Issuu on Google+


Trendler değişim eğiliminde GRUP BAŞKANI H. FERRUH IŞIK İLETİŞİM MAGAZİN GAZETECİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. adına İMTİYAZ SAHİBİ MEHMET SÖZTUTAN GENEL MÜDÜR YARDIMCISI AHMET KIZIL ahmet.kizil@ihlasfuar.com SORUMLU MÜDÜR YUSUF OKÇU yusuf.okcu@img.com.tr EDİTÖR AHMET FARUK KOYUNCU faruk.koyuncu@img.com.tr SANAT YÖNETMENİ İSMAİL GÜRBÜZ ismail.gurbuz@img.com.tr CONSEPT TASARIM RECEP ÜNAL recep.unal@img.com.tr REKLAM MÜDÜRÜ SEDAT KARADAYI sedat.karadayi@img.com.tr KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRÜ EBRU PEKEL ebru.pekel@img.com.tr DIŞ İLİŞKİLER AHMET ASLANTÜRK ahmet.aslanturk@ihlasfuar.com MUHASEBE MÜDÜRÜ MÜRSEL GÜRLER muhasebe@img.com.tr ABONE İSMAİL ÖZÇELİK ismail.ozcelik@img.com.tr CTP - BASKI İHLAS GAZETECİLİK A.Ş. 29 Ekim Cad. No: 11 A/41 34530 Yenibosna / İSTANBUL +212 454 30 00 ADRES 29 Ekim Caddesi No:11 A/41 34197 Yenibosna / İSTANBUL Tel.:+212 454 25 00 Faks:+212 454 25 98 www.borudergisi.com.tr e-mail: info@borudergisi.com Boru Dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. Boru Dergisi’nin bütün yayın hakları İletişim Magazin San. ve Tic. A.Ş.’ye aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Süreli bir yayın olan Boru Dergisi ayda bir yayınlanır.

Türkiye Çelik Üreticileri Derneği verilerine göre, ilk dört aylık dönemde Türkiye’nin gerçekleştirdiği hurda ithalatı, çelik üretimindeki gerileme ile birlikte yavaşladığı söyleniyor. Yine söz konusu dönemde, Türkiye’nin ham çelik üretimi yüzde 4.6 oranında gerilemesine rağmen, hurda ithalatındaki düşüş yüzde 15.9 seviyesinde gerçekleşmiş durumda. Türkiye’nin OcakNisan döneminde gerçekleştirdiği hurda ithalatı, önceki yılın aynı dönemine kıyasla miktar bakımından yüzde 15.9 düşüşle 6.2 milyon tona gerilerken, değer bakımından da yüzde 25.1 düşüşle 2.5 milyar dolar seviyesinde kalmış durumda. OcakNisan döneminde Türkiye’nin en büyük hurda tedarikçisi olan Avrupa’dan yapılan alımlar miktar bakımından yüzde 24.7 düşüşle 3.1 milyon tona, değer bakımından da yüzde 33 düşüşle 1.2 milyar dolara gerilerken; ABD’den yapılan hurda ithalatındaki artış dikkat çekmekte. Söz konusu dönemde, ABD’den Türkiye’ye yapılan hurda sevkiyatları miktar bazında yüzde 4.5 artışla 2 milyon tona yaklaşırken, fiyatlardaki düşüşün etkisi ile değer bakımından yüzde 6.6 azalışla 794 milyon dolara gerilemiş durumda. Türk çelik endüstrisindeki yavaşlama ve düşük fiyatlı ithal tekliflerin etkisi ile Türkiye’nin Ocak-Nisan dönemindeki toplam çelik ithalatı, önceki yılın aynı dönemine kıyasla miktar bakımından yüzde 34.8 artışla 4.8 milyon tonu geride bırakırken, değer bakımından yüzde 18.3 artışla 4.2 milyon ton seviyesine yaklaşmış durumda. Söz konusu dönemde, Türkiye’nin gerçekleştirdiği ithalat kalemlerinde kütük alımları yüzde 23.7 artışla 993 bin tona, slab yüzde 316.7 artışla 676 bin tona, yassı mamuller yüzde 23.4 artışla 2.5 milyon tona, uzun mamuller yüzde 7 artışla 466 bin tona ve borular yüzde 42.4 artışla 145 bin tona ulaşmış durumda. Türkiye’nin Nisan ayında gerçekleştirdiği çelik ithalatı, son aylardaki trendin aksine yavaşlama eğilimi gösterdi. Nisan ayında yapılan çelik ithalatı, önceki yılın aynı ayına kıyasla miktar bakımından yüzde 21.2 düşüşle 1.2 milyon tona gerilerken, değer bakımından yüzde 4.3 düşüşle 1.1 milyar dolar seviyesinin altında kaldı. 2012’nin Nisan ayında yüzde 121 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, bu yılın Nisan ayında yüzde 106’ya gerilerken, Nisan ayında Türkiye’nin çelik ithalatı yavaşlarken, çelik ihracatındaki yavaşlamanın daha sert olduğu görüldü. Nisan ayında gerçekleştirilen toplam çelik ihracatı, önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 31.7 düşüşle 1 milyon tona gerilerken, elde edilen ihraç gelirleri yüzde 16.4 düşüşle 1.2 milyar doların gerisinde kalmış durumda olduğunu aldığımız bilgilere göre vermek gerekiyor. Yeni bir sayıda buluşmak dileği ile… Saygılarımızla,


06

Başbakan Erdoğan, Akıllı Şebekeler Kongre ve Sergisini açtı

10

Türk çelik sektörü bir adım önde gidiyor

20

Suya bizimle ulaşın

24

Ruukki, Türkiye’de hedef büyütüyor

30

Tosyalı Holding’ten Cezayir’e 750 milyon dolarlık yatırım

36 44

Bursagaz, Bursa’ya ve topluma değer katmaya devam ediyor Borşen Boru’dan teknik eğitim ve bilgilendirme semineri

48

Çelik sektöründe sanayici ve üniversite el ele

50

Ege Yıldız’dan bir ilk daha

52

İthalat nereye kadar

AFC .....................34-35

ÇOLAKOĞLU ........ Ö.K.İ

İHLAS NET ...............69

SUBOR .......................7

ARAZ PLASTİK .........25

DÜZGÜNLER ............43

KRİSTAL KOLA .........75

TURAN ................... A.K

ARB ..........................39

EGE YILDIZ ........9 - Ö.K

KRİSTAL ŞEHİR .......71

TÜYAP .....................65

ASMAG ................28-29

GEDİK ......................17

NAVLUN ...................73

VALFEX ......................1

AS BİLEK .................51

HES ..........................57

PAKPLAST .................3

BORŞEN ...................47

İHALECİLER .............79

PLASTSU ............20-21


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan

Başbakan Erdoğan, Akıllı Şebekeler Kongre ve Sergisini açtı Uluslararası İstanbul Akıllı Şebekeler Kongre ve Sergisinde kurduğu stantta; İlçe Kaymakamları, Belediye Başkanları, sektörün önde gelen yöneticileri, yerli ve yabancı birçok üst düzey yönetici ve bürokratı ağırlayan UGETAM, misafirlerine enerji sektörüne yönelik uyguladığı entegre çözümleri anlattı

B

aşbakan Recep Tayyip Erdoğan, Green Park Pendik Otel’de gerçekleştirilen “Uluslararası İstanbul Akıllı Şebekeler Kongre ve Sergisine katıldı. Erdoğan kongreden sonra kongre kapsamında düzenlenen Akıllı Şebekeler Sergisi’nin de açılışını yaptı. Açılışın ardından sergiyi gezen Erdoğan’a, akıllı sistemler hakkında bilgi verildi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ve Bilim, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, UGETAM Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Doğay ARINÇ, Genel

6 - HAZİRAN 2013 -

Müdür Serkan Keleşer, Pendik Belediye Başkanı Salih Kenan Şahin, UGETAM Stratejik Planlama ve Kurumsal İletişim Müdürü Hüseyin Bulundu, Teknolojik Hizmetler ve Belgelendirme Müdürü Ali Tem, Muhasebe ve İnsan Kaynakları Müdürü Ali Şen ve Eğitim ve İş Geliştirme Müdürü Selim Serkan Say’da sergi açılışında hazır bulundu.

“UGETAM’IN FAALİYETLERİNİ TAKİP EDİYORUM” Sergi kapsamında UGETAM standını

ziyaret eden Başbakan Erdoğan; UGETAM’ı biz kurduk ve UGETAM’ın çalışmalarını her zaman takip ediyoruz dedi. UGETAM Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Doğay Arınç standımıza teşriflerinden dolayı Başbakan Erdoğan’a teşekkür etti. UGETAM Genel Müdür Serkan Keleşer ise; UGETAM’ın yurt içinde ve yurt dışında yaptığı faaliyetler hakkında bilgi verdi. Uluslararası İstanbul Akıllı Şebekeler Kongre ve Sergisinde kurduğu stantta; İlçe Kaymakamları, Belediye Başkanları, sektörün önde gelen


yöneticileri, yerli ve yabancı birçok üst düzey yönetici ve bürokratı ağırlayan UGETAM, misafirlerine enerji sektörüne yönelik uyguladığı entegre çözümleri anlattı. Ayrıca sergi sürecinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ve Bilim, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün ve UGETAM yöneticileri bir araya gelerek UGETAM’ın yaptığı ve yapacağı çalışmalara yönelik görüş alışverişinde bulundular.

UGETAM’DAN ENTEGRE ÇÖZÜMLER Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımlarıyla Green Park Pendik Otel’de gerçekleştirilen “Uluslararası İstanbul Akıllı Şebekeler Kongre ve Sergisi”nde UGETAM A.Ş. Teknolojik Hizmetler ve Belgelendirme Müdürü Ali Tem, Akıllı Şebekeler Kongre ve Sergisinde “Doğalgaz Dağıtım ve İletim Sektöründe Ölçüm Alt Yapısının kurulması ve Önemi” ile alakalı bir bildiri sundu. Tem, doğalgaz sektörünün ilgi ile izlediği sunumunda; “Akıllı doğalgaz dağıtım ve iletim şebeke sistemlerinin tasarımında ölçme alanının önemli bir yer tutmaktadır. Doğalgaz dağıtım ve iletiminde birçok noktada ölçüm yapıldığını, bu ölçümlere dayalı olarak alım satım gerçekleştirilmektedir. İmkânlar doğrultusunda bazı noktalarda ölçümlerin doğrudan değil, kabuller yoluyla sağlandığına, bu kabullerinse ölçme hatalarına yol açtığına, bu sebeple dağıtım ve iletim sistemlerinde kabullerin azaltıldığı, ölçümlerin doğrudan alındığı bir yapıya doğru gitmesi gerektiğini” söyledi. Akıllı şebeke uygulamalarının

8 - HAZİRAN 2013 -

her daim bir kolunun ölçme ekseninde yürümesi gerektiğini de anlatan Tem; “ İfade edilen ölçmeye dayalı geliştirmelere paralel olarak yasal düzenlemelerde bu hususlar dikkate alınması gerekir. Akıllı şebeke çözümleri üreten kuruluşlarının lokal çözümlerden entegre çözümlere doğru yapılanmaları ve Akıllı şebeke uygulamalarının bir parçası olan veri iletişimindeki ekonomik ve teknik engel ve eksikliklerin giderilmesi gerekmektedir” dedi. UGETAM standını ziyaret eden Başbakan Erdoğan; “UGETAM’ı biz kurduk ve UGETAM’ın çalışmalarını her zaman takip ediyoruz” dedi.

Bilim, Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, UGETAM Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Doğay Arınç’tan faaliyetleri hakkında bilgi aldı.


Türk çelik sektörü bir adım önde gidiyor

D

ünya ham çelik üretimi, 2000 yılından sonra dünya ekonomisindeki istikrarlı büyümeye ve artan talebe bağlı olarak hızlı bir büyüme sürecine girmiştir. 2000 yılında 847 milyon ton olarak gerçekleşen dünya ham çelik üretimi, 2009 yılında 1 milyar 236 milyon ton seviyesine ulaşmış durumda. Küresel ekonomik kriz sonucu düşen talep nedeniyle, 2008 ve 2009 yıllarında azalan dünya çelik üretimi, 2010 yılında yeniden yükseliş eğilimine girmiş ve % 15.7 gibi yüksek bir oranda artarak, 1 milyar 430 milyon ton seviyesine ulaşmıştır. 2011 yılında ise, dünya çelik sektöründeki büyüme, kriz kayıplarının telafi edildiği 2010 yılına kıyasla önemli ölçüde yavaşlayarak, % 6.8 seviyesinde kalmış ve dünya çelik üretimi 1 milyar 527 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Bu büyümede, geçtiğimiz yıllardan farklı

10 - HAZİRAN 2013 -

olarak, Çin etkisinin azalma eğilimini sürdürdüğü gözlenmiştir. 2000’li yıllarda sistemli bir şekilde % 20 civarında büyüyen Çin’in çelik üretimindeki artışı, son iki yıl içerisinde % 9-10 bandına oturmuştur. 2011 yılında, büyük çelik üreticisi ülkeler arasında yer alan Japonya ve İspanya’nın üretimi gerilerken, ABD, Hindistan, Rusya, Almanya, Ukrayna, Brezilya ve Fransa’nın üretimindeki artış, dünya ortalamasının altında kalmıştır. Dünya çelik üretimindeki büyümenin, 2010 yılına kıyasla, % 15.7’den, % 6.8’e gerilediği 2011 yılında, Türk çelik sektörü, 2 puanlık artışla, % 17 oranında büyümeyi başarmıştır. Ekonomisindeki büyümenin iki misli civarındaki bu büyüme oranı ile Türkiye, 2011 yılında, dünyanın en büyük 30 çelik üreticisi arasında, üretimini en hızlı arttıran ülke olmuştur.


2000 yılında 127 milyon ton seviyesinde bulunan Çin’in ham çelik üretimi, % 295 oranında artışla, 2008 yılında 512 milyon ton seviyesine ulaşmış ve Çin’in üretimindeki yüksek oranlı artış, tüm dünyada demir çelik ticaretindeki dengeleri değiştirmiştir. 2011 yılına gelindiğinde Çin yine en fazla üretimi yapan ülke olmuş, 695,5 milyon tonla dünya ham çelik üretiminin % 45.5’ ini gerçekleştirmiştir. Üretimindeki artışla birlikte, Çin Halk Cumhuriyeti, dünyanın en büyük net ithalatçısı konumundan, dünyanın en büyük net ihracatçısı konumuna gelmiştir. Dünya demir çelik ihracatı, yıllar içinde aşağıdaki grafikte görülen seyri izlemiştir. 2005 yılından 2008 yılına kadar seyreden artışla, 2008 yılında yakalanan 520,6 milyar ABD dolarlık ihracat; 2009 yılında küresel krizin etkisiyle, 274,8 milyar ABD doları seviyesine düşmüştür. 2010 yılında toparlanmaya başlayan dünya demir-çelik ihracatı, 379,1 milyar dolar seviyelerine ulaşmıştır.

Büyük bir ivme ile yoluna devam eden Türk çelik sektörü, 2 puanlık artışla, % 17 oranında yakalamış olduğu büyüme ile tavan yapmış durumda

ÇELİK BORU SEKTÖRÜNÜN DÜNYADAKİ DURUMU İnşaat, kimya, enerji ve diğer endüstri alanlarında geniş bir kullanımı olan çelik boru sektörü, oluşan belirsiz ekonomik koşullarda bile değişen büyüme oranlarıyla gelişimini sürdürmüştür. Diğer yandan küresel ekonomik büyüklüğü 27 milyar ABD dolara ulaşan çelik boru sektöründe önde gelen ithalatçı ülkeler arasında, Amerika Birleşik Devletleri, Batı Avrupa, Avustralya ve Japonya bulunmaktadır. Hindistan en büyük çelik boru ihracatçısı olup, onu sırasıyla Endonezya, Malezya ve Tayland takip etmektedir. 2008 yılında 48,6 milyar ABD doları olan dünya çelik boru ihracatı, küresel krizin etkisiyle, 2009 yılında 30,5 milyar ABD doları seviyesine gerilemiştir. 2010 yılında ise, genel seviyesini koruyarak, 31,7 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

- HAZİRAN 2013 -

11


Türk çelik sektörünün en büyük ihraç pazarı konumunda bulunan Orta Doğu bölgesinde, kamu finansmanlı büyük inşaat ve altyapı projelerinde, rakip ülkelerin fiyatlarına kıyasla yüksek olmasına rağmen, kalitesinden dolayı Türk çeliği tercih edilmektedir. DÖKÜM SEKTÖRÜNÜN DÜNYADAKİ DURUMU Döküm ürünleri; imalat sanayinin önemli bir ara malı olmakla beraber, uçak ve otomobil gibi ürünlerin önemli parçalarından, ev uygulamalarına ve cerrahi ekipman üretimine kadar küresel ekonominin ve hayatımızın her alanında kullanılmaktadır. Gelişen teknoloji ve değişen ihtiyaçlar doğrultusunda dünya döküm fabrikalarının ürettiği malzemeler de yıllar itibarıyla değişimler geçirmiştir. Pik döküm ve özel alaşımlılar haricindeki çelik döküm ürünleri pazar paylarını kaybetmekte ve pazardaki paylarının önemli bir bölümünü sfero döküm ürünlerine bırakmaktadırlar. Temper döküm kullanımı, sürekli bir şekilde azalmakta ve bu döküm şeklinin, kısa bir gelecekte spesifik fittings uygulamalarından başka pazarının kalmayacağı değerlendirilmektedir. Gelişen teknolojiler ve değişen koşullarla

12 - HAZİRAN 2013 -

alüminyum, magnezyum, plastik ve kompozit malzemeler gibi yeni malzemelerin kullanımları artmaktadır. Çin, ABD, Hindistan döküm sektöründe dünyanın önde gelen üreticileri arasında yer almakta olup, 2008 yılında dünya toplam üretimi 93,4 milyon tona ulaşmıştır. Avrupa Döküm Birliği ve Çin Döküm Birliği verilerine göre, 2009 yılında Avrupa ülkeleri toplamda 11,7 milyon tonluk döküm yaparken, Çin 35,5 milyon tonluk döküm yaparak dünya üretiminin 3’te 1’ini gerçekleştirmiştir. İlk on ülke üretimi toplamı 2009 yılında 70,5 milyon tona ulaşarak, dünya üretiminin % 88’ini (80,3 milyon ton) oluşturmuştur. AB ve diğer batı ülkeleri döküm sektörünün zorluğu, katma değerinin düşüklüğü, emeğe dayalı olması nedeniyle, bu sektörde yeni yatırımlar yapmayıp ihtiyaçlarını Doğu Avrupa, Türkiye, Çin, Hindistan gibi ülkelerden temin etme yoluna gitmektedirler. Hammadde fiyatlarındaki dalgalanmalar, enerji fiyatlarının yüksekliği, Çin, Hindistan ve Doğu Avrupa ülkeleri ile yaşanan rekabet, sektördeki büyümeyi etkileyebilecek faktörler olarak ön plana çıkmaktadır.


ALÜMİNYUM SEKTÖRÜNÜN DÜNYADAKİ DURUMU Dünyadaki üretim değerlerinde Avrupa, Kuzey Amerika ve Körfez bölgesi en fazla üretim yapan bölgeler olmuştur (IAI istatistikleri). Yıllara göre dünyada görülen üretim miktarı aşağıdaki tablodaki gibi seyretmektedir. 2011 yılında dünyada, 25,6 milyon ton birincil alüminyum üretilmiştir. 2010 yılında bir ton birincil alüminyum üretimi için 15,496 kilowatt saat elektrik enerjisi kullanmıştır.

