazaar mosque is located inside a frame in which the corurtyard door is made up of arched stirrup decorations. Its epigraphy states that it was built in 1652.

Faikpaşa Camisi

Kestanepazarı Masque

Daha 16. yüzyılın başlarında İzmir’in bir mahallesine adını veren cami, 965 ve 967 sokaklardadır.

The mosque is located on Anafartalar Avenue, in 872 and 882 Streets. According to Evliya Çelebi, because the street where the mosque was built was a filled inner port, they had difficulty when putting the minaret in its place. The mosque, which was builti in 1667 or 1663, is a square planned structure and is covered by a large dome with four surrounding domes.

Han-Bey (Pazaryeri) Camisi Tarihi 15. yüzyıl belki de daha eskiye çıkabilen bir camidir. Bugünkü yapısı da yeni olmalıdır. 948 Sokak’ta olup, eskiden yanında bir zaviyesi vardı.

Çorakkapı (Taşrakapı) Camisi Basmane’deki caminin Bostanizâde Mehmed Efendi adında bir hayırsever tarafından 17. yüzyıldan önce yaptırıldığı tahmin ediliyor. Zarif minaresi ve kubbesi ile İzmir’in güzel camileri arasındadır.

Şadırvan Mosque It is at the intersection point of Anafartalar Avenue and 912 Street and it gets its name from the fountains around it (Şadırvan means fountain in Turkish). Evliya Çelebi

dates the construction of the mosque to 1636 (could also be 1637). Under the mosque, which Evliya Çelebi described as a white pearl, were shops back in the day.

Hisar Mosque The mosque which is located at Hisarönü Quarter was commissioned by Yakup Bey and built in 1592. A large dome in the middle stands on eight elephant legs; there are three large domes on the sides, three small ones at the back and seven small domes at the last congregation area.

Faikpaşa Mosque The mosque which gave a neighborhood of Izmir its name at the beginning of the 16th century is located on 965 and 967 Streets.

Han-Bey (Pazaryeri) Mosque It dates back to the 15th century and maybe even older. It is on 948 Street and had a small dervish lodge next to it. İZMİR Eylül - Ekim / September - October

57


Saint John Kilisesi

KİLİSELER Saint John Kilisesi Şehit Nevres Bulvarı’nda bulunan bu kilise, Evangelist Katolik kilisesidir. 1874 yılında hizmete girmiş olan kilise, Papa 9. Pio’nun armağanıdır. Halen hem Katolik hem Protestan Amerikan cemaatler tarafından onların dini hizmetleri için kullanılır.

Saint Polycarpe (Polikarp) Kilisesi İsa’nın Şehidi, “Episkopos Poly-Carpe” anısına inşa edilmiş eski ve ünlü bir kilisedir. Kilisenin yapımı 1625 yılına kadar uzanır. Osmanlı İmparatoru Sultan Süleyman’ın müsaadesi ve Fransa Kralı 13. Lui’nin iradesi ile inşa edilmiş ve Kapusin rahiplerine verilmiştir. 1898’de genişletilen ve dekore edilen kilisenin duvarlarında ve tavanında Polycarpe’in yaşamını ve şehit edilişini anlatan freskler, 19. yüzyılın sonlarında İzmir’de yaşamış olan ressam ve mimar “Ray Mond Pere”nin eseridir.

58

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

Santa Maria Katolik Kilisesi

Çorakkapı (Taşrakapı) Mosque

1667’de inşa edilen kilisede Fransisken rahipleri görev yapar. Ayinler İtalyanca’dır.

It is believed that the mosque in Basmane was commissioned by a philanthropist by the name of Bostanizâde Mehmed Efendi before the 17th century. It is one of the most beautiful mosques in Izmir with its elegant minaret.

Santissimo Rosano Katolik Kilisesi Eski Alsancak Vapur İskelesi’nin arka sokağında, 1904 yılında inşa edilen kilisede, Domenikan Rahipleri görev yapar. Ayinler, Fransızca, İtalyanca ve Türkçe yapılır.

Alsancak Anglikan Kilisesi 7 Nisan 1902’de hizmete giren ve İncil yazarı Sen Jan’a adanmış olan kilise, halen bir İngiliz din adamının yönetiminde çalışıyor. Bu kiliseler dışında Konak sınırlarında Domeniken Kilisesi, Notre Dame de Lourdes ve Felemenk Protestan Kilisesi de bulunur.

SİNAGOGLAR Beth İsrael Sinagogu Sultan ll. Abdülhamit’in İzmir Valisi eski Sadrazam Kamil Paşa’ya hitaben yazmış olduğu bir ferman uyarınca, Karataş sem-

CHURCHES Saint John Church The church which is located on Şehit Nevres Boluevard is an Evangelist Catholic church. The church which was built in 1874 is a gift from Pope Pio 9. It is still used for religious services by both Catholics and Protestants. .

Saint Polycarpe (Polikarp) Church It is an old and famous church built in memory of Archbishop Poly-Carpe. The construction of the church dates back to 1625. It was built by the permission of Ottoman Emperor Sultan Süleyman and the support of French


Algaze Sinagogu

tinde oturan Musevilerin dini ibadetlerini yapabilmeleri için inşa edildi. 1200 altın liraya mal olan bu sinagog, İzmir’in en büyük ve seçkin havrasıdır. Dini nikâhlar, günümüzde bu havrada kıyılır.

Sinyora veya Giveret Sinagogu Bu sinagog ismine bakıldığında, Dona Gracia Mendes’e mal edildiği tahin edilir. 1841 yangınından sonra Yeruşalmi Ailesi tarafından yeni baştan onarılmıştır.

Hevra (Talmut Tora) Sinagogu Çok eski bir sinagog olup, 1838 yılında Hacez kardeşler tarafından onarılmıştır. Daha sonra muhtelif tarihlerde yeniden restore ettirilmiştir.

Salom Sinagogu 1610 yılında İzmir’de bulunan 6 havradan biridir. Bu yüzden 1500’lü yıllarda inşa

edildiği tahmin edilir. İzmir’de “Aydınlılar Sinagogu” olarak da bilinen bu sinagogun başından ilginç bir olay geçmiştir. 1841 yılında İzmir’de baş gösteren büyük yangında, tüm semt ateşler içinde kalmasına karşın, yangın tam bu sinagogun kapısında sönmüştür.

Bikur Holim Sinagogu Bu sinagog 1724 tarihinde Salamon de Claves isminde Hollanda asıllı bir İzmirli tarafından inşa ettirildi. 1772 yangınında yanan ve yine aynı aileden Manuel de Claves tarafından 1800 yılında yeniden inşa ettirilen sinagog, İzmir’in bu alandaki en güzel yapılarından biridir.

Ros Aar Sinagogu İzmir’in yukarı Karataş semtinde bulunan ve 155 yıllık geçmişi olan bir yapıdır. Konak’ta bu sinagoglar dışında Saar Aşamayım Sinagogu ve Bet İllel Sinagogu da bulunur.

King Louis 13th. The frescos that depict the life and death of Polycarpe on the walls and celiling of the church were done by painterarchitect Raymond Pere.

Santa Maria Catholic Church Franciscan priests work at the church which was built in 1667. The services are in Italian.

Santissimo Rosano Catholic Church It is located in the backstreet of the Old Alsancak Pier and was built in 1904. Dominican priests work at the church and the services are in French, Italian and Turkish.

Alsancak Angllican Church The church which was opened in April 7, 1902 and dedicated to St.John is still open for services under the direction of an English prist. Here are the other churches within the borders of Konak: Dominican Church, Notre Dame de Lourdes and the Dutch Protestant Church. İZMİR Eylül - Ekim / September - October

59


A brand city: Izmir Konak, the smiling face of Izmir, exhibits a lively profile everyday of the year when it comes to business, entertainment and tourism with its 500 thousand population that triples every day. Konak, with its history, port and extensive infrastructure regarding art and culture, is now a focal point for local and foreign visitors.

Dr. Hakan Tartan Konak Belediye Başkanı -Chief Magistrate of Konak

Marka Kent İzmir İzmir’in gülen yüzü Konak, 500 binlik nüfusunu her gün üç katına katlayarak iş, eğlence ve turizm alanlarında sadece belli bir dönem değil, yılın her günü yoğunluk yaşayan bir kent profili çiziyor. Tarihiyle, liman kenti olma özelliğiyle, kültür-sanat konusundaki geniş altyapısıyla Konak, yerli ve yabancı turistler için vazgeçilmez bir odak noktası haline geliyor. Konak’ın geleceğini yönlendirecek sosyal ve ekonomik gelişim sürecini göz önüne alarak, göreve geldiğimiz günden itibaren İzmir’in turizm potansiyelini ortaya çıkarmak için birçok projeyi hayata geçirdik. Öncelikle sistemli bir çalışma adına Turizm Komisyonu’nu oluşturduk. Düzenlediğimiz Turizm Zirvesi ile turizm temsilcilerini bir araya getirdik. Kruvaziyer turizmi güçlendirmek için Konak ve İzmir’le ilgili 6 dilde broşür hazırladık ve düzenli dağıtımını gerçekleştirdik. Sağlık turizminin önemini hatırlatan ve bu konuda projeleri destekleyen bir anlayışı yerleştirdik.

60

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

Dünyanın en eski ve 10 bin esnafıyla en kalabalık çarşısı Kemeraltı; antik dönemden günümüze derin bir tarihi geçmişe sahip Agora; Helenistik Dönemde İzmir’in doğuya açılan kapısının bulunduğu bölgede konumlanan Altınpark, Konak’ın tarihi önemini de ortaya koyuyor. Biz bu değerleri korumak ve işlevsellik kazandırmak adına gerek restorasyon çalışmaları gerek Arkeopark projemizle İzmir’in öz varlığını ortaya çıkardık. EXPO sürecinde İzmir’i yükselen bir değer haline getirecek; turizm odaklı projelerle, tarihi ve güncel özellikleriyle, kültürün, sanatın, güvenin, mutluluğun kenti Konak’ı ve İzmir’i daha iyi bir noktaya taşıyacak çalışmalara devam edeceğiz. Konak’ın sahip olduğu potansiyeli tamamen ortaya çıkararak, “tarih turizmi, kültür-sanat-eğlence turizmi, kongre turizmi, sağlık turizmi, gastro-turizm” gibi pek çok alana hitap edebilen İzmirimizi “Marka Kent” yapmak hedefimizi adım adım gerçekleştiriyoruz.

Keeping in mind the social and economic development process that concerns the future of Konak, we have developed many projects to unearth the tourism potential of Izmir ever since we came to office. First of all, we established the Tourism Commission to develop a systematic work approach. We gathered members of the tourism sector through the Tourism Summit we organized. We printed and distributed brochures in 6 languages about Izmir and Konak to strengthen our position in cruise tourism. We adopted an understanding that reminds the importance of health tourism and the support for related projects. Kemeraltı, the world’s oldest and most crowded bazaar, Agora, an antique area that has a profound history and Altınpark, which is located at the region which was Izmir’s gateway to the East during the Hellenistic era, all display the historical importance of Konak. We restored these places to preserve them and to make them useful again and unearthed the real identity of Izmir with our Archeo-park project. We will continue our efforts to make Izmir a hot spot during the EXPO process and keep on working to develop Konak, the city of happiness, and Izmir through tourism related projects by highlighting the historical, social, cultural and artful aspects of our region. By fully unearthing the potential of Konak, we are reaching our goal of making Izmir a brand city, which can has a potential for cultural and historical tourism, entertainment, art, congress tourism, health tourism and gastro-tourism.


Agora

MÜZELER ve ÖREN YERLERİ Kadifekale Tepekule’deki eski İzmir (Smyrna) dışında, kentin Pagos’ta (Kadife Dağı) yeniden kurulduğu alandır. İ.Ö. 4. yüzyılda kurulan kentten bugüne değin varlıklarını sürdüren Hellen, Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemlerine ait kalıntılar görülmeye değer arkeolojik öneme sahip eserlerdir.

Agora ören yeri İzmir agorası, M.Ö. 4. yüzyılda antik Smyrna Kenti’nin taşındığı Pagos’un (Kadifekale) kuzey yamacında kuruludur. Dönemin önemli kamu binalarıyla çevrilmiş olan bu yapı, kentin devlet agorasıdır. Hellenistik Dönem’de kurulmuş olan agorada günümüze gelebilmiş kalıntıların çoğu, M.S. 178 depreminden sonra İmparator Marcus Aurelius’un desteğiyle yeniden inşa edilen Roma Dönemi agorasına aittir.

İzmir Arkeoloji Müzesi

İzmir Arkeoloji Müzesi Ege Bölgesi’nde yürütülen arkeolojik kazı çalışmalarında bulunmuş olan pek çok esere İzmir Arkeoloji Müzesi ev sahipliği yapar. 1924’te Basmane Kapılar Semti’nde kurulan müze, 1927’de halka açılmış, şu an

SYNAGOGUES Beth İsrael Synagogue It was built for the Jews that were living in the Karataş neighborhood by the order of Sultan ll. Abdülhamit. This synagogue which

İZMİR Eylül - Ekim / September - October

61


hizmetteki müze binası 1984 yılında Konak Bahribaba Parkı içerisinde kurulmuştur.

Atatürk Müzesi Atatürk Müzesi olarak kullanılmakta olan bina, 1875 -1880 yıllarında halı tüccarı Takfor tarafından ev olarak yaptırılmıştır. 9 Eylül 1922’de sahibi tarafından terk edilmiş ve hazinenin mülkiyetine geçirilmiş, İzmir’e giren Türk Ordusu burasını karargah olarak kullanmıştır.

Etnografya Müzesi Arkeoloji Müzesi’nin alanı içerisinde; 19. yüzyılda Neo-Klasik tarzda meyilli bir teras üzerine inşa edilen, 1831 yılında ilkin hastane olarak (St Roch Hastanesi) kullanılan, 1845 yılında Fransızlar tarafından onarılarak fakir Hıristiyan aileleri için bir bakımevine dönüştürülen taş bina, günümüzde Etnografya Müzesi olarak kullanılıyor.

Atatürk Müzesi

İzmir Tarih ve Sanat Müzesi 2004 yılında hizmete açılan Tarih ve Sanat Müzesi, üç binadan oluşuyor. Girişte sağda taş eserler, ortadaki binada seramik eserler, soldaki binada ise kıymetli eserler sergileniyor.

Demiryolları Müze ve Sanat Galerisi Müze binası, 1800’lü yıllarda Alsancak’ta bir koloni halinde yaşayan İngiliz tüccarlar tarafından ticari emtia deposu olarak yaptırılmıştır. Demiryollarının millileştirilmesinden sonra, binanın hemen bitişiğinde yer alan ve aynı mimari özellikleri taşıyan büyüklü küçüklü toplam 5 adet yapıyla birlikte uzun yıllar lojman olarak kullanılmıştır. Gördüğü depremlere ve yangınlara direnen bina, 1990 yılında Müze ve Sanat Galerisi olarak düzenlenmiştir.

Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi (APİKAM) İzmir Kent Arşivi ve Müzesi’nin, bilimsel kriterlere göre yapılandırma projesi 2000 yılında başlatıldı. Mekân olarak 1932 yılında inşa edilen İzmir İtfaiyesi Merkez Binası seçildi. 1932’den 2001 yılı sonuna kadar aralıksız yetmiş yıl itfaiye merkezi olarak 62

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

Ahmet Piriştina Kent Arşivi Müzesi

was built for 1200 golden Liras is Izmir’s largest and most elite synagogue. Religious wedding ceremonies are still held in this temple.

Sinyora or Giveret Synagogue The name suggests that it was dedicated to Dona Gracia Mendes. It was completely renovated by the Yeruşalmi family after the fire in 1841.

Hevra (Talmut Tora) Synagogue It is a very old synagogue and was renovated by the Hacez brothers in 1838. It

was again restored and renewed at various dates.

Salom Synagogue It is one of the 6 temples in Izmir in 1610 and that is why it is believed to be built in the 1500’s. An interesting story is associated with this synagogue which is known as the “Synagogue of the locals of Aydın”. During the great fire that devastated Izmir in 1841, the whole neighborhood was engulfed in flames but the fire died down at the gates of the temple.


Ümran Baradan Oyun ve Oyuncak Müzesi

hizmet veren bina, şimdi kentin hafızası anlamına gelen arşiv ve görsel tarihi olan müzeye ev sahipliği yapıyor.

Ümran Baradan Oyun ve Oyuncak Müzesi İzmir Konak Belediyesi Ümran Baradan Oyun ve Oyuncak Müzesi’nde, dünyaca ünlü değerli seramik sanatçısı Ümran Baradan’ın dünyanın çeşitli ülkelerinden edindiği oyuncakların ve düzenlediği yarışmalarda derece kazanan yetenekli çocukların yaptığı eserler sergileniyor.

GEZİLECEK YERLER Kemeraltı Mezarlıkbaşı semtinden Konak Meydanı’na kadar uzanan bölgeyi içine alan tarihi bir çarşıdır. Çarşının bugün ana caddesini oluşturan Anafartalar Caddesi, geniş bir kavis çizer. Bu kavis, caddenin geçen yüzyıllarda var olan iç limanın etrafını dolaşmış olmasından kaynaklanır. Liman, zamanla ağzına doğru dolmaya başladığından, yeni yerleşim ve ticaret sahaları açılmış ve buraları yeni binalarla değerlendirilmiştir. İlk yapıldığı yıllarda çarşı, kısmen tonozlu, kiremit örtülü, yan sokakları ve arastalarıyla bir kapalı çarşı görünümündeydi. Yakın yıllara kadar, Şadırvanaltı

Bikur Holim Synagogue This synagogue was commissioned in 1724 by a Dutch citizen living in Izmir named Salamon de Claves. The temple which burnt down during a fire in 1772 and rebuilt in 1800 by Manuel de Claves, a member of the same family, is one of the most beautiful temples in Izmir.

Ros Aar Synagogue It is located in the Karataş neighborhood and is 155 years old. The other synagogues in Konak are the aar Aşamayım Synagogue and the Bet İllel Synagogue.

MUSEUMS AND EXCURSION SITES Kadifekale It is the area in Tepekule outside old Izmir (Smyrna) and the place where the city was rebuilt (Kadife Dağı). Remains belonging to the Hellenistic, Roman, Byzantium and Ottoman periods in the city that was established in 4th century B.C. are archeologically important relics worth seeing.

Agora Ruins The İzmir agora is located on the northern slope of Pagos (Kadifekale). This structure which was surrounded by the important

public buildings of the period was the city’s governmental center. The majority of the ruins that have survived to this date from the agora that was built during the Hellenistic Period belong to the Roman era agora which was built with the support of Roman Emperor Marcus Aurelius.

İzmir Archeological Museum The museum houses many relics that were unearthed during excavations in the Aegean Region. The museum which was built in 1924 in Basmane’s Kapılar neighborhood was opened to the public in 1927 and moved to the Konak Bahribaba Park in 1984.

Atatürk Musuem The building which is now used as the Atatürk Musuem was built as a house by a merchant named Takfor in 1875 -1880. It was abandoned by its owner on September 9, 1922, became the property of the treasury and used as the headquarters of the Turkish Army during the invasion.

Ethnography Museum The stone building which is located inside the area of the Archeology Musuem was built on a sloped terrace with a neo-classical style. This building which was first used as a hospital in 1831 and

İZMİR Eylül - Ekim / September - October

63


Cami’nden Havra Sokağı’na kadar devam eden sokakların üstü örtülü idi. Kemeraltı adını bu bölümünün üstünün kapalı olması özelliğinden alan çarşının içinde pek çok han yer alıyor. Eskiden olduğu gibi günümüzde de Kemeraltı Çarşısı, İzmir’in en önemli alış-veriş merkezidir.

Kültürpark Türkiye’nin Uluslararası Fuarlar Birliği’ne (UFI) üye tek genel ticari fuarı olan İzmir Enternasyonal Fuarı, 1936 yılında bugünkü mevcut 421 bin metrekarelik alanda kurulmuştur. Kısa süre içinde başarılı çalışmalara imza atan ve dünyadaki belli başlı fuarlar arasına giren İEF, Türk ekonomisindeki gelişmelere paralel olarak kabuk değiştirdi.

Kordonboyu Şiirlere, şarkılara konu olan İzmir’in ünlü Kordon’u, günün her saatinde cıvıl cıvıl, 64

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

then as a rescue home for poor Christian families in 1845 is now the Ethnography Museum.

alized. The building which resisted earthquakes and fires was turned into a museum and art gallery in 1990.

İzmir History and Art Musuem

Ahmet Piriştina City Archive and Museum (APİKAM)

The museum which was opened in 2004 consists of three buildings. On the right hand side of the entrance there are stone workd, in the middle ceramic works and in the building on the left there are valuable artifacts on display.

Railways Museum and Art Gallery The museum building was established by British merchants in the 1800’s as a warehouse for trade goods. For many years, it was used as public housing along with 5 other buildings around it after the railways were nation-

The reorganization of the İzmir City Archive and Museum in accordance to scientific criteria started in 2000. The Izmir Fire Brigade Main Building which was built in 1932 was chosen as the location. The building which had served as the main building of the fire brigade for 70 years now hosts the city archive and museum which is the virtual memory of the city.

Ümran Baradan Toy Musuem Famous ceramic artists Ümran Baradan’s toy collection that she had collected from all over the world and works of gifted kids


Cumhuriyet Meydanı - Pasaport

capcanlı bir mekân. Büyükşehir Belediyesinin gerçekleştirdiği rekreasyon düzenlemesi, yürürlüğe koyduğu “Kordon Yönetmeliği” ile bu ünlü mekân İzmir’in en önemli prestij alanı haline geldi.

Alsancak Eski adı Punta olan Alsancak, yıllar boyu İzmir’in simgesi olarak dünyaca ünlü birçok seyyah ve yazarın şiir ve eserlerinde yer aldı. Victor Hugo 1829 yılında yayınlanan “Les Orientales” isimli kitabındaki “La Captive” adlı şiirinde ünü batıya yayılan İzmir’i bir prensese benzetir. Alsancak’ta Levantenler Rumlar, Ermeniler, zengin diğer batılı kesimler oturur. Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nin iki tarafında uzanan bu dönemlerden kalma yapılar değişik ve özgün mimarileriyle halen bir inci gibi dizilir.

Kordonboyu

are on display at the Ümran Baradan Toy Musuem.

PLACES TO SEE Kemeraltı It is a historical bazaar that stretches al the way from the Mezarlıkbaşı neighborhood to Konak Square. Anafartalar Avenue which is the main street of the bazaar has a big curve. This curve was formed because the avenue went around the inner port which existed many centuries ago. Because the port was filled in time, new settlement and business areas were formed and inhabited by new buildings. When the bazaar was first built it was partially vaulted, had a brick roof and looked like a covered bazaar with its side streets. Until recently, the streets that ran all the

way from Şadırvanaltı Mosque to Havra Street were covered. There are many inns in Kemeraltı. The bazaar is now Izmir’s most important shopping center, just as it was in the past.

Kültürpark (Culturepark) The Izmir Internation Fair, which is Turkey’s only fair that is a member of UFI, was built in 1936 on a 421 thousand square feet area. IEF, which quickly became one of the best fairs in the world, changed its structure parallel to the economic developments in Turkey.

Kordonboyu (Kordon shore) The Kordon shore which was the subject of many poems and songs is a great place that is alive every hour of the day. This famous spot became even more İZMİR Eylül - Ekim / September - October

65


Tarihi Havagazı Fabrikası

KÜLTÜR SANAT Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi (AASSM) İsmini ilk devlet sanatçısı unvanına sahip İzmir’li besteci Ahmed Adnan Saygun’dan alan sanat merkezi, teknik altyapısı ve konser salonlarıyla Türkiye’nin en nitelikli sanat merkezidir.

İzmir Sanat Fuar Kültürpark 26 Ağustos Kapısı yakınındaki İzmir Sanat, yıl boyunca söyleşi, seminer, tiyatro ve film gösterileri, konserler ve sergilere ev sahipliği yapıyor.

İsmet İnönü Sanat Merkezi İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Spor Daire Başkanlığı Kültür ve Sanat Şube Müdürlüğüne bağlı İsmet İnönü Sanat Merkezi’nde konser, seminer, konferans ve tiyatro gösterilerinin yanı sıra ulusal ve uluslararası organizasyonlar gerçekleştiriliyor.

66

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

Tarihi Havagazı Fabrikası Fransızlar tarafından 150 yıl önce inşa edilen Alsancak’taki tarihi Havagazı Fabrikası, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından gerçekleştirilen restorasyon ve çevre düzenleme çalışmalarının ardından yepyeni bir kültür sanat mekânı haline geldi.

beautiful after the Izmir Metropolitan Municipality administered a recreational allocation.

