Page 1


editörden

Zülfüyâra dokunmak

A

Avrupa Birli¤i ‹fl ve Özel Hayat› Gelifltirme Kurumu ( Eurofound) taraf›ndan ilki 2003’te yay›nlanan Avrupa Yaflam Kalitesi Raporu’nun ikincisi 25 Mart 2009’da yay›nland›. 27 AB üyesi, 3 aday ülke ve Norveç'te yap›lan kamuoyu araflt›rmas›na göre ak›l sa¤l›¤› sorunlar›n› ve maddi eksikli¤i en çok hissedenler Türk halk›. Türkler mutluluk ve hayattan tatmin konular›nda da diplerde yer al›yor. Araflt›rma 2007 Eylül-2008 fiubat aras›nda 35 bin kifli ile yüz yüze mülakat yoluyla yap›lm›fl. Mutluluk ve hayattan tatmin olarak iki ana kriter üstüne infla edilmifl. Bulgulara göre mutluluk aile hayat›, sosyal yaflant› ve ülkedeki genel duygusal atmosferle ilgiliyken, tatmin y›ll›k gelirle do¤ru orant›l›. Her iki kriterde de Türkiye son s›ralarda. Araflt›rma sonuçlar›na göre Avrupal›lar büyük oranda "mutlu" ç›karken, Avrupa'n›n en mutsuzu Bulgarlar. Mutsuzluk s›ralamas›nda Bulgarlar› Makedonlar ve Türkler takip ediyor. En mutlu Avrupal›lar ise ‹skandinavlar. Danimarkal›lar en mutlu Avrupal›lar olurken, onlar› ‹sveç, Finlandiya ve Norveç takip ediyor. 10 puanl›k bir ölçekte Türkler ortalamada 6,6 oran›nda mutlu. Bu rakam Danimarkal›larda 8,3. "Hayattan tatmin" de¤iflkenine göre de Türkler Avrupa'n›n en alt s›ralar›nda kal›yor. En tatminsizi yine Bulgarlar olurken, onlar›n ard›ndan Makedonlar, Macarlar, Litvanyal›lar ve Türkler geliyor. Hayat›ndan en memnun olanlar ise yine Danimarkal›, ‹sveçli, Fin ve Norveçliler. Türkiye’de yaflayanlar›n sade-

ce yüzde 3’ü hayat›n›n olmas›n› istedi¤i gibi oldu¤unu söylemifl. Bu oran ‹sveç’te yüzde 41. “Gelecekten ümitli misiniz?” sorusuna da Türklerin sadece yüzde 8’i evet demifl. Bu oran ‹ngiltere’de yüzde 35, ‹sveç’te yüzde 54. Türkiye ayn› zamanda yabanc›larla en az sosyalleflen toplum olarak öne ç›k›yor. Türkler aras›nda Türkiye’de yaflayan yabanc› bir arkadafl› olan›n oran› yüzde 8 ile en düflük oran olurken, ‹sveç’te yaflayanlar›n yüzde 54’ü en az bir yabanc› ile arkadafll›k ba¤› oldu¤unu söylüyor. 31 ülkenin ak›l sa¤l›¤›n› da inceleyen araflt›rma, Türkleri Avrupa'n›n "en sa¤l›ks›z›" olarak tespit etmifl. Avrupa'da ak›l sa¤l›¤› en yerinde olanlar yüzde 70'le Norveçliler ç›karken en sa¤l›ks›z› yüzde 47'yle Türkler. Ak›l sa¤l›¤› sonuçlar› yüzde 50'nin alt›nda olan baflka ülke bulunmuyor. Türkiye'nin ard›ndan en sa¤l›ks›z milletler Maltal›lar, Romenler ve Makedonyal›lar. Ak›l sa¤l›¤› en iyi olanlar ise Norveçliler, Hollandal›lar, ‹rlandal›lar ve Almanlar. Bu veriler ile Prof. Dr. Arif Verimli'nin daha önce yapt›¤› aç›klamalarda belirtti¤i Türkiye'de 15 milyon klinik ruh hastas› oldu¤u ve hastalardan 7 milyonunun suç potansiyeli tafl›d›¤›n› ve tedavi alt›na al›nmas› gerekti¤ini yan yana koymakta fayda var. Bu sayede toplumun yar›s›ndan fazlas›n›n ruh sa¤l›¤›n›n pek yerinde olmad›¤›n› ama yüzde 10’unun da her an patlamaya haz›r birer may›n gibi gezdi¤ini anlayabiliyoruz. Araflt›rmaya geri dönersek hayat›nda en fazla maddi eksikli¤i de Türkler hissediyor. Mahrumiyet Endeksi’nde Türkler en yüksek s›-

n›r olan 5'e çok yaklafl›rken, Türkleri Bulgarlar ve Romenler takip ediyor. Üstelik Türkler bu oran› Avrupa’n›n en çok çal›flan ülkesi olarak yakal›yorlar. Bir Türk kad›n› bir Norveç kad›n›ndan haftada 13.7 saat, bir Türk erke¤i ise bir Norveç erke¤inden haftada 15 saat daha fazla çal›fl›yor. Bu yüzden Türkiye ifl ve özel hayat dengesinde de en dipte yer al›yor. Bu tabloyu Avrupa ‹novasyon Endeksi ile birlikte incelersek inovasyon, mutluk ve tatmin aras›ndaki iliflkiyi de çok net olarak görebiliyoruz. Hangi ülkenin vatandafllar› daha mutlu ve hayatlar›ndan tatmin duyuyorsa o ülkede inovasyon daha çok gerçekleflebiliyor. Bilgi Ça¤› olarak biz bu ay inovasyon ile mutlulu¤u birbirine ba¤layan köprüyü yani hoflgörüyü inceledik. Bu dosya ile Türkiye’nin yaflam kalitesi ve inovasyon endekslerinde sürekli olarak en son s›ralarda olmas›n›n temel sebebini anlatt›k. Umuyoruz ki zülfüyâra dokunduk. Bir dipnot olarak belirtmek istedi¤im araflt›rman›n bir baflka ilginç yan› ise Türkiye’nin her alanda en son s›ralarda olmas›na ra¤men politikac›lara güven konusunda ‹sveç ve Norveçlileri geçmesi. Türkiye, 10 üzerinden 6 puan ile politikac›lara en çok güvenen üçüncü ülke!

Ersu Ablak Düzeltme: Geçti¤imiz say›da “Ar-Ge yapmak isteyen tekstilciler için do¤ru adres: ‹TA” bafll›kl› yaz›m›zda ismi geçen Say›n Mehmet Akal›n’›n unvan› Dr. olarak yaz›lm›flt›r. Do¤rusu Prof. Dr.’dur. Düzeltir, özür dileriz.


içindekiler

Türkiye Bilişim Vakfı Adına İmtiyaz Sahibi Faruk Eczacıbaşı faruk.eczacibasi@bilgicagi.com Genel Yayın Yönetmeni Cem Tecimen cem.tecimen@bilgicagi.com Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ersu Ablak ersu.ablak@bilgicagi.com Yayın Koordinatörü Nida Öğütveren nida.ogutveren@konakmedya.com Yayın Editörü Gülizar Büyükkara gulizar.buyukkara@konakmedya.com Yayın ve Danışma Kurulu Leyla Arsan, Edip Emil Öymen, Behçet Envarlı Cemil Arıkan, Kemal Cılız Haber Merkezi Sorumlusu Demet Şeker Akgüneş Yönetim Türkiye Bilişim Vakfı Halk Sokak No: 35 Golden Plaza F Blok, Kat: 2 Daire: 6 Sahrayıcedit Kadıköy / İstanbul Tel: 0216 467 04 99 – 216 467 08 45 Faks: 216 360 33 56 Eposta info@tbv.org.tr İletişim Adresi Konak Bilişim Teknolojileri ve Kültürel Ürünler Tic. A.Ş. Abbasağa Mah. Yıldız Cd. No: 21 Beşiktaş / İstanbul Tel: 0212 236 23 10 www.bilgicagi.com Grafik Tasarım Emre Alptekin Fotoğraf Muhsin Ergün Reklam Rezervasyon Burçin Yıkılmaz burcin.yikilmaz@konakmedya.com Gökşen Kılıç goksen.kilic@konakmedya.com Tel: 0212 236 23 10 Baskı SCALA, Basım, Yayım, Tanıtım San. ve Tic. Ltd. Şti. Tel: 0212 281 62 00 Faks: 0212 269 07 34

1

Editörden

4

Makro Bak›fl

6

Ay›n Sorusu

8

Dünyadan Haberler

9

Türkiye’den Haberler

12

Özel Haber / Hoflgörü do¤al kayna¤›m›z, yeter ki ifllemesini bilelim

16

Görüfl / Türkiye uçlardan kurtulabilir mi?

18

Röportaj / Sabanc› Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tosun Terzio¤lu

24

Dosya / Ekonomik geliflmenin arkas›ndaki gizli güç: Hoflgörü

30

U‹G’den Notlar / ‹novasyon için kat›l›mc›, demokratik ve hoflgörülü bir toplum

34

Ne yap›yoruz, Ne yapmal›y›z / Farkl›y›m, inovasyon için anlay›fl istiyorum

38

Özel Haber / Yarat›c› S›n›f ekonominin büyüme gücünün çekirde¤i

44

Röportaj / Bahçeflehir Üniversitesi Siyaset Bilimi Ö¤retim Üyesi Prof. Dr. Y›lmaz Esmer

48

Röportaj / Koç Üniversitesi Psikoloji Bölümü Ö¤retim Üyesi Prof. Dr. Çi¤dem Ka¤›tç›bafl›

52

Özel Haber / fiirketler için hoflgörü bir teflvik arac›

56

Perspektif / Küresel düzende geliflimin yeni anahtarlar›

60

Bilgi Ça¤› Hukuku / Ceza Hukukunda “hoflgörü” kavram›

62

F›rsatlar

Aylık süreli yayın olup ücretsiz dağıtılmaktadır. www.konakmedya.com Bilgi Çağı dergisinin içeriği ve tasarımı Konak Bilişim Teknolojileri Kültürel Ürünler ve Medya Tanıtım Hizmetleri A.Ş. tarafından hazırlanmakta olup Basın Kanunu ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ndan kaynaklanan tüm hakları Konak Bilişim Teknolojileri Kültürel Ürünler ve Medya Tanıtım Hizmetleri A.Ş.’ye aittir. Dergi içeriğinde yer alan yazılar, fotoğraflar ve görsel tasarım Konak Bilişim Teknolojileri Kültürel Ürünler ve Medya Tanıtım Hizmetleri A.Ş.’nin yazılı izni olmadan kısmen veya tamamen kullanılmaz.

Ana sponsorlar


Makro Bak›fl

Faruk Eczac›bafl›

Hoflgörü yolu inovasyona ç›kar Umberto Eco’nun “Gül’ün Ad›” roman›, bir manast›rda ifllenen gizemli cinayetleri konu al›r. Cinayetler, Aristo’nun “Komedi Üstüne” adl› eserinin ortaya ç›kmamas› için ifllenmifltir. Orta Ça¤ karanl›¤›n›n, hoflgörünün sembolü “Komedi”yi mahkum etmesi bugün için de büyük anlam tafl›yor. “Kar› gibi gülme” diye bir kalemde hem kad›n› hem kahkahay› (mizah›, hoflgörüyü) afla¤›layan bir deyimi yaratabilen bir toplumda, yarat›c›l›¤› ortaya ç›karmak çok güzel ve anlaml› bir yolculuk olmaz m›?

U

Umberto Eco’nun “Gül’ün Ad›” (Name of the Rose) roman› beni etkileyen kitaplar›n hala bafl›nda gelir. Ortaça¤ ‹talyas›’n›n skolastik atmosferinin bütün özelliklerine sahip bir Benediktin manast›r›nda ad›m ad›m örülmüfl bir “polisiye” roman... Ça¤›n›n en büyük kütüphanelerinden biri bu manast›rdad›r. Manast›r›n en önemli varl›k nedeni, kütüphanedeki dini kitaplar›n kopyalar›n›n el yaz›s›yla ço¤alt›lmas›d›r. Ama manast›rda gizemli cinayetler ifllenmeye bafllar. Kendi ça¤›n›n ilerisinde oldu¤u att›¤› her ad›mdan belli olan Britanya as›ll› rahip “Baskerwille’li William” ve yard›mc›s› “Adson”, bu cinayetlerin çözülmesi için Papal›k taraf›ndan görevlendirilir. Katilin kimli¤i ve cinayetleri neden iflledi¤i, kitab›n son sayfalar›na kadar baflar›yla gizlenir: Bütün cinayetler, manast›rda saklanmakta olan Aristo’nun “Komedi Üstüne” adl› eserinin ortaya ç›kmamas› için ifllenmifltir. Roman›n sonunda manast›r, “katil” baflrahip ve bütün o paha biçilmez el yazmalar› ve tabii ki Aristo’nun tek kopya olan eseri de bir yang›nla yok olur. (Daha sonraki y›llarda Jean-Jacques Annaud roman›n filmini çekti ve maalesef vasat bir tarihi bir polisiye ve aflk filminden öteye gidemedi).

4

Hoflgörü ve yarat›c›l›k ayr›lmaz iki kardefl Roman bafltan sona, Eco’ya yarafl›r bir flekilde, sembolik anlamlarla bezeli. Örneklerin en keyiflisi William ve Adson, Sherlock Holmes ve yard›mc›s› Watson’un k›l›k de¤ifltirmifl rolleriydi. Ancak, korkutucu olan, Orta Ça¤ karanl›¤›n›n, hoflgörünün sembolü “Komedi”yi mahkum etmesinin bugün için bile hala büyük anlam tafl›mas›. Kitab›n geçti¤i sanal tarihten (1327) iki yüz y›l sonra, skolastik bask›n›n azalmas›yla Avrupa “yeniden uyand›” sanatta ve bilimde yarat›c›l›¤›n en üst düzeyini yakalamay› baflarabildi. Hem de öncelikle daha önce gerek antik Yunan, gerekse Arap uygarl›klar›nda yarat›lanlardan esinlenmeye bafllayarak. Hoflgörü, yarat›c›l›k, farkl›l›k... Birbirinden kopamayacak ölçüde birbirine yap›fl›k siyaml› üçüzler. ‹novasyon sözcü¤üyle yarat›c›l›k, farkl›l›k, hoflgörü sözcüklerinin bir arada an›lmas› da rastlant› de¤il. Bugün Google’da “tolerance-innovation” diye arad›n›z m› 2.4 milyon at›f ç›k›yor. “Yarat›c›l›k/Creativity-innovation” dediniz mi 60 milyon! “Farkl›l›k/Di-


versity-innovation” dediniz mi 16.4 milyon. Bu kavramlar›n birbiriyle anlam kazanmas›ndan öte bir boyut daha var: Bilgiden bilgi üretme ve bunu, yeni bilgi üretmede kullanma. Amerikan Bilimler Akademisi’nin 2007’ye kadar Mühendislik Bilimleri Birimi Baflkanl›¤›n› yapan Prof. William Wulf’un flu saptamas› dikkate de¤er: “Yabanc› ülkelerde do¤mufl araflt›rmac›lar, ABD’nin güvenli¤i ve esenli¤inin anahtar›d›r.” (1) Çünkü: • Halen ABD üniversitelerinin sadece mühendislik fakültelerindeki ö¤retim üyelerinin dörtte biri yabanc› ülke do¤umludur. • 1990-2004 aras›nda ABD ad›na Nobel alm›fl bilim adamlar›n›n üçte biri yabanc› ülke do¤umludur. Prof Wulf, devamla flöyle diyor: “50 y›l önce, ülkemizin en önemli bilim adamlar› Avrupa’dan gelmiflti. Einstein, Fermi, Teller en çok tan›nan isimler. Onlar olmasayd› atom bombas›n› yapamazd›k. Von Braun olmasayd› aya gidemezdik. Von Neumann olmasayd› ülkemiz bilgi ve iletiflim teknolojilerinde lider olamazd›. Bugün de ayn› fley söz konusudur: Hindistan do¤umlu Praveen Chaudhari, Brookhaven Ulusal Laboratuvar›’n›n bafl›nda. Nobel ödüllü Chen Nin Yang, Çinlidir. Cezayirli Elias Zerhouni, Ulusal Sa¤l›k Akademisi’nin bafl›ndad›r.” ABD bir göçmen kültürü Prof. Wulf bu konuflmay› 2006’da yapt›¤› için, Çin as›ll› Nobel ödülü sahibi Prof. Steven Chu’nun, ABD’nin ilk siyah cumhurbaflkan› taraf›ndan 2009’da Enerji Bakanl›¤›’na atanaca¤›n› tahmin edemezdi. Yine, Derek Kundra adl› Hintlinin, ailesiyle 11 yafl›nda Hindistan’dan Amerika’ya göç ederek, 22 y›l sonra Baflkan Obama’ya do¤rudan sorumlu “Federal Chief Information Officer” olarak atanaca¤›n› da tahmin edemezdi. Benzer bir öyküyle, yine bir baflka Hint as›ll› 37 yafl›ndaki Ameesh Chopra’n›n, ülkenin ilk inovasyon, teknoloji, bilim siyaseti bakan› olarak “Chief Technology Officer”i atanaca¤›n› da...

Ad› geçenlerin hepsi en üst düzeyde görev alm›fl yabanc› as›ll› Amerikal›lar. Bir de yabanc› ülke do¤umlu, ad› “olmayan” doktora ve doktora-sonras› ö¤renciler, araflt›rmac›lar, giriflimciler var. Bunlar› say›lar› milyonlar› buluyor. Sadece Silikon Vadisi’nde çal›flanlar›n yüzde 55’i göçmen. Amerikan kültürü, esasen bir göçmenlik kültürü... Çok farkl› ülke, din, dil, ›rk, kültürden gelen milyonlarca insan›n bilgi ve becerisini kullanan bir karma kültür. Bunun sayesinde, yenilik-inovasyon için gereken elefltirel farkl› düflünme, ayk›r› düflünme, hoflgörü, denemeyan›lmadan korkmama gibi özellikler, ABD’nin 20. Yüzy›l’›n bafl›ndan itibaren dünyada egemen olmaya bafllamas›n›n anahtar›. Bu öncü özelli¤ini 21. Yüzy›l’da da sürdürmesi, ABD için yaflamsal önemde. Bunu fark eden Amerikan Bilimler Akademisi, 2007 y›l›nda, Amerikan bilim ve teknoloji camias›nda yo¤un tart›flma yaratan bir rapor yay›nlad›: “Yaklaflmakta Olan F›rt›nan›n Üzerine Ç›kmak.” (2) Yaklaflmakta olan f›rt›na, Amerika’n›n rekabetçi özelliklerini kaybetme olas›l›¤›... 564 sayfal›k rapor özetle flöyle diyor: “ABD, dünyan›n neresinden gelirse gelsin en zeki insanlara ihtiyaç duymaktad›r. E¤er bunlar, dünyan›n baflka yerinde de¤il de Amerika’da yaflayacak olurlarsa ABD, baflka yerlere göre daha müreffeh olacakt›r. Tarih, bunun böyle oldu¤unu defalarca göstermifltir.” Bütün bunlar›n olabilmesi, biraz evvel yukarda iflaret etti¤im hoflgörü, farkl›l›¤› olumlu bir özellik sayma gibi özellikleri önemsemeyle mümkün. Ne dersiniz?... “Kar› gibi gülme” diye bir kalemde hem kad›n› hem kahkahay› (mizah›, hoflgörüyü) afla¤›layan bir deyimi yaratabilen bir toplumda, yarat›c›l›¤› ortaya ç›karmak çok güzel ve anlaml› bir yolculuk olmaz m›? Son bir detay... “Mizah/Humour-Innovation”u da Google’da birlikte arad›¤›n›z zaman 2.2 milyon at›f ç›k›yor.

Kaynaklar: 1- Foreign-born researchers are key to US prosperity and security. Prof. William A. Wulf’un Amerikan Bilimler Akademisi (US National Academies) Mühendislik Bilimleri Akademisi (National Academy of Engineering) Baflkan› s›fat›yla yapt›¤› konuflman›n metni için “The National Academies InFocus” dergisine bak›n›z: www.infocusmagazine.org/6.1/president.html 2- Rising Above the Gathering Storm. Energizing and Employing America for a Brighter Economic Future. The National Academies Press (2007)

5


Ay›n Sorusu

Yarat›c›l›k ve inovasyon konusunda farkl› düflüncelere ne kadar hoflgörülü davran›yoruz? fiirketler önerilere aç›k olmal› Hay Group Türkiye’nin “En Be¤enilen fiirketler Araflt›rmas›” sonuçlar›na göre yenilikçi flirketlerin yüzde 81'inin, flirketin hangi alanlarda yeni fikirler ve yaklafl›mlar gelifltirece¤ini aç›kça dile getiren bir vizyonu oldu¤u görülüyor. Yenilikçi flirketlerin, çal›flanlar› ve yöneticilerini, güçlü olunan konularda yenilik getirmek için aktif olarak teflvik etti¤ini, bu oran›n di¤er flirketlerde daha düflük oldu¤u belirlendi. Firmalar olarak, insan kayna¤›m›zdan ald›¤›m›z gücü, çal›flanlar›m›za sa¤lad›¤›m›z aç›k iletiflim ortam› ile desteklemeliyiz. Farkl› düflüncelere verilen önem ve de¤eri ‹K olarak çal›flanlar›m›za hissettirdi¤i-

miz sürece, çal›flanlar yarat›c›, fark yaratabilecek düflünce ve önerilerini daha rahat paylaflabilir. fiirket olarak fark yaratmam›z çal›flanlar›m›z›n deste¤i ile çok daha sa¤lam temeller üzerine kurulabilir. fiirketlerde yenilikçi fikirlerin desteklendi¤ini göstermek için üst yönetim düzeyinde yenilikçi ve yarat›c› fikirler somut olarak desteklenmeli, bu fikirlerin iletilebilece¤i ortamlar oluflturulmal›. Bu do¤rultuda en yayg›n olarak kullan›lan yöntem çal›flan öneri sistemleri. Öneri sistemleri ile tüm çal›flanlar›n flirket genelinde çeflitli konularda önerilerde bulunmas› gerekti¤ine inan›yoruz.

Türkiye Personel Yönetimi Derne¤i (PERYÖN) Yönetim Kurulu Baflkan› Yi¤it O¤uz Duman

Tek hakl› dava bizimki de¤il

Sabanc› Üniversitesi ‹stanbul Politikalar› Merkezi E¤itim Reformu Giriflimi (ERG) Baflkan› Üstün Ergüder

06

E¤itim sistemimiz yarat›c› ve sorgulay›c› fikirleri teflvik etmiyor. E¤itim sistemimizde içsellefltirilmifl, yerleflmifl bir “otoriteye sayg›” duygusu var. Kültürümüz zaten belli do¤rular üzerine kurulu. Bunun de¤iflmesi laz›m. Bu hoflgörüyü de önler, inovasyonu da önler. Kabul edilmifl bir tak›m do¤rular›n d›fl›na ç›kmay› sevmedi¤iniz zaman hoflgörü de, inovasyon da olmuyor. Üniversite ortam›nda bile benzer bir düzen var ama üniversiteler bu tür kal›plar›n afl›lmas› ve yeni düflüncelerin üretilmesi gereken yerler. E¤itim sistemimizle üniversiteye gelen zihni-

yet de bunu zorlaflt›r›yor. Ancak bu e¤itim sistemini de flekillendiren toplumun kendisi. O da kültürel yaklafl›mdan etkileniyor. Türkiye’de bir laf vard›r “Hakl› davam›z” deriz. Oysa baflkalar›n›n da “hakl› davalar›”n›n olabilece¤ini düflünmemiz laz›m. Biz do¤rular› büyük harflerle yazmay› seviyoruz. Sadece bizim do¤rumuzun do¤ru oldu¤una inan›yoruz. Ama baflkalar›n›n da do¤rular› var! O nedenle do¤rular›m›z› küçük harflerle yazmakta fayda var. Zaten do¤ru dedi¤imiz konularda da bilgisiziz. Mesela ermeni meselesi e¤itim sisteminde ö¤retilmiyor.


Dünyadan Haberler

Afrika kurakl›kla karfl› karfl›ya

A

Afrika’y› zor günler bekliyor. Gana'da bulunan Bosumtwi Gölü zemininde tortular›n incelenmesi ile Afrika K›tas›'n› önümüzdeki dönemde uzun y›llar sürecek çok büyük bir kurakl›¤›n bekledi¤ini ortaya

koydu. Göl dibindeki tortulardan, k›tan›n son 3 bin y›ll›k iklim düzeni incelenebiliyor. Bu da yaklafl›k 500 y›ll›k döngülerle, k›tada çok büyük kurakl›k döngülerinin yafland›¤›n› gösteriyor. Araflt›rmalar sonucunda ortaya ç›kan bulgular, daha önceki son büyük kurakl›¤›n 1400’lü y›llarda yaflanm›fl oldu¤unu gösteriyor. Araflt›rmac›lar, beklenen kurakl›¤›n, 1970’lerde yaflanan ve en az 100 bin kiflinin ölümüne neden olan Sahel kurakl›¤›ndan çok daha büyük olaca¤›n›, onlarca y›l sürece¤ini ve insan nedenli küresel ›s›nman›n, kurakl›¤›n sonuçlar›n› artt›raca¤›n› belirtiyor.

E-devlet için yeni yaz›l›m

Araflt›rmac›lar Prag’da toplan›yor

Çek Cumhuriyeti’nin baflkenti Prag, araflt›rmac›lar›n kaç›rmamas› gereken bir konferansa ev sahipli¤i yap›yor. 7-8 May›s 2009’da gerçeklefltirilecek “Araflt›rma Ba¤lant› 2009 Konferans›” 2 gün sürecek. Konferansta giriflimciler, bilim insanlar› ve baflar›l› projelerde tecrübe kazanm›fl araflt›rmac›lar bir araya gelecek. Böylece 7. Çerçeve Program›’ndan ve farkl› AB fonlar›ndan faydalanmak üzere proje yapmak isteyenler kendilerine uygun ortaklar bulma flans› yakalayacaklar.

Farkl›l›klarla inovasyon

6

6. Çerçeve Program› kapsam›nda fonlanan Access-eGov (Access to e-Government Services Employing Semantic Technologies) projesi kapsam›nda üretilen yeni bir yaz›l›m e-devlet hizmetlerine ulafl›m› kolaylaflt›r›yor. Yaz›l›m, kullanmak isteyenler için bedava hizmete sunuluyor. Geçti¤imiz aylarda tamamlanan projenin amac›, sivil vatandafllar›n, kamu yönetimine daha fazla dahil olmas›n› ve

8

geleneksel kamu hizmetlerini internet ortam›ndan alabilmelerini sa¤lamak. Evlenmek, ev almak, flirket kurmak gibi uygulamalarda yap›lmas› gereken ifllemleri kolaylaflt›ran yaz›l›m, tüm kamu ve özel kurumlar›n hizmetinde. 2006’da bafllayan Access-eGov projesinin bütçesi 2 milyon Euro’dan fazlayd›. Yaz›l›ma ücretsiz olarak ulaflmak isteyenler www.accessegov.org adresini ziyaret edebiliyorlar.

