Issuu on Google+


1


sayı

152

EYLÜL 2009

i Ç i N D E K i L E R

2

4

Merhaba / Demircan TÜRKDOĞAN

6

Yok Deve!..

8

Karaada Termal Mağaraları

10

Bodrum Limanı’nda Yeni Bir Eski

12

Ayın İçinden

14

Bir Antik Kent Ayağa Kalkıyor

18

Gümüşlük Postası

22

İlhan Berk; Mısırkalyoniğne

24

Ayın Anketi

28

Bodrum’da Bir Kilise Vardı / Erdoğan Kayalar

32

Yazarların Bodrum’u / Çağla Güneşler

34

Gez. Göz. Arpacık / Yeşim & Kader Onay

36

Bir Zamanlar / Bülent Akkurt

38

Parantez / Hüsniye Kaya

40

İnternetçe / Zeynep & Özer Erke

42

Kadınlık / Cansın Türkdoğan

43

Sağlık

44

Lezzet Ustaları / Forever Club

45

Haber Turu

55

Kent Rehberi

63

Karikatür / Ali ŞUR

8

28

14

34

24

27


3


BODRUM KÜLTÜR ve YAŞAM DERGİSİ

DEMİRCAN TÜRKDOĞAN Genel Yönetmen Yardımcısı Yazı İşleri Müdürü: CANSIN TÜRKDOĞAN Haber Editörü: YİĞİT UYGUR Grafik Tasarım: TÜRKAN FIRAT Yayın Koordinatörü: ÇAĞLA GÜNEŞLER Sayının Yazarları: BÜLENT AKKURT ERDOĞAN KAYALAR GÜLNAR ÖNAY HÜSNİYE KAYA KADER - YEŞİM ONAY ZEYNEP - ÖZER ERKE Kapak Fotoğrafı: YİĞİT UYGUR Reklam Koordinatörleri: NURHAN İBAK ÖZGÜR ÜNLÜ PINAR ETİ BANU KAPLAN İletişim: Caferpaşa Cad. No: 52/3 48400 BODRUM Tel : 0 252 313 42 24 313 56 66 Fax: 0 252 316 44 42 info@bodrumajans.com.tr www.bodrumajans.com.tr Baskı: Ankara Ofset ANKARA Yayın Türü: Yerel Süreli Basım Tarihi: 31/08/2009 Dağıtım: Turkuvaz Dağıtım Yayınlanan yazıların sorumluluğu imza sahibine, yayınlanan reklamların sorumluluğu reklam sahibine aittir. Bu dergi basın meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder.

21.

DEMİRCAN TÜRKDOĞAN

BODRUMajans Yayın Grubu Adına Sahibi, Genel Yönetmeni:

MERHABA

Olması gereken yerde mi?

G

eçtiğimiz ay Bodrum Bülten’in www.bodrumajans.com.tr sitesi anket bölümünde “Araştırmalara göre Bodrum’un turizmdeki gelişimi, dünya çapındaki ilerlemenin gerisinde kalıyor. Sizce bunun en büyük sebebi nedir?’’ sorusunu yönelttik ve aşağıdaki seçenekleri sıraladık: 1- Bodrum’un yeterince tanıtılamaması veya yanlış tanıtılması 2- Yanlış pazarlama tekniklerinin kullanılması 3- Turistlere sunulan tatil olanaklarının cazip olmayışı 4- Bodrum’un doğal ve kültürel değerlerinin yeterince korunmaması. Ziyaretçi % 50 oranında “Bodrum’un doğal ve kültürel değerlerinin yeterince korunmaması” şıkkını tıklarken, “Bodrum’un yeterince tanıtılamaması veya yanlış tanıtılması” şıkkı ikinci sırayı aldı. Üçüncü sırada ise “Yanlış pazarlama tekniklerinin kullanılması” geldi. Sizlerden en az oylama alan şık ise “Turistlere sunulan tatil olanaklarının cazip olmayışı”. Dergiye “Bodrum olması gereken yerde mi” başlığı altında yer alan bölümde, 1. Uluslararası Türk Ege Turizm Zirvesi’ne katılan Bodrum’un Eski Kaymakamı ve şu sıralarda Kültür ve Turizm Bakanlığı Genel Müdürü olarak görevini sürdüren Cumhur Güven Taşbaşı, Bodrum’un sorunlarının yıllardır değişmediğini, yöneticilerin ve turizmcilerin çok laf, az iş alışkanlığından vazgeçemediklerini dile getirdi. Bodrum’un eski Kaymakamı Abdullah Kalkan ise yeni görev bölgesine gitmeden önce Bodrumluya bir öğütte bulundu. Kalkan, İlçe’nin geleceğini karanlık gördüğünü söyleyerek endişelerini dile getirdi.

“Bir anda Gümüşlük, Yarımada’nın parlayan yıldızı oldu” diyen Yiğit Uygur bu sayı Gümüşlük için çalıştı. Uygur, Bunun nedeninin köyde gerçekleştirilen tarih, kültür ve sanat adına yapılan çalışmalar olduğunu belirtiyor. Bu arada bir de Gümüşlük’ten yeni bir gazete ile tanışıyoruz; O, “Ayda bi çıkıp duru”. Erdoğan Kayalar bu sayıda Halk Eğitim Merkezi’ne dönüştürülmüş olan Bodrum “Aya Nikola” Kilisesi’ni konu edindi. Bodrum Bülten okurları için Cunda Adası’na gitti, yıkım yerine onarım yapılan oradaki kiliseyi inceledi. Bodrum “Aya Nikola” Kilisesi’nin belgelerini araştırdı, toparladı ve şimdiye kadar “Aya Nikola” olarak anılan kilisenin kayıtlarda “Aya Yorgi” olarak geçtiğini belirledi. İstanbul’a 44 yıl hizmet veren HAREM Araba Vapuru’nun kaptan köşkü, şimdi hem Bodrum’un araba vapurlarına hizmet veriyor, hem de limanda küçük bir anı müzesi de oluşturdu. Konuyu Araştırmacı-Yazar İbrahim Arkula sayfalarımıza aktardı. Bu sayı ile birlikte Bodrum Bülten sayfalarına ilgiyle izleyeceğinizi umduğumuz yeni bir bölüm daha eklendi. “İNTERNETÇE” Zeynep ve Özer Erke’nin hazırladığı bu bölümde iletişimle ilgili pek çok konuda yenilikleri yakından takip edebilecek, teknik konularda daha fazla bilgi sahibi olma imkanını yakalayacağız. Bodrum Bülten bu sayı ile kış yayın dönemine giriyor. Mayıs sayısına kadar iki ayda bir buluşmak umuduyla yine dolu dolu, yine buram buram Bodrum kokan bir dergi. Şimdilik hoşcakalın...

• BODRUM BODRUM AJANS Caferpaşa Cad. 52/3 OASİS DANIŞMA - DENTBODRUM - D&R Milta Marina FADO AKSESUAR / Azmakbaşı - TRIMSLIM / Estia Çarşısı • GÜNDOĞAN GALİPDOS MOBİLYA & AKSESUAR • KONACIK BODRUM MUTFAK - DENİZHAN - ALDİMO MOBİLYA • ORTAKENT BODRUM GOLF CLUB • TURGUTREİS MİGROS ÖNÜ GAZETE BAYİİ - BOOM CAFE/D-Marin • YALIKAVAK ERDEM ECZANESİ - BORA VETERİNER - PORT MARİN

ÜCRETSİZ DAĞITIM NOKTALARI

AYRICA BELLİ OTELLERİN RESEPSİYONLARINDAN ve LOBİLERİNDEN BİR AY ÖNCEKİ BODRUM BÜLTEN DERGİSİNİ ÜCRETSİZ OLARAK ALABİLİRSİNİZ...

4


5


A yın İçinden Hollywood’un Bodrum’u Afganistan gibi!

Amerikan yapımı “The Last Templar” ’da sadece Bodrum değil, Türkiye, öyle gösteriliyor ki, sahnelerin Irak’ta ya da Afganistan’ın bir köyünde geçtiğini düşünebilirsiniz.

YOK DEVE!..

‘The Last Templar’ filminde Bodrum sanki çölde bir Arap Ülkesi

Bodrum Belediye Başkanı filme isyan etti

Develerin gezdiği çöller, klasik bir Arap Köyü’nde rastlanabilecek tek katlı yapılar, çadırlar, sokakta yılan oynatan adamlar... Amerikan yapımı ‘The Last Templar’daki görüntüler Irak’ı ya da Afganistan’ı andırabilir ama filmdeki görüntüler Bodrum’a ait. Tabii Amerikalı yapımcıların gözünden...

Amerikan yapımı ‘The Last Templar’ adlı yapımın Bodrum’da geçen sahnelerinde deve kervanlarının, çöllerin gösterilmesine Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon sert tepki gösterdi.

Eski bir hazinenin peşine düşen kahramanların macerasını anlatan ‘The Last Templar’, Hollywood dizi ve filmlerinin çok uzağında. Tapınak şövalyeleri üzerine kitaplarıyla tanınan Raymond Khoury’nin kitabından uyarlanan yapımda, coğrafya ve arkeoloji alanında büyük hatalar var. Oscarlı oyuncu Mira Sorvino’nun başrolde olduğu yapımın Bodrum’da geçen bölümlerinde, kahramanlar, deve kervanlarının geçtiği çöllerde konaklıyor. Bodrum’un yemyeşil ormanlarının yerini uçsuz bucaksız çöller alıyor.

6

Yapımın internette aldığı eleştiriler de olumsuz yönde. En büyük sinema veritabanı imdb.com’da filme kullanıcılar 5.0 puan vermişler. Filmin, Türkiye’nin imajına zarar verecek sahnelerle dolu olduğunda da herkes hemfikir.

Kocadon, görüntüleri “Bodrum’la ilgisi alakası olmayan kandırmaca görüntüler. Bodrum ve Türkiye üzerine oynanmak üzere olan bir oyun” olarak değerlendirdi. Bodrum’un kuzeyinde ormanları, güneyinde narenciye bahçeleri olan bir turizm cenneti olduğunu belirten Kocadon, konuyla ilgili şunları söyledi: “Türkiye’yi Afganistan’la karıştırmasınlar. Biz modern, çağdaş Türkiye’nin dünyaya açılan ikinci kapısı olan Bodrum’un böyle çirkin görüntülerle sergilenmesine karşıyız. Tepkimizi de açık bir şekilde göstereceğiz.” Hollywood’la gerekli yazışmaları yapacağız. Hatta Hollywood’a kadar gidip filmin gösterilmemesi için elimizden gelen herşeyi yapacağız. Bu konuda hukuki anlamda da ne yapılması gerekiyorsa yapacağız. Belediyemizin avukatıyla bununla ilgili çalışmaya başladık. Turizm Tanıtım Genel Müdürlüğümüz ile görüşüp bu konuda ortak tavrımızı sergileyeceğiz.” n NTV


7


A yın İçinden

Hazırlayan: ZEKİ ÖZKESKİN

Karaada Termal Mağaraları turistlerin ilgi odağı oldu

Bodrum merkezine 2 mil uzaklıkta bulunan Karaada mağaraları her gün yerli ve yabancı yüzlerce turist tarafından ziyaret ediliyor. Günlük gezi tekneleri ile Karaada’ya gelen turistler termal su havuzlarına girip şifalı sulardan yararlanıyorlar. Mağaranın derinliklerinden kayaların arasından çıkarılan çamuru, cildi güzelleştirdiğine inandıkları için yüzlerine sürüyorlar.

K

araada’nın çamurunu ilk kez Zeki Müren tanıtmıştı. Sanat güneşi Zeki Müren, Bodrum da yaşadığı yıllarda Karaada’ya sık sık giderek yüzdüğü ve cildi gerdirdiği için yüzüne sürdüğü mağaradan çıkarılan çamur, daha sonraki yıllarda güzellik çamuru olarak ta anılmaya devam etti. Bu nedenle Karaada Mağarasının bir adı da “Güzellik Mağarası” olarak anılıyor. Karaada’nın kuzey kıyılarında Bodrum’a bakan tarafında yer alan mağaralar içinde bulunan termal suyu özellikle romatizma hastalıklarına ve göz rahatsızlıklarına iyi geldiği biliniyor. Karaada mağaralarından denize akan termal şifalı suların bileşiminde sodyum mağnezyum, potasyum, kalsiyum ile klorür bulunuyor. Mağarada bulunan geçitler ve sualtı kanalları adanın derinliklerine kadar uzanıyor. Mağaranın içindeki ilk odacıklara kolayca ulaşılabiliyor. İlk odacık gün ışığından yararlanarak bir ayna ile içeriye yansıtılıyor. Böylece mağaranın içine girenler için kısmi aydınlık sağlanıyor. Mağaranın derinliklerine ilerlemek için ise özel donanım ve uzmanlık gerekiyor. Karaada imar planlarında turizm alanı olarak işaretli olmasına rağmen 1. Derece doğal ve 2. Derece arkeolojik sit alanı olması nedeniyle yapılaşma yasağı bulunuyor.

8

Mısır Kraliçesi Kleopatranın Romadan kaçtığı ve 3 yıl Ege kıyılarında saklandığı yıllarda Karaada da yaşadığı mağara girişinde bulunan bir bilgilendirici pano ile ziyaretçilere anlatılıyor.


Geçen sene düzenlendiği ilk yılda ziyaretçi ve katılımcılar için son derece verimli geçen YAPI’09 Yapı Malzemeleri ve Yapı Yenileme Fuarı bu yıl 14-17 Ekim 2009 tarihleri arasında ikinci buluşmaya hazırlanıyor.

Bodrum’da ikinci buluşmaya sayılı günler kaldı n İlki geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen “Yapı Malzemeleri ve Yapı Yenileme Fuarı” nda “Sev San” firmasının stardı.

fesyonellerin ve alıcıların en önemli buluşma noktası haline gelecek.

n Tunajans Genel Müdürü Fatih Tuna, fuarların önemini dile getirdi.

Y

API’09; Bodrum Ticaret Odası, Bodrum Belediyesi, BODER Bodrum Otelciler Derneği, Bodrum Esnaf Sanayici ve İşadamları Derneği ve Aliağa Organize Sanayi Bölgesi destekleri ile Bodrum Merkez Garaj Pazaryeri’nde ikinci kez ziyaretçileriyle buluşacak. Yoğun geçen yaz tatilinin ardından kendilerini yenilemeye ihtiyaç duyan veya yeni yatırım yapmak isteyen işletmeler YAPI’09 “Yapı Malzemeleri ve Yapı Yenileme Fuarı”nda sektörün tüm bu ihtiyaçlarını gidermek ve yeni yatırım fırsatlarını ortaya çıkarmak için YAPI’09 Fuarı’nı bekliyor. YAPI’09 Fuarı’nda; alt yapı ve makine ekipmanlarından sauna ve yüzme havuzu sistemlerine, PVC kapı ve pencere sistemlerinden ısıtma - havalandırma - soğutma ve tesisat sistemlerine kadar geniş bir ürün yelpazesine yer verilecek. Başta Ege ve Akdeniz bölgeleri olmak üzere tüm sektör profesyonellerinin büyük ilgi göstermesinin beklendiği YAPI Fuarı, yapı profesyonelleriyle birebir bağlantı kurulmasını sağlayacak, en önemli teknolojileri ve ürünleri sergileyebilecek verimli bir platform yaratacak. Bu anlamda YAPI Fuarı, sektöre yön veren firmaların, pro-

İçinde bulunduğumuz zor koşullara rağmen fuar satışlarının gayet iyi gittiğini belirten Tunajans Genel Müdürü Fatih Tuna; “Asıl bu dönemde firmaların kendilerini çok daha iyi tanıtmaları, birebir iletişimlerini kuvvetlendirmeleri için iletişim hizmetlerinden yararlanmaları gerektiğine inanıyorum. İhtisas fuarlarının da bu konuda fonksiyonel olduğunu düşünüyorum. 25 yılı aşkın fuarcılık deneyimimiz bizlere fuarlara katılan firmaların bir adım öne çıktığını göstermiştir. Ben her zaman firmaların tanıtım faaliyetleriyle kendilerini daha doğru ifade ettiklerini düşünürüm. Kişiler nasıl ki kendilerini yüz yüze daha iyi ifade ederlerse firmalar için de aynı şey geçerlidir. Önemli olan sunulan bu fırsatlardan akıllıca yararlanmaktır.” dedi. Fuarların pazarlama, tanıtım, satış gibi pek çok amacının olduğunu belirten Tuna, fuarların en önemli fonksiyonlarından biri olan potansiyel müşteriler bulma, mevcut müşterilerle diyalogları geliştirme, yüzyüze iletişim kurma gibi misyonlarının da olduğunun altını çizdi.

n Fuar hazırlıkları tüm hızıyla devam ediyor

Fuarın tanıtımı ve duyurulması ile ilgili Türkiye genelindeki çalışmaların tüm hızıyla sürdürüldüğü YAPI’09 Fuarı’nda 1000’den fazla marka ve ürün temsil edilerek 8 bini aşkın profesyonel ziyaretçiye ulaşılması hedefleniyor. BESİAD Bodrum Sanayici ve İş adamları Derneği, Bodrum Ticaret Odası, Aliağa Organize Sanayi Bölgesi, BODER Bodrum Otelciler Derneği ile görüşülerek üyelerinin fuarı ziyaret etmeleri konusunda işbirlikleri gerçekleştiriliyor.

n Fuarın Künyesi:

Fuarın Adı: YAPI’09 Konusu: Yapı Malz. ve Yapı Yenileme Fuarı Tarih: 14-17 Ekim 2009 Yer: Bodrum – Merkez – Kapalı Pazaryeri Organizasyon: Tunajans Reklam ve Uluslararası Fuar Hizmetleri Web: www.tunajans.com.tr Bilgi için: Ayşemine Çağlayan 0 232 464 88 98

n FUARIN İÇERİĞİ:

Aktarım Gereçleri (Y.Merdiven, Asansör, vb.), Alt Yapı ve Makine Ekipmanları, Arıtma Sistemleri, Asma Tavan Sistemleri ve Aksesuarları, Aydınlatma ve Elektrik Ürünleri Bağlantı - Tespit Elemanları, Balkon Kapama Sistemleri, Banyo - Mutfak Seramik ve Dekorasyon Ürünleri, Beton - Donatı ve Ekipmanları, Bilgisayar Yazılımları, Bina İçi Donatım ve Otomasyon Sistemleri, Bitirme Elemanları, Borular ve Yardımcı Ekipmanlar, Boya – Vernik ve İzolasyon, Bölme Duvarlar, Cam ve Saydam Elemanlar, Cephe Kaplamaları, Çatı Kaplamaları ve Çatı Cephe Sistemleri, Çevre Düzenleme ve Peyzaj, , Çelik Kapı, Çelik ve Ahşap Evler, Çimento – Sıva ve Harçlar, Dekoratif Bina Donanımları, Döşeme Kaplamaları, Halı – Parke – Mermer vb.Yer Döşeme Malzemeleri, Duvar Eleman ve Blokları, Duvar Kaplamaları, Enerji, Ferforje, Gayrimenkul Pazarlama, Giydirme Cephe Sistemleri, Granit Mermer ve Kayrak, Güvenlik Sistemleri ve Bina Otomasyonu, Güneş Enerji Sistemleri, Hazır Harç ve Sıva, Hizmetler, Isı, Su, Ses ve Yangın Yalıtımı, Isıtma – Havalandırma – Soğutma ve Tesisat Sistemleri, İç ve Dış Mekan Kapılar, İletişim Sistemleri, İskele - Kalıp ve Ekipmanları, İş - İnşaat Makineleri ve El Aletleri, Jeneratörler, Kapı Sistem ve Aksesuarları, Kartonpiyer, Kış Bahçeleri, Merdivenler ve Tamamlayıcı Ekipmanlar, Nalburiye – Hırdavat ve El Aletleri, Mobilya, Panjur – Ses, Işık ve Müzik Sistemleri, Stor ve Jaluzi, Şömine, Pencere Sistem ve Aksesuarları, Perde ve Mefruşat Ürünleri, Prefabrike Elemanlar ve Aksesuarları, Profiller, PVC Kapı ve Pencere Sistemleri, Sauna ve Yüzme Havuzları Sistemleri ve Kimyasalları, Sektörel Yayınlar, Tasarım Hizmetleri, Teras Kaplama Sistemleri, Vitray, Yalıtım Malzemeleri, Yangın ve Güvenlik Malzemeleri, Yapı Kimyasalları – Yapıştırıcılar - Bağlayıcılar, Yapı Sistemleri, Yapısal Çelik Elemanları ve Aksesuarları, Yönlendirme Sistemleri ve Teşhir Elemanları.

9


A yın İçinden

Hazırlayan: İBRAHİM ARKULA

İstanbul’a 44 yıl hizmet veren HAREM Araba Vapuru’nun kaptan köşkü, şimdi hem Bodrum’un araba vapurlarına hizmet veriyor, hem de limanda küçük bir anı müzesi de oluşturdu.

Bodrum Limanı’nda Yeni Bir Eski Mavi Yolculuğun en eski başlama noktasıdır Bodrum Limanı. Bin metre uzunluğundaki ticari rıhtım üzerinde irili ufaklı ikiyüzü aşkın tekne bağlanır. Yazın doluluğu kışın bitecek sanılır ama Bodrum Limanı hep tekne doludur. Hizmet tekneleri, balıkçılar, günü birlik tur yapan yolcu motorları, mavi yolculuk yapan yatlar ve feribotlar eksik olmaz limanda.

D

atça feribotları Ege Denizi’nin iki yakasını birbirine bağlar. Yaz aylarında sabah akşam karşılıklı seferlerle Bodrum ile Datça’nın Körmen Limanı arasında karşılıklı olarak seferler yaparak araç ve yolcu ulaşımına katkıda bulunur feribotlar. Bodrum Limanı’nda, Tepecik Rıhtımı üzerinde Menekşe Sokak karşısında yanaşan Datça feribotlarının bilet gişesi olarak eski bir geminin kaptan köşkü yerleştirildi geçenlerde. Şirin bir görünüm sunan Datça bilet gişesi yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekti.

10

n Harem araba vapurunun inşa edilip denize indirildiği 1965 yılında Ulaştırma Bakanımız Ferit Alpiskender’di. İsmet İnönü’nün Başbakan olduğu CHP-AP hükümetinde, Adalet Partisi senatörü Alpiskender’in eşi Sabahat Alpiskender, geminin denize indiriliş töreninde halatı kesmişti.

Bilet kesilen üzeri tenteli bir masa ve etrafındaki açıklayıcı tabelaların yerinde eski bir araba vapuru olan HAREM’in kaptan köşkü küçük bir anı müzesi de oluşturdu limanda. Bayrak direği ile rıhtımda bulunan gişe içinde Harem araba vapurunun eski resimleri ile beraber tarihi hakkında bilgilere de yer verilmiş.

İstanbul’da Asya ve Avrupa yakaları arasında, Boğaz köprüleri yapılmadan çok önce, araç ve yolcu taşımacılığının vazgeçilmez gemilerinden biri olarak inşa edilmiş Harem araba vapuru. Ülkemizde inşa edilen ilk dizel motorlu araba vapuru özelliği taşıyan gemi, 1965 yılında inşa edilip denize indirilmiş.


Araba vapuruna Dair Bilgiler:

Cinsi: Araba Vapuru Adı: Harem Araba Vapuru Bayrak: T.C İnşa Tarihi: 1965 İstanbul Sicile kayıtlı olduğu liman ve sicil nosu: İstanbul TUGS 1045 Çağrı İşareti: TC 7794 DWT: X Ton GRT/NET: 900,58 / 265,71 Boyu: 52,20 M Derinlik: 4,23 M En: 14,52 M Boş Gemi Ağırlığı (LTD): 900,58 Ton Ana Makineler: 2x520 BHP Yakıt Kaptan Sarfiyatı: Ton/Gün Fahri II 1,7 feribotu Yolcu Kapasitesi: 418 Datça seferine başlıyor.Kış / 576 Yaz Araç Kapasitesi: 55 Oto

Harem araba vapuru köprü üstü Bodrum Limanında

Harem köprü üstü için emek harcayanlardan bir grup Bodrum Belediye kademesinde...

Araba Vapurunun Kimlik Kartı:

n Boğaz köprüleri yapılmadan önce araçların karşıdan karşıya geçişi sadece araba vapurlarıyla gerçekleşiyordu. Araçlar uzun kuyruklar oluşturuyordu.

O yıldan bu yana 2008 yılı ortalarına kadar durmaksızın çalışan gemi, İstanbul’daki görevini tamamladıktan sonra bu yılın ilk ayında İzmir’e getirilmiş. Mart Ayı’nda Aliağa Limanı’na getirilen geminin kaptan köprüsünden biri Temmuz ayında Bodrum Feribot işletmesi tarafından satın alındı ve Bodrum’a getirildi. Bodrum Belediyesi

Bakım ve Onarım Atölyelerinde limandaki yerine yerleştirilene kadar kullanıma hazır duruma getirildi. Raspalandı, boyandı, kapı ve çerçeveleri değişti. İç kısımda köprü üstü kontrol saatleri yerinde kalacak şekilde temizliği yapıldı.

Cinsi: Araba Vapuru Adı: Harem Araba Vapuru Bayrak: T.C İnşa Tarihi: 1965 İstanbul Sicile kayıtlı olduğu liman ve sicil nosu: İstanbul TUGS 1045 Çağrı İşareti: TC 7794 DWT: X Ton GRT/NET: 900,58 / 265,71 Boyu: 52,20 M Derinlik: 4,23 M En: 14,52 M Boş Gemi Ağırlığı (LTD): 900,58 Ton Ana Makineler: 2x520 BHP Yakıt Sarfiyatı: 1,7 Ton/Gün Yolcu Kapasitesi: 418 Kış / 576 Yaz Araç Kapasitesi: 55 Oto

Limanı’nın yeşili içinde beyaz görünümüyle bir örnek oldu. Bir araba vapuru parçası, güzel bir uygulamayla, Bodrum’un Datça seferi yapan araba vapurları için kullanılıyor. Harem araba vapuru ile benzer kaderi olan gemilerimize güzel bir örnek olacağını düşünerek hayırlı olmasını diliyoruz.

Datça Feribot Bilet Gişesi, Bodrum

11


A yın İçinden

Klasik Müziğin Adresi Bu Yaz Gümüşlük Oldu…

Gümüşlük Uluslararası Klasik Müzik Festivali bu yıl altıncı kez kapılarını müzikseverler için açtı. 12 Temmuz – 3 Eylül tarihleri arasında Bodrum’un Gümüşlük beldesinde gerçekleşen festivale klasik müzikseverler büyük ilgi gösterdi.

K

Festivalin kapanış galası ise Eren Levendoğlu ve Gülsin Onay konseriyle gerçekleşti. Haydn, Mozart, Schubert’den eserler seslendiren ikili Rachmaninov’un, Piyano Konçertosu No.3 adlı eserini de ustalıkla yorumladılar.

Ülkemizde bugüne kadar klasik müzik tutkunlarının canlı olarak pek dinleme fırsatı bulamadığı dünyaca ünlü sanatçıları bir araya getiren festival, 1 Haziran’da Brezilya’da katıldığı festivalden dönerken bir uçak kazasında kaybettiğimiz arp sanatçısı Ceren Necipoğlu’nun anısına gerçekleştirildi.

Festival bünyesinde düzenlenen Eklisia Yaz Müzik Okulu’na katılarak sanatçılarla çalışan yerli ve yabancı genç müzisyenler de ayrıca festival süresince verdikleri konserlerle geleceğe büyük umut vaat ettiler. Flüt, arp, gitar, obua, keman ve viyolonsel dallarında düzenlenen masterclass çalışmalarına 60 civarında yerli ve yabancı genç müzisyen katıldı.

ısa sürede ülkemizin ve Avrupa’nın önemli klasik müzik festivalleri arasında yerini alan Gümüşlük Uluslararası Klasik Müzik festivali 10 Temmuz Cuma günü Club Hotel Zemda’da verilen kokteylle start aldı.

Küçük bir balıkçı kasabası olma özelliğini sürdüren ve tarihi yapısına Yarımada’da en çok sahip çıkmış bir belediye olan Gümüşlük’te düzenlenen 6. Uluslararası Gümüşlük Klasik Müzik Festivali’nin Sanat Yönetmenliğini festivalin de yaratıcısı olan piyanist Eren Levendoğlu, sanat danışmanlığı görevini ise devlet sanatçımız piyanist Gülsin Onay üstlendi. Gümüşlük Kültür ve Sanat Derneği, Gümüşlük Belediyesi ve Bodrum Belediyesi organizasyonuyla, her yıl 400 yıllık kilisede gerçekleştirilen konserlerin bu yıl bir bölümü Bodrum Kalesi’ndeki amfi tiyatroda yapıldı. 6. Gümüşlük Uluslararası Klasik Müzik Festivali, Gülsin Onay’ın Bodrum Kalesi’ndeki “Romantik Piyano Müziği” resitali ile açıldı. Kale’deki diğer konser ise 31 Temmuz gecesi piyanist Misha Dacic ve bandoneoncu Hector Del Curto’nun sahne aldığı “Tango Gecesi” idi. Festivalin diğer konserleri Gümüşlük’teki 400 yıllık tarihi kilisede gerçekleştirildi. Piyanistler

12

genç yetenek Emre Elivar ile Macar asıllı Aleksandar Madzar, yurtdışında ülkemizi uzun yıllardır başarı ile temsil eden flütçü Gülşen Tatu, arpın ülkemizdeki bir numaralı ismi Şirin Pancaroğlu, bir çok otoritenin deha olarak adlandırdığı gitarist David Pavlovitz, genç ve yetenekli piyanist Önder Cebeci, Türk Keman Okulu’nun uluslararası temsilcisi Cihat Aşkın ve dünya çapında kendi neslinin en iyisi olarak nitelendirilen çellist Alexander Baillie Eklisia’nın mükemmel akustiği ve samimi ortamında müzikseverlerle buluştu. Öte yandan festivalin yaratıcısı piyanist Eren Levendoğlu’nun Cihat Aşkın’la tarihi kilisede verdiği konser dinleyenleri adeta büyüledi.