Alsancak

Sabancı Vakfı’nın katkılarının yanı sıra İzmir Valiliği ve Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğünün işbirliğiyle üniversitenin tahsis ettiği arsa üzerinde inşa edilen Sabancı Kültür Sarayı, 5 bin metrekare kapalı alanda iki ana bölüm içeren tek bir blok halinde inşa edilmiştir.

Alsancak, which was called Punta back in the day, was the subject of many poems and books by famous writers as the symbol of Izmir. In 1829, Victor Hugo describes Izmir as a “princess” in his peopm called “La Captive”. Levantines, Greeks, Armenians and other wealthy Westerners live in Alsancak. Structures which are lined on both sides of Kıbrıs Şehitleri Avenue that have peculiar and unique architectures are worth seeing.

İzmir Devlet Tiyatrosu

CULTURE-ART

D.E.Ü. Sabancı Kültür Sarayı

İzmir Devlet Tiyatrosu 14 Nisan 1957 tarihinde Konak’ta Halk Eğitim Merkezi binasında kurulmuş, perdelerini “Yağmurcu” adlı oyunla açmıştır. Mimarı Necmettin Emre’dir.

Ahmed Adnan Saygun Art Center (AASSM) The art center which gets its name from world famous composer and a local of Izmir, Ahmed Adnan Saygun, is Turkey’s most prestigious art center with its technical infrastructure and concert halls.


Konak Sahnesi

İzmir Devlet Senfoni Orkestrası İzmir Devlet Senfoni Orkestrası, dönemin Kültür Bakanı Nermin Nefçi’nin onayı ile 1975 tarihinde bir oda müziği topluluğu niteliğinde kurulmuş olmasına rağmen; çok kısa süre içerisinde olağanüstü büyüme ve gelişme göstererek, senfonik bir orkestra hacmine kavuşmuştur.

İzmir Devlet Opera ve Balesi Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğüne bağlı olarak 1982 yılında İzmir’de kuruldu. Eski Elhamra Sineması binasının Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kiralanarak restore edilmesiyle şimdiki binasında hizmet vermeye başlayan İzmir Devlet Opera ve Balesi, 21 Ekim 1982 tarihinde Kurucu Müdürü Rejisör H. Necdet Aydın yönetiminde Çeşmebaşı Balesi ve Meddah Opera ile kapılarını sanatseverlere açtı.

Ne alınır? Konak’ın tarihi Kemeraltı Çarşısı, İzmir’e özgü el sanatlarından hediyelik eşyalara kadar geniş bir yelpaze sunar. Çarşıdaki

İzmir Art İzmir Art, which is located near 26 Ağustos gate at Kültürpark, is hosts seminars, discussions, theatre and movie exhibitions, concerts and art exhibitions all year round.

İsmet İnönü Art Center Concerts, seminars, conferences, theatre shows and national and international events take place at the art center which is run by the İzmir Metropolitan Municipality Culture and Sports Directorate.

The Historical Gas Factory

by the Dokuz Eylül University with a joint project by the university and the Governorship of Izmir, is built as a single block that houses two main halls on a 5 thousand square meter closed space.

İzmir State Theatre The İzmir State Theatre was established on April14, 1957 inside the Community Education Center in Konak and opened its doors to the public with a play called “Yağmurcu”. Its architect is Necmettin Emre.

İzmir State Symphony Orchestra

The historical gas factory which was built by the French 150 years ago was turned into a brand new culture-art center, thanks to the restoration efforts of the Izmir Metropolitan Municipality.

Although the İzmir State Symphony Orchestra was established as a small chamber music orchestra in 1975 by the approval of then Minister of Culture Nermin Nefçi, it quickly grew, became popular and became a symphony orchestra.

D.E.Ü. Sabancı Cultural Center

İzmir State Opera and Ballet

The Cultural center which is built by contributions from the Sabancı Foundation and constructed on the land allocated

It was established in 1982 in Izmir. The İzmir State Opera and Ballet which now operates out of the old Elhamra Cinema İZMİR Eylül - Ekim / September - October

67


mağazalar ve Kızlarağası Hanı’ndaki dükkanlardan her zevke uygun seçenekler bulmak mümkün.

opened its doors to the public with the Çeşmebaşı Ballet and Meddah Opera.

Ne yenir?

What to buy?

Kemeraltı Çarşısı’nın büyülü atmosferinde Ege’ye özgü lezzetleri tercih edebileceğiniz gibi, Kordonboyu’nda sıralanmış restoranlarda İzmir mutfağının yöresel lezzetlerinin yanı sıra balık keyfini ilk alternatifler arasına alabilirsiniz. Bir kahve molası için ise en uygun mekân, Kızlarağası Hanı’dır şüphesiz. Zira fincanda pişirilen ve yanında lokum ile servis edilen Türk kahvesinin lezzeti unutamayacağınız türden.

Konak’s historical Kemeraltı Bazaar offers a wide variety of products, from handicrafts to souvenirs. You can find everything at the shops in the bazaar and Kızlarağası Inn.

Yapmadan dönmeyin! • Kemeraltı Çarşısı’nı gezmeden, • Saat Kulesi’nin önünde fotoğraf çekilmeden, • Konak’ın tarihi camilerini görmeden, • Agora ve Kadifekale’de İzmir’in tarihini yaşamadan, • Kordon’da balık yemeden, Kızlarağası Hanı’nda Türk kahvesi içmeden, dönmeyin.

68

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

What to eat? While you can sample dishes unique to the Aegean region in the captivating atmosphere of the Kemeraltı Bazaar, you can also taste the local delicacies of Izmir along with fresh fish at the restaurants along the Kordon. The best spot for a coffee break is Kızlarağası Inn. You won’t forget the taste of the Turkish coffee at the inn which is served with a Turkish delight.

Don’t return before: • Touring the Kemeraltı Bazaar, • Taking a picture in front of the Clock Tower, • Visiting the historical mosques in Konak, • Witnessing the history of Izmir in Agora and Kadifekale, • Having a fish dinner at Kordon and some Turkish coffee at Kızlarağası Inn.


İZMİR Eylül - Ekim / September - October

69


Müze / Museum

Lidyalılardan bugüne

Ödemiş tarihi Geçmişinden günümüze taşınan tarihi ve kültürel mirası görmek isteyenler için Ödemiş’in iki önemli adresi var: Ödemiş Müzesi ve Birgi Çakırağa Konağı Fotoğraflar / Photography: SÜLEYMAN DUMAN

70

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011


The history of Ödemiş from past to present There are two important addresses in Ödemiş for those who want to see the historical and cultural heritage of the town from past to present: The Ödemiş Museum and The Birgi Çakırağa Mansion

A

ntik Çağda (Lydia) Lidya Bölgesi’nde kalan Ödemiş, kuzeyde Bozdağlar (Tmolos) ile güneyde Aydın Dağları (Messogis) arasında uzanan, Küçük Menderes (Kaystros) Nehri’nin suladığı verimli bir ovada konumlanır. Lidya Dönemi ile birlikte büyük önem kazanan Küçük Menderes Vadisi’nde Hypaia (Günlüce), Dioshieron (Birgi), Koloe (Kiraz) gibi önemli kentler yer alırken, bu dönem sonrası bölgeye Romalılar egemen olmuş, daha sonra Bizans devrinde Palaipolis (Beydağ), Pyrgion (Birgi), Hypaipa gibi kentlerde piskoposluk merkezleri kurulmuştur.

Ö

Tarihe tanıklık eden Ödemiş’in sahip olduğu değerlerin sergilenmesi amacıyla bir müze kurulması fikri, 1974 yılında oluşmaya başlamış. Ödemişli eski eser koleksiyoneri Mutahhar Şerif Başoğlu’nun, arsasını müze binası yapılmak üzere hazineye bağışlamasıyla da ilk teşebbüsler gerçekleşmiş. Bodrum üzerine zemin kat olarak çadır formunda inşa edilen müze binası inşaatına 1977 yılında başlanmış, 1983 yılında da tamamlanmış. Bu arada İzmir ve Tire müzelerinde korunan Ödemiş’e ait eserler, müzenin kurulmasıyla birlikte buraya nakledilmiş. Kronolojik bütünlüğün

The idea to establish a museum to exhibit the cultural values of Ödemiş, a witness to history, came in 1974. First steps in building a museum began when antique collector Mutahhar Şerif Başoğlu donated his land to the treasury for the establishment of a museum. The building of the museum which was constructed as a ground floor on top of a basement and in a tent form started in 1977 and ended in 1983. In the meantime, relics that belonged to Ödemiş which were kept in museums in Izmir and Tire were transferred here. Other archeological relics and coins selected from vari-

demiş, which was located in the Lydia region in the antique age, is situated on a fruitful plain that is irrigated by Lake Little Menderes between Mount Tmolos and Mount Messogis. While there were important cities such as Hypaia (Günlüce), Dioshieron (Birgi) and Koloe (Kiraz) in the Little Menderes Valley, which became quite important during the Lydia rule, Romans invaded the area in the next period, then episcopacy centers were built in the cities like Palaipolis (Beydağ), Pyrgion (Birgi), and Hypaia during the Byzantine era.

İZMİR Eylül - Ekim / September - October

71


Halı örneği

sağlanması amacıyla da çeşitli müzelerden seçilen arkeolojik, etnografik ve sikke örneklerinden oluşan eserler de gönderilmiş ve seksiyonlar oluşturulmuş. Eserlerin tek bir salonda teşhir edildiği Ödemiş Müzesi, 1987 yılında ziyarete açılmış. Ödemiş Müzesi’nin arkeolojik bölümde kronolojik sırayı takip eden vitrinlerinde, Neolitik, Kalkolitik, Eski ve Orta Tunç çağları ile Arkaik, Klasik, Hellenistik, Bizans, Lidya ve Friglere ait pişmiş topraktan yapılmış seramikler, cam, altın, bronz ve gümüşten yapılmış eserler ile açık teşhirde mermerden heykel ve heykelcikler de sergileniyor. Etnografik bölümde ise aralarında koleksiyoner Mutahhar Şerif Başoğlu’nun koleksiyonundan bazı eserlerin de yer aldığı Osmanlı Dönemine ait silahlar, bakır ve gümüş eşyalar, cam eserler, el işlemeleri, çeşitli takılar, giysi örnekleri ile el sanatlarına ilişkin çeşitli örnekler meraklılarıyla buluşuyor. Sikke bölümü, teşhir salonunda üç masa vitrinde Arkaik, Klasik, Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı Dönemine ait çeşitli sikke örneklerinden oluşuyor. 72

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

Eskimeyen dokusuyla Çakırağa Konağı Ödemiş Müzesi’nde başlayan zaman yolculuğunuzda, tarihe tanıklık edebileceğiniz bir diğer rota, Birgi Çakırağa Konağı. Zira mimari üslubuyla korunmuş ender konaklardan biri olan Çakırağa Konağı, her yıl yurtiçi ve yurtdışından gelen konuklarını, yenilenen yüzü ama eskimeyen dokusuyla ağırlamayı sürdürüyor. Konağın inşasına Abdullah Ağa tarafından başlandığı, 1837’de vefat eden Birgili zengin tüccar Şerif Ali Ağa tarafından tamamlandığı tahmin ediliyor. Taş temel üzerine ahşap çatkı arası kerpiç dolgu tekniğiyle “U” şekilli zemin üzerine iki kat olarak inşa edilen konağın batısındaki dar sokağa açılan iki kapısı bulunuyor. Birbirine benzeyen ahşap kapı kanatlarının üzerinde yatay ve dikdörtgen panolar içine yerleştirilmiş kartuşlardan oluşan basit bir süsleme var. Taş döşeli zemin katta, hizmetçi, nöbetçi, bekleme odaları ve ahır yer alıyor. Konağın birinci ve ikinci katları dış sofalı plan tipinde, üç eyvanlı ve bu eyvanlar arasında ikisi büyük, ikisi küçük olmak üzere dört

ous museums in order to establish chronological totality were also brought to the museum and sections were composed. The Ödemiş Museum where pieces are exhibited in one big hall was opened to the public in 1987. In the showcases of the Ödemiş Museum, which follow a chronological pattern, ceramics, glass, golden, bronze and silver objects and marble statues and figurines from the Neolithic, Chalcolithic, early and middle Bronze Ages, Archaic, Classic, Hellenistic, Byzantium, Lydia and Phrygian eras are also on display. In the ethnographic section, weapons from the Ottoman era, copper and silver objects, glass relics, embroideries, various jewelry, clothes and various handicrafts along with pieces from Mutahhar Şerif Başoğlu’s personal collection are exhibited. In the three display cases within the coin section, coins from the Archaic, Classic, Hellenistic, Seljuk, Seigniorial and Ottoman eras are on display.


İzmir Odası

odası mevcut. Eyvan duvarlarının üst kesimi panolar içine yerleştirilmiş kalem işi motiflerle bezenmiş. Ahşap tavan çıtalarla baklavalara bölünmüş ve her birinin içi boyama meyve örnekleriyle veya derin oyma tekniğiyle yapılmış ahşap çiçek motifleriyle süslü.

İstanbul ve İzmir odaları İkinci katta bulunan sofanın güneybatısından “İstanbul Odası” olarak adlandırılan başodaya giriliyor. Odanın kuzeyindeki ahşap dolabın üstünde düşsel bir İstanbul panoraması göze çarpıyor. Odanın ahşap tavanı iki bölümlü; İstanbul manzarasına yakın olan bölüm bir kenarsuyu ile çevrelenmiş, şerit üzerine çiçekler ve kıvrımlı dallar resmedilmiş. Sofanın kuzeybatısında “İzmir Odası” olarak adlandırılan odanın güneyindeki ahşap dolabın üst kesimindeki İzmir panoraması, iki yanda birer sütün ile sınırlandırılmış. Odanın ahşap tavanı iki bölümden oluşuyor. İzmir panoramasına yakın olan bölümde çıtalarla oluşturulmuş dörtgen panolar var. Tavanın diğer bölümündeki aynı tür

The hard wearing Çakırağa Mansion Another route where you can witness the historical journey of the town after the museum is the Birgi Çakırağa Mansion. The Birgi Çakırağa Mansion which is one of the rare mansions that have been preserved with its original architectural style continues to entertain its local and international guest each year with its renovated exterior but hard wearing structure. It is believed that the construction of the mansion was started by Abdullah Ağa but finished by a rich merchant called Şerif Ali Ağa who passed in 1837. The mansion, which was built as a two-storey structure on a U shaped ground and a stone base with a mud brick filling has two doors that open up to a narrow street. On top of the wooden door wings there are simple decorations situated inside horizontal and rectangular panels. On the stone paved ground floor, there are servant, guard and waiting rooms and a stable. The first and second floors of the mansion have outer

Misafir Odası

hall plans; there are 3 vaulted rooms that open up to the courtyard and 4 rooms2 small, 2 large- between the vaulted rooms. The upper sides of the walls of the vaulted rooms are decorated with pencil motifs. The wooden ceiling is divided into diamond shapes with moldings and each of them is decorated with wooden flower motifs or colorful fruits.

İstanbul and İzmir Rooms From the southwest point of the hall on the second floor you will enter the main bedroom called the “Istanbul Room” On the wooden wardrobe in the north of the room there is a romantic panorama of Istanbul. The ceiling of the room is divided into two parts; the part that is close to the İstanbul panorama is border painted with flowers and curly branches. The Izmir panorama on the upper part of the wooden wardrobe within the “Izmir Room” which is situated on the northwestern point of the hall is bordered with columns on each side. The ceiling of the room is divided into two parts. There are rectangular panels made of moldings on İZMİR Eylül - Ekim / September - October

73


Çakırağa Konağı

panoların içi çiçek resimleriyle, derin oyma tekniğiyle yapılmış ahşap çiçek motifleriyle bezenmiş. Duvar resimleri ve kalem işi süslemeleriyle ünlü konakta, ahşap süsleme teknikleri de ağırlıkla kullanılmış. Resimlerde konu olarak; tek yapı tasvirleri, manzaralar, çeşitli natürmortlar, çiçekler, kartuşlar, boş madalyonlar, girlandlar, perde ve sütun motifleri işlenmiş. 1977-1995 yıllarındaki esaslı onarımında, merdivenleri ve bazı ahşap aksamları yenilenen, duvar resimleri düzenlenen ve doğusunda kalan parselleri de içine alacak şekilde bahçesi yeniden düzenlenen Çakırağa Konağı, 15 Kasım 1995’te ziyarete açıldı. Özgün mimarisiyle hayranlık uyandıran konak, tarih meraklıları, mimari ve fotoğraf tutkunlarının yanı sıra Birgi’nin tarihi dokusunu yaşamak isteyenler için de alternatifsiz bir yer.

74

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

İstanbul Odası

the part that is close to the İzmir panorama. The other section of the ceiling is decorated with flower paintings or flower motifs that were done with a deep carving technique. Wooden decoration techniques were also used in the mansion in addition to murals and pencil embroidery. Single structure depictions, panoramas, various still lives, flowers, cartridges, empty medallions, curtains and column motifs were used as themes on the paintings. During the renovations that took place between the years 1977-1995, the steps and some wooden parts of the mansion were renewed, murals were renovated and its garden was reorganized and the mansion was opened to the public on November 15, 1995. The mansion which amazes everyone with its unique architecture is an unforgettable place for architecture and photography enthusiasts and for those who want to experience the historical structure of Birgi.

Duvar Süsleme Detay


İZMİR Eylül - Ekim / September - October

75


Sanat / Art

‘’İzmir

Fotoğraflarla Buluşuyor’’ Çeyrek asır önce fotoğraf gönüllüsü bir grup amatör, ülkede bu sanatın ilk derneğini kurdu. Bugünkü adıyla İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği, 25. yılında Uluslararası İzmir Fotoğraf Günleri’ni organize ederek, hedefinde önemli yol aldı. Yazı-Article: SÜLEYMAN DUMAN

Kemal Okul

76

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011


‘’İzmir meets photographs’’ A quarter of a century ago, a group of amateur photographers established the first club of this art in the country. The Izmir Photography Art Association as they are known today, are making their way towards their target by organizing the International Izmir Photograph Days on their 25th anniversary.

zmir’de yaşayan farklı grup ve kurumlarda fotoğrafa gönül vermiş bir grup amatör, 1986 yılında ‘İzmir Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği’ni kurdu. 7 yıl sonra adı, İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği’ne dönüşürken, Türkiye’de bu alanda ilk olmanın unvanını da elde etti. Bu yıl 25. kuruluş yıldönümünü kutlayan İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği (İFOD), 29 üyesi bulunan Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu’nun da kurucu dernekleri arasında yer aldı.

İ

A

İFOD’un yanında DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü Başkanlığını da yürüten Yrd. Doç. Dr. Beyhan Özdemir, derneğin her yaş ve farklı meslek grubundan 140 üyesi bulunduğunu belirtiyor. Üye sayısını çok genişletmediklerini ifade eden Özdemir, şunları kaydediyor:

Assistant Docent Dr. Beyhan Özdemir, who is the president of İFOD and the DEÜ Fine Arts Photography Department, states that the club has 140 members from all ages and different work groups. Özdemir, who points out that they didn’t increase the number of their members says:

‘’Üye sayımızı çok fazla genişletmiyoruz, çünkü günümüzde çoğu insanın fotoğrafla ilgilenmesi ve sayının çok fazla olması dolayısıyla, seçici olmak durumunda kalıyoruz. Fotoğrafı sanat olarak gören insanların bir araya geldiği, fotoğrafların paylaşıldığı, aylık rutin etkinliklerin düzenlendiği

‘’We do not except a lot of members because we have to be selective since there are a lot of people who are into photography. We have a working schedule where people who see photography as art, share their photographs and where we have monthly routine activities. Within our ac-

group of amateur photographers from all walks of life established the Izmir Photography and Cine Amateurs Club in 1986. The group was renamed the Izmir Photography Art Association after 7 years and became the first of its kind in Turkey. The association known shortly as IFOD is celebrating its 2th anniversary and is one of the founding clubs of the Turkish Photography Federation which has 29 members.

İZMİR Eylül - Ekim / September - October

77


Beyhan Özdemir

Tülün Şaşmaz

bir çalışma programımız var. Çalışmalarımız arasında öncelikle fotoğraf eğitimleri yer alıyor, ardından dijital fotoğraf, kurgusal fotoğraf, belgesel fotoğraf ve karanlık oda atölye çalışmaları gibi eğitim faaliyetlerine devam ediyoruz.’’ Yrd. Doç. Dr. Özdemir, gelişen teknolojiyle fotoğrafın aslında zorlaştığını, teknolojiyi destekleyecek fotoğraf alt yapısının oluşmamasının, yanlış uygulamalara ve fotoğrafik dilin kurulamamasına yol açacağının altını çiziyor. Özdemir, bu durumun önlenmesinin iyi bir fotoğraf eğitiminden geçtiğini ifade ediyor.

Gazi Yüksel

78

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

Özdemir’in verdiği bilgiye göre, İFOD’da temel eğitimler altı hafta sürüyor. Eğitimler için iki türlü katılımcı ağırlanıyor. Bunlardan bir bölümü sadece fotoğraf makinesini kullanmayı öğrenmek ve güzel fotoğraf çekmek için temel eğitim almak isterken, diğer katılımcılar hobiyi bir adım öteye taşıma talebiyle başvuruyor. Katılımcılar ilk haftalarda öğrendikleri teorik bilgileri son haftalarda pratiğe dönüştürerek, eğitim sonuçlarını daha iyi görebiliyorlar. Uygulamalı eğitimler çoğu zaman Karşıyaka Belediyesi Hamza Rüstem Fotoğraf Müzesi’nde gerçekleştiriliyor. Dernek, kendi merkezinin dışında yerel yönetimlerle ortak projeler ve fotoğraf yarışmaları düzenlerken, resmi veya özel kurumlara danışmanlık, jüri

tivities there are firstly photography workshops, then digital photography, fictional photography, documentary photography and dark room workshops.’’ Dr. Özdemir points out that photography has became more difficult with developing technology and that a lack of photographic infrastructure that could support new technology would result in wrong applications and a wrongful understanding of photographic language. Özdemir states that a good education in photography would prevent this problem. According to the information given by Özdemir, basic trainings at IFOD last for six weeks. Two types of trainees are admitted. One part joins the trainings just to learn how to use a camera and receive basic training on taking beautiful pictures and others want to take it a step further. Trainees get to test their skills by turning their theoretical training into practice in later weeks. Applied trainings usually take place at the Karşıyaka Municipality Hamza Rüstem Photography Museum. , While the club organizes joint projects and photograph competitions with local authorities, they also provide consultancy for official and public establishments and serve as jurors on various competitions.


Yusuf Tuvi

üyeliği gibi görevleri de yerine getiriyor. Bu kapsamda iki yıldır Karabağlar Belediyesi ile ‘’Bir Kent Belleği Karabağlar’’ adlı proje yürütülüyor. İlçenin görsel arşivi, bu projeyle çıkarılırken, yaklaşık 4 bin fotoğraf Karabağlar Belediyesine teslim edildi, arşivden seçilen karelerle kahvehane sergileri açıldı. Böylelikle halk, fotoğraflarla buluşturuldu. Konak, Karşıyaka ve Gaziemir belediyelerine yönelik fotoğraf eğitim çalışmaları da gerçekleştirildi.

25. yılda uluslararası organizasyon İFOD, 25. yıl kutlamalarına hazırlanırken, hedefini de İzmir’de uluslararası bir fotoğraf organizasyonu gerçekleştirmek olarak belirledi. Bu amaçla çalışmalara başlandı ve 20-31 Ekim 2011 tarihlerinde ’Uluslararası İzmir Fotoğraf Günleri’ organize edildi. İFOD Yönetim Kurulu Başkanı Yrd. Doç.Dr. Beyhan Özdemir, İFOD Yönetim Kurulu üyeleri Yetkin Saatli, Seda Şengök, Birol Üzmez, Mehmet Yasa ve DEÜ GSF Fotoğraf Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sadık Tumay’dan oluşan organizasyon komitesi, yoğun şekilde ‘’Uluslararası İzmir Fotoğraf Günleri’’ hazırlıklarını sürdürüyor. ‘’İzmir Fotoğrafla Buluşuyor’’ sloganıyla yola çıkılan organizasyon kapsamında konferanslar, paneller, fotoğraf sergileri ve fotoğraf gösterilerinden oluşan 40’a yakın etkinlik gerçekleştirilecek.

Virgillo Bardossi

They have been organizing a project for the past two years called “A city memoire: Karabağlar” with the Karabağlar Municipality. The visual archive of the city was put together with this project; 4 thousand photographs were handed over to the Karabağlar Municipality and café exhibitions were organized with photographs selected from the archive thus uniting the pictures with the public. Photography trainings were also organized for the municipalities of Konak, Karşıyaka and Gaziemir.

