Page 22

seyretmeyi daha çekici bulmaları gibi bir tehlike var. • Uluslararası festivaller hakkında ne düşünüyorsunuz? Kesinlikle çok olumlu buluyorum. Uzun bir süre Edinburgda bir tiyatroda çalıştım. Bilindiği gibi oldukça ünlü bir uluslararası festival var orada. Çok iyi, çok olumlu ama bir tehlike var ki, o da sadece uluslararası festivallerle var olan tiyatrolar. Bunlar uluslararası bir kandırmaca gibidirler. Te­ ori önemli diyorsak, bana göre oynanacak seyirci gerçek seyirci olmalıdır. Geçenlerde şaka yollu Peter Brook'tan söz ederken şöyle bir konuşma geçti. Biliyorsunuz Peter Brook tiyatronun asıl doğrusunu, insan varlığının yanıtını bulmak için Afrika'ya gidip ritüelleri, insan yaşamlarını oradaki köy­ lerde, çöllerde, topluluklarda arar. Elbette çok saygı duydu­ ğum tiyatro dünyasının dahilerinden birisi, ama biz aynı ya­ nıtı burada, bu insanların içinde arıyoruz. Nerede olursanız olun doğruları yanınızdaki insanlarda bulursunuz. Bunun için kalkıp oradan oraya koşuşturmanıza gerek yok. Doğru­ ların ille de Afrika'daki topluluklarda bulunacağını düşünü­ yorsanız ben buna ancak yazık diyebilirim. Ama sonuçta uluslararası festivallere her zaman ihtiyaç var. Ayrıca Türki­ ye'ye gelmekten çok büyük bir heyecan ve onur duyuyo­ ruz.

pe

cy

a

sa benim anlattığım şey oyunun hikâyesi, olay örgüsü. Sonuçta seyirci oyundan çıktığında "ger­ çekten çok büyük bir tiyatro" diye­ ceğine "gerçekten çok büyük bir oyun" desin. Tiyatral yaşamımın büyük bir bölümünü daha önce sergilenmemiş oyunları yöneterek geçirdim. Böylesi yeni bir oyuna giriştiğinizde yazara karşı bir so­ rumluluğunuz var. 25 yaşında Giasgowda işsizlik konusunda oyun yazan birini düşünün. Size yönetmen olarak bu oyunlardaki enerjiyi açığa çıkarmak düşüyor. Yaptığımız iş Muhafazakâr Parti anlayışıyla değil de, olması gere­ ken algılayış biçimiyle ortak miras diye nitelenebilir. Yaptığımda bir tür emprisizm, pragmatizm var. Bunların hemen hepsi, örnek aldığım Peter Stein ve Brecht'ten çalıntıdır. Yani olay ve içerik. Siyasal, toplumsal, duygusal içerik. Bunları kotarabilmek için her şeyi yaparım. • Peki oyunda karakterlerin farklı koşullar altında deği­ şebileceğini Brechtyen bir tarzda mı veriyorsunuz? Evet, ama biraz. Benim yapmaya çalıştığım şey bu oyunla­ rın içindeki enerjiyi ve yaşamı ortaya çıkarmak, küçük kü­ çük ayrıntıların, şaşırtıcı noktaların altını çizerek, bu ölü ya­ zarların da nasıl kendi dönemlerinde birçok şeye parmak bastıklarını göstermektir. Yani "Artık yapılacak bir şey yok. Kimse, Hamlet kadar iyi bir oyun yazamaz" diye düşüneme­ yiz. Eğer insanlar günümüzden umudu keserlerse bu bir fa­ cia olurdu. Bu noktada benim yapmaya çalıştığım şey bu eski oyunları -entelektüel bir çabayla elbette- alıp bir alan yaratmak ve bu alan içinde bunların sadece harika, müthiş güzellikte eski sanat yapıtları olduklarını gösterirken, çağ­ daş kültürün, çağımızda yaşayan insanlar tarafından yapıl­ ması, belirlenmesi gerektiğini anlatmak. • Şu anki süreci bir geçiş süreci olarak mı görüyorsu­ nuz? Evet. Yapmaya çalıştığım şey seyirci nezdinde bir güven ka­ zanımı. Aynı sorun Türkiye'de de var mı bilemiyorum ama bu ülkede insanların tiyatroyu sıkıcı, evde oturup televizyon

ÇAPKININ FENDİ Yazan: Geroge FARQUHAR Yöneten: Stephen UNWIN Sahne - Giysi Tasarımı: Jackie BROOKS Işık Tasarımı: Ben ORMEROD Oynayanlar: Bernard KAY, Alison JOHNSTON, Andrew RATTENBURY, Louis HILYER, Faith FLINT, Deborah FINDLAY, Stephen CASEY, Richard BREMMER, Carol HOLT, Patrick DUGGAN, Cristopher CAMPBELL, Matthew MORRISON, Doreen ANDREW 22

1994_37_11273  
1994_37_11273  
Advertisement