Issuu on Google+

0


Sayı:4

OCAK 2011

İÇİNDEKİLER • Yeni Yıla Yeni Sayıyla Merhaba / Özlem ÇALTI • Bölümümüz ve Yeni Yüz / Prof. Dr. Fatoş SUBAŞIOĞLU o Bölümümüzün Eski ve Yeni Hali

• Prof. Dr. Sayın Özer SOYSAL’I Ziyaret • Prof. Dr. Sayın Özer SOYSAL ile Röportaj / H. Beyza GİRGİN • Bilgi Topluluğu’nda Neler Oluyor? o o o o o

“Kitap Destek!” II Başlıyor… Topluluğumuzu Tanıttık TRT Radyo 1’de Canlı Yayına Katıldık TRT Kent Radyosu’nda Canlı Yayına Katıldık Prof. Dr. Sayın Berin U. YURDADOĞ ile Söyleşi

• Bizlerin Sesi o Yeni Evim / Merve ÖZTÜRK o Samimi Bir Aile Ortamına Sahibiz / Ekin DEMİREL

• Bölümümüzde Neler Oluyor? o A.Ü Bilgi ve Belge Yönetimi Açılış Kokteyli o Bölümümüzün Web Sitesi Açıldı

• Edebiyat Köşesi o Sana Nasıl Öldüğümü Söyleyen Oldu mu Sevgili / Celal YILDIZ

• • • •

Geçen Seneyi Söyle Bir Hatırlayalım… Bilgi Topluluğu’ndan Öneriler Olan Biten… Ne Var? Ne Yok? Bilgi Topluluğu Hakkında o İletişim o Bilgi Topluluğu Bülten Komitesi o Bilgi Topluluğu Yönetim Kurulu

1


Sayı:4

OCAK 2011

YENİ YILA YENİ SAYIYLA MERHABA! Özlem Çaltı – Bilgi-sizsiniz! Editörü Değerli hocalarım, arkadaşlarım ve meslektaşlarım, “Bilgi-sizsiniz!” Ailesi olarak, yeni yılda yeni sayımızla sizlerin huzurundayız. Öncelikle sizlere sağlıklı, huzurlu, mutlu, başarılı ve şans dolu bir yıl diliyor, 2011’de de Bilgi Topluluğu olarak sizlerle birlikte güzel işlere imza atmayı umut ediyoruz. Bu sene “Bilgi-sizsiniz!” adını taşıyan bültenimizde birtakım değişikliklere gittik. Aylık olarak çıkardığımız bültenimizi, bu yıl itibariyle 2 ayda bir çıkarma kararı aldık. Bunun yanı sıra okuyucularımızın önerileri doğrultusunda görünüm formatında da birkaç değişiklik yaptık. Geçen sene olduğu gibi bu sene de bültenimiz aracılığıyla hocalarımızla, meslektaşlarımızla ve arkadaşlarımızla yaptığımız söyleşilere yer verecek, alanımızla ilgili en yeni gelişmeleri sizlerle paylaşacak ve Bilgi Topluluğu’nun etkinliklerinden sizleri haberdar edeceğiz. Tüm bunların yanı sıra kültürel ve sosyal etkinlikleri, kitap tanıtımlarını Bilgi Topluluğu’nun naçizane önerileri olarak sizlerle paylaşacağız. Bizler, bu bültenin özellikle Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü öğrencilerinin iletişimi açısından büyük rol oynadığını düşünüyoruz. “Bilgi-sizsiniz!”, üniversitesi ve şehirler arası mesafe ve mekan engelini ortadan kaldırarak bizlerin etkileşimde bulunabileceği bir platform. Bu platform; planlarımızı, düşüncelerimizi, eleştirilerimizi meslektaşlarımıza ve değerleri hocalarımıza karşı rahatlıkla ifade edebileceğimiz ve onlara duyurabileceğimiz ortak bir sahne. Diliyoruz ki, bu sene; isim, mekan, mesafe engellerini ortadan kaldırıp mesleğimiz için hep birlikte olalım. Sözlerimi bitirirken; Bilgi Topluluğu’ndan asla desteğini esirgemeyen Bölüm Hocalarımıza ve meslektaşlarımıza, bültenimizin basımında bize yardımcı olan hocamız; Prof. Dr. Sayın Doğan Atılgan’a, Topluluğumuzun Değerli Danışmanı Doç. Dr. Sayın Oya Gürdal Tamdoğan’a teşekkür ediyor, sizlere keyifli okumalar diliyorum.

2


Sayı:4

OCAK 2011 PROF. DR. FATOŞ SUBAŞIOĞLU ANKARA ÜNİVERSİTESİ BİLGİ VE BELGE YÖNETİMİ BÖLÜM BAŞKANI

BÖLÜMÜMÜZ VE YENİ YÜZ! Yaşadığımız mekanlar, fiziksel ortamlar önemlidir. Bu ortamların, bağlanabileceğimiz, kendimizle özdeşleştirebileceğimiz, sevgiyle hatırlayacağımız ve özleyeceğimiz yerler olması daha önemlidir. Keyif alarak içinde bulunmak istediğimiz mekanlar, bizim için anlam taşır. Eğitim-öğretim etkinliklerinde de fiziksel ortamlar başarıyı doğrudan etkileyebilir, öğretim elemanlarının ve öğrencilerin yaşamının büyük bir bölümün geçtiği fiziksel ortamla ilgili her değişken, eğitime destek veya engel olabilir. Bu nedenle eğitim ve öğretim faaliyetlerinde mekanın düzeni önemli rol oynar. İyi düzenlenmiş fiziksel ortam öğrenciyi güdüler, başarısını artırır, birlikte çalışma alışkanlığının kazanılmasına katkıda bulunur. Yaşanan fiziki ortamın yeterliliği, özellikle öğretim elemanlarının akademik üretkenliklerinin artması için de önemli bir ön koşuldur 3


