Page 1


BKAPISI UÇAK BAKIM ALANI

Gövde - Motor Dalı


editör B Kapısı Bağcılar Atl Adına Sahibi Mustafa Yılmaz / Okul Müdürü

Değerli Okurlar Dergimizin beşinci sayısını sizlere ulaştırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu sayıda üç önemli röportajı sizlerin beğenisine sunuyoruz. İstanbul Milletvekili Sn. Feyzullah Kıyıklık, İstanbul Valisi Sn. Hüseyin Avni Mutlu ve Bağcılar Belediye Başkanı Sn. Lokman Çağırıcı ile İstanbul üzerine birer söyleşi gerçekleştirdik. Yeni açılan Sultanbeyli Sabiha Gökçen Teknik, Endüstri Meslek Lisesi Uçak Bakım Alanının öğrenci ve öğretmenlerini okulumuzda ağırladık. TALTA Derneğinin Başkanı Sayın Yavuz GÜVER’le Havacılık şirketlerinin bakım prosedürlerini, EASA Lisansını ve TALTA Derneğini tanıtan bir konferans düzenledik. Türkiye’de havacılık sektöründe ilkleri başarmış duayenlerden biri olan Zafer ORBAY’ı okulumuz konferans salonunda ağırlamış olmak bizim için büyük bir zevkti. Sektörde halen hizmet veren teknisyen, yönetici ve üst düzey yönetici konumunda olan bizzat kendisinden ders almış öğrencilerinin de anılarını bizlerle paylaşmış olmaları bizler için çok önemliydi. Bağcılar’da düzenlenen ilçe tiyatro yarışmasında ekibimiz yine gururumuz oldu. Son dört yılın zirvesinde yer alan ekibimiz, bu yıl da fedakarlığın ve çalışkanlığın başarıyı getireceğine bizleri bir kez daha inandırdılar. Ekipte yer alan bütün öğrencilerimizi tebrik eder, başarılarının devamını dileriz. Kompozit malzemeyle ilgili çalışmaları yapabilmek, öğrencilerimizi bu teknolojiye hazırlamak amacıyla nisan ayı içerisinde atölye oluşturma çalışmalarını tamamladık. Atölye çalışmalarına katılarak destek veren eski öğrencilerimiz, Tolga USLU, Özkay ERSOY, Tuncay MAYTAR, Ali UZUN, Caner ALSANCAK ve Hüseyin GÜNEY’e teşekkür ederiz. Dergimizin diğer önemli başlıkları arasında Atlantis efsanesi, Kompozit malzemelerin yapım yöntemlerine, Türkiye’nin ve NATO nun ilk ve uzun zaman boyunca tek kadın jet pilotu Leman Bozkurt ALTINÇEKİÇ’e yer verdik. 2011 yılının hepimize mutluluklar getirmesi ümidiyle bizi destekleyen sizlere ve bu dergiye emek veren herkese teşekkürü bir borç biliyoruz. Bir sonraki sayıda görüşmek üzere, Saygılarımızla

İbrahim ŞAHİN Uçak Bakım Atelye Şefi

Yayına Hazırlayan Nebiye YAŞAR / Euroba Editörü/ İl MEM PKE İlçe Formatörü Editör İbrahim ŞAHİN / Uçak Bakım Atelye Şefi Yayın Kurulu O.Nuri ORAL / Müdür Yardımcısı Hüseyin GÜNAD / Uçak Bakım Alan Şefi Abidin KARAKÖSE / Uçak Bakım Atelye Şefi S.Behlül KÖSE / Uçak Bakım Atelye Şefi Hikmet DURAN / Uçak Bakım Atelye Şefi İbrahim ŞAHİN / Uçak Bakım Atelye Şefi M.Fatih PEHLİVAN / Bilgisayar Öğretmeni Aysel CAYMAZ / Edebiyat Öğretmeni Oktay ERTAN / İngilizce Öğretmeni Ahmet ALTUN Tuncay MAYTAR Erhan ARAPOĞLU Yusuf MANKAOĞLU Fatih YILDIRIM Mehmet Ali AYILMAZ Mert DÖNER Yakup ÇOŞKUN Aykut YILDIRIM Hamit BAŞGÖL Hasan AKSAKAL Oğuzhan GÜNERKAN Muhammed Enes YAZICI Recep PARIL Onur YİTÜK Numan ÇAĞLAR Site Web Tasarımı Hamdi GÜMÜŞ Grafik Tasarım Yusuf ŞİMŞEK Baskı-Cilt Pelikan BASIM 0212 613 79 55 B Kapısı İletişim Bilgileri T: 0 212 550 15 99 F: 0 212 550 16 00 Barboros Mah.8.sok. Bağcılar-İST. www.bagcilareml.k12.tr www.bkapisi.net Temmuz 2011


içindekiler

> Yorum: Hüseyin GÜNAD...............................................................................05 > Bir İstanbul Masalı Röportaj.....................................................................07 > Bir Havacılık Efsanesi “Zafer ORBAY”.................................................14 > Kayıp Şehir Atlantis Efsanesi...................................................................16 > Bağcılar Teknik EML “Umem Projesi”.................................................20 > “Umudumuz UMEM”......................................................................................22

> Savaş Helikopteri “APACHE”.....................................................................24 > Uçakların En Önemli Ana Elemanı “Kanatlar”.................................28 > Liseler Arası Basketbol Turnuvası Yarışması...................................30 > Bedriye Tahir Gökmen..................................................................................32 > B Kapısı’nın Ulaştığı Eller............................................................................33 > Kompozit Atelyesi Faaliyette....................................................................37 > Renklerin Ustası...............................................................................................38 > 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı....................39 > 911’den Türk Yıldızları’na ...........................................................................40 > Sultanbeyli Sabiha Gökçen Teknik EML Uçak Bakım Alanı......44 > Son Dört Yılda Zirve Değişmedi (Tiyatro)..........................................45 > THY Teknik A.Ş.’nin Okulumuza Desteği.............................................46 > TALTA Derneği Başkanı Yavuz GÜVER’in okulumuzu ziyareti.. 47 > Hava Kuvvetleri Komutanlığı Müzesi Tarihçesi...............................48 > Anket......................................................................................................................50 > MNG Teknik Yeni Hangarında .................................................................52 > “Ortak Akıl ile Etkili ve Etkin Karar Verme”........................................54 > Hidrolik Atölyesi ..............................................................................................56 > OTOKAR Arma 8x8 .......................................................................................58 > Mizah.....................................................................................................................60 > İlginç Bilgiler......................................................................................................61 > Bulmaca ..............................................................................................................64


BARBAROS PARK KAFETERYA Nargile ve Çay Bahçesi

KAFETERYAMIZ SABAH 07:30’DAN AKŞAM 24:00’E KADAR HİZMETİNİZDEDİR. SAKİN BİR ORTAMDA ÇAYINIZI VE NARGİLENİZİ İÇEREK DİNLENİRKEN KENDİMİZE HAS KÖFTEMİZDEN TADABİLİRSİNİZ. Barbaros Mah.7/3 sok. No:12 Bağcılar Teknik ve EML Karşısı Tel: 656 39 00


>YORUM

2007 yılında çeşitli zorluklarla ilk sayısını çıkardığımız dergimiz, her sayıda gelişerek havacılık sektörü içerisinde kabul gören, övgüler alan bir dergiye dönüştü.

D

ergi çıkarmanın ne kadar meşakkatli bir iş olduğunu bu işi yapanlar çok iyi bilir. 2007 yılında öğrencilerimizle yaptığımız bir söyleşi sırasında Bölümümüzü tanıtmak ve sosyal bir çalışmaya adım atmak için ortaya çıkan bu fikir giderek profesyonelleşen bir çalışmaya dönüştü. Böylece bir okul tarafından çıkarılan ilk havacılık dergisi yayına başladı.

Havacılık sektörünün içerisinde görev alan ve derginin dağıtımın yapıldığı tüm kuruluşlardaki insanların dergiyle ilgili memnuniyetleri bir lise olarak uzun soluklu bir dergi çıkarmanın en büyük motivasyonu oldu. Dergimizin sadece basılı yayın olarak kalmaması için bir internet sitesi kurma, buradan dergimize ulaşamayanlar için online yayınlama, havacılıkla ilgili güncel haberleri okuyuculara aktarma fikri ortaya çıktı. Bu konuda Eski öğrencimiz şimdi bir eğitimci olan Hamdi Gümüş’ün gayretleri ile bkapisi.net yayına başladı. bkapisi.net internet sitemizin analizleri incelendiğinde bugün Türkiye’nin dört bir köşesinden tıklandığı anlaşılıyor.

Sektöre dergimiz dağıtılmaya başladığında bir telaş ve korku içindeydik. Çünkü yapıcı olmayan eleştiriler derginin bir sonraki sayısının olmayışı anlamına gelecekti. Ama korkularımız aldığımız övgülerle bir anda gurura dönüşüverdi. 2007 yılında ilk sayısını çıkardığımız dergimiz eleştirilerden değil ama maddi imkânsızlıklardan dolayı uzun bir zaman çıkarılamadı. Sebep ise sponsor ve reklam bulma konusundaki sıkıntılardı. Daha sonra THY Teknik, MNG Teknik, Prima Havacılık ve Bağcılar Belediyesinin desteğini arkamıza aldığımızda geriye kalan sadece enerjimizi bu konuya vermek kalmıştı.

B Kapısı 4 yıl içinde, güzel bir etkiye sahip oldu. B Kapısı’nda yazı yayınlamanın bir ayrıcalık olduğu düşüncesi yaygınlık kazanmaya başladı. Bunun nedeni bence yaptığımız işi ciddiye almak oldu galiba. Sanırım böyle de devam edecek. Ömrü uzun olsun.

Okul müdürümüz Mustafa YILMAZ öncülüğünde, Editörümüz İbrahim Şahin Hocamızın, öğretmen ve öğrencilerimizin bitmek bilmeyen enerjisi ile kısa bir süre içerisinde 4 sayı birden çıkarmayı başardık.

Hüseyin GÜNAD Uçak Bakım Alanı / Alan Şefi

Bu enerjiye Yayın Yönetmenimiz Nebiye Yaşar’ın desteği eklenince B Kapısı referans gösterilen bir dergi haline dönüştü. “Biçim, güçtür” demiş düşünürün biri. Bir dergi, ilk önce, tasarımı yani görsel düzenlemesi ile kendini ciddiye aldırır. Bu konuda dergimiz çok beğeni aldı. Buradan grafik tasarımcımız Yusuf Şimşek’i de tebrik ederim. Bugün dergimiz tüm havacılık şirketlerine, tüm havacılık okullarına, İstanbul’da ki Endüstri Meslek Liselerine, Bağcılar ilçesinde bulunan tüm ilk ve orta dereceli okullara, Özel Eğitim Kurumlarına ücretsiz olarak dağıtılmaktadır.

5


İstanbul, Türkiye’nin Aynasıdır… İ

stanbul, coğrafi konumu ve binlerce yıllık kültürel mirasıyla, dünya metropolleri arasında ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Genç ve dinamik nüfusu, yaratıcı bir enerji oluşturarak, Türkiye’nin bir aynası olan İstanbul’u dünyanın en dinamik kentlerinden biri haline getirmektedir. İstanbul’da özellikle son yirmi yılda gelişen kültür bilinci, kültür yaşamına da yansımaktadır.

Yaşadığı şehri kendini ait hisseden, sorunlarına çözüm üretip güzelliklerini doyasıya yaşayan siz değerli gençlerimizle birlikte yapacağımız daha çok proje, gidilecek çok yolumuz vardır. Bu şehre olan sevgimiz, değerlerimize bağlılığımız, daha iyisini yapacağına inandığımız sizlere inancımız başarımızın en önemli unsurlarıdır. “B Kapısı” Dergimiz Kültür ve sanatın yaygınlaştırılmasına yönelik projelerinin yanı sıra, İstanbul’un kültürel ve sanatsal kapasitesinin de tanıtımı açısından da önemli bir fırsattır. Bu güzel eserin hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyor, başarılar diliyorum.

Dünyanın kadim tarihlerinden bugüne, görkem ve cazibesini koruyan, nadir dünya kentlerinden biri olan İstanbul, 2010’da Avrupa Kültür Başkenti seçilmesiyle bir kez daha tüm gözleri üzerine çekmiştir. Özellikle son yıllarda dünya üzerinde yıldızı en çok parlayan, en çok tanınan şehirlerden biridir. Yeryüzünün bu zengin hazinesine sahip olmanın kıymetini bilmek zorundayız.

Mustafa YILMAZ Okul Müdürü - Euroba Genel Koordinatörü

6


>RÖPORTAJ

İSTANBUL YAŞAYAN GERÇEK BİNBİR GECE MASALIDIR…

İSTANBUL SEVDALISI, İSTANBUL’DA BİRBİRİNDEN GÜZEL VE DEĞERLİ HİZMETLERİYLE GÖNÜLLERİ FETHEDEN, İSTANBUL MİLLETVEKİLİ FEYZULLAH KIYIKLIK’A SORDUK: Gençlik yıllarınızda İstanbul nasıl bir şehirdi? İstanbul gençlik yıllarımızda daha tenhaydı ama yine de kalabalıktı… Fakat İstanbul gittikçe güzelleşiyor çünkü iyi bir Belediye Başkanı var, iyi bir idari kadrosu var ve İstanbul belki eskiden olduğu gibi çok nostaljik sakin bir şehir değil ama şimdi çok daha güzel şeyler yapılan, her tarafı güllük gülistanlık bir şehir haline dönüşüyor. Sizce İstanbullu olmak ne demek? İstanbullu insanları nasıl görüyorsunuz? İstanbul çok eski bir tarihi kültürü olan bir şehir… İstanbul’a gelmekle insanın İstanbullu olma imkânı yok. Mutlaka önce şehir medeniyetini çok iyi anlamak lazım. İstanbul’u çok iyi anlamak lazım, çok iyi tanımak lazım. Burada birçok medeniyete başkentlik yapmış İstanbul; 500 yıla yakın zamandır bizim şehrimiz olarak, bizim kendi ülkemizin bir şehri olarak hayatiyetini sürdürüyor… 7


İstanbullu olmak; bir yerde birazda kültürlü olmak, İstanbul’u bütün kültürüyle tanımak olduğunu düşünüyorum.

