Page 1


Yıl: 5 Sayı: 76 Haziran 2012 GRUP BAŞKANI H. FERRUH IŞIK İLETİŞİM MAGAZİN GAZETECİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. adına İMTİYAZ SAHİBİ MEHMET SÖZTUTAN GENEL MÜDÜR YARDIMCISI AHMET KIZIL ahmet.kizil@ihlasfuar.com SORUMLU MÜDÜR YUSUF OKÇU yusuf.okcu@img.com.tr EDİTÖR AHMET FARUK KOYUNCU faruk.koyuncu@img.com.tr SANAT YÖNETMENİ İSMAİL GÜRBÜZ ismail.gurbuz@img.com.tr CONSEPT TASARIM SAMİ AKTAŞ sami.aktas@img.com.tr REKLAM MÜDÜRÜ SEDAT KARADAYI sedat.karadayi@img.com.tr KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRÜ EBRU PEKEL ebru.pekel@img.com.tr HABER SERVİSİ ÖMER ŞEN omer.sen@img.com.tr DIŞ İLİŞKİLER

AHMET ASLANTÜRK ahmet.aslanturk@ihlasfuar.com MUHASEBE MÜDÜRÜ MÜRSEL GÜRLER muhasebe@img.com.tr ABONE HATİCE ERDÖNMEZ hatice.erdonmez@img.com.tr CTP - BASKI İHLAS GAZETECİLİK A.Ş. 29 Ekim Cad. No: 23 34530 Yenibosna / İSTANBUL +212 454 30 00 ADRES 29 Ekim Caddesi No:23 34197 Yenibosna / İSTANBUL Tel.:+212 454 25 00 Faks:+212 454 25 98 www.medikalteknik.com.tr e-mail: info@borudergisi.com Boru Dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. Boru Dergisi’nin bütün yayın hakları İletişim Magazin San. ve Tic. A.Ş.’ye aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Süreli bir yayın olan Boru Dergisi ayda bir yayınlanır.

Sektörün 2023 ihracat hedefi 7,9 milyar dolar Türkiye Çelik Boru Sektörü uzun yılların getirmiş olduğu bilgi ve tecrübe birikimi sayesinde Avrupa’da ve dünyada çok önemli bir yere sahip durumda. 2012 yılında yasalaşan afet riski altındaki alanların dönüştürülmesine dair kanun tasarısı ve otomotiv sektöründeki daralma, yurtiçinde boru üretimine de muhakkak etki edecektir. Avrupa Birliği’nde ve ABD’de devam etmekte olan ekonomik durgunluk ve Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da hızlanması beklenen altyapı projeleri ise çelik boru üretimini etkileyecek olan dış faktörler arasında yer almaktadır. Bütün bu faktörler değerlendirildiğinde, 2012 yılında, Türkiye’nin çelik boru üretiminin genel ekonomik gelişmelere paralel olarak, yüzde 3 ile 4 arasında artması beklenmekte. Raporda verilen bilgilere göre, ayrıca 2012 yılındaki üretimin 4 milyon tonun üzerinde olacağı değerlendirilmekte. 2012 yılında gelişmiş ülkelerin çelik boru talebinde ise azalma olacağı öngörülmekte. Sektör, ihracatını gelişmekte olan ülkelere kaydırarak, bu olumsuz durumu dengeleyecek güçte olması ise ayrı bir önem taşımakta. Fakat dikişli çelik boru ithalatında ise önemli bir artış beklenmemekte. Türkiye çelik boru sektörü son on yılda yapılan yatırımlarla dünyadaki her ülkeye boru ihraç edebilen bir sektör konumuna gelmiş durumda. Özellikle Avrupa Birliği ve ABD gibi gelişmiş pazarlarda Türk üreticileri kalitelerini ve güvenilirliklerini ispatlamış durumda. Geldiğimiz noktada Türkiye, Avrupa’nın birinci, dünyanın ise beşinci dikişli çelik boru üreticisi konumunda olması sevindirici bir gelişme. Yakın gelecekte sektörün hedefi ise dünyanın en fazla çelik boru üretimi yapan üç ülkesinden birisi olmak. Türk çelik boru sektörünün 2023 ihracat hedefi ise 7,9 milyar dolar olarak belirlenmiş durumda. Diğer yandan Türkiye’nin 5 aylık demir çelik ihracatı 7.2 milyar dolara ulaşmış durumda. Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği’nin İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri tarafından yayımlanan verilerden derlediği bilgilere göre, Türkiye’nin beş aylık toplam demir çelik ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre miktar bakımından yüzde 6.5 artışla 8.4 milyon tona, değer bakımından yüzde 5 artışla 7.2 milyar dolara ulaştı. Aynı dönem içerisinde, yassı kaplama ihracatı yüzde 51.3 artışla 232 bin tona, çubuk ihracatı yüzde 22.8 artışla 3.8 milyon tona ve boru ihracatı yüzde 1.2 artışla 735 bin tona ulaştı. 5 aylık dönemde, yassı sıcak sac ihracatı yüzde 45.6 düşüşle 495 bin tona ve filmaşin ihracatı yüzde 4.3 düşüşle 503 bin tona geriledi. Demir çelik sektörü, yılın ilk beş ayı içerisinde Türkiye’nin toplam ihracatından yüzde 12.09 pay aldı ve en fazla ihracat yapan üçüncü sanayi kolu oldu. Türkiye’nin, Mayıs ayındaki toplam çelik ihracatı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla miktar bakımından yüzde 8.9 artışla 1.7 milyon tonun üzerine çıkarken, değer bakımından yüzde 2.6 artışla 1.5 milyar dolara yaklaştı. Mayıs ayında, kütük ihracatı yüzde 63.3 artışla 240 bin tona, yassı kaplama ihracatı yüzde 52.8 artışla 62 bin tona, çubuk ihracatı yüzde 38.8 artışla 775 bin tona ve inşaat aksamı ihracatı yüzde 44.8 artışla 61 bin tona ulaştığı bilgisi veriliyor. Yeni gelişmeler ile alakalı bilgileri bir sonraki sayımızda aktarmaya devam edeceğiz.


icindekiler 08

Liderseniz hizmet sunarsınız

12

Türkiye Çelik Boru Sanayi

22

Bakan Nihat Ergün, Kalibre Boru tesislerini açtı

28

Wavin Pilsa’dan teknik eğitime destek

32

En büyük uydu kenti suya kavuşuyor

34

Çelik sektörü yeni kapasite artışları ile çıtasını yükseltiyor

40

5 eksenli işleme merkezi Dmx-320

42 Gayrimenkulde

Yeşil bina Modası

46 Fiyatta ince işler 48 Cambaza bak!

REKLAM INDEKS

50

Çelik Boruların Tarihçesi

AKADEMİ......................... A.K.İ

İHALE .................................. 71

METAL EXPO ...................... 47

SUBOR .................................. 9

AKTİF .................................. 39

İHLAS KOLEJİ..................... 75

MİKROSAN Ö.K

TATEF ..................................45

BARLO .................................25

JAKKO .................................31

NAVLUN DEPOSU .............. 67

TURAN .......................27 - A.K

BOREKS .............................. 11

KRİSTAL KOLA ...................63

PAK PLAST ........................... 3

TÜRKİYE GAZETESİ............ 61

CO-STRAP........................... 19

KRİSTAL ŞEHİR .................. 73

PLASTSU ...........................4-5

YÜCEL ................................... 1

ESEN ................................... 41

KUZULUK ............................57

PROMETAL ......................... 21

İ. PAZ ........................... 49 – 55

MAVSAN ..............................17

SENKRON ........................... 15


GÜNDEM

Liderseniz hizmet sunars›n›z Enerji projelerinin lider CTP boru tedarikçisi Subor, Akar Enerji ile Giresun Gecür HES Projesi’ne CTP boru temin etmek için sözleflme imzalad›

roje kapsamında temin edilecek olan Subor CTP boruları toplam 1.326 metre, DN 1800-1900 mm çap sınıflarında, PN 6-10 bar basınç sınıflarında ve SN 2500-5000 N/m² rijitliğindedir. Farklı çaplarda üretilecek olan CTP borular, hafifliği sayesinde pürüzsüz iç yüzeyi ve hidrolik özellikleri zarar görmeden iç içe

P

8 > HAZİRAN 2012

sevk edilerek, nakliyeden ciddi tasarruf sağlanacaktır. Subor, gerek CTP boruların hafifliği gerekse bünyesindeki 50 kişilik saha mühendisliği ekibi tarafından vermiş olduğu süpervizyon hizmeti ile yatırımcılarına çözüm üretmektedir. Söz konusu proje kapsamında temin edilecek CTP boruların üretiminin Subor Sakarya tesisle-


GÜNDEM rinde yapılması ve Haziran ayı içerisinde tamamlanması planlanmaktadır.

SUBOR, AQUA-THERM 2012 KAPSAMINDA SEKTÖRÜ TEMS‹L ETT‹ 14. Aqua-Therm Kiev Uluslararası Fuarı 1518 Mayıs 2012 tarihleri arasında Subor’unda aralarında bulunduğu 30 farklı ülkeden 670 şirketin katılımıyla gerçekleşti. Birçok ülkenin altyapısının yenilenmesinde başrol oynayan Subor, boru ve bağlantı parçaları, vana, pompa, ısıtma, soğutma, havalandırma, izolasyon ve sıhhi tesisat gibi su endüstrileri üzerine yoğunlaşan bu kapsamlı organizasyonda yer alarak bölgede altyapı ve enerji sektörünün önde gelen proje firmaları ve idareler ile görüşme fırsatı sunmuştur. Flowtite Teknolojisi ile üretilen Subor CTP borularının sergilendiği organizasyonda, ziyaretçilere ürün ve uygulama alanları ile ilgili kapsamlı bilgi verilmiştir.

10 > HAZİRAN 2012


GÜNDEM

Türkiye Çelik Boru Sanayi

Türkiye çelik boru sektörü son on y›lda yapt›€› yat›r›mlar neticesinde dünyadaki her ülkeye boru ihraç eder bir sektör konumuna yükselmesi ile dikkat çekiyor

12 > HAZİRAN 2012

2012 yılında, Türkiye’nin çelik boru üretiminin genel ekonomik gelişmelere paralel olarak, yüzde 3 ile 4 arasında artması beklenmekte. Dolayısıyla, 2012 yılındaki üretimin 4 milyon tonun üzerinde olacağı değerlendirilmekte. 2012 yılında gelişmiş ülkelerin çelik boru talebinde azalma olacağı öngörülmektedir. Sektör, ihracatını gelişmekte olan ülkelere kaydırarak, bu olumsuz durumu dengeleyecek güçtedir. Dikişli çelik boru ithalatında ise önemli bir artış beklenmemektedir. Çelikten mamul borular; kullanım alanlarına, boyutlarına ve üretim yöntemlerine göre sınıflandırılmaktadır. Bu bağlamda kullanım alanlarına göre, Standart su ve gaz

boruları, Petrol ve doğalgaz boruları, Yüksek basınç ve ısıya dayanıklı borular, Mekanik borular ve profiller, Özel hassas borular ve Yapı profilleri bu grup içinde yer almaktadır. Diğer yandan boyutlarına göre; Küçük borular, (168,3 mm dış çapa kadar), Orta büyüklükteki borular (168,3 mm ve 406,4 mm dış çap arası,Büyük borular (dış çapı 406,4 mm’den büyük olanlar.) Bunlara ilave olarak bir de üretim yönlerine göre; Dikişli Borular, Boyuna Dikişli Borular, Spiral Dikişli Borular, Dikişsiz Borular bulunmaktadır. Türkiye Çelik Boru Sektörü raporundan aldığımız bilgilere göre, dünya çelik boru üretiminin yaklaşık %60’ı dikişli borulardan, kalanı ise dikişsiz borulardan oluşmaktadır. 2010 yılı rakamlarına göre dünya boru ve boru parçaları üretiminin en çok yapıldığı bölgeler Asya, BDT ülkeleri ve Kuzey Amerika


olmuştur. Çelik boru sektörü genel ekonomiye bağlı olarak büyüyen bir sektördür. Bunun haricinde çelik boru ve profillerin sıklıkla kullanıldığı inşaat sektörü, otomotiv sektörü, mobilya ve makine sanayilerindeki gelişmeler çelik boru sektörünü doğrudan etkilemektedir.

Rusya, Japonya ve Güney Kore’den sonra dünyada en fazla dikişli çelik boru üreten 5. ülke konumundadır. Avrupa ve dünyadaki yeri göz önüne alındığında, Türkiye’nin, çelik boru sektöründe önemli bir konumda bulunduğu görülmektedir.

TÜRK‹YE ÇEL‹K BORU P‹YASASI MEVCUT DURUMU

Türkiye Çelik Boru Üretimi (2000-2011)

Ülkemizde çelik boru üretimi ilk olarak 1957 yılında başlamıştır. Ancak sektörün ilk atılımı 1980’li yılların ilk yarısında meydana gelmiştir. Türk ekonomisinin dış ticarete açılmasıyla çelik boru ihracatındaki önemli artışlar sektöre büyük bir ivme kazandırmıştır. 2000’li yılların başında sektöre yapılan yatırımlar ve yabancı sermaye girişleriyle sektör ikinci büyük büyümesini yaşamıştır. Türkiye çelik boru sektörü şu anda yaklaşık 8.000 kişinin çalıştığı 30 firmanın faaliyet gösterdiği bir sektördür. Sektörde faaliyet gösteren tesislerin tümünün mülkiyeti özel sektöre ait olup, üreticiler genellikle Marmara, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde yoğunlaşmışlardır. Sektörde çalışanların % 75’i mavi yakalı, kalan % 25’i beyaz yakalıdır. Sektörün mevcut kapasitesi iç talebin çok üzerinde olup, 6 milyon ton civarındadır. Kapasite kullanım oranları ise son yıllarda % 60-70 arasında değişmektedir. Türkiye çelik boru sektörü, üretim kapasitesi, bilgi ve tecrübe birikimi, teknoloji ve altyapısı ile her türlü çelik borunun üretimini gerçekleştirebilecek durumdadır. Enerji nakil hatlarında kullanılan büyük çaplı borulardan, inşaatlarda kullanılan küçük çaplı boru ve profillere kadar her türlü çelik borunun üretimi yapılabilmektedir. 2010 yılı üretim rakamlarına göre, Türkiye’de üretilen çelik boruların yaklaşık % 70’lik bir kısmını küçük ve orta çaplı borular, kalanını ise büyük çaplı borular oluşturmaktadır. Üretim yöntemlerine göre ise Türkiye çelik boru üretiminin tamamına yakınını dikişli borular oluşturmaktadır. Türkiye’de dikişli boru üretim teknolojisi oldukça gelişmiştir. Dikişsiz boru teknolojisi ise dikişli borulara göre oldukça geridedir. Dikişsiz boru üretimi yapan az sayıda firma bulunmaktadır ve üretim miktarı iç talebi karşılayamamaktadır.

TÜRK‹YE ÇEL‹K BORU ÜRET‹M‹ Türkiye çelik boru üretimi, 2000’li yılların başında yapılan yatırımlarla artış göstermiştir. 2008 ve 2009 yıllarında küresel ekonomik krizden etkilenen çelik boru sektörü, 2010 yılındaki üretimiyle, tekrar 2007 yılı rakamlarına ulaşmayı başarmıştır. 2010 yılına gelindiğinde Türkiye, 3,5 milyon tona yakın çelik boru üretimiyle, Avrupa’nın en fazla çelik boru üreten ülkesi konumuna yükselmiştir. Türkiye’den sonra, Avrupa’da en çok çelik boru üreten ülkeler İtalya ve Almanya’dır. 2011 yılında da Türkiye 3,76 milyon ton çelik boru üreterek Avrupa’daki liderlik konumunu sürdürmüştür. 2010 yılı dünya çelik boru üretimi rakamlarına göre Türkiye; Çin,

Türkiye üretiminin büyük bir çoğunluğunu küçük ve orta büyüklükteki borular oluşturmaktadır. Genellikle su, petrol ve doğalgaz iletim hatlarında kullanılan, büyük çaplı spiral kaynaklı borular ise toplam üretimin yaklaşık yüzde 30’luk kısmını oluşturmaktadır.

YURT‹Ç‹ TALEP VE TÜKET‹M Çelik boru sektöründe yurtiçi talep ve tüketim genel ekonomiye bağlı olarak şekillenmektedir. Başta inşaat sektöründe olmak üzere, otomotiv ve dayanıklı tüketim malzemeleri sanayilerindeki gelişmeler ve altyapı yatırımları çelik boru talebini belirlemektedir. 2000’li yılların başında 1,3 milyon ton olan yurtiçi tüketim, 2010 yılına gelindiğinde yaklaşık % 47 oranında artarak, 1,9 milyon tona yükselmiştir. Yurtiçi çelik boru tüketiminin büyük çoğunluğunu küçük ve orta büyüklükteki dikişli borular oluşturmaktadır. 2011 yılında Türkiye’de 3,8 milyon tona yakın çelik boru üretimi gerçekleşmiştir. Bunun 2,2 milyon tonu yurtiçi tüketimde değerlendirilmiş, 1,6 milyon tonu ihraç edilmiştir.

Çelik Boru Üretiminin Ürün Çeflitlerine Göre Da€›l›m› (2011)

> HAZİRAN 2012 13


GÜNDEM TÜRK‹YE ÇEL‹K BORU SEKTÖRÜ NET ‹HRACATÇI SEKTÖR KONUMUNDADIR

2011 yılında 3,8 milyon tona yakın çelik boru üretimi gerçekleştirilmiş, bunun 1,59 milyon tonu ihraç edilmiştir. 2011 yılı dikişli çelik boru ithalatımız ise 106 bin ton olmuştur. Türkiye’nin Avrupa ve Ortadoğu pazarlarına yakın olması, ürün kalitesinde Avrupa standartlarının yakalanmış olması ve özellikle Avrupa Birliği pazarında Türkiye kaynaklı çelik boruların aranılır hale gelmesi, Türkiye çelik boru sektörünün net ihracatçı sektör olmasında etkili olan faktörlerdir. Sektörde, üretimin yaklaşık yarısı ihraç edilmektedir. Türkiye’nin ihracatındaki önemli bölgeler, Avrupa Birliği, Orta Doğu, Kuzey Afrika ülkeleri ve ABD’dir.

TÜRK‹YE ÇEL‹K BORU ‹HRACATI (2000- 2011)

2000-2011 yılları arasında Türkiye’nin çelik boru ihracatı yaklaşık üç kat artmıştır. 2000’li yılların başında 610 bin ton olan Türkiye çelik boru ihracatı, 2011 yılında 1,59 milyon tona ulaşmıştır. 2003-2008 yılları arasında sürekli büyüyen çelik boru ihracatı, 2009 yılında küresel ekonomik krize bağlı olarak, Avrupa pazarındaki daralma sonucu, bir miktar azalmıştır. Ancak sektör, 2010 ve 2011 yıllarında ihracat miktarını arttırmayı başarmıştır.

2011 YILI TÜRK‹YE ÇEL‹K BORU ‹HRACATI ‹LK 10 ÜLKE

14 > HAZİRAN 2012


GÜNDEM 2011 yılında Türkiye’nin en yüksek miktarda çelik boru ihracatı yaptığı ülke Irak olmuştur. Irak’ı, ABD ve İngiltere takip etmiştir. Türk çelik boru üreticileri 2011 yılında, 140’ın üzerinde ülkeye çelik boru ihraç etmiştir. En fazla çelik boru ihracatı yapılan ilk 10 ülke, toplam ihracatın yüzde 70’ini oluşturmaktadır. Türkiye çelik boru ihracatının büyük bir kısmını küçük ve orta büyüklükteki borular oluşturmaktadır. 2011 yılındaki ihracatın % 63’ü küçük ve orta büyüklükteki borulardan, kalan kısmı ise büyük çaplı borulardan meydana gelmiştir. Çelik boru ihracatı, toplam çelik ihracatının, miktar yönünden yüzde 9’unu, değer yönünden ise yüzde 11’ini oluşturmaktadır.