Avrupa üretimi, dünya üretiminin % 19’unu oluşturmasına rağmen AB ülkeleri çevresel sorunlar nedeniyle birincil alüminyum üretiminden çekilmeye başlamışlardır. Dünyada imalat sanayinde alüminyum tüketimi en fazla ulaşım sektöründe, bunu takiben ise ambalaj, inşaat, makine, elektrik alanlarında yapılmaktadır. Dünyada alüminyumun üretimi ve tüketimindeki artış devam ederken, en fazla tüketim Çin tarafından gerçekleştirilmektedir.

BAKIR SEKTÖRÜNÜN DÜNYADAKİ DURUMU Dünya bakır sektörünün gelişim trendi, gerek üretim ve gerekse tüketim olarak Maden, İzabe ve Rafinasyon tesisleri bazında incelenmiştir. Tıpkı Demir Çelik sektöründe ham çelik esas alındığı gibi, bu incelemede de temel gösterge olarak, rafine bakır esas alınmaktadır. Önde gelen bakır üreticileri arasında, Çin, ABD, Japonya ve Avrupa Birliği ülkeleri gibi ülkeler yer almaktadır. Sektörde önde gelen ülkelerden biri olan Çin, bakır üretiminde, rakiplerinin aksine sürekli artış göstermektedir. 2009 yılında dünyada 15,87 milyon tonluk bakır üretimi gerçekleştirilmiştir.

Sektörde ihracata yönelik çalışan üreticiler çoğunlukla Avrupa, Asya ve Türk Cumhuriyetleri pazarlarına mal göndermektedirler. En fazla ihracat yapılan ülkeler, alüminyum alt gruplarına göre farklılık göstermekle birlikte, Almanya, İtalya, Rusya, Fransa, İngiltere ve Bulgaristan’dır. Sektörün 2010 yılı toplam ihracatı 147,5 milyar ABD dolar olarak gerçekleşmiştir.

- HAZİRAN 2013 -

13


Ülkemizde çelik boru talebi, tüm dünyada olduğu gibi, ülke ekonomisinin genel durumuna, altyapı yatırımlarına, nüfus artışına paralel konut ihtiyacına ve genel olarak inşaat sektörünün seyrine doğrudan bağlıdır. ÇİN, ALMANYA, ABD VE İTALYA ÖNDE GELİYOR Dünya bakır sektörü sürekli bir artış trendi sergilemektedir. Entegrasyon ve pazar etkinliği açısından, dünya bakır ‘hammadde, ara ürünler sektörü’ sıralamasında ön sıralarda yer alan ülkeler arasında, sadece doğal bakır maden kaynaklarına sahip olan ülkeler değil, aynı zamanda, Japonya ve Almanya gibi teknolojik kalkınmışlık düzeyi yüksek olan ülkeler de yer almaktadır. Bakır sektörünün dış ticaretine bakıldığında, 2005 yılından 2009 yılına kadar artan bir ivme izlemiş, 2009 yılında düşme göstererek 105,4 milyar ABD dolara gerilemiştir. 2010 yılında ise, iyileşen ekonomik koşullarla beraber eski seviyelere ulaşılarak, 154,3 milyar ABD doları dünya ihracatı gerçekleştirilmiştir. Bakır ihracatında önde gelen ülkeler arasında Çin, Almanya, ABD ve İtalya bulunmaktadır.

DEMİR-ÇELİK SEKTÖRÜNÜN TÜRKİYE’DEKİ DURUMU Türk demir-çelik sektörü, son 8 yıl içerisinde % 87 oranında büyüme kaydederek, Çin’den sonra üretimini en fazla arttıran ülke konumunu elde etmiş ve Çin hariç toplam dünya üretimindeki büyümenin 8 misli daha yüksek bir performans sergilemiştir. 2008 yılının ilk yarısında, uluslar arası piyasalardaki güçlü talep sayesinde, üretim ve ihracat açısından iyi bir dönem geçiren demir-çelik sektörü, petrol ve emtia fiyatlarındaki düşüşe paralel olarak, Ağustos ayından itibaren daralma eğilimi içerisine girmiş ve 2009 yılında yaşanan küresel krizden etkilenmiştir. Dünya ham çelik üretiminin % 7,8; Çin hariç dünya ham çelik üretiminin % 20,5 oranında gerilediği 2009 yılında, Türkiye’nin üretimi % 5,6 oranında gerilemiş ve bu yönüyle Türkiye, dünyanın en büyük 10 çelik üreticisi arasında, Çin ve Hindistan’ın ardından en iyi performansı gösteren 3. ülke olmuştur. 2011 yılında ekonomik krizin büyük oranda aşılmaya başlanmasıyla yıllık üretim miktarı 34,1 milyon tonu bulmuştur. Türkiye, dünyanın en büyük 10 çelik üreticisi arasında, en fazla üretim artışı gerçekleştiren ülke konumundadır.

2011 yılındaki 34,1 milyon tonluk ham çelik üretiminin 24,4 milyon tonu (% 71,6’sı), uzun ürünlerin yarı mamulü olan kütüklere, 9,7 milyon tonu (% 28,4) yassı ürünlerin yarı mamul konumundaki slaba yönelik olarak gerçekleşmiştir. 2011 yılında

14 - HAZİRAN 2013 -


elde edilen toplam 5,64 milyon tonluk nihai ürün üretim artışının % 57’si uzun ürünlerde, % 43’ü yassı ürünlerde gerçekleşmiştir. Çelik sektörü, uzun ürünlerde Türkiye tüketiminin iki katından daha fazla üretim yaparken, katma değeri yüksek olan yassı ve vasıflı çelik ürünlerinde, tüketiminin sırasıyla % 44 ve % 32’sini üretebilmiştir. Bu nedenle, sektör uzun ürünlerde net ihracatçı iken, yassı ürünlerde yeterli kapasiteye sahip olmasına rağmen üçüncü ülkelerden yapılan kalitesiz ve düşük fiyatlı ithalat baskısının üretimi sınırlandırması, vasıflı ürünlerde ise, kapasitenin yeterli seviyede bulunmaması nedeniyle net ithalatçı konumunda yer almakta.

DIŞ TİCARET 2008 yılında gerçekleşen çelik fiyatlarındaki yüksek oranlı artışlar nedeniyle, 14,9 milyar dolara kadar çıkan sektörün ihracatı, 2009 yılında fiyatların hızla düşmesiyle, 7,6 milyar dolara kadar gerilemiştir. Sonraki yıllarda ise, üretimdeki artışa paralel olarak, ihracat da kademeli bir şekilde yükselmeye devam etmiştir.

Ancak ürün grupları bazında, sektörün yassı, vasıflı ve paslanmaz çelik ürünlerinde net ithalatçı olduğu gözlenmektedir. Türk çelik sektörü, 2011 yılında 22,9 milyon ton uzun ürün üretmiş, buna karşılık tüketim 13,7 milyon ton seviyesine yükselmiştir. Yassı ürünlerde ise, 15 milyon tonun üzerinde üretim kapasitesine sahip olunmasına rağmen, yalnızca 9,08 milyon ton yassı ürün üretilebilirken, 13,2 milyon ton seviyesinde gerçekleşen tüketim için 6,4 milyon ton ithalat gerçekleştirilmiştir. İthalat baskısının hafiflememesi, yassı ürünlerde kapasite fazlalığının oluşmasına ve sektörün milyarlarca dolar yatırımla oluşturduğu yassı ürün üretim kapasitelerinin atıl kalmasına neden olmaktadır. 2011 yılında, sektörün toplam çelik ürünleri ihracatı 10,9 milyar dolar, ithalatı ise 9,3 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Yassı ürün ihracatı, 1,18 milyar dolardan, 1,94 milyar dolara ulaşarak, değer bazında % 65 artış sergilemiştir. Aynı yıl yassı ürün ithalatı 5,7 milyar dolardan 6,4 milyar dolara ulaşmıştır. 2011 yılında en fazla ihracatımız Orta Doğu ülkeleri, AB ülkeleri ve Kuzey Afrika’ya yapılmıştır. 2011 yılında, sektör girdiler de dâhil olmak üzere, toplam olarak 25 milyar dolarlık ithalat ve 17 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirmiştir. (Söz konusu değerler, Demir ve çelik ürünleri, Demir veya çelikten eşya, Demir cevherleri ve konsantreleri, Koklaşabilir Taş Kömürü, Dingil, tekerlek vb. aksam-parçalarından oluşturmaktadır. Sektör ithalatının 9,7 milyar dolarını ise hurdalar oluşturmaktadır.) Türkiye’deki yassı çelik ürünleri üretim açığının kapatılmasını teminen; İSDEMİR

üretiminin uzun üründen yassı ürüne dönüştürülmesi projesinin yanında, Tosçelik, Çolakoğlu ve MMK Metalurji de yassı ürün üretimine başlamıştır. Bu sayede; sektörde uzun yıllardır altı çizilen, uzun-yassı ürün üretim dengesizliğinin çözüme ulaştırılması konusunda son yıllarda önemli gelişmeler yaşanmış ve sektör, yurtiçi tüketimin üzerinde bir üretim kapasitesine ulaşmıştır. 2011 yılı itibariyle, toplam yurtiçi yassı çelik tüketimini karşılayabilecek seviyeye gelen Türkiye’nin yassı ürün üretim kapasitesi, devam eden ithalat baskısı nedeniyle etkin bir şekilde kullanılamamıştır. 2012 yılı itibariyle yıllık 16 milyon ton seviyesine ulaşan sektörün yassı çelik üretim kapasitesinin, 2015 yılına kadar 20 milyon ton seviyesine ulaşacağı tahmin edilmektedir. Özellikle devlet destekli üretim yapan Rus ve Ukraynalı üreticilerden yapılan ithalatın yerli üreticiler üzerinde oluşturduğu baskının hafiflemesi halinde, halen bir kısmı elverişsiz piyasa koşulları nedeniyle askıya alınmış bulunan yassı ürün yatırımlarının planlandığı şekilde tamamlanabileceği ve yerli üretimin iç talebi karşılamakla birlikte, yassı ürünlerde de net ihracatçı konumuna ulaşılarak, Türkiye’nin dış ticaret ve ödemeler dengesi açığının kapatılmasına katkı sağlanabileceği değerlendirilmektedir. Vasıflı çelik ürünleri grubunda ise üretim tüketimin altında seyretmeye devam etmektedir. Ülkemizin vasıflı çelik üretimi 395 bin ton seviyesinde kalırken, tüketimi yaklaşık olarak 3 misli gibi daha yüksek bir seviyede gerçekleşmiş ve vasıflı çelik ürünlerinde 840 bin ton net ithalat yapılmıştır. Türk demir-çelik sektörü Rusya, Ukrayna, Çin gibi rakip ülkelerdeki üreticiler karşısında sahip olduğu yüksek maliyetlerle birlikte, bu ülkelerdeki üreticilerin yararlandığı doğrudan ve dolaylı devlet yardımları neticesinde oluşan dezavantajlı konumunu, ürettiği ürünlerin kalitesi ve kalite imajı sayesinde engelleyebilmektedir. Türk çelik sektörünün en büyük ihraç pazarı konumunda bulunan Orta Doğu bölgesinde, kamu finansmanlı büyük inşaat ve altyapı projelerinde, rakip ülkelerin fiyatlarına kıyasla yüksek olmasına rağmen, kalitesinden dolayı Türk çeliği tercih edilmektedir.

DEMİR ÇELİK’TE ÜRETİM 1999 yılında yaşanan deprem sonucunda sekteye uğrayan inşaat sektörünün 2004 ve 2005 yıllarında canlanması ile birlikte çelik boru sektörü ciddi bir ivme kazanmıştır. Türk çelik boru sektörü, 2010 yılında 3,4 milyon tona ulaşan üretimiyle İtalya’dan sonra Avrupa’daki en büyük üretici ülke konumundadır. Bu miktar 2011 yılında 3,76 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Toplam kapasite açısından, sektör önümüzdeki on yıla cevap verecek düzeydedir. Türkiye, çelik boru üretiminin yaklaşık % 55’ini iç pazarda tüketmekte, % 45’ini ise ihraç etmektedir. Türk çelik boru üreticileri; Afrika, Avrupa ve Amerika’ya uzanan birçok ülkeye petrol, doğalgaz ve su hatlarında kullanılan çelik boruları ihraç etmekte ve bu ülkelerde boru hattı döşeme uygulamalarını gerçekleştirmektedir. Demir-çelik boru sektöründe, maliyetleri etkileyen en önemli unsur hammadde fiyatlarıdır. Sektörün en önemli hammaddesi rulo saclardır. Bu nedenle, çelik boru sektörü demir-çelik endüstrisi için büyük öneme sahiptir. Çelik boru üreticileri ile yassı mamul üreten tesisler arasında karşılıklı bağımlılık vardır. Bu doğrultuda, yassı mamul üretim tesislerinin; ihracat politikaları, fiyat politikaları, üretim programları, üretilen ham maddelerin kaliteleri ve bulunabilirliği, ithalat kotaları, her iki tarafı da ilgilendiren ortak konulardır. Batı ülkeleri ile karşılaştırıldığında, ülkemizde kişi başına düşen demir-çelik ve çelik boru tüketimi, gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen tüketim miktarlarının altındadır. Bu nedenle iç piyasa talebinin orta ve uzun vadede yüksek seyretmesi beklenmektedir. Ülkemizde

- HAZİRAN 2013 -

15


çelik boru talebi, tüm dünyada olduğu gibi, ülke ekonomisinin genel durumuna, altyapı yatırımlarına, nüfus artışına paralel konut ihtiyacına ve genel olarak inşaat sektörünün seyrine doğrudan bağlıdır.

SEKTÖRÜN DIŞ TİCARETİ AB ile olan entegrasyon sürecinde sanayi açısından yaşanan hızlanma ve Gümrük Birliği’nin etkisi ile sektörün üretim kalitesi artmış, Afrika’ya, AB ülkelerine ve ABD’ye ihracat yapılmaya başlanmıştır. İthal hammaddede gümrük vergilerinin çok yüksek olmasına karşın nihai ürün ithalatında vergi olmaması üreticileri olumsuz yönde etkilemektedir.

Yıllık boru ihracatının % 60’ını AB ülkeleri oluşturmaktadır. Bu performansı ile Türkiye ve Türk çelik boru üreticileri Avrupa’da kabul görür markalar haline gelmiş ve diğer üçüncü ülke ihracatçılarına karşı önemli bir rekabet üstünlüğü yakalamıştır. Bugün AB ülkeleri, gerçekleştirdikleri toplam çelik boru ithalatının % 25’ini Türkiye’den yapmaktadır. Türkiye’nin diğer önemli ihracat pazarları arasında ABD, Kanada, Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkeleri yer almaktadır. 2011 yılında Türkiye toplam çelik boru ihracatı 1,481 milyar ABD dolar, ithalatı ise 398,0 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’nin dikişli boru sektöründe ihtiyacı karşılayacak yeterli üretim kapasitesi mevcut olmasına rağmen bazı boru çeşitleri ithalat ile temin edilmektedir. Sektörde yerli dikişsiz boru üreten firma sayısının tek olması sebebiyle, dikişsiz borular önemli oranda ithalat yoluyla tedarik edilmektedir. Türkiye’nin boru ithalatı içindeki en önemli payı AB ülkeleri almaktadır.

DÖKÜM SEKTÖRÜNÜN TÜRKİYE’DEKİ DURUMU Üretim konusunda yapılan faaliyetler aynı şekilde devam etmekle birlikte, Türk döküm sektörünün gerek Avrupa’da, gerekse dünyada önemli bir yeri vardır. Türkiye, Avrupa Döküm Birliği verilerine göre 2010 yılında toplam 1,3 milyon tonluk döküm üretimi ile toplam döküm üretimi açısından Avrupa’da 4’üncü sırada yer almaktadır. Döküm teknolojisi metalleri işlemek ve şekillendirmek konusunda yüzyıllardır kullanılagelen, en önemli endüstriyel dallardan birisidir. Türkiye’de döküm sektörü ve zanaatı tarihsel geçmişi ile beraber sanayileşme döneminde de önemli özel teşebbüs yatırımları ile gelişme göstermiştir. Türk döküm sektöründe yer alan 1.200 civarında kuruluş, 2010 yılında 2,93 milyar ABD dolar kıymetinde 1,3 milyon ton üretim yapmış ve 30.500 kişiye istihdam oluşturmuştur. Döküm

Bugün AB ülkeleri, gerçekleştirdikleri toplam çelik boru ithalatının % 25’ini Türkiye’den yapmaktadır. Türkiye’nin diğer önemli ihracat pazarları arasında ABD, Kanada, Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkeleri yer almaktadır.

16 - HAZİRAN 2013 -


sektörü temel metalurjik özelliklerine göre pik/sfero/temper; çelik; bakır alaşımları ve alüminyum alaşımları dökümü olmak üzere dört grupta incelenebilir. Türkiye’deki değişik yapıdaki döküm işletmelerinin birçoğu 2008 yılında % 92 kapasite kullanım oranı ile çalışmıştır. Sektörde çok hızlı gelişen talep ve hızlı büyüme karşısında, nitelikli eleman temininde büyük sorunlarla karşılaşılmaktadır. Döküm, diğer üretim metotlarına göre üstünlükleri ve gelişen modern teknolojiler ile hem dünyada hem de Türkiye’de uzun yıllar önemini koruyacaktır. Her yıl artan dünya üretim rakamları da bunun kanıtıdır. Döküm ürünleri ağırlık/kıymet oranı düşük ürünler olduğundan navlun bedeli, ürünün dış ticaretinde önemli bir maliyet kalemini oluşturmaktadır. Verimli bir demiryolu ve denizyolu taşımacılığının oluşturulması, sektörün rekabet gücünü artıracaktır. AB Çevre Standartlarına uyum çalışmalarının da, üretim maliyetlerinin % 4-5 civarında artmasına yol açacağı değerlendirilmektedir. Sektörde kullanılan sıvı metalin elde edilmesinde ağırlıklı olarak elektrik enerjisi kullanılmakta ve maliyette önemli bir paya sahip bulunmaktadır. Kullanılan en önemli hammaddeler, pik ve çelik hurdası olup, bu hurda yurtiçinden ve yurtdışından temin edilmektedir. Türk sanayisi için genç konumda olan alüminyum döküm sektöründe; özellikle yerli otomotiv sanayinin gelişmesi ve döküm ihracatında talep artışı nedeniyle önemli ilerlemeler beklenmektedir. Alüminyum döküm ile beraber Zamak dökümü de gelişme göstermektedir. Türk döküm üreticilerinin rekabet gücü, Doğu ve Batı Avrupalı üreticilere karşı daha düşük düzeydedir; zira Avrupalı üreticiler, bu ürünlerin geliştirilmesine doğrudan katılmaktadır.

AB ÜLKELERİ BÜYÜK BİR YER TUTUYOR Türk döküm sektörünün ürettiği malların ihracatında yıllar itibarıyla artan bir gelişme gözlenmektedir. Gerçekleştirilen ihracatın içinde, AB ülkeleri büyük bir yer tutmaktadır. Türk döküm sektörünün ürettiği malların ihracatında son 10 yıldır görülen artış trendi; Çek Cumhuriyeti ve Polonya yanında Hindistan, Çin ve İran üreticilerinin sübvansiyonlu veya

18 - HAZİRAN 2013 -

dampingli fiyatlar ile Avrupa pazarlarına girmesi üzerine, azalma göstermiştir. Sektörün 2010 yılı dış ticareti ve kullanıcı sektörler, aşağıdaki tabloda görülmektedir. Sektör 2010 yılında 3,8 milyar ABD dolarlık ihracat gerçekleştirmiştir. Ayrıca, uygulanmakta olan kur politikaları da tüm ihracatçı sanayi sektörleri gibi, döküm sektörünün de yurt dışı pazarlardaki rekabet gücünü yitirmesinde etkili olmuştur. Batı Avrupa ülkelerindeki pazarlara olan uzaklık nedeniyle, navlun ve mal bedeli içinde % 15 seviyelerinde ciddi bir paya sahiptir. Avrupa’ya verimli demiryolu nakliyesinin sağlanması halinde navlun maliyetlerindeki düşüşe bağlı olarak, rekabet gücü iyileştirilebilecektir. Diğer taraftan, AB ülkeleri maliyet düşünceleri ile mühendislik ve teknolojik seviye beklentisi yüksek malzemelerle ilgili yatırımlarını, önümüzdeki dönemde Türkiye’ye kaydırmalarının sektörde, teknoloji seviyesi yüksek ilave kapasitelerde artışa imkân sağlayacağı değerlendirilmektedir. 2008 yılında Türk döküm sektörü 2,5 milyar ABD dolarlık ihracat gerçekleştirmiştir.


