Page 1


tabiatın kalbi

the heart of nature

Bolu Belediyesi Bolu Araştırmaları Merkezi Yayınları -12 Bu yayın, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkıları ile, Bolu Belediye Başkanlığı tarafından bastırılmıştır.


tabiatın kalbi Bolu

Alaaddin Yılmaz Bolu Belediye Başkanı Bolu Mayor

2

Bolu, tabiatın tüm öğelerini; dağları, ormanları, gölleri, nehirleri, vadileri, kanyonları ve biyolojik çeşitliliği içerisinde barındıran bir şehirdir. Ayrıca, yaban yaşamın hala doğal olarak sürdürülebildiği ender yörelerdendir. Bolu, üç farklı iklim tipini aynı anda yaşıyor. Bu iklimsel çeşitlilik doğanın her alanına yansımış. Bu yansıma, şehrimizin her mevsim farklı renklere bürünmesini sağlıyor. Kışın beyazdır Bolu, baharda yeşil. Yaz mevsiminde yeşiller, maviliklere karışır gider. Sonbaharda doğanın tüm renklerinin ortak adıdır Bolu. Uzun bir çalışma döneminin ilk ürününü sizlerle paylaşmanın gururunu taşıyorum. Bu çalışmamız sadece başlangıçtır. Bu çalışmalar birkaç yıl daha sürecek ve bu sürenin sonunda doğa turizmi konusunda örnek bir çalışma sistemi ortaya çıkaracağız. Bolu’nun doğal değerlerini ortaya çıkartmış bulunuyoruz. Bacasız sanayi olarak adlandırılan turizm sektöründe hak ettiğimiz yere kısa zamanda ulaşacağız. Bolu’nun tüm doğal değerlerini bir kitap içerisinde toplayınca ne kadar da zengin bir coğrafya içerisinde olduğumuzu bir kez daha gördük. Bu büyülü coğrafyayı tüm dünya ile paylaşacağız. Ama bu paylaşımlar olurken sürdürülebilir turizm anlayışı ilkesinden asla çıkmayacağız. Bolu’nun doğası ve doğa sporlarının ortaya çıkarılmasını amaç edinmiş olan bu çalışmamız, şehrimizin doğa turizminin merkezi olma yolundaki ilk adımıdır.

Dear nature friends, Bolu is a city which contains all the components of the nature with its mountains, forests, lakes, rivers, valleys, canyons and biological diversity. Also, it is one of the rare places where the wild life is naturally maintained. Bolu experiences three different climates at the same time. This climatic diversity reflects upon every corner of the nature. This reflection makes our city wear a different color in each season. In winter, Bolu is white, in spring, green. In summer, green melts into blue. In autumn, Bolu is the common name of all the colors of nature. After a long working period, I am proud to be presenting the first produce. This is only the beginning. These studies will continue couple of more years and by the end of this period, we will have produced a working system on nature tourism. As we gathered all the natural values of Bolu in one single book, we realized once and again that we live in such a rich geography. We will share this magical geography with the whole world. However, meanwhile we share it, we will never leave the principle of sustainable tourism understanding. This work, which intends to reveal the potential of the natural sports and the nature of Bolu, is the first step of our city on the way to be the center of nature tourism.

Bolu, the heart of nature

Sevgili doğa dostları,

3


Bolu Belediyesi Bolu Araştırmaları Merkezi Yayınları -12 Bu yayın, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkıları ile, Bolu Belediye Başkanlığı tarafından bastırılmıştır.

Yayın Koordinatörü • Coordinator of Publication Mücahit Engin Bolu Belediye Başkanlığı İzzet Baysal Caddesi, No: 95, Bolu Tel: +9 (0374) 215 37 13 (PBX) www.bolu.bel.tr

Bolu Gezi Rehberi

8

Bolu Travel Guide

Yapım • Production

Yayın Yönetmeni • Director of Publication İsmail Şahinbaş Yayın Koordinatörü • Coordinator of Publication Mehmet Baki Şahinbaş Sanat Yönetmeni • Art Director Murat Sezer Fotoğraflar • Photographs İsmail Şahinbaş • Erol Şahin • Sedat Çakırca • Mehmet Tokcan

Bolu Doğası

40

Nature of Bolu

Baskı • Publication Seçil Ofset

tabiatın kalbi Bolu

Şubat 2012 • February 2012

4

ISBN 978-605-4111-13-8 Kamerhatun Mah. Hamalbaşı Cad. No:16/2 Galatasaray, Beyoğlu - İstanbul Tel-Faks: +9 (0212) 245 79 66 www.anabasis.com.tr anabasis@anabasis.com.tr

Doğa Sporları

148

Outdoor Sports

Bolu, the heart of nature

Çeviri ve Redakte • Translated and Edited Özge Akkaya

5


tabiatın kalbi Bolu

Mücahit Engin Bolu Belediyesi Başkan Yardımcısı Yayın Koordinatörü Bolu Deputy Mayor Publishing Coordinator

6

Bolu’nun doğasını, hem de doğal yürüyüş ve bisiklet parkurlarını konu eden bu kitap, iki yıl süren bir çalışmanın sonucunda ortaya çıktı. Şehrimiz büyülü bir coğrafya içerisine kurulmuş. Yani tabiatın kalbinde yaşıyoruz. Tabiatın kalbi nitelemesi Bolu’yu bilenler için sürpriz veya abartı değil. Etrafımız yemyeşil ormanlarla kaplanmış sıra dağlarla çevrili. Yürüyüş ve bisiklet parkurlarını oluştururken; belli başlı kriterlere bağlı kalarak, bazı disiplinler oluşturduk. Tüm parkurların giriş ve çıkışlarına tanıtıcı tabelalar yerleştirmenin yanında, ihtiyaç duyulan alanlarda çevreyi kirletmeden, bitkisel boyalarla küçük işaretler koyduk. Kitabı hazırlarken özellikle kentin tüm coğrafi özelliklerini ortaya çıkaran bilgilere yer verdik. Bolu’nun kültürel değerlerinin bilgilerine de, bir gezi rehberi şeklinde kitabımızda yer verdik. Bu kitabın hazırlanmasında, başta Bolu Valimiz Sayın İbrahim Özçimen olmak üzere tüm kaymakamlarımıza, ilçe ve belde belediye başkanlarımıza katkılarından dolayı teşekkür ederiz. Bu kitap ile Bolu’nun doğal değerlerini ortaya çıkarmış olduk. Kültürel ve doğal değerlerimizi tüm dünya ile paylaşmak istiyoruz...

Heart of the Nature This book that mentions about the nature and the natural trekking and cycling tracks of Bolu is a result of two years of hard work. Our city is built in a magical geography. In other words, we live at the heart of the nature. ‘The heart of the nature’ for the people who know Bolu, is neither a surprise nor an exaggeration. We are surrounded by mountains covered with green forests. When we were building up the trekking and bike tracks, being loyal to some basic criteria, we created some disciplines. Besides putting informative signboards on the entrance and exit of all of the tracks, we had put small marks with vegetable dye in the necessary place without harming the nature. While preparing the book, we allowed the information that shows the geographical features of the city full play. In our book, we mentioned about the cultural values of Bolu as a guide book. We thank first the Governor of Bolu İbrahim Özçimen and all of our caimacams, county and town mayors for their contributions to the preparation of this book. With this book, we brought light to the natural values of Bolu. We want to share our cultural and natural values with the whole world.

Bolu, the heart of nature

Tabiatın Kalbi

7


Bolu Gezi Rehberi Bolu Travel Guide Yazı / Writing İsmail Şahinaş


Türkiye

Bolu

Yüzölçümü : 814.578 km2 Nüfus : 74.724.269 *

Yüzölçümü : 8.276 km2 Nüfus : 271.208 * * Ocak 2012

* Ocak 2012

BOLU

KARABÜK ZONGULDAK Mengen Yedigöller Milli Parkı Çaltepe Çele Tepesi

Arkut Dağı Kayak Merkezi

Yeniçağa Gölü

Yeniçağa

DÜZCE

Gerede

BOLU SAKARYA Karamurat Gölü

Gölcük Gölü

ÇANKIRI

Kartalkaya Kayak Merkezi

Bayramtepe

Dörtdivan

Sülüklügöl Çubuk Gölü

Seben Göledi

Mudurnu

Göynük Zafer Kulesi

Göynük

Köroğlu Tepesi

Mudurnu Saat Kulesi

Sünnet Gölü

Kıbrıscık

Solaklar Kayaevleri

Seben

ANKARA

Muslar Kayaevleri

Karagöl

tabiatın kalbi Bolu

vvv

10

ESKİŞEHİR

Bolu • Ankara Bolu • İstanbul Bolu • İzmir

191 km 262 km 595 km

Bolu • Dörtdivan Bolu • Gerede Bolu • Göynük Bolu • Kıbrıscık Bolu • Mengen Bolu • Mudurnu Bolu • Seben Bolu • Yeniçağa

45 km 50 km 96 km 65 km 56 km 52 km 54 km 38 km

Bolu, the heart of nature

Abant Gölü

11


12

Bolu yöresine ilk yerleşenlerin Bebrikler olduğu sanılmaktadır. Bebrikya adıyla anıldığı sanılan bu yöreye MÖ 8. yüzyılda sonra batıdan gelen Bithynialılar yerleşti. Daha sonra Bithynia olarak adlandırılan bu topraklardaki başlıca yerleşme yerleri Kienos (daha sonra Prusias, bugün Konuralp) ile Bithynion’du (bu günkü Bolu). Büyük İskender’in ölümünü izleyen dönemde Bolu yöresinde bağımsız Bithynia Krallığı kuruldu. Roma Dönemi’nde önemi artan Bithynia, Bizans yönetimi altındayken elverişli doğal konumu sayesinde 7. ve 9. yüzyıllardaki Arap akınlarından etkilenmedi. 11. yüzyıldan sonra Bizanslılar ile Anadolu Selçuklular arasında el değiştiren yöre, 13. yüzyılda Anadolu Selçukluları’nın, daha sonra İlhanlıların eline geçti. Osman Gazi Dönemi’nde (1299 - 1324) Konur Alp tarafından Osmanlı topraklarına katıldı ve sancak merkezi yapıldı. 1324 - 1692

Bolu It is accepted that the first settlers of Bolu neighborhood were Bebriks. After 8th century BC, Bithynians who came from west settled down to this neighborhood that is assumed to be called as Bebrikia. In these lands that were later called as Bithynia, the primary residential areas were Kienos (then Prusias, nowadays Konuralp) and Bithynion (Today’s Bolu). After the death of Alexander the Great, in the vicinity of Bolu, the indepenedant Bithynia Kingdom was founded When Bithynia, of which importance grew during the Roman Era, was under Byzantine control, thanks to its convenient location, it was not affected by the Arab incursions during the 7th and 9th centuries. After 11th century, the vicinity which passed form Byzantine to the Seljuks of Anatolia and vice versa, in the 13th century passed to the Seljuks of Anatolia and then to the Ilkhanids. During the reign of Osman

Gazi (1299-1324), it had been integrated to the Ottoman lands by Konur Alp and became the sanjak center. Between 1324 -1692, notable flag officers that ran Bolu were Konur Alp, Gündüz Alp, from I. Süleyman (the Magnificent) and Zor Mustafa Paşa. Bolu, which had been invaded by İsfendiyaroğulları in that period, in 1692, was run by the hospodars who were appointed instead of flag officers. In 1811, when II.Mahmud abolished the hospodarship, Bolu became once again a sanjak with the name Viranşehir. With the 1864 Vilayet Nizamnamesi, The Sanjak of Bolu became a part of Kastamonu. When II. Meşrutiyet was declared, because Bolu was a province of Kastamonu, Bolu deputies were of Kastamonu deputies. Bolu, which was governed as an independant sanjak from II. Meşrutiyet (1908) until the Republican period, became a province in 1923. The last governor of Bolu Fahrettin Bey was the first proconsul of Bolu. The city that was called Bithynium in the Roman Era, named Cladiopolis during the reign of Emperor Cladius. The city, whose importance grew in the begining of the 12th century AC because of the fact that it was the birth place of Antinoos, the lover of Hadrianus began to be called Hadrionapolis afterwards. The city which was a center of diocese and called as Polis in the Byzantine era, had been named as Bolu by the Turcoman who came in the vicinity in 11th century. Every year in the second week of May, with the organization of Abant İzzet Baysal University, Governorship and Mayoralty, İzzet Baysal who gave big services to Bolu, this is commemorated with artistic and cultural events. Since 17 July 1934, every year on July 17th, the arrival of Atatürk at Bolu is celebrated with cultural, artistic and sport events. The Sarıalan Tableland Feast is taken place in the second weekend of July.

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu

Bolu

dönemine Bolu’yu yöneten sancak beyleri arasında Konur Alp, Gündüz Alp, I. Süleyman (Kanuni) ve Zor Mustafa Paşa dikkat çeker. Bu dönemde, bir ara İsfendiyaroğulları’nın istila ettiği Bolu, 1692’de sancak beyleri yerine atanan Voyvodalarca yönetildi. 1811’de II. Mahmud voyvodalığı kaldırınca Bolu, Viranşehir adıyla yeniden sancak oldu. 1864 Vilayet Nizamnamesi ile Bolu Sancağı, Kastamonu’ya bağlandı. II. Meşrutiyet ilan edildiğinde Bolu Kastamonu’ya bağlı olduğundan, ilk Bolu mebusları, Kastamonu mebusları arasında yer almış. II. Meşrutiyet’ten (1908), Cumhuriyet Dönemi’ne kadar bağımsız sancak olarak yönetilen Bolu, 1923’te vilayet haline getirildi. Bolu’nun son Mutasarrıfı Ahmet Fahrettin Bey, Bolu’nun ilk valisi oldu. Roma Dönemi’nde Bithynium olarak anılan kente İmparator Cladius’un hüküm sürdüğü yıllarda Cladiopolis adı verildi. MS 12. yüzyıl başlarında İmparator Hadrianus’un sevgilisi Antinoos’un doğum yeri olması nedeniyle önem kazanan kent daha sonra Hadrionapolis olarak adlandırılmaya başlandı. Bir piskoposluk merkezi olan ve Bizans Dönemi’nde Polis denen kenti, 11. yüzyılda yöreye gelmeye başlayan Türkmenler, Bolu olarak adlandırdılar. Her yıl Mayıs ayının 2. haftasında, Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Valilik ve Belediye Başkanlığı organizasyonunda çeşitli sanatsal ve kültürel etkinliklerle Bolu’ya büyük hizmetler yapmış İzzet Baysal anılmaktadır. 17 Temmuz 1934 yılından beri her yıl 17 Temmuz günü Atatürk’ün Bolu’ya gelişi, çeşitli sanatsal, kültürel ve sportif etkinliklerle kutlanmaktadır. Sarıalan Yayla Şenlikleri’de Temmuz ayının 2. haftasonu gerçekleşmektedir.

13


Dörtdivan The county, situated in the east of Bolu, has Gerede in east, Bolu in west, Yeniçağa in North, and is bordered by Gerede and Bolu lands on South. It is approximately 284 km2. The altitude of the county is 1.167 meters. Köroğlu mountains lay down to the north with a slight curve through the southwest of the county and creates the natural borders of the county. Dörtdivan’s settlement places, agricultural areas are generally plain and they are mostly bottom lands. Because of that, the settlement places are very close to each other. The most important river of the county, Ulusu Stream, climbs the east side of Köroğlu Mountains as two branches which then unite in Dörtdivan Plain, passes Gerede Plain in west-east direction, uniting with Filyos Stream flowing into the Black Sea. The county which has an area of 284 km2 has 8 districts, 24 villages, as a total has 32 units. According to the general population census of 2010 confirmed

that the county center has 3.104, all the villages as a total have 3.004 people and that the total amount of the population is 6.108. A part of the Turks of Oğuz from Kayı Tribe who came to Anatolia after Malazgirt War settled around Dörtdivan between 1074 - 1076. They named the places that they settled with names special to Oğuz tribes. It is often visible in the names of county’s villages: Adakınık, Dülger, Bünüş, Çalköy. It is estimated that Dörtdivan became a settlement during the reign of I. Alaaddin Keykubat in 1197. The minstrel Köroğlu was born in Aşağısayık Village of the county, in Hesinler District. Again, Dörtdivan was one of the 39 districts of Bolu from the times of lieutenant governorship. With the 3644 clause in 9.5.1990 became a county. Dörtdivan, since ever having done agriculture, grows barley, wheat and potato. In the county also bovine and ovine breeding are practiced. The number of cattle is 6.740, the number of small cattle is 7.150. The bee potential of the county is decreasing day by day, as the date of 2010 in the center and the villages of the county there are 600 beehives left. For the last 20 years, broiler kind poultry rearing is practiced. The number of broiler coop is 200, the annual capacity is 2.500.000. Including the central districts, all the settlements that practice stockbreeding, practice also transhumance. 3 months of the year (May, June, July) spent on the tablelands. In the county, every year after the harvest, two fairs are organized. The producers sell some part of their products in these fairs. Again in the tablelands, near the date of coming back from the tableland, in the 2nd, 3rd and 4th weeks of July, tableland feasts (special to the villages) are organized.

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 14

Dörtdivan Bolu’nun doğusunda yer alan ilçe, doğusunda Gerede, batısında Bolu, kuzeyinde Yeniçağa, güneyinde ise yine Gerede ve Bolu toprakları ile sınırlı olarak yaklaşık 284 km2 alana sahiptir. İlçenin rakımı 1.167 metredir. Köroğlu Dağları’da ilçenin güneybatısından hafif bir yay çizerek kuzeye doğru uzanır ve ilçenin batı doğal sınırlarını çizer. Dörtdivan, yerleşim yerleri, tarımsal alanlar genelde düzlük ve ovalıktır. Bu nedenle de yerleşim birimleri birbirine çok yakındır. İlçenin en önemli akarsuyu Köroğlu Dağları’nın doğu yamacında iki kol halinde çıkıp, Dörtdivan Ovası’nda birleşen, Gerede Ovası ortasından batı - doğu doğrultusunda akan, Filyos Çayı’na karışarak Karadeniz’e dökülen Ulusu Çayı’dır. 284 km2’lik bir alana sahip olan ilçe, 8’i mahalle, 24’ü köy olmak üzere toplam 32 idari birimden oluşmuştur. 2010 yılı genel nüfus tespitine göre ilçe merkezinin nüfusu 3.104, köylerin

toplam nüfusu ise 3.004 olarak tespit edilmiş olup, toplam nüfus 6.108’dir. Malazgirt Savaşı ile Anadolu’ya gelen Oğuz Türkleri’nin Kayı boyundan bir bölümü 1074 - 1076 yıllarında Dörtdivan ve çevresine yerleşmişlerdir. Yerleştikleri yerlere Oğuz boylarına özgü isimler vermişler. Bu durumu ilçenin köylerin isimlerinde sıkça görmek mümkündür: Adakınık, Dülger, Bünüş, Çalköy. Dörtdivan’ın bir yerleşim birimi olarak kurulmasının 1197’de I. Alaaddin Keykubat zamanında olduğu tahmin edilmektedir. Halk şairi Köroğlu, ilçenin Aşağısayık Köyü, Hesinler Mahallesi’nde doğmuştur. Yine Dörtdivan, Bolu’nun bağımsız mutasarrıflık olduğu dönemde 39 kazadan biri idi. 9.5.1990 tarih ve 3644 sayılı Kanun ile ilçe olmuştur. Dörtdivan, öteden beri tarımla uğraşan bir yöre olup, arpa, buğday, patates yetiştiriciliği yapılmaktadır. İlçede büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık da yapılmaktadır. Büyükbaş hayvan sayısı 6.740, küçükbaş hayvan sayısı 7.150 adettir. İlçede arı potansiyeli gittikçe azalmakta olup, 2010 yılı itibariyle ilçe merkezi ve köylerde 600 adet kovan kalmıştır. Son 20 senedir broiler türü et tavukçuluğu yapılmaktadır. İlçede broiler kümes adeti 200 olup, yıllık toplam kapasitesi 2.500.000’dir. İlçede hayvancılık yapan tüm yerleşim birimlerinde yaylacılık halen yapılmaktadır. Yılın üç ay gibi bir kısmı (Mayıs, Haziran, Temmuz) ayları yaylalarda geçer. İlçede her yıl tarım hasadı sonrası iki panayır yapılmaktadır. Üreticiler, ürünlerini bir bölümünü bu panayırlarda değerlendirmektedir. Yine yaylalarda, yayla dönüşüne yakın Temmuzun 2. 3. ve 4. haftalarında yayla şenlikleri (köylere has) düzenlenmektedir.

15


Gerede In the southeast of the county that is on the east of Bolu, the city is surrounded by Kızılcahamam and Çamlıdere, in its northeast Çerkeş and Eskipazar, in its southwest Dörtdivan, in its north Mengen, in its west Yeniçağa lands, the county is approximately 1.059 km2. The altitude of the county is 1.350 meters, and the population is 34.679. The distance to the city is 50 km. It is the oldest county of Bolu. The economy of the city is based upon coppersmith, leather manufacturing, belt manufacturing, ironworking, carpentry and the industry around this. In the county there are two “Industrial Park”, one of them is active. The center of the county is composed of 8 districts. Besides, it has 92 villages. In the county; Asar Kale (Castle), the remains of Keçi Kalesi (Castle), an historical trade public houseknown as Kiliselihan, Yukarı Tekke Camii (Mosque), Aşağı Tekke Camii Türbesi (Sepulcher), Yıldırım Bayezit Camii (Mosque), Ramazan Dede Türbe’s

Esentepe ve Arkut Dağı’ndaki yaylalar başlıca mesirelik alanlardır. Özellikle Gerede yaylaları yayla turizmine çok uygundur. Esentepe ve Arkut Dağı bölgesinde kış sporları ve kayak yapmak mümkündür. Ayrıca yaz aylarında spor, kamp ve piknik yapma imkânı vardır. Esentepe Yağlı Güreşleri, Temmuz ayı içerisinde yapılmaktadır. Ayrıca Eylül ayının 2. haftası yapılan Gerede Panayırı büyük ilgi görmektedir.

(Sepulchers) in Esentepe are the historical artifacts and places that you can visit. Esentepe and the tablelands in Arkut Mountains are the most important excurison spots. Especially Gerede tablelands are so convenient for tableland tourism. Esentepe and Arkut Mountain’s zone is available for skiing and doing winter sports. Besides, during the summer, it is available to do sports, camping and picnic. Esentepe Oil Wrestlings are held in July. Also Gerede Fair which is held on the 2nd week of September takes big attention.

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 16

Gerede Bolu’nun doğusunda yer alan ilçenin güneydoğusunda Kızılcahamam ve Çamlıdere, kuzey doğusunda Çerkeş ve Eskipazar, güneybatısında Dörtdivan, kuzeyinde Mengen, batısında Yeniçağa toprakları ile sınırlı olarak yaklaşık 1.059 km2 alana sahiptir. İlçenin rakımı 1.350 metre olup, nüfusu 34.679 kişidir. İl merkezine uzaklığı 50 km’dir. Bolu’nun en eski ilçesidir. İlçede el sanatlarından bakırcılık, deri imalatı, kemercilik, demircilik, marangoz işleri ve buna dayalı sanayiye dayanmaktadır. İlçede birisi faal iki ‘Organize Sanayi Bölgesi’ bulunmaktadır. İlçe merkezi 8 mahalleden oluşmuştur. Ayrıca ilçe merkezine bağlı 92 köy bulunmaktadır. İlçede; Asar Kale, Keçi Kalesi kalıntıları, Kiliselihan diye bilinen tarihi tüccar hanı, Yukarı Tekke Camii, Aşağı Tekke Camii Türbesi, Yıldırım Bayezit Camii, Esentepe’deki Ramazan Dede türbeleri, gezilip görülebilecek tarihi eserler ve yerlerdir. İlçenin kuzeyinde

17


Göynük Göynük is 98 km from Bolu city center. The county that is built upon an area of 1.437 km2, has an altitude of 730 meters. It is possible to observe in Göynük the most important examples of Turkish living and settlement style. Göynük, besides its architecture and natural beauty, shines out because the settlers still continue today to maintain the traditional lifestyle. The first settlers of the area are the Scythians and the Trachians. The area, until the Hellenistic period, was under the sway of Bithynia. Later on, it became the settlement area of Great Alexander, Roman and Byzantine Empire, respectively. The area that was, before the Ottomans, the capital of Umur Bey Han principality which was a branch of Seljuks, was integrated into the Ottoman lands in 1292 by Osman Bey. In Göynük, Roman, Byzantine and Anatolian history is one within the other. It is said in history books that Roman Military Road passed

Göynük’ün bilinen en eski adı Koinon Gallicanon’dur. İlçenin Susuz, Kilciler, Narzanlar, Boyacılar köylerinde ve bu köylerin civarlarında Bizans Dönemi’ne ait yazı taşları bulunmaktadır. Ayrıca Kilciler Köyü’nde birde kilise kalıntısı vardır. Anadolu Selçuklu Devleti yıkıldığı zaman kurulan beylikler arasında olan Umur Bey Han Beyliği’nin merkezi Göynük’tür. Bizanslılarla yapılan çarpışmalarla Osmanlılar Umur Bey Han’ın elinden Göynük’ü almıştır. Osmanlı’nın ilk kuruluş dönemlerinde Orhan Gazi’nin oğlu, Gazi Süleyman Paşa, Göynük’e yerleşerek burada kendi adı ile anılan muhteşem bir cami ve bir de hamam (1331-1335) yaptırmıştır. Osmanlı’nın kuruluş dönemi mimari eseri olan bu muhteşem cami ve hamam halen kullanılmaktadır. İstanbul’un ikinci defa kuşatılmasından sonra Bizans İmparatoru Yuannis ile anlaşan Yıldırım Beyazıt, Göynük dolaylarından bir kısım ahaliyi İstanbul’da kurulacak İslam

through today’s Göynük, known as Dadastan. Göynük’s oldest name, as far as we know, is Koinon Gallicanon. In its villages such as Susuz, Kilcile, Narzanlar, Boyacılar and around these villages, there are Byzantine slates. Also in Kilciler Village, there are also remains of a church. The center of Umur Han principality, which was one of the principalities founded when Anatolian Seljuk Sultanate collapsed, became Göynük. Ottomans, with the battles against Byzantine, took Göynük from Umur Bey Han. During the initial years of Ottoman Empire, Orhan Gazhi’s son, Gazhi Süleyman Pasha, settled in Göynük and built a resplendent mosque and a Turkish bath (1331-1335) which was named after him. This magnificent mosque and Turkish bath, which are the examples of Early Ottoman architecture, are still used. After the second conquest of İstanbul, Yıldırım Beyazıt, according to the deal that he had with Byzantine

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 18

Göynük Göynük, Bolu şehir merkezine 98 km uzaklıkta bulunmaktadır. 1.437 km2’lik bir alana kurulu bulunan ilçe, 730 metre rakımdadır. Göynük’te, Türk yaşayış ve yerleşme biçiminin en önemli örneklerini görmek mümkündür. Göynük, mimarisinin ve doğal güzelliğinin yanında, gelensel yaşam biçiminin günümüzde de hala sürdürebilmesi ile ön plana çıkmaktadır. Yörenin ilk yerleşimcileri İskitler ve Traklar’dır. Yöre, Helenistik Döneme kadar Bithinya egemenliğinde bulunmakta idi. Daha sonra sırasıyla Büyük İskender, Roma ve Bizans’ın yerleşim yeri olmuştur. Osmanlılar’dan önce Selçukluların bir kolu olan Umur Bey Han Beyliği’nin başkenti olan yöre, Osman Bey tarafından 1292 tarihinde Osmanlı topraklarına geçmiştir. Göynük’te, Roma, Bizans ve Anadolu tarihi ile iç içedir. Roma Askeri Yolu’nun Dadastan adı ile bilinen ve şimdiki adıyla Göynük olan ilçe, geçtiği tarih kitaplarında ifade edilmektedir.

19


Emperor Yuannis, brought a part of the population from Göynük and its vicinity to İstanbul for Islam District that would be founded in Istanbul. However, when the deal was broken, people from Göynük left Istanbul, then went to Tekirdağ and built Göynüklü Village. The history recorded that in 1453, during the conquest of İstanbul, the teacher of Fatih Sultan Mehmet (Mehmet the Conqueror), Akşemseddin Hoca had a lot of contributions in the conquest. This great saint Akşemseddin, found the sepulcher of Eyüp Sultan and discovered, centuries before Pasteur, microbes. Akşemseddin who pulled the plug on governmental issues after the conquest settled in Göynük, lived there for 15 years and deceased there. The sepulcher of this great saint is in Göynük. Besides, the sepulchers of two other great saints Debbağ Dede and Ömer Sikkini are also in Göynük. Because during the Republican Era the administrative organization was rebuilt, Bolu became a province and Göynük, Düzce, Gerede and Mudurnu constituted the first districts of Bolu. Göynük is still a district of Bolu. In 1923, Hurşit Bey became the first governor of the district and in this period, Zafer Kulesi (Victory Tower)was built on the hill of the district. This tower is still protected as a monument. Göynük keeps being a livable Anatolian city with its culture, nature, inwardness and places worth to see. Göynük, is the perfect city for a secure, calm, peaceful life. For the people who would like to escape from the noise, crowd and stress of the big cities, and who want to have an holiday alone with the nature, Göynük is a perfect place. Every year, the last Sunday of May, in the county, there is the dining ‘Akşemseddin Commemoration Feast.’

Bolu, the heart of nature

Mahallesi için İstanbul’a yerleştirmiştir. Ancak yapılan anlaşma bozulunca Göynüklüler İstanbul’dan ayrılarak Tekirdağ’da Göynüklü Köyü’nü kurmuşlardır. 1453 yılında İstanbul’un Fethi’nde, Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemseddin Hazretleri olup, Fetih’te büyük katkısının olduğu da tarihe geçmiştir. Bu büyük veli Akşemseddin Hazretleri, Eyüp Sultan Hazretleri’nin kabrini bulmuş ve Pasteur’den asırlarca önce mikrobu keşfetmiştir. Fetih’ten sonra devlet işlerinden elini çeken Akşemseddin Hazretleri, Göynük’e yerleşerek 15 yıl burada yaşamış ve Göynük’te vefat etmiştir. Bu büyük zatın türbesi Göynük’tedir. Bununla birlikte büyük velilerden Debbağ Dede Hazretleri ve Ömer Sikkini Hazretleri’nin türbeleri de Göynük’te bulunmaktadır. Cumhuriyet Dönemi’nde idari teşkilat yeniden kurulduğundan, Bolu vilayet olmuş, Göynük, Düzce, Gerede ve Mudurnu, Bolu’nun ilk kazalarını oluşturmuşlardır. Halen Göynük, Bolu’ya bağlı bir ilçedir. 1923’de ilçenin ilk Kaymakamı Hurşit Bey olup, bu dönemde Kurtuluş Zaferi anısına ilçenin hâkim tepesine Zafer Kulesi inşaa edilmiştir. Halen bu kule tarihi anıtsal yapı olarak korunmaktadır. Göynük, kültürü, tarihi, tabiatı, maneviyatı ve gezilip görülmeye değer birçok zenginlikleri ile tarihi atmosferi ile yaşanabilecek ender bir Anadolu şehri olması özelliğini korumaktadır. Göynük, güven içinde, sessiz, sakin bir yaşam için idealdir. Büyük kentlerin gürültüsünden, kalabalığından ve stresinden uzaklaşmak isteyenler için gönül rahatlığıyla doğa ile baş başa bir tatil için mükemmel bir yerdir. Her yıl Mayıs ayının son Pazar günü ilçede ‘Akşemseddin’i Anma Şenlikleri’ yemekli olarak yapılmaktadır.

21


Kıbrısçık Kıbrısçık, which is situated in the south of Bolu, has an area of 621 km2. The altitude is 1.130 meters. On the west of the county there is Seben, in the north Bolu and Dörtdivan and in the south Beypazarı. Kıbrıscık, faced with an immense migration, has 2.549 people in the center, 2.985 people in the villages and as a total 5.534 people. There are 22 villages that belong to Kıbrıscık. The county is 65 km to Bolu, 54 km to Beypazarı, 50 km to Seben. The first findings belonging to Kıbrıscık date back to 100 AC. According to W. M. Ramsey and historian Plinius’s road map, the county is on the coast of Uludere which is one of the effluents that were forming the river called Siberis in the First Age(today’s Aladağ Stream). Siberis is also called Kyberis. The prefix Kuwa or Suwa means in Hittite ‘good, beautiful, holy, sacred’. Siberis (Kyberis) as a word means ‘holy rich water.’ Based on this information, it is possibe to say that the

name of Kıbrıscık derived from Kyberis. With the rebuilt organization, the hospodarship had been abolished, and instead of it, lieutenant governorship which was much more disciplined and valid way of ruling was established. Meantime Bolu had 19 hospodarships one of which was Kıbrıscık Hospodarship. Nowadays, in the village there are a lot of dynasties which are called ‘Ayan’ (landed proprietor in Ottoman Empire) and these dynasties are the relatives of the rulers of that period. Between 1864-1908 Kıbrıscık was a town of Kastamonu’s Sanjak of Bolu. In 1908 when II.Meşrutiyet was declared, Bolu became a single lieutenant governorship. According to 1334 Bolu Annual, Kıbrıscık was a town of Bolu. On April 1st, 1958, it became a county of Bolu. Over the Kıbrıscık - Beypazarı road, 22 km to the county, there is Karagöl (Lake) which is as large as 1 hectare. All around is forest and there are so beautiful places to make camping around the lake which is under the protection of Forest Management. In Kıbrısçık, you can see the effects of Karadeniz and Central Anatolia continental climates. During spring and winter, it is wet. In summer it is mostly arid. The county has forests of 32.836 hectares. The 15.174 hectares of it are plentiful. The rest is coppice forest with juniper, oaken and pinon pine. In the forests, you can find scotch pine, black pine, fir, juniper, oaken and coppice. The main contributions to the economy of the county are from these products: rice of Kıbrısçık, honey, bovine and ovine breeding, poultry rearing and also forest products.