İstanbul’a geldiğiniz senelerden şu ana kadar ki en büyük değişiklik sizce nedir?

İnsanın sanki tarihin içinde yaşıyormuş gibi bir hali var. Bizans medeniyetini görüyorsun, Osmanlı medeniyetini görüyorsun, cumhuriyetten sonra kurulmuş medeniyeti görüyorsun, hepsi iç içe geçmiş durumda… Bunların içinde sizde biraz da hayale benzer bir gerçek içinde yaşıyorsunuz..

İstanbul’da halkın anlayışı çok değişti, şehir tamamen büyüdü ve İstanbul’a gelen insanlar da İstanbul’da yaşamaya alıştı. En büyük gelişimlerinden birisi; İstanbul’un bu köprüleri, yolları ve bir de en son İstanbul’a yapılan “Marmaray”dır… İstanbul’a yapılan en büyük değişim gelişimlerden birisi de; çok yeşil bir şehir oldu, parklarıyla bahçeleriyle İstanbul hakikaten eski medeniyetlere başkentlik yaptığı şekle dönüyor ve yeniden dünyanın göz bebeği haline geliyor.

İstanbul içinde hoşunuza giden şeyler nelerdir? Benim de en çok hoşuma giden şeyler öğrencilik dönemlerimde yunusları boğazdan geçerken izlemekti. Şimdiki İstanbul’un boğazının Anadolu yakasındaki bir tepe vardı orda oturuyordum ve yunusları izliyordum, bu benim çok hoşuma giderdi..

İstanbul’da sizi en çok huzurlu hissettiren en mutlu eden yeri neresi? Daha çok boğaz… Tabi insanları ve bizleri de çekiyor boğazın güzelliği… İstanbul’un aslında güzel olmayan hiçbir yeri yok… Adaları, büyük tarihi parkları ve bilhassa tarihi ve kültürel binaları, sarayları… Bu güzellikler İstanbul’u çok daha çekici hale getiriyor. İstanbul masalında yaşamak nasıl bir şey? Ben masal dünyasında hiç yaşamadım ama İstanbul yaşanacak bir şehir sevilecek bir şehir… İstanbul’da hakikaten insan, en azından bazı sıkıntıları olduğu zaman gidip, işte bir Çamlıca’ dan manzarayı seyrettiğinizde, başka şeyler hissedersiniz; sabah güneşin doğuşunu Sarayburnu’ndan seyrettiğiniz zaman başka şeyler hissedersiniz. İstanbul, insanı her yönüyle mesut eden ve en azından günlük dertlerinden kurtarabilen bir şehir…

8


İSTANBUL VALİSİ HÜSEYİN AVNİ MUTLU’YA BİR İSTANBUL MASALINI SORDUK: Yapabilme Şansınız Olsaydı Eski İstanbuldan Günümüz İstanbul’una Neler Getirmek İsterdiniz?

İstanbulu Bir Masalla Özdeşleştirmenizi İstesek Bu Hangi Masal Olurdu?

2023 cumhuriyetimizin 100. yüzyılına güçlü bir şehir olarak hazırlanan İstanbul’da mevcut gelişmeler hepimizin göğsünü kabartıyor ama bugünkü haliyle de İstanbul mükemmel, fevkalade çekici, güçlü, cazibeli, Türkiye’nin adeta sanayisini, ticaretini yüzde ellilere varacak oranda destekleyebilir. Dolayısıyla tarihi ve kültürel bir açıdan baktığımızda böyle bir şehir bize gurur veriyor. Sorunuzdan şöyle bir şey çıkmaması lazım; eskisi daha iyiydi bugünü çok iyi değil, dolayısıyla eskileri bugüne mi getirmek lazım acaba? Böyle anlamak istemiyorum; eskisi de güzel bana göre bugünü de çok güzel ama eskiden bugüne getirmek noktasında özellikle şunu söylemek isterim; bir imparatorluk baş şehri olan İstanbul, Osmanlı imparatorluğunun baş şehriydi ve o günkü duruşu itibariyle imparatorluğun başkenti İstanbul kendi coğrafyasında, Orta Doğu’da, Balkanlarda, Orta Avrupa’da, Kafkaslarda büyük bir güçtü. Bu gücün başkenti İstanbul idi. Dolayısıyla eskiden bugüne getirmek isteyeceğimiz şey; gene bu tarihi gücün eski gücünü İstanbul’a yeniden teslim etmektir. Şayet mümkün olsa 16. 17. 18. yüzyıldaki ve 15. yüzyıldaki gücün haşmetini, kudretini bu şehre yeni baştan bir daha getirmek nasip olsaydı, böyle bir şeyi çok arzu ederdim ama bunun önümüzdeki dönemlerde gerçekleşeceğine inanıyoruz

Bu masalın adı galiba bin bir gece masalı olurdu. Çünkü İstanbul pek çok farklılıkları olan bir şehir; bu farklılıkları üst üste koyarsak, yan yana getirirsek, yüzlerce ve binlerce şey söylemek mümkün… İstanbul inançların ve hoşgörünün merkezi olarak bütün bunları içinde barındırıyor. Tarihin çok çeşitli dönemlerinde güçlü yönetimlerin merkezi olmak gibi tarihi bir misyonu var. Şehrin bir tarafına baktığınızda kendinizi bir anda 500, bir tarafa baktığınızda 2000 yaşında hissedebilirsiniz. Bu şehrin sokaklarında gezerken bu kadar kendinizi yaşlı hissedebilmeniz ya da olgun hissedebilmeniz mümkün. Boğazda dolaştığınızda kendinizi cennette geziyor gibi hissedebilirsiniz, kanatlanıp martı gibi boğazın üstünde uçup cennete geldim, diyebilirsiniz. Şimdi bütün bunları üst üste koyduğumuzda burası galiba bir bin bir gece masallarının şehri olarak tarif edilebilir bunu anlatmak başlı başına bir kitap olur, başlı başına bir sohbet konusu olur, o nedenle buna hiç girmemek lazım, bana göre anlatmaktan ziyade bu masalı yaşamak lazım. Masallar gerçek değildir ama istanbul bir gerçektir. İstanbul yaşayan gerçek bir bin bir gece masalıdır. Yani İstanbul için bir masal âlemi dememiz gerek… 9


Evet, yani bana göre böyle masalların her zaman çekici, tılsımlı, hayret uyandıran, cezbeden içinde bulunup yaşamak istediğiniz bir ruhu vardır. İstanbul’da böyle bir ruhu barındırıyor, bir masal ruhunu barındırıyor. Biz Gençlere Hayat Ve Gelecekle İlgili Öğütleriniz Var Mı? Gençlere nasihat etmek gerekir mi bilmiyorum, genelde şöyle bir yaklaşım var: Herkes nasihat veriyor, herkes akıl veriyor, bana göre aslında nasihat vermek, akıl vermek değildir; bir tecrübe paylaşımı yapmak ifadesini kullanmak istiyorum sizlere, akıl vermek haddimize değildir ama bir büyüğünüz olarak tecrübelerimizi paylaşmamızı isterseniz, söyleyeceğim şey şudur; kendinize güvenin, bu çok önemli en büyük gücünüz, kendinize olan güveninizdir. Kendine güvenmeyen insanın ileriye doğru yürümesi mümkün değildir. Önce kendinize güveneceksiniz, sonra mutlaka çaba göstereceksiniz, gayret edeceksiniz. Yerinde duran bir vasıtanın dinamosunu, marşını çalıştırmadığınız bir arabanın ileriye gitmesi mümkün değildir. Bunu yapmanız için hareket lazım, yani gayretli olacaksınız, çalışacaksınız ve samimi olacaksınız, pozitif bakacaksınız. Gönlünüzde de, bana göre, sevgiyi çok iyi yaşatmaya gayret edeceksiniz.

Yani her şeyi sev, sevmek çok önemli bir düştür, seven insan mutludur, mutlu olan bir insanda başarılıdır. Başarmak istiyorsanız, gönlünüzün sevgi dolu olmasına gayret edin. Sevgi, ileteceğiniz şeylerle önemlidir. Şayet ruhunuzun sevgiyle dolu olmasını istiyorsanız; çiçeklerle dolu bir bahçeyi gezin ama çok sıkıntılı çöplerle dolu bir alanı gezerseniz, sevginizi geliştirmeniz mümkün değil ama güzel bir bahçe içerisinde sevgiyi bulabilirsiniz. Onun için güzel yerleri bulun, keşfedin, sevgiyi içerinizde yaşatabilecek ne varsa bunları yapmaya çalışın ve gayret edin, samimi olun ve kendinize güvenin, ülkenize güvenin. Çünkü ülkeniz sizin en büyük güç kaynağınızdır. Çok güçlü bir ülkeniz, çok güçlü bir milletimiz, çok güçlü bir tarihimiz var. Bu oranda güç alın; hem kalbinizdeki hem beyninizdeki gücü kullanın, hem de ülkenizin tarihi gücünü kullanın. Bunlara iyi sahip çıkmak suretiyle, bunların da sizin için itici bir güç olduğunu bir arada unutmayın. Bütün bunları topladığınızda, başaramayacağınız bir şey yoktur diye düşünüyorum. Atatürk’ün söylediği bir sözle kapatalım isterseniz. Diyor ki: “İhtiyaç duyduğumuz tek şey; çalışmak, çalışmak, çalışmaktır…

10


İSTANBUL’A GÜZEL PROJELERLE DESTEK VEREN BAĞCILAR BELEDİYE BAŞKANI LOKMAN ÇAĞIRICI’YA SORDUK: İstanbul’u bir masala benzetmeniz gerekirse hangi masala benzetirsiniz?

Yapabilme imkânınız olsaydı eski İstanbul’dan günümüz modern İstanbul’una neler getirmek isterdiniz?

İstanbul birçok masala konu olmuş bir şehirdir. İstanbul kendi kendine bir masal şehridir. Birçok şaire baktığımız zaman; şiirleriyle, makaleleriyle ve filmleriyle, sinemasıyla, tiyatrosuyla İstanbul; kendi kendine ve kendi özünde İstanbul masalı olarak da özellik arz etmektedir. İstanbul’da yaşayan insanların, İstanbul’da yaşamanın da zevkini çıkarması lazım. İstanbullu olmanın ve İstanbul gibi bir şehrin sakini olmanın da kıymetini bilmesi lazım. Allah herkese nasip etmez. Özellikle İstanbul’un fethi ile birlikte peygamber efendimizin Hadis-i Şerifi’ne mazhar olmuş bir şehir. Komutanı ve askerleriyle böyle bir kutsal şehirde ve yine peygamber efendimize ev sahipliği yapmış, Eyüb-el Ensari’nin ebedi istinatgâhının, makamının bulunduğu bir şehir, İstanbul. İstanbul yine birçok kültürleri bünyesinde bulunduran, birçok medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir şehir. İstanbul dimdik ayakta tarihiyle yaşıyor bugünüyle yaşıyor ve kıyamete kadar da yaşayacaktır. İstanbul içerisinden nehir geçen ve içerisinde denizi barındıran dünyadaki tek şehirdir.

Öncelikle eski İstanbul’dan günümüz İstanbul’a şehirleşme ve çevre getirmek isterdim. Baktığınız zaman İstanbul; çevresiyle, tarihiyle ve kültürel yapılarıyla ön plana çıkmıştır. Bugün İstanbul’a havadan baktığınız zaman özellikle şehir merkezlerinde, yarımadada Dolmabahçesi’yle, Yıldız’ıyla, Emirgan Korusu’yla, şehir içerisinde en büyük yeşil alanlar, gezi alanları ve tarihi mekânlar… Keşke İstanbul boğazıyla böyle kalsaydı…

11


Gençliğinizin İstanbul’u ile şimdiki İstanbul arasındaki en büyük fark sizce nedir? Gençliğimizin İstanbul’u ile şimdiki İstanbul arasındaki en büyük fark bir defa komşuluk ilişkilerinin ve insanların şehre sahip çıkma ve sahiplenmesinden uzak bir İstanbul. Ama dünya üzerindeki yerini alma konusunda ve dünya başkenti olma konusunda özellikle son zamanlarda ki Başbakanımızın Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde başlayan 1994 yılı ile başlayan bir kültürel ve sosyal dönüşüm, çevre ve altyapı konusunda ki dönüşüm, İstanbul’u bugün itibariyle yine özlenen bir şehir, arzu edilen bir şehir konumuna getirdi. Avrupa 2010 Kültür Başkenti İstanbul, 2012 Spor Başkenti İstanbul ve birçok uluslar arası kongrelere ev sahipliği yapmış bir İstanbul’u yaşıyoruz. Kültürel açıdan da çok iyi bir noktaya gelmiş bir şehir İstanbul.

