Page 1


SAYI

137

EKİM / KASIM

2007

iÇiNDEKiLER

4

MERHABA / Demircan Türkdoğan

6

KARAGÖZ-HACİVAT ÇOK SEVİLDİ

8

TERÖRE LANET YAĞDI

10

BALIKÇI ANILDI

12

CUMHURİYET / Erdoğan Kayalar

16

DEĞİRMENLER YİNE UN ÖĞÜTECEK

18 22

AYIN ANKETİ TÜRKBÜKÜ SAHİLLERİ

23

HAYVANLARIN DA HAKLARI VAR

24

BODRUM KUPASI

26

İÇİMİZDEN BİRİ - ERMAN ARAS

30

YENİLER - YENİLİKLER - YENİLENENLER

32

TOPLUM & YAŞAM

36

BİR ZAMANLAR / Bülent Akkurt

38

BİTKİLERİN SERÜVENİ / Gülnar Önay

40

KUKLA-KARAGÖZ / İnci Gürbüzatik

42

KADIN DENİNCE / Hüsniye Kaya

44

BAKIPDURU / Ramazan Borazan

45

LEZZET USTALARI

AYLIK GAZETE 2

GEÇTİĞİMİZ AYA BAKIŞ

4

ETKİNLİKLER

6 7

ARŞİVDEN

24

8

35

16

34

12

ADRES SAYFALARI

www.bodrumajans.com.tr

info@bodrumajans.com.tr


e ü nt

KÜLTÜR ve YAŞAM DERGİSİ

yıBü4 BODRUMajans Yayın Grubu Adına Sahibi, Genel Yayın Yönetmeni:

DEMİRCAN TÜRKDOĞAN Haber Editörü:  YİĞİT UYGUR Görsel Yönetmen: EMİNE İLKORUR Grafik Tasarım: BURCU COŞGUN Sayının Yazarları: BÜLENT AKKURT ERDOĞAN KAYALAR GÜLNAR ÖNAY HÜSNİYE KAYA İNCİ GÜRBÜZATİK RAMAZAN BORAZAN Kapak Fotoğrafı YİĞİT UYGUR Halkla İlişkiler: CANSIN TÜRKDOĞAN Reklam Koordinatörleri: NURHAN İBAK ÖZGÜR ÜNLÜ BANU KAPLAN İletişim: Caferpaşa Cad. No:52/3 48400 BODRUM Tel : 0.252. 313 42 24 313 56 66 Fax: 0.252. 316 44 42 info@bodrumajans.com.tr www.bodrumajans.com.tr Baskı: Ankara Ofset ANKARA

MERHABA

BODRUM

Yeni yerimize bekleriz

T

erör belasının evlatlarımızı alması sonucunda çok acılı günler yaşamaktayız. Şehit evlatlarımızın toprağı bol, başta yakınları olmak üzere hepimizin başı sağolsun.

Yaşadığımız bu acı günlere tepki tüm yurtla bilikte Bodrum’dan da geldi. İçten gelen haykırışlarla hep birlikte çeşitli etkinlikler düzenle-yerek bu kalleş saldırıları la-netledik. Dileğimiz ulusumuza, evlatlarımıza en az zararı vererek bu kabusun bir an önce sona ermesi. Bu nedenle bu yıl Cumhuriyet Bayramımızı da Bodrum’da ve beldelerde çok farklı kutladık. Yine coşkulu, ama duygulu ve buruk...

DEMİRCAN TÜRKDOĞAN Aramızdan ayrılışının 34. yılında Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’yı andık! Bu yıl da yine sönük, yine ruhsuz bir biçimde. Yine kıymet bilmezliğimizi gözler önüne sererek. 10-15 kişiyle. Utanılacak bir durum. Hele Balıkçı’nın Bodrum için yaptıklarını düşündüğünüzde yerin dibine giriyor insan. Yazık, çok yazık.

Erdoğan Kayalar Bodrum Bülten’in bu sayısında Cumhuriyet’in ilanının Bodrum’daki yansımalarını aktarıyor. "Ey ahali! Duyduk duymadık demen. Cumhuriyet ilan edildi bugün Cumhuriyet!" başlıklı yazısı bizi o günlere taşımakta. Bodrum Kupası 19. kez yelkenseverleri Bodrum’da buluşturdu. Yiğit Uygur ve Figen Erönü bu büyük ve kusursuz organizasyonun mimarı Erman Aras’la bir söyleşi yaptı. Erman Aras’ın ağzından Bodrum Kupası’nın doğuşu ve bugünlere gelişi sayfalarımızda.

Yayın Türü: Yerel Süreli

Aramızdan ayrılışının 34. yılında Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’yı andık! Bu yıl da yine sönük, yine ruhsuz bir biçimde. Yine kıymet bilmezliğimizi gözler önüne sererek, 10-15 kişiyle. Utanılacak bir durum. Hele Balıkçı’nın Bodrum için y a p t ı k l a r ı n ı düşündüğünüzde yerin dibine giriyor insan. Yazık, çok yazık. Bülent Akkurt sizler için “Sözde” anma törenini kaleme aldı. Sıkılarak, Üzülerek.

Bu kez bizden de bir haber var. Taşındık! Eski Migros’tan Askeriye’ye giden yol üzerinde, Caferpaşa Caddesi’nde 50 metre kadar yürüdüğümüzde demir kapısının üzerinde pembe ve beyaz begonvillerin sarktığı bir bahçe içindeyiz artık. Bundan sonraki çalışmalarımızı Bodrum Ajans olarak limon, mandalina, portakal, elma, kayısı, muz ağaçları ve çeşitli bitkilerle bezeli bir ortamda gerçekleştireceğiz. Kahveye bekleriz... Şimdilik hoşcakalın.

Aralık-Ocak sayısında görüşmek üzere...

Basım Tarihi: 30/10/2007

Mavi Bakış Dergisi’nin ücretsiz ekidir. Yayınlanan yazıların sorumluluğu imza sahibine, yayınlanan reklamların sorumluluğu reklam sahibine aittir. Bu dergi basın meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder.

4

BODRUM BODRUM AJANS  BODRUM D&R / Milta Marina BODRUM BUDUN MAĞAZASI BODRUM OASİS DANIŞMA BODRUM DENTBODRUM GÜNDOĞAN GALİPDOS MOBİLYA & AKSESUAR  KONACIK BODRUM MUTFAK KONACIK DENİZHAN KONACIK ALDİMO MOBİLYA TURGUTREİS MİGROS ÖNÜ GAZETE BAYİİ  YALIKAVAK ERDEM ECZANESİ - BORA VETERİNER

DAĞITIM NOKTALARI

BELLİ OTELLERİN RESEPSİYONLARINDAN ve LOBİLERİNDEN ÜCRETSİZ OLARAK ALABİLİRSİNİZ...


Haber Turu

KARAGÖZLE HACİVAT ÇOK SEVİLDİ Bodrum’da, Oasis Alışveriş Kültür ve Eğlence Merkezi tarafından Ramazan Ayı dolayısıyla “Karagöz-Hacivat”gölge oyunu gösterildi. Oyunu izleyen çocuklar, oyundan hem dersler çıkardı hem de kahkahaya boğuldu. Bodrum Belediyesi Nurol Kültür Merkezi’nde gölge oyunu ustası Alpay Akler ve asistanı Deniz Karalar, Karagöz-Hacivat gölge oyununu sahneledi. Oyunu, çoğunluğunu ilköğretimokulu öğrencilerinin oluşturduğu yaklaşık 500 kişi izledi. Etkinlikler kapsamında, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından daha önce yurt dışında da sergilenen “ Karagöz- Hacivat Tasvirleri Fotoğraf Sergisi” OASİS Hurmalı Cadde’de açıldı.

BAYRAMIN TADINI ÇOCUKLAR OASİS’TE ÇIKARDI OASİS Alışveriş Kültür ve Eğlence Merkezi tarafından düzenlenen “Ramazan Bayramı” eğlencelerinin tadını çocuklar çıkardı.

O

ASİS, her bayram olduğu gibi bu bayramda da özellikle Bodrumlu çocukları unutmadı. Ramazan Bayramı boyunca animatörler eşliğinde oyunlar, danslar, ödüllü yarışmalar ücretsiz olarak gerçekleştirildi ve büyük ilgi gördü. OASİS Gösteri Alanı’nda gerçekleştirilen eğlencelere çocuklar olduğu kadar büyükler de katıldı. Çocuklar, animatörler eşliğinde şarkılar söylediler, yarışmalara katıldılar, yüzlerini boyattılar, dans ederek bayram boyunca eğlendiler.

BAYRAMDA İŞLER KESATTI Bayramın birinci gününde hava sıcaklığının 30 derece olarak ölçüldüğü Bodrum’da Ramazan Bayramı’nın ilk gününde yoğunluk yaşanmadı. Ramazan Bayramı tatili nedeniyle dolması beklenen Bodrum sahillerinde de bayramın ilk gününde yoğunluk yaşanmadı. Özellikle her bayram

6 BODRUM e ü nt

yoğun hareketliliğin görüldüğü Bodrum Kumbahçe Plajı’nda şezlongların boş olduğu gözlendi. Az sayıda yerli ve yabancı turistin denize girdiği Kumbahçe Plaj’daki işletme sahipleri yoğunluğun az olmasını

bayramın ilk günü olmasına bağladılar ve ikinci günden itibaren hareketliliğin başlayacağını belirttiler. Öte yandan sahilde bulunan kafelerin de boş olduğu görüldü. Ancak sonraki günlerde de beklendiği gibi


Haber Turu BODRUM’DA HALK YİNE PKK’YA LANET YAĞDIRDI

H

akkari’nin Yüksekova İlçesi’nin Irak sınırındaki Dağlıca Köyü yakınlarında kalabalık PKK’lı grubu askeri birliğe saldırdı. Çıkan çatışmada 12 asker şehit oldu, 16 asker de yaralanırken, çatışma sırasında ve sonrasında toplam 32 PKK’lı öldürüldü. Yurdun birçok yerinde olduğu gibi Bodrum'da da terör protesto edildi. Gümbet Kavşağı’ndaki Atatürk Anıtı önünde bayraklar ve pankartlarla toplanan vatandaşlar PKK terör örgütüne lanet yağdırdı. Hiçbir örgüt tarafından organize edilmeyen vatandaşları, teröre karşı duydukları öfke bir araya getirdi. Sessizce ellerindeki bayraklarla anıtın önünde toplanan vatandaşlar “Kahrolsun PKK”, “Hepimiz Mehmetiz”, “Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez” sloganları attılar ve daha sonra yine sessizce dağıldılar.

TERÖRE LANET ŞEHİTLERİMİZİ ANMA MİTİNGİ

BODRUM’DA DA BÜYÜK ÇOĞUNLUK SANDIĞA GİTMEDİ

T

ürkiye’de, 21 Ekim’de oylanan, seçimlerin dört yılda bir yapılması, Cumhurbaşkanları’nın 5+5 şeklinde, iki kez halk tarafından seçilebilmesine olanak tanıyan mini Anayasa paketine katılım yüzde 67,10 gibi düşük bir seviyede kaldı. Referandumda oy kullanan 28 milyon 813 bin 189 seçmenin yüzde 69,36’sı referanduma ’Evet’ derken, yüzde 30,64’ü ’Hayır’ oyu kullandı. ’Evet’ oyu kullananların sayısı 19 milyon 410 bin 813, ’Hayır’ diyenlerin sayısı ise 8 milyon 750 bin 511 oldu. Referandumda 7 il ’Hayır’ dedi. Ege’de İzmir, Muğla ve Aydın, Trakya’da Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ ile Doğu’da Tunceli illerinde ’Hayır’ oyları, ’Evet’ oylarından fazla çıktı. Bitlis, yüzde 97.5’le Evet rekoru kırdı.

Tüm yurt’ta BODRUM’DA REFERANDUM SONUÇLARI olduğu gibi EVET HAYIR 11.960 25.252 Bodrum’da da büyük çoğunluk sandığa gitmedi. Seçmen sayısı: 72 bin 72 Kullanılan oy sayısı: 38 bin 201 Geçerli oy sayısı: 37 bin 212 Bodrum’da evet diyenlerin sayısı: 11 bin 960. %32.14 Hayır diyenlerin sayısı: 25 bin 252. %67.86 Katılmayanların oranı: %50

8 BODRUM e ü nt

Tüm ülkemiz gibi canımızı yakan, içimizi acıtan PKK terörüne son verilmesi için sivil tepkimizi göstermek üzere Milliyetçi Hareket Partisi, Demokrat Parti, Cumhuriyet Halk Partisi, Anavatan Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi Bodrum İlçe Teşkilatları, Bodrum Ticaret Odası, Bodrum Şoförler Odası, Atatürkçü Düşünce Derneği temsilcilerinden oluşan organizasyon komitesi 28 Ekim Pazar günü Saat 15:00’da İskele Meydanı’nda “SÖZ KONUSU VATAN İSE..”adlı terörü lanet ve şehitlerimizi anma mitingi düzenledi.

BODRUM TERÖRÜ LANETLEDİ

M

itinge 7’den 70’e yaklaşık 10 bin kişi katıldı. Bodrum’da çeşitli siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin birlikte düzenlediği miting, Bodrum Otogarı’nda başladı. Burada toplanan vatandaşlar, ellerinde Türk bayraklarıyla “Şehitler ölmez vatan bölünmez” , “Her Türk asker doğar”, “Vatan sana canım feda” “Türk-Kürt kardeş. PKK kalleş” gibi sloganlar atarak, Bodrum İskele Meydanı’na kadar yürüdü. Bodrum Muharip Gaziler Derneği tarafından yürüyüş sırasında dev Türk bayrağı açıldı Yürüyüş sırasında korna çalan sürücüler de mitinge destek verdi. İskele Meydanı’nda toplanan vatandaşlar şehitler için bir dakikalık saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı okudu. Çevredeki turistlerde mitinge alkışlarla destek verdi. Küçük çocukların asker kıyafeti giyip Türk bayrağı taşıdığı mitinge, aralarında Bodrum Kaymakamı Abdullah Kalkan, Bodrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan ve şehit yakınlarının da bulunduğu yaklaşık 10 bin kişi katıldı.


Haber Turu

HALİKARNAS BALIKÇISI 34. ÖLÜM YILDÖNÜMÜNDE ANILDI Bodrum Belediyesi’nin Halikarnas Balıkçısı’nı Anma Etkinlikleri bu yıl Halikarnas Balıkçısı’nın ailesinin de önerileriyle 19 Ekim tarihinde Saat 12.00’de Mezarı başındaki anma töreni ve Müze ziyareti ile başladı.

H

alikarnas Balıkçısı Müzesi’nde başlayan Anma Töreni’nde konuşan Bodrum Belediyesi Başkan Vekili Mehmet Kocair, “Bu büyük değerin, yeni nesiller tarafından daha iyi kavranması ve anlaşılması için hepimize görevler düşmektedir, O’nu hasretle, sevgi ve saygıyla anıyoruz” dedi. Anma etkinlikleri kapsamında Bodrum merkezdeki İlköğretim 2. kademe öğrencileri arasında bir de resim yarışması düzenlendi. Okullardan toplam 56 resim gönderildi ve bu

resimler, 18 Ekim 2007 Tarihinde M.Ü. G.S.F Resim Bölümü öğretim görevlilerinden Yrd.Doç Ayla Eriş, Yrd.Doç. Erhun Şengül ve Yrd. Doç. Musa Köksal ile Bodrum Belediyesi Basın Yayın Halkla İlişkiler Birim Sorumlusu Damla Anter Tikriti’den oluşan Seçici Kurul tarafından değerlendirildiler. Yarışmada Umurca İlköğretim Okulu öğrencilerinin çalışmaları, Üç Başarı Ödülü ve Bir Mansiyon Ödülü kazandı. Melek Naz Çilek, İbrahim Tepeoğlu ile Melisa Algan Başarı Ödülüne, Bertan Beyhan da Mansiyon

Ödülüne layık bulundular. Ödülleri, Bodrum Belediye Başkan Vekili Mehmet Kocair’den ve Maltepe Üniversitesi GSF Öğ.Gr. Prof. Ramiz Aydın ile Işık Üniversitesi GSF Öğ.Gr. Prof. Basri Erdem’in elinden alan öğrencilere, Bodrum Belediyesi’nin Halikarnas Balıkçısı’nın kitapları, Bodrum Kitapları ve altın armağanları verildi. Sergide ayrıca, Halikarnas Balıkçısı’nın 8 adet kendi orijinal resimlerinin de yer alması sergiye ayrı bir anlam kattı ve Balıkçı’nın ressam kimliği yeni nesillerle buluştu.

Halikarnas Balıkçısı’nın Ressam Kimliği

Balıkçı’nın kaleminden ailesi... 19 Ekim Tarihinde düzenlenen Anma Etkinlikleri kapsamında bir de Panel düzenlendi. Bodrum Belediyesi Meclis Salonu’nda MU. GSF ve Bodrum Belediyesi’nin işbirliği ile düzenlenen ve M.Ü. G.S.F. Dekanı Prof. Dr. Selmin Tufan’ın açılış konuşmasını yaptığı Panelde Yazar Tayfun Gönenç’in ilettiği konuşma metnini Öğr. Gr. Ruhcan Akil okudu. “Balıkçı’nın yaşamında turist rehberliğini bir yana bırakırsak yazarlığıyla, resim içiçe yürümüştür” ifadesinin yeraldığı Turgay Gönenç’in makalesinde,

10

BODRUM

e ü nt

“Resimlerinin beş ayrı türde karşımıza çıktığı belirtilerek, bunlar; tezhip, kitap ve dergi kapakları, kendi kitaplarında yeralan resimleri, Demokrat İzmir Gazetesi’nde Pazar Günleri çıkan yazıları içinde yeralan resimleri ve yağlıboya çalışmaları olarak sıralanmıştır” denildi. Sözalan Marmara Üniversitesi Resim Bölümü Öğr. Görevlisi Yrd. Doç. Devabil Kara, “Bodrum’un ayrıcalıklı kimliğinin oluşmasında Halikarnas Balıkçısı’nın rolü çok büyüktür”; “Bugün, Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın bakışıyla kendi kültür ve

yaşam değerleri-mize bakıp onları bizden sonraki gerçek mirasçılara aktarmanın, kimliğimizi kaybetmemek üzerine yeniden ve daha zengin bir kimlik üretmek adına önemli bir görev olduğunu düşünüyorum” dedi. Daha sonra, ilköğretim öğrencileri, GSF Öğrencileri, öğretim görevlileri ve Açıkhava Resim Atölyesi dolayısıyla Bodrum’a davet edilen, farklı üniversitelerden gelen Öğretim Görevlileri ile birlikte, Bodrum Kalesi’nde gerçekleştirilen M.Ü. GSF Açıkhava Resim


Haber Turu

BODRUM ve BELDELERDE

CUMHURiYET COŞKUSU YAŞANDI C

umhuriyet Bayramı kutlamaları Bodrum’da bir gün önce, 28 ekimde başladı. Atatürk anıtına çelenklerin konulmasıyla başlayan törene Bodrum Kaymakamı Abdullah Kalkan, Bodrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan, diğer askeri ve mülki erkan, siyasi parti temsilcileri, dernekler, ilköğretim okulu öğrencileri, gaziler ve vatandaşlar katıldı. 29 Ekim günü Bodrum stadında resmi tören gerçekleştirildi, Bodrum Belediyesi tarafından bir Cumhuriyet kokteyli verildi ve akşam Karada Marina’dan İskele Meydanı’na kadar Cumhuriyet yürüyüşü gerçekleştirildi. Motorsikletlilerin de katıldığı korteji marşlar ve türküler çalarak destekleyen yol boyuna dizilmiş olan restaurant ve barlar coşkuyu arttırırken sahildeki tekneler siren sesleri ile destek verdi. Star Life’nin Havai fişek gösterileri ile şenlenen kutlama İskele Meydanı’nda coşkuyla kutlandı.

BODRUM

e ü nt

11


SONSUZ BAHAR RÜZGARLARI ÜLKESİ

BODRUM

ERDOĞAN KAYALAR / erdogankayalar@gmail.com

"Ey ahali! Duyduk duymadık demen. Cumhuriyet ilan edildi bugün Cumhuriyet!"

O

Gece Çankaya'da İsmet Paşa, Milli Müdafaa Vekili Kazım, eski Kolordu Kumandanlarından Sinop Mebusu Kemalettin Sami, Kocaeli Grup Kumandanı Halit Paşa, Rize Mebusu Ekrem, Afyon Mebusu Ruşen Eşref Beyler vardı. İşte bu yemekte Gazi; "YARIN CUMHURİYETİ İLAN EDECEĞİZ" dedi.

