Page 16

16

Nurettin Topçu’ya göre irade bireyden başlar ve sırasıyla aile, sanat, toplum, ahlak ve insanlığa ulaşır. Hareketini sonsuzluğun sınırına ulaştırmış olan kişi başarıya ulaşmış olur. Bu noktaya ulaşmak için gereken irade, isyan ahlakından geçer. Adalet olgusunu içinde barındırmayan bir hareket insanı “sonsuz varlığa” eriştiremez. Adaleti zedeleyen en büyük şey ise istismardır. İnsanın inanç, irade ve hareketinin zalime, bireysel ya da toplumsal istismarcılara karşı durması gerekir. İşte bu “isyan ahlakıdır”. Batı’da aydınlanma döneminde din ve politik güç arasındaki kopuş önemli bir basamaktır. Modernizm ve postmodernizm için önemli etkileri olan bir düşünür olan Nietzsche’nin ortaya koyduğu gibi bu dönemde ve sonrası için iyilik ve kötülük, erdemli hayat ve kolektif akıl, ahlak ve özgürlük, doğru ve yanlış ayrımlarının sınırları belirsizleşecektir. Nietzsche, artık gelişimci olarak gördüğü bir olguyu nitelemek için “iyi” ya da “doğru” yerine “sağlıklı” demeyi tercih edecektir. Bu da bireyciliğin ilerleyeceği yolu ve önceliklerini belirlemek için çığır açan bir değişim olacaktır. Zamanımızın uyanışı Doğu felsefeleri ruhun arayışına girmişken, batı sadece topluma ve bilimsel bilgiye mi odaklanmıştır? Bu pek doğru değildir. İlkçağlardan itibaren batılılar da varoluş konusuna kafa yormuş, evreni ve hayatı oluşturan ilk maddeyi aramış, ruhun peşine düşmüştür. Ruhsal arayışın dinde cevaplar aradığı ortaçağ boyunca batı, kilisenin gücünü kötüye kullanmasıyla üç asırdan fazla bir süre insan aklına sırtını dönmüş, bedeni de günahların yuvası sayarak yok saymıştır. İlk kez din adamlarının doğudaki bilgi arayışına kulak vererek yazdığı yazılar ile uyanış başlamış, bilim, sanat, hukuk gibi değerlerin devleşmesiyle insan hakları toplumda yer etmiştir. Hegel’in Bilincin Fenomolojisi, Ruhun Fenomolojisi eserleri, Kant’ın

Azizm Sanat E-Dergi Nisan 2018  
Azizm Sanat E-Dergi Nisan 2018  
Advertisement