‹THALAT Çelik boru ithalatı, 2000’li yılların başında sektöre yapılan yatırımlarla azalmaya başlamıştır. 2004 yılındaki çelik boru ithalatı, 2003 yılına göre %80 azalmıştır. 2005 yılından sonra spiral boru ithalatı yok denecek kadar azalmıştır. İthalatın büyük kısmını konstrüksiyon boruları ve paslanmaz borular oluşturmaktadır. 2011 yılındaki dikişli çelik boru ithalatı 106 bin ton olarak gerçekleşmiştir. Çelik boru ithalatının büyük bir kısmını konstrüksiyon ve paslanmaz borular oluşturmuştur.

GRAF‹K-5: TÜRK‹YE ÇEL‹K BORU ‹THALATI (2000-2011)

kalanını dikişsiz borular oluşturmuştur. 2010 yılındaki dünya çelik boru ve boru parçaları üretimi 108 milyon tona yakın olmuştur. Üretimin yaklaşık yüzde 70’i Asya’da gerçekleşmiştir. Çin, 57 milyon tonluk üretimiyle, dünya üretiminin yüzde 55’lik kısmını oluşturmuştur. Çin’den sonra en fazla çelik boru üretimi yapan ülkeler, Rusya, Japonya, Güney Kore, ABD ve Türkiye olmuştur.

DÜNYA ÇEL‹K BORU ‹HRACATI 2010 yılındaki toplam dünya çelik boru ihracatının değeri 56 milyar dolar olmuştur. Çelik boru ihracatının büyük bir kısmı Asya kıtasından yapılmıştır. Türkiye 1,45 milyar dolara karşılık gelen 1,6 milyon ton çelik boru ihracatıyla dünya sıralamasında 7. sırada yer almıştır.

TABLO- 5 EN FAZLA BORU ‹HRACATI YAPAN ÜLKELER

DÜNYA ÇEL‹K BORU ÜRET‹M‹ Dünya çelik boru üretimi 2001 yılından itibaren artış göstermiştir. 2008 ve 2009 yıllarında ise küresel ekonomik kriz ve dünya ekonomilerindeki daralmalardan dolayı, dünya çapındaki çelik boru üretiminde azalma meydana gelmiştir. 2010 yılında ise, krizin etkilerinin azalmasıyla dünya çelik boru üretiminde artış gözlenmiştir.

TABLO-3: DÜNYA BORU VE BORU PARÇALARI ÜRET‹M‹ Dünya çelik boru üretiminde, dikişli boru üretiminin payı, dikişsiz borulara göre daha fazladır. 2010 yılında üretilen çelik boruların yüzde 63’ünü dikişli borular,

16 > HAZİRAN 2012

2010 yılı Avrupa Birliği Üretim Rakamları EUROFER’den alınan rakamlardır. Türkiye Üretim Rakamları ÇEBİD tarafından derlenen rakamlardır. Kaynak: Worldsteel 2011 Yearbook Kaynak: UN Comtrade


GÜNDEM

DÜNYA ÇEL‹K BORU ‹THALATI 2010 yılında dünya toplam çelik boru ithalatı 49 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. En fazla çelik boru ithalatı yapan ülke, 5,1 milyon ton ile ABD olmuştur. Çelik boru ithalatının büyük kısmını küçük ve orta büyüklükteki dikişli borular oluşturmuştur.

TABLO-6: EN FAZLA ÇEL‹K BORU ‹THALATI YAPAN ÜLKELER

SEKTÖRÜN YAPISAL SORUNLARI VE ÇÖZÜM YOLLARI Türkiye çelik boru sektörünün en önemli sorunlarından birisi, hammadde temininde yaşanan sıkıntılardır. Çok değişken bir yapıda olan yassı mamul fiyatları, uzun süreli projelerle ilgili ihalelerde fiyat vermeyi oldukça zorlaştırmaktadır. Genelde birçok sektörde, hammadde ithalatında düşük vergi, mamul ithalatında ise yüksek vergi uygulanırken, çelik boru sektöründe tam tersi görülmektedir. Çelik boru üretiminde kullanılan Sıcak Hadde Yassı Ürünlerin ithalatında % 9, Soğuk Hadde Yassı Ürünlerin ithalatında % 10 gümrük vergisi uygulanırken, çelik boru ürünlerinin ithalatında gümrük vergisi, % 0 olarak uygulanmaktadır. Bu durum, iç piyasada yassı hadde üreticilerinin fiyatlarını dünya piyasalarının üzerinde tutmalarına neden olmakta ve çelik boru sektörünün rekabet gücünü zayıflatmaktadır. Şu anda çelik boru ithalatı çok yüksek seviyelerde bulunmamakla birlikte, hammaddeye uygulanmakta olan gümrük vergisi nedeniyle, gelecekte ithalatın artışına neden olabileceği ve çelik boru sektörünün zarara uğrayabileceği düşünülmektedir.

‹HRACATIN ARTIRILMASI SEKTÖRÜN KONUMU GÜÇLEND‹RECEKT‹R Türk Çelik Boru Sektörünün dünyadaki konumunu güçlendirmek için ihracatın arttırılması çok önemlidir.

18 > HAZİRAN 2012


GÜNDEM Ancak bazı ülkelerdeki yüksek gümrük vergileri nedeni ile sektör ihracat yapmakta zorlanmaktadır. AB’nin Serbest Ticaret Anlaşması (STA) yapmış olduğu, ancak Türkiye’nin henüz STA yapmadığı ülkelerin yanı sıra, bölgesel anlaşmaları olan ülkelerdeki yüksek gümrük vergileri düşürülebilirse, çelik boru ihracatımızda çok önemli artışlar olacaktır. Ülkemizde küçük çapta üretim yapan bazı firmalar tarafından standartlara uygun olmayan ürünler üretilmekte ve bu ürünler yapılarda su ve doğalgaz tesisatlarında kullanılabilmektedir. Can ve mal güvenliğini tehlikeye düşüren standart dışı ürünler için üretim ve satış esnasında denetimlerin yapılması önem arz etmektedir. Çin ve Tayvan’dan dampingli fiyatlarla gelen paslanmaz boru ürünleri için anti-damping önlemi alınması gerekmektedir.

SEKTÖRÜN REKABET GÜCÜNÜN ARTIRILMASI VE VER‹ML‹L‹K - Türkiye’de şu anda yassı mamul üretimi yaklaşık 10 milyon tondur. Türkiye’nin yassı mamul tüketim miktarı ise 14 milyon ton civarındadır. Yassı mamul üreticisi firmaların ürettikleri ürünlerin bir kısmını ihraç ettikleri de düşünülürse, Türkiye’nin önemli miktarda yassı mamul ihtiyacı olduğu ve bunun bir kısmını ithalat yoluyla karşılamak zorunda olduğu görülmektedir. Şu anda yassı mamul ithalatında % 9-10 gümrük vergisi uygulandığından, Türk çelik boru üreticileri hammaddeyi dünya piyasalarından daha yüksek fiyatlarla temin etmektedir. Bu da sektörün rekabet gücünü azaltmaktadır. Bu nedenle, sektörün hammaddeyi dünya piyasa fiyatlarından sağlamasına yönelik düzenlemeler yapılmalıdır. - Avrupa Birliği’ne yapılan ihracatlar için zaman zaman AB tarafından anti damping soruşturmaları açılabiliyor. Bu konuda, Ülkemizde Devlet Yardımları Denetleme Kurulu’nun oluşturulması halinde, AB tarafından anti damping soruşturmaları açılmayacağı yönünde bir görüş bulunmaktaydı. Devlet Yardımları Denetleme Kurulu’nun oluşturulmasına ilişkin kanun, 2010 yılı Ekim ayında yayımlanmış olmasına rağmen, bu kanunun uygulanmasına ilişkin uygulama yönetmelikleri hala yayımlanmadığından, AB tarafından anti damping soruşturması açılabileceği yönünde endişeler devam etmektedir. Söz konusu yönetmeliklerin bir an önce çıkarılarak uygulamaya geçilmesi önem arz etmektedir. - Büyük çaplı boru ihalelerinde, bazı ülkelerin teknik şartnamelerinde “boyuna kaynaklı çelik boru” şartı bulunmaktadır. Dünyada son yıllarda büyük çaplı boru hatlarında “spiral kaynaklı çelik boru” kullanımı yaygınlaşmış ve buna yönelik olarak ülkemizde de önemli yatırımlar yapılmıştır. Spiral boru için potansiyel pazarlar olarak değerlendirilen Irak, S.Arabistan ve Suriye ile Türkmenistan ve Kazakistan başta olmak üzere, diğer Türk Cumhuriyetlerinde açılan ihalelerdeki, “boyuna kaynaklı” şartından dolayı, bu ülkelere ihracat imkânı bulunmamaktadır. Bu ülkelerin AB ve Rusya Federas-

20 > HAZİRAN 2012

yonu ile olan ilişkileri ve geçmişten gelen alışkanlık nedeni ile bu ürünü kullanma istekleri olduğu düşünülmektedir. Bununla birlikte, “spiral boru”nun satış fiyatı diğer ürüne göre % 30 - % 50 aralığında daha uygun olabilmektedir. Söz konusu ülkelerde, spiral kaynaklı çelik boruların da şartnamelerde yer alması için girişimlerde bulunulmalıdır. -Nabucco, Trans Anadolu gibi uluslararası boru hattı projelerinin gerçekleştirilmesinde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca, Türk menşeli çelik boru kullanılması hususunun da göz önünde bulundurulması, sektörün gelişimi açısından önemlidir. - Son yıllarda belediyeler ve kamu kurumları tarafından, su iletim hatlarında çelik borular yerine, diğer boru çeşitleri de kullanılmaya başlanmış, ancak zamanla diğer boruların kullanıldığı hatlarda bir takım problemler yaşandığı görülmüştür. Kamu kurum ve kuruluşları ile belediyelerin, ihalelere çıkarken, özellikle Türkiye coğrafi şartlarında doğalgaz, petrol ve su iletim hatlarında kullanılabilecek, optimum boru çeşidi olan çelik boruları göz önünde bulundurmaları gerekmektedir.

SEKTÖR AVRUPA’DA VE DÜNYADA ÖNEML‹ YERE SAH‹P Türkiye Çelik Boru Sektörü uzun yılların getirmiş olduğu bilgi ve tecrübe birikimi sayesinde Avrupa’da ve dünyada çok önemli bir yere sahiptir. 2012 yılında yasalaşması beklenen afet riski altındaki alanların dönüştürülmesine dair kanun tasarısı ve otomotiv sektöründeki daralma, yurtiçinde boru üretimine etki edecek faktörlerdir. Avrupa Birliği’nde ve ABD’de devam etmekte olan ekonomik durgunluk ve Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da hızlanması beklenen altyapı projeleri ise çelik boru üretimini etkileyecek olan dış faktörlerdir. Bütün bu faktörler değerlendirildiğinde, 2012 yılında, Türkiye’nin çelik boru üretiminin genel ekonomik gelişmelere paralel olarak, yüzde 3 ile 4 arasında artması beklenmektedir. Dolayısıyla, 2012 yılındaki üretimin 4 milyon tonun üzerinde olacağı değerlendirilmektedir. 2012 yılında gelişmiş ülkelerin çelik boru talebinde azalma olacağı öngörülmektedir. Sektör, ihracatını gelişmekte olan ülkelere kaydırarak, bu olumsuz durumu dengeleyecek güçtedir. Dikişli çelik boru ithalatında ise önemli bir artış beklenmemektedir. Türkiye çelik boru sektörü son on yılda yapılan yatırımlarla dünyadaki her ülkeye boru ihraç edebilen bir sektör konumuna gelmiştir. Özellikle Avrupa Birliği ve ABD gibi gelişmiş pazarlarda Türk üreticileri kalitelerini ve güvenilirliklerini ispatlamışlardır. Türkiye, Avrupa’nın birinci, dünyanın ise beşinci dikişli çelik boru üreticisi konumundadır. Yakın gelecekte sektörün hedefi dünyanın en fazla çelik boru üretimi yapan üç ülkesinden birisi olmaktır. Türk çelik boru sektörünün 2023 ihracat hedefi ise 7,9 milyar dolar olarak belirlenmiştir


GÜNDEM

Bakan Nihat Ergün, Kalibre Boru tesislerini açt› Hangi firmay› ziyaret etsek Avrupa'n›n, hatta dünyan›n ilk 10 firmas›ndan biri olmay› hedefledi€ini söyleyen Sanayi Bakan› Nihat Ergün: “Kalibre Boru Tesisleri de kendi alan›nda Avrupa'n›n ilk 10 tesisi aras›nda yer almaktad›r” dedi

Kalibre Boru Yönetim Kurulu Başkanı Şerif Ünan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün

ocaeli'ndeki Kalibre Boru Fabrikası'nın açılış törenine katılan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Türkiye ekonomisinin dünya ölçeğindeki durumu ve üretilmesi düşünülen yerli otomobil konusunda açıklamalar yaptı. Türkiye'nin son yıllarda klinik hale gelen birçok sorununu çözüme kavuşturduğunu belirten Ergün, "Dünyanın yükselen yıldızları arasında yerimizi almayı başardık. Bugün yanı başımızdaki en önemli ihracat pazarımız olan Avrupa'da çok ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. İhracatımızın yüzde 50'den fazlasını Avrupa'ya yapıyor olmamıza rağmen, Türkiye 2011'de yüzde 8 buçuk gibi bir büyüme oranını

K

22 > HAZİRAN 2012

yakaladı ve son 12 aylık ihracat rakamımız 140 milyar dolar seviyesine ulaşmış oldu. Türkiye, özellikle uluslararası yatırımcılar için çok önemli bir cazibe merkezi haline geldi. 2003'ten bu yana çekmiş olduğumuz doğrudan yabancı sermaye yatırımı, 110 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu yatırımcılar Türkiye'nin havası güzel, suları soğuk, dağları yeşil diye gelmiyor, tabii ki bunlar da önemli ama yatırımcıyı sadece bunlar çekmez. Türkiye'nin siyasi ve ekonomik istikrarına, demokrasisine, aktif dış politikasına, dinamik girişimcisine ve üretme gücüne, potansiyeline bakarak, 'Türkiye'de iş yapılır, Türkiye ile iş yapılır' fikri yerleşmektedir. Türkiye'nin iç


ve dış pazar imkanlarını, üretim becerimizi, güçlü reel sektörümüzü dikkate almadan yatırım için kimse gelmez. Kriz ortamında Türkiye'yi aynı coğrafyadaki ülkelerden ayıran en önemli hususlardan birisi, bizim reel sektörümüzdür. İş dünyamızın bu yatırım ve üretim arzusunu çok daha değerli ve yüksek katma değerli alanlara kanalize etmemiz lazım”

KAL‹BRE BORU AVRUPA’NIN ‹LK 10 TES‹S‹NDE B‹R‹ Yatırımların sayısını artırdığımızda inanın 2023 yılında, Cumhuriyet'imizin 100. yılında 500 milyar dolar ihracat yapmamamız için hiçbir neden yoktur diyen Bakan

Ergün; “Hep birlikte el ele verdiğimizde, zihnimizi, emeğimizi, enerjimizi bu işler için kullandığımızda bu ülkeyi çok daha yüksek seviyelere taşıyacağız, çok daha güçlü bir ekonomi kurucağız, çok daha başarılı, rekabetçi ve markalaşmış firmalar oluşturduğumuzu göreceğiz. Bu ülkenin bugüne kadar başardıkları, gelecekte neler başarabileceğinin açık bir kanıtıdır. Bizim inşa etmeye çalıştığımız gelecek, geçmişi de hesaba katan köklü bir gelecektir. Türkiye'nin 2023 vizyonunun kurumlar tarafından paylaşılması çok önemlidir. Hangi firmayı ziyaret etsek Avrupa'nın, hatta dünyanın ilk 10 firmasından biri olmayı hedeflediğini söylüyor. İşte bugün açılışını yapmakta olduğumuz Kalibre Boru Tesisleri de kendi alanında Avrupa'nın ilk 10 tesisi arasında yer almaktadır" ifadelerini kullandı. Üretilmesi düşünülen yerli otomobil ile ilgili de konuşan Ergün, "Biz otomotiv

> HAZİRAN 2012 23


GÜNDEM

sektörünün artık Türkiye'ye özgü bir marka oluşturması gerektiğini belirtirken yan saniyeye güvenerek bunu söylüyoruz. Bir otomobil binlerce parçadan oluşuyor ve bunu yüzlerce firma üretiyor. Binlerce parçayı üreten yüzlerce işletme bu ülkede var. Önemli olan, bunları bir marka altında birleştirecek bir girişim gerçekleştirmektir. Bu girişimci ruh da Türkiye'de var. İnşallah onu da gerçekleştirmiş olacağız. Sadece Kalibre Boru bile 500'e yakın parçayı üretmeye hazırsa bir marka oluşturmamak için herhangi bir neden yok. Bu konu Nasrettin Hoca'nın hikayesi gibi oluyor. Un var, yağ var, şeker var, niye helva yapmıyoruz? Türkiye'de bu helvayı yapacak ustalar var ve inşallah yapacaklardır" dedi. Bakan Nihat Ergün, açılış kurdelesini kestikten sonra fabrikayı dolaşarak üretim hakkında bilgi aldı. Tören sonrası katılımcılara tesis bahçesinde kokteyl verildi.

“‹NfiAAT VE OTOMOT‹V SEKTÖRLER‹NE H‹ZMET VERD‹K” Kuruluşumuzun 34.yılında özlemini duyduğumuz çevreyle barışık bir tesisin açılışını yapmaktayız diyen Kalibre Boru Yönetim Kurulu Başkanı Şerif Ünan; “Doğup büyüdüğüm, eğitimini aldığım, üniversite yıllarım hariç yaşamımın tamamını geçirdiğim İzmit’te 1978 yılında, 3 arkadaş 1 masa, 3 sandalye ve kırık bacaklı bir soba ile çıktığımız yolda petrol krizinin olduğu, dövzin sınırlı olduğu ve sanayicinin ipliğini ihraç etmek için gerekli çelik masuraları ithal edemediği bir dönemde tekstil sanayicinin bu problemini çözdük. Daha sonra da makine imalat, mobilya, inşaat ve otomotiv sektörlerine hizmet verdik. Önemli oranda ithal ikamesinde bulunduk.” Ünan, yaptıkları açılışın faaliyetleri bakımından birkaç anlam taşıdığını söyledi. Bu açılış faaliyetimizin birkaç anlamı var diyen Kalibre Boru Yönetim Kurulu Başkanı Şerif Ünan; “ Birincisi Kalibre Boru’yu

24 > HAZİRAN 2012

sizlere biraz daha tanıtmak: Neler yapıyoruz? Halen % 80 otomotiv sektörü için çalışmaktayız. Kocaeli ve hinterlandı dünya çapında bir otomotiv bölgesi olma yolunda (Ford, Hundai , Toyota, Fiat ve Renault) ilerlemektedir. Kullandığınız arabalarda 100’lerce 1000’lerce boru ve parçaları vardır. Rot, amortisör, şaft, burç, fren, direksiyon, egzost v.s. gibi. Avrupa’da ve dünyada milyonlarca araçta İzmit’li Kalibre Boru’nun boruları vardır. Hele hele güvenliği gerektiren amortisör, rot, şaft, emniyet kemeri veairbag gibi önemli parçalarda bizim borularımızın kullanılıyor olması kayda değer olmalıdır. Bu bakımdan gururluyuz. Avrupa’ya Just-in time yani tam zamanında teslimat yapıyoruz. Saat başı, 4 saatte bir veya istenildiği zamanda müşteri, fabrikasına platformuna ürünü indiriyoruz. Başta Almanya, Fransa ve İngiltere olmak üzere tüm Avrupa ülkeleri Doğu Avrupa, Rusya, İran, Amerika, Meksika‘ya ihracatımız var.”

