Issuu on Google+


2 8 10 14 16

KAPAK KONUSU:

KIBRIS’TA KÜLTÜREL ÇÖZÜM M‹LL‹ VE MANEV‹ UYANIfi Adadaki Türk varl›¤›n›n devam›, diplomatik ve siyasi tedbirlerin ötesinde, kendisini "Türk" olarak hisseden, bu kavram›n ifade etti¤i milli ve manevi de¤erleri benimsemifl bir halk›n varl›¤›na ba¤l›d›r.

B‹L‹M: fi‹MfiEKTE SAKLI GÜÇ

GÜNCEL: DÜNYA B‹R “‹SLAM B‹RL‹⁄‹”NE MUHTAÇ

‹NCELEME: ‹MANLARINA ZULÜM KARIfiTIRANLAR TAR‹H: TAR‹H‹ ÇALIfiMALARIN ORTAYA ÇIKARDI⁄I KURAN MUC‹ZELER‹

Kuran'da, Eski M›s›r döneminde geçen k›ssalar› anlatan ayetlerden bir bölümünün mucizelere iflaret etti¤i, ancak yak›n zamanda yap›lan arkeolojik kaz›lar ve Eski M›s›r dilinin çözülmesinden sonra anlafl›labilmifltir. Bu mucizeler, Kuran’›n Allah’›n sözü oldu¤unu bizlere bir defa daha göstermektedir.

20 24 26 28 30 34

‹NCELEME: TESADÜF MUC‹ZE YARATMAZ!

B‹L‹M: 14. KROMOZOMUN KEfiF‹

‹NTERNET: www.radyoharunyahya.com ‹NCELEME: 2003 ‹Ç‹N DÜNYANIN DURUM RAPORU

GÜNCEL: AH‹R ZAMANIN SON ALAMETLER‹ ‹NCELEME: ‹Ç ‹ÇE GEÇM‹fi ÜÇ SAPKIN DÜfiÜNCE

Bat› ülkelerine hakim olan materyalist anlay›fl›n üzerini örten Budizm ve benzeri sahte manevi örtüler, ‹slam ahlak›n›n yay›lmas›yla birlikte ortadan kalkacakt›r.

37

TÜRK DÜNYASI: 11 EYLÜL’Ü BAHANE EDENLER

D›fl Politika, Kültür ve Tarihte ARAfiTIRMA Sahibi ve Sorumlu Müdür: Cihan AKÇALI Renk Ayr›m›: U¤ur Grafik Bask› - Matbaa: FSF Matbaac›l›k Da¤›t›m: D.P.P.-YAYSAT Adres: Akdeniz Cad. Hakperest Sok. No.10/3 Fatih/‹stanbul Tel: 0212 5326255 Fax: 0212 5325528 Avrupa Tel (Köln): 0177 2473203

Araflt›rma'dan ›br›s konusu son elli y›ld›r Türkiye’nin gündeminden hiç düflmedi. Ancak konunun çok önemli bir yönü daha vard›r ki, flimdiye dek yeterince ele al›nmam›flt›r. Bu, K›br›s Türkü'nün, Türkiye'ye ve milli kimli¤imize olan ba¤l›l›¤› meselesidir. Adadaki Müslüman-Türk varl›¤›n›n devam›, diplomatik ve siyasi tedbirlerin ötesinde, kendisini "Müslüman-Türk" olarak hisseden, bu kavram›n ifade etti¤i milli ve manevi de¤erleri benimsemifl bir halk›n varl›¤›na ba¤l›d›r. Bu sosyolojik mesele, asl›nda konunun en can al›c› noktas›n› oluflturmaktad›r. Adada, milli ve manevi kimli¤ini tam olarak sahiplenmifl bir halk olmazsa, Kuzey K›br›s Türk Cumhuriyeti'nin veya bir baflka yap› içinde de olsa egemen bir Türk yönetiminin varl›¤› da anlams›z hale gelir. Bu say›m›z›n kapak konusunu “K›br›s’›n Milli ve Manevi Aç›dan Kalk›nd›r›lmas›na” ay›rd›k. Milli ve manevi de¤erleri yücelten bir kültür kampanyas›n›n, "kültürel erozyon" tehlikesiyle karfl› karfl›ya kalan her yerde, özellikle de Kuzey K›br›s'ta ivedilikle bafllat›lmas› gereklidir. Kuzey K›br›s Türkü; sahip oldu¤u Türk kimli¤i, Müslüman kimli¤i ve Osmanl› miras› konusunda modern kitle iletiflim araçlar›yla bilinçlendirilmelidir. Müslüman-Türk kimli¤inin neden bir gurur ve fleref vesilesi oldu¤unu, bu kimli¤i tafl›yan insanlar›n as›rlar boyunca tüm dünyaya nas›l nizam verdi¤ini kavramal›d›rlar. Son aylarda Hz. Mehdi’nin geliflinin, Hz. ‹sa’n›n yeryüzüne dönüflünün ve Kuran ahlak›n›n yeryüzüne hakim olaca¤› gerçe¤inin anlat›lmas›ndan kaç›nan, bu konuyu gözard› etmeye çal›flan, bu konuyu gündeme getiren kiflilere a¤›r elefltiriler yönelten baz› gazete, kitap ve dergilerdeki yorumlara çok s›k rastl›yoruz. ‹yi niyetli olarak ve bu konunun suistimal edilmesini engellemek üzere yap›ld›¤›n› düflündü¤ümüz söz konusu yorumlar konusunda oluflacak yanl›fl anlafl›lmalar› düzeltmek için haz›rlanm›fl genifl bir dosyay› bu say›m›zda sizlere sunuyoruz. Bu say›m›zda Ortado¤u’da ‹srail vahfletini gözler önüne seren “Ortado¤u Sorunu ve ‹srail” konulu belgesel VCD ile “Endülüs” konulu belgesel VCD’yi sizlere hediye olarak veriyoruz. Görüfl ve önerilerinizi bize e-mail, faks ve mektup yolu ile ulaflt›rabilirsiniz… Yeni bir say›da buluflmak üzere…

K


KAPAK KONUSU

www.harunyahya.org

Adadaki Türk varl›¤›n›n devam›, diplomatik ve siyasi tedbirlerin ötesinde, kendisini "Türk" olarak hisseden, bu kavram›n ifade etti¤i milli ve manevi de¤erleri benimsemifl bir halk›n varl›¤›na ba¤l›d›r. ›br›s meselesi, Birleflmifl Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'›n önerdi¤i yeni çözüm plan› ve Avrupa Birli¤i’nin, Güney K›br›s'› Birli¤e dahil etme sürecinin flekillenmesi ile birlikte bir kez daha gündemde. Türkiye, hakl› olarak, Kuzey K›br›s'›n egemenlik haklar›n›n elinden al›nmas›na, Kuzey'deki Türklerin adada "az›nl›k" durumuna düflürülmesine karfl› tav›r al›yor. Türkiye’nin K›br›s politikas› iki hayati kayg› üzerinde flekilleniyor: 1) Kuzey K›br›s'taki Türk toplumunun güvenli¤i, 2) K›br›s'›n Türkiye aç›s›ndan tafl›d›¤› stratejik önem.

K

2ARAfiTIRMA, Mart2003

Bu noktalar›n ikisi de hakl› ve gerçekçidir. K›br›s'›n tek bir devlet oldu¤u 1974 öncesi dönemde, adadaki soydafllar›m›za karfl› korkunç sald›r›lar düzenlendi¤i, uzun vadeli bir soyk›r›m yürütüldü¤ü herkesin bildi¤i bir gerçektir. Bu vahfletin tekrarlanmamas› için gerekli önlemlerin al›nmas› zorunludur ve bunun en baflta gelen önlemi, adan›n "iki toplumlu ve iki bölgeli" bir yap›da devam etmesidir. Birleflik bir K›br›s'ta, 1974 öncesindeki terör ve anarfli yaflanmasa bile, Türkler kendilerini psikolojik bir bask› alt›nda hissedecekler, tedirgin bir yaflam süreceklerdir ki, bu da kabul edilemez. K›br›s'›n Türkiye aç›s›ndan stratejik önemi ise, hem somut askeri ve siyasi gerçeklerden hem de psikolojik etkisinden kaynaklanmaktad›r. K›br›s Türkiye'nin milli davas›d›r. Adadaki Türk siyasi varl›¤›n›n sona ermesi, ister istemez bu milli davan›n kayb› olarak yorumlanacak ve bu da tüm milli moral üzerinde olumsuz bir etki meydana getirebilecektir. K›br›s'taki "toprak kayb›"n›n, Türkiye içindeki birtak›m bölücü unsurlara "moral dopingi" yapmas›, onlar›n bölücü hayallerine emsal teflkil etmesi riski de söz konusudur.

Gerek devletimizin ilgili kurumlar› gerekse Kuzey K›br›s Türk Cumhuriyeti yönetimi -baflta Say›n Rauf Denktafl olmak üzere- bu gerçeklerin bilincindedirler ve Kuzey K›br›s'›n egemenlik haklar›n› savunmay› sürdürmektedirler. Bu konudaki resmi politikan›n son derece yerinde oldu¤u kanaatindeyiz. Ancak konunun çok önemli bir yönü daha vard›r ve bu konu flimdiye dek yeterince ele al›nmam›flt›r. Bu, K›br›s Türkü'nün Türkiye'ye ve Türk milli kimli¤ine olan ba¤l›l›¤› meselesidir. Adadaki Türk varl›¤›n›n devam›, diplomatik ve siyasi tedbirlerin ötesinde, kendisini "Türk" olarak hisseden, bu kavram›n ifade etti¤i milli ve manevi de¤erleri benimsemifl bir halk›n varl›¤›na ba¤l›d›r. Bu sosyolojik mesele, asl›nda konunun en can al›c› noktas›n› oluflturmaktad›r. Adada, Türklük kimli¤ini


tam olarak sahiplenmifl bir halk olmazsa, Kuzey K›br›s Türk Cumhuriyeti'nin veya bir baflka yap› içinde de olsa egemen bir Türk yönetiminin varl›¤› anlams›z hale gelir. (Harun Yahya, Türk’ün Yüksek Seciyesi)

Annan Plan› Neden Sak›ncal›? BM Genel Sekreteri Kofi Annan’›n, K›br›s sorununa çözüm olarak sundu¤u ve her iki ülke temsilcilerine gönderdi¤i rapor detayl› biçimde incelendi¤inde, Türkiye’nin ve KKTC'nin ihtiyatl› tavr›n›n hakl›l›¤› aç›kça ortaya

www.arastirma.org

ç›kmaktad›r. Görüflmelere zemin olmas› istenen raporda göze çarpan en ciddi sak›ncalar Genelkurmay Baflkanl›¤› toplant›s›nda da ele al›nm›fl ve ancak bunlar›n düzeltilmesi durumunda K›br›s’ta muhtemel bir çözümün olabilece¤i vurgulanm›flt›r. Annan Raporu’nun K›br›sl› Türklerin ve Türkiye’nin aleyhinde sonuçlar do¤urabilecek yönleri flöyle s›ralanabilir: 1) Raporda her iki ülke için sunulan haritalar›n kabul edilmesi durumunda, Türk kesiminin s›n›rlar› 1974 öncesindeki

duruma geri dönecektir. Bu, K›br›s Türkleri için çok sak›ncal› bir durum ortaya ç›karacak, örne¤in Lefkofla’dan Ma¤usa’ya gitmek isteyen bir Türk en az 4 kez Rum kontrol noktas›ndan geçmek zorunda kalacakt›r. 2) Adadaki Türk askerlerinin say›s›n›n

10 binin alt›nda tutulmas›, hem K›br›s Türklerini hem de Türkiye’yi olas› bir tehlike karfl›s›nda tehdit alt›na sokacakt›r. 3) 20 y›l içinde 60 bin Rum’un Kuzey K›br›s’a yerlefltirilmesi öngörülmüfltür. Bu, Türk topraklar›n›n dörtte birinden fazlas›n›n Rum taraf›na verilmesi, K›br›s’›n en stratejik bölgelerinin ve en verimli tar›m arazilerinin Rumlara terk edilmesi, ayr›ca 60 bin K›br›sl› Türk’ün yerlerini yurtlar›n›

ARAfiTIRMA, Mart 2003

3


1974’de yap›lan K›br›s Bar›fl Harekat›ndan bir foto¤raf.

Lefkofla Mitingleri ve Kimlik Erozyonu

b›rakarak göçmen durumuna düflürülmesi demektir. Bu soydafllar›m›z›n nas›l yeniden yerlefltirilece¤i, yaflayacaklar› ma¤duriyetlerin nas›l giderilece¤i, kay›plar›n›n nas›l karfl›lanaca¤› sorular› yan›ts›zd›r. 4) Türkiye’nin garantörlük haklar›n›n ortadan kalkmas› veya kapsam›n›n daralt›lmas› da yine Türkiye ve K›br›sl› Türkler için güvenlik aç›s›ndan büyük sak›ncalar içermektedir. Bu nedenle KKTC Cumhurbaflkan› Say›n Denktafl'›n Annan Plan› karfl›s›ndaki elefltirel tavr› son derece hakl›d›r. Nitekim devletimizin yetkili makamlar› da Annan Plan›'n›n sak›ncalar›n›n bilincindedir ve bu nedenle Say›n Denktafl'a destek vermektedirler. Say›n Denktafl, üzerine düflen a¤›r sorumlulu¤u yerine getirmeye çal›fl›rken K›br›sl› Türklerin haklar› kadar onlar› kurtarmak için can›n› vermifl olan flehitlerimizin de hat›ras›n› düflünerek hareket etmektedir. Ayn› bilincin sadece belirli bir kesim de¤il, tüm Kuzey K›br›s halk› taraf›ndan paylafl›lmas› gerekir.

4 ARAfiTIRMA, Mart 2003

Mitinglerin sembolik manzaras› da dikkat çekicidir: Say›n Denktafl'›n Bayrak Televizyonu'ndaki aç›klamalar›nda da vurgulad›¤› gibi, mitinglerde hiç KKTC bayra¤› aç›lmam›fl, Türk bayra¤› dalgaland›r›lmam›fl, bunlar›n yerine Avrupa Birli¤i bayraklar› tercih edilmifltir. Hatta son mitingde 1974 öncesinde var olan, Rum egemenli¤indeki birleflik K›br›s Cumhuriyeti bayra¤› aç›lm›flt›r ki, her ne kadar tepki üzerine indirilmiflse de, bu hareket adadaki "Türk kimli¤i"nin devam› aç›s›ndan endifle verici bir görüntüdür... Bu mitinglere kat›lanlar›n say›s›n›n 30 bine kadar ç›kt›¤› yönünde tahminler vard›r. Adan›n Türk nüfusunun 150 bin civar›nda oldu¤u düflünülürse, bu rakam›n oldukça kayda de¤er bir say› oldu¤u görülebilir. Bu mitingleri ve bunlara kat›lan kitleyi görmezden gelmek, mümkün de¤ildir. Yap›lmas› gereken, ortada ciddi bir "kimlik erozyonu" oldu¤u gerçe¤ini kabul etmek ve bunun çözümlerini aramakt›r. Bir kimlik erozyonunun yegane çözümü ise, o kimli¤i oluflturan de¤erlerin güçlendirilmesinden geçmektedir.