Türkiye’nin dikişli boru sektöründe ihtiyacı karşılayacak yeterli üretim kapasitesi mevcut olmasına rağmen bazı boru çeşitleri ithalat ile temin edilmektedir. Sektörde yerli dikişsiz boru üreten firma sayısının tek olması sebebiyle, dikişsiz borular önemli oranda ithalat yoluyla tedarik edilmektedir. Türkiye’nin boru ithalatı içindeki en önemli payı AB ülkeleri almaktadır.

ÜLKEMİZDE DEMİR-ÇELİKTEN SONRA EN ÇOK TÜKETİLEN METAL Alüminyum sektöründe değişik alanlarda faaliyet gösteren 1.500’ü aşkın firma bulunmakta ve toplam istihdamın yaklaşık 30.000 kişi civarında olduğu tahmin edilmektedir. Alüminyum sektörü; birincil alüminyum, ikincil alüminyum, ekstrüzyon, yassı ürünler, döküm ürünleri ve iletken ürünler üretiminden oluşmaktadır. Alüminyumun hafifliği, korozyona karşı dayanıklılığı, şekillendirilebilmesi ve iletken olması sebebiyle başta ulaştırma, ambalaj, inşaat, makine, elektronik ve elektrik, beyaz eşya sektörleri olmak üzere pek çok sektörde kullanımı sürekli yaygınlaşmaktadır. Kapasite olarak bakıldığında, Türkiye’de alüminyum sektöründe faaliyet gösteren firmaların toplam üretim kapasitelerinin 750 bin ton civarında olduğu tahmin edilmektedir. İki tür üretim teknolojisinden biri olan “sürekli döküm” teknolojisinin “direkt döküm” teknolojisine göre yatırım maliyetlerinin düşük olması, bu teknolojinin yoğun olduğu kapasitelerin kurulmasına neden olmuştur.

Alüminyum, ülkemizde demir-çelikten sonra en çok tüketilen metaldir. 2006 yılında Türkiye iç tüketim rakamı 446 bin ton iken bu değer 2007 yılında 526 bin tona ve 2008 yılında ise 556 bin tona ulaşmıştır. Ancak 2009 yılı verilerine göre, ülkemizde alüminyum tüketimi kişi başına yılda 9 kilograma ulaşmış olup, bu miktar gelişmiş ülkelerin ortalamasına göre 4-5 kat daha düşüktür. Önümüzdeki yıllarda ise, kişi başına tüketimin, yılda 30 kilogram seviyelerine yükseleceği tahmin edilmekte ve sektörün önünde büyük bir gelişme alanı olduğu öngörülmektedir. Alüminyum sektöründe en önemli maliyet, ithalata bağımlı olan hammaddede yaşanmaktadır. Bu nedenle, bünyelerinde hammadde üretimini de barındıran firmaların hammadde tedarikinden sahip oldukları avantajlara ülkemiz üreticileri sahip olamamaktadır. Ülkemizdeki enerji birim fiyatlarının diğer ülkelerle karşılaştırıldığında daha yüksek olması maliyetleri yükselten bir diğer etmendir. Mevcut üretim tesislerimiz, dünya ölçülerine göre orta ve küçük ölçekli tesisler olmakla beraber, ekonomimizin gelişmesine paralel olarak sektörde de gelişme görülmektedir. Günümüzde Türk alüminyum sektörü 4 milyar ABD dolara yakın iş hacmiyle ülke sanayinin en önemli sektörlerinden birisidir.

İTHALAT ÖNEMLİ YER TUTUYOR Alüminyum sektörü ham alüminyum ihtiyacının büyük kısmının ithalatla karşılanıyor olmasına karşılık, sektör ciddi oranda mamul madde ihracatı gerçekleştirmektedir. Mamul madde üretiminin yarıdan fazlası ihraç edilmektedir. Bu ürün gruplarının ihracatında alüminyum ekstrüzyon ürünleri ilk sırada yer alırken, alüminyum hadde ürünleri ikinci sırada, alüminyum inşaat aksamı ise üçüncü sırada yer almıştır.

- HAZİRAN 2013 -

19


2008 yılında, ürün türüne göre gerek üretimde gerekse ihracat potansiyelinde 2007 yılına göre bir büyüme yaşanmıştır. Büyümedeki en önemli etkenler, üretimlerin kalitede Avrupa standardını yakalamış olması, ürünlerin dış pazarlarda aranılır hale gelmesi ve bunun da doğrudan ihracat potansiyelini artırıcı yönde olumlu etkilerinin olmasıdır. 2011 yılında sektör toplamda 2,3 milyar ABD dolarlık ihracat ve 3,3 milyar ABD dolarlık ithalat gerçekleştirmiştir. Almanya, Irak, İngiltere, Bulgaristan sektörün en önemli pazarları arasındadır. Alüminyum sektörü, otomotiv sektörü ağırlıklı olmak üzere gıda, savunma, ulaştırma, beyaz eşya, el aletleri, mobilya, aydınlatma ve inşaat sektörlerine ürün üretmektedir. Türkiye’de birincil alüminyum üretiminde Eti Alüminyum A.Ş.’nin yılda 60 bin ton ile sınırlı olması nedeniyle, sektörün hammadde ihtiyacının yaklaşık % 90’ı ithalat ile karşılanmaktadır. Yassı ürünler ve yüksek alaşımlı ürünler sıcak hadde teknolojisine sahip üretim tesisleri olmaması nedeniyle Batı Avrupa ülkelerinden ithal edilmektedir.

DIŞ TİCARET Türkiye bakır ürünleri dış ticaret göstergeleri, gerek dünya gerekse ülkemizdeki ekonomik konjonktüre bağlı olarak dalgalanma göstermektedir. Ülkemizin özellikle yüksek katma değerli nihai bakır mamül üretim kapasite ve kabiliyeti, yüksek ihracat potansiyelini mümkün kılarken, yurtiçindeki bakır hammaddelerinin yetersizliğinden dolayı ithalata bağımlı bir sektör oluşturmaktadır.

ÜLKEMİZİN BAKIR TÜKETİMİ 400 BİN TONA YAKLAŞMAKTA Bakır sektörü, bakır cevherlerinin maden yataklarından çıkartıldıktan sonra metalik bakır veya alaşımları halinde insan yaşamında kullanılan son ürüne dönüştürülmesine kadar tüm endüstriyel faaliyetleri gerçekleştiren kuruluşların yer aldığı geniş bir sektördür. Bakır sektörü, başta enerji ve iletişim sektörleri olmak üzere inşaat, beyaz eşya ve otomotiv gibi ana sektörler yanında çok sayıda alt sektörlere girdi üreten bir sektördür. Ülkemiz bakır sektöründe, alüminyum sektöründe de olduğu gibi, ciddi bir entegrasyon sorunu mevcuttur. Türkiye’nin hali hazırdaki bakır madenlerinde metalik bakır içeriği olarak yaklaşık 100 bin tonun üzerinde bir üretim potansiyeli olmasına rağmen, Samsun’da sadece tek bir izabe tesisi bulunmaktadır. Söz konusu bu tesisin kapasitesi 2007 yılında gerçekleştirilen ilave yatırım neticesinde 42 bin tona yükseltilmiştir. Diğer taraftan; mevcut 133 bin ton toplam rafinasyon kapasitesine karşın, toplam 500 bin tonu aşan bir bakır işleme kapasitesi mevcuttur. Ülkemizin bakır tüketimi ise 400 bin tona yaklaşmaktadır (kişi başına tüketim 5,5 kilogram civarındadır). Bu nedenle, sektör önemli ölçüde ithalata dayalı olarak faaliyetini sürdürmektedir. Dolayısıyla, ülkemiz bakır sektörü dünya piyasalarındaki gelişmelere aşırı derecede bağımlı durumdadır. Bunun yanı sıra, sektörde toplam teknik, memur, kalifiye işçi ve işçi olarak yaklaşık 15 bin kişinin istihdam edildiği tahmin edilmektedir. Toplam maliyet içerisindeki oransal dağılıma bakıldığında, özellikle hammadde maliyetlerinin toplam maliyet içerisinde en yüksek paya sahip olduğu görülmektedir.

20 - HAZİRAN 2013 -

Sektörün ithalat bağımlılığı ürün gruplarına yansımakla beraber, gerek miktar ve gerekse değer olarak yıllık toplam ithalatın yaklaşık % 76’sını hammaddeler, yıllık toplam ihracatın yaklaşık % 60’ını da katma değeri yüksek tel ürünleri oluşturmaktadır. Türk bakır sektörü, ithalat ağırlıklı bir sektör olup, 2011 yılında 4,2 milyar ABD dolarlık ithalat ve 1,4 milyar ABD dolarlık ihracat gerçekleştirmiştir. Ülkemiz bakır sektörü rekabet gücünün en önemli göstergesi, sektörün dünya bakır piyasalarının hemen hemen tamamında ortaya koyduğu ihracat performansıdır. Türkiye bakır sektörü, dünya bakır ara ve son ürünler sektörünün önde gelen ülkeleri arasında yer almaktadır. Ülkemiz, Doğu Avrupa (Polonya hariç), Balkanlar ve Orta Doğu ülkeleri arasında en yüksek kapasiteye ve ihracat potansiyeline sahip olmakla birlikte, başta ABD, AB ülkeleri ve Uzak Doğu ülkeleri olmak üzere beş kıtaya ihracat yapmaktadır. Sektörün rekabet gücünün temeli; yüksek yönetim kabiliyeti, Ar-Ge’ye dayalı teknolojik bilgi birikimi ve yapısı, ilgili uluslararası sivil toplum örgütlerine aktif katılımı, rekabet için çevreye saygılı üretim ve ticaret ile enerji konularına yönelik yenilikçi yaklaşıma dayanmaktadır.


Düzgünler Plastik İhracat Sorumlusu Mustafa Sabri Tüfekci

“Suya Bizimle Ulaşın” Teknolojik gelişmeleri yakından takip eden Düzgünler Plastik, yükselişte olan ve sürekli ileriye dönük bir yapı içinde ilerlemeye devam ediyor

U

zun yıllardır ihracat konusunda faaliyet göstermekte olduğunu belirten Düzgünler Plastik İhracat Sorumlusu Mustafa Sabri Tüfekci, 3 yıldır ise bu tecrübelerini ve birikimlerini Düzgünler Plastik’e yansıttığını söyledi. Tüfekci faaliyetleri ile alakalı olarak şunları söyledi; “Düzgünler Plastik ihracatını önceki dönemlere oranla artırdığını söylemek mümkün. Şu an bünyemizde hem boru imalatı hem de imalat yanında son 1 yıldır da Pvc Ekstruder ve Koruge imalatı yapan makineleri de imal etmeye başladık. Bu anlamda önümüzdeki yıllarda başka makine fuarlarına katılıp, bu fuarlarda makinelerimizi de sergileyeceğiz. Ayrıca yükselişte olan ve sürekli yenilikleri takip eden bir yapı içinde ilerlemeye devam edeceğiz. Diğer yandan Düzgünler Plastik’in pazar payına bakacak olursak; % 30 yurtdışı, % 70’i ise yurtiçi olarak bir seyir izlemekte. Bu bağlamda bölgesel olarak İstanbul’da bölge müdürlüğümüz, İzmir’de ofisimiz yer almakta. Yurtdışında ise Ortadoğu pazarında ağırlı olarak; Libya, Mısır, Suriye, Irak, Güney Afrika, Moritanya yanında 16 ülkeye ihracatımız mevcut. Ayrıca bu yıl balkan ülkelerine de ihracata başladık.”

SÜREKLİ BÜYÜYEN BİR YAPI

“BORU ÜRETİMİNDE SON TEKNOLOJİYİ YAKALADIK”

100 metrekare kapalı alanda tarım alet ve makineleri üretimiyle başladıkları faaliyetlerine zaman içerisinde yeni halkalar eklediklerini ve Düzgünler Plastik adı ile bugünkü kurumsal ve modern yapıya kavuştuklarını söyleyen Tüfekci; “1975 yılından günümüze kadar yaptığımız yatırımlar ile 100 bin metrekare açık alanda, 30 bin metrekare kapalı alana ulaşarak üretimlerimizi sürdürmekteyiz. Bu anlamda “Geleceğe dönük hedefleri olan, sürekli yenilikçi, kaliteli ürün ve müşteri memnuniyeti odaklı çalışan firmamız, ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi kapsamında, uluslararası standartlara uygun (TSE, EN, ISO) olarak; Plastik Sondaj Boruları ve ek parçaları üretimi, Plastik Basınçlı Temiz Su Boruları üretimi, Plastik Alt Yapı Boruları ( Koruge Boru) üretimi, Plastik Kolon Boruları üretimi, Plastik Sulama sistemleri ve ek parçaları üretimi, Plastik Ürünü işleme ve tamamlama makineleri tasarım ve üretimini yapmaktadır” dedi.

Yenilikçi fikirler ile çalışmalarını sürdürdüklerini söyleyen Tüfekci; “Düzgünler Plastik olarak kazandığımız tecrübe, bilgi birikimi ile üretimde kullandığımız makine ve teçhizatları bünyemizdeki Ar-Ge biriminde tasarlayıp, güçlü altyapımızla üretimlerimizi gerçekleştirmekteyiz. 2011 yılında başladığımız ve 2012 yılında tamamladığımız 6 bin 750 metrekare kapalı alan üzerine kurulu yeni ünitemizde boru üretiminde en son teknolojiyi yakaladık. Yeni ünitemizde üretimi ‘Tam Otomasyon’ haline getirdik ve AB standartlarında modern bir fabrika haline gelerek; güzel şehrimiz Konya’ya istihdam alanında da katkı sağladık. Bu bağlamda kalite politikamız; Plastik boru, ek parça ve kalıp sektöründe, eğitimlerle desteklediğimiz ekibimizle teknolojik gelişmeleri yakından takip etmek, “Suya Bizimle Ulaşın” sloganı ile yola çıkarak müşterilerimizi kalitesi ile adından söz ettiren, yasal şartlara, standartlara uygun verimliliği yüksek ürünlerimizle tanıştırmak ve Kalite Yönetim Sistemimizi gelişen teknolojik şartlara uyarak sürekli geliştirmektir.”

- HAZİRAN 2013 -

21


Ruukki, Türkiye’de hedef büyütüyor Yıllık 2.3 milyon ton çelik üretim kapasitesi ile sektörün yıldızı konumuna gelen Ruukki, Türkiye pazarında hızlı büyüme göstererek ortalama % 30 pazar payına sahip oldu

K

omatek Fuarı’nda sorularımızı yanıtlayan Ruukki Metal Bölümü Kıdemli Başkan Yardımcısı Thomas Hörnfeldt, “Türkiye’nin savunma sanayi, lojistik ve taşımacılık sektöründe gelişmiş bir ülke olması bu anlamda bizim de hızlı ilerlememize olanak sağladı” dedi. Finlandiya merkezli özel çelik üreticisi Ruukki, 2009 yılında kendi ofisiyle giriş yaptığı Türkiye pazarında beklentilerin üzerinde hızlı bir büyüme grafiği sergiliyor. Mersin’de açılan 1200 metrekarelik stok sahası sonrasında Türkiye’deki çözüm ortaklarının iş, zaman ve maliyet yükünü hafifleten Ruukki, yakın zamanda öncelikli İstanbul olmak üzere, farklı bölgelerdeki stok sahalarıyla ve bölge ofisleriyle büyümesini sürdürecek. 2012 yılında yıllık 172 milyon Euro ciro elde eden ve Ar-Ge çalışmalarına 26 milyon Euro yatırım yapan Ruukki, özel çeliklerin global satışını hızlandırarak büyüme hedefinde.

30’UN ÜZERİNDE ÜLKEDE 9.000 ÇALIŞAN Yarım yüzyılı aşkın çelik deneyimi ve bilgi birikimi ile Avrupa’nın dev firması haline gelen Ruukki, 2009 yılında giriş yaptığı Türkiye pazarında etkinliğini artırıyor. Merkezi ve çelik üretim tesisleri Finlandiya’da bulunan ve borsada işlem gören Ruukki firması, 30’un üzerinde ülkede 9.000 çalışanı ile müşterilerine ekonomik ve kaliteli çözümler sunuyor. Yıllık 2.3 milyon ton çelik üretim kapasitesi ile sektörün yıldızı konumuna gelen Ruukki Metal Bölümü Kıdemli Başkan Yardımcısı Thomas Hörnfeldt

24 - HAZİRAN 2013 -


Ruukki, Türkiye pazarında hızlı büyüme göstererek ortalama % 30 pazar payına sahip oldu.

TÜRKİYE TREYLER, VİNÇ VE SAVUNMA SANAYİNDE CİDDİ BİR ÜRETİM ÜSSÜ İnşaat ve iş makinaları sektörünün en önemli buluşma noktası olan Komatek Fuarı’nda soruları yanıtlayan Ruukki Metal Bölümü Kıdemli Başkan Yardımcısı Thomas Hörnfeldt, gelecek dönem hedeflerinden bahsederken Türkiye ofisinin yönetimsel olarak başka pazarlarda da söz sahibi olacağının bilgisini verdi. Türkiye pazarına ilk girdiklerinde hedefin bu kadar büyük olmadığını, pazarın performansının kendilerini heyecanlandırdığını ifade eden Hörnfeldt, Türkiye pazarında beklentilerin üzerinde bir büyüme kaydettiklerini ifade etti. Dayanıklılığın çok önemli olduğu çelik sektöründe Ruukki’nin hızlı gelişmesinin en önemli sebebinin kalite olduğunu dile getiren Hörnfeldt, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye pazarına gireli dört yıl oldu, açıkçası pazarın büyüklüğü bizim ilk başta düşündüğümüzün çok daha ilerisinde. Geçtiğimiz yıl önce İstanbul’da düzenlenen Ankomak

26 - HAZİRAN 2013 -


Fuarı’na geldiğimizde stok sahaları oluşturacağımızı söyledik ve geçtiğimiz günlerde kullanıma açtık. Mersin’de Borusan Lojistik’in 18.000 metrekarelik stok sahasının 1200 metrekaresinde özel çelik ürünlerimizi stoklayarak çözüm ortaklarımıza daha da yakın konuma geldik. Türkiye’nin savunma sanayi, lojistik ve taşımacılık sektöründe gelişmiş bir ülke olması bu anlamda bizim de

hızlı ilerlememize olanak sağladı. Türkiye özel çelik pazarının 65.000 – 70.000 ton aralığında olduğu tahmin ediliyor. Türkiye’ye gelen çelik bu sektörlerde işlenerek hazır hale getiriliyor ve biz de ithal ettiğimiz ürünleri tüketiciye verip ihracata destek oluyoruz. Türkiye son yıllarda treyler, vinç ve savunma sanayinde ciddi bir üretim üssü olmuştur. Türkiye’nin özellikle treyler, damper ve vinç üretiminde elde ettiği başarı ihracata da olumlu yansımaktadır. Özellikle ihracata kalite ve verimlilik önemli bir kriter olarak üreticinin karşısına çıkmaktadır. Bu anlamda Ruukki gerek kalitesi gerekse enerji tasarrufunda önemli bir etken olan hafif malzeme özelliği ile tercih edilmektedir. Sürdürülebilir gelişimi hedefleyen lider şirketlerin derecelendirildiği Dow Jones Sürdürülebilirlik Dünya Endeksi’nde (DJSI) Ruukki olarak enerji verimliliği, yetkinlik geliştirme ve güvenlik konularında öne çıktık. Geçtiğimiz yıl endüstri lideri olarak yer aldığımız DJSI Dünya Endeksi’nde, son dört yılda olduğu gibi bu yıl da endeks sıralamasına girdik.”