“‹ST‹HDAMA KATKI SA⁄LIYORUZ” Kalibre Boru’nun ikisi İzmit, biri Başiskele Sanayi Bölgesinde olmak üzere her biri 10.000 m2 kapalı olarak 3 tesisi bulunduğunu belirten Ünal; “Toplamda 30.000 metrekare kapalı alanı olan tesislerde bugün 350 kişi çalışmaktadır. Çevresiyle birlikte 1000’lerce kişiye iş imkanı sunmaktadır. 40 milyon dolar ihracat olmak üzere 70 milyon dolar ekonomiye katkısı bulunmaktadır. Ülke gündemine getirdiği ve halkımızın 50 yıllık özlemi olan yerli araba ideali için en az 500 parça ile Kalibre Boru göreve hazırdır. Rotu, şaftı, hava yastığı, amortisör, emniyet kemeri gibi. Diğer yandan Kalibre Boru, ihracaatta Türkiye’nin 1000 kuruluşu arasında 570. Sırada yer almaktadır. Bu yıl ki kurumlar vergisinde Kocaeli’ de 29.kuruluşu olma başarısını göstermiştir. İkincisi Kalibre Boru’nun bir başka farklı yönünü öne çıkarmak. Kalibre Boru Kocaeli Üniversitemizin değişik bölümleri ile uzun bir süredir işbirliği halindedir. İşbirliği kurduğumuz bölümler arasında Endüstri, Metalurji, Kimya, Çevre gibi mühendislik bölümleri yaygınlık göstermektedir. Üniversitemiz ile gerçekleştirdiğimiz ortak çalışmaların merkezini öğrencilere staj imkanı sağlamak, ortak projeler geliştirmek, mezunlara istihdam imkanları oluşturmak gibi üretimimize yönelik çalışmalar oluşturmaktadır. Halen çeşitli kademelerde yüze yakın Kocaeli Üniversitesi mezununun iş yerimizde çalışması da, kuruluşumuz için üniversitemizin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Geçen yıl derslerin kısmen işyerimizde, kısmen üniversitede yapıldığı MBA programına da yirmi Kalibre Boru çalışanının katılarak sertifika alması da, kuruluşumuzun bilimsel bilgi ile üretim alanlarını besleme çabasına çok özel bir örnektir” dedi.


GÜNDEM kesme tesisleri hakkında da bilgi veren Ünan; “Yeni tesisler 10.000 m2 si kapalı alan olmak üzere 25.000 m2 alanda kurulmuştur. Yatırım tutarı 30 milyon dolardır. Çevreci bir binadır.Enerji tasarrufları uygulanmıştır. Aydınlatmada gün ışığından azami istifade vardır. Isınmada havalandırma da tasarruflar vardır. Sulamada ekonomi uygulamaları vardır. islerde zaman zaman müzik yayını ve bilgi paylaşımı yapılmaktadır. Giriş ve çıkışlarda duyurular , monitör ve ekranlardan yapılmaktadır. Çalışanlarımıza çeşitli bilimsel ve sosyal seminerler sunulmaktadır. Çalışanlarımız için MBA programları düzenlenmektedir. Bu binada sergi salonu uygulamaları yapılabilmektedir. Üniversitemizdeki yarışmaların (heykel resim, fotoğraf, seramik.v.s.)bugün olduğu gibi sunumu yapılmaktadır.Ayrıca personelimiz ,ailelerinin ve çocuklarının çeşitli konularda ( el işi ,resim ,koleksiyon v.s) yaptıklarının sunulması amaçlanmaktadır. Çevremizde oluşturduğumuz kamelyalar ile gün içinde doğal çevre içinde istirahat etme imkanları oluşturulmuştur. Fabrikalar içerisinde doğal istirahat ve okuma alanları tahsis edilmiştir. Tesislerimizde personelimiz için günlük çay, kahve, soğuk içecek , soğuk sandviç , çerezv.s.gibi ihtiyaç-

ÜN‹VERS‹TE SANAY‹ ‹fiB‹RL‹⁄‹ Kalibre Boru Yönetim Kurulu Başkanı Şerif Ünan, Kalibre Boru olarak, Kocaeli Üniversitesiyle alternatif alanlarda da işbirliği halinde olduklarını söyledi. Üniversitemizin de, sanayicimizin de her zaman gerçekleşmesini arzuladığı, ancak gerçekleşme zemininin kolay oluşturulmadığı bu işbirliğini kuruluşumuz sağlamış bulunması son derece memnuniyet verici olduğunu belirten Ünal; “Üretim dışı olarak nitelendirilebilecek bu işbirliği, Güzel sanatlar Fakültesi’nin çeşitli bölümlerinden bir taraftan sosyal sorumluluk olarak diğer taraftan, görsel sanatlar alanında hizmet almak şeklinde gerçekleşti. Bu kapsamda her yıl Güzel Sanatların değişik bölümlerinde yarışmalar düzenliyoruz. Gerek Kalibre Boru A.Ş.’nin tarihsel gelişimini gerekse üniversitemizle gerçekleştirdiğimiz sanatsal işbirliklerini kalıcı hale getirmeye çalıştığımız bu katalog da tasarımıyla sözünü ettiğimiz sürecin somut bir sonucudur. Bu sonuca katkısı olan başta Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sezer Şener Komsuoğlu olmak üzere, bu tür örneklerin önümüzdeki yıllarda artması diliyorum” dedi.

ÇEVREYE DUYARLI B‹NA En son tekniklerle ve çevreci bir anlayışla inşa edilen

26 > HAZİRAN 2012

ları için özel imkanlar sunulmuştur. Tesislerimiz Büyükşehir Belediyesinin ilan ettiği MIA (Merkezi İş Alanı) nın özüne uygun bir örnek bir yapıyı temsil ettiğini düşünmekteyiz. Bu tesisle birlikte Kalibre Boru tesisleri şu anda Avrupa’nın konusunda en modern ve en entegre tesisleridir. Saçtan mamul parçaya aynı çatı altında üretim yapabilen Avrupa’nın tek kuruluşudur. Ve ilk 10 tesisi içinde yer almaktadır. Bütün bu uğraşlarımız daha sağlıklı bir çevre, daha mutlu insanlar içindir. Bizlere aramızda bulunarak düşüncelerimizi paylaşma fırsatını verdikleri için Sayın Bakanımıza sonsuz teşekkürler ediyoruz” şeklinde konuştu.


GÜNDEM

Wavin Pilsa Pazarlama Uzmanı Müjgan Erbaz

Wavin Pilsa’dan teknik e€itime destek

Wavin Pilsa’n›n da destekledi€i ‘S›hhi Tesisat Gelifltirme ve Uyum Kurslar›’n›n birincisi ‹stanbul Samand›ra Teknik ve Endüstri Meslek Lisesinde gerçeklefltirildi

28 > HAZİRAN 2012

Wavin Pilsa, ECA Satış Sonrası Müşteri Hizmetleri şirketi Emar A.Ş. tarafından düzenlenen Sıhhi Tesisat Geliştirme ve Uyum Kurslarında, eğitim ekipmanları ve kurs imkanlarına sağladığı destekle eğitime verdiği önemi bir kez daha gösterdi. Wavin’in desteklediği kurs, İstanbul Samandıra Teknik ve Endüstri Meslek Lisesinde 16-20 Nisan 2012 tarihleri arasında yapıldı. Sıhhi tesisat ustalarının yeni ürünler ve teknolojiler ile tanışması amacıyla düzenlenen kursu tamamlayanlara sertifikaları, 21 Nisan 2012 tarihinde Samandıra Teknik ve Endüstri Meslek Lisesinde düzenlenen törenle teslim edildi. Törende konuşan Samandıra Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi Müdür Başyardımcısı Erdinç Adıgüzel, lisenin 2007 yılından bu yana lise olmanın ötesinde ECA,


Wavin gibi eğitime önem veren şirketler sayesinde bir hizmet içi eğitim merkezi haline geldiğini belirterek “Bu eğitimler vasıtasıyla özel sektör ne üretiyorsa, bizler de burada öğrencilerimize onları kurdurup, müfredatları hazırlayarak, o firmaların kendi çalışma ortaklarını beraber yetiştirmek istiyoruz. Bu okul bu projenin bir prototipi. Yaptığımız bir istatistiğe göre her sene bizden mezun olan 450 kişiden yaklaşık 200’ü destek veren bu firmalarla beraber çalışıyorlar” dedi.

“KURSA DESTEK OLMAKTAN BÜYÜK MEMNUN‹YET DUYDUK” ECA - Emar Satış Sonrası Müşteri Hizmetleri Eğitim Şefi Ekrem Erkut ise konuşmasında, Elginkan Vakfı’nın Manisa, Bolu ve İzmit’teki eğitim merkezlerinde bugüne kadar yaklaşık 400 bin kişiye ücretsiz eğitim verildiğini aktardı. Mesleği sıhhi tesisatçılık olan ustaların yeni teknoloji ve ürünlere uyumlarını hedefledikleri bu eğitimde partnerleri olan Wavin Pilsa’ya özellikle teşekkür ettiklerini dile getiren Erkut, “Bu sektörün önemli bir parçası biliyorsunuz ki suyu iletmek; iletilen suyun en önemli faktörü ise Türkiye’de şu anda Wavin Pilsa ürünleri. Wavin Pilsa

ile birlikte bu kursta teknik bilgilerimizi tamamladık, kendilerine bizleri destekledikleri için çok teşekkür ediyorum” dedi. Törende Wavin Pilsa Pazarlama Uzmanı Müjgan Erbaz da bir konuşma yaparak, kursa katılan tesisatçıları başarılarından dolayı kutladı. Erbaz, “Tabi ki biz üreticiyiz, ancak bu ürünleri kullanan, sektöre yön veren sizlersiniz. Wavin Pilsa olarak, ECA’nın daveti üzerine bu kursa destek olmaktan büyük memnuniyet duyduk. Bu eğitim ile birlikte gerek biz üreticilere gerekse sektöre yol gösteren sizlerin bu kurslar vasıtasıyla işlerinde uzmanlaşması ülkemiz için de oldukça önemli” dedi. Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılan protokol kapsamında 20 saatlik sertifika programı olarak uygulanan kursa 67 adet tesisat ustası katıldı. 5 gün süren kursta başarılı bulunan tesisat ustaları, sertifikalarını firma yetkililerinin elinden aldılar. Programın sonunda, dünyanın ve Türkiye’nin önde gelen firmalarından Wavin Pilsa tarafından sağlanan eğitim malzemeleri, kursun düzenlendiği Endüstri Meslek Lisesine öğrencilerin eğitimleri süresince kullanmaları amacıyla bırakıldı.

> HAZİRAN 2012 29


KISA KISA

Belediye alt yapı çalışmalarını yoğunlaştırdı Malatya Belediyesi, şehrin değişik noktalarında alt ve üst yapı çalışmalarını sürdürürken, yol genişletme çalışmalarının devam ettiği şehrin batı girişindeki alt yapı noktasında da yoğun çalışmalar yapıyor. Konuyla ilgili olarak verilen bilgilere göre, şehrin batı girişinde devam eden yol genişletme çalışmaları sırasında önce alt yapı çalışmalarının bitirildiği, ondan sonra da üst yapı ile ilgili çalışmalara başlandığı bildirildi. Çalışmalar sırasında özellikle eski içme suyu isale hatları, yeni çelik borularla değiştiriliyor. Çalışmaların yoğun bir şekilde sürdürüldüğü çevre yolu batı girişinde 5720 metre Q200, 2354 metre Q300 ve 1680 metre de Q400’lük olmak üzere toplam 9754 metre çelik içme suyu boru hattının yenileneceği belirtildi. Çalışmaların başladığı proje kapsamında şehrin batı girişine 1739 metre Q1200, 1343 metre Q800, 182 metre de Q400’lük olmak üzere toplam 3264 metre drenaj hattı döşenecek.

Alaca Belediyesi su şebekesi ana hattı yenilendi Çorum’un Alaca ilçesinde Özhan deresindeki ıslah çalışmaları kapsamında ilçeye içme suyu sağlayan ana hat yenilendi. Belediye Fen İşleri Müdürlüğü ekiplerinin bölgede yaptığı çalışmalar kapsamında daha önce ACP tipi boru olan ana hat plastik pvc borularla değiştirildi. Alaca Belediyesi Su İşler Müdürü Aydemir Özcan, içme suyu şebekesindeki alt yapı çalışmaları kapsamında ilçe halkını mağdur etmemek için büyük bir gayret gösterdiklerini söyledi. Yağışlar nedeniyle zor anlar yaşadıklarını dile getiren Özcan, yağmur nedeniyle ile Özhan deresinde zaman zaman taşkın yaşandığını bu yüzden çalışmalara ara vermek zorunda kaldıklarını ifade etti.

30 > HAZİRAN 2012


KISA KISA

En büyük uydu kenti suya kavuşuyor Gürsu’nun Dışkaya Köyü yakınlarında, Gürsu Belediyesi ile Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından başlatılan 17 bin 400 konutun içme suyu ihtiyacı, Büyükşehir Belediyesi BUSKİ Genel Müdürlüğü tarafından Doburca İçmesuyu Arıtma Tesisi’nden karşılanacak. Türkiye’nin ‘en büyük uydu kent projesi’ olan Gürsu TOKİ evlerinin içmesuyunu karşılamaya hazırlanan BUSKİ, aynı güzergahta yer alan Barakfakih Beldesi, Karahıdır ve Narlıdere köylerinin içme ve kullanma suyunu da eşgüdümlü

olarak temin edecek. BUSKİ Genel Müdürü İsmail Hakkı Çetinavcı, cazibeli olarak çalışacak içmesuyu isale hattında kullanılacak 600 milimetre çapındaki çelik boru güzergahının 20 kilometreden oluşacağını söyledi. BUSKİ’nin yatırımlarıyla kaliteli ve ekonomik su temini sağladığını da ifade eden Çetinavcı, içilebilir ve kullanılabilir su kültürü oluşturmaya yönelik çalışmalarının, bundan sonraki süreçte de artan tempoyla devam edeceğini sözlerine ekledi.

EPDK’dan UGTAM’aziyaret Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Enerji Uzman Yardımcılarından oluşan EPDK Heyeti düzenledikleri bir dizi teknik ziyaretler kapsamında UGETAM’ı ziyaret ederek karşılıklı bilgi alışverişinde bulundular. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu İnsan Kaynakları ve Mali İşler Dairesi Başkanı Sn.Engin Karahan, Başkan Danışmanı Uğur Cingi ve Eğitim Grup Başkanı Mahmut Adil Savaş’ın koordinatörlüğünde 37 kişiden olu-

32 > HAZİRAN 2012

şan EPDK Heyeti, UGETAM’ı ziyaretleri esnasında enerji sektörüne yönelik UGETAM yöneticileriyle bilgi alışverişi yaptılar. EPDK Heyetine , UGETAM Stratejik Planlama ve Kurumsal İletişim Müdürü Hüseyin Bulundu ve Eğitim ve İş Geliştirme Müdürü Selim Serkan Say tarafından yapılan sunumların ardından UGETAM Tesisleri gezilerek eğitim, test, sertifikasyon, kalibrasyon ve denetim çalışmaları hakkında detaylı bilgiler verildi.


AYIN KONUGU

Çelik sektörü yeni kapasite art›fllar› ile ç›tas›n› yükseltiyor Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derne€i Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan: “2011 y›l›nda 27 milyon ton seviyesinde gerçekleflen Türkiye’nin çelik ürünleri tüketiminin, 2012 y›l›nda 29 milyon tonu aflaca€› tahmin edilmektedir” dedi 34 > HAZİRAN 2012

Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan

on yıllarda, çelik sektörümüzün, pek çok büyük çelik üreticisi ülkeye kıyasla daha yüksek bir performans göstermesinde, yeni kapasite kurulması ile kapasite genişletme çalışmalarının önemli bir etkisinin olduğu gözlenmekte olduğunu söyleyen Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan: “ 2011 yılında 27 milyon ton seviyesinde gerçekleşen Türkiye’nin çelik ürünleri tüketiminin ise, 2012 yılında 29 milyon tonu aşacağı tahmin edilmektedir. 2011 yılında 27 milyon ton seviyesinde gerçekleşen Türkiye’nin çelik ürünleri tüketiminin ise, 2012 yılında 29 milyon tonu aşacağı tahmin edilmektedir. Türk çelik sektörünün, söz konusu hedeflerine ulaşabilmesi ve kapasite kullanım oranlarını arttırabilmesi için, girdi maliyetlerini düşürecek ve yurtiçi girdi tedarikini arttıracak tedbirlerin süratle uygulamaya aktarılmasına ihtiyaç duyulmaktadır” dedi. Diğer yandan yassı ürünlerin yanında, ülkemizde vasıflı ve paslanmaz çelik ürünlerinin üretimine yönelik yatırımlarda da hareketlenme gözlenmektedir diyen Türkiye Demir Çelik Üreti-

S


cileri Derneği Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan sektörün durumu ile alakalı olarak bilgiler verdi.

Türkiye demir çelik sektörü 2011 y›l›n› nas›l bir performansla geçirdi? “Türk çelik sektörü, 2011 yılında olağanüstü bir performans göstererek, dünyanın en büyük çelik üreticileri arasında, üretimini en fazla arttıran sektör konumunu elde etmiştir. Kriz döneminde, pek çok büyük çelik üreticisi ülkede, talepteki daralmanın da etkisiyle, % 40’lara varan üretim düşüşleri yaşanırken, Türkiye’de ekonomideki daralmanın sınırlı seviyede kalması, çelik üreticilerinin ihraç satışlarında alternatif pazarlara yönelebilme başarısı göstermesi ve sektörün yatırım maliyetlerindeki azalmayı değerlendirerek, yatırımlarını sürdürmesi, krizi daha rahat atlatmasına imkân sağlamıştır. Kriz döneminde yatırımları sürdürülen yeni kapasitelerin, 2010 ve 2011 yıllarında üretime başlamaları, sektörün üretim performansına da olumlu bir şekilde yansımıştır. Böylece, söz konusu tesislerin katkılarıyla elde edilen performans sayesinde, Türk çelik sektörü % 17 gibi yüksek bir büyüme oranı yakalamıştır. Türk çelik sektörünün bu başarıyı göstermesinde, kriz döneminde sürdürülen yatırımların, Türkiye’de üretimi bulunmayan veya yetersiz olan ürünlere yönelmesi de etkili olmuştur. Son yatırımlarla, ağırlıklı bir şekilde ithalat yolu ile karşılanan ürünlerin, ciddi miktarlarda Türkiye’de de üretilmeye başlanması, bir taraftan ithal ikamesi sağlarken, diğer taraftan da yeni ihraç kalemlerinin ortaya çıkmasına katkıda bulunarak, çelik sektörünün iç ve dış piyasalara sunduğu ürünlerin çeşitliliğinin artması sonucunu doğurmuştur. Bu durum, aynı zamanda, 2011 yılında yurtiçi tüketimde gözlenen 3.5 milyon ton civarındaki artışa rağmen, ithalatın gerilemesine, ihracatın artmasına ve ihracatın ithalâtı karşılama oranının, 8 puan artışla, % 141 seviyesine yükselmesine imkân sağlamıştır. Sektör kuruluşlarının yeni ürünlere yönelik yatırımlarının devam ettiği ve henüz üretime başlayan tesislerin yıl içerisinde daha yüksek kapasite kullanım oranlarına ulaşacakları dikkate alındığında, yaşanmakta olan global krize rağmen, 2012 yılında, çelik sektörümüzün dünya ortalamasının üzerinde bir büyüme trendi yakalaması, ithalâttaki düşüş eğiliminin devam etmesi ve çelik ihracatının gerek miktar, gerekse değer yönünden yükseliş eğilimini sürdürmesi beklenmektedir. 2011 yılındaki bir diğer sevindirici gelişme ise, ham çelik üretiminde gözlenen % 17 oranındaki artışa rağmen, sektörün temel girdilerinden olan hurda ithalatındaki artışın, % 11.8 seviyesinde kalması olmuştur. 2011 yılında yerli hurda tedariğinde sağlanan % 54 oranındaki artışın, bir taraftan çelik tüketiminin artmasından, diğer taraftan da Ekonomi Bakanlığı’nın yurtiçi girdi tedariği konusundaki yoğun çabalarından kaynaklandığı değerlendirilmektedir. 2011 yılında Türkiye’nin ham çelik üretimi, % 17 oranında artışla, 34.1 milyon tonluk

rekor seviyeye ulaşmıştır. 2011 yılında, dünya ham çelik üretimi 1 milyar 526 milyon ton seviyesine yükselirken, Türkiye’nin toplam dünya üretimi içerisindeki payı % 2.2 seviyesinde gerçekleşmiştir.”

