Issuu on Google+


2

KAPAK KONUSU: YÜZYILLAR BOYUNCA HUZUR ‹Ç‹NDE YAfiAYAN GAYR‹MÜSL‹M B‹R TOPLULUK: OSMANLI YAHUD‹LER‹

Osmanl› idarecilerinin ‹slam ahlak› ile hareket ediyor olmalar›, onlar›n farkl› millet ve dinlerden insanlara karfl› hep hoflgörü ve anlay›fl ile yaklaflmalar›n› sa¤lam›fl, bu anlay›fltan en çok fayda gören toplumlardan biri ise, dönemin Avrupas›'nda büyük s›k›nt› ve zulümlerle karfl›laflan Yahudiler olmufltur.

6 8 10 14 18 23 24 30 34 36 40

TOPLUM: CAH‹L‹YE TOPLUMUNDA YÖNET‹C‹ KARAKTER‹

B‹L‹M: ÖRÜMCEK ‹PE⁄‹ ÜRETEN KEÇ‹LER ‹NCELEME: HERfiEY G‹B‹ ASLINDA S‹Z DE MOLEKÜLLERDEN OLUfiUYORSUNUZ

TAR‹H: S‹YON‹ZM VE HAÇLILAR

GÜNCEL: B‹L‹M‹N ROTASI DO⁄RU Ç‹Z‹LMEL‹D‹R

‹NCELEME: DO⁄A VE TEKNOLOJ‹ KURAN B‹LG‹S‹: KURAN’DA KADINA VER‹LEN ÖNEM

GÜNCEL: KIBRIS’TA DÖNÜM NOKTASI TEKNOLOJ‹: ATOMDAK‹ TASARIMIN AÇTI⁄I YEN‹ UFUK

KURAN B‹LG‹S‹: YAfiLILIK VE ÖLÜM

‹NTERNET: www.harunyahya.org

D›fl Politika, Kültür ve Tarihte ARAfiTIRMA Sahibi ve Sorumlu Müdür: Cihan AKÇALI Renk Ayr›m›: U¤ur Grafik Bask› - Matbaa: FSF Matbaac›l›k Da¤›t›m: D.P.P.-YAYSAT Adres: Akdeniz Cad. Hakperest Sok. No.10/3 Fatih/‹stanbul Tel: 0212 5326255 Fax: 0212 5325528 Avrupa Tel (Köln): 0177 2473203

Araflt›rma'dan Din ve vicdan hürriyetini s›n›rs›z bir flekilde kullanan Türkiye Yahudilerinin yüzy›llard›r kesintisiz devam eden Cumartesi duas› 15 Kas›m sabah› patlayan bombalarla kesintiye u¤rad›. Beyo¤lu Kuledibi’ndeki Neva fialom Sinago¤u ile fiiflli’deki Beth ‹srael Sinago¤u’ndaki patlamalarda 24 kifli hayat›n› kaybederken 300 kifli de yaraland›. türkiye Sinagoglara düzenlenen sald›r›lar›n flokunu atlatamadan ‹ngiltere Baflkonsoloslu¤u ve bir bankan›n genel merkezine düzenlenen intihar sald›r›lar›yla bir kez daha sars›ld›. ‹slam dininin kesin olarak lanetledi¤i terör sald›r›lar›na maruz kalan vatandafllar›m›za Allah’tan rahmet diliyoruz. Sinagog katliam›n ard›ndan en çarp›c› aç›klamay› Hahambafl› ‹shak Haleva yapt›. Türkiye tarihinde ilk defa kendilerini bir Baflbakan›n ziyaret etmesinden büyük memnuniyet duyduklar›n› aç›klayan Haleva, Osmanl› ‹mparatorlu¤u’ndan ve Türkiye Cumhuriyeti’nden Allah raz› olsun, dedi. Haleva konuflmas›nda ayr›ca flunlar› söyledi: “Terörün dini ve ideolojisi yoktur. Bu olayda Musevilerden çok Müslümanlar öldü. Her gün gördü¤ümüz, selamlaflt›¤›m›z insanlar öldü. Avrupa bunun fark›nda de¤il.“ Araflt›rma dergisinin kapak konusunu tarih boyunca bu topraklarda huzur ve bar›fl içinde yaflayan “Osmanl› Yahudileri”ne ay›rd›k. Dünyay› kana bulayan siyasi gücün benzerlikleri; Siyonizm ve Haçl›lar, ‹nsanlar›n Düflünmek ‹stemedi¤i Kaç›n›lmaz Gerçekler; Yafll›l›k ve Ölüm, Cahiliye Toplumunda Yönetici Karakteri, Kuran’da Kad›n’a verilen Önem, Bilimin Rotas› Do¤ru Çizilmelidir, KKTC’de Seçime Do¤ru bu say›m›zda yeralan konular aras›nda... Bildi¤iniz gibi derginiz Araflt›rma sizlere ilk say›s›ndan bu yana önemli bir emek ürünü olan belgesel filmler hediye etmektedir. Bu belgesellerdeki önemli bilgileri çevrenizdeki insanlarla paylaflman›z bu önemli hizmetin daha da yayg›nlaflmas›na ve buradaki bilgilerin daha fazla insana ulaflmas›na vesile olacakt›r. Bu say›m›zda yine sizlere iki muhteflem VCD ediyoruz. Kuran ayetleri ›fl›¤›nda Hz. Süleyman’›n hayat›n›n anlat›ld›¤› “Hz Süleyman” ile Peygamber Efendimiz’in “ibadetin özüdür” dedi¤i duan›n öneminin anlat›ld›¤› “Kuran’da Dua” belgeselini zevkle seyredeceksiniz. Dergimiz ile ilgili görüfl ve önerilerinizi e-mail, mektup ve telefonla bizlere ulaflt›rabilirsiniz. Yeni bir say›da buluflmak dile¤iyle...


KAPAK KONUSU

Yahudiler huzur ve güven bulduklar› Osmanl› devleti içinde, kendi inançlar›na uygun olarak onurlu bir yaflam sürmüfllerdir. smanl› ‹mparatorlu¤u Yahudiler için her zaman, güvenle s›¤›nabilecekleri bir ülke olmufltur. Osmanl› idarecilerinin ‹slam ahlak› ile hareket ediyor olmalar›, onlar›n farkl› millet ve dinlerden insanlara karfl› hep hoflgörü ve anlay›fl ile yaklaflmalar›n› sa¤lam›fl, bu anlay›fltan en çok fayda gören toplumlardan biri ise, dönemin Avrupas›'nda büyük s›k›nt› ve zulümlerle karfl›laflan Yahudiler olmufltur. Müslüman Osmanl› halk› ve Yahudiler hep bar›fl içinde yaflam›fllard›r. 19. yüzy›lda tüm Bat› dünyas›n› etkileyen ideoloji ve e¤ilimler, Osmanl› toplumu içindeki baz› Yahudileri de etkilemifltir. Bu ak›m ve ideolojilerin biri Siyonizm'dir. Ne var ki, Yahudi

O

2

baren, Osmanl›'da iyi bir konuma sahip olan hatta saray›n daimi doktorlu¤una kadar yükselerek al›nan kararlarda etkili olan Yahudilerin bu durumu, Avrupa'daki soydafllar›n›n gözünden kaçm›yordu. 1430'da Osmanl›'ya yerleflen Haham ‹zak Sarfati, Osmanl› ve Orta Avrupa'n›n de¤iflik yerlerinde yaflayan Aflkenaz cemaatlerinin lideriydi. Sarfati, Avrupa'daki soydafllar›na Osmanl›'ya göç etmelerini önerirken Kudüs ve ‹srail'e giden yolun Osmanl›'dan geçti¤ini vurguluyordu: "Buraya, Togarma (Osmanl›) Ülkesi'ne geldim. Burada hiçbir fley eksik de¤ildir. Togarma, Hasyat Ülkesi'ne (‹srail) giden yoldad›r. Kudüs'e kadar bütün yol, denizin üzerinde alt› millik bir geçifl d›fl›nda, karayoludur." (Togar-

toplumu içindeki baz› kifliler, Osmanl›'n›n anlay›fl›n› ve hoflgörüsünü suistimal edebilecek tav›rlarda bulunmufllard›r. Ancak bu durum, Yahudi toplumunun içindeki küçük bir az›nl›k için söz konusudur. Osmanl›'daki Yahudilerin büyük bölümü ise, devlet otoritesine sayg›yla ve kendilerine gösterilen anlay›fl›n bilinciyle faaliyet göstermifllerdir. Dolay›s›yla bu yaz›m›zda ele ald›¤›m›z bilgilerin amac›, Musevi yurttafllar›m›z› incitmek veya elefltirmek ma, Rozanes, cilt 1, s. 20) de¤il, birtak›m tarihi gerçekleri tarafNitekim Kudüs, Osmanl›'ya ait ols›zca inceleyebilmektir. du ve yeni fetihlerle gün geçtikçe büyüyen Osmanl› ‹mparatorlu¤u, Yahudiler Osmanl›ya 1517'de Yavuz Sultan Selim zaman›nNeden S›¤›nd›? da ‹srail'i de topraklar›na katt›. Bu zaSultan I. Mehmet zaman›ndan iti- ten önceden beklenen bir geliflmeydi.

ARAfiTIRMA, Aral›k 2003


www.harunyahya.org

31 Mart 1492, ‹spanya Yahudileri için Osmanl› topraklar›na büyük göçün bafllang›ç tarihi oldu. Bu tarihte yay›nlanan sürgün ferman› ile 200 binden fazla Seferad Yahudisinin yaklafl›k yar›s›, Sultan II. Beyaz›t (14811512) zaman›nda Osmanl› topraklar›na yerlefltiler. Kudüs de dahil olmak üzere, özellikle büyük flehirleri tercih eden Yahudiler, buralarda ticarette ve yönetimde söz sahibi oldular. "Yeni gelenler baflta ‹stanbul, Selanik, Edirne olmak üzere Osmanl› topraklar›n›n s›n›rlar› dahilinde Korfu, Manast›r, Kudüs ve Sefat'a varana dek yay›ld›lar. ‹stanbul 30.000 nüfus ve 44 sinagoguyla Avrupa'n›n en büyük Yahudi yerleflimini oluflturdu." (fialom, 6 Haziran 1990)

"Göçmenler hemen hemen geldikleri andan itibaren yükselmeye bafllad›lar. Aralar›nda ‹spanya'da iken yüksek görevlerde bulunmufl olanlar derhal saraya al›nd›lar, bu kifliler Osmanl› maliye ve d›fl ifllerinde söz sahibi oldular. Hatta denilebilir ki, 16. yüzy›lda Osmanl› ‹mparatorlu¤u'nun yönü, bu dan›flmanlar›n fikrine göre de tespit edildi." (Türkiye Yahudileri, Moshe Sevilla-fiaron, s. 42)

Osmanl›’daki ‹lk Yahudi Lobisi: Nasiler Kuflkusuz Osmanl› ‹mparatorlu¤u'nda yaflayan Yahudilerin en önemlileri aras›nda, Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaflam›fl olan Donna Gracia Nasi ile ye¤eni Josef Nasi bulunmaktad›r. "Nasiler, ‹srail tarihine geçmifl bafll›ca Yahudi ailelerindendir. Büyük bir servete sahip olan bu ailenin üyelerinden Yasef Nasi, Osmanl› Saray›'nda www.arastirma.org

çok önemli görevlere ulaflm›fl, siyasal Siyonizmden 350 y›l önce, ‹srail ülkesinde (o zaman›n Osmanl› s›n›rlar›nda) özerk bir Yahudi kolonisi kurmay› tasarlam›flt›r." (Türkiye Yahudileri, Moshe Sevilla-fiaron, s. 44)

Her zaman Osmanl› yönetiminden çok hoflnut olduklar›n› söyleyen Yahudiler, bu devletin topraklar›nda özgürce yaflad›lar. Siyonizm de ayn› dönemde filizlenmeye bafllad›. Donna Gracia, Yahudi kaynaklar›nca tarih sahnesine ç›kan Yahudi kad›nlar›n en büyüklerinden biri olarak kabul edilir. Avrupal› converso (dönme) soydafllar›n› bask› gördükleri için Kanuni Sultan Süleyman'a baflvurarak Osmanl› topraklar›na ald›rm›flt›r. "Yasef Nasi Portekiz'de do¤mufltur, ancak köken itibar›yla ‹spanyol Yahudisidir. Yavuz Sultan Selim'in gözüne girmeyi baflarm›fl, Osmanl› Saray›'nda sayg›n bir yer edinmifltir. Nasi, Süleyman'a Filistin'in Tiberya flehri ve çevresini Yahudiler için imtiyazl› bir bölge olarak kabul ettirmifltir." (Israel: A History of Jewish

People, Refus Learsi, s. 331)

"Tiberya için Yasef Nasi, Sultan taraf›ndan muhtariyet idaresi verilece¤ini umuyor, burada büyük bir Yahudi yerleflim merkezi kurma hayali besliyordu." (Israel: A History of Jewish People, Refus Learsi, s. 331)

"Nasi bütün Yahudileri imtiyaz›n› ald›¤› Tiberya'ya göçe ça¤›rd›." (The House of Nasi Dona Garcia, Cecil Roth, s. 88)

Yasef Nasi'nin Tiberya'da özerk bir Yahudi kolonisi kurma projesi o zaman gerçekleflmemifltir, ama Aliyah'a (Kutsal Topraklara geri dönüfle) do¤ru bir bafllang›ç olmas› aç›s›ndan önem tafl›r. (Harun Yahya, Kabala ve Masonluk) "fiuras› kabul edilmelidir ki (Tiberias Projesi) Yahudilerin anavatanlar›na yeniden yerleflmelerine dönük ilk projelerden biri, 19. yüzy›l Siyonistlerinin uygulayacaklar› plan›n öncüsüdür. Gerçekten de Joseph (Yasef), birçok yan›yla, Siyonistlerin en büyü¤ü Theodor Herzl'e çok benzer." (Türkiye Yahudileri, Moshe Sevilla-fiaron, s. 50)

Osmanl› Yönetimindeki Di¤er Yahudiler XVI. yüzy›lda, Ben Natan Eskenazi ve Ester Kira da Osmanl› yönetiminde

ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

3


la-fiaron, s. 54)

Yahudiler, 17. ve sonraki yüzy›llarda, Osmanl›'n›n devlet yönetiminde de son derece etkin konumda oldular. Tefecilik yaparak zenginleflen

Yahudiler de, kimi zaman bunu bir politika arac› olarak kulland›lar. Gazeteci Çetin Altan, Yahudilerin Osmanl›'daki etkilerini flöyle anlat›r: "Belgeler, anlaflmalar, hepsinin alt›nda Yahudi ad› var. Mesela al Karlofça'y›, Pasarofça'y›... Zaten Osmanl›'da Yahudi büyük çapta egemen: Saray geliyor ondan borç para istiyor. Üstelik I. Ahmet'in bir sadrazam›n› Yahudiler idam ettirmifllerdir." (fialom, 6 Ocak 1993)

Galata Bankerleri

Sa ih Mes Sahte

söz sahibi Yahudiler aras›nda say›l›rlar. Eskenazi, Saray'da Divan Dan›flmanl›¤› görevine gelmiflti ve özellikle d›fl iliflkilerde etkili bir diplomatt›. Öyle ki, Polonya Kral›n›n seçilmesi konusunda, Osmanl› Sadrazam› Sokollu Mehmet Pafla'n›n deste¤ini sa¤layarak belirleyici bir rol bile üstlenmiflti. O dönemde Saray'da harem kad›nlar› kapal› yaflad›klar› için harem ile d›fl dünya aras›ndaki al›flverifl gibi ba¤lant›lar› kurmak için 'Kira' ad› verilen kad›nlar görev yaparlard›. Bu kad›nlar harem çevresiyle kurduklar› iliflkiler sayesinde devlet ifllerinde de rol oynarlard›. Ester Kira da bunlardan biriydi, ancak bu iliflkileri menfaatleri do¤rultusunda son derece kötüye kullanm›flt›. "Ester Kira, saraydaki iliflkileri sayesinde kendine yak›n olanlara imtiyazlar, asalet ünvanlar› ve çeflitli menfaatler sa¤larken dosttan çok düflman edinmifltir. Anlafl›ld›¤› kadar›yla Ester Kira bu türden ifllere gerekti¤inden fazla kar›flm›fl ve ifli (özellikle o¤ullar›na) vergi muafiyetleri elde etme, hatta sipahi beyliklerinin da¤›t›m›na kar›flmaya kadar götürmüfl, büyük o¤lunu ‹stanbul Gümrü¤ü'nün yönetimine alm›flt›r." (Türkiye Yahudileri, Moshe Sevil-

be ta y

Sevi

Yahudiler Osmanl› devleti içinde sad›k milletlerden biri olarak yaflam›fllar, huzur ve güvenlik bulduklar› Osmanl› devletinde, kendi inançlar›na uygun olarak onurlu bir yaflam sürmüfllerdir. Ancak 19. yüzy›lda tüm Bat› dünyas›n› etkileyen ideoloji ve e¤ilimler, Osmanl› toplumu içindeki baz› Yahudileri de etkilemifltir. Bu ak›m ve ideolojilerin biri Siyonizm'dir. Bir di¤eri ise, kapitalist sistem ve kapitalist yaflam biçimidir. Galata Bankerleri, bu ikincisinin bir temsilcisi say›labilir. Yahudiler ve di¤er baz› H›ristiyan az›nl›klardan gelen bu bankerler, Osmanl›'n›n mali çöküflünde önemli bir rol oynam›fllard›r: "Yüzy›llard›r Avrupa ticaretinin bütün para ifllemlerini ellerinde toplayan Yahudiler, Osmanl› devletine yepyeni bir mesle¤in öncülü¤ünü yapmak için gelmifl gibidirler... Sarrafl›¤a soyunan Yahudiler, kendilerine ifl mekan› olarak Galata'y› seçmifllerdir." (Hürriyet, 12 May›s 1988)

"1860'lardan itibaren Galata'daki Komisyon Han› ve Havyar Han›'nda finans imparatorluklar› kurmufl olan (Galata) Mustafa Nuri Pafla, tuval üzerine ya¤l›boya.

