Page 7

Çoğu vakit, başlı başına immersive tiyatro olarak adlandırılan tiyatro etkinliğinden bahsetmeye çalışıyorum. ‘Immersive’ derken kastedilen, ‘çevreleyen, çevreleyici’ manasındadır ve formun sınırlarını çizerken de temel soru ‘seyircinin ne şekilde çevrelendiği’ üzerinedir. (Daha geniş bir kullanımda, sanat formuna Immersive Art deniyor ve bu terim dilimize Katılımcı Sanat diye çevrilmiş durumda; fakat ben bu Türkçeleştirmeye katılmıyorum) Öyle ki, bazı tasarımlar kolaylıkla çevresel tiyatro olarak adlandırılabilirken; bazı tasarımlar, seyircinin gösterimi yürüyerek takip etmesini zorunlu kıldığı için gezinti tiyatrosu olarak da sınıflandırılabilmektedir. Kendi adıma konuşayım, interaktif tiyatronun (şuna etkileşimli tiyatro desek olmaz mı?) alt dallarında, kardeşleriyle dirsek teması bulunmayan ve saflığını her koşulda koruyan bir türünü bilmiyorum. Bu nedenle de bu çağda bazı çizgilerin kati olarak çizilmesini de anlayamıyorum. Çevreleyeci Tiyatro (dilimizde bu haliyle belki de ilk isim önermesidir bu), son yıllarda Avrupa ve Kuzey Amerika’da kendine fazlasıyla yer bulmaya başladı. Tıpkı Playback, Forum, Görünmez Tiyatro, Doğaçlama v.b. gibi interaktif tiyatronun bir alt dalı olarak kabul gören Çevreleyeci Tiyatroyu diğerlerinden ayıran en önemli özellik ise, belirli bir mekânsal yerleştirmeyi zorunlu kılmasıdır. Bu mekânsal yerleştirme, oyunun tasarımının izin verdiği ölçüde, bir tiyatro etkinliğine göre nispeten daha az sayıda seyirciyi kabul edebilmektedir. Bu az sayıdaki seyirci, oyunun hem seyircisi hem de karar verici mekanizmasıdır. Konvansiyonel tiyatroda görülen seyir yeri ile oyun yerinin kesin çizgilerle ayrılması (her interaktif yapıda olduğu gibi) burada da bulunmamakta; seyirci, oyun mekânı ile gerçek mekân, gerçek ile hayal gücü arasındaki ince bir hatta oyuna katılmakta ve kendi seyrini yönlendirebilmektedir. Gerek mekânsal, gerekse de tiyatrosal özelliklerle seyirci sarmalanmakta, çevrelenmektedir.

7

Azizm Sanat E-Dergi Nisan 2017  
Azizm Sanat E-Dergi Nisan 2017  
Advertisement