Avrupa’da inovasyon yönetim uzman› olarak tan›nan Susanne Justesen’in düzenledi¤i Farkl›l›k ile ‹novasyon konferans› (Innovation with Diversity) bu y›l 16-17 Haziran 2009’da Danimarka'n›n Baflkenti Kopenhag’da gerçekleflecek. Özellikle flirketlere yönelik olarak yap›lacak konferanslarda farkl›l›klar›n nas›l yönetilece¤i ve bunun nas›l bir inovasyon arac› olabilece¤i anlat›lacak.


Türkiye’den Haberler

Sabanc›’da konferans Sabanc› Üniversitesi, KOSGEB TEKMER, KOSGEB IMES ve ‹stanbul Sanayi Odas› Konsorsiyumu taraf›ndan “Sanayide Fikri Mülkiyet Haklar›n›n ve Teknoloji Transferinin Önemi” konulu bir seminer düzenlenecek. Marmara Bölgesi’nde yürütülmekte olan “Avrupa ‹flletmeler A¤› – ‹stanbul” projesi kapsam›nda yap›lacak konferans, 8 May›s 2009 tarihinde, Sabanc› Üniversitesi Orhanl› Tuzla kampusunda gerçekleflecek.

Bluetooth'lu operatör telefon Karel Bluetooth’lu operatör telefon gelifltirdi. ST30 telefon seti, Bluetooth özelli¤i sayesinde, Bluetooth destekli bir GSM telefonla efllefltirilebiliyor. GSM üzerinden gelen ça¤r›s›na ST30 telefon seti üzerinden cevap verme imkan› tan›yan telefon, GSM aramalar›n› ST30 üzerinden gerçeklefltirebildi¤i için, GSM telefonlar›n›n neden oldu¤u sa¤l›k riskleri de en aza indirgeniyor.

OKI garantisi uzad› OKI Printing Solutions, yaz›c›, faks ve çok fonksiyonlu (MFP) ürünlerinde garanti süresini 2 y›ldan 3 y›la ç›kartt›. Garanti süresini 3 y›la uzatmak isteyen OKI kullan›c›lar›n›n, www.oki.com.tr internet adresi üzerinden kay›t yapt›rabiliyor.

7. ÇP için ‹zmir’de e¤itim

A

AB 7. Çerçeve Program› (7. ÇP) G›da, Tar›m, Bal›kç›l›k ve Biyoteknoloji alan›nda TÜB‹TAK taraf›ndan yürütülen BIO-NET projesi kapsam›nda 78 May›s 2009’da ‹zmir’de bir e¤itim düzenlenecek. ‹lgili alanda faaliyet gösteren KOB‹’lere yönelik e¤itim Ege Üniversitesi Bilim -Teknoloji Uygulama ve Araflt›rma Merkezi’nde (EB‹LTEM) gerçeklefltirilecek. Etkinlik

kapsam›nda 7. ÇP, ilgili programa kat›l›m koflullar›, özellikle KOB‹’ler için kat›l›m›n sa¤lad›¤› yararlar ve projelere nas›l ortak olunabilece¤i ile ilgili sunumlar yer alacak. KOB‹ baflar› hikayelerine de yer verilecek olan etkinlik dahilinde proje fikri gelifltirme, etkin biçimde proje teklifi haz›rlama ve fikri mülkiyet haklar› ile ilgili de bilgilendirmeler yap›lacak.

IBM Yaz›l›m Akademisi ödülleri verildi

I

IBM’in, gelece¤in yaz›l›mc›lar›n› yetifltirmek üzere 2008’de bafllatt›¤› “IBM Yaz›l›m Akademisi”nin finalistleri belirlendi. Geçti¤imiz ay, Bahçeflehir Üniversitesi’nde düzenlenen törende, IBM Yaz›l›m Akademisi’nde dereceye giren ilk 10 ekibin ödülleri ile e¤itimleri gerçeklefltiren kurumlar›n plaketleri verildi. Yar›flmada, ‹stanbul Teknik Üniversitesi (‹TÜ), “GSM Tabanl› Uzaktan ‹zleme ve Faturalama” projesiyle birincili¤i al›rken, Dokuz Eylül Üniversitesi ise“Ak›ll› Kiflisel Asistan” projesiyle ikincilik ve “Misyonum

– Suçun Olmad›¤› Bir fiehir” projesiyle üçüncülük ödüllerini ald›. ‹stanbul Üniversitesi ö¤rencileri ise “GSM Ayg›t› ‹çin Çokdilli SMS Gönderme Uygulamas›” projesiyle Juri Özel Ödülü’ne lay›k görüldü. Törene, Bahçeflehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Deniz Ülke Ar›bo¤an, IBM Türk Genel Müdürü Eray Yüksek ve IBM Türk Üniversite ‹liflkileri Lideri Jale Akyel de kat›ld›.

SkillSoft’un e-ö¤renme içeri¤i Türkiye’de

E

E-ö¤renme flirketlerinden birisi olan SkillSoft’un e¤itimleri Enocta-Probil iflbirli¤i ve deste¤i ile Türkiye’de hizmete sunuluyor. SkillSoft, ifl ve BT dünyas› profesyonellerinin geliflimine yönelik, ça¤dafl e¤itim yöntemleri ve teknoloji-

leri ile desteklenen 6 bin e¤itim, 23 bin dijital içeri¤e sahip. E-ö¤renme içerikleri, kriz döneminde maliyetlerini dengelemek amac› tafl›yan kurum ve kiflilere, e¤itimin kalitesini düflürmeksiniz tasarruf etme olana¤› sa¤l›yor. 9


Özel Haber - Gülizar Büyükkara

Hoflgörü do¤al kayna¤›m›z, yeter ki ifllemesini bilelim Mevlana’y› bugüne kadar al›fl›lmayan bir aç›dan ele ald›, Mevlana, hoflgörü ve inovasyon aras›ndaki iliflkiye ›fl›k tutmaya çal›flt›. “Hoflgörü bizim topraklar›m›z›n do¤al bir kayna¤›” diyen Intekno fiirketler Toplulu¤u Yönetim Kurulu Baflkan› Halil Kulluk “Hoflgörü ve ‹novasyon” isimli sunumuyla uzun y›llard›r yurtiçinde ve yurtd›fl›nda verdi¤i konferanslarla bu konuyu anlatmaya çal›fl›yor.

H

Hoflgörü deyince yüzy›llard›r “Gel ne olursan ol yine gel” diyen Mevlana gelir akla, Mevlana deyince de hoflgörü. Peki ya inovasyon deyince akla Mevlana’n›n gelebilir mi? Evet, inovasyon hoflgörü ortam›nda yefleren bir çiçek, Mevlana da inovasyonu teflvik eden bir düflünür. Sadece “Ne olursan ol yine gel” diyen cümlesiyle de¤il, pek çok flii-

riyle, hikayesiyle, ö¤üdüyle, Mevlana inovasyonu ve giriflimcili¤i destekliyor. Bu önemli tespitlerin sahibi Intekno fiirketler Toplulu¤u Yönetim Kurulu Baflkan› Halil Kulluk, y›llard›r bunu Türkiye’de pek çok kifliye anlatarak bu topraklar›n do¤al kayna¤› olan hoflgörünün, inovasyon için uygun bir ortam haz›rlad›¤›n› söylüyor. Kulluk’un inovasyonla bafllay›p Mevlana ve hoflgörü kavram› ile devam eden maceras› üniversite y›llar›na kadar uzan›yor. Mevlana kültürü onun köklerinde var. Konyal› bir ailenin çocu¤u olarak ‹stanbul’da Niflantafl›’nda büyüyen Kulluk, liseden sonra ‹ngiltere’de Nottingham Üniversitesi’nde Üretim Mühendisli¤i ve Yönetim Bilimleri Bölümü’nde lisans e¤itimini al›yor. Ard›ndan ABD’de Carnegie

Mellon Üniversitesi Makine Mühendisli¤i Bölümünde yüksek lisans e¤itimini tamamlayan Kulluk daha sonra Robotik Enstitüsü’nde araflt›rma mühendisi olarak çal›fl›yor. Burada kendi araflt›rma merkezini kuruyor ve ‹malat Bilimleri, Endüstriyel Otomasyon, Robotik ve Yapay Zeka konular›nda ders vermeye bafll›yor. Zaman içinde Robotik Enstitüsü bünyesinde kurdu¤u ‹malat ve Mühendislik Teknolojileri Merkezi’nde üniversite sanayi iflbirli¤i, teknoloji transferi ve inovasyonla u¤rafl›rken, Intekno firmas›n›n da temellerini at›yor. Kulluk, ayn› zamanda ABD’de Mevlana’y› da daha yak›ndan tan›maya bafll›yor. ABD’lilerin Mevlana’ya olan ilgisi ve bu konuda yap›lan araflt›rmalar ve yaz›lan kitaplar›n çoklu¤u Kulluk’un ilgisini daha da art›r›yor. Hoflgörü güçlü bir kavram 80’li y›llarda Intekno ile Türkiye’de ilk iflini yapt›¤› zaman inovasyon konular›n›n Türkiye için çok erken oldu¤una karar veren Kulluk, bu durumu “Toprak ve tohum vard› ama henüz su yoktu” diye anlat›yor. 2005’te bu ko-

12


nuya merakl› öncü insanlar›n kurdu¤u Ulusal ‹novasyon Giriflimi (U‹G) toplant›lar›na ça¤r›ld›¤› zaman çok memnun oluyor çünkü bu toplant›lardan sonra Türkiye’de inovasyon çok daha s›k ele al›nan bir konu haline geliyor. Kulluk’a göre bu konunun gündeme gelmesi toprak ve tohumun su ile buluflmas› gibi verimli oluyor. Kulluk, inovasyonun var olabilmesi için hoflgörünün ne kadar önemli oldu¤unu y›llar öncesinden anlam›fl ve bu konuya kafa yormufl. “Hoflgörü bana göre çok güçlü bir kavram. ‹ngilizcede tam karfl›l›¤› yok” diyen Kulluk “Tolerance” kelimesinin hoflgörüye göre daha farkl› bir kavram oldu¤unu, Tolerance’›n karfl› taraf› küçümseyen ve sadece hatalar› affeden ancak karfl›s›ndakini çok da benimseme-

yen bir yaklafl›m içerdi¤ini söylüyor. Hoflgörü ona çok daha gönülden gelen bir kavram. Bu nedenle de “Hoflgörü ve ‹novasyon” kavram›n› anlatan sunumlar›n› yabanc› dilde yapt›¤› zaman bile “Hoflgörü” kelimesini Türkçe kullanmaya özen gösteriyor.

¤u Finlandiya’n›n hoflgörü ortam› ile teknolojik geliflme aras›ndaki iliflkiye en iyi örnek oldu¤unu ve orada inovasyonun bir devlet politikas› olarak yürütüldü¤ünü ifade ediyor.

Bir toplumum geliflmesi için “Teknoloji, Yetenek ve Hoflgörü” kavramlar›n›n önemini ortaya atan Toronto Üniversitesi ‹flletme Profesörü Richard Florida ilk sunumlar›n› Kulluk’un da çal›flt›¤› Robotik Enstitüsü’nde yapm›fl. Mühendisler inovasyonun teknik k›sm›na kafa yorarken, Florida ifli daha sosyal yönüyle ele alm›fl. O zamanlardan beri hoflgörü kavram›na özel bir önem gösteren Kulluk DE‹K Türk - Finlandiya ‹fl Konseyi Baflkan› olarak çeflitli çal›flmalarda bulundu-

Bu arada inovasyon kavram›n›n da Türkçelefltirilmesi gerekti¤ini söyleyen Kulluk, “inovasyon” kelimesi yerine “yenilik, ifl ve flimdi” kelimelerinin birlefltirilmesinden oluflan “yeniflim” kelimesini türetmifl. Kulluk, inovasyon kelimesinin kökeninde “now” yani, “flimdi” anlam›n›n da oldu¤unu, bunun da giriflimcili¤i ve flimdinin gücünü iflaret etti¤ini söylüyor.

‹novasyon yerine “y e n i fl i m”

“Bu anlam beni çok etkiledi. Olay›n içinde ‘yeni var, flimdi var, ifl var’ dedik ve böylece 13


Özel Haber

‘yeniflim’ kelimesini ürettik. Herhangi bir flekilde ortaya at›lm›fl bir kelime de¤il bu” diyen Kulluk’a göre kelimeler düflünce ve davran›fl aras›ndaki köprüleri ifade ediyor. Bu nedenle kelimelerin çok iyi kavranmas› gerekiyor. Kelimeler iyi kavrand›¤› zaman davran›fl ve düflünceler daha uyumlu oluyor. Frans›zca ve ‹ngilizcesi çok iyi olan ve yabanc› dille bir problemi olmad›¤›n› söyleyen Kulluk, bu hassasiyetinin nedenini de Hindistan’›n efsanevi lideri Mamatha Gandhi’nin sözleri ile aç›kl›yor. Söylediklerinize dikkat edin; düflünceleriniz olur. Düflüncelerinize dikkat edin; duygular›n›z olur. Duygular›n›za dikkat edin; davran›fllar›n›z olur. Davran›fllar›n›za dikkat edin; al›flkanl›klar›n›z olur. Al›flkanl›klar›n›za dikkat edin; de¤erleriniz olur. De¤erlerinize dikkat edin; karakteriniz olur. Karakterinize dikkat edin; yazg›n›z olur. 14

“Düflünce ile davran›fl aras›nda çok önemli bir köprü var, bu köprü kelimeler ve alg›lar›m›z› yönlendiriyorlar bu nedenle kelimelerde çok büyük bir güç gizli” diyen Kulluk’un bu hassasiyetinin nedeni kelimelerin alg›lamay› çok etkiledi¤ine ve alg›lar›n bireylerin kiflili¤ini oluflturdu¤una inanmas›. Ona göre

yabanc› kelime tam manas›yla kavranamad›¤› zaman düflünce ve davran›fl aras›ndaki köprü sa¤lam olmuyor ve beklenen davran›fl sergilenemiyor. Kulluk, inovasyon için Richard Florida’n›n bahsetti¤i teknoloji, yetenek ve hoflgörü faktörlerinden ikisine Türkiye olarak zaten sahip oldu¤umuzu söylüyor. Teknolojimiz henüz dünya standartlar›nda olmasa da gelifliyor ve transfer ediliyor. Yetenek ise Türk insan›nda bol miktarda mevcut. Bunu özellikle yurtd›fl›na gitti¤inde daha iyi anlad›¤›n› söyleyen Kulluk’a göre Türk insan› yöneticisi, mühendisi, giriflimcisi ile ne kadar yetenekli oldu¤unu dünyaya çoktan kan›tlad›. Hoflgörü ise bu topraklarda yüzy›llard›r var olmufl ve yaflat›lm›fl bir kavram. Do¤al bir kaynak gibi ancak iflletilmesi ve kullan›lmas› gerekiyor. Öyle ki hoflgörüyü Türk halk› kadar yaflayan ve hissettiren baflka bir millet yok. Yani asl›nda hoflgörü bizim do¤al kayna¤›-


Pek ço¤umuzun son iki sat›r›n› çok iyi bildi¤i afla¤›daki fliiri Mevlana’n›n bu konuda ifade etti¤i düflüncelerine iyi bir örnek. Her gün bir yere konmak ne güzel, Bulanmadan, donmadan akmak ne hofl, Dün, dünle beraber gitti canca¤›z›m, Ne kadar söz varsa düne ait fiimdi yeni fleyler söylemek laz›m

m›z. Özellikle Mevlana, bu konuda çok önemli bir lider. Kulluk, Mevlana’y› farkl› flekilde yorumluyor. Hatta onun felsefesinden yola ç›karak inovasyon ve hoflgörü aras›ndaki ba¤› anlatan genifl bir sunum oluflturmufl. Hakk›nda yapt›¤› araflt›rmalar s›ras›nda Mevlana’n›n inovasyon ve giriflimcilikle ilgili çok dikkat çekici fikirleri oldu¤unu gören Kulluk, sunumlar›nda s›k s›k Mevlana’n›n ilgili fliir, söz ve hikayelerini kullan›yor. Ayr›ca ud ve kanun ile yap›lan Mevlevi müzi¤i ile sunumlar›n› renklendirerek dinleyicilerin dikkatinin da¤›lmas›n› önlüyor. Bir toplum “Neden olmas›n” diye sorabilmeli Kulluk, Mevlana’n›n Türkiye’de çok iyi tan›nmad›¤›n›, ancak ABD’de çok ilgi gördü¤ünü söylüyor. Ona göre Mevlana da do¤al bir kaynak gibi, ancak burada kullan›lam›yor ama yurtd›fl›na ihraç edilip iflleniyor ve düflünceler kullan›labilir hale getiriliyor.

Kulluk, “Bugüne kadar var olan belli kafa yap›s›n›n ve kal›plar›n d›fl›nda olmam›z gerekiyor” diyor. De¤iflmek için en temel unsuru “neden” sorusu sorabilen bireylerin oldu¤u demokratik bir toplum oluflturmak fleklinde aç›kl›yor. Yenilikçi bir toplum için her bireyin “neden” sorusunu sorabilmesi ve bu soruya her zaman cevap bulabilmesi gerekiyor. Bu, demokrasilerin temelini oluflturuyor. ‹lerleme bir sonraki aflamada kendili¤inden geliyor. Kulluk “Yetifltirilme tarz›m›za bakarsan›z e¤er ‘neden’ sorusunu soran azarlan›r. ‘Neden olmas›n’ sorusu-

nu ise hiç soramazs›n›z. Çünkü daha nedeni aflamam›fl›z. Onun için çocuklar›n sordu¤u her soruya cevap vermeli ve daha önemlisi ‘neden olmas›n’ ortam›na yönlendirmeliyiz” diyor. Yine burada yenilikçi ve giriflimcili¤i Mevlana’n›n bir fliiri ile anlat›yor ve parantez içindeki kelimelerle fliirin içindeki mesajlar› dile getiriyor: • Bahar büyüme zaman›d›r (Zamanlama) • Büyümek istiyor musunuz? (‹stek) • Özgürlük geliflmek isteyenler içindir (Sürekli de¤iflim) • Ifl›¤› yans›tana dek ruhunun aynas›n› temizle (Yenilenme) • Al›fl›lagelmifl fikirleri kullanma (Yarat›c›l›k) • Kendin için bil (Bilgi ve deneyim) • Gölgeleri izleme (“Ben de”ci olmamak – Taklitçikten uzak durmak) • Gizemi kucakla (Risk almak) • Sadece sürahiye hayran olma iç o suyu (Yapmak) • Yar›n› bekleme (Harekete geçmek - hemen) • “fiimdi” her fleydir (Uygulaman›n özü) • Dönüflüm ›rma¤›na dal (Uyumlu de¤iflim) • Ve okyanusa yüz (Yeniflim ve Giriflim)

Hoflgörü enstitüleri kurmal›y›z “Hoflgörü bizim do¤al kayna¤›m›z, ancak onu ortaya ç›karmak için e¤itim gerekiyor” diyen Halil Kulluk, anaokulunda bafllay›p, üniversiteye hatta çal›flma ortamlar›na kadar hoflgörü e¤itimini yans›tmak gerekti¤ini söylüyor. Hoflgörüyü incelemek için ‘Hoflgörü Enstitüleri’ kurulmas› gerekti¤ini vurgulayan Kulluk flöyle devam ediyor: “Bu do¤al kayna¤› ortaya ç›karman›n en iyi yolu enstitü kurmak olabilir. Bu enstitü, do¤al kayna¤› inceler, onun özelliklerini araflt›r›r ve onun uygulamas›n› yapar. Ancak burada hem devletin hem özel sektörün hem akademinin katk›s›n›n olmas› gerekiyor. Hoflgörü ortam› sayesinde geliflen inovasyon refah seviyemizi de yükseltir. Ben hoflgörü ve yeniflime çok önem veriyorum ve Türkiye için çok önemli oldu¤una inan›yorum. Çünkü giriflimcimiz ve yetene¤imiz zaten var ama yeni fikirler laz›m. Bu da ancak hoflgörü ortam› içinde gençleri destekleyerek olabilir.” 15


Görüfl

Semih Akçomak

Türkiye uçlardan kurtulabilir mi? De¤erler sisteminin de¤iflmesindeki etkilerinden dolay› e¤itim ve özellikle hukuk sistemi büyük önem tafl›yor. Türkiye’de, flu anda, böyle kapsaml› bir de¤iflime dayanak olabilecek siyasi irade ve toplumsal bilinç maalesef mevcut de¤il.

S

Sosyal yap› ile inovasyon aras›nda nas›l bir iliflki vard›r? Pek ço¤umuza basit gibi görünen bu soruya cevap vermek asl›nda çok da kolay de¤il. Sosyal yap› pek çok do¤rudan ve dolayl› mekanizma vas›tas›yla inovasyonu etkileyebilir. Örne¤in, sosyal yap› (ya da kültür) hukuk kurumu ya da e¤itim kurumu vas›tas›yla inovasyonu etkileyebilir. Hukuksal yap› ve e¤itim, inovasyon ile do¤rudan iliflkilidir. Örne¤in, fikri mülkiyet ve e¤itim kalitesinin (özellikle geliflmifl ülkelerde) inovasyonu art›rd›¤›n› gösteren pek çok uygulamal› çal›flma mevcut. Peki bu ülkelerde e¤itim ve hukuk kurumunun geliflmifl olmas›n›n nedeni nedir? Sosyal yap› (ya da günümüzdeki moda tabiriyle sosyal sermaye) hem inovasyonu hem de geliflmiflli¤i ayn› anda aç›klayabilir mi? Afla¤›daki flekil sosyal yap›n›n baz› etmenlerini inovasyon ile iliflkilendiriyor. Sonuç çarp›c› ve bir o kadar da düflündürücü: Yenili¤e aç›k ve geleneksel yap›n›n etkili olmad›¤› toplumlar daha fazla inovasyon faaliyetinde bulunuyor. Grafikte esas üzerinde durmam›z gereken husus yaz›ma bafll›¤›n› da veren Türkiye’nin konumu. Türkiye neden dört flekilde de grafi¤in uçlar›nda (daha do¤rusuyla yanl›fl ucunda) yer buluyor. Türkiye’nin uçlardan kurtulmas› ne kadar mümkün? Mümkünse ne kadar zaman al›r?

Son y›llarda yap›lan çal›flmalarda inovasyonun sosyal boyutu ön plana ç›kmaya bafllad›. Kifliler aras› genel güven, yenili¤e aç›kl›k, hoflgörü, geleneksel yap›ya direnç gibi kültür ve sosyal yap›n›n (ya da sosyal sermayenin) pek çok etmeni inovasyonu do¤rudan ya da e¤itim ve hukuk gibi kurumlar üzerindeki etkileri vas›tas›yla dolayl› olarak etkileyebilir. 16

Geleneksel yap› yenili¤e direniyor

Grafikteki flekillerde sosyal yap›ya gösterge teflkil eden dört etmeni, Ar-Ge harcamalar›n›n GSY‹H’ye oran›yla iliflkilendirdim. Hem inovasyon, hem de sosyal yap› göstergelerini çeflitlendirmek mümkün. Sonuçta afla¤›dakinden çok da farkl› olmayan bir resim ortaya ç›k›yor. Gazete okuma oran›, genel güven endeksi ve yenili¤e aç›kl›k endeksi, Ar-Ge harcamalar› ile do¤rudan iliflkili. Bu de¤iflkenlerde di¤er ülkelere oranla daha iyi performans sergileyen ülkelerin, Ar-Ge harcamlar›n›n da ayn› oranda yüksek oldu¤unu görüyoruz. Sol alt flekildeyse geleneksel yap›n›n önemli oldu¤u toplumlarda Ar-Ge harcamalar›n›n göreceli olarak düflük oldu¤u görülüyor. Bu, geleneksel yap›n›n yenili¤e direnci fleklinde daha genel bir biçimde de yorumlanabilir. Hatta toplumlar›, yukar›dakilere benzer göstergeler ›fl›¤›nda, inovosyona yatk›n ve yatk›n olmayan toplumlar fleklinde s›n›fland›rmak bile mümkün. Önceden vurgulad›¤›m gibi, sosyal yap› (kültür), kurumsal yap› ve inovasyon (ve ekonomik geliflmifllik) üçgeni üzerine çok ilginç akademik çal›flmalar yap›l›yor. Bu konuya toplumsal ilginin artmas›nda akademik çal›flmalar› daha yal›n ve basit bir dille sunarak iflleyen Toronto Üniversitesi ‹flletme Bölümü Profesörü Richard Florida’n›n etkisi de yads›namaz. Konuya ilgi duyanlar Richard Florida’n›n yarat›c› s›n›f üzerine üçlemesini okuyabilirler (The Rise of the Creative Class, The Flight of the Creative Class ve City and the Creative Class).


Sosyal de¤iflkenler daha yavafl de¤iflirler

2. Kurumsal sistemi de¤ifltiren politikalar.

Sorumuza geri dönelim: Türkiye’nin grafi¤in yanl›fl ucundan do¤ru ucuna yönelmesi ne kadar mümkün? Mümkünse ne kadar zaman al›r? Sosyal de¤iflkenler, ekonomik de¤iflkenlere oranla çok daha yavafl de¤iflirler. Yeni kurumsal iktisad›n en önemli temsilcilerinden Oliver Williamson kurumlar›n de¤iflim sürecini irdelerken, kurumlar›n kültüre oranla çok daha çabuk de¤iflti¤ini savunur (10 y›ll›k süreçlere karfl›n 100 y›ll›k süreçler). Peki sosyal yap›y› oluflturan de¤erler sistemi bu kadar yavafl de¤ifliyorsa, grafi¤in güney bat› köflesinden kuzey do¤u köflesine gitmek ne kadar mümkün? Siyasi iktidarlar bu de¤iflimin h›z›n› bir ölçüde etkileyebilirler. Devlet politikas› do¤ru tasarland›¤› takdirde düflük sosyal sermaye-düflük inovasyon kilitlenmesine çare olabilir. Bunun için iki ana politika arac› vard›r: 1. Temel ve yüksek e¤itim sisteminin yap›s›, kalitesi ve di¤er kurumlarla uyumunu etkileyen politikalar

De¤erler sisteminin de¤iflmesindeki etkilerinden dolay› e¤itim ve özellikle hukuk sistemi büyük önem tafl›yor. ‹flte bu nedenle, ister demokrasi isterse otokrasi yoluyla iktidara gelen her politik güç, e¤itim ve hukuk kurumunu kontrol etmek ve amaçlar› do¤rultusunda de¤ifltirmek ister. Grafi¤in bir ucundan di¤er ucuna gitmek oldukça zor ve zaman alan bir de¤iflim gerektiriyor. Bu de¤iflim, toplumun büyük kesimi ve siyasi irade taraf›ndan ne kadar desteklenirse o kadar h›zl› olur. De¤erler sistemi taraf›ndan oluflturulan altyap› deste¤inden yoksun ekonomik ve teknolojik geliflmenin sürdürülebilir olmad›¤›n› düflünüyorum. Türkiye’de, flu anda, böyle kapsaml› bir de¤iflime dayanak olabilecek siyasi irade ve toplumsal bilinç maalesef mevcut de¤il. Bu yüzden bu konuda karamsar bir tav›r tak›n›yorum. Ancak ayn› zamanda, 20 y›l sonra bu yaz›y› tekrar okudu¤umda “Ne kadar yan›lm›fl›m” demeyi de can› gönülden istiyorum.

