Issuu on Google+


İlk sayımızda sizlerle birlikte olduğumuz için çok mutluyuz. Dergi olarak bu bizim ilk deneyimimiz bir hatamız olursa şimdiden özür dileriz. WOD MAGAZİN, bizim uzun süredir aklımızda olan bir çalışmaydı. Kısmet bugüneymiş. Ayrıca güçlü, bir nevi birbirine aile gibi kenetlenmiş bir siteye dergi çıkarabilmek pekte kolay bir iş değil. Hani şu bir gerçek, belki yüzlerce üyemiz yok ama kocaman bir ailemiz var. Bu aşamaya kadar gelmek bile bizim için çok büyük bir gurur. Bildiğiniz üzere birçok şeyle savaş verdik. Birçok engel atlattık. Aslında bunların hepsini bizler tek başımıza yaşamadık. Her durumda bizim arkamızda olan WOD Ailesine tekrar teşekkürlerimi sunuyorum. War of Darkness ‘ı buraya getirebilmek, insanlardaki o güveni sağlayabilmek bizim için gerçekten çok önemliydi. Bunu da başardığımıza inanıyorum. Başladığımız noktada elbette değiliz fakat buradan sonra daha çok büyüyeceğiz. Hep birlikte başaracağımızı düşünüyorum. Dergimize gelirsek, her ay olmak üzere, minik ekibimizle ile birlikte sizlere birkaç sayfalık güzel küçük bir dergi hazırlayacağız. İlerde bu minik ekibimiz daha da büyüyebilir tabi. Dergiyi hazırlamada bana yardım eden ekip arkadaşlarıma en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Lafı fazla uzatmayayım. Umarım hepiniz beğenirsiniz. EDİTÖR


5.Yıl Partisi Şıkları ve Rüküşleri Sitemizin saygıdeğer üyelerinden Lethe ve Steph özel 5. Yıl partisini ve o gecenin şıklık yarışını değerlerlendirdiler. İşte o görüşler!

L: Kendisi en yakın arkadaşım olmakla beraber bence gecenin öne çıkan isimlerinden biriydi şıklık konusunda. S:Hmm. Kesinlikle giydiği siyah takım onu göründüğünden daha yakışıklı göstermiş. Gecelerin çocuğu iş başında L:Bencede, klasik görünümden uzakta spor bir şıklık sunuyordu takımı bence. S:Yakasına taktığı çiçek içeri girer girmez dikkatimden kaçmadı değil. Doğrusu hoş bir tezatlık oluşturmuş. L:Evet. Vücuduna uyum sağlayan güzel bir seçimdi kendisini tebrik ediyorum fakat göze çarpan başka birisi daha vardı. S:Yalnız, kız kardeşi Gabriella’nın giydiği o kıyafete ne demeli? L:Bende tam olarak bundan bahsedecektim işte! Fazlaca seksi bir kıyafetti kanımca ve her ne kadar gerçekten muhteşem bir fiziği de olsa yaşı gereği bu tip kıyafetlerden biraz uzak durmalı. S:Montgomery ailesinin uçarılıklarına alışkınız doğrusu ama bu biraz... Fazlaydı. Parti sahibinin böyle bir kıyafet giymesi gerçekten korkunç! Sanırım Sebastian’ın da haberi yoktu. Gabriella ‘ya bakışları çok sertti doğrusu. L:Benimde gözümden kaçmadı, umarım ileride gerçekleşecek partilerde Gabriella’yı daha doğru kıyafetlerle karşımızda buluruz. S:Pek sanmıyorum doğrusu… Ovv... Gelelim bir diğer karizmatik çocuğumuza. Brian Walters; takım elbise bu çocuğa hep yakışmıştır doğrusu L:Brian sanırım bu konuda içim eriye eriye evet diyeceğim. Şıklığı ve rahatlığı bir arada yaşaması sanırım onu çekici kılan şeylerden. S:Kıyafet seçiminde ona herhangi bir yardım da bulundun mu merak ediyorum? Bakışlarını ön plana çıkartmayı seviyor doğrusu.

