Page 4

4 EDİTÖRDEN Bellek yitimi, son yıllarda nüfusta hatırı sayılır bir kesime tanı olarak konulan alzheimer ve demans hastalıklarıyla birlikte üzerine daha çok konuşulur bir durum halini almış olsa da hafızasızlık olarak niteleyebileceğimiz seviye, toplumsallaşamayan yığınlarımız nezdinde her daim “milli” dokularımızdan biri olagelmiştir. Kendi çevremiz üzerinden, bilimsel olmayan gözlemlere dayalı bir yorum getirmek gerekirse, bellek hastalıklarının belleğini ömrü boyunca verimli kullanan bireylerde daha çok görüldüğünü söyleyebiliriz. Ancak hafızasızlık veya amiyane tabirle balık hafızalılık aklı kullanmama/kullanamama ile büyük ölçüde doğru orantılı gözüküyor. Tehlikesi ise sosyal medya ile ayyuka çıkan sürü psikolojisinin yarattığı bulaşıcılık. Herkesin her konuda duyarlı olduğu bir ortamda duyarlılık ve politik doğruculuk buharlaşma ihtimalini içinde barındırır. Edebiyatımızın büyük kalemi Ülkü Tamer’in ölümünün adeta tüm Türkiye’yi yasa boğması ve belli bir süre boyunca Tamer’in sömürülecek olması, sanki entelektüel bir toplama sahip olduğumuzu hissettirebilir. Veya meclis başkanının kadınları sahneye çıkartmamasına karşı hiç bir toplumsallığı olmayan, kitleselleşemeyen tepkileri, kişisel tatmin uğruna gerçekleştirmek bireyin kendi kendini kandırmasının usta işi yollarından biri olabilir. Yada, tiyatro vakası ile ilgili sıfır derece muhalif Haluk Bilginer’in eleştirirmiş gibi yapıp aslında devlet tiyatrosu taşlamasına kaymasını anlayacak asgari zekadan yoksunlaşıp onu muhalif bir altın bulmuşçasına haberleştirmek kime, neye yaramaktadır? Kadınların Atatürk’ün meclisinde sahneye çıkartılmadığı gerçeği de, Ülkü Tamer adında bir edebiyat çınarımızın bu topraklardan geçtiği de yığınlar tarafından süratle unutulacak. Fakat her an her konuda fikir, duygu paylaşımıyla

Azizm Sanat E-Dergi Nisan 2018  
Azizm Sanat E-Dergi Nisan 2018  
Advertisement