Page 1

“Filyos, Endüstri bölgesi olacaksa, ekolojik temelli bir üretim yapamazsýnýz” Çaycuma Belediyesinin Çaycuma Kaymakamlığı ile birlikte düzenlediği Çaycumalılar Buluşuyor etkinliğinin forum bölümünde, TOBB Türkiye Fuarcılık Sektör Meclisi Başkanı, TÜYAP Anadolu Fuarları A.Ş. Genel Müdürü Cihat Alagöz "Bölge İçin Vizyon Arayışı", Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muharrem Afşar "Kent ve Ekonomi" başlıklı birer tebliğ sundu.Çaycumalılar Buluşuyor etkinliğinin "forum" bölümünde bir sunum yapan Prof. Dr. Muharrem Afşar, Filyıos endüstri bölgesindeki endüstriyel yatırımların ekolojik temelli kalkınma çabalarını bitireceğini söyleyerek, "Ama bu yanında termik santrallerin yoğun olduğu bir endüstri bölgesi olacaksa, ekolojik temelli bir üretim yapamazsınız. Bunu unutun" dedi. Haberin Ayrıntısı Sayfa 7’de SUSMA GÖNÜLLÜ OKURLARIN DESTEĞİYLE ÇIKIYOR ABONE OL ABONE BUL

16 MAYIS 2018 HAFTALIK YEREL GAZETE YIL: 22 SAYI: 802

CHP Cumhurbaþkaný Adayý Muharrem Ýnce geliyor Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce, Zonguldak'ta Madenci Anıtı'nda vatandaşlar bir araya geliyor. CHP Cumhurbaşkanı Adayı İnce'nin 21 Mayıs 2018 Pazartesi günü Zonguldak'a gelerek halka hitap edeceği belirtildi. Cumhurbaşkanı Adayı İnce'nin maden ocağına inip-inmeyeceği konusunda henüz bir açıklama yapılmadı. İnce'nin TTK ve Zonguldak ile ilgili açıklamaları şimdiden merak ediliyor. Miting ile ilgili programın daha sonra açıklanacağı öğrenildi

Soma Katliamý’nýn yýldömünde farklý etkinlikler düzenlendi

Ederi: 1.00 TL

Nisan'da Mutfakta Zam Yaðmuru Gýda Gideri yüzde 2.74 arttý Genel Maden İşçileri Sendikası'nın Zonguldak'ta yaşayan 1 çalışan, 1 ev hanımı, 2 çocuk toplam dört kişiden oluşan çekirdek ailenin aylık gıda harcaması Nisan 2018'de bir önceki aya göre yüzde 2.74 oranında arttı. Mutfaktaki yıllık artış ürün bazında yüzde 14.20 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde mutfaktaki yıllık enflasyon ise yüzde 8.20 düzeyinde gerçekleşti. Gıda harcamasında meydana gelen aylık yüzde 2.74 lük artış aile bütçesinde bir önceki aya göre yaklaşık 42 TL ek yük getirdi.Buna göre Nisan 2018'de Zonguldak'ta yaşayan 4 kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması 1.575,69 TL oldu.

"Halkýn Saðlýðý ve Geleceðimiz için SESSÝZ KALMAYACAÐIZ…" KESK'e Bağlı Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Zonguldak Şube Kadın Sekreteri Hamide İpek Hemşireler Günü nedeniyle yaptığı basın açıklamasında,iktidarın sağlık emekçilerine yönelik politikalarını eleştirdi.İpek; "Hemşirelik mesleğinin sorunlarının başında ve en önemlisi de iş tanımı dışında ihtiyaç görüldüğü her alanda çalıştırılmasının yanı sıra yetersiz istihdama bağlı ağır

iş yüküdür. Sağlık hizmeti sunumdaki artışın son 10 yıla oranla 3 kat artmasına rağmen hemşire sayısının ihtiyaca yanıt verecek düzeyde olmamasının yükü yine fazla çalışma ile hemşirelere yıkılmaktadır. Bugün yaklaşık 400 bin hemşire istihdamına ihtiyaç varken, 2017 verilerine göre aktif çalışan 130 bin hemşire ile sağlık hizmeti verilmeye çalışılmaktadır."dedi Haberi Sayfa 5’de

Mehmet Çelikel Lisesi öðrencilerine yaþam tecrübelerini anlatan Vali Çýnar

“Bilim ve sanatla ilgilenin”

13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen ve 301 kişinin hayatını kaybetmesi nedeniyle ülke tarihinin en ölümlü iş kazası olan Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesinin birlikte düzenlediği etkinlikte anıldı. "Alın Yazısı Değil Kömür Karası" başlığıyla etkinlik düzenlendi.Üzülmez Kuyu Başında anma yapıldı. Haberi Sayfa 3-5 de

Ramazan Zam'la geldi

Ramazan Ay'ı başlamadan zam furyası önden geldi.Ülke genelinde akaryakıta gelen zam yerelde de Ramazan Pidesi ve Çay'a zam yapıldı.Sayfa 6’da

“Halka söz verin” Basın Konseyi, 24 Haziran'da yapılacak seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı olan 6 siyasetçiye birer mektup göndererek,çağrıda bulundu. Basın Konseyi,ifade ve basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkı, tutuklu gazeteciler, basın Meslek İlkeleri konularında yaşanan olumsuzluklarla endişelerin giderilmesi konusunda halk nezdinde SÖZ VERMELERİNİ istedi. Cumhurbaşkanı adaylarını, seçildikleri taktirde Basın Meslek ilkeleri ile 'eşitlik ilkesi' doğrultusunda kararlar almaları yolunda, seçim öncesinde halk nezdinde beyan ve taahhüt etmeye davet etti. Haberin Ayrıntısı Sayfa 4’de

“Balýkçýlar çarþýsý olarak deðil, aktif bir meydan olmalý”

Kent Konseyi Başkanı,Şehir Plancısı M. Yesari Sezgin, eski Tekel binasının bulunduğu alanın "Nergis Park" olarak düzenlendiğini, ancak bugün gelinen noktada alan için "balıkçılar çarşısı" şeklinde bir düzenleme çalışmasının olduğunu basından öğrendiklerini belirterek, söz konusu alanın balıkçılar çarşısı olarak değil, aktif bir meydan, aktif bir yeşil alan ve trafik yönünden önümüzdeki günlerde karşımıza çıkması söz konusu olan gelişmeler de dikkate alınarak, trafiğin dağılma noktası olacak bir Öğrencilere her konuda önyargılı ve bağnaz olmamalarını tavsiye eden merkez, bir kavşak şeklinde düzenlenVali Ahmet Çınar, önyargı ve bağnazlıkla ilgili anlattığı anılarla önyargı ve mesi uygun olacaktır." dedi bağnazlığın nasıl kötü bir şey olduğunu ve insanı nasıl olumsuz etkilediğine Haberin Devamı Sayfa 3’de değindi. Vali Çınar, "Hayatta karşılaşabileceğiniz statü ve rol çatışmasını aşmasını bilmelisiniz" dedi. Zonguldak Valisi Ahmet Çınar, "Kariyer Planlama Eğitimi Seminerleri" kapsamında, Türkiye'nin ilk bağış okulu olan Mehmet Çelikel Lisesi öğrencilerine yaşam tecrübelerinden oluşan örnekler vererek bir sunum yaptı. Mehmet Çelikel Lisesi Konferans Salonu'nda gerçekleşen programa; Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Cemal Özdemir,Mehmet

Çelikel Lisesi Müdürü İsmail Aşkar, Mehmet Çelikel Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Yüksel Aytaç, Mehmet Çelikel Vakfı Başkanı M. Sağlam Gürol, Mehmet Çelikel Lisesi Okul Aile Birliği Başkanı Recep Adıgözel, okul öğretmenleri, öğrencilerve Vakıf yöneticileri katıldılar. Sayfa 4’de

Kozlu Belediyesi yeni binada hizmet vermeye baþladý Sayf 7’de


Mithatpaşa Tuneli başka bahara kaldı

Bahaddin Arı bahaddinari@gmail.com

Sayfa 2

SUSMA -YORUM

16 Mayıs 2018/802 "Kentin sakini değil, sahibi olun"Sözü sık sık kullanılır.Siyaset de ustalık işi. Muhalefet partileri, yada muhalefeti sokakta yapmayı savunan dostlarımıza çağrım.Basın kaç gündür yazıyor, yorumlar yapılıyor. Mithatpaşa Tunellerini yapan firma yine kaçtı,işi bıraktı diye.Bu konu siyaset yapanları ilgilendirmiyor mu? Örneğin; CHP İl Başkanı(Vekaleten de olsa Hakkı Güney) Merkez İlçe Başkanı, Fikret Zaman Başkanım, Bağlık Mahallesine gidip Mithatpaşa Tıunel Çıkışında basın açıklaması yaparak bu durumu niye gündeme getirmezler bilmiyorum. Herkes düşmüş bir vekil adayı peşine ama kentin ana sorunu,yol,ulaşım sorunu yıllardır yılan hikayesine dönmüş muhalefetin umurunda değil. Haydi CHP'yi anladık onlar Vekillik sıralamasına kendi adaylarını yerleştirmek için koşturuyor. Ya muhalefeti sokakta arayanlar, gereklliliğine inanan dostlarımız haklı ve meşru olan yol sorununu, halkın en temel sorunu olan ulaşım sorununu ve bu keşmekeşliği, iktidarın gerek ödenek yetersizliğinden, gerek yatırım eksikliğinden ya da Müteahhitin durumundan kaynaklanan bu durum sizi

hiç ilgilendirmiyor mu? "Kentin sakini değil,sahibi olalım"Sözü burada.Halk adına,halk için siyaset yapanların bu konu gündemine neden girmez. İktidar, tersi durumda, Solda bir Müteahhitin işi yapamaması durumunda, yarım bıraktığı durumda, ne başbakan, ne cumhurbaşkanı, ne bakanı kalıyor kente getirip, sol'un beceriksiz olduğu imajı vermek,iş bitirememezliği, yönetememezliği üzerinden ülkeyi de yönetemze getirerek politika yapıyor da, kentin en önemli sorunu olan ve kent trafiğini önemli ölçüde çözecek Mithatpaşa tünellerinin bir an önce bitmesi konusunda iktidara neden bir tepki göstermezler anlamış değilim.