L:Partiye beraber gelmedik tamamen kendi seçimiydi fakat ona bu konuda her zaman güvenebileceğimi biliyorum. Peki, partinin gizemli isimlerine ne demeli? Önde gelen zenginlerden Lucifer Dean Grey ve yakın arkadaşı olduğunu tahmin ettiğim Arthur Ellwood… S:Grey Holdingin sahibi, gönderilen Lumizinlerle gelmeyi tercih etmemiş. Siyah son model arabası ve giydiği takımıyla herkesi hayranlık içinde bıraktı. Arthur’un partiye davetli olduğunu bilmiyordum, gördüğümde çok şaşırdım. O da partiye kendi arabasıyla gelmeyi tercih edenlerdendi. Sert duruşuna rağmen fazlasıyla göz kamaştırıyordu L:Grey’in kendine has hareketlerine yeterince alışığız zaten. Arthur ise bencede geceye uygundu fakat kendi tarzından da sapmamıştı. Araba konusu benimde dikkatimi çekse de ne denebilir ki? S:Sebastian buna oldukça sinirlenmiş olmalı. Kapının önünde ki limuzinlerin sayısını hatırlamıyorum bile… Parasshea Linoheas gecelerde çok görmediğimiz bir isim. Gabriella kadar olay olan kıyafetiyle geceye damgasını vurdu doğrusu fazla günlüktü ama erkekleri baştan çıkartmaya yeminli gibiydi L:Açıkcası onun kıyafeti fazla günlüktü, ayrıca ceketi altına sanki bir şey giymeyi unutmuş gibiydi. S:’’Buralardan geçiyordum bir uğrayayım dedim.’’ havasındaydı. Seni de es geçmeyelim tatlım. Giydiğin o yeşil elbiseyle Brian’ın yanında harika görünüyordun. Dekoltelerini fazla buldum doğrusu. Brian böyle bir elbiseye nasıl izin verdi? L:Katılıyorum sana. Ah Brian bu konuda çok fazla sorun çıkarsa da biraz inat uğruna giyilmiş bir elbiseydi doğrusu. Dekoltelerin farkındaydım ama bir sorun yaşamadan atlattım neyse ki.


S:O mükemmel vücuda sahip olan herkes aynı şekilde giyinirdi herhalde. Montgomery ailesinin büyük kızının kıyafeti hakkında konuşalım birazda. Giydiği kırmızı elbise bana çok sade geldi, tabi göğüs dekoltesini saymazsak. Ayrıca Gabriella’nın abartılı bir şeyler giyip, Amber’ın böyle bir elbise giymesi bana tuhaf geldi. Yaşlarına göre giyinmeyi öğrenmeleri gerek. L:Evet, fakat Amber’in nefes kesici güzelliğini de hesaba atmamız gerekli öyle değil mi? Tabii biraz daha avam giyinebilirdi. S:Ahh kesinlikle, güzelliğiyle herkesin başını döndürebilir. Bu arada yeri gelmişken Arthur ile Amber’ın arasında bir şeyler sezdim. Sen de fark ettin mi? L:Fark ettim birbirlerine karşı bakışları ve aradaki çekimi kim olsa fark eder… S:Sebastian’ın bundan haberi var mı acaba? Peki, şu Striptizci kıza ne diyorsun. Neydi adı? Nicole. L:Bir dekolte güzeli daha. İşinden dolayı onu yadırgamıyorum ve açıkçası gerçekten de seksi bir kız. S:Evet kesinlikle. İşini de gerçekten iyi yapıyor doğrusu. Onun kıyafetine zaten bir şey demek imkânsız. L:Aynen, sonuçta ne işle meşgul olduğu belli peki Lucifer ve onun arasındaki rahatsız edici ilişkiyi gördün mü? Açıkçası şahit olmuş olmak insan da feci bir merak uyandırıyordu.

S:Ahh! Evet evet. Lucifer ne derse yapıyordu değil mi? Bir ara istemediği bir şey yaptı diye Lucifer’ın ona vurduğuna yemin edebilirim. L:Bunu kaçırmış olmalıyım, birbirlerinin gözlerinden uzaktılar, daha doğrusu Nicole fazlasıyla çekiniyordu. Hele pistteyken Lucifer’in delilik derecesindeki sinirinde bizlerde nasibimizi aldık altında neler yatıyor bilinmez ama o gece fena şeyler dönüyordu. Şıklık olarak bu kadar eleştiriye rağmen katılımcıların hepsi birbirinden hoşlardı. S:İlginç olaylar döndüğü kesin. Yakında kokusu çıkacaktır. Bekleyip göreceğiz. Herkes gerçekten de özene bözene hazırlanmış. Yeni partilerde yeniden görüşmek üzere canlarım…


TERLİKŞÖR FENOMENİ!