K›br›s'ta yaflanan son geliflmeler, adadaki Türk toplumunda milli bilinç konusunda ciddi bir çözülme oldu¤u izlenimi vermektedir. Son haftalar içinde, K›br›s Türk Ticaret Odas›’n›n önderli¤inde “ortak vizyon“ adl› olufluma dahil 92 sivil toplum kuruluflunun kat›l›m›yla Lefkofla'da düzenlenen mitinglerde, "çözüm" ça¤r›s› yap›lm›fl, ancak hakl› gibi gözüken bu ça¤r›n›n alt›nda baz› vahim mesajlar da verilmifltir. Mitinge kat›lanlar, Kuzey K›br›s Türk Cumhuriyeti'nin varl›¤›na dolayl› da olsa karfl› ç›km›fllar, adada Rumlar ile ortak bir yönetim kurulmas› ve Birleflmifl Milletler'in öne sürdü¤ü -ve Türk taraf›n›n ç›karlar›n› gözetmeyen- plan›n itirazs›z kabul edilmesi ça¤r›s›nK›br›s ‹çin da bulunmufllard›r. At›lan sloganlarKültür Kampanyas› da "Avrupa Birli¤i vatandafll›¤›" ön ‹çinde yaflad›¤›m›z devir, dünya taplana ç›km›fl, "Müslüman Türk" kimrihinde daha önce bir benzeri bulunli¤i üzerinde en mayan "globalleflme" ça¤›d›r. Bas›n, ufak bir vurgu yap›lmam›flt›r. Soldan sa¤a Glafkos Klerides Kofi Annan Rauf Denktafl


televizyon, internet, sinema gibi kitle iletiflim araçlar›, dünyan›n dört bir yan›n› birbiriyle her an buluflturmaktad›r. Kültürler, daha önce hiç olmad›¤› kadar birbirleriyle içiçe girmifl durumdad›r. Böylesine bir dünyada bir milletin varl›¤›n› korumas› için, hem global de¤erleri ve araçlar› benimsemesi, hem de kendi milli de¤erlerini çok iyi muhafaza etmesi gerekir. Bunun yolu ise, modern ça¤›n araçlar›n› ve yöntemlerini kullanarak, milli ve manevi de¤erlerin yüceltilmesidir. Global kültürün öncüsü olan ABD bu politikay› kendi aç›s›ndan oldukça bilinçli bir flekilde yürütmektedir: Amerikan filmlerinde çok yo¤un biçimde gözlemlenen Amerikan milliyetçili¤i herkesin malumudur. 11 Eylül'ün hemen ard›ndan tüm ABD'ye Amerikan bayraklar›, Amerika'n›n milli ve dini de¤erlerini, Allah'a güvenini ifade eden sloganlar egemen olmufltur. Baflta Baflkan Bush olmak üzere, devlet adamlar›, verdikleri mesajlarda Amerika'n›n milli ve dini de¤erlerini sürekli ön plana ç›karmaktad›rlar. ‹flte milli ve manevi de¤erleri yücelten böyle bir kültür kampanyas›n›n, "kültürel erozyon" tehlikesiyle karfl› karfl›ya kalan her yerde, özellikle de Kuzey K›br›s'ta ivedilikle bafllat›lmas› gereklidir. Kuzey K›br›s Türkü; sahip oldu¤u Türk kimli¤i, Müslüman kimli¤i ve Osmanl› miras› konusunda modern kitle iletiflim araçlar›yla bilinçlendirilmelidir. Müslüman-Türk kimli¤inin neden bir gurur ve fleref vesilesi oldu¤u, bu kimli¤i tafl›yan insanlar›n as›rlar boyunca tüm dünyaya nas›l nizam verdi¤i anlat›lmal›d›r. www.arastirma.org

Bu kampanya çerçevesinde, Türk milli ve manevi de¤erlerini Kuzey K›br›s halk›na daha güçlü bir biçimde yerlefltirmek için: 1) K›br›s'›n tüm gazete ve dergilerinde ve K›br›s televizyonu Bayrak TV'de yo¤un bir kültürel seferberlik yürütülmeli; Türk tarihi, Osmanl› tarihi, Müslüman-Türk ahlak›, 1974 öncesinde K›br›s'ta yaflanan olaylar, 1974'teki Bar›fl Harekat›'n›n K›br›s halk›na kazand›rd›klar› gibi önemli konular; aç›k, anlafl›l›r, düzeyli ve kaliteli yaz› ve yap›mlarla halka anlat›lmal›d›r. 2) KKTC'nin dört bir yan›nda konferanslar düzenlenmeli, üstte say›lan konular halka yüz yüze anlat›lmal›, halk›n bu konudaki görüflleri de¤erlendirilmeli, sorular› yan›tlanmal›d›r. 3) Kuzey K›br›s halk›n›, mevcut yönetime küstüren birtak›m hatal› politikalar ve uygulamalar varsa, bunlar da bir an önce düzeltilmeli, halk›n KKTC'ye ve Türkiye'ye olan güvenini perçinleyecek sosyal politikalar gelifltirilmeli, insanlar›n sorunlar›na çözümler getirilmeli, halk bu çözümleri

"Güney'le entegrasyon"da aramaktan kurtar›lmal›d›rlar. Bu konularda devletimizin ve KKTC'nin sivil toplum örgütleriyle iflbirli¤i yapmas› gerekti¤i ise aç›kt›r. Devletimiz kuflkusuz gerekli politikalar›n belirlenmesi ve uygulanmas› konusunda gerekeni yapacakt›r, ancak kültürel kampanyalar en iyi ve etkili biçimde gönüllü sivil toplum kurulufllar› taraf›ndan yürütülebilir. Bu konuda tecrübe ve birikim sahibi olan vak›f ve dernekler, göreve ça¤r›lmal› ve desteklenmelidir. Bilim Araflt›rma Vakf›, bu konuda üzerine düflen görevi yapmaya, tüm Türkiye'de büyük bir azim ve hizmet aflk›yla yürüttü¤ü kültürel e¤itim kampanyalar›n› Kuzey K›br›s'ta da yürütmeye taliptir. E¤er bu çal›flmalar baflar›l› ve etkili bir biçimde yürütülür, devletimiz bunun için gerekli deste¤i sa¤larsa, o zaman Kuzey K›br›s'taki "kültür erozyonunun" da k›sa sürede önü al›nacakt›r. Ve Kuzey K›br›sl› soydafllar›m›z, kendilerini Avrupa Birli¤i bayra¤› açmaya iten yan›lg›dan s›yr›larak, yeniden Ay-Y›ld›z alt›nda onur, mutluluk ve güven bulacaklard›r. ARAfiTIRMA, Mart 2003

5


ilim Araflt›rma Vakf›’n›n düzenledi¤i “K›br›s ‹çin Gerçek Çözüm” konulu toplant›, 6 fiubat Perflembe akflam› Ç›ra¤an Kempinski oteli Bellini salonunda yap›ld›. Çok say›da tan›nm›fl siyasetçi, diplomat, bilim adam› ve emekli generalin kat›ld›¤› toplant› genifl ilgi gördü. K›br›s konulu foto¤raf sergisi ve sinevizyon gösterisi ilgi ile izlendi. Agah Oktay Güner aç›fl konuflmas›nda, vak›f yöneticilerini böyle bir toplant› düzenledikleri için tebrik etti. Agah Oktay Güner, kat›lamayan davetlilerin baflar› dileklerini içeren mesajlar›n› iletirken, KKTC Cumhurbaflkan› Sn. Rauf Denktafl’›n BAV Baflkan› Sn. Tarkan Yavafl’a hitaben yazm›fl oldu¤u mektubu okumas› izleyiciler taraf›ndan uzun süre alk›flland›.

B

‹ki Toplumu Birlefltirmek Felaket Getirir Bir hukukçu ve siyaset bilimci olan KKTC Girne milletvekili ‹lker Nevzat, konuflmas›na BAV mensuplar›na, hizmetlerinden dolay› teflekkür ederek bafllad›. A¤rl›kl› olarak K›br›s adas›n›n stratejik konumu ve Kofi Annan plan›n› de¤erlendirdi¤i konuflmas›nda, “sorunun yaln›zca iki toplumun aras›ndaki ihtilaf olarak de¤erlendirmenin yanl›fl olaca¤›n›” söyledi. Adan›n 3 k›tan›n birleflti¤i, petrol ve di¤er ikmal yollar›n›n tam ortas›nda bulundu¤unu, bu yüzden de devletlerin ç›karlar›n›n yar›flt›¤›n› aktard›. ‹ngilizlerin 19.yüzy›l›n bafl›ndan beri adada garantör devlet 6 ARAfiTIRMA, Mart 2003

olarak 2 büyük askeri üsse sahip oldu¤u ve bu alanlar›n›n adan›n toplam yüzölçümünün %3’üne tekabül etti¤ini belirtti. 30 y›ld›r ayr› yaflayan iki toplumu birlefltirmenin felaket do¤uraca¤›n› anlatan Nevzat, Annan plan›n›n bu yüzden kabul edilemez oldu¤unu belirtti. KKTC Cumhurbaflkan› Dan›flman› Sebahattin ‹smail konuflmas›nda K›br›s Türklerinin medyadaki propaganda yolu ile Türkiye’den kopar›lmaya çal›fl›ld›¤› üzerinde durdu. Psikolojik bir harekat yürütülmekte oldu¤u ve böylece K›br›s’l› Türklerin sanki anavatana baflkald›rm›fl gibi gösterilmeye çal›fl›ld›¤›n› söyledi. Miting alanlar›nda “Biz Rum de¤iliz, Türk de¤iliz, K›br›sl›y›z” yazan pankartlar›n küçük bir az›nl›¤›n görüflünü yans›tt›¤›, özellikle solcu görüflüyle tan›nan Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin çal›flmas› oldu¤unu anlatt›. Bu partinin güneydeki komünist AKEL partisinin kuzeydeki uzant›s› oldu¤unu belirtti. Benzer flekilde, “Türkiye AB’ye girmek için sizden vazgeçti” propagandas› da yap›ld›¤›n› anlatt›.

Türk Bayra¤› Ebediyen Dalgalanacak Ulusal Türk Kurulufllar› Dünya Konseyi Baflkan›, Akdeniz TV ve Volkan gazetesi sahibi Hüseyin Macit Yusuf yapt›¤› konuflmas›nda, K›br›s’ta KKTC devletinin devam› için verdikleri mücadeleyi anlatt›. Türk bayra¤› orda Dünya varoldu¤u sürece gönderde

kalacakt›r. KKTC’yi yaflatmaya devam edece¤iz. Yeter ki Anavatan’daki destek devam etsin. Bu dava dünyadaki 300 milyon Türk’ün davas›d›r, Türklük davas›d›r.”dedi. 1974’teki bar›fl harekat›yla bask› rejiminden kurtulduklar›n› ancak flimdi Annan plan› ile KKTC’nin Bat› Trakya konumuna sokulmaya çal›fl›ld›¤›ndan yak›nd›. Medyada da bu yönde bir propaganda yap›ld›¤›n› belirtti.

BAV: KKTC’nin Bekas›n›n Teminat›y›z BAV baflkan› Tarkan Yavafl yapt›¤› konuflmas›nda, K›br›s’›n milli meselemiz oldu¤u ve vazgeçebilece¤imiz bir toprak olmad›¤›n› anlatt›. “Annan plan› kabul edilemezdir, adan›n güvenli¤i, soydafllar›m›z›n hayat› tehlikeye düflmektedir.” dedi. Bu planla beraber psikolojik bir savafl›n da yürütülmekte oldu¤unu belirten Yavafl, “ada halk› bizden kopar›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Biz de bundan sonra gereken deste¤i verece¤iz. Oluflturulacak fiziki köprüleri de¤il manevi köprüleri kimse y›kamaz, araya kimse giremez. BAV gibi sivil toplum kurulufllar›na düflen, bu politikalar› desteklemektir. Propaganda yöntemleri ayd›nlat›c› çal›flmalarla bertaraf edilmelidir. Bu gece burada konuflulanlar burada kalmayacak ve vak›f olarak TC’nin bekas›n›n teminat› olaca¤›z.” dedi. KKTC Cumhurbaflkan› Rauf Denktafl’a sa¤l›k temennileri ile toplant› sona erdi.


B‹L‹M

imflek, sa¤anak ya¤murda, atmosferdeki elektri¤in boflalmas› esnas›nda oluflan parlak ›fl›kt›r. Peki bu parlak ›fl›k ne zaman oluflur? fiimflek, atmosferin iki ayr› noktas›nda, yani bulut ve yer ya da iki bulut aras›nda oluflabilece¤i gibi, tek bulut içindeki elektrik geriliminin yüksek bir de¤ere ulaflt›¤› zaman da meydana gelebilmektedir. Y›ld›r›m en az iki çakma fleklinde gerçekleflir. ‹lk boflalmada, buluttan yere eksi yük (-) akar. Bu çok parlak bir çakma de¤ildir. Ve genellikle ana kanaldan d›flar› do¤ru saç›lan bir çok dal görülür. Bu ilk çakma yere yaklaflt›kça, çarpaca¤› noktada oluflan z›t bir yük ve ayn› kanal›n içinde yerden buluta do¤ru art› yük tafl›yan ikinci bir ak›m oluflturur. ‹ki çakma genellikle yerden 50 m yükseklikte karfl›lafl›r. Birleflme noktas›nda bulut ile yer aras›nda k›sa devre oluflur ve bunun sonucunda kanal›n içinden buluta do¤ru yönelen çok parlak yüksek bir elektrik ak›m› gerçekleflir. Bu elektrik ak›m›nda, bulut ile yer aras›ndaki potansiyel fark› birkaç milyon voltun üzerindedir.

Binlerce Santralden Daha Fazla Elektrik Üretimi Tek bir flimfle¤in yayd›¤› enerji dahi Amerika’daki tüm elektrik santrallerinin üretti¤i enerjiden daha fazlad›r. fiimfle¤in olufltu¤u kanaldaki s›cakl›k 10.000 °C kadard›r. Demiri eriten yüksek f›r›nlarda oluflan s›cakl›k 1050-1100 °C aras›ndad›r. En küçük flimfle¤in üretti¤i s›cakl›k ise bunun 10 kat›d›r. Bu kavurucu s›cakl›k flimfle¤in dünyada bulunan elementleri kolayl›kla kavurup yok edebilmesi demektir. Bir baflka karfl›laflt›rma yapmam›z gerekirse, güneflin yüzeyindeki s›cakl›k 700.000 °C kadard›r. Yani, flimfle¤in s›cakl›¤›, güneflin yüzeyindeki s›cakl›¤›n›n 1/70’idir. fiimfle¤in yayd›¤› ›fl›k ise 10 milyon tane 100 wattl›k ampülün yayd›¤› ›fl›ktan daha fazla ayd›nl›k verir. Örneklendirmek gerekirse; ‹stanbul’daki her evde bir ampul yansa, çakan tek bir flimflek etraf› bunlardan daha fazla ayd›nlat›r. Allah, Kuran’da flimfle¤in bu harika par›lt›s›na flöyle dikkat çeker: “... flimfle¤inin par›lt›s› neredeyse gözleri kamaflt›r›p götürüverecektir.” (Nur Suresi, 43)

8 ARAfiTIRMA, Mart 2003


www.belgeseller.net

surelerden biri olan Ra’d Suresi’nin anlam› “gök gürültüsü”dür. Allah, flimflek ile ilgili ayetlerde flimfle¤i bir korku ve umut olarak insanlara gösterdi¤ini bildirmifltir. Gerçekten de flimfle¤in çakmas› ya¤murlar›n ya¤aca¤›na iflarettir ve ya¤murlar ya ekinlere bereket olarak umut verecektir ya da sel, taflk›n, toprak kaymas› gibi felakete sebep olarak insanlar› korkutacakt›r. Allah, Rum Suresi’nde flöyle bildirmifltir: “Size bir korku ve umut (unsuru) olarak flimfle¤i göstermesi ile gökten su indirmek suretiyle ölümünden sonra yeri onunla diriltmesi de, O'nun ayetlerindendir. fiüphesiz bunda, akl›n› kullanabilecek bir kavim için gerçekten ayetler vard›r.” (Rum Suresi, 24) Allah, flimfle¤in çakmas›yla oluflan gök gürültüsünün Kendisi’ni tesbih etti¤ini bildirmifltir. Allah yine ayn› ayetinde flimflekleri diledi¤inde inkar edenleri cezaland›rmak için gönderd i¤ini de belirterek insanlar› flöyle uyarm›flt›r: “Gök gürültüsü O'nu hamd ile, melekler de O'na olan korkular›ndan tesbih ederler.. O, y›ld›r›mlar› gönderip bununla diledi¤ine çarpar; onlar ise Allah hakk›nda çekiflip-tart›fl›rlar. O, gücü (ve cezas›) pek çetin oland›r.” (Rad Suresi, 13) Allah flimfleklerde bizler için birçok hikmetler var etmifltir. fiimdiye kadar belki birçok insan›n hiç bu kadar detayl› düflünmedi¤i, insana korku ve umut duygular› hissettiren gök gürlemesinin Allah korkusunun Yahya, Do¤adaki Tasar›m) artmas›na vesile oldu¤unu, Allah’›n dilemeAllah flimfle¤e Kuran’da özel si ile insanlara belli amaçlar için gönderildiolarak dikkat çekmifltir. Kuran’daki ¤ini düflünmeli ve flükretmeliyiz.