Filistin sorunu ve 68 Kuþaðý Kentte sol'un sosyalist solun biraz nutku tutuldu gibi. Bakın dün ve bugün dünyada kınamalara neden olan Filistin halkına karşı yapılan katliam için ülkenin dört bir yanında protesto eylemleri var. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu parlemanto da Grup toplantısında 68 Kuşağı devrimci gençliğinin Filistin sorununa nasıl destek verdiğini,ABD Emperyalizmine karşı savaşmak için Filistin toprak-

larında yaşamlarını yitiren Türkiye'li devrimcilerin o topraklarda yaşamlarını yitirdiğini,bir çoğunun ülkede hapislerde,işkencelerden geçtiğini,idam edildiklerini hatırlattı. Bugün tıpkı tarihteki gibi Katil İsrail, Filistin halkına karşı acımasız katliamlarını sürdürüyor.Ve yine o günlerde ki gibi yine ABD Emperyalizmi ile birlikte yapıyor. Önceki gün katliamda 59 kişi yaşamını yitirdi binlerce yaralı var.Ve Zonguldak'ta dün öğlen ve Akşam Madenci Anıtı bu katliamları protesto eylemlerine tanıklık etti. Fakat her ne hikmetse ters giden bir şey var.Sosyalist sol'da dedim ya nutku tutuldu herhalde. Bugün 68 Kuşağı önderlerinin o tarihte Filistin sorununa yaklaşımının kadrolarının devamını savunan, Denizler,Mahirler,Hüseyinler'in mücadelesini sürdürdüğünü ifade den dostlarımız, 6 Mayıs'ta Üç Fidan (Deniz Gezmiş,Yusuf Arslan,Hüseyin İnan)ı anma gününde nedense hiç bir etkinlik,anma,açıklama yapmadı,yapamadılar. O tarihte CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpçu'da olmasa yıldönümü gündeme gelmeyecek. Konu güncelliği açısından yazma

gereği duydum. Ama yukarıdaki tıpkı Mithatpaşa Tuneli inşaatı gibi, günlerdir Zonguldak'ta tartışılan, Soğuksu Pazaryerindeki inşaat, sorunu gibi, yada Zonguldak Belediyesi'nin yaptığı Asfalt, parke ihalesi ve burada tartışmaya neden olan kamu zararı konusu gibi kenti, kent insanını ilgilendiren bir çok konuda da nutku tutulmuş bir durum var. Ne dersiniz bu konular Sosyalistleri, devrimcileri ilgilendirmiyor mu? Peki o zaman Marksın 200.Doğum yıldönümü bu konu ilgilendiriyor mu? Nedense Sosyalist Sol'u sadece CHP'nin iyi yada kötü yaptıkları ilgilendiriyor.Çünkü uzun süredir AKP İktidarının da ne yaptığı, halkı hangi cenderelerin içine çektiği, 24 Haziran'da Türkiye halkını ne beklediği de bu aralar ilgilendirmiyor.Dedim ya bir nutku tutulmuşluk var.Var var. Sen öyle san diyenleri duyuyor gibiyim.Olsun ben "var diyeyim" sen "yok" de . Pardon ben yok diyeyim sen sosyal medyadan "TAMAM"de Şimdi oldu. Sağlıcakla kalın.

KUDÜS'deki lastikler benim yüreğimi yakıyor 15 Mayıs 1919 - Hasan Tahsin işgal ordularına ilk kursunu attı, vurularak öldürüldü. İzmir Yunan Orduları'nca işgal edildi. 1943 - 3. Enternasyonal fesh edildi 1978 - İlerici Gençler Derneği (IGD) 1. Kongresi başladı. 18 Mayıs 1973 İbrahim Kaypakkaya işkencede yaşamını yitirdi 23 Mayıs 1876 - Tersane isçileri grevi. 1971 - Kaçırılan İsrail Başkonsolosu Elrom ölü bulundu. 1976 - TÖB-DER'in 17 şubesi valilerce kapatıldı. 26 Mayıs 1971 - 11 ilde sıkıyönetim ilan edildi. 27 Mayıs 1995 Cumartesi annelerinin ilk eylemi Galatasaray Lisesi önünde yapıldı 1871 - Paris Komünü. 1960 - Ordu yönetime el koydu. 2013 Taksim gezi parkına ilk yıkım ekibi müdahale etti 28 Mayıs 1980 - Edip Cansever'in ölümü. 29 Mayıs 1967 - Maraş'ta topraksız köylüler AP Hükümetini protesto yürüyüşü düzenledi. 1970 - İzmir'de personel yasasını protesto eden astsubay eşleri polisle çatıştı.

Susma KURUCU Bahaddın Arı Sahibi: Çark Yayıncılık,Reklamcılık Adına:Sevim ARI

Sorumlu Yazıişleri Müdürü: Bahaddin ARI Webmaster :S.Üstüngel ARI Yönetim Yeri ve Adresi: Mithatpaşa Mah.B. Ecevit Cad. Üstüngel Kreş üstü Kat: 5 No: 52 ZONGULDAK Tel/Faks 0372 252 42 99 GSM: 0544 246 09 17 Web: http://susmagazetesi.com e-posta: susmagazetesi@hotmail.com susmagazetesi67@gmail.com Dizgi-Düzenleme: SUSMA

Kururluş 28 Nisan 1997 Baskı: MATBAA 69 Tel:251 40 44

Kozlu; Bartın

Temsilcilikler ; Bilal Kara : Ahmet Güneş

Kongre İlanı;50. TL Tüzük İlanı:150 TL Yitik İlanı: 30 TL Gazete Satış Fiyatı: 1. 00 TL Yıllık Yayınlı Kurumsal Abone: 2500.TL Yıllık bireysel abonelik 200.TL Posta Çeki Hesabı: Bahaddin Arı 0148 52 40

Susma; Hak ve Sorumluluk Bildirgesi İlkelerine Uyar. Cevap ve düzeltme hakkına saygı gösterir. Gazetede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazara aittir

ABD Devlet Başkanı Trump'ın akıl almaz ısrarlı tavrı sonunda Büyükelçilik binasını Kudüs'e taşıma kararının sonunda çıkan olaylarda 59 Filistinli yaşamını yitirirken binlerce masum insan yaralandı. Bir yanda dünyanın son çılgını Trump'ın kızı ve damadının onur konuğu olarak katıldığı bir davette sevinç çığlıkları atan alçaklar, diğer yanda yaralılarını hastanelere yetiştirmeye çalışan Filistin'liler, ölülerinin başında ağlaşan analar. Bir yanda son teknoloji ürünü tüm silahları deneyerek savunmasız bir halkı yok etmeye çalışan İsrail; diğer yanda çaresiz, elinde sapanla taş atan, lastik yakarak saldırılara engel olmaya çalışan çaresiz, sahipsiz, yoksul ama inançlı, kararlı, mazlum Filistin halkı. Bir yanda; havai fişekler eşliğinde kutlama yapanlarla birlikte, yüzünde arsız bir gülümsemeyle eğlenen damat, hemen yanı başlarında parçalanmış cesetler, göğe doğru yükselen dumanlar, acısını yüreğine gömüp, sessizce ağlayan kadınlar. Ne demiş, İsrail Başbakanı Netanyahu; "Ulusal hafızamıza nesiller boyu kazınacak bir gün" Doğru demiş;" Bugün yapılan alçakça saldırıları, yaşamını yitiren Filistinli masumları unutursak, yüreğimiz kurusun." 2014 Yılında Gazze'ye yapılan saldırılarda bacaklarını kaybeden 29 yaşındaki Fadi Abu Salah'ı acımasızca tekerlekli sandalyesinde öldürenleri hafızamızın en derin noktasına kazıyacağız. Türkiye'nin efsane devrimcilerinden Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının da bir dönem Filistin halkıyla dayanışma ve emperyalizme karşı mücadele için gittikleri Filistin'de yapılanları elbette unutmayacağız. 70 yıl önce bugün kurulan

İsrail Devletinin ABD himayesinde yıllardır Filistin halkına uyguladığı zulmü bizlerde ulusal hafızamıza nesiller boyu kazıyacağız. Bir yandan yazımı tamamlamaya çalışırken, bir yandan da Kudüs'den gelecek son haberleri takip etmeye çalışıyorum. Ölenlerin sayısında artış olduğu, aralarında 8 aylık Leyla Enver bebeğin de bulunduğu haberleriyle yüreğim daralmaya başladı. İlginçtir kendi tarihlerinde soykırım yaşamış bir ulusun, tüm bunlar hiç yaşanmamış gibi bir başka halka zulmetme görevini kabullenmesini ne aklımız, ne mantığımız kabul ediyor. Ancak emperyalizmin uyguladığı sömürü düzeninde akla da, duygulara da, mantığa da yer yok ne yazık. Bu alçak saldırılarda yaşamını yitirenlerin cenazelerinin kaldırılmaya başlandığıyla birlikte genel grev kararı alındığı haberleri gelmeye başladı. Kuşkusuz Türkiye de iktidar ve muhalefet kanadından sert tepkiler, kamuoyunda protesto gösterileri devam ediyor. Hükümetin Yenikapı da miting kararı aldığı söyleniyor. Umarım Filistin'de yaşanan bu insanlık dışı katliam ve orada yaşamlarını yitirenler üzerinden siyaset yapılmaz. Çünkü, hiçbir siyasi hedef ya da kutsal! amaç, Filistin'in yaklaşık yüzyıldır sürdürdüğü yaşama mücadelesinden, bağımsızlık savaşından daha önemli değildir. İsrail'de aklı başında yurttaşların da tepki gösterdiği saldırılarda keskin nişancılar görev yaptılar ve doğrudan öldürme amaçlı ateş açtılar. Oysa Hamas ve FKÖ savaşın en sıcak dönemlerinde bile bırakın masum insanlar, İsrail askerlerine bile bomba atmaktan kaçınmışlardı. Ülkemizde toplumun tüm

Ayhan Ongun

dikkati yaklaşık kırk gün sonra yapılacak bir baskın seçime yönelmişken, Filistin halkına yapılan bu acımasız saldırılar ne kadar gündemde kalır bilemem ama üç günlük yasla geçiştirilecek bir durum değil. Asıl şimdi uluslararası kurum ve kuruluşlar devreye sokulmalı, Filistin halkının bu haklı mücadelesinde en üst düzeyde dayanışma örgütlenmelidir. Emperyalizme karşı tüm demokrasi güçleriyle birlikte ortak bir mücadele verilmeden ne bölgemizde, ne ülkemizde gerçek anlamda bir kalıcı barışın sağlanması mümkün değildir. Gazze'de yakılan lastiklerden göğe doğru yükselen siyah dumanlar ruhumuzu karartmıyorsa, 8 aylık Leyla bebeğin cansız bedeni yüreğimizi acıtmıyorsa, ölenlerin ardından gözyaşlarını içine akıtan analarla birlikte akmıyorsa gözlerimizden yaşlar, bir şeyler eksik demektir. An itibariyle Türkiye de kimin Cumhurbaşkanı, kimlerin milletvekili olacağı ya da ülkenin hangi sistemle yönetileceği, hangi partinin iktidar olacağı inanın anlamını yitiriyor. Tüm dünyanın gözü önünde yaşanan bu vahşete karşı samimiyetsiz, ikiyüzlü tavrını sürdüren batılı ülkeler bir yana, yine sessizliğini ve duyarsızlığını sürdüren İslam ülkelerine rağmen vicdan sahibi her insanın bir şekilde tepkisini göstermesi gerekmez mi? Bu ruh hali içerisinde Filistinli kardeşlerimize yapılan bu alçak saldırıları, ABD nin sorumsuz tavrını ve sessiz kalarak, suça ortak olan tüm kurum ve kuruluşları kınıyorum. Tüm halklar kendi kaderlerini tayin etme hakkına sahiptirler ve Filistin Halkı şimdiye kadar ödediği bedellerle bunu fazlasıyla hak ediyor.


16 Mayıs 2018/802

GMÝS'ten Kozlu Müessese Müdürü'ne tebrik ziyareti Genel Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Ahmet Demirci, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Müessese Müdürlüğü'ne atanan Nurettin Yılmaz'a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. Ziyarette GMİS

Genel Başkan Yardımcısı İsa Mutlu, Genel Sekreter Satılmış Uludağ, Genel Mali Sekreter Adnan Tıska, Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Kahraman Kabasakal hazır bulundular.