Veri kayna¤›: Eurpean Social Surveys, 2004 ve Eurostat. Veri kayna¤› ve de¤iflkenler hakk›ndaki daha fazla bilgi almak isteyenler bana e-postayla ulaflabilirler. s.akcomak@merit.unimaas.nl AT: Avusturya, BE: Belçika, CH: ‹sviçre, CZ: Çek Cumhuriyeti, DE: Almanya, DK: Danimarka, EE: Estonya, ES: ‹spanya, FI: Finlandiya, FR: Fransa, GR: Yunanistan, HU: Macaristan, IE: ‹rlanda, IS: ‹srail, LU: Luksemburg, NL: Hollanda, NO: Norveç, PL: Polonya, PT: Portekiz, SE: ‹sveç, SI: Slovenya, SK: Slovakya, TR: Türkiye, UK: ‹ngiltere.

17


Röportaj

Darwin’e inanmayan afl› da olmas›n Sabanc› Üniversitesi’nde, nisan ay›nda Darwin’in Do¤al Seleksiyon teorisini anlatan bir poster sergisi aç›ld›. Bu sergiden yola ç›karak Rektör Tosun Terzio¤lu ile Darwin’in bilim dünyas›na etkisini, bilim ve hoflgörü aras›ndaki iliflkiyi ve tabii ki TÜB‹TAK’ta yaflanan Darwin krizini konufltuk. Terzio¤lu, Darwin’in teorisinin bilim taraf›ndan defalarca kan›tland›¤›n› söylüyor. Ancak bilim ile dinin çat›flmas›na hiç de gerek olmad›¤›n da alt›n› çiziyor.

S

Sabanc› Üniversitesi Rektörü Tosun Terzio¤lu, önemli bir matematikçi, bilim dünyas›n›n önde gelen isimlerinden biri. 1992-1997 aras›nda TÜB‹TAK Baflkanl›¤›, 1993-1997 aras›nda NATO Bilim Komitesi Türkiye temsilcili¤i, 19961997 y›llar›nda Bilimsel ve Teknik Araflt›rma Vakf› Yönetim Kurulu Baflkanl›¤› yapt›. 1986’da TÜB‹TAK Bilim Ödülü sahibi oldu. Terzio¤lu için TÜB‹TAK Türk bilim dünyas› için çok faydal› ifller yapan önemli bir kurum. TÜB‹TAK’›n Bilim ve Teknik dergisinin Darwin konulu kapa¤›n› de¤ifltirmesinin bir hata oldu¤unu söyleyen Terzio¤lu, kurumun ad›n›n böyle bir olay nedeniyle y›prat›lmamas› gerekti¤i görüflünde. Terzio¤lu ile bilim dünyas›nda hoflgörü durumunu, Darwin’i, üniversitede açt›klar› Darwin sergisini ve TÜB‹TAK Bilim ve Teknik Dergisi’nde Darwin kapa¤›n›n de¤ifltirilmesiyle ortaya ç›kan krizi konufltuk. Neden Darwin ile ilgili bir sergi yap›yorsunuz? Darwin y›l› dolay›s›yla. Bu y›l bilim dünyas›nda 3 önemli y›ldönümü var. Bir tanesi Galileo’nun dürbünle gökyüzüne bakmas›. Di¤er önemli 2

18

olay ise Darwin hakk›nda. Birincisi do¤umun 200. y›l›. Di¤eri ise “Türlerin Kökeni” isimli kitab›n›n yaz›l›fl›n›n 150. y›l›. Bütün dünyada bir tak›m etkinliklerle kutlan›yor bu olaylar. Söz Darwin’den aç›lm›flken, Darwin’in bilim dünyas›na katk›lar› ve etkileri neler oldu? Darwin’in Do¤al Seleksiyon Teorisi, bugünkü bildi¤imiz biyolojinin ve bir anlamda sa¤l›k bilimlerinin de temel teorisi. Sa¤l›k bilimleri için Darwin’in ortaya att›¤› teorinin geliflmifl flekli de diyebiliriz. Türkiye’de hep “Sen Darwin’e mi inan›yorsun yoksa ‘Yarad›l›fl Teorisi’ne mi?” diye sorulur. Oysa ‘Yarad›l›fl’ bir teori de¤il bir inanç biçimi. Bu soru ABD’de, oldukça koyu Hristiyan olan bir grup insan taraf›ndan ortaya at›lm›flt›r. Oysa bilimsel bir teoriye inan›p inanmamak anlams›zd›r. E¤er modern biyolojiye veya evrim teorisine inanmayan varsa o zaman afl› da olmas›n. Yani bu kadar basit. Evrim teorisi olmasayd› afl› olurdu belki ama biyolojinin bu kadar geliflmesi, yaflam›n ne oldu¤unun bu kadar iyi anlafl›lmas› zor olurdu. Bu

çal›flmalarda evrim teorisinin ve do¤al seleksiyon yaklafl›m›n›n büyük pay› var. Bu teori Darwin’in ortaya koydu¤u zamanki gibi kalmad›, üzerine yeni veriler de elde edildi. TÜB‹TAK yeni bir Darwin say›s› ç›karmal› Hala “Darwin’i yalanlayan fosil bulundu” gibi yeni iddialar da ortaya at›l›yor… Bu gibi iddialarla bir flekilde ifli toplumsal çat›flmaya bo¤arak çürütmeye çal›fl›yorlar. Bu insanlar›n ne beklentisi var ben bilemiyorum. Darwin’in herhangi bir tezi tabii ki tart›fl›l›r. Zaten ‘Türlerin Seleksiyonu’ kavram› Darwin’den daha önce ortaya at›lm›flt› ama Darwin onu daha sistematik bir hale getirdi. Yapt›¤› fley ufak ufak belirmifl verileri sistematik ve bütüncül bir flekilde ortaya koymakt›. Ondan sonra da çok geliflti. Bak›n bugün bulunan fosillerin DNA’s› araflt›r›l›yor. Darwin zaman›nda DNA diye bir fley yoktu. Ama yap›lan araflt›rmalar bu teorinin tutarl› oldu¤unu defalarca kan›tl›yor. Bu teori zamanla yeni verilerle de¤iflebilir. Ama hepten çürüyecek diye bir fley yok.


TÜB‹TAK’›n Bilim ve Teknik dergisinin kapa¤› de¤ifltirildi. TÜB‹TAK’›n baflkanl›¤›n› da yapm›fl biri olarak bu olay› nas›l yorumluyorsunuz? Saçma bir durum oldu ve fevkalade saçma bir flekilde geliflti. Onlar›n kendi ifadesiyle Bilim ve Teknik’te Darwin say›s›n›n bas›lmamas› idari bir hatayd›. Ben bunu kabul ettim. fiu anda ise Türkiye’de yaflayan bir vatandafl olarak,

bilimle u¤raflan biri olarak beklentim flu: K›sa zamanda doyurucu bir Darwin say›s›n›n ç›kmas›. Ben bunu bekliyorum ve takipçisiyim. Benim gibi baflka insanlar da bunun takipçisi olmal›. “TÜB‹TAK, dergisinde Darwin say›s›n› ç›karmad›, dolay›s›yla dincilerin eline geçti” demek de TÜB‹TAK gibi kocaman bir kuruma çok ama çok büyük bir haks›zl›k olur. Bu konuda TÜB‹TAK’a karfl› tav›r almak

Sabanc› Üniversitesi’nde, nisan ay›nda Darwin’in Do¤al Seleksiyon teorisini anlatan bir poster sergisi aç›ld›.

çok yanl›fl. TÜB‹TAK elindeki proje imkanlar› bak›m›ndan çok büyük kaynaklar› olan ve uygulamalar› ile bilim dünyas›na yard›mc› olan önemli bir kurum. Baz› iflleri de çok iyi yap›yorlar. Ama burada çok büyük bir yanl›fl yapt›lar. Bu yanl›fl› tamir etmenin tek ama tek yolu da doyurucu bir Darwin say›s› ç›karmakt›r. Türkiye’de hoflgörü aç›s›ndan bilim dünyas› ne durumda? Bir bask›dan, bir hoflgörüsüzlükten söz edebilir miyiz? Yok hay›r. Ama bilim insan› da bir insand›r. Bir fizikçi makale yazarken k›l› k›rk yarar, her fleye “Do¤ru mu yorumluyorum?” diye bakar, hemen keskin sonuçlara gitmez. Ama bir vatandafl olarak politik konularda tüm verileri de¤erlendirmeden önyarg›l› bir de¤erlendirme yapabilir. Çünkü bizim medyam›z ve politikac›lar›m›z devaml› çat›flma ortam›n› besliyorlar ve bundan bir fleyler umuyorlar. Bilim insan› da insand›r ve kendini buna kapt›rabilir. Ama bilimin üzerinde bir bask› oldu¤unu söylemek çok zor. E¤itim sistemimiz ve aile yap›m›z bilim ve teknolojiyle u¤raflan bireylerin yetiflmesi konusunda ne tür bir etkiye sahip? Türkiye’de bilime merakl› baflar›l› bir sürü genç bulunuyor. Ancak flu saçma sapan düflünceden uzak durmak gerekiyor: “Bilim insan› Türkiye’de aç kal›r.” Böyle bir durum söz konusu de¤il, bu ülkede iflini iyi yapan ister bilim insan› ister baflka bir meslekten biri, asla aç kalmaz. Son y›llarda çok baflar›l› genç bilim insanlar› çok iyi 19


Röportaj

ifller ç›kar›yorlar. Türkiye’nin bilimi küreselleflti. ‹nternetin ve daha fazla bilimsel toplant› yap›lmas›n›n büyük etkisi oldu bunda. Türkiye’de bilim insanlar›n›n yurtd›fl›nda e¤itimlere ve toplant›lara kat›lmalar›n›n da katk›s› var. Bilim, 10- 20 y›l öncesindeki gibi izole de¤il. “Dünya baflka yere gidiyor, biz kendi dünyam›zday›z” diyerek kendimize ac›maya gerek yok. Bu tür serzenifller bize zarar veriyor. “ABD’de çok hoflgörülü bir ortam var, o nedenle bilim çok ileride” diye bir neden sonuç iliflkisi kuruluyor, kat›l›yor musunuz? ABD’de hoflgörü ortam› pek de ileri de¤il. Ben bunu kesinlikle kabul etmiyorum. Bundan 40 y›l önce genç bir asistan olarak ABD’ye doktora yapmaya gittim. Mesela bana o tarihte sorsalard› zenci bir erke¤in 40 y›l sonra ABD baflkan› olaca¤›na inan›rd›m ama “Ad› Barack Hussein Obama olan biri gelecek” deselerdi “Yok can›m” derdim. Ama sosyologlar ataerkil aile yap›s›n›n, çocuklar›n itaatkar olmas›n›n, sorgulay›c› ve yarat›c› düflünceye sahip bireylerin yetiflmesini olumsuz yönde etkiledi¤ini söylüyor. Japonya da çok otoriteryen, ataerkil, kuralc› bir toplum. 20

Ama bilimde çok ileri. Yani böyle bir ortam bilimi öldürüyor diyemeyiz. Yani bilimin ciddi flekilde geliflti¤i ülkelerden biri Japonya, di¤eri Rusya. Mesela Rusya’da çok otokrat olan Çarl›k Rejimi, ondan sonra Komünist Parti Rejimi var. Japonya’da da ataerkil aile yap›s›. Bunlardan ziyade bilimin teflvik edilmesi etkili oluyor. Herhangi bir bilim dal›na merakl› olan bir gencin cesaretlendirilmesi gerekiyor. Bilim ve teknoloji dünyas› hakk›nda çok olumlu düflüncelere sahipsiniz! Baz› olumlu düflüncelere sahibim. Ama di¤er ülkelerle karfl›laflt›r›rken bir da zaman boyutuyla karfl›laflt›rmak gerekiyor. 10 y›l önce neydi, 30 y›l önce neydi, flimdi nas›l? Bu karfl›laflt›rmalara bakarak

çok ciddi geliflmeler oldu¤unu görüyoruz ama her fley de toz pembe de¤il. Din ile bilim çat›flmaz Dinin çok yer tuttu¤u bir toplumuz, bilimle din aras›nda bir çizgi çekebiliyor muyuz? Kafam›zda ay›r›rsak hiç bir sorun olmaz. Ben matematikçiyim, matematik tarihine bakarsam çok iyi, çok dindar matematikçi de biliyorum, çok iyi ayn› zamanda ateist matematikçiler de tan›yorum. Oturup bunun istatisti¤ini yapmad›m ama bu insanlar kendi kafalar›nda inançlar›n› veya inançs›zl›klar›n› bilimleriyle kar›flt›rm›yorlar. Zaten esas›nda çat›flmaz ama çat›flt›rmak istersek yumurta ile tavuk da çat›fl›r. Dolay›s›yla bir insan›n veya bir toplumun dindar olmas›, dini tek bilgi kayna¤› olarak görmedi¤i ve çat›flt›rmad›¤› sürece bilimin geliflmesi için hiç sorun olmaz. Darwin de baya¤› dindar bir insand› ama kendi kilisesinin üzerine çok gitmesi sonucu dinden so¤udu. Daha do¤rusu kiliseden so¤udu, belki de kendi içinde dindard›. Darwin’in zaten “‹nsan maymundan geldi” diye bir iddias› da yok. Bizde, insan maymundan geldi, flempanzeler konuflmaya bafllad› diye düflünülüyor. Din çok kiflisel bir fleydir.


Krizden de güçlenerek ç›kar›m diyen üreticinin el kitab›

Üretim süreçlerinde Siemens ortakl›¤›, tasarruf ve kar› bir arada sunuyor


Endüstride üretim yelpazesi geniflledikçe, firmalar›n ifl süreçleri de giderek daha karmafl›k bir hal al›yor. Bu süreçlerin bütün bir tedarik zinciri boyunca en iyi flekilde yürütülmesi ise rekabet gücünü sürdürmede çok büyük rol oynuyor. Bununla birlikte endüstri sektöründe faaliyet gösteren firmalar›n IT altyap›lar›na destek olan çok kritik bir ortaklar› var: Siemens IT Çözümleri ve Hizmetleri her sektörden müflterisinin sorunlar›n› anl›yor, ifl süreçlerini gelifltiriyor, müflterilerinin yenilikçi ifl modelleri kullanmas›n› teflvik ediyor.

Siemens IT Çözümleri ve Hizmetleri, çeflitli s e k t ö rlere yönelik çözümlerini tan›tan toplant›lar düzenlemeye bafllad›. 2 ay önce telekom sektörüne yönelik bir tan›t›m toplant›s›nda sektöre yönelik ürünlerini tan›tan Siemens IT Çözümleri ve Hizmetleri, geçti¤imiz ay da endüstriyel üretim süreçlerine yönelik çözümleri hakk›nda bilgi verdi. Siemens IT Çözümleri ve Hizmetleri Türkiye’de d›flkaynak kullanma al›flkanl›¤›n›n geliflmesine önemli katk›s› olan firmalardan bir tanesi. 1997’de faaliyetlerine bafllayan Siemens IT Çözümleri ve Hizmetleri, bu alanda hizmet veren ilk firma. Türkiye’de bugün Siemens IT Çözümleri ve Hizmetleri ile ortakl›k kurmak, dünya devleriyle ayn› kalite standartlar›nda hizmet almak anlam›na geliyor. Siemens IT Çözümleri ve Hizmetleri’nin kriz döneminde endüstri sektörü mü flterilerine krizin panzehiri olarak önerdi¤i öncelikli çözümler ‹fl Zekas›, Dönüflümsel Veri Merkezi ve SieQuence Çözümleri. Bununla birlikte Siemens IT Çözümleri ve Hizmetleri’ni yak›ndan tan›man›n en iyi yolu onunla çal›flmaktan geçiyor. Bu kadar çok veri biriktiriyorum, ne ifle yar›yor diye soranlara: ‹fl Zekas› (Business Intelligence) Siemens IT Çözümleri ve Hizmetleri, endüstriyel süreçler için sundu¤u hizmetlerle, çeflitli ifl alanlar›ndan firmalar›n karfl›laflabilece¤i farkl› sorunlara çözümler sunuyor. Siemens IT Çözümleri ve Hizmetleri’nin müflterilerine sundu¤u bu çözümlerden bir tanesi ‹fl Zekas› çözümleri (Business Intelligence). ‹fl Zekas› günümüzün karmafl›k ve verilerle dolu ifl ortam›nda ihtiyaç duyulan fleffafl›¤› sa¤l›yor. Plan yapmay› kolaylaflt›r›rken al›nan kararlar›n da kalitesini artt›r›yor. Siemens IT Çözümleri ve Hizmetleri y›llard›r, ‹fl Zekas› proje prosedürlerini yüzlerce flirkete baflar›yla uyguluyor. ‹fl Zekas› çözümleri pek çok farkl› kaynaktan gelen verileri haz›r raporlar veya ileri seviyeli analizlerde veri olarak kullan›labilecek anlaml› bilgi paketleri haline getirerek sunuyor. De¤iflen piyasalar, yeni pazar olanaklar›, ifl planlar›ndan sapmalar ve performans problemleri hakk›nda erkenden ve güvenilir bilgi sahibi olmay›, gerekli ad›mlar› zaman›nda ve daha düflük maliyetlerle atmay› sa¤l›yor. Bugüne kadar gelifltirilen ‹fl Zekas› projeleri son derece baflar›l› bir flekilde yüzlerce firmaya uyguland›. Hem çevreci hem de ekonomik bir çözümü olan yok mu diyene: Dönüflümsel Veri Merkezi (Transformational Data Center) Veri hacimlerindeki seri büyüme, bilgisayar gücünün çarp›c› geliflme h›z› ve sürekli artan enerji maliyetleri, flirketleri veri merkezlerinin altyap›s›n› yeni temellere göre yeniden biçimlendirmeye itiyor. Bu sorunlara çözüm olarak, Siemens IT Çözümleri ve Hizmetleri entegre bir çözümler portföyü olan Dönüflümsel Veri Merkezi'ni gelifltirdi. Sürdürülebilirlik ana konsepti alt›nda, çat›flan üç sahay› yani ekonomi, ekoloji ve esnekli¤i bir araya getirdi. Böylece planlamadan inflaya, iflletmeden d›flkaynak kullan›m›na kadar bir bilgisayar merkezinin olabilecek tüm yönlerini ele ald›. Portföy ayr›ca, hedef mimarisinin de¤erlendirilmesi ve tan›m› için gereken ifllevleri, sanal bir iflletme platformunu ve bilgisayar merkezinin otomasyonu ile aktif enerji yönetimine yönelik bileflenleri de kaps›yor. Dönüflümsel Veri Merkezi Çözümü büyük oranda enerji tasarrufu da sa¤l›yor. Her alanda IT altyap›s›n› A’dan Z’ye en ileriye götürmek isteyene: SieQuence Çözümü Siemens IT Çözümleri ve Hizmetleri, endüstriyel süreçlerin bütün tedarik zincirinde ortaya ç›kan ihtiyaçlar› karfl›layabilecek çözümlere sahip. Özellikle yüksek esneklikle çal›flan üç entegre


çözüm firmalar›n hayat›n› büyük oranda kolaylaflt›r›yor: SieQuence Çözümü, ERP Çözüm Paleti ve Uygulama Yönetim Hizmeti. Bu çözümler altyap› de¤erini büyütüyor, platformun çevikli¤ini artt›r›yor ve kullan›lan yaz›l›mlar›n performans›n› en üst düzeye ç›kar›yor. Bu çözüm yaklafl›m›, Siemens’in sahip oldu¤u küresel kaynaklar› kullan›rken, sürekli inovasyon olana¤› veriyor. Çünkü SieQuence Çözümü dünyada adaptasyonu en kolay IT d›flkaynak çözüm modeli. Bu çözüm maliyetleri düflürürken süreç entegrasyonunu ve ifl h›z›n› yükseltiyor. Yani ad›m ad›m kazanç art›r›m›yla tasarrufun paralel ilerledi¤i bir destek ortam› meydana getiriyor. Üstelik reaktif destekten, proaktif hizmete do¤ru bir evrime yol aç›yor. SieQuence Çözümü teknoloji imkanlar›n› kullanmak konusunda derin bir ifl anlay›fl›na sahip. Siemens IT Çözümleri ve Hizmetleri’nden al›nan hizmetler, geliri artt›rd›¤› gibi yeni sat›fl kanallar› bulunmas›na da yard›mc› oluyor. Ay›ca ortakl›klar›n hukuki sisteme entegrasyonuna da ve tedarikçilerle kusursuz bir de¤erler a¤› kurulmas›na olanak veriyor. Benim iflim özeldir, di¤erleri için yap›lan standart çözümler bana uymaz diyene farkl› alanlarda inovatif çözümler: Siemens IT Çözümleri ve Hizmetleri, endüstride üretim, tafl›ma, da¤›t›m ve pazarlamaya kadar bütün süreçleri kapsayan de¤iflik çözümler sunuyor. Enerji sektörünün y›ld›z› olmak isteyenlere: • fiebeke De¤er Yönetimi (Grid Asset Management) • ‹fl Yönetimi (Work Management) • Ar›za-Kesinti Yönetimi (Outage Management) • Gaz ‹zoleli fialt Tesisleri (Gas Insulated Switchgear - GIS) • Enerji Yönetimi Sistemleri (Energy Management Systems) • Da¤›t›m Yönetimi Sistemleri (Distribution Management Systems) • Enerji Dengesi Yönetimi (Energy Balance Management) Benim iflim üretim diyorsan›z: • Tesis De¤er Yönetimi (Plant Asset Management) • ‹fl Yönetimi (Work Management) • Yük Tahmini (Load Forecasting) • Üretim Plan› ve Zamanlama (Generation Plan & Scheduling) Çal›fl›yoruz ama ne kadar de¤er üretiyoruz diye soruyorsan›z: • De¤er Ölçme Yönetimi (Meter Asset Management) • ‹fl Yönetimi (Work Management) • Veri Süreci Yönetimi (Meter Data Processing) • Otomatik Ölçme Yönetimi (Automated Meter Management) Ü rünüm çok iyi ama krizde nas›l sat›fl ve pazarlama yapmal›y›m diye düflünenlere: • Fatura Ç›karma (Billing) • Ça¤r› Merkezi – CRM (Call Center – CRM) • Temizleme ve Yerleflme (Clearing & Settlement)


Dosya - Gülizar Büyükkara

Ekonomik geliflmenin arkas›ndaki gizli güç: Hoflgörü Hoflgörü, farkl›l›klara müsamaha göstermek, karfl›t düflünceleri kucaklamak, farkl› yaflam tarzlar›na müdahale etmemek anlam›na geliyor. Bu kavram sa¤l›kl› insan iliflkileri için önemli oldu¤u kadar inovasyon için de vazgeçilmez bir davran›fl biçimi. Bir ülke hoflgörülü oldu¤u zaman farkl›l›klar› kendi bünyesinde topluyor. Kendi vatandafllar›n›n huzuru ve yarat›c›l›¤› da sahip olunan hoflgörü ile do¤ru orant›l› oluyor. Bu nedenle hoflgörü, ekonomik ve teknolojik geliflmeyi hem sa¤lay›c› hem de tamamlay›c› unsurlar›ndan biri. Bugün geliflmifl ülkelere bak›ld›¤›nda hoflgörülü ortamlar ve bu ortam›n cazibesi ile oraya gelmifl yetenekli insanlar›n katk›lar› hemen göze çarp›yor.

24


D

Dünya farkl›l›klar yüzünden ne savafllar, kavgalar, mücadeleler gördü. Kimisi kendini kabul ettirmek için mücadele ederken, baz›lar› kendinden olmayan› yok etmek baz›lar› da kendinden olmayan› kendine benzetmek için savaflt›.

Oysa bugün y›llarca siyahlar›n ezildi¤i ABD’de bir siyah baflkan oldu. Milyonlarca Yahudi’nin öldürüldü¤ü Almanya, uzun y›llard›r pek çok göçmene ev sahipli¤i yap›yor. Bugün dünyada eflcinsel haklar› konufluluyor, farkl› renkte ve ›rklarda insanlar pek çok ülkede kardeflçe yafl›yor. Farkl›l›klar konusunda ilk bak›flta epeyce yol al›nm›fl gibi görünse de, hala pek çok yerde sorunlar›n ana kayna¤›n› farkl›l›klar oluflturuyor. Farkl›l›klardan kaynaklanan sorunlar› çözecek sihirli de¤nek ise “hoflgörü.” ‹nsanlar›n hoflgörü düzeyi yükseldikçe, pek çok sosyal sorunun azald›¤› görülüyor. Birleflik bir kelime olan “hoflgörü”, Farsça hofl / hûfl sözcü¤ü ile Türkçe görü sözcü¤ünün bir araya gelmesiyle olufluyor. ‹ngilizce’de karfl›l›¤› “tolerance” olan kelimenin Frans›zcas› “tolérance”, Almancas› ise “toleranz.” Türkçede müsâmaha ve tolerans kelimeleri ile de ifade edilen hoflgörü, her fleyi anlay›flla karfl›layarak, mümkün oldu¤u kadar tolerans göstermek anlam›na geliyor. Kendi düflünce ve inançlar›na karfl›t düflünce ve inançlara, farkl› olana, tahammül, katlanma, görmezden gelme veya göz yumma, baflkalar›n› eylem ve yarg›lar›nda serbest b›rakma, kendi görüflümüze ve ço¤unlu¤un görüfl biçimine ayk›r› düflen görüfllere sab›rla, yan tutmadan katlanma anlam›n› da içeriyor. Ayr›ca kelimenin anlam› içinde izin verme, ald›rmama, iyi karfl›lama gibi manalar da var.

