__MAIN_TEXT__

Page 1

:2 N O 20 19 K CA O

AH! KOSMOS-DEWOLFF-NOVA NORDA-PERA-TUNA KİREMİTÇİ


Back on stage

Merhaba,

Ocak 2019 Sayı: 2

Aylık süreli dijital dergi

Genel yayın yönetmeni Ece Ulusum Yazı işleri müdürü Arda Aşık Görsel yönetmen İrem Akcan Kapak Mehmet Emre Acar Fotoğraf editörü Süreyya Yılmaz Dernek Muhabir Ahmet Yatğın, Arif Hür, Barış Karaalioğlu, Gizem Yıldırım

Yayın ve yönetim merkezi Nisbetiye mah. Gazi Güçnar Sok. Uygur İş Merkezi No:4 Beşiktaş/İstanbul İletişim 0 (212) 3375770 iletisim@yellowbos.com

@yellow.bos yellowbos yellowbos www.yellowbos.com Back on Stage bir Hayhuy Ajans ürünüdür.

Dergimizin 3 ayını hepberaber geride bıraktık. Bu süreçte sizlerle bağlarımızı çeşitli sürprizlerle güçlendirmeye çalıştık. Geri dönüşlerinizle dergimiz iyiden iyiye oturdu. Yılı müzikseverlerle birlikte müzik dolu bir partiyle kapattık. Hepsi desteğiniz sayesinde, tekrar teşekkürler. Yeni yıl kararları alındı ve ekipçe kolları sıvayıp çalışmaya başladık. Aramıza yeni arkadaşlarımız katıldı, karamsarlıklardan çalışarak umutla ve daha kalabalık çıkılabileceğini gördük. Dergimiz artık birçok dijital platformda yer alıyor, sosyal medyamıza hız verdik. Bu ay işlediğimiz konulara gelirsek; uzun zamandır "Neden blues türünü çok az görüyoruz?" diye yakınırken bu konuda yapılan çalışmaları bulduk, kapağımıza Blues Derneği'ni taşıdık. Bir diğer yandan 'koruma altına alınan' reggae türünü ele aldık, müzik türlerinin isminin nereden geldiğini araştırdık. Yerli ve yabancı müzisyenlerle röportajlar yaptık, merak ettiklerimizi araştırıp sayfalarımıza taşıdık. Müzik haberleriyle dolu bir sayı oldu. Ayrıca edebiyat, sinema, teknoloji, seyahat, moda, lüks ve gezi gibi birçok konunun ucundan tuttuk. Tekrar görüşmek üzere, müzik sizinle olsun!


. . . IÇINDEKILER

18

15

İYİ Kİ DOĞDUN MANÇO

EN İYİ 10 DAĞILAN GRUP

24

ÖZLENEN TÜR BLUES

22

LANSMANIMIZ!

32

NOVA NORDA

34

ŞENER ŞEN

46

TUNA KİREMİTÇİ

39 90. YILINDA TENTEN

BOZCAADA'DAN LEZZETLER

53


4

PANO

2019 OCAK

2019 KORKU KUŞAĞI BAŞLIYOR David hoca

Bir kadeh daha?

David Lynch’ten ders almak isteyenler, yönetmenin Master Class serisinde ders vereceği duyuruldu. Üstelik online olduğundan nerede olduğunuzun bir önemi yok. Lynch’in ders disiplinleri tahmin edeceğiniz üzere Art of Directing ve Storytelling. Takipte kalın!

Avustralya Otago Üniversitesi’nden Prof. Nick Wilson, 1962-2015 arası yayınlanan 24 James Bond filmini inceledi ve bir infografik hazırladı. Sonuç: 007 Bond alkolik! Tüm dengesizliklerini de buna bağlıyor.

Plakseverler Almanya’ya Third Man Records ve Third Man Pressing öncülüğünde Amerika’da gerçekleşen Making Vinyl, Mayıs 2019’da Almanya’da gerçekleşecek. Plak hakkında her şeyin yer alacağı etkinliğin detayları merakla bekleniyor.

10

Projeler mucidi Jack White on yıl aradan sonra The Raconteurs ile hazırladığı iki yeni şarkıyı stream üzerinden yayınladı. Müjdemizi isteriz, albüm de yolda!

Bir el atalım! Yönetmen Fatih Yürür ve yapımcı Hakan Tunga Kalkan, Türkiye’de satılan en pahalı afişleri konu edinen Milyon Dolarlık Afiş adlı belgesel projesi hazırladı. Bu projenin maddi desteğe ihtiyacı var, Indiegogo’da kampanya başlatıldı. Sinemamızı zenginleştiren bu tür yapımlara destek şart.

Lindqvist eseri sahnede Zorlu PSM’nin DOT işbirliğiyle hayata geçirdiği, Ajvide Lindqvist’in çok satan romanı ve senaryosunu da kaleme aldığı kült film Let the Right One In’in sahne uyarlaması Bırak İçeri Gireyim 5 Şubat’ta Zorlu PSM’de.

Geçen yılın en çok beğenilen Oscar kazanan filmlerin yönetmenleri korku sinemasına merak salmış durumda. The Shape of Water filmiyle içimizi titreten Guillermo del Toro, Arjantin yapımı korku filmi Terrified’ın yeniden çevriminin yapımcı koltuğunda oturacak. Film, şeytani varlıkların peşine düşen araştırmacıları konu ediniyor. Bir diğer korku filmi çekense Get Out’un senaristi ve yönetmeni Jordan Peele. Us’ın fragmanı yayınlandığından beri türlü spekülasyonlar dolaşıyor, fragmandaki alt metinlere dair yeni videolar çekiliyor. Filmde bir evde kendi klonlarıyla karşılaşan ailenin sağ kalma mücadelesi ele alınıyor. Martta vizyona girmesi beklenen filmin başrolünde Lupita Nyong’o M’Baku’su Winston Duke var. Merakla bekliyoruz.

kütüphanede yer açın Disney evrenindeki en geniş kapsamlı resimli yayınlardan biri Taschen etiketiyle çıktı: The Mouse Who Changed the World. Kitapta sahne arkası çekimleri, 122 çizgi romanı, bitmeyen projelerinin hikayeleri ve daha birçok şey var. 995 tane basılan kitabın fiyatı 905 lira.

‘Göründüğün gibi ol’ Geçen ay Mevlana Haftası’nda Rûmi’nin ‘’Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol’’ sözünden esinlenerek Semazen İshak Ürün’ün büyüleyici sema gösterisini görüntü yönetmeni Firar Güney Kayran iPhone’la çekti. Güney’in hazırladığı video Apple’ın resmi Instagram hesabından yayınlandı. Altındaki yorumlarla dünyanın Mevlana’yı nasıl kucakladığına şahit olduk.


ANLIK

OCAK 2019

Dİk Açı

İrem Akcan iremakcan

B

5 gün önce...

5 gün önce...

Londra'da sıcaklıklar 5 dereceyken Noel için toplanan kalabalık, mayolarını giyerek kendilerini buz gibi suya attı.

B

Game of Thrones'un oyuncusu Jason Momoa, Hawaii'deki çiftin düğün fotoğraflarında ilginç poz verdi.

B

9 gün önce...

18 gün önce...

Endonezya'da Sunda Boğazı'nda meydana gelen tsunamiden acı bir kare...

B

Fotoğrafçı Jimmy Nelson'ın fotoğrafında, Papua Yeni Gine Huli Kabilesi'nden yaşlı biri, merhametin içine süzülerek bakıyor.

B

21 gün önce...

B

23 gün önce...

Torne Nehri buz tuttuğunda buzdan bir otel inşa ediliyor. Otelin en ilginç yanı baharda eriyip, nehire geri dönüyor.

İzlanda'da doğa harikası bir görüntü. Kuzey Işıkları poz veriyor adeta.

B

7 gün önce...

B

20 gün önce...

B

26 gün önce...

Kanarya Adaları'ndaki Popcorn sahilinde bulunan mercanlar ve volkanik taşların görünümü patlamış mısıra benziyor.

Çin'de her yıl düzenlenen acı biber yeme yarışmasının bu yılki kazananı 1 dakikada 20 acı biber yiyen Yi Huan oldu.

Oslolu fotoğraf sanatçısı Mads Nordsveen'in yaptığı doğa yürüyüşünde meraklı bir ren geyiğini fotoğrafladı.

5


6

2019 OCAK

Mehmet Emin DEMİREZEN

RÖPORTAJ

‘Anlamamak da iyi hissettiriyor’

Y

eri geldi albüm prodüktörlüğü yaptı yeri geldi senaryo yazarlığı. Hatta geçmişinde kaptanlık tecrübesi bile oldu. Ancak biz onu müzisyen kimliğiyle tanıdık. İlk teklisini geçen yıl çıkaran Berkant Ali İncesaraç, ilk albümü Körfezde Rüzgar ile yeni bir başlangıç yaptı. İncesaraç, müziğe dair düşüncelerini Back on Stage’e anlattı. ❏ İlk albümünüzü yayınladınız. Nasıl hissediyorsunuz? Az biraz gururlandım kendimle. Aynı zamanda garip geldi. Sadece mutlu hissediyorum. ❏ Müzik yolculuğunuz beklediğiniz gibi geçiyor mu? Yolculuklar beklediğin ya da hayal ettiğin gibi geçmeyebilir. Zorluklar çıkabilir, uzattığın ele başkası dokunur ya da fırtına çıkar, sürüklenirsin. Sonrasında belki daha güzel bir yerde olursun. Yolculuğun doğası bu. Bunu müzikten öte genel olarak hayat için de söyleyebilirim. İnsanlar değişir, yapılar değişir. Karşıma ne çıkacak bilmiyorum, çok merak ediyorum. ❏ Teknoloji çağında albüm yapmak sizi korkutmuyor mu? Haklısın biraz korkutucu bir hale döndü. Aslında sadece albüm yapmak da değil. 2019’da ortaya bir şey koymazsan yaptığın işleri kimse dikkate almıyor. Bugünün dertleri geçmiştekine nazaran daha karmaşık. Herkesin benim gibi vakti ve kendine ait büyük alanları olmayabilir ama bu işi yapmayı seviyorum. ❏ Müzik kendine değişik bir yol çiziyor. Sizce ileride neler olur? Bir müzik platformu gelecekte trend olacak müzik tarzlarına yer vermiş. Söz ettikleri müzik tarzlarını hayatımda gördüm. Gitarını alıp şarkı söyleme fikri daha bana göre. Tek anladığım da bu zaten. Geçmişte olduğu gibi bugünün çocukları da yarın kendi nostaljilerini anlatacak.

7.669 Spotify aylık dinleyici sayısı

❏ Alternatif tınıların günümüzdeki yükselişini nasıl değerlendiriyorsunuz? Geçmişte bu kapıları açan, yadırgansa da yılmadan üretimlerine devam eden tüm o müzisyenlerin emeklerine sağlık. Teknoloji tanınmış pop isimlerle alternatif kişi ve grupları aynı listede konumlandırdı. Kısaca alternatif müziğin daha görünür olması harika. ❏ Sosyal medyanın gücüne ne kadar inanıyorsunuz? Bu, aldığınız kararları etkiliyor mu? Geçen gün Instagram’da bizim mahalle marketinin reklamıyla karşılaştım. Altında da reklam jargonuyla yazılmış birkaç cümle vardı. Şaşırdım… Bu durum yaşadığımız hayatı biraz bilimkurgu filmlerine döndürmeye başladı. Bazen de sosyal medyada tam anlayamadığım durumlar, insanlar görüyorum ve anlamamak da iyi hissettiriyor. Müzik yapıyorum ve bu platformlardan müziğimin insanlara ulaşmasını isterim. Ben de üzerine delirmeden, kendi bildiğimi uygulamaya çalışıyorum.

2018 Bu Hayatta

2018 Körfezde Rüzgar


RÖPORTAJ

OCAK 2019

7

‘Albüm ve EP arasında büyük bir psikoloji farkı var’

Ece ULUSUM

T

ürkiye’de elektronik müzik sahnemizin en yaratıcı isimleri arasındaki Başak Günak, Ah! Kosmos adıyla dünyanın dört bir yanında konserler veriyor. İkinci albümü Beautiful Swamp ile dinleyiciyi ekseninde döndüren Günak ile kısa bir söyleşi yaptık. ❏ Albüm isimlerindeki tercihiniz çok hoşuma gidiyor; Bastards sonrasında Beautiful Swamp. Güzel ve çirkin gibi kavramları birleştirmekten mi geliyor bu isim? Flesh, Bastards ve Swamp kelimelerinin anlamlarının derinliği ve o kelimelerin bana açtığı hayal dünyası şarkılarımı üretirken bana çok yardımcı oldu. Bastards’ta çekildiğim taraf negatif bir kelimeyi olumlamanın getirdiği özgürleştirici hissiydi. Bataklık kelimesindeki de tanımındaki zenginlik oldu. Bataklık kelimesinin kendinden bahsetmemesi ama kaybettirdiklerini, yok ettiklerini ve içe çektiklerini işaret etmesi beni etkileyen taraf oldu açıkçası. ❏ Son albümde Elif Çağlar, Özgür Yılmaz ve Leah Christensen ile birer parça üzerine çalıştınız. Bu isimlerle bir araya gelme sürecinizden söz eder misiniz? Bu albümde Özgür’le iki şarkının müziğinize etkisi nedir? müziklerini birlikte yazdık. Özgür’le Bu iki şehrin hayatıma etkisi şu anda bana sahnede de beraber yer alıyoruz. çok iyi geliyor. Ev hissini çok seven biri olsam Buluştuğumuz zamanlarda çeşitli da hareket halinde olmak üretim açısından doğaçlamalar yapıyor, çalışıyoruz. Bu bana iyi geliyor. Bu iki şehrin hissiyatındaki buluşmalarda bazen melodiler çıkıyor, fark da şarkılara duygu yoğunluğu ve ses süreç içerisinde tamamen başka bir seçimimdeki çeşitlilik duyguya gidebiliyor... Wide böyle bir olarak yansıyor. doğaçlamanın dönüştüğü bir şarkı ❏ Mekan içi ses kayıtları yapan biri oldu. Elif, Leah ve albümdeki diğer olarak, size özel bir fırsat verilse hangi müzisyen arkadaşlarım da işlerine hayran mekanın ya da ortamın doğal sesini olduğum insanlar. Yaptığım parçaları kaydetmek isterdiniz? onlara götürdüğümde kırmadıkları ve Dünyanın içini, kalbini dinler gibi yerin dahil oldukları için kendimi çok şanslı altının sesini kaydetmek isterdim. hissediyorum. ❏ Sahnedeyken sizi yükselten ❏ İki albüm, iki de EP çıkardınız. etkenler neler oluyor? Neden böyle bir yol izlediniz? Sahnenin heyecanı ve izleyicinin pozitif Albüm ve EP arasında süreç açısından tepkilerinin etkisi büyük. Bunların yanı sıra büyük bir psikoloji farkı var. Yaptığım sahnede çaldığım şarkının hikayesini o anda kimi şarkıları hazır hissettiğim ve daha içimde çağırmayı, hatırlamayı çok yükseltici hızlı yayınlamak istediğimde EP olarak buluyorum. yayınlamayı tercih ediyorum. Albüm ❏ Sıradaki projeleriniz ve konser sürecine girdiğimdeyse şarkıların kendi tarihleriniz neler? aralarında bir bağlantısı olmasını hayal Yeni albümün turnesi en son Hindistan’da ediyorum. devam etti. Önümde yurt dışı konser turları ❏ İstanbul ve Berlin arasında var. Bunun dışında Bam Tiyatrosu'nun yeni mekik dokumanın ruh halinize ve oyunu için müzik yapıyorum.

2015 Flesh

2015 Bastards

2017 Together We Collide

49.786 Spotify aylık dinleyici sayısı

2018 Wide

2018 Beautiful Swamp


8

. . ELEŞTIRI

2019 OCAK

SEYİRCİ ZORBALIĞI Arda AŞIK

3

EMENİKE TRİBİ

Madalyonun bir başka yüzü de var. Yuhalanınca sahayı terk eden futbolcu Emenike misali, eleştiriyi kaldıramayıp trip atan sanatçılar da yok değil. Manchester'da konser veren Justin Bieber, seyirciler tarafından yuhalanınca konseri bırakmış ve "Dünyanın öbür ucundan geliyorum" açıklamasını yapmıştı. Bir de konserde video ya da fotoğraf çekenlere sinirlenme trendi var. Sanatçılar ve seyirciler bu konuda ikiye ayrılıyor. Henüz bırakın sosyal medyayı, akıllı telefon bile yokken 1991 St. Louis konserinde video kameralı birini gören Axl Rose, adama saldırdı. Ardından sahneyi terk etti. 20 bin kişi birbirine girdi, Axl ise kalabalığı isyana teşvik etmekten tutuklandı... Olaya, o sırada söylenen şarkı Rocket Queen'in adı verildi.

kaburgası kırılmış, kayda değer bir süre hastanede yatmıştı. Uluslararası konserleri iptal olmuş, dolayısıyla albümünün tanıtımını yapamamıştı ve bundan bir kişi değil tüm grup zararlı çıkmıştı. "Ne oldu, araba mı çarptı?" diyeceksiniz, Oasis grubunun gitaristi Noel Gallagher o anı, otobüs çarpması olarak tanımlasa da seyirci saldırısına uğramıştı. Bu gibi olayları görüne aklıma şu soru geliyor: Seyirci miyiz zorba mı? HERKES ÖLDÜRÜR SEVDİĞİNİ

20.000 Guns ‘N Roses’ın 1991’deki St. Louis konserinde Axl Rose’un video kameralı bir seyirciyi hedef almasıyla 20 bin kişi birbirine girdi.

Kim bilir? İlginç ama bir o kadar da olağan; aşırı sevgiyle saçma hareketler yapıp sanatçıyı soğutmak, konseri baltalamak. Fighting parçasını çalmaya başlamadan önce Aklıma gelen ilk örnek ise 2013 sevenlerini sahneye davet etti. Bunlardan yılında Justin Bieber'ın İstanbul Teknik Üniversitesi Stadyumu'nda biri, Sir piyano çalarken ona ve piyanosuna dokunmaya çalıştı. John uyardı ancak o, ısrarcı verdiği konser. Kendilerini bir oldu. Sonunda müzisyen "You fucked it up!" taraftar grubu gibi ‘Beliebers’ diyerek, şarkının yarısında çekti gitti. Tacizci olarak tanımlayan çılgın ergen hayranı dışarı çıkarılınca sahneye geri döndü. hayranlar, sahneye yabancı madde (Oyuncak) atmışlardı. MÜZİKSEVERİM AMA PARA BENDE Bieber, hayranlarından bir Kasım ayında Beşiktaş Dorock XL'da, şey atmamalarını sözlü olarak Khontkar sahne aldı, biz de oradaydık. Aralık rica etmiş ancak nafile. Justin sayımızdaki yazıyı tekrar aktarıyorum. "Kitle, Bieber'ın dediklerini anlamayan dinleyici değil de ‘hizmet talep eden müşteri’ Belieber'lar iyice coşmuş ve bir gibiydi. Sahnede performans sergilenirken yabancı madde yağmuru daha Khontkar’ı dinlemek yerine Kime Ne şarkısını başlamıştı. Kanadalı pop yıldızı hep bir ağızdan söylemeye başladılar. Bunu ise sahneyi geri dönmek üzere birkaç defa yapınca belki de kapanış şarkısı terk etmişti. 2017'de Adana'da ilk olan Kime Ne’yi söylemek zorunda kaldı. Ne kez konser veren Aleyna Tilki de oldu dersiniz, seyirci eşlik etmekten sahneyi benzer bir durumla karşılaşmıştı. izlemedi. Şarkı bitti çoğu dışarı çıktı, sohbete Patlama yaptığı Cevapsız Çınlama daldı. Khontkar’ı seversiniz ya da sevmezsiniz parçasını seslendirirken hayranları ancak o bir müzisyen, seyirci zorbalığıyla o sahneye yabancı maddeler attı, çok güzel başa çıktı ancak müzisyenin hevesini yetmedi seyirci sahneye çıkmaya baltalamanın anlamı yok." Aynen öyle! çalıştı! Tilki sahneyi terketti. ALKOL KAFASI Altın Kelebek'te cool olamadığını Oasis'in Toronto'da 2008'de verdiği bir söylemişti ancak sahneyi terk konserde alkollü bir seyirci sahneye atlamış, ederken pek bir cool'du! grubun gitaristi Noel Gallagher'ı hoparlörlere PARA'LAMA itmişti. Grup, her şeye rağmen çalmaya Holiganizmi metafor belledik devam etmiş ancak sonuç yazının girişinde ya bir kere, bir ortak nokta daha anlatılanlar olmuştu, maddi manevi büyük verelim: Bozuk para fırlatma. kayıp yaşanmıştı. Guns 'N Roses, 2006 yılında Yıldız müzisyen, kaliteli konser ve uzun Newcastle'da, Nightrain parçasını soluklu festivallerde bir buhran hepimizin seslendiriyordu. Bir seyirci Axl malumu. "Festivalle gel 2019!" diye Rose'a bozuk para attı. Sonuç, haykırıyoruz, iyi güzel. Suçu başka yerlerde grup şarkıyı bitirdikten sonra arıyoruz, eyvallah. Çuvaldızı kendimize sahneyi terk etti. batırıyor muyuz, hayır. O zaman bir özeleştiri TACİZ elzemdir. Direkt olmasa da dolaylı yoldan Yaşına aldırış etmeden turne biz seyirciler de belki biraz soğutuyoruz turne gezen Sir Elton John, ünlü isimleri. Sanatçının seyirciye, seyircinin geçen yıl Las Vegas'taki sahnesine sanatçıya ve hepimizin müziğe ihtiyacı Saturday Night's Alright For olduğunu unutmayalım. Gerisi gelir.


GÜNCEL

OCAK 2019

9

Popülerin klasikten arağı Arda AŞIK

H

ayatımda duyar duymaz etkilendiğim ilk parça Pet Shop Boys'un Go West'i olsa gerek... Sahi pop müzisyenler bu dinlediği Born to Fly parçası için "McFly güzel ezgilerini nereden grubunun, Puccini'nin Nessun Dorma'sını buluyorlardı? Telegraph'ın yüzsüzce sömürmesi gülünç" diyor. klasik müzik yazarı Ivan Peki neden? Barlow'a göre klasiğin Hewett'e göre cevap klasik çekiciliği basit olmasında yatıyor, "On müzikte. Manchester çıkışlı ikincileri, minör majör yedinci akorları ve pop grubu Take on That'in artırılmış altıncıları bir araya getiriyordum; vokali, döneminin en bir basitlik lazımdı ve Nimrod, ihtiyacım başarılı söz yazarlarından olan zemini bana verdi" diyor. Gary Barlow, Edward Klasik müzik bestecileri, yedinci ve Elgar'ın bestlediği Enigma Variations'taki meşhur Nimrod artırılmış altıncı akorları içeren oldukça karmaşık şeylerle boğuşmak zorundalar. Variation'dan bir şeyler Kaldı ki Elgar'ın Nimrod'u pek basit aldığını itiraf etti. Barlow ilk sayılmaz. Acaba Barlow, oyunları seven değildi, popüler müzisyenler Elgar'ın melodiyi kurmak için bir ritmi alıp klasik müzisyenlerden hep baştan sona ve sonra sondan başa tekrar 'çalıyordu'. Larry Clinton'ın etmek gibi dahiyane bir yol kullandığını My Reverie parçası, Debussy, Kismet ve neredeyse tamamen fark etmiş midir? Bu arada Take on That'deki Elgar etkisini fark etmek çok kolay Rus besteci Alexander değil. Doğruluğu kesin bir şey varsa o da Borodin'den alıntıydı. Pop devrine girdiğimizdeyse grubun şarkılarının Elgar'ın müziğindeki basitlikler üzerine kurulmuş olduğu. O, örnekler katlanarak artıyor. klasik müziğe olağanüstü gücünü veren Procul Harum'un Whiter şeyin arketipik ve bu yüzden basit harmonik Shade of Pale'i; Bach'ın 2 ve melodik kalıbın örüntüsüyle ortaya yeni numaralı eserinden, S Club gözüken bir şey çıkması olduğunu fark etti. 7'ın Natural'ından, Fauré'nin Bu arada Go West'e dönersek, Pachelbel'in Pavane'sinden arak yapan Canon'ından alınmış. Ancak bu karşı birçok parçadan yalnızca biri konulamaz, tekrar eden bası icat eden de olan ve Chopin'in Fourth Pachelbel değilmiş. Rönesans müziğinin Prelude'ünden ilham alınmış, ortak noktası bu... Ama tasarladığı Radiohead'in Exit Music kontrpuantal ona yeni bir hayat vermiş. (For a Film) adlı parçasının Velhasıl kelam yaratıcılık hırsızlığının bir karışımı niteliğinde. Ivan tek fail'i pop değil, tek mağdurun klasik Hewett, geçen aylarda Royal müzik olmadığı gibi. İkisi de müziğin ebedi Albert Hall'da gerçekleşen Ceremony of Remembrance'ta nimetlerinden yararlandı...

Karşınızda oyun müzikleri senfonisi R

ambo, Barbarillax, The Last Ninja ve daha fazlası... 80’lerin efsanevi video oyunlarını hafızamıza kazıyan sadece görüntüleri değil, unutulmaz müzikleri; ardındaki isimlerden bir kısmıysa, Martin Galway, Richard Joseph, Paul Norman, Mark Cooksey, Ben Danglish ve yaklaşık 75 oyunun müziğini bestelemiş olan Hull şehrinin çocuğu Rob Hubbard... İşte, Hull Filarmonik Orkestrası, Hull City Hall’da 15 Haziran günü tüm bu isimlere saygı duruşunda bulunuyor. Commodore 64, ZX Spectrum ve Amstrad CPC müziklerinden oluşan 100 dakikalık 8-Bit Symphony konseri için 100’den fazla grafik sanatçısı, programcı ve yazılımcı çalışıyor. Konserin öncüsü olan, oyun müziklerinden yaptığı mikslerle tanınan Chris Abbott, bunu 30 yıllık bir rüyanın gerçeğe dönüşmesi olarak tanımlıyor ve bestecilerin oyun sektörünün önemli bir parçası olmasına karşın hak ettikleri değeri görmediklerinden yakınıyor. 8-Bit Symphony Team’in orkestra 100 dakikalık konser için 100’den fazla grafik şefi Robin Tait, yapım ve aranjeyi Chris Abbott, sanatçısı, programcı ve müzikal yönetmenliği ise Rob Hubbard yazılımcı çalışıyor. üstleniyor. İmkanınız varsa mutlaka izleyin!

100


10

ALBÜM AJANDA

2019 OCAK

Kral’ın itirafı G

uardian yazarı Alexis Petridis’in Nobel Edebiyat Jürisi'nin hakkını yediğini düşündüğü, Amerikalıların yüzde 22’sinin yeni bir milli marş yazılması gerektiğinde ilk başvurulması gereken kişi olarak belirlediği isim o... Bruce Springsteen, insanları böylesine derinden etkileyen büyük bir isim. Bruce, 70’li yılların müzisyenlerinin aksine sahtelikten, bencillikten ve aşırılıktan uzaklığıyla Springsteen olmuştu, rock’ın kutsal gücüne inanıyordu. Broadway’in elit sahneleri için farklıydı. Canlı kayıtlarından oluşan 148 dakikalık yeni Springsteen on Broadway'i dinlemeye başladığınızda bunun adeta bir manifesto olduğu hissediliyor. Yalanlarla dolu bir yerden geldiğini, asla 9’dan 5’e bir işte çalışmadığını, bir fabrikanın içini görmemesine rağmen bununla ilgili yazdığını itiraf ediyor “Absürt biçimde, hiçbir tecrübem olmayan şeyler hakkında yazmakta oldukça başarılıydım.” Springsteen on Broadway, Springsteen’in ‘sihir numarası’ olarak adlandırdığı şeye ışık tutması için onun çatışan arzularına dayanıyor. Springsteen’in fabrika işçisi baba acındırmasıyla bir stadyum dolduracak kadar başarılı olduğunu öğreniyoruz. Kral, diğerlerinin aksine dediği her şeyden emin bir yıldız. Albümünü bu denli başarılı yapansa şarkılar arasındaki ustaca doldurulmuş vurucu monologlar. Her şey bir kenara, 18 albüm, 20 Grammy ve 1 Oscar ile kral, Springsteen on Broadway’de kendini anlatırken ışığından ödün vermiyor ve adeta bir konser deneyimi sunuyor. Mutlaka Ben Mr. Born koleksiyonunuzda olması gerek. Bu to Run’ım arada bu sahne şovu Netflix'te de New Jersey bir yayınlanıyor. ölüm tuzağı Sözlerime kulak kesilin Memleketimden 10 dakika uzağım

BRUCE SPRINGSTEEN Springsteen on Broadway Pop rock 35 parça, 148’

DENİZ SEKİ Uzun Hikaye Seyhan Müzik Pop 12 parça, 50’

ICE CUBE Everythang’s Corrupt Cubevision JV New Agreements Rap 16 parça, 56’ ZAYN Icarus Falls RCA Records Pop 27 parça, 88’

AZEALIA BANKS Icy Colors Change eOne Music Canada Noel müziği 3 parça, 16’

METHOD MAN Meth Lab Season 2: The Lithium Hanz On Music Entertainment Rap 22 parça, 57’

THE CHAINSMOKERS Sick Boy Disruptor Records, Columbia Records Elektronik 9 parça, 29’

199.000.000 Dünya çapında sattığı kayıt sayısı

ALAN WALKER Different World Sony Music, MER Musikk Electro house 15 parça, 43’


11

ALBÜM AJANDA

OCAK 2019

t t e J n a

GUCCI MANE Evil Genius Guwop Enterprises/Atlantic Rap 18 parça, 50’

Jo

3.555.200 Spotify aylık dinleyici sayısı

CİHAN MÜRTEZAOĞLU Biz Bize Akustik (Canlı) Dokuz Sekiz Müzik Alternatif 6 parça, 22’

XXXTENTACION Skins Bad Vibes Forever / EMPIRE Rap 10 parça, 19’

KAHRAMAN DENİZ 19 Locca Records Alternatif 8 parça, 33’

b o +B

n a l Dy

= LP

L

ost on You şarkıcısı olarak andığımız Laura Pergolizzi nam-ı diğer LP’nin sesi iliklere işleyen cinsten, ıslığı ise karizmasının imzası. Long Island’da doğan yıldız küçükken operaya başladı. Ancak Freddie Mercury ve Janis Joplin gibi ham ve dramatik sesleri duyunca annesinin, sesini popülerleştirme isteğini görmezden geldi. 2006’da, onu şarkı yazma okuluna sokan Def Jam’la tanıştı, Rihanna’nın Cheers (Drink to That) dahil olduğu hit şarkılar yazdı. LP’nin biraz da tarzından bahsetmek gerekirse tek kelimeyle tanımlayabiliriz: Cool. Öyle ya, kendisi, rock star emsali Joan Jett’le Bob Dylan arası bir yerde! Ancak imajının kendisine köstek olduğunu düşünüyor, sebebi ataerkil ve heteroseksüel müzik piyasası... Her şeye rağmen 2016'da çıkardığı Lost on You albümüyle patlama yaptı, açık sözleri ve yıllanmış viski kadar güçlü sesiyle New Yorker yıldız, içsel kavga, acı ve sıcakkanlı eşcinsel ilişkiden yükselen bir indie rock yarattı. LP’nin 5’inci albümündeki sözler dance-pop ve rock müziğe doğru bir keşif niteliğinde. Heart to Mouth, ona göre müziğinin duygusal şeffaflığının başlığı. Albümün öncü teklisi, bir ayrılık baladı olan Recovery üzerinde LP’nin sesi, esiyor ve gürlüyor. LP kendini, aşk bağımlısı olarak tanımlıyor; kendisini daldan dala konarak tahlil ettiğini söylüyor. Şarkının esinlendiği yerse tam 21’inci yüzyıl işi: Stalk. Hani ex’ler birbirlerinin Instagram hikayelerini izlemeye devam eder ya... Görünen o ki sözlerindeki açıklık kişiliğine de yansıyor. Kapanışa hoş bir not düşelim: Brüksel griffonu cinsi köpeği Orson Johnny Valentine de yaklaşık 14 bin takipçisiyle Instagram’da @everythingisorson adıyla parlıyor. Hesabına, bir diğer indie'ci olan sevgilisi Lauren Ruth Ward'la admin’lik yapıyor.