SOMA Üzülmez Kuyu baþýnda anýldý Zonguldak'ta maden işçileri; Manisa'nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen maden faciasının 4'üncü yıldönümündeyaşamını yitiren 301 maden şehidi için tören düzenlendi. Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Üzülmez Müessese Müdürlüğü'ne bağlı Üzülmez Kuyu Başında 14 Mayıs 2018 tarihinde düzenlenen anma törenine Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Genel Başkanı Ahmet Demirci, TTK Üzülmez Müessese Müdürü Murat Köseoğlu ile müessese ve işletme yöneticileri, GMİS

Genel Mali Sekreteri Adnan Tıska, GMİS'e bağlı Üzülmez Şube Başkanı Tayfun Demir ile şube yöneticileri ve sabah

vardiyasında işten çıkan ve ocaklara girecek olan maden işçileri katıldı. Maden işçileri Soma'da yaşanan acıyı unutmadılar

ve Kuran-ı Kerim okunmasının ardından 301 maden şehidi için dualar ettiler.

Sezgin; “Nergis Park, Balýkçýlar Çarþýsý olmamalý” Kent Konseyi Başkanı,Şehir Plancısı M. Yesari Sezgin, eski Tekel binasının bulunduğu alanın "Nergis Park" olarak düzenlendiğini, ancak bugün gelinen noktada alan için "balıkçılar çarşısı" şeklinde bir düzenleme çalışmasının olduğunu basından öğrendiklerini belirterek, "Söz konusu alanın balıkçılar çarşısı olarak değil, aktif bir meydan, aktif bir yeşil alan ve trafik yönünden önümüzdeki günlerde karşımıza çıkması söz konusu olan gelişmeler de dikkate alınarak, trafiğin dağılma noktası olacak bir merkez, bir kavşak şeklinde düzenlenmesi uygun olacaktır" dedi. Başkan Sezgin, yazılı açıklamasında şunları söyledi: "Sayın Valimiz öncülüğünde devam eden şehrimizin çehresini değiştirecek çalışmaları ve projeleri takdir ve mutlulukla izliyor ve destekliyoruz. Projelerin ve uygulamaların bir an önce hayata geçmesi her Zonguldaklı gibi bizimde beklentimiz. Bu vesile ile 'Nergis Park' olarak bilinen alan ile ilgili düşüncelerimizi paylaşmak istiyoruz. Zonguldak kamuoyu tarafından da bilindiği üzere yıllardan beri 'Nergis Park' olarak adlandırılan eski Tekel binasının olduğu alanın herhangi bir bina yapılmadan aktif yeşil alan ve meydan düzenlemesi yapılması gerektiği konusunda fikirlerimizi

Böyle bir düzenlemede yeni bir yapı kitlesi düşünülmemelidir. Kent merkezinin hava almasını sağlayacak bu alan da balıkçı birimleri ile kafe ve restoranların bir arada yer alması da tekrar düşünülmesi gereken kararlardır

paylaştık. Alanın başka amaçlarla kullanılmasının önüne geçmek için ilgili mercilere gerekli itirazlarımızı da yaparak, farklı imar değişikliklerinin yapılmasını engelledik. Her zaman söylediğimiz alanın tamamının meydan, yeşil alan ve kavşak düzenlemesi şeklinde olması gerektiği yönündedir. Şu andaki pasif hali elbette istediğimiz beklediğimiz şekilde değildir. Kent merkezinin trafiğini rahatlatıcı bir alan olarak kullanılması da ayrıca önem taşımaktadır. Bugünkü sadece refüj görüntüsü veren halinden kesinlikle kurtarılmalıdır. Zeminin altının otopark olarak düzenlenmesi fikrine katılıyor, destekliyoruz. Bu alanda yapılacak düzenlemeler de alanın kent merkezine giriş yapılan bir noktada olmasının yanı sıra zaman zaman gündeme gelen

Sayfa 3

SUSMA -HABER- YORUM

Fevkani Köprüsü'nün yıkılması durumunda çok daha önemli bir kavşak ve trafiğin dağılım noktası haline geleceği de yapılacak düzenleme ve projelerde göz önünde bulundurulması gereken bir konudur. Mithatpaşa Tüneli'nin açılması da buradaki trafik akışının çok büyük ölçüde artmasına sebep olacağı da çok açıktır. Ankara yönünden kente gelenlerin kent merkezi girişinde ilk gördükleri noktalardan biri olan alanın kent imajımıza olumlu bir katkı sağlayacak şekilde projelendirilmesi gerektiği de açıktır. Bugün gelinen noktada alan için balıkçı çarşısı şeklinde bir düzenleme çalışmasının olduğunu basından öğrenmiş bulunuyoruz. Yukarıda belirttiğimiz sebeplerle özellikle de fevkani köprüsünü yıkılması ve Mithatpaşa Tüneli'nin açılması sonrası

alanın trafik akışı ve kent merkezi trafiği için çok önemli bir dağılım merkezi haline gelme olasılıkları gözardı edilmeden bir proje geliştirilmesi uygun olacaktır. Böyle bir düzenlemede yeni bir yapı kitlesi düşünülmemelidir. Kent merkezinin hava almasını sağlayacak bu alan da balıkçı birimleri ile kafe ve restoranların bir arada yer alması da tekrar düşünülmesi gereken kararlardır. Bu sebeplerle söz konusu alanın balıkçılar çarşısı olarak değil, aktif bir meydan, aktif bir yeşil alan ve trafik yönünden önümüzdeki günlerde karşımıza çıkması söz konusu olan gelişmeler de dikkate alınarak, trafiğin dağılma noktası olacak bir merkez, bir kavşak şeklinde düzenlenmesi uygun olacaktır."

Yılmaz'a yeni görevinde başarılar dileyen Demirci, TTK'nın sorunlarını aşmada ve kazasız belasız üretmek için birlikte mücadele edeceklerini söyledi. Ziyaretten memnunluk duyduğunu belirten Müessese Müdürü Yılmaz, TTK ve Sendikanın et ve tırnak gibi olduğunu vurguladı.

OHAL'in gölgesinde baskın seçim ve 1 Mayıs Türkiye, tarihinde ilk kez OHAL şartlarında baskın seçime giderken, 1Mayısı da aynı şartlarda kutladı. AKP, yeni bir Gezi korkusuyla Taksim'i bu yıl da yasaklayınca işçi sınıfı 1 Mayısı bütünlüklü olarak kutlamada hayli zorlandı. Sendikaların kimi Maltepe meydanına, kimi Gebze'ye giderken kutlamaların çoğu taşrada yapıldı. DİSK üyesi Nakliyat İş ve Birleşik Bilal Kara Metal İş ile Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) Taksim'de kutlamak isteyince polis müdahale etti ve HKP üyesi 5 avukat ile 42 parti üyesini OHAL'DAN aldığı özel yetkiyle keyfi olarak tam bir hafta tutukladı. Cumhurbaşkanı R T Erdoğan 1Mayıs öncesi grup toplantısında, OHAL'İ anlatırken Fethullah Gülen ile mücadeleden çok, grevleri durdurmak amaçlı kullandıklarını söyledi. Bu kendisine kitlesel destek veren işçi sınıfına karşı aslında bir itiraftı ve iş cinayetlerinde, hak aramada sesini yükselten sınıfın sesinin kesilmesinin bir itirafıydı. RT Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu, OHAL kararı nasıl alınır, bilmezsin, diye eleştirirken, "Bu ülkenin OHAL ile yönetildiği dönemler, bizim OHAL gibi değildi. Fabrikalar greve gider, çalışamazdı. Sanayicilere sesleniyorum, bir tane fabrikada grev söz konusu mu? Böyle bir şeyde biz anında müdahalemizi yapıyoruz. Ve OHAL anında çözüm kaynağı oluyor. Huzurun olduğu bir ortam var. Böyle bir ortamda bunlar OHAL'İN olmamasını tavsiye ediyorlar. Tezgâh bozulacak, o yüzden size bu tezgâhı bozdurtmayız" diyor. (BirGün Gazetesi, 24.04.2018). RT Erdoğan'ın itiraflarına, Erdoğan'a gönül bağı ile bağlı olan ve onu 16 yıl boyunca iktidarda tutan muhafazakâr işçilerimizle alnı secde görmüş sendikacılarımızın söyleyecekleri bir sözleri elbette vardır ve olmalıdır. Bir iktidarı 16 yıl boyunca ayakta tutabilen ve 1600 TL ile nasıl geçindiklerini itiraf etmeyenler varsa bilin ki dilsiz şeytandır. Bu açık söz karşısında konuşma sırası şimdi MEMUR SEN'DE, HAK İŞ'DE, TÜRK İŞ'DE ve diğerlerinde. OHAL aynı zamanda 24 Haziran 2018 seçimi için, üniversitelerinin bölünmesine karşı çıkan

öğrencilerin itirazları için, emeklinin, madencinin, memurun eriyip giden maaşına, ucuz mazota, şeker fabrikalarının satışına karşı çıkanlar için de çözüm oluyor. Başka, tek sesliliğe, işsizliğe, enflasyona, iş cinayetlerine, Karadon'da 30, Soma'da 301 madencinin isyanına da çözüm kaynağı oluyor. Türkiye'de iktidarlar en çok iki dönemde yıpranırken AKP daha uzun sürede yıprandı. AB- ABD ile girdiği yol arkadaşlığında dostları onu artık terk ettiler. İçerde Kürt sorunuyla başlayıp Suriye'yle devam eden çözümsüzlükler ekonominin çökertilmesinde büyük yıpratıcı sebep oldu. Suriyeli mültecilerle Türkî Cumhuriyetlerden gelen göçmenlerin yükü ekonomiyi zorlarken asıl çöküş, emperyalizmin tarım, hayvancılık ve sanayide üreticiyi devre dışı bırakıp Türkiye'yi açık pazar yapması oldu. Türkiye, yabancıların yerli üretimden etkilenmeden adeta kendi aralarında rekabet ettiği bir açık pazar haline getirildi. Gümrük birliği kapıların açılması için zorlayıcı sebep olsa da tarım ve hayvancılık ile sanayiye desteklenerek dış ticaret açığı bu kadar çok olmayabilirdi. Bu kadar yıpranmışlık karşısında AKP, 24 Haziranda halktan yeniden OHAL'DAN daha katı bir iktidar istiyor. Muhalefetin deyimiyle, tek adamlık rejime, onay verip vermemek şimdi vatandaşın tercihinde ve bu tercihle vatandaş bir anlamda kendisini de test etmiş olacak. Bu saate kadar Zonguldak'ta maden işçisi, emekli, memur, esnaf, çiftçi, köylü, kentli AKP'ye koşulsuz iktidar desteği verdi. Bu destek kendisine Çatalağzı'nda termik santral, hava kirliliği ve kanser, işsizlik, TTK'YA işçi alınmamak, bölgeye yatırım yapmamak, kentten göç olarak geri döndü. Zonguldak bu geriye dönüşlerin hesabını sorar mı derseniz, biraz öyle görünüyor gibi ama Zonguldak'ın hali belli olmaz. Bunu en iyi buranın elli yıllık duayen abisi bilir de onu birilerinin konuşturması lazım. Bakalım madenci ailesi 24 Haziranda açık, hesap verebilen ve şeffaf bir iktidar mı isteyecek yoksa tam gaz OHAL'A devam mı diyecek?