‘TERLİKİZM’ Fenomeni olan JAMES ULRİC ilk sayımızda bizi kırmadı ve bu yolculuğun nasıl başladığına dair tüm detayları bizimle paylaştı. L:Yeni akımımız Terlikşörlerin kurucularından birisin, hitap ettiğiniz kitle vs. hepsi çok güzel. Peki, nedir bu terlikşör meselesi? Nereden çıktı? J:Efendim öncelikle hoş bulduk. Terlikşörleri beğendiğiniz içinde ayrıca minnettarız. Şunu söyleyeyim, terlik meselesini ben yarattım, sütüne kardeşim Brian ile eklentiler yaptık ve dediğiniz gibi gayet eğlenceli bir hal aldı. Nereden başlasam bilemiyorum. Şöyle anlatıyım, bildiğiniz üzere ‘terliklemek’ terimi annelerimizin babalarımızın önceden de işittiği bir terimdi, bende bunu daha farklı bir hale sokarak terliksiliğe ardından terlikşörlüğü çıkardım, şu anda da taş fırın terliği ve light terliklerimiz olacak, bunların ayrımlarının da yapılmasını sağlayacağız yakın zamanda.

L:Baş terlikşörlerden birisi olarak bize bir terlikşör olmanın ayrıntılarını verebileceğini umuyoruz. J:Gelelim terlikşör meselesine. Terlikşörlük, Brian’ın da dediği gibi aynı terliğe baş koyan terliktarlarımızın oluşturduğu bir topluluk. Hayatımızı terliklerimizle yaşıyoruz. Terlik bizim her şeyimiz. Zaman zaman atıştığımız veya kavga ettiğimiz olmuştur, özellikle de koktukları zamanlarda. L:Brian ile Showlarınız gayet eğlenceli ve güldürücü. Peki, yeni projeler bizi bekliyor mu? J:Tabi ki var, siz istersiniz de biz yapmaz mıyız? Skype üzerinden ve siteden canlı terlik şova dönüştürme gibi bir planımız var umarım bunda da başarılı olabiliriz. Sizi yine eğlenceli vakitlerin beklediğinden emin olabilirsiniz. L:Terlikşör olmaya nasıl karar verdin, sen terliksi olmaya iten neydi? J:İnsan sürekli terlik fırlatmaya başlayınca zaten terlikşör oluyor. Her insanın içinde bir terliksilik vardır, önemli olan bu duyuları yeniden terliklemektir. Olay bundan ibaret, lakin asil bir terlikşör olmak için bundan daha fazlası gerekmektedir. Bunların detayını daha sonra terlikşörlük derslerinde vereceğimizden hiç şüpheniz olmasın. Beni terlikşör olmaya iteleyen şey ise Steph’e göz koyanların çoğalması, bu pek sevmediğim bir durum ayrıca sitede bazı terliksilik gerektirecek durumlar yaşadığından doğal olarak terliksileşiyorsunuz.


L:Pekâlâ, Terlikşörlerin kurucuları nasıl tanıştı? Nasıl bu kadar yakın oldunuz? J:Bizim Brian ile tanışmamız çok ilginç bir geçmişe dayanır. Eminim bunu size kendisi anlatacaktır. L:Bize bir terlikşör örneği olarak kendinden bahsetmeni istiyorum. İlgi alanların, yapmaktan hoşlandıkların vs. nelerdir? J:İlgi alanlarım, sinema, tiyatro, müzik, yazı yazmak film yönetmek film hataları bulmak, espri yapmak ve daha niceleri… Burada anlatırsam sanırım sabaha kadar burada kalmamız gerekebilir. L:Terlikşör alımlarınız vardı. Amacı nedir bunun? Bir akademi mi kuracaksınız yoksa sadece yalnız mı hissediyorsunuz? J:Hahaha tabii ki amacımız terlikşörlük akademisi oluşturup, herkesi birbirini terliklemeye terlikletmek. Amacımız bundan ibaret. L:Hmm, sanırım biraz özel bir soru olacak ama kaynaklarımız Stephanie Mansfield ile aranızda bir takım duygusal ilişkiler olduğu yönünde bilgi veriyor. Bu konu hakkında bizi aydınlatır mısın? J:Steph ile ilgili konulara girmezsek benim için çok daha iyi olacaktır. Dediğiniz gibi özel bir mevzu. L:Eklemek istediğin başka bir şey var mı terlikşör adaylarımıza? J:Terlikşör adaylarımıza eklemek istediğim bir şey... Hmm… Evet var… Siz siz olun terlikşörlükten bıkmayın… Her kadının iyi bir terlikşöre ihtiyacı vardır.