4

ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

Galata Bankerleri, saraydan bafllay›p, vezir, vükela, memur ve subaydan imparatorlu¤un en uzak köflesindeki tah›l ya da meyve üreticisine, oduncusuna kömürcüsüne ve her türlü esnaf›na kadar uzanan bir a¤ kurmufl bulunuyorlard›. Adeta imparatorlu¤un milli geliri ve d›flar›dan ald›¤› borçlar›n hat›r› say›l›r yüzdesi borsa oyunlar›, tefecilik, murabahac›l›k ifllemleri ile bu bankerlerin eline geçer hale gelmiflti." (Prof. Dr. Haydar Kazgan, Galata Bankerleri, s. 45)

"Spekülatif oyunlara halk da al›flm›flt›. Vekil vükela ellerine geçen paray› sarraflar arac›l›¤› ile oyunlara kat›larak de¤erlendiriyordu. Bu ifllerden en ziyanl› ç›kan ise ‹slam-Türk halk› oldu." (Prof. Dr. Haydar Kazgan, Galata Bankerleri, s. 9)

"Galata Bankerleri devleti iki koldan soyan flapkal› beyler olarak görülüyorlard›." (Vakit, 28 May›s 1881) Galata Bankerleri, kurduklar› tekel sayesinde, devleti varl›klar›na izin vermeye mecbur etmifllerdi: "Zengin tüccarlar›n ço¤unun Yahudi oluflu dikkatimi çekti. Bunlar›n nüfuzu çok kuvvetli, imtiyazlar› Türklerinkinden çok fazla. Kendi kanunlar› ile idare edilen bir cumhuriyet gibidirler. Yahudiler birlik meydana getirdiklerinden devletin bütün ticaretlerini ellerine alm›fllard›r. Yahudiler kendilerine her zaman ihtiyaç duyulmas›n› sa¤lam›fllar ve bu nedenle saray da onlar› korumufltur. Bunlar›n tüm hileleri bilindi¤i halde tüm ifller ister istemez


Yasef Nasi, Osmanl› topraklar› üstünde, Tiberya’da özerk bir Yahudi kolonisi kurmak istemifl ve buray› imtiyazl› bölge olarak kabul ettirerek flehrin etraf›n› surlarla çevirmiflti.

onlara yapt›r›l›yordu. Velhas›l ticaretle ilgili olan ne varsa onlar›n elinden geçiyordu." (Lady Montaqu, Türkiye Mektuplar›, 1001 Temel Eser, s. 84)

"Türkiye adeta memleketin zarar› pahas›na zenginleflmifl birkaç pafla ve elli altm›fl tefeci ve sarraf›n ç›karlar›n› sa¤lamak için varl›¤›n› sürdürmekte idi." (Galata Bankerleri, Prof. Dr. Haydar Kazgan, s. 7)

Galata Bankerleri ile o dönemde neredeyse herkesin ilgisi vard›. Bu gerçe¤e dikkat çeken kaynaklardan birinde flöyle denilmektedir: "Abdülaziz'in annesi Pertevnihal Sultan bile bu iflte birçok paralar bat›rm›flt›. Abdülaziz'in istekleri karfl›s›nda her türlü oyuna baflvuran Sadrazam Mahmut Nedim Pafla kaybettiklerini almak için her türlü oyuna baflvurmufltu. Bu ifle bulaflmayan kimse yoktu. Nam›k Kemal, Ziya Pafla, Mithat Pafla... Abdülaziz devrinde saray kad›nlar›n›n hepsinin mücevherleri rehinde idi." (Galata Bankerleri, Prof. Dr. Haydar Kazgan, s. 46)

Osmanl› ‹mparatorlu¤u'nun zor durumda iken kendilerine verdi¤i imkanlar› kötü niyetli kulllanan birtak›m Yahudiler olsa da, ‹slam ahlak ve faziletini rehber edinen Osmanl› ‹mparatorlu¤u sadece Müslüman topluluklara de¤il gayrimüslim az›nl›klara da engin bir hoflgörü içerisinde yaklaflm›flt›r. Müslüman, H›ristiyan ve Yahudi topluluklar Osmanl› tarihi boyunca yanyana kurduklar› ibadethanelerde dini inançlar›n› yerine getirmifller ve bu konuda en küçük bir sorun bile yaflamam›fllard›r. Kuran'da kitap ehli olarak an›lan Yahudiler ve H›ristiyanlar tek Allah'a inanan ve O'ndan gelen hükümlere tabi olmufl insanlard›r. Ve bu onlar› www.arastirma.org

Müslümanlara yak›n k›lmaktad›r. Gerçekte Allah Kuran'da Müslümanlara hiçbir kavme karfl› bir düflmanl›k beslememeyi emretmektedir. Pek çok ayette müflriklere karfl› da adaletli olmak emredilmektedir. Nitekim Peygamberimiz (sav) kitap ehli ile oldu¤u gibi müflriklerle de toplumsal düzeni sa¤lamak için baz› anlaflmalar yapm›flt›r. Müflriklere her zaman için adaletle davran›lm›fl, onlar›n korunma ve himaye talepleri Peygamberimiz (sav) taraf›ndan kabul edilmifltir. Bu himaye talebi herhangi bir haks›zl›¤a veya sald›r›ya u¤rama ihtimaline karfl› Peygamberimiz (sav)’in korumas›n› talep etmek, onun yan›na s›¤›nmak anlam›n› da tafl›m›flt›r. Hayat› boyunca Peygamberimiz (sav)’den pek çok gayrimüslim ve müflrik himaye talebinde bulunmufl, o da bu kiflileri himayesi alt›na alarak, güvenliklerini sa¤lam›flt›r. Çünkü Allah, Tevbe Suresi'nde müflriklerin s›¤›nma hakk› talep ettiklerinde, bu taleplerinin kabul edilmesini emretmifltir. Ayette flöyle buyrulmaktad›r:

“E¤er müflriklerden biri, senden 'eman isterse', ona eman ver; öyle ki Allah'›n sözünü dinlemifl olsun, sonra onu 'güvenlik içinde olaca¤› yere ulaflt›r.” (Tevbe Suresi, 6) Yahudiler ve H›ristiyanlar kitap ehlidir. Do¤ru-yanl›fl, haram-helal kavramlar›na sahiptirler. Allah'a hesap vereceklerini bilmekte, O'nun peygamberlerini sevip saymaktad›rlar. Bunlar Müslümanlar›n kitap ehli ile kolayl›kla birarada yaflayabilece¤ini gösterir. Allah Kuran'da, Müslümanlara, kitap ehli hakk›nda bir emir verir; onlar› "ortak bir kelimede birleflmeye" ça¤›rmak: “De ki: "Ey Kitap Ehli, bizimle sizin aran›zda müflterek bir kelimeye gelin. Allah'tan baflkas›na kulluk etmeyelim, O'na hiçbir fleyi ortak koflmayal›m ve Allah'› b›rak›p bir k›sm›m›z bir k›sm›m›z› Rabler edinmeyelim." (Al-i ‹mran Suresi, 64)

Din ve vicdan hürriyetini s›n›rs›z bir flekilde kullanan Türkiye Yahudilerinin yüzy›llard›r kesintisiz devam eden Cumartesi duas› 15 Kas›m sabah› patlayan bombalarla kesintiye u¤rad›. Beyo¤lu Kuledibi’ndeki Neve fialom Sinagogu ile fiiflli’deki Beth ‹srael Sinagogu’ndaki patlamalarda 24 kifli hayat›n› kaybederken 300 kifli de yaraland›. ‹slam dininin kesin olarak lanetledi¤i terör sald›r›lar›na maruz kalan vatandafllar›m›za Allah’tan rahmet diliyoruz. Katliam›n ard›ndan en çarp›c› aç›klamay› Hahambafl› ‹shak Haleva yapt›. Türkiye tarihinde ilk defa kendilerinin bir Baflbakan›n ziyaret etmesinden büyük memnuniyet duyduklar›n› aç›klayan Haleva, "Osmanl› ‹mparatorlu¤u’ndan ve Türkiye Cumhuriyeti’nden Allah raz› olsun", dedi. Haleva konuflmas›nda ayr›ca flunlar› söyledi: “Terörün dini ve ideolojisi yoktur. Bu olayda Musevilerden çok Müslümanlar öldü. Her gün gördü¤ümüz, selamlaflt›¤›m›z insanlar öldü. Avrupa bunun fark›nda de¤il." Galata’da yaflayan Musevi as›ll› Ressam-fiair Yusuf Habbib Gerez ise Los Angeles Times’a yapt›¤› aç›klamada flunlar› söyledi: "Bir milyon bomba atsalar Yahudileri ‹stanbul’dan kaç›ramazlar. Buras› bizim evimiz ve daima evimiz olacak."

ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

5


TOPLUM / MUHAMMED YAHYA

in ahlak›n›n gerektirdi¤i güzel ahlak› yaflamayan, bu konuda cehalet içinde olan insanlar›n oluflturdu¤u toplumlardaki baz› kifliler birbiriyle çeliflkili birçok farkl› karaktere bürünebilirler. Bu durumun en belirgin olarak görüldü¤ü yer ise ifl ortamlar›d›r. Buralarda yap›lan ifle göre gelifltirilmifl birbirinden farkl› pek çok karakter sergilenebilir. Yerine getirilen sorumluluklar, al›nan maafl ve di¤er çal›flanlara göre bulunulan konum bu karakterlerin flekillenmesinde etkili olur. Bu karakterlerden biri de "yönetici karakteri"dir. Bu karakteri sergileyen kiflilerin, normal karfl›lanan ama gerçekte son derece çarp›k bir zihniyetin ürünü olan bir özellikleri vard›r; duruma göre de¤iflebilen iki karakteri ayn› anda yaflamak. Bu karakterlerden biri iflyerinde genellikle kendilerinden makam ve mevki olarak üstte olan kiflilere gösterilir. Di¤eri ise alt kadrolar›nda çal›flan kimselere gösterilen karakterdir. (Harun Yahya, Adaml›k Dini) Bu gibi kimseler patronlar›n›n yan›nda son derece ezik bir karaktere bürünürler. Onlara karfl› her zaman son derece sayg›l›, hatta

D

6

ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

ço¤unlukla önlerinde "iki büklüm"dürler. ‹stenilen herfleyi an›nda yerine getirir ve en ufak bir kusur ifllememeye son derece itina ederler. Patronlar›n›n kendilerine her türlü sözü söylemeye, gerekirse azarlay›p terslemeye hak sahibi oldu¤unu düflünürler. Baz› müdürler böyle bir duruma düfltüklerinde al›nmaz ve bunun patronlar›n›n hakk› oldu¤unu düflünürler. Tüm güçleriyle kendilerini be¤endirmeye ve onlar›n gözüne girmeye çal›fl›rlar. Hatta onlara "yaranabilmek" için ifl d›fl›ndaki iflleri bile üstlenirler. Tüm bu tav›rlar›n sebebi ise çok aç›kt›r; onlara maafllar›n› ve sahip olduklar› tüm hak ve yetkileri veren kiflilerin patronlar› olduklar›n› düflünmektedirler. Onlar›n deste¤ini ve sempatisini kazanmak, bu kiflilerin kariyerleri, yani gelecekleri aç›s›ndan son derece önemlidir. ‹flte bu nedenle flahsiyetlerinden taviz vermekte hiçbir sak›nca görmemektedirler. Tabi burada önemli bir ayr›m› belirtmekte fayda vard›r: ‹nsanlar›n kendilerinden makamca veya yaflça üstün olan birine sayg› göstermeleri www.kuranbilgisi.com


elbette güzel ve do¤ru bir davran›flt›r. Ancak kiflilerin bunu yaparken kendilerine sa¤layabilecekleri maddi menfaatleri de¤il Allah'›n r›zas›n› esas almalar› gerekir. Oysa cahiliye toplumlar›nda yaflayan baz› insanlar bu son derece önemli olan de¤erlendirmeyi yapmazlar. Zengin ve itibarl› gördükleri bir insan ahlaki yönden zay›f biri olsa bile ona sayg› gösterirler. Buna karfl›l›k kendilerine ba¤l› olarak

“Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne da¤lara boyca ulaflabilirsin.” (‹sra Suresi, 37 )

www.arastirma.org

çal›flan kimseleri son derece sayg›l› ve güzel ahlakl› olsalar dahi genellikle hiç düflünmeden ezmeye çal›fl›rlar. Çünkü burada da ölçüleri Allah'›n r›zas› de¤ildir. Cahiliyenin çarp›k de¤er yarg›lar›na göre kendileri o insanlardan makamca ve maddi olarak üstündürler, o halde onlara her türlü kötü muameleyi yapma hakk›na sahiptirler. Art›k patronunun karfl›s›ndaki o ezik insan gitmifl yerine kibirli, kendinden gayet emin, "dedi¤im dedik" bir yönetici gelmifltir. Emrindeki kiflilere karfl› son derece kat›, prensip sahibi ve tavizsizdir. Etrafa sürekli emirler ya¤d›r›r, beklenmeyen bir durum karfl›s›nda ise ilgili kifliyi herkesin ortas›nda azarlamaktan çekinmez. Bu kifliler patronlar›n›n karfl›s›nda duyduklar› ezikli¤i ve afla¤›lanm›fll›k hissini kendi altlar›nda çal›flan kimseleri ezip afla¤›layarak telafi etmek isterler. Böylece flahsiyet bulduklar›n› ve patronlar›n›n yan›nda büründükleri ezik kiflilikten kurtulduklar›n› düflünürler. Bu iki karakter aras›ndaki z›tl›k ifl yerinin çal›flanlar› ve cahiliye toplumunun di¤er bireyleri taraf›ndan da gayet ola¤an karfl›lan›r. Çünkü cahiliye ahlak›n›n yafland›¤› toplumlardaki sistem böyledir. Onlara göre, flirketin sahibi müdürlere, müdürler sekreterlere, sekreterler de temizlik görevlilerine ya da kendilerinden afla¤›da gördükleri herkese diledikleri gibi davranmakta serbesttirler. Bu s›ralama tersten ele al›nd›¤›nda ise herkes bir üstünün yüzüne karfl›

elinden gelen en iyi davran›fllar› gösterir ve istenilenleri en titiz flekilde yerine getirdi¤i izlenimini vermeye çal›fl›r. Ancak genellikle birbirlerinin g›yab›nda nefretlerini dile getirmekten çekinmezler ve do¤al olarak birbirlerine gösterdikleri sayg› da hiçbir zaman gerçek bir sayg› olmaz. Aç›kça görüldü¤ü gibi bu, son derece çarp›k bir sistemdir. Çünkü bu insanlar güzel davranmay› bildikleri halde s›rf birbirlerinden menfaatleri olmad›¤› için bu tav›rlar› birbirlerine göstermeye gerek duymaz ve ancak ç›karlar› söz konusu oldu¤unda karfl› tarafa iyi davran›rlar. Bu gibi yanl›fl tav›rlar cahiliye sisteminin çarp›kl›¤› içerisinde göze batmaz ve gündeme getirilmez. Oysa bu davran›fl flekline r›za göstermek Kuran ahlak›na uygun de¤ildir. Çünkü insan vicdan›n›n ve akl›n›n yetti¤i ölçüde en güzel tav›rlar› göstermekle yükümlüdür. Allah Kuran’da insanlara hoflgörülü ve tevazulu olmalar›n› emretmifltir. Konumu, mevkisi ya da sahip oldu¤u zenginlik ne olursa olsun hiçbir insan›n büyüklük taslayabilece¤i kendine ait hiçbir özelli¤i yoktur. Makam da, mevki de ancak Yüce Rabbimiz’e aittir. Ayr›ca Allah Kuran’da “...fiüphesiz, Allah Kat›nda sizin en üstün (kerim) olan›n›z, (›rk ya da soyca de¤il) takvaca en ileride olan›n›zd›r. fiüphesiz Allah, bilendir, haber aland›r.” (Hucurat Suresi, 13) fleklinde bildirmektedir. ‹flte mümin, bu gerçe¤in bilincinde olarak güzel ahlak› yaflayan insand›r. Karfl›s›ndaki insan›n makam›, mevkisi ne olursa olsun sayg›l› ve nezaketli bir tav›r gösterir. Kuran ahlak›na uygun tavr›n d›fl›na ç›kmaz. Bu nedenle de de¤iflken ve samimiyetsiz bir karakteri de üzerinde hiçbir zaman bar›nd›rmaz. Allah'›n be¤endi¤i ahlak› her an, her yerde, herkese karfl› sergiler. Ayr›ca sergiledi¤i güzel tav›rlar›ndan dolay› karfl›s›ndaki kifliden hiçbir menfaat beklentisi içinde de olmaz, bunu sadece Allah’›n r›zas›n› gözetti¤i için yapar.

ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

7


www.hayvanlaralemi.net

B‹L‹M / ‹BRAH‹M ‹LYAS

ilim adamlar›n›n süper güçlü malzemeler üretme yolundaki aray›fllar› devam ediyor. Daha önce bu konuda yap›lan araflt›rmalarda k›smi baflar›lar sa¤lanm›fl ve elde edilen malzemeler birçok yerde kullan›m imkan›na kavuflmufltu. Örne¤in örümce¤in ipe¤inin kimyasal yap›s›ndan ilham al›narak üretilen “Kevlar” ilk olarak otomobil lastiklerindeki çeli¤in yerini almas› için tasarlanm›flt›. Günümüzde ise Kevlar kendine s›n›rs›z kullan›m alan› bulmufl durumda: Mars’a yolculuk için tasarlanan Pathfinder'daki hava yast›¤› kirifllerinde, jet uçaklar›nda bulunan yolcular› koruyucu kalkanlarda, büyük gemiler ve süper tankerleri ba¤lamak için kullan›lan küçük çapl› hafif iplerin yap›m›nda, daha hafif ve daha güçlü tenis raketlerinin yap›m›nda. Kevlar her ne kadar güçlü ve hafif olsa da baz› dezavantajlara da sahip. Örne¤in kurflun geçirmez yelek yap›m›nda kullan›lan Kevlar, çok sert oldu¤u için giyen kiflinin hareket kabiliyetini k›s›tl›yor. Bu nedenle çeviklik ve h›z gerektiren ifllerde kullan›m aç›s›ndan çok da uygun de¤il. Ayn› zamanda Kevlar suyu emebiliyor ve do¤al etkenlere karfl› da di¤er malzemeler kadar dayan›kl› de¤il. Ayr›ca yüksek çekme gücüne karfl›n Kevlar›n s›k›flt›r›lma gücü oldukça az. Dolay›s›yla Kevlarda hala baz› düzeltmelerin yap›lmas› gerekiyor. (Harun Yahya, Biomimetik) Kevlarla ilgili tüm bu yetersizlikler, çap› bir milimetrenin binde birinden daha küçük olmas›na karfl›n, ayn› kal›nl›ktaki çelik telden befl kat daha sa¤lam olan örümcek ipe¤inin kusursuz bir tasar›m harikas› oldu¤unu göstermeye yetiyor. Ünlü bilim dergisi National Geographic’in 2001 A¤ustos ay›nda yay›nlanan say›s›nda “Sanatlar› ile evrimciler için bir bilmece olan örümcekler” bafll›¤› alt›nda bu canl›lar incelenmifltir. Ünlü biyolog Bill Eberhard dergiye yapm›fl oldu¤u aç›klamada örümcekle-

B

8

rin bilinçli hareketlerini ve ürettikleri mükemmel a¤lar› flöyle tarif etmifltir: “Tahmin edilmesi güç bir ortamda, asl›nda kör ve s›n›rl› bir sinir sistemine sahip bir canl› taraf›ndan infla edilmifl karmafl›k bir yap› var. Örümce¤in yapt›klar› insanlara göre oldukça kompleks hesaplamalar: Aç›lan deli¤in büyüklü¤ü? Ne kadar ipek kald›¤›? Hangi ba¤lant› noktalar›n›n uygun oldu¤u? Örümcekler ayn› fleyi tekrar tekrar yapan küçük robotlar de¤iller. Kesinlikle aptal de¤il ak›ll› canl›lar.” Süper güçlü malzeme aray›fl›ndaki en heyecan verici geliflmelerden biri örümcek ipe¤i üretme çal›flmalar›. fiimdi bilim adamlar› ipe¤in kimyasal yap›s›n›n taklit edildi¤i malzemeler üretmek yerine örümcek ipe¤ini do¤rudan üretmeyi hedefliyorlar. Ancak örümcekler gibi iplikçik üretmek, ineklerden süt elde etmek kadar kolay de¤il. Çünkü yeterli miktarda ipek toplamak için çok genifl alanlara ihtiyaç var ve bu durum hiç de ekonomik de¤il. Üstelik örümcekler birbirlerini yeme e¤iliminde olduklar› için yüksek miktarda ipek toplamak oldukça zor. Tüm bu nedenlerle Nexia adl› kurulufl, ABD ve Kanada Savunma Bakanl›klar›yla keçileri kullanarak örümcek a¤› elde etmek için bir anlaflma yap›yor. Bu geliflmifl gen teknolojisi keçilerin süt bezleri ve örümceklerin salg› bezleri aras›ndaki benzerlikten dolay› tercih ediliyor. Keçilerde yap›lan baz› genetik de¤iflikliklerle keçilerin DNA’lar›, süt yerine ipek salg›lamalar›n› sa¤layacak özellikte düzenlenmeye çal›fl›lmaktad›r.

ARAfiTIRMA, Aral›k 2003


‹NCELEME / MUHAMMED YAHYA

ünya üzerindeki say›s›z çeflitlilikteki canl› ve cans›z varl›k moleküllerden oluflur. Moleküller ise atomlar›n birbirlerine elektronlar›n› vererek ola¤anüstü bir ortakl›k kurmas› ile oluflurlar. Bu gözle görülmeyen hareketin sonuçlar› ise göz kamaflt›r›c›d›r: Gezegenler, insanlar, ›rmaklar, yeflil ormanlar, ceylanlar, tren yollar›, televizyonlar, koltuklar papatyalar, elmalar… Yine bu ola¤anüstü ortakl›k sayesinde pek çok insana gayet normal gelen ancak gerçekte hepsi birer mucize olan koklama, tad alma, dokunma gibi olaylar gerçekleflmektedir.

D

Molekülleri "Koklar›z" Bir gülü koklad›¤›m›zda bize ulaflan fley, güle ait koku molekülleridir. Burunda koku almaya yarayan sistem de dildekine benzerdir. Moleküller, kendileri için belirlenmifl boflluklara yerleflirler; buradaki proteinler ile kimyasal ba¤ kurarlar ve "koku" alg›s›n›n oluflaca¤› flekilde beyne iletilirler.

Burundaki "nasal epitelyum" ad› verilen hassas bir zar üzerinde birbirinden farkl› kokular› hissederiz. Burada 50 milyon kadar sinir hücresi bulunmaktad›r. Her bir sinir hücresi pek çok protein içerir. Bu proteinler, koku moleküllerinin uyum gösterebilece¤i flekilde çeflitli geometrik flekillere sahiptirler. Bir koku molekülü, flekli uydu¤u sürece oradaki protein moleküllerinden birine tutunabilir. Böylelikle bu bölgede bir kutuplaflma meydana gelir. Bu kutuplaflma bir elektrik enerjisi meydana getirir ve alg›lanan kokunun elektrik sinyalleri aln›n hemen alt›ndaki koku alma alan›na ulafl›r. (http://www.newton.dep.anl. gov/newton/askaci/1993/biology/bio045.htm)

Burada farkl› hücrelerden gelen bilgiler de¤erlendirilir ve çeflitli beyin yap›lar›na gönderilerek, "koku"nun nas›l ve neye ait oldu¤u belirlenir. (Harun Yahya, Atom Mucizesi) Beyne gidecek bir sinyalin bafllamas› için molekülün yaln›zca bir parças›n›n belirlenen alana rahatça uymas› yeterlidir. Bu, daha önce tat alg›s›nda gördü¤ümüz tarzda bir anahtar-kilit sistemidir. Alg›n›n gerçekleflebilmesi için iki fleklin birbirlerine tam olarak uyum göstermesi, yani anahtar›n kilide uymas› ve bu iki molekülün birbirlerine kenetlenmeleri gerekmektedir. E¤er molekül bükülgense birden fazla alana uyabilir. Bu durumda karmafl›k bir durum meydana gelir ve kokular› birbirine benzetebilir veya ayn› anda tek bir koku ile birden fazla nesnenin zihnimizde belirmesini sa¤layabiliriz. Örne¤in burnumuza gelen bir çiçek kokusudur, ama biz onu ayn› zamanda bir parfüme veya bir meyveye benzetebiliriz. 10 ARAfiTIRMA, Aral›k 2003


Sayfan›n üzerinde gezerek bu sat›rlar› okuyan gözlerinizi, oturdu¤unuz sandalyeyi ya da bir kedinin tüylerini oluflturan moleküller, gözle görülmeyen atomlardan ve bunlar›n birbirleriyle yapt›klar› elektron al›flveriflinden baflka bir fley de¤ildir. Kokunun alg›lanabilmesi için koku moleküllerinin uçucu ve suda çözünebilir olmalar› gerekmektedir. Uçucu olmalar› koku epitelyumuna ulaflabilmeleri için gereklidir. Moleküllerin çözünebilir olmalar› da proteinlerin ve koku epitelyumundaki hücrelerin ç›kard›¤› s›v› olan mukusta çözünmeleri için önemlidir. Ancak e¤er molekül mukus içinde çözünemezse, bu durumda mukustaki organik moleküller çözünemeyen molekülleri su vas›tas›yla özel olarak görevlendirilmifl baflka bölgelere ulaflt›r›rlar. Moleküller burada ilgili protein ile birleflebilirler. www.arastirma.org

(P. W. Atkins, Molecules, A Division of HPHLP New York, 1987, sf.124) Böylelikle ayn› koku hissi oluflur. Yani bir baflka deyiflle koku moleküllerinin suda erimeme ihtimallerine karfl› da özel bir tedbir al›nm›flt›r. Beyin, flu veya bu flekilde gelen koku molekülünü mutlaka alg›lamaktad›r. Kokular›n birbirlerinden "farkl›" olmalar›, biraz önce belirtti¤imiz gibi esans› oluflturan koku moleküllerinin flekilleri ve bunlar›n ba¤land›¤› proteinlerin yap›lar› ile ilgilidir. Bir gülü koklad›¤›n›zda burnunuzda moleküllerle proteinlerin birbirine uyum

gösterdiklerinin ve kimyasal bir faaliyet içinde olduklar›n›n fark›nda bile de¤ilsinizdir. Oysa gülden size koku olarak ulaflan fley her zaman ayn›d›r ve ayn› tip proteinlerle ba¤lant› kurar. ‹flte bu nedenle görmeseniz de, dokunmasan›z da, kokusunu duydu¤unuz anda onun "gül" oldu¤unu hemen anlayabilirsiniz. Hiçbir zaman gülden gelen kokular, burnunuzdaki farkl› bir proteine ba¤lanmaz ve sizde "çilek" hissi uyand›rmaz. Böyle bir yan›lg›ya bir an bile düflmezsiniz. Çünkü bu moleküler yap› gerçekten de kusursuz bir sistemle ifllemektedir. Buradaki kusursuz sistem sayesinde sadece iki koku aras›ndaki fark› de¤il, yeryüzünde bulunan, tan›y›p tan›mad›¤›m›z birbirinden farkl› say›s›z koku molekülünü birbirinden ay›rt edebiliriz.

ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

11


www.maddeninardindakisir.com

"Yap›flt›ran" Moleküller Vazonuzun bir parças› k›r›ld›¤›nda, k›r›lan parça ile vazonun k›r›k bölümünün birbirine yaklaflmas›yla birlikte moleküler bir çekim oluflur. Normal flartlarda, moleküllerin birbirlerine yaklaflmas›ndan kaynaklanan ve "Van Der Waals" kuvveti denilen çekimin bir sonucu olarak iki parçan›n birbirlerine yap›flmalar› gerekmektedir. Bu kuvvet, karfl› karfl›ya gelerek yak›nlaflan bu atomlar›n karfl›t kutuplar› aras›ndaki çekim gücünden oluflmaktad›r. Tek tek düflünüldü¤ünde bu çekim kuvveti oldukça zay›ft›r. Ancak say›s›z atom aras›nda oluflan bu çekim kuvvetleri birleflerek, yap›flt›rma gücünü meydana getirirler. Bütün bu bilgiler 3) Çekirdek, karfl›s›nda, bir vaprotonlar ve zonun parças› k›r›lnötronlardan oluflur. Bunlar, d›¤›nda, bu parçay› güçlü nükleer sadece k›r›lan yere kuvvet ad› veriyaklaflt›rmam›z›n len bir kuvvet yeterli oldu¤unu sayesinde birbirlerine ba¤düflünebiliriz. l›d›rlar. Atomlar aras›nda oluflacak olan yüksek çekim, bu iki maddeyi birbirine iyice s›k›flt›rmam›z› sa¤layamaz m›? Genellikle sa¤layamaz. Yaklaflt›rma yoluyla hiçbir zaman parçalar› birbirine tutturamay›z. Nedeni ise iki cismin yüzey molekülleri aras›ndaki uzakl›¤›n birkaç angstromu geçmemesi gerekti¤idir. Van Der Waals kuvvetleri ancak o zaman etkili olabilmektedir. 1 Angstrom ise 1 metrenin yaln›zca 10 milyarda biri kadard›r. Oysa, yüzeyi pürüzsüz olarak düflünülen bir cismin bile yüzeyinde 400 angstromluk tepeler vard›r. Bu durumda yüzeyler birbirinin ayn›s› olsa da, en pürüzsüz maddede bile moleküller aras›nda yeterli yak›nl›k sa¤lanamaz. Yap›flt›r›c›n›n var olmas›ndaki en büyük s›r da burada ortaya ç›kar. Yap›flt›r›c›n›n moleküler özelli¤i, her iki yüzeyde bulunan moleküller aras›nda bir ba¤ oluflturmas› ve onlar› bu sayede birarada tutmas›d›r. Özellikle s›v› halde olan bu madde,

1) Madde, molekülleri oluflturmak için elektromanyetizm taraf›ndan birarada tutulan atomlardan oluflur. Bu moleküller kat›lara, s›v›lara ve gazlara dönüflebilir niteliktedir.

4) Protonlar›n ve k›r›lan parçada Van Der nötronlar›n her biri Waals kuvvetinin üç quarktan oluflur ve oluflabilmesi için yeterli güçlü nükleer kuvvet taraf›ndan birarada yak›nl›¤› sa¤lar. Bu tutulurlar. yak›nl›k sa¤land›¤›nda ortaya ç›kan güç son derece alma duyusunda fazlad›r, vazonun yap›flan parças›n› al›c›lar ayn› zamanda sinir kimi zaman tekrar o bölgeden uçlar›d›r. Kendi aralar›nda gruplaflan ay›rman›z mümkün olmaz. tat alma hücreleri ise farkl› ifllevlere Moleküllerin sahip olurlar. Dilin bir bölümü "Tad›n›" Al›r›z "tatl›y›" alg›lamakla görevlendirilmiflBir elmay› ›s›rd›¤›m›zda ald›¤›m›z ken, di¤er bölümü "ac›y›", bir baflka bölümü "ekfliyi", di¤eri ise "tuzluyu" tat tan›d›kt›r. Görmesek bile yedi¤imiz fleyin "elma" oldu¤unu an- alg›lama sorumlulu¤unu üstlenmifltir. lar›z. Çünkü dilimizin üzerinde yak- Tatl› bölümünde hiçbir zaman ekfli, ekfli bölümünde hiçbir zaman ac› lafl›k 9000 tane tat noktas› bulunalg›lanmaz. maktad›r. Bunlar 50 ya da 100 ayr› grup halinde birbirine uyum Dilin üzerindeki çeflitli tatlar› sa¤lam›fl epitel hücreleridir ve az almaya yarayan bu bölümlere say›da sinir uçlar›na sahiptirler. Bu "glukofor" ad› verilir. (P. W. Atkins, aç›dan tat alma duyusu koku alma Molecules, sf. 106-107) duyusundan farkl›d›r, çünkü koku "Tatl›" duyusu, dilin ön k›sm›nda

12 ARAfiTIRMA, Aral›k 2003


bulunmaktad›r. Yani tatl› glukoforu ön k›s›mdad›r. Glukoforun yap›s›nda protein bulunur. D›flar›dan gelen herhangi bir tat molekülü buraya ulaflt›¤›nda, söz konusu protein molekülü ile hidrojen ba¤lar› kurar ve beyne bir sinyal gönderir. Böylelikle, yedi¤imiz 2) Atomlar, fleyin "tatl›" elektron oldu¤unu ve bir elbulutuyla çevrelenmifl maya ait oldu¤unu yo¤un bir çeanlayabiliriz. kirdekten Peki acaba glumeydana gekofor, tatl› molekülirler. Elektromanyetik kuvlünü nereden tan›r? vet, çekirde¤i Glukoforlar›n özelve elektronli¤i belli bir gelar› birarada ometrik düzenletutar. meye sahip olan atom grubunu ay›rt edebilmeleridir. Dilin ön k›sm›, kendisine uyumlu geometrik yap›daki moleküller kendisine ba¤lanabildi¤i için "tatl›y›" alg›lar. Bunu bir tür yap-boz oyununa benzetebiliriz. Uygun boflluklar› doldurabilen uygun flekildeki parçalar, dilin üzerinde belirlenmifl yerlerine yerleflmektedir. Yerlefltikleri yere göre de bir his olufltururlar. Tatl› molekülleri, hiçbir zaman ac› için belirlenmifl bölgeye ba¤lanmayacak, oradaki boflluklar› doldurmayacakt›r. Çünkü geometrik flekilleri buna uygun de¤ildir. Çeflitli tatland›r›c›lar, tat molekülleriyle dildeki boflluklar›n uyumunu sa¤layan bu yap-boz oyununun kural›na ba¤l› kal›narak meydana getirilmifltir. "Tatl›" özelli¤i gösterebilmesi için dilin tatl› alg›layan bölümündeki boflluklara uygun moleküller özel olarak gelifltirilmekte ve beyinde tatl› hissinin oluflmas› sa¤lanmaktad›r. Bu sayede düflük kalorili ve fleker özelli¤i göstermeyen tatland›r›c›lar›n oluflmas› sa¤lanmaktad›r. (http://www. newton. dep.anl.gov /askaci/bio99/bio 99222.htm) Bu asl›nda bir baflka gerçe¤i www.arastirma.org

vurgulamak aç›s›ndan da önemli bir taklittir. Al›nan tat, sadece bir alg›d›r. Ortada fleker olmamas›na ra¤men beynin yedi¤i fleyi flekerli alg›lamas› bunu aç›kça kan›tlamaktad›r. Bedenin içinde, d›flar›da var olan maddelerden ba¤›ms›z bir duyu sistemi bulunmaktad›r. Yan›lt›c› bir taktikle, asl›nda olmayan bir fleyi beyne var gibi göstermek, beynin alg›lad›¤› fleyin d›flar›daki ile bir ba¤lant›s› olmad›¤›n› da kan›tlar. Tatland›r›c›lar› tatt›¤›m›zda asl›nda d›flar›da fleker yoktur. Ama biz öyle zannederiz. Peki bu durumda gerçek flekerin var olup olmad›¤›ndan nas›l emin olabiliriz? Sadece alg›lar›m›zla muhatap oldu¤umuz için bundan kuflkusuz hiçbir zaman emin olamay›z. Beyne alg› olarak ulaflan fley, bütün bu moleküllerin, flekillerin ve kimyasal ba¤lar›n ötesinde, sadece elektrik sinyalleridir. Beyin, gelen bu sinyalleri "tatl›" olarak alg›lar. Ancak bu sinyali neye göre ay›rt etti¤i belli de¤ildir. Çünkü dilden beyne ulaflan bu elektrik sinyalleri, di¤er tüm duyular›m›zda oldu¤u gibi beyne do¤ru giden ve ya¤, su ve proteinden ibaret olan sinirler boyunca ilerlerler. Bu durumda soral›m: Bir muz ya da fleker acaba gerçekten tatl› m›d›r? Bundan emin olabilir miyiz? Bundan emin olabilmek kuflkusuz ki mümkün de¤ildir. D›fl dünyada var olan herfley elektrik sinyalleri fleklinde beynimize ulaflt›¤›ndan, d›fl dünyada var olan nesnelerin hiçbir zaman asl› ile muhatap olamay›z. Bu durumda yedi¤imiz fleker bize göre tatl›d›r, yani beynimiz kendisine gelen elektrik sinyallerini tatl› olarak alg›lar. Ama gerçekte onun tatl› oldu¤una dair hiçbir kan›t›m›z yoktur. Moleküllerin, dilin üzerinde kendileri için belirlenmifl özel boflluklara sahip olmalar› büyük bir

tasar›md›r. Tatl›y› tatl›, ac›y› ac› yapan molekül özelli¤i özel olarak belirlenmifl ve dilin tatl›y› veya ac›y› alg›lama bölgesi bu moleküllere ba¤lanacak özel bir flekil ile yarat›lm›flt›r. Bütün bunlar›n gerçekleflebilmesi için bir plan ve ak›l gerekmektedir. Dilde, besinlerdeki tadlar› alg›layan böyle bir mekanizman›n bulunmas›, kuflkusuz bir tesadüf de¤il, Allah'›n insan için yaratt›¤› büyük bir nimettir. Gözle görülmeyen moleküllerin birbirlerinden farkl› hisler, birbirlerinden farkl› lezzetler ve çeflitler meydana getiren flekiller edinmifl olmalar› ve dilin de bu moleküllerin biçimlerine uygun bir düzende dizayn edilmifl olmas› aç›k bir tasar›m ispat›d›r. Dilin d›flar›daki tat moleküllerinden, tat moleküllerinin de dilden ba¤›ms›z olarak geliflmeleri imkans›zd›r. Bu tasar›m, tatlar›n ve dilin birbirinden ba¤›ms›z olmad›klar›n› ortaya koymaktad›r. Görüldü¤ü gibi, çevremizdeki canl›cans›z her varl›k, kendi bedenimizde gerçekleflen her olay bizlere, Allah'›n varl›¤›n›, sonsuz gücünü ve üstün yarat›fl›n› göstermektedir. Alemlerin Rabbi Allah Kuran’da bu gerçe¤i flu flekilde aç›klam›flt›r:

“Görmüyor musunuz ki, flüphesiz Allah, göklerde ve yerde olanlar› emrinize amade k›lm›fl, aç›k ve gizli sizin üzerinizdeki nimetlerini geniflletiptamamlam›flt›r. (Buna ra¤men) ‹nsanlardan öyleleri vard›r ki, hiçbir ilme dayanmadan, bir yol gösterici ve ayd›nlat›c› bir kitap olmadan Allah hakk›nda mücadele edip durur.”(Lokman Suresi, 20)

ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

13


TAR‹H / MUHAMMED YAHYA

Siyonizm felsefesinin Ortado¤u'daki varl›¤›ndan söz etti¤imizde, bu olgu için bulabilece¤imiz en iyi benzerlik Haçl›lard›r. Çünkü stratejik aç›dan bak›ld›¤›nda Haçl›lar ile Siyonistler aras›nda çok az bir fark oldu¤u görülür.

arih bire bir tekerrür etmez belki, ama tarihte birbirine çok benzeyen olaylar vard›r ve bu benzerliklere dayanarak gelecek hakk›nda tahminler yürütmek mümkündür. Siyonizm ile Haçl›lar aras›ndaki benzerlikler bu düflünceyi desteklemektedir. ‹ki taraf aras›ndaki bu benzerli¤i daha ayr›nt›l› olarak görebilmek için, öncelikle Haçl›lar›n tarihine k›saca bir göz atal›m.