2011 y›l›nda sektörün ihracat rotas› hangi ülkeler ve bölgelerde yo€unlaflt›? “2011 yılında, demir çelikten eşya ve boru ürünleri de dahil olmak üzere, Türkiye’nin toplam demir çelik ihracatı miktar açısından % 5.3 oranında artışla, 17.60 milyon tondan, 18.54 milyon tona; değer açısından ise, fiyatların yükselmiş olmasının da etkisiyle, % 25.2 oranında artışla, 13.29 milyar dolardan, 16.63 milyar dolara yükselmiştir. İhracatta değer yönünden sağlanan performans tatmin edici olmakla beraber, miktar yönünden elde edilen büyüme, Orta Doğu, Körfez ülkeleri ve Kuzey Afrika ülkelerindeki belirsizlikler nedeniyle, beklentilerin gerisinde kalmıştır. 2011 yılında, Türkiye’nin demir çelik ürünlerinde en büyük ihraç pazarı konumunda bulunan Orta Doğu bölgesine yönelik çelik ürünleri ihracatı, % 12.7 oranında düşüşle, 7.08 milyon tona; 2010 yılında Türkiye’nin en büyük ikinci ihraç pazarı konumunda bulunan Kuzey Afrika’ya yönelik ihracat ise, % 31 oranında düşüşle, 1.83 milyon tona gerilemiştir. 2011 yılında Orta Doğu & Körfez ülkeleri ile Kuzey Afrika bölgesine yönelik ihracatımızdaki düşüşte, yaşanan sosyal ve politik istikrarsızlıkların, bölge ülkelerindeki tüketimi azaltması etkili olmuştur. 2011 yılında, söz konusu 2 bölgeye yönelik demir çelik ürünleri ihracatının değeri 7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, ihracatta 1.4 milyar dolar civarında kayıp yaşanmıştır. 2011 yılında çelik sektörümüz, en büyük ihraç pazarları olan Orta Doğu, Körfez ve Kuzey Afrika ülkelerindeki kayıplarını, AB, Güney Amerika ve Uzak Doğu gibi alternatif piyasalara ağırlık vererek dengelemiş ve ihracat artışını sürdürebilmiştir. Bu durumun, kapasite kullanım oranlarına da yansıdığı ve 2010 yılında % 71 seviyesinde olan kapasite kullanım oranının, 2011 yılı itibariyle, mevzi bir iyileşme ile % 76 seviyesine ulaştığı gözlenmiştir. En büyük ihraç pazarlarımız arasında yer alan Orta Doğu, Körfez Ülkeleri ve Kuzey Afrika’da yaşanan sosyal problemler, söz konusu karışıklıkların yaşandığı ülkelere yönelik ihracatımızı olumsuz yönde etkilemiş olmakla beraber, bu ülkelerdeki rejimlerin daha sağlam bir çerçeveye oturması, gelir dağılımının daha sağlıklı bir yapıya kavuşması sonrasında, bu ülkelerdeki yatırımların ve çelik tüketiminin yeniden hızla artmaya devam edeceği ve bu defa Türk çelik sektörü için büyük bir fırsat oluşturacağı tahmin edilmektedir.

2012 y›l›na nas›l bak›yorsunuz? “2012 yılında, gelişmiş ülke ekonomilerindeki yavaşlamaya ilişkin belirsizlik nedeniyle, özellikle AB ülkelerine yönelik ihracatımızın, mevcut seviyelerini korumakta

> HAZİRAN 2012 35


AYIN KONUGU

dahi zorlanabileceği, buna karşılık gelişmekte olan ekonomilere yönelik ihracat artışının devam edeceği değerlendirilmektedir. Türkiye’nin ihracatının gelişmesinde, Orta Doğu, Körfez, Kuzey Afrika ve komşu ülkelerde istikrarın temini büyük önem taşımaktadır. Mısır, Libya ve aTunus’un göreceli olarak istikrara kavuşmasının, Kuzey Afrika’ya yönelik ihracatımıza olumlu etki yapması beklenirken, komşu ülkelerden Suriye ve Irak’taki istikrarsızlığın, bu ülkelere yönelik ihracatımızı olumsuz yönde etkilemesinden endişe duyulmaktadır.”

Son dönemde ülkemizde özellikle yass› ürüne yap›lan yat›r›mlar› nas›l de€erlendiriyorsunuz? “Son yıllarda yassı ürün üretimine yönelik olarak yapılan yatırımlar neticesinde, 2007 yılından bu yana slab üretimi, kriz etkilerinin hissedildiği 2009 yılı da dahil olmak üzere, kesintisiz bir şekilde artış göstermiştir. Slab üretimi, 2010 yılındaki 7.3 milyon ton seviyesinden, 2011 yılında 9.7 milyon tona ulaşmıştır. 2011 yılının Mayıs ayında üretime başlayan MMK ile İSDEMİR ve Habaş’taki yatırımlar da göz önünde bulundurulduğunda, slab üretiminin son 2 yılda olduğu gibi, önümüzdeki birkaç yıl boyunca da hızlı artışını sürdüreceği tahmin edilmektedir. Slab üretiminde yaşanmakta olan artışın, büyük ölçüde yassı ürünlerden oluşan çelik ithalatımızı sınırlayıcı bir rol oynayacağı ve sektörün, Türkiye’nin ödemeler dengesi açığının kapatılmasına olan katkısını önemli ölçüde arttırmasına imkân sağlayacağı değerlendirilmektedir. Son yıllarda, çelik sektörümüzün, pek çok büyük çelik üreticisi ülkeye kıyasla daha yüksek bir performans göstermesinde, yeni kapasite kurulması ile kapasite genişletme çalışmalarının önemli bir etkisinin olduğu gözlenmektedir. Çelik sektörümüzde, yeni kapasite 36 > HAZİRAN 2012

ve ürün yatırımlarının, önümüzdeki dönemde, yapısal, vasıflı ve paslanmaz çelikleri de kapsayacak şekilde, hızla devam etmesi beklenmektedir. Söz konusu yatırımlarla, Türkiye’nin çelik ergitme kapasitesinin, 2010 yılındaki 42.7 milyon ton seviyesinden, 2015 yılında 55 milyon ton; slab üretim kapasitesinin ise, 2010 yılındaki 13.4 milyon tondan, 20 milyon ton seviyesine ulaşacağı öngörülmektedir. Son zamanlarda, yassı ürün üretiminin hızlı bir şekilde artmasına paralel olarak bu ürünlerde de, süratle net ihracatçı pozisyonuna geçeceğimiz düşünülüyordu. Ancak yassı ürün kapasitesinin artmasıyla birlikte, özellikle söz konusu kapasitelerin oluştuğu bölgelerde, yassı ürünü girdi olarak kullanan sanayi dallarının oluşmaya başladığı gözlenmiştir. Dolayısıyla, yeni kapasitelerin sadece yassı ürünlerin ithalatının azaltılması, ihracatının arttırılması yönünde doğrudan katkı sağlamakla kalmayıp, ithal girdiye dayalı yatırımı riskli gördükleri için bekleyen yassı ürün tüketicisi sektörlerin yatırımlarının hızlandırılması yolu ile de, ülke ekonomisine katkı sağlaması beklenmektedir. Bu durumun, daha önce 2013 olarak hedeflenen yassı ürünlerde net ihracatçı pozisyonuna geçişi bir miktar geciktirebileceği tahmin edilmektedir. Her halükârda, yassı ürün konusundaki gelişmelerin, katma değer, ürün çeşitliliği ve ihracat açısından çok ciddi imkânlar sağladığını söylemek mümkündür. Bu sayede, önümüzdeki yıllarda, Körfez ülkelerinde uzun ürün piyasasının daraldığı dönemlerde, çelik sektörümüzün yassı ürünlerde yeni ihracat fırsatları geliştireceği tahmin edilmektedir. Bu ürünlerin daha etkili bir şekilde pazarlanabilmesi için, yalnızca Türkiye’de değil, komşu ülkelerde de servis merkezlerinin kurulmasına ve üretilen yassı ürünlerin katma değeri daha yüksek bir şekilde ihraç edilmesine ihtiyaç


duyulmaktadır. Bu yönüyle, yassı çelik üretimindeki artışın yassı ürün tüketen yeni sanayi kollarının kurulmasını tetikleyerek, yassı ürün tüketiminin de artmasına ve yeni servis merkezlerinin kurulmasına imkân sağlayacağı değerlendirilmektedir.”

“YERL‹ ÜRET‹M‹ ARTTIRACAK TEfiV‹K MEKAN‹ZMALARI DEVRE G‹RMEL‹” Çelik sektörü ile alakal› olarak 2012 y›l› öngörüleriniz nelerdir? “Çelik ihracatımızın % 16, ithalâtımızın ise % 42 civarındaki önemli bir bölümünü gerçekleştirdiğimiz AB bölgesinde yaşanacak resesyonun, 2012 yılında çelik sektörümüzü olumsuz yönde, buna karşılık Orta Doğu ülkelerinde sağlanacak kısmi istikrarın düzeltici etkisinin, sektörümüzün bölgeye yönelik ihracatını olumlu yönde etkileyeceği tahmin edilmektedir. 2012 yılında, üretimimizin % 10 civarında artışla, 38 milyon ton, ihracatımızın miktar yönünden % 7 civarında artışla 20 milyon ton seviyesinin üzerine çıkması, ihracat gelirimizin ise, 20 milyar dolar civarında gerçekleşmesi beklenmektedir. 2011 yılında 27 milyon ton seviyesinde gerçekleşen Türkiye’nin çelik ürünleri tüketiminin ise, 2012 yılında 29 milyon tonu aşacağı tahmin edilmektedir. Türk çelik sektörünün, söz konusu hedeflerine ulaşabilmesi ve kapasite kullanım oranlarını arttırabilmesi için, girdi maliyetlerini düşürecek ve yurtiçi girdi tedarikini arttıracak tedbirlerin süratle uygulamaya aktarılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Her durumda, 2012 yılında derinleşme ihtimali bulunan Avrupa ve ABD’deki krizin, dünya çelik üretim kapasitelerindeki hızlı artışlar ile birlikte, rekabeti ön plana çıkartacağı ve kapasite kullanım oranlarını arttırmanın, ancak yüksek rekabet gücü ile mümkün olabileceği değerlendirilmektedir. Bu açıdan, Ekonomi Bakanlığımızın, Girdi Tedarik Stratejisi (GİTES) projesi çerçevesinde, hurda, demir cevheri, kömür ve ferro alyajlarda, yerli üretimi arttıracak teşvik mekanizmalarının, biran önce uygulamaya aktarılması ve başta çevre katkı payı olmak üzere, sektörün girdi maliyetlerinin üzerindeki yüklerin kaldırılması, hayati önem taşımaktadır.”

Çelik sektöründe flu ana kadar yap›lan yat›r›mlara nas›l bak›yorsunuz. Ayr›ca sektörün ilerlemesi bak›m›ndan neler yap›lmal›? “1990’lı yıllardan bu yana devam eden ve dış ticaret açığımızı arttıran yassı ürün ithalatına son verilebilmesini teminen, son 5 yıl içerisinde gerçekleştirilen yassı ürün ağırlıklı yatırımlar sonucunda, yıllardır % 15 seviyesinde bulunan yassı ürünlerin toplam ham çelik üretim kapasitesi içerisindeki payı, 2011 yılı itibariyle % 31 seviyesine ulaşmıştır. Son yıllarda yassı ve yapısal çelik ürünlerine yönelik olarak gerçekleştirilen yeni yatırımlar ve oluşturulan yeni kapasiteler sayesinde, yurtiçi tüketim-

deki ciddi artışa rağmen, bir taraftan Türkiye’nin çelik ürünleri ithalatı azalırken, diğer taraftan da ihracatta iyileşme gözlenmektedir. Bu yatırımların en önemli özelliği, Türkiye’de üretilmeyen ürünlerin üretilmesini hedeflemesidir. Son 4 yıl içerisinde, toplam kapasiteleri 8.8 milyon ton olan 8 yeni firma üretime başlamıştır. Ayrıca, mevcut tesislerdeki kapasite artışları da dikkate alındığında, 2008-2011 döneminde 20 milyon ton yeni ham çelik üretim kapasitesi devreye alınmıştır. Ancak tüm bu olumlu ve başarılı sonuçlar veren gelişmelere rağmen, son dönemde yapılan yatırımların yeterli olmadığı, sektörün önümüzdeki dönemde, yatırımlarını uç ürünlere de yönlendirmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Yassı ürünlerin yanında, ülkemizde vasıflı ve paslanmaz çelik ürünlerinin üretimine yönelik yatırımlarda da hareketlenme gözlenmektedir. Önümüzdeki dönemde, çelik sektörünün miktar açısından kapasiteyi arttırmanın yanında, katma değeri daha yüksek olan, daha fazla işlem görmüş spesifik ürünlerin üretimine yönelmesi beklenmektedir.”

Türkiye'nin dünyada çelik sektöründeki durumunu de€erlendirir misiniz? “Çelik sektörümüz, özelikle 2008 yılında yaşanan kriz sonrasında dünyada en iyi performansı gösteren ülkeler arasında yer almıştır. 2011 yılında en büyük 30 çelik üreticisi ülke arasında, dünya ortalamasının iki misline çıkarak, üretimini en yüksek oranda arttıran ülke olma başarısını elde eden Türkiye, kriz öncesi olan 2007 yılındaki seviyesine kıyasla ise, % 32 oranındaki üretim artışı ile Çin, Hindistan ve Güney Kore’nin ardından en iyi performansı gösteren dördüncü ülke konumuna ulaşmıştır. Kriz döneminde, pek çok büyük çelik üreticisi ülkede, talepteki daralmanın da etkisi ile, % 40’lara varan üretim düşüşleri yaşanırken, Türkiye’de, ekonomideki daralmanın sınırlı seviyede kalması, çelik üreticilerinin ihraç satışlarında alternatif pazarlara yönelebilme başarısı göstermesi ve sektörün yatırım maliyetlerindeki azalmayı değerlendirerek, yatırımlarını sürdürmesi, krizi daha rahat atlatmasına imkân sağlamıştır. Tüketim açısından bakıldığında ise, 2011 yılı itibariy-

> HAZİRAN 2012 37


AYIN KONUGU le, AB-27, BDT ve Nafta bölgelerinin hâlen kriz öncesiseviyelerin altında seyrettikleri, buna karşılık Türkiye’nin çelik tüketiminin kriz öncesi olan 2007 yılındaki seviyesinin, % 13.6 oranında üzerine çıktığı görülmektedir. Bu sonucun ortaya çıkmasında, Türk ekonomisinin gösterdiği başarılı performansın, yurtiçi tüketime olumlu yansımalarının yanında, Türk çelik sektörünün; Kriz döneminde, maliyetlerdeki düşüşü de değerlendirerek, yatırımlarını hızlandırması sonucunda, 2007-2011 döneminde toplam 20 milyon ton civarında yeni kapasiteyi devreye alması, Yıllardır yerli üretimin yetersizliği sebebiyle, büyük ölçüde ithalât yolu ile karşılanmakta olan yassı ürünlerde, kriz döneminde sürdürülen yatırımlarla yeni kapasitelerin oluşturulması sayesinde, üretiminin daha dengeli bir yapı kazanması ve ithal ikâmesi sağlanması, Sektörün ihracatını, daralan pazarlardan, alternatif pazarlara yönlendirme konusunda başarılı bir politika izleyerek, ihracatını arttırabilmiş olması, katkı sağlamıştır.”

Sektörün sorunlar› muhakkak ki vard›r. Bunlara yönelik çözüm önerileriniz nelerdir? “Elde edilen tüm olumlu sonuçlara rağmen, çelik sektörümüz mevcut potansiyelini hala tam olarak değerlendirememekte ve kurulu kapasitesini etkin bir şekilde kullanamamaktadır. Global finans krizinin etkilerinin en yoğun şekilde hissedildiği 2009 yılında % 68 seviyesine kadar gerileyen demir çelik sektörümüzün kapasite

38 > HAZİRAN 2012

kullanım oranı, üretimimizdeki yüksek oranlı artışa rağmen, ülke kapasitesindeki hızlı artış sebebiyle, 2011 yılında % 76 seviyesinde kalmış bulunmaktadır. Sektörümüzün milyarlarca dolar yatırımla oluşturduğu ve önemli bir kısmını kullanamadığı kapasitelerin ekonomiye kazandırılabilmesi ve kriz ortamında uluslararası piyasadaki rekabet gücünü koruyabilmesi için; Kömür ithalatında CIF bedelin yüzde biri ile, hurda ithalatında CIF bedelinin binde beşi oranındaki çevre katkı payı kesintisine son verilmesine. Elektrik enerjisi üzerindeki, başta TRT payı olmak üzere, sektörle hiçbir ilgisi bulunmayan her türlü fon ve kesintinin kaldırılmasına ve Enerji girdi maliyetleri ile ilgili subjektif nitelikteki muhtelif problemlerin süratle çözülmesine. Dahilde İşleme Rejimi’nin (DİR), oluşan yeni şartlar muvacehesinde yerli girdi tedarikini teşvik eden bir çerçeveye oturtulmasına acilen ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca, AKÇT ile aramızdaki Serbest Ticaret Anlaşması nedeniyle, devlet yardımlarından yararlanamayan çelik sektörümüz, Avrupa’daki yeni çelik tanımı çerçevesinde, hurda, kömür ve demir cevherinin çelik tanımından çıkartılmış olması nedeniyle, söz konusu hammaddelerde teşvik verilebilmesini mümkün kılacak mekanizmaların geliştirilmesine ihtiyaç duymaktadır. Bu hammaddelerde teşvik verilmesinin, ihtiyacının önemli bir kısmını ithalat yolu ile karşılayan çelik sektörümüzün, iç piyasadan girdi tedarikini arttırmasına, dolayısıyla ithalata ödenen yüksek hammadde bedellerinin azalmasına katkıda bulunacağını değerlendirilmektedir. Ayrıca bu tür bir yaklaşım, Yerli Girdi Tedarik Stratejisi’nin hedefleri ile de uyumlu olacaktır. Söz konusu öncelikli sorunların çözülmesinin, Türkiye’ye üretim, istihdam ve ihracatta artış yanında, ödemeler dengesi açığının kapatılması yönünde ciddi katkılar sağlayacağı hususu da göz önünde bulundurularak, 2009 yılından beri gündemde olan sorunlarımızın çözümü için, daha fazla zaman kaybedilmeksizin, müşahhas adımlar atılması beklenmektedir.”


KISA KISA

5 eksenli işleme merkezi Dmx-320 Tezmaksan Makina ile Dahlih’ten mükemmel çözüm; yeni 5 eksenli işleme merkezi Dmx-320. 1960 yılında kurulan ve makine sanayi sektörüne dik, yatay çift kolonlu işleme merkezleri ve 5 eksenli işleme merkezleri konusunda hizmet veren Dahlih, yaklaşık 320 çalışanıyla, ayda 70 makina üzerinde üretimini gerçekleştirmektedir. Müşterilerine farklı çözümler sunmak amacıyla geliştirdiği 5 eksenli dik işleme merkezi, özellikle havacılık ve uzay sanayinin yanı sıra enerji sektörü, kalıp ve otomotiv sektöründe de gerek tercih edilen gövde yapısı gerekse yüksek teknolojik özellikleri ile önemli bir tezgâhtır. Standart olarak sunulan güçlü 10.000rpm den 15,000 rpm e iş mili seçenekleri, güçlü iş mili motoru opsiyonları, BT40 iş mili, 4+1 eksen veya 5 eksen simültane kontrollü Fanuc 0i-MD veya Heidenhein kontrol ünitesi, iş mili içerisinden basınçlı su verme özelliği, 360˚ tabla dönme ve +30˚~ -120˚ beşik hareketi ile Dahlih in önemli tezgahlarından biridir. 320mm ölçülerdeki tablada 900mm çap çevirebilen bu makine, X ekseninde 600mm, Y ekseninde 500mm ve Z ekseninde 550mm gibi ölçülere sahiptir.

