Issuu on Google+

CEP

ÜNIvERSITESi

ALEX MU CCHIELLI

Iletişim Yayın ları. PRESSES U NJVERSITA IRES D E F RANCE


'.

t: E P

o

'.',

N ; V E

R S Ir E

s ;

Zihniyetler Les mentalites

c

ALEX MUCCHIELL1' Montpellier Paul-Valery Üniversitesi'nde Öğretim Üyesi

Çeviren

AHMET KaTİL

.

.

Iletişim Yayınları. PRESSES UNIVERSITAIRES DE FRANCE


JletişimYayın'ıarl.PRESSES UNIVERSITAIRES DE, FRANCE

C E P

r

ÜN;

t

E' B S ı

E S i

~leU,lm YayıncıhkA.Ş.Adl'na Sahibi: Murat Belge , Genel Yayın YönetmenI: Fahri Aral Yayın Yönetmeni: Erkan Kayılı Yayın Danı,mam: Ahmet lnsel . ' Yayın Kurulu: Fahri Aral, Murat Belge, Tarul Bora, Murat Gültekingil,

, Ahmet insei, Erkan Kayılı, Ümit Kıvanç, Tuğrul Paşaoğlu, Mete Tunçay. Görs,ITasarım: Ümit Kıvanç

, Baskı:

, Dlzgl:Maraton Dizgievi S_yfaDüzeni: Hüsnü Abbas" ' Şefik Matbaası (tç) i Ayhan Matbaası (kapak} Dağıtım: Hür Basın DağıtımA.Ş.

'

iıetişlm Yayıncı.lık A.Ş, . Cep Üniversitesi 51 . ISBN 9!5-470.152.-0

1. Basım· iletişim Yayınları, Eylül 1991. Mart 198"5tal'ihli 1. basktsındançevrllmiştlr.

<9 Que sais-le", Presses Unlversltalres de France, 1985 108, Boulevard Salnt-Bermaln, 75006, PansFrance © iletişim Yayıncılık A.Ş .. 1991

'Klodfarer Cad. iletişim Han. No:734400

CaOaloölu-isTANBUl, Tel:S'16 22 60 . 61 . 62

\

'


'Önsôz,

Günümüzde, bilgi bir yandan en. önemli değer haline . gelirken diğer yandan da artan bir hl,ıla gelişiyor, çeşitleniyor. Ama katlanarak büyüyen bilgi üretiminden. yarar1anmak özellikle gün· delik. yaşam kaygılarlnmbaskısı altmda, zorlaşıyor. Her şeye . rağm~n bilgiye ulaşma çabasını sürdürenler için de inıkanlar - pek fazla değiL. Ayrıca, özellikle Türkiye gibi ülkelerde bir kon~da kendini ge· liştirmek ya da sırf meraoru gidermek için herhangi bir konuyu öğrenmek isteyenlerin şansı çok az..Üniversitelerirrliz, ıopıumu muzun yetişkin bölümünekatkıda bulunmak jçin gerekli hnkanlardan yoksun. . Cep Üniversitesi kitapları işte bu 'olumsuz o.rtamda,ev'erind~ .. kendilerini yetiştirmek, oıobüsıe, vapurda, trende harcanan za . mandan kendileriiçin yararlanmak isteyenlere sunulmak üzere hazırlandı. _. 20. yüzyıl Fransızkültür hayatının en önemli ürünlerinden olan, . bugün yaklaşık 3000 kitapllk dev bir dizi oluşturan "Que sais- . je" ( Ne Biliyorum? ) dizisini iletişim Yayınları Türkçe'yekazandınyor, iletişim'in Cep Üniversitesi, bu büyük diziden seçilrrıiş, .

1


,Türkiyeli okurlar için özellikleilgi 'çekici olabilecek eserlerin yanısıra, Av'rupa'nın başka yayınevlerinin benzer birçerçevede yayımladığı kitaplan da içeriyor. Ayrıca, Türkiye'nin siyaset, kültür, ekonomi hayatıyla ilgili ko , nuarda özelolarak bu, dizl için yazJimış, telif eserler "ünversı , te"nin If ö ğreri i m programını:' tamamlayacak. ' ' Cep' Üniversitesi'ninher kitabı alanının öndegelen bir uzmanı tarafmdan yazıldı. Kitaplar, hem konuya ilk kez eöBen kişilere hem de bilgisini derinleştirrnek' isteyenıere seslenebilecek'birkapsam ve derinlikte.. Bilgininy'eterli ve anlaşılır olması, temel kıs­ tas. Cep Üniversitesikitaplarını liseve üniversite öğrencileri yardımcı ders' kitabı olarak kullanabilecek; öğretmenler, öğretim üyeleri ve' araşnrmacılar bu kitaplardankaynakolarak yararlanabi, lecek; gazeteciler yoğun iş', temposu içinde çabuk bilgilenme ih- ' tiyaçlanOl Cep Üniversitesfnden karşılayabilecek; çalıştığı meslek dalı~da bilgisini geliştirmekisteyen, evinçle, kendi progra~layabileeeği bir mesleki eğitimimkanlna kavuşacak; :aynca, herhangi " bir nedenle herhangi bir konuyu merak eden herkes, kolay oku- " nur, kolay taşırur, ucuz bir kaynağı Gep ,Üniversitesi'nden te- . min edebilecek. Cep Üniversitesi' kitaplan sık aralıklarla yayırnlandıkça, ben zersiz bir genel kültürkitaphğı oluşıuraeak insan Haklan'ndan . Genetik'a, Kanser'den Ortak Pazar'af Alkalizm'den Kapitalizm'e, istatistik'den CinseHik'e kadar uzanangeniş bir bilgialanında' . hem zahmetsiz hem verimii bir'gezinti için .ideal',' mekan' t, Cep Üniversitesi. ' i

,

,.

,

.

,

.....,

.

"

c

Ilettştm

"

Yayınlan

'

'.


içindekiler "

GiRiş

,.. ,

,

i. BÖLOM

. .K"I utur ve Z'h' ı nıye t

, :

;

.

Lo

Kültür ; ;.~ ; : ; Kültürel Öncüller ve Temel Kişilik Zihniyet ve qeğerler Sistemi ; Zihniyetierin Işlevleri , Sonuç , : ,.. ,:

;7

:

. , 8

::

, : : :

,

8 13

16

:

21 23

;.:

IL BÖLÜM

Zihniyetierin Antropolojik çerçevesi Düğüni (Cdş.k) NiteliğinQe Felsef~er:Oğretiler

.. Sonuç

;,

Temel Nesneler ve Seçimler ve Ideolojiler : : ,..,

: ;

25 25 31 35

iii. BÖLÜM

·Zihniyetlerin

Oluşumu

Kültüralizm ve Tutumların Oluşumu , Kültürleşme Yoluyla Zihniyetierin Oluşumu Zihniyetler ve Yaşam Ortamı Çalışma Ortamı ve Mesleki Zihniyetler : Sonuç :., : . ,

'---

.

" ;

;

, ,

:

, :..,

37 37 40 47 53 57 .


ıv. BOLOM

Zihniyetierin Evrim ve

. .Değişimi

Zihniyet Değişiminin Genel. Koşulları lihniyet Değişiminin Evreleri .. ~ ?ihniyet EvrimininBazı Kaynakları -ve ..Ozel Mekanizmaları ::.~ Zihniyetierin Değişime Direnci Sonuç : : : ;

v. BÖLOM. Zihniyetierin Incelenmesi .

; ;

:

~

~

Soru Kağıtlan ve Tutum Olçekleri Göztemleme ; : .Bilgt ve Belge Toplama Yöntemleri Projeksiyon Testlerinin Kurulması içerik Analizleri .; ; ~ Sonuç' , ,.. ~ GENEL -SONuç

BiBLiYOGRAFYA

1

: ;

:

59 60 69 .

70 84 89 90 90 1QO 101 106· 108 : 116 1'17

120'


GİRiş

Zihniyet bir toplumsal grubun örtük referans sistemidir. Bu toplumsal grup paylaşılan ortak anlayışsayesindetürdeştir.Sözkonusureferans,.siste~

mi şeylerin bellibir biçimde görülmesini,dolayısıy­ la bu anlayışla uyumlu tepkiler ve davranışlar gösterilmesini olanaklıkılar. Zihniyeti " eğitim cşekillendirjr.' Toplumsal yaşamda edinilmiş bütün deneyler, kendi yargı' ve davranış alışkanlıklan olan değişik gruplara katı­ lun' zihniyeti biçimlendirir. Bizimkarmaşık toplumlarımızda, alınan eğitim, toplumsal yaşarnda edinilmiş deneyler, kültürel gruplar... çoksayıda ve ' çeşitlidir, değişik zihniyetler aşılar. Toplum demek ki, her biri olaylarıfarklıbirbi-' çimde gören gruplardan oluşurvHer bir grup doğal olarak, kendibakış açısını diğer grupların paylaş­ masını ister, çünkü kendireferans sistemi her halükarda eniyisidir. Değişik bakış açıları arasındaki bu çatışma toplumsal yaşamın temellerindenbiridir (ohalde zihniyetler kısmen'ideolojilerle çakışırlar). , Zihniyetierin incelenmesi toplum içinde yaşa­ mın temel sorunlannı anlamamıza yardımcı olacaktır. Zihniyetleri şekillendiren etkiler nelerdir? Bu' etkiler kendilerini nasılgösterirler?Zihrıiyetler­ le öğretilerin, ideolojilerin ve değerlerin ilişkisi ne- . elir? Zihniyetler nasıl evrilir ve değişir? ' Bütünbunlar, incelenmesi, hemen her gün göz- , . lemlediğimiz toplumsalolguları daha iyi anlamamıZl sağlayacaksorunlardır.

7


BİRİNcİ BÖLÜM

KÜLTÜR 'VE ZiHNİYET ..

Sosyal bilimlerde kullanılan bir çok terim gibi, zihniyet kavramı başka .:kavramlarlailintilidir (ve çoğu zaman onlarla kesişir). . ' , . Zihniyet bir grubun içselleştirilmiş olan kült:ürüne atıf yapmadan anlaşılamaz; bu içselleştirilmiş kültür de kendi yanından kültürel öncüller ve kültürel kişilik nosyonuyla ilgilidir.; , , Zihniyetin ne demek olduğunu,,ancak bu bir kaç. tanımı yaptıktan sonra daha iyi anlayabiliriz. i. Kültür En basit ve günlük anlamıylakültür terimi, belli bir bilgi biçimini ifade eder., Bu nedenle,' mühendislik eğitimigörmüş birinin teknik ya da bilimsel. bir kültürü olduğu, bunakarşıhk edebiyat okumuş veyaedebiyat tutkunu birinin edebi bir kültüre sahip olduğu söylenebilir. Bu anlamda kultur, tümüyle birbiriyle kaynaşmış bir bilgi bütününedayanan bir düşünce şekillenmesidir; bu bilgi bütünü akıl yürütmenin. şeyleri görme ve aynı zamanda belli sayıda "nesne" karşısında davranış ayarlama biçimlerinin örtük .referanslarmı oluşturur (örneğin mühendis edebi kişilerin aksinemekanik, teknik olan şeylere eğilim gösterir, bu tür şeyler karşısın­ da kendini daha rahat hisseder).. Bu basit kültür nosyonu sosyolojik kültür nçsyonunu oluşturmamızdayardımcı olacaktır. .Sosyolojide kültür terimibir grubun (az ya da

8


çok genişjüyelerinin ortak edinimlerinin bütününü , ifade' eder. Bu edinimler şeylerin algılanma'sında, yapılan değerlendirmelerdebilinç-dışı ve sürekli referans işlevi görürler, davranışların yönlendirilme.sinde etkili olurlar. . Bu edinimlerin ne olduğu az çok bellidir, bilgilerle olduğu kadar fikirler ve inanışlar, yargı normlan, ko şulIandırm alar, davranış ve tutumlar, tasa.. rımlar ve toplumsal modellerle de ilgilidirler. Bun-' lar ruhsal yaşamımızdaherzaman bilinçsizce var. hklannı gösterirler. Biz bu edinimleri farkında 01"madan "kültürel grubulımuzun diğer üyeleri ile paylaşırız.

Kültürün ünlü tanımı açımlanarak, kültürün her şey unutulduktan sonra.. grubumuzun diğer menstiplarıylabirlikte, bize ortaklaşa kalan şey 01.duğu. söylenebilir. Bunu açıklamak için bir örnek . ele alıyorum. . , "Bir dostum bir süre kalmam için apartman dairesini bana yerdi, diyelim. Bu apartman dairesi benim dairemden farklıdır. Düzerılenişi, dekorasyonu,. vb. beni hoşbir biçimde tedirgin edecektir. "Ama aslında bildiğimbir mekandayınıdır. ~ "Akşam daireye geldiğimde, 'ışiğı yakmak' için. aranırım, 'Gece konutta elektrikle aydınlanılır' fikri bilinçsiz ve basit bir fikirdir. Batılı bir eğitim almış olan herkes fikri paylaşır. Bu fikir bir kültürel 'edinimdir. Bu' türden bir 'inanış' muhakkak ki davranışlanmıza yön verir. ışığı yakacak olan düğ­ meyi bize arattırır, "Bir de şu fikre bakalım: 'Dairenin bir yerinde elektrik düğmesi türünden, elektrik akımını veren veya kesen bir sistem var' fikri de bir kültürel edi-o . nimdir. Bu durumda, kapıya yakın yerlerde (kültü. rel yer) duvar boyunca böyle bir 'sistem' ararım. Bulamazsam elektrik akımını verecek'bir başka yol

bu

i'

,

9


ararım.Pedallı

bir elektrik anahtarı ararım, önün- . den geçilmesi gereken bir foto-elektrik hücre, yapıl­ masıgereken bir jest ya da bir gürültü ararım... ama 'rşığı yakmak için bir şey yapılması gerektiği' konusunda kuşku duymam"... "Aynı şekilde, bu yeni apartman dairesinde yaşamımın bütün günlük jest1eri aynı kültürden olduğum diğer kişilerle kaçınılmaz olarak paylaştığım u alışkanhklarla,edinimlerle ilgili olacaktır... Sadece yaşama ilişkin alışkanlıkları paylaş­ makla kalmayız, düşünme ve mantık yürütme alış- ' . kanhklarını dapaylaşrrız. Kültürümüzü oluşturan bu ortak temeldir.· Bu kültür her an. mensubiyet . grubumunyaşamına katılımım,· sürekli kültürel banyo denilen (ki bundan kaçmamız mümkün değil­ dir) olayın etkisiyle edinilmiştir. Örtük referans ilkeleri ve kültürel davranışları- . mı yönlendiren tasarımlaryukardagördüğümüz gibi, pozitif olabilir: "Şunu ya da bunu yapmak gerekir şeklinde... "ıAma negatif de olabilir: "Şunu ya da bunu yapmamak gerekir şeklinde...". Bu negatif ilkeler kültürel tabulardır. Dokunulması, ama aynı zamanda' yapılması ya da düşünülmesi yasak olan ,

.

şeyleretabudenir.

"Sokakta bir köpek görünce, onu otomatik olarak, etinindiri olup olmadığını da dikkate.alarak 'kaç kilo et ettiğine' göre değerlendirıniyorum. Doğal olarak köpeği bir av hayvanıalarak görmüyorum. Köpekleri böylegörme kültürel alışkanlığı yoktur. Böyle bir akıl yürütme kabul edilemez, yasaktır. Dcstlarımı bir köpek budu yemeye davet edersem, dehşete kapılırlar ve ayıplamrnn.: Onlara sadece şölenden sonra, köpek yediklerini itiraf edersem mideleri bulanacak ve daha önce çok iyi bulmuş.olduklarıyediklerini kusacaklardır.rr Ortak tasanınların (bir kültürü benimseyenle-

10


rin paylaştıkları basmakalıplar, imgeler ve modeller) norm ve değerlerin somutgiysileri' olduğunu belirtmek gerekir. Her bir ortak tasarımdayandığı. değer sistemi içinde şemalaştınlabilir. Böylece, değer ve tasarımlardan oluşan içselleştirilmiş kültür' . bir değer sistemine indirgenebilir. 19... yüzyılortak Centilmen modelini .üretti. Centilmen yardımseverdirve mesafelidavranması­ nı bilir, erdemlidir, iyi eğitilmiştir. naziktirvemütevazi davranır. Başkalannı ineitmeden ve başka­ lannın kendisine duyduğu.saygıyı sarsmadan doğ­ ruyu söyler. Bir şerefanlayışıye verdiği sözü tutma . özelliği vardır. Her zaman kendindedir. ne öfkeye kapılır nedeincinir. Nüktedandır, doğallık,kazanmış üstün niteliklere sahiptir. Yaşamdaki en önemsiz şeylerden aşırılığa kaçmadan ve çalım yapmadan bir estet gibi zevkalmasını bilir.. .Centilmeri imgesi zamanın ideal toplumsal dav'ranış normlarını kapsayan gerçek bir davranış kodudur: başkalarına açılma, kendi kendine hakim olma, ahlaki doğruluk ve vazgeçebilirlik. .Antropologlar inanışlar, normlar, değerler ve tasarımlargibi ortak edinimler bütününe, buzihinsel edinimler sisteminden kaynaklanan ifadeleri ve eserleri ekleyerek, kültür nosyonunu en uç noktası, na kadar genişlettiler. Antropolojik anlamıyla kültür dili, sanatı, örf ye adetleri, üretilenşeylerinbütününü (günlük kullanımı olan nesnelerden top .. lumsal kurumlaral kapsayacaktır. Bu görüş kanıt­ lanabilir. Gerçekte, sanat ya da çeşitli imal edilmiş nesneler gibi kültürel ürünlerin bir kültürün normlar, değerler, inanışlar ve tasarımlar sistemine bağ­ lı olduğu, ayrıca bu kültürel referans ilkelerini ifade ettiği tartışılmayacak birolgudur. Örneğin günlük anlayışta ve günlük kullanım- . da kültürel bir nesne olanaraba, 'yine son derece lt

lt

ıı


kÜltÜrelolan. özgürfük, bireysellik" tekniklik,rekabet, sahip olma, kendini ifade etme ve güç arayışı, zamanın önemi, toplumsaletkinlik alanıann ın birbirinden ayrılmasıilkeleriyle ilgilidir. Bir' kültürün iki. düzeyi ayırdedilebilir: Bir düzey kültürün bütün mensuplarınca bir bakıma iç.selleştirilmiştirve kültürel ilkeleri.Ideğerler.normlar, inanışlar), tasarımlarıve referans modellerini kapsar; bir diğer düzey bireylerin dışındadır ve ifadeleri, üretimleri, yaşama ve çevredekiögeleri kullanma biçimlerini (yaşam tarzı) kapsar. Günümüzde kültürden sözedilince (örnek: Fransızlar'ın kültürünügeliştirmek), kültür öncelikle dış düzeyinkültürü anlamında düşünülür. 'Bu du.rumda, tiyatrolardan. konserlerden. festivallerden. kitaplardan, filmlerden, televizyon filmlerinden, 10- ' kantalardan kahvelerden ... sözedilir. ' Bukültürel düzeyde, sadece boş zamanlarda tüketilebilirürünlerin dikkate ~ alındığı gözlemlerıebi­ lecektir. Bu durumda kültür sınırlı anlamıyla anla- · şılacaktır. Kuşkusuz sözkonusu kültürelnesnelerin içselleştirilmiş düzeydeki kültür normlarıyla ve boş zamanın (eğlence zamanının) hedonist (hazcı) bir pasiflik anı olarak 'tanımlandığı bir tür pasif ,edinimle ilgili olduğu farkedilecektir. Bu normlar duyuların (görsel, .işitsel, tatsal. ..) değer, kazanmasını sağlar. Günümüzde "aktiflik" değeri eğlence anlayışı içinde önem kazanmış ve- sportif etkinlikler, ufak tefek onarım, kişisel sanatsal yaratım, değişik tekniklerin faalolarak öğrenilmesi etkinlikleri geliş­ miştir... R. Lintongibi,bir kültürün içselleştirilmiş olan düzeyi birbirine bağlanmış bir ilkeler ve tasarımlar ' nebülözü gibi gösterilebilir. Bu nebülöz bir iç kültürel sistem. olarak adlandırılabilir; her iç kültürel sistem çok sayıda katmandan oluşacaktır. Mutlak

ve

,

12

'


.(referans işlevi gören dekunulamaz ilkeler ve tasarımlardan oluşan bir iç tabaka ya da .sertkültürel çekirdek; sonra gitgide daha kenara doğru giden diğer: tabakalar. Bu tabakaların. ilke ve tasar��mları gitgida dahabelirsizleşir ve bu ilke ve tasarımlara karşı çıkılır, yenilenmeleri .istenir- Böyle bir sistemin bir iç dinamiği, artıkkesin olmayan ve daha dışsal tabakalara' kayan bazı. temel ilkeleri, buna karşılıkgitgide önem kazanan ve sonunda merkez çekirdeğe geçen başka ilkeleri olacaktır. Bunun yanında, böyle bir sistemde gerilim ve iç çelişkiler de olmayacak .değildir, Bu gerilim ve iç çelişkiler dış çevreyle sürekli temas halinde olmanın etkisiyle, sistemin iç dinamiğinisağlayacaktır. ••

II. KültürelOneüller ve Temel

Kişilik

R.Benedict'in dediğine göre, kültür "dil gibidir. "Dil nasıl bütün hançere seslerini, dudaksıllan, diş­ selleri, ıshkları ve gırtlak seslerini, sessiz ya da seslileri, ağızsal ve burunsal sesleri kullanmazsa, kültür de bütün olanaklann oluşturduğugeniş yelpaze içinde ögeler, yani etkinlikler, gelenekler ve töreler, inanışlar, kurumlar... arasında bir iseçimdir. Bu antropologa göre, bir kültüre ait olguların bütünü düşürıülürse.ıhepsinibirbirine bağlayan bir yönlendirici ilkenin olduğu farkedilir. Bu ortak .örüntü, bu kültürün "genel yönelimi'ldir. Bir kültürel ögenin kültürel bağlarnın bütün diğer ögelerine göre anlaşılması gerekir. Bu ögeler de .. kültürün genel yönelimince aydınlatılır, Bir kültürelöge kültürün "önemli kültüre] niyetleri'ini kendine göre yeniden ifade eder. Örneğin bizim toplumumuzda evlilik, kıskançlık, büyüklerin çocuklara karşı takındığı otoriter tavırlar... ve diğer birçok öge, çağdaş İnsanıyönlendiren sahip olmamantığı..

13


na göre anlaşılabilir olur; bumantık kültürümüzü büyükölçüde tanımlar. Bir kültürün genel yönelimleri bireylerin eylemlerinibelirler. .Bu yönelimler kültürüngözükmeyen "değerleri"ninyardımıyla ifadeedilebilir, it . ültür "az çok netleşmiş bir düşün.ce ve eylem; :f. ırlr"(pattern) temsil eder..." Bu model kültürün yönelimlerinin-gerisindeki değer­ lerden oluşur. . G. Batesen (1936) gibi bir başka kültüralist ant-ropologa göre, kültürel davranışların (tipik ve paylaşılan davranışlar) bütünü bir önermeler sistemi ile ilişkilidir; bu önermeler sistemisözkonusu davranışların "mantıksalergiticisi" olarak düşünülebi­ lir. Bir davranışlar bütününün kaynağına bir tür "kültürel öncü}" konulabilir. Bu öncüller bütünü kültürün temel mantığını kurar. Bateson Balinaisler'in ulusal karakterini böyle tanımlar. Balinais kültürünün incelenmesi Balinaisler'in kendilerine her türlü saldırganlık ve kızgınlıktan kaçınmalarını öğreten eğitimlerinin etkisini taşı­ dıklarını gösterir. Yetişkin Balinaisler'in davranış­ lan nihai 'amacı, kuralları ve tahditleri olan stratejik biroyunun kurallarına.uyar gibidir. Toplumsal' davranışlar oyununun nihai amacı istikran en üst düzeye vardırmak olacaktır. Bu nihai amaç şu türden bir ilke ile ifadeedilebilir: "Her şeyde ölçü olmalıdır." Stratejik oyunun tahditleri, ihlal edildikleri zaman dışlanma ve dolayısıyla toplumsal ölüme yol açan toplumun normlarina duyulması gereken saygıdır. Oyunun kuralları kurulu hiyerarşiye, din.. sel 'törelere ve köy meclisinİn kurallarına duyulan saygıdır.Bu stratejik oyun içinde Balinais kültürünün mantıksal örüntüsü sadece, istikrar arayışının ve her türlü aşırılıktan kaçınma isteğinin etkisini taşıyan ifadeleri içerebilir. Bu nedenle, 'Balinaisler'in hiçbirkültürel anlatım türünde -müzik, tiyatro, tl

14

i


diğer

sanat biçimleri...- yücelim noktası yoktur. Arı­ laşmazlıklar herhangi bir taşkınlığa yol açılmadan. çatışmadan kaçınmayı sağlayan' geleneksel daV'ra-' , nış kalıplarına başvurularak çözülür. Söylev sanatı gibi toplumsal etkinlik tekniklerine Balinais kültü'ründe hiç mi hiç raslanmaz. Bireyin bir başkasıyla' yanşmasının düşünülebileceği hiçbir bağlam yoktur. Birey toplumsal kurallan ciddi bir biçimde ih1a1 ettiği zaman (örneğin ensest), toplum kuralları­ nın ihlali evrenin doğal düzeninin bozulmasıanla­ mını taşır. Suçlu sadece budalalık ve gaf yapmakla suçlanmakIa kalmaz, "bedbaht bir kişi" olarak da görülür, öyle ki böyle bir felaketin herkesin başına gelebileceğinin somut örneği olarak, görülür. 1.200 Balinais heykelinderı oluşan bir kolleksiyonun ya'ra~tığı izlenimi yorumlayan Bateson, sanatçıların denge sorununa verdiği önemin üzerinde durur. Beyaz adamın gelmesinden önceki dönemi tanımla­ mak için Balinaisler'in .kullandığı deyim şudur: "DÜnya istikrarda iken.;" Bir toplum düzeyinde, birbirinin aynısı ya da birbirine yeterince benzeyen kültürel koşullar bütününün, toplumun bütün üyeleri arasında şeyleri aynı şekilde görme ve bazı tipik durumlarda aynı şe­ kilde davranma özelliği yarattığını kanıtlama görevi, kültüralist okula (RO' Linton, M. Mead, A. Kardiner,R. Benedict, E. Eriekson, G. Bateson..,) düşer. Aynı kültürle yeterince "aşılanmış" bireylerin ortaklaşa paylaştığı bu .türde bir kiüürel kişilik temel kişilik terimiyle adlandırılır. Temel kişilik bir bakı­ ma, bütün Komançiler'in Komançi, Fransızlar'ın da Fransız gibi düşünmesini ve. tepki göstermesini sağ­ layan ortak inanışların bütünüdür. Kardiner (1945) temel kişiliğinl'bir toplumunmensuplanna özgü ve bireylerin kendi özel durumlarıyla süslediği bir yaşam' tarzı şeklinde kendini gösteren özel bir psikolo-

15


jik biçimlenme olduğunu, bu biçimlenmenin birey-. sel karakter çizgilerinin' içinde. geliştiği matrisi oluşturduğunu"söyler. Bateson,,(1972). Ba1inaisler örneği üzerine denge isteğininnasıl "çocukluklarından beri karakterlerininyapısınagirdiğini" gösterir. Burada kültürel ko- . şullar eğitim ve toplumsallaşma koşullandır.Ger­ çekte bir Balinais'nin 'çocukluğu sırasında, tahrike kapılan, kızgınhğa kapılan eğiticiler tarafından

önemsenmeyerek ,reddeditir. Bu noktadan hareketle, o sırada çocuğun aklında kalan ve yetişkin insanda mahrem bir kesinlik (kesin doğru) olarak kalacak şu psikolojik yargıya ulaşihr; "Her şeyde ölçü gerekir." Eğitsel' niteliği olan bu öncül sanatsal ifa,. deleri ve davranışları yönlendirecektir. Külturalist antropologlann, genel yöntemi içselleştirtlmiş kültürü dış düzeyin kültürünün anlaşıl­ masını sağlayan bir öncüller bütününe indirgemektir. Bu yöntem kültürün oluşumuüzerine ampirist bir yaklaşıma dayanan (kültür bir edinimdir, do.. ğuştan bir verideğil) çokrasyonalist bir yöntemdir. Bu yöntem kuşkusuz bizim kendi çağdaş bilimsel kültürel normlarımıala ilgilidir. Bu normlar şu tiptedir: Bu olguları açıklayan olgularıngerisinde sistemler vardır (yapısalcılık), bu sistemler olguların rasyonel olarakaçıklanmasınısağlar (rasyonalizm), kültürelolgular ise yaşanmışdeneylerinsonucudur (ampirizm).

III. Zihniyet ve

Değerler Sistemi

.:

Şunu 'hemen söyleyelim. ki z~-aımiç.~ . $Plleştiritmiş killtür nosYDIlU-ile-k:esişiı.,özel1iklede

.bu nosyon bir öncüllerbütünü 'olarak ifade edilmiş­ se... Günlükdilde zihniyet bir, düşünce halini, davra••:~ ,'<"..... ,..~., .

16

' . .

• '-'

..•


nışlarda

göalemlenen örf ve adetlerle otomatik ola- . rak birleştirilmiş bir olaylan görme biçimini ifade eder. Bir davranışı ve o davranışın dayanır gibi gö.. , züktüğü ahlaki mahkum etmek için "ne zihniyet!" tabiri bu anlamda kullanılır. Sezgiselolarak, bir yandan davranışlan, öte yandan şeyleri (dünya görüşü) ve .davranışların dayandığı ilkeleri (gizli ahlak) kavramabiçimlerini birbirine bağlar-. , Benden farklılığı temelinde başkasını ya da başkasının mensubiyet grubunu tanımlayan zihniyet deneyimi, görünüşte onun gibi.yorumlamadığım. bir olay ya da durumkarşısında onun davranışı eğer beni şaşırtırsa gerçekleşmiş olur. Bu zihinsel şaşkınlık, tedirginlik insan kendi çevresinden çok farklı bir çevrede bulunduğu zaman hissedilir: Hiçbir zaman katıhnmamış olunan bir toplumsal çev- . re, yabancı bir toplum ya da bir yabancı grubu.Ya.. yaş yavaş bu yabancıların olaylan görme,·· olaylara tepki gösterme biçimleri öğrenilir. Yargıi an ve tep- . kilerini önceden tahmin etmek mümkün olur. Bu kültürel öğrenim (kültür aşılama, kültürleştirme olarak adlandırılır) sayesinde, bütün antropologların iç mantığını yakalamak için yeterli bir. süre "ilkel" bir toplumda yaşayarak edindikleri deneyim kazanılır. Çünkü Linton'un dediği gibi, "bir kabile bir tifo salgınını genişçaplıbir büyücü avıylaönle­ rnek isterse, kendi kültüründe hastalıktan büyücü. lerin sorumlu tutulması olgusuna mantıksalolarak uyumlu davranır." . . i et kendi i i bir dünya görü ü" ır evre ... ~l~.-kaı:~fllill! . . ~ir r~~"""JsatŞ.Lm)l,arJ)llJŞN·...§.~Js.i!~,!!l~\iretir.. Çevrenin bu ögeleri herhangi bir öge değiıdi~lar dünya görüşünün kilit ögeleridir. Sözkonusu zihniyete sahip olan grubun bir tavır takınmak durumunda kaldığı önemli ögelerdir. Bu Ögeler duğüm nesneler (odak

17

.~


nesneler) ya da esas referans vekonumlanma nesne kategorileridir. Örneğin. otoritelere, geçmişten kalma geleneğe duyulan saygı, istikrararzusundan, vb. oluşan geleneheeleizihniyette, zihniye-tin düğüm noktası .niteliğitaşıyan nesnelerinden biri "geçmişten kalma kurulu şeyler'! genel kategorisi olacaktır. Bu kategoriden bir nesne karşısında, gelenekselci saygı tutumu taşıyacaktır.

eyleme dönüşmüş davranışlar şeklinde de kendini ifade eder. Bu düzey,bir zihniyetin en kolay' gözlemlenebilir düzeyidir. İşte yapması gereken bazı işleri unutan, sorumluluktankaçınmak için daima özür arayan.rçalışma koşullarınaher zaman karşı çıkan, dalgınlıkla en basit disiplin kurallarını sık sık ihlal eden, çoğu zaman geç kalan, görevler arasındaki gerekli koordinasyonu dikkate almadan öncelikle kendisini ilgilendiren işi yapan, kurallara uymamak ve işten kaçmak için ufak tefek bahaneler uyduran. tesadüfen sıkışık bir ortamda ve aşırı yükleme olarak kendisine verilen önemli işleri tümüyle yerine getiremeyen bir birey (kendi yaş grubunu çok iyi temsil ediyor)... Bütün bunlar hedonist (hazcı) bireyci zihniyete özgü davranışlardir. Zihniyet aynı zamanda, bir inanışlar sistemiyle bağlantılı bir psikolojikeğilimlilikler'bütünüdür.. Bu inanışlar sistemi şeylere anlam kazandıran bir dünyagörüşüoluşturur.'Bu sistem davranışları eyleme yönlendirir, hatta belirler. Bir zihniyet

,.

ı d , -. ,

.',"

.

",

aynızamanda,

....

'.

".

':rc,_~~~ir'H1?ireyin

ti~~~t~"~"

.., . ğ@cl~r sıstemı ... , . ~ı_ . B. ler 'hun yada bireyin

TUl

bır ı·

irı.d~r en:pi~e~eğik~-

t., ,.,_ .

":.' - - ' .

'i'-.

,.. -

, " ,.

: ........~ ....