Öte yandan flüt ve arp masterclass konserlerinin ardından gerçekleşen, festival programına dahil olmayan Telvin konserinde genç müzisyenler ve Türk özgün caz müziğinin başarılı ismi Erkan Oğur bir araya geldi. Gitarist Erkan Oğur, bascı İlkin Deniz, Klavyeci Genco Arı, Davulcu Turgut Alp Bekoğlu ve misafir sanatçı gitarist Akın Eldes’ten oluşan Telvin Grubu’nun doğaçlamalardan oluşan performanslarına eşlik eden flüt ve arp okulu öğrencilerine daha sonra arp sanatçısı Şirin Pancaroğlu, flütist Gülşen Tatu ve kemanıyla Eren Levendoğlu da katıldı. Böylece müziksever ilginç bir birlikteliği Eklisia’da izleme fırsatı buldular. Bu yıl 6. kez düzenlenen ve her geçen yıl adından daha çok bahsettiren Uluslararası Gümüşlük Klasik Müzik Festivali çerçevesinde düzenlenen 19 konsere 8 ila 10 bin civarında müziksever iştirak etti. Müzik otoritelerinin ve basının sıkça söz ettiği festival dünya çapında bir festival olma yolunda çok önemli adımlar atmış oldu.


“Daha önce PARK YASAĞI kapsamında bulunan caddeler OTOPARK hizmetine açıldı” Daha önce park yasağı kapsamında bulunan NEYZEN TEVFİK CADDESİ, ATATÜRK CADDESİ, ZEKİ MÜREN CADDESİ, PAŞA TARLASI, SANAYİ BÖLGESİ VE GÜMBET İNÖNÜ CADDESİ artık Bodrum’da ücretli otopark olarak hizmet veriyor.

A

rtık Bodrum’un ana caddelerinde. yolun kenarına arabanızı uzun sürede bıraksanız, 15 dakika da bıraksanız B.B Bodrumspor Kulübü’nün kasasına en az 3 lira park ücreti ödemek zorundasınız. Cadde kenarında işyeri bulunan esnafa ve konut sahiplerine kolaylık sağlanmış. Onlara özel kart hazırlanmış. 2009 yılı sonuna kadar 200 lira ödeyecekler. Bilindiği gibi Tepecik Çay Bahçesi dahil bazı mekanların işletmesi de B.B Bodrumspor Kulübü’nde. Kulüp, aşağıdaki basın bildirisiyle durumu duyurdu; “Değerli Bodrum halkımızın ve dışarıdan gelen konuklarımızın en önemli sorunlarından biri otopark sorunudur. Hem bu soruna çözüm getirmek hem de Kulübümüze yeni bir gelir kaynağı yaratmak amacıyla Sayın Kaymakamımız,Sayın Belediye Başkanımız ve Sayın Emniyet Müdürümüzün de katkılarıyla daha önce park yasağı kapsamında bulunan NEYZEN TEVFİK CADDESİ, ATATÜRK CADDESİ, ZEKİ MÜREN CADDESİ, PAŞA TARLASI, SANAYİ BÖLGESİ VE GÜMBET İNÖNÜ CADDESİ otopark hizmetine açılmıştır. Sadece tek taraflı araç parkına izin verilmektedir. Bu nedenle bu caddelere park eden araçlara ceza yazılması ve çekilmesi sorununa çözüm getirilmiştir. Bodrum Belediye’miz bu otopark işletmelerini Kulübümüze vererek hepimizin kulübü olan B.B.Bodrum Spor Kulübü’ne devamlı bir gelir kaynağı yaratmıştır. Bu caddelerde işyeri ya da konutları bulunan hemşerilerimizin mağduriyetini engellemek amacıyla abone kartı sistemi getirilmiştir. Bu abone kartları tüm caddeler için geçerli olacaktır. Bu kartların 2009 sonuna kadar bedeli 200 TL olup, Gıda Çarşısında bulunan kulüp binalarımızdan temin edilebilir. Kolaylıklar olsun sevgili arkadaşlar”.

13


K apak

Hazırlayan: YİĞİT UYGUR

Gümüşlük’te bugünlerde bir hareketlilik var. Aslında bu yaz boyunca Gümüşlük kendinden çokça bahsettirdi. Bir anda Gümüşlük, yarımadanın parlayan yıldızı oldu. Bunun nedeni köydeki tarih, kültür ve sanat adına yapılan çalışmalar. Bu yıl 6.’sı gerçekleştirilen Uluslararası Gümüşlük Klasik Müzik Festivali ve Gümüşlük Akademisi’nin düzenlediği “Umut Konserleri” Türkiye genelinde ses getirdi. Her biri de tüm bu etkinliklerden yüz aklarıyla çıktı.

MYNDOS;

Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Mustafa Şahin

Bir Antik Kent Ayağa Kalkıyor

S

adece sanat adına gerçekleştirilen etkinlikler değil, bir yandan tarih adına yapılan çalışmalar da şimdi gündemi meşgul ediyor. İlk olarak Gümüşlük’ün eski Belediye Başkanı Mehmet Ülküm döneminde 2004 senesinde başlatılan kazılar, bugün 2009’a gelindiğinde yeni başkan Mehmet Tire döneminde de devam ediyor. Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Mustafa Şahin başkanlığında yürütülen kazılarda kayda değer gelişmeler olmuş. Myndos 2004 senesine kadar hiç kazılmamış, araştırılmamış bir antik kent olarak çıkıyor karşımıza. Hakkında tam anlamıyla bir bilgi yok. Mustafa Şahin, Myndos’ta değişik dönemlerde kazı çalışmalarının yapıldığını söylüyor. Bunlardan biri 2004 yılında yapılan yüzey araştırması. Aslında bugün de süren çalışmaların önünü bu yüzey araştırmaları açmış. 2005 yılında ise Mustafa Şahin ve ekibi Gümüşlük’e gelerek bilimsel araştırmalara başlamışlar. 2006 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla kazılar başlamış. O tarihten bu yana kazılara devam ettiklerini söyleyen Şahin, 2007-2008 yılları arasında iki yıllık bir ara verdiklerini de belirtiyor.

n Tavşan Adası’nda 2500 yıllık kilise kalıntıları bulundu

Bu yıl ise her şeye kaldıkları yerden devam eden kazı ekibi geçtiğimiz günlerde 2500 yıllık bir kutsal alan buldu. “Bu bulgu, Myndos için çok önemli bir bulgu” diyor kazı başkanı Şahin; “Tavşan Adası’nda yapılan kazılarda kilise

14

kalıntıları, Mezar alanı ve tapınak olduğunu düşündüğümüz bir yapı bulduk. Bu bulgular Tavşan Adası’nda 2500 yıllık bir kutsal alanın olduğunu ortaya koyuyor…”

taşınan bir mekan, bir mermer blok üzerine kazınan ve 17 satırı korunan bir yazıt, mermer plakalar ve çok sayıda çömlek kırıklarını gün ışığına çıkarmıştı.

Önceki yıllarda, iç limanı koruyan Kocadağ’ın eteklerinde, Tavşan Adası’nın karşısına düşen alanda antik liman kazısı, agoranın üstünde antik hamam kazısı yapan ekip ayrıca agora olarak düşünülen alanda su şebekesi, bu bölgenin batısında Liman Kilisesi, tapınak, kutsal alan, bazilika, ayazma, Dor sütunları tarafından

Tavşan Adas’ndaki bulgular konusunda Mustafa Şahin şu bilgileri veriyor; “Burada yaptığımız kazı çalışmalarında M.Ö. 5. yüzyıla ait bir yapının duvarlarını ortaya çıkardık. Bu yapı tapınak ya da benzeri anıtsal bir yapı olabilir. Yapının tapınak olduğunu düşünüyoruz. Çünkü limana girişte ve hakim bir noktada. Buranın en azından bir bölümü kazı sezonu boyunca gün ışığına çıkartılmaya çalışılacak. Bu bölgeye kutsal bir alan diyebiliriz. Tahmin etiğimiz gibi bir tapınak söz konusu ise M.Ö. 5. yüzyıldan başlayan ve M.S. 10. yüzyıla kadar kullanılan kutsal bir alan söz konusu”.

“Burada yaptığımız kazı çalışmalarında M.Ö.5. yüzyıla ait bir yapının duvarlarını ortaya çıkardık. Bu yapı tapınak ya da benzeri anıtsal bir yapı olabilir. Yapının tapınak olduğunu düşünüyoruz. Çünkü limana girişte ve hakim bir noktada. Buranın en azından bir bölümü kazı sezonu boyunca gün ışığına çıkartılmaya çalışılacak. Bu bölgeye kutsal bir alan diyebiliriz.”

Tavşan Adası’nda yaptıkları kazı çalışmalarında M.S. 13. yüzyıla ait bir yerleşim alanı bulduklarını da anlatan Şahin, bu yerleşim alanının bir sur duvarı ile çevrili olduğunu kaydederek, şunları söylüyor; “Burada yaptığımız kazılarda da bir kilise kalıntısını ortaya çıkardık. Kilisenin zemini mozaik ile kaplı. 10 Eylül’den sonra taban mozaiğini sağlamlaştırma çalışması başlayacak. Kilisenin eteğinde ise bir mezar alanı ortaya çıkardık. Her mezarda ortalama 6 iskelet bulunmakta. Mezar buluntuları, mezar alanının kilise ile bağlantılı olduğunu gösteriyor. Sonuç olarak Tavşan Adası’nda yapılan kazılarda kilise kalıntıları, mezar alanı ve tapınak olduğunu düşündüğümüz bir yapı bulduk. Bu bulgular Tavşan Adası’nda 2500 yıllık bir kutsal alanın olduğunu ortaya koyuyor”.


n Myndos piskoposluk merkezi olarak kullanılmış

Tarihi Mydos Kenti’nin bulunduğu Gümüşlük’te çok sayıda kilise olduğuna işaret eden Prof. Dr. Şahin, sözlerini şöyle sürdürüyor; “Bunun sebebi, Bizans çağında ya da erken Hıristiyanlık döneminde Myndos’un piskoposluk merkezi olarak kullanılmış olması. Bunda en önemli etken de Myndos’un Avrupa’yı Kudüs’e bağlayan kutsal hac yolu üzerinde yer alması. Deniz ulaşımında hacı adaylarının Kudüs’e giderken ya da dönerken uğradıkları kutsal noktalardan birisi. Myndos, bu nedenle Hıristiyanlık dini için önemli. Tavşan Adası’nı ileride özellikle dini turizme açma açısından da önemli”.

n Hoca, Gümüşlük aşığı

Gümüşlük’ü çok şirin bir balıkçı köyü olarak nitelendiren Prof. Mustafa Şahin, insanlarını da çok sevecen bulduğunu söylüyor. Şahin, “Burayı huzur veren, pozitif enerji yaratan bir köy olarak görüyorum. Her gelişimde biraz daha dinlendiğimi, sakinleştiğimi düşünüyorum. Boş zamanımız yok denecek kadar az. Keşke boş zamanım olsa da kafa dinleyip, Gümüşlük merkezine inip gezebilsem, köy kahvelerinde oturabilsem. Her kesimden çok sayıda dostlarım oldu bu köyde. Bunda en önemli etken Mart Ayı içinde vermiş olduğum iki konferans. Bu konferanslar sayesinde köyün yaklaşık yüzde doksanı beni tanıma fırsatı buldu. Bu nedenle her karşılaştığımızda çok samimi davranıyorlar. Bu yüzden artık kendimi buraya bir yabancı olarak hissetmiyorum. Belki “Gümüşlüklü olunmaz, doğulur” diyorlardır ama artık ben de kendimi Gümüşlüklü hissediyorum” diyor.

15


Myndos Antik Kenti’nde 2004 yılından bu yana başlayan bilimsel çalışmaların özeti: n Kamulaştırma olursa kazılar devam edecek

Kazı çalışmalarında olumsuzluklar yok değil. Kazı yapılması gereken yerde devlete ait arazi yok denecek kadar az. Bundan dolayı da bakanlık özel şahısların arazisinde kazı yaptırarak sorun yaşamak istemiyor. Bundan dolayı kamu arazilerinde kazı yaptırıyor. Hatta bu nedenle köyde bazı arazilerin kamulaştırılması talebi doğarken, mal sahipleri de buna yanaşmıyor. Gümüşlük’te fikir ayrılığına neden olan bu konu henüz çözülmüş değil. Bu nedenle de bu sene Tavşan Adası’nı kazdıklarını belirten Prof. Şahin, “Çünkü burası devlet arazisi. Ama önümüzdeki yıllarda kamulaştırma işlemleri başlar ve devam ederse kazılar da aynı hızla devam edecek” diyor.

n 500 yıl lazım

Myndos’un tamamının ortaya çıkarılması konusunda 500 yıllık bir çalışmaya gerek duyulduğunu belirten Mustafa Şahin, “Şunun altını özellikle çizmek istiyorum: Biz ağır iş makineleriyle çalışmıyoruz. Kısa bir zamanda bütün şehrin ortaya çıkması mümkün değil. Titiz bir çalışma gerekiyor. Burada görevimiz hem mimariyi ortaya çıkarmak hem de eskiden burada yaşamış insanların kültürlerini, geçirmiş oldukları hastalıkları, ölümleri, nasıl yaşadıklarını, ortalama ömürlerini, mutfak kültürlerini, ekonomik gelirlerini, hangi kentlerle ilişkide olduklarını, kimlerin burayı yönettiğini belirlemek, bu sorulara cevap bulmak. Bu da ancak titiz bir çalışmayla olabilir” diyor.

n Myndos’a teşekkür yazısı

2006 yılında Prof. Mustafa Şahin başkanlığında yürütülen kazılarda ortaya çıkarılan tablet tarihin derinliklerine ışık tutacak nitelikte. Bu tablet üzerinde yazan yazıdan anlaşılıyor ki, burada

16

yaşayan Myndos halkı çok güvenilir ve adillikleriyle tanınıyorlarmış. Yazı bir hakemlik hakkında. Bugünkü Yatağan’da bulunan Stratonikeia ile bugün Çine olan Alabanda arasında kentin sınırları konusunda bir anlaşmazlık çıkıyor. Bunun üzerine Myndos’tan beş kişilik bir hakem heyeti davet ediliyor ve bu heyet iki tarafı incitmeyecek şekilde bir karar veriyor. Kazı ekibinin bulduğu yazı bu olay üzerine şehre gönderilen teşekkür yazısı. Yazıda “Çok memnun olduk. Myndosluların ne kadar adil olduğunu gösterdiniz. Bu tableti Myndos’un en görünen yerine dikin” deniyor.

n Kazılar bildiklerimizi değiştiriyor, tarihe ışık tutuyor

Mustafa Şahin, bugüne kadar bildiğimiz bazı doğruların bu kazılarla değiştiğini belirtiyor. Şahin şunları söylüyor; “Şu ana kadar bulduklarımızdan öğrendiğimiz en önemli bilgi şu: Burasının 350 yılında Halikarnassos’taki Kral Mausolos tarafından kurulduğu sanılıyordu. Ama bulduğumuz keramiklere bakınca burada dördüncü, beşinci, altıncı yüzyıllarda yaşayanlar olduğunu anladık. Bundan sonra da her şeyi bulabiliriz. Özel bir şey bulmayı bekliyorum. Mesela büyük bir tapınak bulmayı! Myndos’un gerçek sikkelerini, tiyatrosunu, agorasını bulup ortaya çıkartmayı umuyorum. Belki on sene sonra müzik festivalini kendi tiyatromuzda yaparız”. Herkesin umudu turizm olmuşken, hemen yanı başımızda yatan bu tarih zenginliğinin üzerine 5 yıldızlı oteller, 2. konutlar, siteler dikilmeden Myndos’un ayağa kaldırılması herhalde ekonomi için, Bodrum’un 12 ay turizmi için birinci önceliğimiz olmalı. Yeter ki, toplumsal bir sağduyu ile bu bölgedeki arazi sahipleri, -kendileri de mağdur edilmeden arazilerini kamulaştırmaya açma izni versinler. Çünkü Myndos herkesin antik kenti.

n 2004

- İlk yılki bulgulara göre şehir yaklaşık 5 km uzunluğunda sur duvarlarıyla korunurdu. Bir tane iç liman ve bir tane dış liman olmak üzere iki limanı vardı. Surlar limanları da koruyacak şekilde düzenlenmişti. Limanlar özellikle etkili olan kuzeybatı rüzgârına karşı korunaklı yapılmıştı ve dörtgen kulelerle takviye edilmişti. Bugün bunların büyük bir kısmı modern bahçe duvarları ve erozyon toprağı altında. Günümüzde limanın gözetleme kulelerinden biri suyun altında hala görülebiliyor. - Sur duvarında kullanılan taşlar kente 3 km mesafedeki Koyunbaba Mevkii’ndeki taş ocaklarından getirilmişti. - Akropoliste yapılan incelemelerde ayrıca kule yapısına birleştirilmiş şekilde inşa edilen ve iki odadan oluşan bir birim var. Duvarların yalıtımında kullanılan sıvaya bakılırsa burası sarnıçtı. - Tavşan Adası başlangıçta anakarayla birleşikti. - Şehirde yarımadayı çevreler şekilde inşa edilmiş olan ikinci bir sur duvarı daha vardı. Bu duvarlar daha büyük blok taşlardan inşa edilmiş ve “Leleg Duvarı” olarak adlandırılmıştı. - Batı Limanı’na inen geniş düzlükte en güney uçta bir kilisenin alt yapısı vardı. Temel izlerinden anlaşıldığı kadarı ile bu kilisenin altında orijinal bir tapınak olmalıydı. Bu kilisenin kuzeyindeki düzlükte yine podyum şeklinde yükseltilmiş ana kayanın üzerine yerleştirilmiş olan bir tapınağa ait temel kalıntıları bulundu. - Tapınağın hemen kuzeyindeki yamaç üzerinde içbükey yapıda bir saha vardı. Arazi yapısı ve konuma göre burası şehir tiyatrosunun bulunduğu alandı. - Yüzeyde yapılan incelemelere göre, ti-


yatro tepesinin doğu duvarına ulaşacak şekilde yamaca paralel ilerleyen bir cadde vardı. 10 metreden geniş olan bu cadde büyük bir olasılıkla şehrin ana caddesiydi. - Şehrin günümüze kadar kısmen de olsa ayakta durmayı başarabilen iki yapısından birisi Dionysos Tapınağı’nın yaklaşık 1 km kuzeydoğusunda bulundu. Burada sökülen tapınağın birinci sınıf işçilikteki mermer mimari elemanları kullanılarak sonradan bir kilise inşa edilmişti. - Günümüze kadar ayakta kalabilmeyi başaran tek yapı Eklisia’dır. Bu kilisede güneydeki giriş kısmının üst yanına sonradan konulduğu rahatlıkla anlaşılabilen ve üzeri aşınmış olsa da dört satırlık Grekçe yazıtı görülebilen bir kitabe var. Kitabe üst yanına sonradan kazınan bir haç motifi ile Hıristiyanlaştırılmış. Kapı ve pencere sövelerinde de mermer devşirme parçaları kullanılmış. - Ayakta varlığını koruyan bir diğer yapı, kilisenin yaklaşık 100 m kuzeydoğusunda bulunan hamamdı. Köylülerin ifadesine göre bu yapının yaklaşık 100 metre güneyinde açılan bir sarnıç çukurundan çok sayıda mermer kurna ortaya çıkmış; arazi sahibi bunun üzerine çalışmaları durdurtarak, kuyunun üzerini kapattırmıştı. - Yarımadanın doğusunda uzanan ve Doğu Limanını koruyan mendireğin batı ucundaki kalıntılar da dik yamacın hemen eteğinde ve mendireğe koşut şekilde yerleştirilmiş, üzeri kemerli bir örtüye sahip olan iki oda bulundu. Mekânın tabanında hala mozaik döşemenin izleri duruyor. - Sur duvarlarının dışında Doğu Nekropolü olarak adlandırılan bölgede sur duvarlarının hemen doğusundan itibaren kayalık alanda kayaya oyulmuş mezarlar ve mezar alanlarının vazgeçilmez öğesi olan sunaklara ait örnekler bulundu. Saptanan örnek ne yazık ki günümüzde bahçe duvarının bir parçasıydı. Doğu Nekropolü Kızıl Burun olarak adlandıran

burna kadar devam etmekteydi. - Kızıl Burun olarak adlandırılan alanın batı yamacında, bilinmeyen bir tarihte açılmış olan bir kaya mezar saptandı. Mezarının içinde, her bir kenarda yer alacak şekilde üç adet ceset teknesi bulunuyordu. Bunlardan birisinin kapağı halen teknenin içindeydi. - Güm-San Tatil Köyü’nün içerisinde yine kayaya oyulmuş bir mezar daha vardı. Tatil Köyü inşa edilirken büyük bir bölümü tahrip edilse de iki ceset kapasiteli bir mezar odası duruyordu. - Kentin sonunu hazırlayan büyük deprem sonrasında limanı doğu tarafta sınırlayan ve bir ucu Tavşan Adası’nda sona eren sur duvarının bulunduğu temeller ile güneyde mendirek üzerinde bulunan mimari yapı su altına inmiş ama önemli ölçüde ayakta kalmış. Liman girişinde çok sayıda amfora kırığı bulundu. Liman içinde ise kuzeybatı kıyıya yaklaştıkça sualtında mermer mimari parçalarda bir yoğunluk görüldü. - 2004’te yapılan yüzey araştırmasının sonucuna bakılırsa, Gümüşlük’te çok büyük bir şehir tamamıyla hala toprak altındaydı ve Myndos’ta düzenli bilimsel arkeolojik kazıların sürdürül-mesi gerekiyordu. Tersi bir durumda çok hızlı bir şekilde kentin tamamı yazlık evler veya çok yıldızlı otellerin altında kalacaktı. Myndos, Bodrum Yarımadası’nda kültür turizmi için bakir ve potansiyel bir kaynaktı. Bu kaynak, kentin ortaya çıkartılmaya başlaması ile daha da güçlenecekti. Böylece çok geçmeden de Yarımada’da Bodrum eğlence turizminin, Gümüşlük ise kültür turizminin merkezleri olacaktı.

n 2005

- Kazı çalışması Gümüşlük Yalıkavak yolunun genişletilmesi esnasında ortaya çıkan mezarların temizlenmesi ile başladı. Burada büyük bölümü tahrip edilmiş şans eseri henüz soyulamamış üç adet kayaya oyulmuş mezar vardı. - Bir yıl önce bulunan kıyıdaki oda tamamen temizlendi ve mozaik zeminin üzerinin daha sonraki bir tarihte mermer plakalar ile kaplandığı anlaşıldı. Ayrıca odanın güneyinde ikinci bir mekânın bulunduğu keşfedildi. Bu iç odada zemine doğru inildikçe mermer buluntular sayıca artmaya başladı. Mermer plakalar üzerine betimlenen haç motifleri bu alanın en azından bir dönem Hıristiyanlıkla ilgili bir fonksiyona sahip olduğunu gösteriyordu. Ön odada yer alan çukur burada define amaçlı kaçak kazı yapıldığının en güzel kanıtıydı. - Her iki limana uzak olmayan bir noktada, agoradan ana caddeye çıkan liman caddesinin üzerinde kuzey-güney yönünde uzanır şekilde yer alan imparatorluk hamamı bulundu. Batı duvarının bir bölümü nerede ise üst örtüye kadar korunmuştu. Doğu duvarı da önemli ölçüde ayaktaydı ve dış cephesinde bulunan kör nişler ve ortada kemerli bir kapı açıklığı nedeni ile doğu yönüne doğru genişleyen bir diğer mekâna işaret ediyordu. Burada bulunan üzerinde haç motifli pişmiş toprak Bizans ampula parçası bu tahribatın dönemini göstermekteydi.

n 2006

- Şehrin agorasının bulunduğu yer olarak tahmin edilen ve iki liman arasında kalan düzlükte

7 farklı sondaj açıldı. Ve şehri besleyen tatlı su şebekesinin bir bölümü ortaya çıktı. Sonraki bir dönemde onarım sonrasında yapılan bir yamanın direncini güçlendirmek için tesisatın üzerine yerleştirilen büyük taş blok, antik çağ mühendisliği üzerine kayda değer bir buluştu. - Liman Kilisesi olarak adlandırılan yapının doğusunda kilisenin bir önceki evresine ait olabilecek tapınağın sunağını arama amacıyla başlatılan sondajda su şebekesinin devamı ve Oriantalizan döneme kadar geri giden (İ.Ö. 740–700) seramik parçaları bulundu. Seramik buluntular kentin kuruluşunun M.Ö. 350 öncesine gittiğini kanıtlaması açısından sezonun en değerli keşifleri arasına kaydedildi. - Daha sonra bulunan obsidyen parçaları da burada M.Ö. 350’den önceye giden bir yerleşimin olduğunu kesinlikle belgelemekteydi. - Ana kayanın üzerine yerleştirilen tapınak ortaya çıkartıldı. Kutsal alanı çevreleyen ve büyük taş bloklarla örülen duvarlar işçilik olarak en azından M.Ö. 350 öncesine işaret etmekteydi - Tapınak üzerinde yapılan kazı Bizans Çağı’nda buraya da bir kilise inşa edilmiş olduğunu gösterdi. Kiliseye ait mozaik kaplamanın bir bölümü bu çalışmalarla sağlam olarak gün ışığına çıkartıldı. - Bir mermer blok üzerine kazınan ve 17 satırı korunan bir yazıt bulundu. Bu yazıttan Stratonikeia (Eskihisar) halkının da Alabanda (Çine) halkı gibi Myndos’tan bazı ayrıcalıklar istediği anlaşılmaktaydı. - Kazı evinin hemen kuzeydoğusunda arazi sahibiyle yapılan protokol çerçevesinde başlatılan kazılar sonucunda doğu-batı yönünde uzanan ve Dor sütunları tarafından taşınan bir mekân gün ışığı ile buluştu. - Liman girişinde bulunan ve şapel olduğu düşünülen alanda kazılara devam edildi. Burada ortaya çıkartılan su kaynağında yapılan ölçümler neticesinde suyun içilebilecek tatlı bir su kaynağı olduğu ortaya çıktı. Çok sayıda bulunan üzeri haç motifli mermer plaka burasının dini bir işlevinin olduğunu gösteriyordu. Bu işleve, düzeltilmeyerek kaba bırakılan bir ana kayanın hemen dibindeki su kaynağı da ilave edildiğinde burada bir ayazma ile karşı karşıya olduğu anlaşılıyordu.

n 2007 ve 2008

- Kazı çalışmaları durduruldu. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü 30.05.2008 tarih ve 97117 sayılı yazısı ile 2006 yılında kazısı yapılan arazinin kamulaştırma işleminin tamamlanmasına kadar Myndos kazılarını dondurduğunu, kazı iznini 2009 yılında tekrar Kazı Denetlemelerini Değerlendirme Komisyonuna sunacağını ve kazı başkanı tarafından yapılacak çalışmaların neticesine göre tekrar değerlendireceğini bildirdi.

n 2009

- Kazılar bu kez Tavşan Adası’nda başladı. Şu sıralar adadaki sur duvarları ortaya çıkarılmakta. Son bulgularda ortaya çıkan M.Ö. 5. yüzyıldan başlayan ve M.S. 10. yüzyıla kadar kullanılan kutsal bir alan ve bunun çevresindeki mezarlar da bugünlerde gün ışığına çıkıyor.

17


İ çimizden Biri Artık Gümüşlük’ün de bir yerel gazetesi var. Tarihi yanıyla ve geleneksel dokusunu korumasıyla Bodrum Yarımadası’nda ön plana çıkan antik adı Myndos olan küçük ve şirin balıkçı kasabası Gümüşlük’ün artık bir gazetesi var; “Gümüşlük Postası”...

Mine Söğüt ve Yiğit Uygur yeni bir “Gümüşlük Postası” hazırlığında.