An international organization on the 25th year As İFOD is getting ready to celebrate its 25th anniversary, it set its target as organizing an international photography event in Izmir. So the International Izmir Photograph Days will be held during October 20-31, 2011 as part of this target. The organization committee which includes İFOD Chairman of the Board Dr. Beyhan Özdemir, İFOD board members Yetkin Saatli, Seda Şengök, Birol Üzmez, Mehmet Yasa and DEÜ GSF Photography Department Faculty Member Assistant Docent Dr. Sadık Tumay are working hard to prepare for the International Izmir Photograph Days. Close to 40 events, including conferences, panels, exhibitions and

photography shows, will be organized during the International Izmir Photograph Days which sets out with the slogan ‘’İzmir meets photographs’’. Beyhan Özdemir says that the biggest contributor of IFOD on this project is the DEÜ GSF Photography Department. Özdemir, who states that infrastructure is highly important when organizing an international event of this magnitude, says that they didn’t receive enough contributions from official or private entities in terms of sponsorships and that only the Hamza Rüstem Photography Museum would be open for them during the organization. The event will start with a mixed exhibition that will display 60 artworks of 20 different photography artists. In the first step of the panels that will be organized during the event, presentations on modern photography will take place. In the second day of the panel, showings and presentations on documentary photography will be organized. Topics such as “What consists of modern photography”, “Photographs and Ethics” and “Style on Turkish Photographs” will be the main headings of these panels. The Photography Days Contributors Mixed Exhibition, workshop exhibitions of IFOD İZMİR Eylül - Ekim / September - October

79


members and candidates and the photography exhibition of the DEÜ GSF Photography Department faculty members will be on display during October 20-31, 2011.

30 photograph artists will attend

Stratis Tsoulellis

Beyhan Özdemir, bu konuda İFOD’a en büyük desteğin, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü’nden geldiğini söylüyor. Uluslararası bir etkinliğin düzenlenebilmesi için alt yapının çok önemli olduğunun altını çizen Özdemir, kurumsal sponsorluk konusunda kamu veya özel kuruluşlardan yeterince destek göremediklerini, sadece Hamza Rüstem Fotoğraf Müzesi’nin etkinlik günleri süresince kullanıma açıldığını söylüyor. ‘Uluslararası İzmir Fotoğraf Günleri’, 20 fotoğraf sanatçısının 60 adet eserinden oluşan karma sergi ile açılacak. Organizasyon kapsamında gerçekleştirilecek panellerin birinci ayağında, çağdaş fotoğraf üzerine sunumlar yapılacak. İkinci gün oturumunda ise belgesel fotoğraf türü için gösterimler ve sunumlar gerçekleştirilecek. “Çağdaş Fotoğraf Deyince”, “Fotoğraf ve Etik”, “Türk Fotoğrafında Üslup” gibi fotoğraf söyleşileri, bu tür panellere ana başlık oluşturacak. Fotoğraf Günleri Katılımcı Karma Sergisi, İFOD üye ve aday üyelerinin atölye sergileri, DEÜ GSF Fotoğraf Bölümü Öğretim Elemanları Sergisi, 20-31 Ekim 2011 tarihleri arasında izleyicileriyle buluşacak.

30 fotoğraf sanatçısı katılacak Etkinliğe, alanlarında yetkin ve isim yapmış 7’si yabancı 30 fotoğraf sanatçısı katılacak. Fransa SIPA Press’ten Alfred Yaghobzadeh, 80

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

30 famous photograph artists- 7 of them foreign- will attend the event. Alfred Yaghobzadeh from France SIPA Press, a member of the Italian Photography Federation and MFIAP titled Virgilio Bardossi, Gabriel Brau from Spain who is famous for his Africa pictures, Elena Martnyuk from Russia and the President of the Lesbos Island Photography Club Stratis Tsouellis are among the foreign guests that will attend the event.

İtalya Fotoğraf Federasyonu Üyesi ve MFIAP unvanlı Virgilio Bardossi, İspanya’dan Afrika fotoğraflarıyla ünlü Gabriel Brau, Rusya’dan Elena Martnyuk, Midilli Fotoğraf Derneği Başkanı Stratis Tsouellis, yabancı sanatçılar arasında yer alıyor. Katılımcılar arasında KKTC Yakın Doğu Üniversitesi’nden Gazi Yüksel ile Türkiye’den Prof. Dr. Özer Kanburoğlu, Doç. Dr. Ali M. Bayraktaroğlu, Murat Germen, O.Cem Çetin, İbrahim Demirel, Özcan Yurdalan, Murat Yaykın, Reha Bilir, Hasan Yelken, Aykan Özener gibi isimler bulunuyor. AFAD, AFSAD, FOTOGEN, GAFSAD ve Mersin OLBA fotoğraf derneklerinin de katılacağı etkinliğe onur konuğu olarak Ara Güler davet edildi. Etkinlik, İzmir’in tanıtımı için de önemli olacak. Fotoğraf sanatçıları için kültür gezisi düzenlenecek ve onların gözünden İzmir fotoğrafları, kentin görsel belleğine katkı sağlayacak. Yaklaşık 20 fotoğraf sunumu, 3 panel, 2 konferans ve 12 sergiden oluşacak ‘Uluslararası İzmir Fotoğraf Günleri’ için Devlet Resim Heykel Müzesi, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sanat Galerisi, İFOD’un merkezi ve DEÜ Sabancı Kültür Sarayı mekân olarak kullanılacak.

The event will also be attended by Gazi Yüksel from the Near Eastern University in the Turkish Republic of Northern Cyprus and Prof. Dr. Özer Kanburoğlu, Doc. Dr. Ali M. Bayraktaroğlu, Murat Germen, O.Cem Çetin, İbrahim Demirel, Özcan Yurdalan, Murat Yaykın, Reha Bilir, Hasan Yelken and Aykan Özener from Turkey. Ara Güler was invited as the guest of honor to the event which will be attended by various national photography clubs and associations.

Beyhan Özdemir’e göre, İFOD, ‘Uluslararası İzmir Fotoğraf Günleri’, gelecek dönemde çizilecek yolun önemli bir basamağını oluşturuyor. Organizasyonun başarıyla gerçekleştirilmesi durumunda 2 yılda bir etkinlikler sürdürülecek.

According to Beyhan Özdemir, the International Izmir Photograph Days will constitute an important step for the future projects of İFOD. If the organization is successful, it will be repeated every two years.

The event will also be important for the advertisement of Izmir. A cultural tour will be organized for the artists and the pictures they will take will add to the virtual memory of the city. The State Art and Sculpture Museum, DEÜ GSF Art Gallery, IFOD’s headquarters and the D.E.Ü Sabancı Cultural Hall will be used as event sites during the International Izmir Photograph Days which will include 20 photography presentations, 3 panels, 2 conferences and 12 exhibitions.


İZMİR Eylül - Ekim / September - October

81


Gezi / Trip

Huzura uzanan yol

Eski Doğanbey Köyü Yerleşim yeri, sanki zamanın bir yerinde durmuş hissi uyandırıyor. Bir dönem kaderine terk edilen Eski Doğanbey köyü, bugün Rum ve Türk mimarisinin eşsiz örneklerinin sergilendiği bir Açıkhava müzesi gibi… Yazı / Article: CEYDA ADAR Fotoğraflar / Photography: CEYDA ADAR - SÜLEYMAN DUMAN

The road to serenity

The Old Doğanbey Village The settlement area makes you feel like it was frozen in time. The Old Doğanbey Village Which was left to fend for itself a while ago, now resembled an open air museum that exhibits the most unique elements of Greek and Turkish architecture…

B

ilinmezlere hissedilen merak duygusu, ilk defa alınan her yolda heyecana karışır. Adımlar umuda atıldıkça yol alır insan. Bir de yolun sonu güzelliklere açıldıysa, değmeyin keyfe!

Böyle bir umutla başlayan yolculuğun ardından Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Eski Doğanbey köyündeyiz. Arkamıza Büyük Menderes Deltası’nın eşsiz manzarasını alarak, köye giden yolu adımlıyoruz. Yerleşim yeri, sanki zamanın bir yerinde durmuş hissi uyandırıyor insana. Şimdiki sakinleri de bu dinginliğe ayak uydurmuşlar ve köyün bir zamanlardaki terk edilmişliği, yerini huzurlu bir yaşantıya bırakmış. 82

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

Eski adı Domatia olan Doğanbey, aslında bir Rum köyü. Geçmişi M.Ö. 7. yüzyıla değin uzanan köy, 1924 yılındaki mübadeleye kadar Rum halkının yaşam alanıymış. Köyün daha sonraki halkı olan Türklerin burayı terk ederek, 2 kilometre aşağıdaki bölgeye taşınmasıyla Doğanbey köyü, “Eski” ve “Yeni” olarak iki isimle anılmaya başlamış. Uzun bir süre yalnızlığın hüküm sürdüğü Eski Doğanbey sokakları, şimdilerdeyse büyük şehirlerden keşfe gelen misafirlerine ev sahipliği yapıyor. Aralarında sanatçı ve siyasetçilerin de bulunduğu köy halkı, şehrin stresinden çok uzak bir yaşam sürerken, siz kısa süreliğine de olsa köyün bu dinginliğini hissetmenin huzuruna varıyorsunuz.

C

uriosity against the unknown turns to excitement with every new step you take. You continue your journey as you walk towards hope. And if the end of the road brings you to a beautiful place, the journey is doubly exciting! We are at the Old Doğanbey Village in Aydın’s Söke borough after such a hopeful journey. We are walking on the road towards the village, with the magnificent panorama of the Büyük Menderes Delta behind us. The settlement area makes you feel like it was frozen in time. Its residents have adapted to this calmness and the once abandoned village is now a center of serenity.


İZMİR Eylül - Ekim / September - October

83


Aralarında sanatçı ve siyasetçilerin de bulunduğu köy halkı, şehrin stresli yaşantısından çok uzak bir yaşam sürerken, siz de kısa süreliğine de olsa köyün bu dinginliğini hissetmenin huzurunu yaşıyorsunuz.

While the locals, who include artists and politicians, live a life of peace away from the stress of the city, you will also feel calm and serene in the village, even if it’s only for a short time.

Dilek Yarımadası’nın güney ucunda yer alan ve Milli Park sınırlarındaki tek yerleşim olma özelliğine sahip köy, bugün Rum ve Türk mimarisinin eşsiz örneklerinin sergilendiği bir Açıkhava müzesi gibi. Rengarenk çiçekler, bitkiler ve yemyeşil ağaçların doğal dekorasyonu ile süslü dar sokaklarında yürürken, eski zamanlara dair tüm ayrıntılar birer birer karşınıza çıkıyor. Taş evlerin arasında önce eski bir çeşme takılıyor gözünüze; ardından da bir şapel ve kilise. Eski yıllarda Rumların okul binası olarak kullandıkları yapıysa günümüzde Ziyaretçi Tanıtım Merkezi olarak konuklarını ağırlıyor. 2001 yılında restore edilen binada; müze odası, sergi salonu, kütüphane, bilgisayar odası ve kafeterya bulunuyor. Merkez ayrıca deneyimli ekibinin rehberliğinde düzenlediği turlarla çevreyi keşfetme imkanı da sunuyor.

Ekoturizm imkânı Dilek Yarımadası ve Büyük Menderes Deltası Milli Parkı sınırları içinde yer alan Doğanbey köyü, yürüyüş parkurları, trekking 84

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

Doğanbey, which was known as Domatia, is actually a Greek village. The village which dates back to 7th century B.C. was the settlement area of Greeks until the great exchange in 1924. The village became known as Old and New Doğanbey after Turks moved to the area 2 kilometers from the village after the exchange. The streets of Old Doğanbey, which were deserted for a long time, now host visitors from big cities. While the locals, who include artists and politicians, live a life of peace away from the stress of the city, you will also feel calm and serene in the village, even if it’s only for a short time. The village which is located on the southern point of Dilek Peninsula and is the only settlement within the borders of the National Park, now resembled an open air museum that exhibits the most unique elements of Greek and Turkish architecture. When you are walking among narrow streets adorned with colorful flowers, plants and greener than green trees, you are greeted by every little detail from

times gone by. First you spot a fountain between stone houses; then a chapel and a church. The building which was used as a school by the Greeks is now the Information Center for visitors. There’s a museum room, exhibition room, library, a computer room and a cafeteria in the building which was restored in 2001. The center also provides tours with expert tour guides.

The chance for eco-tourism Doğanbey village which is situated within the borders of Büyük Menderes Delta National Park is an area where eco-tourism has advanced with walking tracks, trekking areas, bird varieties, an advanced flora and endemic plant species. In the region which is ideal for nature sports, hiking tours are organized at the Olukdere Canyon by the Information Center with expert tour guides providing guests with an unforgettable experience accompanied by a magnificent view that includes a 15 kilometer course surrounded


alanları, kuş çeşitliliği, gelişmiş florası ve endemik bitki türleriyle eko turizmin de geliştiği bir bölge. Doğa sporları için oldukça elverişli olan bölgede, Ziyaretçi Tanıtım Merkezi etkinlikleri kapsamında Olukdere Kanyonu’nda rehber öncülüğünde doğa yürüyüş turları düzenleniyor.15 kilometrelik parkur ile Milli Park’ın eşsiz bitki örtüsü, dereleri, şelalesi ve harika bir manzara eşliğinde benzersiz bir deneyim yaşama şansını veriyor. Dağ bisikleti sporu tutkunları için doğal stabilize ve az eğimli yolları bulunan alternatif parkurları da mevcut. Tercihiniz doğanın sunduğu bitki çeşitliliğini keşfetmekten yanaysa düzenlenen botanik turları tam size göre. Milli park florasında 95 familyaya ait; tür, alttür ve varyete düzeyinde 804 adet bitki bulunuyor. Bunlardan altısı, dünyada sadece burada görülen türler. Ayrıca Türkiye için endemik olan 31 adet bitki türünü de bölgede bulabiliyorsunuz. Akdeniz maki florasının hemen bütün bitki türlerinin en canlı, sağlıklı örneklerinin yer aldığı Milli Park,

Anadolu Kestanesi, Kartopu, Finike Ardıcı, Melez Pırnal Meşesi ve Dallı Servi’nin küçük orman toplulukları meydana getirerek yetiştiği tek yer. Milli Park, içerdiği benzersiz bitki çeşitliliği nedeniyle Avrupa Konseyi tarafından “Flora Bio Genetik Rezerv Alanı” ilan edilmiş. Kavaklıburun ve Karasu günübirlik kullanım alanları arasındaki seçilmiş iki kilometrelik parkurda düzenlenen botanik turu, meraklıları için eşsiz bir deneyim.

Karina’da balık keyfi Eski Doğanbey Köyü gezintinizde günü noktalamak için en uygun yer, köye yakın mesafedeki Karina Sahili. Büyük Menderes coğrafyasının doğal güzelliğinden nasibini alan Karina, 1900’lü yılların ticaret limanı. Dilden dile günümüze ulaşan hikâyeye göre de, dönemin en popüler Rum tüccarının kızının adı olan Karina, sahile adını vermiş. Rumlar, bölgeden topladıkları zeytinyağı, bal, hububat, tütün, şaraplık üzüm gibi ürünleri buradaki limandan diğer adalara gönderirlermiş. Şimdilerde gemilerin yerini balıkçı teknelerinin aldı-

by an amazing flora, streams and a waterfall. There are naturally stabilized and low sloped alternative courses for mountain biking enthusiasts. If you prefer to explore the various plants the nature has to offer, the botanical tours are just what you need. There are 804 plants belonging to 94 species within the flora of the park. Six of these are plants that can only be found here on earth. In addition, you can find 31 endemic plants in Turkey in the region. The National Park, which hosts all the healthiest plant types of the Mediterranean maquis flora, is the only place where you can see types such as the Anatolian chestnut, Kartopu, Finike juniper, the crossbreed Pırnal Oak and the Weeping Cypress. The National Park was announced as a “Flora Biogenetic Reserve” by the European Council because of the unique plants it houses. The botanical tour which takes place at a 2 kilometer course between Kavaklıburun and Karasu is a unique experience for nature lovers. İZMİR Eylül - Ekim / September - October

85


ğı sahilde, dilerseniz balık tutabilir ya da sahilin tek restoranında balık başta olmak üzere pek çok deniz ürününü afiyetle yiyebilirsiniz. Keyifli bir günün ardından, güneş dağların ardına gizlendiğinde ise söylenecek tek söz: Yolun sonu güzelliklere açıldı…

Nasıl gidilir? Söke’den Didim-Milas-Bodrum karayoluna çıkıp ilerlerken birkaç kilometrede Priene ile Eski Doğanbey’e işaret eden tabelaları göreceksiniz. Bu yoldan devam ettiğinizde önce Güllübahçe’ye, ardından DidimPriene sapağına ulaşacaksınız. Didim’i takip ettiğinizde, Atburgazı’nı ardından Tuzburgazı-Doğanbey’i gösteren tabelalardan saparak, Yeni Doğanbey’e geleceksiniz. Tuzburgazı - Doğanbey arasının 4 kilometre olduğunu belirtelim. Karina sahiliyse ise Doğanbey’e 8 kilometre uzaklıkta bulunuyor.

86

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

Enjoying the fish at Karina The best place to end the day at the village is the Karina Shore close to the area. Karina, which exhibits the natural beauty of the Büyük Menderes geography, was a trade port back in the 1900’s. According to legend, the port was named after the daughter of a popular Greek merchant called Karina. Greeks used to send products such as olive oil, honey, tobacco and grapes to neighboring islands from this port. You can fish at the shore which is now inhabited by fish boats instead of big ships or you can enjoy delicacies of the sea at the only restaurant on the shore. There is only one thing to say after the sun hides behind the mountains at the end of an enjoyable day: the end of the road opened up to beauty…

How to get there? When you set out from Söke towards the Didim-Milas-Bodrum Highway, you

will see the signs for Priene and the Old Doğanbey Village after a couple of kilometers. When you continue towards this road you will first reach Güllübahçe and then the Didim-Priene turn. When you follow Didim, you will reach New Doğanbey by following first the sign for Atburgazı and then the Tuzburgazı-Doğanbey signs. Let us remind you that the distance between Tuzburgazı –and Doğanbey is 4 kilometers. The Karina shore is 8 kilometers from Doğanbey.


İZMİR Eylül - Ekim / September - October

87


İnanç Turizmi / Belief Tourism

İmam-ı Birgivi’nin kutsal diyarı Antik Dönemden bu yana kutsal bir kent olma vasfını sürdüren Birgi, her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilen İmam-ı Birgivi’nin mezarının yanı sıra Ulu Cami, Dervişağa Cami gibi ibadet mekânlarıyla da inanç turizminin önemli duraklarından. Yazı / Article: SEVDA ÇETİN / Ödemiş Müze Müdürü-Director of the Ödemiş Museum Fotoğraflar / Photography: Süleyman Duman

88

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011


The holy land of İmam-ı Birgivi Birgi, which continues to be a holy city since the Antique Age, is an important center for religious tourism with the religious spots such as the tomb of İmam-ı Birgivi, Ulu Mosque and Dervişağa Mosque, which are visited by thousands of local and foreign tourists each year.

A

B

II. Sultan Selim’in hocası Ataullah Efendi, Birgilidir ve doğduğu bu şirin kente 16. yüzyıl medreselerinin tipik bir örneğini yaptırmıştır. Bu okul (medrese) uzun yıllar İslami Eğitim Okulu olarak hizmet vermiştir. Medrese Birgi Meydanı’nda, Aydınoğlu Mehmet Bey’in yaptırdığı caminin (13. yüzyıl) karşısındadır. 700 yıllık cami ve 500 yıllık medrese günümüze ulaşmış nadir eserlerdendir. Ama Birgi için en önemlisi medresede ders veren hocanın kişiliğidir. İmam-ı Birgivi Mehmet Efendi, 1518 yılında Balıkesirli müderris Ali Efendi’nin oğlu olarak doğmuş, ilk eğitimini aldıktan sonra İstanbul’a gidip Ahizade Mehmet Efendi’nin derslerine başlamıştır. Sonra Abdurrahman Efendi’ye bağlanmış ve ihtisas yaparak bazı ilim medreselerinde bulunmuştur. Osman-

Ataullah Efendi, the teacher of II. Sultan Selim is from Birgi and he built a typical 16th century madrasah in this cute town he was born in. This madrasah (school) served as a Muslim educational School for many years. It is across from the mosque commissioned by Aydınoğlu Mehmet Bey in the 13th century on Birgi Square. The 700 year old mosque and the 500 year old madrasah are two rare buildings that have survived to this date. But the most important aspect of the madrasah for Birgi is its teacher. İmam-ı Birgivi Mehmet Efendi was born in 1518 and had gone to Istanbul after elementary school to be schooled by Ahizade Mehmet Efendi. Then he was tutored by Abdurrahman Efendi and taught at various science schools. Mehmet Efendi, who got the chance to go to the best

ntik Dönemde Lidya Bölgesi’nde kalan Birgi, “Zeus’un kutsal yeri” anlamına gelen “Dioshieron” adıyla anılmıştır. Bizans Döneminde ise burada piskoposluk merkezi kurulmuş, 13-14. yüzyılda da bölge Türklerin eline geçerek, Aydınoğlu Beyliği’nin kurucusu Mehmet Bey, Birgi’yi beyliğinin başkenti yapmıştır. Birgi, Antik Dönemden bu yana kutsal bir kent olma vasfını sürdürmüştür.

irgi, which was situated within the Lydia region in the antique age, was known by the name “Dioshieron”, which means the holy place of Zeus. An episcopacy center was built here during the Byzantium rule but the land was invaded by Turks in the 13-14th century and Mehmet Bey, the founder of the Aydınoğlu Seigniory made Birgi the capitol of the Seigniory.

İZMİR Eylül - Ekim / September - October

89


Ulu Cami

Eskiden beri bir piknik havası içerisinde olan İmam-ı Birgivi’nin kabir ziyaretlerinde, gelenler kurbanlarını kesip piknik yapabildikleri gibi, yandaki mescitte namazlarını kılıp, halk arasındaki deyimi ile ‘Dede’yi de ziyaret ederler. During visitations of the tomb of İmam-ı Birgivi, people make sacrifices, picnic, pray at the small mosque next to the tomb and pay homage to the legend that they call “Dede”

90

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

lı İmparatorluğu’nun en parlak devri olan Kanuni Sultan Süleyman zamanında, devrin en büyük üniversitesi sayılan Samaniye Medresesi’ne iyi bir sınav sonucu ile giren Mehmet Efendi, başarılı öğrenciliğin ardından diploma almaya hak kazanmıştır. Bundan sonra medreselerde ders, camilerde halka vaiz ve öğütler veren Mehmet Efendi, Bayramiye şeyhlerinden Adtullah Karamani’nin yanına giderek, tekkeye de girmiştir. Bazı derviş arkadaşlarının kitap ve sünnete uymayan hal ve hareketlerine itirazlarda bulunmuş, her sorunu Kuran-ı Kerim’e ve Hz. Muhammed’in sözlerine (hadislerine) danışarak çözmeye çalışmıştır. Kanuni devrinde, hocası Abdurrahman Efendi vasıtası ile Edirne’de Kassam-ı Askeri (miras taksim işi ile vazifeli memur) olarak görevlendirilmesiyle aynı zamanda ders okutur, vaazlarında halkı Kur’an ve sünnete tabi olmaya davet edermiş. İstanbul’a dönerken Kassam-ı Askeri iken aldığı parayı, defter kayıtlarına göre geri vermiş ve helalleşmiştir.

Birgivi adını aldı Ataullah Efendi’nin yaptırdığı bu medreseye, Adtullah Karamani’nin isteği üzerine ta-

university during the Ottoman rule called the Samaniye Madrasah, graduated with honors. Mehmet Efendi, who taught at schools and preached to the people at mosques after his graduation, was also a part of the dervish lodge run by Adtullah Karamani. He objected to the attitudes of some of his friends at the lodge and tried to work out every issue by consulting the Quran and the words of the Prophet Mohammed. After he was appointed to work as a public officer for the dividing of assets after a death, he continues to teach and give sermons. Upon his return to Istanbul, he gives back the money he has earned during his post.

Takes the name Birgivi Mehmet Efendi was assigned to the madrasah commissioned by Ataullah Efendi with the request of Adtullah Karamani. Mehmet Efendi was given the name Birgivi, which means a person from Birgi, because of his successful teaching position in the town and the fact that he had written his best books during his post.