E..

}tJıl"'i'$~,::-..J.!(;."';'"'"-,-:·!:~·f;.fr

. ~~~Qkın.t·.·ın}!!!t~!l!!l>_.1g1!i~J!~ıjdir. 'Bui1KeIer----~ 18


bütünü kurgusaldır. Davranışlarınanlaşılmasını ve açıklanmasını sağlayan entellektüel bir yapıdır. ·ııtreyci:.hc.dQr;ıj.ş'tiJ:ı,.. ,~er sistemi şöyle olacak-" tır: Onemli olan benim zevkim ve özgürlüğümdür; başkalarının, tahditlerin ve kuralların, işin, bunla. rın hiçbirinin önemi yoktur. Bireyci-hedonistin değerleri şunlardır: kendisi, zevk, özgürlük, . Zihniyet -nosyonu şöyle sentetik bir tanıma kavuşturulabilir, Griaule gibi etneloglar tarzında şöy­ le denilebilir: Zihniyet bireyin dünyayıgördüğü şekliyle, dünyadaki kendi yeri hakkındaki görüşü­ nü ortaya koyar. Zihniyet bu durumda, birincilöneme haiz bir sorun gibi konulan şey karşısında varoluşsal bir konuma (varlığın temel yönelimi) indirgerıebilir. ' .Örneğin "genç kurtlar'va portresini çizelim: . "Gençkurtlar'tın eylemleri her zaman, bir tür liberal işletme yönetimi (rnanagement) ideolojisi ile haklılaştırıhr: .faal olmak ve- gerçekleştirmek gerekir (bunlar faal ve iradeci işçilerdir); keşfetmek,'yaratmak, yeni buluşlar ortaya koymak gerekir (dinamiktirler ve ilericilerdir); sorunları iyi ortaya koymak, tahlil etmek, akıl yürütrnek gerekir (bilimsel ve rasyonalisttirler); kumanda etmek, karar vermek gerekir (elitisttirler ve "insan yüzlü" otoriterizmin çekiciliğine kapılmışlardır); kendini ve kendi görüşlerinikabul ettirmekgerekir (kendilerini beğenirler, değerlerinden emindirIer, kendilerini vazgeçilmez görürler, güzel dilli ve iyi görünümlü 01malarını kullanırlar); ilişki kurmak, tanımak, iyi konumdaki güçlüleriri takdirini kazanmak gerekir .

(çıkarcıve hesapçıdırlar), Değerleri şunlardır: faaliyet,ça1ışma, akıl,

göre, değişim,

ön-

otorite, bireycilik. görünüm ve kişisel

uyarlanma. Genç kurtlar 25 ile 35 yaşlarındadırlar. Genel- .

19


likle teknik bir sözcük dağarcığı, genellemeleri kullanabilme yeteneği, ilişkilerde 'Ve. sözlü ifadede rahatlık kazandıkları bir "büyük okur'dan çıkmadır­ .lar. Bu okullarda, çalışan yığınlarkarşısındaüstün olduklan fikrini edinmişlerdir. Gelecekteki başarı­ . larının modellerini gözlerinin önünde bulmuşlardır: siyaset adamlan, büyük devlet hizmetkarları. ünlü bilim adamları, modagenel müdürler... Yaşani tarzlan zihniyetIerinin eseridir. Standing (saygınlık), mesleki ciddiyet, açık fikirlilik C'hava'yı izlerler) ve modernizm imlerinin büyük tüketicisidirler. Aile yaşamları ve eğlence yaşamla­ n mesleki başarı ve standing imlerinin tüketimine dayanır. Karıları, çocuklan başarılan ve üstünlük. lerini ifade. eder. Eğlenceleri çoğunlukla elitist nitelikte ortak faaliyetlerdir: sosyete yaşamı, geziler, inceleme günleri... (buralarda her zaman yerel tanışıklıklar edinilebilir). . Bu portre "genç kurtlarıtın kişisel başan olan temel varoluşsal sorununu ortaya koyar. Onlara göre dünya, insanın yüksek kapasitelerini ortaya koymasının gerektiği. bir mesleki yarış dünyasıdır. Dünyanın ve bu dünyada varoluşun amacının tanı­ mındanyola çıkılarak, "genç kurtlarılın tutum ve davranışlannın oluşturduğu bütün mantıksal ve anlaşılır hale gelir. . Kültür.nosyorıunda, içselleştirilmiş kiiltürle (bir topluluğun bütün üyelerince içselleştirİlmiş)dışsal­ laştırılmiş kÜltürübirbirinden ayırmak gerekir, İç­ selleştirilmiş kültür bir öncüller ve değerler bütününde sistemleştirilebileeektasanınlar ve normlardan oluşan bit nebüıözdür.·Bu nebülöz bireysel psişizmlerde konumlanmiş değildir. Bireylerüstü bir bütünlüktür. "zamanın.havası'' veya davanın gerek.. sinmelerine göre ·postüle edilmiş kollektif bir bilinç dışında yerleşeceği bir mekan yoktur. (Zihniyet ise .

.

i

20


psişizmlerde konumlanacaktır.) Dışsal1aş­ tınImış kültür kültürelöncüller sistemine bağlı ifa-

bireysel

delerin bütünüdür. Bu ifadeler davranışlar, zanaat veya sanayi üretimleri kadar, kültür teriminin dar ve basit bir anlamında'sanatsal ve edebi üretimler-. dir de. Zihniyet kavramı içselleştirilmiş kültür nosyonu ile kesişir. Sosyologlara göre,zihniyet değerlerden . kurulu bir.sistemdir; bu sisteme dünya görüşü, düğüm noktası (odak) olan nesnelere karşı tutumlar ve bir grup bireyin (veya bu grubu temsil niteliği olan bir bireyin) tipik davranışlan dahil edilebilir.' Zihniyet bir grup için, çevredeki kültürün içerdiği norm ve değerlerin özümserrmesi ile edinilen ortak bir referans çerçevesidir.Zihniyet demek ki, psişizmlerde toplumsallaşmanın bıraktığı bir izdir. Bu tipik davranışlardanyola çıkılarak zihniyetin içselleştirilmiş bir kültürü ifade ettiği söylenebilir. Bu tipik davranışlar 'sözkonusu grubun kültürünün (geniş anlamda) bir parçasıdır.

IV. ZihniyetIerin

• Işlevleri

yer alır. Zihniyetin oluşturduğu örtük referanslar sistemi sürekli olarak, alınan haberlerin şifresinin çözülmesinde ıska­ ra rolü oynar. Uzun zamandan beridir algıda nesnellik olmadığı biliniyor. Bu türden bir verinin deformasyonu ve yorumlanması olgusu, son bölümde. göreceğimiz gibi, zihniyetierin incelenmesinde projeksiyona dayalı testlerde kullanılır (aynı fotoğraf farklı referans sistemleri üzerine bilgi veren değişik yorumlara konu olabilir). İlkeler sistemi olarak zihniyet bir ideoloji gibi çalışır ve her türden olguyu 'açıklamaya çaba gösterir. Bir "dünya görüşünün taşıyıcısı olan zihniyet, Zihniyet

algıda doğrudan

21


gerçeğin .

bir açıklamasını verir. . . ve böylece kendine göre, anlamavebilme ihtiyacını karşılar. Kitle iletişim araçları her gün, zihniyetIerin bu işlevi gördüğünün kanıtlarını sunarlar. Bir olgu ortaya çıktı­ ğında, farklı toplumsaloyunculara olguda değişik şeyler göreceklerdir. Patronların çalışma özgürlü'ğünün ihlali olarak gördüğü bir' şeyi, sendikalar örneğin işçilerin haklannın. korunmasıolarak görürler. .

'

.

ni~

~~nan sözd~~akıl~yette'rr~bi­

li~i~~"ö~~.mJ,ua~~~ ,,~:~~.~~~ .

. ., . . . .

çimleı;ini,\;."h·akhlaş'eİTltJ1t"""'V~";;';rasyurt~t1e ştirme s~!!d;ı:r,ı.başka birşç~?:~~il,Qtr.··:· " .

.

çaba-

Zthfti~'~~~ killWFsl.kimliginin .temel 'r bIl Bu zihniyet aynızamand;birtop'o

00,

00

o'

' .

liım~:ar'g'i;üb~itkimliğinioluşturan diğer ögelerle sı­ kı bir bağıntı içindedir ve bu ögelere bağımlıdır (kökenIeri, sahip olduklan şeyler" bileşim, ilişkiler, üretimler. imge...). Zihniyet kendisinden türeyen tutumlar, davranışlar ve söylemler aracılığıyla, .grup kimliğini dolaysız bir biçimde ifade edebilir, Zihniyet toplumsal etki. güçlerinin kaynağıdır. Gerçekte iki büyük'$osyo~psikolojik mekanizma grupların yaşamını yönetir: edinim-yayılma mekanizmaları ve korunma-savunma mekanizmaları. ilk "', . türdenmekanizmalar herhangi bir toplumsal grubu, kendi görüşü doğrultusunda örgütlernek için kendi çevresi üzerinde etkili olmaya iter. Bu durumda her grup" çeşitli yollardankendi değerlerini yaymaya çalışacaktır. .Lkinci tür mekanizmalar sayesinde, herhangi bir toplumsal grup kendini tehdit altında hissedince kim1iğinisavunabilecektir(bu ikinci türden mekanizmalara zihniyetIerin değişime direnişi sırasında raslanır). · ", ,

22

,.

.

..

.

..


, Zihniyet aynı zamanda, bir grubun iç tutkunluğunun da kaynağıdır. 'Zihniyet toplumsal katılma­ nın taşıyıeılığı i şlevini de görür. Gruplara, oralarda kendi fikir ve görüşlerimizi bulduğumuz için katı­ lır, üye oluruz. Bu grup mensubiyetinin aynca, bir başka temel toplumsal işlevi vardır: güvenlik sağla- ' yıcı işlev. Referans gruplarımızdakipartnerlerimizle mübadele içine girerek, kendi bakış açımıza, davranışbiçimlerimize olan', güvenimizi güçlendirir, kendi imajımızı ve kendimizeolan güvenimizi kuvvetlendiririz.

Sonuç

\'

.Zihniyet o halde, bir grup insanın, ortak psişik referans örüntüsüdür, Ortak eylemleri anlamak için zihniyet hakkın­ da bilgi sahibi olunmalıdır. Gerçekte ortak eylem mantığı sadece durumu tanımlayan dış tahditler sistemince belirlenmemektedir (meğer ki bu sistem ezici bir ağırlıkta olmasın ve üstelik...). Bu durum, yani tahdi tl er sistemi grup ya da gruplarea kendi zihniyetIerine göre değerlendirilir, "algılanır". Bu zihniyet durum .için- ' , de grubun çıkar ve hedeflerini tanımlar. Ortak davranış insanlarla tahditler yapısı arasındaki etkileşimin bileşkesidir. Her toplumsal oyuncu, kendi değerleri temelinde, tahditler yapısı içinde yaptığı eylemleri optirnalleştirrneyeçalışır.. , Kararların optimalleştirilmesi ölçütlerinin, hızlı bir kişisel içe bakışla ulaşılanevrenselci psikolojinin kullanılmasıyla eldeedilen ölçütler olduğunu ilerisüren R. Boudon'un (1977) yöntembilimsel bireycilik postülasını referans olarak göstererek psiko-sosyolojik yöntembilimsel bireycilik postülasını ileri sürüyorum. 23


Bu son' postülayagöre, her oyuncu doyumunu kendi psikolojik değerler sistemine'göre (yani kendi zihniyetinegöre) en üst düzeye vardırmaya çalışır. . Bir oyuncunun kendini içinde gördüğütahditlersistemi kendi dünya görüşüsistemine göre açımlana­ mazsa davranışsal kararlan önceden tahmin. edile. mez. .

24


İKİNcİ BÖLOM

ZİHNİYETLERİN

ANTROPOLOJİK ÇERÇEVESi.

ZihniyetIerin antropolojik çerçevesi, her türden zihniyetin' içinde yer aldığı insani değer ve sorunların bütünüdür. Gerçekte, değişik seçimler yapsalar da bütün insanlar, ırk ve kültürlerinden bağımsız .olarak belli sayıda birbirine benzeyentemel sorunla karşıla­ şırlar, Evren nedir? 'I'oplum halinde nasıl örgütlenilmelidir? Başkalarıyla birlikte nasıl davranılma­ hdır? .. Bu sorunlar karşısında çözümler sınırsız-sa­ yıda değildir. Dünyanın ve kültürlerin tarihi insanların bu sorulara verdiği, yanıtları öğrenmemizi sağlar. Felsefi öğretiler ve düşünceler tarihi halkların yarattığı değerler ve dünya görüşlerinin nihai bütününü bize sunar. i.

(Odak) Niteliğ"inde Temel Nesneler ve' Seçimler

Düğüm

Her 'türlü zihniyet temel değer yargılan ve öğ­ reti eksenleri'negöre bir yere konulabilir. Bütün zihniyetler aynı zamanda, sınırlı sayıda temel düğüm Özelliği taşıyan nesnelere ve bu nesneler karşı­ sında alınan tutumlara (ya da bu nesnelere yönelik seçimlere) göre konumlandmlabilir. . Bu referansoluşturan antropolojik çerçevenin sınırlarınıbelirlemeye çalışmak için,.· şu soruları kendi kendimize sormak gerekir. Her insanın zorunlu olarak ilişkide'olacağı durumlar nelerdir? Bu durumlarda önlerine hangi tercihler çıkar? 25


Tarihçiler, sosyologlarve psikologlar bu sorulara belli sayıda yanıt getirdiler. Bu yanıtlan hızla gözdengeçirelim. Zamanla ilgili tasarımlar ve konuyu inceleyenlerin zamana karşı tutumlan tarih boyunca değiş. miş olsa bile, insanlar her zaman bu düğüm niteli.

ğin,denesneyle ilgilenmişlerdir. İlkel toplumların

. devrevi ve tekrarlanan zamanı zamanların sonu ve son bir hükümle, Yahudi-Hıristiyandüşünce devrimiyle çizgisel zaman haline geldi. Zamarı nosyorıla­ rı ve zamana karşı tutumlar tarihin değişik dönem- . lerinde, özellikle de 16. yüzyılda meta ekonomisinin gelişmesiyle evrim geçirdi ve zamanın ölçülnıesinin gerekliliği ortaya çıktı. Parsons gibi sosyologlar zamanı, İnsan yaşamının temel ikilemlerinden biri haline getirdi.· Her kültür bu ikilern karşısında bir tavır almak, ya geçmişe ya bugüne ya geleceğe önem vermek durumundadır. . . Bildiğimiz kültürlerinherbiri insandoğası karşısında, her zaman bir tavır almıştır. Bu konuda takınılan tutumlar Tann'nın yarattığı olarak insandan, biyolojik tesadüfün yarattığı olarak" insana kadar uzanır. Levi-Strauss Oedipus, Cadmos ve Antigon üzerine Yui-ıan· efsanelerini tahlil ederek, İnsa­ nın ÖZ doğası (insanın hakikiliği) üzerine soruları­ nın antropolojik soru olduğunu göstermiştir. Bizim uygarlık çağımızda, günah, bağışlama ve insanlığın kurtuluşu üzerine çeşitli .Hn-istiyan öğretilennin İn­ san doğasını nasıl kötü, kötü ama düzeltilebilir veya kurtarılabilir bir şeyolarak gördüklerini anım­ sayalım. Rousseau'nuuda . 'içinde yer aldığı, insan ~,~ğ,ş.,Slnıntefileıa.°(fiyi, ama.' 'toplumun bozduğu bir doğa olduğunuöne süren romantik akımın önemini anımsayalım. B.u..J;!kımın·son. s e r ü _ . .Irİ ,

...

~---~

..

d~~_~:Kq.§izm~<li,L,~~§.U:ı.~.ctl.Lu~).. ..

'.;

Daha sonra, zaman ve insan doğası tanımlarıy-

26


la yakından bağlantılı olan iktidarlar ve insan 80rumlul uğu üzerine tutumlargelir. Bttt..fi..ft-kiilt·öTler insanda olması gereken-güç-sorununa eğilmişlerdir. Ya-iktjg!lrı' yoktur: İnsanın bir kaderi, tanrıları, tanrısı, mızaci"veya maruz kaldığı baskılar, toplumsal kuralları, içinde bulunduğu egemenlik-tabiyet konumları veya sosyo-ekonomik koşullar vardır. Ya da eylemlerinden sorumludur ve teknolojik ge1işme- , lereegemendir, bu gelişmeler ona sınırsız bir güç verir ve onu doğanın yıkımından ve genel bir kıya­ met riskinden sorumlu kılar (Prometheus insanı, sonra Faust İnsanı).Chaunu(1978) gibi tarihçilere göre; bu sorumluluk ve yaşamınahakim olma nosyonu Batı· uygarlığında (bu hususla ilgili olarak farklı kültürler olduğunu hatırlayalım) 10. yüzyıl. da, demografik koşullar (yüksek nüfus yoğunluğu yönetim kademesinin yoğunlaşması için elverişli '01maktan çıkar, familia rustica'nın parçalanmasına yol açar, toprak açılmasınrkolaylaştırrr)ve sosyoekonomik koşullar (serfliğinzayıflaması, angaryanın azalması, ücretli çalışmanın yayılması...) köylülerin ilk kez, sınırlı da olsa özgürlük ve sorumluluk içinde yaşamalarını olanaklı kıldığı zaman ortaya çıktı. Özgürlük ve mülkiyet filozoflarının bu yaşam içinde oluşmuş nosyonlan forrnel olarak ortaya koy- . maları için sekiz yüzyıl gerekmiştir. Bütün kültürlerden insanlar .katılchklanevre-. nin tanımi'üzeririe tavır almak.durumunda kalır­ lar...Evrene kendilerini çevreleyen gözükmez ölüler gibi veya başka biçimlerde ya da ölümden sonraki gözükmezruhlar gibi' katılırlar. Bu evren doğaüstü güçlerce ve karanlık güçlerce yönetilir. Bu dünyadaki kendidavranışlarınagöre az çok düşsel bir niteliği olan başkayaşamlar ve başka dünyalardan .. önceki geçici yaşam ve dünyadır bu evren. Bu evren yeryüzünün merkeziolduğu özekdeş göklerderi olu27


. şur; bu evrenin merkezi güneştir ve işleyiş yasaları matematikseldir. Yeryüzünün bir .atom, ölümden sonra hiçbir şeyin olmadığı geçici bir yaşam olarak yer aldığıbu evren sonsuzdur. Evrenüzerine bu görüşlerin nasıl insan bilgisi anlayışlarını (gizemcilik, irrasyona1izm, rasyonalizm...), yaşam ve ölüm üzerine, doğalolan ve doğaüstü üzerine, dolayısıyla din ve Tanrı üzerine görüşleri peşinden getirdiği göre-o lür. Kültürel tarihimizde, bugünkü kültürümüzün temel fikirlerinin türümü açısından 16. yüzyılın ne kadar önemli olduğu bilinir. Ekonomik atılım, özgül bir toplumsal sınıfın (burjuvazi) güçlenmesi, işgücü piyasasında dönüşümler, "büyük keşifler" (matbaa, Kopernik "devrimi", denizaşın keşifler, askeri fetih hareketleri...), entellektüel rekabet ("hümanistler" ve eski metinlerin eleştirel okuması), felsefi düşün­ cenin yenilenmesi (F. Bacon'un Nooum Organum'u) yeni bir Doğa 'fikrinin oluşmasına katkıda bulunur (fiziki-matematiksel dünya) ve maddi verilere bilim tarafından hakim olunmasıüzerine Deseartesçı projenin oluşmasına yol açar (bu fikirlerin oluştur­ duğu bütün bugünkü yaşamımıza da yön vermektedir).. Bütün kültürlerden insanlar kenditoplumla·nnınörgütlenmesikonusunda tavır almak durumun. da kalmışlardır. Bu sorunkıt şeylerin paylaşılması­ 'ilişkin ··'t~~el ikilemle bağlantılıdır (Baeehler). . .İnsan yaşamının en temel tahditlerinden biri de hemen hiçbir zaman bütün mallarda mutlak bolluğun yaşanmamış olmasıdır Bu nedenle, İnsanlar zenginliklerin bölüşümüne katılmamazlık edemezler. Bu yüzden de her zaman içinde yaşadıklan toplu- . mun örgütlenmesini tanımlamak zorunda kalırlar. Geniş anlamda zenginlikler üç kategoriye aynhr: iktidar, maddi zenginlikler, saygınlık. Bu üç kategori zenginlik sonsuz miktarda değildir. Herkes ay-

na

e .

28


anda, bütün iktidarlara, bütünmaddi zenginlik-

lere ya da bütün saygınhklarabirden sahip olamaz. Böyle bir şey oı,bilseydi, zenginlik nosyonu bile ortadan kalkardı]nsanlar zenginliklerin bölüşümüne. bu zenginliklerin bölüşümünde bazıkorıumlar elde ederek katılırlar: değişik kriteriere (kalıtım, seçim, . güç, yetenek, karizma...) göre bir kişi ya da gruba verilen iktidar veya herkese verilen iktidar; zenginIiklerin bölüşüm düzeninin aynısı .veya bu düzenden farklı bir saygınlık hiyerarşisi düzeni, bazı başan kurallanna göre sabit ya da hareketlibir saygınlık ölçeği... Bu tercihler özgül toplumsal örgütlenmeleri belirlerler (krallık,.teokrasi, meritokrasi, demokrasi...). Her-toplum belirli bir anda, malların paylaşımının neden olduğu sorunlar hakkında, tutarlı olsun ya da olmasın geçici bir' çözüm üretir. Bir "düzen" kurar. Üç şematik düzen tipi ayırdedi. lebilir: geleneksel düzen (mallarınpaylaşılmasıde. ğişmez kurallara bağlıdır); çoğulcu düzen (hiyerarşiler birbiriyle kesişir, çözüınler üyelerin değişken insiyatifierinin etkisi altında kalır); totaliter düzen (siyasal iktidan ele geçiren toplumsal grup bütün olanaklı düzenler arasında bu düzeni zorla kabul ettirir ).Toplumun örgütlenmesine ilişkin bu sorun, sal sahip olma sorunsalı, dolayısıyla olmak sorunsalı ve genel insan eylemi -sorunsalı ile kesişir. İn­ san kendi zenginliğini arttırmak (vekendi varlığını tanımlamak) için çalışmalı mıdır? Kendi varlığını (her türlü toplumsal bağlarnın dışında, eğer kendi varlığının bir "doğası varsa) gerçekleştirme çabası _göstermeli midir? Etkinlik, üretim (varlığı tanımla­ yan ve sosyal "varlıklar" edinilmesini sağlayan yapma edimi üzerine merkezileşme)aranınalı mıdır? ~et bütün kültürlerden insanlar, . kendi

tR,

·,,":ot.ı:zn:#iım~k . zorundadırlar .. Paısoıys""'ve·'"·,Shil'S·,,(,lJ15.lL.baş!casıyla "'~",!.;;.1t::1:,~ .. ~__, .• ~,_~.v"",,""~,,~;''l..Ti'A~I'Ii:i.~t'iIı:~''''',;''>!ııil''$4--;'.'oc'

~~j

29


:~~ilrJdii~H~~~~all~~~y. -·_~.'~.·'.·san~~ . . ·ı:aat.~.sı:~~·

:?06....

. .. ~~

~-wlı

.

....,,~~,

'<"

..

"

b~

..

,.

alternatifi, topl~İİre:-ırenQm:e::~eFmealternatifi, .e~~~~!H~~15~~~J:iıari'~m"~~~ijlternatifi, _k~~-so)n1:loÇt.aı.te,l:uatifi ve özgiiılük~~yaygııiıç~~rnatifi.Bit başkasıyla ilişkide' bu.genel alternafifler bütün etkileşimlerin önsel (a priori) koşul­ larıdır. Bir eylemin zorunlu olarak içinde yer aldığı b~r . ik) örüntüyü oluştururlar. Gerçekte bu seçeneklerin her biri eylem normu biçiminde açık olabilir. Bu değişik alternatifleri gözden geçirelim.

1. Duygusallık-Tart;ıfsızlıkAlternatifi- İn- . san başkalarıyla olan ilişkilerinde, eğer ona karşı duygularına öncelik veriyorsa, duygusallık seçimini yapar. Duygularını parantez içine koyuyor ve baş­ kasının sadece işlevine ve eylemlerininsonuçlanna bakıyorsa,.duygusal tarafsızlık-seçimini yapıyor de:.. rnektir. Bu tercihleri düzenleyen normlar şöyle formüle edilebilir: Başkasına karşı duygularını hesaba katmak gerekir / başkasına karşı rasyonel bir biçimde .davranmak gerekir. 2. TopluluğaYönelme-Kendine Yönelme Al· . ternatifi • Insan eyleminde topluluğunçıkarlanna ya da sadece kendi özel çıkarlarına öncelik verebilir, Bu durumda, ilişkilerindeki davranışlannda normlar şöyle olacaktır: Topluluğun çıkarlannı dikkatealmak gerekir, ya da sadece kendi çıkarlarını dikkate alarak davranmak gerekir." 3.Evrenselcilik~Partik'ülarizm Alternatifi ... . Başkasıyla olan ilişkiler ya herkese uygulanabilir genel kriterlere bağlıdır (evrenselcilik), ya da bu ilişkiler bazı kişileri bazıbaşka kişilere göre farklı. laştıran özgül düşünceleree -yönlerıdirilir. Eylem normlan bu durumda şöyle olacaktır: Bütün insanlara karşı herkese uygulanabilir nitelikte aynı dav30


ranış

ve

yargı kurallarıyla

hareketetmek .gerekir; insan 'davranışını özel durumlara göre ayarlamalı-. dır . . 4. Kalite-Başarı (Sonuç) Alternatifi .. Başka-· sıyla olanilişki varlık tarafından kendi öz niteliğiy­ leyönlendirilir .veya başkasının elde ettiği sonuç, başarı tarafından yönlerıdirilir (sadece sonuçlara bakılarakyargıya varılır).İ1işkiyi yönlendiren nonnlar şu tipte olacaktır: Başkasının global varhğına öncelik' vererek hareket etmek gerekir, başka­ sına'gerçekleştirdiğine göre davranmak gerekir. ' . 5. Özgüllük~Yayılma Alternatifi .. İnsan baş­ kalanyla global bir biçimde değil de, bazı özgül yönler temelinde ilişki içindeolmayı tercih edebilir, ya da aksine daha global toplumsal İlişkiler seçeneğine yönelir. Davranış normları bu durumda şöyle olacaktır: Başkasının özgül niteliklerine göre davran.mak gerekir ya da başkasına tüm nitelikleri dikkate alınarak davr anılinalıdır. ' Örneğin evrenselcilik / partikülarizm ve kalite / başarı (sonuç) değişkenleri, kültürler ve zihniyetler'in karşılaştırmalı bir tahlili için ipuçları sağlar. B'aşkasıyla (ve genel anlamda nesnelerle) olan ilişkide

kültüreltercihlere göre zihniyet

Tercih

Evrenseleilik

Partikülarizm

Teknokratik zihniyet Ataerkil zihniyet

Elitist zlhniyet Çıkar~ı zihniyet

i

...

\

Başarı

Kalite

(sonuç)

II. Felsefeler: Öğretiler ve İdeolojiler . Dünya üzerine genel bir düşünce olarak felsefi .sistemler, bilgi ve eylem ilkeleri bize, bir dünya gö-

31


rüşleri

ve tutum alışlar bütünü. sunar. Büyük felsefi sistemler (Platoneuluk, -Stoacılık, Descartescı1ık, Kantçılık, Marksizm, Varoluşçultık...} dünyayı ta, nımlayan bilgi tarzlarına göreve insanın yapması gerektiğine göre, kendini konumlandırma şekilleri­ ,dir. ," Her filozof felsefesini, daha önceki felsefi sistemlerin eleştirisinden . yola çıkarak kurar, kendi önermalerini ve görüşlerini haklı çıkarmaya çalışır. Bu önermeler ve görüşler bütünü, eleştirelaygıtları ve geçerli kılınınalarını sağlayan akıl yürütme yapı­ sı olmadan tek başına ele alınırsa, sadece sözkonusu felsefi sistemin, öğretisi formüle edilmiş olunur. Bir öğreti demek ki, olaylarınyorumlanmasına ve' insan eylemine referans oluşturan, gerçek olarak sunulmuş bir önermeler (postülalar) bütünüdür. " Din sözkonusu olunca öğretiden bahsetmeye İn­ sanlar daha ahşkındır, ama bu kavram çoğuzamarı yazılı olan her türlü referans ilkesine uygulanır; olayların yorumlanmasında ve din. konusunda olsun siyaset veya bilimsel bilgi .konusunda olsun ya-o rarlı olur. Başlıca felsefi öğretileri şematik olarak sunarsak, belli sayıda düğüm niteliğindeki nesne konusunda alınan tüm tavırlan tanımlayan bir "temel eksenler" bütünü belirlenebilir. Gördüğümüzgibi, zihniyet temel bir sorun olarak konulmuş olana göre varoluşsal bir tutumdur, denilebilir. Felsefi öğre-' tiler şernası filozoflarımız ve ideologlarırmzırıjtavır alışların ve önemli sorunların bütününü gözden geçirdiklerini dikkate alırsak, değişik zihniyetlere genel bir çerçeve olmalıdır. ,

32


.Öğretiler Vitrayı

.

idealizm fikirlerin. imgelerin de{;eri

.Stoacı iık tahamniJI·etme

Partikü/arizm

çabasının değeri

.

Kollektivizm, totalitarizm ,topluluğun ve kollektif düzenin değeri

farkların değeri

Gelenekçi/ik· eskidüzenin: istikrarın değeri,

Do(Juştanclllk

Detemüolzm ,etkilerin değeri

doğuştan

.4 değeri

Maddecilik , maddenin değeri

, niteliklerin ..'

Deizm (Yaradan~/llk) \ bir Tann'nın değeri

'Rasyoflalizm ' aklın deQeri

.: Ateizm bizzat insanın veya

. Duyumculuk duyarlı bilginin, , 6, önsezinin değeri

: - - - - - -....

başkaşeyin değeri'

Tinseldllk ruhun~(tinin)değeri

Ampirizm deneylerin ve edinimlerin değeri

iradecilik iradi ~ab~nın_değeri "-

8ireyeilix, liberalizm . bireyin ve bireysel düzenin değeri

Modernizm gelişme ve geleceğin değeri Evrenseidlik ortak kuralların değeri

Hedonizm (hazeıllk) zevkin değeri .

Gerçekçilik, pf"agmatizm somutun ; yararı ının de~eri

Eksen/erin

düğDm

nokta/an

1. Eylemi yönlediren fikirler ya da olaylar. 2. 8aşkalaflY/~ ilişkileriyönlendiren evrensel ya da özel. .3.. Eski .düzen ya da zamanadeğer kazandıran değişim . . 4. Insanın özelliklerini tanımlayan arma~an ya da deney. • 5. Kendilik (kişilik) ya da insanm dünyadakiyeri hakkmdaki anlayışı yönlen- ' diren kutsallık .. ,. . . 6. Bilgıyiyönlendiren aktl ya da duygular. 7. Bilgi nesnesine doOru yönlendiren maddeya da ruh.: 8. Insamnsoruml,!/u(Junu yönlendiren irade ya da etkiler. 9. Toplumsal referans nesnesinitanımlayan birey ya da topluluk ve toplum-

10.

sal ÖfgOtlenmeyi yönlendiren kollektif düzen. Yaşam koşullarlnıyönlendiren zevk ya da çaba.

33


Öğretiden kolaylıkla ideolojiye geçilir; ~deQ!Qji "

·l;ıÜ:~gn:ıBttn··"fikirle~ni~ ~~T~I!!Ş~}~~!:.cşis!~!!!~_Q.L~!~ ,'~~~-'Dgreti gibi ideoloji de bir dünya görüşünü ve o dünya görüşü ile ilgili davranışları açıklamaya ve haklılaştırmaya, yani sonuç olarak 'ideolojinin rasyonel ibir ifadesi .olduğu zihniyeti oluşturan gerideki değerleri haklı .göstermeye yara. yan entellektüel bir yapıdır. , ' ,Örneğin "gelenekselkırsal zihniyet" denilen şeyi ele alırsak, bu zihniyetin .1,3, 6 ve 9 eksenlerinde yer aldığı' görülür. .Gerçekte bu tipteki köylü, önce . düzene saygılı ve istikrar arayan birgelenekçidir. Bilgileri öncelikle pratik ve somuttur, bubilgller .kurarnlar ve usavururndan çok gözlem ve, içgüdüye .dayanır. Şiddetle bireycidir. küçük mülkiyetine ve , çalışma yaşamını tekbaşına örgütlerneye önem. ve.

,

,.

'\

'

rır.

katılanların zihrıiyetini şe­ yerleştirmek gerekirse, (mo-

Sosyalist ideolojiye

ma üzerinde bir. yere dernizm, rasyonalizm, maddecilik, kollektivizm) eksenleri dikkate alınacaktır; sonra daha çok pragma-. tizrne mi idealizmemi yöneldikleri tartışılacaktır. . İki §Q.şyaliş't_"~li:tlı?,,,J?l}!mI~mak. zo.nında~n,"nıası mümkündür: idealist sosyalistler ve pragmatikler. , Zilp~jygtle.rin, .. öğretilerin . Ye"jd~QlQjU~!jtLlemeli ~~l~ğ~r",~ar~sıdır.Durkhei~'a göre, de~2:,~rgısı bir. : 'olguyu saptayan gerÇ.{}Jslık,,".;~.gıslndan,~:faTklıdır~ . " ,"',.... Değer yargısı bir nesneye öznel bir anlam verir, Oyuncunun nesne karşısında yüklerıimini belirten bii tercih yargısıdır. Her zihniyet, her ideoloji ele' alınan.şeyler üzerine bir değer yargılan bütününü ifade .eder. Oyuncunun bir nesneler kategorisine . (düğüm niteliği taşıyan nesneler) duyarhlaşmasına neden' olan şeyler öncelikleele alınır; farkına bile varrlmayan; oyuncunun'yaşamevreninin bir parça- . 'sı olmayan anlamsız şeyler de vardır. .

