Issuu on Google+

Yıl: 6 Sayı: 82 Ocak 2013

Editör

GRUP BAŞKANI H. FERRUH IŞIK İLETİŞİM MAGAZİN GAZETECİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. adına İMTİYAZ SAHİBİ MEHMET SÖZTUTAN GENEL MÜDÜR YARDIMCISI AHMET KIZIL ahmet.kizil@ihlasfuar.com SORUMLU MÜDÜR YUSUF OKÇU yusuf.okcu@img.com.tr EDİTÖR AHMET FARUK KOYUNCU faruk.koyuncu@img.com.tr SANAT YÖNETMENİ İSMAİL GÜRBÜZ ismail.gurbuz@img.com.tr CONSEPT TASARIM SAMİ AKTAŞ sami.aktas@img.com.tr REKLAM MÜDÜRÜ SEDAT KARADAYI sedat.karadayi@img.com.tr KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRÜ EBRU PEKEL ebru.pekel@img.com.tr DIŞ İLİŞKİLER AHMET ASLANTÜRK ahmet.aslanturk@ihlasfuar.com MUHASEBE MÜDÜRÜ MÜRSEL GÜRLER muhasebe@img.com.tr ABONE İSMAİL ÖZÇELİK ismail.ozcelik@img.com.tr CTP - BASKI İHLAS GAZETECİLİK A.Ş. 29 Ekim Cad. No: 11 A/41 34530 Yenibosna / İSTANBUL +212 454 30 00 ADRES 29 Ekim Caddesi No:11 A/41 34197 Yenibosna / İSTANBUL Tel.:+212 454 25 00 Faks:+212 454 25 98 www.borudergisi.com.tr e-mail: info@borudergisi.com Boru Dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. Boru Dergisi’nin bütün yayın hakları İletişim Magazin San. ve Tic. A.Ş.’ye aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Süreli bir yayın olan Boru Dergisi ayda bir yayınlanır.

Sektörün Türkiye’deki en büyük destekçisi Bir dönem daha kapandı. Yeni bir döneme 2013’e merhaba dedik. Yeni dönemde Türk boru sektörüne başarılar diliyorum. Geldiğimiz noktada etrafımızda yer alan coğrafyada ve diğer bölgelerde sıkıntılar varken, ülkemiz her konuda büyük bir başarılar sergileyerek dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır. Türkiye artık cazibe merkezi konumundadır. Durum şu anda bunu gösteriyor. Aslında günlük hayattan örnek verecek olursak; hangi iş var ki, bir başına, durduk yerde bir adım ileri seviyeye kadar yükseliş göstermiş. Mümkün değil. Emek olmadan yemek olmaz. Demek ki, önce emek sarf edilecek, sonra bu emeklerin karşılıkları alınacak. Gerçekten Türkiye çok büyük badirelerden geçerek bu günlere gelmiştir… Bir başka örnekle bu büyümeyi izah etmek gerekirse; büyüme eğiliminde olan demir çelik sektörü, tek hanelere yerleşmiş durumda. Geldiğimiz noktada Türkiye, demir-çelik üretiminde 15’inci sıradan 8. sıradaki yerini almış durumda. Dünya Çelik Birliği’nden aldığımız verilerine göre yılın ilk 6 ayında küresel demir-çelik üretimi, geçen yılın aynı dönemine göre sadece yüzde 1 artışla 767 milyon tona çıkarken Türkiye’nin üretimi yüzde 9 artışla 17,9 milyon ton oldu deniyor. Artık bundan sonraki dönemde büyüme eğiliminde olan sektöre destek veren 8 ‘nci Uluslararası Boru ve Ek Parçaları Fuarı hakkında bilgi vermek istiyorum. Fuarın yıllardır profesyonel ziyaretçi odaklı çalışmaları ve giderek büyüyen başarısı, önümüzdeki yıllar için büyük ümit veriyor. Her geçen sene çıtasını biraz daha yükselten fuar, yurt dışı bağlantılarını da güçlendirerek büyümektedir. Ürün çeşitliliği ve uygulamaları ile geniş yelpazeye sahip olan boru sektörü, tüketim rakamlarını artırmaya çalışmakta ve bu anlamda büyük bir potansiyele sahiptir. Bu bağlamda başarı grafiğini her yıl bir basamak daha yukarılara taşıyan fuarımız 28- 30 Mart tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde sektörü bir araya getirecek. Yine ayrıca 8 ‘nci Uluslararası Boru ve Ek Parçaları Fuarı, Türk boru sektörünün Türkiye’deki en büyük destekçisidir. Yeni bir sayıda görüşmek dileği ile. Saygılarımızla, Ahmet Faruk Koyuncu

İçindekiler 20

Dünya çelik sektöründe Türkiye büyük bir güç

26

2013 Meta-Mak’ın hedeflerini gerçekleştireceği bir yıl olacak

31

Sektörde Boru 2013 rüzgârı esmeye devam ediyor

14

Boğaz’ın Suyu Haliç’e can verecek

34 16

Borusan Mannesmann’dan ABD’ye 150 milyon dolarlık yatırım

36 17

Merkezi ısıtma sistemli binalarda etkin kullanım

18

Türkiye’den Azerbaycan’a bilgi ve teknoloji desteği

Türk Sanayi’nin önde gelen ismi Asım Kocabıyık

Doğalgaz’ın pardonu olmaz

40

Pakpen 2013’te % 30 büyümeyi hedefliyor

46

2013 beklentilerine ihtiyatlı iyimserlik hâkim

AKADEMİ............................. A.K.İ

KRİSTAL ŞEHİR................... 57

SENKRON ............................. 30

AKTİF ISI .............................. 45

MAVSAN ............................... 25

AYPAR BORU ...................... 38 -39

MESSE .................................... 53

SUBOR ................................... 9

ESEN....................................... 43

METAL STEEL...................... 65

FABEX..................................... 61

NAVLUN ............................... 73

HES BORU ............................ 33

PAKPLAST............................. 3

İHALECİLER......................... 77

PLASTSU................................ 4 – 5

İHLAS PAZARLAMA.......... 49

PROMETAL .......................... 13

TURAN .................................. 19 TURAN .................................. A.K TÜRKİYE GAZETESİ.......... 69 YÜCEL ................................... 1

REKLAM INDEKS

8

Petkim’e taze kan

Sektörde Boru 2013 Rüzgarı esmeye devam ediyor 8. Uluslararası Boru ve Ek Parçaları Fuarı, yalnızca ticaret platformu olmanın ötesine geçerek, yerli ve uluslararası birçok üreticiyle, ceo’ları, üst düzey yöneticileri ve firma sahiplerini buluşturmayı başaran bir organizasyona ev sahipliği yapacak

Dünya Boru Endüstrisi, İstanbul Fuar Merkezi’nde 28 – 30 Mart 2013 tarihleri arasında, yeniden bir araya geliyor Kosgeb tarafından desteklenen, “Uluslararası Boru ve Ek Parçaları Fuarı”, yurtdışı temsilciliklerin ve alım heyetlerinin katılacağı, ikili görüşmelerin gerçekleşeceği bir organizasyona hazırlanıyor 8

OCAK 2013

ITA Dünya Borucular Birliği sponsorluğunda gerçekleşecek fuar, geçtiğimiz yıllarda yerli ve yabancı ziyaretçi bakımından büyük ilgi gördü ve iş çevreleri tarafından da ilgiyle izlendi. Özellikle inşaat ve yapı malzemeleri sektöründe daralan pazarlar ve son dönemde ekonomide kaydedilen uluslararası gelişmeler dikkate alındığında, Uluslararası Boru ve Ek Parçaları Fuarı, tüm sektör temsilcilerine yeni pazarlar oluşturuyor. Kalitesiyle, ürün çeşidiyle, markalarıyla dünyanın dört bir ucunda başarıdan başarıya koşan boru sektörü, sekizinci defa kendi spesifik fuarında buluşuyor. Yurt dışından katılım gösteren firmaları ve dünyanın dört bir yanından teşrif eden yabancı ziyaretçileri ile geç-

10

OCAK 2013

tiğimiz senelerde başarısını kanıtlayan Uluslararası Boru ve Ek Parçaları Fuarı, sekizinci senesinde de, yenilikleri ve gelişmeleri sektörle paylaşmaya, sektörün ihtiyaç duyduğu bilgi platformunu oluşturmaya ve ticareti canlandırmaya hazırlanıyor. 2005’den bu yana verimli yıllar geçiren Türk boru sektörü, özellikle 2006 yılında yaptığı katılımlar ile son yılların iş hacmi yüksek sektörlerinden birisi olarak değerlendiriliyor. Yurtiçi pazarda doğalgaz yatırımları ve özellikle konut hareketliliğinden son derece olumlu etkilenen sektör, yurtdışı pazarlarda da boy gösteriyor.

TÜRKİYE EN ÇOK BORU ÜRETİMİ YAPAN İKİNCİ ÜLKE

Yapılan araştırmalar sonucunda; Avrupa’da; İtalya’dan sonra en çok boru üretimi yapan ikinci ülkenin Türkiye olduğu görülüyor. Türkiye’de ki üretimin, Avrupa Birliği’ne 2005 yılından sonra katılan 12 ülkenin üretiminden daha fazla olduğunu ve dolayısıyla borunun, Türkiye için çok önemli bir ürün olduğu rahatlıkla söylenebilir. Bu durumda, Türkiye, Avrupa Birliği için çok önemli bir üretim merkezi olduğunu kanıtlamıştır. Globalleşen ve rekabetin arttığı günümüz iş dünyasında Türkiye, sürekli vizyonunu yükselterek gelişmiş, ihracat yapan ve uluslararası arenada rakipleriyle başa çıkabilme uğraşında olan ülkelerin başında gelmektedir. Sektörde yaşanan gelişmeler tüm sektörleri olduğu gibi boru sektörünü de etkilemektedir. Türk boru sektörü olarak bilinmekte ve ürün kalitesi ve hizmet anlayışı ile bu konudaki başarısını gözler önüne sermektedir.

SEKTÖRÜN İLK VE TEK FUARI

Türkiye’nin en çok çelik boru ihracatı yaptığı ülkeler Cezayir, Irak, Ürdün, İngiltere, ABD, Romanya, Mısır, Suriye, İtalya ve Almanya olmuştur. Sektörün Türkiye’deki ilk ve tek fuarı olan Boru ve Ek Parçaları Fuarı, 2013 yılında tekrar boru sektörünü bir araya getirip, ticareti ve ekonomiyi daha verimli hale getirmeyi hedefliyor. Fuarın yıllardır profesyonel ziyaretçi odaklı çalışmaları ve giderek büyüyen başarısı, önümüzdeki yıllar için büyük ümitler veriyor. Ülkemizde her gün bir yenisi hayata geçirilen doğalgaz projeleri, altyapı çalışmaları, yeni konut inşaatları ve ihracattaki başarılı yükseliş Boru 2013’de bir kez daha gözler önüne serilecek. Türkiye’de yeni bölgelerin doğalgaz kullanımına geçmesi, artan ihracat potansiyeli ve birikmiş konut ihtiyacı sektörü hareketlendiren konuların başında geliyor. Gerek ürün portföyü gerekse ürün kalitesi bakımından başarılı bir grafik çizen Türk Boru Sektörü, 2013 yılına yaklaştığımız şu günlerde doyasıya rekabet yaşıyor. 8. ULUSLARARASI BORU VE EK PARÇALARI FUARI

8. Uluslararası Boru ve Ek Parçaları Fuarı, ihlas fuarcılık tarafından düzenlenmekte olup, otomotiv ve beyaz eşya sektöründe hizmet veren firmaları da bünyesinde bulundurmaktadır. Sanayi işletmelerinde her geçen gün daha da artan otomasyon ve modernleşme isteklerine paralel olarak basınçlı hava talebi de artmaktadır. Her makine ve cihaz kendisi için gerekli olan havayı bir boru şebekesi ile kompresörden r hedef büyütmekte sadece Türkiye’de değil, yurt dışında da önemli başarılara yönünü çevirmektedir. Ürün çeşitliliği ve uygulamaları ile geniş yelpazeye sahip olan boru sektörü, tüketim rakamlarını artırmaya çalışmakta ve bu anlamda büyük bir potansiyele sahip bulunmaktadır. 28– 30 Mart 2013 tarihleri arasında, İstanbul Fuar Merkezi’nde

OCAK 2013

11

gerçekleştirilecek olan 8. Uluslararası Boru ve Ek Parçaları Fuarı, İhlas Fuarcılık tarafından sektörün öncü kurumlarının katılımlarıyla gerçekleştirilmeye devam ediyor. FUAR, YURT DIŞI BAĞLANTILARINI GÜÇLENDİREREK SÜRDÜRÜYOR

İtalya, Almanya, Fransa, Rusya, Ukrayna, Hindistan, Kanada, Bulgaristan, İngiltere Çek Cumhuriyeti, Romanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Kore, Tayvan, Avusturya, Polonya, Yunanistan, Mısır, S. Arabistan, Çin, Sırbistan ve Amerika gibi ülkelerden pek çok firmanın katılımcı olarak iştirak ettiği fuar, ülkemizde halen ilk ve tek olma özelliğini koruyor. Geçtiğimiz senelerde, yüzlerce yabancı ziyaretçinin gezdiği fuar, yurt dışı bağlantılarını, güçlendirerek sürdürüyor. BULUŞMA PLATFORMU: İSTANBUL

Kıtaları birleştiren coğrafyası ve asırlara tanıklık eden tarihi konumu ile İstanbul dünya üzerindeki en özel şehirlerden biri. Asya ve Avrupa kıtalarını birleştiren İstanbul, Ortadoğu ve Avrupa’ya yakınlığı, Rusya ve Türk Cumhuriyetleri ile sürdürdüğü sıcak ilişkiler ile ticareti de verimli hale dönüştürmeyi başarıyor. İstanbul, jeopolitik konumu sayesinde, 8. Uluslararası Boru ve Ek Parçaları Fuarı’nın başarısına başarı katacak. 2011 yılına kadar yılda bir kez düzenlenen fuar, diğer uluslararası fuarlar ile uluslararası katılımcı ve ziyaretçilerin talepleri dikkate alınarak, 2011 yılından itibaren iki yılda bir kez düzenlenecek. Sekizincisi 28-30 Mart 2013 tarihleri arasında düzenlenecek olan fuarda, fuarın etkinliğini ve verimliliğini artırmak üzere yeni düzenlemeler de yapılıyor. Fuara eklenen 2 yeni bölüm, boru hattı teknolojisi ile demir ve çelik (yassı ürünler). Metal boru, profil, ek parça, yassı ürünler, makina ve ekipmanları alanlarını birarada sunan, boru fuarını, yurt içi ve yurt dışından çok sayıda profesyonelin ziyaret etmesi bekleniyor. HAM ÇELİK ÜRETİMİNDE ARTIŞ

Ham çelik üretimi yüzde 9.2 artan Türkiye’de, bu yıl çelik üretimi, 24.1 milyon ton seviyelerine ulaşmıştır. Yılın ilk çeyreğinde, Ame-

12

OCAK 2013

rika Birleşik Devletleri’nde inşaat demiri satışlarının canlı olduğu, bu dönemde Türkiye’den yüksek tonajda inşaat demiri ithal edilmiş olmasının da bunun göstergesi olduğu biliniyor. Sektör firmalarının yoğun ilgi göstermesi beklenen fuarda, en büyük 1000 sanayi kuruluşunun yanı sıra inşaat ve taahhüt şirketleri, petokimya sanayi kuruluşları, beyaz eşya üreticileri, çelik eşya üreticileri, otomotiv sanayi kuruluşları, mobilya üreticileri, gemi sanayi kuruluşları, sondaj şirketleri, gaz dağıtım şirketleri, su ve kanalizasyon idareleri, devlet su işleri, belediyeler, üniversitelerin inşaat, metalurji, malzeme, makine mühendislikleri ve çevre bölümü akademisyenlerinin de fuarı ziyaret etmesi bekleniyor. ZENGİN KATILIMCI PORTFÖYÜ

8. Uluslararası Boru ve Ek Parçaları Fuarı, her türlü boru ve ek parçaları üreticileri ile zengin bir ziyaretçi profilini buluşturacak. Türk boru sektörünün spesifik fuarının katılımcı ürün profili ise şu şekilde olacak: Boru ve Ek Parçalar başlığı altında, demir ve alaşım borular, paslanmaz çelik, demir dışı metal ve alaşım, kompozit, beton, iletim, yapı, hassas borular ve ek parçaları. Boru üretim makinaları başlığı altında, döküm, haddeleme, kaynak, ısıl işlem, boru işleme ekipmanları başlığı altında, şekil verme, kesme, delme, galvanizleme, kaplama, taşlama, parlatma, genişletme, çapak alma, işleme teknolojisi araçları, test, ölçme ve kontrol teknolojileri, tesis mühendisliği ve inşaatları, çelik servis merkezleri, lojistik, güvenlik teknolojisi, çevre koruma, restorasyon, yazılımlar, danışmanlık ve hizmetler, sivil toplum kuruluşları ve yayınlardan oluşmaktadır. Ayrıca, boru hattı teknolojisi, profil ve makinaları, sıcak ve soğuk haddelenmiş yassı ürünler ve kaplama işlemine tabi tutulmuş yassı ürünler. İHLAS FUARCILIK HAKKINDA

İhlas Fuarcılık, ilk organizasyonunu 1988 yılında Tekstil Makineleri Fuarı ile gerçekleştirdi. Düzenlediği ihtisas fuarlarıyla, fuarcılık sektörüne, ismini sağlam şekilde yazdıran şirketimiz, 8. Uluslararası Boru ve Ek Parçaları Fuarı ile 98. fuarına imza atmış olacak.