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 24

Kıbrıscık Bolu’nun güney kısmında yer alan Kıbrıscık, 621 km² alana sahiptir. Denizden yüksekliği ise 1.130 metredir. İlçenin batısında Seben, kuzeyinde Bolu ve Dörtdivan, güneyinde ise Beypazarı bulunmaktadır. Yoğun göçle karşı karşıya gelen Kıbrıscık, 2.549 kişi ilçe merkezinde, 2.985 kişi köylerde olmak üzere 5.534 kişi yaşamaktadır. Kıbrıscık’ın 22 köyü bulunmaktadır. İlçe, Bolu’ya 65 km, Beypazarı’na 54 km, Seben’e 50 km mesafede bulunmaktadır. Kıbrıscık’a ait ilk bulgular MS 100 yılına kadar uzanmaktadır. W. M. Ramsey’e ve tarihçi Plinius’un yol haritasına göre, ilçe İlk Çağ’da Siberis denen ırmağı (şimdiki adı Aladağ Çayı) oluşturan kollardan Uludere’nin kenarında yer almaktadır. Siberis adının bir diğer söyleniş biçimi Kyberis’tir. Kuwa yada Suwa ön takısı (Hitit) dilinde ‘İyi, güzel, kutlu, kutsal’ anlamına gelir. Siberis (Kyberis) kelime olarak, ‘Kutsal gür su’ demektir. Buradan yola çıkarak Kıbrıscık adının

da Kyberis’den geldiğini söylemek mümkündür. Yeniden oluşturulan teşkilatlanma ile Bolu Voyvodalığı kaldırılıp, yerine daha geçerli ve disiplinli bir yönetim olan Mutasarrıflık kurulur. Bu sırada Bolu’nun 19 Voyvodalığı vardır ve bunlardan birisi de Kıbrıscık Voyvodalığı’dır. Bugün bir çok köyde ‘Ayanlar’ adı ile anılan sülaleler vardır ki o zamanın idarecilerinin soylarının devamları olan akrabalarıdır. 1864 - 1908 yılları arasında Kıbrıscık, Kastamonu İli’ne bağlı Bolu Sancağı’nın bir bucağı durumundadır. 1908 yılında II. Meşrutiyet ilan edilince, Bolu müstakil bir Mutasarrıflık oldu. 1334 Bolu Salnamesi’ne göre Kıbrıscık’ın Bolu’ya bağlı bir bucak olduğu görülür. 1 Nisan 1958’de ise Bolu’ya bağlı bir ilçe olmuştur. Kıbrıscık - Beypazarı yolu üzerinde ilçeye 22 km mesafede bulunan Karagöl, 1 hektar genişliğinde oldukça derin bir göldür. Çevresi tamamen ormanlık olan ve Orman İşletmesi’nce koruma altında olan gölde kamp yapmak için çok güzel yerler vardır. Kıbrıscık’ta Karadeniz ve İç Anadolu karasal iklimini etkileri görülür. Bahar ve kış ayları yağışlı, yaz aylarında kurak bir iklim hakimdir. İlçe, 32.836 hektarlık ormanlık alana sahiptir. Bunun 15.174 hektarlık alanı verimli ormandır. Geri kalan alan ardıç, meşe, bodur cam gibi baltalık alanlardır. Ormanlarda sarıcam, karacam, köknar, ardıç, meşe ve çalılıklara rastlanır. İlçe ekonomisine katkı sağlayan başlıca ürünler Kıbrıscık pirinci, bal, küçük ve büyükbaş hayvancılık, tavuk üreticiliği, bunun yanında orman envaleri başta gelmektedir.

25


Mengen The north of the county that is on the northeast of Bolu is surrounded by Devrek, the east Eskipazar, the northeast Yenice, the southeast Gerede, the south Yeniçağa, the southwest and west by the lands of Bolu, it is approximately 898 km2. The center of the county is composed of 10 districts. It also has 55 villages. The county has two towns called Pazarköy and Gökçesu. The altitude of the county is 610 meters, the population is 14.623. Its distance to the county is 56 km. The major part of the economy of the county is based upon forests. Besides that, agriculture, stick breeding, transmission business and small-scale handcrafts. In the county there are; Kayabükü, remains of church in Akören-Kisecik zone. In Güneyhisar and Avşar; ev kayası (house stone), in Karakaya; Balkayası and Oyukkaya, in Teberrikler Village there are Yanıkdeğirmen caves. In Gözecik Village there are columns belonging to the Byzantines, in Çorakkadirler and

Elemen ve Afşar yaylalarıdır. Şirinyazı Göledi, Ağalar Gölü, Dipsiz Göl, Yayladağ Gölü, Bölükören Gölü, Ödek, Kemal Savaş ve Hızarderesi göletleri önemli mesire yerleridir. Aşçılık Mengen’in en büyük özelliği. Mengen, yüzyıllardan beri adeta babadan oğlula geçercesine devam eden çok ünlü aşçılar yetiştirmesi ile ünlüdür. Mengen’de her yıl Haziran ayı içinde geleneksel ‘Mengen Aşçılar ve Turizm Festivali’ düzenlenmektedir.

Aktepe villages to the Genoveses. In the mosques of Elemen an Güney Villages, there are traces that these mosques were converted to mosques from churches. Also in Kadısusuz Village, there are historical remains. Because the county is in sylvan, there are high tablelands. Main tablelands; Soğucak Soğucak, Akçakoca, Bürnük, Sırıklı, Çukuryayla, Göl Yaylası, Aktepe, Ağalar, Küçükkuz, Civcivler, Mamatlar, Elemen and Afşar tablelands. Şirinyazı puddle, Ağalar Lake, Dipsiz Lake, Yayladağ Lake, Bölükören lake, Ödek, Kemal Savaş and Hızarderesi are the main excurison spots. The cookery is the most important feature of Mengen; since centuries Mengen grows up so famous cooks just like it passes through heritage from the father to the son. In Mengen, every year in June it is organized ‘Mengen Cooks and Tourism Festival.’ The goal of the festival is to publicize the art of cooking and Mengen.

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 26

Mengen Bolu’nun kuzeydoğusunda yer alan ilçenin kuzeyinde Devrek, doğusunda Eskipazar, kuzeydoğusunda Yenice, güneydoğusunda Gerede, güneyinde Yeniçağa, güneybatı ve batısında Bolu toprakları ile sınırlı olarak yaklaşık 898 km² alana sahiptir. İlçe merkezi 10 mahalleden oluşmuştur. Ayrıca ilçe merkezine bağlı 55 köy bulunmaktadır. İlçenin Pazarköy ve Gökçesu ismi iki beldelesi bulunmaktadır. İlçenin rakımı 610 metre olup, nüfusu 14.623 kişidir. İl merkezine uzaklığı 56 km’dir. İlçe ekonomisinin büyük bir bölümü orman üretimine dayanmaktadır. Bunun yanında tarım, hayvancılık, nakliyatçılık ve küçük sanat kolları ilçe ekonomisinin bir bölümünü teşkil etmektedir. İlçenin ormanlık bir bölgede bulunmasından dolayı yüksek yaylalar bulunmaktadır. Başlıca yaylalar; Soğucak, Akçakoca, Bürnük, Sırıklı, Çukuryayla, Göl Yaylası, Aktepe, Ağalar, Küçükkuz, Civcivler, Mamatlar,

27


Mudurnu Mudurnu is an old town that exists since the period of Bithynians and is the first settlement of different civilizations. After Phrygians, Lydians, Persians, Romans, Byzantines and Seljuks, it had been integrated into Ottoman lands. For a while, when feudal landlords were running the lands, the castle that was built to the name of the daughter of Bursa landlord, Matarnı (Moderna), became the name of the town and by the time, with different people’s different way of saying the name of the town, it became Mudurnu. Mudurnu Landlordship, had been integrated into Ottoman lands in 1307. And Samsa Çavuş had been appointed as ‘Uç Beyi’ (margrave) to the Mudurnu - Göynük - İzmit area. Until 1320 Akçakoca and Konuralp Ghazis were having the control and the mission of turkicizing the area. Mudurnu, during the Independence War, supported Kuvay-ı Milli and because of that had been honored with a telgraph of thanks from Mustafa Kemal Atatürk. In the telegraph that Mustafa Kemal Atatürk sent

to the people of Mudurnu in 24 October 1920 were written these lines: “Dear people of Mudurnu! I thank you for the support that you gave to Kuvay-i Milli in its most difficult days and for the courage that you had.” Mudurnu, that had been announced a protected area, has an importance also in terms of the old Turkish houses. The houses which reflect the history and the culture of the county that is similar to Göynük in regards with civil architecture features is under protection. In the county there are 173 constructions that have high architectural value; 165 houses, 8 mosques, fountain and a Turkish bath. Every year in the first week of July Mudurnu Silkroad Culture and Tourism Festival is organized. After 27 year of pause, Municipality of Mudurnu actualized again Mudurnu Fair. The fair will happen every year in September and will become traditional. Young boys and adults of the district who meet periodically organize ‘accumulation night.’ The accumulations; this is an event where the young are taught the rules of the social life and meantime where it is performed improvisationally with the local dialect, one of our performance arts, a kind of light comedy. Accumulation night is a togetherness where people talk about the local problems, seek for solutions to these problems and solidify love, respect, trust feelings. Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 28

Mudurnu Mudurnu, Bithinyalılar zamanından beri var olan eski bir kasabadır ve çeşitli medeniyetlerin ilk yerleşim yeridir. Frigyalılar, Lidyalılar, Persler, Romalılar, Bizanslılar ve Selçuklular’dan sonra Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bir ara Tekfurlar yönetimindeyken, Bursa tekfurunun kızı Matarnı (Moderna) adına yapılan kale, kasabaya ad olmuş, çeşitli şekillerde söylene söylene Mudurnu halini almıştır. Mudurnu Tekfurluğu, 1307 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Samsa Çavuş da Mudurnu - Göynük İzmit bölgesine ‘Uç Beyi’ olarak tayin edilmiştir. 1320 yılına kadar bu bölgenin denetimi ve Türkleştirilmesi görevini Akçakoca ve Konur Alp adlı gaziler sürdürmüştür. Mudurnu, Kurtuluş Savaşı’nda, Kuvay-i Milli’ye destek vermiş ve bu nedenle Mustafa Kemal Atatürk’ün teşekkür telgrafıyla onurlandırılmıştır. 24 Ekim 1920 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk’ün Mudurnu halkına

gönderdiği telgrafta şu ifadeler yer almıştır: “Sevgili Mudurnulular! Kurtuluş Savaşı’nın en zor günlerinde Kuvay-i Milli’ye verdiğiniz destek ve gösterdiğiniz kahramanlığa teşekkür ederim.” Kentsel sit alanı ilan edilen Mudurnu, eski Türk evleri bakımından önemli bir özelliğe sahiptir. Sivil mimari özellikleri açısından Göynük evlerine benzerlik gösteren ilçenin, tarihini ve kültürünü yansıtan bu evler korumaya alınmıştır. İlçede bulunan 165 konut, 8 cami, çeşme ve hamam olmak üzere toplam 173 mimari değeri yüksek yapı bulunmaktadır. Her yıl Temmuz ayının ilk haftasında, Mudurnu İpekyolu Kültür Sanat ve Turizm Festivali düzenlenmektedir. Mudurnu Belediyesi, 27 yıl aradan sonra Mudurnu Panayırı’nı yeniden hayata geçirdi. Panayır, her yıl Eylül ayında kurulacak ve geleneksel hale getirilecek. Belirli aralıklarla bir araya gelen mahallenin genç erkekleri ve yetişkinleri, ‘birikme gecesi’ düzenlerler. Birikmeler; gençlere sosyal yaşamın kurallarının öğretildiği ve aynı zamanda doğaçlama olarak yöresel ağızla gösteri sanatlarımızdan birisi olan bir nevi orta oyunlarının oynandığı bir aktivitedir. Birikme geceleri, yöresel sorunların konuşulduğu, çözüm yollarının arandığı ve hemşeriler arası sevgi, saygı, güven duygusunun pekiştirildiği sosyal bir birlikteliktir.

29


Seben It is clear that the area is an old settlement zone watching the stone houses around. The area, with the conquest of Bolu passed to the Ottoman rule. In 1911, in today’s Keskinli District, a subdistrict called ‘Çarşamba’ had been built, in 1946 it became a county with the name ‘Seben.’ Today, it has 2 districts and 29 villages. The county is named after Seben Mountains. Seben means great mountain. Its distance to Bolu is 54 km. Seben which has within its borders Seben Lake, Kartalkaya Ski Center, Pavlu Thermal Springs, Fossil Forest and rockhouses and which produces organical products that became brands such as Seben Apple, Seben Tomato, Seben watermelon, Seben Grape, Seben molasses, Seben Iza cracked wheat, Seben Çeltikdere rice and Seben Korucuk Nut, in near future will become famous as an education, culture, sport, agriculture, industry and tourism city and will be heard by a lot of people.

Seben Lake which is on Seben-Bolu road and 24 km far to the county is the biggest lake of Blacksea Region. Its peripheral length is 22 km, its altitude is 14 meters, its total surface 8,3 km² and its water storage capacity is 50 millions m³. The ski and snowboard center Kartalkaya which is inside the borders of Seben county is one of the most famous ski centers of Turkey. Here all kind of winter sports are practiced and besides it is visited also just for holidays and resting. Pavlu thermal spring, inside the borders of Kesenözü Village, 14 km from Seben county center, has 2 thermal spring plants which are 70 - 80 °C. Because it is benignant to cure the diseases such as rheumatism, arthritis, bronchitis, tophus, headache, skin, kidney stone expelling, birth and sun marks, herniated disc and cervical discal hernia and gynaecological diseases, a lot of patients from the cities and counties around come to Seben Pavlu thermal springs for the cure. Solaklar Stone houses is inside the borders of Solaklar village, 4 km from the county center. These houses have 4 - 5 floors and each floor is connected to the other with chimney stairs. Next to the stone houses is a whitefish facility. Muslar Stone houses is inside the borders of Kaşbıyıklar Village, 7 km from the county. After Yıldırım Beyazıt’s defeat in Ankara War by Timur in 1402, Mehmet Çelebi, Beyazıt’s son, hid himself in these stone houses, and, then, went out from Seben to refound the Ottoman State Yuva Village Sendik Stone houses are 55 km from the county. Near the Yuva Village, on the north of Kınıkçı Canyon, there is Çeltikdere Village. The access is through Yuva Village and Kınıkçı Canyon. Stone houses are composed of 3 - 4 floors cubic rooms.

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 32

Seben Bölgenin eski bir yerleşim alanı olduğu, çevresinde bulunan kaya evlerinden anlaşılmaktadır. Bölge, 1324 yılında Bolu’nun fethiyle Osmanlı yönetimine geçmiştir. 1911 yılında, şimdiki Keskinli Mahallesi’nde, Mudurnu İlçesi’ne bağlı ‘Çarşamba’ isimli bucak kurulmuş, 1946 yılında ‘Seben’ adını alarak ilçe olmuştur. Bu gün, ilçeye bağlı 2 mahalle ve 29 köy bulunmaktadır. İlçe, ismini kuzeyinde bulunan Seben Dağları’ndan almıştır. Seben; ‘yüce dağ’, ‘ulu dağ’ anlamına gelmektedir. Bolu’ya 54 km uzaklıkta bulunmaktadır. Seben Gölü, Kartalkaya Kayak Merkezi, Pavlu Kaplıcaları, Fosil Ormanı ve kayaevlerini bünyesinde barındıran, Seben Elması, Seben Domatesi, Seben Karpuzu, Seben Üzümü, Seben Pekmezi, Seben Iza Bulguru, Seben Çeltikdere Pirinci ve Seben Korucuk Fındığı gibi organik olarak markalaşmış ürünler üreten Seben, yakın bir gelecekte, eğitim, kültür, spor, tarım, sanayi ve

turizm kenti olarak yıldızı parlayacak ve adından sıkça bahsettirecektir. Seben - Bolu yolu üzerinde, ilçeye 24 km mesafede bulunan Seben Gölü, Karadeniz Bölgesi’nin en büyük gölü olup, çevresinin uzunluğu 22 km, yüksekliği 14 metre, kapladığı alan 8,3 km2 ve su toplama kapasitesi 50 milyon m3 dür. Seben ilçe sınırları içerisinde bulunan Kartalkaya kayak ve snowboard merkezi, Türkiye’nin en gözde kayak merkezlerinden biridir. Burada her türlü kış sporları yapılmakta ayrıca; tatil ve dinlenme amaçlıda kullanılmaktadır. Pavlu Kaplıcası, Seben ilçe merkezine 14 km uzaklıkta, Kesenözü Köyü sınırları içerisinde, 70 - 80 °C sıcaklığa sahip 2 termal kaplıca işletmesi bulunmaktadır. Romatizma, kireçlenme, bronşit, sinir boyunca yayılan iltihaplanma, eklem kireçlenmesi, baş ağrısı, cilt, böbrek taşı dökülmesi, doğum ve güneş lekesi, bel ve boyun fıtığı ve kadın hastalıkları gibi hastalıklara faydalı olması nedeniyle, bölgedeki il ve ilçelerden birçok hasta, tedavi amacıyla Seben Pavlu Kaplıcaları’na gelmektedir. Solaklar Kayaevleri, Solaklar Köyü sınırları içinde olup, ilçe merkezine 4 km uzaklıktadır. Bu evler 4 - 5 katlı kaya evi şeklinde ve her kat birbirine baca merdivenlerle bağlıdır. Kaya evlerinin yanı başında kır lokantası bulunmaktadır. Muslar Kayaevleri, Kaşbıyıklar Köyü sınırları içerisinde olup, ilçeye 7 km uzaklıkta bulunmaktadır. 1402 yılında yapılan Ankara Savaşı’nda Timur’a yenilen ve Moğollara yenik düşen Yıldırım Beyazıt’ın oğlu Mehmet Çelebi, birçok odadan oluşan bu kaya evlerinde saklanmış, daha sonra Seben’den yola çıkıp Osmanlı Devleti’ni yeniden kurmuştur. Yuva Köyü Sendik Kayaevleri, ilçeye 55 km uzaklıktadır. Yuva

33


Hoçaş Village Fossil Forest is 16 km from the county. It is made of petrified tree trunks with different size and distance. Fossil forest, out of its importance to show us the history of the world and the changes that the lands that we live over went through, becomes more of an issue for eco-tourism and education occasions based on nature. Because the main source of living and income of Seben is fruit growing and stock breeding, in the county every year in October, Apple Festival, Harvest Festival and Animal and Goods Fair is organized. Also, the Necessity and Tableland Feasts are the important events of the county. The main ones of these feasts are Cuma Feast (Friday Feast), Gökyar Feast, Turkish bath Feast and Kızık Tableland Feast. Besides, out of these feasts, in the villages and in a major part of the tablelands of the villages, the Necessity and Tableland Feasts are organized. In county’s Alpağut Village, every year the celebrations for ‘Nawruz Day’ are ognanized. In Nawruz Day which is an old Turkish tradition, in an area called Nawruz hill, they light a big bonfire called Nawruz Fire. Nawruz, the forerunner of the spring, is also the fore runner of the migration from the villages to the tablelands.

Bolu, the heart of nature

Köyü yakınında, Çeltikdere Köyü, Kınıkçı Kanyonu’nun kuzeyinde bulunmaktadır. Ulaşım Yuva Köyü ve Kınıkçı Kanyonu’ndan sağlanmaktadır. Kayaevleri, 3 - 4 katlı küp şeklindeki odalardan oluşmaktadır. Hoçaş Köyü Fosil Ormanı, ilçeye 16 km uzaklıktadır. Muhtelif ebat ve mesafelerdeki taşlaşmış ağaç gövdelerinden meydana gelen fosillerden oluşmaktadır. Fosil Ormanı, dünyanın tarihi ve üzerinde yaşanılan toprakların geçirmiş olduğu değişimleri öğrenmek açısından taşıdığı bilimsel öneme ek olarak, eko turizm ve doğa temelli yaygın eğitim fırsatları açısından da önem arz etmektedir. Seben’in en önemli gelir ve geçim kaynağı meyvecilik ve hayvancılık olduğundan, ilçede her yıl Ekim ayı içerisinde Elma Festivali, Hasat Şenliği ile Hayvan ve Emtia Panayırı düzenlenmektedir. Ayrıca hacet ve yayla bayramları da ilçenin önemli etkinlikleri arasındadır. Bu bayramların başlıcalar; Cuma Bayramı, Gökyar Bayramı, Hamam Bayramı ve Kızık Yayla Bayramı’dır. Ayrıca; bu bayramların dışında, köylerde ve köylere ait yaylaların büyük bir kısmında hacet ve yayla bayramları yapılır. İlçeye bağlı Alpağut Köyü’nde, her yıl ‘Nevruz Günü’ kutlamaları yapılmaktadır. Köklü bir Türk geleneği olan ‘nevruz günü’nde, Nevruz Tepesi olarak adlandırılan alanda büyük bir ‘nevruz ateşi’ yakılmaktadır. Baharın müjdecisi olan nevruz, aynı zamanda yörede, köylerden yaylalara göçünde bir habercisidir.

35


Yeniçağa Bolu, is 38 km to the city center, 150 km to Ankara, 280 km to İstanbul. Yeniçağa migrated to its actual place recently. The previous settlement area is where Eskiçağa is. The name of the old settlement is Çağa. Çağa is in the east of Bolu, in the northeast of Yeniçağa Lake. It is founded by the Turks who came to Anatolia after Malazgirt War. For more than 80 years, it had been one of important towns of the area. Çağa and its vicinity that was conquered by Turks between 1074 - 1078 had immediately been inhabited. For the memory of Çaka Bey, the conqueror of these lands, they gave his name to the settlement; Çaka (Çağa). Çağa, growing by the time, became a district of Sanjak of Bolu in the first years of Ottoman Empire. After 18th century, it got smaller and began to lose its importance. Sanjak of Bolu became a vill of Gerede. At the end of 1800’s and beginning of 1900’s, as a result of two big fires, it got seriously damaged. More than the

1800’lü yılların sonunda ve 1900’lü yılların başında yaşadığı iki büyük yangınlar neticesinde büyük hasara uğramıştır. Çağa’nın yarısından fazlası bu yangınlar sonunda yanıp kül olmuştur. Yangın nedeniyle evsiz kalmış halka yeni evler inşa etmek için daha geniş bir alana yeni bir yerleşim kurma düşüncesi kabul edilmiştir. Çağa Gölü’nün güneyinde boş bir çayırlık alan Mumpınarı Mevkii yeni yerleşim için uygun görülmüştür. Bugün ki Yeniçağa, 1910 tarihinden sonra buraya kurulmuştur. Çağa, Yeniçağa’nın (Reşadiye) kurulmasıyla eski önemini yitirmiş ve Yeniçağa’ya bağlı bir köye dönüşmüştür. Yeniçağa’nın kurulmasına dönemin Padişahı Sultan Reşat öncülük yapmış olup ilk gelenlere 18’er adet Reşat altını verilmiş. Bundan dolayı yeni yerleşim yerine ‘Reşadiye’ adı verilmiştir. 17 Temmuz 1934 yılında Atatürk’ün Bolu’ya ziyareti esnasında Reşadiye’ye uğramış, Çağa Gölü kenarındaki iskelede dinlenmiş, tarihçesi anlatıldığında, “eski adı ‘Eskiçağa’ yeni adı ‘Yeniçağa’ olsun,

half of Çağa was burnt to the ground. To build new houses for the people who became homeless because of the fire, the idea of establishing a new settlement in a larger area had been accepted. Mumpınarı, an empty meadowland, in the south of Çağa Lake, was convenient for the new settlement. Today’s Yeniçağa was built here after 1910. Çağa, after the establishment of Yeniçağa (Reşadiye) lost its previous importance and became one of villages of Yeniçağa. Sultan Reşat promoted the establishment of Yeniçağa and gave 18 golds of Reşat to the first comers. Because of that, the new settlement’s name became Reşadiye. On July 17th, 1934, Atatürk, during his visit to Bolu, passed by Reşadiye, rested in the lakeport next to the Çağa Lake, and when he heard its history, he said “Its old name should be ‘Eskiçağa’, its new name should be ‘Yeniçağa’, it shouldn’t be anymore a village but a demos and an hospital should be built” and continued to his sentences; “You have such a lovely home town. If I have seen

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 36

Yeniçağa Bolu’nun doğusunda yer alan Yeniçağa, il merkezine 38 km, Ankara’ya 150 km, İstanbul’a 280 km mesafede bulunmaktadır. Yeniçağa, şu an ki yerine yakın bir zaman önce göç etmiştir. Daha önceki yerleşim yeri Eskiçağa Köyü’nün olduğu yerdir. Eski yerleşim yerinin adı Çağa’dır. Çağa, Bolu’nun doğusunda Yeniçağa Gölü’nün kuzey doğusundadır. Malazgirt Savaşı’nda sonra Anadolu’ya gelen Türkler tarafından kurulmuştur. 800 yıldan fazla bir süre yörenin önemli kasabalarından biri olmuştur. 1074 - 1078 yıllarında Türkler tarafından fethedilen Çağa ve civarı hemen iskân edilmiştir. Bu toprakların fatihi olan Çaka Bey’in hatırasına kurulan yerleşim yerine Çaka (Çağa) adı verilmiştir. Zamanla gelişen, büyüyen Çağa, Osmanlı Devleti’nin ilk zamanlarında Bolu Sancağı’na bağlı bir kaza olmuştur. 18. yüzyıldan sonra ise küçülmüş önemini yitirmeye başlamış. Bolu Sancağı, Gerede’nin bir nahiyesi durumuna gelmiştir.

37


it before, maybe I would make establish the capital here.” Yeniçağa, after that Atatürk awarded its beauty, became a demos in 1934. Yeniçağa has three districts called Camiatik, Asılbey and Gölyüzü and has 16 villages called Adaköy, Aşağı Kuldan, Çamlık, Akıncılar, Dereköy, Doğancı, Eskiçağa, Gölbaşı, Hamzabey, Kemaller, Kındıra, Örenköy, Sarayköy, Şahnalar, Yamanlar, Yukarı Kul. After Gerede, it is the largest county of Bolu. It is also the only county where the lake and the city are one within each other. Yeniçağa Lake has an area of 2.780 decares. From the famous traveler Evliya Çelebi to the big poet Orhan Veli, a lot of people talked about Yeniçağa Lake in their verses. This lake is a natural lake which is nourished by deep sources. Its deepest point is 12 meters. Since it is a natural lake, it’s a kind of paradise for the birds and fish. There are such big fish that Evliya Çelebi describes them as 5 - 10 okes. The reason that the fish are healthy and delicious is that they are fed by the root of sweet sedge. Mirror carp, stream fish and crayfish are the fish types that live in the lake. Around the lake, you can find approximately 190 kind of bird. Hundreds of birds such as norie, eagle, white stork, pelican, nightingale, kingfisher feed and stay in Yeniçağa Lake and they turn it into a bird paradise. A perfect host for birds, Yeniçağa Lake, due to its natural living environment, has been included in the international Ramsar agreement and chosen as one of the 137 marshy lands in the country.

Bolu, the heart of nature

burası köyden nahiyeye dönüştürülsün ve bir adet hastane yapılsın” demiş ve şu cümlelerle konuşmasına devam etmiş; “Çok güzel bir memleketiniz var. Daha önce görmüş olsaydım belki payitahtı buraya kurdururdum.” Yeniçağa, Atatürk’ün bu güzelliği ödüllendirmesi üzerine 1934 yılında nahiye olmuştur. Yeniçağa, Camiatik, Asılbey ve Gölyüzü mahallesi adıyla üç mahalleden ve Adaköy, Aşağı Kuldan, Çamlık, Akıncılar, Dereköy, Doğancı, Eskiçağa, Gölbaşı, Hamzabey, Kemaller, Kındıra, Örenköy, Sarayköy, Şahnalar, Yamanlar, Yukarı Kuldan olmak üzere 16 köyden oluşmaktadır. Bolu ilçeleri içerisinde göl ile şehrin iç içe olduğu tek ilçedir. Yeniçağa Gölü, 2.780 dekarlık bir alanı kaplamaktadır. Ünlü Seyyah Evliya Çelebi’den büyük şair Orhan Veli’ye kadar birçok insanın dizelerine konu olan Yeniçağa Gölü, dip kaynaklardan beslenen doğal bir göldür. En derin yeri 12 metredir. Doğal göl olmasından dolayı kuşların ve balıkların cennet mekânıdır. Öyle balıklar çıkmaktadır ki, Evliya Çelebi’nin tabiri ile ‘her biri beşer, onar okka gelmektedir.’ Balıkların sıhhatli ve lezzetli olmalarının sebebi; gölde yetişen eğir otu kökü ile beslenmelerine bağlanmaktadır. Aynalı sazan, çay balığı, kerevit gölde rastlanan balık türleridir. Gölde, yüz doksana yakın kuş türü görülmektedir. Karabataktan kartala, leylekten pelikana, bülbülden yalıçapkınına kadar yüzlerce kuş Yeniçağa Gölü’nde beslenmekte, konaklamakta ve adeta burayı kuş cennetine dönüştürmektedir. Kuşlara mükemmel bir ev sahipliği yapan Yeniçağa Gölü, doğal yaşam ortamı olduğundan dolayı uluslararası Ramsar sözleşmesi kapsamına alınarak ülkemizdeki 137 sulakalandan biri seçilmiştir.

39


Bolu Doğası

of The Nature Bolu Yazı / Text Mehmet Tokcan


Bolu, Karadeniz kıyısına paralel olarak uzanan Kuzey Anadolu dağ sıraları arasındaki vadi olukları arasına oturmuş durumdadır. Karlı dağlar, karışık ormanlar, kalkerli heyelan gölleri, akarsular, şifalı su kaynakları, turbalık alanlar, dağlık meralar, yaylalar ve sucul bitki toplulukları. İki büyük kentin, Ankara ve İstanbul’un ortasındaki doğal güzelliklerin başkenti… Dört mevsimden her birinin, birbirinden belirgin farklarla ayrılabilen ve hemen hemen eşit zaman aralıklarıyla yaşanabildiği Bolu; bu bakımdan şanslıdır. İlkbaharda doğanın yeniden uyanışı ile birlikte ovalar, dağlar, yaylalar ve ormanlar renk renk çiçeğe dönüşür. Yaz mevsimi fazla sıcakların bunaltmadığı bir sayfiyeyi andırır. Ama asıl sonbaharı meşhur olmuştur. Sararan, kızaran ve yeşil kalan ağaçlara eşlik eden pembe, mor güz çiğdemleri ile senfonik bir orkestranın tınısı daima kulaklarınızdadır. Kışın güzelliğini ise seyrine doyum olmaz karlı çam ve göknar ormanları ile kayak sporlarını yaparak yaşayabilirsiniz. İklim ve coğrafyanın bu derece çeşitlilik içermesi, bitki ve hayvan türlerinin de çeşitlenmesine sebep olmuştur. Akarsu kıyıları ve göller, yaban hayatı ve özellikle kuşlar için önemli ekosistemlerdir. Yaban hayatı için en önemli barınma ve beslenme alanları, esasen yüksek dağlık alanlardaki sık ve karışık ormanlardır. Ovadaki tarım alanları, yüksek dağlık alanlar, ormanlar ve sulak alanlar gibi farklı ekosistemler, biyolojik çeşitliliğin artmasına katkı yapmıştır. Burada yükselti farklılığını da (725 2.499 metre arası) unutmamak gerekir.

The Nature of Bolu Bolu is situated in the valley runnels between the mountains of North Anatolia Mountain range parallel and the shore of Black Sea. Snowy mountains, mixed forests, calcareous landslide lakes, rivers, healing water sources, peatlands, mountainous meadows, tablelands and aquatic plant groups. Between two big cities, Ankara and İstanbul, it is the capital of natural beauties... Bolu is a lucky province because each season is different than the others with clear features special to itself and you can live all of the seasons within equal periods in. With the rebirth of the nature in spring, the plains, mountains, tablelands and forests turn into colorful flowers. The summer in Bolu is just like a summer house where extreme hot doesn’t stupefy. But actually, Bolu is known for its autumn. The melody of a symphonic orchestra with pink, purple meadow saffron that accompanies the yellow, red and green trees is always in your ears. You can enjoy the beauty of winter with snowy pine and fir forests and by making winter sports. Because the climate and the geography vary that much, the animal and plant species vary too. The river shores and lakes are important ecosystems for the wild life, especially for birds. The most important sheltering and nutrition areas for the wild life are actually the forests on the high, mountainous zone. Different ecosystems such as agricultural areas on the plains, high mountainous zones, forests and marshy lands contributed to the increase of the biological diversity. We mustn’t forget the difference of altitude there (between 725 - 2.499 meters).

Bolu, the heart of nature

Bolu Doğası

43


Jeolojik Ă–zellikler Geological Features


Aktif deprem kuşağı içinde bulunan Bolu, tektonik bakımdan çok hareketlidir. Henüz oturmuş ve yerleşmiş bir arazisi yoktur. Bunda etkili olan konveksiyon ve çökme hareketleridir. Ayrıca kabuk tabakası altındaki mağmanın su ve katı maddeleri ısıtıp eritmesinden depremler ve il geneline yayılmış durumdaki kaplıcaları meydana gelmiştir. Alp orojenezi sırasında meydan gelen Bolu Ovası’nın temel yapısını üst kretase kalkerleri oluşturur. İkinci ve üçüncü jeolojik döneme ait oluşumlar yer alan bu kalker alanların önceki zamanlarda denizler altında olduğu görüşü ağırlık kazanmaktadır. Bu dönemde ovanın sığ bölümlerinde kalker tortullar oluşurken, sığ bölümlerde de çakıl ve konglomeralar meydana geldiği söylenebilir. Bolu ili arazisi Gerede’nin güneyi ve Köroğlu Dağları bölümü andezit ve dasit volkanik taşlardan, kuzeyi eosen filişleri ve nümilitik kalkerlerden, kuzeydoğusu gabro granit, siyenit, gibi pütonik taşlardan, güneybatı kesimleri alt kretase ile üst ve orta kretase filişlerinden, kuzeybatı bölümleri yer yer eosen ve paleosen filişleri nümilitik kalkerler, paleosen filişi, genellikle kretase ve palezoik arazilerden meydana gelir. Bolu Ovası civarında kalkerlerin kalın oluşu neojen göllerinin en derin bölümünün burası olduğunu göstermektedir. Jeotermal alanlar Ülkemiz sıcak su kaynakları, kaplıca ve şifalı sular bakımından zengindir ve bu doğal kaynaklardan farklı şekillerde yararlanılmaktadır. Bolu, kaplıca ve şifalı su kaynakları bakımından zengindir. Bolu’daki ovaları çevreleyen dağlar ormanca zengin olup yağışları kolayca toprağa sızdırarak yer altı su

Geological Features Being an earthquake-prone city, Bolu is tectonically active. It doesn’t have a permanent and settled land. The reason to this is the convection and subsidence. Besides, because the magma under the layer melts the solids earthquakes and thermal springs take place in all around the city. The basic structure of Bolu Plain, which appeared during the Alpine orogenesis, is a cretaceous structure. These calcareous areas where there are formations belonging to the 2nd and 3dh geologic period are thought to be under the sea a lot of time ago. In this period, while in the shallow places of the plain there were occurring calcareous sediments, in the shallow parts shingles and conglomerates were taking place. The south of Gerede and Köroğlu Mountains’ area has a significant geological structure. The area is composed of calcareous rocks and lands The thing that the calcareous layer is thick in Bolu plain shows that the deepest point of the neogene lakes is here. Geothermal areas Our country is rich in terms of geysers, thermal springs and healing waters and benefits from them in different ways. Bolu is rich in terms of thermal springs and healing water sources. The mountains that surround the plains in Bolu are rich in terms of forests and by absorbing the rain easily under the land, it makes the subterranean water layer rich. A part of this water without leaking at a big depth, emerges over the sides of the mountains and forms sources of fresh water and springs. However, if the water is gathered in a faulted area, with the effect of the hot gases that come from magma, it gets heated and after melting

Bolu, the heart of nature

Jeolojik Özellikler

47


48

Karacasu Kaplıcası Bolu kaplıcalarının en güzel ve en gelişmişi şehir merkezine 5 km uzaklıkta Aladağlar’ın kuzey eteklerinde bulunan güzel manzaralı ünlü Kökez İçme Suyu ile bir piknik ve sayfiye yer özelliği de taşıyan Büyük ve Küçük kaplıcalardır. Şehir merkezine düzgün bir asfalt yol ile bağlı olan kaplıcalar yanında bir Fizik Tedavi Hastanesi de bulunmaktadır.

some minerals and adding them in itself, the water outcrops. At this stage, thermal and natural water springs occur. In Bolu, since the land is fragmentized with tectonic subsidence and faults, it is also possible to see some mineral waters different then thermal springs and healing hot waters. Karacasu Thermal Spring The most beautiful and developed thermal springs of Bolu, Kökez İçme Suyu and Büyük and Küçük Kaplıca(thermal spring), which are also summer places, are on the north sides of Aladağlar(mountain), 5 km to the city center. Next to the thermal springs which are connected to the city center with a proper asphalted road, there is also a Physiotherapy Hospital. The temperature of the thermal springs of Bolu about which Evliya Çelebi talks varies. Büyük Kaplıca’s water is 40 - 44 °C, Küçük Kaplıca is 40 - 46 °C. In their composition there is iron and sulphur. Their radioactivity is

Evliya Çelebi’nin de ünlü Seyahatnamesi’nde beğenerek bahsettiği Bolu Kaplıcaları’nın ısı dereceleri değişiktir. Büyük Kaplıca 40 - 44 °C, Küçük Kaplıca ise 40 - 46 °C’dir. Bileşimlerinde demir ve kükürt yer alan bu suların radyoaktivitesinin 10 olduğu, romatizma, siyatik, böbrek, kadın ve cilt hastalıklarına iyi geldiği belirtilmektedir. Bu kaplıcaların eski çağlardan bu yana kullanıldığı ve sayılarının daha fazla olduğunu belirten yıkıntı ve izler vardır. İleride daha fazla değer kazanacak olan kaplıcalara yenilerinin eklenmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. Bolu’nun Çaygökpınar - Demirciler köyleri arasında Başdeğirmen Mevki’inde yerden çıkan sıcak su, soğuk suya karışarak akmaktadır. Burada eski çağlara ait kaplıca havuz ve kurna yıkıntıları görülmekte olup etüt edilmeye değer niteliktedir. Bağlum (Pavlu) Kaplıcası Seben’in 14 km güneyinde bir vadi içindedir. Küçük bir oteli ve lokantası

10, and it is told that these waters have a healing effect on rheumatism, sciatic, kidney, skin and woman’s diseases. There are some remains that show us that these thermal springs are used since ancient ages and that they were much numerous in the past. Today, they think that it is convenient to build new ones, considering that they will be appreciated much more in the future. The hot water that outcrops in Başdeğirmen between Çaygökpınar-Demirciler Villages of Bolu flows are mixed up with cold water. In here, there are remains of thermal swimming pool and bath basin which are worth to be studied. Bağlum (Pavlu) Thermal Spring It is in a valley which is 14 km to Seben. It has a small hotel and a restaurant. The water reaches the building just from 5 meters distance. In summer, there are beautiful camping areas on the waterfront. Every day, it develops and becomes better. The hot water is slightly gaseous and its

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu

tabakasının zenginleşmesini sağlar. Bu sulardan bir kısmı diplere kaymadan yamaçlar boyunca yüzeye çıkarak çeşitli tatlı su kaynakları ve pınarları oluşturur. Buna karşın sular faylı bölümlerde toplanmışsa altta magmadan gelen kızgın gazların etkisi ile ısınır ve bazı mineralleri eriterek bünyelerine alıp yeryüzüne çıkarlar. Bu durumda sıcak su kaynakları ile maden suları oluşur. Bolu’da arazi tektonik çöküntü ve faylarla parçalandığından şifalı sıcak su ve kaplıcalardan başka maden sularına da rastlanır.