34

...., ..


Değer yargısı, şimdiye

kadar

değer

(ya da top-

olarak adlandırdığımızşeyden farklı­ dır.l)eger birgruhun, ideal ve saygın olduğu kabul edilen~Yra!n~!~~IT:·~~TIilli"::y.Ş.~ril?If.~tür yasaya da kural, genel bi~ i~keğtr. Son tahlilde top]ums'aI"ôyunc1ilarin"davranl'şını yönlendiriyora benzeyen, bu ilkedir... . "Eylem" değerinin (bir şeyler yapmak lazım) nasıl "genç kurtlar'an. davranışlarına yön verdiğini ve "istikrarı, değerinin (şeylerin değişmertıesi gerekir) nasıl gelenekçilerin davranışlarını yönleridirdiğini gördük. " De.ğ~J:..yargı.lJLnI).J!~.g~H!!~~e, .filozoflar ve}!hJakçı­ lar l:!~ıılıın~öyJfJ._._s,~la.dılar:"aIJxt-Crö"plumsal değer); b) ~ahıaki değer); c) kutsal (dinsel değer);' 4) doğruIkuramsal değer); e~ (estetik değer); f)'"a'airthukuksal değer); g) kıt (ekonomik değer); lı) ~siyasal değer); i ) . (duygusal değer); .Dya:: .xaCıı(pratik değer); k) sağlıklı (yaşamsal değer). Bu liste. yargı kategorilerinin genel çerçevesini tanımlar. Formüle edilen bütün yargılan ya da bazı konuların, bazı değeryargılarının formülasyonunda duyulan güçlükleri tanımlar. Ahlaki anlayıştan yoksun 'bir grup (ahlaki 01'mayan zihniyet) örneğin iyiliğikötülükten, iyiyi' kö.. tüden,kutsah şeytansıdan ayırdedecekkapasitede değildir. Bu türden anlamlandırma kategorileri bu grup için yoktur. Toplumsal çevregibi toplumsal "normlar veya dinsel normlar. yaşam evreninin .önemli ögelerinden değildir. lumsal

ın.

değer)

Sonuç

O. halg~~"bütiin:-'zihn~.etlerf·:·,yu:k:ar.da.s1nırlan· çizil~lLhiiy;ük~etiseJ değerler. bağlamındabir yere . konulabilir .

35


. Bir bakıma bu çerçeve bütün insanların her zaman için birinci derecede önemli saydıkları, yani karşı tavır alamayacaklan belli sayıda nesneyle -il. gili olarak, olanaklı değer sistemlerinin sırurlarını koyar. Bu. nesneler kaçınılmaz bir biçimde.' insan olarak durumumuzu belirler. Yeni tavır alışlarla yeni bir sorunun (yeni dü- . ğüm nesnenin) ortaya çıkışının, nasıl sonuçta temel değerlerle ilişkili olduğu üzerinde durulması gereken bir husustur. Örneğin çocuk aldırma konusunda alınan tavırlar büyük zihniyet karşıtlıklarım şu eksenler temelinde ortaya koymuşturc hedonizm (hazcılıkj-Stoaeıhk,.ateizm-deizm ve, determinizmiradecilik. Değerlerin icadı sorunu üzerine, ancak bu çerçevede düşünülebilir-. (Zamarıımızm değerlerini "icat etmek" gerektiği sözünü sık sık duyarız.) " Yeni bir zihniyet önce, yeni bir sistem içinde temel değerlerin yeni bir düzenlemesi olabilir. Nitekim belli bir sosyalizm, kollektivizmle partikülarizmi bütünleştirmeye çahşır;belli bir liberalizm de bireyeilikle evrenselci1iği (daha fazla "toplumsal adalet" biçiminde) birleştirmeçabasını gösterir. Bu yeni ideolojiler halkta "egemenzihniyet" olduğu.dü- . şünülen fikirlerle daha iyi uyuşmaya çalışırlar. Yeni bir zihniyet düğüm nesnelerin, kendileriy."le ilgili farklı tavırlar alınan ögelere ayrılmasından dakaynaklanabilir. Şimdi olduğu gibi, zeka konusunda ıdoğuştancı, teknik yeteneklerkonusunda .ampirist (insan yetenekleri üzerine tutumların ay-· rışması) olunur. . ZihniyetIerin oluşumunu inceledikten sonra, değerlerin ve zihniyetierin. değişimi sorunuyla yeniden karşılaşacağız. . . .\ .

.36 .

.

.

,,~

.


ÜÇüNCÜ'BÖLüM

..

ZiHNİYE'rLERİN OLUŞUMU

i. Kültürahzm ve

Tutumların Oluşumu

Tutum terimi herhangi bir şeye karşıgenel psikolojik eğilimliliği ifade etmek için kullanılır. Bu eğilimlilik bir anlamda, sözkonusu nesne ile. olan bütün etkileşimleri yönlendirir. (Ben'e karşı güvensizlik tutumu vardır, ya da grup çalışmasınakarşı bir baltalama tavn.) Tutumun tanımlanmasınısağ­ layan bueğilimliliğin yönelimidir. .Sornutta .bu eği­ limlilik bedensel tutumlarda (tutumun ilk anlamı olarak bedenin duruşu) ve akrabalığın sözkonusu eğilimlilikle ilgili olduğu davranış sekanslarında kendini gösterir. Bu davranış sekanslan gruplandirılabilir ve öznenin oynadığı rolü tanımlarlar (tutumun ikinci anlamı insanlararası bir durumda az çok iradi olarak oynanan roldür).. A. Kardiner (1969) Ve M. Mead'den (1975) alı­ nan örneklerle bir tutumun nasıl oluştuğunu göreceğiz. Önemli bir tutumu ele alacağı z: genelde başkasına karşı tutum (bir önceki bölümde gördüğümüz gibi başkalan, insanlık durumunun kendilerine karşı bir tutum alınmazsa olmayacak bir nesnesidir). • Kardiner genç Alorais'nin çocukluğunu betimlerken çevresiyle olan başlıca' ilişki tarzının muziplik, hatta kıneıIık olduğunun farkına varırız. Doğu­ mundan itibaren çocuk buzlu bir dereye girer. Çocuğa buzlu banyolar yaptırıIır; bu buzlu banyolar : derisine iyi gelmez; çocuk tabi tutulduğu besin reji.

.

r

37


minden çoğu zaman rahatsız olur. Annesi doğu­ mundan on' dört gün sonra tarlaya, döner, onu büyüklerin ihtimamınabırakır. Çocuğuyla arada sıra­ da ilgilenir, YÜrümek ve konuşmakiçin ilk çabala, nnda ona pek yardımcı olmaz; uykusuna pek dikkat etmez, onu keyfibir biçimde ve ağır şekilde ce- , zalandınr. Komşusundan bir bebek alan VE} kendi çocuğunu kızdırmak için onu kendi çocuğunun yanında pehpehleyen anne gibi ona kötü sözler söyler, onunla alay eder. Genç erkek kardeşleriyle ilgilerı. meleri gereken büyükler ona sert davranırlar, saygı göstermezler, onu pintice ve düzensiz bir biçimde beslerler, onunla alay. ederler, onu tefe koyarlar. Kuşkusuz zaafa kapılarak kendilerinin maruz kaldığı modeli yeniden üretirler.... , Böyle bir eğitimin nasıl bir. yetişkin kişilik oluşturacağını tahmin etmek için büyük psikolog olmaya gerek yoktur. Etnolog yetişkin Aloraisler'in birbirine güvenmediklerini, duygusal bağlanmaya kabiliyetleri olmadığını, ' erkeklerin kadınlardankorktuklannıve kadınlara karşı kendilerini dizginlediklerini saptar. Aloraislen her zaman hile yapmaya, çalmaya, saldırmaya çalı­ şırlar ve sadece başkalarınca aşı n gözetim altında, tutularakdizginlenebilirler... Bütün bu davranışlar başkaolana karşı tek bir tutumla ilgilidir: saldır­ gan güvensizlik tutumu. Her, şey sanki çocuklukla" nnda edindikleri bütün duygusal deneylerden şu ,tipte bir inancın kaldığını'gösterir gibidir: "Başka­ ,. lanndan beklenecek iyi bir şey yoktur. M. -Mead genç Arapesh'in çocukluğunu şöyle tasvir . eder. .Arapeshler'de bebeğe yumuşak, tatlı, . değerli ve korunması; beslenmesi, çevrelenmesi ge.reken nahif bır nesne gibi davranılır.Baba da bu ' tamkoruma rolünü sağlamak zorundadır. Anne dı­ .

_ .

\/

ii

şarıçıkıncaçocuğu, göğsünün altında ağaç kabuğu elyafıridan omuzdan geçirilmiş bir

38

çanta kayışı için-


de veya yumuşak bir fiIede taşır. Çocuk aç1ığını göstermese bile çocuğa sık sıkyumuşak bir tarzda ilgi göstererek memeemzirtir. Genç Arapesh'in çocukluğu tümüyle koruma altındadır, örneğin kendi·.sindenhiçbir bağlayıcı ya da zor bir iş istenmez. Etnolog böyle bir eğitimin etkilerini-kendi çıkarsar: "Eğitimleri,der M. Mead, başkalarıyla olan ilişkile· rin esasının edilgen alıcılık ya da yiyecek ve içki ikramından geçtiğini öğretir onlara. .Bu çizgide de-- vam edip her şeyinebütün duygusal deneyimlerin onlara şu türden bir inancı kabul ettirecek şekilde geçtiğini söyleyebiliriz: Başkaları beni koruyorlar vehoşnutkıhyorlar." Gerçekte Arapeshler'in "temel kişiliği" beklenebileceği gibi, edilgen, yumuşak ve alıcıdır. Arapeshler hemcinslerine güvenirler, aralannda çok yardımı a şırı ar, savaşmasını bilmezler ve daha -saldırgan olan komşularınca ezilir.. sindirilir ve ele geçirilirler. Daha çok yiyecek toplayarak yaşayan çiftçi bir halktırlar, hayvanları düşürdük-ı leri taban çukuru ve tuzakların yardımıyla aveılık yaparlar. "Başkalarınakarşıgüvenlibekleyiş" tutu~' mu hemen her zaman dünyaya karşı güvenli birtt

tt

,

-

bekleyiş şeklinde genelleşir.

j

Bir tutumu biçimlendiren- demek .ıd, duygusal deneylerin oluşturduğubütündür, Ama bu duygusal deneyler birbirine benzer; örneğin Alorais bebeğinin başkasıyla olan bütün deneyleri kışkırtma ve kırma temelinde gelişir. Bu duygusal deneyler daha baştan bir ilke içerirler: başka olana karşıgü-' verısizlik. Çünkü kışkırtmak ve kırmak güvenaizli, ği ifade etmektir. Kültürel bir degerniteliği taşı· yan, bu ilke tipidir. Alorais toplumunun başka olana karşı güvensizlik değerine sahip olduğu söylenebilir (seçim.jnsan kötü, kışkırtıcı ve krrıcıdır; sonuç: .. ona güvenmemek gerekir). Eğitimle aktanlan değer sonuç itibanyla bu değerdir, çünkü bu değer ço-

39


cuğun

deneyini yaptığı bütün ilişkilerde yeralır. Böylece kültürel değerlerinyenidenüretimi '- aktarımı sürecinin tam bir kıvrımınasahip oluruz. Tutumların oluşumu üzerinetahlilimizin insani olguların incelenmesinde Üç inceleme düzeyinin tanımlanmasına olanak verdiğini belirtmek .gerekir: davranışlarm eylemolarak kavrandığı bir 'dış düzey, tutumlarınIyada düğüm nesnelerekarşı genel 'yönelimlerin) kavrandığıbir aradüzeyve diğer iki düzeydeki olguların kaynağı ve temeli olan daha derin'bir düzey, ilkeler ya da değerler düzeyi. Bir zihniyet bu düzeylerinbirinde tanımlanacak ya da betimIenecektir. Zihrıiyet aynı zamanda, bir değer­ ler sisteminden çok bit davranışlar bütünü, bir tutumlar bütünüdür. II., KültürleşmeYoluyIa ZihniyetIerin \

Oluşumu

"Kültürleşme

bireyin kendi grubunun, sınıfının, bölütünün ·ya da toplumunun kültürünü edindiği süreçtir... Bu süreç dil, üst-diller, örf ve adetler. gelenekler, rol tanımlan ve diğer bu türden olguların edinimiyle sınırlanmıştır." (Bastide, 1971, SpindIer'i .zikrediyor). , .Bu kültürleşrne daha çok çocukluk döneminde olur. Bunun' için, burada çocukluktaki temel durumlarla ilgileneeeğiz: bu durumlar organize olduklan ve çevredeki kültürce çözümlendikleri şekliyle, ' öncelikli' olarak yetişkinzihniyetinin ögelerini şe­ killendirirler. Batılı psikologların çocukla ilgili gözlemleri, çü, cuğun yaşadığı psikolojik etkileri ele' alış biçimleri bir yüzyıldır, ·zihniyetlerin türümüüzerine ampirist bir görüşü temellendirmeye ve geçerlileştirmeye "c>

katkıda bulunmuştur.

40


Bu anlayışinsan doğası .üzerine doğuştancı an- ' layışa açıktan zıttır. İnsanındoğduğu zaman ir ~ kaç biyolojik İçgüdüsiLY ' ıı=r·amft:..mı-~,~- ' li~la':asa'(f!L~ffüb-akir yaprak üzerine yazı yazacak ve bireyibiçimlendirecek olan yaşamındaki deney, 'lerdir; birey böylece geçmişinin koşullandırdığı bir ürün olacaktır. Psikologlar her insanın çocukluğundakarşılaşa­ cağı belirli sayıda temel problematik durum saptamışlardır. 'I'oplumsal çevresinin bu durumları çözümlemesine olanak tanıyacağı şekil, onda bu durumları tanımlayan temel ögelere karşı birdizi tutum oluşturacaktır. " Freud'agöre, insan varlığının temel sorunu Oedipus durumudur; Oedipusdurumu mensup olduklan kültür ne olursa olsun bütün insanlarca yaşa- , nır. Oedipus durumu üç ile beş yaş döneminde, yani çocuğun karşı cinsteki ebeveynine karşı aşk isteklerinin belirdiği, buna karşılık aynı cinstekiebeveyne karşı, öldürme isteği de içeren kıskançca bir düş­ manlığın ortaya çıktığı dönemde, çocuğun içinde, bulunduğu duygusal durumdur. Bu durumun çözümleniş ya da çözümlenemeyiş şekli daha sonraki .duygusal yaşamı yapılandırır ve otorite, aşk' ve cinsel ilişkilerekarşı davranışlan belirler, kendini ifade etme olanakIannı saptar (kendine güven durumu).,

,

Psikanalizcilerbu Freudçu görüşlere .dayanarak, protestocunun (karşı çıkanlann) zihniyetini betimlerniş ve açıklamışlardır (AıStephane, 1969). Protestocu kendiÔedipus kompleksini çözümlemedi ve dolayısıyla otoriteyle sorunları var. Bu ne,,"denle; bütün ataerkil otoritelere vefigürlere (ABD'de patronlar, profesörler) karşı çıkar ve herhangi , bir "kurtuluş" adına ortaya çıkanların tarafını tu.tar. Protestocu sadece yıkıcıdır. hiçbir şey' gerçek41


leştirmez,

ataerkil figürlerin (kamu hizmetleri,' devJet temsilcileri, işletmeler~ ..) işlemesini önler. ıktida­ ra bu sistemli karşı çıkış aynı zamanda, gerçekliğin basit tahditlerinin de reddedilmesi sonucunu doğu"rur, Eyleme geçmesini daima olanaksız kılan bir , önceki durum vardır. Protestocunun büyükoyunu yasakları simgesel' olarak ihlaletmektir, böylece herhangi bir sorunu gerçekten çözrnede kesinengel cluşturangüçsüzlüğünü ortaya çıkarır, Protestocu kendisine aşıktır ve güvensizdir. En ufaklıareket ve davranışlarının önemini arttırmaktan zevk alır, fikirlerini' yeni felsefelermiş gibi sunarak değerlen-" dirir.Aşk ve seks ilişkilerinde, kendine olan aşkı derin ve kalıcı ilişkiler için engeloluşturur. Ana figürleriyle olan ilişkileri çoğu zaman, komplekslerle bağlantılıdır, Özelolarak "tüketim toplumu"nu ken- ' .disini gıda ve ilgi bolluğu ile boğan besleyici kötü bir anne gibi yaşar. 'Birkaç simgesel soygun ve kır­ -eylemi ile kendini saldırganea korur. Ayrıca demokrasi de bütün kötülüklerin ("seçimler ihanettir") kaynağı olan; kendi kendisini merkez alan küçük Ben'ine ayrıcalık tanımayabilecekolan kötü bir 'annedir. ' , Bu betimlemenin yazarları protestocunun tipik aile yapısının güçlü ve iğdiş edici bir anne ve zayıf ya da olmayan bir babadan oluştuğunu saptayarak yazılarına son verirler. Böyle bir aile yapısının toplumumuzda norm haline gelme eğilimi. taşıdığını" saptarlarve protestocu zihniyetin yayılması onları . şaşırtmaz (çevresindeki anaerkinin etkisi). , Adler'e göre,' sonuçta bütün çocuklan derinlemesine etkileyen temel' çocukluk durumu, aşağılık durumudur. Gerçekte küçük çocuk ,zayıftır ve kendi, toplumsal çevresine bağlıdır. Savunmasız olarak yetişkinlerin manipülasyonlarınınesiridir. Aile durumu bu aşağılanmayı çözümlernek için ona bazı

ma

,

42

\


imkanlar tanır. Büyük kardeş ya da küçük kardeş, kendi kabilesinin şu veya bu üyesi tarafından poh.. pohlanan ya da reddedilen, desteklenen ya da karşı. çıkılan çocuk olmasına göre..., kendi özgün aşağılık duygusunu .telafi edecek uygun biryol bulacaktır. Ailesindeedindiği alışkanlıklar onu derinlemesine etkileyecek've daha sonra başkalarına <kendi insan ilişkileri anlayışı) ve iktidara (başkası üzerinde etkili olma anlayışı) karşı tutumunun düzenli biçimler almasını sağlayacaktır. Örneğin büyük kardeşi­ nin sürekli alayaaldığı, ancak büyük kardeşinin otoritesine kurnaz davranarak, diğer erkek ve kız kardeşlerini çevresinde toplayarak karşı çıkabile­ cekolan bir küçük kardeş yetişkinliğinde, güçlü hiyerarşik iktidara karşı lider-komplocu-muhalif tü. ründen bir zihniyete sahipolacaktır. , K. Horrıey'e göre, bizim kültürümüz insanlara rekabet ve başarısızlık, 'duygusal yalnızhk ve güvensizlik temelli birbirine benzer tipte durumlar önerir. Bu durumlara karşı durmak için insan "nevrotik" (nevrotikçünkü kendi gerçek doğasını yansrtmıyor ve onurahatsız bir konuma sürüklüyor) tutumlar geliştirdi. Çağdaşlanmızdadurumlara göre değişen nevrotik tutumlarla karşılaşılır: her ne pahasına olursa olsun sevgi ve onayarayışı (çocuksu zihniyetin "bağımlıaı); her türlüilişkiyi reddetme, yaşamdan çekilme (bir' kenarda yalıtlanmışla­ rın zihniyetinin "mesafelisi"); başkalarından hayranlık .ye saygınlık· bekleme iteşhirci zihniyetin "gösterişcisi") ve nihayet zorla iktidar, kişisel başa­ rı ve "tartışılmaz kabul" arayışı (sömürgen ve horgörücü zihniyetin şefi). E. Fromm'agöre, toplumumuzun yaratmış olduğu temel durum. duygusal tecrit olmuşluktur. Modern insan özerklik, özgürlük, seçim yapma ola. n ağı bakımından kazanmıştır, ama buna 'karşılık it

.,

,.

.

43


bütün duygusal bağlargevşemiştir. Modern insan .duygusal olarak tecrit olmuştur, dolayısıyla güvensiz bir konumdadır. Bu tecrit olmuşluk dururnundan egemen "tutumlar"a dayanan büyük. "karakter" . tiplerini belirleyen belirli sayıda "kaçış mekanizma- . sı" aracılığıylakurtulmaya çalışacaktar. Fromm şu tutumları'ayırdeder: 1) Her türlü iyi şeyin kaynağı­ nın çevrede. bulunduğuna 'ilişkin varoluşsal gerçekliğe dayanan alıcı tutum. Bu tutum, edilgen ve ba-' gırnJJ.j]jr.~iJı.~verir. 2) Her. türlü iye şeyınlÜ~iıai dışında bulunduğu've' bu iyi şeyin başkalannın bağışı ile değil, güç ve hile elde edilebileceği gerçeğine dayanan sörnürücü tutum. Bu tutum,~rJlciLbir ~aratır. 3) Biriktirimci tutum. Duygusal tecritolmuşlukilk durumlardakinin karşıtı bir etki yaratmış ve dışardan iyi bir şeyin gelerneyeceğine bireyi ikna etmiştir. Bu zihniyeti paylaşan bireyler bir şeyler edinmeye ve kendilerinden hiçbir şey ver_O memeye çalışırlar.' Bir .k~§.aW!1ll§_l~:!şj._gi:!ı.y!jy'e{~lJ& sahip olduklan söylenebilir. 4)· Kökleri, tecrit 01muşluğu kırmak için bizzat Kendi'nin mübadele pa- . rası olarak düşünülmesişeklindeKendi deneyimine .kadaruzanan merkarıtil zihniyet. Bu zihniyete sahip olan bireyler hoşa gitmek için, mümkün, oldu. ğunca çekici. gözükmeyeçalışırlar. Aygrttçı bir. z,ih~.> ·~aşırlar. . ..' . E. Fromm'dan alınan bu örneklerden yola çıka­ rak, duygusal tecrit olmuşluk olarak adlandırılabi.. lecek 'ortak ·bir durumun, nasıl faıklı zihniyetler yaratabildiğini saptamak ilginçtir. ınsan bilimlerinde determinizm mutlak olmaktan uzaktır, bir durumun temel ögesi bütün durumu açıklamaz. "Öznelerin temayülleri'' ile ve kendi aralarında birleştiril­ miş etkilerinin tam bir kesinlikle öngörülmesi zor olan başka etmenler işe karışırlar.. , . A. Hesnard'a göre (1949), çocukluktaki kaçınıl.

44


maz ve en önemli durum yasaklarla karşılaşılması ve bu yasaklarla mücadeledir. A.Hesnard 19. yüzyılda ve' 20. yüzyılbaşında toplumumuzdan '. sözederken, bu durumun genelolarak bir suçluluk duygusu ortamında geçtiğini söyler. Bütün geleneksel Hıristiyan eğitimi suçluluk duygusu uyandrricıdır. Her zaman "günah işlenecek"tir, Tanrı'dan, Şey­ tan'dan ve Cehennem'den korkmak gerekir. Buna eğitim modellerinin cezalandırıcı (kaba ete vurma, 'kıl kırbaç, hapis, kuru ekmek...) ve ruh karartıcı (i-, taatsiz çocuklan alıp götüren kurtlar) niteliğini de ekleyelim, Böylece geçmiş yılların kültürünün yasaklara yaklaşış şekli, korhak-suçluluk duygusu taşıyan bir zihniyete sahip yetişkin kuşaklar üretti. Tam tersine, geleceğin suçlularının çocukluk dönemi incele-. nince, bunların çocukluklannda yasak, 'tahdit ve ceza ile karşılaşmadıkları, çağdaş "kral çocuk" eği­ timinin Hesnard'ın betimlediği eğitim şeklinin tam karşıtı .olduğu söylenebilir. Böyle muhafaza1ı bir eğitim narsisizmi (kendine aşık olma), tahditlere karşı tahammülsüzlüğü,her şeyin mümkün olduğu . fikrini geliştirir; bu nedenle, suçlu zihniyetinin kurucuögeleri toplumlin hoşgörü sınırlarını ~ sürekli· olarak yoklama ve kışkırtıcı tutumlardır. Laing (1968) ve anti-psikiyatrlarla birliktevçocukluktaki kaçınılmaz ve en önemli durumun kişi­ sel kimliğin kuruluşu durumu olduğu söylenebilir. Davranışları, tutumları, düşünceleri... ile sosyalduygusal çevre, çocuğa devamlı olarak kendisiyle ilgili bir tanım önerir. Çocuk "herhangi bir şeye benzeyen cesur küçük", "bir şeyler yapan y~ramaz bü-' yük kardeş.... "tir, vb. Bunakarşılık, çocuğun kimliğinin' tanımı daha karmaşık olan, aile sistemi içinde roller~n saptanması mekanizmalannca belirlenmiştir. Orneğin "annesinin oğlu", "kadınlar a1t- '

45


grubunun. sözcüsü" 'r·olü,. vb. (bkz. A Mucchielli, 1983, 's. 290-295). Bir "başka deyişle, çocuğun hemen yakınındaki sosyal-duygusal çevre ona, kendisiyle ilgili bir tanım ve oynaması gereken bir rol önerir. Onaböylece bir kimlik tıkabul ettirilrniş'' olunur. Bu da bireyin. duygusal yakınlarina ve kendine karşı. tutumlarını biçimleridirecektir, kendisiyle' ilgili tanımı bu şekilde yaşayacaktır, Laing psikiyatr olarak, ebeveynin negatifkimlik oluşturucunitelikteki ,iğnelemelerinin (sen şu değilsin,sen hiçbir zaman şu olamayacaksın, sen benim artık cici bebeğirn değilsin) çocuğun kendine olan güvenindeki yıkıcı et. kilerini İnceler (bkz, Identite (Kimlik) tlQue sais-je?' dizisi). Bütün. bu belirtilen psikologlar, belirli düğüm nesnelere karşı tutumlann oluşumunda etkili olan bazı durumlarınvarlığı hakkında hemfikirler. Ele 'aldığımız örneklerde, bireysel psikolojik düzeyden kolaylıkla kültürel düzeye geçtik. Bu etkilerin antropolöjik, kültürel ve bireyseldüzeylerini be- . timleyerek toplumsallaşmanınetkileridüzeyini be~ .lirleyelim. Antropolojik düzey tüm' insanlarda olan durumların oluşturduğu 'bütündür (yaş, cinsiyet farkları­ nın varlığı...). Bu durumlar mensubiyet kültürleri ne olursa olsun az çok bütün insanlarca aynı şekil.. de yaşanır. Dolayısıyla aynı türden İz bırakırlar. Temel insan .ihtiyaçlarının(bir kaç doğuştan psikolojik ihtiyaç dışında) kökeninde bu, vardır (Linton). Örneğin "kendini kanıtlama ihtiyacı''nı (ya da iktidar, egemenlik, kendini gerçekleştirme, yarışma...) ele alalım. Bu ihtiyaç bütün kültürlerde, erkeklerde kadınlara göre daha gelişmiştir. MargaretMead ,(a.g.e., s. 148) bunun, küçükkız çocuklaküçük erkek çocuğun arıneyle olan ilişkilerinde,yaşadıkları durumların farklı' oluşundan kaynaklandığını gös-

46


terir. Küçük kız hemen annesiyle özdeşleşebiliz.Ba-' şansı kendinigerçekleştirmeimajını hemen bulur. ~ Küçük erkek' çocukiçin durum çok farklıdır. Anne- . sinden farklı olduğunu, varolmak için annesinden farklılaşmasıgerektiğini'anlanKimliğiniannesinin dışında oluşturmakzorundadır.Dolayısıyla küçük erkek çocuklar kendini kanıtlama ihtiyacına temel , oluşturacak olan şu psikolojik ısonucu çıkarırlar: . "Varolmak için kendimi .kanıtlamam gerekir." Kültüreldüzey, bir kültürün tipik ve ortak dutumlannın bütünündenoluşur. Örneğin her kültürde, bireyler üzerinde aynıetkiyi yapan bir ortak "birinci! kurumlar" bütünü vardır. Örneğin süt çocuk.larına analık, çocukların eğitim, (aile, okul,..), birey.lerin toplumsallaşma (ödüllendirme- cezalandırma sistemi, normlar ve hunlan uygulayan kurumlar) tekniklerini sayalım. Bu ortaketkiler aynı kültürden bütün bireylerde, "temel kişilik" diye adlandır­ dığımız şeyi oluşturan davranış şemalan ve değertutumlar bütününü biçimlendirir. , '. Bireysel düzey özelolarak her' bireyin yaşadığı etkileyici nitelikteki durumlardan oluşur. Bir zihniyet, çeşitli mensubiyet gruplarıyla ilgili değerler.idizisinden oluşur: kendi geniş kültürel grubumuzun değerleri (Batı uygarlığı); kendi ulusal kültürel grubumuzun değerleri (Fransız toplumu); içinde yaşadığımız çeşitli daha dar grupların değer­ leri (ailemiz, mesleki grubumuz, siyasal grubu-. muz...). Bu', değerlere .gönderme. yaparak şu zihniyetler sayılabilir: Batı zihniyeti (rasyorıalist, ampiristçbireyci...); Fransız zihniyeti (bireyci, anarşist, eleştirel.ı.); ya da şu veya bu mesleki zihniyet. i

III. Zihniyet ve

.

'

Yaşam Ortamı

Yaşam ortamının halkların

psikolojisi üzerinde

47


etkilerine ilişkin ilk sistemli değinmeleri bulmak · için Herodotos'a (Tarih'in babası) kadar çıkılabilir. Herodotos yeryüzü şekilleri, rüzgr rejimi, sıcaklık farkı, vb. gibi etmenlerin yaptığı etkiye göre, halkların mizacı konusurıda bir sınıflamayaptı. Halkların psikolojisindensözederken kuşkusuz Montesquieu'yü ve Montesquieu'nün ünlü ortamlar (çevreler) kurarnını belirtmek gerekir, Montesquieu'ye göre, fiziksel ortarn ve özellikle iklim be, denler dolayırruyla halkların psikolojisiüzerinde 'belirleyici bir etki yaratır., 19. yüzyılda, "sosyal biJim" okulu denilenokul coğrafi deterrninizmi en uç noktasına vardrrır. Bu aşrrılıklardansonra,halkların psikolojisi yaşam ortamının etkileri konusunda bilimsel bir araştırmanın temellerini atamadan, etnoloji ve sosyalpsikolojinin içinde erir: Bu bilimsel temeller kanıtladığımgibi (1983), sözkonusuyaşam ortamının temel yapısı -ve içerdiği ve insanların ka,bul etmek durumunda kaldığı örtük mantık açımlanarak bulunabilirler. " . Kültüralistlerin incelemelerinin bize hissettirdiği gibi, her durum kendi mantığına 'sahiptir. Bu mantıkkendisinisınırlayan etmenlerin gücüne göre, duruma 'daha az ya da dahaçok egemendir. 80"

'

nuçtamantık aynı durumdayaşayan insanların

zihniyetini biçimlendirir. ...., Bu fikri bir kaç örnekten yola cegım. ,

çıkarak geliştire-

Yalışlı

Tropikal OrmanÇevresinin Mantı, , ğı ve Yertilerin Zihniyeti- Uzmanların gözlemlerini özetlersek (G. Rougerie, 1975), böyle bir çevrede duruma ilişkin tahdit1erin üç temel ögeden meydana geldiği görülür: ı) görünüşteyaşamkoşulları­ nın kolaylığı; 2) dış dünya ile "mücadelesinde insanın kesin bir biçimde altık konumda bulunması;'3) , , yaşam ufkunun kapanmış olması.

48


1) Sürekli yüksekdüzeyde su bulunması ve havanın ,sıcak olmasını sağlayan mükemmel iklim' koşulları vardır. Bitki"örtüsü. bakımındanyıl boyunca zengindir. Kesik kesik birbitkisel gelişim ·ritmi yokturcBitkisel çevrenin zenginliği sürekli olarak yiyecek toplanmasını veavcılık yapılmasını olanak'lı kılmaktadır. Kademeli hasatlarla geniş bir ürün demetinin yetişmesi kolaylıklasağlanmaktadır.Sı­ caklık giysi ve. sığınak sorununu ortadan kaldır-' maktadır.