Sayı:4

OCAK 2011

Warren E. Hathaway’in söylemiye “Bizler ilk önce binaları şekillendiririz sonra onlar bizleri şekillendirir”. Tüm bu görüş ve düşüncelerden hareketle, Bölümümüzde gerek hocalarımıza bireysel çalışma alanları, gerekse öğrencilerimize çağdaş bir öğrenme ortamı oluşturma çalışmalarımıza 01 Temmuz 2010’da başladık, 15 Eylül 2010’da sonuçlandırdık. Uzun yıllardır yaşadığımız bu mekanda yaptığımız değişikliklerin görsel karşılaştırmasını yapabileceğimiz belgelerimiz yok, ne yazık ki. Mekanımızı yapılandırırken, Bölümümüzün eski görünümünün fotoğraflarını çekmeyi, büyük bir keyifle başladığımız bu yenilenme çalışmalarının heyecanı içersinde, düşünmemişiz. Bu nedenle, Bölümümüzde yaptığımız değişiklikleri, eski - yeni kıyaslaması ile anlatırsak;

Öncelikle bölümümüzün giriş kapısının yerini değiştirdik. Daha önceleri Bölümümüze giriş, 1.kattaki, WC’lerin bulunduğu koridordan yapılırken, şimdi Bölümümüze bir koridor kazandırarak bu girişi iptal ettik. 2- Bölümümüzde, 1 Bölüm Başkanlığı odası; 4 adet tek kişilik oda; 2 adet üçer kişilik oda ve 1 adet iki kişilik oda olmak üzere toplam 8 odada çalışmalarını sürdüren 13 hocamıza, odaları küçülterek, tek kişilik bireysel çalışma alanları yarattık. Bu arada, Bölüm Başkanlığı odasının yerini değiştirerek, Sevgili Hocamız Prof. Dr. Osman Ersoy’un Bölüm Başkanlığı odası olarak kullandığı odayı, yeniden Başkanlık odası haline getirdik. 3- Büyük bir alanı kaplayan Bölümümüz Toplantı Odasını küçülterek, giriş koridorumuzu genişlettik ve bu odanın ışık sorununu cam tuğla döşeterek çözdük. Cam tuğla, toplantı odasına aydınlık sağlarken Bölüm koridorumuzun girişine de estetik bir görünüm kattı. 4- Bölüm koridorumuzun koyu mavi renkli pvc yer döşemesini söktürerek, yeri, bej renkli karo ile döşettik. Aynı karo rengini, sınıflarımız ve bilgisayar laboratuarımızın pvc yer döşemeleri için de kullandık. 5- Bölümümüzün giriş kapısı dahil, toplantı odasının, hoca odalarının, bilgisayar laboratuarının ve sınıflarının kapılarını, kapı isimliklerini, yine, tüm oda, sınıf ve koridor ışıklandırmalarını daha şık ve modernleri ile değiştirdik. 6- Eskiden koyu mavi pvc yer kaplamaları ile döşenmiş olan hocalarımızın odalarını, Bölüm toplantı odasını laminat parke ile döşettik. 4


Sayı:4

OCAK 2011

7- Tüm oda ve sınıflarımızın perdelerini değiştirerek, pencerelere bej renk dikey perdeler taktırdık. 8-

Bölümümüz koridorunun duvarlarına hocalarımızın katkılarıyla modern tablolar

astık. En önemlisi, daha önceki yıllarda koyu kahverengi ahşapla kapatılmış öğrenci çalışma alanını kaldırdık. Öğrencilerimiz için duvarsız-açık çalışma alanı olarak tasarladığımız bu alanın zeminini hocalarımızın odalarıyla aynı renkte laminat parke ile kaplattık. Bu alana, bordo ve bej olmak üzere iki ayrı renkte rahat, şık ve modern deri koltuklar ve çalışma sehpaları yerleştirerek, öğrencilerimizi eski demir sandalye ve masalarda çalışmaktan kurtardık. Öğrencilerimiz tarafından sık kullanılan danışma kaynağı ağırlıklı yayınları da bu alana yerleştirerek küçük bir kütüphane kurduk. Bölümümüzün yeni mekanına kavuşmasında, bu yeni iklimin oluşturulmasında en büyük desteği Rektörümüz Prof. Dr. Cemal Taluğ ve Dekanımız Prof. Dr. Rahmi Er verdiler. Ve, 15 Ekim 2010’da Bölümümüzde tüm öğrencilerimizin, Dekanımızın ve emekli hocalarımızın da katıldığı bir kokteylle ilk kutlamamızı yaptık. İkinci kutlamayı ise 25 Ekim 2010’da Rektörümüzün, Dekanımızın, emekli hocalarımızın, Fakültemiz hocalarının ve kütüphaneci meslektaşlarımızın katılımıyla gerçekleştirdik. Rektörümüz Prof. Dr. Cemal Taluğ ve Dekanımız Prof. Dr. Rahmi Er, konuşmalarında, Bölümümüzün bu yeni görünümü ile çağdaş bir üniversite ortamının nasıl olması gerektiğinin güzel bir örneğini oluşturduğunu ve özellikle sevgiyle yaratılan bu ortamda özenli ve başarılı çalışmaların artacağından kuşku duymadıklarını ifade ettiler. Bizler hocalarınız olarak bu yeni mekanımızda çok daha mutlu ve huzurluyuz. Siz öğrencilerimizin de bu yeni atmosferde aynı mutluluğu hissettiğinize inanıyor ve kavuştuğumuz bu yeni öğrenme ikliminde başarılı çalışmaları hep birlikte gerçekleştireceğimiz umudunu taşıyorum. Sevgiyle kalın.