49


Çatak Hamamı Göynük’e 30 km uzaklıktaki Çatak Köyü yakınındadır. Hamam kubbelidir. Radyoaktif özellik taşıyan suyu, kalsiyum bikarbonatlıdır. Hem içilir, hem de yıkanılabilir özellik taşır. Sıcaklık derecesi 32 °C’dir.

tabiatın kalbi Bolu

vardır. Su binaya 5 metre yakınından gelir. Yaz mevsiminde kamp yerleri güzel ve dere kenarındadır. Hergün biraz daha gelişerek güzelleşmektedir. Sıcak su hafif gazlı ve sıcaklığı 75 °C’dir.

50

Akkaya Maden Suyu Bolu’ya 6 km uzaklıktaki bir tepeden çıkar. Sıcaklığı 20 °C olup karbonik asit bakımından zengindir. Su, taraçalı bir yüzeyden akarken içindeki karbon gazının uçması ile eriyik halindeki kireç açığa çıkarak dalga dalga traverten örtüler oluşturmakta ve ünlü Pamukkale’ye benzeyen görüntüler ortaya çıkmaktadır. Buradan çıkan maden suyu bir fabrika tarafından şişelenerek yurt içine satışı yapılmaktadır. Alanı ziyaret edenler doğal maden suyu akan çeşmeden su içebilirler. Ömerler Maden Suyu Bolu’ya 16 km uzaklıkta Abant yolu üzerindedir. Sıcaklığı 14 °C’dir. Bileşiminde kalsiyum bikarbonat ve

temperature is 75 °C. Akkaya Mineral Water It outcrops from a hill far 6 km to Bolu. Its temperature is 20 °C and it’s rich in terms of carbonic acid. While the water flows over a terraced land, the carbon evaporates and the molten lime liberates. Because of this activity, it looks like Pamukkale. The mineral water that outcrops from there is bottled by a factory and sells them in the country. The visitors can drink from the fountain which has mineral water. Ömerler Mineral Water It is over the road to Abant, 16 km to Bolu. Its temperature is 14 °C. In its composition there are calcium bicarbonate and magnesium. Its radioactivity is 6,4 and it is benignant for stomach and kidney diseases. The mineral water that outcrops on the road to Karacasu Thermal Spring contains a lot of sulphur and hydrogen. It is not good to drink. In

Babas Kaplıcası Babas kaplıcası Mudurnu ilçe merkezine 3 km uzaklıkta bir şifa merkezidir. Kaplıca suyunun ilçe genelinde şifalı olduğu ve romatizmal hastalıklara iyi geldiği bilinmektedir. Yıllardan beri devam etmekte olan yeni kaplıca binası şu an için hizmet verememektedir. Sarot Kaplıcası Kaplıca, Mudurnu Taşkesti Beldesi sınırlarında, Taşkesti - Adapazarı yol güzergâhındadır. Sularının içme kürü şeklinde kullanıldığında idrar yolu ve böbrek rahatsızlıklarına, banyo olarak kullanıldığında ise romatizma hastalıklarına olumlu etkileri görülmektedir.

Berk Village, which is just next to it, they cook bitter flat baked bread with the mineral water. It is used for puffing up the dough of bread. It is rich in terms of hydrocarbonate and alkaline. Its radioactivity is 6,8. Çatak Turkish bath It is near Çatak Village which is 30 km to Göynük. The Turkish bath has a dome. Its water that has radioactive feature contains calcium bicarbonate. It is possible to drink it and to wash. The temperature is 32 °C. Babas Thermal Spring Babas Thermal Spring is a healing center, 3km to the center of Mudurnu. In the county, it is known that the water of thermal spring is therapeutic and is good for rheumatic diseases. The new thermal spring building cannot serve the people nowadays. Sarot Thermal Spring The thermal spring is the border of Mudurnu Taşkesti town, over the Taşkesti - Adapazarı road. The water of the spring is benignant for urinary and kidney diseases when the patients drink it as a cure, and it has positive effects when patients wash themselves in it.

Bolu, the heart of nature

magnezyum yer alır. Radyoaktivitesi 6,4 olup mide ve böbrek rahatsızlıklarına iyi gelir. Karacasu kaplıca yolu üzerinde, Bolu tarafında birkaç yerde çıkan maden suyu, bol kükürt ve hidrojen ihtiva eder. İçilmesi tavsiye edilmez. Hemen yakınındaki Berk Köyü’nde çıkan maden suyundan acı su bazlaması yapılır. Ekmek hamurunu kabartmada kullanılır. Hidrokarbonatça zengin ve kalevidir. Radyoaktivitesi 6,8’dir

51


İklim Climate


Bolu’da, Batı Karadeniz Bölgesi’nin nemli iklim tipi ilin geneline hâkimdir. Bununla birlikte ilin güney ve güneybatı kesimlerinde Marmara ve İç Anadolu iklim tiplerinin de etkisi hissedilmektedir. Batı Karadeniz dağ sıralarının deniz etkilerini engellemesi nedeniyle ve doğu - batı doğrultusunda uzanan düzlüklerin, batıdan gelecek etkilere karşı engel teşkil etmesi dolayısıyla, Batı Karadeniz, Karadeniz ardı, Marmara ve İç Anadolu iklim tipleri arasında bir geçiş iklimi özelliği taşımaktadır. İl genelinde batıdan doğuya ve kuzeyden güneye doğru gidildikçe Karadeniz etkisi azalıp, İç Anadolu karasal iklimi belirginleşmeye başlar. Yağış, ilkbahar sonlarında en yüksek seviyeye ulaşır ve yaz ortalarında kurakça bir süre belirginleşir. Burada iklim bakımından dikkati çeken nokta, yerel olarak Bolu Dağı’dır. Düzce Ovası ve Kaynaşlı’dan ani olarak yükselmeye başlayan hava akımları, kısa mesafede bu yüksekliği aşamayınca, dağ üzerinde yağış bırakır veya yoğun bir sis kuşağı oluşturur. Bolu Ovası (725 metre, il merkezi), Bolu Dağı’na (900 metre) 15 km mesafededir. Yatay ve dikey olarak kent merkezine çok uzak olmayan Bolu Dağı, batı yamaçtaki ani yükseliş nedeniyle mikro klima olarak belirgin bir fark gösterir. İl genelinde farklı iklim tiplerinin bir arada görülmesi, ormancılıkta ağaç türü karışımı ve çeşitliliğini artırmıştır. Aynı sebeple yetiştirilen tarımsal ürünlerde de çeşitlilik elde edilmiştir. Bu farklı yapıların bir arada bulunması biyolojik çeşitlilik açısından da önemlidir.

Climate In Bolu, the humid climate of West Black Sea Region is the prevailing climate type. However, in the south and southwest parts of the city, one can feel also the effects of Marmara and Central Anatolia climate types. As the Western Black sea mountain chains stop the effects of the sea and because the plains on east-west direction are constituting an obstacle to the effects that would come from the west, it is a transition climate between West Blacksea, beyond Blacksea, Marmara and Central Anatolian climate types. In the city, as you move from the west to the east and from the north to the south, the effect of Blacksea decreases and Central Anatolia continental climate becomes distinct. The rain reaches its peak at the end of spring and in the midsummer an arid period begins. In here, what takes our attention in terms of climate is Bolu Mountain. Currents of air that rise suddenly from the plain of Düzce and Kaynaşlı, as they cannot surpass this altitude in short distance, leave rain over the mountain or an intense fog. Plain of Bolu (725 meters, city center is 15 km far from Bolu Mountain (900 meters). Bolu Mountain which is neither far horizontally nor vertically to the city center, because of the sudden rise on the west side, shows a distinctive difference as a micro climate. Different types of climate’s coexistence around the city increased the mixture and diversity of tree in sylviculture. Because of this very same reason, the diversity in agricultural products increased too. The coexistence of different structure is important also for the biological diversity.

Bolu, the heart of nature

İklim

55


DaÄ&#x;lar Mountains


tabiatın kalbi Bolu

Dağlar

58

Genel anlamda dağlık arazilerin yoğunlukta olduğu Bolu’nun, özellikle ormanlık alanlarının çoğu bin metrenin üzerindedir. İlin yarısından fazlası (% 56) dağlık alanlarla kaplıdır. Dağ yükseltileri kuzeyden güneye ve batıdan doğuya doğru gidildikçe artmaktadır. Karadeniz kıyı şeridinden itibaren ikinci dağ sırasını ilin kuzeyindeki Bolu Dağları oluşturur. Kıyıdaki dağlara nazaran daha yüksek olan bu dağların en yüksek noktası 1980 metre ile Çele Doruğu ve 1.911 metre ile Naldöken Tepeleri’dir. İlin güneyindeki yüksek diğer dağlar, Elmacık Dağları ile Abant Dağları ve Sünnice Dağı ile Gerede kuzeyindeki Arkut Dağı’dır. Abant Dağları 1.785 metre yükseklikte zirve yapan, kireçtaşı anakayasından oluşan bir dağ silsilesidir. Kuzey yamaçları genellikle Uludağ göknarı ormanları (Abies nordmanniana ssp. bornmulleriana), güney yamaçlar ise daha çok karaçam

Mountains Bolu’s lands are mostly mountainous; especially most of its forests are situated over 1000 meters. More than half of the city (% 56) is mountainous. Mountain ridges get higher on north-south and west-east direction. Alongside Blacksea shoreline, the second mountain range of the city is Bolu Mountains. Compared to the mountains on the shore they are higher. The highest point of these mountains is Çele Doruğu (Peak of Çele) which is 1980 meters, and Naldöken Tepeleri (Hills of Naldöken) which is 1.911 meters high. Other high mountains on the south of the city are Elmacık Mountain, Abant Mountains, Sünnice Mountain and Arkut mountain on the north of Gerede. Abant Mountains which reaches its peak at 1.785 meters, is a range of mountain made up of limestone bedrock. Its north sides are generally

Köroğlu Dağları Köroğlu Dağları, İç Batı Karadeniz’deki bir sıradağdır. Bolu ilinin 35 km güneydoğusundadır. İç Anadolu Bölgesi’ni Karadeniz Bölgesi’ne bağlar. Doğuda, Osmancık dolaylarında Kızılırmak dirseğinden, batıda Bilecik dolaylarında Sakarya Vadisi’ne kadar uzanır. Kuzeyindeki Bolu - Ilgaz Dağları’ndan Devrez ve Ulusu - Gerede Çayı yatakları ile ayrılır. Güney sınırını ise Sakarya Nehri, Kimir Çayı ve Kızılırmak tayin eder. Dağların doğu batı istikametinde uzunluğu yaklaşık 400 km civarındadır. En yüksek noktası Aladağ kütlesi üzerindeki 2.499 metre yüksekliğindeki Köroğlu Tepesi’dir. Diğer yüksek noktalar: Özbek Dağı 2.313 metre, Yıldırım Dağı 2034 metre, Işık Dağı 1.998 metre ve Semen Dağı 1.882 metredir. Köroğlu Dağları, çok sık çam ve gürgen ağaçları ile kaplıdır. Bölgede yaşayan halkın büyük bir kesimi geçimini orman ürünlerinden sağlar.

covered with Abies nordmanniana (Abies bornmulleriana) forests and the south sides are mostly covered with black pine and oaken. Abant Mountains constitute a border or a passage between auxin flora related to the shore of Blacksea and steppe flora related to Central Anatolia. One of the highest mountains, Köroğlu Mountains’ peak is 2.499 meters. Kıbrısçık Platosu, where occurred deep valleys as result of volcanic formations and rains, is also on the south of Köroğlu Mountains. Especially Seben Dağları that has an altitude of 1.854 meters is covered with intense forests which have a wide-range of tree kinds. In the mountains there are meadows which grow in humid cold conditions over the forest border. In here, the average temperature is fewer than 4°C. In summer, the temperature is over 15 °C in average and in winter is permanently under 0 °C. Köroğlu Mountains Köroğlu Mountains are the mountain chain in Central Western Black sea. It is 35 km on the southeast of Bolu. These mountains connect Central Anatolia to the Blacksea Region.It begins on the east, around Osmancık, from Kızılırmak, and continues to Valley of Sakarya around Bilecik. It is separated from Bolu-Ilgaz Mountains with Devrez and UlusuGerede Stream beds. Its south border is defined by Sakarya River, Kimir Stream and Kızılırmak. The length of the mountains on east-west direction is approximately 400 km. Its highest point is Köroğlu Hill over Aladağ mass with 2.499 meters of altitude. Other high points: Özbek Mountain 2.313 meters, Yıldırım Mountain 2.034 meters, Işık Mountain

Bolu, the heart of nature

ve meşe çalılıklarıyla kaplıdır. Abant Dağları, Karadeniz kıyısıyla bağlantılı öksin flora ile İç Anadolu bağlantılı step (İran - Turan) flora bölgesi arasında geçiş veya sınır oluşturur. En yüksek dağlardan biri olan Köroğlu Dağları’nın zirvesi 2.499 metredir. Volkanik oluşumlar ve yağışlar sonucu derin vadilerin oluştuğu Kıbrıscık Platosu da Köroğlu Dağları’nın güneyinde yer alır. Özellikle 1.854 metre rakımlı Seben Dağları zengin ağaç türleri ile oldukça yoğun bir orman örtüsü ile kaplıdır. Dağlarda orman sınırının üzerinde nemli soğuk koşullar altında yetişen dağ çayırlıkları bulunur. Burada yıllık ortalama sıcaklık 4 °C’nin altındadır. Yazın ortalama 15 °C’nin üzerine kadar çıkan sıcaklık, kışın sürekli olarak 0 °C’nin altındadır.

59


1.998 meters and Semen Mountain 1.882 meters. Köroğlu Mountains are covered densely with pine and carnipus. The major part of the population that lives in the area gains their livelihood from forest products. The climate of Köroğlu Mountains’, is known as Blacksea climate. It rains a lot in summer and winter. However, the south of the region is closer to the continental climate and its flora is poorer compared to other areas. The height of Köroğlu Mountain is 2.400 meters and Uludere (river) that passes from its south, unites with Aladağ Stream 900 meters more southwest and flows into Sarıyer Dam. If we take a profile from Uludere Valley towards Köroğlu Mountain, we can see that the height increases in short distances. The relief amplitude between these two places is approximately 1.500 meters. The structure of Köroğlu Mountain

Uludere Vadisi’nde ise alüvyonlar görülür. Köroğlu Dağı’nın yamaçları yüksek platolarla çevrilmiştir. Yüksek volkanik platoları kesintiye uğratan en önemli unsur ise; Uludere olup ona da pek çok periyodik akarsu bağlanmaktadır. Kıbrıscık’ın üzerinde kurulduğu yüksek platolardan kuzeye doğru gidildikçe Köroğlu Dağı ünitesinden oluşan dağlık - tepelik bir alana geçilir. Köroğlu Dağı’nın güneyinden kuzeye doğru gidildikçe yükseklik basamaklarına bağlı olarak bitki örtüsünde de bir ardalanma görülür. Alçak kesimlerde, orman tahrip alanlarında ahlat ve kayın vardır. Daha yükseklerde, kızılçam ve daha sonra da karaçam yeralır. Karaçamdan daha yükseklerde sarıçam görülür. Karaçamdan, sarıçama geçiş zonunda ise göknar ve ardıç vardır. Yerleşmelerin büyük kısmının Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nde ve daha önce kurulması, bu özelliklerini günümüzde de yansıtması, Köroğlu Dağı’nı yerleşme coğrafyası

is constitued of neogene volcanic serial. Erol who makes research about volcanism, states that in the lava of Köroğlu - Işık Mountains’ volcanism, andesites are prevailing, however besides, there are also kinds of basalt, labradorite andesite and andesite-dacite. In the Uludere Valley that creates this volcanic unit, there is alluvium. The sides of Köroğlu Mountain are surrounded by high plateaus. The most important element that separates the high volcanic plateaus is Uludere into which flow a lot of other rivers. As you move to the north from the high plateaus where there is Kıbrısçık, you come into a mountainous area where there is Köroğlu Mountain. As you move from the south of Köroğlu Mountain to its north, in parallel with the height, you can observe an intercalation in the flora. On the low parts in forest detruction sites there are wild pear and fagus. On higher parts, there is calabrian and black

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 60

Köroğlu Dağları, bölgesinin genel iklimi, Karadeniz iklimi diye adlandırdığımız yaz ve kış bol yağış alan iklimdir. Ancak bölgenin güney kesimlerinin iklimi kara iklimine daha yakın olduğu gibi bitki örtüsü bakımından da diğer bölgelerine nazaran fakirdir. Köroğlu Dağı’nın güneyinden geçen Uludere 900 metre daha güneybatıda Aladağ Çayı ile birleşerek Sarıyar Barajı’na dökülür. Uludere Vadisi’nden Köroğlu Dağı’na doğru bir profil alınacak olursa, yüksekliğin kısa mesafelerde hızla arttığı görülür. Bu iki yer arasındaki relief amplitidü yaklaşık 1.500 metredir. Köroğlu Dağı’nın yapısını, neojen volkanik seri oluşturmaktadır. Yörede, volkanizma üzerinde araştırmalar yapan Erol, Köroğlu - Işık Dağları volkanizmasındaki lavların içinde andezitlerin hakim olmakla beraber bazalt, labrodorit andezit ile andezit dazit arasındaki tiplerin bulunduğunu ifade eder. Bu volkanik üniteyi yaran

61


Nüfus ve Yerleşme Özellikleri Köroğlu Dağı’nın güneyinde nüfusun yoğunluk kazandığı kesimler, doğal koşulların ekonomik faaliyetlerde çeşitliliğe olanak verdiği yerlerdir. Bu nedenle, köylerin çoğunun Uludere Vadisi’nin etrafında sıralandıkları görülür. Daimi yerleşmeler 1.000 - 1.300 metreler arasında yer almaktadır. Bundan sonra ise, 1.250 - 2.350 metreler arasında, yaylalar kuşağı vardır. Yüksek platolarda, anakayanın yüzeyde olduğu yerlerde tarım imkânları gelişememiştir. Eğim koşullarının ve edafik faktörlerin yerleşmeye uygun olduğu kesimlerde ise, yerleşmeler kurulmuş ve dolayısıyla buralarda bir nüfus toplanması söz konusu olmuştur.

pine. Higher than black pine, you can find scotch fir. In the passage zone from black pine to scotch fir, you can see abies and juniper. As most of the settlements were established during Ottoman Empire and before, and because it reflected this feature also to our time, Köroğlu Mountain became attractive with its settlement geography for the workers. Besides the physical conditions, also historical events such as Mongol Invasion and Jelali Revolts, had an impact over the population and settlement. Thus, Jelali Revolts that began in the mid-16th century and continued till the begining of 19th century, gained speed and became more violent during the decline period of Ottoman Empire. The reason that the villages of today are established in places difficult to discover, inside the forests far from roads, is the lack of order and the need for defense. Sümer states that because of Jelali Revolts, a lot of people died and that as a result of it, the villages remained destroyed and the fields remained empty for a long time. Emiroğlu says that most of the villages that are registered in census books (Tahrir Defterleri) in 16th century disappeared until 19th century and he connects this to the pillages of the rebels or to the mass migration. Population and settlement features The south of Köroğlu Mountain where the population gets dense is an area that the natural conditions provide variety in the economical activities. That’s why, most of the villages are around Uludere Valley. Permanent settlements are between 1.000 - 1.300 meters. After that, between 1.250 - 2.350 meters, it begins the zone of tablelands. On high plateaus where the bedrock is on the surface, agricultural possibilities couldn’t

Bolu, the heart of nature

ile çalışanlar açısından cazip hale getirmiştir. Fiziki faktörlerin yanında Moğol İstilası ve Celâli Ayaklanmaları gibi tarihi olaylarında nüfus ve yerleşme üzerine etkisi görülmektedir. Nitekim, 16. yüzyıl ortalarından 19. yüzyıl başlarına kadar devam eden Celali Ayaklanmaları, Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıflama dönemlerinde daha da şiddet kazanmıştır. Günümüzde de eski kuruluş yerlerini koruyan köylerin yerşekillerine göre kolayca görülemeyen, yollardan uzak yerlerdeki orman içlerinde kurulmasının nedenini bu asayiş bozuklukları ve savunma gereksinimi teşkil etmektedir. Sümer, Celâli Ayaklanmaları nedeni ile pek çok insanın öldüğünü, bu yüzden köylerin bir kısmının uzun bir zaman yıkıntı halinde olduğunu ve tarlaların ekilemeyerek kaldığını ifade eder. Emiroğlu, 16. yüzyıl Tahrir Defterleri’nde görülen pek çok köyün, 19. yüzyıla gelinceye kadar ortadan kalktığını ifade ederek, bunu ya isyancıların köyleri yağmalamalarına ya da köy halkının toplu göçlerine bağlamaktadır.

63


develop. In the places where the slope conditions and edaphic factors are convenient to settle, people established settlements, hence the population got dense in these places. The main economic activity of the population around Köroğlu Mountain is forestry and stock breeding (as much as the nature allows). Stockbreeding is the basic means of existence. They especially do ovine breeding such as sheep and goat. However, forestry began to lose its importance as an economic activity. Köroğlu Mountain and its vicinity are used unconsciously as a settling area since long time. The flora of the area that used to have a rich forests, during different periods had been damaged seriously. The forests became smaller because people provided cordwood, lumber to sell and trees to use in the construction from them. When we consider also that people put out their animals to grass (especially goats) and the efforts to have open areas for economical activity, the rich flora had been damaged dramatically and the forest threshold began to increase day by day. Today, Köroğlu Mountain and its vicinity (Kıbrısçık and its villages) are one of the areas of which forests had been damaged the most. The extreme destruction of the nature caused the loss of natural balance. With the destruction of the flora, erosion increased, volcanic bedrock rose to the surface and this limited the agricultural possibilities. With the laws that aim to rebuild the destroyed natural balance and protect the forests, having income from the forests for the population of Kıbrısçık and its vicinity became more difficult. Hence, the population had the notion of migration and the population of the area decreased.

Bolu, the heart of nature

Köroğlu Dağı çevresindeki nüfusun başlıca ekonomik faaliyetleri yüksek platolarda yapılan, doğal koşulların elverdiği oranda hayvancılık ve ormancılıktır. Bunlardan, hayvancılık yörenin başlıca geçim kaynağıdır. Özellikle de koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvancılık yapılır. Ormancılık ise ekonomik faaliyet olarak önemini giderek yitirmeye başlamıştır. Şöyle ki; Köroğlu Dağı ve çevresi uzun yıllardır iskân alanı olarak bilinçsizce kullanılmaktadır. Zengin ormanlara sahip olan yörenin bitki örtüsü çeşitli dönemlerde aşırı ölçüde tahrip edilmiştir. Ormandan, kereste satışı, yakacak temin etmek, yapı malzemesi olarak ağaç kullanmak gibi faaliyetler ormanın geri çekilmesine yol açmıştır. Buna insanların orman içinde hayvan otlatmaları (özellikle keçi otlatmaları) ve orman açma alanlarından ekonomik faaliyet alanı elde etmeye yönelik çabaları da eklenince gür bitki örtüsü aşırı ölçüde tahrip olmuş ve ormanın alt sınırı giderek yükselmeye başlamıştır. Günümüzde Köroğlu Dağı ve çevresi, (Kıbrıscık ve köylerinde görüldüğü gibi) yurdumuzun, ormanı en çok tahrip gören kesimlerindendir. Doğanın aşırı tahribatı, doğal dengenin bozulması ile sonuçlanmıştır. Bitki örtüsünün kaldırılması ile erozyon artmış ve volkanik anakaya yüzeye çıkmış, bu da tarım olanaklarını kısıtlamıştır. Bozulan doğal dengeyi yeniden kurmak, ormanları korumak amacıyla çıkartılan kanunlarla Kıbrıscık ve çevresindeki nüfus ormandan eskisi kadar kolay gelir elde edememeye başlamıştır. Böylelikle nüfusta bir göç olgusu söz konusu olmuş ve yörenin nüfusu azalmıştır.

65


Köroğlu Epic Köroğlu Epic survives as an epic that is told with different religious and national features in a large geography which is dominated by Turkish world. Köroğlu is a poet who lived in 16th century and went to the mountains to take revenge of his father that had been made blind and, chose for himself the pseudonym ‘Köroğlu’(son of the blind). When Köroğlu was a child, his veterinary father ‘s choice of two foals was not appreciated by his master. That’s why he had been punished by having his eyes out. Köroğlu grows by being the son of a father that had been tortured like that. The foals that caused the terrible end of his father had been taken care of (according to the advises of Köroğlu). One of them would be the Kırat of Köroğlu. When Kırat became a unique steed, the blind father puts his son over him and sends him to the mountains to take his revenge. Since that rebellion, the name of blind’s son became Köroğlu.

Köroğlu settles in Çamlıbel. He becomes world famous with his courage. With this fame, he gathers other famous brave men around himself. Some of them that Köroğlu defeated had began to admire him. Others that he kidnapped had become his companions. With these brave men as much as he is, he challenged beys, pashas, emperors; he became a power that scares them. The other people who escaped from the cruelty of the pashas took shelter in him. The name of Köroğlu hadn’t remained as an outlaw. He has become the protector of the weak. He took the fortune of the rich and distributed it to the poor. Meanwhile, Köroğlu had some love stories, such as kidnapping the daughter of the Sultan. Meanwhile Çamlıbel Sultanate was continuing, rifle had been invented. Köroğlu sees that piece of iron with holes and got sad. When he learned that a man can be killed by far with a trick, he understood that the honor had been history: ‘It appeared the iron with holes, the honor had been corrupted’ Or: ‘The rifle had been invented, the honor had been corrupted, The slanted sword should corrode in its sheath’ after telling this honorable verses, he disappears. Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 66

Köroğlu Destanı Köroğlu Destanı, Türk dünyasının hâkim olduğu geniş bir coğrafyada farklı din ve milli özelliklerle anlatılan bir destan olarak yaşatılmaktadır. 16. asırda yaşamış, kör edilen babasının öcünü almak için dağlara çıkmış ve kendine mahlas olarak Köroğlu’nu seçmiş bir şairdir. Halk arasındaki bir başka rivayete göre aşk yüzünden dağlara çıkmış ve eşkıyalık etmiştir. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde verdiği bilgiye göre Anadolu’nun kuzey batısında yaşamıştır. Adının Ruşen Ali olduğu ve Bolu civarında yaşadığı kaydına rastlanmıştır. Köroğlu küçük bir çocukken, baytar olan babası, hizmet ettiği Hasan Paşa’ya seçtiği iki tayı beğendiremez. Bu yüzden gözleri çıkarılmak suretiyle cezalandırılır. Köroğlu, böyle zulüm görmüş bir babanın oğlu olarak büyür ve delikanlı olur. Babasının felaketine sebep olmuş taylara da (Kör’ün tavsiyesine göre) bakılmıştır.

Bunlardan bir tanesi, Köroğlu’nun Kırat’ı olacaktır. Kırat eşi bulunmaz bir küheylan olunca, kör baba, ona oğlunu bindirir ve intikamını almak için dağ başlarına yollar. Kör’ün oğlunun adı, bu ayaklanmadan itibaren Köroğlu’dur. Köroğlu, Çamlıbel’e yerleşir. Kahramanlığıyla dünyaya şöhret salar. Bu şöhretiyle etrafını namlı yiğitler toplar. Bunlarda bir kısmını mağlup ederek kendine hayran bırakır; onlar Köroğlu’nun vefalı ve fedakâr yiğitleri olurlar. Bir kısmını da kaçırarak kendine yoldaş yapar. Kendi gibi kahraman bu adamlarıyla beylere, paşalara, hükümdarlara meydan okur; onları bunaltan ve titreten bir kuvvet halini alır. Beylerin, paşaların zulmünden kaçan başkaları da ona sığınır. Köroğlu, adı sıradan bir haydut olarak kalmaz, zayıfların koruyucusu olur. Zenginlerin servetini alarak fakirlere dağıtır. Bu arada Köroğlu’nun aşkları, bilhassa sultan kızı kaçırmak gibi maceraları olur. Çamlıbel saltanatı böyle devam ederken tüfek icat edilir. Köroğlu bu delikli demiri görüp üzülür. Uzaktan bir hile ile adam öldürüldüğünü öğrenince artık yiğitliğin tarihe karıştığını anlar: ‘Delüklü demür çıkdı, merdlik bozuldu’ Yahut: ‘Tüfek icad oldu, mertlik bozuldu, Eğri kılıç kında paslanmalıdır’gibi mertçe mısralar söyleyip ortalıktan sır olur.

67


Ormanlar Forests


Ormanlar kara ekosistemlerinin en büyüğü ve en karmaşığıdır. Büyük bir ekolojik sistem oluşu, onun kapladığı alanın büyüklüğünden değil, en küçük bir orman parçasında dahi bir o kadar farklı ekosistemin var olmasından kaynaklanır. Orman ekosistemlerinin oluşmasında ve gelişmesinde dört temel faktör etkili olur. Yeryüzü şekli, iklim, toprak (anakaya), canlılar… Bilimsel tanımına göre; belirli büyüklükteki bir alanda kendisine özgü iklim yaratabilen, boylu ağaçlarla, onlardan küçük ağaççıklar, daha küçük çalılar ve diğer otsu bitkilerle birlikte, toprakaltı ve üstündeki mikro ve makro faunanın, toprak, hava, su, iklim gibi cansız faktörlerle birlikte karşılıklı etkileşimlerinden oluşan bütüne ‘orman’ denir. Bu tanımda da ifade edildiği gibi, orman yalnızca ağaçların olduğu bir yer değildir. Öncelikle etrafındaki diğer alanlardan, iklim bakımından farklı kılacak, belirli bir büyüklüğünün olması lazımdır. Çünkü biliyoruz ki; orman alanları % 3 oranında bile olsa etrafına göre daha fazla yağış almaktadır. Ve yine biliyoruz ki; ormanlar kapalılık durumuna göre güneşi az ya da çok emerek, etrafına göre yazın daha serin, kışın ise daha sıcak bir iklime sahiptirler. İşte orman içindeki bu farklı yaşam ortamları, birçok canlı türü için farklı yaşam alanları (ekosistemleri) oluşturur. Yine yukarıdaki tanım içerisinde geçen makro fauna (gözle görülebilen hayvanlar) ve ormanda daha çok ayrıştırıcı görev yapan mikro fauna (gözle görülemeyen hayvanlar) ormanlık alanların en önemli elemanlarıdır. Eğer bu küçük hayvanlar olmasaydı; dökülen yapraklar çürüyemezdi. Böylece ormanlar adeta bir çöp dağına döneceği gibi, önemli de bir besin maddesinden yoksun kalmış olacaktı.

Forests Forests are the biggest and the most complicated ecosystems of the earth. The reason that we call it a big ecological system is not the area that it covers. The reason is that even in the smallest forest there are different ecosystem. In the formation and development of forest ecosystems there are four different dynamics. Land forms, climate, land (country rock) and the organisms. According to its scientific definition; the unity that can create a climate special to itself, and which is the result of the mutual interaction of inorganic elemets such as land, air, water, climate and the micro and macro fauna undersoil and surface with big trees, small trees, briers and other herbaceous plants is called “forest”. As it is told also in this description, the forest is not just a place where there are trees. First of all, it must have a big space that will make it different than the other places in terms of climate. Because we know that, even 3 percent of forests have more rain than the other places around itself. And again we know that forests, depending on their openness or closeness condition, absorb the sun more or few and this gives them a fresh climate in summer and a warm one in winter. Thus, these different life environments create different living spaces (ecosystems) for a lot of kind of species. Again the macro fauna(animals visible to the eye) that is mentioned in the description above and micro fauna(animals invisible to the eye) which has mostly a parser role are the most important elements of the forests. If these small animals were not existing, the deciduous leaves couldn’t rot. It means that the forests would turn into garbage mountains but also it would be missing an important nutrient.

Bolu, the heart of nature

Ormanlar

71


It seems like the forests need the wild life and this situation is not just in one direction, it is also mutual. Let’s imagine for one second that the peckers who eat the insects on the tree trunks were leaving a pine forest. Beyond any doubt, after a while, the increased number of insects would damage seriously the trees and the forest. If we think the opposite, for how long the peckers would continue to live in a forest that lost its trees in a fire? Anatolian lands and Bolu, compared to its vicinity, is biologically so rich and lucky. This richness that we own is a gift of the nature to these geographies, this is for sure...Compared to Europe that lost almost all of its forests in an unrepairable way, Turkey is so lucky. Because eventhough half of the forests of Anatolia are unproductive, still a big part of (% 80 - % 90) is natural or can again reach its natural formation. From this point of view, the existence of Yedigöller Region, which is under protection with its natural park status,

and Çele Forests, which has a continuity with the former, and Aladağ Forests that can be considered as a forestry school have crucial importance today. Forests constitute the main flora of Bolu. % 55 of the lands of the city is covered with trees. Karadere, Seben, Aladağ forests are among the richest forests of our country. Undoubtedly, Bolu is identified with forests for most of the people. Homogeneous or heterogeneous forests composed of abies of Uludağ, fagus orientalis, yellow pine, black pine and oaken... The richness of the trees that join to this mixture and some of them being identified with Bolu (like nut of Bolu) increases the importance of these forests. In Bolu forests, until thousand meters of height in average, there is Fagetum zone. The important tree species in this zone are fagus (Fagus orientalis), abies of Uludağ (Abies bornmülleriana), black pine (Pinus nigra subsp. pallasiana), acer (Acer trautvetteri), elm (Ulmus glabra) and mountain alder (Alnus spp.). After approximately 2.000 - 2.300, it begins Alpinetum Zone. In this zone, there are just some shrubs and brier-like trees. The main obstacle here for a forest is the hard climate which unites snow, wind and low temperature. This zone is also where the upper limit of the forest. The upper parts of Alpinetum zone is completely without tree, and there are different kind of herbaceous plants.

