Page 1

142 Madenden 18'i Mevzuata Uygun

Sorumlular Yargýlanmý yor, Ýþ Cinayetleri Sürüyor

Kürkçü: Soma Sermaye ve Devletin Uðursuz Ýttifakýnýn Eseri

Haberi Sayfa 5’ de

Haberi Sayfa 5’ de

Haberi Sayfa 6’ da

SUSMA

ON

GÖNÜLLÜ OKURLARIN DESTEĞİYLE ÇIKIYOR ABONE OL ABONE BUL

21 MAYIS 2014 HAFTALIK YEREL GAZETE YIL: 18 SAYI: 599

SEKİZİNCİ YIL

Ederi: 1.00 TL

Manisa'nın Soma ilçesinde özel bir şirkette meydana gelen facianın ilk anlarından itibaren olay yerinde gelişmeleri yakından takip eden Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Eyüp Alabaş, GMİS Başkanlar Kurulu öncesinde bir basın toplantısı düzenleyerek facia ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Alabaþ; “Sýradan bir kaza deðil, katliamdýr” Manisa'nın Soma ilçesinde özel bir şirkette meydana gelen facianın ilk anlarından itibaren olay yerinde gelişmeleri yakından takip eden Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Eyüp Alabaş, GMİS Başkanlar Kurulu öncesinde bir basın toplantısı düzenleyerek facia ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.Alabaş başkanlığında toplanan GMİS Başkanlar Kurulu'na Genel Başkan Yardımcısı Satılmış Uludağ, Genel Sekreter Behzat Cinkılıç, Genel Mali Sekreter Muharrem Sarıçam, Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Osman Tutkun, GMİS' e bağlı Karadon, Üzülmez, Kozlu, Armutçuk, Amasra, Merkez ve MTA Şubelerinin yöneticileri katıldı. GMİS Genel Başkanı Eyüp Alabaş yaptığı açıklamada şunları söyledi; "Soma'da iş cinayetinin de ötesinde, bir katliama tanık olduk.Herşeyden önce hayatını kaybeden tüm maden şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum, mekânları cennet olsun.Ailelerine, yakınlarına sabır, tüm maden camiamıza ve milletimize başsağlığı diliyorum.Yaralı kardeşlerimizin de bir an önce sağlığına kavuşmasını temenni ediyorum. Olayı öğrendiğimde Ankara'ya yeni ulaşmıştım. Ertesi gün Türk-İş Genel

CHP'lilerden siyah kurdeleli çelenk

Başkanımızla bir randevumuz vardı.Tüm televizyon kanallarında olayı trafo patlaması sonucu 300 kişi mahsur kaldı diye altyazı geçiyorlardı.Eminim ki tüm madenci kardeşlerim benim gibi bunun sadece bir trafoyla olamayacağını hemen anlamıştır.O nedenle hemen Soma'ya hareket etme kararı aldık.Yol boyunca, orada örgütlü bulunan Türkiye Maden-İş Sendikamızın yöneticilerinden bilgi aldım.Onlar da olayın çok vahim boyutlarda olduğunu ifade ediyorlardı. Maden ocağından son şehidimiz de

çıkartılıncaya kadar başta Türk-İş Genel Başkanımız Ergün Atalay olmak üzere Türkiye Maden İş Sendikası yöneticileri ve diğer sendikalardan arkadaşlarımızla olayı yakından izledim.Altını çizerek söylüyorum; Bu, sıradan bir kaza değildir. Bu bir katliamdır.Ve sorumluları en yukarıdan en alt birime kadar, olası kastla adam öldürmekten en ağır ceza ile yargılanmalıdır.”dedi. Devamı Sayfa 3’de

Zonguldak'ta "19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı" dolayısıyla Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü tarafından çelenk koyma töreni düzenlendi. Zonguldak Valiliği önündeki Atatürk Anıtı'nda düzenlenen 19 Mayıs töreni, Soma'da yaşanan maden faciası yüzünden buruk geçti. Öğrenciler, Soma'da şehit olan 301 madenci için üzgün olduklarını ve bayramın buruk geçtiğini dile getirdiler. Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Uğur Akdeniz'in Atatürk Anıtı'na çelenk koymasından sonra saygı duruşu yapıldı ve İstiklal Marşı okundu.Tören sonrası gazetecilere açıklamada bulunan Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü Uğur Akdeniz, "Soma'da yaşanan maden faciasında hayatını kaybeden 301 şehidimizde Çanakkale ruhunu görüyoruz, 19 Mayıs ruhunu görüyoruz. Her birinin hayat hikayelerini izlediğimizde kıymetli madeni yeryüzüne çıkarmak için, kimseye bağlı olmamak ve ailelerini geçindirmek için madende çalışma gayretini gösterdiler. Maden içinde birbirlerine destek olma durumu var. Bu bize Çanakkale ruhunu tekrar hatırlattı. Bu vesileyle madenlerde şehit olan 301 şehidimize Allah'tan rahmet diliyorum. Kederli ailelerine başsağlığı diliyorum" dedi.

Alkol ve Mücadele Derneði bilgilendirme toplantýsý düzenledi Alkol ve Mücadele Derneği tarafından Mithatpaşa İlköğretim okulunda düzenlenen bilgilendirme toplantısı için Zonguldak'a gelen Uyuşturucu ve Madde Bağımlılıkları Alkolizmle Mücadele Federasyonu Başkanı Dila Tezemir konfederasyon çalışmaları hakkında bilgi verdi. Haberi Sayfa 2’ de

Keçecioðlu; “Kurtarma uzmanlýk gerektiren bir iþ”

Haberi Sayfa 8’ de

Eðitim-Sen ' den Milli Eðitim Müdürüne ziyaret Haberi Sayfa 10’ da

Yanan bizdik siz kömür sandýnýz Soma'daki maden faciasında yaşamını yitiren 5 Zonguldaklı maden işçisi gözyaşları arasında toprağa verildi. Ölen madencilerden Nurettin Kara'nın eşi Ayten Kara'nın tabuta sarılıp, "Bana söz verdin; 'Artık rahat edeceğiz' diyordun. Şimdi nereye gidiyorsun, böyle mi olacaktı?" diyerek ağlaması yürek burktu.

CHP Zonguldak İl Başkanlığı, "19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı"nın 95'inci yıldönümünde Soma'da yaşanan maden faciası nedeniyle Atatürk Anıtı'na siyah kurdeleli çelenk bırakıldı.

Sayfa 9’da

19 Mayýs'ta buruk kutlama

Sayfa 7’de


SUSMA -YORUM

21 Mayıs/2014/599

Ölüm göçmen madencileri Soma’da yakaladý

Bahaddin Arı susmagazetesi@yahoo.com

Neresinden yazayım, inanın haberleri yapmanın bile zor olduğu anda birde bu köşeden bir şeyler söylemenin gereğini hissediyor insan. Köşe yazarlarımızdan Bilal Kara ve Hüsamettin Ayvacı Soma'da ki acı tabloyu farklı açılardan özellikle insan ve işçi sınıfı temelli aktardılar. Bende Bülent Ecevit Üniversitesi Yayınlarından çıkan, “Zonguldak İlinde Göçün sosyo-ekonomik nedenleri ve alınabilecek tedbirler” başlıklı kitap masamda gözümün içine batarcasına, Soma'ya sende buradan bak der gibi bir düşünce geliştirdi.Bende ‘Soma’da yanan kömür değil bizdik’ çığlığından yol çıkarak cenazelerini kaldırdığımız canların kendi topraklarından başka topraklara neden gittiğine değineyim istedim.Kitabın önsöz bölümü açık aslında şöyle yazıyor, “Türkiye'de 1950'li yıllarla hızlanan sanayileşme ve kalınma hareketleri ile birlikte gelişen ekonomi ve toplumsal dönüşüm, kaçınılmaz olarak iç göç olgusunu da beraberinde getirmiştir.1980'li yıllara kadar bu dönüşümden olumlu olarak etkilenerek göç alan iler arasında yer alan Zonguldak ili, bu yıldan sonra göç veren iller arasında yer almaya

başlamıştır.Zonguldak ilinin gerek iç göç gerekse dış göç veren iller arasında ilk sırada yer alması nedeniyle en önemli sorunlardan birisi göç olgusudur.Zonguldak ilinde iç göçü genellikle şehir merkezinden, dış göç ise genellikle ilçelerden gerçekleşmiştir.Günümüzde Zonguldak ilinin Merkez ilçe nüfusundan daha yüksek bir sayıda Zonguldaklı'nın Türkiye'nin diğer illerinde yaşadığı görülmektedir...Araştırma sonuçları, gerek Zonguldak ili Merkez ilçede yaşayanların göç etme eğilimlerini gerekse farklı yıllarda Zonguldak'tan göç etmiş olanların göç etme nedenlerini, kendi bireysel nedenlerinden çok Zonguldak ilinin sorunlarına bağlamaları açısından dikkat çekicidir.( Zonguldak İlinde Göçün sosyo-ekonomik nedenleri ve alınabilecek tedbirler BEÜ Yayınları Sayfa 11) Evet her ne kadar kitapta Türkiye'deki göçün genel akışını 1950'lere dayandırsa da kente göç neredeyse 100 yıla yakın Anadolu'dan, Karadeniz'in en ücra köşesinden kentimize göçün serüveni daha eskilerde.

23 Mayıs 1876 - Tersane isçileri grevi. 1971 - Kaçırılan İsrail Başkonsolosu Elrom ölü bulundu. 1976 - TÖB-DER’in 17 şubesi valilerce kapatıldı. 26 Mayıs 1971 - 11 ilde sıkıyönetim ilan edildi. 1974 - Devlet Üretme çiftlikleri'ndeki tarım isçileri greve başladı. 27 Mayıs 1871 - Paris Komünü. 1960 - Ordu yönetime el koydu. 28 Mayıs 1967 - TMGT isçi ve gençlik kitlelerinin katilimi ile düzenlediği açlıkla savaş yürüyüşü düzenledi. 1980 - Edip Cansever’in ölümü. 29 Mayıs 1967 - Maraş’ta topraksız köylüler AP Hükümetini protesto yürüyüşü düzenledi. 1970 - İzmir’de personel yasasını protesto eden astsubay eşleri polisle çatıştı. 30 Mayıs 1970 - Toplum polisi yeni personel yasasını protesto boykotu yaptı. 1977 - Maden-Is ile MESS arasındaki zorlu savaşım başladı. 31 Mayıs 1933 - İstanbul Üniversitesi kuruldu. 1971 - THKO önderlerinden Sinan Cemgil, Kadir Manga, Alpaslan Özdogan Nurhak’taki çatışmada öldürüldü.

Susma KURUCU Bahaddın Arı Sahibi: Çark Yayıncılık,Reklamcılık Adına:Sevim ARI

Sorumlu Yazıişleri Müdürü: Bahaddin ARI Webmaster : S.Üstüngel ARI Yönetim Yeri ve Adresi: Mithatpaşa Mah.B. Ecevit Cad. Kızılay Kanmerkezi Karşısı Kat: 5 No: 52 ZONGULDAK Tel/Faks 0372 252 42 99 Web: www.susmagazetesi.net e-posta: susmagazetesi@yahoo.com Dizgi-Düzenleme: SUSMA Baskı: MATBAA 69 Tel:251 40 44

Alkol ve Mücadele Derneði bilgilendirme toplantýsý düzenledi

Kongre İlanı;50. TL Tüzük İlanı:150 TL Yitik İlanı: 20 TL Gazete Satış Fiyatı: 1. 00 TL Yıllık Yayınlı Kurumsal Abone: 1000.TL Yıllık bireysel abonelik 100.TL Banka Hesap No: Ziraat Bankası Zonguldak Şb.00569815 Posta Çeki Hesabı: Bahaddin Arı 0148 52 40

Susma; Hak ve Sorumluluk Bildirgesi İlkelerine Uyar. Cevap ve düzeltme hakkına saygı gösterir. Gazetede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazara aittir

ücretlerini, maddi ve moral yaşam düzeyini aşağıya çekerken, böylece burjuvazi ile proletarya arasındaki uçurumu açarken, emperyalizmin işçi sınıfı içinde ayrıcalıklı kesimler yaratma eğilimi yerli ile yabancı işçiler arasında da bir farkın en azından korunmasını getirir, yabancı düşmanlığının beslendiği bir toplumsal taban yaratır. İşte bu nesnel süreçlerden iki sınıfın kalkışı farklı olmak zorundadır. Burjuvazi elindeki her olanakla olumsuzu, yani yabancı düşmanlığını körükleyerek işçilerin bölünmüşlüğünü, dolayısıyla kendi erkini sürdürmek için çalışır. Devrimci proletarya ise tarihin istediği yönde, olumluyu hızlandırmak için sınıf savaşını yükselterek, tüm uluslardan işçilerin en yakın birliği için savaşır. Marks, "işçi ücretleri tamamen endüstri yedek ordusunun genişlemesi ve büzülmesiyle düzenlenir" diyor. (11 Marks, Kapital, İng. basım, c.1, s.666.) BEÜ'nin Zonguldak İlinde Göçün sosyo-ekonomik nedenleri ve alınabilecek tedbirler" kitabının özellikle siyaset yapanların satır satır okumalarını tavsiye diyorum. Önemli bir çalışma tebrike diyorum.