5


Sayı:4

OCAK 2011

Bölümümüzün Eski ve Yeni Hali

ESKİ

YENİ

6


Say覺:4

OCAK 2011

7


Sayı:4

OCAK 2011

Prof. Dr. Sayın Özer Soysal’ı Ziyaret

DTCF Bilgi Topluluğu’nu temsilen topluluğun 4 üyesi olarak ve Topluluk Danışmanımız Doç. Dr. Sayın Oya Gürdal Tamdoğan öncülüğünde, bizlerden desteğini esirgemeyen hocalarımızın hocası Prof. Dr. Sayın Özer Soysal’ı röportaj vesilesiyle kendi evinde ziyaret ettik. Bizim için keyifli, öğretici, zamanın ölçülemediği bir buluşma oldu. Prof. Dr. Sayın Özer Soysal ve Doç. Dr. Sayın Oya Gürdal Tamdoğan hocalarımıza bize bu fırsatı sundukları için çok teşekkür ediyoruz. Yaptığımız ziyaretin detaylarını ve kıymetli hocamız Prof. Dr. Özer Soysal’ın röportajı sizlerle; 8


Sayı:4

OCAK 2011

Prof. Dr. Özer Soysal İle Röportaj “Bilgelik, bildiklerinin övüncüyle değil, bilmediklerinin bilinciyle yaşamaktır.” Bu sayımızda röportaj köşesine Kütüphanecilik bölümünün kilometre taşlarından olan bilimi bilim gibi yapan bilim insanı Prof. Dr. Özer Soysal konuk oldu. Araştırmalarına emekli olduğu dönemde de hız kesmeden devam eden hocamız tam bir Anadolu hayranı. Kendisi, misafirperverliğinin yanı sıra her konudaki donanımı ve sohbeti ile insanı büyülüyor. Kütüphanecilik ağırlıklı sohbet etsek de sanata, özellikle müziğe sevdasını fark etmemek mümkün değil.

Kütüphaneciliği diğer mesleklere göre farklı kılan unsur nedir? Kütüphanecinin diğer mesleklere göre konumu farklıdır. Niye farklı? Çünkü kütüphaneci insan ve topluma diğer mesleklerden farklı olarak zihinsel algı ve yetenekler bağlamında bakmak durumundadır. İlk önce bunun bilincinde olmak zorunda. İnsana ve topluma bakış açısı ve ölçütlerinizin farklı olması gerekiyor, zaten bu mesleği çekici ve güçlü kılan özelliklerinin başında bu gelir.

Kütüphanecilik ile ilgili problemleri, sadece kütüphane sorunuymuş diye ele alarak çözümleyebilir miyiz? Yıllardır kütüphanenin bütçesi kısıtlı, yapısı kullanışsız, okuyucusu isteksiz, yasası yok dedik. Sandık ki kütüphanelerimizin bu eksiklikleri giderilirse, kütüphaneciliğimizin de sorunları hallolacak. Biz hep işin elle tutulur gözle görülür yanıyla ilgilendik, asıl eksik gözle görülmeyen ancak bakış derinliği ile sezilip çözülebilecek eksikliklerdi; biz bu noktalarda başarılı olamadık.

9


Sayı:4

OCAK 2011

Sizce ülkemizdeki kütüphanecilik eğitimi, bu ülkeye bilgi hizmetlerini sunabilmek için yeterli mi? Kütüphanecilerimiz mesleklerinin gerçek boyutunu görmeden yetişiyor ya da yetiştiriliyorlar. Ülkemizin ihtiyacı olan kütüphaneci tipini yaratacak nitelikte programlara sahip değiliz. Sadece çağa uyma hevesi ve telaşı var oysa çağın gerekleri ile ülkenin gerçekleri örtüşmeyebilir, bu farklılaşmayı çok iyi gözlemek gerekir. Çağ ilerliyor ona yetişelim düşüncesindeyiz fakat toplumsal yapı ondan önce başka şeyleri yapmanı gerektiriyorsa, bunları görmelisin. Buna göre de akılcı ve farklı bir program uygulamak durumundasın. Avrupa ya da Anglo Sakson ülkelerin kütüphane hizmetini geliştiren, zenginleştiren bir program, Türkiye için yeterli olmayabilir. Bu yüzden önce toplumu çok iyi tanımak zorundayız. Toplumun sorun ve özellikleriyle örtüşen, onları paylaşan bir program çerçevesinde yetiştirilmedikçe ülkeye gereksindiği hizmeti veremeyiz. Ülkemizde Bilgi ve Belge Yönetim Bölümü mezunları kütüphanelerde çalışmaktansa özel sektörde bitirdiği alanın dışında çalışmayı tercih ediyor. Meslekteki bu sektörel değişim nedeni nedir? Öncelikle öğrenciler bölüme bilinçli bir seçimle gelmiş değil, tabii bunda sınav sistemimizin de etkisi var. Bu durum hem öğrenci hem öğretici yönünden çok büyük sakıncalar taşıyor. Öğrenci açısından bakarsak; istekle, sevgiyle, bilinçle oturmuyor dersliklerde, bir direniş içerisinde. Öğretici ise, o bu direnişi kırmak yani şu ya da bu şekilde gençleri ısındırmak zorunda, bu da zaman alıyor. Öğrencinin direnç noktalarını yumuşakça kırmak lazım, sonuçta istemediği bir ortamla karşı karşıya. Bu öğrenciden ilgi bekleyemeyiz. Mezun olduktan sonra sektörel değişim yaşanması da normal. Kütüphanecilik bölümlerimiz ülkenin gereksindiği kütüphanecileri yetiştiremiyor; bunun için özel bir çaba gerekli. O yüzden şurada ya da burada çalışıyor olması yadırganıcı değil. İvedi olan, uygulanan programların Türkiye koşullarıyla uyumlu olması. Bunu yıllardır savunageldim.

