Issuu on Google+

ÖZEL YAKACIK BALKANLAR KOLEJİ BİLİM-FEN VE TEKNOLOJİ KULÜBÜ GAZETESİ OCAK 2010 Sayı 3

‘Gözlerimizi kapayıp, yalnız yaşadığımızı varsayamayız. Ülkemizi bir çember içine alıp dünya ile ilgilenmeksizin yaşayamayız. Tersine gelişmiş, uygarlaşmış bir ulus olarak uygarlık alanının üzerinde yaşayacağız: bu yaşam ancak bilim ve fenle olur. Bilim ve fen nerede ise oradan alacağız ve ulusun her bireyinin kafasına koyacağız. Bilim ve fen için bağ ve koşul yoktur.’

BU BEBEK BİLİM DÜNYASINI KARIŞTIRDI! ZENCİ AİLEYE BEYAZ BEBEK!


İngiltere' de siyahi bir anne sezeryanla beyaz tenli, sarışın ve yeşil gözlü bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Albino olmadığı kesinleşen bebek bilim insanlarını şoka uğrattı. Güney Londra'nın Woolwich bölgesinde yaşayan Nijerya asıllı siyahî Ihegboro çiftinin beyaz, sarışın ve mavi gözlü bebekleri oldu. The Sun gazetesinin Exclusive Haber olarak dünyaya duyurduğu haber, ülkede bomba etkisi yaptı. İSMİNİ 'TANRI'NIN GÜZELİ' KOYDULAR Mucize doğumu gerçekleştiren Queen Mary's hastanesinde görevli doktorlar, ailesinin Nmachi (Tanrı'nın güzeli) adını verdikleri bebeğin kesinlikle bir 'albino' olmadığını açıkladılar. ANNE: "OYUNCAK BEBEK SANDIM" Mucize bebeği sezeyanla dünyaya getiren Angela, yaşadıklarını şyle anlattı: "Doğumdan sonra bebeği getirdiklerinde dilim tutuldu. Önce 'oyuncak bebek' olduğunu düşündüm. Kızım çok güzel ve renginin benim için önemi yok. O bir mucize bebek. Ama hala neler olduğunu anlamış değilim."


BABA: "BU BEBEK BENİM Mİ?" Nijeryalı Ben Ihegboro, bebeğini gördüğünde şaşırdığını ve ilk sözünün "Bu bebek benim mi?" olduğunu söyledi. Doğumdan sonra eşiyle birlikte sessizce bebeği izlediklerini belirten 44 yaşındaki demir yolları işçisi Ben,"Onun bir albino olmadığından emindim.O çok sağlıklı beyaz bir bebek. Sülalemizde hiç beyaz yok. Acaba genetik dönüşümden kaynaklanmış olabilir diye düşündük. Peki, öyle olsun ama sarı ve kıvırcık saçlarını nasıl açıklayacağız?" diye şaşkınlığını dile getirdi. Nmachi' nin kendi bebeğin olduğundan emin olduğunu vurgulayan Ben, "Eşim bana karşı her zaman dürüst oldu. Öyle olmamış olsa bile bebek bu kadar benzemezdi. Ona Nmachi (Tanrı'nın güzeli) adını verdik" dedi. PROFESÖR SYKES: "OLAĞANÜSTÜ" İngiltere'nin önde gelen genetik uzmanlarında Oxford Üniversitesi İnsan Genetiği Bölüm Başkanı Prof.Bryan Sykes, Ihegboro çiftinin sülalesinde hiç kimsenin karışık ırktan olmadığını açıkladı. Doğumu 'olağanüstü' olarak nitelendiren Profesör Sykes,"Bu durum Afro-Karayip toplumundaki çok genetik karışımdan kaynaklanıyor olabilir. Genlerin soluk sürümünün aktarımı için beyaz soya ihtiyaç var. Bu oldukça sıra dışı bir olaydır. Birçok çocuk doğum sırasında böyle sarı saça sahip değil. Bir tür bilinmeyen kalıtsal değişim olabilir" diye kaydetti. SABİHA UĞURLU 8-A