LP Heart to Mouth Panik Records Indie pop 12 parça, 45’


12

. TAKIP

2019 OCAK

9 Ocak Carsamba

Audiobanspace: Motus Lumina @ Audioban Ofis İnteraktif tasarım kolektifi motus.lumina ile ses ve görsellik üzerine bir söyleşi ve sunum.

11 Ocak Cuma

Bilmediğin Gibi: Nilipek @ Dunia Sanatçıların her zamanki repertuvar, tarz ve çalımlarının dışına çıktığı, farklı performansıyla Bilmediğin Gibi serisinin ilk konuğu Nilipek olacak.

Konser: Les Filles de Illighadad @ Bina Nijer’li ekip Les Filles de Illighadad tuareg müziğiyle Bina sahnesinde.

12 Ocak Cumartesi

20 Ocak Pazar

16 Ocak Carsamba

Italian Disco Night w. Alacakaranlık @ Citizen Korku filmi dergisi Alacakaranlık işbirliği kurgulanan Italian Disco Night’ta Erhan Kabakçı, Belaride ve Waveout DJ setleriyle kabinde olacak.

Plakçıda Buluşmalar: Betül Atlı @ Kontra Records 70’li yıllarda Türkiye’de basılan pek çok plağın kapağında imzası bulunan tasarımcı Betül Atlı ile plak kapağı ve tasarım üzerine bir sohbet.

25 Ocak Cuma

PRELOVED: 2. EL .. ENSTRUMAN VE . EKIPMAN PAZARI

Konser: Nusaibin @ Mecra Doğu enstrümanlarını batı elektronikleri ile harmanlayan Nusaibin, doğaçlama kayıtlar üzerinden kurguladıkları benzersiz müzikleri ile Mecra sahnesinde olacak.

26 Ocak Cumartesi

Cabin Crew @ Soweto, İzmir Audioban ilk İstanbul dışı etkinliği ile İzmir Soweto kabininde…

21 Müzik ekipmanlarını satmak ve takas etmek isteyenlerin sıraya girdiği, ağaçtan enstrüman yapımı hakkında ilginç bir atölyenin gerçekleştiği ve çeşitli tamir standlarının olduğu pazar. Meraktan girenler, tanıdıklarıyla karşılaşanlar ve nice güzel anlara şahit olduk. Nicelerine!

.

Üç ayda 21 farklı mekanda çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi.

.

NEHIRDEKI MELEK

CABIN CREW: ALEKSANDIR VE SUPU Partileri müzikleriyle alevlendiren elektronik house odaklı müzik yapan Aleksandır ve Supu ikilisi buz gibi bir kış gecesini ısıttı. Gece başlayan etkinlik sabah saatlerine doğru bitti. Tempo bir an olsun düşmedi.

Tiyatro sanatçısı Celal Kadri Kınoğlu ve müzisyen Şevket Akıncı, Kadıköy Karga'da Nehirdeki Melek performansı için bir araya geldi. Kınoğlu'nun kelimelerine şöminedeki ateşten gelen çıtırtılar ve Akıncı'nın müziği eşlik etti. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadık.


13

MEKAN

OCAK 2019

RX

Yeni elektronik müzik yuvası

Etkinlikler

K

urulduğu 1994 yılından bugüne şehrin popüler eğlence mekanlarından biri olan Roxy Club İstanbul, 24 yıl içinde hem müzikseverlerin hem de walk in müşterinin ilk tercih ettiği yerlerden biri oldu. Kulüp, Beyoğlu ve Cihangir’in en eski ve büyük, İstanbul’un ise ikinci en eski mekanı. Müzik yarışmalarına, büyük grupların samimi konserlerine ev sahipliği yapan, birçok grubun ve DJ’in sahne aldığı mekan bu yıl önemli bir yenilikle karşımızda. Bu yeniliğe elektronik müzik tutkunlarının yeni evi olma projesi de denebilir. Roxy çatısı altında kurulan RX, underground kültürden esinlenerek iç mekan tasarımını baştan aşağı yeniledi. En iyi kulüp ses sistemlerinden Funktion One ve tüm detayları titizlikle planlanan konuk odaklı hizmetleriyle kapılarını açtı. RX, iki VIP alanı, dans pisti ve iki barıyla misafirlerini ağırlamaya hazır. Geçen ay Nastia, Philipp Straub, Michael Mayer gibi elektronik müziğin bilinen isimleriyle müzik sektörüne giriş yapan mekanın konser listesi gelecekte de dolu dolu. Yılların Roxy’sini bir de böyle görelim!

5 OCAK: Stefan Nicu, sahne

adıyla Sublee, Romanya minima ve microhouse sahnesinin son zamanlarda en çok parlayan yeteneklerinden. Solo projelerinin yanında Romanya sahnesinin diğer güçlü isimleri olan Mihai Popescu, Stedi, Cristi Cons ile çıkardığı EP’lerle başarıyı yakalayan ve Picnic Fonic, Holiday Mood, Drums gibi büyük festival ve ikonik mekanlarda dinleyicileri etkisi altında bırakan Sublee, 5 Ocak’ta Fake Society desteği ile RX Istanbul’da.

1994 Roxy kapılarını 1994’te açtı.

Jeremy Olander

18 OCAK: Elektronik müziğin

İskandinav coğrafyası yıldızlarından Jeremy Olander, progressive house ve tekno arasında gidip gelen sound'u ve Vivrant Show’larıyla dünyanın neredeyse her yerinde sahne alıyor. Bedrock ve Suara gibi plak şirketlerinden çıkardığı parçalarla da hayran kitlesini hem ülkemizde hem de global arenada bir hayli artıran Olander, 18 Ocak'ta RX kabinine geçecek isim. 25 OCAK: 2016’da Innervisions

etiketinden yayınladığı X parçasıyla hayli sükse yapan Los Angeleslı yetenek Chris Barratt a.k.a. Eagles & Butterflies, elektronik müzik dünyasının prestijli isimleri Dixon ve Âme tarafından da destekleniyor. Prodüksiyonlarında downtempo, tekno ve house müzikten yararlanan Eagles & Butterflies, 25 Ocak'ta Big Burn Istanbul ile RX Istanbul’da.


14

BÜLTEN

2019 OCAK

W

I

S

H L

I

S

T

One & Only David Bowie Kot Ceket 800 TL

Opus 3a Every Move You Make The Studio Recordings Plak - 795 TL

Nice to Hace dünya haritası 160 TL

Sinek Sekiz Yayınevi 2019 ajandası 29 TL

WUIBN salatalık Rick anahtarlık 10,52 TL

Diamond Select Toys DC Core The Joker Statue 599 TL

MARSHALL ACCS-10127 Acton Serisi bluetooth hoparlör 1,720 TL

Clementoni 64549 Evolution Robot 399,99 TL

El Quinto küpe 149 TL

Mushroom Apparel kaykay 429,90 TL

Masuma Ceramics saksı 140 TL

Gugiko fular 145 TL

Tchibo Retro Mini Oyun Konsolu 89,95 TL


15

. LISTE

OCAK 2019

TOP 10

En iyi 10 dağılan grup Damla KAAN

1

5

Spice Girls

Spice Girls 1996-1998 yıllarında zirveye ulaştı. O kadar bir bütünlerdi ki 1998’de Geri Halliwell’in gruptan ayrılması tanıyanları şaşırttı ve grup, 2000'de dağıldı. 2012’de Londra Olimpiyat Oyunları için bir araya geldiler.

The Beatles

Müzikten modaya birçok alanda popüler kültüre etki eden, çağımızın efsane gruplarından The Beatles bu listede elbette ilk sırada. Grubun dağılmasına dair birçok efsane var. Bunlardan en bilineni Yoko Ono. Birçok kişiye göre bu süreç John Lennon’ın hayatına Ono’nun girmesiyle başlamış olsa da Paul McCartney, David Frost’a verdiği röportajında grubun çoktan parçalandığını söylemişti.

2

Led Zeppelin Rolling Stone dergisinin rock tarihinin en uzun soluklu gruplarından biri olarak tanımladığı Led Zeppelin, hard rock ve heavy metalin öncülerinden sayılıyor. Bugüne kadar dünya genelinde toplam 300 milyonun üzerinde albüm satışına ulaştı. Back on Stage’in de favori parçası Stairway to Heaven ile milyonların gönlünü kazanan Led Zeppelin ne yazık ki 1980’de John Bonham’ın ölümüyle dağıldı.

3

ABBA

1974 Eurovision’da kazandığı birincilik sayesinde büyük çıkış yakalayan ABBA, üyeleri Ulvaeus ile Faltskog ve Lyngstad ile Andersson’ın boşanmasıyla ortaya çıkan sorunların üstesinden gelse de 1983’te müzik çalışmalarına son verdiklerini duyurmuştu. 2000'de 1 milyar dolarlık tur teklifini reddettikleri söylenen ABBA sonraki dönemlerde grupla alakalı etkinliklerde bir araya geldi.

4

The Doors Rock’n roll tarihinin en karizmatik figürlerinden Jim Morrison ile Ray Manzarek’in kurduğu The Doors’un L.A. Woman albümü sonrası Morrison, kalp krizi geçirerek öldü. Morrison’ın ölümünün ardından işler eskisi gibi gitmedi ve 1973’te grup dağıldı. Grup, günümüze kadar farklı projelerle karşımıza çıktı.

The Clash

6

İngiliz punk rock grubu The Clash, çılgın sahne şovlarıyla ve farklı türde müzikleriyle tanındı. The Clash yıllarca dalga geçtikleri rock star figürleri gibi yaşamaya başlayıp popüler bir müzik grubuna evirilince geri dönülmez bir yola girdi ve 1986’da tamamen dağıldı.

7

Malt

Cenk Durmazel’in solistliğini yaptığı Malt’ın ilk albümü 2006’da çıktı. Kendi Adını Taşıyan İlk Albüm ismiyle Pasaj Müzik etiketli ilk albümleriyle sert ve enerjik bir müzik tarzı yakaladılar. 5 albüme imza atan grubun Durmazel’in 2015’te “Malt güruhu ile ilişkimi kestim sevenlere selam olsun” tweet’iyle dağıldığını öğrendik.

8

N.W.A.

Kaliforniya çıkışlı N.W.A Gangsta Rap ilk büyük rap gruplarından. 1986’da kurulan ve 1991’e kadar aktif kalan N.W.A, önce Ice Cube’un, ardından Dr. Dre’in ayrılmasıyla parçalanma sürecine girdi. Üyelerinin solo çalışmalarına devam etmelerinin ardından tekrar birleşmek isteseler de Eazy-E öldürülünce bu ihtimal tarihe karışmış oldu.

9

Model

A due Carmen adıyla 2005’te kurulan, 2008’de Model adını alan grup, 2016’da dağılma kararı aldıkları duyurdu. Grubun diğer üyeleri Model’in dağılmadığını sadece Fatma Turgut’un gruptan ayrıldığını söyledi ancak anladık ki grup dağıldı.

10

Run DMC

1983’te New York’ta kurulan Run DMC 80’li yıllarda büyük başarı kazandı. Çocukluk arkadaşı olan grup üyeleri ilk teklileri, It’s Like That ile patlama yaptı. Pop müziğin egemenliğini yıkmayı başaran ilk rap grubu oldu. Bir dönem fikir ayrılığına düşen grup, üyelerinden Jam Master Jay Queens’teki stüdyosunda bazı müzisyenlerce öldürülmesi sonrası Kasım 2002’de tamamen dağıldı.


Kolaj: Ece ULUSUM

16

2019 OCAK

. YAKIN TAKIP


17

. YAKIN TAKIP

OCAK 2019

Samanyolu camiasının yerli yıldızı

Gaye Su Akyol

Mehmet Emin DEMİREZEN

T

ürkiye’nin önemli sanatçılarından Gaye Su Akyol, Elon Musk’ın uzay kolonisinde yer alan tek Türk sanatçı oldu! Düşünsenize bunun gerçekleştiğini. Hem biz gururlanmış oluruz hem de şarkılarında “Ahh! Ya o uzaya gidilecek ya o uzaya gidilecek” diyen Akyol, uzaya olan aşkını böyle taçlandırmış olur... Ama gel gelelim bu o kadar kolay değil, imkansız da değil. İnsan çabalamadan bir şeyler elde edemez. Aynı Akyol’un müzik yolculuğundaki mücadelesi gibi... Son yıllarda Türkiye’nin uluslararası müzik piyasasında adı en çok duyulan Gaye Su Akyol, müzik kariyerindeki başarısına tam gaz devam diyor. Bu kadar duyulur ve beğenilir olmasının altında neler var merak etmemek elde değil. Kimisi "PR" diyor kimisi "Para" diyor. Keza Akyol’un müziği pop değil, tınıları epey farklı. Yenilikçi tarzıyla müzik dünyasına taze bir soluk getiren yetenekli bir kadın olarak lanse edilen Akyol'un olayı gerçekten de bu mu? İlk albümünden bu yana tarzıyla, sesiyle ve elbette duruşuyla herkesi büyülemeyi başardı. Bugünlerde müzisyenlere ilham olurken onun idollerinin başında gönüllerin sevgilisi Selda Bağcan geliyor. Yaptığı son albüm İstikrarlı Hayal Hakikattir’i İngiliz The Guardian gazetesinin deneyimli müzik yazarı Robin Denselow 5 üzerinden 4 yıldız verdi, albümü köşesinde övdü. Gaye Su Akyol’un ilgi çekici ve kendine özgü genç bir Türk şarkıcı olduğunu belirten Denselow, “Bu yaz Womad Festivali’nde yüksek çizmeleri, şort ve peleriniyle bir pop yıldızı gibiydi. Ancak geleneksel Türk ezgileriyle rock motiflerini birleştiren cesur ve deneysel bir performans ortaya koydu, basın özgürlüğü için güçlü bir konuşma yaptı. Usta halk şarkıcısı Selda Bağcan ile meşhur olmuş Yaz Gazeteci Yaz şarkısı, Akyol’un ana kenti olan İstanbul’daki son olaylardan sonra daha dokunaklı ve anlamlı hale geldi” dedi. Denselow, Akyol’un yeni albümünün Nirvana ve Nick Cave esintileri taşıdığını

Akyol’un etkileyici bir gitar grubunun yardımıyla, sağlam bas riff’leri ve perküsyonun farklı Türk melodilerini desteklediği farklı bir folk-rock tarzı yarattığını, ud, bağlama ve cümbüş de dahil olmak üzere yerel telli aletlerini eklemesinin de bu başarısındaki etkenleri dile getiriyor. MÜZİKTE KÜLTÜR MOZAĞİNİN EN ÖNEMLİ ELÇİSİ

Müzik yazarı Eda Solmaz Vatan gazetesindeki köşesinde geçen yıl, “Gaye’nin yurt dışındaki festivallerde sahne alması, dünyanın en değerli gazete ve dergilerinde şarkılarına dair incelemelerin çıkması bir şans değil, onun haklı başarısı. İstikrarlı Hayal Hakikattir dinleyicisine bu ülkeye dair bir kültür mozaiği sunuyor, ama buna rağmen şaşırtıcı derecede kafası karışık bir sound’la değil. Eski bir Türk filminden, İstanbul’un arka sokaklarına varan bir soundtrack’te bu... İşte bu özel kompozisyon Gaye’nin adını daha çok duyacağımızın kanıtı” diyerek Akyol’un başarısının altındaki sırrını bize veriyor. Besteci ve Audioban kurucusu Eray Düzgünsoy ise, “Yeni nesil saykodelik dünya müziği alanında özellikle Avrupalı dinleyicinin işaret ettiği coğrafyaların şu sıralar ciddi bir popülaritesi var. Türkiye gibi ülkeler üzerinden şekillenen bu yeni

dünya müziği biçiminde Gaye Su Akyol pratik anlamda performans olarak öne çıkıyor. Temel sebebi bu olmakla birlikte müziğinin sunumsal ifadesi de önemli” diyor. Aslında Akyol’un bu yurt dışı başarısının altındaki en büyük pay Alman plak şirketi Glitterbeat Records’a ait. Akyol’un bu plak şirketiyle ortaklığı onun bambaşka ufuklara açılmasını sağladı. Hatta bu ortaklığa Akyol, “Olaya kapitalist bakmadıkları için çalışma düzenleri hoşuma gitti” diyor. Peki nasıl çalışıyorlar? Albüm bitmeden önce şarkıları iletişimde oldukları müzik yazarları ve gazetecilere gönderiyor ve onlardan bir fikir sunmalarını istiyorlar. Gerisi elbette gazeteci ya da yazara kalmış. Alman disiplininin müzik piyasasında nasıl işlediğini bu vesileyle görmüş olduk. Anlayacağınız albümlerin ya da şarkıların doğru kişilere ulaşması oldukça önemli...

Hangi konserlerde yer aldı? ❏ Japonya - Shibuya WWW 2017

❏ Macaristan - Sziget Festivali - 2017

2014 Develerle Yaşıyorum

❏ Hollanda - Valkhof Festivali - 2017

❏ Fransa - Les Escales Festivali - 2017

❏ İsviçre - Festival de la cité - 2017

❏ Makedonya - Jazz

2016 Hologram İmparatorluğu

Festivali - 2018

❏ Belçika - Genk Festivali - 2018

❏ İngiltere - Womad Gaye Su Akyol İngiliz müzik dergisi Songlines’a kapak oldu.

Müzik Festivali - 2018

2018 İstikrarlı Hayal Hakikattir

Konser takvimi

166.350 Spotify aylık dinleyici sayısı

❏ 4 Ocak - İzmir Ooze Venue ❏ 15 Ocak - Slovenya Klub CD ❏ 2 Şubat - İstanbul IF Performance Hall Beşiktaş ❏ 15 Şubat - İsviçre Moods ❏ 16 Şubat - İsviçre Kaser ❏ 20 Şubat - İstanbul IF Performance Hall Ataşehir


2019 OCAK

54 14

İllüstrasyon: Mert SUBAY

18

. NOSTALJI

Saygı albümleri, teklileri ve derleme albümleri dahil piyasaya çıkan albüm sayısı.

IYI KI DOGDUN

BARIS MANCO Ece ULUSUM

Müzisyen, şarkıcı, besteci, aranjör, söz yazarı, oyuncu, TV programcısı, sunucu, koleksiyoner, ressam, gezgin... O, “Barış Manço diye bir adam varmış, çalarmış, dinlermiş, anlatırmış” diye anılmak istendiğini söylüyor 1991’deki röportajında. Ancak tüm bunlardan fazlası oldu. Müzisyen olacağı başlarda belliydi, 1963’te Sami Sibemol adında Yeni Sabah gazetesinde müzik yazıları yazdı. Ancak bir yazısı yayınlanmayınca istifa etti. Kim bilir belki de bugün onu gazeteci olarak tanıyor olabilirdik. Ama bir gazeteciden farksızdı, gördüğünü yaşadığını olduğu gibi şarkılarına yansıttı. Türkçe dimağının zenginliği şarkılarına yansıdı hatta yeni deyişler yarattı. Atasözleri ve yerel deyişler hep şarkılarındaydı. Âşık Veysel’i Karacaoğlan’ı batı ezgileriyle yorumladı. TRT’ye verdiği eski bir röportajında “Ben Türk halkının karbon kağıdıyım” diyerek durumu herkesten iyi özetliyor. Ünü Türkiye sınırlarını aştı, Japonya’da ”Tomato, piman, nassu nassu” seslendirdi konserinde. Kimi parçaları Yunanca, Bulgarca, Arapça, Farsça, Japonca, İbranice, Fransızca ve Felemenkçe’ye çevrildi. Oysa Manço’nun yurt dışı hikayesi üniversiteden mezun olduktan sonra E5 Otoyolu’nda otostop hareketine duran salyangoz taşıyan bir TIR’la başladı. O araçla Paris’e kadar gitti ardından ver elini Belçika... Belgeselci yanı, girişkenliği ve konuşkanlığı da o zamandan belliymiş. Yurt dışından döndükten sonra amatör müzik grubu Kaygısızlar’ı kurdu; Fikret Kızılok, Mazhar Alanson, Fuat Güner, Özkan Uğur gibi isimler Barış Manço’ya grupta eşlik etti. Ardından Kurtalan Ekspres’i kurdu. Müziği 1950’lerde rock’n roll 70’lerdeyse Anadolu rock’a evrildi. Yılda bir Anadolu turnesi yapar, gazinolarda sahneye çıkmazdı. Çocuklar için program yaptı ancak yetişkinlere de iyi ebeveyn olmayı anlatıyordu. Sinemaya atıldı, Baba Bizi Eversene’de oynadı, bugün televizyonda yayınlandığında hâlâ oturup izleriz. Ardından Çiçek Abbas’ın filminin müziklerini yaptı. Her ne işe giriştiyse “Bastığım toprağın hakkını vermeliyim” diyerek en iyisini yapmaya çalıştı. Herkese örnek oldu. Hazır müzisyenlerin hayatı beyazperdeye uyarlanırken Barış abimizinki de layığıyla uyarlansa hiç fena olmaz. Manço’nun anısına; 1965’te Andrea Soulac ile kaydettiği kayıtları gün yüzüne çıkaran Golden Rollers albümünü dinleyin. Albümde The Kinks ve James Brown cover’ı var.

TRT’de 1988’de başlayan 7’den 77’ye programı 1992’de sona erdi. Kesintisiz yayın yapan en uzun TV programı. Manço bu program için 14 yıl boyunca çektiği videolarıyla defalarca Ankara’ya gitti ve TRT’yi ikna etti.

500 . bin

Manço, programında 150 ülke gezdi tam 500 bin km yol yaptı.

200 Bugün döndüre döndüre dinlediğimiz 200’ün üstünde Barış Manço parçası var.

453 bin .

Manço’yu 1999’da kaybettik ama hâlâ kulağımızda, dilimizde. Spotify’da 453 bin 341 aylık dinleyicisi var. 2 Ocak 1943’te İstanbul’da doğdu.


19

. ARŞIV

OCAK 2019

S

Fütürist albüm kartonetleri

on yıllarda Türkiye’de alternatif müzik janrasında yer alan müzisyenler ilginç albüm kapaklarıyla dikkat çekiyor. Ortada artık kartonet yok, dijitalleşen dünyada ne kadar önemli bilemiyoruz. Oysa 1970'lerdeki albüm kapaklarından kimileri ufuk açıcı, bugüne ilham verir nitelikte. 1970-1980 yılları arasında Anadolu saykodelik rock müziği ve Anadolu funk türündeki albümlerin kapakları yerel ile müziğin özgünlüğünü bir potada eritiyor. İşte o dönemden dikkatleri çeken 8 albüm kartoneti. Gerçi bulması o kadar kolay olmadı, zira albüm kapaklarına ulaşılabilecek nitelikli bir kaynak bulmak zor...

197

197

0

2

Cem Karaca

Dönüşüm

Dadaoğlu Kalender

Yar Hasreti TÜR Folk pop

TÜR Folk rock

197

197 4

Moğollar

Erkin Koray

Tanrıların Arabaları

Krallar

4

TÜR Psychedelic Rock

TÜR Folk

197

197

8

7

Özdemir Erdoğan Ölü Gözüyle İzlenimler

Mustafa Özkent Gençlik ile El Ele

TÜR Psychedelic Rock

TÜR Funk, caz,

198

0

Osman İşmen ve Orkestrası Disko-Türkü TÜR Folk funk

198

0

Murat Kemaloğlu Kaplubağaların Uykusuna Dek TÜR Saykodelik rock


20

SEYAHAT

2019 OCAK

Senay Akkurt’la , Hayat Bana GUzel , senayakkurt

13.500.000 Yılda 13 milyon 500 bin kişi şehri ziyaret ediyor.

37

Şehirde 25'ten fazla müze ve görülmeye değer 12 modern yapı bulunuyor.

.

72 saatte

LIZBON Bu kez Avrupa’nın en batı ucuna, denizcilerin ve kaşiflerin ülkesi, Portekiz halk müziği fadonun cenneti, ünlü yazar Fernando Pessoa’nın kenti Lizbon’a uzanıyoruz. Tejo Nehri’nin ikiye ayırdığı Lizbon, Vasco da Gama ve 25 Nisan Köprüleri’nin birleştirdiği, inişli çıkışlı tepeli bir şehir. Lizbon bu yönleriyle İstanbul’a benziyor ama çok daha küçük, daha sıcak ve nemli. Şehrin eski semtlerinde ve sokaklarda sürekli fado çalınıyor kulağınıza.

Akdeniz ruhu ve yer yer Latin hissiyle tadı damağınızda kalacak Lizbon’da 72 saat için önerim Lisboa Card almanız. Tek günlük ya da 3 günlük kullanımlık satışları sunan kartla tramvaya, otobüs ve metroya binip müzelere girebilirsiniz. Turistik meydanlarda ve turist bilgilendirme noktalarında satılıyor. Lizbon’un simgelerinden tramvaylar en yaygın ulaşım aracı, özellikle de yokuş inip çıkmak için çok ideal. Ayrıca “tuk tuk” denen küçük araçlar özellikle turistlerin tercih ettiği üstü kapalı, etrafı açık küçük taksiler ve elbette Uber var...

GÖRÜLMESİ GEREKEN 5 YER

1

4

2 3

5

Lizbon’un eski semtleri Alfama, Baixa-Ciado ve Bairro Alto’yu mutlaka görün. Baixa Bölgesi'ndeki tarihi Elevador de Santa Justa Baixa’dan Bairro Alto semtine geçiş için kullanılıyor aynı zamanda şehre yukarıdan bakmak isterseniz doğru seçim. Rossio Meydanı ve Praca do Comercio. Şehrin kalbinin attığı kafe restoranlarıyla canlı noktalar. Belem Bölgesi’ni de listenize mutlaka alın. Belem Kulesi şehre girişi kontrol için yapılmış gotik bir gözetleme kulesi. Kaşifler Anıtı Tejo Nehri kıyısında Portekiz’in ünlü denizcileri, kaşifleri, yazar ve devlet adamları gibi figürlerin gemi pruvasında birlikte görüldüğü dev bir anıt. Anıtın arkasında yerde dünya haritası ve harita üzerinde Portekizli kaşiflerin gemilerle ulaştıkları yerler işaretlenmiş. Bir de Jeronimos Manastırı, 70 yılda her yıl 70 kilo altın harcanarak yapıldığı söylenen manastırda Vasco da Gama ve Fernando Pessoa’nın mezarları var. Arkeoloji Müzesi de

eklenmiş bu binaya daha sonra. LX Factory... Eskiden büyük bir fabrika alanıyken terk edildikten sonra dönüştürülüp sanat ve tasarım kokan dükkanları, ilginç butikleri, kafe, bar ve restoranlarıyla ilgi çekici ve hoş bir yerleşkeye dönüşmüş. İnanılmaz keyifli ve bol seçenekli bir alan. Şehir merkezinin biraz dışında, bilginize. Lizbon’a gidip şehrin biraz dışındaki küçük şirin Sintra’yı görmeden dönmeyin. Lizbon’dan yarım saatlik araba yolculuğuyla Sintra’ya ulaşabilirsiniz. Sintra’da görülecek yerler Mouros Kalesi ve Pena Sarayı. Bu etkileyici yazlık sarayı Kral 2. Ferdinand karısına yaptırmış. (Vuhuuu!) Cabo da Roca, Lizbon’a veda etmek için mutheşem bir nokta. Avrupa’nın en batı ucunda Atlas Okyanusu kıyısında, ayakta durmakta zorlanacağınız şiddetli rüzgarıyla mutlaka tanışın. Kayalıklarda oturup eşsiz manzarayı seyrederken okyanusun gücü ve hiddetini hissedebiliyorsunuz.


SEYAHAT

OCAK 2019

21

iAkZ usu s @hTayalam M n YIL

SERAMİK KAROLAR

Lizbon’un özellikle eski semtlerinde binaların dış yüzeyleri rengarenk çini karolarla kaplı. Bunlara “azulejo” deniyor. İklim koşulları, nemli ve sıcak hava dolayısıyla eskiden binaların cepheleri bu karolarla kaplanırmış. Lizbon’un eski semtleri Alfama, Bairro Alto ve Baixa-Chiado da bolca görebilirsiniz. Özel ilgi alanınıza giriyorsa bu el boyaması seramikleri ve hikayesine Azulejo Müzesi’nde (Museo do National Azulejos) yakından bakabilirsiniz.

FADONUN HİKAYESİ

31.000 feet

Fado müziği, aslında denize açılan ve dönmeyen denizcilerin ardından söylenen ağıtlardır. Kelimenin anlamıysa kader... Sözlerini anlamasanız da fadistanın (Fado söyleyen kadın solist) sesindeki acı ve hüznü hissedebiliyorsunuz. Fado, Lizbon’un ilk yerleşim yeri ve en eski semti olan Alfama’da doğmuş. Bu nedenle burada pek çok Fado evi var. Fado evlerinde önce yemek yeniyor, müzik başladığında mekan karartılıyor ve fadista saygıyla dinleniyor. Gitar ve fado gitarıyla akustik bir performans bu. Fado gitarı 12 telli mandoline benzeyen formuyla mekanların kapısında en çok kullanılan dekor. Peki hangi fado evine gideceksiniz? Sokaklara dalın, keşfedin ve istediğinize girin. Ben yerel bir rehberin önerisiyle Maria da Mouraria'ya gittim. Bir aile işletmesi olan mekanın yemekleri de müziği de oldukça iyiydi. Ayrıca mekanın ambiyansı ve dekoru da hoş. Ancak dikkat kredi kartı geçmeyebiliyor. Ayrıca bu semtte Museu do Fado’yu (Fado Müzesi) ziyaret edip fadonun yolculuğunu ve tarihini detaylıca görebilirsiniz.