Ulu Cami

lebesi Mehmet Efendi tayin edilmiştir. Uzun yıllar Birgi’de değerli talebeler yetiştiren, ilim, irfan yayan ve en güzel eserlerini burada yazan Mehmet Efendi’ye, Birgi’de uzun yıllar yaşadığı için Birgili anlamına gelen “Birgivi” adı eklenmiştir. İmam-ı Birgivi Mehmet Efendi, yalnız öğrenci yetiştirmekle kalmamış, ayrıca birçok kıymetli eser vererek İslam dünyasına yararlı olmuş, “Avamil” ve “İzhar” gibi eserleri uzun zaman özellikle Türkiye’de ders kitapları olarak okutulmuştur. Bu kitapların en önemli özelliği, öğrencilerin kitapları okurken hem asıl konu olan Arapça sözdizimi (sentaks) kurallarını öğrenmeleri hem de inanç ve ahlaka dair bilgi edinmiş olmalarıdır. Mehmet Efendi eserlerinde kurallara örnek verirken, sürekli “inanç ve güzel ahlakı” seçmiştir. Ömrünün sonlarına yakın İstanbul’a gelip Vezir-i Azam Mehmet Paşa ile görüşmüş, halkın idaresi ve işleri hakkında değerlendirme ve temennilerde bulunmuştur. İmam-ı Birgivi, bu hizmetlerini sürdürürken 52 yaşında veba hastalığına yakalanarak, hayata veda etmiştir. (Hicri 981- Miladi

Mimber detay

İmam-ı Birgivi Mehmet Efendi, not only educated many students but he also wrote many important books that were helpful to the Islamic world. His works such as “Avamil” and “İzhar” were parts of the curriculum for many years in Turkey. The most important characteristic of these books is that students learned the syntax rules of the Arabic language and received information on faith and ethics. When Mehmet Efendi explained his works, he always mentioned faith and ethics. Towards the end of his life, he came to Istanbul to talk to Grand Vizier Mehmet Paşa and relayed his thoughts and evaluations on public management and efforts. While engaging in such services, İmam-ı Birgivi dies at the young age of 52 from the plague. Although he died young, Birgivi wrote close to 60 books and educated many students. His most important book is called Vasiyetname-i Birgivi. İmam-i Birgivi, who requested that a mausoleum not be built on top of his grave, is buried in the cemetery on the road to the Kemer Plateau which is to the northeast of Birgi. His tomb is visited by thousands

Mimber İZMİR Eylül - Ekim / September - October

91


each year, especially during springtime. During visitations of the tomb of İmam-ı Birgivi, people make sacrifices, picnic, pray at the small mosque next to the tomb and pay homage to the legend that they call “Dede” İmam-ı Birgivi Mehmet Efendi is not the only reason to visit Birgi. Birgi, which has historical elements such as the Birgi Ulu Mosque (13the century), Dervişağa Mosque (17th century), the Çakırağa Mansion (17th century) and others that are being renovated, will draw you in with every step you take while you’re breathing in history. You will feel the serenity of the historical area and you’ll never want to leave this peaceful atmosphere.

Birgi Ulu Mosque

1573) Çok genç yaşta vefat etmesine rağmen 60’a yakın eser yazan ve birçok talebe yetiştiren İmam-ı Birgivi’nin en önemli eseri, Vasiyetname-i Birgivi’dir. Kabrinin üzerine türbe yapılmamasını vasiyet eden İmam-i Birgivi, Birgi’nin kuzeydoğusunda Kemer Yaylası’na çıkan yol üzerindeki mezarlığa defnedilmiştir. Mezarı, her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilirken, özellikle ilkbahar aylarında ziyaretçi akını olmaktadır. Eskiden beri bir piknik havası içerisinde olan İmam-ı Birgivi’nin kabir ziyaretlerinde, gelenler kurbanlarını kesip piknik yapabildikleri gibi, yandaki mescitte namazlarını kılıp, halk arasındaki deyimi ile ‘Dede’yi de ziyaret ederler. Tabii ki Birgi’ye gelmek için tek sebep İmam-ı Birgivi Mehmet Efendi değildir. 92

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

Birgi Ulu Cami (13. yüzyıl), Dervişağa Cami (17. yüzyıl), Çakırağa Konağı (17. yüzyıl) ve yeniden ayağa kaldırılmaya çalışılan birçok eseri ile Birgi, attığınız her adımda tarihi soluyarak sizi içine çekecektir. Ata yadigarı mekânlarda geçmişin dinginliğini büyük şehrin karmaşasından uzakta hissedecek, ruha huzur veren bir atmosferden ayrılmak istemeyeceksiniz.

Birgi Ulu Cami Birgi Deresi’nin doğusunda, kenti güneyden kuzeye kat eden ağaçlı yolun sonunda, küçük bir meydan üzerindedir. Güneyinde Şah Sultan Türbesi, doğusunda İmamı Birgivi Medresesi yer almaktadır. Avlusu, ihata (yapıyı çevreleyen) duvarı ile çevrilidir. Hemen bitişiğindeki Aydınoğlu Mehmed Bey Türbesi ile aynı avluyu paylaşmaktadır.

It is located on a small square at the end of the tree lined road that runs all the way from the south to the north of the town, to the north of the Birgi Creek. The Şah Sultan Mausoleum is to its south and the İmam-ı Birgivi Madrasah it to its east. Its courtyard is surrounded by an enclosing wall. It shares its courtyard with the Aydınoğlu Mehmed Bey Mausoleum right next to it. The mosque is one of the rare buildings that have survived from the Seigniory period. In the mosque which has a 5 nave sacred room and a space in front of the altar covered by a dome was built with broken bricks, rubble stone and hewn stone in addition to harvested materials. Birgi Ulu Mosque repeats the plan of multi supported Seljuk era mosques. The mosque is an important example in terms of decorations with wooden materials. Wooden and glazed tile decorations are abundant while stone decorations are minimal. The minaret of the mosque is built on the southern tip of the Mecca wall, which is quite unusual. The glazed bricks and tile mosaic decorations on the structure have survived to this day and are in good condition. The most striking elements in decoration are concentrated on the altar, pulpit and wooden window and door leafs. You can


Cami, beylikler döneminin günümüze ulaşabilmiş sayılı örneklerinden biridir. Mihrap duvarına dik uzanan beş sahınlı bir harim ve üzeri kubbeyle örtülü bir mihrap önü mekânına sahip plandan oluşan camide, inşa malzemesi olarak tuğla kırıkları, moloz taş ve kesme taşın yanı sıra devşirme malzeme de sıklıkla kullanılmıştır. Birgi Ulu Cami, plan olarak çok destekli Selçuklu camilerinin plan şemasını tekrarlamaktadır. Cami, ahşap malzemenin süslemede kullanılması açısından oldukça önemli bir örnektir. Ahşap ve çini süslemelerin bolluğuna karşılık, yapıda taş süslemeler sınırlıdır. Caminin minaresi, alışılmışın dışında, kıble duvarının batı ucuna yapılmıştır. Üzerinde görülen sırlı tuğla ve çini mozaik süslemeler, oldukça sağlam durumda günümüze ulaşabilmişlerdir. Süslemede en çok dikkati çeken öğeler; mihrap, minber, ahşap pencere ve kapı kanatları üzerinde toplanmıştır. Pencerelerde; tamamen kabartmalı kündekari tekniği, palmet desenli yuvarlak oyma tekniği, ceviz ağacından yapılmış minber üzerinde kündekari tekniği, ahşap oyma teknikleri, mihrap üzerinde firuze ve patlıcan moru renkli çinilerden oluşan mozaik tekniği, kubbe iç yüzeyinde ise alçı kabartma tekniği ile biçimlendirilmiş beş kollu yıldız örnekleri yerleştirilerek, alçı ve kalemişi süslemeler görülmektedir. Desenlerde genellikle sonsuzluk etkisi hakimdir. Geometrik ve bitkisel süslemelerin yanı sıra, gülbezek, bitkisel süslemelere de rastlanmaktadır. Minber üzerinde bir usta kitabesi ve bir inşa kitabesinin yanı sıra pek çok dinsel içerikli kitabe mevcuttur. Minberde bulunan kitabeye göre minberin ustası, Muzaffereddin bin Abdülvahid bin Süleyman ismindeki kişidir. Minbere ait kapı kanatları, 1993 yılında bulunduğu yerden çalınmış ve 1996 yılında dönemin bakanı tarafından yurtdışından getirtilerek yerine taktırılmıştır. Caminin taç kapısı üzerinde bulunan Osmanlıca kitabede ise; Birgi Ulu Cami’nin 712 (1312-1313) yılında Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından inşa ettirildiği yazmaktadır.

see the embossed “kündekari” technique, palmetto designed round engraving technique on the windows; the “kündekari” technique on top of the pulpit made from walnut tree, wooden engraving techniques, the mosaic technique made up of turquoise and purple colored tiles on the altar and plaster and pencil drawn decorations on the interior of the dome made by plaster embossing technique. The effect of infinity is dominant in the designs. There are rose and botanical decorations in addition to geometric shapes.

There is a master’s epigraph and a construction epigraph on the pulpit and many other religious epigraphs. According to the epigraph on the pulpit, the master of the pulpit is Muzaffereddin bin Abdülvahid bin Süleyman. The door leafs of the pulpit were stolen in 1993 and reinstalled after being brought to Turkey in 1993 with the efforts of the Minister in office.On the epigraph that is located at the top of the crown door of the mosque written in the Ottoman language, it is said that the mosque was commissioned by Aydınoğlu Mehmet Bey in 1312-1313.

İZMİR Eylül - Ekim / September - October

93


Röportaj / İnterwiev

“Ben İzmir’i Barcelona gibi görüyorum” Turizmci Emre Gezgin’e göre, modern turizm pazarlama stratejisiyle kurulacak tematik park ve müzelerin yanı sıra sonbahar aylarında düzenlenecek festivaller ile İzmir’e kış aylarında da turist gelebilir. Röportaj-İnterview: CEYDA ADAR

“Izmir is just like Barcelona” According to Emre Gezgin, a member of the tourism sector, theme parks that will be built with a modern tourism marketing strategy and festivals that were to be organized in the fall could also bring tourists to Izmir during the winter.

T

Emre Gezgin

94

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

ransfermenlikle (turistlerin transfer işlemini gerçekleştiren seyahat acentesi çalışanı) başladığı turizm sektörüne acente sahibi olarak devam eden Emre Gezgin, yurtdışı deneyimlerini sektör tecrübesiyle birleştirerek, İzmir’in turizmde hak ettiği noktaya gelebilmesi için çalışan isimlerden biri. İzmir’e gelen kruvaziyer gemi sayısında artış olsa da, kentin gelen turistlere yeterince tanıtılamadığı söyleyen Gezgin, alternatifler yaratılması gerektiği görüşünde. Avrupa’daki old city kavramının İzmir’deki karşılığının Kemeraltı olduğunu ifade eden turizmci Emre Gezgin, “Kemeraltı’na diğer ülkelerde olduğu gibi kısa tur, uzun tur şeklinde güzergahlar oluşturması lazım” diyor. İzmir’i Barcelona gibi gören Gezgin’e göre, modern turizm pazarlama stratejisiyle kurulacak tematik park ve müzelerin yanı sıra sonbahar aylarında düzenlenecek festivaller ile İzmir’e kış aylarında da turist gelmesini sağlamak mümkün. İzmir’de kış sezonunun yanı sıra temmuz ve ağustos dışında yazın da golf

E

mre Gezgin, who started out as a transfer employee and now owns a travel agency, is one of the people who are working to contribute to the tourism sector in Izmir by combining his experiences outside the country with his expertise. Gezgin, who points out to the fact that while there has been an increase in the number of cruise ships, the city is not introduced properly to the tourists, believes that alternatives must be created. Emre Gezgin, who states that the “old city” concept in Europe corresponds with Kemeraltı in Izmir, says that short and long tours must be organized for Kemeraltı, just like in the other cities around the world. According to Gezgin, who sees identifies Izmir with Barcelona, theme parks that will be built with a modern tourism marketing strategy and festivals that were to be organized in the fall could also bring tourists to Izmir during the winter. Gezgin, who points out that it is an advantage that golf could be played in Izmir during the winter,


“Avrupa’da golf sezonu biterken, Türkiye’de başlıyor. Yaz aylarında çok fazla seçenek varken, kışın Avrupalının golf oynamak için çok fazla seçeneği yok. Golf üzerine alan yaratılması, İzmir’e kışın da turist gelmesini sağlayabilir.” ‘’When golfing season ends in Europe, it begins in Turkey. There are not many options for golf players in the winter in Europe. Establishing golf courses could bring a lot of tourists to Izmir during the winter.”

oynanabilmesinin bir avantaj olduğuna da dikkat çeken Gezgin, golf alanları yaratılmasının turist sayısında artışa yol açacağını ifade ediyor. Turizm sektörüyle nasıl tanıştınız? GEZGİN: 1989 yılında transfermenlikle başladım turizme. Esasında turizme başlama sebebim, tamamen tanıtıma odaklıydı. Çok küçük yaşlarda yurtdışına seyahatlerde bulunduğum için oralara yönelik gözlemlerimle birlikte, ülkenin tanıtma ihtiyacına yönelik milliyetçi bir yapıya sahip oldum. Yazları üç ay tatil yapmak yerine hem ülkemi tanıtmaya hem de Fransızcamı geliştirmeye karar verdim. Üniversite yıllarında, rehberlik sınavına girdim ve kokartlık sınavını kazandım. O dönemlerde hayalim, ülkesel Fransızca rehber olmaktı. İlk önce 1991 yılında Marmara’da kulüp rehberliği yaptım. Sonrasında amacım uzun süreli kültür turlarına rehberlik yapmak olduğu için oraya yöneldim ve İstanbul’da köklü bir tur firmasına gir-

dim. Üniversite bittikten sonra Fransa’da bir işletme yönetimi enstitüsüne giderek pazarlama ve satış master formasyonuna katıldım. Ardından geri döndüm ve yine rehberliğe devam ettim. 2000 yılında da İstanbul’da çalıştığım Paris merkezli tur şirketinin sahibi “Paris’e gel, seni yetiştirelim” şeklinde bir teklifte bulundu. Ben de 18 aylık bir dönem için Paris’e gittim. Orada kar marjının optimizasyonu üzerine bir çalışma yaparak, üstlerime rapor verdim. O dönemlerde internet yeni doğuyordu. İnternete yatırım yapalım dedim ve bu konuda bir fizibilite yaptım. E-turizm öyle başladı. Önce departmanın kurucusu, sonra da satış müdürü oldum firmada. Belli bir dönem orada devam ettikten sonra başka bir firmaya geçtim. 2005 yılında kruvaziyer üzerine büyük bir gemi tur operatörüyle anlaşma yaparak, onların ürünlerini no name internet sitemiz üzerinden son kullanıcıya yönlendirmeye başladık. Böylelikle e-turizm ile kurvaziyeri birleştirdik.

believes that building golf courses could increase the number of tourists. How did you first start working in the tourism sector? GEZGİN: I started in 1989 as a transfer employee. Actually, I was focused on the advertisement part of the trade. As I had been travelling abroad from a very young age, I saw what other countries were doing in terms of advertising and I felt the need that my country needed more publicity. Instead of vacationing for three months during the summer, I decided to advertise my country and develop my French. During my time at college I entered the exams for tour guiding and received my cockade. At that time, my dream was to become a national French tour guide. In 1991 I stayed in Marmaris and worked as a club tour guide. Later on I wanted to become a cultural tour guide and started working for a prominent travel agency in Istanbul. After I graduated from college, I İZMİR Eylül - Ekim / September - October

95


did my masters in marketing and sales in France. I came back to Turkey and continued working as a tour guide. In 2000, I was sent to Paris by my company and I lived there for 2 years. I wrote a report there for the optimization of the profit margin. That was the first eras of the internet revolution. I advised them that we should invest in the web and I worked out a feasibility report. That’s how e-tourism started. First I was the founder of the department, and then I became the sales manager of the company. After working there for a while, I changed companies. In 2005, I made a deal with a tour operator regarding cruises and we started selling their products to the final user through our no name web site. This is how we combined e-tourism with cruises.

E-turizm kavramını biraz açabilir misiniz? GEZGİN: E-turizm, turizme dayalı ürünlerin son kullanıcıya odaklı olarak tanıtımının yapılması ve satış sonrası birtakım hizmetlerinin verilmesinin, internet aracılığıyla büyük kitlelere yayılması. Son kullanıcıya yönelik iki geleneksel satış kanalı vardır. Bir tanesi, müşteri direkt tıkladığı an hiç kimseyle bağlantıya girme ihtiyacı duymadan, internetten istediği ürünü satın alır. Buna stok reel deriz. İkincisi de rezervasyonunu yapar, sonra karşı taraftan bir geri dönüş olur. Onun üzerine satış manüel olarak gerçekleşir. Ya müşteri acenteye gelir ya da mail order yollarsınız bu şekilde. Bu sistemin avantajı nedir? GEZGİN: İki taraflı bakmak lazım. Şirket tarafında bakarsanız, birincisi maliyet. İkincisi 24 saat açıksınız. Üçüncüsü fiziksel bir broşür çıkartmak yerine ürünlerinizin güncellenmesi konusunda çok büyük bir avantaj. Ayrıca istediğiniz gibi başka firmaların ürünlerini de o firmaların isimleri olmadan kendi web sitenizde satabilirsiniz. Yani ürün genişlik yelpazesi istendiği kadar çoğaltılabilir elektronik ortamda. Alıcı için de zaman kaybı yok. İnternete girerek, aynı

96

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

ürünü farklı web sitelerinde karşılaştırma imkanı var. İzmir kruvaziyer turizminde nerede duruyor? GZEGİN: 2002 ile 2010 arasına baktığınız zaman istatistiksel olarak İzmir’e gelen gemi sayısı yüzde 100 artmış. Gelen müşteri sayısı yaklaşık yüzde 300’lerde. Çünkü bu sürede daha geniş kapsamlı gemiler gelmeye başlamış. Bu sene yapılan istatistiklerde, İzmir şehir turunun alınma oranında da geçen seneye göre yükselme var. Kruvaziyer turla gelen turistlere İzmir yeterince tanıtılabiliyor mu? GEZGİN: Tanıtım konusunda maalesef çok başarısızız. Öncelikle tanıtım, bu konuda emek sarf etmiş, hatta o ülkelerde yaşamış, o ülkelerin psikolojisi, satın alma refleksi, beğeni skalalarından ve kalite beklentisinden iyi anlayan kişilere bırakılması lazım. Örneğin, limanın çıkışına, sollu veya sağlı stantlar kurulması ve o stantlarda acentelere bu konuda tanıtım yetkisinin verilmesi için önayak olunabilir. Ayrıca turizmde şu ana kadar kullanılan geleneksel yöntemleri bırakarak yenilenmemiz lazım. Bir örnek vereyim. Bir gemi ortalama 3 bin 200 kişilik

Can you tell us more about e-tourism? GEZGİN: E-tourism is advertising touristic products to the end user, providing some after sales services and reaching the masses through the internet. There are two traditional sales channels geared towards end users; in one case, the customer buys the desired product with one click without talking to anyone and this is what we call stock reel. In the second case, the customer makes his reservation and the sales party responds. Then the sales takes place manually. Either the customer comes to the agency or you send a mail order. What is the advantage of this system? GEZGİN: You have to look at it both ways. If you look from the company’s view, the first advantage is cost. Secondly, you are open 24 hours. Thirdly, you can update your products without having to print a brochure. In addition, you can sell the products of other firms on your site without having to mention their name, thus widening your product rage as much as you want. And for the customer, the biggest advantage is there is no loss of time. Customers can also go online and compare products sold by various web sites. What is Izmir’s position regarding cruise tourism? GEZGİN: When you look at the period


diyelim. Dörtte üçünün çıktığını düşünelim gemiden. Gezi güzergahlarından biri Efes’tir. O gemi seyahatine katılanlardan bir kısmı Efes’i gezmiş olabilir. Dolayısıyla bunlara alternatif bir şey üretmek lazım. Alternatif üreteceğiniz materyaliniz var aslında. Örneğin Çiğli Sasalı’daki Doğal Yaşam Parkı. İki çocuklu bir aile düşünün. Efes’i daha önce görmüşler. Çocuklar devamlı huzursuz, hava sıcak. Ben onları oyalamak için Efes’e mi götürürüm yoksa Doğal Yaşam Parkı’na mı? Biz yıllardır bu işi turizmle uğraşan kişiler olarak, konuşma şeklinden kişinin hangi gelir seviyesinden olduğunu, neye meraklı olabileceğini, ne düşünebileceğini anlıyoruz artık. Neler yapılabilir? GEZGİN: Avrupa’da old city diye bir şey vardır. Old city nerede derseniz, haritada gösterirler. İzmir’in old citysi de Kemeraltı. Başka old city yok.Kemeraltı aslında dünyanın en büyük açık hava çarşılarından bir tanesi. Tarihi dokusu da çok önemli. Kemeraltı’na diğer ülkelerde olduğu gibi kısa tur, uzun tur şeklinde güzergahlar oluşturulması lazım. Turistlerin bilgisayar ekranından dokunmatik tıklayabileceği, restoranları, güzergahları, haritaları görebileceği panolar ve info deskler yapılabilir. Onun dışında bazı hanların restore edilmesi gibi uzun vadeli projeler olabilir. Yurtiçi veya yurtdışından yatırımcı çekilerek, orada bir alan yaratılıp, Kemeraltı’nın bir bölgesinde butik otel, meyhane, bar gibi oluşumlarla akşamları da yaşanabilecek bir hale getirilmesi mümkün. Şahsi fikrim, Paris’te opera binasının karşısında olduğu gibi farklı dillerde İzmir’in dokümanter filminin 15-20 dakikalık gösterildiği, bir tane cep sineması yapılabilir. Turistler otobüslerle oraya gelip, görsel olarak İzmir’i tanıyıp, ondan sonra müzeleri, Kemeraltı’nı dolaşacak. “Kışın nasıl işleyecek orası?”derseniz, her hafta İzmir’deki okulların öğrencilerini götürerek değerlendirebilirsiniz orayı. Mesela Konak Belediyesinin Mask Müzesi, Oyuncak Müzesi, İzmir Şehir Tarihi Müzesi gibi müzeler kazandırması bence çok güzel bir şey. Bunun gibi somut bir şeyler yapmak lazım.

between 2002 and 2010, there has been a 100% increase in the cruise ships that have come to Izmir. The number of customers has increased by 300% because larger ships have been coming during this period. According to this year’s statistics, there has been an increase in tours taken inside the city compared to last year. Is the advertising of Izmir enough for the tourists who come to the city by cruise ships? GEZGİN: Unfortunately we are very unsuccessful when it comes to advertising. First of all, advertising should be left to those who are experienced in the field; it is better if they lived abroad and know about the quality standards of foreigners, what they like and their purchase preferences. For example, stands could be put up at the port and agencies can appoint people to advertise the city. Also, we need to put aside traditional methods and renew our sales approach. Let me give you an example: Let’s say that a ship is carrying approximately 3200 passengers. And let’s assume that 4/3 of these passengers are leaving the ship. One of their destinations is definitely Ephesus. Some of these passengers could have seen Ephesus before. So, we need to present them with

alternative routes. And actually, you do have alternative materials. For example, the Natural Life Park in Çiğli, Sasalı. Think of a family with two children. They have seen Ephesus before. The kids are cranky and the weather is hot. Do I take them to Ephesus or the park? As employees of the tourism sector, we know what tourists are into and what they can afford. What can be done? GEZGİN: There is an “old city” concept in Europe. If you ask about the old city, they will show it to you on a map. İzmir’s old city is Kemeraltı. There is no other. Kemeraltı is actually one of the biggest open air bazaars in the world. Its historical structure is very unique. Short and long tours must be organized for Kemeraltı, just like in the other cities around the world Panels and additional information gadgets can be established so that tourists can see restaurants, routes and maps of the area with a single click. In addition, some long term projects can be established, such as restoring the historical inns. It is possible to turn a part of Kemeraltı that will be also alive at night with boutique hotels, bars and entertainment areas by pulling in local and international investments. A small theatre that would show a 15-20 minute

İZMİR Eylül - Ekim / September - October

97


Kış aylarında da turizmin sürdürülebilirliği konusunda neler söylersiniz? GEZGİN: İzmir’de turizm bırakın 12 aya, yaz sezonu dediğimiz, en fazla nisanla ekim ayı arasındaki süreye bile yayılabilmiş değil. Çünkü bunun için bazı şeyler yapmak lazım. Tur operatörü gözüyle bakmak gerekiyor. Turistik pazarlama stratejisi, geleneksel ve modern düşünce olarak ikiye ayrılır. Modern turizm pazarlama stratejisi, Berlin gibi düşünür. Yani müzeler, tematik parklar yaratır. Eskiyi değil, yeniyi ama farklı bir şekilde pazarlar. Golf turizmi örneğin. Golf üzerine alan yaratılması, İzmir’e kışın da turist gelmesini sağlayabilir. Çünkü Avrupa’da golf sezonu biterken, Türkiye’de başlıyor. Yaz aylarında çok fazla seçenek varken, kışın Avrupalının golf oynamak için çok fazla seçeneği yok. İzmir’de kış sezonu da dahil olmak üzere temmuz ve ağustos dışında yazın da oynanabilir. İkinci yapılacak şey, müzeleri çoğaltmamız. Ben İzmir’i Barcelona gibi görüyorum. Deniz var, kültür var, doğa var. En önemlisi de tematik park. Bir tematik parkın mutlaka İzmir’in yakınına kurulması gerekiyor. Üçüncüsü, sonbaharda, yani yaz sezonu bitiminde uluslararası çapta bir festival düzenlenebilir. Deauville örneğini vereceğim. Paris’in sayfiye yeridir. Paris’in Çeşme’si gibi. Yazın çok turist çeker. Fransa’nın en saygın turizm fuarı oradadır. Sezon sonunda, sonbaharda, sezonu uzatmak için Amerikan Film Festivali düzenlenir. O küçücük kasabada dünyaca ünlü isimleri görürsünüz. Çeşme’de böyle bir çalışma yapılabilir örneğin. Ayrıca İzmir, ot yemekleri konusunda zengin bir mutfağa sahip. Gurme turizminin geliştirilmesi mümkün. Sizin projeleriniz var mı? GEZGİN: Dünyadaki en büyük uluslararası turizm organizasyonu olan Skal, 89 ülkede turizmin üst düzey yöneticileriyle temsil edilir. Ben Skal İzmir’in yönetim kurulu üyesiyim aynı zamanda. Skal her sene farklı bir ülkede turizm kongresi düzenliyor. 2014 dünya kongresine adaylığımız kabul edildi Türkiye Federasyonu tarafından. 2013’te de sonuç belli olacak. Eğer kabul edilirse, İzmir’e yaklaşık 5 bin kişinin gelmesi bekleniyor.

