Page 51

kucaklayabilmenin o müthiş tadındaydı. farklılık belki de bunla­ rı tümünden ve yaşadığımız ortamdan doğuyordu. Türkiye'yle ilgili düşüncelerimiz, inançlarımız, düşlerimiz, düş kırıklıklarımız, gelecekle ilgili endişe­ lermiz özlemlerimiz sahnedeki olayla bütünleşiyordu... e yaratıcılığın gücüne lan sonsuz inancımız e saygımız çoğalıyordu...

pe

cy

a

Dümelli karısını gördü. Ayılmamıştı henüz. Saçları tıraş edilmişti dibinden. Yamru yumru, kabuklu patates gibi bir yüz. Hastalıklı bir oğlan çocuğuna benziyordu. Ve beyaz patiska nevresimin üzerinde topraktan fışkırmış iki kök gibi duruyordu elleri. Dümelli bıraktı elmaları hastanın ayak ucuna. Baktı uzun uzun baktı çipil mavi gözlerini kısarak. "- Hayır kalmamış," dedi, "kötülemis. Benim ala öküz de böyle olduydu bıldır, yattı, kalkmadı bir daha. . Elmaları verin yesin. Elmayı sever. Sağolun efendi ağa..." Ve çıktı dışarı Dümelli ağlaya ağlaya. Çıkış o çıkış, onu bir daha görmediler. Ve üç gün sonra öldü kadın... Nâzım Hikmet, Memleketimden İnsan Manzaraları

İNSANLARIM Yazan: Nâzım HİKMET Oyunlaştıran ve Yöneten: Genco ERKAL Sahne Tasarımı: Duygu SAĞIROĞİU Işık-Ses: Hakan ÖZİPEK, Şeref GÜNEY Oynayan: Genco ERKAL 51

1994_37_11273  
1994_37_11273  
Advertisement