Abdi İpekçi "İnönü Atatürk'ü Anlatıyor" adlı kitabında, İnönü Atatürk için diyor ki : "Atatürk'ün büyük hassaları vardır. Karar sahibidir. Kararları açıktır. Ve bir defa karar verdikten sonra, onu tatbik ettirmek için şahsiyeti çok tesirlidir." Bu karakterdeki bir insan elbette dediğini yapacaktı. Yani Cumhuriyet ilan edilecekti. Hemen bazı taktikler düşünüldü. Kabine istifa etmişti. Yenisi kurulamıyordu. Bir Başvekil de bulunamıyordu. Kemalettin Sami Paşa bir takrir verecek ve Gazi Meclis’e davet edilecekti. Misafirler gittikten sonra İsmet Paşa ile beraber 20 Ocak 1921 tarihli Teşkilatı Esasiye Kanunu’nun bazı maddelerini tadil eden bir tasarı hazırlandı. 29 Ekim günü öğleden sonra Meclis toplandı. İlk söz Gaziye verildi. Gazi; "Devletimizin şekil mahiyetini tespit eden ve hepimiz için bir gaye olan Teşkilatı Esasiye Kanunumuz’un bazı noktalarını tavzih lazımdır. Teklifim şudur" diyerek tasarısını Meclis katiplerinden birine vererek okuttu. Gazinin teklifi Cumhuriyetti. Tasarı hakkında derhal müzakerelere geçildi. Cumhuriyetin ilanına açık, kesin, direkt olarak kimse karşı çıkma-mıştı ." Lord Kinross "Atatürk" kitabında o andaki Meclisi şöyle anlatıyor: "Cumhuriyet sağdan da soldan da akımları karşı harekete geçirecek bir meseleydi. Her türlü köklü değişime karşı olan örümcek kafalılar, Halifenin gücünü ne bahasına olursa olsun korumak istiyor, bazıları da Cumhuriyet ilan edilecekse, Halifenin Cumhurbaşkanı olması gerektiğini ileri sürüyorlardı. Bazı

12

BODRUM

e ü nt

kimseler, Halifenin başına geçeceği meşruti bir krallık düşünüyor. Parti Grubu bir kaç itiraza rağmen, yeni anayasayı ister istemez kabul etmek zorunda kaldı. Şair Mehmet Emin Bey, Ankara Cumhuriyeti’ni bundan bindörtyüz yıl önce Peygamber’in Mekke'de kurduğu hükümetle kıyaslamağa kalkınca, hocalar şaşkınlıklarından ağızlarını açamadılar." "Meclisin sarıklı, fakat atılgan, hareketli mebuslarından Antalya Mebusu Raşit Hoca (Kaplan) söz aldı. Ağır, dokunaklı, tesirli sesiyle açık ve kesin konuştu: "Din bakımından da en muvafık hükümet şekli Cumhuriyettir." diyerek haykırdı "YAŞASIN CUMHURİYET!" Meclis birden dalgalandı. Herkes ayakta, alkışlıyor ve bağırıyorlardı: "YAŞASIN CUMHURİYET! " Hulasa tartışmalar sona eriyordu. Bu arada işin en hoş tarifini eski bir Osmanlı, eski bir müderris ve Osmanlı Devleti’nde de nazırlık ve ayan azalığı yapmış olan Abdurrahman Şerif Bey yaptı. Meclisin en yaşlısı ve en saygı gören adamıydı. "Hakimiyeti Milliye, kayıtsız şartsız milletindir. Kime sorarsanız sorun sonuç bu. Cumhuriyet demektir. Doğan çocuğun adıdır. Ama bu ad bazılarına hoş gelmezmiş… Varsın gelmesin." Oylamaya geçildi. Oylar sayıldı. Meclis Reisi Çorum mebusu İsmet Bey (Eker) sonucu açıkladı: " Tasarı müttefikan kabul edilmiştir." Yaşasın Cumhuriyet avazeleri meclis salonundan dışarıya taştı. Türkiye artık bir Cumhuriyetti. 29 Teşrinievvel (Ekim) 1923 saat 20.30. Hemen Reisicumhur seçimine geçildi. 15 dakika içinde sonuç alınmıştı. Seçime 159 mebus katılmış, 158 oyla Gazi Mustafa Kemal Türkiye'nin Reisicumhurluğu’na seçilmişti. Çekimser çıkan tek oy Mustafa Kemal'indi.

Üstte - Sözü edilen mermi (Gazikovan). İbrahim Arkula arşivi.

Türkiye Cumhuriyetinin ilk Cumhurbaşkanı, 42 yaşındaki Mustafa Kemal teşekkür etmek için emin ve ağır adımlarla


kürsüye geldi. Kısa konuşmasını şu sözlerle bitirdi: "Daima, muhterem arkadaşlarımın ellerine çok samimi ve sıkı bir surette yapışarak onların şahıslarından kendimi bir an bile müstağni görmeyerek çalışacağım. Milletin teveccühünü daima noktai istinat telakki ederek hep beraber ileri gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır ." Nutuktan devam edelim: "Efendiler, meclisçe Cumhuriyet kararı 29/30 teşrinievvel 1923 gecesi saat 8.30 da verildi. Onbeş dakika sonra, yani 8.45'te Reisicumhur intihap olundu. Keyfiyet aynı gece bütün memlekete tebliğ ve her tarafta gece yarısından sonra, yüz bir pare top endaht edilerek ilan olundu." Ankara kalesinden top sesleri duyulmaya başlanmıştı. Soğuk Ekim gecesini top sesleri yırtıyordu. Ne oluyor demeye kalmadan sevinçli haber rüzgar gibi esti Ankara'nın üstünde; Cumhuriyet ilan edildi! İşte bu top sesleri Cumhuriyet’i duyuruyordu. "Teğmen Hamdi Vasıf Ankara Kalesine çıkan dik sokakları koşarak tırmanıyordu. Yüzbaşı Muhsin Talat'ın yanına geldiğinde sert bir asker selamı verdi. - Evet, teğmen sizi dinliyorum. Teğmen elindeki mermiyi yüzbaşıya uzattı. - Yüzbirinci pareyi en çok bu mermi hak ediyor komutanım. Müsaadenizle bu şerefi ondan esirgemeyelim. Yüzbaşı Muhsin Talat gözlerine inanamamıştı. Sevinç gözyaşlarını tutamadı. "1921 Mart ayı. 2. İnönü savaşı. Ethem çavuş 75 mm. lik topu durmaksızın dolduruyor. Sandıkta kalan üçüncü mermiyi aldığında bir an durdu. Merminin üzerinde çaput sarılıydı. Çaputu söktü. Eline demir bir çubuk düştü. Merminin kovanına kazınmış yazıya gözü ilişti. Ancak zaman yoktu. Mermiyi topa sürüp ateşledi. Bu defa kovanı kasa yerine yere attı. Daha sonra koynuna soktu. Akşam ezanında istirahat verildi. Ethem çavuş koynundan kovanı çıkardı, üstündeki yazıyı okudu; Karahisarlı Seyfi Çavuş 4. Alay 2. tabur 8. batarya 26 Rebiyülahir 1339 (Arabi ayların dördüncüsü. Sonbahar. Ocak ayı. ) İnönü. Birinci İnönü savaşında düşülmüş bir not. Ethem Çavuş cebinden çıkardığı kalem denilen çelik çubukla kovanın üzerine künyesini yazdı: Aksekili Ethem Çavuş 8. Alay 3. Tabur 1. batarya 20 Recep 1339 İnönü. (Arabi ayların yedincisi. Mart ayı ) Beş gün sonra Ankara. Mermi atölyesi. Atölyeyi genç bir ses çınlattı "Kamil Usta! Müjdemi isterim. Senin yavru cepheden dönmüş." Hepsi oraya koşuştu. Kamil Usta Ethem Çavuş’un künyesini okudu. Mermi tekrar hazırlandı. Çaputa kalemiyle sarıldı, sandıklandı. "Allah kavuştursun" dediler. Kamil Usta " Selametle git aslanım. Allah muvaffak etsin. Çok bekletme bizi." dedi. Bir buçuk yıl içinde kovan sekizkere atölyeye uğradı. Üzerindeki mesaj sayısı da sekize ulaştı. Kovan herkeresinde atölyedekilere daha büyük bir coşku yaşatıyor, istiklal savaşının her zorlu durağından Ankara ' ya barut, kan ve zafer kokusu taşıyordu. Türk ordusunun İzmir'e girdiği gün Ankara'da bayram havası eserken kovan yeniden gelmiş, ama bu sefer bütün atölyeyi yasa boğmuştu. Kovanın içinde, çelik kalemin yanısıra bir mektup ile bir tane de bakır künye vardı. Dokuzuncu notta; "Karahisarlı Seyfi Çavuş. 4. alay 2. tabur 8. batarya 12 Muharrem 1341 Banaz." yazılıydı. Atölyedekiler mektubu okumaya koyuldular:

1931 ekim. 1923 Vatan gazetesi 1. sayfa Cumhuriyet’in ilanı haberi. "Bismillahirrahmanirrahim. Selamünaleyküm gayretperver ustalar. Allah'a şükürler olsun ki mendebur düşman kaçıyor. Muzaffer Türk Ordusu beş gündür durup dinlenmeksizin kafiri kovalıyor. Güzel İzmir'e kalplerimizdeki imanımız kadar yakınız artık. İki gün evvel Banaz'daki muharebede bataryanın çavuşlarından Seyfi, kalleş düşmanın kurşunuyla şehadete ermiştir. Cenazesini sıhhıyecilere teslim etmeden önce mintanının içinde bu kovanı buldum. Malumunuzdur ki vefat eden neferin künyesi ailesine yollanır. Lakin beş gün önce Karahisarı ele geçirdiğimizde, Seyfi Çavuşun ailesinin düşman tarafından katledildiğini öğrendik. Bu kahraman Türk evladı kederini yüreğine gömüp anacığını, babacığını defnedemeden düşmanın peşine düştü. Üç gün sonra kendisi de hakkın rahmetine kavuştu. Kovandaki yazılardan anladığım üzere bu topçu neferinin bir ailesi de sizler olmuşsunuz. Bu sebeple Seyfi Çavuş'un künyesini sizlere yolluyorum. Başınız sağolsun hayır dualarınızı bizlerden, fatihalarınızı aziz şehitlerimizden esirgemeyiniz. Hakkın Rahmeti üzerinize olsun.Yüzbaşı Muhsin Talat 4. alay 2. tabur 8. batarya. 14 Muharrem 1341 Salihli.” Mektup bittiğinde tüm personel ağlıyordu. Seyfi Çavuş’un ardından fatiha okuyup amin dediler. “97-98-99 yüzüncüyü attık komutanım." Muhsin Talat, kovanı topun yatağına kendi elleriyle sü-rerek ateş emrini verdi. Subayların kılıçlarını çekerek selamladığı o son top sesi Ankara'nın her duvarından yankılanıp dört yıllık İstiklal Savaşı’nın tüm hikâyesini anlatmıştı sanki."

BODRUM

e ü nt

13


Bodrum Kalesi’nden de top sesleri geliyordu Takvimler 30 teşrinievvel (Ekim) 1923'ü gösteriyor. Günlerden Salı… Ankara'dan çekilen telgraf müjdeyi veriyor : "Türkiye Büyük Millet Meclisi Cumhuriyet ilanını taht-ı kararı aldı. Bunu yüzbir pare top endahtiyle ilan ediniz."

Küçük bir balıkçı kasabası Bodrum… Ak evlerde yaşayan, ak yürekli insanların kasabası Bodrum… Kendi halinde yaşayan ve hemen herkesin akraba ilişkileri içinde olduğu Bodrum… Burnunun ucundaki Milas'a bir günde gidebildiğiniz Bodrum. Sessiz, sedasız, sakin bir sarı yaz günü. Birden top sesleri duyuluyor şehrin göbeğinde. Davul ve gırnata sesleri dalga dalga yayılıyor şehre. Bağırmaktan sesi kısılan müdani haykırıyor; "Ey ahali! Duyduk duymadık demen. Cumhuriyet ilan edildi bugün Cumhuriyet!" İnsanlar şaşırıyor. Sağa sola koşuşuyorlar. Coşuyorlar. Coşturuyorlar… Sevinç sesleri ayyuka çıkıyor. Silahlar patlıyor. Müdani sesini duyurmaya çalışıyor: "Akşama konağın önünde temaşa var! "

“Aşa (Ayşe) olanı (oğlanı) hazırla, konağın önünde temaşa var oraya gitcez.” Müderris “Yakup Efendi”. Yakup Öneş. Bodrum Müftüsü. Nuran Yüksel arşivi.

14

Hüseyin Biner anlatıyor: "Hava kararmak üzere. Babam eve geliyor. O güne kadar görmediğim bir sevinç, bir heyecan içinde kapıdan girerken anama sesleniyor: Aşa (Ayşe) olanı (oğlanı)

Üstte - 29 Ekim 1924 Bodrum Cumhuriyet Bayramı kutlaması.. İbrahim Arkula arşivi. Yanda - 1923 Bodrum Kaymakamı Enver Nayır Bey. Albay Neyir Nayır’ın babası. İbrahim Arkula arşivi.

BODRUM

e ü nt


hazırla, konağın önünde temaşa var oraya gitcez. Sende gelive." Anam, hemen elimi ayağımı yıkayıp üstümü değiştiriyor. Temiz urbalar giydiriyor. Babam elimden tutuyor. Beraberce kapıdan çıkıyoruz. Hava kararmış. Hayret! Bugün köşe başlarındaki lambaların (Gaz lambası) hepsi yanıyor nedense. Taşlık sokaktan kiliseye (Halk Eğitim Müdürlüğü), oradan iskeleye, sonra Kale Caddesi’nden Hükümet Konağı’nın önüne geliyoruz. Meydan kalabalık. Ortada kocaman bir ateş yanıyor. Davulcu Ali vargücüyle vuruyor davula. Kardeşi Kadir'in avurtları şişmiş. Hababam kırnatayı üfleyip duru. Halk coşmuş. Oynuyor. Askerlerin kasaturaları parıldıyor alevlerin ışığında. Babam iki askerden kasatura aldı. "Ali vur Köroğlunu" diye seslendi. Kırnata Köroğlu'nu çalmaya başlayınca, babam da oynamağa başladı. Zıplayıp bacakları arasında kasaturaları birbirine çarpıyor, önünde ve belinin arkasında tokuşturuyor. Zıplayıp, bağırıyordu… Rakılar içiliyor, şarkılar mırıldanılıyordu önce kaymakam Enver Bey (Diş tabibi emekli Albay Neyir Nayır'ın babası), ardından komutan masaya çıkarak Cumhuriyet'i anlatmağa çalıştılar. Sonra müftü efendi (Yakup Öneş) masaya çıktı. Birden herkes sustu. Kuva - i Milliyeciler Hasip Konday, Yıllıkçı, Ganinin Ali Çavuş, İsmet Anter, Gavur Ali, Deli Nuri'nin Hüsnü, Tabak Ahmet Çavuş, Müftü Efendi’nin yanına gitti-ler. Müftü, Cumhuriyet'i anlatarak konuşmasını güzel bir dua ile bitirdi. Askerler duygulanmıştı. Komutanları yanlarındaydı. Birden akortsuz fakat yanık sesleriyle marş söğlemeye başladılar: "İzmir'in dağlarında çiçekler açar."

Büyük iş. Zor iş... Oldu ama”. Ve Turgutreis. Haris Tengil anlatıyor: "Babam atla geldi Bodrum'dan Fenerler memuru Mehmet Hilmi Tengil. Kaymakam görev vermiş. İki teneke gaz yağı tahsis etmiş. Anneme, Nazik Nazik Cumhuriyet ilan edildi. Büyük iş. Zor iş… Oldu amma. Gece büyük şenlik yapılacak." Heyecandan titriyordu babam. Evlerden kül toplandı. Tenekeler ortalarından yarıldı. İçlerine kül doldurulup gaz döküldü. Müsgebi'den (Ortakent), Gürece'den ve İslamhaneler'inden insanlar geldi Karatoprak'a (Turgutreis). Yalıda toplanıldı. Eski iskeleyle sahile dizilen tenekeler meşale gibi yanıyordu. Davullar vurdu. Keman çalındı. Sonra babam masanın üstüne çıktı. Her şey sustu. Babam nutuk verdi. Cumhuriyeti anlattı. Susunca davullar gene vurdu. Mavi kuyruklu don giymiş delikanlılar sekerek oynuyorlardı. Denizin içine girerek te oynadılar. Ne bilemki harmandalı mıydı, yoksa zeybek mi? Lakin herkes coşmuştu. Oynuyorlardı işte." Fenerci İbram'a Farilya'da ki (Gündoğan) Cumhuriyet’in ilk gününü sordum. "Rahmetli sevindik, oynadık, rakı içtik derdi " dedi. Ben "Rakı içmiyorlardı da o akşam mı içtiler diye sorunca "Öyle değil. Herkes bir şişe içmiş" dedi. Bu yazıyı noktalamaya çalışırken telefon çaldı. Açtım. Oğlum Özgür ağlamaklı bir sesle sordu: "Atatürk sağ olsaydı bu terör karşısında ne yapardı babacığım?" Bak oğlum Atatürk sağ olsaydı kesinlikle ağlamazdı. Bu bir. Düşünürdü iki. Karar verirdi üç. Kararını mutlaka uygulardı, dört. Bunu böyle bilesin.

Sonraki yıllarda hep heyecanla kutlandı Cumhuriyet bayramları Bodrum'da. Davullar kırnatalar çaldı. Nutuklar söylendi, şiirler okundu. Zafer takları kuruldu. Fener alayları düzenlendi …"

Radyodan Ayten Alpman'ın sesi gelmeye başladı. Ahizeyi radyoya uzattım:

Hüseyin Biner koltuğunda şöyle bir doğruldu. "6 yaşından bu yana Cumhuriyet Bayramlarına katılıyorum" diyerek seslendi; hanım bize çay verir misin?"

"Havasına suyuna, taşına toprağına Bin can feda bir tek dostuma. Her köşesi cennetim, ezilir yanar içim Bir başkadır benim memleketim. "

“Nazik Nazik Cumhuriyet ilan edildi. Kaynakça: Lord Kınross Atatürk kitabı. Ş. Süreyya Aydemir Tek Adam Kitabı Abdi

Üstte - Yıl 1934. Bodrum’da Cumhuriyet Bayramı. Yarımada Gazetesi arşivi. Yanda - “Sarı-kırmızılılar Büyük Önder Ulu Gaziye, Atatürk’e Saygılarını Sunarlar” yazılı tak-ı zafer önünde Bodrumspor Kulübü sporcuları. (Bodrumspor takımının renkleri önce sarı-kırmızı idi). 29 Ekim 1934. Hüseyin Biner arşivinden

BODRUM

e ü nt

15


Haber Turu

DEĞİRMENLER YİNE UN ÖĞÜTECEK

Bakımsızlık nedeniyle kötü bir görüntü oluşturan tarihi değirmenler, restore edilerek turizme kazandırılacak. Bodrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan, “İlk etapta bölgede bulunan bir değirmen için istimlak kararı aldık. Kararı mal sahibine de tebliğ ettik. Değirmenin restorasyonu aslına uygun olarak yapılacak. Sonra burayı kafeterya veya çay bahçesi gibi bir mekana dönüştürebiliriz. Ya da içinde un üretip, burada unlu mamüller yapıp turistlere satabiliriz” dedi. DEĞİRMENLER SIRAYLA HAYATA DÖNECEK

B

odrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan, yaptığı açıklamada, Bodrum’un Gümbet Mevkii’nde Sit alanı içinde bulunan tarihi değirmenlerin, restore edilerek kötü görüntüsünden uzaklaştırılıp turizme kazandırılacağını söyledi. Bu kapsamda Anıtlar Kurulu ile görüşmeler yaptıklarını ve görüşmelerin olumlu geçtiğini belirten Ağan, “Kurul buradaki değirmenlerin restore edilerek turistik amaçlı kullanılmasını istedi. Mal sahiplerinin ticari kaygı ile hazırladığı projelere sıcak bakmayan Kurul, ticari bir kaygımız olmadığı için bize olumlu yanıt verdi. İlk etapta bölgede bulunan bir değirmen için istimlak kararı aldık. Kararı mal sahibine de tebliğ ettik. Değirmenin restorasyonu aslına uygun olarak yapılacak.

16

BODRUM

e ü nt

Sonra burayı kafeterya veya çay bahçesi gibi bir mekana dönüştürebiliriz. Ya da içinde un üretip, burada unlu mamüller yapıp turistlere satabiliriz.” dedi.

DEĞİRMENLERİN RESTORE EDİLMESİ PLANLANIYOR

Belediye’nin bütçesinin yetmesi durumunda diğer değirmenleri de istimlak etmeyi planladıklarını belirten Ağan, projenin Bodrum ve ülke turizmine katkı sağlayacağını bildirdi. Ağan, “Gelen turistlerin yüzyıllarca yıl önce yapılmış değirmenleri görmelerini sağlayacağız. Bir yandan Bodrum'un güzel görüntüsünü seyredecekler, bir yandan da değirmeni işler halde görecekler. Deniz, kum ve tabiat güzelliklerimizin yanında tarihi zenginliklerimizi de devreye sokarak turizme katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Umarım bir sorun çıkmaz ve görüntü olarak hiç de güzel olmayan bu çevreyi güzelleştirerek turizmin hizmetine sunarız” diye konuştu.

Yaz aylarında nüfusu 300 bine ulaşan gözde turistik merkezlerden Turgutreis’te bulunan ve yıllardır simge haline gelen değirmenlerin restore edilmesi planlanıyor. Turgutreis Belediyesi tarafından yeniden düzenlenerek restore edilmesi planlanan değirmenlere bu sayede çok sayıda yabancı turist gelmesi hedefleniyor. Özellikle yaz aylarında beldeye tatil amaçlı gelen yabancı turistlerin sık sık ziyaret ettiği Turgutreis Dağı’nda bulunan 150 yıllık 3 adet değirmenin, belediye tarafından restore edilmesi düşünülüyor. Böylece yılda 300 bin turistin tatil amaçlı geldiği beldede, 150 yıllık tarihi değirmenlere turist akını yaşanacak, tarihe yeniden sahip çıkılacak. Belediye’nin


bu restore çalışması yarımadada bulunan diğer değirmenlerin de yenilenmesi için başlangıç olacak. Değirmenlere çıkan patika yolların da belediye ekipleri tarafından yeniden yapılacağı öğrenildi. Beldemizde bulunan ve eskiden un öğütmek amacıyla kullanılan, 150 yıllık geçmişe sahip değirmenleri restore etmek istediklerini belirten Turgutreis Belediye Başkanı Ali Server Yazgan “ Çalışmalarımıza en kısa sürede başlamak hedefindeyiz. Yaz aylarında binlerce turistin akın ettiği beldemizde, yabancı misafirleri-mizin ilgisini tarihi yel değirmenlerine çekeceğiz. Turgutreis, turizm ve tarihin iç içe olduğu ender beldelerden bir tanesi, değirmenlere giden yolların bakımlarını gerçekleştirdik. Bu anlamda Yarımada’da bulunan tüm değirmenlerin yeniden restore edilmesi konusunda ilk adımı atmış olacağız” dedi.