İstanbul 2010‘da kültür başkenti seçilmesinin ardında ne gibi çalışmalarınız oldu? 2010 Kültür Başkenti seçilmesinde, 2010 Kültür Ajansı kuruldu. Genel itibariyle özgün projeleri 2010 ajansı yürüttü. Bunun merkezinde de İstanbul Büyükşehir Belediyemiz yer aldı. Özellikle Taksim’de yapmış olduğu Kongre Merkezi’yle ki hem özelliği itibariyle hem de bitiriliş süreci itibariyle Türkiye’de örnek proje özelliğini taşıyor. 2010 kültür ajansı çerçevesinde birçok ilçelerde de etkinlikle yapıldı. İstanbul ‘da 6 noktada startı verilen 2010 Kültür Başkentinin bir tanesi de Bağcılardaydı. Bu da bizim Bağcılar’da sosyal ve kültürel çalışmalara vermiş olduğumuz önem neticesinde, Bağcılar’da yaşayan hemşerilerimizin kültürel düzeyde özellikle ilgi ve alakalarıyla kültürel programlarımız dolu dolu geçiyor. Belediyemizin de sosyal – kültürel projelere ağırlık vermesi büyük bir önem taşımakta, Bağcılar’ın seçilmesi noktasında. Bizler de Avrupa birliği projeleri ile, 2010 kültür ajansıyla, Kaymakamlığımızdan, Milli Eğitim Müdürlüğümüzle işbirliği içerisinde birçok projeye de ev sahipliği yaptık ve Bağcılar’ımıza da ciddi vizyon getirmiş olduk. Mehmet Ali AYILMAZ, Oğuzhan GÜNERKAN, Mustafa ÖZTÜRK, Mutlu FEYZİ 12


13


Bir Havacılık Efsanesi

OKULUMUZDA

Geçen sayıda röportajını yayınladığımız bir havacılık efsanesi olan Necmüzafer ORBAY hocamızı okulumuzda ağırlamanın gururunu yaşadık. Konferans salonumuzda öğrencilerimizle buluşan ORBAY geride unutulmaz bir anı bıraktı. Böyle değerli bir insanla birlikte geçirdiğimiz zamanın mutluluğunu ve kıvancını yaşadık.

B

u anlamlı konferansa bir çoğu Sayın ORBAY’ın öğrencisi olan havacılık sektörünün değerli temsilcileri ,THY Teknik A.Ş den İnsan Kaynakları Başkanı Hüseyin SAĞLAM, Eğitim Müdürü İsmail YILDIRIM, İnsan Kaynakları Müdürü A. Rıza ESMEN, Eğitim Şefi Halil ERGÜL ve Mehmet AYBASTI, Onur Air Teknik Başkanı Şükrü CAN, Freebird Teknik Başkanı Oğuzhan Demiral, Goldair Yönetim Kurulu Başkanı Erdal GÜLMEZ, Ayjet Uçuş Okulundan Serhat AYDOĞAN, TALTA Genel Sekreteri Mustafa Bucan ÇOLAK ve THY Teknik A.Ş Emekli Eğitim Müdürü Şan ÇAKMAK konferansta yerini aldı. Kürsüde de söz alan eski öğrencileri hocayla olan anılarını anlatıp, saygılarını dile getirdiler.

Zafer ORBAY’ ın öğrencileri göstererek “Bu gençlerle, bu ülke çok büyük işler başaracak” sözü uzun süre alkışlandı. 14


Türk havacılığına büyük katkılarda bulunan bu değerli insana katılımı için minnettarız. Teşekkürler Sayın Hocam; Yapılacak olan ilk yerli yolcu uçağımıza isminizin verildiği gün buluşmak üzere. Hüseyin GÜNAD - Uçak Bakım Alan Şefi.

15


>BİLİM

KAYIP ŞEHİR

ATLANTİS (Geçen sayıdan devam)

EFSANESİ

A

kademisyenler tarafından antik dünyada Platon’un Atlantis efsanesine temel teşkil ettiği ileri sürülen birkaç yer ve olay bulunmaktadır. Bunlardan benim de aklıma en yatkın olanı Girit adası ve Thera volkanı patlamasıdır.

Bütün bu güzellikler yirminci yüzyılın başlarında Girit’te yapılan arkeolojik kazılar sonucu ortaya çıkarılmışlardır. Minos uygarlığına ait böyle sanat eserlerine Akdeniz ve Ege Denizi kıyılarındaki antik kentlerin bir çoğunda, Mısır’da, Ege adalarında ve Yunanistan’da da rastlanılmıştır. Buradan çıkan sonuca göre Minoanlar denizci ve tüccar bir halktı, ürettikleri malları satmak için erken çağlardan itibaren gemileri ile denizlere açılmışlar, bu meyanda, Kıbrıs’ı ve Ege adalarından bir çoğunu sahiplenmişler, Yunanistan’ın içlerine kadar da sokulmuşlardı. Minoanların dikkate değer bir askeri güçleri yoktu, buna karşılık mükemmel sosyal organizasyon, ticaret, kültür ve sanat yetenekleri vardı.

Tarihçiler tarafından, Girit adasının en erken M.Ö. dokuz binli yıllardan itibaren iskân edilmeye başlandığı kabul edilir. İnsanlar o çağlarda buraya ilkel imkânlarla, en yakın kıta karası olan Anadolu’dan gelmiş olmalıdırlar. Onlar Yunanlı değildiler, esasen o devirde Platon’un dokuz bin yıllık iddiasının aksine, Yunan milleti de henüz ortalarda yoktu. Batılılar, geçen bin yıllardan sonra zarif bir uygarlık yaratan bu insanları ilk Avrupalılar olarak kabul ederler, halbuki onlar Girit adasına Küçük Asya’dan (Anadolu’dan) gelmişlerdir ve bu yaman bir çelişkidir. Bu insanlara daha sonraları Minoanlar denilecek ve Minoanlar uygarlık dünyasında ağırlıklarını M.Ö. ikinci bin yıldan itibaren özellikle başkentleri Knossos’taki çok katlı ve salonlarıyla, odaları çok süslü saray yapılarıyla göstermeye başlayacaklardır. Bu saraylarda çatıları taşımak amacıyla kullanılan alt tarafları dar, üste doğru genişleyen ve bu suretle daha yüksekmiş gibi bir izlenim yaratan, ekseriya kırmızıya boyanmış taş veya tahtadan sütunlar, zamanında sadece Girit uygarlığına has mimari unsurlardı. Saraylarda, zeminleri lüks taşlarla döşenmiş salonların duvarları doğaya ait betimlemelerin freskleriyle süslenirdi. Minoanlar, üzerileri çiçek, insan, hayvan motifleriyle veya geometrik şekillerle bezenmiş vazolar, yumurta kabuğu kadar ince kadeh ve fincanlar, su mermeri ve fildişi gibi sert malzemelerden zarif heykelcikler, kaya kristalinden, ametistten ve akikten mühür ve yüzükler, bronzdan ortası oluklu kılıçlar yapmaktaydılar.

16


M

inos, Yunan mitolojisinde adı geçen efsanevi bir kraldır ve bu isim ilk defa, 20. yüzyılın başlarında burada kazı yapan arkeologlar tarafından bu uygarlığın adı olarak kullanılmıştır. Kral Minos büyük bir ihtimalle, M.Ö.1700 ile 1400 yılları arasındaki parlak dönemde Girit’e hükümran olan Minos kral hanedanından biriydi. Yukarıda bahsettiğimiz sanat değeri olan eserler de daha ziyade bu dönemden kalmışlardır.

Tarihçiler, Minoanlar’ın dinleri hakkında da fazla bir bilgiye sahip değildirler. Adada bulunan fresk ve heykelciklerin verdiği izlenimlere göre Giritliler tanrılardan ziyade tanrıçalara tapınmaktaydılar. Minoan dininde boğa, yılan ve labyris adı verilen Anadolu kökenli iki taraflı baltalar önemli simgesel figürlerdi. Labyris, günümüzde kullanılan labirent kelimesinin kaynağı olarak gösterilir.

Minoanlar’ın kullandıkları yazı dili henüz çözülememiş olduğundan onların kendilerine ne ad verdikleri de bilinmemektedir. Ancak “Knossos” ismi Minoan dilinden olabilir, zira “ssos” ekinin Anadolu dillerine has bir ek olduğu bilinmektedir. Öte yandan, Girit’te bulunan bazı eski yazıtlar üzerinde yapılan incelemelere göre bir dönem Minoan dilinin Hitit dili ile de bazı benzerlikler gösterdiği söylenilmektedir. Bu uygarlığa ait şahıs ve yer isimleri daha sonraları bu topraklara egemen olan Akhalar ve Dorlar tarafından Yunancalaştırılmıştır. Bu şekilde Yunancalaştırılan isimlere bakıp, Minos uygarlığını da bir Eski Yunan uygarlığı olarak kabul etmek hatasına düşülmemelidir.

17


M

itolojiye göre; boğa başlı ve insan vücutlu canavar Minotauros (Minos boğası), Knossos’ta efsanevî kral Minos tarafından mimar Deidalos’a yaptırılmış olan ve içine girenin bir daha dışına çıkamadığı Labyrinthos’a hapsedilmiştir. Yine mitolojiye göre, her yıl (bazı anlatılara göre de her üç, ya da her dokuz yılda bir) Atina’dan gönderilen yedi genç kız ve yedi delikanlı Minotauros’a kurban olarak verilirdi. Bu hikâye Minoanlar’ın bir dönemde Yunanistan’a da hâkim olduklarını göstermektedir ki bu bilgi de, Platon’un efsanesinde dokuz bin yıl önce Atlantisliler’le Atinalılar’ın savaş halinde bulundukları söylentisine, yedi bin beş yüz yıllık bir zaman farkıyla uygun düşmektedir.

Çoğu akademisyenlerin benim de katıldığım görüşlerine göre; Minos uygarlığı ve bu doğa olayı insanlığın hafızasında zamanla çok farklı bir mahiyet kazanmış, Yunanistan’da bu olaydan bin üç yüz küsur yıl sonra, çok eski zamanlarda bir yerlerde, çağına göre çok ileri bir uygarlığın üzerinde yaşandığı Atlantis adında bir kıtanın var olduğu ve bu kıtanın bir gün doğal bir felaket sonucunda denize battığına dair Platon’un ünlü efsanesine kaynak teşkil etmiştir.

Özetle söylemek gerekirse Giritliler, heykel sanatı, felsefe ve edebiyatın dışında kalan birçok alanda, Yunanlılar’ın ancak bin yıl sonra yapabileceklerini, bin yıl önce yapacak seviyede bir uygarlık yaratmışlardır. Komşularınınkinden çok daha ileri düzeyde olan bu uygarlıktan zamanla insanlığın müşterek hafızasında kalan anılar, giderek aşağıda anlatacağımız şekilde malûm Atlantis masalına dönüşmüştür.

Thera’da volkan patlaması Minos uygarlığının sonu olmamıştır. Tarihçilere göre, Girit adası M.Ö.1400’lü yıllarda Yunanistan’dan gelen Akhalar tarafından istila edilmiş, M.Ö.1100’lü yıllarda da, Yunanistan’da Akhalar’ın yerini alan Dorlar Girit’i istila ederek bu uygarlığın sonunu getirmişlerdir. Atlantis’e dair bunun dışındaki başka bütün söylentiler, bence bilimsel mesneti olmayan ve kitap yazıp para kazanmayı amaçlayan kişilerin ortaya attığı iddialardır.

Minos uygarlığı da bütün diğer uygarlıkların başına geldiği gibi, bir gün son bulmuştur. Bu uygarlığın sonunu hazırlayan asıl etmenler kuzeyden gelen istilacı halklardır. Ancak doğal bir felaketin de Minoanlar’ın sonunu hızlandırdığı günümüzde oldukça kabul gören bir iddiadır. Girit adasının yüz kilometre kadar kuzeyinde kalan ve bugün Santorini adası adı verilen Thera’nın üzerinde bulunduğu volkanın M.Ö.1630 yılında büyük bir patlamayla faaliyete geçtiği bilinmektedir. Bu patlamanın yarattığı depremler ve bu depremlerin denizlerde oluşturduğu dalgalar, popüler tabiriyle tsunami’ler Girit adasını da etkilemiş ve birkaç metre kalınlığındaki volkanik kül tabakalarıyla örtülen adada büyük ölçüde yıkıma neden olmuştur. Yunanlı gezginlerin Mısırlı rahiplerden rivayet olarak aktardıklarına bakılırsa, söz konusu deprem dalgaları Mısır sahillerini de vurmuştur.

Yurdaer İhsan Aksoy 18


19


Bağcılar Teknik Ve Eml UMEM Projesi

A

rtan işsizlik oranlarına karşı 2009’un ikinci yarısında İŞKUR’un mesleki eğitim faaliyetlerinin yaygınlaştırılması ve işsizlere düzenlenecek beceri geliştirme kursları vasıtasıyla mesleki eğitim verilmesi hedeflenmiştir. Bu kapsamda özellikle sanayiye yönelik alanlarda eğitim ortamının yetersizliği, eğitim içeriklerinin güncel olmaması, hangi alanlarda eğitime ihtiyaç olduğunun belirlenmesi gibi sorunlar ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, sürekli gelişen ve kendini yenileyen teknolojiye uygun eğitim alanları oluşturmak ve işgücü piyasasının nitelikli işgücü ihtiyacını karşılamak ve işsizlerimizin daha nitelikli eğitim alabilmelerini sağlamak üzere ÇSGB, MEB, TOBB, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi işbirliğinde Uzmanlaşmış Mesleki Eğitim Merkezleri Projesi yani BECERİ’10 “Beceri kazandırma ve iş edindirme seferberliği diğer adıyla UMEM(Uzmanlaşmış meslek edindirme Merkezleri Projesi) başlatılmıştır. Bir beceri kazandırma ve iş edindirme seferberliği olan proje BECERİ’10 sloganıyla yürütülmektedir.

Mesleki eğitim kursları ve buna bağlı aktif işgücü politikaları tasarlanırken, öncelikle, istihdam piyasası dinamiklerinin yakından incelenmesi gerekmektedir. İkinci olarak, kriz döneminde işini kaybeden ve beceri geliştirme kurslarının ana hedefini oluşturan işsizlerin profilinin anlaşılması önemlidir. Bu bilgiler ışığında, beceri geliştirme ihtiyacının ve eğitim gereksinimlerinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Proje süresince 5 yılda 1 milyon kişiye iş kazandırılması hedeflenmektedir. Proje ortakları TOBB, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve TOBB ETÜ’ yerel ortakları ise İŞKUR, il Milli Eğitim Müdürlükleri’nin yanı sıra Endüstri meslek liseleri gelmektedir. Bu kapsamda, projede yer almak isteyen işsizler http://www.iskur.gov.tr adresinden İŞKUR veritabanına kaydolmalı, diğer taraftan 19 pilot ilde verilen desteklerden yararlanarak eleman çalıştırmak isteyen firmalar ise ilgili odaya başvurmalıdır.