1 YEME-İÇME

NE ALINIR?

Geleneksel el boyaması seramik objeler, mantardan hediyelikler (Ayakkabı, çanta ya da kartpostal), Ginjinha likörü, fado gitarı ve fadoyu simgeleyen hediyelikler, bir kutu sardalye, ya da sardalya desenli çeşitli hediyelik eşya, Fernando Pessoa baskılı tişört ya da şehrin simgesi sarı tamvaylı herhangi bir şey belki magnet...

Lizbon’da olduğunuzu anlayacağınız yiyecek ve içecekler: Sardalye ve morina balığı, yerel bira, tuzlu kestane, Ginjinha vişne likörü, Belem Pastanesi’nin 1837’den beri ünlü tatlısı nata... Pastel De Bacalhau denen morina, peynir ve patatesten oluşan kızartılmış bir çeşit köfteyi de unutmamalı. Ramiro keyifli bir deniz ürünleri restoranı, geç saatlere kadar sıra var. Türkçe menü de bulabilirsiniz. Time Out Market büyük kapalı bir alanda ortada oturma alanları, etrafta yan yana dizilmiş çeşitli yemek satan dükkanlarıyla dünya mutfağından bol bol seçenekler sunuyor.

Sevgili yolcularım, yılın ilk uçundan bir kareyle karşınızdayım. 31 bin feet yükseliğinde, havanın ortalama -50 derece olduğu bu muhteşem fotoğrafı Milano'dan Paris'e giderken çektim. Cenevre üzerinden doğu yönüne bakarken yakaladığım bu kare bana, insanoğlunun ufacık olduğunu ve bakış açımızı değiştirdiğimizde karşımıza farklı dünyaların çıkabileceğini anlatıyor. Seyahat etmek insanın ufkunu açar diye boşuna demiyorlar. 2019 yılı boyunca bol uçuşlu yıllar dilerim. Yolculuğunuz sırasında uçak penceresinden karşınıza neler çıkacağını bilemezsiniz, o yüzden tavsiyem tüm yolu uyuyarak geçirmeyin. Görüşmek üzere!

5 seyahat trendi

Mikro seyahatler: Bir seyahat firmasının yaptığı araştırmaya göre sıklıkla yurt dışına gidenlerin yzden 53'ü hafta sonu seyahatlerini artırmak istiyor. Bu da tur şirketlerinin kısa süreli seyahat planlarında yenilikler yapacağını gösteriyor.

2

Yapay zeka danışmanlığı: Seyahatlerde kolaylık sağlayan birçok uygulama var ancak gezginler kararlarını daha çok etkileyen, kullanıcı zevklerini tanıyarak rotalar oluşturan yapay zeka sistemi bekleyişinde.

3

Bilinmeyen bölgeler: Haritaların göstermediği, çok az kişinin bildiği yerler her zaman gözde. Ancak bu sefer denizin altında, buzulların arasında ya da gökyüzünde kalmaktan söz ediliyor.

4

Hedef odaklı seyahatler: Seyahat etmek artık sadece like almak için değil, bir şeyler öğrenmek ve hatta CV'lere konabilecek deneyimler edinmek için var. Sertifika verilen, eğitimli seyahatler geliyor.

5

Instagrammability: Schofields'in anketine göre 33 yaş altındaki katılımcıların yüzde 40'ından fazlası like potansiyeli yüksek yerlere gidiyor. Bu akım ne zaman biter muamma...


FOTOROMAN

2019 OCAK

Her şeye alternatif parti

22

Bu ay kendimize bir güzellilk yaptık, 25 Aralık'ta Babylon'da gerçekleştirdiğimiz lansman ve yılbaşı partisini fotoroman bölümüne taşıdık. Flü, Deli Bakkal ve Aleksandır & Supu'nun sahne aldığı gecenin teması; Festivalle Gel 2019 idi. Nice güzel partilere ve buluşmalara. İşte o geceden detaylar!

Deli bakkal sahnede, tempo bir an olsun düşmedi.

After party Aleksandır ve Supu'dan.

Gece boyunca bol bol selfie çekildi, güzel anlar biriktirildi.


FOTOROMAN

OCAK 2019

23

Hazırlıklar yapılırken...

Flü DJ setinin başında.

Kültür sanat basınından dostlarımız bizi yalnız bırakmadı.

BoS fanatiği!

Dergi ekibi bir arada, şimdiden şubat ayı planları yapılıyor.


24

KAPAK

2019 OCAK

BLUES Ece ULUSUM

B

lues müziği, duyguları ifade etmenin ve yaşanan zor durumlarla ilgili hikayeleri paylaşmanın bir yolu olarak yaratıldı. Hatta bir çeşit grup terapisiydi, günlük yaşamın acısını bastırmanın bir yolu. Bu sebeple olacak, Türkiye'de blues ve arabesk müziği kıyaslayan bir sürü akademik çalışma var. Bu çalışmalar bir yana dursun, bugün hâlâ B.B.King, John Lee Hooker ve Muddy Waters'ın kayıtları her yerde duyulmaya devam ediyor. Spotify'da onlarca blues listesi, listelerin de yüz binlerce takipçisi var. Ancak Türkiye'deki gibi olmasa da bugün blues tüm dünyada ana akım olmadığından kendine sahnelerde az yer buluyor. Blues sanatçıları butik stüdyolarda kayıt yapıyor, kısıtlı bütçelerle yol almak zorunda kalıyor. Türkiye'de blues ve caz türüyse karışmış durumda... Bunda caz dışında türlere yer veren festivallerin de etkisi olabilir. Geçen yıl müzisyen Ediz Hafızoğlu'na bir röportajım sırasında blues türünün neden eskisi kadar görülmediğini söylediğimde hiç düşünmeden, "Karşılığı bulunmadığından ve belki de kendini geliştiremediğinden" demişti. Blues türünü sevenler steam'ler olmasa ne yapacak? Sonunda benzer düşüncelere sahip müzisyenler tarafından blues kültürünün desteklenmesi ve tanıtılması amacıyla geçen yıl yaz aylarında Türkiye Blues Derneği kuruldu. Derneğin başkanlığını Göksenin Tuncalı, başkan yardımcılığını ise Dinçer Tuğmaner üstleniyor. Platform kurulduğu ilk günden bu yana çalışmalarına son sürat devam ediyor; atölye, eğitim çalışması, seminer, yayın, festival ve konserler gerçekleştiriyor. Amaçları hem yerel hem de uluslararası platformlarda blues üzerine projeleri hayata geçirmek. Derneğin yuvası Kadıköy Ağaç Ev, çoğu etkinlikleri orada gerçekleşiyor ancak gittikçe başka mekanlarda kendilerine yer bulacaklardır. Üye olmak isteyenleriniz varsa derneğin internet sitesinde tüm detaylar yer alıyor.

HAREKETİ

34

Blues müziğin acid blues, african, delta, jump, soul gibi 34 türü var.

24

Bu yıl 9'uncusu 23 Ocak'ta Dorock XL Beşiktaş'ta gerçekleşecek Blues Gitaristleri Gecesi'nde 24 usta müzisyen sahneye çıkacak. Bu konser kaçmaz!

530.444

Spotify'ın Blues Origins adındaki listesinin üye sayısı.

'Fikir ve iletişim desteği'

Dernek yaptığı toplu açıklamada amaçlarını şöyle kısaca anlatıyor: "Müzisyenler ile müzikseverlerin birlikte örgütlenmesini ve etkileşmesini sağlayarak, blues müzikle ilgili projelere fon, fikir ve iletişim desteği vererek, müzisyen jenerasyonları arasında köprü oluşturarak, kadınların blues müzikteki yerini güçlendirmeye yönelik çalışmalarda bulunarak hem ülkemiz müziğine hem de dünya müziğine anlamlı katkılar yapacağımız düşüncesi ve heyecanı içindeyiz."


KAPAK

OCAK 2019

Blues genlerimizde var Blues türü ülkemizde sevilmiyor ya da karşılığını bulamıyor mu, bunun cevabı nedir bilemiyoruz ancak dev bir kitleye ulaşan başarılı bir organizasyon örneğimiz var. Blues türünün pek yaygın olmadığı zamanlarda; 1990 yılının sonunda Efes Pilsen Blues Festival İstanbul'da gerçekleştirildi. İnanılmaz bir karşılık buldu, hatta zamanla Türkiye'ye yayıldı. Usta blues müzisyenleriyle Trabzon'dan Diyarbakır'a uzanan turneler yapıldı. 25 şehir ve Rusya, Romanya, Ukrayna, Kazakistan ve Sırbistan'ı kapsayan iki aylık turneye dönüştü. İstanbul ve Moskova'da 3 gecede 10 bin kişi izledi. Pozitif ekibi bu eşsiz projesiyle 2010'da Amerika'da The Blues Foundation'dan Keeping the Blues Alive Efes Pilsen Blues Festivali'nin 3 günlük ödülüne layık görüldü. İstanbul ve Moskova turnesinde ulaştığı Hatırlayanlar vardır. Eski gazete arşivlerine bakıp izleyici sayısı. bizler de hafızamızı tazeledik. Cedric Burnside Kayseri'de saz satan dükkana girip birkaç sazı deniyor. İstanbul konserinde de sahneye sazla çıkıyor. Ödüllü armonika üstadı Billy coşkusuna herkes eşlik etmişti. Blues ve Branch turne otobüsünde tavla oynuyor; Türkiye'nin belli ki genleri uyuşuyor! Trabzon'da horon tepkiyor. Festivalde Zorlu PSM içinde yer alan Velvet'te gibi Billy Branch ve The Sons of Blues grubu donanımlı mekanlarda bol blues konserleri sahnede Barış Manço'dan Lambaya Püf De gerçekleşmesi, kimi zaman cazdan daha çok şarkısını seslendirdi. Hatırlayanlarınız var mı alternatif ve rock müziğin yer aldığı caz bilmiyorum, 2008'de festivalde sahne alan festivallerinde blues türünün payının John Lee Hooker Jr., Watermelon Slim ve artması dileğiyle. Derneğin Sharrie Williams sahnede Obama'nın başkan çalışmalarını destekliyor ve seçilişini kutlamış, blues parçalara ve onların heyecanla takip ediyoruz.

10.000

Atölyeler ve danslar Düzenledikleri atölyeler müzisyenler ve müzikseverler için niteliğinde. İşte bazıları: Eray Arbak ile klasik Fender Stratocaster, Gibson Es 335 ve Gibson Les Paul üzerinden Blues Müzikte Gitar ve Ekipman Kullanımı, Dinçer Tuğmaner ve Burak Ocakçı ile Yeni Başlayanlar için Blues Mızıkası, Blues Dans Atölyesi, Onurcan Çağatay, Ali Ulusoy ve Deniz Felder ile Blues'da Üflemeliler (Trompet, Trombon, Saksafon), Soner Doğanca ile Blues'da Davul Yaklaşımları Atölyesi, Mojo Town ile Canlı Canlı Kısa Blues Tarihi...

Efes Pilsen Blues Festival Hits 90-95 albümü

25


26

. ALTERNATIF

2019 OCAK Arda AŞIK

H

‘Hangi cehennemdeysek kayıt yapıyoruz’

ollanda’nın güney ucunda, gece gündüz Jimi Hendrix ve Led Zeppelin dinleyen 3 ergen başlıyorlar enstrümanlarını bir his? tıngırdatmaya. Bundan 12 yıl önce, Gerçek dışı... Bir keresinde Lenny De Wolff'un gitaristi ve vokali Pablo Kravitz ve Wolfmother’dan elemanlarla van de Poel'den söz ediyorum. Küçük bir masada oturuyorduk. Sonra fark ettik mekanlarda kısa sahneler alıyorlar, “Vay be, bunlar dinleyerek büyüdüğümüz saykodelik rock icra ediyorlar, ardından müzisyenler!” Bu rock’n roll’un altın ismi yükselişleri kaçınılmaz. Pinkpop’ta, Robert Plant’le tanıştığımız zamandı. Szieget’te çaldılar, hatta O, bizi en çok etkileyen isimlerden. Amsterdam Uluslararası Çılgınlıktı, tanıştığımızda göz yaşlarına Belgesel Film Festivali’nde boğulmuştuk. belgeselleri yayınlandı. ❏ Bir indie rock grubu olmasanız Turneler yaptılar ve kitapları da Arctic Monkeys enerjisi aldık. Bir basıldı. Hollanda, Avrupa ilham alma durumu var mı? hatta dünya onları dinliyor, Arctic Monkeys’in büyük hayranları bu grup yıkılıyor! Biz de geri değiliz ama yaratıcılıklarını ve ne kalmayalım dedik, vokalleriyle konuştuk. ❏ Grubu çok gençken kurdunuz ve şimdi birçok ülkede hayranlarınız var. Hikayeniz nasıl başladı? Çalmaya ilk başladığımızda bir grup olduğumuzu düşünmemiştik bile. Saatlerce doğaçlama çaldık, sonunda “Biz şimdi bir grup muyuz?” diye sorduk birbirimize. Bir isme ihtiyacımız vardı. Belli bir sebep olmadan “DeWolff olsun” dedik. İlk şovumuzu küçük bir açık mikrofon gecesinde yaptık ve insanları heyecanlandırmıştık! Neden böyle oldu biz de anlamadık, müziğimiz sadece bize ilginç geliyor sanmıştık. Ancak biz çaldıkça insanlar daha da sevdi hatta ulusal televizyonda gözüktük. ❏ İlk sahnenizde nasıl hissetmiştiniz? Fazlasıyla özgür! ❏ Büyük isimlerle aynı DeWolff’un verdiği konser festivallerde yer almak nasıl

isterlerse onu yapıyorlarmış gibi hissettirmelerini takdir ediyorum. İlhamlarımız, Hollanda’dan dünyanın en iyi grubu The Dawn Brothers, Mitch Rivers, The Grand East, Dead Weather, The Black Keys, The Arcs, The Lemon Twigs, Alabama Shakes, Unknown Mortal Orchestra, Jonathan Wilson ve sayamadığım birçok isim. ❏ Sosyal medyayı etkili kullanmayı önemsiyor musunuz? Instagram’ı seviyoruz ama enerjimizi yeni şeyler yazmaya harcıyoruz, haha! ❏ Planlarınız neler? Şu anda 4 aylık bir Avrupa turnesindeyiz, yeni kayıtları bu süreçte yapmaya karar verdik. Yanımızda taşınabilir kayıt setiyle geziyoruz; karavanmış, kulismiş, hangi cehennemdeysek kayıt yapıyoruz.

800

2018

sayısı 800’den fazla.

Liste I Ş I D

AALİOĞLU

Barış KAR

ASH RA TEMPEL

1970’lerin başında İngilizlerin ve Amerikanların müziği dünyada patlama yaşadı. O yıllarda Almanya’da Anglosakson müziğine alternatif olarak krautrock ve elektronik müzik güçleniyordu. Almanya’da vücut bulan akımın en etkili gruplarından Ash Ra Tempel, 1970’te elektronik müzik arenasında önemli işler yapmış olan Manuel Göttsching ve Klaus Schulze tarafından Berlin’de kuruldu. 1976 yılında dağılan grup 5 stüdyo albümü yayınladı. Ash Ra Tempel’ın müziği saykodelik rock ve ambient etkileşimi taşıyor. Grubun kurulduğu yıllarda, Almanca dilinin müzik piyasasında İngilizce kadar popüler olmaması nedeniyle şarkı sözü yazmadılar. Kurucu kadroyla birlikte 28 Şubat 1973 tarihinde son konserlerini verdiler. Bu konserden sonra grubun esas oğlanı Klaus Schulze gruptan ayrıldı, kendini solo kariyerine verdi. Spotify’da 3 şarkısının toplama albümler içerisinde yer almasına karşın hiçbir stüdyo albümleri bulunmuyor.

Thrust

DİNLE ✯Ambos ✯Traummaschine

✯Light and Darkness ✯Schwingungen ✯Freak ‘n’ Rol


. ALTERNATIF

OCAK 2019

27

ARCHIVIST

Hüseyin NECİPOĞLU huseyin_nc

MÜZİKLİ ANILAR

S

‘Indie rock tabiri anlamsız’

Arda AŞIK

Ş

öyle yeni bir şeyler keşfedeyim diye bakınmaya başlayınca rastladım Oum Shatt’a. Gold to Straw parçasını dinlemeye koyuldum, 11’inci saniyedeki melodiyi duyunca eski Anadolu rock tadını aldım. Meğer Berlin çıkışlı grup gücünü Barış Manço, Selda Bağcan, Fikret Kızılok ve Orhan Gencebay gibi isimlerden alıyormuş. Müziğine bir tür uyduramayınca ilgimiz iyice arttı ve iletişime geçelim dedik. Jonas Poppe, Chris Imler, Jörg Wolschina, Richard Murphy’den oluşan ve 2016’dan Oum Shatt adlı bir albümleri bulunan 7 yıllık grubun kurucusu Jonas’la konuştuk. ❏ Müziğiniz Anadolu rock esintileri taşıyor. Bunun Türk popülasyonun yüksek olduğu Berlin metropolünden olmanızla ilgisi var mı? Türk ve Yunan müziğine ilgim daha çok bireysel. Batı pop müziği hâlâ minör ve majör gamlarda sıkışıp kalmış durumda. Sapmalar nadir. Evet, Berlin’de dev bir Türk topluluğu var ancak Anadolu rock’ın eski öncülerini değil modern pop müziği dinlemeyi tercih ediyorlar. Buradaki Türkler, Türkiye’dekilere göre daha muhafazakar. Selda Bağcan, Cem Karaca ve Barış Manço gibi süper starlar sol ya da liberal tarafa daha yakınlar. Osmanlı müziğiyle bağlantılı Yunan rebetiko müziği de duyduğumda beni hemen yakaladı. Tıpkı blues gibi oldukça saf ve orijinal ama melodik olarak daha özgür. ❏ Güncel Türk sanatçıları takip ediyor musunuz? Hayır. Açıkçası güncel biri de değilim, insanları bana bir şeyler önermeye davet ediyorum! ❏ Çoğu insan müziğinizi indie rock olarak tanımlıyor. Siz müziğinizi nasıl tanımlarsınız?

Indie rock tabirinin hiçbir anlamı yok artık. Zaten büyük bir etikete sahip olmayan sanatçıları tanımlamak için kullanılıyordu. Bugün sırf çok satıyor diye hip-hop ya da elektronik olmayan her şey için kullanılıyor. Bu yüzden indie rock tabirinden kaçınıyorum. Müzikal köklerimiz Türk ve Arap saykodelik müzikleriyle 1950’lerin sörf müziği arasında ama ayrıca nasıl oluyorsa yeni akım ve erken elektronik müzik. Elbette bu tanımı yapmak eleştirmenlere düşer ki birçok eleştirmen bizi eşsiz olarak tanımlıyor, bu büyük bir iltifat. Bana kalırsa eşsiz olma yolundayız, ancak daha varmadık. ❏ Teknolojinin müziğinizde ne kadar yeri var? Enstrümanlarımızı kendimiz hazırlıyoruz, özellikle davullarımızı. Olayın büyük kısmı bundan ibaret. Ayrıca iyi bir kayıt ortamı için özen gösteriyoruz. Maalesef teknoloji nerd’leri değiliz. Bence bu konuda daha iyi olmalıyız ama teknolojinin müziğimize üstün gelmesini istemeyiz. Teknoloji bir araçtan daha fazlası değil. ❏ Peki planlarınızda Türkiye’ye de yer var mı? Kesinlikle! Türkiye’ye gelmeyi çok istiyoruz. Önceki grubum Kissogram’la 2016 İstanbul’a gelmiştim ve yeni Gold to Straw albümümüzle tekrar gelmeyi çok istiyorum.

24.532

Spotify aylık dinleyici sayısı

2016 Oum Shatt

ait Faik ne güzel söylemiş, “Yazmasaydım delirirdim.” Ben de kendi adıma şöyle diyebilirim: Müzik dinlemeseydim delirirdim. Müzik, yol gösteren bir hisler bütünü. Eminim herkesin hayatında böyle anlar ve hatıralar olmuştur; şarkılarla, melodilerle, armonilerle avunduğumuz. Anılar ve müzik hep iç içe, sanki birbirleriyle bir bütünmüşçesine yaşamımızda. Yıl 1998... Kaldırımları çınar ağaçlarıyla kaplanmış boş bir sokakta yürüyorum. O zamanlar CD çalarım var. Kulaklığımda çalan şarkı, The Smashing Pumpkins’in en sevdiğim albümlerinden Adore’daki To Sheila şarkısı. Müziğin etkisiyle gökyüzüne bakıyorum; rüzgârın ağaçlardaki yaprakları oynatması beni eskilere götürüyor, çocukluğumun en güzel anlarından birine ışınlanıyorum. İçime hüzün ve mutluluk aynı anda nüfuz ediyor. Yakın zamanda izlediğim ve çok beğendiğim, olağanüstü filmlerden Nuri Bilge Ceylan’ın Ahlat Ağacı’ndan bir sekans; ağacın yapraklarına bakmaktayız ve rüzgarın etkisiyle yaprakların hışırtısının çıkardığı ses bana yine bu anımı anımsatmakta. Yıl 1997... Emir Kusturica filmlerine yaptığı müzikleriyle Balkan müziğinin dünyada tanınmasına önemli katkısı olan Goran Bregoviç’in Harbiye Açıkhava’daki konserindeyiz. Arkadaşım Şükrü ile başka bir yazıya konu olabilecek şekilde, şans eseri izleyebiliyoruz konseri. Müzik başlıyor ve kendimizi Arizona Dream’in bir sahnesinde bulabiliyoruz. Yıl 1999... Faithless’in Türkiye’deki ilk konseri. O zaman Dünya Ticaret Merkezi diye anılan, bugünün CNR Fuar Merkezi’ndeki konserindeyiz. Elektronik ve drum bass müziğini harmanlayan Faithless’ın bu kadar hayranı olmasına şaşırıyor ve soğuk havaya rağmen sırada bekleyenleri görünce söyleniyoruz. İnanılmaz sahne performansı ve insanı dans ettiren tınılarıyla hasta girdiğimiz konserden, şaka değil, iyileşerek çıkıyoruz. Müziğin gücü bir kez daha etkisini gösteriyor. Yıl 1995... En sevdiğim insanlardan Yücel ağabeyimle (Allah rahmet eylesin) Taksim’deyiz. Salaş bir sokak arası barda oturmuş hayat üzerine öylesine sohbet ederken, fonda Düş Sokağı Sakinleri’nden Gayret Et Güzelim şarkısı çalıyordu. Bize hayat üzerine nasihatler veriyordu sanki. Bu şarkıyı her dinleyişimde o ana ışınlanırım. Yıl 2005... Rock’n Coke’taki The Cure’un yaklaşık 3 saat süren muhteşem konserinde en sevdiğim albümlerinden Wish’te yer alan şarkılarından From The Edge of the Deep Green Sea’yi çaldıklarında müziğin etkisiyle gözyaşlarımı tutamamıştım. Ve arkadan bana tutunan, omuzuma dokunan hiç tanımadığım iki el beni teselli ediyordu. Bu şarkıyı her dinleyişimde yine o anı düşünüp hafızamda canlandırırım. Bu anılarla dolu müziklere, daha sayısız örnek verebilirim ama yerim ve zamanım kısıtlı. Boşuna değil 80’li ve 90’li yılların şarkı ve müziklerinin dönüp dolaşıp günümüzde tekrar popüler ve farklı yerlerde çalınması. Çünkü bana göre dinlenen ve size dokunan her şarkı ya da müzik, sizin onunla aranızda bir bağ oluşmasına sebep oluyor. Müzik, belki de an ve anılar biriktirmekti biz insanlar için, kim bilir. Müzik ve müzikli anıların hep canlı kalması dileğiyle... İyi ki müzik var. Not: Bu yazı yazılırken arka planda Goldfrapp’in çok sevdiğim albümlerinden Tales of Us çalıyordu.


28

. TEKNOLOJI

2019 OCAK

2018’i teknoloji dünyası nasıl geçirdi?

Biz en çok ne konuştuk? Tekno Safari Timur AKKURT timurakkurt

T

eknoloji yıl içerisinde ister istemez en çok konuşulan konu. Bazen farkında olmadan, bazen bilerek. Hayatı yaşayış şeklimizin o kadar merkezine yerleşti ki onsuz bırakın bir günü, anımız geçmiyor. Bu iyi mi kötü mü ayrıca konuşmak gerek. Şu bir gerçek ki yeni nesil, özellikle bu dönemde doğan gençler ve çocuklar için teknoloji ayrıca altı çizilecek bir konu değil. Onlar zaten başka bir yaşam şekli bilmiyor. Zaten bu sebeple aileler içinde sürtüşmeler, tartışmalar bitmek bilmiyor. Teknolojinin içinde doğanları, yaşam şekilleri konusunda hiç suçlamayalım. Bu çocukları teknolojisiz yaşayamaz hale biz getirdik. Doğdukları andan itibaren ellerine tableti, telefonu biz tutuşturduk. Yaşlılar olarak onlar büyümeye çalışırken biz yeni gördüğümüz, tanımaya çalıştığımız bu teknolojiyi elimizden bırakmadan evde tam karşılarında oturmadık mı? Radyo görmüş kabile gibi davranmadık mı? Bu çocuklar da bizden ne gördülerse öyle büyüdüler işte. Üstelik parlak ekranlı, gümbür gümbür sesli ve kıpır kıpır bu cihazlar bağımlılık yapmasın da ne yapsın? Kısacası evinde çocuk olan aileler teknoloji ile ilgili en çok

141 milyon .

Yıla damgasını vuran akıllı saatler 2014'ten bu yana 141 milyon sattı.

YETER ARTIK BIRAK ŞU ELİNDEKİ TELEFONU OYNAMA ARTIK ŞU BİLGİSAYARLA şeklinde konuşarak bir yılı daha geride bıraktı. Ailelerde durum bu şekildeydi. Şimdi genel anlamda 2018’de teknoloji ve bilim dünyası nasıl geçti, akıllarda neler kaldı onlara bakalım.

YAPAY ZEKA

Yapay zeka en sık duyduğumuz teknoloji oldu. Hayatımızın ortasında artık bizim için düşünen birisi daha olacak. Bununla ilgili birçok komplo teorisi geliştirmeye başladık. Doğal olarak ürkmememiz için çok sevimli detaylarla, yapay zeka ile bizi karşılaştırmaya başladılar. Fotoğraf çekerken yapay zeka ortamın ışığını, objeyi tanımlayarak en güzel şekilde sonuç almamızı sağlıyor. Yumurta bitince sipariş ediyor falan. Bu konuda emin olun 2019 ya da 2030 olsun, çok konuşmaya devam edeceğiz.

5G

32.000.000.000 KBV'ye göre yapay zekanın dünya çapındaki ekonomisi 32 milyar dolara ulaşacak.

"5G gelince öyle bir şey olacak ki..." Senelerdir dilimizden düşürmedik bunu, bu yıl da konuştuk. Gelmedi, gelemedi bir türlü! Seneye gelir mi? Göreceğiz.

SOSYAL MEDYA Evet hepimiz çok takip edilmek ve fenomen olmak için yine çırpınıp durduk. Facebook'un emekli sandığına, Instagram’ın fenomen çiftliğine, YouTube’un şartların zorlandığı bir platforma ve Twitter’ın akıl hastanesine dönüşmesine tanık olduk. İşin komiği bu sarmalın içinden çıkmak için en ufak çaba sarfetmedik. Demek ki durumdan memnunuz diyebiliriz!

ROBOTLAR Yapay zekanın vücut bulmuş hali "Bak ne kadar güzel evi süpürüyor, bak ne güzel havaalanında hangi kapıdan uçağa bineceğiniz söylüyor" şeklinde karşımıza çıkmaya başladı. Maalesef devletler, bir taraftan silahlı ordularını kurmaya ve bunları test etmeye başladı. Yapay zekasıyla bizim bir tehdit mi yoksa masum bir insan olduğumuza karar verecek ve ona göre davranacak. Ya yanılıyorsa?


. TEKNOLOJI

OCAK 2019

TELEFONLAR & SAATLER & TABLETLER

Telefonların fiyatları çok pahalı demek yerine neden bu kadar çok vergi verdiğimizi ve dövizin neden bu kadar yüksek olduğunu sorgulasak daha doğru bir açıda bakmış olacağız. Kısmet, belki 2019’da bu da aklımıza gelir. Saatler bu yıl en çok yol kat eden teknolojik ürünler oldu. Özellikle Apple’ın akıllı saati EKG çekebilmesi ve düştüğünüzde acil durum moduna geçerek aile üyelerine, ambulansa haber verebilmesiyle bence en insancıl gelişmeleri barındıran faydalı ürün olarak kayıtlara geçti. 2019’da üzerine koyacaklarını düşünüyorum. Tabletleri özellikle eklemek istedim. Dizüstü bilgisayarların sonunu getirmeye bu yıl çok yaklaştılar. Bulut sistemler ile daha da güçlenen bu cihazlar bence rüştünü ispatladı. Bilgisayarda ne yapabiliyorsak tabletlerde de bunu artık yapabiliyoruz. Yine özellikle yeni iPad Pro profesyoneller için yüksek performansıyla, işlemesi zor işlerin altından kalkabilmesiyle beni etkilemeyi başardı. Video, grafik, müzik gibi ciddi sistem gereksimi olan işlemleri tek başına yapabilen bu yarım kiloluk canavar mobilitenin dibi diyebilirim. Telefonlar bu yıl sağlam bir rekabetin içindeydi. Özellikle Huawei’nin P20Pro ve alp dağlarının üzeri cenevrenin üzerinden bakılınca doğuya doğru bakınca. 31 bin feet. - 50 derece.italyadan milanodan fransaya paris modelleri fotoğraf konusunda dikkat çekti. Video konusunda maalesef iPhone ile mücadele edebilecek seviyede değiller. Samsung Note serisi ile bu kez sevenlerini mutlu etti. Gayet stabil ve kalem üzerine koyduğu düğmesiyle en azından beni tavladı. Büyük ekransever olarak pek çok işi kalem kullanarak çözmek işim konusunda da yardımcı oluyor. iPhone Xs Max için ayrı bir parantez açmak isterim. Fiyat konusunda çok pahalı evet. Bunun sebeplerini bölümün başında yazmıştım. Gelişmiş ülkelerde asgari ücretin altında satışının yapıldığını söylemem yeterli olacaktır. Apple’ın AR teknolojisi yani artırılmış gerçeklik özelliği çok önemli. 2 yıldır biraz lafta kalan bu söylemleri 2019’da en sık karşılaşacağımız uygulamalardan biri olacak. Hatta ben de bununla ilgili güzel bir video hazırlamayı yakın zamanda sizlerle paylaşmayı planlıyorum. Herhangi bir gözlük takmadan gerçek görüntüler içerisine yerleştirilmiş yazılar, videolar ve fotoğraflar ile sunum yapma şeklimiz bile değişecek.