98

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

Çeşme

documentary of Izmir could be built, just like the one across the street from the Paris opera building. Tourists would come to the area by buses, take a virtual tour of Izmir there and then tour the museums and Kemeraltı. If you are worried how the place would make money during the winter; you can make use of the space by bringing students. For example, the Mask Museum of the Municipality of Konak, the Toy Museum and the Izmir City Historical Museum are all great additions. We have to do things like that. What about the sustainability of tourism during the winter? GEZGİN: Tourism in Izmir is just alive between March and October, let alone 12 months because there a lot of things we need to do. The touristic marketing strategy is divided into two categories – traditional and modern thinking. The modern tourism marketing strategy thinks like Berlin. It creates new museums and theme parks. It markets the new in a different way. Let’s take golf tourism for example. Establishing golf courses could bring a lot of tourists to Izmir during the winter because when golfing season ends in Europe, it begins in Turkey. There are not many options for golf players in the winter in Europe. The second thing we have to

do is increase the number of museums. I see Izmir just like Barcelona. You have the sea, the culture and the nature. The most important thing is a theme park. We definitely need to build a theme park in Izmir. Last but not least, we can organize an international festival at the end of summer. I will give you the example of Deauville. It is a summer resort in Paris. It’s like the Çeşme of Paris. It attracts a lot of tourists during the summer. France’s most respectable tourism fair is held there. They organize an American Film Festival at the end of summer to extend the season. You can see a lot of celebrities in that small town. A similar thing could be organized in Çeşme. Also, Izmir is rich when it comes to dishes made from herbs and plants. Gourmet tourism can be developed. Do you have any projects of your own? GEZGİN: Skal, which is the biggest international tourism organization in the world, is represented through the top official of the tourism sector from 89 countries. I am a board member of the Skal Izmir executive board. Skal organizes a tourism congress every year in a different country. Our application to host the 2014 congress has been accepted, we will know the result in 2013. If we are to host the event, approximately 5000 people will come to Izmir.


İZMİR Eylül - Ekim / September - October

99


Mimari / Architecture

Kervanların uğrak yeri şimdi tescilli güzel! Çok eski zamanlarda kervanların mola mekânı olan Abacıoğlu Hanı, günümüzde de yorgunluğunu atmak isteyenlerin durakları arasında. Onu, geçmişin mirası diğer hanlardan ayıran yönüyse, tescillenmiş güzelliği… Yazı-Article: CİHAT KEMAL PEHLİVANOĞLU-Mimar-Architect Fotoğraflar-Photographs: SÜLEYMAN DUMAN

. bir bilseydi..”K.P u n u ğ u ld o ri e rak y rgeyenlerin uğ .P. “Uyuyanlar esi op of deniers.”K st st re e th s a w it o slept only knew “If the ones wh

A

bacıoğlu Hanı, Kemeraltı Başdurak Camisi’nden Arasta’ya uzanan Anafartalar Caddesi üzerinde hemen sağ kısımda 920 ile 919 sokak arasında yer alır. Orta avlulu ve avlunun çevresinde sıralanmış iki katlı dükkânların bulunduğu asimetrik plan şemasında bütünlüğe sahip bir yapılanmadır. Hanın avluya bakan yüzeylerinin cephe sistemi, üstte iki adet pencere, altta ise iki adet pencere ve bir adet kapıdan oluşmuştur. Yapım malzemesi olarak, kaba yonu taş, düzgün kesme taş ve tuğla kullanılan han yapısının üst örtü sistemi, beşik tonoz ve kırma

100

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

T

he Abacıoğlu Inn, which is located on the right hand side of Anafartalar Avenue which runs down from Kemeraltı Başdurak Mosque all the way to Arasta, between 920 and 919 Street and is an asymmetrical planned structure that has a central courtyard and two-storey shops around the courtyard. The exterior system of the surfaces of the inn that overlook the courtyard is made up of two windows on the upper side, two windows below and a door. The upper covering system of the inn, which was built by


The rest stop of caravans; now a registered beauty! The Abacıoğlu Inn, which was a rest stop for caravans in history, is also a popular spot for those who want to take a breather today. Its characteristic that makes it different from all the other historical inns is its registered beauty…

rough hewn stone, clean cut stone and bricks, is cradle vaulted and tuck roof. All the windows and doors have stone staves and have perpendicular rectangular openings. There are triangular facades on the exteriors that come from the roofing system and end with straight fringes at roof level. According to the documents at the İzmir Foundations Directorate, the inn was commissioned by Hacı Mustafa Ağa at the beginning of the 18th century. On its deed of trust, it is listed as a 9 roomed and 7 vaulted structure. But today, only the northeast and southwest wings of the inn have survived at its original state. The other parts of the inn have structured outside of its original typology after renovations and new structuring and its originality has vanished after the border line of the inn was changed.

According to legend, Hacı Mustafa Ağa has a dream one night:

çatıdır. Pencerelerin ve kapıların hepsi taş söveli ve düz atkılı olarak düşey dikdörtgen açıklıklar şeklindedir. Cephelerinde çatı sisteminden gelen üçgen alınlıklar görülmektedir ve çatı seviyesinde düz saçakla sonlanmaktadır.

İzmir Vakıflar Müdürlüğü II. Vakfiye Defteri’nin 258. sayfasındaki kayıtta Abacıoğlu Han’ın 18. yüzyıl başlarında Hacı Mustafa Ağa tarafından yaptırıldığı görülmektedir. Vakfiyesinde eski yapının dokuz odalı ve yedi adet alt mahzenli olduğu yazılıdır.

“Hacı Mustafa Ağa’s daughter dreams about a rest stop in the middle of the trade route where weary travelers can rest; she becomes of the first travelers to take a break at this creepy place while riding her camel. The girl who dreams about her twins while bathing in the cold lake says, ‘we must continue’ and keeps on riding her camel. She is dreaming about a place where everyone is helpful and kind, a place that has a huge courtyard, one entrance, a place that is safe and has plenty of water! Her wish becomes true; Hacı Mustafa Ağa, who realizes that nothİZMİR Eylül - Ekim / September - October

101


Yapılan çalışmalar ile Abacıoğlu Hanı’nın, Kemeraltı Çarşısı’nın turistik değere sahip önemli bir noktası olması sağlanmış, Renovasyonu Konak Belediyesi tarafından yapılan Abacıoğlu Han, Phillippe Rotthier Avrupa Mimarlık ödülüne layık görülmüştür. The Abacıoğlu Inn was turned into an important touristic spot in the Kemeraltı Bazaar after restorations. The inn which was renovated by the Municipality of Konak has been rewarded with the Phillippe Rotthier European Architecture Award.

Ancak bugüne hanın özgün niteliğinden yalnızca kuzeydoğu ve güneybatı kanatları kalabilmiştir. Abacıoğlu’nun diğer kısımları onarım ve yeni yapılaşmalar sebebiyle özgün niteliğinden farklı tipolojide yapılaşmış ve hanın sınır çizgisinde değişikliğe uğrayarak, özgün kimliği de maalesef kaybedilmiştir.

Efsane bu ya, Hacı Mustafa Ağa bir gece bir düş görür: “Yorgun yoldan gelenlerin dinlendiği, ticaretin göbeğinde, yükünü almış develerin sırtında haberlerini bekleyen esnafın avlusunda soluklandığı bir han hayaline dalar Hacı Mustafa Ağa’nın kızı; dolambaçlı yolları, gece bir elinde devesinin üzengisi ilerlerken, orta kısımda yıldızların gökyüzünü süslediği biraz da ürkünç bir noktada kısa bir mola verenlerden olur. . Sabahın erken saatlerinde dağdan gelen nehir suyuna kendini bırakan soğuğun etkisiyle ikizlerini 102

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

düşleyen kız, ‘Yola devam, haydi bakalım’ diyerek, A noktasına doğru devesini çat çat sesleri arasında sürer! Herkesin insan olduğu için kabul buyrulduğu, insanlık namına ekmek kapılarını tutmaları için kendilerine yol gösterilenlerin akın edeceği büyük avlulu 50 adet zeytinlikli dört yapılaşmalı, bir girişli, etrafı korunaklı, suyu bol bir yer düşler Sultan Kız! Dileği gerçek olur, yerin, mekânın niyetin karşısında hiçbir şeyin durmayacağını anlayan Hacı Mustafa Ağa, düşündeki birtanem kızının hayalinden etkilenerek, nafakasıyla emrini verir yapılması için Abacıoğlu Han’ın... Eee Sultan Kız’dan etkilenmemek mümkün değil, uykusundayken!”

Düş gerçek olur; Mülkiyeti özel şahıslara ait bulunan hanın orta avlu düzenleme projesi ve cephe yenileme föyleri, Konak Belediyesi tarafından hazırlanmıştır. Yapı sahipleri ile yapılan düzenli toplantılar sayesinde hanın özgün

ing can stand between his daughter and her dream commissions the building of the inn inspired by his daughter’s dream. It is not possible not to be impressed by the little princess; especially when she’s dreaming!”

The dream becomes reality; The middle courtyard renovation project and the renewal of the exterior leaf of the inn which is now owned by private parties have been undertaken by the Municipality of Konak. The additions of the building which contaminated the original state of the structure such as fringes, air conditions and the extra floor has been cleaned after meetings between the owners and the municipality and the simple maintenance works on the exteriors were done under the supervision of the municipality. A ground floor paving project prepared


görünümü bozan çıkma, kat ilavesi, saçak, klima, vb. ekler temizlenmiş ve cephelerin basit onarımları Konak Belediyesi denetiminde yaptırılmıştır.

by the Municipality of Konak has been applied and the infrastructure, electric and water works of the building have been renewed.

Hanın avlusunda Konak Belediyesi tarafından hazırlanan ve I. Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca onaylanan zemin döşeme projesi uygulanmış, altyapısı, elektrik, su tesisatları ana kanalları yeniletilmiştir.

Additional reinforced concrete structures on the south side of the inn that were contaminating the historical aspect of the building were torn down and renovated by projects approved by the Preservation Board.

Hanın tarihi özelliğini bozan, güney cephesindeki betonarme ek halindeki yapılaşmalar da, Koruma Kurulu onaylı rölöve-restorasyon projeleri hazırlatılarak ve Koruma Kurulundan izinleri alınarak ruhsatlı olan betonarme ilave katların yıktırılması gerçekleşmiştir.

The Abacıoğlu Inn was turned into an important touristic spot in the Kemeraltı Bazaar after restorations. The inn which was renovated by the Municipality of Konak has been rewarded with the Phillippe Rotthier European Architecture Award.

Yapılan çalışmalar ile Abacıoğlu Hanı’nın, Kemeraltı Çarşısı’nın turistik değere sahip önemli bir noktası olması sağlanmış, Renovasyonu Konak Belediyesi tarafından yapı-

lan Abacıoğlu Han, Phillippe Rotthier Avrupa Mimarlık ödülüne layık görülmüştür.

God bless the family of the little princess!

Sultan Kız’ın ailesinin ruhlarının rahmeti bol olsun! İZMİR Eylül - Ekim / September - October

103


Gezi / Trip

Homeros’un vadisinde

doğayla iç içe Adını İlyada ve Odysseia destanlarının yaratıcısından alan Homeros Vadisi, vaat ettiği dinginliği fazlasıyla sunuyor.

Commune with nature in the valley of Homer, Homeros in Turkish Homeros Valley named after the author of Iliad and Odyssey bestows far better the serenity than it promises.

Nefes aldıran yeşil dokusuyla Homeros Vadisi, fotoğraf makinenizi elinden düşürmeyeceğiniz kareler barındırıyor.

With its green texture Homeros Valley comprising of sceneries worth capturing will not let you drop your camera for a second.

104

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

İ

B

Yunan duygu ve düşüncesinin ilk ürünleri olan İlyada ve Odysseia destanlarının derleyicisi, milattan önce sekizinci yüzyılda İzmir’de yaşadığı kabul edilen Homeros’tan adını alıyor güzel vadi. Doğanın cömert davrandığı Çamiçi ve Kayadibi köylerinin yanı başında yer alan Homeros Vadisi, ünlü tarihçi Homeros’un yaşadı-

The beautiful valley is named after the author of the first literatures of Greek culture Iliad and Odyssey, who is claimed to have lived in İzmir, ancient Smyrna, during the 8th century B.C. Homeros Valley situated just beside villages Çamiçi and Kayadibi where the nature is so generous, is designed based on the cave the famous historian Homeros was claimed to have

zmir’in binlerce yıllık geçmişine ışık tutan Yeşilova Höyüğü’nün yer aldığı Bornova İlçesi geçmiş dönemlerde asude yani dinlenme yeri olarak anılırmış. İlçede kurulan Ege Üniversitesi’nin hızlı gelişimi ile zaman içinde eğitim kimliğinin ağır bastığı Bornova, bugün eski günlerine döndüren projelerle adından söz ettiriyor. Türkiye’nin en büyük rekreasyon projelerinden biri olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hayata geçirdiği Homeros Vadisi, Bornova’yı yine gözde destinasyonlardan biri haline getirdi.

ornova district with Yeşilova Mound reflecting light on İzmir history of thousands of years was considered as the “arcadia” recreation spot in ancient times. Bornova recently gained recognition by its educational identity is making an impression with projects bringing back the days of old. One of the large scaled recreation projects realized by Metropolitan Municipality of İzmir, Homeros Valley brought Bornova back to being a favorite destination.


ğı kabul edilen mağaradan yola çıkılarak hazırlandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hem su baskınlarını önlemek, hem de kente yeni mesire alanları kazandırmak amacıyla Bornova Çayı yatağının aşağısında kalan bölümde oluşturuldu Homeros Vadisi. Dokuz tutucu bentten oluşan vadide, Homeros’un yaşadığı varsayılan bir mağaranın bulunması, vadiyi daha da cezbedici hale getiriyor. İki tarafı ağaçlarla kaplı olan vadide, su kaynaklarının fazla olması nedeniyle göletler oluşturuldu. Vadide, yürüyüş yolları, koşu pistleri, bisiklet yolu, mini amfi tiyatro, piknik alanları yer alıyor. Özellikle hafta sonları İzmirlilerin akınına uğrayan Homeros Vadisi, kentin karmaşasından kaçmak isteyenlerin yeni adresi oldu.

lived in. The valley is created down on the stream bed of Bornova Brook by the Metropolitan Municipality of İzmir in order to prevent floods and to grant the city with new recreational areas. Existence of the assumed cave of Homer renders the valley comprising of nine retaining embankments even more tempting.

7 kilometrelik vadi düzenlemesiyle 2008 yılında kente kazandırılan Homeros Vadisi’nin yeşil dokusu ilk etapta dikilen 5 binden fazla çınar, akasya ve zakkum fidanları ile oluşturuldu. Geçtiğimiz aylarda

Green texture of the Homeros Valley was constituted by planting over 5 thousand saplings of sycamore, locust and oleander within the scope of a 7 kilometer wide landscaping activity carried out in 2008.

In the valley surrounded with trees on both sides, lagoons were constructed due to sufficient water sources. There are walking ways, running tracks, cycle paths, a small amphitheatre and picnic areas in the valley. Homeros Valley has become the new resort to those willing to avoid city chaos welcoming İzmir residents especially on weekends.

10 new ponds and 70 thousand new plants implemented in recent months have created a “heaven on earth” right in the heart of the city.

Homeros Valley in numbers In Kayadibi Recreation Area being one of the two supplementary regions in the valley, five ponds with a total surface area of 6.725 square meters are constructed. At the end of the road from Kayadibi Village to the recreation area there lies the first pond of 6.000 cubic meters of reserve storage with a surface area of 718 square meters. Behind this pond there are three others of 1.500 cubic meters of reserve storage with a total surface area of 739 square meters. Besides there are walking ways, car lanes and parking lots along the 700 meters long picnic area. There are two ponds with a total surface area of 4.277 square meters in Homeros Val-

İZMİR Eylül - Ekim / September - October

105


oluşturulan 10 yeni gölet ve dikilen 70 bin yeni bitki de, şehrin göbeğinde ‘cennetten bir köşe’ yarattı.

Rakamlarla Homeros Vadisi Vadide birbirini tamamlayan iki bölgeden biri olan Kayadibi Rekreasyon Alanı’nda toplam 6 bin 725 metrekare alana sahip 5 adet gölet inşa edilmiş. Kayadibi Köyü’nden rekreasyon alanına inildiğinde, yolun solunda bin 718 metrekare yüzey alanlı ve 6 bin metreküp rezerv hacimli ilk gölet yer alıyor. Bu göletin arkasında ise sırasıyla yüzey alanı 739 metrekare, rezerv alanı ise bin 500 metreküp olan üç adet gölet daha bulunuyor. Ayrıca bu bölgede oluşturulan 700 metre uzunluğundaki piknik alanı boyunca bir yürüyüş yolu ve araç yolu ile otopark alanı da yer alıyor. Homeros Vadisi Rekreasyon Alanı’nda ise toplam yüzey alanı 4 bin 277 metrekare olan iki büyük gölet bulunuyor. Yeni yapılan yoldan vadiye inildiğinde, yolun solunda 2 bin 103 metrekare yüzey alanlı 106

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

ve 7 bin metreküp rezerv hacimli ilk gölet yer alıyor. İkinci gölet ise yolun sağında yer alıyor ve 2 bin 174 metrekarelik bir yüzey alanını kaplıyor. Bu bölgede de 750 metre uzunluğundaki piknik alanı boyunca yürüyüş ve araç yolu ile otopark bulunuyor. Otopark alanından piknik ve dinlenme alanına ise derenin yan kollarından biri üzerine kurulmuş ahşap bir köprünün üzerinden geçilerek ulaşılabiliyor.

Vadiye yeni yol Kayadibi Rekreasyon Alanı’na ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla, Bornova ilçe merkezine 9 kilometre mesafede bulunan Kayadibi Köyü’ne kadar olan mevcut asfalt yol, rekreasyon alanına ulaşacak şekilde genişletilerek tamamlandı. Ayrıca Kayadibi Rekrasyon Alanı’ndan Homeros’un yaşadığı rivayet edilen mağaranın bulunduğu bölgede bağlantılı yeni bir yol açıldı. Böylece Kayadibi Rekrasyon Alanı’ndan, Homeros Vadisi’ne araçla beş dakikada ulaşılabiliyor.

ley Recreation Area. At the end of the newly constructed road there is the first pond with a surface area of 2.103 square meters and 7.000 cubic meters of reserve storage. The second lagoon is located on the right side of the road and it covers a surface area of 2.174 square meters. In this region along the 750 meter long picnic area there is a walk and parking lots. The wooden bridge situated on one affluent is used to pass to the picnic and recreation area from the parking lots.

New road to the valley In order to utilize transportation to Kayadibi Recreation Area the existing asphalt road to Kayadibi Village 9 kilometers to Bornova district center is extended. Moreover, a new road from Kayadibi Recreation Area to the region where Homeros is claimed to have inhabited is constructed. Therefore, it takes only five minutes by car to get to Homeros Valley from Kayadibi Recreation Area.


Sürsan Balık... Doğal Lezzetli Balık

- Karadeniz’de av gemilerimizle hamsi avlıyoruz. - Avladığımız hamsiden dünyanın en kaliteli balık unu (protein %74) ve balık yağını (DHA: %19.96, EPA: %10.06) üretiyoruz. - Ürettiğimiz balık unu ve balık yağından balık yemi üretiyoruz. - Üretmiş olduğumuz balık yemi ile Karadeniz ve Ege’de bulunan üretim çiftliklerimizdeki somon, levrek ve çipura balıklarını besliyoruz. - Doğal olarak; ürettiğimiz balıklar doğal lezzetli oluyor.

Sürsan Balık; Hamsiden... orkinosa kadar

İZMİR Eylül - Ekim / September - October

107


El Sanatları / Hand Crafts

“Ben bakırla konuşuyorum” Bakır işlemeciliğini modern zamanlara uyguluyor Hasan Var, yaptığı takılarla zamana direnen sanatını kendi özgün diliyle konuşturuyor. Yazı / Article: CEYDA ADAR Fotoğraflar / Photography: CEYDA ADAR - SÜLEYMAN DUMAN

“I talk to copper” Hasan Var applies copper embroidery to modern times; he keeps his art alive with the pieces he designs.

Yok olmaya yüz tutmuş el sanatımız” deyimini sıklıkla duyduğumuz bugünlerde, bu sanatlar arasında anılan bakır işlemeciliği, sayıları 10’u geçmeyen ustalarıyla yaşatılmaya çalışılıyor. Osmanlı’dan günümüze kimi zaman vitrinleri süsleyen kimi zaman da mutfak gereci olarak raflarda yerini alan bakır ürünler, değişen zamanın bir yerinde kalmış olmanın hüznüyle bakıyor şimdiye…

Atalarımızdan yadigar bu sanatı yaşatmaya çalışanlardan biri de Hasan Var. Bakırcılık diyarı Erzurum’da başlayan yolculuğunun son durağı olan Kemeraltı’nın Kızlarağası Hanı’ndaki mütevazı dükkanında, bakır işlemeciliğini ustalıkla sergiliyor. Hasan Var, bu sanatın son temsilcilerinden. Hanın ikinci katında, bakırı meraklılarıyla buluşturan Hasan Var, 31 yılını verdiği mesleğinin yok oluşuna tanıklık etmenin hüznünü yaşıyor olsa da, ilk gün heyecanıyla oturuyor tezgahının başına. 108

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

A

t a time when we hear the phrase “almost extinct handicrafts’, copper embroidery which is one of those handicrafts is trying to be kept alive with less than 10 masters. Copper products which have been gracing windows since the Ottoman rule or taking their places at shelves in kitchens are looking sadly at us because they are being forgotten with time… One of the people who is trying to keep this art alive is Hasan Var. He is masterfully exhibiting copper embroidery in Kemeraltı’s Kızlarağası Inn, a journey he has started in Erzurum, the land of copper working. Hasan Var is one of the last representatives of this art form. Hasan Var, who unites copper enthusiasts with copper products on the second storey of the inn, sits behind his workbench with excitement as if it is his first day on the job even though he is sad to see that his profession, which he perfected over 31 years, is disappearing. Var, who applies copper embroidery to modern times at his shop where he sells copper jugs, plates, trays and ornaments,


Hasan Var

Bakır testiler, tabaklar, tepsiler ve süs eşyalarının da beğeniye sunulduğu dükkanında, bakır işlemeciliğini modern zamanlara uygulayan Var, yaptığı takılarla, zamana direnen sanatını kendi özgün diliyle konuşturuyor. Bileklikler, kolyeler, küpeler ve diğer ürünlerin her birine verdiği emek, “Bir oğlum var. Hemen hemen sanatımla eşdeğer tutuyorum” diyecek kadar yoğun bir sevgiyle birleşiyor. Bakırın sanatla buluşmasıyla ortaya çıkan ürünler, el emeğinin en güzel sunumu… O tezgahının başında bakır bir tabağı işlerken, ben ellerindeki hızlı rötuşları hayranlıkla izliyorum. İzlerken de işin inceliklerini öğrenmek için bakırın sanata dönüşüm sürecindeki aşamaları soruyorum. Küpe örneğini veriyor Hasan Var:“Bakır bize plaka halinde gelir. Önce bu plakayı kostikli suda, sonra benzinde yıkıyorum. Ardından talaşlayıp, verniğini atıyorum. İstenilen boyayı da attıktan sonra işlemesini yapıp, makasla kesiyorum. Kenarlarına kalem atıp, küpe yerlerini deliyorum. Verniğini atıp, halkasını takıyorum ve paketliyorum. Yani en küçük bir küpenin bile elimizden 20 defa geçtiğini söyleyebilirim.”

keeps his art alive with the pieces he designs. He puts great effort on the pieces he makes such as wristbands, necklaces and earrings. He says: “I have a son and I love each piece as much as I love him” The products which come alive with the combination of copper and art are the best representation of manual labor… As he is embroidering a copper plate at is workbench, I am watching his fast movements in awe. While I’m watching, I’m asking him about the transformation of copper into art to learn the intricacies of the job. Hasan Var gives the example of earrings: “Copper comes to us in plaques. First I wash this plaque in caustic water and then in benzene. Then I cover it in sawdust and put on the varnish. After I apply the desired color, I apply the embroidery and cut it with scissors. I mark the sides with a pencil and pierce the holes. I varnish it again, put on the hoop and package it. Even the smallest earring passes 20 times between our hands.”