Ama ihlimiıı etkisi aldatıcıdır. Bol miktarda mikro-organizmaya, parazite raslanır. Hastalık taşıyıcı böcekler salgın hastalık yayarlar ve insanların direnci, ölüm oranı üzerinde etkili olurlar; özellikle çocuk ölüm oranı yüksektir. Bağırsak parazitleri ya da karaciğer parazitleri mikropların işini kolaylaştırır. Öte yandan, bitki örtüsü çiftçiye sürekli engeller çıkarır, Çiftçi işini bırakır bırakmaz toprağını çalılıklar kaplar. 3) Köyormandan açılmış bir düzlük üzerine kuruludur. Çevresinde yüksek ağaçlardan bir .duvar vardır. Gıda maddesi üretilen topraklar görülmez, buralara giden patikalar hemen ormana girer, ormandançıkılınea hemen başka düzlüklere girilir. En yüksek noktalarda, insan sadece ormanla (az ya da çok yüksek) ve üretim için açılmış bir kaç alanla 2)

karşılaşır, Coğrafyacılann bu

gözlemlerine yerli halkların davranışlan ile ilgili betimlemeler eklenir. Coğraf­ yacılaryerli halkların "cesaretlerinin kırılmış olduğunu ve insan gruplarını neredeyse tamamen savunma niteliğinde bir yerinde saymaya yöneIten bir tevekkül ve nemelazımcılık anlayışına kapıldıklan­ nı" anlarlar. Coğrafyacı yerli halklan ÜTÜn yetiştir- . me, hasat ve ürün saklamada ustaca davranmamakla ve ilerigörüşlü olm.amakla suçlar. Halklar


der, sürekli gelecek kuşak kaygısı taşıyorlar, bu da ılkan bağlarına önem. verme şeklinde biyolojik güvenliğe korkulu bir sarılma'ya yol. açıyor.' Yerliler dış dünyayı kendilerine karşı olan güçlerle (su, orman, yer tanrıları...) doluymuş gibi görüyorlar. Ani- . misttirler (canlıcı) ve çok sayıda koruma usulleri . geliştirmişlerdir. Kısaca coğrafyacı şu sonuca vanr: O halklar "açık mekanlar dünyası'lmn karşıtı olan "kapalı mekanlardünyası'lna aittirler; bu iki dünya birbirine temeldenkarşı iki ayn zihniyetıe bağlan­ tılıdır. Yaşam ortamı mantığının özümsenmesine

i!'

daya-

nan kültüralistbir bakış açısı benimsenirse, yaşam durumunun yapısının kendi manuğını halkakabul ettirdiği eôylenebilir. , Yaşamın görünürdekikolaylığına bakan sakinlerçaba harcamanın gerekli olmadığı sonucuna varırlar. Çevrelerinekarşı mücadelelerindeki altık konumlanndan hareket ederek çabalannın boşuna olduğu vegüvertilir ilişkilere sığınmanın daha iyi ola-: cağı sonucuna varırlar. Yaşam ufkunun kapalılığı yüzünden' başka bir şeyin yapılamayacağısonucuna ,ulaşırlar. Bu yaşam ortamı onlara birşey yapmak için zahmet etmenin gereksiz olduğu görüşünü aşı­ lar. Üç mantıksal öncül ortaya çıkar: I) çaba göstermek gereksiz; 2J harcanan çabalar. hiçbir' işe yaramıyor; 3) başka şey yapmak mümkün .değil. Bu üç öncül kaderci zihniyetIerinin temelini oluşturur ve davranışlarını yönlendirir: Ne yaparlarsa yapsınlar anlayışı, törensi sığınma ve savunma davranışları, entellektüel edilgenlik. Mantığı ve KentliZihniyeti formelleştirerek,G. Simmel'inünlü bir' maka-

Kentsel Çevre

Biraz lesiniburada anlatacağını (1979). . Simmel'in tasvirine göre, "kentsel çevre dört temel yapısal öge tarafından nitelenir: ı) insan üze50

.


rinde yoğun bir biçimde çeşitli diirtülE~r yaratır; 2) kentsel çevrede insan ilişkileri hemen hemen tümüy1e para dolayımından geçer; 3) varolmak, yaşa-" mak için mücadeleyi insan partnerler arasında entellektüel tipte bir mücadeleye indirger; 4) insanlardan' etkinliklerin ve zamanın rasyonel bir biçimde örgütlenmesini İster. . Bu özelliklerin her birini, her defasında insan üzerinde etkilerini inceleyerekele alalım. 1) Kent bir çekicilikler odağıdır. Bütün bu çekim noktaları, hızlı şoklar ve .sarsıntılar karşısında, insanın savunmacı bir mesafelilik tepkisi vardır. Bütün ilişkilerinde sonuna kadar angaje olmaz, zihinsel bakımdan dağılmadan çekim noktalannı yanıt­ layamaz. htiyath davranmak zorunda olması onu duyarlılığını kontrol etmeye ve yanıtlannı entellektüel düzeyde geliştirmeye zorlar. 2) Kentte ilişkiler para dolayımıyladır. Her yer. de ve her zaman kendini gösteren, insan bireyselliklerinin algılanmasında tarafsızhğı sağlayan para kalite anlayışının yitirilmesine neden olur, kaliteye karşı kayıtsızlık tepkisi yaratır. Farklan fiyat farklanna indirger. Bu ilişkiler daha önce görülmüş olan mesafe alma ve entellektüel bir nitelik kazandırma olgulannı güçlendirir. 3) Yaşamını idame ettirmek için mücadele kendine benzeyenlerle çözümlenen bir mücadeledir. Yaşamın idame ettirilmesi doğaya karşı mücadele ederek sağlanamaz.Üsteliktoplumsal yoğunluk rekabeti arttırır, uzmanlaşılmasını gerektirir, farklar keşfederek başkalarından farklı olmaya zorlar. Bütün bunlarda birkendini kanıtlamaisteği görülür. 4) Kent etkinlihlerinue zamanın rasyonel bir bi- . çimde örgütlenmesini gerektirir. Mübadelelerde her şeyin 'hesap olduğunu gördük. Mübadelelerde kesinlik artıyor; her konunuri uzmanları vardır, bu- . s

51

.

,


luşma yerleri, buluşma saatleri vardır... Bütün

bunlar zekanın önceliğini ve duygusalolanın hakimiyetini, dolayısıyla dış dünyanın "doğa'yı zedele_ diği duygusunu güçlendirir. Kent organizasyonunun (kent içi dolaşım, yönetmelik, idare...) güçlerı­ dirdiği bu duygu bireycilikle.çelişirve kıncılığa yol açar, peşinden de pir dizi saldırgan tepki getirir. Kent o halde, mesafeli davranma, konuları erı-. telIektüel bir düzeye taşıma ve yanşma tutumlarını besler. Simmel'e inanmak gerekirse kentliher şey­ den biraz bıkmış, kendini kanıtlama eğiliıriinde bir akılcıdır. . Kiüttırleşme Şoku ve Kültürel Kimlik Bunalımı - Tropikal ormanıarda doğmuş bir kişinin kentsel yaşam ortanuna yerleştirilmesininveya tersinin yapılmasının o kişiyi nasıl bir şaşkınlık içinde bırakacağını.tahayyületmekkolaydır. Bu kişilerin her biri yerleştirildiği bölgede, uyum içinde olmadı­ ğıbir ,dünyadadır. Bu kişilerin temel tutumları uygun olmadıkları bir yaşam mantığı ile çatışır, Bu . şok kültürleşme şoku dediğim olgudur. Yaşam orta. mı ile dünya görüşü arasındaki uyuşma hali artık yoktur ve bu da bir tedirginlik duygusu verir. Topraklanndan ve köylerinden kopartılrruş, gelişme ve değişiklik isteğinin kendi ülkelerinin kentlerine veya eldorado olarak görülen yabancı kentlere ittiği dünyadaki bütün göçmenleri düşünelim. ' Bu sırada yaşanan kimlikbunaJımı,kendini kötü hissetme duygusu, 'peşinden getirdiği savunmacı niteliktekendi içine kapanmaya yönelik tutumlar veya talepler alayı ile birlikte, bu zihinsel mantıkla­ rın (zihniyetlerin) yeni yaşam ortamına uymamasındankaynaklanır(kimliğe yönelik tehditlere karşı savunmacı tepkiler konusunda; okuru "Que saisje?" dizisinden Les Mecanismes de Defense -Savun. maMekanizmaları- kitabına gönderiyorum).

52


Bu

açıklama

herhangi bir toplumda "uyum

sağ-

. layamayan" bütün gruplar için geçerlidir. Uyum' s ağlayamıyorlar , çünkü kültürleri farklıdır. Bu gruplar gelişmeleri sırasında, diğer grupların olağan ve genel yaşam ortamlannda sürekli olarak geçerligini yitiren kendine özgü bir mantıkla yuğrul­ muşlardırv Bu nedenle, yoksunluk duygulan süreklidir, çünkü kimlik ve dengeduygulannı yeniden bulmak için "hakim" mantığı yıkmak ve değiştir- . mekten başka yolları yoktur, devamlı talepleri budur. Batı demokrasilerini sarsan suçluları, teröristleri ve çeşitli aktif azınlıkları düşünelim. Kendi değerlerini geniş ölçüde yayan kentsel uygarlık onlara ideal norm olarak bireyci1iği ve ifade özgürlüğünü önerdiğinden talepleri gitgida daha saldırganlaşır; bu normları protestolarında silah ,olarak kullanır­ lar..

LV.

Çalışma Ortamı

ve

~esleki

Zihniyetler

Gördüğümüz gibi, yaşam ortamıyla olan ilişkikendi içinde bazı ilkeler taşırlar ve' bu . ilkeler

ler özümsenir, Yaşam ortamı zihinsel alanı soldurur. Meslek yaşamına gelince, bir mesleği uzun süre uygulamış olmanın nasıl bir dünya görüşü ve zihniyet aşıladığı bilinir. Kırk yıllık muhasebecilik deneyi insanı, kırk yıllık müşteriye satış deneyi ile aynı biçimde şekillendirmez. Mesleğin tahditlerinin kendine göre bir mantığı' vardır ve uzun vadede bu mantığın izleri. taşınır. Mesleki zihniyetler üzerine incelemeler, daha önce anlattığım durumsal mantıklar kuramınca be-. lirlenen kültüre ağırlık veren görüşleri kanıtlar niteliktedir. Örneğin C. Levy-Leboyer (1971) uzun bir anketle, bazı mesleklerin temel tutumlannı ve egemen i

,

53

'


değerlerini

belirlemeye çalışmıştır. Çiftçilerin, denizcilerin ve madencilerinmesleki zihniyetieri arasındaki akrabalığı ortaya çıkarmıştır.. Bu meslek gruplannın hem iradecihem de uya- ' nlmış bir zihniyetleri olduğu ileri sürülebilir. Ger:' çekte çalışkandırlar vey.üzde 75'i "inatçı bir çalış­ maylaher şeyin üstesindengeleceğini"sanır. Başa­ racaklarına inanmazlar: 'yüzde 90'1 "ne yaparlarsa yapsınlar şanslı' olmadıklarını" düşünür. Üstelik boş inançlan vardır, kötü kaderden korkarlar, do- ' . ğal ögelerin gerisinde özel bir iradeye sahip bazı canlıları ya da bütünlükleri görürler. Bu mesleki gruplan niteleyen şey, çalışma ortamlarının aynı yapıda, olmasıdır. Her 'üç meslek de: LL doğayla (toprak, deniz, madenIer)' doğrudan ilişki içindedir; üstelik 2) bu işlerde çalışmak doğru- , ) dan bir fiziksel çaba ister (makineler aracılığıyla olsa da) ve çabalannın sonucu doğrudan görülür (sü-rülen ,toprak veya hasat, tutulan balık, çıkartılan maden); nihayet 3) bu işlerde ,kendilerini tehdit, eden ve çabalarını boşa çıkaran öngörülemez ve felaket niteliğindedoğal koşullar etkili olur (dolu, fır­ tına, grizu patlaması, su baskını...). Dünya ile (burada iş ile) olan ilişkinin yapısı" içindeki değerleri damıtır. Bu değerler 'sözkonusu ilişki yapısından kaynaklanan gerekler ve tahditlerle benzeşir. ,',' Crozier 'gibi bir sosyolog kadroların zihniyetini biraz buna benzeyen, örtük bir mantıkla betimlemiştir. Bu zihniyet "stratejik" denilen zihniyettir. Kadro liberal yönetime inanır: Otoriter- mesafeli olmamak gerekir, yakın olmak vebirlikte çalışılan' kişilerle konuşmak daha iyidir, açıklamasını ve ikna etmesini bilmek gerekir, kendi ekibirıle iyi bir çalış­ ma 'ortamı kurmak her zaman için daha iyidir. Kadileelde etro kendi üstünlüğüneinanırtdiplomaları , '

54


, tiği,

doğalolarak

sahip olduğu ve etkili olmasını olanaklıkılan, yine zekasından kaynaklanan do- , ğuştan bir üstünlük. Tartışmayı, tartışmalı toplantıları, birbirine karşı çıkışları 'sever. Hatta bunları işin iyi gitmesi, ona göre her zaman varolan iyi teknik sonuçlann üretilmesi için 'gerekli bile görür. Crozier'nin dediğine göre, ilişkiler açısından davra, , nış modeli süreklipazarlık .modelidir, Kendi altlarıylaolduğukadariş arkadaşlarıylaveya hatta üst- . leriyle de pazarlık yapar. İlişkilerde kavşak konumu veya tampon kademe konumu böyle bir davranışı gerektirir. Kadro otoriteyi kabuleder, ama otoriteye rahatlıkla da karşı çıkar ve sorunlarına züm bulmak için iş arkadaşlarıyla tartışmayı tercih eder. Kendisinin ikna edemediği ya da doğal karizmasının etkisi altına alamadığı iflah olmaz protestoculara fazla değer vermez. Kadro devamlı olarak kendi benzerleriyle rekabet içindedir. Fikirlerinin benimsenmesi, çabalannın ve değerinin kabuledilmesi gerekir. Yapmasıgereken bir "kariyeri" vardır ve kendi durumunu devamlı olarak iş arkadaşlan­ nın veya aynı dönemden olduğu arkadaşlarının,durumuyla karşılaştırır. Kadro meslek yaşamının her ,dakikasında mücadele' etmesi gerektiğini düşünür, Bu mücadele içinde sürekli belli ölçülerde risk alır. Özellikle yerini 've statüsünü yitirme riskini. Bütün' topl umsal ilişkilerde, kendi değerinin tanınmasının ' 'pazarliğını yapar. Zaten değerini çok sayıda stan- . .ding (saygınlık getiren) tüketim nesnesiyle başkalanna sergilerneyi sever. . Sainsaulieu (1976) bir dökümhanede ağır iş yapan işçilerin,ıişçi dayanışması zihniyetini betimler. Bu dökümhanede iş koşullan bir 19.yüzyıl fabrika. sına benzer. Bu.döküntü ortamda çalışmakoşullan . '.' yorucudur. Tehlike vardır (ateş, füzyon halinde metal...). Sadece fizik güç işe yarar, biraz para kazanıçö-

55


Iır, hiçbir gelecek ve yükselme perspektifi yoktur. İş devamlı tekrarlanan

bir iştir, hiçbir inisyatif gerektirmez, parçalar çok sayıda yapılır. Bir çok işçi bu . yaşam koşullarına dayanamaz ve iş değiştirnıe sık­ lığı fazladır. Bu koşullar altında, işyerlerinde ortak bir zihniyet gözlemlenir. Bu' zihniyet şu tutumlardan meydana gelir: itaat ve ustabaşının otoritesinin kabul edilmesi, ış sırasında karşılıklı yardımlaşma, .farklıhkları dikkate almak istememe, polemiğe ve fikir tartışmalarına karşı. çıkma (dolayısıyla grup tutkunluğunu aramarna),uyuşum arayışı, 'azmlık­ Iarın çoğunluğabağlanması.

Aynı yazar

elektroteknisyen ustaların tamamen farklı zihniyetini de betimler, seçici bir yakınlıklar zihniyetine sahiptirler. Bu zihniyet çalışma.ortam. lan ve işlerinin niteliği ile anlaşılır. . Bu elektroteknisyenler. modern bir ortamda, . pek gürültülü olmayan bir atmosferdeçahşırlar,Bu çalışma yerinde, inceleme bürosu ile elektrikçi dükkanı arasında orta bir yerde bulunulur.. Her biri elektrik dolabı montajında ve kablolamasında büyük bir çahşmaözgürlüğünesahiptir. İş .kol emeği düzeyinde bir beceri ve planlarda önceden öngörülemezlere karşı durmak için yaratıcılık ruhu ister. Değişik nitelikte işler vardır. Yeni çözümler bulmak gerekir. Başkalarının bulgularını görmek ve değer­ lendirmek için bir yerden bir başka yere' gidilir. İki kişilik ekipler halinde çahşıhr, Tartışılır, iş sırasın- . da fikir alışverişinde bulunulur. Sorumluluğunutaşıdığın .eserini görürsün ve onu başkalannın eserleriyle karşılaştırırsın. Gerçek yükselmeolanakları vardır. Bu olanaklar düşünülür ve kapasiteni iyileştirerek bu olanaklara ulaşabileceğinibilirsin, yainceleme bürosuna geçebileceğini ve mühendis olmak için devam edebileceğini bilirsin. Bu elektro- . teknisyenlerin işte, şu tutumlardan oluşan bir zih,

i

ni

56


niyetleri vardır: kendilerine yakın olacak partnerler arama, yükselme isteği, alt-grupların ve küçük toplulukların (özeklerin) kabulü, atölye şefinin otoritesine karşı kayıtsızlık, iyi bir çalışına ortamı arayışı, iyi konuşan lidere ve çoğunluk yasasına karşı. tarafsızlık.

v. Sonuç

)

Çok rasyonalist bir yaklaşımla; zihniyet bir tahditlermantığına indirgenebildi, Bu mantık ya kültürün temsil ettiği olgular bütününde 'ya da bir mesleğin oluşturduğu tahditler bütünündemündemniçtir. . Bütün örneklerde, bireyi etkileyen ve zihniyetini biçimlendiren içinde yer aldığı ilişkiler sistemidir.Zihniyetlerin incelenmesinde yenilenme oyuncunun kendi yaşam ortamı ile ilişkilerinde birineil önem taşıyanolgularınve kuşkusuz bu yaşam ortamındaki tahditlerin bütününden geçer. Çok özgül zihniyetleri olan yetişkinler "imal eden" (psikiyatrların dediği gibi) aile eğitimi tip yapilan böyle tanımlanabilir. "Rüya çocuklarrnı imal etmek için iradi olarak inşa ettiğimiz eğitim. sisteminin yapısı da böyle incelenebilir. Aralannda yüzyıllarca fark. olan. iki ayrı toplumda bulunmakla birlikte, "tıkanma yapıları" aynı olan iki. halkın davranışlan böyle karşılaştırılabilir (bkz. A. Mucc- . hielli, 1983). Zihniyetin oluşumunda hiçbir zaman tek öge etkili olmaz. Başlıca etki ögelerinin bilinçsizceyaşarı­ dığını görmek önerrılidir..Bunlar kültürün tutum-· lar, referans idealleri, alışkanlıklar gibi ele gelmez ögeleridir. / Örneğin bir halkın militarist bir zihniyeti varsa, bunun nedeni beş yaşında çocuklara tank, füze ...

57


resmi olan albümlerin, başanh bir taarruzun başlı­ ca ·kesitlerinin okutulması değildir, çünkü kültürün bütünü militaristtir: askerlerin saygınlığı, askerlerin gerçek iktidara sahip olması, askeri modellerin . her yerde görülmesi... Militarist haberiletimi siste.mi bütün düzeylerde ve çeşitli biçimlerde militarist modeli yüceltenbir kültürel tota1itarizm içindedir. . Zihniyetlerin değişimi ile ilgili bölümden önce, birzihniye,ti sadece haber iletimi yoluyla değiştir­ mek istemenin ütopik bir düşünce olduğu, bunun .sadece ve sadece zorla tahdit sonucunu vereceği şimdiden söylenebilir. Haberleşme yoluyla zihniyet değişimi .istenci kültürel bir totalitarizmin kurulmasına yol açar. .

58


DÖRDüNCÜ BÖLÜM

ZiHNİYETLERİN. EVRİM VE. DEGİşİMİ

Zihniyet değişimi toplumsal' değişim olarak adIandırılan olgunun parçasıdır. Toplumsal değişim belli bir anda bireylerin tutum ve davranışlarında dönüşümün, yani zihniyetteki dönüşümün toplum . üzerindeki sonucudur (Decofle, ·1976). Toplumsal değişimin incelenmesi zihniyetleri etkileyen deği­ şimlerle kültürün ve toplumsal örgütlenmenin diğer ögelerini etkileyen değişimler arasındaki ilişki­ lerin incelenmesidirIher iki yönde de). Zihrıiyetlerin incelenmesi toplumlardabütün değişim olgulannın incelenmesi açısından temel önemdedir. Kültüreldeğişimler (ve dolayısıyla zihniyet değişimleri) incelenmeden teknik, ekonomik, örgütsel, yasarnayla ilgili değişimler incelenemez. Her türlü değişiklik çok yönlü etmenlere (ekonomik, demografik, teknolojik, siyasal, sosyal,kül. türel...) bağlanabilirse de, M. Weber'i izleyerek zihniyet değişiminin, uyarlarımanın karşıtı olarak her türlü değişimin gerekli koşulu olduğunu ileri süreceğim. M. Weber'inünlü tezi bilinir. M. Weber'e göre, reform ahlaki (etiği) modern kapitalist ahlaki .. yarattı. Reform ekonomiyi dinsel ahlakın yasal anndan kıırtardı.. Calvin'in önceden takdir (yazgı) ve karşılıksız af öğretisi, mürnin Calvinistler'in çalış­ mayı vazife haline getiren, bireysel başarıyı bir. se'. çilmişlik işareti ve dünyevi ödülün reddini de bir er. dem olarak gören; her türlü-rnistisizme karşıbir . zihniyet edinmelerini sağlar. Nitekim çalışma ideali ve yetingenlik zorunluluğu ile, üretken bağların bi-

59 , i,


rikimkoşulları

kurulur. Ancak kapitalizmin geliş­ mesinin tek nedeni Protestanetos'u (ahlaki) değil-

(lilr. '

.

-Fourastie (1952) gibi bir iktisatçı çağdaş dünyada evrimin iki temelolgusunu inceler: iş veriminin arttırılması ve bolluk toplumunda değerli olan şey­ lerin yer değiştirmesi. Teknik, ekonomik ve sosyokültürel nedenselliklerin iç içe geçmesi üzerinde durur. Ama.tahlil konusu olarak tercihen ekonomik ,sektörde meydana gelen değişiklikler üzerinde durmakla birlikte, bazı fikirlerin ve bazı kültürel-değerlerin değişikliklerin gerçekleşmesi için gerekli olduğunu itiraf'eder. Galbraith (1979) gibi bir başka'iktisatçı, bazı Üçüncü Dünya ülkelerinde halklara teknik veekorıomik değişiklikleri gerçekleştirtmenin niçin ola. naksız olduğunu incelerken bir şeyler. olması için zihniyet değişikliğinin gerekli olduğunu itiraf eder. Bu zihniyet değişikliğiningerçekleşmesi ise, ekonomik ve toplumsal koşullar tarafından tamamen en-. gellenmektedir. . . Gelişme sosyologları (C. Riviôre, 1978) çeşitli alt-gruplar veya toplumlarda modernleşme olgulannı incelerken her "gelişme'lnin arkasında bazı teknik, ekonomik ve siyasal koşulların olduğunu, özellikle de yeni tutumların ve yeni bir dünya görüşü­ nün bulunduğunukabul ederler. Bu durumda karşılaşacağımız sorun zihniyet değişiminin nedenlerinin veya etmenlerinin neler olduğunu, yeni tutumların ve yeni davranışların ortaya çıkması için elverişli ya da elverişsiz koşulla­ nn hangileri olduğunu bilmektir.

i. Zihniyet

Değişiminin

. ZihniyetIerin 60

Genel

Koşullan

gelişip değişebilmesi için

üç genel


.koşulun eşanh olarak gerçekleştirilmesi gerekli ve yeterlidir: ·1) içinde bulunulan dururnun grup üzerinde yeterince güçlü baskı yaratması ve bu baskı­ nın oyuncuların çoğunluğuncahissedilmesi;2) toplumda özgürlük bölgelerinin bulunması; 3) oyuncu. larm yeni ihtiyaçlara cevap veren ve yeterince de" ğerlerımiş yeni sosyo-kültürel modellerden haberdar olması. , 1. Durum Baskısının Varlıgı: Birbirinden Ayırma, Çelişme, Yoksun Bırakma ~ . Yukarda her durumun nasıl kendine özgü örtük bir mantığı olduğunugenişölçüde gösterdim. Durumda yeterince anlamlı bir değişimin örtük bir mantık değişi­ miyle ilgili olduğu çok açıktır. Buınantık bireyler üzerinde,. eski durumdan kaynaklanan tortu niteliğinde zihniyetlerle karşılaşınca dayanaksız kalan bir baskı yaratır. Bireylerin bir durumsal mantık­ tan bir başka durumsal mantığa kaymaları halinde olduğu kadar keskin olmasa da, bir iç sıkıntisı duy". gusu. belirir. Bireyleri başka .tutumlar takınmayave yeni durumsal mantıkla uyum içinde olan bir başka zihniyet edinmeye zorlar. Bu durunila zihniyet ara\ sındaki mantıksal tutarsızlık Ben (1976) tarafından "birbirinden kopma" ya da R. Aron (1969) tarafın- . dan "kültürel çelişme" kavramıyla ifade edilmiştir. Toplumsal yapı ile ön ve adetler ve değerler sistemi arasında da aynı uyumsuzluğa raslanır; bu uyumsuzluk bir tür kollektif psikolojik gerilim yaratır. " Sosyal psikiyatri alanındaki araştırınalar (B. Dis"sertorİ, 1975) yaratılan psişikgerilimin ilkel nite- " "ljkte saldırgan (ve kendine yönelik saldırgan: intihar, uyuşturucu madde tutkunluğu) şiddet tepkilerine neden olduğunu göstermiştir. . Bu kadar uç noktalara gitmemekle birlikte, ça- . lışma sosyolojisi alanındaki incelemeler (t. LevyLeboyer, 1975) zihniyet değişiminin nasıl mesleki

61


.yaşamın aşamalan (yeni meslek, yükselme.'..) içinde ve aynı zamanda aile yaşamının aşamalan (evli-. lik, ilk çocuk..,) boyunca doğalolarak meydana geldiğinigöstermiştir. Bu yeni durumlar yeni ilişkiler ve yeni davranışlargerektirir. Yine bu noktada, sonyıllarda insan bilimlerine. fenomenologlar (olaybilimciler) ve semiyotikçiler (imbilimciler) tarafından sokulan temel bir nosyonu kullanmak gerekir: baglam nosyonu.. Aynı ögenin değişik bağlamlarda farkli anlamlar alabileceği bilinmektedir (örnek: çalışmanın kıt­ lık toplumunda ya da bolluk toplumundaanlamı farklıdır). Bağlamısı etkisi nosyonu, durumun zihniyetlerin dönüşümü üzerindeki etkilerini anlamak ' için birinci derecede önemlidir. , Durum bağlarnı gerek büyük sarsıntılarm (savaş, doğal afet, ekonomik bunalım...) etkisiyle 'ge- . rekse çok, boyutlu, ve dağınık küçük oynamaların (teknik bir buluş, küçük bii demografik olgu, bir toplumsal grubun saygınlığının artması veya azalması...) etkisiyle değişir; Bu değişimin sonuçları düğüm niteliğindenesneleri etkileyen ve toplumsal. oyuncuların dünya görüşünü yönlendiren anlam dönüşümleridir.

Öte yandan değişiklik imkanının belirmesi için, yeni dünya görüşünün belli' bii- yoksunlukhissi uyandırması ve, bazı yeni' emeller yaratması gere.kir. Bastide'in (1971), bir toplumun kültürel bir ögesinin eğer bu toplumda doyuma ulaştırılmamış ya da kötü tatmin edilmiş "ihtiyaçlar" varsa değişe­ bileceğini söylerken kastettiği budur.." Bağlametkisi bir toplumun içindeki dönüşüm­ lere olduğu kadar toplumun dış çevresinietkileyen dönüşümlere de bağlıdır. . Örneğin J. Fourastie'ye göre, deneysel bilimler-: deki-ilerlemeyle (18. yüzyıl) sağlanan ,yaşam orta\

62


,o;

mındaki gelişmelerin

dörıüşümlerin

'bütünü yö· netici sınıflardageleceğeyönelik düşselumutlaryarattı, Onagöre, bilimlerin bu göz önündeki sonuçla-· rı "Avrupalılar'ın evren, İnsan' ve insanlık durumu

ve

hakkındaki yüzyıllık düşüncelerini" sonunda değiş­

tirdi. Bu yeni zihniyet temel düğüm nesnesi. olarak çevresinde tam bir dünyagörüşününyapılandığı "ilerleme" nosyonunu ortaya koyanbir .dönüşümler bütününden (özellikle teknik dönüşümler, ama ekonomik ve toplumsal etkileri olan teknik dönüşüm., ler) kaynaklanmıştır., , Bağlarnın bir başkaetkisi şu sıralar yaşanmak­ tadır ve bazı toplumsal gruplar açısından "ilerle~ menin anlamını değiştirmiştir. lerleme bağlarnın olumsuzlukları ile birlikte olur. Bu olumsuzluklar şunlardır: 'atom savaşı, silahlanmardoğanınkirlerı­ mesi,.. Fourastiö'nin kanıtladığı gibi çelişkili olarak aynı zamanda istek ve yoksunluk duygularını şid­ detlendirir. İlerleme bir anda negatif hale gelir, de. ğeri azalır ve doğayla ilgili olan her şeyi (geriyebakışlı bulgularla doğal yaşam, geçmişe olan ilgi, vb.) yükseltir, çevrede egemen olan kültürün reddi ve "çevre korumacı", davranışlardeğerli kılınır. . . çoğu zaman bağlam etkisi, yoksunluk duygusu yaratan baskılarm kaynağındadır~ ., 2. Ozgürlük AlanlarınınVarlığı - Ikinci gerekli koşul budur. Toplumda yeni davranışlarifade olanağı bulabilmelidirvBöylebir' şey gerek ahlaki gerekse maddi bakımdan olanaklı olmalıdır. Bunun için hoşgörü ve bazı oyuncular için deneysahalarının varlığı gereklidir. Ahlaki frenler ve tıkanmalarkaldınlmalıdır. Toplumsal kontrol daha hafif, gelenekler daha az katı olmalıdır.. Yenilikçi artık, fikirleri ya da eylemleri nedeniyle ölüm ya da toplumsal ölüm (bu, çoğu zaman ölümle eşdeğerdir) , riskiyle karşılaşmamalıdır.Egemen toplumsal idea..

..

.