Kütüphaneciler için yıllardır çok önemli bir konu haline gelen teknik kadroya geçiş hakkında ne düşünüyorsunuz? Kütüphaneciler yıllardır teknik kadroya geçerlerse bunun kendilerine avantaj sağlayacağını düşündüler. Statü değişikliği istemek yerine kütüphaneciliğin meslek olarak anlamını ve ağırlığını, kütüphanecinin ülkenin yaşam ve kültürel gelişimi için ne kadar önemli 10


Sayı:4

OCAK 2011

olduğunu vurucu örneklerle insanlara anlatmak varken, burada çaresiz kalınca, teknik kadroya geçersek yaşam düzeyimiz iyileşecek düşüncesine sarıldık. Aynı şey Kütüphanecilik Bölümü’nün adının “Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü” olarak değiştirilmesinde de geçerli. Ad değiştirince mesleğin üstündeki kara bulutlar dağılacak, kütüphaneciler toplumda saygın, aranan kişiler haline gelecek sanıyoruz. Yaşamak için para gereklidir ama mesleğin evvela toplumda saygınlık kazanması ön koşuldur. Devletin sizi şu kadrodan bu kadroya taşımasıyla özlediğiniz saygınlığı kazanamazsınız. O saygınlık ürettiğiniz hizmetin karşılığı olacaktır. İki tür meslek vardır; mensuplarını onurlandıran ve mensuplarıyla onurlanan meslekler. Kütüphaneciler olarak ikinci türü simgeliyoruz.

“Türkiye’de kütüphanelerin gerekliliği hâlâ anlaşılamadı. Kütüphaneciler olarak, öğretim gereğinden doğmuş, kütüphane veya bilgi kaynaklarını gerçek anlamda kullanabilen bir kitleyle karşı karşıya kalamadık.”

Türkiye’de okul kütüphanelerinin istenen gelişmeyi gösterememesi kütüphanelerin mi, yoksa eğitim sisteminin mi yarattığı bir durumdur? Bizde okul kütüphanesi, kütüphane türleri arasında ne yazık ki, en geri kalmış olanıdır. Bu arz talep meselesidir. Hem meslek gruplarında hem de genel olarak toplumda bu kuruma karşı bir talep olmalıdır. Bu, özde bilgilenme talebidir. Eğer toplum bilgilenme gereği duymuyor bunu bir eksiklik olarak yaşamıyorsa o zaman bir sıkıntı ve sorun var demektir. Başkent Ankara’da fırınlar bir gün çalışmasa kıyamet kopar. Ancak kütüphaneler üç ay kapalı kalsa kimsenin ruhu duymaz. Çünkü kütüphaneler yaşamın vazgeçilmezi değildir, olsa da olur, olmasa da. Genelde öğrenciler çalışmak için, halk da sadece ödünç verme servislerinden kitap almak için kütüphanede bulunur. 11


Sayı:4

OCAK 2011

Kütüphanelerin varlık nedeni bilgiye olan gereksinimdir. O zaman bu gereksinimin yaratılması gerekir. Toplumlar bu gereksinimi eğitim dizgeleri aracılığıyla yaratırlar. Öğretim kademeleri; okul öncesi, anaokulu, ilköğretim, ortaöğretim daha sonra da meslek okulu ya da üniversitedir. Eğer okul böyle bir yaklaşım içinde değil, bunu bir gereksinim olarak kabul etmemişse öğrencinin kütüphane kullanmaması doğaldır. Çoğu okul, yokluğu bir sıkıntı yaratmasın, sorulduğunda gösterebileceğimiz bir kütüphanemiz olsun düşüncesiyle hareket eder. Çünkü Yönetmelikte “Her okulda bir kütüphane ve sınıf kitaplıkları oluşturulur” diyor, teftiş formlarında; “Okul kütüphanesi ne durumda?”, “Kütüphanecisi var mı?”, “Kitap sayısı ne kadar?” gibi sorular bulunur. Yöneticiler bu tür sorular karşısında “Bir kütüphanemiz var” demek durumunda. Öğrenci sayısındaki artış yüzünden, kütüphanesini dersliğe çeviren pek çok okul var. Türkiye’de kütüphaneye olan gereklilik hâlâ anlaşılmadı. Kütüphaneciler olarak, öğretim gereğinden doğmuş, kütüphane veya bilgi kaynakları ile çalışan bir kitleyle karşı karşıya kalamadık. Okulda kütüphane olsa dahi, eğer sistem öğrenciyi kütüphaneden yararlanma, okul kütüphanesini ders programının bir parçası haline getirmeye istekli değilse kütüphanenin anlamı kalmıyor.

Peki, o zaman okul kütüphanesinin gelişimi için hangi evrelerden geçmek gerekir? Hedef kitleleri doğru seçmek gerekir. Yani okul kütüphaneleri söz konusu olduğunda hedef kitle öğretmenler olmalıdır. Evvela okullarda görev yapacak öğretmenlerin eğitilmesi gereklidir. O itici gücün eğitim mekanizması içinde yaratılması lazım, bu itici güç ve hedef kitle dediğim öğretmenler. Öğretmenler ancak kendilerine verilen programlarla motive olurlar. Ders programları kütüphane kullanımını özendirici, hatta gerektirici şekilde hazırlanmalıdır. Şunu yapabilirler: Diyelim ki bir öğretmenin haftada yirmi saat dersi var, yirmi saatin en az on saati kütüphanede yürütülecek dediğiniz anda, işin rengi değişir. Yani önce anlayış değişecek, politikalar belirlenecek bu politikaların özünde de bilginin değeri, önemi ve vazgeçilmezliği yatacak. Ders programı bu anlayışta hazırlanıp uygulanacak, öğreticiler bu çizgede yetiştirilecek, okullara kaynak aktarımı sağlanacak.