Boğaz’ın Suyu Haliç’e can verecek “Haliç Çevre Koruma Projesi” kapsamında Kâğıthane Deresinin Haliç’e doğru uzandığı bölümden günde 260 bin metre küp pompalanan deniz suyu Haliç’e can verecek Haliç’i eski temiz günlerine kavuşturmak amacıyla gerçekleştirilecek proje kapsamında Sarıyer sahilinden alınacak deniz suyu tünel ve terfi merkezileri yoluyla Haliç’e ulaştırılacak. Ayazağa ile Sarıyer Çayırbaşı arasında 5 km uzunluğunda, 2,2 metre çapında yapılan tünelle İstanbul Boğazı’ndan alınan deniz suyu, 21 metre derinlikten Ayazağa Deresi’ne pompa ile aktarılacak. Günde 260 bin metre küp pompalan boğaz suyu, Haliç’e can verecek. Projeyle, Haliç’teki çözünmüş oksijen miktarının artması ve biyolojik çeşitliliğin çoğalması bekleniyor. Projeyle Haliç’in suyunun yılda 3 kez yenilenmesi hedefleniyor. Projenin son etabının maliyetiyse 44 Milyon TL’yi buldu. Proje için bugüne kadar 758 Milyon Dolar harcandı. Son aşaması Haliç’e deniz suyu taşımak olan “Haliç Çevre Koruma Projesi”ne 1995 yılında Başbakan Erdoğan’ın Belediye Başkanlığı döneminde başlandı. İlk olarak Haliç’in her iki yakasına atık su toplama kolektör ve tünelleri yapıldı. Çevredeki sanayi işletmeleri kaldırıldı. Atık suyun Yenikapı ve Baltalimanı arıtma tesislerine ulaşması sağlandı. Haliç dibinden, 5 milyon metre küp çamur çıkartıldı. BOĞAZ’DAN HALİÇ’E DENİZ SUYU AKTARIMI

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Boğaz’dan Haliç’e Deniz Suyu Aktarımı” projesinin açılışını gerçekleştirdi. Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın katıldığı açılışta konuşan Başbakan Erdo-

14

OCAK 2013

ğan, belediye başkanlığı döneminde halici adeta bir bataklık olarak teslim aldıklarını söyledi. Kasımpaşa’da doğup büyüyen biri olarak Halic’in eski halini çok iyi bildiğini ifade eden Başbakan Erdoğan, “Meşhur haczedilmiş gemiler vardı. Kokudan geçilemeyen bir haliç vardı. Biz o zamanlar sandallarla bazen haliçteki vapurlarımızla karşıdan karşıya geçerdik. Bugünleri görmenin de hayalini hep taşırdık. Mevla böyle bir operasyonu yapma imkanını bize nasip etti. Gün geldi çattı biz bunları konuşmaya başladık” dedi. “BİZ HALİCİ KURTARACAĞIZ”

Haliç’teki su derinliğinin 1995 yılında 52 cm’ye kadar düştüğüne dikkat çeken Erdoğan, “Pek çok kişi Haliç’ten umudunu kesmişti. Bu işi bildiğini söyleyenler, akademisyenler bize hep bunu söylüyorlardı. Bize Haliç’i toprakla doldurmamızı tavsiye ediyorlardı. Eğer halici boşaltılsanız iki yaka bir araya gelir diyorlardı. Biz çalışmalarımızı başlattık. İnanmıştık. ‘Biz halici kurtaracağız, yeniden eski ihtişamlı günlerine döndüreceğiz, altın boynuz haline getireceğiz’ demiştik. Kolları sıvadık. Atalarımızın güzel bir sözü var. ‘İman öyle bir şeydir ki tekeden bile süt çıkartır’ O azimle, kararlılıkla bu yola girdik, Halicin çamurunu taş ocaklarına götürdük. Olmaz denilen oldu. Bir boru gidiş bir boru geliş o adeta petrol hatları gibi sıvılaştırılmış çamuru oraya taşıyoruz. Çamurunu orada bırakıyoruz suyunu tekrar halice pompalıyoruz. O günkü yüklenici firmayı da kutluyorum çünkü azimle onlar da çalıştılar. Şimdi orada büyük bir eğlence merkezi hazırlanıyor. 23 Nisan 2013’de orayı da açacağız” ifadelerini kullandı.

“HALİCİ ÇOK DAHA FARKLI GÖRECEĞİZ”

Başbakan Erdoğan Haliç çevresinin güzelleşmesi için ellerinden gelen gayreti gösterdiklerinin altını çizerek, “Kasımpaşa’da Hasköy istikametine doğru gelirken orada bir tünel kazılıyor. Artık oradaki trafiği rahatlatacağız. Çift gidiş çift geliş iki tünel. Tersaneler bu noktada artık modern bir projenin uygulandığı yer olacak. Hasbahçe artık çok daha farklı bir işleve girecek. Bunları AK Parti iktidarı İstanbul’a kazandırdı. Bu tünel bittiğinde artık benim vatandaşım buradan aracı ile duble yoldan gidecek. Bu azmin işaretidir. Şimdi kuzey deniz saha komutanlığı restore ediliyor. Çevresi güzelleştiriliyor. Halici çok daha farklı göreceğiz bunun gayreti içerisindeyiz” diye konuştu. LEONARDO DA VİNCİ KÖPRÜSÜ

SU POMPALAMA PROJESİ 44 MİLYARA MAL OLACAK

Erdoğan, Boğaz’dan Haliç’e su pompalama projesinin 44 milyara mal olduğunu ancak 1995 yılından bu yana Haliç’e harcanan paranın 758 milyon dolara ulaştığını kaydetti. “İstanbul’un bu en güzel bölgesini kurtarmakla şehre kattığımız değerin karşılığını hesaplamanın mümkün olmadığına inanıyorum” diyen Erdoğan, “İstanbul’u bir dünya markasına dönüştürmek için çabalarını süreceğini ifade etti. Başbakan Erdoğan, Rami Kışlası’nın Türkiye’nin en büyük kültür merkezine dönüştürüleceğini müjdeleyerek, “En önemli hedefimiz bu. Orada en büyük kütüphaneyi de kuracağız. Orada çeşitli sanatçılar yetiştirilecek. Böyle bir imkanı rami kışlasında inşallah gerçekleştireceğiz” diye konuştu.

PROJESİ

Haliç’te şu an 48 çeşit balık görüldüğünü söyleyen Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Sirkülasyon arttıkça süreç çok daha farklı hale gelecek. Bununla birlikte mevcut adacıklar tarih oldu. Bir tane tapulu ada var şuracıkta. İnşallah o adayı da belediye başkanımıza sordum. Orada Leonardo Da Vinci köprüsü projesi var. Şu anda hazırlıkların sürdüğünü söyledi. Köprü tamamlandığında Haliç’in bir tarafından diğerine yaya olarak geçmek mümkün olacak. Piyerloti’ye çıktık. Piyerloti olmaz dediler. İnanın oradaki tek tek gecekondu sahipleri ile pazarlık yaptık. Kamulaştırma için. Piyerloti ile ilgili pazarlıkları bitirdik. O binaları kaldırarak şu andaki Piyerloti’yi yaptık. İstanbul kirli havaya mahkumdu. O kirli havadan da doğalgaz ile kurtardık İstanbul’u. Gazeteler maske dağıtıyorlardı İstanbul’da. Hava kirliliği kalktı İstanbul tertemiz oldu. Çöp dağları vardı. Çöp dağlarından da İstanbul’umuzu kurtardık. Dünya sayılı temiz şehirlerden bir tanesi haline getirdik. Susuzluk almış başını gidiyordu. Banyolardaki küvetler kullanma suyu için dolduruluyordu. Istıranca dağlarından İstanbul’umuza tünellerle su getirdik. Artık İstanbul’un su sorunu da yok”

OCAK 2013

15

Borusan Mannesmann’dan ABD’ye 150 milyon dolarlık yatırım Borusan Grubu’nun lokomotif şirketi, Türkiye çelik boru sektörünün lideri Borusan Mannesmann Amerika Birleşik Devletleri’nde 150 milyon dolar yatırımla enerji sektörü için çelik boru üretecek bir fabrika kuruyor

global ölçekte bir şirket olma yönünde bir dönüşümün ilk adımı. Bugüne dek ihracat başarısıyla adından söz ettiren bir Türk firması, ABD gibi rekabetçi bir pazarda yatırım yaparak global rekabette varlığını güçlendiriyor. Öte yandan, Borusan Mannesmann enerji, otomotiv gibi yüksek katma değerli sektörlere yönelik üretime ağırlık vererek büyüyor. Bu yatırımla Türk sanayisinde bir ilke imza atarak ABD’de çelik boru yatırımı yapan ilk Türk şirketi oluyoruz. İtalya’da otomotiv boruları üreten fabrikamızdan sonra yabancı bir ülkede ikinci kez yatırım yapıyoruz. Amerika pazarına büyüklüğü ve kalite anlayışından ötürü stratejik ve uzun vadeli olarak bakıyoruz. ABD’nin enerji politikalarındaki olumlu değişim ve kaya gazı teknolojisindeki gelişmeler, küresel durgunluğun yaşandığı bu dönemde bile yatırım yapma kararımızı hızlandırdı” dedi. ENERJİ BORULARI GELECEK VAADEDİYOR

Borusan Mannesmann’ı sektöründe küresel bir oyuncu haline getirecek olan tesis, 2014 yılında üretime başlayacak. Çelik boru sektöründe Avrupa’nın önde gelen üreticileri arasında yer alan Borusan Mannesmann, küresel oyuncu olma vizyonu doğrultusunda stratejik bir yatırıma hazırlanıyor. 2008 yılından bu yana ABD pazarına yoğun olarak enerji sektöründe kullanılan nitelikte boru ihracatı gerçekleştiren Borusan Mannesmann, pazara ve müşterilerine daha yakın olmak amacıyla bu ülkede ‘yerel üretici’ olmaya karar verdi. Bu amaçla, ABD’de yıllık 300 bin ton kapasiteli bir boru üretim tesisi kuruluyor. Yatırım maliyeti 150 milyon dolar olan tesis; petrol ve doğalgaz arama ve çıkarma kuyularında ve nakil hatlarında kullanılan türdeki çelik boru ihtiyacına yönelik olarak üretim yapacak. Bu yatırımla kurulacak olan şirketin, çelik fiyatlarına bağlı olarak ABD’de 500 milyon dolar ciro elde etmesi hedefleniyor. Borusan Mannesmann’ın 2014 yılının ikinci yarısında üretime girmesi planlanan tesisi, ABD’nin özellikle son yıllarda artan kaya gazı üretiminde kullanılan en yeni ve ileri sondaj teknolojisine uygun kalın etli ve yüksek mukavemetli boruların üretimini yapabilecek şekilde tasarlandı. Tesis, yaklaşık 500 dönüm arazi üzerinde kurulacak ve tam kapasiteye ulaştığında 350 kişiye istihdam olanağı sağlayacak. ÇELİK BORU SEKTÖRÜNDE BİR İLK

Alınan yatırım kararı ile alakalı açıklamalarda bulunan Borusan Holding CEO’su Agâh Uğur konuya ilişkin şunları söyledi: “Türkiye ve Avrupa’da çelik boru pazarının lider oyuncuları arasında yer alan Borusan Mannesmann’ın en önemli hedeflerinden biri sektöründe küresel bir oyuncu olmak. Bu yatırım Borusan Mannesmann’ı ABD pazarının yerel üreticilerinden biri haline getirirken aynı zamanda

16

OCAK 2013

Borusan Mannesmann İcra Kurulu Başkanı Semih Özmen ise “enerji borularının gelecek vaat eden bir pazar” olduğunun altını çizerek sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yatırım gerçekleştiğinde küresel planda daha güçlü ve daha rekabetçi olacağız. Borularımızın üzerinde artık ‘Made in USA’ yazacak. Sondaj boruları gibi ileri teknoloji kullanımı gerektiren bir ürüne yatırım yapmak ciddi bir bilgi birikimi ve yetkinlik gerektiriyor. Şirketimiz dünyada böyle bir yatırımı yapabilme gücüne sahip sayılı şirketler arasında yer alıyor” dedi. ABD PAZARINDA BAŞARILI YÜKSELİŞ

Borusan Mannesmann bugüne kadar Türkiye’de, Orta Avrupa ve Kuzey Afrika’da petrol ve doğal gaz boru hattı projelerine imza attı. Elba Express ve Line 300 doğalgaz boru hattı projeleriyle ABD pazarında prestij kazandı. Son üç yılda da petrol ve doğalgaz arama ve çıkarmada kullanılan boruları ABD pazarına ihraç eden en büyük uluslararası firmalardan biri haline geldi. Toplam ihracatının yüzde 40’ını ABD’ye gerçekleştiren Borusan Mannesmann, 2009 yılında bu ülkeye olan 90 milyon dolar seviyesindeki ihracatını, teknik ve ticari alanda yapılan atılımlarla, 2012 yılında 184 milyon dolara yükseltti. İhracattaki bu önemli artış, aslen Borusan Mannesmann için pazarda güçlü bir yerel oyuncu olma stratejisinin bir ön hazırlığı oldu.

Merkezi ısıtma sistemli binalarda etkin kullanım Aktech Akıllı Daire giriş istasyonu, merkezi ısıtma sisteminin avantajlarını ve bireysel ısıtma sisteminin konforunu bir arada sunan kompakt bir çözüm üretiyor Aktech Akıllı Daire Giriş istasyonu, daire ısıtma hattındaki diferansiyel basınç farklılıklarını önleyen bir yapıya sahiptir. Böylece daire içindeki Termostatik radyatör vanalarının kısmından kaynaklanan gürültü sorunu ortadan kaldırılmış olur. Ayrıca, “kullanım sıcak suyu öncelikli” bir çalışma sağlanır. Aktech Akıllı Daire Giriş istasyonu set edilen değerde sabitlenmiş kullanım sıcak suyu üretir. Yardımcı enerjisiz termostatik kontrol vanası, istenilen sıcaklıklarda kullanım sıcak suyu sağlar. Türkiye’de 2007 yılında yürürlüğe giren 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu ve 2008 yılındaki ilgili yönetmelik ile ısı kontrol ve pay ölçer sistemlerinin kullanımı zorunlu hale gelmiştir. 2009 yılında yürürlüğe giren ve 2010 yılında güncellenen Bina Enerji Performansı Yönetmeliği ise, toplam kullanım alanı 2.000 metrekare ve üzeri olan binalarda merkezi ısıtma sistemi kullanımını zorunlu kılmıştır. Aktech Akıllı Daire Giriş İstasyonları, ihtiyaç kadar ısı kullanımını sağlamakta ve kullandığı Akıllı ölçüm cihazları ile adaletli paylaşımı mümkün kılmaktadır. AKTECH AKILLI DAİRE GİRİŞ İSTASYONUNUN SAĞLADIĞI AVANTAJLAR

Bireysel ısınma ve daire girişinde kullanım sıcak suyu üretimi imkanı Montaj kolaylığı, düşük işçilik maliyeti Kompakt yapısıyla dairelerde yerleşim alanından tasarruf Servis ve bakım maliyetlerinde azalma Opsiyon el ilavelerle hassas ölçüm ve adaletli paylaşım Enerji tasarrufu İhtiyaca uygun özel ürün dizaynı Düşük dönüş suyu sıcaklığı, maksimum verim Boylerden ve boyler sayaçlarından, genleşme tankından, eşanjorden, akumulasyon tankından, pompalardan, ilave küresel vanalardan, borulardan, vb. ekipmanlardan tasarruf Tesisat şaftında kazan dairesinden gelen ve tüm katları dolaşan bir kullanım sıcak suyu hattının ortadan kalkması ile ısı kaybının ve dolayısıyla enerji sarfiyatının önlenmesi. Kullanım sıcak suyu ve ısıtma tesisatı aynı hattan beslendiğinden sıcak su sayacından tasarruf Maksimum kullanım sıcak suyu kontrolü Kullanım sıcak suyu depolanmadığından lejyoner bakterisi üremesi riskinin en aza indirilmesi

Isıl besleme ihtiyacı merkezi sistemden sağlandığından daire içerisinde yanıcı, patlayıcı bir sistemin bulunmaması ve dolayısıyla baca gazı zehirlenmelerinin de önüne geçilmesi Ocaklar elektrikli tercih edilirse doğalgaz sayacından ve bağlantı ücretinden tasarruf Kombi sistemlerine göre daha düşük çalışma sesi seviyesi Baca ihtiyacının olmaması Tamamen mekanik yapısı gereği elektronik sistemlere göre arıza yapma riskinin önemli ölçüde azalması ve elektrik beslemesine ihtiyaç duymaması ULTRASONİK VE MEKANİK KALORİMETRELER

Sınırsız ölçüm kapasitesi, yüksek ölçüm hassasiyeti, kolay montaj ve he türlü ihtiyaca göre uyarlanabilen yapısı ile Ultrasonik ve Mekanik Kalorimetreler, kolektörlü sistemlerde tüketilen ısı miktarını; giriş sıcaklığını dönüş sıcaklığını ve debiyi Ultrasonik veya Mekanik yöntemler ile ölçerler. Sistem çözümleri ile birlikte kalorimetrelerden elde edilen ölçüm değerleri faturalandırılır böylelikle hem enerji tasarrufu, hem de sarf edilen enerjinin adaletli bir biçimde paylaştırılması sağlanmış olur. ISI PAY ÖLÇERLER

Merkezi sistem ısıtmalarda, herkesin kullandığı ısı tüketimini ölçen herkesin kendi mahal ısısını kendisinin ayarlamasını ve böylece kendi kullandığı enerjinin parasını ödemesini sağlayan sistem tadilatı gerektirmeyen ve kolaylıkla monte edilebilen Merkezi sistem ile ısıtılan konutlarda her radyatöre monte edilerek bireysel bazda tüketim değerlerini kaydeden ısı pay ölçerler, dairelerin gerçek tüketim değerlerine göre gider paylaşımı yapılabilmesini sağlar. Isı pay ölçerlerin ölçüm değeri, ölçülen radyatörün karakteristik sıcaklığının ve radyatör ile oda sıcaklığı arasındaki farkın yaklaşık değeridir. Bu ölçüm değeri kullanılarak, radyatörün anma ısıl güç katsayısı ve yüzey duyar elemanları arasındaki ısıl temas katsayısı vasıtası ile gerçek tüketim değeri TS EN 834 standardına göre hesaplanır.

OCAK 2013

17

Türkiye’den Azerbaycan’a bilgi ve teknoloji desteği Ülkemizin önemli kurumlarından biri olan UGETAM yurt dışında birçok ülkede yaptığı başarılı çalışmaların neticesinde hizmet ağına kardeş ülke Azerbaycan’ı da kattı Azerbaycan ve komşu ülkeleri Gürcistan, Rusya, Kazakistan, Türkmenistan, İran, Nahcivan gibi birçok ülkede çalışmaları olan AZERSU ile teknolojik işbirliği protokolü imzalandı. AZERSU ile yapılan protokol imza törenine UGETAM Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Ümit Doğay Arınç, Genel Müdür Serkan Keleşer, Stratejik Planlama ve Kurumsal İletişim Müdürü Hüseyin Bulundu, Eğitim ve İş Geliştirme Müdürü Selim Serkan Say’ dan oluşan UGETAM heyeti ile AZERSU Genel Müdürü Korkmaz HÜSEYİNOV, Danışman.M. Tevfik GÖKSU, Kalite Kontrol Mühendisi Ahmet Güleç, katıldı. Karşılıklı yapılan bu işbirliği kapsamında UGETAM; AZERSU personeline yönelik olarak her türlü teknik eğitimlerinin gerçekleştirilmesi,teknik şartnamelerin oluşturulması, içme suyu ve atıksu ile ilgili altyapı fizibilite çalışmalarının yapılması, projelerde kullanılacak malzemelerin uygunluk kontrolü, imalatların uygun-

18

OCAK 2013

luğunun ve kaynakların kontrolü, laboratuar hizmetlerinin verilmesi, Azerbaycan’da yeni bir laboratuar kurulumu konusunda danışmanlık hizmetinin verilmesi, yeni teknolojilerin taraflarca paylaşılması, faturalandırılamayan su kullanımının önlenmesine yönelik olarak alınacak tedbirlerin tespiti faaliyetlerini ve tarafların karşılıklı mutabakata varacağı diğer konularda hizmet verecektir.