Bu son olsun Somada Som Altındandı kalpleri Madencilerin Somada Som Altından Güneşi Göremeyecekler artık Somada Bir somun ekmeği paylaştılar Anaların ak sütü gibi helal Kömür karasında parlayan Gözlerle, orada, Somada Kurban edildiler kar hırsına Aç gözlü patronların Sıra sıra dizildiler Dağlar gibi Somada

Kururluş 28 Nisan 1997 Temsilcilikler Kozlu; ; Bilal Kara Bartın : Ahmet Güneş Amasya : Mehmet MENEKŞE Berlin : Mehmet Ballıkaya

Bu konuda BEÜ Kitabında her ne kadar, kendi bireysel nedenlerinden çok Zonguldak ilinin sorunlarına bağlansa da, Marks Zorunlu göçü şöyle tarif ediyor, “Kapitalist gelişme, geri kalmış ülkelerde, özellikle tarımın geleneksel yapısını çözdükçe,yüz binleri topraktan, yerinden söküyor, göreceli yüksek ücret vaat eden uzak topraklara sürüyor. İşsizlikten, sefaletten kaçan bu yığının yeni bir ülke, yeni topraklar arayışıyla denizleri aşmasından başka alternatifi yoktur. Burada sözünü ettiğim altın manisiyle bağlı göç değildir, toprak sahipliğinin, çiftliklerin (az ellerde) yoğunlaşmasının, tarımda makineleşmenin ve modern tarım sisteminin büyük ölçekli uygulanmasının yol açtığı zorunlu göçtür." (K. Marks, "Zorunlu Göç, Kossuth ve Mazzini", Marks-Engels Toplu Yapıtlar, İng. basım, c.1, s.530) Kapitalizmdeki işçi göçünün nesnel, olumlu-olumsuz sonuçları vardır. Bir yandan ulusal farkları, sınırları törpülerken, uzun dönemde önyargıları kırarken, bir yandan da işçiler arasında rekabet nedeniyle yabancı düşmanlığı doğar. Göçmen işçinin rekabeti bir yandan yerli işçi sınıfının

Sayfa 2

Alkol ve Mücadele Derneği tarafından Mithatpaşa İlköğretim okulunda düzenlenen bilgilendirme toplantısı için Zonguldak'a gelen Uyuşturucu ve Madde Bağımlılıkları Alkolizmle Mücadele Federasyonu Başkanı Dila Tezemir konfederasyon çalışmaları hakkında bilgi verdi. Dila Tezemir " Yaklaşık 10 yıldır uyuşturucu ve madde bağımlılıklarıyla uğraşıyorum. Kendimde eski bir alkol bağımlısıyım. 5 yıl önce alkolü bıraktım. Alkol bağımlısı bir babanın kızıyım. Hep soruyorlar neden bu işle uğraşıyorsunuz diye. 30 yıl alkol nedeni ile babasız büyüdüm. Babamı ararken de alkol tuzağının içine kendim düştüm. Sonrası da bazı gerçekleri de farklı yaptığım işlerden kaynaklı görünce, neden olmasın dedik. Biz gerçekleri gördük en azından etrafımızda toplumumuz da ülkemizde ne kadar insana el uzatıp doğruyu göster-

ilirsek kendi adımıza bir şeyler olabilir diye dernek olarak faaliyete başladık. Sonrasında 1 yıl önce federasyonumuzu kurduk 3 yıllık bir çalışma neticesinde. Sayın Genel Müdürümüz İsmail Karakaş Bey' in öncülüğünde oldu bu federasyon fikri. Uyuşturucu ve Madde Bağımlılıkları Alkolizmle Mücadele Federasyonu'nu oluşturduk. Toplamda 5 derneğiz ALMUDER başta olmak üzere Çanakkale, Maraş'da da örgütlendik. 1 yıldır aktif olarak görev yapıyoruz."dedi Eğitim çalışmaları konusunda bilgi veren Uyuşturucu ve Madde Bağımlılıkları Alkolizmle Mücadele Federasyonu Başkanı Dila Tezemir şu düşünceleri paylaştı, "Biz öncelikle rehabilitasyon kısmına adım attık. Çünkü bir gerçekle karşılaştık son 10 yıldır uğraşıyoruz ama 3 yıldır çok büyük bir gerçekle karşılaştık. Bizlerde diğer Sivil Toplum Kuruluşları ve diğer halkımız gibi bunun bir hastalık olduğuna inanıyorduk ve herkes gibi çözümü yok ama hafifletilebilir veya ilaçla durdurulabilir. Biz bir gerçeği öğrendik, bu hastalığın ilaçlarla tedavi edilemeyeceğini. Tamamen ilaçsız bir şekilde doğal yöntemlerle ve eğitim çalışmalarıyla uyuşturucu ve alkolden kurtulunabilineceğini öğrendik. Yaklaşık 4 aydır federasyonumuzun bünyesine bunu uyguluyoruz. Eğitim ve bilinçlendirme kısmında ALMUDER başkanı Sayın Nejdet Özkan bey yoğunluk veriyor. Şu an için biz sadece rehabilitasyona ağırlık verdik. Şu ana kadar 100 ün üzerinde kardeşimize yardımcı olduk. Binlerce insana da sözlü

Geldi işbirlikçi devlet , Saymaya cansız bedenleri Gözlerine bakamadılar anaların Suçları sabit oldu Somada Biz tören istemeyiz, eksik olsun Timsah gözyaşları katillerin Yeter ki, yükselsin, yayılsın İsyan bayrakları Somadan Savaşalım bilinçli ve örgütlü Gün doğsun işçiye emekçiye Artık güzel günler gelsin ülkeye Bahar günleri kış olmasın Somada Nizam Sucu 15.5.14 olarak yardımcı olmaya çalıştık en azından sorunun gerçekliğini ortaya koymak adına. Çocuklarımız ilaçlarla ileriye doğru gitmeden yani şizofrene gitmeden geri döndürme adına bilinçlendirme yapıyoruz. Ücretsiz olarak danışmanlık hizmeti veriyoruz. Bağımlıların yaş ortalaması 12 yaştan başlıyor 60'a kadar müracaat eden var. Ama biz 18 yaş altına çalışma yapamıyoruz mevzuata gereği. Bağımlılar arasında farklı sosyal yapılarda insanlar var. Bürokrasinin içinden bile bir çok müracaatçımız oluyor. Bu olaya ayıp olarak bakılıyordu. Bu ayıp ve utanılacak bir şey değil. Önemli olan hatamızdan geri dönebilmeyi istemek. Şimdi 6-7 yaşında çocuklarımıza hiper aktif tanısı konularak çocukları küçücük yaşta programlamaya başlıyorlar. Bu çocuklar ilaçlarla büyüyor. Ve yaşları büyüdükçe de farklı maddelere yöneliyorlar. Bu gün ALMUDER adına buradayım. İnsanları ne kadar çok bilinçlendirirsek o kadar çok bağımlılığın önüne geçmiş oluruz.


SUSMA -YORUM

21 Mayıs/2014/599

Sayfa 3

Merve Ekici Sergisi üzerine

115 Kiþilik Madenci Kadrosuna 4 Bin Baþvuru

Genç sanatçınıın Zonguldak'ta SergiOdası'nda açtığı ilk kişisel serginin söyleşisi 21 Mayıs 2014 Çarşamba günü Saat 17.00'de başlayacak. Hergün 12.00-18.00 arası gezilebilen sergi ise 23 Mayıs'da kapanacak.Daha önce Dilek Arslanoğlu, Firdevs Çankaya, Bora Arkan, Sena Avcı, Kutlu Gürelli, Neslihan Aydın, Aysun Başkaya sergisinin izleyicilerle buluştuğu "Genç Sanatçılar Sergi ve Söyleşi Serisi", gelecek ay sanatçıların açacağı ortak sergiyle tamamlanacak. Adres: SergiOdası Mithatpaşa Mahallesi Arı İşhanı No:19 Kat.1 (Japon Pazarı'na 20m. Zafer Eczanesi Üstü-Zonguldak)

Zonguldak ' ta Türkiye Taşkömürü Kurumu 115 kişilik kadro açtı, 4 bin kişi başvurdu.Soma’da yüzlerce işçinin ölmesine rağmen, işsizlik nedeniyle başvurularda geçen yıla oranla yüzde 30 artış var.İşçi adayları uygulamalı testlere tabi tutuldu. 4 metrelik maden direği taşıyan adaylar, kazma, kürek ve baltaları nasıl kullandıklarını uygulamalı olarak gösterdi. 115 kişi, yapılacak değerlendirmelerin ardından Haziran ayında işbaşı yapacak.Türkiye’de toplam maden işçisi sayısının 120 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu işçilerin 49 bini, yani yüzde 40’ını kömür ve linyit madeni işçileri oluşturuyor.

GENEL MADEN İŞÇİLERİ SENDİKASI GENEL BAŞKANI EYÜP ALABAŞ;

İşçi sınıfı bedel ödemeye devam ediyor.

“Taþeron sistemi bir bataklýktýr. Islah edilmesi mümkün deðildir” Bilal Kara

Baştarafı Birinci Sayfada

Bu sıradan bir kaza değil, bir katliamdır Altını çizerek söylüyorum; Bu, sıradan bir kaza değildir. Bu bir katliamdır.Ve sorumluları en yukarıdan en alt birime kadar, olası kastla adam öldürmekten en ağır ceza ile yargılanmalıdır. 2004 yılından beri uyarıyoruz En ağır ceza diyoruz çünkü; Biz, Genel Maden İşçileri Sendikası olarak 2004 yılında Zonguldak'ta Türkiye Taşkömürü Kurumu'nda taşeron uygulaması dayatıldığı zaman ilgilileri uyardık.15 Nisan 2004 tarihinde yaptığımız basın açıklamasında "Kurum adına kazanç yoktur ama risk çoktur… İş güvenliği ve sağlığı yönünden ödün verilmesi ihtimali yüksektir. Sorumluluğun bire bir verilmediği yerlerde madencilik sektöründe, literatürde olmayan, dünyada eşi görülmeyen vahim iş kazalarıyla karşılaşılması mümkündür" dedik.Taşeron uygulamalarının nerelere varabileceğini anlattık. Karadon Müessesesi'nde taşeron uygulaması dayatıldığında 23 Haziran 2005 tarihinde eylem yaparak taşeron şirketi ocağa sokmadık. Ancak, devlet, gücünü kullanarak 19 Temmuz 2005 tarihinde taşeron şirketin önünü açtı.Korkulan oldu. 17 Mayıs 2010 tarihinde taşeron şirketin çalıştığı alanda 30 arkadaşımız hayatını kaybetti. 7 Ocak 2013 tarihinde Kozlu Müessesesi'nde yine canımız yandı. Taşeron şirkette çalışan 8 madenci arkadaşımız şehit oldu. Biz bunu bir iş cinayeti olarak tanımladık. Çünkü uyarılarımız dikkate alınmadığı için bu kazayı yaşadık.Yaptığımız açıklamada; "Eğer aynı uygulama sürdürülürse bundan sonrasının "taammüden adam öldürme" aşaması olacağını önemle belirtiyoruz" dedik.

Emeğe saygı-taşerona hayır mitingi'nde de uyardık Bu uyarılarla kalmadık. 27 Ocak 2013 tarihinde Zonguldak'ta "Emeğe Saygı-Taşerona Hayır" Mitingini düzenledik. Mitinge tüm Türkiye'yi davet ettik. TÜRK-İŞ Yönetimi, DİSK Yönetimi, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, Türkiye Kamu-Sen Konfederasyonu, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu yöneticileri ve bağlı sendikaların üyeleri akın akın Emeğin Başkenti'ne geldiler.Mitinge sadece bir işçi ve memur konfederasyonu katılmadı. Toplumun tüm kesimleri Zonguldak'taydı.Tüm emek örgütleri adına yaptığım konuşmada; "Türkiye Cumhuriyeti'ni Taşeron Cumhuriyeti yapmaya çalışıyorlar. Kamuda sendikalı işçiden çok taşeron işçisi var… Taşeron demek, 200 yıl öncesinin vahşi düzeni demektir. Taşeron düzeni bir bataklıktır. Ve ıslah edilmesi mümkün değildir.Taşeron uygulamasını tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırmak bizim görevimizdir. Taşeron düzeni bir bataklıktır ve Hükümet çırpındıkça batacaktır" dedim.Soma'da yaşadığımız bu cinayetin sorumluları, olası kastla adam öldürmekten en ağı ceza ile yargılanmalıdır, diyoruz. Kar hırsı ile üretim zorlaması Kâr hırsı ile yeterli güvenlik önlemlerinin alınmadığı, üretim zorlaması için akıl almaz düzenlemeler yapıldığı, çalışanların sindirildiği ve uyarılarının dikkate alınmadığı bugün açıkça ortaya çıkmıştır. Şahsen daha önce gördüğüm bu yetersizlikleri infial yaratmamak düşüncesiyle meslek erbaplarımızın ve dikkatli vatandaşlarımızın anlayacağı şekilde çeşitli ortamlarda ifade ettim. Taşeron sistemi bir bataklıktır. Islah edilmesi mümkün değildir Savcı ve bilirkişi heyeti, ön raporunda kazanın nedenlerini genel hatlarıyla ortaya koydu. Burada kaza-

yla ilgili teknik ayrıntıya girmiyorum.Genel Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı olarak buradan Başkanlar Kurulumuz ile birlikte bir kez daha ifade ediyoruz; Taşeron düzeni bir bataklıktır. Ve ıslah edilmesi mümkün değildir.Taşeron düzeni bir bataklıktır ve Hükümet çırpındıkça batacaktır.Bu kazaların hepsi hatalar zincirinin sonucunda yaşanmaktadır.Ne yazık ki, bile bile hatalar üst üste eklenerek sürdürülüyor.Devlet, Hükümet, siyasetçi, iş adamı ve sisteme uygun meslek erbapları bu düzeni daha fazla sürdüremezler, sürdürmemelidirler. Yeraltı madenciliği devlet ciddiyeti ister Biz, Genel Maden İşçileri Sendikası olarak her zaman olduğu gibi tüm imkânlarımızla mücadele etmeye devam ediyoruz.Taşeron düzenine hukuki kılıf hazırlamak, Ulusal İstihdam Stratejisi gibi saçma-sapan düzenlemelere kalkışmak sosyal barışı tamamen ortadan kaldıracaktır.Yeraltı madenciliği, devlet ciddiyeti ister. Biz, Türkiye Taşkömürü Kurumu'nda ısrarla işçi açıklarının giderilmesi vurgusunu yapıyoruz. İş güvenliği önlemlerinin yeterince alınabilmesi için işçi açıklarının giderilmesi şarttır. Başta madencilik sektöründe olmak üzere taşeron uygulamalarına en kısa sürede son verilmelidir. Başta Sendikamız olmak üzere, sendikaların ve meslek odalarının uyarıları mutlaka dikkate alınmalıdır. Biz, tekrar tüm maden şehitlerimize Allah'tan rahmet, başta aileleri olmak üzere madencilik camiasına ve ülkemize başsağlığı diliyoruz". GMİS Genel Başkanı Eyüp Alabaş, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Alabaş, asıl sorgulanması gerekenin taşeron sistemi olduğunu, madenciliğin kar mantığıyla yapılamayacağını belirtti.