Schneider Electric’ten şarj çözümleri Çevreci ulaşımda çığır açan elektrikli araçları çalıştıracak şarj çözümleri Schneider Electric’ten. Schneider Electric, elektrikli araçların kullanımını destekleyecek ve yaygınlaştıracak şarj çözümleri ve akıllı şebeke sistemleriyle dünyanın geleceğini inşa edecek çözümleri destekliyor. Dünyayı kirleten sera gazlarının iklim ve ekosistem üzerindeki onarılmaz etkileri gün geçtikçe artıyor. Schneider Electric, dünyanın geri dönülmez bir yola girmesini önlemek adına kendi üzerine düşen sorumluluğu alıyor ve emisyonlarını 2050 yılına kadar atmosferde sera etkisi yaratan gazların yoğunluklarını küresel çapta yarıya düşürme hedefiyle hareket ediyor. Schneider Electric’in bu yolda en önemli hedefiyle gaz emisyonu ve parçacık boşaltımı olmadan sessiz bir şekilde çalışan ve taşımacılığın ekolojik karbon ayak izini küçültmek için etkili ve somut bir çözüm sunan elektrikli araçların kullanımını yaygınlaştırmayı hedefliyor. Taşımacılık, Avrupa ülkelerinde karbon emisyonlarının %29’unun kaynağı, ABD’de ise bu oran %33’e çıkıyor.

40 > HAZİRAN 2012


ugün dünyada çevrenin insan sağlığı üzerindeki etkilerini en aza indirgeyen yüksek performanslı yapılar “Yeşil (Çevreci) Bina” olarak adlandırılmaktadır. Çevreci yapılar, daha az enerji ve su harcayarak yaşayan ve üstelik yapısında kullanılan malzemelerin çevresel etkilerini en aza indirgeyecek şekilde tasarlanan ve yaşayan yapılar olarak adlandırılmaktadır. Dünyada her geçen gün biraz daha önemli hale gelen çevreye duyarlı yapılmış bu tip binalara olan rağbet gün geçtikçe artmaktadır. Bugün çevreci-yeşil bina anlayışı ile yapılmış binalar işletim maliyetleri daha düşük daha dayanıklı binalar olarak karşımıza çıkmaktadır. İkinci dünya savaşı sonrasında geliştirilen ilk ofis kulelerinin temel özellikleri, çevrelerindeki diğer yapılardan farklı olarak yapay olarak aydınlatılmaları ve iklimlendirilmeleri ile geçirimsiz yapıya sahip olmalarıdır. Geleneksel ofis yapılarından bu yapı stili dünya çapında bir standart olmuştur. 1970’lerdeki petrol krizi sonucunda doğal kaynakların kısıtlı olduğunun anlaşılması düşünce sistemlerinde değişiklikler getirmiştir. Özelikle yapay olarak aydınlatılan ve iklimlendirilen binaların çağın gerekliliklerini yerine getiremedikleri düşüncesi yaygınlaşmaya başlamıştır. Özelikle ofis yerleşimlerinin doğal gün ışığından çok az faydalanmaları, yüksek gürültü seviyeleri, mahremiyetin bulunmayışı

B

TNL Gayrimenkul Geliştirme Şirketi Kurucu Ortağı Emre Yazıcı

Gayrimenkulde Yeflil Bina Modas› Çevreci yap›lar, daha az enerji ve su harcayarak yaflayan ve üstelik yap›s›nda kullan›lan malzemelerin çevresel etkilerini en aza indirgeyecek flekilde tasarlanan ve yaflayan yap›lar olarak adland›r›l›yor


gibi yönlerden dezavantajlarının olması bu tür ofis tasarımlarına olan ilginin azalmasına neden olmuştur. Kişisel bilgisayarların insan hayatına girmesiyle beraber ofislerde de artan bilgisayar kullanımı ofis binalarında önemli değişiklikler yapılması sonucunu ortaya çıkarmıştır. Çalışma alanlarına bilgisayar ağlarının kurulması için veri kablolama öğeler mevcut ofis binalarında radikal yenilikler yapılmasını gerektirmiştir. Bilgisayarların ve monitörlerin ürettiği yüksek seviyelerdeki ısının dış ortama atılması da iklimlendirme ve aydınlatma konularında yenilikçi teknolojilerin ve tekniklerin kullanılması gerekliliğini doğmuştur. Yüksek katlı binalardaki daha fazla temiz hava ihtiyacı ve pencere açma psikolojisi bu dönemde konuşulmaya başlanmıştır. Bu gelişmeler sonucunda bina yerleşimleri daha ferah ve geniş olmaya başlanmış, daha esnek bina tasarımları yapılmış ve değişken kat yükseklikleri ile daha modern bina modellemelerine gidilmiştir. Ofis binaları bir yatırım aracı olarak kiralanmak üzere daha fazla geliştirilmeye başlanmış ve bunun sonucu olarak son kullanıcı kiracı- odaklı hale gelmiştir. Ofis içinde çalışma zamanı dışında çalışanlar arasındaki iletişim önem kazanmaya başlamış ve farklı kullanıcıların gereksinimlerine uygun farklı mekansal konseptler oluşturma gerekliliği doğmuştur. Günümüze gelindiğinde bilgi teknolojileri ve gittikçe gelişen küreselleşme süreçleri firmaların organizasyon yapılarını da etkilemektedir. İnternetin yaygınlaşması, gittikçe küçük boyutlarda üretilen telefon ve diz üstü bilgisayarların geliştirilmesi sonucunda mobilitenin artması küresel ölçekte iş yapan firmaların da çalışmalarını ve iş süreçlerini, çalışma alanlarını yeniden nasıl organize edeceklerini düşünmelerine yol açmıştır. Günümüzde ofis gelişiminde kilit soru, ofis binalarının fonksiyonu gün geçtikçe değişirken, bilgi teknolojilerinin ve ofis organizasyonunun buna nasıl entegre edileceği ve çevreye nasıl daha az zarar vereceğimiz olmuştur. Ofisler artık sadece rutin işlerin yürütüldüğü, sıkıcı iş mekanları olmanın ötesinde, bir tür “bilgi alış-verişi mekanı” haline gelmişler, hayatımızda daha fazla yer almaya başlamışlardır. Bunların sonucu olarak artık dünyada birçok kurum çevreci yaklaşımlara katkıda bulunmaya çalışmaktadır. Birkaç yıl öncesine kadar ülkemizde ilgi bile göstermediği bu çevrecilik konsepti dünyada her geçen gün yükselen bir trend durumundadır. Artık e-maillerimizin altında bile “bu yazıyı basmadan bir düşünün, yeşil dünya ”veya buna benzer sloganlar dolaşmaktadır. Bu sürdürülebilirlik, çevrecilik yani yeşil bakış dünyada tüketimde hızla yayılırken gayrimenkul geliştiricileri binalarının ne kadar yeşil olduğunu sertifikalarla ispatlama yoluna girmişlerdir. Amerika’ da başlayan bu trend dünyaya yayılmaktadır. Ülkemiz henüz durumun “farkındalık” aşamasındadır. Dünya yeşil sertifikasyon peşinde koşarken bizler konuyu yeni yeni konuşmaya başladık. Gelecekteki yeşil

dünya yaklaşımında gayrimenkulün nasıl bir yeri var ve bu etkinin yapıların değerine etkisi ne şekilde olacak bir özet bilgi verelim istedik; 2009 yılından itibaren Bina Enerji Sınıflandırması (BER) sertifikaları tüm AB üyesi devletler için yürürlüğe girmiştir. Pek çok ülke, bu tarihten önce sertifikaları uygulamaya koymuştur. Bu kapsamda tüm AB üyesi devletler mevcut binaları tek tek gözden geçirecek ve bunlar için ne kadar enerji dostu olduğuna dair sertifikalar düzenletecektir. Bu çalışmalarda bina enerji kayıpları ölçülecek ve binalar derecelendirilecektir. Yüksek enerji kayıplı binalar daha

fazla vergi ve elektrik bedeli ödeyerek cezalandırılacak, tasarruflu binalarsa çevre dostu değerlendirilerek enerji imkânlarından daha ucuza yararlanabileceklerdir. Bu durum doğal olarak gayrimenkullerin değerini de etkileyecektir. Nitekim ülkemizde de bu çalışmaların kısmen yasal dayanakları hazırlanmış bulunmaktadır. Sürdürülebilir, yani çevreci ve yeşil bina yaklaşımlı binaların kullanılması bakımından ticari bina piyasası hızla yaygınlaşmaktadır. Görünen o ki, bu özelliklere sahip binaların pazarlama unsuru haline gelmesi ile yatırımcılar içinde sürdürülebilirlik, yer seçimi ve geliştirme kriterlerinde önemli bir koşul haline gelmiştir. Pek çok kiracı, orta vadede şirket politikaları gereği daha yüksek enerji verim seviyesine sahip yeşil binaları kiralama karşılığında daha yüksek kira ödemeyi kabul edebilecektir. Avrupa’da bugün kiracıları-kullanıcıları ve gayrimenkul yatırımcılarını bu tür binalara yönlendiren ana etken işletme maliyetlerinin azaltılması ve


marka imajını ya da iyi kurumsal yurttaşlar olarak imajlarını geliştirecek olmasıdır. Çevreci ofis akımının devamı, enerji verimli binalarda ve ofis ekipmanlarında, enerji özelliklerini belirten sınıflandırmalar yoluyla ve geri dönüşümlü malzemelerden imal edilen ürün ve mobilyalar kullanılması şeklinde devam edecektir. Yeşil binalar, yeşil ofis yelpazesinin en uç kısmını ifade etmektedir ve binanın aydınlatılması, ısıtılması ve soğutulması ile ilgili maliyetlerin düşürülmesi için tasarlanmıştır. Çevreci binalar, geleneksel binalara oranla daha yüksek değer elde edebilmekte ve en büyük faydaları binayı kullananlara sağlamaktadır. Potansiyel çevre fonksiyonlarının ve bitkilendirmenin faydaları (dış peyzaj, yeşil duvar ve çatılar, bina içi bitkilendirme) çok boyutludur. Öte yandan İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin son imar yönetmeliğinde “bina içi bahçelerle” ilgili yaptığı düzenleme de önümüzdeki dönemde daha fazla doğal bitki yapısı içeren binaların hayatımıza girmesini teşvik niteliğindedir. Çevreci binaların sertifikasyonu konusunda iki ayrı uluslararası kuruluş çalışmalarını yürütmektedir. Bunlardan ilki Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik (LEED- Leadership in Energy and Environmental Design), ABD'deki Çevre Dostu Binalar Konseyi (USGBC) tarafından geliştirilen bir dizi kriterler listesidir. Diğeri ise İngiltere’de kurulmuş olan BREEAM (Building Research Establishment Environmental Assessment Method) sistemidir. Yukarıda bahsedilen sertifikasyonlar, çevresel konuların gündemden düşmeyeceği göz önünde bulundurulduğunda ilerleyen yıllarda önemi gittikçe artacak değerlendirme araçları haline gelecektir. Bahsedilen sertifikalara sahip olan çevreci binalar, sahip

44 > HAZİRAN 2012

oldukları tasarım, enerji kullanımı, sağlık vb. özellikleriyle geleneksel yöntemlerle üretilmiş binaların önüne geçecektir. Bu tip binalar hem sahiplerine hem de kullanıcılarına sundukları imkanlar açısından daha çok tercih edilir konuma geleceklerdir. Ticari açıdan Çevreci binaların faydaları aşağıda belirtilmektedir: - Enerji ve sudan tasarruf (genellikle % 30 – 50 arasında) ve düşük karbon emisyonları, - Bakım ve işletim maliyetlerinde azalma - İşletme net karında artış - Özellikli çevreci bina yatırımlarına verilen vergi avantajları - Uzun dönemde çevreci bina sahipleri için daha rekabetçi bir gayrimenkule sahip olma - % 3-5 arasında verimlilik artışı - Sağlık açısından faydalar - Daha rahat risk yönetimi olanakları (hızlı kiralama/satış süreleri, yüksek doluluk oranları vb.) - Pazarlama avantajları (özellikle geliştiriciler ve kiracılar için) - Yüksek çalışan motivasyonu sağlanması - Yatırımcılar için daha kolay kredi bulabilme imkanı - Sürdürülebilirlik ve çevresel duyarlılık açısından pozitif yönde tanınırlık ve öncülük. Taşınmaz üzerine geliştirilecek projenin Çevreci (Yeşil) Bina olarak geliştirilmesi kararının, tüm dünya örneklerinde olduğu gibi geliştirmeye başlanmadan önce verilmesi gerekmektedir. Çünkü, çevreci bina gelişimi yapının tasarım, üretim ve işletme-yönetim modellerinin tamamında geleneksel metotlara göre bir farklılaşmayı ve özelleşmeyi gerektirmektedir. Proje maliyetleri de Çevreci Bina yapılması durumunda, projenin türüne, kullanılacak çevre dostu sistemlerin tipine ve büyüklüğüne göre farklılıklar göstermektedir. Bu nedenle çevreci binalarda yatırım öncesinde inşaat maliyetlerinin belirlenebilmesi için yapıda kullanılacak sistemlerin neler olacağına önceden karar verilmesi gerekmektedir. Çevre dostu sistemlerle inşa edilen yapılarda inşaat maliyetleri, kullanılan sistemlerin türü ve ölçeğine göre, toplam inşaat maliyetinin % 2 ile % 10’u kadar bir ekstra maliyet yükü getirmektedir. Ancak bu ekstra maliyet orta ve uzun vadede, enerji ve su tasarrufu, işletme giderlerinin düşmesi vb. ile karşılanmaktadır.


YORUM

Fiyatta ‹nce ‹fller

Prof.Dr. İsmail KAYA ismailkaya@gmail.com

46 > HAZİRAN 2012

Millî para birimimiz eskiden TL olarak yazılırdı. Türk’ün T’s ve Liranın L’si gitti, şimdi, $, £, ¥, € işaretlerini andıran bir ¨’miz var. Aylar geçti, ¨’ye alışamadım, broşürlerde, reklamlarda, duyurularda, çarşı pazarda, gözüme hâlâ bir yabancı gibi görünüyor. Fiyatı temel bir rekabet unsuru olarak görseler de görmeseler de, fiyat ve fiyatla ilgili uygulamalar, hem satıcılar hem de müşteriler için, hâlâ cazibesini ve önemini koruyor. Her malın bir fiyatı ve bir etiketi olmak zorunda. İndirimler kadar, fiyatı duyurma biçimleri de müşterileri etkiliyor. Yıllardır, bu konularda derin ve ince araştırmalar yapılıyor; bilinenler test ediliyor, bilinmeyenler ortaya çıkıyor. Meselâ, fiyatları menülere, etiketlere, duyurulara $ veya ¨ işareti kullanmadan yazmanın daha etkili olduğu keşfedilmiş. Meğer biz insanlar, bu işaretleri görünce, bunu otomatik olarak parayla, cüzdanımızla, kesemizle ilişkilendirir, cepte paramız olsa da olmasa da, malı gerçekte olduğundan daha pahalı olarak algılarmışız. Cornell Üniversitesinden araştırmacılar, bir deney yapmışlar. Kafede müşterilere üç tip menü sunup, sonuçlarına bakmışlar. Fiyatlar menülerin birinde dolar işaretiyle, ikincisinde sadece rakam olarak, üçüncüsünde de, rakamın ardına “dolar” kelimesiyle birlikte yazılmış. Menüde fiyatların dolar işaretiyle listelendiği durumlarda müşterilerin en az harcama yaptıkları; dolar işaretinin konmadığı hallerde ise daha fazla harcadıkları saptanmış. Dolar yazısı da, keza, cepten para çıkıyor hissi yaşatıyor, biraz acıtıcı oluyormuş. 5 doların her zaman 5 dolar olmadığı; 1 centin 1 centten de büyük bir gücü olduğu; 5 lik malların 4.99 etiketiyle daha çok sattığı; bu bir sentlik farkın, fiyatın beş yerine dört dolara yakınmış gibi algılanmasına sebep olduğu çok eskiden beri biliniyor. Fiyat işi öyle ince bir iş ki, Nöro Pazarlama, fiyatlar ve duyurularıyla da yakından ilgileniyor. Menülere 14.00 yerine 14, $8.75 yerine 9 yazmanın daha uygun olacağı, 9 yerine 8.99 yazmanın ise kalite düşüklüğü algısına yol açacağı ileri sürülüyor. Örnekler yabancılardan geldi diye kimse kusura bakmasın. Hele bir yerli araştırmacı ve akademisyenlerimiz de bu ince işlere el atsınlar... Duyurmak bizden...


YORUM

Cambaza bak!

M.Ali ÖZBUDUN mehmetali.ozbudun@tg.com.tr

48 > HAZİRAN 2012

Sabahın erken saatleri.. Spiker, gazetelerin manşetlerini okuyor. Vaziyet her zamanki gibi. Bir kısım medyanın vatandaşa ilettiği mesaj, son derece net: -Sen cambaza bak, gerisini bize bırak! Ancak.. Cambaz bir tane değil. Cambazlar muhtelif. Şurası kesin. Millet olarak, cambaza ya da cambazlara bakmaktan iflahımız kesilse de, bu film, her zaman gişe yapıyor. Anlaşıldığı kadarıyla, “yaraları kaşımak” bize zevk veriyor. İşin kötüsü, bu illet, bir hayat tarzına dönüşmüş durumda. Bir türlü yakamızı bırakmıyor. Halimizi özetleyen Latince deyimler de var. Mesela.. - “Argumentum ad nauseam” yani “Kusturana kadar tartışmak..” bunlardan biri. Demek ki, hastalık, tarihin derinliklerinden geliyor. Kusturana kadar tartışmak ve didişmek, boşuna değil. Şehir efsanelerinin üretilmesi ve kitlelerin yönlendirilmesi, tam da böyle bir enstrümanla gerçekleştiriliyor. *** Netice itibariyle.. Yapay gündemle gerçek gündem farklılaştıkça, tuzaklarla dolu bir labirente kilitleniyoruz. “İlkesizlik ve belirsizlik” diyebileceğimiz o meş’um illet, ülkeyi kemirmeye devam ediyor. Ne mi oluyor? Ankara, gladyatörlerin kapıştığı, daha doğrusu, kapıştırıldığı bir arenayı andırıyor. Şunu biliyoruz. Bizim coğrafyamızda, bir dizi “meçhul ve meşkuk ideal” uğruna gladyatörlük yapmak, İttihat ve Terakki Fırkası’ndan miras kalmış. Oyuncuların, daha doğrusu, medyatörlerin ve gladyatörlerin görüş mesafesi, arena ve rakipleri ile sınırlı. Şablon bellidir: -İç ve dış tehdit sürekli canlı tutulur. -”Değişim ile statüko” arasında bir gerginlik yaşandığında, problem, statüko lehine çözümlenir. Böylece, sistemin sorgulanması önlenir. Bu tiyatroda size düşen nedir? -Önünüze konulan kırmızı şala kafa atmak, yeterlidir. -Şalı tutan eli ya da elleri araştırmak, kesinlikle yasaktır. *** Deprem uzmanlarının açıklamalarından esinlenerek diyebiliriz ki.. -Türkiye, bir kriz ülkesidir. Ne zaman, nerede ve nasıl bir kriz çıkacağını kestiremezsiniz. Hazırlıklı olmaktan başka bir çareniz yoktur. İlave edelim: -Paranoyak olmanız, takip edilmediğiniz anlamına gelmez. Rahat etmek mi istiyorsunuz? -Cambaza bakın! Merak etmeyin, birileri sizin adınıza düşünür ve gereğini yapar.