12


Sayı:4

OCAK 2011

Bilgi üretimini gerçekleştiren insanlar, hayranlık uyandıran işler yaparken, gerçekte unuttukları bir şeyler oluyor mu? İnsanlar nedense pek çok şeye hayran oluyorlar. Biraz seçici olmak lazım, gerçekten hayran olunacak işler de yapıyorlar. Mesela, uzaya çıkıp Ay’da yürüyorlar. Pek çok şeyin sırrı çözüldü ama yanıtlanamamış sorular var. Ancak yine de pek çok şey sonuca bağlandı. Bütün bunlardan hayranlıkla söz ediyoruz; ne kadar büyük ve ne kadar önemli işler yaptığımızı düşünüyoruz ve bu hayranlık o noktaya geliyor ki onların yarattığımız şeyler olduğunu unutuyoruz. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik de düşünüyor olması, o zaman bu ayrıcalığını yorumlasın. Gerçekten de insan, insan denen varlığa bir başka gözle bakmalı. Çünkü bu yaratıktaki büyü başka bir canlıda yok.

Her şeyin hızla değiştiği bir yüzyılda yaşamaktayız. Sizce zamanla kütüphaneler teknolojinin bu hızlı değişimine yenilerek yok mu olacak, yoksa teknolojinin nimetlerinden yararlanarak yok olmak yerine daha da ileriye mi gidecek? İnsanlık, uygarlık veya kültür tarihine bakalım: İnsanlar bilgiyi kaydetme gereği duymuşlar; bunun için yöntemler geliştirmişler; yani bir gereksinimin sonucu olarak arşivler ve kütüphaneler ortaya çıkmıştır. Bilgi toplamı artıkça bunların denetim altına alınması gereği doğmuştur. Bilginin kaydından sonra onun bir düzen içinde denetimi altına alınması gerekir. Bu bilginin, erişimi açısından sınıflandırılması gerekti. Bilgiyi sınıflama gereği bunun sonucudur. Kütüphanecilik de kendi içinde evrim hatta devrim yaşamıştır; evrim dediğimiz şey gerçekle bilgiye bakış açısındaki değişimdir. Bilgisayar ve teknolojinin kütüphanecilik alanına girişi değil. Eskiden kütüphanelerde fihrist denen defterler tutuluyordu daha sonra bunlar basılı hale getirildi. Sonra fiş kataloğu ve daktilo girdi hayatımıza. Sonra çoğaltma makineleri geldi, bunu manyetik teypler, mikro kartlar izledi. Bunlar ömrünü doldurduktan sonra mekanizasyondan otomasyona geçtik ama değişim sürecek.

Bilginin kayıtlı olduğu ortamın yavaşça basılıdan elektroniğe doğru kayması sizin için de bir kullanım farklılığı oluşturdu mu? Bazıları, büyük kolaylık, zaman ve güçten ekonomi sağlandı, kaynak çeşitliliği arttı diyorlar. Bu bakışı sağlıklı bulmuyorum. Size kendi çalışma yöntemimi anlatayım: 13


Sayı:4

OCAK 2011

Ben bilgisayar kullanmıyorum, İnternete girmiyorum, kütüphanelere gitmeye, kitap ya da kaynakçalarla karşı karşıya kalmaya, onlarla dostluk ve ilişki kurmaya devam ediyorum. Çünkü fiziki bağ önemlidir. Bir kitabı tutarak okumak başka, ekrandan okumak başkadır. Bazıları kolaylık olarak algılıyor ve öyle değerlendiriyor. Fakat düşüncemde yalnız değilmişim; kimi edebiyatçı, düşünür, yazar da bilgisayara karşı çekimser. Ünlülerden birisine bakılırsa “Kitapla yatağa bile girilebilir ama bilgisayarla asla”. Kanımca basılı kaynak önemini yitirmeyecek. Hangi araç ya da, hangi yöntem geliştirilirse gelişsin kopabileceğimi sanmıyorum. Bilgi, ister parşömen, ister kil tablet, isterse kağıtta olsun insanlığın ve insanın yüzyıllar boyu en yakın dostu olmuştur. Bilgisayara karşı değilim ama bilgiyi kendi kayıt ortamında yakalamak, bana daha insani geliyor.

Ayırdığı değerli vakti için hocamıza şükranlarımızı sunarken, bizimle paylaştığı daima ilke edinebileceğimiz cümle ile pasajı bitirmek istiyorum.” Bilgelik, bildiklerinin övüncüyle değil, bilmediklerinin bilinciyle yaşamaktır.”

Hazırlayan Hatice Beyza GİRGİN BBY III. Sınıf Öğrenci

14


Sayı:4

OCAK 2011

BİLGİ TOPLULUĞU’NDA NELER OLUYOR?

TRT Radyo 1’de Canlı Yayına Katıldık Bilgi Topluluğu üyelerinden; Merve Demirkol, Özlem Çaltı, Döndü Tat ve Celal Yıldız 27 Ekim Çarşamba günü, saat 20:00-21:00 saatleri arasında TRT Radyo-1’e “Kitap Kampanyası”nın 1 yıldır süregiden durumunu ve son halini anlatmak için katılmışlardır. Grup Ego’nun da konuk olduğu program oldukça keyifli ve müzikli şekilde geçmiştir.