DEĞİRMENLER ADALARDAN TURİST ÇEKER TÜRSAB Bodrum Yürütme Kurulu Başkanı Nasih Demir, Bodrum’daki tarihi yel değirmenlerinin restore edilmesinin Bodrum tu-rizmine önemli katkı sağlayacağını belirterek; “Değirmenler Türk ve Yunan kültürlerinin ortak değerleridir. Restore edilmeleri halinde kültür turizminde önemli gelişmeler bekliyoruz. Özellikle Yunan Adaları’ndan gelen turist sayısında artış olacaktır” dedi. Bodrum’un yeni sembolü olacaklar Yel değirmenlerinin uzun yıllardır kötü bir görüntü oluşturduğunu ve Bodrum hakkında olumsuz bir imaj yarattığına işaret eden Demir, “Bodrum’daki yel değirmenlerinin restore edilmesi Bodrum turizmine büyük katkı sağlayacaktır. Dünya’daki destinasyonlarda bölgeyi temsil eden bazı semboller vardır. Bodrum’un sembolleri arasında da Bodrum Kalesi’ni, Antik Tiyatro’yu, Myndos Kapısı’nı, Mausoleum’u ve tarihi yel değirmenlerini sayabiliriz. Bu değerler Antalya’da ya da Kuşadası’nda yok. Ancak bunların içinde yel değirmenleri kötü bir görüntü oluşturuyor. Değirmenlerin restorasyonu yapıldıktan sonra, kafeterya, çay bahçesi şeklinde kullanılabilir. Bodrum Belediyesi de önemli bir kazanç elde edebilir. Değirmenlerden bir-iki tanesi de, eskiden nasıl kullanılıyorsa yine aynı şekle getirilebilir” dedi. Kültür turizmine açılmalı Demir, tarihi değirmenleri her gün yüzlerce turistin ziyaret ettiğini ve turistlerin bölgeyi fotoğrafladığını kaydetti. Değirmenlerin çevresinde ve içinde kötü bir görüntü olduğunu bu nedenle çekilen fotoğrafların Bodrum’u kötü bir şekilde anlattığını kaydeden Demir, “Bodrum dışarıda güzellikleriyle temsil edilmeli. Değirmenler Türk ve Yunan kültürlerinin ortak değerleridir. Yunanistan’a gittiğiniz zaman orada da bu değirmenlerden görebilirsiniz. Bizim gibi onların da güzel koyları ve beyaz evleri var. Değirmenlerin restore edilmesi halinde kültür turizminde önemli gelişmeler bekliyoruz. Özellikle Yunan Adaları’ndan gelen turist

Muğla yöresinde, özellikle Bodrum İlçesi’nde bulunan yel değirmenleri İlçe’nin simgesi konumundadır. Bodrum’daki yel değirmenleri ilk defa 1850’li yıllarda, bol rüzgâr alan tepelerde yapılmıştır. Tarihi kaynaklara göre ilk yel değirmeni MS.644 yılına tarihlenen İranAfganistan sınırındaki Seistan’da görülmüştür. Bunun ardından MS.750-850 yıllarında Çin’de pirinç tarlalarının sulanması amacıyla kullanılmıştır. Sonraki yıllarda da doğuda ortaya çıkan yel değirmenleri, batıda geliştirilmiş ve bu değirmenler yatay eksenli bir konuma getirilmiştir. Tarihteki ilk yatay eksenli yel değirmeni Normandiya Krallığı zamanında XII.yüzyılın sonlarına doğru yapılmıştır. Kule tipi yel değirmenleri ise Akdeniz yöresinde yoğun biçimde yapılmıştır. Daha sonraki yıllarda rüzgâr elektiriği de Danimarkalı Prof.Paul la Cour tarafından 1891 yılında yel değirmeninden yararlanarak üretilmiştir. Muğla İli, Bodrum ve Milas İlçeleri’nde sıkça görülen yel değirmenleri kesme veya moloz taştan silindirik gövdeli olarak yapılmışlardır. Değirmenin üzeri ahşap konik bir çatı ile örtülmüştür. Ana duvarlar genellikle beyaz badana ile sıvanmış, bazen de taş gövdesi olduğu gibi bırakılmıştır. Yel değirmenlerinin içerisine yuvarlak kemerli basit bir kapıdan girilmektedir. Duvarlardaki küçük boyutlu mazgal pencerelerle içerisi aydınlatılmıştır. Ayrıca içeride ahşap katlar yapılmış ve zemine değirmen taşı ile buğdayı öğüten mekanizma yerleştirilmiştir. Bazı örneklerde de değirmenin yanında veya içerisinde un depoları da bulunmaktadır. Bu tür yel değirmenlerinin benzerlerine İspanya ve İtalya başta olmak üzere Akdeniz Ülkeleri’nde rastlanmaktadır. Daha çok buğday öğütmeye yönelik olan bu değirmenlerin önlerinde ahşap malzeme üzerine yelken bezi türünden değirmen çarkı bulunmaktadır. Muğla yöresindeki yel değirmenleri günümüzde kendi hallerine bırakılmış, bazıları depo, samanlık ve ahır olarak kullanılmaktadır. Bu örneklerin bazılarının restore edilerek değirmen müzesi şekline sokulması, kültür varlığı yönünden yararlı olacaktır. © 2006 Kenthaber.com

BODRUM

e ü nt

17


hazırlayan: YiĞiT UYGUR

BİR SEZON DAHA BİTTİ, KİMİSİ MEMNUN KİMİSİ DEĞİL… Geçtiğimiz ay Bodrum Bülten’in bodrumajans.com sitesi anket bölümünde “2007 Bodrum turizm sezonu işletmeci olarak sizin beklentilerinizi karşıladı mı?” dedik ve iki şık sunduk: 1- EVET 2- HAYIR Oylama sonrasında gördük ki katılımcılardan beş kişiden üçü geçtiğimiz sezonda beklediğini bulamamış, ama ikisinin beklentileri karşılanmış. Konu ile ilgili çeşitli görüşler sayfalarımızda... 2007 Bodrum turizm sezonu işletmeci olarak sizin beklentilerinizi karşıladı mı?

18

1 - Hayır

% 59.8

2 - Evet

% 40.2

BODRUM

e ü nt


B

odrum Bülten web sitesi w w w. b o d r u m a j a n s. c o m . t r ' d e ziyaretçilere geçen ay anket köşemizde konuya ilişkin yönelttiğimiz soru, "2007 Bodrum Turizm Sezonu İşletmeci Olarak Sizin Beklentilerinizi Karşıladı mı?" şeklinde oldu. Aldığımız yanıtlara baktığımızda Evet'i tıklayanla Hayır'ı tıklayan arasında fazla bir uçurum olmadığını gözlemledik. Sonuçlara göre ankete katılanların %40.2'si Evet derken, yani sezondan beklentilerini karşılarken, %59.8'i Hayır cevabını verdi. Çıkan sonuçları yorumlamak gerekirse "Bodrumlu turizmci aza kanaat ediyor, ufak kıpırdanmalar bile mutluluk veriyor" gibisinden bir çıkarsama yapmamak lazım. Ancak bu da bir erdemdir. Çünkü artık turizmci bi-linçlenmeye başladı. Artık büyük sürprizlerin, mucizelerin peşinde değil. Elindeki malın kalitesini, verdiği hizmetin ne olduğunu çok iyi biliyor ve fazla bir beklenti içersine de giremiyor. Bu nedenle grafiklerdeki yükselme trendleri düşük dahi olsa bunun bir artı olduğunun farkında. Tabi temel sorunun "Her şey dahil" sistem olduğunu da biliyor. Dünya pazarında rakipler artarken ve özellikle Uzakdoğu pazarı pastadan büyük pay alırken, Türkiye fiyat düşürme politikasından çok kolay vazgeçemiyor. Öte yandan Türkiye'nin özellikle 80 sonrasında dünyaya paralel bir sanayi devrimi geliştirememesi, tarım ve hayvancılıkta geri kalmış olması yurt çapında bir "İnşaat sektörü furyası" olarak karşılık buldu. Bu nedenle ormanlar yakılıp yerlerine mass turizme hizmet edecek beton ormanları yapıldı. Bu beton yığınlarını doldurmak ise ancak düşük fiyat ve her şey dahille gerçekleştirildi. Turla gelene 15 lira, turla gelmeyene 150 lira Tabii bu yöntem de hiçbir zaman başarı kazanmadı. Oteller geceliği 9-10 Euro'ya yatak satarken aynı otele aynı yatağa talip olan Türk turiste verilen fiyat 150 - 180 YTL arasında değişiyor. Hükümet, Bodrum Yarımadası’nda ve daha genellersek tüm

Her yıl yeni umutlarla başlanan turizm sezonu 2007'de hayal kırıklığı ile sonuçlandı. Ancak uzmanların sezon öncesi tahminleri yerli yerine oturdu. 2005 kadar iyi olmayan, 2006'dan yüksek bir sezon bekleyen profesyonel turizmciyi şaşırtan bir gelişme yaşanmazken, küçük ve orta ölçekteki turizmci büyük umutlarla başladığı sezondan beklediğini bulamadı. yurt çapında orman arazilerini 2B sıfatıyla inşaat sektörünün hizmetine sunmaya hazırlanıyor. Bunun da doğal sonucu daha fazla mass turizm, daha fazla fakir turist ve daha kötü sezonlar… Turizmci tüm bu denklemi artık iyi bildiği için mucizeler peşinde değil. Durum böyle iken turizmci tabiî ki aza kanaat etmeyi ve erdem sahibi olmayı da öğrenmiş oldu. Elimizde ne var, ne bekliyoruz? Bodrum, bazı kurumların dediği gibi bir marka değil ya da tam tersi bir marka; sonuç aynı: az turist, fakir turist. Peki, Bodrumlu 400 küsur STK, 12 oda temsilciliği, 11 Belediye, ne iş yaptığı bilinmeyen bir belediyeler birliği Bodrum'a kaliteli turist getirmek için ne yapıyor? İnşaat ruhsatı veriyor. STK'ların da çoğu oturuyor. Zengin ve özel hizmet bekleyen turist neden Bodrum'a gelecek? Neden böyle bir beklentimiz var? Bodrum'un elinde bir tek elle tutulur Arkeoloji Müzesi bulunuyor. O da Mausselloum ya da antik tiyatro değil, sadece Bodrum Kalesi. Mausselloum'un yerinde yeller eserken dünyanın 7. harikasını görmeye gelen turist, bir kaç sütun ve taş parçasından başka bir şeyle karşılaşmıyor. Antik tiyatro ise tam bir istila altında; sezonun

en hareketli döneminde konser furyası başlıyor ve tiyatroyu restore ettiren kuruma diyet ödeniyor. Bodrum' a hiçbir getirisi olmayan konserlerin geliri İstanbul'a akarken antik tiyatroya ise koca bir çöp dağı ve sağa sola atılan plastik minderler kalıyor. Sadece bu da değil, haftada 2 veya 3 kez akşam saatlerinde gerçekleştirilen konserler için tiyatro gündüzden ışık ve ses düzeni yapan teknisyenler için turizme kapatılıyor. Dünya’nın en büyük antik hipodrumunun varlığı ve yeri bilinirken, kimseyi mutsuz etmemek için üzerine yapılan sanayi bulunduğu yerden kaldırılmıyor. O halde ne sunacağız turiste, atıklarımızı deşarj ettiğimiz denizi mi, işgal altındaki sahillerimizi mi, biti-rilmeye çalışılan mavi turumuzu mu? Bodrum' un sunacak bir şeyi yoksa bir beklentisi de olamaz. Kim geldi, kaç kişi geldi? Sıkıntılı bir sezon yaşayan Bodrum ve Muğla 2006 sezonundaki rakamları az farkla geçti. Ancak uzmanlar 2005' i yakalayamadıklarını da söylüyorlar; bu bilgi ışında 2007 yılında Muğla ili hudut kapılarından ülkemize giriş yapan turistlerin sayısal olarak, ilk beş ülke dağılımı ise şöyle oldu; İngiltere 1.053.557, Hollanda 209.973, Almanya 163.633, Rusya Federasyonu 126.935, Belçika 122.881 turist. Diğer ülkelerden ise Eylül ayı sonu itibarıyla toplam 699.118 kişi giriş yaptı. Yine Eylül sonu toplam rakam 2.376.097 olarak belirlendi. Bodrum'a gelen turisti rakamlarla anlatmak gerekirse karşımıza yine benzer bir tablo çıkıyor. Son 3 yıla bakacak olursak; Milas Bodrum Havalimanından giriş yapan turist sayısı 2004'te 831.472; 2005'te 961.290; 2006'da 814.638 olarak karşımıza çıkıyor. 2007 ise ilk 8 ayın sonunda rakam ümit verici: 837.897 turist. Ancak uzmanlar sene sonuna kadar 2005 rakamlarını yakalayabilme konusunda çok iddialı değil. Denizyolu ile Bodrum Limanı'ndan son 3 yılda giriş yapan turist sayısına baktığımızda, 2006 ve-rilerinin 2005'in bile üstünde olduğunu görü-yoruz. Rakamlar şöyle; 2004'te 7.258; 2005'te 8.044; 2006'da 9.870 turist. Valiliğin hazırladığı ilk sekiz aylık rapora göre 2007 verileri ise 8.583 turist…

NE DEDiLER? Nasih DEMİR TÜRSAB BYK Başkanı 2006'nın  yaralarını  hala  sarmaya  çalışıyoruz. Öte yandan gemi yanaşma iskelesi yetişmedi. Bu da planları bozdu ve beklentiler bir sonraki seneye kaldı. Bu sezon geçen senenin %6 önünde kapandı. Yani bir artış olduğunu gözlemledik ancak 2006'nın yaralarını henüz sarabilmiş değiliz. İngiliz ve Belçikalılar artışa gitti, ancak Alman ve Hollandalılarda düşüş kaydedildi. Bu arada Rusya ve Doğu bloğu pazara girdi ve grafikleri yükseltti. Tabii 2005'in rakamlarını yakalayamadık, Bodrum'da maalesef önemli bir artış olmadı. Bodrum' a gelen turistlerden 2. sırada yer alan Hollandalılarda düşüş oldu ve hala rayına oturtamadık. İngiliz'deki artış pazarı bir

miktar hareketlendirdi. Aslında bölgeler arası kıyaslama yapmak istemiyoruz ama Marmaris'te tur operatörlerinin çekileceğine dair söylentiler var. Bu Bodrum'u doğal olarak pozitif etkileyecektir. Seneye Rus ve Doğu bloğunda artış sağlanacak, bunu da yapılan ciddi anlaşmalardan biliyoruz. Ayrıca bu kıştan ya da önümüzdeki bahardan itibaren British Airways uçak seferlerine başlayacak. Bu da pazarı hareketlendirecektir. 2006'nın yaralarını hala sarmaya çalışıyoruz. Öte yandan gemi yanaşma iskelesi yetişmedi. Bu da planları bozdu ve beklentiler bir sonraki seneye kaldı. Bölgedeki pazara turist getiren şirketler getirdikleri turist sayısına göre sırayla JMC (Diana getiriyor), First Choice, Air Tours diğer bilinen adıyla My Travel ve Thompson oldu. Thompson, 5 sene önceki büyümesini sürdürememesine karşın son 2 yılda tekrar yükseliş trendine girdi. Avrupa çok hassas bir pazar, burada bir kuş ölsün, müşteri çok kolaylıkla kaçabiliyor. Bu hassas pazardan çok Rusya ve doğu bloğu pazarında gelişme bekliyoruz. Her ne olursa olsun, sorunun çözümünü düşük fiyatta aramamak lazım.

BODRUM

e ü nt

19


NE DEDiLER?

Esnafın yüzde altmışı hayatından memnun, yüzde kırkı mutsuz... Ali Öztürk Esnaf - Gümüşçü Bu saatten sonra yeni dükkan açılmaz. Varolanlar, güçlü olanlar hayatta kalacak; güçlü olmayanlar da farklı işlere yönelecekler.  Geçen sene yapılan ciro ile bu sene yapılan arasında %40, %50 arasında bir azalma var. Ama dükkan kiralarında bir azalma yok. Her sene yüzde 15-20 oranında yükseliyor. Yapılan ciro ise her sene gittikçe düşüyor. Ben kendim gümüş sektöründeyim. Gümüş, saat, gözlük… Öte yandan bir de şöyle bir şey var Bodrum'da; bir yıl gümüşçü kazanıyorsa ertesi yıl herkes gümüşçü oluyor. Bir çok dükkan kapatıp farklı arayışlar içine gir-meye başladı. Bu saatten sonra yeni dükkan açılmaz. Varolanlar, güçlü olanlar hayatta kalacak; güçlü olmayanlar da farklı işlere yönelecekler. Çanta sektörüne yönelen bir kaç kişi var mesela. Şu anda çanta da son zamanlarını yaşıyor. Çünkü haddinden fazla çantacı var. Bu konuda bilgi sahibi olmayan birisi ne yapayım diyor ve çantacı açıyor. Sebeplerine gelince şimdi 95'li yıllarda piyasada talep vardı ama çok fazla gümüşçü yoktu. O yüzden ne koyarsan tezgaha satılıyordu. Malın iyi olması kötü olması modelin azlığı hiç fark etmiyordu. İnsanlar yavaş yavaş bu sektörde talep olduğunu fark etti. Ayrıca İstanbul'da bir sürü gümüş toptancısı çıktı. Adamlar Uzakdoğu'dan direkt mal getiriyorlar mesela Bulgaristan, Romanya'dan da gelip alan birçok toptancı var. Yani İstanbul'dan gelip mal alıyorlar. Toptancılar inanılmaz bir şekilde yeni modeller ,bir sürü şeyler getirdiler. Haliyle de gümüş işi yapan dükkan sayısı arttı. Ama talep aynı. Bir de gelen müşterinin kalitesi çok düştü. Yani dükkana koyduğun malın bir muhasebesini yaparsan pahalı ürünler hızlı gitmiyor. Ucuz orta seviyeye hitap eden ürünler çok daha hızlı gidiyor. Bu müşteri kalitesini de belirliyor. Satılan mal 10 lira, 20 lira bilemediniz 100 lirayı geçmez. Gelen gemilerden ya bir tane müşteri geliyor ya da iki müşteri iniyor çarşı içine. Gelen o iki müşteri de iyi para bırakıyor.

Mustafa Özkeskin Çarşıda market işletiyor Bu her şey dahil sistemin önüne geçebilirler mi? Bilmiyorum tabii. Turistlerin çarşıya inmeleri sorun oluyor. Valla biz genel olarak memnunuz sezondan. Pek öyle şikayetimiz yok. Bizimki market olduğu için müşteri kalitesiyle bir işimiz yok açıkçası. Sonuçta susayan suyunu içiyor, sigara tiryakisi sigarasını alıyor. Çocuğu dondurma isteyen, çikolata isteyen alıyor fazla bir ekonomik güç gerektirmiyor. Dolayısıyla kalite bizi ilgilendirmiyor. Yani kuyumcu, derici arkadaşlar daha şikayetçi. Alım gücünün düşük olması onları daha ilgilendiriyor. Birincisi bu her şey dahil sistemin önüne geçebilirler mi? Bilmiyorum tabii. Turistlerin çarşıya inmeleri sorun oluyor. Adam otelde bedava yiyorum içiyorum derdinde. Bir de Rus turistler önceden yoktu şimdi onlar gelmeye başladı. Onlar da zaten içip içip otelde sızıp denize girmeyi tercih ediyorlar. Biz aynı zamanda BOÇET’e (Bodrum Çarşı Esnafı Derneği) üyeyiz ve yönetimindeyiz. Oradan da bazı sıkıntılarımız var yine şöyle Kos'tan gelen günübirlik turist çarşı gösterilmeden çevre yollarına götürülüyor. Centerlar var zaten çevre yolunda biliyorsunuz. Turistler burada bir çarşı olduğundan haberdar bile değil. Halbuki buranın Türklere özgü bir havası var. Götürüldükleri yerleri çarşı zannediyorlar. Bizim ülkemizin tanıtımı için de çok önemli. Yetki Belediye’de isterse minibüsleri almayabilir garajın oradan. Ama bizim acil işimiz olsa aracımızı buraya sokamıyoruz. Ama onlar 20-30 minibüs kalenin oraya gümrüğün oraya kadar gidip turistleri

20 BODRUM e ü nt

alı-yorlar. Burada esnaf olarak bireysel yapabileceğimiz bir şey yok. Yerel yönetimin işi.