Dünya çelik sektöründe

Türkiye büyük bir güç Mevcut durum itibariyle, dünyanın en büyük 10’uncu çelik üreticisi olan Türkiye’nin, 2023 yılında 7’nci sıraya yükselmesi ve Almanya’yı da geride bırakarak, Avrupa’nın en büyük çelik üreticisi konumuna ulaşması hedefleniyor Talebin ve tüketimin güçlü olması, Başta altyapı ve inşaat sektörleri olmak üzere bir çok sanayi sektörünün yüksek miktarlardaki potansiyel ihtiyaçları. Yurtiçi çelik tüketimindeki büyük gelişme potansiyeli, Yüksek kapasiteye sahip olunması. Dönüşüm programları çerçevesinde kapasitedeki iyileştirmeler. Kalifiye işgücü. Tesislerin büyük bir bölümünün, yeni ve güçlü bir teknolojik yapıya sahip olmaları. Teknik bilginin üst seviyede bulunması ve teknolojik gelişmeleri yakından takibe yönelik, sürekli yatırım kültürü, Teknolojik donanım ve tecrübe itibariyle uluslararası rekabet gücü. Uluslararası standartlarda katma değeri yüksek ürün üretimine odaklılık, Firmaların ve karar mekanizmalarının dinamik yapısı. Sektörün tümüyle, özel sektör hüviyetinde bulunması, AB mevzuatına uyum çalışmaları. Yüksek çevre bilinci ve çevre koruma faaliyetlerinin sürdürülmesi, Orta Doğu, Doğu Avrupa ve Kuzey Afrika gibi büyüyen pazarlara yakınlık, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin gelişme potansiyeli yüksek otomotiv endüstrileri. 20

OCAK 2013

SEKTÖRÜN ZAYIF YÖNLERI VE TEHDİTLER

Başta enerji olmak üzere, girdi maliyetlerinin yüksek seviyede olması. Kamu kesiminin, girdi maliyetlerini arttıran yaklaşımları, fon ve kesinti uygulamaları.Hammaddenin önemli bir kısmının ithalat yoluyla temin edilmesi.Hammadde piyasalarındaki tekelleşme eğilimi. Hammadde fiyatlarındaki süreklilik taşıyan artış eğilimi. BDT’li üreticilerin ve konsolidasyona giden dünya çelik devlerinin, ucuz girdi teminine yönelik yatırımları. Doğalgaz ve elektrik üretiminde, tekel konumundaki tedarikçilere bağımlılık. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yatırımları yavaşlatan ve rekabet gücünü düşüren yaklaşımları. Yüksek maliyetli çevre yatırımları. Çevre şartlarının hassaslaşması ve “iklim değişikliğine uyum”a yönelik maliyetlerin yüksek olması.Global çelik sektöründeki yatay ve dikey bütünleşmeler nedeniyle, ortaya çıkan güçlü rakipler. Kalitesiz ve ucuz ürün ithalatını engelleyici

mekanizmaların yetersiz olması.Piyasadaki üretici sayısının fazlalığı. Yatırımlara AB mevzuatı dışında devlet yardımı sağlanmasının sona ermesi. İşçilik maliyetlerinin rakip ülkelere kıyasla yüksek olması. Kâr marjlarının karşılaştırmalı olarak, düşük seviyede kalması.Başta Rusya ve Ukrayna olmak üzere, rakip üreticilerin bulunduğu ülkelerin uyguladığı doğrudan ve dolaylı devlet yardımları. Potansiyel pazarlardaki korumacı yaklaşımlar.Global çelik sektöründeki fazla kapasiteler. Çin’in sahip olduğu büyük kapasitenin, fiyatlar üzerinde sürekli baskı oluşturması.Çin’in net ihracatçı konumunu geliştirerek sürdürmesi. Çin’in yüksek ham çelik üretimine bağlı olarak, hammadde tüketimini arttırması. AB’nin 3.ülkelerle imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşmaları’nın Türkiye’yi kapsamaması. Çelik servis merkezlerinin yetersizliği. Demiryolu alt yapısının yetersizliği. YATIRIM ORTAMININ İYİLEŞTİRİLMESİ İLE BÖLGESEL TEŞVİK VE YARDIMLAR

Demir çelik sektörümüz, dünya çapındaki en son teknolojileri kullanan ve bu sayede, AB ve ABD gibi kalite beklentisi son derece yüksek olan ülkelerin ihtiyaçlarını karşılayan kaliteli ürünlerle, dünya geneline ihracat yapabilen bir sektör konumundadır. 2008 yılının son çeyreğinden itibaren yaşanan global krizin, Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerine rağmen, çelik endüstrisi yatırımlarına devam etmiştir. 2009 yılında ham çelik üretim kapasitesi, 38.3 milyon tona, 2010 yılında 42.7 milyon tona ve 2011 yılında ise 47 milyon tona yükselmiştir. Kapasitedeki söz konusu artışın büyük bir bölümü, Ülkemizin ithalat yaparak yurtiçi talebe cevap vermeye çalıştığı, yassı ve yapısal çelik ürünlerinin üretimine yönelik olmuştur. 2007 yılında 4.7 milyon ton olan slab üretim kapasitesi, 2009 yılında 12.2 milyon tona, 2010 yılında 13.4 milyon tona, 2011 yılında ise 15.8 milyon tona ulaşmıştır. 2015 yılına kadar, Türkiye’nin yassı ürünlerde kendi ihtiyacını karşılar duruma gelmesi ve çelik sektörünün ülkemizin ödemeler dengesi açığının kapatılmasına olan katkısının arttırılması hedeflenmektedir. 1996 yılında Türkiye ile Avrupa Kömür Çelik Topluluğu (AKÇT) arasında imzalanmış bulunan Serbest Ticaret Anlaşmasının kısıtlayıcı hükümleri nedeniyle, çelik sektörüne teşvik verilememektedir. Bu nedenle sektörün girdi maliyetleri üzerindeki yüklerin kaldırılması büyük önem taşımaktadır. SEKTÖRDE YENİ YÖNELİMLER

Türk demir çelik sektörü, teknolojinin rekabet gücü açısından öneminin bilinci içerisinde, Dünya’daki son teknolojik gelişmeleri yakından takip etmektedir. Sektör tarafından yeni ürünlerin geliştirilmesine ve katma değeri yüksek ürünlerin üretilmesine giderek daha fazla kaynak tahsis edilmektedir. Demir çelik sektörümüzde hâlâ ağırlıklı olarak uzun inşaat demiri üretiliyor olmasına rağmen, son yıllarda yassı mamule yönelik yatırımların arttırılması ile yassı mamul üretim kapasitesindeki açığımızın kapatılması yönünde ciddi başarılar elde edilmiştir. Yassı mamulün yanı sıra, vasıflı çelik ve yapısal çelik ürünlerindeki kapasite artışına yönelik Ar-Ge ve proje çalışmaları da devam etmektedir. Çin’in son yıllarda dünya çelik üretimindeki payını olağanüstü ölçüde arttıran yeni yatırımları ve dünya genelinde yaşanan yatay-dikey konsolidasyonlar, Ülkemiz demir-çelik sektörünün bugünkü konumunu

koruyabilmesi için, özel tedbirler alınmasını şart kılmaktadır. Bu cümleden olarak; Üretim maliyetlerinin, Rusya, Ukrayna ve Çin gibi rakiplerimizle aynı seviyelere düşürülmesi. Devletin sektör üzerinde ek maliyetler oluşturmaması. Girdi maliyetlerinin düşürülmesi. Sektördeki yeniden yapılanma ve katma değeri yüksek ürünlerin üretimine yönelik ürün dönüştürme çalışmaları ile Ar-Ge ve çevre yatırımları gibi projelerin önündeki bürokratik engellerin kaldırılması. Katma değeri daha yüksek ürünlerin yanı sıra, daha sofistike ürünlerin üretilmesine ve verimliliğin arttırılmasına yönelik Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi hayati önem taşımaktadır. Önümüzdeki yıllarda, yassı ve vasıflı çelik ürünleri gibi katma değeri yüksek ürünlere yönelik olarak, demir çelik sektörünün üretim kapasitesinde gerçekleştireceği artışlar, arz-talep ve ihracat-ithalat dengelerinin daha sağlıklı bir zemine oturtulmasına katkıda bulunacaktır. SEKTÖRÜN YAPISAL SORUNLARI VE ÇÖZÜM YOLLARI

Sektörümüzün uluslararası piyasadaki rekabet gücünün korunması ve üretim faaliyetlerinin geliştirilmesi açısından; Hurda ve kömür ithalatına yönelik olarak uygulanan çevre katkı payı tahsilatına son verilmesi. Sanayi kesimine, üretimin tüketimden fazla olduğu hafta sonları ve bayram tatillerinde gece tarifesi uygulanması. TRT payı, belediye payı ve enerji fonu gibi kesintilerin kaldırılması. Kesinti ve vergilerin KDV matrahı dışında tutulması. Elektrik enerjisi fiyatlarında, tüketim miktarını esas alan ve tüketim arttıkça fiyatlarda düşüş sağlayan, AB ülkelerindeki sanayi tarife gruplarına benzer bir düzenlemeye gidilmesi. Dahilde İşleme Rejimi (DİR) uygulamasının, piyasayı çarpıtıcı sonuçlar doğuran esnekliklerinin kaldırılarak, ithal edilen ürünlerin, birebir ihraç edilecek üründe kullanılmasını zorunlu kılacak bir çerçeveye oturtulması. Özellikle yassı ve vasıflı ürünlerde, yerli mamullerin tüketimini teşvik edecek mekanizmaların geliştirilmesi. Sektörün başlattığı yatırımların hızlandırılmasını teminen, çevre ile ilgili olanların başta olmak üzere, yatırımların önündeki bürokratik engellerin kaldırılması, büyük önem taşımaktadır. OCAK 2013

21

SEKTÖRÜN AB UYUM SÜRECİNDE GELDİĞİ NOKTA VE KARŞILAŞILANUYUM SORUNLARI

1996 yılında, AB ile imzalanan demir çelik ürünleri ticaretinde gümrük vergilerinin kademeli olarak kaldırıldığı Avrupa Kömür Çelik Topluluğu Anlaşması (AKÇT) gereğince, kapasite artırımına yönelik devlet yardımları yasaklanmış, istisnai olarak, ürün dönüşümü, modernizasyon, Ar-Ge ve çevre yatırımları konularındaki devlet yardımlarına, belirli şartlarla 5 yıl süre ile izin verilmiştir. AKÇT ile imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması, demir çelik sektörümüzün, Avrupa Birliği ile entegre olmasına imkân sağlamıştır. Sektörümüz, 1996 yılından bu yana, Avrupa Birliği’nde yerleşik çelik üreticileri ile, maliyetler açısından son derece büyük dezavantajlarına rağmen, başa baş rekabet etme becerisini göstermiş ve AB piyasasında ciddi bir pazar payına sahip olmuştur. Sektörümüz aynı zamanda, AKÇT Anlaşmasının gereği olarak, devlet yardımları almadan, hızlı bir şekilde büyüme başarısını da göstermiştir. AKÇT ile aramızdaki Serbest Ticaret Anlaşması çerçevesinde, Ekonomi Bakanlığı AB Genel Müdürlüğü’nün koordinasyonunda, 2001 yılından sonra başlatılan, “Türk Demir Çelik Sektörünün Yeniden Yapılandırılması Plânı”nın hazırlık çalışmalarına, sektör kuruluşları da iştirak etmiş ve gerekli teknik desteği vermiştir. Plân’ın ilk taslağı, 2003 yılısonunda, daha sonra da, revize edilmiş hali 2006 yılında, AB Komisyonu’na sunulmuştur. AB Komisyonu yaptığı değerlendirmelerde, Plân’a dahil olmak isteyen firmalardan, “Bireysel İş Plânı” hazırlamalarını talep etmiştir. Ancak, başlangıçta Plân’a dahil olmak isteyen üretici kuruluşlarımızın bir kısmı, uzayan süreç içerisinde, 22

OCAK 2013

Plân’dan feragat etmek istediklerini bildirmişlerdir. Ulusal Yeniden Yapılandırma Plânı, AB Komisyonu’nun talebi üzerine, ana metin ve diğer bilgiler, ilgili kuruluşların görüşleri doğrultusunda revize edilerek, 29 Mayıs 2009 tarihinde, Dışişleri Bakanlığı kanalı ile AB Konsey’ine iletilmek üzere, AB Komisyonu’na gönderilmiştir. Türk Demir Çelik Sektörü, AB ile uyum çalışmalarını en erken başlatan sektörlerden biri olarak, gerek kalite ve gerekse, çevre konusunda, AB standartlarına uyum konusunda, çok yönlü çaba içerisindedir. AB ile uyum sürecinde, Çevre, Kalite ve Enerji, İşçi Sağlığı ve Güvenliği vb konularda, mevzuatımızın, AB direktifleri birebir tercüme edilerek, ilgili sektör kuruluşlarının görüş ve değişiklik önerileri yeterince dikkate alınmadan ve ülke koşulları göz önünde tutulmayarak, gerekli alt yapı oluşturulmadan yürürlüğe konulması, büyük sorunlar yaratmaktadır. Bu şekilde hazırlanmış bulunan tebliğ ve yönetmelikler, gereksiz bürokrasiye sebebiyet vererek, maliyetleri olağanüstü derecede arttırmakta, sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlamadığı gibi, üretim faaliyetlerini de aksatmaktadır SEKTÖREL YAPILANMA

TOBB Demir-Demirdışı Metaller Sektör Meclisi faaliyetlerinin koordine edilmesinde etkin rol oynayan sektörümüz, yurtiçinde çok sayıda sivil toplum örgütünün üyesidir. Yurtdışında ise üyesi olduğumuz Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Dünya Çelik Derneği (WSA) ve Avrupa Çelik Derneği (EUROFER) gibi uluslararası kuruluşlar tarafından gerçekleştirilen çalışmalara, aktif bir şekilde iştirak etmektedir.

SEKTÖRÜN REKABET GÜCÜNÜN ARTIRILMASI VE VERİMLİLİK

Türk demir çelik sektörü, girdilerini teşkil eden hurda ve cevherde büyük oranda ithalata bağımlı olması sebebiyle, dış etkenlere açık bir konumda bulunmakta ve Çin, Avrupa ve Amerika’daki gelişmelerden etkilenmektedir. Bu nedenle, girdi maliyetleri açısından, avantajlı bir konumda olmadığı görülmektedir. Girdi maliyetlerinin önemli unsurlarından olan enerji, hurda, kok kömürü ve cevher fiyatlarında yaşanan artışlar, sektörü zor durumda bırakmaktadır. Rusya ve Ukrayna gibi kendi hammadde kaynaklarına sahip olan ülkelerdeki üreticiler ise, maliyet açısından avantajlı konuma gelmişlerdir. Söz konusu ülkeler hurda ihracatına getirdikleri vergi ve tarife dışı engellerle de, çelik sektörlerini desteklemektedir. Ayrıca, işgücü maliyetlerinin, sektörün en önemli rakiplerinden olan BDT ülkelerindeki çelik üreticilerine göre yüksek olması, sektörümüzü olumsuz yönde etkilemektedir. Çin’in çelik üretiminde, kendine yetebilir konuma gelmesi sonrasında, zaman içerisinde arz fazlalığı sebebiyle ihracatçı konumuna geçmesi, piyasadaki rekabetin daha da artmasına sebep olmuştur. Sektör kuruluşları, üretim maliyetlerini düşürebilmek ve uluslararası piyasadaki rekabet avantajını arttırabilmek için, enerji verimliliği çalışmalarına ağırlık vermekte ve teknolojilerini sürekli bir şekilde güncel tutarak, rekabet güçlerini korumaya çalışmaktadır. Ekonomi Bakanlığı tarafından 2010 yılının Eylül ayında başlatılmış bulunan ‘Yerli Girdi Tedarik Stratejisi’ çalışmaları kapsamında; Dış ticarette ihtiyaç duyulan girdilere en uy-

gun şartlarda, uygun fiyatlarla, engelsiz olarak erişim imkânının sağlanması. Girdi tedariğinde, mümkün olabildiğince, atıl kalan iç kaynaklara yönelinmesi ve ithalat bağımlılığının azaltılması. Girdi tedariği ve kullanımında kaynak verimliliğini sağlayacak çözümler üretilmesi hedeflenmektedir. Söz konusu çalışmada belirlenen hedeflere ulaşılması halinde; demir çelik sektörümüzde, girdi tedariğinde etkinliğin ve verimliliğin artırılması, rekabet gücünün iyileştirilmesi, yerli tedarik imkânlarının geliştirilmesi ve buna yönelik politika önerilerinin ortaya konulması mümkün olabilecektir. 2023 YILI HEDEFLERİ

Dünyanın 10’uncu, Avrupa’nın ise 2’inci en büyük çelik üreticisi konumunda bulunan Türkiye’nin çelik üretim kapasitesi, son yıllarda dünya ortalamasının üzerinde bir hızla artış göstermiş ve 2000 yılındaki 19.8 milyon tondan, global kriz döneminde de sürdürülmüş bulunan yatırımlar sayesinde, 2011 yılında 47 milyon ton seviyesine yükselmiştir. Demir çelik sektörümüze yönelik yatırımlardaki hızlı artış devam etmektedir. Özellikle yeterli çelik üretimleri bulunmayan, buna karşılık, yüksek miktarlarda çelik tüketen Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgelerine ihracat açısından elverişli bir coğrafyada yer alması, teknik bilgi birikiminin üst seviyede bulunması, çelik sektörümüze hızla yeni yatırımlar çekmekte ve Ülkemizi, bölgenin çelik üretim merkezi haline getirmektedir. Dünya çelik sektöründe önemli bir güç