Oluflan y›ld›r›m ise yere son derece h›zl› düfler. Bir y›ld›r›m, saatte 96.000 km h›zla iner. ‹lk çakma birleflme noktas›na ya da yüzeye 20 milisaniyede, dönüfl çakmas› ise buluta 70 mikrosaniyede ulafl›r. fiimflek toplam yar›m saniye kadar sürer. fiimflek s›ras›nda oluflan gök gürültüsünün nedeni ise, flimflek kanal›n›n çevresindeki havan›n bir anda ›s›nmas›ndan kaynaklan›r. Bunun sonucunda hava ses üstü h›zla genleflir ama birkaç metre sonra flok dalgas› normal bir ses dalgas›na dönüflür. Ses dalgalar› daha sonra ortamdaki hava ve yüzey flekillerince biçimlenir. Birbirini izleyen patlama ve çat›rdamalar›n sebebi de budur. fiimfle¤in tüm özelliklerini göz önünde bulundurdu¤umuzda bu olay›n mucizevi bir oluflumdan ibaret oldu¤u ortaya ç›kmaktad›r. Çünkü gözle görülemeyen (+) ve (–) yüklü parçac›klar›n aras›ndan böylesine büyük bir gücün ç›kmas› flimfle¤in bilinçli olarak yarat›ld›¤›n› göstermektedir. Ayr›ca bu güçten bitkiler için faydal› olan azot moleküllerinin ortaya ç›kmas›, flimfle¤in belli bir hikmetle yarat›ld›¤›n› da ispatlar. (Harun

www.arastirma.org

ARAfiTIRMA, Mart 2003

9


GÜNCEL / SÜLEYMAN DAVUT

11 Eylül 2001'deki terör eylemleri, dünyan›n siyasi ve stratejik dengelerini tamamen de¤ifltiren bir dönüm noktas›yd›. Bu nedenle baz› yorumcular siyasi anlamda 21. yüzy›l›n 11 Eylül'le bafllad›¤›n› belirtmekteler. Geçti¤imiz 20. yüzy›la flekil veren en önemli fikri unsur, ideolojiler ve ideolojiler aras›ndaki iliflkilerdi. 21. yüzy›la ise medeniyetler, inançlar ve onlar›n aras›ndaki iliflki yön verecektir. 10 A R A fi T I R M A , M a r t 2 0 0 3

az›lar› medeniyetler ve inançlar aras›ndaki bu iliflkinin "çat›flma" temelli olaca¤›n› iddia ediyorlar. Oysa olmas› gereken ve bizim diledi¤imiz tablo, inançlar ve medeniyetler aras›nda bar›fl ve dostlu¤un hakim olmas›d›r. Bir Müslüman olarak bize bu konuda yol gösteren kaynak Kuran'd›r. Allah Kuran’da insanlar aras›ndaki farkl›l›klar›n bir "tan›flma" vesilesi olmas› gerekti¤ini bildirmifltir: “Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir difliden yaratt›k ve birbirinizle tan›flman›z için sizi halklar ve kabileler (fleklinde) k›ld›k. fiüphesiz, Allah Kat›nda sizin en üstün (kerim) olan›n›z, (›rk ya da soyca de¤il) takvaca en ileride olan›n›zd›r. fiüphesiz Allah, bilendir, haber aland›r.” (Hucurat Suresi, 13) Allah bir di¤er ayetinde ise, Müslümanlara; Kitap Ehli'ne yani Yahudi ve H›ristiyanlara iyilikle davranmalar›n› emretmektedir: “‹çlerinde zulmedenleri hariç olmak üzere, Kitap Ehline en güzel olan bir tarz›n d›fl›nda karfl›l›k vermeyin. Ve deyin ki: "Bize ve size indirilene iman ettik; bizim ‹lah›m›z da, sizin ‹lah›n›z da birdir ve biz O'na teslim olmufluz."

B

(Ankebut Suresi, 46)

Müslümanlar›n yeryüzündeki farkl› insan gruplar›na hoflgörü ile yaklaflmas› ve tüm bu farkl› gruplar aras›nda bar›fl ve karfl›l›kl› tolerans sa¤lanacak bir dünya düzeni kurulmas› için çaba göstermesi gerekir. Tüm insanlar› ‹slam'a davet etmek elbette ki bir Müslüman›n baflta gelen görevlerinden biridir. Ama bu davete icabet etsinler veya etmesinler, tüm insanlara karfl› adalet ve iyilikle davran›lmas› flartt›r. Allah'›n


yüzden de dünyadaki 1 milyardan fazla Müslüman› gereksiz ve haks›z bir zan alt›nda b›rakmaktad›rlar. Dolay›s›yla bu, gerçekten önemli bir meseledir ve çözülmesi gerekir. Çözülmesi için de ‹slam dünyas›n›n bu gibi çarp›k ak›mlardan kurtar›lmas›, hurafelerden ve afl›r›l›klardan ar›nd›r›lm›fl, Kuran'a dayal› bir ‹slam anlay›fl› ile yeniden e¤itilmesi, büyük alim ‹mam Gazali'nin ifadesiyle "ihya edilmesi" gerekmektedir.

ABD Stratejisindeki Sorunlar

"Siz, insanlar için ç›kar›lm›fl hay›rl› bir ümmetsiniz..." (Al-i ‹mran Suresi, 110) ayetinde buyurdu¤u gibi, Müslümanlar tüm insanlar›n iyili¤ini hedeflemelidirler. Ancak 11 Eylül ve sonras›n›n ortaya koydu¤u önemli bir problem vard›r: ‹slam ad›na ortaya ç›kan, oysa ‹slam'›n www.arastirma.org

özünü kavramaktan çok uzak olan baz› insanlar, "insanlar›n iyili¤i" için de¤il, insanlara azap vermek için çaba harcamaktad›rlar. Masum insanlara karfl› düzenledikleri sald›r›larla ‹slam'›n yasaklad›¤› en büyük günahlardan birini ifllemekte, yani "yeryüzünde fitne" ç›karmaktad›rlar. Kulland›klar› vahfli yöntemler, öfkeli ve sald›rgan söylemler ile ‹slam ad›na ‹slam'a tamamen ters bir ahlak yap›s› göstermektedirler. Bu

Bu meseleyi k›smen de olsa Bat›l›lar, özellikle de 11 Eylül sald›r›lar›n›n hedefi olan ABD fark etmifl durumdad›r. Bu nedenle ABD yönetimi, önümüzdeki 10-15 y›ll›k dönemde "‹slam dünyas›n› düzenleme" gibi bir strateji içine girmifltir. Ancak bu stratejide iki önemli sorun vard›r:

1) ABD Askeri Yöntemleri Tercih Etmemelidir: Afganistan'da yürütülen operasyon, bir askeri müdahaleler devri bafllatm›flt›r ve bunun daha da sürece¤i anlafl›lmaktad›r. Yaklaflan Irak savafl›, ARAfiTIRMA, Mart 2003

11


bunun en önemli örne¤idir. Baz› yorumculara göre ABD'nin askeri müdahaleleri Irak'tan sonra di¤er Ortado¤u ülkelerine de yönelecektir. Oysa bu yöntem hem Amerika'n›n umdu¤u sonucu gerçeklefltirmez hem de pek çok masum insan›n hayat›na mal olur. Askeri yöntemler, ister istemez Müslüman kitlelerde "‹slam'a karfl› savafl" olarak alg›lanacak, bu da gerilimin ve çat›flman›n dozunu daha da art›racakt›r. ABD yönetimi "teröre karfl› savafl" verecekse, bunu as›l olarak fikri düzeyde yürütmelidir. Terör, elle tutulur somut bir düflman de¤il, birtak›m insanlar›n kap›ld›klar› yanl›fl fikirler sonucunda baflvurduklar› bir yöntemdir. Yönteme karfl› savafl›lmaz, bu yöntemi kullanan güce karfl› savafl›l›r. Bu güç bir fikir oldu¤una göre de, bunun fikri düzeyde yenilmesi gereklidir. Terörü do¤uran ideoloji ve psikoloji ortadan kald›r›lmal›, teröre yol açan yanl›fl din anlay›fllar›n›n yerine insanlara Kuran'a dayal› gerçek din ö¤retilmelidir.

www.harunyahya.org

2) ABD Sorunu "D›flar›dan" Halletmeye Çal›flmamal›d›r: Üstte aç›klad›¤›m›z yöntem, ABD'nin sorunu "d›flar›dan" halletmeye çal›flmas›n›n da yerinde olmad›¤›n› göstermektedir. Sorun ‹slam'›n birtak›m insanlar taraf›ndan yanl›fl anlafl›lmas›ndan veya çarp›t›lmas›ndan do¤du¤una göre çözüm, ‹slam dünyas›n›n içinden gelmelidir. ‹slam'›n do¤ru anlafl›lmas› ve ‹slam'› yanl›fl anlay›p uygulayanlar›n bundan men edilmesi, Müslümanlar taraf›ndan yap›labilecek bir ifltir. ABD'nin bu konuda izlemesi gereken politika, ‹slam dünyas›n›n içinden gelecek bir çözümü desteklemesi, bunun yolunu açmas›d›r. Amerikan yaklafl›m›n›n bu yönde flekillenmesi, hem ABD hem ‹slam dünyas› hem de tüm dünya aç›s›ndan çok daha hay›rl› olacakt›r. Bunun aksini savunanlar, dünyay› bir kan gölüne do¤ru sürüklüyor olabileceklerini hesaba katarak bir kez daha düflünmelidirler. Dahas› ABD yönetimi, birtak›m art niyetli güç merkezlerinin bu konudaki yanl›fl telkinlerine itibar etmeme konusunda da dikkatli olmal›d›r. Söz konusu güç merkezleri, ‹slam'› bir din 12 A R A fi T I R M A , M a r t 2 0 0 3

ve medeniyet olarak "düflman" sayan, Bat› ile ‹slam dünyas› aras›nda kanl› bir savafl yaflanmas›n› fliddetle arzu eden baz› ideologlar ve stratejistlerdir. Bunlar, ABD yönetiminin terörle mücadele politikas›n› ›srarla "‹slam'la mücadele" gibi göstermek ve sonuçta da o hale getirmek çabas› içindedirler. Baflta Baflkan Bush olmak üzere Amerikan yönetiminin söz konusu "Bat›-‹slam savafl›" senaryolar›n› kesin biçimde reddeden aç›klamalar›, 11 Eylül'den bu yana olumlu sonuçlar vermifltir. Ancak bu aç›klamalar›n uygulanan politikalara da yön verdi¤inin dünya kamuoyu taraf›ndan fark edilecek flekilde belirginleflmesi gerekmektedir.

‹slam Birli¤i Nas›l Olmal›? "Teröre karfl› mücadele"nin as›l olarak fikri boyutta yürütülmesi ve bunun da ‹slam dünyas›n›n içinden gelmesi gerekti¤ine göre, yap›lmas› gereken nedir?

Bu soruya cevap vermeden önce, son bir noktay› daha belirtmek gerekir: Bugün ‹slam dünyas›n›n dört bir yan›nda birbirinden son derece farkl› dini yorumlar, görüfller ve modeller hakimdir. Neyin gerçekten ‹slam'a uygun, neyin de ayk›r› oldu¤unu belirleyecek, bu konuda dünya Müslümanlar›n›n geneline yön verecek merkezi bir otorite yoktur. Katoliklerin Vatikan'›, Ortodoks H›ristiyanlar›n Patrikhaneleri vard›r, ama ‹slam dünyas›n›n dini bir birlik ve merkezi bulunmamaktad›r. Oysa ‹slam'›n özünde böylesine bir da¤›n›kl›k ve bafl›boflluk de¤il, birlik vard›r. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in vefat›n›n ard›ndan, ‹slam


www.turkislamkulturu.com

‹slam Birli¤i  ‹SLAM dünyas›n›n tü-

dünyas› hep Hilafet makam› taraf›ndan yönlendirilmifl, bu makam Müslümanlar›n dini konulardaki yol göstericisi olmufltur. (Harun Yahya, ‹slam’›n K›fl› ve Beklenen Bahar›)

Kuflkusuz ça¤›m›z›n sosyal ve siyasi yap›s› içinde, ‹slam dünyas›n›n tümüne yol gösterecek merkezi bir otorite kurulabilir. Nitekim Allah Kuran'da Müslümanlara "emir sahiplerine" itaat etmelerini emretmektedir (Nisa Suresi, 59); bu emir sahibinin nas›l belirlenece¤i konusu ise, ça¤›n flartlar›na göre de¤iflebilir. Bu do¤rultuda, demokratik esaslara ve hukukun üstünlü¤ü prensibine dayanan merkezi bir ‹slami otoritesinin ve bir "‹slam Birli¤i"nin kurulmas› mümkündür. www.arastirma.org

müne hitap edebilmeli, dolay›s›yla en temel ‹slami de¤erlere ve esaslara dayanmal›, belirli bir mezhebin veya tarikat›n temsilcisi olmamal›d›r.  ‹NSAN haklar›na, demokrasiye, serbest giriflimcili¤e destek vermeli, ‹slam dünyas›n›n ekonomik, kültürel ve bilimsel yönden kalk›nmas›n› temel hedef olarak belirlemelidir.  D‹⁄ER ülkeler ve medeniyetlerle son derece bar›flç›l ve uyumlu iliflkiler kurmal›, kitle imha silahlar›n›n kontrolü, terörizm, uluslararas› suç, gibi konularda uluslararas› toplulukla ve Birleflmifl Milletlerle iflbirli¤i yapmal›d›r.  ‹SLAM dünyas›ndaki az›nl›klar›n ve yabanc›lar›n haklar›n›n korunmas›, kendilerine güvenlik sa¤lanmas› ve sayg› gösterilmesi gibi konular› öncelikli olarak ele almal›, dinleraras› iflbirli¤ine önem vermelidir.

 F‹L‹ST‹N, Keflmir, Moro gibi, Müslümanlar ile Müslüman olmayan halklar› karfl› karfl›ya getiren sorunlara; adil ve bar›flç›l çözümler getirilmesine önem vermelidir. Hem Müslümanlar›n haklar›n› savunmal› hem de söz konusu sorunlar›n, ‹slam dünyas›ndaki baz› radikal unsurlar taraf›ndan çözümsüzlü¤e itilmesine engel olmal›d›r. Bu proje nas›l hayata geçirilebilir? Bu konuda tüm ‹slam ülkelerinin yan›nda Türkiye'ye büyük bir rol düflmektedir. Çünkü Türkiye, sözünü etti¤imiz manada bir ‹slam Birli¤i'ni kurmufl ve 5 yüzy›ldan fazla bir süre baflar›yla idare etmifl olan Osmanl› ‹mparatorlu¤u'nun mirasç›s›d›r. Bu sorumlulu¤u tekrar üstlenebilecek bir toplumsal altyap›ya ve devlet gelene¤ine sahiptir. Dahas›, ‹slam dünyas› içinde Bat› ile iliflkileri en geliflmifl olan ülke Türkiye'dir ki bu Türkiye'nin Bat› ile ‹slam dünyas›ndaki sorunlar›n çözümünde arabuluculuk yapabilmesine olanak sa¤lar. Türkiye'nin tarihsel olarak hoflgörülü ve ›l›ml› bir anlay›fla sahip olmas›; dar bir mezhebi de¤il, dünya Müslümanlar›n›n büyük ço¤unlu¤unun izledi¤i Ehli Sünnet inanc›n› temsil etmesi de önemli bir noktad›r. Son olarak belirtmek gerekir ki, burada belirtilen çözümün ivedilikle hayata geçirilmesi son derece önemlidir. Çünkü ‹slam dünyas› ile Bat› aras›nda bir "medeniyetler çat›flmas›" tehlikesi her geçen gün büyümektedir. Irak Savafl›n›n ard›ndan -ve e¤er durum de¤iflmezse- yeni pek çok savafl gelecektir. Bunlar›n pek çok masum insan›n hayat›na mal olmas› kaç›n›lmazd›r. ‹slam ve Müslümanlar hakk›ndaki baz› yanl›fl anlama ve önyarg›lar devam etmekte ve bu, Bat›l› ülkelerde yaflayan Müslümanlar için birtak›m s›k›nt›lar do¤urmaktad›r. Bat›l›lar ise, terörizm kabusu nedeniyle sürekli tedirgin yaflamakta, kendi ülkelerinde güvenlikten mahrum kalmaktad›rlar. Tüm bu s›k›nt›lar› ortadan kald›racak bir çözüme çok acil olarak ihtiyaç vard›r. Çözüm ise tüm bu sorunlar› bar›flç› ve kal›c› bir biçimde çözecek bir ‹slam Birli¤i'nin kurulmas›ndad›r.