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 72

Görülen o ki; ormanlık alanlar yaban hayatına muhtaçtır ve bu durum sadece tersine ve tek taraflı değildir. Bir an için bir çam ormanından, ağaç kabuklarındaki böceklerle beslenen ağaçkakanların uzaklaştığını düşünelim. Hiç şüphesiz ki, bir süre sonra artan böcek sayısı ağaçlar ve hatta orman üzerinde ciddi tahribat meydana getirebilecektir. Tersini düşünecek olursak, yangınla ağaçları kaybolmuş bir ormandaki ağaçkakan kuşları, daha ne kadar bu alanda yaşamaya devam eder. Anadolu toprakları ve kendi ölçeğinde Bolu, etrafı ile kıyaslandığında biyolojik çeşitlilik bakımından son derece zengin ve şanslıdır. Sahip olunan bu zenginlik şüphesiz doğanın bu coğrafyalara armağanı… Doğal ormanlarının neredeyse tamamını bir daha geri dönüşümü mümkün olmayacak şekilde kaybetmiş bulunan Avrupa’ya göre Türkiye son derece şanslıdır. Çünkü Anadolu’daki ormanların yarısının verimsiz ve bozuk yapıda olmasına rağmen, halen büyük bir kısmı (% 80 - 90) doğaldır veya

doğal yapısına tekrar kavuşabilecek durumdadır. Bu noktadan hareketle yarım yüzyıldır milli park koruma statüsü altında bulunan Yedigöller Bölgesi ve onun devamı niteliğindeki Çele Ormanları ile adeta bir ormancılık okulu sayılabilecek Aladağ Ormanları’nın bugünkü varlığı son derece önemlidir. Ormanlar, Bolu’da hakim bitki örtüsü tipidir. İl topraklarının % 55’i ormanlarla kaplıdır. Karadere, Seben, Aladağ ormanları yurdumuzun en zengin ormanları arasındadır. Hiç kuşku yok ki, çoğu insan için Bolu kelimesi ormanla özdeşleşmiş durumdadır. Uludağ göknarı, doğu kayını, sarıçam, karaçam ve meşeden oluşan saf veya karışık ormanlar… Karışıma katılan diğer ağaç türlerinin zenginliği ve bunların bazılarının Bolu ile özdeşleşmiş (Bolu fındığı gibi) olması bu ormanların önemini artırmaktadır. Bolu ormanlarında ortalama bin metre yüksekliğe kadar mutedil sıcak kuşak - soğuk bölge orman kuşağı (Fagetum zonu) yer alır. Bu zondaki önemli ağaç türleri kayın (Fagus orientalis), Uludağ göknarı (Abies bornmülleriana), karaçam (Pinus nigra subsp. pallasiana) akçaağaçlar (Acer trautvetteri), karaağaç (Ulmus glabra) ve kızılağaçlardır (Alnus spp.). 1.000 - 2.000 metre yükseklikler arasında mutedil soğuk orman kuşağı (Abietum zonu) bulunur. Uludağ göknarı (Abies nordmanniana subsp. bornmülleriana), sarıçam (Pinus sylvestris), doğu kayını (Fagus orientalis) bu kuşağın önemli ağaçlarıdır. Alt tabakada orman gülü (Rhododendron ponticum) bu ormanlara genellikle eşlik eder. Yaklaşık 2.000 - 2.300 metreden sonra yüksek dağ kuşağı (Alpinetum zonu) bulunmaktadır. Bu kuşakta ancak bazı bodur ve çalımsı ağaçlar görülmektedir. Burada orman meydana gelmesini engelleyen başlıca faktör, kar,

73


In this upper zone that is called by the people as ‘yayla’ (tableland), putting out the animals to grass irregularly in summer has a big pressure on plant groups. The forests of Bolu are mostly mountainous ecosystem forests. On high mountainous land; because of few insulation, low temperature, short growing period and other ecological sensibilities, the importance of these forests’ being sustainable increases. The main forest type that characterizes Bolu forests is the mixed forests with coniferous trees which are mostly on the north of the city in the Western Blacksea climate zone. In here, the main tree species that join the mixture are fagus, abies, yellow pine, carpinus, oaken, black pine. The forests that are composed of the mixture of two or three main kinds more than broadleaved trees and coniferous trees are a continuation of typical Blacksea forest type (auxin forests). Actually, the mixed forests which are the ultimate point that natural forest ecosystems want to reach are, unfortunately, so limited in terms of space. The forests that had the biggest impact in order to maintain their fundamental features and to survive are mixed forests, just like all around the world. The ecological demands of tree species that exist in mixed forests are known singly. However, it is difficult to define the relations of the trees and other animal species with each other. We can summarize the benefits and the highest and best use of the mixed forests as below: Mixed forests provide suitable local habitat for the ecological needs of different tree species, thus, they give the possibility of highest and best use. They are stronger than pure forests against external influences and sensitive species have the possibility to grow healthier in mixed forests. Aesthetically,

Bolu, the heart of nature

rüzgar ve düşük sıcaklık gibi etkenleri bir araya getiren sert iklimdir. Bu kuşak aynı zamanda ormanın üst sınırının bulunduğu bölgedir. Alpinetum kuşağının daha yüksek kısımları tamamen ağaçsız olup, burada çeşitli otsu bitkiler bulunur. Halk arasında ‘yayla’ adı verilen yüksek kuşakta, yaz aylarında düzensiz hayvan otlatmanın, bitki birlikleri üzerinde büyük baskısı bulunmaktadır. Bolu ormanları, daha çok dağlık ekosistem ormanlarıdır. Yüksek dağlık arazide; az güneşlenme, düşük sıcaklık, kısa büyüme dönemi ve diğer ekolojik hassasiyetlerden dolayı bu ormanların varlığının sürdürülebilir olmasının önemini artırmaktadır. Bolu ormanlarını asıl karakterize eden orman tipi, genellikle şehrin kuzeyindeki Batı Karadeniz ardı iklim kuşağında kalan yapraklı ibreli karışık ormanlarıdır. Burada karışıma giren asıl ağaç türleri kayın, göknar, sarıçam, gürgen, meşe ve karaçamdır. Yapraklı ve ibreli ağaç türlerinden daha çok iki veya üç ana türün, karışımından oluşan ormanlar, karakteristik Karadeniz orman toplumu tipinin (öksin ormanları) devamıdır. Aslında doğal orman ekosistemlerinin ulaşmak istediği son nokta olan karışık ormanlar, ne yazık ki alan olarak son derece kısıtlıdır. Bütün dünya üzerinde olduğu gibi hayatiyetlerini ve kuruluş özelliklerini sürdürebilmek adına en ağır darbeyi alan ormanlar, karışık ormanlardır. Karışık ormanlarda bulunan ağaç türlerinin ekolojik istekleri ayrı ayrı bilinmektedir. Ancak karışık ormanlardaki ağaç ve diğer canlı türlerinin birbiri ile olan ilişkilerinin belirlenmesi karmaşık bir yapıdır. Karışık ormanların yararları ve değerlendirilmesi aşağıdaki gibi özetlenir: Karışık ormanlar farklı ağaç türlerinin farklı ekolojik isteklerine uygun yerel yetişme ortamı özelliklerine daha iyi değerlendirme olanağı

75


they are more precious in terms of different colors and appearances that they create. The damages that can happen in the forest can be repaired with less harm. Despite its benefits and superior features to the ones of pure forests, the care, management and maintaining the mixture is difficult. In every phase of forest life, especially during the amenajman and sylvicultural applications, we have to consider the relations of the species and within themselves and with the habitat ambidextrously. In mixed forests, we have to protect especially ecologically weak and precious species. In all the sylvicultural work that we do, the main focus must be keeping the persistence of the mixture. In Çele and Yedigöller regions, on the north of Bolu, the forest populations of Blacksea forest zone are distinct. Over this slide, from bottom to top there is first blackpine + oaken mixed forests. With the height, it is added to the

mixture first fagus, then abies are added. So, there are first, oaken + blackpine + fagus forests. In 1.000 – 1.200 meters (in Gurbettaşı), there is pure abies forest. After thousand meters blackpine leaves its place to yellowpine. Thus, forests of yellowpine + fagus + abies + carnipus begin. Sometimes also oaken species join to this mixture. These five tree species grow, making combinations of two, three or fours species at a time. As you move from Çele Mountains to Yedigöller Region, fagus becomes the prevailing kind. Undoubtedly, the most important member of these forests are trees with different kind of leaf (carnipus, alder, acer, lime tree, ash tree, elm, cornus, cherry tree, poplar, willow etc.). The forests which have this rich mixture of tree host also floristically important herbaceous plants. Climbing from Bolu Plain towards south (Aladağ Mountains), it appears first black pine forests. Until thousand meters you can find mixed forests of black pine + oaken. After thousand meters you can find pure or mixed forests of abies. In few altitudes (until 1.500 meters) it is mostly fagus that makes the mixture with abies, in high altitudes (after 1.200 meters), it is yellow pine that does this mixture. Mixed forests of abies, yellow pine, fagus are not stable (decisive) but mostly inconstant because they compete with each other. In the cases that fagus

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 76

verir. Dış etkilere karşı saf ormanlara göre daha dayanıklıdır ve duyarlı türler karışık ormanlar içinde daha sağlıklı büyüme olanağı bulurlar. Estetik bakımından, yarattıkları değişik görünüş ve renk farklılığı ile daha değerlidir. Ormanda meydana gelebilecek hasar ve tahribatları daha az zararla giderilebilir. Bu yararlarına ve saf ormanlardan üstün yanlarına karşılık, karışık ormanların bakımı, işletilmesi ve karışımın sürdürülebilirliği oldukça güçtür. Orman yaşamının her evresinde, özellikle planlama (amenajman) ve silvikültür (orman yetiştirme ve bakımı) uygulamalarında türlerin kendi aralarında ve yetişme ortamı ile olan ilişkilerini çok yönlü düşünüp değerlendirmek gerekir. Karışık ormanlarda, ekolojik olarak zayıf olan türlerle, ekonomik bakımından değerli türler özellikle korunmalıdır. Yapılan tüm ormancılık çalışmalarında esas nokta bu karışımın sürekliliğin sağlanması olmalıdır.

Bolu’nun kuzeyindeki Çele ve Yedigöller bölgelerinde, Karadeniz orman kuşağının orman toplumları belirgindir. Bu yamaçta aşağıdan yukarı doğru önce karaçam + meşe karışık ormanları görülür. Yükselti ile beraber karışıma önce kayın, sonra da göknar katılır. Böylece önce meşe + karaçam + kayın, sonra da kayın + göknar ormanları görülür. 1.000 - 1.200 metrede (Gurbettaşı’nda) saf göknar ormanı bulunur. Bin metreden sonra karaçam yerini sarıçama bırakır. Böylece sarıçam + kayın + göknar + gürgen ormanları başlar. Bu karışıma yer yer meşe türleri de eklenir. Bu beş ağaç türü kendi aralarında iki, üç veya dörtlü karışımlar yaparak yükselirler. Çele Dağları’ndan Yedigöller Bölgesi’ne doğru gidildikçe kayın hakim duruma geçer. Fakat hiç şüphe yok ki, bu ormanların asıl önemli öğesi diğer yapraklı ağaç (gürgen, kızılağaç, akçaağaç, ıhlamur, dişbudak, karaağaç, kızılcık, kiraz, kavak, söğüt vb) türleridir. Bu zengin ağaç türü karışımına sahip ormanlar, floristik bakımdan önemli birçok otsu bitkiye de ev sahipliği yapmaktadır. Bolu Ovası’ndan güneye Aladağlar’a doğru yükselirken önce saf karaçam ormanları belirir. Bin metreye kadar yer yer meşenin katıldığı karaçam + meşe karışık ormanları görülür. Bin metreden sonra göknar ormanları saf veya karışık olarak bulunur. Göknarla alçak rakımlarda (1.500 metreye kadar) daha çok kayın, yüksek rakımlarda (1.200 metreden sonra ) ise sarıçam karışıma girer. Göknar, sarıçam, kayın karışık ormanları stabil (kararlı) değil, yapı bakımından birbiri ile rekabet halinde çoğunlukla değişkendir. Kayının yeterli nem koşullarını bulamayarak karışımdan ayrıldığı durumlarda, göknar ya saf olarak bulunur veya alçaklarda karaçam ile yüksek kesimlerde ise sarıçamla karışım oluşturur. Ancak bu yapılar da

77


leaves the mixture because of the lack of humidity Abies is either found purely or involved in combinations with black pine in lower altitudes and yellow pine in higher altitudes However, these formation changes are always in favour of abies. Because abies are in high altitudes and shadowy places, it leaves its place completely to yellow pine in steppe forests beyond Aladağ In Kıbrısçık and Seben beyond Aladağ where Central Anatolian south exposure and steppe climate are prevailing, there are plants that belong to Iran Turan vegetation (semi-steppe) and forests. The forests on the south of Bolu, because they are near the border of Central Anatolia, in accordance with the character of its steppe character, has mostly coniferous trees (abies , yellow pine, blackpine) and even juniper. Here, from broad-leaved trees, you can observe just oaken and sometimes fagus. These forests are mostly pure ones. The broad-leaved trees such as fagus, carnipus that need humidity disappear, just some oaken that can resist the drought can be observed. Blackpine forests are prevailing in the major part of low altitudes. Sometimes they include also oaken. After 1.000 1.200 meters blackpine leaves its place to yellow pines. The forests where yellow pine is in mixture mostly with abies are so productive. Another reason which makes these forests important is that they host a lot of wild animals. In the low altitudes of Göynük and Mudurnu, there are pure blackpine and mixed blackpine + oaken forests. On the upper side abies and fagus join the mixture and they form mixtures of fagus + abies + blackpine with the two or three of these kinds. After 1.000 - 1.200 meters of height, generally yellow pine with abies dominates the forests. The existence of the natural calabrian pine forest shows that a part

Bolu, the heart of nature

çoğunlukla göknar lehine değişkendir. Göknar yükseklerde ve gölgeli bakılarda bulunmasından dolayı Aladağ ardı step ormanına geçişte yerini tamamen sarıçama bırakır. Güney bakının ve İç Anadolu step ikliminin hakim olduğu Aladağ ardı Seben ve Kıbrıscık bölümünde İran - Turan vejetasyonuna ait (yarı step) bitki toplumları ve ormanlar görülür. Bolu’nun güneyinde bulunan ormanlar, sınırına yaklaştığı İç Anadolu stebinin karakterine uygun olarak daha çok iğne yapraklı (ibreli) ağaçlardan (göknar, sarıçam, karaçam ve hatta ardıç) oluşmaktadır. Burada yapraklı ağaçlardan sadece meşe ve yer yer kayın görülür. Bu ormanlar karışık olmaktan öteye daha çok tek türden oluşan saf ormanlardır. Yapraklı ağaçlardan kayın, gürgen gibi nem isteği fazla ağaçlar kaybolur, ancak kuraklığa dayanabilen bazı meşe görülebilir. Karaçam ormanları aşağı yükseltilerin büyük bölümüne hakimdir. Burada bazen meşe ile birlikte bulunur. 1.000 - 1.200 metreden sonra karaçam yerini sarıçamlara bırakır. Sarıçamın çoğunlukla göknarla birlikte karışıma girdiği bu ormanların, verim gücü son derece yüksektir. Bu ormanların bir başka önemi de içinde bir çok yaban hayvanına ev sahipliği yapmasından kaynaklanmaktadır. Göynük ve Mudurnu’da alçak rakımlarda saf karaçam ve karaçam + meşe ormanları bulunur. Yükseklerde göknar ve kayın karışıma katılarak kayın + göknar + karaçamın ikili ve üçlü karışımları bulunur. 1.000 - 1.200 metre yüksekliklerden sonra sarıçam, genellikle göknarla birlikte ormanın hakimidir. Göynük’teki doğal kızılçam ormanının varlığı, Bolu’nun bir yanıyla da Akdenizli olduğunun işaretidir. Bolu ormanlarında göknar, sarıçam, karaçam, kayın, meşe, gürgen, akçaağaç, kavak, şimşir, ormangülü geniş alanlar kaplamaktadır. Meşe, karaçam, sarıçam,

79


of Bolu is Mediterranean. In the forests of Bolu, abies, yellowpine, blackpine, fagus, oaken, carnipus, acer, poplar, box, rhododendron range over a wide area. Tree species like oaken, blackpine, yellowpine, fagus and abies have a lot of senior trees among themselves. The oldest and the most famous among between them is the oaken tree (Quercus robur) in Saçcılar Village. It is 21 meters tall and has a trunk large 9.60 meters and is approximately thousand years old. The monumental oaken tree (Quercus robur) in Mengen Gökçeler Village is 20 meters tall and 9.70 meters wide and is approximately thousand years old. The blackpines (Pinus nigra subsp. pallasiana var. şeneriana) in Çaydurt and Çakmaklar region increase the richness of the forests in terms of tree diversity. Even though they are not monumental, because they have a special shape, they are under protection. The hazelnut of Bolu that you can observe in different areas such as in

Kale Region where you can see the most beautiful examples of them, has the status of “Protected Wildlife Reserve.” The hazelnut of Bolu (Corylus colurna) can have a diameter of 140 centimeters and can be tall 30 meters. This precious and aesthetical tree must definitely be protected in these areas. Box (Buxus sempervirens) is the typical tree of Black sea mountains. It is spreaded naturally on the sides around Sülüklügöl in the most beautiful way. Out of this area, you can observe them in anywhere where there is humidity, almost in every river bed. Unfortunately, they are damaged because people produce spoons and souvenirs with them. Today, it’s so difficult to find the ones which have large diameters. The forest trees are not important just because they are alive. Also the dead trees, standing or overthrown, constitute an important habitat for a lot of organisms. Dead trees are the habitat of algae, mushrooms, lichens, moss, insects, birds and small mammals. Some people say that the 1/5 of the forest fauna lives depending on dead trees. With this aspect, dead trees contribute quite a lot to the biological diversity of the forests. In managed forests, because of different reasons, you cannot find dead trees. The situation is the same in all around the world. Dense forests, precipitous forests that are difficult to reach, stream beds and especially protected areas are luckier in terms of keeping dead trees. Having had the status of national park for 40 years, Yedigöller Area has many dead trees, insuring the biological diversity.

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 80

kayın ve göknar gibi ağaç türlerinin birçok yaşlı bireyi bulunmaktadır. Bunlardan en yaşlı ve meşhur olanı Sacçılar Köyü’ndeki meşe (Quercus robur) ağacıdır. 21 metre boy ve 9.60 metre gövde genişliğinde ve yaklaşık bin yaşındadır. Mengen, Gökçeler Köyü’ndeki anıtsal meşe (Quercus robur) ağacı da 20 metre boy ve 9.70 metre gövde genişliğinde ve yaklaşık bin yaşındadır. Çaydurt ve Çakmaklar bölgelerindeki ebe karaçamları (Pinus nigra subsp. pallasiana var. şeneriana) ormanlardaki ağaç çeşitliliğine ayrı bir zenginlik katmaktadır. Anıtsal özellikte olmamakla birlikte özel bir forma sahip olmaları nedeniyle koruma altına alınmıştır. Topluluk halinde birkaç değişik alanda görülebilen Bolu fındığı, en güzel bireylerinin topluca bir arada görülebildiği Kale Bölgesi’nde ‘Tabiatı Koruma Alanı’ statüsüne alınmıştır. Bolu fındığının (Corylus colurna) 140 cm’ye kadar çap ve 30 metre kadar boy yapabilen bireyleri bulunmaktadır. Bu

kıymetli ve estetik ağaç türümüzün bu alanlarda kesinlikle korunması gerekir. Şimşir (Buxus sempervirens) Karadeniz dağlarının tipik ağaççığıdır. Sülüklügöl etrafındaki yamaçlarda doğal olarak en güzel ve en geniş yayılışını yapar. Bundan başka nemli, hemen her dere yatağında da görülebilir. Ne yazık ki, kaşık ve hediyelik süs eşyası yapmak için aşırı ve düzensiz kullanıldığı için çok tahrip olmuştur. Bugün artık kalın çaplı bireylerini bulabilmek çok zordur. Orman ağaçlarının önemi yalnızca canlılıkları ile sınırlı değildir. Ölü ağaçlar da ister devrik, ister ayakta kuru veya yatık olsunlar, başkaca birçok canlı organizmalar için önemli bir yaşam alanı oluşturur. Ölü ağaçlar, algler, mantarlar, likenler, yosunlar, böcekler, kuşlar ve küçük memeli hayvanların özel yaşam alanlarıdır. Bir görüşe göre toplam orman faunasının yaklaşık 1/5’i, bir şekilde ölü ağaçlara bağlı olarak yaşamaktadırlar. Bu anlamda ölü ağaçlar orman biyolojik çeşitliliğine önemli katkılar sağlamaktadır. Tüm dünyada olduğu gibi, ölü ağaçlara çeşitli sebeplerden dolayı, işletme ormanlarında pek fazla rastlanmaz. Sık ormanlar, ulaşılamayan sarp ve dik ormanlar, dere yatakları ve özellikle korunan alanlar, ölü ağaç barındırma bakımından daha şanslıdır. Yaklaşık 40 yıldan bu yana milli park koruma statüsündeki Yedigöller Bölgesi’nin barındırdığı ölü ağaçlar sahip olduğu biyolojik çeşitliliğin adeta garantisi gibidir.

81


Yaylalar, Ovalar ve Platolar

Tablelands, Plains and Plateaus


Tüm Türkiye’de olduğu gibi Bolu’da da dağların genel uzanışına uygun olarak elips şeklinde çukur düzlükler görülür. Bu alanlar nüfusun yoğun olarak toplandığı alüvyonlarla örtülü tarım alanlarıdır. Genel olarak doğu batı istikametinde uzanan ovalar il yüzölçümünün yaklaşık % 8’ini kaplamaktadır. 725 metre yükseklikteki Bolu Ovası ve 1.300 metre yükseltideki Gerede Ovası en geniş ovalardır. Mudurnu Ovası ve Göynük güneyindeki Himmetoğlu Ovası diğer önemli ovalardır. Ovaların toprakları genellikle andezit anakayadan oluşmuş, dağlık yamaç arazilerden taşınmış alüvyon topraklardır. Eğimi az olan çukur alanlar alüvyonlarla dolarak bugünkü ovaları meydana getirmişlerdir. Ovalardan yukarılara, dağlık alanlara ve ormanlara çıkıldıkça eğim artar ve genellikle toprakların kalınlıkları azalır.

Tablelands, Plains and Plateaus In Bolu, in accord with the general direction of the mountains, there are elliptical valleys as there are everywhere in Turkey. These areas are agricultural lands covered with alluvium where the population is dense. The plains that generally have an east-west direction constitute the % 8 of the surface area of the city. Bolu Plain which has an altitude of 725 meters and Gerede Plain which has an altiturde of 1.300 meters are the largest plains. Mudurnu Plain and Himmetoğlu Plain on the south of Göynük are other important plains. The lands of plains are generally made of andesitic bedrock, and the mountainous slopes are alluvial soils carried from the lands. The valleys that have lighter slopes are filled by alluvium and formed the plains of today. As you move up, to the mountainous areas and forests, the slope gets sharper and the thickness of the land generally decreases. The soil of the forests is brown forest soil or pale soil that had been washed a lot by the rain (podzol). The alluvial soil is loamy-sandy soil. The areas in

Bolu, the heart of nature

Yaylalar, Ovalar ve Platolar

85


which this soil is rich in terms of organic matter(humus) and carbonate are much more fertile and people grow a lot of vegetable and fruit, especially potato. In the less fertile parts of the plains they grow barleycorn, wheat etc. Bolu is an important center with its approximately 300 tablelands and transhumance. Aladağ Tablelands, Sarıalan Tablelands, Gerede Tablelands, Dörtdivan Tablelands, Kıbrısçık Tablelands, Seben Tablelands, Mengen Tablelands, Mudurnu Tablelands, Göynük Tablelands, At tableland, Kızık Tableland... For the villagers who pass their summer in the tablelands, going to the tablelands and transhumance are still important traditions. Kızık Tableland, At Tableland, Gerede Tablelands, Seben Tablelands, Kıbrısçık Tablelands, Mudurnu Tablelands, Göynük Tablelands have a big significance because of their different social and cultural characteristics. Bolu is not just a sea of forest but also a forest of water. It doesn’t have any village without stream, any slope without spring and any plain without river. Even on the top of mountains, it has lakes.

Bolu, the heart of nature

Orman toprakları yer yer esmer orman toprağı veya yağışlarla fazla yıkanmış soluk renkli (podzolleşmiş) topraklardır. Ovalardaki alüvyonlu topraklar ise kumlu - killi topraklardır. Bunların organik madde (humus) ve karbonat yönünden zengin olan bölümleri daha verimli olup, buralarda başta patates olmak üzere birçok sebze ve meyve yetiştirilir. Ovaların daha az verimli kısımlarında ise arpa, buğday vb ürünler yetiştirilir. Bolu sahip olduğu 300 civarındaki yaylası ile yaylacılık alanında da önemli bir merkezdir. Aladağ, Sarıalan, Gerede, Dörtdivan, Kıbrıscık, Seben, Mengen, Mudurnu, Göynük yaylaları, At, Kızık Yaylaları... Bolu yaylaları farklı sosyal ve kültürel özellikleri ile ayrı bir önem arz eder. Bolu yalnızca bir orman denizi değil, aynı zamanda bir su ormanıdır. Onun susuz bir tek köyü, pınarsız bir tek yamacı ve deresiz bir tek ovası yoktur. Dağların tepesinde bile gölleri vardır.

89


Su G端c端 Water Sources


Göller: Göller kenti olarak nitelendirilebilecek Bolu, hemen hepsi akarsu yataklarının önüne gelen heyelan sonucu oluşmuştur. Abant Gölü, Yedigöller, Sülüklügöl, Gölcük Gölü, Karamurat Gölü. Bu göllerde yılın belli zamanlarında ördek, turna, angut, leylek gibi kuşları görmek mümkündür. Ancak ülkemizdeki birçok göl ve sulak alanda olduğu gibi, Bolu’daki göller de son yıllarda yoğun kullanımdan dolayı bazı tehditler altındadırlar. Göller yalnızca turizm amaçlı yoğun kullanımın baskısı altında değildir. Turba faaliyetleri de göllerin doğal yapısı ve ekolojisi üzerinde bir takım sorunlar yaratabilmektedir. Nehirler: İlin en önemli akarsuları Büyüksu, Mengen Çayı, Aladağ Çayı, Mudurnu Çayı, Göynük Suyu ve Gerede Çayı’dır. Bu çaylar yakınındaki bir göle veya diğer akarsularla birleşerek Karadeniz’e dökülür. Kökez Suyu: Bolu’da, yeraltı suyu olarak özellikle iki sudan bahsetmek gerekir. Biri Mudurnu yolu üzerindeki Akkayalar Mevkii’nden çıkan tabii maden suyudur. Bu maden suyunun içimi son derece hoş ve rahattır. Buradaki sızan sular zamanla yamaçları beyaz bir tabaka ile kaplamış ve adeta Pamukkale görünümünü almıştır. Bolu’nun güneyindeki dağ yamaçları Aladağlar olarak bilinir. Bu dağ ve buradaki yaylalar içerisinde en önemli yerlerden biri Değirmenözü’dür. Burada Orman İşletme Müdürlüğü binalarının olduğu mevkii özellikle yaz aylarında önemli bir cazibe merkezidir. Aladağlar’ın kuzey yamacındaki Kökez Bölgesi, şehrin içme suyu ihtiyacını karşılamaktadır. Kökez İçme Suyu, lezzetinden dolayı yalnızca bir kez içenlerin bile sevdiği yumuşak bir içme suyudur. Bugün şehirdeki hemen her sokağın başındaki çeşmelerden bu su akmakta ve içme suyu amaçlı kullanılmaktadır.

Water Sources Lakes: Bolu, which can be called as a city of lakes, is formed by the soil that landslide brought in front of the stream beds. Abant Lake, Yedigöller (lakes), Sülüklügöl (Lake), Gölcük Lake, Karamurat Lake. In these lakes, it is possible to see birds such as duck, crane, ruddy shelduck, and stork in some specific periods of the year. However, the lakes in Bolu, because of intensive use, are under threat as some other lakes are in our country. The pressure that lakes have over them is not just the pressure of intensive use. Also peat activities create some problems in the natural formation and ecology of the lakes. Rivers: Most important rivers of the city are Büyüksu, Mengen Stream, Aladağ Stream, Mudurnu Stream, Göynük Spring and Gerede Stream. These streams flow into a lake that is nearby or mixing with other rivers flow into Blacksea. Kökez Water: If we talk about underground water in Bolu, we have to mention about two of them especially. One of them is the one that outcrops in Akkayalar Mevkii on the road to Mudurnu. That mineral water is easy to drink and it tastes good. The leaking waters, by the time, covered the slopes with a white layer and gave to the area the appearance of Pamukkale. The mountain slopes in the south of Bolu are known as Aladağlar. One of the most important places of these tablelands and this mountain is Değirmenözü. The site where there are the buildings of the Forestry Operation Directorate is a real attraction spot, especially in summer. Kökez Religion, which is on the north slope of Aladağlar, provides the potable water to the city. Kökez Potable Water,because of its good taste, is a soft drinkable water that even the people who taste it just once love. Today, from the fountains that are situated in the entrance of almost every street, this water runs down and it is used as potable water.

Bolu, the heart of nature

Su Kaynağı

93


Bitki

Çeşitli

Plante

liği

a


Yapılan Türkiye florası çalışmalarına atfen, Güner 1998’e göre; Avrupa Sibirya flora bölgesinin, daha çok öksin elemanı bitkilerinin yoğun olarak bulunduğu Bolu’da otsu ve odunsu toplam 1.183 bitki bulunmaktadır. Bunlardan 6 tanesi iğne yapraklı (açık tohumlu = gymnosperm) ağaçlardandır. 41 tane de eğrelti vardır. Kalan 1.136 bitkiden 881 tanesi iki çenekli (dikotil angiosperm) ve 255 tanesi de tek çeneklidir (monokotil angiosperm). Bu bitkilerden 88 tanesi (% 7,4) endemiktir. Yani yeryüzünde yalnızca ülkemizde yaşamaktadır. Son verilere göre (Flora of Turkey 11. cilt) yaklaşık 10.500 bitki taksonuna sahip olan ülkemizdeki her 8 - 9 bitkiden bir tanesi Bolu’da doğal olarak bulunmaktadır. Bu durum bitki zenginliğinin bir göstergesi olarak önemlidir. Ama asıl daha önemlisi ülkemizdeki üç farklı bitki coğrafya alanının (Avrupa Sibirya, Akdeniz ve İran - Turan) bitkilerini barındırmasıdır. Tipik öksin elemanı bitkileri Yedigöller, Çele Bölgesi ve Aladağlar’ın kuzeye bakan yamaçlarında

Plantae Referring to the studies of Turkey’s flora, according to Güner 1998; According to Güner 1998, in Bolu where there are auxin type of plants of European Siberian floural area, there are 1.1883 ligneous and herbaceous plants in Bolu, 6 of which are coniferous (gymnosprem),and 41 of which are sword fern. The 881 of the 1.136 are dicotyledon (dicotyle angiosprem) and 255 of them are monocotyledonous (monocotyle angiosperm). 88 of them(% 7,4) are endemic. It means that they live just in our country. According to the last datum (Flora of Turkey 11. volume) our country that has approximately 10.500 plant taxon, 1 for each 8-9 plants exists naturally in Bolu. This is an important sign of the plant richness. But what is more important is that our country has the plants that belong to three different plant geographies (Europe Siberia, Mediterranean and Iran-Turan). You can find the typical auxin plants in Yedigöller, Çele Region and Aladağlar’s northward slopes. Seben

Bolu, the heart of nature

Bitki Çeşitliliği

97


and Kıbrısçık Tablelands in the Central Anatolia transition zone are covered with Iran-Turan (steppe) plants. In the calabrian pine forests around Göynük, it is possible to find Mediterranean plants. Especially crocus from the geophyte plants, with its 7 different taxons, creates stunning views in spring and autumn. Crocus of Ankara (Crocus ancyrensis) with yellow flowers, spreads naturally from Aladağlar towards Ankara and, crocus of Abant (Crocus abantensis), with blue flowers, which spreads in Abant Mountains are our two endemic crocus species. These two species in Abant Mountains generally coexist with the others or they are one within the other. The hybrid that these two species create which is named in Latin as Crocus x paulineae is defined as a new species for the nature of Bolu. In spring, another bulbous plant that accompanies the crocus with yellow and blue flowers is meadow saffron or autumn crocus (Colchicum). Different than other crocus, you cannot eat the corm of autumn crocus. Colchium autumnale (Eranthis

Bolu, the heart of nature

görmek mümkündür. İç Anadolu geçiş bölgesindeki Seben, Kıbrıscık yaylalarını İran - Turan (step) bitkileri sahiplenmişlerdir. Göynük civarındaki kızılçam ormanlarında da Akdeniz elemanı bitkiler görülebilir. Geofit (soğanlı) bitkilerden özellikle çiğdemler 7 ayrı taksonuyla ilkbahar ve sonbaharda nefis görüntüler oluştururlar. Doğal yayılışına Aladağlar’dan başlayarak Ankara’ya yönelen sarıçiçekli Ankara çiğdemi (Crocus ancyrensis) ve yalnızca Abant Dağları’nda doğal yayılışı olan mavi çiçekli Abant çiğdemi (Crocus abantensis) iki endemik çiğdem türümüzdür. Bu iki tür Abant Dağları’nda diğerleri birlikte

99


hyemalis) spread in the forest borders in Abant. Out of here, this species, just with some exceptions, grows only in Toros Mountains. The cyclamens (Cyclamen coum), with purple or pink flowers, which come into flower before the snow goes away and stay, abloom for a long time take a big place in the forests. In spring, especially the tablelands and meadows in high mountainous areas are covered with tassel hyacinth and muscari comosum species just like a carpet. Since 1970’s, the snowdrops (Galanthus spp.) that became the symbol of the nature protection are the whifflers

Bolu, the heart of nature

genellikle yan yana veya iç içe bulunur. Bu iki endemik türün oluşturduğu hibrit tür, Latince Crocus x paulineae olarak isimlendirilerek Bolu doğası için yeni bir tür olarak belirlenmiştir. İlkbaharda sarı ve mavi renkli çiğdem (Crocus) türlerine eşlik eden, pembe çiçekli diğer bir soğanlı bir bitki, güz çiğdemi veya acı çiğdem (Colchicum) türüdür. Diğer çiğdemlerden farklı olarak, acı çiğdemlerin soğanları yenmez. Kar çiçeği (Eranthis hyemalis) Abant’ta orman mera sınırlarında yayılış gösterir. Bu tür buradan başka, birkaç istisna dışında yalnızca Toros Dağları’nda görülür. Henüz kar kalkmadan çiçek açan ve uzun süre çiçekli kalan mor ya da pembe renkli siklamenler (Cyclamen coum) orman içinde büyük alanlar kaplar. İlkbaharda özellikle yüksek dağlık alanlardaki yayla ve meraları Arap sümbülü, müşkürüm (Muscari comosum) türleri adeta bir halı gibi kaplamaktadır. 1970’li yıllardan itibaren doğa korumacılığın adeta simgesi haline gelmiş olan kardelenler (Galanthus spp.)