16 Mayıs 2018/802

“Halka söz verin” Basın Konseyi, 24 Haziran'da yapılacak seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı olan 6 siyasetçiye birer mektup göndererek,çağrıda bulundu. Basın Konseyi,ifade ve basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkı, tutuklu gazeteciler, basın Meslek İlkeleri konularında yaşanan olumsuzluklarla endişelerin giderilmesi konusunda halk nezdinde SÖZ VERMELERİNİ istedi. Cumhurbaşkanı adaylarını, seçildikleri taktirde Basın Meslek ilkeleri ile 'eşitlik ilkesi' doğrultusunda kararlar almaları yolunda, seçim öncesinde halk nezdinde beyan ve taahhüt etmeye davet etti. Basın Konseyi'nden adaylara yapılan çağrı şöyle: "Anayasamıza göre, 'Türkiye Cumhuriyeti insan haklarına saygılı, demokratik, bir hukuk Devletidir', 'Basın hürdür, sansür edilemez', 'Devlet,

basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.' Oysa, Türkiye'de basın özgürlüğünün tehdit altında olduğu, bağımsız nitelikli bütün milli ve yabancı basın örgütleri tarafından kabul edilmekte, gerek Avrupa Birliği gerekse Avrupa Konseyi bu konudaki endişelerini düzenli olarak dile getirmektedir. Keza, tutuklu gazeteci sayısı itibariyle Türkiye'nin dünyada sürekli olarak ilk sıralarda yer aldığının altı aynı ve başka kuruluşlarca çizilmektedir. Bu tablo karşısında, Devlet Başkanlığı seçimlerine giderken bütün Başkan adaylarına çağrımız; yukarıdaki Anayasal hükümleri sonuna kadar savunacaklarına, bunları hayata geçirmek için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına ve bu hükümlerin ihlalleri karşısında duracaklarına bütün halkımız nezdinde söz vermeleridir. Bu bağlamda, demokrasiye

ve hukuk devletine inandığına emin olduğumuz tüm Başkan adaylarımızın, şu hususları açıkça beyan etmelerini beklemekteyiz: * Basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkı ve basının görevini serbestçe yapması demokrasinin temel ve vazgeçilmez değerlerinden biridir. * Uluslararası standartlara göre meşru gazetecilik faaliyeti sayılan hiçbir eylemi ve söylemi nedeniyle; hiç kimse, hiçbir gerekçeyle, hiçbir bahane altında, yargılanamaz. * Yukarıdaki ilke saklı kalmak kaydıyla, gazetecilerin görevleriyle bağlantılı kovuşturmalarında tutuksuz olarak yargılanmaları esastır. * Basın organlarının ve mensuplarının özgürce faaliyet göstermesini sağlamak için gerekli tüm tedbirleri ve önlemleri almak, siyasal iktidarın öncelikli bir görevidir. * Siyasal iktidar kamusal işlemlerde ve tasarruflarda

Vali Çýnar; “Önyargýlý ve baðnaz olmayýn” Zonguldak Valisi Ahmet Çınar, "Kariyer Planlama Eğitimi Seminerleri" kapsamında, Türkiye'nin ilk bağış okulu olan Mehmet Çelikel Lisesi öğrencilerine yaşam tecrübelerinden oluşan örnekler vererek bir sunum yaptı.Son yıllarda ülkemizin bilim ve teknoloji konularında hızla ilerlediğini söyleyen Vali Çınar, emperyalist ülkelerinde bu gelişmeler karşısında boş durmadıklarını ve değişik planlar kurgulayarak sürece müdahale etmeye çalıştıklarını bazı ülkelerde meydana gelen bombalama olaylarından ve ASELSAN'da görev yapan bilim adamlarının yaşadığı olaylardan örnekler vererek anlattı. Çınar, ancak güçlü bir Türkiye'nin var olduğu Ortadoğu'da, emperyalist batı ülkelerinin çevremizdeki komşu ülkelere kendi istedikleri gibi müdahale edemeyeceklerini ve planlarını

yürütemeyeceklerini vurguladı. Öğrencilere her konuda önyargılı ve bağnaz olmamalarını tavsiye eden Vali Çınar, önyargı ve bağnazlıkla ilgili anlattığı anılarla önyargı ve bağnazlığın nasıl kötü bir şey olduğunu ve insanı nasıl olumsuz etkilediğine değindi. Ülkemizde sadece üç makamın aracına Türk Bayrağı takabildiğini (Cumhurbaşkanı, Vali, Büyük Elçiler) söyleyen Vali

Çınar, Kaymakamlık yaptığı yıllarda tiyatro oyunları ve şiirler yazdığını anlatarak, öğrencilere bilim ve sanatla ilgilenmeleri gerektiğinin önemli olduğunu ve hayatlarında makam, statü ve oynayacakları rol konusunda karşılaşabilecekleri çatışma anlarında statüleri ve rolleri konusunda bir bütünlük sağlamaları gerektiğinin önemine vurgu yaptı.

Haluk Levent’e "Fahri hemþehrilik verilsin”önerisi gerçekleþiyor Zonguldak'ta, "1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü"nde konser veren ünlü rock müzik sanatçısı Haluk Levent'in konser ücreti olarak Genel Maden İşçileri Sendikası'ndan (GMİS) aldığı 76 bin 500 TL'yi maden ocaklarında hayatlarını kaybeden 8 madencinin ailesine bağışladığı ortaya çıkmıştı. Haluk Levent'in bu anlamlı davranışının ardından Pusula Gazetesi, "Fahri hemşehrilik verilsin" önerisini gündeme getirmişti. Yapılan ankette ise, Zonguldaklıların ve özellikle maden işçilerinin yüzde 90'ı, "Evet, Haluk Levent'e fahri hemşehrilik verilsin" dedi.

Pusula Gazetesi'nin internet sitesinde yapılan ankete bir genel başkandan öte bir maden işçisi olarak kendisinin de katıldığını ve "Evet, fahri hemşehrilik verilsin" dediğini belirten GMİS Genel Başkanı Ahmet Demirci, "Haluk Levent gibi maden işçisini, emekçiyi dost edinmiş birisine, hele ki son davranışından sonra böyle bir beratın verilmesi biz madenciler için bir gururdur ve onurdur. Bu konuda GMİS olarak gerekli incelemeleri yaparak girişimlerde bulunacağız. Gerek Belediye Başkanımız ve gerekse Sayın Valimizle görüşeceğiz" diye konuştu. "Haluk Levent'in; emek,

Sayfa 4

SUSMA -HABER- YORUM

cumhuriyet ve demokrasi anlayışı takdire şayandır" diyen Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir ise, "Ünü Türkiye sınırlarının dışına aşmış bir sanatçımızdır. Kendisini Zonguldak'ta görmekten gerçekten mutlu olduk. Hele ki kendisine ait olan konser gelirinin tamamını şehit madenci ailelerine bağışlaması bizleri onurlandırdı ve duygulandırdı. 'Fahri Hemşehrilik Beratı'nı en çok hak eden isimlerden birisi olduğunu düşünüyoruz. Sayın Ahmet Demirci ile görüşüp, gerekli girişimlere başlayacağız" ifadelerini kullandı.

bulunurken bütün basın organları karşısında tarafsız ve eşit mesafede olmalıdır. Bu bağlamda, kamusal imkanların belirli basın organlarına daha fazla veya az kullandırılması; habere ulaşma konusunda belirli organlara daha lehe veya daha aleyhte koşullar sunulması; herhangi bir şekilde herhangi bir basın organının kayırılması veya daha olumsuz muameleye tabi tutulması hukuka aykırıdır. * TRT, kuruluş kanununda açıkça belirtildiği üzere, kamu yararını gözeterek, tarafsız ve bağımsız şekilde yayın yapmakla görevli bir kurumdur. Bütün başkan adaylarını, yukarıda ortaya konulan esaslarda mutabık olduklarını ve Başkan seçildikleri takdirde, bu doğrultuda mücadele edeceklerini beyan ve taahhüt etmeye davet ediyoruz."

CHP Ýl Baþkanlýðý yönetimi, milletvekili aday adaylarý oyladý Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Zonguldak İl Başkanlığı Yönetim Kurulu, CHP Genel Merkezi'nin talimatı doğrultusunda milletvekili adaylık sıralaması ile ilgili oylama yaptı. 28 İl Yönetim Kurulu üyesinin katıldığı oylamada, CHP Zonguldak milletvekili aday adayı olarak başvuruda bulunan 29 isimden en fazla oyu alan Şerafettin Turpcu oldu. Yapılan oylamaya göre ilk 5 isim şu şekilde oluştu: 1- Şerafettin Turpcu (14) 2- Umut Başoğlu (13) 3-Kamuran Ayyıldız (12) 4- Halil Posbıyık (11) 5- Turhan Oral (10) Yapılan oylamada6 milletvekili aday adayı 1 oy alırken, 12 milletvekili aday adayı ise hiç oy alamadı. Oylama hiç oy alamayan aday adayları ise şöyle: Ali Osman Odabaş, Canip Sevinç, Çiğdem Şekerci, Deniz Dilaver, Deniz Yavuzyılmaz, Kemal Haberal, Kenan Köktürk, Mehmet Cem Ecevit, Rüşen Çimen, Turgut Aydın, Zafer Sağlam, Zeynep Yüksel Ünal

Hayat felsefesi

Hüsamattin Ayvacı

(22)

Derdimiz çok! Geçim derdi, eğitim derdi, bilim derdi, sağlık derdi ve bugünlerde üstüne bir de seçim derdi geldi. Ama aslında tek derdimiz var o da "hayat derdi". Hayat hepsini kapsıyor; zira ayırım olarak ortaya koyduklarımızın tamamı birbirlerini etkiliyor, tamamlıyor. Esas değerse bilim; bilim yoksa hiçbir şey yok; olsa da sakat! Seçimde bize bu saydıklarımızı vermeyi vaat edenlere oy vereceğiz; öngörmeyenlere vermeyeceğiz. Peki, bunlar yeter mi? Yetmez. Adalet, özgürlük, bağımsızlık, barış, demokrasi, kardeşlik ne olacak? Bunlar insan olmanın en temel değerleri. Eğer, insan da olmak istiyorsak önce bunları istemeliyiz! İnsan olmanın ilk değeri özgür olmaksa eğer hayatımızdan bir örnek verelim: Özgür olmanın ilk şartı da borçlu olmamaktır. Borçlu olup ta ödeme zorluğu çekmek kölelik gibidir; insanı yer bitirir. Cumhuriyet Gazetesi'nin 10 Mayıs 2018 tarihli nüshasından bir haber: "2018 yılı ilk 3 ayında 379 bin banka borçlusu takibe düştü. Kredi kartı ve diğer kredi borçları nedeniyle icraya verildiler. Geçen yıla göre bu sayı yüzde 5 düştü. Toplam takipteki banka borçlusu sayısı 3 milyon 139 bin 874". Buna bankalar dışında takibe uğrayanlar dâhil değil. İşte insanlar bu ruh halinde sokağa çıkıyor, işe gidiyor; toplumla ilişki kuruyor. Bu ruh haliyle… 4 yıldır gelmeyen adalet yüzünden Soma maden katliamında hayatını kaybeden 301 madencinin yakınlarının ve halkın kalbi ağlamaya devam ediyor. Neden adalet yerini bulmaz? Sorumlu devlet temsilcilerimi, işveren temsilcilerimi, işçi sağlığı ve güvenliği uzmanlarımı? Yoksa çalışanlar mı? Bu çalışanlar mı; devlet temsilcileri istediler de, işveren temsilcileri istediler de, iş sağlığı ve güvenliği uzmanları istediler de sağlık ve güvenlik önlemlerine uymadılar? Bu kurallara uymayan işçileri neden çalıştırdılar? Öyleyse yine işveren ve temsilcileri sorumlu her şeyden! Neden adalet makamı kararını vermekten çekinir? Belge, bilgi mi eksik, yoksa başka şeyler