Güneşin, öğleye doğru azıcık görünüp de ikindi bile olmadan ufuktan kaybolup gittiği, "havanın kurşun gibi ağır" olduğu bir günde, insanın ruh halini bir düşünün? Sicim gibi yağan yağmurla sert ve soğuk esen rüzgâr, iliklerine işliyor insanın ve ancak beş on metre ötesini görebiliyor insan. Bir iki günlük atmosfer değil bu. Yılın yarıdan çoğu böyle geçiyor. Soğuk havaya rağmen bir kanalizasyondan, maden ocağından, etraftaki irili ufaklı onlarca fabrikadan gelen gaz kokusu yanında, insanı sağır eden makine ve insan gürültüsü var. İnsanlar sesini duyurmak için olanca gücüyle bağırıyor ama duyuramıyor. İklim ve çevre koşulları ile birlikte yaşam koşullarının da zorluğu da sarmış etrafı. Çevre kaynaklarının kıt olduğu bir yerde insan yarına güven duymuyor, aşamadığı zorluklara boyun eğiyor. Adını ve çaresini bildiği ama üstesinden gelemediği bir soruna "Kader" diyor. İnsan ürünü olan siyasal ortam da çoğu zaman insanı kaderciliğe iter. Siyasal ortam sadece burjuva partilerin aralarında seçim kazanıp hükümet kurdukları, meclisten yasa çıkarıp devleti, halkı ve memurları yönettikleri bir ortam değildir. Aynı zamanda, burjuvazinin iktidar ve muhalefetle birlikte, toplumu markaja aldığı, hedef şaşırttığı ve devlete yabancılaştırdıkları bir ortamdır. Burjuva partilerin hiç sömürüden, işçi sınıfının haklarından söz ettiğini gördünüz mü? Hele de Başbakan RT Erdoğan ile CHP Genel Başkanı K Kılıçdaroğlu'nun yarattıkları politik şiddet dilli siyasi ortamda, insanda ruh sağlığı mı kalır? T Erdoğan fanatizmi, kendisini sevenleri bile politik körlük ortamına sürüklediği gibi insanı bakar ama görmez, yaptı. Soma'da ya da Türkiye'nin herhangi bir yerinde, örneğin Zonguldak'ta işverenlerin, işsizlerin istedikleri gün ve saatte kayıt ve sigorta yapılmaksızın çalışarak günlük harçlıklarını çıkarabileceklerini söyledikleri ve ucuz işin tadına vardıkları bir çalışma ortamında işsizler, iş kazası madenciliğin fıtratında var, ya Allah bismillah, kaderde ne varsa o olur, deniliyor. Hele bunu sendikacılar, müfettişler de biliyor ve görmezden geliyorsa oradaki baskıyı siz düşünün. Doğal olarak bu haftanın konusu Soma'da yaşanan maden kazası ve ölen 301 işçinin hesabının sorulmasıdır. Bu hesap işverene, işverene arka çıkan iktidara, işçi sendikasına ve AKP'yi iktidar yapanlara sorulmayıp da kime sorulacak? Ne güzel, Müslüman burjuvazinin ileri demokrasisinin meyveleri, işverenler için İstanbul'un göbeğinde onlarca kat iş merkezi, lüks yaşam, işçiler içinse maden ocaklarında boğulmak, yanmak, 1Mayıslarda cop, biber gazı ve tomalardan tazyikli su. Müslüman AKP iktidarının görevi Allaha vekillik edip sevdiği işverene hesabı bilinemeyecek ve sorulamayacak kadar bol para kazandırmak, istemediği işçiyi de aç bırakıp madene göndermek ve ölüme ortam hazırlamak herhalde? Bakıyoruz yandaş medya, işçilere dua dağıtırken işverenleri hesaba çekmiyor, unutturuyor. Soma faciası es geçilecek bir konu değil elbet, olamaz da. İktidar sözcüsü, Hüseyin Çelik, şimdi hükümeti eleştirme zamanı değil, yaraları sarma zamanı, dese de halk başbakana kazanın sebebini soruyor ve sıkıştırıyor. Başbakansa o eski tavrıyla, sandıkta hesap sorduklarını söylüyor, halk tepki gösteriyor ve bir AVM ye sığınıyor. Başbakanın hitabetine hayran olan sulu göz bakanlar, bu sefer ölen işçiler için hiç de gözyaşı dökmediler. Anlaşılan bakanların gözpınarları sıra işçilere gelince kuruyor. Ama olsun, işçiler gene de Başbakanı seviyor ve oylarıyla onu destekliyorlar. Sosyalist, komünist, devrimci ve demokratlara gelince, onlar işçi sınıfını savundukları ve sömürüye karşı çıktıkları için "vatan haini" olmaya devam ediyorlar. Hatta Müslüman halk, devleti, AKP iktidarını onlara karşı koruyabilir bile. Soma'daki kazada sendikaların sorumluluğuysa hiç yoktu, onlar masumdu. Dua etmeleri yeter. Özelleştirme şampiyonu T Özal, ölen işçilerle öbür dünyada muhtemelen hesaplaşıyor olabilir. Diğer özelleştirme şampiyonu T Çiller'inse kulakları çınlıyordur. Hükümet, milletvekillerimizle birlikte Soma'dayız, kazayı muhalefete yedirmeyiz, diyorlar. Belki de haklılar. Ortam labirentlerle dolu, bul bulabilirsen çıkış yolunu. Evet, Her Yer Soma, Her Yer Acı. İşçi Sınıfı Bedel Ödemeye Devam Ediyor.

bilalkara67@hotmail.com


SUSMA -YORUM

21 Mayıs/2014/599

Sayfa 4

"Seçilme Yaþýný 18'e Ýndirme Azmindeyiz"

Zonguldak Belediye Baþkaný Akdemir'den Geçmiþ Olsun Ziyareti

Başbakan 19 Mayıs nedeniyle buluştuğu gençlere seçilme yaşını 18'e indirme hedeflerini anlattı. "Protesto özgürlüğünün gençlerin en tabii hakkı olduğunu" söyledi.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Başbakanlık Yeni Bina'da bir grup genç ile buluştu.Başbakan buradaki konuşmasında gençleri karar mekanizmalarında daha etkin görmek istediğini belirterek seçilme yaşını 18'e indirmeye çalıştıklarını söyledi.

Soma'nın acısını paylaştıklarını ifade eden Akdemir, Zonguldak'ın da maden şehri olduğunu ifade ederek acıyı derinden yaşadıklarını söyledi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, meclis toplantısı öncesinde Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir'i Kültür Merkezi'nde konuk etti. Ziyarete eşi Nurten Akdemir ile birlikte gelen Muharrem Akdemir'i, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün'de eşi Şeyda Ergün ve Kültür Sosyal İşler Daire Başkanı Nursel Ustamehmetoğlu ile birlikte karşıladı. Soma'da yaşanan maden faciasından dolayı büyük üzüntü içerisinde olduklarını ifade eden Zonguldak Belediye Başkanı Akdemir, "Acılarınızı paylaşmak ve geçmiş olsun dileklerimizi iletmek nedeniyle böyle bir ziyaret gerçekleştirdik”dedi

CHP Soma nedeniyle siyah kurdeleli çelenk býraktý

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Zonguldak İl Başkanlığı, "19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı"nın 95'inci yıldönümünde Valilik önünde alternatif çelenk koyma töreni gerçekleştirdi. Soma'da yaşanan maden faciası nedeniyle Atatürk Anıtı'na siyah kurdeleli çelenk bırakıldı. Ardından saygı duruşu yapıldı ve İstiklal Marşı okundu.Çelenk koyma törenine; Zonguldak Belediyesi Başkan Vekili Emine Uzun, CHP İl Başkanı Halil Furat, Merkez İlçe Başkanı Cemal Şahin, Belediye Meclis üyeleri, İl Genel Meclisi üyeleri, Kadın Kolları, Gençlik Kolları ve üyeler katıldı. CHP'liler Valilik önündeki törende, 13 Mayıs 2014'de Soma'da hayatını kaybeden 301 maden şehidi ve 17 Mayıs 2010'da Karadon'da hayatını kaybeden 30 maden şehidini anarak, Allah'tan rahmet dilediler.

Furat; "Türk gençliğine her zamankinden daha fazla ihtiyacımızın" CHP Zonguldak İl Başkanı Halil Furat, "19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı" ile ilgili açıklamasında, "19 Mayıs, bağımsızlığına düşkün Türk milletine vurulmak istenen esaret zincirlerinin

parçalama kararlılığının ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna öncülük eden Kurtuluş Savaşı'nın ilk kıvılcımının tarihidir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletine ve onun damarlarında akan asil kandaki kudretine güvenerek çıktığı bağımsızlık yolcuğunu bu tarihte başlatmıştır. Bu önemli tarihin 95'inci yıldönümü öncesi Soma'da yaşanan faciada madencilerimizin şehit olması bizleri yasa boğmuştur. Bu duygu ve düşüncelerle 19 Mayıs ve Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı'nda yarınlarımızı emanet ettiğimiz Türk gençliğine her zamankinden daha fazla ihtiyacımızın olduğu gerçeği bir kez daha ortaya çıkmıştır" diye konuştu.

Ýsme Velilerde karþý çýktý

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) eski Başkanı ve Milli Eğitim eski Bakanı Köksal Toptan'ın isminin, Zonguldak Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi'ne verilmesi

yönünde isteğe Okul Aile Birliği yönetimi karşı çıktı. İl Milli Eğitim Müdürü Turgut Özbek'e de fikri ortaya atmasından dolayı tepki gösterildi.

Dinimiz Zenginlik, Kitabımız para mı? Artık söylenecek başka söz var mı, kaldı mı bilmiyorum. Her gün toplumsal çelişkileri ortaya koyuyoruz, konuşuyoruz, tartışıyoruz ama kimselere, derdimizi kimselere anlatamıyoruz; anlatsak da çaresini üretemiyoruz, ürettiremiyoruz. Bu düzende ezilenler ezilmeye, ezenler ezmeye devam ediyorlar; ölen ölüyor, kalan ezilenler sermayeye hizmet etmeyi, ezenler paralarına para koymalarını sürdürüyorlar. Sonra ölenler için dini törenler yapılıyor, yakınlarına ulufe kadar maaş bağlanıyor ve öldürenler ise iki soruşturmadan sonra serbest bırakılıyorlar veya yanlarında çalışanlardan bazıları günah keçisi olarak hâkim karşısına çıkartılıyorlar. Sonuçta güçlüler, devleti temsil eden yürütme, yasama ve yargı tarafından korunmayı sürdürüyorlar; biz buna burjuva devleti diyoruz. Çıkarılan yasalar sermayenin çıkarlarını korumak ve ilişkilerini kendilerine göre sağlıklı sürdürmek içindir. Adalet zenginler için vardır, fakirlerin bir avukatı bile yoktur ve fakirler zenginler karşısında mahkemelerde bile tutunamazlar. Soma'daki kömür ocağı yangınında 300'den çok insan öldü. Aslında bu ölenler, alınması gereken tüm önlemlere rağmen, bilimsel ve teknolojik gelişmelere göre araçlar kullanılmasına, çalışanlar bilgilendirilmesine rağmen ölmediler; ucuz maliyetle kömür üretmek için yola çıkanlar; sonuçta 24 ABD Doları/ton maliyetle ürettirenlerce öldürüldüler. O ocağı yönetenlerin bilmediği bir şey var: dünyada olan veya yapılan her şeyin bir maliyeti/bedeli vardır; ya bunu peşin ödersin ya da bir gün mutlaka ödenir. Bu doğanın kanunudur, bunu kimse değiştiremez, bunu atlayamaz… Ve sonuçta ocak da öldü! Soma katliamı göstermiştir ki; tüm ülke SOMA yapısı içindedir, yasalar, işverenler, devlet her yerde aynıdır. İşverenler çok kazanç peşindedir, devlet ona destekçidir, çünkü çok para kazanan sermayedardan çok vergi alacaktır. Zaten sermayedarlar politikacıları desteklerler, onlara çıkar sağlayacak olanaklar sunarlar; politikacılar da devlet Hiç kimsenin koltuk uğruna siyaseti eğitimin içine sokmaması gerektiğini ifade eden Okul Aile Birliği Başkanı Yüksel Çelik ise, "Soma'da yaşanan üzücü maden kazası nedeniyle yaşamını yitiren madenci şehitlerini rahmetle anıyoruz ve 19 Mayıs Gençlik ve Spor bayramınızı kutluyoruz. Bizler Zonguldak Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi okul aile birliği olarak okulumuzun adının Köksal Toptan olarak değişeceğinin duyumunu aldık, bizler bunu kesinlikle kabul etmiyoruz. Zonguldak'la özdeşleşmiş bu eğitim yuvasını siyasi emellere alet ettirmeyeceğiz. Sayın Köksal Toptan siyasi anlamda ülkemize faydalı olmuş olabilir. Sayın vekilimizle herhangi bir sorunumuz yoktur. Sayın milletvekilimiz bir siyasi partinin üyesidir. Devlet kuruluşu olan Zonguldak Teknik ve Endüstri Meslek Lisesine siyasetçi ismi verilmesini kesinlikle kabul etmiyoruz. Bizler okul aile birliği olarak İl Milli Eğitim Müdür Vekilinin Zonguldak ilinde eğitimi daha yüksek seviyelere çıkaracak projeler üretmesini beklerken bizleri hayal kırıklığına uğratmıştır. Umarız bir an önce bu yanlıştan vazgeçer. Sayın Köksal Toptan'ın da böyle bir talebi olduğuna inanmıyoruz. Böyle bir talebi olsaydı bakanlığı döneminde temelini atmış olduğu Kilimli