ANEROKSİA NERVOZA Genç kızların kültür değişimine bağlı olarak sağlıksız vücut ağırlığına ulaşma istemleri duyusal faktörlerin yanında ciddi hastalık tetikleyicisidir. Günümüzde bireyler sağlıksız diyet yapma sonucunda ciddi hastalıklara yakalanmakta ve tedavisi olmayan sorunlarla karşılaşmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucu ergenlik çağındaki sağlıklı erkeklerin 1/3’ünün, kızların 1/2’sinin kendilerini şişman buldukları belirlenmiştir. Bu nedenle ergenler kilo almamak hatta kilo vermek için büyük gayret gösterirler. Diyet yapma konusunda katı ve seçici davranırlar ve daha hızlı kilo vermek için çok kısıtlı enerji


içeren, sağlıkla bağdaşmayan diyetlerle başarıya ulaşmaya çalışırlar. Dolayısıyla tehlikeli sonuçlarla karşılaşırlar. Bunların en belirgini, yeme davranış bozukluğu ile seyreder. Aneroksia nervoza (açlık hastalığı), binge feeding (çılgınca yemek yeme) veya bulimia nervoza denilen psikolojik yeme davranış bozukluğu en sık görülenleridir. Bu hastalıkların temel sorunu algılamada olan önemli eksikliktir. Tedavinin yetersizliği ya gecikmesi halinde, yeme bozuklukları ağır beslenme bozukluklarına neden olur. Unutulmaması gereken en önemli nokta; bu davranış bozukluklarında iştah kaybı kesinlikle yoktur. İlk kez 1689’da Richard Maton hastalıktan 16 yaşında bir kızda bahsetmiştir. Son 50 yıldaki çalışmalara göre; Anoreksiya Nervoza (AN) oluşumunda biyolojik, psikolojik ve sosyo - kültürel etkenlerin varlığı kabul edilmiştir.

AN: Aşırı zayıflamaya rağmen şişman olmaktan yoğun bir şekilde korkma, beden imgesinde bozukluk, normal beden ağırlığının en az %25’i kadar ağırlık kaybetme, yaş ve boya göre normal ağırlığın alt sınırına gelmeyi reddetme, fiziksel hastalığın olmaması ile belirli bir yeme bozukluğu şeklinde tanımlanır. Klasik psikaanalitik teoriye göre; AN’nın başlangıcı çocuğun doğumuna kadar uzanır. Anne - çocuk ilişkisi, çocuğun bireyselleşme dönemi önemlidir. Adolesanın psikoseksüel bozuklukları, beden imgesinden korkma, kadın cinselliğinin reddi, anne - baba kaybı ortaya çıkmasındaki etkenlerdendir. Kişi genelde kendine güvenini artırmak adına diyet yapmaktadır. Adetten kesilme, kalp ritminde bozukluk, aşırı hareketlilik, kusma, bulimia ataklarından en az ikisi görülmektedir. Klinik bulguları arasında; karamsarlık, alınganlık, cinsel istek azalması, uyku düzensizliği, aileyi inkar, depresyon gibi psikolojik; deri kuruluğu, saç dökülmesi, tırnak kırılması, kabızlık, gaz, çabuk


doyma, kusma, adetten kesilme, üşüme, aşırı zayıflama, büyümede duraklama, düşük tansiyon, diş kayıpları, ödem, şeker düşüklüğü, kemik erimesi gibi fiziksel bulgular göze çarpmaktadır. •

Genelde karbonhidratlı besinleri terk eder, düşük enerjili, su içeriği yüksek, hacimli besinleri ve bol bol meyveyi tercih ederler. Kişi ağrılarından bile zevk alır. Çünkü bu durum onun besinlere karşı koyabilme ve kendi vücudunu kontrol edebilmesinin bir göstergesidir. İlk başlarda hissedilen açlık, yaklaşık bir yıl içerisinde azalır ve kaybolur. Başlangıçta aç kalamayan birey bir şeyler yer, pişman olur, isteyerek kusmaya başlar. Laksatif ve diüretik (idrar söktürücü ilaçlar) alırlar. Bilinci; yemekler, yemek pişirme ile ilgilidir. Yemek kitaplarını okur, besinlerin enerji değerlerini öğrenir. Başkaları için güzel yemekler yapar, ancak kendisi yemez.