Şu sıralar sürekli bahsettiğimiz ve gördüğümüz terlikşörlerimizden bu sefer de Brian Walters’ı mercek altına alıyoruz. L:Brian Walters, adından çok bahsettirdiğin bir gerçek. Sürekli bir şekilde göz önüne geliyorsun. Ego meselesi mi bu yoksa gerçekten sürekli insanların senin hakkında konuşmasında hiçbir parmağın yok mu? B:Sanırım ikisinden de biraz diyebiliriz. Daha çok eğlenmek için yaşıyorum bu hayatı. Fanilerin ‘Bir kez geliyoruz dünyaya’ lafına katılıyorum. Her ne kadar ölümsüz olsak da, ölümün ne zaman sizi haklayacağını bilemezsiniz. Eğlenmenize bakın ve biraz da popülerseniz imza vermekten çekinmeyin derim. L:Baş terlikşör, James ile konuşmamızda arkadaşlığınızın nasıl başladığını ve nasıl bu denli yakın olduğunuzu sormuştuk fakat kendisi senden duymamızı tercih edip bizi geçiştirmişti hikâyenizi bizimle paylaşır mısın? B:Anlatılamayacak hikâyeler vardır Anastasia, bunları yaşamadan öğrenemezsiniz. Ama size biraz yardımcı olmak isterim bunu anlatarak. Yaşamamın bir amacı yokmuş gibi hayatımı boşa harcıyordum, James ile tanışmam da bunun sonu olmuştu. Ne diyebilirim ki, bana savaşmak için bir sebep vermişti. Sanırım iyi bir ikiliyiz. L:Show’unuzdan bahseder misin biraz? B:Sadece havada terlikler uçuşan bir tiyatro. Belki de stres atmamızı ya da terlikşör dostlarımıza ve terlikşör destekçilerine minnettarlığımızı göstermemizi sağlıyor. Ayrıca sahnedeyken yepyeni terlikler için aklıma fikir gelmiyor değil. L:Terlikşörlük nedir senin için? B:Terlikşörlük bizim için, benim için güçlü kalmayı ifade eder. Ölüm seni alana kadar asla boyun eğmemek ve acınası duruma düşmemek. Bu tür insanlara karşı sahip olduğum acıma duygusunu gizleyecek değilim, kendi gücüne güvenmiyorsan kimin gücüne güveneceksin ki? İşte terlikşörlük budur, kendi gücüne ve arkadaşlarının gücüne inanırsın. L:Pekâlâ biz genel ve teknik bilgileri James’ten aldık açıkçası. Şimdiyse sizlerin iç yüzünü öğrenmek istiyoruz. James ve Brian, bize sizden bahset. Terlikşörlükten öte kimsiniz siz? B:Biz kim miyiz? Sadece sarhoş olmak isteyen iki kafadar. Pekâlâ, ciddi olmak gerekirse biz terlikşör olmadan önce hiç kimseydik. Çünkü bizi biz yapan bu idi, her terlikşörün doğduğu zaman kaderinin şekillendiğine inanıyorum. Kısacası; biz terlikşör olmak için doğmuşuz.