MAKALE Amerikan Su İşleri Birliği Su Geliştirme Uygulamaları El Kitabı Çelik Boruların Projelendirme ve Yerleştirme Esasları Ümran Çelik Boru Kütüphanesi

Çelik Borular›n Tarihçesi, Kullan›mlar› ve Fiziksel Özellikleri 1,1 elik borular Amerika Birleşik Devletlerin’de su isale hatlarında 1850'lerin ilk yıllarından bu yana kullanılmaktadır; Önceleri çelik boru, çelik levhaları veya plakaları yuvarlayarak, boru biçimine getirmek ve ek yerlerini perçinlemek yoluyla üretilmekteydi. Boru üre¬timine oldukça uygun olan bu yöntem bazı iyileştirmelerle 1930'lara kadar devam etti. Bir boru hattı profilinin farklı basınç talepleri, et kalınlığını değiştirmek suretiyle kolayca karşılanabilmekteydi. Günümüze göre, o zamanlarda kullanılan çeliklerin oldukça düşük çekme kuvvet¬lerinin olması ve soğuk perçinli ek yerlerinin ve perçinli veya soba borusu şeklinde bir¬birinin içine geçmiş bağlantıların düşük verimli olmaları nedeniyle, önceleri proje mühendisleri emniyetli proje basıncını 10.000 psi olarak belirlemişlerdi.Yıllar boyunca perçinli boru üretim yöntemleri geliştikçe ve daha yüksek kuvvetli çelikler üretildikçe, proje basınçları genellikle çekme kuvvetinin lA 'dü olan bir emniyet faktörü ile, perçinli ek yerinin verimliliğine göre 12.500, 13.750 ve son olarak da 15.000 psi'a kadar yük¬selmiştir. Boru çapları 4 inç - 144 inç arasında, et kalınlıkları ise 16 no. ile 1.5 inç arasın¬da değişmekteydi.Projelendirme'ye göre verimlilikleri %45 ile %90 arasında değişen, ek yerlerinin tek, çift, üç hatta dört perçinli olduğu üretim yöntemleri vardı. 1905'de geliştirilen sürgü kilitli boru, hemen hemen 1930'a kadar perçinli boru'nun yerini tamamen aldı. Üretim 30 ft uzunluğundaki plakaları aşağı yukarı istenilen boru çevresinin yarısı kadar olan bir uzunlukta kesmek, uzun kenarlarını iki yandan sıkıştırarak 30 ft uzunluğunda yarım daire biçiminde oluklar meydana getirmek ve iki tane oluğu H şeklindeki özel sürgülerle bir birlerine birleştirerek sıkıştırmak suretiyle tam daire biçiminde bir boru imal etmek yöntemiyle yapılıyordu. O zaman ki genel prosedüre göre son çekme kuvveti 55.000 psi olan çelik kullanılmaktaydı. Proje basıncı 4'e 1 emniyet faktörü ile 13.750 psi olurdu. Sürgü kilitli boru¬ların perçinli borulara göre önemli avantajları vardı: Bu tip boruların sadece bir veya iki tane düz ek yerleri vardı ve her hangi bir yuvarlak ek yerleri yoktu. Perçinli ek yerlerine genellikle uygulanan % 45 - %70 verimliliğe göre, düz ek yerleri %100 verim-li olarak kabul edilirdi. Bona çapları 20 inç - 74 inç, et kalınlıkları da Vi6 inç - Vz inç arasında olan sürgü kilitli boru, 1920'lerin ortasına doğru otomatik elektrik kaynağının bulunmasına kadar, boru üretiminde önemli bir rol oynadı. 1930'ların ilk yıllarına

Ç

50 > HAZİRAN 2012

kadar perçinli ve sürgü kilitli boru üretim metodları yavaşça tarihe karıştı ve onların yerini kaynaklı borular aldı. Otomatik elektrik fuzyon kaynağı daha az parça, daha az işlem, daha hızlı üretim, ek yerlerinin dışarıya doğru çok az bir çıkıntı yapması ve kaynaklı ek yerlerin 96100 verimli olması gibi önemli avantajlar sun¬maktaydı. Fuzyon kaynaklı boru üreticileri, ilk zamanlarda aşağı yukarı sürgü kilitli boru'-nun üretim sıralamasını kullandılar. 1930'lar ve 1940'lar boyunca 30 ft uzunluğunda plakalar kullanıldı. 1950'lere kadar bazı firmalar 40 ft uzunluğundaki levhaları temin etmişlerdi, bir kaçı da bu uzunluktaki levhaları preslerde imal ediyorlardı. 1930'larda kaynak yönteminin gelişme döneminde proje basıncı konusunda önemli bir yenilik getirildi. O zamana kadar son çekme kuvvetinin dörtte biri kadar olan bir emniyet faktörü ile çalışmak genel bir uygulama idi. Kaynaklı boruların üretimi art¬tıkça proje basıncı olarak akma kuvvetinin %50'Sİni kullanma düşüncesi genel olarak kabul gördü. Spiral (Helezon) biçiminde şekillendirilmiş kaynaklı boru 1930'ların başlarında geliştirildi ve 4 inç - 36 arasındaki bona çaplarında yoğun olarak kullanıldı. Kaynak işlemi elektrik fuzyon yöntemiyle yapılmaktaydı. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Alman maki-naları ithal edildi ve sonrasında 144 inç boru çapına kadar spiral şekillendirme ve kaynak yapabilen makinalar geliştirildi. 1.2 KULLANIMLARI İlgili AWWA standartlarını karşılayan çelik su boruları bir çok uygulama için yeterli bulunmuştur. Bunlardan bazıları şunlardır. Su Kemerleri Su dağıtım şebekeleri İsale hatları Ana dağıtım hatları Su olukları Tasfiye tesisi boru donanımları (Şekil 1-1) Üst geçişler Cebri borular Devridaim şebeke hatları Su altı geçişleri, giriş ve çıkışlar Önemli çelik boru hatları konusunda genel bilgiler yayınlanmıştır. (2,3) Bir çok diğerleri hakkında ki bilgiler ders kitaplarında, mühendislik el kitaplarında, AWWA Journal'inde ve diğer dergilerde bulunabilir.


Bu tesisteki boru donanımının yerleştirilmesi özel tasarlanmış fittingler ve hafif ağırlıktaki borular sayesinde kolayca gerçekleşmiştir. Şekil 1-1 Bir Filtrasyon Tesisi Galerisindeki Çelik Boru Donanımı 1.3 FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ Çeliği bu derece kullanışlı kılan özellikleri yüksek dayanıklılığı, bir yük altında eğilirken o yüke karşı tam bir direnç gösterebilmesi, kırılmadan bükülebilmesi ve dar¬belere karşı gösterdiği mukavemet olarak özetlenebilir. Su işleri mühendisi'nin bu özellikleri, nasıl ölçüldüklerini, ne işe yaradıklarını ve ne kadar güvenilir olduklarını bilmesi gerekir. 1.4 ESNEKLİK VE AKMA KUVVETİ Katı maddeler esnek (duktil) ve kırılgan olarak iki gruba ayrılabilir. Mühendislik uygu¬lamalarında bu iki kategori yük durumunda farklı davrandıkları için, farklı olarak ele alınmalıdır. Esnek maddeler akma kuvveti veya akma noktası diye adlandırılan

Üstteki resim boru hattının otomatik vakum tahliye vanalarındaki bir arıza sonucunda çöken bir kısmını göstermektedir. Aynı borunun içine basınçlı su verilerek düzeltilmiş hali alt resimde görülmektedir. Şekil 1-2 San Francisquito Kanyon'undaki Kaynaklı Şekil 1-3 94 inçlik Bouquet

Canyon boru hattından Çelik Boru Sifonu bölümler oldukça belirli bir gerilme derecesinde belirgin bir plastik deformasyon gösterir ve kırılmadan önce oldukça büyük bir toplam uzama, esneme veya plastik deformasyon sergilerler. Kırılgan madde de ise plastik deformasyon tam belirgin değildir ve kırıl¬madan önceki son uzama oldukça azdır. Çelik su borularında kullanılan yumuşak çelik, esnek maddeler için tipik bir örnektir. (Kırılgan maddelerin davranışları bu el kitabında incelenmeyecektir.) Çeliğin esnekliği (Kırılmadan eğilebilmesi veya akması) sayesinde, Şekill-2 ve 1-3'te gösterilen Bouquet Canyon boru hattı, 50 yıllık bir kullanım süresinden sonra dahi, 1983 yılında başarılı bir şekilde hizmet görmeye devam etmektedir. Derin hen¬deklere veya yüksek toprak dolguların altına gömülmesinden clolayı,toprak basıncı nedeniyle boru çapları düşey olarak % 2 - % 5 arasında azalmasına rağmen, proje¬lendirmelerinde gerekli sağlamlık doğru biçimde uygulandı ise , nispeten daha ince et kalınlığı olan çelik boruların başarılı bir şekilde hizmet görmelerinin nedeni de çeliğin esnekliğidir. Bu esneklik sayesinde flanşlarda, yastıklarda, destek yerlerinde ve takviyeli bağlantılarında teorik olarak yüksek yerel gerilmeler olmasına rağmen, boru hattı yıllar boyunca düzgün olarak hizmet görmeye devam etmektedir. Gerilmeleri Hooke Kanunu'nu temel alan formüllerle hesaplamaya çalışan proje mühendisleri, sonuçların burada bahsedilen yapıların gösterdikleri sağlamlığı yansıtmadığını görmüşlerdir. Bunun nedeni geleneksel formüllerin belli bir gerilme derecesine kadar geçerli olmaları ve o seviyenin aşılması durumunda geçerliliklerini kaybetmeleridir. Bir çok güvenli yapı ve yapı parçası bu seviyenin üzerinde hesaplan¬mış gerilmeler taşımaktadır. Bu tip yapıların performansını tam olarak anlayabilmek için, çeliğin gerçek davranışının sıfırdan kopma noktasına kadar yüklenirken deneysel olarak incelenmesi gerekir. Tasarım ve satın alma spesifikasyonlarına esas kabul edilen çeliğin akma kuvveti ve son çekme kuvveti gibi fiziksel özellikleri, standart bir örneğin çekme deney maki-nası ile gerilmesi deneyiyle belirlenir. Projelendirme açısından çeliğin dayanıklılığı, eğer var ise alt akma noktası ile belirlenen akma kuvvetiyle, bir akma noktası yok ise ASTM (Amerikan Deneyler ve Maddeler Birliği)'nin belirlediği akma kuvveti ölçüsü ile ölçülür. Genellikle su borularında kullanılan çeliğin akma kuvveti şartnamelerde ayar uzunluğunun %0.5 oranında artmasını sağlayan yük derecesi ile belirlenmiştir.Bu nokta Şekil 1-4'te gösterilmiştir. Çeliğin akma kuvveti'nin çekme veya sıkıştırma yük¬leri için aynı olduğu kabul edilir. Çeliğin duktilitesi (esnekliği), bir test makinasmda bir çekme yükü altında bir uzama veya esneme olarak ölçülür. Uzama ise yük altında uzunluğun değişmesinin ölçüsüdür ve test örneğinin orjinal ayar uzunluğunun bir yüzdesi olarak ifade edilir. > HAZİRAN 2012 51


MAKALE 1.5 GERİLME VE DEFORMASYON Mühendislik uygulamalarında gerilme bir yük kuvvetinin alana bölünmesi ile elde edilir. (Birim alandaki yüktür.) Deformasyon ise bir uzunluk değişmesidü\Gerilmedeformasyoıı şemasında görüldüğü gibi, gerilme ile deformasyonun birbiri ile olan ilişkisi proje mühen¬disi için çok önemlidir. Her hangi bir maddenin gerilmedeformasyon şeması, belirli bir gerilme veya yük altında, maddenin deformasyonunu (birim uzunluğuna göre uzamasını) gösteren bir grafiktir. Örnek olarak bir çelik çubuğunun bir deney makinasmda yük ve boyut değişiklik¬lerini kaydeden ölçme aletleri eşliğinde iki ucundan çekildiğini düşünelim. Bu durumda çubuğun yük altında uzadığı görülür. Her birim uzunluk için yük altında görülen uzunluk değişmesi, deformasyon veya birim deformasyon olarak adlandırılır ve genellikle %'de uzunluk artışı veya gerilme analizinde /x inç / inç olarak ifade edilir. (1 ju, inç = 0.00000 1 inç) Defomıasyon değerleri gerilme-deformasyon şemasının yatay eksenine (x eksenine) işaretlenir.

Test esnasında çelik örneğinin şeklinde görülen değişik¬likler eğrinin altına çizilen çubuk resimleri ile gösterilmiştir. Şekil 1 -4 Çeliğin Gerilme-Deformasyon Eğrisi Konvansiyel gerilme-deformasyon eğrilerinin aksine, bu eğrilerde hem gerilmelerin hem de deformasyonların gerçek hesaplanan değerleri kullanılmıştır. Şekil 1 -5 Çeliğin Gerçek Gerilme-Deformasyon Eğrisi Gerilme ise toplam yükün çubuğun orjinal kesit alanına bölünmesi (lb/inç2) ile bulunur ve şemanın düşey eksenine (y eksenine) işaretlenir. Bu şekilde geleneksel gerilme-deformasyon şeması elde edilmiş olur. Bu şemada yük çubuğun örjinal kesit alanına bölündüğü için, yük arttıkça önceleri yükselme eğilimi gösteren gerilme, bir tepe noktasına eriştikten sonra azalıyormuş gibi görünür. Ancak yük artıkça çubuğun gerçek kesit

52 > HAZİRAN 2012

alanı azalacağı için, yükün gerçek kesit alanına bölünmesiyle hesaplanan gerçek gerilmenin hiç bir zaman azalmadığı görülür. Şekil 1-5 gerçek gerilmeler ve gerçek deformasyonlar kullanılarak hazırlanmış bir gerçek geril¬me-deformasyon şemasını göstermektedir. Ticari olarak sadece geleneksel gerilme-defor¬masyon şemaları kullanıldığı için bu el kitabında sadece geleneksel şemalar incelenecektir. Şekil 1-4'de su borularında kullanılan çelik için geleneksel gerilme-deformasyon eğrisinin değişik bölümleri gösterilmektedir. Test çubuğunun şeklinde deney süresince görülen değişikliklerde eğrinin altında gösterilmiştir. Çubuğun uzunluğu arttıkça, belli bir maksimum çekme kuvvetine kadar kesit alanı azalmakta, bu noktada ise alanın yerel olarak ani bir şekilde azalması (boyun verme) oluşmaktadır. İnşaatlarda kullanılan çeliklerin bir çoğunun gerilme-defonnasyon şemaları Şekil 1-4' te gösterildiği gibidir. Makina parçaları veya başka amaçlar için kullanılan çeliklerin bir çoğunun ise daha yüksek akma ve son çekme kuvvetleri ve daha az esneklikleri vardır. Mühendislikte kullanılan bazı faydalı çelik türleri ise oldukça kırılgandır. Genel olarak düşük esnekliği olan çelikler daha fazla mukavemetleri olmalarına rağmen, daha az deformasyon gerektiren durumlarda kullanılmalıdır. Şekil 1-4' teki eğrinin sol tarafındaki doğrunun eğimi yaklaşık olarak düzdür ve y eks¬enine göre kolayca tanımlanabilir. Eğrinin eğimindeki düşme oldukça ani olarak meydana gelmektedir. Bu tip eğri için düz çizgiden ilk sapmanın olduğu yer çeliğin orantısal sınırını gösterir. Akma kuvveti, bu sınırın az üzerindeki bir gerilme derecesindedir.Hemen hemen tüm mühendislik formüllerdeki gerilme hesaplamalarında, hesaplanan çalışma geril¬melerinin orantısal sınırın altında olduğu var sayılır. Orantısal sınırın altında ki gerilme ve deformasyonlar (yükselen eğrinin düz kısmın¬da kalanlar) elastik bölgede olarak tanımlanırlar. Bu durumdaki çelikler yük kaldırıldığında tam olarak orjinal uzunluklarına geri dönerler. Bazı özel yük durumlarında istisnalar ola¬bilir, ancak bunlara su işleri uygulamalarında pek rastlanmaz. Elastik bölge içinde, gerilme deformasyonla doğru orantılı olarak artmaktadır. Gerilme- deformasyon şemasının yükselen doğrusu'nun eğimine elastisite modülü denir. Çeliğin elastisite modülü takriben 30000.000 psi'dir, yani çeliğin 1 inçlik bir uzun¬luğunda 1 JX inç uzamaya yol açan bir yük artışında çeliğin kesit alanı 30 psi'lik bir gerilme artışına maruz kalmaktadır. (30.000.000 x 0.000 001 = 30) Gerilme-deformasyon şemasının orantısal sınır ile yük altında % 0.5 uzama'ya yol açan akma kuvveti arasında kalan kısmına, maddenin elastik-plastik durumu adı verilir. (Şekil 1-4) Su borularında kullanılan iki tür karbonlu çelik çeşidi için tipik gerilme-deformasyon şemaları bu kısım büyültülerek Şekil 1-6'da gösterilmiştir. Deformasyon ölçen elektrik dirençli ciha¬zlar eğrinin


elastik-plastik bölümünün incelenmesini sağlamıştır. Bunlar ve diğer ilgili cihaz¬lar geliştirilmeden önce eğrinin şeklinin böyle detaylı bir biçimde incelenmesi mümkün değildi. Maddenin elastik-plastik durumu, proje mühendisi için gittikçe daha önemli olmak¬tadır. Örneğin ince çelik boruların üzerinde ki ince çelik flanşlann düzgün bir şekilde hizmet görmelerini belirleyebilmek ve anlayabilmek için bu bölgenin dikkatle incelenmesi gerekir. (4) Çeliği elastik-plastik duruma kadar yükleyen tasarımlar yalnız belli tip ekipman,

Eğriler iki kalite karbonlu çelik için elastik-plastik bölgeleri göstermektedir. Şekil 1 -6 Karbonlu Çelikler İçin Gerilme-Deformasyon Eğrileri Belirli bir gerilmeye kadar yüklenmiş bir çeliğin gerilme-defor¬masyon eğrisinin elastik ve plastik kısımları gösterilmektedir. Şekil 1-7 Plastik ve Elastik Deformasyonlar ZAHİRİ GERİLME

GERÇEK

GERİLME

GERİLME

GERİLME

ELASTİK DEFORMASYON

TOPLAM DEFORMASYON

DEFORMASYON

DEFORMASYON

Toplam deformasyonun elastisite modülü ile çarpılması ile Hooke Kanunu'na dayanan bir formülle elde edilen gerilme gerçekçi değildir. Şekil 1 -8 Gerçek ve Zahiri Gerilmeler Ölçülmüş toplam deformasyon bilindiği taktirde, gerçek gerilme gerilme-deformasyon eğrisini kullanılarak bulunabilir. Şekil 1-9 Gerçek Gerilme'nin Belirlenmesi yapı ve parçaları için güvenlidir. Örneğin bu durum çelik boru üzerindeki, halka biçi¬mindeki çelik flanşların mafsal noktalarında veya akma mafsallarında, yapılar-

da yerel akma veya gerilme rölaksasyonunun gerekli olduğu mafsal noktalarında veya yüksek dolgu yükü altındaki çelik borunun cidarlarının eğilmesi durumunda güvenlidir. Ancak boru basınçlı tank cidarlarındaki temel çekme yüklerinin karşılanmasında veya meydana gelen deformasyon'un kontrol edilmediği veya tolerans gösterilmediği diğer durumlarda çeliğin elastik-plastik duruma kadar yüklenmesine güvenmek doğru değildir. Şekil 1-7'de belirli bir dereceye kadar yüklenen çeliğin gerilme-deformasyon eğrisinin elastik ve plastik kısımları gösterilmektedir. Şekil 1-8 ise Hooke Kanununa dayanan bir formülle toplam deformasyonun elastisite modülü ile çarpılmasıyla hesap¬lanan tamamen hayali bir gerilmeyi grafik olarak göstermektedir. Elastisite modülü ile gerçek gerilmeler, sadece elastik bölgedeki deformasyonları kullanarak hesaplanabilir. Fakat bir yapıdaki elastik ve plastik deformasyonları teorik olarak birbirinden ayırmak günümüzde mümkün değildir. Bu durumda tek seçenek ölçme aletleriye toplam defor-masyonu belirlemek ve buna göre gerçek gerilmeyi Şekil 1-9'da gösterildiği gibi gerilme-deformasyon eğrisinden okumaktır. 1.6 PROJELENDİRMEDE DEFORMASYON Bir yapının analizinin daha kesin olması için, incelemenin gerilmenin yanında defor¬masyon açısından da yapılması gerekir. Örneğin mafsal noktalarında ki gerilme seviyelerinde elastisite teorisine dayalı klasik formüllerle hesaplanan değerlerin yanlış olduğu uzun zamandan beri bilinmektedir. Bir sonraki paragrafta akma kuvveti yakınındaki gerilme seviyelerinde, klasik formüllerle hesaplanan değer ile ölçülen gerçek değer karşılaştırılarak bu yanlışın büyüklüğü gösterilmektedir. Şartnamalere göre bir çelik örneğin akma kuvveti orijinal uzunluğunun % 0.5 artmasını sağlayan yüktür. Daha önce belirtildiği gibi, elastik durumda çeliğin her 1 inç uzunluğunu 1 /J, inç artırmak için kesit alanına 30 psi'lik bir gerilmenin uygu¬lanması gereklidir. % 0.5 uzunluk artışı 5000 JX inç/inç'e karşılık olduğu için hesap¬lanan akma kuvveti 5.000 x 30 = 150.000 psi'dir. Ancak ölçülen akma kuvveti 30 - 35.000 psi, aşağı yukarı hesaplananın dörtte biridir. Benzer şekilde çeliğin akma kuvvetindeki performansı ile son çekme kuvvetindeki performansları birbirleri ile karşılaştırıldıklarında, gerilme ve defor¬masyon analizlerinde farklı sonuçlar ortaya çıkar. Düşük veya orta karbonlu çeliğin akma kuvvetindeki deformasyonu ile, şartnamelerde % 30 uzama ile belirlenen son çekme kuvvetindeki deformasyonu arasında proje güvenliğine önemli etkisi olan, büyük bir farklılık vardır. Şartnamelerde belirtilen akma kuvveti her inç'te 5.000 /A inç'-lik bir deformasyona tekabül eder. Diğer taraftan % 30 uzunluk artışı koşulunu sağla¬mak için son çekme kuvvetindeki deformasyonun ez az 0.3 inç/inç veya 300.000 /x inç/inç olması gerekir. Buna göre, son çekme kuvvetindeki deformasyon'un akma kuvvetindeki deformasyona