RUUKKİ KALIN RAEX ÜRÜNLERİN DÜNYA LANSMANI TÜRKİYE’DE YAPILIYOR Yenilikleri ve gelişen teknolojiyi yakından takip eden Ruukki, ilk kez ürettiği kalın Raex aşınma saclarının lansmanını Komatek Fuarı’nda yaptı. 2 mm’den 80 mm’ye kadar kalınlık yelpazesine sahip olan Raex çelikleri, ağır iş makinesi parçalarının üretiminde ve kazma, yükleme, taşıma, madenlerde ezme için tasarlanan ekipmanlarda kullanılabiliyor. Ağırlıklı olarak Türkiye’de hızla gelişen madencilik sektöründeki ekipmanlarında kullanılan kalın saclar, bu sebeple ilk olarak Türkiye Komatek Fuarı’nda sergilenerek dünyaya tanıtılıldı. Raex çeliklerinin istikrarlı kalitesi madencilik endüstrisi iş makineleri ve ekipmanlarının kullanım ömrünü uzun süre yükseltirken aynı zamanda ekipmana servis yapmanın zor olduğu ücra koşullarda çalışabiliyor. Yüksek dayanımlı Raex çeliği, parça aşınma ve kırılmalarını takip eden iş durdurmaları ve maliyetlerini önemli ölçüde azaltabilen güvenli ve dayanıklı bir üretim malzemesi.

- HAZİRAN 2013 -

27


Tosyalı Holding’ten Cezayir’e 750 milyon dolarlık yatırım

T

ürkiye’de özel sektörün en büyük demir çelik üreticisi Tosyalı Holding, yurtiçinde yaptığı yatırımların ardından iddiasını yurtdışında da arttırarak sürdürüyor. Geçen yıl Doğu Avrupa’nın en büyük çelik üretim tesislerinden biri olan Karadağ’da bulunan Zeljezara AD Niksic’i satın alan Tosyalı Holding, bu kez Cezayir’in en büyük demir-çelik fabrikasını Oran şehrinde işletme sermayesi dahil 750 milyon dolarlık bütçeyle kurdu. Türkiye’nin yurtdışındaki en büyük çelik yatırımı olma özelliğini de taşıyan, 1000 kişinin üzerinde istihdam sağlayan tesisin yıllık ciro hedefi ise 1 milyar dolar. 2011 yılında temeli atılan, dünyadaki ekonomik olumsuzluklara rağmen 19 ay gibi rekor bir sürede tamamlanarak üretime başlanan Tosyalı Demir-Çelik Cezayir Üretim Tesisleri’nin resmi açılışı 5 Haziran 2013 tarihinde Cezayir’in Oran şehrinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cezayir Başbakanı Abdelmalek Sellal tarafından gerçekleştirildi. Türkiye’den ve Cezayir’den çok sayıda bakan ve bürokratın da katıldığı açılış törenine,

30 - HAZİRAN 2013 -

Tosyalı Demir-Çelik Cezayir Üretim Tesisleri’nin resmi açılışı 5 Haziran 2013 tarihinde Cezayir’in Oran şehrinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cezayir Başbakanı Abdelmalek Sellal tarafından gerçekleştirildi.


Türkiye’de özel sektörün en büyük demir çelik üreticisi olan ve yurtiçinde yaptığı yatırımların ardından iddiasını yurtdışında da arttırarak sürdüren Tosyalı Holding, 750 milyon dolar yatırımla Cezayir’de demir-çelik tesisi açtı

başta MÜSİAD üyeleri olmak üzere 500’ün üzerinde sanayici ve işadamı da iştirak etti. Tesis toplamda 750 milyon dolara mal oldu ve kurulumunda kullanılan tüm teknolojik ekipmanlar Türkiye’de üretilerek, yüzde 100 Türk mühendisliği ile inşa edildi.

1 MİLYON 250 BİN TON SIVI ÇELİK ÜRETİM KAPASİTESİ 1 Milyon 250 bin ton sıvı çelik üretim kapasitesiyle demir-çelik’te Cezayir’in en büyüğü oldu Yıllık 1 milyar dolar ciro hedefi ve 1 milyon 250 bin ton sıvı çelik üretim kapasitesiyle bölgenin en büyük demir-çelik tesisi olan Tosyalı Cezayir Tesisleri’nde; kangal demir üretimine yönelik kütük demir, yüksek mukavemetli kaynaklanabilir inşaat demiri, nervürlü kangal demir, çelik hasır-çivi-tel-galvanizli tel-halat teli-vidacıvata-ön gerilmeli beton teli üretimi için düz yuvarlak kangal demir (filmaşin) ve ticari profiller üretilecek. Yüksek teknolojiyle üretilecek ürünler, gelişen ve büyüyen Cezayir’in iç piyasasının

ihtiyacını karşılayacak. Bu yatırımla Cezayir’de doğrudan 1018 kişilik istihdam sağlayan Tosyalı, yeni temelini attığı filmaşin yatırımı da tamamlandığında 2014 yılı sonunda istihdamını 1.400 kişiye ulaştırmayı hedefliyor.

“TÜRKİYE’NİN ÖZEL SEKTÖRDE EN BÜYÜK ÇELİK BORU ÜRETİCİSİYİZ” Tosyalı Cezayir Tesisleri açılışında konuşan Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, “60 yılı aşkın bilgi

- HAZİRAN 2013 -

31


dostluk ilişkilerinin artarak devam etmesini sağlayacağını belirten Tosyalı, “Bu tesisin Tosyalı Holding’in global bir şirket olma hedefine ulaşmasına katkı sağlamasının yanısıra, Cezayir’in kalkınmasına da büyük bir dinamizm katacağına inanıyorum” şeklinde konuştu.

birikimimiz ve güçlü sermaye yapımızla Türkiye’nin özel sektörde en büyük çelik boru üreticisiyiz. Bugün şirketimiz ve Türk çelik sektörü için tarihi bir gün. Bölge ülkelerde büyüme hedefimiz kapsamında Cezayir’in en büyük özel sektör yatırımını yapıyoruz. Türkiye ile ortak ve yakın bir tarihe sahip, aynı din ve aynı kültürü paylaştığımız Cezayir’deki serüvenimiz 30 yıl önce kurduğumuz ticari ilişkilerle başladı. Ülkeyi ve çevresini çok iyi tanıdık ve potansiyelini inceledik. Cezayir’e ve bizleri destekleyen yöneticilerine olan güven ve inancımız, bu güzel ülkenin gelişen ekonomisi, genç ve dinamik nüfusu bizi etkiledi. İşte bu karşılıklı potansiyel ve var olan ilişkiler, tecrübemiz ve girişimci ruhumuzla birleşince bizi

32 - HAZİRAN 2013 -

bugüne taşıyan süreci başlattı” dedi.

TÜRKİYE’DEN TESİSE 25 GEMİYLE MAKİNA VE EKİPMAN GELDİ Fuat Tosyalı, 19 ayda işletme sermayesi dahil olmak üzere 750 milyon dolarlık bütçe ile tesisi tamamladıklarını belirterek şunları söyledi: “Bu eser 25 gemi ile Türkiye’den getirilen makina ve ekipmanla, 2000’den fazla Türk ve Cezayirli’nin direk çalıştığı, 100’den fazla Cezayirli tedarikçinin destek verdiği, tamamlanan ilk etabı 26 hektar olan ve yılda 1 milyon 250 bin ton sıvı çelik, 900 bin ton inşaat demiri üretecek, tamamen Türk teknolojisi kullanılarak üretilen makina ve ekipmanlar ile donatılmış bir projedir.” Tesisin Türkiye ve Cezayir’in

5 KITADA 70’DEN FAZLA ÜLKEYE İHRACAT Tosyalı, “Bugün gururla ifade etmek istiyorum ki bir ülkenin sanayisinin gelişmişlik göstergelerinin başında yer alan yüksek teknoloji demir-çelik ürünlerini Tosyalı Holding olarak Türkiye iç pazarının yanı sıra 5 kıtada 70’den fazla ülkeye ihraç ediyoruz. Asya’dan Amerika’ya, Avrupa’dan Afrika’ya ve hatta Avustralya’da dahi Tosçelik ürünleri kullanılıyor. İhracatımızın toplam satışımız içerisindeki payını her geçen gün artırırken, mevcut durumda toplam satış hacmimizden yüzde 35 pay alıyoruz. Grubumuzun bu alandaki hedefi ihracatın toplam satışlardaki payını yüzde 50 seviyesine çıkartarak ülkemizin 2023 hedeflerine ulaşmasında üzerimize


özellikleri: İnşaat demiri ve kangal demir üretimine yönelik kütük demir, yüksek mukavemetli-kaynaklanabilir inşaat demiri, nervürlü kangal demir, çelik hasır-çivi-tel-galvanizli tel-halat, telivida-cıvata-ön gerilmeli beton teli üretimi için düz yuvarlak kangal demir (filmaşin), ticari profiller. Cezayir fabrikasının teknolojik özellikler: Mini mill konsepti ile en son teknolojiler kullanarak son derece kompakt bir yapıda, tüm yardımcı tesisleriyle birlikte bir Demir-Çelik Üretim kompleksi kurulmuştur. Tesisin ana hammadde girdisi hurda, DRI ve pik olup Elektrik Ark Ocağında ergitme işlemi tamamlanan demirli malzeme, daha sonraki proses olan pota ocağına potalar ile transfer edilmektedir. Pota ocağında çeliğin rafinasyonu ve alaşımlaması yapılarak çelikten istenen mekanik ve kimyasal özellikler kazandırılmaktadır. İstenilen çelik kalitesine ulaşmış olan sıvı çelik sürekli kütük döküm makinalarında kütük olarak dökülerek sıcak şarj metodu ile haddehane tav fırınlarına beslenmekte ve haddeleme sıcaklığına kadar ısıtılan kütük demirler kontinü inşaat ve kangal demir üretim hatlarında nihai ürüne dönüştürülmektedir.

sorumluğu yerine getireceğiz” diye konuştu. Cezayir temaslarını sürdüren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cezayir Başbakanı Abdelmalek Sellal Cezayir yatırımının ikinci ayağı olan Filmaşin tesisinin temelini de törenle attı.

TESİSİN ÖZELLİKLERİ Üretilecek ürün: Kütük demir, inşaat demiri, kangal demir, ticari profiller. Yatırımın yeri: Cezayir - Oran Şehri. Oluşturulan istihdam miktarı: Yatırım döneminde 19 ay boyunca şantiyede, inşaat aşamasında 2000 kişinin üzerinde personel çalışmıştır. 1018 personel doğrudan istihdam edilmekte olup, filmaşin yatırımı bittikten sonra ilave 350 personel daha doğrudan istihdam edilecektir.10.000 kişinin üzerinde dolaylı istihdam sağlanmaktadır. Ürünün satılacağı pazar: Üretilecek ürünlerin tamamı ithal ikamesine yönelik olup Cezayir iç piyasasına satılacaktır. Cezayir fabrikasının büyüklüğü: 260 bin metrekare alanda yapılan tesis, yaklaşık 62 futbol sahası büyüklüğündedir. Cezayir Fabrikasının üreteceği ürünler ve

- HAZİRAN 2013 -

33


Bursagaz, Bursa’ya ve topluma değer katmayı hedefliyor Sürekli üreten teknoloji ile paralel olarak son teknolojileri de kullanarak kendini sürekli geliştiren Bursagaz, sektörde belki de dünya enerji sektöründe hiç uygulanmamış bir projeyi 2013 yılında hayata geçirmeyi planlıyor

K

urumsal itibarı ve performansı arttırma amaçlı olarak doğalgazın yaygınlaştırılmasına yönelik pazarlama stratejileri geliştiren Bursagaz; toplumun çeşitli dinamiklerini, yaş gruplarına ait nitel özellikleri, sosyoekonomik gelişmişlik düzeylerini dikkate alan ve Bursa halkının doğalgaza geçiş sürecini hızlandıran kampanyaları 2004 yılından bu güne kadar 8 yıllık süreç içerisinde etkin bir şekilde hayata geçirmiş durumda. Herşey güzel Bursa için diyerek kolları sıvadıklarını belirten Bursagaz A.Ş Genel Müdürü Ahmet Hakan Tola; “Sürdürmüş olduğumuz faaliyetlerde müşteri odaklı hizmet anlayışımızı ön planda tutarak, abonelik ve sözleşme işlemleri süreçlerinde her yıl sunmuş olduğuğumuz avantajlı kampanyalar ile Bursa halkının doğalgaz konforu ile tanışması için fırsatlar sağlamaya devam ediyoruz” dedi. 2004 yılından 2012 yılının sonuna kadar gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 300 milyon dolar tutarındaki yatırımlarla,

36 - HAZİRAN 2013 -

toplamda yaklaşık 5 bin km’lik dağıtım şebekemiz ile bugün Türkiye’nin en büyük özel doğalgaz dağıtım şebekesine sahip durumdayız diyen Bursagaz A.Ş Genel Müdürü Ahmet Hakan Tola’dan Bursagaz’ın faaliyetleri ve yakın dönemde yapacakları hakkında bilgi aldık.

İnsan sağlığını tehdit edecek boyutta olan hava kirliliğinin önlenebilmesi için konutlarda doğalgaz kullanımının daha da yaygınlaştırılması için neler yapıyorsunuz? “Kurumsal itibarı ve performansı arttırma amaçlı olarak doğalgazın yaygınlaştırılmasına yönelik pazarlama stratejileri geliştiren Bursagaz; toplumun çeşitli dinamiklerini, yaş gruplarına ait nitel özellikleri, sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeylerini dikkate alan ve Bursa halkının doğalgaza geçiş sürecini hızlandıran kampanyaları 2004 yılından bu güne kadar 8 yıllık süreç içerisinde etkin bir şekilde hayata geçirmiştir.

Bursagaz Genel Müdürü Ahmet Hakan Tola kimdir? “1972 Isparta, Senirkent doğumluyum. 1994 yılında Boğaziçi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum ve İGDAŞ İstanbul Gaz Dağıtım A.Ş.’de çalışma hayatına başladım. 2000 yılında Marmara Üniversitesi Makine Mühendisliği Yüksek Lisans eğitimimi tamamladım. İGDAŞ’ta proje, yatırım ve pazarlama bölümlerinde yöneticilik yaptıktan sonra 2005 yılında Çalık Holding’e geçerek Bursagaz’da Pazarlama ve Satıştan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışmaya başladım. HSV Kayseri Doğalgaz Dağıtım A.Ş.’nin Çalık Holding bünyesine katılması ile Nisan 2007’de Kayserigaz Genel Müdürü olarak görevlendirildim. Enerji sektöründe 19 yıllık tecrübemi çalıştığım kurumlarda etkin bir şekilde değerlendirme fırsatı bulmamın yanında son olarak; Mayıs 2010 tarihi itibariyle Bursagaz Genel Müdürlüğü görevine atandım ve halen bu görevimi sürdürmekteyim.”


Sürdürmüş olduğu faaliyetlerde müşteri odaklı hizmet anlayışını ön planda tutan Bursagaz, abonelik ve sözleşme işlemleri süreçlerinde her yıl sunmuş olduğu avantajlı kampanyaları ile Bursa halkının doğalgaz konforu ile tanışması için fırsatlar sağlamıştır. 2004 yılında başlayan doğalgazdaki gelişim serüveni ile bugün 650 bini aşkın doğalgaz kullanıcısını ve 780 bine aşkın aboneyi dağıtım sektörüne kazandıran Bursagaz bu yoğun çalışma sürecinde toplamda 11 adet gaz kullanıcı, 13 adet abonelik kampanyası düzenleyerek doğalgaz kullanımını yaygınlaştırılmasında büyük rol oynamıştır. Yıllar itibarı ile kampanyalarla birlikte abone ve gaz kullanıcı sayılarında artan başarı grafiği sürdürülebilir pazarlama teknikleri ile sağlanmıştır. Kampanya dönemleri boyunca yatırım bölgesinin sosyo-ekonomik yapısı da göz önünde bulundurularak kampanya konsepti ve kampanyada sağlanacak taksit miktarı belirlenmiştir. Bunun yanı sıra her yıl kampanya

dönemlerinde; yerel gazetelerde, yerel radyo ve televizyonlarda, metroda, şehir merkezindeki noktasal yerlerde, mahalle aralarına asılan vinil afişlerde ve araçlarda tanıtıcı bilgilendirme anonsları ile mecra kullanımı etkin bir şekilde yönetilmiştir. Kampanya hakkında özellikle potansiyel müşterilerden GSM numarası olanlara mesaj gönderilerek ev ya da iş telefonu olanlara ise telefon ile ulaşılarak kampanyalarımız hakkında bilgilendirmeler ile birlikte doğalgazın en ekonomik, çevreci ve konforlu bir yakıt olduğu vurgusu yapılmıştır. Bursagaz uzmanları kentin doğalgaz kültürü ve bilincini arttırmak için özellikle belirlenen okullarda “Çevre Kirliliği ve Doğalgaz Kullanımı” adlı seminerler düzenleyerek doğalgaz ve faydaları anlatılmıştır. Geçen yıl 6 ayrı ilçemizde 40 okulda 3 bin 2 yüz öğrenciye ulaşılmıştır. Bursagaz çevre ve insan sağlığına dikkat çekmek ve bu konunun hayati önem taşıdığını anlatabilmek amacıyla özendirici ve bilinçlendirici sosyal sorumluluk projelerini

de hayata geçirmiştir. Bunların en başında yeni nesli hedef alarak geleneksel hale getirdiği Liselerarası Çevre Konulu Bilgi Yarışması, Bursagaz Gençlik Koşusu ve Bursagaz Ağaçlandırma Kampanyalarını örnek olarak gösterebiliriz. Aynı zamanda çevre haftasında gerçekleştirilen etkinlere sponsor olarak destek verdiğimizi de söylemek isterim.”

Bir kamu kuruluşu olarak faaliyetlerinize devam ederken, daha sonra özelleştirilerek Çalık Grubu bünyesine katılan ve Avrupa’nın en önemli çoklu dağıtım firmalarından EWE’nin sinerjisi ile büyüyen Bursagaz, bu kadar kısa süreye birçok ilk, yenilik ve ödül sığdırmayı nasıl başardı? “Doğalgaz dağıtımında Dünya klasmanında örnek bir kuruluş olmak, grup şirketlerine sinerji oluşturacak müşteri portföyünü kazanmak” vizyonuyla çıktığımız yolda her geçen günü bu vizyona paralel bir şekilde

- HAZİRAN 2013 -

37


değerlendirmeye gayret ediyoruz. Bursagaz olarak Alman enerji devi EWE AG’nin bir asra yakın tecrübesinden de faydalanarak ilkleri başarma azmi, enerji sektöründe model alınan şirket olma kararlılığı, hoşgörü-sevgi-saygıüretkenlik-yenilikçilik gibi sıfatları taşıyan yönetim tarzımızla şirketimizi ileriye taşıyor başarılarımıza başarı katıyoruz. Şirketimizde aidiyet duygusu geliştirerek aile bağları kurmaya çalışıyor, mesai saatleri dışında da çeşitli etkinliklerle bir araya gelmeye özen gösteriyoruz. Şirkette bulunan her arkadaşımızın yeteneklerini ayrı ayrı ve ayrıntılı bir şekilde analiz

38 - HAZİRAN 2013 -

ediyor, bu yeteneklerine göre de görev tahsisi yapıyoruz.”