OCAK 2013

23

olan Türkiye lehine esen bu rüzgarın, iyi değerlendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. 2011 yılı itibarıyla, 47 milyon ton seviyesinde bulunan çelik sektörümüzün üretim kapasitesinin, 2015 yılında 55 milyon tona ve 2023 yılında 85 milyon tona, üretimimizin ise, 70 milyon tona ulaşması hedeflenmektedir. Mevcut durum itibariyle, dünyanın en büyük 10’uncu çelik üreticisi olan Türkiye’nin, 2023 yılında 7’nci sıraya yükselmesi ve Almanya’yı da geride bırakarak, Avrupa’nın en büyük çelik üreticisi konumuna ulaşması hedeflenmektedir. 1990’lı yıllardan bu yana devam eden ve dış ticaret açığımızı arttıran yassı ürün ithalatına son verilebilmesini teminen, son 5 yıl içerisinde gerçekleştirilen yassı ürün ağırlıklı yatırımlar sonucunda, yıllardır % 15 seviyesinde bulunan yassı ürünlerin toplam ham çelik üretimi içerisindeki payı, 2011 yılı itibariyle % 28.5 seviyesine ulaşmıştır. 2023 yılına kadar, katma değeri yüksek yassı, paslanmaz ve yapısal çelik ürünlerine yönelik yatırımlar sürdürülerek, yassı ürünlerin toplam kapasite içerisindeki payının, gelişmiş ülkelerdeki yapıya benzer şekilde % 50’nin üzerine çıkartılması ve 2015 yılından itibaren uzun ürünlerde olduğu gibi, yassı ürünlerde de net ihracatçı konumuna ulaşılması hedeflenmektedir. Hızla artmakta olan vasıflı ve paslanmaz çelik üretimimizin de, 2023 yılı için 55 milyar dolar olarak belirlenmiş bulunan ihracat hedefimize ulaşmada, önemli bir katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir. Sektörün uluslararası piyasadaki rekabet gücünü sınırlandıran, dünya çapındaki talep daralması ve yüksek girdi maliyetleri sebebiyle, milyarlarca dolar tutarında kaynak tahsisi ile oluşturulan kapasitelerin etkin bir şekilde kullanılamaması sonucu, çelik sektörümüz 2010 yılın-

da sadece % 71 kapasite kullanım oranı (KKO) ile faaliyet göstermiştir. Sektörün, gerek dünya ve gerekse ülkemizde yeniden iyileşmeye başlaması ile 2011 yılında ise, KKO % 76 seviyesine yükselmiştir. Demir çelik sektörümüzün, 2023 yılı için belirlenen 500 milyar dolarlık ülke ihracatına azami katkı sağlayabilmesi ve belirlenen hedeflerin de üzerine çıkabilmesi için, uluslararası piyasalarda rakipleri ile eşit koşullarda rekabet edebilmesini mümkün kılacak şartların oluşturulmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Demir çelik sektörümüz, diğer sektörlerden farklı olarak, AKÇT (Avrupa Kömür Çelik Topluluğu) ile Türkiye arasında 1996 yılında imzalanmış bulunan Serbest Ticaret Anlaşması gereğince, devlet yardımlarından yararlanamamakta, ancak ihraç pazarlarında doğrudan devlet teşvikleri ile ayakta tutulan firmalar ile rekabet etmektedir. Bu yönüyle, “Sanayi Stratejisi Belgesi”nde yer alan, başta enerji ve çevre katkı payı olmak üzere, sektörün girdi maliyetlerinin düşürülmesine yönelik tespit ve tekliflerin, daha fazla gecikmeksizin hayata geçirilmesi, yalnızca sektörün uluslararası piyasadaki rekabet gücünün arttırılması yönünden değil, Türkiye’nin hızla büyüyen dış ticaret ve ödemeler dengesi açığının azaltılması açısından da hayati önem taşımaktadır. Çelik sektörümüz, üzerindeki yüklerin hafifletilmesi ile, kapasite kullanım oranını rahatlıkla % 80’lerin üzerine çıkartacak, ihraç satışlarını çok daha yüksek seviyelere taşıyacak ve 2023 yılı için belirlenmiş olan ihracat hedefini aşacak potansiyele ve güce sahip bulunmaktadır. Çelik sektörümüz, üzerindeki yüklerin hafifletilmesi ile kapasite kullanım oranını rahatlıkla % 80’lerin üzerine çıkartacak, ihraç satışlarını çok daha yüksek seviyelere taşıyacak ve 2023 yılı için belirlenmiş olan ihracat hedefini aşacak potansiyele ve güce sahip bulunmaktadır.

rini e l i k rd , gi e büyü ü r e tö d sek cevher sı seb a k i l a r çe rda ve lı olm onumd ii m e k d en hu bağım k bir k Amer . r ü d e ı T r a il e ithalat lere aç rupa v ektedi k ş v te da tken Çin, A tkilenm n e a r ş ı e o e, d akta ve lerden l y i b nm elişme u ml a u g h b i i ak İşgücü end n ülke k ka’d i n la ib maliyetlerinin, a g ahip o çısında n y a o a sektörün en önemli raUkr arına s aliyet . Söz k e v k kiplerinden olan BDT ülkeleya aynakl ise, m şlerdir getirdi s u i r R e k rindeki çelik üreticilerine göre yükde reticile a gelm catına le de, ç d a m sek olması, sektörümüzü olumsuz yönde ki ü konum da ihra geller ir. e d r n le ajlı ler hur dışı e ekted etkilemektedir. Çin’in çelik üretiminde, t n ava ülke tarife teklem kendine yetebilir konuma gelmesi sonrasınu e nus ergi v ini des da, zaman içerisinde arz fazlalığı sebebiyle v r leri ektörle ihracatçı konumuna geçmesi, piyasadaki relik s kabetin daha da artmasına sebep olmuştur.

24

OCAK 2013

Meta-Mak NDT Departmanı Satış Müdürü Metalurji Mühendisi Tolga Erbay:, her geçen gün büyümeye devam eden firmalarının, bir İngiliz firması olan Sonatest PLC’nin Türkiye temsilciliği alarak, ultrasonik test cihazlarının tanıtımına başladığını söyledi

2013 Meta-Mak’ın hedeflerini gerçekleştireceği bir yıl olacak Hedeflerini her sene bir önceki seneye kıyasla artış gösterecek şekilde revize ettiklerini belirten Meta-Mak NDT Departmanı Satış Müdürü Metalurji Mühendisi Tolga Erbay: “2013’e iyimser bakıyoruz. Rutin olarak heryıl hedeflenen artışın da üzerinde bir oranda hedeflerimize ulaşacağımız bir yıl olacağı hususunda daha önceki yıl bitmeden aldığımız kuvvetli sinyaller var ” dedi

Müşteri odaklı hedef ve stratejileri doğrultusunda, teknolojide yaşanan gelişmeleri hızlı ve etkin olarak izleyerek, dinamik kadrosu ile tüm kaynaklarını en üst düzeyde kullanan Meta-Mak, müşterilerine, çalışanlarına, topluma ve çevreye verdiği önemi her geçen gün artırmaya devam ediyor. Sektördeki yenilikleri ile alakalı gelişmeleri Boru Fuarı’nda sergileyeceklerini söyleyen Meta-Mak Departman Satış Müdürü Metalurji Mühendisi Tolga Erbay’dan Meta-Mak’ın gelişim süreci ve faaliyetleri hakkında bilgi aldık. Tolga Erbay kimdir?

“1995 yılında İstanbul Üniversitesi Metalurji Mühendisliği’nden mezun oldum. Mezuniyet sonrasında iş hayatına Karabük Demir Çelik Fabrika’sında (Kardemir’de) işe başladım. Günümüzde Kardemir bizim gibi Metalurji Mühendisleri için bir okul görevini üstlenmektedir. Kardemir’de 2 yıl kadar görev yaptım. Daha sonra 1998 yılı itibari

26

OCAK 2013

ile İstanbul’da Meta-Mak firmasında satış sorumlusu olarak göreve başladım. Meta-Mak’taki iş süreci bu şekilde başladı. Diğer yandan hızla geçmiş gibi gözüken 15 yıla baktığımda bu şirketteki işimi ilk günkü heyecan ve istekle yapmaya devam ettiğimi, bu birikimi benden sonra gelen genç mühendis arkadaşlarımla paylaşarak daha iyi idrak edebiliyorum. Meta- Mak’ın gelişim süreci hakkında bilgi verir misiniz?

“Meta- Mak, 1973 yılında Yönetim Kurulu Başkanımız Erguvan Tezel tarafından kurulan bir firmadır. İlk kurulum sürecinde döküm sektörüne yönelik temsilcilikler ile işe başlar. Fakat o yıllarda temsilcilik çok bilenen bir sektör değildir. O yıllarda çok güzel bir trend yakalayan Meta- Mak, 2013 senesi itibarıyla sektördeki 40.yılına ulaşmanın gururunu yaşamaktadır. Ürün portföyünü dökümle sınırlamayarak sırasıyla demir çelik, demir dışı ve tahribatsız muayene dediğimiz, şu

anda boru sektöründe aktif olmamızı sağlayan en önemli departmanı bünyesine dahil ederek bugünlere gelmiştir.” Meta- Mak’ın sektöre sunduğu ürün grupları hakkında bilgi verir misiniz?

“Döküm, demir çelik, demir dışı ve tahribatsız muayene adı altında 4 ürün satış departmanımız var. NDT departmanı haricindeki diğer 3 bölümde birbirinden farklı gibi görünmek ile beraber müdürü olduğum NDT departmanı nezdinde aslında bizim satış yaptığımız endüstriyel alanların en önemli olanlarıdır . Süreç içersinde sektörün artan ihtiyaçları paralelinde firma içersinde satış departmanlarının günümüzdeki haline gelecek şekilde birbirinden ayrılarak yapılandırılması şeklinde bir oluşumuna gidildi. Dökümde, demir dışında, demir çelik’te ve bizim baktığımız test ekipmanlarını içeren tahribatsız muayene alanlarında hepsinde dünyanın tanınan ve önde gelen firmalarının temsilciliğini yapıyoruz. Fakat burada aslında söyleşimize esas olan boru sektörü ile alakalı olarak bir şeyler söylemek gerekiyor. Özellikle petrol ve doğalgaz borularının imalatı aşamasında otomatik ultrasonik kontrol yapan hacimli ve tam donanımlı kontrol sistemleri mevcuttur. Bu alanda ScanMaster firması ile 1998 yılında beri çalışıyoruz. Ayrıca boru yan sanayi diye sayabileceğimiz; fittings, vana gibi sektörlerde kullanılabilecek portatif ultrasonik cihazları ve yüzey çatlaklarının belirlenmesinde kullanılan çatlak tespit spreyleri de yaygın olarak kullanılmaktadır. Burada da İngiliz firması olan Sonatest Ltd. ve Alman Mr Chemie firmasının ürünlerini satmaktayız. Yine doğalgaz / petrol borularının hidrostatik test sonraki X Ray konrolünü sağlayan ve temsilcisi olduğumuz Balteau (Belçika) X Ray Floroskopi sistemlerine değinmek gerekir diye düşünüyorum. Küçük çapta ERW tekniği ile imal edilen doğalgaz / petrol çelik borularının imalat aşamasında yüzey hatalarının kontrolünde kullanılan Eddy Akımları sistemleri imalatçısı CMS (Control Measure Systems - Fransa) firması da ERW boru imalatçısı firmalar tarafından tanınan önemli bir temsilciğimizdir.” Tahribatsız muayene nedir? Nasıl yapılıyor? Kimler bu sistemlere ihtiyaç duyuyor? Bu konuyu biraz daha açarak ayrıntılı olarak anlatır mısınız?

“Tahribatsız muayene yani söyleşimizin bir çok yerinde İngilizce tanımlaması olan Non Destructive Testing açılımının baş harfleri ile kısaltılan NDT , malzeme üzerinde herhangi biz iz veya hasar bırakmadan malzemelerin içerisinde görünmeyen süreksizliklerin veya malzeme yüzeyine açık süreksizliklerin tespiti için kullanılan kontrol yöntemlerinin tümünü içeren genel bir tanımlamadır. Bu kontrol sistemi artık pratik olarak endüstriyel imalatın her aşamasında kullanılabilmektedir. Ülkemizde ve dünyada en yaygın olarak kullanılan ve ana metodlar olarak bilinen tahribatsız muayene yöntemleri görsel muayene (VT), ultrasonik muayene (UT), manyetik muayene (MT), radyografik ve radyoskopik muayene (RT), penetrant ile muayene (PT) ve eddy akımları ile muayene (ET) yöntemleridir. Bu yöntemler ; döküm, demir çelik ve demir dışı sektörlere ilaveten enerji, ulaştırma, otomotive ve havacılık sektörlerinde de yaygın olarak ve uluslararası standartlarda tarif edildiği şekli ile kullanılmaktadır. Ultrasonik muayenede kontrol edilecek kesite ultrasonik ses dalgaları, radyografik ve radyoskopik muayenelerde yine konrtol edilecek kesite X veya gamma ışınları gibi çok küçük dalga boyuna sahip yüksek enerjili

Balteau X-ray Muayene Cihazı

ışınlar gönderilerek kontroller yapılır. NDT, Türkiye’deki teknoloji ve sanayi yatırımları ile son 15 yıldır daha da artarak kullanılmakta olan bir yöntemdir.” Meta- Mak satış ve pazarlama faaliyetlerini nasıl yönetiyor?

“Uzun yıllardan beri sadece yurtiçi pazarda faaliyet gösterirken özellikle son 10 yılda yurtdışı pazar önümüze çıkan bir fırsat oldu. Şu anda NDT departmanımız ile ilgili satışlar için en önemli pazar; Irak başta olacak şekilde Ortadoğu olarak görünüyor. Buna ilaveten eski Sovyet Cumhuriyetleri olan Azerbaycan, Türkmenistan ve Kazakistan’da da iş hacmimiz artmaya başladı. Fakat bunlar toplamda oran olarak halen yurtiçinde yapılan işin küçük bir kısmını oluşturmaktadır. Günümüzde özellikle Kuzey Irak tarafındaki faaliyetlerimizi daha nasıl artırırız bunun çalışmalarını ve planlamasını yapıyoruz” BÜYÜK BİR PAZAR Ortadoğu’daki karışıklıklar sizi ne kadar etkiliyor?

“Örnek vermek gerekirse temsilcisi olduğumuz firmaların birçoğu İran ile iş yapmamızı engelliyor, hatta resmen yasaklıyor. Özellikle satışını yaptığımız NDT cihazları ve sarf malzemeleri nükleer gibi İran’da yakından mercek altına alınan sektörlerde yaygın olarak kullanılıyor ve standartlar gereği özellikle hayat önem taşıyan rutin kontrolller için düzenli olarak kullanılmak zorunda. Durum böyle olunca İran bizim için büyük pazar olmasına karşın, hiçbir şey yapamadığımız komşularımızdan birisi. Bununla beraber bizim ürünlerimiz enerji santralleri inşaat , revizyon ve bakım işlemleri ile ve su / petrol / doğalgaz boru hatlarınının inşaatı esnasında yapılan kaynak kontrollerinde kullanılıyor ve netice olarak komşumuz olan Irak başta olmak üzere bölgedeki tüm karışıklıklar yatırımları engelleyeceği için bizim iş imkanlarını da ortadan kaldırıyor.” “2013’E İYİMSER BAKIYORUZ”

2012 Meta- Mak açısından nasıl geçti. 2013 hedefleriniz nelerdir? 2012 hedeflerimizi yakaladık. Diğer yandan hedeflerimizi her sene bir önceki seneye göre yaptığımız gibi için 2013 hedeflerimizi de buna göre revize ettik. Tabi ki burada beklentilerimiz büyüyor. Yani özellikle bizim sektörümüzde 2012’nin son 6 ayında ciddi bir hareketlilik oldu. Bu bakımdan 2013’e iyimser bakıyoruz. 2013 hedeflerimizi büyüteceğimiz bir yıl olacak” dedi. OCAK 2013

27

Meta-Mak’ın temsilcilikleri hakkında bilgi verir misiniz?

“1973 yılında ilk temsilcilikler ile birlikte aktif piyasa çalışmalarına neticesinde Türkiye Döküm sektörüne muhtelif satışlar yapılmaya başlandı. 1983 yılında Inductotherm firması ile ilk büyük ocak satışı gerçekleştirildi. 1986 yılına gelindiğinde George Fischer (GF) temsilciliği alındı ve büyük dökümhane projelerine de bu vesile ile başlanmış oldu. 1990’da Meta-Mak metalurji sektöründe departmanlarını daha da geliştirerek, çelikhaneler için de temsilcilikler alarak ilk satışını Ereğli Demir Çelik fabrikasına gerçekleştirdi. Yine ilerleyen dönemlerde Leeds&Northrup Metallurgical Products ile temsilcilik anlaşması imzalandı ve Ereğli Demir Çelik Fabrikalarında sublance sistemleri için prob temsilciliği anlaşması yapıldı. Bu vesile ile de NDT sektörü ile hizmet ağını genişletmek isteyen Meta-Mak, Belçika’da X ışını cihazları üreten Balteau NDT firması ile anlaşarak temsilciliğini de aldı ve hemen akabininde 1997’ den itibaren Kodak endüstriyel filmlerinin Türkiye temsilciliğini alarak, ismini NDT alanında gerçek anlamda duyurmaya başladı. Devamında 1998’ de Ultrasonik test sistemleri imalatçısı olan Scanmaster Systems ile temsilcilik anlaşması imzalandı. Böylece Meta-Mak olarak ürün satışı yapılan boru fabrikaları ve havacılık sektöründeki firmalar ile ilişkiler de önemli oranda geliştirmiş oldu. Her geçen gün büyümeye devam eden firma 1999’ da bir İngiliz firması olan Sonatest Ltd’ nin Türkiye temsilciliği alarak ultrasonik test cihazlarının satışına başladı. 2001’

Sonatest Ultrasonik Muayene Cihazı

28

OCAK 2013

de Eddy Akımları ile özellikle ERW boruların seri üretimi aşamasında kullanılan test sistemlerini imal eden CMS (Control Measure Systems - Fransa) firması ile çalışılmaya başlandı. Buna ilave olarak Meta-Mak, Aluminyum Ekstrüzyon hatları ve tamamlama üniteleri temsilciliklerini de aldı. 2011 yılına geldiğimizde aslında birçok şeyi de başarmanın mutluluğunu yaşıyorduk. Sonatest firmasından demo ve Ar-Ge faaliyetlerinde kullanılmak üzere son teknoloji ürünü ultrasonik phased array/tofd VEO cihazı satın alındı ve Carestream Health firmasından yine demo ve Ar-Ge faaliyetlerinde kullanılmak üzere son teknoloji ürünü dijital radyografi cihazı HPX satın alındı. Tüm bu gelişmelerin ardından 2011 yılı sonu itibarı ile Eddy Akımları ile çalışan portatif test cihazları ve her tür prob / aksesuarları imal eden Ether NDE firması ile çalışılmaya başlanarak bu alanda da önemli bir ürün mevcut geniş portföye kazandırılmış oldu.” Meta-Mak hangi fuarlarda yer alıyor. Ayrıca İhlas Fuarcılık tarafından gerçekleştirilecek olan 8’nci Uluslararası Boru Fuarı’ndan beklentileriniz nelerdir?

“Yurtdışındaki fuarlara ziyaretçi olarak yer alıyoruz ve bizimle alakalı fuarları kesinlikle takip ediyoruz. Bu fuarları kaçırmıyoruz. Yine önem verdiğimiz fuarlardan biri Wire and Tube ile Gifa fuarları bizim için önem arz ediyor. Her iki fuarda Düsseldorf’ta düzenleniyor. Yurtiçinde de sektörümüz ile alakalı düzenlenen fuarları yakından takip ediyoruz. Buralarda stantlar açıyoruz. Ayrıca İhlas Fuarcılık tarafından düzenlenen Boru Fuarı’nın her yıl değil de 2 yılda bir düzenlenmesi bizim için ve sektör içinde güzel bir gelişmedir.” Toparlamak gerekirse son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir? “Boru sektöründe farklı tarihlerde farklı fuarlar olabilir. Buna itirazımız yok. Fakat bu rekabet birbirine zarar verecek şekilde olmamalı. Biraz daha makul şiddette rekabetler olmalı. En azından bu fuarlar arasına belli bir zaman koyulması gerekiyor veya tarihlerin aynı olmaması gerekiyor. Fakat sektörde bu alanda bir tane fuar olması en doğru olanıdır. En azından bu firmalar bir araya gelip bir fuarın olması konusunda bir mutabakata varmalarıdır. Sektörün boru ile alakalı olarak tek olarak hareket etmesi en doğru olanıdır.”