15


Sayı:4

OCAK 2011

TRT KENT Radyosu’nda Canlı Yayınına Katıldık DTCF Bilgi Topluluğu üyeleri, geçen sene başlattığı ve bu sene de devam ettirdiği köy okulları için kitap kampanyası “Kitap Destek!”ten bahsetmek üzere 9 Kasım 2010 Salı günü saat 14.30’da TRT Kent Radyo’suna konuk oldu.

Prof. Dr. Sayın Berin U. Yurdadoğ ile Söyleşi

Ankara Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’nün emekli hocalarından Prof. Dr. Sayın Berin U. Yurdadoğ, 22 Aralık Çarşamba günü, saat 14:00′da Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Muzaffer Göker Salonu’nda “Çağımız Bireyi ve Psiko-Sibernetik Açıdan Başarı” başlıklı söyleşisiyle bizlerle buluştu. Bilgi Topluluğu olarak hocamıza tekrar teşekkür ediyoruz. Söyleşi boyunca alınan ses kayıtlarına ve Hocamız tarafından gönderilecek söyleşiye dair tam metne en kısa zamanda web sitemizden ulaşabilirsiniz.

16


Sayı:4

OCAK 2011

BİZLERİN SESİ

17


Sayı:4

OCAK 2011

BÖLÜMÜMÜZDE NELER OLUYOR?

18


Sayı:4

OCAK 2011

EDEBİYAT KÖŞESİ Sana Nasıl Öldüğümü Söyleyen Oldu mu Sevgili ? CELAL YILDIZ ne kadar da küçük dünya, ne kadar da büyük aşklar! ne tuhaf değil mi, yumurtanın tavuktan büyük olması! sakın ölme! ölünce şehitliğe gömülmeyeceksin, kandırdılar seni!

ne kadar ağlama edebiyatı varsa hepsi aşk üstüne yaşanmıştır. soğuk kalan bir bedenin ardından en sağlamı! en dişisi ölünesi bir sevdada!

sonbahar yaprakları, ölüyor! sonbahar, yaprakları öldürüyor! herşey düşüyor suya! resmediyor bir ressam ölümün sudaki aksini!

ben yolda görünsem dönüp bakılmam; ama dönüp bakarım yolda gördüğüm her garibana. kimisi aşk dilenir, kimisi ben, kimisi sen! her dönüp baktığımda buğulanır saç tellerim, inceden ter akar şakaklarıma doğru!

sana nasıl öldüğümü söyleyen oldu mu sevgili? son kez susmak için konuştum! hadi şimdi yaşamak için yarışalım! sen kuş ol, uç gökyüzünün en güzel dibinde! ben sen olayım düşeyip en diplerde!

ben, ne kadar edebiyat varsa yaşadım; aşk üstüne! en güzeli yaşamak olsa gerek bütün aşklaşmaların!

son olarak; biliyor musun ben İstanbul’u fotoğraflardan bildim! en çok da Haydarpaşa’yı sevdim! milyonlarca insan silueti yıllardır girip çıkıyor İstanbul’a, Haydarpaşa’dan!

düştüm, düştük! inanır mısın her düştüğümde kapandı yaralarım. senin yaralarına bile bakamadım! oysa tarihin en kanlı savaşıydı bu; ötekileşmiş üçüncü dünya ülkelerinde!

ve biliyor musun bilmem yaktılar Haydarpaşa’yı! otel yapacaklarmış!!! 19


Sayı:4

OCAK 2011

GEÇEN SENEYİ ŞÖYLE BİR HATIRLAYALIM… Ardımızda koskoca ama bir o kadar hızlı geçen bir seneyi geride bıraktık. Dönüp baktığımızda Bilgi Topluluğu olarak hayata geçirmek istediğimiz birçok projeyi gerçekleştirdiğimizi gördük. Aylık Bülten (Bilgi-sizsiniz!), Kitap Kampanyası (Kitap Destek!) ve Mesleki Forum (Bilgi ve Belge Yönetimi Alanında Mesleki Eğitim Forumu) gibi ana projelerimiz dışında çeşitli organizasyonlar ve etkinliklerde de yer aldık. Özellikle kitap kampanyamız için; TRT Ankara Radyosu’nda canlı yayınlar yaptık, 4. Ankara Kitap Fuar’ında ve 46. Kütüphane Haftası çerçevesinde Milli Kütüphane’de stantlar kurduk.

BİLGİ VE BELGE YÖNETİMİ ALANINDA MESLEKİ EĞİTİM FORUMU 18 MAYIS 2010 / MİLLİ KÜTÜPHANE

18 Mayıs 2010 tarihinde Milli Kütüphane’de DTCF Bilgi Topluluğu tarafından düzenlenen “Bilgi ve Belge Yönetimi Alanında Mesleki Eğitim Forumu”; Ankara Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi katılımlarıyla gerçekleştirilmiştir. Mesleki Eğitim Forumu’na katılan konuşmacıların değindiği konuları ana hatlarıyla forum sonrası web sitemizde yayınlandı. (www.bilgitoplulugu.org)

20


Sayı:4

OCAK 2011ü

KÖY OKUL KÜTÜPHANELERİ İÇİN “KİTAP DESTEK!” DTCF Bilgi Topluluğu olarak 20092010 Akademik Yılı çerçevesinde Köy Okul Kütüphaneleri için “KİTAP DESTEK!” adlı kampanyamızı, 5000’e yakın kitap toplayarak amacına ulaşmış bir şekilde sonlandırdık. 2010-2011 Akademik yılı içerisinde de “KİTAP DESTEK II” adı altında kampanyamıza devam etme kararı aldık. Yaşadığımız haklı gururu ve amacımızın ilk evresinin güzel bir şekilde sonlanışını hazırlamış olduğumuz tanıtım filmi aracılığıyla sizlerle paylaştık.