O MARS'A GİDİLECEK NASA Mars’a bir araç daha gönderdi. Tekerine taş değmesin, bakalım neler olacak. Gidilip gidilmeyeceği ve kimin gideceği tartışmaları devam etti, edecek!

1,000,000,000 $ Apple’ın 1 milyar dolarlık kampüs planının ardından bir atak da Google’dan geldi. Kaliforniya’da iskan tutan Amerikalı dev şirket, New York’ta 7 bin kişiye istihdam sağlayacak kampüsün yapımı için yaklaşık 1 milyar dolar ayıracak. Hudson Square’de yer alması beklenen kampüsün 2020’de açılacağı öngörülüyor. 160 bin metrekarelik yerleşkede YouTube ve Haritalar gibi popüler uygulamaların birimlerinin yer alması bekleniyor.

Herkes için

Mars simülasyonu

NASA, ilk olarak 2017'de D.I.C.E. Summit’te İnteraktif Sanatlar & Bilimler Akademisi tarafından gündeme getirilen Project Eagle’ı yayınladı. Steam üzerinden ulaşılabilen ve NASA’nın Jet Propulsion Laboratory’siyle bağımsız oyun stüdyosu Blackbird Interactive tarafından hazırlanan 3 boyutlu demo formattaki simülasyon, kullanıcılara Mars’ta koloni deneyimi yaşatıyor.

29


30

SPOR

2019 OCAK

Ece ULUSUM

B

ack on Stage ekibi geçen ay eğlenceli ama yorucu bir challenge yaptı. Ekipteki herkes Apple Watch’un meşhur Aktivite uygulamasına kendini adeta kaptırdı. Birimiz 5 katlı ofisin merdivenlerini üst üste 4 kez inip çıkıyor diğerimiz hızını alamayıp üstüne başına bir şey almadan kendini sokağa atıp koşuyor! Saat 00.00’da günlük kalori ve hareket puanlarınız sıfırlanıyor, bunu fırsat bilenler gün sona ermeden evde antrenman yapıyor. Kendimizi öyle kaptırmışız ki çeşitli hilelere başvuranlarımız da oldu; akıllı saati ayağına bağlayıp yoga antrenmanı açarak hızlıca puan kazanan mı dersiniz, saati köpeğine takan mı? Aktivite halkalarını tamamlamak için belirli kurallara uymak zorundasınız. Hareket ve egzersiz halkalarını bir şekilde kapatabilirsiniz ancak ayakta kalma sürenizi güne erken başlamadan kapatamıyorsunuz. Eğer siz de yarıştaysanız rakiplerinizden bir adım

O tatlı günden bir kare. Etkinliğe 60 kişinin üzerinde katılım oldu.

Sağlığa iyi gelen mücadele önde olmanın formülü ayakta kalma süresi halkasını doldurmak! Hal böyle olunca karşınıza tam anlamıyla Aktivite master’ı olarak çıktım. 1 haftanın sonunda aramızdan biri kazansa da bu gazla her birimiz gün içinde ne kadar hareketsiz kaldığımızı fark ettik daha da güzeli hepimiz yaklaşık 1 kilo vermiştik! Tüm bunlara vesile olansa bir uygulamaydı, bize “Ayağa kalkma zamanı”, “Hareket et” gibi uyarılarda bulunan kişisel bir hoca. Spor aktivitenizi hem eğlenceli bir oyuna hem de kıran kırana bir mücadeleye çevirin. Spora yalnız gitmek istemeyenler için de ideal, nerede olduğunuzun hiç önemi olmadan arkadaşınızla sürekli birbirinizi takip edebiliyorsunuz. Takip ediyorsunuz derken, eğer arkadaşınız izin verirse kaç adım attığına ve hangi antrenmanları yaptığına kadar görebiliyorsunuz. Ortalığı kızıştırmak isteyenler için çeşitli mesaj kalıpları da hazırlanmış. Ve evet, saati kandırmak mümkün ancak bu tatlı yarışın kaybedeni siz olursunuz keza tartılar ve aynalar yalan söylemez. Back on Stage ekibi yeni yarışlara hazır, hodri meydan!

600 Ne kadar uğraşırsanız uğraşın mücadele sırasında kazanabileceğiniz en fazla puan bu. O yüzden planlı olmakta fayda var!

20

Aktivite uygulamasında 20’den fazla ödül var.

ŞİMDİ KOŞMA ZAMANI! Y

aklaşık 25 milyondan fazla insan açık hava ya da koşu bandında düzenli olarak koşuyor, kimisi koşu yarışlarına katılıyor. Kilo vermeyi düşünen de var, koşuyu hayatının bir parçası haline sokmayı başaran da. Koşmak aslında her 1.5 kilometrede 100 kalori yaktırıyor, kemikleri güçlendiriyor ve eklem iltihabı riskini azaltıyor. Hatta bunun üzerine Danimarkalı bilim insanları bir araştırma bile yapmış. Sonuca göre haftada 2 saat yavaş ya da orta tempo koşmak ömrü yaklaşık 5 yıl uzatıyor. Tam bu rakamları öğrenmişken biz de Back on Stage ekibi olarak bir başka spor etkinliğinde yerimizi aldık. Salomon’un her hafta farklı lokasyonlarda düzenlediği How to Trail Run Büyükada koşusuna katıldık. Ve koşmak hiç de kolay değilmiş...

Neler tecrübe ettik? ✔ İstanbul’da da doğanın içinde koşulabiliyormuş meğer. ✔ Koşarken akıllı saatlerimiz sayesinde nefes dengemizi sağlamayı öğrendik. ✔ Koşmanın insan ruhuna nasıl iyi geldiğini farketttik, gün boyu zinde ve mutluyduk. ✔ Grup koşusu sayesinde mesleklerden farklı insanlarla tanıştık, arkadaş olduk. ✔ Koşmanın profesyonel bir spor olduğunun farkına vardık.


31 BİR ALT-KÜLTÜR HİKAYESİ . ZAMAN TÜNELI

OCAK 2019

1917

1839

Converse’lerin atası Keds 1917’de çıktı. Sürünmek anlamına gelen sneak kelimesinden türetilen sneakers adıyla pazarlandı. Charles Taylor öncülüğündeki Converse, 1936'da olimpiyatlar için ilk uzun bilekli spor ayakkabıyı üretti.

'Lastik ayakkabı' denerek başta hor görülen ayakkabıların tarihi 1839'a dayanıyor. Charles Goodyear, volkanlaşma denilen tekniği buldu ve ayakkabıların tabanı lastikle kaplandı.

1968

Converse 1968’de ilk basketbol ayakkabısını üretti. Bugün giydiklerimizi!

1963

1950

Gündelik yaşamda spor modası, 1950’de James Dean’in, beyaz Converse’lerle poz vermesiyle başladı.

1972

Alman markası Adidas ilk Stan Smith modelini bir tenis ayakkabısı olarak 1963'te üretti.

Adidas, deri ve süet sneaker’ları 70’lerin başında piyasaya sürdü. Nike’nin kurucularından Bill Bowerman, 1972’de ilk şaheseri Nike Cortez’i yarattı. Diğer tüm ayakkabılardan daha hafif ve hava şartlarına daha dayanıklıydı. Koşu dünyasının en hızlı ayaklarına görülmemiş bir yastıklama kazandırdı. Şu sıralar Bella Hadid’in favorisi.

1979

1979’da Hava yastığı teknolojisini kullanıldı. Nike Air, havayı çarpma anında sıkıştırıyor ve hemen hacmini alıyordu. Paris’teki George Pompidou Merkezi’nden ilhamla 1987'de Nike Air Max doğdu. Nike bu ikonik modelin sağladığı havada yürüme hissini sadece antrenman ya da basketbol için değil yolda yürürken bile hissedilmesini sağlıyor.

1982

1984

80'lerde aerobik çılgınlığı patladı. Reebok kadınlar için yapılmış ilk sneaker olan aerobic ayakkabısı Freestyle modelini 1982’de piyasaya sürdü. Bu ayakkabılar günümüzde destekleyici ve rahat deri sayasını koruyor.

Michael Jordan için ilk ayakkabı Air Jordan I, Notorious adı altında 1984’te üretildi.

1986

Adidas sneaker’ları popüler kültüre dahil etmek için kolları sıvadı. 1986’da Run-DMC, My Adidas parçasını çıkardı: Adidas da Run-DMC koleksiyonunu sundu. Sporcular rapçi gibi, rapçiler sporcu gibi olmak istiyordu. Sneaker’lar artık her şeye alternatifti. Böylece bu ayakkabı alt kültürün bir parçası oldu.

Nike, orta kesim bilekli bir ayakkabı üretti. Air Jordan’lar ayağı sabitleyip destekliyor. Yani basketbol oynarken burkulmayı önlüyor.

2018

Nike işe elektronik teknolojiyi de kattı, sahibini tanıyan ve bağcıklarını kendi bağlayan E.A.R.L'ü yarattı. Back to the Future serisindeki fantastik olgulardan birini gerçek kıldı.


32

. ALTERNATIF

2019 OCAK

‘Tercih ediliyor olmak harika’ R

enkli olduğu kadar hareketli. En son Bursa Nilüfer Müzik Festivali’nde izlediğimiz Nova Norda ‘üçüncü nesil yeni şarkıcılık’ hakkındaki sorularımızı yanıtladı. Norda yakında daha elektronik tınılarla karşımıza çıkabilir... ❏ Dijitalin müziğinize katkısı oldukça büyük. Dijital çağda müziği nasıl konumlandırıyorsunuz? Dijital dönem bağımsız müziğin önünü açtı. Bu da farklı jandara'larda üretim yapan birçok şarkıcı, söz yazarının piyasada kendine yer bulmasını sağladı. Şarkılara kolay erişim, insanların ne dinleyeceğini radyo ve TV kanallarından farklı olarak seçebildiği bir konuma getirdi işi. Müzik olduğu yerde duruyor, tüketim hızlandı. ❏ Festivallerdesiniz sürekli. Festivallere bakışınız nedir? Festivaller insanların özgürce eğlenebildiği, müzik dinleyebildiği ve müzisyenlerin dinleyiciyle bir araya geldiği en güzel ortam. Kısa ama çok dolu konserler bunlar. Aynı zamanda beni bilen dinleyen insanların yanısıra orada tanıştığımız bir kitle de oluyor ve müziğin paylaşılarak çoğaldığı bir yere dönüşüyor. Kısa zamanda festival tekliflerinin gelmesi ve tercih ediliyor olmak da ayrıca harika bir olay tabii! ❏ Elektronik tınılar hakim şarkılarınızda. Elektronik melodiler

daha da artacak mı? Özel bir sebebi yok hatta tınılar yerine direkt elektronik müzik de denebilir. Şarkı yaparken şöyle olsun diye bir plan yapmıyorum elektronik çatısı altında belki ama pop, hip-hop, trap yani birçok öğe barındırıyor. ❏ Spotify seni üçüncü yeni nesil şarkıcılar listesine almış. Sence bu tanım nedir ve seni yansıtıyor mu? Aslında bu biraz önce bahsettiğimiz dijital dünyanın her yanımızı sarmasıyla ortaya çıkan yeni işlere verilen bir isim. Bu çatı aslında indie gibi bir kavram yani bizim müziğimizden ziyade bizi tanımlayan bir kavram. ❏ Şarkında “Biraz ilham biraz cesaret, çıktım bir yola” diyorsun. İlham ve cesaretinin kaynağı nedir? İlham hep vardı sadece onu bulup oradan çıkarmak gerekiyordu ki üniversite yılları ilk şarkılarımı yazdırdı bana. Bu şarkılar uzun süre öylece bekledi. Sonra yakın çevremle paylaştım ve o çoktan girmiş olduğum kurumsal hayatın kargaşasından kaçacak cesareti bana verdiler.

2018 Çıktım Bi Yola

2018 Dinozorlar

2018 Boşver!

2018

Varım

2018 Beni Biraz

158.378

Spotify aylık dinleyici sayısı

‘Özlemle karışık depresiflik’

Gizem ERTÜRK

Y

ılda ortalama 100 konser veren Pera, yoğun turneleri esnasında ortaya çıkan kayıtlardan oluşan 13 şarkılık dördüncü stüdyo albümleri Mutlu Ol’u anlattı. ❏ Yeni albümün kayıt sürecinden bahseder misiniz? Gökhan Mandır: En Güzel Mevsimim albümü turnesinde planladık. Şarkılar, zor dönemlerimizden beslenerek şekillendi. ❏ Daha önceki albümlere kıyasla ne gibi değişiklikler oldu? G.M.: Müzikal anlamda günden güne değişiyor ve gelişiyoruz. Daha iyisini yapmak için uğraşıyoruz. Hakan Ünalan: Katılıyorum, müziğimiz daha olgun bir hal aldı. ❏ Sizce bu albümün rengi ne? Barış Ceylan: Gri, depresif ama patlamaya hazır bir bomba. ❏ Bir parçada 'Sen mutlu ol' diye bir söz var. Oldukça etkileyici, neyi yansıtıyor? G.M.: Aslında albümdeki tezatlığı açıklıyor. “Mutlu olsun da yanımda olmasa da, benimle

olmasa da olur” dediğimiz, aslında kendimizden, duygularımızdan ödün verdiğimiz o naif noktada bu albüm. Özlemle karışık bir depresiflik ama bir yandan iyi dilekte bulunan bir hikaye... ❏ Yıl boyunca birçok festivalde çaldınız. Aklınızda kalan, unutamadığınız bir anınız var mı? Kaya Sevinç: Geçenlerde Düzce’de bir konser verdik tek grup olarak. 35 bin kişilik bir katılım oldu. Sahneden bakınca kalabalığın ucunu bucağını görmemek ve hep bir ağızdan şarkılarımıza eşlik edilmesi anlatılamaz bir 2016 histi. En Güzel Mevsimim

331.065 Spotify aylık dinleyici sayısı

2018 Mutlu Ol


33

. ALTERNATIF

OCAK 2019

‘Davulu henüz bırakmadım’ Mehmet Emin DEMİREZEN

H

er ne kadar biz onu Model grubunun davulcusu olarak tanısak da o aslında çok yönlü bir müzisyen, Kerem Sedef... Bugüne kadar yaptığı bir çok projede etkili performans sergileyen Sedef şimdi de yeni teklisi A Planı ile karşımızda. Beklediğimizden farklı, spor yapmaya heveslendiren bir parça olmuş. Sedef teklisini anlattı. ❏ Seni daha önce davul çalarken görüyorduk, şimdiyse şarkı söylüyorsun. Bu geçiş nasıl oldu, anlatır mısın? Davulu bırakmışım gibi bir hava var ancak henüz bırakmış değilim. Şarkı söylemek sadece müzik cephaneme eklediğim yeni bir silah. Model grubu dağıldıktan sonra “Niye şarkı söylemiyorsun?’’ diye yorumlar geldi. Suat Yılmaz ve Övünç Dan ile oturup “Ne yaparız, nasıl olmalı?” derken bu macera başladı. ❏ Enstrüman çalmakla şarkı söylemeyi kıyaslarsan... Kafa yapısı, düşünce şekli tamamen farklı. Bir tanesi

özellikle şarkının bütün ritmik hissiyatını üstlenirken, diğeri hikayeyi üstleniyor. ❏ Bu şarkı pop. Ama bir metal müzik yapan tarafın da var. Bu türleri birleştirmek yerine neden farklı türler üzerinde bir şeyler yapma kararı aldın? Çocukluğumdan beri özellikle babam sayesinde çok farklı türde müzikler dinleyerek büyüdüm. Hardcore bir hiphop dinleyecisi, dövmesini taşıyacak kadar bir funk fanatiği ve iyi bir pop müzik dinleyicisiyimdir. Haliyle bu kadar geniş bir müzik kataloğundan beslenince söylemek istediğim pop oldu. ❏ Sporun hayatındaki önemini biliyoruz. Bunu klibinde de görüyoruz. Spor ve müzik bu noktada nasıl buluştu? Bu motive eden, kafamıza koyup harekete geçtiğimizde her şeyi yapabileceğimizi anlatan bir şarkı. 122 kilo iken azim edip bugünkü formuma geldim, bu benim için büyük bir başarıydı. Spor hayatımın en önemli alanlarından biri ve şarkıyla da uyuştu. Klibimizi Olgu Baran’la çektik. Umarım şarkımız 2019 planları için insanlara bir soundtrack olabilir.

55.000

Kerem Sedef’in teklisi A Planı’nın video klibi, YouTube’da bir haftada yaklaşık 55 bin görüntülenme aldı.

‘Müzik yapmak özgür hissettiriyor’ Barış KARAALİOĞLU

Y

üksek Sadakat’in ilk solisti, kişilerle yine yaşanabilir ama bence dilediğiniz Türk rock müziğinin her kararı daha özgürce alabilirsiniz. Grup ya da tanınan isimlerinden Cemil solodan hangisini tercih ederim diye düşünecek Demirbakan, Bu Hesap Tutar Mı? olursak, buna bir cevap verebileceğimi teklisiyle müzik piyasasına döndü. sanmıyorum. Şarkının sözlerini Erim Sezgin’le ❏ Solo kariyerinizle eskisinden daha fazla birlikte yazan Demirbakan, iş heyecan duyduğunuz söylemişsiniz. Niçin? hayatında yaşadığı iniş ve çıkışları, 24 yıllık kurumsal iş yaşamına nokta koyma hüzünleri ve duygusal dünyasını kararı aldığımdan. Hayat ne getirir bilinmez, dinleyenlerle paylaşıyor. Şarkıcıyla büyük konuşmamalı. Ama müzik yapma yeni teklisini konuştuk. kararı almak özgür hissettiriyor, ❏ Grupla müzik heyecanlandırıyor. yapmakla solo yapmak ❏ Yeni şarkınızda beyaz arasında nasıl farklar yakalılardan bahsederken var? kendinizden mi esinlendiniz? Grup müziğinde malum Yüzde 100. Yıllarca kendi 2017 tek başınıza değilsiniz. Her yaşadıklarım ve gözlemlerimden yola Karışık açıdan az ya da çok farklı çıkarak yazdığım bir şarkı. Kaset fikirler, karakterler bir araya ❏ Çalışmayı bırakıp müziğe geliyor. Ortaya çıkan müzik dönmenizde etkili olan sebepler iyiyse ve egolar belli bir neler? dengeye oturmuşsa grup Hayatın önüme koyduğu müziği çok keyifli. Tek başına seçeneklerden memnun olamamam. olduğunuzda yaptığınız Karar alarak kendi seçeceğimi 2018 Bir Hesap şey yine müzik olduğuna yaratabilmek için uğraşmak, çalışmak Tutar mı? göre benzer zorluklar farklı istiyorum.


34

2019 OCAK

T

ürk sinemasında oyuncu denince akla gelen ilk üç isim hangisi?” diye sorsam, yediden yetmişe herkes ilk üçe Şener Şen’i koyar. Bir de “Şener üstadı bu kadar unutulmaz kılan nedir diye sorsam?” bin bir farklı yanıt 2019 OCAK Ve olaylar gelir. Bana sorarsanız Şen, çok yönlülük ve farklı disiplinlerle çalışabilme konusunda bize yıllar içinde çok şey öğretti. gelişir... İlk rolü 1964’te 23 yaşında, dönemin tecrübeli Ercan Meral yönetmenlerinden Nejat Saydam’ın yönettiği Hizmetçi Dediğin ercanmeral Böyle Olur filmindeydi. Aynı, filmde olduğu gibi sinemaya ‘pencereden bir âşık olarak’ girdi. Saydam’ın Şener Şen’i Türk sinemasına kazandırdığını söylersek yanlış olmaz. Bu arada babası Ali Şen’in de büyük katkısı var, ilk filmlerinde Ali Şen de rol alıyordu. İkinci filmi 1964’te Yaşasın Hayat’ın ardından 1969’da Peyami Safa’nın romanından uyarlanan Saydam’ın yönettiği Dokuzuncu Hariciye Koğuşu filminde küçük bir roldeydi. Film, Şen’in geleceğine işaret eder gibiydi. Bir drama filminde başrol Kartal Tibet’e bacağının kesileceğini doktordan önce söyleyen felaket tellalı hasta rolünde farklı bir ekolün sinyaliydi. 1969 yılında Sözde Kızlar filminde hem oynadı hem de senaryoya katkıda bulunarak ilk senaryo deneyimini yaşadı. 1970’te Kadın Satılmaz’da kısa olsa da ilk dram oyunculuğunu gördük. 1 yıl sonra Altın Prens Devler Ülkesinde’deyse ilk kez uzun bir rolle karşımıza çıktı. Aynı yıl Görünce Kurşunlayın filminde tek sahnede gördük onu, ispiyoncu bir kamyoncu olarak. 1972, Halit Refiğ’in Ali Cengiz Oyunu filmindeydi Şen ama bu sefer ilk kez renkli ekranda...

BİNBİR YÜZÜYLE ŞENER ŞEN

HABABAM’A ÖNCE SES VERDİ SONRA RENK Seslendirme sanatçısı olarak 1971’den 1980’e kadar onlarca filmde sesini duyduk; Behçet Cezayir, Karaoğlan Geliyor, Keloğlan’la Can Kız, Bitirim Kardeşler, Erkekler Ağlamaz ve daha nicesi filmde. Bu süreçte Katerina 72, Dinmeyen Sızı, Asi Kalpler, Kadın Yapar, Bir Demet Menekşe, Arap Abdo, Şeytanın Kurbanları, Aşk Mahkumu, Ölüm Satanlar, Düşmanlarım Çatlasın filmlerinde küçük rollerde yer aldı. İşin ilginci son 4 filmde doktor rolündeydi. Üstelik kendisi ses sanatçılığı yaparken oynadığı bazı filmlerde Şener Şen’i başkası seslendirdi! 1974 yapımı Ayrı Dünyalar'da Cüneyt Arkın’a borcu olan Mahmut Hoca: bir kumarbazı oynadı. Çocuklar Ekrem Bu filmle komik hocanız nerede? karakterlerin yerini Hababam: At kaçırdı. dramatik karakterler aldı. 1975’te gösterime Mahmut Hoca : Ne? giren Yaşar Ne Yaşar Ne Ekrem Bey at mı Yaşamaz’da daha sonra kaçırdı? birçok filmde ona eşlik edecek Hababam: Hayır at Halit Akçatepe ile ilk defa Ekrem hocayı kaçırdı! aynı sahneyi paylaştı. Aynı yıl kendisini daha sonra Badi Ekrem olarak göreceğimiz Hababam Sınıfı’nın ilk filminde oynamadı ama Tulum Hayri ve Veysel Efendi’yi seslendirdi. 1975 yapımı Bizim Aile, Şener Şen’in sazı eline almaya başladığı film oldu. Ailenin evde kalmış kızı Feride’ye vurgun aktör, komedi dram filminde Türk sineması tarzı saf ve iyi niyetli bir karakteri bizlerle tanıştırdı. Aynı yıl karısından korkan bir adam rolünde Bak Yeşil Yeşil’de ve Aptal Şampiyon’daysa Japon Tong Usta olarak karşımızdaydı. 1976 senesi üstat için çok önemli bir yıl oldu. Hababam Sınıfı’nın Badi Ekrem’iyle tanıştık. Şaşkın beden hocası Badi, film ezbere bilinse de izleyeni güldürür. Bu Ertem Eğilmez ile ilk filmiydi. Tosun Paşa’da Tellioğlu Lütfi’yi canlandırdı. Yeşil Vadi için Seferoğulları ile çarpıştıkları filmde Kartal Tibet ile ilk kez yönetmeni olarak çalışmasıydı. Yine Eğilmez’in Süt Kardeşler filminde Hüsamettin’i oynadı. Şener Şen bu yıl bize akıllı, otoriter ama bir o kadar komik ve şaşkın karakterler izletti. Bir yıl sonra Hababam Sınıfı Uyanıyor ve Hababam Sınıfı Tatilde filmlerinde Badi Ekrem’le maceralara kaldığımız yerden devam ettik.

50

. SINEMA

Şener Şen ellinin üzerinde filmde rol aldı.

86

Şener Şen, 86 filmde seslendirme yaptı.


. SINEMA

1

Şener Şen bir senaryo yazdı o da Nejat Saydam ile Peyami Safa’nın eserinin uyarlaması Sözde Kızlar filmi.

2

Bizim Aile ve Arabesk filmlerindeki karakterlerinin adı da Şener idi.

Ne ben Yavuz’a ne o bana “Bensiz film yapma” diyebilir. Keşke 5-10 Yavuz olsa da bu kadar ara vermesem. O güzellikte senaryolar elime geçse de oynasam. Maalesef Yavuz kalitesinde senaryo yazarı dünyada da az. Hürriyet - 2017

OCAK 2019

35

PİLOT, ÂŞIK, HOCA, KONTROLSÜZ ZİYA! ‘Şaşkın’ komedi devam ediyor... Eğilmez’in Gülen Gözler’inde Türk Havacılık Tarihi’nin en önemli ismi Vecihi Hürkuş’a bir göz kırptığı karakter pilot Vecihi’yle zor da olsa kızı babasından alıyor. Şabanoğlu Şaban’da Hüsamettin, Şaban’a (Kemal Sunal) süt oğlanı muamelesi yapıyor zira onu da sevmezmiş babasını da... 1977 yılında Zeki Ökten’in yönettiği Çöpçüler Kralı filmi vizyona girdi. O dönemin Türkiyesini havasıyla, duruşuyla trajikomik bir şekilde en iyi anlatan yapımda sert ve vicdansız bir belediye amirini canlandıran aktör, ne kadar iyi bir karakter oyuncusu olduğunu yeniden gösterdi. Burada bir parantez açmak isterim; Şener Şen kariyeri boyunca birçok önemli oyuncuyla oynadı ama Ayşen Gruda-Şener Şen aşkının yer aldığı filmlerin tadı bir başkaydı. Bu kadar birbirini tamamlayan oyunculara çok az rastanır. 1978’de çekilen Kibar Feyzo, bir başkaldırış ve eleştiri filmiydi. Şener Şen Maho Ağa karakteriyle ağalık sisteminin emek işçilerine verdiği zararı, kırsalda kadına sözde verilen değeri güldürerek anlattı. Aynı yıl, serinin son filmi Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor filminde Badi Ekrem’i, Sultan filminde saf âşık Bahtiyar’ı, Neşeli Günler’de kontrolsüz atan Ziya’yı canlandırdı. Bu senelerde yapılan filmleri izlediğinizde Şener Şen’in bize hep süprizler yaptığını söyleyebiliriz. Komedi oyuncusu olmasının yanında bize hep farklı bir yanını gösterdi. Her filmde ayrı bir disiplinin temsilcisi oldu, başrol olmasa bile gözümüz bu filmlerde hep onu aradı. Atıf Yılmaz’ın Şen’i Maho Ağa yapması Eğilmez’in de ilgisini çekmiş olacak ki Erkek Güzeli Sefil Bilo’da yine üçkağıtçı ağa Maho olarak gördük kendisini. Hatta bir yıl sonra yine Maho olarak gördük onu ama bu sefer ağa değil ama yine üçkağıtçı olarak: Banker Bilo. 1981’de Kartal Tibet Gırgıriye'de sert ve kriminal Duman Haydar’ı oynattı. Akabinde Davaro filminde Hıyarto rolünü uygun gördü ona. Bu arada ilginçtir, ne zaman Müjde Ar’la oynasa zalim köy ağası olarak karşımızda, ne zaman İlyas Salman’la oynasa dolandırıcı bir adam olarak karşımızda. Ruhu şad olsun Adile Naşit ile 82 yılında Adile Teyze filminde oynadı ama asıl dimağlara yerleşen Sinan Çetin’in çektiği Çiçek Abbas’taki Şakir rolüdür. Âşıklara, aşka düşman dolmuşçu Şakir, gerçek bir kötü karakterdi. Kim ne derse desin Şener Şen komik-kötü rollerinin yaratıcısıdır Türk sinemasında. 1983 yapımı Şalvar Davası filminde kadınlara düşman ağa ya da Şekerpare’deki Ziverbey bunu bize çok net anlatır. Ya da hatırlayın, saf mutemet Ali Rıza’nın Namuslu’nun nasıl 'namussuza' dönüştüğünü şaşkınlık içinde izledik. Ertem Eğilmez bu rol için tüm dünyayı dolaşsa daha iyi bir oyuncu bulamazdı... Ertem Eğilmez’in öğrencisi Yavuz Turgul ile Şener Şen’in uzun yıllar sürecek ilişkisi başladığında tarih 1985’i gösteriyordu. Nesli Çölgeçen’in yönettiği Züğürt Ağa filminin senaryosu sayın Turgul’a aitti. Hem oyunculuk, hem senaryo, hem de yönetim açısından Türk sinemasının temel taşlarından biridir Züğürt Ağa. Şener Şen filmde yine ağaydı ama bu sefer iyi ağa... Başar Sabuncu o sene Çıplak Vatandaş’ı çekti. Üstat yokluktan deliren bir vatandaşı başarılı bir şekilde canlandırdı. 1984 Amerikan yapımı Woman in Red’in uyarlaması Âşık Oldum oynadığı ilk uyarlama film oldu. ADIM ADIM KOMEDİDEN DRAMA Artık Şener Şen’in ustalığını taçlandırdığı yıllara geldik. Kartal Tibet’in yönettiği Milyarder filminde piyango çıkan istasyon şefi Mesut’un tüm çevresinin para aşkı yüzünden nasıl değiştiğini ve Mesut’un aydınlanmasını ve kaçışını izledik. Sene 1986’yı gösteriyordu. Yavuz Turgul’la ilk temastan sonra asıl büyük iş 1987 yılındaki Muhsin Bey ile oldu. Şener Şen’i drama oyunculuğunda bambaşka bir yere koydu. Bu arada Yavuz Turgul da Uğur Yücel’i keşfetti. Yine Selamsız Bandosu da aynı ekolden başka bir yapım oldu. Ertem Eğilmez’in son filmi Arabesk’te Müjde Ar ile Şener Şen geçmişten günümüze Türk sineması klişeleri parodisi yaptı. İyi, kötü, aşk, kavuşmak, ayrılmak, tesadüfler, yanlış anlamalar her şey yaşandı filmde, hem de art arda. 2018’in sonunda Şener Usta’nın tiyatro sahnesine taşıdığı ve Dasdas’ta sahnelenen Zengin Mutfağı oyunu 1978’de tiyatroda, 1988’de beyazperdeydi. Şen yeniden Vasıf Usta’yı canlandırdı. Artık Şener Şen komedi oyunculuğunu bırakmıştı 1990 olduğunda. Yavuz Turgul’un yönettiği Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni ve Gölge Oyunu soluksuz gözlerinin içine bakılan bir dram oyuncusu olduğunu kanıtlıyordu onun. Şerif Gönen yapımı Amerikalı’da her ne kadar drama ara olsa da 1996’da Yavuz Turgul yapımı Eşkıya ustayı tekrar bu alana çekti. 90’ların kötü TV filmlerinden sonra Eşkıya Türk sinemasına güneş gibi doğuyordu. 19982001 arası Şen ilk defa bir dizide oynadı. İkinci Bahar dizisinde Ali Haydar’ı canlandırdı. 2005’te Meltem Cumbul ile Yürek Yarası’nda rol aldı. Artık üstat sadece Yavuz Turgul ile çalışıyordu. 2 yıl sonra Karadayı’da Baran’ın gelişmiş modeli Ali Osman’ı tanıdık. 2010’daysa Turgul farklı bir tarzla karşımıza çıktı. Her ne kadar filmden aklımızda kalan Cem Yılmaz’ın Haydeee şarkısı olsa da Şener Şen Ferman başkomiser olarak filmin ana karakteri idi. 2017 ise Şen’in son filminin senesiydi; Yol Ayrımı... Umarım bu, Şener Şen’in sinema kariyeri için bir yol ayrımı olmaz ve onu daha uzun yıllar izlemeye devam ederiz.