Yatak istirahatı, tüple beslenme, damar içi beslenme, psikoterapi, ilaç tedavisi, davranış değişikliği tedavisi, yeterli ve dengeli diyet tedavisi ile detaylı bir diyet eğitimi gereklidir. Psikiyatrist + Diyetisyen + Hemşire ekip halinde çalışmalıdır. Vücut ağırlığı haftada 2 kere, aynı saatte, aynı baskülde, aynı kıyafetle ölçülmelidir. Anoretik kişi kilo alırken panik halindedir. •

Gizlice kusabilir, yiyecekleri çöpe atabilir, saklayabilir. Ziyaretçilerden laksatif alıp kullanabilir. Aşırı su içerek kusmayı provoke edebilir. Karbonhidratlı besinleri yememek için pazarlık yapar, düşük enerjili besinleri seçer. Aşırı egzersiz yapar.


Tartım öncesi fazla sıvı alır.

Elbiselerinin altına ağırlık saklar.

Kat kat giyinir.

İsteyerek kabız olur.

Bu nedenle hastanın ne zaman tartılacağını bilmemesi gerekir. En iyi ilacın yemek olduğu, 3 öğün düzenli beslenmesi gerektiğianlatılmalıdır. Aneroksia Nervozalı Kişiler: 1. Aç olduklarını inkâr ederler. 2. Yemeği reddeder. Örneğin 1 tabak içerisine 1 adet nohut tanesini koyar çatal ve bıçakla ikiye bölüp yer ve doyduğunu söyler. 3. Kısa sürede yemek yememeye bağlı çok ağırlık kaybederler. 4. Güvensiz, huysuz, depresif ve hiperaktif olurlar. 5. Besinlerin enerji değerleri, şişmanlıkla ilgili konuları ezbere bilirler. 6. Zayıflarlar, ancak kendilerini hala şişman görürler. 7. Çok ağır egzersiz yaparlar. Örneğin o sağlıksız vücutlarına rağmen sürekli yürür, evde sandalye yüzü görmezler. 8. Kabızlık baş düşmanlarıdır, adet döneminden kesilirler. 9. Karşı cinse karşı çoğunda ilgisizlik vardır. 10.

Kollarda ve yüzde ince tüyler oluşur.

11. Kusma tipik belirtisidir. Ancak birlikte yaşayan aileye kustuğunu belli etmemek için elinden gelen her şeyi yaparlar. Kustukları ancak klozetin iç kapaklarına sıçrayan taneciklerden ve kesif kokudan anlaşılır. Ya da dişlerinin çürümesinden.


Bulimia Nervozalı Kişiler: 1. Gizli yemek yiyicilerdir. 2. Yemekten sonra banyo, tuvalete giderek yediklerini çıkartırlar. 3. Bazen çok kilolu bazen de zayıf olurlar. Vücut ağırlıkları çok sık değişir. 4. Yemek yedikten sonra mahcup olup depresyona girerler. 5. Paratroid (kulak altında bulunan) bezleri şişkin olur. 6. Çoğunlukla alkol ve ilaç kullanırlar. 7. Kusma ile oluşan asit diş minelerine zarar verir. 8. Adet dönemleri düzensiz seyreder. Ne Yapmalı, Bu Soruna Nasıl Yaklaşmalı? Kişi eğer bu tip beslenme bozukluğu hissediyorsa hiç beklememeli. Tıbbi, psikolojik ve besleneme konsültasyonu içeren kombine tedavi için ailece sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Tedavi için dirence, uzun soluklu bir tedavi sürecine, eğer geç kalınmışsa oluşmuş zararları öğrenmeye hazır olunmalıdır. Tedavi birkaç aydan birkaç yıla kadar sürebilir. Yeme bozukluklarının belirtileri ve davranış şekli kolayca geçmez. Ancak doğru ekip ve iyi bir yardımla iyileşme şansı yakalanabilir. Bunun gibi olumsuz vücut imajı şüphesinde bulunan ergen bireylerin mutlaka beslenme uzmanına gidip vücut ağırlıklarının sağlıklı hedefler içerisinde olup olmadığı hakkında bilgi alması, eğer kilo fazlalığı varsa büyüme ve gelişme faktörlerini engellemeyecek şekilde sağlıklı beslenme programı ile güvenli kilo kaybına başlamaları yemek yeme bozukluklarının görülmesini engeller. Bunun için sağlıklı beslenme ilkelerinden kesinlikle taviz verilmemesi gerekmektedir.