MUSTAFA AZMİ DOĞAN ANADOLU LİSESİ KÜTÜPHANESİNİ DÜZENLEDİK Bilgi Topluluğu olarak, 25 Şubat 2010 tarihinde, Ankara’da bulunan Mustafa Azmi Doğan Anadolu Lisesi’nin kütüphanesindeki kitapları listeleyip, demirbaş ve Dewey numarası vererek kurulum aşamasında yardımcı olduk.

21


Sayı:4

OCAK 2011

DTCF BİLGİ TOPLULUĞU AYLIK BÜLTENİ “BİLGİ-SİZSİNİZ!” YAYIN HAYATINA BAŞLADI

Ankara Üniversitesi-Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi-BİLGİ TOPLULUĞU aylık olarak yayınlamayı amaçladığı “BİLGİSİZSİNİZ!” adlı bültenimizin Şubat, Mart ve Nisan sayıları okurlarla buluştu. Bültenimiz, web sitesinden elektronik olarak yayınlandığı gibi basılı olarak çoğaltılıp; geliri kitap kampanyasında kullanılmak üzere satışa sunuldu.

Erişim: http://bilgitoplulugu.org/bilgi-sizsiniz-butun-sayilari/

22


Sayı:4

OCAK 2011

BİLGİ TOPLULUĞU’NDAN ÖNERİLER Ne Dinlemeli?

Nereye Gitmeli?

Ne Okumalı? LÜSYEN – CAN DÜNDAR Atatürk, dans etti Lüsyen'le, Tevfik Fikret ona edebiyat dersi verdi. İnönü, evlerinde satranç oynadı. Nazım Hikmet, sofralarında yemek yedi. Kimler yok ki, bu belgesel romanın sayfaları arasında: Mehmet Akif'ten Victor Hugo'ya, Damat Ferid'den Oscar Wilde'a, Yahya Kemal'den Hindenburg'a, Necip Fazıl'dan, Karındeşen Jack'e, Abdülmecid'ten Namık Kemal'e, Sultan Reşad'dan Talat Paşa'ya geçen asrın en ünlü portreleri... Ve onların arasında bir çağ yangınının tam ortasında yaşanmış inanılmaz bir aşk hikâyesi...

23


Sayı:4

OCAK 2011

Yazma Eserler Başkanlığı Yasa Tasarısı Kabul Edildi Türkiye Yazma Eserler Başkanlığı’na Meclis’ten vize çıktı. Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı oluşturulmasını öngören yasa tasarısı, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı olarak merkezi İstanbul’da kurulacak olan Başkanlık için Ankara, İstanbul ve Konya’da bölge müdürlükleri oluşturulacak. Kurum, yazma ve eski harfli nadir eserleri toplayıp, koruyacak. Bu çerçevede, kütüphanecilik standartları geliştirilecek, fiziki koruma ve güvenlik şartları oluşturularak eserlerin sağlıklı bir şekilde saklanması sağlanacak. Eserlerle ilgili çeviri, sadeleştirme ve tıpkıbasım çalışmaları ile içerik incelemeleri yürütülecek, desteklenecek ve yapılan çalışmalar yayımlanacak. Kaynak: www.trt.net.tr

Okul Kütüphanecileri Derneği Bilgi ve Belge Yönetimi / Kütüphanecilik alanında şeffaflığı, paylaşımcılığı, katılımcılığı, dayanışmayı, işbirliğini ve ekip çalışmasını hedefleyen ve bireylerin düşünceleri ve uygulamalarıyla özne olduğu bir meslek örgütü olarak Okul Kütüphanecileri Derneği İstanbul'da kurulmuştur (17/12/2010). 24


Sayı:4

OCAK 2011

Derneğin web sayfası hazırlanmaktadır. Dernek ile ilgili ayrıntılı bilgiler en kısa zamanda liste üzerinden ve web sayfası aracılığıyla meslektaş ve kamuoyu ile paylaşılacaktır. Kaynak: www.bbyhaber.com

"Bilgiye Uzanan Köprü” İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumlarına Modern ve Yeni Kütüphaneler Kazandırma Projesi TKD İstanbul Şubesi Okul Kütüphanecileri Çalışma Grubu tarafından Mayıs 2010'da İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne sunulan "Pilot Okul Kütüphaneleri Kurma" projesine ilişkin hazırlık çalışmaları tamamlanmıştır. Proje ile İstanbul'da fiziksel koşulları uygun olan okullar arasından seçilen 10 okulda Milli Eğitim Bakanlığı'nın "Okul Kütüphaneleri Yönetmeliği" ile "Okul Kütüphaneleri Standart Yönergesi" uyarınca pilot okul kütüphanelerinin kurulması ve bu

okullarda

kadrolu

kütüphanecilerin

istihdam

edilmesi

amaçlanmaktadır.

Mesleğimiz ve devlet okullarındaki kütüphaneler açısından olumlu gelişmeler ortaya koyacağına inandığımız projenin, TKD Genel Merkezi ve Okul Kütüphanecileri Derneği'nin desteği ve işbirliğiyle Türkiye genelinde yaygınlaşacağına olan inancımızın tam olduğunu belirtir saygılarımızı sunarız. Kaynak: www.istanbulkutuphaneci.org

Milli Kütüphane Yenileniyor Son dönemde yerleştirdiği 300'e yakın yeni koltukla aynı anda bin 250 kişiye araştırma imkanı sağlayan Milli Kütüphane, binalarına ek olarak, bulunduğu alanın arka tarafında yerin altına bir depo yapacak. Çalışmalar bittiğinde kütüphane, önümüzdeki 50 yıl için mekan sıkıntısı çekmeyecek.