'

63


loji (bilimsel, dinsel ya da başka) artık totaliter ve katı olmamalıdır. Yerleşik zihniyetin değerler sistemi, 'yeni davranışların gerisindeki yeni değerleri hoşgörebilecek, özümseyebilecek veya değiştirebile- " cek, ama tümüyle de çökmeyecek biresnekliğe sahip olmalıdır. . Bütün sosyologlar geleneklerin ve davranışlarm " değişmesinin toplumsal kontroldeki bir değişimle , olanaklı kılındığım belirtmişlerdir. Toplumsal kontrol birgrubun kendi norm ve kurallarına uyulması­ nı sağlamak için kullandığı araçların bütünüdür. Küçük ve kapalı geleneksel toplumlarda (kırda bir köy) bu toplumsal kontrol ağır ve boşluksuzdur, çünkü herkes tarafından herkese uygulanır. G. Duby veA. Wallon Histoire de la France Rurale (Kırsal Fransa'nın Tarihi) adlı yapıtlarında, toplumsalkontrolün zayıflamasınınbaşka dönüşümle, rin oluşturduğu bütüne bağımlı olduğunu gösterirler. Bubaşka dönüşümler şunlardır: tarımsal makinelerinkullanılmayabaşlanması (tarımsal makineler tarımsalçalişmanınkutsal niteliğinin kalkması­ nı sağlar, böylece insanla doğa arasındaki ilişkileri dönüştürürler); okulun, idari kurumların gelişiyle olan toplumsal değişim; gençlerin kırdan kente gö- ' çü; askerden, kentteki işinden dönen kırlıgençlerin getirdiği değişiklikler... Bu durumda köyün eskileri ve bütün köykontrolü gevşetir v"e zihniyet değişimi sürecini canlandıranyenitutumlar oluşur. Sosyologlar toplumumuzdaki bütün teknik ve toplumsal değişimleriri temel niteliğininahlaki ye maddi tahditlerin kaldırılmasınakatkıda bulunmak olduğuna değinmişlerdir, Böyle bir şey genelde güvensizlikduygusunu arttınrsa da, "sanayi uygarlığı"nın zihniyet .değişiminin olanaklı olduğu bir toplum haline gelmesinde yardımcı olur. N. Elias (1969) gibi bir tarihçi, geleneksel top-

64


lumsal kontrolün etkisininazalmasını IS. yüzyılda toplumsal yaşamın, bir yanda mesleki alan öte yanda özel .alan olmak üzere "İki ayrı alana bölünmesine kadar, çıkarır. Bu durumda', birey içinde bulunduğu · toplumsal bağlama daha azbağımlı hale gelebilir '(bu dabireyciliğigüçlendirir), Maddi koşullar daha az önemli değildir. Ekolojik, teknik.vekonomik çevre, yeni olanaklar açmak zorundadır. Davranışlar kesin. engel niteliğindeki maddi tahditlerinbaskısından kurtulabilmelidir. Bir grup jnsan kınanmaya ve, manevi cezaya bir idealden güç alarak dayanabilse dahi, yeni davranışlar sefalet ,ve ölüme kadargidecek olan' sürekli maddi cezaların baskısınadayanamayacaktır • . Bütün Ortaçağ tarihçileri dünyaya ilişkin tasarımdaki temel değişikliklerin demografik, ekonomik . ve .toplumsal ilerlemenin insanlara günlük hayati konularla nığraşmama, yani 'savaş, kıtlık, insana · karşı ve gemaltına alınmarnış bir doğa (soğuk, felaket, salgınlar...) karşısında yaşayabilmebiçimlerine takılıpkalmama olanağınıverdiği zaman meydana geleceğikonusundahemfikirdirIer.. Galbraith (1980) teknik bulgulara ve dolayısıyla yeni davranışların benimsenmesineelverişli bir zihniyetin' bazı Üçüncü Dünya halkları açısından nasıl mutlak, .olarak olanaksız' olduğunu betimler; olanaksızdır, çünkübir yandan yoksulluk koşulları . o düzeydedir ki, hiçkimse yenibir davranış nede· niyle başarısızlığa uğrama riskini alamaz (bunun cezası. açlıktan ölmektir), öte yandan uluslararası '. kuruluşların "mali desteği sayesinde başarı halinde ise, içinde bulunulan toplumsalçevre kazanılan en ufak zenginliği hemen kendine mal eder.. böylece bulgunun sahibi sonuçta niye geleneklerle bu kadar . mücadele ettiğini, niyebu kadar çaba gösterdiğini düşünerek cesaretsizliğe kapılır. Bunun tam aksi-

i'

65


ne, zengin ülkelerde.herkes çabalannın karşılığını alacağına emindir. Bu nedenle yaratıcı çaba karşı­ sında olumlubir tutum takınılır ve bir konuda çaba, göstermenin değerine inanılır (çaba zihniyeti). Galbraith'e göre" böyle bir zihniyet çevrenin İnsan eylemleri üzerindeyarattığı olumlu koşullamanın so_ " nucudur., Bastide'in dediği gibi, .yenilikçi davranışların sonucunda başarıolanaklarıbulunmalıdır, olumlu nitelikte toplumsal yaptırımlar olmalıdır. Bu yaptı-' nmlar davranışlara değer kazandıracak olan ilk olumlu koşullamanın temelidir. ,

8. 'lerin

Değerlendirilmiş

,

Sosyo-Kültürel Model.. VarlıDı - Zihniyetlerin değişmesi için , ilk iki koşulla birlikte bu koşulun da gerçekleşmesi gereklidir. Açık ve az da olsa karmaşık toplumlarda davranışsal modellerin çok sayıda kaynağı vardır. 'Önce, kültürel geçmişe ait olarak bilinen, ama yoksunluk duygusundan kaynaklanan gereksinmelere göre yeniden canlandınlabilecek olan (eski zamanda olduğu gibi büyük göçebe arabasındavatla ' veya atla çekilen ırmak kayığında seyahate "zaman 'ayırabilme") modeller vardır.. Çeşitli toplumsal grupların (içeriden veya dışarıdan) diğer gruplara . sunduğu davranış modelleri (soyluluk içinsanayı . kaptanlan veya kırsallar için burjuvazi modeli) ya da Batılı gençlerin televizyonda gördüğü shriva tilmizleri vardır; bu modeller çoğu zaman dış toplum·lar tarafından,taklit edilirler (elitler vasıtasıyla kültürleştirme), " . Yeni sosyo-kültürel modeller çoğuzaman, kendi kültürel gruplannın dışında değişik deneyler yaşa­ mış olan ve kültürel' gruplarına saygın. bir kişi olarak ve' yeni davranış modelleri edinerek dönen bireylerce taşınır.' 66


Fransa'daki çalışmaları sonucunda' kazandıkla­ n parayla herkesin ele geçirmek için can attığı nesnelerle (Peugeot araba, radyo, televizyon...) ve yeni bir 'saygınlık kazanmış olarak ülkelerine dönen, "Fransız tarzmdayaşamaya(ayrı ayrıparçalardan

'oluşan ev kurarlar, kentteeğlence.yerlerine giderler.ı.) başlayan KheUil'in .(1979) anlattığı Kabilli

göçmenler böyledir. Kente çalışmaya giden ve oradan yeni davranış­ lar edinerek köylerine dönen kırlı Karaderililer'in durumu da .budur. Fransız sömürge savaşları için askere alınmış olan ve köye nişanlar ve şeref ödeneği ile, ama aynı zamanda yenibir otorite ve yetenek anlayışı ve savaş arkadaşlarıyla birlikte edindiği ve . köyün' geleneklerine pek uymayan ilişkilerde yeni tutumlar ile dönen Balandier'nin .(1967) anlattığı -diğer Karaderililer birbaşka örnektir. Yeni tutum veya davranış modellerinin yokluğunda ve bu modellerin ortaya çıkış koşullan belirince, bu ,modellerin herhangi bir, toplumsal grup tarafından "icat edilmeleri'fıivbeklemek gerekir. Ahlaki ve maddi tahditler karşısında olağan olarak daha özgür olanbazı elitler bu icat işini yüklenirler ve bulgu öykünme yoluyla yayılır. Değişim dolayı­ sıyla daha yavaş olacaktır, Değişim modelin yayıl­ ma olanaklanna bağlıdır. . G. Talese (1980) entellektüel ve sanatsal bir elitin önce BirleşikAmerika'da, sonra Batı dünyasın­ da "yeni bir cinsel ahlakı" (grup cinselliği) kabul ettirmeyi nasıl tbaşardığını anlatır. Bu "toplumsal mucitler"in hepsi işin başında bir yoksunluk duygu.su ve "olağan" cinsel ilişki modellerine karşı ortak bir yadsıma tavn içindeydiler.· Bunun 'nedeni, hepsinin çocukluklannda ilişki güçlükleri çekmiş olmalandır. Hepsi ebeveyniriden yeterli sevgiyi görernemenin eksikliğini ve çevreleriyle duygusal mübade-

67

,ii


lelerin pek yoksul oluşunun acısını çekmişti. Gel~­ neksel ana-baba çifti modelinihep birlikte redde- . derler, tek bir partnere "bağlanmak" istemezler,. gruptaki partnerlerin arasında duygu. ve romantik komplikasyonlarınolmadığı cinsel ilişkileri geliştir. me kararındadırlar. Bir grup oluşturma,' bir topluluk kunnave yaşamak için kaynakbulma kurucu'lann parası ,-. sayesinde ve hareketin beklenmedik fırsattanhoşnutkalan yandaşlarındayarattığı canlılık nedeniyle .Kaliforniya'da kolaydırrGrup bu durumda kendi cinsel törelerini ve usullerini, yaratır. Büyük bir papaz ve kadın papazlar töreni yönetir. "Bu yeni cinsel ahlak" somuta geçirilir. Gazeteciler, dergiler, kitaplar...' kısa bir süre sonra, bir kısmı ' şok geçiren bir kısmı coşkuya kapılan PüritenAme. rika'da bu olaydan sözederler. Bu yeni cinsel davranışlar "yoksunlukduygusuna kapılan" herkesi çe- .. ker (ve bunlannsayısı çoktur), yeni ahlaki benim.... .seyenlerin kurduğuklüpler ve gruplar Bati dünyasında mantargibi biter. Bu türdendavranışlann değerkazanmasıUzakbatı toplumunda öncü .kişile­ re, tabuları aşmaya cesaret edenlere doğaloıarak hayranhkduyulmasınınsonucudur. . Zihniyet değişimi koşullarının bu şekilde sunul-. masıbazı genel: değinmelerde bulunulmasını sağ- . lar. Batı kültüründen grupların çoğunda bu 'evrim. , koşullarinın ·buluiıduğu açıktır. Teknik, ekonomik; bilimsel, siyasal çevre... devamlı •olarakgelişir; Özgürlük alanlan ve değerlenmiş davranış modelleri vardır. Batı .toplumununözelliklerin,denbirinin, o toplumu oluşturan zihniyetIerin devamlı evrim ge- . çirmesi olduğu söylenebilir. . .' . Bu veriler etkin toplumsal 'müdahalenin koşul­ lan üzerinde düşünülmesiniolanaklı kılar. Durumla ilgili öncel tanı sözkonusu grubun genel yaşam i

68


koşullarının yapısal analizi ileyapılacaktır(bkz. A.

Mucchielli, 1983, bölüm "Durum Analizi"), 'Toplumsal müdahale yapanların eylemleri sonradanveşanh . olarak şu üç alanda gerçekleşecektir:yaşam tahdit. leri, özgürlük alanları ve değerlenmiş modeller.

II. Zihniyet

PeğişimininEvreleri

Psiko-sosyologların(K

Lewin)

çalışmalarından

buyana, fikir ve zihniyet değişiminin evreleri iyibilinmektedir. ' ilk önce, bir inançların ve tutumların sorgulanma .evresi vardır. Bu evreye unfreezing (çözülme) denir. 'Bu evrede değer sistemi sorgulanır, Kuşku değerlerin merkezine kadar ulaşmak.zorundadır. Bu evre azya da çok uzun' olabilir. Olaylar onyıllar boyunca birhalkın inançlarını sarsabilir .veya şid­ detli bir kültürel şok (beklenmedik önemli bir açık­ lamavbir savaş...) bir kollektif tasannın (dünyayı algılama şeklinin) çökmesine yol açar.' Bu evreyle ve bundan sonraki evreyle başabaş giden bir sıkıntı dönemi vardır ki bu 'sıkıntı kültürelbunalım olarak adlandırılır. Gerilim grubun bütün üyelerince hissedilir, bu isyan ya da bıkkınlık (umutsuzluk) döneminde bütün toplumsal gövdenin' dikkatininüzerinde yoğunlaştığıyenidavranış denemeleri görülür. Topluluk yeni normlar, 'dünyanın .' yeni bir türdeş tasanmının arayışı içindedir. .Tedirgin ortama (sıkıntıya) daha duyarlı olan alt-gruplar bütün güçleriyle,' konjonktürün ortaya- çıkardığı karşi-kültürlere kaçarlar; ancak bu karşı-kültürler etten püftendir ve hiçbir kültürel bulgulan kalıcı 01- . mayacaktır . .: Hemen ardından yeni bir inanişın oluşum evre. si başlar. Bu evre de nisbetenuzundur. Bağlam etkisiyle yeni bir düğüm nesne ortaya çıkabilir" elitler

69


-

"-

,/

yeni normlar icat edebilir, insani bir felaket yeni bir anahtar .değer yaratabilir. Eski sistem sarsılmış 01- ' sa bile, nadiren tek bir darbeyle çöker. Bir süre heterojen inanışlar yaşanır, bu inanışlar yavaş yavaş kendilerine bir yer bulur' ve bir hiyerarşi içine girerler, Bazılan ortadan 'kaybolur. . . Sonevre yeni' değerlerin sistemleşmesi ya da freezing (donma) evresidir. Yeni değerler daha açık bir biçimde kavranıhr, elitler bu değerleri 'uygular ve savunurlar. Herkesin sahip olması gereken yeni dünya görüşünü herkese açıklarlar (bir anda bilimsel norm haline gelen yeni bir bilimsel kuramla gündeme gelen çoksayıda açıklamalar düşünül­ sün), Vazgeçilen değerler sistemli olarak değer kaybeder.' Toplumsal yapı daha büyük bir türdeşlik, ·daha büyük bir' dinamizm ve' dolayısıyla yeni, bir kültürel kimlik kazanır.

III.Zihniyetlerin Evriminin ,ve Özel Mekanizmalan

Bazı

Kaynaklan

Düşünce süreeimizde şu

anda vardığımız noktada, okur zihniyet değişiminin mutlak belirleyicisi olmadığını anlayacaktır.,Nedensellik' her zaman çok yönlü ve geri tepmelidir. Karşılıklı .etkilerbir etkileşimler ağı içinde dolaşır, bu ağın içinde olguların mutlak kökenini belirlemek olanaksızdır. Yeni 'değerlerin türümü sorununu çözmenin en iyi yolu yukarda gösterdiğim gibi, baglam etkisi vasıtasıyla yeni düğüm nesnelerin nasılortaya çıktığını belirlemekten geçer. . Değişim sosyolojisinde geleneksel olarak, G. Balaridier'nin (197 ı) yaptığı gibi iki tip değişim ele ah, mr, Dinamiği iç, kökenli olan değişimler, dinamiği dış kökenli olan' değişimler. Bu kültürel dinamiklerin bazı özel örneklerini inceleyeceğiz,

70

i


Yoksunlaşma ve Kar,ı-Kültilrle,me - Yoksunluk duygusu uyandırıcı bir durumun ne olduğu­ nu dahaönce tanımlamıştım(Les Mo#vations - Gü-

dülenmeler, ttQüe sais-je? dizisi). Yoksunluk duygusu uyandıncıbir durum, bir bireyin ya da bir gruc,

bun kendi tutumlarını uygulamaya geçiremediği, inanış, arzu ve değerlerine karşı durulduğu ve başansızlığauğratıldığı bir durumdur. . Bir duygu olan yoksunluk duygusu, başka türlü olunup yapılabileceği,daha iyi bir duruma gelinebileceğiveya daha fazla değerkazanılabileceğifikri kişlde uyanmca doğar. Yoksunluk duygusu tercihlerin ve özgürlük alanlarınıngösteriminigerektirir.. Yoksunluk duygusu aynı zamanda, içinde bulunulan toplumsal ilişkiler durumu duygusal düzeyde pek kabul edilemiyorsa ortaya çıkar. Çevredeki de· ğerlerin kabulünün temeli olan bu duygusal erinç hissi G. H. Mead'in ilk olarak gördüğügibi, toplumsal çevrenin tanıma-kabul davranışının niteliğine .bağlıdır,' ,.' Bulgu sahibinin kişiliğini veya bazrsapkınları inceleyen Amerikalı sosyologlar (E. Hogen, T. Parsons),bu "değişim taşıyıcıları'tnınönerdiği yeni değerlerin nasıl "birincil toplumsallaştıncı çevreleri"· ne (aileleri) karşıduygusal karşıtlıklanndan kaynaklandığını göstermişlerdir. Bulgu sahibi (mucit) .

.

severneyeceği babasıyla özdeşleşemediğinden farklı

olmaya ve farklı şeyler yapmaya çahşız.gerçekleş­

tirilmesi için çalışacağı başka değerler bulur; çünkü sözkonusu olan bizzat kendi varlığının tanımıdır.. · Aynı şekilde Parsons'a göre, sapkınlığın esas nedeni toplumsallaştıncıunsurlarla kişisel karşıthklar. . dan kaynaklanan toplumsallaştırıcı-özdeşleşmeler . de başarısızlıklardır. Bu da karşı-değerlerin(başka değerlere karşıthklarıyla tanımlanan değerler) ge· 1iştirilmesi isteğine yol açar. Robin (Les Haines Fa-

71


miliales-Ailevi Düşmanlıklar) gibi psikologlar .ve. ya Laing (La Politique Familiale - Aile, Politikası) gibi psikiyatrlar bizi, yoksunluk duygularının, ne.gatif tepkilerin ve yeni değerlerin kaynağınıaile eğitiminde-aramayaahştırdılar (G~ Talese'nin betimlediğit'yeni .bir cinsel ahlakltın öncüleri örneğini yukardagördük), Aile çevresi için doğru olan bireyin .bütün diğer toplumsal bütünleşme çevreleri için de doğrudur. Okulun, iş çevresinin veya alınan şu şekilde ya' da , bu şekilde eğitimin isyana ittiğikişiler hakkında, edebiyatta çok sayıda örnek bulunabilir. , Yukarda söylediklerimizde, başka olanaklı değerlerin ve davranış modellerinin varlığı temel ko- ' şulunu yerine getirilmiş varsaydık. Gerçekte yok- " sunluk duygusu sadece bu durumda vardır, yoksunluk duygusu her zaman görelidir. Bir başka olanaklı şeyin tasarımını gerektirir. Aksi takdirde, antipsikiyatrlarm patolojik aileler üzerine (Laing Es- , terson, 1977) ve etno-psikiyatrların kapalı' geleneksel toplumlar üzerine incelemelerinin gösterdiği gibi, kişiliğin ezilmesi veyasavunmacı nevrotik bir kişiliğin oluşumu sözkonusudur.' . . anlamda, türdeş ve görece kapalı bir topluma dışardan yeni modellerin girişi toplumsal değiş­ meyi başlatan bir tür yoksunluk duygusudur. 8ömürgeleşmeyle ilgiliolgulan ele alan çok. sayıda sosyolojik incelemede bunun örnekleri vardır. G. Balandier (1955) sömürgeleşme,' döneminde' Fang toplumunu etkileyen kültürleşmeve karşı­ kültürleşme olgularını anlatır. Bu toplum temel kurumlan klan, eskilerin yasası, büyük oğulun,önceli-' . ği, dar .aile, kadınların dışardan evlenmesiyoluyla , dolaşım sistemi olan geleneksel bir toplumdur. Sömürgeleşme özellikle gençlerin deneyeceği ye~ ni davranışmodelleri getirir: ücretliernek, hiyerar-

'

.

ve

Bu

,

72

'

.


şik

askeri ihşkiymisyonerle-ilişkiler,tüccar, satılık kadınlar (kentlerde fuhuş). Bu" yeni .modeller çok, değerlidir: Beyaz adam egemen ve' saygındır. Gelenekseldeğerler aşınır, toplumsal kontrol gevşer, Geleneksel toplumsalhiyerarşi'otoritelerce atanmış hiyerarşi tarafından sarsılır. Kadınlar için kontrolsüz bir yanşma başlar. KIan güvensizliğe yol açan. göçler nedeniyle özünü yitirir, yeni bir model (tarımsalüretici modeli) temelinde yeni bir ekonomi ortaya çıkar. _Fang kimliği çatışmalar, yaratılan yeni durum- . ların belirsizlikleri yeni davranışları edinmeyenlerce kontrol altına alınamaz. Kollektif ve bireysel bir .tedirginlik duygusu gelişir. Karşı-kültürleştirmeci bir tepki su yüzüne çıkar. Fanglar Bwite inancını . yaratırlar; bu yeni inanç hem zorla kabul ettirilen dinin 'yadaıomas! hemde Beyazlar'ıngücünü aramak, güç ve doğurganlığa ulaşmak için özgün bir davettir. Alarayog hareketinde Fanglar .sömürge kurumlarını taklitederek bir yüksekorunlar hiyerarşisi oluştururlar~ böylece kIan kurumunu yeni- . lerler; bu hiyerarşide kadınlar kişi olarak yerlerini . alırlar... Bütün bu tepkiler sömürgeeilerin bazı modernleşmeci değerlerin 'özümse~mesi yoluyla yeni bir kimlik oluşturan zihniyet dönüşümlerininkanı­ tı sayılabilir. (Bir yüksek şahsiyet ışöyle demiyor muydu: "Bizim alar ayog yapmamızı engellemek bi. zi vahş-i olarak bırakmak istemektir.") Yukarda davurguladığım gibi, çağdaş Batıh toplumlargitgide daha fazlaseçeneğin olduğu ve özgürlük alanının bulunduğu toplumlardırv Bütün alanlarda önemli ya 48 zayıf değişiklikler tahditlerin kaldınlmasına katkıda bulunur. Bu özgürlük . alanlannın varlığı kitle iletişim araçlanndaki muhteşem gelişme sonucu herkesç-e bilinir olmuştur ve bu alanlar ortalama Batılı'dasürekli bir yoksunluk 0'-

'

73


duygusunun yaşamasınakatkıda bulunmaktadır.,. Özellikle bizim Bati toplumlanmızda geçerli olan bir üçüncü öge, yoksunluk duygusunun türümüride etkili olur. Bu üçüncü öge, eşitlikçilik değe­ rinin yükselişiyle birlikte yaşam düzeyinin yükselmesidir. 'Eşitsizlikler azaldıkça eşitsizliklere olan ,duyarlılığın gitgide büyümesi,' Tocqueville'den bu yana bütün sosyologlarınüzerindedurduğu klasik bir fikirdir. , Eşitliğin bütün bir halkın özümsediği temel bir gereklilik halinegelmesi ve bütün Batı'da halkın bu değerin saygın bir propagandacısıolması 18.yüzyıl­ da olmuştur. Bu değersonunda, Batı toplumunun , temel bir değeri haline gelmiştir. , 18. ,yüzyılda toplum organizmasının dikkatinin eşitsizlikler üzerinde toplanmasına yol açan bir koşullar bütünü gerçekleşmiştir (bir düğüm nesnenin ortaya çıkmasını sağlayan bağlam etkisi). Bu koşul- " lar- arasında şunları belirtelim: eleştirel aklın, man,tıkçı1ığın ve mantığın insan toplumlarının örgütlenmesine .Ilişkin düşünce düzeyinde uygulamalan; eşitlik isteyen birgrup saygın aydının (bilginler) varlığı, ekonomik bakımdan gücü gitgida artan bir toplumsal grubun (burjuvazi) varlığı, mutlakfoplumsal 'tahditlerin ve toplumda kast sisteminin getirdiği takanmalarm varlığı, .kast aynca1ıklarının varlığı, az çok ütopik veya gerçekleşrne halinde eşit" likçi toplum ,modellerininvarliğı... Yoksunluk duy, gusu muazzam birdüzeydedir: Grup ve kaynaşma etkisi yoluyla bütün toplumsal organizma eşitlik gereğinimassedecek.benimseyecektir. Eşitliğin referans noktası olduğu devrim sırasındaki kollektif ' heyecan bu gereğin sabitleşmesini'sağlayacak, eşit, lik bir toplumsal 'değer, yani bir ilk verİ,' varlığı yadsınamayacakkesin bir şeyolacaktır. Yoksunluk duygusunun şu anki keskinliği şu 0174


gulardan kaynaklanmaktadır; .- .zenginlik farkının azalması; neredeyse elde edilebilecek olan, hemen elin altında gibi gözüken erişilemeyecek gibi gözükenden daha fazla yoksun. luk duygusu uyandırrr; . -gelişme fikrinin sıradanlaşması; herkes geliş­ .mederı yararlanmalıdır, herkesin bu umudu sabır­ 'sızlığa yol açarak yoksunluğaduyarlılığı arttırır; - dinsel duygunun kaybolması ve ahlaki 'boşluk nedeniyle toplum mülk (varlık) üzerinde yoğunla­ ŞIT; komşunun sahip olduğu her şey kafaya not edi-· lirve kendi "varlığını değerli bir düzeyde tutmak . için büyük bir istekle arzulanır; - ilerleme. ruhunun sıradanlaşmasından,çaba ."_ harcama isteğinin kaybından ve olanaklılık ve ·01a- . naksızlık duygusunun yitirilmesinden (bu da ahlaki boşlukla ilgilidir) kaynaklanan gereklilik tutumu:, - kitle iletişim araçlarının aktardığı kışkırtıcı modeller talepleri keskinleştirir: 1) tatminsizlik modelleri (grevler, herkesin talepleri...); 2) reklamlara göre sahip olunması gereken şey modelleri. . Son bir yoksunluk duygusu kaynağı da karşıt­ lıklann, hatta iç kültürel çelişkilerinvarhğındarı kaynaklanır. ' Büyük sanayi toplumlan farklı ve bazan birbirine karşıt alt-kültürleri· olan grup mozaikleridir. Kültürel değişimin ve zihniyetlerdeki evrimin kaynaklanndan biri bu gruplar arasındaki sürekli mücadeledir. Bu grupların her bir'i "çıkarlarım koru.. mak, iktidarını arttırmak İster... Kısacası kendi görüşünü yaymak ister. Fransa'daki ıza milliyetten göçmendüşünül- . sün; bunlar Fransa nüfusunun yüzde yedisini oluş­ turur. çağın özelliği, çoğu yerel kültüre. fazla bir ödün .vermeden kendi "kültürel kimliği"ni koruma <,

75


ve geliştirme h'akkını istiyor. Eşcinseller gibi "hor-, . landıklarını'thisseden kültürel alt-gruplar düşünül­ . sünC'biz uygarlığınYahudileri'yiz'').Eşcinseller eşit­ lik ve özgürlük değerleri adına, saldırgan bir biçimde kendi değerlerinin kabul edilmesini istiyorlar. . Bu anlamda toplumsal-yaşam kültürel ve siyasal etki amaçlı, az çok çelişkili sürekli bir pazarlık-o ' .tır,

Bazı

gruplan umutsuzluğa ve. saldırgan davra- , nışlara iten yoksunluk duygusu, kısmen bu toplum- , . salolanın, yani başka grupların bazı dünya görüşle- ' .rini (bazı zihniyetler ve farklı değerler) kabul etmeye gösterdikleri dirençtenkaynaklanır, "I'oplumlarımızda özel bir örnek kuşaklararası karşıtlıktır. , ' Genç kuşaklar ebeveyniyle aynı koşullarda ye- , tiştirilmemişlerdir.Ebeveyniyleaynı durumları yaşamazlar. Her kuşağın toplumu, yaşamla ilgili şey. leri kendine göre birkavrayışı vardır; bu kavrayış, olgunla ştığı bağlama, yaşadığı deneylerebağ1ıdır. Genç kuşaklar çoğu zaman, ana-babalarının refe-' rans norrnlarıyla gerçek davranışlanarasındaki farkı yaşarlar (çünkü değişim önce. davranışları' değiştirir).

Bu kültürel dönüşüm.ve iki kuşak' arasındaki karşıtlık olgusu göçmen halk arasında daha görünürdür. Ana-baba örf ve .adetlerini, geleneklerini,' dinlerini -ve .geldikleri ülkedeki dillerini korurlar; yeni ülkenin çocuklarıile birlikteaynıokula devam eden ve kitle iletişim, •araçlarının etkisi altında kalan çocuklar birbaşka zihniyeti benimserler ve bu , .nedenle ana-babalarayla uyuşmazlığadüşerler. Yoksunluk duygusunaneden olan Uygarlığımıza ' ,özgübelli sayıdakültürelçelişki devardır. Talep , edilen eşitlik değeri ile' bilimsel gereklerden ve sanayi toplumunun gelişiminden kaynaklanan top,

76

"


,'.

lumsal farklılaşma değeri arasındaki çelişki belirtilmelidir. Bir. başka çelişki güdürnlülük (angajman), iktidardağılımınakatılma isteği ile bireyciliğin ve mümkün çok sayıda seçenek arasında varlı- . ğını gerçekleştirmenin çekiciliği arasındaki çelişki­

dir,CR. Aron, 1969; D. BelI, 1976). Genel olarak yoksunluk duygusu gördüğümüz gibi, bu duygu içindeki grupların .karşı-kültürler geliştirmesine ve karşı-değerlerin ortaya çıkmasına neden olur. Batı'da en tipik örnek 1960-80 yıllarının barış vebollukdöneminingenç kuşaklannın red zihniye. . '

. '

.

tidir. Bu, zihniyet kötüleyici bir anlamda tüketim top-

lumu olarak nitelenen günümüz. toplumunun. red,dedilmesinde kendinigösterir. Tek. tek bireylerin serpilip gelişmesinin önünde baskı aracı olarak görülen bütün kurumlar (okul, üniversite, ordu, aile, devlet...) reddeditir. Dünyayı' ve insan ilişkilerini bozmakla suçlanan teknik ve bilimsel ilerleme reddedilir, Duyarlının karşıtı olarak anlaşılırın yerleş­ tirieisi olduğu için soğuk ve gericiolarak nitelenen akılreddedilir... Özgürlüğün kaybi anlamına gelen güdümlülükve yerleşik. sistem .tarafındanelegeçi.. rilme anlamına gelenmücadele .redde.dilir... Bu "Büyük Red" en azından bir işaret noktasının sıkın­ tılı bir biçimdeuranmasıylasonuçlanır; bu işaret' noktası başkasıyla "gerçek iletişim"dir. Bu nedenle, .. birlikte' yaşayan' genişgruplar, yeni mistisizm ve yeni duygu ve ifadelerle ilgili diğer deneyler ortaya . çıkmıştır. Bu red zihniyetinin alt-tipi olan çeureci-sefaletçi .zihniyeti betimlemek böylece olanaklıolur. Çevreci-. sefaletçiliğin temel varoluşsal sorunu muhalefet içinde ve muhalefet yoluyla kişisel bir kimlik arayı­ şıdır.

77


Toplumsal ye teknolojik gerçekliğin reddi devletin, hiyerarşilerin, tah ditlerin, yerleşik değerlerin, maddi ilerlemenin ve 'bilimin eleştirisini verir, Biçimselbiryapılanması olmayan.. varlığını sürdürmek için geleneğe ve doğaya geri dönüşle ilgili bir etkinliğin merkezi olduğuküçük bir duygusal topluluk içinde yaşamaya çalışır (zanaatçılık, çiftçiİik ...). Orada sadece yaşamaya çalışır (doğayla "uyum" halinde)'. basit bir beslenme, ilkel giysiler.'. Çevreci-sefaletçi çoğu zaman yüksek öğrenimlidir. Bu öğrenim döneminden kalma sosyolojik-felsefi tartışmadan tad alma alışkanlığı vardır. Toprağa' ya da zanaat işine döndüğünde, yürekten kardeşleri . olan kırlılarla karşılaşır; oysa kırlılar "ilkel" zihniyetleri ile onu öfkelendirmektedirler. Kırlılar onun değişim ve devrim üzerine öğütlerine karşı çıkmak­ tadırlar. Buradan hareket ederek kendi kesin üstünlüğü sonucuna varır ve kendi iç isyanına dönerek içine kapanır, çünkü temeldeşiddetyanlısı de- ' ğildir .. Değerleri o halde şunlardır: anti-konformizm, karşı çıkma, basitlik, entellektüa1izm, hazcılık (hedonizm) ve duygusallık. Değerlerin keşfi gördüğümüz gibi, kendileri de özel durumların ürünü olan kollektif arzuların bütünleşmesinden kaynaklanır; bu bulgu. aşılmış ve ·yoksunıuk duygusu uyandırıcı değerlerin reddinin ve duruma daha uygun düşen yeni işaret noktaları­ nın bulunma gerekliliğinin sonucudur. İnsanın işa­ ret noktalan bulmaya, kendi dünya görüşünü yapı­ landırabilmeye ve eylemlerini içerdeki inanışlara dayandırabiImeyeihtiyacı vardır: Bir değer .sistemi çökünce, onun yerine başkasını koymak gerekir. Bu durumda değişimlik medellere veya yadsınan de-· ğerlerin-karşıtı değerlere (karşıtlık ya da terazi etkisi) sanIınır.

78


1950-6ü'lı yıllarda

Amerikalılar

rasyonelliğe,

toplumsal örgütlerde. toplumsal sorunlarda ve siya- , sal karar almayla ilgili bütün sorunlarda rasyonalitenin uygulanmasına inanıyorlardı. Bilimsel gerçekliğe, niyetlerin saydamlığı, ilişkilerin açıklığı ve . . , başkalarına açılma nosyonu üzerine kurulu bir iliş­ kiler ahlakına inanıyorlardı. Bilimsel ve teknolojik .ilerlemeye olduğu kadar diyalog üzerine kurulu ,toplumsal ilerleme ve pazarlığa inanıyorlardı ... Bütünbu değerler, der Ürozier (1980), 1970'e doğru' dünyanın hayal edildiği gibi bubasit ve ütopik dün- ' ya olmadığını gösteren bir dizi açıklamayla sarsıl­ mış ve zedelenmiştir. -Örgütsel ve karar almaya 'İlişkin rasyonalite hiçbir şeye egemen değildir,etkisizlik ve teknokratizmle sonuçlanır, karmaşık sistemlerin sapkın etkileri bastmlamaz.iRasyonalite gerçekle temasın kaybolmasına yolaçar ve uygun olmayarı çözümler önerir. - Bilim ekonomik kalkınma sorunlarını'çözmez. Dünyaçok kalabalık ve herkes için yer yok. Askeri . teknoloji çok eleştirilen eylemler' yaptıriyor. Vietnam Savaşı konusunda toplumda uyuşumun olmaması herkesee bilinir hale geldi. ' - Açılma ve saydamlık ahlaki yıkılıyer. Politikacılar hile yapıyor, işadamları oyun kural1arınauy­ muyor. Göstermelik bir ahlakçılık sergileniyor. Doğru, adil, iyi kendileri için verilen tanırnlara artık uyar 'gibi değiller. ,_ . Tophimsal ilerleme kontrol altına alınmış değil. Gruplar arasında gerilimler artıyor. Şiddet gün- . ' lük ilişkilere sıçrıyor, azınlıkların talepleri artıyor (karaderililerin medeni h-aklar için mücadelesi, kadınların, eşcinsellerin mücadelesi. ..). Bu mücadeleler hala toplumsal bir uyuşumun fiilen kurulamadı- . ğını gösteriyor ve başkasınakarşı korku duyulması-, 79


na yo 1 açıyor. ". Geleneksel Amerikan kültürü aniden kötünosyonuyla karşı karşıya geldi. Bu baskı altına alınmış nosyon şiddetle ortaya çıkar. Şeyler daha önce sadece yasa, erdem ve uyuşuma göre düşünülurken baş- . ka bir biçimdedüşünülmekzorunda olunur. Arnerika kültürel birbunalımagirdive ölçüsüzce savunmacı bir hukuksalcıhğın gerisinegizlenen eski değerlerin yerine yeni değerler tanımlamayabaşladı.

Kültürel Sarsıntılarl!e Zoraki Kiiltiirleşme .' -Kültürel sarsıntının ekonomik ya da beşeri bir kı- . yamet niteliği kazanmaya gereksinimi yok. Belli bir psişik hazırlık durumunda gelen kollektif bir heyecan .yetiyor. . ' , İşgalle sonuçlanan savaşlar, sert geçen sömürge dönemlerikuşkusuz kültürel sarsıntılar getirir. . II. Dünya Savaşı bütünzihinlerde iz bıraktı. Bu savaş Batı'da geleneksel otokratik otorite modelinin kesin biçimde kutsallığını.yitirmesine yol açmıştır. Bu savaşın yenikleri ~N azi Almanya'sı, Mussolini talya'sıj Petain Fransa'sı ve J aponya- bu otorite modelinin temsilcileri idi. Galipler, daha toplulukçu tarzlany la direnişçiler ve özellikle rahat, doğrudan tarzlan, "demokratik" modelleri ileAmerikalılaryeni bir otorite modelinin temsilcileri idiler. Savaş yıl- . lanndaNazi Almanya'sindan kaçan K.Lewin "otokratik, demokratik ve bırakınız' yapsınlarcı yönetim tarzlan" üzerine ünlü deneylerini yaptı; bu deneyler sanayide "insan ilişkileri" akımı adıyla bilinen müthiş bir. ideolojik akımın ortaya çıkmasını'sağla­ dı. Bu akım "demokratik katılımcı" tarz diye adlandırılan yeni bir yönetim tarzının.benimsenmesini öneriyordu; Bu akım kırk üç yıl sonra, doğrudan ve kollektif ifade" üzerine Aurouxyasasıyla uyguları­ masına başlananücretli toplantılarmm yönlendiricilerinin bu yönetim tarzına göre. yetiştirilmeleri .