CMS Eddy Current Muayene Cihazı

SADETTİN KORKUT KİMDİR? Sadettin Korkut, 1960 yılında İzmir’de doğdu. İzmir Atatürk Lisesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme-Pazarlama Bölümü mezunu olan Korkut, iş hayatına 1983 yılında başladı. 1988 yılına kadar Sultan Pazarlama A.Ş. ve Eti Pazarlama A.Ş. gibi gıda şirketlerinde satış müfettişi olarak görev aldı. 1988-1993 yılları arasında Ülker Gıda A.Ş.’de bölge satış müdürlüğü sonrasında 1993-2007 yılları arasında Polinas Plastik San. A.Ş.’de satış ve pazarlama müdürlüğünden başlayarak, sırasıyla genel müdür yardımcısı, genel müdür ve yönetim kurulu üyesi olarak görev aldı. Ülker Grubu’nda toplam 19 yıl çalışan Korkut, 2007-2010 yılları arasında İmaj Ambalaj A.Ş.’nin genel müdürlük görevini yürüttü. 2010 yılından bu yana da Naksan Holding A.Ş. iştiraki olan Naksan Plastik ve Enerji A.Ş. Genel Müdürlüğü görevini sürdüren Korkut, iş yaşamı boyunca sektörel sivil toplum kuruluşlarında pek çok görevler üstlendi. Korkut, halen Ambalaj Sanayicileri Derneği (ASD) Yönetim Kurulu Başkanlığı, TOBB-Ambalaj Meclisi Başkan Yardımcılığı ve Ambalaj Sanayicileri Dernekleri Federasyonu (ASDF) Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerine devam ediyor. Evli ve bir kız çocuk babası olan Sadettin Korkut, İngilizce biliyor.

Petkim’e taze kan Dünyanın en keskin rekabet koşullarını taşıyan petrokimya sektöründe tek yerli üretici ve Türk sanayisinin en güzide kuruluşlarından olan Petkim’de bayrağı Hayati Öztürk’ten Sadettin Korkut devraldı Pektim Genel Müdürlüğü’ne Sadettin Korkut atandı. 8 Ocak 2010 tarihinden bu yana genel müdürlük görevini sürdüren Hayati Öztürk ise, Petkim’de yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmaya devam edecek. Görev devir teslim töreninde konuşan Socar Uluslararası Yatırımlar Sorumlusu ve Pektim Yönetim Kurulu Başkanı Vagif Aliyev, Socar’ın Türkiye’deki büyümesinin temeli ve başlangıç noktasının Petkim olduğunu belirterek, Genel Müdür Sadettin Korkut’a yeni görevinde başarılar diledi. Socar’ın Türkiye’de çok büyük projelere imza attığını vurgulayan Aliyev, Petkim Yarımadası’nda çalışmaları devam eden Star Rafinerisi ile birlikte rafineri-petrokimya entegrasyonunun 30

OCAK 2013

sağlanacağını ve Petkim’in hammaddede güvenilir bir yapıya kavuşacağını söyledi. Aliyev, sözlerini şöyle sürdürdü: “Star Rafinerisi, Step Enerji Santrali, Petkim Konteyner Limanı ve Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) projesi ile birlikte 2017 yılına kadar Türkiye’ye 17 milyar dolar yatırım yapacağız. Bu yatırımları yaparken geleceğimize duyduğumuz güven ve inanç, sizlere ve tecrübelerinize dayanmaktadır. Hayati Öztürk Bey’e bugüne kadar yaptığı hizmetler nedeniyle teşekkür ederken, yönetim kurulu üyemiz olarak daha büyük başarıları farklı bir kulvarda sürdüreceğine inancım tamdır.”

önemlidir ve gücümüze güç katmıştır. Bu bir bayrak yarışıdır. Heyecanımızı, şirketimize ve kendimize duyduğumuz güveni artırarak, daha büyük başarılara imza atmak için var gücümüzle çalışacağız.” “DÜNYANIN EN ACIMASIZ REKABET KOŞULLARINA SAHİP SEKTÖRLERİNDEN BİRİ”

Socar Uluslararası Yatırımlar Sorumlusu ve Pektim Yönetim Kurulu Başkanı Vagif Aliyev “PETKİM, TÜRKİYE VE AZERBAYCAN STRATEJİK ORTAKLIĞININ ATAR DAMARI”

Petkim’in yeni Genel Müdürü Sadettin Korkut ise, şirketin Türk sanayisinin en güzide kuruluşlarından biri olduğunu belirterek, yönetim kurulunun kendisine gösterdiği teveccühe teşekkür etti. Petrokimya sektörünün dünyanın en acımasız rekabet koşullarına sahip sektörlerinin başında geldiğine dikkat çeken Korkut, “Dünya artık hevesli satıcılar ile acımasız alıcıların dünyası. Bu nedenle müşterilerimizi her zaman başımızın tacı olarak göreceğiz. Petkim çok şanslı bir şirket. Köklü kurumsal birikimi ve çok deneyimli bir insan kaynağına sahip. Bugünün dünyasının zor rekabet koşullarında fiziki sermayeniz ve insan kaynağınız ile var olan talep arasında etkin bir koordinasyon sağlamak zorundasınız. Genel müdürlük görevimde şirketimizin insan kaynağı birikimi ve kurumsal deneyimi en önemli güvencem olacaktır” dedi.

Socar Türkiye Başkanı ve Petkim Yönetim Kurulu Üyesi Kenan Yavuz da, Petkim’in Türkiye ve Azerbaycan stratejik ortaklığının atar damarı olduğunu belirterek, “Bugün burada bir bayrak değişimi yaşıyoruz. Şirketimize 36 yıldır emek veren Hayati Öztürk, yönetim kurulu üyemiz olarak bizlere katkı sağlamaya devam edecek. Kendisine bugüne kadar verdiği hizmetler nedeniyle çok teşekkür ediyoruz” dedi. Socar Türkiye’nin Petkim Yarımadası’nda sürdürdüğü yatırım projelerinin tutarının 8 milyar doları bulduğunu anımsatan Yavuz, Sadettin Korkut’un sektörün çok iyi tanıdığı profesyonel bir yönetici olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Bugüne kadar aldığı görevlerde çok önemli başarılara imza atmış bir profesyonel yönetici olan Sadettin Korkut’un aramıza katılması, Petkim ve grubumuz için çok Socar Türkiye Başkanı ve Petkim Yönetim Kurulu Üyesi Kenan Yavuz, Socar Uluslararası Yatırımlar Sorumlusu ve Pektim Yönetim Kurulu Başkanı Vagif Aliyev, Petkim’in yeni Genel Müdürü Sadettin Korkut, Petkim’in eski genel Müdürü Hayati Öztürk.

32

OCAK 2013

Türk Sanayi’nin önde gelen ismi:

Asım Kocabıyık Borusan Holding Kurucu ve Onursal Başkanı Asım Kocabıyık, tedavi görmekte olduğu İstanbul’da yaşamını yitirdi

Borusan Holding’ten yapılan açıklamaya göre, hayatını Türkiye’nin sanayileşmesine ve toplumun gelişimine adamış olan Asım Kocabıyık, Fatih Camisi’nde kılınan öğle namazının ardından Edirnekapı Şehitliği’nde toprağa verildi. Asım Kocabıyık, iş adamı olarak imza attığı başarılarının yanı sıra özellikle eğitim, kültür ve sanat alanlarında yürüttüğü sosyal sorumluluk çalışmaları ve hayırseverliği ile tanınıyordu. İhlas Magazin Grubu tarafından aylık olarak yayınlanan boru ve teknolojileri dergimiz adına Borusan Grubuna başsağlığı diliyoruz. Sanayi devinin yerinin doldurulması zor. Kocabık’ın hayatına dair biraz gerilere gidelim. Asım Kocabıyık, 1924 yılında Afyon’un Tazlar Köyü’nde doğan Asım Kocabıyık’ın ismi Türkiye’nin sanayileşme serüvenine paralel olarak anıldı. Asım Kocabıyık, i ş hayatına 1944 yı-

lında henüz öğrenci iken girişimci babasının kurduğu İstikbal Ticaret şirketinde çalışarak başladı. 1972’de Borusan Holding’i kurarak bugünkü modern ve kurumsal Topluluğun ilk adımını attı. 57 yıl liderliğini yaptığı Borusan Grubu’nu bugün 6 bin kişinin çalıştığı, çelik, distribütörlük, lojistik ve enerji alanlarında faaliyet gösteren bir dünya şirketi haline gelmesini sağladı. Cumhuriyet döneminin ilk sanayici kuşağının bir temsilcisi olarak Asım Kocabıyık, Türk ekonomi ve sanayisinin gelişmesinde, dışa açılmasında önemli misyonlar üstlendi. Başta TÜSİAD olmak üzere iş dünyasının önde gelen örgütlerinde aktif rol aldı. Asım Kocabıyık, Borusan Kocabıyık Vakfı aracılığıyla eğitim, kültür ve sanat alanlarında toplumun gelişimini destekleyecek projeleri hayata geçirdi. Hayatı boyunca, ülkesine hizmet olarak gördüğü sosyal sorumluluk çalışmaları ve hayırseverliğiyle ilköğretim, lise, yüksekokul, fakülte ve öğretmen evi gibi sayısız eğitim kurumları yaptırarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın hizmetine sundu. Afyon’un Tazlar Köyü’nde 1924 yılında doğan Asım Kocabıyık, ilköğrenimini ve ortaokulun ilk 2 yılını Afyon’da, orta son sınıfı İstanbul’da, lise öğrenimini ise İstanbul Erkek Lisesi’nde tamamladı. Daha sonra girdiği İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden 1947 yılında mezun oldu. KOCABIYIK İŞ YAŞAMINA 1944 YILINDA BAŞLADI

İş yaşamı Türkiye’nin sanayileşme serüvenine paralel olarak anılan Asım Kocabıyık, 1944 yılında henüz öğrenci iken, girişimci babası Ahmet Kocabıyık’ın kurduğu İstikbal Ticaret T.A.Ş.’nde kurucu ortak ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev aldı ve çalışmaya başladı. Ko-

34

OCAK 2013

cabıyık, başlangıçta demir-çelik ithalatı ve tarım ürünleri ithalatı yapan İstikbal Ticaret AŞ’de 8 yılı Yönetim Kurulu Üyeliği, 49 yılı Yönetim Kurulu Başkanlığı olmak üzere 57 yıl görev yaptı. Asım Kocabıyık’ın babası ile birlikte temelini attığı şirket, aynı zamanda bugünkü Borusan Grubu’nun çekirdeğini oluşturdu. 1951 yılında, askerlik hizmetini tamamladıktan sonra, bir süre İngiltere’de kalarak yabancı dil eğitimi alan Kocabıyık, 1952 yılında babasının vefatından sonra işleri tamamen devraldı. Asım Kocabıyık, 1954 yılında Nurhan Kocabıyık’la evlendi ve Ahmet, Zeynep ve Nükhet adlı üç çocuk sahibi oldu. 1958 yılında 27 çalışanı ile sanayi sektörüne geçen Kocabıyık bugün 6000’e yakın kişinin çalıştığı çeşitli sanayi kuruluşlarını bünyesinde barındıran ve önemli distribütörlük faaliyetlerinin yürütüldüğü Borusan Grubu’nun kurucusu oldu. EN İLERİ TEKNOLOJİLERİ KOCABIYIK GETİRDİ

Çağının en ileri teknolojileri ile 1958 yılında kurulan Borusan Mannesmann Boru ve yassı çelik alanında daha sonra kuracağı Borçelik, Türk çelik sanayisinin öncü ve küresel ölçekte rekabetçi kuruluşları arasında yer aldı. 1960 yılında beyaz eşya, yapı endüstrisi, otomotiv yan sanayi ve madeni eşya sanayine yönelik hafif çelik profilleri üreten Kerim Çelik kuruldu. 1970 yılında Amerikan EatonS.r.L. lisansı ile supap ve supap aksesuarları üreten Supsan kuruldu. Asım Kocabıyık Supsan’ı faaliyete geçirerek otomotiv sanayisine de adım atmış oldu. 1972 yılında, Asım Kocabıyık, şirketlerini Borusan Holding AŞ bünyesinde bir araya getirdi. 1973 ‘te Boru Nakliyat, 1975 ‘te ise Borusan İhracat İthalat kuruldu. Yine 1975 yılında, Birlik Galvaniz Borusan Grubu’na katıldı. 1976’da, bugün de dünyanın sayılı tesisleri arasında yer alan Borusan Boru Gemlik tesisleri faaliyete geçti.

2001 YILINDA YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞINI OĞLUNA DEVRETTİ

Borusan Holding’in Kurucu Başkanı Asım Kocabıyık, Kasım 2001’de Borusan Holding Yönetim Kurulu Başkanlığını oğlu Ahmet Kocabıyık’a devrederek, kendini aktif iş yaşamı boyunca hiç aksatmadığı sosyal sorumluluk faaliyetlerine adadı. Kocabıyık, kurucusu olduğu Borusan Kocabıyık Vakfı çatısı altı nda topluma katkı sağlayan projeleri hayata geçirdi. Borusan Kocabıyık Vakfı; eğitim, kültür ve sanat alanındaki çalışmalarıyla, yapılandırılmış kamu yararına faaliyetler alanında Türkiye’de özel sektöre örnek olmuş bir kurum haline geldi. Özellikle eğitim alanında yoğunlaşan sosyal sorumluluk faaliyetlerini “Memlekete bir hizmet borcum var. Onu yerine getirmeye çalışıyorum” sözleriyle izah eden Kocabıyık, binlerce öğrenciye sağladığı eğitim burslarının yanı sıra üniversite binaları, meslek yüksekokulları, kütüphaneler, öğretmenevleri de inşa ederek, bunları Milli Eğitim

Bakanlığı’nın hizmetine sundu. Asım Kocabıyık ayrıca, Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı, TEMA Vakfı, Eğitim Gönüllüleri Vakfı, Türk Musikisi Vakfı ve Afyon Eğitim Vakfı’nın da kurucuları arasında yer aldı. 24 yıl İstanbul Sanayi Odası, 15 yıl TÜSİAD yönetiminde yer almış, 4 yıl da İktisadi Kalkınma Vakfı’nda Başkanlık yaptı.Asım Kocabıyık, başta İstanbul Üniversitesi olmak üzere çeşitli yüksek öğrenim kurumlarınca fahri doktora unvanına layık görüldü. Kocabıyık, Devlet Üstün Hizmet Madalyası ve İtalyan Hükümeti’nin verdiği Şövalye niş anına sahiptir.

BMW’Yİ TÜRKİYE’YE GETİRDİ

Borusan Grubu Asım Kocabıyık’ın liderliğinde,1984’te BMW’nin Türkiye distribütörü oldu. Borusan, 1994’te dünya iş makineleri lideri Caterpillar’ın da önce Türkiye’de, ardından da Yakın Asya’daki temsilciliğini aldı. Borusan, yenilikçi uygulamalarıyla Caterpillar, BMW, Land Rover gibi uluslararası markaların en iyi yönetilen temsilciliği olarak sayısız kez küresel ödüller kazandı. Grubun işlerinin gelişimine paralel olarak lojistik sektöründe hızla büyüyen Borusan Lojistik ise sektöründe toplam kalite yönetimi ödülleri alan ilk ve tek şirket oldu. OCAK 2013

35

Doğalgazın pardonu olmaz İstanbul’a doğalgaz dağıtımını gerçekleştiren İstanbul Gaz Dağıtım Anonim Şirketi (İGDAŞ), son günlerde meydana gelen karbonmonoksit zehirlenmelerine karşı kamuoyunu uyardı Uyarılarda bulunan İGDAŞ yetkilileri, ‘doğalgazın pardonu olmaz’ dediler. Isınmada kullanılan başlıca fosil yakıtlardan odun, kömür, doğalgaz, gaz yağı ve tüp gazının yapısındaki karbon nedeniyle karbonmonoksit zehirlenmelerine neden olduğunu hatırlatan İGDAŞ, hangi yakıt kullanılırsa kullanılsın bacaların düzenli kontrol edilmesi ve temizlenmesi cihaz bakımlarının da periyodik olarak her yıl yaptırılması gerektiğini vurguladı. Açıklamada tatsız, renksiz, kokusuz olması nedeniyle sessiz katil olarak tanımlanan karbonmonoksitin tam yanmama nedeniyle oluştuğuna ve bu tehlikeden korunmak için yapılması gerekenlere dikkat çekildi.

yeterince iyi çalışmıyorsa bu karbonmonoksit yaşam alanına dolarak insanların hayatını tehdit ediyor. Tüm fosil yakıtların kullanımında aynı hassasiyetin gösterilmesi gerektiğini vurgulayan İGDAŞ, baca temizliği ve güvenlik kontrollerinin düzenli olarak bu konuda yetkili kişilere yaptırılmasını öneriyor. Bunun yanı sıra doğalgaz kullanıcılarını “tesisatlarına kesinlikle müdahale etmemeleri ve yetkisiz kişilere müdahale ettirmemeleri” konusunda uyaran İGDAŞ, güvenli doğalgaz kullanımı için yapılması gerekenleri “Güvenliğiniz için sadece 1 dakika” sloganıyla hazırladığı 10 maddelik bir broşürle duyuruyor.

SESSİZ KATİL

Kurallara uyulduğunda doğalgazın en güvenli yakıt olduğunun altını çizen İGDAŞ, özellikle tesisatta, yakıcı cihazlarda (kombi, şofben, soba v.b.) ya da bacada onaylı proje dışına çıkılarak yapılan değişikliklerin tehlikeleri de beraberinde getirdiğini hatırlattı. İGDAŞ’ın uyguladığı güvenlik standartlarının çok yüksek olduğunu belirten yetkililer iç tesisatında bu standartları karşılamayan abonelere kesinlikle gaz verilmediğini söyledi. Evlerinde ya da işyerlerinde, doğalgaz tesisatında değişiklik yapmak isteyen herkesin mutlaka İGDAŞ’a başvuruda bulunmaları gerekiyor. Zira bugüne kadar yaşanan olumsuz tüm olayların arkasında onaysız tesisat değişiklikleri ve bunlara bağlı güvenlik ihlalleri yer alıyor.