Marjinal gruplar› sevmiyoruz Bu tan›mlara göre sosyal aç›dan sa¤l›kl› yaflaman›n en temel yolu, hoflgörülü olmaktan geçiyor. Bunun yan›nda inovasyon ve hoflgörü aras›nda da çok yak›n bir iliflki var. Yarat›c›, inovatif, sorgulay›c› insanlar daha hoflgörülü ortamlarda yetifliyor veya bu potansiyeli olan insanlar, bu ortamlarda kapasitelerini daha iyi kullanabiliyorlar. Ancak insanlar için hoflgörünün her zaman bir s›n›r› var. ‹flte burada Türk halk›n›n s›n›rlar› pek genifl de¤il. Yap›lan araflt›rmalar dünyan›n en hoflgörüsüz toplumlar›ndan biri oldu¤umuzu gösteriyor. Bahçeflehir Üniversitesi Siyaset Bilimi Ö¤retim Üyesi Prof. Dr. Y›lmaz Esmer’in Dünya De¤erler Araflt›rmas›’n›n bir parças› olarak 2007’de yapt›¤› Türkiye De¤erler Araflt›rmas› ve KONDA Araflt›rma ve Dan›flmanl›k fiirketi Yönetim Kurulu Baflkan› Tarhan Erdem’in 2008 tarihli “Biz Kimiz” bafll›kl› araflt›rmas› Türk insan›n hoflgörü s›n›rlar›n› ortaya koyuyor. Esmer’in yapt›¤› araflt›rmaya göre, Türkiye’de marjinal gruplara karfl› hoflgörü çok düflük. Özellikle eflcinsellere karfl› bir önyarg› mevcut. Araflt›rmada istenmeyen komflu türlerinin bafl›nda yüzde 88 ile eflcinseller geliyor. Onu yüzde 78’le AIDS hastalar› ve yüzde 65’le nikahs›z çiftler izliyor. Yabanc›lar›n Türk vatandafl› olmas› için yasalara uymas›n›n yan›nda milletin de¤erlerini kabul etmesinin en önemli kriter oldu¤u düflünülüyor. 25


Dosya

Esmer’in araflt›rmas›nda hoflgörü ve internet kullan›m› aras›nda da ilginç bir ba¤lant› ortaya ç›k›yor. Buna göre internet kullanan insanlar daha hoflgörülü. ‹nternet kullananlar›n yüzde 18’i “Baflka dinden komflu istemem” derken bu oran kullanmayanlarda yüzde 42. ‹nternet kullananlar›n yüzde 16’s› “Baflka ›rktan/renkten komflu istemem” derken kullanmayanlar›n yüzde 38’i bu cevab› veriyor. “Nikahs›z yaflayan komflu istemem” diyenler internet kullananlarda yüzde 48 iken kullanmayanlarda bu oran yüzde 74. 26

Baflka dinden gelin - damat yok Tarhan Erdem’in “Biz Kimiz” araflt›rmas›na göre Türk halk›n›n yüzde 68,8’i hiç kitap okumuyor. Yüzde 88,9’u hiç yurtd›fl›na tatile gitmemifl. Yüzde 70’i yabanc›lar›n Türkiye’den gayrimenkul almas›n› do¤ru bulmuyor. Araflt›rma sonuçlar›na göre, Türk insan›n›n gözünde en önemli fley ailesi. Aileyi, ülke ve bireyin kendisi takip ediyor. Daha sonra “komflu” ve daha da sonra “hemfleri” geliyor. Kad›n ve aile konusunda muhafazakar görüfllerini koruyan Türk

halk›n›n yüzde 49,9’u kad›n›n çal›flmak için eflinden izin almas› gerekti¤ine inan›yor. Yüzde 57,1’i evinde bulunan kad›nlar›n kolsuz bir bluzla d›flar› ç›kmad›¤›n› söylüyor. Toplum, damad›n veya gelinin farkl› etnik kökenden olmas›na karfl› çok olumsuz yaklaflmazken, farkl› dinden ve farkl› mezhepten adaylara karfl› son derece olumsuz bir tutuma sahip. K›z›n veya o¤lun farkl› cinsel tercihinin olabilmesi ise toplumun kabullenmeye ve hofl görmeye haz›r olmad›¤› ve hatta çok sert oldu¤u bir konu.


n› Richard Florida 2002’de Yarat›c› S›n›f›n Yükselifli (The Rise of Creative Class) isimli kitab›nda ortaya koydu¤u 3T teorisiyle geliflmifl ülkelerin s›rr›n›n hoflgörü ortam› oldu¤unu ortaya att›. Florida’n›n 3T (Technology, Talent, Tolerance) yaklafl›m› teknoloji, yetenek ve hoflgörünün önemine dikkat çekiyor. Buna göre yetenekli insanlar›n oluflturdu¤u yarat›c› s›n›f, hoflgörülü ortamlarda birikiyor ve teknolojinin geliflmesine yard›mc› oluyor. Bu üç unsur bir araya geldi¤inde de bu bölge ekonomik anlamda kalk›nmaya bafll›yor.

Ç›kan bu sonuçlar, Türk insan›n›n halen muhafazakar kimli¤ini korudu¤unu, yabanc›lara ve farkl›l›klara karfl› güven duymad›¤›n› ortaya koyuyor. Y›lmaz Esmer, bu hoflgörüsüzlü¤ün alt›nda güvensizli¤in yatt›¤›n› ve halk›n güven duygusunun çok az oldu¤u söylüyor. Bu güvensizlik hali de hoflgörüsüz bir ortam›n oluflmas›na neden oluyor. ABD bugünkü durmuna “hoflgörü” ile geldi Toronto Üniversitesi Ö¤retim Üyesi ve Sosyal Siyaset uzma-

Florida’n›n yaklafl›m›na göre teknoloji, yetenek ve hoflgörü bir toplum için geliflimin üç önemli parças›. ABD’nin flu anda ekonomik anlamda büyük bir güç olmas›n›n nedeni 1920’li, 30’lu ve 40’l› y›llara baflka ülkelerden de¤iflik nedenlerle ayr›lmak zorunda kalan insanlara kucak açmas›. Florida, bu insanlar aras›nda yer alan yetenekli ve yarat›c› s›n›f›n, ABD’nin geliflmesinde anahtar rol oynad›¤›n› söylüyor. Bugün, yarat›c› s›n›f›n kendi ülkesini b›rakma gibi bir sorunu yok, yaflayaca¤› flehri kendisi seçiyor. Bu nedenle de ekonomik olarak geliflmek, ileri teknoloji ile sürdürülebilir bir büyüme yakalamak isteyen ülkeleri Florida flöyle uyar›yor: “Hoflgörülü bir orta-

m›n›z yoksa yarat›c› s›n›f› kendinize çekemezsiniz. Üstelik kendi yarat›c› s›n›f›n›z› da kolayca daha hoflgörülü olan ülke ve bölgelere kapt›r›rs›n›z.” Florida’n›n yapt›¤› bir araflt›rma, New York, Londra, Tokyo, Paris, Chicago, Los Angeles, Frankfurt, Hong Kong, Milano ve Singapur gibi flehirlerin yarat›c› s›n›f için çekim merkezleri oldu¤unu, bunun bafll›ca nedenin de o flehirlerdeki yüksek hoflgörü ortam› oldu¤unu gösteriyor. ‹stanbul yarat›c› s›n›f için çekici de¤il Türkiye, araflt›rmalar›n da ortaya koydu¤u gibi hoflgörü konusunda olmas› gereken yerde de¤il. Bununla paralel olarak inovasyon karnesi de pek iyi de¤il. Yine Florida taraf›ndan 45 ülke aras›nda yap›lan “Ülkeler Yarat›c› S›n›f Endeksi”nde Türkiye 39. s›rada yer al›yor. Dünya ekonomisini yönlendiren 100 cazibe merkezi s›n›flamas›nda da ise ‹stanbul ancak 52. s›rada kendisine yer buluyor. Yarat›c› s›n›f›n yo¤un olarak kümelendi¤i bölgelerin ortak özellikleri aç›k, dinamik ve profesyonel ortamlar, hoflgörünün oldu¤u, farkl›l›klar›n kucakland›¤› yerler. Bu çekim merkezleri ifl ve sermayenin ak›fl yönünü de etkiliyor yani bu yerler, ekonomik geliflim için en uygun ortamlar› oluflturu27


Dosya

yor. Türkiye’nin de bir çekim merkezi haline gelmesi için yarat›c› s›n›f›n bu beklentilerini karfl›layabilecek duruma gelmesi gerekiyor. Çünkü modern dünyada ve ekonomik düzende yarat›c› s›n›f›n de¤eri giderek art›yor. Bilim, mühendislik, Ar-Ge, sanat, teknoloji ve bilgi temelli ifllerde çal›flan bireyleri içeren yarat›c› s›n›fa toplam nüfusa oran› geliflmifl ülkelerde yaklafl›k yüzde 25–30. Örne¤in, Hollanda, Belçika, Finlandiya, ‹rlanda, Danimarka ve ‹ngiltere’de yarat›c› s›n›f›n oran› mavi yakal›lar› geçiyor. Elbette sadece farkl›l›klar› bir araya getirmek yeterli de¤il. Sahip olunan bu s›n›fa en iyi imkanlar›n sunulmas› ve bu

s›n›f›n mümkün oldu¤unca rahat ve huzurlu yaflamalar›n›n sa¤lanmas› gerekiyor. Yarat›c› s›n›f› çekmek kadar, onlar› bulunduklar› yerde kalmalar›n› sa¤lamak da önem tafl›yor. Yeni bir kavram: Innoversity Farkl›l›klar›n bir araya gelmesi deyince, de¤iflik ülkelerden son derece yetenekli insanlar› çal›flt›ran uluslararas› flirketler akla geliyor. Esas›nda bu flirketlerin de ellerindeki bu potansiyeli kullanmak için iyi bir strateji oluflturmalar› gerekiyor. Danimarkal› inovasyon yönetim uzman› Susanne Justesen taraf›ndan 2001’de ortaya at›lan önemli bir kavram var: Innoversity. Bu kelime ‹ngilizce innovation (inovasyon) ve diversity (farkl›l›k) kavramlar›n›n bir araya gelmesinden olufluyor. Bu kavram ile anlat›lmak istenen fley; farkl›l›klar› kullanarak inovasyonun yolunu açmak. Yani, sadece farkl›klar› bir araya getirmek de¤il, bu farkl›l›klar sayesinde oluflan po-

Yarat›c› kifliler ayk›r›d›r Sabanc› Üniversitesi ‹dari Bilimler Fakültesi Ö¤retim Üyesi Ziya Boyac›giller Bilim, yarat›c› ak›l ve kiflilik ile yap›lan bir ç›kt›. Her fley sorgulamak ile bafll›yor. Darwin de Einstein da sorgulayarak, düflünce yap›m›z› de¤ifltirecek bilgiler ürettiler. Yarat›c› kifliler ayk›r› kiflilerdir. Örne¤in herkesin saç› k›sa ise, onlar saçlar›n› uzat›rlar, farkl› olduklar›n› hissederler ve bunu da simgelerle göstermek isterler, küpe takan erkekler, dövme yapt›ran k›zlar gibi. Herkes 96 aras› ifle giderken onlar tutku ile yaklaflt›klar› meraklar›n› uzun vakitler harcayarak kovalarlar - bazen gece hatta sabaha kadar çal›fl›rlar - ve gece yar›s› ac›k›nca ç›k›p yemek yemek isteyebilirler. Etraflar›ndaki ortam ve kifliler onlar›n bu farkl›l›klar›n› destekleyebilmeli. Bu farkl› insanlar zamanla birbirlerini çekerler, oturduklar› flehirlerde veya mahallelerde say›lar› artar, ço¤unluk haline de gelebilirler. Toplumun onlar› sadece hoflgörü ile karfl›lamas› de¤il, onlar› desteklemesi gerekir. Çünkü inovasyon bu yarat›c› kiflilerin çabalar› ile oluflur. 28

tansiyeli de harekete geçirmek gerekiyor. Danimarka Yönetim Ansiklopedisi’ne de giren bu sözcük asl›nda bir stratejiyi ifade ediyor. Kelime içinde geçen farkl›l›k sözcü¤ü, bir araya gelen farkl› yeteneklere, perspektiflere, kimliklere, yafllara, etnik kökenlere, cinse, ilgi alanlar›na ve farkl› zevklere iflaret ediyor. Bu farkl›klar üzerine çal›flmak ise insan kaynaklar› için özel bir u¤rafl alan›. fiirketlere bu konuda dan›flmanl›k veren Justesen, bu farkl›l›klar›n araflt›r›lmas›, analiz edilmesi ve bir araya gelince nas›l sentezler ortaya ç›karacaklar›n›n iyi anlafl›lmas› gerekti¤ine dikkat çekiyor. Innoversity modeli, insan kaynaklar› uzmanlar›n›n üzerinde çal›flaca¤›, sosyal psikolojiyi de genifl çapl› bir çal›flma gerektiriyor. Bu model ile amaçlanan ç›kt› ise bu farkl›klar›n


inovasyon sa¤lamas› ve flirketlere büyük boyutlarda art› de¤er katmas›. Zihniyet de¤iflimi flart Bütün bunlar, geliflmek için belli strateji izlenecekse hoflgörünün de bu plan›n bir parças› olmas› gerekti¤ini gösteriyor. ‹novasyon kültürü oluflturulmak isteniyorsa öncelikle farkl› olana, kural d›fl› olana, s›n›rlar› zorlayana karfl› hoflgörülü, hatta teflvik edici bir ortam›n oluflturulmas› flart. Çünkü yarat›l›k ve inovasyon, ancak toplumda belli bir derecede sosyal de¤iflime tolerans gösterilmesiyle mümkün. Ancak halen Türkiye’de tart›fl›lan Darwin ve Do¤al Seleksiyon Teorisi, de¤il sosyal farkl›klara, bilimsel gerçeklere bile düflüncelerimize uymad›¤› zaman hoflgörü göstermedi¤imizi ortaya koyuyor.

Bu nedenle Türkiye’de önce bilimin öneminin ortaya konulmas› ve bilimin içsellefltirilmesinin sa¤lanmas›, ard›ndan uzun vadeli e¤itim stratejileri ile köklü bir zihniyet de¤iflimin yolunun aç›lmas› gerekiyor. E¤itim sisteminde farkl›l›klara hoflgörünün afl›-

lanmas›, farkl› yaflam ve düflünce biçimlerinin anlat›larak yeni nesillerin ufuklar›n›n daha genifl olmas›n›n sa¤lanmas› hoflgörülü bir toplum olmam›z› sa¤layacak. Oluflacak hoflgörü ortam› ise yarat›c› s›n›flar› kendimize çekmemize yard›mc› olacak.

Sistem yarat›c›l›¤› desteklemiyor Maya Koleji Kurucusu Prof. Dr. Ziya Selçuk Yarat›c›l›k ve inovasyon son zamanlarda üzerine çok fazla anlam yüklenen kavramlar haline geldi. Sanki derin bir medeniyet ve kültür tasavvurunun de¤il de basit tercihlerin konusuymufl gibi bir izlenim ediniyorum. Bu kavramlar uygarl›klar›n belirli aflamalar›nda yaflam›n bir formu haline gelme olana¤›na kavuflurlar ancak belli bir zaman›n geçmesi gerekir. Bizim kültürümüz genel karakteri itibariyle bafllang›çta tutucu ama inovasyon ortaya ç›kt›ktan sonra destekleyici bir yap› arz ediyor. E¤itimim sistemimiz ve aile yap›m›z bireylerin hoflgörülü, yarat›c› ve yenilikçi yönlerini büyük ölçüde olumsuz etkiliyor denilebilir. E¤itim, do¤as› itibariyle zaten tutucu bir özellik tafl›r. Aileler güven hissini beslemek ve savunma mekanizmalar›n› ifllevsel k›lmak için farkl› olana yönelmeyi bir tehdit gibi alg›layabiliyor. Bu nedenle hem e¤itim hem aile yap›m›z yenileflimci ve yarat›c› olmay› bütünsel olarak desteklemiyor. 29


U‹G’den Notlar

Cemil Ar›kan, Selçuk Karaata

‹novasyon için kat›l›mc› ve hoflgörülü bir toplum ‹novasyon kat›l›mc› bir süreç. Aç›k, kat›l›mc› ve paylafl›mc› bir anlay›fl›n temelleri ise iyi iflleyen bir demokratik rejimin varl›¤›na dayan›yor. Ça¤dafl ve demokratik bir toplum düzenine kavuflulmas› durumunda, bilgi ve inovasyona dayanan bir ekonomik sistemi yap›land›rmak çok daha h›zl›, etkin ve sürdürülebilir olacak.

S

Hoflgörü sahibi toplumlar farkl› olan› alg›lamak ve farkl›l›¤› benimsemekte daha baflar›l›. Toplumun her kesiminde yeni fikir ve eylemlere aç›k olabilmek, inovasyonda baflar›n›n önemli koflullar›ndan biri olarak alg›lanmal›. Bugün ‹skandinav ülkelerinin yenilik performanslar› incelendi¤inde bulunduklar› baflar›l› konumlar›n›n nedenleri içinde, mutlaka hoflgörü sahibi bireylerin oluflturdu¤u toplumsal normlara sahip olmalar› var. Ulusal ‹novas-

yon Giriflimi ‹nsan Kaynaklar› Çal›flma Grubu ve Ortam ve Altyap› Çal›flma Gruplar› raporlar›nda inovasyon ve hoflgörü aras›ndaki iliflkiyi konumland›ran bulgular› ortaya koydular. Bu bulgular›n neler oldu¤una dair al›nt›lar› paylaflmak yararl› olacakt›r. Bir ülkenin inovasyona dayal› kalk›nmas›nda öncelikle üzerinde durulmas› gereken konu fark›ndal›kt›r. ‹novasyonda fark›ndal›k, toplum baflta olmak üzere, ulusal inovasyon sisteminin tüm aktörlerini kapsayacak flekilde farkl› düzeylerde ele al›nmal›. ‹novasyon fark›ndal›¤›, tüm kesimlerde de¤iflime ve farkl›l›¤a aç›kl›¤›, iflbirli¤ini, fikir ürünlerine sayg›y›, risk almay›, baflar›y› ödüllendirirken baflar›s›zl›¤› hofl görmeyi destekleyen kültürün varl›¤›n› gerektiriyor. Özellikle de¤iflime ve farkl›l›¤a aç›kl›k ve iyi niyetli çabalara ra¤men ulafl›lan baflar›s›zl›¤› bir deneyim olarak alg›lay›p, bunu hofl görmeyi bilmek önemli. ABD dünya çap›nda gösterdi¤i rekabet gücü ve inovasyon performans› aç›s›ndan uzun y›llard›r dikkat çekiyor. Bu performans›n gerekçeleri aras›nda giriflimcilik ve inovasyona dair sahip olunan kültürün özellikleri yat›yor. Ortam ve Altyap› Çal›flma Grubu raporunun yazar›, bu özellikleri afla¤›daki flekilde s›ral›yor. ABD’de ‹novasyon Kültürü Ekonomisi ve yaflam kalitesi inovasyona dayal› olan ABD’nin baflar›s›n›n ard›nda yatan en önemli faktör, inovasyonu destekleyen kültür ve buna ba¤l› yarat›lan ortam. Bu yönde öne ç›kan unsurlar flu flekilde s›ralan›yor:

30


• Pozitif sosyal normlar: Ticari baflar›ya verilen yüksek sosyal de¤er; birden fazla denemeyi destekleyen “affedici” sosyal normlar, • Di¤er kültürel özellikler: ‹nsana, fikirlere, yat›r›mlara ve iflbirli¤ine aç›kl›k; de¤iflimi destekleyen ve talep eden bir kültür; yüksek giriflimcilik kültürü, • Giriflimciyi destekleyen politikalar: Rekabete aç›k pazarlar ve h›zla toparlanmaya imkan tan›yan iflas kanunu, • Güçlü fikri haklar rejimi: Kiflileri bulufl yapmaya, araflt›rmaya ve bunlar› yayg›nlaflt›rmaya özendiren ve teflvik eden bir rejim, • Çekici ortam: Yabanc› Ar-Ge fonlar›n› ve ö¤rencileri çeken, fikri haklar›n mobilitesini sa¤layan, yüksek beceriye sahip insan sermayesi için cazip bir ortam, • Di¤er önemli faktörler: Esnek sermaye ve ifl piyasalar›; inovasyonu destekleyen politikalar. Affedici sosyal normlar›n bir hoflgörü kültürüne iflaret etti¤i kesin. Hoflgörü özgürce düflünebilmeyi, özgür fikirlerin sonucunda da kal›plara s›¤d›r›lan al›flkanl›klar›n farkl›laflt›r›lmas›n› mümkün k›l›yor. Sosyal ve ekonomik kazan›mlar sa¤layan farkl›l›klar ise yenilikleri do¤uruyor. Yenilik yaratabilmek hoflgörü sahibi ekosistemin varl›¤› ile yarat›c› düflüncelerle olas›. ‹nsan Kaynaklar› Çal›flma

Grubu Raporumuza göre yarat›c› düflünme, bir durumla ilgili farkl› örüntüleri yakalamak, bilinenlere farkl› bir bak›fl aç›s› getirmek, birbiriyle iliflkisi yokmufl gibi görünen durumlar aras›ndaki ilintiyi yakalamak anlam›na geliyor. Rapor, yarat›c› bireylerin özelliklerini flu flekilde s›ral›yor: 1. Farkl› meraklar› olan, sürekli soru soran, genifl ilgi alanlar› olan, 2. Problemlere ve sorulara farkl› çözümler üreten, farkl› ve benzer olmayan cevaplar veren, 3. Görüfllerini ifade etmekten çekinmeyen, 4. Bir fikir ya da proje konusunda inatç› olan, üzerinde yo¤un çal›flan 5. Risk alabilen, 6. Hayal gücü genifl olan, “E¤er flöyle olsayd› nas›l olurdu? De¤ifltirirsek ne olur?” gibi sorular soran, 7. Kavramsal çerçeveleri, kurumlar›, nesne ve sistemleri iyilefltirme kayg›s› olan, 8. Kendisinin zay›f ve güçlü yönlerinin fark›nda olan, 9. Farkl› olarak adland›r›lmaktan korkmayan, 10. Elefltirel bakan. 31


U‹G’den Notlar

Demokrasi inovasyonu kolaylaflt›r›yor Genel de¤erlendirmeler ›fl›¤›nda, Türkiye’nin bir bilgi toplumu olmas›, bilgi-güdümlü ekonomik bir sistem haline gelebilmesi için bir kez daha Ulusal ‹novasyon Giriflimi’nin Genel Gereksinimler olarak tan›mlad›¤› unsurlar› paylaflmakta fayda olabilir: ‹novasyon kat›l›mc› bir süreç. Aç›k, kat›l›mc› ve paylafl›mc› bir anlay›fl›n temelleri ise iyi iflleyen bir demokratik rejimin varl›¤›na dayan›yor. Ça¤dafl ve demokratik bir toplum düzenine kavuflulmas› durumunda, bilgi ve inovasyona dayanan bir ekonomik sistemi yap›land›rmak çok daha h›zl›, etkin ve sürdürülebilir olacak. Bu çerçevede demokratikleflmenin inovasyona dayal› kalk›nma ve büyüme için olmazsa olmaz bir girdi olarak kabul edilmesine ihtiyaç duyuluyor. ‹novasyon yapan bir toplum içinde; düflünen, sorgulayan, yarg›layan ve yarat›c›l›¤› geliflmifl genç nesillere, genç nesillerle birlikte kendilerini hayat boyu de¤iflime yan›t verecek biçimde güncelleme azmi içinde olan yetiflkin yafltaki yeteneklere gerek duyuluyor. Böylesine bir insan kayna¤›n› içinde bar›nd›ran inovasyona dayal› kalk›nma ve büyüme ilke ve prensiplerini benimsemifl olan sosyal ve ekonomik sistem için, Avrupa Birli¤i’ne tam üye olmay› 32

kendisine hedef olarak koymufl olan Türkiye’nin, demokraside en geliflmifl AB standartlar›na ulaflmay› özellikle dikkate almas› önemli. Ülkemiz hoflgörüye befliklik yapan bir co¤rafyada bulunman›n flans›na sahiptir. Mevlana gibi, Yunus Emre gibi büyük düflün insanlar›n› yetifltirmifl, yüzy›llar önce yaflam›fl ve hoflgörünün kitab›n› yazm›fl bu büyüklerimizin rehberli¤inde insanca yaflam için as›l gereklilik olan bar›fl› ve kardeflli¤i kollamay› bildi. Farkl› kültürlere ve farkl› dinlere sahip vatandafllar› ile ortak amaçlar için çaba sarf etmeyi; Atatürk ile dünya ve yurt bar›fl› için yap›lmas› gerekenleri ö¤renmeyi baflard›. Bugün ülkemizin genel durumunu çok yal›n bir gözle inceledi¤imizde geçmiflteki baz› kazan›mlar›n kaybedildi¤ine dair göstergeleri izliyoruz. Sahip oldu¤umuz hoflgörü kültürünü devam ettirmemenin yol açaca¤› kay›plara yer vermemeliyiz. Bu nedenle, özellikle siyasetçilerin ve toplumun kanaat liderlerinin hoflgörü içinde yaflamay› günlük davran›fl modelleri içine alacak flekilde söylem ve eylem bütünü içinde hareket etmelerinin, düflünüldü¤ünden çok daha önemli oldu¤unu kabul etmek gerekiyor. fians›m›z› iyi kullanabildi¤imiz takdirde yarat›c› ve yenilikçi bir toplum olman›n baflar›s›na sahip olabiliriz.


Ne Yap›yoruz Ne Yapmal›y›z

Leyla Arsan

Farkl›y›m, inovasyon için anlay›fl istiyorum Toplumumuzda, bireyselcilik yüksek olmakla birlikte dayan›flma ve birlikte hareket etme e¤ilimi var, bol risk alan ancak yenilikten ziyade yaflamsal riskler alan bir toplumuz. De¤iflimleri kabul etmeye pek haz›rl›kl› de¤iliz, güç, pozisyon ve hiyerarfli bizim için son derece önemli, belirsizliklerle yaflamaya al›flk›n›z ama yine giriflimcilikten ziyade yaflamsal anlamda, yeni bilgiye pek aç›k de¤iliz.

Y

Yeryüzündeki insanlar birbirilerine yaklaflt›kça, daha fazla ortak fleyler paylaflt›kça ve iletiflim her an her yerde olmay› daha da sürdürdükçe, her bir insan›n bir di¤erinden farkl›l›¤› önem kazanmaya bafllad›. Günümüzde kültürel farkl›l›klar belirgin olarak ortaya ç›k›yor. Ayr›mc›l›klara karfl›, farkl› kültürlerin birbirlerini kabul etmesine ve anlamas›na yönelik çal›flmalar küresel boyutta h›z kazan›yor.