> HAZİRAN 2012 53


MAKALE oranı 300.000/ 5.000 veya 60:1 'dir. Gerilme açısından ele alındığında ise, gerilme-deformasyon şemasından son çekme kuvvetinin akma kuvve¬tine oranı 50.000 : 30.000 veya sadece 1.67 : 1 'dir. Gerçekte ise, su borularında kullanılan yumuşak çelikler, akma noktasına kadar doğru'ya yakın bir gerilme-deformasyon eğrisi gösterirler, sonrasında ise gerçek yükte her hangi bir artış olmadan elastik akma deformasyon'unun 10-20 misline varan defor-masyonlar meydana gelir. Örneğin, cıvataların çekme yükü altındaki davranışları bu etkiyi doğrular (5) ve özellikle vibrasyon durumlarında akma bölgesine kadar yük¬lendiklerinde cıvataların sağlam ve güvenli bir şekilde dayanabilmeleri, gerilme ile değil, deformasyon açısından kolayca açıklanabilir. Aslında cıvatalar akma kuvveti derecesine kadar yüklendiklerinde bir bakıma çok sert yaylar gibi davranırlar.

1.7 DEFORMASYONA DAYALI ANALİZ Bazı yapılarda kaynaklı parçalaıın bir çoğunda, çalışma yükü altında başlangıçta belli bir uzamaya müsaade edilir, fakat daha sonra hareket yükün cinsi veya parçanın mekanik özellikleri gibi nedenlerle otomatik olarak sınırlanır. Örnekler sırasıyla toprak yükü altındaki çelik borular ve çelik borulann üzerindeki çelik flanşlardır. Bu durumlarda eğilme gerilmeleri akma böl¬gesinde olabilir, ancak deformasyon sınırlanmıştır. Eğilme esnasında sıfırdan kopma noktasına kadar yüklendiğinde maddenin geçtiği üç farklı devre vardır. Birinci devre'de bütün lifler tek eksenli bir gerilme alanında orantısal sinirinin altında bir deformasyon gösterirler. Bu devrede madde tamamen elastik durumda bulunur ve klasik gerilme-deformasyon kanunları uygulanabilir İkinci devrede ise, bazi lifler tek eksenli bir gerilme alanında maddenin orantısal (elastik) sınırının üzerinde bir deformasyon gösterirler, fakat liflerin büyük bir çoğunluğunun defor-masyonları orantısal sınırın altındadır ve temelde madde elastik durumdadır. Burada klasik ger¬ilme hesaplamalan yapılamaz fakat deformasyonlar uygun bir şekilde tanımlanabilir. Üçüncü devrede ise, maddenin liflerinin büyük bir kısmının deformasyonu tek eksenli bir gerilme alanında orantısal sınırın üzerine çıkmıştır. Bu durumda madde bir bütün olarak artık elastik bir biçimde davranmamaktadır. Bu devre için teori ve formüller geliştirilmektedir, ancak henüz genel olarak kullanılacak dereceye erişmemişlerdir. AWWA C 2()0'e (6 inç ve daha büyük çelik su borusu standartları) (6) uygun, orta karbonlu bir çeliğin eğilme ve çekme durumlannda deformasyonlannın belirlenmesi yapımıış ve sonuçlar Şekil 1-10'da gösterilmiştir. Aynı madde için eğilme durumundaki orantısal sınırı deformasy-onunun çekme durumundakinden 1.52 misli daha fazla olduğuna dikkat ediniz. Aynı zamanda , elastisite modülü kullanılması ile 52.500 psi'lik bir gerilmeye tekabül eden 1750 \ı inç / inç bir

54 > HAZİRAN 2012

Eğilme durumundaki orantısai sınır (O.S.) deformasyonları, aynı maddenin germe durumundaki deformasyonlannın 1,52 katıdır.

Şekil 1-10 Deformasyon Karakteristiklerinin Deneysel Olarak Bulunması Tablo 1 -1 Uygulamalarda Boru Cidarında Meydana Gelen Maksimum Deformasyonlar Standart Flanş Çalışma Basıncı psi Maksimum Deformasyon jim./'m A 75 1550- 3900 150 2200-4650 B 150 1100-3850 Source: Barnard, R.E. Design of Steel Ring Flanges for water (Oct. 1950).

deformasyonda dahi (1750 x 30 = 52.500), çelik eğilme durumunda tamamen elastik bir taRil §8§ÎSrfflgMf: Ml&lS'fiİn gSFÇgfe 3İ8ffla laiWe1İ İ§8 59.000 pİ'dİf. §0nüŞ olarak, bu çelik örneğinin 1750 fi inç/inç 'lik bir defomıasyona yol açan eğilme yükü altında dahi elastik durumunu tamamen muhafaza ettiğini söyleyebiliriz. Çelik levhalardan yapıları ve nispeten ince et kalınlıkları olan su borularına kaynaklanmış olan halka şeklindeki çelik flanşlar. uzun yıllar boyunca güvenli olarak kullanılmışlardır ve bu tecrübe birikimi hesaplamalar için iyi bir temel oluşturmaktadır. Bu tür flanşların çaplan 4 inç ile 96 inç arasında değişmektedir. Boru cidarlarının Barışlarla birleştikleri yerlerdeki deformasy-onlann belirlenmesi için hesaplamalar yapılmış ve Tablo 1-1'deki sonuçlar alınmıştır. Tablo'dakj sınırlayıcı deformasyon değerinin hepsinin genel olarak kabul edilen 5000 /ı inç inç lik akma kuvveti deformasyon'undan aşağıda kaldığına, fakat en az bir durumda bu değere oklukça yaklaştığına dikkat ediniz. Ancak bütün bu flanşlar, proje mühendisleri tarafın¬dan devamlı olarak kullanılmalarını haklı kılacak şekilde, yeterli ölçüde güvenlidir. Bir yapıyı hesaplanan emniyet gerilmeleri yerine, deney sonuçlarına göre belirlenen son yük kapasitelerine göre projelendirmek, mühendislerin gerilmeleri hesaplamak için yeterli matematik ve fizik bilgisi olmadığı zamanlarda kabul etmek zonında kaldıkları, deneysel bakış acısına bir dönüş olarak düşünülebilir. Gerilme analizinde kullanılan matemetiksel yöntemlerin hızlı gelişmesi bir ölçüde, bazı durumlarda gerilmelerin önemini gereğinden fazla ön plana çıkarmış ve yapının bir bütün olarak sağlamlığının önemini ikinci plana atmıştır.


.

IHALE

Sulama Suyu Tesisi Bakım Onarım ve Tamamlama İnşaatı Kanalizasyon Şebeke İnşaatı Yaptırılacak İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 27 Haziran 2012 Çarşamba İhalenin Yapılacağı İl: Adana Kurum Adı: İller Bankası Anonim Şirketi Adana Bölge Müdürlüğü İhale Türü: Yapım İşi İhale Kayıt No: 2012/68061 Şartname Bedeli: 200 TL Bulunduğu Bölümler: İnşaat ihaleleri, yapım, onarım, tamirat, tesisat, peyzaj, çevre düzenleme, hafriyat, boya ihaleleri - Kanalizasyon, şebeke, Doğalgaz hattı, Su Arıtma tesisi, Sıhhi tesisat ihaleleri,

İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 28 Haziran 2012 Perşembe İhalenin Yapılacağı İl: Adana / Yüreğir Kurum Adı: Adana İl Özel İdaresi İnşaat Ve Yapı Kontrol Daire Başkanlığı İhale Türü: Yapım İşi İhale Kayıt No: 2012/71881 Şartname Bedeli: 200 TL Bulunduğu Bölümler: İnşaat ihaleleri, yapım, onarım, tamirat, tesisat, peyzaj, çevre düzenleme, hafriyat, boya ihaleleri - Kanalizasyon, şebeke, Doğalgaz hattı, Su Arıtma tesisi, Sıhhi tesisat ihaleleri

Sulama Suyu Tesisi İnşaatı Yaptırılacak

Atıksu Arıtma Tesisi Yaptırılacak İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 2 Temmuz 2012 Pazartesi İhalenin Yapılacağı İl: Adana / Tufanbeyli Kurum Adı: Tufanbeyli (mağara) Tufanbeyli Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü İhale Türü: Yapım İşi İhale Kayıt No: 2012/76921 Şartname Bedeli: 400 TL Bulunduğu Bölümler: Kanalizasyon, şebeke, Doğalgaz hattı, Su Arıtma tesisi, Sıhhi tesisat ihaleleri - İnşaat ihaleleri, yapım, onarım, tamirat, tesisat, peyzaj, çevre düzenleme, hafriyat, boya ihaleleri

56 > HAZİRAN 2012

İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 3 Temmuz 2012 Salı İhalenin Yapılacağı İl: Adana / Yüreğir Kurum Adı: Adana İl Özel İdaresi İnşaat Ve Yapı Kontrol Daire Başkanlığı İhale Türü: Yapım İşi İhale Kayıt No: 2012/71549 Şartname Bedeli: 250 TL Bulunduğu Bölümler: İnşaat ihaleleri, yapım, onarım, tamirat, tesisat, peyzaj, çevre düzenleme, hafriyat, boya ihaleleri - Kanalizasyon, şebeke, Doğalgaz hattı, Su Arıtma tesisi, Sıhhi tesisat ihaleleri

Bu ilanlar www.ihaleciler.com adresinden Özgür Bilişim Ltd. Şti izni ile yayınlanmaktadır.


.

IHALE

Yağmurlama Sulama Sistemi Tesisi Yaptırılacaktır Kanalizasyon İnşaatı Yaptırılacak İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 9 Temmuz 2012 Pazartesi İhalenin Yapılacağı İl: Konya İşin Yapılacağı İl: Aksaray Dosya Görülecek İl(ler): Konya Kurum Adı: İller Bankası Anonim Şirketi Konya Bölge Müdürlüğü İhale Türü: Yapım İşi İhale Kayıt No: 2012/71368 Şartname Bedeli: 300 TL Bulunduğu Bölümler: İnşaat ihaleleri, yapım, onarım, tamirat, tesisat, peyzaj, çevre düzenleme, hafriyat, boya ihaleleri - Kanalizasyon, şebeke, Doğalgaz hattı, Su Arıtma tesisi, Sıhhi tesisat ihaleleri

İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 2 Temmuz 2012 Pazartesi İhalenin Yapılacağı İl: Ankara Kurum Adı: Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü İhale Türü: Yapım İşi İhale Kayıt No: 2012/72765 Şartname Bedeli: 100 TL Bulunduğu Bölümler: İnşaat ihaleleri, yapım, onarım, tamirat, tesisat, peyzaj, çevre düzenleme, hafriyat, boya ihaleleri - Kanalizasyon, şebeke, Doğalgaz hattı, Su Arıtma tesisi, Sıhhi tesisat ihaleleri

Temiz Su Malzemesi Satın Alınacak İHALE BİLGİLERİ

Doğal Gaz Boru Hattı Yaptırılacak İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 11 Temmuz 2012 Çarşamba İhalenin Yapılacağı İl: Ankara Kurum Adı: Boru Hatları İle Petrol Taşıma A.ş (botaş) İhale Türü: Yapım İşi İhale Kayıt No: 2012/57463 Şartname Bedeli: 250 TL Bulunduğu Bölümler: Kanalizasyon, şebeke, Doğalgaz hattı, Su Arıtma tesisi, Sıhhi tesisat ihaleleri - İnşaat ihaleleri, yapım, onarım, tamirat, tesisat, peyzaj, çevre düzenleme, hafriyat, boya ihaleleri

58 > HAZİRAN 2012

İhale Tarihi: 2 Temmuz 2012 Pazartesi İhalenin Yapılacağı İl: Erzurum / Yakutiye Kurum Adı: Erzurum Su Kanal İdaresi Su Şebeke Ve Arıtma Tesisleri Dairesi Başkanlığı İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: 2012/68095 Şartname Bedeli: 150 TL Bulunduğu Bölümler: İnşaat ihaleleri, yapım, onarım, tamirat, tesisat, peyzaj, çevre düzenleme, hafriyat, boya ihaleleri - Kanalizasyon, şebeke, Doğalgaz hattı, Su Arıtma tesisi, Sıhhi tesisat ihaleleri

Bu ilanlar www.ihaleciler.com adresinden Özgür Bilişim Ltd. Şti izni ile yayınlanmaktadır.


Polipropilen Kum Torbası (Kahve) Satın Alınacak Su Tesisat Malzemeleri (Pprc Ek Parçaları) Satın Alınacak İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 9 Temmuz 2012 Pazartesi İhalenin Yapılacağı İl: Adana / Seyhan Kurum Adı: Adana Su Ve Kanalizasyon İdaresi Aski Genel Müdürlüğü İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: 2012/73505 Şartname Bedeli: 100 TL Bulunduğu Bölümler: Kanalizasyon, şebeke, Doğalgaz hattı, Su Arıtma tesisi, Sıhhi tesisat ihaleleri - İnşaat ihaleleri, yapım, onarım, tamirat, tesisat, peyzaj, çevre düzenleme, hafriyat, boya ihaleleri - Boru, Kauçuk, Plastik, Sentetik ürün, Çocuk oyun gurubu ve Kamelya ihaleleri

İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 16 Temmuz 2012 Pazartesi İhalenin Yapılacağı İl: Afyon Kurum Adı: Milli Savunma Bakanlığı Genel Kurmay Başkanlığı Bağlıları Ve Müsteşarlık 13 Ncü İkm.merk.k.lığı İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: 2012/69341 Şartname Bedeli: 10 TL Bulunduğu Bölümler: Boru, Kauçuk, Plastik, Sentetik ürün, Çocuk oyun gurubu ve Kamelya ihaleleri - Hurda, Hırdavat, Bakım onarım aletleri, Araç lastiği ve Yedek parça ihaleleri

Pvc Boru ve Montaj Aksamı Satın Alınacak

Polietilen Boru ve Ek Parçaları Satın Alınacak İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 2 Temmuz 2012 Pazartesi İhalenin Yapılacağı İl: Kocaeli / İzmit Kurum Adı: Kocaeli Büyükşehir Belediyesi İsu Genel Müdürlüğü İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: 2012/70950 Şartname Bedeli: 50 TL Bulunduğu Bölümler: Boru, Kauçuk, Plastik, Sentetik ürün, Çocuk oyun gurubu ve Kamelya ihaleleri - İnşaat ihaleleri, yapım, onarım, tamirat, tesisat, peyzaj, çevre düzenleme, hafriyat, boya ihaleleri

İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 28 Haziran 2012 Perşembe İhalenin Yapılacağı İl: Mersin / Erdemli Kurum Adı: Tömük Belediyesi İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: 2012/72299 Şartname Bedeli: 150 TL Bulunduğu Bölümler: Boru, Kauçuk, Plastik, Sentetik ürün, Çocuk oyun gurubu ve Kamelya ihaleleri - İnşaat ihaleleri, yapım, onarım, tamirat, tesisat, peyzaj, çevre düzenleme, hafriyat, boya ihaleler

Bu ilanlar www.ihaleciler.com adresinden Özgür Bilişim Ltd. Şti izni ile yayınlanmaktadır.


.

IHALE

İçmesuyu Şebeke Hatlarında Kullanılmak Üzere Spiral Kaynaklı Çelik Boru Boru, Ekleme Parçalları, Vana, Sfero Baca ve Izgara Satın Alınacak İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi:18 Temmuz 2012 Çarşamba İhalenin Yapılacağı İl: Sivas Kurum Adı: Sivas Belediyesi Su Ve Kanalizasyon İşleri Müdürlüğü İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: 2012/76147 Şartname Bedeli: 100 TL Bulunduğu Bölümler: Boru, Kauçuk, Plastik, Sentetik ürün, Çocuk oyun gurubu ve Kamelya ihaleleri - Hurda, Hırdavat, Bakım onarım aletleri, Araç lastiği ve Yedek parça ihaleleri - Demir,Tel örgü, Çelik malzeme alımı, Metal, Ahşap, Plastik Doğrama ihaleleri

İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 20 Haziran 2012 Çarşamba İhalenin Yapılacağı İl: Aydın Kurum Adı: Aydın Belediyesi Su Ve Kanalizasyon İşleri Müdürlüğü İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: Yerel Gazete Şartname Bedeli: 100 TL Bulunduğu Bölümler: Demir,Tel örgü, Çelik malzeme alımı, Metal, Ahşap, Plastik Doğrama ihaleleri - Boru, Kauçuk, Plastik, Sentetik ürün, Çocuk oyun gurubu ve Kamelya ihaleleri - İnşaat ihaleleri, yapım, onarım, tamirat, tesisat, peyzaj, çevre düzenleme, hafriyat, boya ihaleleri

Demir Satın Alınacak

Çelik Boru Satın Alınacak İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 12 Temmuz 2012 Perşembe İhalenin Yapılacağı İl: İstanbul / Eyüp Kurum Adı: İstanbul Su Ve Kanalizasyon İdaresi (iski Genel Müdürlüğü) İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: 2012/56737 Şartname Bedeli: 100 TL Bulunduğu Bölümler: Demir,Tel örgü, Çelik malzeme alımı, Metal, Ahşap, Plastik Doğrama ihaleleri - Boru, Kauçuk, Plastik, Sentetik ürün, Çocuk oyun gurubu ve Kamelya ihaleleri

60 > HAZİRAN 2012

İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 5 Twemmuz 2012 Perşembe İhalenin Yapılacağı İl: Osmaniye Kurum Adı: Osmaniye İl Özel İdaresi İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: 2012/74195 Şartname Bedeli: 100 TL Bulunduğu Bölümler: Demir,Tel örgü, Çelik malzeme alımı, Metal, Ahşap, Plastik Doğrama ihaleleri

Bu ilanlar www.ihaleciler.com adresinden Özgür Bilişim Ltd. Şti izni ile yayınlanmaktadır.


.