Gümüşlük Postası,

AYDA Bİ ÇIKIPDURU

K

ısa zamanda kendinden çokça bahsettiren gazete, bir anda ulusal medyanın da ilgi odağı oluverdi. Bunun nedeni ise gazetenin muhabirinden, köşe yazarına kadar hiç kimsenin gazetecilikle alakası olmayan, sade vatandaşlardan yani Gümüşlük’ün köylülerinden oluşuyor olması. TRT, NTV, Cumhuriyet Gazetesi gibi ulusal medya araçlarına da konu olan Gümüşlük Postası, bu ilgiyi bir anlamda hak ediyor. İşin mutfağında profesyonel anlamda gazetecilik yapan iki kişi bulunuyor. Ancak bu iki kişi; gazeteci Mine Söğüt ve Yiğit Uygur, bilgi ve deneyimlerini paylaşarak Gümüşlük Postası’nın sadece akıl hocalığını yapıyor ve grafik tasarımında yer alıyorlar. Bunun dışında işin tüm hamuru köylüler tarafından yoğruluyor. İlginç olan da bu zaten…

n Muhabiri de, yazarı da köylü

Gümüşlük Postası’nda yer alan yazarlar ve muhabirler, daha önce hiçbir gazetecilik deneyimi olmayan Gümüşlüklü köylülerden oluşuyor. Yazarlar, ya köyün yaşlılarıyla ya da köye gelip yerleşmiş sanatçılarla söyleşiler yapıyorlar. Tamamen naif bir anlayışla gerçekleşen röportajlar ise hem köylülerin hem de Gümüşlük’e gelen misafirler tarafından ilgiyle takip ediliyor.

n Yerel şiveyle yayın

Gümüşlük Postası’nın bir diğer özelliği ise köylüler arasında yerel şive ile yapılan röportajların, “İstanbul Türkçesi” denilen

18

gazetecilikte kullanılan Türkçe’ye çevrilmeden yayınlanması. Okurların da tercihi bundan yana olunca, ortaya çok samimi ve yapaylıktan uzak, tamamıyla Gümüşlük’ü yansıtan yazılar çıkıyor. Gazetenin kapağında logonun hemen altında yer alan “Ayda bi çıkıp duru” ibaresi ise gazetenin can alıcı yanı.

n Amaç Gümüşlük belleği oluşturmak

Gümüşlük Postası, tamamıyla bağımsız ve tarafsız bir gazete… Politik görüşlere özellikle yer vermeyen gazete bir anlamda bu özelliğiyle Gümüşlük halkının birlikteliğini ve dayanışmasını arttırmayı amaçlıyor. Çevre, tarih, kültürel değerler ve sosyal yaşamdan önemli kesitler sunan Gümüşlük Postası, gelecek nesillere de bir Gümüşlük belleği oluşturmayı amaçlıyor. Belgesel niteliğindeki yazı, röportaj ve görseller, gelecek nesillere ışık tutacak nitelikte.

n İmece usulü ile çıkıyor

Gümüşlük Postası’nın ticari bir kimliği yok. Diğer gazeteler gibi savcılık izni ve gözetiminde çıkıyor. Her şey legal… Ancak ticari kimliği olmadığı için reklam almıyor, para kazanmıyor ve tamamıyla gönüllülük ilkesi ile çıkarılıyor. Baskı maliyetleri ise yine gönüllü olarak yardım edenler tarafından karşılanıyor. Ama kimse kimseden daha fazla katkı payı ödemiyor. Amaç kimsenin gazeteyi sahiplenmemesi ya da diğer

bir deyişle, herkesin gazeteyi ortak bir paydayla sahiplenmesi. Kısacası tam bir dayanışma söz konusu. İmece usulüyle çıkan gazetenin hamurunda emeği olanlar, gazetenin matbaadan dönüşünü daha büyük bir hevesle bekliyor. Gazete, ayda bir, 2 bin adet, renkli basılıyor ve ücretsiz dağıtılıyor. Kısacası kimsenin maddi bir kazancı yok ama manevi kazanç herhalde anlatılamayacak kadar büyük. Gazetenin resmi olarak sahibi görünen ama “Bu gazete Gümüşlüklülerindir” diyen gazeteci ve yazar Mine Söğüt, projenin nasıl hayata geçtiği yönünde şu bilgileri veriyor; “Uzun yıllar gazetecilik yaptım. Daha önce İstanbul’da yaşadığım yıllarda Cihangir’de de buna benzer bir gazete çıkartıyordum. Gümüşlük’e yerleştikten sonra da bu küçük ama hikayesi bol köyde sadece köylülerin yazacağı, dertlerini, beklentilerini ve kendi tarihlerini anlatacakları bir gazete fikri doğdu. Benim gibi buraya dışarıdan gelip yerleşmiş bir grup arkadaşımla birlikte kafa kafaya verip Gümüşlük Postası’nı çıkarmaya başladık. Yazarlarımızın tamamı köyde yaşayan ve daha önce eline kalem almamış teyzeler, amcalar, gençler, hepsi amatör ama hepsi gazeteciliğe çok hevesli. Biz işin sadece mutfak kısmını hallediyoruz”. Gazetenin imece usulüyle çıktığını vurgulayan Mine Söğüt “gazetemizin çıkarılması için gereken parayı yaklaşık 70 kişi aramızda topluyoruz sanki bir pikniğe gidecekmişiz ve bunun için katışak yapıyormuşuz gibi” diyor.


balıkçılar Dalgıç İhsan, Gül Mehmet, Şeytan İbrahim ve Şefim, sünger yasağını ve komşu Yunanistan’da süngercinin bundan ekmek yerken Gümüşlüklü süngercinin yasak nedeniyle işsiz kaldığından dem vuruyor. Bir önceki sayıda ise “gırgır”la avlanmanın zararlarını konuşan ekip, Karadeniz’den, İstanbul’dan gelip ışıkla avlanan balıkçıdan yakınıyor. Dediklerine göre denizde ne tür canlı varsa tekneye çekiyorlar, işlerine yaramayanı kürekle tekrar denize atıyorlar. Deniz ölü balıkla doluveriyor.

n Kimler yazıyor?

Gazetenin sabit köşeleri arasında yer alan “Bakkal Defteri” bu mesleği icra eden Özcan Abay tarafından hazırlanıyor. Abay, turizmden tutun, köyün sorunlarına kadar aklına ve gözüne takılan güzel ya da çirkin ne varsa kaleme alıyor. Özcan Abay’ın Gümüşlük Postası’nın 2. sayısında yer alan kısa notlar halinde kaleme aldığı yazılarından bir örnek; “Geçenlerde Muhtar Zeki Bey’le yalıdaki restoranların arka kısmı üzerine konuştuk. Onun fikirlerine aynen katılıyorum. Önüne gelen çöpünü, camını, paspasını, dolabını arkaya bırakıyor. Bu da hiç hoş bir görüntü olmuyor. Her dükkanın arkasına ahşaptan estetik görünümlü birer depo yapılması ve eşyaların buraya konulması bence de iyi olur”.

Gazetenin renkli simalarından biri ise Bakiye Kırık… Bakiye Hanım’ın “Gözüme çarpanlar, gönlümden geçenler” adını taşıyan köşesi oldukça çok okuyucu alıyor. Ayrıca gazetenin sağlık yazıları da sağlık ocağı doktoru Selcen Taşeli Erdem tarafından kaleme alınıyor.

2. sayıda göze çarpan yazılardan bir tanesi de köyün eskilerinden Cumhur Dayı’ya ait. Cumhur Özyanık, Gümüşlük’ün sevilen simalarından biri. Yalıdaki Myndos Restoran’ın sahibi. Artık işi oğlu Murat’a devretmiş. Cumhur Dayı, Gümüşlük Postası’na zorluklarla ve umutlarla dolu hayat öyküsünü anlatmış.

Köyün sakinlerinden ev hanımı Belkıs Akar ise her ay köyün gelenek ve göreneklerini anlatıyor, konular tabii ki, köy düğünleri, sünnet düğünleri, doğumlar… Komşusu ve sanatçı Cavide Yükseler ise konuşma kaydını çözüyor, gazeteye aktarıyor. Belkıs Hanım, eski gelenek ve göreneklerin günümüzde unutulmaya başladığını üzülerek anlatıyor. “Eskiden kimsenin parası yoktu ama yine de düğünler günlerce sürerdi. Hediyeler pahada hafifti ama bir o kadar da değerliydi” diyor. Belkıs Akar’ın Gümüşlük Postası’nın birinci sayısında yerel şiveyle yayınlanan yazısını olduğu gibi dergimizin sayfalarına taşıdık;

Gazetede çıkan yazılardan bir tanesi ise “Ah bu korsan taşımacılar olmasa” başlığını taşıyor. Bu yazının yazarları başlıktan da anlaşılacağı gibi, Gümüşlük’ün taksicileri tarafından kaleme alınmış. Gümüşlük Taksi kurucusu ve sorumlusu Sinan Özataş, korsan taksicilerle olan sorunlarını kendisi ve arkadaşları adına dile getirmiş. Gazetenin orta sayfası her ay bir aile albümüne ayrılmış. Köyün köklü ailelerinin, aile albümlerinden seçilen fotoğraflar, orta sayfada sağlısollu yer alıyor. Gelecek nesillere aktarılan bu görsel malzeme tam anlamıyla bir belge niteliği taşıyor. Her sayıda yer alan bir bölüm ise “Sanatçı ve Komşusu”. Bu sayfada köyün yerlilerinden biri, komşusu olan bir sanatçıyla röportaj yapıyor. Yıllardır iç içe yaşayan bu insanların birbirleriyle yaptıkları sohbetler, yapmacıklıktan uzak ve gerçekten günlük konuşmalardan biri gibi yapılıyor. Röportajı yapan köylünün sanatçıya sorduğu sorular bazen birçok profesyonel

n Hepinize selam olsun! gazetecinin aklına gelmeyecek bir soru olabiliyor. Çünkü sorular gerçekten çok naif ve hayatın içinden geliyor. Köyün balıkçıları da her ay iki sayfalık bir sohbet hazırlıyorlar. Sohbetleri kayda alan bu defa köyün yerlisi değil. Ama bir o kadar Gümüşlüklü olmuş, görsel sanatçı Papatya Erkalan, balıkçıların yaptıkları sohbetleri kayda alıyor, sonra çözüp kağıda döküyor. Ya da doğrusu bilgisayar ortamına geçiriyor. Balıkçı sohbetlerinin konusu genelde Gümüşlük ve çevresindeki avlanma sorunları ve süngercilik üzerine oluyor. Bu konuda pek çok derdi olan Gümüşlüklü

Ben bugün size bizim yörenin düğünlerini anlatayım istedim, hazır düğün mevsimi başladı yaaa. Bizim buralağda bir düğün olacağı zaman önce okuntu gelir, okuntu dediğimiz; havlu, tülbent, kumaş olabiliyor. Eskiden davetiye yoktu tabii, onun yerine okuntu gönderilirdi. Şimdileğde okuntu davetiyeyle beraber geliyor. Sen de karşılık olarak hayırlı olsuna giderken hediyeni alıp gidiyosun. Bu hediye pahalı da olur, ucuz da olur, mutfak için bişeyler olabilir. Düğün sahibinlen samimiyetine göre, altın takarsın, yakın akrabansa mesela bilezik takarsın.

Gazetede çıkan yazılardan bir tanesi ise “Ah bu korsan taşımacılar olmasa” başlığını taşıyor. Bu yazının yazarları başlıktan da anlaşılacağı gibi, Gümüşlük’ün taksicileri tarafından kaleme alınmış. Gümüşlük Taksi kurucusu ve sorumlusu Sinan Özataş, korsan taksicilerle olan sorunlarını kendisi ve arkadaşları adına dile getirmiş. (Sağdaki resim). Balıkçılar (solda).

19


Şimdi şimdi zarfın içinde para konulmaya başlandı. “Bir fincan takımı alacağıma kendisi eksiğini alır” diye bütçene göre veriyosun; 10 Lira, 20 Lira, niyse. Damat için de alışveriş yapılır, dipten tepeye ni varsa hazırlanır. Tıraş takımı olsun, kravatı, iç çamaşırı, bi de düğünde giyeceği iki günlük kıyafet alınıyor. Sonra Pazar günü yakınlarınla kız evine ağırlık geliyor. Arabanın içine bir tane de halı atıyorlar çeyiz sandığının üstüne. O gün düğün başlamış oluyor. Birkaç gün de gelen misafirleri ağırlamak için yemek hazırlığınlan geçiyor. Yemekler hazırlanırken bütün komşular yardıma gelir. Düğün Pazar günü başlar, oğlan evinde kız evine gelecek olan, kıyafetler, sandık hazırlanır. Mesela bu ay kahveci Ünal’ın kızı Oya’nın düğününe gittik; Oya ismi gibi oya gibiydi, çok güzeldi. Duyduğuma göre damat, Göltürkbükü’ndenmiş, yatlarda çalışıyormuş. Oya’da anaokulu öğretmeni. Biz düğüne iki gece gittik. İlk gece kına gecesi yaptılar. Oya da çok güzeldi, şık mavi bir gece kıyafeti giymişti. İkinci gün sabah kalkıp arkadaşlarıylan kuaföre gitmişler, hazırlanmış, gelinliğini giymiş oradan oğlan evine geçmişler. Bizim burada öyle oluğ, gelin orada yemek yer, elini öper kayınvalidesinin, kayınpederinin. Sonra evine gelir, evine geldiği zaman babası beline kırmızı kuşağını bağlar. Sonra oğlan evi geldi şiyden, Göltürkbükü’nden, ben görmedim ama 15, 20 araba vardı, dediler. Biz de önce imam gelir, içerde imam nikâhını kıyar, biz onu görmeyiz. Sonra Belediye Başkanı gelir, hükümet nikâhını kıymak için. Bu düğüne de yeni Başkan Mehmet Tire geldi, nikâhı kıymağa. Başkanın başkan olalı ilk kıydığı nikâhdı, ama güzel konuşma yaptı, nikâhdan önce Bodrum havalarında başkanı da oynattılar. Sonra takı başladı. Takı başlayınca önce oğlan evi takar, sonra kız evi. Takılanlar altın, para, bilezik oluyor.

Bu düğünde de takı, hemen hemen bir saate yakın sürdü. Sonra gelinle damat akrabalarıylan oynadılar. Gelin tabii hem mutlu, hem üzgün ama sevmişler birbirlerini. Allah mutlu etsin, bir yastıkta kocatsın.

n Biraz da eski düğünleri anlatayım size;

Eski zamanlarda gençler görücü usulüyle arkadaş ya da komşu aracılığınlan evlenirdi. 10, 15 senedir deyişti, konuşarak evleniyorlar. Şimdi gençler, okudukları, çalıştıkları için oralarda görüyolar birbirleğini. Eskiden elektrik yok, televizyon yok, eğlence yok tabii, düğün olsa da eğlensek diye beklenirdi. Oğlu olanlar orada bakar, soruştururdu. “Şu kız çok güzel kimin kızı acaba?” diye sorardı. Ondan sonra kız evine haber gönderilirdi “Beğenmişler senin kızı” diye. Kız ailesi istiyorsa “Gelsin baksınlar, buyursunlar” deniliyor. İstemiyorsa kabul et-

mezlerdi. Eskiden kızlar daha küçük evleniyordu;16-20 arası. Hiçbi zaman çok küçük evlenme yoktu burada. O zamanlar böyle alışveriş yapacak yerler yoktu ki okuntu olarak sabun dağıtılırdı. Mis gibi sütpembe sabunlar olurdu, sabunların üzerine yazar, herkese sabun gideğdi. Onun karşılığında da alışveriş yapacak yer yok tabii, fasulye, nohut kor, sarar, düğününe onu götürürdük.

n Giyim kuşam da deyişti;

Küçükken hatırladığım kimse başı açık gitmezdi düğüne, o zaman iğne oyası çok olurdu “andilik” denir, herkes üyle güzelce bağlar gideğdi düğüne. Gelin de öyle araba yoktu tabii, berber falan yok, gelinin saçını da becerikli birisi güzelce tarardı, süsleğdi. Gelin düğüne atınan giderdi, ağırlık ta deveyle giderdi. Ağırlık gelinin eşyalarıdır; ayakkabıymış, terlikmiş, gelinlikmiş. Çeyiz de küfelere doldurulur deveyle oğlan eve giderdi. İnsanlar da bakardı “Acaba kaç deve çeyiz götürülmüş” diye. Develerin çokluğu zenginliği de belirtiyordu. O zamanlar buzdolabı da yoktu, onun yerine kızevi teldolabı verirlerdi, deve teldolabı da taşırdı. Değişmeyen düğün günüdür. O zaman da bi Pazar bi de Perşembe günü başlardı. Perşembe günü başlayana eski hafta denir. Eskiden benim hatırladığım kadın çalgıcılar vağdı. Erkek keman çalardı, kadın da darbuka çalardı. Şimdileğde yok kadın çalgıcı. Bi de eskiden düğünün ertesi günü, yeni gelinin evine “Yatak kaldırma” diye gidilirdi. O arada da bi de oğlan çocuğu sokuyolağmış, erkek çocukları olsun diye. Eveet, bu aylık benden bu kadar. Gümüşlük Postası, yitip giden değerleri, kültür, tarih ve görenekleri, gelecek kuşaklara aktarmayı kendisine misyon bellemiş. Günümüzün vahşi hayat standartlarına, sanayi toplumunun arz talep dengesi içinde yitip giden değerlerine karşı rüzgarda bir kibrit ateşi gibi parlıyor. Dileriz sönmez ve dileriz amacına ulaşır.

Gazetenin orta sayfası her ay bir aile albümüne ayrılmış. Köyün köklü ailelerinin, aile albümlerinden seçilen fotoğraflar, orta sayfada sağlı-sollu yer alıyor. Gelecek nesillere aktarılan bu görsel malzeme tam anlamıyla bir belge niteliği taşıyor.

20


A yaküstü Gazeteci Miyase – Serdar KARLIOVA çifti tarafından Konacık’ta açılan Bodrum Sanat Evi kültür ve sanat faaliyetlerine yaz-kış ara vermeden devam ediyor. “Sanatçı ve Sanatseverlerin buluşacağı tek adres” sloganı ile yola çıkan Bodrum Sanat Evi Konacık Belediye Başkanı Mehmet TOSUN ve Ticaret Odası Başkanı Mahmut KOCADON’un kurdeleyi kesmesi ile perdelerini Bodrumlulara açtı.

Belediye Başkanı Mehmet TOSUN konuklarla Bodrum Sanat Evi açılışı kurdelesini keserken.

Bodrum Sanat Evi Perdelerini Açtı

B

asın mensuplarının da yaz kış buluştukları mekanlar arasında olan Bodrum Sanat Evi, geçtiğimiz günlerde Halit Kıvanç’ın da katıldığı bir organizasyonla, başarılı bir etkinliğe imza attı. Serdar Karlıova’nın destekleri ile gerçekleşen organizasyonda, Konacık Belediyesi tarafından Halit Kıvanç’a Türk ve Dünya basınına vermiş olduğu emeklerden dolayı bir de plaket verildi. Miyase Karlıova; “Türkiye’de Radyo ve TV spor yayıncılığının gelişmesinde önemli katkıları olan Mesleğin Duayeni Halit ağabeyimizi ağırlamak bizim için bir onurdu. Ayrıca etkinliklerin yeni adresi Sanat Kafe’de tüm yaz boyunca her hafta düzenlenen workshoplarda Dusod Yaz Kampı öğrencileri ve Bodrumlu gençler, Yazar Filiz Tosyalı, Yazar Ümit Kireççi, Karikatürist Hande Akçam gibi bir çok ünlü isimle buluşma imkanı buldular. Hem keyifli dakikalar geçirdiler, hem öğrendiler. Yine bir ilki gerçekleştirerek, kış sezonunda da çeşitli sanatsal kurslar ve keşvettiğimiz yeni yeteneklerin sergilerinin yanısıra farklı bir konseptle, sinema günleri düzenleyecek ve seyredilen filmleri bir çok ünlü isim ile beraber eleştirileceğiz.” dedi.

“Bodrum’un Su Böreği PAŞA BÖREĞİ” de Bodrum Sanat Evi’nde...

Bugüne kadar bir çok gösteri ve etkinliğe sahne olan Bodrum Sanat Evi’nin Bodrum’a renk getirdiğini dile getiren Karlıova çifti; “Bodrum Sanatevi bünyesinde bulunan resim galerisinin perdelerini ilk olarak, Şebnem Moroğlu’nun Everland isimli sergisi ile açtı. Aynı gün kaybolmaya yüz tutmuş Bodrum eskilerinin satışa sunulduğu dükkanımız Bodrum Antika ve

Bodrum Sanat Evi yıllardır bireysel olarak içinde bulunduğumuz, haber ve organizasyonlarımızla desteklediğimiz sanatçılarımıza bundan böyle kurumsal olarak da halkla ilişkiler ve pr desteği vermenin gururunu yaşıyor. En büyük hedefimiz doğasını ve yerleşeni ile tüm Bodrumlu sanatçıları buradan dünyaya tanıtmak” dediler. Bodrum Sanat Kafe olarak sanata ve sanatçıya her türlü desteği veren Karlıova çifti, Myndos umut konserlerinin de gönüllü tanıtım elçiliğini yaptılar. Bodrum Sanat Evi’ni ziyaret eden Yazar Latife Tekin, sizler sanatçı dostusunuz ve her zaman bu tür etkinliklere destek oluyorsunuz. Konserlerimiz için gönüllü olarak çalışmanız beni çok duygulandırdı” dedi.

Bodrum Sanat Evi Gazeteci Miyase – Serdar Karlıova çifti tarafından Konacık’ta açıldı. sanat severlerinin rahatça soluklanıp; Miyase Karlıova’nın özel formülü ile adeta şimdiden efsaneleşen ve birçok organizasyon, şirket açılışı, kokteyl ve düğünlerin değişmez lezzeti haline gelen tamamı ev kadınları tarafından % 100 doğal malzeme ve yöntemlerle yapılan (Bir gün önce siperişle ev ve iş yerlerine özel teslim olarak ta yapılan) yaprak sarma, çiçek dolma, kalburdan çekme ve tabiki “Bodrum’un Su Böreği PAŞA BÖREĞİ”’ni de bulabileceğiniz Sanat Kafe bizce Bodrum için büyük bir kazanım oldu (Sipariş Tel: 0 532 412 42 94). Çünkü

Ayrıca Bodrum Sanat Evi Uluslararası sanatçılar ile de buluşma aktiviteleri gerçekleştirirken, önümüzdeki günlerde Marmara Koleji, Marmara Üniversitesi, Kibatek Kıbrıs Derneği, Dusod Derneğinden, Bürüksel ve Alman sanatçılar ve bir çok konukla da Sanat Kafe’de buluşarak, Uluslararası bir sempozyumu ve Festivali Bodrum’a taşıyacaklar. Öte yandan Amerika’da yaşayan Şair Melek Can geçtiğimiz günlerde “Bodrum Sanat Evi Şiir Dinletileri” kapsamında Bodrum Sanat Evi’ne gelerek yeni şiirlerini burada sevenlerine icra etti. Konacık Atatürk Caddesi, no 152 de hizmete devam eden Sanat Evi her gün 10:00- 19:00 arası perdelerini sizin için açmaya devam ediyor... Tel: 0 532 412 42 94

21


A nı-Anlatı-Şiir

BÜLENT AKKURT

İLHAN BERK Mısırkalyoniğne Ben İlhan Ağabeyi de, hemen hemen tüm diğer sanatçı ve edebiyatçı dostlarımla olduğu gibi, önce şiirleriyle tanıdım. O, o günün koşulları içinde hem çok değişik bir şair hem de çok ilginç düşünceleri olan bir yazardı. 1940’lı yılların sonları ya da 50’li yılların başları olmalıydı. Değişik sanat dergilerinde görülen İlhan Berk imzası; gerçekten ilgi çekici öğeler taşıyor ve bizim kuşağı hem etkiliyor hem de zaman zaman hayretler içerisinde bırakıyordu. 1952’den itibaren şiir kitapları hemen hemen birbiri ardına denilecek kadar büyük bir süratle yayımlanmaya başlamıştı.

Denizin sofralarında en uzak yosunları aralıyorum Gecesafalarımı, suikindilerimi açıyorum. Seni görmemiştim İşte çıplaktık. Karanlıktı.

“Günaydın Yeryüzü” ve “Türkiye Şarkısı”nı bir destan; “Köroğlu” izliyor ve bunların ardından “Galile Denizi”, “Çivi Yazısı”, Otağ” ve “Mısırkalyoniğne” gibi tarihsel kaynaklara dayalı imgelerle süslü şiirleriyle İlhan Berk göz alır ve çevresinde büyük bir hayran kitlesi oluştururken; şiirindeki özelliğe ulaşamayanların gazabına uğramak onu hiç mi hiç etkilemiyor ve her geçen gün kendi yolunda, daha sağlam adımlarla ve de büyük bir cesaretle, ilerlemeyi sürdürüyordu.

MARBLE ARCH Siz mi Bir Munih yağmur.

Bizler, şiire büyük ilgi ve sevgi duyan bir kuşağın; —kimilerimiz şiirlerimizi yayımlamaya cesaret edemiyor olsak da— hiç değilse yazmayı sürdürme çabasında ve ayrıca, şiirde yenilikler açık bir kuşağın temsilcileri olan bizler bile; İlhan Berk’in şiirleri üzerinde tartışırken pek çoğumuz: “Artık bu kadar da olmaz yani!” Diyerek şaşkınlığımızı ortaya koymaktan çekinmiyor olsak da; onun kendine ve şiiri ve çizmiş olduğu yoldaki ısrarı ve gösterdiği cesareti kabullenmek ve saygı duymaktan geri kalmıyorduk. Örneğin; 1962 yılında yayımlanmış bulunan ve “Mısırkalyoniğne” gibi taşıdığı isimle birlikte; içinde yer alan şiirlerin hemen hepsinin bir başka ve çok değişik özellikler taşıyan kitabı bizleri adeta şoka sokmuştu. Aramızda büyük tartışmalar geçiyor ve her dizenin değil, adeta her kelimenin ve her işaretin üstünde dura dura; şiiri anlamaya çalışıyor ve hepimiz hemen her kelimeden değişik anlamlar çıkarıyorduk.

Geçtiğimiz yıl yitirdiğimiz, ömrünün son 40 yılını Bodrum’da geçirmiş olan olan usta şair İLHAN BERK’i, Gazeteci-Yazar BÜLENT AKKURT’un “BENİM ŞAİRLERİM” kitabındaki anlatımı ile anıyoruz.

22

İşte sizlere bu kitaptan birkaç örnek: KENT Sizi gördüm denizin evinde. Akşamüstleri gibi güzeldiniz. Bir balık su değiştiriyordu. Yeni yeni bunalım duvarları çıkıyorduk her gün. Sıkıntımıza giriyordu adın. Büyüttükçe: artıyordunuz. — Gökyüzü duruluyor, dedim. Baskının sessiz ülkesine vardım Seni yürüyorum. ***** Bir yerdeyim Ceneviz eskimiş

*****

***** KRAL ÇOCUK SAKAL Gecenin pancurlarını açtım. Bir yerini dönüyordum, durma oranı yaşıyorum. Eskitiyorum Eskitiyorum kalıyor ve kadar güzel olduğun. ***** ‘ayrı ayrı beş prensliktik ve akşam oluyordu Gençlikte yıllar büyük bir süratle akıp gider. Öyle de oldu. Nihayet bir kez daha İstanbul… Askerlik yılları sona ermiş. Gazetecilikte geçen yılların sayısı bir hayli artmış. Hatta dokuz yıl süren AST macerası da noktalanmış ve tekrar İstanbul’a dönülmüş. Ferit Edgü kardeşimle birlikte çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Reklâmcılığın yanı sıra; “Bedri Rahmi Sanat Galerisi” ve “Ada Yayınları” ile sanat ve edebiyat dünyasının içindeyiz. Yayınevimizin ilk kitabı İlhan Berk’in “Atlas” adını taşıyan şiir kitabı. Nitekim İlhan Ağabeyle tanışmamız bu vesile ile gerçekleşiyor. O, uzun yıllardır Bodrum’da yaşıyor. Bizim de bir ayağımız Bodrum’da zaten. İlk kitabımıza büyük bir özen gösteriyoruz. İlhan Ağabeyle olan dostluğumuz her geçen gün ilerlemekte ve onu yakında tanımış olmanın mutluluğunu içinde süregitmektedir. “Atlas”ın baskı öncesi son kontrolünü ben üstleniyorum. İlhan Ağabeyin yazdıklarının aynen korunmasına özen gösteriyoruz. Fakat bir şiirin başlığında öyle bir hata var gibi görünüyor ki; bana, ne yapacağıma karar veremiyorum. Kitap baskıya girmek üzere. Ferit büyük bir rahatlıkla aradan çekiliyor ve “İlhan’a sor ve çözümle abi, beni karıştırma” diyor. Neyse ki o günlerde İlhan Ağabey İstanbul’a geliyor. Dosyayı açıyor ve şiirin başlığının üzerinde yer alan tek kelimenin, başlığın altına inmesi gerektiğini işaret ederek yanıtını bekliyorum. Sayfaya şöyle bir göz atıyor ve büyük bir rahatlıkla: “Öyle yazmış olmalıyım. Ayrıca hiç de fena değil. Aynen


İlhan Berk anıldı kalsın” diyor. Ve şiir, şiirin başlığının üzerinde yer alan o tek kelimeyle aynen basılarak kitap yayımlanıyor. Bundan yedi-sekiz yıl kadar önce kendisiyle Bodrum Magazin için bir röportaj yapmaya gidiyorum. Röportajımızı yaptık. Kahvelerimizi hafif birer likör eşliğinde yudumluyoruz. Ve eski günlerden konuşuyoruz. Birden; “Bak Bülent, sana yeni resimlerimi göstereyim” dedi ve kocaman bir dosya açtı. Aman Allahım! İnanılmaz güzellikte “NÜ”ler. Bende de üç tane var ama, bunlar çok daha güzel ve biraz da büyük. Satış fiyatlarını şöyle bir yokladım. Yanına yanaşabilme şansımız olmadığı kolayca anlaşıldı. Söyleşi sırasında gerekebilir diye yanımda götürmüş olduğum “Ada Yayınları”nda basılmış olan “Kül” isimli şiir kitabı önümde duruyordu. Onu bana imzalarken içine bir küçük resim de yapmıştı. “Bu kitap bende yok maalesef Bülent, bunu bana verir misin? Dedi. Bende de başka olduğunu sanmıyordum. Bu nedenle biraz tereddütle; yine de; “Memnuniyetle!” dedim. “Ama sen de bana bu resimlerden bir tane vereceksin, bu kitaptaki imzalı resmine karşılık.” Nur içinde yatsın. Uzun uzun düşündü. Öylesine uzun düşündü ki! Bir ara ciddi şekilde merak ettim. Ne düşünüyor acaba? Diye. Soramadım da… Sonunda: “Olmaz! Olamaz!” dedi. “Sen kitaba çok meraklısın. Ve de anılarına çok sadıksın… Senin kitabını almak istemem. Ama ben, sana resimlerimden birini armağan edeyim. Seç al hangisini istiyorsan?” Çok duygulanmıştım. Bir an gözlerimin buğulandığını hissettim. Ama, ben de onun resmini alamazdım. Ve almadım… İlhan Berk Ağabeyimizin güzel bir şiiri ile veda etmek istiyorum… GALATA’NIN ESKİ BİR SOKAĞINDA Kuşlar kalkıyor Aya İrini üstünden Bir sap ot kulaklarının arkasında Ben sonunda işte buradasın diyorum kendi kendime Burada eski bir atlasın kesiştiği yerde Bir kedi gözlerini dikmiş bana bakıyor ve aşağılarda gök ne kadar aşağılarda olursa ve karşıdan karşıya geçmeye çalışıyor bir kadın ben seni düşünüp ben seni düşünüp korkunç ince diyorum görmediğim boynu önümden çerçiler askerler bıçak bileyiciler geçiyor ve asık suratlı kazmacıları dünyamızın bir ses seninle aynı yarımadadayız diyor ve yitiyor sonra Galata’nın eski bir sokağında Galata’nın eski bir sokağını tepiyorum ben böyle her akşam Her akşam tabanımda senin çamurun

İLHAN BERK BULUŞMASI Geçtiğimiz yıl geçirdiği rahatsızlık sonucu hayatını kaybeden şair İlhan Berk, ölümünün 1. Yıldönümünde İstanbul, İzmir ve Bodrum’da düzenlenen etkinliklerle anıldı. Gümüşlük Akademisi tarafından düzenlenen İlhan Berk Buluşmasında, şairler ve şiir severler bir araya geldi. İstanbul’dan 26 Ağustos’ta hareket eden şiir otobüsü, Çanakkale ve Bergama üzerinden İzmir’e gelerek, Alsancak’ta İlhan Berk tişörtleri ile şiirli pankartlar eşliğinde yürüyüş yaptı. Buradan Bodrum’a hareket eden grup, İlhan Berk’ in mezarını ziyaret ederek, Bodrum Belediyesi’nin Kumbahçe Mahallesi’nde düzenlediği ve şairin adının verildiği sokakta buluştu. Akşam saatlerinde Gümüşlük Akademisi’ ne gelen İlhan Berk hayranları, şairin şiirlerinden esinlenerek düzenlenen fotoğraf sergisini gezdi. Zerrin Ulusman tarafından hazırlanan “İlhan Berk’in Parmakları” sunumu ile keyifli saatler geçiren misafirler, İlhan Berk’ in şiirleri eşliğinde sevgi gecesine veda ettiler.