L:Peki, iki terlikşör olarak başınızdan çok hikâye geçti. Bunlardan birini bizimle paylaşır mısın? B:Pekâlâ, Anı, anı… Aslına bakarsan şu an aklıma pek bir şey gelmiyor, ya da bazılarını gösterilerimize saklıyorum. İlk terlikşör meydan muharebemizden bahsedebilirim, bunu siz de duymuşsunuzdur. Bumerang terliği yaratma fikri tam olarak orada aklıma gelmişti ki nasıl geldiğini yine biliyorsunuz. Benimle birlikte çukura düşen terlikşörleri terliklemeye çalışan James’in attığı terlik yere çarparak suratına gelmişti. Hala bunu hatırladıkça gülüyorum. L:Eklemek istediğin başka bir şey var mı? B:Eklemek istediğim şey Evet, var sanırım. Söylediğim gibi terlikşör olmadan önce hiç kimseydim, terlikşör olduktan sonra başka bir insan oldum. Hayatımın tek dönüm noktasını terlikşör olmam olarak görebilirsiniz ama bir tane daha var. Yakın zamanlarda yaşanan bu olay herkesin bildiği Brian Walters’ı sahalardan uzaklaştırmıştı. Nedenini hayranlarımla ve merak edenlerle paylaşmayı isterim. Bir kadın var. Bazıları sadece bir heves, bir oyun olduğunu düşünebilir. Onunla birlikte olmaktan mutluyum ve bu asla vazgeçemeyeceğim bir şey. Onunla tanışmak için can attığına eminim, Anastasia. L:Sözlerini burada noktalarken kendisine teşekkürlerimizi WOD Magazin ekibi olarak sunuyoruz. Özel Olarak; Seni Seviyorum Brian ve evet kendimle tanışmak için sabırsızlanıyorum!


Ayın Enleri Sizlerin katkılarıyla seçtiğimiz ayın enleriyle tanışma vakti geldi. WOD Magazin olarak hazırladığımız bu bölümde onları daha yakından tanıyacağız.

Öncelikle Enlerimizi hatırlayalım:

Ayın ek aktifi ve rpcisi: Brian Walters Ayın en beğenilen çifti: Sydney Shannon Carter & Nicholas Bertrand Ayın WOD kraliçesi: Celesta L. Léroux Ayın WOD kralı: Sebastian Montgomery

Brian Walters / Ergin Brian Walters karakterin ile aramızda görüyoruz seni. Peki, Ergin kimdir? Bize kendinden bahset. -Şunu söylemeliyim ki Brian Walters Ergin’den farklı biri değildir, o benim içimde yaşayan bir parça gibi. Kendimden bahsetmeye gelirsek. Bu konuda hiçbir zaman çok iyi olmamışımdır. Her zaman sınıfın en uzun saçlı çocuğu, her teneffüs rock dinleyeni, bazen koparan bazen de hayattan soğutan espriler yapan biriyim. Dışarıdan her zaman fazla dalgacı görünmüşümdür ama sanırım bu içeride çok farklı. Evet, iki en birinciliğini de sen aldım. Bekliyor muydun bunları? -Aslında beklemiyordum, bir gün siteye girdim ve anketlerde önde olduğumu gördüm. Aslında o sıralar RP yapmak bile içimden gelmiyordu, bir sıkkınlık vardı üzerimde. Bu biraz moral olmuştu ve sahip olduğum bir kurguyu geliştirerek akıcı bir rp yapmamı sağlamıştı. Kısacası; beklemiyordum ama seçildiğim için mutluyum. Brian Walters sende ne ifade ediyor. Bir çok rpci karakterleriyle birlikte yaşar. Senin için de geçerli mi bu? -Karakterim ile birlikte yaşamak benim için ufak kalır belki de. Brian Walters’ın oluşmasıyla birlikte ben de değiştim, birlikte değiştik ve büyüdük gibi hissediyorum. O her an benimle ve hayatımın her anına aralıksız şekilde tanık olan tek kişi belki de, benim en büyük ve ağzı sıkı sırdaşım. Nasıl yarattın bu karakteri? -Nasıl yarattığımı bende bilmiyorum, bir saniyelik anlar olur ve birden her şey sizin için açıklığa kavuşmuştur. Brian’ın karakteri de benim için böyle olmuştu. Brian her zaman olmak istediğim kişi olmuştu. Gerçek ruhunu herkesten saklamak istiyordu zarar görmemek için, bu hayata karşı koymanında bir yoludur aynı zamanda. Onun berbat bir hayatı olmasına rağmen yaşaması ve güçlü kalması bana da güç veriyor.