ARAfiTIRMA, Mart 2003

13


‹NCELEME / SÜLEYMAN DAVUT

manlar›n› zulümle kar›flt›ranlardan Kuran'da 'iman eden insanlar›n aras›nda yaflayan bir grup' olarak bahsedilir. '‹man› zulümle kar›flt›rma'n›n anlam›, insan›n Allah'›n yüceli¤ini, hak dinin üstünlü¤ünü kavramas›na, dünya ve ahiret kurtuluflu için Kuran'a uymaktan baflka bir yol olmad›¤›n› anlamas›na ra¤men cahiliye ahlak›ndan tam olarak kopamam›fl olmas›d›r. ‹man›na zulüm kar›flt›ranlar iman› yaflamakla birlikte, nefisleriyle çat›flan bir durum oldu¤unda ya da zorlukla karfl›laflt›klar› anlarda, Kuran ahlak›na uygun bir

14 A R A fi T I R M A , M a r t 2 0 0 3

tav›r sergilemek yerine dini yaflamayan insanlar›n tav›rlar›n› gösterebilmektedirler. Allah Kuran’da, bu yönde tav›r sergileyen kiflilerin durumu ile ilgili olarak bize flöyle bildirmektedir: “Onlar hâlâ cahiliye hükmünü mü ar›yorlar? Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü, Allah'tan daha güzel olan kimdir?” (Maide Suresi, 50) Burada ele ald›¤›m›z kimseler, Kuran’›n hükümlerinin pek ço¤unu uygulay›p zaman zaman mümin tavr› gösterebilirler. Ancak baz› konular›n Kuran'a göre yanl›fl


oldu¤unu anlamak istemeyebilir ya da bunu gere¤i gibi kavrayamam›fl olabilirler. Müslüman olarak yaflad›klar› halde, Kuran ahlak›na uygun olmayan baz› inanç ve davran›fllar›n Kuran'a ayk›r› oldu¤unu fark edemeyebilirler. Örne¤in birçok insan duygusall›¤›n Kuran ahlak›na uygun bir davran›fl olmad›¤›n› anlamaz ya da bunu anlamazl›ktan gelir. Sözgelimi bir yak›n›n ölümü üzerine, Müslüman bir kifli onun yok olmad›¤›n›, sonsuz hayat› için yeni bir bafllang›ç yapt›¤›n› düflünür ve e¤er bu yak›n› mümin ise onun için cenneti umarak sevinç duyar. Ayr›ca ölüm Allah'›n bir takdiridir ve Allah her olay gibi ölümü de hay›rla yarat›r. Dolay›s›yla mümin, bir yak›n› dahi olsa, onun ölümünde hay›rlar oldu¤unu bilir ve Allah'›n takdirine raz› oldu¤unu gösteren bir tav›r içerisinde olur. Ne var ki birçok insan bu gerçe¤i bilmesine ra¤men, bir yak›n›n›n ölümü karfl›s›nda, duygusal davranarak afl›r› tepkiler verebilmektedir. Bu gibi tepkiler söz konusu kiflilerin –her ne kadar aksini iddia etseler de- Kuran ahlak›ndan uzak oldu¤unu gösteren delillerdendir.

‹man edenler ve imanlar›n› zulümle kar›flt›rmayanlar, iflte güvenlik onlar içindir ve onlar hidayete ermifllerdir. (Enam Suresi, 82) mü'min olarak kim salih bir amelde bulunursa, hiç flüphesiz Biz onu güzel bir hayatla yaflat›r›z ve onlar›n karfl›l›¤›n›, yapt›klar›n›n en güzeliyle muhakkak veririz.” (Nahl Suresi, 97)

Allah’›n Kuran'da müjdeledi¤i sonsuz cenneti isteyen her insan›n gizli ya da aç›k, cahiliye ahlak›ndan kalan her ne özelli¤i varsa bunlar› terk etmesi ve bunun yerine Kuran'a uygun davranmas› ana çözümdür. Allah'a iman eden ve Kuran'a uyan her mümin, Kuran'a daha samimi yaklaflmal› ve ayetlerde anlat›lan mümin ahlak›na ters düflecek her türlü tav›rdan ya da düflünceden kurtulmal›d›r. Kuran ile bildirilen gerçekleri sadece teorik olarak bilmeyi yeterli görmemeli, bunlar› pratik hayatta da her an hissetmeli ve yaflamal›d›r. Allah'›n her yeri sar›p kuflatt›¤›n›, insan›n içinden geçen gizli-sakl› tüm niyetleri‹man ‹çinde Cahiliye ni bildi¤ini, gizli samimiyetsizlikleHayat› Yaflamamak ri de gördü¤ünü unutmamal›d›r. Allah Kuran’da iman edenlere Daima Allah korkusunu hissederek yaflamal› ve Kuran ahlak›na uymagüzel bir hayat müjdelemifltir: “Erkek olsun, kad›n olsun, bir yan davran›fllar›n› düzeltmelidir.

Aksi halde yani olumsuz davran›fllar› kendisinde bar›nd›rarak yaflam›n› sürdürürse hiçbir zaman gerçek manada iman etmifl olmayacakt›r. Allah Kuran'da flöyle buyurur: “‹nsanlar, (sadece) ‘‹man ettik’ diyerek, s›nanmadan b›rak›lacaklar›n› m› sand›lar? Andolsun, onlardan öncekileri s›nad›k; Allah, gerçekten do¤rular› da bilmekte ve gerçekten yalanc›lar› da bilmektedir.” (Ankebut Suresi, 2-3) Müslüman bir insan belirli ibadetleri yerine getirmeyi yeterli görerek eksik olan yönlerini ihmal etmemeli, Allah'›n gerçekten iman etmeyen kimselere her an amans›z bir azap vermeye kadir oldu¤unu, er ya da geç her insan›n ölece¤ini ve tüm yapt›klar›ndan hesaba çekilip, ahirette ona göre bir karfl›l›k alaca¤›n› düflünmelidir. (Harun Yahya, Adaml›k Dini) ‹man›n› zulümle kar›flt›rmayan, Kuran ahlak›na uygun yaflayan bir insan›n dünyada alaca¤› karfl›l›k da güzel olacakt›r. Olaylar›n hayr›n› düflünmek ve sonsuz ak›l sahibi olan Allah'›n takdirine teslim olmak, insanlara daimi ve gerçek mutlulu¤u kazand›r›r. Bu mutluluk, Allah'›n sadece gerçek imana sahip, samimi müminlere verdi¤i bir nimettir. ‹man etmifl olman›n ve imana zulüm kar›flt›rmaman›n sonucunda, Allah insan için güvenlik ve hidayet de sa¤layacakt›r. Rabbimiz bunu bir ayetinde flöyle bildirir: "‹man edenler ve imanlar›n› zulümle kar›flt›rmayanlar, iflte güvenlik onlar içindir ve onlar hidayete ermifllerdir." (En'am Suresi, 82)

www.kuranbilgisi.com

www.arastirma.org

ARAfiTIRMA, Mart 2003

15


TAR‹H

ski M›s›r dili hiyeroglifti ve ça¤lar boyunca varl›¤›n› sürdürmüfltü. Fakat MS 2. ve MS 3. yüzy›lda H›ristiyanl›¤›n yay›lmas› ve bunun oluflturdu¤u kültürel etkiyle daha az kullan›l›r oldu ve zamanla da unutuldu. Hiyeroglif yaz›s›n›n kullan›ld›¤› bilinen en son yaz›t, MS 394 y›l›na ait bir kitabedir. Bundan sonra bu dil unutuldu ve bu dilde yaz›lm›fl yaz›lar› okuyabilen ve anlayabilen kimse kalmad›. 18. yüzy›la gelene kadar da bu dilde yaz›lm›fl kitabeler ve yaz›lar okunam›yordu. Ta ki bundan yaklafl›k iki yüzy›l öncesine dek… Eski M›s›r hiyeroglifi 1799 y›l›nda, Rosetta Stone ad› verilen, MÖ 196 tarihine ait bir kitabenin bulunmas›yla çözüldü. Bu tabletin özelli¤i üç farkl› yaz›yla yaz›lm›fl olmas›yd›: Hiyeroglif, demotik (hiyeroglifin el yaz›s› flekli) ve Yunanca. Yunanca metnin de yard›m›yla

E

16 A R A fi T I R M A , M a r t 2 0 0 3


www.kuranmucizeleri.com

tabletteki eski M›s›r yaz›s› çözülmeye çal›fl›ld›. Tabletin tüm çözümü, JeanFrançoise Champollion adl› bir Frans›z taraf›ndan tamamland›. Böylece unutulan bir dil ve bu dilin anlatt›¤› tarih ayd›nlanm›fl oldu. Bu sayede Eski M›s›r uygarl›¤›, onlar›n dinleri ve sosyal yaflant›lar› hakk›nda birçok fley ö¤renildi ve Kuran’›n birçok yeni mucizesi ortaya ç›kt›.

Kuran’da Firavun Kelimesi Eski Ahit'te Hz. ‹brahim ile Hz. Yusuf zaman›ndaki M›s›r hükümdar›ndan Firavun diye bahsedilir. Kuran'da ise Hz. Yusuf dönemindeki M›s›r yöneticisinden söz edilirken "hükümdar, kral, sultan" anlamlar›na gelen Arapça "El melik" kelimesi kullan›l›r: “Hükümdar dedi ki: "Onu bana getirin.” (Yusuf Suresi, 50). Ancak Hz. Musa dönemindeki M›s›r yöneticisinden ise "Firavun" kelimesi ile bahsedilir. Kuran'da yap›lan bu ayr›m, Eski ve Yeni Ahit'te ya da Musevi tarihçilerin ifadelerinde yer almaz; sadece Firavun ifadesi kullan›l›r. Nitekim M›s›r tarihinde "Firavun" teriminin kullan›m› sadece geç döneme aitti ve Firavun hitab› ilk olarak MÖ 14. yüzy›lda Amenhotep IV döneminden itibaren kullan›lmaya bafllanm›flt›r. Hz. Yusuf’un ise bu tarihten en az 200 y›l önce yaflad›¤› tahmin edilmektedir. (http://www.islamic-awa-

Encylopedia Britannica'da ise, Firavun kelimesi için yeni krall›ktan itibaren (18. Hanedandan bafllar; (MÖ 1539-1292) 22. hanedana dek (MÖ 945-730) kullan›lan bir ünvan oldu¤u, daha sonralar› bu hitab›n kral›n ünvan›na dönüfltü¤ü, daha önceleri ise bu ünvan›n hiç kullan›lmad›¤› ifade edilir. Bu konudaki baflka bir bilgi ise Academic American Encyclopedia'da verilir. Bu kaynakta Firavun lakab›n›n, Yeni Krall›k'tan itibaren kullan›lmaya baflland›¤› belirtilmifltir. Görüldü¤ü gibi, Firavun kelimesinin kullan›m› belli bir tarihten itibaren söz konusu olmufltur. Dolay›s›yla Kuran'da bu ayr›m›n tam olarak yap›lmas› -Hz. Yusuf zaman›ndaki hükümdardan hep "Kral" olarak söz edilirken, Hz. Musa zaman›ndaki hükümdardan her seferinde "Firavun" olarak bahsedilmesi Kuran'›n Allah'›n sözü oldu¤unu bir kez daha ortaya koyan bir baflka delildir.

Bu tutumlar›n›n karfl›l›¤›nda Allah, onlara dünyada da bir azap tatt›rmak için "ayr› ayr› mucizeler" (Araf Suresi, 133) olarak felaketler yollad›. Bunlardan ilki kurakl›k ve dolay›s›yla elde edilen ürünlerin azalmas›yd›. Konuyla ilgili Kuran ayeti flöyledir: “Andolsun, Biz de Firavun aile (çevre)sini belki ö¤üt al›p düflünürler diye y›llar y›l› kurakl›¤a ve ürün k›tl›¤›na u¤ratt›k.“(Araf Suresi, 130)

M›s›rl›lar tar›m sistemlerini Nil Nehri'ne dayand›rm›fllard› ve bu sayede

Firavun ve Yak›n Çevresine Gelen Belalar

Firavun ve yak›n çevresi, putperest inan›fllar›na öylesine ba¤l›lard› ki, Hz. Musa'n›n mucizelerle gelmesi bile onlar› bu bat›l inançlar›ndan döndürmemiflti. Üstelik bunu aç›kça ifade ediyorlard›: “Onlar: "Bizi büyülemek için mucize (ayet) olarak her ne reness.org/Quran/Contrad/External/jo- getirirsen getir, yine de biz sephdetail.html http://www.islaam.com sana inanacak de¤iliz." dedi/Article.asp?id=40.) ler. (Araf Suresi, 132) www.arastirma.org

ARAfiTIRMA, Mart 2003

17


Eski yaz›tlarda denizin yar›lmas› Eski M›s›rl›lar -baflta Firavun ve çevresi olmak üzere- Hz. Musa'n›n hak dine davetine ra¤men putperest inançlar›ndan vazgeçmiyorlar, üstelik Hz. Musa’ya eziyet vermeye çal›fl›yor, Hz. Musa ile birlikte iman edenlere zulmediyorlard›. Fakat Allah Hz. Musa'y› ve onunla birlikte iman edenleri kurtararak, Firavun ve kavmini helaka u¤ratt›. Kuran'da Allah'›n bu yard›m›ndan flöyle bahsedilir: “Bunun üzerine Musa'ya: "Asanla denize vur" diye vahyettik. Deniz hemencecik yar›l›verdi de her parças› kocaman bir da¤ gibi oldu. Ötekileri de buraya yaklaflt›rd›k. Musa'y› ve onunla birlikte olanlar›n hepsini kurtarm›fl olduk. Sonra ötekileri suda bo¤duk. fiüphesiz, bunda bir ayet vard›r. Ama onlar›n ço¤u iman etmifl de¤ildirler. Ve hiç flüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün oland›r, esirgeyendir.” (fiuara Suresi, 63-68) Bu konuyla ilgili olarak yak›n geçmiflte bulunmufl, Firavun zaman›ndan kalma papirüslerde ise flöyle bir izaha rastlanmaktad›r: “Saray›n beyaz odas›n›n muhaf›z› kitaplar›n›n reisi Amenamoni'den katip Penterhor'a : Bu mektup elinize ulaflt›¤› vakitte ve noktas› noktas›na okundu¤u zaman, kalbini müteessir edecek bir halde olan müellim felaketi, girdaba gark olma felaketlerini ö¤renerek kalbini kas›rga önündeki yaprak gibi en fliddetli ›zd›raba teslim et... ... Musibet fliddetli zaruret birdenbire onu zabtetti. Sular içinde uyku, anl›y› ac›nacak bir fley yapt›... Reislerin ölümünü, kavimlerin efendisinin flark›lar›n ve garplar›n kral›n›n mahvolmas›n› tasvir et. Sana gönderdi¤im haber hangi habere k›yas edilebilir...” (British Museum, 6 no’lu M›s›r papirüsü.) 18 A R A fi T I R M A , M a r t 2 0 0 3

do¤al flartlar›n de¤iflimi onlar› etkilemiyordu. Ancak Firavun ve yak›n çevresinin Allah'a karfl› büyüklenmeleri ve Allah'›n peygamberini tan›mamalar› sebebiyle kendilerine beklenmedik bir felaket gelmiflti. Fakat ayette de belirtildi¤i gibi "ö¤üt al›p düflünmeleri" gerekirken, bu onlar›n inkar›n› daha da art›rd›. Ard›ndan Allah, bir seri felaket gönderdi. Bu felaketler Kuran'da flöyle bildirilmifltir: “Bunun üzerine, ayr› ayr› mucizeler (ayetler) olarak üzerlerine tufan, çekirge, bu¤day güvesi, kurba¤a ve kan musallat k›ld›k. Yine büyüklük taslad›lar ve suçlu-günahkar bir kavim oldular.“ (Araf Suresi, 133)

Kuran'da M›s›r halk›n›n bafl›na gelen bu belalarla ilgili bildirilenlerin do¤rulu¤u, 19. yüzy›l›n bafl›nda, Orta Krall›k devrinden kalma bir papirüsün M›s›r'da bulunmas›yla bir kez daha a盤a ç›km›fl oldu. Bu papirüs bulunduktan sonra, 1909 y›l›nda Leiden Hollanda Müzesi'ne götürülüp A. H.Gardiner taraf›ndan tercüme edildi. Papirüs'te M›s›r'daki k›tl›k, kurakl›k gibi felaketler ve M›s›r'dan kölelerin kaç›fl› anlat›lmaktayd›. Ayr›ca söz konusu

papirüsün yazar› ‹puwer'in de bu olaylar›n tan›¤› oldu¤u anlafl›lmaktayd›. M›s›r halk›n›n bafl›na gelen felaketler zinciri de, Kuran'da bildirilen k›tl›k, kan›n musallat k›l›nmas› gibi belalarla son derece mutab›kt›. Allah'›n Kuran'da bildirdi¤i bu felaketlerden, Ipuwer papirüslerinde flöyle bahsedilmektedir: n Felaketler tüm memleketi sarm›flt›. Her yerde kan vard›. (http://www.mystae.com/restricted/streams/thera/plagues.html; Admonitions of Ipuwer 2:5-6.)

