Page 53

rir. Bir hastalık toplumda yüzde 5 oranında görülüyorsa, ama aşağı yukarı aynı ortalama koşullarda yaşayan yeteri kadar fazla sayıda hastanın birinci derecede yakınlarında bu oran yüzde 6 ise, genetik etmen yüzde yirmi öne geçmiş demektir. İnsan tek tek insanlar olarak ele alındığında embriyoyla başlar anne karnında. O zamandan itibaren çevre etkeni devreye girer. Annenin fiziksel, biyolojik, fizyolojik ve ruhsal tüm durumları embriyonun gelişimini etkilemeye başlar. Doğumdan sonra bu etmen yine devrededir. Çocuğun anne ve babadan aldığı iki deste oyun kâğıdından karılarak seçilmiş (belli kurallar içinde) yeni bir destesi, yeni bir genetik dizilimi bulunur. Kişinin diyelim ki 18 yaşında çok büyük oranda belirlenen fenotipi veya kişiliği bu genetik dizilimin emirleri doğrultusunda her türlü çevre koşulları içinde gerçekleşir. 3-4 yaşına dek çocukla pek az konuşulması onun gelişimini engelleyen en önemli çevresel etmendir ruhsal anlamda. Bu çocuklarda dil gelişimi ve zekâ ciddi şekilde sekteye uğrayabilir. Keza ihmal edilmiş çocuk, küçük yaşlarda sevgi, ilgi görmemiş, bir veya birkaç kişiye bağlanamamış çocuklarda ileride ruhsal sorunlar daha sık görülür. Erken çocukluk için bahsi geçen en önemli iki ruhsal çevresel etken işte bu ikisidir. İtirazlardan bir başkası: Genetik ve kalıtım o kadar önemli olsa birbirine çok benzeyen kardeşler ortaya çıkardı. Aptalların çocukları hep aptal olurdu, zekilerin çocukları hep zeki... Siz böyle şeyler savunmakla sosyal sınıfların genetik temelini savunuyorsunuz, kapitalistsiniz, gericisiniz falan... Bakın kardeşler, siyasi arenada özellikle solcularla tartışmalarımızda bu tür itirazlar çok yapılır, bir de bakarız ki, en tartışmasız bilimsel tezlere hayran olunası bir özgüvenle itiraz eden kişi, ne kalıtımı biliyor, ne genetiği. Oluşan embriyo ve ondan çıkan yeni çocuk anne ve babadan eşit ölçüde genler alır. Anne ve babanın fenotipine takılmayın. Fenotip ne? Ge-

53

Azizm Sanat E-Dergi Nisan 2017  
Azizm Sanat E-Dergi Nisan 2017  
Advertisement