36

. KITAP

2019 OCAK

EGOIST OKUR Gülenay BÖREKÇİ gulenayb

P

Paris mon amour

aris’i tanımanın yolu onun ruhunu solumaktan geçiyor. Bu şehre gidip birkaç butik ve müze gezmekle, Eiffel Kulesi’ni görmekle kendinizi Parisli sayamazsınız. Kafelerinde oturup kalabalığın bir parçası haline gelmeniz; Fransız şansonlarını, onlara eşlik edebilecek kadar öğrenmeniz; restoranlarında klasik veya 'nouvelle' Fransız yemeklerini tatmanız; butiklerini, ama yalnızca şık ve pahalı olanlarını değil, özel noktalara gizlenmiş, vaatkar sürprizler içerenleri tanımanız; Paris’in bulvarlarını, caddelerini, yolunuzu gözünüz kapalı bulacak kadar iyi bilmeniz; kaliteli bir Fransız parfümünün başka şeyle karşılaştırılamayacağına inanmanız gerekiyor. Ne dersiniz, bunda anlaştıysak bu güzel şehri adım adım gezmeye ve tanımaya başlayalım mı? CHAMPS-ÉLYSÉES CADDESİ Eskiden aristokratların yürüyüş yaptığı meydandı. Şimdi hâlâ Paris’in simgelerinden. Biraz fazla kalabalık, dolayısıyla bunaltıcı olabiliyor ama yine de bu 2 km uzunluğundaki ve 70 metre genişliğindeki cadde, akşamüstü yürüyüşleri için ideal. Bir uyarı: Restoranlar güzel ama çok pahalı. CENTER DE POMPIDOU Buradaki yürüyen merdivenler tek bir şeyi kanıtlıyor, ne kadar yukarı çıkarsanız şehri o kadar iyi tanırsınız. Uzaktan görüldüğünde daha iyi keşfedilecek noktalar arasında, Palais Garnier, Notre-Dame ve sayısız kubbeli bina var. İşin güzel yanı, yürüyen merdivene biniyorsunuz ve bütün bu mimari harikası mekanlar teker teker karşınıza çıkmaya başlıyor. Oraya kadar gitmişken Musée National d’Art Moderne’i de ziyaret edebilirsiniz. (Perşembe günleri kapalı.) MONTMARTRE MEZARLIĞI Ağaçları ve doğal ortamıyla Cimetière de Montmartre şehrin en romantik bölümlerinden birini oluşturuyor. Romantizmle çelişkili görünse de burası bir mezarlık ve Hector Berlioz, Jim Morrison, Oscar Wilde, François Truffaut, Alexander Dumas gibi pek çok önemli tarihi kişilik burada yatıyor. 19'uncu yüzyıla ait heykeller, dikilitaşlar, gotik kulübeler görülmeye değer.

LUXEMBOURG BAHÇELERİ Parkın yeşil metal sandalyelerine oturup Paris sosyetesini seyretmeye başlayabilirsiniz. Burası kusursuz bir mikrokozmos sayılabilir çünkü her kuşaktan, her kesimden, her ruhtan ve sosyal sınıftan insana rastlanabiliyor. Turistler, öğrenciler, çeşit çeşit Parisli, sabah koşuya çıkanlar, gölde kayıkla gezenler, satranç oynayanlar, tenis oynayanlar, köpeklerini gezdirenler, âşıklar, kavga edenler, ayrılanlar, barışanlar, flört edenler... LOUVRE MÜZESİ Görkemli boyutları Musée du Louvre’u ürkütücü bir yer haline getiriyor. Buraya girip haftalar boyu eski Mısır mumyaları, eski Yunan heykelleri ve her dönemden çeşitli sanat eserleri arasında rahatlıkla kaybolabilirsiniz. Yine de zamanınız kısıtlıysa ve sadece Mona Lisa gibi 'olmazsa olmaz' cazibe kaynaklarını görmeyi arzuluyorsanız düzenlenen turlardan birine katılabilirsiniz. I.M. Pei’nin meşhur cam piramidini de mutlaka görün. (Perşembe günleri kapalı.) CHÂTEAU NATIONAL Gotik mimar Viollet-le-Duc, geriye, Ortaçağ’a uzanarak Paris’in 90 km kuzeydoğusundaki Pierrefonds’la benzersiz bir mekan yaratmıştı. Château National, göl kenarında yer alıyor ve görünüşüyle, atmosferiyle, ruhuyla romantizmin simgesi sayılıyor. Yüksek kulelerini, timsahların yüzdüğü kanallarını ve kocaman ışıltılı balo salonlarını görmeden ayrılmayın.

Paris okumaları

✔ Paris hakkında pek çok rehber kitap bulabilirsiniz. En iyileri, Gil les Desmons’un yazdığı Walking Paris, Chris topher Turner’ın yazdığı Paris Step by Step ve Alison-Sonia Landes’in yazdığı Paris-W alks. ✔ Tarihi hikaye formatında okuyarak öğrenmeyi ve iyi zaman ge çirmeyi tercih edenler olabilir. Ernest Hemi ngway’in yazdığı A Moveable Feast, Paris’in bohem hayatını en iyi anlatanlardan biri. Ge orge Orwell’in 1920’lerin Paris’iyle Londra’ sını karşılaştırdığı Down and Out in Paris and London da keyifli ve öğretici bir okuma. ✔ Fransız yazarları okumak da Paris’i tanımak için iyi bir yol. Reba lais, Voltaire ve Rousseau’yla başlayıp Hugo, Flaubert, Balzac ve Zola’yla devam edin. ✔Modern yazarları okumak istiyorsanız, Nathalie Serrault, Alain Ro bbe Grillet, Marguerite Duras, Julia Kri steva, Roland Barthes ve Michel Foucau lt’yu öneririm. Samuel Beckett ve Milan Ku ndera gibi Fransız olmadığı halde bu ülkede yaşayıp bu dilde yazmayı tercih edenler de okunmalı.


. KITAP AJANDA

OCAK 2019

Yıldızlararası muhtarlar U

zaya turistik seyahatler, Mars’ta kurulacak koloniler, Ay’a gidişdönüş seferler artık hayal değil! NASA’ya kafa tutup şehrin göbeğine bir roket park eden, balistik füze peşinde Rusya’yı arşınlayan Elon Musk; Titanik’in kâşifleriyle okyanusun derinliklerindeki Apollo 11’in peşine düşen Jeff Bezos; uzay işinin stresini yenmek için Las Vegas’ta milyonlar kaybeden Andrew Beal; altmışından sonra astronot olmaya karar veren maceraperest Richard Branson ve diğerleri... Milyarder girişimciler, sizi oraya götürmek için her şeyi göze alıyor. Uzay Baronları, servetlerini uzayın keşfi için harcamaya kararlı, gözlerini uzak diyarlara dikmiş hayalperestlerin hikâyesini dikkat çekici anlatımıyla kitapseverlerin beğenisine sunuyor...

BÜTÜN YAZILARI Tomris Uyar Deneme Yapı Kredi Yayınları 1960 sayfa

Ayşegül Kumova

UZAY BARONLARI Christian Davenport Orçun Demir İnceleme araştırma Turkuvaz Kitap 318 sayfa

37

ORSİNYA ÖYKÜLERİ Ursula K. Le Guin Çiğdem Erkal Roman İthaki Yayınları 224 sayfa

BÜYÜLÜ YOL Drew Magary Can Evren Topaktaş Roman Doğan Kitap 320 sayfa

CEBERUT MARTIN William Golding Fadime Kahya Roman İş Bankası Kültür Yayınları 192 sayfa

BİRA Rick Kempen Mustafa Özen Hobi Kolektif Kitap 286 sayfa

TEMİZ AİLE ÇOCUĞU M.Caner Alper Günlük Hep Kitap 168 sayfa

LİDERLİK Alex Ferguson, Michael Moritz Hüseyin Gündoğdu Liderlik Pegasus 424 sayfa

aysegulkumova

SAFE SPACE

Aklı karışmış bunun!

Hanidir yazmadım. Yazamadım. Daha az mı düşündüm? Hayır. Yazmayı daha az mı sevdim? Ona da hayır! Yazmadım işte... O sabah uyandım. Gözkapaklarımı tam aralamıştım ki telefon çaldı. İçimdeki ses - yani benim sesim “Aloooo!” diye bağırdı. Sonra bir daha ve bir daha bağırmasına rağmen kimse yanıt vermedi. “Hah!” dedim. “Tamamdır, şimdi alayım sinirimi senden...” Alamadım. Ne karşımda kimse vardı, ne de ben uyanıktım. Alevlendiğimle kaldım öyle; kızdığım, köpürdüğümle. Sivri zeka! Uyuyorsun sen, kim duyar seni? Kendime kızdığım gibi aldım telefonu elime, bir güzel kapadım. Kimse aramasın, ararsa da çalmasın diye... Aaa bi dakika telefonun zili böyle mi çalıyordu? Ee kapatmadım mı ben telefonu? A yoksa alarm mıydı bu? Ama benim alarmım, Cabaret’nin alto partisyonu gibi mi çalıyordu? Durun bir dakika bir ışık görüyorum; of olamaz sahnede şarkı söylüyorum ben?! */%!?)+P:* En iyisi kaptırayım şu şarkıya... ‘Life is a Cabaret old chum...’


38

2019 OCAK

e i n w o r B

ISLAK VE SEKSİ

Gülçin BEREKET

K

ek denince aklınıza hangisi geliyor? Benim gözümde canlanan şey tam olarak dışı çıtır, içi nemli, bol çikolatalı ve kocaman dilimlenmiş bir brownie. Kış mevsimine çok yakışıyor, üzerine sıcak çikolata gezdirerek combo yapabilirsiniz. Çay saatlerinize ya da kahve keyfinize eşlik edebilecek browni'yi yazın dondurma ve çilek gibi meyvelerle daha fresh bir halde karşı koyulamaz hale getirebilirsiniz. Size vereceğim tarifi, ceviz, beyaz çikolata hatta Oreo ile denemenizi şiddetle tavsiye ederim. Eğer benim gibi kakao, kek ve çikolata üçlüsüyle aranızda bağ olduğunu düşünüyorsanız bu tarif tam size göre.

LEZZET

Yapılışı

Tereyağını geniş bir sos tenceresinde eritip altını kapatın. Çikolataları kırıp içine atın birkaç dakika bekleyip karıştırmaya başlayın. Çikolata eridikten sonra şekeri ekleyip 1-2 dakika çırpın. Unu, kakaoyu ve tuzu ayrı bir kapta karıştırın. Sonra sıvı karışımla unlu karışımı birbirine ekleyip pütür kalmayana kadar çırpın. Yumurtaları birer birer karışıma ekleyip çırpmaya devam edin. 3 yumurta aynı anda değil, bir tanesini ekleyip çırptıktan sonra diğerini eklemeliyiz. 20 santim çapındaki kalıbımıza yağlı kağıt serip karışımı dökelim. 175 derecede maksimum 30 dakika pişirip çıkaralım. Biraz soğuduktan sonra yağlı kağıtla birlikte kalıptan çıkarıp dilimleyebilirsiniz. Afiyet Olsun.

Malzemeler ➡ 3 yumurta ➡ 200 gram %70 kakaolu çikolata ➡ 50 gram %50 kakaolu çikolata ➡ 160 gram tereyağı ➡ 100 gram un ➡ 250 gram şeker ➡ 1 tatlı kaşığı kakao ➡ 1 tutam tuz

414 1 porsiyonu

YENİ

. kalori LI A V A H

At. fav'a bekle .

PEYNIRLI ÇAY

La Vina İspanyol mutfağı

L’Orient Lübnan mutfağı

Aynen başlıkta yazdığı gibi. Çin’de başlayan bu lezzet akımı İngiltere ve ABD’ye ulaştı çok yakında bize de gelebilir. Bol şekerli çayın üzerine eritilmiş peynir dökülüyor. Tüm çay çeşitleriyle yapılabilen bu içecekte Yeni Zelanda peyniri kullanılıyor. Hem buzlu hem de sıcak servis ediliyor.


Adım Adım Gurme

Süray CİNGÖZ ATIŞ

OCAK 2019

adimadimgurme

adimadimgurme.com

LEZZET

G

Selam ben ÖKÜZGÖZÜ!

eçen sayıda şarapla aynı dili konuşmayı başardık; şimdi sohbeti koyulaştıralım. Bu ve önümüzdeki beş sayı boyunca en ünlü şaraplık 6 Türk üzüm çeşidi (3 beyaz, 3 kırmızı) hakkında yazacağım. İlk konuğum öküzgözü. İri yuvarlak taneli, koyu renkli ve etli bir üzüm olan öküzgözü, ağırlıklı olarak Elazığ ve Malatya civarında yetiştiriliyor. Büyüklüğü ve koyuluğu nedeniyle de öküzün gözüne benzerliğinden bu ismi almış. Üzümümüz, şarabına kendine has, mor röfleli ve yakut kırmızısı capcanlı bir renk verir. Öküzgözü orta gövdeli, asiditesi yüksek, yumuşak tanenlere sahip, dengeli ve zarif şaraplar ortaya çıkarır. Bu üzümün hayat verdiği şarapları tattığımızda vişne, kiraz ve karadut aromalarının damağımızda dans ettiğine tanık olabiliriz. Kimi örnekleriyse pekmezimsi ve reçelsi tonlara sahiptir.

Öküzgözü Elmalı/Antalya, Denizli, Çanakkale ve Trakya gibi ülkenin pek çok yerinde de yetiştiriliyor. Hatta bir asması da ülkemizi temsilen Rioja/İspanya’daki Vivanco Şarap Müzesi’nde bulunuyor. Bu üzüm sıcak iklimlerde meyvemsiliğin ön planda olduğu şaraplar ortaya çıkarıyor. Yani iki ayrı bölgeden gelen öküzgözünün birbiriyle aynı olacağını düşünme!

NE İLE İYİ GİDER?

Öküzgözü içerken, ne yemeliyim? Bu şarap için bir peynir tabağı yapacaksan, eski kaşar, Kars gravyeri, Bergama tulumu, gouda ve çedardan oluşan bir tabak hazırlayabilirsin. Yanına kırmızı etten yapılma şarküteri ürünleri ve tuzlu kraker koymayı da ihmal etme. Ayrıca öküzgözü ızgara kırmızı etlerle ve kebaplarla iyi gider. Bir dahaki ocakbaşı ziyaretinde zırhtan çekilmiş Adana kebabın yanında öküzgözü yudumlayıp, benim şerefime bir kadeh kaldırabilirsin. Son olarak; Türk mutfağının imza yemeklerinden karnıyarık, güveç, kuzu tandır, kokoreç ve İzmir köfte bu üzümden yapılma şaraplarla nefis olur. İçtiğin şarap hangi topraklardansa o yörenin yemekleriyle güzel uyum sağlar. Unutma, o yörede uzun zamandır yaşayan insanlar, yaptıkları yemeklerle ellerinde bulunan şarapları yudumluyorlardı.

YEMEK YOKSA MÜZİK VAR

Ama diyelim ki şarabını bir yemek eşlikçisi olmadan içiyorsun; işte böyle

El

a

B

EL Ü

L

39

mekan dolu lezzet

ela_belul

Galata’da Bozcaada rüzgarı

anlarda dinleyebileceğin ve şarabın karakteriyle uyumlu bir şarkı listesi hazırladım. Öküzgözü deyince aklıma canlı şaraplar geliyor. Ancak hiçbir kırmızı şarabın da asiditesi yüksek bir beyaz ya da köpüklü kadar canlı olamayacağının farkındayım. Belki de şöyle anlatmam gerek, diyelim bir bara girdin ama çılgınca dans edeceğin bir şey çalmıyor. Buna karşılık, yalnızca durduğun yerde sallanmak da istemiyorsun; işte tam bu iki duygunun arasındasın. Bana göre bu hissi veren parçalar şöyle: 1) Nova Norda - Dinozorlar 2) Hedonutopia - Şizolar 3) Sattas - Eskitilmiş 4) Ah! Kosmos - Paradise 5) Athena - Ses Etme

Hikayesi olan, kendimi evimde hissettiğim mekanları seviyorum. Sadece yemek yemeğe değil, bir şeyler içmeye gidebildiğim ve her seferinde tanıdık bir yüzle karşılaştığım mekanlardan bahsediyorum. Çünkü benim için asıl olan muhabbettir. O yüzden bu sefer bana iyi gelen, Bozcaada ruhunu ve lezzetini İstanbul’a taşıyan yeni bir mekandan bahsedeceğim. Georges Otel’in terasında muhteşem deniz manzarası keyfini çıkarabileceğiniz mekanın adı GalatAda 24. Uzun yıllardır Bozcaada’da işletmecilik yapan Patiska Bozcaada, Ada’m, Madam Nica markalarının yaratıcıları Oya Terzioğlu ve Saada Delen, Bozcaada sofralarını Galata’ya taşıdı. Kahvaltıdan akşam yemeği saatlerine kadar süren servislerinde inanılmaz lezzetlerden oluşan menülerine, kaliteli butik Türk şarapları eşlik ediyor. Ürünler Bozcaada, Kaz Dağları ve Bayramiç’ten. Yani, hepsi doğal... GalatAda 24’ün menüsünü bu yazıya sığdırmak mümkün değil. Bu yüzden sizin için meyhane menüsünü mercek altına aldım.

UNUTMA! ❏ Rezervasyon gerektirdiğini, ❏ Akşam yemeği menüsünün her çeşit içkiyle uyumlu olduğunu, ❏ İstersen gecenin ilerleyen saatlerinde sadece manzara eşliğinde içki içmeye bile gidebileceğini,

27 Soğuk meze sayısı

❏ Her Pazar saat 18.00’de akustik caz eşliğinde içkini yudumlayarak yemek yiyebileceğini, ❏ Her gün 08.00-02.00 arası açık olduğunu!

EN İLGİNCİ

Sarımsaklı patates

Et turşusu 35 TL

EN PAHALISI Bayağı fakirdim fakat paramın çoğu şaraba ve klasik müziğe gidiyordu. Bu ikisinin karışımına bayılıyordum. Charles Bukowski, Dünyevi Şiirlerin Son Gecesi

Kuru meyveli kuzu yahni 125 TL

EN UCUZU

Sarımsaklı patates 25 TL

EN TATLISI

Galatada baklava 30 TL

FAVORİ 3’LÜM 1-Sarımsaklı patates 2-Balkabağı sinkonta 3-Keşkekli dana yanak Adres: George Hotel Galata’nın terası, Serdar-ı Ekrem Sokak NO:24 Galata-Beyoğlu, İstanbul Tel: 0532 564 77 94


40

. INCELEME

2019 OCAK

Müzik türleri etimolojisi Müzik türlerinin adlarının hikayesi, biraz muallak bir konudur elbet. Genelde discotheque’ten gelen disco gibi coğrafi konuma ya da rave gibi bir duygudan ilham alıyorlar. Ancak kimileri var ki çok daha eski ve farklı kelimelerin anlam kaymasıyla ortaya çıkıyor.

O

P A

er e

an l t 1 9 90- A

ta

lt i g 1600-İn

K N U

Punk kelimesinin geçmişi, William Shakespeare’a kadar dayanıyor. Şair, 1604’te yazdığı All’s Well That Ends Well oyununda, yüksek mertebe bir fahişeyi ‘taffety punk’ diye tanımladı ve çürümüş ahşabı karşılamak için kullanıldı. 19’uncu yüzyılda değersiz anlamını aldı. 20’nci yüzyıldaysa düşük sınıf insanlar için kullannıldı. 1960’larda rock’çılar, garajda rastgele, temel müzik bilgileriyle gitar çalıp rock icra etmeye çalışanları tanımlamak için kullandı; 70’lerde punk’çıların üstüne yapıştı.

ra

d n o 1604-L

K N U

Eski Fransız lehçesinde funkier, birini sigara dumanıyla rahatsız etmek anlamına geliyordu. İngiliz argosunda zaten yer alan ve olumsuz olarak ağır kokulu anlamına gelen funk ya da funky, 1600’lerin başında Fransa’dan göçen yerleşimcilerle Amerika’ya da gitmiş oluyor. 1900’lerin başında Buddy Bolden, New Orleans’lıların Funky Butt Hall adını taktıkları bir dans mekanına ithafen Funky Butt adlı blues şarkısı yazıyor. 1960’larda durum 180 derece dönüyor, James Brown’ın da katkısıyla en güzel dünyevi zevkleri karşılayan bir anlam kazanıyor.

s n a 1600-Fr

a

re e t l 0-İngi

, d n - Portla

'Tuzak' anlamına gelen trap, Atlanta’nın yerel argosunda keşlerin ve uyuşturucu satıcılarının işgal ettiği terkedilmiş binaları tanımlamak için kullanılıyor. 1995’te civarın hip-hop grupları Goodie Mob ve 1998’de Outkast liriklerinde trap’i kullandı. Outkast, 2000 yılında Snappin’ and Trappin’ on Stankonia adlı bir parça çıkardı. T.I.’ın 3 yıl sonra Trap Musik albümünü, birkaç yıl sonra da Gucci Mane’in Trap House albümünü çıkarmasıyla trap literatüre iyice yerleşti.

TR

Trajedi ve olumsuzluk üzerine kurulu bu müziğin adı, 17’nci yüzyıl Britanyasında aşırı alkol alımı sonucu halsünasyonlar görme durumu blue devils’tan geliyor. Zaman geçtikçe stres ve takıntı gibi kavramları da karşılamaya başlayan blues, bu müzik türünün de adı oldu.

P

GR

16’ncı yüzyıl sonlarında orta İngilizce’de ortaya çıkan pis anlamındaki grim kelimesinden geliyor grime. Türün uzmanları Dan Hancox ve DJ Target, alt bass ve aggro MCing karması, mutasyona uğramış 140 bpm’ler için kirliye denk gelen bir tabirin uygun görüldüğünü söylüyorlar. Basların kirliliği ve sözlerin sertliğiyle alakalı durumu DJ Targer “Gazeteciler önce grimy sonra da grime diye nitelendirdiler müziğimizi, artık bir müzik türümüz vardı” diyor ve ekliyor “Ne demek istiyorlar, biz pis miyiz yani?’ dedik önce, sonra olayın müzik olduğunu anlayıp saldık.”

1 58

S E U

1912

BL

E IM

s u 17.y y-Okyan

re gon

C

ROCK'

1940’larda ortaya çıkan rock'n roll müziğinin ismi aslında çok daha eskiye, 1600’lü yıllara dayanıyor. Zamanının denizcileri ‘sallanmak ve yuvarlanmak’ deyişini, suyun üzerindeki geminin hareketini tanımlamak için kullanırlarmış. 1920’lerden itibaren deyiş, seks ve dans için bir metafor olarak görülmüş. Bu mantık müzik alanında ilk olarak, Trixie Smith’in 1922 yılında yazdığı My Man Rocks Me (With One Steady Roll) adlı blues parçasında görülüyor. 1940’larda DJ Alan Freed’in radyoda yayınladığı ritim ve blues dolgulu country müziğiyle terimin yeri oturdu.

Demode kelime jasm, ruh anlamına geliyordu ve enerjisi yüksek insanları tanımlamak için kullanılıyordu. 1912’de Kaliforniya’daki spor yazarları cazı, hırslı beyzbol oyuncularını övmek için kullandılar. Ardından müzisyenlerin, 19. yüzyıl marşlarını yeniden yorumlamaları, ruh katmak anlamında gelen jazz-up fiiliyle tabir edildi. New Orleans’ta doğan yeni müzik türüne jazz ismi verilince oturmuş oluyor.

F

N

Z A

ROLL


. INCELEME

OCAK 2019

41

Rock müziğin metafiziği Kevser Aycan Aşkım SAROĞLU

B

ohemian Rhapsody’den çıktığımda herkes gibi, eve gider gitmez Queen külliyatının bazı parçalarını defalarca dinledim. Beni, çok da kendime tarif edemediğim bir halle büyüleyen Bohemian Rhapsody’yi ve yine Queen’in en sevdiğim parçalarından Innuendo’yu dinlerken bir şey fark ettim. Ben hangi müzik türüne ait olursa olsun, kendi yolculuğumu anlatan şarkıların peşine düşüyordum. Müzikte de ikiz ruhumun peşindeydim. Anladım ki beni büyüleyen parçaların bir ortak özelliği vardı: Ruhsallık, mitoloji, mistizim, gölge, isyan, inanç ve teslimiyet. İşte bu ortak özellikler yüzünden bu yazıyı yazdım. Rock müzikte büyülendiğim tüm şarkılarda derin bir ruhsallık ve metafizik vardı. Bütün gölgeler ve hesaplaşmalar benimi içimi yansıtıyordu. İster aydınlık tarafta olsun, ister karanlıkta gölgelerle boğuşa dursun tapındığım müziklerin Tanrı ile, dinle mistizimle, spritüellikle çatışan veya ona bağlanan, teslim olan bir halleri olduğunu fark ettim. Mesela Innuendo’da “Egona teslim ol” der Mercury. Bu aslında bir isyandır, ölümlü insanın Tanrı’ya sonunda yenilmeye mahkum olduğunu bilerek başkaldırışı… Mercury’deki spritüel ilginin her iki parçada da patladığını görürüz. Zaten Bohemian Rhapsody’nin hemen başında “Is this the real life or is this just fantasy” (Bu gerçek düya mı yalnızca bir fantezi mi) cümlesi başlı başına spritüelliğin doruk noktasıdır. Freddy Mercury ile ilgili kendime ait birkaç notum da var. Zerdüşti olan Mercury bildiğiniz gibi Queen’in amblemini de tasarladı. Amblemin Queen üyelerinin astrolojik burçlarına göre tasarlamış olması -iki aslan, bir yengeç ve kendi burcu Başak- ve yine

mitolojide ölüm ve yeniden doğuşun simgesi Anka Kuşu’nun olması onun okülte ilgisini gösteriyor. Zaten doğduğu kuşak mistizmin, spritüelliğin özellikle uyuşturucular, alkol, uçuş ve müzik kanalıyla kendini dünyaya gösterdiği bir dönem. Özel notum da şu: Mecury bildiğiniz gibi civa demek. Freddie Mercury’nin kendi seçtiği ve ona bir eldiven gibi uyan soyadının astrolojik bir karşılığı da var. Freddie’nin burcu Başak burcunu gezegen olarak Mercury ya da Merkür yönetir! Tesadüf mü?

MÜZİKLE KARANLIKTAN AYDINLIĞA Hippiliğin, özgür aşkın, barış ve uyanışın okült mistizmi doğurduğu savaş sonrasının o soğuk atmosferini dağıtanlardan biri de The Doors’un yaratıcısı Jim Morrison. Grup adını ‘kapılar’ adını 19'uncu yüzyılın en önemli romantik ve mistik şairi William Blake’ten alır. Aynı zamanda bir ressam olan ve kendi Tarot destesini çizen Blake Cennet ile Cehennem’in Evliliği eserinde “Eğer algının kapıları açılırsa her şey insana hakikatiyle görünür: Sonsuzluk” der. Öğrenciliği sırasında Blake okuyan Morrison burdan hareketle grubun adını belirler. Bana göre The Doors’un People Are Strange şarkısı da çok spritüeldir. “People Are Strange When You are Stanger” denen şarkıda bu gezegene ait olmadığını anlatır. Psikodelik ya da progresif rock’ın ikon grubu Pink Floyd, tüm eserlerinde spritüeldir ama üç parçada bu vurgu sözleriyle ikonlaşır:

The Dark Side of The Moon, Wish You Were Here ve Set the Controls For The Heart of The Sun... Bana göre Pink Floyd’un ‘magnum opusu’ Set The Controls For The Heart of The Sun’dır. Bir iddiaya göre Roger Waters parçayı Çince bir hikayeden esinlenerek yazmış. On binlerce yıl önce büyük sırrı arayan bir adam varmış. Aradığı şey güneşin battığı yerde bir kırlangıcın ağzında duruyormuş. Adam dünyanın tüm yollarını bitirmiş ama içindeki yollar bitmememiş. İnsanlar Indus Vadisi’nin kenarında, gölgesini bedeninden ayırabilen bir çocuğu hayretle izlerken çocuk adama çocuk “Güneşin kalbine ilerle” demiş ve ölmüş. Keçi Tanrı Pan’ın büyüleyici güzellikte çaldığı bir şarkıymış bu. O da aynısını diyormuş. O zaman adam, müziğin yol gösterici olduğunu anlamış. Yüzlerce yıl sonra adam bir tepenin yamacına gelmiş. Burada Tanrı olduğu söylenen bir adam yaşarmış, adamın gölgesi yokmuş. Adam ona “Aşkı bilirsen gölgeni de bilirsin, o zaman saf aşk olursun” demiş. Güneşin kalbine yürümek işte Tanrı’nın saf aşk olduğunu anlamaktır. Grubun ayın karanlık yüzünden güneşin kalbine doğru yolculuğuna dair minik notlarım da şunlar. Ay bilinçaltımız, karanlığımız ve gölge yanımızın, güneşse aydınlık yanımızın sembolüdür! Ne ilginç değil mi... İçinde metafizik ögeler barındıran birkaç rock parçasını da sayarak bu yazıya noktayı koyuyorum: Stairway To Heven - Led Zeppelin, Another Brick on the Wall - Pink Floyd, Imagine - John Lennon, Let it be Beatles, Light My Fire - The Doors, Knockin’ on Heaven’s Door - Guns N’ Roses, Black Magic Woman - Santana...