IHALE

Alüminyum Boru, Levha,§Külçe, Çelik Boru, Çubuk ve Köşebent ile Hırdavat Malz. Alımı Boru, Ekleme Parçalları, Vana, Sfero Baca ve Izgara Satın Alınacak İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 18 Temmuz 2012 Çarşamba İhalenin Yapılacağı İl: Sivas Kurum Adı: Sivas Belediyesi Su Ve Kanalizasyon İşleri Müdürlüğü İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: 2012/76147 Şartname Bedeli: 100 TL Bulunduğu Bölümler: Boru, Kauçuk, Plastik, Sentetik ürün, Çocuk oyun gurubu ve Kamelya ihaleleri - Hurda, Hırdavat, Bakım onarım aletleri, Araç lastiği ve Yedek parça ihaleleri - Demir,Tel örgü, Çelik malzeme alımı, Metal, Ahşap, Plastik Doğrama ihaleleri

İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 28 Haziran 2012 Perşembe İhalenin Yapılacağı İl: Tekirdağ / Çorlu Kurum Adı: 5'inci Kolordu Komutanlığı İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: 2012/63868 Şartname Bedeli: 20 TL Bulunduğu Bölümler: Demir,Tel örgü, Çelik malzeme alımı, Metal, Ahşap, Plastik Doğrama ihaleleri - İnşaat ihaleleri, yapım, onarım, tamirat, tesisat, peyzaj, çevre düzenleme, hafriyat, boya ihaleleri - Hurda, Hırdavat, Bakım onarım aletleri, Araç lastiği ve Yedek parça ihaleleri

Doğal Gaz Boru Hattı Yaptırılacak

Dövme Komple Parçalar İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 24 Temmuz 2012 Salı İhalenin Yapılacağı İl: Sivas Kurum Adı: Türkiye Demiryolu Makinaları Sanayii A.Ş. (TÜDEMSAŞ) İhale Türü: Mal Alımı İhale Kayıt No: istihbarat Şartname Bedeli: İlan Metninde Bulunduğu Bölümler: Demir,Tel örgü, Çelik malzeme alımı, Metal, Ahşap, Plastik Doğrama ihaleleri - Hurda, Hırdavat, Bakım onarım aletleri, Araç lastiği ve Yedek parça ihaleleri

62 > HAZİRAN 2012

İHALE BİLGİLERİ İhale Tarihi: 11 Temmuz 2012 Çarşamba İhalenin Yapılacağı İl: Ankara İşin Yapılacağı İl: Erzurum Dosya Görülecek İl(ler): Ankara Kurum Adı: Boru Hatları İle Petrol Taşıma A.ş (botaş) İhale Türü: Yapım İşi İhale Kayıt No: 2012/57463 Şartname Bedeli: 250 TL Bulunduğu Bölümler: Kanalizasyon, şebeke, Doğalgaz hattı, Su Arıtma tesisi, Sıhhi tesisat ihaleleri - İnşaat ihaleleri, yapım, onarım, tamirat, tesisat, peyzaj, çevre düzenleme, hafriyat, boya ihaleleri

Bu ilanlar www.ihaleciler.com adresinden Özgür Bilişim Ltd. Şti izni ile yayınlanmaktadır.


NAVLUN

64 > HAZİRAN 2012


NAVLUN

65 > HAZİRAN 2012


NAVLUN

66 > HAZİRAN 2012


Year: 5 Issue:76 June 2012

The sector’s 2023 export target is 7.9 billion dollars

GROUP CHAIRMAN H. FERRUH IŞIK PUBLISHER MEHMET SÖZTUTAN on behalf of ILETISIM MAGAZIN GAZ. SAN ve TIC. A.Ş. ASSISTANT GENERAL MANAGER AHMET KIZIL ahmet.kizil@ihlasdergigrubu.com RESPONSIBLE EDITOR YUSUF OKÇU yusuf.okcu@img.com.tr EDITOR AHMET FARUK KOYUNCU faruk.koyuncu@img.com.tr ART DIRECTOR İSMAİL GÜRBÜZ ismail.gurbuz@img.com.tr GRAPHIC DESIGNER Sami Aktaş sami.aktas.com.tr ADVERTISEMENT MANAGER SEDAT KARADAYI sedat.karadayi@img.com.tr INT. RELATIONS AHMET ASLANTÜRK ahmet.aslanturk@ihlasfuar.com INSTITUTIONAL COMMUNICATION MANAGER EBRU PEKEL ebru.pekel@img.com.tr CHIEF ACCOUNTANT MÜRSEL GÜRLER muhasebe@img.com.tr SUBSCRIPTION AND CIRCULATION MANAGER HATİCE ERDÖNMEZ hatice.erdonmez@img.com.tr

PRINTED BY İHLAS GAZETECİLİK A.Ş. 29 Ekim Cad. No: 23 34530 Yenibosna / İSTANBUL +212 454 30 00 HEAD OFFICE 29 Ekim Caddesi No:23 34197 Yenibosna / İSTANBUL Tel.:+212 454 25 00 Faks:+212 454 25 98 www.borudergisi.com e-mail: info@boru.com.tr

Articles and news may be reproduced by stating Boru Magazine as the source. Boru is published monthly. Advertisement responsibilities published in our magazine pertain to advertisers.

Turkey’s Steel Pipe Sector has a very important place in Europe and the world thanks to its knowledge and experience accumulated through long years. Draft law concerning transformation of areas under disaster risk which became law in 2012 and the shrinkage of the automotive sector will definitely affect the domestic steel production. Economic recession that continues in the European Union and US and infrastructural projects in North Africa and Middle East which are expected to gain speed are among the external factors to affect steel pipe production. When all these factors are assessed, it is expected in 2012 that Turkey’s steel pipe production shall increase by 3 to 4 per cent in parallel to general economic developments. According to the information given in the report, it is also evaluated that the production in 2012 shall be over 4 million tonnes. It is anticipated on the other hand that developed countries’ steel pipe demand shall decrease in 2012. It is particularly significant for the sector to have the power to shift its export to developing countries and balance this negative situation. However no significant increase is expected for the seamed steel pipe manufacture. Turkey’s steel pipe sector has become a sector capable of exporting pipes to any country in the world thanks to the investments made during the last ten years. Especially in developed markets like EU and US Turkish producers have proved their quality and reliability. ıt is good news that now Turkey is Europe’s first and world’s fifth seamed steel pipe producer. In the near future, the sector’s goal is to become one of the first three countries of the world with the highest steel pipe production. Export target of the Turkish steel pipe sector for the year 2023 has been determined as 7.9 billion dollar. On the other hand, Turkey’s iron and steel export for five months has reached 7.2 billion dollars. According to the information compiled by the Association of Turkish Iron and Steel Producers from the data published by the Istanbul Union of Mine and Metal Exporters, total iron and steel export of Turkey for the last five months has reached 8.4 million tonnes by amount with increase of 6.5 per cent and 7.2 billion dollars by value with an increase of 5 per cent compared to the same period of the previous year. During the same period, flat paving exports have reached to 232 thousand tonnes with an increase of 51.3 per cent, stick exports have reached to 3.8 million tonnes with an increase of 22.8 per cent, and pipe exports have reached to 735 thousand tonnes with an increase of 1.2 per cent. During the five-months-period, flat hot plate exports have reduced to 495 thousand tonnes with a decrease of 45.6 per cent and wire rod exports have reduced to 503 thousand tonnes with a decrease of 4.3 per cent. Iron and steel sector had a share of 12.09 per cent within Turkey’s total exports for the first five months of the years and became the third industrial branch with the highest exports. Turkey’s total steel exports for May have exceeded 1.7 million tonnes with an increase of 2.6 per cent compared to the same period of the previous year, while the same has reached 1.5 billion dollars by values with an increase of 2.6 per cent. On May trunk exports have reached to 240 thousand tonnes with an increase of 63.3 per cent, flat paving exports to 62 thousand tonnes with an increase of 52.8 per cent, stick exports to 775 thousand tonnes with an increase of 38.8 per cent and construction accessories exports to 61 thousand tonnes with an increase of 44.8 per cent. We will continue to give information regarding new developments in our next issue. Sincerely,


ACTUAL

Gas Lines on the Safe Side with HOBAS GRP Open Trench and Trenchless Solutions in the Czech Republic and Poland

A special medium requires special treatment. Gas for instance requires special caution and safety measures. Requirements which are perfectly fulfilled by HOBAS GRP Protective Pipe Systems: They ensure tightness; have a high load capacity and offer a long service life. And, as projects in Poland and in the Czech Republic show, they can be installed by both trenchless and open trench methods

rno, Czech Republic. In the context of the expansion of the Avion Shopping Park in Brno-Dolní Heršpice it became necessary to relocate a steel high pressure gas main, DN 500 in diameter. During its inspection the operator Jihomoravská plynárenská a.s. had discovered signs of corrosion probably due to the installation and surrounding wet soil. This was no surprise as the pipeline is situated nearby the Svratka River so that fluctuations in groundwater level slowly but surely cause the steel to corrode. Playing safe, the operator decided to protect the gas main with a pipeline that is watertight and highly corrosion resistant. The possibility to extend the parking and storage surfaces

B

of the shopping center some time in future had to be kept open as Brno’s first shopping park has been growing ever since its establishment in 1998. This meant the protective pipes would also need to provide appropriate load capacity. Searching for a suitable material that would fulfill these two main requirements, the client found the optimal solution in HOBAS GRP Pipe Systems. The new steel pipes were welded one after the other and consequently pulled into the prepared HOBAS Protective Pipeline. RACI plastic spacers kept the gas carrier pipe perfectly aligned within the GRP containment system. Thanks to the smooth inside surface of the HOBAS Pipe this could be done swiftly and without complications. Pipe sections of 25m-length were this way prepared at a time which were then, one after the other, lowered into the pipe trench with the help of nothing but the constructor’s excavator – thanks to the comparably light-weight GRP material. Here the inner steel gas main was welded to the already installed part and the GRP pipe was simply slid into

69 > HAZİRAN 2012


ACTUAL position and pushed into the coupling that is delivered readily fixed to one pipe end. The HOBAS System’s FWC couplings with their elastomer rubber gasket are indeed a further plus as they not only facilitate the assembly thanks to simple push-to-fit mounting but also accommodate angular deflection while remaining tight – a perfect feature that helps omit costly fittings on gently curved routes. Once a pipe section had been completed the ends were capped with a rubber seal to keep the line clean.

A TOTAL 156 METERS OF HOBAS PROTECT‹VE P‹PE DN 700, PN 1, SN 10000 were this way successfully installed during September 2011 and ensure trouble free, safe service for the next decades. River Warthe, Poland. A technically, in terms of installation, challenging protective pipeline project was initiated by the company Warszawskie Przedsiębiorstwo BETA in October 1998 in Poland. It comprised the jacking of a twin pipe under the Warta River. Two paralleling lines, 105 and 108 m in length, were executed 50 meters from each other. The 3-m-long microtunnelled HOBAS Jacking Pipes have a diameter of 2047 mm and a wall thickness of 70 mm. What was the purpose of the undertaking? The to date most modern guided drilling technique and CC-GRP Pipes were employed to overcome an obstacle presented by the Warta river on the construction route of the Yamal-Europe Pipeline, that transports pressurized gas from the Siberian Yamal Penninsula all the way to Germany. In addition to the two steel carrier pipes, 1450 mm in diameter, the GRP pipes should also accommodate a fiber optic cable. Drilling was conducted in 13 meters depth, 7 meters below the river bed. Despite the large clearance between pipe and river, microtunneling was executed under pressure reaching a level of 1.5 bar due to deep groundwater. The challenge was increased by the diverse geological structure: While the starting pits on one side of the river were surrounded by clay, the

70 > June 2012

receiving pits were situated in in permeable soil (sand and gravel). The contractor was forced to seal the soil around the latter to prevent too much water from running into the pit. If this were not enough, the temperatures fell to as low as -25° degrees which was no problem for HOBAS GRP but made installation arduous for manpower. In addition to standard jacking pipes, HOBAS supplied also CC-GRP Pipes equipped with nozzles through which a lubricant is pumped between the outer wall of the pipe and the surrounding soil during microtunneling. The low roughness coefficient of HOBAS Pipe Systems alone requires low jacking forces; by adding a lubricant the average force could in this case be lowered to an equivalent of approximately 250 tons. The job was successfully completed beginning of 1999 meeting all requirements set by the investor, who happily looks back to over 10 years of service.


ACTUAL

SPARK 6030 HF with integrated display

During the extrusion of cables the insulation is inspected by sparktesters (high-voltage sparktesters) and possible insulation faults are detected and documented. The quality management system assures that only faultless cables are delivered

IKORA offers for diverse applications high-frequency (HF), direct current (DC) and alternating current (AC) sparktesters. For the testing, the dry cable runs through the sturdy electrode of the sparktester that is installed after the cooling section. Here the cable insulation is exposed to the selected test voltage and faults in the insulation are reliably detected. The test voltage is continuously adjustable. All sparktesters conform to approved test standards (AS, BS, CS, CENELEC, EN, UL, VDE) and safety regulations (as demanded by DIN/VDE 0800, IEC 479-1). The new SPARK 6030 HF is a high-frequency high-voltage sparktester, designed for the detection of faults in the insulation of cables from 0.5 to 30 mm. In addition, the system reliably detects bare patches. Its sturdy electrode and the electronic box form one integral unit. Optionally integrated in the device is a display, which visualizes the number of high-voltage break downs. The display is combined with a control panel for entering the test voltage. Innovation: Integrated self-test and calibration system According to European standards, openly operated measuring and testing equipment has to be checked regularly. Accordingly, sparktesters are tested

S

72 > June 2012

with regard to high-voltage, short-circuit current and function (sensitivity). While in the past cable manufacturers had to use an external testing device, the SPARK 6030 HF integrates a completely 3-step self-test and calibration system.1. Integrated high-voltage test The sparktester tests the displayed high-voltage of the device for correctness. The high-voltage has to be within a tolerance of 5 %. 2. Integrated short-circuit current test In addition to the high-voltage test, the sparktester automatically checks the maximum short-circuit current, which at human body model should not exceed 10 mA when operating the device (according to EN610101:2010). 3. Integrated function (sensitivity) test The sparktester automatically performs a function test (sensitivity test). Therefore, 20 artificial faults (breakdowns) are initiated that are detected and reported. WLAN interface The SPARK 6030 HF has common interfaces as well as a W-LANinterface. Via W-LAN it can be directly connected to a smart phone or laptop. SIKORA App SIKORA offers a free app for diagnosis and quality control at smart phones. The operator can easily log in via the W-LAN interface and receives immediately production data such as number of breakdowns or the high-voltage. It is also possible to control the high-voltage and to start the self-test via the app.


ACTUAL

Roland Electronic Eagle Eye AA

Roland Electronic offers a remarkable solution with its new product „Eagle Eye AA” for mechanical engineering. It refers to an innovative sensor idea based on the universal inductive sensor principle

74 > June 2012

n order to emphasize the particular characteristics, Roland decided to label the sensor „Eagle Eye AA“. The decision was not taken without a good reason: The term refers to the eagle’s special capacity to simultaneously scan a large area for prey very similar to Argus, who was a hundred-eyed giant in Greek mythology. While sleeping, a certain number of eyes were always awake to ensure continuous monitoring. In the figurative sense the “Eagle Eye AA” consists of several coupled coils to ensure secure detection of the properties of metal stacks, butt joints and edges in semi-finished products. If something comes into the inductive “field of view”, then it will not loose the sight of it, with the vision of an eagle’s eye. The detection of all metals is possible. The „Eagle Eye AA“ is capable to detect especially structural material boundaries in metals. Air gaps between butt joints or stacked sheets and steps esulting from joining different types and thicknesses of metal sheets are detected with this simple low cost device which otherwise would require more elaborate and complex systems. Together with the control unit XA100-S Roland offers a cost efficient and powerful system to master such tasks reliably. In conjunction with the XA100-S switching signals can be directly processed. The maximum transportation velocity of the material depends on the sample rate of the system in use. Depending on the application it is necessary that the PLC has the ability to sample and to process the sensor signal with 1 KHz. The measurements can be performed in a static or dynamic mode. A basic condition is always a constant distance between sensor and material and the proper alignment of the sensor: Rectangular alignment to the material, e.g. at stacked sheets or Parallel alignment to the sheet surface, e.g. at butt joints The sensor is available in 3 versions, depending on the single sheet thickness and the distance to the material.

I

TECHNİCAL DATA Simple sheet thickness: 0.2 to 8 mm, depending on sensor and material (0.008 to 0.315 in) Distance to the sheet: 3 to 15 mm (0.118 to 0.590 in) Analog output: 4 to 20 mA or 2 to 10 V Sensor weight: 250 or 500 g, depending


ACTUAL

Zumbach Electronics, ODAC 550

ODAC 550 Large Field Scanners for High-Precision Diameter Control in Cold Processes for large Sizes and Heavy Environment. Peeling-GrindingStraightening- Quality Control (NDT) Zumbach Electronics, Switzerland has extended its well-known range of ODAC

76 > June 2012

aser scanners for non-contact inline diameter measurement for large size solutions. With the ODAC 550 it is now possible to measure also large steel bars, tubes, rolls etc. up to 500 mm or more at accuracies of a few metric microns and rates of up to 2000 measurements/s. Any other material like titanium, brass, alloys, plastic works as well. This was made possible by the development of a revolutionary optical scanning technique with a highly parallel and seamless measuring field (no dead zone!). This technology also allows mounting emitter and receiver far apart from each other, depending on the available space conditions. Typical processes where the system offers new

L

solutions are peeling, grinding, polishing, traightening as well as in quality control lines (NDT) The dimensional data for diameter, ovality etc. can be fed out directly to the user’s network or also displayed in real time for the operator by USYS processors and also for feedback to the machine. Complete accessories like secondary protection enclosures, cooling devices, air purging, air knives etc. are available for heavy duty environments. KEY DATA Measuring Field: 550 mm (61.65 in) Field type: Absolutely parallel, no dead zone Measurement rate: 1000/s, option 2000/s Repeatability: Typically /-0.005 mm (0.0002 in.) Laser: Class 2 Protection class: IP65


ACTUAL lasmaANNEALER has been designed for continuous heat treatment, degreasing and oxide removal of precision and thin wall tubes. PlasmaANNEALER can be used on a wide range of ferrous and non-ferrous materials with OD range between 0.1mm to 5mm. Thin-walled tubes with diameter up to 10mm can also be annealed with the new plasma process. So far Plasmait has demonstrated successful annealing and surface cleaning on tubes of various materials including copper, copper alloy, stainless steel and nickel alloy tubes. PlasmaANNEALER is equipped with a vacuum system to ensure controlled atmosphere and exceptionally low usage of purging gas. The plasma-heating zone is complemented with appropriate length dwell zone to allow for annealing of materials like stainless steel and nickel, that require extended time at temperature to achieve complete annealing. According to Plasmait’s R&D director, Peter Ziger, the dedicated tube trial facility is now available to all tube manufacturers who strive to improve the quality of their tubular products. Plasma treatment will benefit the applications with demanding surface quality requirements or challenging annealing requirements. Such applications are usually found in sectors such as medical, precision mechanical, electronics, aerospace and energy sectors. The tube manufacturers who adopted plasma annealing have recognised the

P Plasma annealing and cleaning for precision tubes

PLASMAIT GmbH, a supplier of plasma heat and surface treatment lines for wire, tube and strip production, has introduced a new PlasmaANNEALER for continuous annealing and cleaning of precision tubes

78 > June 2012

value from low cost of ownership in comparison to traditional tube or muffle furnace. The benefits of plasma treatment include more that 50 per cent lower energy use, 10 times lower purging gas consumption, the saving from dry, chemical-free degreasing and surface cleaning. Increased annealing speed by the factor of five or more results in fewer take ups and payoffs and lower cost of maintenance. Manufacturers of coated tubular products may find plasma surface preparation prior to coating or metallic plating also an area of potential interest. Since the introduction of plasma heat and surface treatment process in the wire industry in 2003 Plasmait continuously improved the process and widened the application scope to include annealing and surface treatment of tubes and flat products. With more than 52 deployments of plasma treatment lines worldwide Plasmait established itself as a trusted supplier to the wire and tube industry.


Boru Dergisi Haziran'12  

boru-haziran-12

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you