23


Hazırlayan: YİĞİT UYGUR

Geçtiğimiz ay, Bodrum Bülten’in www.bodrumajans.com.tr sitesi anket bölümünde, “Araştırmalara göre Bodrum’un turizmdeki gelişimi, dünya çapındaki ilerlemenin gerisinde kalıyor. Sizce bunun en büyük sebebi nedir?” sorusunu yönelttik ve aşağıdaki seçenekleri sıraladık: 1- Bodrum’un yeterince tanıtılamaması veya yanlış tanıtılması 2- Yanlış pazarlama tekniklerinin kullanılması 3- Turistlere sunulan tatil olanaklarının cazip olmayışı 4- Bodrum’un doğal ve kültürel değerlerinin yeterince korunmaması Ziyaretçi % 50 oranında “Bodrum’un doğal ve kültürel değerlerinin yeterince korunmaması” şıkkını tıklarken, “Bodrum’un yeterince tanıtılamaması veya yanlış tanıtılması” şıkkı ikinci sırayı aldı. Üçüncü sırada ise “Yanlış pazarlama tekniklerinin kullanılması” geldi. Sizlerden en az oylama alan şık ise “Turistlere sunulan tatil olanaklarının cazip olmayışı”

Bodrum, olması gereken yerde mi?

Araştırmalara göre Bodrum’un turizmdeki gelişimi, dünya çapındaki ilerlemenin gerisinde kalıyor. Sizce bunun en büyük sebebi aşağıdakilerden hangisi olabilir?

1 2 3 4

24

- Bodrum’un yeterince tanıtılamaması veya yanlış tanıtılması

% 25

- Yanlış pazarlama tekniklerinin kullanılması

% 20.8

- Turistlere sunulan tatil olanaklarının cazip olmayışı

% 4.1

- Bodrum’un doğal ve kültürel değerlerinin yeterince korunmaması

% 50


Turizm yıllardır kötü gidiyor. Yapılan bir takım yanlışlıklar, hesapsızlıklar sonucu bugün Bodrum, ucuz turizmin merkezi olup çıktı. Bunun nedenlerini sorgulayacak olursak, benim görüşüme göre Bodrum, tarihi zenginliklere sahip dahi olsa, bunun büyük bir bölümü toprak altında yatıyor ve turiste sunulamıyor. Myndos toprak altında, Leleg Şehirleri toprak altında, Bodrum’daki hipodrom sanayi çarşısının altında, antik tiyatro BKM ve Turkcell’in işgali altında, dünyanın yedinci harikası Maussolleum ise British Museum’da. Bize ne kalıyor; bir tek Bodrum Kalesi.

G

örüyoruz ki, Bodrum’u tarihi zenginlikleri ile pazarlamanın pek bir yolu yok. Turizm için illa da tarih olması gerekmez, madem olduğu halde pazarlayamıyoruz, doğal güzelliklerle Bodrum’u dış pazarda tanıtabilirdik. Ama soruyorum, doğal güzelliği kaldı mı Bodrum’un? Koylar, tepeler, düzlükler, antik şehirlerin üstü tamamıyla site ve 2.konut olmuşken doğal güzelliklerimizi de bu rant olgusuna feda ettik. Elimizdeki ürün belli. Artık görmezlikten gelmeyelim, Bodrum’u ne tarihi, ne doğal güzellikleriyle pazarlayamayız artık. Bodrum’un dillere destan bir eğlence merkezi olduğu yıllar da geride kaldı. Gümbet olsun, Bodrum olsun, Türkbükü olsun, her biri yıllar içinde farklı kesimleri kendine çeken bir eğlence konsepti geliştirdi. Ancak son yıllarda yatırımcı beklediğini bulamıyor. İşte tüm bu manzara karşısında doğal olarak, “Bodrum’un doğal ve kültürel değerlerinin yeterince korunmaması” şıkkının öne çıkması Bodrumlunun farkındalığını ortaya çıkarıyor. Ben ankete müdahale edebilecek olsaydım üçüncü sırada yer alan “Yanlış pazarlama tekniklerinin kullanılması” şıkkını ikinci sıraya çekerdim. Bunun nedeni çok açık. Bodrum bugün buraya gelmişse yanlış pazarlama tekniklerinin kullanılmış olması çok önemli bir faktör. Bodrum, ister coğrafi konumu, ister sosyal yapısı göz önüne alınıp da bir planlama yapılsaydı, küçük otellerden vazgeçilmez, butik otellere yönelinir ve çok cazip görünen İspanya modeli mass turizm ya da her şey dahil sistem turizm Bodrum’dan uzak tutulurdu. Her şey dahil sistem turizm, günümüz vahşi kapitalizmine hizmet eden bir sistem. Tamamen tüketim üzerine kurulu. Tur operatörleri için “Yatak satmanın” en kolay yolu. Ancak aradaki turizm işletmecisi bu sistemle para kazanamıyor. Kazanmak için daha çok otel yapılıyor. Daha çok otel, daha çok arazinin turizme açılmasına neden oluyor. Böylelikle doğal güzellikler ve tarihi alanların üstü otellerle kaplanırken, turiste de sunacak bir argümanımız kalmıyor.

Bir diğer yandan bu yanlış planlama teknikleri sanayisi olmayan bir ülke olan Türkiye’deki inşaat sektörünün de gözlerini Bodrum’a

25


çevirmesine zemin hazırladı. Daha çok otel, daha çok site, yabancıya konut pazarlama derken, birileri nasiplensin diye hükümet çeşitli kanunlar çıkararak bugünün Bodrum’unu yarattı. Bodrum’un yeterince tanıtılamaması veya yanlış tanıtılması” şıkkı biraz tartışılacak bir konu. Çünkü bence Bodrum’u dünyada artık tanımayan yok gibi. Ancak neoliberal ekonomi sürecine yıllar önce giren Türkiye bugün kapitalizmin önde gelen devletleri arasında yer alma ve AB’ye girme sürecinde uyguladığı ekonomik modellerle, Uzakdoğu pazarı ile yarışma şansını zaten yitirdi. Bunu sade bir anlatımla yorumlarsak, Türkiye artık ucuz bir ülke değil. Uzakdoğu, bilindiği üzere emeğin ucuza satın alındığı bir bölge, yanı sıra ister tarihi, ister doğal güzellikleriyle Türkiye’ye ve odaklandığımız Bodrum’a rakip. Bu nedenle, turizmci Bodrum’u yanlış tanıtıyor diye bir alternatifi ben düşünemiyorum. Tam tersi Bodrum olduğundan daha güzel ve şaşalı anlatılıyor. “Yeterince anlatılıyor mu?” sorusuna cevap olarak “Kime anlatılıyor” sorusunu soruyorum. BOYTAV ve TÜRSAB’ın katıldığı turizm fuarlarında hedef kitle kim? Benim bildiğim, daha çok Ruslar ve her zamanki gibi ülkesinde kalsa daha çok para harcayacak olan İngiliz turistler. Ama yine dönüp dolaşıp geldiğimiz nokta şu ki, biz elimizdeki ürünü zaten daha zengin turiste pazarlayamayız. Öte yandan Bodrum’da turizme dayalı yan sekt��rler de yukarıda sözünü ettiğim kapitalist çark bünyesinde, olumsuz etkileşim içersinde. Tabi ki bahsettiğim, yerel marketler, denizcilik sektörüne ürün sağlayan küçük işletmeler, küçük tarımla uğraşan çiftçi ve benzerleri. Bodrum pazarını hedef bellemiş market zincirleri ve alış veriş merkezleri Bodrum’a akacak mali vergi ve katma değeri de alıp götürüyor. Bodrum gerçekten turist için cazip bir destinasyon mu, önce bunu kendimize sormamız lazım. Ziyaretçinin en az oy verdiği şık “Turistlere sunulan tatil olanaklarının cazip olmayışı” yönünde… Bu da doğru ama tekrar belirtiyorum, sunacak cazip bir şeyimiz ne yazık ki yok. Bodrum’a şehirden gelenler, Bodrum’u yaşadıkları şehirlere benzetmeye çok hevesli, Bodrumlu da bu hızlı gelişim karşısında elinde ne var ne yok satıp paraya çevirme ve daha kolay bir yaşam sürme çabası içinde. Muğla Valiliği’nin yaptığı açıklamaya göre bu yıl Muğla ve yöresine hava ve deniz yoluyla gelen turist sayısı 1 milyon 813 bine ulaşmış. 2008’den düşük, 2007’den yüksek bu rakamlara göre hedef tutturulmuş gibi gözükse de aslında şunu anlamak mümkün; Turist sayısında değişiklik yok ama fiyatlar gittikçe düşerken bu sayı bize yeterli değil. Muğla Esnaf Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Şükrü Ayyıldız’ın verdiği bilgilere göre, bu yıl kötü giden turizm ve krizin de etkisiyle il genelinde 2 bin 632 esnaf kepenk kapattı. Ayyıldız, “Her şey dahil sistemle çalışan oteller olduğu sürece kapanma sayıları yıl sonuna kadar artacak” diyor.

n Bodrum konut mezarlığı haline gelmiş durumda

Bodrum’un eski Kaymakamı Abdullah Kalkan ise yeni görev bölgesine gitmeden önce Bod-

26

rumluya bir öğütte bulundu. Kalkan, ilçenin geleceğini karanlık gördüğünü söyleye-rek endişelerini dile getirdi. Eski Kaymakama göre Bodrum konut mezarlığı haline gelmiş ve imar planlarına açılan davalar nedeniyle sorunlar kangren olmuş durumda. Abdullah Kalkan “Ruhsatsız yapı yok ama imar planlarına uygun tek bir bina da yok” diyor. Kalkan, çözüm olarak 11 belediyenin birleşmesini öneriyor ve Yarımada’nın doğasını, denizini ve tarihini kur-

tarmak için acil kurtarma planı konseptinde bir “Merkezi plan” yapılmasının şart olduğunu vurguluyor.

n İşportacı mantığı ile turizm yapılmaz

Bir takım toplantılar, bir takım kurumlarca her yıl defalarca yapılıyor, süslü püslü kelimeler ve başlıklar altında Bodrum’un geleceği tartışılıyor,


ancak ne yazık ki, 30 yıla varan bir süredir Bodrum’un kangreni tedavi edilemedi. Bodrum’un Yalı Beldesi’ndeki Kempinski Barbaros Bay Hotel’de BOYTAV’ın düzenlediği 1. Uluslararası Türk Ege Turizm Zirvesi’ne katılan Bodrum’un Eski Kaymakamı ve şu sıralarda Kültür ve Turizm Bakanlığı Genel Müdürü olarak görevini sürdüren Cumhur Güven Taşbaşı, Bodrum’un sorunlarının yıllardır değişmediğini,

yöneticilerin ve turizmcilerin çok laf, az iş alışkanlığından vazgeçemediklerini dile getirdi. Bodrum ve Ege genelinin 10 yılda betonlaşma kurbanı olduğunu söyleyen Taşbaşı, çuvaldızı kendine de batırmaktan geri kalmadı. Cumhur Güven Taşbaşı, konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Burada tek suçlu yok. Yerel yönetimler kadar, yerel yönetimlere dur demeyen devlet de suçlu, ben de kaymakamlık yaptım Bodrum’da, ben de suçluyum ancak, sorunlar bahane ve

suçlu aranarak çözülmez, çare üretmeliyiz. Elimizdeki kıymetin değerini bilmeliyiz, işportacı mantığı ile turizm yapılmaz”… Sonuç olarak anketimizdeki sorunların organik bir bağla birbirlerine bağlı oldukları da kesin, ancak sizlerin kararı “Bodrum’un doğal ve kültürel değerlerinin yeterince korunmaması” yönünde, aklın yolu birse buna katılmak zaten kaçınılmaz.

27


SONSUZ BAHAR RÜZGARLARI ÜLKESİ BODRUM

ERDOĞAN KAYALAR /

erdogankayalar@gmail.com

Bodrum’da bir KİLİSE vardı Telefonun öbür ucunda Demircan; - Abi yarın uğrarayabilir misin? - Hayrola, neden? - Seninle görüşmemiz gereken bir şey var.. - Tamam yarın görüşürüz. Demircan çok düşünür. Kararı verir, uygular. Uygulamaya geçmeden konuyu tartışır. Ertesi gün ofise gittim. Bahçeye çıktık. Sigarasını yaktı. Evelemeden, gevelemeden pat diye sordu: Cundaya gider misin? - Ne iş? - Bodrum Bülten adına gidip, oradaki Aya Nikola kilisesini inceleyeceksin, sonrada Bodrum’un Halk Eğitim Merkezi’ne dönüştürülen kilisesini işleyeceğiz. Orada üç gün kalsan yeter herhalde. - Tamam toparlanıp gidiyorum.

B

irkaç gün sonra Ayvalık Cunda Adası’ndayım. Kiliseyi buldum. 80x120 boyutlarında, kırmızı zemin üzerine beyaz harflerle yazılmış bir levha: “Dikkat. Bu binanın 02.07.2003 tarihli raporla, mail–i inhidam durumunda olduğu tesbit edilmiştir. 11.09.2003 tarihinde, ilçemizde oluşan kasırga nedeniyle binaya girilmesi can ve mal emniyeti yönünden tehlike arzetmektedir. Binaya giriş yasak ve tehlikelidir. Ayvalık Belediye Başkanlığı.” Hemen yanında kocaman bir levha daha: T.C Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Balıkesir İli Ayvalık İlçesi Cunda Adası Aya Nikola (Taksiyarkis) Kilisesi araştırma kazısı yapılması ve yapının askıya alınması işi. Sözleşme tarihi: 25.12.2007

Cunda Aya Nicola Klisesi’nin içten görünüşü

28

Sözleşme bedeli: 57.000 YTL. İşin bitim tarihi: 08.05.2008 Kotürollük: Balıkesir Vakıflar Bölge Müdürlüğü. Yüklenici: Anıt Yapı İnş. Sn. Tic. Ltd. Şti. Kilise metruk. Ancak Cunda’lılar; “Biz kilisemizi yıktırmayız. O bizim ekmek teknemiz.” diyorlar. Cunda’da hiç Rum ailesi yok. Giritten kaçarak ve mübadelede gelerek Cundaya yerleşen ailelerin çocukları yaşıyor. Kilisenin bahçesinde, yılda iki ayin yapılıyormuş. Anlatıyorlar; “Ayin aylarında, yılbaşı ile paskalyada Ayvalık’taki ve adadaki bütün iskemleler toplanır. Traktörlerle, kamyonlarla kilisenin bahçesine getirilerek sıralanır. Türkiye’den, Yunanistan’dan, Avrupa’dan rahipler gelir. Cemaatte toplanır. Midilli’den motorlar salkım saçak gelir. Ayin günleri iğne atsan yere düşmez. Ekmek su

Cunda Aya Nicola Klisesi

yetiştiremeyiz. Bu kilise Bereket Kilisesidir. Biz kilisemizi yıktırmayız.” Aklıma Rüştü Gür geldi. 1965 yılında “Bodrum’u Tanıtma ve Turizm Derneği” Başkanı olarak, Turizm ve Tanıtma Bakanlığına, Köy İşleri Bakanlığına, Muğla senetör ve millet vekillerine, Muğla valiliğine dilekçeler göndermişti; ”Tipik bir Akde-niz Ortodoks kilisesi tarzında inşa edilmiş olan bu kilise, Bodrum’a gelen yabancıların çok ilgisini çekmektedir.” Diyerek, kilise yıkımının durdurulmasını savunuyordu Bir tarafta halk “Biz kilisemizi yıktırmayız” derken, diğer tarafta, Bodrum gibi ufku açık bir ilçede kilise yıkılmaktan kurtulamıyor. Kaldığım yerden devam etmek üzere, Osmanlı arşivlerine dönüyorum. Size bir belge:


Kodu: C.ADL. Dosya No:71 Gömlek No: 4260 Belge tarihi: 29 Z 1255 ( 1839 ) “Me’al–i takrir Bodrum Kazasına tabi Kadı Kalesi Karyesinde mutavattın hıristiyan teb’a – i şahanenin ma’bedleri olmadığından tûlen yirmi sekiz ve arzan ve kadden onar zirâ olmak üzere Hristos namında müceddeden bir bab kilise inşasına müsâ’ade–i seniyyenin buyurulması karye–i merkûme ahalisi tarafından istirham olunduğu beyanıyla ol bâbda ruhsatı havî emr-i âlî i’tâsı niyazından ibaret olup….” Şekliyle devam eden belgenin sadeleştirilmesi şöyle: “Bodrum’un Kadı Kalesi Köyü’nde oturan Hrıstiyan teba mabedleri olmadığından bahsederek köylerine Hiristos isminde bir kilise yapılmasına izin verilmesini istemektedirler. Bunun üzerine kilise yapılacak yerlerin

Belge 1

İslam Mahallesi’nde olmaması, mülkünün Rum milletine ait olması, vakıf arazisi içinde bulunmaması, kimseye bir zararı olmaması, mutasarrıflarının rızalarının alınması, belirlenen ölçüleri (18.20 x 6.50 x 6.50 Zirâ 0.65 cm. olarak alınmıştır.) aşmaması ve masrafları için kimseden zorla para alınmaması şartlarına uyularak kilise yapılmasına Padişah tarafından izin verilmektedir.” ( Belge 1 ) Bodrum kiliseleriyle ilgili elimdeki ikinci belge Gümüşlükle ilgilidir. Kodu: İ.HR. (İrade – Hariciye ) Dosya No: 253 Gömlek No: 15071 Belgenin tarihi: 21 Z 1288 ( 1872 ) Makam – ı celil- i Hariciye

Belge 2

Devletli Efendim hazretleri Aydın Vilayeti Menteşe Sancağı dahilinde Bodrum Kazası’na tabi Gümüşlü Karyesinde Sakin ve mutavattın (yurt tutmuş) Rum tebai şahanenin bir mabedleri olmayıp icra-yı ayin ve ibadetlerinde su’ûbet (güçlük, zorluk) ve meşakket çekmekte olduklarından... Tulen yirmisekiz (18.20 m.) ve arzan on (6.50 m.) ve kadden sekiz (5.20 m.) zirâ (Eski bir uzunluk birimidir. Dirseğin ucundan, orta parmağın ucuna kadar olan mesafedir. 60- 75 Cm. arasındadır. Bu mesafeyi ben 65 Cm. olarak alıyorum.) olmak ve ferd–i vahide mazarratı olmamak üzere Meryem Ana namında müceddeten bir bab kilisenin bina ve inşasına müsa’ade–i aliyyenin buyurulması…

29


Toplam beş bölümden oluşan bu dilekçelerle, verilen izinlerin sadeleştirmesi şöyledir: Bodrum’un Gümüşlük, Hüdavendigar’ın Kuledar, Manastır’ın Boyani ve Alıkçı Köyleri Rum ahalileri köylerine kilise yapılmasını istemektedirler. Bunun üzerine kilise yapılacak yerlerin İslam Mahallesinde olmaması, mülkünün Rum milletine aid olması, vakıf arazisi içinde bulunmaması, kimseye bir zararı olmaması, mutasarrıflarının rızalarının alınması, belirlenen ölçüleri aşmaması ve masrafları için kimseden zorla para alınmaması şartlarına uyularak kilise yapılmasına padişah tarafından izin verilmektedir. Sıra geldi Bodrum’daki kiliseye… Kiliseye önce adını koyalım. Anlatılanlar ve yazılan yazılarla, kitaplarda kiliseden “Aya Nikola” olarak bahsedilmektedir. Ancak, Osmanlı belgelerinde kilise “Aya Yorgi” olarak geçmektedir. Ben belgelere istinaden, Aya Yorgi adını kullanacağım.

Şimdi belgenin birinci bölümü, ”Bodrum kasabasında kâ’in Rum kilisesi” demekle 1873 yılında Bodrum’da bir kilisenin var olduğunu kabul ediyor. Ne zaman yapıldıysa yapıldı. Belgenin üçüncü bölümü kilisenin 9x5.20x3.90m. boyutlarında olduğunu belirterek, yıkılıp genişletilerek, yeniden yapılması için yeni ölçüleri veriyor: 15.60x6.50x7.80m. ve Aydın Vilayeti Meclisi, kilisenin yenilenmesi için izin istiyor. (Belge2) Arşivlerde 1874 ten 27 yıl sonra bir belgeye daha rastlıyoruz. Kodu: DH. MKT (Dahiliye nezareti mu-

hasebe kalemi) Dosya No: 2568 Gömlek No: 111 Belge tarihi: 3.N.1319 (1903) 2618 Hayrettin 22 Teşrin–i Sani (Kasım) 1317 (1901) Bodrum kasabasının hırıstiyan mahallesinde vâkı Aya Yorgi kilisesinin hedmiyle (Yıkılarak) müceddeten (Yeniden) ve tevsi’an (Genişletilerek) ruhsat itası mahallince istid’a olunmuş ve mezkur kilisenin bir buçuk atik (Eski) dönümden ibaret olan arsası üzerine otuz altı zira tul (23.40 m.) ve onbeş zira arz (9.65 m.) ve oniki zira (7.80 m.) irtifadan beş kapı ve yirmibeş pecerreyi şamil olarak tevsî’an ve tecdiden (Büyütülerek yeniden) inşa ve sarfı ikdiza eden (Harcanacak olan miktar yetmişbin kuruştan kırkbin kuruşu külliyen sandığı mevcudundan ve otuzbin kuruşu i’aneten tesviye ve i’ta olunacağı.......... iki bin nüfus Rum ahali sakin (oturan) olup icra–i ayin (ayin yapmak) için başka kilise olmadığı ……

Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı

Gelelim belgenin kimliğine: Kodu: İ.HR (İdare–Hariciye) Dosya No: 260 Gömlek No: 15563 Belgenin tarihi: 1.B.1290 (1874) Belge altı bölümden oluşmaktadır. Belgenin birinci bölümünün başlığı ile girişini aynen yazıyorum: Babıali Nezaret–i Celile–i Hariciye Mezahip (Mezhepler) odası Fî 20 Rebiülahir (Sonbahar. Arabi ayların dördüncüsü) sene 1289 (1873) tarihiyle Aydın Vilayetine yazılan emirname- i sâmi suretidir. Menteşe Sancağına tabi Bodrum kasabasında kâ’in (Var olan) Rum kilisesinin… Belgenin üçüncü bölümü, Meclis–i İdare–i Vilayet–i Aydın (Aydın vilayet meclisi) tarafından Makam–ı celil–i cenab–ı Sadaret–i uzmâya (Yüce Sadrazamlık, Başbakanlık makamına) yazılmıştır. Üçüncü bölüm tek bir cümleden oluşuyor. Cümlenin sonu şu şekilde geliyor: ………… Ve bu kilise şimdiki halde tulen ondört (9 m.), arzan sekiz (5.20 m.), kadden altı (3.90 m.) Arşın (0.65 Cm.) ise de hedmiyle (Yıkma) lede’t–tevsi (Genişletme yapıldığında) tulen

yirmidört (15.60 m.), ve arzan on (6.50 m.) ve kadden (yükseklik ) oniki (7.80 m.) arşın olacağı ve tevsi halinde hiçbir gûna mahzur ve mazeret olmadığını ve İslam mahallesine de tahminen beş yüz arşın bu’du olduğu iş’ar olunmuş olmakla beyan–ı keyfiyette ictisar kılındı ol babda emir ve ferman hazret–i men lehu ‘l emrindir.

30

Belge 3

Tevsı’an inşa edilecek Bodrum Aya Yorgi nam kilisesinin inşaatı için Rum ahalisinin bağış cetveli. Toplam: 31.350 kuruş


yetmişbin kuruştan kırk bin kuruşu kilise sandığı mevcudundan ve ouzbin kuruşu da i’aneten ahalinin erbab–ı yesarı tarfından tesviye ve ita olunacağı..... icra-yı ayin edecek bir kiliseden olmadığı ve kilisenin yüzyirmi senelik bir bina olmasından naşi ... (Şura–yı Devlet azalarının mühürleri) (BELGE 3)

Ve kilise için arşivlerdeki, şimdilik son belge: Kodu: İ. AZN. (İrade, adliye, nezahip mezhepler) Dosya No: 44 Gömlek No:1319 .B-17 Belgenin tarihi: 29.B. 1319 (1903) Bodrum için çok önemli olan bu belgenin üç eki var. Kilisenin yapım tarihi, teberru listesi, projeleri ve boyutları belge içinde. Şura–yı Devlet Mülkiye Dairesi Adet 1562 …… Adliye ve Mezâhip (Mezhepler) Nezaretinin 13 Rebiüâhir (Sonbahar) sene 1319 (1903) tarih ve üçyüzbir numaralı tezkiresi ve melfûfâtı (mektuba iliştirilmiş evrak) Dîvan–ı Hümayun kaleminin (Halkın dava ve şikayetlerinin dinlendiği, çözüldüğü, devlet işlerinin görüldüğü padişah huzuru) müzekkeresiyle Şurâ–yı Devlete havale buyrulmakla kırâ’at olundu. Zikr olunan müzekkirede Bodrum Kasabasında Aya Yorgi namıyla kilise inşasına dâ’ir Divan–ı Hümayun kalemince kayıt bulunmadığı dermeyan olunmuş ise de iş’âr–ı mahalliye göre mezkur kilisenin zayyik (ziyan) ve harap olmasına mebnî hemd (Yapılmış) olunarak bir buçuk atik dönümden ibaret olan arsası üzerine otuzaltı zira (23.40 m.) tul ve onbeş zira (9.75 m.) arz ve oniki zira (7.80 m.) irtifaında beş kapı ve yirmibeş pencereyi şamil olarak tecdiden ve tevsian bir kilise inşa ve sarfı iktiza eden

Kilisenin yakın tarihlerdeki macerasını önümüzdeki sayıda sizlerle paylaşacağım.

Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı

Kaynakça: Başbakanlık Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Not: Yazarın yazılı izni alınmadan alıntı yapılamaz.

Bodrum Aya Yorgi Kilisesi yan kesiti Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı

Şekliyle devam ediyor belge. Sadeleştirmesi ise şöyle: Bodrum’un hırıstiyan mahallesinde bulunan Aya Yorgi kilisesinin yıkılarak yeniden daha geniş olarak yapılmasına izin istenmektedir. Ayin yapacakları başka kilise olmadığı tesbit edilmiştir. Bunun üzerine kilise yapılacak yerlerin İslam Mahallesi’nde olmaması, mutasarrıflarının rızalarının alınması, belirlenen ölçüleri aşmaması ve masrafları için kimseden zorla para alınmaması şartlarına uyularak kilise yapılmasına padişah tarafından izin verilmektedir.

1780’li yıllarda inşa edilen Aya Yorgi Kilisesi, zaman içerisinde, yıkılıp yeniden vebüyütülerek yapılması yönünde Padişahtan ruhsat almıştır. Bu izinlere dayanarak kilisenin yıkılıp yapıldığını bilmiyoruz. Ancak, 1903’te verilen izinle Aya Yorgi kilisesinin yıkılarak yeniden yapıldığını tahmin etmekteyim. Şöyleki: Elimizde mühürlü bir teberru listesi var. Halk Eğitim binasının kilise

temelleri üzerine yapıld��ğını biliyoruz.Son verilen boyutlar 23.40x9.75x7.80 m. ölçülerindedir. Hali hazır Halk Eğitim binasının ölçülerini kontrol ederseniz, kilise ölçüleriyle çakıştığını görürsünüz. Belgelerin ekinde, kilisenin projesi ve yan sokak kesit resmi var. Ayrıca, Aya Yorgi kilisesinin çanı kalede (Müze) sergileniyor. Çanı incelediğinizde üzerinde bir tarih göreceksiniz:1906. Ruhsat 1903 te alınmış. İnşaatta muhtemelen 1905 veya 1906 yılında bitirilmiş olabilir. Çan 1906 yılında dökülerek aynı yıl yerine takılmıştır diye düşünüyorum.

İş bu resimler Bodrum kasabası Cemaat-i Hristiyaniyesi tarafından tevsi’an inşaa edilecek olan klisenin resmi olduğu tasdik kılındı. Fi 3 Mayıs 1317 (1901) Bodrum Aya Yorgi Kilisesi 1/100 ölçekli projesi

31


Y azarların Bodrumu

Hazırlayan: ÇAĞLA GÜNEŞLER

Mavi yolculuk mevsimidir sonbahar. Eşiyle dostuyla sözleşen denizde alır soluğu; gücü yettiğince keyfini çıkarır el değmemiş doğanın. Bodrum sessizliğine bürünmeye başlarken, yazdan kalan yorgun argın bedenler, yeniden hayat bulmak için tutar Gökova’nın yolunu. “Bodrumlu’ya göre rüzgarlar, yağmurlar ya bir ya üç ya beş ya da yedi gün sürer. Mavi yolculuk da böyleymiş. Yani çift sayı gün süren mavi yolculuk olmazmış.” Cahit Kayra ise on günlük bir mavi yolculuk serüvenini anlatmış “Bir Mavi Yolculuk Seyir Defteri” adlı anı kitabında. Yaz biterken Bodrum’un geleneğine uygun olarak bu mavi yolculuk hikayesiyle devam ediyor Yazarların Bodrum’u.

