Page 10

10

“Bu yüzden de sayısız güneş, bu güneşlerin etrafında dönen sayısız dünya var, tıpkı bize yakın olan güneşin etrafında dönen yedi (gezegen) olduğunu gördüğümüz gibi” (Üçüncü Diyalog).3 Batının içinde olduğu bu dar alanın yanında Osmanlı imparatorluğu kanunları oluşturmaya çalışıyor, devlet sistemini yazılı olarak geliştiriyor, din ve milletlere saygılı bir imparatorluk için temel bir felsefe kuruyordu. Bektaşi düşüncesi, insanı ön plana çıkarak, eşitlikçi önermeleriyle toplumu temel değer etrafında bütünleştiriyordu. Arap kültürü uzayı izliyor, keşifler yapıyor, büyük kütüphanelerinde ilkçağ felsefesinin elyazması kitaplarını saklıyordu. Tüm bu gelişmeler ve teknolojinin adımlarıyla başlayan uzun yolculuklar ve kıta keşifleri, batı için şanslı bir dönemin başlangıcı olacaktı. Ancak, felsefi emeğin, sanatsal buluşların ve yukarıdaki tanımda belirtilen “etkileşimlerin” ve “ilişkiler ağının” dolayısıyla iletişimin ana hattını oluşturduğu aydınlanma; her alanda yenilenmenin, keşiflerin, bir tesadüf denemeyecek kadar birbirine bağlı gelişimin, ilerlemenin, çalışmanın ürünüydü. Descartes’in ünlü sözü, “De omnibus dubidantum”, “Her şeyden Şüphelen” fikri ile bilinen her şey, masaya yatırılıyor ve aklın süzgecinden geçiriliyordu. Şüphe etmek düşünmektir. Düşünmek var olmaktır. Şimdiye kadar sözü geçen düşünürlerin bağımsız düşünme, sorumluluk alma ve harekete geçme konusunda aydınlanma çağının alt yapısını kuranların başını çektiğini söylemek yanlış olmaz. Aydınlanmayı tek başına bir kişiyle özdeşleştirmemiz istense Leonardo da Vinci ve Nietszche arasında kalırım. Bizden de Başir Fuad. Çünkü deney, gözlem ve yaratıcılık (sanat) da aydınlanmanın olmazsa olmazlarıdır. Nietszche, dogmalara karşı savaş açarak, cesaretin, akılcılığın 3

https://www.bbvaopenmind.com/en/giordano-bruno-the-philosopher-of-astronomy/

Azizm Sanat E-Dergi Nisan 2018  
Azizm Sanat E-Dergi Nisan 2018  
Advertisement