T

Haçl›lar›n Kanl› Miras› Dünya tarihinin önemli olaylar› aras›nda yer alan Haçl› seferlerinin ilki, 1095 y›l›nda bafllam›flt›. Papa II. Urban'›n 25 Kas›m 1095 günü Clermont Konseyi'nde yapt›¤› ça¤r› ile, "Kutsal Topraklar› Müslümanlardan kurtarmak" ve as›l olarak da Do¤u'nun efsanevi zenginli¤ine ulaflmak üzere yüz binin üzerinde insan, Avrupa'n›n dört bir yan›ndan Filistin'e do¤ru yola ç›kt›. Uzun ve y›prat›c› bir seferden ve Müslümanlarla yapt›klar› kanl› çat›flmalardan sonra 1099 y›l›nda Kudüs'e vard›lar. Zorlu bir kuflatman›n ard›ndan flehir düfltü ve içindeki sivillerin büyük bölümü katliamdan geçirildi. Bu ilk Haçl› ordusu, Kudüs'ü kendisine baflkent yapt› ve s›n›rlar› Filistin'den Antakya'ya kadar uzanan bir Latin Krall›¤› kurdu. Haçl›lar Filistin ve civar›n› ele geçirdikten sonra, bu co¤rafyada hayatta kalabilmenin yollar›n› aramaya bafllad›lar. ‹lk yap›lmas› gereken, milyonlarca Müslüman›n ortas›nda bir ada gibi duran Haçl› Krall›¤›n› askeri yönden güçlendirmekti. Bunun için Avrupa'dan Filistin'e sürekli olarak y›¤›nak yap›ld›. Kurulan askeri tarikatlar, Avrupa'dan çok say›da insan› Filistin çöllerine getirdiler ve profesyonel birer asker olarak e¤ittiler. Öte yandan muhtemel Müslüman ak›nlar›na karfl› dayanabilmek için güçlü kaleler infla edildi. Avrupa ülkelerinde sürekli yard›m kampanyalar› düzenleyen "Haçl› lobisi" yoluyla, Filistin'de kurulan Krall›¤›n yaflat›lmas› için on y›llar süren bir u¤rafl verildi. Ama tüm bu askeri çabalar, Ortado¤u'daki temel stratejik gerçe¤i de¤ifltirmedi. Bölge Müslüman bir co¤rafyayd› ve Müslümanlar›n ortas›nda bir ada gibi yaflayan, hem de uygulad›¤› terör nedeniyle o Müslümanlar›n kinini kazanm›fl bir devletin yaflam›n› sürdürmesi mümkün de¤ildi. Askeri takviyeler, profesyonel ordular, güçlü kaleler, tüm bunlar Haçl›lar›n bir süre daha ayakta kalmalar›n› sa¤layabilirdi belki, ama bir gün kaç›n›lmaz son gelecekti. Tek

14 ARAfiTIRMA, Aral›k 2003


www.masonluk.net

sorun, Müslümanlar›n Haçl›lara karfl› ortak bir cephede birleflememeleriydi. E¤er bu birleflme gerçekleflirse, Haçl› Krall›¤› gün saymaya bafllayacakt›.

Her iki güç de Müslüman bir co¤rafya olan Ortado¤u'ya silah zoruyla ve kan dökerek d›flar›dan girmifl, Ortado¤u'nun Müslümanlar için en kutsal ikinci bölgesi olan Kudüs ve civar›n› iflgal etmifl ve buraya yerleflmifllerdir.

Müslüman Ordular›n Zaferi Nitekim öyle oldu. Haçl›lar Kud��s'ü 80 y›ldan fazla ellerinde tuttular. Ama bu sürenin sonlar›nda Ortado¤u'daki tüm Müslüman emirlikleri Selahaddin Eyyubi'nin "cihad" bayra¤› alt›nda birleflti. Bu birleflik ‹slam ordusu, 1187'deki ünlü H›ttin Savafl›'nda tüm Haçl› Ordusunu bozguna u¤ratt›. H›ttin'in hemen ard›ndan -tam da Peygamberimiz (sav)'in bir gecede Mekke'den Kudüs'e götürüldü¤ü kutsal Miraç günü- ordu Kudüs'e girerek 88 y›ld›r Haçl› iflgali alt›nda olan flehri kurtard›. Haçl›lar, 88 y›l önce Kudüs'ü ald›klar›nda içindeki tüm Müslümanlar› katletmifllerdi ve bu yüzden bu sefer de Selahhaddin Eyyubi'nin ayn› vahfleti kendilerine yapaca¤›n› bekliyorlard›. Oysa Selahaddin Eyyubi Kudüs'te yaflayan H›ristiyanlar›n hiçbirine zarar vermedi. Kudüs, bu tarihten sonra 8 as›r daha Müslümanlar›n egemenli¤inde yaflayacakt›. Haçl›lar, Selahaddin Eyyubi'nin zaferinden sonra Filistin'de tamamen yok olmad›lar. H›ttin'den kurtulan flövalyeler önce Sur kentinde topland›lar, sonra Akra kalesini ele geçirdiler ve Haçl› Krall›¤›, bir daha hiçbir zaman Kudüs'ü alamasa da, bir yüzy›l daha Akra'da ve çevresinde yaflad›. Ancak bu umutsuz inat, 1291 y›l›nda tamamen k›r›lacak ve tüm Haçl›lar, bu kez genç Memluk emiri ElEflraf Halil taraf›ndan denize döküleceklerdi. 1291'deki bu vakadan sonra, 20. yüzy›la dek bir daha hiçbir Bat›l› güç -Napoleon'un 1800'lerin bafl›ndaki baflar›s›z seferi hariç- Ortado¤u'ya girmeye cesaret edemedi. Bölge tam anlam›yla içine yabanc› bir unsurun girmesine izin vermemiflti. Büyük bir askeri ve finansal güce dayanarak Filistin'i ele geçiren Haçl›lar, bölge taraf›ndan reddedilmifl, d›flar› at›lm›fllard›. Bu, H›ristiyanlar için iyi bir ders olmufltu; bir daha o homojen bünyenin içine girmeye çal›flmad›lar. Ancak 1291'deki "denize dökülme"den tam 6.5 as›r sonra bu kez bir baflka dinin mensuplar› ayn› fleyi denemeye karar verdiler. Filistin'e "d›flar›dan" girip orada bir devlet kurmay› hedeflediler. H›ttin'deki bozgundan sonra geçen yüzy›llar›n ard›ndan, www.arastirma.org

ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

15


Kudüs'ü Müslümanlar›n elinden almak için yeni bir sefer bafllatmaya karar vermifllerdi. Bu kez sefer, Siyonistlerin seferiydi.

Siyonizmin Yeni Haçl› Seferi Araplar›n çeflitli isyanlar›na, sald›r›lar›na, direnifllerine ra¤men, Siyonist proje 1947 y›l›nda gerçe¤e dönüfltü. ‹ngiltere'nin Filistin'den çekilerek ülkenin gelece¤ini Birleflmifl Milletler'e havale etmesinin ard›ndan, ülkenin Araplarla Yahudiler aras›nda yar› yar›ya paylafl›m›n› öngören BM plan› uygulamaya kondu. 19 yüzy›l aradan sonra dünya üzerinde ilk kez bir "Yahudi Devleti" kurulmufltu. Bir baflka aç›dan da, alt› buçuk yüzy›l sonra ilk kez Ortado¤u'nun Müslüman co¤rafyas›nda "yabanc›" bir devletin bayra¤› dalgalanmaya bafllam›flt›. Hem Filistin'deki hem de komflu ülkelerdeki Araplar bu "yabanc›" unsuru bölgeden ç›karabilmek için harekete geçtiler ve 1948 y›l› içinde iki taraf aras›nda kanl› bir savafl yafland›. ‹srailliler, "Ba¤›ms›zl›k Savafl›" ad›n›

verdikleri mücadeleyi kazand›lar ve Araplar'› püskürterek BM'nin kendilerine verdi¤inden daha da büyük bir topra¤› ele geçirdiler. Filistin; fieria (Ürdün) nehrinin Bat› k›sm› -sonradan "Bat› fieria" olarak an›l›r oldu- ve Akdeniz k›y›s›ndaki Gazze kentinin etraf›ndaki küçük cep -sonradan "Gazze fieridi" olarak an›l›r oldu- hariç, tümüyle ‹srail'in egemenli¤i alt›na girdi.

Yeni Haçl› Seferi ‹srail Devleti, kuruldu¤u günden itibaren Filistin'deki varl›¤›n› sa¤lamlaflt›rmaya yönelik bir siyaset izledi. Üzerinde en çok durulan hedef, ülkedeki Yahudi nüfusunun art›r›lmas›yd›. Bu amaçla, Diaspora Yahudilerini Filistin'e tafl›mak için yüzy›l›n bafl›ndan beri yürütülen transfer ifllemlerine h›z verildi. Nazi toplama kamplar›ndaki, Avrupa'daki, K›br›s'taki ‹ngiliz "bekleme kamp›"ndaki ve ‹slam dünyas›n›n farkl› yörelerindeki Yahudi topluluklar› büyük bir kampanya dahilinde Filistin'e göç ettirildiler. 5 Temmuz 1950'de Knesset (‹srail Parlamentosu) taraf›ndan ç›kar›lan Geri Dönüfl Kanunu ile, "dünya üzerindeki her Yahudi'nin bir oleh (göçmen) olarak ‹srail'e yerleflmeye hakk› vard›r" hükmü kabul edildi. ‹srail, ayn› Haçl›lar›n 9 as›r önce yapt›klar› gibi, Ortado¤u'daki varl›¤›n› sa¤lamlafl-

Siyonistler, Haçl›lar›n yolunu izliyordu. Zaten Ortado¤u gibi homojen bir co¤rafyaya d›flardan zorla girip, sonra da orada kalabilmek için izlenebilecek tek bir yol vard›. ‹srail, ayn› yol üzerinde ikinci denemeyi yap›yordu. 16 ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

Vahflet, Haçl›lar›n gözünde "stratejik" bir gereklilikti asl›nda. I., II. ve III. Haçl› Seferleri s›ras›nda korkunç sivil k›y›mlar› gerçeklefltiren Franklar, say›ca kendilerinden çok olan Müslümanlar›n aras›nda korku ve ümitsizlik yaymak ve bu psikolojik avantaj› askeri alanda kullanmak istiyorlard›. t›rmak için Filistin'e d›flar›dan kendi halk›n› getiriyordu. Haçl›lar, Kudüs'e gelirken yaln›zca bir ordu olarak de¤il, ayn› zamanda bir halk olarak gelmifllerdi. (I. Haçl› Seferi'nde, profesyonel askerlerin yan›s›ra, çok say›da sivil insan da gelmiflti.) Kudüs'ü ald›ktan sonra da Avrupa'n›n dört bir yan›ndan insanlar götürülmüfl, bunlar›n baz›lar› da bu kutsal topraklara yerleflmeye karar vermifllerdi. (Harun Yahya, Filistin)

Siyonistler ile Haçl› Krall›¤› aras›ndaki önemli bir benzerlik de, uygulad›klar› terör ve hatta "vahflet"ti. Haçl›lar, Ortado¤u'ya öldürerek girmifller, öldürerek ilerlemifller ve Kudüs'ü de içindeki Müslümanlar› toplu katliamlardan geçirerek alm›fllard›. Antakya Kalesi'nde ve Kudüs'te sivillere karfl› uygulad›klar› vahflet, Bat›l› kaynaklar›n da onay›yla, tarihin gördü¤ü en büyük k›y›mlardand›. Vahflet, Haçl›lar›n gözünde "stra-


www.filistinzulmu.com

tejik" bir gereklilikti asl›nda. I., II. ve III. Haçl› Seferleri s›ras›nda korkunç sivil k›y›mlar› gerçeklefltiren Franklar, say›ca kendilerinden çok olan Müslümanlar›n aras›nda korku ve ümitsizlik yaymak ve bu psikolojik avantaj› askeri alanda kullanmak istiyorlard›. ‹ngiliz tarihçi Karen Armstrong'a göre, Haçl› terörünün -örne¤in III. Haçl› Seferi s›ras›nda 1191'de Aslanyürekli Richard'›n Akra Kalesi içindeki 3 bin Müslüman'› kad›n-çocuk ayr›m› yapmadan öldürmesinin- amac›, hem asker hem de sivil Müslümanlar aras›nda korku ve panik yaratmakt›.

Siyonizm Vahfleti Ayn› strateji, yeni "Haçl› Krall›¤›"n›n sahibi olan Siyonistler taraf›ndan da izlendi. 1948 Savafl› s›ras›nda ve sonras›nda, Arap nüfusa karfl› bilinçli bir terör uygulad›lar. Amaç, büyük bir korku ve panik yaratarak Araplar› evlerini terk edip göç etmeye zorlamakt›. Bu flekilde alt› ay içinde Arap köylerine düzenlenen say›s›z bask›nlarla 400 bine yak›n Arap, yurdunu terk etmek zorunda b›rak›ld›. Deir Yassin Katliam› bu bask›nlar›n sadece birisiydi. ‹sraillilerin y›llar içinde terör yoluyla boflaltt›klar› köy say›s›, Siyonizmin "muhalif" entelektüellerinden biri olan Israel Shahak'›n tespit etti¤i rakama göre, 385'ti. Bu köylerin aras›nda, korkutma yöntemiyle boflalt›lanlar›n yan›nda, Deir Yassin'le ayn› sona u¤rayanlar da vard›. Tüm bu vahflet, baflta da belirtti¤imiz gibi, stratejik bir amaç tafl›yordu. Siyonistler, ayn› Haçl›lar gibi kendilerinden say›ca çok üstün bir düflmanla karfl› karfl›yayd›lar. Bu düflmana karfl› üstün gelebilmek ve kendi varl›klar›n› korumak için büyük bir askeri güce ve psikolojik üstünlü¤e sahip olmal›yd›lar. Uygulad›klar› abart›l› vahflet, bu ikinci faktörü sa¤lamak içindi. Siyonizmin son 50 y›ll›k tarihi, bizlere "H›ttin Korkusu"nun, ya da denize dökülme korkusunun, Siyonistler için daimi bir endifle oldu¤unu www.arastirma.org

göstermektedir. Yahudi Devleti, kuruldu¤u günden bu yana tehdit alt›ndad›r ve bunu ne savaflla ne de bar›flla aflamamaktad›r. Bugüne kadar tüm giriflimler H›ttin Korkusu'nu hafifletmek için düzenlenmifl birer "taktik geri ad›m" olarak düflünülmektedir. Siyonistlerin içine girdi¤i ve çok ciddi bir biçimde zarar verdi¤i bölge insan› da bunun fark›ndad›r. Son geliflmelere bak›ld›¤›nda bölge ülkelerinin ço¤unun, hiçbir zaman Siyonist felsefeyi kabul etmeyece¤i anlafl›lmaktad›r. Zaman zaman ortaya at›lan bar›fl süreçlerinin de zaman kazanmak için yap›lm›fl taktikler oldu¤u belirtilmektedir.

Siyonist Devletin En Büyük Korkusu Günümüzde Siyonistlerin en büyük endiflesi, Müslüman ve Ortado¤u'lu bir devletin, kendisiyle boy ölçüflecek bir güce sahip olmas›d›r. Bu, "yeni bir Selahaddin" anlam›na gelir ki, "yeni Haçl› Krall›¤›" kimli¤indeki Yahudi Devleti'nin en büyük korkusudur. ‹flte Siyonistlerin, Ortado¤u'daki ve hatta tüm dünyadaki ‹slami hareketlere karfl› son derece kat› bir politika savunmas›n›n nedeni de yine budur. Samuel Huntington'›n öngördü¤ü "Medeniyetler Çat›flmas›" tezinin as›l olarak Siyonistler taraf›ndan destek görmesinin anlam› da budur. Siyonistler, kendisi için en büyük tehdit olarak gördükleri ‹slam dünyas›n› Bat› ile çat›flt›rmak istemektedirler. Ya da, Kudüs ‹brani Üniversitesi'nden Israel Shahak'›n deyifliyle, "Anti-‹slami bir Haçl› Seferi"nin liderli¤ini yapmaya soyunmaktad›r ve

"‹slami düflmana karfl› giriflilecek olan savaflta, Bat›'n›n öncülü¤ünü yapmak hedefinde"dir.