1-)Indiana’ da kasım ayından mart ayına kadar banyo yapmak yasaktır. 2-)Bir Keçinin Göz Bebekleri Dikdörtgendir. 3-)Ayakkabılarınızı muz kabuğu ile parlatabilirsiniz. 4-)Yaşamı boyunca bir köpek balığı yaklaşık 24.000 diş değiştirir. 5-)Dünyada erkeği doğum yapan tek canlı Deniz Atıdır. 6-)İçinde astronot olmayan bir uzay kıyafetinin ağırlığı 127 kilogramdır. 7-)Bugüne kadar yapılan en büyük sabun köpüğünün uzunluğu 4 otobüs kadardır. 8-)Peri bacalarının oluşması yaklaşık 8 milyon yıl sürer. 9-)Balinalar günlük 1,500 ton su yutarlar. 10-)Tırnaklarımız yılda 3,75 metre uzar. II. Bölüm 1-)Neden Yükseklik Korkusu Olur Aşağı bakan göz, yerin uzaklığını saptayamaz ve beyne kesin bilgi yollayamaz. Hâlbuki ayaklar sert bir şeyin üstünde durdukları için "yere dokunuyorum" mesajını verir. Bu iki farklı bilgi beyinde çelişki yaratır ve beyin, vücudun pozisyonunu netleştiremez.


2-)Çoğumuz parmaklarımızı çekerek ya da kıvırarak çıtlatma sesini duymaya çalışırız. Parmaklarımız gerilince ve eklem yerlerimiz düzleşince bu kapsül de gerilir. İçindeki sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya başlar. İşte kulağımıza gelenler bu seslerdir. Çıtlatma tüm eklemlerimizin içindeki yağlayıcı snovyal sıvıdan çözülen gaz kabarcıklarının şekillenmesiyle oluşuyor. Elemi germek, eklem içindeki sıvının basıncını azaltır ve gaz kabarcıkları görünmeye başlar. Kabarcıklar hızlıca patlar ve çıtlama sesi duyulur. Fakat kabarcıkların sıvı içinde tekrar oluşması zaman alır. Bu nedenle aynı parmağınızı tekrar tekrar çıtlatamazsınız. Annenizin uyarıların karşılık, çıtlatmanın eklem iltihabına ya da diğer hasar türlerinden birine yol açtığı konusunda bilimsel bir delil bulunmuyor.


III. Bölüm: Dünyanın en büyükleri Dünya'nın En Büyük Yolcu Gemisi Queen Mary 2: Queen Mary 2'nin uzunluğunu esas aldığınızda üç futbol sahasına eşit. Uzunluğu ise tam 345 Metre. Gemide çok güzel bir spor kulübü var amakullanmanıza hiç gerek yok, Queen Mary 2’nin güvertesinde bir tur attığınızda 620 metre yol kat etmiş oluyorsunuz. Geminin motorları 1570 arabanın motoruna, jeneratörleri ise 200.000 kişilik bir şehrin elektrik ihtiyacına karşılık verecek biçimde yapılmış. Maksimum hızı 55km. Gemi 5 milyon dolar (7.5 trilyon TL) değerinde sanat eserleriyle süslenmiş. İki katlı restoranı 1350 kişilik. Yerlerde toplam 250.000 metrekare halı kullanılmış. 1310 kabin ve 1420 personel var. Yolcu kapasitesi ise 2620.Gemi yaklaşık 1 Milyar Dolar'a (1. 5 katrilyon TL) mal olmuş. Butransatlantik denizlerdeki ilk Canyon Ranch Kaplıca Kulübüne, güneş sistemini canlandıran uzay kubbesine, en büyük balo salonuna, en büyük kütüphaneye, iki katlı tiyatro salonuna, beş adet kapalı ve açık yüzme havuzuna, jakuzilere ,butiklere ve geniş çocuk bahçelerine sahip.