Maksut Çelik Barlar caddesinde galeri sahibi Benim müşterim %97 Türk. Turist de geliyor ama Fransızım diyor hayatında Paris'i görmemiş.  Sezon güzel. Neden dersen ben genele baktığımda çok mutluyum. Mutlu olmam da şundan dolayı. Ben sanatla uğraşan bir insanım. Cumhuriyet caddesinde tek galeri benimki. Burada herkese hitap ettiğim için ben memnunum. Ama genelde bir kötülük var tabiiki. O da işsizlik ve şundan kaynaklanıyor. Genelde imitasyon olduğu ve herkes aynı şeyleri sattığı için iş yapamıyorlar. İş yapamadıkları için ve gelen turistler de her şey dahil geldiği için esnaf kötü bir sezonla karşı karşıya kalıyor. Kendi hesabıma turiste çok zor satıyorum. Ama ben memnunum her geçen yıl koleksiyonum artıyor. Benim müşterim %97 Türk. Turist de geliyor ama Fransızım diyor hayatında Paris'i görmemiş. Hatta üç gün önce samimi olarak söylüyorum bir tane dilenci geldi Hollanda'dan. Bu tür turistler de zaten resim kültürü yok. Adam daha kendi ülkesindeki müzelerini doğru düzgün gezmemiş, zaten farklı olarak yedi dükkan var burada. Ali Güven, Hızma Ahmet, Engin Dalyancı ve diğerleri. Ben kendi adıma konuşayım, ben memnunum. Bu caddenin güzel olmasını istiyoruz. Tabii temiz olmasını da. Kışın ben daha güzel iş yapıyorum artık. Tabii 10 yıl öncesi gibi değil hiç bir şey. On yıl önce sezon bittiğinde benim elimde üç tane beş tane resim olurdu. Ama şimdi gördüğün gibi her taraf ağzına kadar resim dolu. İşin gerçeği bir düşüş var. Ama tabii o yıllarda gross marketler yoktu, şimdi var. Bodrum büyüdü. O yıllarda ben tektim ama şimdi beş-altı tane galeri oldu Bodrum'da. Bu açıdan bakınca her şey normal.

Selen Sarı - Çarşıda butik sahibi Genelde tur şirketlerinin hazırladığı uygun fiyatlarla gelen ve sadece barda içmeyi hedefleyen alışverişi düşünmeyen standart insanlar geliyor. Valla beklediğimiz gibi geçmedi. İnsanların alım gücü çok azaldı. Eskisi gibi değil, şu sıralar herkes ekonomi yapmaya çalışıyor, idareli gitmeye çalışıyor herkes. bu yüzden ancak gençler ve daha hevesli olanlar alışveriş yapıyor. Dolayısıyla beklediğimiz gibi değildi bu sezon. Yazın yabancılara çok ürün sattık. Kışa doğru döndükçe Türklere daha fazla satıyoruz. Bu bölgede yerli halk daha fazla iş yapıyor. Önceki yıllara göre haliyle düşüş var. Ancak bizim için farklı bir durum da yakınımızdaki adliyenin taşınmış olması. Dükkanımız merkezi bir yerde olduğu için daha çok dikkat çekiyordu. Avukatlar falan çok geçiyordu önceden, akşamları adliyeye gidiş gelişlerde alışveriş yapıyorlardı. Adliye gittikten sonra burada sirkülasyon bir hayli azaldı. Öte yandan turistin kalitesi de bir hayli düştü. Zengin turistler gelmiyor, genelde tur şirketlerinin hazırladığı uygun fiyatlarla gelen ve sadece barda içmeyi hedefleyen, alışverişi düşünmeyen standart insanlar geliyor. Hatt çok altına bile düşmeye başladı. Tabii bunda tur şirketlerinin çok etkisi var. Her şeyin kalitesini gerektiğinden fazla düşürmemeleri gerekiyor bence. Ürünlerde ya da fiyatlarda olsun, yavaş yavaş düzeltilebilir. Daha yeni beyinler daha farklı zihinlerle daha iyi şeyler yapılabilir.


Haber Turu

ÜNLÜLERİN ve SOSYETENİN YAZLIĞI

TÜRKBÜKÜ SAHİLLERİ HALKA AÇILMALI MI ? 30 iskele yıkılacak Göltürkbükü Belediye Başkanı Halil İbrahim Kaynar, özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turistlerin akın ettiği Türkbükü sahillerinde düzenlemeye gidileceğini söyledi. Sahil Düzenleme Projesi kapsamında çalışmaların devam ettiğini belirten Kaynar, Türkbükü sahillerinin önümüzdeki yıldan itibaren halka açılacağını bildirdi. Türkbükü sahilinde bir takım sorunlar yaşandığını ve proje ile bu sorunların hazırlanan giderilmesini amaçladıklarını anlatan Kaynar, “Türkbükü sahilinde bulunan 30 iskeleyi ‘Sahil Düzenleme Projesi’ kapsamında yıkacağız. Yıkımın ardından sahilde yol genişletme çalışmaları yapacağız, yolları eski parke taşları ile döşeyeceğiz. Sahilimiz güzel ve temiz bir görünüme kavuşacak” dedi.

anı Halil Belediye Başk kü ü b rk ltü ö G da jet r, yaz ayların a yn Ka im h İbra Türkbükü rak yeri olan sosyetenin uğ ahil 30 iskelenin “S sahillerindeki ında ojesi” kapsam Pr e m le n ze ü D er lirterek, “Sahill e b ı ın ğ a c la yıkı ak. İşletmeler halka açılac YTL’ye neskafeyi 10 k” dedi. satamayaca

“Belediye kimseden görüş almıyor” Göltürkbükü Çevre Koruma-Kültür-Sanat ve Turizm Derneği (BÜKDER) üyeleri yaptıkları yazılı açıklamada, “Göltürkbükü Belediye Başkanı Halil İbrahim Kaynar, basına yapmış olduğu açıklama ile sahili halka açacağını duyurmuştur. Esasen yıkımı düşünülen yer, halkın kullandığı ve denize girdiği, bir çoğu da Türkbükü' nün sembolü olmuş şirin iskelelerdir. Görüşümüz Göltürkbükü'nün sembolü olmuş bu iskelelerin bölge ayırmaksızın yıkılmaması ve ıslah edilmesidir. Mesela üzerlerinde gürültülü akşamüstü partileri yapılamayacak boyutlara indirtilerek başlanabilir. Tek tip, belki aynı malzemenin ve boyanın kullanıldığı yöresel dokuya sadık iskelelerle çok daha güzel bir görüntüye kavuşturulabilir” dedi.

Konu ulusal basına da taşındı

22

Konu ulusal basının köşelerinde de yer aldı. Mehmet Y. Yılmaz Hürriyet’teki köşesinde “Şimdi ucuz ve kolay bir popülizm uğruna o küçük beldenin en önemli özelliği yok edilecek. Oradaki kalabalığı yaratanlar hiç kuşku yok ki kendilerine, zevklerine uygun yeni yerler bulup oraya gidecekler. "Halka açılmış" sahiller bu sefer günübirlik kiralanan plastik şezlonglarla dolacak. Yabancı turizm ve tatil dergilerinde Bodrum denilince ilk akla gelen ve fotoğrafları insanı imrendirircesine kocaman basılan bir yeri kaybedeceğiz. kaybeden "Tekil satış pozisyonunu" Göltürkbükü, bütün yaz orada su gibi harcanan parayı da kaybedecek. Kazanan kim olacak?” dedi.

BODRUM

e ü nt

Başkan Kaynar, yeni düzenlemeyi uygularsa, Türkbükü bu görüntülere ve ünlü konuklarına hasret mi kalacak?

Türkbükü (Madnasa) Gölköy’den biraz ileride, Bodrum’a 15 kilometre uzaklıkta olan Türkbükü, antik çağda Madnasa adıyla anılırdı. Türkler’den önce Rum köyü olan ve Rumbükü adıyla anılan köy, Türkler’in eline geçmesiyle Türkbükü adını almıştır. Adı her zaman birlikte anılan Gölköy ve Türkbükü, Gündoğan Belediyesi’ne bağlı iki köy iken 18 Nisan 1999 seçimlerinden sonra Göltürkbükü beldesi olarak belediyelik oldu. Türkbükü tepelerinde pek çok kalıntı bulunmaktadır.


HAYVANLARIN DA HAKLARI VAR

B

odrum Hayvan Hakları Derneği üyesi bir gurup, “4 Ekim Dünya Hayvan Hakları Günü” nedeniyle Bodrum’un Turgutreis beldesinde bulunan Turgutreis Sahipsiz Köpekler Bakım Evi’ni ziyaret etti. Dernek Başkanı Füsun Uslu, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, Bodrum Yarımadası’nda yalnızca Turgutreis ve Bodrum beldelerinde hayvan barınağı bulunduğunu hatırlattı. Bu iki barınağın tek başına yeterli olmadığını bu nedenle iki belediyeyle iş birliği içinde çalıştıklarını belirten Uslu, “Barınaklardaki hayvanların refah içinde yaşamalarını istiyoruz. Hayvanların kısırlaştırılıp, aşılarının yapılması ve sahiplendirilmeleri için çalışmalar yapıyoruz. Bu hayvanlar, biz insanlar onları istemediği için barınaklarda yaşıyor. Onları sokaklardan kovduğumuz, işkence yaptığımız için bu barınaklar var. İnsanlar hiç olmazsa bu barınağa hayvanların başlarını okşamaya gelsinler dedi.”

olduğunu belirten Uludağ, “ Gümbet’te tecavüze uğramış ve vücudu camla kesilmiş bir yavru köpeğimiz vardı. Kimin yaptığı tespit edilememiş. Onu barınakta tedavi altına aldık. Yine sokak köpekleri çiftleşirken vatandaşlar rahatsız olup köpeğin bir tanesine tekmeyle vurup karnını cam parçasıyla yaralamışlar, ona da bakıyorum. Bu tür olaylara tanık olduk. Bu konuda herkesin duyarlı olmasını bekliyoruz. En azından hayvanlara sevgi göstersinler” şeklinde konuştu.

Bakım Evi’nde yaklaşık 200 civarında köpeğin barındığını kaydeden Yazgan, şöyle dedi: “Bakım Evi’nde yaklaşık 80 adet baks var. Barınakta bir veteriner hekim görevli. Alt kadroda da üç eleman çalışıyor. Belediye olarak sahipsiz hayvanları topluyoruz, barınakta kısırlaştırı-yoruz ve uygun olan hayvanları doğal ortamlarına geri bırakıyoruz. Daha sonra da bu hayvanları takip ediyoruz. Bu çalışmaları Bodrum Hayvan Hakları Derneği ile birlikte el ele yürütüyoruz.” dedi.

SAHİPSİZ KÖPEKLR BAKIM EVİ

Öte yandan Turgutreis’te bir okulun bahçesinde bulunan ve barınakta tedavi altına alınan yavru bir köpeğe gazeteciler “Civan” adını verdi. Barınakta çalışan

Turgutreis Belediye Başkanı Ali Server Yazgan da, belediyenin sahipsiz hayvanları barındırmak amacıyla 5 yıl önce Sahipsiz Köpekler Bakım Evi’ni kurduğunu bildirdi.

10 RİCA

r r. Senden he ile 15 yıl süre 10 ün. tım ya u ha ce bun düş 1. Benim ni almadan ön Be . rir süre ver. ve ir cı b a ım nlayacağ a i ayrılışım bana rin le ik ed rım. benden ist bununla yaşa Bodrum’un tatil beldesi olması nedeniyle 2. Bana, senin u uyandır, ben us g uy d ak için bir en güv bir takım sıkıntıları olduğunu söyleyen i cezalandırm en b Benim içimde ve . a 3 m Uslu, insanların buraya iş kurmaya, süreli darıl zaman uzun adaşın var. çalışmaya tatil yapmaya geldiğini söyle4. Bana hiçbir nin hayatında iş, eğlence ve ark a. Se di. Bodrum’a gelen kendilerine cins sen varsın. yere kapatm bile bana a ise sadece d köpek aldıklarını, Bodrum’dan ayrıldıktan tım ya ha i anlamasam m rin zle Beni Sö ş. nu sonra da bu hayvanları sokağa benimle ko unut5. Arada sırada nlarım. bıraktıklarını anlatan Uslu, “Bu hayvanları çbir zaman sini a ini bil. Ben hi tiğ ek kısırlaştırmadan, aşılarını yaptırmadan er g yönelttiğin se sı a lm nasıl davranı bırakıp gidiyorlar. Sonrada bu hayvanlar Bana daima . 6 k sokaklarda çoğalarak insanların şikayet iklerini un ufa mam. dişlerimle kem a nd üşün. slı edeceği duruma geliyorlar. Aslında bu d a ı , ım ce ğ meden ön urmayaca öv şv d a b ni la Be yo hayvanların hiçbir suçu yok. Doğanın . ir 7 ün: böyle b dan önce düş i, ancak asla gereği yaşayıp çoğalıyorlar” diye konuştu. iye azarlama edebileceğim d ı" tç man a in za ve tembel ltında uzun 8. Beni "İsteksiz, ek dokunmuştur, belki güneşin a yem SOKAK HAYVANLARI Belki yediğim . amıştır. yaşlanacaksın ya halim kalm ir gün sen de b kalmışımdır ve n, eile ilg le KÖTÜ DURUMDA ya "Ben görm a benim kaldırmaz" ve Yaşlandığımd im . iç 9 im en y. "B la . ko ol Bodrum Hayvan Hakları Derneği üyesi Özlem birlikte daha da yanımda Uludağ ise, Bodrum’un Gümbet mevkiinde 10. Her zor anım çünkü benim için her şey seninle eme, yaşadığını ve 8 aydır 12 köpeğe baktığını den olsun" d

GİDERKEN HAYVANLARI SOKAĞA BIRAKIYORLAR

söyledi. Sokak hayvanlarının kötü durumda

BODRUM

e ü nt

23


Haber Turu Yağmur nedeni ile Milta Bodrum Marina yerine Gümbet Kapalı Spor Salonu'nda düzenlenen açılış törenine 700'ü aşkın davetli katıldı. Yarış komitesinin katılımcılara verdiği brifingin öncesinde şehitlerimiz anısına saygı duruşunda bulunuldu. Ayrıca geçtiğimiz hafta aniden kaybettiğimiz genç gazeteci Fatih Urfalı anıldı. Brifingin ardından yayınlanan fotoğraf sanatçıları Gülümser İşçelebi ile Ali Öz’ün Bodrum Kupası slide showları yarışçılar tarafından ilgi ile izlendi. Yarış heyecanını yansıtan nefes kesici fotoğraflar sık sık alkışlandı. Organizasyon Komitesi Başkanı Erman Aras’ın açış konuşması ardından Bodrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan yaptığı konuşmasında yarışçılara bol rüzgar temennisinde bulundu. Ardından artık geleneksel hale gelen ve yarışın başlangıcını sembolik olarak ifade eden kampanayı Bodrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan, Organizasyon Komitesi Başkanı Erman Aras, Samim Baki ve sürpriz misafir sanatçı olarak açılışa katılan Şener Şen birlikte çaldılar. Kokteylin ardından sahne alan İzmir Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası, jazz'dan latine, film müziklerinden aryalara hatta Türk halk müziğine uzanan geniş yelpazesi ile yarışçıları büyüledi. Ritmin cazibesine dayanamayan yarışçı ekipler kendilerini sahneye inerek dans etmekten alıkoyamadılar. Hüseyin Çebi şefliğindeki orkestra tenor sanatçısı Aydın Ustuk başta olmak üzere, Sedat Yüce ve Bike Baran gibi solistleri ile göz kamaştırdı. Ve... 25 ekimde yelkenler

24 BODRUM e ü nt

Bodrum Kupası Yelkenli Ahşap Yat Yarışı

BODRUM KUPASI 19. KEZ YELKENSEVERLERİ BODRUM'DA BULUŞTURDU

Bu yıl Tekirdağ Rakısı ana sponsorluğu ve NTV ile NTV Radyo basın sponsorluğunda düzendi.


19. kez yelkene ve dostluğa “Merhaba" dedi.

BODRUM CUP'TA GRANDİ ŞAMPİYON Bodrum Cup heyecanı Halikarnas Disco'da düzenlenen törenle sona erdi. Kupa, 3. kez Grandi'ye gitti… Bu yıl 19. defa düzenlenen Bodrum Kupası Uluslararası Yelkenli Ahşap Yat Yarışmaları'nda dereceye girenlere kupa ve ödülleri düzenlenen törenle verildi. Bodrum Kupası Grandi teknesinin olurken genel klasmanda 3. kez birinci olan ekip, Bodrum Kupası Trofesi ve Regetta bayrağını ömür boyu taşıma hakkını elde etti. 24-28 Ekim tarihlerinde yapılan 19. Bodrum Kupası Uluslararası Yelkenli Ahşap Yat Yarışmaları denizde olduğu kadar, ödül töreninde de renkli görüntülere sahne oldu. 64 yatta 1000 civarında personel ve turistin katıldığı yarışmaların Halikarnas Disco'da yapılan ödül törenine Bodrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan, Gümüşlük Belediye Başkanı Mehmet Ülküm, Ortakent Belediye Başkanı Mehmet Kocadon ve Bodrum Ticaret Odası Başkanı Mahmut Serdar Kocadon katıldı.

Grandi yine şampiyon Bodrum Kupasını Kaptan Mehmet Ali Özkıvrak'ın kullandığı 22 metre uzunluğunda 7 metre genişliğindeki Grandi yatı kazandı. 15. kez Klasik Ahşap Yatlar Kırmızı Bayrak kategorisinde birinciliği elde eden Grandi teknesi, Genel Klasmanda da üçüncü kez birinci olarak Bodrum Kupası Tröfesi ve Regetta bayrağını ömür boyu taşıma hakkını elde etti. Grandi yatının işletmecisi Tussock Turizm ve Seyahat Acentesi Genel Müdürü Mustafa Toker ve ekibi kupayı aldıktan sonra şampanya patlatarak şampiyonluğu kutladı. Törende Bodrum kupasına katılan en küçük yelkenciler olan Arellaeniz teknesinde yarışan 6 yaşındaki Emir Söğütçü ve Carmina I teknesinde yarışan 4 yaşındaki Aslan Murat, Şevk ödüllerini aldı.

Sevgi Çemberi renk kattı Yarışların 3. gününde gerçekleşen "Sevgi Çemberi" ise Bodrum Cup'a renk kattı. İlki 2004 yılında gerçekleştirilen Sevgi Çemberi, yarışa katılan tüm teknelerin bir halka oluşturacak şekilde açıkta demirlemesiyle oluştu. Sevgi Çemberinin kurulması ile halkanın içindeki tüm tekneler sirenlerini çalarak bir kutlama yaptılar. Kutlamanın ardından Gümüşlük sahilinde bulunan bir restoranda düzenlenen kokteylde tüm yarışçılar, hakem heyeti ve gazeteciler bir araya geldi. Kokteyl sonrasında ise Yasmin 2 teknesinde Grup Camminando bir konser verdi.

Bodrum Kupası yarışmalarında guruplarında biriciliği kazanan ve özel ödül alan yatlar şunlar oldu: Bodrum Kupası Grandi, Standart Yelken Genel Klasmanında Sıla, Tırhandil Ödülleri Klasmanında Montenegro, Klasik Ahşap Yatlar Gri bayrak kategorisinde STS Bodrum, Pembe Bayrakta Randa, Kırmızı bayrakta Grandi, Mavi bayrak Nostalgia, Siyah bayrakta Papi's Toy, Sarı bayrakta Montenegro, yeşil bayrakta Cocotte, Kahverengi bayrakta Dolfinn. Misafir yatlar A kategorisinde Splinter, B kategorisinde ise Ofelia birinci oldu.

BODRUM

e ü nt

25


İçimizden söyleşi / fotoğraf: FİGEN ERÖNÜ - YİĞİT UYGUR

ERMAN ARAS Kaptanlar, ahşap teknelerin yelken seyrinde başarılı olmaları için gereken değişiklikleri yapmaya başladılar. Örneğin dümenler küçük kaldığından ilk dümen palaları büyütüldü, şeker çuvalı yelken yerine "Dacron" yelkenle donatıldı. Uluslararası Yelkenli Ahşap Yat Yarışları'nın fikir babası ve 19 yıldır maddi manevi tüm güçlüklere göğüs gererek Dünya'nın en prestijli ahşap yat yarışlarından birini organize etme başarısına imza atan ERA Yelken Kulübü'nün sahibi Erman Aras'la bir araya geldik ve kendisine başarısının sırrı, Bodrum Cup serüveninin tarihçesini sorduk… Erman  Bey,  Bodrum  kupası  fikri  nasıl  oluştu, gelişti bize ve okurlarımıza anlatır mısınız? Tabii memnuniyetle… 1989 senesinde yat chartırı ile ilgili sorunlar baş gösterdi. Gene aynı senede Güllük'te Kibele teknesini Mehmet Usta ile yapmaya başladığımızda yan tarafta da bir Fransız Akdeniz'e açılmak üzere yelkenli bir tekne yaptırıyordu. Yanımıza geldi, neden bu kadar güzel bir tekneyi yelkenli bir tekne olarak dizayn etmediğimizi sordu, hatta bize kızdı, birlikte sohbet etmeye, sorunlarımızı paylaşmaya başladık. “Bizdeki tekneler yelken yapamıyor, gelen misafirlere yat diye satılıyor, oysa ki yatın anlamı yelken yapabilen teknedir, yolcu bir haftalık geldiğinde bir kere bile yelken yapılamayınca büyük hayal kırıklığına uğruyor, onları kandırmış oluyoruz, bu da bizim ayıbımız oluyor, sektörün gelişmesini yavaşlatıyor” dedik. Bunun üstüne Fransız; "Çok kolay eğer bir takım fikirleriniz varsa ben size bu konuda yardımcı olabilirim" dedi ve birlikte ne yapabiliriz diye düşünmeye başladık. Bir, yelken kulübü oluşturabilirdik. İki, yarış düzenleyebilirdik. Üç, okul gemisi yapabilirdik. Ben size yarış organize etmekte yardımcı olabilirim, Fransa'dan para bulurum. Nasıl bulurum? TV 5 Channelle onların yelken programında sizin tanıtımınızı (Mavi yolculuk vs.) yaparız, böylece ilgilenen bütün Fransızları charter müşterisi olarak yarışa sokarız, zira bu onlar için bulunmaz bir nimet, mavi yolculuk yapmak, buna yarışçı olarak katılmak hem de el yapımı ahşap tekneyle yelken yapmak, bir rüya. Ya kendi tekneleri olursa ya da çok büyük paralar

26 BODRUM e ü nt

öderlerse böyle bir organizasyona dahil olabilirler. Gerçektende Fransız Channel TV5 kanalıyla anlaşmayı yaptı, çok güzel bir tanıtım gerçekleştirdiler, hemen akabinde Fransa'dan başvurular gelmeye başladı, biz de bunun üstüne ilk Bodrum Cup yarışını organize etmeye kara verdik. Başvurumuzu yapmak üzere İzmir'de Yelken Federasyonu'na başvurduk. Macit bey ile yaptığımız görüşmede bize bu teknelerin ahşap tekne olarak kayıtlı olduğunu, yelkenli yat olarak geçmediğinden bu teknelerle böyle bir yarışı düzenleyemeyeceğimizi söyledi. Ben de o zaman, mavi yolculuk, charter olarak gösterelim diye önerdim, kendisi de bu olabilir dedi. Fakat sağolsun bütün bu konuştuklarımızı Turizm Bakanlığı’na tüm detaylarıyla aktardığı için Bakanlık’tan da bize organizasyon için red belgesi geldi. Fakat elli Fransız turist yarış için artık Bodrumdaydı ve biz bu yarışa başlamak zorundaydık.

