Page 5

yaratılacak enformasyon kirliliği baki ve kronik kalacak. Bir dönemin en güçlü hegemonya karşıtı söylemi “Türkiye Laiktir, Laik Kalacak”ı hatırlayan var mı? Hatırlamayı geçtik bugün bu cümleyi yeniden sloganlaştıracak olan bir yapılanma var mı? Cumhuriyetin ne kadar laik olduğu tartışması bir yana, Türkiye’nin laik kalacağına, kaldığına inanan var mı? Peki böylesi bir kırmızı çizginin tarumar edilmesine karşın nasıl oluyor da sözde muhalif çoğunluğun gündeliği neşe ve keyiften ayrı tutulamıyor, gözlemlenemiyor? Kurtarılmış bölgelerde yaşadığının bilincinde olmayan hatırı sayılır bir toplam ülkenin neredeyse tamamının artıklaşmış bir zihniyete teslim edilmesini görmüyor, hissetmiyor veya umursamıyor. Gelinen noktada Tüketim Toplumu adlı ünlü yapıtıyla günümüzün vazgeçilmez tabirini 1970’lerde sistematik bir yapı olarak kuramsal açıdan gözler önüne seren Jean Baudrillard’ın, kitabın başında Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar’ından alıntıladığı pasajın doğruluğu artık bizim kıyılarımızı da kuşattığını kabul etmek gerek: “Bütün maddi tatminleri sağlayın ona, öyle ki uyumak, çörek yemek ve dünya tarihini sürdürmeyi dert edinmekten başka yapacak bir şeyi kalmasın; yeryüzünün tüm mallarına boğun ve saç diplerine kadar mutluluğa gömün: Bu mutluluğun yüzeyine küçük kabarcıklar çıkacaktır, suyun üzerinde olduğu gibi.” Böylesi bir çerçevelemede, küçük bir yapılanma olan Azizm Sanat Örgütü’nün varlığı da sorgulanmalı. Biz ne yapıyoruz, neden yapıyoruz? Çalışmalarımızın temelinde ve zirvesinde herhangi bir gerekçe aramak, günümüz zaman/ mekanı düşünüldüğünde ne kadar doğru? Peki gerekçesizce hareket etmek ne denli dürüst, hele de manifestomuz düşünüldüğünde? Örgüt olarak varoluşsal buhranların hiç de kişisel olmayabileceğini kanıtlar bir hale büründüğümüz bu ay, Azizm Sanat E-Dergi akılcılık ve Aydınlanma ilişkisine

5

Azizm Sanat E-Dergi Nisan 2018  
Azizm Sanat E-Dergi Nisan 2018  
Advertisement