İŞKUR tarafından yürütülen çalışmalara ilişkin farkındalığın artırılması, mesleki eğitim faaliyetlerinin kalitesinin artırılması ve bu alanda yönetişimin sağlanmasına yönelik bir model önerisi elde edilmesini teminen Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) projede önemli bir rol üstlenmektedir. İl İstihdam ve Mesleki Eğitim Kurullarının (İİMEK) etkinliğinin artırılması ve sürdürülebilir bir model önerisi sunulmasıyla, yerel odaların mesleki eğitim faaliyetlerinin esaslı birer ortağı olarak sürece daha etkin katılımlarının sağlanması amaçlanmaktadır.

Biz de bu projeden yararlanmak ve istihdam edilmek ümidiyle İŞKUR’ a başvuruda bulunduk. Proje kapsamında yerel ortaklardan olan, Bağcılar Teknik Ve Eml’sinde açılan Uçak Gövde ve motorcusu kursunun ilk kursiyerlerinden olduk ve eğitimimize 28.02.2011 tarihinde başladık. Kurs kapsamında istihdam edilmek üzere 10 kursiyer ile birlikte eğitimlerimizi BAĞCILAR TEKNİK VE EML’nin uçak bakım alanında hali hazırda devam etmekteyiz. 20


Müfredat edilen teknik eğitimlerini, alanlarında uzmanlaşmış eğitmenler eşliğinde, modern atölye ve ekipmanlarla, en kısa sürede en temel bilgileri edindirilerek piyasaya kalifiyeli eleman olarak yetiştirileceğimizi taahhüt eden ve bu taahhütlerini eksiksiz olarak devam ettiren hocalarımız ile uçak ile ilgili gaz türbinli motorlar, uçuş aerodinamiği, uçak avionic sistemlerini, uçak gövde ve malzemeleri gibi bir çok modülün teorik ve pratik olarak eğitimini almaktayız. Temel teknik eğitimimizi tamamladıktan sonra yine kurs kapsamınca İŞKUR tarafından imkanı sunulan stajımızı teknik bakım yapan firmalarda gerçekleştireceğiz. Düşünsenize gökyüzünde süzülen devasa kuşlara artık daha yakınız. Onların sağlığını, yaralarının sarılmasını ve sürekli gökyüzünde özgürce kalmasını sağlamak için bizimde katkımızın olabileceği duygusu bile şimdiden tüylerimizi diken diken ediyor. Size bir elin uzanması ile hayallerinizi kurduğunuz mesleğe kavuşmanın heyecanı sarıyor bizi. Tabi ki her hayalini kurduğunuz şeyi elde etmek için elimizden geleninde en iyisini yapmamız gerekiyor.

Kısacası bu proje ile bir çok işsiz arkadaşımızın en kısa zamanda en iyi eğitimi alarak kalifiyeli bir eleman olacağını inancındayım. İstihdam sahalarını geliştirmek ve işsizlik sorununu çözmek adına yapılmış en güzel projelerden biri olduğuna inanıyorum. Toplumun bu projelere ihtiyaç duyduğu ve eğitimli, eğitimsiz gençlerin işsizliklerine çare olacağını umarak, başta TOBB ve İŞKUR olmak üzere Bağcılar Teknik Ve Endüstri Meslek Lisesi müdürü Md. Sn. Mustafa YILMAZ’a hocalarımız İbrahim ŞAHİN’e, Behlül Köse’ye, Hüseyin GÜNAD’a, Abidin KARAKÖSE’ye ve Hikmet DURAN’a teşekkürlerimi sunuyorum. Şenol SEKBAN Mekatronik Teknikeri, UMEM Projesi Uçak Gövde ve Motorcusu kursiyeri

21


UMUDUMUZ “UMEM”

D

ünyada havacılık sektörü sürekli gelişen ve kendini yenileyen bir sektördür. Türkiye de havacılık dalında sürekli gelişim içerisinde ve bu gelişim birçok kişiye iş imkânı sağlamaktadır. Birçok kişiye de iş bulma umudu sunmaktadır. İŞKUR, UMEM projesi kapsamında düzenlemiş olduğu meslek edindirme kursları ile Türkiye’nin birçok ilinde çeşitli sektörlerde eğitim vermektedir. Bu proje kapsamında birçok kişi iş bulmuş, birçok kişi ailesine, evine ekmek götürmenin mutluluğunu yaşamıştır. Pek çok kişi de hala eğitim alarak iş sahibi olmak ve aynı mutluluğu yaşamak için özveriyle eğitimini almaya devam etmektedir.

Havacılık sektörü kuralları olan, hata kabul etmeyen bir alandır. En ufak bir hatanın onlarca veya yüzlerce insanın hayatını tehlikeye atabileceği bir sektördür. Dolayısıyla bu sektörün ne denli ciddiyet gerektiren bir sektör olduğunun bilincinde olmak motivasyonumuzu kat kat artırmaktadır.

Bizler Bağcılar Anadolu Teknik Lisesi Uçak-Gövde-Motor Bakım Bölümü’nde eğitim alan kursiyerleriz. Düzenlenen bu kurs bizler için de umut kaynağı olmuştur. Bize verilen bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Uçak-Bakım Bölümü’ndeki hocalarımız tarafından ilgi ve gayretle verilen hem teorik hem uygulamalı eğitimlere katılmaktayız.

Hocalarımız bizim için eğitim çeşmesi olmuştur. Onların bizler için gösterdiği çabayı boşa çıkarmayacağız. Nihayetinde bizlere bu eğitim başarılı olmamız için verilmekte ve bizler de başarmak için almaktayız. Bağcılar Anadolu Teknik Lisesi UMEM Projesi bizim için umudun başlangıç noktası. Biz Uçak-Gövde-Motor Bölümü Bakım Onarım kursiyerleri olarak bu sektörde yer almak için eğitim almak en temel şart diyoruz.

Hocalarımız bütün gün örgün öğretim sürecindeki öğrencilerine eğitim verip, akşamları da bizlerin eğitimi için gayret göstermekte, büyük bir özveriyle bizlere sahip çıkmakta ve ellerinden geleni yapmaktadırlar. Bu kurs aracılığıyla aldığımız eğitimin bizlere iş imkânı sağlayacağının ve bu işin bizim geleceğimiz olduğunun bilincindeyiz. Bu önemin farkında olarak verilen eğitimi en iyi şekilde almaya çalışmaktayız ve bunlara ek olarak araştırmalar yapıp kendimizi sürekli geliştirme gayreti içerisindeyiz.

Savaş DELİKAN Bağcılar Anadolu Teknik Lisesi UMEM Projesi Kapsamında Uçak – Motor – Gövde Bakım Kursiyeri

22


23


“APACHE”

DÜNYANIN En hizli, en sınsı SAVAŞ HELİKOPTERİ 24


B

u güne kadar yapılan en gelişmiş helikopterlerden biridir. İnşaa edilmesinin tek amacı düşman birliklerini bulmak ve yok etmektir. O bir tank katilidir. Dünyadaki en hızlı ve sinsi saldırı helikopterlerinden biridir. Arizona’daki Boeing Apache Tesisleri 19 hektarlık bir alana yayılan ve nerdeyse 7 blok genişliğindeki bu araştırma ve imalat merkezi Arizona’nın güneş vadisinde yer alıyor. Güneybatı kesiminde bulunan büyük miktarda açık alan yıl boyuna yapılan uçuşlar için uygun hava koşulları sağlıyor. Arizona’daki işçiler her yıl 40 Apache imal ediyor. Şu anda dünya çapında bu ileri teknolojik makinelerden 1300 tanesi faaliyette ve bunların her biri burada yapılıyor. Burada robotik montaj platformu kullanılmıyor. Her şey elle ve elde kullanılan aletlerle yapılıyor. 3600 beygir güç üreten 2 sağlam motor , 8 km ‘den 5 cm’lik zırh delme kapasitesine sahip Hell-Fire füzeleri ve seri ateş edebilir bir topa sahiptir. Hepsi süper hassas ve hedefleme sistemleridir. Son teknoloji ürünü bir radarla birlikte helikoptere yükleniyor. Fabrikadan çıktıktan sonra Apache’nin toplam ağırlığı 8 tondan fazladır. Apache fabrikadan 15 farklı platformdan geçmek zorundadır. Apache gibi bir saldırı helikopterine duyulan ihtiyaç 1970 yıllarına uzanıyor. Bu makine Vietnam Savaşındaki helikopterlerin yetersizliğine verilen bir cevap niteliğindedir. Vietnam savaşı bittiğinde Amerikan Ordusu yeni bir helikopter kavramına ihtiyaç olduğunu anlamıştı. Amacı özel olarak silah taşıması için tasarlanmalıydı. Gece gündüz uçarak düşmanı gafil avlayacak bir makine hava şartları ne olursa olsun üstelik düşman ateşine dayanabilecek kadar sağlam olmalıydı. Boeing tesislerinde çalışan

işçilerin karşılaştığı başlıca zorluk bu özellikleri sağlamaktır. Bir numaralı ise Apache’ye sert bir deri sağlamaktır zırh Apache gibi alçaktan uçan bir saldırı helikopteri için son derece önemlidir. Bu yüzden fabrikadaki ilk 5 platform yalnız bu iş için hazırlanmıştır. İleri teknoloji Apache’ye zırhını giydirmek işlemi eski teknoloji bir işle başlıyor. İşçiler bu işleme perçin çakma adını vermişler. Perçinler Apache’nin metal derisini bir araya getiriyor. Ne kadar çok perçin olursa gövde o kadar sağlam oluyor. Üst katman hafif alüminyumdan meydana geliyor. Bu Apache yi daha hızlı ve kolay manevra yapabilir hale getiriyor. Apache helikopteri 1883 yılından beri üretimi sürüyor. Her helikopter fabrikanın her platformunda 3 gün geçiriyor. Apache 0’km den 100 km’ye 4.6 sn’de ulaşabiliyor. Motorlar 10. platformda takılıyor. Bu motor 1800 beygirden fazla güç üretiyor. Turbo şaflı bir motordur.

25


Pervane kendi ağırlığının 25 katını taşıyacak kadar güçlü olmak zorundadır. Apache hızlı bir şekilde hücum yapmalı ve hızlı bir şekilde geri çekilmelidir. Apache’nin buna getirdiği çözüm sabit bir direktir. İşçiler pervaneyi bir direğe monte ederler. Bu direk V şeklindeki 4 ayaklı helikoptere tutturuluyor. Direği ve pervaneyi yalnızca 4 cıvata bir arada tutuyor. Apache’yi savaşa hazır edecek son bir iş kaldı. İşçiler helikopteri iterek yeni platforma yani gün ışığına götürürler . Apache kendini uçuracak son şeye hazırdır. Oda pervane palleridir. Her pal 6 m uzunluğundadır. Uçuş esnasında dakikada 1200 den fazla dönüyor. Ve makinenin yükselmesini sağlıyor. Apache’nin palleri titanyumdan meydana geliyor. Kenarları ise paslanmaz çelikten meydana geliyor. Pallerin kompozit elyafla kaplı petek şeklinde çekirdekleri vardır. Darbe üstüne darbeye dayanabilir ve yine çatlamaz. Bu pallerde tamamladıktan sonra Apache uçuşa hazır olur.

Temel motorlar ’general elektrik’ tarafından imal ediliyor ancak Boeing işçileri bu motorlara yakıt boruları ve kablo aksamını ekliyor. Bir vinç yardımıyla 200 kg motor yerine oturtuluyor. Apache’nin saatte 320’km hıza çıkmasını sağlayan 2 adet motoru vardır. Motorlar gövdenin her iki yanına birbirlerinden 2 m uzağa yerleştiriliyor. Ancak bu ikiz motorlar yalnızca hız yapmak için kullanılmıyor. Motorlarından birini hasar görmesi halinde diğeri onu yedekliyor. Apache’lerde 3 ana silah sistemi bulunuyor. Bunlar Hell-Fire füzeleri ‘hidra roket potları’ ve makineli tüfeklerdir. Teknisyenler silahı Apache’nin gövdesinin altına monte ediliyor. Sonra silahı özel kızılötesi alıcılara ve pilotlara bilgi gönderen kameralara dağıtılıyor. Pilot hangi tarafa bakarsa makineli tüfek o yönde dönüyor bir Apache’de 13 km uzunluğunda kablo vardır. Bu yüzden elektrik arızalarına karşı test edilmek zorundadırlar. İşçiler bütün kablolarda elektrik akımı geçiriyorlar. Bir bilgisayar hatalı olan kabloları test ediyor ve kimlik no’sunu gösteriyor. Sonra işçiler binlerce kablolar arasından hatalı olanı bulup değiştiriyorlar. Bütün kabloları yerleştirmek 4 saat sürüyor. Bütün kabloları test etmek ise sadece 25 dk sürüyor. Apache pilotları video kamera ve sensörlerden gelen görüntüleri gözlerinin önündeki 2.5 inc bir televizyon ekranından takip ediyor. Son teknoloji Apache’nin daha da güçlü bir aleti vardır. ”Long Ball” radarı 620 hektarlık bir alanı saniyeler içinde tarayabiliyor. Bu radarın ağırlığı 100 kilonun üzerindedir. Bir helikopteri helikopter yapan şey ana pervanedir. Apache’ye ana pervanesi 12. platformda takılıyor.Pervane 300 kilodan biraz daha ağırdır.

Ekrem EŞSİZ 26


27


Uçakların En Önemli Ana Elemanı

KANATLAR U

çağın kaldırma kuvveti bunlarla sağlanır. Ayrıca iç kısımlarının yakıt deposu olarak kullanılması, motor, silâh ve iniş takımlarının ve küçük kanatçıkların bunlar üzerine yerleştirilmesi kanadın diğer görevlerini teşkil eder.

mesine rağmen imâli zor olduğundan fazla kullanılmamaktadır. Uçakların hızları arttıkça kanatların geriye doğru ok açısı yapması ve neticede bir üçgen veya delta şekline yaklaşması lâzımdır. Bu noktadan hareketle günümüzde kanat şekli uçuş esnâsında pilot tarafından değiştirilebilen süpersonik (ses hızının üstünde bir hızla uçan) uçaklar geliştirildi. Amerikan F-111, Fransız Mirage G8, Rus Mikoyen MiG-23 ve Sukhoi Su-7B ve Avrupa Birliği PANAVIA’nın MRCA Tornado uçakları bu tipten uçaklardır. Bunlara rağmen uçağın dengesini sağlamak için kanatlar öne doğru eğik de yapılır.