Bu çal›flmalardan biri olan Farkl›l›klar›n Yönetimi Raporu 2008 (2008 Diversity Management Report) Avrupa’da çal›flma yaflam›ndaki eflitlik ve farkl›l›¤›n durumunu de¤erlendiriyor. Farkl›l›klar en çoktan en aza do¤ru yafl, cinsiyet, kök ya da etnik köken, engelli olma, din ya da inanç, seksüel yönelim ve di¤er diye s›ralan›yor. Bu k›r›l›mlara göre, özellikle eflitlik ve farkl›l›k politikas› uygulayan flirket-

lerde inovasyon süreçlerinde farkl›l›k yönetimi uyguland›¤›nda grafik 1’de görüldü¤ü üzere, en çok insan kayna¤›n› ve müflteri hizmetlerini gelifltirme, yeni ürün ve hizmetleri gelifltirme, e¤itim, yeni pazarlara girifl süreçleri etkilenmifl. Farkl›l›klara kapal› bir toplumuz Toplumlar›n inovasyon kapasitelerini daha da art›ran özellikleri flu flekilde s›n›fland›r›lm›fl: Yüksek bireyselcilik, riskleri almaya istekli olma, de¤iflimleri kabul etmeye haz›r olma, uzun dönemli uyum, güç/pozisyon/hiyerarflik bak›fl aç›s›n›n düflüklü¤ü, daha az belirsizlikten sak›nma, yeni bilgiye aç›k olma, seyahatlerde s›kl›k, bilime karfl› olumlu tutum, toplumda e¤itimin de¤eri, erken uygulay›c›lar (yenilikçiler), dinle ilgili tutum. Bu özelliklere bakt›¤›m›zda, bizim toplumumuzda, bireysel-

70 60 50 40 30 20 10 0

Yeni ürün ve hizmetlerin gelifltirilmesi

Yeni ifl ve tüketici pazarlar›na girilmesi

Müflteri hizmetleri

Yönetim süreçleri

‹nsan kaynaklar›

E¤itim

Grafik 1 - Farkl›l›klar›n yönlendirdi¤i inovasyondan yararlanan flirketlerin etkinlik alanlar›

34

Paydafllarla iletiflim

Di¤er


cilik yüksek olmakla birlikte dayan›flma ve birlikte hareket etme e¤ilimi var, bol risk alan ancak yenilikten ziyade yaflamsal riskler alan bir toplumuz. De¤iflimleri kabul etmeye pek haz›rl›kl› de¤iliz, güç, pozisyon ve hiyerarfli bizim için son derece önemli, belirsizliklerle yaflamaya al›flk›n›z ama yine giriflimcilikten ziyade yaflamsal anlamda, yeni bilgiye pek aç›k de¤iliz, s›k seyahat etmiyoruz (özellikle de yurtd›fl›na). Bilime karfl› olumlu tutumumuz yok, kendimizi çok uzakta tutuyoruz. Toplumumuzda e¤itimden ziyade ailelerin görüflleri ve gelenekler önemli. Dine ve bat›l inançlara çok yak›n›z. Hürriyet’in 2008’de KONDA’ya yapt›rd›¤› “B‹Z K‹M‹Z” bafll›kl› anketinde yüzde 71,2’lik bir kesimin dini ve bat›l inanç düzeyinin en yüksek olarak ortaya

ç›kmas›ndan bu durum daha da net olarak anlafl›l›yor. 2008’de TRANSFORM adl› bir 6. Çerçeve Program› projesi kapsam›nda yap›lan Avrupa’daki inovasyon kültüründeki farkl›l›klar tart›flma raporunda, Grafik 2’de görüldü¤ü üzere Ingelhart-Welzel’›n Dünyan›n Kültürel Haritas›’ndan yararlan›lm›fl. Bu çal›flma sonucunda kendini ifade etme de¤erleri daha yüksek olan toplumlarda kiflileraras› güven de yüksek olma e¤ilimi gösteriyor. Bu durum da, göreceli olarak bireysel özgürlü¤ü ve kendini ifade etme de¤eri yüksek olan ve eylemsel politik e¤ilimleri olan insanlarda güven ve hoflgörü kültürünü oluflturuyor. Bunlar kesin olarak demokrasi için kritik de¤eri olan politik kültür yaz›n›n›n özellikleri olarak tan›mlan›yorlar. Türkiye bu haritada, yaflam sürdürme de¤erleri ile geleneksel de¤erlerde tak›lm›fl kalm›fl görünüyor. Dolay›s›yla, hoflgörü ortam› ve demokrasinin yarat›lmas›, dolay›s›yla inovasyona daha fazla katk› sa¤layabilmesi için toplumsal de¤iflim sürecinin devam etmesi gerekiyor. ‹novasyon potansiyeli nüfusun yüzde 30’unda

Yaflam› Sürdürme De¤erleri

Kendini ‹fade Etme De¤erleri

Grafik 2 - Ingelhart-Welzel’in Dünyan›n Kültürel Haritas›

Bir baflka bak›fl aç›s› ise Richard Florida’ya ait. Özellikle kentlerde oluflan yarat›c› s›n›flar kavram›ndan bahseden, ülkelerin ve kentlerin yarat›c›l›k endeksine göre de¤erlendirmesini yapan Florida’ya göre, yetenek, teknoloji ve hoflgörü en önemli unsurlar. Yetene¤i insan sermayesi, yarat›c› s›n›f ve araflt›rmac›lar, teknolojiyi inovasyon, yüksek teknoloji inovasyonu, yüksek teknoloji endüstrisi, hofl35


Ne Yap›yoruz Ne Yapmal›y›z

görüyü de yabanc› ülkelerde do¤anlar, farkl›l›k endeksi, 3. cinsiyete karfl› hoflgörü, bohem yaflayanlar olarak tan›ml›yor. Florida yarat›c› s›n›f tan›mlamas›n›n yukar›dan afla¤›ya tan›mlanamayaca¤›na iliflkin farkl› elefltirilere maruz kalsa da, hoflgörüsüz yenilikçi bir yaflam olamayaca¤›n› vurgulad›¤›ndan, yukar›da bahsedilen çal›flmalar› da bir anlamda tamamlad›¤›n› söyleyebiliriz. Florida, yaflan›lan yer ve bölgenin bu anlamda anlaml› bir etkisi olaca¤›n› ortaya kouyor. Buna göre, yarat›c›l›k ve inovasyonda ayn› ortamda bir araya gelme ile hoflgörü ve aç›kl›¤›n oluflaca¤›n›, farkl› insanlar, farkl› beceriler, etkinlikler ve farkl› sektörlerle buluflulabilece¤ini, sanatç›larla mühendislerin buluflaca¤›n› ve dinamik bölgelerin yarat›c› insanlar› çekece¤ini belirtiyor. “Ülkeler Yarat›c› S›n›f Endeksi”nde 45 ülke aras›nda Türkiye 39. s›rada, yarat›c› s›n›f›n geliflme h›z› aç›s›ndan performans› en yüksek 10 ülke aras›nda Türkiye 5. s›rada, Dünya ekonomisini yönlendiren 100 cazibe merkezi s›n›flamas›nda ise ‹stanbul, 52. s›rada yer al›yor. Yarat›c› görünmüyor olmam›z yarat›c› olmad›¤›m›z anlam›na gelmemeli, sadece bunu tamamlayacak olan di¤er unsurlar› da beraberinde gelifltirmek gerekiyor. Öte yandan, Hürriyet Gazetesi taraf›ndan 2008’de KONDA araflt›rma flirketine yapt›r›lan B‹Z K‹M‹Z adl› araflt›rma sonucuna göre;

Laiklik ve Modern Hayat Ekseninde Hayat Tarz› Kümeleri

Aç›kl›¤›n, farkl› dinsel, cinsel ve yaflamsal anlay›fl biçimlerinin kabul edildi¤i “modern ve laik yaflam biçimi”nde Türkiye ortalamas›, toplumun büyük bir kesiminin yer ald›¤› “k›rsal gelenekselciler”in biraz ötesinde, “mahallenin gençleri” ad› verilen grubun biraz gerisinde yer al›yor. Bu durumda, Türkiye ortalamas›n›n üstünde daha aç›k görüfllü ve hoflgörülü diyebilece¤imiz kesimin toplam nüfusu bu araflt›rma sonuçlar›na göre 15,5 milyon. Bu topluluk 15 yafl ve üstü yetiflkin toplam nüfus olan 51 milyonun yüzde 30’unu oluflturuyor. E¤itimli nüfusun a¤›rl›kl› olarak ‹stanbul olmak üzere büyük kentlerde yer ald›¤› ülkemizde, bu koflullar alt›nda Türkiye genelinde bir inovasyon potansiyeline sahip olmak oldukça zor. Oysa etnik, kültürel farkl›l›klar› ve zenginlikleri ile dolu dolu bir nüfusa sahip olan ülkemizde bu farkl›l›klar› yönetebilmemiz, yerel yönetimlerin özellikle bu konuya e¤ilmeleri son derece kritik. Yarat›c›l›k ve Ar-Ge yeteneklerimizi farkl›l›klara hoflgörü ile birlefltirdi¤imizde ancak, Ar-Ge teflvik ve desteklerinin kullan›m›yla 2013’te Ar-Ge harcamalar›m›z›n GSY‹H’ya oran›n› yüzde 2’ye ç›kartabilece¤iz.

ÖNER‹LER ➤ Modern yaflam›n önderleri ve özel sektör temsil-

36

Grafik 3 - Konda Araflt›rma ve Dan›flmanl›k fiirketi “Biz Kimiz” Araflt›rmas›

cilerine daha fazla ifl düflüyor: Sosyal sorumluluk çal›flmalar› ve projelerine a¤›rl›k vermeliler. Teknoloji gelifltiricileri ve uygulay›c›lar›n›n, imalatç›lar›n ve üreticilerin toplumun farkl› kesimlerini de dahil edecek yenilikçi projeler yapmal›lar, flirketlerinde farkl›l›klar› olan kiflileri istihdam etmeliler. Diversity Management (Farkl›l›klar›n Yönetimi) flirketlerin ‹nsan Kaynaklar› Bölümleri’nin önemli bir uygulama konusu olmal›. Ar-Ge ve inovasyon proje destek ve teflvikleri daha fazla farkl› tipteki kurumlar›n ve disiplinlerin iflbirli¤i yapmas›na yönelik olmal›. Uluslararas› Ar-Ge ve inovasyon çal›flmalar›na ve projelerine daha fazla kat›l›m olmal›, flirketler stratejilerini bu yönde de¤ifltirmeli ve bu konulara bütçe ay›rmal›lar (AB bu anlamda bize büyük olanaklar sa¤l›yor). Yerel yönetimler, STK’lar ile iflbirli¤i yaparak insan haklar› demokrasi ve yönetiflim konulu projeler gerçeklefltirmeliler (AB bu anlamda bize büyük olanaklar sa¤l›yor).


Özel Haber

Yarat›c› S›n›f ekonominin büyüme gücünün çekirde¤i ABD’li sosyal siyaset uzman› Prof. Richard Florida, Yarat›c› S›n›f’›n Yükselifli isimli kitab›yla ekonomik anlamda öne ç›kan “Yarat›c› S›n›f”› tan›mlam›flt›. Yarat›c› S›n›f, yeteneklerini al›p geldi¤i hoflgörülü flehir ve bölgelerde inovasyonun ve teknolojinin geliflmesini sa¤l›yor. Yani onlar›n bulundu¤u yerde üç unsur bir araya geliyor: Teknoloji, yetenek ve hoflgörü.

Yarat›c› S›n›f’›n Yükselifli (The Rise of the Creative Class) isimli kitab›n yazar› Amerikal› sosyal siyaset uzman› Prof. Richard Florida hem baflar›l› bir akademisyen, hem de önemli bir düflünür. Kanada’n›n ünlü gazetesi “Globe and Mail”de yaz›lar yazan Florida’n›n makaleleri, Atlantic Monthly, New York Times, Wall Street Journal, Harvard Business Review, Boston Globe Financial Times gibi büyük yay›nlarda da yay›nlan›yor. Toronto Üniversitesi Rotman ‹flletme Okulu’nda ö¤retim görevlisi olan Florida, ayn› üniversitenin Martin Prosperity isimli enstitüsünün de direktörü. Carnegie Mellon Üniversitesi’nde profesörlü¤ü alan düflünür, Harvard, MIT gibi üniversitelerde de zaman zaman dersler veriyor. Florida 38

2002’de yay›nlad›¤› “Yarat›c› S›n›f’›n Yükselifli” adl› kitab›nda 3T (Technology, Talent, Tolerance: Teknoloji, Yetenek, Hoflgörü) yaklafl›m›n› ortaya koydu. Bu yaklafl›ma göre teknolojik ve ekonomik geliflme için teknoloji, yetenek ve hoflgörünün bir araya gelmesi gerekiyor. Bu üç unsurdan ikisi olan yetenek ve teknoloji, hoflgörünün oldu¤u bölgelerde birikiyor. Ard›ndan da bölge kalk›nmaya bafll›yor. 2005’te yay›nlad›¤› Yarat›c› S›n›f’›n Kaç›fl› (The Flight of the Creative Class) adl› ikinci kitab›nda da bu 3 unsurun uyumunun bozulmamas› gerekti¤inden, aksi taktirde ortaya ç›kacak sorunlar›n bölgeyi olumsuz yönde etkileyece¤inden bahsediyor. Florida’n›n son kitab› Senin fiehrin Kim? (Who's Your City?) isimli kitab› daha önceki düflüncelerini tamaml›yor ve üzerine yeni düflünceler infla ediyor. Yarat›c› S›n›f’›n de¤erleri çok farkl› Florida’n›n bir toplumun teknolojik geliflmesine üzerine ortaya att›¤› neden sonuç


iliflkileri hem ABD’de hem de Avrupa’da çok ses getirdi. Ona göre yeniça¤da yükselen bir s›n›f var: Yarat›c› S›n›f. Bu s›n›f, bilgi birikimini, zekas›n› ve yarat›c›l›¤›n› kullanarak toplumsal geliflime yön veriyor. O nedenle de asl›nda ekonomi için en de¤erli s›n›f› oluflturuyor. Bu s›n›f ülkelerden, ›rklardan ve bölgelerden ba¤›ms›z. Yeni ça¤da istedikleri gibi ülke de¤ifltirebiliyorlar.

yer planlar› oldukça farkl›. Tüketim al›flkanl›klar› da ince zevkler üzerine kurulu olan bu s›n›f›n, sosyal ve ekonomik hayatta yeni trendler oluflturma gibi bir gücü de var. Yarat›c› S›n›f’›n kendi aras›nda ortak bir dili var ancak toplumun geri kalan›ndan farkl› olduklar› için bazen toplumlar taraf›ndan d›flland›klar› ya da hofl görülmedikleri durumlar oluyor. Çünkü bu insanlar için aile, evli-

için birer çekim merkezi. Bunun nedeni bu flehirde hayat›n daha canl› olmas›, sanat hayat›n›n, e¤lence hayat›n›n sürekli yenilikler sunmas›. Ayr›ca sosyal hizmetlerin, flehir düzenin iyi olmas›, hemen her konuda Yarat›c› S›n›f’› tatmin edecek seçenekler sunmas› da bu flehirlerin Yarat›c› S›n›f taraf›ndan tercih edilmesine yol aç›yor. Bu nedenle Yarat›c› S›n›f’› kendine çekerek geliflmek isteyen ül-

Toplumsal de¤iflmeye öncülük edenler bu s›n›f›n içinde akademisyenler, sanatç›lar, müzisyenler, edebiyatç›lar, bilim adamlar›, doktorlar gibi de¤iflik meslek gruplar›ndan insanlar bulunuyor. Florida’ya göre ABD’de iflgücünün yüzde 30’unu bu s›n›f oluflturuyor ve say›lar› nedeyse 40 milyonu buluyor. Türkiye’de ise bu say›n›n 400 bin civar›nda oldu¤unu tahmin ediliyor. Yarat›c› S›n›f’› di¤er insanlardan ay›ran tek özellikleri yapt›klar› ifller de¤il. Bu insanlar›n yaflam biçimi, evlili¤e bak›fllar›, de¤erleri, kari-

lik, din gibi kurumlar genellikle çok önemli olmuyor. Ço¤unlukla bulunduklar flehir ve bölgeleri de kendi yaflam tarzlar›na uygun olarak de¤ifltirmeye bafll›yorlar.

ke, bölge ve flehirlerin bu s›n›f› tatmin edecek olanaklar ortaya koymas› gerekti¤inin alt›n› çiziyor.

Florida “Senin fiehrin Kim?” isimli son kitab› ile Yarat›c› S›n›f’›n zevklerine ve beklentilerine göre flehir seçti¤ini, dolay›s›yla sahip olduklar› birikimi buralarda kulland›klar›n› söylüyor. New York, Londra, Tokyo, Paris, Chicago, Los Angeles, Frankfurt, Hong Kong, Milano ve Singapur gibi flehirler Yarat›c› S›n›flar

Richard Florida ile 3T formülünü, Yarat›c› S›n›f’› ve son kitab›n› konufltuk. Florida, Türkiye’nin küresel rekabette ayakta kalmak için kendini gelifltirmesi gerekti¤i gerçe¤ini bir kez daha hat›rlat›yor ve Yarat›c› S›n›f’› çekmenin art›k ekonomik bir savafla dönüfltü¤üne dikkat çekiyor. Ona göre yani ça¤da ekonomik anlamda yap›lmas› gereken en büyük uygulama yarat›c› 39


Özel Haber

ve yetenekli insanlar›n potansiyelini en iyi flekilde kullanmaya çal›flmak, o insanlar› bölgeye çekmek ve bu bölgelerde kalmalar›n› sa¤lamak. Florida’ya göre ABD’nin dünyan›n bir numaral› ekonomik gücü olmas›n›n arkas›nda y›llarca kucak açt›¤› de¤iflik milletlerden göçmenler ve bu göçmenlere sa¤lad›¤› hoflgörülü ortam var. Florida “ABD bu göçmenlere eskisi kadar hoflgörü göstermezse, ekonomik anlamda geri gitmesi an meselesi” diyor. Yarat›c› S›n›f nedir, k›saca aç›klar m›s›n›z? Yarat›c› S›n›f’›n Yükselifli kitab›mda bu konuyu ele alm›flt›m. Kitap Yarat›c› S›n›f’› çekmek ve elinde tutmak için belirli bir çerçeve çizmeyi amaçl›yordu. Bu çal›flmada çal›flanlar› iki gruba ay›rd›k. Bu grubun birincisi “Yarat›c› Profesyoneller”. Bu profesyoneller, klasik bilgi temelli çal›flanlar. Örne¤in sa¤l›k sektöründe, finans sektöründe, hukuk ve e¤itim sektöründe çal›flanlar bu s›n›fa girerler. ‹kinci grup ise süper “Yarat›c› S›n›f”. Bu çal›flanlar bilim in40

sanlar›n›, mühendisleri, inovatörleri, araflt›rmac›lar› kapsad›¤› gibi sanatç›lar›, yazarlar› ve müzisyenleri de kaps›yor. “Yarat›c› S›n›f” gelece¤in ekonomisinin büyüme gücünün çekirde¤ini oluflturuyor. Dünya çap›nda 150 milyondan fazla yarat›c› insan tipi var. Rekabetçilik için hoflgörü Teknoloji, yetenek ve hoflgörü kavramlar›n›n ekonomik önemli vurguluyorsunuz, bu kavramlar› biraz aç›klayabilir misiniz? “Yarat›c› S›n›f’›n Yükselifli” isimli kitab›m, bu 3 kavram›, toplumlar›n küresel ekonomi içinde büyüyebilmeleri için bütüncül bir strateji içinde anlat›yor. Bu kavramlar› s›ras›yla flöyle aç›klayabilirim. Yetenek: Etkin ekonomik stratejilerinin arkas›ndaki itici güç yetenekli insanlard›r. fiu anda hiç olmad›¤› kadar mobil bir hayat yafl›yoruz. ‹nsanlar, özellikle yarat›c› insanlar tüm ülkelerde rahatça dolafl›yor. Yarat›c›l›¤›n çok önemli oldu¤u bir ça¤da bir toplumun belli niteliklere sa-

hip olmas› ve bu niteliklerini devam ettirmesi, bu yetenekli insanlar› kendine çekmesiyle ilgili. Küresel ekonomi çok rekabetçi bir duruma geldi. Türkiye de rekabetçi olmak istiyorsa, rakibi di¤er ülkeler gibi, en yetenekli insanlar› elinde tutmaya ve onlara gereken e¤itimi, f›rsatlar› vermeye çal›flmal›. ‹kinci kavram teknoloji: Teknoloji ve inovasyon da ekonomik büyümenin iki kritik tamamlay›c›s›d›r. Baflar›l› olmak için, toplumlar›n ve kurulufllar›n araflt›rma sonuçlar›n›, fikirleri, inovasyonlar›, pazarlanabilir ürünleri transfer edebilmeleri gerekir. Bunlarda faydalanmak için her toplumun kendi yol ve yöntemleri olmal›. Bence Türk üniversiteleri teknoloji transferi ve yarat›c›l›k için gereken altyap›y› sa¤layacak kadar iyi üniversiteler. Üçüncü önemli kavram da hoflgörü: Ekonomik refah seviyesi kültüre, giriflimcili¤e, sivil, bilimsel ve sanatsal yarat›c›l›¤a ba¤l›. Yetenekli ve yarat›c› çal›flanlar, birlikte çal›flmak için farkl› insanlar ar›yorlar. Bulunduklar› ortamlar›n yeni fikirlere aç›k kurumlara ve


insanlara sahip olmas›n› bekliyorlar. Yarat›c› ça¤da bir yer edinmek isteyen Türkiye, ekonomik büyüme ve toplumsal geliflim için küresel teknolojiyi ve yetenekleri kendine çekebilmeli. Bunun için de kendine has yöntemlerini gelifltirmeli. Yarat›c› yetenek ›rk›, etnik kimli¤i, cinsi, görünüflü, seksi tercihleri tamamen inkar ediyor. Hoflgörü ise tüm bunlar›n sosyal kabulüne dayan›yor, bütün farkl›klar› içine al›yor. Örne¤in gay’lere ve lezbiyenlere toplum olarak aç›k olmak, yarat›c› sermaye seviyesi aç›s›ndan olumlu bir gösterge. ABD’nin teknolojik aç›dan geliflmifl bir ülke olmas› ile hoflgörülü bir topluma sahip olmas› aras›nda nas›l bir iliflki var? De¤iflik ülkelerin, 1920’li, 30’lu ve 40’l› y›llarda istemedi¤i insanlar› kendi bünyesine alma konusunda ABD’nin gösterdi¤i gönüllülük, ABD’yi büyük yapan en mühim özelli¤i. Bu zamanlar boyunca, Enrico Fermi’den Albert Einstein’a kadar pek çok parlak ve birikimli bilim insan›n› biz kucaklad›k. Asl›nda uzun zamand›r dünyan›n geri kalan›na karfl› bu kadar hoflgörülü mesajlar vermiyoruz. E¤er

ABD, göçmenleri, genç insanlar›, gay’leri ve lezbiyenleri daha az kucaklay›c› bir tav›r içine girerse yarat›c› devlerin aras›ndaki yerini görünür bir flekilde kay›p edecektir. Göçmenler olmadan yüksek teknolojiye dayal› bir ekonomi oluflturmak mümkün de¤il. fiehir mutluluk seviyemizi belirliyor Yarat›c› insanlar, yaflayacaklar› flehirleri kendileri seçiyor, buna göre hangi özellikler onlar için daha çekici? Küresel düzeyde yarat›c› yetenekleri çekmek için bir rekabet yaflan›yor. Bu rekabette flehirlerin en çok yaflam kaliteleri ön plana ç›k›yor. Yarat›c› çal›flanlar› ve tecrübeli araflt›rmac›lar› çekmek isteyen toplumlar ve bölgeler, kendilerine çeki düzen vermek zorundalar. Bu flehir ve bölgelerin pek çok özelli¤i olmas› gerekiyor. Örne¤in, ekonominin canl› olmas›, restoranlar›n iyi olmas›, e¤lence ve sanat yaflam›n›n h›zl› olmas›, komflular›n güvenli olmas›, iyi e¤itim imkanlar› bir flehri çekici k›lan unsurlar. Ayr›ca ulafl›m›n iyi olmas›, mimarisinin çekici olmas› da önemli. Önceki dönemlerden farkl›

olarak, Yarat›c› S›n›flar art›k kalacaklar› yerleri yaflam standartlar›na göre seçiyorlar. Bu insanlar standart ihtiyaçlara bakm›yorlar. Onlar için iyi yaflamak, hobilerini gerçeklefltirmek, zevklerine uygun her türlü ihtiyac› an›nda ellerinin alt›nda bulabilmek önemli. Yani, yarat›c› bireyleri çekmek isteyen bölgelerin, kendilerini yeniden düzenlemeleri flart. “Senin fiehrin Kim?” isimli kitab›n›zdan biraz bahseder misiniz? Bu kitapta, çekici bir dünya yaratmak ve küresel ekonomide önemli bir yer edinmek isteyenler için örnekler ortaya koydum ve yaflan›lan flehrin önemine de¤inmeye çal›flt›m. Art›k yaflad›¤›m›z flehirler kendimiz seçebiliyoruz. Bu seçimi ise flehrin özelliklerine göre yap›yoruz. Yaflad›¤›m›z flehir, yapt›¤›m›z iflimiz ve kariyerimiz üzerinde büyük bir etki yap›yor. Bulundu¤umuz flehir bize sosyal bir network sa¤l›yor. Bu network de yaflam biçimimizi flekillendiriyor. Asl›nda sa¤l›¤›m›za da büyük etkisi var flehirlerin. Hatta yaflamdan ald›¤›m›z zevk ve mutlulu¤un seviyesi de flehirlere göre de¤ifliyor.

• ABD, göçmenleri, genç insanlar›, gay’leri ve lezbiyenleri daha az kucaklay›c› bir tav›r içine girerse yarat›c› devlerin aras›ndaki yerini görünür bir flekilde kay›p edecektir. • “Yarat›c› S›n›f” gelece¤in ekonomisinin büyüme gücünün çekirde¤ini oluflturuyor. Dünya çap›nda 150 milyondan fazla yarat›c› insan tipi var. • De¤iflik ülkelerin, 1920’li, 30’lu ve 40’l› y›llarda istemedi¤i insanlar› kendi bünyesine alma konusunda ABD’nin gösterdi¤i gönüllülük, ABD’yi büyük yapan en mühim özelli¤i. • Küresel düzeyde yarat›c› yetenekleri çekmek için bir rekabet yaflan›yor. Bu rekabette flehirlerin en çok yaflam kaliteleri ön plana ç›k›yor. Yarat›c› çal›flanlar› ve tecrübeli araflt›rmac›lar› çekmek isteyen toplumlar ve bölgeler, kendilerine çeki düzen vermek zorundalar. • Ekonominin canl› olmas›, restoranlar›n iyi olmas›, e¤lence ve sanat yaflam›n›n h›zl› olmas›, komflular›n güvenli olmas›, iyi e¤itim imkanlar› bir flehri çekici k›lan unsurlar. • Yaflad›¤›m›z flehir, yapt›¤›m›z iflimiz ve kariyerimiz üzerinde büyük bir etki yap›yor. Bulundu¤umuz flehir bize sosyal bir network sa¤l›yor. 41


Avea’dan Haberler

“HerYöne S›n›rs›z” tarifesi Avea’l›lar› doya doya konuflturuyor Abonelerine kaliteli iletiflim imkan› sunarken fatura endiflesini de ortadan kald›ran Avea, büyük ilgi gören “HerYöne S›n›rs›z” tarifesini yeniden hayata geçirdi. Avea Regülasyondan Sorumlu Genel Müdür Yard›mc›s› Cengiz An›k “Bu tarife sektördeki dinamikleri de¤ifltirdi. Amac›m›z, bu hizmeti, herhangi bir k›s›tlama olmadan devam ettirmek ve bundan sonra da tüketici lehine tarife ve kampanyalarla fark yaratmak” diyor.