'

LI

80


ile, Fransa'da yeni bir atılım yaşadı. '. 1950'liyıllarda bir dizi kollektif şok Batı'yı sarsar. Aydınlar Stalin'in cinayetleri üzerine Kruşçev raporunda yapılan açıklamalardan sonra şoka girerler. Batılı .ülkelerin halkları Polonya olayları ve Macar ayaklanmasının Sovyet tanklarınca bastırıl­ masındançok etkilenirler. Bu son haberle birlikte büyük bir heyecan başlar. Bu gelişme, genel bir hayal kırıklığından dahafazlabir şeydir; bir. ideoloji aracılığıyla insanlar için iyi şeyler yapmak. isteyen rejimlerin ters davranışlan karşısında bir şaşkın­ lıktır. Aron, Shils, Lipset, Bell gibi sosyologlar "i_ deolojilerin sonunun geldiği kehnetinde bulunurlar. Otuz yıl sonragörülen önce, totaliter politik . ideolojilerin kitlesel bir' biçimde reddi (yeni filozof. lar) ve toplumsal eyleme artık inanmayan ve h€1ZC1 bir bencililiğe sığınan gençliğin ideolojilerden vazgeçmesidir C'Konferanslarımda, diyor J .-M. Domenach -1981- eski zamanların katı ideolog muhaliflerine raslamıyorum.. Sessizce dirileniyorum..."). Mutlak rasyonalizm, saf Descartesçıhk ve basit neden- . selciliğin de reddedildiği görülüyor; bunlann yerine karmaşık olan (sistemcilik), tesadüf (felaketler kuramı), sosyolojide olsun politikada olsun sapkın etkiler üzerine düşünmek tercih ediliyor'. Bu kültürel olgular ekonomik ve fizikselolgular üzerine yoğun­ laşmanın yerini alan düğüm nesneler haline geliyerlar (yeni tarihçiler, şiddet üzerine yeni.bir düşü­ nüş ...).Bu açıklamalann sarstığı maddecilik yenilenmiş bir dinsel düşüneeyeyolu açıyor. inanışlar kollektif ve, duygusal katıhmlarla sa. bitleşirler.Az aydınlanmış olan halklarda uydurma idoller, adetler, heyecan yükü fazla törenler insan düşüncesinde ilk kavramsal çerçeveyi oluşturan ortak inanışların yerleşmesi ve açığa vurmasında te~ mel bir roloynarlar, Din değiştirme siyasal kamp

81


değiştirme olgularıpsiko-sosyolojisi

üzerine

değişik

-incelemelere bu noktada başvurabiliriz. Wesley, (18. yüzyılın ünlü Protestan vaizi) kendine devamlı olarak inanç duymayan insanların, kaçınılmaz olarak işleyeceği günahlan sayarak konuya başlıyordu. Cehennem ateşlerinden. ebedi cehennemazaplanndan, lanetli ruhların dayanılmaz acılarından- sözediyordu. Tasvirleri dinleyenlerde şiddetli-heyecan yaratıyordu. Böyle bir .kaderden kaçmak için yol olarak, hemen imana gelinmesinin gerekliliği üzerinde ısrarla duruyordu, çünkü diyordu; meclisi tutum değiştirmeden' terkedenler ve selameti kabuL. etmeden kazada ölenler hemen cehennem ateşine düşeceklerdir. Bu aciliyet duygusu sı­ kıntılı havayı daha da arttırıyordu; telkineyatkın­ lık .arttıkça bu hava bütün grubu etkisi altına alabi- . lirdi. Bunun üzerine bir kaç dinleyici .luçkırmaya veya çığlık atmaya başladı. Wesley daha sonra bun-lann. tann sal gücün etkisi altında kaldıklarınısöy­ ledi. Daha sonra hep birlikte ilahiler ve dini şarkı­ larsöylendi. Buşarkılardaherkesin katılması gereken ilkeler sayılıyordu. . , W. Sargant (1959) hangi dinsel tarikat olursa olsun veya aşılanması gereken "dinsel" görüşlerne olursa olsun, genel usullerin aynı olduğunu söyler. "16. yüzyılda Katolik Kilisesi kara vebayıHıris­ tiyan dünyasına sapkınlıkları 'yüzünden verilmiş bir ceza olarak görüyor ve salgının yeniden başlaya­ eağı tehdidiyle, halkların itaatini sağlamak istiyordu..Flagellants tarikat! Kilise'nin onayı ile günahlarm açıkça itiraf edilebildiği ve vebanın geri gelmemesi için Tann'ya yalvanlan özel toplantılar düzenlemeye başladı.ı Flagellantslar çanları çalıyorlar, mezamirler söylüyorlar, sel gibi .kan akıncayaka-dar kendilerini kamçılıyorlardı... "Almankitlelerini Nazizrn'e çekmek için Hitler, , 82


ahenkli bir, biçimde şarkılar, marşlar söylenen toplantılar, 'meşalelerin aydınlığında tören alaylan ve aynı türden' gösteriler düzenliyordu.' Bu usuller Hitler'in kendisi konuşmaya başlamadan önce kollektif düzeyde histerik bir etkilenirlik hali yaratabi, liyordu. Bu durumda, düşmanlan eleştirerive teş­ hir eden, Almanya'nın bunalımdan çıkması ve yeniden güçlü olması 'için emirler ve buyruklar veren .söylevi, . kitlenin psişizmine nüfuz ediyordu. (S. Tchakhotine, 1952).' . Böylece bütünleşme propagandası ile zorla kültürleştirme (kültür aşılama).arasındaki ilişkiler, berrak bit biçimde kurulmuş olur. . Kültürleşme birbiriyle temasta-olan farklı gruplarda meydana gelen değişimlerin bütününü ifade eder. Kültürleşme o halde kültürel değişimi kapsar. Zorla kültür aşılama egemen bir grubun (sömürgeeiler, savaşgalipleri. ..) tabi bir gruba-kabul ettirdiği toplumsal (toplumsal, ekonomik organizasyon tipi, toplumsal hiyerarşi...) ve kültürel (örf've adetler" gelenekler, yargılama şekilleri, değerler...) değişim­ Ierirı bütünüdür. Kendi kültürel normları, ön ve adetleri ve de-: ğerleri olan' bir, halk arasında propaganda, yoluyla -. yerleştirilmeye çalışılan yeni bir ideoloji ya. da yeni' 'bir inanış'sistemi ele alınırsa, bunun toplumsal sistemin kültürel kısmı üzerinde yoğunlaşmış zoraki bir kültür aşılama olduğu ileri sürülebilir. G. Balandier bir kitabında (1971) bağımlılık. sosyolojisi üzerine bölümde, sömürgeleştirilmiş ya da zoraki kültür aşılamaya tabi tutulmuş halkların tepkilerini inceler. Bozgunu hemen izleyen şaşkın­ lık evresinden sonra, içinde bulunulan durum toplu olarak ve karmakanşık bir biçimde değersizleştirici . bir durum olarak yaşanır. Bu temel duygu egemen . olanın, bütün günlük kötülüklerin suçlusu bir güLI

83

i

f


nah keçisi gibi görülmesine. yol açar. Yavaş yavaş egemenlerin kurumlar ve kültürde yaptıkları deği­ şikliklerin farkına varılır. Hoşgörü sının .aşılınca, ' saldırgan kültürel safiyetçi tepkiler görülür. Aynı zaman dilimi içinde eski değerlerden beslenen, aynı zamanda egemen grubun değerleriylebütünleşmeyi sağlayarak eski değerleri aşan yeni bir kültür 'yaratılır. Bu andan itibaren, daha doğrudan bir siyasal anlamı olan ve başkalannın egemenliğinden kurtulmayı hedefleyen tepkiler görülmeye başlanır. ,

LV. .

'

,

Zilıniyetlerin Değtşime .

Direnci

Kültürel Kimliğin.Değersizleşmesine Karşı Tepkiler - Yukarıda iki büyük. sosyo-psikolojik mekanizmanın

grupların

yaşamını

yönlendirdiğini

gördük: edinme-yayılma mekanizmalan ve korunma-savunma mekanizmaları. Bu mekanizmalar grubun toplumsal değerine herhangi bir zarar geleceği anlaşılır anlaşılmaz faaliyete geçirilir. Grubun , toplumsal değerine zarar verileceği'duygusu, şu ya da bu biçimde grubun inançlan değer yitirince, alaya ahnınca, diğer grupların eylemlerı ya da yargıla­ n sonucunda başarısızlığauğratılmca belirir. Kendi iç referans sistemine sıkıca sarılan, kendi

kültürünü, kendı kimliğine karşı .değersieleştirici

ve yıkıcı nitelikteymişcesine yaşanan düşman bir kültüre karşı savunan grup, sauunmacı, saldırgan" kendi' kendine karşı saldırgan tepkiler (mallann tahribi, talepler ileri süren milliyetçilik...) gösterebilir veya göstermeyebilir ve şiddetrüyaları (s~­ mürgeeileri kovacak olan yıkıcı tufanlar, yağmalan­ mış .olan doğal zenginlikleringeri alınması- zenginlikler "kargosu"nun Beyazlar'dan geri alınmasıgibi) görebilir (Balandier, 1967). Grup aynı zamanda tepkisel bir duyumsamazlı-

84


ga

sığinabilir.

Etkinliklerinin çoğundan vazgeçer, egemen' grubun "sırtından ,geçinir", iyice şaşkınlaş­ mış gibidir. Erikson (19,76), Siu çocuklannda kültür aşılamaya direncin bu biçiminin bir örneğini verir. Bu çocuklar hiç tepki göstermezler, aldırmaz ve temkinlidirIer; bu çocukların "eğitimi" ile görevlendirilmiş beyaz öğretmenler, sonuçta onlarla iletişim kurulamadığını söylemektedirler. 'Eriksonbu 'duyumsamaz1ığın nasıl kendilerini asimile ederek yoketmek isteyen bir uygarlıkla karşı karşıya bulu"nan bir halkın, kimliğini koruma amacının sonucu olduğunu gösterir. Duyumsamazhk tepkisi beklenti-eleştiri karmaşasını vermek için' saldırgan bir tepkiyle birleşebi­ lir. Bu tepki hem ezilmiş hem değersizleşmiş hem' de kıskançca arzulu gruplarda bulunabilir, Bu bilinç altına atma, içe atma mekanizması (hiçbir şey yapılamaz fikri, her şeyin dışardan beklenmesi) ile' saldırgan red mekanizmasının (önerilen her, şey eleştirilir ve: baltalanır) bir birleşimidir. Bu bir kaç tepkinin tahlili zihniyetIeri değiştir­ meyi umud etmek için sert yadsımalan önlemek gerektiği ve her türlüdeğersizleşrneriskini önleyerek horneopatik dozlarla müdahale etmek gerektiği sonucuna varmamızı sağlar;

, Değer Sisteminin Kendine Özgü Dirençleri - Bir zihniyetin temsil edilebildiği değerler sistemi kendi içinde az çok tutarlıdır, az çok katıdır, az ya da çok Önemli marjinal değer bölgeleri olan az ya da çok sayıda değerden oluşur. Dolayısıyla bu sistemin . kendine mahsus bir direnci vardır. Eğer bütün değerler kendi aralannda sağlarnca örgütlenmiş 01"duklan için bir "blok" halinde ortaya çıkarlarsa, değişmeye karşidirenç büyük çapta olur (bir kaç kök salmış inanış üzerinde yoğunlaşmış zihniyetler ör.. neği), Değerlerin çoğu. marjinal olsa ve birbiriyle

85


bağlantılı olmasa da, bunlardanbirini, diğerlerini , de sisteme dahil etmek veya sistemin yapılanması ,üzerinde etkiyapmak için ku"anmak daha kolay . "olacaktır. Değerler sistemininbillurlaşması

vetler doğurur.

fanatik zihni·,

.

, Bu zihniyette inanışların-ve değerlerinkutsal­ laştınlması- vardır. Bu kutsallaştırma her" türlü yadsımayı önler. Buradan hareketle,her türlü siyasal sekterlik dinsel fanatizmle aynı nitelikte gözüküre Sistem olaylar ve fikirlere karşı geçirgen değil­ dir. Ögelerinden birine karşı gelebilecek' her şeyi baştan (a priorileler, Sekter' zihniyet her türlü' tar, tışmayı yararsız ,görür. Dünya bu zihniyete göre ikiye bölünmüştür (manikeist basitleştirme);inanışlar sistemine uyan ve iyi olan şey, inanışlara uymayan ve kötüolan şey. Sekterin davranışı kesin olarak . inandığı şeylerle uyum halindedir, hiçbir' kuşku duymaz, değerlerini yüceltmek için eylemekaşar (kendi inancını yayma çabası) ve 'düşmanlanua karşı ölümüne mücadele eder. Dolayısıyla işinesa­ sında hoşgörüsüzdür ve eleştirel ruh tanyoksundur. Dünya görüşünün iç tutarlılığı bütün. davranışları­ nı haklılaştınr ve meşrulaştınr. Fanatikler grubu . ortak fantazmalannı (düşlerini) dışan çıkarır; bu fantazmalar onu başkalan için anlaşılmaz olan ka- . rarlar almaya zorIayabilir. .., , Zihniyeti temsil eden' değerler sistemi değişim değerini ya da tersine istikrar değerini içerebilir. Bu değerler sistemde az ya da çok merkezi bir ko. nurndadır. ·Batı zihniyetinin değer sisteminde deği­ şim değeri de yeralır ve aynı merkezilik derecesindeki diğer değerlerzedelenmediğitakdirde değişimi . olanaklı kılar (değişim değeri bizim' uygarlığımızda zaten eleştirel aklın," deneysel aklın ve bireyciliğin ürünüdür). \

\

86


. Geleneksel toplumları inceleyen Bastide (ı 971) diğer bir çok antropolog gibi, toplum organizasyonunun içerdiği koşulların yanısıra, kültürel değişi­ min başlıca freninin . psikolojik olduğunu belirtir. Her türden değişimin dünyanın düzenini bozduğu ve kendi başına kötü olduğu yolunda "temel bir inanış" vardır. "Her şeyden önce, der, gelişmeyi sağla­ yacak nitelikte bir kişilik sistemi kurmak gerekir.". Değişim değeri konusunda, bu, değeri kabul ettitmekten başka ne denebilir? R. Bastide'le birlikte, değişimekarşı en dirençli ve en kök salmış değerlerin yaşamın ilk yıllarında­ ki kültürleşme yoluyla aşılandığı söylenebilir (bu da ancak çevre olumlu olarak yaşandığı zamarı olur). Yetişkin insanın özümseyebileceği yeni alış­ kanlıklar, yeni değerlerçocukluksırasında edinilen değerlere göre daha az derine kök salmıştır (şu .sözlerle tamamlayabiliriz: bunalımlar, kollektif stres ve sarsıntıgibi yoğun heyecan döneminde edinilen . değer ve inanışlar dışında), Bastide kendini çok modern ve batıl itikatı olmayan C'nazar?a inanmıyordul biri olarak gören Guatemala'nın bir köyünden bir kadın örneğini verir; çocuğu hastatanıncakadın çocuğu doktora götürür, ancak bilimsel tedavinin başansız kalması üzerine ilk inanışlarına dörıertnazar (göz değmesi) diyebir şey vardır ,ve büyücü-sağaltıcıyı çağırmak gerekir. Bir tür görünüşteki zihniyet .edinme olanağı bir yandan çocuklukta edinilmiş değerlerden oluşan . bir sert çekirdeğinvarhğına.iöteyandan yapmacıkh bir toplumsal savunma mekanizmasının kurulmasına bağlı kaydadeğer bir olgudur. Bastide Brezil- . .ya'da candombles insanının hiçbir .sorunlakarşılaş­ madan iki ayrı dünyada yaşadığını göstermiştir: dinsel etkinlikleri ile ilgili olarak Afrika konfrerile-

87


rindeve teknik, ekonomik ve toplumsal etkinlikleri ile Brezilya siyasal derneklerinde. Balandler. Afrikalı'nın tarladaykan animist geleneğini sürdürmeye devam ettiğini, köy meydanında -köy kentsel uygarlıktan etkilenmişse- ise modern dünyada yaşamak için tutum ve zihniyet değiştirdiğinigösterir. Bu görünüşteki zihniyet olgusu günümüzde, bir çokgeçici göçmen nüfus (ülkelerine gerçekten geri dönmek isteyenler) üzerinde gözlemlenebilir. Fransa'nın bir bölgesinde kırsal bir köyde, "emeklilikte köye dönme" olarak bilineno,lguyu göz.lernleyebildim. Bu geri dönüşte, geri dönen kişi yirmi yaşındayken anne ve babasının benimsediği geleneksel zihniyetibütün tadıyla bulmak için kentli .zihniyetini eskibir deri gibi terkeder. Bir başka deyişle, ilk kültürleşme yerinin dışında kırk yıllık meslek yaşamı (yirmi yaşından altmış yaşına) çocuklukta edinilen zihniyette temel bir değişiklik yaratmamıştır (teknik ilerlemeye bir kaç küçük uyarlarıma dışında). ." Bu gözlem zihniyetierin evriminin dağa! ritmi hakkında bir fikir verir. Bir soydan gelenlerin zihniyetinde belirleyici bir kopma olması için iki kuşak (bir yüzyıldan fazla) gerekir. Burada üç kuşak sözkonusudur: büyük ebeveyn, ebeveyn (ana-baba), çocuklar. 'Ebeveyni mesleki faaliyetleri nedeniyle köyün dışında olan çocuklar, büyük ebeveynin zihniyetinden farklı bir zihniyete sahip olacaklardır.' Değişime karşıgösterilen dirençler üzerine bu. hızlı incelerneyi sonuçlandırmak için; zihniyetin de. ğerler sisteminin billurlaşmasının nüfusun yaşıyla birlikte hızla şiddetlerıdiğinisöyleyelim. Kırk yaşın­ dan sonra, zihniyet değişimi, mümkün değildir (istisnai haller dışında: şok, stres...). ZihniyetIerin ev. rimi her şeyden önce, gençkuşaklar aracılığıyla olur.

88


Sonuç Reformcuların

ya da devrimcilerin dönemsel tartışmalarında her zaman, sistemlerin işleyişi ve değişimi için en önemli olanın insanlar mı yapılar mı olduğu sorusuyla karşılaşılır. . Bu yapıt doğalolarak insanların sorumluluğu­ naöncelik verir (konusu nedeniyle). Bu olgu bunun dışında, iradeei bir zihniyetle değilse de "aşırı top.lumsallaşmış bir insan anlayışı'ylabağlantılıdır.

89


·

' BEŞiNCi BÖLüM

ZiHNİYETLERİN İNCELENMESİ

'ı. Soru Kağıtları ve Tutum Ölçekleri

ne

, Soru kağıtlarının hazırlanması ilgili genel sorunlar, üzerinde burada durmayacağım: kaçınıl­ ması gereken yanlılıklar, örneklem sorunlan, soru kağıdının kullanım-biçiminin seçilmesi (doğrudan. anket ya daanketörler aracıliğıyla anket).... Zihniyetierin incelenmesi üzerine özgül soru kağıtlan konusunda, klasik yapıtlarda bulunmayan' bir ayırım yapacağım, Üç tip soru kağıdı, ayırdede­ ceğim, her bir tip soru kağıdı zihniyetIerin incelen90


mesinin üç anadüzeyinden birinegöre uyarlanmış­ tır. Birinci tip soru kağıdı' doğrudan doğruya değer­ ler referans modelleri ile ilgilidir. İkinci tip soru kağıdı tutumları "tutum ölçekleri" biçiminde, ele alır. Üçüncü tip sorukağıdı fikirler' ve davranışlarla ilgilidir, doğrudan 'doğruya gözlem ıskaralarına'

ve

başvurur.

1. Değerler ve Referans ,Modelleri Üzerine Soru Kağıtları - Bu, türden soru kağıtlarında, so. rular doğrudan veya dolaylı olarakzihniyetin refe- . rans modelleri've değerlerle.ilgilidir.. Soruların formülasyonundan önce konuya ilk yaklaşım'tarzı, zihniyeti' incelenen grubun değerleri ve modelleri yaklaşımıdır. Gerçekte her mümkün olan şeyle ilgili soru formüle edebilmek için, bir çok olanaldı değer ya da model vardır. .İncelerıecek zihniyetin aşağı yukarıiçinde yer aldığı fikirler alanı­ nınsınırlarınıbelirlemek gerekir.. Böyle bir yaklaşımçalışması önce belgesel ,bir incelemenin yardımıyla yapılabilir. ilgili' grup üze- . rine genel yapıtlar, romanlar, yazılar, grup üyeleri ile ilgili bilgiler, anket sonuçlan toplanır... Belgelerin analizi grubun dünya görüşünün yaklaşık olarak bir yere konulmasını sağlar (bu ıbelgelerin analizi içerik analizi konusunda kesin yöntemlerin yardımıyla yapılır). Yaklaşım çalışması bir gruparaş­ tırmacının konuyla ilgili düşüncelerinden kaynaklanabilir. Fikirler, edinilenbilgi ve haberler, kişisel deneylerbirleştirilir,ayıklanırve anket soru kağı­ dının temel yönelimini belirler. Yaklaşım çalışması · aynı zamanda gerçek bir ön,anketin sonucu olabilir; . ön anket çağdaş yaşamı, çalışmayı, aile yaşamını, vb. algılama biçimlerigibi genel. temalar üzerinde yoğunlaşmış yönlendirici olmayan mülakatları kapsar. Bu mülakatlarınanalizianketin tam olarak ilgili olacağı değer eksenlerinin belirlenınesini sağla91 '


Nitelik

.Tüccar Serbest meslek sahibi ve kadro çocuk/an . çocuk/art

işçi ve hizmfltli çocuk/an

yüzde olarak .

Kendini tamamen işine adamak Ikna edici olabilmek iyi bir' dış görünOmü olmak

92

6.6

11.6

46

5.6

12

2

22

5.6 20

!

.


bOtünleşmeye yatkınolmak

KOmeyle

Zeki olmak Namuslu olmak Dinamik olmak

31.4 67.1 42.1 .58

6

31.4

43

43 26

28

35

27

Bütün rakamlar yukarıdaki farkların 0.001 eşiğinde anlamlı oldu{Junu göstermektedir. '

Bu sonuçlar sözkonusu sosyal-mesleki sınıfların ve çocuklannın psikolojik. portrelerini vermektedir . (bu da ailede alınan kültür banyosunun kişinin nasıl içine sindiğini kanıtlamaktadır). . . İşçilerin (ve çocuklarının) değerleri namusluluk, zeka ve kendini işe vermedir. Serbest meslek sahip- ~ lerinin (ve çocuklarının) değerleri zeka, dinamizm, ikna kabiliyeri ve başkalarıyla bütünleşmeye yatkınlıktır.'

. Atasôzleri, Özdeyişler Veya Kesin Önermelerle Uyum ya da Uyumsuzluk ~Referans değerlerini tanımak için bir başka teknik, bir atasözleri dizisinde hemfikir olunan veya olunmayan atasözlerinin sorulmasıdır. Örnek: Meslekler Atasözü·

ya da

Köylü/er

özdeyiş

Tüccarlar

Doğru ._Yanlış Doğru

Yanlış

- Öğretmenler Doğru

Yanltş

yczde olarak "Her şeyin

başı

75,

25

54

46

39

61

inatçı birçalışma"

Genelolarak çabalannın sonucunu doğrudan gören köylülerin "sebat" değeri konusunda, uygula-: dıklan öğretimin ve 'çalışmalarının sonucunu nadi93 '


ren gören ve bu' erdemin etkinliği konusunda daha kuşkucuolanöğretmenlerlepek anlaşamadıkları saptanacaktır. Kuşkusuz öğretmenler,şu türden bir cümleyi daha kolay kabul edeceklerdir: "Bütün gü. cünü kullanarak sehat etmektensa uyarlanmak.daha iyidir." (uyarlanma değeri ile sebatdeğeri arasında seçim). ' 2.. ,Soru'Kagıtları ve Tutum Olçehleri -Burada soru kağıdının konusu bir dizi.tutumdur, Tutum bir "nesne" karşısında psikolojik bir eğilimli'li­ ğe denir, tutum bu nesne karşısında örtük bir tavır. takınmadır. Genelolarak alınan·taV1r~ nesneye karŞI olumlu ya da olumsuz olabilir. Aynca tutumun konusu toplumsaloyuncu için az ya da çok merkezi nitelikte ve önemlidir. Soru kağıtlarının ve tutum ölçeklerınin hazır­ lanmasında, ilk' ortaya çıkan' sorun incelenen toplumsalvoyuncu açısından, kendi varlığinm temel nesnelerinin; kendisi için önerrili olan şeylerin, haklarında bir tavra sahip olduğu şeylerin belirlenmesidir. Gerçek Anlamda, Soru Kağıtları - İşte mesleki . zihniyetler üzerine bir ankette, Sainsaulieu (1972) bir ön anketin peşinden belli. sayıda temel nesne saptar: iş partnerleri, çatışmanın kaynaklan... Bu nesnelerle ilgili olarak, sözkonusu nesnelere verilen önemle ilgili sorular sorar (Bu nesne sizi nasıl etkiliyor? Ne yapıyorsunuz?). . Bu durumda; bir "ilişkiler modeli", yani kişilera­ rası ilişkilerde, ortak ilişkilerde ve hiyerarşik ilişki­ lerde uygulanan bir sabit tutumlar bütünü tanım­ .. lar.

..

.

.

94

.'

.

,

~

-

.


Yamt ômekien: ,

Meslek sahibi

Sorulara·o/ufnlu yamtlar

işçi/er

Önemli olan iyi bir kollektif ortam yaratmaya çalışmaktır

%31

. Teknisyen/er

%25

Kadro/~f

%72

Işte güçlükle karşılaşılması

durumunda şunlar, gerekir: . - şefe başvurmak - iş arkadaşlarına başvurmak

- tek başına üstesinden

gelmeyeçalışm

% 18 %35

ak

%15'

%57

%66

.

·%45

Kadroların

meslek sahibi işçilerlekarşılaştırıl­ dığında işarkadaşları grubuna karşı daha farklıbir tutumları olduğu görülür. Kadrolar için bu grup önemlidir, bütün etkinlikleriri ve yardımlaşmarün dayanağıdır (dolayısıylaburada iyi birortam olması gerekir). Daha bireyci olan meslek sahibi işçiler için (yüzde 45'i tek. başına üstesinden gelmeyi tercih ediyor) kendi benzerlerinin oluşturduğu gruba karşı tutum daha az kesindir. Kendi benzerlerinin oluşturduğu grup işçi açısından temel önem taşıyan bir "nesne" değildir. Tutum Ölçekleri - Genelolarak tutumun nesne.si tanımlandıktan sonra, bu: nesne üzerine belli sayıda önerme toplanır (veya hazırlamrj-Bu önermeler sözkonusu nesneyekarşı olumlu/olumsuz ölçe-. ğinde değişik tavırlan ifade 'eder. Bu önerrneler gerçekte, değerlendirmeya da karşı çıkma derecelerini . ifade edenfikirlerdir. . . Bir' tutum' ölçeğinikurmada ilk yöntem, kendi kendini değerlendirme yöntemidir. Sözkonusu kişi-

95


Ademi merkeziyetçi

ii ırnl: ölçüde... Bazen ara kadernelere Kontrol tepede merkezileşmiş yetki . olmalidir. . devredilebilir.

i

,96

.i

bir yapısı

diQer

olmalı

kadernelere yetki verilebilir.

ve bütün kademe/ere

i

.

da~ılmalıdır.

i

.

l


Karar, değerlendirme, eğitim, haber-bilgiIleti.. 'mi... ögeleri üzerine birdizibaşkaölçek önerilmiş­ tir. .Ölçeğinher "bölmesine birkatsayı verilir (bizim, örneğimizde O'dan 20'ye", eksi lO'dan artı 10'a örneğin). , Bu katsayılar tutumu değerlendirmekiçinglobal bir sayı eldeedilmesini sağlar. "~. Tutum oluşturmada ikinci yöntem ,Ölçeğin "dereceleri"ni bir "uzmanlar" grubuna hazırlatrnaktır. Burada örnek olarak, böyle, bir ölçeğin Thurstone yöntemine göre kuruluşunuhatırlatacağım. Böyle bir ölçeğinkuruluşubeş aşamada gerçekleştirilir: , 1) Ölçülecek tutum evrenininve nesnenin tanımı.

.

..

2) Bu konu hakkında mümkün olanenyüksek . sayıda öneri, tavır, fikir, vb. toplama. 3) Uzmanların (uzmanlara "yargıç" denir, .sayı­ lan 40 ile lOOarasıdır) bütün önerilerinin bir uç noktadan öteki uç noktaya kadar belli sayıda numaralı gözde (genellikle 7, ,9 veya 11) sınıflandırıl­ .

o

.

,

ması.

,4) Güçlü bir dağılımı olan (yargıçlara göre birer

, farkla birbirini izleyen gözlerde sınıflanmış) fikirlerin tasfiyesi, dolayısıyla yargıçların çoğunluğu tarafından aynı şekilde sınıflanmış(birgöz farkla) fikirlerin seçimi ve "fikir'iin göz göz kesin bir biçime kavuşturulması.

5) Seçilen unsurlara sınıflama sistemindeki notlama ortalamalarını temsil eden bir not veya sıra numarası verilir. Ölçeğin nihai sunumu kendisine soru sorulan kişiye 7, 9 ya da ı 1 önermenin bir araya geldiği karışıkbir .dizi önerilerek yapılır, kişi hangi önermenin veya hangi önerrnelerinkendi fikrine uyduğunu

97


söylemek zorundadır. Benimsenen fikre daha _önceki sınıflandırmaya göre kendi "notu verilecektir; doğalolarak bunun için gerekli tasnif ıskarası vardır. Kişi listede tek bir-fikri seçmişse not doğrudan saptanır, birden fazla fikri işaretlemişsenotların ortalaması alınır. Sigara çmeKonusunda Tutum Ölçegi -Aşağıda- ki listede yer alan önermelerden hemfikir oldukları­ nİzı ve doğru olduğun II düşündüklerinizibir çarpıy­ la işaretleyin: -1) Sigara içmek pek zevk vermiyor. 2)- İnsanlar' başkalan gibi yapmak için sigara içerler. 3) Sigara içmek kendini güvenlik içinde hissetmeyi olanaklı kılar. 4) Tütün bir refah duygusu yaratır. 5) Sigara içmek yaşamın temel zevklerinden biridir. 6) Sigara içmekinsanınyatışmasını sağlar. 7) Sigara içilmesine izin verilmemelidir. 8) Sigaraiçince düşünme yetisi azalır. 9) -Tütün bu dünyada en büyük kötülüklerden biridir. 10) Sigara' içmek size sorunlarıtuzla başetmede yardımcı olur. Ll) Sigaraiçince insanın sıkıntısı dağılır. Bu önenneler için verilerı notlar şöyledir: 1) 7,7 -2) 6,9

5) 1,9~ 6) 3,8

3) 4,4

7) 10,8

4) 2,9

8) 8,9.

9) 10,8

10, 3,1 11) 4,1

4,5, 6 ve ıı numaralı önermeleri işaretleyen bir kişi şu notu elde edecektir: (2,9 + 1,9 + 3,8 + 4,1) /4 = 3, ı. ı 1- puan sigara içme eylemi karşısında en olumsuz tutumu temsil eder. Bu da bizim tutumu- _

98


·nu değerlendirmemizisağlar.

3. Davranış ve Fikir SoruKalıdı- Bu tipten bir sorukağıdında,zihniyet ifade ediliş şekilleri (öznelerin davranışlan ve sözleri) aracılığıyla kavranmaya çalışılacaktır. Fikirlere gelince, bu tip birsoru kağıdı daha ön-. ce gördüğümüz tutuma ilişkin soru kağıtlarından bağımsız değildir. Bu tip soru kağıtlannda ilke, zihniyetin doğrudan gözlem düzeyindeki ifadeleri bir biçime kavuşturan gizli bir yapı gibi işlemesidir. Bir başka deyişle, davranışlar ve fikirler bu yapıyı ifade eder. Mantıksal bir biçimde zihniyetin. kurucu değerleri ile ilintilidirler. Bunu söylemek sağduyunun saptamalarını bir başka biçimde ifadeetmektir, yani davranışın inanışlara göre "mantıksal" olduğunu .söylemektirvÖrneğin bir grup insan iyi hasatın ölmüş ataların eylemleri sayesinde elde. edildiğine inanırsa, bu bir grup insanın ölmüş ataların dostluğunu elde etmek için bazı davranışlara girmesi mantiksaldır (armağanlar, tabular, anmalar...). Nasıl ki paranoyakın davranışlan (gizlenmek, kendini korumak, başkala­ rından çekinmek...) "herkesin kendisiyle uğraştığı" inancına göre mantıksalsa... , Örnek - Zihniyetinin bir bölümü' aşağıda belirtilen değerlerden oluşan bir grubu ele alalım. Bu grubun değerleri şunlardır: kişiselzevk, eşitlik, kişisel' hesapçılık, bireysel özgürlük ve dış görünüş. Bu gruptaki bireylerde şu türden davranışlararaslanı­ labilir:yapıltnasıgereken bazı işleri unutma, sadece tahditlerin zoruyla bulgular yapma ve yaratıcı­ lık, işten ve içinde bulunduğu koşullardan yakın­ ma, yüzeysel ilişkilerde nezaket, başkalarıylakarşı-laştırma yaparak talepler ileri sürme, ortak disiplin kurallarını unutma, bireyci eylemler,başkalannın yetki alanlanna, çalışmalarına, çeşitli otorite ve 99


kontrol biçimlerine dolayh saldırılar, işbirliği çalış­ masının gizlice baltalanması, hoş olmayan işleri kendi yerine yaptırtmak için adam arama, statü ya da yetki sorumluluğufarklarını dikkate almayı reddetme, yaratıcılığa ve başkalannın çalışmalanna karşı güvensizlik, dargınhklar, kurulan ve bozulan i ttifaklar... Soru kağıdının hazırlanması (ön anket ve yazım) değerlerle davranışlar arasındaki uyurnun aydınhğa kavuşturulmasımsağlar. Bu tip soru kağıdı sonuç itibarıyla davranışların bir dizelgesini çıka­ rır; anket uygulanan kişilere bu davranışları onaylayıp onaylarrıadıkları, gerekli görüp görmedikleri sorulur.