mi var?! Unutulmasın; geç gelen adalet adalet değildir! İş kazası ve cinayetleriyle ilgili olarak bir değerlendirme daha var Cumhuriyet Gazetesi'nin 10 Mayıs tarihli ekonomi sayfasında. Nisan ayında 177 işçi hayatını kaybetmiş iş kazalarından. Ayrıca İLO ve WHO verilerine göre iş cinayetlerinin 6 katı meslek hastalığından ölüm varmış! Avrupa birincisi, dünya üçüncüsü konumunda olan ülkede, özellikle AKP iktidarı döneminde iş cinayetleri hız kazanmış ve ülkede ilk 4 ayda hayatını kaybeden işçi sayısı 575. Bu cinayetlerin nedeni işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin pahalı olmasıymış! O zaman soruyorum: Neden iş kurarken hazırlanan fizibilite(yapılabilirlik) raporlarına işçi sağlığı ve iş güvenliği giderleri ayrıca konmuyor? Para ve mal insandan daha mı değerli? İş kazalarında ölenlerin sadece 1'i sendikalı, kalanı sendikasız. AKP'nin iktidara geldiğinden beri iş kazalarında ölenlerin sayısı 21 bin 22; 20032007 yıllarındakilerin sayısı 4 bin 351, 20132017 yıllarındakilerin sayısı ise 8 bin 827. Ve bu demektir ki yüzde 103 artmış! Ayrıca üzerinde durulması gereken başka bir husus var; o da nasıl oluyor da "iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının çalışmaya başladığı dönem olan 2013- 2017 döneminde yüzde 103 artıyor? Bunun hesabını önce bu uzman kitlesi vermeliler! İşverenlerle birlikte. Birgün Gazetesi haberine göre ise Türkiye'de 158 bin 487 uzman var ve bunların 80 bini profesyonel olarak çalışıyor. İşçi sağlığı ve iş güvenliği hukuku değiştiğinde işin işverenlere bağlı uzmanlarca yürütülmesinin sakat olduğunu belirmiştik. Bu konuda önerim şudur: İşçi sağlığı ve iş güvenliği hukukunun takipçisi SENDİKALAR olsun. Bunun için tüm işçiler işyeri sendikasına dayanışma aidatı ödesinler; uzmanlar da sendikalara bağlı çalışsınlar!


16 Mayıs 2018/802

“Bu bir havalandýrma cinayeti” 13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen ve 301 kişinin hayatını kaybetmesi nedeniyle ülke tarihinin en ölümlü iş kazası olan Soma katliamı Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı ile TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesinin birlikte düzenlediği etkinlikte anıldı. "Alın Yazısı Değil Kömür Karası" başlığıyla, TMMOB Maden Mühendisleri Odası lokalinde yapılan etkinliğe kalabalık bir izleyici topluluğunun yanı sıra eski Zonguldak Valisi Yavuz Erkmen, Genel Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Ahmet Demirci, ZOKEV Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Kalafat, Soma davası bilirkişisi Prof. Dr. Vedat Didari de katıldı. Etkinliğin açılışına yapan ZOKEV Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Öztürk, "Bugün, Soma'da, iş cinayetinde yitirdiğimiz 301 emekçiyi anmak için toplandık. Aynı acıyı defalarca yaşamış bir kentin insanları olarak, bizlerde bu acıyı en az Somalılar kadar derinimizde hissettik. Bir daha bu acılar yaşanmasın istiyoruz. Gelişmiş ülkelerdeki iş güvenliği alanında yapılan uygulama neyse Türkiye'de de o olsun istiyoruz. Bizim ülkemizin insanı da, en az o ülkelerin insanları gibi yaşamayı hak ediyor" dedi.

Umman: "suç kazada ölenlerin üzerine yıkılmaya çalışılıyor" Arkasından Fahri Bozbaş, Levent Özger ve Leyla Cevahir'den oluşan "Kömür Karası" müzik grubunun madenci şarkılarını söylediği etkinlikte, daha sonra, kendisi de madende çalışırken bir OHAL Kararnamesi ile görevinden ihraç edilen Salim Çalık şiirler okudu. Uzun yıllar madende çalıştığını ve maden işçileri üzerine belki de en çok şiir yazan kişi olduğunu söyleyen Çalık'ın dinletisi ilgiyle izlendi. Daha sonra Ayrıntı Yayınları arasında çıkan "Çizmelerini Çıkarayım mı" adlı kitabın yazarları Onur Yıldırım ve Uğur Şahin Umman Soma katliamı ve sonrasındaki süreci anlatan bir sunum yaptı. TMMOB Maden Mühendisleri Zonguldak Şubesi Başkanı Erdoğan Kaymakçı'nınmoderatörlüğ ünü yaptığı söyleşide ilk konuşan Uğur Şahin Umman, katliamın tümüyle çarpık çalışma sistemi ve kâr hırsıyla meydana geldiğini belirtti. Devletin çok açık şekilde davaya müdahil olduğunu söyleyen Umman, dava hakiminin en can alıcı yerde değiştirildiğini ve yerine Elbistan'da bir dağın göçmesi sonucunda hayatını kaybeden ve cansız bedenlerine hâlâ ulaşılamayan maden emekçilerinin davasına bakan hakimin atandığını, mağdur

Soma katliamını anmak üzere yapılan toplantıya Prof. Dr. Vedat Didari'nin sözleri damga vurdu. Didari, "Bu toplu ölümler yanlış havalandırma nedeniyle oluyor. Yasalarda bunu önleyecek düzenleme tüm taleplerimize rağmen yapılmıyor" dedi. avukatlarınınsa tutuklanarak hak arayışlarının engellenmeye çalıştığını söyledi. Umman'ın verdiği bilgiler arasında, mahkemede tüm suçun kazada hayatını kaybeden nezaretçilerin üzerine atılmaya çalışıldığı şeklinde notlar da vardı.

Yıldırım: "bu cinayette herkesin payı var" Kitabın diğer yazarı Onur Yıldırım ise, İzmir'de serbest gazeteci olarak görev yaparken, olayı duyar duymaz müdahil olduklarını ve sorasında da aralıksız 3 yıl çalışarak bu kitabı yazdıklarını, süreç içinde Soma'dan başka bir şey düşünemez hale geldiklerini söyledi. Yıldırım katliamda ayrımsız herkesin şu ya da bu oranda suçlu olduğunu söylerken, meslek odalarından, sendikalara, siyasi partilerden iktidara kadar hiç kimsenin görevini tam anlamıyla yapmadığını söyledi. Kazanın oluşumunun esas nedenlerinden biri olan dayıbaşlık sisteminin mahkemede gizlenmeye çalıştığını da söyleyen Yıldırım, "Benim anlamadığım, 4 yıl üniversite okuyarak maden mühendisi payesini kazanmış bir insan, ilkokul mezunu bir dayıbaşından nasıl emir alır? Hadi aldı diyelim, bunu mahkemede niye anlatmaz? Kazanacakları aylık beş bin lira, 301 işçinin yaşamından daha mı önemli" dedi. Yıldırım, o gün orada şube başkanı durumunda olan bir sendikacının şimdi genel merkez yöneticisi yapılarak adeta taltif edildiğini söyleyerek sistemin çarpıklığına örnek verdi.

Didari: "yasalarda gerekli düzenlemeler yapılmıyor" Etkinliğin soru cevap bölümünde söz alan davanın bilirkişilerinden Prof. Dr. Vedat Didari ise, tüm ifadeleri tek tek okuduğunu ve yaşananların dayanılır gibi olmadığını söyleyerek, "Meselenin çok önemli bir siyasi yanı var. Bakın yıllardır her platformda anlatmaya çalışıyorum. Ocakta bir kaza oluyor ve bu başka noktalardaki insanların toplu şekilde ölümüne neden oluyorsa, orada havalandırmayla ilgili sıkıntı var demektir. Toplu ölümler havalandırma yanlışları nedeniyle olur. Kozlu'da da öyle oldu, başka yerlerde de. Tüm ikazlarımıza karşın, yasaya 'Afet riski olan ocaklar,

Sayfa 5

SUSMA -YORUM-RÖPORTAJ

münhasıran havalandırılmalıdır. Seri havalandırma yasaktır' ibaresini koyduramadık. Bu ibare yasalarda

yer almış olsaydı bu felaketlerin hiçbiri yaşanmayacaktı" dedi. Etkinlik yazarların kitaplarını imza-

“Seslerimiz Farklý Gayemiz Zonguldak”

Bülent Ecevit Üniversitesi öğrencileri, Zonguldak'ın en önemli kültürel zenginliklerinden biri olan Zonguldak Türkülerini "Seslerimiz Farklı Gayemiz Zonguldak" sloganıyla muhteşem bir orotoryo ile türkü severlerle buluşturdu. Türkiye Cumhuriyetinin ilk ili olan Zonguldak, sahip olduğu maddi ve manevi zenginlikler ile ülkemizin önemli tarihi geçmişe sahip illerinden birisidir. Kültürel değerler bu bağlamda, özellikle "kent kültürü ve kent kimliğinin" oluşumunda önemli bir role sahiptir. Yeşil ve mavinin kaynaşma noktası olan Zonguldak, ülkemizde her ne kadar taşkömürü nam-ı diğer "Karaelmas" ile ün yapmış olsa da, zengin bir tarihsel

geçmişi, bilinen ve bilinmeyen bir çok kültürel mirasları da bünyesinde barındıran bir ilimizdir. Zonguldak'ın sahip olduğu bu zengin kültür mirası, Üniversitemiz tarafından bu yıl, "Zonguldak ve Değerleri" temasıyla öğrencilerimiz tarafından projelendirilerek kamuoyu ile paylaşılmakta ve bu zengin değerlerin nesilden nesile aktarılmasına destek verilmektedir. Açıklamada, "Üniversitemizin, Zonguldak ve sahip olduğu değerlerinin hatırlatılması, tanıtılması ve gelecek nesillere aktarılması misyonunda gerçekleştirdiği projelerden biri de 04 Mayıs Cuma günü "Elmas Kentin Türkü ve Şiirleri BEÜ'de Buluşuyor" isimli etkinlik oldu."denildi