A

vea, “Gerçek fiyata kaliteli iletiflim” anlay›fl›yla hayata geçirdi¤i her yöne ve s›n›rs›z teklifleriyle kaliteli iletiflimi lüks olmaktan ç›kar›yor. Türkiye’de bir ilk olan “HerYöne S›n›rs›z” tarifesi ile konuflma sürelerinin s›n›rlar›n› ve operatör fark›n› ortadan kald›ran Avea, abonelerine ayda 55 TL’ye (KDV dahil) istedi¤i kifliyle diledi¤i kadar konuflma f›rsat› sunuyor. HerYöne S›n›rs›z ile abonelerine faturalar›n› dert etmeden s›n›rs›z konuflma imkan› sunan Avea, sektöre rekabetten sonra tarife fleffafl›¤›n› da getiriyor. Avea taraf›ndan sektörde bir ilk olarak sunulan “HerYöne S›n›rs›z” tarifesinin büyük bir ilgi gördü¤ünü belirten Avea Re-

42


“Numara Tafl›nabilirli¤i”nin hayata geçirilmesini bafl›ndan beri destekleyen Avea, Türkiye’nin en h›zl› büyüyen operatörü olma özelli¤ini önümüzdeki dönemde de korumay› hedefliyor. Bu hedef do¤rultusunda Avea, yenilikçi ürün ve hizmetlerini avantajl› fiyatlarla sunarak abonelerinin ihtiyaçlar›n› karfl›lamaya devam ediyor. gülasyondan Sorumlu Genel Müdür Yard›mc›s› Cengiz An›k, “Pazara sundu¤umuz günden itibaren büyük bir taleple karfl›lanmas›na ra¤men hakim durumda bulunan operatörün, Avea’n›n artan port taleplerini zaman›nda karfl›lamamas› sebebiyle geçici bir süre abone al›m› durdurulan HerYöne S›n›rs›z Tarifesi’ni yeniden Aveal›lara sunuyoruz” diyor. Ayda sadece 55 TL HerYöne S›n›rs›z Tarifesi’nin sektördeki dinamikleri de¤ifltirdi¤ini ifade eden An›k, bu tarife ile Avea abonelerinin, ayda sadece 55 TL gibi avantajl› bir fiyatla doya doya konuflmaya devam edece¤ini söylüyor. An›k “Gerçek fiyata kaliteli iletiflim için Numara Tafl›nabilirli¤i ile Avea’y› tercih eden abonelerimiz de yüksek fatura korkusundan kurtularak diledi¤i kadar ko-

kifli taraf›ndan tercih edilerek Numara Tafl›nabilirli¤i’nin bir numaral› operatörü olmay› sürdürüyor.

nuflma f›rsat› yakalad›. Amac›m›z, bu hizmeti, herhangi bir k›s›tlama olmadan devam ettirmek ve bundan sonra da tüketici lehine tarife ve kampanyalarla fark yaratmak. 2009’da da hem flebekemizle hem de yenilikçi uygulamalar›m›zla 2008’de oldu¤u gibi ‘Türkiye’nin en çok tercih edilen operatörü’ unvan›m›z› koruyaca¤›z” diyor.

Sektörde tüketici lehine rekabet ortam›n›n yarat›lmas› için Numara Tafl›nabilirli¤i’nin hayata geçirilmesini en bafl›ndan beri destekleyen Avea, Türkiye’nin en h›zl› büyüyen operatörü olma özelli¤ini önümüzdeki dönemde de korumay› hedefliyor. Bu hedef do¤rultusunda Avea, yenilikçi ürün ve hizmetlerini avantajl› fiyatlarla sunarak abonelerinin ihtiyaçlar›n› karfl›lamaya devam ediyor.

Sundu¤u kaliteli hizmet ve HerYöne 55 TL gibi avantajl› tarifelerle Türkiye’nin en çok konuflturan operatörü haline gelen Avea, yaklafl›k 1 milyon 43


Röportaj

Hoflgörüsüzlük ve güvensizlik toplumsal genlerimizde var Bahçeflehir Üniversitesi Ö¤retim Üyesi Prof. Dr. Y›lmaz Esmer, Dünya De¤erler Araflt›rma’n›n bir parças› olan Türkiye De¤erler Araflt›rmas›’nda Türk halk›n›n hoflgörüsünün son derece düflük oldu¤unu ortaya koymufltu. Esmer, bu hoflgörüsüzlü¤ün temelinde tüm sosyal iliflkilerimize ifllemifl olan güven sorununun oldu¤unu söylüyor ve soruyor: “Etraf›n›za bir bak›n, kimse kimseye güveniyor mu?”

B

Bahçeflehir Üniversitesi Siyaset Bilimi Ö¤retim Üyesi Prof. Dr. Y›lmaz Esmer, Dünya De¤erler Araflt›rmas›’n›n Türkiye aya¤›n› yürüten isim. 1981’de kurulan Dünya De¤erler Araflt›rmas› Birli¤i taraf›ndan yap›lan araflt›rma, sosyal bi-

limler alan›nda dünyan›n en genifl kapsaml› projesi olarak tan›n›yor. 90’›n üzerinde ülkede bu araflt›rmay› gerçeklefltiren bu Birlik, pek çok de¤iflik ülkeden sosyal bilimciyi bir araya getiriyor. De¤iflik araflt›rmalar› ile s›k s›k Türkiye’nin gündemine oturan Esmer, Türkiye De¤erler Araflt›rmas›’n›n 4’üncüsünün sonuçlar›n› 2007’de aç›klad›¤›nda Türkiye’nin hoflgörü karnesi pek de parlak ç›kmam›flt›. Araflt›rmaya göre Türk halk› de¤iflik kifli ve gruplara pek s›cak bakm›yor, baflka ›rktan, renkten kiflileri, oruç tutmayanlar›, baflka dil konuflanlar›, yabanc› iflçileri, göçmenleri komflu olarak görmek istemiyordu. Güven konusunda da çok cömert olmayan Türk halk› “Baflka milletten insanlara güvenir misin?” sorusuna da yüzde 44 “pek güvenmem”, yüzde 29 ise “hiç güvenmem” diye cevap veriyordu. Araflt›rman›n en ilgi çekici sonuçla-

44

r›ndan birisi teknolojik ürünleri ve özellikle interneti kullananlar›n hoflgörü düzeyinin daha yukar›larda olmas›yd›. Daha e¤itimli insanlar›n daha hoflgörülü oldu¤u bu araflt›rmayla bir kez daha ortaya ç›km›flt›. Esmer, Türk halk›n›n hoflgörü ve güven konusunda dünyadaki en geri ülkelerden biri oldu¤unu, hoflgörüsüzlü¤ün ve güvensizli¤in toplumsal genlerimize iflledi¤ini ifade ediyor. Bunun de¤iflmesi konusunda pek de umutlu olmayan Esmer’e göre e¤itim bu konuda en büyük araç. Ancak yine de de¤iflmek için çok uzun y›llar gerekiyor. Türk halk› hoflgörü konusunda nas›l bir toplum? Hoflgörü aç›s›ndan biraz s›k›nt›l› bir toplum. Hoflgörü düzeyimiz genellikle iyi de¤il. Futbol maçlar›ndan bafllay›n, demokrasi kültürüne do¤ru devam edin, de¤iflik milletlere, ›rklara, dinlere karfl› yaklafl›m›m›za bak›n, maalesef çok yüksek hoflgörü düzeyinde olmad›¤›m›z görülecektir. Biz giderek mi böyle olduk yoksa hep böyle miydik bilmiyorum. Benim elimde 70 sene öncesi için bir araflt›rma yok, onun için kesin bir fley söylemem


zilya’da Filipinler’de daha yayg›n bu durum.

mümkün de¤il. Ama flu anki duruma bakt›¤›n›z zaman kendimizden biraz daha de¤iflik olandan hofllanm›yoruz. Yürüttü¤ünüz Türkiye De¤erler Araflt›rmas›’nda hoflgörü ile aras›nda en yak›n ba¤ olan unsur hangisiydi? En ay›rt edici özellik e¤itimdi. ‹nternet kullan›c›lar› di¤erlerine göre daha hoflgörülü ç›km›flt›. Cep telefonu kullan›m›, bilgi ve iletiflim teknolojilerine aflinal›k da ay›rt ediciydi. Ama art›k cep telefonu ay›r›c› özellik olmaktan ç›kt›, çünkü herkeste var. Güvenmeyen hoflgörmez Hoflgörü düzeyimizin bu kadar düflük olmas› ile devlet politikas› aras›nda bir ba¤lant› olabilir mi? Hay›r, siyasetle ilgisi oldu¤unu sanm›yorum. Bu durum içine kapal› geleneksel toplumlarda ortaya ç›kar. Yani böyle kendi içinde çok geleneksel de¤erlere sahip topluluklar cemaatler genellikle d›flar›ya karfl› bir güvensizlik duyarlar. Zaten

bunun daha temelinde yatan etken güvensizlik. Güven ile hoflgörü ile aras›nda nas›l bir ba¤ var? Ailenizin d›fl›nda, mahallenizin d›fl›nda, köyünüzün d›fl›nda filan kimseye kolay kolay güvenemiyorsan›z o zaman hoflgörü de olmuyor. Neden güvenemiyoruz? Bilemiyorum aç›kças›, çok zor bir soru. Ama dünyada güven düzeyi en düflük toplumlardan biri oldu¤umuzu biliyorum. Etraf›n›za bir bak›n, kimse kimseye güveniyor mu? Ev sahibi kirac›s›na “Kira ödemez” diye güvenmiyor, kirac› “Bu adam beni ç›kar›r” diye güvenemiyor. Doktora gidiyorsunuz, ona güvenmiyorsan›z, baflkas›na gidiyorsunuz. Yani hangi sosyal iliflkiye bakarsan›z orada bir güvensizlik söz konusu. Herhalde yetifltiriliflimizden kaynaklanan bir fley. ‹sviçre’de böyle bir flüphe yayg›n de¤il. Birbirinden en az flüphe duyanlar ‹skandinav ülkeleri. Türkiye’de, Bre-

Aile yap›s› ve e¤itimin bu duruma nas›l bir katk›s› var? Aile içinde ifade özgürlü¤ü yok. Bunun sebebini anlamak için yüzy›llarca geriye gitmek gerekiyor. 3-5 y›lda geliflen bir fley de¤il. Yüzy›llar boyu belli bir toplumsal yap›da oldu¤umuz için sosyal genlerimize ifllemifl bu. E¤itim sistemimiz de buna tam uyumlu. Susmay› teflvik eden, ezbere dayanan, itiraz etmemeye dayanan bir e¤itim sistemimiz var. E¤itim sistemi ö¤retmenin karfl›s›nda son derece uyumlu, hiç itiraz etmeyen, ödevlerini yapan, ezberleyen çocuklar istiyor. Bu sistem kolay kolay de¤iflmiyor, çünkü ö¤retmenler de sistemin içinden ç›k›yor. Türk toplumunda yarat›c›l›¤a prim veriliyor mu derseniz, verilmiyor. Çevresindekilerin bir çocuktan beklentilerine bakal›m: Vatan›na milletine hay›rl› evlat olmas›, vefal› evlat olmas›, dinine milletine sayg›l› olmas›. Yarat›c›l›k bu s›ralaman›n çok altlar›ndad›r. Hoflgörüsüz ortamda inovasyon çok zor Bu sistemde yetiflen bireylerin inovatif ve yarat›c› yönlerinin geliflmesi mümkün mü? Bir araflt›rmaya dayanarak söylemiyorum ama böyle bir sistemde yarat›c› ve inovatif bireylerin yetiflmesi çok zor. ‹novasyon dedi¤iniz fley kal›plar›n d›fl›na ç›kmak, s›n›rlar› zorlamakt›r, belli kal›plar› açarak yenilikler getirmektir. De¤iflikli¤e hoflgörülü bir 45


Röportaj

toplumda “Eski köye yeni adet getirme kardeflim, sen nereden ç›kard›n bunu flimdi” türü itirazlarla karfl›laflmazs›n›z. Asl›nda dünyan›n her yerinde bu tür itirazlarla karfl›laflmak mümkün. Yenili¤e karfl›, kal›plar›n, s›n›rlar›n d›fl›na ç›kmaya karfl› mutaass›p bir direnç her zaman vard›r. Böyle bir toplumda zihniyet de¤iflikli¤i için neler yap›labilir? Bu toplumun karakteri. Kanunlarla, kurallarla filan de¤iflecek bir fley de¤il. Zaten baz› kanun ve kurallar geliyor ama uygulanam›yor, çünkü toplum benimsemiyor. “De¤ifltirdim oldu, hoflgörü geldi” diyemezsiniz. Bireylerde korku ve güvensizlik varsa, baflkalar›ndan kaz›k yeme, zarar görme korkusu varsa bafllang›ç noktas› budur. Bu korkuyu yok etmek gerekiyor. Bu da tabi bebeklikten itibaren hem aile içinde hem de okulda verilecek e¤itimle oluyor. Uzun dönemli bir iflten bahsediyoruz. Birkaç senede olacak bir iflten de¤il. Muhafazakarlaflmad›k, zaten öyleydik Bu konu aç›l›nca en çok suçlanan unsur din oluyor, sizce dinin nas›l bir etkisi var? Din tabi kültürün çok önemli bir bileflkesi. Din dedi¤imiz zaman gerçekten insan›n zihniyetini önemli ölçüde flekillendiren bir unsurdan bahsediyorsunuz. ‹yi ya da kötü etkisi oluyor elbette. En çok ya da en az diyemem ama ben buna birbirini tamamlayan unsurlar diyebilirim. 46

Türk toplumunun muhafazakarlaflmas›yla ilgili araflt›rmalar yap›ld› ve yine çok tart›fl›ld›. AKP iktidar›yla bir muhafazakarlaflma oldu mu gerçekten? Hay›r, 20 y›ld›r izliyorum. Bir muhafazakarlaflma yok, muhafazakar bir toplum var. Bu toplum zaten hep muhafazakard›. O tart›fl›lan araflt›rmalarla artman›n veya azalman›n oldu¤u sonucuna var›lamaz zaten. Ç›karmak isteyenler böyle bir sonuç ç›kard›. Öyle bir sonuç için iki farkl› zaman noktas›nda ayn› metodolojiyle araflt›rma yapman›z gerekir. Bir tek araflt›rmadan artm›fl veya azalm›fl denemez. Sosyal bilimler dünyas›nda hoflgörü nas›l? Anketler ve araflt›rmalarla ilgili büyük

tart›flmalar yaflan›yor! Bu, her yerde olur. Araflt›rman›n metodolojisini reddedersiniz veya düzgün bulmazs›n›z veya yorumunu elefltirisiniz. Ancak özellikle sosyal bilimlerde ne yaz›k ki araflt›rmalara bulundu¤umuz kamptan ve o kamp›n gözlüklerinden bak›yoruz. “Benim do¤ru bildi¤im, bana uygun gelen, benim ideolojime göre fleyler söylüyorsa o araflt›rma iyidir güzeldir ama de¤ilse, ayk›r›ysa yerden yere vurmak gerekir” diye düflünüyoruz. Biz çok kolay kutuplaflmaya ve bölünmeye müsait bir toplumuz. Gazeteci Hakk› Devrim’in bir yarma fleftali teorisi var, çok hofluma gitmiflti: “Biz Bursa Yarma fieftalisi gibi bir toplumuz, tak diye ortadan ayr›l›yoruz.”

‹nternet kullananlar daha hoflgörülü ‹nternet ‹nternet kullananlar (%) kullanmayanlar (%) “Baflka dinden komflu istemem” “Baflka ›rktan/renkten komflu istemem” “Oruç tutmayan komflu istemem” “Nikahs›z yaflayan komflu istemem” Kaynak: Türkiye De¤erler Araflt›rmas› (2007)

18 16 16 48

42 38 39 74


Röportaj - Gülizar Büyükkara

Hoflgörü özerklefltikçe art›yor dindarlaflt›kça azal›yor Türkiye’de sosyal psikoloji biliminin kurucusu olarak tan›nan Prof. Dr. Çi¤dem Ka¤›tç›bafl›’na göre Türk toplumunun hoflgörüsü ald›¤› e¤itimle do¤ru orant›l›. Türkiye’de e¤itim düzeyi ortalamas› yetiflkinlerde 6 y›l›n alt›nda oldu¤u için hoflgörü s›n›r› da pek genifl de¤il. Buna ra¤men kentleflen toplum kendi dinamiklerini yarat›yor ancak devlet politikalar› bu geliflimin gerisinde kal›yor. Özellikle dini mobilizasyon ilerleyen hoflgörü ortam›n›n geriye gitmesine neden oluyor.

K

Koç Üniversitesi Psikoloji Bölümü Ö¤retim Üyesi Prof. Dr. Çi¤dem Ka¤›tç›bafl›, Türkiye’de sosyal psikoloji biliminin kurucusu olarak kabul ediliyor. Özellikle 1950’li y›llardan beri göçle de¤iflen Türk aile iliflkileri üzerine yapt›¤› çal›flmalar ve gelifltir-

48

di¤i “Özerk – iliflkisel benlik” kavram› büyük ilgi gördü. Ortaya koydu¤u kültürleraras› benlik ve aile modeli ile uluslararas› akademi ve e¤itim dünyas›nda büyük yank› uyand›rd›. Ka¤›tç›bafl›’n›n çal›flmas›na göre geleneksel aile yap›s› çocu¤un özerk olmas›-

n› bir tehdit olarak alg›l›yor. Bu nedenle de özerkli¤in geliflmesine izin verilmiyor. Kentteki ailelerde ise özerk olmayan çocuk baflar›l› olamad›¤› için bireyler ba¤›ms›zlaflmaya bafll›yor. Ancak bu durum Türkiye’de bat›l› sistemden daha farkl› gelifliyor.


Çünkü Türk toplumunda bat› toplumlar›n›n aksine özerk olmak aileden kopmak anlam›na gelmiyor. Böylece Özerk - iliflkisel benlik oluflmaya bafll›yor. Bu benli¤e sahip kifliler daha e¤itimli oldu¤u için daha hoflgörülü oluyor, aile iliflkilerinden kaynaklanan ve bireyi bask› alt›na alan bo¤ucu ortam da de¤ifliyor. Ka¤›tç›bafl› ile Türk toplumunun aile dinamiklerini ve bunun hoflgörü ortam›na etkisini konufltuk. Türk toplumu hoflgörü konusunda nas›l bir toplum? Toplumu böyle genel konuflmak do¤ru de¤il. Ancak baz› iliflkilerden söz edebiliriz. Örne¤in e¤itim düzeyi artt›kça hoflgörü de art›yor. Bunu çeflitli uluslararas› araflt›rmalar

gösteriyor. Türkiye’de ise çok düflük bir e¤itim düzeyi var. Hala yetiflkin nüfusun ortalama okullaflmas› 6 y›l›n alt›nda. Dolay›s›yla düflük e¤itimli olan nüfusun hoflgörü düzeyinin çok yüksek olmas› beklenmez. Ancak baflka faktörler söz konusu. Din yüzy›llard›r bir miktar daha hoflgörülü olmufltur diyebiliyoruz ancak bu daha çok Alevi gelene¤inde söz konusu. Alevi gelene¤i Ortodoks, Sünni ve Arap geleneklerine göre biraz daha hoflgörülü. Anadolu’da göçebe kültürüne dayanan ve Alevili¤in etkisiyle özellikle kad›nlara karfl› hoflgörülü ve eflitlikçi tav›rlar olagelmifltir. Ama 1970’lerden beri artan dini e¤itim, gerek ‹mam Hatip liseleri, gerekse kuran kurslar› var olan hoflgörüyü de azaltt›. Türkiye’de dini e¤itim özellikle kad›na yöneldi, kad›n› vurguluyor ve kad›nlara ulaflmak amaçlan›yor. Bu da sa¤land› diyebiliriz. Din eski dönemlerde hoflgörülü bir toplum olmam›z› sa¤larken flimdi nas›l bu hale geldi? Çünkü Sünni gelenek a¤›rl›k kazand›, çok ba¤naz bir dini mobilizasyon oldu. Bu siyasetin de çok önemli bir parças› olarak ortaya ç›kt›. 50’lerden beri oy peflinde koflan liberal partiler bunu bir araç olarak kulland›lar. Hala da kullan›yorlar. Sebebi bu. Aile dinami¤i ve aile iliflkilerini konu alan çal›flmalar›n›zdan yola ç›karsak Türk toplumu nas›l bireyler yetifltiriyor? Hangi Türk insan›ndan bahsetti¤iniz burada çok önemli. Gelenekse k›rsal toplumda aile bafltan afla¤› nesiller ara-

s› karfl›l›kl› ba¤›ml›l›klar sistemi üzerine kurulu. Çocuk küçükken anne-babas›na ba¤›ml› oluyor. Söz dinlemeye yönelik, itaate yönelik bir çocuk yetifltirme biçimi mevcut. Sonra da yafllanan anne baba kendi geçimleri için yetiflkin evlad›na ba¤›ml› oluyor. Özellikle maddi ba¤›ml›l›klar, çocu¤un yafll›l›k güvencesi gibi görülmesine neden oluyor. Bu ba¤›ml›l›klar yaflam boyu yön de¤ifltiriyor. Çocu¤a ailesine bakmas› gerekti¤ine, hay›rl› evlat olmas› gerekti¤ine yönelik de¤erler veriliyor. Türk insan› hem özerk hem de ailesine ba¤l› Kentleflen nüfusta ne yönde bir de¤ifliklik oluyor? 1950’lerde bafllayan k›rsaldan kente göç Türkiye’nin en önemli sosyal olgusudur. Göç, hala da devam ediyor. 1950’de yüzde 80 köylü olan nüfus, bugün yüzde 67 kentli. Hayat tarzlar› de¤iflti, insanlar art›k tar›mla geçinmiyor, kentsel yaflam çok yayg›n. Dolay›s›yla çocuklar›n maddi de¤eri azal›yor, hatta maddi yük olmaya bafll›yorlar. Çocuklar›n ebeveynlerine finansal destekleri azal›yor. Çünkü insanlar›n artan ekonomik imkanlar›, yafll›l›k güvenceleri, emeklilik gibi sistemler ve e¤itim art›k yayg›nlafl›yor. Ancak di¤er taraftan da bizim kültürümüz ba¤l›l›klar kültürüdür. “Kolektivist” bir kültürdür, bat›daki gibi “bireyci” kültür biz de yok. Maddi ba¤›ml›l›klar azalsa da psikolojik ba¤›ml›l›klar sürüyor. Bu bak›mdan da özellikle kentsel orta ve orta üst e¤itim düzeyine sahip kesim benim “Özerk- iliflkisel benlik” dedi¤im bir benlik ortaya koyuyor. 49


Röportaj

Özerk- iliflkisel benlik nas›l bir model? Bu model özerk çünkü kentsel yaflam bunu gerektiriyor. Okulda veya ifl hayat›nda özerklik önemli oluyor, kiflinin kendi kendine karar verme yetene¤i gelifliyor. ‹fl hayat›nda veya okulda baflkas›n›n sözünü dinlemek fazla ileriye götürmüyor insan›, fazla yükseltmiyor. Örne¤in uzmanlafl›lan ifllerde bireyin kendi kendine düflünüp karar vermesi önemli oluyor. Aile içinde çocu¤a özerklik vermek önem kazan›yor. Fakat di¤er taraftan çocu¤un aile ba¤lar› da devam ediyor. Maddi olmayan psikolojik bir ba¤ kal›yor arada. Böylece kentteki ailelerde “Özerk-iliflkisel benlik” ortaya ç›k›yor. Geleneksel k›rsal toplumdaki “özerk olmayan iliflkisel benlik”ten farkl› ama ayn› zamanda bat›da yayg›n olan “bireyci” benlikten de farkl›. Bat› da özerk ama ayr›k, iliflkisel olmayan bir model var. Bizdeki hem iliflkiselli¤i hem de özerkli¤i ba¤daflt›r›yor.

O zaman “Türkiye’de hoflgörü düzeyi art›yor” diyebilir miyiz? Ama di¤er taraftan dini mobilizasyon da art›yor. Türkiye’de birbirinin tersi ak›mlar var. Dini ak›mlar hoflgörüsüzlü¤ü de körüklüyor. Asl›nda ‹slam dininde hoflgörü var, “Dinde zorlama yok” diye de bir temel prensip var ama uygulamas› böyle olmuyor. Din “Bizim gibi olanlar ve olmayanlar” fleklinde bir ay›rmaya yönlendiriyor. “Benim gibi olmayan benden uzak dursun” gibi bir yaklafl›m olufluyor. Hoflgörüsüzlük da bu demek zaten, yani kendinden olmayana tahammül edememe.

Daha hoflgörülü bir ortam oluflturarak daha yarat›c› ve yenilikçi bireyler yetifltirmek için neler yap›lmas› gerekiyor? ‹ki sorun var ve bunlar›n halledilmesi gerekiyor. Birincisi dinin bu kadar ön planda olmamas› laz›m. E¤itimde bu kadar vurgulanmamas› gerekiyor. Dini okullar›n hepsinin bilimsel temelli, seküler, normal okullar haline getirilmesi

E¤itim sistemimize bakt›¤›n›zda farkl›l›klara hoflgörü konusunun üzerinde yeterince duruldu¤unu düflünüyor musunuz? Asl›na bakarsan›z okudu¤umuz kitaplarda üzerinde duruluyor. Özellikle ilkö¤retimde bir reform yap›ld›. Yeni programa bakarsan›z yenilikler var ama bu yeni müfredat ne kadar iyi bir flekilde uygulan›yor ondan emin de¤ilim. Yeni müfredat çocu¤un özerkli¤ine, kendi kendine bir fleyler araflt›r›p bulma-

gerekiyor. Çocuklar›n kuran kurslar›na yöneltilmemesi gerekiyor. ‹kincisi ise e¤itim seviyesinin yükseltilmesi. Bütün bunlar toplumun de¤iflmesi demek. Bunlar d›fl›nda yap›lan de¤ifliklikler çok daha k›s›tl› etki yapacakt›r. Ben ne yaz›k ki bu konuda çok iyimser olam›yorum. Türkiye’de henüz yüzde 100 okullaflma bile sa¤lanamad›. Aile yap›s› kente göçle birlikte de¤ifliyor ancak devlet bunun gerisinde kal›yor, politikalar topluma ayak uyduram›yor.

s›na, sormas›na, soruflturmas›na destek olan bir müfredat. Politikalar toplumsal geliflimin gerisinde

Dini mobilizasyon artt›kça hoflgörü azal›yor Özerk – iliflkisel benlik daha m› hoflgörülü, yarat›c› ve yenilikçi bireylerin yetiflmesinde bu modelin nas›l bir etkisi oluyor? Tabii ki olumlu bir etkisi oluyor. Özerklik burada önemli. Okulda ve ailede özerkli¤i sa¤lanan, okulda sorumluluklar alan, ifl yapmas› desteklenen bireylerin bilimde de ileri gitmeleri normal. Hoflgörü de bu bireylerde daha fazlad›r. Çünkü e¤itimle hoflgörü artar. Daha e¤itimli olan bu özerk bireylerin daha hoflgörülü olmalar› beklenir. 50


Özel Haber

fiirketler için hoflgörü bir teflvik arac› Firmalarda hoflgörü ortam› çal›flanlar›n giriflimcili¤ini ve yarat›c›l›¤›n› art›r›yor. Uluslararas› firmalar farkl› özelliklere sahip çal›flanlar› bir araya getirmeye özen gösteriyorlar. Hatalara gösterilen hoflgörü ise çal›flanlar›n kendine güvenini art›rarak, yeni projelere daha cesaretle giriflmelerine destek oluyor. Microsoft ve 3M, hoflgörülü flirket modelinin en iyi örneklerinden.