Nehir kan oldu. (http://www .mystae.com/restricted/streams/thera/plagues.html; Admonitions of Ipuwer 2:10.) n

n Böyle, dün gördü¤üm herfley helak oldu. Biçilmifl gibi her toprak ç›r›lç›plak... (http://www. stu-

dents.itu.edu.tr/~kusak/ipuwer.htm ; Admonitions of Ipuwer 5:12.) n M›s›r'›n afla¤›s› mahvoldu... Tüm saray ›ss›z kald›. Sahip olunan herfley: bu¤day ve arpa, kazlar ve bal›klar... (http://www.stu-

dents.itu.edu.tr/~kusak/ipuwer.htm ; Admonitions of Ipuwer 10:3-6.)

Topraklar- tüm kargaflaya ve gürültüye ra¤men… Dokuz gün boyunca saraydan hiçbir ç›k›fl yoktu ve kimse o flahs›n yüzünü göremedi... fiehirler kuvvetli ak›nt›lar taraf›ndan yerle bir n


çözülen, eski M›s›r yaz›tlar›nda "Haman" isminin bulunmas›yla Kuran’›n bir baflka mucizesi daha ortaya ç›kt›. Viyana'daki Hof Müzesi'nde bulunan bir an›t üzerinde bu isimden söz ediliyordu. Ayn› yaz›tta Hamystae.com/restricted/streams/thera/plagu- man'›n Firavun'a olan yak›nl›¤› da vurgulan›yordu. (Walter Wreszinski, Aegyptische es.html; Admonitions of Ipuwer.) n ‹nsanlar sudan korkar oldu. Su içtikten Inschriften aus dem K.K. Hof Museum in Wisonra bile susad›lar. (http://www.students.itu. en, 1906, J C Hinrichs’ sche Buchhandlung.) edu.tr/~kusak/ipuwer.htm ; Admonitions of Tüm yaz›tlara dayan›larak haz›rlanan "YeIpuwer 2:10.) ni Krall›ktaki Kifliler" sözlü¤ünde ise, Han fiehirler y›k›ld›. Yukar› M›s›r kurudu. man'dan "Tafl ocaklar›nda çal›flanlar›n bafl›" (http://www.geocities.com/regkeith/linkipu- olarak bahsediliyordu. (Hermann Ranke, Die Ägyptischen Personennamen, Verzeichnis der wer.htm ; Admonitions of Ipuwer 2:11.) 20. yüzy›lda içeri¤inden haberdar oldu- Namen, Verlag Von J J Augustin in Glücks¤umuz bu papirüste, Firavun ve kavmine isa- tadt, Band I,1935, Band II, 1952.) bet eden felaketlerden, Kuran'la büyük bir Ortaya ç›kan sonuç önemli bir gerçe¤i paralellik içinde bahsediliyor olmas›, Ku- ifade ediyordu. Haman, aynen Kuran'da bilran'›n Rabbimiz'in sözü oldu¤unu bir kez dirildi¤i gibi Hz. Musa zaman›nda M›s›r'da daha ortaya koymaktad›r. yaflayan bir kifliydi. Kuran'da bahsedildi¤i gibi, Firavun'a çok yak›nd› ve inflaat iflleriyPapirüslerde Haman le ilgileniyordu. Kuran'da, Firavun'un kule ‹smi ve Görevi yapma iflini Haman'dan istemesini haber veKuran'da Firavun'la birlikte ad› geçen ki- ren ayet, bu arkeolojik bulguyla tam bir flilerden birisi "Haman"d›r. Haman, Kuran'›n uyum içindedir: 6 ayetinde, Firavun'un en yak›n adamlar›n“Firavun dedi ki: "Ey önde gelenler, sidan biri olarak zikredilir. Hiyeroglifin çözüzin için benden baflka ilah oldu¤unu bilmüyle çok önemli bir bilgiye daha eriflilmifl miyorum. Ey Haman, çamurun üstünoldu: "Haman" ismi M›s›r yaz›tlar›nda geçide bir atefl yak da, bana yüksekçe bir yordu. (Harun Yahya, Hazreti Musa) Buna karfl›l›k Tevrat'ta Hz. Musa'n›n ha- kule infla et, belki Musa'n›n ‹lah›na yat›n› anlatan bölümde, Haman'›n ad› hiç ç›kar›m çünkü gerçekten ben onu yageçmez. Fakat Haman ismi Eski Ahit'in son- lanc›lardan (biri) san›yorum.” (Kaoldu... Yukar› M›s›r harap olmufltu… her yerde kan vard›… ülkede salg›n hastal›klar bafl gösterdi… Bugün gerçekten kimse kuzeye Byblos'a gidemiyor. Mumyalar›m›z için ne yapaca¤›z?... Alt›n azal›yor… (http://www.

raki bölümlerinde, Hz. Musa'dan yaklafl›k 1100 sene sonra yaflam›fl ve Yahudilere zulmetmifl bir Babil kral›n›n yard›mc›s› olarak geçmektedir. Günümüzden yaklafl›k 200 y›l önce

sas Suresi, 38)

Kuran'da geçmiflle ilgili bildirilen olaylar›n, günümüzde tarihi kan›tlarla ayd›nlanmas› kuflkusuz ki Kuran'›n önemli bir mucizesidir.

Yaflarken Yaflarken kendilerini kendilerini sözde tanr› tanr› ilan ilan sözde eden firavunlar firavunlar eden öldüklerinde öldüklerinde herkes gibi gibi herkes çürüyüp çürüyüp gittiler... gittiler...

www.arastirma.org

ARAfiTIRMA, Mart 2003

19


‹NCELEME

w

tc ne . ww

ev

.o ap

rg

on haftalarda, History Channel, National Geographic Channel, Discovery Channel gibi baz› kanallar yo¤un bir evrim propagandas› bafllatt›lar. Sanki ortak bir karar al›nm›fl gibi evrim teorisini anlatan, Charles Darwin'i öven belgeseller arflivlerden ç›kart›ld› ve yay›na kondu. Bu kanallar taraf›ndan yap›lan evrim yanl›s› yay›nlardan en dikkat çekici olan› History Channel isimli televizyon kanal›n›n, Charles Darwin’in hayat›n› ve görüfllerini konu alan “Biyografi” adl› bir film. Söz konusu filmde, Charles Darwin’in bilim d›fl› görüflleri, ispatlanm›fl bir gerçekmifl gibi, hiçbir kan›t ortaya konmadan savunulmakta, ayn› zamanda aç›kça dinsizlik ve ateizm propagandas› yap›lmaktad›r. Tarihi ve bilimsel gerçekleri izleyiciye sunma iddias›nda olan bir kanalda bilimsel gerçeklere uymayan Darwinist yorumlar›n yer almas› bu kuruluflun sayg›nl›¤›n› gölgelemektedir.

S

Propagandalar›n Karanl›k Sebebi Peki özellikle son zamanlarda artan bu evrimci propagandalar›n anlam› nedir? Kanaatimizce, son y›llarda, özellikle de son aylarda evrim teorisinin bilimsel bulgular taraf›ndan ald›¤› ciddi yaralar bu flekilde sar›lmaya çal›fl›l›yor. Konunun takipçilerinin çok iyi bildi¤i gibi, son y›llarda 20 A R A fi T I R M A , M a r t 2 0 0 3


paleontoloji, moleküler biyoloji ve genetik gibi alanlarda yap›lan bulufllar evrim teorisinin iddialar› ile büyük bir çeliflki göstermektedir. Asl›nda evrim teorisinin böyle bir sonla karfl›laflm›fl olmas› çok do¤al. Çünkü teorinin mimar› Charles Darwin, 19. yüzy›lda yaflam›flt› ve ça¤›m›z›n bilim dallar›n›n birço¤undan habersizdi. Öyle ki genetik biliminden haberdar olmad›¤› için, inek yetifltiricilerinin yapt›klar› gibi canl› türlerini ›slah ederek, yeni türler elde edebilece¤ini zannedebiliyordu. Oysa genetik bilimi sayesinde, ›slah çal›flmalar› ile yeni türler oluflturulamayaca¤› ortaya ç›kt›. Yine Darwin hücre biyolojisinden habersiz oldu¤u için, hücrenin çok basit bir yap›s› oldu¤unu ve bu nedenle tesadüfen oluflabilece¤ini varsayabilmiflti. Günümüzde ise, mikrobiyologlar art›k hücreyi New York flehri veya bir uzay gemisinden daha kompleks ve kusursuz bir organizasyona sahip bir yap› olarak kabul ediyorlar ve tesadüfen oluflmas›n› imkans›z görüyorlar. Tüm bu bilim dallar›ndan habersiz ve teknolojik imkanlardan yoksun olan, ayr›ca biyoloji ile sadece amatör anlamda ilgilenen bir kifli olan Darwin'in, baz› canl›lar aras›nda gördü¤ü benzerliklerden etkilenerek bir teori oluflturmas› ve bu teorinin bilimsel bulgular ile çökmesi son derece ola¤an bir durumdur. Bilim tarihi böyle sonradan çürütülmüfl iddialarla doludur. (Harun Yahya, Ev-

bilimsel bulgular taraf›ndan çürütülmüfl olmas›na ra¤men, di¤er benzerleri gibi yürürlükten kald›r›lmam›fl, bilim adam› s›fat› tafl›yan baz› kifliler taraf›ndan savunulmaya devam edilmifltir ve hala da edilmektedir. ‹flte as›l üzerinde durulmas› gereken nokta budur. Bilim çok aç›k bir flekilde canl›lar›n tesadüfler sonucunda evrimleflti¤i iddias›n› yalanlamas›na ra¤men, neden evrim teorisi hala savunulmaktad›r?

Sözde Hayat›n Kökeni!

Bilindi¤i gibi, evrim teorisi hayat›n kökenine sözde bir aç›klama getirirken, canl›lar›n bilinçli bir tasar›mla yarat›lm›fl olduklar› gerçe¤ini inkar eder. Dolay›s›yla teori, ateizmin bilim alan›ndaki koruyucusu konumundad›r. Bilinçli bir yarat›l›fl› ve üstün güç sahibi bir Yarat›c›'n›n varl›¤›n› inkar edenler, bu nedenle evrim teorisine büyük bir ba¤l›l›kla sahip ç›kmaktad›rlar. Evrim teorisinin çöküflü, kendi ateist ve materyalist inançlar›n›n çöküflü anlam›na geldi¤i için vargüçleriyle evrim teorisinin propagandas›n› yapmaktad›rlar. Bu propagandalar›n›n en önemli ve vazgeçilmez ö¤eleri ise History Channel, National Geographic Society, Discovery Channel gibi kurulufllar, Science, Nature, Scientific American, New Scientist gibi yay›nlard›r. Bu propagandan›n en temel ç›k›fl noktas› ise "Evrim teorisini reddetmek bilimi reddetmektir" slogan› ile belirlenmifltir. Dolay›s›yla dünyarim Aldatmac›s›) n›n en önde gelen ve en güvenilir Ancak ola¤an olmayan ve tarih- bilimsel kurulufllar› olma iddias›nte bir baflka benzeri de bulunma- daki bu kanal ve yay›nlar, evrim teyan nokta fludur: Darwin'in teorisi orisini reddeden bilimsel bulgular› www.arastirma.org

asla gündeme getirmemektedirler. Adeta gizli bir el taraf›ndan, her koflulda ve her durumda evrim teorisini savunmak, evrim teorisi aleyhine tek bir söz dahi sarf etmemek üzere programlanm›fl gibidirler. ‹nsanlar tarih boyunca hep yeniliklerle karfl›laflm›fllard›r. Bu yeniliklere aç›k olanlar, dogmatik, tutucu fikirlere ba¤lanmadan özgürce düflünebilenler, çevrelerinin elefltiri ve sald›r›lar›ndan çekinmeyenler, ARAfiTIRMA, Mart 2003

21


tarihe bu yeniliklerin öncüleri, tarihi de¤ifltiren kifliler olarak geçmifllerdir. Dogmatik, tutucu kifliler ise, bat›l inançlar›n›n içinde sönüp kalm›fllard›r. Bu kurulufllar›n da tarihin yeni bir dönüm noktas›nda oldu¤unu görmeleri, evrimci çevrelerdeki itibarlar›n›n zedelenmesinden endifle etmeden, cesur ve öncü bir karakter göstermeleri gerekir.

Materyalist Düflüncenin Çöküflü fiu anda çok önemli bir dönüm noktas›nda oldu¤umuz görmezden gelinemeyecek kadar aç›k bir gerçektir. Birkaç yüzy›ld›r dünyaya, bilimden sanata, felsefeden edebiyata kadar her alanda hakim olan materyalist düflünce çökmektedir. Materyalizmin sözde bilimsel dayana¤› olan evrim teorisinin çöküflü ise, materyalist düflüncenin hakimiyetinin sona eriflini h›zland›rmaktad›r. Bugün tüm bilim dünyas› "Bilinçli Tasar›m" gerçe¤inin h›zl›

Harun Yahya'n›n eserlerinde evrim teorisinin çöküflüne genifl olarak yer verilmesinin nedeni, bu teorinin Allah'›n varl›¤›n› ve Hak Dini inkar eden felsefelerin temelini oluflturmas›d›r.

22 A R A fi T I R M A , M a r t 2 0 0 3

yükselifline flahit olmaktad›r. Her canl›n›n, hatta her canl›y› oluflturan trilyonlarca hücreden her birinin tesadüfen oluflamayacak kadar kusursuz bir tasar›ma sahip oldu¤u apaç›k ortada olan gerçeklerdir. Bir ka¤›t üzerine yaz›lm›fl tek bir "B" harfinin dahi orada tesadüfen meydana gelemeyece¤ini, bu harfi o ka¤›da yazan bilinçli bir varl›k oldu¤unu kabul eden ak›l, canl›lardaki "Bilinçli Tasar›m"›n varl›¤›n› da kabul etmelidir. Bu gerçe¤i kabul etmek, bilime karfl› gelmek de¤il, bilimin gösterdi¤i gerçekleri kabul etmektir.

mucizeler yaratamazlar. Bir kamera, bir televizyon veya bir tablo nas›l tesadüfen, kendili¤inden meydana gelemezse, canl›lar da tesadüfen meydana gelemezler. Evrim teorisinin bilimle ve ak›lla çeliflti¤i aç›kça ortadad›r. ‹nsanl›k art›k dünyan›n düz oldu¤u ya da evrenin merkezinde yer ald›¤› gibi dogmalardan kurtulmufltur. Hayat›n tasarlanmadan, kendi kendine olufltu¤u fleklindeki materyalist ve evrimci dogmadan da kurtulmaktad›r. Bu durum karfl›s›nda gerçek bilim adamlar›na ve bilimsel nitelikteki kurulufllara düflen görev, materyalist dogmadan vazgeçerek, hayat›n ve canl›lar›n kökeni Tesadüf Mucize konusunu bilimselli¤e yarafl›r bir Yaratmaz objektiflik ve samimiyetle de¤erHistory Channel ve benzeri lendirmektir. kanallar zaten her gün canl›lardaki kusursuz tasar›m›n, muhteflem yarat›l›fl›n örneklerini ekranlarda anlatmaktad›rlar. Tüm bu muhteflem özelliklere sahip canl›lar›n evrimin, yani tesadüflerin mucizesi oldu¤unu iddia etmek hem bilim hem de ak›l d›fl›d›r. Tesadüfler


B‹L‹M / ‹BRAH‹M ‹LYAS www.insanmucizesi.com

ünya bir genetik devrimin efli¤inde... Binlerce bilim adam›, insan›n genetik flifresini çözmek için yar›fl›yor. Hayat›m›z hücrelerimizdeki flifrede gizli. Bu flifreyse DNA denilen ince bir iplikçik üzerinde dizili bulunuyor. Araflt›rmac›lar 15 y›ld›r DNA’da yer alan bu 3 milyar harf uzunlu¤undaki flifreyi çözmeye, bu dili okumaya çal›fl›yorlar.