103


of spring also in here. Leucojum Aestivum, which is used in pharmaceutical industry, is picked unconsciously in especially West Blacksea Region. Considering the importance of the Leucojum Aestivum, the area in Bolu over where they spread must be protected. In Bolu, known as rich in terms of orchid, it is so crucial to protect these plants in their place. Lenten rose, with another name black hellebore or white hellebore (Helloborus orientalis) is abundant also in Bolu as in a lot of other regions and they keep abloom since spring for a long time. Primulas with white and pink flowers (Primula vulgaris) accompany always white hellebores. Ornithogalums that bloom white flowers in spring are abundant. You can find a species of lily that is called Lilium martagon, just in West Blacksea forests. The amount of the mushrooms that can be picked from the nature and eaten takes a special attention. Kanlıca, tellice, söbelen, gelin tırnağı, fagus (tree) mushroom and the others…

Bolu, the heart of nature

burada da baharın müjdecisidir. İlaç sanayinde kullanıldığı bilinen göl soğanı (Leucojum aestivum), özellikle Batı Karadeniz Bölgesi’nde bilinçsizce toplatılmaktadır. Göl soğanlarının önemi de göz önüne alınarak, bu türün Bolu’daki yayılış alanlarının korunmasına özen gösterilmelidir. Orkideler bakımından zengin olduğu bilinen Bolu’da, bu bitkilerin yerinde korunması son derece önemlidir. Noel gülü, diğer isimleriyle danabağırtan veya akçöpleme (Helloborus orientalis) birçok yöremizde olduğu gibi Bolu’da da yaygın olarak yayılış gösterir ve erken ilkbahardan itibaren uzun süre çiçekli kalır. Beyaz ve pembe renkli çuha çiçekleri (Primula vulgaris) daima akçöplemeye eşlik eder durumdadır. İlkbaharda beyaz çiçek açan akyıldız (Ornithogalum) çiçekleri yaygındır. Lilium martagon isimli zambak türü, doğal olarak yalnızca Batı Karadeniz ormanlarında bulunur. Doğadan toplanarak yenen mantarların miktarı ve tür zenginliği özellikle dikkat çekmektedir. Kanlıca, tellice, söbelen, gelin tırnağı, kayın (ağaç) mantarı ve diğerleri…

105


ı Yaban Yaşam Wild Life


Birbirinden farklı jeolojik, coğrafik ve ekolojik yaşam alanlarına sahip Bolu’da güçlü ormanlar, geniş düzlük ovalar, akarsular, ve göllerin her biri yaban hayatı (fauna) için önemli yaşam alanları meydana getirmiştir. Nemli kuzey kuşağındaki yapraklı ormanlardan, daha kurak İç Anadolu stebine geçiş alanında bulunan Bolu, birçok yaban hayvanına yuva olmuştur. Abant Dağları ve Yedigöller Bölgesi zengin yaban hayvanı varlığı sebebiyle ‘Yaban Hayvanı Geliştirme Sahası’ olarak ilan edilmiştir. Böylece bu iki korunan çifte koruma sahip alanlarımızdandır. Geyik (Cervus elaphus), karaca (Capreolus capreolus), ayı (Urcsus arctos), yaban domuzu (Sus scrofa), kurt (Canis lupus), tilki (Vulpes vulpes), çakal (Canis aureus), dağ kedisi (Felis sylvetris), vaşak (Felis lynx), porsuk, sansar (Martes martes), sincap (Siurus vulgaris) ve tavşan (Lepus europeaus) bu ormanlarda görülebilir. Bolu ormanlarının zenginliği ve güçlü yapısını ortaya koyması bakımından ayının varlığı son derece önemlidir. Her orman ayıları beslemez ve barındırmaz. Eğer bir ormanda ayılar yaşıyorsa, ağaç varlığı ve ekosistem çeşitliliği bakımından zengin ve güçlü ormanlara sahipsiniz demektir. Ayılar kış uykusuna yatan hayvanlardır. Kış uykusuna yatmadan önce derilerinin altını kalın bir yağ tabakası ile kaplamak için bol miktarda beslenirler. Yaz mevsimi ve sonbahar ayları ayıların kış uykusuna yatmadan önce bol bol beslendikleri zamanlardır. Derelerdeki alabalıklar ve sonbahardaki orman meyveleri önemli besin kaynaklarıdır. Ayıların saklanabilmesi için güçlü ormanlara sahip olmak kadar, beslenebilmeleri için de çeşitliliğin yüksek olduğu habitatlara sahip olması gerekir. Bitkilerin meyvesi, böcekler, memeli küçük hayvanlar, ender olarak dağ keçileri ve geyikgillerin küçükleri, hatta kuşlar, ayılar için önemli besin

Wild Life Having different geological, geographic and ecological habitats, the strong forests, large plains, rivers and lakes, Bolu created important habitats for the wild life (fauna). Bolu, in transition zone between broad-leaved forests that are in the humid north zone and more arid Central Anatolian steppe, is the homeland of a lot of wild animal species. Abant Mountains and Yedigöller Region because of the presence of wild animals had been announced “Wildlife Development Area”. In these forests you can find deer (Cervus elaphus), roe deer (Capreolus capreolus), bear (Urcsus arctos), wild boar (Sus scrofa), wolf (Canis lupus), fox (Vulpes vulpes), jackal (Canis aureus), wild cat (Felis sylvetris), lynx (Felis lynx), badger (meles meles), weasel (Martes martes), squirrel (Siurus vulgaris), rabbit (Lepus europeaus). The presence of the bear is so important to show the richness and the strong structure of the forests of Bolu. Every forest cannot keep bears. If bears live in a forest, it means that this forest is rich and strong in terms of the diversity of tree and ecosystem. Bears go into hibernation. Before they go into hibernation, in order to cover their sub surface skin with a layer of fat, they eat a lot. Summer and autumn are the seasons that bears eat a lot before going into hibernation. The white fish in the rivers and the forest fruits in autumn are their food source. For the bears to hide and to be fed, it is needed habitats

Bolu, the heart of nature

Yaban Yaşamı

109


where there is abig diversity as much as it is needed strong forests. The fruit of the plants, insects, small mammals, rarely mountain goats and the small ones of cervidae and even birds are important food sources for bears. If they go hungry, they can also attack domestic animals. Bears, because they are protected by their thick fur, in order to have the honey that they love, don’t hesitate to attack beehives. In autumn, during the hibernation the bears eat a great amount of fagus cone and chestnut to increase the thickness of the sub surface skin layer, They spend the winter in a really safe and protected shelter which is floored by dry branches and grass. They know how to climb the trees, to go over the rocks, to swim and to dive. Bears adapt themselves so easily to different habitats because of their surprising agility and incredible strength. They don’t like extreme hot, neither the drought. They prefer places with trees and rivers where they can wash Out of the vicinity of their cave, bears, unlike other predators, don’t have

Kuşlar Bolu sınırlar içinde kuşlar açısından da oldukça önemli alanlar barındırmaktadır. Doğa Derneği’nin hazırlamış olduğu Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları kitabına göre (Eken ve ark., 2006) Bolu için kuşlar açısından en önemli alanların başında Yeniçağa Gölü gelmektedir. Ayrıca büyük oranda Bolu il sınırları içinde yer alan Bolu Dağları, Abant Dağları ve Köroğlu Dağları kuşlar açısından diğer önemli doğa alanlarıdır. Yeniçağa Gölü, göç döneminde özellikle arı şahini (Pernis apivorus), balık kartalı (Pandion haliaetus) ve angıt (Tadorna feruginea) gibi kuş türleri için önemlidir. Göl civarında üreyen turna (Grus grus) için oldukça önemli bir alandır. Alan civarında üreyen şah kartal (Aquila heliaca) göl yakınlarında gözlenmektedir. Bugüne kadar ayrıca alacabalıkçıl (Ardeola ralloides), balaban (Botaurus stellaris), saz delicesi (Circus aeruginosus), uzunbacak (Himantopus himantopus), küçük balaban (Ixobrychus minutus) türleri alanda üreyen diğer kuş türleridir.

a living space. Even though they are not afraid of other animals, because they are huge and strong, they are afraid of humans. Hence, they live at nights. Birds Bolu, within its borders, has important spaces also for the birds. According to the book ‘Turkey’s Important Natural Areas’ (Eken ve ark., 2006) that is prepared by Nature Association (Doğa Derneği), in Bolu, the most important place for the birds is Yeniçağa Lake. Besides, Bolu Mountains that are majorly within the city borders of Bolu, Abant Mountains and Köroğlu Mountains are other important areas for the birds. Yeniçağa Lake, especially in the migration period, is important for the birds like honey buzzard (Pernis apivorus), osprey (Pandion haliaetus) and ruddy shelduck (Tadorna feruginea). It is an important area for crane (Grus grus) that reproduces around the lake. Imperial eagle (Aquila heliaca) that reproduces around the area can be observed near the lake. Squacco

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 110

kaynaklarıdır. Aç kalırlarsa, evcil hayvanlara da saldırabilirler. Ayı, kalın postuyla iyi korunduğundan, çok sevdiği balı ele geçirmek için, arı kovanlarını saldırmaktan çekinmez. Sonbaharda ayılar, kış uykusu sırasında, derialtı yağ tabakasının kalınlığını artırmak için, bol miktarda kayın kozalağı ve kestane yerler. Kışı içi kuru dal ve otlarla döşenmiş, girişi oldukça koruntulu, güvenli bir barınakta geçirirler. Ağaçlara tırmanmayı, kayalıkları aşmayı, yüzmeyi, suya dalmayı bilir. Ayı, şaşılacak ölçüdeki çevikliği ve olağanüstü gücü nedeniyle, çok çeşitli ortamlara kolayca uyar. Aşırı sıcaklığı da, kuraklığı da sevmez. Yıkanabildiği akarsu kenarlarını ve ağaçlık yerleri daha çok sever. Yuva olarak kullandığı ininin çok yakınları bir yana bırakılırsa, ayıların öteki avcı hayvanlar gibi bir yaşama alanı yoktur. İriliği ve gücüyle öteki hayvanlardan ürkmemesine karşılık insandan çekinir. Bu yüzden de, gececi bir hayvan olmuştur.

111


© İlhami Çetin

heron (Ardeola ralloides), bittern (Botaurus stellaris), marsh harrier (Circus aeruginosus), black - winged stilt (Himantopus himantopus), little bittern (Ixobrychus minutus) are other bird species that reproduce in the area. Bolu Mountains host mild temperate forest biome species such as middle spotted woodpecker (Dendrocopos medius), woodlark (Lullula arborea), black woodpecker (Dryocopus martius), gray - faced woodpecker (Picus canus). In the area, also eagle owl (Bubo bubo), bunting (Emberiza hortulana), red backed shrike (Lanius collurio), woodlark (Lullula arborea), gray - faced woodpecker (Picus canus) and krüter’s nuthatch (Sitta krueperi), from jaegers peregrine falcon (Falco peregrinus) and golden eagle (Aquila chrysaetos) reproduce. Black vulture (Aegypius monachus), lammergeyer (Gypaetus barbatus) and imperial eagle (Aquila heliaca) are the main bird species that reproduce in Köroğlu Mountains. Black vulture, after the reproduction period, can be observed often. Besides, in the mountains, syrian woodpecker (Dendrocopos syriacus), red-

chrysaetos) türleri üremektedir. Abant Dağları’nda ise kaya kartalı (Aquila chrysaetos), puhu (Bubo bubo), ortanca ağaçkakan (Dendrocopos medius), alaca ağaçkakan (Dendrocopos syriacus), gökdoğan (Falco peregrinus), alaca sinekkapan (Ficedula semitorquata), orman toygarı (Lullula arborea), küçük yeşil ağaçkakan (Picus canus) ve Anadolu sıvacısı (Sitta krueperi) türleri üremektedir. Su samuru (Lutra lutra) Kıyıları ağaçlıklı nehir ve göllerin kenarlarında yer altı yuvaları kurarlar. Çok iyi yüzer ve dalabilirler, 10 dakika su altında kalabilirler. Besinleri bütün su hayvanları, bilhassa balıklar, kabuklular ve su kuşlarıdır. Yıl boyunca birey tarafından korunan belirli bir alanda, çiftleşme dönemleri hariç, tek yaşarlar. Yazın sıkça deniz kıyılarına gider. Karada da hızlı koşarlar. Dişiler yavrularını iki yanına ‘V’ harfi şeklinde alarak yüzerler. Yüzerken sadece başının bir kısmını, burun ve gözlerini suyun dışında tutarlar. Su samurları, bir göl veya akarsu için

backed shrike (Lanius collurio), woodlark (Lullula arborea) and from the jaegers, booted eagle (Hieraaetus pennatus) and golden eagle (Aquila chrysaetos) reproduce. In Abant Mountains, golden eagle (Aquila chrysaetos), eagle owl (Bubo bubo), middle spotted woodpecker (Dendrocopos medius), syrian woodpecker (Dendrocopos syriacus), peregrine falcon (Falco peregrinus), semicollared flycatcher (Ficedula semitorquata), woodlark (Lullula arborea), gray-faced woodpecker (Picus canus) and krüper’s nuthatch (Sitta krueperi) reproduce. Eurasian otter (Lutra lutra) They build nests in the arborous river and lake shores. They swim and dive so well that they can stay under water for 10 minutes. Their food source is water animals, especially fish, crustaceans and water birds. During the year, out of their reproduction period, they live alone in a specific protected area. In summer, they often go to sea shores. They run better on the land. The females swim, taking their babies to their two sides with the shape

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 112

Bolu Dağları, ortanca ağaçkakan (Dendrocopos medius), orman toygarı (Lullula arborea), kara ağaçkakan (Dryocopus martius) ve küçük yeşil ağaçkakan (Picus canus) gibi ılıman orman biyomu türlerinin büyük popülasyonlarını barındırmaktadır. Alanda ayrıca; puhu (Bubo bubo), kirazkuşu (Emberiza hortulana), kızılsırtlı örümcekkuşu (Lanius collurio), orman toygarı (Lullula arborea), küçük yeşil ağaçkakan (Picus canus) ve Anadolu sıvacısı (Sitta krueperi) ile yırtıcı kuşlardan gökdoğan (Falco peregrinus) ve kaya kartalı (Aquila chrysaetos) üremektedir. Kara akbaba (Aegypius monachus), sakallı akbaba (Gypaetus barbatus) ve şah kartal (Aquila heliaca) Köroğlu Dağları’nda üreyen öncelikli türler arasındadır. Kara akbaba, üreme sonrasında yüksek sayılarda görülmektedir. Dağlarda ayrıca, alaca ağaçkakan (Dendrocopos syriacus), kızılsırtlı örümcekkuşu (Lanius collurio), orman toygarı (Lullula arborea) ile yırtıcı kuşlardan küçük kartal (Hieraaetus pennatus) ve kaya kartalı (Aquila

113


of ‘V.’ When they swim, they keep just a part of their head, their nose and their eyes out of the water. Eurasian otters are the indicators of the naturalness and cleanness of a river or of a lake. Because in the water ecosystems, the Eurasian otters leave the area as the first with the smallest amount of pollution. Not only the chemical pollution, but also all kinds of pollution such as noise, light etc. disturb the otters and make them migrate. They are scary animals but in the same time they are strongly cautious animals. They have multiple houses and they are all in an area of 30 kilometers. Since the end of 1800’s, especially in some European countries, they began to hunt the otters with the same velocity that they eat the fish of the lakes. It had been prepared special traps for this. Around the mid-1900’s, on the lakes and rivers of the countries where they hunted the otters, the number of otters decreased dramatically. But still, it didn’t happen an increase in the number of fishes and other aquatic animals, on the contrary, there happened a decrease.

Bolu, the heart of nature

doğallığın ve temizliğin göstergesidir. Çünkü su ekosistemlerinde en ufak bir kirlenme olduğu zaman alanı önce su samurları terk etmektedir. Sadece kimyasal kirlilik değil, ses, ışık vb. her türlü kirletici su samurlarını rahatsız eder ve alandan göç etmesine sebep olur. Çok ürkek bir hayvan olmakla birlikte aynı zamanda son derece tedbirli bir hayvandır. Yuvası daima birden fazla sayıda ve yaklaşık 30 km’lik bir mesafe içindedir. 1800’lü yılların sonundan itibaren özelikle bazı Avrupa ülkelerinde göllerdeki balıkları yediği hızla su samurları avlanmaya başlamış. Bu iş için özel tuzaklar hazırlanmıştır. 1900’lü yılların ortasına doğru gelindiğinde av yapılan ülkelerin akarsu ve göllerinde su samuru sayısı iyice azalmıştı. Fakat yine de balık ve diğer su canlılarının miktarlarında artış olmadığı tam tersine azalma olduğu görüldü. Su samurları, akarsulardaki sağlıksız balık ve su canlılarını tükettiği için esasen su ekosistemlerinin sağlık sigortasıdır. Diğer bir ifade ile sağlıksız ve özellikle bulaşıcı mantar vb

115


Because otters eat the unhealthy fish and aquatic organisms, they actually are the health insurance of the water ecosystems. In other words, because they consume unhealthy fish species, especially the ones who have contagious diseases like mushrooms etc., they help other aquatic animals to continue to their lives with good health. The lakes and rivers where otters live are clean and also they ensure the aquatic species that live there to continue their lives. When they realized it, since 1950’s, the otters began to be under protection. The otters that entered under protection with The Bern Convention are in everywhere of the world and always in the list of ‘the animals that must be protected.’ In The Red Data Book whose list of species under threat and the degree of protection is renewed every year, the otters are under permanent protection. Some of the otters in Bolu live in the rivers and lakes of Bolu. The entrance of their home is between the rushes, poodles, greenwood and scrubs. A

yaşam alanı tabelalarıyla ziyaretçilere göldeki varlığı hatırlatılmaktadır. Su samurları göldeki yaban yaşamına zenginlik katmakta aynı zamanda gölün temizliği için önemli bir göstergedir. Abant Alası (Salmo trutta abanticus) Açık sarı bir rengi, ve üzerinde rastgele dağılmış siyah benekleri vardır. Kaba yapılı bir vücuda, ve kısa bir buruna sahiptir. Dağ alabalığı (S. trutta macrostigma) ve dere alasına (S. trutta caspius) benzerse de vücudun yan taraflarında kırmızı beneklerin bulunmaması ile onlardan kolaylıkla ayırt edilir. Bu iki türde vücutta çok sayılı, yuvarlak, etrafları açık renk bantlı koyu lekeler ve yan çizgi boyunca kırmızı renkli lekeler bulunur. Abant alabalığı ortalama 20 cm uzunluğundadır. Ama 60 cm uzunluğu ile tutulmuş olanları da vardır. Ömürleri ortalama 4, en fazla 7 yıldır. Üreme zamanları Kasım ile Aralık ayındadır.

canal inside the soil that goes from there towards the land is the home of the otters. Abant Natural Park is one of the most important living spaces of the otters. With the signboards that are situated on the lakeshore, they remind the visitors the presence of the otters. The otters make wild life richer in the lake and it also shows the cleanliness of the lake. Abant trout (Salmo trutta abanticus) It has a light yellow color and randomly distributed black points. It has a rough body and a short nose. Even though it is similar to salmo trutta macrostigma and salmo trutta caspius, you can easily differentiate them because they don’t have red points on their sides. These two species have a lot of dark marks with a lighter contour and all along the yellow line there are red colored marks. Abant trout is, in average, 20 cm. But you can come across to some of them which are 60 cm tall. Their life expectancy is 4, maximum 7 years. Their reproduction period is November and December.

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 116

hastalıklara sahip balıkları tükettiği için diğer su canlılarının neslinin sağlıkla devam etmesine yardımcı olmaktadır. Su samurlarının yaşadığı göl ve akarsular temiz olduğu gibi, buradaki su canlılarının neslinin devamı da garanti altına alınmış demektir. Bu gerçek fark edilince, 1950’li yıllardan itibaren su samurları koruma altına alınmaya başlanmıştır. Bern Sözleşmesi ile koruma altına alınan su samurları, dünyanın her yerinde ve her zaman korunması gereken canlılar listesindedir. Listesi ve koruma dereceleri her yıl yenilen nesli tehlike altındaki Kırmızı Liste Canlıları Kitabı’nda (Red Data Book), su samurları daima koruma altındadır. Su samurları, Bolu’daki akarsu ve göllerin bir kısmında yuva yaparak yaşamaktadır. Yuva girişleri göl ve akarsu kenarındaki saz, kamış, ağaçlık ve çalılıklar arasındadır. Buradan kara tarafına doğru toprağın içine açılan bir kanal su samurlarının yuvasıdır. Abant Tabiat Parkı, Bolu’da su samurunun en önemli yaşam merkezlerinden biridir. Göl kenarına yerleştirilen su samuru

117


nlar Korunan Ala

reas Protected A


Doğal kaynaklar, önemleri ve işlevleri ile ulusal sınırların dışına taşan uluslararası ortak varlıklar haline gelmişlerdir. O nedenle, biyolojik çeşitliliğin korunması için uluslararası sözleşmeler yapılmakta olup, her ülke bu sözleşmelere katılmakta ve kendi ülkelerindeki canlı varlıkların ve önemli ekosistemlerin korunmasını güvence altına almaktadırlar. Koruma alanlarının belirlenmesi ve sınıflandırılmasındaki amaç, alanların koruma hedeflerini saptayarak mevcut duruma uygun yönetim ve koruma stratejisinin ortaya konmasını sağlamaktır. Bolu’da bir milli park, bir tabiat parkı, dört tabiatı koruma alanı ve yedi orman içi dinlenme yeri bulunmaktadır. Yaban hayatı olarak zengin kaynak değeri olan; Seben Çeltik Deresi Mevkii yaban hayatı koruma sahası olarak ayrılmıştır. Ayrıca Mengen Geyik Gölü, Göynük Kapıorman Dağı ve Abant yaban hayatı geliştirme sahası olarak ayrılmıştır. Zengin doğal kaynak değerine sahip bu alanların korunması sürdürülebilirlilik açısından önemlidir. Bolu’da bu alanlardan başka, farklı kaynak değerlerine sahip birçok doğal alanlar bulunmaktadır. Önemli kuş alanlar arasında geçen Yeniçağa Gölü ve önemli bitki alanlarından olan Yukarı Gerede Vadisi bu tip alanlara örnektir. Bu iki alan ve benzeri doğal kaynak değeri yüksek alanların resmi koruma statüsüne kavuşturulması doğa korumacılığına önemli katkılar sağlayacaktır.

Protected Areas Natural resources with their importance and functions, by going beyond the borders, became our international values. Because of this situation, to protect the biological diversity, countries do international agreements and every country join these agreements and guarantee the protection of important ecosystems and living beings in their own countries. The aim in defining and classifying the protection areas is to apply the most suitable management and protection strategy to the existing situation by determining the goals of protection of the areas. In Bolu there are a national park, a natural park, four natural conservation areas and seven resting places in forests. Seben Çeltik River Region, because it has a big value in terms of wild life, became a wildlife protection area. Besides Mengen Geyik lake, Göynük Kapıorman Mountain and Abant are wildlife development areas. The protection of these areas which have rich natural resources is important for the sustainability. In Bolu, out of these areas, there are a lot of natural areas which have different resources. Yeniçağa Lake, which is one of the most important bird zones, and Yukarı Gerede Valley, which has important plant areas, are examples of this kind of areas. For these two zones and similar ones with high degree of natural resources, having the legal protection status contributes a lot to nature protection.

Bolu, the heart of nature

Korunan Alanlar

121


National parks, natural parks and special areas

Yedigöller Milli Parkı 1965 yılında milli park olan Yedigöller, 2.109 ha büyüklüğünde ve Bolu’nun 42 km kuzeyindedir. Toplam 1,5 km mesafede bulunan irili ufaklı yedi göl; havzanın yamaçlarında bulunan kaya kütlelerinin heyelan sonucu vadi yataklarının önünü kapatması sonucu oluşmuştur. Batı Karadeniz iklim kuşağındaki havzada ilkbahar serin, yazlar sıcak, sonbahar kısmen ılık ve kışlar soğuktur. Göller yüzeysel ve / veya yeraltı akışlarıyla birbirine bağlıdır. Göllerden diğerlerine göre nispeten küçük olan üç tanesi yazın sıcak aylarda kurumaktadır. 100 metre yükselti farklı iki plato üzerinde kurulu bulunan göller, kuzeyden güneye doğru Sazlıgöl (5.950 m2), İncegöl (1.036 m2), Nazlıgöl (15.780 m2), Küçükgöl (2.170 m2), Deringöl (15.063 m2), Büyükgöl (24.895 m2) ve Seringöl’dür (1.758 m2). Nazlıgöl’de dipten sızan sular, kuzeydoğu

Yedigöller National Park Yedigöller that became a national park in 1965 is as large as 2.109 hs and, 42 kilometeres on the north of Bolu. The seven large and small lakes that are as a total in 1,5 km distance; these lakes had been formed when the rock masses that were on the slopes of the water basin closed the valley beds because of landslip. The zone is in the West Blacksea Climate zone; the spring is cool, the summer is hot, the autumn is partially warm and the winter is cold. The lakes are superficial and/or they are connected to each other with underground flows. The three lakes that are smaller compared to the others run dry. The lakes are on two different plateaus which have 100 meters of height difference. The lakes from north to the south are respectively Sazlıgöl (5.950 m2), İncegöl (1.036 m2), Nazlıgöl (15.780 m2), Küçükgöl (2.170 m2), Deringöl (15.063 m2), Büyükgöl (24.895 m2) and Seringöl (1.758 m2). In Nazlıgöl, the water that

çıkışında bir çağlayan oluşturmaktadır. Milli parkın hâkim bitki örtüsü yapraklı karışık orman vejetasyonudur. Alanda kayın ağaçlarının hâkimiyeti belirgin şekilde hissedilir. Karışıma yoğun olarak katılan diğer ağaç türleri; sapsız meşe (Quercus petraea subsp. iberica), İspir meşesi (Quercus macranthera subsp. syspirensis), adi gürgen (Carpinus betulus), akçaağaç (Acer trautwetteri), ova akçaağacı (Acer campestre), Uludağ göknarı (Abies nordmanniana subsp. bornmülleriana), sarıçam (Pinus sylvstris), karaçamdır (Pinus nigra subsp. pallasiana). Daha az oranda olmakla beraber kızılağaç (Alnus glutinosa), titrek kavak (Populus tremula), akkavak (Populus alba), dişbudak (Fraxinus excelsior), ıhlamur (Tilia argentea), akçaağaç yapraklı üvez (Sorbus torminalis), keçi söğüdü (Salix caprea), yabani kiraz (Prunus avium), karaağaç (Ulmus spp.) ve porsuk (Taxus baccata) ağaçları da park içinde bulunan diğer ağaç türleridir. (Ekim, T., İlarslan, R., 1982)’ye göre: Sahanın bitki türü sayısı 236’dır. Siklamen (Cyclamen coum), zambak

outcrops from the depth exits from a waterfall in the northeast. The main flora of the national park is the broad-leaved mixed forest vegetation. The dominance of the fagus in the area is obvious. Other tree species that join the mixture often are; durmast oak (Quercus petraea subsp. iberica), oaken of İspir meşesi (Quercus macranthera subsp. syspirensis), carnipus (Carpinus betulus), acer (Acer trautwetteri), field maple (Acer campestre), abies bornmulleriana (Abies nordmanniana subsp. bornmülleriana), yellowpine (Pinus sylvstris), blackpine (Pinus nigra subsp. pallasiana). In the park, there are also redwood (Alnus glutinosa), trembling poplar (Populus tremula), silver poplar (Populus alba), common ash (Fraxinus excelsior),lime tree (Tilia argentea), wild service tree (Sorbus torminalis), goat willow (Salix caprea), wild cherry (Prunus avium), elm (Ulmus spp.) and taxus (Taxus baccata) trees. According to (Ekim, T., İlarslan, R., 1982): The plant number of the zone is 236. Cyclamen (Cyclamen coum), lily (Lilium martagon), crocus (Crocus

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 122

Milli Parklar, Tabiat Parkları ve Özel Alanlar

123


anyrensis, C. speciosus), autumn crocus (Colchicum spp.), orchid (Ophyrus spp., Dactylorrhiza spp are the important herbaceous species of the area However, the new studies that can be done in the field can increase this number. The main wild animals of the field are: Mammals; deer (Cervus elaphus), roe deer (Capreolus capreolus), bear (Urcsus arctos), wild boar (Sus scrofa), wolf (Canis lupus), fox (Vulpes vulpes), jackal (Canis aureus), wild cat (Felis sylvetris), lynx (Felis lynx), badger (meles meles), weasel (Martes martes), squirrel (Siurus vulgaris) and rabbit (Lepus europeaus). Passeridae, tern, wood pigeon, woodpeckers, lake duck, wild pigeon, quail, woodcock, starling, eurasian jay are the birds that you can see in the area. In Seringöl, one of the lakes that are in the park, they produce salmo fontinalis to free in the rivers. Karadere that passes through the prey producing area in the national park is the main water source of the deer and roe deer as much as the rest of the wildlife.

karacaların olduğu kadar diğer tüm yaban hayatının da önemli su kaynağıdır. Park içerisinde bir idare binası, kır gazinosu, misafirhane, dinlenme evi bulunmaktadır. Çadır kamp yapmak için kamp sahası ve piknik sahası da ayrılmış durumdadır. Etrafı saf kayın veya karışık ormanlarla kaplanmış göller, 1.380 metre yükseltideki Kapankaya Seyir Terası’ndan gözlemlenebilmektedir. Farklı mevsimlerde farklı doku ve renklerde gözlenen bu alan, izlenmesi son derece hoş bir peyzaj sunmaktadır. Göl etrafında yapılan gezilerle birlikte anıt karaçam, Pisagor ağacı ve irili ufaklı şelalelerde görülebilir. Yedigöller Milli Parkı’nda doğanın esas coşkusu sonbaharda Ekim ayında gözlemlenir. Kayın, akçaağaç, meşe ve diğer yapraklı ağaçlar sarı, kahverengi, kırmızı, bordo, yeşil ve diğer renkler olur. Ve bir güzel ancak bu kadar alçakgönüllü olabilir. Şimdi fotoğraf makinelerini hazırlamanın tam zamanıdır.

In the park there is one administration building, one country club, one guest house and one rest home. There is also an area separated for camping and picnic. The lakes that are surrounded by pure or mixed fagus forests can be watched from Kapankaya View Terrace on 1.380 meters altitude. This area that can be observed in different seasons in different colors provides an amazing view to its audience. During the promenades around the lake, you can see monumental blackpine, Pythagorous tree and large and small waterfalls. The real joy of the nature in Yedigöller National Park is observed especially in autumn, in October. Fagus, acer, oaken and other leaved-trees are yellow, brown, red, claret red, green and other colors. And it is not expected that something this beautiful can be that much modest. Now, it is time to make the cameras ready.

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 124

(Lilium martagon), çiğdem (Crocus anyrensis, C. speciosus), güz çiğdemi (Colchicum spp.), orkide (Ophyrus spp., Dactylorrhiza spp.) türleri sahanın önemli otsu bitkilerindendir. Ancak sahada yapılabilecek yeni çalışmalar bu sayıyı daha da yükseltebilecektir. Sahada bulunan başlıca yaban hayvanları şunlardır: Memeliler; geyik (Cervus elaphus), karaca (Capreolus capreolus), ayı (Urcsus arctos), yaban domuzu (Sus scrofa), kurt (Canis lupus), tilki (Vulpes vulpes), çakal (Canis aureus), dağ kedisi (Felis sylvetris), vaşak (Felis lynx) porsuk, sansar (Martes martes), sincap (Siurus vulgaris) ve tavşandır (Lepus europeaus). Serçegiller, balıkçın, üveyik, ağaçkakanlar, su ördeği, yabani güvercin, bıldırcın, çulluk, sığırcık, alakarga alanda görülebilen kuşlardandır. Park içinde bulunan göllerden Seringöl’de derelere bırakılmak üzere, dere alabalığı yavrusu üretimi yapılmaktadır. Milli park içindeki av üretme sahasından da geçen Karadere, geyik ve

125


Abant Natural Park Abant Lake, 32 kilometers to Bolu, besides its natural beauty, has a rich natural formation. Because it’s on the middle of İstanbul - Ankara highway and that it has good possibilities that attract a lot of visitors. Around the lake that covers an area of 125 ha, there are touristic hotels and mountain resorts for resting. The lake, into which Çepni River was flowing, is a landslide lake, not a crater lake like it used to be considered as. The river that leaves the lake from the northeast, forms Bolu Stream which, later on mixes with Filyos Stream. Thanks to the fresh winds that come from yellowpine and abies forests, especially in the hotness of summer, it is one of the calmest and coolest places. As there are reasons that cause the formation of the lakes, there are also reasons that trigger the end of them. Especially in shallow lakes, aquatic or land plant fill the lake from the surrounding towards the middle. Today, the reason of the formation of the peat lands that we see in Bolu and other

doldurur. Bugün yeryüzünde çeşitli yerlerde ve Bolu’da da görebildiğimiz turbalık alanların oluşumunun sebebi eski göllerdir. Abant Gölü kıyı alanlarındaki sazlıklar (Phragmites australis) göl manzarasına güzellik katmakla birlikte, burada çürüyen sazlar ve diğer bitki artıkları zamanla göl tabanında birikme yapmakta ve göl aynasının daralmasını sebep olmaktadır. Göl ömrünün uzatılması için istenmeyen bu zenginlikle, doğal yapıyı tahrip etmeden mücadele edilmelidir. Çünkü göl yalnızca estetik ve peyzaj fonksiyonu görmemekte, aynı zamanda birçok canlı türüne de yaşam alanı oluşturmaktadır. En derin yeri 45 metre ve ortalama 10 - 15 metre derinlikteki göl içinde, göl endemiği (doğal olarak yalnızca bu gölde yaşayan) Abant alası (Salmo trutta abanticus) yaşamaktadır. Yine yalnızca bu gölün etrafında yükselen yamaçlarda Abant çiğdemi (Crocus abantensis) endemik olarak bulunmaktadır. Gölün yüzeyi özellikle bahar ve yaz aylarında nilüfer (Nympha spp.) çiçekleri ile

places on earth is the old lakes. The marshy places (Phragmites australis) that are on the shore of Abant Lake, besides givin beauty to the lake view, the rushes and other plants’ wastes which rot there accumulate on the lake bed and makes it narrow. To make the life of the lake longer, the fight against this undesired richness must be done without damaging the natural structure, because the only function of the lake is not aesthetic and view, but also providing a living space for a lot of species. In the lake, the deepest point is 45 meters and the average depth is 10-15 meters. Endemic (which lives just there naturally) Abant trout (Salmo trutta

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 128

Abant Tabiat Parkı Bolu’ya 32 km uzaklıktaki Abant Gölü, doğal güzelliğinin yanı sıra zengin bir doğal yapıya sahiptir. İstanbul Ankara Otoyolu’nun hemen hemen orta yerinde olması ve imkânlarının da iyi durumda olması, bol miktarda ziyaretçi çekmesine en büyük sebeptir. 125 ha’lık sahayı kaplayan göl, etrafında turizme hizmet eden oteller ve dinlenme amaçlı dağ evleri vardır. Çepni Deresi tarafından beslenen göl, ilk zamanlarda düşünülenin aksine bir krater gölü değil, heyelan gölüdür. Gölün kuzeydoğusundan gölü terk eden su, daha sonra Filyos Çayı’na bağlanacak olan Bolu Suyu’nu meydana getirir. Etrafını çevreleyen sarıçam ve göknar ormanlarından serin rüzgârlar sayesinde; özellikle yaz sıcaklarında en serin ve sessiz mekânlardan birisidir. Göllerin oluşumu gibi sonunu da tetikleyen sebepler vardır. Özellikle derinliği az olan göllerde su veya kara bitkileri çevreden ortaya doğru gölü

129


130

Kale Tabiatı Koruma Alanı 480 ha büyüklüğündeki alan, 1988 yılında ‘tabiatı koruma alanı’ ilan edilmiştir. Ülkemizde doğal olarak yetişen ve nesli tehlike altındaki Bolu fındığının (Corylus colurna L.) Kale Bölgesi’nde (Yedigöller yolu üzeri) 30 - 35 metre boy ve 130 cm kadar kalın çaplara ulaşmış bireylerin varlığı alanın en önemli kaynak değeridir. Sahip olduğu yapraklı, ibreli diğer ağaç türü çeşitliliği ile geyik ve karaca gibi nadir yaban hayatı varlıklarına sahip olması sahanın diğer kaynak

abanticus) lives in the lake. Also crocus of Abant (Crocus abantensis) grows endemically on the slopes that rise around this lake. The surface of the lake, especially during the summer months is covered with lotus flowers (Nympha spp.). The lake and the forests around it is an important living space for a lot of bird species and wildlife. It is possible to go around the lake in summer with phaetons and in winter with sledges. If you want to ride a horse, you can take use the services that the villagers offer with this intention. But the best is the walks that you can do around the lake. Kale Natural Reserve Area The area is 480 ha. In 1998 it was declared as a natural reserve area. In Kale Region (on the road to Yedigöller) the presence of the members of hazelnut of Bolu (Corylus colurna L.) that grows naturally in our country and that is under threat of extinction, which are 3035 meters tall and have 130 centimeters of diameter, is the most important natural resource value of the area.

değerleridir. Uludağ göknarı (Abies nordmanniana subsp. bornmülleriana), Doğu kayını (Fagus orientalis), sapsız meşe (Quercus petraea subsp. iberica), İspir meşesi (Quercus macranthera subsp. syspirensis), sarıçam (Pinus sylvstris), karaçam (Pinus nigra subsp. pallasiana), akçaağaç (Acer trautwetteri), dişbudak (Fraxinus excelsior) türlerinin oluşturduğu özellikle karışık ormanlar sahanın önemli orman ekosistemleridir. Ormanı oluşturan bu asli ağaç türlerine ilaveten titrek kavak (Populus tremula), akkavak (Populus alba), ıhlamur (Tilia argentea), karaağaç (Ulmus spp.), adigürgen (Carpinus betulus), ovaakçaağacı (Acer campestre), akçaağaç yapraklı üvez (Sorbus torminalis), keçi söğüdü (Salix caprea), yabani kiraz (Prunus avium) ağaçları bulunmaktadır. Diğer ara ve alt tabakada ise karayemiş (Laurocerasus officinalis), mor çiçekli ormangülü (Rhododendron ponticum), dişbudak yapraklı üvez (Sorbus auciparia), kızılcık (Cornus mas) ve çobançantası (Euonymus latifolia) bulunmaktadır.