H

Her flirketin t›pk› bir toplum gibi kendi de¤erleri, bak›fl aç›s›, olaylara karfl› belli tepkileri ve çal›flanlar› için belli bir s›n›r› var. Bu s›n›r baz› flirketler için belli kal›plar içinde flekillenirken baz› flirketler de çal›flanlar›na karfl› daha hoflgörülü bir yaklafl›m benimsiyorlar. Di¤er bir deyiflle hoflgörü baz› firmalar›n kurumsal kimli¤inin bir parças› haline geliyor. Çal›flanlar›na karfl› hoflgörülü firmalar›n ortak özelli¤ine bakt›¤›m›zda bu firmalar›n yenilikçi ve yarat›c› yönlerinin öne ç›kt›¤›n› görmek zor de¤il. Farkl›l›klar›n yönetimi ve de¤iflik kültürlerden insanlara karfl› hoflgörülü firma deyince akla gelen ilk firmalardan biri Microsoft. Microsoft dünyan›n dört bir yan›nda genifl ofisleri bulunan ve yaz›l›mlar› ile sürekli yenilik üreten çok uluslu bir firma. Microsoft Türkiye ‹nsan Kaynaklar›ndan Sorumlu Genel Müdür Yard›mc›s› Belgin Ertam, Microsoft’un cinsiyet, ›rk, dil, din gibi her türden ayr›mc›l›¤› reddeden bir anlay›fl benimsedi¤ini ve bireylerin gerçek potansiyellerini keflfetmesine ve hayata geçir-

52

mesine olanak sa¤layan bir ifl ortam› sundu¤unu ifade ediyor. Ertam, Microsoft Türkiye’de de bu küresel anlay›fla uyumlu olarak çal›flanlar›n, kendilerine önem verildi¤ini hissettikleri, emeklerine sayg› duyulan, tutku ile ifle sar›labildikleri, kendilerini sürekli gelifltirebildikleri huzurlu bir ortam oluflturmaya çal›flt›klar›n› söylüyor. Microsoft’ta çal›flanlar, belli bir sorumluluk ekseninde özgürce yenilikçi fikirlerini ifade edebiliyor ve potansiyelini ortaya koyuyor. Microsoft, ifle al›m politikalar›nda da çeflitlili¤e önem veriyor, birbirinden farkl› özelliklere sahip kiflileri Microsoft bünyesine kazand›rmaya özen gösteriyor. Çal›flanlara sistematik hoflgörü ortam› Ertam “Microsoft daha üretken ve verimli bir ifl ortam› olufltururken, bireylerin ruh ve beden sa¤l›¤›na önem veren çal›flmalarla da bu yaklafl›m›n› destekliyor. Örne¤in çal›flanlar›n motivasyonu, ifl yaflam dengesi gibi konularda zaman zaman yöneticilerle ‘atölye’ çal›flmas› yap›yor ve

aksiyon plan› üzerinden bu çal›flmalar› hayata geçiriyoruz” diyor. Kiflisel fark›ndal›k, iç denge, kiflisel ve profesyonel etkinlik ve duygusal zeka gibi konularda seminer ve sohbet ortamlar› oluflturduklar›n› söyleyen Ertam, drama destekli stres yönetimi, empati ve olumlu düflünce, zaman yönetimi seminerleri gibi konularda programlar yapt›klar›n› ifade ediyor. Microsoft’un çal›flanlar› için “Ofissiz ofis” isimli bir uygulamas› da var. fiirket, esnek çal›flma f›rsat›n› sa¤layabilecek her türlü teknolojik olana¤› çal›flanlar›na sunuyor. Evden çal›flmay› kolaylaflt›ran iflyeri sistemi ve Microsoft’un Birleflik ‹letiflim Çözümleri sayesinde, çal›flanlar


ofiste sahip olduklar› tüm araçlara evlerinden de ulaflabiliyorlar. Ayn› flekilde Microsoft Türkiye çal›flan› günün herhangi bir saatinde dünyan›n herhangi bir yerindeki baflka bir Microsoft çal›flan› ile gerekti¤inde bulundu¤u herhangi bir yerden toplant›ya kat›labiliyor. Ad›n› her zaman inovasyonla yan yana yazd›rmaya özen gösteren 3M de inovasyon için hoflgörüye çok önem firmalardan biri tanesi. Post-it, Scotch-Bright gibi inovatif ürünler üreten, yang›n sistemlerinden sa¤l›k hizmetlerine kadar de¤iflik alanlarda yaz›l›m ve donan›m ürünleri sunan 3M için inovasyon bir flirket stratejisi. Bu nedenle çal›flanlara karfl› hoflgörü de insan kaynaklar› uygulamalar›n›n bir parças› olarak kendini gösteriyor. Farkl›l›klar› ayn› projede birlefltiriyorlar 30 y›l 3M’in genel müdürlü¤ünü yapan William L. McKnight’›n hoflgörü ve anlay›fl konusundaki uygulamalar› flirket için bir felsefeye dönüflmüfl. McKnight, 1940’l› y›llarda “Çal›flanlara yetki verme” kavram›n› öngörerek, 3M’in yenilik kültürünün zeminini haz›rlam›fl. McKnight “‹flletmemiz büyüdükçe, sorumlulu¤u astlara vermek ve tüm çal›flanlar› inisiyatif kullanmaya teflvik etmek giderek önem kazan›yor. Hata yap›ld›¤›nda y›k›c› ölçüde elefltirel davranan bir yönetim, inisiyatifi öldürür. E¤er büyümeye devam edeceksek, inisiyatif sahibi pek çok insan› bünyemizde bar›nd›rmal›y›z” diyor.

3M Türkiye ‹nsan Kaynaklar› Direktörü Yosun Sezgin Uluer, 3M’in McKnight ‹lkeleri do¤rultusunda, çal›flanlar›n farkl› tarzlar›n› teflvik etti¤ini ve ödüllendirdi¤ini söylüyor. Çal›flanlardan en yüksek katk›y› alabilmek için kiflisel farkl›l›¤›n›n da içinde oldu¤u bütün araçlar› kullan›yor. 3M’de çal›flanlar zamanlar›n›n ortalama yüzde 15’ini kendi inisiyatiflerindeki yenilikçi bir projede kullanma f›rsat›na sahip.

lefltirmeler ve yarat›lan yeni süreçlere göre çal›flan an›nda ödüllendiriliyor. Uluer, “An›nda ödüllendirme uygulamas›, inovatif ve yarat›c› katk›lar› teflvik ediyor. Bu tür proje ve süreçlerde belirgin katk›lar› olan çal›flanlar›n flirketteki kariyer geliflimi de daha belirgin oluyor” diyor.

Bu sayede herkesin yarat›c›l›¤›n› ortaya ç›karabilece¤i bir ortam yarat›l›yor. Çal›flanlar›n çal›flma saatleri konusunda da bir esneklik var. Bu esnekli¤in arkas›ndaki mant›k, çal›flanlar›n kendi süreçlerinin sahibi olmalar› ve vakitlerini iyilefltirme ve gelifltirmede de kullanmalar›. 3M’de çal›flanlar, yetkinliklerine göre farkl› bak›fl aç›lar› ve problem çözme teknikleri gerektiren projelere kat›l›yor ve bu projeleri yönetiyorlar. Proje sonucu elde edilen iyi-

Microsoft Türkiye ‹nsan Kaynaklar› Genel Müdür

3M Türkiye ‹nsan Kaynaklar› Direktörü

Yard›mc›s› Belgin Ertam

Yosun Sezgin Uluer

“Microsoft olarak güçlü iletiflim ve paylafl›m ortam› ile kiflisel farkl›l›klar›n bireysel üretkenliklere dönüfltü¤ünü düflünüyoruz. Bu nedenle bütün çal›flanlar›m›z›n kendi özgürlük alanlar›n›n ve sorumluluklar›n›n bilincinde olarak kendilerinden bekleneni en üst düzeyde gerçeklefltirmeye çal›flt›klar› kan›s›nday›z.”

“Hoflgörü ortam›, çal›flanlarda güven ve kiflisel fark›ndal›k ve sorumluluk yaratmada çok etkilidir. Yap›lan ifllerin hoflgörüyle de¤erlendirildi¤i, teflvik edildi¤i ve ödüllendirildi¤i bir ortam, daha fazla düflünmeyi ve ard›ndan yarat›c›l›¤› ve farkl›l›k yaratmay› getirir.” 53


Perspektif

Tulu Gümüfltekin

Küresel düzende geliflimin anahtarlar› Avrupa Yarat›c›l›k ve ‹novasyon Y›l› resmi olarak 7 Ocak 2009 tarihinde, “Hayal Et, Yarat ve Yenilik Kat” slogan› ile AB kurumlar›ndan birçok üst düzey temsilcinin kat›l›m›yla Prag'da bafllad›. Uygulama, yarat›c›l›k ve inovasyonun, kiflisel, sosyal ve ekonomik geliflime iliflkin önemi hakk›nda fark›ndal›k yaratmay› amaçl›yor.

‹novasyon ve yarat›c›l›k konusu, AB politikalar›n›n da önemli yap›tafllar›ndan birini oluflturuyor. Bir yandan yeni f›rsatlar sunarken, di¤er yandan yeni mücadele alanlar› yaratan yeni küresel düzende, rekabet edebilmek için AB’nin daha yarat›c› olmas›, tüketici ihtiyaçlar›na daha etkili cevaplar sunabilmesi, küresel ve çevresel sorunlarla mücadele edebilmesi için daha inovatif olmas› gere¤i ortaya ç›kt›. 2009’un, Avrupa Yarat›c›l›k ve ‹novasyon y›l› olarak ilan edilmesi bu durumun en somut göstergesi. Her y›l, Birli¤in gelece¤i için önem arz eden konular›n o y›la atfedilmesi öncelikle sembolik bir önem tafl›yor. Bunun yan› s›ra, belirlenen konuda tüm y›l boyunca gerçeklefltirilen etkinlikler ve konunun vitrine ç›kar›larak genifl çapl› görünürlü¤ünün sa¤lanmas› ile yo¤un bir fark›ndal›k yarat›lmas›na katk›da bulunuyor. Avrupa Yarat›c›l›k ve ‹novasyon Y›l› resmi olarak 7 Ocak 2009’da, AB Çek Dönem Baflkanl›¤›’n›n bafllamas› ile eflzamanl› olarak, “Hayal Et, Yarat ve Yenilik Kat” slogan› ile AB üye ülkelerinden ve AB kurumlar›ndan birçok üst düzey temsilcinin ve Avrupa Yarat›c›l›k ve ‹novasyon y›l› büyükelçilerinin kat›l›m›yla Prag'da bafllad›. 2009 Avrupa Yarat›c›l›k ve ‹novasyon Y›l› büyükelçileri, bu y›l›n hedeflerine inanan ve paylaflan farkl› sektörlerden ve ülkelerden gelen uzmanlar, bilim adamlar› ve sanatç›lar aras›ndan seçiliyor ve y›l›n baflar›yla uygulanmas› için desteklerini sunuyorlar. Ekonomik geliflim için yarat›c› s›n›f ve hoflgörü, yarat›c›l›k ve inovasyon koflullar›n›n gerçeklefltirilmesi fikrini ortaya koyan Richard Florida da bu elçiler aras›nda yer al›yor. Her alanda yarat›c›l›k ve inovasyon Avrupa Yarat›c›l›k ve ‹novasyon Y›l›, yarat›c›l›k ve inovasyonun, kiflisel, sosyal ve ekono-

56

mik geliflime iliflkin önemi hakk›nda fark›ndal›k yaratmay›, iyi deneyimleri paylaflmay›, e¤itim ve araflt›rmay› teflvik etmeyi ve Avrupa Birli¤i’nin küresel dünyada inovasyon alan›nda güçlü bir yer edinmesini amaçl›yor. Avrupa Komisyonu E¤itim, Kültür ve Gençlikten sorumlu komiseri Ján FIGEL’in, Prag’da ifade etti¤i üzere 2009 Avrupa Y›l›, e¤itim ve kültürden, iflletme ve sanayi politikas›na, sosyal ve istihdam politikas›ndan enerjiye kadar birçok farkl› alan› çapraz kesen bir kimli¤e büründü. Bu y›l ön plana ç›kacak olan bafll›ca bafll›klar ise söyle s›ralan›yor: • Okul öncesi, ilk ve orta ö¤renim s›ras›nda artistik ve di¤er yarat›c›l›k alanlar›n›n desteklenmesi. • Kültürel farkl›l›¤›n, yarat›c›l›k ve inovasyon kayna¤› olarak ön plana ç›kart›lmas›. • Yarat›c› beyinlerin geliflmesi için matematik, bilim ve teknoloji e¤itimlerinin desteklenmesi. • Sürdürülebilir kalk›nmaya giden bir yol olarak inovasyonun desteklenmesi. • Yarat›c›l›k ve inovasyona dayal› bölgesel ve yerel geliflim stratejilerin gerçeklefltirilmesi ile özel ve kamu hizmetlerinde inovasyonun desteklenmesi. 2009 içerisinde gerçeklefltirilecek etkinlikler çerçevesinde, yerel, ulusal ve AB çap›nda kampanyalar, seminerler ve di¤er çeflitli organizasyonlar›n düzenlenmesi planlan›yor. Etkinliklerin, hoflgörü, aç›kl›k, eflitlik ve ço¤ulculuk ilkelerini de destekleyecek biçimde hayata geçirilmesi ve gençlerden, e¤itimcilere, flirketlerden siyasetçilere kadar çok genifl bir yelpazeye ulaflmas› amaçlan›yor. Sivil toplum


örgütlerine etkinliklerin farkl› kitlelere ulaflmas› konusunda ayr› bir görev veriliyor. Avrupa Komisyonu, AB düzeyinde temel aktör olarak hareket ederken, etkinlikler, E¤itim ve Kültür Genel Müdürlü¤ü’nün koordinatörlü¤ünde, ‹flletmeler ve Sanayi Genel Müdürlü¤ü’nün iflbirli¤i ile yürütülüyor. Di¤er Genel Müdürlükler ise, 2009 kapsam›nda düzenlenecek etkinliklerden kendi sorumluluk alanlar›ndaki politikalara iliflkin olanlara katk› sa¤layacaklar. Bunun d›fl›nda, AB’nin Avrupa Parlamentosu, Bölgeler Komitesi ve Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi gibi di¤er organlar›n›n da faal bir flekilde etkinliklere katk› sunmas› bekleniyor. Ayr›ca, her bir üye ülkede, ulusal düzeydeki etkinliklerin uygulanmas›na iliflkin olarak, genellikle Milli E¤itim Bakanl›¤›’n›n temsilcisi bir kurum, ulusal koordinatör olarak belirleniyor. 2009 y›l›na kat›lan ülkeler aras›nda yer alan Türkiye’de Ulusal Ajans olarak, AB E¤itim ve Gençlik Programlar› Merkezi atand›. 6 bafll›kta yarat›c›l›k ve yenilik 2009 Avrupa Y›l› boyunca yarat›c›l›k ve yenilik etraf›nda dönen 6 konu bafll›¤›nda tart›flmalar düzenlenmesi öngörüldü. Müzakereler fikirlerin yans›t›labilece¤i ve paylafl›labilece¤i bir platform olarak tasarland›. Tüm üye ülkelerde ve Avrupa genelinde yarat›c›l›k ve yenilik politikalar›n›n tart›fl›lmas›na katk›da bulunmas› bekleniyor. Brüksel’de düzenlenen her bir tart›flmada, sahas›nda uzman ve üst seviyedeki konuflmac›lar tart›flma konusu hakk›ndaki görüfllerini ve yarat›c›l›k ve yenilikçi deneyimlerini paylafl›yorlar. Bu çerçevede tart›flma konular› flöyle belirlendi: • Avrupa'n›n çok kültürlü yap›s› sebebiyle yenilik ve yarat›c›l›k konusunda sahip oldu¤u potansiyelin keflfedilmesini amaçlayan Yarat›c›l›k ve ‹novasyonun Temeli olarak Kültürel Çeflitlilik. • Baflta e¤itim, sa¤l›k ve sosyal hizmetler olmak üzere teknolojinin ve yenilikçili¤in süreçlere dahil edilmesi yoluyla kamu sektöründe oluflturulabilecek yeniliklerin araflt›r›ld›¤› Kamu Sektöründe Yarat›c›l›k ve ‹novasyon. • Yarat›c›, yenilikçi ve giriflimci bir toplum oluflturulmas›nda e¤itimin rolü ve önemi üze-

rine E¤itim için Yarat›c›l›k ve ‹novasyon. • Yarat›c› sanatlar›n endüstriyel tasar›m ve geliflimdeki rolünün tart›fl›ld›¤› Yarat›c› Sanatlar ve Endüstriler. • Bilginin serbest dolafl›m›n›n Avrupa'da yarat›c›l›k ve yenili¤e nas›l bir ilham oluflturaca¤› ve yak›n gelecekte yaflanmas› muhtemel ekonomik ve sosyal problemler ›fl›¤›nda Avrupa'n›n modernleflmesine ne ölçüde katk›da bulunabilece¤inin tart›fl›ld›¤›, özellikle Avrupa ‹novasyon ve Teknoloji Enstitüsü’nü ele alan Yarat›c›l›k ve ‹novasyon ve Bilgi Toplumu. • Eko-yenilikçili¤in iklim de¤iflikli¤i, enerji hatlar›n›n güvenli¤i ve istihdam olanaklar›n›n gelifltirilmesi ve inovasyon konular› baflta olmak üzere tart›fl›ld›¤› Yarat›c›l›k, Yenilikçilik ve Sürdürülebilir Büyüme. Büyümenin temel unsuru inovasyon Avrupa Yarat›c›l›k ve ‹novasyon Y›l›, dünyada yaflanan a¤›r küresel krizin ve ekonomik durgunlu¤un gölgesinde ayr› bir anlam tafl›yor. Avrupa özellikle yarat›c›l›k ve inovasyonun krizle mücadelede çözümün bir parças› oldu¤unu her f›rsatta belirtirken, krizin inovasyon ve Ar-Ge çal›flmalar›na etki etmemesi mesaj›n› veriyor. Bir yandan Avrupa’daki yarat›c›l›k ve inovasyona yönelik hoflgörü ve aç›kl›k ortam› desteklenirken, di¤er yandan da Avrupa’n›n küresel rekabet düzenindeki gücünün art›r›lmas›na çabalan›yor. Avrupa E¤itim, Kültür ve Gençlik Komiseri Jan Figel, krizin ne kadar sürece¤inin ve ne kadar derinleflece¤inin bilinmedi¤ini, ancak kriz bitti¤i zaman yarat›c›l›k ve inovasyon konular›na yat›r›m yapan ülkelerin bir ad›m öne ç›kaca¤›n›n alt›n› çizmifltir. Ayn› flekilde, yar›n›n dünyas›nda var olman›n anahtar› olarak görülen inovasyon konusunda, Avrupa Komisyonu’nun Bilim ve Araflt›rmadan sorumlu Komiseri Janez Potocknik de, araflt›rma yat›r›mlar›na ve inovasyona ara verme zaman› olmad›¤›n› vurguluyor. Potocknik s›k s›k Avrupa’n›n ekonomik krizden güçlü ç›kmas›, küresel ›s›nma ve küreselleflmenin getirdi¤i zorluklarla mücadele edebilmesinde, araflt›rma ve inovasyonun hayati önem tafl›d›¤›n› belirtiyor. AB, 2000’de benimsedi¤i Lizbon Stratejisi kapsam›nda, 2010’da Japonya ve ABD'yi de 57


Perspektif

geride b›rakarak, dünyan›n en rekabetçi ekonomisi olmay› hedefliyor. Lizbon Stratejisi, ekonomik büyümenin temel unsurunu inovasyon olarak tan›mlad›. 2010’a bir y›l kalm›fl iken Avrupa Komisyonu taraf›ndan yay›nlanan son rapor (1) Avrupa Birli¤i’nin inovasyon konusunda hala küresel düzeyde geride kald›¤›n› ortaya koyuyor. Öte yandan, AB’nin genel olarak karfl›laflt›¤› en büyük iki zorluk, Birlik d›fl›ndan üstün özellikli bilim insanlar›n› çekebilmek ve onlar›n AB içerisindeki serbest dolafl›m›n› sa¤lamak. Komisyon taraf›ndan yay›nlanan son araflt›rma, AB’nin 27 üyesinde bilim ve mühendislik bölümlerinden mezun olanlar›n say›s›n›n artt›¤›n›, internet kullan›m›n›n yayg›nlaflt›¤›n› ve inovasyona harcanan özel sermaye oran›n›n yükseldi¤ini gösteriyor. Raporda dikkat çekilen olumsuz geliflme ise, AB flirketlerinde ArGe yat›r›mlar›n›n durdu¤u, flirketlerin büyümesi için gerekli olan e¤itim ve yeni ekipman yat›r›mlar›n›n ise düfltü¤ü. 2010’da dünyan›n en rekabetçi bilgi ekonomisi olmay›, GSMH’nin yüzde 3’ünü Ar-Ge yat›r›mlar›na ay›rmay› hedefleyen AB, 2009’a gelindi¤inde GSMH’sinin sadece yüzde 1.84’ünü Ar-Ge’ye ay›rabildi. AB, bu de¤erle ABD, Japonya ve Güney Kore’nin çok alt›nda. ABD’de bu oran GSMH’nin yüzde 2,78’ine ulaflt›. AB’nin inovasyon h›z› düfltü Raporda alt› çizilen bir di¤er önemli nokta da, AB’nin ABD ile aras›ndaki inovasyon a盤›n› kapatma h›z›n›n oldukça yavafllam›fl olmas›. 2005’te ABD’nin inovasyon performans›, AB’den yüzde 40 daha iyi bir konumdayken, bu fark 2006’da yüzde 33’e, 2007’de yüzde 29’a geriledi. 2008’de ise AB aradaki fark› sadece 1 puan geri çekerek yüzde 28’e indirebildi. ABD’de inovasyonun önünü açan en önemli unsur, yenilikçili¤in bu ülkede hem maddi, hem de manevi olarak desteklenmesi olarak görülüyor. Toplumun tüm kesimlerinde yarat›c› bir akla sahip olmak önemsenirken, sistemin kurumlar› da yarat›c›l›¤› özendiriyor. Amerikan e¤itim sistemi de, baflar›l› ö¤rencileri hem zengin bilimsel ortamla, hem de burslarla destekliyor. Öte yandan AB genelinde ülkelerin inovasyon performanslar› da farkl›l›k gösteriyor. 2008 58

Avrupa ‹novasyon Göstergeleri (European Inovation Scoreboard-EIS), (2) AB–27 genelinde son befl y›ld›r inovasyon performans›ndaki art›fl›n yüzde 2,3 oldu¤unu ortaya koydu. Bu geliflmenin bafll›ca etkenleri, inovasyon performans›nda yüzde 4 art›fl gerçekleflen insan kaynaklar› sektörü, yüzde 7,1 art›fla sahip finans ve destek sektörü olarak ön plana ç›k›yor. EIS verilerine göre AB’nin güçlü oldu¤u alanlar gençlerin e¤itimi, kamu Ar-Ge harcamalar›, Bilim ve Teknoloji harcamalar›, bilgi yo¤un hizmetler ve ileri teknoloji ürünlerinin ithalat›. AB’nin güçsüz oldu¤u konular›n bafl›nda ise KOB‹’ler aras› yenilikçi iflbirli¤i ve hayat boyu e¤itim geliyor. Bu göstergeler do¤rultusunda ‹sveç, Finlandiya, Almanya, Danimarka ve ‹ngiltere “‹novasyon Liderleri” olarak de¤erlendiriliyor. Bu ülkelerin inovasyon performans› AB ortalamas›n›n çok üzerinde. Avusturya, ‹rlanda, Lüksemburg, Belçika, Fransa ve Hollanda, “‹novasyonu Takip edenler” olarak tan›mlan›yor. Bu grup içinde inovasyon performans› en h›zl› geliflen ülke ‹rlanda. K›br›s, Estonya, Slovenya, Çek Cumhuriyeti, ‹spanya, Portekiz, Yunanistan ve ‹talya, “Orta Derece Yenilikçiler” olarak s›ralan›rken, Malta, Macaristan, Slovakya, Polonya, Litvanya, Letonya ve Bulgaristan ise inovasyon konusunda AB ortalamas›n›n çok alt›na performans gösteren “‹novasyonu Yakalayan” ülkeler aras›nda. Türkiye inovasyonda h›zl› ilerliyor Türkiye’nin inovasyon performans›na bakacak olursak, ülkenin, Malta, Macaristan, Slovakya, Polonya, Litvanya, Letonya ve Bulgaristan gibi, inovasyon performans› AB-27 ortalamas›n›n çok alt›nda yer alan ülkeler aras›nda yer ald›¤›n› görebiliriz. Fakat Türkiye’nin di¤er ülkelerden fark›, inovasyon performans›ndaki geliflme h›z›n›n 27 Avrupa Birli¤i üyesinden daha yüksek olmas›. Ülkenin ortalama performans› ile k›yasland›¤›nda, inovasyonun en güçlü oldu¤u alanlar finans ve destek hizmetleri, inovasyonun ekonomik etkileri olarak ön plana ç›k›yor. En zay›f noktalar ise insan kaynaklar› ve flirketlerin inovasyon yat›r›mlar›. Özellikle insan kaynaklar›nda Türkiye’nin performans› s›f›ra yak›n bir düzeyde.