V.GÖKTUĞ ERYETİŞ 8/A


GEORGE SİMON OHM Georg Simon Ohm.(d.16 Mart 1787.Ö.1854)de Earlangen Bavaira’ da doğan bir alman fizikçidir. Bir çilingirin oğlu olan Alman fizikçi George Simon Ohm, babasının yanında çalıştıktan sonra Köln’deki Cizvitler Koleji’nde ve Berlin Harpokulu’nda matematik ve fizik öğretmenliği yaptı; Köln Nürnberg ve Münih üniversitelerinde profesörlük yaptı Ohm lise öğretmenliği yaparken daha önceden Alessandro Volta tarafından bulunan elektrokimyasal hücreler üzerine çalışmaya ve araştırma yapmaya başladı. Kendi ekipmanlarını kullanıp araştırma yapması sırasında bir telden geçen akımın, geçtiği alanla doğru orantılı ve uzunluğuyla ters orantılı olduğunu buldu. Bu deney sonuçlarını kullanarak Ohm, gerilim akım ve direnç arasında ki bağlantıyı buldu. Denklem oldukça büyük bir gelişmeydi, çünkü elektrik devrelerinin analizlerinin yapılmasının başlangıcını ve temelini oluşturuyordu. Fakat maalesef Ohm 1827 de bu buluşunu yayınlayınca, kolej de kabul görmedi. OHM lise öğretmenliği pozisyonundan istifa etmeye zorlandı. ve OHM’de yoksulluk içinde yaşadı,


1830’da A.C. Becguell’in çalışmalarından habersiz olarak pillerdeki kutuplama olayını açıkladı. 1843’te insan kulağının çeşitli titreşimler arasında, sinüsoidal titreşimleri ayrıt ederek algılayabileceğini ispatladı ve canavar düdüklerinin teorisini kurdu. 1833 de Nüremberg de profesörlük pozisyonuna kabul edilinceye kadar bu yoksul hayatı devam etti. Bu ohm için çok iyi bir gelişmeydi, zaten bu zamana kadar çalışıp çabaladığı hayatı boyunca bir üniversite görevi yoktu.

Ohm, elektrik akımını bir sıvının debisi, potansiyel farkını da bir seviye farkı gibi kabul ederek ve elektrik miktarını, şiddetini, elektromotor kuvveti kesin bir şekilde tanımlayarak, elektrokinetik olaylar için bilimsel terimler ortaya koydu. Belirli kesit ve uzunluktaki, belirli bir madenden yapılmış bir teli standart seçerek, öbür teller için bugün ‘direnç’ denilen özelliği “indirgenmiş uzunluk” adıyla tanımladı ve ünlü yasasını, “akım şiddeti = elektroskopik kuvvet / indirgenmiş uzunluk” biçiminde açıkladı. 1826’da yayımladığı makalelerde, Ohm’un bu yasaya tümüyle deneysel yoldan vardığı görülür. Georg Simon Ohm un bulduğu ve bizim bugün OHM Kanunu olarak bildiğimiz I = V / R bu üç değişkenli formül tüm elektrik devrelerinin temelini oluşturmuştur. Ohm bu buluştan sonra bir elektrik devresinde elektromotor gücünün dağılımını keşfetti.Direnç, elektromotor kuvveti ve akım şidddeti arasındaki bağlantıyı buldu. Yaşamı sırasında bilime yaptığı katkı takdir görmeyen George Simon Ohm, ölümünden yaklaşık otuz yıl sonra adı direnç birimine verilerek onurlandırıldı.