Other natural values of the area are the coniferous tree diversity and the rare members of the wildlife such as roe deer. The mixed forests that are composed of abies bornmulleriana (Abies nordmanniana subsp. bornmülleriana), fagus orientalis, durmast oak (Quercus petraea subsp. iberica), oaken of İspir (Quercus macranthera subsp. syspirensis), yellowpine (Pinus sylvstris), blackpine (Pinus nigra subsp. pallasiana), acer (Acer trautwetteri), ash tree (Fraxinus excelsior) are the most important ecosystems of the area. In addition to these main tree species, you can also find trembling poplar (Populus tremula), silver poplar (Populus alba), lime tree (Tilia argentea), elm (Ulmus spp.), Carpinus betulus, field mapple (Acer campestre), wild service tree (Sorbus torminalis), goat willow (Salix caprea), wild cherry (Prunus avium) trees. In the other middle and low layers, there are prunus laurocerasus (Laurocerasus officinalis), rhododendron with purple flowers (Rhododendron ponticum), Sorbus auciparia, cornelian cherry (Cornus mas) and shepherd’s purse (Euonymus latifolia).

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu

kaplanmaktadır. Göl ve etrafındaki ormanlar, birçok kuş türü ve yaban hayatı için önemli bir yaşam alanıdır. Gölün etrafında yazın tekerlekli faytonlarla, kış mevsiminde de kızaklı at arabalarıyla dolaşmak mümkündür. Atlara, ayrıca binmek isteyenler civar köylülerin bu amaçla sundukları hizmetlerden yararlanabilirler. Ama en güzeli, gölün kenarında yapılacak yürüyüşlerdir.

131


The large and small water sources in the area have a vital importance for the wildlife that lives in this area. Deer, roe deer, bear, wolf, fox, boar, rabbit find a comfortable living space in here. In these water sources there are a lot of fish species such as trout, cyprinus andsilurus glanis.

Kökez Tabiatı Koruma Alanı Aladağlar’ın Bolu Ovası’na bakan kuzey yamaçlarındaki Kökez Bölgesi çok yaşlı ve tek tabakalı göknar ormanlarına sahiptir. Bölgedeki ağaçlar genellikle çok yaşlı olmasından dolayı ‘Tabiatı Koruma Alanı’ kapsamındadır. Şehrin içme suyu ihtiyacını karşılayan, yumuşak içimli ve hoş lezzetli Kökez Suyu, alanın sahip olduğu bir diğer üstünlüktür.

Kökez Natural Reserve Area Kökez Region, watching the north slopes of Bolu Plain of Aladağ Mountains, has very old and single-layer abies forests. Most of the trees in the area are included in the Natural Reserve Area because they are old. Kökez Stream that supplies the drinkable water to the city, and which has soft and well-tasted water is another quality that the Kökez Stream area owns.

Yeniçağa Gölü Yeniçağa Gölü, tektonik bir göl olup, yan dere suları ile oluşmuştur. 900 metre yükseltide bulunmaktadır. Toplanan sular bir ayakla boşaldığından göl seviyesinde fazla bir yükselme görülmez. İçinde tatlı su sazanı ve

Yeniçağa Lake Yeniçağa lake is a tectonic lake which is formed by the river waters. It has an altitude of 900 meters. Because the accumulated waters leave the lake, there is no big increase in the water level. Inside, there is fresh-water cyprinus and

mercan balıkları görülebilir. En derin yeri 20 metre kadar olan gölde, olta ile balık avlanabilir. Resmi bir koruma statüsü olmamakla birlikte önemli kuş alanları arasındadır. Bu göl, Türkiye’nin en büyük kalkerli turbalık alanıdır. Zengin bir turba florasına sahiptir. Göl Türkiye’de ender olarak rastlanan bazı türler şunlardır: Carex lasiocarpa, Najas morina subsp. morina, Pedicularis palustris subsp. opsiantha, Ranunculus lingua sayılabilir.

blackspot seabream. The deepest point is 20 meters and you can fish in the lake with fishhook. Despite it doesn’t have an official protection status, it is one of the important bird zones. This lake is Turkey’s biggest calcareous peat land. It has a rich peat flora. In the lake you can find the rare species in Turkey, some of which are: Carex lasiocarpa, Najas morina subsp. morina, Pedicularis palustris subsp. opsiantha, Ranunculus lingua.

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 134

Alanda bulunan irili ufaklı birçok su kaynağı, sahada yaşayan yaban hayatı için önem taşımaktadır. Geyik, karaca, ayı, kurt, tilki, domuz, tavşan burada rahat bir yaşam alanı bulmaktadır. Bu su kaynaklarında alabalık, sazan ve yayın balıkları gibi yaşam bulmaktadır.

135


Gölcük Inside Forest Resting Place Gölcük, which is 13 kilometers to Bolu, is inside the abies and yellowpine forests. Unlike other lakes, this is an artificial barrage lake. In this resting place inside the forest, which is differently beautiful in every season, winters are always as picture postcards. You can do a picnic under the abies trees around the lake. In the entrance of the areas there are two places which are like countryside clubs. There, you can drink tea, coffee or eat. But, what is more famous in this place is the governement’s guest house. This house which identified with the lake view adds beauty to the lake. Around the lake, you cannot drive a car. You have to park the car in the entrance. You can go around the lake, approximately in half an hour by foot. In this walk, out of abies trees, you can see some examples of herbaceous plants that belong to the rich flora of Aladağlar. In spring and summer, the shore of the lake is covered with yellow lotus flowers, rushes and bamboos.

gölün kenarı sarıçiçekli nilüferler, sazlar ve kamışlarla süslenir. Şerif Yüksel Araştırma Ormanı Aladağ ormanlarının bir aynası olan ortalama 1.500 metre yükseklikteki Şerif Yüksel Araştırma Ormanı, yaşlı göknar ormanlarına sahiptir. Ülkemiz ormancılığında adeta bir okul sayılan Aladağ ormanları içinde, 1.550 ha büyüklüğündeki bu orman, 1952 yılından bu yana birçok araştırmaya konu olmuştur. Değişen ve gelişen ormancılık anlayışı ile bugün de birçok araştırmaya ev sahipliği yapmaktadır. Bu orman içinde, 1.550 metre yükseltide bir de meteoroloji istasyonu bulunmaktadır. Göksu Ormaniçi Dinlenme Yeri Aladağlar’da, yapay olarak oluşturulmuş Aladağ Göledi’nin kenarında, sarıçam ormanları arasındaki orman içi dinlenme yeridir.

Şerif Yüksel Research Forest Being a mirror of Aladağ forests, Şerif Yüksel Research Forest, in average 1.500 meters of height, has old abies forests. This forest of 1.550 hs inside Aladağ Forests which are considered as a forestry school in our country , has been subject to a lot of researches since 1952. It still hosts a lot of research projects also today with developing and changing forestry understanding. In this forest, there is also a meteorological station in 1.550 height. Göksu Inside Forest Resting Place Next to the Aladağ puddle that is made artificially in Aladağlar is the resting place inside yellowpine forests.

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 136

Gölcük Orman İçi Dinlenme Yeri Bolu’ya 13 km uzaklıktaki Gölcük, Aladağlar’daki göknar ve sarıçam ormanları içerisindedir. Diğer göllerden farklı olarak yapay olarak oluşturulmuş bir set gölüdür. Her mevsim ayrı bir güzellikte süslenen bu orman içi mesire yerinde, kışları daima kartpostal tadındadır. Gölün etrafındaki göknar ağaçlarının altında piknik yapılabiliyor. Alanın girişinde kır gazinosu niteliğinde iki tesis bulunmaktadır. Buralarda çay, kahve içebilir ve yemek yiyebilirsiniz. Fakat asıl meşhur olan, girişin tam karşısındaki devlet konuk evidir. Bu gölün manzarası ile müsemma olan bu ev, göle ayrı bir güzellik katmaktadır. Göl etrafında araçla dolaşma imkânı yoktur. Araçlar girişe park edilmektedir. Gölün etrafını yaya olarak, yaklaşık yarım saatte dolaşılabilir. Bu kısa gezintide, göknar ağaçlarından başka, Aladağlar’ın zengin bitki örtüsünden bazı otsu bitki örnekleri de görmek mümkündür. Bahar ve yaz aylarında

137


Sülüklügöl Natural Reserve Area Sülüklügöl, which is in the border of Mudurnu is a landslide lake as the others. Approximately 300 years ago, as a result of the landslide that happened right in front of the river bed, the lake had been formed. The age of the dry trees that are in the middle of the lake had been calculated with dendrocronological method and they determined that the last annual ring of these trees belongs to 1702. Probably the landslide happened that year or some years before than that and caused the trees to run dry. The leeches after which the lake is named, unfortunately, are not anymore in the lake.

Beşpınarlar Ormaniçi Dinlenme Yeri Beş kurnaya sahip bir çeşmeden adını alan mesire yeri Aladağlar’da orman içindedir. Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, işletmesi özel bir kuruma kiralan alanda; ‘Özgüven Geliştirme Merkezi’ bulunmaktadır.

Karamurat Gölü Mudurnu’ya 30 km uzaklıktaki Karamurat Gölü’nün, üç tarafı dağlarla çevrilidir. Göl, bu yamaçlardan gelen sular ve dipten kaynayan sularla beslenir. Su seviyesi mevsime göre değişiklik gösterir. Etrafı sazlık alanlarla kaplı olan gölde, bazı tatlı su balıkları yaşamaktadır. Gölün resmi bir koruma statüsü yoktur.

Karamurat Lake Tree sides of Karamurat Lake, 30 kilometers to Mudurnu, are surrounded by mountains. The lake is fed by the waters that come from these slopes and with the underground thermal waters. Its water level changes depending on the season. In the lake that is surrounded with reeds, there live some fresh-water fish. The lake doesn’t have an official protection status.

Şirinyazı Gölü Ormaniçi Dinlenme Yeri Mengen’deki yapay olarak oluşturulmuş gölet ve etrafındaki orman içi dinlenme yeridir. Göl etrafında yürüyüş yapılabilir ve piknik amaçlı mangal yapılabilir.

Çakmaklar Çamlığı Ormaniçi Dinlenme Yeri: Bolu şehir merkezine yaklaşık 3 km mesafedeki orman içi dinlenme yeri, yakınlığı ile manzarası ile cazibe merkezi olmuştur. Karaçam ağaçlarının altındaki kurulu bulunan mesire yeri şehre âdete tepeden bakmaktadır.

Beşpınarlar Inside Forest Resting Place The resting place that is named after a fountain which has five bath basins is Aladağlar, inside the forest. In an area that is rented by Ministery of Environment and Forestry to a special institution there is a ‘Self-confidence Development Center.’ Çakmaklar Pine Grove Inside Forest Resting Place The resting place that has a distance of 3 kilometers to the Bolu city center, with its closeness and view is an attraction center. The resting place that is built under blackpine trees watches the city from above. Şirinyazı Lake Inside Forest Resting Place: It’s the inside forest resting place around the artificial Mengen puddle. You can walk around the lake and make barbecue.

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 140

Sülüklügöl Tabiatı Koruma Alanı Mudurnu’nun sınırlarında kalan Sülüklügöl, diğer göller gibi bir heyelan gölüdür. Günümüzden yaklaşık 300 yıl kadar önce, akarsu yatağının önünde meydana gelen yamaç heyelanı sonucu göl oluşmuştur. Göl ortasında bulunan kurumuş ağaçların yaşı, dendrokronolojik yöntemle hesaplamış ve buradaki ağaçların son yıllık halkasının 1702 yılına ait olduğu saptanmıştır. Heyelan muhtemelen o yıl veya ancak birkaç yıl öncesinde oluşarak, ağaçların kurumasına sebep olmuştur. Göle adını veren sülükler ise artık maalesef gölde bulunmamaktadır.

141


144

Sünnet Gölü Ormaniçi Dinlenme Yeri Göynük’ün 27 km doğusundaki göl, etrafındaki Erenler ve Korudağ tepeleri arasındaki dar ve derin bir vadinin heyelanla tıkanması sonucu oluşmuştur. Tabanı bataklık olmayan gölün derinliği 22 metre, alanı 18 ha kadardır. Küçük

Çubuk Lake The lake, situated 11 kilometers north of Göynük, is formed as a result of a landslide. The lake that has an area of 15 ha has a depth of 13 meters. In AugustSeptember there is decrease in water level of the lake into which Çubuk River flows. It is allowed to fish the cyprinus and whitefish with fishhook. For a TV series that is shot in 2005 (Windy Garden), they built windmills on the slopes around the lake. Even though the shootings and the series lasted so short, the windmills stayed around the lake. These windmills take as much attention as the lake takes and it has a significant tourism potential. Sünnet Lake Inside Forest Resting Place The lake that is situated on 27 kilometers north of Göynük is formed as a result of a landslide which filled a narrow and deep valley between Erenler and Korudağ hills. The lake bad is not quag, its depth is 22 meters, its area is 18 ha. The water of the lake into which small rivers and source waters flow

dereler ve kaynak sularıyla beslenen göl sularında yazın alçalma olur. Gölde lezzetli mercan ve alabalık türleri görülür ve olta ile avlanmak serbesttir. Göl kenarında konaklama, yeme - içme hizmeti veren bir de tesis bulunmaktadır. Göl etrafında; piknik, yürüyüş, koşu ve bisiklet sporu yapabilme imkânı vardır. Seben Göledi 2004 yılında Bolu İl Özel İdaresi tarafından yapımına başlanan Seben Taşlıyayla Göledi, 8, 33 km2 alana ve 44 milyon m3 su tutma kapasitesine sahip. Gövde uzunluğu 196 metre ve çevre uzunluğu 25 kilometre olan gölette, 2010 yılından itibaren su tutulmaya başlandı. Abant Gölü’nün yedi katı büyüklüğünde göletin suyuyla, Bolu’nun Seben İlçesi’nde bulunan 40 bin dekarlık sebze ve meyve üretim alanı sulanması düşünülmektedir. Sarıçam ormanları içerisinde çok güzel görsel etki yaratan göletin, gelecekte turizm potansiyelinin de yüksek olacağı düşünülmektedir.

decreases in summer,. In the lake, there are delicious black spotted sea bream and trout species and it is allowed to fish with fishhook. On the lake shore, there is also a place which offers accommodation, food and beverage. There is the possibility to have picnic, walk, run and ride a bike around the lake Seben Puddle Seben Taşlıyayla Puddle that was created by the Special Provincial Administration in 2004, has a square of 8,33 km2 and has the water capacity of 44 million of m3. Its length is 196 meters and the perimeter length is 25 kilometers. They began to keep water in the lake since 2010. With the water of this lake that is 7 times bigger than Abant lake, 40 thousand decares of vegetable and fruit field in Seben county of Bolu will be irrigated. The puddle which creates a perfect visual impression inside yellow pine forests is thought to have a high tourism potential in the future.

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu

Çubuk Gölü Göynük’ün 11 km kuzeyinde, heyelan sonucu oluşmuş bir göldür. 15 ha alanı olan gölün derinliği; 13 metredir. Çubuk Deresi ile beslenen göl seviyesinde, Ağustos - Eylül aylarında alçalma görülür. Gölde bulunan sazan ve alabalıkların olta ile avlanması serbesttir. 2005 yılında çekilen bir televizyon dizisi (Rüzgârlı Bahçe) için göl etrafındaki yamaçlara yel değirmenleri yapılmıştır. Dizi ve çekimleri çok kısa sürmesine rağmen yel değirmenleri göl etrafında kalmıştır. Bu yel değirmenleri de en az göl kadar ilgi görmekte ve önemli bir turizm potansiyeli taşımaktadır.

145


Karagöl Inside Forest Resting Place On Kıbrısçık - Beypazarı road, the lake of 1 hs, is quite deep and is situated in an area created by a landslide. The surrounding is quag and reedy and there is no fish. However, it has widgeons and some bird species. You can camp in the lake shore surrounded by forests. Every year, at the end of May, Karagöl Feasts is organized.

Bolu, the heart of nature

Karagöl Orman İçi Dinlenme Yeri Kıbrıscık - Beypazarı Yolu üzerinde, 1 ha alanı olan göl, oldukça derin olup, bir heyelanın oluşturduğu çukurlukta yer alır. Çevresi bataklık ve sazlık olan gölde balık bulunmaz. Fakat yaban ördekleri ve bazı kuş türlerini barındırır. Çevresi tamamen ormanlarla kaplı olan göl kenarında kamp yapılabilir. Her yıl Mayıs ayı sonunda Karagöl Şenlikleri düzenlenmektedir.

147


Doğa Sporları Outdoor Sports Yazı / Writing İsmail Şahinaş


150

Unutulmamalıdır ki yürüyüşün temeli adım atmaktır. Atılan her adımın yeni bir keşif, mutluluk ve sağlık getirmesi beraberinde bir takım zorunluluklar getirir. Doğa yürüyüşlerine başlamadan önce uyulması gereken kuralların, tüm yürüyüş boyunca dikkat edilmesi gereken zorunlulukların yanında birde en çok dikkat edilmesi gereken olay yürüyüşten sonra doğru dinlenme kurallarına uymaktır. Aşağıda bulunan öneriler pratik çözümler içermektedir. Daha detaylı bilgilere; www.trekking.com.tr adresinden ulaşılabilir. Yürüyüş Öncesi Mümkün olduğu sürece tek başına yola çıkmamak gerekli. Parkura girmeden önce parkur bilgilerinin kişiye uygunluğu düşünülmeli. Bu iki madde belki de sorunsuz bir yürüyüşün anahtarı konumunda. Tüm

Attention Please! It should not be forgotten that the basis of trekking is steps you take. Every step brings a new discovery, happiness and health but also brings some obligations. It is very important to know what to do before starting nature trekkings and conform to the rules and follow these rules alongside the entire trekking and at the end it is very important to rest after the trekking. Below you can find some practical information. You can reach further information at www.trekking.com.tr Before the Trekking The first rule is not to go on a nature trekking alone and organize a collective trekking. Second, it is also important to think about the convenience of the trekking for the people wanting to do trekking before entering the path. These two rules are probably the key to a trekking without any problems. Once you are over with these two, you have to

Yürüyüş sırasında Parkur tabelasının önündeyiz artık. Şimdi yapmamız gereken en önemli olay kendi vücut dilimize göre bir tempo oluşturmamız. Doğa yürüyüşleri, seyircisi, yarışması olmayan bir spor. Hiç bir kimse ile yarışılmadığı gibi kendi egomuzla da yarışmamamız gerekiyor. Unutmayalım parkur bitiminde, parkuru en kısa zamanda bitirenlere henüz Belediyemiz tarafından madalya verilmeye başlanmadı... Yürümenin özgürlük olduğunu, kültür olduğunu hissetmemiz için doğayı ve kendi vücut dilimizi dinlememiz gerekiyor. Yürüyüşler sırasında molalar kısa tutulmalı, terimizin soğumasına, tempomuzun düşmesine izin vermemeliyiz. Kısa aralıkla bol su tüketmek bu işin sağlık açısından olmazsa olmazları arasında. Şimdi unutmamamız gereken en önemli olay, doğa sporlarında hemen hemen

prepare the emergency bag (emergency kit). Once you make sure that you have everything needed in the emergency kit, you have to make sure that you have food and drinks as much as needed for completing the path. It is also important to tell people whom you trust before you go on the journey about where you will be going and for how long you will be away. But that is not all! You are not ready yet. You did not still prepare the equipments you will use which should be convenient for the climate. You did not still check the weather forecast. You should also prepare your bag carefully just like a doctor and check if you have your sunglasses, skin creams, trekking shoes, raincoats or windcoats (whatever the season it might be), hat, torch, pocketknife, trekking baton, flask, garbage bag, and food giving you energy. Once you check all these items, you are now ready to go in front of the trekking sign to start the path. During the Trekking You are in front of the path sign now. The most important thing is now to create a rythm that fits best your body beat. Nature trekking is a sports without spectators and it is not a competitive sport. You should not forget that you are not competing with anyone, including your ego. Our administration have not started giving medals for those who finish the path the fastest… In order to feel that trekking is freedom and has a culture of its own, you have to listen to the nature as well as your own body language. The breaks during the trekking should be short to make sure that our body does not cool down and our rhytm does not slow down. It is also very important for your health not to forget to drink water while you do trekking. Also be aware that almost all the accidents in nature sports ocur near the end of the activities. If you don’t want to return home with a twisted

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu

Lütfen Dikkat!

bunlar test edildikten sonra ilkyardım çantası gerekli hale getirilmeli. İlkyardım çantası kontrolu gibi parkur durumuna göre yiyecek ve içecekler temin edilmeli. Ve yola çıkmadan önce güvenebileceğimiz kişilere nereye gittiğimizi, ne zaman döneceğimizi bildirmemizde yarar var. Tabi şimdiye kadarki şartları yerine getirmek bu işin eylem noktasına geldiğimizin kanıtı değil henüz. Daha iklim şartlarına uygun malzemeleri temin etmedik. Hava durumunu öğrenmedik. Sırt çantamıza bakıpta bir hekim ciddiyetinde güneş gözlüğümüzün, cilt kremlerimizin, bileklerimizi kavrayan yürüyüş ayakkabılarımızın, yağmurluk yada rüzgarlığımızın (mevsim şartları ne olursa olsun), şapka, el feneri, çakı, yürüyüş batonumuzun, su matarası, çöp torbası, kuvvet ve enerji veren yiyeceklerimizin yerinde olup olmadığını kontrol etmedik. Tüm bunları sağladıktan sonra parkur tabelamızın önüne gelebiliriz artık.

151


tüm kazalar aktivitelerin sonlarında yaşanmakta. Bileğimiz burkulmuş, bir taraflarımız çizilmiş olarak eve dönmek istemiyorsak yorgunluk ve dikkat dağılmasının yürüyüşümüzün zehir olmasına izin vermemeliyiz.

tabiatın kalbi Bolu

Yürüyüş sonrası Doğa içerisinde geçirilen mutlu bir günün ardından vücudumuzun yürüyüş sırasında kaybettiği sıvı ve tuzu yerine koymak gerekli. Ayrıca ılık bir su ile yapılan bir banyonun vücuda zindelik kazandırdığını unutmamak gerekir.

152

Kanyon geçişleri Kanyon geçişleri için tüm bu şartlar dışında ek bir takım tedbirleri almak mutlaka gerekli. Bu tedbirlerin yerine getirilememesi durumunda kanyonlara girmemekte fayda var. Bu kitap içerisinde bulunan kanyon yürüyüşleri de dahil olmak üzere kanyonlara mutlaka bölgeyi iyi bilen bir rehber ile girilmeli. Kanyondaki suyun durumuna göre can yeleği bulundurmak gerekli.

ankle or with scratchs, you should fight against getting tired and losing attention. After the Trekking It is very important to replace the fluid and salt lost in your bodies after a very happy day spent with trekking in nature. It should not be forgotten that a warm bath vitalizes the body. Canyon passages For the canyon passages, it is necessary to take some extra cautionary measures. In the absence of these measures, it is better not to enter the canyons. It is important to enter the canyons (including those described in the book) with a guide who knows the region very well. It is also important to have life jackets with you according to the water level in the canyon. It is also important to enter the canyon with helmets and wear shoes that does not slip on the wet rocks. It is also important to carry waterproof bags and a light

İlkyardım Öncelikle ilk yardımın ne olduğunu bilmek gereklidir. İlk yardım, kazalarda - hastalanmalarda, yaralının - hastanın, durumunu ilk safhada tehlikeye girmemesi için veya tehlikeye girmişse, kurtarmak ve sakatlıkları önlemek için yapılan acil müdahaledir. Doğa yürüyüşçüsünün ilkyardım çantasında öncelikle ilkyardım kitabı bulunmalı. Bunun dışında; çeşitli boylarda (10 20 adet) yara bandı, çeşitli boylarda steril gazlı bez, rulo bandaj, elastik bandaj, üçgen bandaj, flaster, emici özellikli sargı bezi, hidrofil pamuk, antihistaminikli pomat, antiseptik solüsyon, antiseptikli mendil, küçük bir makas, değişik boylarda kancalı iğne, dil basacağı ve ameliyat eldiveni bulundurmakta yarar var.

on the helmet. The canyon passages might cause difficulties for children and elderly especially in areas that demands technical climbing. It is also important to have with you food and water that would last an entire day. It is also very important to organize the time and finish the passage before it gets dark. First aid First of all, it is important to really know what first aid is. First aid is the First aid is the provision of initial care for an illness or injury in order to preserve life or prevent further harm or promote recovery. It is very important that nature trekkers carry in their emergency bags an emergency and first aid guide book. It is also very important to carry in that emergency bag 10 to 20 sticking plasters of various sizes, aceptic gauzes of various sizes, some bandages, like elastic, triangular bandages, flaster, wrapping bandages, hidrophile cotton, antihistaminic pomat, antisceptic solution, antisceptic handkerchief, a small scissors, some needles of different sizes and an operation glove. You can find all the relevant information like the maps of all the paths at www.bolu.bel.tr www.trekking.com.tr

Tüm parkurların haritaları ve bilgilerine www.bolu.bel.tr www.trekking.com.tr adreslerinden ulaşılabilir.

BOLU DOĞA YÜRÜYÜŞ PARKURLARI

BOLU

1065 Parkurlarda işereti takip ediniz. Fallow the path and direction signs.

Bolu, the heart of nature

Kanyon yürüyüşlerin olmazsa olmazı kaskların ve ıslak taşlar üzerinde kaymayan yürüyüş ayakkabıları temin edilmeli. Su geçirmez sırt çantası ve alın feneri yine kanyon yürüyüşlerinin olmazsa olmazları içerisindedir. Kanyon geçişleri çocuklar ve yaşlı insanlar için teknik tırmanış yapılan bölgelerde sorun yaratabilir. Ayrıca yiyecek ve suyu bir tam gün yetecek miktarda bulundurmak gerekli. Zaman çok iyi ayarlanmalı, karanlığa kalmadan geçiş tamamlanmalı.

153


Abant Gölü N 41° 36’ 677’’ E 31° 16’ 622’’ Rakım 1.338 metre Kilozü - Bayramtepe - Abant Gölü: 18 km Bu parkur, Kilözü Köyü’nden orman içi toprak yoldan dik bir çıkış ile önce Bayramtepe’ye ulaşıyor. Buradan, sırt üzerinden 12 km’lik bir yol sonunda Abant Gölü’ne varıyor. Kilözü N 40° 32’ 017’’ E 31° 11’ 133’’ Rakım 919 metre Sürmeli - Bayramtepe - Abant Gölü: 16 km Bu parkur, Sürmeli Köyü’nden orman içi toprak yoldan dik bir çıkış ile önce Bayramtepe’ye ulaşıyor. Buradan, sırt üzerinden 12 km’lik bir yol sonunda Abant Gölü’ne varıyor.

Abant Lakes Tracks In the vicinity of Abant Lake, there are a lot of tablelands. The inhabitants use these tablelands quite often in summer. The roads of a lot of villages intersect in Abant Lake. All the tracks that reach Abant Lake passes from the tablelands. Tableland means water, tableland means support. These tracks have neither security nor water problems. Everyone who can deal with some short slopes can easily walk these tracks. Out of winter, you can walk there every season. You mustn’t miss the view of the wild flowers which appear in March. Compared to the seasons which begin with snowdrops, cyclamens, the main flower type turns into the endemic crocus of Abant. If you want to see the otters, you have to prefer early hours of the morning especially in winter. Follow the direction signs and paint marks. Abant Lake N 41° 36’ 677’’ E 31° 16’ 622’’ Altitude 1.338 meters Kilözü - Bayramtepe - Abant Lake: 18 km This track reaches Bayramtepe, through a dirt road inside forest from Kilözü Village. From there, at the end of a road of 12 km arrives at Abant Lake. Kilözü N 40° 32’ 017’’ E 31° 11’ 133’’ Altitude 919 meters Sürmeli - Bayramtepe - Abant Lake: 16 km This track reaches Bayramtepe, beginning from Sürmeli Village with a slope from a dirt road inside the forest. From there, at the end of a road of 12 kilometers, it reaches Abant Lake.

Bolu, the heart of nature

Abant Gölü Parkurları Abant Gölü civarında çok sayıda yayla bulunuyor. Bölge halkı yaz mevsiminde bu yaylaları yoğun olarak kullanıyor. Havza dışındaki pek çok köy yerleşiminin yayla yolu Abant Gölü’nde kesişiyor. Abant Gölü’ne ulaşan parkurların tamamı yaylalardan geçiyor. Yayla demek su demek, yayla demek destek demek. Bu parkurların hiç birinin su veya güvenlik sorunu yok. Bu parkurlar, bir kaç tane kısa dik çıkışı göze alabilen herkesin rahatlıkla yürüyebileceği nitelikte. Kış mevsimi hariç, her mevsim rahatlıkla yürünebilir. Mart ayı ile birlikte başlayan yaban çiçeklerinin seyrini kaçırmamak gerekir. Kardelenler, siklamenlerle başlayan mevsimlere göre çiçek yayılımı; endemik Abant çiğdemi ile sürüyor. Su samurlarını görmek istersek, özellikle kış mevsiminde sabahın erken saatlerini tercih etmeliyiz. Yönlendirme tabelalarını ve boyama işaretlerini takip edeniz.