tarafındaki işlerini kolaylaştırırlar, takip ederler. Son 12 yıl göstermiştir ki, Türkiye tarihinin en kalitesiz anlayış yapısıyla yönetiliyor; cahil, tecrübesiz ve biat kültürüne sahip insanları yönetici olarak atanıyor veya işe alınıyorlar. Çünkü onlar ancak AKP'ye asker disipliniyle sadık ve bağlı kalabilirler. Onun için ne diyor Başbakan Erdoğan: ya bizdensin ya da bizim dışımızdasın. Ne demişti George W. Bush: "ya bizdensin ya düşmansın". Bu ülke de, bu zihniyetle yönetiliyor! Ve Başbakan Soma'ya geldiğinde gösterilen tepkilerden sonra sığındığı dükkânda bir vatandaşa olumsuz davranıyor, korumaları adamı darp ediyor; Başbakan danışmanıysa güvenlik görevlilerinin yakaladığı vatandaşa tekme atıyor. Devletin ve ülkenin kalitesiz bir yönetim tarafından yönetilmesi sonucunda, zenginler daha zengin fakirler daha fakir olmuşlardır. Varlıklarda tekelleşme hat safhaya çıkmış, dolar milyarderleri dünya ortalamasının üzerine; 10 yılda 4'ten 44'e çıkmıştır. Bunu büyük şehirlerdeki süper lüks ve çok katlı binalardan, gelen yabancı sermaye tekelleşmesinden, otomobil sayısı artışından, karayolları genişlemesinden, çöp kutularından rızık çıkarmaya çalışanlardan, işsizlikten, yoksulluğun ve adi suçların artmasından anlayabiliriz. Bunun nedeni yüksek kârlar ve tefeci faizleriyle sürekli olarak yoksullardan zenginlere varlık transferi olması ve işsizlerin, yoksulların, çalışanların haklarını alamaması, almak istediklerinde sermayenin bekçisi devlet görevlilerinden şiddet görmeleridir. Atatürk'ün ölümünden sonra, önce İkinci Dünya Savaşı nedeniyle bir durgunluk yaşayan Türkiye, daha sonra devrimlerden sapmış ve sürekli bir kaos-şiddet, kriz, sıkıyönetim, yobazlık, sömürü baskısına girmiştir. Bu çarpık gelişmelerin temel nedeni, Türkiye'yi kendi halkının yönetmemesi, ABD'nin korumasına, kollamasına girmesidir. Türkiye, ABD manda yönetiminden kurtulmadıkça asla huzur bulamayız.

Teknik ve Endüstri Meslek Lisesine adının verilmesi daha anlamlı olurdu. Kaldı ki Zonguldak İnağzı Mahallesin de Köksal Toptan İlkokulu varken, Mehmet Çelikel lisesi Köksal Toptan spor salonu varken böyle bir girişim akıl işi değildir. Kimse koltuk sevdasına siyaseti eğitimin içine sokmaya kalkmasın. 1927yılında eğitim kurumu olarak faaliyete başlayan okulumuz 1945 yılına kadar birçok mühendis yetiştirmiştir. 1945 yılından itibaren Zonguldak Endüstri Meslek Lisesi olarak ülkenin her kademesine nitelikli eleman yetiştirmiş ve yetiştirmeye devam etmektedir. Bu yüzden Cumhuriyetin ilk ili olan Zonguldak adı Zonguldak Teknik ve Endüstri Meslek Lisesine yakışmaktadır. 69 yıldır Zonguldak adıyla anılan okulun adının değişmesi kime ne menfaat sağlayacaktır. Sayın milletvekilimizden bu konu ile ilgili sağduyulu olmasını ve bir açıklama yapmasını istiyoruz. Bizler inanıyoruz ki Köksal Toptan kendisini halkın üstünde gören değil yanında yer alan kişidir" dedi. Okul Aile Birliği Başkanı Yüksel Çelik ve yönetimi, seslerine kulak tıkanması halinde stant kurarak imza kampanyası başlatacaklarını da sözlerine ekledi.

Kömür Ýþçileri Yenilenebilir Enerjilerde Çalýþsýn Greenpeace'in başlattığı "Kömüre karşı Plan B" kampanyasında, kömür teşviklerinin kaldırılarak kömür sektöründe çalışan işçilerin yenilenebilir enerji gibi başka sektörlere geçişi için ulusal bir plan hazırlığı yapılması öneriliyor. Greenpeace "Kömüre karşı Plan B" adlı bir kampanya başlattı.Greenpeace'in kampanyada önerdiği "B Planı"nda şu talepler yer alıyor.* Yeni kömür projeleri iptal edilmeli.* 2040 yılına kadar kömür devreden çıkarılarak elektrik üretimindeki payı sıfıra indirilmeli.* Kömür sektöründe çalışan işçilerin yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği gibi sektörlere geçişinin yapılması için ulusal bir plan hazırlanmalı.* Kömüre verilen teşvikler sona erdirilip bu teşvikler yenilenebilir enerjilere kaydırılmalı ve yenilenebilir enerjiler önündeki bariyerler kaldırılmalı.* Enerji lisans başvurularında öncelik yerli kömür ve ithal kömürden yenilenebilir enerjilere geçilmeli.


21 Mayıs/2014/599

Sayfa 5

SOMA ÖZEL SAYFA SUSMA GÖNÜLLÜ OKURLARIN DESTEĞİYLE ÇIKIYOR ABONE OL ABONE BUL

21 MAYIS 2014 HAFTALIK YEREL GAZETE YIL: 18 SAYI: 599

Ederi: 1.00 TL

“Soma’da Yangýn söner ama, bizim ateþimiz devam eder”

Sorumlular Yargýlanmýyor, Ýþ Cinayetleri Sürüyor "Adalet Arayan İşçi Aileleri" gönüllü avukatı Yucak, Soma özelinde tüm örgütlerin bir araya gelerek bağımsız bir komisyon kurmasını ve davaya müdahil olması gerektiğini söyledi Birçok iş cinayetinin gönüllü avukatlığını yapan Erbay Yucak, neden iş kazası değil iş cinayeti dediklerini şöyle anlatıyor. "Bir şeyin kaza olabilmesi için öngörülemez ve önlenemez bir karakterinin olması lazım. Burada iş kazası denen durum için yasal mevzuat var. Denetim sorumluluğu dahil çalışma ortamın nasıl güvenli hale getirileceği belli Bu sorumluluk yerine getirilirse kazanın olma ihtimali yok. O yüzden de bu bir iş cinayetidir. Yani işveren güvenlik tedbirleri maliyetli olduğu için bunu yapmayarak kazancını arttırıyor." "Dört sorumlu yargılanmıyor" Erbay, bundan önceki madende yaşanan iş cinayetleri davalarında dört esas sorumlunun Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) ve işverenin tanık olarak yargılanmadığı için ölümlerin devam ettiğini söyledi."Madenlerde özelleştirme ve ucuz emek nedeniyle işçi sağlığı ve iş güvenliği ihmal ediliyor. Kanunlarda herkesin görev tanımı belli. Bunlar yerine getirilirse bu tablo ortaya çıkmayacak. 2013'te Kozlu'da geçen seneki iş cinayetinde bilirkişi asıl işini taşerona verdiği için TKK'yı sorumlu tuttu. Ancak Çalışma Bakanlığı TKK'ya soruşturma açılması için izin vermedi. Danıştay'da bekliyor. 2010'daki Karadom davasında altıncı bilirkişi incelemesi yapıldı. 2010'da Balıkesir Dursunbey davasında ceza para cezasına çevrildi." "Meslek odaları sendikalar da duyarsız" Yalnızca ölümler olduğunda bu meselenin tartışıldığına dikkat çeken Erbay, barolar, meslek odaları, sendikalar, siyasi partiler ve akademiyi de eleştirdi."Olay anıyla ilgili herkes beyanat veriyor. Ancak kimse sorumluların yargılanması için takipte olmuyor. Tüm iş cinayetlerinde herkes sayıyı konuşuyor, peki ceza davaları ne durumda? Neden hiçbir meslek odası, sendika, baro davalara müdahil olmuyor. Bilirkişi raporlarının yüzde 80'i işverene ve kamusal denetimi sorumsuz kılıyor. Oysa hiçbir meslek odası ya da üniversite bunların düzgün takibini yapıp görüş vermiyor.Yarbay, ilk iş olarak Soma özelinde bağımsız bir komisyon kurulması gerektiğini söyledi. "Cumhuriyet savcılığının atadığı bilirkişi heyeti ile yetinilmemeli. Bağımsız bir komisyon kurulmalı. Bu komisyon kalıcı hale getirilerek tüm iş cinayetlerinde rapor hazırlamalı. Örgütler bu davalara müdahil olmalı. Ve ailelerin yanında yer almalı."

Altý Yýldýr Sonuçlanan Ýþçi Ölümü Davasý Yok

142 Madenden 18'i Mevzuata Uygun Bakanlığın son maden raporuna göre, teftiş edilen 142 işyerinden sadece 18'inde iş sağlığı ve güvenliğinde eksiklik yok. Raporda "Risklerin önceden değerlendirilip önlenmesinde ciddi eksikler var" değerlendirmesi yer aldı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın internet sitesinde yer alan Maden İşletmeleri Değerlendirme Raporu'na göre, maden işletmelerindeki teftişler sonucunda 19 ildeki 142 işyerinden sadece 18 işyerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden noksanlık olmadığı saptandı. Bakanlığın İş Teftiş Kurulu'nun geçen yıl açıklanan 132 sayfalık yıllık rapora göre, 142 işletmeden 124'ünde noksanlıklar var. "Üretim baskısını artıran yöntemler" Manisa'da teftiş edilen sekiz maden işletmesinden de sadece üçü noksansız bulundu. Raporda, "üretim baskısını artıran ve iş sağlığı ve güvenliğini ikinci plana iten çalışma yöntemleri terk edilmeli" değerlendirilmesi yapıldı. "Çalışanların iş güvenliğine aktif katılımının sağlandığı, iş sağlığı ve güvenliğinin işyerinde yapılan tüm çalışmaların merkezinde olduğu bir yaklaşım benimsenmeli." İş güvenliğinde 876 ayrı noksanlık Bakanlığın Temmuz 2013 tarihli raporu için, yeraltı madenleri, yeraltı kömür işletmeleri ve yerüstü madenlerinde 2012 yılı içerisinde teftiş yapıldı. Tüm teftişler sonucunda 620 yeni noksanın yanı sıra bir önceki teftişten devam eden altı noksan ve teftiş sırasında giderilmesi sağlanan 250 noksan olmak üzere toplam 876 noksan husus tespit edildi. Doktor ve güvenlik uzmanı noksan Teftiş yapılan toplam 142 işyerinden 30'u 50'den fazla işçi çalıştırıyor. Bu 30 işyeri, doktor ve iş güvenliği uzmanı çalıştırmak ve iş sağlığı ve güvenliği kurulu ve birimi oluşturmak zorundayken yedisinde işyeri hekimi, 13'ünde iş güvenliği uzmanı yok. Mekanik-elektrikli ekipman eksik Teftişlerde en sık rastlanan eksiklikler, rastlan-

ma sıklığına göre şöyle: * Mekanik-elektrikli ekipman ve tesisler * İş sağlığı ve güvenliği organizasyonu * Eğitim ve denetim * Genel çalışma şartları * Sağlık gözetimi * Kurtarma * Sosyal tesisler * Yangın ve patlama * Ulaşım yolları ve nakliyat Elektrik tesisatı uygun değil, acil eylem planı yok.Ayrıca işyerlerinde mevzuata aykırı işlemlerin bazıları da şöyle: * İşçilere iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmiyor. * İşyerinde tehlikeler tanımlanarak önlemler değerlendirilmiyor. * İşyerindeki elektrik tesisatı ile makina ve tezgâhların gövde güvenlik topraklamalarının kontrol belgesi yok ya da uygun değil. * Elektrik tesisatı (fiş, priz vb.) uygun değil. * Elektrikli ve mekanik ekipmanların bakım ve kontrol belgesi yok. * Havalandırma yetersiz. * Acil eylem planı hazırlanmamış. * Kurtarma planı hazırlanmamış. Mesleki eğitim "gereksiz maliyet ve zaman kaybı" Raporda, madencilik ve sorunların nasıl düzeltilebileceğine ilişkin de şu tespit ve öneriler yer aldı:* Madencilik sektöründe istihdam edilen işçilere yeterli mesleki eğitimin verilmediği, bu doğrultuda gerekli altyapının oluşturulmadığı gözlendi. Maden işbaşı eğitimi ve hizmet içi eğitim şartı mevzuatta öngörüldüğü ölçüde yerine getirilmiyor. İşverenlerce eğitim "zaman kaybı ve gereksiz yere katlanılan bir maliyet" olarak algılanıyor. Devamı Sayfa 6’da

Türkiye'de altı yıldan bu yana meydana gelen toplu işçi ölümlerine ilişkin hiçbir dava sonuçlanmadı. Bu konuda en önemli sorun soruşturma ve dava aşamalarında bilirkişi raporlarının hazırlanmasının oldukça uzun sürmesi olarak gösteriliyor. Milliyet'ten Kemal Göktaş, "Adalet Arayan İşçi Aileleri" grubu tarafından hazırlanan "İş Cinayetleri Almanağı" kitabından Türkiye'nin yakın dönemde yaşadığı önemli iş kazalarında yargısal süreçleri derledi: Zonguldak Karadon Davası: 17 Mayıs 2010'da Zonguldak'ın Gemik Beldesi'ndeki Karadon Müessese Müdürlüğü'ne ait maden ocağındaki grizu patlaması sonucu 30 işçi hayatını kaybetti. Başsavcılık, Müessese Müdürü, Yapı-Tek firması ortakları ve şantiye şefinin de aralarında olduğu 30 kişi hakkında "taksirle ölüme olmak" suçundan 15 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı. Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 4 yıldır devam eden dava bilirkişi raporlarındaki çelişkiler nedeniyle bir türlü bitirilemiyor. Davanın 12 Şubat 2014'de görülen son duruşmasında savcı, alınan 5 bilirkişi raporunun hüküm vermek için yeterli olmadığı gerekçesiyle yeni bir bilirkişi heyeti atanmasını istedi. Ancak mahkeme bu 6. raporu faciayla ilgili daha önce rapor hazırlayan bir heyete verdi. Bu raporda işçiler "gaz maskesi takmadıkları için ihmalkar davranmakla" suçlanıyordu. Raporda ayrıca ocaktaki gaz izleme sensörlerinin yanlış yerleştirilmesi ve gaz ölçümlerinin yapılmamasıyla ilgili olarak da hayatını kaybeden mühendisler sorumlu tutuldu. Devam Sayfa 6’da

200 Bin Kiþi Maden Güvenliði Sözleþmesi Ýmzalansýn Ýstiyor Türkiye'nin Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 176 numaralı "Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi"ni imzalaması için Change.org'da başlatılan imza kampanyası devam ediyor.Bu haberin yazıldığı saate kadar 209.668 kişi kampanyaya imza verdi.bianet'in Türkiye Maden Güvenlik Sözleşmesini 19 Yıldır İmzalamıyorhaberi üzerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'e hitaben başlatılan kampanyada şunlar ifade ediliyor:"13 Mayıs günü bu kez Soma'da karşımıza çıktı karanlık. Soma'da yaşanan, yüzlerce insanın hayatını kaybettiği, yakın tarihimizin en büyük maden faciası ilk değil ama son olmasını sağlamak bizim elimizde. "Türkiye 19 yıldır masada duran, Uluslararası Çalışma Örgütü'nün 176 numaralı 'Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi'ni imzalasın ve uygulanması için TBMM'de gerekli yasal düzenlemeleri yapsın. "Soma'da yaşananların son olması, bir daha hiçbir madende böyle faciaların yaşanmaması için Türkiye'nin 'Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi' şart."İmzalar Çelik'in yanı sıra TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ve TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı'na da gönderilecek.