Ayın Çifti


Nicholas Bertrand / Alperen Nicholas, namı diyar Alperen. Öncelikle kimsin sen, nasıl birisin? Bize kendinden bahset lütfen. -Nicholas dikkatleri üstüne toplamayı seven ve bu işi iyi yapan biri. Her şeyin merkezine genelde kendini koyuyor. Azıcık egoist bir arkadaşımız Nicholas. Çoğu şeyi kafasına takmıyor. Rahat biride ayrıca her ortama uyum sağlayabilir. Müzik onun hayatı. En beğenilen çift seçildiniz. Kurgunuzdan biraz bahsedebilir misin? -En sevilen çift olduk mutluyuz illa bir kurgumuz olması gerekmez. Sadece birbirimizi seviyoruz. Nicholas karakteri senin için ne ifade ediyor? Nasıl oluştu bu karakter? -Nicholas karakteri aslında karakterimi Fransız olmasıyla ilgili. Ve bu ismi beğeniyorum. Peki, biraz partnerinden bahsetmek gerekirse, nasıl tanımlıyorsun onların ilişkisini? -Partnerim Syd ile ilişkimiz bir şans eseri başladı. İlişkimiz bir barda başladı evet gerçekten ilişkimiz bir barda başladı. Şans eseri ilişkimiz gelişti ve şimdi çok mutluyuz.

Sydney Shannon Carter/ Ilgın Ilgın yani bizim tanıdığımız Sydney. Kendinden bahseder misin bize? -Öncellikle, Sydney ile Ilgın aynı kişi olduğunu belirtmek istiyorum. Sydney’in kurgusu son derece kötü bir kızı anlatır. Hiç kimseyi umursamaz herkesten nefret eder ve kimseye güvenmez ki Ilgın da böyle biridir. Yani Sydney ile aynılar ama yine de Sydney Ilgından daha iyi biri diyebiliriz. En beğenilen çift sizsiniz, var mı bunun bir formülü, sence neden siz seçildiniz? -Bunu gerçekten bilmiyorum. Nedenini bende merak ediyorum ama beni de gerçekten oldukça şaşırttı. Çünkü siteye daha yeni gelmiştim ve hiç kimseyi tanımıyordum nasıl seçildiğimi de bilmiyorum oldukça şaşırdım bende haberim bile yoktu. Alperen, bana yazdığında haberim oldu ki haberim bile yoktu. İlla ki bir şey söylemek gerekirse gerçekten onur verici bir durum. Sydney karakterini nasıl oluşturdun? -Sydney karakteri gerçekten mükemmel bir soru anlatsam roman olur. Doğruyu söylemek gerekirse Sydney’i ben ilk rüyamda gördüm çok ilginçtir ki Avril Lavigne olarak gördüm. Hani sadece ünlü bakımdan rüyamda herkesten nefret eden kötü kalpli karanlık bir kızdı o, kendinden başkasına güvenmeyen, kendini beğenmiş son derece haylaz ama oldukça zekiydi. Uyandığımda ilk işim elime bir kağıt kalem alıp kurgusunu oluşturmak olmuştu. Sydney, kişisel özellik bakımından Ilgına da çok benziyor ve bu yüzden karakterimi aşığım. Partnerini biraz anlatır mısın bize, aralarındaki ilişkiyi? -Nicholas için bir şey diyemeyeceğim ama Sydney ona gerçekten aşık ve onun için her şeyi yapabilir kendisi şuan rütbesini değiştirmiş ve benim bundan haberim bile olmasa da onu çok seviyorum. İnanıyorum ki o da Sydney içinde aynı şeyleri düşünüyordur. Onun dışında hem çok iyi bir sevgili hem de harika bir arkadaş. Onunla her şeyi konuşabiliyorum ve bu bana çok mutluluk veriyor.