Waiting support from local authorities Even though 20 years ago there were nearly 1800 varieties in big pieces, this number has dropped down to 80-100 because of the lack of interest. Hasan Var, who points out that there were over 300-400 embroiders during that time, says “Now we are 8-10 people in Turkey.” sadly. And here is how he talks about his profession that is nearing extinction, with teary eyes: “Copper is like my mother, my father, my wife and my child. We have become a united whole with copper. Copper equals Hasan Var. We have become a united whole with copper. You might say it’s not alive. But it means so much to me. I always think; I should put this motif here, I should do something else, this looks better here. In other words, I talk to copper.” According to Var, there are still people in Turkey who engage in handicrafts as opposed to a mechanized Europe. But future generations will become just like them after masters cease to exist. “My biggest goal is to promote this art so that other masİZMİR Eylül - Ekim / September - October

109


Yerel yönetimlerden destek bekliyorlar 20 yıl önce büyük objelerde bin 800’e yakın çeşit varken, bugün ilginin azalmasıyla bu rakam 80-100’lere gerilemiş. O yıllarda işlemeci sayısının 300-400’ün üzerinde olduğunu söyleyen Hasan Var, “Bugün Türkiye’de 8-10 kişi kaldık” diyor üzülerek. Gelinen son noktada kaybolmaya yüz tutan mesleğine olan bağlılığını da gözleri dolarak kelimelere döküyor: “Bakır, annemi, babamı, eşimi, çocuğumu ifade ediyor. Çünkü biz bakırla bütünleşmişiz. Bakır eşittir Hasan Var. Adım Hasan da olsa bakır da olsa aynı şeyi ifade edecekti. Biz bakırla bütünleşmişiz. Dersiniz ki cansız bu. Benim için o kadar çok şey ifade ediyor ki. Şu motifi şuraya yapsam daha güzel duruyor, onu yapmayayım, şunu yapayım diyorum. Yani ben bakırla konuşuyorum.” Var’a göre Avrupa’da mekânikleşen düzenin aksine Türkiye’de hala el sanatı yapan insanlarımız bulunuyor. Ama ustaların zaman içerisinde yok olup, mekânikleşmenin artmasıyla gelecek nesiller de onlar gibi olacak. “En büyük amacım, ismimizi duyurarak diğer arkadaşlarımın da rahat yaşamalarını sağlamak” diyen Hasan Var, yerelde belediyelerin, demokratik kitle 110

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

örgütlerinin ve yöneticilerin duyarsız kalmamaları gerektiğini söylüyor ve ekliyor: “Belediyelerin çok ciddi destek vermesi gerekiyor. Yurtdışı fuarlarında bize de yer ayırsınlar örneğin. Ya da kurslar açılabilir. Ben bu sanatın kursunu vermeye de hazırım.”

“Pazarlamacılara ihtiyacımız var” Yabancıların ülkemize özgü el sanatlarına oldukça ilgi duyduklarını anlatan Hasan Var, Guatemala, Bolivya, Almanya, Amerika ve Japonya’da müşterilerinin bulunduğunu, ancak pazarlama konusundaki eksiklerin bu el sanatının yaşamasında olumsuz etkenlerden biri olduğunu söylüyor. “Pazarlama yeteneğim olmadığı için ben bu durumdayım. Ben imalatçıyım. Yeteneğim olsaydı da, pazarlama yaparken burada imalatım duruyor” diyen Hasan Var, bunu pazarlayabilecek insanlara çok ciddi anlamda ihtiyaç olduğu görüşünde. Mesleğe yıllarını veren bakır işlemeciliği ustası Hasan Var, satır aralarına da sıkıştırsa sitemlerini, yüzündeki hüzünlü gülümseme hem sanatına duyduğu aşkını hem de çaresizliğin sıkıntısını anlamanızda yeterli oluyor. Bir sanatı yaşatmak, modern ile geleneksel arasında köprü kurmaktır aynı zamanda. Bir köprü de siz kurun…

ters can make a living” says Hasan Var. He points out to the importance of support from local authorities, nongovernmental organizations and executives and adds: “Municipalities must strongly support us. For example, they should give us some room at international fairs. Or they can start courses. I am ready to teach at such a course.”

“We need marketers” Hasan Var, who points out that foreign guests are very interested in our traditional handicrafts, says that he has clients in Guatemala, Bolivia, Germany, United States and Japan and adds that the lack of marketing for handicrafts is the biggest problem in the sector. “I am in this situation because I don’t have any marketing skills. I am a producer. Even if I had the talent, I wouldn’t have the time,” says Hasan Var, and he thinks that we need professionals who can market the product. Although copper embroider Hasan Var who has invested all his life in his job hides his reproves between the lines, his sad smile is enough for you to understand his love for his art and his desperation. Perpetuating this art is building a bridge between the modern and the traditional. Come and build your own bridge…


www.yavaslar.com www.ykdiamond.com

Renklerin arasından bir renk seçtim, Pespembe kır çiçekleri misali, Pasparlak elmas misali... Çiçeklerin renkli dünyasını tasarımlarına yansıtan hayatınıza ışıltı katan YK Diamond’ın mücevher tutkunlarına özel olarak tasarladığı ürünleri ile hem modayı takip etmek hem de farklılığı korumak mümkün. Taşların en doğal halinin YK Diamond ustalığı ve özeni ile birleştiği tasarımlar kaliteye önem verenler için tercih sebebi oluyor. 1989 yılında kurulan firmanın amacı, yılların birikimi ve deneyimi ile gerçekleştirdiği üretimini daha da zenginleştirerek kalite güvencesini ön planda tutmaktır. Mücevherde özgün tarzını koruyan müşterilerin beğenisine sunan YK Diamond müşteri memnuniyetini en yüksek seviyede sağlayarak pazardaki payını arttırmaya devam ediyor.

İZMİR Eylül - Ekim / September - October

111


Ören Yeri / Ruins

İzmir’in tarih öncesi yerleşim alanı:

Yeşilova Höyüğü Kentin tarihini 8 bin 500 yıl geriye götüren Yeşilova Höyüğü’nde yürütülen kazı çalışmaları tüm hızıyla devam ederken, gerçekleştirilen projelerle de geçmişten günümüze köprü kuruluyor. Yazı / Article: Yar. Doç. Dr. ZAFER DERİN / Kazı Başkanı-Head of the excavation Fotoğraflar / Photography: Kazı arşivi-Excavation archives

İzmir’s prehistoric settlement:

Yeşilova Tumulus

While excavations continue at the Yeşilova Tumulus which take the history of the town back 8500 years, a bridge from the past to present is being built with various projects that are underway.

T

oplumlar her zaman tarihsel geçmişleriyle övünmüşler ve kökenleri ne kadar eskiye uzanıyorsa o oranda kendilerini o toprakların sahipleri olarak hissetmişlerdir. Anadolu’da yaşayan topluluklar da, Neolitik Çağ adını verdiğimiz Cilalı Taş Dönemi’nden itibaren bir toplum halinde köyler içinde yaşamaya başlamışlardır. Bu dönemden günümüze zengin bir Anadolu kültürü ortaya çıkmıştır. Buna karşın Batı Anadolu ve özellikle İzmir Bölgesi uzun yıllar geçmişi en fazla 5-6 bin yılı öncesine kadar gittiği düşünülen bir bölge olarak bilinmekteydi. Son 15 yıldır bölgede sürdürülen çalışmalar, başta İzmir’in merkezi olmak üzere, çevresiyle birlikte çok eski bir geçmişe sahip olduğunu ortaya koymuştur. 112

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

S

ocieties have always been proud of their historical backgrounds and felt like they were the real owners of that land if their roots were established deep in those regions. Societies in Anatolia had started living as a unified group in villages from the beginning of the Neolithic Age. A rich Anatolian culture has surfaced from that time today. But in spite of this fact, the Izmir region was thought to date back 5-6 thousand years at the most from our time. Excavations that have been going on in the region for the past 15 years have shown us that Izmir and its surroundings have an older history. One of the events that changed the his-


Kent tarihini değiştiren, geçmişe kapı aralayan olaylardan biri 2003 yılında gerçekleşmiştir. İzmir’in içinde, Bornova Ovası’ndaki boş arazilerden toprak alınırken ortaya çıkan çanak çömlek parçaları ve bazı buluntular, İzmir’in içinde daha önce bilinmeyen en eski yerleşiminin, Yeşilova Höyüğü’nün ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bornova Ovası’nın ortasında Manda deresi ile Gökdere’nin birleştiği yerde kalın bir alüvyon tabakası altında kalmış olan Yeşilova Höyüğü, kent içinde Tarih Öncesi Döneme ait bilinen tek yerleşimdir. Höyükteki ilk yerleşime ait kalıntı ve buluntular, bugünkü ova seviyesinden yaklaşık 4-5 metre aşağıdaki killi ana toprağın üzerinde yer almaktadır. İlk çalışmalar yerleşimin çanak çömlek yapımını bilen ve özellikli, kaliteli keramik üreten bir topluluk tarafından kurulduğunu göstermektedir.

Yeşilova Höyüğü’nde ilk kazılar 2003 yılında kent içinde yer alan Yeşilova Höyüğü’nden elde edilen ilk bulguların, Ege Bölgesi’nin Tarih Öncesi Dönemine -Neolitik- Kalkolitik ve Tunç Çağ prob-

lemlerine çözüm getireceği anlaşılmıştır. Burada yaşamış olan toplulukların kimliklerini ve kültürlerini öğrenebilmek, kentin prehistorik yerleşiminin tahrip olmasını önleyerek koruma altına alınmasını sağlamak amacıyla, ilk kazılar 2005 yılında İzmir Arkeoloji Müzesi –Ege Üniversitesi Arkeoloji Bölümü ortak çalışması olarak başlatılmıştır. Ancak kısa süreli çalışmaların yetersiz olacağı düşüncesiyle kazıların devam etmesine karar verilmiştir. 2008 yılından itibaren Bakanlar Kurulu kararıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ege Üniversitesi adına kazı başkanlığı altında kazılar sürdürülmektedir.

tory of the city and shed light on the past happened in 2003. Ceramic and earthenware pieces that were found during the clearing of the soil on the Bornova Plain led to the unearthing of the Yeşilova Tumulus, the oldest unknown settlement of Izmir. The Yeşilova Tumulus which is under a thick alluvium layer in the middle of the Bornova Plain, at the intersection point of Manda Creek and Gökdere is the only settlement area from prehistoric times in the city as we know of. Relics that belong to the first settlement in the tumulus are located on the argillaceous main soil, 4-5 meters below the plain level.

Kazı çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Bornova Belediyesi ve Ege Üniversitesi Rektörlüğünün desteğiyle gerçekleştirilmektedir. Yeşilova Höyüğü’nde kazı çalışması, araştırmalarla birlikte birçok faaliyet ve proje de sürdürülmektedir. Kazılardaki temel hedefler;

First works show us that the settlement was established by a society that knew how to make quality ceramics and earthenware.

• Yeşilova Höyüğü’nün yayılımını ve tabakalarını saptamak,

First excavations at the Yeşilova Tumulus The first findings at the Yeşilova Tumulus in 2003 will undoubtedly shed light on

İZMİR Eylül - Ekim / September - October

113


Bornova Ovası’nın ortasında Manda deresi ile Gökdere’nin birleştiği yerde kalın bir alüvyon tabakası altında kalmış olan Yeşilova Höyüğü, kent içinde tarih öncesi döneme ait bilinen tek yerleşimdir. The Yeşilova Tumulus which is under a thick alluvium layer in the middle of the Bornova Plain, at the intersection point of Manda Creek and Gökdere is the only settlement area from prehistoric times in the city as we know of. 114

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

• Alanı koruma altına alıp gelecek kuşaklara sağlam aktarılmasını sağlamak, • Kentin içinde kent kültürünün doğduğu alanı yurt içinde ve dışında tanıtmak, • Kentin içinde turizme hizmet edebilecek, arkeolojik alan kazandırmak, • Tarih öncesi dönemine ait bulguları toplumun ilgisini çekebilecek şekilde farklı bir anlayışta anlatmak ve sergilemek, • Yerleşim alanlarını kirlilikten kurtararak, toplumu sosyal ve ekonomik avantajlar sağlayabileceği, insanca yaşayabileceği ve övünç duyacağı bir çevreye kavuşturmaktır. Yeşilova Höyüğü kazıları, Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümünün delgi sondaj yöntemiyle gerçekleştirdiği jeoarkeolojik çalışmaların sonuçlarına göre sürdürülmektedir. Delgi sondajlardan elde edilen veriler ışığında çalışma programına uygun olarak üç farklı alanda kazılara devam edilmektedir.

the prehistoric period of the Aegean Region. First excavations in the area started in 2005 by the joint production of the Izmir Archeological Museum and the Aegean University Archeology Department to learn about the identities and culture of the societies that have lived here and to preserve the prehistoric settlements of the region. Excavation works continued after that because short lived efforts would not be sufficient. Digs are still being continued since 2008 with the order of the Ministry of Culture and Tourism which are administered under the presidency of the Aegean University. Excavations are being sponsored by the Ministry of Culture and Tourism, Izmir Metropolitan Municipality, Municipality of Bornova and the Aegean University Chancellery. Other works and projects are also underway besides the digs at the Yeşilova Tumulus. The main objectives of the excavation are:

Üst üste 20 kez yerleşilmiş Yeşilova Höyüğü üst üste 20 kez yerleşilmiş, 100 bin metrekareden fazla bir alana yayılan ve zamanla günümüzde ova seviyesinin altında kalmış höyük tipi bir yerleşimdir. Yeşilova’daki prehistorik yerleşim Neolitik Dönemin sonundan itiba-

• To determine the propagation and the layers of the Yeşilova Tumulus, • To put the area under preservation so that it can be left intact for future generations, • To advertise the area this was the birth place of the city’s culture,


ren hemen yakınındaki Yassıtepe (Form Bornova’nın karşısı) ve İpeklikuyu (Bornova Anadolu Lisesi) yerleşimlerinin bulunduğu alanlara da yayılarak, gelişimin sürdürmüştür. Bornova Ovası’nın ortasında İzmir’in kent kültür tarihinin doğduğu 800 m. çapındaki bu alan “İzmir’in Tarih Öncesi Yerleşim Alanı”dır. Yeşilova Höyüğü yayılım alanı içinde Neolitik Dönemden Roma Dönemine kadar birçok kültürün yaşadığı anlaşılmıştır. Buna göre kültür katları yüzeyden başlayarak; I. kat Roma, Demir Çağ ve Tunç Çağ kültürlerini içerirken, II. kat (1-2 tabakaları) Kalkolitik Dönem ve III. kat (1-8 tabakaları) Neolitik Dönem olarak saptanmıştır.

İlk yerleşim Neolitik Çağ’da Höyük’teki ilk yerleşim günümüzden en az 8-9 bin yıl önce Cilalı Taş Dönemi olarak da adlandırılan Neolitik Çağ’da başlamıştır. III. kat Yeşilova Höyüğü’nün en uzun süreli ve en kalın kültür katıdır. Yıllar içinde genellikle tahribatlardan sonra yeniden inşa edildiği anlaşılan 13 mimari kata sahip bu sürecin kendi içinde üç evrede gelişim gösterdiği anlaşılmıştır.

Bu dönem İzmir’in ilk toplumunun en basit şekliyle dağlardaki mağara ve kaya sığınaklarından düze inip, bir topluluk halinde yerleşik yaşama geçtiği dönemdir. Bu aşamanın gerçekleşmesinde hayvancılık, tarım ve yerleşik hayat için uygun bir çevre koşulunun olması gereklidir. İrili ufaklı birçok derenin aktığı Bornova Ovası, İzmir’in ilk yerleşimcileri için ideal koşullara, üç tarafı dağlarla çevrili coğrafi yapı içinde uygun iklime sahipti. Yeşilova’da yaşayan insanlar köysel yaşam içinde bir yandan topladıkları bitkileri yetiştirmişler, diğer yandan peşinden koştukları bazı hayvanları evcilleştirerek onlardan yararlanmaya başlamışlardır. Ova yüzeyinin 3-4 metre altında, Neolitik Dönem’in ilk katlarında yer yer küllü alanlar ve sıkıştırılmış toprak tabanlarla karşılaşılmıştır. Taban kalıntıları ve yanık izlerinden bu alanda oval ya da dörtgen planlı saz ve ağaç dallarından oluşan kulübelerin bulunduğu anlaşılmıştır. Yanık kalıntılarının çoğunun saz türü bitkilere ait olması nedeniyle kulübelerin yapımında sazın yoğun olarak kullanıldığını söyleyebiliriz. Kulübelerin etrafından çıkan ocak ve kül kalıntıları, günlük işlerin ve pişirmenin kulübelerin çevresinde gerçekleştirildiğini göstermesi bakımından önemlidir.

• To add an archeological site to the city’s tourism, • Explaining and exhibiting the prehistoric elements of the area in an inviting and distinct manner, • And to clean the area and turn it into a space where people can live and be proud of. The excavations at the Yeşilova Tumulus are being continued in accordance with the geo-archeological results undertaken by the Aegean University Geography Department by way of deep drilling. Excavations continue at 3 different areas in accordance with the results of deep drillings.

It was built upon 20 times The Yeşilova Tumulus is a mound style settlement that spreads over a 100 thousand square meter area and is now below the plain level today. The prehistoric settlement in Yeşilova spread to Yassıtepe and İpeklikuyu starting from the end of the Neolithic Age and continued to develop. This 800 meter diameter area in the middle of the Bornova Plain that was the birthplace of Izmir’s city culture is Izmir’s Prehistoric Settlement Area. İZMİR Eylül - Ekim / September - October

115


Kazı çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Büyük Şehir Belediyesi, Bornova Belediyesi ve Ege Üniversitesi Rektörlüğünün desteğiyle gerçekleştiriliyor. Excavations are being sponsored by the Ministry of Culture and Tourism, Izmir Metropolitan Municipality, Municipality of Bornova and the Aegean University Chancellery.

Cilalı Taş’ın rönesansı Yeşilova III. 5-6. katlarında yapılara ilişkin yalnızca taban kalıntıları ortaya çıkartılmıştır. Yeşilova’da çadır ve kulübe türü barınakların kullanıldığı bu dönemden sonra, Cilalı Taş Dönemi’nin rönesansı olarak da adlandırabileceğimiz zengin bir süreç başlamıştır (III.1-3. kat). Yeşilova Höyüğü’nün III. 1-3. katlarında toplum yaşamında ortaya çıkan yenilikler, nüfus artışına bağlı olarak daha büyük aile gruplarının yaşadığı konutların ortaya çıkması, başka bir deyişle büyük boyutlu mimarlığın doğuşu, insanın yaşam ekonomisi adını verdiğimiz beslenme türünün değişmesiyle yakından ilgilidir. Yeşilova Höyüğü’nde konut olarak tanımladığımız kalıcı barınak ve yerleşik yaşam ancak, göç etmeden aynı yerde sürekli olarak besin elde edilebilecek bir düzen kurulduktan sonra ortaya çıkmıştır. III.1. kat, höyüğün en uzun süreli yerleşimi olarak bilinmektedir. Neolitik yerleşimin M.Ö. 6000-5700 yılları arasındaki son dönemini temsil eden ve yüzey toprağının 1-2 metre altındaki bu katlarda 0.60-0.80 metre kalınlığında taş temelleri olan dikdörtgen planlı 5x6 ve 6x8 metre boyutlarında mekânların inşa edildiği saptanmıştır. Yan yana birbirinden ayrı inşa edilen taş temelli yapılar, ortak bir avluya bakmaktadır. Alanın genelinde 5 mekân açığa çıkartılmıştır. Tek odalı yapıların batıya doğru çekilerek

116

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

belirli bir sırada inşa edildikleri kapılarının güneye bakacak şekilde uzun duvarların ortalarına yapıldığı saptanmıştır. Mekân aralarındaki boşlukların ve avlunun yoğun ezgi ve öğütme taşı kalıntılarından işlik olarak kullanıldıkları anlaşılmıştır. Mekânların taş temel üst yapısına ilişkin günümüze fazla bir kalıntı ulaşmamıştır. Yapıların duvarları bu dönemdeki kerpiç bloklarının kullanıldığı geleneksel mimari tarzın dışında bir yöntemle, 10-15 santimetre kalınlığında kalıp içine dökülen ve killi toprak bitki kalıntıları karışımından meydana gelen bir çamur olan “mühre” ile yapılmıştır. Mekânların genellikle batı taraflarında üzeri çamur sıvalı taşlarla yapılmış platformlar ve tahıl öğütmek için kullanılan mutfak işliği bulunur. Bunun dışında serpantin taşından yapılan balta, çakmaktaşı kesicilerinde bulunduğu taş işlikleri, dokuma işlikleri ve çanak çömlek üretim yerleri günlük yaşamın en önemli izleri olarak karşımıza çıkar. Mekânların bazılarının içinde küçük ocaklar yer alırken, çoğunlukla fırınların avluda olduğu görülmüştür. Dolayısıyla avluların toplum yaşamı içinde önemli bir yerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Evlerin içinde ve çevresinde çok miktarda deniz hayvan kabuğu, besin üretiminin önemli bir halkasını oluşturur. Çoğunlukla kum midyelerinden oluşan yenmiş kabuk yığınlarına rastlanılmıştır. Bunun dışında evcil sığır, keçi, koyun, domuz ile alageyik ve yabandomuzu kalıntılarının da ele geçmesi be-

It is now known that many different cultures lived within the Yeşilova Tumulus spreading area from the Neolithic Age to the Roman era. So, the cultural layers starting from the surface include the cultures of the Roman era, Iron Age and Bronze Age at the 1st layer, cultures of the Chalcolithic Age at the 2nd layer and Neolithic Age at the 3rd level.

First settlement was in the Neolithic Age First settlements in the tumulus began during the Neolithic Age, at least 8-9 thousand years before our time. The 3rd layer is the longest standing and thickest cultural layer of the Yeşilova Tumulus. It is known that this process, which has 13 architectural layers that is thought to be rebuilt, developed in 3 states within itself. This period is the period where the first settlers of Izmir came down to the plains from caves and rock refuges and started an endemic life. In order for this step to occur, the surrounding area needs to be suitable for live stock breeding and agriculture. The Bornova Plain, which was irrigated by many streams of all shapes and sizes, was an ideal place for the first settlers and it was surrounded by mountains on 3 sides which provided an ideal geographical structure and climate. People who lived in Yeşilova cultivated plants they found around the villages and domesticated some of the animals they were chasing after to make use of them in their daily lives.


sin kaynaklarındaki zenginliği ortaya koymaktadır.