Bu Korku Neden? ‹flte Siyonistlerin tüm bu uzun vadeli stratejisinin temeli, bu global denkleme dayanmaktad›r. Ancak düflünmek istemedikleri muhtemel durum, "bünye"ye d›flardan girmifl olan unsurun "doku uyuflmazl›¤›" nedeniyle reddedilmesi ve d›flar› at›lmas›d›r. Siyonistler, bu tarihsel gerçe¤e meydan okumaya çal›flmaktad›rlar. Bu nedenle, Siyonistler "H›ttin Korkusu"nu aflamamaktad›rlar. Sonuç olarak; ‹srail'in Ortado¤u'ya bak›fl›n› anlamak için öncelikle "H›ttin Korkusu"nun fark›nda olmak gerekir.

Ortado¤u'daki sorunun yeni savafllar ve ac›lar yaflanmadan da çözülmesi ancak çözüm olarak Kuran ahlak›n›n hakim olmas› ile mümkündür. Umulur ki Ortado¤u'nun gelece¤i bu yönde flekillenir.

ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

17


GÜNCEL / ‹SA YUSUF Bilim, evreni ve varl›klar› incelemenin ve Allah’›n yarat›fl sanat›n› keflfederek insanl›¤a aç›klaman›n yoludur. ilimsel araflt›rmalar› Kuran teflvik eder, ayr›ca Kuran’›n bildirdi¤i gerçeklere göre yönlendirilen bilimsel araflt›rmalar da çok h›zl› ve kesin sonuçlar getirir. Çünkü Kuran, evrenin ve canl›l›¤›n nas›l var olduklar› sorusuna en do¤ru ve en kesin cevab› veren tek kaynakt›r. Dolay›s›yla do¤ru bir noktadan bafllanarak yap›lan araflt›rmalar, evrenin ve canl›l›¤›n varolufluna ait s›rlar› en k›sa sürede, en az emek ve enerji harcayarak a盤a ç›karacakt›r. Kuran’›n yol göstermedi¤i bilim ise ilerleme gösteremez, kesin sonuçlara ulaflmas› çok zaman al›r ve hatta ço¤u zaman sonuç al›nmas› mümkün olmaz. Bu gerçeklerden oldukça uzak hareket eden materyalist bilim adamlar› taraf›ndan yönlendirilen bilimin, özellikle son iki yüz y›ld›r, ne denli vakit kaybetti¤i gözler önündedir. Gerçekleri göremedikleri için bu yolda yapt›klar› çal›flmalar›n büyük k›sm›n›n heba oldu¤u ve bu u¤urda harcanan trilyonlarca liran›n

B

18 ARAfiTIRMA, Aral›k 2003


nas›l bofla gitti¤i de ortadad›r. ‹flte bu nedenle, insanlar›n kesin olarak bilmeleri gereken bir gerçek vard›r: Bilim ancak Allah'›n sonsuz kudretini, evrendeki yarat›l›fl delillerini araflt›rma yönünde çal›flt›kça do¤ru sonuçlara ulaflabilir. Ancak rotas› do¤ru çizilirse, yani do¤ru yönlendirilirse bilimin gerçek amac›na en k›sa sürede ulaflmas› sa¤lanabilir.

www.kuranmucizeleri.com

www.arastirma.org

Yanl›fl Yönlendirilen Bilimi Bekleyenler Bilimsel bir sürecin ilk aflamas› hipotez belirlemedir ve bu süreç, bilim adamlar›n›n benimsedi¤i temel bak›fl aç›s› ile ilgilidir. Örne¤in bilim adamlar›, sahip olduklar› temel bak›fl aç›s› nedeniyle, "maddenin, herhangi bir bilinçli düzenleme olmadan kendi kendini düzenleme yönünde bir e¤ilimi vard›r" gibi bir hipotezle yola ç›kabilirler. Sonra da bu hipotezi do¤rulamak için y›llar süren araflt›rmalar yapabilirler. Ama maddenin böyle bir özelli¤i yoktur ve dolay›s›yla tüm bu çaba baflar›s›zl›kla sonuçlan›r; ortaya çok büyük bir zaman ve imkan kayb› ç›kar. Oysa e¤er bafllang›çta "maddenin, herhangi bir bilinçli düzenleme olmadan kendi kendini düzenlemesi mümkün de¤ildir" fikri ile yola ç›k›lsa, buna dayal› bilimsel araflt›rmalar çok h›zl› ve verimli ilerler. Dikkat edilirse, bu nokta, yani hipotezi do¤ru belirleme noktas›, bilimsel bulgulardan farkl› bir kayna¤› gerektirmektedir. Bu kayna¤› do¤ru tespit etmek ise çok önemlidir, kayna¤›n yanl›fl belirlenmesi, bilim dünyas›na, y›llar, ony›llar, hatta as›rlar kaybettirebilir. ‹flte bu aranan kaynak, Allah'›n insanlara ulaflt›rd›¤› vahiydir. Çünkü Allah evrenin ve tüm canl›lar›n Yarat›c›s›’d›r ve dolay›s›yla bunlar hakk›ndaki en do¤ru, tart›flmas›z bilgi Allah'tan gelen bilgidir. Nitekim Allah Kuran'da bu konular hakk›nda bize önemli

bilgiler vermektedir. Bunlar›n en belirginlerini flöyle s›ralayabiliriz: 1) Allah, evreni yoktan var etmifltir. Materyalist bilim adamlar›n›n iddia etti¤i gibi, evrende hiçbir fley tesadüfi olaylar sonucunda veya kendili¤inden meydana gelmemifltir. Do¤ada ve tüm evrende tesadüflerin oluflturdu¤u bir kaos de¤il, Allah’›n bilinçli bir tasar›mla yaratt›¤› kusursuz bir düzen bulunmaktad›r. 2) Üzerinde yaflad›¤›m›z Dünyan›n tüm özelliklerini, insan yaflam›na uygun olmas› için Allah özel olarak tasarlam›flt›r. Y›ld›zlar›n ve gezegenlerin hareketlerinde, yeryüzü flekillerinde, suyun ya da atmosferin özelliklerinde, insan yaflam›na imkan sa¤layan belirli bir amaç bulunmaktad›r. 3) Tüm canl› türlerini Allah yaratm›flt›r. Dahas›, bu canl›lar›n hareketleri de Allah'›n özel ilham›yla gerçekleflmektedir. Allah yarat›l›fl hakk›nda bir ayetinde flöyle buyurmaktad›r: “Göklerin ve yerin mülkü O'nundur; çocuk edinmemifltir. O'na mülkünde ortak yoktur, her fleyi yaratm›fl, ona bir düzen vermifl, belli bir ölçüyle takdir etmifltir.” (Furkan Suresi, 2) Bu gerçekleri temel alan bir bilim anlay›fl› da hiç flüphesiz çok büyük bir baflar› elde edecek, çok verimli bir biçimde insanl›¤a hizmet verecektir. Nitekim tarihte bunun aç›k örnekleri vard›r. Müslüman bilim adamlar›n›n dünyan›n en ileri medeniyetine öncülük ettikleri 9. ve 10. yüzy›llar, bilimin yukar›da say›lan do¤ru temellere oturtulmas› sayesinde mümkün olmufltur. Bat›'da da, fizik, kimya, astronomi, biyoloji,

ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

19


paleontoloji gibi bilim dallar›n›n tüm öncüleri, Allah'›n varl›¤›na inanan ve O'nun yaratt›klar›n› inceleme amac›yla araflt›rma yapan büyük bilim adamlar›d›r. Ancak 19. yüzy›l›n ortalar›ndan bu yana, bilim dünyas› Allah inanc›ndan uzaklaflarak, materyalist felsefenin etkisi alt›na girmifltir. Materyalizm, maddenin mutlak varl›¤›na inan›r. Gerçekte Allah'› ve O’nun mutlak hakimiyetini inkar etmek amaçl› bu iddialar›n› bilim dünyas›na aflamal› olarak benimseten materyalistler, 19. yüzy›l›n ikinci yar›s›ndan itibaren de bilimsel araflt›rmalar›n önemli bir bölümünü bu iddialar› desteklemeye ay›rm›fllard›r. Ancak bugün geriye dönüp bak›ld›¤›nda, materyalizmin iddialar›n›n bilime

sadece zaman kaybettirdi¤ini görürüz. Çünkü bu iddialar›n her birini ispatlayabilmek için on y›llar boyunca say›s›z bilim adam› çabalam›fl, ancak ortaya ç›kan sonuçlar bu iddialar›n geçersizli¤ini göstermifltir. Bulgular, Allah’›n Kuran'da haber verdi¤i gibi; evrenin yoktan yarat›ld›¤›n›, insan yaflam›n› gözeten bir amaca göre tasarland›¤›n›, canl›l›¤›n tesadüflerle do¤mas› ve evrimleflmesinin imkans›z oldu¤unu ispatlam›flt›r.

Evrendeki Tasar›m› ‹nkar Etmenin Kaybettirdikleri Evrendeki tüm denge, ahenk ve uyumun sadece tesadüflerin bir eseri oldu¤unu öne süren materyalistler, evrende bir amaç ve tasar›m olmad›¤›n› da iddia etmifllerdir. Bu iddia da yine 19. yüzy›l›n ikinci yar›s›ndan itibaren bilim dünyas›na hakim olmufl ve bilimsel çal›flmalara yön vermifltir. Örne¤in, evrende bir tasar›m olmad›¤›n› gösterebilmek

Evrime inanan bilim adamlar›n›n, canl›l›¤›n tesadüfler sonucunda cans›z maddelerden kendili¤inden olufltu¤unu iddia etmeleri, bir kaya parças›n›n rüzgarlar sayesinde bir sanat eserine dönüfltü¤ünü iddia etmek kadar ak›l ve mant›k d›fl›d›r.

20 ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

amac›yla, "kaos teorisi" adl› bir varsay›m ortaya at›lm›flt›r. Bu teori uyar›nca, kaosun (karmaflan›n) içinden kendi kendine düzenlilik oluflabilece¤i iddia edilmifl ve bu iddiay› destekleyebilmek için say›s›z bilimsel çal›flma yap›lm›flt›r. Matematiksel hesaplar, teorik fizik çal›flmalar›, fiziksel deneyler ve kimyasal araflt›rmalar, hep "evrenin bir kaosun ürünü oldu¤u nas›l gösterilebilir" sorusuna cevap bulmak için sürdürülmüfltür. Ancak bu amaçla yap›lan her araflt›rma, evrende kusursuz bir tasar›m bulundu¤unu göstermifl ve kaos ve tesadüf varsay›mlar›n› biraz daha geçersiz k›lm›flt›r. Özellikle 1960'l› y›llardan itibaren yap›lan araflt›rmalar, evrendeki tüm fiziksel dengelerin insan yaflam› için çok hassas bir biçimde ayarland›¤›n› ortaya koymaktad›r.

Evrim Masal›n› Kan›tlama Ç›rp›n›fllar› Bilime Zarar Veriyor Günümüzde hala inkarc›lar taraf›ndan büyük destek gören Darwin’in evrim teorisi, bilimin yanl›fl temeller üzerine oturtulmas›n›n en somut örne¤idir. 140 y›l öncesinde bilim dünyas›n›n gündemine giren bu teori, gerçekte


tüm bilim tarihinin en büyük yan›lg›s›n› oluflturmaktad›r. (Kuran Bilime Yol Gösterir, Harun Yahya)

Evrim teorisi, canl›l›¤›n tesadüfler sonucunda baz› cans›z maddelerin biraraya gelmeleriyle olufltu¤unu iddia eder. Ayn› iddiaya göre, tesadüfen oluflan bu canl›lar yine tesadüfler sonucu evrimleflerek baflka canl›lara dönüflmüfllerdir. Bu senaryonun ispatlanmas› için bir buçuk as›rd›r çok büyük bir çaba harcanmakta, ama bilimsel deliller hep teorinin aleyhine ç›kmaktad›r. Bulunan bütün deliller evrimin asla gerçekleflmedi¤ini, canl›lar›n birbirine aflamal› dönüflümünün söz konusu olmad›¤›n›, tüm canl› türlerinin ayr› ayr› ve olduklar› flekilde yarat›ld›klar›n› göstermektedir. Tüm bu aç›k delillere ra¤men, gerçek olmayan bir iddiay› ispatlamak ad›na evrimciler taraf›ndan say›s›z araflt›rma ve deneyler yap›lmakta, sadece safsatalardan ve aldatmacalardan ibaret ciltlerce kitap yaz›lmakta, enstitüler kurulup, konferanslar verilip, televizyon programlar› haz›rlanmaktad›r. Bu sapk›n yolda binlerce bilim adam›n›n zaman›n›n, hesaps›z paran›n ve imkan›n heba edilmesi insanl›k için çok önemli bir kay›pt›r. Tüm bu zarar yerine e¤er bu imkanlar yerinde kullan›lm›fl olsayd›, bugüne kadar bilimde çok faydal› konularda, çok önemli ad›mlar at›lm›fl, kesin sonuçlar elde edilmifl olabilirdi. Baz› bilim adamlar› ya da düflünürler, evrimin ne denli büyük bir yan›lg› oldu¤unu görmektedirler. Örne¤in Amerikal› felsefeci Malcolm Muggeridge, bu konuda flöyle der: “Ben kendim, evrim teorisinin, gelece¤in tarih kitaplar›ndaki en büyük alay konular›ndan biri olaca¤›na ikna oldum. Gelecek kuflaklar, bu kadar dayanaks›z ve belirsiz bir hipotezin inan›lmaz bir safl›kla kabul edilmesini hayretle karfl›layacakt›r.” (Malcom www.arastirma.org

Evrendeki tüm denge, ahenk ve uyumun sadece tesadüflerin bir eseri oldu¤unu öne süren materyalistler, evrende bir amaç ve tasar›m olmad›¤›n› da iddia edebilecek kadar ak›l ve mant›ktan uzaklaflm›fllard›r. Muggeridge, The End of Christendom, Grand Rapids: Eerdmans, 1980, s. 59)

Sonuç Çevremizde ve içinde yaflad›¤›m›z evrende, Evrim teorisinin kurucusu Darwin’i dahi rahats›z eden (Bir tavuskuflunun tüyü ise ne zaman baksam beni hasta ediyor.-Charles Darwin), yarat›l›fla ait say›s›z delil bulunmaktad›r. Bir sivrisinekteki hayranl›k verici sistem, bir tavuskuflunun kanatlar›ndaki muhteflem sanat, göz gibi karmafl›k ve mükemmel bir organ ve daha milyonlarca varl›k iman eden insanlar için Allah'›n varl›¤›n›n ve O'nun üstün ilminin ve akl›n›n delilleridir. Yarat›l›fl gerçe¤ini kabul eden bir bilim adam› da, do¤ay› bu gözle inceleyecek ve yapt›¤› her gözlemden, düzenledi¤i her deneyden büyük bir zevk alacak, yeni araflt›rmalar için ateflleyici güç bulacakt›r. Oysa evrim ve materyalizm gibi hurafelere inanmak ve bunlar› bilime ra¤men savunmaya çal›flmak, psikolojik yönden bilim adamlar›n› da s›k›nt›ya sokar. Evrendeki ahenk ya da canl›lardaki tasar›m, onlar için

büyük bir s›k›nt› kayna¤› olur. Gördükleri apaç›k delillere gözlerini kapatan bu kiflilerde, do¤al olarak gerçeklere karfl› umursuzluk ve buna ba¤l› bir yarg› bozuklu¤u geliflir. H›ristiyanlara seslenirken; "e¤er bir heykelin sizlere el sallad›¤›n› görseniz dahi, bir mucize ile karfl› karfl›ya oldu¤unuzu sanmay›n... çok küçük bir olas›l›kt›r, ama belki de heykelin sa¤ kolundaki atomlar›n hepsi, tesadüfen, bir anda ayn› yönde hareket etme e¤ilimi içine girmifl olabilirler" diyen ünlü evrimci Richard Dawkins, bu yarg› bozuklu¤unun klinik bir örne¤idir. (Richard Dawkins, The Blind Watchmaker, London: W. W. Norton, 1986, s. 159)

Bilimin ilerleyebilmesi için, 19. yüzy›l›n bu sapk›n inançlar›n›n bir kenara b›rak›lmas› ve özgürce düflünen ve gördü¤ü gerçe¤i kabul etmekten çekinmeyen bilim adamlar› gerekmektedir.