Şu anda Bursa’da bulunan abone sayınız hakkında bilgi verir misiniz? “Bursagaz olarak kurumsal vizyonumuz doğrultusunda bugün özelleştirme sonrası 2004 yılında 330 bin BBS’den devraldığımız abone sayısını 775 bin BBS’ye, 245 binden aldığımız gaz kullanıcı sayısını 650 bin BBS’ye çıkartarak abone sayısındaki artışımızı yüzde 135’e, gaz kullanıcı sayısındaki artışımızı yüzde 160’a yükselttik. 2004 yılından 2012 yılının sonuna kadar

gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 300 milyon dolar tutarındaki yatırımımızla, toplamda yaklaşık 5 bin km’lik dağıtım şebekemiz ile bugün Türkiye’nin en büyük özel doğalgaz dağıtım şebekesine sahibiz. Bugün Bursagaz, 350 km’lik çelik hat, 3 bin 250 km’yi aşan polietilen hat, 1.400 km’yi aşan servis hattı yapısına sahip olmasının yanı sıra, dağıtım alanında 175 binden fazla servis kutusunu konuşlandırmıştır. Yatırım yükümlülüğümüzü tamamlamış olmakla birlikte, Bursa halkından gelen talepleri en etkin şekilde değerlendirmeye ve yeni yatırım planlamalarımızı bu doğrultuda yönlendirmeye devam ediyoruz.”

EKONOMİK YAKIT

Doğalgaza gelen son zamları nasıl değerlendiriyorsunuz? Hem doğal gaz fiyatları yüksek oranlarda seyir izliyor hem de, burada halkımıza doğal gaz kullanalım demek ne kadar doğru olur. İkisi arasında bir tezat yok mu acaba? “Realiteye bakarsanız doğalgaz


Verimli doğalgaz kullanımı konusunda yapılması gerekenler hakkında bilgi verir misiniz?

en ekonomik yakıt olma özelliğini sürdürmeye devam ediyor. Doğalgaz kullanılan 100 metrekarelik bir dairede, ısınma, pişirme ve sıcak su ihtiyacı kömürden yüzde 52, elektrikten ise yüzde 72 daha az ödeyerek karşılanabiliyor. Doğalgaz fiyatında meydana gelen artışlar her ne kadar bizleri de mutsuz etse de, doğalgazın en ekonomik olma özelliği devam ediyor.”

SCADA MERKEZİMİZ 7 GÜN/24 HİZMET VERİYOR

Bir bakıma iyi bir altyapı ve standartlara uygun malzemenin kullanıldığı dağıtım şebekesi sonrasında bu tür faaliyetler gerçekleştirilebilir. Doğal gaz sistemleri ile ilişkili olarak dikkat edilmesi gereken ince noktalar var mıdır? “Elbette var. Bizim kurum olarak asıl misyonlarımızdan biri sürekli ve güvenli doğalgaz arzı sağlamaktır. Doğalgaz, kimyasal yapısı itibariyle yanıcı ve patlayıcı bir gaz olması dolayısıyla, doğalgaz

şebekelerinde kullanılan malzeme ve ekipmanlarının uluslararası standartlara göre üst seviyede güvenli olmaları gerekmektedir. Söz konusu malzemeler, imal edilmeleri esnasında, tedarik edilirken ve montajları yapılırken sürekli test ve kalite kontrollere tabii tutulurlar ve güvenlik seviyeleri belgelendirilirler. Ayrıca bu malzemelerin sahada montaj ve inşaatını yapacak ekiplerin de bilgili ve tecrübeli olması gerekmektedir. İnşaat sonrasında ise gaz akışı esnasında da her yıl şebeke düzenli olarak kaçak ve sızıntılara karşı taranmaktadır. 2012 yılında devreye aldığımız Türkiye’nin kapsamfonksiyon olarak en iyi uygulamalarından biri olan SCADA (Uzaktan Algılama ve Kontrol) sistemi sayesinde tüm doğalgaz altyapısı ve yer üstü istasyonları, uzaktan bilgi alınabilir, erişilebilir ve kontrol edilebilir durumdadır. Herhangi bir kaza ya da olumsuzluk karşısında, SCADA Merkezimizde 7 gün/24 saat görevinin başında şebekeyi izleyen ekipler, uzaktan müdahale ile gaz akışını güvenli bir şekilde kesebilmektedir.”

“Doğalgaz kokusuz, temiz ve çevreci bir gaz olmasının yanı sıra en büyük özelliği olan ekonomik yakıt olma avantajını diğer yakıt türlerine göre sürekli korumaktadır. Binanın ısı yalıtımını yaptırarak ısı kaybı önlenebilir, bu şekilde de iklim şartlarına bağlı olarak yüzde 70’e varan oranlarda doğalgaz tasarrufu sağlanabilir. Bilindiği gibi binalar; pencereler, dış duvarlar, merdiven, ev duvarları, tavanlar, ısıtılmayan hacimler üzerindeki döşemeler, zemine oturan döşemeler ve açık geçitler üzerindeki döşemelerden ısı kaybetmekte ve bu yüzden binaların yakıt faturaları yüksek gelmektedir. Nasıl ki bir cihaz alırken satıcıdan cihaz ile ilgili “Garanti ve Kalite Belgesi” isteniyorsa, artık bizler de bir bina alırken veya kiralarken o binada ısı yalıtımı projesinin uygulanıp uygulanmadığını ve yıllık yakıt tüketimini soracak ve yakıt tüketimi az binaları tercih edeceğiz. Evlerde yapılacak ufak değişiklikler ile doğalgazın daha verimli kullanılması sağlanabilir. Çatı izolasyonu yetersiz ise uygun bir şekilde izolasyon çalışmaları yaptırılmalıdır. Çatıdaki ısı kaybı yüzde 25 civarındadır. Bu şekilde ısıtma maliyeti azaltılabilir. Sistemlere ısı ayarlı termostat monte ettirildiğinde veya ısı ayarlı termostatı bulunan cihazlar kullanıldığında gaz tüketimi optimize olacaktır. Kapı ve pencereleri yeniden yaptırırken izoleli malzemeler tercih edilmelidir. Konutlardaki tüm ısı kaybının yüzde 25’i pencere ve kapılardan olmaktadır. Mevcut izolesiz kapı ve pencerelerin kenarlarındaki boşluklar pencere süngeri ile kaplanmalıdır. Doğalgaz sobası kullanılıyorsa soba filtresi, cihazın kullanılmaya başlandığı mevsime girdikten sonra her ay kontrol edilmeli ve gerekiyorsa değiştirilmelidir. Verimli kullanma oda konforu 19 derecedir. Oda termostatı olduğunda 1 derece düşer ve yakıt tüketiminde yüzde 6 tasarruf sağlanır. Termostat, bir günden fazla evden uzak kalınacaksa kapatılmalıdır. Sıcaklığın içeride kalması için geceleri perdelerin örtülü olması büyük enerji tasarrufu sağlar. Pencerelerden güneş çekildiği zaman perdeler kapatılmalıdır. Soğuk havalarda sıcaklığı içeride tutmak için duvar veya pencere klimalarının dış havayla temas eden bölgeleri engellemelidir. Tüm ısı kayıplarının yüzde 15’i yeniden ısıtılmak zorunda olan hava hareketlerinden dolayı

- HAZİRAN 2013 -

39


gerçekleşir. Fakat bacalı veya bacasız tipte doğalgaz cihazlarının bulunduğu ortamlarda bulunması zorunlu olan 100 santimetrekare net geçişli havalandırma menfezini kesinlikle kapatmayınız. Radyatörler mobilya ve benzeri eşyalar veya perdeler ile engellenmemeli ve kapatılmamalıdır. Radyatörlerin örtülmesi durumunda yüzde 15 yakıt tüketimi artar. Doğalgaz tüketim cihazı satın almak istendiğinde verimi yüksek olan cihaz tercih edilmelidir. Pişirme ocağı ısınma amaçlı kullanılamamalı, ortamın konfor şartlarına uygun olarak ısınma cihazını ayarlanmalıdır. Bacalı cihazlar dolap içerisine yerleştirilmemelidir, bu durum cihazların ortamdan yanma havası almasını engeller ve yanma veriminin düşmesine neden olur. Sıcak su termostatı en fazla 50°C’ye ayarlanmalıdır. Aşırı sıcak su sadece fazla enerji tüketmez aynı zamanda insan cildi için yanık tehlikesi oluşturacağı için sağlıksızdır. Bunun yanında su ısıtma kontrol vanası pilot konumuna getirilmeli, eğer evden bir hafta veya daha fazla uzak kalınacaksa kapatılmalıdır. Elle bulaşık yıkarken soğuk su ile durulama yapılmalı, bulaşık makinesinde yıkama yapılıyorsa makine tam dolu olarak çalıştırılmalıdır. Sıva üstünden döşenmiş sıcak su borularının yalıtımını yapılmalı, yeni bir su ısıtıcısı alınırken enerji verimi yüksek model tercih edilmelidir. Fırın kapağı yemek pişirilirken açılmamalı, üst yakıcı alevi tencere veya tavanın boyutu kadar açılmalı, zaman ve sıcaklık talimatlarına uyulmalıdır. Bu bahsettiğim önlemler alındığında doğalgazın veriminden yararlanılabilecek ve büyük ölçüde tasarruf sağlanabilecektir.”

API 5L STANDARDINA UYGUN ÇELİK BORULAR

Boru ana başlığında yayın yapan bir dergi olduğumuz için özellikle sormak istediğim soru; Bursagaz gerçekleştirdiği projelerde, gaz şebekelerinde hangi tip boruları kullanıyor? Tedarikçilerde ne gibi özellikler aranıyor? “Bursagaz uluslararası normlara göre boru tedarik etmektedir. Şehir giriş noktasından yüksek basınçta teslim aldığı gazı, kademeler halinde basıncını düşürerek son kullanıcıya teslim eder. Bu kademelerin seviyesine bağlı olarak da boru malzeme ve et kalınlığı seçimleri ve montajı ANSI 31.8 standardına uygun yapılır; orta ve yüksek basınçta (4 bar’ın üstünde) API 5L standardına

40 - HAZİRAN 2013 -

uygun çelik borular, düşük basınçta TS EN 1555 standardına uygun üretilmiş PE 80 hammadde yapılma borular tedarik etmekteyiz. Tedarikçilerimizde de bu standartlara uygunluk arıyoruz. Ayrıca bizim düzenli yapmış olduğumuz, hammadde temininden çıktı ürün kalite kontrole kadar olan tüm süreçleri kapsayan tedarikçi denetimlerinden olumlu sonuçlar almalarını bekliyoruz.”

Öyle sanıyorum ki gazın aktif hale gelmesi için kullanılan kombilerinde burada önemi var. Siz kombi alırken halkımızın nelere dikkat etmesini söylersiniz ve yine ayrıca kombileri genelde balkona taktırırlar, bu doğru bir uygulama mıdır?

“Kombi seçimi; ısıtılacak alan, cihaz montajının yapılması uygun olan mahal, istenilen cihaz verimliliği ve satın alma gücü ile ilgili olup 3 tip kombi mevcuttur; Bacalı cihazlar, yanma için gerekli olan havayı monte edildikleri ortamdan alan, açık yanma odalı, yanma ürünlerinin uygun bir atık gaz tesisatı ve uygun bir baca vasıtası ile dış ortama veren cihazlardır. Bacalı cihazlar; açık balkon, yatak odası, banyo ve tuvaletlere, net hacmi 8 metreküp’ten ’den küçük mahallere, atmosfere açık alanlara, içinde kolay yanabilen madde bulunan ve yanması hâlinde özel bir tehlike oluşturabilen oda veya bina bölümlerine, içinde patlayıcı maddeler bulunan mahallere yerleştirilmemelidir. Karbonmonoksit zehirlenmelerine önlem

olarak cihazların bulundukları mahallere her bir bacalı cihaz için bir adet CO alarm cihazı konulmalı ve cihazların bulunduğu mahallerde atmosfere açılan havalandırma menfezi olmalıdır. Hermetik cihazlar, yanma için gerekli olan havayı, monte edildikleri ortamdan bağımsız olarak özel hava bağlantısı ile dış ortamdan alan, kapalı yanma odalı, yanma ürünlerini özel atık gaz elemanları ile dış ortama veren ve havalandırmaları bulundukları ortamdan bağımsız olan cihazlardır. Bacalı cihazlarda olduğu gibi fazla bir alan sınırlaması yoktur, içinde kolay yanabilen madde bulunan ve yanması hâlinde özel bir tehlike oluşturabilen oda veya bina bölümlerine, içinde patlayıcı maddeler bulunan

mahallere yerleştirilmemelidir, koruyucu kabin içerisinde olmak şartıyla açık alanlara da konulabilirler. Yoğuşmalı cihazlar, atık gazın içindeki su buharını yoğuşturarak, buharın yoğuşma gizli ısısından da yararlanan cihazlardır. İstenilen verimin sağlanabilmesi için ısıtılacak alanın 150 metrekare üzerinde olması durumunda yoğuşmalı cihaz tercih edilmelidir.”

Bursagaz sosyal sorumluluk çalışmaları kapsamında neler yapıyor? “Bursagaz 2004 yılında özelleştiğinde doğalgaz dağıtım şirketleri için kurumsal sosyal sorumluluk kavramı son derece yabancıydı. Bursagaz için bu alanda bir ilk olmak bu açıdan son derece önemli.


Toplumun her kesimine ulaşabilmek, toplumsal değer oluşturabilmek sorumluluk anlayışımızın temelinde yatıyor ve aslında birer vatandaş olarak yerine getirdiğimiz bu görevi başka kurumlar da örnek alarak daha ileri seviyelere çıkarıyorlar. Bursagaz olarak sektöründe ilkleri gerçekleştiren yönetim anlayışımızla kurumsal sosyal sorumluluk ilkelerimizi etik davranış biçimimiz ile bütünleştirerek pek çok faaliyetin altına imza atmış bulunuyoruz. Özelleştirme sürecinden bugüne değişen makroekonomik ve sosyokültürel yapıya uyum sağlayan bir yaklaşım ile kültürel, sosyal, sportif ve eğitim projelerimizin arasından farklı dönemsel geçişlerle değişken uygulamaları hayata geçirmeye

Eğitim Gönüllüleri Derneği’dir. Nitekim 2011 yılında 6 farklı okulda 6 farklı sınıf düzenleyerek öğrencilere hediye etmenin yanında, Çöreler ve Sarnıç köylerindeki ilköğretim okullarının yeniden yapılandırılması faaliyetlerini tüm çalışanlarımız ile birlikte gerçekleştirdik. 2011 yılında Bursagaz Eğitim Gönüllüleri Derneği 2012 yılında gerçekleştirilmek üzere son derece önemli bir BEBKA Sosyal Kalkınma projesi hazırladı. “Engelli eğitimini kolaylaştıralım, topluma değer katalım” başlıklı proje ile 2012 yılında 40 ilköğretim okulunda 45 özel eğitim sınıfında yeniden yapılandırma faaliyetlerini gerçekleştirdik. 2011 yılında geleneksel hale getirme amacıyla başlattığımız Liselerarası Çevre konulu

sağlamış olduğumuz yetkinlik bazlı eğitimleri yeniden yapılandırarak Süreç Akademisi adlı bir eğitim platformu üzerinde topladık. Bu oluşum ile mükemmellik yolculuğuna adım atmış olan kurum ve kuruluşları eğitim yoluyla destekleyerek kurumsal gelişim süreçlerine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Öğrenen bir kurum olarak bilgiyi paylaşmak ve fikir üretimini desteklemek bizim stratejik amaçlarımızdan biri; dolayısıyla bu konuya özel bir önem veriyoruz. Bursagaz’ın sosyal sorumluluk projeleri bunlarla sınırlı değil elbette. Sağlık alanında da çeşitli projelere imzamızı atıyoruz. Bursagaz olarak özelleştirmeden bugüne gerçekleştirdiğimiz sosyal sorumluluk projelerine göz attığımızda devamlılık unsurunun bu projeleri hayata bağlayan ana unsur olduğunu ifade etmekte fayda var. Bizler Bursagaz’ı destekleyen her bir paydaşımızla birlikte ilerleyen süreçte yeni projeleri hayata geçirmeye devam ederek, kurumsal bir şirket olmanın gerekliliği olan paylaşma temasını özendirmeye devam edeceğiz.”

Bursagaz olarak hedefleriniz nelerdir? “Tüm özel şirketlerin var oluş sebepleri doğal olarak para kazanmaktır. Tabii ki şirketin Genel Müdürü olarak bizim de ana hedefimiz, hissedarlarımızı memnun etmek ve her yıl performansımızı bir üst basamağa taşımak. Fakat tek amacımız kârlılığı artırmak değildir, şirket başarısı ile birlikte daha önce ki sorularda yanıt verdiğim gibi üzerimize düşen sosyal sorumluluk projelerini hakkıyla yerine getirerek Bursa’ya ve topluma değer katmaktır.” özen gösteriyoruz. Sosyal sorumluluk projelerimizi hayata geçirmede bize en önemli kaynağı sağlayan toplumsal fayda ve müşteri memnuniyeti anketlerimiz aslında. Müşterilerimizden ve toplumun her kesiminden elde ettiğimiz her bir geri bildirim bizim için çok değerli. Bizi odak noktamıza yönlendiren de onların ta kendisi. Halkımızın ihtiyaçlarını tespit ederek toplumsal refah düzeyini ve gelişmişlik düzeyini artırıcı faaliyetlere hayat vermek bir ekip işi ve biz Bursagaz olarak bu konuda üzerimize düşenden fazlasını yaparak beklentilerin ötesine geçen bir anlayış sergiliyoruz. Bursagaz’ın en büyük sosyal sorumluluk projesi Bursagaz çalışanları tarafından kurulan ve tamamen gönüllülerin desteği ile faaliyetlerini sürdüren Bursagaz

42 - HAZİRAN 2013 -

bilgi yarışması ile çevresel etkileri yönetme bilincini öğrencilerimize aşılamaya başladık. 45 okulla yola çıktığımız bu etkinlikte bugün 100’ün üzerinde okulu ağırlıyoruz. Bu da çevresel duyarlılık konusuna dikkat çekmeyi başardığımızın bir göstergesi bizim için. Eğitim alanında sadece bu faaliyetlerle kendimizi sınırlandırmıyoruz elbette. EFQM mükemmellik modeli ve toplam kalite yönetimi uygulamalarında pek çok okula ücretsiz danışmanlık desteği sağlıyoruz. 2011 yılında İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden tarafımıza bu konuda bir devlet okulu atanması talebimiz olumlu olarak karşılandı ve şu an bir Anadolu Lisesi’ne kalite yönetim süreci konusunda kapsamlı destek sağlamaktayız. 2012 yılında bugüne kadar dış kurumlara

Toparlamak gerekirse son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir? Ayrıca, yakın zamanda geçekleşecek olan yeni projeler var mı? Bunlar hakkında bilgi verir misiniz? “Öncelikle benimle gerçekleştirmiş olduğunuz ve benim için çok keyifli geçen röportajınızdan dolayı teşekkür ederim. Bursagaz olarak sürekli üreten, teknolojiyle paralel olarak ve son teknolojiyi kullanarak kendini daima geliştiren bir şirketiz. Elbette hale hazırda başlamış ve başlaması planlanmış birçok projemiz var. Hatta bir ipucu vermek gerekirse yine sektörde belki de dünya enerji sektöründe hiç uygulanmamış bir projeyi 2013 yılında hayata geçirmeyi planlıyoruz. “


Borşen Boru’dan teknik eğitim ve bilgilendirme semineri Enerji ve paslanmaz çelik sektörünün en önde gelen firma yetkililerini gerçekleştirdikleri seminerde bir araya getirmeyi başaran Borşen Boru’nun organize ettiği teknik eğitim ve bilgilendirme semineri İstanbul Crown Plaza Hotel’de gerçekleştirildi

T

ürkiye’de enerji, petrol ve gaz üreten, işleyen sektörünün en önde gelen kuruluşlarının proje-mühendislik ve satın alama departmanları için gereksinimleri olan paslanmaz çelik ve özel alaşımlı boru ve fittingsler ile İlgili olarak dünyanın en büyük üretici kuruluşları arasında yer alan Ham-Let, Astava’nın yanı sıra bu firmaların Türkiye’deki tek ve

44 - HAZİRAN 2013 -

yetkili genel stokçusu ve dağıtıcısı olan Borşen Boru San.’nin organize ettiği teknik eğitim ve bilgilendirme semineri gerçekleştirildi. Bu eğitim seminerleri yurt genelinde sunulmaya devam edecek. Paslanmaz sektörüne yenilik getirmeyi hedefleyen Borşen Boru, 30 yılı aşkın süredir sektördeki bilgi birikim ve tecrübesini sektöre yansıtmaya devam ediyor.