Havaların soğumasıyla birlikte ısınmada kullanılan fosil yakıtların tam yanmamasından dolayı yaşanan karbonmonoksit zehirlenmelerine dair haberler gündeme gelmeye başladı. İstanbul’a doğalgaz dağıtımını üstlenen İGDAŞ, karbonmonoksit zehirlenmelerine karşı uyulması gereken kurallara dikkat çekti. Tatsız, renksiz, kokusuz olması nedeniyle sessiz katil olarak tanımlanan karbonmonoksit zehirlenmesi yapısında karbon bulunan tüm fosil yakıtlarda tam yanmama nedeniyle oluşuyor. Ortamda yeter miktarda hava olmaması durumunda kullanılan fosil yakıt tam yanmıyor ve baca gazı içinde zehirleyici etkiye sahip karbonmonoksit gazı oluşuyor. Baca sistemi

36

OCAK 2013

ONAYSIZ İŞLER TEHLİKE SAÇIYOR

MENFEZLER AKTİF HALDE BULUNDURULMALI

Genel olarak tüm fosil yakıt türlerinde ölümle sonuçlanabilecek karbonmonoksit zehirlenmelerinde ortam havasının yeter miktarda olmaması; yani ortamda yanma için gerekli oksijeninin yeterli miktarda olmaması birinci neden olarak öne çıkıyor. Ortam havasını tamamlayan havalandırma menfezlerinin kapatılmış olması, bacalarda ve duman kanalında oluşan deformasyonların tespit edilip sorunların yetkili kişilerce giderilmemesi en sık yapılan hataların başında geliyor. Bunu, bacaların temizliğinin yılda bir kez yetkili baca temizleme firmalarına yaptırılmamış olması, yakıcı cihazların baca sensörlerinin iptal edilmiş olması veya çalışmıyor olması, yakıcı cihazların yılda bir kez bakımının yapılmamış olması gibi nedenler takip ediyor. İGDAŞ’tan yapılan açıklamaya göre renksiz ve kokusuz olan karbonmonoksit gazının ortamdaki varlığının hissedilmesi çok zor. Uyku halinde fark edilmesi ise imkansız. Uyku sırasında meydana gelen zehirlenmeler ölüme yol açabiliyor. Bu nedenle özellikle bacalı cihazların bulunduğu mekanlar gaz açıldıktan sonra kullanım amacı değiştirilip yatılan ve uyunulan mekanlara dönüştürülmemeli. Menfezler her ne sebepten dolayı olursa olsun iptal edilmemeli veya işlevsiz hale getirilmemelidir. BAŞ AĞRISI VE NEZLE

Karbonmonoksit zehirlenmelerinin ilke evresinde; baş ağrısı, yorgunluk hissi, mide bulantısı ve nezle hali yer almaktadır. Karbonmonoksitten korunmak için bu belirtiler görüldüğünde hemen bulunulan mekanın havalandırılması, zehirlenen kişinin hızla ortamdan uzaklaştırılması ve acil yardım için 112’nin aranması büyük önem taşımakta. Zehirlenen kişi açık havaya çıkarıldığında eğer solunum yoksa suni teneffüs yapılarak ‘Temel Yaşam Desteğine’ başlanmalıdır.

- Bacalı cihazların bulunduğu odalarda, mekanlarda kesinlikle yatmayın, uyumayın. Bacalı cihaz bulunan odanın kullanım amacını değiştirirken mutlaka İGDAŞ’a haber verin - Gazınızı açtırdıktan sonra tesisatınıza yeni bir cihaz bağlatırsanız, mutlaka bu durumdan İGDAŞ’ı haberdar ediniz. Bunun için İGDAŞ Çağrı Merkezi 444 36 36’yı arayabilirsiniz. - Pencere veya duvarınıza monte edilen, ortama taze hava girmesini ve herhangi bir gaz kaçağı durumunda da doğalgazın dışarıya tahliye edilmesini sağlayan menfezlerinizi asla iptal etmeyin ve kapatmayın. - Ocağınızı temizlerken ocağı doğalgaz tesisatına bağlayan esnek bağlantı elemanını çektirmeyin. İşlevselliğini ve sızdırmazlık özelliğini sık sık kontrol etmeyi unutmayın. - Yakıcı cihazlarınıza her yıl ısıtma sezonu başında yetkili servisler aracılığıyla bakım yaptırın. Bacalı cihaz kullanıyorsanız, cihazınızın baca sensörünün çalışıp çalışmadığını yetkili servise mutlaka kontrol ettirin. - Bacalarınızı baca gazının kimyasal yapısından veya diğer dış etkenlerden dolayı deformasyona uğraması ihtimaline karşı yılda en az bir kez itfaiye tarafından yetkilendirilen baca temizleme firmalarına kontrol ettirin. - Doğalgaz tesisatlarınıza her yıl ısıtma sezonu başında sertifikalı firmalar aracılığıyla genel kontrol ve bakım yaptırın. Sertifikalı firmalara www.igdas.com.tr web adresinden ulaşabilirsiniz. - Lodoslu havalarda baca çekişi olumsuz yönde etkileneceğinden bacalı cihaz kullanırken baca gazı sızıntısına karşı daha dikkatli olun. Bacalı cihaz bulunan odadaki menfezlerinizin açık olmasını sağlayın. - Doğalgaz boru ve bağlantı elemanlarının, antipas üzerine sarı renkli yağlı boya ile boyayın. Boyama işleminde su bazlı boya kesinlikle kullanmayın.

SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN DİKKAT ET

-Tesisatlarınıza kesinlikle müdahale etmeyin ve yetkisiz kişilere müdahale ettirmeyin

OCAK 2013

37

Pakpen 2013’te % 30 büyümeyi hedefliyor 2012 yılını 400 milyon TL’yi aşan bir ciroyla kapatan Pakpen Şirketler Grubu, 2013 yılında kentsel dönüşümün başrol oyuncusu olmayı ve cirosunu da % 30 daha artırmayı hedefliyor

40

OCAK 2013

Yapı sektörünün öncü firması Pakpen Türkiye’nin önde gelen inşaat proje firmalarının üst düzey yöneticilerinden oluşan misafirlerini Konya’nın tarihiyle buluşturup, kültürel mekanlarında bir araya getirdi. Bir bina için A’dan Z’ye gerekli tüm malzemeleri birlikte üreten Pakpen Şirketler Grubu’nun fabrika ziyaretinde şirketin kuruluş tarihi, üretim kapasitesi ve 2013 yılı hedefleri de paylaşıldı. 2012 yılını 400 milyon TL’yi aşan bir ciroyla kapatan Pakpen Şirketler Grubu,

2013 yılında kentsel dönüşümün başrol oyuncusu olmayı ve cirosunu da % 30 daha artırmayı hedefliyor. Konya ilinin sahip olduğu tüm değerlerin ulusallaşmasında kendisini sorumlu hisseden Pakpen Şirketler Grubu, geçmişten günümüze taşınan bu kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasına aracılık etmeyi kendisine bir görev biliyor. Bu değerler içinde en önemli yere sahip olan Hz. Mevlana’yı anmak için düzenlenen Şeb-i Arus törenlerine de katılan Pakpen Yönetim Kurulu Üyeleri ve misafirleri, bu eşsiz güzellikteki gösteriyi bir arada yaşayarak unutulmaz bir gün yaşadı. 11 YILDA 30 KAT BÜYÜME

Bugün yıllık 250 bin ton plastik, 500 bin metreküp yalıtım malzemesi üretim kapasitesi ve 600’ü aşkın uzman çalışanıyla sektöründe ilk 5 büyük üretici arasında yer alan Pakpen Şirketler Grubu; pencereden bahçe aksesuarına, dış cepheden kapıya, borudan yalıtım ürünlerine kadar bir bina için A’dan Z’ye gerekli tüm malzemeleri birlikte üreten tek firma olma özelliğine sahip durumda. Pakpen Şirketler Grubu bünyesinde bulunan Pakpen A.Ş., Pakpen Dış Ticaret A.Ş. ve Paksu A.Ş. ile 11 yıl içinde cirosunu 30 kat artırdı. 2012 yıl cirosu 400 milyon TL’nin üzerinde olan Pakpen Şirkler Grubu, 2013 yılı cirosunu % 30 daha büyütmeyi hedefliyor. Konya’nın ilk uluslararası markası olan Pakpen Şirketler Grubu, Pakpen Dış Ticaret aracılığıyla başta Avrupa ve komşu ülkeler olmak üzere 50’nin üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Pakpen Şirketler Grubu, önümüzdeki dönem Ortadoğu, Avrupa, Afrika, Rusya ve Türki Cumhuriyetlerde pazar payını arttırmayı ve global bir marka olmayı hedefliyor. KENTSEL DÖNÜŞÜM’E ADAY DURUMDA

layan ‘Kentsel Dönüşüm’ sürecinde de başrolde olacak. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından başlatılan ‘Kentsel Dönüşüm’ sürecinde özellikle yalıtım konusunda ön plana çıkmaya hazırlanan Pakpen Şirketler Grubu, bu nedenle yalıtım üretim kapasitesini önümüzdeki birkaç yıl içinde % 100 artıracak. Pakpen bugün üretim kapasitesi ve ürün yelpazesiyle kentsel dönüşüm sürecinin de en önemli aktörlerinden olacak. HALKA AÇILMA DÜŞÜNÜLEBİLİR

Pakpen Şirketler Grubu planları içinde halka açılmak da bulunmaktadır. Halka arz süreci toplanacak finansmandan ziyade kurumsallaşmaya yapacağı katkı nedeniyle hissedarlar ve Yönetim Kurulu tarafından çok önemsenmektedir. Zaten son 3 yıldır da şirket tüm mali tablo ve denetimlerini halka açık şirketlerdeki gibi sürdürmektedir. . 2023 HEDEFİ ISO 500 LİSTESİNDE İLK 100’DE OLMAK

Pakpen Şirketler Grubu’nun 2023 yılı hedeflerinin başında Türkiye’nin değişik bölgelerinde yalıtım malzemeleri konusunda üretim tesisleri kurmak bulunuyor. Konya’daki tesislerde altyapı boru ürünleri yatırımlarına devam ederek, bu alandaki büyümeyi sürdürmek, yurtdışında pencere profili konusunda pazar potansiyeli olan ülkelerde yeni yatırımlara girişmek; konut-işyeri gibi bazı inşaat projeleri geliştirmek ve şehir otelleri konseptiyle turizm ve otel işletmeciliği girişimlerini başlatmak; yenilenebilir enerji üretimi konusunda uygun projeler geliştirmek bulunuyor. Böylece faaliyet gösterdiği yapı sektöründe bir yandan bulunduğu konumu geliştirirken diğer yandan farklı alanlarda yatırım yaparak, ülke ekonomisine ve istihdama katkı sağlamayı hedefliyor.

Pakpen Şirketler Grubu, Türkiye’nin 33 ilinde eşzamanlı olarak baş-

OCAK 2013

41

Pazarola

Prof: Dr. İsmail Kaya ismailkaya@gmail.com

Prof. Dr. İsmail Kaya, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Pazarlama Anabilim Dalı Başkanıdır. Kendisine ismailkaya@gmail.com adresinden ulaşılabilir. Başka yazıları için, http://pazarola.blogspot.com, http://pazarlamabitanedir. blogspot.com ve http://pazarlamazekasi.b logspot.com blogları ziyaret edilebilir.

42

OCAK 2013

Sapmalar ve saptamalar Yol boyu uzun süre düz gitsek de, istediğimiz yere ancak sağa sola sapmalarla varırız. Hayatımızı ve işimizi kuşatan rutinleri kırmadıkça farklı ve başarılı olamayız. Bazen bir yenilik, bir değişiklik, bir düzenleme yapmak gerektiğini hissederiz. İşte o anlarda doğru olanı bulmak önemlidir. İnsanın, tüketicinin, müşterinin, bireyin ve grupların karar verme süreciyle pazarlamacılar da yakından ilgilenir, anlamaya, açıklamaya ve tabiî ki, etkilemeye çalışırlar. Seçimlerimizin alışkanlığa dönüşebildiğini, böylece irade, şuur ve mantığın devre dışı kaldığını bilirler; bize yeni alışkanlıklar edindirmeye, bunları pekiştirmeye uğraşılar. Bazı kararlarımızı anlık, plansız, içtepili, hiç düşünmeden, bir anda verdiğimizin farkındadırlar; buna uygun ürünleri kasaların yanına, çıkışa yakın noktalara yığar, çakan şimşeklerden kâr beklerler. Bazı kararlarımızı eşe dosta, çevreye bakarak aldığımızı bilirler, bizi yakın uzak her türlüsüyle çevreden kuşatmaya çalışırlar. Üzerinde çok durup düşüneceğimiz derin kararlarımızı etkilemenin de yollarını bilir ve bulurlar. Önce, bizi bir sorun olduğuna iknâ eder, bir karara yöneltirler. Ama bu esnada problemi kendi istedikleri çerçevede ele almamız için kısıtlamayı da ihmal etmezler. Bu durumda, başka opsiyonları da olduğunu düşünemeyen müşteri paçayı baştan kaptırır. Ardından bizi seçenekleri değerlendirmeye davet ederler. Ve biz, tabiatımız icabı, hoşumuza giden, düşüncemize uyan argüman, bilgi ve iddiaları diğerlerine üstün tutarak yanlışa yönelebiliriz. Bu durumda bir dosta danışmak ve istişare bizi yanlıştan kurtarabilir. Peşinden karara sıra gelir. Lakin bu sırada, kısa vadeli, yakın zamana ait duygularımız baskın çıkar ve bir güzel okşanır. O anın havası ve heyecanı içinde yanılgıya düşebiliriz. Bu durumda, meseleyi geçmişiyle ve geleceğiyle birlikte sükûnetle ele alabilen kazanır. Karar sonrasında da kararımızı kendimiz dahil, herkese beğendirmeye, ne kadar isabetli davrandığımızı ispata çalışır, yanıldığımızı asla kabul etmeyiz. Doğru seçimler yapabilmek için bizler de pazarlamacılar kadar, “sapma ve saptamalar”ımızı gözden geçirsek; bizi yanıltan etkenlere karşı uyanık davransak; “Beşer, şaşar” sözünü sadece başkalarına yakıştırmayıp kendimize de, bizi şaşırtanlara da dikkat etsek, diyorum...

Yunanistan’dan beter olurmuşuz!

Denge

M. Ali Özbudun mehmetali.ozbudun@tg.com.tr

44

OCAK 2013

Demek ki neymiş? Mali disiplinin sağlanmasına, enflasyonun ve faizlerin tek haneye gerilemesine, cari açığın düşmesine aldanmamak lâzımmış. Ekonomi, bir balonun üzerinde oturuyormuş. Balon, eninde sonunda patlarmış. Netice itibariyle, Yunanistan’dan beter olurmuşuz. Kim söylüyor bunları? Geçmişin hasretiyle yanıp tutuşan, Meclis dışı muhalefeti örgütlemeye çalışan bir eski politikacı söylüyor. Şunu da ilave ediyor: -Biz ekonomiyi böyle mi bıraktık? Doğrudur, saat gibi işleyen bir ekonomi devretmiştiniz, kıymetini bilemedik! *** Sevgili monşerler.. Fazla tıraş, sadece cildi değil, ahlâkı da bozar. Lütfen sakin olunuz, kendinize geliniz. Siz ki.. -Enflasyonu bir hayat tarzına dönüştürmediniz mi? Yüksek kronik enflasyonu, “ekonomik büyümenin ve istihdamın bedeli” diye takdim etmediniz mi? -TL’yi sıfırlarla donatmadınız mı? Özetle, parayı dandik hale getirip, ekonomiyi dolarize etmediniz mi? -Merkez Bankası’nın Hazine’ye açtığı kısa vadeli avansı, son damlasına kadar içmediniz mi? -Kamu bankalarını ikinci bir hazine gibi kullanarak, görev zararları marifetiyle, kamu açığını gizlemediniz mi? Böylece, siyaseti finanse etmediniz mi? -Bütçe dışı fonlar ihdas ederek, bütçe dışı kamu kesimini büyüterek ve Sayıştay denetiminin dışına çıkararak, Meclis’ten geçen bütçenin yanında, “ikinci bir bütçe” (kara defter) oluşturmadınız mı? *** Dahası.. -”Seçmene selam!” faslından, sosyal güvenlik kurumlarını çökertmediniz mi? - “Moratoryum” ve “konsolidasyon” dedikodularını canlı tutarak Hazine’yi soymadınız mı? -”Sıcak?para?destekli,?hormonlu?büyüme”?diye tanımlanabilecek?bir?saadet?zinciri?duvara tosladığında,?IMF’ye?gitmediniz mi? -IMF, “önce reform, sonra para” dediğinde “önce para, sonra reform” gibi kurnazlıklara tevessül etmediniz mi? *** Sonuç mu? Sonuç müthiş: -35 yıllık yüksek kronik enflasyon, müflis bir kamu maliyesi, bol miktarda kriz ve bir o kadar Stand-by! Yani.. Yanisi şu: -Tıkır?tıkır?işleyen, pırıl pırıl bir hababam ekonomisi! Tam da böyle bir enkaz bırakmıştınız. Yalan mı?

Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan:

2013 beklentilerine ihtiyatlı iyimserlik hâkim Türk çelik sektörünün 2012 yılında yüzde 6 civarında bir büyüme gösterdiğini anlatan Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan: “Sektör dünya çelik sektörü içerisindeki performansını artırmakla kalmadığını aynı zamanda ekonomik büyümesini de sürdürmeye devam ettiğini” söyledi

Türk çelik sektörü, 2012 yılında yüzde 6 civarında bir büyüme göstererek, dünya çelik sektörünün genel performansının ve Türkiye ekonomisindeki büyümenin oldukça üzerinde bir başarı elde etmiş durumda. Söz konusu büyümenin elde edilebilmesinde, daralan global talebe rağmen, ihracatımızın yüzde 10’un üzerinde artışla, 20 milyon tonu aşması, önemli bir katkı sağlamış durumda. Türkiye, bu performansı ile, 2012 yılında iki kademe birden yükselerek, dünya çelik üretiminde 8. sıraya yerleşmiş durumda. Ancak gerçekleşen büyümeyi Türkiye’nin şartları ve hedefleri çerçevesinde değerlendirdiğimizde, yeterli bulmak mümkün değildir diyen Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan’dan sektörün 2012 değerlendirmesi ve 2013 öngörüleri hakkında bilgi aldık.

beklenen tüketimin ise, 2013 yılında % 5.3 oranında artışla, 30 milyon ton, 2012 yılında miktar açısından % 9.5 oranında artışla, 20.3 milyon tona ulaşması beklenen ihracatın, değer açısından % 2 civarında artışla, 17 milyar dolar, 2013 yılında, ihracatın miktar açısından % 8 civarında artışla, 22 milyon ton, değer açısından, % 9 civarında artışla, 18.5 milyar dolar, 2012 yılında % 8’in üzerinde artışla, 11.6 milyon ton seviyesinde gerçekleşmesi beklenen ithalatın, 2013 yılında yerli üretimin sağlayacağı ithal ikamesi sayesinde % 5 civarında düşüşle, 11 milyon ton, değer açısından ise, 2012 yılında % 5 civarında düşüşle, 11 milyar dolar seviyesine gerilemesi beklenen Türkiye’nin çelik ürünleri ithalatının, 2013 yılında, fiyatlarda beklenen toparlanmanın da etkisiyle, % 1 oranında artışla, 11.3 milyar dolar seviyesine ulaşmasını bekliyoruz.”

2012 yılında sektördeki büyüme üretim, ithalat, ihracat ve tü-

2012’de sektör üretimini etkileyen en önemli gelişmeler ne oldu?

ketim açısından hangi seviyede gerçekleşir? 2011’e göre bu kalemlerde nasıl bir değişim öngörüyorsunuz?