“Göklerin ve yerin mülkü O'nundur; çocuk edinmemifltir. O'na mülkünde ortak yoktur, her fleyi yaratm›fl, ona bir düzen vermifl, belli bir ölçüyle takdir etmifltir.” (Furkan Suresi, 2)

ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

21


www.belgeseller.net

Sözlük anlam›, "bilginin, sanayideki ifllemlerde sistematik olarak uygulamaya al›nmas›" olan teknoloji, günümüz toplumlar›nda köklü de¤iflikliklere yol açan en önemli etkenlerden biridir. al üretiminden hizmet üretimine, iletiflimden savunmaya, e¤itimden sa¤l›¤a kadar yaflam›m›z›n her noktas›na teknoloji etki etmektedir. Bu de¤iflimin lokomotifi olan mikroelektronik, iletiflim, bilgi teknolojileri, yeni malzemeler ve biyoteknoloji gibi yüksek teknoloji alanlar›nda, ülkeler aras›nda amans›z bir yar›fl hüküm sürmektedir. Bu yar›flmada, teknolojiyi iyi yöneten ve bilgi teknolojilerini en etkin kullanan ülkeler ve firmalar ön plana ç›kacakt›r. Bu nedenle, konu ile ilgilenen uzmanlar teknolojinin, gerek ulusal düzeyde, gerekse firmalar düzeyinde iyi yönetilmesi gerekti¤ini düflünmüfl ve “Teknoloji Yönetimi” ad›nda özel bir ihtisas alan› oluflturmufllard›r. Teknoloji yönetiminde, araflt›rma–gelifltirme çal›flmalar› önemli bir yer tutar. Endüstriyel bir sektörün geliflebilmesi için, faaliyet alan›nda ya teknoloji transfer edilmeli ya da teknoloji üretilmelidir. Teknoloji üreti-

M

www.arastirma.org

minde kullan›lan en önemli kaynaklardan biri de do¤ad›r. Tüm teknolojik ürünlerde do¤al malzemelerin kullan›lmas›, teknolojiyi do¤aya ba¤›ml› k›lar. Bunun yan›nda do¤a bazen teknolojiyi do¤rudan belirler. Do¤a ve teknoloji aras›nda baflka bir iliflki daha vard›r: Do¤ay› dikkatle inceleyen bilim adamlar› ve mühendisler, Allah'›n do¤ay› say›s›z harikal›klarla donatt›¤›n› fark etmifllerdir. Gerçekten de bitkilerden hayvanlara, karalardan denizlere kadar her yer ve her canl› mucizevi özelliklerle donat›lm›flt›r. Canl›lar›n bu özellikleri, insanlar için ö¤retici ve birçok teknolojik ürün için de ilham kayna¤› olmufltur. Bugün insanlar, do¤ay› taklit ederek yeni ürünler tasarlayabilmekte ve üretebilmektedir. G. Hamel ve C.K. Prahald, "Gelece¤e Yar›fl" (Competing for the Future) adl› kitaplar›nda, gelecekteki araflt›rma gelifltirme çal›flmalar›nda do¤ay› taklit ederek yap›lacak malzemelerin özel bir yeri olaca¤›n› söyler. Bilim adamlar›, bugün birçok bulufl için en iyi yol göstericinin do¤adaki tasar›mlar oldu¤u sonucuna varm›fl ve ortaya ç›karmay› düflündükleri araçlar› do¤adaki örneklerine bakarak gelifltirmeye bafllam›fllard›r. Çünkü insanl›¤›n büyük bir bilgi birikimi, y›llar süren araflt›rmalar, u¤rafl›lar ve teknolojik geliflmeler

sonucu üretti¤i baz› fleyler, do¤ada milyonlarca y›ld›r zaten bulunmaktad›r. (Harun Yahya, Do¤adaki Teknoloji) Burada bir nokta çok önemlidir; bir fley düflünerek tasarlama yetene¤ini insana Allah vermifltir. Bu nedenle kiflinin gururlanmas› ya da büyüklenmesi, büyük bir yan›lg› olacakt›r. Bunun delili de do¤an›n kendisidir. Çevresine dikkatli bir gözle bakan her insan, kendi becerisiyle ulaflt›¤›n› sand›¤› birçok fleyi, Allah’›n do¤ada en mükemmel flekliyle zaten yaratt›¤›n› görecek ve kendisiyle övünmesinin ne denli büyük bir hata olaca¤›n› anlayacakt›r. Allah Kuran'da kusursuz yaratmas›n›n birçok delili oldu¤unu flöyle haber vermektedir: “fiüphesiz, göklerin ve yerin yarat›lmas›nda, gece ile gündüzün art arda geliflinde, Allah'›n ya¤d›rd›¤› ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra diriltti¤i suda, her canl›y› orada üretip-yaymas›nda, rüzgarlar› estirmesinde, gökle yer aras›nda boyun e¤dirilmifl bulutlar› evirip çevirmesinde; düflünen bir topluluk için gerçekten ayetler vard›r.” (Bakara Suresi, 164)

ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

23


muameleye maruz kalan, iflsiz, bak›ma muhtaç, yafll›lar evinde terk edilmifl çok say›da kad›n bulunmaktad›r. Bu toplumsal sorunun gerçek çözümü Kuran ahlak›n›n yaflanmas›ndad›r. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta bulunmaktad›r: Kuran ahlak› Allah'›n r›zas›n› ve sevgisini kazanabilmek için yaflanmal›d›r. Allah Kuran'›n pek çok ayeti ile kad›n› ve kad›n haklar›n› koruma alt›na alm›fl, cahiliye toplumlar›nda kad›nlara yönelik olarak hakim olan yanl›fl bak›fl aç›s›n› ortadan kald›rm›fl, kad›na toplum içerisinde sayg›n bir yer kazand›rm›flt›r. Rabbimiz Kuran’da insanlara Kendi Kat›nda üstünlük ölçüsünün cinsiyet de¤il, Allah korkusu, iman, güzel ahlak, ihlas ve takva oldu¤unu bildirmifltir.

ahiliye toplumu olarak adland›r›labilecek Kuran ahlak›n›n yaflanmad›¤› toplumlarda, kad›n için ayr›, erkek için ayr› ahlak özellikleri belirlenmifltir. Erke¤in göstermesi gereken karakter ve ondan beklenen kiflilik, kad›n›nkinden tümüyle farkl›d›r. Böyle toplumlardaki Kuran ahlak›ndan habersiz yaflayan kad›nlar da genellikle toplum taraf›ndan kendilerine uygun görülen ve nesilden nesile aktar›larak günümüze kadar gelen ortak bir kad›n karakterini yaflamaktad›rlar. Kuran'da bildirilen ideal kad›n karakteri ise bugün ‹nsanlar Aras›ndaki Tek Üstünlük cahiliye toplumlar›nda yayg›n olarak yaflanan kad›n kaÖlçüsü Takvad›r rakterinden çok farkl›d›r. Kuran'a göre kad›n ve erkek Dünyan›n pek çok ülkesinde, kimi insanlar için bir ayn› sorumluluklara sahiptir. Allah, Kuran'da "ideal bir Müslüman karakteri"nden bahsetmifltir. Bu karakterde kimsenin derisinin renginin, konufltu¤u dilin, hangi milerke¤in sorumlu tutuldu¤u tüm ahlak özelliklerinden letten oldu¤unun da büyük önem tafl›d›¤›n› görürüz. ayn› flekilde kad›n da sorumludur. Bu ahlak› yaflayan Bu üstünlük ölçüleri çeflitli toplumlara göre de¤ifliklik Müslüman kad›n son derece güçlü ve sa¤lam bir kiflili¤e sahiptir. Günümüzde dünyan›n pek çok ülkesinde fliddete ve kötü

C

24 ARAfiTIRMA, Aral›k 2003


www.kuranfihristi.net

göstermekle birlikte genellikle ayn› çerçeve içerisinde kalmaktad›r. Kad›nlar hakk›nda on y›llard›r süregelen tart›flmalar›n kökeninde de iflte bu yanl›fl bak›fl aç›lar› yer almaktad›r. Örne¤in bu gibi kifliler kad›nlar› de¤erlendirirken yine yaflad›klar› toplumun belirledi¤i ölçüleri esas almakta ve bunlara göre bir kanaate varmaktad›rlar. Bu nedenle kimileri kad›n› ikinci s›n›f insan olarak nitelendirmekte ve hayat›n› bu yanl›fl izlenimi do¤rultusunda yönlendirmektedir. Ancak Allah Kuran'da, insanlar aras›ndaki tek üstünlük ölçüsünün kiflilerin takvalar› oldu¤unu bildirmifltir. Allah ayette, "... Siz, hay›r ad›na ne yaparsan›z, Allah, onu bilir. Az›k edinin, flüphesiz az›¤›n en hay›rl›s› takvad›r. Ey temiz ak›l sahipleri, Ben'den korkup-sak›n›n." (Bakara Suresi, 197) fleklinde buyurarak, insanlara elde edebilecekleri en hay›rl› özelli¤in takva oldu¤unu

www.arastirma.org

haber vermifltir. Dolay›s›yla insanlar›n hedeflemeleri gereken, mal mülk, flan flöhret gibi maddi de¤erler de¤il, kifliyi hem dünyada hem de Allah Kat›nda as›l olarak de¤erli hale getirecek ve üstünlük kazand›racak olan 'takva' olmal›d›r. Allah'›n Kuran’da bildirdi¤i ayetlerden anlafl›ld›¤› gibi, üstünlü¤ü kad›n ya da erkek olmakta, fiziksel güçte ya da baflka bir cahiliye k›stas›nda aramak büyük bir yan›lg›d›r. Tek üstünlük Allah'›n bize Kuran'da bildirdi¤i gibi iman›n ve takvan›n üstünlü¤üdür.

‹slam Ahlak›nda Kad›n ve Erkek Eflittir Kad›n›n toplumdaki yeri konusunda, dünyan›n hemen her ülkesinde as›rlardan bu yana süregelen tart›flmalar kuflkusuz her toplum için tan›d›kt›r. Kad›n›n toplumdaki statüsü, aile hayat›ndaki önemi, çal›fl›p çal›flamayaca¤› gibi birtak›m sosyal konular y›llard›r dünya

ARAfiTIRMA, Aral›k 2003 25


gündeminde önemli bir yer tutmaktad›r. Oysa bir Müslüman için, kad›n›n toplumdaki yeri çok belirgindir ve gerçek ‹slam ahlak›n›n benimsendi¤i bir toplumda böyle bir tart›flman›n yaflanmas› mümkün de¤ildir. Çünkü ‹slam'da kad›n ile erkek eflittir. Kad›n ve erkek elbette ki fiziksel anlamda birbirlerinden farkl› yap›lara sahiptirler. Ancak kad›n›n fiziksel olarak, erke¤e oranla daha güçsüz olmas›, onun toplum içerisinde erkekten daha az de¤er görmesi için bir sebep de¤ildir. (Harun Yahya, Hz. Meryem) ‹slam ahlak›na göre, as›l önemli olan bir insan›n kad›n ya da erkek olmas› de¤il, kiflinin Allah'a derin bir iman ve Allah korkusuyla ba¤lanm›fl olmas›d›r. Allah'›n emir ve yasaklar›na titizlikle uymas›, Kuran ahlak›n› en güzel flekilde yaflamaya çal›flmas›d›r. Allah Kat›nda as›l de¤er görecek olan kiflinin bu özellikleri olacakt›r. Allah Kuran'da kad›n olsun erkek olsun iman eden bir kimsenin sahip olmas› gereken özellikleri aç›klam›flt›r.

hat›rlatmaktad›r. Kuran'da bu flekilde pek çok ayet yer almaktad›r. Allah Kuran'da, "Erkek olsun, kad›n olsun inanm›fl olarak kim salih bir amelde bulunursa, onlar cennete girecek ve onlar, bir 'çekirde¤in s›rt›ndaki tomurcuk kadar' bile haks›zl›¤a u¤ramayacaklard›r." (Nisa Suresi, 124) ayetinde, samimi iman etti¤i sürece, kiflinin kad›n ya da erkek olmas›n›n hiçbir öneminin olmad›¤›n› bildirmifl, iman edenlerin hiçbir haks›zl›¤a u¤ramaks›z›n, mutlaka Allah'›n rahmeti ve cenneti ile karfl›l›k görece¤ini haber vermifltir. Allah, Kuran'da müminlere oldu¤u gibi, inkar edenler hakk›nda bilgi verirken de kad›nlara ve erkeklere ayn› flekilde hitap etmektedir. Allah, inkar eden kad›nlar ile inkar eden erkeklerin, münaf›k kad›nlar ile münaf›k erkeklerin ve müflrik kad›nlar ile müflrik erkeklerin de ahiret gününde ayn› flekilde karfl›l›k görece¤ini, cinsiyetlerinden dolay› farkl› bir durum ile karfl›l›k görmeyeceklerini haber vermektedir. Kuran’da bu flu flekilde bildirilmektedir: “fiundan ki: Allah, münaf›k erkekleri ve müKuran'da Kad›n ve naf›k kad›nlar›, müflrik erkekleri ve müflrik kad›nlar› Erke¤e Hitap Ayn›d›r azabland›racak; mü'min erkeklerin ve mü'min kad›nlaKuran ayetlerinin geneline bak›ld›¤›nda, Allah'›n ka- r›n tevbesini kabul edecektir. Allah çok ba¤›fllayand›r, d›n ve erke¤e ortak bir hitap flekli kulland›¤› görülmek- çok esirgeyendir.” (Ahzab Suresi, 73) tedir. Daha önce de detayl› olarak üzerinde duruldu¤u ‹slam Ahlak›nda gibi, Allah Kuran'da bir kiflinin genç, yafll›, kad›n ya da erkek olmas›n›n de¤il, samimi bir kalple iman etmesinin Anneye Verilen De¤er önemli oldu¤unu bildirmektedir. Bu do¤rultuda Allah Allah Kuran'da hem kad›na karfl› gösterilmesi gereken Kuran ayetlerinde tüm hitaplar› kad›na ve erke¤e birara- özenli tavra, hem de bunun yan› s›ra 'anneye' karfl› gösda yapmakta ve terilecek olan güzel ahlak›n önemine dikkat çekmifltir. her ikisinin de ay‹nsan›n anne ve babas›, çocuklar›n›n iyi bir e¤itim n› sorumlulukla- al›p güzel bir ahlak kazanabilmesi, hem kendisine hem ra sahip de çevresindeki insanlara fayda getirecek hay›rl› bir inolduklar›n› san olabilmesi için büyük çaba harcarlar. Y›llar boyu bu amaçla maddi manevi pek çok fedakarl›k

26 ARAfiTIRMA, Aral›k 2003


üstlenirler. ‹nsan›n, kendisine verilen bu eme¤i takdir edebilmesi ve bu özverili ahlaka, sayg› ve hürmetle karfl›l›k vermesi gerekmektedir. Allah Kuran'da müminin bu sorumlulu¤unu flöyle bildirir: “Biz insana, anne ve babas›na (karfl›) güzelli¤i (ilke edinmesini) tavsiye ettik...” (Ankebut Suresi, 8) “De ki: "Gelin size Rabbiniz'in neleri haram k›ld›¤›n› okuyay›m: O'na hiçbir fleyi ortak koflmay›n, annebabaya iyilik edin, …” (Enam Suresi, 151) Kuran'›n bir baflka ayetinde ise Allah insana, anne babaya karfl› güzellikle davran›lmas›n›, büyüklenip böbürlenmekten kaç›n›lmas›n› flöyle bildirmektedir: “Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir fleyi ortak koflmay›n. Anne-babaya, yak›n akrabaya, yetimlere, yoksullara, yak›n komfluya, uzak komfluya, yan›n›zdaki arkadafla, yolda kalm›fla ve sa¤ ellerinizin malik olduklar›na güzellikle davran›n. Çünkü, Allah, her büyüklük taslay›p böbürleneni sevmez.” (Nisa Suresi, 36) Tüm bu ayetlerden anlafl›laca¤› gibi, Allah insanlara, anne babaya karfl› daima hoflgörülü, anlay›fll›, flefkatli ve sayg›l› bir tav›r içerisinde olmalar›n› ö¤ütlemektedir. Bunun yan› s›ra Allah, annenin çocu¤u dünyaya getirebilmek ve büyütebilmek için büyük zorluklara gö¤üs gerdi¤ini hat›rlatarak, onun üzerindeki eme¤ine de dikkat çekmektedir: “Biz insana anne ve babas›n› (onlara iyilikle davranmay›) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (karn›nda) tafl›m›flt›r. Onun (sütten) ayr›lmas›, iki y›l içindedir. "Hem Bana, hem anne ve babana flükret, dönüfl yaln›z Banad›r."

“Rabbin, O'ndan baflkas›na kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle davranmay› emretti. fiayet onlardan biri veya ikisi senin yan›nda yafll›l›¤a ulafl›rsa, onlara: "Öf" bile deme ve onlar› azarlama; onlara güzel söz söyle. Onlara ac›yarak alçakgönüllülük kanad›n› ger ve de ki: "Rabbim, onlar beni küçükken nas›l terbiye ettilerse Sen de onlar› esirge." (‹sra Suresi, 23-24) ‹man eden her insan, Allah'›n bu lütfuna eriflerek Rabbimiz'in yak›nl›¤›n›, dostlu¤unu, sevgisini ve r›zas›n› kazanabilmeyi gönülden ister. Ancak bunun için insan›n, Allah'›n peygamberlerini lütufland›rd›¤› bu nimetleri kendisinden kesinlikle uzak görmemesi, Rabbimiz'in rahmetinin ve fazl›n›n çok genifl oldu¤unu bilmesi gerekmektedir. Allah, insanlar›n Kendisi'ne gönülden yönelerek talep ettikleri her türlü isteklerine karfl›l›k verece¤ini bildirmifltir. Bu nedenle kad›n olsun erkek olsun, her insan›n peygamberlerin bu üstün makam›na ulaflabilmeyi hedeflemesi ve bunun için samimi bir çaba harcamas› gerekmektedir. Kuran'da, "Ama Bizden kendilerine güzellik geçmifl bulunanlar; iflte, onlar, ondan uzaklaflt›r›lm›fllard›r." (Enbiya Suresi, 101) ayetinde, Rabbimiz'in Kat›ndan kendilerine güzellik geçen insanlardan bahsedilmifltir. Allah kad›n ya da erkek ayr›m› yapmadan insan›n önüne, bu kimselerden olabilme f›rsat›n› sunmufltur. ‹nsan›n yapmas› gereken, Allah'a gönülden bir sevgiyle ba¤lanmak, O'nu herfleyin üstünde tutarak Rabbimiz'in raz› olaca¤› bir yaflam sürmektir. Bu samimi iman› yaflayan her insan, Allah'›n dilemesiyle, Allah Kat›nda en güzel karfl›l›¤› bulacakt›r.