21 Mayıs/2014/599

SOMA ÖZEL SAYFA

Sayfa 6

“Madende Ýþ Cinayetleri Nasýl Önlenir?” Türkiye'de madende yaşanan en büyük iş cinayetinde en az 282 kişi hayatın kaybetti, hala yeraltında işçiler çıkarılmayı bekliyor. Manisa'nın Soma ilçesinde Soma Kömür İşletmeleri A.Ş'nin Eynez Karanlıkdere Linyit kömür ocağında yaşanan bu cinayet önlemez miydi?

Yedi öneri Eski Maden Mühendisleri Odası Başkanı Mehmet Torun, bu cinayetin kesinlikle önlenebilir olduğuna dikkat çekerek bundan sonrası için alınması gereken acil önlemleri şöyle özetledi: * Madencilikte taşeronlaşma ve özelleştirme acilen durdurmalı. * Üretim kamu eliyle sağlanmalı. * İşçilerin çalışma koşulları; yani maaşları, çalışma saatleri iyileştirilmeli. * Madenlerdeki iç (işverenin denetimi) ve dış (kamu denetimi)

Maden Mühendisi Torun, madenciliğin kamu eliyle yapılmasını, denetim sistemi için bağımsız ve nitelikli uzmanların olmasını ve işçilerin yaşam koşullarının düzeltilmesi gerektiğini söyledi. denetimi sağlayan uzmanlar maaşlarını işverenden almamalı. * Denetim için bağımsız bir fon kurulmalı. * Denetçiler bağımsız ve nitelikli olmalı. Sayıları çoğaltılmalı. * Erken uyarı sistemi geliştirilmeli, koruma odaları yaygınlaştırılmalı. "Kömür yanması yaygındır ama ölüm getirmez" Mehmet Torun, cinayetin trafo patlaması ile değil, kömür yanması ile oluştuğundan neredeyse emin olduklarını belirterek kömür yanmasının sık rastlanır ancak önlenebilir bir durum olduğunu belirtti. "Soma'da yaşanan, kömürün yanması sonucu açığa çıkan karbon-

Altý Yýldýr Sonuçlanan Ýþçi Ölümü Davasý Yok Baştarafı 5.Sayfadan Afşin Elbistan Termik Santrali Davası: Kahramanmaraş Elbistan'da 6 ve 9 Şubat 2011'de keydana gelen 2 ayrı göçükte 11 işçi hayatını kaybetti. Afşin Başsavcılığı kömür sahasını işleten Park Teknik AŞ'nin 9 yetkilisi ile EÜAŞ Kontrol Teşkilatı'nda görevli 14 kişi hakkında "bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermek" suçundan dava açtı. Davanın 21 Şubat 2014'deki duruşması, eksikliklerin tamamlanması için ertelendi. Zonguldak Kozlu Davası: TTK'ya bağlı Kozlu Müessese Müdürlüğü'nde 7 Ocak 2013'de metan gazı patlaması sonucu 8 madenci hayatını kaybetti. Maden ocağında 2010 ve 2011 yıllarında 7 kez denetim yapıldığı ve madendeki 45 eksik için firmaya 3 bin 500 TL para cezası verildiği ortaya çıktı. TTK'nın 2011 yılı raporunda da metan gazını önceden gösteren sondajların yapılmadığı belirtildi. Ancak olayın üzerinden 1 yılı aşkın süre geçmesine rağmen savcılık, hala dava açmadı. Soruşturmada hazırlanan bilirkişi raporlarında TTK ve taşeron şirket yetkililerinin kusurlu oldukları belirtildi. Ostim İvedik Davası: Ankara'da 3 Şubat 2011'de Ostim Organize Sanayi Bölgesi'ndeki iki ayrı işyerindeki patlama ve yangın nedeniyle 20 işçi hayatını kaybetti. Bilirkişi raporunda kusurlu bulunan firmaların 9 yetkilisi hakkında "taksirle ölüme sebep olmak, tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurmak" suçundan dava açıldı. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davada hazırlatılan bilirkişi raporunda davada işyerlerinden birinin ruhsatsız olduğu, bu yüzden de kamu görevlilerine herhangi bir kusur yöneltilemeyeceği savunuldu. Ailerin itirazı sonucu 9 kişi hakkında daha dava açıldı ve sanık sayısı 18'e yükseldi. Davalar halen devam ediyor. Esenyurt Çadır Yangını Davası: İstanbul Esenyurt'taki AVM inşaatında çalışan işçilerin yatakhanesinde 11 Mart 2012'de çıkan yangında 11 işçi yanarak hayatını kaybetti. Olaydan 6 ay sonra Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde AVM'yi yapan şirketin yetkilisi, müteahhit ve taşeron firmaların yetkilililerinin de aralarında olduğu 13 sanık hakkında dava açıldı. Duruşmalar sırasında bir sanık avukatı

bir tanığa işçilerin neden ateşin üzerinden atlamadığını sordu. Ateşin çok yüksek olduğu yanıtını veren işçiye avukatın "Hıdırellez ateşinden atlıyoruz ya, o şekilde atlayabilirlerdi; neden atlamadılar?" diye sorması hayatını kaybeden işçilerin ailelerinin tepkisine neden oldu. Aileler, bilirkişi raporuna sanıkların suçlarının görmezden gelindiğini belirterek itiraz etti. Davutpaşa Davası: Kaçak faaliyet gösteren bir maytap atölyesinde 31 Ocak 2008'de meydana gelen patlamada 21 kişi hayatını kaybetti. Olayla ilgili dava patlamadan 2 yıl sonra açılabildi. Dönemin Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın ile Çalışma Bölge Müdürü Atakan Tanış hakkında da daha sonra dava açıldı. Davada bilirkişi raporu ancak 16. duruşmada gelebildi. Dava halen devam ediyor. Muğla Milas Güllük Davası: Atık su arıtma tesisinde 17 Haziran 2013'de 7 metre derinliğindeki deponun bakımı sırasında 7 işçi metan gazından etkilenerek yaşamını kaybetti. Savcılık halen dava açmak için bilirkişi raporlarının tamamlanmasını bekliyor. Adana Kozan Baraj Faciası: Gökdere Köprü inşaatında 24 Şubat 2012'de mekanik tünel kapağının patlaması sonucu 10 işçi hayatını kaybetti. Olayda 5 işçinin naaşına ulaşılırken 5 işçinin naaşı ise 2 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen hala bulunamadı. Baraj inşaatını yapan iş sahibi, taşeron şirketin mühendis ve yetkilileri hakkında açılan davada 17 sanık "taksirle ölüme sebep olmak" suçundan 15 yıla kadar hapisle yargılanıyor. Erzurum Aşkale Tedaş Davası: Karasu-2 HES'in göletinden geçen enerji nakil hattındaki arızayı gidermek için 3 Nisan 2012'de deniz bisikletiyle yola çıkarılan 5 işçi, buzla kaplı göletin alabora olması sonucu hayatını kaybetti. Olaydan 2 gün sonra naaşları bulunan işçilerin 3 saat boyunca buz kütlelerine tutunarak kurtarılmayı bekledikleri anlaşıldı. Olaydan sonra şirketin İşletme Bakım Müdürü Tuncer Yeşilyurt tutuklandı, ancak personelin arızayı gidermeye kendi insiyatifleri ile gittikleri gerekçesiyle 25 gün sonra serbest bırakıldı. 6 kişi hakkında açılan dava devam ediyor.

monokisit gazının yayılması ve işçilerin zehirlenmesi ile oldu. "Madenlerde bazı kömür alanlarında yanmaya müsait zamanlar vardır. Gaz ve sıcaklık ölçümü yapılır, kızışma var ise baraj kurulur ve oksijen ile teması kesilir. Bu kömür yanması sık yaşanan bir durumdur ancak önlem alınır ve ölümlere neden olmaz. "Zonguldak ve Soma havzasında da yangına müsait damarlar vardır. Ancak barajlarla kapanır, yangın sönünce ölçüm yapılır ve o pano tekrar çalışabilir. Soma'da neden böyle oldu, işte bunu bilmiyoruz. İnceleme sonucu anlaşılacak. Sensörlere bakılacak."

"Denetim hep kağıt üstünde kalıyor" Torun, madenlerinde iç ve dış denetimdeki sorunlara dikkat çekti. "Soma'daki olayda da iş güvenliği uzmanı var, denetim var. Peki neden 300 işçi öldü? Bunun bir açıklaması olmalı. Denetimler hep kağıt üstünde kalıyor.

"Öncelikle madenlerde işverenin yaptığı iç denetim var. Maden mühendisi teknik nezaretçi olarak madendeki eksikleri Maden Kanunu'na göre belirler. Gerektiğinde kanuna göre işletmenin üretimini bile durdurabilir. Düşünün ki kanun bu kadar güçlü bir yetki veriyor. "Ancak maden mühendisi maaşını işverenden aldığı için yani A firması denetliyorsun ama A firmasının elemanısınız, trilyonlar kazanan bu ocağın üretimini nasıl durdurabilirsiniz? Anında işten atılırsınız.

8 bin madene 200 denetçi "İkinci denetim ise kamu adına iş güvenliği uzmanlarının yaptığı ancak maaşını yine işverenin ödediği bir denetim biçimi. Bu uzmanlar İş Sağlığı ve İş Güvenliği Yasası'na göre iş güvenliği denetimi yapar. Bu uzmanın maden mühendisi olması zorunluluğu yok, biz buna karşıyız. Tüm uzmanlar maden mühendisi olmalı.Dış denetimi çok aksatıldı.

Yedi, sekiz bin ruhsatlı maden var. Ancak sadece 200 denetçi var. "Bizim önerimiz, denetim için ayrı bir fon oluşturulması işverenin bu fona para yatırması. Böylece denetimciler işverenden bağımsız olacak. Eksiklik olduğunda işten atılma tehlikesi yaşamayacak. Ayrıca bu denetimcilerin eğitimini eskiden odalar yapıyordu bu hak elimizden alındı. Dolayısıyla niteliksiz eleman yetiştiriliyor. Yani hem sayıları az, hem niteliksiz hem de bağımsızlar." Erken uyarı, koruma odaları Şili'de madencilerin göçük sonrasında hayatta kalmalarını sağlayan koruma odalarının Türkiye'de de bazı maden ocaklarında olduğunu ancak kömür ocaklarında olmadığını söyledi. "Kömür madenlerinde sürekli hareketlilik olduğu için bu odalar metal madenciliği kadar faydalı olamıyor. Ancak yine de ara galerilerde yapılması gerekir." Torun, madenlerde yasal olarak erken uyarı sisteminin zorunlu olduğunu hatırlatarak bu sistemin standart değil odaların görüşü alınarak her ocağın yapısına göre geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.

Kürkçü: Soma Sermaye ve Devletin Uðursuz Ýttifakýnýn Eseri 301 işçinin hayatını kaybettiği Soma'daki iş cinayeti sonrası Soma'ya giden Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü, "Hükümetin sorumluluğu çok açık. Sermaye ve devlet arasında burada işçilere karşı kurulmuş uğursuz ittifak var." Halkların Demokrasi Partisi (HDP) Eş Başkanı Ertuğrul Kürkçü Soma'da işçiler ve sendikacıların söylediklerinin ortaklaştığını aktarıyor. "Ocakta üç vardiya kesintisiz çalışılıyor. İşçiler en çok 2 bin lira maaş alıyor; iş yeri güvenliği, işçi sağlığı bütünüyle başıboş bırakılmış. Sağlıklı çalışma koşulları için bir yatırım yok, devlet denetimi yok." Kürkçü, Karanlıkdere Linyit Kümürü Ocağı'ndaki maden cinayetiyle ilgili izlenimlerini bianet'le paylaştı.

Sivil Kriz Masası Kürkçü hem sendikaya hem hükümete saldırıyı "Sendikanın kazayı mazur gösterecek şekilde işverenle aynı dili konuşması, madencilerin değil de devlet ve sermaye yanından konuşması kentte bir kızgınlık yaratmış'' sözleriyle açıklıyor.Kürkçü halen resmen nedeni açıklanamayan maden cinayetinde ölümlerin büyük olasılıkla karbonmonoksitten olduğunu söylüyor, ÇHD, TMMOB, DİSK, TTB, yerel işçi hakları inisiyatifleri ve HDP'nin de içinde yer aldığı emek yanlısı siyasi partilerden oluşan Sivil Kriz Masası'nın güvenilir bilgi toplamaya çalıştığını anlatıyor.