Ay覺n Krali癟esi


Celesta L. Léroux/ İdil Klasik sorumuzla başlayalım, İdil olarak bize kendini tanıtır mısın? -Ankara da oturuyorum, dokuzuncu sınıfa gidiyorum. Altıncı sınıftan beri rp yapıyorum sanırım, ama malum SBS nedeniyle yedinci sınıfta bırakmıştım bir ara, sonra geri döndüm. WOD Kraliçemiz olarak seçildiğini görünce tepkin ne oldu? Bekliyor muydun bunu? -Hiç beklemiyordum açıkçası, tahmin bile edemezdim. Celesta’nın adını görünce çok mutlu oldum açıkçası, şaşırmıştım aynı zamanda. Celes’i seçtikleri için adminlerimize bol öpücükler. Celesta karakterini nasıl yarattın? Barbara’yı nasıl seçtin? -Celesta aslında her sitede asıl karakterim olarak var ve özellikleri belli. Genelde karanlık olurdu, ama konseyde olduğu için aydınlık yaptım, onun dışında özellikleri hep aynı. Genelde bağımsızlık düşkünü olur ama her sitede de sevgilisi vardır. Siteye ilk geldiğimde başka bir ünlüye bakmıştım aslında, ama doluydu. Barbara boştu ve biliyorsunuz çok güzel bir kadın, o yüzden onu seçtim. Barbara’nın hem masum hem kurnaz göründüğü fotoğrafları var ve bunlar Celesta’yı çok iyi yansıtıyor. Bir dahaki seçimlerde tacını hak eden birisi var mı sence? Yoksa bunu korumakta kararlı mısın? -Sonuçta kraliçe her ay seçiliyor, bu yüzden farklı biri olmalı bence, şahsen bu unvanı korumak önemli değil benim için. Hak eden birilerini düşünüyorum, ama adını söylemek haksızlık olur diye düşünüyorum.


Ay覺n Kral覺


Sebastian Montgomery/ Serenay Serenay, bize kendinden bahseder misin öncelikle? -Hmm. İzmir de oturuyorum 19 yaşıma gireceğim -27 ocak hani duyurulurbu işin esprisiydi tabi. 7 senedir rp yapıyorum. WOD kralı seçildin. Bekliyor muydun böyle bir unvanı? -WOD kralı olmayı gerçekten de beklemiyordum. Gördüğümde şok geçirdim. Sebastian nasıl doğdu? Nasıl yarattın bu karakteri ve ünlünü şans eseri mi seçtin yoksa sendeki de bir saplantı mıydı? -Sebastian karakteri benim kendi kişiliğimin tam tersi. Biranda aklıma gelen şeyleri yazarak oluşturdum. Kendimden birkaç özellikte kattım elbette. Örneğin; başına buyruk olması ve aşka pek inanmaması. Ünlü seçimine gelecek olursak Kevin Flamme benim için bir “Waaaww” dedirtecek insan. Kurguma da fazlasıyla uyuyordu, sitede kullananın olmadığını görünce direk aldım. İyi ki de almışım. WOD kralı olmak güzel bir şey. Sence bunu bir dahaki ay hak eden kişi kim? -Benden daha iyi kral mı olur? Şaka bir yana gönlüm James’ten yana ama admin olduğu düşünülürse zor. Adminlerin kararlarına bağlı.


D E D İ K O DU

Merhaba canlarım... Geçenler Starbucks’ta oturmuş, bol sütlü kahvemi yudumlarken çok ilginç bir şeyle karşılaştım. Gelip de bunu bana başkaları söylese inanmazdım doğrusu. Aslında birkaç kişi gelip kulağıma fısıldamıştı ama... Neyse, ne diyordum? Evet, kahvemi yudumluyordum sonra sokakta yürüyen bir çiftle karşılaştım. Gözlerime inanamadım. Bizim kana susamış Arthur Elwood ve Montgomery ailesinin uslu kızı olarak bildiğimiz Müdire Amber Irina Montgomery... Düşüne biliyor musunuz? Bu ilişkiden acaba Sebastian’ın haberi var mı? Bence de canlarım bence de. Büyük bir aile faciasına neden olabiliriz. Son günlerde şaşırtıcı şeyler görüyor ve duyuyoruz öyle değil mi? Ne diyelim Arthur ve Irina’ya mutluluklar. Dilerim uzun soluklu bir ilişkileri olur. Sevgilerimle... Steph.