II. Gözlemlerne . Yukarda niteliğindcki

gördüğümüz davranışların dızelgesi

soru kağıtları sonuçta gözlem ıskara­ landır ve böyle kullamlabilirler. Gözlem kuşkusuz en zor yönterndir. Burada bu yöntemin bir kaç güçlüğünühatırlatacağım: - her şeyi görmenin olanaksızlığı (gözlemci açı­ sindan zaman ve konum sorunu); - gözlerncinin daha önceki duyarlılıklanndan, ideolojik ve diğer yönelimlerinden kaynaklanan yorom sorunu (gözlemcinin kişisel denklemi); - gözlemlenen şeylerin kategorileştirilmesi sorunu: kullanılabilir sözcük hazinesi, basmakahplar, toplumsal kazanımlar...; - not alma sorunları: hafızanın sapmaları, unutkanlık...; - kuramsal referans çerçevesinden ve beklentilerden kaynaklanan engeller: benimsenen kurama göre veya öngörülen neyse ona göre kodlama eğili.

mı.ı.;

100


- gözlemcinin rahatsız edici varlığından kaynaklanan sorunlar: gözlemcilerin varlığına karşı tepkiler olur, durum değiştiğindenolağan olarak cereyan

eden

şeyler

gözlemlenemez olur.

Bu güçlüklerin üstesinden gelmek için "yardımlı gözlem" teknikleri kullan ı br. Bir gözlem ıskarası gibi işleyen davranış soru kağıdı dizelgesi bu tekniklerden biridir. Testlerin hangi davranışlara neden olan ve büyültücü bir araç gibi ça1ışan sistemli gözlem araçlan olduğunu (toplumsal makroskop araçlan) göreceğiz (bkz. LV).

lll. Bilgi ve Belge Toplama Yöntemler-i Mülakatlar - Mülakat kendi icapları olan bir tekniktir. Mülakat anında karar verilip yapılan bir şey değildir, aksi takdirde tümüyle yanlı sonuçlar elde etme şansı yüksektir (soruların soruluş şekli, kullanılan sözcükler, mülakat yapılan kişiye karşı takınılan tutumlar...), Bu noktada okuru konusunda uzmanlaşmış nitelikte yaprtlara gönderiyorum. Mülakat özellikle ön- anketlerde, araştırmanın üzerinde yoğunlaşmasının gerektiği endekslerin oluşturulması için kullanılır. R. Boudon'un (1980) aktardığı iki mülakattan parçalar aşağıda sunuluyor. Bu mülakatlarda pek zengin olmayan bir çevreden gelme, orta öğrenimle­ ri sırasında parlak bir başarı elde eden iki çocuğun babalarının konuşmaları aktarılır. Birincisi daha ileri gitmek istemiyor. kincisi üniversiteye girmeye kararlı.

İlk Örnek

(oguz

Öğrenimini Bırakmak Istiyor) -

"Ben hiçbir zaman parlak bir öğrenci olmadım. Bütün arzuladığırn günü gününe yaşayabilmek için yeterince para yapmak... Oğlumunun benden daha iyi yapmasını is terdim.; Ama onu zorlamıyorum... 101


Ne yapmak istediğini bilmiyorum. Zaten bu, benim işim değil. Onun ne yapmasını istediğimi söylemem gerekmez. Belki yeterince nitelikli olmayacak. Doktor, avukat ya da buna benzer bir şeyolması gerektiğini kendisine söyledim. İngilizce ve insanlarla diyalogu öğrenmesi gerektiğini söyledim. Temsilci olabilirdi... Ona yaptığım tek telkin budur... Kafalannda sabit bir fikir olan ve bu fikri izleyen çocuklar vardır, ama konuştuklarimm çoğu ne gelirse onu alıyor... Bir diplemanın bu kadar önemli olduğunu sanmıyorum. 'Bir diplernam var' dediğiniz zaman işler kolaylaşabilir, ama bundan başka da bir şeye yaramaz. Bir de bununla çelişen ikinci mülakata bakalım: İkinci Örnek (oguz Üniversiteye Girmek Istiyor) - "Üniversitede okumuş kişiler daha başarılı oluyor gibiler. Daha kolay farklı tipte iş sahibi oluyorlar. Belki başkalanndan daha fazla bilgili değiller, ama nasıl öğrenileceğini biliyorlar... İnsanı hiçbir yere götürmeyerı bir işleri varsa bu işten ayrılabiliyorlar veya iş değiştirebiliyorlar..." , Birinci örnekte eğitimin önemi küçümsenir, diploma sadece bir kartvizit olarak görülür. İkinci örnekte, öğrenim bir çokişlevlilik kaynağı olarak görülür. Birinci halde, toplumsal konum örneklerin çoğunda bir tesadüf sonucu gibi algılanır. İkinci halde, toplumsal konum üniversitede edinilen kültürle daha kolay hale gelen rasyonel bir arama davranışından türüyermuş gibi gösterilir. Bunun dışın­ da, başan anlayışı her iki örnekte de birbirinden farklıdır. Birinci örnekte başan maddi konfor ve güvenliğin sağlanması gibi görülür. İkinci örnekte "insanı bir yere götüren" bir meslek edinmek sözkonusudur. Görülüyor ki başarının ve başanya ulaşmanın yollarının gösterimi farklıdır. Bu değişik görüşleri ii

<,

102


ve bu görüşlerle bağlantılı değer sistemlerini doğ­ rulamak için özel olarak, soru kağıtları, tutum ölçekleri, değişik testler... hazırlanabilir. Yüksek öğrenimi sürdürme konusunda içinden gelinen toplumsal çevrenin tutumlarının ve aile değerlerinin etkisini gösterirken örneğin C. Levy-Leboyer'nin yaptığı budur:

Soru/ar Eğitim sadece yüzeysel bir

ciladir

Yüksek toplumsal

Pekyüksek olmayan bir toplumsal

çevre

çevre

Evet O/o 33

.

..

Evet %56

Aynı aile içinde başarılı olan.

çocuklar vardır, başarılı olmayan çocuklar vardır, çünkü insan doğuştan iyidir ya da kötüdür, eğitim

bu durumda fazla bir şey

değiştirmez

Hayır

Evet

% 76.5

%50

Örneklerin ve Yaşamöykülerinin Derlenmesi - Bu yöntemin çağdaş kökeni W. i. Thomas ve F. Znaniecki'nin 1918'de yayınlanan The Polisb Peasant in Europe and America (Avrupa ve Amerika'da Polonyah Köylü) adlı yapıtıdır. Polonya1ı göçmenlerin kültürleşme sorunlannı somut olarak incelemek amacıyla, Thomas ve Znaniecki geniş bir belge kolleksiyonu hazırlarlar: kişi­ sel mektuplar, gazete makaleleri, dernek toplantı­ lannın tutarıakları. örnekler üzerine sosyal hizmet kuruluşlannın raporları ve mülakatlar, ayrıca Polonyalı göçmenlerin hazırlamış olduğu çok sayıda özyaşamöyküsü

(otobiyografi), Thomas ve Znaniecki sorunlarını anlamak ve

103


sorunlarına

çare bulmak için bu halkın tutum ve değerlerini araştırıyorlardı. Kesin bir içerik analizi yöntemleri olmadığı için de, ele aldıkları bu özel halkın zihniyetini (kültüre] düzey) anlayamadılar ve dört tane evrensel istek belirleyebildiler (yani antropolojik düzeyde). Bu istekler şunlardı: yeni deneyler yapma arzusu, başkalarınca takdir edilme ihtiyacı, kendini kanıtlama ihtiyacı ve güvenlik ihtiyacı.

Aynı

zamanda yurt değiştirmenin en ciddi sorunlarından birini de ortaya çıkarmışlardır: kişisel arnaçlarırıı gerçekleştirmek amacıyla yaşamını örgütleme kapasitesini yitirme. Bu son kültürleraşırı bir nitelik kazanma sorunu, göçmen zihniyetinin değerleri mantığı ile yaşanan ülkenin halkının kül- , türel mantığı arasındaki uyumsuz1ukla açıklanır. Anlamlı hareket noktalan da olmadığından, ey lemlerini kuşkusuz ve sıkıntisız bir biçimde örgütleyemez. Başlangıçta türdeş (ruh hali açısından) bir halkın içinden alınan örneklerin ve yaşamöykülerinin incelenmesinde tutarlılığın sağlanması için, ciddi içerik analizi yöntemlerine gerek vardır (bkz. V). "Uyarılmış Y orumlar" Yöntemi - Bu yön tem basit bir içerik analizi ile aranılan tutum ve değer­ leri veren çok pratik, ama pek kullanılmayan bir yöntemdir. Burada güdülen amaç rnü1akat yapılan kişilere yorum yapmalan için, bir dizi örnek, kritik olay ya da geçmişte yaşanmış günlük olay önererek değer sistemlerini açığa vuran yargılara varmalarını sağ­ lamaktır.

Bu "hikayeler" toplumsal-duygusal tepki uyandırma potansiyeli ve ahlaki hüküme göre seçilirler. Şahıslardan örneği yargılamaları ve hükümlerini açıklamalan istenir (verdikleri yanıtlara göre yapı-

104


lan içerik analizi tutum ve değerlerinin belirlenmesini sağlayacaktır). Örnek - Büyük bir işletmecilik okulunda, psikososyoloji dersinde yazılı sınav konusu olarak bir örnek incelemesi verildi. Bu örnek çocuklan ilgilendiren gerçek bir olguyu anlatıyor, çünkü pedagojide köklü değişiklikler yapmayı deneyen bir başka iş­ letmecilik okulunun çalkantılı bir dönemidir örnek olarak alınan. . Bu örnekte anlatılan psikolojik olguların analizi ilgili bir dizi sorudan sonra, İncelemenin ikinci bölümünde öğrencilerden bu deney üzerine kişisel fikirlerini ifade etmeleri istenir. Vardıklan sonucu haklı kılan bütün savlan sıralamalan da söylenir. ~IAçık soru" tarzındaki bu son sorunun içerik analizi öğrencilerde üç farklı değer sisteminin varlı­ ğını ortaya çıkardı. Analiz aynı zamanda öğrenci tutumlarının ana "konularınm belirlerimesini sağlamıştır: öğretmen­ ler, pratik öğretim yöntemleri, denkler arası ilişki­ ler, öğrencilerin okul içindeki tutumları (aktiflik/ pasiflik), okulun hedefleri. Kişilere takdim edilen örnek onlar açısından anlamlı bir örnektir. Bazı yargılara varmalarını sağlar: fikirlerinin yorumlanması onları, durumun ana ögesi olarak gördükleri ögelere karşı tutumları­ nı belirlemeye zorlar. Yapılan mülakatların değer­ lendirilmesi için içerik analizi gerekir (bkz. V). Bu yöntem tarihçiler tarafından belge analizlerinde kullanılır. Gerçekte bu belgeler çoğu zaman doğrudan (az ya da çok) tanıklarm olaylarla ilgili rapor, anlatı ve yorumlarıdır: mektuplar, yönetici raporları, gezi günlüğü, özyaşam öyküsü -Cotobiyografi), resmi vakanüvislerin anlatılan... Tarihçiler bu anlatılann ardında öykü anlatıcıların zihniyetlerini açığa vuran tavırlarını bulmaya çalışırlar.

ne

105


IV. Projeksiyon

Testlerinİn Kunılması

Projeksiyon yöntemlerinin ilkeleri 1939'dan itibaren L. K. Frank tarafından ortaya konulmuştur. Daha bu çağda, psikologların deneysel araştırmala­ n bireyin "bilinçsiz psişik halilinin çevresinin algıla­ malarını yönlendirdiğinigöstermiştir.Örneğin kişi­

leri ipnoz (yapay uyku) haline sokarak, onlara saldırgan olmaları ya da kendilerini mutsuz hissetmeleri emri veriliyordu. Uyandıklarında kendilerine gösterilen fotoğraflar konusunda hikayeler hayal ediyorlardı. Bir durumda saldırgan temalarda. diğer durumda ise çöküntüye yol açan (depresif) temalarda güçlü bir artış farkediliyordu. Projeksiyon aynı zamanda, aynı şişeyi bazıları­ na yarı yarıya dolu, bazılarına yanyarıya boş gösteren psikolojik olgudur. Her grup bir olayı kendince yorumlar ve gözlemlenen olaya kendi dünya görüşünün ilkelerinden birini izdüşürür: bir halde iyimser ilke, öteki halde kötümser ilke. Bireylerin hayali kurgulan kişiliklerinin, daha kesin bir deyişle "özel dünyaları'lnm ya da derin duygusal yapılarının damgasını taşır. Bu derin duygusal yapı bireylerin "kronik duygusal tepkileri'Inden ve dünya görüşlerinin örgütleyici ilkelerinden , oluşmuştur. Zihniyetin bireysel düzeydeki mütekabili buradadır. Bu testlerin psikolojik kullanımında (özel bir kişinin psikolojisinin bilinmesi için), bir kişiye bir dizi - fotoğraf gösterilir ve bu fotoğraflarla ilgili hikayeler uydurması istenir. Bütün anlatılarda yer alan "sabitlerirı aranması kişinin psikolojik yapısına çıkrl­ masını sağlar.

Zihniyetlerle ilgili araştırmada ise, denilebilirse, tam tersi bir yöntem izlenir: tek bir fotoğrafvardır ve zihniyeti incelenmek istenen gruptaki bir çok

106


kişiden fotoğraf üzerine bir hikaye uydurması istenir. Bütün anlatılarda raslanan "sabitler'jn aranması

özgül bireysel yorumlan nötralize eder, ortak çizgilerin belirmesini sağlar: grup zihniyetini oluş­ turan tutumlar veya değerler. Bu durumda, böyle bir yöntemin kullanılmasın­ da çıkan sorun bütün kişiler için aynı durumu, aynı sorunsalı temsil eden fotoğrafların olmasıdır. Gerçekte, zorunlu sabitleriri bulunması yoluyla zihniyetin ortak özelliklerini çıkarmak için, yorumların aynı sorunlarla İlgili olması gerekir. Yeni araştırmalar (A Mucchielli, 1983) bu tür imajların olduğunu, bir başka deyişle bazı fotoğraf­ lan algılamanın bir 'Kültürel düzeyıli olduğunu göstermiştir. Bütün yapısal ögeleri hiçbir belirsizliğe meydan bırakmaksızın aynı kültürel anlamı taşı­ yan fotoğraflardır sözkonusu olan. Rorschach adı verilen olağanüstü bir projeksiyon testi (mürekkep lekeleri testi adıyla bilinen figüratif olmayan test) üzerine yapılan klinik araş­ tırmalar sayesinde, bu gerçekliğe hafiften dokunulmuştu.

Bu testin 6. şeriti siyah ve beyaz renklerde, ortadaki lekesi belli belirsiz, yere serilmiş ve bir totem başının yukarı doğru uzattığı bir hayvan derisine benzer. Bu şerit her zaman, açıkça ya da gizli saklı bir biçimde, çok sayıda cinsel yoruma konu olmuştur. Psikarıalistler şeritin ana ekseninde hemen fallik (erkeklik organına değin) bir simge gördüler. Bu şe­ ritin bazı kişilere cinsel bir şeyi hatırlatahileceği doğalolarak akla gelmiştir. Sistemli klinik araştırmalar bu "cin sel olan bir şey"in "cinsel ilişki durumu" olduğunun belirlenmesini sağlamıştır. Gerçekte örneğin, cinsel durumlarında davranış bozukluklan olan herkesin bu şerite

107


İlişkin yanıtlarında karışıklıklar olduğu kanıtlan­ mıştır.

Şeriti

"kavrama tiplerilinin ve kaydedilen değişik şokların analizi ve bu sonuçlann klinik mülakatlar ve istihbaratla karşrlaştrrılması, bu kişile­ rin şerit karşısında gerçek bir cinsel durumla karşı karşıyaymış gibi davrandıklarını gösterdi. Demek ki cinsel tipte gerçek durumların yol açtığı bozuklukların bu mürekkep lekesi karşısında gösterilen tepkilere transferi vardı. Bir resmin (figüratif olmayan) belirli bir durum tipini temsil edebildiği kanıtlanmıştır. Aynı kültürel gruptan bütün kişiler için aynı durunıu ya da aynısorunsalı ifade eden projeksiyon tipi şeritlerin araştırılması için yol açılmıştı. Bu tür resim ve fotoğraflardan somut örnekler için okuru Les Mentalites. Analyse et Comprehension (Zihrıiyetler, Analiz ve Kavrama, 1983) adlı yapıtımdaki alıştırmalara ve pratik örneklere gönde. nyorum.

v.

İçerik Analizleri TutumlarınAraştırılması -

Bir tutum, daha . önce belirtmiştik, bir nesne karşısında genel bir eği­ limlilik ya da zihinsel bir yönelimdir. Bir yaşamöy­ küsünde, bir örnekte, bir anlatıda yada bir yorumda, bir tutumda, önce sözkonusu tutumun nesnesi düşünülmelidir.

Örneğin aşağıda aktanlan anlatıları ele alalım.

Birinci Anlatı - Müdür genç

memurlarından bi-

riyle konuşuyor. Ona hoşnutsuz olduğunu iletiyor. Ondan istediği iş yapılmamıştır. Genç kendini savunur ve kendisine aynı anda, hemen ele alınması koşuluyla dışsatım üzerine bir dosyanın verildiğini açıklar. Patron hiçbir şey dinlemek istemez ve kendi emirlerinin başkalarının emirlerinden önce geldi-

108


ğini düşünür.

Genç memur bu deneyden ders çıka­ racak ve bir daha tuzağa düşmeyecektir. İkinci Anlatı - Ipin bir yerde kopması gerekiyordu! Yeni işe alınmış gencin işte kusurlan birikiyordu. Servis şefi genç çalışanın işte yaptığı bir kusuru fırsat bilerek ODun i'Ierin üzerine nokta koymasına olanak sağlar ve kendisinden daha dikkatli olması­ nı İster. Genç artık işine \ dikkat edecek ve şefinin saygısını yeniden kazanacaktır. Hakkında bazı şeyler söylenmiş "nesneler'tderı

biri otoritedir (rnüdürün memuru üzerinde otoritesi, şefin yeni işe alınan genç üzerinde otoritesi).

Bu

anlatılar nasıl

imajısı nasıl

bir otorite imajı verdikleri, bu nitelendiği, hangi duygu ve davranış­

larla bağlantılı olduğu soruşturularak okuruıcaktır. Bu anlatılarda otorite imajı işikontroleden, sonuç isteyen ve hoşnutsuzluğunu ifade eden yargıç­ otorite imajıdır. Bu otoriteye karşı tutum olumsuz' değildir, aksine... Ona bir şeyler isteme ve uyarma, azarlama hakkı tanınır; daha fazlası, onunla iyi İlişkileri sürdürmek için eleştirileri dikkate alınır. Bunun, otoriteye karşı bir kabul ve otoriteden onay arayışı tutumu olduğu söylenecektir. Kullanılacak kesin yöntem Godcod'un 1956'da geliştirdği evaluation assertian analysis'dir (sav analizi değerlendirmesi),kısaltılrmşı EAA'dır (bkz. L. Bardin, 1980). . ilk aşama tutum nesnelerini saptamaktır. İkinci aşamada bu tutum nesneleri ile ilgili örıermeler belirlenir ve bu örıermeler "standartlaş­ trrılır", yani bu önermelerüç bölütten oluşan olum" layıcı bir biçime bürürıdürülür: tutum nesnesi, sözlü birleştirici ve değerlendiriei malzeme. , Üçüncü aşamada sayılı (eksi 3'den artı 3'e) bir pozitif/negatif ölçek üzerinde aynı nesneyle ilgili

her "bir

birleştiricinin

ve her bir

değerlendirmenin

109


. ·de~etıendir~e$iyapılıir~ , . . .' . . . · •"'.' ,a~r.bir .•.•. ne,sne"lçiu:sQtıqçlarııı,'biitAnii.,cher;bir

" tutum1/l11·.,·.~(jQÜ:Du.;:Ye· . ·y~ğinli,ğjııi~ •.i(~de·i,·eden ,sayıl~rı:, ,",.', .

,',

verır,.

'.

,

,.','.

'.

'..

":.

,

.

" "",'pimüJll ',Il:,eşneı~r~' karşlSlrıcla',bilt tutum ,8ı:8ştır..

.ma.•. yönte~i~ihniyeti .• ttıri.hçlleri·,~taxafindan içgüdii- . .

:sel·olarak'ktlııarıllIJ:lıştır~,Butarj:Q.çiler'odeyirJ~ ·iıgi~' .

· ıi'belgelerden(rııe~tpplaf,g~i,an~a.t~)arı~;rom~nJaf,

'. içlarira:porlar.anı1ar.'~.),yapılaııdeı:le,m,e;i~~nde bazı' .' ' 'ttnesn~1~r.uil1{Ç(),cuk:{iöıüm:",s:avaş, .to,plü.rn~.Jsuritıh.ış ...

.", . " biçi:rn]erini,hunla:rı~,',ılişki1İ'.öJarıolağan<davranJşıar " . '. .'·ve'duYgul~rı;saptarı,a.l!.: ,:,Sadece,sür~kli"tek:rarıanan.),·· '. " ':öge~eri dikka-te~1ın~)'a:ç,~bEıgöstecirlej:}{iiltijrelsa" . bitler-tutumları ,tanımlamalatınıolanakl:ı.,kılat·~· . '. . ..'.. ,' .·1J~ger:leri"'· iraş·tı1'[t(rn,a;,ı'····· .Butllrderı.,.birarı,8f'·· ··lizde·.aartl\es'in\'·k-ültUre.l':kodu veyareferans 'kodu' · olarak; açilapdı~dJğı!dü~eyde··y.e,r'alınır;{R~·'·]~$.rthes,,' · .19.70) ,Bu..• ubi·lgitıi.n's~.si" . ·tahlil·'·'·fJdilmesii···.·g~reken;ifa~.·,., de/de ·'(mii,ıakatlar,·anl~tıl~r~.~.) kengisin~atıfta:b~lu~"·. n.u'an:hütünJJilgile~le ,ilgilidir. Birifadeyiolıışturan '. '~,eyler.in'.önvarsaY11JllaT?'sistem:i>oldl.lğu'şöyıenebi:Ji'l'. ' .. Bütün .bu- .bilgiler,'·bütün .bu basit. ifadeler, .bir . e

'.

,araya'g~tirilincebir'canav~r,()l'tJ;şur ve.bucanavar: .ideolojidir•... l{ültü.r~lkodunön~njıeleri:örtük;·a.ta-

.

. sö~leridir;·.söYıenıin,:biDDtopıumun:;yasasH)ı",:genelbir, " .iradeyiifa.de,ettiğive'yiiklendiğiöJlermeyi'kaçıI)ll~: . mazveyadeğiştirilemez'kıI.clığıhjrhaı.:oUınden:lia-= . , ~. linde,yazilmışlatdıı\ ..Üstelik,bir :ön~rme.atşsöı'iine, · ôzdeyişe,.])ostü.1aYfı .• dön'üştürülebildiği,·içindir'lci t bu ônermeyi.• •. . destekl.eye.ll.,kültürel.·..• kod~.·k8;r·şl.· .'"çjkı!.l1\ ...•..'. . " .Bu' a1ırıt1bır(Jdiltüt:elkoô.1ardanalıntılar) -bir bilgi" . derlemesindenv.sn ;iyimodel*,·kuşkusu.z.ders.elkita... . .' bıolananonim.bir'kitaptançıltartılnnştır. • ...... . ,....... .' . ,' .. Çütıkü ·Dl.lkitap·}ı)İr .yan(ian.~iliIIli''V~· bHgelik;ı~i ..': tahıdir~ :ö~~iyaruia.n'· Ill~ti1).de·işlenen,didakt~k,malze·:,·.···

.medir,.... ". .

.

...

·110.: .

.,

.

J. .

.'


.·.,:'t)t@k i··-"\yijşJl.adaniç'C)~Y~şbiıl~anlatdagöiü.~

'len .ve onıan'~o~uklar~. bepzeten'biröz,el1ikle,' ne".,. densiz yere, ve', sessizbir' irtatç,ılıkla':'htt:nefis:yaratı~ . : . ğa'ia-prişlfbir"biçitndebağlarıdı. u " " , ' : ' , ' . .... .. ; '. ;;. ',Bu'metin~belirlİ'$ayıdakültur~lpostülaya dayli.. nır vebupost~ıalaraatıfhıb111unlır:' '" ' . .·l)'·'·.. Yaş1ilat:·· baZ1··.·.··:kişi1ere·:bağ'lanltlar (burada ı!elıçI)ilfkadina). iı'

:i·

.

"

. . ::'

·'2}Yaşlilarkaprisljdir. '.: ., .: . ' .. 31:Yaşlıların.anlaşılmazinatçıhldanvatdır..' .,4l'Yaşlılar so'nuç:,i,tibanyıaç<)cl);klarabenzerler~' :·.• ~. 'Bu,postüıalar'19: yüzyıl(hl'.·.FtafiSızı~r,'ın .yaşhlar :·.hakkıI,ld.a"şahip·'olduklan:örtük'ltiiltiirelanlayışı '. da

. .' göst1erirler . . ·(ınetin·., ·Balzac'ın.·Sarrasine'in:çı~n'alın ",' madır, 1830)..'Bu.: metin,aync8:'.ı9'.yüzyıl.Fransız, lar'ının'bur'nesneıe'r~t~{yaşhıar)karşisındiıukapri$ıi

. '.. ' ç()cııklaf~ttlt,~rşt takındıkl~r:rtututntıtakınacak:laım~ . nıörigöl"rii\emizi·sa~la.r: ', "".' . .' . . . ·'6r~elt2,;.Bitıizöncenaklettiğimiit':a.nıatıları'ay-

. '.. Ol 'şekilde ele·alalım. '.Btin.Iila.tıların'i1j{ıhden

,tülahınçıkartabiliriz:

. ":.' . . . . ' " '.. -' ı) Bit müdür hoşnutsuzluğunu .ifadeedebilir, . 2JBir rrı uaüriş yaptırlabiUr. .' ..... -. . . '.' ~ , ......' "..' ..' 3)Birt.lıem.u.rayapJ1lası'İ~inbaşka,işıertve~ebi~, 1'··Li' . ".,.,',' " ır::: . '.' .': . '. .' '. ..' . . ·.•. v. . ·.• 4).Bir.·mernurrnüdiirÜh(in:Uyarlveazarl~n,kar~. .şl'sın,da kendini savunsl?ilitve göri.iŞıerihi~çıklaya- .' , bil.:'.. . . ., 'ıır~ .. '.' '. . .' .. . ,: .·'.'5)13itmÜdür:h~r'·şeyden öric'e.'emirlefib.ill'yerırıe .. ·getiriımesi~iisteyebilir-:'..•.................. '.. .•••.. . ' , ' .'

-Ôr

" ' j

. .'. ....

şu·pos-·· .

',:<,_~

i

.·,,6)G~rıç;memurla"Tşefinin'iuyanl~nn'Qa1:i'.ö~e7 .

nitler.'"

,

.

. . .rı)~irdef~td~neYdah~s()l)5J'ıtın~11a~dır.. .. . ... . ')':ikificiaıılatidan: ştı .• ~ostühı~arİ,.çık8.habiliriz: .', .' l)K.ötübi". işin'üst<:"k.ademeıerin'kınıılna'sıyla .ka~ş:ila'Şin.asıkaçıl1ıHİiazdır.>;,"..........• " 1 ' , '....,.. .'.:~ ,. •..

.. "1.1J


~:

'.

, ,,'2).. Ç)'rıemli~ "şe~ler>;'söylem~~ı:için"ıljahanelerıe: eaşvu~ultlt.~ ,"~>', .i'\J'~: .. ', . ..: '.' \.,:,t,·,.<"',":>:' ..," . . .' ' • . ·.3)\~it~~j'yisşe~'işe,y~ni~1~~İl bipni~.yapp;,' . "':"':'

, 'ğıişin kalitesihakkında}~eğin,~ele}=d,e-odııı:93ı:>j1ir~",." 'ı," '" ,'fi)ı Bi:r::setWjs 'şeti:,iş.te:ırastlann.in·:/'tialıa:'(:q.ildlatli .'

'

. davranmasını istey~bi'lİt.' ',;,r,:,",\ .. ı,i:{)'li!;Y;fi~:':;!;;\;:i:}'."'t' , ,,5) Uyanların',yar1arllı sbnu'çları 'Qlabilir~· ' , , 6) :İyi iş \şeflerinın' ,saygışının kaz,andmaS'1iıı ·sağ,,~, .

.' lar. '-.

,:,·.!j,·t:i',;:,,::;.~: J{ ?:;~':A ""':\': ' '. ":}::',;'

'."., -. '."Bir·zihniyet';'YalJi;;~bir . gtup~işifl.inj:Qırta~,',(leğ~tie-,

,. "'ıi,;a.raştın]l,~~ırsa,i ,.l)it!bi:rine',:.J;)~fl~ey;~ri,;:,postüıa~arı,;'

, ·gniplaIldıtıP<aaha,jgenel':bir;bi9i'1n<ia·"!lQrinu.l'e'etme~ '. '.ırl.iz,.ger~kir ...:,13:QYI~··,:·.bir·· • f01'riıüı.asYQıjJö ,rtak·. ·. değerFerin '. :. i.or;taya.···.·.:ç~kıriaSlrıl··· .•. ·:1s;ağlayaQaktıti~, • .•.~urada .•····.ıi.~··::.··(bi.~inç,~· . . , ", a,nlat1nıtı}:;'ve··.·. 3~' ·(ikinQi:-<arflatÜwı.n}tpostüıal'arı ...:daba ···:ge,ııel.,:bir'f(),rJ:lıül~syon .• içinde.'bır~eştireçeğiiı,.; . .Biri;>ş~f " astlarının. ,çaJışmaşi üzerio'e; bir değerlendimne ,y~~ .

, pabilir ve

bu d~ğerıendirln,esini ~stlarınajıetebilir.

'. .:.~;'Ye,~~,poıı~ii;)l(lati(hitiri~ia~1~t~tıın)'Vll,4:pOS"" •..

.•.

. .' ,•• 'tülayı;(ikirıci",ftnıati~ın}"şö~l~;;'bir(,getıelifonn;ul~şyon '".' .

:.

:.. ikaı>sa:tllİnda·bir1.eştirec·~ği2:: .biT, 'ş~tib ~'Ş,k()nıı$:un;q~ ~. bazi istekıe,rl'coliıbilir,ve1:>iF.,şef' talim$;t:,veI"ebiUr~ , ." . ~l~YElt B.pöstiUaYı'(\?irinei, ,~m~ll)~.ve(j, .' poştÜlayı,,'(i:kiI)i~i'-iaP.18:~rtıuı)';dahage~elbirfQtriıij;1a.ş*. : . ·.yon.•.i~ind~\töpiarlayac~ğız: . 1v.rell1:urıa;rlP:'işj'öğrenni,~i;" '..•. ". leri:üstleri.t\il1:eleş~reluy'arılam~Ja~ol1J~.':;' ".. '. '. ' < ' . . .' .aiY~;ta:~ş:il~,iistl,~,~ilgiU"pU"Qrtakgö.ı1ış;'zihniy,~,ti~:'/ ".' " '. kurucuôgeleri ,olan':'birkaç '. de~ere .çıkmamızı:'ola~·.· .. ., 'n~kh'.kdar;'bl.l.·d~ğ~rıer·.•. §öYleJe'rİı1ule' .edileQilir;.. de-..• .' .' ğerlendirrne,· . kontrol,istek,hakJan.::"kQnusımda.:ye:jş' '. forınhs:1!Qn;Q; ,ko:nUSttıida,.yafarlllJt\j",ıJe:deniy:le'iQtori~ teYEtisaygı: . " : .'. .. ' . , ' " . .···.ı. ,~ . ' , "

i

·

'

.

.

" , '

'

... . ····.Ref~~~::O~rç~f).e#:A#1'#J~.ı~şt(.,\~uyön~

...··teIIli··:lt~ıtaıı.:·)ı'~avı::~IJlsal .•·.ög~1~ri.'~e~'PIItellOl.9jik·:.· .•·,Ç()lay-·· .· . . biıitll-s~ı)·. ve;.:y~p'ışa.l.···:a~~li,~.q~u,·,···.alaeamtn··.\~Qr~ek";',··:oı'a~

, '·r~k:bir· ptojeksiYonte$tjI!in·,:{TAT),·Qj~,k.~ç.:'ş,~ritiıı"e ", , / . f~

,

,.112" <

,",

<

"'.'

-:

.""

." } . ' ,

,

.

,

, .