157


158

Sürmeli N 40° 32’ 349’’ E 31° 12’ 238’’ Altitude 919 meters

Bayramlı - Bayramlı Yaylası - Abant Gölü: 19 km Bu parkur, Bayramlı Köyü’nden orman içi toprak yoldan dik bir çıkış ile önce Bayramlı Yaylası’na ulaşıyor. Buradan, sırt üzerinden 10 km’lik bir yol sonunda Abant Gölü’ne varıyor. Bayramlı N 40° 32’ 479’’ E 31° 12’ 544’’ Rakım 993 metre

Bayramlı - Bayramlı Tableland Abant Lake: 19 km This track, with a sharp slope from Alpağut Village, reaches Alpağut Tableland. From there, with a road of 4 kilometers, it reaches Abant Lake. Bayramlı N 40° 32’ 479’’ E 31° 12’ 544’’ Altitude 993 meters

Alpağut - Alpağut Yaylası - Abant Gölü: 10 km Bu parkur, Alpağut Köyü’nden toprak yoldan dik bir çıkış ile önce Alpağut Yaylası’na ulaşıyor. Buradan, sırt üzerinden 4 km’lik bir yol sonunda Abant Gölü’ne varıyor. Alpağut N 40° 33’ 041’’ E 31° 14’ 217’’ Rakım 889 metre

Alpağut - Alpağut Tableland Abant Lake: 10 km This track arrives at Alpağut Tableland with an inclinated dirt road from Alpağut Village. At the end of a road of 4 km it reaches Abant Lake. Alpağut N 40° 33’ 041’’ E 31° 14’ 217’’ Altitude 889 meters

Çepni Köyü - Çepni Yaylası - Abant Gölü: 7 km Bu parkur, Çepni Köyü’nden toprak yoldan dik bir çıkış ile önce Alpağut Yaylası’na ulaşıyor. Buradan, sırt üzerinden 1 km’lik bir yol sonunda Abant Gölü’ne varıyor. Çepni N 40° 33’ 492’’ E 31° 14’ 574’’ Rakım 931 metre

Çepni Village - Çepni Tableland Abant Lake: 7 km This track, with an inclinated dirt road from Çepni Village, arrives at Alpağut Tableland first. Then, over the hillside, at the end of a road of 1 km, it reaches Abant Lake. Çepni N 40° 33’ 492’’ E 31° 14’ 574’’ Altitude 931 meters

Örencik Köyü - Abant Gölü: 4 km Bu parkur, Örencik Köyü’nden toprak yoldan dik bir çıkış ile önce Çepni Yaylası’na ulaşıyor. Buradan, düz bir yolla Abant Gölü’ne varıyor. Parkuru, Abant - Mudurnu karayolu bir yerde kesiyor. Örencik N 40° 34’ 231’’ E 31° 16’ 482’’ Rakım 972 metre

Örencik Village - Abant Lake: 4 km This track with an sharp dirt road, reaches first Çepni Tableland. From there with a plain road it reaches Abant Lake. In one point, this track intersects with Abant-Mudurnu road. Örencik N 40° 34’ 231’’ E 31° 16’ 482’’Altitude 972 metre

Samat Köyü - Abant Gölü: 6 km Bu parkur, Samat Köyü’nden toprak yoldan çok dik bir çıkış ile önce sırta ulaşıyor. Buradan, sırt üzerinden kısa

Samat Village - Abant Lake: 6 km This track, with a very incline dirt road, reaches the hillside. From there, with a short decline, reaches Abant Lake. Samat Tableland is situated on the

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu

Sürmeli N 40° 32’ 349’’ E 31° 12’ 238’’ Rakım 919 metre

159


Mangırlar Dereköy- Dereköy Yaylası - Abant Gölü: 11 km Bu parkur, Mangırlar Dereköy’den toprak yoldan çok dik bir çıkış ile önce Dereköy Yaylası’na ulaşıyor. Daha sonra kısa bir çıkış ile önce Mangırlar Yaylası’na, 2 km’lik bir çıkış ile de Abant’ın zirvesine çıkıyor. Göle varmak için önümüzde kısa bir iniş bulunuyor. İnerken önce karşımıza Bulanık Yaylası, ardından Samat Yaylası çıkıyor. Dereköy N 40° 34’ 435’’ E 31° 18’ 502’’ Rakım 1.059 metre Mangırlar Köyü - Mangırlar Yaylası - Abant Gölü: 13 km Bu parkur, Mangırlar’dan toprak yoldan normal bir çıkış ile önce Feriz Köyü’nden gelen yol ile birleşiyor. Daha sonra kısa bir çıkış ile önce Mangırlar Yaylası’na, 2 km’lik bir çıkış ile de Abant’ın zirvesine çıkıyor. Göle varmak için önümüzde kısa bir iniş bulunuyor. İnerken önce karşımıza Bulanık Yaylası, ardından Samat Yaylası çıkıyor. Mangırlar N 40° 34’ 017’’ E 31° 19’ 371’’ Rakım 998 metre Feriz - Mangırlar Yaylası - Abant Gölü: 11 km Bu parkur, Feriz Köyü’nden toprak yoldan 3 km’lik normal bir çıkış ile önce sırta ulaşıyor. Daha sonra 1 km’lik mesafede bulunan Mangırlar Yaylası’na, 2 km’lik bir çıkış ile de Abant’ın zirvesine çıkıyor. Göle varmak için önümüzde kısa bir iniş bulunuyor. İnerken önce karşımıza Bulanık Yaylası, ardından Samat Yaylası çıkıyor.

north of the lake. Samat N 40° 33’ 491’’ E 31° 17’ 350’’ Altitude 956 meters Mangırlar Dereköy - Dereköy Tableland - Abant Lake: 11 km This track, reaches first Dereköy Tableland, starting from Mangırlar Dereköy with a very much slanted dirt road. Afterwards, with a shortdistance, slope passes first through Mangırlar Tableland and later reaches the summit of Abant. To be on the lake, you just have a short decline. When you walk down, first you will see Bulanık Tableland, then Samat tableland. Dereköy N 40° 34’ 435’’ E 31° 18’ 502’’ Altitude 1.059 meters Mangırlar Village - Mangırlar Tableland - Abant Lake: 13 km This track starts from Mangırlar with a dirt road, intersecting with the road that comes from Feriz Village. Afterwards, with a short climbing up, it goes straight to Mangırlar Rabelland and then reaches with a slope of 2 kilometers to the summit of Abant. To reach the lake, you have to walk down for a short time. When you walk down, you will see Bulanık Tableland first, then Samat Tableland. Mangırlar N 40° 34’ 017’’ E 31° 19’ 371’’ Altitude 998 meters Feriz - Mangırlar Tableland - Abant Lake: 11 km This track reaches first the hillside with a dirt road of 3 kilometers from Feriz Village. Later on, it passes through Mangırlar Tableland, and then with a slope of 2 kilometers it reaches the summit of Abant. To reach the lake, there is just a short decline to walk. While you walk down, you will see first Bulanık Tableland, then Samat tableland.

Bolu, the heart of nature

bir iniş ile Abant Gölü’ne varıyor. Samat Yaylası, gölün kuzeyinde bulunuyor. Samat N 40° 33’ 491’’ E 31° 17’ 350’’ Rakım 956 metre

161


tabiatın kalbi Bolu

Feriz N 40° 34’ 464’’ E 31° 21’ 100’’ Rakım 1.230 metre

164

Gövem - Abant Gölü: 23 km Bu parkur, Gövem Köyü’nden toprak yoldan, normal bir çıkış ile önce Gövem Yaylası’na ulaşıyor. Buradan dağların sırtından Feriz ve Mangırlar köylerinin yayla yolu ile birleşiyor. Daha sonra 1 km’lik mesafede bulunan Mangırlar Yaylası’na, 2 km’lik bir çıkış ile de Abant’ın zirvesine çıkıyor. Göle varmak için önümüzde kısa bir iniş bulunuyor. İnerken önce karşımıza Bulanık Yaylası, ardından Samat Yaylası çıkıyor. Gövem Köyü N 40° 38’ 521’’ E 31° 26’ 388’’ Rakım 1.136 metre Gövem Yaylası N 40 ° 37’ 386’’ E 31 ° 24’ 046’’ Rakım 1.474 metre Feriz Sırtı N 40° 35’ 367’’ E 31° 20’ 533’’ Rakım 1.580 metre

Feriz N 40° 34’ 464’’ E 31° 21’ 100’’ Altitude 1.230 meters Gövem - Abant Lake: 23 km This track reaches Gövem Tableland first with a dirt road. From there, through the hillsides of the mountains, it unites with the roads of Feriz and Mangırlar villages. Then, it goes to Mangırlar Tableland which is in a 1 km distance and with a 2 km of slope it reaches the summit of Abant. To reach the lake, you have to take just a small decline. While you walk down, you will see first Bulanık Tableland and later Samat Tableland. Gövem Village N 40° 38’ 521’’ E 31° 26’ 388’’ Altitude 1.136 meters Gövem Tableland N 40° 37’ 386’’ E 31° 24’ 046’’ Altitude 1.474 meters Feriz Hillside N 40° 35’ 367’’ E 31° 20’ 533’’ Altitude 1.580 meters

Akçaalan -Feriz Yaylası - Abant Gölü: 22 km Bu parkur, Akçaalan Köyü’nden başlıyor. Orman içi toprak yoldan önce Dereceören Köyü’ne ulaşıyor. Buradan orman içi yoldan dik bir çıkış ile Feriz Yaylası’na buradan da sırt üzerinden 3 km’lik bir yürüyüş ile Abant’ın zirvesi çıkıyor. Göle varmak için önümüzde kısa bir iniş bulunuyor. İnerken önce karşımıza Bulanık Yaylası, ardından Samat Yaylası çıkıyor. Feriz Yaylası N 40° 37’ 356’’ E 31° 21’ 635’’ Rakım 1.500 metre Abant Zirvesi N 40° 36’ 152’’ E 31° 19’ 162’’ Rakım 1.785 metre Abant Gölü - Mudurnu Çayı: 26 km Abant Gölü’nden başlayan parkur, önce Çepni Yaylası’na ulaşıyor. Alpağut Yaylası’ndan Bayramtepe’ye kadar sırt üzerinden süren parkur, buradan sonra iniş şeklinde sürüyor. Mudurnu Çayı’nı kuş bakışı gören Karapınarkavağı Köyü’nde sona eren parkur manzara güzelliği açısından eşsiz.

Akçaalan - Abant Lake: 22 km This track starts in Akçaalan Village. It reaches Dereceören Village through the dirt road inside the forest. The track, which reaches Feriz hillside through a slightly slanted slope inside the forest, goes to Mangırlar Tableland which is in a distance of 1 km and afterwards with a slope of 2 km arrives to the summit of Abant. To arrive to the lake, there is just a short decline. While you walk down, you will first see Bulanık Tableland, then Samat Tableland. Akçaalan N 40°s 39’ 646’’ E 31°s 25’ 189’’ Rakım 888 meters Dereceören N 40° 38’ 229’’ E 31° 22’ 316’’ Altitude 1.088 meters Mangırlar Tableland N 40° 35’ 762’’ E 31° 19’ 687’’ Altitude 1.570 meters Akçaalan - Feriz Tableland - Abant Lake: 22 km This track starts in Akçaalan Village. From the dirt road inside the forest , first you reach Dereceören Village. From there, with a slanted exit from the inside forest road, you arrive at Feriz Tableland, and there through the hillside with a walk of 3 km, you are on the summit of Abant. To arrive to the lake, there is just a short decline. While you walk down, you will first come across to Bulanık Tableland, then Samat Tableland. Feriz Yaylası N 40° 37’ 356’’ E 31° 21’ 635’’ Altitude 1.500 meters Abant Summit N 40° 36’ 152’’ E 31° 19’ 162’’ Altitude 1.785 meters Abant Lake - Mudurnu Stream: 26 km The track, starting in Abant Lake reaches Çepni Tableland. This track which goes from Alpağut Tableland to Bayramtepe through hillside continues as decline. The track ending

Bolu, the heart of nature

Akçaalan - Abant Gölü: 22 km Bu parkur, Akçaalan Köyü’nden başlıyor. Orman içi toprak yoldan önce Dereceören Köyü’ne ulaşıyor. Buradan yine orman içi toprak yoldan hafif bir dik çıkış ile Feriz Sırtı’na ulaşan parkur, 1 km’lik mesafede bulunan Mangırlar Yaylası’na, 2 km’lik bir çıkış ile de Abant’ın zirvesine çıkıyor. Göle varmak için önümüzde kısa bir iniş bulunuyor. İnerken önce karşımıza Bulanık Yaylası, ardından Samat Yaylası çıkıyor. Akçaalan N 40° 39’ 646’’ E 31° 25’ 189’’ Rakım 888 metre Dereceören N 40° 38’ 229’’ E 31° 22’ 316’’ Rakım 1.088 metre Mangırlar Yaylası N 40° 35’ 762’’ E 31° 19’ 687’’ Rakım 1.570 metre

165


168

Gölcük Gölü - Karacasu: 4 km Gölcük Gölü’nden başlayan parkur orman içi patikalardan, iniş şeklinden oluşuyor. Kimi yerde gökyüzü bile gözükmüyor. Karacasu Yaylası’ndan sonra yol dere içi patikaya giriyor. Herkesin rahatlıkla yürüyebileceği bir parkur. Gölcük Gölü N 40° 39’ 173’’ E 31° 37’ 320’’ Rakım 1.210 metre Karacasu N 40° 41’ 093’’ E 31° 37’ 347’’ Rakım 737 metre

in Karapınar Kavağı Village which has a bird’s eye view over Mudurnu Stream, is unique, in terms of view beauty Abant Lake N 41° 36’ 677’’ E 31° 16’ 622’’ Altitude 1.338 meters Bayramtepe N 40° 33’ 648’’ E 31° 10’ 396’’ Altitude 1.750 meters Karapınarkavağı N 40° 31’ 502’’ E 31° 06’ 400’’ Altitude 1.022 meters Gölcük Lake - Karacasu: 4 km The track that starts in Gölcük Lake is composed of descending paths inside the forest. In some parts, you can’t see even the sky. After Karacasu Tableland, the road enters in a path inside river. It’s a path that can be walked by anyone easily. Gölcük Lake N 40° 39’ 173’’ E 31° 37’ 320’’ Altitude 1.210 meters Karacasu N 40° 41’ 093’’ E 31° 37’ 347’’ Altitude 737 meters

Gurbettaşı - Çele - Çal (Çele Geçişi): 28 km Bu parkur, Bolu’nun doğal yürüyüş parkurları içerisinde, büyülü parkurlarının en başında gelmektedir. Manzara güzelliği ölçülemez. Bir yanda orman denizi, bir yan Bolu Ovası ve sonsuz Köroğlu silsilesi. Herkesin rahatlıkla yürüyebileceği bir yapısı var. Çele’nin zirvesinde Yedierenler Türbesi bulunmakta. Her yıl Temmuz yayında mevlid okutulmakta. Gurbettaşı Mevkii, Yedigöller yolu üzerinde bulunuyor. Çal’dan sonra parkur, kuzeyi gören yönden orman içi toprak yoldan tekrar Gurbettaşı’na dönüyor. Gurbettaşı N 40° 52’ 270’’ E 31° 41’ 253’’ Rakım 1.667 metre Çele N 40° 51’ 532’’ E 31° 42’ 077’’ Rakım 1.980 metre Çal N 40° 53’ 341’’ E 31° 46’ 322’’ Rakım 1.881 metre

Gurbettaşı - Çele - Çal (Trans Çele): 28 km This track, among the walking tracks of Bolu, is one of the most magical ones. Its beauty is not measurable by any means. In a side, you see the forest sea, in the other side there are infinite Köroğlu chains. It has an easy structure to walk. On the summit of Çele, there is Yedierenler sepulcher. Every year, in July they pray mewled. Gurbettaşı Region is on the road to Yedigöller. Gurbettaşı N 40° 52’ 270’’ E 31° 41’ 253’’ Altitude 1.667 meters. Çele N 40° 51’ 532’’ E 31° 42’ 077’’ Altitude 1.980 meters Çal N 40° 53’ 341’’ E 31° 46’ 322’’ Altitude 1.881 meters

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu

Abant Gölü N 41° 36’ 677’’ E 31° 16’ 622’’ Rakım 1.338 metre Bayramtepe N 40° 33’ 648’’ E 31° 10’ 396’’ Rakım 1.750 metre Karapınarkavağı N 40° 31’ 502’’ E 31° 06’ 400’’ Rakım 1.022 metre

169


tabiatın kalbi Bolu

Mudurnu Parkurları

172

Yeniceşıhlar Köyü - Samsaçavuş Parkuru: 14 km Mudurnu Çayı’nın kenarında bulunan Yeniceşıhlar Köyü’nden başlayan parkur, çaya paralel, orman içi toprak yoldan yükselerek sürüyor. Manzara güzelliği açısından müthiş bir parkur. Parkur üzerinde ilk karşımıza çıkan yerleşim alanı mimarisi ile dikkati çeken Kuzalıç Mahallesi. Ardından Dedeler ve iniş güzergâhında bulunan Kuzören Mahallesi bizleri karşılıyor. Sebze ve meyve bahçeleri içerisinde bir parkur. Parkur boyunca su temin işini bu köylerden sağlayabiliriz. Parkur Samsaçavuş Köyü yakınlarında bulunan dere kenarında beton köprüde sona eriyor. Tüm mahalleler Samsaçavuş’a bağlı bulunuyor. Yeniceşıhlar N 40° 29’ 598’’ E 31° 07’ 296’’ Rakım 722 metre Samsaçavuş N 40° 28’ 399’’ E 31° 02’ 003’’ Rakım 678 metre

Mudurnu Trekking Pats Yeniceşıhlar Village - Samsaçavuş Track: 14 km The track that starts in Yeniceşıhlar Village which is on the shore of Mudurnu Stream goes parallel to the river, climbing the dirt road inside the forest. It is an amazing path in terms of view. The first settlement area that you come across on the track is Kuzalıç District which takes attention with its architecture. Afterwards, you are welcomed by Dedeler and Kuzören district on the descending direction. It’s a track inside vegetable and fruit gardens. You can provide water from the villages all along the track. The track ends in the stone bridge on river shore near to Samsaçavuş Village. It’s Samsaçavuş that has all the villages. Yeniceşıhlar N 40°29’ 598’’ E 31° 07’ 296’’ Altitude 722 meters Samsaçavuş N 40° 28’ 399’’ E 31° 02’ 003’’ Altitude 678 meters

Yeniceşıhlar - Samsaçavuş İpek Yolu Parkuru: 14 km Mudurnu - Taşkesti karayolu kenarında başlayan parkur Yeniceşıhlar Köyü’nü geçtikten sonra orman yola sapıyor. Orman içi toprak yoldan süren parkur 7. km’den sonra iniş şeklinde Samsaçavuş Köyü’ne ulaşıyor. Bu parkur İpek Yolu’nun küçük bir bölümünü oluşturması açısından önemli. Mudurnu - Taşkesti yolu N 40° 29’ 157’’ E 31° 09’ 358’’ Rakım 749 metre Samsaçavuş N 40° 28’ 038’’ E 31° 01’ 341’’ Rakım 705 metre

Yeniceşıhlar – Semetler Samsaçavuş Track: 15 km The track that starts in Yeniceşıhlar Village, with a slanted slope arrives at Semetler. The path that goes as descent after Kuzalıç District of Samsaçavuş, after having passed Dedeler, Kuzuören Districts, ends in the river shore near Samsaçavuş. A part of the track that is after Kuzalıç District, in Samsaçavuş direction unites with Yeniceşıhlar Village - Samsaçavuş Track. Yeniceşıhlar N 40° 29’ 563’’ E 31° 07’ 272’’ Altitude 736 meters Kuzalıç N 40° 30’ 222’’ E 31° 04’ 440’’ Altitude 1.064 meters Samsaçavuş N 40° 28’ 399’’ E 31° 02’ 003’’ Altitude 678 meters Yeniceşıhlar - Samsaçavuş Silk Road Track: 14 km The track that starts next to the Mudurnu - Taşkesti highway, after having passed Yeniceşıhlar Village, turns into the forest. The track that follows the dirt road inside the forest after 7th km arrives at Samsaçavuş Village. This track is important because it constitutes a small part of the Silk Road. Mudurnu - Taşkesti road N 40° 29’ 157’’ E 31° 09’ 358’’ Altitude 749 meters Samsaçavuş N 40° 28’ 038’’ E 31° 01’ 341’’ Altitude 705 meters

Bolu, the heart of nature

Yeniceşıhlar - Semetler Samsaçavuş Parkuru: 15 km Yeniceşıhlar Köyü’nden başlayan parkur dik bir çıkışla Semetler’e ulaşıyor. Semetler’den Samsaçavuş’a bağlı Kuzalıç Mahhallesi’nden sonra iniş şeklinde süren parkur; Dedeler, Kuzören mahallerini geçtikten sonra Samsaçavuş yakınlarında dere kenarında sona eriyor. Bu parkurun, Kuzalıç Mahallesi’nden sonraki Samsaçavuş yönüne doğru olan kısmı, Yeniceşıhlar Köyü - Samsaçavuş Parkuru ile birleşiyor. Yeniceşıhlar N 40° 29’ 563’’ E 31° 07’ 272’’ Rakım 736 metre Kuzalıç N 40° 30’ 222’’ E 31° 04’ 440’’ Rakım 1.064 metre Samsaçavuş N 40° 28’ 399’’ E 31° 02’ 003’’ Rakım 678 metre

173


Gerede Pedestrian Ways In the past, Gerede tablelands were used by the inhabitants for breed stocking and to have firewood. Today, these tablelands, being far from the noise, are used as resting places. However, even though few, you can still find people who do traditionally transhumance. The area is completely forest and green. The south side that watches Gerede is covered with fir trees, the north slopes that watches Mengen is covered with fagus, yellowpine and wild nut trees. Demirpark Region is declared as ‘Deer protection Area.’ The highest point of the area is 1.476 meters. The tracks that start in Gerede Urumşa Tableland, following the tablelands which are one after another, end in the border of Karabük Eskipazar. After Urumşa Tableland, Hacı Veli, Seviller, Koçumlar ve Afşar Tarakçı tablelands are the most famous and largest tablelands of the area. These tracks don’t cause any difficulty in terms

Bolu, the heart of nature

Gerede Yayla Yolları Gerede yaylaları geçmişte, bölge ahalisi tarafından, yaz aylarında geleneksel olarak hayvancılık ve kışlık yakacak ihtiyacı için kullanılırdı. Günümüzde, bu yaylalar, daha çok gürültüden uzak bir ortamda, dinlenmeyi düşünülerek kullanılıyor. Ama, hala geleneksel olarak yaylacılıkla uğraşan insanlara az da olsa rastlamak mümkün. Bölge, tamamen ormanlık ve yaylak alan. Gerede’ye bakan güney yönünde köknar ağaçları, Mengen tarafına bakan kuzey yamaçlarda kayın, sarıçam ve yabani fındık ağaçları ile kaplı. Demirpınar Mevkii ‘Geyik Koruma Alanı’ olarak tescillenmiş. Bu bölgenin en yüksek noktası 1.476 metre. Gerede Urumşa Yaylası’ndan başlayan parkurlar, birbirinin peşi sıra yaylaları takip ederek, Karabük Eskipazar sınırında sona eriyor. Urumşah Yaylası’nda sonra Hacı Veli, Seviller, Koçumlar ve Afşar Tarakçı yaylaları bölgenin en bilinen ve büyük

179


of walking and security conditions. There are neither camping nor water supply problems. You can have an help also from the transhumant. Nothing else can give the pleasure of walking on a hillside, inside forest, following the tablelands that are one after another. I suggest you to visit Arap Cemal museum in Koçumlar Tableland. On the south sides of some tablelands, we have put signboards that show the exit to the highway. These signboards help the transhumants and the walkers who don’t want to finish the whole track until the end. For now, the length of the road that we have put the signboards in the intertablelands road is 35 km. The length of the roads that reach the tableland and the total length of these tracks is for now 35 km. In Gerede if someone follows the signboards and the marks, he/she can do all the activities that he/she wishes to do.

Gerede, being inside of an amazing natural beauty, with its clean air, with the perfume of pine trees, became the attraction point for domestic and foreign tourists and sport clubs that want to make camping. The names of some tablelands that are in the north and south of Gerede are as follows: Hacı Veli, Seviller, Rumşah, Hasbeyler, Bucak, Deyişler, Aydınlar, Ibrıcak, Sofular, Tokular, Mangallar, Kabaklar, Koçumlar, İmreşe, Sungurlar, Gaziler, Kıncallar, Emirler, Ümitköy, Ahmetler, Demirciler, Bıçakçılar, Yağdaş, Dikmen, Çayören Güney, Çayören, Bahçedere, Gökçeler, Avşar, Virançık, Ulaşlar, Seyitler, Çukurköy, Salur, Samat, Havullu, İnköy, Ağızörengüney, Kazanlar, Aşağıovacık, Demirler, Yukarıovacık, Elören. One of the places that you must definitely see is Esentepe Resting place. Every year, in July, there is a traditional event in Esentepe:” Esentepe Oil Wrestlings”. Urumşa N 40° 50’ 042’’ E 32° 11’ 524’’ Altitude 1.702 meters Koçumlar N 40° 50’ 319’’ E 32° 16’ 043’’ Altitude 1.778 meters Afşar Tarakçı N 40° 50’ 312’’ E 32° 20’ 049’’ Altitude 1.682 meters Bolu – Karabük Provincial Border N 40° 51’ 419’’ E 32° 30’ 206’’ Altitude 1.303 meters

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu 182

yaylalarıdır. Bu parkurların yürüyüş ve güvenlik açısından hiçbir zorluğu yok. Su sorunu ve kamp kurma gibi sorunlar da bulunmuyor. Yaylacılardan da destek alınabilir. Bir sırt arazisinde, yaylakların bulunduğu alanlar hariç, ormanlık alanda sıra sıra Gerede yaylalarını takip ederek yürümenin keyfini hiçbir şey vermez. Koçumlar Yaylası’nda Arap Cemal’in müzesini görmenizi tavsiye ederiz. Bazı yaylaların güney kısımlarında ana karayoluna çıkış tabelaları koyduk. Bu tabelalar hem yaylacılar yayla yolu, hem de yürüyüşü sonuna kadar götürmek istemeyenler için bir çıkış noktası. Şimdilik işaretlediğimiz yaylalar arası yol 35 km. Yaylaya ulaşım yolları ile bu parkurların toplam uzunluğu 65 km. Gerede yayla yolu parkurlarında tabelalar ve işaretlemeler takip edilir ise hiçbir sıkıntı olmadan aktiviteler gerçekleşebilir.

Eşsiz tabii güzellikleri iç içe olan Gerede, tertemiz havası, çam kokuları ile son yıllarda yerli ve yabancı turistlerin ve kamp yapmak isteyen spor kulüplerinin ilgi odağı haline geldi. Gerede’nin kuzeyinde ve güneyinde bulunan yaylaların bazılarının isimleri şu şekilde: Hacı Veli, Seviller, Urumşa, Hasbeyler, Bucak, Deyişler, Aydınlar, Ibrıcak, Sofular, Tokular, Mangallar, Kabaklar, Koçumlar, İmreşe, Sungurlar, Gaziler, Kıncallar, Emirler, Ümitköy, Ahmetler, Demirciler, Bıçakçılar, Yağdaş, Dikmen, Çayören Güney, Çayören, Bahçedere, Gökçeler, Avşar, Virançık, Ulaşlar, Seyitler, Çukurköy, Salur, Samat, Havullu, İnköy, Ağızörengüney, Kazanlar, Aşağıovacık, Demirler, Yukarıovacık, Elören. Gerede’de mutlaka görülmesi gereken yörelerden bir de Esentepe Mesireliği’dir. Her yıl Temmuz ayı içinde Esentepe’de geleneksel ‘Esentepe Yağlı Güreşleri’ yapılıyor. Urumşa N 40° 50’ 042’’ E 32° 11’ 524’’ Rakım 1.702 metre Koçumlar N 40° 50’ 319’’ E 32° 16’ 043’’ Rakım 1.778 metre Afşar Tarakçı N 40° 50’ 312’’ E 32° 20’ 049’’ Rakım 1.682 metre Bolu - Karabük İl Sınırı N 40° 51’ 419’’ E 32° 30’ 206’’ Rakım 1.303 metre

183


Çubuk Gölü - Karabey Yaylası Sülüklügöl - Mudurnu Çayı: 22 km Çubuk Gölü’nden başlayan parkur, orman içi toprak yoldan Karabey Yaylası’na ulaşıyor. Karabey Yaylası, bölgenin en güzel yaylası. Geleneksel yaşam hala tüm kararlılığı ile devam ediyor. Buradan yol, yaylanın sol yanından Sülüklügöl’un Sırtı’na ulaşıyor. Bu sırttan aşağıya kısa bir iniş var. Sülüklügöl’den sonraki yol yine orman içi toprak yol.

Kapıorman Mountains Paths This area, that is in the south of Bolu, is inside the county borders of Mudurnu and Göynük. In the area, out of Çubuk Gölü and Sülüklügöl, there is Karamurat Lake which is as much beautiful as the formers. The best period for the walking tracks of the area is all the seasons out of winter. There isn’t any water or security problem. It’s available to make camping. Çubuk Lake - Karabey Tableland Sülüklügöl - Mudurnu Stream: 22 km The track that starts in Çubuk Lake, through the dirt road inside the forest, arrives at Karabey Tableland. Karabey Tableland is the most beautiful tableland of the area. Traditional life continues just like it used to do before. From there, the road arrives at the hillside of Sülüklügöl from the left side of the tableland. There is a short descent from this hillside. The road after Sülüklügöl is again inside forest.

Bolu, the heart of nature

Kapıorman Dağları Parkurları Bolu’nun güneyinde bulunan bu bölgenin bir bölümüne, Mudurnu ile Göynük ilçelerinin sınırlarının bir bölümü giriyor. Bölgede, Çubuk Gölü ve Sülüklügöl dışında yine bu göller kadar güzelliğe sahip Karamurat Gölü bulunuyor. Bölgenin yürüyüş parkurları için en ideal zaman; kış ayı harici olan mevsimlerdir. Su, güvenlik ve kamp kurmak için hiçbir sorun bulunmuyor.

187


tabiatın kalbi Bolu

Çubuk Gölü N 40° 28’ 468’’ E 30° 49’ 586’’ Rakım 1.040 metre Karabey Yaylası N 40° 30’ 289’’ E 30° 52’ 140’’ Rakım 1.497 metre Sülüklügöl N 40° 31’ 182’’ E 30° 52’ 279’’ Rakım 1.051 metre Tavşansuyu N 40° 34’ 192’’ E 30° 53’ 331’’ Rakım 359 metre

188

Umutderesi - Karabey Yaylası Sülüklügöl - Mudurnu Çayı: 22 km Umut Deresi Vadisi’nde başlayan parkur, toprak yoldan Karabey Yaylası’na ulaşıyor. Buradan yol, yaylanın sol yayından Sülüklügöl’un Sırtı’na ulaşıyor. Bu sırttan aşağıya kısa bir iniş var. Sülüklügöl’den sonraki yol yine orman içi toprak yol. Umutderesi Sapağı N 40° 27’ 342’’ E 30° 50’ 153’’ Rakım 917 metre

Çubuk Lake N 40° 28’ 468’’ E 30° 49’ 586’’ Altitude 1.040 meters Karabey Tableland N 40° 30’ 289’’ E 30° 52’ 140’’ Altitude 1.497 meters Sülüklügöl N 40° 31’ 182’’ E 30° 52’ 279’’ Altitude 1.051 meters Tavşansuyu N 40° 34’ 192’’ E 30° 53’ 331’’ Altitude 359 meters Umut River - Karabey Tableland Sülüklügöl - Mudurnu Stream: 22 km The track, starting in Umut River Valley, reaches Karabey Tableland through a dirt road. From the left arc of the tableland, the road reaches the hillside of Sülüklügöl. From this hillside there is a short-distance descent. The road after Sülüklügöl is again a dirt road inside forest. Umutderesi Sapağı N 40° 27’ 342’’ E 30° 50’ 153’’ Altitude 917 meters

Tavşansuyu - Sülüklügöl - Susuz Yaylası - Karamurat Gölü: 22 km Tavşansuyu’ndan orman içi toprak yoldan Sülüklügöl’e ulaşan parkur, gölün sol yanından diğer küçük gölleri de görerek çok dik ve tehlikeli bir çıkışla Susuz Yaylası’na ulaşır. Bu sırttan aşağıya uzun bir yürüyüş bizi Karamurat Gölü’ne ulaştırır. Susuz Yaylası N 40° 31’ 598’’ E 30° 54’ 287’’ Rakım 1.577 metre Çubuk Gölü - Karabey Yaylası Susuz Yaylası - Karamurat Gölü: 25 km Çubuk Gölü’nden başlayan parkur, orman içi toprak yoldan Karabey Yaylası’na ulaşıyor. Buradan yolumuz, Karabey Yaylası’nın sağ tarafından Sülüklügöl’u gören bir sırttan Susuz Yaylası’na doğru. Yayladan, patika yoldan, uzun bir iniş, Karamurat Gölü’ne kadar bizi bekliyor. Karamurat Gölü N 40° 33’ 497’’ E 30° 57’ 192’’ Rakım 703 metre

Çubuk Gölbaşı District Sülüklügöl - Mudurnu Stream: 25 km Gölbaşı District is one of the three districts of Çubuk Village. The track with a slanted exit from the dirt road arrives at Çubuk Valley. Then, the road goes to Sülüklügöl Hillside. There is a short descent from this hillside. The road after Sülüklügöl is again a dirt road inside forest. Gölbaşı District N 40° 29’ 012’’ E 30° 49’ 584’’ Altitude 1.032 meters Sülüklügöl Hillside N 40° 31’ 207’’ E 30° 51’ 354’’ Altitude 1.463 meters Tavşansuyu - Sülüklügöl - Susuz Tableland - Karamurat Lake: 22 km The track that reaches Sülüklügöl from Tavşansuyu through a dirt road inside forest, reaches Susuz Tableland with a really slanted and dangerous rise, seeing on its left side all the other, small lakes. With a long descent from here, you can reach Karamurat Lake. Susuz Tableland N 40° 31’ 598’’ E 30° 54’ 287’’ Altitude 1.577 meters Çubuk Lake - Karabey Tableland Susuz Tableland - Karamurat Lake: 25 km The track that starts in Çubuk Lake arrives at Karabey Tableland through a dirt road inside forest. From there, our way is towards Susuz Tableland from a hillside that watches Sülüklügöl from the right side of Karabey Tableland. From the tableland, a long descent through a track waits for you. Karamurat Lake N 40° 33’ 497’’ E 30° 57’ 192’’ Altitude 703 meters

Bolu, the heart of nature

Çubuk Gölbaşı Mahallesi Sülüklügöl - Mudurnu Çayı: 25 km Gölbaşı Mahallesi, Çubuk Köyü’nün üç mahallesinden biri. Parkur, toprak yoldan dik bir çıkışla Çubuk Yaylası’na varıyor. Yol buradan Sülüklügöl Sırtı’na gidiyor. Bu sırttan aşağıya kısa bir iniş var. Sülüklügöl’den sonraki yol yine orman içi toprak yol. Gölbaşı Mahallesi N 40° 29’ 012’’ E 30° 49’ 584’’ Rakım 1.032 metre Sülüklügöl Sırtı N 40° 31’ 207’’ E 30° 51’ 354’’ Rakım 1.463 metre

189


Uludere Vadisi (Çeltikdere Şadıman Köprüsü - Cumaderesi - Sakal Yaylası): 47 km Bu parkur, Çeltikdere’de başlıyor. Uludere Vadisi içerisinde önce Şadıman Köprüsü’ne (17 km) ulaşıyor. Buradan Cumaderesi (9 km) ve Sakal Yaylası’na (21 km) doğru uzun bir yürüyüş var. Vadi içindeki mağaralar ve peribacaları çok ilginç. Derenin enfes bir balığı var, yakalayabilene… Çeltikdere N 40° 20’ 447’’ E 31° 42’ 295’’ Rakım 637 metre Şadıman Köprüsü N 40° 23’ 011’’ E 31° 50’ 389’’ Rakım 887 metre Cumaderesi N 40° 24’ 092’’ E 31° 55’ 126’’ Rakım 1.038 metre Sakal Yaylası N 40° 28’ 311’’ E 31° 59’ 418’’ Rakım 1.917 metre Kıbrıscık - Karadoğan Yaylası Köroğlu: 17 km Kıbrıscık’tan, Köroğlu Dağları’nın zirvesine giden bu parkur, daha çok kış tırmanışlarında tercih edilen bir rota. Kıbrıscık N 40° 24’ 463’’ E 31° 51’ 280’’ Rakım 1.146 metre Köroğlu N 40° 30’ 525’’ E 31° 52’ 172’’ Rakım 2.499 metre

Köroğlu Tracks We created natural walking paths in the north and south of Köroğlu Mountains in Bolu. It is possible to find water and to make camping in every track. You can finish the tracks in couple of days of scheduled time. But, it is still possible to walk them in a day. Uludere Valley (Çeltikdere Şadıman Bridge - Cumaderesi - Sakal Tableland: 47 km This track starts in Çeltikdere. It first reaches Şadıman Bridge (17 km) in Uludere Valley. From there, there is a long walk towards Cumaderesi (9 km) and Sakal Tableland (21 km). The caves and chimney rocks in the valley are so interesting. The river has an amazing fish, for the one who can catch it... Çeltikdere N 40° 20’ 447’’ E 31° 42’ 295’’ Altitude 637 meters Şadıman Bridge N 40° 23’ 011’’ E 31° 50’ 389’’ Altitude 887 meters Cumaderesi N 40° 24’ 092’’ E 31° 55’ 126’’ Altitude 1.038 meters Sakal Tableland N 40° 28’ 311’’ E 31° 59’ 418’’ Altitude 1.917 meters Kıbrıscık - Karadoğan Tableland Köroğlu: 17 km This track that goes through Kıbrıscık to the summit of Köroğlu Mountains is a route that is mostly preferred for the winter climbs. N 40° 24’ 463’’ E 31° 51’ 280’’ Altitude 1.146 meters Köroğlu N 40° 30’ 525’’ E 31° 52’ 172’’ Altitude 2.499 meters

Bolu, the heart of nature

Köroğlu Parkurları Köroğlu Dağları’nın Bolu’yu kapsayan alanlarında, dağın hem kuzeyinde, hem de güneyinde doğal yürüyüş parkurları oluşturduk. Tüm parkurlarda su bulmak, kamp yapmak mümkün. Parkurların bir bölümünü birkaç günlük programlar halinde. Ama bu parkurları günübirlik olarak da yürümek mümkün.