Uçağa üstten bakınca, kanadın uçağın ön tarafındaki kısmına hücum kenarı, arka kısmına firar kenarı denir. Uçağın en sağ ve en sol uç noktalarını teşkil eden kısmına ise kanat ucu denir. Uçak boyuna paralel olarak kanat kesilirse mekik şeklinde bir kesit elde edilir. Kanat profili olarak adlandırılan bu kesit kanadın şeklini belirleyen en önemli faktördür. Günümüzde pekçok ülke tarafından geliştirilmiş çok çeşitli kanat profilleri vardır. Bu profilleri belirtmek için hücum kenarından firar kenarına kadar kanat kalınlığının ne şekilde değiştiğini gösteren tanıtma işâretleri bulunur. Meselâ Amerikan Havacılık Komitesinin (NASA) geliştirdiği kanat profilleri NASA 4415, NASA 23012 gibi işâretlerle belirtilir.

Kanatların diğer bir husûsiyeti gövdeye bağlama şekillerinin değişik olmasıdır. Kanatlar gövdenin alt, orta ve üst kısmına bağlanabildiği gibi gövdeye irtibatı kanat dikmeleriyle sağlanacak şekilde gövdeden yukarıda da olabilir. Kanadın kaldırma kuvvetini meydana getirmesi için kanat alanının belirli bir değerde olması gerekir. İlk zamanlar kanatlarda fazla dayanıklı olmayan ağaç iskelet ve bez kaplama kullanıldığından kanatlar yanlara doğru fazla uzun yapılamıyordu ve lüzumlu kanat alanını elde etmek için alt alta iki üç tabaka hâlinde kanatlar yapılıyordu. 1930’lara kadar bu tip kanatlar kullanıldı. Sonradan çelik ve alüminyum malzemelerin kullanılmasıyla pek çok dezavantajı olan bu katlı kanatlar târihe karıştı.

Kanatların üstten bakıldığındaki şekilleri de değişik değişiktir. Bunlar trapez, eliptik, delta şeklinde veya gövde tarafı dikdörtgen, uç kısım trapez olabilir. Hatta uçağın arka kısmına doğru ok açısı denen bir açı yaparak eğik olan kanatlar da vardır. Tecrübî ve teorik çalışmalar en iyi kanat şeklinin eliptik olduğunu göster28


Kanatların içi dolu olmayıp tesir eden kuvvetleri karşılamak için longeron denen kiriş ve profili şekillendiren sinirlerin meydana getirdiği bir iskeletten ibarettir. Bu iskeletin dışı profile uygun bir şekilde kaplanarak içi yakıt deposu olarak kullanılır.

Günümüzde tek kat kanat kullanılmaktadır. Kanatların gövdeye bağlama yerinin seçimi pekçok faktöre bağlıdır. Meselâ kanadın gövdeye göre yukarda olması, gövdenin yere yakın olmasına bu da yolcu ve yük indirme bindirme işinin kolaylaşmasını sağlar. Ayrıca motor pervanelerinin toprak, taş ve (deniz uçaklarında) sudan zarar görmesine mâni olur. Kanadın gövdeye, gövdenin orta kısmından bağlanması, özellikle avcı uçakları için sağlam ve uygun bir yapıyı teşkil eder. Kanadın gövde altından geçmesi, iniş takımlarının kısa olarak yapılabilmesi, kalkışta kaldırma kuvvetinin daha fazla olması, kanat yere yakın olduğundan yere vurma gibi hâllerde yolcuları koruması ve yolcu kabininden geçmediği için özellikle yolcu uçaklarında kullanılan bir kanat yerleştirme şeklidir. Uçağın iki tarafındaki yarı kanatlar aşağı veya yukarı eğik olabilir. Hatta kanat önce aşağı veya yukarı, sonra orta kısmından tekrar ters yöne belli bir açıyla eğik olabilir ve uçağa önden veya arkadan bakıldığında kanatlar komple “M”, “W”, “V” veya ters “V” şeklinde olabilir. Kanadın yatay düzlemle yaptığı bu açılara “Dihedral” denir.

şürülmesi gerektiği durumlarda açılarak frenleme yaparlar. Kanat ucu plâkaları, kanadın alt ve üstündeki basınç farkından dolayı meydana gelebilecek hava akımlarına mâni olur ve kaldırma kuvveti kaybını azaltır.

Kanatların diğer bir görevi de kanatçık, slat, flap, aerodinamik fren, spoyler ve kanat ucu plakası gibi uçağın manevra kâbiliyetini ve kaldırma kuvvetini arttırmaya yarayan yüzeyleri üzerinde taşımaktır. Kanatçıklar, sağa sola yatışları sağlarlar ve kanadın firar kenarında bulunurlar ve kanat açıklığı boyunca uzanmayıp sâdece az bir kısmını işgâl ederler. Kanadın hücum kenarında bulunan slatlar hava akışını düzenlerler. Flaplar, uçağın iniş ve kalkış anlarında hızı düşünce havada tutunabilmesi için ek bir kaldırma sağlarlar. Aerodinamik frenler ve spoylerler, inişe geçmek ve inişten sonra kısa bir mesâfede durmak için hızın dü-

Mutlu FEYZİ 29


2010-2011 Bağcılar İlçesi Liselerarası Basketbol Turnuvası Şampiyonu Bağcılar Teknik Ve Endüstri Meslek Lisesi Basketbol Takımı ağcılar ilçesinde düzenlenen 2010-2011

B

okullar arası basketbol turnuvasında okulumuz genç erkekler basketbol takımımız namağlup olarak şampiyonluğunu ilan etti.

Takımız A grubunda yer aldı.Ve rakipleri;Gazi Lisesi,Akşemsettin Anadolu Lisesi ve Yunus Emre Ticaret Meslek liseleriydi. Bu maçlar şu şekilde sonuçlandı; Bağcılar Teknik ve EML : 44-33 :Gazi Lisesi Bağcılar Teknik ve EML : 49-36 :Akşemsettin Anadolu Lisesi Bağcılar Teknik ve EML : 45-31 :Yunus Emre Ticaret Meslek lisesi Bu maçlar neticesinde takımımız grup 1.si olarak adını çeyrek finale yazdırdı. Rakibi B grubunun 2.si Mehmet Niyazi Atuğ Anadolu Lisesiydi. Zorlu geçen bu maçı takımız 18 sayı geriden gelerek 47-45 kazanmayı bildi ve yarı finalde A.N.Bilimli Teknik ve Endüstri Meslek Lisesiyle eşleşti. Bu maçıda 37-32 kazanan takımımız adını finale yazdırdı. En kötü ihtimalde 2.liği garantilemiş olan takımımız FİNAL de eşleştiği Osman Gazi Lisesini 48-38 gibi üstün bir skorla devirerek ŞAMPİYON oldu.

30


31


BEDRİYE TAHİR GÖKMEN

ce sene evvel insanların kimi kanat takarak, kimi barıtla ve daha bir çok vasıtalarla uçmağa teşebbüs etmiş olmaları ve bu uğurda bir çok kurban vermeleridir. Çocukluğumdan beri kuşların uçuşlarını,kanat çırpıntılarını,dönüşlerini büyük bir dikkatle seyreder ve bundan zevk alırdım. Tayyareleri seyrederken tatlı bir heyecan duyar ve bu insanlar ne mesut, bende böyle uçsam diye düşünürdüm.Benim nazarımda tayyareciler insanlığın fevkinde büyük bir kudret sahibi kimselerdi,onlara karşı kalbimde büyük bir hayranlık ve hürmet hisleri dolu idi, benim için onlar bambaşka birer varlıktı. Gazetelerde tayyareciliğe ait en küçük bir yazıyı bile kaçırmazdım. Bütün emelim bir kerecik olsun tayyareye binmekti. Bazen kendimi tayyareci olmuş farzeder, bir çok tehlikelerle karşılaşır, hiç korkmazdım ancak paraşütle atlamağı tahayyül ettiğim zaman irkilirdim, fakat ilk uçuşumdan sonra bu korkuda tamamen zail oldu, bu gün bir paraşütle atlamak için zerre kadar tereddüt etmem.

Türk Kızlarında Havacılık Sevgisi ve Başarı Hasleti

Bu meslekte hissedilen heyecanlar öyle gariptir ki, anlatılamaz ancak hissedilir; bunun için de uçmak lâzımdır. Şunu söyleyeyim ki, bir tayyareci, yalnız havada uçmaz. O her zaman ve her yerde uçar, meselâ, vapurda, tramvayda, otomobilde, hatta yürürken bile uçar. Benim rüyamda uçmadığım gece hemen hemen yok gibidir.Bir tayyarecinin bindiği her vesaiti nakliye onun için tayyaredir. Ve o vesaiti nakliyenin her hareketinde tayyareci, tayyaresinde imiş gibi kendi kendine kumanda eder.

T

ürk kadını deyince insanın her şeyden evvel İstiklâl savaşı hatırına geliyor. Düşman karşısında ve ateş altında Mehmetçiğe azık ve kurşun taşıyan yaralarını şefik eller ile sardıktan sonra, sırtında saatlerce, of demeden, sargı yerlerine koşturan bu sıcak yurdun kahraman kızları havacılıkta da ağabeylerinin yanlarında layık oldukları yerleri almakta hiç gecikmemişlerdi. Bu kahraman ruhlu dişi insanların hasletinden hangi birini bir istisna olarak ele alabiliriz. Hepsi birbirinden kahraman olan bu temiz kızlarımıza, şu veya bu hadiseyi örnek diye ortaya koymaya hiç lüzum var mı? Hayır. Biz yalnız, kızlarımız arasında ilk tayyarecimiz BEDRİYE GÖKMEN Bacı’yı tarihe bir saygı olarak ele alıyoruz ve onun hakkında sayın İffet Halim’in 1933 yılında “HAVACILIK ve SPOR” dergisinde kaleme aldığı güzel bir yazısı ile sahifelerimize tezyin ediyoruz.

Tayyarecilik öyle tatlıdır, öyle caziptir ki,bu mesleğe intisap eden bir daha ayrılamaz. Tayyarecilikteki ülküm iyi bir tayyareci olmak, Türk kadınının bu sahada da diğer milletlerden geri kalmıyacağını göstermek ve memleketimde tayyareciliğin ihyası için çalışmaktır.” Türkiye havasında uçmaktan duyulan bu içten sevginin, bugün bir Türk kadını tarafından da anlatılabilmesi, bizim için cidden bir adımdır.

İlk Kadın Uçakçı

Bu duyguyu inceliyecek olursak, yeryüzündeki hız ve hareket mefhumunun, bir uçakcıda nasıl bir karekter meydana getirdiğini görürüz. Bu karakter yeni insan karekteridir ve bu meslek, yeryüzü gidişinin en yenisi ve en şövalyece olan mesleğidir.

Yeni Türkiye’ye yakışır bir enerji gösterdiğinden dolayı çok takdir ettiğim Vecihi Bey’e bir mektup yazdım ve mektebinde yetiştirdiği ilk kadın uçakçının duygusunu, ülküsünü birkaç not içerisinde sordum. Vecihi Bey büyük bir nezaketle bana bu yardımda bulundu ve talebesinin duygularını ve düşüncelerini ilişik olarak bana gönderdi.Aşağıda onları Bedriye Tahir Hanım’ın ağzından dinleyelim:

Gençlerimize, hayali değil, hakiki ufuklar açıldı, kadınlığımız yükselişini maddeten görebilecek hale geldi. Benden yeni Türkiye’ye ve onun yeni çocuğu Bedriye Hanım’a daha yükselişler ve Vecihi Bey’ tebrikler.

“Tayyareci olmak için duyulan arzunun başlıca sebebi uçmak hissinin insanların yaradılışında olmasıdır. Buna en büyük delil bundan yüzler-

İffet Halim 1933 32


B KAPISININ ULAŞTIĞI ELLER

Feyzullah Kıyıklık - İstanbul Millet Vekili Emine ERDOĞAN-First Lady

Havacılık Sektör Temsilcileri

Joakın LOPEZ-Müzisyen

Ali AĞAOĞLU -İş adamı 33


Hüseyin Avni MUTLU-İstanbul Valisi

Metin TOPRAK (Esnaf)

Lokman ÇAĞIRICI - Bağcılar Belediye Başkanı

Milli Eğitim Bakanı Nimet ÇUBUKÇU

Kazım Göksel ÖZTÜRK - Thy Teknik Hidrolik Atelye Şefi

Yavuz GÜVER -Talta Başkanı

Şenol ARDIÇ - Thy Teknik Hidrolik Atelye Şefi 34


Prof. Dr. Halis AYHAN - Emekli Yök Yönetim Kurulu Üyesi

Mustafa DERİN - Bağcılar Müftüsü

Sadi DİLER - Thy Teknik Komponent Atelyeleri Başkanı

Nasrettin Hoca

Fatih-Selim Şahin

35

Yakup BALKIŞ-Emekli Öğretmen

Yasin GÜNGÖR -Kurucu Alan Şefi

Nedim ÖZCAN-Elektrik Teknisyeni

Vahdet ATİK - (Esnaf)


36


KOMPOZiT ATELYEMiZE KAVUŞTUK

“Dergimizin geçmiş sayılarında da bahsetmiş olduğumuz kompozit teknolojisini öğrencilerimize aktarabilmek amacıyla kompozit malzemeyle ilgili çalışmalarımıza hız verdik.”