“2011 yılında 34.1 milyon ton seviyesinde bulunan Türkiye’nin ham çelik üretiminin, 2012 yılında % 6 civarında artışla, 36 milyon ton, 2013 yılında ise, % 7 civarında artışla, 38.5 milyon ton, 2012 yılında % 5.8 oranında artışla, 28.5 milyon ton seviyesinde gerçekleşmesi

46

OCAK 2013

“2012 yılında sektörün üretimini etkileyen en önemli faktörler arasında: Başta en büyük ihraç pazarlarımızdan Avrupa’daki kriz kaynaklı durgunluk ve Orta Doğu ve Körfez ülkelerindeki sosyal/politik karışıklıkların bölgeye yönelik ihracatımızı olumsuz yönde etkilemesi. Asya’daki büyüme hızının yavaşlaması ile Çin ve Japonya’da yerleşik üreticilerin, uluslar arası piyasa fiyatlarından 100 $/tona varan daha

düşük fiyatlardan Türkiye piyasasına ve ihraç piyasalarına yönelmesi. Dünya genelindeki talep durgunluğunun, küresel seviyede 500 milyon tonun üzerinde kapasite fazlalığı oluşmasına neden olarak, fiyatları ve dolayısıyla kâr marjlarını baskı altında tutması. Hükümetin son aylarda takip ettiği büyümeyi sınırlandırıcı politikalar. Özellikle yassı ürünlerde, Dahilde İşleme Rejimi’nin, ithalatı teşvik edici uygulamalarının üretimi baskı altında tutması. AKÇT ile aramızdaki Serbest Ticaret Anlaşması’nın sektörün yatırımlarını ve hareket kabiliyetini sınırlandırması. Enerji girdi fiyatlarına yapılan zamların, sektörün uluslar arası piyasadaki rekabet gücünü sınırlandırması gibi hususları sayabiliriz.”

2013’te sektör ihracatının hangi seviyeye çıkmasını bekliyorsunuz?

2012’de sektör kapasite kullanımı hangi seviye oldu, 2011’de ne kadardı?

“2013 yılında, özellikle yassı ürünlerde sağlanacak kısmi ithal ikamesi sayesinde, ithalatın % 5 civarında düşüşle, 11 milyon ton civarında gerçekleşmesini bekliyoruz. Dahilde İşleme Rejimi’nin ithalatı teşvik eden uygulamalarının, yerli girdi kullanımını teşvik edecek şekilde revize edilmesi halinde, ithalatta çok daha yüksek oranlı düşüşler yaşanabileceğini ve yassı çelik sektöründe kapasite kullanım oranlarının, 2012 yılında % 55 seviyesinden % 60’lar seviyesine çıkabileceğini tahmin ediyoruz.”

“2011 yılında % 76 seviyesinde bulunan sektörün kapasite kullanım oranı, 2012 yılında üretimin 2 milyon ton civarında artmış olmasına rağmen, % 73 seviyesine geriledi. 2013 yılında, global piyasalarda talebin toparlanması ve fiyatların bir miktar yükselmesinin de etkisiyle, sektörün kapasite kullanım oranının yeniden % 76 seviyesine yükseleceğini tahmin ediyoruz. 2012 yılında, global piyasalarda arz fazlalığı oluşmasının, fiyatları ve kâr marjlarını düşürmesi ve Dahilde İşleme Rejimi kapsamında, devlet desteği ile üretim yapan ve karşılaştırmalı üstünlüklere sahip olan üreticilerden yapılan ithalatın oluşturduğu baskı nedeniyle, yassı ürünlerde kapasite kullanım oranı 55 seviyelerine kadar gerilemiştir.” 2013’de sektör kapasitesini hangi seviyeye çıkmasını bekliyorsunuz? Neden?

“Özellikle 2007-2012 döneminde hızlanan kapasite artışının, 2012 yılından itibaren yavaşladığı görülüyor. Ancak sınırlı da olsa, önümüzdeki dönemde kapasitenin artmaya devam edeceğini ve 2012 yılında 50 milyon ton seviyesinde bulunan kapasitenin, 2013 yılında 51 milyon tonu aşacağını tahmin ediyoruz. Kapasite artışının, mevcut kuruluşların kapasitelerini arttırmaları yanında, yeni faaliyete geçecek tesisler tarafından da destekleneceğini öngörüyoruz.” 2013’te sektör üretiminin hangi seviyeye çıkmasını bekliyorsunuz?

“Üretiminin yarısına yakın bir bölümünü ihraç eden çelik sektörümüzün, 2013 yılında ihracatını % 8 civarında artışla, 22 milyon ton seviyesine yükselteceğini tahmin ediyoruz. 2013 yılında AB piyasasındaki durgunluğun kademeli bir şekilde kaybolmaya başlayacağını, Orta Doğu’da kısmi istikrarın sağlanacağını ve Çin başta olmak üzere, Uzak Doğu bölgesinin yeniden hızlı büyüme trendine girerek, global piyasalardaki dengeleri bozucu etkilerinin azalacağını öngörüyoruz.” 2013’te sektör ithalatının hangi seviyeye çıkmasını bekliyorsunuz?

Sektör ihracatında en fazla artış olan bölgeler neresi oldu? 2013 yılı için hedef bölge var mı?

“2012 yılında, ihracatımızın en fazla arttığı bölge Orta Doğu ve Körfez bölgesi olmuştur. Özellikle Arap Baharı sonrasında istikrarın sağlandığı ülkelere yönelik ihracatımız hızla artarken, halen bu süreç içerisinde yer alan ülkelere yönelik ihracatımızda keskin düşüşler gözlenmektedir. 2012 yılında 2 milyon ton civarında daha fazla ihracat yapılan Orta Doğu ve Körfez Bölgesi’nin ardından, 500.000 ton civarında artışla ABD ikinci sırada ve 300.000 ton civarında artışla, Kuzey Afrika bölgesi üçüncü sırada yer almaktadır. Buna karşılık, AB ülkelerine yönelik ihracatımız, bölgedeki talep daralmasının da etkisiyle, 1.5 milyon ton civarında gerilemiştir Diğer yandan 2013 yılında, Çelik İhracatçıları Birliği’nin Afrika ve Uzak Doğu’da belirlediği hedef ülkelere ve Rusya’ya yönelik ihracatımızda artış olacağını düşünüyoruz. Ayrıca, Orta Doğu ve Körfez ülkelerine yönelik ihracatımızdaki artış eğiliminin devam edeceğini öngörüyoruz.

“2013 yılında sektörün ham çelik üretiminin, % 6.5 civarında artışla, 38.5 milyon tona ulaşacağını tahmin ediyoruz. Sektörün üretim artışını sürdürebilmesinde, iç piyasada büyümeyi destekleyen politikaların uygulanmaya başlanacağına yönelik beklentiler yanında, uluslar arası piyasalardaki kriz etkilerinin zayıflamasının etkili olacağını tahmin ediyoruz.” 2013’te sektör tüketiminin hangi seviyeye çıkmasını bekliyorsunuz? “2012 yılında 28.5 milyon ton seviyesinde gerçekleşmesi beklenen Türkiye’nin çelik ürünleri tüketiminin, 2013 yılında 30 milyon tona ulaşacağını, söz konusu yükselişte, toplam tüketimin yarısına yakınını gerçekleştiren inşaat sektöründe beklenen toparlanmanın ve ekonominin büyümesini hedefleyen hükümet politikalarının, çelik ürünlerini girdi olarak kullanan imalat sanayi sektörlerinin üretimlerindeki artışın etkili olacağını değerlendiriyoruz.”

OCAK 2013

47

Polietilen Doğalgaz Borusu Alımı

İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 24 Ocak 2013 Perşembe İhalenin Yapılacağı İl: Ankara / Çankaya Kurum Adı: Başkent Doğalgaz Dağıtım A.ş. (Başkentgaz) İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: 2012/197818 Şartname Bedeli: 50 TL Bulunduğu Bölümler: İnşaat ihaleleri, yapım, onarım, tamirat, tesisat, peyzaj, çevre düzenleme, hafriyat, boya ihaleleri - Kanalizasyon, şebeke, Doğalgaz hattı, Su Arıtma tesisi, Sıhhi tesisat ihaleleri - Boru, Kauçuk, Plastik, Sentetik ürün, Çocuk oyun gurubu ve Kamelya ihaleleri

Spiral Kaynaklı Çelik Boru ve Eksantrik Redüksiyonların Temini ve Sevki İşi

İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 18 Şubat 2013 Pazartesi İhalenin Yapılacağı İl: Muğla / Yatağan Kurum Adı: Elektrik Üretim A.Ş Genel Müdürlüğü(Eüaş) Yatağan Termik Santrali İşletme Müdürlüğü İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: istihbarat Şartname Bedeli: İlan Metninde Bulunduğu Bölümler: Demir,Tel örgü, Çelik malzeme alımı, Metal, Ahşap, Plastik Doğrama ihaleleri - Personel, yolcu, yük nakliye ihaleleri, okul servisi, kargo ve taşıma, kantar - tartı hizmetleri

48

OCAK 2013

Pvc ve Pe Boru Alımı

İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 29 Ocak 2013 Salı İhalenin Yapılacağı İl: Ankara / Altındağ Kurum Adı: İller Bankası Anonim Şirketi Üstyapı Uygulama Dairesi Başkanlığı İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: 2012/194009 Şartname Bedeli: 100 TL Bulunduğu Bölümler: Boru, Kauçuk, Plastik, Sentetik ürün, Çocuk oyun gurubu ve Kamelya ihaleleri - İnşaat ihaleleri, yapım, onarım, tamirat, tesisat, peyzaj, çevre düzenleme, hafriyat, boya ihaleleri - Kanalizasyon, şebeke, Doğalgaz hattı, Su Arıtma tesisi, Sıhhi tesisat ihaleleri

Çelik Boru Alımı

İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 29 Ocak 2013 Salı İhalenin Yapılacağı İl: Sivas Kurum Adı: Türkiye Demiryolu Makinaları Sanayii A.ş. (tüdemsaş) İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: istihbarat Şartname Bedeli: İlan Metninde Bulunduğu Bölümler: Demir,Tel örgü, Çelik malzeme alımı, Metal, Ahşap, Plastik Doğrama ihaleleri - Boru, Kauçuk, Plastik, Sentetik ürün, Çocuk oyun gurubu ve Kamelya ihaleleri

Bu ilanlar www.ihaleciler.com adresinden Özgür Bilişim Ltd. Şti izni ile yayınlanmaktadır.

2012

Doğal Gaz Boru Hattı Yaptırılacak

İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 31 Ocak 2013 Perşembe İhalenin Yapılacağı İl: Ankara / Çankaya Kurum Adı: Boru Hatları İle Petrol Taşıma A.ş (BOTAŞ) İhale Türü: Yapım İşi İhale Kayıt No: 2012/183317 Şartname Bedeli: 250 TL Bulunduğu Bölümler: Boru, Kauçuk, Plastik, Sentetik ürün, Çocuk oyun gurubu ve Kamelya ihaleleri - İnşaat ihaleleri, yapım, onarım, tamirat, tesisat, peyzaj, çevre düzenleme, hafriyat, boya ihaleleri - Kanalizasyon, şebeke, Doğalgaz hattı, Su Arıtma tesisi, Sıhhi tesisat ihaleleri

Doğal Gaz Boru Hattı Yaptırılacak

İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 31 Ocak 2013 Perşembe İhalenin Yapılacağı İl: Ankara / Çankaya İşin Yapılacağı İl: Diyarbakır Dosya Görülecek İl(ler): Ankara Kurum Adı: Boru Hatları İle Petrol Taşıma A.ş (BOTAŞ) İhale Türü: Yapım İşi İhale Kayıt No: 2012/183317 Şartname Bedeli: 250 TL Bulunduğu Bölümler: Boru, Kauçuk, Plastik, Sentetik ürün, Çocuk oyun gurubu ve Kamelya ihaleleri - İnşaat ihaleleri, yapım, onarım, tamirat, tesisat, peyzaj, çevre düzenleme, hafriyat, boya ihaleleri - Kanalizasyon, şebeke, Doğalgaz hattı, Su Arıtma tesisi, Sıhhi tesisat ihaleleri

50

OCAK 2013

Korige Kanalizasyon ve Pe-pvc İçme Suyu Boruları Alımı

İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 12 Şubat 2013 Salı İhalenin Yapılacağı İl: Çankırı Kurum Adı: Çankırı Özel İdaresi Destek Hizmetleri Müdürlüğü İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: 2013/2004 Şartname Bedeli: 50 TL Bulunduğu Bölümler: Boru, Kauçuk, Plastik, Sentetik ürün, Çocuk oyun gurubu ve Kamelya ihaleleri - İnşaat ihaleleri, yapım, onarım, tamirat, tesisat, peyzaj, ç evre düzenleme, hafriyat, boya ihaleleri - Kanalizasyon, şebeke, Doğalgaz hattı, Su Arıtma tesisi, Sıhhi tesisat ihaleleri

Çelik Boru Alımı

İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 29 Ocak 2013 Salı İhalenin Yapılacağı İl: Sivas Kurum Adı: Türkiye Demiryolu Makinaları Sanayii A.ş. (Tüdemsaş) İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: istihbarat Şartname Bedeli: İlan Metninde

Bulunduğu Bölümler: Demir,Tel örgü, Çelik malzeme alımı, Metal, Ahşap, Plastik Doğrama ihaleleri - Boru, Kauçuk, Plastik, Sentetik ürün, Çocuk oyun gurubu ve Kamelya ihaleleri

Bu ilanlar www.ihaleciler.com adresinden Özgür Bilişim Ltd. Şti izni ile yayınlanmaktadır.

OCAK 2013

51

52

OCAK 2013

2012

Not:

Navlun fiyatları Port to Port olarak baz alınmalıdır. Navlun fiyatları Imcosuz ve Prepaid yüklemeler için geçerlidir. Geçerlilik süresi 31.01.2013 tarihine kadardır. Liman lokal masrafları ve dahili nakliye dahil değildir. Fiyatlarımız ihracat navlun fiyatlarıdır.

54

OCAK 2013

KISALTMALAR: 20’DC: 20’FEET STANDART DRY CONTAINER 40’DC: 40’FEET STANDART DRY CONTAINER 40’HC: 40’FEET HIGH CUBE DRY CONTAINER PB: PARA BIRIMI T/T: TRANSIT TIME

Boru Et Kalınlığının Belirlenmesi - 2 HOMOJEN VE RADYAL DIŞ BASINÇLAR

Atmosferik veya Hidrostatik Ortamlar

dn =boru cidannin orta eksenine kadar olan cap (ing) (ince borularda iq, di§ ve orta eksen caplari arasindaki fark ihmal edilebilir. t = et kalinligi (inc) Pc =gókme basinci (psi)

E = elastisite modúlú (celik icin 30.000.000) v— = Poisson oraní (celik icin genellikle 0.30 alinir.) E,r icin bu degerleri (4-2) no’lu formúlde yerlerine koyarsak

Uygulamalı Hesaplar

için bir çok teorik ve deneysel formül geliştirilmiştir. Bunlarm arasın-

Boruya uygulanan harici yüklerin karşılanmasi için, uygun et kalınlığı seçilmelidir. Bu yükler, her ikiside homojen ve radyal olarak etki eden atmosferik veya hidro-statik dış basınçlar şeklinde olabilir. Ayni şekilde, toprak altına gömülü olan boruların, hendek veya dolgu durumunda toprak basıncına dayanacak biçimde projelendirmesi gerekir. Bu konu Bölüm 6’da incelenecektir.

Dış, basınç, altındaki silindir biçimindeki kabuklar, eğilme veya akma nedeniyle içeri doğru çökebilirler. Göreceli olarak ince et kalınlığı olan kabuklar ise, malzemenin akma kuvvetinden daha düşük ortalama gerilmelerde, dengesizlik veya eğilme nedeniyle içeri doğru çökerler. Su işleri uygulamalardaki et kalınlığı /çap oranı genellikle eğilme nedeniyle çökme olabilecek şekildedir. Çökmeye neden olabilen dengesizliğin etkilerini ortaya çıkarabilmek

(Jelik borulann homojen ve radyal dış kuvvetlere karşı gösterdikleri çökme direnci için genel bir teori geliştirilmiştir. (6) Kritik bir uzunluktan daha uzun olan takviye edilmemis, bir borunun çökme basıncı uzunluktaki daha fazla bir artıştan bağımsız olduğu için, bu boru sonsuz uzunlukta bir boru olarak düşünülebilir. Bu borularda aşagidaki formül gecerlidir.

da Timoshenko (6), Love, Roark (7), Stewart ve Bryan’in formülleri sayilabilir. Stewart çelik boruların cekme basinclan icin iki deneysel formül geti rilmiştir.Et kalınlığındaki değişikikleri, tam daire biçiminde olmama durumunu ve diger üretim toleranslarını otomatik olarak dikkate alan Stewart formülü aşağıdadır.

581 psi oldugu durumlardaki egilme cókmelerinde: dn

Bu formülün daha önceki formüllere gore daha ihtiyatlı olduğu kabul edilir: (4-4) nolu formülde, borunun yuvarlak oldugu, an az akma kuweti 27.000 psi veya daha yüksek olan çelikten üretildigi ve takviye elamanları arasındaki mesafenin en az 6 cap boyu olduğu varsayılmıştır.

4.6 EN AZ ET KALINLIGI Standart belirleyici kuruluşların bir çoğu taşıma ve montaj işlemleri için gerekli olan en az band veya levha kalınlığını aşağiıaki iki formüle göre belirler: (8)

Hiç, bir durumda et kalınlığı 14 no.’dan (0.0747 inc) daha az olmamalıdır.

olan bir çalışma çekme gerilmesinin kullanılması iyi bir uygulamadır. Geçici dalga şoku basıncı ve statik basıncın gerilmesi, akma kuvvetinin % 75 ‘i olarak alunabilir. Ancak projelendirme’de dalga şoku veya su darbesi basınçlarının etkisi hiç bir zaman göz ardı edilmemelidir. Et kalınlığının arttınlması yerine, korozyon tehlikesine karşı uygun bir iç veya dış kaplamanın seçilmesi daha ekonomik ve daha akılcı olur.

4.7 iYi UYGULAMA

Et kalınlığı iç ve dış basınç, özel fiziksel yükler, iç ve dış kaplamanin türü ve diğer uygulama koşullarına göre belirlenir. İç basinç açısından maksimum proje basıncının etkisi ile, akma kuvvetinin %50’sine eşit

OCAK 2013

55

56

OCAK 2013

58

OCAK 2013

OCAK 2013

59

60

OCAK 2013

62

OCAK 2013

64

OCAK 2013

66

OCAK 2013

Year: 6 Issue: 82 January 2013

Editor

GROUP CHAIRMAN H. FERRUH IŞIK PUBLISHER MEHMET SÖZTUTAN on behalf of ILETISIM MAGAZIN GAZ. SAN ve TIC. A.Ş. ASSISTANT GENERAL MANAGER AHMET KIZIL ahmet.kizil@ihlasdergigrubu.com RESPONSIBLE EDITOR YUSUF OKÇU yusuf.okcu@img.com.tr EDITOR AHMET FARUK KOYUNCU faruk.koyuncu@img.com.tr ART DIRECTOR İSMAİL GÜRBÜZ ismail.gurbuz@img.com.tr GRAPHIC DESIGNER SAMİ AKTAŞ sami.aktas.com.tr ADVERTISEMENT MANAGER SEDAT KARADAYI sedat.karadayi@img.com.tr INT. RELATIONS AHMET ASLANTÜRK ahmet.aslanturk@ihlasfuar.com INSTITUTIONAL COMMUNICATION MANAGER EBRU PEKEL ebru.pekel@img.com.tr CHIEF ACCOUNTANT MÜRSEL GÜRLER muhasebe@img.com.tr SUBSCRIPTION AND CIRCULATION MANAGER İSMAİL ÖZÇELİK ismail.ozcelik@img.com.tr PRINTED BY İHLAS GAZETECİLİK A.Ş. 29 Ekim No: 11 A/41 34530 Yenibosna / İSTANBUL +212 454 30 00 HEAD OFFICE 29 Ekim Caddesi No: 11A/41 Yenibosna / İSTANBUL Tel.:+212 454 25 00 Faks:+212 454 25 98 www.borudergisi.com e-mail: info@boru.com.tr Articles and news may be reproduced by stating Boru Magazine as the source. Boru is published monthly. Advertisement responsibilities published in our magazine pertain to advertisers.