Türkiye’de son befl y›l içinde, özel kredilerin yüzde 18,9, ifl dünyas›nda Ar-Ge harcamalar›n›n yüzde 17,5, teknoloji harcamalar›n›n yüzde 19,8 ve bilgi yo¤un hizmet ihracat›n›n yüzde 31 büyümesinin sonucu olarak, inovasyon performans›ndaki geliflimin en önemli motoru finans ve destek hizmetleri ve flirket yat›r›mlar› oldu. Bu arada Türkiye’nin Ar-Ge yat›r›mlar› GSMH’nin sadece yüzde 0,6’s›na denk geliyor. Ar-Ge harcamalar›n›n yüzde 65’i devlet, yüzde 35’i ise özel sektör taraf›ndan yap›l›yor. 2009’un, Avrupa Yarat›c›l›k ve ‹novasyon Y›l› olarak ilan edilmesinin öncesinde, Nisan 2008’de, Avrupa düzeyinde inovasyonun bir enstitü çat›s› alt›nda akademik düzleme eklemlenmesi aç›s›ndan önemli bir at›l›mda daha bulundu: Avrupa ‹novasyon ve Teknoloji Enstitüsü’nün (European Institute of Innovation and Technology - EIT) (3) kurulmas›. AB düzeyinde teknolojik geliflimin güçlendirilmesi ve teflviki amac› do¤rultusunda Amerikan Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün (MIT) örnek al›narak kurulan Enstitü, e¤itim ve ö¤retim yoluyla inovasyonu teflvik etmek, araflt›rma konusunda daha fazla iflbirli¤i gerçeklefltirmek ve Avrupa’n›n sürdürülebilir büyüme ve rekabetçilik konusunda ilerleme kaydetmesine katk› sa¤lamak üzere tasarland›. Merkezi Macaristan – Budapeflte olarak belirlenen söz konusu Enstitü’nün benzeri di¤er Avrupa giriflimlerinden fark›, yüksek ö¤retim, araflt›rma ve inovasyonu bir araya getirip sektörler aras› bir denge tesis etmeyi ve inovasyon faaliyetlerine daha etkin bir yap› kavuflturmay› öngörmesi olarak de¤erlendirilebilir. ‹novasyon Pakt› kurulacak Operasyonel boyutta Bilgi ve ‹novasyon Komiteleri arac›l›¤›yla çal›flmalarda bulunacak olan Enstitü’nün, kapsam›na üniversite ve araflt›rma kurulufllar›n› da alarak, e¤itime inovasyon boyutu kazand›r›lmas›nda (keza, çal›flma alanlar› aras›nda yeni nesil bilgi ve biliflim teknolojileri yer almaktad›r) etkin bir araç olmas› bekleniyor. Üye olmayan ülkelerdeki ifl çevrelerinin de kat›l›m›na belirli koflullarda aç›k tutulan (Türkiye aç›-

s›ndan ne kadar önemli bir f›rsat yaratabilece¤i mutlaka düflünülmeli) Komitelerin, en az yedi en çok da 15 y›ll›k bir süre ile ifllev görmesi, bu topluluklara y›lda 100 milyon Euro’ya kadar fon ayr›lmas›, bunun yüzde 25’lik k›sm›n›n Enstitü taraf›ndan, geri kalan›n da mevcut fon programlar›ndan, üniversite ve sanayi destekleriyle karfl›lanmas› öngörülüyor. Öte yandan bir ‹novasyon Pakt›’n›n kurulmas›ndan da bahsediliyor. ‹novasyon Pakt›’n›n isteyen ülkeler aras›nda araflt›rma programlar›na iliflkin gönüllü iflbirli¤i çerçevesinde kurulmas› ve yenilikçi flirketlerin oluflturulmas› do¤rultusuna mali teflviklerin sa¤lanmas›, kamu-özel sektör ortakl›klar›n gerçeklefltirilmesi ve araflt›rmac›lar›n serbest dolafl›m›na izin verilmesi amaçlan›yor. Avrupa Komisyonu’nun temel hedefi, üye ülkeler aras›nda inovasyon konusunda sa¤lam bir iflbirli¤i oluflturulmas› ve ayn› zamanda üye ülkeler düzeyinde de yenilik için ayr›lan bütçelerin ve teflviklerin art›r›lmas›. De¤iflen küresel dinamikler ve ekonomik kriz sonucunda, inovasyon ve yarat›c›l›k yak›n gelece¤in geliflim anahtarlar› olarak görülüyor. Bu geliflime iliflkin aç›k ve hoflgörülü ortamlar›n yarat›lmas› gere¤i somut biçimde ortaya ç›k›yor. Özellikle, krizin negatif etkisini pozitife çevirmek konusunda, inovatif yaklafl›mlar ülkeler baz›nda önemli farklar yaratacak. Bu çerçevede, Türkiye’nin, hem küresel düzende rekabet gücünü artt›rmas› hem de AB’ye kat›l›m sürecinde Birlik ile gerekli uyumu sa¤lamas› amac›yla, inovasyon ve yarat›c›l›k konusundaki giriflimlere ayr› bir özen göstermesi gerekiyor. Türkiye’de bu kapsamda gerçeklefltirilen etkinliklerin art›r›l›p çeflitlendirilip yay›lmas›, AB’de düzenlenen programlar›n takip edilmesi ve müdahil olunmas›, beyin göçünü tersine çevirecek koflullar›n yarat›lmas› ile bu konuda toplumsal bir bilinç yarat›lmas› aç›s›ndan önemli ad›mlar at›labilir. Zira, inovasyonu geliflmenin merkezine koyan yeni ça¤da herkesten bir ad›m ileri gitmenin koflulunu farkl›laflmak ve yenili¤e aç›k olmak oluflturuyor. Türkiye oyunun bir parças› olmak için gerekli altyap›y› haz›rlamal›. 59


Bilgi Ça¤› Hukuku - Önder Öztürel*

Ceza Hukukunda “hoflgörü” kavram› Hoflgörü, s›cak bir sözcük. Yaflam›n her alan›nda ve olanak bulundukça mutlaka do¤ru bir davran›fl biçimi olarak ortaya ç›k›yor. Ne var ki kamu düzenini korumakla görevli bulunan devletin, bu düzeni bozmaya yönelik ve ad›na “suç” denilen davran›fllarda bulunanlara karfl› hoflgörülü davranmas› düflünülmemeli.

B

Bilindi¤i gibi “suç” ad› verilen insan davran›fl›n› ve buna uygulanacak yapt›r›m› belirleyen hukuk kurallar›n›n tümüne “ceza hukuku” deniyor. Suç ise “…kusur yetene¤i bulunan bir kimsenin tipe uygun hukuka ayk›r› kusurlu hareketi”dir. (1) Demokratik devlet, yasama, yürütme ve yarg› erklerine dayan›r. Baflka bir tan›mla; devlet, ifllev ve görevlerini bu erkler arac›l›¤› ile yerine getirir. Devleti devlet yapan bu üç ö¤e, birbirleri ile yatay iliflki içindedir. Birinin di¤erine üstünlü¤ü olamaz. Devletin yarg› alan›nda gücünü kulland›¤› alan kamusald›r. Biz bu alana kamu hukuku diyoruz. Bunun karfl›s›nda ise özel hukuk dedi¤imiz “bireyin bireyle ve eflya ile olan iliflkilerini düzenleyen hukuk” var. Özel hukukta irade, tümüyle taraflara ait olmakla birey, dilerse yasadan do¤an haklar›na karfl› eylemleri ve davran›fllar› hoflgörü ile karfl›layabilir hatta görmezlikten gelebilir. Bu, tamamen ona aittir. Kamu hukuku alan›nda taraflardan biri kesinlikle devlet ad›na hareket eden savc›l›k kurumu olaca¤›ndan bu alanda hoflgörüden söz etmek olana¤› yoktur. Savc›, ceza kanunu veya yapt›r›m içeren özel yasalara ayk›r› bir eylemi saptad›¤›nda bu suçun flüphelisine karfl› hoflgörülü yaklaflamaz ve hukuksal koflullar›n oluflmas› halinde zorunlu olarak da kamu davas› açar. Bilindi¤i gibi ceza yarg›lamas› analitik aç›dan de¤erlendirildi¤inde üç ifllevin varl›¤›na gereksinim duyar; Cumhuriyet Savc›s›n›n tezine (iddias›na) karfl› savunucunun antitezi (savunma) öne ç›kar. Yarg›ç ise bu iki tezi de¤erlendirerek senteze (hüküm) ulafl›r. 765 Say›l› (Eski) Türk Ceza Kanunu’nda bulunan “suç” ve “kabahat” ay›r›m› 5237 Say›l› (Yeni) Ceza Kanunu ile ortadan kald›r›lm›flt›r. Da-

60

ha do¤ru bir anlat›mla; “kabahatler” ceza yasas›ndan ç›kar›l›p özel bir yasa ile düzenlenmifltir. Bu yasada “kabahat” deyiminden “kanunun, karfl›l›¤›nda idari yapt›r›m uygulanmas›n› öngördü¤ü haks›zl›k” anlafl›l›r (md. 2). Görülüyor ki kanunkoyucu, “kabahat”i “suç”tan ay›r›rken hoflgörülü de¤il fakat anlay›fll› davranm›fl ve bunlara uygulanacak yapt›r›mlar› da para cezas›na ba¤lamakla yetinmifltir. San›k, insan oldu¤u için hoflgörüyü hak eder Uygulamada kabahatlerle ilgili yarg›lama, her aflamas›nda taraflar›n uzlaflmas› ile sona erdirilebilmektedir. Bunu da, devletin, konuya daha anlay›fll› yaklaflmas› fleklinde yorumlamak mümkündür. Oysa Türk Ceza Kanunu’nda yer alan suçlar›n çok büyük bir bölümü için hürriyeti ba¤lay›c› cezalar getirilmifl ve uzlaflma olana¤› tan›nmam›flt›r. Baz› suç tiplerinde san›¤›n piflmanl›k duymas› hali cezada indirim sebebi yap›lm›flt›r. Bunu da kanunkoyucunun anlay›fll› davranmas› fleklinde de¤erlendirmek olas›d›r. Hoflgörü, s›cak bir sözcük. Yaflam›n her alan›nda ve olanak bulundukça mutlaka do¤ru bir davran›fl biçimi olarak ortaya ç›kar. Ne var ki kamu düzenini korumakla görevli ve ödevli bulunan devletin, bu düzeni bozmaya yönelik ve ad›na “suç” denilen davran›fllarda bulunanlara karfl› hoflgörülü davranmas› düflünülmemeli ve beklenmemelidir. Elbette ki suçun faili “insan” oldu¤u için ceza hukuku ona salt bu niteli¤i bak›m›ndan hak etti¤i flekilde davranmak durumunda ve zorunda. Bir suçun san›¤›n›n, yarg›lama aflamas›nda oldu¤u kadar cezan›n infaz› aflamas›nda da insan oldu¤u kesinlikle unutulmamal›, ve uygulamalar bu ölçütten yola ç›k›larak yap›lmal›d›r. Ne var ki, bütün bunlara ra¤* Avukat


men ceza hukukunda hoflgörüden söz etmek olas› de¤ildir. Demek oluyor ki, hoflgörü ile kastedilenin “daha anlay›fll› davranmak” biçiminde anlafl›lmas›nda yarar vard›r. Bu saptamadan sonra ceza hukuku uygulamas›ndaki anlay›fll› halleri de¤erlendirmek gerekirse denilebilir ki, kanunkoyucu öncelikle suçun belirgin hale gelmesi ile hüküm kurulmas› aflamas›nda yarg›ca san›k lehine yap›lmas› zorunlu indirimleri ceza hukukuna getirmifltir. Biz bunlara “kanuni indirimler” diyoruz. Yarg›ç, koflullar›n›n oluflmas› ile kurdu¤u hükümde saptad›¤› cezay› bu sebeplerle indirmek zorundad›r. Keza yarg›ca, benzeri indirimler için “takdir hakk›” tan›nm›flt›r. Buna göre ceza yarg›c›, san›¤›n geçmifl yaflam›n›, davran›fllar›n›, suçun içindeki eylemlerini ve kiflili¤ini dikkate alarak takdir hakk›n› kullanabilecek ve cezada indirim yapabilecektir. Bunu da hoflgörü olarak de¤il anlay›fll› davranmak fleklinde düflünmek gerekir. K a n u nkoyucu suçun tipine bakmaks›z›n “cebir, fliddet, korkutmak, tehdit, hata” nedeniyle ifllenen suçlar ile kusurlu suç (örne¤in trafik suçlar›) faillerine daha anlay›fll› davranma gere¤ini benimsemifltir. Yine ayn› nedenlerle örne¤in yafl küçüklü¤ü, ak›l hastal›¤›, sa¤›r ve dilsizlik, irade d›fl› al›nan alkol ve uyuflturucu madde etkisi alt›nda ifllenen suçlar›n faillerine de belirli indirimler getirilmifltir. Hukukta hoflgörü nesnel olmal› Hoflgörüde, yap›lan ufak tefek hataya s›cak yaklaflmak, anlay›flla karfl›lamak ve hatta görmezlikten gelmek gibi bir e¤ilim söz konusudur. Ceza uygulamas›nda ise biz bunu, kanuni indirim sebepleri d›fl›nda kalan özellikle takdiri indirim sebepleri olarak de¤erlendirmek gerekti¤ini düflünüyoruz. Zira kurulacak cezaya indirim uygulan›p uygulanmayaca¤› do¤rudan hakimin takdirine b›rak›ld›¤› hallerde hakimin davran›fl›n› “anlay›fl” kapsam›nda de¤erlendirmek olanakl›d›r. Elbette ki bu olana¤›n yarg›c›n takdirine b›rak›lmas› onun keyfine terk edilmesi demek de¤ildir. Yarg›ç, san›k lehine bu olana¤› kullan›rken olabildi¤ince nesnel koflullar›n varl›¤›n› aramak zorundad›r. Kanunkoyucunun anlay›fll› yaklaflt›¤› di¤er bir alan da cezalar›n infaz› ile ilgili aflamada ortaya ç›kar. Öncelikle yarg›ç, hüküm kurarken cezay›, kendisine tan›nan yetki ile maddede öngörül-

müfl alt ve üst s›n›rlar aras›nda saptar. fiöyle ki; bir suça öngörülen özgürlü¤ü ba¤lay›c› ceza 1 y›ldan 3 y›la hapsi gerektiriyorsa yarg›c›n cezay›, nesnel koflullar› dikkate alarak 1 y›l olarak saptamas›nda dahi san›¤a karfl› anlay›fll› yaklafl›mdan bahsetmek mümkündür. Ceza saptand›ktan sonra bunun infaz› aflamas›nda da kanunkoyucu yine belirli koflullar›n oluflmas› halinde cezan›n tamam›n› çektirmemek veya baflka bir cezaya dönüfltürmek uygulamas›n› da (erteleme veya paraya çevirme) getirmifltir. Özgürlü¤ü ba¤lay›c› cezalar, 2/3’nün çekilmesi ile tamamlanm›fl say›l›r. Kas›tl› suçlara hoflgörü olmaz Dikkat edilirse görülecektir ki; ceza hukukunda ifllenen bir suça karfl› kesinlikle hoflgörü ile yaklaflmak söz konusu de¤ildir ve olamaz. Zira yukar›da da belirtildi¤i üzere her suç, kamu düzenini bozdu¤u için bunlar› izlemekle görevli savc›n›n flüpheliye hoflgörü ile bakmas› düflünülemeyece¤i gibi esasen böyle bir yetki de tan›nmam›flt›r. Belki, hoflgörülü yaklafl›m› da denilebilecek anlay›fll› davranma halinin, yarg›lama öncesinde, s›ras›nda ve sonras›ndaki uygulamalarda ortaya ç›kt›¤› söylenebilir. Kamu hukuku alan›n›n en önde gelen bölümlerinden biri de ceza hukukudur. Bu bölüm, sözcük anlam› itibariyle hoflgörüye kapal›d›r. Buna karfl›n ayn› bölümde anlay›fll› davran›ld›¤›n› söylemek ise do¤ru bir anlat›m olur. Asl›nda ceza uygulamas›nda kanunyap›c›n›n, suç tiplerini belirleyip buna karfl› yapt›r›mlar›n› düzenlerken toplumun yap›s›n›, e¤itim, kültür, sosyal ve mali düzeyini dikkate al›p anlay›fll› davranmas› as›ld›r. Bilindi¤i gibi modern hukuk sistemlerinde, suçlar›n önlenmesinin yolu cezalar›n artt›r›lmas› de¤il, suçu do¤uran etkenlerin ortadan kald›r›lmas›d›r. Devlet, anlay›fl›n› bu aflamaya yöneltti¤inde daha gerçekçi uygulamalara olanak sa¤layan düzenlemeler yapabilir. Yasalar›n yap›lmas›nda aranan adil olma yükümlülü¤ünün beklendi¤i devletin karfl›s›nda bireyden de yasalara sayg›l› davranmas›n› beklemek gerekir. Baflka bir anlat›mla; devlet ve bireyin birbirlerine karfl› hoflgörülü ve anlay›fll› olacaklar› hal bu aflamada ortaya ç›kar. Suç ifllemekte kas›tl› davrananlar, bunu al›flkanl›k haline getirenler veya sürdürenlerin, de¤il devletten, hiç kimseden kendilerine hoflgörülü yaklafl›lmas›n› istemek ve beklemek hakk›na sahip de¤ildirler.

(1) Uygulamal› Ceza Hukuku Prof. Dr. Bahri Öztürk, Doç. M. R.Erdem, Doç. Dr. V.Özbek

61


Ab F›rsatlar

‹nsan haklar› ve demokrasi projelerine AB deste¤i Avrupa Komisyonu’na ba¤l› olarak çal›flan Demokrasi ve ‹nsan Haklar› için Avrupa Arac› (D‹HAA) Türkiye’de bugüne dek ifade özgürlü¤ünden kültürel çeflitlili¤e kadar birçok konuda 100’den fazla projeye destek sa¤lad›. Bu destekler gelecek y›llarda da sürecek. D‹HAA bu y›l içinde Türkiye’de ‹nsan Haklar› ve Demokrasi alan›nda projelere 1 milyon 200 bin Euro’luk bir fon deste¤i sa¤lamak üzere yeni bir ça¤r› açt›.

T

Türkiye’nin AB yolculu¤unda demokrasi ve insan haklar›na sayg›, temel özgürlüklerin korunmas› ve gelifltirilmesi en çok gündeme gelen konulardan. Avrupa Birli¤i, üye ve aday ülkelerde insan haklar› ve demokratikleflmeye uyum konusuna büyük önem atfederken, bu amaca yönelik faaliyetler için de destek sa¤l›yor. Avrupa Komisyonu’na ba¤l› olarak çal›flan Demokrasi ve ‹nsan Haklar› için Avrupa Arac› (D‹HAA) sadece Avrupa’da de¤il, tüm dünyada insan haklar› ve demokrasi için sivil toplum faaliyetlerini destekliyor. D‹HAA, Türkiye’de bugüne dek ifade özgürlü¤ünden kültürel çeflitlili¤e kadar ilgili birçok konuda 100’den fazla projeye destek sa¤lad› ve 2009 y›l›nda da bu

62


amaca yönelik projeleri destekleyecek. D‹HAA Türkiye Program›, 2009’da Türkiye’de ‹nsan Haklar› ve Demokrasi alan›nda projelere 1 milyon 200 bin Euro’luk bir fon deste¤i sa¤lamak üzere proje teklif ça¤r›s› açt›. Program kapsam›nda fonlanacak projelerin iki konuyu kapsamas› bekleniyor: • Sivil toplumun insan haklar› ve demokratik reformlarla

ilgili yerel ve ulusal politikalar›n oluflturulmas›na kat›l›m›n› art›rmak • Yeterince temsil edilmeyen gruplar için aktif yurttafll›¤› güçlendirmek ve bu gruplar›n sivil topluma kat›l›m›n› ve toplumda temsilini art›rmak Bu hedeflere yönelik projelerin özellikle afla¤›daki öncelikleri içermesi gerekiyor: • ‹fade özgürlü¤ü ve bas›n özgürlü¤ü • Örgütlenme ve bar›flç›l toplanma özgürlü¤ü • Din, vicdan ve inanç özgürlü¤ü • ‹flkence ya da zulüm, insanl›k d›fl› veya afla¤›lay›c› muamele görmeme hakk› • Demokratik kat›l›m ve eflitlik, saydaml›k, hesap verebilirlik ve hukukun üstünlü¤ü ilkelerine dayanan iyi yönetiflim • Çocuk haklar› (özellikle kanunla ihtilafa düflmüfl çocuklar için adalet) • Kad›na yönelik fliddetin ortadan kald›r›lmas› • Kültürel haklar • K›r›lgan gruplar›n sosyal haklar› (özellikle ülke içinde yerinden edilmifl kifliler ve Romanlar) • Mülteci, s›¤›nmac› ve göçmen haklar› STK’lardan proje bekleniyor

gibi sonuçlar da beklentiler aras›nda say›labilir. Gerçeklefltirilecek projelerin 12 ay ile 18 ay aras›nda sürmesi bekleniyor. Bu program alt›nda proje sunabilmek için gerekli flartlar, bir sivil toplum kuruluflu olmak, kar amac› gütmemek ve en az bir ortak kurulufl ile birlikte baflvuruda bulunmak. Proje ortaklar›ndan birinin genel merkezinin ‹stanbul ve Ankara d›fl›nda olmas› veya proje kapsam›nda yap›lacak etkinliklerin ço¤unun ‹stanbul veya Ankara d›fl›nda gerçeklefltirilmesi projeler için önemli bir tercih sebebi. Son baflvuru 1 Haziran 2009’da Proje baflvurular› 2 aflamal› olarak Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu’na yap›lacak. ‹lk aflamada 1 Haziran 2009’a kadar 4 sayfal›k bir Kavramsal Not sunulacak, ön elemeyi geçen projeler için 14 A¤ustos 2009’a kadar tam baflvuru formu sunulacak. Projelerin ‹ngilizce olarak haz›rlanmas› bekleniyor. Program hakk›nda daha detayl› bilgiye ve baflvuru dokümanlar›na ulaflmak için: http://www.avrupa.info.tr

Projelerden, farkl› ç›karlara sahip gruplar aras›nda uzlaflma sa¤lanmas›, politika oluflturma süreçlerini etkilemeye yönelik platformlar oluflturulmas›, ilgili mevzuat›n oluflturulmas›na ve kabulüne katk› sa¤lamalar› bekleniyor. Ayr›ca insan haklar› ve yönetiflim konusunda ortak izleme raporlar›n›n haz›rlanmas›, temsil edilmeyen gruplar›n temsili için çal›flmalar yap›lmas› 63


F›rsatlar

Paketleme Sistemi

Üretim hatt›

Ameliyat aletleri

Litvanyal› bir yemek iflleme firmas›, mayonezli salata paketleme ifllemi için yenilikçi ve popüler paketleme çözümleri ar›yor. Paketleme maddesinin organik tabanl› poliaktik asit (PLA) veya poliß-hidroksibutirat maddelerinden olmas› gerekiyor. Firma teknik dan›flmanl›¤› da içeren ticari anlaflmalarla ilgileniyor. Ref: 09 LV 58AD 3CU4

Uzun bir süredir PVC pencere ve kap› üretimi yapan Polonyal› bir firma, PVC’den yap›lan pencere çerçeveleri ve kap› kanatlar› için üretim hatt› ar›yor. Firma, do¤u Polonya pazar›ndaki en büyük alüminyum ve PVC pencere üreticisi. Firma inovasyon finansman›yla teknik iflbirli¤i ve lisans anlaflmalar›yla ilgileniyor. Ref: 09 PL 61AJ 3CZI

T›bbi aletlerin pazarlama, sat›fl ve da¤›t›m faaliyetlerinde uzman bir ‹ngiliz firmas›, özellikle vasküler, kalp damar hastal›klar› ve ameliyat aletleri alan›nda, ‹ngiltere ve Dünya çap›nda pazarlama yapmak üzere Avrupa, Çin ve Amerika’dan üretici firmalar ar›yor. Ayr›ca firma t›bbi aletlerin bayili¤i ile de ilgileniyor. Ref: 20090417037

Mobil teknolojiler

Filtreleme teknolojisi

Lojistik alan›nda iflbirli¤i

An›nda mesajlaflma servisi (Instant Messaging) sa¤lay›c›s› ve uluslararas› bir grubun parças› olan tan›nm›fl bir ‹srail firmas›, kendi platformlar› (sabit/mobil) aras›ndaki servis ve ürünlerini gelifltirebilecek, teknoloji ve uygulamalar ar›yor. Ref: 09 IL 80EP 3CIC

M›s›r’da melas üretiminde uzmanlaflm›fl bir fabrika, melas kalitesini art›rabilmek için, fleker kam›fl› suyunun filtrelenmesinde kullan›lan yeni bir teknoloji ar›yor. Ref: 09 EG 91HA 3CYN

Bir Polonya firmas›, AB içinde mal nakliyat›na ilgi duyan firmalar için, kendi tafl›ma ve lojistik imkanlar›n› kullan›m› sunuyor. Firma ayr›ca AB’de nakliyat için kullan›lan, AB standartlar›na uygun palet ve kasalar da sa¤l›yor. Ref: 20090417031

Boya üretme teknolojisi

Paketleme teknolojisi

Karton tedariki

Macaristan tabanl› bir KOB‹, su ile seyreltilebilen ya¤-bazl›, akrilik, sanatsal kalitede boya üretim teknoloj is i ar›yor. Bu ürünün hitap etti¤i kesim olarak özellikle terebentine alerjisi olan tiyatro sahnesi boyac›lar› ve dekoratörleri gösteriliyor. Boyan›n kuruma süresi 2-5 gün. Ortakl›k anlaflmalar›n›n lisans, üretim ve ticari anlaflmalar fleklinde olmas› düflünülüyor. Ref: 09 HU 50R8 3CMD

Ortopedi ve travmatolojide kullan›lan implant ve ilgili aletler konusunda uzman olan Polonyal› bir firma, titanyum ve alafl›mlar›ndan üretilen kemik plakalar›n›n sterilizasyonu ve paketlenmesi için teknoloji ar›yor. ‹stenilen potansiyel ortaklar, ilgili ürün için gerekli makine üreticisi firmalar veya araflt›rma enstitüleri. Firma teknik deste¤i de içeren ticari anlaflmalarla ilgileniyor. Ref: 08 PL 62AP 0IFO

Perakende sektörü için özel kutular üreten ve da¤›t›m›n› yapan bir Alman firmas›, karton konteyn›rlar için tedarikçi ar›yor. Firma, oluklu, dayan›kl› karton ya da ambalaj ka¤›d› istiyor. Dayan›kl› karton ve ambalaj k⤛d›n›n, 400 g/m3’lik bir yo¤unlu¤a sahip olmas› gerekiyor. Ref: 20090421007 F›rsatlar hakk›nda daha genifl bilgi için afla¤›daki adreslere baflvurabilirsiniz. Ege Üniversitesi Ege Bilgi ve Yenilik Merkezi EBIC-EGE Elif KAYRAN

‹nce tafllama (Honing) Küçük bir Polonya firmas›, içten yanmal› motor silindirlerinde kullan›lmak üzere yeni bir ince tafllama (honing) teknolojisi ar›yor. ‹lgili firman›n, içten yanmal› motor 64

donan›mlar›n›n yap›mda veya yenilenmesinde üretici konumunda olmas› isteniyor. Firma teknik deste¤i içeren ticari anlaflmalarla ilgileniyor. Ref: 09 PL 62AP 3D1D

Adres:

Ege Üniversitesi Kam. EBILTEM Binas› Bornova ‹zmir TR-35100 ‹zmir

Telefon: Email:

0 232 343 4400 -150 elif@ebiltem.ege.edu.tr

Bilgi Çağı Mayıs 2009 Sayı 57  

Gelifltirme Kurumu ( Eurofound) taraf›ndan ilki 2003’te yay›nlanan Avrupa Yaflam Kalitesi Rapo- ru’nun ikincisi 25 Mart 2009’da yay›nland›. 27...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you