K

ompozit malzemeler, gelişen teknoloji ile, uçak malzeme elamanı olarak kullanılacak olan malzemelerin başında gelecektir. Bugün yeni nesil uçaklarda kompozit malzeme kullanımı % 50 lere kadar varmıştır. Kompozit malzemeyle ilgili çalışmaları yapabilmek, öğrencilerimizi bu teknolojiye hazırlamak amacıyla nisan ayı içerisinde atölye oluşturma çalışmalarını tamamladık. T.H.Y Teknik A.Ş. Kompozit atölyesinde çalışan mezun öğrencilerimizi boş günlerinde okulumuza getirerek, öğrencilere kompozit malzeme kullanımı ve tamir usulleri konusunda eğitim faaliyetleri yürütmeye başladık. Buradan atölye çalışmalarına katılarak destek veren eski öğrencilerimiz, Tolga Uslu, Özkay Ersoy, Tuncay Maytar, Ali Uzun, Caner Alsancak ve Hüseyin Güney’e teşekkür ederiz. Türk Havacılığına hayırlı olması dileğiyle...

37


RENKLERiN USTASI H

indistan da çok ünlü bir ressam varmış… Herkes bu ressamın yaptıklarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş…Ve onu “Renklerin Ustası” olarak tanısa da; kısaca Guru derlermiş…Onun yetiştirdiği bir ressam ise; artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak Guruya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş… Guru ise; - Sen artık ressam sayılırsın evladım… Artık senin resmini halk değerlendirecek diyerek; resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Genç ressam denileni yapmış… Ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor… Çok üzülmüş tabii…Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki…!

da, boyalar da kullanılmamış… Çok sevinmiş ve koşarak Guru’ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış…Guru ise; “Değerli evladım, sen birinci konumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşabileceğini gördün… Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı… Oysa ikinci konumda onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, Yapıcı olmalarını istedin… Yapıcı olmak eğitim gerektirir… Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi… Evladım, mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın.. Emeğinin karşılığını ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın… Onlara göre senin emeğinin hiç bir değeri yoktur… “Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma…”

Alıp resmi götürmüş Guruya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş. Guru; üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Genç ressam, yeniden yapmış resmi ve gene Guruya götürmüş. Şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş Guru… Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte…Ve yanına insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile birlikte bırakmasını istemiş. Genç ressam, denileni yapmış…Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar

Enis AVŞAR Elektrik-Elektronik Teknolojisi-Elektrik Öğretmeni 38


19 MAYIS ATATÜRK’Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI TÜM TÜRKİYE’DE BÜYÜK BİR COŞKU İÇİNDE KUTLANDI

39


911’den TÜRK YILDIZLARINA ÇİFT BAŞLI KARTAL FİGÜRÜ

Görevlerini yapmanın yanı sıra, gelişmek, dünya standartlarına erişmek ve bunun için de çok hızlı yol katetmek zorunda olan TÜRK HAVA KUVVETLERİN’ndeki akrobasi tarihi de kuruluşundan çok kısa bir süre sonra; 1914’te başlar...

O

rta Asya Türk inancına göre,insanlara gökyüzü ve yeryüzü yolculuklarında refakat eden koruyucu varlıklar kuş şeklindedir. Koruyucu ruhu simgelediği kabul edilen bu motif, aynı zamanda güç,asalet ve egemenlik sembolü olarak da kullanılmıştır.Türkler kılıç kabzalarında bozkurt,at ve çift başlı kartal kabartma figürlerini kullanmışlardır.

Plt.Tğm. Fazıl Bey’in, 5 Mart 1914’te 400m irtifada viril yapmayı başarması ardından diğer pilotlar da çeşitli akrobasi hareketleri denerler. TÜRK HAVA KUVVETLERİ cumhuriyet döneminde yeniden yapılanmaya başlayacak ve üstün başarılara imza atacaktır...

Kartalın özellikle çift başlı olarak kullanıldığında, birleşerek artmış gücü temsil ettiğine inanılmaktadır.

Nitekim 1 Temmuz 1932’de Havacı Personel ayrı bir muharip sınıf haline gelecek ve 1933’ten itibaren Türk Havacıları, havacılığın sembolü olan mavi renkli üniformaları giymeye başlayacaktır...

Kartal başlarının birinin sınırsız geçmişe diğerinin ise sonsuz geleceğe baktığına ve Anadolu’nun konumu itibarı ile doğunun ve batının hakimiyetini temsil ettiğine inanılır.

1923 sonrası atılımlar hızla devam ederken, 1940’lı yıllarda uçak sayısı 500’e ulaşacak ve 31 Ocak 1944 tarihinde de hava birlikleri tek bir komuta altına toplanarak Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığı kurulacaktır.

Türk Hava Kuvvetleri’nin sembolü de tek başlı Anadolu Selçuklu kartalıdır. KURULUŞUNDAN BUGÜNE TÜRK HAVA KUVVETLERİ VE İLK AKROBASİ ÇALIŞMALARI 1911 yılında kurulan TÜRK HAVA KUVVETLERİ kendini ard arda yaşanacak olan savaşların içinde bulur... Balkan Savaşları ile başlayan bu süreç, 1nci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı ile devam eder. Türk Havacıları 1nci Dünya Savaşı’nda Galiçya!dan Yemen’e ve oradan da Kafkasya’ya kadar uzanan geniş alanda önemli görevler üstlenirken; M.Kemal ATATÜRK önderliğinde başlayan ve zaferle sonuçlanan Kurtuluş Savaşı’nda da önemli başarılara imza atar... 40


TÜRK HAVA KUVVETLERİ’NDE İLK TOPLU AKROBASİ ÇALIŞMALARI

TÜRK HAVA KUVVETLERİ’NDE İLK AKROTİM

krobasi konusunda dünya havacılık tarihinde kısa zamanda yerini alan Türk Hava Kuvvetleri, bünyesindeki ilk resmi akrobasi çalışmaları 1926 yılında Hava Harp Okulu (Uçuş Okulu) bünyesinde başlar. Uçuş öğretmeni Plt.Tğm. Enver Akoğlu başkanlığında oluşturulan, aralarında Plt.Tğm.Tekin Arıburun’un da bulunduğu bu grup son derece başarılı çalışmalar gerçekleştirir.

Türk Hava Kuvvetleri bünyesinde, günümüzdeki modern ve ileri teknolojideki havacılık anlayışına uygun nitelikteki ilk akrotim; MİLLİ adıyla, jet dönemine geçilmesinin hemen ardından 1952 yılında kurulur. Türk Hava Kuvvetleri’nin ilk jet üssü olan Balıkesir 9ncu Hava Üs Komutanlığı’nda kurulan bu akrotim F-84 G Thunderbird kullanmıştır.

A

1952-1962 yılları arasında faaliyet gösteren MİLLİ çağrı adlı bu ilk tim önemli başarılara imza atmıştır. Türkiye’de çok sayıda uçuş gösterisi yapan MİLLİ ; yurt dışında da (İtalya/Belçika gösterileri ile) adından söz ettirmeyi başarmıştır.

TÜRK HAVACILIK TARİHİ’NDE ÖNEMLİ BİR DEĞİŞİM: PERVANELİ UÇAKLARDAN JETLERE Türkiye’nin NATO üyesi olduğu 1952 yılından sonra Türk Hava Kuvvetleri’ndeki modernizasyon çalışmaları daha da hızlanır ve kısa sürede pervaneli uçakların yerini jet uçakları almaya başlar. 1950’li yıllar jet uçaklarının teçhiz edilmeye başladığı yıllardır. Bu tarihlerde kurulan 191nci, 192nci ve 193ncü filolar Türkiye’nin ilk jet filolarıdır. Milleti için gurur kaynağı ve Türkiye’de barışın sürekliliğinin teminatı olan Türk Hava Kuvvetleri’nde tim halinde yapılan akrobasi gösterileri bu yıllarda başlar.

TÜRK HAVA KUVVETLERİ’NDE İKİNCİ AKROTİM Eskişehir 4ncü Hava Üs Komutanlığı’nda 1955 yılında kurulan ikinci timin çağrı adı UÇAN KUĞULAR ‘dır. Kırmızı beyaz renklerle boyanmış ve burun kısımlarında kuğu motifi işlenmiş F-86 E Sabre uçaklar kullanan bu akrotim, faaliyetlerine 10 yıl süreyle devam etmiştir. UÇAN KUĞULAR 1964 yılında yaptığı 9’lu ve 12’li gösteriler ile Türkiye ve dünya havacılık tarihinde önemli bir yer kazanmıştır.

41


TÜRK HAVA KUVVETLERİ’NDE ÜÇÜNCÜ AKROTİM Diyarbakır 8nci Hava Üs Komutanlığı’nda 1957 yılı sonlarına doğru kurulan AKREP çağrı adlı akrotim; 1959 yılına dek faaliyetlerini sürdürmüştür. Kullanılan uçak tipi F-84 G olan akrotim, yurt içi ve yurt dışında (Pakistan) çeşitli gösterilere katılmıştır. TÜRK HAVA KUVVETLERİ’NDE DÖRDÜNCÜ AKROTİM YARASALAR çağrı adını taşıyan bu akrotim 1964 yılında Merzifon 5nci Ana Jet Üs Komutanlığı’nda kurulmuştur. Uçak tipi F-86 E Sabre olan ve uçaklarının siyah-beyaz renklerle özel bir motifle boyandığı bu akrotim, 2 yıl süreyle faaliyet göstermiş, 5’li, 9’lu ve 12’li akrobasi gösterileri yapmıştır.

Fotoğraftakiler: Plt.Bnb.Celal UTKU,Plt.Ütğm.M.Yücel SAYAN,Plt.Ütğm.Lütfi AKDEMİR,Plt.Ütğm.Orhan ESENDEMİR,Plt.Ütğm.Dinçer ADAR

TÜRK HAVA KUVVETLERİ’NDE BEŞİNCİ AKROTİM

larında uçuş gösterileri yapmak amacıyla 1971 yılında Merzifon 5nci Ana Jet Üs Komutanlığı’nda kurulmuştur. Sadece bu tören için oluşturulan akrotimin uçak tipi F-5A(Freedom Fighter)’dır.

1966 yılında kurulan ve 1966’dan 1971’e kadar KARTAL çağrı adıyla anılan bu akrotim, 21 Mayıs 1971’de timde görevli Hv.Plt.Ütğm. Coşkun TURAN’ın görev uçuşunda şehit olmasından sonra COŞKUN çağrı adını almıştır. Bandırma 6ncı Ana Jet Üs Komutanlığı’nda kurulan akrotimin uçak tipi F-5 A Freedom Fighter’dır. COŞKUN çağrı adllı akrotim Türkiye’de ve dünyada (1971 İtalya) uçuş gösterileri yapmıştır.

TÜRK HAVA KUVVETLERİNDE YEDİNCİ AKROTİM TÜRK YILDIZLARI DOĞUYOR 1971-1992 yıllarında sürekli faaliyet gösteren bir akrotim teşkil edilmemiştir. 20 yıllık bir aradan sonra tekrar bir akrotim ekibi oluşturma kararı alan Türk Hava Kuvvetleri 1992 yılında projeyi hayata geçirmek için faaliyetlere başlamıştır. Hv.K.K. Hv.Org. Halis BURHAN’ın direktifleri gereğince bir akrotim kurulması için 1992

TÜRK HAVA KUVVETLERİ’NDE ALTINCI AKROTİM 1971 Malazgirt Zaferi’nin dokuzyüzüncü yıl dönümü kutlama-

42


yılında çalışmalara başlanmış ve Konya 3ncü Ana Jet Üs 132nci Silah Taktikler ve Standardize Filo Komutanlığı bünyesinde bir akrotim kurulması için 11 Eylül 1992 tarihinde onay alınmıştır. Kuruluş ve inceleme çalışmaları hızla devam ederken 132nci Filo bünyesinde dörtlü NF-5 kolundan oluşacak şekilde bir akrotimin kurulması emri de 7 Kasım 1992 tarihinde yayımlanmıştır. Bu arada akrotimin çekirdeğini de oluşturacak ilk dört pilotun da seçimi yapılmıştır. Akrobasi Uçuş Planı ve Detaylı Uçuş Planı’nın hazırlanıp Hv.K.K. Hv.Org. Halis BURHAN’ın onayına sunulması ardından ilk akrobasi eğitim uçuşları başlatılmış, ekibin yurt içinde ve yurt dışında aldığı bu eğitim Ocak 1993’te tamamlanmıştır.

Ağustos 1993’te Eskişehir 1nci Hava İkmal Bakım Merkez Komutanlığı’nca uçak tadilat/boya faaliyetleri başlatılmıştır. Bu süreçte beşli ve altılı kol uçuşu eğitimlerine de başlanmıştır. TÜRK YILDIZLARI akrotimine tahsis edilen 9 adet NF-5 ve 1 adet NF-5 B uçağında yapılan tadilat ve değişiklikler Temmuz 1994’te bitirilerek birliğine teslim edilmiştir. 5 Ekim 1994 tarihinde Diyarbakır 8nci Ana Jet Üs Komutanlığı F-16 Aktivasyon törenleri ile Ankara’da 29 Ekim 1994’teki Cumhuriyet Bayramı törenlerinde gösteri uçuşu yaparak kamuoyuna tanıtılmıştır. TÜRK YILDIZLARI Eskişehir’de icra edilen Distant Thunder-95 tatbikatının 20 Nisan 1995 tarihindeki gözlemci gününde yerli ve yabancı konuklara ilk yedili gösterisini yapmıştır. 2003-2004 Eğitim ve Öğretim yılında gösterinin etkinliğini arttırmak maksadı ile gösteri paketini 8’li kola çıkarmak maksadıyla çalışmalara başlanmıştır.