Cahit Kayra’nın

Seyir Defterinden Notlar B

irbirinden son derece zıt karakterleri biraraya getiren ve farklılıklara rağmen birarada olabilmenin mümkünlüğünü kanıtlayan Bodrum Yaşantısı, bu hikayenin de oluşumuna katkı sağlar.

Bohem İngilizler, sadece bu yolculuk için sevgili rolüne bürünmüş anlaşmalı çiftler, elinden kutsal metinleri düşürmeyen dindarlar, uçuk ve rahat yaşantılarıyla sanatçılar, adına yaraşır bir şekilde eski, neredeyse battı batacak bir tekne olan Yaralı Küheylan’da bir araya gelir. Ev sahipleri ise Bodrumlu bir “kayıkçı” olan Hüseyin Kaptan ve haylaz oğlu Erol, gemici İbram ve aşçı İsmail’dir. Denizlerin kurdu kayıkçı, Çiftlik Yalısı, Mazı, Murtala, Gavur Adaları, Sidere, Söğüt, Kadifeli, Yedi Adalar, Kekik Limanı, Tuzla, Lingöz, Limançi, Kocadağ, Mersincik ve Gökova’nın daha başka el değmemiş sahillerini gezdirir konuklara. Gündüzleri teknenin bozuk motorunu tamir etmek için İbraam’la birlikte çalışıp duran Hüseyin Kap tan, akşamüstü serinliğiyle içkisine başlar

32

yudum yudum. Yolcuların çoğu da eşlik eder kaptana. Aşçı İsmail, asma yaprağında sardalyalar, kupezler, deniz börülceleri, patlıcan kebapları, otlu börekler hazırlar kayıkçılara özgü yöntemlerle. İsmail’in pişirdiği birbirinden lezzetli yerel tatlar, en memnuniyetsiz yolcuların bile iştahını açar her öğünde. Ne ki, mavi yolculuk ve denizin verdiği huzur gezi boyunca, yerini birbiriyle anlaşmakta zorluk çeken yolcuların atışmalarına bırakır. Kolay değildir bir tekne içinde yaklaşık yirmi kişinin burun buruna yaşaması. Tahammül edememek diye bir şey yoktur; çünkü kimsenin kaçıp sığınabileceği bir yer kalmamıştır.

BİLİNEN HAYATA KISA BİR MOLA

İlk başta garip gelse de bambaşka bir yaşantı başlar denize açılır açılmaz. Günlük yaşamın temposu tamamen değişir; saatlerin önemi kalmaz artık; gün doğumları ve gün batımları vardır. Şehir yaşantısında olduğu


gibi insanın aklını meşgul edecek, onu sersemletecek alışkanlıklar birden yok olur. Tıpkı kısa bir süreliğine de olsa elektriklerin kesilmesi gibi, mekanik hale gelmiş yaşamlar bir anda son bulur. İlk başta mutsuz olur insan. Televizyon, bilgisayar ve hatta çoğu zaman ihtiyaç duyulmayan radyo bile çalışmamaktadır. Sadece bedenen birbirinin yanında duran insanlar, kendilerini meşgul edecek tüm araçlardan yoksun kalmıştır. Derin bir sessizlik kaplar odaları çoğu zaman. Sonra muhabbete katılır evin sakinleri. Mum ışığında konuşmalar, gülüşmeler... Söz konusu romantiklikse belki de çoğu insan romantiktir; çünkü içten içe elektriklerin biraz daha geç gelmesini isteyenler her zaman çıkar. Elektrikler geri geldiğinde ise büyü bozulur. Herkes televizyona kilitlenir yeniden, bilgisayar başına geçer, “iş” lerine devam eder. İşte mavi yolculuk, bir elektrik kesintisi gibidir. Bilinen hayata ve alışkanlıklara bir mola vermektir. Bu mola, insanların birbirini daha yakından tanımasına, sabretmeyi ve paylaşmayı öğrenmesine yarar en

çok. Üstelik bu molanın fonu, bambaşkadır; dik yamaçlardan denize dek uzanan yeşilin tonları, uçsuz bucaksız mavilik ve o maviliğin üstünde salınan “kayıklar”, karanlıkta asılı duran yıldızlardır. Şehirdekinin aksine her şey görünür olur denizde; çünkü şehirde bir türlü yetişilemeyen zamanın hızı yavaşlamıştır. İnsanın hem çevresindekileri hem de kendini, yaşadığını fark etmesine izin verir zaman. İşte bunun için, yaşanan onca huzursuzluk bile, paylaşılan anıların güzelliğiyle, hiç olur. Peki ya mavi yolculuk bitince? Cahit Kayra anlattığı hikayenin bitişine doğru der ki “ …ve günlük olaylarımızı bir bilgisayar programında yazılıymış gibi, bütün mekanik tek düzeliğiyle yaşamaya başlayacaktık. Sabah kalkacak, işe gidecek, işten dönecek, ertesi sabah yine gidecek, yine gelecektik. İşlerimizde hep aynı şeyleri, bir yıl, iki yıl, beş yıl önce yaptıklarımızı tekrarlayarak, bilinçsiz bir makine gibi, ne yaptığımızı, neden yaptığımızı bilmeden; ama hep aynı şeyi, bizden istenildiği gibi yapmaya çalışarak günlerimizi dolduracaktık. Haftalar boyu,

aylar boyu… Günün herhangi bir saatinde durup kendimizi dinlemeden, bugün yaşadım mı, yaşamadım mı hesaplaşmasına vakit bile ayırmadan...” Daha önce mavi yolculuğa çıkmış olanlar bilir; izi derin anılar kalır Bodrum’dan başlayan ve yine Bodrum’da son bulan bu kısa moladan.

KEŞKE YENİDEN BULUŞMAK MÜMKÜN OLSA

Yaralı Küheylan Bodrum’a döndüğünde herkes, artık geride kalan bu unutulmaz anılara yenilerini eklemek üzere, gelecek yazı bekleyeceğine söz verir. Ancak sonradan öğrenilir ki, Marmaris’te sökülmeden önceki son yolculuğunu yapmış olan Yaralı Küheylan, yolculuğun ardından, afet gibi yağan bir yağmurla batar. Hüseyin Kaptan birkaç ay sonra, yolculuk boyunca omurgası çatlamış bir tekneyle gezi yapıldığını yolculardan birine anlatacaktır. Teknenin batmasıyla Hüseyin Kaptan da mavi yolculuklara çıkmaktan vazgeçer. Onlarca yıl eski dostlarıyla çıkmış olduğu yolculuklardan kalan anıların yüreğine verdiği hüzün, Yaralı Küheylan’ın batışından sonra, onu denize karşı daha temkinli biri haline getirmiştir. Ama “Kayıkçının oğlu, kayıkçı olur.” der; meslek oğlu Erol’a kalacaktır. Doğa, yağmur, fırtına, dostluk ve buruk bir mutlulukla hatırlanacak anılar artık onu beklemektedir. İsmail de denizi bırakır teknenin batışıyla. Yolcular da dört bir tarafa dağılmıştır. Yeniden, bir araya gelmek sönük bir umuttur aynı güzellikleri tekrar yaşamak isteyenler için. Kısacası hayata verdikleri bu garip ve eğlenceli molada birbirlerini tanıyan, seven, birbirlerine alışan bu ekip için mavi yolculuk, hep özlenen bir anı olarak kalacaktır.

33


G ez. Göz. Arpacık

Hazırlayanlar: YEŞİM & KADER ONAY / kaderonay@msn.com

GÜNEYDOĞU ANADOLU SEYAHATİ -2-

MEKE GÖLÜ Gezimizin ilk gününün sonunda Beyşehir Öğretmen Evi’nde konaklamıştık hatırlarsanız. İkinci günün sabahında erkenden kalkıp aynı tesiste sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra Beyşehir’den ayrılıyoruz. Yol üzerinde verdiğimiz küçük molaların ardından yaklaşık 100 kilometrelik bir yolculuk sonucu Konya şehir merkezine ulaşıyoruz. Daha önce defalarca Konya’yı gezmiş olduğumuz için, kısa bir şehir turu yapıp hiç vakit kaybetmeden yolumuza devam ediyoruz.

K

34

afamızda hep Güneydoğu’ya biran önce ulaşmak duygusu olduğu için bizi hedefe götürecek olan yolları çabucak geçmeye çalışıyoruz. Tabii bu arada gördüğümüz, ilgimizi çeken enteresan yerlerde de durup fotoğraf çekmeden yapamıyoruz. İşte bunlardan biri de Konya ovasını boydan boya Ereğli yönüne doğru geçerken önümüze çıkıveren Meke Gölü ve Acı Göl. Bağlı bulunduğumuz fotoğraf sitelerinde fotoğraflarını sıklıkla gördüğümüz Meke Gölü’nün kurumaya yüz tutmuş hali bir hayli canımızı sıkıyor. Masmavi hayal ettiğimiz suyu, yer yer bakır rengine çalan bir sarılıkta. Ülkemizin en güzel krater göllerinden birini bu halde görmek ve fotoğraflamak keyif verici değil. Meke Gölü’nün tam karşı çaprazında bulunan Acı Göl’ün durumu ise daha iyi. Suyu masmavi bir pırıltı içinde ama Meke Gölü’nün kendine has cazibesine sahip değil.


Yaklaşık 150 kilometre süren bu yolculuğumuza acıkan karnımızı doyurmak için Konya Ereğli’de ara veriyoruz. Ereğli, Ulukışla yol ayrımına varmadan 40 kilometre önce. Küçük ama hoş bir Anadolu kenti. Gözümüze kestirdiğimiz temiz bir kebapçı bulup giriyoruz öğlen yemeğimiz için. Biliyorsunuz bu yörenin etli ekmeği ve Mevlana adı verdikleri bir çeşit pideleri çok meşhur. Tabii ki onlardan tatmak istiyoruz. Yanında da pek lezzetli köpüklü ayranı tasla getiriyorlar. Tıka basa doyuyoruz ve verdiğimiz hesap çok komik. İki kişi 7 Türk Lirası! Üzerine bir de çay ısmarlıyorlar bize… Yediğimiz yemeklerin lezzeti yanında ödediğimiz hesabın komikliğinin verdiği şaşkınlıkla Ulukışla yol ayrımına doğru çıkıyoruz tekrar yola. Yol ayrımını geçip Pozantı’dan otobana katılıyoruz. Bu arada yolda geçirdiğimiz zamanla akşamüstünü buluyoruz. Yollar son derece güvenli ve konforlu bu yüzden hiç yorulmuyoruz. Tabii bu arada sık sık verdiğimiz kahve ve çay molaları da gezimize renk katıyor.

ADANA

Akşam saat 7.30 gibi Adana şehir merkezine ulaşıyoruz. Amacımız geceyi Adana’da geçirmek ve merak ettiğimiz bu büyük şehri olabildiğince gezip görmek. Şehrin içinde birazda el yordamı ile güzel bir butik otel buluyoruz. Merkeze çok yakın ve tertemiz bir otel. 2 kişi oda kahvaltı 120 TL. Hemen çantalarımızı odamıza atıp duşumuzu aldıktan sonra kararmakta olan Adana sokaklarına atıyoruz kendimizi. İlk dikkatimizi çeken şey Adana’da yaşayan genç nüfus. Geçen 10 kişiden 7’si genç ve genellikle bakımlı insanlar. Caddeler ve sokaklar tertemiz, insanların giysileri de öyle. Çok düzenli bir şehir. Barajın ve Çukurova Üniversitesi’nin bulunduğu bölgeye arabamızla ulaşıyoruz. Barajın kenarında sayısız şık ve güzel restorantlar var. İstanbul Boğazı’nın kenarındakiler gibi. Yalnız burada boğaza değil baraj gölüne bakıyorsunuz… Adana’da ne yenir? Tabii ki Kebap. Biz de sorarak öğrendiğimiz Adana’da 100 yılı aşkın süredir hizmet veren lezzeti dillere destan bir mekan buluyoruz. Şehir merkezinde ve son derece şık bir mekan, bir ayrıntısı da alkollü oluşu. Bu detayın neden önemli olduğunu dizi yazımızın ilerleyen bölümlerinde öğreneceksiniz. Biz soğuk meze tepsisinden 5 çeşit yöreye ait lezzet seçiyoruz. Bir de ne görelim 5 çeşit de onların ikramı ekleniyor bunlara. Masanın üzeri donanıyor. Hepsi birbirinden lezzetli yöresel tatlar. Bir de bunlara Adana kebap ekleniyor doğal olarak. Tam artık çatlıyorum derken bir de baklava çeşitlerinden bir demet gelince ve onları da mideye indirince sandalyeden kalkamayacağınızı düşünmeye başlıyorsunuz. Şaka bir yana Adana denince aklımıza ilk gelen bu lezzetler olacak şüphesiz. Fiyata gelince, bu saydıklarıma bir de küçük rakı ekleyin fiyat: Bahşiş dahil 70 Türk Lirası. Yediklerimizi sindirmek adına otele giden yürüme yolunu uzatarak varıyoruz konaklama yerimize. Yarın yapacağımız Adana çevresi gezimiz ve Gaziantep etabımızın hayallerini kurarak uykuya dalıyoruz. Serüvenin üçüncü bölümünde yeniden birlikte olmak umuduyla hoşçakalın…

35


BİR ZAMANLAR

Türk Tiyatrosu’nun Unutulmaz Sanatçılarından Biri: Nisa Serezli

BÜLENT AKKURT

Onun yeraldığı pek çok oyun, yine onun sayesinde adeta klasik oyunlar düzeyine ulaşmış, sevilmiş, aranılmış ve zevkle seyredilmiştir. Hemen pek çok sanatçı için zaaf kabul edilecek bazı şeyleri, o bir meziyet haline getirecek kadar üstün bir yeteneğe sahip, usta bir sanatçı idi. Seyirci, oyunu değil çoğu kez Nisa’yı seyre gelirdi tiyatroya. Tanrı biliyor ya, o da seyircisine gereken her şeyi vermekten büyük bir mutluluk duyardı.

36

S

izlere, çok değer verdiğim, ne yazık ki, oldukça uzun bir süre önce 25 Ağustos 1992 de; yani 17 yıl önce, ebedî aleme yolcu etmiş olduğumuz; Türk tiyatro sahnelerinin unutulmaz oyuncularından, yakın bir dost olarak çok sevdiğim ve sanatı karşısında sadece hayranlık değil, aynı zamanda büyük saygı duyduğum Nisa Serezli’den, onun kısaca özgeçmişini sunarak başlayıp söz etmek istiyorum. Asıl adıyla Nurinisa, 1928 yılında İstanbul’da doğdu. Erenköy Kız Lisesi’ni bitirdi. Lozan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Fransız Filolojisi ve İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü’nden mezun olan sanatçı, sanat yaşamına amatör olarak Gençlik Tiyatrosu’nda, On Küçük Yaramaz oyunuyla başladı (1954). Hayat Dergisi ve Yeni Sabah gazetesinde çalıştı. Daha sonra Cep Tiyatrosu’nda çalıştı. Gazetecilik yaptığı yıllarda da tiyatroyu amatör olarak sürdürdü. Bristol Erlangen ve Avignon tiyatro festivallerine katıldı. 1961 yılında gazeteciliği bırakarak profesyonel olarak Dormen Tiyatrosu’nda sahneye çıktı. Dormen Tiyatrosu, Oda Tiyatrosu gibi değişik topluluklarda yer alan Nisa, Dormen Tiyatrosu’ndan ayrıldıktan sonra, Ayfer Feray’la birlikte, Ayfer Feray - Nisa Serezli Topluluğu ve Çevre Tiyatrosu’nu kurdu. 1957’de evlendiği Metin Serezli’den ayrıldıktan sonra Tolga Aşkıner’le evlendi. Birlikte Nisa Serezli - Tolga Aşkıner Tiyatrosu’nu kurdular. Nisa’nın ölümünden sonra bu topluluk dağıldı. Sinema filmleri çevirmesinin yanında, seslendirmeler de yapan sanatçının adı yakın zamana kadar Afife Tiyatro Ödülleri kapsamında; Yaşamı Boyunca Tiyatro Dalında Başarılı Çizgisini Sürdürmüş Tiyatro Sanatçılarına “Nisa Serezli Aşkıner Ödülü” verilerek yaşatılmakta idi. Bir süredir bu ödüllerin kaldırılmış olduğunu görüyorum ve çok üzülüyorum. Böylesi sanatçıların unutulmaması için bu ödüllerin büyük yararı olduğu düşüncesindeyim. Nisa Serezli Dormen’de oynamış olduğu “Şahane Züğürtler”, Ayfer Feray’la birlikte iken “Tatlı Kaçıklar” adlı oyunlardaki kompozisyonları ile seyircinin gönlünde taht kurduktan sonra her oyunu ile bu sevgi ve saygıyı daha da yüceltmeyi bildi. İki kez “İlhan İskender Armağanı” olmak üzere sayısız denilebilecek kadar çok ödül kazandı. 1992 yılında geçirdiği bir kalp krizinden sonra vefat etti. Nisa’nın ölümünden sonra Sanat Çevresi Dergisi’nin Ekim 1992 tarihli sayısında aşağıdaki yazıyı yazmışım. Tek satırına ve hatta tek kelimesine dokunmadan aynen buraya alıyorum. “Bu kâğıt tam üç gündür yazı makinesinin üzerinde takılı. Bu arada en az sekiz-on kez makinenin başına oturdum. Hiçbirinde tek tuşa bile vurmak içimden gelmedi. Kaldı ki, kâğıdı makineye takmadan önce en az üç dört gün ne yapsam, ne yazsam diye düşünmüş, beynimdeki o koskoca boşluğu dolduracak değil, o sonsuz gibi görünen boşluğa düşecek birkaç kelime bile bulamamıştım. Bir ara iyiden iyiye umutsuzluğa kapılıp, hiçbir şey yazamayacağım kanısına vararak vazgeçmeyi bile düşündüğüm oldu. Yaşamının dolu dolu kırk yılını yazarak ge��irmiş olan bir

insan için, tanıdığı günden bu yana sadece bir dost, bir arkadaş olarak sevmekle kalmayıp; bir büyük sanatçı olarak da hayran olduğu bir insanın arkasından yazacak hiçbir şey bulamaması ve kaçıp kurtulmayı yeğlemesi ise, insan onuru ile bağdaşır bir davranıştan çok uzak olmalıydı. Ben Nisa’yı 1952-53 yıllarında Gazetecilik Enstitüsü’nde okurken tanımıştım. O sıralar amatör olarak Gençlik Tiyatrosunda sahneye çıkıyordu. Onun da rol almış olduğu, bir Brezilyalı yazarın oyunu üstüne onunla; uzun uzun tartışmıştık. Dostluğumuz böyle başlamıştı. Çok değil, sadece üç-beş yıl sonra Nisa, profesyonel olarak sahneye adımını atmış ve yine çok değil, birkaç yıl sonra da gerçek bir komedyen olarak alkışlanmaya başlamıştı. Nisa’nın yükselişi, pek az sanatçıya nasip olacak şekilde adeta yıldırım hızıyla gerçekleşmişti. Ne var ki, o bu yükselişi hiç yadırgamamış ve yükseldiği noktada otuz-otuz beş yıl süreyle aynı düzeyi koruyarak kalmayı başarmıştı. Onun yer aldığı pek çok oyun, yine onun sayesinde adeta klasik oyunlar düzeyine ulaşmış, sevilmiş, aranılmış ve zevkle seyredilmiştir. Hemen pek çok sanatçı için zaaf kabul edilecek bazı şeyleri, o bir meziyet haline getirecek kadar üstün bir yeteneğe sahip, usta bir sanatçı idi. Seyirci, oyunu değil çoğu kez Nisa’yı seyre gelirdi tiyatroya. Tanrı biliyor ya, o da seyircisine gereken her şeyi vermekten büyük bir mutluluk duyardı. Seyircisine saygısı olan, tiyatroyu bir yaşam biçimi olarak seçmiş bulunan her sanatçı gibi büyük bir sahne korkusu taşırdı. Bu korkuyu ancak oyun başladıktan birkaç dakika sonra üzerinden atabilirdi. Sahne dışındaki en büyük korkusu ise “Uçuş Korkusu” idi. Bir önemli iş için gelmiş olduğu Ankara’dan, oyuna yetişmek zorunluluğunda olduğu için İstanbul’a uçakla dönmek mecburiyetinde kalmıştı. Bu durum onu Esenboğa Havaalanında kıvrandırırken, beni görünce ve aynı uçakta olduğumu öğrenince; önce boynuma sarılmış ve sonra da sıkı sıkı koluma girerek beni bir daha asla bırakmamıştı. THY’nin bekleme salonunda kolkola oturmuş, uçağımıza davet edilmeyi beklemiş ve apronda da kolkola yürüyerek uçağın merdivenlerini de aynı şekilde çıkmış ve yerlerimize de öyle oturmuştuk. Ankara-İstanbul arasındaki bir saatlik yolculuğu el ele yapmıştık. Sanırım 1968-69 yılları gibiydi... Son yıllarda birbirimizi görmemiştik. Gelen haberler maalesef hiç de iç açıcı değildi. Ne var ki, o bir tiyatrocuydu. Hem de gerçek bir tiyatrocu. Bu nedenle tiyatrodan ayrı kalmak da bir tiyatrocu için ölümle eşanlamlıydı. Ya öylesine ya böylesine razı olmak vardı. O böylesini, yani sahneyi sürdürmeyi seçmişti. Ne mutlu ona ki; tüm yaşamında olduğu gibi son yolculuğunda da perdeyi alkışlarla kapadı. Nur içinde yat Nisa...” Bu arada; uzun yıllar Nisa ile aynı sahneyi paylaşmış olan değerli dostum Demircan Türkdoğan’a da, bu hazin yıldönümü dolayısıyla en içten sevgilerimi sunmak isterim. Bütün bunlara ekleyecek ne kalmış olabilir ki?


37


PARANTEZ

Fıkra Gibi

HÜSNİYE KAYA

azkaotel@superonline.com

N

e çok kullanırız bu sözü günlük hayatımızda. Ya yaşadıklarımız fıkra gibi ya da fıkralardan besleniyoruz yaşarken. Malum fıkra sohbetleri başlayınca bitmek bilmez, her fıkra bu son diye başlar ama son bir türlü gelmez. Ne ilginçtir ki birçok kişi fıkrayı kendi yaşamış gibi anlatır inanırsınız. Hatta fıkra tadında bir gerçek olması sizi daha çok güldürür ama bir süre sonra o anlatılan gerçekle fıkra adı altında başka yerde karşılaşırsınız. Bu sefer ağız tadıyla gülemezsiniz, çünkü aklınız ilk anlatılana takılı kalır. Bu ayki yazımda anlamlı komik bir fıkra işlemek istedim, bu araştırma sırasında da daha önce gerçek diye anlatılan bir sürü hikâyenin fıkra haliyle karşılaştım... Oysa ki ben bunu bir çok kişiye gerçek olay diye aktarmışımdır. Neyse ki ben başkalarının yalancısıyım..

Bu ayki yazımda anlamlı komik bir fıkra işlemek istedim, bu araştırma sırasında da daha önce gerçek diye anlatılan bir sürü hikâyenin fıkra haliyle karşılaştım... Oysaki ben bunu bir çok kişiye gerçek olay diye aktarmışımdır. Neyse ki ben başkalarının yalancısıyım..

38

Her yazıma başlarken Türkiye gündemine dokunmama kararı ile başlıyorum ama okuduğum hikayeler ya da fıkralar beni o noktaya götürüyor… Bu yazımı da siyasetin içinde olan biri olarak değil, düz vatandaş gözüyle yazmak istiyorum. Yine gündem hararetli, hatta biraz tehlikeli, bıçak sırtı konularla meşgul. Tarihi iyi bilenler temkinli, konuyu basite alanlarsa anlık açıklamalar ve yönelmelerle kendileri ile birlikte diğerlerini de zor daha zor bir duruma sokuyor. Demokratik açılım… Temkin ve hassasiyetle yaklaşanlar mı yoksa anlık cesaretle ve sıfır hazırlıkla bu konuyu pimi çekilmiş bomba gibi kamuoyu gündemine bırakanlar mı suçlu? Bende temkin ve hassasiyet taraftarıyım..Türkiye açısından çok ama çok önemli olan bu tür konular basit bir konu gibi gündeme getirilmez. Sonrasının en ince hesapları yapılmalı, hazır olunmalı, her aksiliğe her soruya hazırlıklı olunmalı. Kısaca bir

adım önde olunmalı.. Hükümetin birçok siyasi hamlesi gibi bu hamle de hazırlıksızdı. Siyasi öngörüden uzaktı. Netice de iyi niyetle yola çıkılmış olunduğu kabul edilse bile gelinen nokta bellidir. Çöz çözebilirsen. Sen hoşgörü de iyi niyet de, ama karşındaki İmralı desin PKK desin..Ve sen gel bu tür zihniyetlerle bu açılımın orta yerinde kal… Mümkün mü? Karşı taraftan da iyi niyet beklemek gerekmiyor mu? Bu dayatmalar cesaretini nereden alıyor? Bilmediğimiz neler var? Netice de demokratik açılım ilk telaffuz edildiğinden bugüne epey gün geçti, Açılım çözümünde yol alınamadı ama kutuplaşma ve gerginlik açısından epey yol alındı. İşte tam bu noktaya güzel bir Temel fıkrası koymak istiyorum. Temel Karayolları Müdürlüğünde işe alınmıştır; görevi ise yollardaki çizgileri çekmektir. Temel’e bir kutu boya ve fırça verilir. Temel çizgileri çekmeye başlar. Bir gün amiri gelir ve çizelgeye bakar; “1. gün 500 metre, 2. gün 300 metre, 3. gün 150 metre, 4. Gün 100 metre..” “Temel”, der “Hergün gittikçe tembelleşiyorsun galiba?” Temel cevap verir: “Aksine amirum daha çok çalışayrum lakin gün geçtikçe boya kutusundan daha fazla uzaklaşayrum.” Yaşadığımız gündem aynen böyle bir şeydir. Boya kutusundan epey uzaklaştık, Mantıkta bir hata var. Başarı ihtimali gittikçe sıfıra yeksan olmaya başladı. Bir yanlış var ama nerede, kimde? Siyaset ciddi bir iştir, öngörü temel gerekliliklerinden biridir. Aklınıza geleni söyleyemezsiniz, söylerseniz, boya kutusu başladığınız noktada kalır ve sizin bir gün takatiniz kesilir. Kısaca yıprananlara yazık, yıpratılanlara yazık… Ciddiyet….Ciddiyet.


39


ZEYNEP & ÖZER ERKE internetce@membra.com

R

Hedef: Google’da 1. sayfa!

ekabet artık internet üzerinden yapılıyor ve herkesin ya Google’da birinci sayfaya çıkartmaya çalıştığı bir web sitesi ya da böyle bir web sitesi yaptırmak hayali var. En popüler arama motoru olduğu için Google dedik tabii ki ama, amaç tüm arama motorlarında üst sıralara çıkmak elbette. Bu iş neden önemli? Diyelim ki çok şık bir web sitesi yaptırdınız. Renkli, hareketli tam da zevkinize uygun. Bu site kendinizi ya da işinizi anlattığınız bir web sitesi olabilir. Çocuklar için oyun sitesi yapmış olabilirsiniz. Kimbilir, belki de Bodrum’u karış karış gezip, en güzel Bodrum portalını yaptınız. Ne yaptıysanız ve ne kadar güzel yapmış olsanız da ancak ziyaretçiniz varsa bir anlamı var, değil mi? Ziyaretçi sağlamak için de en önemli konu arama motorlarında üst sıralarda çıkmak.

Tekno-Haber Müjde! Vista’dan kurtuluyoruz...

Microsoft, 22 Ekim 2009’da, Windows 7’yi piyasaya süreceğini açıkladı. Yenilenmiş arayüzü ve yüksek performansı ile, Microsoft’un yeni işletim sistemi, ilk deneme sonuçlarından iyi not aldı. Vista kullanıcıları, ek bir fark ödeyerek Windows 7’ye geçiş yapabilecek.

Bu devirde çok iyi bir web siteniz olmalı!

Özellikle kriz dönemlerinde web sitesinden para kazanmayı planlayanların arttığına bizzat şahit olmaktayız. Bu da çok doğal. Çünkü doğru yaptığınızda, web siteniz dünyada sahip olabileceğiniz en ucuz maliyetli ofistir. 24 saat ek mesai istemeden çalışan bir personeliniz gibidir. Dünyanın her yerine bir tık uzaklığında olması da üstün özelliklerinden birisi elbette. Ülkemizde bugünlerde gündemde olan bir konu ise, firmalara web sitesi sahip olma mecburiyetinin yasal olarak getiriliyor olması.

Apple iPhone 3G’nin pabucu dama atılıyor...

iPhone 3GS (Speed), diğer iPhone’lara göre çok başarılı bulundu. iPhone 3G’nin hızlandırılmış ve güçlendirilmiş versiyonu olan 3GS, ABD’de geçen Haziran ayında piyasaya sürülmüştü, Türkiye’de ise 28 Ağustos’tan itibaren Vodafone ve Turkcell bayiilerinde satılıyor.

Yani, ister isteyin, ister istemeyin, bir web siteniz mutlaka olacak. Ama eğer web sitenizin bol ziyaretçi almasını ve size para kazandırır olmasını istiyorsanız, o zaman çok iyi bir web siteniz olmalı. Burada iyi derken, pek çok parametreden söz ediyoruz. Çok genel olarak bu parametreleri şöyle sayabiliriz; Sitenizin tasarımı güzel ve size uygun olmalı. Sitenizde kullanılan teknolojiler güncel, hızlı olmalı ve yerinde kullanılmalı. En önemlisi ise siteniz arama motorlarına uygun hazırlanmış olmalı. Her üç konu hakkında birer kitap yazılabilir. Bugün tasarım konusunda dikkat etmeniz gerekenleri başlıklar halinde sıralayacağız.