(Lokman Suresi, 14)

Bunun yan› s›ra Allah, insan›n anne ve babas›n›n kendisine göstermifl oldu¤u özverileri unutmamas›n›, onlar muhtaç konuma geldiklerinde de, anne ve babaya karfl› ayn› güzel ahlak ile davran›lmas›n› ö¤ütlemektedir:

www.arastirma.org

ARAfiTIRMA, Aral›k 2003 27


GÜNCEL / CAV‹T YALÇIN

haklar›n›n bulundu¤unu kimse inkar edemez. ‹stanbul bas›n›na bakt›¤›m›zda “Kamuoyu K›br›s meselesini önemsemiyor!” Baz› medya kurulufllar› AB u¤runa K›br›s’› feda etmeye haz›rd›r. “Yapay, aldatmaca bir anlaflma olursa olsun, ifl bitsin” fleklinde kamuoyunun beklentisinin bu oldu¤u zannediliyor. Halbuki bas›n gerçek kamuoyunu yans›tsa, bask›lar haks›zl›k yapan tarafa gidecek. Oysa Türkiye’ye konuyu hallet öyle gel diyorlar.” (9 Kas›m 2003, Girne Amerikan Üniversitesi)

1878 y›l›ndaki ‹ngiliz iflgalinden bu yana bir çok kez yok edilme tehlikesi ile karfl› karfl›ya kalan K›br›s’taki MüslümanTürk varl›¤› 14 Aral›k 2003 tarihindeki genel seçimlerde yeni bir s›nav verecek. Her ne pahas›na olursa olsun K›br›s sorununda teslimiyetçi bir politika izleyenlerle tek bafl›na mücadele eden, KKTC Cumhurbaflkan› Rauf Denktafl, baflta anavatan olmak üzere tüm Türk-‹slam dünyas›ndan destek bekliyor.

uzey K›br›s Türk Cumhuriyeti tarihinin belki de en önemli seçimine haz›rlan›yor. 14 Aral›k 2003 tarihinde gerçeklefltirilecek seçimlerde KKTC’nin, daha do¤rusu Ada’daki Müslüman-Türk varl›¤›n›n, gelece¤i halk oylamas›na sunulacak. Suikast tehditleri ve ihbarlar› alt›nda KKTC’yi seçimlere haz›rlayan Cumhurbaflkan› Rauf Denktafl seçim öncesi kamuoyuna yapt›¤› son aç›klamada teslimiyetçi politika izleyen gazeteci ve siyasetçilere flu tarihi mesajlar› veriyordu: “Siyasetçilerimiz ve baz› medya mensuplar›m›z Türkiye’nin K›br›s politikas›n› elefltirmekle belki de fark›nda olmadan kendi halklar›na ihanet etmektedirler. Rum’a ve Dünya’ya çok farkl› mesajlar veriliyor. Bu dolayl› bir Enosis’tir. Ada’da Türkiye’nin

K

30 ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

K›br›s, Türkiye'nin milli davas›d›r. K›br›s Türkü, Türkiye'den kopart›lmas›ndan itibaren Anadolu'yu anavatan olarak görmüfl, sürekli maruz kald›¤› Rum tehdidine ve bask›s›na karfl› umudunu Türkiye'ye ba¤lam›flt›r. Türkiye de yavruvatan K›br›s'a sahip ç›km›fl, Devleti ve milletiyle, K›br›s Türkü'nün yan›nda yer alm›fl, 1974'teki Bar›fl Harekat› ile de soydafllar›m›z› Rum vahfletinden kurtarm›flt›r. Bar›fl Harekat› ile birlikte K›br›s davas› Türkiye için askeri olarak kazan›lm›flt›r ve bu nedenle de Türk Devleti’nin K›br›s Türkü'nü yeniden risk alt›na sokacak bir taviz vermesi düflünülemez. Ancak mesele sadece askeri boyutla s›n›rl› de¤ildir. 1974'ten bu yana "Rum tezi" iki farkl› yönden ilerlemektedir. Bunun birinci yönü, KKTC Cumhurbaflkan› Say›n Rauf Denktafl'›n flahs›nda Türk taraf›na yap›lan uluslararas› bask›d›r. Sanki K›br›s dünya gündemini meflgul eden bir sorunmufl gibi, uluslararas› topluluk, Bat›'daki güçlü Rum lobisinin de etkisiyle, ›srarla K›br›s Türkü'nü taviz vermeye, yeniden Rum egemenli¤ini kabul etmeyle neticelenecek formüllere onay vermeye


zorlamaktad›r. Bu formüllerin sonuncusu, 2003 y›l›nda BM Genel Sekreketi Kofi Annan taraf›ndan sunulan pland›r. Devletimiz ve KKTC yönetimi bu plan›n sak›ncalar›n› tespit ederek kabul edilmezli¤ini vurgulam›fllard›r. Meselenin di¤er yönü ise, bu yaz› dizisinde ele alaca¤›m›z kültürel boyuttur. K›br›s Türkü'nün varl›¤›, sadece diplomatik tuzaklarla de¤il, ayn› zamanda K›br›s Türkü'nün kimli¤ini erozyona u¤ratmak ve yok etmek amac›na matuf bir psikolojik savaflla da hedef al›nmaktad›r.

Kimlik Erozyonu K›br›s Türkü, aynen bir zamanlar Balkanlar'›n en uç noktalar›nda Osmanl›'y› temsil eden Türkmenler gibi, K›br›s'ta Türklük ad›na bir uç beyli¤i olmufltur. Ada'y› Rumlaflmaktan, Rum yay›lmac›l›¤›na yem olmaktan korumufl, K›br›s'taki Müslüman ve Türk varl›¤›n› gö¤üslerini siper ederek muhafaza etmifllerdir. K›br›s Türkü'nün bu kahramanca direniflini ve baflta Say›n Rauf Denktafl olmak üzere bu direniflin mücahidlerini sayg› ve sevgiyle anmak, her Türk'ün görevidir. Ancak K›br›s'› Rumlaflt›rmak isteyen güçler, önlerindeki en büyük engel olan söz konusu güçlü Müslüman Türk kimli¤ini erozyona u¤ratmay› hedeflemektedirler. K›br›s'ta 2003 y›l› bafllar›nda yaflanan baz› geliflmeler ise, bu sinsi hedefte baz› mesafeler kat edildi¤ini göstermektedir. Bu dönemde, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'›n gündeme getirdi¤i plana destek vermek, KKTC yönetimini bu plan› kabul etmeye davet etmek için Kuzey K›br›s'ta bir dizi giriflim düzenlenmifltir. Bunlar›n en önemlileri, Lefkofla'da düzenlenen iki ayr› mitingdir. Bu mitinglerin her ikisinde de "K›br›s'ta çözüm" ça¤r›s› yap›lm›fl, ancak hakl› gibi gözüken www.arastirma.org

bu ça¤r›n›n alt›nda baz› vahim mesajlar da verilmifltir. Mitinge kat›lanlar, Kuzey K›br›s Türk Cumhuriyeti'nin varl›¤›na dolayl› da olsa karfl› ç›km›fllar, Ada'da Rumlar ile ortak bir yönetim kurulmas›, Birleflmifl Milletler'in öne sürdü¤ü -ve Türk taraf›na pek çok

ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

31


dezavantaj getiren- plan›n itirazs›z kabul edilmesi ça¤r›s›nda bulunmufllard›r. At›lan sloganlarda "Avrupa Birli¤i vatandafll›¤›" ön plana ç›km›fl, "Müslüman Türk" kimli¤i üzerinde en ufak bir vurgu yap›lmam›flt›r. Mitinglerin sembolik manzaras› da dikkat çekicidir: Say›n Denktafl'›n Bayrak Televizyonu'ndaki aç›klamalar›nda da vurgulad›¤› gibi, mitinglerde hiç KKTC bayra¤› aç›lmam›fl, Türk bayra¤› dalgaland›r›lmam›fl, bunlar›n yerine Avrupa Birli¤i bayraklar› tercih edilmifltir. Hatta ikinci mitingde 1974 öncesinde var olan, Rum egemenli¤indeki Birleflik K›br›s Cumhuriyeti bayra¤› aç›lm›flt›r ki, her ne kadar tepki üzerine indirilmiflse de, bu hareket Ada'daki "Türk kimli¤i"nin bekas› aç›s›ndan endifle verici bir alamettir. Bir kimlik erozyonunun yegane çözümü ise, o kimli¤i oluflturan de¤erlerin güçlendirilmesinden geçmektedir.

K›br›s’taki Psikolojik Savafl Söz konusu kimlik erozyonunun güçlü bir kültürel e¤itim kampanyas› ile engellenmesi gerekti¤i aç›kt›r.

Bunun için de öncelikle bu erozyonun kaynaklar›n› tespit etmek gerekmektedir. Öncelikle bu durumun kendili¤inden geliflen bir olgu olmad›¤›n› belirtmek gerekir.

Kuzey K›br›s Türk Cumhuriyeti'ni ve Ada’daki Türk varl›¤›n› zay›flatmak için on y›llard›r sistemli bir kampanya yürütülmektedir. Rumlar ve Ada'y› Rum egemenli¤inde görmek isteyen baz› Bat›l› çevreler, Kuzey K›br›s Türkleri aras›nda olup da milli ve manevi de¤erlerini yitirmifl baz› insanlar› da kullanarak, Türk kesiminde y›k›c› propaganda ve psikolojik savafl yürütmektedirler.

32 ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

Özellikle 1974 öncesindeki Rum zulmüne tan›k olmam›fl genç kuflak, bu propagandan›n en önemli hedefidir. Son y›llarda bu propagandaya büyük h›z verilmifl, Ada'daki Türk gençleri Bat›l› ülkelere götürerek, seminer ad› alt›ndaki baz› programlara tabi tutulmufltur. Bu kampanyan›n en önemli boyutu ise medya alan›ndad›r. Ne gariptir ki Kuzey K›br›s'taki baz› yay›n organlar›nda Türkiye'yi sözde "iflgalci devlet" diye tan›mlama gafletini gösteren baz› aldat›lm›fl kalemler olmufltur. Baz› gazeteler adeta Rum tezinin sözcülü¤ünü yapmakta, Türkiye'nin K›br›s Türk kesimi ile olan iliflkisinin kesilmesini ve KKTC'nin sona ermesini savunmaktad›rlar. Lefkofla'daki mitingleri düzenleyen, bu mitinglerle KKTC, Türkiye ve Türklük karfl›t› sloganlar atan ve böylece bu mitinglere sadece bar›fl dile¤ini ifade etmeye gelmifl masum insanlar›m›z› da kendi saflar›ndaym›fl gibi göstermeye çal›flanlar, ayn› kimselerdir. Rumlar›n ve Bat›l› ülkelerin K›br›s politikas›n› yöneten Rum lobisinin birer beflinci kolu gibi faaliyet gösteren bu gibi kiflilerin say›s› az, ancak etkileri büyüktür. Peki nas›l olmaktad›r da, K›br›s'taki kahraman Türk halk› içinde bir beflinci kol faaliyeti organize edilebilmektedir? Buna alet olanlar kimlerdir? Bu sorunun cevab›n› arad›¤›m›zda, kaç›n›lmaz olarak birtak›m afl›r› sol gruplarla yüzyüze geliriz. Komünist ideoloji, K›br›s Rumlar›ndan Türk kesimine yay›lm›fl bir ideolojidir. Bu ideolojinin Rumlar aras›ndaki


temsilcisi olan K›br›s Komünist Partisi AKEL, ne ilginçtir ki ayn› zamanda koyu Yunan milliyetçisi ve Enosis yanl›s›d›r. AKEL'in ideolojisinden etkilenen baz› K›br›sl› Türkler ise, milli bilinçlerini yitirerek, Enternasyonalizm ad›na asl›nda bilmeden Rum menfaatlerine hizmet eder hale gelmifllerdir. AKEL'in Kuzey K›br›s'taki uzant›s› say›labilecek olan baz› organizasyonlar, Türklük ve Türkiye aleyhine propaganda yürütür durumdad›r. Bir zamanlar Sovyet Rusya taraf›ndan desteklenen bu afl›r› sol gruplar, komünizmin y›k›lmas›n›n ard›ndan, K›br›s üzerinde Yunan egemenli¤ini destekleyen Bat›l› güçlerin yönlendirmesi alt›na girmifltir. ‹flte KKTC'nin la¤vedilmesi, K›br›s'›n Rum egemenli¤i alt›nda birleflmesi gibi görüflleri savunan Türkler, genelde hep söz konusu afl›r› sol kesimin üyeleri veya bu kesimin telkinlerinin etkisinde kalan insanlard›r. Sorunun bu fikri ve ideolojik yönüne büyük önem vermekte, çözümün de buradan geçti¤ine inanmaktay›z. Bu yorum dergi olarak m›, yoksa kitaptan al›nd›¤› için vakf›n yorumlar› m› kalm›fl?

Komünizm, Materyalizm ve Toplum Komünist ideoloji, sadece K›br›s Türkü için de¤il, tüm Türk Milleti için de önemli bir meseledir. Komünist ideolojinin, 1960'l› ve 70'li y›llarda Türkiye'yi büyük bir terör ve anarfli ortam›na sürükledi¤i malumdur. 1980'lerde ve 90'larda ise, ayn› ideoloji, koyu bir etnik milliyetçilikle de birleflerek, Güneydo¤u'daki kanl› terör örgütünü ortaya ç›karm›fl ve beslemifltir. Bugün Sovyetler Birli¤i'nin tarihe kar›flm›fl olmas› ve tek kutuplu bir dünyada yaflamam›z, komünist ideolojinin bir tehlike olmaktan ç›kt›¤› anlam›na gelmemektedir. www.arastirma.org

Marksist ideoloji, hala pek çok ülkede, devlete ve toplum düzenine karfl› ç›kan radikal örgütler üretmeye ve bir tehdit kayna¤› olmaya devam etmektedir. Marksizm'in ile mücadele etmek ise onun dayand›¤› felsefi kaynaklar›n kökten y›k›lmas› anlam›na gelmektedir. Bu felsefi kaynaklar›n bafl›nda ise materyalizm gelmektedir. Materyalizm, Marx, Engels, Lenin gibi komünist ideologlar›n en çok üzerinde durduklar› kavramd›r. Sadece maddenin varl›¤›n›n kabul edilmesini, Allah'›n varl›¤›n›n ve tüm manevi de¤er ve kavramlar›n reddini gerektirir. Komünist militanlar› komünist yapan, her fleyden önce bu materyalist felsefeye olan inançlar›d›r. Bu nedenledir ki, materyalist felsefenin çürütülmesi, komünizm tehdidinin de nihai olarak ortadan kald›r›lmas› anlam›na gelecektir. Bunun yan› s›ra, materyalizmin toplumlara getirdi¤i tek zarar komünizm de de¤ildir. Materyalist felsefe, insanlar› tüm manevi de¤erlerden kopard›¤› için, ayn› zamanda ahlaki bir dejenerasyona da yol açar. Materyalizmin egemen oldu¤u bir toplumda, din, ahlak, aile de¤erleri, vatanperverlik gibi ulvi kavramlar giderek zay›flar ve sonunda yok olur. Büyük Önder Atatürk, bu gerçe¤e "dinsiz milletlerin devam›na imkan yoktur" diyerek dikkat çekmifltir.

Teslimiyetçi Politikalara Karfl› Say›n Denktafl’a Destek E¤er günümüzde K›br›s’ta da

www.turkdunyasi.org

karfl›m›za ç›kan bu karanl›k ideolojiye karfl›, çok yönlü kültürel bir kampanya yürütülür, Devletimiz bunun için gerekli deste¤i sa¤larsa, o zaman Kuzey K›br›s'taki "kültür erozyonunun" da k›sa sürede önü al›nacakt›r. Ve böylece Kuzey K›br›sl› soydafllar›m›z, kendilerini Avrupa Birli¤i bayra¤› açmaya iten yan›lg›dan s›yr›larak, yeniden Ay-Y›ld›z alt›nda onur, mutluluk ve güven bulacaklard›r. (Harun Yahya, Türk’ün Dünya Nizam›)

14 Aral›k 2003 tarihinde çok önemli bir seçime haz›rlanan K›br›s’taki Müslüman-Türk varl›¤› ayakta kalma mücadelesi vermektedir. KKTC ve baz› ‹stanbul bas›n›n›n haks›z elefltirilerine maruz kalan Cumhurbaflkan› Rauf Denktafl ise, ilerlemifl yafl›na ve sa¤l›k sorunlar›na ra¤men Rumlar›n ve ‹ngilizlerin masa bafl› oyunlar›n› bozmaya çal›flmaktad›r. Türklük bilincini tafl›yan, milli ve manevi de¤erlerine ba¤l› her insan›n K›br›s davas›na ömrünü adam›fl KKTC Cumhurbaflkan› Rauf Denktafl’a destek vermesi gerekmektedir.

ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

33


TEKNOLOJ‹

o¤adaki pek çok malzeme insanlar›n ihtiyaç duydu¤u sa¤laml›k, hafiflik, esneklik gibi özelliklere sahiptir. Ancak do¤adaki mükemmel tasar›ml› malzemeleri günlük hayatta yayg›n biçimde kullanmak her zaman mümkün olamayabilmektedir. Bunun nedeni ise bu malzemeleri taklit edebilmek için yüksek teknoloji seviyesine gereksinim duyulmas›d›r. (Harun Yahya, Atom Mucizesi) Zaman içinde deri, kemik, a¤aç ve selüloz lifleri gibi do¤al organik malzemelerin de kullan›lmaya bafllanmas›, sürekli artan ihtiyaç talebi karfl›s›nda yetersiz kalm›flt›r. Bu nedenle bilim adamlar› yapay malzemeler üretme yoluna gitmifl ve bunda da büyük baflar›lar elde etmifllerdir. Bugün yayg›n olarak kullan›lan naylon, lâstik, plâstik ve polivinil klorür (PVC) bilim adamlar›n›n tamamen yapay malzeme üretme çal›flmalar›n›n sonucunda ortaya ç›km›flt›r. Plastikler bilimsel ad›yla polimerler

D

ifl yerlerinden evlere, evlerden sokaklara kadar pek çok yerde kullan›lmaktad›r. Polimer kelimesi, poly: çok ve meros: parça anlam›na gelen kelimelerin bileflimidir. Polimer malzemeler birbirine benzer küçük molekül birimlerinin zincir fleklinde birbirine eklenerek meydana getirdi¤i dev moleküllerden oluflur. Bu moleküller naylon pofletlerden, araba lâstiklerine; çocuk oyuncaklar›ndan, k›fl›n giydi¤imiz botlar›n tabanlar›na kadar pek çok fleyin temel yap›s›nda yer al›r. Ucuz ve kolay üretilmelerine karfl›n polimerlerin de baz› dezavantajlar› vard›r. Örne¤in organik maddeler gibi çürüyüp parçalanmazlar ve at›ld›klar›nda yüzlerce y›l bozunmadan kald›klar› için yeryüzünde ve denizlerde büyük bir kirlili¤e neden olmaktad›rlar. Polimerlerin, bakteri vs. gibi faktörlerle parçalanmamak gibi olumsuzluklar›na karfl›n, bir

34 ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

de iyi özellikleri vard›r: Elektri¤e karfl› yal›tkand›rlar. Bu nedenle elektrik telleri k›sa devrelerden korunmak için, polimerler kullan›larak yap›lan kablolar ile kaplan›r. Bunun sebebi, yal›tkan olmalar›n›n yan› s›ra, esneme özelli¤ine de sahip olmalar›d›r.