1993’te ikili eğitime başlanmış ve yapılması tasarlanan akrobasi hareketleri denenerek, beş sortilik bir uçuş sonunda istenen sonuca ulaşılmıştır. Daha sonra sağ ve sol kanat uçucularının eğitimine başlanmış ve dörtlü eğitime geçilmiştir. Bu arada, akrotimde görev alan personelin bir bölümü de konu hakkında incelemelerde bulunmak üzere İngiltere, Kanada ve İtalya’ya gönderilmiştir.Akrotim görevinin daha fazla emniyet ve etkinlikle yerine getirilmesi amacıyla, duman sistemi ve uçakların boyanması başta olmak üzere, NF-5 uçağı üzerinde yapılacak uçuş emniyetini arttırıcı tadilatlar için, 27 Nisan 1993 tarihinde bir çalışma başlatılmıştır. Çalışmalar sürerken, 1993 yılı Hv.K.K.’lığı Atış Yarışmaları’nın kapanış günü olan 18 Haziran 1993 tarihinde Ankara Akıncı 4ncü Ana Jet Üs Komutanlığı’nda TÜRK YILDIZLARI akrotimi devlet büyükleri ve diğer konuklara dörtlü olarak ilk resmi gösterisini yapmıştır.

TÜRK YILDIZLARI 8’li paket olarak ilk gösterisini 30.03.2004 tarihinde gerçekleştirmiştir. TÜRK YILDIZLARI 200ncü gösterilerini 03.07.2004 tarihinde Rize halkına sergilemişlerdir. 134’üncü Akrotim Filo Komutanlığı şu anda bünyesindeki 10 pilot ile gösterilerine devam etmektedirler.

Bu gösteri ardından FİLO staüsü kazanan TÜRK YILDIZLARI dünyanın en genç süpersonik akrobasi takımı olarak kendinden söz ettirmeyi başarmıştır.

Hakan BİLGİN 43


Yeni açılan Sultanbeyli Sabiha Gökçen Teknik, Endüstri Meslek Lisesi Uçak Bakım Alanının öğrenci ve öğretmenlerini okulumuzda ağırladık.

Z

iyaretçilerimizi okulumuz konferans salonumuzda Uçak Bakım Alanıyla ilgili gerekli bilgiler ve açıklamalar yaptıldıktan sonra atölye ve laboratuarımız gezdirildi.

Yeni açılan Sabiha Gökçen Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi Uçak Bakım Alanının Türk havacılığına hayırlı olması dileğiyle başarılar dileriz.

44


SON 4 YILDA ZiRVE DEĞiŞMEDi B

ağcılar’da düzenlenen ilçe tiyatro yarışmasında ekibimiz yine gururumuz oldu. İlçe genelindeki tiyatro yarışmasında doksan dört(94) puan alarak ilçe birincisi olan cevherlerimiz ödüllere adeta ambargo koydu. Son dört yılın zirvesinde yer alan ekibimiz, bu yıl da fedakarlığın ve çalışkanlığın başarıyı getireceğine bizleri bir kez daha inandırdılar.

Ekipte yer alan bütün öğrencilerimizi tebrik eder, başarılarının devamını dileriz. 45


THY TEKNİK A.Ş OKULUMUZA DESTEK VERMEYE DEVAM EDİYOR

T

HY TEKNİK A.Ş okulumuz Uçak Bakım Alanına çeşitli donanımları kazandırmaya devam ediyor. Bu kapsamda yeni oluşturduğumuz sınıfımızın ihtiyaçlarını karşılama, Çeşitli atelyelerde kullanılan donanım ve sarf malzemelerin temini, öğrencilerin kullanımı için koruyu ekipmanların sağlanması gibi destekler yer almaktadır.

İhtiyaçlar için THY TEKNİK A.Ş’ den İnsan Kaynakları Başkanı Hüseyin SAĞLAM, Eğitim Müdürü İsmail YILDIRIM, İnsan Kaynakları Müdürü Ali Rıza ESMEN, Eğitim Şefi Halil ERGÜL ve Eğitim müdürlüğünden Mehmet AYBASTI okulumuz da incelemelerde bulunmuştur.

THY Teknik A.Ş yetkililerine vermiş oldukları destekler için teşekkür ederiz. 46


TALTA DERNEĞİNİN BAŞKANI SAYIN YAVUZ GÜVER’İN OKULUMUZU ZİYARETİ

Ö

ncelikle bölümümüzü ziyaret eden Yavuz Güver daha sonra Havacılık şirketlerinin bakım prosüdürlerini, Easa Lisansını ve Talta Derneğini tanıtan bir konferans yaptı. Konferans bitiminde Bölümümüz Öğrencileriyle karşılıklı sohbet eden Güver daha sonra. Easa lisansı, havacılık şirketleri ve Talta Derneği ile ilgili öğrencilerin merak ettiği soruları yanıtladı.

Bizi kırmayıp okulumuzu ziyaret eden Talta Dergisi Başkanı Sayın Yavuz Güver’e Teşekkürlerimizi Borç biliriz.

47


HAVA KUVVETLERİ KOMUTANLIĞI MÜZESİ TARİHÇESİ

I. Dünya Savaşı sonunda, en eskisi 1912 yılına ait olmak üzere muhtelif milletlere ait tayyareler ile hangarlarda 1. Dünya Savaşı devamınca Almanlar tarafından yapılan her tip tayyareden bir, iki ve üçer adet bulunması Hava Kuvvetleri Müfettişliği’nce bir hava müzesi kurma kararı alınmasına neden olmuştur. Düşmandan ele geçirilmiş ganimet uçakların da aynı amaçla toplatılmasına başlanmıştır. Ancak müze için toplanan bu uçakların, Kurtuluş Savaşı’nda zarar görmemesi için Kartal Maltepe’ye götürülmesi düşünülmüş, fakat taşıma sırasında uçakların bir kısmı büyük ölçüde hasar görmüştür. Bu hasarlar ile Kurtuluş Savaşı’nda meydana gelen uçak kırımları, hava müzesi kurma fikrini geciktirmiştir.

1960 yılında zamanın Hava Kuvvetleri Komutanı Hv.Org. İrfan Tansel’in direktifiyle Türkiye’de Hava Müzesi kurma fikri gündeme gelmiş ve bu amaçla 1963’te yayınlanan bir emirle Hava Kuvvetleri ve diğer birliklerde kullanılan uçaklardan birer adedinin korunması istenmiştir. Sürdürülen çalışmalar sonucu 1966 yılında Hava Müzesi Teşkilatı oluşturulmuş ve 15 Mayıs 1971 yılında İzmir Cumaovası Sivil Havaalanında Türkiye’nin İlk Hava Müzesi açılmıştır. 48


Açılışında büyük ilgi görmesine rağmen, şehir merkezine uzaklığı ve ulaşım zorlukları nedeniyle istenilen seviyede ziyaretçilerin ilgisini çekemediğinden Hava Müzesi için yeni yerleşim alanı arayışına girilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda mevkii, ziyaretçi potansiyeli, geliştirme ve idame kolaylıkları, ilk hava birliğinin kurulduğu yer olması ve taşıdığı tarihi önem de dikkate alınarak, Hava Müzesi için en uygun yerleşim alanının Hava Harp Okulu’nun da yakınında konuşlanmış olduğu İstanbul-Yeşilköy’de bulunan Askeri Havaalanının bitişiğindeki alanda konuşlandırılması kararının alınması fikrini güçlendirmiştir.

Modern müzecilik anlayışı içerisinde, 2.365 m²’si kapalı, 12.000 m²’si açık sergileme alanlarını kapsayan toplam 65.000 m² alan üzerine kurulmuş olan Müzenin iç mimarisi ve dekorasyonu İstanbul İl Kültür, Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü ile Mimar Sinan Üniversitesi’nden teknik eleman ve uzmanlarınca gerçekleştirilmiş. Cüneyt DEMİRCİ 49


>ANKET

Puanımın diğer Anadolu liselerine yetmemesi ve alternatif olarak burayı görmem.(Şevket Kaan Baksu) Havacılık günden güne geliştiğinden ve küçüklüğümden beri uçaklara meraklı olduğumdan tercih ettim.(Ahmetcan Sevrukan) Tavsiye edildi, geleceğinin ve maaşının yüksek olduğu söylendi. Tercih ettim.(Hasan Çalık) Tavsiye edildi, geleceğin mesleği ve maaş yüksek diye söylendi. (Serhat Ünal) Geleceğinin açık olması ve gelişen bir meslek olması.(Ömer Kaya) Küçüklüğümden beri havacılığa olan merakım ve geleceği olan bir meslek olması.(Ahmet Ali Ayılmaz) İlgi çekici olması ucakları seviyor olmam. (Kerem Bayrak) Etrafımın tavsiyeleri (Enes Köybulan) İleride sevdiğim mesleği yaparak iyi para kazanmak (Samet Serhat Çamlıkaya) Herkesten farklı bir meslek dalıyla uğraşmak istediğim için(Hakan Bilgin)

Bu bölümü tercih etme nedeniniz nedir?

Geleceği parlak bir meslek olması.(Samet Öztürk) Bu bölümü tercih etmemin nedeni: Gün geçtikçe gelişmesi. (Ekrem Eşsiz) Uçmaya ve uçaklara olan ilgim.(Ramazan Gül) Anadolu liselerini kazanamayışım ve teknisyen akrabalarım.(Yunus Emre Birinci)

Orta okuldaki dershane hocamın bana bu konuda rehberlik etmesidir. (Sedat Gece)

Bu bölümü babamdan yardım alarak tercih ettim.(Yalçın Soyar) Gelecekte bu bölümü daha iyi yerlerde ve gelişeceğini düşündüğüm için.(Büşra Özel)

Havacılığa olan ilgim benim bu bölümü terci etme nedenimdir. (Fatih Yıldırım)

İş bulma imkanım (Sinem Yener)

İş olanağının diğer bölümlere göre daha iyi olması, meslek liseleri arasında bir numara olmasıdır.(Fatih Çalışkan)

Bu bölümü tercih etmemin nedeni: el becerim ve geleceği parlak olması(Büşra Özdemir)

Açıkçası ben bu okula gelmeyi kendim istemedim babamın tercihlerimi değiştirmesi sonucu gelmek zorunda kaldım. (Hakan Çetin)

Mesleğin ilgi çekici olması ve geleceği olan bir sektör olması(Burak Atasoy) Gelecekteki iş potansiyeli ve uçağa merakım.(Kaan Altın)

Benim için merak uyandıran iş imkanı daha fazla olan ve sevdiğim bir bölüm olduğu için bu bölü tercih ettim (Onur Yitük)

Uçak sektörünün gelişmesi ve iş bulma imkanım.(Hasan Mutlu)

Havacılığa olan merakım ve ilgimin yanı sıra teknik bilimin hemen her dalında aktivasyonu olan bir bölüm olduğu için. (Erhan Arapoğlu)

İş imkanları ve geleceğinin parlak olması.(Mustafa Yavuz) Uçak bakım bölümünün gelecekteki iş imkanının çok iyi olması. (Enes Çakaloğlu)

Liseye geçiş yaparken çevremdeki insanların önerisiyle havacılık sektöründe çalışma ve sosyal olanakların iyi olduğu öğrendim ve tercihimi bu yönden yana kullandım.(Cihat Dereci)

Uçak teknisyenliğinin geleceğim için çok iyi bir meslek olduğunu düşündüğüm için. (Tolga Dinç) Çevremizdekilerin önermeleri ve bu bölümü araştırarak imkanlarından etkilenmem.(Furkan Karaduman)

Dershanemin tavsiyeleri ve çevremdeki insanların görüşlerini dikkate alarak tercih ettim. (Mustafa Öztürk) Yakınlarımın ve büyüklerimin şiddetli tavsiyesi. (Aykut Yıldırım) 50


51


MNG Teknik Atatürk Havalimanı’nda faaliyet gösteren ilk özel uçak bakım merkezi olan MNG Teknik, Batı Apronu’nda inşa ettiği yeni Uçak Bakım Hangarı’nda faaliyetine devam ediyor.

F

aaliyetine başladığı 2002 yılından bugüne 5.000 m²’lik Bakım Hangarı’nda faaliyet gösteren MNG Teknik artık 5.000 m² tam teçhizatlı boya hangarı ile beraber 25.000 m²’lik yeni hangarına taşınarak faaliyetine devam etmeye başladı. Projenin bitimi ile hangar, atölyeler, ofis ve depo alanları ile birlikte 60.000 m²’lik uçak bakım tesisine sahip olan MNG Teknik’in gelişmiş teknolojik altyapıya sahip yeni hangarının apron alanı 30.500 m² olarak inşa edildi. 16 dar gövdeli ya da 4 geniş gövdeli ve 8 dar gövdeli uçağa aynı anda bakım hizmeti verilebilecek Uçak Bakım Hangarı’nda sosyal tesisler ve spor salonları da bulunmakta. Yeni hangar projesi ile 2011 yılı içerisinde çalışan sayısını 1.000 kişiye çıkarmayı planlayan, Avrupa ve Ortadoğu’nun en büyük Uçak Bakım şirketlerinden biri olmayı hedefleyen MNG Teknik bu sayede sektörde yeni istihdam olanakları da sunacak.

52


Yeni Hangarında

Uçak Bakım Sektörü’ne yeni bir soluk getirecek olan bu gelişme ile MNG Teknik varolan müşterilerine ve potansiyel yeni müşterilerine kalite standartları çerçevesinde hızlı ve kaliteli hizmet vermeye devam edecek.

53


Ortak Akıl İle Etkili Ve Etkin Karar Verme B

ilginin kaynağı akıl ve nakil. Nakil bizden öncekilerden bize intikal eden her türlü yazılı ve sözlü bilgi; genetik aktarımı da nakilden sayabiliriz. Akıl, iyiyi kötüden ayırma yeteneği, zekâ ise onun aracı. Akıl, zekâyı kullanarak değerlendirmesini yapar.Özgür düşünceye “ortak akıl” ile ulaşılır.

Birey doğumundan ölümüne kadar geçen süre içinde sürekli olarak karar vermesini gerektiren problem durumlarıyla karşılaşmaktadır. Bu bağlamda karar verme gelişimsel bir olgu olarak ele alınmaktadır. Verilen kararların niteliği ve niceliği bireyin içinde bulunduğu gelişim dönemine ve karar verilmesini gerektiren durumun özelliklerine göre değişmektedir.