Haydi sinemaya...

İnternetten bedava film indirmeye yasak geliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı internet üzerinden indirilen korsan film ve müzik indirmeye karşı savaş açtı. Bu suçu işleyene hapis cezası bile gelebileceği söyleniyor.

Web Sitenizin Tasarımı Nasıl Olmalı?

n Tasarımınızın renkleri, tarzı kurumsal kimliğinize uygun olmalı. Kartvizitinizi ya da broşürünüzü verdiğiniz bir kişi, web sitenize girdiğinde de aynı imajı algılamalı. Yapılan en büyük hatalardan birisi, firma logosunun bile web sitesinin renklerine daha uygun hale getirmek için değiştirilmesidir. Web tasarımına başlamadan önce logonuza ve kurumsal renklerinize karar vermiş olmanız ve web sitenizin de bu çerçevede yapılması en doğru olandır. n Web sitenizde kullanacağınız teknolojiler, teknik ve görsel özellikler hedef kitlenize uygun olmalı. Örneğin ileri yaştaki kişilere hitap eden bir web sitesi tasarımında, fontların rahat okunabilir olması önemli olacağı gibi, çocuklar için yapılacak bir web sitesinde de renklilik, canlılık gibi öğeler daha ön planda olabilir. n Web tasarımınız yaptığınız işe ve sektöre uygun olmalı. Örneğin bir reklam ajansı ya da ressamsanız, web sitenizde dikkat çekici görsel öğeler, flash animasyonlar ağırlıklı olarak kullanılabilir. Eğer bir ürün satıyorsanız, emlak, kitap, bilgisayar, gözlük, v.b., o zaman daha sade bir tasarım tercih edilmeli, ürünler ön planda olmalıdır. n Web sitenizin içeriği ne kadar çok ya da az olursa olsun, kullanacağınız menülerin her zaman aynı yerde çıkması ve içeriğin de belli bir alanda gösteriliyor olması önemlidir. Sitenizi gezen bir ziyaretçi, hangi sayfada olduğunu hiç bir zaman kaybetmemeli ve her sayfada farklı bir menü yapılanması ve tasarımı ile karşılaşmamalıdır. n Web sitenizin tasarımı, bütün ekran çözünürlüklerine uygun olmalı. Eğer yüzde yüze yayılan bir tasarım kullanılmıyorsa, kenarda kalan boşluklar için ziyaretçileri rahatsız etmeyecek zemin desenleri ya da pastel renkler seçebilirsiniz. n Web tasarımında kullanılacak görseller, arama motorlarının anlayabileceği şekilde isimlendirilmiş ve açıklamaları yazılmış olmalı.

40

Tık Noktası http://www.bodrum. bel.tr/ Bodrum Belediyesi web sitesinden, EBelediye bölümüne üye olarak, 7 Gün 24 Saat Belediye işlemlerinize ait (Bildirim, Borç, Tahakkuk, Ödeme, Tahsilat, Vergi Bilgileri, Arsa m2 Fiyatları, İnşaat Maliyetleri, Aşınma Oranları, ÇTV Bedelleri) bilgilerinizi öğrenebileceğinizi, kredi kartı ile faturalarınızı ödeyebileceğinizi biliyor musunuz?


41


CANSIN TÜRKDOĞAN

Bilinçli Zayıflayın... Fazla kiloları olan kişiler bu kilolardan kurtulmak amacıyla çeşitli diyet yöntemlerine başvururlar. Çoğu zaman bir uzman kontrolü dışında yapılan bu uygulamalar, kulaktan dolma biçimde gerçekleştirilir. Hatta bilinçsizce yapılan diyetler sağlığı tehlikeye bile atabilmektedir. Biz de buradan yola çıkarak sıkça yapılan diyet hatalarına düşmemeniz için yapmanız gerekenleri sizler için sıraladık… n Kendinizi hazır hissedin: Diyette başarılı olmak istiyorsanız öncelikle beyin olarak buna hazır olmanız gerekir. Eğer buna hazır değilseniz diyeti tam olarak uygulayamayacak, kaçamaklar yapacak ve başarısızlığa uğrayacaksınız demektir. Başarısız oldukça da umutsuzluğa düşecek ve sonuç olarak hem kilo veremeyecek hem de mutsuz olacaksınız. Bu nedenle diyete hazır olduğunuzda başlayın. n Bir hedef belirleyin: Diyete başlarken varmak istediğiniz hedefi, yani kaç kilo vereceğinizi ve bu kiloyu ne kadar sürede vereceğinizi belirlemeniz gerekir. Hiçbir zaman kısa sürede kilo kaybetmeyi planlamamalısınız. Bu şekilde uygulanan diyetlerle belki hedefe ulaşabilirsiniz ancak daha sonra koruma safhasında başarılı olamazsınız. n Size uygun diyeti yapın: Standart diyet yoktur, her diyet kişiye özel olmalıdır. Bir diyet uzmanı tarafından, o kişinin beslenme alışkanlıklarına, yaşına, cinsiyetine, iş koşullarına, metabolizma hızına ve sağlık problemlerine (yüksek kolesterol, tansiyon, diyabet) uygun diyet programı belirlenmelidir. n Öğünleri dengeleyin: Diyette öğünleriniz, azar azar ve sık tüketilecek şekilde düzenlenmeli ve kesinlikle öğün atlamamalısınız. Genelde diyet yaparken birçok kişi tüm gün boyunca aç kalıp, metabolizmayı zayıflatır ve metabolizmanın en zor çalıştığı akşam saatlerinde çok daha fazla yemek tüketir. Bu en büyük yanlışlardan biridir. Buna paralel olarak da hızlı bir şekilde kilo alınır tabii. Bunu engellemek için akşam yemeğinizi en geç 19.00-19.30 saatleri arasında yemelisiniz. n Ara öğünleri atlamayın: Diyetler genelde

.

veya yemekten hemen sonra değil de yemeklerden önce içmelisiniz. n Spor yapın: Bunun için illa bir spor salonuna gitmeniz de gerekmiyor. Günlük hayatta mümkün olduğunca hareketli olmak, mesela çok yakın mesafelerde yürümeyi tercih etmek de epey faydalı olacaktır. n Her duyduğunuza inanmayın: Birçok kişi sabahları aç karnına içilen sıcak veya limonlu suyun vücuttaki yağları erittiğini düşünür. Ancak bunların vücuttaki yağları eritmek gibi fonksiyonları yoktur. Sadece aç karnına içildikleri zaman bağırsakları harekete geçirir ve kabızlığı ortadan kaldırırlar o kadar.

n Meyve ve sebzelere daha fazla önem verin: Vitamin ve mineral açısından oldukça

3 ana ve 3 ara öğün olacak şekilde düzenlenir. Fakat ana öğünler kadar önemli olan ara öğünler her zaman ihmal edilir ve atlanılır. Kan şekeri, kişi öğününü tükettikten 2 - 2,5 saat sonra yavaş yavaş düşmeye başlar ve böylece açlık hissi doğar. Buradaki ara öğünlerin amacı da kan şekerinin düşmesini ve açlık duyulmasını engellemektir. Bu nedenle de ara öğünlere gereken önemi vermeli ve ara öğünleri asla ihmal etmemelisiniz. n Tek tip beslenmeyin: Diyetiniz her besin grubunda bulunan besinleri dengeli bir şekilde içermeli. Tek tip besinlerle yapılan diyetlerin çoğu en başta kilo kaybetmeyi sağlasa da başlangıçtaki hızlı kilo kaybından sonra eskisinden daha çok kilo alınmasına neden olmaktadır. n Bol bol su için: Diyet sırasında en az 2 2,5 litre su içmelisiniz. Ancak suyu yemek arası

K ADIN LIK İp Uçları n Buzlu dudak kalemi: Eğer dudak kalemi kullanıyorsanız size önemli bir tavsiye. Kalemi kullanmadan önce buzlu bir kabın içinde bekletirseniz daha iyi sonuç alırsınız. n Farların kullanımı: Eğer farlarınız göz kapaklarınızın üzerinde birikiyorsa kesinlikle yağ bazlı farlar kullanmayın. Yoğun renk pigmentleri içeren pudra farlardan kullanmalısınız. Hafif sedefli farlar da bu konuda çok kullanışlı. İçeriğindeki sedefli maddeler göz kapağının üzerine yapıştığı için birikme yapmaz.

42

zenginlerdir. Aynı zamanda posa içerikleri de yüksektir. Posa içeriğinin yüksek oluşu kabızlık probleminin tedavisinde yardımcı olur. Ayrıca vücudumuz ihtiyacı olan sıvının bir kısmını da sebze ve meyvelerden almaktadır. n Kepekli ekmek tüketin: Bağırsak hareketlerinin düzenlenmesinde, kan şekerinin ve kan yağlarının dengelenmesinde, midede şişerek tokluk hissinin artmasında etkilidir. Aynı zamanda kalori değeri daha düşüktür. Bu arada beyaz ekmek tüketenler diyet sırasında kalorisi azalacağı düşüncesi ile ekmeği kızartırlar. Fakat bu şekilde sadece ekmekte su kaybı olurken, kalorisinde hiç bir değişiklik olmamaktadır. Aynı zamanda bu uygulamayla protein kaybı da söz konusudur. Bu yüzden en iyisi kepek ekmeği yemektir. n Diyabetik ürünlere aldanmayın: Kalorisi düşük olduğu için içeriğinde tatlandırıcı bulunan ürünler diyet süresince fazlasıyla tercih edilir. Fakat bunlar zayıflama diyetlerine yönelik ürünler değillerdir. Bu ürünler (reçeller, çikolatalar, baklavalar... vb.) diyabet (şeker) hastalığı olan insanlara yönelik geliştirilmiş ürünlerdir.

n Rejim sonrasında kilonuzu koruyun:

Burada yapılması gereken, sağlıklı beslenme alışkanlığının bir yaşam tarzı haline getirilmesi ve diyet süresince belirlenen ilkelerin bu dönemde de benimsenmesidir. Bu arada bazı davranış değişikliklerini de yapmak gerekir. Örneğin; alışverişe giderken liste yapıp onun dışına çıkmamak, her zaman tok karnına alış veriş yapmak, tabağı çok doldurmamak, yemek yerken yiyecekleri çok çiğnemek ve gereksiz yere masa başında vakit geçirmemek, fast-food türü besinlere, hamur işlerine ve tatlılara ağırlık vermemek…


Sonbahar Enfeksiyonlarına Dikkat! Havaların bir ısınıp bir soğuduğu Eylül ve Ekim ayları, gribal başta olmak üzere birçok enfeksiyonun sık görüldüğü ve alerjik rahatsızlıkların nüksettiği aylardır, o yüzden bu mevsimde bazı önlemlerin alınması, düzenli egzersiz ve vitamin takviyesi yapılması gerekmektedir.

S

iyi takip edip uygun giysilerle dışarı çıkmak, havasız ve kapalı mekanlarda uzun süre kalmamak, öpüşmemek, alerjenlerin yoğun olduğu bölgelerde uzun süre kalmamak, bol taze meyve ve sebze tüketmek, gerektiğinde vitamin takviyesi almak bizi enfeksiyonlara karşı bir miktar koruyabilir.

ıcak ve güneşli günlerin ardından daha soğuk ve güneşin kendini az gösterdiği sonbahar mevsiminde, insan metabolizmasında bazı olumsuz değişimler de oluşabilir. Yazın hızlanan ve aktivite artışı ile daha çok enerji harcamamızı sağlayan metabolizmamız ısı ve enerji korumak amaçlı olarak yavaşlamaya başlar, vücut metabolizmasındaki yavaşlama, besinlerin depolanarak vücutta yağ miktarının artmasına yol açar. Sonbaharla birlikte yavaşlamaya başlayan metabolizma nedeniyle hem kilo almaya eğilim artabilir, hem de vücut direncimiz düşebilir. Bunu yenebilmek için düzenli beslenip, vitamin takviyesi alıp, egzersiz yapmak en iyi çözümdür.

Altın Kural Doğru Beslenmek

Sonbahar ve kış aylarında vücut, depoladığı birçok vitamin ve direnç arttırıcı maddeyi tükettiğinden, bol taze meyve ve sebze yenilmesi gerekmektedir. Bu mevsim dönümünde insanlarda bir takım hormonal değişiklikler de gözlenir, örneğin; böbrek üstü bezinde üretilen bazı hormonların düzeyindeki değişiklikler nedeniyle hastaların bağışıklık sistemlerinde bir zayıflama gözlenir. Buna ek olarak sürekli ısınıp, soğuyan hava, kendini bir gösterip, bir saklanan güneş nedeniyle insanlar giyinmelerinde de problem yaşar, bu da vücut direncini olumsuz yönde etkilemektedir. Bunlara ek olarak alerjik rahatsızlıklar da özellikle ısı değişimi ve viral enfeksiyonların tetiklemesiyle belirgin bir artış gösterir. Evlerde ve işyerlerinde artan rutubet ve havadaki nem nedeniyle küf mantarları ve bunlara bağlı reaksiyonlarda da artış gözlenir.

ı ip uçlar n i ç i z ı n Sağlığı Görüş: Gözünüzün hemen altında elmacık kemiğiniz üzerine bir cetvel yerleştirin. Sonra cetvelin üstüne bir kredi kartı yerleştirin. Kartı en rahat okuduğunuz uzaklığı ölçün. Ne kadar yakına gelirse gelsin kartı rahat okuyabiliyorsanız göz sağlığınızın iyi olduğu anlamına geliyor.

Gribal enfeksiyonlar zatürreye kadar götürebilir

Kapalı ve havasız ortamlara dikkat!

Mevsim dönümlerinde bağışıklık sisteminin ve enfeksiyonlara karşı savunmanın zayıflaması, özellikle; yaşlı, çocuk, gebe ve kronik hastalığı olan grup için önemlidir. Okulların açılması ve insanların kapalı ortamlarda toplu halde bulunmaya başlamaları ile birlikte hastalıkların taşınması ve bulaşması da artış gösterir, toplu yaşam alanları, işyerleri ile kreşlerde küçük salgınlar dahi görülebilir.

Giysiler hava ile uyumlu olmalı

Başta solunum yolunu ilgilendiren hastalıklar ile çocukluk hastalıkları, hem vücut direncindeki düşme hem de bulaşma ortamının oluşması nedeniyle daha sık görülmeye başlar, sonbahar aylarında karşı karşıya olduğumuz bu tehlikeleri bilip buna karşı önlem almamız başlıca amacımız olmalıdır. Örneğin; hava durumunu

Yetişkinlerde gribal enfeksiyonlar da sonbahar ayları ile birlikte gittikçe artan sıklıkta görülmeye başlar, hem iş gücü kaybı, hem de hayat kalitesinde önemli düşüş yapan bu hastalık bir takım virüslerin solunum sistemi yoluyla alınması ile oluşur; ateş, halsizlik, yaygın kas, eklem ağrıları, iştahsızlık, baş ağrısı belli başlı klinik bulgusudur. Özel bir tedavisi olmamakla birlikte hastalara kesin yatak istirahati, vitamin takviyesi ve klinik bulgulara göre ilaç tedavisi verilmelidir, gribal enfeksiyonun nezle ve basit üst solunum yolu enfeksiyonundan ayırıcı tanısının dikkatle yapılması gerekmektedir, hastalarda özellikle iki günden uzun süren ateş ve diğer bulgulardan herhangi biri mevcut ise doktor yardımı almaları önemlidir. Gribal enfeksiyon sonrası zatürre gibi ağır enfeksiyonlar gelişebilir. Sonbahar mevsiminde vücut direncinin düşük olabileceğini bilip önlem alarak hastalığın bulaşmasını ve yerleşmesini önlemek en iyi yöntemdir; tabi ki bunda mevsiminde grip aşısı ve kızamık, kızamıkçık, kabakulak gibi viral enfeksiyonların aşılarını da eksiksiz olmak önemlidir. Kaynak: memorial.com.tr

Şifalı Bitkiler / Faydalı Otlar ACI ELMA YAĞI Ülkemizde kimi yerlerde Elmaotu da denilen Anadolu adaçayının çiçeklerinin ve yapraklı dallarının su buharıyla birlikte damıtılmasıyla elde edilen uçucu yağdır. Kimi eczane ve aktarlarda, küçük şişeler içinde satılır. Elmayağı, mide ve bağırsaklardaki gazı söktürücü, sindirimi kolaylaştırıcı,aşırı terlemeleri kesici ve idrar söktürücü olarak, günde bir kez 1 bardak suya 3-5 damla katılarak içilir. Daha fazla dozda alınması sakıncalıdır. Aynı formül dıştan yaraları temizleyici ve iyileştirici olarak kullanılır. Ancak, fazla etkili olabileceği ve ciltte kızarıklıklara yol açabileceği için, badem yağı ya da çiçek yağıyla biraz inceltilmesi tavsiye edilir.

43


Forever Club’tan

Keşkek, Çökertme Kebabı, Bodrum Lokması, Dolama Börek

n Keşkek

n Çökertme Kebabı

Malzemeler:

Malzemeler:

-

250 gr buğday 1 adet kuru soğan 200 gr tavuk Butu 3 Adet kuru Biber 100 gr sıvı yağ 100 gr tereyağ 50 gr margarin

400 gr bonfile eti 50 gr sıvıyağ Bir diş sarmısak 50 gr tuz 3 adet patates

Sos için: -

150 gr yoğurt 2 adet domatez 50 gr tereyağ 20 gr pul biber

Yapılışı: Bonfile etine sıvıyağ sarımsak ve tuz ilave edilerek sos yapılır. Patatesler soyulur ve kibrit inceliğinde doğranır. Patatesler kızartılır ve kızaran patatesler üzerine bonfile eti tavada sotelendikten sonra konur. Yemek sarımsaklı yoğurt ve dilimlenmiş domatez ile servis edilir.

Malzemeler:

n Bodrum Lokması Malzemeler: -

100 gr un 10 gr sıvıyağ 5 gr maya Çok az tuz

Yapılışı: Bütün malzemeyi birbirine karıştırarak hamuru yoğuruyoruz, ardından da 5 dakika dinlendiriyoruz. Hamuru kaşık ile alıp kızarmış yağa döküyoruz, hamur kızarınca da hazırladığımız şerbete katıyoruz.

MUTFAK SIRLARI

Yapılışı: Buğday bir gün öceden bir tencerenin içerisinde ıslanır. Tavuk haşlanır ve didiklendikten sonra bu tavukların üzerine sıvıyağ, tereyağ, margarin koyulur ve soğan ilave edilir, kavrulur. Kavrulduktan sonra üzerine su eklenir, su kaynayınca da üzerine buğday ilave edilir. Yaklaşık iki buçuk saat pişirilir. Aynı zamanda çırpma teliyle devamlı çırpılarak karıştırılır. Kıvama gelince ocaktan alınır sıcak servis edilir.

-

n Dolama Börek 100 gr yufka - 200 gr ıspanak Yarım demet maydanoz Yarım demet dereotu 100 gr taze soğan 100 gr pazı otu 100 gr lor peyniri 2 adet yumurta 50 gr süt - 50 gr zeytinyağı

Yapılışı: Yufka açılır, üçgen şekilde kesilir. Ispanak, dereotu, pazı otu, maydanoz, taze soğan, ince ince doğranır. Zeytinyağ, lor peyniri üzerlerine katılır. Yufkanın içerisine malzemeden bir miktar koyulur ve rulo şeklinde sarılır. Yufka malzeme içine alınacak şekilde rulo yapılır daha sonra da bir ya da iki kez dolanır. Tepsi yağlanır, dolama yaptığımız börekler tepsiye dizilir. Üzerine yumurta ve süt karışımı sürülür. 150 derecede 60 dk boyunca fırında pişirilir ve sıcak olarak servis edilir.

n Yaprak dönerin sosuna kola, kuru fasulye piyazına avokado sos, köfte harcına sirke veya karbonat, et sotenin içine de bir miktar rakı katıldığında lezzetleri daha güzel olacaktır... n Naneyi doğrayarak kullanacaksanız, üzerine bir miktar şeker serperseniz nanenin kokusunu arttırmış olursunuz. n Süte biraz karbonat atarsanız hem çabuk bozulmaz hem de kolay hazmedilir. n Sucukların üzerinin kısa zamanda küf olmasını istemiyorsanız sucukları limon ile ovun.

FOREVER CLUB Tel: 313 55 55

44

-


Bodrum Uluslararası Bale Festivali,

yine unutulmaz geceler yaşattı...

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü organizasyonu ve Bodrum Belediyesi’nin işbirliği ile bu yıl yedincisi düzenlenen Bodrum Uluslararası Bale Festivali, sona erdi. 19 Ağustos tarihinde Ankara Devlet Opera ve Balesi Modern Dans Topluluğu tarafından sergilenen Bin Kalp Atışı ile başlayan festival, 22 Ağustos tarihinde Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği’nde gerçekleşen ve konuk ülke Fransa’nın Kafig Topluluğunun Tricote, 25-26 Ağustos günleri Antalya Devlet Opera ve Balesi’nin sergilediği Harem gösterisi ile unutulmaz bir gece yaşatmasının ardından son olarak Marsilya Ulusal Bale Topluluğu’nun gösterisi, sanatseverlere unutulmaz bir gece daha yaşattı ve dakikalarca alkışlandı. 29 ve 30 Ağustos tarihlerinde sahne alarak festivalin kapanış temsilini gerçekleştiren Marsilya Devlet Balesi birbirinden güzel üç farklı eser ile sanatseverlerin gönüllerini fethetti. Kaleyi dolduran yaklaşık 1200 kadar bale tutkunu konuk ülke Fransa’nın eşsiz gösterilerinden birini daha, Bodrum Kalesi’nin harika atmosferi ile izleme şansı yakaladı. Festival 2010’da yeniden buluşmak üzere sona eriyor.

45


Hazırlayan: Nurhan İBAK

ERENLER SOFRASI

MONTIGNE

FRANSA YOLCUSU…

Başarılı işletmeciliği ile tanıdığımız ASLI MUTLU, Yarbasan Taşevler’ deki ERENLER SOFRASI ile tekrar aramızda. Anadolu Mutfağı kültürünün bugüne yansıması olan füzyon mutfağının eşsiz lezzetlerini sunan Erenler Sofrasın’da hergün değişik bir menü var. Ege otları kavurması, patlıcan paçası, kirazlı pestilli dana biftek, piruhi, sucukaki ve stifno damak zevkine güvenenlerin tercih ettiği seçenekler arasında. Eylül Ayı’nda Mutfak Atölyesini de açmayı planlayan Aslı Mutlu, her hafta farklı yörelerin mutfağını, ustalardan öğrenerek pişireceğimiz bir ortam yaratıyor. Sanatla lezzeti bir araya getirerek Haluk Mutlu eserlerini görebilir, YARBASAN TAŞEVLER’in muhteşem mimarisi arasında güzel bir gün geçirmenin keyfini yaşayabilirsiniz. Yemek bahane, sohbet güzel olsun… Sofra’nın aşçısı Aslı.. 0 532 248 24 79 Sofra’nın sanatçısı Haluk.. 0 532 234 25 54 sofra@erenler-sofrasi.com

İçmeler Mevkii’ndeki Ege Yat A.Ş. tersanesinde 2 yılda yapılan ve 15 milyon Euro’ ya mal olan Montigne isimli üç direkli, yelkenli, ahşap gulet yat denize indirilerek Fransa’nın turizm başkenti Monaco’ ya gönderildi. 57 metre uzunluğunda ve 10 metre genişliğinde altısı suit misafir kabini olmak üzere toplam 12 kabini olan saatte 25 deniz mili yapabilen yatın, adının açıklanmasını istemeyen Honk Konglu bir iş adamı için yapıldığı ve Fransa’da mavi yolculukta kullanılacağı belirtildi. Dış mimarisini gemi mühendisleri Yavuz Mete ve Tansel Taşkıran, iç dizaynını ise Sinan Özer ve mimar Osman Aslandere’ nin yaptığı yatın iç mimarisi Bodrum ve Honk Kong özelliklerini yansıttı. Yatta 10 personelin görev yapacağı belirtildi. Krize rağmen mega yatları yapmayı sürdürdüklerini ve dünyanın dört bir yanından teklif aldıklarını belirten Ege Yat A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Özer “ Bir zamanlar 12 metrelik süngerci ve balıkçı kayıklarını yapmakta güçlük çeken Bodrum tersaneleri artık dünyanın dört bir yanında zengin turistleri gezdirecek yatlar yapmayı başardı. LCD televizyonu, mini barı iç ve dış klimaları ile beş yıldızlı otel konforunu aratmayan ve haftalığı 250 bin Euro’ dan Fransa’da kiraya verilecek olan dev yat tersanemizde yapılan 5. mega yat, Bodrum’un ve ülkemizin gururu oldu” dedi.

Bodrum’un İlk ORGANİK GIDA PAZARI

K

onacık Belediyesi ve Bodrum Ekolojik Tarım ve Yaşamı Destekleme Derneği işbirliğiyle Türkiye’nin Altıncı Organik Gıda Pazarı 05 Ağustos’ta Konacık Belediyesi yanı Büyük Çadır’da kuruldu. Organik Pazar’da doğa ve canlı sağlığına zararlı hiçbir yöntem, kimyasal ilaç, gübre ve katkı maddesi kullanılmadan üretilen kontrollü ve sertifikalı organik ürünler satılmakta. Türkiye tarımının en önemli merkezlerinden biri olan Muğla ve ilçelerinin son yıllarda önemi daha iyi anlaşılan organik tarımda da etkin bir yer edinmesini ve üreticiyi organik tarım konusunda teşvik etmeyi de hedefleyen organizasyona Yarımada Halkı’nın da ilgi göstermesi bekleniyor. Konacık’ta açılan Organik Pazar’da, Organik Tarım Kanun ve Yönetmeliklerine bağlı kalınacak. Bodrum Ekolojik Tarım ve Yaşamı Destekleme Derneği tarafından denetlenecek ve tüketiciye güvenilir bir hizmet sunulacak.

46


MAVİ MAVİ Masmavi...

S

ahnesinden bugüne kadar birbirinden değerli birçok müzisyenin geçtiği MAVİ BAR, bundan böyle restoranı ile de hizmet verecek. MAVİ BAR’ın hemen yanında yer alan MAVİ BALIK geçtiğimiz günlerde açılışını yaparak, misafirlerine geleneksel mezeler ve bölgesel balıklar sundu. Televizyonda yayınlanan “Yemekteyiz” programından da tanıdığımız MAVİ işletmecisi TARKAN GÜLPAŞA İngiltere’de almış olduğu mutfak eğitimi ile de deneyimli. Uzun zamandır istediği bu projeyi hayata geçirmenin keyfini yaşayan TARKAN GÜLPAŞA’nın İngiltere’de de “The Meze” adında bir restoranı bulunmakta… Telefon: 316 51 53

WEST MARINE Bodrum’da

D

ünya markası WEST MARINE İstanbul, Kartal ve Kalamış’ın ardından üçüncü mağazasını da Bodrum Konacık’ta açtı. Açılış törenine Rahmi Koç, West Marine ortaklarından İbrahim Yazıcı, Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan, Oasis Alışveriş ve Kültür Merkezi Genel Müdürü Mazhar Vardar, Vatan Gazetesi Yazarı Aydın Ayaydın, Konacık Belediye Başkanı Mehmet Tosun ve çok sayıda davetli katıldı. Bodrum’a yaptığı yatırımlardan memnun olduğunu belirten Rahmi Koç bir sonraki West Marine mağazasını Marmaris’te açmayı hedeflediğini söyledi. Koç ayrıca, yetkilileri Bodrum’un çevre ve deniz temizliği konusunda daha duyarlı olmaya davet etti. Adres: Turgutreis yolu. Açıkkırlar Mevkii. Konacık - Telefon: 363 99 30

FESS TEKSTİL

ÖZEL HİZMET Sunacaklar...

B K

urulduğu yıllarda ağırlıklı olarak konfeksiyon hazır giyim ürünleri üzerine nakış yaparken, zamanla ev tekstili üretimi faaliyetlerine başlayan Baştarda tekstil, bundan böyle ürünlerini FESS markası adı altında imal etmeye başlayarak, birbirinden güzel seçenekleri Bodrum’a taşıdı… İmal edilen ürünlerin arasında değişik desen, renk, kumaş, nakışlı, pullu, taşlı birçok ürün sunan FESS, müşteri memnuniyeti ne önem vererek, mesleki deneyimlerinin yanı sıra, teorik ve pratik eğitimlerle bilgi ve becerilerini sürekli geliştirerek, “HİZMETE DAİMA HAZIR OLMAK” sloganı ile çalışmalarına devam etmektedir.

odrum Best Exclusive Servis,; tekne müşterilerine araba kiralamadan, VIP transfer hizmetlerine, charter’dan, tekne bakımına, hobi balıkçılığından, yaban domuzu avına kadar geniş bir yelpazede özel hizmetler sunmak üzere, Milta Bodrum Marina’da düzenlenen açılış kokteyli ile hizmete girdi… Tekne sahipleri, turizmciler ve çok sayıda seçkin davetlinin katıldığı gecede, transfer amaçlı kullanılacak arabalar, olta balıkçılığı için kullanılanacak ekipmanlı teknelerin tanıtımı yapıldı.

47


Hazırlayan: Nurhan İBAK

KRALIN HAYALİ, Yeniden Hayat Buldu

OCTOPUS VE LEANDER

Bilişim devi Microsoft’un patronu Paul Allen’ ın Octopus isimli süper lüks yatından sonra ortağı Bill Gates’ in Leander isimli 77 metre uzunluğundaki yatı da Bodrum’a geldi. Dünyanın en ünlü iki zenginin yatlarının Bodrum önlerine demirlemesi yerli ve yabancı turistleri meraklandırdı. Günübirlik tur tekneleri ile yatlara yakın geçen turistler bol bol hatıra fotoğrafı çektirirken Bodrum Belediye Spor yelkencileri de Octopus yatının yanına kadar gitti, yattaki konuklar minik yelkencilere el salladı. Dünyanın en ünlü iki patronunun Bodrum ve bölgesinde dalışa açık bölgelerde birlikte dalış yapacakları, dalış bölgelerinin kayıtlarını aldıkları ve tarihi ören yerlerine ziyaretlerde bulunacakları öğrenildi. Misafir olarak aralarında bulunan Mick Jagger’da akşam saatlerinde gezmek için Bodrum’a indi. Rehberliğini arkeolog Canan Küçükeren’in üstlendiği gezide Marina’dan çarşıya kadar yürüyen grup daha sonra The Marmara Oteli’nin eşsiz manzarası karşısında yorgunluk attılar. Bodrum Kalesi’ni ve Mousoleum’u on yıl önceki gelişinde de gezdiğini söyleyen Jagger gecenin ilerleyen saatlerinde Leander yatına geri döndü.

