Page 49

içindeki uzlaşmaz, vahşi, bencil hayvanı görmüş, göstermişti. Aranıp bulunacaksa Freud’da saygı duyulacak tek yön buydu. İnsanın baskın cinsel arzuların esiri olduğunu göstermişti. Bunların tüm yaşamda ve tek tek insanların yaşamında belirleyici olduğunu. Ve başka doğal içgüdülerin, “id”de yer alan dizginlenemez güçlerin varlığını göstermişti: Ölüm ve yaşam içgüdüleri vb. İçgüdülerin insandaki belirleyiciliği İlk Çağ filozoflarından en kadim dinsel öğreti yayıcılarına kadar zaten düşünen pek çok insanın malumuydu. Freud’un bu konudaki katkısının hakkını vermekle beraber, boyutunu çok da abartmamak gerek. Freud insanın hayvani özünü göstermekle birlikte, bunu tanımlayışında ve bundan kurtuluş yollarını göstermede biteviye gelgitler yaşadı, bir doğru bir yanlış şey söyledi. El yordamıyla ulaştığı keşiflerini sakatladı. Bu noktada sosyalistler onu eleştirirler. Freud uygarlığın insana kötülük getirdiğini, onu mutsuz ettiğini, oysa hayvani doğasını özgürce yaşadığı durum ve zamanlarda mutlu olduğunu iddia eder. İnsanın özgürleşmesi için ya da Freudcu lisanla karmaşalarını sağlıklı bir tarzda aşabilmesi için ne yapması gerekir? Freud bu karmaşaların farkına varılmasının onu aşmanın ilk aşaması olduğunu ileri sürer. Geleneksel solcular ise uygarlığın, yasakların (ensest yasağı vb.) ilk toplum kuralları ve ahlakının insanı insan yaptığını savlar. Aslında her iki taraf da kendi açılarından haklıdır. Ama şu anki bilgi düzeyimizden, evrimci açıdan baktığımızda her iki taraf da haksızdır. Bu derin bir konu. Değinip geçelim, sonra yeniden ayrıntılı ele alacağız, şu anda mevzuyu dağıtmayalım. Artık bazı temel kavramları açalım ki, ne nedir iyi görülsün. Belli başlı itiraz noktalarından yola çıkalım ki daha açık anlatabilelim. Solcuların, Marksistlerin, bilgisiz sosyalistlerin, tutucu aydınlanmacıların çoğu, “Genetik diye bir şey elbette vardır,

49

Azizm Sanat E-Dergi Nisan 2017  
Azizm Sanat E-Dergi Nisan 2017  
Advertisement