Kalkolitik Çağı yerleşimi Neolitik Dönem yerleşimi aynı alanın kuzeyinde Yassı Tepe alanına kadar yayılım göstermiştir ve M.Ö. 5700 yılları civarında bir yangın sonucu terk edilerek, ortadan kalkmıştır. Yeşilova’nın en az 500 yıl sonra bu kez öncekinden çok farklı bir topluluk tarafından istilaya uğradığı anlaşılmıştır. Bu yeni gelen topluluklar, koyu renkli çanak çömlekleri ve oval planlı çukur evleri ile ilkel bir yapıya sahipti. Sözünü ettiğimiz bu süreç Kalkolitik Çağ olarak adlandırılan bir dönemi işaret etmektedir. Neolitik toplulukların nereye gittikleri ve yeni gelenlerin nereden geldikleri çok iyi bilinememektedir. Bilinen bir şey varsa o da, Yeşilova’da yaşayan ilk toplumun her iki süreç içinde defalarca çevredeki derelerin taşkınlarıyla karşılaştığı ve alana yığılan alüvyonların etkisiyle yaşamın gittikçe zorlaşmasıdır.

Tunç Çağı yerleşimi Yeşilova Höyüğü’ndeki Erken Tunç Çağ yerleşimi Kalkolitik Dönemin devamı olarak görülebilir. Çanak çömlekteki benzerlikler dışında bu dönemde taş temelli kolasal mimari önemli bir gelişmeyi işaret eder. Mezarlığını Yeşilova Höyüğü’nün

We have come across some ashy areas and compressed soil foundations in the first levels of the Neolithic Age, 3-4 meters below the surface of the plain. From the soil foundations and burn marks, we understand that oval or rectangular huts made from wicker and tree branches were built in this area. Oven and ash remains that were dug from around the huts are important in terms of establishing that daily works and cooking were done outside of the huts.

The Renaissance of the Neolithic Age During the excavations of the 3rd layer and 5-6th floors in Yeşilova, only foundation remains of structures were found. After this period where tents and huts were used for housing in Yeşilova, a rich process has started which we call the Renaissance of the Neolithic Age. The advancements that took place in the 3rd layer and 1-3rd floors of the tumulus, the founding of bigger residences due to population growth, in other words, the birth of a larger scale architecture is closely related to change in nutrition, which we call the life economy of humanity. Permanent shelters and a settled lifestyle in the Yeşilova Tumulus

only came about after a sustainable nutrition became possible. The 3rd layer, 1st floor is known as the longest permanent settlement area of the tumulus. We have determined the existence of rectangular planned structures with stone foundations in these floors that are 1-2 meters below the surface that represent the latest period of the Neolithic Age. These stone foundational there were built separately and next to each other overlook a common courtyard. 5 spaces such as these were unearthed at the area. Those single room structures were built in the middle of long walls and had doors that faced the west. The spaces between the structures and the courtyard were built with strained and grounded stones. Not many remains have survived today regarding the upper structure of the stone foundation. The walls of the structures were built with mud which consisted of a mixture of clayey soil and plant remains that were put in 10-15 centimeter molds, unlike traditional architecture which used mud bricks. Usually, on the southern parts of the structures, platforms made of mud smeared stones and kitchen workshops that were used to grind wheat. We also see important elements of daily life such as stone workshops that were used for making axes from serpentine stones, weaving İZMİR Eylül - Ekim / September - October

117


merkezinde (I No’lu alanda) bulduğumuz bu kültürel sürece ilişkin mimari kalıntılar, yerleşimin kuzeyinde VI No’lu alan Yassı Tepe’de saptanmıştır. Günümüzde kentin alışveriş merkezinde yer alan yerleşimin bir bölümünün üzerinde evler bulunmaktadır. Troya’nın en eski katıyla çağdaş olan Erken Tunç Çağ yerleşimi ince uzun dikdörtgen planlı yüksek taş duvarlı yapılardan oluşmaktadır. Toprak yüzeyinin hemen altında ortaya çıkan ve yaklaşık 1 metre yüksekliğinde taş duvarları olan mekânların kuzeydoğu, güneybatı doğrultusunda uzun evler şeklinde uzandıkları, içlerinde ocak yerlerinin ve platformların bulunduğu anlaşılmaktadır. Mekânların duvarları ortak duvar şeklinde inşa edilmiştir. Yerleşimin kendi içinde onarım ve yeniden kullanım evreleri bulunmaktadır. Yapıların uzun duvarlarının “s” şeklinde yıkılması, İzmir’in beş bin yıl önceki yerleşiminin bir depremle son bulduğunu göstermektedir. Depremden sonra burada yaşayan topluluklar yapılarını onarıp, bir süre daha yaşamışlardır. Bu alandaki çalışmaların iki yıldır sürdürülmesine rağmen, Yeşilova Höyüğü yerleşimi ile bağlantılı olarak kentin Neolitik Çağ’ın sonundan başlayarak 5 bin yıl öncesine kadar olan süreci aydınlatacak önemli bulgular elde edilmiştir. Alanı en kısa süre içinde sergilenebilecek şekilde düzenleme çalışmalarına başlanmıştır. 118

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

workshops and earthenware production units. While there are small stoves inside some of the structures, the majority of the ovens are located in the courtyard thus proving that courtyards had an important place in social life. Shells of sea animals found in and around the houses make up the most important elements of the food cycle. We have come across many shell remains, especially mussels. In addition, the founding of remains of domestic cow, goat, sheep, pig, deer and wild boars proves the richness in food resources.

Chalcolithic Age settlement The Neolithic Age settlement had spread to the north, all the way to Yassıtepe and was completely abandoned after a huge fire around 5700 B.C. We know that Yeşilova was invaded 500 years later by a completely different society. These new societies, with their colorful earthenware and oval planned hollow houses, were very primitive. This process we are referring to point to an era we call the Chalcolithic Age. We don’t know where the Neolithic communities went and where the new one came from. What we do know is that the first settlers in Yeşilova came across floods many times and it was difficult for them to live in the area after alluviums swarmed the region.

Bronze Age settlement The Early Bronze Age settlement in the Yeşilova Tumulus can be defined as the continuation of the Chalcolithic Age. In addition to the similarities in earthenware, the stone foundation colossal architecture points to an important development. These architectural remains pertaining to this cultural process was unearthed at Yassıtepe and the graveyard was found at the center of the tumulus. There are houses in a part of the settlement are which is now the shopping center of the area. The Early Bronze Age settlement which became modern with the oldest layer of Troy is made up of thin, long, rectangular planned structures with high stone walls. We know that there were stove spaces and platforms in those structures which as walls as high as 1 meters and were stretched out as long houses along the northeast-southwest axis. The walls of the structures were built as joint walls. The structures were renovated and reused. The destruction of the walls with an‘s’ shape suggests that this 5000 year old settlement ended with an earthquake. Civilizations that lived here after the earthquake restored the structures and continued living here. Although excavations in the area have only been going on for two years, important findings were obtained that can shed light to a period that started


Yeşilova Höyüğü’ne gelen 11-12 yaş grubu 30-35 kişilik öğrenci grupları, kazı ekibi içinden seçilen, ön eğitimini almış 10-11 eğitmen ile birlikte üç saat süreyle Neolitik Köy içinde zamana yolculuk yapıyor. 30-35 people groups of 11-12 ages who come to the Yeşilova Tumulus get the chance to travel back in time at the Neolithic Village with expert educators chosen from the dig crew.

Roma yerleşimi ve mezarları Yeşilova Höyüğü’nün bulunduğu alanda Roma Döneminde dağınık olarak inşa edilmiş olan çiftlik evlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Çok az mimari kalıntı olmasına karşın burada yaşayanların küçük bir mezarlığı açığa çıkartılmıştır. Kiremit ve taş lahit mezar şeklindeki gömütlere tek tek çocukların ya da bir mezara üç kişinin koyulduğu anlaşılmıştır. Mezarlardan elde edilen sikkeler ve C14 sonuçları, M.Ö. 3-2. yüzyılı işaret etmektedir. Alana Roma Döneminden sonra bir daha yerleşilmediği, alüvyonların çevreyi doldurması sonucu meyve bahçeliğine dönüştüğü anlaşılmıştır.

Arkeolojik alanı turizm ve eğitimle bütünleştirmek İzmir’in içindeki Prehistorik yerleşimi ve burada yaşamış İzmir’in ilk toplumunun yaşamını anlatabilmek amacıyla “Yeşilova Höyüğü Zaman Yolculuğu” projesi başlatılmıştır. Bu çalışma Bornova Belediyesi ve İsveç Kalmar Belediyesi ortaklığında yapılan TUSANET kapsamındaki uluslararası projedir. Projeye ilişkin deneme amaçlı faaliyetler ‘İzmir-Bornova’nın Tarih Öncesi Dönemi Yerleşimi Yeşilova Höyüğü, Eğitim ve Sergi Alanı’nın bir bölümünde gerçekleştirilmektedir. Arkeolojik alanı turizm ve eğitimle bütünleştiren bu projenin ana amacı, tarihi toplum için yaşayan bir kavram haline getirmek ve şehirdeki vatandaşlar arasında tarihi alanlara karşı bağlılık ve anlayış ge-

liştirmek için üniversite, belediye ve eğitim kurumları arasında bir işbirliği kurmaktır. Yeşilova Höyüğü’ne gelen 11-12 yaş grubu 30-35 kişilik öğrenci grupları, Yeşilova kazı ekibi içinden seçilen, ön eğitimini almış 10-11 eğitmen ile birlikte üç saat süreyle Neolitik Köy içinde zamana yolculuk yapmaktadırlar. Zaman Yolculuğu aktivitesi kazı alanlarının gezisinin hemen ardından başlamakta, öğrenciler üstlerine deriden yapılma giysileri giyip köy yaşantısı içine sokulmaktadır. Aktivite, Neolitik köy içindeki günlük yaşama ilişkin ekmek yapma, boyama, kil objeler üretme, takı yapma gibi birçok faaliyeti içermektedir. Bugüne kadar aktivitelere yurt dışından ve yurt içinde iki bine yakın öğrenci katılmış, bu sayede Yeşilova Höyüğü yaşayan bir arkeolojik alana dönüşmüştür.

İzmir’e sergilenebilir prehistorik alan Türkiye’de ilk kez bir kazı alanını toplumla buluşturmak ve geleceğe yönelik planlamak adına Bornova Belediyesi tarafından “Yeşilova Höyüğü Ziyaretçi Merkezi” adı altında, Sergi Binası- Kazı Evi-Neolitik Köy’ü içeren ulusal ödüllü mimari proje yarışması düzenlenmiştir. Höyüğün bulunduğu yerde 3. derece sit kapsamındaki kamu alanında gerçekleştirilecek ve inşası Bornova Belediyesi tarafından üstlenilen kapsamlı

at the end of the Neolithic Age and ended 5000 years ago relating to the settlement in the Yeşilova Tumulus. Works have started to turn the region into an exhibition area.

The Roman settlement and tombs In the area of the Yeşilova Tumulus, we understand that there were farm houses from the Roman era that were sparsely built. Even though we have little architecture remains, a small graveyard belonging to the settlers were unearthed. We see that children were buried one by one or a grave was used for three people in the tombs that were built from bricks or stone. Coins obtained from the graves and carbon dating results point to 2-3rd century B.C. We also know that the area was not inhabited after the Roman era and the space was turned into an orchard after it was filled with alluviums.

Integrating the archeological area with tourism and education The Yeşilova Tumulus Time Travel” project was established to define the prehistoric settlement in Izmir and its first citizens. This international project is jointly orga-

İZMİR Eylül - Ekim / September - October

119


A prehistoric exhibition area for Izmir

bu proje ile İzmir’e sergilenebilir prehistorik bir alan kazandıracaktır. Detayları ile örnek bir proje olarak bünyesindeki kazı evi, kent içindeki prehistorik yerleşim üzerindeki bilimsel çalışmalar için gereken alt yapı sorununu halledecektir. Gerekli işlemler tamamlandıktan sonra Bornova Belediyesi tarafından temel atılması planlanan binaların İzmir’in prehistorik yerleşiminin sergilenmesinde etkisi güçlü olacaktır. Yeşilova Höyüğü ve çevresi uzun yıllardan bu yana kaçak moloz dökülmesi nedeniyle kötü bir görünümdeydi. Bu görünümü ve çevre şartları nedeniyle kent içinde olmasına karşın, insanlar bu alana gelip dolaşamadığı gibi, höyüğe ulaşmakta zorluk çekiyorlardı. Höyüğün yaklaşım alanını düzenlemek, ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla Bornova Belediyesi İzmir Kalkınma Ajansı’yla (İZKA) “Yeşilova Höyüğü Çevre Düzenlemesi” projesi başlatmıştır. Projede otoyolla bağlantıyı sağlayan ve Neolitik Dönemi çağrıştıran iki köprü, otopark ile park alanı düzenlemesi yer almaktadır. Bu kapsamda inşaatlar kısmen tamamlanarak, düzenlemeler bitirilmiştir. Kazılarla birlikte gerçekleştirilen projelerle Yeşilova Höyüğü’nde “geçmişten günümüze bir köprü kurma” amacındayız.

120

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

nized by the Municipality of Bornova and the Municipality of Kalmar in Sweden and is a part of the TUSENET project. Trial activities regarding the project are being undertaken in a part of the “İzmir’s prehistoric settlement: Yeşilova Tumulus, Education and Exhibition Area” The main target of this project, which integrates the archeological area with tourism and education, is to make history a living concept for people and work closely with universities, municipalities and educational facilities to develop an affinity for history. 30-35 people groups of 11-12 ages who come to the Yeşilova Tumulus get the chance to travel back in time at the Neolithic Village with expert educators chosen from the dig crew. The time travel activity starts right after the touring of the dig site and children are invited to experience life in prehistoric villages by wearing special leather suits. The activities within the Neolithic village include baking bread, coloring, producing clayey objects and jewelry. Around two thousand local and foreign children have participated in these activities up until now thus turning the Yeşilova Tumulus into a living archeological site.

A national architectural project award has been planned by the Municipality of Bornova called “The Yeşilova Tumulus Visitation Center” that includes the Exhibition building, Dig house and Neolithic village to get people together at a dig site for the first time in Turkey and plan the future of the site. This project which will be established at the public area of the 3rd grade protected site and undertaken by the Municipality of Bornova at the construction step, will give Izmir a prehistoric exhibition area. The infrastructure problem will all be taken care of for the scientific works that involve the dig house and the prehistoric settlement area. The Municipality of Bornova will lay the foundations of the structures after necessary permits are in order and these buildings will be a great addition in the exhibition of Izmir’s prehistoric life. The Yeşilova Tumulus and its surroundings looked very bad after illegal dumping of rubble stones. Because the area looked unsanitary, people had a difficult time reaching the tumulus although it is in the middle of the city. The Municipality of Bornova and the Izmir Development Agency started a joint project called the “Yeşilova Tumulus Environmental Project” in order to rearrange the vicinity of the tumulus and make transportation easier. The project includes the construction of two Neolithic style bridges that provide connection to the highway and a parking structure. Constructions regarding the project have been partly finished and arrangements have been completed. With projects that are being done in addition to the excavations, we are aiming to build a bridge from the past to the present at the Yeşilova Tumulus.


İZMİR Eylül - Ekim / September - October

121


Güncel / Actual

122

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011


Tire kültürünün vitrini

Salı Pazarı Türkiye’nin en büyük açık hava pazarlarından biri olan Tire Pazarı, gezmek, görmek ya da ihtiyaçlarını karşılamak isteyenlerin yanı sıra, ilçenin sahip olduğu değerleri keşfetmeye çıkanlar için de iyi bir rehber niteliğinde.

The showcase of Tire culture: Salı Bazaar The Tire Bazaar, which is one of Turkey’s biggest open air bazaars, is an excellent guide for those who are out to discover the hidden treasures of the borough along with those who want to cater to their everyday needs. Yazı ve Fotoğraflar - Article & Photography: CEYDA ADAR

G

ünlerden Salı. Çoğumuz için diğer günlerden farksız olan bu günün İzmir’in şirin ilçesi Tire’de anlamı var: Salı günü, Tire’nin pazara dönüştüğü gün. Dönüşümün anlamını merak edenler içinse en uygun açıklama, ilçenin neredeyse tamamını kaplayan pazar tezgahları… Zira Tire’nin tarihi kadar eski olan pazarı, Türkiye’nin en büyük açık hava pazarları arasında yer alıyor. Tire’nin dünyaca ünlü pazarını görmek için ilçeye vardığınızda karşılaştığınız manzara “Neden bu kadar ünlü?” sorusuna cevap oluyor. Salı günleri sabahın erken saatlerinde dualarla açılan pazar, ilçenin dörtte üçünü kaplayan bir alana yayılıyor. “Ne ararsan var” deyişinin adresi Tire pazarı,

meyve sebzeden giysiye, ev gereçlerinden kozmetiğe tüm ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz türden. Özellikle Tire’nin çeşit çeşit otlarını ister tanımak ister satın almak için tezgahlarda bulmak mümkün. Radika, kuşkonmaz, turp otu, şevketi bostan gibi Tire Ovası’nın verimli topraklarında yetişen ve mutfakların vazgeçilmezi olan ot çeşitleri kıyasıya bir rekabet içine girerken, pazarda alıcıyla buluşan taptaze sebze ve meyveler de renkli görüntüleriyle iştah açıyor.

Zamana direnen ustalar Her Salı Tirelilerin yanı sıra yurtiçi ve yurtdışından gelen konukları da ağırlayan pazar, kaliteli ürünleri uygun fiyata almak isteyenlere türlü fırsatlar sunuyor. Her zevke ve keseye uygun giysi, ayakkabı ve çanta gibi

I

t’s Tuesday. This day has a special meaning in Tire, the cute town of Izmir, while for us it is an ordinary Tuesday: It is the day when Tire turns into a big open air bazaar. The bazaar of the town which is as old as the town itself is one of the biggest open bazaars in Turkey. When you get to the world famous bazaar in Tire, you immediately realize why it is so popular. The bazaar which starts with prayers early Tuesday mornings stretches out to the three fourths of the entire borough. The Tire Bazaar has everything from groceries to clothes, from house utensils to cosmetics. You will also find the various herbs of Tire at the bazaar. While herbs that grow on the fruitful lands of the Tire Plain İZMİR Eylül - Ekim / September - October

123


ürünleriyle pazar tezgahları, mağazaları aratmayan türden. Tireli kadınların hünerli ellerinden çıkan iğne oyası ve kanaviçe gibi ürünler de pazarın gözdeleri arasında.

such as radicchio, radish and scolymus hispanicus engage in a fierce competition, fresh vegetables and fruits whet your appetite with their colorful existence. .

and cloths are exhibiting their products in the little shops at the bazaar. Don’t be shy and visit them! The master of Tire will be glad to show you their handicrafts.

Yaşlısı genci, her yaştan Tirelinin misafirperver tezgahlarında alışveriş keyfini yaşarken, tezgahların ardına gizlenmiş sokak aralarında Tire’nin yaşayan el sanatlarıyla da tanışmak elinizde. Semerci, keçeci, yorgancı, belevi dokumacısı, nalıncı gibi ustalar, zamana direnen sanatlarını ustalıkla sergiliyorlar çarşıdaki küçük dükkanlarında. Çekinmeyin ve dükkandan içeri girin! Tireli usta, yüzyıllardır sürdürdükleri geleneklerini sizler için de sergileyecektir.

Masters that stand the test of time

Peace in nature

Doğada huzur Keyifli pazar turunuza bir yemek molası vermek isterseniz, en uygun adres çarşıda yan yana sıralanan ve Tire’nin ünlü köftesini afiyetle yiyebileceğiniz restoranlardan biridir şüphesiz. Benzersiz tadıyla Tire köftesi, ilçeye gelenler için unutulmayacak bir lezzet. 124

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

The bazaar which welcomes national and international visitors besides the locals of Tire every Tuesday provides various opportunities for those who want to buy quality products at affordable prices. The stands at the bazaar are filled with clothes, shoes and purses that will satisfy every taste and budget. Products such as needle embroidery and embroidery canvas crafted at the masterful hands of the women of Tire are very popular at the bazaar. While enjoying shopping at the stands where hospitable vendors work, you can discover the handicrafts of Tire that are hiding between narrow streets. Masters who make packsaddles, felt, quilt, clogs

If you want to take break from all the shopping, you should try one of the many restaurants that serve the world famous meatballs of Tire. The dish with its unique taste is an unforgettable experience for visitors. If you have finished touring the bazaar and what you want is to relax in a peaceful environment, go discover the hidden beauties of the streets of Tire. Although each street will lead you back to a stand at the bazaar on Tuesdays, you can feel the historical structure of the town that is hidden between the streets. On the road which you will continue after you leave the crowd of the bazaar, you will see historical buildings and old houses


Eğer pazar gezintinizi tamamladıysanız ve istediğiniz sakin bir ortamda dinlenmek ise Tire sokaklarının gizli kalmış güzelliklerini keşfe çıkın. Tire’de Salı günleri hemen her sokak pazar tezgahlarına açılıyor olsa da tezgahların arasına gizlenmiş sokak aralarında kentin tarihi dokusunu hissetmek elinizde. Pazarın kalabalığını ardınızda bırakarak ilerlediğiniz yolda hem tarihi yapılar ve eski evlerin güzelliğini hem de doğanın sesinin verdiği huzuru yaşayacaksınız. İlçe merkezindeki gizli güzellik Derekahve de doğayla iç içe bir kahve molası için en iyi alternatiflerden biri.

and experience the serenity of nature. Derekahve, a hidden paradise at the center of the town, is an ideal place for a coffee break. In short; the Salı Bazaar in Tire is the meeting point of need and taste and culture and history. So, go meet Tire on a Tuesday. The bazaar, with its colorful scenes, is an excellent guide for those who are out to discover the hidden treasures of the borough along with those who want to cater to their everyday needs. The Salı Bazaar, the showcase of Tire culture is at your service every week…

Kısacası Tire’de Salı Pazarı demek; ihtiyaçla zevkin, kültürle tarihin buluşma noktası demek. İyisi mi siz bir Salı gününde buluşun Tire’yle. Rengarenk görüntüleriyle pazar; gezmek, görmek ya da ihtiyaçlarını karşılamak isteyenlerin yanı sıra, ilçenin sahip olduğu değerleri keşfetmek isteyenler için de iyi bir rehber niteliğinde. Tire kültürünün vitrini Salı Pazarı, her hafta sizlerle… İZMİR Eylül - Ekim / September - October

125


Mutfak Kültürü / Cuisine Culture

En tatlı paylaşım:

İzmir Lokması “Adettendir” denilerek, başta sünnet düğünleri olmak üzere, mevlit, kandil gibi dini öneme sahip günlerin başlıca lezzeti olan İzmir lokması, kentin önemli ritüelleri arasında yer alır. Fotoğraflar/Photography: CEYDA ADAR

126

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011


The sweetest sharing: The Izmir Lokma The Izmir lokma, which is a delicacy prepared at circumcisions, commemorations and religious festivities, is one of the most important rituals of the city.

E

ğer İzmirli değilseniz ve bir köşe başında sıraya girmiş insan kalabalığı görürseniz şaşırmayın! Siz de o sıraya girin ve buluşacağınız sıcacık lezzet için sıranın size gelmesini bekleyin. Çünkü “adettendir” denilerek, başta sünnet düğünleri olmak üzere, mevlit, kandil gibi dini öneme sahip günlerin başlıca lezzeti olan İzmir lokması, kentin önemli ritüelleri arasında yer alır. İyi günde, kötü günde tatlı bir paylaşım için dökülen lokma, halka ücretsiz dağıtılır ve damaklarda bıraktığı eşsiz tat dualarla birleşerek sonsuzluğa uzanır. Adı İzmir ile özdeşleşen lokmanın anlamı bir İzmirli için tatlıdan çok daha fazlasıyken, bu lezzetle buluşan yabancılar için ise İzmirlilerin hoşgörülü, paylaşımcı ve duyarlı yapısının en güzel yansımasıdır.

Buğra’dan Lokmaya…

I

f you are not from Izmir, don’t be surprised when you see a bunch of people lined up on the corner of the streets! You too enter the queue and wait for your turn to sample this hot delicacy! Because the Izmir lokma, which is a delicacy prepared at circumcisions, commemorations and religious festivities, is one of the most important rituals of the city. Lokma which is prepared for a sweet sharing on good or bad days is given free to the public and reaches infinity through the pallets of citizens combined with prayers. While the meaning of lokma is much more to the locals of Izmir, it is the best reflection of tolerance, sharing and sensitivity for the foreigners.