ARAŞTIRMA )

42

2019 OCAK

MÜZİK DÜNYASININ PANDASI REGGAE Mİ? Ahmet YATĞIN

A

daletsizlikten, direnişten, barıştan ve bu köklerden evrilip sosyal ve ekonomik adaletsizliğe hitap eden gittikçe artan politik aşktan bahsederek uluslararası söyleve sözleri içeren bir tür haline geldiğini söylüyor. büyük katkılar sağlayan reggae, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası JAMAİKA USULÜ ROCK Listesi’ne alındı. UNESCO yetkililerinin İsmini nereden aldığı konusunda epey farklı gerekçesi zaten gün gibi ortada olan bir söylentiler var. Bunlardan biri reggae isminin gerçek: Reggae özel ve korunması elzem. Başta dağınık anlamına gelen 'ragged' kelimesinden kulağa güzel gelse de akabinde bir ‘acaba’ ile evrildiği yönünde. Bir diğeri teoriyse karşı karşıyaydık: Reggae neden korunma kökenini, argoda çirkin kadın demek için altına alındı yoksa müzik dünyasının pandası kullanılan streggae tabiri olarak gösteriyor. mıydı? Bob Marley’e göre Reggae ismi, İspanya’daki Jamaika 1962 yılında bağımsızlığını, İngiliz kralın müziğinden, monarşi anlamına gelen sömürgesi olmaktan kurtularak kazanan Latince ön ad 'regi’den geliyor. Bu adın bir ülkeydi, yeni açmış sarı geçtiği ilk şarkı ise 1968 yılından bir çiçekti adeta. Yoksulluk Maytals’ın Do the Reggay parçası. içindeki ülkenin direnişinden Jamaika usülü Rock müziği, başka sonra gelen zaferin sarhoşluğu bir dünyanın mümkün olduğunu, yaşanmamıştı. Geleceği belirsiz, nasıl baş kaldırılabileceğini ve Her yıl 1 Temmuz, imkanlar neredeyse tükenmişti. ömrümüzü törpüleyen her şeye Dünya Reggae Tüm bu sefalet içinde halkın bir rağmen yine de eğlenmeyi, efsane Günü olarak sese ihtiyacı vardı. İşte reggae sanatçı Bob Marley’in öncülüğünde kutlanıyor. O gün müzik böyle bir zamanda, adeta 70’li yıllarda tüm dünyaya gösterdi. çeşitli festivaller beşinci günün şafağında aniden 80’li yıllar sonrasında teknolojinin düzenleniyor. beliren Gandalf gibi çıkıp gelişimiyle daha elektronik bir gelmişti. İnsanların yürekleriyle eşlik ettiği şarkılar, bir adadan çıkan rüzgar olarak tüm dünyada esmişti. Kelebek kanadının yarattığı meltem tüm dünyaya iyi gelmişti. BEYAZ ADAMIN REDDİ Şimdi tüm bu romantizmi bir kenara bırakıp realist bakalım gerçek acıların doğurduğu bu müziğe. Öncelikle reggae’nin panda olup olmadığını anlamak için doğumuna gitmekte fayda var. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Etnomüzikoloji ve Folklor Ana Bilim Dalı Başkanı Doçent Doktor Seyit Yöre, türün köklerinin, Jamaika popüler müziğinin daha eski ve hızlı bir biçimi olan ska ve rocksteady’ye dayandığını söylüyor ve reggae’yi "Getto yaşamının seslerini ve baskılarını anlatan, gitardaki akorlarda yerleşik ‘beyaz adam’ kültürünü reddeden gangster kültürünün müziği" olarak tanımlıyor. Reggae, 1930’larda Pan Afrikanizmi desteklemeyi amaçlayan Jamaika’da gelişen Afrika merkezli bir din Rastafari ile derinden bağlantılı olmasıyla bu dinin görünürlüğünü artırarak ticari caz içinde de öne çıktığını söyleyen Yöre, reggae’nin

kıvama gelen tür, 2000’li yıllarda Türkiye’de de icra edilmeye başladı. Bizde ise türün temsilcileri olarak Sattas, Komik Günler, Sütlü Kakao, Bosphoroots, Zeytin ve Siya Siyabend öne çıkıyor. 2004 yılından bugüne sahneye çıkan Sattas grubu, akla ilk gelen isimlerinden. Onların görüşünü almasak olmazdı. ‘REGGAE BİTMEDİ, BÜYÜYOR’ Grubun vokali Orçun Sünear yok olma ihtimaline şaşırdığını söylerken “Evet bir yandan yaptığınız, inandığınız müziğin koruma altına alınması güzelmiş gibi geliyor ama diğer yandan neden diye soruyorsunuz?” diyor ve çok net bir yorum yapıyor “Hayır, reggae bitmedi! Büyüyor ve daha da büyüyecek. Avrupa başta olmak üzere pek çok yerde, her geçen zaman reggae müzik festivalleri var ve katılım sayıları on binleri rahat buluyor, yüz binleri bulan bile var!” Durum bizde ne alemde diye Spotify’a bakıyoruz, aylık dinleyici sayısı 46 bin olan Sattas grubunun Eskitilmiş parçası 1 milyon 100 bin kez dinlenmiş! “Bir şeyin dünyadan silinmesi için onu en çok sevenin yok olması


43

ARAŞTIRMA

OCAK 2019

Reggae On The River

gerekir, reggae’yi koruma altına alan ise yüreklerimiz ve kulaklarımızdır” diyor Sünear. Yüreğimize su serpilmişti zira cevaplar nesli tükenmekte olan bir pandaya gelen "Uyudun mu?" mesajı gibiydi. Bu DİL BİTER TÜR BİTMEZ sefer seven de sevilen de uyanıktı. Yöre, reggae’nin altyapısını destekleyen Ama daha fazlasını merak kültürel, müziksel, dinsel ve ticari özellikler ediyorduk. Mazisi 60 yılı bulan olduğu sürece var olacağını söylüyor ve kaybolan reggae, ne oldu da UNESCO diller gibi müzik türlerinin de yok olma ihtimali tarafından koruma altına alındı? olsa da record yani kayıt avantajıyla geleceğe Doçent Doktor Seyit Yöre reggae’nin aktarıldığını söylüyor “Ayrıca dünyada özellikle doğuşunu anlatmayıp endişemizi de popüler müzik endüstrisinden dolayı müzik yorumluyor. Yöre bize unuttuğumuz türleri birbiri içine girebilmektedir, bir gün tek bir noktayı hatırlattı: UNESCO başına reggae türünde yeni üretimler olmasa Kültürel Ürün Kriterleri. da geçmişten kalan parçalar gelecek nesillere 10 maddenin en az 6’sı, aktarılacaktır.” konumuzla yakından ilgiliydi. Geçtiğimiz günlerde UNESCO tarafından Bunlar, insan yaratıcı dehasının bir korumaya alınan reggae müziğinin Spotify’daki başyapıtını temsil etmesi, bir zaman durumuna göz attığımızda; Reggae klasiklerinin dilimi içinde veya dünyanın bir bir araya getirildiği Reggae Classics listesinin kültür bölgesinde insan değerlerinin 1,4 milyon kişi, yine Reggae’nin efsane önemli bir değişimini sergilemesi, parçalarının yer aldığı One Love listesinin kültürel geleneğe ya da yaşayan veya ise 1,5 milyon kişi takip ediliyorken bugün yok olan bir medeniyete eşsiz ya Bob Marley'in Spotify'daki aylık dinleyicisi da en azından istisnai bir tanıklık 9 milyonun üzerinde. Reggae’nin henüz etmesi, insanlık tarihinin önemli bitmeyeceği kanaatinin gölgesinde şöyle bir geriye aşamalarını göstermesi, bir kültürün yaslanalım. Aman yarabbi, hem böyle bir müzik temsilcisi olması, olaylarla ya da nasıl biter! En azından bitişini dünya gözüyle yaşayan geleneklerle, fikirlerle ya da göremeyeceğimizden emin bir şekilde, gözlerimizi inançlarla doğrudan ya da somut kapatıp, bir yerlerden çıkıp gelen reggae’ye olarak ilişkili olması, maddeleri kendimizi bırakıyoruz. Vücudumuz ritimler halinde olarak sıralanabilirdi. Yani eşliğinde bir o yana bir bu yana sallanıyor. bu kriterlere baktığımızda reggae’yle örtüşüyor maddeler ancak silinen ya da kaybolan bir türden bahsetmek aslında şart değil.

5.673.921 Reggae popüler çalma listelerinin Spotify'da toplam takipçi sayısı 5 milyon 673 bin 921.

‘Farklı nesilleri birleştiriyoruz’ Barış KARAALİOĞLU

P

era Müzesi’nin Oryantalist Resim, Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri ve Kütahya Çini ve Seramikleri Koleksiyonları'ndan ilhamla hazırlanan müzik projesi Yeni Sesler, Burak Özdemir & Musica Sequenza’yı ağırladı. Bu vesileyle Musica Sequenza’nın kurucusu ve fagot sanatçısı Özdemir’le konuştuk. ❏ Fagotla tanışma hikayeniz nedir? Fagotu ilk gördüğümde görüntüsünden çok etkilenmiştim. 10 yaşında keşfettiğim zaman fagot boyumdan büyüktü, yüksek ses çıkardığını düşünmüştüm. Görüntüsünün aksine kırılgan, saf bir sesi vardı. O zaman karar verdim. ❏ Dinleyicilerle kurduğunuz iletişim nasıl? Fagotun sesini duydukları zaman hemen anlamıyorlar. Elektronikle ya da diğer enstrümanlarla birleştirerek yeni yarattığınız sesleri keşfetmek konusunda fagot bana çok fazla avantaj sağlıyor. ❏ Musica Sequenza'yı biraz bize anlatır mısınız? Barok dönemi enstrümanlarıyla çalıyoruz ancak bu dönemin enstrümanlarını ve tınısını çağımızın modern sanat formlarıyla buluşturuyoruz. ❏ Gece kulüpleriyle barok müziğini ortak paydada nasıl buluşturdunuz? The Silent Cantata diye bir programımızla gece klüplerinde Bach gibi klasik müzisyenelerin eserlerini çalıyoruz. Bu projeyle hem klasik müzik kitlesi hem de kulübe giden genç nesil aynı konserde buluşuyor. ❏ Musica Sequenza projenizin kuruluşundan bahseder misiniz? 2008 yılında New York’da başladı. Doktoramı yazarken okul projesi olarak Musica Sequenza’yı geliştirdim. Klasik müziğin kalıplarını kıracak, daha önce hiç denenmemiş şeyleri yapabileceğim açık bir platforma ihtiyacım olduğunu hissettim. ❏ Bunu nasıl başardınız? Hiç tepki aldınız mı? Barok müzik ve kulüp müziği birleştirdiğimde büyük bir saldırı bekliyordum. Ancak hakkımızda hiç negatif eleştiri yazılmadı. Sürekli pozitif eleştiler aldık, festivallere çağırıldık, albümlerimizin satış sayısı da sevildiğimizin göstergesi. ❏ İlerideki projeleriniz ve konserleriniz ne olacak? Nisan ayında yeni elektronik ağırlıklı albümümüz Hermes geliyor. Albümün tamamı benim bestelerimden oluşuyor. Sampling Baroque Bach albümü de hazırlık aşamasında. İsviçre Uluslararası Bach festivalinin siparişi üzerine Opium isminde yeni bir eserimiz 2020 yılı Beethoven’ın 250. doğum yılı. Bunun için Prometius ve Enigma isimli iki projemiz olacak.


DOGA )

44

2019 OCAK

Ekin TÜRKANTOS ekinturkantos

AÇIK YEŞİL

Adım adım doğaya dönüş

O

0 karbon opera evi A

5000

vustralya deyince akılda ilk canlanan görüntü, UNESCO’nun 12 yıl önce Dünya Mirasları listesine dahil ettiği Sidney Opera Evi desek, çok da itiraz etmezsiniz... Yapımına 1959 yılında başlanıp 1973’te açılan opera binası için 2011 yılından bu yana yoğun bir çalışma yürütülüyordu. Bu binanın genlerinde vardı, opera eviyle 2003’te Pritzker Mimarlık Ödülü’nü kazanan Danimarkalı 2018 yılına kadar binadaki etkinliklerde çöpe giden enerjiye dönüştürülebilir ürünlerin mimar Jørn Utzon oldukça mütevazıydı ve her büyüklüğü yılda 5 bin metreküptü. şeyi hesaplamıştı. Botanik bir bahçenin yanındaki binanın soğutma sistemi deniz suyuyla sağlanıyor, dış cephe kendini yağmur suyuyla temizliyor ve yapı yönetim sistemi kurulmasıyla... Geri çevreci temizleme metodları dönüşüm için tesis kullanıma başlandı. uygulanıyor. Konser İnsanları yeme-içme konusunda müsriflikten salonunun ampüllerinin uzak tutmak için yemek şirketleriyle eğitim yerine led ışıklar konarak yapıldı ki bundan yüzde 25 ila 60 tasarruf yüzde 75 elektrik tasarrufu bekleniyor. Hatırlatalım, bu dev kültür sağlandı. Deniz suyuyla Sadece ışıkların sanat merkezinin yıllık ziyanı 5 bin metre soğumayı sağlayan üniteler değişimiyle yüzde küptü. Yeşil de unutulmadı, tam 300 tür ısınmayı da sağlamak için 75 elektrik tasarrufu yerli ağaç civara dikildi. Karbon nötrlüğü sağlandı. yenileriyle değiştirildi ve hedefine, planlanandan 5 yıl önce ulaşıldı. buradan da yüzde 9 tasarruf Sadece Avustralya’nın değil 20’nci yüzyılın edildi. Bir yüzde 9 da enerji en önemli eserlerinden olan binayla ve su kullanımıyla hava böbürlenebilecek insanlar hak ettikleri kibire kontrolünü gözleyen yeni karşın çevrenin yanında saf tuttu. “Dünyada güzel şeyler de oluyormuş” dedirtti.

%75

100 yeni bitki

İngiltere Royal Botanic Gardens, Kew’de geçen yıl 100 bitki türü keşfetti. Öne çıkan bitkiler arasında sarmaşıklar, etobur yapraklılar ve egzotik orkideler var. 3 taneyi örnek verelim; Profesör Aiah Lebbie’nin şelale civarındaki kayalıklarda keşfettiği Lebbiea Grandiflora, Yeni Gine’de bir böcek yiyen Nepenthes Biak ve Gine’de kansere umut olan, kahve familyasından Kindia Ganga.

rmana odun kesmeye giderken ağaçlar üzülmesin diye baltasını saklayan, toprağa tohumu “Kurda, kuşa, aşa” diyerek atan kadim Anadolu kültürü mirasçılarının sayısının her geçen gün arttığını fark eden ve havası, suyu, gıdası temiz, basit ve kendi kendine yetebilen bir hayatın hayalini kuranlar! Gazeteci Yücel Sönmez ve fotoğrafçı Bahar Gökten, Alaca adını verdikleri kitaplarında uğultudan duruluğa uzanabilmek için cesaret verici bilgilerle kendi deneyimlerini paylaşıyor. Kitapta şehirden gitmeyi düşleyen Ada ve Deniz, vazgeçme ihtimallerini, giderlerini hesaplıyor, evde fazlalık eşyalara değiniyor ve basit, sağlıklı ve üretken bir hayatın hayalini kuruyor. Kırsaldaki kolektiflere, takas çiftliklerine, köy hayatının zorluklarına, doğru bahçe kurmanın püf noktalarına kadar birçok konudan söz ediyorlar. Bitki hakkındaki bilgilerse doğal bir bahçe yaratmak isteyenlerin yol haritası olacak nitelikte. İşte bir kısmı; ❏ Soğanlar ve havuçlar yan yana; hem soğan sineğinden hem de havuç sineğinden korunur. ❏ Mısır, fasulye veya hıyarla birlikte iyidir. Kıvırcık salatalar kadife çiçeklerinin yanında daha iyi olur. ❏ Baklagiller ve soğangiller birlikteliği hiç sevmez. ❏ Bazı bitkiler, diğerlerinin polen taşımına yardımcı olacak yararlı böcekleri çeker. Fesleğen arıları çeker ve yanındaki domateslere polen taşır. ❏ Güllerden yaprak bitlerini uzaklaştırmak için Çin sarımsağı yetiştirin. ❏ Frenkmaydanozu, dereotu ve kişnişle güzel büyür.


. SERGI

OCAK 2019

45

PARAJANOV 86 Gizem YILDIRIM

O

her şeyden önce güçlü bir muhalif. Yasakçı zihniyetten, hakim güçlerden öcünü sanatla almayı seçmiş, parmaklıklar arasındayken bile üretmekten ve anlatmaktan hiç vazgeçmemiş bir sanatçı. Kendisiyle tanışmak isteyenler, Sergey Parajanov’un eserlerini Pera Müzesi’nde açılan Parajanov, Sarkis ile adlı sergisinde görebilirsiniz. Sergi, Parajanov koleksiyonunun en büyük yurt dışı sergisi. Sanatçıya tutkuyla bağlı olan Sarkis’in Parajanov esinlenerek ürettiği işleri sergide yer alıyor. Sarkis, ‘’Bu sergiye beni misafir olarak çağırdılar fakat ben misafir olmak istemem çünkü Parajanov benim ailem’’ diyor. Serginin ilk katında neon ışıklarla yaptığı Parajanov imzasıyla Sarkis, onu saygıyla selamlıyor. İzleyiciyi her adımda meraklandıran serginin tasarımı Bülent Erkmen’e ait. Küratörlüğüyse Ermenistan’daki Sergey Parajanov Müzesi Müdürü Zaven Sargsyan üstlendi. Zargsyan, Parajanov’un çok zor bir yaşam sürmesine rağmen eserlerinin her zaman iyilikten ibaret olduğunu vurguluyor ve devam ediyor, “Onun sanatını, 1989’da ziyaret ettiği zaman büyülendiği bu harika şehirde dolu dolu sergilemek istedik. Bu serginin insanların kalbini ısıtacağını ve halklarımızın yakınlaşmasına katkıda bulunacağını umut ediyoruz.’’ Gerçekten Parajanov İstanbul’a geldiğinde bir hayli etkilenmiş, İstanbul sokaklarını Ara Güler’le beraber gezmiş. Serginin ilk katında sanatçının Ara Güler’e ait kendi fotoğraflarını ve Güler’le çekilmiş eşsiz fotoğraflarını görebilirsiniz. Parajanov İstanbul için "Bu kentteki kültür karmaşası, kültürlerin üst üste yığılması, bana kolaj tekniğiyle yapılmış bir resmi anımsatıyor. Sanki benim filmlerim gibi" diyor. Sergiye dönersek, ilk girdiğinizde serginin yoğun anlatımından yorulabilirsiniz belki. Ama ilerledikçe Parajanov’u daha iyi anlıyorsunuz. Kumaşlardan seramiklere, porselenlerden kırık tabaklara, kolajlardan fotoğraflara uzanan bu geniş seçkinin aslında tam olarak Parajanov’un içinde kaldığı cehennemi, çelişkileri ve acıları anlatıyor. Eserleri çok güçlü. Bu incelikle işlenmiş sergiyi 17 Mart’a kadar Pera Müzesi’nde görebilirsiniz.

Sergide Moran’ın çektiği seksen altı etkileyici fotoğrafı yer alıyor.

YILDIZ MORAN Gizem YILDIRIM

H

30YIL Sergey Parajanov 1989’da İstanbul Film Festivali’ne davet edildi. Aşık Garip filmiyle Jüri Özel Ödülü’nü kazandı.

1958 İlk uzun metraj filmi İlk Delikanlı’yı çekti.

epimizin bir dağı vardır. Çocukluğumuzda dinlediğimiz masallar, büyüdükçe artan hedeflerimiz, arzu ettiklerimiz, sakladıklarımız bazen de ardına saklandığımız dağlarımız. Zamanla kendi dağ masalımızı yazmaya koyuluruz bizlerde… İşte İstanbul Modern de bize Yıldız Moran’ın Bir Dağ Masalı’nı anlatıyor. Sanatçıya saygı duruşu olarak nitelendirebileceğimiz bu sergi tam 86 fotoğraftan oluşuyor. Çünkü Moran, eğer yaşasaydı bugün 86 yaşında olacaktı… Sergide Moran’a ait ilk defa gün ışığına çıkan fotoğraflar da var. Küratörlüğünü Merih Akoğul’un üstlendiği sergi, sanatçının doğa, soyut, manzara, portre, gündelik yaşam gibi farklı konulara değinen fotoğraflarını içeriyor. Serginin adının Bir Dağ Masalı olmasını Akoğul şöyle açıklıyor: “Moran’ın fotoğrafların yansıttığı atmosfer, adeta sihirli bir dağ masalından kopup gelmiştir. Dağ, insanların hayranlıkla baktığı, zirvesinde olmayı arzuladığı, ardına güvenle saklanabileceğini düşündüğü coğrafi bir oluşumdur ve tıpkı evrendeki tüm diğer nesneler gibi, bakanların niyetlerine göre kendine ait yüzlerinden birini göstermeyi seçer.” Moran, Anadolu’ya, Anadolu’nun gerçeklerine çok iyi dokunabilmiş bir fotoğraf sanatçısı. 1950’li yıllarda gerek Türkiye’nin gerekse dünyanın içinde bulunduğu koşullara göre ayakta kalabilmiş, eğitimli genç bir kadın. Daha da önemlisi erkek egemenliğine karşı dimdik durabilmiş genç bir fotoğrafçı. Moran’ın çektiği her fotoğrafta kadınsal duyarlılığını hissediyor, gerçekliğin tatlı korkusunu da duyuyorsunuz. Anadolu’dan Portekiz’e uzanan fotoğrafları 12 yıllık kısa ama derin fotoğraf yaşamına dair izlerle dolu. Doğunun geleneğiyle batının estetiğini başarıyla birleştiren Moran’ın fotoğrafları siyah beyaz. Ona göre siyah beyazın tonları nesneler arasındaki katmanı ortaya çıkarıyor ve ışığın gölgeyle dansı başlıyor. Sergideki fotoğraflara konu olan insanların yaşadıkları coğrafyayla ele alan sanatçının lirizmle ördüğü izlenimci çalışmalarını da göreceksiniz. Derin ve bizden yana fotoğraflardaki insan sevgisini hissetmemeniz imkansız. Toprak parçaları değişir, insanlar ölür ama Moran’ın yakaladığı anlar hep kalacak. Siz de Yıldız Moran: Bir Dağ Masalı’nı daha yakından görmek isterseniz; sergi, 12 Mayıs’a kadar İstanbul Modern’de.


46

RÖPORTAJ

2019 OCAK

‘Özgüveninizi alkışlara endekslediyseniz hapı yuttunuz’

Sibel ATEŞ YENGİN

T

una Kiremitçi’yi kimse sorsam başka bir yanını söyler; roman yazarı, şair, müzisyen, vokal, romantik, yakışıklı... Can sıkıntılarını yaratıcılıkla buluşturan, üretken bir adam Kiremitçi. Üretmeden duramayanlardan. Müzik konusuna iyice ağırlık verdi, piyasaya çıkardığı Tuna Kiremitçi ve Arkadaşları albümü epey ses getirdi. Şimdi bu projenin ikincisiyle karşımıza çıkıyor. Eda Baba, Ece Mumay ve Gözde Öney ile çıkardığı teklilerle bu projenin sinyallerini zaten vermişti. Yakın zamanda Yıldız Tilbe ile düetinin klibini de yayınladı. Tek tek yayınlıyor ancak bir albümde toplayacaktır. Sevgili Kiremitçi’yle yeni albümünü, müzikle ilişkisini, elbette edebiyatı ve ucundan da özel hayatını konuştuk. Çok yönlü biri karşınızda olunca konu dallanıp budaklanabiliyor. ❏Tuna Kiremitçi ve Arkadaşları son yıllardaki en dikkat çekici projelerdendi. Şimdi neler olacak? İlk albümdeki çizgiyi sürdürmeyi tercih ettim. Yine şehir ozanlığı yapıyorum ve arkadaşlarımla şarkı söylüyorum. Ozan geleneğine bağlıyım, kendimi orada rahat hissediyorum. Bu sefer yeni şarkılar çoğunlukta. Daha çok genç, gelecek vadeden solistlerle beraberiz. İki albümün ortak noktası ise Yıldız Tilbe. ❏ Müzik kariyerinizi bir roman yapsaydınız kitabın adı ne olurdu? Aynı zamanda bir şarkımın adı: Bir Uyumsuz Bulut. ❏ Gökyüzünde yalnız gezen ‘Bir Uyumsuz Bulut’ gibi hissettiğiniz olur mu? Kendimi bildim bileli öyle hissediyorum. Hiçbir zaman bir cemaatin ya da ideolojinin içinde rahat edemedim. ❏ Yazma disiplininiz nasıl sağlıyorsunuz? Şarkı yazarken daha disiplinliyim. Her gün gitar ya da piyanoyla belli bir süre çalışıyorum. Şiirlerse belli dönemlerde yoğun olarak geliyorlar. Sonra uzun süre hiç uğramıyorlar. Evrende bir frekansa denk gelmek gibi. ❏ Müzik ve kadın ilişkisini nasıl yorumlarsınız? Güzel şarkıları ve güzel kadınları severim. Hayatı bu iki unsurla güzel. Tabii güzellikten ne anladığımız

da önemli. Bazı kadın fiziğiyle bazısı da duruşuyla güzeldir. Bazılarında ikisi birden vardır. Aynı şey şarkılar için de geçerli. Bazen söz bazen de müzik öne çıkar ama en güzeli ikisinin uyumudur. ❏ Son birkaç yıldır rap müziğin yükselişi söz konusu. Sizce bundan sonra hangi müzik türü yükselişe geçecek, bir fikriniz var mı? Günümüzün rock müziği rap diyebilirim. İsyanı ve tepkiselliği o ifade ediyor. Dijital seslerden usanan gerçek müzikseverlerin daha akustik tınılara yöneldiğini görüyorum. Sonuçta her şeyin organiği daha kalıcı. ❏ Sizi ilginç konserlerde görebiliyoruz. Örneğin Die Antwoord konserindeydiniz. Çok şaşırdım. Die Antwood ikilisini Chappie adlı bilimkurgu filminde keşfettim. Her şarkılarına bayılmıyorum ama tavırları bana ilginç geliyor. Özgün bir teatral havaları var. Zaten bizim evde her tür müzik dinlenir. Eşim de eski bir müzik programcısı, arka arkaya Iron Maiden, Charles Aznavour ya da Müslüm Gürses dinleyebiliyoruz. 1.5 yaşındaki kızımız sabahları Fazıl Say’ın Mozart yorumlarından hoşlanıyor. ❏ Bir dönem ağır bir depresyon geçirdiğinizi söylemiştiniz, nasıl geçti? O dönemi babamın memleketi Bulgaristan’da, Sofya yakınındaki bir köyde birkaç yıl inziva hayatı yaşayarak atlattım. Şans eseri iyi bir rehbere denk gelmiştim. Maneviyatımla yeniden buluştum. Depresyonumun sebebinin müzik ve şiirden kopmak olduğunu fark ettim.

205.286 Spotify aylık dinleyici sayısı


47

RÖPORTAJ

OCAK 2019

‘Çocuklarım en iyi öğretmenim’ ❏ Babanız hakkında sormak isterim. Takdir eden mi yoksa eleştiren bir baba mıydı, nasıl bir baba-oğul ilişkiniz vardı? 68 kuşağından romantik bir sosyalistti kendisi. Her romantik sosyalist gibi şiire ve müziğe meraklıydı. Fikret Kızılok, Gülten Akın ya da Bülent Ortaçgil evde sevilen isimlerdi. Yatılı okuduğum için yeterince zaman geçirmedik ne yazık ki. ❏ Baba-oğul ilişkisi demişken sizin oğlunuz ve kızınızla nasıl bir ilişkiniz var? Oğlum ergenliğe girdi, haliyle işi başından aşkın. Hayatın farklı yönlerini keşfediyor. Ona bir şey empoze etmeye çalışmıyorum, zaten ihtiyacı da yok. Aklı başında bir genç kendisi, benden daha aklı başında hatta. Kızımsa henüz çok küçük. Ama ikisinin de müzik kulakları iyi. Onlarla zaman geçirmeyi çok seviyorum. ❏ Müzisyen, şiirler, romanlar yazan bir babanın çocukları olmak şahane bir şey olmalı. Onlarla nasıl vakit geçiriyorsunuz? Belirli bir programımız yok. Ne yaptığımızdan çok bir şeyleri derinlemesine paylaşmak önemli. Oğlumla her konuda uzun uzun sohbet edebiliyoruz, maça ya da konsere de gidiyoruz. Bazen o dinliyor bazen de ben. Kızım büyüdüğünde de umarım aynısı olur. ❏ Bir kız ve bir erkek babası olmak size neyi öğretti ve öğretmeye devam ediyor? En iyi öğretmenlerim onlar. Bana hayatta nelerin gerçekten önemli olduğunu her gün gösteriyorlar. ❏ Huzuru nerede bulursunuz? Çocuklarımla beraberken ya da elime gitarımı aldığımda. Konserde çalmak da bana huzur ve enerji veriyor. Şiir yazmak da öyle.

‘İki kadeh parlatmak iyi olurdu...’

2007 Kendi Halinde

❏ Evinizde edebiyatçıları ağırlayacağınız bir davet verecek olsanız kimleri çağırırdınız? Kurt Vonnegut, Boris Vian ve Raymond Chandler ile iki kadeh parlatmak iyi olurdu. ❏ Hangi edebiyatçıya ne sorardınız? Hangi müzikleri sevdiklerini sorardım herhalde. Gerçi Boris Vian aynı zamanda müzisyen olduğu için o konuda fikrim var. ❏ Bir romanın içinde bir gün vakit geçirme hakkınız olsa, bu hangi roman olurdu? Chandler’in yazdığı Dedektif Philip Marlowe romanlarından biri heyecanlı olurdu.