"Halkýn Saðlýðý ve Geleceðimiz için SESSÝZ KALMAYACAÐIZ…" KESK'e Bağlı Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Zonguldak Şube Kadın Sekreteri Hamide İpek Hemşireler Günü nedeniyle yaptığı basın açıklamasında,iktidarın sağlık emekçilerine yönelik politikalarını eleştirdi.İpek; "Hemşirelik mesleğinin sorunlarının başında ve en önemlisi de iş tanımı dışında ihtiyaç görüldüğü her alanda çalıştırılmasının yanı sıra yetersiz istihdama bağlı ağır iş yüküdür. Sağlık hizmeti sunumdaki artışın son 10 yıla oranla 3 kat artmasına rağmen hemşire sayısının ihtiyaca yanıt verecek düzeyde olmamasının yükü yine fazla çalışma ile hemşirelere yıkılmaktadır. Bugün yaklaşık 400 bin hemşire istihdamına ihtiyaç varken, 2017 verilerine göre aktif çalışan 130 bin hemşire ile sağlık hizmeti verilmeye çalışılmaktadır."dedi SES) Zonguldak Şube Kadın Sekreteri Hamide İpek yaptığı yazılı açıklamada,şu görüşlere yer verdi, "Sağlık hizmetinin vazgeçilmez parçasını oluşturan ve insanlık tarihi kadar eski olan hemşirelik mesleğinin, kadınla özdeş olması bir kadın mesleği olarak görülmesi tarihte şifacı ve tedavi edici rolüne bağlıdır. Geçmişten bu yana erkek egemen zihniyetin kadın emeğini

görünmez kılmaya çalışmasının yanı sıra hemşirelik mesleğinin ücretli emeğini de görünmez hale getirme çabası vardır. . "Sağlıkta Dönüşüm Programı'yla sağlığın piyasalaştırıldığı, sağlık çalışanlarının iş güvencesinden yoksun, esnek ve kuralsız çalışmaya zorlandığı ve sosyal devlet anlayışının çok ötesinde bir sağlık hizmeti sunumuyla karşı karşıyayız. Son dönemlerde OHAL'i bahane ederek çıkarılan KHK'larla sağlık emekçilerinin iş güvencesinin fiilen ortadan kaldırılması, sağlık hizmetlerini sunma noktasında hemşirelerin de birçok sorunla karşı karşıya kalmasına neden olmuştur. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) mevzuatına göre, tehlikeli ve çok riskli hizmet sınıfında olan ve 7/24 hizmet verirken her türlü riske ve şiddete maruz kalan sağlık emekçilerine fiili hizmet süresi zammı (yıpranma payı) her

seçim döneminin propaganda malzemesine dönüşmesine rağmen verilmemesi kabul edilemez bir durumdur. Bu nedenle amasız, fakatsız sağlık ve sosyal hizmet sunan bütün kurumlarda çalışanlara 5 yıla 1 yıl fiili hizmet süresi zammımızı istiyoruz. Gece gündüz demeden günün 24 saati hizmet sunan sağlık emekçilerinin en önemli sorunlarından biri de kreştir. Her işyerine 7 gün 24 saat hizmet veren ücretsiz, nitelikli, anadilinde kreş açılmalıdır. Doğumdan önce 8 hafta, doğumdan sonra 8 hafta olan ücretli doğum izinleri yeterli değildir. Bu nedenle ücretli doğum izinleri doğumdan önce 8 hafta, doğumdan sonra 16 hafta olmak üzere toplam 24 hafta olarak yeniden düzenlenmelidir. Sağlıkta Dönüşüm sürecinde ortaya çıkan bu ağır/yıkıcı tablo karşısında bütün sağlık emekçileri bütün farklılıklarını (statü, meslek vb.) bir kenara bırakarak örgütlenmek ve hakları için mücadele etmek zorundadır. Sağlık ve sosyal hizmet emekçileri sendikası olarak dayanışma ruhuyla hemşirelerin 12 Mayıs Hemşireler gününü kutluyoruz"

Eren Enerjide Ýþ Saðlýðý ve Güvenliði haftasý kutlandý.

Eren Enerji olarak İş Sağlığı ve Güvenliği Haftasıİş Sağlığı ve Güvenliği Çevre Müdürlüğü çalışanlarının katılımı ile şirketimizde kutlandı. İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası etkinliği kapsamında "Ödüllü Bulmaca Etkinliği" düzenlendi. Ödüllü bulmacanın anahtar kelimesini doğru bulan

çalışanlararasında yapılan çekiliş sonucunda on çalışana hediyeleri düzenlenen tören ile takdim edildi. İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası olması nedeniyle her ay düzenlenen İş Sağlığı Güvenliği Kurulu üyelerine özel yaptırılan kupa ve tshirt verildi.


16 Mayıs 2018/802 Genel Maden İşçileri Sendikası'nın Zonguldak'ta yaşayan 1 çalışan, 1 ev hanımı, 2 çocuk toplam dört kişiden oluşan çekirdek ailenin aylık gıda harcaması Nisan 2018'de bir önceki aya göre yüzde 2.74 oranında arttı. Mutfaktaki yıllık artış ürün bazında yüzde 14.20 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde mutfaktaki yıllık enflasyon ise yüzde 8.20 düzeyinde gerçekleşti. Gıda harcamasında meydana gelen aylık yüzde 2.74 lük artış aile bütçesinde bir önceki aya göre yaklaşık 42 TL ek yük getirdi. Buna göre Nisan 2018'de Zonguldak'ta yaşayan 4 kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması 1.575,69 TL oldu. Geçtiğimiz yıl Nisan 2017 döneminde ise mutfak harcaması aylık bazdayüzde 1.12, yıllık bazda yüzde 16 oranında artmıştı. Aynı dönemde mutfak gideri ise 1.456,21 TL

“Nisan'da Mutfakta Zam Yaðmuru Gýda Gideri yüzde 2.74 arttý” olmuştu. Nisan 2018'de gıda fiyatlarının yükselmesinde özellikle dövizdeki kur artışları etkili oldu. Böylelikle, dünyada kendi kendini besleyebilen 7 ülke konumundan neredeyse tüm tarım ürünlerini ithal eden ülke konumuna gelmenin bedelini de geniş halk kesimi ödüyor. Nisan 2018 döneminde uygunhava koşullarının önceki yıla göre daha sıcak ve mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşmesi

sebze ve fiyatlardaki düşüşleri getirdi. Bu fiyat düşüşleri mutfaktaki harcamanın çok daha yüksek oranlarda gerçekleşmesini önledi. 31 Aralık 2017-30 Nisan 2018'i kapsayan 4 aylık dönemde mutfaktaki enflasyon artışı yüzde 4,90 dolayında gerçekleşti. Ocak 2018-Aralık 2018 dönemini kapsayan ve 1.603 TL asgari ücret 4 kişilik bir ailenin sadece mutfak giderini karşılar duruma getirilebildi. 1.603,00 TL alan asgari

ücretli, gıda harcaması sonrasında konut, eğitim, giyim vb. zorunlu giderleri karşılamak zorunda. Ailelerin gıda harici zorunlu giderleri olan; yakacak, barınma, giyim, ulaşım, eğitim, kültür, sağlık gibi zorunlu giderleri dikkate alındığında içinde bulundukları yaşam koşulları net olarak ortaya çıkıyor. Genel Maden İşçileri Sendikası'nın her ay yaptığı 1 çalışan, bir ev hanımı eş ve 2 çocuktan oluşan çekirdek madenci ailesini kapsayan Gıda Harcaması Araştırmasını oluşturan harcama gruplarında Nisan 2018'de şu değişimler gözlemlendi. 2018 Nisan ayında ailenin; gıdanın yanı sıra kira, yakacak, giyim, ulaşım, sağlık, eğitim, kültür ve eğlence gibi zorunlu harcamalarını da kapsayan asgari geçim düzeyi, diğer bir deyişle Yoksulluk Sınırı aylık 107 TL artış ile 4.041,00 TL oldu.

Yaklaþýk 55 000 hak sahibi bu düzenlemeden yararlanacak Adalet ve Kalkınma Partisi(AKP) Zonguldak Milletvekili Faruk Çaturoğlu; 14 Mayıs Pazartesi günü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülecek olan Kanun Teklifinin 11 inci maddesi ile Taşkömürü Havzasında bulunan taşınmazların hak sahiplerine satışı sırasında ortaya çıkan yüksek ecrimisil bedelleri nedeniyle mağdur olan 62 bin hak sabinin mağduriyetini gideriyoruz dedi. Milletvekili Çaturoğlu, yaptığı açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "Bilindiği üzere Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünce yapılan çalışmalar sonunda Taşkömürü Havzasında bulunan Zonguldak, Bartın, Karabük ve Kastamonu illerinde tespit edilen 42.000 taşınmazın 62.000 hak sahibine satışının yapılabilmesi için 3303 sayılı Havza-i Fahmiye Kanunun ek 1'inci maddesinde 2015 yılında değişiklik yapılmış ve çalışmalara başlanmıştı. Ancak yapılan bu çalışmalar neticesinde geriye doğru son beş yılı kapsamak üzere yüksek ecrimisil bedelleri ortaya çıkmış ve bu durum vatandaşlarımız arasında büyük bir sıkıntıya yol açmıştı. İl Başkanımız Zeki Tosun ve Merkez İlçe Başkanımız Mustafa Çağlayan bu durumun ilimiz ve vatandaşlarımız açısından büyük mağduriyetler oluşturduğunu, bu mağduriyetlerin giderilmesi ve sorunun acilen çözülmesi gerektiğini tarafımıza ilettiler. Bizde bunun üzerine konuyu Milli Emlak Genel Müdürüne taşıdık. Genel Müdür Tufan Büyükuzun hemen bir rapor hazırlatarak bunu Maliye Bakanımıza gönderdi.

Sayfa 6

SUSMA -HABER- YORUM

Oda üyelerine, kiþilerarasý iliþkiler ve etkili iletiþim eðitimi verdi Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim Araştırma Merkezi işbirliğiyle 10.05.2018 tarihinde düzenlenen "Kişilerarası İlişkiler ve Etkili İletişim" konulu eğitim ZTSO Eğitim Salonunda gerçekleşti. ÇSG Eğitim Uzmanı Güliz Bozdemir tarafından verilen, Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası personeli ve üyelerinin katılım sağladığı eğitim programında çeşitli oyunlar eşliğinde İletişim Süreci, Mesaj Alma ve Gönderme ,iletişim Biçimleri ve Biçim Değişiklikleri ,Algılama İletişim engelleri ve Engelleri Giderme Yöntemleri, Beden Dili Jestler ve Mimikler ,Ses Tonu ,Etkin Dinleme ve Anlama, iletişimde Ego ,Uygun Eleştiri Yöntemleri ve Etkin Tartışma Stratejileri konuları anlatıldı. Eğitim programı ilgili bilgi veren Zonguldak TSO Yönetim Kurulu

Başkanı Metin Demir" Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası olarak bu sene planladığımız eğitimlerin ilkini gerçekleştirdik. Oldukça verimli geçen eğitim sonunda hem personelimiz hem de üyelerimiz iletişim konusunda kendilerini geliştirme fırsatı buldular. Planladığımız eğitimler her ay 1 tane olmak üzere Kasım Ayına kadar devam edecek. Bu eğitimler sırası ile İşyerinde Davranış ve Protokol Kuralları (05 Haziran 2018 Salı), Takım Çalışması(04 Temmuz 2018 Çarşamba), Çalışma Hayatında Müşteri İlişkileri Yönetimi (01 Ağustos 2018 Çarşamba), Yaratıcı Düşünme ve Yeni Fikirler(13 Eylül 2018 Perşembe), Farkındalık Odaklı Stres Yönetimi (15 Kasım 2018) şeklinde gerçekleşecek. Tüm üyelerimizi bundan sonraki eğitimlere de bekliyoruz" dedi.