D

‹nsan Neden Hastalan›r? DNA, çok düzenli olarak sarmallanm›fl kromozom denilen moleküllerden oluflur. Kromozomlar ise birbirine s›k› s›k›ya dolanm›fl DNA iplikleriyle, bunlar›n sarmalland›¤› protein moleküllerinden oluflur. Her kromozom dizilimi, vücudun ayr› bir bölümüyle ilgili ifllemleri kontrol eden genleri tafl›r. Her insan hücresinde yaflam›n yap› tafllar› kabul edilen 23 çift yani toplam 46 kromozom bulunur. Bu kromozomlar kimlik kartlar›m›z› olufltururlar. ‹nsan›n hangi hastal›klara yakalanabilece¤i, zeka kapasitesi gibi bedenine ait tüm özellikler kromozomlarda sakl›d›r. Kromozomlarda meydana gelebilecek en ufak bir 24 A R A fi T I R M A , M a r t 2 0 0 3


hasar ya da dizilim hatas› ise insan›n Proje ile ortadan yaflam›nda de¤iflik dönemlerde ortaya kalkabilecek hastal›klar ç›kan çeflitli hastal›klara sebep olmak14. kromozomun çözülmetad›r. (Harun Yahya, DNA’daki Yarat›l›fl siyle önceden çözülmüfl olan Mucizesi) 506 gene, yeni 344 gen daha eklenmifl oldu. 14. kromozoGenetikte Önemli Bir Ad›m: mun hayati ba¤›fl›kl›k sistemini 14. Kromozomun Keflfi ve 60’tan fazla hastal›kla ilgili 26 Haziran 2000’de ABD Baflkan› genleri bar›nd›rd›¤› aç›kland›. Bill Clinton ve ‹ngiltere Baflbakan› En önemlisi ise, 14. kromozoTony Blair’in yapt›klar› ortak aç›kla- mun Alzheimer hastal›¤› ile ilma ile insan›n genetik haritas›n›n çö- gili genler tafl›d›¤›n›n saptanzülmesi için yürütülen projenin ilk mas›. Alzheimer yak›n gelecekaflamas›n›n tamamland›¤›n› bildirme- te tüm dünyada insan sa¤l›¤›n› lerinden sonra, Frans›z bilim adamla- en çok tehdit edecek sorunlarr›n›n genlerin çözülmesi konusundaki dan biri olarak kabul ediliyor. çal›flmalar› devam etti. 21 ve 22. kro- ‹lerleyen yafllarda kalp hastamozomlar 2000 y›l›ndan önce; 20. l›klar›, kanser ve felçten sonra en s›k karfl›lafl›lan dördüncü kromozom ise 2001’de çözülmüfltü. 1 Ocak 2003’te Fransa’da Nature hastal›k olan Alzheimer, en isimli dergide yay›nlanan 14. kromo- yüksek maliyetli hastal›klar s›zomun dizilifliyle ilgili makale ile ge- ralamas›nda ise, kalp hastal›¤› netik bilimi kütüphanesine yeni bir ve kanserden sonra üçüncü s›bilgi daha eklendi. 1998’den bu ya- rada geliyor. Genetik çal›flmalar yard›m›yla gelecekte bu na çal›flmalar›n› sürdüren Genoscohastal›¤›n tamamen yenilece¤i pe flirketi (Centre National de Sequumuluyor. 14. kromozomdaki di¤er encage), 5 y›ll›k çal›flman›n ard›ndan baz› genler ise; alerjiye yatk›nl›k yani 87.410.661 nükleotidin dizilimiyle egzama, siroz, usher sendromu ve saoluflan 14. kromozomu okumay› ba- ¤›rl›kla ilgili. ‹flte 14. kromozomun çöflard›. zülmesi sayesinde tüm bu hastal›klar›n Genoscope flirketi, daha önce dizili- tedavisinde önemli bir aflaman›n kaymi tamamen çözülmüfl olan genlerin dedilece¤i belirtiliyor. çok daha küçük olduklar›n› aç›klad›. Bilim, Yarat›fltaki MükemBu demek oluyordu ki kromozom 14, melli¤i Anlamaya Çal›fl›yor di¤erlerinden farkl› olarak dizilimi ta‹nsan bedeni ile ilgili bütün bilgilemamen çözülen 344 gen ve 87 milyorin vücudumuzda bulunmas› Allah’›n nu aflk›n nükleotidiyle insan›n en büüstün yarat›fl›n›n ve insanlara rahmetiyük geniydi. nin delillerindendir. Alemleri yoktan var eden Yüce Allah insanlar için gerekli tüm bilgileri genlerine yerlefltirmifltir. ‹nsanlar›n yapmaya çal›flt›¤› ise insan hakk›nda gelmifl geçmifl bütün bilgilerden daha fazla bilgi içeren, 46 kromozom, binlerce gen ve milyonlarca nükleotitten oluflan dev bir bilgi bankas›n› okumakt›r. Bilim adamlar›n›n ö¤renmeye çal›flt›klar›, bu bilgilerin yaz›ld›¤› dilin nas›l okunaca¤›d›r. Bu dilin çözülmesi ile, Rabbimiz'in izin verdi¤i ölçüde insan hayat› geliflecek, hastal›klar azalacak ve tedavileri gerçekleflecektir. www.arastirma.org

Hiç flüphe yoktur ki atomlar›n yan yana dizilmesiyle oluflmufl, gözle göremedi¤imiz, çap› milimetrenin milyarda biri büyüklü¤ünde olan bir zincirdeki kromozomlar›n, insan›n tüm yaflamsal fonksiyonlar›n› bar›nd›rmalar› aç›k bir yarat›l›fl gerçe¤idir. Kromozomdaki bu tasar›m öyle kusursuzdur ki, burada meydana gelecek en ufak bir hasar, insan hayat›n› derinden etkilemektedir. Allah, kromozomlara yerlefltirdi¤i bilgilerle gücünün s›n›rs›zl›¤›n› ve yarat›fl›ndaki mükemmelli¤i bir kere daha göstermektedir. ‹flte Allah’›n bu üstün yarat›fl›, vücudumuzun en küçük parçalar›nda tecelli etmektedir. Allah, ilminin s›n›rs›zl›¤›n› Kuran’da bizlere flöyle bildirir: De ki: ‘Rabbimin sözleri(ni yazmak) için deniz mürekkep olsa ve yard›m için bir benzerini (bir o kadar›n›) dahi getirsek, Rabbimin sözleri tükenmeden önce, elbette deniz tükeniverirdi.’ (Kehf Suresi, 109)

----------------------------http://www.genoscope.cns.fr/externe/Français/Actualites/Presse/271202_1.html http:/www.genetikbilmi.com/genbilim/kromozomalhasta.htm

ARAfiTIRMA, Mart 2003

25


arun Yahya'n›n eserlerinden faydalan›larak haz›rlanan birçok radyo program› ülke çap›ndaki ulusal veya yerel radyo istasyonlar›nda ilgiyle dinlenmekte... Radyolarda büyük bir be¤eniyle izlenen, 7’den 77’ye herkese hitap edebilecek bir anlat›m çarp›c›l›¤›na sahip bu çal›flmalara art›k internetten ulaflman›z mümkün. Bundan sonra dinleyemedi¤iniz tüm programlara an›nda ulaflabileceksiniz. Sadece dinlemekle de kalmayacak arzu etti¤iniz takdirde bunlar› bilgisayar›n›za ücretsiz olarak indirebileceksiniz. Bu sesli bilgi hazinesi sayesinde, genifl çapl› bir arfliviniz olacak, böylece hem kendiniz dinledi¤inizde hem de yak›nlar›n›za dinletti¤inizde oldukça faydal› olan bu eserlerden istifade etmifl olacaks›n›z. Radyolarda yay›nlanan ve www. radyoharunyahya.com sitesinde is-

H

26 A R A fi T I R M A , M a r t 2 0 0 3

tifadenize sunulan bu çal›flmalar flu bölümlerden oluflmakta: “Sohbetler” bölümünde; 10’ar ve 20’fler dakikal›k karfl›l›kl› sohbetler yer al›yor. Sohbetler bölümünde canl›lardaki muhteflem sistemler, iman hakikatleri, imani konular ele al›n›yor. “Piyesler” bölümünde ise, içeri¤ini radyolardan yak›ndan tan›d›¤›n›z gibi, uzun (25-40 dakikal›k) ve k›sa (8-13 dakikal›k) olmak üzere çeflitli bilimsel ve imani konular piyes fleklinde ele al›nmaktad›r. Sitenin “soru-cevap programlar›” k›sm›nda ise, çeflitli radyolarda yay›nlanan 5 dakikal›k programlara ulaflabiliyorsunuz. Bu program›n iflleyifli ise konuflmac›n›n konular› soru cevap fleklinde ele almas›. En çok merak edilen sorular›n ele al›n›p cevapland›¤› bu soru-cevap programlar› içinde sizin de merak›n›z›

giderecek konular olacakt›r. Sitede ayr›ca yine radyolarda yay›nlanan, Harun Yahya eserlerinden faydalan›larak haz›rlanan tüm ses kasetlerine de ulaflabiliyorsunuz. Yaklafl›k 60 dakikal›k çok say›da ses kasetinden oluflan bu bölümde, evrendeki canl› cans›z sistemlerdeki yarat›l›fl mucizelerine tan›k olacaks›n›z. Ayn› zamanda imani konular›n da ele al›nd›¤› kasetler, sizleri derin düflünmeye yöneltecek ve Allah'›n kusursuz yarat›fl›ndaki hikmetin kavranmas›na vesile olacakt›r. Herkesin hizmete sunulmufl say›s›z çal›flman› bulundu¤u bu siteden mümkün oldu¤u kadar faydalanman›z art›k sizin elinizde. Bu f›rsat› kaç›rmay›n...

www.arastirma.org


‹NCELEME / ‹SA YUSUF

www.harunyahya.net eçti¤imiz günlerde, merkezi Washington’da bulunan, toplum, ekonomi ve çevre gibi konularda tüm dünyada araflt›rmalar yapan ve bunlar›n sonuçlar›n› raporlar halinde yay›nlayan seçkin kurulufllardan biri olan World Watch Institute (WWI), ‘Dünyan›n Durumu 2003’ bafll›kl› bir rapor yay›nlad›. Raporda dünyay› tehdit eden sorunlardan, insano¤lunun karfl› karfl›ya kald›¤› büyük tehlikelere hatta bunlar›n gerçekleflmesi durumunda dünyada kaç nesil daha yaflan›labilece¤inin tahminine kadar son derece çarp›c› aç›klamalar yap›l›yor. Salg›n

G

28 A R A fi T I R M A , M a r t 2 0 0 3

hastal›klardan, ekonomik sorunlara, ekolojik dengesizlikten, hava su ve toprak kirlili¤ine kadar çok çeflitli konulara dikkat çeken raporun sonuçlar›na bakt›¤›m›zda, bu sorunlar›n ne kadar ciddi boyutlara ulaflt›¤›na tan›k oluyoruz. World Watch Institute, do¤al kaynaklar›n h›zla tahrip edilmesine karfl› bir an önce harekete geçilmesi ça¤r›s›nda bulunuyor. Bu tahribat›n insanl›¤›n gelece¤ini tehdit edici boyutlarda oldu¤una da önemle dikkat çekiliyor. Raporda bahsedilen dünyada


yaflam› tehdit eden ciddi problemle- görüntülerine rastlamak mümkünri yandaki tablodan ö¤renebilirsiniz. dür. Birçok kimse bu insanlar›n içinde bulunduklar› durumu görür, Sorunun Tek onlara ac›r. Ancak bir süre sonra Gerçekçi Çözümü konufltu¤u konuyu ya da seyretti¤i ‹nsano¤lunun içinde bulundu¤u kanal› de¤ifltirince veya okudu¤u bu son derece ciddi sorunlar karfl›- gazetenin sayfalar›n› çevirince bu s›nda gerçekten de bir an önce ha- insanlar›n varl›¤›n› unutur. Ço¤u kirekete geçmesi gerekti¤i ortada, ay- fli bu insanlar› bulunduklar› durumr›ca bu çözüm tüm dünyay› da içine dan kurtarmak için bir çaba harcaalmak zorunda. Öncelikli konu, tüm mas› gerekti¤ini düflünmez. Ve sorunlar›n kayna¤›n›n tespit edilip, "dünyada o kadar zengin ve güç saköklü bir çözüm politikas› üretilme- hibi insan varken o insanlar› kurtarsi. Bunun için de detaydaki teknik mak bana m› kald›" diyerek sorumsorunlarla ilgilenmek yerine, soru- lulu¤u baflkalar›n›n üzerine atar. nun temel kayna¤› olan insan faktöOysa bu insanlar› kurtarmak, rü üzerinde yo¤unlafl›lmas› gereki- tüm dünyan›n adalet, huzur, güven yor. (Harun Yahya, Makaleler) ve zenginlik içinde yaflanan, refah Dünyan›n birçok ülkesinde israf dolu bir yer olmas›n› sa¤lamak için büyük boyutlara ulaflm›flken, savun- zenginlik ve güç tek bafl›na yeterli ma harcamalar›na trilyonlar harca- de¤ildir. Örne¤in dünyada çok san›yorken her y›l hastal›ktan ve açl›k- y›da zengin ve geliflmifl ülke olmatan binlerce çocu¤un ölmesinin ne- s›na ra¤men Etiyopya'da hala indeni imkanlar›n yetersizli¤i de¤ildir. sanlar açl›ktan ölmektedirler. Onca Burada say›lan problemlerin var- geliflmifl teknolojiye ve dünyan›n l›¤›ndan herkes haberdard›r. He- zengin kaynaklar›na ra¤men insanmen her gün, gazetelerde, te- lar›n bir tabak yeme¤e muhtaç ollevizyonlarda bu gibi ça- malar›, zenginli¤in ve gücün tek baresiz, zavall›, kimse- fl›na yeterli olmad›¤›n›n en aç›k siz ve muhtaç göstergelerindendir. Zenginli¤in ve gücün, bu zavall› insanlar›n ve muhtaç insanlar›n yarar›na kullan›lmas› için öncelikle insanlar›n vicdan sahibi olmalar› gerekir. Vicdan sahibi olman›n yegane yolu ise Allah'a imand›r. Ancak imanl› insanlar, sürekli olarak vicdanlar›n› kullanarak hareket ederler. Sonuç olarak, dünyadaki adaletsizli¤in, kargaflan›n, terörün, katliamlar›n, açl›¤›n, sefaletin ve zulmün tek bir çözümü vard›r: Kuran ahlak›n›n yaflanmas› ve yayg›nlaflt›r›lmas› için çal›flmak...

ARAfiTIRMA, Mart 2003

29


u yaz›m›zda Kuran ayetlerinin ›fl›¤›nda ‹slam dünyas›n› bir çat› alt›nda toplayacak ve Kuran ahlak›n›n yaflanmas›na vesile olacak Hz. Mehdi’nin ç›k›fl›ndan bahsedece¤iz.