Karar verme evresinin amacı, erişilir çözüm olasılıklarını değerlendirmek ve uygulama için en etkili seçeneğe yönelmektir. Etkili olan çözümler sorunu ortadan kaldırmaya yönelik olan ve olumlu sonuçları arttırarak olumsuzlukları en aza indiren çözümler olarak ele alınmaktadır.

Mesleki karar verme süreci yoğun bir çaba gerektirmektedir. Bireyler daha çok araştırma yapmaları ve daha çok çalışmaları gereken bir düşünce yapısına girmeleri için yönlendirilmelidir. İnsan gelişiminin her döneminde var olan karar verme; özellikle ergenlik döneminde önemli bir etkinlik olarak değerlendirilmektedir. Uygun ve sağlıklı kararlar verebilme sağlıklı bir ergenin en önemli özeliklerinden birisi olarak kabul edilmektedir. Karar verme süreci yedi basamaktan oluşmaktadır. 1-Problemin tanımı 2-Amaçlar oluşturma 3-Kaynakların belirlenmesi 4-Alternatiflerin göz önünde bulundurulması 5-Karar verme 6-Kararın uygulamaya konulması 7-Sonuçların değerlendirilmesi

Ergenlik döneminde verilen kararlar bireyin sağlığı mesleği psikolojik uyumu ve sosyal kabulü üzerinde yaşamı boyunca etkili olacak doğurgulara sahiptir. Ergenlik döneminde alınan kararlar yaşamı şekillendirmede, genişletmekte ve hatta sınırlandırabilmektedir.14–15 yaşlarındaki gençler, problem durumlarına alternatif çözümler oluşturma ve sorunlarını soyut olarak inceleyebilme yeteneğine sahip olmaktadırlar. Karar verme sürecinin aşamaları: Mesleki karar verme sürecinde önemli ölçüde bilişsel süreçler etkili olmaktadır. Kişinin önüne çıkan seçeneklerden birine yönelmesinde bilişsel süreçler karşımıza çıkmaktadır. Bu süreç; seçenekler hakında ayrıntılı bilgi edinilmesini, edinilen bilgilerin sınıflandırılmasını, kişi için önem sırasına konulması, her birinin istekleri karşılama olasılığı yönünde irdelenmesi gibi işlemleri gerektirmektedir.

Bu karar verme basamaklarının eğitsel bir program seçimi ve meslek seçiminde iyi bir şekilde uygulandığına ve verimli olduğuna dair istatistikî bilgiler çoktur. Bu basamaklar takip edilirse bireyler vermiş oldukları karardan daha çok memnun olacaklar ve kararlarında daha az değişiklik yapma ihtiyacı duyacaklardır.

Nebiye YAŞAR Bağcılar AB Projeleri Merkezi-EUROBA Editörü 54


55


HİDROLİK ATÖLYESİ

HM Revizyon Atolyeleri Müdürlüğüne bağlı bulunan atölyemizde, 1 şef, 1 mühendis 23 teknisyen görev yapmaktadır. Hidrolik atölyesi, Kabiliyet listesinde bulunan Türk Hava Yolları ve müşteri uçaklarının: ‣‣ Hidrolik sistem ve uçuş kumandaları komponentlerini ‣‣ Uçağa hidrolik güç sağlayan hidrolik pompa,elektrik motorlu hidrolik pompa, motor-pompa transfer ünitesi, ‣‣ Motor ve APU yağlama pompaları ‣‣ Thrust Reverser hidrolik actuatorleri ‣‣ Servo kontrollü hidrolik actuatorleri ‣‣ Hidrolik accumulaterleri ‣‣ Hidrolik sigorta ‣‣ Hidrolik koltuk damperleri ‣‣ Uçağın elektrik enerjisini sağlayan IDG ‣‣ A310-B727-B737-400 tuvalet pompaları ve Galley armatürleri gibi hidroliki çalışan komponentlerin test, tamir ve revizyon işlemlerini SHGM, EASA ve FAA kurallarına uygun olarak optimum seviyede gerçekleştirmektedir. Oğuzhan GÜNERKAN

56


57


O

tokar’ın ürettiği yeni zırhlı muharebe aracı Arma 8x8 göreve hazır. Tüm elektronik sistemleri Otokar tarafından geliştirilen Arma 8x8 karanlıkta, siste, dumanda hiçbir ışık yakmadan ilerleyebiliyor. Araç suda da yol alabiliyor. Dünyanın gelişmiş ordularında ihtiyaçlar her geçen gün değişiyor. Otokar’ın yeni zırhlı aracı Arma 8x8 de Türk ordusunun ihtiyaçlarına göre üretildi. 3 prototipi hazırlanan aracın seri üretimi de bu yılın 3. çeyreğinde gerçekleştirilecek. Arma 8x8 zırhlı araç, geçtiğimiz senelerde tamamlanan 6x6 modeline göre daha yüksek kabiliyetli, farklı görevlere imkan veren iç hacmi ve düşük operasyonel giderleri ile fark oluşturuyor. Bu özellikleri sayesinde dünyadaki rakiplerinin arasından da sıyrılan aracın ülkemizde ve uluslararası arenada çok başarılı olacağı düşünülüyor.

58


‣‣ Sahip old uğu özel sist em sayesinde siste, dumand sürücüsüne k a hiçbir ışık ya aranlıkta, kma e

trafı görme ve dan termal ka mera ile yolu ilerleme imka ve n ı sa ğlıyor. ‣‣ Aynı kam era sayesinde sürücü, geri m arkasını da gö anevra sırasın rebiliyor. da aracın ‣‣ Araç Am fibi kit sayesi nde hiçbir ön yüzebiliyor ve hazırlık yapm suda saatte 8 adan suda kilometre hız ‣‣ İsteğe ba yapabiliyor. ğlı sunulan N BC kiti ile de biyolojik ve kim mürette yasal tehditle re karşı koruyo batını nükleer, ‣‣ Araç, ihti r. yaçlar doğrult usunda farklı donatılabiliyo silah kule sist r. emleriyle ‣‣ Sürücü ve komutan dah il 12 p taşıyabilen a raç, ön tarafa ersonel ve 24 ton azami yük ye sayesinde gen iş bir iç hacim rleştirilmiş kompakt moto ru ve ergonomik sağlıyor. bir çalışma ort a mı ‣‣ Araçta ku llanılan hidro p n ö matik süspan koşullarında d siyon sayesin a titreşim min de arazi imuma indiriliy ‣‣ Sınıfında or. en büyük last iklerin kullan kadar hareket ıldığı araç, pa kabiliyetine sa letli araçlar h ip . ‣‣ Araç 1 d üğme ile 8x4 veya 8x8 ku geçirilebiliyor. llanım seçen eklerine ‣‣ 450 beyg ir gücünde mo tora ve 7 ileri yakıt sarfiyatı 1 geri vitese sa da oldukça d hip aracın üşük. Bu da a 750 kilometre racın 1 depo yol almasına im yakıtla kan sağlıyor. ‣‣ Arma 8x8 , yüzde 60 ra mpa tırmanm gitme ve 2000 a, yüzde milimetrelik h endeklerden ra 30 yan eğimle özelliklerini b hatlıkla geçeb arındırıyor. ilme ‣‣ Araçla bir likte tercih ed ildiği takdirde kurtarma sist ilave RPG zırh emi, amfibi ı, kendin sistemi, NBC havanları ve koruması, sisl i yangın söndü eme rme ile infila opsiyonel olara k baskılama k sunuluyor. sistemi

Sercan KOÇ 59


Mizah NASA

NE KADAR YAŞARSIN

NASA uzay üssünde yeni bir deneme yapılıyormuş. Gönüllü başvurular arasından Temel astronot adayı olarak seçilmiş.

Temel ile hanımı Fadime bir toplantıda yan yana oturuyorlar. Daha sonra Dursun da yanlarına geliyor. Muhabbete başlıyoruz.Dursun sorar onlara:

Ön elemede oldukça sıkı testleri geçen Temel 3 aylık ikinci bir eğitimle iyi bir astronot olabilmiş. Beklenen an gelmiş ve Temel bir maymunla birlikte uzay mekiğine binerek havalanmışlar. Atmosfer aşıldıktan sonra Temel’e sıkı sıkıya söylenildiği gibi maymununun ve kendisinin görev kartlarını açmak ilk iş olmuş. Maymunun görevleri:

-Kaç yıl yaşamak istersiniz? Fadime yüz yıl, temel ise yüz bir yıl yaşamak istediğini söyler.Fadime meraklanarak Temel’e sorar: -Sen benden neden bir yıl daha fazla yaşamak istiyorsun?

-Yerküre ile bağlantıyı sürekli kontrol altında tutmak. Her 2 saatteki yörüngedeki sapmaları ayarlamak füze içinde ki hava basıncı ısı, iletkenlik değerlerini aşağıya bildirmek... diye devam ederken okumaktan sıkılan Temel kendi görev kağıdını açmış:

Temel: -Fadime bırak bir senede kafamı dinleyeyim.

FIRTINALI CEVAP

-Maymunu iyi besle!

Cemal, Temel’e sorar: -İskele yanından bir fırtuna çıkınca ne yapmalisun?

HAMSİ ALACAKTI

-Hauriye bir demir atarum.

Karadenizli adam dükkâna girdi ve hamsi istedi...

-Peki ya sancaktan bir firtuna gelurse?

-Karadenizli misiniz diye sordu tezgâhtar

-Oriya da bir demir atarum.

Adam kızdı:

Cemal:

-Karadenizliyim ne olacak? ,

-Aynı zamanda baştan bir kasırga koparsa?

Ve başladı yine öfkeyle sormaya:

-Baş demirunu funda ederum.

-Ne yani? Şimdi Antep fıstığı istersem Antepli diye mi soracaksın?

-İyi ama bu kadar demiru nerden bulayisun? Temel:

-İzmir tulumu istersem İzmirli kestane şekeri istesem Bursalımı olacaktım.?

-Sen o fırtanaları nerden bulaysun,ben da o demirleru oradan bulayirum.

-Yo dedi tezgâhtar... -O zaman niye sordun? Karadenizli misin diye? -Burası hırdavatçıda ondan...

60


İlginç Bilgiler ‣‣ Erişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir. ‣‣ Dünyanın en düşük zekalı köpeği Afgan av köpeğidir. ‣‣ En çok komşusu olan ülke Çin’dir. Çin’in tam 14 komşusu vardır. ‣‣ Bowling oyunu ilk kez 1862 yılında ortaya çıkmıştır. ‣‣ Dünyada, armasında ATATÜRK simgesini taşıyan tek takım Samsunspordur... ‣‣ Kalkan balıkları yavruyken dişidir ancak 5 yaşına geldiklerinde birçoğu erkeğe dönüşür. ‣‣ Kuşlar yuvalarında zaman zaman dinlenirler fakat başka yerlerde uyurlar. ‣‣ Japonya’da anaokulu 3 yıllık bir eğitim sürecidir. ‣‣ Bir keresinde Meksika’da aynı gün içinde 3 kez cumhurbaşkanı değişmişti. ‣‣ Elektrikli yılan balığı Amazon nehrinde ve onun Güney Amerika’daki kollarında yaşar. ‣‣ 1.Dünya Savaşı sırasında askerlere sigara karne ile dağıtılmaktaydı. ‣‣ Katil balinalar köpekbalıklarının midesine alttan torpil gibi vurarak onları öldürür. ‣‣ Dünyanın en çok söylenen şarkısı “Happy birthday to you” dur. ‣‣ En uzun uçak kaçırma eylemi, tam 40 gün sürmüştür. ‣‣ Köpekbalıkları ömürleri boyunca yüzmek zorundadırlar, çünkü dururlarsa batarlar. ‣‣ Bir karga grubuna verilen ad İngilizce’de cinayet anlamına gelen “murder”dir. ‣‣ Laboratuardaki incelemeler, içilmesinin üzerinden 12 saat bile geçmiş olsa insan vücudundaki alkolün izlerini tespit edebilir... ‣‣ bir ağaçkakan, saniyede 8, dakikada 500 kere ağaç kakabilir. ‣‣ İnsan vücudunda kan gitmeyen tek yer Kornea’dır. Kornea oksijen ihtiyacını direk olarak havadan alır. ‣‣ Eski Mısırlıların kullandıkları yastıklar taştandı. ‣‣ Saatte yüz mil hızla uçan Afrika kartalı, durmaya karar verdiğinde sadece 6 metre içinde hızını sıfıra indirebilir. ‣‣ Bambu kamışı bitkisi 24 saat içinde 90 cm uzayabilir. ‣‣ Amerika Texas’ta (yaklaşık olarak) 18 milyon kişi ve 16 milyon sığır yaşamaktadır.

61


62


63


>BULMACA Across

2. Uçakta en çok kullanılan malzeme 3. Tactical air navigation (Kısaltma) 4. Dünyanın en büyük kargo uçağı 7. Bir ölçü aleti 9. Kısa mesafede iniş ve kalkış teknolojisi ( savaş uçaklarında ) 11. İlk kadın pilotumuz 12. Radarda fark edilmeyen savaş uçakları 13. Günümüzde üretilmiş en hızlı yolcu uçağı 15. Makroskobik olarak birbirinden ayrı iki ya da daha fazla malzemenin bir araya getirilmesi ile imal edilen malzeme türü 16. Uçağın uçmasını sağlayan basınç farkı 18. Uçak içi haberleşme sistemi 19. Uçakta yangın söndürmede kullanılan gaz 20. Motorda havanın basınçlandırıldığı kısım 21. Taksi işlemlerinde kullanılan iniş takımı 22. Yolcu kabininin tabanında kullanılan kompozit türü

Down

1. Leak ( Uçak sistemlerinde ) 3. Motorda kullanılan sıcağa dayanıklı olan bir malzeme 5. Yaw hareketini sağlayan ana kumanda elemanı 6. Yarı iletken bir devre malzemesi 8. Devrede akım geçişine karşı gösterilen zorluk 10. Dikey hız göstergesi 14. İniş takımındaki tekerleklerin şişirildiği gaz 17. Uçak yakıtı

64


B Kapısı - Sayı 5  

B Kapısı - Sayı 5