Merhaba canlarım. Öncelikle yeni dergimizle beraber uzun soluklu, eğlenceli ve gizemli magazin haberlerini beraber götürmemizi temenni ediyorum. Her neyse geçelim mi artık şu magazin haberlerimize? Şuan gündemde olan bir partimiz var. Evet evet Montgomery ailesinin veliahtı olarak görülen Sebastian’ın düzenlediği parti. Holly Dagger’ın 5. Yıl kutlamasıymış. Açıkçası ben bu karizmatik vampirin bu işi bu kadar ilerletebileceğine inanmıyordum. Aklı fikri kızlarda... Arkasını toplayan kız kardeşleri var elbette, onlar sayesinde bu kadar büyük işler başarmış olabilir. Ancak bu adamın parti düzenleme konusunda ki başarısını kimse göz ardı edemez canlarım haksız mıyım? Sebastian, parti için hiçbir masraftan kaçınmamış. Herkesi evinden alması için limuzinler kiralamış. Düşünsenize bir... Evimde parti için hazırlanmış ayakkabılarımı giyerken kapı çaldı. Kapıyı açtığımda bir de ne göreyim. Siyah smokinli bir şoför ve sokakta park halinde duran bir limuzin. Gözlerime inanamadım doğrusu. Hayatında limuzine binmemiş bir insan olarak bu beni gerçekten büyülemeye yetti doğrusu. Uzun uzun limuzinden bahsederdim sizlere ama... Neyse neyse. Holly Dagger’ın kapısından içeri adım attığımda gözlerime inanamadım doğrusu. Özenle yerleştirilmiş masalar ve koltuklar, herkesin görebileceği bir yere konulan sahne... Holly Dagger’ı daha önce hiç öyle görmemiştim, mükemmeldi. Beni fazlasıyla büyülemişti. Ahh konukları merak ediyorsunuz siz tabi. Mekanı mekan yapan asıl unsur konuklardı tabi. Çok değerli kişiler vardı elbette ve herkes son derece şıktı. Biliyor musunuz canlarım, partilerde ve kalabalık ortamlarda görmeye pek alışık olmadığımız kişilerde vardı. Kim mi? Grey Holding’in sahibi Lucifer Dean Grey gibi, sonra Arthur Elwood gibi... Sanırım ikisi birlikte geldiler. Aralarında fazlasıyla iyi bir bağ var gibi görünüyor. Geçelim mi güzel kızlarımıza. Zaten Montgomery ailesi başlı “vav!” dedirtecek kadar mükemmeldi. Ama gözümden kaçmayan bir şey oldu. Gabriella Montgomery’nin giydiği kıyafet abisi tarafından pek hoş karşılanmamış gibiydi. Evlerinde neler oldu acaba? Lethe A. Volemaus ve Parasshea Linoheas’ın giydiği kıyafetlerde idealıydı doğrusu. Biriniz Brian mı dediniz? Hmm. Brian Walters’ın olmadığı bir parti söyler misiniz bana? Anastasia ile birlikte harika görünüyorlardı. Çoğu kız Brian’dan gözlerini alamamıştı doğrusu. Durun durun, ne diyeceğim Brian Walters’ı, Sebastian Montgomery’den anahtar alırken gördüm. Sonra Brian ve Anastasia ortadan kayboldular. Kesinlikle bir anahtardı. Nereye gittikleri meçhul. Bu arada acaba Sebastian ve Freyja’nın arasında bir problem mi var diye düşündüm. Freyja Cobain, sevgilisinin partisinde yoktu, tabi gecelerin çapkın çocuğu da bundan yararlandı. Onu kaç kızla gördüğümü ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Freyja’nın ipleri bir an önce eline alması gerek. Gelelim gecenin sonuna. Arthur Elwood’un bulunduğu bir yerde kanın olmaması imkansız değil mi? Arthur, gene yapacağını yaptı ve birilerinin kanını akıtmayı başardı. Montgomery ailesi buna tabi ki de çok sinirlendi. Partinin böyle bitmesi biraz üzücü oldu tabi. Ama genel anlamda mükemmeldi canlarım. Ahh! Bu arada Sebastian partilere devam edileceğini söyleyip bizi neşelendirdi. Umarım bir daha ki parti, kanlı olmaz Sebastian. Eğlenceli günler dilerim... Steph.


WOD MAGAZİN