Gardens Of Babylon resmi açılışı öncesinde hizmet hayatına Bodrum’da bulunan dostlarına verdiği özel kokteylle yeni bir Bodrum anlayışı için merhaba dedi. Birçok ünlü işadamı ve siyasetçinin katıldığı açılışa; Bodrum’dan MHP İlçe Başkanı Asım Başaran, Konacık Belediye Başkanı Mehmet Tosun, Gümüşlük Bele-diye Başkanı Mehmet Tire de katıldılar… Bodrum-Kadıkalesi’ndeki özel koyu ile oda veya rezidanstan eşsiz bir manzaraya sahip olan Babil’in Asma Bahçeleri; Ender Saraç yönetiminde 3000 m2 lik sağlık ve güzellik tesisi ve sağlıklı beslenmeye yönelik restaurantı, Emre Ergani işletmesindeki beach ve yunan restaurantı ile yüksek yaşam kalitesini sunmak için kapılarını açtı. Gardens of Babylon, tarih boyunca sonsuz güzelliği ile efsanelere, şiirlere ve kitaplara konu olmuş. Bu eşsiz efsane, turizm yatırımcısı ve sektörün duayeni Recai ÇAKIR’ı çok etkilemiş ve Kral Nabukadnezar’ın hayalini yeniden canlandırmaya karar vermiş. Gardens of Babylon projesi, Residanceler ve King Suitlerden oluşan 7 yıldızlı bir butik otel olarak yaratıldı. Helikopter pisti, özel yat limanı, dünya mutfaklarının 7 farklı restaurant, sağlık ve güzellik merkezlerine kadar her şey düşünüldü. Gardens of Babylon, Turgutreise 3 km. mesafedeki Kadıkalesi bölgesinde yer alıyor. Gümüşlük’e sadece 1 km, Bodrum’un merkezine 19 km, Bodrum Havalimanı’na ise 49 km. yakınlıkta.

BAYK CUP Sona Erdi Milta Bodrum Marina’nın ana sponsorluğunda, Bodrum Açıkdeniz Yelken Kulübü tarafından düzenlenen BAYK CUP, 02 Ağustos 2009 tarihinde Bodrum açıklarında düzenlenen şamandıra ve offshore yarışlarıyla sona erdi. Milta Bodrum Marina Sit alanında düzenlenen kapanış ödül töreninde, Milta Bodrum Marina Genel Müdürü Ömer Karacalar, tüm ürün sponsorlarına teşekkür plaketi sundu. Yarışçılardan Erman Kırımlı’nın sunuculuğuyla gerçekleşen ödül töreninde Jotun Yetkilisi Alper San, yarışmacılara Jotun ürünlerinden hediye ederek kupalarını takdim etti. Gençlik Spor il Müdürlüğü Muğla Şube Müdürü Burhanettin Hacı Caferoğlu da, dereceye giren teknelere kupalarını teslim ederek sporcuları tebrik etti. Moana Reva teknesiyle yarışa katılan 9 genç yarışçıya ödül gecesinde Yıldızlar Sailing Team Teenage Cup Birincisi olarak özel bir kupa verildi.

48


Gümüşlük, Başbakan’ı ağırladı

ve beraberindekilerle araçlarına binerek beldeden ayrılırken basın mensuplarına el salladı.

La Pasion Art Galery

Kısa bir tatil için Bodrum’a gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan akşam yemeği için otel dışına çıktı. Ailesi ile Gümüşlük Beldesine geçen Başbakan Erdoğan’a gittikleri Mimoza Restaurant’ta deniz ürünleri ağırlıklı bir servis yapıldı. Yemek sırasında yoğun güvenlik önlemi alınırken, deniz kenarındaki işletmenin yakınına basın mensupları yaklaştırılmadı. Yemeğin ardından aracının bulunduğu yere yürüyen Başbakan Erdoğan’a vatandaşlar ilgi gösterdi. Vatandaşlarla sohbet eden Başbakan Erdoğan, onların isteği üzerine hatıra fotoğrafı çektirdi. Başbakan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan

Bodrum’un en gözde mekanlarından biri olan La Pasion Restaurant, sanatsal faaliyetlere de yer vererek, tarihi taş binasındaki Art Gallery ile sanatseverleri buluşturuyor. Değişik dallardaki sanatçılara yer veren ve restorandaki başarısını sanatla da devam ettiren La Pasion, mutlu olmak isteyen herkesin uğrak yeri. Şömine keyfini dört gözle beklediğimiz La Pasion’da buluşmak üzere… Adres: Atatürk Caddesi. Uslu Sok. No.8 Telefon: 313 45 94 art@lapasion-bodrum.com

AKDENİZ RÜZGARI ESTİ

İspanyolların dünyaca ünlü müzik gurubu Gibsy Kings Family Bodrum’da verdiği konserde söylediği şarkılarla Akdeniz rüzgarı estirdi. Sosyetenin büyük ilgi gösterdiği konserde izleyenler yerinde duramadı bol bol dans etti eğlendi, ünlü grup geleneksel flamenko müziği olan Rumsa Catalana’yı pop versiyonuyla harmanlayıp söylediği şarkılarla izleyenlere kendilerini İspanya’da hissettirdi. İspanya İç Savaşı sırasında Fransa’ya yerleşen Reyes ve Baliardos ailelerinin atalarının oluşturduğu ve bu ailelerin arasından Jose Reyes, Manitas de Plata, Chico and the Gipsies ve en ünlüleri olan Gipsy Kings’i çıkararak alanlarındaki üstün yeteneklerini kanıtlayan yeni nesil Gipsy Kings Family ‘ nin altı üyesinin yer aldığı Gibsy Kings Family’nin Bodrum Torba’daki Casa Dell’Arte Residence sahilinde verdiği “Gibsy Heritage” konserini aralarında sosyetenin ünlü isimlerinin de bulunduğu yaklaşık 500 kişi izledi.

49


BODRUM’A ÖDENEK YAĞDI… Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Muğla’nın çeşitli belediyelerine yapılacak yatırımlar için 2009 yılında 5 milyon 820 bin TL ödenek ayrıldı. Ayrılan ödeneklerde ilk sırayı kanalizasyon ve alt yapı çalışmaları aldı. Bakanlık tarafından belediyelere gönderilen ödenek miktarında ilk sırayı Bodrum Yarımadası aldı. Gönderilen 5 milyon 820 bin TL’lik ödeneğin 4 milyon 930 bin TL’lik kısmı Bodrum Yarımadası’na ayrılırken, geri kalan kısmı ise Kavaklıdere, İl Özel İdaresi, Marmaris Bozburun ve merkeze bağlı Çiftlik Belediyesi’ne aktarıldı… AK Parti Muğla Milletvekili Prof. Dr. Yüksel Özden, dünyanın incisi olan turizm merkezi Bodrum’un layık olduğu hizmeti alabilmesi için çalıştıklarını söyledi. Özden, “Bodrum İlçemiz’de ihmal edilmiş ya da altyapısı tamamlanmamış, yol çalışmaları devam eden belediyelerimize bu ödenekleri aktardık. Amacımız Türkiye’nin misafir odası konumundaki Bodrum’a layık olduğu hizmeti götürmek” dedi.

Değerleri Farkedin…

Doğası ve iklimiyle dünya’nın göz bebeği olan Bodrum, tarihi ve arkeolo-

jik değerleriyle de dünyanın en önemli kentleri arasında yer almaya aday. Dünyanın 7 harikasından biri kabul edilen Maoselum’dan yaklaşık 1000 yıl öncesine dayanan tarihiyle Pedesa Antik Kenti, kazısı yapılan ilk Leleg uygarlığına ait kent olarak önem taşıyor. Dağbelen’den Torba’ya uzanan çok geniş bir araziye yayılmış bu kent gün ışına çıkarıldıkça bütün dünya’nın dikkatini üzerine çekecek gibi görünüyor. Bodrum Rotary

aynı anda yaşayabilecekleri özel bir alan olabileceğini belirtti. Toplantıya bakanlık temsilcisi arkeolog Erhan Özcan ve öğrencisi Hasan Emre Günday’la katılan Prof. Diler, Bodrum Rotary Kulübü’ne kültür değerlerimize gösterdikleri hassasiyet için teşekkür etti.

Bodrum Anadolu Lisesi 2009 ÖSS Şampiyonu

Kulübü bu konuya gösterdiği hassasiyeti ve önemi kazı başkanı Prof. Adnan Diler’i konuşmacı konuk olarak davet ederek vurguladı. Rotary toplantısında Pedesa Antik Kenti kazı çalışmaları ve Leleg Uygarlığı hakkında detaylı bilgi veren Prof. Diler, Pedesa Antik Kenti’ni bir doğa parkı yapmayı arzuladıklarını söyledi. Flora ve faunasıyla çok özgün bir alan olan kazı alanının, doğaseverlerin tarihin değerleri içinde doğanın harikalarını da

Bodrum Anadolu Lisesi’nde bu yıl ÖSS’ye giren 169 öğrenciden 139’u bir yüksek öğretim programına yerleşmeye hak kazandı. 2007’de %52, 2008’de %63 olan yerleştirme oranı 2009’da %82’ye yükselerek gittikçe artan bir grafik çizdi. Başarı ivmesi 2009 mezunlarıyla doruğa ulaştı. Okul Md. Yrd. Hatice Orman’dan alınan bilgiye göre; Bodrum Anadolu Lisesi öğrencileri geleneği bozmayarak 9. kuşak mezunlar olarak da Türkiye’nin en gözde üniversite ve bölümlerine yerleştiler. Türkiye ÖSS yerleştirme ortalamasının %20 olduğu düşünüldüğünde Bodrum Ana-

SOKAK DÜĞÜNLERİNE YASAK GELİYOR… Türkiye’de vatandaşların sıkça başvurduğu alternatif düğün yöntemlerinden olan sokak düğünleri ile sevinç gösterilerinin vazgeçilmez eğlencesi araç konvoyları yasaklanıyor. Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, sokak düğünleri, araç konvoyları, havai fişek gösterileri ve gece kulüplerinin çevreyi rahatsız eden gürültüsünü bitirmeyi amaçlayan “Çevresel Gürültü Eylem Planı” tamamlandı… Planla, gürültünün önüne geçilmesi amaçlanıyor. Plana göre, İstanbul’da gece kulüplerinde gürültü ölçümleri yapan genel müdürlük, kulüplerin çevreye rahatsızlık veren gürültülerini de önleyecek. Başta Muğla İli’nin Marmaris, Bodrum, Fethiye gibi tatil beldelerinde gürültü kirliliği denetimleri sıklaştırılacak. Konutlar, eğitim, kültür alanları ile yapıları, sağlık tesisleri, otel, dinlenme tesisleri, parklar gibi alanlarda her ne ad altında olursa olsun sokak eğlencesine izin verilmeyecek. Bu kapsamda, sokak düğünü, kutlama gibi elektronik olarak ses yükseltici, davul-zurna,

50

havai fişek, maytap kullanılarak yapılan açık hava aktiviteleri de yasak. Bu faaliyetlere, ancak çok hassas kullanımların (hastane, sağlık ocağı ve okul gibi) olmadığı yerlerde veya ilgili belediyece çok hassas kullanımların dışında belirlenecek yerlerde, mevzuatta getirilen kriterlere uyulması şartıyla izin verilebilecek.


CHP, Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu hakkında suç duyurusunda bulundu:

dolu Lisesi’nin %82’lik ÖSS yerleştirme başarısı, oldukça dikkat çekti.

Bodrum’da Dereceye Giren Öğrenciler Ödüllendirildiler oluşturdu. Konacık Belediye Başkanı Mehmet Tosun, Belediye Meclis Üyeleri ve Belediye Personeli de iftar çadırında vatandaşları yalnız bırakmadı.

Öğrenci Seçme Sınavı ve Seviye Belirleme Sınavlarında Bodrum’da dereceye giren öğrenciler Bodrum Ticaret Odası tarafından ödüllendirildi. Sınavlarda birincilik, ikincilik, üçüncülük, dördüncülük ve beşincilik derecesi alan 25 öğrenciye BODTO tarafından sırasıyla 500, 400, 300, 250 ve 200 lira değerinde hediye çeklerinin yanı sıra başarı belgeleri verildi.

DP Bodrum İlçe Başkanı Görevden Ayrıldı

“Bademi seviyorsan yanaşma” projesi

CHP Bodrum İlçe Başkanlığı, “Muğla Kültür Ve Tabiat Varlıkları Kurulu” hakkında görevlerini kötüye kullanmasından dolayı 06.08.09 tarihinde suç duyurusunda bulundu.

Ören Halk Plajı’nda ortaya çıkan Badem, tatilcilerin sevgi gösterilerine maruz kaldı. Plajda şezlongların üzerinde, balıkçı teknelerinde güneşlenen, balıkçılarla oynayan Badem’e yönelik ilgi sorun yarattı. Kıyıya çıktığında fok Badem´in başında yüzlerce kişi toplanıp, fotoğraf, görüntü çekmeye çalıştı.

Bakan’dan Türk Bayrağı uyarısı Demokrat Parti (DP) Bodrum İlçe Başkanı Beyler Koca, disiplinsiz davranışları nedeniyle tedbirli olarak sevk edildiği disiplin kurulu tarafından görevden alındı. DP Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Latif Sakıcı ve İl Başkanı Erol Kapiz’in geçtiğimiz günlerde Bodrum İlçe teşkilatını ziyareti esnasında yaşanan gerginlik sonrası DP Bodrum İlçe Başkanı Beyler Koca Disiplin Kurulu’na sevk edilmişti.

Halkı İle İftarını Açıyor

Konacık Belediyesi’nin belde sınırları içinde hazırladığı iftar çadırına vatandaşlar büyük ilgi gösterdi. Ramazan’ın ilk günü iftarını, iftar çadırında açmak isteyen vatandaşlar, ramazan çadırı önünde uzun kuyruklar

“Kisebükü’nde siyaset ve ticaret iç içe girmiştir”.

BADER’in iftarına katılan Ulaştırma Bakanı Binali YILDIRIM armatörlere ve gemi sahiplerine Türk bayrağı uyarısı yaptı. Müsteşarlığın yeni bir çalışma içerisinde olduğunu belirten Bakan YILDIRIM, konuşmasına şöyle devam etti… “Mevcut satın alınmış piyasadaki teknelerin Türk bayrağına geçmesi için 3 aylık bir süre tanındı. Bu süre zarfında Türk bayrağına geçen bütün teknelerden bu vergi alınmayacak. KDV, ÖTV, Gümrük Fon vs. yani alınacak olan da yüzde 1’dir. Dolayısıyla artık mazeret ortadan kalktı.

Basın açıklamasında CHP İlçe Başkanlığı’nın yanı sıra Belde Başkanları, İl Genel Meclis Üyelerinden Mükerrem Uyar ve Parti Üyelerinin bulunduğu kalabalık bir grup vardı. Adliye önünde yapılan basın açıklamasında Cumhuriyet Halk Partisi Bodrum İlçe Başkanı Duran Öztürk, Yalıkavak, Gündoğan ve Göltürkbükü’nün turizm alanı ilan edilmesinin, yağma planının yürürlüğe konulması olduğunu, kendilerinin yürütmeyi durdurma davası açtıklarını belirtti. Ayrıca, “Kisebükü’nde siyaset ve ticaret iç içe girmiştir. Kisebükü’nün tarihsel-kültürel kimliği ile bu denli hoyratça oynayan Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz. Ülkede adaleti sağlamakla yükümlü bağımsız savcılarımızı bu konuda göreve davet ediyoruz. Yöre köylülerinin evlerinin çatılarını onarmasına dahi izin verilmezken, yaşayanların evlerine tek çivi çaktığı için ağır ceza mahkemelerinde yargılanması sağlanırken, Bodrum’da binin üzerinde vatandaşımız Muğla Anıtların suç duyurusu neticesinde yargılanması söz konusu iken bu çifte standarta CHP olarak kayıtsız kalmamız beklenemezdi” diye konuştu. Avukat Ziya Levent Doğuç ise, Muğla Kültür Ve Tabiat Varlıkları Kurulu’nun 18.06.2009 tarihinde almış olduğu bir kararla, Bodrum Yalı Bölgesi’nde bulunan ve halk tarafından Kissebükü adıyla anılan, 141 ada ve 34 parselin bulunduğu ikinci derece arkeolojik sit alanı olan bu bölgenin önce üçüncü derece arkeolojik sit alanına dönüştürüldüğünü, daha sonra da Muğla Anıtlar Kurulu’nun bu araziyi arkeolojik sitten çıkartıp birinci derece doğal sit alanına çevirdiğini belirtti ve “Daha sonra araziyi alan Azeri BBK firması yine anıtlara dosya sunarak araziyi ikinci derece doğal site düşürdü. Kissebükü’nün orman yapısında, arkeolojik dokusunda, doğal siluetinde, toprağında, taşında hiçbir değişim olmamıştır. O bölgede bir deprem ya da bir afet yaşanarak niteliğinde bir değişim gerçekleşmemiştir. Bundan dolayıdır ki; 2002’de Anıtlar’ın dosyalar, evraklar, kağıtlar üzerinde bölgede yaptığı tüm değişimlerin yok sayılması, tekrar 141 ada 34 parselin arkeolojik sit karakterine kavuşturulması gerektiğini düşünüyoruz.” diye konuştu.

51


Bodrum Belediyesi’nin Gönüllü Kültür ve Sanat Danışmanı: ALİ GÜRELİ

Komet Takımı St. Tropez’de Türkiye’yi temsil edecek Shop&Miles Turgutreis Cup, 9 Ağustos Pazar günü Turgutreis etabının ardından D-Marin Turgutreis Marina Blue Point’te düzenlenen organizasyon ve ödül töreniyle sona erdi. Üç gün boyunca yaklaşık 25 teknenin mücadele ettiği Shop&Miles Turgutreis Cup’ta Komet takımı 27 Eylül – 4 Ekim tarihleri arasında, St. Tropez’de gerçekleştirilecek ve dünyanın en ünlü yelkencilerinin yarıştığı “Les Voiles de Saint-Tropez”de Türkiye’yi temsil etmeye hak kazandı ve kupanın sahibi oldu.

Türkiye’de kongre turizmini başlatan isimler arasında yer alan ve geçen Mart Ayı’nda ilk HIP (Highly Individual Place) oteli açarak sektörde bir başka yeniliğe imza atan Ali Güreli, Bodrum Belediyesi’nin yeni gönüllü kültür ve sanat danışmanı oldu. Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon’u makamında ziyaret eden Güreli, Başkan Kocadon’la birlikte Bodrum’un geleceğiyle ilgili çok önemli projeler gerçekleştireceklerini söyledi. Konuyla ilgili açıklama yapan Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon “Bildiğiniz gibi bizim en büyük projelerimizden biri Bodrum’da sanat ve turizmi birleştirmekti. Bizim çok değerli arkadaşımız Ali Güreli’den fahri danışmanımız olmasını rica ettik. Kendisi de bizleri kırmayıp, bugün makamımıza gelip bu konuda sonuna kadar destek olacağını söyledi. Kendisine hem belediyemiz hem de Bodrum Halkı olarak çok teşekkür ederiz” dedi. Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon önümüzdeki günlerde çalışmaların başlayacağını ve Ali Güreli’nin bilgisinden faydalanacaklarını söyledi.

Kartanesi Anaokulu Yaz Okulu’nda, Yaz Boyu Eğlence

Kartanesi Anaokulu, yaz okulu aktiviteleriyle, tatili çocuklar için daha eğlenceli hale getiriyor. Çocuklar, okul ortamından kop-

madan tatillerini sürdürürken düzenlenen geziler, etkinlikler onların bilgi ve becerilerinin artmasına olanak sağlıyor. Kartanesi Anaokulu düzenlendiği etkinliklerle, çocukların grupla hareket etmelerini, iletişim kurmalarını, içinde yaşadıkları çevreyi daha iyi tanımalarını, çev-reye karşı duyarlı olmalarını ve çevreyi korumalarını, görgü kurallarını öğrenmelerini ve kendilerine olan özgüvenlerini pekiştirmeyi hedefliyor. Kartanesi Anaokulu, 2009 Yaz Okulu süresince Turgutreis Countryranch’e, Dolphin Park’a, Cinemarine sinemalarına, Ortakent Scala Beach’e, Bitez Mado Dondurmacısı’na, Yalıkavak Eğlence Merkezi’ne düzenlediği gezilerle çocukların eğlenceli vakit geçirmesini sağladı.

Bodrum’da HOKEY heyecanı... İlki Ankara’da düzenlenmiş olan IN-LINE (tekerlekli) HOKEY şampiyonasının ikincisi 14-16 Ağustos 2009 tarihleri arasında Bodrum Gümbet’te bulunan Belediye Tesislerinde düzenlendi. Turnuva Muğla Valiliği’nin himayesinde; Türkiye Buz Hokeyi Federasyonu ve Bodrum Belediyesi tarafından düzenlendi. Turnuvaya Ankara’da ilk altı dereceye giren takımlar katıldı. Polis Akademisi ve Koleji Spor Kulübü üçüncü, Altay Spor Kulübü ikinci, Başkent Yıldızları Spor Kulübü ise şampiyon oldu. Ankara Üniversitesi Spor Kulübü ise Fair Play ödülünü almaya hak kazandı. Federasyon Başkanı Akın Kılavuz yaptığı açıklamasında Bundan sonra Bodrum’da bu tür şampiyonalar düzenlemeye devam edeceklerini söyledi. Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon “Bodrum Kapalı spor salonunun alt katında bulunan alanın bu sporu yapmaya uygun bulunması halinde Bodrum’da kapalı buz salonu yaparak hokey sporu ile turizmi kucaklaştırmak istiyoruz. Spora gönül veren sponsor firma arayışlarımız devam ediyor. Amacımız spor ile turizmi buluşturmak” dedi.

52

Oral Gönenç Kitaplarını İmzaladı

Bodrum’da Bab-ı Ali Kitapevi “Kitaplı Geceler” ile Bodrum’da yaşayanları ve Bodrum’a tatil için gelenleri yazar Oral Gönenç ile buluşturdu. Bodrum konulu kitapları ile tanınan yazar


“Bodrum Otobüsü Kızları”nı ve diğer kitaplarını okurları için imzaladı. Kitaplı gecelere katılım oldukça yüksekti. Okurlar Oral Gönenç’e kitaplarını imzalatırken keyifli sohbetler de yaptılar. “Kitaplı Geceler”, 27 Ağustos Perşembe günü 20.00’de, Yüksel Söylemez imza ve şiir gecesi ile devam edecek. Bab-ı Ali Kitapevi’nde Kitaplı Geceler gibi Pazar sabahları, tarih, bilim, mitoloji gibi konuların konuşulduğu sohbet toplantıları da düzenleniyor.

Sohbeti” büyük ilgi gördü. Konacık, ilk defa bir ozanı ağırladı. Konacık Halı Saha üstünde gerçekleştirilen Gönül Sohbetini, Konacık Belediye Başkanı Mehmet Tosun, Belediye Meclis Üyeleri, Bodrum Müftüsü Mehmet Yiğit ve çok sayıda Konacıklı izledi. Ozan Nihat söylediği parçalarla ve güzel sohbetiyle izleyenleri büyüledi.

AYIN ETKİNLİKLERİ

Konacık Ozan Nihat ile coştu

Konacık Belediyesi’nin ramazan etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Ozan Nihat ile Gönül

CASA DELL ARTE’DE, SEZONUN SON SERGİSİ

Bodrum Casa Dell Arte’de sezonun son sergisinde Jiri Kobos’un eserleri sanatseverlerle buluşacak. Jiri Kobos’un “etcetera” isimli sergisi 13 Ağustos - 25 Eylül tarihleri arasında görülebilir. JİRİ KOBOS 1958 yılında, Çek Cumhuriyeti, Bohemya’da doğan Jiri Kobos, İstanbul’da yaşamakta ve çalışmaktadır. Gençliğinin ilk yıllarını, Münih’te, resim yaparak ve sanat çevrelerinde, ressamların stüdyolarında, sanat galerilerinde gözlemler yaparak geçirmiştir. Eserleri, son 30 senede yaşadığı ve çalıştığı 14 değişik ülkenin, hayatın günlük akışıyla çelişen kültürel zenginliklerinin birleşimini yansıtmaktadır. Yeteneği ilk olarak, 1970’li yıllarda, Floransa ve Münih’te açtığı özel sergilerde tanınmıştır.

MATCH RACE CUP GALİBİ BABACAN OLDU… Türkiye’de kurulan ilk Match Race kulübü olma özelliğindeki Bodrum Yelken Kulübü’nün organize ettiği Match Race Cup 2009, finali Bodrum’da gerçekleştirildi. Arif Gürdenli, Cemre Metin, İdil Taşar Jensen, Selim Kakış, Şükrü Sanus ekiplerinin katıldığı üçüncü ayak yarışları sonunda Şükrü Sanus üçüncü ayakta birinciliği alırken, üç ayak toplamında iki birincilik ile Match Race Cup 2009’un şampiyonu oldu. Danimarkalı Thomas Jorgensen’in “empire”lığında Bitez, Aktur-İnceburun’da yapılan yarışların ilk gününde gurup elemeleri yapıldı. Yaklaşık 10-15 knot kuzey yönlü rüzgar altında yapılan ilk gün sonunda İdil Taşar Jensen ve ekibi elenirken yapılan maçlarda şu sonuçlar alındı. İkinci gün, rüzgar hızı biraz düştü. Galip gelenin aynı zamanda Match Race Cup 2009 şampiyonu olacağı maçların ilkinde Gürdenli ekibinin yarıştığı teknenin balon gönderi arızalanınca Sanus ekibi rahatlıkla sonuca ulaştı. Teknelerin eşit olması için ikinci maçta, her iki tekne de göndersiz yarışırken Şükrü Sanus ve ekibi finiş hattına yine önde girdi. Böylelikle Şükrü Sanus Ekibi üçüncü ayak ile birlikte Match Race Cup 2009’da şampiyonluklarını ilan ettiler. Şampiyonun belirlenmesinden sonra ise Trofe Kupası için geçen yılın şampiyonu Haluk Babacan ve ekibi ile Şükrü Sanus ve ekibi karşı karşıya geldi. Taktik ağırlıklı yarışan Babacan, arka arkaya iki maçı da alınca, kupayı bir kez daha evine götürdü.

TILSIM’DA SEZONUN SON SERGİLERİ

Sezonu 1 Mayıs’ta 28 genç sanatçının “Tılsım”ı konu eden çalışmalarıyla açan Yalıkavak Marina’nın kültür ve sanat platformu Tılsım Shop’n Art Cafe, Eylül Ayı’nda Bülbün Kantemir ve Aysu Sabuncuoğlu sergileriyle 2009 sergi sezonunu sonlandırıyor. Bülbün Kantemir’in yağlı boya natürmort, portre ve peyzajlarının yer alacağı sergi 1-16 Eylül tarihleri arasında görülebilecek. Bu sergiyi İzmirli ressam Aysu Sabuncuoğlu’nun soyut çalışmalarının yer alacağı sergi izleyecek. Aysu Sabuncuoğlu resim sergisi 16-30 Eylül tarihleri arasında Yalıkavak Marina Tılsım’da görülebilir.

53


Bodrum’un Gazetesi

AĞUSTOS 1985

HAFTADA BİR CUMA GÜNLERİ YAYINLANIR

30 Lira

Merhaba Kurucusu: Ender Uslu

Suçlu Biziz Mustafa YEŞİLOVA Eskiden biz Bodrumlu olarak bir balığı beş on kişi birlikte yerdik. Kıyılarımızda kurduğumuz sofralarda doğayla kucak kucağa yaşardık. Gereksinmelerimiz şimdiki gibi çok değildi ve kardeşliğimizi paylaşırdık. Bodrum bizim Bodrum’umuzdu. Bizden bir parçaydı. Belki daha kirliydi, belki daha parasızdı ama bizim garip sevimli Bodrum’umuzdu. Sonra, “Bacasız fabrika” dediler. “Pilot bölge” dediler. Bir de “Bodrum Batı’ya açılan bir penceredir” dediler. Bunlar sözcük olarak güzel şeylerdi. Gerçekte ise bu yanılgıdan başka bir şey değildi. Camları kırık, çerçevesi eski pencereyi Batı’ya göstermiş oluyorduk. Örneğin; önemli yerlere limanlar yapılırken, önemi anlaşılamayan Bodrum’umuza büyük gemilerin yanaşmasını sağlayacak bir iskele yapılmamıştır. Elektrik, su, kanalizasyon gibi alt yapı hizmetleri hep sürüncemede bırakılmıştır. Yoksul belediyeyi, iktidarlar destekler görünmüş; politika çıkmazında verdiklerini, dilenciye sadaka uzatır gibi vermişlerdir. Politikacılar kendilerini, her şeyi göstermek için halk desteğine önem vermemişler, böylece de Bodrum’un geri kalmasına neden olmuşlardır. Bugün de bizim hizmetimiz, sizin hizmetimiz deyip durmaktadırlar. Sağlıklı, köklü bir hizmet anlayışı hiçbir zaman Bodrum’da hakim olmamıştır. Turizm hizmeti gören kamu kesimine atanan görevlilerin ne kültürü ne de dil bilgisi dikkate alınmamıştır. Torpili kuvvetli olan soluğu burada almış bazıları da turizmin soluğunu kesmiştir. Sağlıksız bir kentleşme sonunda, gruplaşmalar, klikler, koloniler oluşmuş böylece Bodrum kuşkusunun kucağına düşürülmüştür. Bodrum, para babalarının kendi çıkarlarından başka bir düşünceleri olmadığından, bu akın işlerine yaramıştır. Yoksulu enflasyonlarla onikiden vurulmuştur. Bodrum için çırpınanlar arkasız kalmış; arsa ve tarlalarını, dolgun ücretlerle arsa tefecilerine kaptıranlar da, ara sefalarında Bodrumlu olduklarını unutmuşlardır. Bodrum’a sahip çıkması gereken belediye, kendine bile sahip çıkamadığında olumsuz yönde kentleşme başlamış; Bodrum’un özellikleri gözler önünde ölüme terk edilmiştir. Bir gün çocuklarımız yakamıza yapışıp bizi suçlayacaklar. Suskunluğumuzu, tabansızlığımızı, çıkarcılara teslimiyetimizi, vurdumduymazlığımızı suçlayacaklar. O gün onlara kimse yanıt veremeyecek; çünkü biz suçluyuz. Birlik olmadığımız, Bodrum’a sahip çıkmadığımız için, evet biz suçluyuz.