:

:,'"

. ,:'

.

,', ..... , ','

.


", ,

.1 1

gençbirerkek. çocuğunverdiği.yanıtlarınanalizini alalım.;:

. '. " , " ...... .' , J·.No.'lu$eritteEldeEdilen Aniatı - (Gravürde

.'hRyallere',dalmış birhavadakefasıellerinin arası rida bir masanınönündeoturmuş,önündebirmüzik '. '.. defteri vedefterin üzerindebirkemanbulunankü. ' çükbirerkekçocıık resmedilir.) . . .' . "Buküçükçocuğunadı Paul'dür. MüziğiçQkse~' . · vervKemanının öı:ijindebiraz~·'düşürtcelibirh·alde . durmak ta dır. Geleceği hayal eder.iKendisinibüyük . ." birkonser, tiyatrosalonunda tahayyül eder, burada . çok. sayıdaseyirci.kendini alkışlamaktadır.Önünde çok iyi .birkariyer görmektedir. Arıcak biraz.cesare- .: . . .' 'tikmlmiştir, .çünkü müziği incelemesigerekmektedirr.Ve ,h~nüz ·müziğioğrenmemiştir.·:Öğretl!lerii . .çokhızh.gitmesini, birdençok .şeyöğrenmesiniiste­

memektedir, ~ ~:Rjiya~ı gerçekolacaktır'~i çünkü bu

Yoldas?bat.edecektir~,Ustasıriınmüziğini-kademe'. k,ademe>Öğrenec~ktir.Bütün .müzisyenleri tanıma- . .sını, .doğru.durüstç:almasınıöğren~cektir, çünkü: ·'h.enüz·çök .küçükfür, . aşağı .yukarron-yaşındadır,

Büyüyünce iyimüzikçalabilecektir, çünkü müzikle . · Hgiliher' şeyi-öğrenmişolacaktır. Çok başarılı .ola.. caktı~, çünkü o~~bir"irtüözdür~Ebeyeyni'mii.ziğe.is'.. .tidadırolduğunurfarketmiştir .. Bunun •için müzik . . 'dersleri izıeniesj,en'·sevdiği'enstrümanolankem.an,· çalıri~slnıÖğrenmesijstenınektedir." " " ,,,2 No/lu: Şeritte Elde Edilen Aniatı .~(Arkadan · görülen.yere.oturmuş, birşeye dayanmışbir kişi.) "Bu.şerit -açıkbir .kapıyıgös terir .,Gerıç'kız yiı~da ',. o

"1.'

.•

""

_

_

.U

••

, '

-

_

.

-'

.

'

_

.',

",

.daha.doğrusubir.Radın-kapıya,daY8;nmıştır.',~ok'

. üzgün,pir havadadir,kafasını.sağ·elinedayamı.şt~t .. ' '. ·Ağlam~aktadır{çü.nkü'küçükoğJuhastadır ,:<çii,nkü' ·kfuıdisi.umutsuz bir,durumdadır~,Kocası ,oı;ı,q."ter­ ketmiştir. hayattayalnız

bir durumdadır, Çalışma- ' . sı. gerekmektedirvyeterince-parası . olmadığı" için ,113


"

;

,

,

.. doktorUh .':"parasını···.ödeyemeihe,ktedir.';"':!'Ama .':'1;>ı:r " umutstlzluk:şnıpdansonra,yenidendüzeleçekt\r. ..•. . , Kendl-haşınaçalışacaKtir~,;İyil~şen;beh.e;ğini~:reşe. : ·. verec,ek"kreşin :frcretlIıi.,ödeyecek,:çalışacaktır.Çe­

. .sareti sayesinrlekiiçü\(':oğlurıı.ı1.·yetiştit~pilecektit.' . ,OIHı,:terkettiği'için,mutsuz<'olacak olan kocası 'geri

.dönecekve.üçlü yaşamyeniden.başlayacaktır,",. ", .','; .3'No.'lu'ŞeritteElde Edilenflnlatı,,-'C'İlkplan ve,' :buYfrkpıa:nda.kiimajda bir .erkekve bir'kadın var- .. . . .

.dır~',ErkektkafaSlİ11n vevücudıınun ?Us.t'kismını':ka-. ' , dındarıtersyÖ'n~çevirp1iştir.Bakış~.'başkabir yön- .: de sabi'tleşmiştir.'Kadın()nuopıU~ıarıI;ldan· tutar ve "

:oiıabakar.,HafifgÖlgeli'geıi·.::pıaıida,birbaşkak~.. ,,' .

dm.farkedilir.)

...

... ;'"

',.

.:

.. ,,~,'Şeritiki:nişanhyı.,g'pştetir.Gençkız·n'işaribsJna 'yalvanrbir durumdadır,'ç"QJikü şanlı,sl'Köre'ye savaşmaya .• ,gitmek'ıste~ektediI'.Gidecektir.·'I\arar­ '.'11davranır:ve,gider.,,]{ız nişanlısımçok sevmektedir .: · ıve ona-biraz ijhtimam'göstermek',ist~r>;Evlenmeye.

ni

i

• '.

,.,"

"'.v,i-.

'.

:,

..

.

' ..

<,

"

-.

~

.' 'ha~lrolaIlve sosyalyardım eğitimineyenibaşlamış · olankız'''-eğitiniini '·sürc1ürecek·.ve,·.·$onra ··.hast~bakıc:i-· lık, dahna.yönelecektir.ıKız da :Kore'ye gitmek için

..

i

orduya.y,azdac.akveyaraıanınca,nişanhslQI kurtar-

mayaçalışacaktır..Diploina~l··.··vardır.Dipıoına.s~nı·

· :,yerii:'almıştır., .Busıradanişanlisinın ··öldü.ğünüha~ '., ber.verenbir.mektup .alır~:Has'tab~k:ıcı.üniformasıy­ la Kore'ye,giderve'orGlda'nişanhsınıaramay'abaş-, '.

Iarv-Nişanheı'ölmemiştir~',Kerıdisine."Yaı;ılış>',habet .. '. .. ..". .

. '

...

.

,.

('.

'....

.

.'

..

. .

.

....'

...

.'

....

" verilmiştit;Ama.çok.ağır yarahdrr.tBir.doktortr.çok .' ciddibir cerrahi-operasyon.yapmaya zorlayacak:',ni~. · .'. şarilısım' 'cesareti, sayesinde ·kurtaracflktır~ı.': çünkü .: çok,:güçl:Ü'bir 'iradesi-vardır; nişanlısıru gerçekten '. ;~urt~tacak olari lIetıdisiclir.~nç<,ada111kertdille·ge-. . 'lincenişan lısmı yanmdagörecek.ve ne:yaptiğıI).l"an~ .. '>.layaca.k",g~ridönecektir. Bir:,d'aha ;,h iç ayrılıtıaya­ ,~ak, 'çök'iyibaşl:anlış olan ve bu sa\j~şmaya:IDtnı~k, '. '

-

1.14 .' .

.

.

.

,

..

i ,

'.

'

.,

..

.

"

'

,


i

. ' .

· eepheye gitmek ·ar~hsuyıa.böıünfuüş ôlan-yaşamla-. rmı artık birlikte sürdüreceklerdir~ .İkisibirlikte.ge- , ' . .ridönecek~·evlenecekler·ve·ol)it.daJıa',.sa\'aşa·.gitme­ yi: hiç düşünm eyecektir• Artık .k8.nsı için yaşayaGak.. ,. tır. If.

}

. .

.

.

.'

, .

"

.

':Burada"önc~,'bütün bu-anlatıların-mutlıı serıla

. .bittiğigörülece'ktir (sonsahne).H,e~'defı:isında"kali~ . 'ramanınjşiribaşında,çoğu zaman.duygusalbakım- . , .dan .yalnız' bırakılmasından ··kaynakıanangdçlük·' . " 'Jet"lekar~lkarşıya olduğu .goriiıüT'(b~rincr sahne): yine,.bu'güçıüklerin:her-zamarıdış topllımşıi! ·kti~ . "rumlarca:ağırlaşbrıldığı,görüıürHkirl.ci·sahne};h'er . . .seferindekahramanıncesareti vedirengerÜiği'saye~' .' sinde zafereıılaştığrgörülür(üçüncü- sahne); .niha.. · . yet•• budeneylerden-sonra•. 'kahrarnanın?lıemen··'yak1~ ".

· nındaki-çevre tarafından kabuledilennıteliklerigö-' rülür (dördüncü ,sahne).' · .':t3uradaôınehize Üç"kezaynışeyisöyler: , ' ", . ' . " ~'Şimdi.yaşamkoıay değil 've,()l~b~i~cek şeyler. 'karşısında ,b~noıd'~kça.yoksun,·bir'duriıirıdayım.'

·AmalJazıyetenekleri~var; cesaret. ve. sebatlabü-. tünbunlara.aşabileceğim, duygusalvemesleki..

ya-

şaınımdabaşarıh,olacağlm)'Referan:s,çerçevesini'n · t~m;olatak, ortaya çıktığrböylecegörülür; ·

· . ' - . yaşami'zor\r~'umutsuzluğakapıldığıın' : \ '. .~

oluyor;"

~.

..

ıi-·

arılar.

....

.' .• ,. . , ' ., ..'. . . .' - yeteneklerim var;. ' : ". . ~ irade, ve sebatla;: . . . ·': bu durumdan .kurtulaoağım ve yaşamda. başa- " 'rıholacağım. '. .' .-.

Yôntembir .tarihselçağm 'halköy'l~uletine,bu !;öykülerden zamanın zihniyetiniveyabusözlügele- . . .nekleri.yaratanhalkların "ahlak"ınıçıkarrnak için ·başarıylauyguıartdı(~kz.A.MucehielH, 1983)~ i,

.

. i

,

,:

115····· ).

. ' ~', i

.

'(


.

.

. '

,VI. ·S~nu.çi.'

,

'i"

.

j

.'

·Sırayıagözdeiı:.g~çirdiğimiz:yöntemlerherşey­ den-önce, riitelyöntemlerdir; ama. daha sonrabazan bu nitel yôntemlerdenicelendirrneye gidilir. .... . , ".Nicelendirmeaneak sağlam.niteltemellerdeya-.\ .'P]labilir. 'çerikanalizinde, analizin .anlamôgeleri iyi . belirlenmemişse .·"hesapıyapmak" ··.hiçbir <İşe .yara," .rnaz. Aynı şekilde birsoru kağıdındaki sorulartı ve.. ri]enyanıtlarüzerinekurulan'''is,tatistikıer':'baş'~ . Iangıçta sorularyan1ışkönulnıuşsa:an.laı;nslzdl1r. · .. ·, ,Bu'nitel' ,'. yöntemler inceyönteınlerdir.Konu· hakkmdarancak uzunbirhazırlanma···döneminirı. meyvesi'olangerçekhirbilgi ve kabiliyetgerektirir- ..... Ier, Bunedenle.vsözkonusu yöntemler-çoğuvzaman. niteliği'bozulmuş birbiçimdedirve içgüdününuy- . 'gulan.mas1na Indirgenmiştir;. . .'. ..,'. , ' Bu içgüdüörneğin gözlem konusunda.verı-basit ifadesine·indirgJ~nmişolab·ilir,Budurumda'tko,l1u~ .: nunerbabı"nin,gözlenen'oy uııcUnııIı zihllİyetini . ke .. · sin 'birbiçhn:de, ortaya çıkarıları-sadece kendisinin bildiği-kesin bir imi saptaması sözkonusudur.' Bu' tür'';'yonteınler''leartık bütün yorumlar olanaklıdır.. Aslında. zihniyetler .üzerine kaç kitap' gerçekten, . 1:tuUandığı metodelojiyi açıkça sergiler!" . . •

'.'

.

, . ;. ....

.'

'."'e..

:1./· '.

',.

.

"116.

;

,

".

.. ! ,


.::'.-'

'ı"

'i·;

.'

..

.<

"

...

·.1,-,

'

-,

l

SirnmelyadaDahiendorrgibisosyolog1arhi;bir~"

likte,topliımunesasinin.;çatışı:na ö1du@: - düşUnüle­ ,·bilir.· çatışmanin -kôkenikıt. '>şeyleriçih'\ya~işıIuıda' veyaçıkarlannfark1ı1ığındadır.

ı.'

".

..' '....'

,.' . ' .'

Bolluk toplumu "<kıtlıktan.kaynaklanarrçatışmaları-yataştırsa bile (bütünkıthkl~rıri·eşitlik.çibir, ..' biçimde paylaşılmasırüyası ütopik.ve-sanayitopluro unun efsElnel-erindenhiriölduğl,1.halde); mübadelelerin vegruplarvebireylerarasmdaki '~atış'ırialaL . rmrartmasınayol-açar. "Gerçekte .çağdaşfoplurnu niteleyen' şeY;'der,Bell'(191G),:insaI11ar'ara-sındakf.. .iletişimdir, çünkü. doğaya karşı yadlimakinelere

>

'. tl

.

j

.'

.'

karşı-değil başkasınakarşi çalışrlır.ve: eğlence 'yaşa-

mrdeğişik .temaslarmgeliştirilmesin! sağlar. .... .: .' .' .Eşitlikçi pir tôpluin.'mYası-ütopik,'olduğukadar,

ideolojikuyuşum:tinsağlandığıbir.töpıumfÜyasıda. , . ütopiktir.Kartnaşık:bir: toplumdazihn:İy-et farkhhk- . . İarı . kaçı~llmazdır._ ,.·Bl.l.·..·farklıliklar .• ·4~vanill . bir•• ·.arı­

·.laşmazlıltve çatışmakaynağıdır, . çunkübizzat:ya-. , şamm kendisi herbirtoplumsal oyuncu 'için, kendi .'

değerletirii~g~rçekleştirm~y~' yönelik,' çaba.'\7e·ge:rj.. . Iimdir.ıBir değer uyuşunıu,toplumuroya.sı···an:cakve ancak totaliter bir·topiuma'götQ.ıii~.·" . ': ', .....;; ''. '" Ekono-rtıikpta.ndaoıs1.1iı':küıtürel'pıanda:Qlsu.h·

.

. kararların .'politikleşmesi. 'farklı:'zihriiyetlerdeki gruplar " arasında" çatışma ' vesilelet:ini-ka:çın.ılmaz. olarak. .arttırır. Karmaşık bir-toplum: için.' anahtar; sorun. sözkonusu topıunhı·oluşturan değişik grupla-

ra ortakbir normlar bütünübulunupbulunamaya. .. .

"

,-

"

'117 ,....


..

',oağını . . bilm'ektif;~\,b'lt'de:~erıeibit politikaya-esin ,kaynağıoluşturabilir.,Bubakımdan, 'I'bireycilik" .ve,'

. ' . 'tlhakk~niy~tt',·',değetlerjBatıt()plum]arı~ı aşılmaz '. ' . .,çelişkiler'-içine· sokarak ·'tuzağa.(i~şiiıiiri,fQiı;arada, · · -, ,\ge,rçekleşınelerinin. yarattığı ,çelişki, bu.topl umların. "'karmaşık, hiyerarşilerinin . . gereklen, Jle'bağımlılık ' ·g~rekleri ··'arasındaki· çelişkiler). Batı uygarlığınm . .•burı:alımı gerçekten bir değer;:huıı~hJllıCıır e '

, -:

. "', ,Bat~toplumıari~ynl'ı;alll~~lld~,',rasyon~lve,b~-, ' . '. .'. ,Ji~s,elzihr1iyeUerjninkutucu:('tegerıerinin;,tiızağlrıa', " düşerler. ' ' ., " ,':' . -. ,.' . " '; '.. ~uşk11J.üzerin~.,~urJ;dufbilim~eı,1'l.l\1., el~ştil'eıin- , " , celeme, den"ey yapma, karşıliıştırma, var's; ayı ml arı I).,. 'incelenmesi, yeni (lIgnların. ~raştınlınası ve' bulun'·:IIl~.&l:~:ir'lll·~saieli.dawfl.~,mş. • ··v~c·hoşgQ~,ij.lii·'nıer&k.:tu~

".tu;wu;',yaratır~,Gör~ci1ik,ye'~,:Yii~üllllQ.liikten kaçma . eğiliJllleri·.·. aynı.' zamanda~,,~)lElğtıIlbir biçim(l~, kültürleşn;ıiş Batılılar'ınl)üyükltitl~şi'njnbepimsediğige.. .' '.\ ,....

.......

.

. . . . . • .•......

"....

.

.

.

.. n~l:bir~ihniyetin,~onuctıdqr." > '. ' '. ...... ". ..,;,' '; . ..',' '~~şyo:ııellik,eıe,ş~ireıriıh(akıı),hoşgqrü,btağıtll.~i . Iılıktan uı.akqurma"inşana saygı 'içerden .fanatikle- . , 'rin(silaJllıya.,daid.eq19ji~~rörizm~e,r)olsun:·dışar~· ... " CJ@ . f~ll,ati~l~rin :;.(~ota1iter,,·fSald~rga!l;,· .ideolojikya " ·.·dadjn;s~~·~.plll~llır),Qısurr.şatchnl11rırı~"kl:\rşı' ·bAtülı, . .:SElV}lnmacı ,niteıikte:eylemı~rif~lceder~,.,i.l,.' . . ". ., . '. ,~,ve't,.:bu t:u.ı~ktatl~uıtulmadıkl~rL sürece.Bati demokrasileri ölüme. mahkumdur. (J.-F. Revel, .. .1983). Soljenitsitı'in ,(1978)'a.çJ~ıad:ığı;gibi,flncak '. t.'cesarett~lerin,j ..yeQid~n:,bula.rak,Yanii}~yü.kümıüıük. tenkaçınmalı değeriniyeniden değerlendirerek V~ . . ."kep4i . c:I~ğer:ıerinj,:~'O$nlakl'jçirf:nıu..c~ğeıeyi, kabul . . .eclerek; ~,ş'ağldabeUrtilenl~rtüırÜIldendeVTiınci,slo~ ,' .g~lamgünün,hş:vasırıay.ydu.rEl'rakk:;g.rtu.labili~ıe~~· . '. Belirtilen 'sloganlar şl.l~ı~r(br:" ' . :,' ..'. >" " ' ," ~tÖzgürl~ düşmanıarina,Q~gi.irlük.yok.". -, '. " ~t~çj"IllaşıZı~raiacıma·yok:' "',' . ,

'.

..-

.

.,.

-

,

..

.

,.'

.(

"

,~

'.

~

..

..

~:i


UFanatiklerehoşgöni"YQIt~'(~;.: . '<,

'. ' , ' - .

",r'"

.

B.~tıll zihniyetlerİI1,"esnek.sistemleri"ninkendi- , lerini baltalayarı .çeşitliyıkıcı. ögeleri yuttuğu 've . . ,kebdinen;ıat ,ettiği, şekJindekiij:tQpiku.~ut,yüJçüm­ ". İülükten ,:~açırımayıönlerneye,yöfie1ik en, yüksek

,'. ,düzeYdebit tasy()nelleştinne,~bfgörliıür. ,.'ı.

'., '

..'. ı

,.

:

,

\ ", ;,

, , . ,:~

.

,

.

,

:

.

,

"

.

,

','

.

i '-.;'

"

. ·1·

,': f

J..,

, ','"

: ,

. i

-

~

11'9

'


, /

,.,

:: ;,:A.ri~s~Ph.';~ljisibiredesp6p~laiiQnsjtfı.nçaises,Seuiı:1:971. " .. L'enfan,t,et·la\l)ie ,{ainiliale.'sbu:s, J'Ancien ,RegiirW; ::Seu i1, '

/

1973. , " " " , ",.," ," "," ' " ...;',.',' -Essai« surl'hietoiredela.mort.eııOcCident,Seııil~ 1975; Aron, R.; l...esdesillusions du ptogr~s,Calmaıin~Levy,1969. "Balandier, ,O..; ,$ociologieaetuelle de, fAfriq:ue, noire, PUF, 1967." , ' ,,', ,. '" ~'Anthropologie politique, PUF, 1967.. -Sens etpuissdrice, püf"" i97L. ' , ' , .. Arithropo-l6giques, PUF, 1974,.'" . Bandura, A.; L'Ctpprent.issagespeial, P, Mard.aga,.1980. ıBastide,R.;Anthropologie(lppliqe~, Payot, 1971., . ".' , Beaehler,J. ;Qu 'est-ce 9ıte1'ideologie?, ,Gallimard, 1971. ' , Bep, D.:; Vers la sodeM p.ostindustriell~~R. Laffönt, 1976.; us eonttadictionsculturelles du capitalisme, PUF, 1978. Oathelat, B.; Le.sstyl'esde vie.desFrançais,.$tanke, 1977. ' .' Chatelet, 1~-.j.;. Mairet,G.; Les ideologies, .Hachette, Marabout ·.D., 1978~ . '. , " . . . . Chaunu, P:; La memöire et le. sacre, Calmann-Levy,t978( .... erozier,M.;·Lemalamericain~ Fayard, 1980.. • .' . <On ne.change.pae lasQCiete par deeret, Grasset, 1979. , Decoufle,A.;'8ociologie.delapreviSion, PD:F\ 1;916.", . l)issertori,B.; 'La .psychiatrie eociale, Ed.ES~", t~68. ' . Dornenach; J.;.M.; Enqit~tesurles idees-contemporaines, "',,i

S~,~L'

"

"

,

.

,

,

'

.

""Dııby,G.;,Mandiou~R.;Histoirede La .civiÜsalio 1ı française, . ArmandColin, 19.68. ' . . . ' . . , '.. '., ,DuJ>y,G.;Wanon,A~;Histoirede laFrancerurdle,Seuil, . 1876. . .' '..... Dufrenne,M.;"iAı personntdite debase,PUF,1953. : ·"Dumazedier~F.';Soc~ologie empiriquedü loisir, 8euil, 1974. ··Pıırkheim, E.; Education eteociologie, Alcan, 1922.' EHas, N. ~La s'Ocil!tedırCour, Calmaan-Levy, 1974. sıı»ı j ~; Propagandes, A. Colhı, 1962. ..... Erkksori,E~;Enfance et societe,Delachaux& Niestle,' 1966. E()\ltaşti~, J.;Legrandespoirdu XX;~ieCıe,.PUF,. ı~52. -LeB. trenteglorieuses, Fayard, '1979..' .•. . . . '...... ·~ou·ra.sÜe,J.;Bazil,'B.;L·ejardiııdu vQisin,les inegalÜgsen' Fronee>Librairie Generale, 1980. .' . .. . .. ...., . Freund,J.; 8ociologie du conflit, PUF,:1983,. Fro:ı:nın;E.; L'hom",:ep,purlUi-:meme;Ed.ESF, 1967; · r

.J.20

"

.

.

.

.

,

,

'"


ı·.'

.1

·.··Galbraitıt.J;1'~;1h~rie:de.ıJ.~:~vr4te:tfe:1,ıf%S.$e,· !9aı~m~~,

.19"80.,.' ..'.,' "'~. '. . ", . ",: . , " . '. ,... .., , " , . '. ", .H8;gen, ,IE~;,:Q~~he .~Jıeory·. qrşoçicili(J~q""'e, .,' ,D()r$eY:~PressJ 1962.- ,. , .• ' .." ........., " .·ıı:etu~taretA.';;L':ttf1i",~r8i,~rb~e, rk'~afaYt#,PVF';,'194~.

•'

KardiIl~f,A;;L~~tıdividudans ,~tı~Uç~,:<ı~UUn~i:1969~' :KQ.~llil~;M~;l./e~l.k(ıl1'yle, ~'lIarın~tta,ıı,'.1'~7!)~' ., ' " "'. L~cJ'QPc;J: 4 ı.., d4siret les d~sifsIPUF,197o~ ..' ,,' ' c· ··'La~n~!1ı.-])h14Poı~tiquedelafanıiııe,Ş~~1t".1~8..: .:.

J.•

·'Le.Vy·;J~l)ôye:r,C.; l/am,lıi#ionp,.pfeş$iO~1felle,~'t,la .mqbilite

,"

$ocitıle,

PUF, 19.71. ,

." -. .'.,',"

',o

.,.".' . :'

.'

, ' :

".'

,

"

."

.;

'

'lıin.t,9n,:R.;,1Je1'4om~e"Ed~q.eMi-riıiit,1~68." \,' , -}-#t fondement.cultu.rel.4e La per,$onnalite, Dunqj, .1$68.

,

Mead, G.H.; L'esprit,~ıe Soü~t ıçı Societe, .PUF, 1983. '.

i

·'Meaq.,;::M.JLef()$sldeage~rQtions,PeIlc)~l~GOntlii~r~, -l~71.

"."lI,un,:'tl'autre·$exe,Den<>öl-Q<>rithier,1975. ,.'

'I'"

....,'"

.. '.. '.:

. ··"";':-,'M:qçcbi~ll~,.J\;; L'attalysep/ıtiıotn4nologiqııeet'str.,!:ct~r#ee~, .

scierices humaines PUf, 1983. .":, .' '(,' v, " Les mentid.iUs, analyse et. compr~hetı8ior.ı1 Ed.'·;ESF" ve 1

EME, 1984~ , ' ' ' '.... , "·,o.b~r:Q.;.W~F.; On culture and social chan8e, Du~lf:lu,Duran ed., UnAJ}Ucago Press, ·1964. ,',' .-, ' '~

.

-1;ar$Q#s, ''F.·;·'I'lte;.social

. 19.6~'.::

".:,',

.'1.

!

sY~~&t,Ne~Yor~, Th~ ,:F~e 'clheBa, .

".

,;

•...•

..

.

'.

..."

. ,,~ivief];C.;,ı/antılyse dynp'i7ıiqu e elJ . 8ociologJe, :PUF, .l978. '.' .. 'rR9clıer,:G•• ,lnti-04uction. cl. la .şQCiol.ogieg~n~rale:L!!c4(J7Jge~ . . '. . . . . men.t:soc~4h'.Ed,~l:I,Mli;1968.. ' '. -:: ....,..,...

;Roug~ri~·,G~;:Lesctİdte$devie,PUF;1975~; ' ,' '. . ' ...... :Sainsau,lie'U,R.; .Les reteıtiorıs', de ,trav.(li!aırqşi~~/',Ed.

WÇ)tg,ani~ation,·1972. . '.' ,SargaIlt,W.;Physio/iıgie.

..: .' " , de"..La' 'conf}ersion,religt~u~e'etpo,lıti"'

,qij~;:<PUF~ 'İ967.. " . .', . '., ··;,SjriıIneı,~a.;.Mttroppleetm;~ntalite,irı

r:',:Ed.d.\l Ghanı.purbain,1979; -.

.: ," .

.

.

'. : ....

.L'4cqle(/.e'(Jljicago, . .' .. . . . " . ....' .'

:'. : '.; ,'· ... $~pbanef:A.;Jluniuers,conte,ştatiQnnaireIPayot~):L9E>f). . ... ' ··,§.to~tz~l~'D. itIWonie °(1e8opinionş~PtJF) 1943,' 'o;.'

.' T~lese,-Çi,;;LalenımeduVoi$i7hJu1li~ı-d,1980.. .' ,. ... . , . . - '. ·:T~lı~bqt~i).~~,,~~ ;ı:.,e,lJioldesıoules par: la propO.garıdepoUtf..:

,. .

qut",qsJ1iı;ıla~~.19&2;., '.

,; . . ' . .. ., ." .' . . 'Weper~1fd.;'L'~thiqueprotesta7Jte etl"esjJrit,'du. ·C'.eıpitalism,e, Plon, 1952. , '. • . .., '. . .

'.. ·:.Zeldin,·:W.;.Histbire 'despassion!Jfrançatse$"Ed~B~cherchesi ı~79.' , ,

w

".,.

.., ...•.. ',"

Leş' Fninça'is,

" .. , ..• '

. '.

.' " .

<.' 'ı

." . • ',

.

Fayard, 1983, : .' 1

. ', .


ll e ıi ş im Yayın l arı .

C E

-

p

PRESS ES UN IV ERS IYA IRES D E FRA N C E

i V E R S i T E S i

Ü N

'<1'_ _8UII1\['i ;\şU -' G. BETION Si" .....a Tariir;

"

.j' H MICHEL Fıqivnler

,f D SIMONNET Çevwci/ilı

ol M . rUBlANA Kan ser

"""i,,"

'1 i .F. DRU~alr Pat<ı r

,/ T. TIMUR Tiim i)'f."ek ",Ir

P,mili Hayııra c;..çi~ ,f B ROSlER l ltfisadl Kri:ı: Kıı"",, !,m

.i II PElINüUD B ıııj .....v .i H. AliVON O:t;"d im ,/ C. DAVID Hid \le N ..vvn ./ r_-GAlbU.Rl) ~t'«iJlIı

.i P, BENETON M..I".lazakarl,ı. ,/ H. AliVON AlUlrşi vıı

,/ T, r.'ı RLA Tiırlı i,....''''' A ıı<l)'aw'a . ,/ D. BVle "'N D,"'Win ", Dlltwinivıı. _ , .i JM -rorTERETit -:-EME RI Sf.çim Sis/emle ri " A C DECOlifLE Devri",'~ SOi.yol"ji.s1 ,/ M~ REüCliLitH :'i"oloji T" rihi ,/ A. MATTELART Re hl", ,"Cl lllı ,/ L. GAUIEN Ci ....iy<'l ,/ JP, fL\TON YApay Ze1<4 .i K. D1NÇME N Pı; ilriyalri

,/ r, ıoeo r Brt lıılr

(/lkd eri

COR RAZE Eş.ci~1Ii1r

,/ L. DOllOT Kiı le Kıl llii nl ''t Birqxl Kıillıi ~ ./ ,"" DUPl.fSSIS C..o'ÇCIı.ll<lıidifllk ./ F, 6ALLE LG , EYMERY Ynıi M~dyıı l<ı ~ ./ J. RUDU Res i", rek n i lıleri ./ T, ÇAVDAR Iııi h<ı r "" T e ...lrki ./ H. LEVY-BRUHL lI"h k SoS}-oloj isi ./ 1- FOURASilE 200 . Uyg<ı rlığı ./ A. MORALI_DAN 1NOS 0"",1 tlişkiln T<ırih i

./ S. SEZG1N Yönetimde P~arlrı ..... ./ S. FUZEAU_BRAESClI As rm loj i

./ B, GUERR1EN Nto- KIQ.$ik Ikfi$<lf ./ 1- FRECliES Nıb r"ı .. LV ./ S.. ERDINEc Agn l.... ./ ıijIOUOON Sosyoloj i Yö nremleri ./ M , BOLL Maı.....<lIilr T<ı rih i ./ OZKALElSEZG1KIURi\YI(JLENCoIN 1''''I:<ır/a'''<ı Sr~altjileri

I, METINil'. ERASUıN Tllmiye"'e Polis "" Ki~i lI alrlan F. MUD '''$<1'' Ilişlıileri P. ),tORON ' " rih,,~ 11. , PERRON ~ ""' ırt Çocıılr la~ c. KAYSER Uyk .. .., R ıl.)'<ı M, ilEYAZYü REK Tiimiy<"dt

..

,/ P, f O UlQU IE VQrol~ lu"

.r II PIG NARRE Tiyatro rtl ";lı ; " J

./ F d. FONTETTE l.-kç-ılı k L4.NQUAR Tıı ri:vn - Sryah al Sosyo roj i' i ./ N SAKAOGLU Os ", a n h Egiı i ... T<ırih i ./ A. MUCCHIElU Zihniy<'ıln R. FRY DMANIS TAYLOR H" mildik P. lllöt'ETON T"plır_l SI "rJIa~ A KREMER_MARIETTI t i ilr J-L. HAROUa $eh iidli lı T" ri hi L. BENOIST ı~ .... ı ı..r, &ın ho lla "" Miras la r ı. ORTAYLI Os"'a n" Idare Ta rih i J-F. ı.YOTARD Feno"'....ol<!ii M. NORMAND Dıli ", Cqas ı F, de fON TETT E ! rlrçı l, k D. HU15MAN Estetilı Y. ÇACLAR Tiirlriy<' Onnıı nl"n "" Orrıo"rıcıhlr R. IlLANOlE !'piSl.....ollJji M L ROÜQUETTE Y""' "ahlı P. ),tANNONI Korlr.. - ._.--

./ R.

./ ~ , SONMEZ Türlı i)'f."d~ c;..rir q i15 izligi ,/ J. MOl1RGEON Jm.a n Ha"ı.m

,/ N. BENSADON Kadı n

" ./ ~'otAS D~

l.?'w~ı "'nı Bağım lılığı A. BOYER Sly"'''vnirı K61<en/ni RJ. DUrUY V1U$ı.. ~<ı~<I$ ı Hıı lrıı lı R. DAV ID E1Ekı ro "ik H , OZIlAYIE.. OZTÜRK KılıÇ

Tllmiye'.re f.rg..../i/r s o",,, r"n L MALSONIC. IlEUEST ~ R. ESCA RPlT Edd> iy<ıf Sosyo loj isi O . REBOUL REfo rilr L. ALilNSAY Tllrlr Si"..... <I$ 1

J.G-:UROUX ılır Alıden i'l: ' Vnı <ırlılılan B.-SEN;;TALAR' 5.iığl ılı n ..."...... i, i r . RENOUVIN Birinci Diill)'" S<ı,"",' .P. ~.QıJr.AR D. Vjlıler M AND Tiirlr Tiyaıro T<ı rihi N, MARil NEZ Çi"genel .,.J. PRINETIG BLE RY FOIoğı'..f N. FA!AY Bıi f{E M. 1l0NGM"D Poliıilı PQVlrImııa_ M LTUNAY T~ ;-ıa)'t" ~! Bi'l:"'!5.ş.. ....iı f M.A ~KOUN A N I' lhq!!~ i

ISBN 9 75 -470 -152-0


Alex mucchielli zihniyetler