HAM-LET LET- LOK TÜP FİTTİNGSLERİ Enstrümantasyon vanaları ve Tüp fittingsleri dünya pazarında 56 yıl bizi destekleyen 56 yıllık deneyim ile, HamLet olarak sanat şaheseri bir endütriyel kompleks olarak yeni bin yıl girdik. Dünya çapında yüzlerce mühendislik firması ile çalışan Ham- Let, dünyaya yüksek kalitede cihaz valf ve fittingleri sağlamak


Borşen Boru İş Geliştirme ve CRM UyulamaProje Yönetimi Müdürü Caner Fenerci

için robot, ürün hareket lojistikleri, CNC makine, lazer muayene ve entegre bilgisayar şebekesinde en son teknolojileri birleştirmekte. Ham- Let ‘ in ileri imalat ve lojistik kabiliyetleri ile müşterilerimize ihtiyaç duydukları yerde ve zamanda ihtiyaç duydukları daha verimli ürünleri sunabilmektedir.

LET- LOK TÜP FİTTİNGLERİ Ham- Let Ltd. kurulduğu 1950 yılından beri yüksek basınçlı uygulamalar için muhtelif malzemelerden mamul, yüksek kaliteli tüp ve tüp fittingler üretmektedir. Nerdeyse beş on yıldır, araştırma ve geliştirme alanındaki çalışmaları ile Ham - Let, yüksek basınçlı enstrüman ürünlerin önde gelen bir imalatçısı olarak mükemmel bir üne kavuşmuştur. Let- Lok konektörleri; Petro- kimya, kimya, sıvı, enerji, nükleer, yarı- iletken, elektronik ile birlikte diğer ana sanayi dallarında: yüksek basınçlı, tehlikeleri kimyasallar ve gazların bulunduğu ortamlarda kullanım için tüp fitting konusunda hızla artan talepleri karşılamak için geliştirilmiştir. Let- Lok tüp fittingleri, yüksek basınç, impuls, titreşim, vakum ve sıcaklık gibi yüksek performans gerektiren alanlardaki talepleri karşılamak için itina ile edilip test edilmektedir. Bu tüp fittingleri, modern ve ileri bilgisayarlı otomasyon kullanılarak, çok hassas toleranslarla üretmemektedir. Bu hassas fittinglerin üretilmesi konusundaki en önemli zorunluluklardan birisi, yetenekli sanatkârları ile birlikte sıkı kalite kontrolünün sağlanması ile gerçekleştirmektedir.

LET- LOK FİTTİNGLERİN ÇALIŞMASI Let- Lok tüp fittingi, sızdırmaz ve kavrama tüpü için kullanılan bir mekanizmadır.

Mekanik avantaj ve geometrisi ile fittin bir sızdırma tertibat oluşturmaktadır. Kurmak için; tüpü, tüp ile fitting gövdesi omzu karşısında tamamen altı dışarı çıkıncaya kadar komple tertibat içine takın. İki yüksek, somun ile fitting gövdesi arasında, somunun saat istikametinde döndürülmesi ile oluşan mekanik kuvvet yardımı ile ileri doğru harekete geçirilir. Arka yüksek (3), ön yüksüğün yivli arka kısmı karşınsına sürülür ve ön yüksek, kuvvet ile yivli gövde ağzı için sürülür. Arka yüksek, gövdenin yivli yüzeyinde bir tam satıhlı sızdırmazlık oluşturmak

için ön yüksüğü dışarı doğru kaldırırken, tüp üzerinde içe doğru radyal olarak kaplanır. El ile kurulmuş pozisyonundan, somunda 11/ 4 turluk bir döndürme kesin sızdırmazlığı temin etmektedir. Bu işlemde, yüksek basınç ile birlikte ultra yüksek vakum şartlarına karşı etkin sızdırmazlık sağlar.

VANALAR Yüksek performanslı küresel vanalar H6800 ve H6810 serisi Mini Küresel Vanalar H800 ve 810 Serisi İki parçalı Küresel vanalar H700 Serisi

- HAZİRAN 2013 -

45


İğne Vanalar H300 ve H310 Serisi Yüksek sıcaklık ve Basınç İğne Vanalar H99 Serisi Hassas Debi Ayar ve Kontrol Vanaları H1300 Serisi Check Vanalar H400 ve H410 Serisi Aşırı Akış Kontrol / Emniyet Vanaları H911 Serisi Basınç Emniyet Vanaları H900 Serisi

ASTAVA PASLANMAZ ÇELİK ENSTRÜMANTASYON MANİFOLDLARI MONOMETRE VE İZOLASYON VANALARI Paslanmaz Çelik Manifoldlar ve İzolasyon Vanaları Komple AISI 316L Kalite Paslanmaz Çelik,ve özel zor şartlar için yüksek alaşımlı çeliklerden proje göre hususi imalat şekilleri. Dişi ve Flanş Bağlantılı Direkt veya Remote Tip Bağlantılı 6000 psig ( 420 bar ) Çalışma Basıncı PTFE ( teflon ) veya Graphoil Contalı İzolasyon ve Manometre Vanaları 2 Yollu Manifoldlar 3 Yollu Manifoldlar 5 Yollu Manifoldlar

ÇALIŞMA PRENSİBİ VE UYGULAMA ALANLARI Enstrümantasyon manifoldları ve izolasyon vanaları genel proses

46 - HAZİRAN 2013 -

enstrümantasyonu ve ölçüm sistemlerinde özellikle basınç, fark basınç ölçümü ve alarmı amacıyla kullanılan her türlü basınç ölçüm enstrümantasyonu ile beraber kullanılır. Dünyada enstrümantasyon sistemlerinde basınç ölçüm ve kontrol ekipmanları ile beraber standart aksesuar olarak ve çok yaygın kullanılan standart tip manifoldlar stoklarımızda mevcuttur. Vana blokları içlerinde yerleştirilmiş olan iğne tip vanalar manuel olarak kontrol edilerek, basınç ölçüm enstrümanlarına proses basıncının kademeli verilmesini ve gereken her durumda basınç enstrümanının prosesten tamamen izole edilmesini sağlar. Basınç enstrümanları ile beraber manifold tipi bloklar kullanmadığı zaman, yüksek basınç (ani basınç yükselmesi – koç darbesi) olarak tabir edilen durumlarda hem basınç enstrümanının kalibrasyonun bozulmasına (genellikle sıfır kayması oluşabilir) ve hem de basınç enstrümanı içerisindeki diyaframın veya sensörün patlamasına veya tamamen bozulmasına sebep olabilir. Ayrıca, manifold kullanılması sahada kalibrasyon yapılması esnasında veya enstrüman yerinden sökülüp kalibrasyon laboratuarına götürülmesi gereken durumlarda, proses çalışmaya devam ederken ( hatlarda halen var iken, prosesi kapatmadan ) sistemi hiçbir riske almadan bu işlemlerin emniyetli ve hızlı bir şekilde yapılmasına olanak tanır.

Enstrümantasyon Manifoldlarının Kullandığı Saha Enstrümanları Genellikle; 1) İzolasyon Menometre Manifoldlarının / Vanalarının kullandığı basınç ölçüm enstrümanları; Manometreler, Kontaklı Manometreler, Basınç Anahtarları, Basınç Transmitterleri 2) 2 Yollu Enstrümantasyon Manifoldarının kullandığı basınç ölçüm enstrümanları; Manometreler, Kontaklı Manometreler, Basınç Anahtarları, Basınç Transmitterleri Not: 2 Yollu manifold bloklarında, izolasyon/ manometre manifolduna ilave olarak bir adet darin kontrol vanası bulunmaktadır. 3) 3 yollu enstrümantasyon Manifoldlarının kullandığı basınç ölçüm enstrümanları; Fark Basınç Manometreleri, Fark Basınç Anahtarları, Fark Basınç Transmittereleri ( fark basınç ve fark basınç yönetimi ile her türlü debi / akış, kazan dram seviyesi, tank seviyesi vb. ölçüm proseslerinde) 4) 5 Yollu Enstrüman Manifoldlarının kullandığı basınç ölçüm enstrümanları; Fark Basınç Manometreleri, Fark Basınç Anahtarları, Fark Basınç Transmitterleri ( fark basınç ve fark basınç yönetimi ile her türlü debi / akış, kazan dram seviyesi, tank seviyesi vb. ölçüm proseslerinde) Not: 5 Yollu manifold bloklarında, 3 yollu manifold ilave olarak iki adet drain kontrol vanası bulunmaktadır.


Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci, sektörün Ar-Ge ve inovasyon için gerekli yatırım konusunda zorlandığını söyledi.

Çelik sektöründe sanayici ve üniversite el ele Tüm sanayi alanlarının gelişiminde ve sektörlerin ülke ekonomisi için oluşturacağı katma değerde büyük önem taşıyor. Çelik İhracatçıları Birliği, bu amaçla İstanbul Kalkınma Ajansı’nın desteği ile Çelik Sektörü Ar-Ge ve İnovasyon Merkezi’ni hayata geçirmek üzere çalışmalara başladı

T

ürkiye ve dünyada örnek olması hedeflenen Ar-Ge ve İnovasyon Merkezi için ise, sanayici ve üniversite işbirliği en önemli adımı oluşturuyor. Çelik İhracatçıları Birliği, Çelik Sektörü Ar-Ge ve İnovasyon Merkezi için ilk adımı attı. Merkez ile çelik sektörünün sürdürülebilirliğinin sağlanması, ürün çeşitliliği ve niteliğinin artırılması, sektör firmalarına daha fazla hizmet verilebilmesi amaçlanıyor. İstanbul Kalkınma Ajansı desteği ile hayata geçirilecek Ar-Ge ve İnovasyonMerkezi için üretici firmalar, üniversiteler, denetim firmaları ve STK temsilcilerinin katılımıyla strateji çalıştayı gerçekleştirildi. Çelik sektörünün Ar-Ge, inovasyon ve test analiz alanlarındaki mevcut ve gelecek dönemdeki ihtiyaçlarının araştırılması ve çözümler sunulabilmesi amacıyla kurulacak merkezin, Türkiye ve dünyada örnek olması da hedefleniyor. Çelik Sektörü

48 - HAZİRAN 2013 -

Ar-Ge ve İnovasyon Merkezi’nin ayrıca çelik kullanan ana sektörler olan inşaat, otomotiv, makine imalat, gemi, kimya, maden gibi alanlar için Türkiye ve çevre ülkeler açısından bir çekim merkezi haline gelmesine de katkı sağlaması planlanıyor.

AR-GE VE İNOVASYON MERKEZİ Ar-Ge ve İnovasyon Merkezi için gerçekleştirilen strateji çalıştayında; sektördeki tüm firmaların ortak sorunu olan atık yönetimi ve enerji yönetimi konularının ele alınabileceği de vurgulandı. Ayrıca merkez kapsamında kurulacak laboratuarların da yapılacak testlerin hızlandırılması için önemli bir adım olduğu belirtildi. Tüm bu süreçlerin sürdürülebilir olması adına; çelik sektörü için gerekli olan yeni elemanların eğitimle desteklenmesi, bunun için de sanayici ve üniversite işbirliğine dikkat çekildi. Çelik Sektörü Ar-Ge ve İnovasyon Merkezi için fizibilite

ve planlama çalışmalarını değerlendiren Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci, “Piyasa daraldıkça sektörümüzün yeniliklere olan ihtiyacı giderek artıyor. Uzun zamandır üzerinde çalıştığımız bu merkez için duyulan ihtiyacın da farkındayız. Şu an özellikle KOBİ niteliğindeki şirketlerimiz ArGe ve inovasyon için gereken yatırım için zorlanıyor ancak MATİL şirketimiz tarafından kurulacak bu merkez sayesinde birbirimize inanarak birlikte hareket etmeyi öğreneceğiz. Ayrıca sektörümüzün ilk ortak çalışması olan bu merkez için Çelik İhracatçıları Birliği olarak adım atmış olmaktan dolayı mutluluk duyuyoruz. Böylece hem kendi görevimizi yerine getirmiş olacağız hem de sektörümüzün başarılı işler yapmasına fırsat tanıyacağız. Merkezimizin ülkemiz ekonomisine de önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum” dedi.


Ege Yıldız’dan bir ilk daha Ege Yıldız günümüz teknolojisi ile ürettiği Türkiye’nin ilk ve tek, çevreye duyarlı, insan sağlığı ile dost ‘Kurşunsuz İçme Suyu Borusu’nun üretimine başladı

P

ipexpo fuarında sergilenen ve içeriğindeki Kalsiyum, Çinko bileşenleri sayesinde, çevreye duyarlı, insan sağlığı ile dost, dünya sağlık örgütünün önerdiği boru, Önce Sağlık sloganı ile piyasaya sunuldu. Konu ile ilgili Ege Yıldız Reklam ve Halkla İlişkiler Müdürü Ercan Özderici, yeni üretilen boru ile ilgili şunları söyledi; “PVC malzemeden mamul borular,1960’lı yıllarda sağlıklı olmaları, sağlamlıkları, hafiflikleri,

korozyona dayanımları ve montaj kolaylıkları gibi nedenlerle kanserojen olan asbestli borular yerine kullanılmaya başlanmıştır. Ancak PVC Boruların üretimi sırasında yüksek sıcaklıktan korunmaları için, içeriğinde birtakım kimyasallar bulunan stabilizatörler kullanılmaktadır. Bu stabilizatörlerin içme sularına etkisi, Gıda kodeksinde belirtilen sınırlar içersinde kalmasına rağmen, bünyesinde bulundurduğu ağır

Ege Yıldız Reklam ve Halkla İlişkiler Müdürü Ercan Özderici

50 - HAZİRAN 2013 -

metaller sağlık açısından her zaman tehdit oluşturmuştur. Avrupa topluluğu ülkeleri her alanda olduğu gibi bu alanda da öncü rol üstlenip koruyucu tedbirler uygulamaya başlamışlardır. KalsiyumÇinko stabilizatörleri bünyesinde insan sağlığını tehtid eden ağır metal bulundurmadığından temiz su boru üretiminde kullanılacak en iyi alternatif olarak görülmektedir. 2006 yılında “The Toxics Use Reduction Institute“ PVC’ de kullanılacak birincil stabilizatör olarak Kalsiyum-Çinko stabilizatörlerini belirlemiştir. Ayrıca Avrupa’nın ”Vinyl Plus Task Force“ organizasyonu KalsiyumÇinko stabilizatörü kullanımının % 60’a ulaştığını belirlemiştir. Bütün bunların yanında kalsiyum ve çinkonun, doğal olarak zehirsiz ve insan sağlığı için gerekli elementler olarak belirtilmektedir. Kalsiyum Çinko Stabilizatörlü PVC-U boruların, sağlık açısından bu önemli üstünlüğünün yanında, teknik olarak diğer üstünlükleri ise; Uzun Süreli UV Koruması: Kalsiyum-Çinko stabilizatörleri, PVC-U boruları uzun süre UV radyasyonundan koruması nedeniyle,diğer stabilizatörlerden daha avantajlıdır. Böylece uzun süre borunun renginin ve mekanik özelliklerinin korunması mümkündür. Yüksek Mekanik Dayanım: Kalsiyum-Çinko stabilizatörleri ile üretilen borular, daha yüksek mekanik dayanıma (basınç ve darbe ) sahiptirler” dedi.


Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği (DÇÜD) Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan

İthalat nereye kadar 2012 yılının son çeyreğinde başlayan çelik üretimindeki duraklama, 2013 yılının ilk çeyreğinde yavaşlayarak da olsa devam etti. Fakat yılın ilk çeyreğinde, Türkiye’nin ham çelik üretimindeki düşüş, % 5.9 seviyesinde gerçekleşti

52 - HAZİRAN 2013 -


Y

ılın ilk çeyreğinde, Türkiye’nin ham çelik üretimindeki düşüş, % 5.9 seviyesinde gerçekleşti. Bu oran, 2000 yılından bu yana, global krizin etkisiyle üretimin % 5.6 oranında gerilediği 2009 yılı haricinde, ilk defa gerilemeyi ifade etmesinin yanında, ilk kez dünya ortalamasından daha kötü bir performansı da temsil ediyor. Yılın ilk çeyreğinde dünya çelik üretimi % 2.3 oranında artış gösterirken, Çin hariç dünya ham çelik üretiminin ise, % 3.5 oranında gerilediği gözleniyor. Türkiye’nin üretimindeki % 5.9’a varan gerileme ise, son yıllarda üretimini en fazla arttıran ülkeler arasında yer

alan Türkiye’nin, ilk defa üretimi en hızlı düşen ülkeler arasında yer aldığını gösteriyor. Üretimdeki keskin düşüş, yurtiçi talepteki benzeri daralmadan kaynaklanmıyor. Keza ihracatımızda da ciddi bir düşüşün söz konusu olmadığı anlaşılıyor. Yılın ilk 3 aylık döneminde, miktar yönünden ihracatımız % 7, çelik tüketimimiz % 5 civarında artarken, çelik üretimindeki hızlı düşüş, özellikle hurda fiyatlarındaki artışın nihai ürün fiyatlarına yansıtılamamasından, başka bir ifade ile uluslararası piyasada rekabet gücümüzdeki gerilemeden kaynaklanıyor. Ocak-

Şubat döneminde, yarı ürün ithalatının 100 oranında artması, buna karşılık hurda ithalatının % 23 oranında azalması, maliyet baskısının sektörü hurdadan üretim yerine, yarı mamulden üretime yöneltmeye başladığını ve hurdadan üretimde sektörün rekabet gücünü kaybetmeye başladığını ortaya koyuyor. Ayrıca, üretimin gerileme eğilimi gösterdiği bir ortamda Türkiye’nin toplam çelik ürünleri ithalatının da % 38 oranında artış göstermesi de, sektörün rekabet gücündeki azalmayı ve ithal ürünlerin Türkiye pazarında artan ağırlığını gözler önüne seriyor.

- HAZİRAN 2013 -

53


YERLİ ÜRÜNLER SON DERECE KALİTELİ Mevcut şartlar altında, halâ ithalata karşı herhangi bir önlem almak bir yana, dahilde işleme rejiminin ithalatı teşvik eden yapısını sürdürülmesi, çelik sektörünü rahatsız etmenin ötesinde, Türkiye’nin dış ticaret dengesini bozar bir noktaya ulaşmış bulunuyor. Yılın ilk 2 aylık döneminde, Türkiye’nin çelik ürünleri ihracat değeri % 4.2 oranında azalırken, ithalat değerinin % 17.9 oranında artması, çelik ürünlerinde ihracatın ithalatı karşılama oranının, geçen yılın aynı dönemindeki % 163’ten % 133’e gerilemesine neden olmuş bulunuyor. Önümüzdeki aylarda da benzer eğilimin devam etmesi halinde, son yıllarda ilk defa çelik sektöründe ihracatın ithalatı karşılama oranının negatife dönüşmesinden endişe duyuluyor. 2012 yılının ilk 2 aylık döneminde, toplam çelik ürünleri ithalatında yaşanan % 38 oranındaki artışta, Rusya ve Ukrayna’dan yapılan çelik ürünleri ithalat miktarındaki yükselişin önemli bir etkisi bulunuyor.