25


Sayı:4

OCAK 2011

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, binanın çalışmaları bittiğinde arka tarafa yeni salonlar da açılacak. Yerin altına yapılan depoların üstü yeşil alanla kapatılacak. Aynı anda 30 kişinin yararlanabileceği interaktif salonda internetten ücretsiz yararlanarak araştırma yapılabilirken, aynı zamanda tek, iki, beş, on kişilik özel çalışma odaları oluşturuldu. Son 2-3 yılda da elektronik veri tabanları konusunda büyük atılım yapan kütüphane, süreli yayınlar ve el yazması-eski harfli eserlerin tamamını dijital ortama aktardı. ''Tarihi eser'' kapsamına da giren bu eserler dijital ortama aktarılarak aynı zamanda korunmuş oluyor. E-library sistemi ile araştırılan konuya ilişkin tüm çalışmalara ulaşılabiliyor. Kütüphane, engelli araştırmacıları da unutmamış. ''Konuşan kitaplık'' adı verilen hizmetle, gönüllü okuyucular görmeyenler için kitap okuyor. Bu kitaplara internet ortamından da ulaşılıyor. ''Konuşan kitaplık''ta şu an 2 bin 39 kitap var. Kitap ayırtma, katalog tarama ve Avrupa kütüphanelerine ulaşma, Milli Kütüphanenin araştırmacılar için elektronik ortamda sunduğu diğer hizmetler. Kaynak: www.bbyhaber.com

Teknik Kadro’da Son Durum: Bakanlar Kurulu Kararı Karar Sayısı : 2010/1092 Folklor araştırmacısı, kütüphaneci, arşivci, kitap patologu ve sosyolog unvanlarının 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36ncı maddesinin birinci fıkrasının Teknik Hizmetler Sınıfı başlıklı II numaralı bendi kapsamına alınması; Maliye ve Milli Eğitim Bakanlıkları ile Devlet Personel Başkanlığının görüşlerine dayanan Adalet Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığının teklifleri üzerine, adı geçen Kanunun 36 ncı maddesinin Ortak Hükümler bölümünün (G) bendine göre, Bakanlar Kurulu’nca 27/9/2010 tarihinde kararlaştırılmıştır. 10 Aralık 2010 Tarihli ve 27781 Sayılı Resmî Gazete. 10/12/2010 Kaynak: www.bbyhaber.com

26


Sayı:4

OCAK 2011

BİLGİ TOPLULUĞU HAKKINDA

“DTCF Bilgi Topluluğu, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi bünyesinde, öğrenci-öğrenci, öğrenci-öğretim üyesi arasındaki bütünleşmeyi sağlamak, bilgi konusu ile ilgili veya bağlantılı Fakülte içi veya dışındaki birey ya da kuruluşlar ile etkileşim kurmak ve böylece bir tartışma platformu oluşturmak amacıyla söyleşi, panel, konferans v.b toplantıları düzenlemek; film gösterimi, şiir dinletisi, konser, gezi gibi etkinlikleri yürütmek; kampanyalara (kitap, okuma v.b) önderlik etmek, sosyal aktiviteleri gerçekleştirmek üzere faaliyet gösteren bir topluluktur.”

İLETİŞİM Web Site: www.bilgitoplulugu.org E-Posta: au.bilgitoplulugu@gmail.com Adresi: Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Sıhhiye, 06100 Ankara, Türkiye BİLGİ TOPLULUĞU DANIŞMANI Doç. Dr. Oya GÜRDAL TAMDOĞAN İletişim: oya.gurdal@humanity.ankara.edu.tr

27


Sayı:4

OCAK 2011

BİLGİ TOPLULUĞU YÖNETİM KURULU Başkan : Özlem Çaltı Kültürel ve Sosyal Faaliyetler Komitesi: “BİLGİ-SİZSİNİZ!” BİLGİ TOPLULUĞU BÜLTEN KOMİTESİ

Merve Demirkol

Editör:

Merve Öztürk

Özlem ÇALTI

Ekin Demirel

İletişim:

Sibel Bayram

ozlemcalti@gmail.com

Kezban Yoltay

Esma Işıl

Mali İşler Komitesi: Editör Yardımcıları: Burcu ERBİL

Celal Yıldız Semih Nacak

Celal YILDIZ Yazı İşleri Komitesi: Ayşe Nur Memiş Tuğçe Aksoy M. Kürşat Değer

28


Sayı:4

OCAK 2011

ÜYELER

AYŞE NUR MEMİŞ

GİZEM ÖZGENÇ

BEKİR BULUT

HATİCE BEYZA GİRGİN

BURCU ERBİL

HİRA GİZEM FİDAN

BURCU SABCIOĞLU

KADİR ORŞAHİN

CAN ÇELİK

KEZBAN YOLTAY

CAN SU

LEMAN ERTEM

CÜNEYT GÜNEŞ

M. KÜRŞAT DEĞER

CELAL YILDIZ

MERVE DEMİRKOL

DERYA ÖZTÜRK

MERVE ÖZTÜRK

DÖNDÜ TAT

ÖZLEM ÇALTI

EKİN DEMİREL

SEDA KOÇAK

ELİF REYHAN ERTUĞRUL

SEMİH NACAK

ERSİN COŞKUN

SİBEL BAYRAM

ESMA IŞIK

SİBEL YILMAZ

FATMA UYAR

TUÇE AKSOY

29


Bilgi-sizsiniz 4. sayı