Denetlenen ve denetleye "Hükümet kayıpların kabul edilebilirliğini sağlamak için de gerçek sayıyı parçalı olarak açıklamak ve toplu kayıp görüntülerini engellemeye çalışıyor. "Hükümet kaybın büyüklüğünü biliyordu ki, ilk adımı kurtarma ekiplerini değil, askeri ve polisi Soma'ya sevk etmek oldu."Ocaklarda 24 saat kesintisiz üç vardiya çalışmaya elverişli bir ekipman olmadığı, denetim yapılmadığı anlaşılıyor."

"Denetim-AKP iç içe" "Bağımsız denetim ihtimali hemen hemen sıfır" diyor Kürkçü:"Sosyal Güvenlik Bakanlığı AKP'nin. Ocak yönetimi AKP'nin. Ocağı yöneten kişinin eşi de AKP'den Soma Belediye Meclis Üyesi. AKP etrafında birleşmiş olan denetim kurumuyla sermaye iç içe."

Madencinin fıtratı değil Erdoğan maden cinayeti örneklerini neden 1800'lerden, 1900'lerden verdi? Kürkçü, Erdoğan ve danışmanlarının "Sanayi devrimi öncesi, hatta sanayi devrimi sürecindeki çalışma koşullarının normal insan çalışması olduğuna, madende çalışmanın başka türlü olamayacağına dair neoliberal zihniyetle malul" olmalarıyla açıklıyor."Aradaki zamanda edinilmiş işçi kazanımları, işçi dünyasında bu yüzyılın nasıl yaşanmış olduğuna dair hiçbir şey Erdoğan'ı ilgilendirmiyor. "O yüzden Erdoğan bu işin fıtratında var diyor. Bu madencinin fıtratında yok, bu maden sahipliğinin ve devlet olmanın fıtratında var.

"ILO sözleşmesi imzalanmalıdır" Kürkçü hükümeti Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) 'Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi'ni imzalamaya çağırıyor. "AKP kendisinin ortaya çıkarttığı ve beslediği yeni burjuva sınıfı için işçi sağlığı, iş güvenliği, iş yeri çalışma koşullarını tahkim ve iyileştirmeye yatırım yapma mecburiyetini devre dışı bırakmak istiyor.

Dayanışma ortamı "Halk dayanışmacı tutumları sevgiyle karşılıyor. "İş cinayetinin bütün Türkiye'de İzmir'den Diyarbakır'a, Denizli'den Batman'a dayanışma iklime yol açmasını tek olumlu netice olarak görüyorum. Bunu kalıcılaştırmak en önemli mesele. "İnsanlar işsizlik ve yoksulluk nedeniyle kısa vadede bu gibi madenlerde çalışmayı kolayca

reddedemeyebilirler ama işçi sağlığı ve iş güvenliği standartlarının yükselmesi için mücadele görevi öncelikle sendikalara, işçi aktivistlerine düşüyor. "Biz de bütün yurttaşların toplumsal ve demokratik haklar için aynı safta toplanması için çaba göstermeye devam edeceğiz."

142 Madenden 18'i Mevzuata Uygun Mesleki eğitim "gereksiz maliyet ve zaman kaybı" Raporda, madencilik ve sorunların nasıl düzeltilebileceğine ilişkin de şu tespit ve öneriler yer aldı: * Madencilik sektöründe istihdam edilen işçilere yeterli mesleki eğitimin verilmediği, bu doğrultuda gerekli altyapının oluşturulmadığı gözlendi. Maden işbaşı eğitimi ve hizmet içi eğitim şartı mevzuatta öngörüldüğü ölçüde yerine getirilmiyor. İşverenlerce eğitim "zaman kaybı ve gereksiz yere katlanılan bir maliyet" olarak algılanıyor. * Maden işletmelerinde karşılaşılabilecek bütün riskleri değerlendirerek sistematik tedbirler alınmasını sağlamaya yönelik iş sağlığı ve güvenliği yönetim sistemi kurulmasında ve dolayısıyla risklerin önceden değerlendirilerek önlenmesinde ciddi eksiklikler var. * Sadece iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik yaptırımların devreye konulması, iş kazaları ve meslek hastalıklarının azaltılması yönünde geçici bir iyileşmeye neden olur ve sorunun çözümüne yönelik sürdürülebilirliğe bir katkı sağlamaz. Bu ancak, madencilik süreçlerinin tamamının düzeltilmesiyle sağlanabilir


21 Mayıs/2014/599

SUSMA -YORUM

Sayfa 7

Soma'da yaþamýný yitiren Zonguldaklý 5 madenci gözyaþlarý arasýnda topraða verildi

Kara; “200 kiþinin cesedi halen ocakta duruyor” Manisa'nın Soma ilçesindeki maden faciasında yaşamını yitiren 5 Zonguldaklı maden işçisi, gözyaşları arasında toprağa verildi. 282'nin hayatını kaybettiği ölüm madeninden çıkarılan 52 yaşındaki Nurettin Kara ve 27 yaşındaki Muharrem Şen'in cenazeleri, aynı cenaze aracıyla Çaycuma ilçesine bağlı Yolgeçen Köyü'ne getirildi. 5 yıl önce emekli olmasına rağmen geçim sıkıntısı nedeniyle aynı ocakta çalışmaya devam eden bir çocuk babası Nurettin Kara'nın cenazesinin eve taşınması sırasında eşi Ayten Kara ve oğlu İlker Kara gözyaşı döktü. Ayten Kara'nın, "Seni çok seviyorum. İlk aşkımsın sen benim. Bana söz verdin; 'Artık rahat edeceğiz' diyordun. Şimdi nereye gidiyorsun, böyle mi olacaktı" diyerek ağlaması herkesi duygulandırdı. Ayten Kara evin önünde de eşinin tabutuna sarılıp, "Onu oradan çıkarın ne olursunuz" diyerek ağlamaya devam etti.

Babasının tabutu başında taziyeleri kabul eden Nurettin Kara'nın tek çocuğu 30 yaşındaki İlker Kara, Soma'daki kazada trafonun değil, grizunun patladığını iddia ederek, "Babamın şehit olduğu maden ocağında bende 4 yıl çalıştım. Trafo patlamasında o kadar çok kişi nasıl kalabilir? Hep yalan dolan konuşuyorlar. Patronlardan bir tanesi bile maden ocağında yoktu. Ben orada sesimi yükseltim, kimse yanıma gelmedi. Bir kişi bile başsağlığı dilemedi. Devletimiz 'ilgileniyorum' demekle kalıyor. Gerçekten ilgilensinler. Ben orada ceset kokularını duydum. 200 kişinin cesedi halen ocakta duruyor

kardeşleri gözyaşlarına boğuldu. 28 yaşındaki Huriye Altuntaş, ağabeyinin tabutunun başında, "Allah'ım seni cennetinin köşesine alsın. Sen, 'Askerde şehit olamadım, içim yandı' diyordun. Bak şimdi şehit oldun" diyerek gözyaşı döktü. Lise öğrencisi 16 yaşındaki Gökhan Altuntaş da ağabeyinin tabutuna sarılarak ağladı. Cenazeye, Vali Yardımcısı Ekrem Aylanç, Kozlu Kaymakamı Ahmet Karakaya, AK Parti İl Başkanı Hamdi Uçar çok sayıda vatandaş katıldı. Evde helallik alınmasının ardından madencinin Türk bayrağına sarılı tabutu köy mezarlığına götürüldü. Altuntaş'ın cenazesi, burada kılınan cenaze namazından sonra toprağa verildi.

İlker Kara: "200 kişinin cesedi halen ocakta duruyor" Babasının tabutu başında taziyeleri kabul eden Nurettin Kara'nın tek çocuğu 30 yaşındaki İlker Kara, Soma'daki kazada trafonun değil, grizunun patladığını iddia ederek, "Babamın şehit olduğu maden ocağında bende 4 yıl çalıştım. Trafo patlamasında o kadar çok kişi nasıl kalabilir? Hep yalan dolan konuşuyorlar. Patronlardan bir tanesi bile maden ocağında yoktu. Ben orada sesimi yükseltim, kimse yanıma gelmedi. Bir kişi bile başsağlığı dilemedi. Devletimiz 'ilgileniyorum' demekle kalıyor. Gerçekten ilgilensinler. Ben orada ceset kokularını duydum. 200 kişinin cesedi halen ocakta duruyor. 'Ben eski madenciyim, verin bana bareti, çizmeleri, ben de ocağa gireceğim' dedim. İzin vermediler. Çünkü aşağıda olup biteni görmemi istemediler. Madenlerden çıkan cesetlerin ağzına hava takıyorlar. Ölmüş madencilerin ağzına neden hava takıyorsunuz? Zaten yüzleri-gözleri mosmor, çoktan ölmüşler. Babam 20 yıllık madenci, aynı ocaktan emekli oldu. Tekrar çalışmaya çağırdılar. Ama onu çağıranların hiçbiri şimdi ortalarda yok. Ben bunun hesabını soracağım, sonuna kadar gideceğim. Babamın çalıştığı ocakta kural, 'Kömür gelsin, kömür gelsin' başka hiçbir şey yok. Babamın başını yediler. 3 aydır o ocakta yangın var. Babam her akşam, 'Bugün çok toz yuttum' diyerek eve gelirdi" diye konuştu.

Nurettin kara: "Son maaşını alıp ayrılacaktı" Nurettin Kara'nın ağabeyi emekli maden işçisi 63 yaşındaki Tevfik Kara, kardeşinin geçim sıkıntısı çekmesi nedeniyle emekli olduktan sonra çalışmaya devam ettiğini söyledi. Kardeşinin 20 yıllık tecrübeli bir madenci olduğunu anlatan Tevfik Kara, "En son görüştüğümüzde bana artık bırakacağını söyledi. Bu ay sonu son maaşını alıp işi bırakacaktı. 'Köyüme gelip bağ bahçe yaparım' diyordu. Hayali buydu, ama olmadı" dedi.

Şen: "Oğlum TTK'ya giremediği için Manisa'ya göç etti" Muharrem Şen'in babası Sabahattin Şen ise, oğlunun TTK'ya işe giremediği için Manisa'ya göç

5'inci iş gününde öldü

ettiğini ifade ederek, "Oğlum 6 yıldır Soma'daki maden ocağında çalışıyordu. Kazadan sonra oğlumu gördüm, gazdan ölmüş, vücudunda hiçbir yara izi yok. Sadece kaçarken vücudunu duvara çarpmış, küçük çizikler oluşmuş. Oğlum ocaktaki iş güvenliği ile ilgili çok fazla konuşmazdı. Zonguldak'ta iş bulamadığı için Manisa'ya gitmek istedi, ben de izin verdim" şeklinde konuştu. Muharrem Şen, evli ve bir çocuk babasıydı. İlk olarak evlerinin önlerine getirilen cenazeler için Kur'an-ı Kerim okundu. Yolgeçen Köyü Camisi'ndeki öğle namazından sonra Şen ve Kara'nın cenaze namazları birlikte kılındı. Çaycuma Müftüsü Ömer Keskin'in kıldırdığı cenaze namazına; AK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar, CHP Zonguldak Milletvekilleri Mehmet Haberal ve Ali İhsan Köktürk, Çaycuma Kaymakamı Hasan Yaman, Garnizon Komutanı Üsteğmen Ercan Balçık, Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, İlçe Emniyet Müdürü Murat Biber,

Nebioğlu Belediye Başkanı Ertan Aydoğan, Perşembe Belediye Başkanı, İsmail İnam, Saltukova Belediye Başkanı Zerrin Güneş, Karapınar Belediye Başkanı Ahmet Aydın, Filyos Belediye Başkanı Ömer Ünal, CHP Çaycuma İlçe Başkanı Umut Başoğlu, Çaycuma eski Belediye Başkanı Mithat Gülşen, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, daire müdürleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Cenazeler, Yolgeçen Köyü Mezarlığı'nda gözyaşları içerisinde toprağa verildi.

Avcı'nın cenazesine Vali Kaban da katıldı Faciada ölen evli ve 3 çocuk babası 34 yaşındaki Kenan Avcı'nın cenazesi de, Zonguldak merkeze bağlı Himmetoğlu Köyü'ne getirildi. 4 yıl önce Zonguldak'ta 900 lira aldığı maden ocağından ayrılıp Soma'ya göç ederek ölüm madeninde işe başlayan Kenan Avcı'nın köy camisindeki cenaze namazına; Vali Ali Kaban, Zonguldak Belediye Başkanı

Muharrem Akdemir, 3'üncü Jandarma Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Necdet Köse, CHP Zonguldak Milletvekilleri Mehmet Haberal ve Ali İhsan Köktürk de katıldı. Cenaze namazını İl Müftüsü Nuh Korkmaz kıldırdı. Korkmaz'ın, Soma faciasında ölen işçiler için yazdığı şiiri müezzin okudu. Cenaze namazının ardından üzerinde Türk bayrağı bulunan Kenan Avcı'nın cenazesi omuzlarda mezarlığa taşınarak toprağa verildi.