Nobel Ödüllü Bulufl Alan J. Heeger, Alan G. Mac Diarmid ve Hideki Shirakawa adl› bilim adamlar› plasti¤in bir anlamda kendisi ile özdeflleflmifl olan yal›tkanl›k özelli¤ini de¤ifltirmeyi baflard›lar. Art›k polimer de (poliasetilen) hemen hemen bir metal kadar iletken hâle getirilebiliyor. Nitekim bu büyük baflar› 2000 y›l›nda Nobel Kimya Ödülü’ne lay›k görüldü. 1977 y›l›nda Shirakawa, Mac Diarmid ve Heeger; poliasetilen filmlerinin; klor, brom ve iyot buharlar›yla reaksiyonu sonucu, bu filmlerin ilk hallerinden 109 kat daha fazla iletken olabildiklerini gördüler. Bu metodla poliasetilenin iletkenli¤ini 105 S/m2'ye kadar ç›kard›lar. Elektrik kablolar›nda yayg›n olarak kullan›lan bak›r›n iletkenli¤i ise, 108 S/m civar›ndad›r.


www.belgeseller.net Günümüzde polimerler sanayiden, t›bba ve spora kadar her alanda kullan›lmaktad›r.

Elektronik Teknolojisinde Büyük De¤iflimler Bilim adamlar› iletken plastiklerin teknoloji dünyas›nda büyük de¤iflikliklere yol açaca¤›na inan›yorlar. Bu plastikler daha hafif daha küçük devre elemanlar› üretiminde kullan›labilece¤i gibi radara yakalanmayan hayalet uçaklar›n yap›m›nda da kullan›labilecek. Ayr›ca baz› iletken polimerlerin elektrokromik özellikleri, bu polimerlerin; yaz›n, günefl ›fl›¤› alt›nda kararan "ak›ll› pencereler"de kullan›m›na imkân sa¤lamaktad›r. 1977'de iletken polimerlerin keflfinden sonra, iletken polimer bilimi, birçok dalda h›zla geliflmeye bafllam›flt›r. Son olarak, yüksek safl›kta polimerler sentezlendikçe, yar› iletken polimerler elektronik devrelerin yap›m›nda kullan›lmaya bafllanm›flt›r. Yak›n bir zamanda elektronik devrelerin temel parçalar› olan transistorlar, FET'ler ve fotodiyotlar iletken plastiklerden yap›lacak. Askerî sahada ve uzay teknolojisinde kullan›lan araçlar›n hafif olmas› çok önemlidir. E¤er elektronik devreler ve www.arastirma.org

bataryalar polimerlerden yap›labilirse, kullan›lan bu araçlar›n a¤›rl›¤› yaklafl›k % 90 oran›nda azalacakt›r. Öyle ki ileride motor bloklar› alüminyumdan, birçok aksam› sert plâstikten ve elektrik devreleri iletken polimerlerden yap›lan bir otomobili, tek elle itebilmek mümkün olacakt›r. Günümüzde nanoteknolojiye yönelik büyük bir çal›flma var. Ancak Nanoteknoloji ile u¤raflanlar›n karfl›s›nda temel bir sorun var: Nanoteknoloji ile yap›lan devreleri birbirine, ya da bizim kullanabilece¤imiz makro büyüklükteki sistemlere ba¤lamak. fiu an kullan›lan bak›r tellerle böyle bir fleyi yapmaya çal›flmak gemi halat›n› dikifl i¤nesine ba¤lamaya benziyor. Üstelik normal kablo (ilkten) ba¤lant›lar›n› naoteknoloji de kullan›lacak boyutlara indirdi¤inizde iletkenlik özellikleri de¤ifliyor ve kendilerinden beklenen görevi yerine getiremeyebiliyorlar. ‹flte bu noktada plastik iletkenlerin görevi ortaya ç›k›yor. Çünkü iletken plastikler küçültülerek kullan›ma daha müsaitler üstelik onlar küçültüldüklerinde görevlerini aksatm›yorlar. E¤er bu gerçeklefltirilebilirse,

büyük bir ihtimalle mikroskobik boyuttaki devreler iletken polimer telleri ile birbirine ba¤lanacak ve bu devrelerin boyutlar›n› 200 nanometreden 0,2 nanometreye indirmek mümkün olabilecektir. Boyutlardaki bu düflüfl bilgisayarlar›n h›z›n› ve haf›zas›n› 108 kat art›rabilir. Böyle bir geliflme, günümüze kadar devam eden, k›rk y›ll›k bilgisayar teknolojisindeki geliflmeye eflit olacakt›r. Haliyle iletken polimerler, moleküler elektronik dünyas›nda, çok önemli bir role sahip olabilir. K›sa bir süre öncesine kadar, hiç kimse elektrikten korunmak için kullan›lan bir malzemenin, elektrik iletiminde baflrolü oynayabilece¤ini düflünmemiflti. ‹letken polimerler art›k günlük hayat›m›zda yer bulmaya bafllad›lar. Bilim adamlar› atomdaki yarat›l›fl özelliklerini ö¤rendikçe daha birçok yeni materyali üretme imkân›na kavuflacakt›r. Atomun flekli, hareketi, yap›s› ile ilgili yap›lan çal›flmalar, tüm evrende oldu¤u gibi atomda da kusursuz bir düzen, flaflmaz bir denge ve bilinçli bir tasar›m oldu¤u gerçe¤ini ortaya ç›karm›flt›r. Yüce Allah atomu, maddelerin optik, mekanik, iletkenlik, manyetik özelliklerin‹ belirleyecek flekilde yaratm›flt›r. Atomlarla ilgili yap›lan bilimsel her yeni çal›flma hem Allah’›n, üstün yarat›fl›n›n delillerini görmemize vesile olmakta hem de yeni malzemelerin keflfine ›fl›k tutmaktad›r.

ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

35


KURAN B‹LG‹S‹

Dünya hayat›n›n k›sa olmas›, ölümlü olmak ve dünyaya bir kere gelmek, her insan için en önemli gerçeklerdendir. Belli bir yafla kadar insan bu önemli gerçe¤in fark›na varamam›fl olabilir ancak bunu fark etti¤i anda Allah'›n kendisinden istedi¤i flekilde yaflant›s›n› düzenlemesi gerekir. Çünkü dünyadaki hayat k›sad›r ama insan ruhu Allah'›n dilemesiylesonsuza kadar yaflayacakt›r. Sonsuzluk ile k›yasland›¤›nda birkaç dakika hükmünde olan dünya hayat›na ba¤lanmak, buradaki k›sa süreli ve küçük zevkler için sonsuz hayat› gözden ç›karmak elbette ak›lc› bir davran›fl de¤ildir. iç düflündünüz mü; 70 yafl›nda bir insan›n geçmifle yönelik düflünceleri nelerdir? Bu insan her kim olursa olsun muhtemelen yaflad›¤› 70-80 senenin nas›l geçti¤ini anlayamad›¤›n› düflünüyordur. Hatta kendisine sorsan›z belki de; "göz aç›p kapay›ncaya kadar geçti, hiçbir fley anlayamad›m" diyecektir. 20'li yafllardayken, büyük ihtimalle yafllanaca¤›n› pek akl›na da getirmemifl olabilir. Ancak flu an, çok uzak gördü¤ü o dönemin içinde bulunman›n flaflk›nl›¤›n›

H

www.harunyahya.net

yafl›yordur. Ve e¤er ahiret için haz›rl›¤› yoksa bu an› uzak görmekle ne kadar yan›ld›¤›n› da çok iyi anlam›flt›r. Yaflam› boyunca yapt›klar›n› yazmas›n› veya anlatmas›n› isteseniz, en fazla kal›n bir defteri doldurabilir veya en fazla befl, alt› saat arka arkaya anlatabilir. "Koskoca 70 sene" dedi¤i fleyin tamam› iflte bu kadard›r... Bu düflünceler içinde yaflayan kiflinin, akl›nda ise çok önemli baz› sorular vard›r: - "Göz aç›p kapay›ncaya kadar geçip giden bu hayat›n amac› nedir?" - "Ben bu 70 seneyi ne için yaflad›m?" - "Peki bundan sonra ne olacak?"

Piflman Olmadan Önce Bir Hat›rlatma Yukar›daki sorulara birbirinden farkl› cevaplar verecek iki insan grubu vard›r. Bunlardan bir tanesi Allah'a inanmayan, di¤eri ise gönülden kat›ks›z bir imanla Allah'a ba¤lanan kiflilerdir. Birincisi yukar›daki sorularla ilgili olarak büyük olas›l›kla flöyle

36 ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

düflünür: "Hayat›m bugüne kadar bofl bir amaç u¤runa geçip gitti. 70 sene yaflad›m, ama ne için yaflad›¤›m› da aç›kças› pek anlayamad›m. Önce annem babam için yafl›yorum dedim, sonra eflim, sonra ise çocuklar›m... Ama flu an ölüm yaklaflt›. Ölece¤im ve bu dünyadan yok olup gidece¤im. Sonras› m›? Sonra ne olaca¤›n› bilmiyorum ama herhalde herfley bitecek!" Bu insan›n içine düfltü¤ü bofllu¤un nedeni, tüm evrenin, canl›lar›n ve insanlar›n bir amac› oldu¤unu kavrayamam›fl olmas›d›r. Bu amaç, tüm bu varl›klar›n yarat›lm›fl olmas›ndan kaynaklan›r. Akl› olan insan, evrenin her noktas›nda büyük bir plan, düzen ve ak›l oldu¤unu görür ve dolay›s›yla bunlar›n üstün ak›l sahibi bir Yarat›c› taraf›ndan var edildiklerini anlar. Bunlar yarat›lm›fl olduklar›na, rastgele ve bilinçsiz bir süreçle ortaya ç›kmad›klar›na göre, mutlaka bir amaçlar› vard›r. Bu amac›n ne oldu¤u ise, bize herfleyin Yarat›c›s› olan Allah'›n insanlara yol gösterici olarak indirdi¤i Kuran'da flu flekilde bildirilir:


fleylere göre yeniden yaflant›s›n› düzenlemesi gerekir. Çünkü “‹flte Rabbiniz olan hayat çok k›sad›r ama insan Allah budur, öyleyse ruhu -Allah'›n dilemesiyleHalk aras›nda dünya O'na kulluk edin. sonsuza kadar yaflayacakt›r. hayat›n›n k›sal›¤› ve geçicili¤i Yine de ö¤üt al›p Sonsuzun yan›nda 3-5 günlük hakk›nda baz› deyimler hayat›n hiçbir k›ymeti yoktur. kullan›l›r; "ölümlü dünya", "üç düflünmeyecek Ancak bu gerçe¤i kavrayagünlük dünya", "hayat fani" gibi. misiniz?“ mayan iman etmeyen kifliler, Ama bu kal›p sözcükler asl›nda (Yunus Suresi, 3) tüm ömürlerini Allah'› unutarak insanlar›n samimi görüfllerini bofl amaçlar u¤runa tüketirler. yans›tmaz. Bu tarz sözler, Bu gerçekleri göz önünde buOysa bu bofl amaçlara bile lunduran ve Allah'a iman eden kifli toplumun bir gelene¤i gibi, arakavuflmalar› mümkün de¤ildir. lar›nda konuflulan bir sohbet, yukar›daki sorulara do¤ru cevab› Doyumsuzluk içinde yaflarlar ve hatta espri konusudur. Nitekim verecek ve flöyle diyecektir: "Beni her zaman bulunduklar› duruböyle önemli bir konunun herfleyin sahibi olan Allah yaratt› mun ya da sahip olduklar›n›n bir hemen arkas›ndan genellikle ve bu dünyaya gönderdi. Dünyada ad›m ötesini isterler. O ad›ma dünya ile ilgili planlara bafllarlar. bulundu¤um sürece beni Yaratan'a geçince bir ad›m daha, ölene Örne¤in "ölümlü dünya", kulluk etmekle emrolundum ve kadar tatmin olmayan isteklerle "dünyaya bir kere geldik" bunu en güzel flekilde yap›p yapömür sürerler. Arzulad›klar› mad›¤›m denendi. Dünyan›n zaten sözünün akabinde "tabii ki dünyay› tepe tepe yaflayacaks›n" güzellik ve zenginli¤e dünya çok k›sa oldu¤unu, göz aç›p kaflartlar›nda kavuflmalar› mümkün tarz›nda s›¤ mant›klar da öne pay›ncaya kadar geçece¤ini bilide¤ildir. Çünkü her zaman sürebilirler. yordum. Bu yüzden de Allah'a karfl›lar›na sahip olduklar›ndan Oysa ki hayat›n k›sa olmas›, kulluk ettim, bu dünya hayat›n›n daha iyisi ç›kacakt›r. ölümlü olmak ve dünyaya bir geçici süslerine aldanmad›m. Örne¤in, bir kiflinin sat›n kere gelmek, her insan için en Sonras› m›? Hayat›m boyunca iyi almay› fliddetle arzulad›¤› son önemli gerçeklerdendir. Belli bir ifller yapt›¤›m ve Allah'›n r›zas›n› model bir arabay› düflünün. yafla kadar insan bu önemli kazanmaya çal›flt›¤›m için ebedi gerçe¤in fark›na varamam›fl ola- Büyük çaban›n karfl›l›¤›nda sobir mutluluk yurdu olan cennete bilir ancak bunu fark etti¤i anda nunda kavufltu¤u bu araban›n, kavuflmay› umuyorum. Ve çok geçmeden yeni modelleri tüm yaflam›n› gözden geçirmesi Rabbime kavuflaca¤›m günü ç›kacakt›r ve onun için bunlar ve Allah'›n kendisinden istedi¤i sab›rs›zl›kla bekliyorum."

‹nsan Düflünmekten Neden Kaçar

www.arastirma.org

ARAfiTIRMA, Aral›k 2003

37


daha cazip hale gelecektir. Veya senelerce para biriktirip, emek harcay›p sahip oldu¤u bir evi düflünün. Bir gün mutlaka kendisininkinden daha güzel bir evle karfl›laflacak ve kendi evine olan ilgisini kaybedecektir. Sat›n ald›¤› bu mallar›n eskiyerek, bozularak kendisine verece¤i s›k›nt›lar ise ayr› bir ac›d›r. Daha güzelini ve iyisini arama... Sahip olunca eskisinin öneminin kalmamas›... Bir aflama sonra, yeninin de eski durumuna düflmesi; iflte insanlar›n tarih boyunca içinde yaflad›klar› k›s›rdöngü budur. Akl› olan insan›n bu gerçek karfl›s›nda durup, neden dünyan›n peflinde koflman›n kendisine bir sonuç getirmedi¤ini anlamas› ve "benim hayata bak›fl aç›mda köklü bir sorun var m›" diye düflünmesi gerekir. Fakat insanlar›n ço¤u bu ak›lc›l›ktan yoksun bir biçimde, belki de hiçbir zaman yakalaya-

imanlar›n›n ortaya ç›kmas› için türlü flekillerde denenmektedirler. Ölüm vakti geldi¤inde ise Allah'› hakk›yla tan›y›p takdir edebilenler, inkarc›lardan ayr›lacak ve kurtulufla ereceklerdir. mayacaklar› hayallerin peflinden Bu imtihan›n s›rr›n› anlayakoflmaya devam ederler. bilmek için öncelikle evrene tamamen hakim olan Rabbimiz'i Dünya Hayat› çok iyi tan›mak gerekir. O, gökleri, yeri ve bu ikisi aras›ndaki Bir ‹mtihan Yeridir herfleyi yoktan var eden, her Allah, dünya hayat›n›, insanvarl›¤›n Kendisine muhtaç lardan hangilerinin daha güzel davran›fllarda bulunaca¤›n›, kim- oldu¤u, hiçbir fleye ihtiyac› ollerin sadakat gösterip, Kendisi'ne mayan ve bütün eksikliklerden uzak olan Yüce Rabbimiz ba¤l› kalaca¤›n› denemek için Allah't›r. Kuran’da flu flekilde yaratm›flt›r. Baflka bir deyiflle bildirilmektedir: dünya, Allah'tan korkup sak›nanlarla, iman etmeyenlerin “Göklerde ve yerde ay›rt edilmesi için haz›rlanm›fl her ne varsa O'nundur. bir imtihan yeridir. Bu imtihan yerinde güzelliklerle çirkinlikler, fiüphesiz Allah, hiçbir iyiliklerle kötülükler, eksikliklerfleye ihtiyac› olmayan le mükemmellikler biraraya konmufl ve kusursuz bir imtihan sis- (Gani)d›r, övülmeye lay›k oland›r.” (Hac Suresi, 64) temi kurulmufltur. ‹nsanlar,

38 ARAfiTIRMA, Aral›k 2003


‹NTERNET

www.harunyahya.org Harun Yahya’n›n bütün eserlerine online olarak ulafl›labilmesi amac›yla haz›rlanan bu site, oldukça genifl kapsaml› bir içeri¤e sahip. Her yafltan ve her seviyeden herkesin kolayca anlayabilece¤i eserlerin bulundu¤u web sayfas›, her türlü ihtiyaca cevap verecek flekilde tasarlanm›fl. Öyle ki, merak edilen her konu farkl› kategorilerde ele al›narak haz›rlanm›fl. Evrim Teorisinin Çöküflü, Darwinizmin Karanl›k Yüzü, Do¤a ve Yarat›l›fl, Mikrodünya ve Yarat›l›fl, Kuran ve Bilim, Ahir Zaman ve K›yamet, Kuran Bilgisi, Sosyal Sorunlar›n Çözümü, Tarih Politika ve Strateji bunlardan yaln›zca birkaç tanesi. Sitede tam metinleriyle birlikte 190 kitap ve 50 belgesel film ücretsiz olarak sunuluyor. Bunlar›n yan›nda ses kasetleri, makaleler ve dergiler de ayn› flekilde temin edilebiliyor. Sürekli olarak güncellenen web sayfas›nda, interaktif tan›t›mlar sayesinde belgesel filmlerin içerikleri hakk›nda bilgi edinilebiliyor ve her ç›kan yeni kitap ana sayfada ayr›lan bölümden takip edilebiliyor. Sitede yer alan eserler bilgisayara ücretsiz olarak indirilebildi¤i gibi site üzerinden online olarak da siparifl verilebiliyor. Tüm bunlar›n yan›nda; sitedeki geliflmelerden haberdar olmak için e-mail listesine üye olunabiliyor, Harun Yahya’n›n eserleri hakk›nda görüfl bildirilebiliyor ve yaz›lan görüfller okunabiliyor ve eserlerin dünya çap›nda uyand›rd›¤› etki hakk›nda bilgi sahibi olunabiliyor. Site, baflta ‹ngilizce, Almanca, Frans›zca, Boflnakça, Endonezyaca, Arapça, Rusça, Malayca olmak üzere 8 ayr› dilde görüntülenebiliyor. Bunun yan›s›ra içeri¤indeki materyaller 37 dünya diline tercüme edilmifl durumda.

40 ARAfiTIRMA, Aral›k 2003


Arastirma sayi 26 aralik 2003 tr