2017 Tuna Kiremitçi ve Arkadaşları

2018

İstanbul Köleleri

2018 Senden Kalan Her Şey

21 Tuna Kiremitçi’nin şiir ve roman türünden 21 kitabı bulunuyor.

2018

2018

Görmüyorsun

Yalnızlığıma Ver

‘Yazmak istediğim romanlar bitti’ ❏ “Beatles şarkısı dinlerken mutlu olmaya, bir Oktay Rifat şiirinde hayatın anlamını bulmaya çalışarak büyüdük.” Bir röportajınızda okudum bu sözlerinizi. O günlere dönmek ister miydiniz? Öyle geçmişe bakan, nostaljik bir tip değilim. Hayatımın 40 yaşımdan sonraki kısmını daha çok seviyorum. Hatta “Keşke 40’ıma 10 yıl önce girseymişim!” dediğim bile oluyor. Yüzeydeki değişimlere rağmen dünya hep aynı dünya. Aydınlıkla karanlığın savaştığı yer. ❏ “Ne zaman hakkımda yazılmış kötü bir şey okusam ağlamaya başlıyorum, yerlere kapanıyorum, gözyaşlarım sel oluyor” dediğini okumuştum Şilili yazar Roberto Bolano’nun. Siz hakkınızda çıkan bu türden yazıları okuduğunuzda ne hissedersiniz? Bolano işi abartmış sanki… Özgüveninizi başkalarının alkışına endekslediyseniz hapı yuttunuz demektir. Hakkımda kimin ne düşündüğünü fazla kafaya takmayacak kadar yaşadım şu çirkin dünyada. ❏ Geçmişe dönersek, Yaşar Nabi Nayır Ödülü’nü aldığınız o güne. Haberi aldığınız ilk anı hatırlamanızı istesek, neler söylersiniz? Haziran başlarıydı. Ankara’da baba evindeydim. Bir sabah Varlık Dergisi’nin yönetmeni Enver Ercan aradı ve haberi verdi. Sevinçten Kavaklıdere’den Ulus’a kadar yürümüştüm. ❏ Merak ediyorum, “Romancılık kariyerimi bitirdim” demişsiniz, ne demek bu? Öyle dramatik bir son değil. Yazmak istediğim romanlar bitti. ❏ Gülşah Elikbank’la yaptığınız söyleşide “En sağlam direniş kalbi temiz tutmaktır” demiştiniz. Bunu becerebilmenin formülü elbette kişinin kendisinde ama yine de sizin söyleyeceklerinizi duymak isteriz... O benim hayat felsefem diyebilirim. Aynı zamanda yeni şiir kitabımın adı. Bir çeşit ahlaki önerme. Bir maneviyat önerisi. Maneviyat fanatiklerin ya da siyaset esnafının tekeline bırakılmayacak kadar önemli bir şey. Dünyadaki zehirden kalbimizi korumamız lazım. Aslında sanat da buna hizmet ettiği ölçüde değerli. ❏ Son özel bir soru; hayatınıza giren kadınlara ne borçlusunuz? Kendim hakkında gerekli istihbaratı.


48

2019 OCAK

Barış KARAALİOĞLU

Ş

TEYP

u dediklerime katılmayacak birini tanımıyorum; 80 ve 90 jenerasyonu daha iyi bilir, bugün sosyal medyada paylaştığımız playlist’lerin atası teyplerle hazırlanan karışık kasetler. Doğum günlerine, ayrılıklara ya da aşk itiraflarına uygun listeler yapılırdı, siz yapamadıysanız Unkapanı veya Esenler de seyyar kasetçi abilerimiz, kaset dükkanları sizin ‘mood’unuza göre bir liste hazırlardı. Sadece o mu, yurt dışından gelen pahalı plakları alamayanlar teyp sayesinde kasede çekerdi albümü... Hatta 90’lı yıllarda bir nevi rakip olan Bakırköy ve Kadıköy metalci tayfaları kendi semtinden çıkan gruplarının albümlerinin demolarını satın alırken rakip semtin gruplarının kopyası elden ele dağıtılırdı ki satışları artmasın. Size daha birçok şey anlatabilirim, omuzda teyp taşıyan mahalleli gencinden gazetecilikte hava atma aracı olan son model teyplere kadar. Ama biraz ansiklopedik bilgi verelim. Modern teypler ilk olarak 1935’te ortaya çıksa da daha önceleri çoğunlukla radyolarda ve albüm kaydetmek için kullanılan teypler 1963 yılında Philips’in kasedi icat etmesiyle topluma nüfuz etti. 1980’li yıllarda teypsiz ev, buzdolapsız ev gibiydi. Pikapları yerinden eden teyp piyasayı canlandırdı; Grundig, Sony, Philips gibi teknoloji firmaları ürettiği teypleri satabilmek için reklam yarışına girdi. Hatta TDK Corporation firmasının Stevie Wonderlı bir reklamı dahi mevcut. Eminim kendisi bile unutmuştur! Türkiye’deyse teyp akımı ‘Alamancıların’ memleket ziyaretlerinde eşe dosta hediye olarak getirmesiyle yayıldı. Bunu fark eden firmalar teyp ve kaset üretmeye; kimisi de ithal etmeye başladı. Albümlerin çoğu 1980’lerden itibaren yalnızca kaset olarak piyasaya sunuldu. Özellikle 1985’te 2 milyon satış rakamını yakalayan İbrahim Tatlıses’in Mavi Mavi albümü kaset ve teyp piyasasını canlandırdı. 1990’lı yıllarda pop müziğin patlama yaşaması, ardından rock müziğin yükselişi teyp ve kaset piyasasına güçlü bir pazar oluşturmasını sağladı. İlk özel televizyonların büyüdüğü bu yıllarda teyp reklamları televizyonlarda daha fazla dönmeye başladı. Türkiye’de piyasaya giren ilk müzik setlerini üreten şirketlerden biri olan Loewe, Türkiye’ye sevgili temalı bir reklamla giriş yaptı. Arçelik de 1996 yılındaki reklamında Loewe firmasının reklamındaki sevgililerin dans ettiği sahneye benzer biçimde dans sahnesi yer alıyordu. Gazete kuponlarıyla bile teyp alınabiliyordu. Bugüne gelirsek, ortada teyp mi kaldı diye düşünenleriniz olacak ancak teyp ve kasetle müzik dinleyen insanlar hâlâ var. Çoğu dekor ve koleksiyon parçası olarak görse de kimisi gerçekten kaset dinlemeye devam ediyor. Antika pazarlarında kaset ve teyp avına çıkan gençleri görürseniz şaşırmayın. Teypleri günümüzde satın alanlar ve kullananlar olsa da son yıllarda pikap kadar popüler değil. Şu anda araba teypleri dışında herhangi bir teyp modeli üretimi yok. 71 yıl önce, 27 Ocak’ta ilk kez satışa sunulan teybe yüklenen anlam bugün çok farklı ancak Atari’nin havalı olduğu günümüzde yeniden popüler olmayacağını kim söyleyebilir?

ALET

-27.400.000 2004’te bandrol basılan kaset sayısı 27.8 milyon adet iken bu sayı 2014’te 4000’e düştü. Bugün daha da az...

Jakuzi, Domuz Müzik etiketli Fantezi Müzik adlı albümünü kaset olarak çıkardı. Türkiye’de bu kulağa tuhaf geliyor olabilir ancak Urban Outfitters güncel albümlerin kaset versiyonunu ve kaset çalarlar satıyor. Baya da ilgi görüyor.

4000 Marvel, 2016’da Guardians of the Galaxy filmi için özel bir kaset piyasaya çıkarmıştı. 4 bin kopya sattı.


49

RÖPORTAJ

OCAK 2019

‘BİLMEK ZORUNDAYDIM’ A

erosmith, Jay Z, Rolling Stones, Lady Gaga, Lou Reed gibi isimlerin albüm kapaklarını tasarlayan, New York Times’ın kapaklarında işleri yer alan, Grammy ödüllü Stefan Sagmeister’ın son işi Mutluluk Filmi bitti. Çekimlerine 7 yıl önce başladığı filmin detaylarını Sagmeister anlatıyor. ❏ Böyle bir film yapma fikri nasıl doğdu? 2004’te TED’de “Tasarım ve Mutluluk” hakkında konuştum. 5 yıl sonra konuşmama bir yorum geldi, beni mutluluk konusunda düşündürttü. İkinci sabah tasarım açısından anlamlı bir şey olsun diye araştırma yapıyordum. Mutluluk aklıma yatkın geldi ve bu fikir beni birçok araştırmayı incelemeye hatta deney yapmaya yönlendirdi. Doğrudan mutluluğu aramak neden mümkün olmasındı ki? Ayrıca bu filmi sadece kendim için değil, diğer insanlara hizmet etmek için de bir şans olarak gördüm. ❏ Mutluluğunu yitiren birine ne dersiniz? ilerlettik ki sonuçları net görebilelim. Elbette bu Üç şey söylerim. Her gün işimden önce pozitif psikolojiyle ilgileniyordum. uyumadan önce üzerinde ❏ Uyuşturucu konusundaki detaylar çok çalıştığınız 3 şeyi yaz. Sonra tehlikeli… sabahları mail kutuna gelen Kesinlikle. Bu filmi yasa dışı maddeleri deneyeyim e-postaları düzgünce bireysel diye çekmedim, bilmek zorundaydım. Yaratıcılıkla yanıtla ve teşekkür et. Son ve mutlulukla ilgisini ölçmem gerekti. Sonuç; onlar olarak, bu en önemlisi, egzersiz olmasa da oluyor. yap. ❏ Araştırmalar ve deneyimler uyuştu mu? ❏ Bu belgesel filmi Hayır. Deneyimler ve araştırmalar ya çoğunluğu yaparken araştırma için ne kapsamıyor ya da bizi kandırıyorlar! Mutluluğu tür şeyler okudunuz? bulup bulmadığımı merak ediyorsan; film Açıkçası aklımı ve tamamlandıktan 8 ay sonra nihai mutluluğa vücudumu aynı anda eğitmeyi, eriştim. Jonathan ile şu sonuca vardık: bu araştırmaya dahil etmeyi Mutluluğu tek başına kolay kolay istedim. Mesela pek sportif yakalayamıyorsun. Hayatınızda olmadığım halde kısa bir sevdiğiniz diğer insanlarla kurduğunuz eğitimden sonra New York City ilişki şekli ne kadar doğruysa, size Maratonu’nda koştum. Biraz uygunsa mutluluğu yakalıyorsunuz. çalıştığında daha iyi hissediyor Bu bireyselleşme, bizi “Tek başına da ve daha başarılı olabiliyordun. mutlu olabiliriz” algısına yöneltti Böyle bir şey zihin için ama mutluluğunu başkasıyla geçerli miydi? Öğretilerek iyi paylaşmayınca “Olmasa da hissedebilir miydik? Ben de olur” diyorsunuz. en sevdiğim psikologlardan Jonathan Haidt’ın tavsiyelerini izledim. Her biri 3 ay süren 3 farklı planı uyguladık: Meditasyon, bilişsel terapi ve uyuşturucular. Burası gerçekten zordu… Araştırma ve deneyimleme kısmını paralel

Fragmanlarda neden hep aynı sesleri var? Kübra DALMAN

B

vooooom! Bu ses efekti tabii ki her filmin fragmanında yer almıyor ama sanki çoğunda aynı bası duyuyor gibiyiz. John Wick: Chapter 2, Power Rangers ve bir soykırım draması olan The Zookeper’s Wife bile bu ses efektini fragmanlarında kullandı. Bu efektleri ilk hangi fragmanda kullandığını belirlemek zor, Reddit’in tahmini 2006 Transformers filmde olduğu. Anlaşılan, yapımcılar bu efektten vazgeçmeyi düşünmüyor. The Avengers, Dark Night Rises ve Guardians of the Galaxy gibi filmlerin ses ve müziğini hazırlayan Hi-Finesse Music and Sound kurucusu Jez Collin “Bu efektler var çünkü; izleyici bunu bekliyor. Eksikliği davulsuz bir müzik grubuna benzer” diyor. Bu kulak zarlarını titreten efekt, aslında bir patlamanın ardından önemli bir diyaloga geçiş sağlıyor. Bas sizi alır, büyük bir olaya götürür, zamanı yavaşlatır ve olay örgüsünü bambaşka bir yere taşır. Fragman ses efektleri birbirini tekrar eden bir endüstrinin üzerine kurulmuş. Ama seyirciler de bu efektlerden sıkılmış durumda. Collin “Sanırım sona geliyoruz” diye durumu özetliyor. Aynı sesi 4 fragmanda üst üste duyunca büyük bir hışımla ofise dönerek bas efektini şirketin tüm sunucularından silmiş! Hemen hemen her editörün artık kullanılmaması gerektiğini düşünen ortak bir ses efekti var: emekli besteci Hans Zimmer tarafından oluşturulan Inception’daki klakson sesi. Zimmer bile bu efektten bıkmış. “Oluşturduğum bas efekti neredeyse bütün aksiyon filmlerinde kullanılmaya başladı. Bu yanlış giden bir şeyler olduğunun mükemmel bir örneği. Bazen öyle bir taklit ediyorlar ki, benim bile kafam karışıyor” diyor. Fakat sonunda bu efektlerin işe yaramasının bir sebebi var. Pizzanın da güzel olmasının da bir sebebi olduğu gibi.


50

MODA

2019 OCAK

Kanat şovunu

izleyen kaldı mı?

UNFOLLOW

Yemin et satmayacağına! Air Jordan 1 “Not for Resale” adında çıkardığı ayakkabıyı satın almak için yeniden satmayacağınıza dair 1290SQM mağazasını ikna etmeniz gerekiyor. Bunun için parayı veriyor, önce sol tekini giyiyorsunuz. Ertesi gün diğer tekini alıyorsunuz.

36 Kanatlar yaklaşık 36 kilo ağırlığında.

Kübra DALMAN

A

caba jübile defilesinde gözyaşlarına boğulan Adrina Lima kendine mi yoksa bir ayağı toprakta olan melek şovuna mı ağlıyordu? 17 yıldır yeni yıl öncesi televizyonda yayınlanan Victoria’s Secret Fashion Show’un geçen ay yayınlanan şovu en düşük izlenme oranıyla kayda geçti. The Hollywood Reporter geçen yıl sadece 5 milyon ekranda izlenen şovun reytinginin yüzde 32 düştüğünü söylüyor. Sahi çevrenizde Victoria’s Secret defilesi izleyen kaldı mı? WhatsApp grubumdakilere aynen sorduğumda şu yanıtı aldım: “Hâlâ devam ediyor mu?” 1995’te ilk New York’s Plaza Hotel’de gerçekleştirilen defilede modeller sıradan bir zeminde, gösterişli olmayan iç çamaşırlarıyla yürüdü. Televizyonda yayınlandığı ilk yıl 12 milyonun üzerinde izleyiciye ulaştı bu sayı giderek arttı. Kanallar şovu göstermek için adeta savaştı. Televizyon yayını sayesinde Gisele Bündchen, Adriana Lima ve Alessandra Ambrosio gibi isimlerin kariyerlerini başlattı. Yıllar “Bu romantik geçtikçe daha şov trend belirleyici ve seksi iç oldu, bedenler gittikçe inceldi, çamaşırlarını abartılı nesneler eklendi. kadınların kendini 2012’de The Onion “Gerçek iyi hissedebilmesi pornografilerin var olduğunu için aldığını ve bilmeyen erkekler sayesinde erkekteki etkisinin Victoria’s Secret Fashion Show ikinci planda reyting kırdı” diyerek dalga olduğu algısını geçen bir haber yayınladı. Bu oluşturduk. Bu da klişe yorumun altında, 90’lı ürünleri cinsiyetçi yıllarda internete erişimi olmayan görünmeden heteroseksüel erkeklerin şovu izlediğine dair kanı vardı. Ancak satmamıza olanak araştırmalar ortaya bambaşka bir sağladı.” VS tablo koyuyor. Şovun son 3 kurucusu Roy yıldaki izleyici kitlesinin yüzde Raymond 61'ini kadın, yüzde 39'unu erkekler oluşturuyor. Ne yani kadınlar kendini kötü hissetme ihtiyacı mı duyuyordu? Belki de tüyo yakalamaya çalışıyorlar. 2003’te Beth A. Eck, çıplak kadınlar üzerinden bir deney yaptı. Men Are Much Harder: Gendered Viewing of Nude Image’s başlığıyla yayınlanan araştırmada şöyle yazıyor; “Kadınlar hem inceliyor hem de gördükleri vücutta kendilerinden bir parçayı temsil ediyormuş gibi yaklaşıyorlardı. Kadınlar, diğer kadınları erkeklerin kadınlarda neleri sevdiklerine göre yargılıyor.” Bella Hadid, bornozunu açtığında ne olabileceğimizi gösteriyor. Daha beyaz, daha ince, daha uzun ve daha kıvrımlı... Ancak artık kadınların da ilgisini çekmemeye başladı. Şova çıkanlar zaten hali hazırda Instagram’da görünen kişilerdi. Üstüne üstün artık kusursuzluk demodeydi ve markanın farklılıklara pek tahammülü yoktu. Trump’ın her gece gördüğü bir düş gibi... Victoria’s Secret 2014 yılında, zayıf ve beyaz modellerin iç çamaşırlarında “The Perfect Body” mesajlı bir kampanya çıkardı. Bu mesaj daha sonra “A Body For Every Body” olarak değiştirildi, fakat ‘perfect’ modeller kaldı. Bir yıl sonra büyük beden kıyafet zincirleri sahibi Lane Bryant “I’m No Angel” kampanyasını başlattı. Victoria’s Secret’ta ne kilolulara ne de farklı ten rengine yer vardı. Oysa şov ilk defa Asya’da yapıldığında izlenme oranı 45 oranında arttı ve dünya çapında ise 1 milyar insana ulaşmıştı. Model çeşitliliğini sağlamak markanın azalan satışlarını attırabilir, şovu da renklendirebilir.Bugünün dünyasında farklılık savunuculuğu önemli, sosyal sorumluluk projeleri kazandıran bir imajken farklılıklara tahammülü olmayan bu şovu kim ne yapsın? İnsan ömrünün uzaması için milyar dolarlar harcanan, sağlıklı yaşam teknolojileri üzerine dönen bir dünyada zayıf kalmak için brokoli dahi yiyemeyen mankenlerin tüylü, ışıltılı külotlarla yürüyüşünü izlemek ilginç değil. Bunun adı artık melek şovu değil de aneroksiya sirki...


51

LÜKS

OCAK 2019

2018’İN EN PAHALI 5’İ

Selin BİLGİ

4

5 3

2 1

1

Wittelsbach-Graff Pırlantası 80 milyon dolar Golconda Krallığı’nda bulunduğu ve İspanya Kralı IV. Philip’in kızına çeyiz olarak satın aldığı bilinen mavi pırlantanın bugün sahibi Katar Kraliyet Ailesi.

2

Pink Star Pırlanta Yüzük 72 milyon dolar DeBeers tarafından Afrika madenlerinden çıkarılıp işlenen pırlanta, Laurence Graff koleksiyonunda.

GERÇEK ZENGİN

B

Hung

ir seferde 10 Rolls Royce siparişi veren 59 yaşındaki bankacı marjinal Çinli Stephen Hung ile tanışın. Onu diğer işadamlarından ayıran özelliği sadece kırmızı saçları ve gösterişli kıyafetleri değil, lüks temsilcisi olarak anılması. Dream model Deborah Valdez ile evli. Hong Kong’daki modern bir sarayda yaşayan çiftin zenginliklerine dünya basını 'saf zenginlik' diyor. Lüks temsilcisi Hung’ın pırlantalarla işlenmiş toplam 9 otomobili var. Hung’ın bütün aksesuvarları elmas ve altından. Parlak yeşil Christian Louboutin makosenleriyle o her zaman ışıl ışıl parıldıyor ve parmağındaki 23 karatlık elmas yüzük için “Buna satın almak denemez, deneyim yaşamak demek daha doğru olur. Tabii 10 milyon dolarlık bir deneyim” diyor. Graff Diamonds, en iyi müşterisi Hung için onlarca özel tasarım yapıyor. Hung’ın en son aldığı ürün, içinde elmaslarla işlenmiş bir fotoğrafı olan saat...

Hung, Versailles Sarayı’nın ihtişamından etkilenerek, Çin’in güney kıyısındaki Makao’da kendi modern ve gösterişli sarayını inşa ettirdi. Adı da The 13 olarak anılıyor. Kumarhane olması bekleniyordu ancak izinleri alamadı. İçinde kullanıma açılmamış 133 milyon dolarlık bir kumarhane var! Şimdilik eşi dostuyla takıldığı bir yere dönüştürmüş. Hobi odası gibi... The 13’de Rolls Royce Phantom ile alınıyorsunuz, pırlanta döşeli mobilyalarda başka hiçbir yerde içemeyeceğiniz özel kokteyller, masajlar var. Hung, bu kadar pahalı bir otelde kalmanın anlamsız olduğunu söyleyenlere şu yanıtı veriyor: “Bu fiyatlar lüks deneyim için çok sayılmaz, ileride daha da pahalı olabilir. Dünyada bu otelden sadece bir tane var ve en özel lüks temsili olacak. Para sadece bir nesne ve deneyimin yerini tutamaz. Mesele lüksü almak ya da satmak değil, onu yaşamaktır.”

3

L’Incomparable Pırlanta Kolye 55 milyon dolar 1980’lerde Afrika Kongosu’nda bir kız tarafından şans eseri bulunan, bugün dünyanın en pahalı kolyesi Mouawad koleksiyonunda.

4

Graff Pink 46.2 milyon dolar Harry Winston’un özel koleksiyonu için satın alınan yüzük şimdi Laurence Graff koleksiyonunda.

5

Zoe Pırlantası 32.6 milyon dolar Ağırlık ve değer bazında dünyanın en pahalı mücevheri Hong Konglu bir koleksiyonerde.

AYIN SAATİ Zenith Defy El Primero 21, en az 50 saatlik güç rezervi, brushed titanyum, 44 milimetre çapında kasa, 100 metre derinliğe kadar su geçirmezlik, siyah timsah derisi kaplı siyah kauçuk kayış, diamondlike karbon kaplamalı çift katlanır titanyum toka. 2.46 karat toplam 44 renkli vvs pırlanta ve çarpıcı bir çerçeveyle içinde zaman olan bir sandık görüntüsü oluşturuyor.


52

GEEK

2019 OCAK

HELLBOY V2

26

Hellboy ilk kez 1993'te San Diego Comic-Con Comics'in ikinici sayısında görüldü.

Sinema sektörünün çizgi roman uyarlamalarıyla hareketlendiği yıllarda Hellboy da seyircinin beğenisine sunulmuştu. İlk Hellboy filmi 2004’te vizyona girmiş ve 4 yıl aradan sonra da devam filmi olan Hellboy 2: Altın Ordu vizyona girmişti. Film maalesef gişede istenen başarıyı yakalayamamıştı ve yapımcılar tarafından rafa kaldırılmıştı. Geçen günlerde ‘yeni seri’ Hellboy filminin fragmanı yayınlandı. Bu yıl vizyona girecek Hellboy’un fragmanı maalesef pek de bir şey anlatmıyor. Eski ve yeni seri kıyası yaptığımızda anladığımız tek şey Hellboy artık Deadpool gibi esprili ve kötü-iyi arası bir karakter. Zannediyoruz ki gişe başarısı Deadpool modeli gözetilerek hesaplanmış. Vizyon tarihi Nisan, bekliyoruz!

1

Tek yumruk her derde deva Mangasının çıkışından sonra beklenmeyen bir ilgi yakalayan One Punch Man’in ikinci sezon anime duyurusu yapıldı. One Punch Man anime-manga serisi 2012’de diğer tüm serileri tiye almak için yola çıkmıştı. Anime dünyasının tamamında görülen kahramanın powerup süreci One Punch Man’de yoktu. Çünkü o zaten en güçlüsüydü ve tek yumruk her kötünün üstesinden gelmeye yeterdi. İşte bu tiye alma durumu serinin kendi fanlarını yarattı ve One Punch Man’in ikinci sezon anime serisi 11 Nisan 2019 yayınlanmak üzere duyuruldu.

Hileci radarı yapay zeka

. milyon

NOSTALJİ SATAR

1985 yılında Nintendo’nun pazara sürdüğü NES oyun konsolu (bizim için Atari) bugün yine piyasaya sürüldü. Nintendo, 30 yılı aşan varlığını duygusal bir dönüş ile oyunculara sundu. NES Classic Edition adıyla piyasaya sürülen konsolda hepimizin hatırlayacağı; Tank, Mario, Pac-Man, Galaga ve Donkey Kong gibi 8 bit oyunlar mevcut. Günümüz sistemleriyle çalışması için bir de HDMI portu eklenen konsol, 60 dolar gibi cüzi bir rakama satılacak.

NETFLIX VE ANIME İNCİLERİ

Kendi anime kültürünü ve çizgilerini yaratan Netflix, anime uyarlamalarına devam ediyor. Bu yıl; Altered Carbon, Cagaster of an Insect Cage, Pacific Rim, Trese and Yasuke serilerinin anime uyarlamalarını yapacağını açıkladı. Ayrıca Netflix CEO’su Reed Hastings, Asya pazarının önemli olduğunu ve bunun gibi projelerin devam edeceğini de açıkladı. Umarız Asya'daki ekonomik pastadan daha fazla pay almak için şu güzelim seriler kalitesiz içeriklere dönüştürülmez.

PUBG oyunun geçen ay eş zamanlı oyuncu sayısı yükselişe geçti. Aynı anda 1.109.000 kişi kendini oyunun çılgınlığına kaptırıyor!

Blizzard Entertainment’ın oyuncular tarafından çokça sevilen dünyası Overwatch için yapay zeka gardiyan geliştirildi. Yapılan açıklamada “eye on rule-breaking” sistemi olarak tanıtılan yapay zeka, oyuncular hileye başvurduğunda hileyi otomatik olarak tespit edecek. Bu sistem hilenin türüne göre oyuncuyu sistemden geçici ya da kalıcı olarak uzaklaştıracak. Sistem acımasız görünse de dürüst oyuncular için daha adil bir Overwatch denebilir.

HQ Trivia’dan yeni oyun Geçen yıla damga vuran para ödüllü bilgi yarışması oyunu HQ Trivia, bu yıl çıkaracağı yeni oyunuyla da adından oldukça söz ettirecek. CEO’sunun aşırı doz uyuşturucudan ölümüyle şirket yeni bir sıçrama yapmak adına geçtiğimiz ay HQ Words’u tanıttı. Yeni oyunun konsepti, ekranda beliren harflerle 25 saniye içerisinde kelime oluşturmak. Kazanlara bonus olarak Nike Air Max ayakkabı hediye etmişliği olan, son NBA finallerinde büyük ödülü 400 bin dolar olarak belirleyen şirketin hedefi rakamı 1 milyon dolara çıkarmak. Kişi başı dağıtılan ödül miktarı ise genellikle 10-14 dolar arasında.


90

GEEK

TENTEN Damla KAAN

Y

aratıldığı dönemden günümüze nice çocuğu etkisi altına almış olan ve çizgi romanlara yeni bir soluk getiren Tenten, 10 Ocak’ta 90’ıncı yaşına giriyor. Çocukken beni köpeğiyle kurduğu BoS’UN FAVORİSİ dostluk ve eşsiz maceralarıyla büyüleyen ❏ Hedef Ay: Ay’a Ayak Basıldı Tenten hayatımıza nasıl girdi, hatırlıyor ❏ Kızıl Korsan’ın Hazinesi musunuz? ❏ Tenten Tibet’te. Georges Remi yani nam-ı diğer Herge, 22 yaşındayken Belçika’daki Le Vingtieme Siecle gazetesinin haftalık eki Petit Vingtieme’de Tenten’in ve köpeği Snowy’nin (Fındık) maceralarını yayımlamaya başlayan bir çizer. Bugünkü ligne claire çizim ekolünün öncü çalışması Tenten’in ülkemizdeki serüvenleri ilk kez çocuk dergilerinde yayımlandı. Herge, Tenten’i ve serideki karakterleri yaratırken gerçek kişilerden esinlendiği biliniyor. Profesör Turnesol, Auguste Piccard’tan esinlenerek milyon çıkarılan bir karakter. Çizimlerin bir Kitap ve dergi basımı sayısı çoğunda Charlie Chaplin’den esinlenmeler var. 1976’a kadar Soğuk Savaş’tan, Ay’da yürümeye kadar birçok macera yaşayan Tenten’in Maceraları, 50’den fazla dile çevrildi ve 200 milyona yakın kitap ve dergi basımı sayısına ulaştı. 1950’de Armağan ve Doğan Kardeş dergilerinde yayınlandı. Orijinal adı Tintin olan karakter Türkçeye Armağan tarafından Tenten olarak uyarlandı. Tenten aslında herhangi bir çizgi roman karakterinden çok daha fazlası. 2. Dünya Savaşı’nın önemli liderlerden Fransa eski Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle’ün kendine rakip gördüğün tek uluslararası kahraman. Gerçi Herge’in ırkçı, komünizm karşıtı propaganda yaptığını düşünenler de var. Yine de bunların ötesinde fantastik ve nostaljik maceralarını izlemek keyifli.

200

İlk sinema filmi Altın Postun Gizemi 1960’ta yayınlandı.

59

yıl

89yıl

Tenten’in ilk kitabı Tenten Sovyetlerde 1930’da çıktı.

OCAK 2019

53

YAŞINDA! Tanınmayan kahraman Genç gazeteci Tenten hakkında aslında çok az şey biliyoruz; aseksüel, macerayı seven ve gezgin biri. Atıldığı her macerada en yakın arkadaşı köpeği Fındık ve Kaptan Haddock eşlik eder. Tenten Brüksel’de yaşıyor. Bunu birebir maceralarda göremesek de bir kitapta Tenten’e Brüksel’den postalanan bir mektup gelir. Diğer bir kitapta da Tenten Brüksel’e geri dönmek istediğinden bahsediyor...

1976 Brüksel’de Tenten ve Fındık’ın bronz bir heykeli yapıldı.


54

00012019

Freddy Kempf

KONSER AJANDA

FLAMENKO

ANADOLU ROCK Dilhan Şeşen

➡Necati ve Saykolar’ı dinlerken yerinde durabilene helal olsun! Grup 5 Ocak, 22.00’de Beyrut Performance sahnesini coşturacak.

AVANGART

Avi Avital

➡ Kurulduğu günden bu yana kendine özgü tarzı, müziği ve şarkı sözleriyle büyük ilgi görerek bir fenomene dönüşen Büyük Ev Ablukada, Lokalize serisi kapsamında Zorlu PSM Studio’da sahne alacak. Ay Şuram Ağrıyo adını verdikleri konser 5 Ocak 15.30 ve 18.30’da gerçekleşecek.

BLUES

Ege Çubukçu

Ariadna Castellanos

➡ İlk 2014’te Alper Durmuş’un blues müziğe gönül vermiş müzisyenleri bir araya getirmesiyle başlayan ve popüleritesi her geçen gün artan Blues Gitaristleri Gecesi’nin dokuzuncusu 23 Ocak, 21.00’de Dorock XL Beşiktaş’ta gerçekleşecek. Sahne alacak isimler arasında Akın Eldes, Ergin Kandemir, Erkan Oğur, Gürkan Özbek ve nice isim var.

00012019

KONSER AJANDA

2019 OCAK

DANS ➡ Remiksleriyle eski ve yeni parçaları elektronik tınılarla birleştiren Hey! Douglas dans edecek etkinlik arayanlara göre. Ajandanıza ekleyin, 25 Ocak, 20.00’de IF Performance Hall Beşiktaş’ta.

.

ELEKTRONIK ➡ Birçok grupta saksafoncuyla sahne alan William Rezé, 2012 yılında başlattığı Thylacine projesiyle İstanbul’a geliyor. Avrupa elektonik müzik sahnesine hızlı ve sağlam bir giriş yapan müzisyen 25 Ocak, 00.00’da Zorlu PSM Studio’da.