Madenci Altuntaş da toprağa verildi Soma'daki maden faciasında yaşamını yitiren 29 yaşındaki Erkan Altuntaş'ın cenazesi, Zonguldak'ın Kozlu ilçesine bağlı Bozca Köyü'ndeki baba ocağına getirildi. İşsizlik nedeniyle 7 yıl önce evlendikten hemen sonra eşiyle Soma'ya göç ederek facianın yaşandığı ocakta işbaşı yapan Erkan Altuntaş'ın emekli madenci olan babası Galip ve annesi Meryem Altuntaş ile eşi Birsel ve

Soma'daki maden faciasında yaşamını yitiren maden işçisi evli ve bir çocuk babası 33 yaşındaki Ramazan Ünal'ın cenazesi, memleketi Zonguldak'ın Çaycuma ilçesinin Basat Köyü'nde toprağa verildi. Ramazan Ünal için evinin önünde helallik alındı. Madencinin annesi Cevriye Ünal, kız kardeşi Ayten Ünal ve diğer yakınları son kez Ramazan Ünal'ın yüzüne baktı. Ünal'ın tabutunun evden çıkarılıp kamyonetin kasasına konulması sırasında annesi ve diğer yakınları gözyaşlarına boğuldu. Kamyonetin peşinden koşmak isterken durdurulan Ayten Ünal sinir krizi geçirdi. Madencinin küçük kızı 6 yaşındaki Gülten de gözyaşlarını tutamadı. Ünal'ın, Basat Köyü Camisi'ndeki ikindi vakti kılınan cenaze namazına; CHP Zonguldak Milletvekilleri Mehmet Haberal, Ali İhsan Köktürk, AK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar da katıldı. Ünal'ın cenazesi, kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi. Ramazan Ünal'ın, ocaktan ilk çıkan yaralı işçiler arasında yer aldığı, ancak hastanede hayatını kaybettiği belirtildi. Soma'da başka bir maden şirketinde çalışan amcası Cemal Ünal, yeğeninin ocaktan çıkan ikinci yaralı madenci olduğunu, hatta sedye üzerinde ocaktan çıktığında görüştüklerini de söyledi. Cemal Ünal, şöyle konuştu: "Madenden çıktığında sağlıklı güzeldi. Ben gördüm, konuştum. O da konuştu. 'Ben mahvoldum' dedi. Sonra ambulansla götürüldü. Beni almadılar ambulansa. Peşinden gittim hastanelere baktık bulamadım. Aradım, araştırdım bulamadım. Nereye gitsek isim yoktu. 'Acaba öldü mü?' dedik. Sonra morgda bulduk." Yeğeninin daha önce Ankara'da inşaatlarda ve maden işinde çalıştığını anlatan Cemal Ünal, "Soma'ya geldi bu kazanın yaşandığı maden ocağına başvurdu. İşçi alımı yoktu. Tekrar Ankara'ya döndü. Sonra tekrar geldi, başka bir firmaya başvurdu. Kabul edilmedi. Sonra eski başvurduğu yere gitti başladı. 5'inci gününde de bu olay oldu" dedi.


21 Mayıs/2014/599

SUSMA -YORUM

Sayfa 8

Keçecioðlu;“Kurtarma uzmanlýk gerektiren bir iþ”

Türkiye 19. Kömür kongresi Baþlýyor TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi tarafından düzenlenen, Türkiye 19. Kömür Kongresi 21-23 Mayıs 2014 tarihleri arasında Zonguldak'ta Dedeman Otelde gerçekleştirilecektir. Bu Kongre'de de öncekilerde olduğu gibi, güncel bilgilerin ışığında, kömürün aranmasından tüketimine kadar geçen süreçte kömür madenciliğinde yaşanan gelişmeler ve karşılaşılan sorunlar bilimsel verilerle tartışılacaktır. Kongrede işlenecek konular; Kömür Madenciliğinin Bilim ve Teknolojisi, Kömür Madenciliğinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ve Kömür Madenciliğinin Ekonomi Politikası ve Sosyal Sorunları olarak belirlenmiştir. Kongrede ayrıca, Maden Makinaları ve Donanımı Sergisi de ilgililerin ve delegelerimizin ziyaretine açık olacaktır.

Manisa'nın Soma ilçesindeki maden ocağında 301 maden işçisinin yaşamını yitirdiği faciada arama kurtarma çalışmalarına katılan 16 kişilik Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Tahlisiye Ekibi, Zonguldak'a döndü. Ekip, TTK Kozlu Müessese Müdürlüğü Tahlisiye İstasyonu'nda Kozlu Müessese Müdürü Kazım Eroğlu ve Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Sekreteri Behzat Cinkılıç tarafından karşılandı. Çiçek verilen kurtarma ekibine baklava da ikram edildi. Kozlu Müessese Müdürü Kazım Eroğlu, ülkede herhangi bir facia olduğunda oraya maden işçilerinin gitmemesi gibi bir durumun olmayacağını söyledi. Eroğlu, "Çünkü bu bizim hayat, yaşam biçimimiz. Bizim madencinin gönlünü, yüreğini bilmeyen insanların oradaki madenci kardeşimizin, 'Sedye kirlenmesin çizmeyi çıkarayım mı?' demesini anlaması da mümkün değildir. Bizim kullandığımız malzeme siyahtır ama madencinin gönlü beyaz, duygusu bembeyaz. Ben çok iyi biliyorum ki bu ekipler gitmemiş olsalardı burada uyumaları mümkün değildi" dedi. GMİS Genel Sekreteri Behzat Cinkılıç da ekibi başarılı çalışmaları nedeniyle kutladı. Kurtarma ekibinin başında yer alan TTK İş Güvenliği ve Eğitim Dairesi Şube Müdürü Ahmet Sarıalioğlu ise kurum olarak Soma'da üzerlerine düşeni yaptıklarını belirtti. Ekipte yer alan tekniker İsmail Çetin de, maden kazalarında karşılaştıkları en önemli sorunun madenden anlamayan insanların ocak içine girmesi olduğunu söyledi. Soma'da ocağa girdiklerinde itfaiyecilerle karşılaştıklarını hatırlatan Çetin, "Soma'da bir arkadaşı biz kurtardık, adam az daha ölüyordu. Sebebi ise, bir havalandırma kapısını açık bırakmışlar. Belki de 100 kişi öldürdü, adam haberi yok. Orada yanlışlıkla bir düğmeye bastı, belki 200 kişiyi öldürdü, haberi yok. Durum bu. O durumda kurtarma çalışmalarına başladık. Organize etmek uzun sürdü. Bir gün sonra her şey rayına oturabildi. Daha sonra havanın yönünü değiştirerek, yangını söndürdük ve kurtarma çalışmaları tamamlandı" dedi. Soma İşletme Müdürü Akın Çelik'i sağ olarak kurtardıklarını belirten Çetin, şöyle devam etti: "Akın Çelik'in yanındaki iki arkadaşı kendi canlarını kurtarmak için bırakıp gitmişler. İyi ki bırakmışlar. Onlar olmasa yine bulamayacaktık. Onlar söyleyince biz cihazları kuşanıp olay yerine gittik. Atıl vaziyetteki bir tahlisiye cihazını 15 dakika kullanarak orada durmuş. O bitince düşmüş.

Sakatlar Derneði Yiyecek Kermesi düzenledi

Sakatlar Derneği Zonguldak Şubesi tarafından Camlı Köşk'te yiyecek kermesi düzenlendi. Kermese çok sayıda davetli katıldı. Kermeste konuşma yapan Zonguldak Sakatlar Derneği Başkanı Hüseyin Şirin şunları dile getirdi. "Bilindiği gibi Sakatlar Derneği Zonguldak Şubesi olarak 10-16 mayıs Sakatlar Haftası kap-

samında ilimizde 10 Mayıstan bu tarafa etkinlikler yaptık. Bugünde yine bu hafta dolayısıyla derneğimizin yararına hazırlanmış olan yiyecek kermesi düzenledik. Bu kermesten gelen gelirleri yine ihtiyaç sahibi engellilere tekerlekli sandalye almayı düşünüyoruz. Faaliyetlerimiz bu şekilde devam edecek".

Soma'daki maden faciasında arama kurtarma çalışmalarına katılan 16 kişilik TTK Tahlisiye Ekibi, döndükleri Zonguldak'ta çiçek ve baklava ile karşılandı. Kurtarma ekibinin başında yer alan TTK İş Güvenliği ve Eğitim Dairesi Şube Müdürü Ahmet Sarıalioğlu, kurum olarak Soma'da üzerlerine düşeni yaptıklarını belirtti.

Ama o cihazla ayakta kalmış. Bizim ekip oraya gittiğinde baygın bir halde bulmuşlar. Bir taraftan da göçük oluyor. Onu hızlı bir şekilde oradan uzaklaştırmışlar. Onların peşinden ben cihaz kuşanıp gittim göçüğü duyunca. 'Eyvah bizim ekip de kaldı orada' diyerek korktum. Sonra onu kurtardık ve orası göçtü. Çok şanslıydı. Şimdi o suçlanacak belki. 301 kişi öldü, ama Allah ona da kolaylık versin. Ölen madenci şehitlerin ailelerine de sabırlar diliyorum."

Keçelioğlu: "Kurtarma uzmanlık gerektiren bir iş"

gulayarak, "Bu kadar uzman ekip varken, bir itfaiyecinin, bir belediye görevlisinin, bir üniversite öğrencisinin lambayı alıp bareti takıp ocağa koşması gerçekten vahim sonuçlar doğurabilecek şeyler. Yer altı tecrübesi olmayan bir arkadaş bir düğmeye basıp yüzlerce kişinin hayatına mal olabilir. Bizim madenlerde havalandırma kapılarımız vardır. Biz kirli havayı temiz hava ile karıştırmadan temiz havayı ocağın her tarafında dolaştırıp kirlendikten sonra hiç kimseyi etkilemeden dışarı çıkartırız. Bir tane kapı açarsınız, o havanın yönünü değiştirirsiniz, bütün yer altı atmosferini değiştirirsiniz" diye konuştu.

Maden Mühendisi Erhan Keçelioğlu da, kurtarma işinin uzmanlık gerektiren bir iş olduğunu vur-

Zonguldak Belediyesi Taþeron iþçilerinden Soma ' ya destek Zonguldak Belediyesi’nde çalışan taşeron işçiler Soma’da yaşamını yitiren maden işçilerinin anısına dayanışma eylemi gerçekleştirdiler. Belediye çalışanları, Zonguldak Belediyesi ana binasından Madenci Anıtı’na yürüyüş gerçekleştirdiler. “Her yer Soma Her yer Zonguldak”, “Susma Sustukça sıra san gelecek” sloganları atarak geldiler. Eyleme Belediye İş Zonguldak Şube Başkanı ve yönetim Kurulu üyeleri de destek verdi. Madenci Anıtı’nda Soma’da yaşamını yitiren madenci sınıfdaşları için bir dakikalık saygı duruşunun ardından basın açıklaması yaptılar. Açıklamayı Belediye’de Su ve Kanalizasyon işlerinde ustabaşı olarak çalışan İsmail Özsoy yaptı. Özsoy şu görüşleri dile getirdi, “Uzun yıllar boyunca elde edilmiş olan madencilik bilgi ve deneyimine sahip kamu madenciliği, maliyet artırıcı bir unsur olarak görülerek, bu alanlara yatırım yapmaktan kaçınılmış ya da bu alanlar neoliberal politikaların sonucu olarak özelleştirme ve taşeronlaşma uygulamalarına açılmıştır. Kâr hırsının aşırı; deneyim, uzmanlaşma ve teknik alt yapının yetersiz ve kamusal denetimin etkisiz olduğu bu uygulamalar sonucu işçi sağlığı ve iş güvenliği tamamen bir maliyet unsuru olarak görülerek, "geliyorum denen kaza" görmezden gelinmiş, maden işçileri daha fazla kâr hırsı ile en acımasız koşullarda çalışmak zorunda

bırakılmıştır.

“Büyük maden faciası ilk değil ama son olmalı artık” 13 Mayıs günü bu kez Soma'da karşımıza çıktı karanlık. Soma'da yaşanan, yüzlerce insanın hayatını kaybettiği, yakın tarihimizin en büyük maden faciası ilk değil ama son olmalı artık…Yüzlerce ailenin yüreklerine düşen ateşi bu saatten sonra kimse söndüremez. Bizler bir nebzede olsa

onların acılarını paylaştığımızı, yanlarında olduğumuzu göstermek için bütün taşeron işçileri olarak toplanarak bu eylemi planladık. Onların acılarını dindirmeyecek yaptığımız bu eylem ama yine de Zonguldak’ ta da çalışan taşeron kardeşlerinin de yanlarında olduğunu bilmelerini istiyoruz.Elim faciada yaşamını yitiren tüm maden emekçilerini saygıyla anıyor; yakınlarına, ailelerine ve tüm halkımıza sabır ve başsağlığı diliyoruz.” Açıklamanın ardından tüm işçiler elerindeki karanfilleri simgesel olarak Madenci Anıtı’na bıraktılar


SUSMA -HABER-YORUM

21 Mayıs/2014/599

Civardan

SUSMA; BAĞIMSIZ,İLKELİ, TUTARLI GAZETE SUSMA; GÜCÜNÜ OKURDAN ALAN GAZETE SUSMA; GÖNÜLLÜ OKURLARIN DESTEKLERİYLE ÇIKIYOR

HES karþýtý toplantýda kum-çakýl ocaklarýnýn zararlarý da konuþuldu

“Gerekirse makinelerin önüne çýkacaðýz” Devrek ile Çaydeğirmeni arasında yapımına başlanan iki hidroelektrik santrali projesiyle ilgili tartışmalar sürüyor. Çaydeğirmeni Erenler Köyü Ada Düğün Salonu'nda yapılan toplantıda, Yıldız Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Çevre Teknolojileri Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Beyza Üstün tarafından katılımcıları bilgilendirdi.

Devrek ile Çaydeğirmeni arasında yapımına başlanan iki hidroelektrik santrali projesiyle ilgili tartışmalar sürüyor. Çaydeğirmeni Erenler Köyü Ada Düğün Salonu'nda yapılan toplantıda, Yıldız Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Çevre Teknolojileri Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Beyza Üstün tarafından katılımcıları bilgilendirdi. HES karşıtı toplantıya; Erenler Köyü, Çaydeğirmeni ve Devrerk'ten vatandaşların yanı sıra, Erenler Köyü Muhtarı Cemal İnam, Çaydeğirmeni Merkez Mahalle Muhtarı İsa Çataklı, Çaydeğirmeni Belediye Meclisi'nin CHP'li üyesi Nazif Meziroğlu, CHP eski Belde Başkanı ve TSO Yönetim Kurulu Üyesi Aydoğan Yılmaz, CHP

Devrek İlçe Başkanı Yaşar Bükrü, CHP İl Yönetim Kurulu Üyesi Şazi Sivişoğlu, Devrek Belediye Meclisi'nin CHP'li üyesi İsmail Külah, İşçi Partisi İlçe Başkanı Bahattin Durak, KESK'e bağlı Eğitim-Sen İlçe Temsilcisi Satuk Kadem, İsmetpaşa Mahalle Muhtarı Necla Esen, Av. Emrah Özmekik,

Saðlýk Çalýþanlarý Soma için saygý duruþunda bulundu

Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi çalışanları, Manisa ' nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen maden faciasında hayatlarını kaybeden maden işçileri için 3 dakikalık saygı duruşunda bulundu.Başhekimlik önünde toplanan Hastane yöneticileri, doktorlar, hemşireler, sağlık görevlileri ile hastane personeli, Soma’daki facianın tüm ülkemizin yüreğini yaktığını, maden kenti olan Zonguldak’ın da bu acıyı en iyi bilenlerin başında geldiğini belirttiler.