The major supporter of the sector in Turkey Another period is over. We have welcomed 2013 as a new period. I wish success to Turkish pipe sector through the new period. At the present situation, while there are unrest around the surrounding geography and other regions, our country has succeeded to attract the attentions by putting signatures under important successes about any subject. Now, Turkey has the position of an attraction center. The situation points out to this fact. Actually, if I were to give an example from the daily lives; which work has increased to an upper level on its own ex nihilo. It is not possible. Nothing ventured, nothing gained. Therefore, first we have to toil, then we will receive recompense for our works. Honestly, Turkey has come to these days by going through important difficulties… If it is necessary to describe this growth by another example, the iron-steel sector having a growth trend might be given as an example. At the point where we stand, Turkey has reached to the 8. place from the 15. place in the production of iron and steel. According to the data that we got from the World Steel Association, while the global iron-steel production has increased to 767 million of tons by only 1 percent increase compared to the same period of the previous year, Turkey’s production is said to reach 17,9 million tons by 9 percent increase. Now, for the next period, I would like to give some information about the 8. International Pipe and Fittings Fair which supports the sector that has a growth trend. The professional customer oriented works and the growing success of the fair give a great hope for the following years. The fair raising its level more each year has been growing by strengthening the international relations. The pipe sector that has a wide range of products and applications is trying to increase the numbers of consumption and has a big potential in this sense. Our fair that has been raising its level each year in this sense is going to huddle the sector together in Istanbul Fair Center between the dates of 28-30 March. Additionally, 8. International Pipe and Fittings Fair is the major supporter of Turkish pipe sector in Turkey. Hope to meet you at the next issue. Respectfully, Ahmet Faruk Koyuncu

Pipe 2013 wind keeps on blowing in the sector World Pipe Industry is gathering together again between 28 and 30 March 2013 at Istanbul Expo Center

70

OCAK 2013

8th International Pipe and Fittings Fair, passing beyond being only a trade platform, will hold an organization succeeding to gather a lot of national and international manufacturers, their CEOs, senior executives and company owners. Being supported by KOSGEB, “International Pipe and Fittings Fair� is getting ready for an organization that foreign representatives and purchasing committees will participate in and bilateral meetings will take place. ITA World Tube Association will be the sponsor of the fair. The fair attracted great attention in recent years in terms of domestic and foreign visitors, and viewed with interest by the business community. Considering the shrinking markets particularly in the construction and building materials industry and recently recorded international developments, the International Pipe and Fittings Fair opens new markets for the representatives of all the sectors. The pipe sector, achieving great successes all over the world with its quality, product types and brands, is gathering at its specific fair for the eighth time. Having proven its success in the past few years with its visitors from all around the world, the International Pipe and Fittings Fair, in its eighth year too, is ready to share the new developments with the sector and form the information platform the sector needed and foster the trade. Turkish pipe sector, that has been undergoing productive years since 2005, especially with its participations in 2006, is considered as one of the sectors with high business volume

of recent years. Investments in natural gas and in particular the flows of the housing affected the sector in a positive way. The sector also shows up in foreign markets as well. The research results show that in terms of amount of production, after Italy, Turkey is the second country in Europe. It can easily be told that since Turkey’s total production amount of pipe is more than the total production amount of 12 countries that joined the EU after 2005, pipe is a very important product for Turkey. Thus, Turkey has proven to be a very important production center for the EU. Turkey comes first among the countries that developed by widening its vision, exporting and are in struggle of coping with its rivals in today’s globalized and competitive world of business. Developments in the sector affects pipe sector as well. Product quality and service concept shows Turkish pipe sector’s success and quality. Turkey mostly exports pipe to Algeria, Iraq, Jordan, England, USA, Romania, Egypt, Syria, Italy and Germany. Being the first and the only fair of the sector, Pipe and Fittings Fair’s aim is to gather the pipe sector and therefore streamline trade and economy. Fair’s professional visitor focused studies and gradually widening success give hope for the coming years. Natural gas projects that are realized each passing day, infrastructure works, new buildings and the success in export in out country will once again be shown in Pipe 2013. Natural gas usage in new regions of Turkey, increasing potential in export and need for new houses are ranked among the first subjects that heat up the sector. Turkish Pipe Sector demonstrates success in terms of both product portfolio and product quality. As 2013 is approaching there is a great deal of competition in the sector. İhlas Fuarcılık organizes the 8th Pipe and Fittings Fair and embodies the companies that serve in automotive and white goods sectors. Each passing day along with the increasing need for automation and modernization, the demand for compressed air is increasing as well. Every machine and device obtains the air they need via a pipe network from compressor. In pneumatic systems, pipe network has a very high importance in delivering the compressed air. The pipe has a very important place in automotive sector as well as in white goods. Starting from manufacturers, buyers, CEOS and engineers; all people

OCAK 2013

71

working in the sector will gather together in “Pipe Fair 2013” again, as in previous years. Each passing year, raising the bar a little more, fair is growing via strengthening its foreign connections. Companies in the sector aim to succeed not only in Turkey market but in foreign markets as well. Pipe sector has a wide range of products and applications. Having such diversity in products and applications, the sector is aiming to increase consumption and it possesses the potential. 8th International Pipe and Fittings Fair will be organized between 28 and 30 March 2013 by İhlas Fuarcılık with the participation of the leader companies of the sector. STRENGTHENİNG İTS FOREİGN CONNECTİONS

The fair is still the first and the only one in our country. Companies from Italy, Germany, France, Russia, Ukraine, India, Canada, Bulgaria, England, Czech Republic, Romania, United Arab Emirates, Korea, Taiwan, Austria, Poland, Greece, Egypt, Saudi Arabia, China, Serbia and USA will participate in the fair. In the past years, hundreds of visitors participated in the fair, and now the fair keeps on strengthening its foreign connections. MEETİNG PLACE: İSTANBUL

İstanbul is one of the most exclusive cities in the world. It is a place with a geography that witnessed the history and that the Europe and Asia continents meet. Being close to Middle East and Europe, having warm relations between Russia and Turkic Republics, Istanbul succeeds in efficient trading. Istanbul will add success to 8th International Pipe and Fittings Fair’s success thanks to its geopolitical location. In order to answer the demands from other international fairs, international participants and visitors, starting from the year 2011, the annual International Pipe and Fittings Fair will be held biyearly. New arrangements are being made for the fair in order to increase the productivity and efficiency. Two new sections were added to the fair; pipeline technology and iron and steel (flat products). Numerous

72

OCAK 2013

professionals from Turkey and abroad are expected to participate ithe fair that offers metal pipes, profiles, fittings, flat products, machinery and equipments together. INCREASE İN CRUDE STEEL OUTPUT

In Turkey, this year crude steel output reached 24.1 million tons increasing 9.2 per cent. In the first quarter of the year, it is known that there was a rise in the sales of rebar in the USA, this shows that high tonnage of rebar was imported from Turkey in the same period. Companies in the sector are expected to show a deep interest in the fair. Along with the 1000 largest industrial enterprises; construction and contracting companies, petrochemical industry associations, white goods manufacturers, manufacturers of steel products, automotive industry associations, furniture manufacturers, shipbuilding industry associations, drilling companies, gas distribution companies, water and sewerage utilities, public water works, municipalities, academics of civil, metallurgy, materials, mechanical engineering and environmental department of the universities are expected to visit the fair. RİCH PARTİCİPANT PORTFOLİO

8th International Pipe and Fittings Fair will bring manufacturers of any kind of pipes and fittings and a rich portfolio of visitors together. Here is how specific fair of Turkish pipe sector participant product portfolio is planned to be: Iron and alloy pipes, stainless steel, non-ferrous metal and alloy, composite, concrete, transport, construction, precision tubes and fittings will be under Pipe and Fittings title. Casting, rolling, welding and heat treatment will be under pipe production machines title, forming, cutting, drilling, galvanizing, plating, grinding, polishing, expansion, deburring will be under pipe processing equipments title. In addition, pipeline technology, profile and machines, hot and cold rolled flat products and flat products that have been coated.

Large lightweight components with a Class A surface Romeo RIM (Romeo, Michigan, USA) uses the world’s largest Long Fiber Injection system with a double-shuttle mold carrier system to manufacture a two-piece roof made of polyurethane for agricultural machinery. The long-lasting paint surface is fully automatically produced directly in the mold using IMP (In Mold Painting). COST-EFFECTİVE LONG FİBER INJECTİON LİGHTWEİGHT CONSTRUCTİON PROCESS

KraussMaffei has delivered the world’s largest Long Fiber Injection system for manufacturing extra-large lightweight components to the USA

“The good mechanical properties and the premium-quality surfaces commend the Long Fiber Injection procedure for large-format components in many markets, and especially in the automotive and commercial vehicle industry to meet the increasing demands of the CAFC (Corporate Average Fuel Consumption) program for a lower fleet consumption,” explains Paul Condeelis, Vice President of Business Development at Romeo RIM. “KraussMaffei has been a competent partner and the only market player able to meet our requirements.” With the enormous dimensions of approximately 2.5 x 2.1 m (8’ x 7’) and an area of over five square meters (56 sq. ft.), the complete two-piece roof weighs less than 23 kg (50 lbs.) and meets all requirements regarding flexibility, good durability, low weight, and cost-effective manufacturing. Another contribution is the option for functional integration on the rear side, where the dome and ribs are attached. THE HEART OF THE SYSTEM – THE OVERSİZED MOLD CARRİER

At the center of the system is the largest mold carrier built by KraussMaffei to date, with a mold clamping area of 3660 x 3660 mm (12’ x 12’) on the molds with weights of up to 40 US tons (36 metric tons). The mold carrier with the dimensions 22 x 9.5 x 5 m and a clamping force of 400 tons is equipped with a “two-shuttle system,” which brings two bottom parts of the mold into the mold clamping unit in alternation. While the Long Fiber Injection process and the reaction time are running in one mold, the second mold can be de-molded and be prepared for the new 74

OCAK 2013

process. Every 9 to 10 minutes, therefore, one of the two elements for the complete roof is formed in alternation. For precise component thicknesses and reproducible processes, the mold carrier is equipped with an hydraulic 4-axis parallelism control, which also ensures parallel closing of the molds for asymmetric components or off-center mold clamping. “The new mold carrier will enable us to produce, for instance, even larger exterior body panels for all of the markets we service like the agricultural and heavy truck markets and to do it in a cost-competitive way,” explains Condeelis. EXPERTİSE FOR MACHİNES, PROCEDU-

RES, AND AUTOMATİON FROM A SİNGLE SOURCE

Two industrial robots, each of which are equipped with a Long Fiber Injection mixing head of the latest generation, are moved over the mold to put in the Long Fiber Injection mixture. Beforehand, two additional industrial robots can be used to put a layer of paint (In Mold Painting) and a barrier layer into the bottom mold, which prevents the fibers from standing out on the visible side. Consequently, completely painted components with excellent mechanical properties and premium quality surfaces are manufactured in a single pass. “To prevent problems from arising in the areas where the paint evaporates, the shuttle system is carried out there with explosion protection,” says Cord Hagenmeyer, project manager at KraussMaffei. “Here, the combined expertise from process engineering and mechanical engineering come to fruition. Since all components were manufactured at KraussMaffei, all requirements e able to be implemented quickly and safely.” LARGE AND YET USER-FRİENDLY

Even at such an enormous size, the operability does not fall short. This is provided for by a swivel device on the movable upper mold clamping platen. When a mold carrier is completely opened, the upper plate with the top mold can be swiveled out by

Four more orders forReika straighteners The first one will be delivered to Russia early in 2013 and a second will also be installed there shortly – both for seamless carbon pipes. The third is being built for the French precise tube market, the fourth for the Chinese heat exchanger market. All four machines are supplied to leading pipe manufacturers, where they replace Reika’s competitors’ products because of straight tube ends. The demand for the straighteners is currently booming, explained Reika sales manager Andreas Zimball: “Countries like Russia and China are investing in new power stations. The heat exchanger systems used demand high precision and resistant steel tubes. These tubes are up to 30m long with up to 25mm in diameter. In order to provide the desired high quality standards for these extremely sensitive pipes, the machines for production also require extreme precision, which is ensured by corresponding technical features. Precision and straight tube ends are, without exception, guaranteed by all Reika 10-roll straightening machines,” Mr Zimball said. The machines are built with robust, rigid and vibration-resistant steel frame structures, material protecting inlet and outlet channels, individual drives to compensate for the roller wear – merits of all roller straighteners from Hagen. The design is completely closed and compact to meet the demands of the market in terms of noise regulations and environment. In addition Reika’s experts choose rolls with large diameters in order to guarantee a lowwear operation. The maintenance-free roller carriers are centrally clamped so that the precise and backlash-free angle and height adjustment is ensured. Optimised maintenance and operation is also ensured by the machines’ design as there is easy access to the interior of the machine. According to Reika and its customers this state-of-the-art machine design certainly worked

out with the latest 3D CAD systems involving FEM simulations, which the company said beats many competitive products. For example, the adjusting and guiding components are fully protected from scale, dirt and water to prevent corrosion and excessive wear. Customers have been impressed by the automatic, self-learning, networkcapable CNC control, ensuring optimal operator comfort and reducing setup times significantly. “Last but not least, we specifically meet the requirements of our ustomers,” Mr Zimball said. “All our straighteners are made to meet the customer requirements in regards to precise straightening quality.” So customers benefit from high material output. “Our machines ensure high productivity,” added Mr Zimball. “Especially the dramatically improved precision in tube straightness and the elimination of unstraightened tube ends that provide customers with a direct economic benefit, so that return on investment is achieved after a very short time.” This promise applies to all kinds of tubes and materials: hot rolled, drawn, cold pilgered or longitudinally welded with low and high material strength.

Following recent news that several major companies have entrusted Reika with the construction of new tube straighteners the Hagen company has now booked four additional 10-roll straightening machines within the past six months

OCAK 2013

75

Arc Energy Provides Specialised Welding And Fabrication For Vector PLR Arc Energy Resources has successfully completed a contract to carry out its highly specialised welding and fabrication services on a pig launcher and retrieval system (PLR) destined for a time-critical application in the Cascade Chinook oilfield in the Gulf of Mexico, where operator Petrobras is laying an additional subsea pipeline to increase production

76

OCAK 2013

The contract, for the subsea division of Vector Technology Group, involved Arc Energy welding a soft landing arm system to the PLR as well as fabricating a structural split flange support to enable the hub of a Vector OPTIMA subsea connector to be attached to pipeline end terminations (PLETs). In addition, Arc Energy fabricated and welded a number of specialised components to produce lifting brackets and control panels that needed to meet similarly demanding welding procedures for the Vector specification. All the components were fabricated to high standards and close tolerances by Arc Energy in accordance with the American structural welding codes, AWS D1.1 and ASME VIII. Output from the Cascade Chinook field has a high hydrogen sulphide content, which necessitates the use of very tight welding parameters in order to adhere to the demands of NACE. As a result of the long pipe lengths, the internal surfaces of the pipe quickly become coated with hard scale and wax deposits, reducing production by restricting the delivery of oil ashore. ‘Pigs’ are introduced into the pipeline using specially designed launching and receiving vessels to clear debris, and to batch and clear residual product. Frequent ‘pigging’ is required to ensure that production is optimised. Vector‘s subsea division, which was awarded the contract for the 15,000psi rated pig launcher by Technip Group of Houston, completed the design for the Cascade Chinook field and, as part of the development programme, sent a team of engineers to Arc Energy’s Gloucestershire facility to discuss the critical welding elements of the project and carry out a design review for manufacture. Commenting for Vector, Executive Vice President Chris Lee says: “We have worked with Arc Energy for a number of years and have a framework agreement in place for inlaying the hubs used in our Techlok and Optima subsea connectors. More recently due to increased demand from

customers, the company is working with us on specialised fabrications, primarily against American specifications such as the demanding AWS D1.1 and ASME, for which Arc Energy is already pre-qualified. On this project the PLR is welded to the pipeline and the combination of our Optima connector and the customer’s valve enables the pig to be introduced safely into the pipeline and closed off.” Arc Energy’s welding engineers, led by managing director Alan Robinson who has a Masters degree in welding and is one of a small number of UK registered International Welding Engineers, helped the Vector team develop its drawings to a ‘designed for manufacture’ stage. The two companies then worked on a joint-venture basis to produce the fabrications that connect to the Vector PLR, which is 3.5 metres tall 2 metres wide and weighs approximately 5 tonnes. Alan Robinson says the Vector PLR was both time and safety critical for the Cascade Chinook field, so during fabrication inspectors from Vector, Technip and Petrobras spent several days at Arc Energy’s Eastington factory to approve manufacture and testing. The Vector PLR is one of two contracts awarded to Arc Energy for the Cascade Chinook oilfield and Chris Lee reports that Vector was so impressed with Arc’s ‘designed for manufacture’ approach that the second project is currently undergoing a similar process.

New levels of welding control

Thermatool Corporation has introduced a new generation of HF tube and pipe welding system that incorporates an intuitive user interface called HAZControl Technology (HCT), designed to deliver precise, independent control of weld power and frequency on each mill run

To meet the stringent demand of customers, all tube and pipe manufacturers have worked to more efficiently manufacture products to customer requirements without a compromise on quality. The quality of a tube or pipe manufacturer’s end product is primarily dependent on the quality of the weld. A successful weld is rooted in the culmination of process knowledge and industry expertise. Each producer’s approach yields a different product and with influencing variables like power, line speed, frequency, and vee geometry, the weld is as complex and vital as the industry that produces it. Thermatool has introduced HAZControl Technology to simplify the complex relationships between key HF welding variables. The HCT interface enables a user to decide upon the optimal weld parameters that define their product. It then uses predictive algorithms to calculate and plot how power, frequency, vee length and mill speed influence the weld. If any of the defined key variables

78

OCAK 2013

change, HAZControl Technology guides the operator back towards the approved HAZ width and geometry according to the producer’s requirements. HAZControl Technology represents further development of Thermatool’s variable frequency current fed inverters (CFI). True variable frequency, pioneered by Thermatool in 1999, allows controlled adjustment of output welding frequency. Other welding systems can alter frequency only by forcing an operator to change capacitors, transformer taps, induction coils, or other mechanical adjustments, which results in costly downtime. Thermatool’s HAZControl Technology guides operators by a simple visual display of the target HF weld parameters, to control output frequency in real time. The software was designed to reduce set up time and scrap by giving the operator the ability to control frequency in 1kHz increments while maintaining frequency stability of ±1%. The resulting precision ensures repeatable HAZ characteristics across an entire product range, regardless of operators, mill speeds or product. Thermatool’s intuitive HCT control panel software allows the operator to save the desired weld parameters of the optimal weld per product and quickly recall the production recipe for repeatability.


Boru Dergisi Ocak 2013 Sayısı