B

Hz. Mehdi'nin Ç›k›fl Vakti Ahir zaman alametleri hakk›nda bize yol gösteren en önemli dellilerden birisi Hz. Mehdi’nin ç›k›fl›d›r. Mehdi, ahir zaman›n en büyük fitnelerinin gerçekleflti¤i dönemde ortaya ç›kacakt›r. Hz. Mehdi'nin gelece¤i zaman hadisler de aç›k olarak belirtilmifltir. Mehdi’nin ortaya ç›k›fl›ndan k›sa bir süre önce belirecek birçok alamet insanlar›n bu kutlu flahs› anlamas›na yard›mc› olacakt›r. 1480-1567 y›llar› aras›nda yaflam›fl olan Ali bin Hüsameddin El Muttaki'nin hadislere ve di¤er ‹slami kaynaklara yazd›¤› Ahir Zaman Mehdi'sinin Alametleri (Kitab-ül Burhan fi

30

ARAfiTIRMA, Mart 2003


Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman) adl› kitapta, Mehdi'nin geliflinden önceki ortamla ilgili Peygamberimiz (sav)'in flu haberi aktar›lmaktad›r: "Ahir zamanda ümmetimin bafl›na, sultanlar›ndan fliddetli belalar gelir, öyle ki yerler Müslümanlara dar gelir. O zaman Allah, daha önce zulümle dolu olan dünyay› adaletle dolduran benim soyumdan birisini gönderecektir." (Ali bin Hüsameddin Muttaki, Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 12)

"Yemin ederim ki bu ümmete öyle fliddetli belalar gelecek de, kifli zulümden gaddarl›ktan kurtulmak için s›¤›nacak bir yer bulamayacakt›r. Öyle s›k›nt›l› bir s›rada Allah, benim hanedan›mdan bir kimseyi gönderecek." (‹mam fiarani, Ölüm-K›yamet-Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 437)

Bu hadislerden Mehdi'nin ortaya ç›k›fl›ndan hemen önce, dünyada zulüm ve kargaflan›n hakim olaca¤›ndan bahsedilmektedir. Hadislerin devam›nda yine Mehdi'nin ortaya ç›k›fl›ndan önce, ‹slam ümmetine karfl› çok büyük bir sald›r›, çok büyük bir bask› olaca¤›ndan da söz edilmektedir. Dikkat edilirse, içinde bulundu¤umuz dönemde dünyan›n birçok yerinde Müslümanlara karfl› artan bir bask› ve zulüm söz konusudur. Yukar›da belirtilen alametlerin yan›nda Hz. Mehdi’nin ç›k›fl vaktine dikkat çeken çok say›da hadis bulunmaktad›r. Gelecek say›larda aç›klamaya devam edece¤imiz bu alametlerden 3 tanesini bu say›m›zda ele alaca¤›z. Bu hadisler içinde bulundu¤umuz dönemde gerçekleflmifl olaylara iflaret ediyor olabilir. (En do¤rusunu Allah bilir)

KURAN’DAN HZ. MEHD‹’YE ‹fiARETLER Kuran ayetlerini inceledi¤imizde, ahir zamanda ç›kacak olan Hz. Mehdi’nin Kuran ahlak›n› hayata geçirece¤ine dair pek çok iflaret bulabiliriz. Kuran'da bu konuda dikkat çekilen önemli bir nokta, ‹slam'›n tüm di¤er dinlere (buradaki "din" kavram› sistem ve ideolojileri de kapsar) üstün gelece¤idir. Allah Kuran’da flu flekilde buyurur: “A¤›zlar›yla Allah'›n nurunu söndürmek istiyorlar. Oysa kafirler istemese de Allah, Kendi nurunu tamamlamaktan baflkas›n› istemiyor. Müflrikler istemese de O dini (‹slam'›) bütün dinlere üstün k›lmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur.” (Tevbe Suresi, 32-33) “Andolsun, biz Zikir'den sonra Zebur'da da: "fiüphesiz arza salih kullar›m varisçi olacakt›r" diye yazd›k. Gerçek flu ki kulluk eden bir topluluk için bunda (Kuran'da) 'aç›k bir mesaj' (veya gerçek bir ç›k›fl yolu) vard›r.” (Enbiya Suresi, 105-106)

www.arastirma.org

“Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara vaadetmifltir: Hiç flüphesiz onlardan öncekileri nas›l 'güç ve iktidar sahibi' k›ld›ysa, onlar› da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' k›lacak, kendileri için seçip be¤endi¤i dinlerini kendilerine yerleflik k›l›p sa¤lamlaflt›racak ve onlar› korkular›ndan sonra güvenli¤e çevirecektir. Onlar, yaln›zca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir fleyi ortak koflmazlar. Kim bundan sonra inkâr ederse, iflte onlar fas›kt›r.” (Nur Suresi 55) Allah, Tevbe Suresi 32-33 ve Enbiya Suresi 105-106 ayetlerinde yeryüzüne Kuran ahlak›n›n hakim olaca¤›na dikkat çekerken, Nur Suresi'nin 55. ayetinde bunun flart›n› bildirmektedir; bu da flirk koflmadan yaln›zca Allah'a kulluk etmek, O'nun yolunda salih amelde bulunmak yani Kuran ahlak›n› tam anlam› ile yaflamakt›r.

ARAfiTIRMA, Mart 2003

31


Afganistan’›n ‹flgali Talikan'a (Afganistan'a) yaz›k oldu. fiüphesiz Allah Teala'n›n orada alt›n ve gümüfl olmayan hazineleri vard›r. Orada Allah'› hakk›yla bilen insanlar vard›r. Onlar ahir zaman Mehdi'sinin yard›mc›lar›d›r. (Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 59)

Hadiste Afganistan'›n ahir zamanda iflgal edilece¤ine iflaret vard›r. Gerçekten de Ruslar›n Afganistan'› iflgali olan 1979 y›l› Hicri 1400 y›l›na, di¤er bir ifadeyle Hicri 14. yüzy›l›n bafllang›c›na denk gelmektedir. Ayr›ca flu anda Afganistan’›n içinde bulundu¤u fiili durumun bu hadise mutab›k olmas› da dikkat çekicidir. Orada alt›n ve gümüfl olmayan hazineleri vard›r... Rivayetin bu bölümünde de Afganistan'›n maddi zenginliklerine dikkat çekilmektedir. Bugün Afganistan'da çeflitli sebeplerle iflletilmeye aç›lmam›fl büyük petrol yataklar›, demir havzalar› ve kömür madenleri tespit edilmifltir.

F›rat Nehri'nin Alt›n Bir Da¤› A盤a Ç›kar›lmas› F›rat Nehri alt›n bir da¤ üzerinden aç›lmad›kça k›yamet kopmayacakt›r... (Sahih-i Müslim, 11/320)

"F›rat Nehri bir alt›n da¤›n› a盤a ç›kar›r". (Sünen-i Ebu Davud, 5/116) F›rat Nehri'nin suyu çekilerek alt›n hazinesini aç›klamas› zaman› yaklafl›yor. Her kim, o zaman orada bulunursa o hazineden bir fley almas›n. (Hadisi Buhari ve Müslim rivayet etmifllerdir. Riyazü's Salihin, 3/332)

Görüldü¤ü gibi Mehdi'nin ç›k›fl›n›n önemli bir alameti olan F›rat Nehri'nin suyunun durdurulmas› ve alt›n de¤erinde bir hazinenin ortaya ç›kmas› pek çok büyük hadis kitab›nda yer almaktad›r. (Haruh Yahya, Ahir Zaman ve Dabbetü’l-Arz)

fiimdi hadislerde geçen bu konuyla ilgili önemli ifadeleri tek tek inceleyelim: Resulullah buyurdu ki: (1) F›rat Nehri'nin suyu çekilerek (2) alt›ndan bir da¤ meydana

32

ARAfiTIRMA, Mart 2003

ç›kmad›kça k›yamet kopmaz... (1) F›rat Nehri'nin suyunun çekilip... Suyuti'nin kitab›nda bu hadis "suyun durdurulmas›" olarak geçmektedir. Gerçekten de Keban Baraj›, F›rat Nehri'nin suyunu durdurarak kesmifltir. (2) "Alt›n"dan bir da¤ meydana ç›kmad›kça... a) Yap›lan baraj sayesinde; elektri¤in


Günefl ve Ay Tutulmas› Mehdi için 2 alamet vard›r ki... Bunun birincisi, Ramazan'›n birinci gecesi Ay'›n ikincisi de ortas›nda Günefl'in tutulmas›d›r. (Heytemi Ahmet ‹bn-i Hacer-i Mekki, El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar (Beklenen Mehdi'nin Alametleri), fiafak Yay›nevi, Manisa, 1985, s.47)

Mehdi'nin ç›kmas›ndan önce bir Ramazan içinde Günefl iki defa tutulacakt›r. (‹mam fiarani, Ölüm-K›yamet- Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, Bedir Yay›nevi, ‹stanbul, s.440)

Ramazan'da iki defa Ay tutulmas› olacakt›r. Heytemi Ahmet ‹bn-i Hacer-i Mekki, El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar (Beklenen Mehdi'nin Alametleri), fiafak Yay›nevi, Manisa, 1985, s. 54

www.kiyametalametleri.com üretilmesi, toplanan suyun arazide kullan›larak topra¤›n veriminin artmas› ve ulafl›m kolayl›¤›n›n sa¤lanmas› gibi sebeplerle, buradaki topraklar "alt›n" gibi k›ymetli hale gelmifltir. Bilindi¤i gibi barajlar yap› olarak betondan dev bir da¤› and›rmaktad›r. Bu barajdan (hadis-i flerifteki benzetmeye göre da¤dan) alt›n de¤erinde servet dökülmektedir. Dolay›s›yla baraj "alt›n bir da¤" özelli¤ini kazanmaktad›r. b) Ayr›ca yak›n zaman önce uydu yolu ile F›rat Nehri’in alt›nda alt›n yataklar›n›n bulundu¤unun tespit edilmesi de bu hadisin baflka anlamlar içerdi¤ine iflaret ediyor olabilir. (En do¤rusunu Allah bilir)

www.arastirma.org

Yukar›daki hadislerin toplam›ndan ç›kan ortak sonuçlar flunlard›r: 1. Ramazan Ay›'nda Ay ve Günefl tutulmalar› olacakt›r. 2. Bu tutulmalar ortalama 14-15 gün arayla olacakt›r. 3. Tutulmalar iki kere tekrarlanacakt›r. Bu tespitlere uygun olarak, 1981 y›l›nda (Hicri-1401'de) Ramazan Ay›'n›n 15. günü Ay, 29. günü de Günefl tutulmufltur. Yine "ikinci olarak", 1982 y›l›nda (Hicri1402'de) Ramazan Ay›'n›n 14. günü Ay, 28. günü de Günefl tutulmufltur. Ayr›ca bu hadisede "Ay"›n Ramazan'›n tam ortas›nda DOLUNAY halinde tutulmas› ve dikkatleri çekecek bir alamet olarak belirmesi de son derece anlaml›d›r. Mehdi, ‹slam'› özüne döndürdü¤ü gibi Kuran ahlak›n›n yaflanmas›na vesile olacak Hilafet makam›n›n önderli¤inde bir ‹slam birli¤ini de gerçeklefltirecektir. Ahir zaman›n en önemli olaylar›n›n bafl›nda Mehdi'nin ortaya ç›k›fl› ve onun liderli¤inde ‹slam birli¤inin kurulmas› gelmektedir. Bu birlik demokratik esaslara ve hukukun üstünlü¤ü prensibine dayanan merkezi bir ‹slami otorite anlam›na gelen bir "‹slam Birli¤i"dir. Tüm bu iflaretlerden anlafl›laca¤› gibi ‹slam Birli¤ini kuracak olan Mehdilik görevi, günümüzde üstün ahlak sahibi Müslüman Türk Milletinin flahs-› manevisinde tecelli etmektedir.

ARAfiTIRMA, Mart 2003

33


‹NCELEME

34 A R A fi T I R M A , M a r t 2 0 0 3


www.dinsizliginkabusu.com

Beatles grubu

Bu aray›fl›n en önemli nedenleri ise "ayk›r› olmak", "düzene karfl› ç›kmak" ve bu yolla “ilgi toplamak”t›. 60'l› y›llar›n pop kültürünü belirleyen temel ö¤elerden biri olan ünlü müzik grubu Beatles'in üyesi George Harrison, (Budizm'e benzer bir Uzakdo¤u putperest inan›fl› olan) Hinduizm'i benimsedi¤ini aç›klad›¤›nda, Beatles hayranlar› da bu ö¤retiye özenmeye bafllad›. Grubun bir di¤er üyesi olan John Lennon, Across the Universe (Evren Boyunca) adl› flark›s›nda Budist "mantra"lar (sözde kutsal ritimler) kulland›. 60'l› ve 70'li y›llar›n "hippi" gençli¤inde, Budist ezgiler, giysiler ve söylemler çok revaçtayd›. Budizm hakk›nda dikkat çekici olan nokta, Budizm’in çeflitli popüler kültür araçlar› ile Bat› dünyas›na sistemli bir biçimde empoze edilmesidir. Popüler kültürün en önemli araçlar›ndan biri olan Hollywood, bu konuda bafl› çekmektedir. Hollywood kaynakl› birçok filmin Amerika'n›n "liberal" kanad›n›n fikirlerini yans›tt›¤›, yani ço¤unlukla H›ristiyan inanc›na ve ahlak›na ayk›r› de¤erler savundu¤u bilinen bir gerçektir. Din karfl›t› teorilerin savunulmas›nda da Hollywood’un önde gelen baz› flirketleri yer almaktad›r. Örne¤in; evrim teorisi, bilimsel içerikli filmlerin ço¤unda izleyicilere güçlü biçimde empoze edilir. Evrim tart›flmas›nda Hollywood filmleri hemen her zaman Darwinistlerin yan›ndad›r.

Hollywood Destekli Budizm Modas› H›ristiyanl›k ve ‹slam gibi ‹lahi dinlere karfl› genellikle pek olumlu bakmayan Hollywood, Budizm, Hinduizm vs gibi sapk›n inan›fllar için tam aksi bir çizgidedir: Budizm sözde insanc›l, bar›fl dolu ve cazip bir din olarak resmedilir. Örne¤in Brad Pitt'in baflrolünü oynad›¤› “Seven Years In Tibet” (Tibet'te Yedi Y›l) www.arastirma.org

veya Martin Scorcese'in yönetti¤i ve Budist baflrahip Dalai Lama'n›n yaflam›n› konu olan “Kundun” gibi filmler, genifl kitlelere Budizm propagandas› yapma rolünü üstlenmifltir. (Harun Yahya, ‹slam ve Karma Felsefesi)

Materyalist Bat› kültürü, kendi maneviyat›ndan uzaklafl›rken, bat›l inan›fllara sapmaktad›r. ‹nançs›z kesimin Budizm gibi sapk›n inan›fllar› neden bu kadar ön plana ç›kard›¤›n›n cevab› ise materyalist felsefenin temel özelliklerine bak›ld›¤›nda kolayca anlafl›lacakt›r: 18. yüzy›lda temeli at›lan Materyalizm 19. yüzy›lda geliflmifl ve 20 yüzy›lda düflüfle geçmifltir. Bu her sapk›n inanc› bekleyen sondur. Allah’›n varl›¤›n› inkar edip (hafla) kendini ilahlaflt›ran her felsefede oldu¤u gibi Materyalizmde yok olmaya do¤ru gitmektedir. Birtak›m uydurma teoriler ile ayakta kalmaya çal›flan materyalizm, Darwinizm’in çökmesi, bilim çevrelerinin evrenin oluflumunun ancak bir üstün Yarat›c› taraf›ndan yap›labilece¤ini aç›klamas›ndan sonra ise iyice da¤›ld›. ‹nsanlar art›k hayatlar›n› uydurma inançlara göre de¤il, Allah’›n uyulmas›n› emretti¤i Kuran ahlak›na göre yaflamaktad›rlar.