MAYA TUTUYOR O sıralar Yelken açıp seyir yapabilecek ancak onyedi tekne bulabildik. Bu sefer sahil güvenlik hava şartlarının bozuk olduğundan ötürü yarış startının verilmesini uygun bulmadı. Fakat, biz eski kaptanlarımıza sorduk onlar bize "Bizim tekneleri ancak bu çok güzel esen kuzey rüzgarı yürütebilir, tam tersine start için bu hava bize çok uygun" dediler. Biz böylece her türlü engele rağmen startı aldık. Mavi yolculuğun en güzel rotalarından biri olan Knidos-Ekincik parkurunu seçtik; ilk

etabımız Knidos'tu. Yelkenle iki buçuk saatte Knidos'a ulaştık. İşte Bodrum kupasının kaderi ilk orada belirlendi, maya ilk orada tuttu. Motorla da iki buçuk saatte gidilen bu parkur yelkenle de aynı sürede alınınca kaptanlar kendi aralarında çok ilginç sohbetlere başladı. Örneğin bunlardan Neptün teknesinin kaptanı İsmet Kaptan yoğun duygular içinde, gözleri dolu dolu "Ben hepinizden özür diliyorum! Emekliliğime bu kadar az kalmışken kendimi çok iyi bir kaptan zannediyordum bu seyirde pek çok ilk yaşadım. Benim bunları yaşamamam gerekirdi, hala bilmediğim ne çok şey varmış" diye özeleştiri yaptı ve şöyle devam etti; "Ben mavi yolculukta bunca yıllık tecrübem-de müşteri ile ancak üç gün sonra iletişim kurabiliyordum. Önlerine ne çeşit yemekler çıkarsam diye çırpınıyordum ama çoğu kez gene zor memnun edebiliyordum, fakat şimdi, halatın bir ucunda o, bir ucunda ben omuz omuza mücadele ederken yarım saat içinde kardeş gibi olduk. Ve onlara sadece ekmek arasında domates peynir ikram ederek onları ne kadar memnun edebildiğimi gördüm. Ve ilk defa full arma yani bütün yelkenlerim açık seyir yaptım bu kadar yıl sonra bu parkuru ilk kez bedava yaptım. (Harcama yapmadan) Bu benim ayıbımdır".

YELKENLİ AHŞAP TEKNE YAPIMI GELİŞİYOR Sonraki yıllarda, kaptanlar, ahşap teknelerin yelken seyrinde başarılı olmaları için gereken


değişiklikleri yapmaya başladılar. Örneğin dümenler küçük kaldığından ilk dümen palaları büyütüldü, şeker çuvalı yelken yerine "Dacron" yelkenle donatıldı, tekneler düz gitmeyip yan yan gittiği için alttaki salmalar yeniden yapıldı ve ağırlaştırıldı, tekneler charter amaçlı olduğundan önce kabinler inşa edilip sonra direk koyuluyordu, şimdi yelken amaçlı olunca tam tersi mühendislik çalışması yapılarak önce direğin yeri tespit edilip ona göre kabinler yerleştirildi. Bir baktık ki tekneler a’dan z’ye değişti. Daha sonra bütün dünyada tekne yapımında ahşabın kullanılmadığını gözlemledik, zira bir metre küpü bile çok değerliydi, ziyan edilmemeliydi. Bununla ilgili ilk çalışmayı yapan Pupa Yat’ın sahibi rahmetli Gürkan Erertem'dir. İlk lamine tekneyi kızağa koydu ve böyle bir tekneyi bizde seve seve yarışa soktuk tabii ki diğer kaptanlardan büyük tepkiler aldık, "Bu çok farklı, bizim kategorimizde değil" diye kıyametler koptu, biz de onu modern tekne kategorisinde yarışa soktuk. Otuz metreye yakın bir tekne bizim tekneleri büyük bir farkla geçti. Tabiî ki sebebi mühendislik çalışmasıyla birlikte hafif bir malzemeden inşa edilip yelkene göre dizayn edilmiş olması, yani tonajının düşüklüğü sebebiyle büyük bir fark atmıştı. Böylece bir tabu daha yıkılmıştı. Lamine tekne yapımı tüm ustaların tersanelerinde kızağa konmaya başladı, bu bizim İçmeler’deki tersanelerimiz ve ustalarımıza çok iyi bir gelir sağladı, bu onların da yarışı oldu. Organizasyonları düzenleyenler olarak da sektörün geliştiğini görmek bize de ayrı bir keyif verdi, Bodrum Kupası tam bir AR-GE çalışması oldu. Ayrıca sadece iki ay iş yapabilen ahşap teknelerimiz yelken yapabilme özelliklerine ve donanımına da sahip olunca Mayıs ve Ekim aylarına da işlerini taşımış oldular. Charter sektöründeki gelişimi sağlamak ve Uluslararası boyuta taşımak için ilk amacımıza ulaşmış olduk.

Bu organizasyonda devletten, yerel kuruluşlardan ve Bodrumlu STK'lardan yeterince destek görüyor musunuz? Böyle bir organizasyonun maliyeti bir milyon Euro'yu geçiyor. İmece sistemi ile altından kalkmaya çalışıyoruz ki çok zorlanıyoruz. Bu seneki ana sponsorlarımız NTV ve Tekirdağ Rakısı. Gerçekten bize çok büyük katkıları oluyor, kendilerine tekrar çok teşekkür ediyoruz. Belediyelerimiz de tabiî ki katkıda bulunuyorlar ama artık bu yeterli olmuyor. Sevgi Çemberiyle çıtayı yükselttik, uluslararası boyutlara taşıdık, dolayısıyla yerel yönetimlerin de bize daha çok yardımcı olmalarını bekliyoruz, olmaları da gerekmektedir zaten. Tekne sahiplerine gelince onların da bize büyük katkıları oluyor. Sadece Organi-zasyonda görev alanlar için (Ulusal ve uluslararası basın, bilgisayar, botlarda çalışanlar vs.) yirminin üstünde tekneye ihtiyaç oluyor, bize ücretsiz bu tekneleri temin ediyorlar, biz de onlara mazot ve kumanya veriyoruz.

Başta  Yarış  organizasyonundan  önce  ilk hedefinizin çocuklara yönelik yelken kulüplerinin

açılması olduğunu söylemiştiniz, bununla ilgili ne gibi çalışmalar yaptınız ya da yapıldı? Evet, temelden bu eğitimin verilmesi gerekiyor. Çocuklara ve gençlere yönelik ilk Yelken Kulübünü biz kurduk, Era Yelken Kulübü adı altında, maalesef 2000 yılına kadar Muğla Bölgesi’nin tek yelken kulübü olarak sürdü; buradan da Milli Takım’a onbir sporcu verdik. Gençlerde Dünya beşincisi, büyüklerde de Dünya ondördüncüsü olduk ve maalesef Bodrum bununla hiç ilgilenmedi. Eğer bu sporcuları futbola gönderseydik burası ayağa kalkar onları yerlere indiremezlerdi. Maalesef kendi Bodrumlumuz bunun farkında değil. Herkes artık para kazanmaya endekslenmiş durumda. Denizcilikte hangi aşamada olduğumuzu gayet iyi anlatan bir örnektir zannederim.

HEDEF 2012 OLİMPİYATLARI 2000 yılından sonra diğer yelken kulüplerinin açılmasına Era Yelken Kulübü çok yardımcı oldu, başta Bodrum Belediyesi Yelken Kulübü olmak üzere Bodrum Yarımadası’nda ve Muğla yöresinde pek çok yelken kulübü açılmasına önayak olduk. Özellikle Milta Marina Yelken Kulübü’nün kurulması Bodrum'da çok şeyi değiştirdi. Era Yelken Kulübü olarak hedefimizi 2012 Olimpiyat şampiyonası olarak belirledik.

Üçüncü  hedefiniz  olan  Okul  Gemisinin  şu sıralardaki durumu nedir? Ben fikir olarak bütün inşaat süresince inşaat komitesinin başında durarak işletme komitesinin de bir süre başında durdum, BOSAV bünyesinde ve yine imece usulüyle yarattık. Amacımız zaten ellerinde belgeleri olan kaptanlarımızın kış ayları süresince yelken seyri yaparak pratik edinmeleri Yunan Adaları’na giderek o bölgeleri ve turizmi daha iyi tanımaları ve bu geminin herkese yani buradaki gemicilere ve kaptanlara olduğu kadar yaz aylarında buraya gelen denizcilik okulundan ve diğer üniversite öğrencilerinin de bundan yararlanmasını sağladık. Okul gemisi daha sonra denizciler derneğine devredildi. Yeterli sponsor bulamadığı için eğitim vermeyi sürdüremedi. Bu kış okul gemisi tekrar BOSAV'a geri dönecek. Bodrum Belediyesi, Denizciler Derneği, Bodrum Deniz Ticaret Odası ve buna katılmak isteyen diğer kuruluşlar ile yeniden kalkınması için bir mücadele verilecek ama tabi bu bir bütçe meselesi. Yerel yönetimlerin bu konuda da kaynak bulabilecek kuruluşlarla birlikte ciddi bir çalışma yapması gerekmektedir. Bunun bir süreklilik sağlaması gerekir. Ayrıca bir denizcilik meslek okulunun açılması gerekir. Yarış organize etmekle bir yere kadar bir şeyleri geliştirebilirsiniz mutlaka bir temel eğitimi verecek kurumların olması gerekir.

Biraz da sizden bahsedelim; Erman Aras kimdir? Bodrum'da dünyaya geldim, Bodrum'da büyüdüm. Üniversite yıllarında ODTÜ'de bir şans eseri kayak kulübüyle tanıştım. Elma dağda kayak grubuyla zirveye çıktığımızda yukarıda masmavi bir gökyüzüyle

karşılaşınca "İşte ben şimdi kendimi burada Bodrum'da hissettim" dedim. O duyguyla kayak kulübüne gider gelir oldum. Bu da beni kayak kulübünün yöneticiliğine kadar taşıdı. Son yıllara kadar okulun kayak bölümünü yarışlara katılacak noktaya kadar gelmişken, 1981 yılıydı okulumuzu bitirdik, "Doğduğumuz büyüdüğümüz yere dönmeliyiz artık" dedim ve geldim. Fizik okuduğum için ya bir devlet dairesinde çalışacaktım ya da o sıralarda Bodrum'da yükselen turizmin içinde yer alacaktım, zaten okul yıllarında da bir seyahat acentasında çalışıyordum, bir birikimim vardı. Seyahat acentası, yerel bir acenta açtım. Turizm acentası olarak başladık ama yatçılık yükselince yatçılığa başladık daha sonrada çekek yeri, arkasından Era Yelken Kulübü, çünkü bu süreç içinde yörenin çocuklarının yetiştirilmesinin ne kadar önemli olduğunu anladım. Finans gücü olan kuruluşların bu sporu halka indirmesi gerekiyor. Bodrum'da gece hayatı çok genç yaşta yakalıyor insanı. Anne babaların Bodrum gibi yaz sezonu olan bir yerde çocuklarını bu spora yönlendirmeleri gerekiyor, çocukların beden ve zihin gelişimine katkısı çok büyük, enerjilerini doğru yönde kullanmalarına yardımcı olu-yor. Yelken sporu aynı zamanda bedenini tanıyıp kendi kendisinin sorumluluğunu almayı öğreten bir spor. Doğayla mücadeleyi öğrenen çocuk hayatla mücadele etmeyi, kısa yoldan Problem çözmeyi öğreniyor. İşte bu özellikleri nedeniyle, belediyelerin ve marinaların yelken sporuna ciddi bir şekilde yatırım

BODRUM

e ü nt

27


Haber Turu

"MASERATI MARİNA YACHT CLUB FAMOUS CUP"TA

ZAFER MELTEM TEKNESİ’NİN

Bodrum Açıkdeniz Yelken Kulübü tarafından, Maserati Marina Yacht Club sponsorluğunda düzenlenen ve Türkiye’nin ünlü yüzlerini bir araya getiren “Famous Cup” yelken yarışlarında 28 tekne mücadele etti.

KADINLARIMIZ EGE'DE YELKEN AÇTI

TBYC WOMEN'S CUP 2007 SONA ERDİI Turgutreis Bodrum Yat Kulübü (TBYC) tarafından düzenlenen ''2. Uluslararası Bayanlar Yelken Kupası'' yarışları 4 gün yapılan 5 yarışla devam etti. 1 Ekim Pazartesi sabahı start alan yarışlarda ilk gün rüzgarın az olması nedeni ile yarışçılar zor anlar yaşadılar. Türk, Rus, Yunan, Alman, Belçikalı, Hollandalı ve İsrailli yaklaşık 150 kadının 14 yelkenli ile katıldıkları yarışmada. İlk Gün geçilen Turgutreis etaplarının ardından kadınlar Bodrum'a yelken açtı. Bodrum'daki yat ve yelken kulüplerinin yanı sıra, ülkemizden ve yurtdışından katılan diğer yat ve yelken kulüpleri organizasyon kapsamında yarışmaların dışında da değişik organizasyonlara katıldılar. Turgutreis Bodrum Yat Kulübü (TBYC) tarafından düzenlenen ''Uluslararası Bayanlar Yelken Kupası''nda dereceye giren ekiplere ödülleri düzenlenen törenle verildi. 5 yarış sonunda IRC 1. Sınıf Red kategorisinde Kalista teknesi birinci olurken, Passport teknesi ikinci, Sünger teknesi üçüncü oldu. IRC 2. Sınıf White kategorisinde Elan One teknesi birinci olurken, Yeşil teknesi ikinci, Eylül teknesi ise üçüncü oldu.

28 BODRUM e ü nt

2006’da ilki düzenlenen "Famous Cup" yelken yarışlarının ikincisi bu yıl 22 - 23 Eylül 2007 tarihlerinde, IRC1, IRC2, IRC3, IRC4 ve Destek sınıflarında, Bodrum’da gerçekleşti. Berna Laçin, Fatih Erkoç, Yonca Evcimik, Kenan İmirzalıoğlu, Gani Müjde, Semih Saygıner, Zeynep Beşerler, Mehmet Aslantuğ, Didem Erol, Balçiçek Pamir, Aşkın Arsunan, Zeyno Gönenç, Ece Uslu, Harun Kolçak, Kadir Kır, Yeliz, Irmak Ünal, Dolunay Soysert, Sinan Tuzcu, Arzu Yanardağ, Fulya Keskin, Yeliz Öney, Esra Akaya, Rahşan Gülşan gibi Türkiye'nin birçok ünlü yüzü, profesyonel yelken ekibiyle beraber yarıştı. İki gün süren “Famous Cup”da dereceye giren tekneler Grup ödüllerini sırasıyla, Marina Yacht Club İşletmecisi Şenkar Öztüzün, Maserati Gen. Müd. Yrd. Başak Hekimoğlu, Uluslar arası Laser Birliği Yön. Kur. Üyesi Ahmet Edipoğlu, Türkiye Yelken Kulübü İcra Kurulu Üyeleri Serhat Belli ve Serdar Kısadere, Maserati Marina Yacht Club ilk üç derecenin ödüllerini ise BAYK Komodoru Ömer Karacalar sundu. Gecede ayrıca, yarış sponsorlarından Metro FM tarafından en enerjik tekne seçilen Matador Teknesi ekibi de ödül aldı. Ödül Töreni’nden sonra sahne alan Fatih Erkoç, yarışa katılan ünlüleri sırayla sahneye davet ederek, onlarla birlikte şarkı söyledi. 2. Maserati Marina Yacht Club Famous Cup, Mövenpick Bodrum, Metro FM, Milta Bodrum Marina, Bodrum Deniz Kurtarma, Kavaklıdere, Efes Pilsen ve Makpaş tarafından desteklendi. MARINA YACHT CLUB KUPASI OVERALL 1- MELTEM - TİMOÇİN ÖNÜR VE EKİBİ 2- NORM - SERHAT ALTAY VE EKİBİ (BERNA LAÇİN) 3- X-MACHINE - ŞENKAR ÖZTÜZÜN VE EKİBİ (KENAN İMİRZALIOĞLU, MEHMET ASLANTUĞ, ZEYNEP BEŞERLER)


BODRUM'DA BİR KARTANESİ DE SİZİN ÇOCUĞUNUZ OLSUN... Özel Bodrum Kartanesi Anaokulu Bitez'de 500 m2 kapalı alanı, 600 m2 bahçesiyle çocuklar için yaratılmış bir Dünya oluşturmuş. 

B

inanın yapımında kullanılan her malzeme çocuklar düşünülerek kullanılmış. Okul, üniversitelerden akademik destek alınarak projelendirilmiş. Binanın bir çok noktasında sesli kameralar bulunmakta. Veliler dilediğinde çocuklarının neler yaptığını gözlemlemek isterse bu kameralar aracılığıyla geriye dönük tarama yapılabilmekte. Her ayrıntının özenle düşünüldüğü Kartanesi Anaokulu'nda çocuklar çok eğleniyor ve çok öğreniyorlar. Hafta içinde yaptıkları etkinlikler gerçekten çocukların sosyal gelişimi ve becerilerini arttırmaları için çok yoğun bir programı içeriyor. 3-6 yaş arası çocuklar bale, dans, ingilizce, çocuk yogası, seramik, resim, heykel, kil, müzik, drama, bilgisayar, satranç dersleri alıyorlar. Yani artık çocuğunuzun bu etkinlikleri nerde yapacağını araştırmanıza, bu eğitimleri almaları için ayrı ayrı hocalar aramanıza gerek yok. Kartanesi Anaokulu zaten sizin çocuğunuza tüm bunları bir çatı altında sunuyor. Bunlara ek olarak çocuklarınız bahçe sulamayı, çiçek dikmeyi, mutfakta ikindi kahvaltısında kendi yiyecekleri kurabiyeleri kendileri yapmayı ve daha bir çok şeyi henüz 3-6 yaşlarında Kartanesi Anaokulu'nda öğreniyorlar. Bina içinde bulunan revirde ayda bir doktor kontrolü yapılıyor, buna ek olarak haftada bir gün pedagog tarafından sınıflara giri-

lerek çocukların gelişimleri gözlenip; ailelere danışmanlık hizmeti veriliyor. Okuldaki öğretmenlerin eğitim düzeyleri üniversitelerin okul öncesi öğretmenliği veya en az liselerin çocuk gelişim mezunu öğretmenlerden oluşuyor. Ayrıca her ay öğretmenlere hizmet içi eğitim veriliyor. Çocuklar sabah, öğlen, ikindi olmak üzere profesyonel bir aşçı tarafından hazırlanan yemekleri kötü havalarda; içerdeki yemekhanede, güzel havalarda ise; bahçede piknik havasında yiyiyorlar. Sık sık çocukları eğiticek ve aynı zamanda keyifli zaman geçirmelerini sağlayacak geziler düzenleniyor. Ayrıca çocuklarınızın hafızasına kazınacak, eğlenceli doğum günü organizasyonları yapılıyor. Tüm bu anlattıklarımızın dışında Kartanesi Anaokulu'nu diğer anaokullarından ayıran bir özellik 2-2,5 yaşları arasındaki çocuklara haftanın 2-3 günü oyun grupları kurarak eğitim vermesi. Oluşturulan oyun guruplarındaki çocuklar resim yapıyor, oyunlar oynuyor, yemek yiyiyor, birbirleriyle iletişim kurmayı öğrenirken öğretmenleri rapor tutup pedagoğumuza gelişim düzeylerini iletiyor. Bu oyun gruplarının 2-2,5 yaş çocuklar üzerinde dili kullanma, sosyal ilişkileri geliştirme, kavramların kazanılması, ilerde sanata, edebiyata ilgi duymalarının sağlanması, günlük yaşam zorluklarına

karşı mücadele etmelerine yardımcı olabilmek gibi olumlu etkileri bulunmaktadır. Özel Kartanesi Anaokulu M.E.B.'ye bağlı eğitim müfredatı uygulamakla beraber; programında; Montessori, Piaget, Vigotsky'nin eğitim görüşlerinden, Regilo Emila, High Scope, Waldorf okulları yaklaşımlarından yararlanarak çocukların; Kendilerini ifade etme Kendilerine güven duyma Sosyal beceri kazanma Sözcük dağarcığını zenginleştirme Sorumluluk alma Duygularını ifade etme Kendi ihtiyaçlarını karşılama Bağımsız davranabilme Problem çözme Yaratıcı fikir üretme Düşünme becerilerini geliştirme vb. becerileri kazanmalarını hedeflemektedir. Çocuğunuza anaokulu seçmeden önce artık bir kez daha düşünün derim. Bu konfor, eğitim, eğlence ve güvenceden yararlanmak, bir kartanesi olmak sizin çocuklarınızın da seçimi olacaktır. HER KARTANESİ GİBİ ÇOCUKLARINIZ DA EŞSİZDİR !!! KARTANESİ ANAOKULU - Atatürk Bulvarı. Cumhuriyet Cad. No:7 Bitez Tel: 363 95 14


YENiLER

YENiLiKLER

YENiLENENLER

KARTANESİ ANAOKULU BİTEZ'DE AÇILDI

BODRUM’UN İLK HUZUR EVİ AÇILDI

i

stanbul Marmara Eğitim Kurumları, Bodrum’a ilçenin ilk huzur evi olan “Bodrum Huzurlu Yaşamevi”ni ve “Marmara Koleji Özel Bodrum Anaokulu”nu düzenlenen törenle açtı. Bodrum Türkkuyusu Mahallesi’nde açılan huzurevinde 32 oda, 1 yüzme havuzu, restoran, kafetarya, kütüphane, barbekü alanı, hobi bahçesi ve revir bulunduğu bildirildi. Huzurevinde aralarında doktor, hemşire sosyal hizmet uzmanı, psikolog ve hasta bakıcıların olduğu 10 personelin görev yaptığı ve önümüzdeki günlerde bu sayının artırılacağı bildirildi. Huzur evinde her gün çeşitli aktivitelerin düzenleneceği kaydedildi. İki kattan oluşan Marmara Koleji Özel Bodrum Anaokulu’nda ise üç yaş üzeri oyun parkı, 15 bilgisayar, 3 ders odası, spor salonu, 5-6 yaş üzeri oyun odası, sanat atölyesi, 5 öğrenci sınıfı, satranç odası, müzik odası, yemekhane, bahçede hayvanat bahçesi ve akülü arabaların bulunduğu trafik eğitim alanının yer aldığı belirtildi. Tesislerin açılış törenine Bodrum Kaymakamı Abdullah Kalkan, Bodrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan, Marmara Eğitim Kurumları Kurucusu Hüseyin Şimşek ve çok sayıda davetli katıldı.