Ramazan Zam'la geldi

Adalet ve Kalkınma Partisi(AKP) Zonguldak Milletvekili Faruk Çaturoğlu; 14 Mayıs Pazartesi günü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülecek olan Kanun Teklifinin 11 inci maddesi ile Taşkömürü Havzasında bulunan taşınmazların hak sahiplerine satışı sırasında ortaya çıkan yüksek ecrimisil bedelleri nedeniyle mağdur olan 62 bin hak sabinin mağduriyetini gideriyoruz dedi Akabinde Milli Emlak Genel Müdürü ve Maliye Bakanımız Sayın Naci Ağbal ile müteaddit defalar konu üzerine görüşmelerimiz oldu. Nihayet 10 Mayıs Perşembe akşamı çözüm metodu üzerinde uzlaştık ve Sayın Bakanımız, Milli Emlak Genel Müdürüne konunun çözülmesi talimatını verdi. Bunun üzerine talep ettiğimiz düzenleme, 11 Mayıs Cuma günü Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan Kanun Teklifinde yerini almıştır. Teklifin 11'inci maddesi olarak 3303 sayılı Kanunun ek 1'nci maddesinde yapılan yeni bir düzenleme ile; "taşkömürü havzasında bulunan taşınmazların zilyedi, kullanıcısı veya üzerindeki muhdesatın sahibi olan hak sahiplerine

satışında, hak sahibi vatandaşlarımızdan kullandıkları taşınmazlara ilişkin olarak ecrimisil alınmaması, tahakkuk ettirilen ecrimisillerin terkin edilmesi ve başvuru tarihi itibarıyla son beş yıl içerisinde tahsil edilen ecrimisil bedellerinin de satış bedelinden mahsup edilmesi" sağlanarak vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesi amaçlanmaktadır. Şimdi bu Kanun Teklifi 14 Mayıs Pazartesi günü üyesi bulunduğum TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülecek, ardından da 15 Mayıs Salı gününden itibaren TBMM Genel Kurulunda görüşülerek kanunlaşacaktır. Kanun yürürlüğe girdiğinde sadece Zonguldak İlimizden yak-

Ramazan Ay'ı başlamadan zam furyası önden geldi.Ülke genelinde akaryakıta gelen zam yerelde de laşık 55 000 hak sahibi bu Ramazan Pidesi ve düzenlemeden yararlanacak Çay'a zam yapıldı. ve yaklaşık 200 milyon TL Zonguldak Zonguldak'lıların cebinde Kahveciler ve kalacaktır. Düzenleme şimLokantacılar Esnaf diden halkımıza hayırlı Odası Başkanı Alparslan uğurlu olsun. Küçük Ramazan pidesi İlimiz için son derece ve çay fiyatlarına zam önemli olan bu düzenleyapıldığını söyledi. menin yapılmasına katkıda Mübarek Ramazan bulunan Meclis Grup ayının gelmesi ile birlikBaşkanvekilimiz te, her yıl tartışılan Sn.Mustafa Elitaş'a, Maliye Ramazan pidesi fiyatınBakanımız Sn.Naci Ağbal'a da gramaj ayarlaması ve Milli Emlak Genel yapılırken, geçen yılki MüdürüSn.Tufan Ramazan ayında 400 Büyükuzun'a ve emeği gramı 2,5 TL olan geçen herkese Zonguldak Ramazan pidesi bu halkımız adına teşekkür Ramazanda 350 gramı ediyoruz. 2,5 TL olarak tespit İnşallah Kanun çıktıkedilirken, pide fiyatının tan sonra Zonguldak'ta geçen yıl ile aynı olması basın toplantısı yaparak ve gramajda 50 gram geniş bir açıklama indirime gidildiği beliryapacağız." tildi.

Ramazan pidesi 350 gramı 2,5 tl olacak Kahveciler ve Lokantacılar Esnaf Odası Başkanı Alparslan Küçük konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada, "Ramazan ayının gelmesi nedeniyle, her şeyden önce kahveci ve lokantacı esnafımıza, odamıza bağlı fırıncı arkadaşlarımıza, pastaneci, simitçi tüm üyelerimize Ramazan ayının hayırlara vesile olmasını dilerim. Özellikle, tabii ki Ramazan ayının gelmesiyle birlikte her dönemde olduğu gibi bu dönemde de Ramazan pidesi ile ilgili gramaj ve fiyat tespitinde bulunduk. Zonguldak'ta Ramazan ayı boyunca 350 gram Ramazan pidesi 2,5 TL'den,700 gram pide de 5 TL'den

susamlı pide şeklinde aynı zamanda tarifemizde tespit edilmiş olup, bu fiyatlar uygulanacaktır. Geçen yıl 400 gram Ramazan pidesi 2,5 TL'ydi, bu sefer 350 gram 2,5 TL. Yani 50 gram aşağıya çekmiş olduk" dedi. Çay da zamlandı Kahveciler ve Lokantacılar Esnaf Odası Başkanı Alparslan Küçük çay fiyatlarında da yeni uygulama yapıldığını ifade ederek, "Yine kahvehane ve çay ocaklarımız da 2018 yılı fiyat değişikliğine gidilmiş olup, 2 ve 3. Sınıf kahvehanelerimizde 1,50 TL. çay ocaklarında da 1,25 TL. olarak tespit edilmiştir" diye konuştu. (İnanış/Çetin Özdemir)


16 Mayıs 2018/802

Civardan

SUSMA -HABER- YORUM

Sayfa 7

SUSMA; BAĞIMSIZ,İLKELİ, TUTARLI GAZETE SUSMA; GÜCÜNÜ OKURDAN ALAN GAZETE SUSMA; GÖNÜLLÜ OKURLARIN DESTEKLERİYLE ÇIKIYOR

“Filyos, Endüstri bölgesi olacaksa, ekolojik temelli bir üretim yapamazsýnýz” Çaycuma Belediyesinin Çaycuma Kaymakamlığı ile birlikte düzenlediği Çaycumalılar Buluşuyor etkinliğinin forum bölümünde, TOBB Türkiye Fuarcılık Sektör Meclisi Başkanı, TÜYAP Anadolu Fuarları A.Ş. Genel Müdürü Cihat Alagöz "Bölge İçin Vizyon Arayışı", Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muharrem Afşar "Kent ve Ekonomi" başlıklı birer tebliğ sundu.Çaycuma Köylerini Kalkındırma ve Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği Başkanı Savaş Çiloğlu'nun moderatörlüğünü yaptığı forumda İlk konuşmayı yapan TOBB Türkiye Fuarcılık Sektör Meclisi Başkanı Cihat Alagöz, "İlk sılamdan ayrılırken 11 yaşındaydım. 11 yaşında Karabük TED'de yatılı okumak üzere memleketten ayrıldım. Ankara'ya geldiğimde şunun farkına vardım. Biz Karabüklüler, Zonguldaklılar, Devrekliler, Ereğlililer hepimiz aslında aynı şehrin insanlarıymışız, hepimiz hemşeriymişiz, Ankaralılar yabancıymış. Orada bir de bambaşka gündem maddemiz oldu, bu Zonguldak neresi? Adamın bir tanesi 'Ne güzel yazları Uzunyayla'ya gidiyorsunuzdur? Sizin oraların Akçaabat köftesi çok meşhur. Sizin oranın yeşili çok güzel.' Evet çok güzel. Lisede okurken fark ettim, bizim çok büyük konumlandırma sorunumuz. Biz neresiyiz? Maalesef Zonguldak, Devrek, Çaycuma, Bartın olarak Araf'ta kalmışız. Karadeniz'in batısı mı, Marmara'nın doğusu mu?Bir türlü bir yere oturamıyorsunuz. Aynı şey türkülerde de geçerli. Bir tulum çalınsa 'Bak sizin yörenin havaları' deniyor. Benim çocukluğumda tulum çalınmazdı.' Sizinorasının nesi meşhur?', 'Pidesi meşhur' diyorum ama bir Bafra pidesi değil. Lokumu, Safranbolu. Birde şunun farkına vardım. Bizim memleketimizin adını taşıyan bir restoranımızın olmadığını gördüm. Urfa'nın, Gaziantep'in sofrası var, bizim mutfağımız yok. Şiirlerimiz, türkülerimiz marka haline gelmemiş, ortaokul yıllarında gündemin tek maddesi büyük madenci yürüyüşü. Bu vesileylede bu yörenin yetiştirmiş olduğu rahmetli Şemsi Denizer'i saygıyla anıyorum. Türk siyasetinin içerisine baktığınızda çok önemli birbirinden değerli isimler yetiştirmişiz. Ülke gündemine damgasını vurmuş hem sağından hem solundan siyasi yelpazenin her yerinden çok değerli isimler yetişmiş, marka olmuş fabrikalara ve endüstriyel ürünlere sahibiz, amma velakin aynı oranda sosyal kimliğimizi inşa eden unsurlarda marka haline gelemediğimizi gördüm" dedi

Çaycumalılar Buluşuyor etkinliğinin "forum" bölümünde bir sunum yapan Prof. Dr. Muharrem Afşar, Filyıos endüstri bölgesindeki endüstriyel yatırımların ekolojik temelli kalkınma çabalarını bitireceğini söyleyerek, "Ama bu yanında termik santrallerin yoğun olduğu bir endüstri bölgesi olacaksa, ekolojik temelli bir üretim yapamazsınız. Bunu unutun" dedi. Afşar: "Filyos'a hangi yatırımcılar gelecek" Bizim bir şeylere karar vermemiz lazım diyerek sözlerini sürdüren Afşar, "Filyos Projesi'nden söz ediyoruz. Ben bu konuyu biraz inceledim. İlk fizibilite çalışmaları 1954'lere uzanıyor. Ben 1966 doğumluyum. Altmış yılı aşkın bir süreçten söz ediyoruz, ancak hâlâ da ne olacağını bilemiyoruz. Liman yapılıyor. Arkasında da endüstri bölgesi var. Liman turistik amaçlı yapılmadığı belli. Belki de öyledir. Bilemiyoruz. Bahsedilen konulara baktığımızda endüstri bölgelerinin alternatifi konular bunlar. Şayet limanın arkasında endüstri bölgesi kurulacaksa, bizim kentin doğasını, tarihini koruyup tarımı geliştirerek bir kent oluşturma konusunda söylediklerimiz havada kalır. Yanıtlanması gereken en önemli soru şu: Buraya hangi firmalar gelecek. Adı üzerinde, endüstri bölgesi, buraya endüstri firmaları gelecek. Peki, bir şirket, yatırım yapacağı neye göre seçer? İşletmeler yatırıma başlamadan önce üç önemli başlıkta karar vermek zorundadır. Bunlardan birincisi hangi kapasiteyle üretim yapacağıdır. İkincisi hangi üretim tekniklerini kullanacağıdır. Üçüncüsü de nerede konuşlanacağıdır. Bu üç temel karar aşamasında, kuruluş yeri birinci derecede önemlidir. Çünkü temel üretim kararlarından üretim yöntemini ve hatta kapasite büyüklüğünü, gerektiğinde belli sınırlar içinde değiştirmek olanaklıdır. Bununla birlikte, elverişsiz bir yerde kurulan bir işletmenin bir yerden diğer bir yere aktarılması büyük harcamalar gerektirebileceği gibi, böyle bir yerde kurulan işletme, işletmenin ömrü boyunca gereksiz harcama ve zararlara yol açabilir. Kuruluş yeri, bir işletmenin yaşaması ve gelişmesi için zorunlu olan, faaliyette bulunulan işkolunun gerektirdiği bütün özellikleri bünyesinde taşıyan ve en düşük maliyetle en yüksek karın sağlanabileceği düşünülen hayat alanı olarak tanımlanır. İşletmeler kâr elde etmek için kurulur. Hatta öyle böyle değil, hedef en yüksek kâr olmalıdır.