. Cüce “İpek Maymun” Ağaçlarda yaşayan cüce “ipek maymun”, dünyanın en küçük maymunu. En fazla 12 cm uzunluğa ve 168 gram ağırlığa kadar büyüyebiliyorlar. Amazon ormanlarında yaşayan bu sevimli hayvanlar, boyutlarına oranla inanılmaz yüksek ses çıkarma yeteneğine sahipler. Çığlıkları ormanın bir ucundan diğer ucuna yankılanabiliyor

Kitti'nin Domuz Burunlu Yarasası Kitti’nin domuz burunlu yarasası –diğer bir adıyla yabanarısı yarasa- bilinen en küçük memeli. Yetişkinleri ortalama 2 gram ve 30-40 milimetreler. Büyük kulakları, kırmızı-kahverengi tüyleri ve domuz burnu gibi burunları var. Tayland ve Myanmar’da yaşıyorlar


Brookesia Minima Bukalemun Brookesia minima bukalemun, 2.5 cm uzunluğuyla dünyanın en küçük sürüngenlerinden biri. Madagaskar ormanlarında yaprakların arasında zorla fark edilen bu hayvan, gelişmiş bir bukalemunun tırnak boyuna gelinceye kadar çekmiş hali sanki Paedocyris Sazanı 2006’da, Sumatra bataklıklarında bulunan paedocypris sazan, dünyanın en küçük balığı. En fazla 7.9 milimetreye kadar uzayabiliyorlar. Beyinlerini korumasız bırakan gelişmemiş bir kafatasına sahipler ve planktonlarla besleniyorlar. Palmiye yağı üretimi için Endonezya bataklıklarının kurutulması nedeniyle soyları tükenmek üzere.


İKİ FİNCAN KAHVE VE KAVANOZ Ne zaman hayatında bazı şeyler taşınamaz hale gelirse, ne zaman 24 saat kısa gelmeye başlarsa, o zaman mayonez kavanozu ve 2 Fincan Kahveyi hatırlayınız! Bir gün bir profesör, elinde birkaç kutu olduğu halde derse gelir. Ders başladığında, hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe bir mayonez kavanozunu alır ve ağzına kadar tenis topları ile doldurur. Ve öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar; Öğrenciler ittifakla kavanozun dolduğunu ifade ederler. Bu sefer profesör önündeki kutulardan bir tanesinden aldığı çakıl taşlarını, çalkalayarak kavanoza döker, böylece çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurur. Ve öğrencilere tekrar kavanozun dolup dolmadığını sorar, onlar da 'evet' doldu derler, profesör bu defa masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. Tabii Ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur. Ve tekrar öğrencilere kavanozun dolup dolmadığını sorar, Öğrenciler de koro halinde 'evet' derler. Bu sefer profesör masanın altında hazır bekleyen 2 fincan kahveyi alır ve kavanoza boşaltır, Kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Öğrenciler gülerler!


Profesör öğrencilerin gülüşünü destekleyerek 'eveet' diyerek; ‘’Ben bu kavanozun sizin hayatınızı simgelediğini ifade etmeye çalıştım’’ der. Şöyle ki; Bu tenis topları hayatınızdaki önemli şeylerdir; aileniz, çocuklarınız, sıhhatiniz, arkadaşlarınız ve sizin için önemli olan şeylerdir. Diğer şeyleri kaybetseniz de, bu önemli şeyler kalır ve hayatınızı doldurur. O çakıl taşları ise daha az önemli olan diğer şeylerdir; işiniz, eviniz, arabanız vs. Kum ise diğer ufak tefek şeylerdir. ‘’Şayet Kavanoza önce kum doldurursanız...’’ diye, anlatmaya devam eder, ‘’çakıl taşlarına Ve özellikle de tenis toplarına (yeterli) yer kalmaz. Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz, önemli şeyler için vakit kalmayacaktır. Dikkatinizi mutluluğunuz için önem arz Eden şeylere çevirin. Çocuklarınızla oynayın. Sağlığınıza dikkat edin. Eşinizle yemeğe çıkın. Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın. Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin. Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin. Gerisi hep kumdur. Bu Ara Bir öğrenci sorar; 'Peki, O iki fincan kahve nedir?' Profesör gülerek: 'Bu soruyu bekliyordum, Hayatınız ne Kadar dolu olursa olsun, her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan Kahve içecek kadar yer vardır


ZİHNİ SİNİR PROJELERİ


SUDOKU


TÜM ÖĞRENCİLERE İYİ TATİLLER DİLİYORUZ.

DUYGU GÜVENİR GEZMİŞ FEN VE TEKNOLOJİ ÖĞRETMENİ

UTKU KARADENİZ BİLİM-FEN VE TEK. KULÜP BAŞKANI


Balkanlar Fenoloji