BODRUM'DA SİNEMA KEYFİ OASIS'TE YASANIR!

O

ASIS'te 5 ayrı sinema salonu bulunan Cinemarine Sinemaları'na 4 yeni salon daha eklendi.. Birbirinden şık ve konforlu salonları ve fuayesi ile sinema severlerin beklentilerini fazlasıyla karşılayacak olan yeni salonlar bayramla birlikte gösterime girdi...

M.E.B.’na bağlı Özel Bodrum Kartanesi Anaokulu Bitez’de açıldı. Her şeyin çocuklar düşünülerek özenle tasarlandığı Özel Bodrum Kartanesi Anaokulu, 600 m2 açık, 130 m2 kapalı oyun alanı, tamamen doğal malzeme kullanılarak inşa edilmiş, mantolaması yapılmış binasıyla ve ısıtma - soğutma , havalandırma, kapalı devre müzik ve kamera sistemiyle çocuklarına özen gösteren anne-babaların hizmetinde. Özel Bodrum Kartanesi Anaokulu’nda 3- 6 yaş grubu sınıflarına göre eğitim , 2- 3 yaş arası çocuklara yönelik oyun grubu ve pedagog gözetiminde danışmanlık hizmetinin yanısıra, ayda bir de doktor kontrolü var. Bitez’ deki Özel Bodrum Kartanesi Anaokulu’nda çocuklara deneyimli bir kadro ile İngilizce, dans-bale, çocuk yogası, resim, seramik, heykel ve kil çalışmaları, bilgisayar, satranç, müzik ve drama branş dersleri de verilecek. Servis imkanı da bulunan Özel Bodrum Kartanesi Anaokulu Atatürk Bulvarı Cumhuriyet Caddesi No. 7 Bitez Bodrum’da. 363 95 14

30

BODRUM

e ü nt

“GUSTO ÇİKOLATA EVİ” BODRUM’DA DA AÇILDI

M

ario Gabbai ve Eşi tarafından 1991 yılında İzmir’de kurulan el yapımı Gusto çikolatalarının Bodrum Şubesi Cafer Paşa Cad No:6/A da açıldı. Gusto Çikolata Evinin açılışını Bodrum Emniyet Müdürü Sn.Yılmaz Özden yaptı. Gusto Çikolatalarının yaratıcısı Mario Gabbai ve eşi ile şirketin Bodrum ortaklarından Eren Tahincioğlu, bir taraftan misafirleri ağırlarken bir taraftan da satış yaptılar. Gusto çikolatalarının yaratıcısı Mario Gabbai “ Çikolatalarda yalnızca kakao yağı bulunduğunu ve başka bir yağ katmadıklarını, tüm yapımın el ile olduğunu, 60 çeşit Özel çikolata ve özel badem ezmesi yaptıklarını “söyledi. Zerrin Ulusman tarafından organize edilen açılış kokteyli geç saatlere kadar sürdü. Dilek CEBECİ

YALI KÖFTECİSİ BİTEZ’DE AÇILDI

"Düt dedik durduk, Burası nere diye sorduk, Gara çamır arası Yalı Köftecisi burası" (M.Kemal Sönmez)

Bitez Yalısına açılan Yalı Köftecisi köfte ve ızgara çeşitlerinin yanı sıra otantik bahçesiyle sizleri bekliyor.


CAMIN ÖTEKİ YÜZÜYLE GALERİ METİN CAM

G

aleri Metin Cam/Çerçeve'de arzu ettiğiniz boyutta, renkte ve istediğiniz türde çerçeveyi bol çeşit seçeneğiyle bulmanız mümkün. Bunun yanında evlerinizi süsleyecek farklı tarzlarda varaklı aynalar ile çeşitli şekil ve boyutlarda özel kesimli aynalar, duvarlarınızı renklendirmek için alabileceğiniz değişik ressamların, ağırlıklı olarak yağlı boya tabloları, odalarınıza hareket getirecek dijital fotoğraflar Galeri

Metin Cam/Çerçeve'de sürekli segilenmekte ve sergilenen ürünler de satışa sunulmakta. Metin Cam yeni konseptiyle sanayi sitesinin karmaşık ortamına bir düzen, bir renk, bir farklılık getiren ve eski halini bilenlerin şaşıracağı, ilk kez ziyaret edecek olanların ise çok hoşlanacağı dolu dolu bir showroom yaratmış. Camdaki kalitesini yeni ürünlerine farklı ve şık bir ortamda yansıtmış.

Hepimizin bildiği, Bodrum'da camın markası olan isim Metin Cam yenilendi. Sanayi sitesindeki Metin Cam şubesi artık cam işinin yanında başta çerçeve ağırlıklı olmak üzere, varaklı aynalar, yağlı boya tablolar, dijital baskı fotoğraflar ile süslü bir galeri ama tüm bunların yanında perakende cam işleri için de irtibat bürosu olmaya devam ediyor. Evinizin, işyerinizin camlarındaki güven ve kalitesi Metin Cam, artık duvarlarınızı süslemek için yeni showroomuyla sizleri bekliyor!!! Camın gerisinde kalmayın, en kısa zamanda Galeri Metin Cam/Çerçeve'yi yerinde ge-zerek camın öteki yüzünü de görün!!! METİN CAM Sanayi Sitesi No:10 Bodrum Tel: 316 03 13 - 363 99 33

BODRUM

e ü nt

31


UM TOPLA M Y A Ş URHAN İBAK yan: N

hazırla

PAŞA'YA SEVGİ SELİ

Z

eki Müren, ölümünün 11. yıl dönümünde Bodrum Kalesi’nde gerçekleştirilen konserle anıldı. Konser, Şef Halil İbrahim Yüksel yönetimindeki Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı Klasik Türk Müziği Korosu’nun seslendirdiği Zeki Müren şarkılarıyla başladı. Koro konserde, bestesi Zeki Müren'e ait ''Bir Demet Yasemen'', ''Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin'', ''Kalbimdeki Tek Hatıranın Rengi Solarken'' adlı eserleri seslendirdi. Konserin ikinci bölümünde, sahne alan Türk Sanat Müziği Sanatçısı Yıldırım Bekçi de ''Gözlerin Doğuyor Gecelerime'', ''Çile Bülbülüm Çile'', ''Şimdi Uzaklardasın'' ''Nasıl Geçti Habersiz'' gibi sanatçının seslendirdiği eserleri icra etti. Konseri, aralarında Muğla Valisi Lütfi Yiğenoğlu, Bodrum Kaymakamı Abdullah Kalkan, Bodrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan ve sunucu Halit Kıvanç'ın da olduğu yaklaşık 1500 kişi izledi. Öte yandan, konser öncesinde konser alanına girmek isteyen bir grup, içeride yer kalmadığı gerekçesiyle alana alınmadı. Bunun üzerine gruptakiler, güvenlik görevlileriyle tartıştı. Gruptakiler daha sonra Bodrum Belediye Başkanı Mazlum Ağan'ın talimatıyla içeriye alındı.

SANAT GÜNEŞİ'NE İLGİ HER GEÇEN GÜN ARTIYOR

MASA TENİSÇİLERİ STRES ATTI

D

ünya’nın farklı ülkelerinden sporcuların katıldığı “6. Amiral Turgutreis Uluslararası Masa Tenisi Dostluk Turnuvası”nda mücadele eden sporcular Turgutreis Belediye Başkanı Ali Server Yazgan’ın verdiği kokteylde bir araya geldi-ler. Turgutreis Du Bar’a Bar’da düzenlenen kokteylde sporcular bol bol eğlenerek ve dans ederek stres attılar.

Bodrum Kaymakamlığı Zeki Müren Sanat Müzesi’ni yılın ilk 9 ayında 33 bin 278 kişi ziyaret etti. Rakamlar, müzeye gösterilen ilginin her geçen yıl arttığını ortaya koyuyor. Bodrum Kaymakamlığı Zeki Müren Sanat Müzesi Müdürü Ayser Özbulut, müzeyi bu yılın ilk 9 ayında 33 bin 278 kişinin ziyaret ettiğini bildirdi. Müzeyi 2006 yılında ise toplam 31 bin 552 kişinin ziyaret ettiğini belirten Özbulut, “Her geçen gün müzeye olan ilgi artıyor. Yabancı turistler de yoğun ilgi gösteriyor” dedi.

ÜLKÜM SEMPOZYUMA KATILAN ÖĞRETİM ÜYELERİNE AKŞAM YEMEĞİ VERDİ 24-25 Ekim 2007 tarihlerinde; Prof. Dr. Ahmet Özgiray ve Ortakent Belediyesi’nin öncülüğünde Bodrum Marmara Koleji Salonları’nda gerçekleştirilen sempozyuma; Gümüşlük Belediyesi’nin desteği ile; 25 Ekim Perşembe akşamı sempozyuma katılan birbirinden değerli öğretim üyelerine Gusta Restaurant / Gümüşlük’te bir akşam yemeği ve-rildi. Mehmet ÜLKÜM’ün Gümüşlük’ün Bodrum ve dünyadaki yeri konulu bir konuşma yaptığı yemekten katılımcıların oldukça memnun ayrıldığı gözlendi.

MİLTA BODRUM MARİNA’DA DENİZ ZAFERİ KUTLAMASI

CEMAAT, DAYANIŞMA YEMEĞİNDE BULUŞTU

T

urgutreis Belediye Başkanı Ali Server Yazgan, Turgutreis Merkez Cami Hocaları ve cemaatine yemek verdi. Bayram öncesi Başkan Yazgan tarafından verilen Birlik ve Beraberlik Gecesi’ne Muğla Eski Müftüsü şu anki Muğla Vaizi Mustafa Yıldız, Bodrum İlçe Müftüsü Mehmet Yiğit, Turgutreis Yalı Merkez, Akçaalan ve Karabağ Mahalleleri’nde bulunan camilerin hocaları ile cemaat eşleriyle birlikte katıldı.

32

BODRUM

e ü nt

M

ilta Bodrum Marina tarafından 27 Eylül Preveze Deniz Zaferi’nin 469. Yıldönümünü ve Deniz Kuvvetleri Gününü kutlamak amacıyla Marina Yacht Club’da her yıl olduğu gibi bir yemek düzenlendi. Milta Bodrum Marina'nın kuruluşundan, 1992 yılına kadar Genel Müdürlük görevini üstlenen Baysan Gürer ve Milta Bodrum Marina Genel Müdürü Ömer Karacalar'ın girişimleriyle Bodrum'da yaşayan Deniz Kuvvetleri Mensupları, eşleri ile birlikte, bu yıl 4. kez, Marina Yacht Club'da biraraya


İŞBİR YATAKLARIYLA İYİ UYKULAR! Çoğumuz uykumuzdan uyandığımızda " Uyurken dün gece boynum tutulmuş, bütün bir gece yatakta döndüm durdum… " gibi şikayetlerle güne başlıyoruz. Ağrı sızıyla o günü bitiriyor ve yeniden yatağımıza uzanıp dinlenmek, uykuya dalmak istediğimizde yataktan beklediğimiz konforu alamıyoruz. Artık bunlara son verecek bir yatak var. İşbir Yatakları'nın yeni ürünü Viscostar. Viscostar nedir?

D

ost Ticaret İşbir yataklarının yetkili bayiilini alarak Bodrum'u Viscostar konforuyla tanıştırdı. Peki Viscostar nedir? İçeriğinde viscoelastik malzeme ile basınç azaltıcı özelliğe sahip, hafıza özelliği kanıtlanmış bir yatak. Tıp doktorları tarafından önerilmekte, vücuda %100 uyum sağlayarak, yataktaki istenmeyen dönme hareketlerini azaltarak, uyku kalitesini arttırıyor. Bel, sırt, omuz, boyun ağrılarının tedavi sürecine yardımcı olan bir yatak aynı zamanda. Visco'nun diz, bacak, boyun, sırt ağrıları, reflü ve fıtık hastaları için üretilmiş yastıkları da bulunmakta. Hem yatak hem de yastıkların içerisinde milyonlarca mikrobiyolojik canlı ısıya ve ağırlığa göre yer değiştiriyor ve böylece vücuttaki tüm boşlukları doldurarak vücut kilosuna eşit olarak dağılıyor. Ayrıca hava alma özelliği ve antibakteriyellik özelliği bulunmakta. Viscoelastik malzeme ilk olarak Nasa tarafından astronotların uzay yolculuklarında, maruz kaldıklarında basınç ile başa çıkmaları amacıyla geliştirilmiş. Bu malzemenin üretimi İşbir tarafından 5 yıla aşkın süren araştırma geliştirme faaliyetleri sonucunda gerçekleştirilmiş ve Dost Ticaret aracılığıyla bu buluş Bodrum'a da ulaştı.

hücre teknolojisiyle üretildikleri için yatağa yattığınızda ısıya ve basınca duyarlı olarak hareketlenerek yatağın vücudunuzun tam şeklini alması sağlanıyor. Comfort modeli; kusursuz bir rahatlık için 23 cm yüksekliğinde tasarlanmış. Bu yatağın yüksek konfora sahip olmasıyla birlikte, bir de etkin hava dolaşımı sağlama özelliği bulunmakta. Relax ise; üstün ergonomi için 17 cm yüksekliğinde tasarlanmış. Diğer ürünlerde de olduğu gibi bu yatakta da antibakteriyel, anti-mantar, anti-mite

özellikli yıkanabilir, velur kılıf bulunmakta. Tüm Visco yatak çeşitlerinde kullanılan kumaşlar % 100 pamuklu ve terletmez; yatakların hepsi ortopedik ve yaysız ayrıca her ölçü yatak mevcut. Yatak bazalarının farklı kumaş ve renk seçenekleri var, böylece evinizin dekorasyonuna uygun renkte bir yatağa sahip olabiliyorsunuz. Dost Ticaret'te renk renk, desen desen ev tekstili ürünleri de bulunmakta ve tümü % 100 pamuklu. DOST TİCARET / İşbir Uyku Merkezi Kipa Alışveriş Merkezi 2. Dükkan Ortakent

İşbir Visco yataklarıyla uykunuzdan tam dinlenmiş olarak kalkıyorsunuz Çünkü; yatağınız vücudunuzdaki tüm boşlukları doldurarak bedeninizin tamamının dinlenmesini sağlıyor. Yatakta hareket ettiğiniz zaman partneriniz sizin hareketinizi hissetmiyor, çünkü; sadece sizin hareket noktalarınızda yatak şekil değiştiriyor. Bu yataklarda kilonuz eşit olarak dağılıyor, yatarken döndüğünüzde vücudunuza yaylar batmıyor ya da yay gıcırtısıyla uyanmıyor, partnerinizi de uyandırmıyorsunuz. Rahat ve en önemlisi sağlıklı bir uyku ve güne güzel bir başlangıç yapmak için Viscostar yataklar gerçekten harika bir buluş. Çünkü 7'den 70'e herkesin yaşamında en önemli unsurlardan biri iyi bir uyku uyuma ihtiyacıdır. Bodrum'da Dost Ticaret'in satışını yaptığı İşbir yatakları da bu ihtiyacı en iyi şekilde karşılıyor. O zaman fazla söze gerek yok; İşbir yataklarıyla size iyi uykular!

Viscostar'ın kendi içinde ayrıldığı bir kaç yatak çeşidi bulunmakta, bunlar; Comfort, Relax. Hepsinin ortak özelliği üst yüzeylerinde kullanılan viskoelastik katman ile basınç indirgeyici özelliğe sahip akıllı birer yatak olmaları, açık

BODRUM

e ü nt

33


Toplum Ya

am

BARBAROS YATÇILIK’IN AĞIRLADIĞI BODRUM AJANS YAYIN GRUBU

2008 BODRUM AJANS İŞ REHBERİ İÇİN ENERJİ DEPOLADI Bodrum Ajans Yayın Grubu çalışanları olarak geride bıraktığımız ayların yorgunluğunu 2 gün süren bir tekne turuyla, Bodrum'un maviliğinde attık. Yorgunluğumuzu atarken bir yandan da 2008 Bodrum Ajans İş Rehberi çalışmalarımızın yoğun temposuna girişmeden önce moral ve enerji depoladık.

B

arbaros Yachting'in Scorpio adlı konforlu teknesi ve deneyimli, güleryüzlü mürettebatı eşliğinde maviliğin keyfini çıkarırken Bodrum sularında yalnız değildik. Tam da denize açıldığımız günlerde Famous Cup katılımcısı çeşit çeşit yelkenliler, denizi bütün haşmetiyle dolduran Savarona Gemisi, değişik tasarımıyla Fair Lady Teknesi ve Bodrum'u süsleyen birbirinden güzel guletler de yolculuğumuza renk katarak bize eşlik ettiler.

1

İki gün boyunca çok keyifli bir tatil geçirdik, bol bol dinlendik ve şimdi daha verimli bir çalışma ile yoğun bir temponun içine girdik. Bize bu güzel tatili yaşatan Barbaros Yachting ve tüm çalışanlarına çok teşekkür ediyoruz. O günlerde İstanbul’da olan Cemile ve Yiğit Uygur’la Ankara’da olan Özgür Ünlü bu gezide bulunamadı. Ne yapalım kısmet değimiş!..

2

4

34

3

5

6

7 1- Emine’nin koptuğu an, Demircan abisiyle. 2- Onur’un balık tuttuğu anın resmidir. 3- Bodrum Ajans güzelleri. 4- Demircan Türkdoğan’ın son hali. 5- Burcu ilk gün  tekne personeli dahil tüm ekibi tavlada hakladı. 6- Afiyet olsun. 7- Dönüşün hazin fotoğrafı. 8- Bodrum Ajans’ı ağırlayan Barbaros Yatçılık ekibi.

8

BODRUM

e ü nt


YAZGAN, 6. DEFA TÜRKİYE'NİN EN İYİ BELDE BELEDİYE BAŞKANI SEÇİLDİ

İMZA KAMPANYASI

i

zmir Şehir ve Başkan Dergisi tarafından her yıl gazetecilerin oylarıyla belirlenen Türkiye genelindeki Yılın En İyi Belediye Başkanları seçimi sonuçlandı. Türkiye genelinde 2100’e yakın gazetecinin oy kullandığı Geleneksel Kent Ödülleri’nde Turgutreis Belediye Başkanı Ali Server YAZGAN, en çok oyu toplayarak ‘Yılın En Başarılı Belediye Başkanı’ seçildi. 3250 BELEDİYE BAŞKANI ARASINDAN BİRİNCİ SEÇİLDİ Yazgan, 2002 yılından bu yana kazandığı bu ödülü bu yıl 6.kez alarak, Yılın En Başarılı Belde Belediye Başkanı kategorisinde ulaşılması zor bir rekora imza attı. Türkiye genelinde görev yapan 3250 Belediye Başkanı arasından Turgutreis Belediye Başkanı Ali Server Yazgan, oyların büyük çoğunluğunu alarak bu yıl 6.kez Kent Ödülleri’ne layık görüldü, rekora imza attı. Gazetecilerin oylarıyla 6. kez bu ödülü kazandığını belirten Yazgan; “ Son yıllarda Turgutreis’te gözle görülür başarılı işlere imza attık.Turgutreis’i Avrupa Standartlarında modern bir belde haline getirdik. Aldığımız bu ödüllerin de emeğimizin karşılığı olduğunu düşünüyorum. Bu ödülü tüm Turgutreisliler ve Belediye çalışanlarımın desteği ile alıyorum. Biz birbirine bağlı büyük bir aileyiz ve her geçen gün daha başarılı işlere imza atmak için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Oy veren tüm medya mensuplarına teşekkür ediyorum” dedi.