Budizm'in Huxley Taraf›ndan Keflfedilifli Budizm ateist bir dindir; ‹nsan›n hayvanlardan farkl› bir ruhu olmad›¤›n› varsayar ve dahas› karma inanc› çerçevesinde do¤ada sürekli bir dönüflüm oldu¤una inan›r. Budizm'e göre bir bal›k "sonraki yaflam›nda" bir memeli olarak dünyaya gelebilir, bir insan "sonraki yaflam›nda" bir solucan olabilir. Türler aras›nda "geçifllilik" öngören ve insan› da hayvanlar aras›nda gören bu sapk›n anlay›fl, Darwin'in evrim teorisiyle önemli bir paralellik tafl›maktad›r. Budizm'e yönelik Darwinist hayranl›¤› ifade eden ilk kifli de, evrimci Thomas H. Huxley’dir. H›ristiyanl›k ve Yahudilik gibi ‹lahi dinlerin temsilcileri ile mücadele eden Huxley, Budizm'i, oluflturmak istedi¤i materyalist Bat› medeniyetine uygun bir inanç olarak görüyordu. Huxley Evrim ve Ahlak adl› kitab›nda Budizm hakk›nda flu tan›m› yapmaktad›r: “(Budizm) Bat›l› anlamda ateist bir sistemdir; insan›n bir ruhu oldu¤unu kabul etmez; ölümsüzlü¤e ARAfiTIRMA, Mart 2003

35


Nietzsche

“Tibet’te Yedi Y›l” filminin afifli ve baflrol Oyuncusu Brad Pitt

Yönetmen Martin Scorcese

inanmamay› savunur...” apaç›k delillerini görecektir. Ayn› gerçek, ça¤›(Huxley, Evolution and Et- m›zdaki bilimsel bulgular taraf›ndan da ortaya konmaktad›r. Nietzsche gibi ateistlerin ortaya athics, s. 74) Huxley Budizm'e t›¤› cehalete dayal› iddialar, baflta Big Bang ve hayrand›r ve bunun tek ‹nsani ‹lke (Anthropic Principle) olmak üzere pek nedeni Budizm'in Allah çok bilimsel bulgu ile y›k›lm›fl, bilim Allah'›n evinanc›na sahip olmamas›- reni yaratt›¤›na ve üstün bir dengeyle düzenledid›r. Victoria dönemi ‹ngilte- ¤ine dair aç›k kan›tlar ortaya koymufltur. resi'nde (yani 19. yüzy›lda) daAyr›ca Darwin'in evrim teorisinin geçersizliha pek çok düflünür Budizm'e ilgi duymufl- ¤ini ve "bilinçli tasar›m"›n varl›¤›n› gösteren detur ve bunun nedeni de, Budizm'i, o devrin mo- liller, yarat›l›fl›n do¤rulu¤unu bir kez daha gözda felsefeleri olan ateizm ve Darwinizm'e uy- ler önüne sermektedir. Freud, Marx, Durkheim gun bulmalar›d›r. gibi 19. yüzy›l ateist düflünürlerinin fikirleri de Ayn› nedenle Budizm'e s›cak bakan bir di¤er yine bilimsel bulgular veya sosyal sonuçlarla biateist ise, Alman felsefeci Friedrich Nietzsche'dir. rer birer y›k›lm›flt›r.

Nietzsche'nin Budizm Sempatisi 19. yüzy›l›n koyu ateistlerinden biri de Nietzsche idi. H›ristiyanl›¤a karfl› koyu bir nefret besleyen, buna karfl›n putperest kültürünü ve putperest ahlak›n› savunan Nietzsche, savundu¤u görüfllerle 20. yüzy›l faflizminin ve özellikle de Nazizm'in fikri öncüsü oldu. Nietzsche, H›ristiyanl›¤a; flefkat, merhamet, tevazu, tevekkül gibi erdemleri savundu¤u için savafl aç›yor ve dolay›s›yla asl›nda tüm ‹lahi dinlerin temel ahlaki prensiplerine de karfl› ç›k›yordu. Nietzsche’nin ‹lahi dinlere karfl› tutumu, onun militan ateizminden kaynaklan›yordu. Amerikal› edebiyatç› Jason DeBoer, Nietzsche hakk›ndaki makalesinde "ateizm, Nietzsche'nin fikirlerinin çok önemli bir parças›d›r" der ve flunlar› ekler: "O tarafs›z bir elefltirmen de¤ildi; H›ristiyanl›¤a karfl› nefretle yan›p tutufluyordu." (Jason DeBoer, "Sublime Hatred: Nietzsche’s Anti-Christianity", http://www.absinthe-literary-review.com/archives/fierce6.htm)

Sonuç: ‹slam ahlak›n›n yay›lmas›yla, materyalizmin sahte maneviyat örtüsü budizm ortadan kalkacakt›r. Ateizmin söz konusu bilimsel çöküflü, bugün Bat› dünyas›nda Budizm'in neden körüklendi¤i sorusuyla da yak›ndan ilgilidir. Ateist ve materyalist Bat› kültürünün mimarlar›, teorilerinin çöküflte oldu¤unu görmekte, buna karfl›l›k ‹lahi dinlere yöneliflin artan ivmesini engellemek için, çözümü Budizm gibi putperest inançlar›n körüklenmesinde bulmaktad›rlar. Bir baflka deyiflle, Budizm –ve ona benzer di¤er putperest Uzakdo¤u inançlar›– materyalizme sahte bir "maneviyat" takviyesidir. Ancak, asl› gerçe¤e dayanmayan tüm bat›l ö¤retilerde gibi, materyalist anlay›fl›n üzerini örten Budizm ve benzeri sahte manevi örtüler, ‹slam ahlak›n›n yay›lmas›yla birlikte ortadan kalkacakt›r. Bu yüzden inananlar›n üzerine düflen görev; hakk›, Rabbimizin verdi¤i tüm imkanlar› kullanarak etkin bir flekilde ortaya koymak ve bu yolda ihlasla, flevkle ve heyecanla çal›flmakt›r. ‹nsanlar› do¤ru yoldan uzaklaflt›r›p karanl›¤a sürükleyemeye çal›flan Budizm ve di¤er tüm bat›l düflünce ve inançlar›n fikri planda ortadan kald›r›lmas› da -Allah’›n dilemesiyle- buna ba¤l›d›r.

Ancak, tahmin edilebilece¤i gibi, Nietzsche'nin bu nefreti sadece ‹lahi dinlere karfl›yd›, putperest dinlere de¤il. Aksine, putperestli¤i övüyor ve yüceltiyordu. Özellikle de Budizm'i... Jason DeBoer'in ifadesiyle "ilginçtir ki, tarihteki en militan ateistlerden biri olmas›na karfl›n, Nietzsche tamamen din karfl›t› de¤ildi... Di¤er Thomas H. Huxley baz› dinlerin pek çok özelli¤ine sayg› ve hayranl›k duymufltu; bunlar paganizm ve hatta Budizm'di." (Jason DeBoer, "Sublime Hatred: Nietzsche’s Anti-Christianity") Nietzsche'nin Budizm ile paylaflt›¤› sapk›n fikirler kuflkusuz büyük birer yan›lg›d›r. Bu yan›lg›lar›n ç›k›fl nedeni ise, insan›n kibri ve cehaletinden kaynaklanmakt›r. Evreni ve do¤ay› ak›l ve vicdan gözüyle inceleyen insan, Allah'›n varl›¤›n›n 36 A R A fi T I R M A , M a r t 2 0 0 3


TÜRK DÜNYASI / ‹SA YUSUF

Eylül’ün ard›ndan, ABD'nin sald›r›ya verdi¤i tepkiden destek alan ve bu durumu Müslümanlar›n aleyhine kullanmak isteyen Çin, Ekim 2001'de bir mesaj yay›nlad›. Mesajda, özetle, "Çin'in de Do¤u Türkistan'daki ‹slamc› teröristlere karfl› Bat› dünyas› ile iflbirli¤i yapmak istedi¤i" söyleniyordu. Oysa Çin'in bu aç›klamas› apaç›k bir çarp›tmadan ibarettir. Çünkü Do¤u Türkistan halk› sadece manevi de¤erlerine sahip ç›kman›n, kültürünü ve örfünü yaflatabilmenin, özgürce dinini yaflay›p dilini kullanabilmenin hakl› mücadelesini vermektedir. Ve bu mücadele uzun y›llard›r Do¤u Türkistanl› liderlerin sahip oldu¤u sa¤duyu sayesinde son derece demokrat bir platformda yürütülmektedir. Bununla birlikte her toplumda olabilece¤i gibi Do¤u Türkistan halk› aras›nda

11

37 A R A fi T I R M A , M a r t 2 0 0 3

da fliddete e¤ilimli kifliler veya provokasyon amaçl› gruplar bulunabilir. Ancak bu durum, Do¤u Türkistan'›n hakl› bir mücadele yürüttü¤ü gerçe¤ini ortadan kald›rmaz. Bölgedeki gerçek terörist güç Do¤u Türkistan'daki mazlum Müslümanlara karfl› uzun vadeli bir soyk›r›m yürüten Çin yönetimidir.

Çin’in Politikalar›na Her Ülkeden Karfl› Ç›kanlar Bu gerçek Bat›l› yorumcular taraf›ndan da teflhis edilmifltir. Çin'in söz konusu propaganda girifliminin ard›ndan The Washington Times gazetesinde (14 Ekim 2001) bir makalesi

yay›nlanan Amerikal› eski senatör Jesse Helms bu teflhisi yapanlardan biriydi. Cumhuriyetçi Parti'den uzun y›llar Kuzey Carolina senatörlü¤ü ve Senato D›fl ‹liflkiler Komitesi üyeli¤i yapan Helms, söz konusu makalesinde Çin'in ABD'yi ve Bat›'y› yan›na alma girifliminin ne kadar aldat›c› oldu¤unu anlat›yordu. Helms, Çin'in hem ‹slam'a hem de Amerika'ya düflman oldu¤unu flöyle belirtiyordu: ���... Çin ve Amerika'n›n terörizme karfl› savaflmakta ortak bir ç›kara sahip olduklar›na dair bir varsay›m var. Ne kadar safça ve tehlikeli bir fantazi... Gerçekte, komünist Çin Hükümeti tüm


www.turkdunyasi.org teröristlerle ve terörü destekleyen ülkelerle çok yak›n iliflkiler içinde... Amerika'n›n terörizm ile mücadelesinde Çin ile ortak ç›karlar paylaflt›¤›n› düflünenler, büyük olas›l›kla bu varsay›mlar›n›, Çin'in Sincan bölgesindeki hayali Uygur terörizmi ile olan mücadelesine dayand›r›yorlar. Böyle düflünmek ahlaki bir felaket olacakt›r, çünkü Uygurlar› bize düflman olan zararl› fanatiklerle bir tutman›n hiçbir hakl› yan› yoktur. Uygurlar, Pekin'in ac›mas›z yönetimine karfl› hakl› bir özgürlük mücadelesi içindedirler ve bunu da büyük ölçüde bar›flç›l yollardan yürütmektedirler. Bu yüzden, büyük bir bask›ya maruz kalmaktad›rlar, Çin Hükümeti siyasi nedenlerle insanlar› tutuklamakta ve iflkenceden geçirmekte, camileri y›kmakta ve bar›flç› gösteriler yapan insanlar›n üzerine atefl açmaktad›r." Görüldü¤ü gibi, K›z›l Çin topraklar›nda yaflanan bu gerçeklerin fark›nda olan Amerikal›lar da, Çin'in Do¤u Türkistan'daki Müslüman Uygur Türkleri'ne büyük bir zulüm uygulad›¤›n› ve bu nedenle "terörizmin çözüm orta¤›" de¤il, "terörizmin bir parças›" oldu¤unu görmektedirler. Bu düflünce art›k pek çok Bat›l› taraf›ndan paylafl›lmaktad›r. Bu durumdan faydalanmak isteyen baz› ülkelerin giriflimlerine karfl› dikkatli olmak gerekti¤i de farkl› kifliler taraf›ndan dile getirilmektedir. Örne¤in The Asian Wall Street Journal gazetesi editörlerinden Thomas Beal 5 Kas›m 2001 tarihli yaz›s›nda flu gerçeklerin alt›n› çizmektedir: “Amerika'ya karfl› gerçeklefltirilen sald›r›lar karfl›s›nda Çin'in sergiledi¤i sahte k›zg›nl›k, bölgenin 18 milyonluk nüfusunun yar›s›ndan fazlas›n› oluflturan Sincan'daki Müslüman Türklerin milli ve dini de¤erlerine yönelik on y›ld›r devam eden bask›y› hakl› ç›karmak için dünya çap›nda gösterilen tepkiyi nas›l kötüye kulland›¤›n› göstermektedir” Yaz›s›n›n devam›nda komünist Çin yönetiminin Do¤u Türkistan halk›na yapt›¤› büyük zulme yer ay›ran Beal, bu bask›n›n www.arastirma.org

hala devam etti¤ini söylüyor. Beal yaz›s›n› flu sözlerle bitiriyor: “... Amerika Pekin'in Uygurlara karfl› iflledi¤i suçlara ortak olmamal›. Çünkü Uygurlar Amerika'n›n neden terörizme karfl› mücadele etti¤ini en iyi anlayan halklardan biri..."

Türkiye’ye Düflen Tarihi Sorumluluk Do¤u Türkistanl› Müslümanlara yard›m eli uzatmas› gereken ilk ülke Türkiye'dir. Çünkü Do¤u Türkistanl› Uygur Müslümanlar› Türk'tür. Konufltuklar› dil Türkçedir. Bizim hem din hem de soy kardefllerimizdirler. Bu durum Türkiye'ye Do¤u Türkistan'›n hukukunu savunmak için uluslararas› bir avantaj sa¤lar. Türkiye'nin Makedonya'daki Türklerin veya Kuzey Irak'taki Türkmenlerin hukukunu savunmas› nas›l uluslararas› toplumda makul karfl›lanmakta ise, Do¤u Türkistan'daki Uygurlar›n hukukunu savunmas› da makul karfl›lanacakt›r. (Harun Yahya, Komünist Çin’in Zulüm Politikas› ve Do¤u Türkistan)

Dahas›, Do¤u Türkistanl› Müslümanlar›n hukukuna sahip ç›kmak ve onu savunmak, Türkiye için ayn› zamanda stratejik bir gerekliliktir. Bilindi¤i gibi Orta Asya'daki Türki Cumhuriyetler, Türkiye, Rusya ve ‹ran gibi farkl› ülkelerin nüfuz mücadelesine sahne olmaktad›rlar. Türkiye'nin bölgede di¤erlerinden daha fazla etkin olmas›n›n bir yolu, ekonomik güç ve girifliminin yan›s›ra, bölge halklar›n›n sevgi ve güvenini daha fazla kazanmas›n› sa¤layacak siyasi giriflimlerden geçmektedir. Türkiye'nin Do¤u Türkistan davas›na sahip ç›kmas›, Amerikal› eski senatör Jesse Helms

Thomas Beal

Türkistan'›n genelinde, yani Orta Asya'daki tüm Türki Cumhuriyetler'de Türkiye'nin güç ve iradesine olan inanc› pekifltirecektir. Uygur Türkleri kendilerine bir yard›m eli uzat›lmas›n› büyük bir özlemle ve ivedilikle beklemektedirler. Müslüman olduklar› için zulüm, iflkence ve katliama maruz b›rak›lan Do¤u Türkistan'da yaflayan Uygurlar›n bu durumu, afla¤›daki ayetteki zulme u¤rat›larak zay›f b›rak›lm›fl insanlar›n durumuna benzemektedir. Bu gerçe¤in bir an önce görülüp bar›flç› yollardan etkin bir diplomasi mücadelesi verilmelidir. Allah bir ayette flöyle buyurmaktad›r: “Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve: ‘Rabbimiz, bizi halk› zalim olan bu ülkeden ç›kar, bize Kat›ndan bir veli (koruyucu sahib) gönder, bize Kat›ndan bir yard›m eden yolla’ diyen erkekler, kad›nlar ve çocuklardan zay›f b›rak›lm›fllar ad›na mücadele etmiyorsunuz?” (Nisa Suresi, 75) Ancak burada unutulmamas› gereken önemli bir nokta vard›r. Do¤u Türkistan konusunda geliflmeler ne yönde olursa olsun burada yaflayan Müslüman halk için sonuç güzel ve müjdeli olacakt›r. Sonsuz rahmet sahibi Allah Kuran’da flu flekilde bildirmifltir: "Bugün Ben, gerçekten onlar›n sabretmelerinin karfl›l›¤›n› verdim. fiüphesiz onlar, 'kurtulufla ve mutlulu¤a' erenlerdir." (Müminun Suresi, 111) ARAfiTIRMA, Mart 2003

38


Arastirma sayi 17 mart 2003 tr