54 - HAZİRAN 2013 -

Ocak-Şubat döneminde, Türkiye’nin çelik ithalatında yaşanan toplam 652.000 tonluk artışın % 70 oranındaki kısmını, Rusya ve Ukrayna’dan yapılan ithalattaki yükseliş oluşturuyor. Yılın ilk çeyreğinde, Türkiye’nin ham çelik üretimi % 5.9 oranında azalırken, Türkiye’ye yönelik ihracatını yükseltebilmesinin de desteği ile Ukrayna’nın üretimini % 0.4 oranında arttırabilme başarısı gösterdiği anlaşılıyor. Bu sayede, dünya sıralamasında Türkiye’nin hemen arkasında yer alan Ukrayna’nın, Türkiye ile arasındaki farkı azalttığı gözleniyor. Mevcut göstergeler, Türkiye’deki mevzuatın Rusya ve Ukrayna başta olmak üzere, komşu ülkelerin üretim ve istihdamını desteklediğine işaret ediyor. Girdi Tedarik Stratejisi kapsamında makine sektörünün ihtiyaç duyduğu çelik ürünlerinin yurt içinden karşılanmaması ve makine sektörünün ithalat yolu ile tedarik ettiği çelik girdilerinin tespit edilerek, yurtiçinde üretim imkânlarının araştırılması ile ilgili olarak, 25 Nisan 2013 tarihinde, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nda,

ilgili kamu kuruluşları yanında, makine ve çelik sektörü temsilcilerinin katılımları gerçekleştirilen toplantıda, makine sektörü temsilcilerinin, “Türkiye’deki yassı ve vasıflı çelik üreticilerinden tedarik edilen girdilerde hiçbir kalite problemi yaşanmadığını, yerli ürünlerin son derece kaliteli olduğunu, ancak düşük kaliteli ve düşük maliyetli ithal girdiler ile yapılan üretimin Türk makine sektörünün kalite ve imajını olumsuz yönde etkilemeye başladığını” dile getirmeleri de, kalitesiz ürün ithalatının yalnızca çelik sektörümüzü değil, çelik tüketicisi sektörleri de tahrip ettiğine ve süratle önüne geçilmesi gerektiğine ilişkin tespitlerimizi teyid ediyor. Bu yönüyle, bir taraftan haksız rekabete yol açan kalitesiz ürünlerin kontrolsüz bir şekilde Türkiye’ye getirilmesinin engellenmesine, diğer taraftan da, Türk çelik sektörünün uluslar arası piyasadaki rekabet gücünü olumsuz yönde etkileyen girdi maliyetleri üzerindeki tüm yüklerin süratle ortadan kaldırılmasına ihtiyaç duyuluyor.


Çelik Boru

Çelik Kordlu Bant ve Eklem Malzemesi Alımı

İHALE BİLGİLERİ

İHALE BİLGİLERİ

İhale Tarihi: 2 Temmuz 2013 Salı İhalenin Yapılacağı İl: Sivas Kurum Adı: Türkiye Demiryolu Makinaları Sanayii A.Ş. (TÜDEMSAŞ) İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: istihbarat Şartname Bedeli: İlan Metninde Bulunduğu Bölümler: Demir,Tel örgü, Çelik malzeme alımı, Metal, Ahşap, Plastik Doğrama ihaleleri - Boru, Kauçuk, Plastik, Sentetik ürün, Çocuk oyun gurubu ve Kamelya ihaleleri - İnşaat ihaleleri, yapım, onarım, tamirat, tesisat, peyzaj, çevre düzenleme, hafriyat, boya ihaleleri

İhale Tarihi: 9 Temmuz 2013 Salı İhalenin Yapılacağı İl: Ankara / Çankaya Kurum Adı: Elektrik Üretim A.Ş Genel Müdürlüğü (EÜAŞ) İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: 2013/50234 Şartname Bedeli: 236 TL Bulunduğu Bölümler: Demir,Tel örgü, Çelik malzeme alımı, Metal, Ahşap, Plastik Doğrama ihaleleri - Sanayi makinesi alımı, motor alımı, onarım, bakım, montaj ve yedek parça alımı ihaleleri - Hurda, Hırdavat, Bakım onarım aletleri, Araç lastiği ve Yedek parça ihaleleri

Kazan Borusu Alımı

Nervürlü Demir ve Bağ Teli Malzemesi Alımı

İHALE BİLGİLERİ

İHALE BİLGİLERİ

İhale Tarihi: 10 Temmuz 2013 Çarşamba İhalenin Yapılacağı İl: Ankara / Çankaya Kurum Adı: Elektrik Üretim A.Ş Genel Müdürlüğü (Eüaş) Ticaret Dairesi Başkanlığı Dış Ticaret Müdürlüğü İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: 2013/53859 Şartname Bedeli: 236 TL Bulunduğu Bölümler: Demir,Tel örgü, Çelik malzeme alımı, Metal, Ahşap, Plastik Doğrama ihaleleri - Kanalizasyon, şebeke, Doğalgaz hattı, Su Arıtma tesisi, Sıhhi tesisat ihaleleri - İnşaat ihaleleri, yapım, onarım, tamirat, tesisat, peyzaj, çevre düzenleme, hafriyat, boya ihaleleri

İhale Tarihi: 16 Temmuz 2013 Salı halenin Yapılacağı İl: Ankara / Yenimahalle Kurum Adı: Ankara Büyükşehir Belediyesi Kent Estetiği Daire Başkanlığı İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: 2013/66426 Şartname Bedeli: 100 TL Bulunduğu Bölümler: Demir,Tel örgü, Çelik malzeme alımı, Metal, Ahşap, Plastik Doğrama ihaleleri

- HAZİRAN 2013 -

55


Hem Tipi Demir Profil

Çelik Çubuk Alımı

İHALE BİLGİLERİ

İHALE BİLGİLERİ

İhale Tarihi: 25 Haziran 2013 Salı İhalenin Yapılacağı İl: Bursa / Orhaneli Kurum Adı: Elektrik Üretim A.Ş Genel Müdürlüğü(Eüaş) Orhaneli Termik Santralı İşl.Müd İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: 2013/73485 Şartname Bedeli: 20 TL Bulunduğu Bölümler: Demir,Tel örgü, Çelik malzeme alımı, Metal, Ahşap, Plastik Doğrama ihaleleri - Hurda, Hırdavat, Bakım onarım aletleri, Araç lastiği ve Yedek parça ihaleleri

İhale Tarihi: 1 Temmuz 2013 Pazartesi İhalenin Yapılacağı İl: Kırıkkale Kurum Adı: Makina Ve Kimya Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlüğü İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: İstihbarat Şartname Bedeli: İlan Metninde Bulunduğu Bölümler: Demir,Tel örgü, Çelik malzeme alımı, Metal, Ahşap, Plastik Doğrama ihaleleri

Çelik Boru Alımı

Çelik Boru Alımı

İHALE BİLGİLERİ

İHALE BİLGİLERİ

İhale Tarihi: 25 Haziran 2013 Salı İhalenin Yapılacağı İl: Ankara / Çankaya İşin Yapılacağı İl: Konya Dosya Görülecek İl(ler): Ankara Kurum Adı: Boru Hatları İle Petrol Taşıma A.Ş (Botaş) İkmal Daire Başkanlığı İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: 2013/61503 Şartname Bedeli: 100 TL Bulunduğu Bölümler: Demir,Tel örgü, Çelik malzeme alımı, Metal, Ahşap, Plastik Doğrama ihaleleri -: Boru, Kauçuk, Plastik, Sentetik ürün, Çocuk oyun gurubu ve Kamelya ihaleleri

İhale Tarihi: 21 Haziran 2013 Cuma Eklenme Tarihi: 13 Haziran 2013 Perşembe Kurum Adı: Köylere Hizmet Götürme Birliği Başkanlığı İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: İstihbarat Şartname Bedeli: İlan metninde Bulunduğu Bölümler: Boru, Kauçuk, Plastik, Sentetik ürün, Çocuk oyun gurubu ve Kamelya ihaleleri - Demir,Tel örgü, Çelik malzeme alımı, Metal, Ahşap, Plastik Doğrama ihaleleri

56 - HAZİRAN 2013 -


2012

58 - HAZİRAN 2013 -


- HAZİRAN 2013 -

59


012 2012

Not: Navlun fiyatları port to port olarak baz alınmalıdır. Navlun fiyatları Imcosuz ve Prepaid yüklemeler için geçerlidir. Geçerlilik Süresi 31.05.2013 tarihine kadardır. Liman lokal masrafları ve dahili nakliye dahil değildir. Fiyatlarımız ihracat navlun fiyatlarıdır.

60 - HAZİRAN 2013 -

KISALTMALAR 20’DC : 20’FEET STANDART DRY CONTAINER 40’DC : 40’FEET STANDART DRY CONTAINER 40’HC : 40’FEET HIGH CUBE DRY CONTAINER PB : PARA BIRIMI T/T : TRANSIT TIME


Haklısınız!

Denge

M. Ali Özbudun mehmetali.ozbudun@tg.com.tr

62 - HAZİRAN 2013 -

Olmadı, tutmadı, sökmedi. Mızrak, çuvala sığmadı. Hedefinize ulaşamadınız. Ancaaak.. Bir konuda haklısınız, sevgili monşerler. -Yeter artık, böyle Hükümet olmaz! Hükümet dediğin, geçmişte olduğu gibi: -Enflasyonu, bir hayat tarzına dönüştürür. Kronik enflasyonu, “büyümenin ve istihdamın bedeli” diye topluma yutturur. -Bol sıfırlı TL’den hoşlanır. Ekonomiyi, kuyruğunda 15 tane sıfır barındıran katrilyonlu ve hormonlu rakamlarla tanıştırır. -Kısa vadeye yoğunlaşan devasa borç stokunu, çok yüksek bir reel faizle döndürür. -Kamu maliyesinin, tefeciye düşmüş müflis tüccar gibi debelenmesinden rahatsız olmaz. - Krizlerden sonra filizlenen “konsolidasyon ve moratoryum” dedikodularını sineye çeker. -Merkez Bankası’nı sadece bir banknot matbaası gibi görür. Kamu bankalarını ikinci bir Hazine gibi kullanır. Görev zararları marifetiyle, siyaseti finanse eder. - İttihat ve Terakki Fırkası’ndan miras kalan “Yok kanun, yap kanun!” geleneğine uygun bir biçimde, “Yok para, bas para!” politikasıyla ekonomiye gaz verir. -Karton bankaların kurulmasına ve boşaltılmasına kayıtsız kalır. *** Hükümet dediğin.. -“Dünya nereye gidiyor? Bölgemde neler oluyor? Ülkem nerede duruyor?” türünden kılçıklı sorularla ilgilenmez. - Kalkınma modeli olarak “Ahbap Çavuş Kapitalizmi”ni benimser. (Bu model gereğince, “kâr” bireysel ve şirketsel, “zarar” kamusaldır.) - Görülen lüzum üzerine, 150 tavuk barındıran bir kümes için teşvik verir, kümesin açılışına bakan düzeyinde katılır, kurdele keser. -Ülkeyi ithal enerjiye tutsak eden yapılanmayı değiştirmek için kılını dahi kıpırdatmaz. Nükleer enerji yatırımlarından uzak durur. -Vatandaşını 35 yaşında emekli eder. Sosyal güvenlik açıklarından korkmaz. Sıkıştığında, IMF’nin kapısını çalar. *** Hükümet dediğin.. - Resmî tabuları tahkim ederek, kendini sağlama alır. Statüko ile kavga etmez, kurnaz olur. -Yapısal reformlara bulaşmaz. Bindiği dalı kesmez. -Sisli ve puslu havayı sever, ilkesizlik ve belirsizlik onun şiarıdır. *** Velhasıl.. -Hükümet dediğin, işte böyle olur. Sahi, gözünüz bir yerden ısırıyor mu?


Ne, Neden, Niçin?

Pazarola

Prof: Dr. İsmail Kaya ismailkaya@gmail.com

Prof. Dr. İsmail Kaya, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Pazarlama Anabilim Dalı Başkanıdır. Kendisine ismailkaya@gmail.com adresinden ulaşılabilir. Başka yazıları için, http://pazarola.blogspot.com, http://pazarlamabitanedir. blogspot.com ve http://pazarlamazekasi.b logspot.com blogları ziyaret edilebilir.

Ülke nüfusunun neredeyse dörtte biri okul bağından bir süreliğine kurtuldu. Birkaç ay, başka ağlara, bağlara takılacaklar. Okul Ne? Okullarda Ne yapılır? Nasıl yapılır? Niye yapılır? Okullar Ne için’dir? Okullar söz konusu olduğunda neden taraflar, öğretmenler, öğrenciler, veliler ve toplum çoğunlukla pek de memnun ve mutlu değildir? Ne, Neden, Niye, Niçin, Ne için ve benzeri türden sorular üzerinde derinlemesine düşünmeyiz. Hatta, aralarındaki farkları bile görmeyiz, göstermeyiz, gözlerden kaçırırız. Neden’in sebeplerle, Niçin’in maksatla, ilkinin geçmişle, ikincinin gelecekle ilgili olduğunu bilir miyiz? Birinin anlamaya, diğerinin değişmeye odaklı olduğunu hisseder miyiz? Ne olduğunu bilmeyenin Neden’i de, Niçin’i de düşünemediğini; Neden’i bilinmeyenlerin Niçin’inin hiç düşünülemeyeceğini; Ne ve Nasıl’ın, bilmenin ve anlamanın ilk aşaması; Neden ve Niçin’in ise, bilgeliğin ve entelektüel olgunluğun ileri basamakları olduğunu hatırlar mıyız? Niçin’i başa koymadığımız, hedefimizi, gayemizi, maksadımızı idrak etmediğimiz sürece Ne’yin de, Nasıl’ın da, Neden’in de bir anlamı ve bir değeri olmadığının farkında mıyız? Son iki haftadır her kafadan, ülkede Ne olduğuna, olayların Nasıl geliştiğine dair nice bağırış çağırış duyuldu. Biraz da, Neden olduğuna, sebeplerine dair yorumlar, açıklamalar, değerlendirmelerle karşılaştık. İşin Niçin’ini sorup sorgulayanlar pek fark edilmedi. Bütün bunlar aslında ‘Ne için’ idi, maksat neydi sorusu gürültüye gitti. Bunlara cevap arayanların sesleri yeterince duyulamadı. Ne, Neden ve Ne için soruları pazarlamada da önemli. Sıradan firmalar, zihin ve enerjilerini Ne ve Nasıl yapmalıya yoruyor. Sıra dışı firmalar, maksatlarına ulaşabilenler, peşine düştüklerini, amaçlarını, stratejilerini, ulaşmak istedikleri maksat ve hedeflerini berrakça belirleyebilen ve bunları toplumla açıkça paylaşanlar arasından çıkıyor. Müşterilere Ne sunduklarını değil, sunduklarının yararını, önerilerinin Neden ve Niye’lerini, bu sayede müşteride Nasıl bir değişim yaşatacaklarını, amaçlarını ve Niçin var olduklarını anlatabilenler öne çıkıyor. Niçin’inizi satabildiyseniz, Niye’nizi de, Nasıl’ınızı da, Ne’yinizi de çoktan satmışsınızdır. Hiç şüpheniz olmasın...

(Pazarola, pazar günleri yayınlanır.)

64 - HAZİRAN 2013 -


Kuzey Afrika’da yer alan bir kıyı ülkesi

Tunus

Kuzey Afrikada yer alan bir kıyı ülkesi olan Tunus; Batıda Cezayir, güneydoğuda Libya, doğuda ve kuzeyde Akdeniz ile çevrilidir. Tunus, Akdeniz bölgesinin orta kesiminde, karşısında bulunduğu İtalya Yarımadası ve Sicilya Adası ile birlikte, Doğu ve Batı Akdeniz’i birleştiren ve ayıran bir boğaz meydana getirmesi yanında, Sardunya Adasından 200 km, Sicilya Adasından 140 km uzaklıkta bulunan Tunus, Avrupa ve Afrika kıtaları arasında bağlantıyı kolaylaştırmaktadır

Ülke: Tunus Resmi dili: Arapça Başkent: Tunis Yüzölçümü – Toplam: 89. 163,610 kilometrekare Nüfus - Toplam (2003): 81. sırada 9,924,742 Döviz Birimi: Tunus Dinar

66 - HAZİRAN 2013 -


T

unus, Akdeniz bölgesinin orta kesiminde, karşısında bulunduğu İtalya Yarımadası ve Sicilya Adası ile birlikte, Doğu ve Batı Akdenizi birleştiren ve ayıran bir boğaz meydana getirir Sardunya Adasından 200 km, Sicilya Adasından 140 km uzaklıkta bulunan Tunus, Avrupa ve Afrika kıtaları arasında bağlantıyı kolaylaştırır. Güneyden kuzeye genişliği 756 km, batıdan doğuya ise 351 km dir. Kıyılarının uzunluğu 1200 km’dir. Tunus, gerek Akdeniz ve Kuzey Afrika hâkimiyeti ve gerekse Avrupa’nın Afrika ile olan münâsebetleri bakımından büyük bir stratejik öneme sâhiptir. Tunus’un coğrafi konumu göçebe Berberilerden sonra, daha çok deniz yoluyla gelen çeşitli etnik toplulukların ülkeye yerleşmesinde en büyük faktör olmuştur.M.Ö. 1000 yılından îtibâren Fenikeliler, Tunus’ta ticâret merkezleri kurmaya başladılar. M.Ö. 5. yüzyıl sonlarında Fenikeliler Tunus’a gelip yerleştiler ve burada Kartaca Cumhûriyetini kurdular. Tunus, daha sonra batıdan gelen Vandalların, 6. yüzyılda da Bizanslıların hâkimiyeti altına geçti.

GEZİLECEK YERLER Tunus gezilecek yerleri 3 ana bölümde incelemek mümkün. Bunlar: Tarihi dokunun en güzel yaşandığı şehrin eski yerleşim yeri olan Medina, Fransızlar tarafından şehrin yeni yerleşimi olarak yapılan Ville Nouvelle Bölgesi ve Sidi Bou Said ve Kartaca gibi yerlerin bulunduğu şehir dışındaki gezilecek yerler arasında bulunmaktadır.

ZAYTUNA CAMİ Zaytuna Cami (Zaytouna Mosque) Tunus’daki en eski cami olup Tunus gezilecek yerler listesinin en önemli gezi noktası. Müslümanlara ziyarete açık olan cami 9 giriş ile 5000 metre karelik alanı kaplıyor.

SİDİ BOU SAİD Tunus gezilecek yerler listesinin bir diğer önemli durağı Sidi Bou Said. Tunus merkezden 20 km uzaklıkta, kuzeyde bulunan bu şirin kasaba son zamanların en turistik gezi noktaları arasında yer almakta.

BARDO MÜZESİ Tunus gezilecek yerler listesindeki şüphesiz en önemli gezi noktalarından biri dünyaca ünlü mozaik müzesi Bardo. Bardo Müzesi’nin bu kadar popüler olmasının sebebi müzenin geçen yıla kadar dünyanın en büyük mozaik müzesi olması.

AVENUE HABİB BOURGUİBA Tunus’un yeni yüzü olan Ville Nouvelle (New Town)’un merkezi olan Habib Bourguiba Bulvarı bir diğer önemli yer.