195


196

Bölücekkaya - Köroğlu: 14 km Bölücekkaya’dan, Köroğlu Dağları’nın zirvesine giden bu parkurun son bölümleri patikalardan oluşuyor. Bölücekkaya N 40° 25’ 050’’ E 31° 50’ 108’’ Rakım 1.158 metre

Bölücekkaya - Köroğlu: 14 km The last parts of this track that goes from Bölücekkaya to Köroğlu Mountains are made of pathways. Bölücekkaya N 40° 25’ 050’’ E 31° 50’ 108’’ Altitude 1.158 meters

Kartalkaya Yolu Sapağı - Karabey Göledi - Kapaklı Yaylası - Köroğlu: 16 km Dörtdivan Kartalkaya yolu sapağından başlayan parkur, Karabey Göledi’nde mola verdikten sonra Kapaklı Yaylası yolu ile zirveye ulaşıyor. Kış mevsimi hariç, diğer mevsimlerde yürünmesi tavsiye ediyoruz. Başlangıç N 40° 37’ 319’’ E 31° 52’ 462’’ Rakım 1.354 metre Kapaklı Yaylası N 40° 33’ 429’’ E 31° 51’ 388’’ Rakım 1.667 metre

Kartalkaya Turnoff - Karabey Puddle - Kapaklı Tableland - Köroğlu: 16 km The track that starts in Dörtdivan Kartalkaya turnoff, after having a small pause in Karabey Puddle, with Kapaklı Tableland road, reaches the summit. Out of winter, we suggest you to walk it. Begining N 40° 37’ 319’’ E 31° 52’ 462’’ Rakım 1.354 meters Kapaklı Tableland N 40° 33’ 429’’ E 31° 51’ 388’’ Altitude 1.667 meters

Kartalkaya Yolu Sapağı - Hok Hok Yaylası - Köroğlu: 21 km Dörtdivan, Köroğlu Dağları’nın kuzey eteklerinde bulunuyor. Bu açıdan kış mevsiminde çok kar alıyor. Onun dışında ısı, güneye doğru daha aşağılarda. Bu bölgedeki hiçbir parkurun zor bir yanı yok. Ancak uygun malzeme ve mevsim şartlarına dikkat etmek gerekiyor. Dörtdivan’dan zirveye doğru olan tüm parkurların rotaları, dağın hemen aşağı kısmında birleşiyor. Zirveye tek yoldan çıkılıyor. Başlangıç N 40° 38’ 460’’ E 31° 55’ 444’’ Rakım 1.276 metre Kuzderesi Kanyonu (Musasofular Yaylası - Solaklar Kayaevleri): 12 km Kuzderesi Kanyonu dört mevsim yürünebilen, muhteşem bir kanyondur. Her iki yönden de yürünebilir. Bizim tavsiye ettiğimiz yürüyüş yönü; Alabarda Orman İşletme Müdürlüğü’nün hemen ilerisinde bulunan sapaktan başlıyor. Alabarda Sapağı N 40° 28’ 474’’ E 31° 42’ 151’’ Rakım 1.375 metre Solaklar N 40° 25’ 423’’ E 31° 35’ 527’’ Rakım 880 metre

Yukarı Düğer - Köroğlu: 29 km The track that starts in Yukarı Düğer Village of Dörtdivan is made of pathways inside forest. Anyone who knows trekking discipline and has the necessary material can walk the track without any difficulty. Yukarı Düğer N 40° 40’ 300’’ E 32° 03’ 160’’ Altitude 1.195 meters Kartalkaya Turnoff - Hok Hok Tableland - Köroğlu: 21 km Dörtdivan is on the north hillsides of Köroğlu Mountains. Hence, it snows there a lot. Out of that, the temperature, compared to the south is lower. In this area, none of the tracks are difficult. You just have to pay attention to the convenient season and material. All the routes of all of the tracks that go towards the summit unite down of the mountain. There is one single way to arrive to the summit. Begining N 40° 38’ 460’’ E 31° 55’ 444’’ Altitude 1.276 meters Musasofular Tableland - Solaklar Rockhouses (Kuzderesi Canyon): 12 km Kuzderesi Canyon is an amazing canyon that you can walk every season. You can walk it from both directions. The walking direction that we suggest begins in the turnoff right after the Forestry Operation Directorate. Alabarda Turnoff N 40° 28’ 474’’ E 31° 42’ 151’’Altitude1.375 meters Solaklar N 40° 25’ 423’’ E 31° 35’ 527’’ Altitude 880 meters

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu

Yukarı Düğer - Köroğlu: 29 km Dörtdivan’a bağlı Yukarı Düğer Köyü’nde başlayan parkur, orman içi toprak yoldan oluşuyor. Parkur, yürüyüş disiplinini bilen ve uygun malzemeye sahip her insanın zorlanmadan yürüyebileceği bir yapıya sahip. Yukarı Düğer N 40° 40’ 300’’ E 32° 03’ 160’’ Rakım 1.195 metre

197


198

Seben Göledi - Keskinli Yaylası Seben: 10 km Seben Göledi kenarından başlayan parkur, Keskinli Yaylası’nı geçtikten sonra, vadi içinden Seben’e iniyor. Dört mevsim yürünebilir. Seben Göledi N 40° 30’ 401’’ E 31° 36’ 586’’ Rakım 1.479 metre

Seben Puddle - Avudan Tableland Seben: 20 km This place that you can go through Old Seben Road reaching Avudan tableland is so impressing. Be careful! You can come across to a member of wildlife. It can be a bear, a wolf or if you are lucky as we were, it can be a deer. Seben Puddle N 40° 31’ 364’’ E 31° 36’ 350’’ Altitude 1.472 meters Seben N 40° 24’ 566’’ E 31° 34’ 330’’ Altitude 785 meters Seben Puddle - Keskinli Tableland - Seben: 10 km The track that starts on the shore of Seben Puddle, after passing Keskinli Tableland goes down to Seben through the valley. It’s available to walk during four seasons. Seben Puddle N 40° 30’ 401’’ E 31° 36’ 586’’ Altitude 1.479 meters

Seben Yolu üzeri N 40° 26’ 390’’ E 31° 35’ 359’’ Rakım 887 metre

On Seben Road N 40° 26’ 390’’ E 31° 35’ 359’’ Altitude 887 meters

Kınıkçı Kanyonu (Çeltikdere Yaylaçayı - Köroğlu): 38 km Kınıkçı Kanyonu, emsalsiz bir yer. El değmemiş doğası ile Bolu Doğal Yürüyüş Parkurları içerisinde en çok tercih edilen bir rota olacak. Bizler, bu rotanın Çeltikdere’den zirveye kadar olan bölümünü işaretledik. Yaylaçayı - Çeltikdere bölümü günübirlik yürünebilir ama parkurun uzunluğu dikkate alınmalı. Zor bir yapısı yok ama karanlığa kalındığında yardım ulaştırılması zor bir bölge. Çeltikdere pirinci almadan evinize dönmeyin. Çeltikdere N 40° 20’ 310’’ E 31° 41’ 457’’ Rakım 663 metre Yaylaçayı N 40° 28’ 086’’ E 31° 43’ 504’’ Rakım 1.315 metre Zirve dibi N 40° 31’ 101’’ E 31° 51’ 078’’ Rakım 2.005 metre

Çeltikdere - Yaylaçayı - Köroğlu (Kınıkçı Canyon): 38 km Kınıkçı Kanyonu is a unique place. With its virgin nature, it will be the most preferred route between the Natural Walking Tracks of Bolu. We have put the signboards in this route from Çeltikdere until the summit. Yaylaçayı – Çeltikdere part can be walked in one-day but you should consider the lenght of the path. It doesn’t have a difficult structure but when the dark falls, it is a difficult region to bring help. Don’t go back home without buying rice of Çeltikdere. Çeltikdere N 40° 20’ 310’’ E 31° 41’ 457’’ Altitude 663 meters Yaylaçayı N 40° 28’ 086’’ E 31° 43’ 504’’ Altitude 1.315 meters Summit N 40° 31’ 101’’ E 31° 51’ 078’’ Altitude 2.005 meters

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu

Seben Göledi - Avudan Yaylası Seben: 20 km Eski Seben Yolu’ndan Avudan Yaylası’ndan geçen bu parkur, görsel açıdan çok etkileyici. Dikkat, bu parkurda her an karşınıza yaban yaşamının üyesi bir canlı çıkabilir. Bu ayı olur, kurt olur ya da bizim gibi şanslı olursanız büyük boynuzları olan bir geyik olabilir. Seben Göledi N 40° 31’ 364’’ E 31° 36’ 350’’ Rakım 1.472 metre Seben N 40° 24’ 566’’ E 31° 34’ 330’’ Rakım 785 metre

199


Muslar Kayaevleri - Nevruz Tepesi - Solaklar Kayaevleri: 5 km Seben’de olağanüstü parkurlar bulunuyor. Bunlardan biri de bu parkur. Muslar Köyü’nde başlayan bu parkur; kısa bir süre sonra Muslar kayaevlerine ulaşıyor. Arkeolojik değer taşıyan bu evleri geçtikten sonra Nevruz Tepesi’ne ulaşıyoruz. Her yılın 21 Mart günü akşamüzeri geleneksel olarak bu tepede ‘Nevruz Ateşi’ yakılıyor. Parkurun güzelliği bunlarla da bitmiyor. Buradan yol Solaklar Kayaevleri’ne iniyor. Parkuru her iki yönden de, dört mevsim yürümek mümkün. Muslar tarafından daha az çıkış bölümü bulunuyor. 21 Mart günü hiçbir yere randevu vermeyin. Muslar N 40° 24’ 288’’ E 31° 37’ 183’’ Rakım 905 metre Nevruz Tepesi N 40° 25’ 351’’ E 31° 36’ 573’’ Rakım 1.419 metre Kartalkaya - Köroğlu - Kıbrıscık: 29 km Kartalkaya’dan, Köroğlu’nun zirvesi giden bu rota manzara güzelliği açısından eşsiz. Kış mevsimi denemek oldukça riskli. Ama yaz mevsiminde mutlaka denemek gerekli. Gidiş - dönüş şeklinde düşünülürse toplamda 24 km. Kıbrıscık’a doğru parkurun tamamı yürünecekse, bir gece zirvenin altında kamp yapmak gerekiyor.

Yaylaçayı - Köroğlu Summit: 18 km In Yaylaçayı, towards the summit there are two roads. This track reaches the summit from the left side. Most of the track is dirt road inside forest. The last parts are rocky; you reach the summit through a track. The view is amazing. Yaylaçayı N 40° 28’ 172’’ E 31° 43’ 545’’ Altitude 1.324 meters Muslar Rockhouses - Nevruz Hill Solaklar Rockhouses: 5 km In Seben, there are perfect tracks. And one of them is this one. This track that begins in Muslar Village, after a short while, reaches Muslar Rockhouses. After passing these houses that are archeologically precious, we arrive at Nevruz Hill. Every year, in March 21, towards evening, on this hill ‘Nevruz Fire’ is lit as a tradition. The beauty of the track doesn’t end with this. From there, the road goes down towards Solaklar Rockhouses. It is possible to walk the track from both directions in every season. From Muslar side, there are few exits. Do not give appointment to no one in March 21. Muslar N 40° 24’ 288’’ E 31° 37’ 183’’ Altitude 905 meters Nevruz Hill N 40° 25’ 351’’ E 31° 36’ 573’’ Altitude 1.419 meters Kartalkaya - Köroğlu - Kıbrıscık: 29 km This route which goes from Kartalkaya to the summit of Köroğlu is unique in terms of the beauty of view. It’s quite risky to try it in winter. But in summer, you should definitely try it. Round trip is 24 km. If you will walk the whole track towards Kıbrıscık, you should make camping one night right under the summit.

Bolu, the heart of nature

Yaylaçayı - Köroğlu Zirvesi: 18 km Yaylaçayı’nda zirveye doğru yol ikiye ayrılıyor. Bu parkur sol yönden zirveye ulaşıyor. Parkurun büyük bölümü orman içi toprak yol. Son bölümleri kayalık araziden, patikadan zirveye ulaşıyor. Manzara muhteşem. Yaylaçayı N 40° 28’ 172’’ E 31° 43’ 545’’ Rakım 1.324 metre

201


202

Kartalkaya N 40° 35’ 181’’ E 31° 48’ 187’’ Altitude 2.012 meters

Kartalkaya - Karapınar - Aladağ Göledi: 11 km Bu rota, Kartalkaya’dan, Karapınar Yaylası yolu ile Aladağ Göledi’ne ulaşıyor. Yürüyüş disiplinine sahip, uygun malzemesi olan sağlıklı herkesin rahat yürüyebileceği bir parkur. Aladağ Göledi N 40° 37’ 009’’ E 31° 41’ 303’’ Rakım 1.351 metre

Kartalkaya - Karapınar - Aladağ Puddle: 11 km This route arrives at Aladağ puddle from Kartalkaya, through Karapınar Tableland. Everyone who has a trekking discipline, the necessary material and a good health can easily walk this track. Aladağ Puddle N 40° 37’ 009’’ E 31° 41’ 303’’ Altitude 1.351 meters

Kartalkaya - Gökhaliller - Bıyıklar Yaylası: 12 km Kartalkaya’dan Gökhaliller Yaylası’na, buradan da Bıyıklar Yaylası’na giden bu rota son derece keyifli. Kolay yürünür bir yapısı var. Parkurun büyük bir bölümü orman içi toprak yoldan oluşuyor. Bıyıklar Yaylası N 40° 33’ 217’’ E 31° 42’ 514’’ Rakım 1.441 metre

Kartalkaya - Gökhaliller - Bıyıklar Tableland: 12 km This route that goes to Gökhaliller Tableland from Kartalkaya, from there to Bıyıklar Tableland is really enjoyable. It has structure which helps you to have an easy walk. Most of the track is made of dirt road inside forest. Bıyıklar N 40° 33’ 217’’ E 31° 42’ 514’’ Altitude 1.441 meters

Kartalkaya - Haydar - Haccağız: 13 km Kartalkaya’dan Haydar Yaylası yolu ile Haccağız Yaylası’na ulaşan bu parkurun, kolay yürünür bir yapısı var. Parkurun büyük bir bölümü orman içi toprak yoldan oluşuyor. Haccağız Yaylası N 40° 32’ 178’’ E 31° 44’ 485’’ Rakım 1.500 metre

Kartalkaya - Haydar - Haccağız: 13 km This track that reaches Haccağız Tableland from Kartalkaya through Haydar Tableland has a structure which provides the visitors with an easy walk. The major part of the track is dirt road inside forest. Haccağız N 40° 32’ 178’’ E 31° 44’ 485’’ Altitude 1.500 meters

Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu

Kartalkaya N 40° 35’ 181’’ E 31° 48’ 187’’ Rakım 2.012 metre

203


t Doğal Bisikle Parkurları ling

Natural Cyc Trcaks


Gurbettaşı - Dirgine Parkuru (Bolu): 39 km Yedigöller Yolu üzerinde bulunan Gurbettaşı Mevkii’nden başlayan parkur, dik iniş şeklinde sık bir orman arazisinden Dirgine’ye varıyor. Başlangıç: N 40° 52’ 480” E 31° 41’ 427” Rakım 1,639 metre

Bolu Natural Cycling Tracks Bolu’s natural biking tracks pass through green and magical geographies as much as the trekking tracks does. The common point of all of the tracks is that in each one of them there is a potable water source. Bolu Natural Cycling Tracks, out of winter time, are easy to pass through. In these tracks, you can come across to the rare members of wildlife such as deer, roe deer, bear, squirrel, fox, jackal, boar, rabbit, wolf and birds of prey. In some of the tracks there is no place that you can find logistical help. Gurbettaşı - Dirgine Track (Bolu): 39 km The track that starts in Gurbettaşı Region on Yedigöller Road, arrives at Dirgine with an slanted descent inside a dense forest. Beginning: N 40° 52’ 480” E 31° 41’ 427” Altitude 1,639 meters

Bolu, the heart of nature

Bolu Doğal Bisiklet Parkurları Bolu’nun doğal bisiklet parkurları, en az yürüyüş parkurları kadar yeşil ve büyülü coğrafyalardan geçiyor. Tüm parkurların ortak güzel tarafı, her parkur üzerinde içilebilir su kaynağının bulunuyor oluşudur. Bolu Doğal Bisiklet Parkurları, kış dönemi hariç tüm mevsimlerde rahatlıkla geçilebilir. Parkurlarda, her an karşımıza yaban hayatının çok az görünen elemanları; geyik, karaca, ayı, sincap, tilki, çakal, domuz, tavşan, kurt ve alıcı kuşlar çıkabilir. Bazı parkurlarda lojistik destek alınacak hiçbir yer bulunmuyor.

207


Bitiş: N 41° 01’ 952” E 31° 53’ 306” Rakım 288 metre

Sarıağıl - Dirgine Track (Bolu): 39 km The pathway that starts in which is on the road to Yedigöller arrives at Dirgine through a slanted descent inside a dense forest. Beginning: N 40° 53’ 321” E 31° 40’ 672” Altitude 1,645 meters End: N 41° 01’ 952” E 31° 53’ 306” Altitude 288 meters

Gürdek - Yığılca Parkuru (Bolu): 37 km Yedigöller Yolu üzerindeki Gürdek Mevkii’nde başlayan parkur dik iniş şeklinde sık bir orman arazisinden Yığılca’ya bağlı Kırık Köyü’ne varıyor. Başlangıç: N 40° 50’ 738” E 31° 39’ 473” Rakım 1,450 metre Bitiş: N 40° 54’ 931” E 31° 23’ 060” Rakım 345 metre

Gürdek - Yığılca Track (Bolu): 37 km The track that starts in Gürdek Region on the road to Yedigöller, arrives at Kırık Village of Yığılca through a slanted descent in a dense forest. Begining: N 40° 50’ 738” E 31° 39’ 473” Altitude 1,450 meters End: N 40° 54’ 931” E 31° 23’ 060” Altitude 345 meters

Yeniçağa Gölü Parkuru (Yeniçağa): 18 km Bu parkur, Yeniçağa Gölü kıyısında bulunan Kuş Gözlemevi’nden başlayıp, göl turu attıktan sonra aynı yerde sona eriyor. N 40° 46’ 388” E 32° 01’ 832” Rakım 994 metre

Yeniçağa Lake Track (Yeniçağa): 18 km This road starts in Bird Observatory on the shore of Yeniçağa Lake and, after touring around the lake, ends in the same place. N 40° 46’ 388” E 32° 01’ 832” Altitude 994 meters

Kıbrıscık Yolu Sapağı - Yuva Köyü - Çeltikdere Parkuru (Kıbrıscık - Seben): 17 km Kıbrıscık Yolu üzerinde bulunan sapaktan, Yuva Köyü’ne, buradan da Çeltikdere Vadisi’ne inen parkur, vahşi doğasıyla dikkat çekici. Başlangıç: N 40° 27’ 070” E 31° 44’ 059” Rakım 1,345 metre

Kıbrısçık Turnoff - Yuva Village Çeltikdere Track (Kıbrısçık - Seben): 17 km The track that goes down to Çeltikdere Valley from the turnoff on the road to Kıbrısçık is attractive with its wild nature. Beginning: N 40° 27’ 070” E 31° 44’ 059” Altitude 1,345 meters

Bolu, the heart of nature

Sarıağıl - Dirgine Parkuru (Bolu): 39 km Yedigöller Yolu üzerinde bulunan Sarıağıl Mevkii’nden başlayan parkur, dik iniş şeklinde sık bir orman arazisinden Dirgine’ye varıyor.. Başlangıç: N 40° 53’ 321” E 31° 40’ 672” Rakım 1,645 metre Bitiş: N 41° 01’ 952” E 31° 53’ 306” Rakım 288 metre

End: N 41° 01’ 952” E 31° 53’ 306” Altitude 288 meters

209


Mudurnu - Hz. Ali Çocuk Kayası Mudurnu Parkuru (Mudurnu): 27 km Mudurnu’dan başlayıp, eski Nallıhan Yolu’ndan devam eden parkur, Hz. Ali Çocuk Kayası, Vakıfaktaş ve Tımaraktaş köylerine uğradıktan sonra, parkurun başladığı yere yakın bir yerde sona eriyor. Başlangıç: N 40° 27’ 344” E 31° 12’ 125” Rakım 886 metre Bitiş: N 40° 27’ 279” E 31° 12’ 473” Rakım 891 metre Seben Göledi Parkuru (Seben) : 15 km Seben Yolu üzerinden, göl kenarından başlayan parkur, göl çevresinde yaylaların içerisinden geçerek başladığı yerde sona eriyor. N 40° 30’ 408” E 31° 36’ 591” Rakım 1,478 metre Karacasu’dan - Karacasu’ya (Bolu): 51 km Karacasu Yaylası, Bolu - Kıbrıscık Yolu üzerinde Aladağlar Bölgesi’nde bulunuyor. Parkur, Karacasu Yaylası’ndan başlayıp sırasıyla Ilıcakınık, Emanmesçiler, Okçular, Örencik, Demirciler, Aladağ Göledi, Aşağısoku coğrafyalarını geçtikten sonra, Sarıalan Yaylası’na ulaşıyor. Buradan, Çıkınlar Yaylası Yolu ile tekrar Karacasu Yaylası’na orman içi toprak yoldan varıyor. N 40° 36’ 247” E 31° 37’ 358” Rakım 1,390 metre

End: N 40° 20’ 463” E 31° 42’ 167” Altitude 658 meters Mudurnu - Hz. Ali Child Rock Mudurnu Track (Mudurnu): 27 km The track which starts in Mudurnu and continues through old Nallıhan Road, after passing by Hz. Ali Child Rock, Vakıftaş and Tımaraktaş Villages, ends in a place near where it starts. Beginning: N 40° 27’ 344” E 31° 12’ 125” Altitude 886 meters End: N 40° 27’ 279” E 31° 12’ 473” Altitude 891 meters Seben Puddle Track (Seben): 15 km The track that starts in the lake shore, on Seben Road, after passing by the tablelands around the lake, ends in where it starts. N 40° 30’ 408” E 31° 36’ 591” Altitude 1,478 meters From Karacasu - to Karacasu (Bolu): 51 km Karacasu Tableland is in Aladağlar Region on Bolu - Kıbrısçık Road. The track, starting in Karacasu Tableland, passing by Ilıcakınık, Emanmasçiler, Okçular, Örencik, Demirciler, Aladağ Göledi, Aşağısoku geographies respectively, reaches Sarıalan Tableland. After there, with Çıkınlar Tableland Road arrives at Karacasu Tableland through a dirt road inside forest. N 40° 36’ 247” E 31° 37’ 358” Altitude 1,390 meters

Bolu, the heart of nature

Bitiş: N 40° 20’ 463” E 31° 42’ 167” Rakım 658 metre

213


Dağkara Köyü - Aktaş Parkuru (Gerede): 22 km Dağkara Köyü’nde başlayan parkur sırasıyla orman içi toprak yoldan Dağkara, Yanşaba, Tatlar, Yakaboy, Taşlar yaylalarını takip ederek, Aktaş Orman İstasyonu’nun ilerisinde E-5 Karayolu’nda sona eriyor. Başlangıç N 40° 40’ 812” E 32° 16’ 685” Rakım 1,286 metre Bitiş N 40° 37’ 131” E 32° 20’ 104” Rakım 1,314 metre

Abant Lake- Bayramtepe - Abant Lake Track (Bolu): 24 km The track that starts in Abant Lake, passing by Örencik, Çepni, Alpağut, Delice tabellands, respectively, arrives at Forest Fire Observatory Station in Bayramtepe, and goes back in the same direction with a dirt road inside forest. Beginning and End N 40° 36’ 556” E 31° 16’ 409” Altitude 1,350 meters Bayramtepe N 40° 33’ 648” E 31° 10’ 396” Altitude 1,750 meters Dağkara Village - Aktaş Track (Gerede): 22 km The track that starts in Dağkara Village, following respectively through a dirt road inside forest Dağkara, Yanşaba, Tatlar, Yakaboy, Taşlar tablelands ends in E-5 Highway after Aktaş Forest Observatory. Beginning N 40° 40’ 812” E 32° 16’ 685” Altitude 1,286 meters End N 40° 37’ 131” E 32° 20’ 104” Altitude 1,314 meters

Bolu, the heart of nature

Abant Gölü - Bayramtepe - Abant Gölü Parkuru (Bolu): 24 km Abant Gölü’nden başlayıp sırasıyla Örencik, Çepni, Alpağut, Delice yaylalarını geçtikten sonra, Bayramtepe’de bulunan Orman Yangın Gözetleme İstasyonu’na varan parkur, aynı yönde orman içi toprak yoldan geri dönüyor. Başlangıç ve Bitiş N 40° 36’ 556” E 31° 16’ 409” Rakım 1,350 metre Bayramtepe N 40° 33’ 648” E 31° 10’ 396” Rakım 1,750 metre

215


Kayak Ski


218

Winter Tourism in Bolu

Bolu’da her türlü doğa sporu rahatlıkla gerçekleştirebilir. Bolu’nun el değmemiş doğası adeta doğa ve doğa sporları için biçilmiş kaftandır. Bolu’da gerçekleştirilebilecek kış turizmi faaliyeti için iki merkez bulunuyor: Kartalkaya ve Arkut Dağı Kayak Merkezi.

You can practice every kind of natural sports in Bolu easily. The virgin nature of Bolu is made for natural sports. There are two centers in Bolu for winter activities: Kartalkaya nad Arkut Mountain Center.

Kartalkaya İsmini zirvesindeki kartala benzeyen kaya kütlesinden alan Kartalkaya, Uludağ ve Kartepe ile birlikte İstanbul’a en yakın üç kayak merkezinden biridir. Kartalkaya, Köroğlu Dağları’nın kusursuz güzelliğinin yanında, nitelikli turizm tesisleri ile önemli bir kış turizmi bölgesidir. Ankara’ya 192, İstanbul’a 262 ve İzmir’e 594 km uzaklıktaki Bolu’nun sınırları içerisinde bulunan kayak merkezi, Köroğlu Dağları’nın yumuşak eğimli yamaçlarına kurulmuş, donanımlı mekanik tesisleri, her türlü kış sporuna elverişli pistleri ile son yıllarda hayli revaçta bulunmaktadır.

Kartalkaya Kartalkaya, which is named after the rock mass on its summit that looks like an eagle, is one of the three ski centers close to İstanbul. The others are Uludağ and Kartepe. Kartalkaya, besides the perfect beauty of Köroğlu Mountains, with its eligible facilities, is an important winter tourism center. The ski center, 192 km to Ankara, 262 km to İstanbul and 594 to İzmir, which is within the borders of Bolu, is built over smooth slopes of Köroğlu Mountains. With its equipped mechanical facilities, its ski runs that are convenient for every winter sport and, with its nightlife, is quite popular during the last years.

Kartalkaya is 45 km to Bolu city center. The ski center’s total length of ski run is 35 km; and it is known for its best climate features for winter sports, the quality of snow, and its virgin nature. The ski run that takes the sun from the east has 28 ski runs between 1.800 and 2.000 meters available for ski, snowboard, sledge, paintball and motor safari. The 13 of these pistes are main ones. The longest of the ski runs that have international standards is 1,5 km. There are piste options for each level of skier. Between 15 December and 15 April, the ideal ski season, the snow level doesn’t drop below 2 meters.

Gerede Arkut Dağı Kayak Merkezi Arkut Dağı Kayak Merkezi, Gerede’ye 5 km mesafede bulunuyor. Kayağa yeni başlayanlar için 900 metrelik ideal pistlere sahip olan merkez, komşu illerden; özellikle Ankara, İstanbul, Bolu, Karabük gibi şehirlerden yoğun ilgi görüyor. Arkut Dağı’nın 5 kilometre uzunluğundaki ‘kayaklı koşu ve mukavemet’ pisti ile uluslararası kayak ve bisiklet yarışmalarına ev sahipliği yapmıştır. Kayak merkezi, FIS tarafından tescillenerek uluslararası kayak yarışları takvimine girmiştir. Arkut Dağı Kayak Merkezi, ormanla iç içe yapısı, temiz havası, çam kokuları ile son yıllarda yerli ve yabancı turistlerin kamp yapmak isteyenlerin, spor kulüplerinin ilgisini çekmeye başladı.

Gerede Arkut Mountain Ski Center: Arkut Mountain Ski Center is 5 km to Gerede. The center that has perfect ski runs of 900 meters for the beginners has a lot of visitors from the neighbouring cities, especially from Ankara, İstanbul, Bolu, Karabük. With the ski run which is normally used for cross- skiing, 5 km to Arkut Mountain, hosted also international bike and ski races. The ski center entered in the international ski races calendar after being officially registered by FIS. Arkut Mountain Ski Center, with its being in forest, clean air, perfumes of pine, began to take the attention of sport clubs and domestic and foreign tourists who want to camp. Bolu, the heart of nature

tabiatın kalbi Bolu

Bolu’da Kış Turizmi

Kartalkaya, Bolu şehir merkezine 45 km uzaklıkta bulunuyor. Toplam pist uzunluğu 35 km’yi bulan kayak merkezi; kış sporları için ideal iklim özellikleri, kar kalitesi ve bakir doğasıyla biliniyor. Güneşi doğudan alan pist yapısı, 1.800 ile 2.200 metre yükseltide kayak, snowboard, kızak, paintball ve motor safariye uygun 13’ü ana olmak üzere, toplam 28 pist bulunuyor. Uluslararası standartlara sahip pistlerin en uzunu 1,5 km. Her seviyede kayakçıya uygun pist seçenekleri mevcut. 15 Aralık ile 15 Nisan arasındaki ideal kayak sezonunda kar kalınlığı, iki metrenin altına düşmüyor.

219


Yamaç Paraşütü

Paraglidin g Activities


Havacılık açısından yamaç paraşütü uçuş alanları Abant’ta Çepni Yaylası’nda iki adet 160 metrelik kuzey, kuzey doğu, kuzey - batı ve batı yönlerine uçuş sağlayan tepelerimiz, yine Abant’ta Mudurnu tarafına Örencik Köyü üzerindeki 450 metrelik güney tepesi bulunmaktadır. Daha ileri seviye pilotların uçuş yapabileceği Bolu’nun doğusunda Çele ve Çal tepeleri bulunmaktadır. Genelde Mayıs ayı itibarıyla uçuşlar başlayıp Kasım sonuna kadar devam etmektedir. Eğer kışın tepelere çıkış imkanı olursa kışın dahil uçuşlar yapılabilmektedir. Kışın genellikle Abant’ta 450 metrelik tepe kullanılmaktadır. 2006 yılından beri her yıl 17 Temmuz’da Abant Havacılık Festivali düzenlenmektedir. Etkinliklerde model uçak gösterileri, yelken kanat uçuşları, yamaç paraşütü uçuşları ve yarışmaları yapılmaktadır. Katılım her yıl daha da artmış, yurt dışından dahil festivale katılımcı gelmiştir. Son iki yıldan beri hava şartlarının Temmuz ayında kötü olmasından kaynaklanan sorunlardan dolayı festival tarihinin değişmesi gündeme gelmiştir. Bolu Belediyesi birlikte yapılması planlanan kontrolsüz hava alanı projeside devreye konulmuş pist çalışmaları başlamıştır. THK’nun 2006 yılında vermiş olduğu raporda Bolu havacılık eğitim merkezi olarak Türkiye’de sayılı iller arasında başı çekmektedir. Havacılık anlamıda kararlı ve ciddi bir dernek olarak Bolu Sportif Havacılık ve Doğa Sporları Derneği kurulduğu 2006 yılından buyana havacılk aktevitelerinde ve doğa sporlarında ilklere imza atmıştır. Bolu’nun hava çekimlerinde de öncülük yaparak Bolu Belediyesi ile birlikte Bolu’nun tanıtılmasına katkıda bulunmuşlardır.

Abant Paragliding Activities In Abant, in terms of paragliding areas, in Çepni Tableland, we have two hills of 160 meters that provide flight to north, north-east, north-west and west directions and again in Abant, close to Mudurnu, there is the south hill of 450 meters in Örencik Village. And there are Çele and Çal hills where more advanced level pilots can make paragliding. Generally, since May, the flights begin and continue until November. If the hills are available to climb to the summit, the flights can take place even in winter. In winter, the hill of 450 meters is preferred. Since 2006, every year in July, 17 Abant Aeronautical Festival takes place. During the activities, you can see shows of model airplanes performing hang gliding shows, paragliding flights and races. The attendance increases every year, and even foreign participators comes to the festival. Because the weather was not available since two years in July, it is considered to change the date of the festival. Bolu Municipality began to work on the groundstrip project. In the report that THK gave in 2006, Bolu is the first city in terms of aeronautical education. Bolu Aeronautics and Natural Sports Association, which is a respectable association in terms of aeronautics, since 2006 when it had been established, has broken grounds in aeronautical activities and natural sports realm. They also helped in the shootings of Bolu from the sky for its advertisement.

Bolu, the heart of nature

Abant Yamaç Paraşütü

223


Yararlanılan Kaynaklar

1. IŞITMAN, T.Z, 1938: Bolu Coğrafyası, Bolu Halkevi Dil Tarih Edebiyat Kolu Yayını 2. 1968: Bolu İl Yıllığı 1967, Bolu Valiliği. 3. YURDAKULOL, E., AKMAN, Y., 1981: Bolu Çevresi Flora ve Vejetasyonu. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Dergisi, Cilt:24, Sayı: 2. 4. EKİM, T., İLARSLAN, R. 1982: Yedigöller Milli Parkı’nın (Bolu) Florası. Ormancılık Araştırma Enstitüsü Yayınları, Dergi Serisi No:56. 5. GÜNDOĞDU, H., 1993: Coğrafya Bölümü, Cumhuriyetimizin 70’inci Yılında Bolu. Bolu Gazeteciler Cemiyeti. 6. 1997: Bolu İl Turizm Envanteri, T.C. Bolu Valiliği , İl Turizm Müdürlüğü. 7. 1998: Bolu 1998 İl Yıllığı, Bolu Valiliği. 8. GÜNER, A. 1998: Bolu ve Çevresinin Peyzajı, Sosyo Ekonomik Değişim Sürecinde Bolu Yaylaları ve Ormanları Sempozyumu, TTKD Bolu Şubesi, Bolu. 9. MAYER, H., AKSOY, H. 1998: Türkiye Ormanları, Batı Karadeniz Ormancılık Araştırma Müdürlüğü Yayınları, Bolu. 10. ÇOLAK , A. 2001: Ormanda Doğa Koruma, Milli Parklar Av ve Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü Yayını, Ankara. 11. 2003: Bolu İl Turizm Envanteri, T.C. Bolu Valiliği , İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü. 12. DEMİREL, Ö. 2005: Doğa Koruma ve Milli Parklar, KTÜ Orman Fakültesi Genel yayın No: 219, Fakülte Yayın No: 37, Trabzon. 13. http://harita.wwf.org.tr/tr/alan.asp?alang=tr&atype=2&aid=20#, 2006: Önemli Bitki Alanları, WWF Türkiye 14. EKEN, G., BOZDOĞAN, M., İSFENDİYAROĞLU, S., KILIÇ, D.T., LİSE, Y. 2006: Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları. Doğa Derneği, Ankara. 15. http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/26/1242/14170.pdf (Köroğlu Dağı Güneyinde Nüfus Ve Yerleşme Özellikleri)

tabiatın kalbi Bolu

16. Sırtçantam Gezi Kültürü Dergisi. www.sirtcantam.com.tr

224

17. www.trekking.com.tr


Tabiatın Kalbi Bolu  

bolu belediyesi, bolu belediyesi kultur yayinlari

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you