. FESTIVAL

➡ Athena, Burak Yeter ve Gazapizm’in sahne alacağı Deli Kış Festivali 12 Ocak’ta Armada AVM’de. Festival boyunca sınırsız çorba ikramı da var, böylesi az bulunur! ➡ Ankara müzik festivali AAALKIŞ Festivali, kışı soğuğunu müzikle ısıtacak. 17-18 Ocak tarihlerinde Ankara Atatürk Kapalı Spor Salonu’nde gerçekleşecek festivalde sahne alacak isimleri sağ baştan sayıyoruz; MFÖ, Fatma Turgut, Son Feci Bisiklet, Ceza, Can Bonomo, DJ Artz.

➡ Flamenko Ankara Derneği kurucularından Murat Köseler Flamenco Trio konseriyle Ankara Mozarthaus Sanat Evi’ne 12 Ocak, 20.00’de gerçekleşecek konserde Köseler’e usta flüt sanatçısı Ali Can Ergüç ve Kahon’da Ayberk Saylam eşlik edecek. ➡ Minimal elektronik ritimlerini, ateşli ve geleneksel flamenko ile buluşturan Ariadna Castellanos dinleyenlerini hüzünden mutluluğa ritimleriyle taşıyacak. Film müziklerindeki yetenekleriyle de bilinen Castellanos 25 Ocak, 20.30’da İş Sanat sahnesinde olacak.

FOLK ROCK ➡ Popüler grubundan bağımsız iş yapmasıyla kendi tarzını ortaya koyan Ari Barokas 16 Ocak, 20.30’da Çevre Tiyatrosu’nda sahne alacak. Solo albümü Lafıma Gücenme’yi kendisinden mutlaka dinleyin.

. GAZINO

➡ Eski gazino günlerini yaşatma niyetiyle ortaya çıkan Kayıkhane Gazinosu etkinliği bir kez daha gerçekleşecek. 16 ocak, 22.30’da Moda Kayıkhane’de sahne alacak isimler arasında Neşe Karaböcek, Seçil Heper, Semiha Yankı var. Zaman yolculuğuna hazır olun.


55

KONSER AJANDA

OCAK 2019

INDIE POP ➡ Başta şarkılarındaki eğlenceli benzetmelerle dikkat çeken Yüzyüzeyken Konuşuruz, son albümlerinde direksiyonu hüzne kırdı, yürekleri dağladı. Onlar usul usul şarkılarını söylerken sizler haykıra haykıra eşlik edecekseniz 5 Ocak, 21.00’de IF Performance Hall Beşiktaş’ta. ➡ İlhan Şeşen’in tribute albümünde yaptığı parça ve albümün lansman konserindeki performansıyla konuşulan Dilhan Şeşen 11 Ocak, 21.00’de Akasya Kültür Sanat’ta. ➡ Hayal gücünü yansıttığı şarkı sözleriyle ve renkli sahnesiyle dikkatleri geçen Nova Norda 15 Ocak, 22.30’da Dorock XL Beşiktaş sahnesinde olacak. Kasımda çıkardığı Beni Biraz teklisinden sonra bu yıl albümle karşımıza çıkabilir. Yeni şarkılarına bu konserde şahit olabilirsiniz. ➡ İsimlerindeki eğlence grubun her yerine nüfuz etmiş! Dolu Kadehi Ters Tut 18 Ocak, 20.30’da 6:45 KK Alsancak’ta bir konser verecek.

. KLASIK ➡ Şef Serdar Yalçın’ın düzenlemelerinden oluşan Senede Bir Gün konseri 4 Ocak, 20.30’da İş Sanat’ta gerçekleşecek. Dansların da olacağı konserin repertuvarında klasik eserlerin yanı sıra sevilen yerli ve yabancı eserler yer alacak. ➡ Mandoline dair hünerlerini dünyaya kanıtlamış müzisyen Avi Avital, erken dönem klasiklerine kattığı yaratıcı yorumlarla tanınan Cappella Gabetta ile 9 Ocak, 20.30’da İş Sanat sahnesinde. Yıl boyu unutamayacağınız müzikal bir buluşma olacak, kaçırmayın. ➡ İngiliz piyanist Freddy Kempf 12 Ocak, 20.00’de Sakıp Sabancı Müzesi the Seed’de İstanbul Resitalleri başlıklı bir konser verecek. ➡ Jülide Yalçın ve Elif Önal’ın keman piyano resitalini dinlemek isteyenler 22 Ocak, 20.30’da Ankara Erimtan Müzesi’nde sahne alacak. ➡ Rengim Gökmen şefliğinde gerçekleşecek BİFO & Mischa Maisky konseri24 Ocak, 20.00’de Lütfi Kırdar Auditorium’da.

ROCK POP ➡ Türk pop müziğini gerçek anlamda hareket ettiren yeni jenerasyon isimlerinden Simge’nin konserleri de epey eğlenceli geçiyor. 4 Ocak, 22.00’de Jolly Joker Beyoğlu’nda olacak unutmayın. ➡ Zuhal Olcay, pop, soul ve elektronik tınıları birleştirdiği Başucu Şarkıları 3 albümden şarkılarla 4 Ocak, 22.30’da Moda Kayıkhane sahnesinde. ➡ Aşkın Nur Yengi, İzmir Ooze Venue’de sevilen şarkılarını seslendirecek. bu nostaljik geceye eşlik etmek isteyenler 11 Ocak, 23.00’te mekanda olsun! ➡ Türler arası geçişleriyle ve müzikal projesiyle gündemde olan Sertab Erener sevilen şarkılardan repertuvarıyla 11 Ocak, 22.30’da Dorock XL Beşiktaş sahnesinde. ➡ Romantik, şuh ve renkli... Tüm bunları hem kendi tarzında hem de müziğinde yansıtan Göksel, 18 Ocak, 22.30’da Dorock XL Beşiktaş sahnesinde olacak. Göksel’in ne zaman ne yapacağı belli olmaz, her sahnesi diğerinden farklı; aklınızda bulunsun. ➡ Renkli sahnesiyle bilinen Mabel Matiz 19 Ocak, 20.30’da İzmir Mustafa Kemal Atatürk Karşıyaka Spor Salonu’nda performans sergileyecek.

RAP ➡ Bir yanda Gazapizm diğer yanda Halil Sezai. İki farklı tarzda sanatçı rap müziğiyle bir araya geliyor. İkili 16 Ocak, 21.00’de Jolly Joker Kartal İstMarina’da sahne alacak. ➡ Ol albümünün konserlerine devam eden Hayki 27 Ocak, 20.00’de IF Performance Hall Beşiktaş sahnesinde olacak. ➡ Farkını müzik piyasasına girdiğinden beri gösteren Ege Çubukçu Derya albümünün konseriyle sahnelere çıkmaya hazırlanıyor. Lansman konseri 30 Ocak 20.30’da Zorlu PSM Studio sahnesinde. Trap tınıları dışında arayışları olanları buraya alalım.

➡ Uzun süre sonra çıkardığı albümü Dünya ile seyirci karşısına çıkan Aslı Gökyokuş konser maratonuna başladı. Yeni albümü canlı dinlemek isteyenler not alın, 10 Ocak, 22.30’da Dorock XL Beşiktaş’ta. ➡ Başarılı rock müzik grubu Mor ve Ötesi 12 Ocak, 23.00’te İzmir Ooze Venue sahnesinde hayranlarıyla buluşuyor. ➡ Açıkhava sahnelerindeki alev şovunu yapamayacak olsa da Şebnem Ferah, 18 Ocak, 22.30’da Dorock XL Kadıköy sahnesinde şarkılarını seslendirecek. ➡Beni Büyüten Şarkılar albümünden sonra aralıksız sahne alan Hayko Cepkin, 19 Ocak, 22.30’da Dorock XL Beşiktaş’ta sahne alacak. ➡ Rock star kavramını sorgulatan Teoman 19 Ocak, 22.00’de Jolly Joker Bursa’da eski şarkılarının yeni versiyonlarını seslendirecek. ➡ Pentagram’ın efsane isimleri Murat İlkan ve Metin Türkcan yerli ve yabancı parçalardan oluşan akustik repertuvarıyla 22 ocak, 22.30’da Dorock XL Beşiktaş sahnesinde olacak. ➡ Hip hop müzik camiasının parlayan isimlerinden Anıl Piyancı, 30 Ocak, 21.00’de Jolly Joker Beyoğlu’nda şarkılarını seslendirecek.

Sertab Erener

Thylacine

Büyük Ev Ablukada

TÜRK HALK . . MÜZIGI ➡ Türk halk müziğinin iki güçlü ismi Sabahat Akkiraz ve Erdal Erzincan, Leyla Gencer Opera ve Sanat Merkezi’nde aynı sahneyi paylaşacak. Tarih 16 Ocak, 20.30.

TÜRK SANAT . . MÜZIGI ➡ TRT Müzik ve Zorlu PSM işbirliğiyle hazırlanan Hoş Sada serisi devam ediyor. Her programda, Türk sanat müziği veya Türk halk müziğinin birbirinden kıymetli solistlerine orkestra eşlik edecek. Türk müziğinin en nadide eserlerine ev sahipliği yapacak Hoş Sada 7 Ocak, 21.00’de Bekir Ünlüataer’in solistliğinde gerçekleşecek.

Sabahat Akkiraz

Ari Barokas


56

SAHNE AJANDA

2019 OCAK

Damdaki Kemancı

❏ Devrim ve gelenek arasında sıkışıp kalan, kriz içindeki Çarlık Rusyası'nın 1905'inde Anatevka köyünün yerlileri, bireysel çatışmaların yanı sıra siyasal olaylardan nasibini alıyor. Joseph Stein’ın, Sholom Eleichem’ın Teyve ve Kızları adlı kitabından uyarladığı esprili müzikal izleyenleri yoğun duygulara sürüklüyor. İlk kez 1964’te Broadway’de sahnelenen Damdaki Kemancı, 3 Ocak'ta Zorlu PSM Turkcell Platinum Sahnesi’nde saat 20.30’da izleyiciyle buluşuyor. Cüneyt Hökçer’in başrollüğünde sahnelenen oyunda Mehmet Ali Kaptanlar, Binnur Kaya, Defne Koldaş, Ceren Gündoğdu, Derman Cinkılıç, Ayşe Nur Köksal, Sibel Mizrahi, Selçuk Borak gibi isimler bulunuyor.

❏ Vals Kralı olarak anılan Johann Strauss’un vals dolu opereti 19’uncu yüzyıl Viyanası'ndaki eğlence hayatını, soylular ve çalışanlarının aşk ilişkilerini, yalanları ve entrikaları, melodi zenginliğiyle sahneye taşıyor. Hem müzikal hem de metinsel zenginlik açısından türünün en yetkin örneklerinden biri olarak kabul edilen operetin orkestra şefliğini Sunay Muratov üstleniyor. Hizmetçi Adele’i Hülya Kazan, Çiğdem Önol ve Ezgi Yıldırım, Eisenstein’ı Ünülan Kuloğlu ve Ayhan Uştuk, Alfred’i Cenk Bıyık ve Emrah Sözer, Frank’ı ise Bülent Ateşoğlu ve Erdem Baydar seslendiriyor. Yarasa, 5 Ocak, 15.00’te İzmir Devlet Opera ve Balesi Elhamra Sahnesi’nde.

❏ Latife Tekin tarafından 1983 yılında yazılan Sevgili Arsız Ölüm kitabından uyarlanan oyun köyden şehre göç eden bir ailenin verdiği mücadeleyi evin en küçüğü Dirmit’in gözünden anlatıyor. Tek odalı evde yaşayan ailenin her bir ferdi kendi yollarını bulmaya bakarken Dirmit, önüne çıkan zorlukları aşmaya çalışıyor ancak bu sefer karşısına ailesinin örf ve adetleri çıkıyor. Hakan Emre Ünal’ın yönettiği ve oynadığı Sevgili Arsız Ölüm - Dirmit, 9 Ocak, 20.00’de, Ankara Cermodern Sanat Merkezi’nde izleyici karşısına çıkıyor.

❏ Anton Çehov’un Ivanov oyununun 1887 yılında Moskova’da yapılan ilk gösteriminin üzerinden bir asrı aşkın zaman geçti. Dışlanan, bunalıma giren ve yerinde sayan insanın iç dünyasını kendine acıma ve kendi dertlerinde kaybolmak üzerinden yansıtan Ivanov’daki karakterlerden daha büyük bir bunalımla karşı karşıya belki de günümüz insanı. Saim Güveloğlu yönetiyor, Tansu Biçer, Ivanov’u, Tülin Özen ise Anna’yı canlandırıyor. Oyuni 17 Ocak, 20.30’da, DasDas’ta seyircinin huzuruna çıkacak.

❏ İskoç yazar John Buchan’ın aynı isimli kitabından Patrick Barlow tarafından uyarlanan 39 Basamak, 6 Ocak, 15.00 ve 19.00’da, Antalya Kültür Merkezi Aspendos Sahnesi’nde izleyici karşısında çıkıyor. Engin Hepileri’nin canlandırdığı Richard Hannay’in kafasına eser ve bir yaz günü tiyatroya gider. Ancak Demet Evgar’ın hayat verdiği gizemli güzel Annabella’yla tanışıp kendisini Londra’dan İskoçya’ya uzanan bir casusluk macerasının içinde bulacağından haberi yoktur! Mehmet Birkiye’nin yönetmenliğindeki gerilim dolu bu komedinin başrollerine, Bülent Şakrak ve Okan Yalabık eşlik ediyor. ❏ Cenk Tunalı dolmuş, anlatması ve rahatlaması lazım. Çocukluk, oyunculuk, yönetmenlik, eğitmenlik, iş, ilişki. Yani her şeyini... Bu sizi yanıltmasın, bu standup’ta herkes kendinden bir şey bulacak. Komşunuzu, arkadaşınızı, bakkalınızı ve belki kendinizi göreceksiniz, bir yandan da çok güleceksiniz. Çok Doluyum, Kılçık Mekan’da 12 Ocak ve 19 Ocak, 20.00’de seyirciyle buluşuyor.

❏ Seviyoruz, nefret ediyoruz, seviniyoruz, kızıyoruz. Bunların hepsinde beyin başrolü oynuyor, organları yönetirken çetin bir mücadele veriyor. Bu kadar işle uğraşan beyin tüm bunları yaparken ne düşünüyor? Uğraş Güneş’in yazıp Murat Eken’in yönettiği sinetiyatroda sırrı çözülemeyen beynin içine giriliyor, beyin dile geliyor ve adeta bir insan oluyor! Bülent Emrah Parlak’ın Bülent BEYİN Hikayesi’nde diğer organları Burcu Biricik, Barış Arduç, Sarp Apak, Şahin Irmak, Ersin Korkut, Onur Buldu, Uğur Bilgin, Necip Memili, Melis Birkan, Gülhan Tekin, Haki Biçici, Erdem Baş ve Murat Eken dijital konuk oyuncu olarak canlandırıyor. 3D Mapping teknolojisiyle tiyatronun iç içe geçtiği bir sahneleme tekniği kullanılan gösteri 16 Ocak, 20.30’da Duru Tiyatro’da kahkaha dolu anlar yaşatacak.


57

. SERGI AJANDA ❏ Elgiz Müzesi Alman Filozof Ernst Bloch’un Ütopya fikirlerinin peşinde gerçekleşen uzun dönem fotoğraf ve video projesi Kaynak Olarak Ütopya’ya ev sahipliği yapıyor. Bölgesel bir sergi ve kitap projesi olan sergi, temellerini ünlü ütopyacı, Alman felsefeci Ernst Bloch’un Umut İlkesi kitabında yeralan ‘soğuk akıntı’ ve ‘sıcak akıntı’ kavramlarına dayandırıyor. Sergi, 12 Ocak’a kadar Goethe-İnstitut İstanbul’da. ❏ İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün, Türkiye’nin en köklü eğitim kurumları arasında yer alan Galatasaray Lisesi’ni mercek altına aldığı Batıya Açılan Pencere: Galatasaray Lisesi’nin 150 Yılı (1868-2018) sergisi bu ay da devam ediyor. Sergi, mektebin 1868’den bu yana süren nitelikli insan yetiştirme vizyonundan kesitler sunuyor. ❏ Türk resim sanatı tarihinden bir seçki niteliği taşıyan Klasikten Çağdaşa Türk Resminden Seçkiler sergisi Osmanlı Dönemi’nden Cumhuriyet Dönemi’ne geçişle Çağdaş Türk Resim Sanatı’nın öncülerinin eserlerini içeriyor. Karma sergi 26 Ocak’a kadar Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi’nde görülebilir. ❏ İstanbul Saint-Joseph Lisesi, Fransa’da 3 milyonu aşkın kişi tarafından ziyaret edilen Nuit (Gece) sergisine 18 Ocak’a kadar ev sahipliği yapıyor. Fransa Büyükelçiliği ve Türkiye Fransız Kültür Merkezi’nin desteğiyle, Paris’teki Ulusal Doğa Tarihi Müzesi işbirliğiyle gerçekleştirilen sergi, izleyicileri gecenin şiirsel ve gizemli dünyasına davet ediyor. ❏ Amerikan Hastanesi Sanat Galerisi Pozitif Alan başlıklı grup sergisine ev sahipliği yapıyor. Alper Turan’ın küratörlüğünde gerçekleşecek sergi, video, yağlı boya, kolaj, heykel, yerleştirme ve fotoğraf gibi farklı medyaları kullanan sanatçıların işlerini birbirleriyle temas ettirecek.

OCAK 2019

❏ Rus Avangardı: Sanat ve Tasarımla Geleceği Düşlemek, Rusya ve dünya tarihinin dönüm noktalarıyla ivme kazanan ve şekillenen Rus Avangardı’nın sanat tarihindeki zengin yerini kapsamlı bir seçkiyle yansıtıyor. 1900’lerden 1930’ların sonuna kadar bir dönem ele alan sergi Sakıp Sabancı Müzesi’nde. ❏ Mixer, 12 Ocak’a kadar üç kadın sanatçının yer aldığı Güzeşte isimli sergiye ev sahipliği yapıyor. Sergide sanatçılar, iç seslerine odaklanırken öz benliklerine ulaşmak için geçmişten referans aldıkları nesneleri sanat pratikleri ile yeniden yorumluyorlar.

❏ Kullandığı farklı malzemeler ve tekniklerle oluşturduğu kendine has sanat stiliyle tanınan Ardan Özmenoğlu'nun yılın ilk kişisel sergisi Bu İşin Sonu Yok, 17 Ocak'ta Anna Laudel'de kapılarını açtı.

❏ Yuşa Yalçıntaş'ın ikinci kişisel sergisi Yuka*, 5 Ocak'ta Pi Artworks İstanbul'da açılıyor. Serginin ismini aldığı 'Yuka' sözcüğünün sözlük anlamları, izleyiciye içerdiği şifreli dil ile ilgili ipuçları verip, serginin sınırlarını çiziyor.

KURS

Keyifli bir ortamda güzel müzikler eşliğinde, sonunda kendinizi bile şaşırtacak yağlıboya tablolar yapabilirsiniz. Daha önce resim yapmış olmanıza gerek yok, hatta yapmamışsanız çok daha keyifli olabilir. Masterpiece bir resim kursu değil, resmiyle dolu geçireceğiniz bir keyif seansı sunuyor. Tarih: 16 Ocak Saat: 19.00 Yer: Masterpiece Bostancı

❏ Leica Gallery, fotoğrafın sunumu ve konumlandırmasında alternatif tavırlar benimseyerek yerli ve uluslararası platformlarda dikkat çeken Ali Taptık’ın 5 Kurumuş Çiçek, 7 Çetrefilli Olay ve 9 Samimi Yabancı sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi, 6 Şubat'a kadar ziyarete açık olacak.


58

. VIZYON

2019 OCAK

Tür: Komedi, aksiyon

ZAN SARMALI ORGANİZE İŞLER: SA tainment Turkey

Kocaoğlu Dağıtımcı: CJ Enter gi Mola, Bensu Soral, Rıza Ez , uğ tlıt Ta nç va Kı n, ğa Oyuncu: Yılmaz Erdo n inin devamı Yönetmen: Yılmaz Erdoğa na giren Organize İşler film yo viz a ınd yıl 05 20 i ilk i, k yenilik beklediğ Bu filmde izleyiciyi birço . ak ac luş Sinemaseverlerin merakla bu le ciy yir se rmalı 1 Ocak’ta Organize İşler 2: Sazan Sa var… bekliyor. İzlemekte fayda

UTOYA

Dağıtımcı: Filmartı Tür: Gerilim, dram Oyuncu: Andrea Berntze n, Aleksander Holmen, So lveig Koløen Birkeland Yönetmen: Erik Poppe Erik Poppe yönetmenliğind eki Utoya, 2011 yılında No rveç'te yaşanan bir terör kardeşini bulmaya çalışan saldırısı esnasında kız Kaia’nın hikâyesini konu ediniyor. Terörün insanlığ tekrar hatırlayacaksınız… a yaşattığı acıları bu film Film, 4 Ocak’ta vizyonda. de

Tür: Macera

ROBIN HOOD

rson Dağıtımcı: TME Films n, Jamie Foxx, Paul Ande oh els nd Me n Be n, to er Eg ron Oyuncu: Jamie Dornan, Ta Bu r bulmaya devam ediyor. ye Yönetmen: Otto Bathurst ine nd ke a ad em sin i izleyeceğiz. Film, bin Hood’un öyküler Robin Hood ve tayfasını n ne Halk kahramanı haydut Ro lte ye a un yg so bir k kandıraca filmde Ocean’s serisini kıs e. 11 Ocak’ta beyazperded

REPLICAS

Tür: Bilimkurgu, suç Dağıtımcı: Chantier Oyuncu: Keanu Reeves, Alice Eve Yönetmen: Jeffrey Nachma noff Keanu Reeves’in başrolde yer aldığı Replicas, insan bilincini bilgisayarlara ak klonlama çalışmaları yapa tarabilme ve insan n Will Foster’ın, travmati k şekilde kaybettiği eşi ve çabasını anlatıyor. Film, 11 ço cuklarını geri getirme Ocak’ta sinemaseverlerle bulaşacak.

Tür: Gerilim

GLASS

on Dağıtımcı: UIP el L. Jackson, Sarah Pauls mu Sa , oy Av Mc s me Ja i, Oyuncu: Bruce Willis malan umb’ın izini Yönetmen: M.Night Shya hip olan Kevin Wendell Cr sa e iliğ kiş klı far 24 , ’ın emalarda. vid Dunn Glass; güvenlik görevlisi Da lerini kullanmasıyla yola çıkıyor. Film, 18 Ocak’ta sin tenek sürmek için doğaüstü ye


59

. . SEYIRLIK

OCAK 2019

DİZİ

FİLM

Yıl: 2018 Yönetmen: Bahadır İnce Süre: 00:50:00 Oyuncular: Altan Erkekli, Nur Fettaaholu, Bige Önal, Merve Çağıran, Yiğit Özşener, Ekin Koç, Platform: BluTV

Bozkır

Yıl: 2015 Yönetmen: Michael Dorsey Süre: 01:53:00 Oyuncular: Frank Alexander, Xavien T. Bailey, I. Elijah Baughman Platform: Blu Tv

Murder Rap

Tecrübeli başkomiser Seyfi ile genç, delidolu ve çaylak polis Nuri Pamir şehirde bir çocuk cinayetiyle karşı karşıya kalır. Bu cinayet onları şehrin nüfuzlu işadamı Abbas Bey ve kızı Dilara’ya götürür. Sürükleyici bir polisiye olan Bozkır, suç, ceza, vicdan, adalet gibi kavramları üzerinde şekilleniyor. Dizinin senaristi Levent Cantek de bozkırı memleketin özü olarak görüyor ve bir suç hikayesi için verimli bir alan oluşturduğunu belirtiyor.

İskoçya’nın 1298’deki ilk özgürlük savaşında kraliyet tahtında oturan Robert the Bruce’un etrafında şekillenen film, tarihi yapım sevenler için birebir. Film, lordların İngiltere Kralı Uzun Bacaklı Edward’ın önünde diz çökmesiyle başlıyor. Robert’ın ailevi durumlarından William Wallace’ın öldürülmesinden sonra çıkan isyana kadar birçok olaya değiniliyor. Filmseverler tarafından efsanevi yapım Braveheart’ın devamı olarak görülen Outlaw King, tadını damakta bırakıyor ve izleyenler “Keşke daha uzun olsaydı” demeden edemiyor.

KEŞİF I S A T K NO

Rap müzik, ortaya çıktığı 1970’lerden günümüzdeki newskool haline gelene kadar verimli ancak oldukça sorunlu yollardan geçti. Öyle ya, bu kültürün doğduğu New York’u doğu yakası adı altında cephe alan ‘sanatçı’ gangsterlerle Kaliforniya’yı iskan tutan batı yakasının adamları arasındaki diss’leşmeler şiddetli olaylara dönüşmüş, önce batı tarafının esas oğlanı Tupac Shakur ve ardından doğu tarafının yıldızı Notorious Biggie Smalls’un hayatları silahlı saldırı sonucu sona ermişti. Murder Rap, daha önce gösterilmemiş polis kayıtları ve söyleşilerle rap müziğin verimli ancak karanlık zamanlarına ışık tutuyor.

BELGESEL

Outlaw King

Russell Brand: Re:Birth

İngiliz komedyen Russell Brand, paradoksal yapısını bu yapımda tamamen ortaya koyuyor. Açılışta yaptığı şakayla toplu bilincin mucizelerini yaymayı hedefledğiği için mikrofonu eline aldığını söylüyor; kendimizi, toplumu ve dünyayı değiştirebileceğimize inandığını belirtiyor ve ekliyor “Tabii bir de para için buradayım!” İlk kez baba olmanın gururunu, eşiyle ilgili meseleleri, çocuğunun geleceğine dair endişelerini, erkeklikten babalığa dönüşümdeki ani psikolojik ve duygusallığı dönüşü geleneksel esprilerle anlatıyor.

STAND-UP

Yıl: 2018 Yönetmen: David Mackenzie Süre: 02:01:00 Oyuncular: Chris Pine, Aaron-Taylor Johnson, Florence Pugh Platform: Netflix

Yıl: 2018 Yönetmen: Chris Howe Süre: 01:03:00 Oyuncular: Russell Brand Platform: Netflix


YURT DIŞI

2019 OCAK

HOLLANDA

ck Pop ro

ns Pop da

n ik Elektro

60

.

.

AMERIKA

KUZEY IRLANDA

Justin Timberlake

The 1975

Amsterdam’da yılın ilk gecesi, Amerikalı DJ Josh Wink Thuishaven’de elektro severleri coşturacak. Yıla hareketli başlamak isteyenlere duyurulur.

Yüzyılımızın pop müzik efsanelerinden Justin Timberlake, 4 Ocak'ta, Washington DC’de Capital One Arena’da.

Son albümleri A Brief Inquiry Into Online Relationships turnesi kapsamında The 1975, 9 Ocak’ta Belfast’taki SSE Arena’d.

.

ISVEÇ

ck Hard ro

tif rock Alterna

metal Heavy

Josh Wink

.

AMERIKA

JAPONYA

Metallica

Slash

İsveçli caz trampetçisi Don Cherry’nin rock’çı oğlu Eagle-Eye, 13 Ocak’ta doğduğu yer Stockholm, Circus’ta sahne alacak. ‘Geceyi kurtarmak’ isteyenler için iyi bir alternatif.

9 Grammy, 2 Amerikan Müzik ödülü ve 7 kıtada sayısız hayranı olan Metallica, 16 Ocak’ta Kaliforniya, Los Angeles’ın komşusu Inglewood, The Forum’da.

Birçok bestenin altına imzasını atan, gelmiş geçmiş en iyi gitaristler arasında gösterilen Slash, 17 Ocak’ta Tokyo Studio Coast’ta.

AVUSTRALYA

Florence + the Machine

KANADA

Chelsea Cutler

Fransız bestekar Michel Fugain, Fransızca’nın konuşulduğu bir başka ülke Kanada’nın Quebec şehrinde, 27 Ocak’ta L`Étoile Banque Nationale’de.

21 yaşındaki Amerikalı sanatçı Chelsea Cutler, 29 Ocak’ta, Berlin Maschinenhaus i.d. KulturBrauerei’da sahne alacak.

.

INGILTERE

op Indie p

p Trip-ho

.

ALMANYA

Michel Fugain

metal Heavy

High as Hope albümünü yayınlayan Güney Londra çıkışlı Florence + the Machine, 26 Ocak’ta Sidney, The Domain’da sahne alacak.

Pop

ock Indie r

üzigi Halk m

Eagle-Eye Cherry

.

IRLANDA

KANADA

Massive Attack

Ozzy Osbourne

LP

Hiptonize edici tınıları, sinematik, karanlık ve duygusal hip-hop ritimleri, içli melodileri ve seçmece sample’larıyla Massive Attack, 29 Ocak’ta Manchester Arena’da hayranlarıyla buluşacak.

Dünya çapında 120 milyondan fazla albüm satan Ozzy Osbourne, metal ilahlarıyla sahne alıyor. Ozzy, Judas Priest’la 30 0cak günü Dublin’deki 3Arena’yı sallayacak.

Sesiyle, karizmasıyla ve ıslığıyla o bambaşka. Geçen yıl Heart to Mouth albümünü çıkaran LP, 31 Ocak’ta Vancouver, Orpheum Theatre’da.


TB

OCAK 2019

#TB #1990 #BABYLON

61

#ISTIKLAL #SUNRA ARKESTRA

Takvimler 15 Nisan 1990’ı gösteriyor. Füzyon cazın önde gelen isimlerinden Sun Ra’yı getirmek için Mehmet Uluğ bir şirket kuruyor. Zamanında trafiğe açık olan İstiklal Caddesi, Belediye Başkanı Hilmi Yavuz’la konuşulup trafiğe kapatılıyor. Sun Ra ve 20 kişilik ekibi bindiriliyorlar kamyona ve İstiklal Caddesi’nde unutulmaz anlar başlıyor. Galatasaray’dan Taksim’e kadar gidip geliniyor. Kültür sanata aç dinamik kitlenin hikayesini anlatan fotoğraf “Taksim bozdu” klişesine bir kez daha düşündürtüyor. 1999’da ise progresif müziğin en iyi örneklerini İstanbul’un en yükselen bölgesinde müzikseverlerle buluşturma hedefiyle açılan Babylon, şehrin müzik anlayışını değiştirdi. Hem yerel hem de uluslararası müzik kültürünü yaşatan bir merkez haline geldi. Sun Ra Arkestra bir de Babylon’da ağırlanıyor.


Tasarım: Ece ULUSUM

Profile for Back on Stage

Back On Stage - No: 2  

Merhaba, Dergimizin 3 ayını hep beraber geride bıraktık. Bu süreçte sizlerle bağlarımızı çeşitli sürprizlerle güçlendirmeye çalıştık. Geri d...

Back On Stage - No: 2  

Merhaba, Dergimizin 3 ayını hep beraber geride bıraktık. Bu süreçte sizlerle bağlarımızı çeşitli sürprizlerle güçlendirmeye çalıştık. Geri d...