- HAZİRAN 2013 -

67


KARTACA

Kartaca, Tunus gezilecek yerler listesinde 3.sırada. MÖ 814 yılında, Tunus yarımadasında kurulmuş olan bir Fenike kolonisi olan Kartaca Tunus merkeze yaklaşık 15-20 km uzaklıkta bulunuyor.

TUNUS MUTFAĞI’NIN KARAKTERİSTİK TATLARI Tunus mutfağında adı bize hiç de yabancı olmayan “kuskus” en bilinen yemeklerdendir. Türk Mutfağı’nda alışılageldik kuskus yemeği hazırlamanın çok dışında bir tarifle hazırlanan kuskus, ızgara ya da tavada hazırlanmış bir çeşit baharatlı sosis olan Merguez ile birlikte de tüketilebilir. Tunus Mutfağı’nda adını sıkça duyacağınız “Harissa” acı ve bol baharatlı

68 - HAZİRAN 2013 -

yemek seven Tunuslular için hemen her yemeği lezzetlendiren özel bir sostur. Kurutulmuş kırmızıbiber, sarımsak ve baharatlarla hazırlanan Harissa’nın acısını zeytinyağı ile incelterek damak tadınıza göre ayarlayabilmeniz de mümkün. Zeytinyağı da Tunus Mutfağında diğer tüm tipik Akdeniz ülkelerinde olduğu gibi önem taşır. Yemeklerin bir kısmı zeytinyağı ile hazırlanırken, tıpkı Türk Mutfağı’ndaki meze kültürü gibi Tunus

Mutfağı’nda da zeytinyağı ile hazırlanmış soğuk ve sıcak iştah açıcılar vardır. Özellikle festival zamanları Tunus Mutfağı farklı tatlarla hareketlenir. Bu tatlardan biri de deve etidir. Kapaklı güveçlerde, birkaç hafta toprak altında dinlendirilen deve eti ile hazırlanan yemekler Tunus Mutfağı’na has lezzetlerdendir. Tunus Mutfağı’nın çok sevilen lezzetlerinden bir diğeri de Ojja’dır. Çırpılmış yumurta, domates, yeşilbiber, kuzu veya koyun eti ve harissa


sosu ile hazırlanan Ojja bol baharatlı, acısı yüksek bir tattır. Ekmek Tunus Mutfağının vazgeçilmezidir. Hemen her bölgeye özel, karakteristik ekmek çeşitleri vardır. Tunus Mutfağı’nda badem ve hurma da özel yer tutar. Badem ve hurma ile hazırlanan kurabiye ve tatlıları çok lezzetlidir. Yemeklerin ardından naneli yeşil çay ile bu tatlı ve kurabiyelerin tüketilmesi ile bir diğer Tunus âdetidir.

ÜÇ BÖLGEYE AYRILMAKTA Tunus, fizikî yapısı itibâriyle üç bölgeye ayrılır. Kuzey bölgesi, Sâhil bölgesi ve Güney bölgesi. Kuzey bölgesi, Atlas Dağlarının Akdeniz kıyısı boyunca uzanımı olan iki dağ şeridinin bulunduğu bölgedir. Bunların arasında Mecarda Vâdisi bulunmaktadır. Bölge nâdiren 1000 m’yi aşan yüksekliklere sâhip olmasına rağmen dağlık olarak nitelendirilebilir. Ülkenin en yüksek noktaları olan Eş-Şenebî (1544 m) ve Zaguon (1295 m) dağları bu bölgede yer alır. Sâhil bölgesi, ülkenin Tunus şehri güneyindeki kıyı bölgesini içine alan Suse, Sifakis ve Kayrevan şehirlerinin bulunduğu bölgedir. Bu bölge kuzey bölgeden Dorsal Dağı ile ayrılır. Bölge yumuşak tepeleri, geniş ovaları ve plajları ile meşhurdur. Güney bölgesi 34’üncü enlem dâiresinden güneye geçince Gabes Körfezinin çerçevelediği geniş Cafara ve Nefta ovalarından ve Büyük Sahraya ulaşan düzlük arâzilerden meydana gelir. Buraya step ve çöl bölgesi de denilmektedir. Rakım 200 m’nin altındadır. Yaklaşık 1200 km uzunluğundaki Tunus kıyıları genelde düzdür. Gabes Körfezinde gelgit olayı oldukça önemlidir. Deniz yükselmesi iki metreyi bulur. Akdeniz’de en yüksek gelgit olayı burada olur. Ülkenin önemli nehirleri Mecorda ve Miliare’dir.

AKDENİZ İKLİMİ ETKİN Tunus’ta bâriz bir şekilde Akdeniz iklimi hüküm sürer. Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve bölgeye göre az veya çok yağışlıdır. Yağmurlar sonbahar ortasında başlar ve ilkbaharın ortasına kadar devam eder. Güneye inildikçe yağmurlar azalır ve iklim düzensizleşir. Kışın sıcaklık 0°C altına düşmez. Yazın 40°C’ye kadar çıkar. Sıcaklık denizin etkisine bağlı olarak değişir ve kıyılar iç kesimlere göre daha serindir. Kuzeyde yıllık yağış ortalaması 610 mm civarındadır. Tunus ve Bizerte çevresindeyse 500 mm dolaylarındadır. Yağışlar düzensiz olup, seneden seneye farklılık gösterir.

FOSFAT, DEMİR, PETROL, KURŞUN VE ÇİNKO Tunus’un % 43’ü bozkır ve çöl, % 6’sı ormanlarla kaplıdır. Çok yağmur alan

yerlerde ormanlar yer alır. Vâdiler çok münbit olup, her çeşit mahsûl yetişir. Kuzeyde 900.000 hektarlık meşe ve çam ormanları bulunur. Güneyde sıcağa dayanıklı cinsten bitkiler yer alır. Tunus’ta yabânî hayvanlar olarak en çok yaban domuzu ve dağkeçisi bulunur. Tunus’un önemli yeraltı zenginlikleri fosfat, demir, petrol, kurşun ve çinkodur. Ülkedeki fosfat yatakları, Afrika’nın en büyük rezerv noktalarındadır. Petrol rezervleri bakımından kıta ülkeleri arasında beşinci sırayı, doğal gaz kaynakları bakımından ise dördüncü sırayı alır.

YEREL DİL ARAPÇA Tunus nüfûsu, ülkenin yerlileri olan Berberîlerle Arapların karışımından ortaya çıkmıştır. Ayrıca safkan Berberîlerle, Araplar da sayıca önemlidir. Bağımsızlıktan sonra giderek azalan Fransızlar 60.000 civârındadır. Tunus’ta Türk asıllı âileler mevcut olup, Türk soylu olmak burada iftihar vesilesidir. Tunus halkı ırkçı değildir. Halkın % 98’i Müslüman olup, geri kalanını Hristiyan ve Yahûdîler teşkil edir. Müslüman halkın hemen hemen hepsi sünnîdir. Çoğunluğu Malikî mezhebindedir. Tunus’ta Arapça konuşulur. Fransız işgâli çok sürdüğü için Fransızca bilenlerin sayısı da çoktur. Gazete ve dergilerin yarısı, Radyo ve TV’nin birer kanalları Fransızca yayın yapmaktadır. Nüfûsun yaklaşık % 70’i kuzeyde yaşamakta. Nüfus dağılışı çok düzensizdir ve tarım kaynaklarına bağlıdır. Nüfus yoğunluğunun kilometrekare başına 70 kişiden çok olduğu Mecerda ovaları ve Tunus bölgesi ve kıyılar en kalabalık kesimlerdir.

TARIMA DAYALI BİR EKONOMİ Tunus ekonomisi genel olarak tarıma dayanmakta olup, toplam nüfûsun % 50 ilâ 60’ı bu sektörde çalışmaktadır. Buğday, arpa, zeytin, nârenciye, meyve, sebze ve hurma başlıca tarım ürünleridir. Koyun, keçi, sığır ve kümes hayvanları yetiştirilen başlıca hayvanlardır. Son yıllarda balıkcılık önemli bir gelir kaynağı hâlini almıştır. Turizm mâdencilik, yiyecek, konserve, tekstil, hafif sanâyi malları ve sun’î gübre ana sanâyi kollarıdır. Ülkede tarım ürünlerine dayalı sanâyi kollarının geliştirilmesine çalışılmaktadır. Yerli hammaddelerden fosfatın bütün işlenme safhalarının Tunus’ta gerçekleştirilmesi için büyük çaba harcanmaktadır. Tunus mâdenlerini işleyecek kadar yeterli sayıda tesise sâhip değildir. Gerek istihdam ve gerekse ihrâcat imkânlarının artması için îmâlât sanâyiine büyük önem verilmektedir. Tunus’un ithâl ettiği belli başlı mallar, sanâyi malları, tarım âletleri, tüketim, yiyecek, giyecek ve enerji malzemeleridir. Fosfat, petrol, zeytinyağı, nârenciye, demir cevheri, balık ve tekstil ana ihraç mallarıdır. Tunus en çok Fransa, İtalya, Birleşik Almanya ve ABD ile ticâret yapar. Kuveyt, Suudi Arabistan, ABD, Kanada ve BirleşikAlmanya yardım aldığı başlıca ülkeler arasındadır. Tunus’ta karayollarının uzunluğu 17.220 km, demiryolları ise 2189 km’dir. Ülkede dört ana liman olan Tunus, Bizerte, Sousse ve Sefakis.Tunus yakınındaki El-Auina Havaalanı büyük, milletlerarası bir havaalanıdır.

- HAZİRAN 2013 -

69


Trends tend to change According to data obtained from Turkish Steel Manufacturers Association, scrap import of Turkey in the first quarter of the year is said to slow down with the decline in steel production. Again within the same period, as the raw steel production of Turkey recede up to 4.6%, the decrease in the scrap import occurs at the level of 15.9%. While scrap import realized by Turkey during the period of January-April declined to 6.2 million tons by 15.9 percent decrease in terms of amount compared to the same period of the previous year, it stayed at the level of 2.5 billion dollars with a 25.1 percent decrease with respect to the value. During January-April period, while the purchase made from Europe being the greatest scrap supplier of Turkey decreased to 3.1 million tons with 24.7% decrease in terms of amount and to 1.2 billion dollars with 33% decrease in terms of value, the increase in the scrap import made from USA attracts the attentions. Within the respective period, as the scrap shipments made from USA to Turkey drew close to 2 million tons with a 4.5 percent increase on amount basis, it receded up to 749 million dollars with a 6.6% decrease in terms of value upon the effect of decrease in the prices. While the total steel import of Turkey during January-April period with the slowdown in Turkish steel industry and low-priced import offers surpassed 4.8 million tons with a 34.8% increase in terms of amount compared to the same period of the previous year, it came up to the level of 4.2 million tons with 18.3% increase in terms of value. During the respective period, within the imports realized by Turkey, purchases reached 993 thousand tons with 23.7%in billets, 676 thousand tons with 316.7%incresase in slab, 2.5 million tons with 23.4% increase in flat products, 466 thousand tons with 7% increase in long products and 145 thousand tons with 42.4% increase in pipes. Steel import of Turkey in April showed a slowdown tendency contrary to the trend in the recent months. Steel import during April decreased to 1.2 million tons with a 21.2 percent decrease in terms of amount compared to the same month of the previous year and fall short of the 1.1 billion dollar level with a 4.3 percent decrease regarding the value. The coverage rate of imports to exports being 121% in April, 2012 decreased to 106% in April of the current year. This slowdown in the steel import of Turkey has proved that the slowdown in steel export is more severe. It is necessary to state that according to the information we obtained from the market, total steel export realized in April declined up to 1 million ton with a 31.7 percent decrease compared to the same period of the previous year and issue revenues obtained fell behind the level of 1.2 billion dollar with 16.4% decrease. Hope to see you at the next issue‌ Best regards

70 - HAZÄ°RAN 2013 -


Significant European Special Steel Producer Ruukki Aims Higher In Turkey A star in the industry with an annual steel production capacity of 2.3 million tons, Ruukki has pursued a fast growth course in the Turkish market, reaching an average market share of 30 percent in special steel business

Thomas Hörnfeldt, Senior Vice President Special Steel and International Sales at Ruukki

72 - HAZİRAN 2013 -

T

homas Hörnfeldt, Senior Vice President Special Steel and International Sales at Ruukki, answered questions inKomatek Fair and said: “Our fast development was enabled in a sense by Turkey’s position as a developed country in defense industry, logistics and transportation.” A special steel manufacturer based in Finland, Ruukki pursues a fast growth coursein Turkish market, which it entered in 2009 with an office of its own. With recently opened stockyard of 1,200 square meters in Mersin, Ruukki eased the burden on its solution partners in Turkey in terms of work, time and cost. The Company will continue expanding with new stockyards and district offices in different regions across Turkey; primarily in Istanbul. Ruukki having 2.789 million Euros of turnover in 2012 and investing 26 million Euros in R&D ın 2012, aims to grow through accelerating its global sales of special steels. A significant special steel company in Europe with its experience and know-how of a half century in steel, Ruukki improves its efficiency in Turkish market where it has been present since 2009. With headquarters and steel production plants based in Finland, the publicly-traded Ruukki offers affordable and high-quality solutions to its customers with 9,000 employees in more than 30 countries. A star in the industry with an annual steel production capacity of 2.3 million tons, Ruukki has pursued a fast growth course in the Turkish market, reaching an average market share of 30 percent.


Thomas Hörnfeldt, Ruukki Senior VicePresident Special Steels and International Sales,answered the questions in Komatek Fair, the most important meeting point of construction machinery industry, and addressed the goals of the company for the next period. Hörnfeldt indicated that they did not aim so high when they first entered Turkish market but the overall performance in the market has excited them and they achieved a growth above expectations. Senior Vice-President Hörnfeldt stated that, in the steels qualities where durability is crucial, Ruukki owns its fast growth primarily on quality and continued as such: “We have been present in the Turkish market for four years and to tell the truth, the market size is well beyond what we initially anticipated. We have achieved growth annually and we now have an average market share of 30 percent. Last year, when we first attended Ankomak Fair in Istanbul, we told that we would establish stockyards and we recently put one into service. We stocked our special steel products in 1,200 square meters of the stockyard of 18,000 square meters owned by Borusan Logistics in Mersin which brought us closer to our solution

74 - HAZİRAN 2013 -


partners. The high level of development in the logistics and transport industries in Turkey has allowed our company to progress rapidly. The Turkish special steel market size is estimated to be in the range of 65,000 to 70,000 tons. Steel imported to Turkey is processed to be made ready for use in these industries and we offer our imported products to the customers to support the export. Turkey has been a significant production base in trailer, crane and defense industries recently. High quality and efficiency are important criteria for the customer especially in exportation. In this sense, Ruukki is preferred due to its high quality and its light material which constitutes an important factor when it comes to energy saving. And, we have certified our success in this field by being in the first place two years consecutively in Dow Jones which is one of the most important indicators of the world for the sector. Ruukki has stood out in energy efficiency, competence development and security in Dow Jones Sustainability Index (DJSI), which rates leading companies aiming at sustainable development Ruukki ıs ıncluded ın the DJSI World Index for the

76 - HAZİRAN 2013 -

fıfth year runnıngç In 2011 ıt rose to the fırst posıtıon ın the steel sector and ın 2012 was one of top four ın steel sector.Launching of Ruukki Thick Raex Products Will Take Place in Turkey. Following innovations and developing technology closely, Ruukki has launched its thick Raex wear-resistant steels, a first at Komatek Trade Fair. Raex steels which have a range of 2 mm to 80 mm thickness are used in the production of parts for heavy duty machines and equipment designed for excavation, handling, transportation and crushing in the mines. As these thick wearresistant steels are primarily used in mining equipment in the fast-growing mining industry in Turkey, they make their world premiere at Komatek Fair. The consistent quality of Raex steels increases the lifetime of heavy duty equipments of mining industry while enabling them to operate in remote conditions in which servicing of equipment is hard. High-strength Raex steels are reliable and durable materials significantly decreasing work interruptions and costs following parts’ wear and breakage.


KraussMaffei Berstorff well-equipped for the profile market in South America KraussMaffei Berstorff to present the KMD 90 XS/P twin-screw extruder at Feiplastic in Sao Paulo (May 20 to 24, 2013, Booth F 30) as proof of its system expertise for the increasing demands of the profile industry in South America

C

oncept for economical production with higher filler proportions “Our counter-rotating twin-screw extruder from the XS series is ideally suited to the Brazilian market where we are experiencing great demand for gutter profiles”, emphasized Bruno Sommer, Director of Extrusion Technology at the Brazilian subsidiary of the KraussMaffei Group. “Our machines provide producers with excellent process stability.Thin-walled profiles can also be manufactured very cost-effectively and economically. Thanks to a balanced price-performance ratio, the processor obtains a suitable profit margin”, said

Sommer. Excellent wear resistance also when processing recyclates The XS series, one of the world’s most successful series, impresses customers with its excellent wear resistance. The processing unit with the molybdenumwelded screws and a deep-nitrated barrel is ideally suited, above all, for processing regrind, recyclates and mixtures with higher chalk proportions. Wear resistance plays a special role in formulations which are used very often in gutter production in particular. The twin-screw extruder can also be used to produce window profiles or ceiling profiles.

- HAZİRAN 2013 -

77


Rotating in-line dimension measurement Zumbach Electronic, a manufacturer of inline measuring and monitoring systems, has developed a rotationbased laser scanning process that maps round and polygonal shapes up to 6,000 times per second

T

o make production processes as efficient as possible, modern in-line measurement devices are required not only to measure parameters such as diameter, ovality, width and height at very high speed, but also to instantly detect shape deviations and Rolling errors. Zumbach’s Steelmaster units have been used in steel production for many years as a solution to improve the monitoring of hot rolling and cold processes. Dimensional measurement and error detection have always been carried out by static or oscillating devices, depending on the application. These devices can measure with great accuracy the outer dimensions and diagonals of both round and non-round products such as squares, hexagons and flat roducts, regardless of twist and angle of twist. The new Steelmaster SMR product generation provides sophisticated technology in the shape of an innovative and much faster rotational measurement system. The system is based on up to three fully synchronised high-tech laser measuring heads of the ODAC series, which use a rotational

78 - HAZİRAN 2013 -

principle to measure outer dimensions, diagonals, diameters and cross-sections with 360 derece coverage. Each ODAC laser measuring head rotates at a speed of 100 rpm and maps the scanned products up to 2,000 times per second to create a precise product profile. In this way up to 600 profiles can be generated every minute. This allows manufacturers to reduce scrap while maintaining stricter tolerances of ½ and ¼ DIN. The Steelmaster SMR models can handle any asymmetrical, polygonal and irregular shapes made of steel and metal up to a diameter of approximately 135mm and temperatures of up to 12,000 derece. The system also features non-contact transmission of power and signals within the measurement unit. The teelmaster SMR software is very flexible, allowing data statistics, numerical and graphical displays and logs to be freely configured in line with requirements and working practice in the production environment. Zumbach developed the EPM method (enhanced profile measurement) for geometries with irregular or asymmetric shape aberrations, eg asymmetric

overfill or underfill. In particular it is also able to capture and calculate polygonal shapes, which can occur in certain rolling processes or after subsequent peeling/ grinding operations. For any shape it will measure at high accuracy not only minimum, maximum and mean diameters, but also the true out-of-round deviation RONt as defined by ISO/TS 12181-1, as well as the inscribed circle MICI and the circumscribed circle MCCI. An optional module, named FPS, especially for 3-roll blocks, calculates accurate values corresponding to the diameter values which would be found by manual 3-point micrometer screws (if both readings are related to room temperature). This FPS module additionally calculates the ‘touch’ and ‘gap’ diameters, which are essential for the initial roll setting. The dynamic regression analysis included in the software package means that twist and angle of twist no longer influence the measurement result. This results in lower scrap rates and ensures compliance with strict tolerances. The technology also performs regardless of position, vibration, material temperature and light intensity.



Boru Dergisi Haziran'13