Page 48

48

kalıtımı hak ettiği en üst bilgi liginden düşürmeye çalışan tutucu kafalara zekice gelebilir. Bütün bu tartışma nereden kaynaklanıyor? İnsanın özünü belirleyen onun doğası mıdır, yetişme tarzı mı; “nature”mü “nurture” mı veya insanın bir doğası var mı tartışmasında, sosyalistler, solcular, Marksistler, aydınlanmacılar kesiminin büyük çoğunluğu daha baştan yanlış mevzilendiler. İnsanın kötü karakter özelliklerini reddetmek imkânsızdı, bu durumda söz konusu kesimler, var olan kötü karakterin onun özünden, doğasından değil, çevreden, düzenden, eğitimden vb. kaynaklandığını görmek ve göstermek istediler. Başka türlü varlık nedenlerinin kalmayacağını, hiçbir konuda motive olamayacaklarını, devrim yapamayacaklarını, insanlığı ilerletme mücadelesini sürdüremeyeceklerini... düşündüler. Kaka insanlığın kaka davranışlarının tek veya asıl nedeni onun yanlış eğitilmesi, yanlış bir sistemde yaşaması, yanlış koşullanmasıydı. İşte bu aydınlar, siyasi görüşlerine göre değişen ufak tefek farklılıklarla, insanlığın, toplumların, milletlerin daha iyi eğitilmesi, daha iyi bir sistemde yaşaması, daha idealist bir cumhuriyet kurulması vb. halinde büyük ölçüde düzeleceğini varsaydılar. O yüzden insanın doğasının evrimden kaynaklı değişmez özellikler taşıdığı fikrini doğrulayan ne kadar bilimsel kanıt, ne kadar hayat deneyimi, ne kadar siyasi sonuç gösterilirse gösterilsin, tüm bunlara cin görmüş gibi baktılar. “Kutsal İnsan” imajları zedelensin istemediler, bu imaj zedelenirse biteceklerinden korktular. Aslında dürüstçe kabul etmek gerekir ki Freud, bu “Tanrı İnsan”, eğitilirse mükemmele ulaşacak biricik güzel yaratık imajına büyük darbe indirdi. Bu yöndeki duruşu ve görüşü kaba “sol” bakışa göre elbette lanetlenesi “gerici” bir tutumdu. Ama bilimsel açıdan, hakikat açısından bakarsak, asıl gerici olan, asıl hakikat karşıtı olan, felsefi idealist olan (bu noktada Marx bile öyleydi) geleneksel sol bakıştı. Freud bir tür olarak insanın

Azizm Sanat E-Dergi Nisan 2017  
Azizm Sanat E-Dergi Nisan 2017  
Advertisement