Afşar: "Kömür kültürümüzde var. Bu veri olarak kullanılıyor" Afşar konuşmasına, "Sayın valimiz sabahki konuşmasında Filyos'a yapılacak yatırımlarla ilgili üç defa toplantı yapıldığını, üçünün de ertelendiğini söyledi. Şayet o toplantı yapılabilmiş olsaydı, hangi alanda hangi yatırımcıların geleceği belli olacaktı. Biraz önce saydıklarımızın ışığında bakın lütfen, sizce Filyos Endüstri Bölgesi'ne hangi türde yatırımcılar gelir? Bir düşünün lütfen. Mesela seramik hammaddesi var mı bizde? Yok. Otomobil fabrikası konuşuluyor, onun için gerekli kalifiye işgücü var mı? Yok. Benim aklıma bir şey geliyor. Bu hinterlantta en kolay ikna edilebilecek üretim yöntemi kömür ve kömüre dayalı sanayi biçimleri. Enerji üretiminde, termik santrallerden söz ediyorum. Böyle bir üretim yöntemi geldiğinde itiraz eder miyiz biz? Kömür bizim kültürümüzde var çünkü. Buradan kömür üretimine itiraz ediyorum sanmayın. Kömür kullanılarak bir endüstri tesisi kurulmasını konuşuyoruz. Bu hinterlantta 4 tane santral var, bir çalışmada okudum, 9 tane daha kurulması ön görülüyor. Bir tehlike var bu tehlikenin

farkına varalım. Ekolojik temelli bir gelişme, kalkınma ve ekonomik ilerlemeye ben de evet diyorum. Ama bu yanında termik santrallerin yoğun olduğu bir endüstri bölgesi olacaksa, ekolojik temelli bir üretim yapamazsınız. Bunu unutun. Şu anda Eskişehir'de bu tartışılıyor, ben oradan geliyorum. Eskişehir ayakta. Ekonomiye katkısı olur mu, belki evet. Peki kim çalışacak orada? Hangi kömür tüketilecek? 'Hocam ürettiğimi kömür bir yerde yakılacak' diyebilirsiniz ama şu anda havzada yakılan kömürün çok az bölümü burada üretiliyor. 9 tane daha kurulduğunda tablo çok daha vahim olacak. Onun yaratacağı ekolojik sorunları düşünün, manda yetiştiremezsiniz burada. Onun yaşayacağı ekolojik ortam kalmaz. Çok önemli bir karar vermemiz lazım. Ekolojik temelli bir kalkınma mı? Ne olursa olsun kalkınmama mı? Eğer bu konuda yanlış bir karar verirsek, bizim değil belki, çocuklarımızın, çocuklarımızın çocuklarının yaşamı etkilenecek" diyerek tamamladı.

1941 yýlýndan bu yana Hizmet veriyordu Kozlu Belediyesi dün yeni binasında hizmete başladı. Belde Belediyesi olarak 1941 yılında hizmet vermeye başlayan binaya Belediye Başkanı Kerim Yılmaz ve personeli Hafta başında yeni binasında hizmet vermeye başladı. Kozlululara tam 77 yıldır hizmet veren Belediye Binası'na Hafta başı itibariyle son buldu.1941 yılında belde belediyesi olarak hizmet verme ye başlayan ve 6 Aralık 2012'de ilçe belediyesi olarak Kozlululara hizmet veren belediye yeni binasında hizmet vermeye başladı. Kozlu Belediye Başkanı Kerim Yılmaz ve personeli 41 yıldır halka hizmet veren bina önünde veda töreni düzenlendi. Başkan Yılmaz, "Kozlululara tam 77 yıldır yani bir asra yakın bir zamandır hizmet veren binamıza bugünden itibaren veda ediyoruz. Burada geçmişte görev yapan tüm belediye başkanlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz. Aramızdan ayrılanları rahmet ve minnetle anıyoruz. Bu bina da halka hizmet verme adına zaman zaman birbirimizi üzdüğümüz olmuştur. Yeni binamızda daha kurumsal

yapıyla daha hızlı ve daha güzel hizmetler vereceğimize inanıyorum" dedi. Kozlu Belediyesi eski binası önünde göndere çekili ay yıldızlı Türk bayrağımız ile belediye flamasını Başkan Kerim Yılmaz hatıra olarak aldıktan sonra, başkan yardımcıları, bazı meclis üyeleri, AK Parti Kozlu İlçe Başkanı Ahmet Gören ve personel ile yaya olarak yeni belediye binasına geçti. Kozlu Belediyesi yeni hizmet binasına girmeden önce bir konuşma yapan Başkan Kerim Yılmaz, "Burada birlik ve beraberlik içerisinde halkımıza daha hızlı hizmet vereceğimize inanıyorum. Hiçbir zaman kibirli olmayacağız. Çünkü biz halkın hizmetkarıyız. Kozlululara ve tüm mesai arkadaşlarımıza yeni binamızın hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerine yer verdi. Kozlu Belediyesi yeni hizmet binası daha sonra okunan dualarla resmen hizmete başladı. Başkan Kerim Yılmaz ise makamına geçerek tebrikleri kabul ettikten sonra başkan yardımcıları ve meclis üyeleriyle hatıra fotoğrafı çektirdi.(Çınar Medya)

Zonguldak'tan baðýmsýz milletvekili adayý oldu.

Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde, pazarcılık yapan Safiye Orhan Baltacıoğlu (42), 13 bin 916 lira yatırarak Zonguldak'tan bağımsız milletvekili adayı oldu. Ereğli'de uzun yıllardır pazarcılık yapan evli ve 2 çocuk annesi Safiye Orhan Baltacıoğlu, milletvekilliği harcı olan 13 bin 916 lirayı yatırarak Zonguldak'tan bağımsız milletvekili adayı oldu. Uzun yıllar halka hizmet ettiğini ve aldığı bu kararla da her kesimden destek gördüğünü belirten Baltacıoğlu, "Öncelikle esnafım. Zonguldak ve Ereğli'nin büyük sorunları olduğu için ve bu sorunları giderebilmek amacıyla bağım-

sız aday olmaya karar verdim. Bugün milletvekilleri sokağa inmez, dolmuşa binmez, pazara inmez. Zonguldak'ın, Ereğli'nin mağduriyetini bildiğim için bağımsız aday oldum. Hem gençler, hem de kadınlar adına önayak olmak istedim. Halkın insanıyız. Mağduriyet var. Bu sebepten yola çıktım. Allah'ın izni ile başarılı olacağız. Türkiye genelinde ve ilimizdeki en büyük sorun işsizlik. İşsizliği gidermek ve yanlış projeleri, yanlış yatırımların düzeltilmesini sağlamak, faydalı olmak için aday oldum" dedi


Sayfa 8

16 Mayıs 2018/802

Demir; “Güçlü ve hedef kadro kuracaðýz” TFF 2. Lig Beyaz grupta mücadele eden Zonguldakspor sezonu 38 puanla 12'nci sırada tamamlayarak beklentilerin altında kaldı. Maddi ve manevi olarak destek bulamayan Zonguldakspor'da her zaman olduğu gibi Vali Ahmet Çınar ve İl Emniyet Müdürü Ahmet Metin Turanlı'nın yanı sıra az sayıda iş adamı destek verdi. Zonguldakspor Genel Kaptanı Hacı Demir "Fatih hoca ile uyum içinde çalıştık. Ancak sözleşmesi bitti ve biz Zonguldakspor için yeni bir teknik adam arayışlarını sürdürüyoruz" dedi. Demir; "Güçlü ve hedef kadro kuracağız" Zonguldakspor Genel Kaptanı Hacı Demir "Son 5 sezonda 2 şampiyonluk

yaşayıp önce amatör kümeden kurtulduk, sonra da 2. lige çıktık. Bu takımın buralara gelmesinde Teknik Direktörler Cahit Terzi ve Şenol Demir'in emeği çok büyük. Kulüp Başkanımız Süleyman Caner ve yönetim olarak uyum içinde bu başarılar geldi. Son iki yıldır 2. Ligde mücadele ediyoruz. Önümüzdeki sezon için daha iyi ve hedef bir kadro kurup, mevcut takımın üzerine gerekli transferleri yaparak playoff ve şampiyonluk mücadelesi verebilecek, taraftarların heyecanla izleyeceği bir kadro peşindeyiz, araştırmalarımız devam ediyor." dedi.

Doða Koleji, yýlýn 'EN'lerini ödüllendirdi

Ereğli Utku ve Doğa Koleji tarafından Kültür, Sanat ve Spor alanında 'Yılın EN'leri' bu yıl ikinci kez düzenledi. İlki Utku Koleji, ikincisi ise aynı çatı altında birleşen Doğa Koleji tarafından düzenlenen 2. Geleneksel Yılın En'leri ödül töreni, Orçun Çataklı Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi. Okul Müdürü Caner Özçep, törende yaptığı konuşmada birçok başarılı ismi belirlediklerini ve bu isimleri öğrenci meclisinin seçiğini söyledi. Düzenlenen ödül töreninde spor camiasının da ileri gelenleri ödüllerini aldılar. Doğa Koleji Orçun Çataklı Kültür Merkezi'nde düzenlenen ödül törenine Ereğli Kaymakamı Nazım Madenoğlu, Karadeniz Bölge ve Garnizon Komutan Vekili Deniz Kıdemli Albay Mehmet Türken, Ereğli Belediye Başkanı Hüseyin Uysal, Doğa Koleji Yetkilileri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri, iş dünyası, basın, kültür ve spor alanında çok sayıda tanınmış isim katıldı. Tören öncesinde Doğa Koleji müzik öğretmenleri tarafından müzik dinletisi yapıldı. Özçep geceyi özetledi Gecede konuşan Okul Müdürü Caner Özçep, "Karadeniz Ereğlimizin kültür, sanat ve spor hayatının gelişimine verdikleri katkılar için kurumum adına şükranlarımı sunuyorum. Özel Doğa Koleji Fen Lisesi ve Anadolu Lisesi; kültür, sanat ve spor alanında belirlediği kişileri, herhangi bir yarışma yoluyla belirlemediğimizi belirtmek isterim. Bugüne kadar, ortaya koydukları çalışmalar ile okulumuzun öğrencilerin dikkatini çekmeyi başaran kişi, kurum ve kuruluşlara kurumumuz adına haklarını teslim ediyor ve şükranlarımızı iletiyoruz. Ereğlimizde çok büyük kıymetler var." dedi.

Spor dalında ödüller verildi Törende Kamu Yönetimi, Eğitim Gönüllüsü, Sağlık, Yılın Sivil Toplum Kuruluşu, En iyi Radyo Haber Programı'nın yanı sıra birçok alanda ödül verildi. En İyi Radyo Müzik Programı, En İyi Radyo Programları, En iyi Köşe Yazarları, En İyi Haber Muhabirleri, En İyi TV Haber Programı, En İyi Spor Spikeri, En İyi Spor Programı, Yılın Sporcusu, Yılın Antrenörü gibi kategorilerde yüzü aşkın kişiye onur ödülleri hazır bulunan protokol üyeleri tarafından takdim edildi. 'Spor kiritik' ve 'karşı karşıya' zirvede Yılın en iyi spor programı dalında ise Spor Kritik programı ile Ender Yüksel ödüle layık görüldü. Spor Kritik Programı ile birlikte Kanal Z'de yayınlanan ve Ercan Aygün'ün hazırlayıp sunduğu Karşı karşıya programı da en iyiler arasına girdi. Ender Yüksel de Doğa Kolejinin de spor dalında çok başarılı bir eğitim kurumu olduğunu belirterek Doğa Kolejini de yılın en iyisi olarak belirledi. En iyi spor muhabirleri ödülünü aldı Yılın en iyi spor muhabirleri olarak seçilen Hüseyin Ekinci ve Yusuf Zobar da ödüllerini aldı. En iyi takımı ve antrenörü seçildi Doğa Koleji Yılın EN'leri ödül töreni kapsamında 20162017 Genç Kızlar Türkiye Şampiyonu Kdz. Ereğli Belediyespor Bayan Futbol Takımı "Yılın En İyi Takımı" Antrenörlerimiz Ercan Yaman ve Yıldıray Ağar ise yılın antrenörü seçilerek takımları adına ödüllerini aldı.

Susma 802  

Araştır,Soruştur,Konuş;SUSMA

Susma 802  

Araştır,Soruştur,Konuş;SUSMA

Advertisement