EFSANEVİ BAŞKANDAN YAZGAN'A ÖVGÜ

F

enerbahçe Futbol Takımının Efsanevi Başkanı Ali Şen; Turgutreis’in son yıllarda inanılmaz bir yükseliş içinde olduğunu, modern bir şekilde geliştiğini ve burada en büyük emeğin Turgutreis Belediye Başkanı Ali Server Yazgan’a ait olduğunu belirtti. ALİ ŞEN FUTBOL ADINA YATIRIMLAR PLANLIYOR Turgutreis’te, Belediye Başkanı Ali Server Yazgan ile bir araya gelen Şen “ Turgutreis’e geldiğimde kendimi Avrupa’nın modern kentlerindeymiş gibi hissettim, Turgutreis doğal güzellikleri, el değmemiş koylarıyla bence Avrupa’nın en önemli tatil yörelerinin başında geliyor. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde Fenerbahçe futbol takımının pilot takımını Turgutreis’te kurmak için çalışmaları başlatıp, yönetime görüş bildireceğim. Eğer olumlu yanıt alırsam, Turgutreis’te futbol adına yatırımlar yapmayı planlıyorum” dedi. Turgutreis’in her geçen gün büyüdüğünü ve çıtasını yükselttiğini belirten Belediye Başkanı Ali Server Yazgan “ Turgutreis’e, Almanya’nın ünlü kulübü Shalke 04 takımının patronu Gerhard Rehberg’in ardından efsane Başkan Ali Şen’de pilot takım kurmak için görüşlerimize başvurdu. Turgutreis’teki futbol potansiyeli artık yavaş yavaş yurt dışına da yayılıyor. Belediye olarak her türlü desteği sağlamaya hazırız, sporun yanında sanat ve kültürel organizasyonların da her zaman içinde olacağız” dedi.

İMZA KAMPANYASINA KATILIM 20 BİNİ AŞTI “Bodrum İskele Meydanı Dergisi Sahibi, Bodrum Ajans Yayın Grubu Haber Editörü Yiğit Uygur ve Bodrumlu Gönüllüler Derneği Başkanı Cemile Uygur’un tek evlatları, yavrumuz İrem Uygur ve arkadaşı Yaşar Mete Oymaklı, 274 promil alkollü olduğu belirtilen azrail sürücünün arkadan çarpması sonucunda hayalleri ile birlikte aramızdan ayrıldı. Geriye dönüp baktığımızda cahiller ve sarhoşlar tarafından yollarda buna benzer nice cinayetlerin işlendiğini, verilen cezaların hiçte caydırıcı boyutlarda olmadığını görüyoruz. Biz aşağıda imzası bulunanlar ‘Masum hayatların sonlanmasını azaltacak, trafik canavarları için caydırıcı, ürkütücü hükümler içeren’ yeni bir Trafik Yasası’nın öncelikle ele alınarak uygulamaya konulmasının gerekliliğine inanıyoruz”. Siz de “CAHİLLERİN, SARHOŞLARIN ESTİRDİĞİ TRAFİK TERÖRÜNE ACİL ÖNLEM GEREK” diyorsanız www.bodrumajans.com sitesinde yer alan imza kampanyasına katkı verin, sesimizi daha güçlü ve kararlı bir biçimde duyurabilelim. Masum hayatların sonlanması azalsın anonsu ile www.bodrumajans.com sitemizde başlattığımız imza kampanyası, yurttan ve dünyadan duyarlı kişilerin katılımıyla iki ayda 20 bin imzayı aştı ve yetkililere ulaştı. Sonucu hep birlikte bekliyoruz.


BİR ZAMANLAR

Hafıza-i Beşer Nisyan İle Ma'lûldür Yokuşbaşı'na geldiğinde Bodrum'u göreceksin, sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler, akıllarını hep Bodrum'da bırakıp gittiler…

D

eğerli okuyucularıma, özellikle de genç ve orta yaşlı okuyucularıma önce yazımızın başlığını açıklamam gerektiği inancındayım. Bu başlık "İnsan hafızası unutma illetlidir" demektedir. Yani sözün kısası "İnsanlar unutur" diyor. Ve sanıyorum, hiç ilgisi yokmuş gibi görünüyor ise de; bu deyim Bodrumluları kastetmektedir. Yukarıdaki dörtlükte, bu inanılmaz güzellikteki kıt'ada Bodrum'a olan hayranlığını dile getiren o büyük insanı, her geçen gün biraz daha unutmakta oldukları için…

BÜLENT AKKURT Tam 34 yıldır burada, Bodrum'un kalbinde yatmakta olan Halikarnas Balıkçısı; 22 yıl yaşamış olduğu Bodrum'un gelişmesi ve değil sadece ülke-mizde, tüm dünyada tanınması için yaşamı boyunca hiçbir gayreti

O insan ki; kendi adını bir kenara bırakıp ve cümle alem tarafından unutulmasına aldırmayıp, sürgün gelmiş olduğu Bodrum'da, Anadolu'nun bu küçük kıyı kasabasına olan hayranlığı nedeniyle; öykülerinde, romanlarında, şiirlerinde ve yazılarında yaklaşık 20-25 yıldır kullanmakta olduğu Cevat Şakir imzası yerine, 1926 yılından itibaren, bu beldenin antik çağdaki adından esinlenerek "Halikardas Balıkçısı" imzasını kullanmaya başladı. Ölünceye kadar da bu adı kullandı. Bu kadar değil; üç yıllık sürgün cezasını çekmek üzere gelmiş olduğu Bodrum'da bu süreyi tamamladıktan sonra 1947 yılına kadar yaşadı. Ve ancak sağlık nedeniyle ve de doktorların ısrarı üzerine ayrılıp İzmir'e yerleşti ve ömrünü tamamlayıp ebedî âleme göçerken de; Bodrum'da Gümbet'in Türbe Tepesi'ne gömülmesini vasiyet etti. 13 Ekim 1973'de vefatından sonra Bodrum'a getirilerek büyük bir törenle ebedî istirahâtgâhına tevdî edildi. Tam 34 yıldır burada, Bodrum'un kalbinde yatmakta olan Halikarnas Balıkçısı; 22 yıl yaşamış olduğu Bodrum'un gelişmesi ve değil sadece ülkemizde, tüm dünyada tanınması için yaşamı boyunca hiçbir gayreti esirgemedi. O'nun sayesindedir ki; bugün Bodrum, tüm yarımada ve bu bölgede yer alan tüm beldelerle birlikte ülkemizin gözbebeği bir yerleşim ve turizm merkezi olmanın yanında; her yıl yaz ve kış Bodrum'u ziyaret eden yerli ve yabancıların sayesinde gelişen ticareti dolayısıyla, tüm maddî ve manevî değerlerini, yani tüm varlığını O'na; yüreği yaşadığı sürece hep Bodrum için çarpan ve bugün bir bakıma kollarımızın arasında yatan Halikarnas Balıkçısı'na çok, hem de çok şey borçludur. Peki! Bütün bunlara karşın Bodrumlular ve Bodrum'a yerleşerek artık Bodrumlu olmuş bulunan bizler ne yapmaktayız? Her yıl 13 Ekim tarihinde kabri başında düzenlenen anma töreninin dışında; zaman zaman, herhalde üç-beş yılda bir, Bodrum'daki kuruluşlardan biri tarafından gerçekleştirilen ve O'nun hepten unutulmasını biraz olsun geciktiren bir özel anma programıyla kendimizi avutmaktan başka?..

36

Ben bu yıl, 19 Ekim'e ertelenmiş bulunan toplantılara, sağlık nedeniyle katılamadım. Ama dostlarımla temasa geçerek anma töreninin nasıl gerçekleşmiş olduğunu öğrenmeye çalıştım. Her geçen yıl biraz daha zayıflayan ve bu nedenle de giderek anlamını yitirmekte olan anma töreninin; özellikle de Balıkçı'nın kabri başında yapılan bölümüne, başta Bodrum'u yöneten değerli idarecilerimiz olmak üzere; ne Bodrum Belediye Başkanı'nın, ne de Yarımada'daki Belediye Başkanları'ndan herhangi birinin katılmış olmadığını öğrenmenin yanı sıra; Bodrum halkının da her geçen yıl biraz daha zayıflayan ilgisinin, bu yıl tavana vurmuş olduğunun aktarılması beni yıktı. Bu arada bir arkadaşımız "Halikarnas Balıkçısı'nın kabri başında

BODRUM

e ü nt

yapılan törende, bu yıl gazeteciler katılımcılardan daha kalabalıktı" diyerek durumu özetledi. Bu söz belki biraz abartılı olabilirdi. Ne yalan söyleyeyim inanamadım. Bu nedenle yetinmeyip ve bu konudaki araştırmamı sürdürdüm. Öğrendiklerim şunlar oldu: Belediye'den görevli 4-5 arkadaşımızla, Bodrum Güzel Sanatlar Fakültesi'nden Dekan Sayın Selmin Tufan ve birkaç arkadaşının dışında; en yakın İlköğretim Okulu'ndan sadece beş-altı öğrenci olmak üzere toplam yirmi-yirmi iki kişinin katılmış bulunduğu törenin sadece on beş-yirmi dakikada sürdüğü ve gönderilen tek çiçeğin Belediye Başkanı tarafından gönderilmiş bulunduğu da; ben inansam da inanmasam da bir acı gerçekti. Demek ki arkadaşımız tespitinde haklı idi.

Halikarnas Balıkçısı için bu yıl yapılan anma çalışmalarının en kapsamlı ve en anlamlı bölümü kuşkusuz; "Muğla Üniversitesi Bodrum Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü" tarafından hazırlanmış bulunan "Açık Hava Resim Atölyesi Halikarnas Balıkçısı" etkinliği 19-24 Ekim 2007 tarihleri arasında Bodrum Kalesi'nde gerçekleştirildi. Atölye çalışmalarına, Prof.Dr.Ramiz AYDIN, Prof.Dr.Basri ERDEM, Yrd.Doç.Dr.Devabil KARA, Yeditepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ruhcan AKİL, Bodrum'da yaşayan iki sanatçımız; Ressam Yavuz TANYELİ ve Ali ATMACA katıldılar.

Etkinliğin ilk günü olan 19 Ekim 2007 tarihinde, Halikarnas Balıkçısı’nı anma etkinlikleri çerçevesinde Bodrum Belediyesi ile birlikte bir panel düzenlendi. Oturum başkanlığını Muğla Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Selmin TUFAN'ın yaptığı panelde, sanat eleştirmeni Turgay GÖNENÇ rahatsızlığı nedeni ile katılamadı ama bildiri yazısı okundu ve sanatçılarımızdan Yrd. Doç. Dr. Devabil KARA Balıkçı'nın ressam kimliğini öne çıkartan konuşmalar yaptılar. Bodrum Belediyesi’nin İlköğretim II. Kademe öğrencileri arasında düzenlemiş olduğu Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir KABAAĞAÇLI konulu resim yarışması, Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Üyeleri tarafından değerlendirildi. Umurça İlköğretim okulu öğrencilerinden 3 başarı ve bir mansiyon ödülü alan çocuklarımıza ödülleri Prof.Dr.Ramiz AYDIN ve Prof.Dr.Basri ERDEM tarafından verildi. Sanatçılarımızın Bodrum Kalesi'nde altı gün boyunca süren yoğun çalışmaları 24 Ekim 2007 tarihinde resim yarışması sonuçları, Halikarnas Balıkçısı'nın desenleri ile birlikte saat 17:30'da Bodrum Belediyesi Meclis Salonu'nda bir hafta süre ile sergilendi. Bodrumdaki sanat hareketlerine akademik boyutları ile değişik bir ortam yaratma düşüncesi ile gerçekleştirilen bu çalışma, Güzel Sanatlar Fakültesi Öğrencilerinin de yakından izlediği önemli bir etkinlik oldu. Hemen şunu eklemek isterim ki; Muğla Üniversitesi Bodrum Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü tarafından gerçekleştirilmiş olan bu çalışma; hiç değilse Bodrumluların Halikarnas Balıkçısı'na karşı ilgisizliğinin açtığı yarayı biraz olsun kapatmayı başardı. Bu nedenle başta Fakülte Dekanı Selmin Tufan olmak üzere; değerli yardımcıları Yrd. Doç. Ayla Eriş, Yrd. Doç. Erhun Şengül ve Yrd. Doç. Musa Köksal ile diğer emeği geçenlere en içten sevgi ve saygılarımızı sunmayı bir borç biliyoruz.


12 AY BOYUNCA BODRUM’DA HİZMETİNİZDEYİZ


BAHÇEM ve BEN

Bitkilerin Serüveni

E

vet sevgili okurlar başlık sizi şaşırtmasın dünyamızı yaşanır kılan o sessiz ve değerli varlıklar y e r l e r i n d e n kımıldamadıkları ve konuşamadıkları halde ne serüvenler yaşamışlar ve de yaşatmışlar. Meraklı ve alaylı bir “Bahçıvan adayı" olarak (İlerledikçe daha çok fırın ekmek yemek zorunda olduğumun bilincindeyim) Bahçemle ilgilenmenin ötesinde temel eğitimimi kitaplardan aldığım bu yazıda size tanıtmak istediğim kitap da bunlardan biri.

GÜLNAR ÖNAY gulnaronay@superonline.com 

Günümüz bahçıvanı, kendisine sunulan sayısız olanaklarla kurduğu bahçesini keyifle izlemekte. Oysa, bahçeyi oluşturan tür çeşitliliği hangi yolları aşıp yaşadığımız yöreye ulaştı? Ne serüvenler yaşadı, yaşattı? Ne gibi değişiklikler geçirdi? Bunları düşündünüz mü?

Fransızca aslından dilimize ben kazandırdım. Kişinin kendi çevirdiği bir kitabı tanıtması belki garip ama başkası yapmadığı için bu güzel kitaba kayıtsız kalmamak için ben yapıyorum. Konumuza gelince : Günümüz bahçıvanı, kendisine sunulan sayısız olanaklarla kurduğu bahçesini keyifle izlemekte. Oysa, bahçeyi oluşturan tür çeşitliliği hangi yolları aşıp yaşadığımız Ne yöreye ulaştı? serüvenler yaşadı, yaşattı? Ne gibi değişiklikler geçirdi? Bunları düşün-dünüz mü? Uçağın, kargo taşımacılığının, hayal bile edilmediği; en hızlı iletişim yöntemlerinin ayları bulduğu, keşiflerle başlayan çağlar bo-yunca mesleklerine aşık

38

BODRUM

e ü nt

botanikçiler, bahçıvanlar, gezginler, denizciler ve serüven düşkünü korkusuz adamlar bahçelerimize birbirinden değerli, sayıları yüz binleri bulan yine birbirinden güzel bitkileri; taşımış, taşımış, taşımışlar… Bitkilerin Latince adları nasıl ve hangi gerekçeyle verilmiş. Ünlü bir botanikçinin mi, yoksa bulduğu değişik bitkiyi ne yapıp edip her koşulda ülkesine ulaştırmış bir serüven adamının mı yoksa, botanik kitaplarının araştırmalarının içine gömülmüş bir bilim adamının mı? Bu adların kaynağı ne. İşte bitkiler kadar değişik bir merak konusu daha.

SERÜVENİ BİTKİLERİN Size işte bu öykülerden bir demet sunuyor. Güney illerimiz bahçelerinin baştacı begonvil ve boru çiçeğine, serin bölgelerin vazgeçilmezi kamelya ve dağ gülüne, yaz bahçelerinin yıldızı dalyaya, unutulmaya yüz tutmuş eski bahçelerin kraliçesi şakayık ve bunlar gibi nicelerine kimin adları hangi gerekçeyle verilmiş, hangi korkusuz serüven adamlarıyla okyanus fırtınalarını ya da yüce dağları aşıp bahçemize gelmişler…

Troya Yayınları tarafından yayınlanan Gülnar Önay’ın çevirisini yaptığı “Bitkilerin Serüveni” bütün kitpçılarda.

Bu öyküleri, ülkesi Fransa’ da tanınmış bir bahçıvan olan, Fransız Ulusal Televizyonları’nda "Bahçe" programları hazırlayıp sunan meraklı ve coşkulu "Bahçıvan Yazar" Michel Lis'in nüktedan kaleminden okuyacak ve bundan böyle bahçeniz gibi çevrenizdeki bitkilere de çok farklı bir gözle bakacaksınız. Bu kitapla siz bahçe severleri keyifli bir serü-


Y A P I

DEKORASYON


Gezici bir Kukla-Karagöz Tiyatrosu Bir milleti yaşatmak için birtakım temeller lazımdır, ve bilirsiniz ki,bu temellerin en mühimlerinden biri sanattır. Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.' (1923) Kemal Atatürk

B

ilindiği gibi Türk Halk Tiyatrosu, bir başka deyişle Geleneksel Tiyatromuz, kukla, Karagöz, meddah, ortaoyunu, köy seyirlik oyunlar ve tüluat tiyatrosu gibi çeşitli dallarda, dünyanın en eski, en güzel, en gerçekçi ve en zengin halk tiyatrosudur. O sanat dalları bizim kültürel mirasımızdır.

İNCİ GÜRBÜZATİK

incigurbuzatik@hotmail.com Gemilerden akın akın inip yürüyen, hele de akşama gidecek o turistleri, iskele meydanında durduracak ilk görsel, kültürel şok, ilk güzellik olarak, perdenin kenarından ellerini şaklatan İbiş Kuklalı, küçük bir sahne düşlüyorum. Bir gün yerine geleceğine inandığım çok istediğim bir düş bu.

Kukla geleneğimiz daha eski olmasına karşın, gölge oyunu Karagöz, dünyada ' Türk Gölge Oyunu' olarak tanınıp bilinmektedir. UzakdoğuAsya kökenli olan gölge oyunu dünyaya oradan yayılırken, her ülkede, o ülkenin kültüründen katkılar alıp, farklılaşmıştır. Türkler de, onu kendi kültür ve sanat anlayışlarına göre yorumlayarak Karagöz adıyla yeniden yaratmışlardır. Üç kıtada milyonlarca insanı, yüzlerce yıl eğlendirmiş, sinema, çizgi film, tiyatro, bale gibi pek çok sanata kaynaklık yapmıştır. Osmanlı Kültürü’nün ve toplumsal yapısının bir kesiti olan Karagöz'deki tip tasvirleri, birer karikatür olarak tanımlanabildiği gibi, aynı zamanda da, Türk halk resmini temsil ederler. Şiir, anlatı, müzik, dans, renk, hareket ve ışığı içeren Karagöz, Osmanlı kültür ve sanatının bütün öğelerini barındırdığı gibi, sözlü edebiyatın tüm söz oyunları, tekerlemeler, yanıltmaçlar, bilmeceler, gerçeküstü öyküler, çene yarışması, tersinlemeler, abartma, lafçılık, ad oyunu, cinas oyunularını da içerir. En çok da, yutturmaca diyebileceğimiz, iki türlü söz oyunu, gösterim boyunca sürer gider. Karagöz oyununda, gerek repliklerin, gerekse hareketlerin belli bir tartımla yürümesi, Türkçe bilmeyenlerin bile izleyebileceği, değişik bir dil oluşturur. Bu çok önemlidir. Evrensellik boyutunu içerir çünkü. Bursa'da her yıl yapılan Uluslararası Karagöz Festivalleri’nin birinde, İsrailli bir gölge sanatçısını, Mickey Mevorachı izlemiş sonrada, konuşma fırsatı bulmuştum. Ülkesinde kukla tiyatrosu üstüne dört yıllık eğitim veren bir bölüm bulunduğunu, ama bunun, yeterli olmadığıını söylemiş şaşırtmıştı beni. Çünkü Mickey bu dört yıllık eğitimden memnun görünmüyor, diyordu ki; 'Bu dört yılda öğrenciler kukla ve gölge tiyatrosu üstüne genel bir bilgi alıyorlar. Oysa, kukla ve gölgenin branşlara ayrılıp, her birinin ayrı ayrı bölümler oluşturması gerekiyor. Sözgelişi, ipli kuklanın, sopalı kuklanın, el kuklasının, gölge oyununun, her birinin ayrı ayrı bölümleri olmalı. 'Onu dinlerken, bizdeki olmayan okulları, kukla, Karagöz, meddah, ortaoyunu gibi geleneksel sanatlarımızın zenginliğine karşın, bugünkü ilgisizliği düşündüm yalnızca. Ama önem ve değerini kavrayamadığımız, batı tiyatrosuna karşı sandığımız, geliştirebileceğimizi düşünmediğimiz, okullara bile

40

BODRUM

e ü nt

sokmadığımız, bu ti-yatroyu, 'Hayalbaz' dediğimiz, ne yazık ki, sayıları iki elin parmaklarını geçmeyen, gerçek sanatçılar yaşatmaya çalışılıyor bugün. Karagöz, aynı zamanda da, İbiş kukla oynatan bu sanatçıların, her birinin üslubu, tarzı ve Karagöz tasvirlerikuklaları, birbirinden farklı. O yüzden her biri çok önemli. Onların yerlerini dolduracak kimse yok. Çünkü sanata ilgi giderek azalıyor.