TURİZM DEDİKLERİ Bodrum bu sene turistten yana umduğunu bulamadı. Bunun en geçerli sebebi maddi olanaksızlıklardır tabi ki. Büyük bir hızla düşen paramızın değeri karşısında halkımız elinde avucunda son kalan parayı da bir yerlere yatırıp enflasyona karşı durmaya çalışıyor. Böyle olunca kentimize gelen dar olanaklı turistler, mümkün olduğu kadar masraftan kaçınarak tatillerini geçirmeye çalışıyor. Hatta geldikleri arabalarda yatıp kalkıp, yiyip içip en ucuz şekilde günlerini gün etmeye bakıyorlar. Böyle olunca Bodrum, büyük bir panayır alanı haline dönüştü ister istemez. 100’den fazla pansiyon, 70’ten fazla lokanta da bu yazdan umduğunu bulamadı. Yüksek gelirli vatandaşlarımız bu görüntüden rahatsız olup, çoktan çekip gitti daha bakir ve imkanları daha müsait yerlere. Böyle olunca Bodrum acaba bir Erdek havasına büründü mü diye bir soru geliyor insanın aklına. Enflasyonun turizmi etkilediği hepimizin kanısı. Bunun yanında başka sebepler yok mu? Var tabi. En önemlisi kenti başıboş bırakan belediye, ondan da önemlisi bizlerin sorumsuzca davranışları, Ege’nin bu en şirin kasabasına sahip çıkmamakta hala direnmemiz, yavaş yavaş sona doğru yaklaşmamızda büyük rol oynuyor. Enflasyon iç turizmi etkiliyor. Dış turizm de ülkenin turizm politikasındaki gevşekliğiyle zaten malum düzeyde. Artık uyanıp bir takım çareler bulmanın zamanı geldiği kanısındayız. MERHABA

MERHABAYIN

Bir gün kentimizdeki kahvehanelerden birine yabancı bir turist giriyor, kendine bir masa seçip oturuyor ve gazetelerini çıkarıp okumaya başlıyor. Bir müddet sonra garsonu çağırıyor ve sözlük yardımıyla, “Bir tane ayran istiyorum efendim” diyor. Garson bilmiş bir tavırla ocağa sesleniyor: “Van tane ayran çek…” ***

SOĞUK MU?

Geçen haftaki sıcaklarda Erdoğan, bunalmış bir vaziyette. Hiçbir soğuk meşrubat onu kesmemekte. Dili damağına yapışmış, dondurmacıya yanaşır. Zorlukla, ağzından şu kelimeler dökülür: - Abi, dondurma soğuk mu?

1980/1991 yılları arasında yayınlanan Bodrum’un Haftalık Gazetesi MERHABA’nın arşivinden derlenmiştir.

54


& GEREKLİ TELEFONLAR KAYMAKAÜMLIK - 3161001 ELEKTRİK ARIZA 186 - 316 12 11 GÜMRÜK - 316 11 12 JANDARMA İMDAT - 156 LİMAN BAŞKANLIĞI - 316 10 98 MİLTA MARİNA - 316 18 60 KAYMAKAMLIK - 316 10 01 METEOROLOJİ - 313 08 86 MÜZE MÜDÜRLÜĞÜ - 316 10 95 PTT - 316 12 12 PASAPORT BÜROSU - 316 12 15 POLİS İMDAT - 155 - 316 10 05 POLİS / GÜMBET - 316 12 18 ORMAN YANGIN - 177 OTOGAR - 316 26 37 SAHİL GÜVENLİK - 313 42 00 SAHİL RADYO - 316 27 66 SIHHİ İMDAT - 112 SU ARIZA - 185 - 316 50 13 TRAFİK - 154 - 316 80 80 TUR. BÜROSU BODRUM 316 10 91 TURGUTREİS D MARİN 382 90 65 YALIKAVAK Tur.Bürosu 385 44 65 YALIKAVAK MARİNA - 385 38 60 YANGIN - 110 - 316 10 71

BODRUM-MİLAS - 523 01 01 HAVAALANI BODRUM BÜLTEN - 313 42 24 n BELEDİYELER BODRUM - 316 10 09 TEMİZLİK İŞLERİ - 313 19 05 ZABITA - 153 - 316 11 85 BİTEZ - 363 82 96 KONACIK - 319 19 43 GÖLTÜRBÜKÜ - 357 79 10 GÜMÜŞLÜK - 394 44 80 GÜNDOĞAN - 387 78 95 MUMCULAR - 373 52 00 ORTAKENT - 358 53 70 TURGUTREİS - 382 30 19 YALIÇİFTLİK - 368 98 29 YALIKAVAK - 385 49 22

n DİŞHEKİMİ Dr. Dt. BANU ERDOĞAN ARAS Ortodontist - 313 58 84 Çarşı Mh. Artemis Cd.8 Bodrum CANA URAL YİĞİTER - 317 04 05 Severcan Cad. Bodrum Dr. Dt. FÜSUN NALBATOĞLU 316 14 81 Cevat Şakir Cad. Diş Dr. GÜLTEN ÇOK - 316 61 60 M. CENGİZ ALTIPARMAK 313 17 73 Cevat Şakir Cad. 94/B Bodrum Diş. Hek. RIZA ÇINAROĞLU 313 10 07 Atatürk C.32Bodrum Dr. Dt. TUNÇ AKMAN - 316 86 56 Ortodontist Atatürk Cad. 48/C

f

n DOKTOR Op. Dr. GÜROL ORAL K.B.B 316 59 27 Artemis Cd. Bodrum Dr. H. MUZAFFER BUYRUK 316 51 07 Davutlar Sok. 12

n AMBULANS SOS 0212 505 72 72 Askeri Kamp - 313 02 48 Clınıc Internatıonal 313 30 30 Devlet Hastanesi - 313 14 20 Gündoğan Sağ. Oc. 387 9655 Inter Tıp Pdlikliniği 313 4066 Medicare - 316 70 51 Ortakent Sağlık Oc. 358 50 27 Özel Bodrum Has. - 313 65 66 Turgutreis Sağ. Oc. 382 30 27

n HASTANELER POLİKLİNİKLER TÜM HASTANELER İÇİN TEK TELEFON - 444 0 911 BASINÇ ODASI - 313 14 20 BODRUM KALP HASTALIKLARI MERKEZİ - 316 54 64 DEVLET HASTANESİ 313 14 20 (6hat) BODRUM SAĞLIK OC - 316 13 53 GÜMÜŞLÜK SAĞLIK OC -3943724

SAĞLIK

MUMCULAR SAĞLIK OC-3735040 OMEGA KLİNİK TANI LABORATUARI - 316 80 84 ORTAKENT SAĞLIK OC - 358 5027 ÖZEL BODRUM HAST. - 313 65 66 SSK DİSPANSERİ - 313 32 95 UNIVERSAL HOSPITAL -319 15 15 C. Şakir Mh. Gavaklı Sarnıç Cd. CLINIK INTERNATIONAL 3133030

j ULAŞIM

n HAVA ULAŞIMI BODRUM HAVAALANI 523 01 01 BODRUM HAVAALANI THY 523 01 29 THY / OASİS 317 12 03 - 04 HAVAŞ 313 89 72 - 523 00 40 BODRUM RENT A CAR 317 15 55 Onur Air, Atlas Jet WHISKY TRAVEL YACHTING Atlas Jet. Fly Air, Onur Air İnönü C. 27/1 Gümbet 3165057 n OTOBÜS KAMİL KOÇ 313 04 68 KARADEVECİ 316 25 60 PAMUKKALE 316 13 69 VARAN 316 78 49 - 313 21 44 ULUSOY 313 01 67 - 317 16 40

55 55 55


ÖNCE SAĞLIK

56


RESTAURANT CAFE & BAR

n DENİZ ULAŞIMI BODRUM EXPRES 316 10 87 BODRUM FERİBOT 316 25 78 DEVLET DENİZ 316 17 81 YOLLARI FAHRİ KAPTAN 316 18 08 MEANDER 316 50 26

% ÇEŞİTLİ n AKARYAKIT ARMADA / MOİL - 363 87 00 Açıkkırlar Mevkii Konacık PAŞALILAR - 363 83 93 Atatürk Bulv. No:167 Konacık n AMBALAJ HAKAN AMBALAJ - 319 03 00 Atatürk Bulv. No:65 Konacık MAVİ AMBALAJ - 385 35 64 Atatürk Cad. 24/B Yalıkavak n AYDINLATMA LAMBACI PRO-YAPI - 317 07 33 n AYAKKABI ÇANTA HAAN - GAR - 317 18 61 Kıbrıs Şehitleri Cd. No: 174 STONE ROCK - 313 89 85 Bodrum Milta Marina YABAN COLLECTION - 316 20 01 Cumhuriyet Cd. 39-41 Bodrum n BASIMEVLERİ EKİN OFSET - 316 90 90 Yokuşbaşı Mevki Basın St. No:1 HALİKARNAS - 317 02 91 Temel Yapı İş Merk.No: B-6 n BASIN YAYIN BODRUM AJANS - 313 56 66

Caferpaşa Cd. 52/3 Bodrum BODRUM YARIMADA - 316 78 12 Yokuşbaşı Mevki Basın St. No1 KENT MEDYA GRUBU - 317 30 30 Kalekonut Sos.Tesisleri. Konacık n BİJUTERİ POZİTİF /OASİS - 317 22 29 n BİLGİSAYAR EGE BİLGİSAYAR - 317 00 62 TEKMAR - 313 0 444 Cevat Şakir Cad. No:113 n BRANDA ÇADIR DÖŞEME EGE BRANDA - 367 18 00 Torba Girişi Tansaş Yanı No:20 ESKİCİ - 316 84 34 MMM Migros Karşısı No:236/B n BUZ FİESTA BUZ - 316 84 03 Omurça M.Artemis C.33Bodrum n CAM AYHAN CAM - 313 40 39 Turgutreis Cd. 408/A Gümbet METİN CAM - 316 03 13 Sanayi Sitesi No:10 Bodrum ÖZKARDEŞLER - 385 34 40 Atatürk Cd. 151/B Yalıkavak n ÇİÇEK-BAHÇE DÜZENLEME EGE ÇİÇEK EVİ - 319 08 98 Atatürk Bulv. No: 17 Konacık n ÇOCUK YUVALARI KARTANESİ ANAOKULU - 3639514 Cumhuriyet Cd. 7 Bitez MAVİ ÇİZGİ - 316 08 87 Caferpaşa Cad. Kanlıdere Sok. No: 6

57


YAPI DEKORASYON

58

n DAYANIKLI TÜKETİM MALLARI DİNÇER/Arçelik - 316 77 45 Cevatşakir Cd. No:103 TOPANOĞLU - 317 14 60 Gümbet Kavşağı No:198/B n DEKORASYON + DEKOR - 358 60 60 Cumhuriyet Cd. 100/B Ortakent AGORA LINE - 358 66 12 Kapuz Cad. No: 61 Ortakent BODRUM MOZAİK - 358 65 31 Balkanoğlu İş Merkezi Konacık BODRUM MUTFAK - 363 86 77 Atatürk Bulvarı Yahya Çavuş Cad. No.4 Konacık DREAM HOUSE - 316 77 87 Dr. Mümtaz Ataman Cd. No:36 GALİPDOS - 387 96 51 Şehit Uğur Öztop Cd. Gündoğan İNKA DEK. - 317 13 60 Atatürk

Blv. Konacık Çarşısı No:16 YELKENLİ - 363 01 55 Pamir İş Merk. B/3 No5 Konacık n DERSHANE KURS AYKENT SÜRÜCÜ - 358 50 50 Cumhuriyet Cd. 47/1 Ortakent n DOĞRAMA ATÖLYELERİ ATÖLYE AHŞAP - 367 14 45 n DÖŞEMELİK PERDELİK APRE - 317 12 52 Jandarma Kavş. No:6 Konacık DOST TİCARET - 319 00 26 - 27 Akatürk Bulvarı No:11 Konacık GÜLÇE - 385 27 75 Şeyhülislam Cd. 27/2 Yalıkavak PERMODA - 385 27 91 Marina 3 kapı karşısı Yalıkavak


n EĞİTİM KURUMU MARMARA KOLEJİ - 358 61 13 Ortakent Bodrum n ELEKTRİK ELEKTRONİK İLTEK - 316 27 06 Türkkuyusu Cd. No: 76 B Blok D: 2 TELCOM - 319 25 45 Otim İş Merk. 300/1

n EMLAK KEMALOĞLU - 387 79 52 İnönü Caddesi 102/B Gökçebel Yalıkavak MAVİ EMLAK - 313 03 00 Azmakbaşı 22 Bodrum TEPE EMLAK - 317 13 05 Oasis Alışveriş Merkezi Bodrum TURYAP BİTEZ - 363 90 72 Bitez Kavşağı 216 Kat:1 Bodrum

TURYAP TURGUTREİS - 382 43 17 Turgutreis Marina n FOTOĞRAF ENİS UMULER - 313 24 04 MESUT İNSANLAR - 313 24 04 Nazlı Vural Sokak. No:4 Azmakbaşı n GIDA - İÇECEK TOPTAN GÜNTOP - 363 88 18

Podium Çarşısı Karşısı Konacık HÜRTOP - 363 83 21 Açıkkırlar Mevkii Konacık PAMUKKALE ŞARAPLARI 319 27 00 Sadi Irmak Cd. No: 19 Gümbet n GİYİM MAYORAL / OASİS - 317 07 97 PATİ (0-14 yaş) - 317 00 32 Oasis Alışveriş Merkezi

ÇEŞİTLİ

59


n GÖZLÜK OPTİK ÇAĞDAŞ OPTİK - 385 51 72 Atatürk Cd. No: 56/A Yalıkavak n GÜVENLİK SİSTEMLERİ BODRUM BEKÇİSİ - 313 0 313 Yokuşbaşı Mh.Milas Cd.Bodrum n GÜZELLİK MASAJ NATUREL GÜZELLİK - 316 99 14 Neyzen Tevfik Cd.Cizdar Sk.No2 TRIM SLIM - 317 10 02 Konacık Yokuşu Estia Çarş. n HAFRİYAT ENSA - 319 10 10 Atatürk Bul. No:109/A Konacık n HEDİYELİK ADA HEDİYELİK - 313 01 19 Dr Alimbey Cd.Çarşı Mh. No:21 ÇOCUK DÜNYASI - 317 05 03 Oasis Alışveriş Merkezi TILSIM - 385 24 61 Yalıkavak Marina C kapısı VİVALDİ - 316 71 79 Dr. Alim Ekinci Cd. No: 33 n ISITMA SOĞUTMA AEG PROTECH - 358 62 62 Cumhuriyet Cd. No:4 Ortakent n İLAÇLAMA MHA-TÜRK - 319 49 43 C.Şakir M.A. Yesevi Sk. Gümbet TEKNOPEST - 317 06 60 Jandarma Kavşağı B/2 Konacık

60

n İLETİŞİM SİSTEMLERİ ESVEN KAREL - 319 62 62 Atatürk Bulvarı No:1 Konacık FEZA NET - 313 19 03 TÜRKTEL - 319 62 62 Atatürk Bulvarı No: 1 Konacık n İNŞAAT ASA MİMARLIK - 385 23 78 Bodrum Cad. 22 Yalıkavak AYAN İNŞAAT - 385 20 56 Atatürk Cd. No:16/A Yalıkavak EFE MÜHENDİSLİK - 363 79 41 Atatürk Cad. 30 Bitez KEMALOĞLU - 387 79 52 İnönü Cad. 102/B Gökçebel/Yalıkavak KIRBEYİ MİMARLIK - 363 91 52 Podium İş Merk. karşısı Konacık PENN İNŞAAT - 367 14 11 Rıza Anter Cd. No: 64 Torba TPD MÜHENDİSLİK - 319 01 49 Açıkkırlar Mevk. Konacık n KARGO TAŞIMACILIK BODRUM NAKLİYAT - 313 18 88 Süleymanoğlu İşHanı No37Kat2 n KATERİNG & ORGANİZASYON EDA HAVAİ FİŞEK - 319 64 64 Mandıra Tepesi 1523 Sok. No:7 DREAM HOUSE - 316 77 87 STAR LIFE - 313 18 21 Caferpaşa Cad. 54/B Bodrum

n KÖPEK ÇİFTLİĞİ TURGUTREİS COUNTRYRANCH 382 56 54 İslamhaneleri n KURU TEMİZLEME ve ÇAMAŞIRHANE ECE - 313 43 93 MMM Migros Karşısı Bodrum İRFAN - 313 77 81 MMM Migros Karşısı No: 234 n MOBİLYA + DEKOR - 358 60 60 Cumhuriyet Cd. 100/B Ortakent İNKA DEKORASYON - 317 13 60 Atatürk Bul. Konacık Çar.No:16 n MUTFAK BODRUM MUTFAK - 363 86 77 Atatürk Bulvarı Yahya Çavuş Cad. No.4 Konacık n OTEL ve BAR EKİPMANLARI BODİNOKS - 316 33 83 Yokuşbaşı Mh. No:138 GASTRO - 319 07 13 Atatür Bul.Öziçi Mev. 28 Konacık n OTEL - MOTEL APART BİTEZ GADRDEN LİFE- 363 98 70 Bergamot Cd. No:52 Bitez EL VİNO - 313 87 70

Omurça Mh. Pamili Sokak Bodrum GÖLKÖY SUITES - 357 79 81 Akdeniz Cad. 33 Sok. No: 5-7 Göltürkbükü HOTEL DELFİ - 316 40 85 Omurça Mah. Dere Sk. No:57 KARIA PRINCESS - 316 89 71 Canlı Dere Sok. No: 15 n OTO KİRALAMA AKUSTİK - 444 08 48 Neyzen Tevfik Cad. 146 Bodrum BODRUM RENT A CAR 317 15 55 OASİS Alışveriş Merkezi Bodrum SET CAR RENTAL - 313 41 28 Cevat Şakir Cd. 48 Bodrum WHISKY TRAVEL YACHTİNG 316 50 57 İnönü Cad. 32/C Gümbet n REKLAM İŞLERİ AKTÜEL - 316 15 22 Turgutreis Cad. 257/A Gümbet BODRUM AJANS - 313 42 24 Caferpaşa Cad. 52/3 Bodrum GIRAS REKLAM - 316 71 25 Kıbrıs Şehit. Cd.267/A Bodrum KİRPİ TASARIM - 316 82 64 Caferpaşa Cad. 53/1 Bodrum n RESTAURANT ALLATURCA - 316 81 81 Bodrum Milta Marina BARBELLA - 316 77 87

Dr. Mümtaz Ataman Cd. No:36 CHINESSE INN/OASİS - 317 11 16 COUNTRYRANC - 382 56 54 İslamhaneleri Turgutreis DENİZHAN - 363 76 74 Turgutreis Yolu Üzeri Konacık EVGENIA - 0533 305 54 19 Paşatarlası No:25 FENER RESTAURANT - 393 63 93 Kemer Mevkii Akyarlar GOLDEN PLATE - 316 96 13 Cumhuriyet Str. No: 149 GÖLKÖY SUITES - 357 79 81 Gölköy Yalı KARA BALIK - 374 51 51 19 Mayıs Cd. No:10 Güvercinlik KEFİ - 313 61 30 Kale Cd. Banka Sok. No:5 KIRMIZI - 316 49 18 Neyzen Tevfik Cd. No:38 KÖŞEM - 348 36 66 Yali Mevki No:2 Ortakent LA PASION - 313 45 94 Atatürk Cad. Uslu Sok. No: 8 Bodrum MARİNA YACHT CLUB 316 12 28 Neyzen Tevfik Cd. Milta Marina MEMEDOF - 313 42 50 Neyzen Tevfik Cd. No: 234 ŞECİ - 358 60 30 Cumhuriyet Cad. Armutalan Sok. No:9 Ortakent TATLI KAŞIĞI - 317 30 38 Oasis Alışveriş Merkezi

n SAĞLIK HİZMET ve MALZEMELERİ BIOREZONANS - 319 42 96 Atatürk Bulv. No:7 Konacık BODRUM İŞİTME CİHAZLARI 316 80 83 Caferpaşa Cd. 26/B n SANAT GALERİLERİ BODRUM BELEDİYE - 316 77 18 BETTİNA - 369 25 04 CAM SANAT - 316 93 23 CASA DELL’ARTE - 367 18 48 EV + GALERİ - 319 56 63 Pedasa Evleri 3 Blok 4 Konacık GALERİ ARTEO - 316 10 56 GALERİ METİN CAM - 316 03 13 Sanayi Sitesi No:10 Bodrum GÜMÜŞLÜK AKADEMİSİ 394 31 78 GÜMÜŞLÜK BELED - 394 44 80 HALİKARNASSOS - 358 61 13 HALUK ELBE - 316 25 16 KAYNAK - 363 95 13 MESUT İNSANLAR - 313 24 04 NUROL KÜLTÜR MERKKEZİ 317 35 49 NT GALERİ - 316 33 31 OSMANLI TERSANESİ - 316 18 60 TILSIM - 385 24 61 TRANÇA - 316 67 16


n SİGORTA ŞİRKETLERİ DENİZYILDIZI - 363 84 35 Pamir İş Merkezi B6 Blok No: 10 Konacık MAVİ BEYAZ - 313 84 07 Cevat Şakir Cad. No: 56 Kat:1 n SİNEMA CINE MARINE - 317 00 01 n SPOR TESİSLERİ BODRUM GOLF CLUB - 313 GOLF Kemer Mevk. Ortakent BODRUM MARİNA - 316 18 60 Neyzen Tevfik Cad. No: 5 COUNTRYRANCH - 382 56 54 Piren Cad. No: 15 İslamhaneleri VITAPARK GOLF - 524 53 33 Tuzla Ova Mevk. No: 23 Milas n SÜT, YAN ÜRÜNLER ÇINGILOĞLU - 319 2582 Atatürk Cad. Belediye Karşısı Konacık n TAKI TASARIM CANŞUİ - 313 42 24 Caferpaşa Cd. No:52/3 n TEMİZLİK HİZMETLERİ BEYAZ TEPE - 316 20 16 Turgutreis Cad. No: 258 MHA-TÜRK - 382 82 38 Cevat Şakir Cad. No: 325/1 Gümbet ERGUVAN TEMİZLİK - 387 77 24 Gündoğan Tepe Villaları No: 9 n TEMİZLİK MALZEMELERİ FABER BODRUM - 319 42 12 Kıbrısşehitleri Cad. 339 Yeniköy ERGUVAN TEMİZLİK - 387 77 24 Gündoğan Tepe Villaları No: 9

n TUHAFİYE ÇEYİZ GÜLÇE - 385 27 75 Şeyhülislam Cd. 27/2 Yalıkavak n TURİZM SEYAHAT AKUSTİK Travel & Yachting 444 08 48 Neyzen Tevfik Caddesi 146 Bodrum BARBAROS YACHTING 316 39 19 Neyzen Tevfik Cad. 92 Bodrum WHISKY TRAVEL - 319 50 57 İnönü Cad. 32/C Gümbet n UNLU MAMULLER BODRUM BÖREK EVİ - 313 72 67 Sanayi Sitesi No:1 Bodrum n VETERİNER HEKİMLER AHMET KURT - 316 76 98 Caferpaşa Cad. 57 Bodrum BORA VETERİNER - 385 23 51 Naz Eser İş Merkezi Yalıkavak COUNTRYRANCH - 382 56 54 İslamhaneleri Turgutreis n WEB TASARIM DYNAMIC WEB - 316 53 01 Cevatşakir Cd. No:117 YUNUS ARSLAN - 316 95 53 Akçabük Sünger Sok.No:9 n YANGIN SÖNDÜRME - ALARM - GÜVENLİK

BODRUM BEKÇİSİ - 313 0 313

n YAPI MALZEME SEV-SAN - 382 45 77 Sanayi Sitesi 13 Turgutreis ŞERİFOĞLU PARKE - 319 00 19 Konacık Rampası 354/A YELKENLİ - 319 12 35 Atatürk Bulv. 3 Konacık n PAZAR YERLERİ Bodrum yarımadasında haftanın yedi günü Pazar Yeri kurulur. Sadece Bodrum’da

ki pazarda kumaş ve yiyecek ayrı günlerde, onun dışındaki yörelerde kurulan pazarlarda her şeyi birarada bulabilirsiniz. BODRUM / Salı (Kumaş Giyecek) Perşembe, Cuma (Yiyecek) BİTEZ / Çarşamba, Perşembe. GÖLKÖY / Salı GÜMBET / Pazar

GÜMÜŞLÜK / Çarşamba GÜNDOĞAN / Çarşamba ORTAKENT / Çarşamba TURGUTREİS / Cumartesi AKÇAALAN / Salı TÜRKBÜKÜ / Pazartesi YALIKAVAK / Perşembe

61


net b@kış

CANSU TÜRKDOĞAN cansu@bodrumajans.com.tr

Matrak Görüntüler • İlginç Siteler • Farklı Görüşler • Gırgır Sözler

Basit Çözümler Problemlere odaklanmak ile çözümlere odaklanmak arasındaki fark. LÜZUMSUZ BİLGİLER n Bir nükleer tesisin ömrü 40 yıldır. n 1980 yılında çok kuvvetli bir fırtına, İtalya’da yaşayan Vittorio Luise’nin arabasını bir nehre kadar uçurdu. Camı kırmayı başaran Vittorio, fırtınaya karşı yüzerek kıyıya ulaştı ve o anda fırtınanın kopardığı bir ağacın üzerine düşmesi nedeniyle öldü. n İnsan vücudundaki DNA sarmalları uç uca eklenirse, toplam uzunlukları ekvatoru 38 kere dolanmaktadır. n İnsan sinir sisteminin, beyine ve beyinden gönderdiği mesajlar saatte 320 kilometre hızla gitmektedir.

n Utandığınız zaman karın astarınız da kızarır.

n Durum 1: NASA uzaya astronot gönderdiğinde tükenmez kalemlerin yer çekimi olmayan ortamda çalışmadığını fark etti. (Yerçekimi olmadığı için mürekkep kağıdın üzerine akmıyordu). n Çözüm 1: Bu problemin çözümü NASA’ya on yıla ve on

iki milyon dolara maloldu. Öyle bir tükenmez kalem ürettiler ki bu kalem, yerçekimsiz ortamda, yukarı yönde, suyun altında ve sıfırın altından 300 dereceye kadar olan sıcaklıklarda yazı yazmaya olanak sağlıyordu. n Çözüm 2: Peki Ruslar ne yaptı...?? Kurşun kalem kullandılar. *** n Durum 2: Japon yönetim sistemindeki en hatırda kalır çalışmalardan bir tanesi Japonya’daki en büyük kozmetik firmalarından birinde yaşanan boş sabun kutusu problemidir. Müşterilerden birisi firmaya, aldığı sabun kutusunun boş olduğu konusunda şikayette bulunmuştur. Yetkililer hemen, üretilip paketlenen sabun kutularını sevkiyat birimine gönderen hattı izole ettiler. Bu sırada bir şekilde bir sabun kutusunun hattan içi boş şekilde geçtiği tespit edildi. Yönetim, mühendislerine problemi çözmeleri için talimat verildi.

n Çözüm 1: Mühendisler iki kişi tarafından kullanılan yüksek çözünürlükte bir X cihazı tasarlamak için ciddi uğraş verdiler. Bu sayede hattan geçen bütün sabun kutuları izlenebilecek ve boş olmadıklarından emin olunacaktı. n Çözüm 2: Küçük bir şirketteki sıradan bir işçi aynı problemle karşılaştığında, X cihazı gibi karmaşık şeylerle uğraşmadı, onun yerine farklı bir yol buldu. Güçlü endüstriyel bir elektrikli vantilatör alarak hatta doğru yöneltti. Vantilatörü açtğı anda dolu olan kutular hattan geçerken boş olanlar hattın dışına doğru savruldu. Buradan çıkarılacak ders:

* Her zaman basit çözümler arayın. * Problemleri çözmek için mümkün olan en basit çözümü tasarlayın. * Her zaman çözüme odaklanın.

w Bodrum’da imece usulü ile yayınlanan ilk gazetenin

bil bildir

ismi nedir?

w Eski bir arabalı vapurun kaptan köşkü Bodrum’da feribotlar için gişe hizmeti veriyor. Bu arabalı vapurun ismi nedir?

w Bu sayı ile Bodrum Bülten sayfalarına yeni bir bölüm eklendi. Bu yeni bölümün sayfa başlığının adı nedir? Soruların doğru yanıtlarını sırayla, alt alta yazıp fax ya da e-mail yolu ile bize ulaştıranlar 2009 BODRUM AJANS İŞ REHBERİ’ne sahip olacak. BODRUM AJANS • Fax: 316 44 42 • info@bodrumajans.com.tr • Caferpaşa Cad. 52/3 Bodrum

62

Nası Yani?..


KARİKATÜR

ALİ ŞUR


DÜNDENBUGÜNE

Fotoğraf: Kader ONAY

Yıl: 1940

BODRUM MANZARALARI

64



Bodrum Bülten Eylül 2009