From Buğra to Lokma…

Gazeteci ve İzmir Mutfağı kitabının yazarı Nedim Atilla, lokmanın öyküsünü şöyle anlatıyor:

This is how journalist and writer of the book “The Cuisine of Izmir” Nedim Atilla tells the story of this sweet delicacy we call lokma:

‘’Evliya Çelebi, İstanbul esnaf loncalarını uzun uzun anlatırken, ‘lokmacıyan esnafından’ da söz eder. Sayıları hayli fazladır ve hemen her milletten lokmacı vardır… Türklerin lokma merakının kökeninde 9. yüzyılda Doğu Türkistan İmparatoru olan Buğra Bey’in olduğu söylenir. Buğra Bey, düzenlenen bir törende özel olarak yaptır-

‘’When Evliya Çelebi describes in great detail the trade guilds of İstanbul, he talks about the tradesmen that sell lokma. ‘They are big in numbers and there are lokma producers from every nation…It is believed that the curiosity of Turks regarding lokma dates back to the 9th century and Turkistan Emperor İZMİR Eylül - Ekim / September - October

127


dığı ıslak hamurları, kızgın yağın içine atmış, daha sonra da üzerine o zaman Çin’e bile ihraç edilen pekmezden döküp yemelerini buyurmuş. (Kaynağımız Ahmed Cavid Bey’in 15. yüzyılda yazdığı Tercüme-i Kenzü-l İştihâ adlı eser…) Dilimizdeki börek ve borani yemeğinin kökeninde de Buğra Bey var. 19. yüzyıl İstanbul’unda ise bu kez meşhur lokmacıların İzmirliler olduğunu görürüz… İzmirli ustalar, kullandıkları ham zeytinyağı-susam yağında kızaran ve üzerine taze üzüm şırası dökülen lokma ile meşhur olmuşlar. Her yerde İzmir lokması aranır olmuş. Doğru bir İzmirli tarifi var: Gördüğü lokma kuyruğuna, ne kadar çok işi olursa olsun girene İzmirli denir.’’

Çıtır çıtır İzmir Lokması

Buğra Bey. According to legend, Buğra Bey threw the specially made wet dough into hot oil during a ceremonial dinner and then ordered everyone to taste the dessert which he topped with grape molasses, which was even exported to China back then. Buğra Bey is also responsible for delicacies such as borek and borani. In 19th century Istanbul, we see that lokma producers are from Izmir. Masters from Izmir became famous with their lokma which they fried in olive-oil and sesame oil and topped with grape juice. This led everyone to search for the famous Izmir lokma. There is a justified description of a person from Izmir: “If someone drops everything, no matter how busy they are, and enters the queue for lokma, that person is from Izmir!

Uygulama: Arif Suyolcu

The all so crispy Izmir Lokma

Malzemeler

Chef: Arif Suyolcu

• 1 kg un • 1/1.100 lt su • 25-30 gram maya • 10 gram şeker

Ingredients

Şurup için

• 1 kg of flour • 1/1.100 lt water • 25-30 grams of yeast • 10 grams of sugar

• 1 kilogram su • 2 kilogram şeker

For the syrup

Yapılışı

• 1 kilogram water • 2 kilograms of sugar

Bir kaba konulan unun ortası açılır. Ilıtılmış su, şeker ve maya karıştırılarak una ilave edilir. Hepsi birlikte tekrar karıştırıldıktan sonra en az 25-40 dakika üstü kapatılarak mayalanması sağlanır. Bu sırada şurubu için 1 kilo suya 2 kilo seker eklenerek kaynatılır. Şurup sicim verinceye kadar kaynatılıp, soğumaya bırakılır. Mayalanan hamura lokma makinesinde şekil verilerek, kızgın yağda pişirilir ve soğuk şuruba batırıldıktan sonra servis yapılır.

128

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

Recipe The middle of the flour that is put in a pot is opened. Warm water, sugar and yeast is added to the flour. After everything is mixed evenly, the dough is left to rise at least for 25-40 minutes. In the meantime, 2 kilograms of sugar is added to 1 kilogram of water and boiled. When the mixture becomes translucent it is left to cool. The fermented dough is shaped in balls with a lokma machine and fried in oil. It is served after being dipped in cold syrup.


Lezitaʼdan acı sevenler için, özel kaplamasına acı ilave edilmiş ağzınıza layık piliç taneleri. Pratik, hemen hazırlanabilen ve günün her saatinde atıştırmaya uygun bir seçenek. Lezitaʼnın yepyeni ürünüyle hayatınızın her anına lezzet katın. İZMİR Eylül - Ekim / September - October

129


Bilgi / Info ACİL TELEFONLAR / EMERGENCY TELEPHONE NUMBERS

Göztepe

224 20 22

Üçkuyular

259 40 13

İtfaiye / Fire Department 110 AKS / Emergency Rescue (AKS)

110

Hızır Acil / Medical Emergency Service 112

TÜRK TELEKOM

Polis İmdat / Police Department 155 Cenaze Hizmetleri / Funeral Services 188

Arıza / Breakdown 121

Sahil Güvenlik / Coast Guard

Bilinmeyen Numara / Unknown Numbers 11811

158

Orman Yangınları / Forest Fires 177

Danışma / Information Service

Hava Ambulans / Air Ambulance

Uyandırma / Wake Up Service 135

463 33 22

161

Fono Tel / Fono Phone 141

HASTANELER / HOSPITALS TİYATROLAR / THEATRES

Üniversite Hastaneleri / University Hospitals Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi / Ege University Medical Faculty Hospital

343 43 43

9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi / 9 Eylul University Medical Faculty Hospital

412 22 22

Dokuz Eylül. Ü. İlaç ve Zehir Danışma / 9 Eylul U. Drug and Poison Information Center

Bornova Sahnesi / Bornova Stage

343 04 33

Karşıyaka Sahnesi / Karşıyaka Stage

369 64 87

Konak Sahnesi / Konak Stage

483 50 35

412 39 39 Özel Tiyatrolar / Private Theatres

Dokuz Eylül Üniversitesi Karşıyaka Polikliniği / 9 Eylul University Karsiyaka Polyclinic

Devlet Tiyatroları / State Theatres

369 30 40

Ege Sanat Merkezi / Ege Art Centre

381 64 06

Hamle Tiyatrosu / Hamle Theatre

446 70 18

Konak Belediye Tiyatrosu / Konak Municipality Theatre 246 63 93

Doğumevleri / Maternity Hospitals Ege Doğumevi / Ege Maternity Hospital

449 49 49

Pınar Çocuk Tiyatrosu / Pınar Children’s Theatre

463 15 15

Ege Ü. Kadın Doğum / Ege U. Maternity Hospital

388 19 63

Tansaş Çocuk Tiyatrosu / Tansaş Children’s Theatre

483 48 28

SANAT GALERİLERİ / ART GALLERIES

Kan Merkezleri / Blood Centers Türk Kızılayı / The Turkish Red Crescent

421 47 89

Çocuk Has. Kan Bankası / Children’s Hospital Blood Bank 483 61 33

Adnan Franko Sanat Galerisi / Adnan Franko Art Gallery 464 41 86

Ege Ü. Has. Kan Bankası / Ege U. Hos. Blood Bank

388 28 61

Akbank Sanat Galerisi / Akbank Art Gallery

484 16 66

Tepecik / Tepecik Blood Center

433 38 74

Aphrodite Sanat Galerisi / Aphrodite Art Gallery

482 33 02

Çetin Emeç Sanat Galerisi / Cetin Emec Art Gallery

293 35 22

GF Sanat Galerisi / GF Art Gallery

421 29 95

ULAŞIM / TRANSPORTATION

İzmir Resim Heykel Müzesi / Denizyolları / Maritime Lines

464 88 64

İzmir Art and Sculpture Museum

441 41 92

THY Rezervasyon / Turkish Airlines Reservation

444 08 49

İzmir Sanat Merkezi / İzmir Art Centre

483 63 34

Basmane Rezervasyon / Basmane Reservation

484 86 38

İZFAŞ Sanat Galerisi / IZFAŞ Art Gallery

482 12 70

TCDD Santral / Turkish State Railways Central

464 31 31

İzmir Türk Amerikan Derneği Sergi Salonu /

Alsancak Gar / Alsancak Railway Station

464 77 95

Kedi Kültür Sanat Merkezi

464 99 35

Otogar / Bus Station

472 10 10

Leonardo Sanat Galerisi / Leonardo Art Gallery

422 13 95

Rotary Sanat Galerisi / Rotary Art Gallery

421 56 61

Selçuk Yaşar Sanat Galerisi / Selcuk Yasar Art Gallery 422 65 32

İskeleler / Piers Konak

484 98 56

TCDD Sanat Galerisi / TCDD Art Gallery

433 58 97

Karşıyaka

368 00 42

Turkish American Association Art Gallery

464 20 95

Alsancak

464 78 31

Vakıfbank Sanat Galerisi / Vakifbank Art Gallery

441 59 00

Bostanlı

330 50 71

Yapı Kredi Sanat Galerisi / Yapı Kredi Art Gallery

463 56 28

Bayraklı

345 77 53

Alman Kültür Merkezi / German Cultural Centre

489 56 87

Pasaport

484 22 56

Atatürk Kültür Merkezi / Atatürk Cultural Centre Konak 483 85 20

130

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011


İZMİR Eylül - Ekim / September - October

131


Fransız Kültür Merkezi / French Cultural Centre

463 61 42

İngiliz Kültür Merkezi / British Cultural Centre

446 01 31

İtalyan Kültür Merkezi / Italian Cultural Centre

421 52 42

İZFAŞ Sanat Galerisi Kültürpark / İZFAŞ Art Gallery Kulturpark 482 12 70 İzmir Türk Amerikan Derneği / Turkish American Association 464 20 95 Kıbrıs Türk Kültür Derneği / Cyprus Turkish Cultural Association 421 13 40 Sabancı Kültür Merkezi / Sabancı Cultural Centre Konak 441 90 09

TURİZM BÜROLARI / TOURISM OFFICES İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü / Provincial Directorate of Culture and Tourism

483 62 16

Turizm Danışma / Tourism Information

445 73 90

TURİZM SEKTÖR TEMSİLCİLİKLERİ / REPRESENTATIVES OF TOURISM SECTOR Ege Turizm Derneği / Aegean Tourism Association

441 46 12

ESAD (Ege Seyahat Acenteleri Derneği)

484 87 02

ETİK (Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği) 489 47 77 İzmir Tanıtma Vakfı

465 28 90

Otelciler Derneği / Hotels Associations

425 45 85

Rehberler Odası / Chamber of Guides

463 21 53

TUREVS (Turistik Ev Pansiyoncular Birliği)

425 72 73

TURING

421 71 49

TURSAB İzmir Bölgesel Yürütme Kurulu / TURSAB İzmir Regional Executive Committee

464 03 47

Adnan Menderes Havalimanı Turizm Dan. / Adnan Menderes Airport Tourism Inf.

274 22 14

Bergama Turizm Danışma / Bergama Tourism Information

633 18 62

Çeşme Turizm Danışma / Çeşme Tourism Information 712 66 53 Foça Turizm Danışma / Foça Tourism Information

812 12 22

Selçuk Turizm Danışma / Selçuk Tourism Information 892 63 28 Tire Turizm İrtibat Bürosu / Tire Tourism Contact Office 512 66 14

WEATHER CONDITION in İZMİR In İzmir, while summers are hot and dry, winters are mild and rainy due to its location in Mediterranean climatic zone. The fact that mountains run perpendicular to the sea and plains edge in with threshold of the Inland Western Anatolia allows marine effects spread through inner regions. However, physical geography differences such as altitude throughout the Province, or distance from the west and the coast cause climate differences that can be assumed as important in terms of rainfall, temperature and sun. On the basis of the Province, annual average temperature changes between 14-18 ºC in coastal regions. While the hottest months are July (27.3 ºC) and August (27.6 ºC), the coldest months are January (8.6 ºC) and February (9.6 ºC). In summer, temperature at the coastal regions is approximately 1-2 ºC lower in comparison with inner regions by the effect of sea breeze. Temperature which is average 7 ºC in winter season decreases occasionally due to maritime air mass coming from the north and the northwest. In İzmir, significant differences are seen in rainfall distribution according to the months and seasons. Annual average rainfall amount in İzmir is 700 mm ; while more than 50 % of the annual rain falls in winter season and the 40-45 percentage falls in spring and autumn, as for 2-4 %, it falls in summer months. While number of snowy days is not almost existed in lower regions, both number of snowy days and snow’s residence time on the ground increase in higher regions.

132

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011


BAŞKONSOLOSLAR / CONSULATE GENERALS

Lüksemburg / Luxembourg

421 48 82

Macaristan / Hungary

421 28 61 422 31 38

Almanya / Germany

488 88 88

Malta

Romanya / Romania

465 04 63

Meksika / Mexico

327 32 63

421 69 92

Moğolistan / Mongolia

478 50 15

Yunanistan / Greece

FAHRİ BAŞKONSOLOSLAR / HONORARY CONSULATE

Moldova

472 18 13

Norveç / Norway

421 92 80

Pakistan

459 16 16 483 80 31

Bangladeş / Bangladesh

421 23 32

Portekiz / Portugal

Endonezya / Indonesia

421 81 77

Rusya Federasyonu / Russian Fed.

461 51 86

Güney Afrika / South Africa

376 84 45

Sırbistan / Serbia & Montenegra Rep

441 91 81

Hindistan / India

461 46 60

Slovakya / Slovak Rep.

486 11 75

Makedonya / F.Y.R.O.M.

421 41 92

Slovenya / Slovenia Rep.

425 99 83

Malezya / Malaysia

445 05 46

Şili / Chile

446 93 01

Türkmenistan / Turkmenistan

484 77 75

KONSOLOSLAR / CONSULATES İngiltere / United Kingdom

463 51 51

İtalya / Italy

463 66 76

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

489 77 89

FAHRİ KONSOLOSLAR / HONORARY CONSULATES ABD / U.S. Of America

464 87 55

Arnavutluk / Albania

483 33 76

Avusturya / Austria

347 66 76

Belarus

482 31 82

Belçika / Belgium

463 47 69

Bosna Hersek / Bosnia&Herzogovina

328 18 90

Brezilya / Brazil

463 86 07

Çek Cumhuriyeti / Czech Rep.

422 10 80

Danimarka / Denmark

489 54 01

Estonya / Estonia Rep.

469 79 69

Etiyopya / Ethiyopia

388 25 57

Fas / Morocco

421 23 32

Fildişi Sahili Cumhuriyeti / Ivory Coast

479 07 09

Filipinler / Philippines Rep.

472 13 75

Finlandiya / Finland

877 02 35

Fransa / France

421 42 34

Gürcistan / Georgia

425 93 53

Hırvatistan / Croatia Rep.

446 28 70

Hollanda / Netherlands

464 02 01

İspanya / Spain

441 66 99

İsveç / Sweden

422 01 38

İsviçre / Switzerland

421 42 39

İzlanda / Iceland Kazakistan / Kazakhstan

482 22 11

Kore / Korea Rep.

479 04 04

Litvanya / Lithuania

371 51 50

Ukrayna / Ukranie

421 21 41

Ürdün / Jordan

482 24 45

İZMİR KÜLTÜR VE TURİZM DERGİSİ’NE SİZ DE ABONE OLUN !

1 YILLIK ABONELİK 60 TL Tarih:

/

ADIMA FATURA EDİNİZ ŞİRKET ADINA FATURA EDİNİZ

/ 20..........

ADI SOYADI

KURUMU

GÖREVİ

ADRESİ

ŞEHİR

POSTA KODU

ÜLKE

TELEFON

FAX

E-MAIL

VERGİ DAİRESİ/NO

....... Yıllık abonelik bedeli olan ................................ TL yi Halk Bankası Alsancak Şb. Kod.731 10260253 nolu RK Renkli Kalem Medya Yapım hesabına havale ettim. Not: Lütfen havale dekontunuzu, doldurduğunuz Abone Formu ile birlikte fax veya e-mail yoluyla gönderiniz. Abonelikle ilgili ayrıntılı bilgi için arayabilirsiniz.

ABONE TELEFON

(0232) 463 75 40 ABONE FAX (0232) 421 92 24 E-MAİL bilgi@renklikalem.com.tr

İZMİR Eylül - Ekim / September - October

133


Rehber / Guide

BALÇOVA TERMAL OTEL 35330 Balçova / İZMİR Tel: +90 232 259 01 02 Faks: +90 232 259 08 29 www.balcovatermal.com info@balcovatermal.com

HİLTON İZM��R Gaziosmanpaşa Blv. No:7 35210 / İZMİR Tel: +90 232 497 60 60 Faks: +90 232 497 60 00 www.İzmir.hilton.com sales.İzmir@hilton.com

SOLTO ALAÇATI HOTEL 2.Çark Plajı Liman Mevkii Alaçatı Çeşme / İZMİR Tel:+90 232 716 06 61 Faks:+90 232 716 06 69 info@soltohotel.com www.soltohotel.com

DenİzAtı Holiday Village Meryemana Cad. No:19 Gümüldür / İZMİR Tel: +90 232 790 91 91 www.denizati-hv.com

EGE PALAS Cumhuriyet Bulvarı No.210 35220 Alsancak / İZMİR Tel:+ 90 232 463 90 90 Faks: +90 232 463 81 00 www.egepalas.com.tr

İZMİR PALAS OTEL Atatürk Bulvarı 35210 İZMİR Tel: +90 232 465 00 30 Faks: +90 232 422 68 70 www.İzmirpalas.com.tr info@İzmirpalas.com.tr

KİLİM OTEL Atatürk Bulvarı 35210 İZMİR Tel: +90 232 484 53 40 Faks: +90 232 489 50 70 www.kilimotel.com.tr info@kilimotel.com.tr

OTEL KÂYA Gaziosmanpasa Blv. No: 45 35230 Çankaya / İZMİR Tel: +90 232 483 97 71 Faks: +90 232 483 97 73 www.otelkaya.com info@otelkaya.com

BİRLİK OTEL Yeni Hal Yanı Kaynaklar Buca / İZMİR Tel : +90 232 443 06 56 Fax : +90 232 443 06 70 info@birlikhotel.gen.tr www.birlikhotel.gen.tr

Hotel Grand Amphora İsmet Paşa Mh. 206 Sok. No:7 Foça / İZMİR Tel: +90 232 812 39 30 +90 232 812 39 97

Hanedan Resort 4. Mersinaki Koyu, Club Med Yanı Foça / İZMİR Tel: +90 232 812 36 50 www.hanedan resort.net info@hanedanresort.net

Naz Otel Ali Stair Cad. No: 135 Yenifoça / İZMİR Tel: +90 232 814 78 28 www.nazotel.com

VİLLA SARAY İzmir Cad. Saray. Sk. Ilıca Çeşme / İZMİR Tel: +90 232 723 02 66 Faks: +90 232 723 36 72 www.villasaray-vip.com www.viltur.com

ANGORA BEACH RESORT Doğanbey, Gümüldür İZMİR Tel:+90 232 742 70 00 Faks: +90 232 742 69 99 www.angorabeachresort.com info@angorabeachresort.com

Hanedan Beach Club 4. Mersinaki Koyu Foça / İZMİR Tel: +90 232 812 36 50 www.hanedanresort.net info@hanedanresort.net

ALTIN KAPI 1444 Sok.No:9/A Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 422 27 09 Faks: +90 232 421 21 47 www.altınkapi.com altınkapi@superonline.com

DENİZ RESTAURANT İzmir Palas Oteli Zemin Kat Atatürk Cad. No: 188/B Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 464 44 99 Faks: +90 232 463 00 86 www.denizrestaurant.com.tr

EGEBY ET & BALIK RESTAURANT V. Kazım Dirik Cad. No.6 Pasaport / İZMİR Tel:+ 90 232 489 49 49 Faks: +90 232 441 18 74 info@egeby.com.tr www.egeby.com.tr

GÜVERTE BALIK RESTAURANT Fish& Meat Balıkçı Barınağı Mevkii Özdere/İzmir Tel: +90 232 797 82 84 + 90 232 797 84 36 www.guverterestoran.com

İPEKSİ TATLAR Cumhuriyet Bulvarı 192/12 Üstay Apt. Gündoğdu Meydanı Alsancak / İZMİR Tel:+ 90 232 421 5988 Faks: +90 232 464 9088 www.ipeksitatlar.com

134

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011

focagrandamphora@hotmail.com


LA CIGALE Cumhuriyet Blv. No: 152 Fransız Kültür Merkezi Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 421 47 80 Faks: +90 232 464 79 86

RED DRAGON İZMİR CHINESE RESTORAN 1379 Sk. N:57/6 Hilton Otel Yanı Alsancak / İZMİR Tel:+90 232 483 00 79 Faks:+90 232 441 64 69

lacigalealsancak@hotmail.com

reddragonchinese@hotmail.com

TEOS PARK CAFE & RESTAURANT TEOS PARK CLUB

Çamlık mevkii Sığacık–Seferihisar / İZMİR Tel: +90 232 745 77 17 Gsm: 0 532 694 88 66

www.reddragon.com.tr

VELİ USTA Atatürk Cad. No:212/A Alsancak / İZMİR Tel:+90 232 464 27 05 10 Sk. N:179/A İnciraltı/İZMİR Tel:+90 232 277 77 66 www.İzmirbalikpisiricisi.com

İLYAS GÖNEN KURUKAHVECİ 904 Sok. No:54 Hisarönü / İZMİR Tel:+ 90 232 483 25 07 Faks: +90 232 483 68 04 www.ilyasgonen.com

SIroğlu BAKLAVAları Piri Reis Mah. İnönü Cad. No:240 Üçyol - Hatay / İZMİR Tel: + 90 232 227 08 07 www.siroğlu.com siroglu@siroglu.com

TAVACI RECEP USTA Atatürk Caddesi No.364 Alsancak / İZMİR Tel:+90 232 444 19 78 +90 232 463 87 97 Faks:+90 232 422 61 71 www.tavacirecepusta.com

TOPÇU’NUN YERİ Restoran İşletmeleri Kazım Dirik Cad. No: 3/A-B Pasaport / İZMİR Tel:+ 90 232 484 14 70 +90 232 425 90 47 www.topcununyeri.com

KÜNENFES TATLI İMALATI Osmangazi Cad. No:82/A Osmangazi Mah. Bornova / İZMİR Tel: +90 232 374 74 47 Gsm: 0532 544 85 56

Agora AVM Mithatpaşa Cad. No:1446 Balçova / İZMİR Tel: +90 232 277 25 25 (pbx) www.agoraİzmir.com info@agoraİzmir.com

ORION

İthal Duvar Kağıdı, Halı ve Parke

ENGLISH LIFE İNGİLİZCE DİL OKULLARI 853 Sok. No: 29 K: 2 D: 234-205 Konak / İZMİR Tel:+90 232 441 04 36 Faks:+90 232 441 04 37 www.dilokulum.com info@dilokulum.com

REMAX ORİON GAYRİMENKUL & DANIŞMANLIK Mithatpaşa Cad. No:1133/Z-1 Üçkuyular / İZMİR Tel:+90 232 247 31 32 Faks:+90 232 247 92 71 info@remax-orion.com www.remax-orion.com

EGE-KOOP Merkez: 1337 Sk. No:16 Kat: 6-7 As Han Çankaya - İZMİR Tel: +90 232 484 07 07 Faks: +90 232 425 89 24 www.egekoop.org.tr www.4mevsimkonaklari.com

SİMMSAR GAYRİMENKUL Değerlendirme Yalı Caddesi No:414/1 Karşıyaka-İzmir Tel: +90 232 364 47 48 Faks: +90 232 368 95 97 info@simmsar.com.tr www.simmsar.com.tr

Zem-ka YER VE DUVAR DÖŞEMELERİ 1398 Sok. No:9/B Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 466 00 65 Fax: +90 232 466 00 69 www.zem-ka.com.tr info@zem-ka.com.tr

MİSTİK YAPI Cumhuriyet Bul. No:26 Cumhuriyet İş Hanı K:4 D: 407 Konak / İZMİR Tel : +90 232 441 21 50 Faks: +90 232 441 21 50 mistikyapi@gmail.com

Kedİ Kültür Sanat Merkezİ Atatürk Cad. No: 386/A 35220 Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 464 99 35 Faks: +90 232 464 98 35 info@kedikultursanat.org www.kedikultursanat.org www.kedikultursanat.com

İZAİR

SOLMAZ GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ Kıbrıs Şehitleri Cad. Kristal İş Merkezi No:136 K :3 Alsancak / İZMİR Tel :+90 232 463 65 16 (pbx) Faks: +90 232 463 65 20 www.solmaz.com.tr ismailt@solmaz.com

KUAFÖR KÜRŞAT 1481 sok. no:9 Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 422 44 37 k.tasin@hotmail.com

Adnan Menderes Havalimanı Girişi

35410 Gaziemir / İZMİR Tel: +90 232 298 35 00 Faks: +90 232 298 35 54 www.izair.com s.atli@izair.com.tr

İZMİR Eylül - Ekim / September - October

135


Bulmaca / Crossword Fulya OMAÇ / e-mail: medyapuzzle@yahoo.com

136

İZMİR Eylül - Ekim / September - October 2011



İzmir 13