Yıllardır Bodrum'da yaşıyor ve hep kalıcı bir KuklaKaragöz tiyatrosunun meydanlardaki varlığını düşlüyorum. Gemilerden akın akın inip yürüyen, hele de akşama gidecek o turistleri, iskele meydanında durduracak ilk görsel, kültürel şok, ilk güzellik olarak, perdenin kenarından ellerini şaklatan İbiş Kuklalı, küçük bir sahne düşlüyorum. Bir gün yerine geleceğine inandığım çok istediğim bir düş bu. Bodrum'da komşumuzun burnunun dibinde, onca karşı propagandaya rağmen küçük bir Kukla -Karagöz tiyatromuz olsa, meydanlarda gece gündüz demeden küçücük sahnesini kursa, kurabilse. İnsanlar toplaşsa başına. Çoluk çocuk gülerek eğlenseler. Yabancılar anlamasalar da gülecek, eğleneceklerdir biliyorum. Kalıcı bir gurup, gerçek anlamda nitelikli, kaliteli oyunlarla, sahnelerini Bodrum'un çeşitli köylerine taşıyıp kursa, oyunlarını oralarda oynasalar. Hiç beklenmedik bir anda, bir sürpriz, bir müjde gibi görünüverseler köy yollarında. Çat oraya, çat buraya, 'bizim köye ne zaman gelecek?' diye bekleşseler çocuklar. Beş altı yıldızlı otellerimizde Türk gecesi diye sunulan, çoğu bizi tanımlamayan eğlenceler yerine, insanlara, bir de Karagöz ve Kukla oyunlarımız sunulsa. Turizme bundan daha güzel, daha eğlenceli bir kültürel katkı, tanıtım, yarar düşünülebilir mi? Hem böylece gölge tiyatromuz, Karagöz de, günümüzde çok önemli bir işlevi yerine getirirken, çocuklara, büyüklere, ülkemize gelen yabancılara da kendisini tanıtmış olur. Büyük otellerde haftada bir gün, bir gece, İbiş Kuklamız, Karagözümüz, tanıtım amaçlı oynatılamaz mı? Bu bir kültürel hizmet olmaz mı? Yalnız bunu yaparken çok dikkatli olunmasını, amatör, acemi ve bu işi sanat değil de, kar amaçlı yapanlardan kaçınmak gerektiğini hatırlatmak isterim. Gerçek anlamda Karagöz sanatçılarıyla çalışmak isteyenlerin, bu konudaki en önemli ve tek örgüt olan UNİMA ile ilişkiye geçmelerini öneririm. Aksi durumda 'kaş yapalım derken göz çıkartırız'. UNİMA Türkiye Milli Merkezi Kukla ve Karagöz'ümüzü yaşatma, yaygınlaştırma ve geliştirme için kısıtlı olanaklarıyla çalışmalarını sürdürürken, bu mesleği icra edenleri de bünyesinde koruyor.

Bodrum'da yaşayıp da, hiç Karagöz seyretmemiş çocukların olduğunu öğrendiğimde üzülmüştüm. Oasis'in başarılı yöneticisi Sayın Mashar Vardar ile bir karşılaşmamızda, ona UNİMA'dan ve Karagöz'den, söz etme fırsatı bulmuş, ama o, daha ben söyleyeceklerimi tamamlayamadan sözümü kesmiş, 'Hemen getirtelim', demişti. İnanamamıştım. Hemen, UNİMA 'nin şu anki Başkanı Sayın Mevlüt Ozhan 'ı aramış, Bodrum'da, bir Karagöz gösterisi yapıp,


yapamayacağımızı sormuştuk. Böyle başlamıştık Karagöz ile ilgili çalışmalara. Sonra Unima'nın Karagöz tasvirlerinin yanısıra, Kültür Bakanlığı’nın da, Karagöz tasvirleri sergisini Bodrum'a, Oasis'e getirtmeyi sağlamıştık. Karagöz tasvirleri sergisini çok sayıda insanın, ilgi ile gezdiklerine, açılan deftere ilginç satırlar yazdıklarına tanık olduk. Üç temsille, Bodrumlu olup da, hiç Karagöz seyretmemiş 1500 çocuğumuzun Karagöz oyunlarını gerçek bir ustadan seyretmesi Oasis Yönetimi’nin başarısıdır. Salonu dolduran çocukların heyecanını, oyun sü-rerken yüzlerini, mimiklerini izlemek, içten gelen şen kahkahalarını dinlemek, o gün bana yetmişti. Uluslararası bir örgüt olan UNİMA, 1929 yılında Fransız kuklacı, Paul Jeanne'nin öncülüğünde kuruldu. Amacı, kukla ve gölge oyunu ile ilgili herkesin; dil, din, ırk, renk, siyasi görüş farkı gözetmeden, bu sanatlar yoluyla Dünya barışına katkıda bulunmak ve milletlerin birbirlerini daha iyi anlamalarına hizmettir. Bu sanatların araştırılmasına, korunmasına, yayılmasına tanıtılmasına ve geliştirilmesine çaba sarf etmektir. UNİMA Türkiye Milli Merkezi 1980 yılında, Hayali Torun Çelebi'nin öncülüğünde aralarında benim de olduğum bir gurup sanatçının katkısıyla Ankara'da kuruldu. İlk başkanımız Prof.Metin And'dı. Birer yetişkin olmalarını bekleyene kadar, erken bir yaşta çocuklarımıza kültürel güzelliklerimizi göstermeliyiz. Kukla ve karagöz oyun sanatımıza yeterince önem verilmediği, destek olunmadığı için, ne yazık ki, layık olduğu yerde değildir. Oysa başka ülkelerde bu sanatlara ve sanatçılara hem devlet elinden gelen desteği yapmakta, hem de, sanata önem veren kurum ve kuruluşlar özel şirketler, destekleriyle sanatçıları yüreklendirmektedirler. Yaratıcılığa açık olan bu sanatlar, ülkemizde sadece çocukların eğlenmek için izlediği basit gösteriler olarak değil de, turizm amaçlı, kültürel-tanıtım amaçlı olarak kullanılmalıdır. Umarım, daha çok gecikilmeden, gerekli ilgi gösterilir, destek sağlanır ve sanatımız her yaştan seyircinin, turistlerin bile severek izlediği bir düzeye erişir. Kuşkusuz, bu arada, Bodrum'da da, sürekli oyunlar sergileyen, repertuarı olan, gezici bir Kukla-Karagöz Tiyatrosu, büyük otellerin isteği,

ÖNCE SAĞLIK


PARANTEZ

Kadın Denince...

B

odrum küçük yer, duymayanın kaldığını sanmıyorum ama yine de hatırlatmış olayım. Bu yılki seçimlerde İstanbul 1. bölgeden CHP milletvekili adayı idim. Bir anda verilmiş bir kararla, siyasete start vermiş oldum. Ankara, İstanbul hattında gittim geldim. Siyaset bir hastalık derler ama bence bu kişiye bağlı bir hastalık, bu hastalığın virüsü kişisel hırs.

HÜSNİYE KAYA azkaotel@superonline.com

Ben kendi adıma kadınlar hakkındaki bu fikre sonuna kadar katılıyorum, hem de sonuna kadar. Bir kere kendimizi bildiğimiz andan itibaren, her şeyden haberi olması gereken, idare etmesi, saklaması, denge kurması, düzen sağlaması gereken bir kimlik üzerine yetiştiriliyoruz kadın olarak. Erkeklerin pek bir şeyden haberi olmaz, olsa da bilmemezlikten gel-mek daha iyidir onlar için. İnce işleri, denge işlerini, duygusal işleri pek sevmezler. Kurulum aşamasında yer alırlar ama işletim aşamasında doğal emeklilik yaşarlar. Bir evi, bir aileyi ayakta tutan kadındır. Kadın ne kadarına izin veriyorsa erkek o kadarını bilir. Her ne kadar evin reisi erkek gibi görünse de aslında her şeyi şekillendiren kadındır. Erkeğe sadece kadının arzu ettiği kararı vermek kalır, aslında senaryo çoktan yazılmıştır.

Siyaseti bir araç olarak görürseniz ve bu aracın amacı memlekete hizmetse sorun yok, ama eğer siyaseti çıkarlarınıza araç olarak kullanıyorsanız orada hesap şaşıyor işte.

Siyaseti bir araç olarak görürseniz ve bu aracın amacı memlekete hizmetse sorun yok, ama eğer siyaseti çıkarlarınıza araç olarak kullanıyorsanız orada hesap şaşıyor işte. Çok şey gördüm, duydum tecrübe anlamında. Bazılarını duymamış, bilmemiş olmanız gerekiyor. Bazı duyduklarınızı unutmanız, bazı düşündüklerinizi söylememeniz gerekiyor. Çabuk öğrenip, çabuk adapte olmanız, aklınızda tutmanız ama bazen çabuk unutmanız gerekiyor. Aklımda çok şey var unutmam gereken ya da hatırlamam gereken. İşte bunlardan birini sizlerle paylaşmak istedim. Parti merkezindeki konuşmalar sırasında laf döndü dolaştı kadınlara geldi, ofisteki beylerden biri aynen şöyle dedi: -Her yerde, her durumda, her şeyi belirleyen kadınlar. Onlar senaryoyu yazıyorlar, erkekler o senaryoya uygun oynamak zorunda kalıyorlar. Çoğu zaman ne yazıldığından ne oynayacağımızdan haberimiz bile olmuyor. Hayatı belirleyen kesinlikle kadınlardır, erkeklerin güçlü diye adı çıkmış, dedi. Şimdi eğer bu konuyla ilgili hangi hikayeyi aktaracağımızı bekliyorsanız

42 BODRUM e ü nt

yanılıyorsunuz, çünkü; hikaye yok. Hikaye olmadığından değil ama her evin bu konuyla ilgili o kadar çok hikayesi vardır ki benim hikayem biraz eksik biraz yavan kalır diye düşünü-yorum.

Hayatı her alanda şekillendiren kadınlardır. Bence bu keşfi bekleyen bir teori değil, bu herkesin bildiği ama kabullenmekten çekindiği bir gerçek. Sultanlık yıkan, tarih değiştiren kadınları hatırlayın. Tarihte kaç ajan var adını bildiğimiz Mata Hari gibi. Ya da Kösem Sultanlar gibi söz sahibi Hanedanlar. Cumhuriyet için sokaklara dökülen tarih yazan kadınlarımızı henüz unutmuş değiliz. Ama sonuçta hep erkekler kazanıyor gibi… Hayatı şekillendiren kadınlar olsa da, hazır hayatı yaşama lüksü erkeklere ait gibi geliyor bana. Şimdi diyeceksiniz ki, erkekler de iş hayatında yoruluyor, çabalıyor… Cevabı veriyim o zaman... Kadınlarımız da… Kadınlarımız da…Evde, işte, ailede, yuvada hem mimar, hem işçi, hem senarist, hem suskun, hem konuşan, hem


RESTAURANT CAFE & BAR


B A K I P D U R U

RAMAZAN BORAZAN info@bodrumajans.com.tr

Merhaba... BODRUM NEREYE GİDİP DURU?

B

u yılın başında yazılı ulusal basın, Bodrum'daki konut fiyatlarının İstanbul Boğazı’ndaki konut fiyatları ile yarıştığını yazıyordu… Ama şu andaki durum bu değil… Yanlış kalite, fiyat politikaları ve pazarlama yöntemleri oluşan talebi birdenbire yok etti… Bugün Bodrum'da, yeni ve ikinci el olmak üzere toplam 60-70 bin adet konutun müşteri beklediği konuşuluyor. 2007 yılında inşaat ruhsatı alınan ve bugünlerde hafriyatlarına başlanan, yeni inşaatları da hesap edersek, 2008 yılındaki sektörün çarpık durumunu sizlerin hayal gücüne bırakıyorum. Yatırım neden yapılır? Üretip satmak için… Satış neye göre planlanır? Oluşmuş veya oluşturulacak yeni "Talep"e göre. Talep yoksa, satamayacağın malı neden üretirsin?" Alıcısı olmayan konutun, satıcısını seveyim !.. Herkes bakıp duru…. Bodrum'da ticaretin itici gücünü oluşturan turizm sektörü kadar, bugünlerde inşaat sektörü de önemli… İnşaat sektöründen ekmek bekleyen binlerce aile çalışıyor, yaşıyor Bodrum'da… Doğrudan inşaat sektörü kadar bu sektöre mal ve hizmet üreten destek gruplarının ticari faaliyetlerinin oluşturacağı pastadan pay almak için diğer

44 BODRUM e ü nt

sektörler beklemede. "Alıcısı olmayan mal ve hizmetin, satıcısını da seveyim!.. dedik ya, işte olmayan satıştan dolayı oluşamayan gelir ve kazandığını harcama çarkı işlemiyor. Yani ticaretin çarkı dönmeyince, perakende ve hizmet sektörleri de sıkıntıya giriyor, herkes birbirinden fayda bekliyor ve birbirine bakıp duru…. Yerel yönetimler, Odalar, Toplum örgütleri sofralar kurup, hep bilinen söylemlerle vakit kaybetmeyi bırakıp, ufak ufak ve basit çözümler ile Bodrum'un sorunlarının üzerine gitmeliler. Eğer ekonomik olarak güçlü değilsen, fakirleşiyorsun demektir. Bu fakirleşmeyi ve nedenlerini görmezden gelip, her olayı bir vesile sayıp, sofralar etrafında toplanıp, yiyip içen ve sonrasında başarı ile "çökertme" oynayan yöneticilerimize hayretle bakıp duru… 2009 yılında yerel yönetim seçimleri var. Bodrum, iktidar partisinin öncelikli hedefinde vitrine çıkacak. Kim ne kadar hazır? Belli değil… İktidar partisi, ortalıkta olmayan muhalefetin yarattığı boşluğu değerlendirerek, Bodrum'da da durmadan güç kazanıyor. Son seçimler ve referandum sonuçlarına bakarak, muhalefetteki hiçbir siyasi parti teşkilatı Bodrum'daki başarılarından söz etmesin. Ana muhalefet partisinin ilçe teşkilatı, verdiği ilanlarla sanki büyük işler başarmış edası ile ortalıkla bir şey yapmadan dolaşmasın. Seçim ve referandum sonuçlarından kendine pay çıkarmasın. Kendini başarılı olarak görmesin…. Aslında kimse hiçbir şey yapmıyor… Belediyelerine destek vermiyor, birlikte çalışmıyor, seçim öncesi için somut projeler üretemiyor, halkı inandıracak sözler vermiyor.… Bodrum'un sorunları aynı yerde duruyor, sorunlar her geçen gün daha da büyüyor.. Yukarıda saydığımız nedenler ile, Bodrum fakirleşiyor. Bodrum'daki yaşam biçimi değişiyor. Çağdaşlıktan uzaklaşılıyor. Kısacası, çalışmayıp konuşanlardan oluşan kadroların oluşturduğu bu boşluk ortamında, zaman, elindeki siyasi ve ekonomik güç ile Bodrum'un yerel

yönetimini eline geçirmek üzere çalışan iktidar partisi kadrolarının lehine çalışıyor. Muhalefet partilerinin kadroları da hep beraber gelişen bu duruma çaresiz bakıp duruyor… Diğer taraftan, parti adından başka bir şeyi kalmayan bazı muhalefet partilerinin, sahipsiz ama başarılı Belediye Başkanları’nı iktidar partisi sahiplenmeye çalışıyor. Ana muhalefet partisinin teşkilatı ne yapıyor? Bir Afrika getirelim;

atasözü

ile

yorum

Sular yükselince, balıklar karıncaları yer.. Sular çekilince de karıncalar balıkları... Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir... Çünkü kimin kimi yiyeceğine "SUYUN AKIŞI " karar verir..." Sular ne tarafa doğru akacak? Geçmişte alınan oyların gücüne güvenerek, suyun akış yönü ile ilgili hayal kuranlar, kendilerini kandırmasın. Kendi kendimizi kandırma-yalım. Kendi kendimizi devam ettikçe, kandırmaya uyuşmaktayız. Uyuştukça, çözümsüzlüğümüz artı-yor. Çözümsüzlüğümüz arttıkça Bodrum olarak, gücümüzü kaybedi-yoruz. Ekonomik gücümüz kayboldukça Bodrum olarak, fakirleşi-yoruz. Fakirlik çaresizliği ve mecburiyetleri getiriyor. Bu mec-buriyet ne olabilir? Gücü olanın yanında durmaya mecbur kalmak, olabilir. Bu böyle devam ederse, 2007 yılını kaybeden Bodrum esnafını ve halkını, 2008 ve 2009 yıllarında da sıkıntılı bir siyasi ve ekonomik dönem bekliyor diye düşünebiliriz. Bu yılları sıkıntılı geçirecek halk da oylarını, sıkıntılarına çözüm üretebilecek partiden çok, tanıdığı, bildiği, inandığı, başarılı bulduğu adamların yer aldığı tarafa akıtacaktır.. "Bu adamlar kim


ÇEŞiTLi

ÇEŞiTLi


net b kış

@

Temel, hastanede komadadır.  Bir ara gözlerini aralar ve yanında şefkatle kendisine bakan ve elini tutmakta olan karısı Fadime'yi görür… Karısına doğru bakar ve kısık bir sesle konuşmaya başlar :  - İlk işten kovulduğum gün de yanımdaydın… - Vurulduğum zaman acilde ilk gözümü açtğımda da seni gördüm…  - Trafik kazası geçirdiğimde hep başucumdaydın… - Borsada battığım gün de hep yanımdaydın  - Arabam calındığında da beni hep teskin ettin… Fadime, memnun mesut takdir edilmenin mutluluğundadır tabi ki…  Temel devam eder: - Şimdi de yine başucumdasın… - Sonunda anladım, ama çok geç oldu…  - Ulan sen ne uğursuz

CANSU TÜRKDOĞAN

cansu@bodrumajans.com.tr

matrak görüntüler

ilginç siteler

farklı görüşler

80’lerin sonu 90’ların başı Süper Baba'nın müziğini flütle çalmışsanız, ' Önce hüplet sonra gümlet ' hayat felsefeniz olmuşsa, Bizimkiler dizisi ertesi gün okul olduğunu size bir sureliğine unutturduysa, Elm Sokağı’nda Kabus, yüzünden hala yatağın altına bakmaktan korkuyorsanız, Polis Akademisi’ndeki her sesi çıkaran adama hayranlık duyuyorsanız, Okulda kola kutusunu ezip maç yaptıysanız (Kızlar yan yatırıp, tam ortasına ayağı yerleştirip üstüne basıp yürürlerdi, topuklu ayakkabı gibi olurdu) Dört tekerlekli, ayakkabının üstüne takılan patenlerden sonra rollerbladeler size büyüleyici geldiyse, Bakkala gönderilmenin en güzel yanı küçük sarellenin dibini minik plastik kaşığıyla kazımak veya leblebi tozu yiyip konuşmaya çalışmaksa, Atarideki ördek vurmaca oyununda silahın nasıl çalıştığına hala kafa yoruyorsanız, Işıklı spor ayakkabılar hava atmanın önemli bir unsuruysa, Bayramda harçlıklarla aldığınız ilk şey kinder sürpriz yumurtasıysa (Kağıdını tırnakla yırtmadan dümdüz yapmak da sabır ister doğrusu), Kasete kayıt yapılabilmesi için alt tarafında bulunan karelerin bantla kapatılması gerektiğini öğrenmenin önemini biliyorsanız, Anne saat kaç, simiiiiiiit, birdir bir, çaykahve-gazoz, akşam ebesi, dansa davet, çatlak patlak, yakan top gibi kalabalık oynanan sokak oyunlarından sonra anneniz sizi balkondan yemeğe çağırmışsa, "Bandıra Bandıra ye beni" şarkısını hızlı söylemeye çalıştığınız günler varsa,

Rönesans sanatçılarını ilk kez Ninja Kaplumbağalar’ın ismi olarak tanıdıysanız; Tele On diye bir kanalı hatırlıyorsanız, Haftasonları çizgi film izlemek için erken kalkmanın ne demek olduğunu biliyorsanız, Pazar geceleri yıkanma günüyse, Tetris'i süper hızla oynayabiliyorsanız, MIRC ergenliğinizin önemli bir parçası olmuşsa (a/s/l ne demek biliyorsanız), ICQ nun 11 haneli rakamını ezberlemeye çalışmışsanız, Çizgi film şarkılarını İngilizce veya Japonca olsa da ezberlemişseniz, Kokulu silgiye, deftere, kaleme harçlığınızı yatırdıysanız, Eti Cin, Eti Puf, ABC, Balık Kraker, Negro, Bonibon, Topitop, Yumiyum...vb çok seviyorsanız ve her zaman yeme kabiliyetiniz varsa, Küçük bir kızsanız Sindy ile Barbie'yi karşılaştırıyorduysanız, "Hey Corç versene borç" deyince cevabı hemen yapıştırabiliyorsanız, TV’den çekilmiş çizgi filmli sayısız kere izlediğiniz VHS’leriniz varsa, Telefonların jetonla çalıştığını hatırlıyorsanız Olacak O kadar, Yasemin'in Penceresi, Hadi Anlat Bakalım, Adam Olacak Çocuk, Saklambaç.. gibi programları hatırlıyorsanız. Gençlik hayaliniz Beverly Hills teki havuzlu arabalarsa, Kolalı jelibonun önce kapağını yediyseniz, Annenizin poşetler dolusu taso, misket, sporcu kağıtları, gazoz kapaklarını attığını öğrenince ağladıysanız, Peçete, kağıt, poşet vb. koleksiyonu

YILIN BAŞARILI KADIN SÜRÜCÜLERİ!

46 BODRUM e ü nt

gırgır sözler


Bodrum Bülten Ekim Kasım 2007  

Bodrum Bülten Ekim Kasım 2007

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you