Av. Halil Kodaman ve Zonguldak'tan STK yetkilileri katıldı. "Su, tüm canlılarındır. Su, hepimiz için gereklidir ve satılamaz" Yıldız Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Çevre Teknolojileri Ana Bilim Dalı Öğretim

Görevlisi Prof. Dr. Beyza Üstün, "Halkımızı, sizleri bu şirketin yetkilileri tatlı sözlerle ve vaatlerle kandırarak bu işe başlıyorlar. Size gelecekler sakın bunlara kanmayın. Bu işe engel olamazsak burada Devrek ile Çaydeğirmeni arasında en az 4,5 kilometre 8,5 metre derinliğindeki bu dere onların olacak ve sizler

suya ulaşamayacaksınız ve buranın doğal dengesi de zamanla bozulup tarım bile yapamayacak konuma geleceksiniz" dedi. Dünyanın var olması için suyun çeşitli evreler ile dönüyor olduğuna vurgu yapan Üstün, "Suya müdahale edemezsiniz, doğanın dengesini bozarsınız. Su, sadece bir sıvı değildir. Susuz hiçbir canlı yaşayamaz. Su, tüm canlılarındır. Su, hepimiz için gereklidir ve satılamaz, satılmaması içinde hep beraber elimizden gelen mücadeleyi yapmalıyız. Burada yapılacak olan HES ile bu su, bu şirketin olacak. Bu su sadece onların değildir. Bu su tüm yaşamın devamı için gereklidir. İşte bu suya burada 49 yıllığına sahip olmaya çalışıyorlar. Herkese ait olan bir suya bir şirket sahip olmaz. Onun için bunun için bunun mücadelesini hep beraber vereceğiz ve bunlara mahkum olmayacağız" diye konuştu. "Su ihtiyacımız için bu şirketlere mahkum olacağız" Şirketlerin 2008 yılında yaşadıkları krizi telefi etmek için bu yola başvurduklarını söyleyen Üstün, "Alana çok iyi giriyorlar. Önce su, sonra hidroelektrik, en sonunda da madenler için geliyorlar. 2008 yılında tekstil, gıda alanında yaşadıkları krizi hidroelektriğe yönelerek çıkmanın peşindeler. Yaşadıkları krizden kurtulmak için doğayı sermaye birikimlerine sokuyorlar. Her yer artık onların istedikleri her yere HES kurabiliyorlar. Onlar krizden çıkacaklar, biz hep beraber krize gireceğiz. Su ihtiyacımız için bu şirketlere mahkum olacağız. Biz insanlar bir şekilde az veya çok parasını bularak bu ihtiyacımızı karşılayabiliriz ama parası olmayan canlılar su ihtiyacını nasıl karşılayacak. Zamanla sahip olamadığımız ve alamadığımız suyu az tüketmeye başlayacağız. Bundan da en başta sağlığımız etkilenecek. En zaruri ihtiyacımız olan ve uzmanlarında en az günde iki litre tüketeceksiniz dedikleri suyu yeterince tüketemezsek önce yaşlılar ve bebekler en sonunda da parası olmayan yoksullar olarak hepimiz bunun bedelini ödeyeceğiz. Hiçbir kimse, hiçbir şirket ve iktidar suya sahip olamaz. Bu işin partisi yok. Bu saldırı hepimizedir, yaşamımızadır ve hepimiz buna karşı koyacağız" şeklinde konuştu. Önlerinde tek engelin halk olduğuna dikkat çeken Üstün, "Bir tek korktukları halk var. Gerekirse makinelerinin önüne çıkacağız ve bunu onlara yaptırmayacağız. Onun için bize tepki gösteriyorlar. Bu yaptıkları meşru değil halkın mücadelesidir meşru olan. Biz burada bütün canlılar için bu mücadeleyi veriyoruz. Bütün yaşamımız için kol kola gireceğiz. Bizim yaptığımız iş meşrudur.

Sayfa 9 Dere yatağı ile oynanmaz. Islah etmek diye bir şey yoktur. Sizi selden koruyacağız diyerek kandırmalarına sakın inanmayın. Dereyi tahrip ederseniz, ilk eriyecek olan deltalardır. Buraya yapacak oldukları HES'in peşinden diğerleri gelecek. Arka arkaya birbirlerini besleyerek tüm suyumuza sahip olamaya çalışıyorlar ve arkasından da beton santrallerini yapacaklar. Burada yüzlerce yılda oluşmuş olan ekolojik denge birkaç yılda bozulacak başka bir ekolojik sisteme birkaç yılda dönüşecek" dedi. "Karadeniz'e özgü şimşirler topluca ölüyor" Üstün, yörede bulunan kum-çakıl ocaklarının ekosisteme verdiği zararlarla ilgili olarak sorulan soruya da şu yanıtı verdi: "Bu da yanlıştır. 'Bu olsun mu, bu olsun mu?', bunların hepsinin etkileri ayrı ayrıdır. Ciddi anlamda eko sistemi yakar, yıkar ve cidden hiç birinin yapılmaması gerekiyor. Ne DSİ gibi benzeri kurumlar, ne derenin ıslahı üzerinden yanları ve tabanlarının oynamaları gerekiyor. Ne biri A kişi bura da gelip kumu HES yapmak için ya da kum ocaklar yapmak için bir tarafa alması gerekiyor. Hepsi aynı sonucu yapar. Sonuçta bütün o ekosistem talan olur. Ya da suyu durdurduğunda deltalar erir, ilk olacak olanları size söyleyeyim. Bunların üçü de aynı şeyi yapar. Deltalar erir, bütün yeraltı akımı bozulur, bunun sonucunda bu ekosistemde mutlaka değişir. Onları konuşmadık. Burada göletler olduktan sonra değişimleri göreceksiniz, sadece sudan değil, iklim değişikleri olacak. Mikro ölçekte nem artışı göreceksiniz. Sıcaklık artışı göreceksiniz. Sera gazında artışlar göreceksiniz. Burada bir yığın konuşacağımız şeyler var. Bu vadide olsunolmasın, yan vadide yapılıyorsa da bunları göreceksiniz. Borçka Vadisi'ne yapılan müdahale Karadeniz'deki çay üretimini etkiledi. Halbuki orada bir şey yapılmadı. Orada bir yığın başka böcekler üredi. Nemin ve sıcaklığın değişimi sonucunda başka bir canlı, başka bir ekosistem ürüyor. O canlılar pire şeklinde ve çaya musallat olan bir canlı. Gidin sorun Karadeniz'e 'Borçka'daki baraj yapıldıktan sonra bunlar üredi' diyecekler. Çay filizlerinin boyu küçüldü. Çay hasatlarının aralığı değişti. Üç hasat alıyorlardıysa, artık iki hasat alıyorlar. Halbuki o vadiye daha bir şey girmedi, arkadaşlar izin vermedi. Ya da o bölgede Karadeniz'e özgü şimşirler topluca ölüyor. Halbuki daha şimşirlerin öldüğü, kuruduğu yere şirketler giremedi. Arka taraflara Çorum Vadisi'ne girdiler. Ekosistemin donanımı böyle bir şey…"


Sayfa 10

21 Mayıs/2014/599

8 öðrenci Soma için açlýk grevinde Eðitim-Sen ' den Milli Eðitim Müdürüne ziyaret

Bülent Ecevit Üniversitesi'nde (BEÜ) eğitim gören bir grup öğrenci, Soma'daki maden faciasında sorumluların hesap vermesi için Madenci Anıtı önünde açlık grevi başlattı. Maden faciasının ikinci gününde Madenci Anıtı'nda oturma eylemi yapan 8 öğrenci, önceki gün de açlık grevi başlattı. Geceyi anıtın çevresinde battaniyelere sarılarak geçiren öğrenciler, grevlerini sürdürüyor. "Açlık grevinin 2'nci günündeyiz" yazılı döviz açan öğrenciler, Soma, Karadon ve Kozlu maden ocaklarındaki kazalarla ilgili sorumluların hesap vermesi, taşeronlaştırma ve özelleştirmenin son bulması gibi talepleri yerine gelinceye kadar grevi sürdüreceklerini söyledi. Maden Mühendisliği Bölümü öğrencisi Tugay Mertoğlu, Zonguldak'ın bir

Bülent Ecevit Üniversitesi'nde (BEÜ) eğitim gören bir grup öğrenci, Soma'daki maden faciasında sorumluların hesap vermesi için Madenci Anıtı önünde açlık grevi başlattı. Maden faciasının ikinci gününde Madenci Anıtı'nda oturma eylemi yapan 8 öğrenci, önceki gün de açlık grevi başlattı.

madenci kenti olmasına rağmen hem madencilerden, hem de halktan yeteri kadar destek görmediklerini söyledi. Mertoğlu, "Eminim ki bizim yaptığımız bu eylem Zonguldak'ta bir şeyleri uyandıracaktır" dedi. Öğrencilerden Eylem Avcı ise, eylemi süresiz olarak başlattıklarını söyledi. Avcı, "Taleplerimiz yerine getirilinceye kadar beklediğimiz tepkiyi görünceye kadar eylemimizi sürdüreceğiz. Şu an 8 kişi açlık grevindeyiz. Diğer arkadaşlarımız destek vermek için buradalar" diye konuştu.

KESK ' e Bağlı Eğitim-Sen Zonguldak Şube Yönetim Kuru üyeleri Zonguldak Milli Eğitim Müdürü Turgut Özbek ' i makamında ziyaret ederek, yaşadıkları sorun ve sıkıntıları dile getirdi KESK’e Bağlı Eğitim-Sen Zonguldak Şube Yönetim Kuru üyeleri Zonguldak Milli Eğitim Müdürü Turgut Özbek’i makamında ziyaret ederek, yaşadıkları sorun ve sıkıntıları dile getirdi ve taleplerini ilettiler. Konuyla ilgili olarak yapılan basın duyurusunda şu bilgilere yer verildi, “Eğitim Sen Zonguldak Şube Yürütme Kurulu üyelerimiz, 15 Eylül 2014 tarihinde Zonguldak Milli Eğitim Müdürü Sayın Turgut ÖZBEK'i ziyaret ederek, Zonguldak genelinde eğitim alanında yaşanan sorunları aktardı. Ziyarette dile getirilen sorunlar yazılı olarak ta iletildi ve eğitim emekçileriyle paylaşılması istendi. Endüstri ve Meslek Lisesi’nin kendi adıyla değerlidir. Ziyarette Turgut ÖZBEK’e Zonguldak Endüstri ve Meslek Lisesi’nin adının Köksal Toptan adıyla dönüştürülmesinin gazetelerde yer aldığı hatırlatıldı. Eğitim Sen Yürütme Kurulu üyeleri özet olarak bu konu hakkında şunları söylediler: “Zonguldak’ın en köklü okullardan birinin adının mevcut iktidar partisinin bir üyesinin adıyla özdeşleştirilmek istenmesi doğru değildir. Üstelik hâlihazırda Köksal Toptan adıyla bir okul varken ikincisi fazlasıyla manidar değil midir? Eğitim Sen olarak bizler eğitimin, kültürün sıcak siyaset malzemesi yapılmasına karşıyız. Sayın Özbek’in Köksal Toptan’ın Milli Eğitim Bakanlığı yaptığını hatırlatması bu dediklerimizi boşa çıkartmamaktadır. Zonguldak Endüstri ve Meslek Lisesi’nin kendi adıyla değerlidir. Ama illa ki bir bakanın adıyla anılması gerekiyorsa adı pekâlâ Hasan Ali Yücel Lisesi de olabilir. Hasan Ali Yücel yaptıklarıyla Milli Eğitimimize damga vurmuş bir önder değil midir? Hem Kapuz’daki Hasan Ali Yücel Lisesi de kapanmışken…”dediler. Özbek’e ayrıca, Eğitim-Sen’in temel ilke olarak benimsediği “çalışanların kendi yöneticilerini seçme” tutumunu da

içerek yönetici adaylarının listesini sunduklarını dile getirdiler ve şöye dediler.

Ek derslerle ilgili sıkıntılarını aktardılar Her ayın ilk günü itibarıyla tahakkuk ettirilen ek dersler hesaplara bazı aylarda ayın 9’u gibi yatırılmakta, bu durum çalışanları mağdur ettiği gibi promosyon alım anlaşmasının imzalandığı bankanın taahhütlerinin de tarih olarak çok üzerindedir. Milli Eğitim Müdürlüğümüz aracılığıyla yapılacak bir duyuru ve girişim ile her ayın 5 ine kadar ek derslerin hesaplara yatırılması sağlanabilir.Geçtiğimiz haftalarda il merkezimizdeki bir okulun gezi izin yazısında öğretim kayıplarını telafi edici program yazılı olmasına rağmen kafilede bulunan öğretmene gereken izin verilmemiş, dahası gezi yapılması istenilen bir ilçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğü tarafından gezi izin yazısından çıkarılması sağlanmıştır.Bilindiği gibi geziler okullarımız tarafından tarihi ve kültürel yerlerin gezilmesi turistik yörelerin öğrenilmesi amaçlı yapılmaktadır. Ayrıca geziler eğitim ve öğretimi tamamlayıcı nitelikte olup öğrenme ihtiyaçlarını gideren süreçlerdir. Bu nedenle gezi planlarına yapılan müdahaleler gereksizdir, bu konuda önlem alınması da taleplerimiz arasındadır.Torba yasa ile dershanelerin kapatılması ve kamu kaynaklarının özel okullara aktarılması ile ilgili yasanın içine sıkıştırılan ve 13 Haziran 2014 tarihinde yöneticilik görevinde 4 yılını dolduranların görevlerinin sona erdirilmesi ile ilgili düzenlemenin ilimizde yeni mağduriyetlere yol açmamasını talep ediyoruz. Aksi halde üyemiz olsun ya da olmasın talep edilen her türlü hukuksal yardımın yerine getirileceğini beyan ediyoruz.”diye ifade ettiler


Susma gazetesi 599  

Araştır,Soruştur,Konuş;SUSMA

Advertisement
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you